KATALONYA'YA SELAM

İngilizce'den Çeviren Jülide JErgüder

ALAN YAYINCILIK : 40 Çağdaş Edebiyat Dizisi : 13 KATALONYA'YA SELAM HOMAGE TO CATALONIA 1938 İngilizce'den Çeviren : Jülide Ergüder Birinci Baskı : Nisan 1985 Dizgi/Baskı: Can Matbaa Kapak Düzeni : PANO GRAFİK

George OrwelI

BLAİR den ORWELLe* Eric Arthur Blair, 1903 yılında, İngilizler'in hâkimiyeti altındaki Bengal'de (Hindistan) Motihari de doğdu. Richard Walmes-ley Blair ile İda Mabel Limouzin'in ikinci çocuklarıydı. Orwell doğduğunda 46 yaşında olan babası, Hindistan Sivil Servisi'nin Uyuşturucu Bölümü nde vazifeliydi. Eric Blair dört yaşında iken aile İngiltere'ye dönerek Hen-ley'e yerleşti. Babası kısa sürede Hindistan'a geri gitti ve 1912'de emekli oluncaya kadar orada çalışmaya devam etti. Dolayısıyla Orwell, daha sonraları kaydettiği gibi, babasını sekiz yaşından önce çok az görebildi. Kocasından sekiz yaş genç olan annesi, 1908'de üçüncü çocuklarını dünyaya getirdi. Böylece Blair ailesi, 5'er yıl arayla iki kız ve bir erkek çocuğa sahip oluyordu. Eric Blair sekiz yaşında iken, Sussex'deki özel bir hazırlık okuluna başladı. Orwell, beş sene müddetle tatiller dışında tüm zamanını geçirdiği bu okulun, İngiliz sınıf sistemine ilişkin fikirlerini belirlediğini öne sürmüştür. Daha sonra burslu olarak, bir dönem Wellington ve dört buçuk yıl Eton olmak üzere, iki özel ortaokula gitti. Tatil günleri dışında yine hep okuldaydı. Eton'dan ayrıldığı sırada ailesi Oxfordshire'den Suffolk'a taşındı. Hindistan İmparatorluk Polisi'ne katılan Eric Blair, 1922 ilâ 1927 yılları arasında hizmet ettiği Birmanya'da polis eğitimi gördü. İzinli olarak evine geldiği sırada, Birmanya'ya dönmemeye karar verdi. Hindistan İmparatorluk Polisi'nden istifası 1928 yılbaşında yürürlüğe girdi. Bulûğ çağından beri yazar olmayı düşleyen Orwell, İmparatorluk Polis Teşkilâtı'nın böylesi bir meslek için hiç de uygun olmadığını düşünmüştü. Daha sonra cereyan eden hadiseler, Orwell'in bu dönemde emperyalizme hizmet ettiğini (kavradığını ve bu sisteme karşı çıktığını göstermiştir. Blair'in yirmi dört yaşına kadarki hayatını, başlıca, emper5

''İspanya'da döğüşen gönüllüler, bu savaşın anılarını yüreklerinde kötü bir yara gibi taşımışlardır. Çünkü, insan, haklı olduğu halde yenilebileceğini, zorbalığın gayrete boyun eğdireceğini, bazen cesaretin kendi kendisinin ödülü olmadığını İspanya'da öğrenmiştir.'''
Albert Camus

yalist Britanya'nın yönetici orta sınıfında bir yer edinmesi için elzem eğitim belirlemiştir. Ana ve baba tarafından ailesi, Hindistan ve Birmanya'da uzun seneler yaşamış, laskerî, idarî ve ticarî alanda hizmet vermişti. Yetişkin yıllarındaki yaşantısı ta-mamiyle bu çerçeve içinde geçti. Bir anayurt üssü ve yönetici yetiştiren okullar ağından oluşan İngiltere'deki hayatı ise, olağan bir aile yaşamından mahrum yıllar anlamına geliyordu. 1927'de bu çerçeveyi kırdığında, kendini hayatının üçte ikisini geçirdiği İngiltere'de buldu. Ancak tüm bu zaman, belirli türden ilişkiler bütününün, pek,.seyrek, olarak da aile durumunun, ta-iiımladığı kurumlar içinde geçmişti. Britanya'da yirminci yüzyılın ilk yarısında, benzer', bir birikim ve maziye sahip erkeklerin siyasi ve kültürel eğemenliği öylesine belirgindi ki, Orwell'in yeyetişmesi genellikle olağan ve usulüne uygun olarak vasıflandırılabilir. Bir başka ifadeyle, Britanya'daki' çoğu insanın hayatı da dahil bir çok önemli yönden bu garip hattâ yabancı idi. Or-well'in bundan sonraki dokuz yılını incelerken, bu noktanın ha-tırlanması ve vurgulanması gerekir. Çünkü, tüm bu unsurları» baliğ olduğu şey, yeni bir toplumsal ilişkiler ağının kurulması ve önemli bir bağlamda, yeni bir toplum kimliğinin yaratılması dır. bu Blair'in Orwell'e evriminde dönüm noktasıdır. İlk İlk kopuşun nedenlerii kuşkusuz hayli karmaşık olmakla birlikte, iki unsur çok aşikârdır. Büyüme çağında yazar olma arzu-su nekadar berrak berrak idiyse, yaptığı işin uygunsuz bir meslek olduğu fikride zamanla oluşmuştu. Değişiminin sonunda, emper-yalizmin kötü bir şey olduğunu yazıyordu; işinden ne kadar ça-buk ayrılırsa o kadar iyi bir şey yapmış! olacaktı (CEJL, I, 236). Henüz emperyalizmin hizmetinde iken tepkisi daha karmaşıktı. daha sonraları gözlemlediği üzere, hizmetinde olduğu imparatorluğa duyduğu nefret ile imparatorluğa karşı olan yerli halka ka duyduğu öfke arasında sıkışıp kalıyor; ve bu, ivedi işini zorlaş-tırıyordu. Teorik olarak, tamamiyle Birmanyalılar'dan yana ve tamamiyle onları ezen İngilizlere karşı olduğunu söylüyordu. fiiliyatta ise, hem emperyalizmin kirli işlerini reddediyor hem de onun içinde yer alıyordu. Hayatının geri kalan kısmı incelendiğinde, bu karmaşık tep-kinin bazı bölümleri anlaşılabilir. Kopuş anında hâlâ can alıcı olan bir husus da, onun İngiltere ile, yani tanıdığı ve ait olduğu ancak, soyutlama hariç, başka yönlerden hiç bilmediği bir toplumla olan kararsız ve bulanık ilişkisidir. Bu yüzden, İmparator6

luk Polisi'nden ayrılması ve aynı sınıf ağı içinde yaşamak üzere İngiltere'ye yerleşmesi mümkündü. Sadece emperyalizmin açık tezahürlerine tepki gösteriyor olsaydı, böyle davranması olağan da sayılırdı. Lâkin, İngiltere ile olan ilişki meselesi daha da na-ziktl Serbest kalışının ilk altı. ayında Blair'ln fiilen yaptığı şey, Londra'nın Doğu Ucu'nu keşif seferine çıkmak, İngiliz yoksul sınıfını tanımak oldu. Notting Hill'de bir odayı hareket üssü olarak tuttu. Sonra, 1928 ilkbaharında, Paris'in işçi mahallesinde bir oda kiraladı. Notting Holl'de aynı caddede ikamet etmiş olan sevgili teyzesi Nellie Limouzin, Orwell'in on sekiz aylık kalış süresi boyunca Paris'te bulunuyordu. Doğu Ucu'na yaptığı sefer, sonraları onun sık sık yenileyeceği bir tür oldu: sıradan İngiliz'i keşfetme yolculuğu. Yeni hayatının iki buçuk senesi bir bütün olarak alınırsa, onun yazar olanak kendini tanıtmasındaki ana dürtüyü anlama imkânı doğar. Bu açıdan, Paris'in seçilmesi döneminin tipik bir özelliğidir. On yıl sonra, 1920'lerin Parisi'nin «sanatçılar, yazarlar, öğrenciler, sanat meraklıları, seyyahlar, ayyaşlar ve benzeri görülmedik basit âvâreler tarafından istilâ edilmişti..., şehrin bazı semtlerinde sözde sanatçı sayısı, fiilen, çalışan nüfustan daha çok idi»; «sonra bu tabaka yeni bir Buz Çağı misali çözülüverdi, kozmopolit sanatçı kalabalığı da yok oluverdi» diye yazdı (OEJL, I, 493). Bir zamanlar bir parçasını oluşturduğu bir olgunun horlayıcı ve yozlaşan şartlarında yazma tutkusuna, deneyiminin pek çok evresinde karakteristik olan bu alışkanlığa, dikkat etmemiz gerekir. Paris'te iken, sonradan kaybolan, iki roman yazdı; Fransızca ve İngilizce bazı makaleler yayınladı. Zatürre oldu, on hafta kadar bulaşıkçı ve mutfak hizmetlisi olarak çalıştı, sonra da 1929 yılının sonunda İngiltere'ye döndü. İzleyen iki buçuk yıl boyunca, kendisini farklı temelde bir yazar olarak kabul ettirmeye çalıştı. Yazmak için ebeveyninin Suffolktaki evini kullandı; ara sıra makale yazarak ve öğretmenlik yaparak para kazandı. Kendi seçimi olmaksızın «Down and Out in Paris and London» (Paris ve Londra'da Perperişan) adı verilen ilk kitabının çeşitli uyarlamalarını hazırladı. «Perperişan yerine bulaşıkçı'yı tercih ederdim.» diyor. (CEJL, I, 107). Kitap tecrübelerinin yazıya dökülmesiydi, ama «herkes için aynı şey geçerliyse, müsteâr adla yayınlanmasını» yeğleyeceğini belirtti. Kitabın neşri sırasında hayatım öğretmenlik ederek kazandığı için, bir yerde bu tercihi anlamak mümkün. Ancak, isim sorunu,

7

şunlara ne dersin? Kenneth Miles George Orwell H. Onun antikomıünizmini olumlu yönde bileyen şey. bir vergi tahsildarının kızı. Bunu izleyen üç yılda kendisini bir yazar olarak tanıttı. Şubat ve Mart aylarında. Haziran'da evlendi. Onvell'in yazar ve gazeteci olarak bu yıllarda kazandığı şöhreti. Bu roman İngiliz yayıncının anavatanda kızgınlığa yol açabileceğinden korkması nedeniyle. Burton var. aynı zamanda da. izleyen ilki veya üç yıl için. esas olarak yoksulluk ve buhran dönemi öykülerine dayanıyordu. serserilik ederken hep kullandığım P. Keşif seferleri ve inandırıcı haberleri ona. Oxford İngiliz edebiyatı bölümü mezunu (1927) daha sonra psikoloji dalında Londra'da doktora öğrenimi yapacak olan (1934) öğretmen ve gazeteci Eileen O'Shaughnessy ile evlendi. ilk olarak ABD'de yayınlandı. edebiyat dünyasında. Fakat Temmuz'da İspanyol İç Savaşı patlak verdi. Burada.daha önemlisi kimlik meselesi. eğer uygun görmezsen. [makaleleri için malzeme toplamak. Lewis Allways Ben George Orwell'i tercih ederim. Wellington'daki (Hertfordshire) bir köy dükkânına taşındı. Aynı zamanda. Ama. Nisan ayında. ikinci bölüm Orwell'in siyasî konumunun ilk etkin anlatımı olan. Haziran'da Fransa'ya kaçtı. artık özgürlük ve eşitliğe ilişkin sosyalist tanımlara bağlılığını ilâve ederken. sonbaharın sonuna doğru. Sınıf-bilinçli bir kültüre. buhran ve oldukça değişik boyutlarda yaşanan bir değişim yılıydı. Down and Out in Paris and London'u Burmese Days (Birmanya Günleri) adlı romanı takip etti. bir kitapçı dükkânında çalışarak ve eleştirmenlikle para kazandı. afyonkeşlerle işçi mahallelerinde yaşıyordu. Orvvell'in ilk kitabı 1933'te neşredildi. esas olarak. Cumhuriyetçi yetkililer ile POUM -arasındaki çatışmaya bulaştı ve neka-hat döneminden sonra POUM kanun dışı ilân edildiğinde. bilinçli olarak ve tekrar tekrar onların dışına çıktı. savaşmak için İspanya'ya gitmeye hazırlandı. kesin olarak oluşmuştu. The Road to Wigan Pier'de (Wigan Rıhtımına Giden Yol) yeni bir tasarıya girişini. İki ay sonra.O. İspanya buhranında yine de Uluslararası Tugay'a katılmaya gayret etti. Ne var ki. temsilcisine şunları yazmıştı: «Bir takma isim bulmamı istiyorsan. onun konumunu bir çok yönden pekiştirdi. ebeveyninin Suffolk'taki evinin güneyine düşen bir nehrin adıdır. Barselona'ya vardıktan hemen sonra P. İngiltere'de keşifler olarak düşündüğü işleri hâlâ sürdürüyor. Artık Eric ve Eileen Blair idiler ama. sonra teğmen oldu. Wellington'da öğleden sonraları açtığı dükkânına yerleşmez-den önce.S. görevini yerine getiriş biçimi. Down and Out in Paris and London'un yayınlanmasına ilişkin meseleleri tartışırlarken. çok daha önceden doğmuştu. Ne var ki. genel bir yoksulluk ve buhran anında geri getirdiği şey. bütün yaz ve sonbahar boyunca kitabını yazdı. Görev esnasında bir yazar olarak eski kimliğini sürdürürken. Önce ortodoks ilişkilerini kopardı. Öğretmenlik yaparak. Bu tecrübe birikimi onu antikomünist yapmadı. çoğu ortodoks İngiliz sosyalist mevzilere hücum 9 . Mayıs ortalarında yaralandı. sınıf ve sosyalizm üzerine bir makale olarak düzenlenmiştir. onun bu vazifeyi kabul ettiği 1936 yılı.» (CEJL. Orwell. Sıradaki kitabı bu kesin kimlikle üstlen8 diği bir görevdi. Clergyman's Douggter (Papazın Kızı) 1935'te.M. 1932 sonlarında.U. Madrid'deki Uluslararası Tugay'a katılmaya çalışmıştı. Marxizm olarak bildikleri dahil. Giderek daha uzun dönemler baba evinden uzakta yaşamaya başladı. 106). Lancashire ve Yorkshire'a bir gezi yapmıştı. Sol Kitap Klübü adına. itibar gören George Orvrell kimliği. örgütlü sosyalizmin çoğu biçimlerine ve bilhassa da İngiliz ortca-sınıf sosyalistlerinin çeşitli türlerine saldırmaktadır. sınırlı da olsa. kitabın ilk bölümünde ondan talep edilen zaten çok iyi yapabildiği rapor türünde iken. I. onun. Komü-nist-POUM rekabetini doğrudan yaşamasıdır. sonra da. tecrübî olarak Birmanya gibi çok uzak bir dünyadan taşıdığı haberlerdi. zorluklarla dolu bir geçiş devrinden sonra. arızî dönemlerde de olsa. (Par-tido Obrero de Unification Marxista) milisine katıldı. özel bir kimlik kazandırmıştı. Daha sonra. çatışmalara bizzat karıştı. emperyalizme ve sınıf sistemine muhalefetini yineleyerek. Aynı yılın ilkbaharında. ve belki de. yoksul ve işsizlerin dünyasında araştırma. Çünkü. Orwell. bayatının geri kalan kısmında devam edecek siyasî yazarlığım işaret ediyordu. Ondan sonra iki romanı. çünkü bağlanabileceği Sovyet çizgisindeki komünizmi uzun seneler önce reddetmişti. POUM ile saf tutan Bağımsız İşçi Partisi'ne geçti. devrimci sosyalist oldu. Savaş ve devrimci siyaset üstüne edindiği tecrübeler. 1937 yılının Ocak ayında onlarla birlikte çarpıştı. onbaşı. Keep the Aspidistra Flying (Umut Çiçeği) ise 1936'da piyasaya çıktı. serserilerle.

sohbet programları yapımcısı olarak girdi. ve tam savaş başlarken tamamladığı «İnside the Whale». O yılın sonunda artık cidden hastaydı ve başka bir şey yazamıyordu. Ancak.) 10 11 . (Ç. 1939 ilkbaharında İngiltere'ye geri döndü. (4 th ed. Ve. daha o cephede iken yayınlanmıştı. (*) Orwell'in hayat hikâyesini aktaran yukarıdaki bölüm. Fas'ta iken. 1938 Nisanı'nda yayınlandı. 1944'te karısıyla birlikte bir erkek çocuk evlat edindiyseler de. Fakat. 1946'da.H. İngiltere'ye dönüşünden sonra.» sözleriyle açığa vurdu. ortodoks sol ile kesin »kopuşunu tamamlayan Homage to Catalonia'yı (Kata-lonya'ya Selâm) yazmaya başladı. Bir süre Sivil Koruma Servisi'nde ve yangın gözcüsü olarak hizmet etti. Haziran'da Orwell Bağımsız İşçi Partisi'ne katıldı. 1944 Şubatı'nda kitabı tarnamladıysa da. Myers'dan (The Near and the Farın yazarı) aldığı borçla. Arada sırada yazı yazma imkânları çok azaldığından. Ne var ki. Sonra Ağustos ayında. BBC'nin Doğu Ser-visi'nin Hindistan bölümüne. Bünyesi elvermediği için (CEJL. 1941'in ilk günlerinden itibaren. 1943 senesi Orwell için. yıl sonunda Animal Farm'ı (Hayvan Çiftliği) yazmaya başlamasıydı. Kitap eleştirmenliği gibi daha düzenli olan bir işi üstüne aldı. Avrupa'da savaş nihayete ererken. Ekim'de Sonia Brownell ile'evlendi. Hastalandığı için Sivil Koruma Servisi'nden ayrılmak zorunda kaldı. I. ve savaşın ilk aylarına kadar partide kaldı. 1950 yılının Ocak ayında öldü. ve ben de buna yardım etmek isterim. Yeni bir 'kitap yazmak için Hindistan'a gitmek istiyordu. bu gerçekleştiğinde. Fas'ta geçirdiği kış boyunca dördüncü romanı Corning Up f'or Air'i yazdı. İspanya'dan avdet eder etmez. Lâkin savaş başladığında görüşlerini. buraya yerleşti. Kışları Londra'ya dönmekle birlikte.N.. Animal Farm'ın kazandığı olağanüstü ticarî başarı yaklaşık yirmi sene önoe. L. Haftalık Çocuk Dergileri üzerine. Animal Farm 1945 Ağustosu'na kadar piyasaya çıkamadı. Eileen 1945 Martı'nda bir ameliyat esnasında öldü. kışı geçirmek üzere Fas'a gitti. 1940 Mayısı'nda. alt başlığı «Socialism and the English Genius» (Sosyalizm ve İngiliz Dehası) olan «The Lion and The Unicorn» (Arslan ve Tek Boynuzlu At) adlı bir deneme] yazdı. kendi sıhhati ise her geçen gün biraz daha kötüleşmekteydi. en kesin ve önemli olay. Ablası 1946 da öldü. ikinci taslağını yazdı. 410) çürüğe çıkarıldı. Ufak eklemeler için. 1938 kışının sonunda yeniden veremi depreşti ve yaz sonuna kadar senatoryumda kaldı. bazı saldırılar arasında. Amerikan Partisan Review için «London Let-ters»i (Londra Mektupları) kaleme almaya başladı. bir yazar olarak çektiği malî sıkıntılara bir son verecekti. Britanya'da giderek faşizme kayışa karşı tek etkili önlem olmak üzere. yanında kendisine bakan ablası olduğu halde. Aneurin Bevan'ın yönetimindeki Tribune'a edebiyat editörü oldu. 1979) adlı kitabının ilk bölümünden çevrilmiştir. bir çok bakımdan bir dönüm noktası oldu. yeniden beş parasız kaldı. ondan sonra da Almanya ve Avusturya'ya gitti.ettiği The Road to Wigan Pier. savaş muhalifi bir sol yeraltı hareketinin ana hatlarını çizdiği mektuplar yazıyordu. kazanmak mecburiyetinde olduğumuz kanlı bir savaşın içindeyiz. (Fontana Modern Masters. Orwell muhabir olarak Fransa'ya. Ray-mond 'Williams'm Onvell. bu yüzden. BBC'den ayrılarak. 1947'de yeniden azan vereminin ilk aylarında Nineteen Eighty-Four'un (Bindokuzyüzseksendört) ilk taslağını. 1948'de ise. 1943'ün sonlarına kadar kaldığı. «şu anda. Mart ayında Orwell'in annesi öldü. en çok tanınan bir kaç denemesini kaleme aldı: Dickens üzerine. hastalık ve ıztırap içinde geçecek son yıllarını yaşıyordu. İmparatorluk Polis Teşkilâtı'ndan ayrılma kararını verdiği andan bu yana. 1937 Martı'nda. 1949 Ey-lülü'nde Londra'da hastahaneye yattı. siyasî gerekçelerle 'yayıncılar tarafından reddedildi. Orwell çocuğu yanında alakoydu ve aynı yıl İskoçya sahilleri açığındaki Jura adasına ilk seyahatini yaptı. gerisin geriye Londra'ya taşındı. Aynı yılın sonbaharında. Encyclopedia of World Biography'nin (The Mc Graw-Hill) «Orwell» maddesinden yararlanılmıştır. Kitap.

1903). Ne w Leader gibi bir kaç mütevazi yayın organının (i) Cyril Connolly (doğ. IW : inside the Whale (Balinanın.. Buradaki doktorlar sesime tekrardan kavuşup kavuşmayacağım konusunda kesin bir şey söylemiyorlar.ORWELL'İN KİTAPLARI : DOPL : BD CD KAF : Dow and Out in Paris in London Londra'da Perperişan). New Statesman'ııııın Şubat sayısında. "An Ase Like This". Keep the Aspidistra Londra. İğrenç bir şekilde yaralandım. 1934. : Animal Farm (Hayvan Çiftliği). 1936. 1935. Journaligm and Letters of George Orwell.» demiştir. Denys King Farlow ile bir sohbetinde. 13 . Londra. Çünkü. New York. 12 Terhis kâğıtlarımı alabilirsem. 1938. CEJL : The Collected Essays. «Connolly yardım etmeseydi. RWP : The Road to Wigan Pier (Wigan Rıhtımı'na Giden Yol). Şahsen ben..1940. her şeye bir yazar olarpık yeniden başlayamazdım sanırım. Londra. CUA AF : Coning Up for Air. sağ kolumdaki sinirlerimi haşat etti ve bu arada sesimi de aldı götürdü. Aslında pek kötü bir yara değil: boynumu delip geçen bir kurşun. Birmanya'dan döndüğünde. Flying (Umut Çiçeği) . NEF : Nineteen Eighty-Four (Bin dokuz yüz seksen dört). HC : Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). (The Collected Essays. Cilt 1. Orwell. : A Clergyman's Daughter (Papazın Kızı). Orwell'in ölümüne kadar onun en yakın arkadaşlarından biri olarak kaldı. Londra. 1920 . Londra. 1968. 1940. hemen eve dönmek ve doğru dürüst bir tedavi görmek istiyorum. Londra. (Sonia Orwell ile lan Angus tarafından basıma hazırlandı). Londra. Barselona 8 Haziran 1937 Sevgili Cyril. Londra. düpedüz beni öldürebilecekken. Londra. 1937. sesim bazı günler eskiye kıyasla bayağı iyi oluyor. s. Sanatori Maurin Sama. : Burmese Days (Birmanya Günleri). (Paris ve CYRIL CONNOLLY1'e MEKTUP. 1945. İçinde). İspanya üstüne yazdığın makalelerden birini okuyordum. Gazete Yazıları ve Mektupları). Cyprian ile Eton'da öğrenci olan Connolly. Horizon'un editörü (1940-1950). yazar ve eleştirmen. Orwell ile aynı tarihlerde St. 1939. Journalism and Letters of George Orıoell (George Orvvell'in Bütün Denemeleri. 1938. iki hafta içinde evde olacağım demektir. 1949. Londra. 186'daki dipnotu. Her halükârda. 4 Cilt. sesimin geri geleceği kanaatindeyim.

İspanya üstüne bir kitap yazmam gerektiğini ifade eden son açıklaman için de teşekkür ederim. Kızıla kaçan sarı saçları ve kuvvetli omuzlarıyla külhanbeyi görünüşlü. bu kitabı yazacağım3 İspanya'da harikulade şeyler gördüm. dostu için gözünü kırpmadan adam öldürebilecek ve hayatım tehlikeye atabilecek bir adamın yüzüydü. çatık kaslarıyla.» Biz dışarı çıkarken. (3) Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). Burada L. Liston Oak'ın geçenlerde yayınlanan Barselona çarpışmaları üstüne makalesi çok iyi ve çok dengeliydi2. ss.Bütünü itibariyle. odayı baştan başa katetti ve hararetle elimi sıktı.çok seyrek rastlamışımdır. Ezik büzük deri kasketi hırsla tek gözünün üstüne çekilmişti.1940. nihayet sosyalizme inandım. Şu lanet olası kolum iyileşir iyileşmez. halbuki. Onlar masanın etrafında konuşurlarken. New Statesman açısından taktire şâyân bir durum. Bir yabancıya karşı böylesine mu15 (2) Liston M. Komünist versiyonun dışına çıkan görüşlere yer verişi. büyük bir ihtimalle adam Komünist değildi. Sevgiler. Bir siperde sana çay ikram. kısmen az bilinen bir cephede bulunduğum için de çok memnunum. Hem dürüst ve vahşi bir ifadeydi bu. Brace tarafından neşredildi. ve daha önce hiç inanmadığım halde. (İngiltere İşçi Partisi) yerine CP'nin (Komünist Parti) tavsiyesi ile gelmiş olsaydım katılmak zorunda kalacağım Uluslararası Tugay'da değil de Anarşistler ve POUM'dakiler ile birlikte. Bu. 14 . Nedendir bilmem. etmek beni çok sevindirirdi. bir erkeğe . Oak. yirmi beş ya da yirmi altı yaşlarında genç bir adamdı. (4) The Collected Essays.yani.haricinde. 1970. anında bu derece ilgimi çeken birine . arada geçen bir lâf benim. harita okumayı harikulade entellektüel bir iş saydığı besbelliydi. bizim mevziye gelmemen ne yazık. Ingles. Ben başından sonuna kadar olan bitenin içindeydim ve gazetelerin uydurduğu yalanlardan haberdarım. New Statesman and Nation. Ed. kuşkusuz. «Belind Barcelona's Barricades» (Barselona Barikatlarının Gerisinde. Ara-gon'da iken. Cilt 1 «An Age Like This» 1920 . Madrid'i göremediğim için çok üzgünüm. Sonıa Brownell ve lan Angus. Eric Blair4 1 Milise katılışımdan bir gün önce. subaylardan birinin masanın üzerine yaydığı haritayı inceliyordu. New York'da ise 1952'de Harcourt. You tu?» — «İtaliano. 15 Mayıs 1937. hem de cahil insanların üstleri olarak kabullendikleri kişilere besledikleri dokunaklı hürmet hissini de taşıyordu. 300-301. Yüzünde yakaladığım bir şey derinden çarptı beni.P. Kendisini yandan görüyordum : çenesini göğsüne doğru eğmişti. Secker. Warburs. İtalyan başını kaldırdı ve çabucak sordu : —• «İtaliano?» Berbat İspanyolcamla cevap verdim: «No.bir yabancı olduğumu ortaya çıkardı. Haritadan hiç bir şey anlamadığı. Londra'da 25 Nisan 1938'de. Barselona'daki Lenin Kışlası'nda subayların (masasının önünde ayakta duran bir İtalyan milis gördüm. Journalism and Letters of George Orwell. Böylesi bir çehre olsa olsa bir Anarşiste ait olabilirdi. Penguin Books.

cephe hattının ilerisindeki gri suratlı. Bütün (bunlar tuhaf ve çarpıcıydı. görünenin gerçekten olup bittiğine. aramızdaki dil ve gelenek uçurumunu lâhzada aşmayı ve büyük bir samimiyetle (buluşmayı başarmıştı. asansörcü çocuğa (bahşiş vermeye kalkıştığım için. fazladan bir anlam taşıyordu. Ve söylemek (bile gereksiz. tasvirleri de yakılmıştı. Her duvara orak . Ama. devrim dönemi nihayete eriyormuş gibi görünebilirdi. «Buenos Dias» (İyi Günler) yerine «Salud!» (Selâm) kullanılıyordu. otel yöneticisinden dinlediğim nutuk oldu. Hiç özel binek otomobili yoktu. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım. Bu olay. Az sayıdaki kadınların ve ecnebilerin dışında. benim onu sevdiğim kadar sevdiğini ümit ederim. bu zaman parçasını.habbet duymak ne tuhaf! Sanki. savaşın o dönemine ait hatıralarımla iç içedir. Her yerde devrimci posterler asılıydı : açık kırmızı ve mavi duvarlarda dalgalanan bu posterler yüzünden öbür reklâm afişleri (birer çamur lekesi gibi görünüyordu. Köle emeği ve hattâ şatafatlı hitap şekilleri giderek yok oluyordu. Bütün tramvaylar ve taksilerle öbür vasıtaların çoğu kırmızı ve siyaha (boyanmıştı. Pejmürde üniforması ve haşin ama dokunaklı yüzü. daha şimdiden müthiş uzakta kalmış bir zaman dilimi gibi. şu satırları yazdığım günümüzden yaklaşık yedi ay önce vuku buldu. Hemen hemen bütün kiliseler kundaklanmış. Halbuki. kalabalığın arzettiği manzaraydı. benim anlamadığını. Onun anısı. Onun da beni. dosdoğru İngiltere'den gelen biri için Barselona'nın görünümü şaşırtıcı ve kuşatıcıydı. Her dükkân veya kahvehanede. hoparlörlerden gün boyunca ve gecenin geç saatlerine kadar. Hatta ayakkabı boyacıları bile devletleştirilmişti.çekiç ve devrimci partilerin isimlerinin baş harfleri çiziktiril16 mşti. şehrin ana caddesi Ramfblas'dan aşağı doğru.Barselona'daki kızıl (bayraklar. devletleştirildiğini belirten bir yazı asılıydı. Aralık'ta hattâ Ocak'ta bile. herkes birbirine «Comrade» (Yoldaş) ya da «Thou» (Sen) diye hitap ediyordu. sandıkları da kırmızı ile siyaha 'boyanmıştı. «şık-giyimli» bir Allah'ın kulu yoktu. Ama üzerimde bıraktığı izlenimi muhafaza edebilmem için. Daha sonra meydana gelen hadiseler. Küçüklü büyüklü bütün binalar fiilen işçiler tarafından zapte-dilmiş ve kızıl (bayraklarla ya da Anarşistler'm kırmızı -siyah bayraklarıyla donatılmıştı. yapılabilecek tek makul iş buymuş gibi gelmişti. Bu manzara. Şöyle üstünkörü bakıldığında Barselona. dağlardaki çamurlu ve donmuş siperler. ama uğrunda çarpışmaya değer bir şeyler yaşandığını hemen farkettiğim. Çünkü o sırada ve o atmosferde. aniden milise katıldım. Anarşistler Katalon-ya'da hâlâ fiilî denetimi ellerinde tutuyorlardı ve devrim henüz en canlı safhasını yaşıyordu. (bangır bangır devrimci şarkılar yayınlanıyordu. o dönemin özel havasını temsil eder. Garsonlar ve dükkân hizmetkârları dosdoğru gözünüzün içine bakıyor ve size onların eşitiymişsiniz gibi davranıyorlardı. zengin sınıfla-rın fiilen ortadan kalktığı bir şehir görünümündeydi. çünkü hepsi müsadere edilmişti. Herşeyin en garibi. İşin başından beri orada bulunan birisine. 1936 Aralık ayının sonunda. «Don» veya «Usted» dahi demiyor. Aynı zamanda. Şurada buradaki kiliseler işçi çeteleri tarafından sistemli olarak tahrip ediliyordu. (bana göre. Herkesin üstünde kaba saba işçi kıyafetleri ile mavi tulumlar veya milis üniformasını andıran giysiler vardı. ve 17 . onu bir daha hiç (görmemem gerektiğini de biliyordum. Bahşiş kanunla yasaklanmıştı. ikimizin de ruhu. Kalabalığın mütemadiyen oradan oraya aktığı. İspanya'ya gazete makaleleri yazma fikriyle gelmiştim. Kimse «senör». Fakat. İşçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehri ilk kez görüyordum. İspanya'da bu tür temaslar hep kuruluyordu. 1935 yahut 1905'i olduğundan çok daha tamamiyle unutturdu. Hafızama çok canlı bir şekilde nakşolduğu için bu İtalyan'dan söz ettim. Şehirde edindiğimiz ilk tecrübe. savaşın hışmına uğramış kasabalar. (bunun hakiki bir işçi devleti olduğuna. onu bir daha asla göremedim. üniformaları sırtlarından dökülen askerlerle dolu halde cepheye doğru emekleyen kasvetli trenler.

insan gibi davranmaya çalışıyorlardı. Devrim zamanında pek tabii karşılanan bir şey bu. kapitalist makinanın dişli çarkları gibi değil de. halkın mutlu ve ümit dolu olduğuna hükmedebilirdi. otuz kişilik «müfreze»den. uy18 gun bir nağmeyle söylemeye başladığına çok sık şahit oldum. Sayıları çok olmamakla birlikte hâlâ miliste hizmet veren kadınlar vardı. çakıl taşı döşeli binicilik okulunda. Lenin Kışlası. ertesi günü cepheye gönderileceğim söylenmişti. orospulara fahişelikten vaz geçmeleri çağrısında bulunan renkli posterlere rastlanıyordu. Anarşistler'in -berberlerin çoğu Anarşist idi. berberlerin artık köle olmadıklarını bildiren ilânları asılıydı. Berber dükkânlarında. milislerin karılarından ayrı olarak. O günlerde hep devrimci kardeşlik ve Musso-lini'nin günahkârlığından dem vuran. Okuma yazması olmayan bir milisin bu türkülerden bir tane satın alıp zahmetle kelimeleri hecelediğine ve sonra sözlerin mânâsını kavrar kavramaz. doğal olarak. güya cephe için eğitim görüyordum. kadınlara gülüyor ve 19 . kadınlar da erkeklerle omuz omuza savaşmıştı. Çünkü. bir süvari kışlası olan bu binalar Temmuz çarpışmaları esnasında işgal edilmişti. kış güneşinin altında uzun sabah tâlimlerini. üzerlerinde süvarilerin isimlerinin hâlâ kayıtlı olduğu taş yemliklerin altında uyuyordu. Kömür. bir binicilik okulu ve kaldırım taşları döşeli muazzam avlularla tamamlanan debdebeli bir taş binalar topluluğuydu. sokaklar ve binalar bakımsızdı. fukaralığı bariz şekilde görülen pek az insan vardı. Şehir kasvetli ve derbeder (görünüyordu. Kadınlar talim yaparken erkekleri binicilik okulundan uzak tutmak gerekiyordu. Yine de insan. kalk-borusunun titrek sesini (bizim borazancıların hepsi amatördü -doğru dürüst İspanyol boru sedalarını. Faşist hatlarının ötesinde dinledim). süt bulmanın ise mümkinâtı yoktu. Atların hepsi gasbedilmiş ve cepheye gönderilmişti. devrime ve geleceğe imân söz konusuydu. ekmek kuyrukları sık sık yüzlerce yardayı buluyordu. Bütün bu saydıklarımın yanısıra savaşın keder verici atmosferi hüküm sürmekteydi. kabaralı çizmelerin kışla avlusunda yankılanan tok sesini. Savaşın başında sendikalar tarafından alelacele kurulan işçi milisleri. Bu dönemde bile. Benim centuria'm ahırların birinde. ve ekmek (gerçekten kıttı. yemek pişiren yirmi küsur de kadın bulunuyordu. hava hücumlarından korkulduğu için geceleri caddeler çok sönük ışıkla aydmlatılabiliyordu. Sokaklarda. dükkânların çoğu perişan durumdaydı ve yarı yarıya yok satıyordu. Gelin görün ki. hayat pahalılığı ise hâlâ fevkalâde düşüktü. ya öldürüldüğüne ya da gönüllü olarak emekçilerin saflarına geçtiğine inanmıştım. ortalıkta hiç dilenci yoktu. henüz düzenli ordu temeline göre örgütlenmemişti. sokakta tanesi birkaç kuruşa sa-tılmaktaydı. Çingeneler hariç. İşsizlik yoktu. müstehzi uygarlığından gelen herhangi biri için. aniden bir eşitlik ve özgürlük çağının doğduğuna inanılıyordu. İngilizce konuşan ırkların kül yutmaz. Kışlada yaklaşık bir hafta kaldım. ilk kez. şeker ve akaryakıt sıkıntısı çekiliyordu. yaklaşık yüz kişilik «bölük» ten (centuria) ve fiilen çok sayıda askerden oluşan herhangi bir birliği ifade eden «kol»dan ibaretti. ama her yer hâlâ at sidiği ve çürümüş yulaf kokuyordu. Et ender bulunuyordu. insanların fikirleri değişmeye başlamıştı bile. Daha önceki çarpışmalarda. en sâfîyâne türden devrimci türküler. Herşey bir yana. Ne var ki. Hali vakti yerinde burjuvaların büyük bölümünün düpedüz sindiğini. İnsanlar.vakur bir dille. yeni bir centuria'nın (bölük) hazırlanmasını beklemek zorunda kaldım.burjuvazinin ya kaçtığına. Milise katıldığımda. O günlerde ben hep Lenin Kışlası'ndaydım. Kışlada muh-temelen bin erkek ile. Başlıca at kokusunu. ellişer kişilik takımlarla yapılan sert futbol maçlarını hatırlıyorum. Komuta birimleri. ve şimdilik proleter görünerek kendilerini maskelediklerini idrak edememiştim. bu idealist İspanyollar'ın harcıâlem devrimci sloganlara nasıl da harfi harfine uyduklarını görmenin dokunaklı bir yanı vardı. Aslında.

böylesi bir ifade tüylerinizi diken diken etmeye yeter. milislerin başlarına gelenleri hatırladıkça nefret ediyorum.. Acemi askerlere kademeli olarak üniforma dağıtılmaya başlanmıştı.Bu çocukları düzgün bir sıraya sokmak bile mümkün değildi. daha başkaları ise deri tozluklar ya da yüksek çizmeler giyiyordu. dolayısıyla da kimin ne aldığını kesinkes bilmek mümkün olmuyordu. sağlam yapılı. trenin bizi cepheye götürmek için beklediği en son ana kadar verilmiyordu. Hepsi devrimci şevkle doluydu ama savaşın neyin nesi olduğu konusunda tamamen cahildiler. daha doğrusu milisin işgal ettiği her binada. Kasketler neredeyse kasket giyen adam sayısı kadar çeşitliydi. Beri yandan. Bir milis «üniforma»sından bahsettim ama bu muhtemelen yanlış fikir veriyor. «çok tipli» (multiform) demek. Bütün rütbeler arasında ka21 . her şey parça bölük veriliyor. Disiplin diye bir şey yoktu. Kışlanın tamamında.tiplik de burada bitiyordu. daha çok bir idrar şişesine benziyordu. şu veya bu fabrika imal ettikçe. gömlekler ve çoraplar ise pek âdi şeylerdi ve soğuk havada hiç bir işe yaramıyorlardı. Bizi talim ettiren teğmen. yiğit bir gençti. hemen greve gittim ve bir içki kabı talep ettim. boş kılıç kınları ve çürüyen yiyecek yığınlarına rastlanıyordu. muhtemelen. önceden Nizamî Ordu'da muvazzaf subaylık yapmış. olağanüstü düzensiz görünüşlü bir güruhtu.siyah renkli eşarp takıyordu.U. Bana sorarsanız bu nesne. pislik kol geziyor ve büyük bir karmaşa hüküm sürüyordu.O. Kasketin ön kısmına parti rozetini takmak âdetti. Herkesin fermuarlı bir ceketi vardı. üzerine her basıldığında ince bir şarap huzmesi fışkırtan sivri uçlu bir musluğu bulunan bir tür cam şişeydi. Ama. Şık tavırları ve gıcır gıcır üniformasıyla hâlâ parlak bir subay gibi görünüyordu. özellikle de ekmek. cepheyi teftişten dönen bir P. Başlangıçta dehşet uyandırıcı karmaşa sahneleri cereyan etti. Porrön'un kullanıldığını ilk gördüğüm an. özellikle beyaz şarapla doluysa. Kimisi dolak takıyor. devrimin yan ürünlerinden biriydi. parçalanmış mobilya. Halbuki bir kaç ay evvel. Sehpalar üzerine kurulu uzun masalarda. kırık eyer pirinç süvari miğferleri.M. Orduda herkes fitilli kadifeden kısa pantolon giyiyordu ama bütün tek . O tarihte milis kolu denen şey. ama bazısınınki deri. öbürleri fitilli kadi20 feden tozluk kullanıyor. çok komik bir şekilde «talim» adını verdikleri şey başladı. Bu musluk sayesinde. ebediyyen yağlı teneke tavalarda yemek yiyor. Acemi askerlerin çoğu. porrön denen iğrenç bir nesneden de içiyorduk. üstelik bu ceketler akla hayale gelebilecek her renkte olabiliyordu. silâh tutan bir kadına gülmek kimsenin aklına gelmezdi. temiz yüzlü. her öğün bir sepet dolusu ekmek atılıyordu.Yiyecek. Anlaşılan hu. israfı ürkütücü boyutlardaydı. samîmi ve ateşli bir Sosyalist idi. Bu porron. buna ilâveten herkes boynunda kızıl veya kırmızı . İki ay öncesinin tarihini taşıyan bir gazetede. Henüz hiçbir şeyin doğru dürüst örgütlenemediği o ilk aylar zarfında. eğer askerin biri verilen emri beğenmezse. Ve gariptir. şayet şartlar dikkate alınırsa. Kışladaki ikinci günümde. ama burası İspanya olduğundan. Herkesin giysileri aynı genel planı izliyordu ama kıyafeti birbirinin tıpatıp aynısı olan iki kişi bulmak mümkün değildi.işlerini geciktiriyorlardı. elbiselerin dağıtılması gerekiyordu. liderinin «her milisin bir battaniyeye kavuşması» için uğraşacaklan şeklindeki bir beyanâtına rastladığımı hatırlıyorum. bir başkasınınki ise yünlüydü. hiç de kötü sayılmazlardı. Hayatınızda eğer bir defa siperde uyuduysanız. hemen sıradan çıkıp subayla hareretli bir münakaşaya başlıyordu. Tam manâsıyla tek tip bir kıyafet ya da üniforma değildi çünkü. Barselona'nın arka sokaklarından gelmiş onbeş onaltı yaşında delikanlılardı.bilhassa siviller ekmek sakıntısı çekerken böylesine bir ziyan utanç verici. Sadece kışlanın benim kaldığım bölümünden. daha münasip olurdu. Bel kayışı ve fişek kutusu gibi en ziyade ihtiyaç duyduğumuz çeşitli eşyalar. dudaklar şişeye değdirilmeden şarap içilebiliyor ve porrön elden ele dolaşabiliyordu. Her köşede.

üstelik çoğunun üstündeki üniformalar orasından burasından parçalanıyordu. acemi askerler 'kendilerine faydası dokunacak en ufak bir askeri eğitim dahi görmemekteydiler. ve geri kalanı da. Gelin görün ki. bir askeri yetiştirmek için yalnızca bir kaç günün varsa. Makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını öğrenmeye pek hevesliydim. parti milislerinin. (herhangi bir kıstasla dökülüyor sayılmamız lâzımken). budalaca bir yürüyüş talimiydi: sağa dönüş. göğüslerini kabartarak umutsuzca askere benzemeye çabalıyorlardı. Her seferinde hep aynı şeyi yapıyorduk. Öyle zannediyorum ki.U. birkaç güne kadar cepheye yollanacak bu hevesli çocuklar güruhuna bir tüfeği nasıl ateşleyecekleri. No se manejar atmetralladora. koca Lenin Kışlası'nda. kışlada eğitim amacıyla kullanılacak silâh bulunmayışından ileri geldiğini kavramamıştım. tepeden inen yolun yarısındaki ortalığı çınlatarak ucuz şarap satan dükkâna koşuyorduk.) Ama. Qviero apprender ametralladora Çuando vamos apprender ametralladora?» Teğmenin cevabı her zaman tedirgin bir tebessüm ile manana makineli tüfek eğitimi yapılacağı vaadi oluyordu. Sözüm ona eğitim dedikleri. Her patika ve geçitte. bizim teğmeni ne zaman bir köşede sıkıştırmaya muvaffak olsam. sola dönüş. en çok ihtiyaç duyacağı noktalan öğretmen gerekir: nasıl siper alınır. Bana ecnebilerin talimlere katılmak mecburiyetinde olmadıkları söylenmişti. cepheye varan taze birlikler. nasıl nöbet tutulur ve nasıl istihkam siperi inşa edilir .ve hepsinden önemlisi. bunun.'da silâh kıtlığı öylesine had safhadaydı ki. merminin tüfeğin hangi ucundan çıktığını biliyor idiyseler. hattâ bir bombanın pimini nasıl çekecekleri bile öğretilmemişti.tıksız bir toplumsal eşitliğin sağlanması hususunda askerlerden daha bile ısrarlıydı. Bu meyanda. Plaza de Espana'nm ötesindeki tepede bulunan parklarda sabah yürüyüşüne çıkarmaya başladılar.O.Herkes bana çok dostça davranıyordu. tam dönüş. «Ne Senör mu? Bana Senor diyen de kim? Hepimiz yoldaş değil miyiz?» Bu tutumunun işini kolaylaştırdığından kuşkuluyum. anında çakı gibi hazırola geçmeyi öğrendiler ama. insan içine çıkacak hale geldiğimize kanaat getirmiş olmalıdır ki. açık arazide nasıl ilerlenir. nöbetçilerin kullandığının dışında bir tek tüfek yoktu. 23 . bütün ecnebilerin askerî konularda kendilerinden daha bilgili olduğuna inanıyorlardı. Üç saat ileri geri taban teptikten (İspanyol yürüyüş nizamı küçük adımlı ve çok hızlıydı) sonra duruyor. hiç birinin üniforması tamam değildi. sıraları bozuyor ve susuzluktan ölmüş bir halde. Hepsi de silâhsızdı. nuh-i nebiden kalma. başlıyordum : «Yo se manejar fusil. O sırada. Açıktır ki. bölük bölük askerler dimdik halde bir aşağı bir yukarı yürüyüp duruyorlar. Burası. Askerî eğitim diye bir şeyin mevcut olmadığını keşfedince. Bir İngiliz olarak dehşet merak uyandırıyordum. bu nedenle Carabinero subayları benden azamî derecede istifade etmeye gayret sarfedi-yorlar ve bana içki ısmarlıyorlardı. Parktaki manzara tuhaf ve yüreklendiriciydi.M. gayet tabii ben öbür-leriyle birlikte talimlere katıldım. Çok günler geçti ve acemi askerler uygun adım yürümeyi. Bir gerilla ordusu için pek fevkalâdeden bir eğitimdi bu. üçlü sıralar halinde resmi geçit yürüyüşü. P. tarifsiz kederlere garkoldum. yüzün de beliren acılı hayreti hatırlıyorum. (Dikkat ettiğim kadarıyla İspanyollar. 22 Bir kaç gün sonra. Câhil acemilerden biri boş bulunup kendisine Senör» diye hitap ettiğinde. makineli tüfeğin nasıl kullanıldığının bendenize öğretilmesi için feryat figan ricada bulunuyordum. bizi. Söylemek bile gereksiz. manana asla gelmedi. CaraJbinerolar'ın ve yeni oluşturulan Halk Ordusu'-na ilk kaydolan askerlerin ortak tâlim sahasıydı. Bu arada. silâhlarını cephe hattında nöbeti devraldıkları birliklerden temin etmek mecburiyetinde kalıyorlardı. Hemen cebimden Hugo'nun sözlüğünü çıkarıp dünya kötüsü İs-panyolcamla anlatmaya. daha onbeş yaşındayken öğrendiğim bir alay saçma sapan şey. bu silâhı hiç elime alma fırsatı bulamamıştım. silâhları nasıl kullanılır. çiçek tarhlarının arasında.

buhran anlarımda cebimden çıkarıverdiğim küçük bir sözlüğü her yere taşımaktı. ve herşeyden önce çıldırtıcı gayri dakiklikleri. Onbeş yaşındaki delikanlıları milise kaydettirmek üzere ana babaları getiriyordu. dile getirdikleri şey çok anlamlıydı. Adamdan bir siga24 ra isteseniz. İspanyol işçi sınıfının-belki de Katalan işçi sınıfı demem daha uygun olur. Bu müşkülü aşmanın tek yolu. bırakılıyordu. ama savaşırken asla. bunun üzerine Fransızlar'ın harp sanatını daha iyi bildiğini.M. arada sırada eve de kaçırabilecekleri ekmeğin hatırınaydı bu. İspanyollar bir çok yönden harika insanlar. subaylar dahil tek kelime Fransızca bilen yoktu. İspanyolca ile olağan boğuşmam devam ediyordu. Bu yüzden hiçbir şeye «nasıl 25 . Daha o tarihte gönüllü asker yazılanların sayısında düşüş başlamıştı. İspanya'da yemekten savaşa kadar hiçbir şey kararlaştırılan saatinde gerçekleşmez. Besbelli milislerin ücreti olan günde on pesata ile milislere mebzul miktarda dağıtılan ve ihtimal. Savaştaki ehliyetsizlikleri. Katalanlar ile bir aradaydım. Büyük bir heyecan içinde cephe hattında edindikleri tecrübeleri anlatıyorlardı. bu tür bir duyguyla hiç karşılaşmadığımdır. daha derinlere inen bir cömertliğe. işim daha da zordu. Tüm milis sisteminde ciddî hatalar yapılıyordu. milisini yüceltmek gibi bir arzum da yok. Bir İngiliz böyle bir şeyi itiraf etmektense parmağını kesip atmayı tercih ederdi. en ümitsiz şartlarda tekrar tekrar yüz yüze geldiğim. Bir propaganda kitabı yazmıyorum ve P. koca kışlada sadece bir İngiliz vardı. bütün paketi almanız için sıkboğaz ederdi. üstelik en iyi adamların çoğu da ya cephedeydi ya da ölmüştü. onların köklü namusluluğundan etkilenmeyecek ve herşeyden ziyade dürüstlükleri ve cömertliklerinden çarpılmayacak insan düşünemiyorum. ecnebileri. Nasıl nişan alınacağını bilen daha da azdı. kimi zaman neredeyse tedirgin edici olabiliyordu. İspanya'da insanlarla ahbap olu-vermek ne kolaydır! Bir iki gün içinde beni vaftiz ismimle çağıran yirmi küsur adam oluvermişti.tüm (bildikleri de bundan ibaretti. Fakat İspanya'da. bugünün işi manana'ya. bir tüfeğin nasıl doldurulduğunu benden başka bilen olmadığı meydana çıktı. Ben hariç. gerçek bir ruh zenginliğine sahiptiler. Bu huyları öylesine kötü bir şöhret kazanmıştı ki. Savaş sırasında İspanya'ya giden bazı gazeteciler ye öbür ecnebiler. Bu süre zarfında. çünkü. Fransızlar'm çok cesur olduğunu söyledikten sonra şevkle ilâve ettiler: «Mâs valien-tes gue nosotros» (Bizden daha cesurlar!) Bittabiî hemen itiraz ettim. Her mümkün olduğunda. Aramızda her zaman belli bir nisbetle hiç bir işe yaramaz adam bulunuyordu. Ancak. cephe hattındayken bazan hiddet mertebesine erişiyordu. çoğu ülkelerden çok daha kısa süre yabancı kalınır. kelimenin alelade anlamıyla. Milise katılan her yabancı ilk birkaç haftasını İspanyollar'ı sevmeyi öğrenmekle ve kendilerine has özellikleri yüzünden öfkelenmekle geçiriyordu.arasına karışıp da. Huesca'-da yanıbaşlarında savaşan Fransız askerlerinden mu -habbetle bahsediyorlardı. Yoldaşların kendi aralarında sohbet ettiklerinde Katalan lisanını tercih ettiklerinden. izinle cepheden dönen bir grup milisi hatırlıyorum. Kural olarak daha geç vuku bulur. Kışladan ayrılışım-dan birkaç (gün önce. İspanyollar'-ın cömertliği. ve. bana yol yordam gösterdiler ve beni büyük bir dostlukla kuşattılar. İşin sonunda. Benim duyduğum öfke. İspanyolların yabancı yardımı gizliden gizliye fena halde kıskandıklarını açıkladılar.Bütün söyleyebileceğim. Milislerin kendileri de karma bir gruptu. bir kaç Aragonlu ve Endülüslü hariç. İspanyollar hile kendi kendileriyle alay ediyorlardı. kırk yılda bir de erken oluverir. benim olduğum gibi. Bir ecnebinin öğrenmekten kaçınamayacağı İspanyolca kelime mânana "yarın" (sözlük mânâsı «sabah») idi. Bunun ötesinde.U. dahil olduğum takımda. Bir gün silâhlı bir Carabinero yanımıza ıgeldi ve tüfeğini incelememize izin verdi. Lâkin.O. eşit ölçüde dehşete düşürüyordu. 'bütün. bombalar. makineli tüfekler ve benzeri konularda uzman olduğunu izah ettiler.

O sırada. saat sekizi on geçiyordu. Yıkılmış bir duvarda sekiz yakışıklı «boğa»nm arenada falanca gün öldürüleceğini ilân eden. çok sayıda milis teçhizatını tamamlamadan kışladan ayrılmak mecburiyetinde kaldı. o velveleci bağrışmayı ve çizmelerle teneke tavaların çıkarttığı takırtıyı. manana'-lardan ve tehirlerden sonra daha teçhizatımızın büyük bölümü dağıtılmamışken. Pejmürde üniformalar içinde yığınla ımilis. İaşe subayının ambarında dehşetli bir patırtıdır gidiyordu. Bu kara gözlü. istasyona doğru yürüyüşe geçtik. alabildiğine iyimserlik. ısınmaya çalışarak sokaklarda bir aşağı bir yukarı kaynaşıyordu. ben de zaman nevrozu yaşayanlardan biriyim. Kışla birdenbire yerden bitmiş gibi. Yeni meşin fişek kutumu nasıl takınacağımı İspanyol bir genç kızın (öbür İngiliz milis "Williams'ın karısı) göstermesi biraz gurur kırıcıydı doğrusu. hayat boyu hep beşik sallamış gibi görünüyor idiyse de. normal olarak sekizde hareket etmesi (gereken bir tren. zayıf nahif. Katalonya'dan Aragon vadisine doğru. erkeklerinin battaniyelerini dürmesine ve avadanlıklarını yerleştirmesine yardım eden bir alay kadınla doluverdi. Tren. meşalenin aydınlığında dalgalanan kızıl bayrakları. ama bizi şehir halkına gösterebilmek maksadıyla üç ya da dört mil tutan en uzun güzergâh seçilmişti. iki saat içinde cepheye hareket etmemiz emredildi. savaşın patlak verişinden tam on ay sonra doğacak ve belki de bir barikatın gerisinde peydahladığı çocuğuna hamileydi. bizi görebilmek için kaldırımlara yığılan dost kalabalıklar. Son anda. savaşın bir önceki yılına ait bir afişe tesadüf ettim.olsa geç olur» diye güvenemezsiniz. Lâkin. bırakın koltukları.bağrışmalar. zeminde bile oturacak yer yoktu. işin sonunda.bu aralar Barselona'da bile hemen hiç boğa güreşi 27 . maateessüff. Ödünç alınma bir bando bir iki devrimci şarkı çalarken. her bir yanda uçurulan kızıl ve kırmızı siyah bayraklar. dürülmüş battaniyelerini omuz kayışı gibi göğüslerine çapraz takmış milis kümelerini. O gün bütün bunlar bana ne kadar doğal görünmüştü. sıkıntıdan kan ter içinde kalmış subaylar bizi kışla avlusunda bir hizaya dizmeye muvaffak olduklarında. O şamatayı ve heyecanı. İspanyollar'a hayranlık duyuyorum. Temmuz'daki sokak çatışmalarında yiğitçe çarpışmıştı. Meşale tutuşturma sahnesini gayet canlı hatırlıyorum. Trenin sekizde kalkması lâzımdı. Solmuş renkleriyle nasıl da terkedilmiş bir hali vardı! O meşhur yakışıklı boğalarla yakışıklı boğa güreşçileri acaba şimdi neredeydiler? Anlaşıldığı kada-rıyla. Sonunda. Ramb-las'da biraz durakladık. Fetih ve kahramanlık edebiyatı al baştan yenilendi. Ardı arkası kesilmeyen rivayetlerden. dokuzla on arasında herhangi bir zaman kalkabilir. emeklemeye taşladı. Williams'm karısı perondan koşarak geldi ve bize bir şişe şarap ile tadı sabunu andıran ve insanı ishal yapan o parlak kırmızı sosislerden verdi. yedi buçukta kalkacağı tutar. fazlasıyla kadınsı mahlûk. sırt çantalarını omuzlarına atmış. bugünse ne kadar uzak ve ihtimal dışı geliyor! Tren milislerle öylesine tıka basa doluydu ki. makinistin aklına öyle estiği için. bizim kuzeyli zaman nevrozumuzdan nasiplerini almadıkları için. Teorik olarak. Barbastro ürpertici ve budanmış göründü. tepesinde dalgalanan muazzam bir kızıl bayrağın altında duran siyasî komiserin Katalan dilinde söylediği nutku. Fakat. Bu tür hadiseler yorucu olabiliyor. Ancak. harp zamanının saatte yirmi kilometreyi bulmayan süratiyle. ihtimal haftada bir de. Meselâ. ve en nihayet sessizliği sağlayan o dehşetli ve ba26 şarılı ıslığı. pencerelerden el sallayan kadınlar. 2 Cepheden hayli uzak olmasına rağmen.

kimi yerde sayıları altıyı bulan katırların çektiği hantal yük arabalarını sürüyorlardı. bizden ayırdedilecek hiçbir yanlarının olmayışı beni çok şaşırtmıştı. içinde uyumak için hayli iyi.gidişleri köyü tarifi imkânsız derecede pis bir hale sokmuştu. bu yüzden siste saatlerce dolaştık durduk. Yağmur ve sisin bir28 birini takip ettiği iğrenç bir hava hüküm sürüyordu. nedendir bilinmez ülkenin en iyi matadorları Faşist idi. kemikler. çünkü burada çok sayıda Faşist kurşuna dizilmekteydi. Sietamö için. Biribirine sokulmuş çamur evler ve kiliseyi çevreleyen taş yığınlarıyla bir kale gibi inşa edilmiş bu köylerde. cepheden köye muhafız refaketinde getirilen Faşist asker kaçaklarıydı.yapılmıyordu.baktığınızda. birbiri ardına dizilmiş. Berbat bir soğuk vardı. bezgin askerlerdi. Birliklerin daimî geliş . kesinlikle Anarşistler'in eline geçtiği Ekim'e kadar üç defa savaşılmıştı. yalnızca arka avluda katır gübresi birikintilerinin üstünde kümes hayvanları seke seke dolaşmaktaydı. ufalanmış saman kümelerinde eşelenip süratle uykuya daldığımız bir katır ahırına götürdü bizi. Aşağı pek az yaralı taşındığına göre. Alcubierre'nin sahip olduğu tüm manzarayı görebiliyordunuz. Alcubierre hiç isabet almadığından cephenin hemen gerisindeki çoğu kasabadan daha iyi durumdaydı. yırtılmış gazeteler. Köye vardıklarında genellikle kurt gibi acıkmış oluyorlardı. köşeleri gübreyle kabuk bağlamış biçilmiş soğuk tarlaları hatırlamadan edemiyorum. Cephenin karşı tarafındaki birlikler aslında Faşist falan değildi: savaş patlak verdiğinde silâh altında bulunan ve kaçmaya dünden razı. ama biçilmiş kuru ot kadar değil. Artık cephe hattının yakınına gelmiştik -savaşın karakteristik kokusunu alacak kadar yakın. Yine de İspanya'nın bu bölgesinde. Umumî hela veya lâğım türü birşey bulmak söz konusu değildi. zaten hiç olmamıştı. köylüler ise. Bu asker kaçakları hayatımda gördüğüm ilk «gerçek» Faşistler idi. yukarda cephe hattında işler hayli sakindi anlaşılan. Eğer akrabaları Faşistler'in elinde bulunan bölgelerde yaşamasa. Bence bu. ufalanmış saman. Bu yollarda tekerlekleri patinaj yapan kamyonlar güçlükle ilerliyor. barış zamanında bile. Dar toprak yollar kimi yerde iki ayak derinliğinde birer çamur deryasına dönüşmüştü. bahar aylarında bile bir tek çiçeğe rastlayamazdınız. Evlerin hiçbirinin bahçesi yoktu. samandan ise daha iyi. Şimdi deniz seviyesinden 1. sıçan leşleri ve kertikli süt tenekeleriyle dolu olduğunu keşfettiğimde şafak sökmüştü. Gece geç saatlerde Alcubierre'ye vardık.500 ayak irtifada idik. Başlıca heyecan kaynağı. kazurat ve tefessüh eden yiyeceklerin çıkardığı pis kokuydu. evlerin çoğu da yoğun tüfek ateşi yüzünden çiçek bozuğuna dönmüştü. Aragon köylerinin alışılmadık sefilâne yoksulluğundan etkilenmeden gezmenin mümkün olmadığına inanıyorum. Bastığınız yere dikkat etmeden yürüyebileceğiniz bir yardalık toprak parçası bile bulunmuyordu. Birisi çamur bataklarının arasından. Kamyon şoförü Sietamo ile Aleubi-erre arasında bir yerde yolunu kaybetti (bu savaşın vak'a-i âdiyyelerinden biriydi). Benim de dahil olduğum bölüğü kamyonlar önce Sietamo'ya. Şehrin bazı kısımları şarapnelle paramparça olmuş. Comite de Guerra'ya gidip duvardaki sıra sıra kurşun deliklerinden -delikler tüfek salvolarının marifetiydi. sonra batıya doğru Zaragoza önlerindeki cephenin tam gerisine düşen Alculbierre'ye gönderdiler. Askerden arınmış bölgede bir iki gün oradan oraya kaçtıkları için aç olmaları pek doğaldı ama hep müzafferâne bir edayla Faşist birlikleri29 . Kilise ve etrafındaki çeyrek millik saha uzun zamandan beri hela olarak kullanılmaktaydı. Arada sırada birkaçı birleşip cephenin bizim tarafımıza kayma tehlikesini göze alıyorlardı. çünkü. Ne zaman savaştaki ilk iki ayımı düşünsem. asker kaçaklarının artacağı kuşkusuzdu. Temiz olduğu takdirde. İçinde uyuduğumuz kümenin ekmek kabukları. bize hâlâ tüfek tevziatı yapılmamıştı. Haki renkli tulumları dışında. nereden geldiği anlaşılmayan yoğun bir sis her yanı sarıyordu. İki gün geçtiği halde.

Onu köye getiren silâhlı adam durmaksızın omuzunu okşuyor ve emniyet telkin edici sesler çıkarıyordu.bu kana susamış «Kızıllar» m yemeğini bitirir bitirmez kendisini kurşuna dizeceklerinden şüpheleniyordu. fena halde rüzgâr yanığı.U. bir tava dolusu güveci umutsuz bir süratle gövdeye indirirken. Önümüzde ise Alcubierre ile Zaragoza arasında uzanan alçak dağ silsilesi görülüyordu. Kaba koyu sarı çehreli bir çavuş. Tüfeklerin çoğu eşit ölçüde kötüydü. bir köylünün evinde karnını doyururken seyrettim. muhteşem atlarından çok sayıda ele geçirilmişti ve hepsi. Kolun başında kızıl bayrağın yanında. Unutulmaz bir gün. Kaçaklardan birini. bit. sürgüsü sıkışmıştı. Alcubierre'deki üçüncü sabahımızda tüfekler geldi. gözleri fıldır fıldır. Hayli merhamet uyandırıcı (bir sahneydi. Bu kafile. hiç aklımdan çıkmamıştı. Tuhaf görünecek ama. İmalat tarihi 1896 olan bir Alman mavzeriydi bu yani yaşı kırktan fazlaydı! Kir pas içindeydi. açlık ve soğuk demekti.nin açlıktan kırıldığının kanıtı olarak (gösteriliyordu. çizmemin konçlarından içeri dolan yarı donmuş çamuru düşünmekten kaç gece gözüme uyku girmemişti. Yol geçen yılki hasattan beri hiç dokunulmamış sarı ve kıraç tarlaların arasından büklüm büklüm kıvrılıyordu. sonra saflar halinde dizildik. Çavuş 'bize. soğuk beni düşmandan daha çok korkutuyordu. Şu anda cephe hattının hayli sakin olduğunu biliyordum ama çevremdeki adamlardan. Büyük Savaşı hatırlayacak kadar yaşlıydım. Adam başına elli adet olmak üzere. Bizimle birlikte gelen biçare hayvanın üstüne kocaman harflerle P. geri zekâlı bir ufaklığa verilmişti. buz tutmuş bir tüfekle saatlerce nöbet bekleyişleri. Soğuk korkusu Barselona'da geçirdiğim günler boyunca. Seksen kişi ve çok. üstelik.O. onbeş asker kaçağı birden çıkageldi. katır ahırında tüfekleri dağıttı. kendisine pitoresk pozlar takınıyordu. On yıllık olan en iyi tüfek. Her milis kolunun kendisine maskot seçtiği en az bir köpeği oluyordu. Devrim esnasında İspanyol süvari alaylarının. bazısı daha bile beter haldeydi. herşeyden önce de çamur. Onun biraz ötesinde. damgalanmıştı ve sanki görünüşünde bir tuhaflık olduğunun farkmdaymışcasma garip yürüyordu. elden ele fişekler dağıtıldı. Aralarında yürüdüğüm insanlara bir kaç 31 .M. Milislerin çoğu. Artık cephe hattına. tüfek ağzından içeri şöyle bir göz atmak tüfeğin paslandığını ve asla iflah olmayacağını keşfetmeye yeterliydi. tüfeğin nasıl doldurulacağı ve süngünün nasıl parçalarına ayrılacağından ibaret. sayıda köpekten müteşekkil centuria düzensiz bir halde yoldan yukarı kıvrıldı. hayatları boyunca ellerine hiç silâh almamışlardı ve öyle zannediyorum ki pek azı nişangâhın ne işe yaradığından haberdardı. beş dakikalık bir «eğitim» yaptı. bir zafer nişanesi gibi köyde dolaştırıldı. tan yeri ağarırken dondurucu soğukta tetikte duruşları. tahta namlu mafhazası çatlaktı. herkesin marıcon (ibne) diye tanıdığı on beş yaşında. Ayrıca. Bu sahnenin. elbiseleri yırtık pırtık bir delikanlı. eşkiya kolunu andıran milis süvarisinden bir delikanlı tepede yerden külliyetli miktarda toz kaldırarak atını ileri geri zıplatıyor. avadanlığımızı sırtımıza 30 bağladık ve yaklaşık üç mil ötedeki cephe hattına doğru yola düzüldük. hiç kuşkusuz çatlatana kadar sürüp helak etmekte olan milis gücüne devredilmişti. onları. yürekli Belçikalı yoldaş Georges Kopp siyah bir atın üstünde ilerliyordu. muharebelere iştirak edecek kadar değilse bile. İçten içe korkuyordum.Bana göre harp. gümbürdeyen top gülleleri ve sıçrayan çelik parçaları. bulanık bir fotoğrafını çekmeyi becermiştim. etrafından çember olmuş kendisini seyreden milisleri asabı nazarlarla inceliyorduSanırım. başlarında beyaz ata binmiş (bir muhafız olduğu halde. Bana verdikleri nesneyi görür görmez resmen şoke oldum. ateşin yanına çömelmiş. daha sonra çaldırdığım. hattâ siperlerdeki soğuğu. . bombalara. en çok bilgi sahibi olana en iyi tüfekleri vermek gibi bir çaba da gözlenmiyordu. uzun boylu. Ondokuz yaşında. makineli tüfeklere ve çamura yaklaşıyorduk.

U. zahmet edip. kısmen de kireçtaşı topaklarından yapılmıştı. «Visca P. Acaba pilot. en önde kızıl bayrağın yanındaki gençler. Tüfeğini ateşlemiş ve. nasıl becerdiyse. çoğunun sakalı uzamıştı. Bu bağırışların savaşçı ve korkutucu olması kastedilmişti ama çocuk hançerelerinden çıka çıka kedi enciklerinin viyaklaması gibi dokunaklı sesler duyuldu. en nihayet cepheye gidiyor olmaktan ötürü. bir «bang» sesi daha işitildi.nazar atfettikçe de.basbayağı çocuk demek istiyorum. «Fascistas maricones» ve benzeri sloganları haykırmaya başladılar. Ve. patlayan hartuç sandığının kıymıkları yüzünden şerit şerit yırtılmıştı. Akşamüstü ilk nöbetimizi tuttuk ve Benjamin bize mevziyi gezdirdi. böylesi bir dağlık ülkede imkânsız olduğundan. Tepesinde dalgalanan kızıl bayrağı ve siper oyuklarından tüten dumanıyla. sığınağından çıkıp bizi selâmladı. Sıçan delikleri misali toprağa oyulmuş otuz ya da kırk sığınak vardı. Tepemizden o anda bir Faşist uçağı geçse. Biz tam avadanlığımızı sırtımızdan atmış. Siperlerin ve iç siperin arkasında çeşitli noktalara 33 . at nalının üstünde bir başlık gibi görebilirdiniz. son derece ilkel mazgal delikleriyse kireçtaşı kümelerinden yapılmıştı. tiksinti verici tatlımtırak kokuyu duyabilirdiniz. çünkü en büyüğü on-altı yaşındaydı. bizim gerçek birer asker olmadığımız o irtifadan bile görülebilirdi. çizmeleri lime İlmeydi. her yerde kireç taşı görülürdü. Atnalı şeklindeki yassı tepeleri ve derin ırmaklara inen çok sarp yamaçlarıyla. Bu bizim. İstihkâm siperinin önünde kayalara oyulmuş dar bir siper düzeni oluşturulmuştu. Cepheye yakınlaştıkça. Kısa boylu. yirmi beş yaşlarında bir delikanlıydı. ne olurdu diye merak ettiğimi hatırlıyorum. her bayırın tepesine oturtulan ve hep «mevzi» denen. Wiliiams. Cephe hattının bu kısmı. sığmaktan dışarı emekliyorduk ki. sürgüyü patlatmıştı. Polonya doğumlu bir Yahudi iken anadili olarak Fransızca konuşan mevzi komutanı yüzbaşı. sola kıvrıldık ve dağın yamacından dolanan dar bir katır yolunu tırmandık. insanı ürkütüyordu. Ne menem bir güruha benzediğimizi imkânı yok tasavvur edemezsiniz. pike yapar ve makineli tüfeğini ateşler miydi? Çünkü. adam dediklerimizin yarıdan fazlası çocuktu . Mevzi yaklaşık elli yarda genişliğinde yarım daire biçimindeydi. bu düpedüz. ben ve Williams'ın İspanyol kayınbiraderi. bizim bölükteki çocuklardan birinin. pek tipik bir şekilde. kendi kendimize verdirdiğimiz ilk zayiat idi. duyuluyordu. Başımızın üstünde bir kaç mermi çatırdayıp duruyordu. bir tür dehşete kapıldığımı itiraf etmeliyim. Daha yakma geldiğinizde ise. Gelin görün ki. Bizim varışımızdan sonra cepheyi terkedecek olan bölük avadanlıklarını topluyordu. gür siyah saçlı. savaşın bu döneminde daima çok pis olan solgun ve heves dolu yüzlü. İspanya'nın bu bölgesindeki dağların teşekkülü bir garipti. istihkâm siperi ise kısmen kum torbaları. uzaktan.M!». son derece mutlu ve heyecanlıydılar. nasıl kullanacaklarını bilmedikleri eski püskü tüfekler taşıyan bu pejmürde çocuklar olduğunu düşünmek. burun delikle32 rimden haftalar sonra dahi bir türlü çıkmak bilmeyen. Asıl adı Levinski olduğu halde herkesin Benjamin diye çağırdığı. içinde barınılabilir intibaını veren en yakınımızdaki ilk ve boş sığmağa daldık. Dağ silsilesine vardığımızda.ekmek parçalan. Cumhuriyeti savunacak kişilerin. yüzü kan revân içinde istihkâm siperinden gerisin geriye koştuğunu gördük. Üç aydır cephe hatundaydılar. Kafatası derisi. iki mil kadar bir mesafe katettiğimizde. tahkim edilmiş mevziler zinciriydi. kazurat ve paslı tenekelerden oluşmuş derin bir çöp yığını. Önümüzde bir yerlerdej kayalık tepeler arasında garip bir akis yapan tek tük tüfek ateşi. kum torbalarından yapılmış sefil bir barikattan oluşan mevziinizi. Bir koyun sürüsünden çok daha gayri nizamî sürükleniyorduk. Mevzinin hemen gerisindeki yarıkta ayların süprüntüsü birikmişti . kolun bir ucu görünmez olmuştu.O. mütemadî bir siperler dizisinden oluşmuyordu. üniformaları çamur kaplıydı. Yüksek yamaçlarında bodur çalılar ile süpürge otundan başka bir şey yetişmez.

hedef gözetmeksizin dehşetli bir tüfek ateşine başladılar. Benjamin'in işaret ettiği noktayı hayretler içinde farkettim: en az yediyüz metre ileride. bir tek kuşa bile rastlanmıyordu. Kaza eseri olmadığı taktirde. heyecan dolu bir feryat duyuldu. hevesle sırıtıyordu. Fakat tam bu esnada. Tam karşımızda tek tük sarp kayalıkların görüldüğü çıplak tepeler vardı. Yeni gelen askerler. Heyhat! Başımı eğiverdim. Ama asker daha çocuktu. üzerimden ilk kurşun geçtiğinde başımı eğmeyeceğime dair kendi kendime söz vermiştim. Faşist siperini bulmaya çalışarak. düşman en sonuncusu olmak üzere. bunun hiç de hayır a alâmet olmadığını düşündüm. Cephede gördüklerim bende büyük bir bezginlik yaratmıştı. Ama hiçbir şey göremiyordum —anlaşılan.) «İyide. Kısa bir süre sonra. Düşman. Siperin önünde dikenli tel uzanıyordu. ama galiba insan insiyakı hareket ediyor ve hemen herkes en az bir kez böyle bir şey yapıyor. Klik! Mermi patlamadı. nişangâhımı yediyüz metreye ayarladım ve ateş ettim gitti. kurşunun biri şeytanî bir çatırtıyla kulağımı sıyırıp geçti ve gerideki arka siperine saplandı. bazen de. «Düşman nerede?» Benjamin elini coşkuyla dalgalandırdı. bir an için. Faşistler' in elli veya yüz yarda ötede olması gerekiyordu. tütün. mazgal deliğinden dışarısını dikizledim. derenin öbür tarafında tam karşımıza düşen tepede hayal meyal seçilen istihkâm siperini ve kırmızı . bir askerin siyah bir nokta gibi görünen başı. küstahça duralayıp bakıyordu. önemlerine göre böyle sıralanıyorlardı. yukarıya tırmanıyorlardı. Ateş etmenin hiç bir yararı olmayacağı aşikârdı. siperlere girer girmez. bir taraftan öbür tarafa sekip duruyor. Adamlara hiç de yakın değildik! Bu menzilde tüfeklerimiz kesinlikle hiç bir işe yaramazdı.» (Benjamin İngilizce —dünya kötüsü bir İngilizce— konuşuyordu. arasıra oraya buraya sıçradıkları görülen. tüfeğiyle siyah noktaları işaret edip duruyor. Zahmet edip başımı siper seviyesinden aşağıda bile tutmuyordum. Sonunda. nerede?» Benim siper savaşından anladığıma göre. Benjamin en yakınındaki adamın tüfeğini kapıp hemen nişan aldı ve tetiği çekti. so34 lumdaki asker siperinden çıkıp pek İspanyolvarî bir edayla yanıma sokuldu ve ateş açmam için beni kışkırtmaya başladı. tam karşıdaki çıplak tepede. Buna savaş mı diyorlardı?! Düşmanla herhangi bir temasımız bile yoktu. kara böcekler35 . Tüm hayatım boyunca. Nokta gözden kayboldu. Tarif edilemez bir sukut-i hayale uğramıştım.serpiştirilmiş oniki nöbetçi noktası vardı. Ne var ki. Kurşunun adamı sıçratacak kadar yakınına düştüğünü umarım. «Oğada. sonra. yiyecek. 3 Siper çarpışmalarında beş unsur önemlidir: yakacak odun.yeşil bayrağı —Faşist mevzii— gösteriyordu. mum ve de düşman. uzakta. siperleri çok iyi gizlenmişti— sonra. her şey gri ve soğuktu. böylesine ıızak bir menzilden ve elimizdeki türden tüfeklerle bir adama isabet ettirmenin imkânsız olduğunu izah etmeye çabaladım. bir taş atılmasını bekleyen bir köpek gibi. Kışın Zaıagoza cephesinde bunlar. Uzaktan grimsi iki küçük heykelcik gibi görünen iki Faşist. Karınca kadar minnacık Faşistler'i görebiliyordum. hiç kimsenin düşmana aldırdığı yoktu. tepenin yamacı dibi görünmeyen dereye doğru kayıp kayboluyordu. hiç bir yerde hayat belirtisine. Hayatımda bir insana ilk defa ateş ediyordum. istihkam siperinin gerisinde. Beklenmedik bir baskının her an olabileceği geceler dışında.

yavaşça havada süzülen kartal sürüleri görülüyordu.C. ama bana pek az iş düştü. o da yine P. Burada. Aşağıdaki ovada bile herşey ölü ve çorağa benziyordu.di düpedüz. U. bir geri zikzak biçiminde uzanan. tüm bu tepeler için vahşi çarpışmalar yapılmıştı. devriye gezmek. ama bu ateş hep uzakça menzillerden oluyordu. Zaragoza'nın çevresindeki tepelerde önemli olan.sarı . ve bu cephede. hiç de kolay anlaşılır birşey olmayacaktı. Cumhuriyet'e sâdık kalanların elindeki Robres şehriydi.U.C. çevredeki kış manzarasına sabit gözlerle bakar. arttı bile). aldırış etmek tenezzülünü göstermedikleri tüfek atışlarının izlediği. Bir süre sonra. soğuktan titreyerek bayraklarının çevresinde dönüyor ve ısınmaya çalışıyordu.mor) kullanıyorlardı. Gökyüzünde hemen hiçbir zaman kuş olmuyordu. Bütün gün ve gece boyunca gayesiz kurşunlar boş vadilerde vızır vızır geziyor ve yalnız pek küçük bir olasılıkla bir insan vücudunda yerini buluyordu. sözde cephe hattı denilen şey. mevzii vardı. Tam karşımızdaki tepeler fil derisi gibi kırış kırış ve griydi.S. bazen de Cumhuriyetçi bayrağı (kırınızı . Huesca'nın daha ilerisinde bizimkilerle aynı düzende.kırmızı). Sabahları vadi sık sık bir bulut denizinin arasından düz ve mavi olarak yükselir ve görünüş. solumuzda.. beyhudeliğine şaşardım. 36 silâh ve özellikle topların yokluğu. bana elli yardalık bir uzaklığın içinde hiçbir top mermisi patlamadı ve göğüs göğüse çarpışmaya da yalnız bir kere katıldım. âni kanat sesleri geceleyin insanı ürküten keklik sürülerinden ibaretti. dağ silsilesi güneydoğuya doğru kıvrılıyor ve geniş ebrulî bir vadi bırakarak Huesca'ya doğru uzanıyordu. her ordu siper kazıp kendi zaptettiği tepeye yerleşmişti. Ovanın ortasına zarlar atılmış gibi birkaç küp serpilmişti. Ne var ki. görünüş harikuladeydi. Faşist ya da Cumhuriyetçi. asker. bir fotoğraf negatifine benzerdi. Mart ayında Huesca çevresinde yoğun çarpışmalar başladı. P. Çok uzakta. İspanya'da geçirdiğim tüm o zaman boyunca çok az çarpışma gördüğümü söylemeliyim.' lu olan küçük bir ileri karakol. Haziran'da. Ekim başlarında.M. Kuşkusuz. devriye gezmek. çok sık ağır makinalı tüfek ateşi altında kalıyordum. Nöbet tutmak. karın hiçbir zaman erimediği heybetli doruklarıyla Pireneler havada yüzer gibi görünüyordu. Anarşistler kırınızı ve siyah. durgun savaş halinin karışık can sıkıntısı ve rahatsızlığıydı. 37 . Pek seyrek olarak da. Normal olarak savaşın dehşet verici yanları diye düşünülebilecek şeylerin çok azı başıma geldi. geniş çaplı bir harekâtı olanaksız kılmış. genellikle güvenli sayılırdı. tuhaf bir biçimde. siper kazmak. bir çeşit saksağanla. (Bir keresi yetti de. saatin akrebinin yediyi gösterdiği yönde. Bir şehir kâtibinin hayatı kadar olaysız ve neredeyse bir o kadar düzenli bir hayat. Arasıra görülebilen kuşlar. Ocak ile Mart'ın sonlarına kadar hemen hemen hiçbir şey olmadı. Böylesine bir savaşın sonunun gelmeyişi! Daha önce.O.U. bu. Bir ileri. ve P.M. Her dağ tepesinin birlikler tarafından işgal edildiğini. Sağımızda. Hiçbir uçak yakınlarımda bir yere bomba atmadı. Teruel'deki çarpışma bir yana.O.S. ama ben bu olaydan önce yaralanmış ve saf dışı olmuştum. kırmızı. sivri noktalarının üstünde birçok küçük Faşist karakollarının benek benek yayıldığı mahmuz gibi bir tepenin karşısında da bir P. eğer her mevzide bir bayrak sallanmasa. pejmürde ve pis adamlardan bir küme. Her tepede. Faşistler genellikle kralcı bayrağı (kırmızı sarı . Ocak'tan Mayıs'a kadar Aragon cephesindeydim. İki ordunun da asıl uğraşısı ısınmaya çalışmaktı. Sırası gelmişken.U. bu yüzden çevreye boş konserve kutularının karmakarışık saçıldığını ve herşe-yin bokla kaplandığını unutabilseydiniz. Huesca'da bile_ insan bir parça ihtiyatlı davranırsa. Sık sık. Huesca'ya karşı bir tek gün içinde binlerce insanın öldüğü feci bir saldırı yapıldı. Sağımızda. Hayatımda kuşların bu kadar az olduğu başka bir ülke gördüğümü sanmıyorum. siper kazmak. nöbet tutmak. biçimleri kar yüzünden günden güne değişen daha başka tepeler vardı..

mevzimizi hallaç pamuğu gibi ata-bilirlermiş gibi geliyordu bana. Bu dönemde. dışarısı çok soğuk ve kaybolmak çok kolaydı. bu çocuklar cephe gerisinde hafif işlerde kullanılıyorlardı. Benim kesimin fırlama oğlanları ancak ayaklarından çekip sürüklenerek sığmaktan çıkartabiliyorlar ve daha sırtımızı döner dönmez. Tepenizde serseri kurşunlar kuşlar gibi ötüşerek uçuşurken. «şaka» diye sığınağın ateşine bir el bombası attığını hatırlarım. devriyeler gönderiliyordu. hemen hep Faşistler'in bölgesinden göçmen olarak gelen ve bakılsınlar diye en kolayından milis kaydedilen onbir oniki yaşlarında çocuklara rastlıyordunuz. «siyasî almayan» ve aşağı yukarı olağan kurallara göre örgütlenen. Cepheye varır varmaz onbaşı. Katalonya milis güçleri hâlâ savaşın başındaki esaslar üzerindeydiler. aslında hepsi birer siyasî örgüt olan çeşitli sendikalar ve siyasî partiler tarafından toplanmışlardı. Devriyelik hiç makbul bir iş değildi. Dahası var. Bu yaştaki çocuklar asla cephe hattında kullanılmamalıydılar. beni fena halde telâşlandırarak birçoğunun tepeden aşağı. Kocaman pürüzlü uçurumlarda patika ya da dağ yolu cinsinden hiçbir şey yoktu. çatırdayan çalılar ve takırdayan kireçtaşları arasında gürültüsüz ilerlemek çok güçtü. Bayrağı alıp mev-ziye götürdüm— insafsızca yırtıp temizlik bezi olarak kullandılar. onların deyişiyle cobo olmuştum . Milis gücünde sık sık. parti milis güçleri ilkece bununla birleştirilmişlerdi.ön iki kişilik bir muhafız mangasının 38 komutanı. karakolu bırakıp sığınağa süzülüyorlardı. hava tabancaları kuşanmış yirmi erkek izci ya da oyun labutları ile silâhlanmış yirmi kız izci. Faşistler'in içeride konuştuklarını ve şarkı söylediklerini işitebiliyordum. tüm 39 . Korkudan. Küçük bir canavarın. Saklandığım fidanın arkasında önceki çarpışmaların bir sürü yadigârı ile karşılaştım —bir yığın boş fişek kovanı. gürültüsüzce tüfeğimi kurmaya çalıştım. geceleri mevzide gereği gibi nöbet tutturmak hemen neredeyse olanaksızdı. özellikle ilk başta. korkunç soğuğa rağmen siperin duvarına dayanıp derin bir uykuya bile dalıyorlardı. eğitilmemiş bir güruhtu. Kuş uçuşu ile en yakın Faşist karakolu bizimkinden yediyüz metre uzaklıktaydı. Centuria. Faşist hatlarına giden yolu ancak üçüncü yada dördüncü girişimde bulabildim. Fakat uzun zaman. ne kadar istersem o kadar sık devriye çıkmak için izin alabileceğimi keşfettim. ense yapılacak bir İşe hiç benzemiyordu. Cobo'luk. bazı geceler. Çünkü. seslerini dinlemek için dikenli telin oraya doğru süründüm. Bu tepelerin yamaçlarında. Sonra.Geceleri ve sisli havalarda vadiye. ama tek geçilebilir yoldan giderseniz bir buçuk mil tutuyordu. Bazen bütün gün boyunca devam eden ve tepelerin doruğuna yapışıp vadileri açıkta bırakan yoğun sis geceden daha iyiydi. ama bazen cephe hattına kaymayı becererek hepimiz için ortak bir tehlike oluşturuyorlardı. düşman fazla atılgan değildi. Bereket. ancak birbirini izleyen seyahatler yaparak ve her keresinde yeni işaretlere dikkat ederek bulabilirdiniz. milis güçleri. Aslına bakarsanız. Monte Pocero'da onbeş yaşından küçük kimsenin bulunduğunu sanmıyorum ama yaş ortalaması kesinlikle yirmiden aşağıydı. Kural olarak. az bir zaman sonra. karanlık vadilerde başıboş dolaşmak oldukça eğlenceliydi. Franco'nun başkaldırısının ilk günlerinde. Her nedense başka yöne gittiler ve benim görüş alanıma girmediler. Başlangıçta. Ve çok uzun bir süre böyle kaldılar. siper savaşının ayrılmaz bir parçası olan uykusuzluğa dayanamıyorlardı. Çok yoğun bir sis vardı. Faşist hatlarının yakınlarında kaplumbağa gibi sürünmek zorunda idiniz. bana doğru geldiklerini duydum. birdenbire çok küçük görünüveren bir fidanın arkasına sindim. bizimle Faşistler' in arasına. Halk 'Ordusu kurulduğunda. üstünde mermi deliği olan bir deri kasket ve besbelli bizimkilerden kalma bir kırmızı bayrak. Milisler merkezî hükümete olduğu kadar kendi partilerine de bağlıydılar. yolun girdisini çıktısını. çoğu yirmisinin altında oğlan çocuklarından oluşan. 1937 başlarında.

Uygulamada. ama olağan anlamında askerî rütbe hiç yoktu: ne unvan. halihazırdaki şartlar altında milis güçleri olduklarından daha iyi olamazlardı. Milis güçlerinde. Teorik olarak bir milis birliği. bunun yanısıra anlaşılan ikinci şey de şuydu. Fakat itiraf etmeliyim. aynı yemeği yiyor. Generalden ere kadar herkes aynı parayı alıyor. bal gibi de «yürüyor». Tümen komutanından. subay ve erler arasında sosyal eşitlikti. ilk önce yoldaşlık adına ısrar edilirdi. ama gerçekte uzun vadede. ne topuk çarpma. zorunlu askerliğe dayanan 41 . teorik olarak. böyle birşey yapabiliyordunuz ve hiç kimse bunu tuhaf bulmuyordu. bir emir verdiğiniz zaman. milisleri oldukları yerde tutacak sı nıf sadâkatindan başka hiçbir güç yoktu. Halk Ordusu geride yetiştirilirken. bir adamı kışla avlusunda talim ettire ettire robota çevirmek de zaman alır. Sonraları. subaylar erlere «Yoldaş» dediği için değil. Ocak ayında bir düzine acemi askeri eğiteyim derken az kalsın saçlarım ağarıyordu. gönüllüdür. ensesine tokat atıp bir sigara almak isteseniz. milis güçlerini yermek. bir çeşit sınıfsız toplum modeli oluşturmaya kalkmışlardı. üstelik. kısa bir süre. ama şimdiye kadar gördüğümden ya da savaş zamanında olabileceğini düşündüğümden çok fazla eşitlik vardı. demokratik devrimci tipi disiplin umulabileceğinden daha güvenlidir. en azından. Aragon cephesine. ne de selâm verme. Milis güçlerinin savaş alanında kalması bile «devrimci» disiplinin kuvvetinin bir kanıtıdır. 1 937 Haziranı'na kadar. acemi birlikler her zaman disiplinsiz 40 güruhtur da ondan. İnsanı yönetmekte hiç tecrübesi olmayan kuşkucu kişiler hemencecik bu usulün «yürümeyeceğini söylerler. önemsiz sayıda yeni Halk Ordusu birlikleri ulaşabildi. En kötü milis kıtalarındaki disiplin bile zaman ilerledikçe gözle görülür bir biçimde düzeldi. Mayıs'ta ise. bir yoldaştan bir başka yoldaşa veriyordunuz. akla da aykırıydı bu. halbuki.değişiklikler yalnız kâğıt üstünde kaldı. Tabiatıyla katıksız bir eşitlik söz konusu değildi. bu arada milis sistemi de değişmeden kaldı. Franco'ya karşı hiçbir zaman direnilemezdi. döner dolaşır gelir korkuya dayanır. geçici olarak işleyecek. ve herkes tam bir eşitlikle kaynaşmıştı. Normal askerî cezalar vardı ama ancak çok ciddî durumlarda uygulanıyordu. Eğer erin biri emre uymayı reddederse ona hemen ceza verilmez. (Milis güçlerinin yerini alan Halk Ordusu. mekanize bir ordu yerden bitmez ve Hükümet. aynı elbiseleri giyiyordu. dolayısıyla da yetişme ve silâh yetersizliğinden ileri gelen hataların eşitlikçi sistemin sonucu olduğunu iddia etmek moda oldu. Ateş altına gireli daha beş ay olmuştu ki. Milis gücüsistemini aşağılayan gazeteciler. bu iki tip arasında bir yerdeydi. Gerçekten. Sınıf sadâkati esasına dayanır. Tek tek asker kaçakları kurşuna dizilebilirdi —ara sıra kurşuna diziliyordu da— ama. burjuvaların askerliği zorunlu olan ordularında disiplin. Dünya yüzünde böyle bir tip ordu ile nasıl savaş kazanıl abilirdi ki? O sırada zaten herkesin söylediği de buydu. Modern. «Devrimci» disiplin siyasal bilince clayanır -neden emirlere uyulması gerektiğinin anlaşılmasına: bu anlayışı yaymak zaman aldığı gibi. Subay ve astsubay ayırımı vardı. emre itaat konusunda ya da tehlikeli bir görev için gönüllü bulmakta en ufak bir güçlüğe uğramadım. bunu üstten asta değil. Bu sistemin temel noktası. milis güçlerinin cephe hattını tutmak zorunda kaldıklarını pek hatırlamazlar. Aynı şartlar altında. Çünkü. milis güçlerinde bir an bile hoş görülemezdi. demokrasiydi. İşçi ordusunda disiplin. ama. Emirlere itaat gereği anlaşılmıştı ama. cephe hattında işlerin ne halde olduğunu ilk görüşümde dehşet içinde kaldım. yetiştirilmiş birlikler emrine hazır olana kadar beklemiş olsaydı. İngiliz-İspanyol karışık otuz kadar adama teğmen vekili olarak kumanda ediyordum. bin kişi biraraya gelip cepheyi bırakmaya karar vermiş olsalardı. doğru olmakla birlikte. ne rozet. onları hiçbir güç durduramazdı. hiyerarşi değil. yeni toplanmış bir milis birliği disiplinsiz bir güruhtu. ta Haziran'a kadar.) Olağan ordularda sürüp giden zorbalık ve horlama. Çünkü.

dengenizi korumanız imkânsız oluyordu. Buzlu bir gece. Bu arada. Kafamda İngiliz Ordusu'nun ilkeleri vardı. Buna rağmen soğuktan tir tir titriyordum. bir fanila gömlek. Yemek yemediğimiz. P. Fakat şartlar göz önünde tutulursa. daha iyi idiler. inanın bana. çoğu kez yirmi yardalık bir yerde altı kere düşmüşümdür. üstelik düşmek. postallar. Yakacak odun gerçekten önemli bir sorundu . nöbet tutmadığımız ya da angarya iş görmediğimiz zamanlar. Üstümde kalın bir iç fanilâsı ve don.O. Bir insan bedeninin taşıyabileceği giyecek miktarını göstermesi bakımından hayli ilginç. iki kazak bir yünlü ceket. kış ortasındaydık. ama cephe hattını da tuttular. bunlardan ikisi de hayli kesin bir olasılıkla. sönüp gidiyordu.işin en can alıcı noktası da. bektaşi üzümünden da43 . vadide yakacak topluyorduk. İspanyol milisleriyse kesinlikle İngiliz Ordusu'na uymuyordu. genel eğitim noksanlığı. postallar. Fakat itiraf etmeliyim ki. Dağın yamacında yetişen her bitkiyi yanma niteliklerine göre sınıfladık. kaldı ki. Günler boyu.bir ordu —savaş polisi uzaklaştırılmışa— çoktan eriyip kaybolurdu. yine milislerin çoğunda ancak bir tane battaniye bulunuyordu.M. siperin içine sıvı gibi doluyor ve insanın kemiklerine işliyormuş hissini veriyordu. bir boyun atkısı. Yakacak arama hevesi sonunda hepimizi botanist yaptı. yakacak odunun resmen hiçbir yerde bulunmamasıydı. dolaklar. Bütün bu dönem boyunca günceme ne zaman birşey yazmışsam. bir emre uyulmasını sağlamak için beş dakika tartışmak zorunda olmak beni hem öfkeden kudurttu hem de dehşet içinde bıraktı. yakacak odun sorunundan veya daha doğrusu yakacak odun yokluğundan söz etmediğim yer olmamış. coşkunlukla üstüne atılmaktır. sığınağın ateşini ancak bir saat yanar tutmaya yetecek kadar ıvır zıvır toplayabiliyorlardı. Deniz seviyesinden iki üç bin ayak yüksekte ve. anlatılmaz bir soğuk vardı. fakat. hep yamaçta yürdüğünüz için de. elbiseler. bazen de sis. dola-yısiyle insan parmağından biraz kalın ne varsa çoktan yakılmıştı. tanrı bilir. vahşi biberiye ve karaçalı dalları ateş iyice tutuşunca yanarlardı. onlar da nöbetçiden nöbetçiye devredilmek zorundaydılar. Önceleri ortalıkta görünen karışıklık. gün ortasında bir saatliğine parlıyordu da. uyumadığımız. çeşitli çalı ve otlar ateş yakmak için çok iyiydi ama birkaç dakikada. aylardır soğuktan donan milisler tarafından talan edilmişti. Isı olağanüstü denecek kadar düşük değildi. bat42 taniyeler ve tüfekler hemen baştan aşağı çamura bulanıyordu. mevzinin gerisinde. insana çok soğukmuş gibi geliyordu.U. hava gerçekten çok soğuk değil idiyse bile. pek az zafer kazandılar. iki saat durmadan yakacak arayan üç kişi. tüfek tetiğinin çamurdan tıkanıp sıkışmasına yol açtığı için tehlikeliydi de. Bizim sefil dağımız en iyi zamanında bile ağaç ve ottan yoksundu. Karanlık gecelerde. Kireçtaşının üstündeki çok ince toprak tabakası hemen yağ gibi kayganlaşıyor. ben soğuğa karşı olağanüstü hassasımdır. sağlam bir trençkot. üzerimdeki giyeceklerin bir listesini yaptım. ama adamların çoğu korkunç giyimsizdi. sadece oniki tane kaput vardı. Çoğu kez kış güneşi. milisinde dört beş ay içinde sadece dört kişinin kaçtığını duydum. tek tük asker kaçakları bile görülmüyordu. birçok geceler hava dona bile çekmiyordu. müflonlu deri eldivenler ve yün başlık vardı. insanın beklemeye hakkı olabileceğinden. bir domuz derisi ceket. Ben taşıyabildiğim kadar bir sürü kalın elbise getirmiştim. Sık sık yağmur yağıyor ve çeyrek saatlik yağmur bile şartlan büsbütün dayanılmaz bir hale getirmeye yetiyordu. Yüz kişilik bütün garnizonda. milise bilgi edinmek için kaydolmuş casuslardı. kalın çoraplar. Halbuki milisler. Bazen insanı tir tir titreten rüzgârlar kasketinizi başınızdan çekip alıyor ve saçınızı her yönde karıştırıyordu. pamuklu kadifeden golf pantolon. yakacak odun sorunu devam ediyordu -hep yakacak odun. Bu zamana ilişkin tüm anılarım. neredeyse dimdik yamaçlarda insanın postallarını param parça eden çentikli ki-reçtaşının üstünde bir aşağı bir yukarı inip çıkmak ve minik bir dal görünce.

Bu su. Sonradan kibrit ve mum kıtlığı hayatı çekilmez hale getirdi. Zaten bir gün yıkanıp bir gün traş oluyordum.» diyordu. Yiyeceğimiz gibi suyumuz da katır sırtında Alcubierre' den geliyor. Faşist makineli tüfekçiler sizi görürlerse hemen koca bir şarjör dolusu fişeği üstünüze boşaltırlardı. bir ışık yakabilmek hayatla ölüm kadar büyük fark yapabiliyordu. Etrafta bit olabilmesi için hava henüz çok soğuk44 tu. sığmakta herkes tüfeğini kapışır ve telâşla başkalarının suratına basarken. yalnız alevsiz yanıyordu. Ama kurşunlar bazen çok rahatsız edici bir yakınlıkta kireçtaşını çatlatır ve yontarlardı. işte o zaman kendinizi hemen yüzüstü yere atardınız. durmadan neden hücum etmemize izin verilmediğini öğrenmek için gürültü patırdı ediyorlardı. Örneğin. tüfeğinden sonra bir milisin en önemli malıydı. Sigara hâlâ günde bir paket dağıtılıyor. Genellikle yükseğe nişan alıyorlardı ve mermiler insanın başının üstünde kuşlar gibi şakıyordu. Başka ihtiyaçlar bakımından çok kötü durumda sayılmazdık. ben de beraberimde birkaç libre mum getirmiştim. Kav çakmağının en büyük avantajı rüzgârda çakılabilmesiydi. barikatın küçük kapalı arazisinin dışında heryer kazurat doluydu. «Bu savaş değil. Her sığınağa günde üç parmak uzunluğunda mum veriliyordu bu da ancak yirmi dakika yanıyordu. sıçan ve farenin aynı yerde olmayacağı seylenir. oraya gitmek için de ateş hattından geçmek gerekti. Ama pislik beni asla tasalandırmadı. yeteri kadar yiyecek olursa. hiç zorluk çekmeden elbise ile uyumaya da. ikisine birden yetecek kadar su hiçbir zaman olmazdı. Hep. herkes bir saldırı anında hemen ortaya çıkabilecek biçimde hazır olmak zorundaydı. Bir iki gün içinde. Fakat besbelli. eğer buna savaş diyebilirseniz tabii. Belli aralıklarla tekrarlanan teftiş turlarında Georges Kopp bizimle çok açık konuşuyor. Soğuğun yanında öbür rahatsızlıklar çok önemsiz görünüyordu. Bizim yaşadığımız olağanüstü bir hayattı. Noel pastasının üstündekiler gibi. sütten biraz daha berrakça berbat bir-şeydi ve teorik olarak yalnız içmek içindi. Seksen gecenin ancak üçünde soyunup yattım. Pislik halkın üzerinde lüzumsuz yere gürültü kopardıkları bir-şeydir. Mevzi iğrenç bir şekilde pis kokuyordu. Ne var ki. ara sıra bir insanın ölüverdiği bir komik opera. bir gece alarmında. Yetecek kadar yiyecek ve bol şarap vardı. düşman başlatmadıkça. yalnızca mevzinin solundaki tepenin doruğunda yetişiyordu. alev elde etmek için tek çıkar yolumuz. bunlar.ha küçük olan bodur meşe ağacı ise hiç yanmıyordu. Kibrit kıtlığı had safhaya vardığında. ama yedek birliklerin yokluğunun büs45 . İnsan böyle şeylerin yokluğunu hissetmeden önemini kavrıyamıyor. merminin çekirdeğini çıkarmak ve kav çakmağı ile barutu tutuşturmak oldu. Milislerin bazısı siperde abdest bozmayı âdet edinmişlerdi. daha uzunca bir süre çarpışma olmayacaktı. adam başına günde bir çeyrek galon düşüyordu. dolayısıyle ateş yakmaya hiçbir faydası yoktu. ben sabahları yıkanmak için hep bir matra dolusu aşırıyor-dum. ama arasıra gündüzleri elbiselerimi çıkarmayı beceriyordum. Kuşkusuz. Herkesin kiliselerden yağma edildiğini tahmin ettiği bu mumlar. İnsanın mendilsizliğe ve içinde yıkandığı teneke tavadan yemek yemeğe ne kadar çabuk alıştığına şaşarsınız. Bütün milisler hareketsizliğe sinirleniyor. Bir çeşit kurumuş kamış ilk başta ateşi yakarken çok iyiydi. ama gelin görün ki. O sırada henüz mum satın alınabiliyordu. savaşta oluşun da olağanüstü bir tarzıydı. Bunlar. Şüphesiz hepimiz devamlı olarak pistik. hattâ mum bile veriliyordu. Her milis kav çakmağı ve birkaç yarda sarı fitil sahibiydi. insan karanlıkta yürümek zorunda kalınca iğrenç şeyler oluyordu. gün aşırı kibrit. Aragon cephesindeki durgunluğun o sırada benim hiç bilmediğim siyasî sebepleri vardı. insanın gece elbiselerini ve postallarını çıkarması olanaksızdı. Aslında. bal gibi bulunuyor. ama sıçan da fare de bol bol bulunuyordu. gayet inceydi. Böyle olmasına rağmen yine kamış toplamaya giderdiniz. çünkü hiçbir şey yakacaktan daha önemli değildi.

Dahası var. Fakat uygulamada.birincisi uzun Mauser'ûi. üstelik. bu gerçekte bir süvari silâhıydı. nispeten daha yeniydiler ve işe yarar görünüyorlardı. şarjörleri olmadığı için tek seferde ancak bir atım ateş edilebiliyordu. hemen tümü hiç bir işe yaramazdı. Ne madenî miğferimiz. diyelim dört yüz yarda ötede sipere gömmek. Fakat bizim tarafta. Aşağı yukarı elli kişiye bir makineli tüfek düşüyordu. Arada sırada Faşistler Zaragoza'dan bir iki top getirmeyi beceriyor ve birkaç mermi atıyorlardı -bunlar da öylesine azdı ki. berbat şeyin sıkışmasından çok korkardım ve işe yarayabilecek bir atımlık fişeği saklamaya da fazlasıyla meraklıydım. Bizim ve Faşistler'in cephe hattı. o anî tehlike geldiğinde tüfeğimi pek ateşleyemedim. Silâhlarımızın kötülüğü ayrıntılarını kaydetmeye değecek kadar şaşırtıcıydı. hiçbir sürgü üstündeki tüfeğe ait değildi ve tüfek en iyi cinsten bile olsa. Bu bahsettiğim silâhlar. en başta ülkenin doğal durumu geliyordu. dörtte üçü beş atıştan sonra tutukluk yapıyordu.bütün dışındaki salt askerî güçlüklerin herkes farkındaydı. cepheye her yeni gelene ancak. taban47 . ama bu yalnız esirlerden ve bizim tarafa kaçanlardan elde edildiği için pek bulunmuyordu. hem de ne büyük bir iştiyakla— isterdim. gezle arpacığı kırık bir sürat ölçme aleti ne kadar işe yararsa o kadar işe yarıyordu ve çoğunun yiviseti ümitsizce paslanmıştı. çoğu son derece kötü. ama dehşet isabetsiz atışlar yapıyorlardı. kolay taşındıkları ve siperde daha az rahatsızlık verdikleri için beğeniliyordu. kural olarak yalnız tek yandan yaklaşılabilen. ya hareketsizlik ya da intihardan ibarettir. bir modern orduya bizden daha çok benzerdi. Cephe hattının bu kesiminde bütün topçu gücü. birkaç top bataryası olmasını —oh. Winchester tüfekleri vardı. her nasılsa.ama topçu yoktu. Cephane o kadar azdı ki. İnsan çekiçle fındık kırar gibi kolaylıkla düşman mevzilerini birbiri arkasına yok edebilirdi. Makineli tüfeğe karşı top olmadan ancak üç şey yapabilirsiniz: kendinizi güvenceli bir uzaklıkta. İngiltere'de herhangi bir özel okulun askerlik kampındaki yedek subay taburu bile. Bir de. hiçbiri hedefini bulmuyor ve gülleler bir işe yaramadan boş uçurumlara dalıyordu. Acil zamanlarda kullanmak için hep cebimde Alman ya da Meksika mermisi dolu bir şarjör saklardım. piyade askeri ile ele geçirilemezdi. ezici sayıda olmadıkça. Ayrı ayrı silâhlardan çıkarılıp yeniden birleştirilen parçalardan yapılmışlardı. Sonra bir de kısa Mauser veya mousçueton vardı ki. Almaşıklar hemen hemen. Üç tip tüfek kullanılıyordu . gerçi bunlar eskiydi. yalnızca tüfeklerimiz vardı. Tabii bu mermiler ateşlenemeye46 cek kadar çok kıymetli idiler ve havan topları Alcubierre'de tutuluyordu. top falan yoktu. on tüfekte biri fena sayılmazdı. Tepelerin doruğunda tüneklemiş halimizle nefis topçu hedefleri olabilirdik . uçsuz bucaksız doğal bir sağlamlık içinde uzanıyordu. Bizim mevzimizde ve etrafımızdaki mevzilerin çoğunda. açıklıkta ilerlemek ve kalbura dönmek ya da genel durumu değiştirmeyecek küçük ölçüde gece hücumları yapmak. her cinsten savaş malzemesi noksandı. ne süngümüz vardı. bir taburu asla yaklaştırmayabilirdi. en iyi tüfeklerde bile sıkışıklık yapıyordu. elli atımlık fişek veriliyordu. Bir kere. Gerçekte. Meksika fişekleri daha iyiydi. Birkaç siperin kazılmış olması şartıyla bu gibi yerler. Bunları kullanmak zevkliydi. ama üç yüz dört yüz yardalık bir uzaklıkta oldukça isabetliydiler. İspanyol fişeklerinin hepsi yeniden doldurmaydı. En iyisi tabiî Alman yapısı cephane idi. çoğu da hurda demirdi. herbir silâh için onbeş atım mermisi bulunan dört havan topundan oluşmuştu. iki makineli tüfek ve bir düzine adam. Milislerin o sırada ne kadar kötü silâhlanmış olduklarını kavrayabilmek büyük bir çaba ister. bu yüzden makineli tüfek için saklanıyordu. Bunlar çok ender olarak yirmi yaşından genç çıkıyordu. Bazen çevredeki manzaraya dikkatle bakar. Bunların ötesinde.

Bu bombalar için «tarafsız» deniyordu. işaret fişeği. Kuşkusuz. ama bu harbi her zaman eğri büğrü olduğu için. Bir gece. onun uzun bir pirinçten harbisi vardı. Tüfek yağı bile yoktu. uzaklık ölçü aleti. 48 Zaman geçtikçe ve düzensiz tüfek ateşi tepeler arasında çatırdadıkça. acaba herhangi bir şey. bir yerden ele geçirebilirseniz tabii. almak isteseniz Barselona'dan yakında bulamazdınız. belki daha ilkel ama daha az tehlikeli olanları— bombayı atan için demek istiyorum. Şeriti kopardığınızda bombadan mümkün olan en yüksek hızla kurtuluyordunuz. «F. bazı milislerin elindeki bir iki tane dışında çiftli dürbün. Bir keresinde.savaşın ilk yıllarında Anarşistler tarafından imal edilmişti. tel kesici. Hiçbir şey bir İspanyol'u. İspanya'nın bu zamana kadar tümüyle haritası çıkarılmamıştı. Siperler birbirinden beşyüz yardadan fazla uzaktaysa. O sırada kullanılan elbombası. periskop. Bazılarının. kaç kere hayatımı kurtarmıştır. şu şaşı gözlü savaşa bir canlılık ya da olay getirecek mi diye.camız da pek azdı. nöbetçinin biri yirmi yarda uzaktan bana ateş etti. cephenin bizim bütün kesimimiz boyunca cep feneri diye bir nesne yoktu. ha!» dedim.A. arada bazı kayıplar oluyordu. Tüfeğinizi zeytinyağı ile temizliyordunuz. Ayrıca. geri dönerken bir çalıya takılıp tökezledim. dipçik hafifçe toprağa vurulduğunda ateş almak gibi iğrenç bir huyu vardı. çünkü hem bombayı atanı hem de kendisine bomba atılanı öldürüyordu. ama muhtemelen. İspanyollar temizleme tıkacı denen şeyin adını hiç duymamışa benziyorlardı. Faşistler geliyor diye bağırmaya başladı. namlunun içindeki set ve yivi ka-zırdı. ateş etmeyiz. ama bir yarda ile kaçırdı . mermiler zarar vermeden üzerimden uçtular. Yanlış hatırlamıyorsam. zatürre idi. bizim bulunduğumuz araziyi gösterenler eski askerî haritalardı —onların da hemen hepsi Faşistlerin elindeydi. silâh tamir takımlarından hiçbiri yoktu— temizlik malzemesi bile zor bulunuyordu.I. ben bir tane yapınca pek şaşırdılar. Tabii derhal yere yattım. beş ya da on kişiye de bir el bombası düşüyordu. Daha başka çeşitler de vardı. hiç kimse vurulmaz. fener ya da cep feneri de yoktu— sanıyorum bu sırada. hiç haritamız ya da krokimiz yoktu. siste devriye çıkmış ve mevziden ayrılmadan önce muhafız komutanına tenbih etmiştim. Mills bombası ilkesine göre yapılmıştı. merak etmeye başladım. Atılmaya değecek bir bomba gördüğümde Mayıs ayını bulmuştuk. gittikçe artan bir kuşkuyla. Silâhlar bir yana. Barcelona'da bile binbir güçlükle. birkaç makineli tüfekçinin silâhlarını bana doğrultmuş bir şekilde resimlerini çekiyordum. kaza hariç. akşam karanlığı daha yeni çökmüşken. Ben de muhafız komutanının benden tarafa hepbirden çabucak ateş açılması için emir verdiğini duymak zevkini tattım. Başka bir keresinde. ateşli silâhların tehlikeli olduğuna inandıramaz. kaza ya da dikkatsizlik yüzünden. yarı şaka yollu. «Ateş etmeyin. Fakat. ama emniyet düzeni bir pimle değil bir parça şeritle tutturulmuştu. hattâ domuz yağı ile yağlamak zorunda kaldım. bombası» diye bilinen korkunç bir nesneydi . bu yüzden kendi elini yaralayan bir adam gördüm. Örneğin. bu sonuncudan hayli zaman sonra. Makineyi ayarlarken. Bizim karşısında savaştığımız düşman değil. birçok kez tüfeğimi vazelin. «Oh hayır. Bizim aşınmış tüfeklerimiz kendi başlarına birer tehlike idiler. teleskop. yağlı krem. Dahası var. Ayrıca acemi askerler karanlıkta durmadan birbirlerine ateş ediyorlardı.» Hemen akabinde korkunç bir gürleme oldu ve bir 49 . İspanya'da gördüğüm ilk beş yaralı. hiç değilse genç bir İspanyol'u. bulunabilirdi. ürken nöbetçi.kasten demiyorum. kendi silâhları ile yaralanmışlardı . ama bunların büyük çoğunluğu durdukları yerde kendi kendilerine zarar veriyorlardı. Tüfeğinizi temizlemek istediğiniz zaman çavuşa götürüyordunuz. bir sürü ufak tefek zorunlu savaş gereçleri çok zor bulunuyordu.İspanyol nişancılığının bu düzeyde olması tanrı bilir.

Alcubierre yolunun kıvrımında bir P. bunun valiente ile aynı anlama geldiğini söyledim. mevzi. yanağım dumansız barut kırıntılarıyla kavruldu. Güm! Nasıl oldu ise. Williams'ın kayınbiraderi) dahil olmak üzere hepimiz otuz kişi kadardık. ince bir ışık çizgisi halinde Zaragoza'nın kendisi seçilebi-lıyordu.C. herkes herkesi ıskalıyordu. nöbetçi isabet ettiremedi. tepelerin doruklarında iki tane daha P. «Eroica . Burası tam yolun el değiştirdiği yerdi. mevzii vardı. Bob Smillie idi. bu mevzii öbür birliklerin askerlerinin gitmelerine izin verilen sınırların ötesine çıkarmak gerekmişti. Muhtemelen takımın en iyisi. doğru şeyi söylediğinden çok emindi. biri söylendi mi öteki ile karşılık verilmesi gereken usandırıcı çifte parolalardı. Bu hanımlar öyle pek aman aman güzel değildiler. Jaime Domenech. maden işçileri sendikalarının meşhur liderinin torunu. Jaime karanlıkta siperin üstünde tökezliyordu ki.S. Bunlar toprağın altında şaşılacak kadar uzaklara gidiyordu. apışmış bir halde bu sözü açıklamamı istedi. yine de. Oniki mil güneybatıda ise. karakolu vardı. bir geminin aydınlatılmış lombozları gibi. sonunda katır sürücüsünün ciğerine tam beş kurşun yerleştirmişti. hem fizik hem zihin yönünden olağanüstü iyi bir gruptu. 1936 Ağustosu'ndan beri şehri bu uzaklıktan gözlemişlerdi. Beş-yüz yarda sağımızda. Cultura-progreso ya da Seremos-invencibles gibi coşturucu ve devrimci nitelikteydiler.M.'nin (Bağımsız İşçi Partisi'nin) gönderdiği 50 yirmi ya da otuz kişi Alcubierre'ye vardılar. insanî sınırlar içinde mümkün oldukça. Oysa.U.U. Yeni mevzimiz birkaç mil daha batıda. kum kırlangıcı yuvaları gibi yarın içinde dikeyine oyulmuş sığınaklarıyla. Biraz sonra. Genellikle. yemek pişiren üç hatun kişi yüzünden her milis askeri için son derece çekiciydi. Hatırlıyorum bir gece. Hükümet birlikleri. Bu savaşta. bunlardan biri. dizüstü bile gidemezdiniz. Geceleyin. parola Cataluna-eroica idi. öylesine alçaktılar ki ayakta durmak bir yana. İngiltere'den I. içleri zifirî karanlıktı.P. İngiliz ve İspanyollar'ın devamlı 51 . Bir çeşit usturanın tersine benzeyen. sonradan kötü ve anlamsız bir biçimde Valencia'da öldü. Monte Oseuro'da ve Zaragoza'dan görülebilecek bir yerdeydi. 4 Cepheye geleli yaklaşık üç hafta olmuştu. Dil güçlüğüne rağmen.eroica ne demek?» Ona. kireçtaşının üstüne tüneklemişti. ablak yüzlü bir köylü delikanlısı. bu arkadaşlar bir katır sürücüsünün kaza kurşunu ile vurulduğunu göreli daha birkaç gün olmuştu: otomatik tabanca ile oyun oynayan bir siyasî delege. Burada. nöbetçi bağırarak parola sordu : • «Alto! Cataluna!» «Valiente!» diye bağırdı Jaime. bana yaklaştı. hem bizim Alcubierre'den gelen erzak kamyonlarının ışıklarını ve hem de Zaragoza'dan gelen Faşistler'inkini seyredebilirdiniz.O. Sol tarafta. savaş abur cubur kimseleri cezbeder— İngilizler. Bir iki kaçınılmaz başbelâsmın dışında —çünkü herkesin bildiği gibi. Bu önceden tasarlanmış birşey değildi. ama makineli tüfekçiler muazzam bir şaka olarak almışlardı. ve cahil nöbetçilerin sık sık bu tumturaklı sözleri hatırlamaları imkânsız oluyordu.kurşun yağmuru o kadar yakından yüzümü sıyırıp geçti ki. şu. bir düzine de İspanyol makineli tüfekçi vardı. hâlâ da gözlüyorlar-dı. Bunlar.L. bir İspanyol (Ramön. İngilizler'i bu cephede birarada tutabilmek için Williams ve ben o gruba gönderildik. Ordunun bu dönemde kullandığı çetrefil parolalar ikinci dereceden tehlike kaynağı oluyordu.

ispanyol insanının karakteri için çok şey ifade eder. kimbilir soğuktan neler çekmişlerdi!— çünkü. baby». Fakat öyle sabahlar oluyordu ki. Bu sefer sırasında seyrettiğim şafaklar. Geceler her zamankinden daha soğuktu. öbürü ise Barselona'daki orospulann İngiliz denizcileriyle pazarlık ederken kullandıkları bir kelimeydi— korkarım matbaacılar bunu basmazlar. aralarında birkaç Alman astsubayı vardı. mazgallı makineli tüfek yuvası insanı baştan çıkarıyor. Daha önceleri bir zamanlar orada Faslılar da bulunmuştu —fukaracıklar. K. bacaklarınızın dizden aşağısı uyuşmuş olsa. sadece mermilerin rasgele çatırdıları ile. Karşımızdaki birlikler İspanyol'du. dağların doruklarından doğan güneşi seyretmek için sabahın köründe yataktan kalkmaya değerdi. durmaksızın fişek israf etmemize yol açıyordu. Bu. Hem biz hem de Faşistler gün ışığında buraya devriyeler çıkarırdık. ama uzaklık sağlam sekiz yüz metreydi ve bizim tüfeklerle bu menzilden koca bir evi bile vuracağınızdan emin olamazdınız. Fasistler'in tüfek ateşi açmak pek umurlarında değildi ama azıcık kendini gösterene makineli tüfekle gayet isabetli atışlar yapıyorlardı. postallar için çok fena. En yakın mevzileri tam bizim karşımıza düşüyor. Cephe hattı boyunca hâlâ hiçbir şey olmuyordu. hattâ Faşistlerin karargâh olarak kullandıkları. Burada işlerin hepsine yetişemiyorduk. bu da daha uzun nöbetler ve daha fazla yorgunluk demekti. ama soğuk yine devam ediyordu. En durgun bir savaşta dahi kaçınılmaz olan uykusuzluğu çekmeye başlamıştım biraz biraz. İzcilik oynamaya benzeyen bu iş hiç de fena eğlence değildi. hazır-ola geçiliyordu. Dağlardan nefret ederim. alçak uzanan ve sık ağaçlıklı. ve en azından üç saat daha yemek bulamamanın umutsuzluğu ile irkilip somurttuğunuzda bile. on beş gün sonra oldu. Fakat bazen. Düşman bize burada bir dereceye kadar daha yakın. Besbelli bahar geliyordu. umarım. silâhtan arınmış bölgede o çevrenin en görülecek şeylerinden biri. ama asker kaçaklarından öğrendiğimize göre.birarada çok iyi geçindiklerini söylemek. şarapnellerin hangi tepelerde patladığım görmek için herkesi tepedeki sipere koşturan Faşist havan topunun tarrakası vardı. yirmidört saat üstüste hiç 53 . sonra kıpkızıl korların içinde ayakta dururduk. Mamafih. Faşist-ler'e de bize de ait olmayan. bu manzara seyredilmeye değerdi. muhtemelen üç dört yüz yarda ilerdeydi. pek gösterişli olsalar bile. ömrümde daha önce seyrettiklerim bir araya konsa. bazen öğle üzeri güneşli oluyor. Biri «O. Cephe hattındaki ilk üç dört ayımda. onlara tüfekle bir salvo açıp makineli tüfekçiler yerimizi bulmadan siper tümseğinin al52 tına kayıyorduk. Göbeğinizin üstünde sürünerek Faşist hatları arasında kısmen yolunuzu bulabilir. ömrümün geri kalanı boyunca göreceğim şafaklardan da daha çok olacaktır. yine onlardan daha sıktı ya da. mutfak ateşinden arta kalanı bir araya toplar. Bütün gece yatmamış olsanız. ölü bir Faslı'nın cesediydi. toprağa oyulmuş felâket bir delikte ayaklarınız soğuktan titrerken adam gibi uyuyamazdınız. aralıksız gece alarmları veriliyor. Sabahın ilk saatlerinde nöbetten döndüğümüzde. ayaklar içinse çok iyiydi. tepesinde monarşist bayrak dalgalanan çiftlik evini bile görebilirdiniz. Hava çoğunlukla açık ve soğuktu. Arada sırada. çok seyrek olarak da. karanlığı yaran kılıçlar gibi ilk beliren incecik altın ışınlar. ilk kazamız on. seher vakti arkamızdaki dağlarda. ama pek yavaştı bu geliş. sonra büyüyen aydınlık ve insan aklının alamayacağı uzaklıklara yayılan lâl rengi bulutlar denizi oluşuyordu. Bütün bunlar olmasa bile her halükârda. Bütün İspanyol-lar'ın yalnızca iki söz bildiklerini keşfetmiştik. ama birkaç yüz yarda daha yakın bir mesafede hiç Faşist devriyesi görmedim. Bir iki mil solumuzda cephe hattı artık düz bir çizgi biçiminde uzanmıyordu. Etrafta toprağın arasından başını uzatmış susam çiçeklerini ya da yabanî çiğdemlerin yeşil gagalarını bulabilirdiniz. kırlık bir saha uzanıyordu. Nöbet tutma ve devriyelerden ayrı olarak.

Aslında. bu cephede ve savaşın bu döneminde. bu yapılan. Aragon köylüleri katırlarına çok iyi. bazen de bütün gece devam ediyordu. v. Öte yandan. Mum dağıtımı durmuştu. ve baktım ki. onun yerine karşınızdakine bağırıyordunuz. Gerçekten asker kaçakları size cesetten daha çok faydalı olur. küçük bir konserve tenekesi. kendi sınıflarına ihanet ettiklerini v. Her nedense. çünkü bol bilgi verebilirler. gerçek silâh. bu ne kadar çok olursa o kadar iyidir. Bir adamı öldürmek için bin mermi gerek derler. İtiraf edeyim. Bu savaş biçimi o kadar olağan dışı ki. Ortalıkta gerçek bir çarpışma umudu görünmüyordu. kibritler de gittikçe azalıyordu. «Evine dön İngiliz! Burada yabancıları istemiyoruz!» Hükümet tarafından.. (çoğu kere makineli tüfekçiler seçiliyordu bu iş için). ama birisini vurmuş olabileceğime kesinlikle aklım yatmıyor. Düşmanı vurmak yerine kandırmak fikri.uykusuz kaldığım. ancak yanınızda tüfeğinizi arayıp bulmaya yetecek kadar. kendisine aynı oranda zarar vermeden. «Fascistas—maricanesf». megafondu. insanın. hangi açıdan bakılırsa bakılsın. bir mumun dörtte biri kuvvetinde ışık veriyordu. millerce öteden katır sırtında ya da çok eziyet edilen küçük eşeklerle geliyordu. Kuşkusuz. ne demek efendim! Şimdi ise.. pek sık olmuyordu ya. Bütün bunların etkili olduğuna hemen hiç şüphe yoktu. Topçu gücü olmadığı zaman. Hatlar nerede karşılıklı seslenecek kadar yakınsa. bu işin yapıldığını ilk gördüğümde çok şaşırmış ve utanmıştım. Belki de bu. hababam tekrarlanıyor. damla damla artan Faşist asker kaçaklarının. insan gittikçe aptallaşıyor. Düşmanı öldüremeyince. kısmen de olsa haykırma propagandalarının sonucu olduğunda herkes hemfikirdi. çok muhtemelen kendi isteği dışında askere alınmış bir Sosyalist ya da Anarşist sendika üyesi olan zavallı nöbetçi. boş bir mermi şarjörü ve bir çaput parçasından nasıl zeytinyağı lâmbası yapılacağını öğrettiler. düşmanın moralini temelinden çürütmek için bağırarak propaganda yapma işi düzenli bir teknik olarak geliştirilmişti. Bizim taraftan. hem de ne aç! Bütün yiyecekler iyi görünüyordu. Bir eşek yürümemekte direnince. Faşistlerin tarafından: «Viva Espana! Viva Franco!»— ya da karşılarında İngüizler'in de olduğunu öğrendiklerinde. açıklamak gerek.s. tepelerde aşağı yukarı tırmanmak kolaylaşacağına zorlaşıyor. kulübesinde donarken. Bunun etkileri sanıldığı kadar kötü değildi. İspanya'da herkesin en sonunda görünüşünden nefret etmeyi öğrendiği demirbaş kuru fasulye bile. bu hesaba göre benim ilk Faşist'imi öldürmem yirmi sene alacak demekti. ama insan kendini gayet iyi ve devamlı aç hissediyordu . İspanyollar bize. düşmanı vurması son derece güç bir işti. devamlı bir siperden sipere bağırma dalgasıdır gidiyor54 du. Belirli sayıda askeri kaçırtarak hareketten alıkoyabilirdiniz. haklı bir düzendi diye düşünüyorum. Genellikle. neredeyse üç hafta içinde düşmana sadece üç kere ateş etmişim. Tüm uygun mevzilerde askerlere. Faşist askerlere düpedüz milletlerarası kapitalizmin satın alınmış adamları olduklarını. megafonla haykırma nöbeti veriliyordu. Fakat başlangıçta bu durum hepimizin cesa55 . Haftada yirmi otuz saat uyku oldukça normaldi. anlatan devrimci sözlerle dolu önceden hazırlanmış parçalar haykırıyorlardı. bu lâmbalar dumanlı bir alevle. olağan siper savaşında. Bu haykırış. bir düzineden fazla olmadı sanırım. Suyumuz.aman yarab-bi. kulaklarında tekrar tekrar çınlayan «Kendi sınıfına ihanet etme!» sloganı. adam gibi uyuduğum geceler de kesinlikle bir düzineyi geçmez. Bir düşünün. Biraz zeytinyağımız olduğu zaman. böyle bir hareket tarzı İngiliz savaş kavramına sığmazdı. parti milislerinde ise. eşeklerine ise çok kötü davranıyorlardı. herhalde onun üzerinde ergeç bir etki yapar. bizim tarafa kaçmakla kaçmamak arasındaki farkı yaratacak bir etkiydi. hayvanın husyelerini tekmelemek son derece olağandı. Monte Oscuro'da hatlar daha yakın ve ateş daha sıktı. tüfek değil. Monte Pocero'dan ayrıldığımızda fişeklerimi saymıştım.s. o su denilen şey her ne idiyse.

U. Bir iki saat sonra ateş yavaşladı ve giderek söndü. ama çevremizde bir yere isabet etmedi. ne yapayım. «Şimdi burada kızarmış tereyağlı ekmeğin başına oturuyoruz! Kızarmış tereyağlı ekmeğin nefis dilimleri!» Bu arkadaşın tıpkı öbürküler gibi haftalar ve aylardır tereyağı görmediğinden hiç kuşkum yoktu. Bütün olan bitenler arasında acaba kurşun neremi yakacak diye merak ediyorsunuz ve bu vücuda hiç de hoşa gitmeyecek bir hassaslık veriyor. benim bile ağzımın suyu aktıktan sonra. Bütün bunlar olup biterken sadece bir kayıp vermiştik.retini kırdı. bir de üstelik kasten kendilerini teşhir ettiler. Gerçekte Faşistler saldırmıyor. Malağa 'nın düştüğünü bildiriyorlardı. ben de aynısını yapmak zorunda kaldım.C. Mermiler karanlıkta. İspanyollar bu savaşı yeterince ciddiye almıyorlar sandık. Önemsiz olmasına rağmen. devrimci sloganlar yerine. Yalan söylediğini bildiğim halde. yerine havada dönen beyaz parıltılı birşeyler çıktı. Ortalık alabildiğine karanlıktı. namlusu dikilmişti. insan ateş altında iken hep aynı şeyi hissediyor— o dehşet korku insana vurulacağından değil. bana. ama buzlu gecelerde kızarmış tereyağlı ekmeğin haberi pek çok Faşist'in ağzını sulandırmıştır. Vadinin aşağısında solumuzda. gazetelerdeki savaş haberlerini daha bir inanmaz gözle okumayı öğretmesiydi. bu iğrenç fişeklerle hep başıma geldiği gibi. dağın tepesinin ön tarafında bir başka makineli tüfek ateşe başladığında bir an fenalık geçirdim . kural olarak. Tüfeğimi kaptım ve kayarak mevzinin tepesinde makineli tüfeğin yanındaki yerime gittim. Başımızın üstünde yoğun bir kurşun nehri akmaya başladığı ve birisi sığınaktan içeriye «Saldırıya geçtiler!» diye bağırdığında. Besbelli. Birkaç fişek ıslık çalarak geldi. Birkaç tanesi mevzinin içine düştü. bizim koruyucu duvarımızı hallaç pamuğu gibi atmaya kalkışmamışlardı. dehşet korktuğumu utanarak keşfettim. yolu düşen birkaç Faşist uçağı. çevrenizde çatırdayarak vınlayarak uçuşuyordu. şen şakrak gürültü ediyorlardı. Sanırım beş makineli tüfek üstümüze kurşun yağdırıyordu ve Faşistler'in en budalaca bir biçimde kendi koruyucu duvarları üzerine hızla attıkları bombaların marifetiyle bir seri yoğun yıkılmalar 56 oluyordu. benim doğru dürüst ateş altında ilk bulunuşumdu. herkes iyi nişan alabilmek için sırtüstü yattı. uçaktan bomba. Dikkat ettim. sağımızdaki P. makineli tüfek ateşinden korunmak için daireler yaparak uçarlardı. haykırma işini gören arkadaş olağanüstü sanatkârdı. yalnız fişek harcıyor ve Malaga'nm düşüşünü kutluyor. ateş etmek için çok yüksekteydi. Heraîde de Aragon'un. bizim makineli tüfeğin mekanizması sıkıştı ve mili gözgözü görmez karanlıkta kayboldu. Bu. Olağan olarak makineli tüfek açıklığa çekilmiş. Şubat ayında bir gün.aslında bu bize destek olsun diye getirilmişti ama. muhtemelen bir devriye kolunun toprağı kazdığı yerde. Bizden aşağıya doğru. O sırada. Hükûmet'in çıkardığı tayını anlatışı azıcık hayal mahsulü olmaya yatkındı: «Tereyağlı kızarmış ekmek!» ıssız vadide baştan başa yankılanan sesini duyabilirdiniz. ayakta durup vurulmaktan başka yapacak hiçbir şey kalmamıştı. ama güvenli bir uzaklığı muhafaza etmiş. küçük bir grup Faşist'in tüfeklerinin yeşilimsi alevlerinin aydınlığını görebiliyordum. İspanyol makineli tüfekçiler siper almaya bile tenezzül etmediler. Faşistler'e bizim nasıl onlardan daha iyi beslendiğimizi anlatıyordu. Bu sefer uçak dümdüz üstümüze geldi. Bizim kesimde. sayılarıydı. ben tam döşeğime giriyordum. Bizim tecrit edilmiş mevzilerimiz bombalanmaya değmezdi. o anda bana arkadan kuşatılmışız gibi geldi. tecrübe bütünüyle hayli ilgi çekiciydi. üstelik. karakolunda. Çok koyu bir karanlık ve şeytanî bir gürültü vardı. O akşam Faşistler başarısız bir saldırı yaptılar. Faşistler askerden arınmış bölgeye bir çift makineli tüfek sokmuşlardı. Bazen. ve (bu savaşta olağan olduğu üzere) çoğu da patlamadı. Bu olayın en önemli tarafı. gazete57 . Bunlar bir Faşist gazetenin.S. neresinden vurulacağını bileme-yişinden ileri geliyor. yaklaşan bir Faşist uçağı gördük. Bir iki gün sonra.

bazılarının yüz mil boyunca kovalanıp makineli tüfek ateşine tutulduğu. Ancak. Çok kanlı bir saldırı yapılmış ama şehir düşmemişti. İspanyol İç Savaşı siyasî bir savaştı. Sürüp giden bir savaş olduğunu biliyordum. zihnimde yer ediyordu. 58 5 Mart sonlarına gelinceye kadar Huesca'nm doğu tarafında hiçbir şey olmadı —hemen hemen hiçbir şey. Ve neyin uğruna savaştığımı sorsaydmız. Hükümet birliklerine komuta eden general neşeyle şöyle demişti: «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» Nasıl olduysa. parıldıyordu. Bu kesimdeki bütün P. Bana milis gücüne neden katıldığımı sorsay-dmız. en azından. News Chronicle gazetesiyle New 59 . Savaşın ilk yılındaki hiçbir olay. biçare sivil halk üstüne yağdığı. «Faşizme karşı döğüşmek için» diye cevap verirdim. Herşey bir yana.ler ve radyo. ihanetten ve bölünmüş gayelerden söz edildiğini işitiyordum. Şubat ayının ortasında Monte Oscuro'dan ayrıldık. nasıl şehri terkeden birlikler üstüne değil de. O günden sonra «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» sözü bütün orduda en çok tutulan şaka oluverdi.U. üstelik habersizdim de. Bu düşüşün yüz kızartıcı öyküsü. siyasî duruma karşı yalnızca ilgisiz değil. bunlardan bazılarını ilerde anlatacağım. İspanyol İç Savaşı'nı tümüyle askerî açıdan yazmak olanaksızdır. ama ne biçim bir savaş olduğuna dair en ufak bir fik-ıim yoktu. Bu haberler. Hükümet hatlarının gerisinde olup biten parti . İtalyanlar'ın gazabının. Eğer bir daha İspanya' ya dönersem. Şimdiye kadar doğruların ve yanlışların çok güzel bir biçimde basit göründükleri bir savaşa ilişkin. lütfen buraları hemen atlayın. Malaga'nın düştüğü resmen açıklandı. Öte yandan. Huesca'da bir fincan kahve içmeyi ihmal etmeyeceğim. ancak bu sıralarda dikkatimi zorlamaya başladı. İlk kez. ama ertesi gün ortalıkta daha inandırıcı söylentiler dolaşıyordu: Bir iki gün içinde. general yanılmıştı. «Dürüstlük uğruna» derdim. Daha sonraları ordu ilerlemek zorunda kalacaktı —ateş altında gayet nazik bir iş— ama şimdiki durumda ortalıkta düşman falan yok gibiydi. derece derece sızıyordu: şehrin nasıl bir tek kurşun bile atılmadan boşaltıldığı. milis gücünde herkes Malaga'nın kaybının ihanetten ileri geldiğine inanıyordu. olayların birbirini izleyiş sırasına daha sâdık kalmış olurum. kukla evlerden yapılmış bir şehir gibi küçük ve aydınlık. cephenin bu kısmını elinde tutan Cumhuriyetçi Ordu ilerlemekte aşırı bir heves göstermemişti. ilk defa. zihnimizi tek işgal eden şey. (dimdik bir tepenin yamacında) kahraman İngilizler'in püskürttüğü. Düşmandan bin ikiyüz metre uzaklıktaydık. gerçek ne olursa olsun. ısınmak ve yeterince yiyecek bulmaktı. Donuk ovayı kamyonla geçiş elli millik bir yolculuktu. Faşistler Huesca'ya geri püskürtüldûkleri günlerde. belli belirsiz kuşkular. cephe cebe benzer bir biçim aldı. cephe boyunca bir çeşit serin hava estirdi.M. Aslında.içi çatışmalar hakkında bir miktar fikre sahip olmadıkça anlaşılamaz. süvari ve tankla takviyeli korkunç saldırının raporlarını neşrediyorlardı. bu yüzden.O. çünkü. İspanya'ya geldiğim zaman ve ondan bir süre sonra. Parti siyasetinin dehşet verici yönleri sizi ilgilendirmiyorsa. bu hikâyenin siyasî kısımlarını ayrı ayrı bölümlerde anlatmaya çalışıyorum. Yeni siperlerimizden dört kilometre ötede. Aylarca önce Sietamo alındığında. birlikleri topluca. Huesca. Hükümet tarafındaki iç politika durumundan burada biraz söz edersem. kış arpalarının ince yaprakları yumru topraktan henüz başlarını uzatıyorlardı. Başta savaşın siyasî yanını önemsememiştim. Ovada budanmış asmalar yeni tomurcuklanmıştı. Huesca' yi kuşatan orduya katılmak üzere gönderiliyordu. Faşistler bize Malaga'nın düştüğünü haber verdiklerinde bunu bir yalan olarak kabul ettik. bu dönemde hayli ilgimi çeken şeyler oldu.

A.— bunlar yorucu isimleriyle. başıma hep P. muhtemelen Avrupa'da faşizme karşı olan herkes yüreğinde bir umut kıpırtısı hissetmişti. Dağ yamaçlarında yakacak odun aşırır ve bir yandan da. özellikle Katalonya'da.'de görev aldığım için geldi. Eninde sonunda herkes. anlamına) dedikleri zaman. F. Temmuzun 18'inde çatışma patlak verdiğinde. Franco'nun karşısında yalnızca işçi sınıfını değil. Barselona'daki ayaklanma60 da Komünist makineli tüfeklerinin ateşinden sakınmak için yerlere yatarken ve en sonunda.I.T. ama siyasî partiler arasında belli birtakım farklar bulunduğunu anlayamamıştım. istemese de. Bu bana. İspanyol işçi sınıfı. İlk bakışta insana. insan siyasî partileri ve onların çatışan «çizgi» lerini hiç takmasa bile.M. hiç kimsenin tutmadığı ya da koruyamadığı bir tutumdu. halkın mücadelenin gerçek niteliğini kavramasını önlemek için İngiliz gazetelerinin dikkatle yaydıkları. Hitler tarafından parayla tutulmuş Albay Blimpler ordusunun manyakça başkaldırmasına karşı uygarlığın savunması olduğu yolundaki yorumunu kabul etmiştim. faşizmi zorlamaktan çok feodalizmi yeniden canlandırmaya yönelik bir girişimdi. aristokrasi ve Kilise'nin desteklediği bir askerî isyandı ve işin aslında.U.Statesman dergisinin savaşın.C.U.C.. talihin dönüşü — muhtemelen öyleydi— gibi göründü. Canları pahasına çarpışan insanların ayrı siyasî partilerden olmasını çok budalaca bulmuştum. Hitler iktidara gelmiş ve bunu. Franco ılımlı bir sol kanat hükümeti düşürmeye çabalayınca.. ona karşı çıktı. besbelli ki.T. Hitler ya da Mussolini ile bire bir oranlanabilecek biri değildi. benim tavrım her zaman «Neden bütün bu siyasî saçmalıklardan vazgeçip savaşın üstüne gitmiyoruz?» yönündeydi. Fakat İspanya'da. devrimci bir patlayış ile bir-likte gelmişti —hattâ neredeyse bu patlayıştan ibaretti 61 . «demokrasi» ve status quo adına Franco'ya karşı direnmemişti. Barselona'nın devrimci havası beni çok derinden çekmişti.U. sabrımı tüketiyorlardı.I. milisine girişim.' Franco. bu kadar büyüktü işte! Hükümet safındaki dizilmeyi anlayabilmek için.. Fakat herkesin dikkatinden kaçan birçok nokta vardı. doğru «anti-Faşist» tutumdu.S. Monte Pocero'da solumuzdaki mevziyi göstererek «Bunlar Sosyalistler» (P. faşizmin karşısına dikiliyordu. Bir kere. Bir milis olarak.I. denilen birşeyde görev aldığımı biliyordum (bir başkasına değil de. mutlak. P.C.S. Çünkü bu noktada demokrasi. Habeşler'i bombalamıştı. Önceki yıllarda sözüm ona demokratik ülkeler her adımda faşizme teslim olagelmişlerdi.U. Japonlar'ın Mançurya'da canlarının istediğini yapmalarına izin verilmişti. J.. Ispanyollar'ın musibet bir baş harfler hastalığı varmış gibi geliyordu.. «Hepimiz Sosyalist değil miyiz?» diye sormuştum. Bundan daha önemlisi.S. Çünkü. bir taraf tutuyordu.C. acaba bu gerçek bir savaş mı yoksa News Chronicle'ın uydurması mı diye merak ederken. elliüç devlet (sanırım elliüçtü) «off» diye sofu sesler çıkarırken.U. İspanyol halkı. Siyasal parti ve sendikaların renkler dizisine gelince —P. Fakat. Bu.S.O. Bu kuşkusuz. bu biçimiyle. J. aynı şey başımıza gelseydi muhtemelen bizim İngiltere'de yapabileceğimiz gibi. işin içine kişinin kendi kaderi karışıyordu.M.U.M. Adına P. tüm beklenilenin aksine. onarın direnişi. Franco'ya karşı savaşan bir askerdiniz. savaşın nasıl başladığını hatırlamak zorunludur.O.. İki takım baş harf arasındaki fark.U. her düzeydeki siyasî muhaliflerini katletmesi izlemişti.O. yalnızca.U. Onun yaptığı. modern biçimi ile ortaya çıktığında faşizmin en büyük destekleyicileri olan liberal burjuvazinin çeşitli kesimlerini de bulması anlamına geliyordu. en sonunda. sırf Barselona'ya vardığımda elimde Bağımsız İşçi Partisi'nin kâğıtları olduğu içindi).M. ama aynı zamanda iki siyasî teoriden çıkan büyük bir mücadelenin aracı oluyordunuz.N. ama bunun neyin nesi olduğunu anlamak için hiçbir çaba göstermedim.O. bir adım geriden polisin adımlannı duyarak İspanya'dan kaçarken bütün bunlar. C. özellikle başında. bu bana bilmece gibi gelmiş.. Mussolini.A.'da değil de. P. P.

Faşistler'in stratejik noktalara yerleştirdikleri makineli tüfek yuvaları. 62 kineli tüfeklerle donanmış eğitimli askerlerin elinde bulunan taş binalara saldırmışlardı. o kadar ki. dair hiçbir şey bilinmese bile. büyük bir olasılıkla Franco'ya karşı hiç direnilmeyecekti.Sendikalistler'in 30. Yerel hükümetin kurumlarına hemen hiç dokunulmadan kaldığı yerler vardı. kurulu düzenden daha iyi birşey için çarpıştıklarına inanarak— çarpışan insanların gösterebileceği bir çabaydı. Endüstri ve ulaşımın kollektifleştirilmesinin yanısıra. ama hiç olmazsa böyle düşünmek için nedenler var. Hükümet. İspanya dışındaki anti-Faşist basın. Birkaç yerde bağımsız Anarşist komünler kurulmuştu. kapitalist demokrasinin savunması için— yapıldığına inanmak zor olurdu.Sendikalistler'in ellerindeydi. Belâ başladığında Hükû-met'in tutumu çok zayıf ve çekingendi. bütün kilit endüstriyi denetimleri altında tutan Anarşist . Toprak köylülerce. Erkekler ve kadınlar ellerinde yalnızca dinamit çubukları ile açık meydanları geçip ma(*) Quiroga. çok önceden sezilegeldiği halde ayaklanmanın önüne geçmek için çok az çaba gösterdi ya da hiç göstermedi. Bu ancak. işçilerin ellerinde silâh vardı. tüm direnişin belkemiği olan Anarşistler ve Sosyalistlerce —hele Anarşistler'in gözünde merkezileşmiş bir madrabazlık makinasından başka birşey olmayan. Dava. Aslında İspanya'da olan şey. örgütlenmiş şehir işçileri buna. Hükümet bir yıl sonra zorla ortadan kaldırana kadar devam ettiler. üzerlerinden saatte altmış mil hızla taksiler geçirilerek ezilmişti. Hükûmet'e sadık kalan bazı silâhlı kuvvetlerin (Hücum Taburları v. bir tek gün içinde İspanya'nın başına üç tane başbakan geldi geçti.bile denilebilir. Katalonya'da ilk birkaç ay. devrimci komitelerle omuz omuza yaşıyorlardı. (*) Dahası var.) Faşizm yanlısı büyük toprak ağalarının pek çok yerde arazileri ele geçirilmişti. Franco'yu Katolik rahiplerin alkışları arasında. özellikle bu durumu örtbas etmeyi kendine iş edinmişti. Kuşkusuz. İşte. İlk ikisi. kiliseler yıkılmış. İsyanın çeşitli merkezlerinde bir tek günde.) yardımı ile başlıca işçi sınıfının muazzam çabaları sonunda bozguna uğratılmışlardı. (Bir yıl sonra bile.b. Daily Mail. bir devrim başlangıcıydı. İspanyol 63 . Katalonya'daki Anarşist . bu süreç tek biçimli değildi ve Katalonya'da heryerden daha çok ileri gitti. bir genel grev çağrısı yaparak. yani işçilerin silahlandırılması. Toprağı işçilerin işgal ettiğine. Savaşın ilk birkaç ayında Franco'nun asıl düşmanı Hükümet değil. silâhlar dağıtılmıştı. sendikalara dayalı işçi milisleri gibi yollarla kurulacak bir işçi hükümetinin ilkel başlangıcını yaratmak için çaba harcanıyordu. bu aşamada onları teslim etmediler. birçok fabrika ve taşıma araçlarının çoğu da sendikalarca ele geçirilmişti.000 tüfeği olduğu hesaplanmıştı. bunların bazıları. sendikalardı. Kendiliğinden ve bir miktar da bağımsız hareket etmemiş olsalardı. Ayaklanma başlar başlamaz. sırf şiddetli halk yaygarasına cevap olsun diye ve isteksizce gerçekleştirilmişti. eski kapitalizm yanlısı polis kuvvetinin yerini alacak işçi devriyeleri. öbür bölgelerde ise bu kurumlar. yerel Sovyetlerin kurulduğuna v. yalnızca bir iç savaş değil. Kuşkusuz. sokaklarda üçbin kişinin öldüğü sanılıyordu. gerçekten. bunların. Hernehâl ise. papazlar ya kovulmuş ya da öldürülmüştü. Basının daha çok merkezîleştiği ve halkın başka herhangi bir yerden çok daha kolay aldatıldığı İngiltere'de. giderek «Demokrasiye karşı Faşizm» e indirgendi ve devrimci yönü olabildiğince gizlendi. doğu İspanya'nın büyük şehirlerinde Faşistler. ülkesini zâlim «Kızıl» sürülerinden kurtaran bir yurtsever olarak gösterebiliyordu. yerel komiteler. Bu arada. Barrios ve Giral. bu konuda kesin olan bir şey yoktur.b. iktidarın çoğu. devlet depolarından silâh talep ederek ve kısa bir mücadeleden sonra da bunları elde ederek cevap verdiler. durumu kısa vadede kurtarabilecek olan tek adım. sendikalara silâh dağıtılmasını reddettiler. gerçek devrimci niyetiyle -yani.

Katalonya'-da kesinlikle ve muhtemelen başka yerlerde de. bir burjuva demokrasisini hedef almak gerektiği Komünist teziydi. sendikalar Katalonya'daki tüm ulaştırma işlerini ellerine geçirmişlerdi. Komünist Partisi. Yabancı anti-Faşist gazetelerin bazıları. Gerçekte. Valensiya Hükümeti üyelerinden Juan Lopez. İspanyol Halkı'nın bir toplumsal devrim. Ülke tam bir geçiş dönemindeydi. bunu yapamayacakları apaçıktır. uğrunda savaşmamız istenilen Hükûmet'in üyeleri de dahildi. olan biten yalnızca bir devrimin başlangıcıydı. kuşkusuz. Öte yandan. kiliselere yalnızca Faşist müstahkemi olarak kullanıldıkları zaman saldırılmıştır diye yalan uyduracak kadar bile alçaldılar. «şanlı devrimimiz»den söz ediyorlardı. Fakat herşey bir yana.b. İspanya'nın dışında çok az insan bu ülkede bir devrim olduğundan haberdardı. Fakat. tamamı değildi.S. fabrikaların işgal edilmesi. ama bunların «herhangi bir siyasî önemi» yoktu. hiçbir kilisenin yeniden açılmasına ve âyîn yapılmasına izin verilmemişti. adamakıllı tuhaf görünüyordu. ellerinden kan damlayan Bolşevikler'e karşı Hristiyan yurtseverlerin savaşı olarak gösteren Sağ-kanat yorum ve askerî bir ayaklanmayı bastıran efendi Cumhuriyetçiler'in mücadelesi olarak gösteren Solkanat yorum. istediklerini yapabilecek güce sahip oldukları zaman bile Hükû-met'i devirmediler ya da tümüyle değiştirmediler. demokratik Cumhuriyet ya da onun kâğıt üstünde kalan Anayasa'sı için değil. her ülkede görülen küçük devrimci gruplar dışında. arkasında Sovyet Rusya olmak üzere. 6 Ağustos 1936 tarihli Daily Worker'a göre. bütün dünyanın İspanya'daki devrimi önlemeye azimli olmasıydı. 1937 Şubatı'nda «İspanyol halkının kanını. her olayın gerçek anlamı örtülebilir.C. bir devrim için döktüğü»nü ilân etti. Devrim ilerlemiş olsaydı. Ortaya çıkan durum. tüm ağırlığını devrime karşı koymuştu. kiliseler heryerde yağma edilmiş ve zaten İspanyol Kilisesi'nin kapitalist dolandırıcılığının bir parçası olduğu gayet iyi anlaşılmıştı. iyi niyetli propogandacılar da İspanya'nın «kızıllaştığı»nı inkâr ederek. Devrim nasıl olsa bastırılacağına göre. durum ya sosyalist yönde gelişebilir ya da eskisi 65 . ya da burjuva demokrasisinden başka birşey uğruna döğüştüğünü söyleyenler «düpedüz yabancı hain»lerdi. hiçbir tazminat alma olanağı kalmayacak ya da çok az olacaktı. Barselona Demiryolu Taşıma Şir-keti'nde on milyon sterlin İngiliz sermayesi yatıyordu. Bir kere. Bunun pek çok nedenleri vardı. «Liberal» kapitalist bakışın da neden aynı çizgide olduğuna ayrıca işaret etmeye hemen hiç gerek yok. İspanyol Hükûmeti'ne yardım ettiklerini sanıyorlardı. Özellikle. İspanya'da geçirdiğim altı ay içinde tahrip edilmemiş yalnızca iki kilise gördüm. Asıl merkezî sorun başarıyla gizlenmişti. Bu yolla. yabancı ülkelerdeki Komünist gazeteler hiçbir yerde herhangi bir devrim belirtisi görülmediğini haykırıyorlardı. sendikalardan merkezî Hükûmet'e her güç kayması. İspanya'nın içinde 64 ise bundan kuşku duyan yoktu. düpedüz tümden yabancı hainlere.savaşının kamuoyunda geçerlik kazanan yalnız iki türlü yorumu vardı: bunu. v. işçi komitelerinin kurulması. Görülüyor ki. Örneğin. yeniden bir askerî örgütlenme için gerekli bir adım olarak gösterilebilirdi. Bu arada. Fran-co'nun kapıları yumruklamaya başladığı ve orta sınıfın bazı kesimleri kendi taraflannda olduğunda. halbuki kapitalist cumhuriyet hüküm sürseydi yabancı yatırımlar güvence altında kalacaktı. 1937 Temmuzu'na kadar Madrit'teki bir ya da iki protestan kilisesi dışında. İşçiler. bu arada.U. hiç olmamıştı —ya da olmuştu. Faşizm yanlısı gazeteler dehşet verici zulümlere ilişkin yalanlar yayıyorlardı. İspanya'da çok fazla yabancı sermaye yatırımı vardı. bunun asıl nedeni. hiç devrim mevrim olmamış gibi davranmak birçok şeyi basitleştiriyordu. Devrimin bu aşamada ölüme mahkûm olduğu dolayısıyla İspanya'da işçi sınıfı egemenliğini değil. Komünist denetiminde bulunan ve devrimci olmayan bir politikaya bir hayli bağlanan P. gazeteleri bile.

(yarı özerk Katalan Hükümeti) her ikisinin de işçi sınıfını temsil ettiği söylenebilirdi. çeşitli Marksist partileri temsil ediyordu. P. arkasından C.C. Dokuz delege sendikaları. Rusya ve Meksika hariç. Bu şartların. özetle. (Sosyalist sendikalar) ve C. işçi sendikalarını ve çeşitli sol kanat partileri temsil etmek üzere yeniden kuruldu. sol-kanat bir Sosyalist olan Caballero idi. Sağa doğru genel kayma.T.G. Konıü nistler ve öbürleri gibi. savaşın ve devrimin patlak verişinden bir yıl sonra. kısa bir süre sonra C. apaçık ortada olan nedenlerle.U.'nin emirleriyle yapılmıştı.T.B.'un Katalan Genera-lite'sinden çıkarılması.M. fiilen sendikalardan gelen delegelerin oluşturduğu Anti-Faşist Savunma Komitesi (*) geçti.U. daha önceleri aşırıların ödünü kopardığı unsurları kendi çevrelerinde toplamayı becermişlerdi. Bir kere. 1936'nın Ekim-Kasım ayları(*) Comite Central de Milicias Antifascistas. kendi örgütlerinin üyelik paylarına göre seçilmişti. İlk önce P.gibi olağan bir kapitalist cumhuriyete dönebilirdi. yoksa size silâh yok» olduğundan pek az kuşku duyuluyordu. sonra aynı biçimde Anarşistler'e ve Sosyalistlerin Caballero kesimine ve giderek.T.B.. bir hafif makinalı tüfekti. kollektifleştirilmiş kalsalar ve kapitalizm yeniden sokul-sa da. Toprağın çoğu köylünün elindeydi ve Franco kazanmadığı sürece. altı ay içinde Cabellero'nun yerine sağ kanat Sosyalist Negrin getirildi.B.O.U. ama bu nokta öyle çok önemli değildir. eninde sonunda denetimi kazanan gruba bağlı olacaklardı. Partinin üye sayısında muazzam bir artış vardı ve bu akın (*) Çoğunlukla Anarşist birliklerin çarpıştığı Aragon cephesinde çok az Rus silâhı olmasının nedeni de buydu.N. Örneğin. hiçbir ülke Hükümetin yardımına koşacak kadar namuskârlık göstermedi.G. «Devrimin önünü alın. Ruslar istedikleri şartları kabul ettirmek durumuna geldiler. Meksika. 3 delege Kata-lan liberal partilerini ve 2 delege de. Hükû-met'in başı. Generalite'den kapı dışarı edildi.O. Başlangıçta. Sonra U. devrimci olmayan bir politika isteyerek. Rusya'ya duyulan şükran ve özellikle Enternasyonal Tugaylar'm gelişinden sonra Komünist Partisi'nin savaşı kazanacak yetenekte görünmesi Komünistlerin prestijini dehşet yükseltti.O. kabine üyeleri U.N. Üçüncüsü. S.S. onlar da siyasî karşıtlarının ellerine olabildiğince az silâh geçmesine çalışıyorlardı (*). genellikle devrimci bir politikaya karşı. Rus silâhları Komünist Partisi ve onunla anlaşmış partiler aracılığıyla sağlanıyordu. en sonunda. baş eylemci olduğu inkâr edilmemektedir. devrimci unsurlara karşı ilk hareket olarak P.M.'nin Hükûmet'e silâh yardımına girişmesiyle iktidarın Anarşistler'den Komünistler'e geçmesine. 67 . Çünkü. Yerel Katalan Hükûme-ti'nin yerine bir süre sonra. Generalite'den çıkarıldı.N.M. S. Anarşistlerin kolektifleştirme politikasına karşı. çok sayıda silâh yardımı yapamadığı için. cephede gördüğüm tek silâh. tüm Komünist ülkelerin partileri aynı politikanın izleyicileri diye düşünülebilir.O.T.M. 1937 Nisanı'na dek. Bütün büyük endüstri kolları kollektifleştirilmişti.C. birkaç Rus uçağının (belki bunlar bile Rus uçağı değildi) dışında.S.T.. bunu ellerinde tutmaya niyetli görünüyorlardı.U. Hükûmet'ten atıldı. Bunun yanısıra. Sonradan Savunma Komitesi feshedildi ve Generalite. 66 na rastlar. ama. zengince köylüleri kendilerine çekmeleri bayağı kolay oldu. (Anarşistlerin denetimi altındaki sendikalist işçi birlikleri) temsilcisi bakanlardı. Bu komitenin delegeleri. ortada.C. Liberaller ve Komünistler'den oluşmuş bir Hükümet kaldı. Fakat ondan sonraki her hükümet değişikliği sağa doğru bir kayma oldu.'a. İspanyol Komünist Partisi'nin de P. tümüyle sağ-kanat Sosyalistler. Rus Hükûmeti'nce doğrudan baskı yapıldığı inkâr edilegelmiştir. Merkezî Hükümet ile Generalite de Cataluna'nm. S. İkincisi. işe karışınca Komünist Partisi'nin zaferi garanti edilmişti.S.

Dahası var. hali vakti yerinde köylüler. farklılaştırılmış maaş. tüm süreci anlamak kolaylaşır. şunları ya da ötekileri yapamazsanız savaşı kaybederiz» demeye bile gerek kalmaksızın. İçinde bulunduğumuz özel durumda bu. askerî zorunluluk olarak ihtiyaç duyulan şey her durumda. genel bir «burjuvalaştırma» hareketi ve ilk birkaç aylık devrimin eşitlikçi ruhunun bile bile yıkılmasıydı/Herşey o kadar çabuk oluyordu ki.O. Komünistler bu durumun gayet iyi farkındaydılar. her keresinde kendilerini sanki başka başka ülkelere gelmiş gibi hissettiklerini belirtmişlerdi. Ortada genel ve apaçık devrimciliğe karşı bir eylem yoktu.geniş ölçüde orta sınıftan kaynaklanıyordu —bakkallar. * «Sosyalist» Negrin 1937 sonbaharında yaptığı resmî konuşmalarda «özel mülkiyeti tanıdığımızı» ilân ediyor . yüzeyde ve çok kısa bir an için bir işçi hükümeti gibi görünen şey. Etkili olabilecek ölçüde büyük tek devrimci parti. vb. bir yandan milis güçlerini yeniden örgütlemek ve daha etkili duruma getirmek. Ne var ki. gerçekten. fakat bu iddianın etkisiz kalması zordu. sendikaların elinde kalan iktidarı yeniden ele geçirmekti. bununla beraber Hükûmet'in aynı anda nişan aldığı bir başka hedef de. kesin sonucu belirleyen adım oluyordu. ayrıcalıklı subay kastı. işçileri her zaman yola getirmek olanaklıydı. Apaçık görülüyordu ki. geniş ölçüde takviye edilen ve çok iyi silâhlandırılan savaş-öncesi polis gücü yeniden kurulmuştu. Sosyalizm ve Anarşizm anlamsız sözler olacaklardı. Ortalıkta olup biten. yerel komiteler dağıtılmış. işçilerin kazandıklarını elden kaçırmamak için sahip olabilecekleri tek güvence. vb. Bu hedef.gerçekleştirildi. bir iğne batırma (pin-pricks) politikasıyla. subaylar. bir dizi ufak hamlelerle— birisinin dediği gibi. eskiden sendikaların denetimi altında olan çeşitli kilit endüstri kolları Hükûmet'çe devralınmıştı. «Bunları. bir ortağın öteki69 . değişikliğin temel nedeni. ile yanburjuva çizgisinde bir siyaset dışı bir ordu olan yeni Halk Ordusu arasına dağıtılmıştı. işçi devriyeleri lâğvedilmiş. Her zaman olduğu gibi. ama bu adım Katalonya'da herhangi bir başka yerdekinden daha geç atıldı.'a ve tüm rütbelere eşit maaş ödenmesini isteyen Anarşist ilkesine sövdüler. sendikalara dayalı işçi milisleri giderek parçalanmış ve üyeleri. üç köşeli bir mücadeleydi. memurlar. Esasında savaş. çünkü buradaki dev68 rimci partiler en güçlüleriydi. Halk Cephesi diye bilinen bu ittifak temelinde bir düşmanlar ittifakıydı ve öyle görünüyordu ki. hiç kimse esaslı bir yeniden askerî örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu inkâr etmiyordu. derece derece gerilemek zorunda kaldılar. işçilerin 1936'da kendileri için kazandıkları her ne ise onun teslimiydi besbelli. dur durak bilmeden. milis güçlerinin parçalanması da askerî etkililik adına yapılmıştı. Anarşistlerin kendilerine özgü bir orduya sahip olmamalarını güvenceye almaktı. insanın gözünün önünde olağan fakir-zengin ayırımı ile sıradan bir burjuva cumhuriyetine dönüşüyordu. Bu eylemler tümüyle hayli kurnazcaydı. Anarşistler. (Mayıs ayındaki çarpışmalara yol açan Barselona Telefon Santrali'nin zorla alınması.ve savaşın başında faşizme sempati duyduklarından kuşkulanıldığı için kaçmak zorunda kalan Cortes üyeleri İspanya'ya dönüyorlardı. Göründüğü kadarıyla. eğer savaş kaybedilirse. Kolektifleştirme süreci durdurulmuştu. İspanya'yı birkaç ay arayla ziyaret edenler.M. demokrasi ve devrim. öte yandan da milis güçlerini sendikaların doğrudan denetimi altında tutmak pekâlâ mümkündü. Franco'ya karşı yürütülen savaş sürmeliydi. milis güçlerinin demokratik ruhu onları devrimci fikirlerin doğum yeri yapmıştı. bu süreç içindeki olaylardan biriydi! En sonuncu ve en önemlisi. 1937 Mayısına kadar da kuvvet kullanmak pek gerekmedi. Bu gelişmelerin faşizmin belli kalıplarda burjuvazi ve işçi sınıfı üstüne baskı yaparak kurduğu geçici bir ittifaktan ileri geldiği hatırlanırsa. kendi denetimleri altında bir miktar silâhlı kuvvet tutmaktı. çünkü savaşın kaybedilmesi partilerin en son istedikleri şeydi.U. acı bir dille P.

Herhangi bir ülke Komünist Partisi'nin tutumunu açıklayan anahtar. dünyanın durumu gözönüne alınırsa —mazur görüleceği üzere— bir askerî ittifaklar sistemine dayanan S.U. Bu yalnızca. 71 . S.C.C. Fransız Komünistleri artık üç renkli bayrağın arkasında geçit resmi yapıp Marseillaise söyleyecekler anlamına gelmeyip. Fransız kapitalizmi güçlü olmadıkça.ni yutmasıyla her an sona erebilirdi.B. Rusya'nın müttefiki Fransa'nın devrimci bir komşuya şiddetle karşı olacağı ve İspanyol Fası'nın bağımsızlığını önlemek için dünyanın altını üstüne getireceği gerçeği.S. Büyük Britanya. Moskova'nın paraca desteklediği kızıl devrim masallarıyla her zamankinden bile daha çılgınca gerçek-dışıydı.B. İspanya dışında korkunç yanlış anlamalara yol açmıştı Hükümet yanlısı partiler arasında. üyesiydi.S. Huesca dolaylarında hiçbir şeyin olmadığı kasvetli dönem de. çünkü başka yerlerdeki. Bu kısmen savaşın siyasal yönünün beni sıkmasından ileri geliyordu. sağ-kanat güçleri tüm denetime sahip olduklarında Komünistler. Konakladığımız çiftlik evinin kötü-kokan rüzgârlı ahırında. Ve onun için de. Bir kere. çatışan «parti çizgi» (*) Hükûmet'i oluşturan partiler arasındaki etkileşimi en iyi Franz Borkneau'nun The Spanish Cockpit adlı yapıtında anlatılmıştır.S. I.O. Fransız Komünist Partisi Sekreteri Thorez.C.'-nin savunmasının gerekleriyle bağlantılıdır. Fransa'daki Komünist politikası devrimci olmayan bir çizgi izlemek zorundaydı.L. yakınlık duyduğum şeyler de şimdikilerden bir bakıma farklıydı. Aralarında olduğum İngilizler'in çoğu I. her nasılsa. şimdi ise kendisi Fransa'daki ciğerleri en güçlü vatanseverlerden biri. ile ittifak ya da askerî anlaşmaya girerse.B. sığmakların havasız küflü karanlığında gece yarısının dondurucu soğuğunda koruyucu duvarın arkasında. Nitekim şimdiden bunu haber veren belirtiler görülüyor. İspanya'nın durumunda beklenilmeyen tek nokta bu.B. çünkü bunu bilmek.C.. beni en çok aydınlatan şeyler henüz ortada yoktu. demek istemiyorum. Fransız kolonilerindeki bütün etkin kışkırtmalarını da yüzüstü bırakacaklar demekti. yeniden silahlanmaya karşı. aşırı solun ilerisinde değil de aşırı sağın ilerisinde durmasıydı. devrimci önderleri avlamakta Liberaller'den çok daha ileri gitmeye istek gösterdiler (*). herhangi bir andaki durumu daha kolay anlaşılır hale getiriyor. daha da önemlisi. İngiltere'de İngiliz Komünist Partisi hâlâ Millî Hükû-roet'e düşman ve görünüşte. görüşüne— doğal olarak tepki gösteriyordum. Şimdi Komintern politikasının tümü. İspanyol İç Savaşı üzerine uzun bir süredir yayınlanmış en yetkili kitaptır.P. S. bu nedenle. Mart 1935. Aslında. Özellikle S. Fakat.P. birkaçı da Komünist idi ve bunların çoğu siyaset alanında benden çok daha bilgiliydiler. hiç değilse şimdilik. Gerçekse. özellikle Fransa'daki Komünist Partisi'nin taktiği. Örneğin. kendimi haftalar boyu hiç bitmeyen bir siyasal tartışmanın tam ortasında buldum. kapitalist emperyalist bir ülke olan Fransa ile ittifak halindedir.'yle gerçek ya da gizli askerî ilişkilerinde saklıdır. Fransız Komünist Partisi gibi İngiliz Komünist Partisi'nin de iyi bir vatansever ya da emperyalist olmak(*) Millet Meclisi. en çok işittiğim görüşe de —yani P. resmî komünizmin devrime-karşı bir güç olarak göz önüne alınması gerektiğini apaçık ortaya koymuştu.M. (*) Fransız işçilerinin hiçbir zaman kanıp da Alman yoldaşlarına karşı savaşa sokulmayacaklarını ilân edeli üç yıldan az oldu. daha Şubat ayında yukarıda değindiğim bütün kanılara ulaşmıştım. Komünistler'in. herkesten önce Komünistler'di. İlk yıl boyunca İspanyol devriminin genel gidişini kabataslak vermeğe çalıştım. Daily Mail. İspanya'da devrimi önleyenler. durum belirsiz.L. bu ittifakın Rusya'ya çok az faydası olacaktı. o ülkenin S. 70 tan başka çıkar yolu yoktur. Ispanya'daki Komünist «parti çizgisi»ni kuşkusuz çok etkilemişti. Bu. bu hiç hayret uyandırmamak. Sonradan.

.C.C.U. kesinlikle bir işçi sınıfı örgütüydü. bütün noktalarda ayrılıyordu. Sendikaların iki bloğu içiçe geçmişti ama bu ikisinden C. devrimci kargaşalığı dağıtmak zorundayız.S.'ye katılmayı faydalı bulmuşlardı. Kısmen sabık komünistler.S. ama şimdi tümüyle.M.C. savaşta zafer olmayınca herşey anlamsızdır. Bunlar. bu sayılar P.leri durmadan tartışıyorlardı.U. sağır ya da budala olması gerekirdi. çünkü Faşistler'ce bize karşı kullanılabilecek bölünmelere yol açar. kısmen de İşçiler ve Köylüler Bloku denen daha eski bir partinin üyelerinden kurulmuştu. Kabaca söylendikte.U.000.000. Her kim iç savaşı toplumsal devrime döndürmeye çabalıyorsa Faşistler'in ekmeğine yağ sürüyordur.C. T. memurların ve zengince köylülerin— partisiydi. P. güçlü bir merkezî hükümetimiz.N. Katalonya (*) P. ve kabataslak Anarşistler diye tanımlanan C.U.M.O. «çizgi»si aşağı yukarı şuydu : «Şimdiki halde savaşı kazanmaktan başka hiçbir şey önemli değildir.U.M. devrimi ileri götürmekten söz etmenin zamanı değildir. Bundan ötürü bu an. Kolektifleştirmeyi zorla uygulamaya kalkarak köylülerin yabancılaşmasına göz yumamayız ve bizim safımızda çarpışan orta sınıfları ürkütmenin sonuçlaınna da.C.U. Herşey bir yana. proletarya diktatörlüğü için değil.G. yalnızca ilerlemeye engel olmakla kalmayıp.P.A.S. ancak savaşın patlamasından beri geniş orta sınıf üyelerinin akışı ile de şişmişlerdi.O.O.T. .S. Savaşın başında Katalan Komünist Partisi de dahil olmak üzere çeşitli marksist partilerin birleşmesiyle kurulmuştu. P. (Partido Obrero de Unificacion Marxista). ama komünist görüşü ile sağ-kanat Sosyalist görüşü her yerde aynı sayılabilirdi.T.U. yani komünist politikasındaki görünür ya da gerçek değişmeye karşı muhalefet sonucunda ortaya çıkmış.» P. katlanamayız. karşı-devrimci bile olabilir. İşçilerin denetimi edebiyatına ve papağan gibi tekrarlanan devrimci sözlere sıkı sıkıya bağlanmak faydasızda değil. düpedüz kötüdür.I. Üye sayısı açısından küçük bir partiydi (*). Aralık 1936'da 70.N.P.'un çeşitli tarihlerdeki üye sayısı şöyleydi: Haziran 1936'da 10.U..O. (Partito Socialista Unificada de Cataluna) Katalonya'nın (Birleşmiş) Sosyalist Partisi idi. yani —sosyalist sendikaların. bu işçi birliklerinin bir baştan bir başa İspanya'daki üyeliklerinin sayısı birbuçuk milyon kadardı.C. yukarıdaki açıklamalardan. niyeti bu olmasa bile. İspanya'nın bir başka yerinde Sosyalistlerle Komünistler arasında hiç böyle resmî bir birleşme olmamıştı.U. siyasal organıydı.S. parlamenter demokrasi için çarpışıyoruz.M. İnsanın çeşitli partilerin neyi savunduklarını bir nebze anlamaması için. beden işçilerinin birçok kesimlerini içlerine almışlar.U. P. Ben.N.bu parti en sonunda zafere ulaştı. P. son birkaç yıl içinde birçok ülkede «Stalinizm»e.S. Bu aşamada biz. «çizgi»sinden söz edildiğinde. Yerel komiteler yerine. etkili olabilmek için. çünkü ilk «devrimci» günlerde her çeşit insan U.C.S. Ancak. 72 Komünist ve komünist yanlısı basının bütün dünyaya yaydığı P.C.G.U. gerçekte ihanet halindedir. U. İspanyollar arasında da durum hep aynıydı ve alabildiğimiz gazetelerin çoğu partilerarası çatışmayı konularının en önüne almışlardı. gerçekte bunun Komünist Parti «çizgi» si anlamına geldiğini açıklamak gerekir. «çizgi»si. kısmen işçilerin kısmen de küçük burjuvazinin —bakkalların.T. (Union General de Trabajadores)'in.'yi ilk önce anlatmalıyım . Şimdi.U.'un verileri73 . gereği gibi yetiştirilmiş ve birleşik komuta altında baştan aşağı silâhlandırılmış bir ordumuz olmalıdır. P.S. P.U. kuşkusuz savaşın önemi dışında. o sırada bile gözle görülür bir biçimde yükselme yolundaydı. esas çizgiden ayrılan komünist partilerden biriydi. komünist denetimi altındaydı ve Üçüncü Enternasyonal'e bağlıydı.000. P. ya da C. en önemlisi olduğundan P.T. Bundan ötürü. Siyasal teori açısından önemli olan yalnızca üç partiydi.M. Haziran 1937'de 40.O.

Savaşın ilk iki ayı boyunca durumu kurtaranlar.O. herkesten çok.dışında fazla etkili değildi ve başlıca önemi üyelerinin siyasal bilincinin olağanüstü yüksek olmasından ileri geliyordu. Özellikle.A.I. İspanya'daki siyasal partilerin üye sayılarına ilişkin olarak kesinlikle söylenebilecek tek şey. Ne var ki. herhangi bir şeyi yarı-burjuva Hükûmet'e teslim ederlerse. (2) Yerel komitelerle idare ve her türlü merkezî otoriteciliğe karşı direnme.I. Bundan daha aşağı bir amaca razı olmanız halinde.. bu gerçek bir anarşist örgüttü. ana hatlarıyla şunları savunuyordu: O Ulaştırma. P. (Federation Anarquista Iberica) idi ki. anarşist vurgusu ise özgürlük ve eşitlik üzerindedir.'yi (Confederation Nacional de Trabajodores) oluşturan. Ve.G.N. P. Bundan çok sonra da Anarşist milis gücü. bir kerteye kadar biraraya gelebiliyorlardı. M. gibi endüstri kollarında çalışan işçilerin bütün endüstri üstünde denetim sahibi olması. Anarşistler ve P. «çizgi»si de aşağı yukarı şuydu : „ «Faşizme burjuva «demokrasi» si yoluyla karşı koymaktan sözetmek saçmadır. en az belirgin olmasına karşın.N.vb. Anarşistler. üyeleriydi. adları dillere destan olarak. P.N. savaşın başından beri olağan Sosyalizm yönünde hareket etmişlerdi. anarşist değildiler.U.M.'un sloganını kabul etmişlerdi.U. Komünist vurgusu daima merkeziyetçilik ve etkililik.F. toplam iki milyon üyesiyle mudir. üyeleri bile. 74 azzam sendikalar blokunun siyasal organı F. yine onun her an birincisine dönüvermeye yatkın olan başka bir biçimi adına savaşmak demektir. P.U. «demokrasi» adına faşizme karşı savaşmak.T.M. parlamenter demokrasi yerine işçi denetimini hedef aldıkları için.O.O. (3) Burjuvazi ve Kilise'ye karşı taviz kabul etmez bir düşmanlık. komünizm ve anarşizm iki kutup gibi ayrı şeylerdir.I. Felsefece. tekstil fabrikaları . dörtte birini doğru kabul ederdi. idi. Gevşek bir terim alarak «Anarşist» sözü.U. milisleri çoğunlukla C.U. disiplinsizliklerine rağmen. Faşizme karşı tek gerçek seçenek işçi denetimidir. İşçi milisleri ve polis güçleri şimdiki durumlarında tutulmalı ve bunları «burjuvalaştıracak» her çabaya karşı direnilme-lidir. ama fiilî parti üyeleri genellikle U. Yine de P. sözüm ona devrimcilerin çoğuna ters düşüyorlardı. Komünistler'den temelli olarak ayrılıyorlardı. ya zaferi Franco'ya kaptırırsınız. ama bağdaştırılacak gibi de değildir.A. gibi. F. ilkeleri hayli belir-siz olmakla birlikte. Hükûmet'e girmekle de tüm ilkelerine karşı gelmişlerdi.U.T. En son nokta.. Faşizm de öyledir.A..T.M.O. bütün İspanyol kuvvetleri arasında en iyi savaşçılardı. kapitalizmin bir biçimine karşı.'un bir miktar etkili olabildiği örgüt yalnızca C. Anarşistler daha az dogmatikçe olmakla birlikte. Karşıt bir tahmin yukarıdaki sayıların. en önemli olanıydı. her partinin üye sayısını çok abarttığıdır.T.» Anarşist görüşü tanımlamak daha da zordur. C. Anarşistler'di. Burjuva «demokrasi»si yalnızca.O. bir vurgu davasıdır. çok çeşitli kanılara sahip bir sürü kişiyi kapsayan bir biçimde kullanılıyordu.T. C. Rus nüfuzu çekildiğinde komünizmi söndüreceğe benzer.M.M. ya da. kazandıkları her hakka sıkı sıkıya yapışmalı-dır. 75 . kapitalizme verilmiş başka bir addır. Bu arada işçiler. koşullar onları merkezî idarede görev almaya zorlamış. kandırılacaklarına emin olabilirler. 1937 Şubat'ından itibaren. olsa olsa faşizmi arka kapıdan içeri almış olursunuz. Savaş ve devrim birbirinden ayrılamaz. herhalde. muhtemelen. Hiçbir sendika bloğunu temsil etmiyordu. Anarşizm İspanya'da derinlere kök salmıştır.'ye bağlıydılar. muhtemelen tüm İspanyollar'ın olduğu gibi. silâhlı kuvvetler işçileri denetimleri altına alır. her zaman bir parça Anarşist felsefeye bulanmış olmakla birlikte.O. o kadar ki.N. yani toplumun hedef aldığı biçim bakımından bu ayrılık. Uygulamaya ilişkin olarak. ayrıcalığa ve adaletsizliğe olan nefretleri tümden gerçekti. İşçiler silâhlı kuvvetleri denetimleri altında tutmazlarsa. . Katalonya'daki kalesi Lerida'ydı. zorunlu olarak. katıksız anlamında.

ve Sosyalistlerin bir kesimi. gazetelerinin. işçi denetimini savunan C. sahip olmuş olsalardı. yıkıcı sayılan her-hangibir şey yazdıklarında. karşıtlarına oranla P. birkaç ay ilerisini gören sağduyu açısından daha iyiydi. Fakat.U. genellikle kişisel iftiralara girişmediklerini söylemek gerekir. gazetelerde.U.' unkine yeğinlediğimi anlamak çok kolaydır. F. Milislerin söyledikleri şarkılar da böyleydi. ancak düpedüz anti-faşist ya da soyut düzeyde devrimci oluyordu.O.'un hakkını yememek için. Herşeyi bastıran. fakat kısmen de yalnız bu insanlar savaşı ka zanmaya yetenekli göründüklerinden çok genişlemişti.U. komünist saldırı çizgisi hakkında kısa bir fikir verebilirim. heryerde menhus bir partilerarası düşmanlık sürüp gidiyordu. sözü edilemeyecek kadar kötüydü. ve komünist basını yakından incelediğimde.M. İspanya içinde de çok zarar gören bir durumdaydılar.M.I.M. asıl önemli olan savaşı kazanmaktı. marksist olduğundan. Komünistlerin tersine. çünkü basın sansürü başlıca komünist denetimi altındaydı.M. Anarşistlerle Sosyalistler arasında nuh-u nebiden kalma kıskançlıklar vardı.M.S.M. broşürlerde.'un devrimci arıklığı. P.O. O sırada. devrimci partilerin oyunu ellerine almış göründükleri ilk dönemde bu olanaksızdı.U.O. Ne de olsa.O. kapatılmak ya da para cezasına çarptırılmak tehdidiyle karşı karşıya bulunmaları demekti.'ye durmadan kusur bulmaları. bu söylediğim şeyler herkeste ortak bir duyguydu.Anarşistle^ P. bana ukalâca ve usandırıcı geliyordu.U. P. P.'un günü birliğine kararlaştırılan politikası.N. anarşizme kuşku ile bakıyordu.U. onların olanakları çok daha dardı.T.U.M.M. P. propagandası vb.O. onu savunmak için seslerini yükseltmeye cesaret edenler yalnızca Anarşistler olmuştu. 77 . tepelendiğinde. kısmen devrimcilere karşı orta sınıflara başvurarak. mantığını anlamama rağmen.O.O. Kısacası. Komünistler güç kazanmışlardı ve üye sayısı. bu da.O. bu besbelli. Daha geniş halk kitlelerine yönelik büyük renkli afişleri (okuma yazma bilmeyenler çok olduğu için İspanya'da duvar ilânları önemlidir) partilere saldırmıyor. bana hayli abes görünüyordu. bundan önce de böyle olmuş olmalıydı.U. Komünistlerin saldırıları ise çok farklıydı. savaşın tarihi başka türlü olabilirdi.U. «Stalinizm»e pek yeğinlenecek birşey değildi. P. komünist taktiği iki tarafı biraraya getirmeye eğilim gösteriyordu.O.'un neredeyse kusursuz olduğunu anladım. kendi ülkelerinin dışındaki basında hiçbir destekleyicileri yoktu. C. ve Sosyalistlerin sol kanadı.O. P. Sonradan. Bu sırada. Üstelik. Bunlardan bazılarına bu kitapta daha sonra değinmek zorunda kalacağım. aynı zamanda katıksız anarşist görüş açısından P. Komünistlerin kesin pratik bir politikaları vardı ki. Burada yalnızca. Liberaller ve Komünistler.M. Maamafih. benim sık sık gördüklerim. Birisinin söylediği gibi. gazeteleriydi. tepemizde uçan her Rus uçağı bir Komünist propogandasıydı. Bu arada.T.M. Herbirşey bir yana. polemiklerini başlıca gazete makalelerine saklıyorlardı. afişlerde.U. La Batalla ve Adelante adlı P. kitaplarda..S.'un «Troç-kizm»i de. kabaca söylendikte.U.M. P. aksi takdirde daha büyük bir kitleyi peşlerinden sürükleyebilirlerdi.'yi desteklemeleri bir iç güdüden ileri gelmiş ve sonradan P. bunların «karşı-devrimci» P.U.U.N.U. Bu sırada benim komünist görüşü neden P.M. öte yanda merkeziyetçi hükümet ile silâhlı orduyu savunan sağ kanat Sosyalistler. Hem.U. Mayıs'ta Barselona' daki çarpışmaya katıldığı zaman. bunların devrim üstüne sonsuz söylevler çekmelerine ve Le-nin'den ad nauseam (uyutuncaya kadar) parçalar vermelerine rağmen. işin başında birleşecek ve gerçekçi bir politikayı dirençle yürütecek sağduyuya. güçlerin sıralanması şöyleydi: Bir yanda. Anarşistler ve biz iş yapmazken — bana öyle geliyordu— Komünistlerin savaşı sürdürmeleri oldu. Rus silâhları ve başlıca komünist denetimi altındaki 76 birliklerin yaptığı muhteşem Madrit savunması.C.C.O. P.A.O.M. Komünistleri İspanya'nın kahramanları haline getirmişti.O.

esrarkeş ve süp-rüntü sürülerinden oluştuğunu söylüyordu.C. Fakat. kahramanlık şişirmeleri. Buraya kadarı iyiydi ve her iki taraf için de söylenecek çok şey vardı. kendi vatanlarında güvenlik içindeydiler. Üstelik. Cephede tanıdığım P.U. emperyalist savaşlardan farklı olduğunu hissediyordum. Çarpışma daha başlar başlamaz.O.O.O.M.'un Hükümet kuvvetlerini yalnız yanlış düşünmekten ötürü değil.Yüzeyde. mermilerden ve çamurdan yüzlerce mil uzakta.M. Sağ ve Sol gazeteleri aynı anda aynı kötülemelerin bok çukuruna dahverdiler. vb.M. gerilmiş bembeyaz bir yüzle battaniyeler arasından bakışını görmek. Daily Mail'in duvar ilânını hepimiz hatırlarız: «Kızıllar Rahibeleri Haça Geriyor». Bu kitaba ilişkin olarak. 1937 Ekim'(*) Manchester Guardian'ın bir istisna olduğunu belirtmeliyim. Bize karşı risaleler yazan ve gazetelerde bize kara çalanlar. Toplamaya kalksam. hemen devrim taraftarıydı. böylece savaşı tehlikeye soktuğunu iddia ediyorlardı. faşist davaya yardım olsun diye sahte-devrimci bir politikada direnen. işçi sınıfından yirmi bin kadar kişi düpedüz düşmandan para alan hainlerdi. cart curtlar. Partiler-arası çatışmanın iftiraları bir yana.U. bundan Komünistler'i haklı gösteren kanıtlar çıkarılabilirdi. bütün o bilinen savaş-edebiyatı. bangır bangır öten yalanlar ve nefretten oluşan tüm savaş propagandasının. Bunun pek hoş birşey olmadığını itiraf etmeliyim. «Troçkist» bir örgüttü ve «Fran-co'nun Beşinci Kolu»ydu. (*) Bütün içtenliğimle bizim tarafımızda —yani Hükümet tarafında— savaşın olağan. Komünistler'le P. Faşist hain.U. yoluyla bütün İspanya'ya yayılmıştı ve tüm dünyanın komünist ve komünist taraftarı basınında da durmaksızın tekrarlandı. bu gibi şeyleri gerideki gazetecilere bırakıyorlardı. ama savaş propagandasının niteliği yüzünden bunu hiçbir zaman anlayamazdınız.. bile bile böldüklerini iddia etmeye başladılar. casus ve böyle şeylerdik. kaatil. dosyalar dolusu İngiliz gazetesini incelemek zorunda kaldım.. haydi bilemediniz. Ben nihai olarak aynı kanıda olmamama rağmen. İlk önce yavaş yavaş deneyerek.M. Komünistler ise değildi. Onbeş yaşında yaralı bir İspanyol çocuğunun tezkere üstünde cephe gerisine taşınışını. Bu savaşın benim üstümdeki en müthiş etkilerinden biri. düşmanın kötülenmesi . özellikle insan bazı kişilerin bundan sorumlu olduğunu düşünürse. şamatalar. Troçkist.O. biz. Enternasyonel Tugay'dan zaman zaman karşılaştığım Komünistler bana hiçbir vakit Troçkist yahut hain demediler.O. duvar ilânları. bu çocuğun kılık değiştirmiş bir Faşist olduğunu ispatlamak için risaleler yazıp durduğunu düşün78 mek hiç de güzel değildi. Komünistler P. hiç değişmez bir biçimde doğrudan doğruya savaşmayanlardan gelmesidir. bende büyük bir saygı uyandırdı. milisleri. İşte bizim için hep bunlar söyleniyordu. 79 . P.U. P. baştan aşağı sol basının da sağ basın kadar sahteci ve dürüstlükten uzak olduğunu öğrenmek oldu. beyaz kadın taciri.'un. ön cephe siperlerinde donmakta olan sekiz on bin asker. Franco ve Hitler'den para alan. Faşist-ler'in kılık değiştirmiş bir çetesinden başka birşey olmadığı ilân edildi. propagandasının Hükümet kuvvetlerini böldüğünü ve zayıflattığını. bu türlü alıntılarla bir düzine kitap doldurabilirdim.. Bizim büyük gazetelerimiz içinde Manchester Guardian. öte yanda Daily Warker de Franco'nun Yabancılar Lejyonunun her Avrupa ülkesinin katil. P. arasındaki kavga taktik konusundaydı.bütün bunlar hep döğüşmeyen ve çoğu kez savaşmaktansa yüz mil koşmaya razı olacak kimseler tarafından yapılıyordu.U. Bu masal.U. Valencia'daki gazete idarehanelerindeydiler.S. faşizme karşı çarpışmak için İspanya'ya gelip hayatlarını ve milliyetlerini feda eden yüzlerce yabancı da dahil. dürüstlüğü ile. sonra Londra ile Paris'te gayet inandırıcı birtakım kişilerin. Demek ki.M.O. işin içine komünist taktiklerinin niteliği girdi.M. sonra daha yüksek sesle.U. P. korkak. Savaşın insanı en çok dehşete düşüren özelliklerinden biri.

Komünistler'in ve Liberallerin.U.O. bundan sonraki ilk büyük savaşta. işçileri üstün bir 81 .M. Fakat ortada şu fark vardı: gazeteciler en öldürücü sözlerini.inde bile hâlâ New Statesmen bize Faşistlerin canlı çocuk gövdeleriyle yaptıkları barikat hikâyelerini (barikat yapmaya en yaramayacak şey) anlatıyordu.U. aynı yemeği yiyor ve herkese «sen» ve «yoldaş» diye hitap ediyordu. Kâğıt üzerinde Komünistler'in görüşü iyi birşeye benziyordu.C. bir ölçüde bir rastlantı sonucu. seçimin devrimle faşizm arasında yattığını söylediklerinde. uşak takımı. aynı elbiseleri giyiyor. bunun bütün İspanya'da da varolduğunu hayal edecek kadar safdildim daha İspanyol işçi sınıfının aşağı yukarı en devrimci kesimi arasında.M. Zaman ilerleyip iktidar işçi sınıfının elinden giderek daha çok sıyrıldıkça ve her renkten devrimciler daha çok kodese tıkıldıkça.O. askerler çarpışır. Belki de.O.O. Bazen.U. Sık sık tekrarlanan «Önce savaş. biribirleri hakkında Faşistler için kullandıklarından daha acı sözler yazmaya başladılar. İspanya'da devrimi uygun bir zaman kadar ertelemek değil. devrimin ilerlemesine karşı direndiklerini kavramıştım. herkes aynı parayı alıyor. içimden yüzlerine gülmek gelmişti. Mamaafih. Eşitlik havasını teneffüs ediyordum. muhtemelen. Her eylem askerî gereklilik adına yapılıyordu. gerçekteki davranışları. Gazetecilerin ilgilendiği kadarıyla bu savaş bütün öbür savaşlar gibi bir üç kâğıtçılıktan ibaretti. Bunları yazanlar asla savaşa gitmezler. olağan olarak. zamanında bunu fazla ciddiye almamıştım. bir göz boyamadan başka bir-şey değildi.U. Devrimci atmosfer. tersine böyle bir şeyin hiçbir zaman olmamasını güvenceye almaktı. avukat. bunu yazmanın savaşmak yerine geçtiğine inanırlar. savaş karşısında salt askerî bir tavır alınamayacağını.. savaş kazanıldığında devrimin devam edeceğine dürüstçe inanan ortalama P. «İleri gitmek zorundayız yoksa gerileriz» diyen P. Partilerarası düşmanlık herkesin canını sıkıyordu. rahip.M. Mr. daha sonralarına kadar da— Anarşistler ve P. daha doğrusu Komünistler'den daha haklı olduğuna karar verdiğimde. görüşünü değil. ama etkisi. orospu. dilenci. uçağın savaş koşullarını değiştirdiğini düşünerek rahatlıyorum. denetimi altındaki Aragon cephe şeridinde. başka kesimlerde olup bitenlerden soyutlanmış olduğumu idrak etmemiştim. Siyasî yönden benden daha bilgili arkadaşlarım bana. hiç olmazsa dış görünüş bakımından. gazeteciler bağrışır ve palavracı yurtseverlerin hiçbiri kısacık propaganda gezilerinin dışında. bu tutum gitgide belir-ginleşiyordu. za-man geçtikçe Komünistler ve P. «savaşı kazanana dek devrimin sözünü edemeyiz» demeğe gelen komünist görüşünü kabul etmiştim. bütün savaşlarda böyledir. Barselona'dan Ocak başlarında ayrılmış ve Nisan'a kadar izine çıkmamıştım. onu ilk tanıdığım zamanki gibi kaldı. aynı ko80 şullar sürdü gitti. topuk vurup selâm verme hiç yoktu. ama devrimi geri itmeye yetenekli olabileceklerini kavrayamamıştım. Bunun için iyi bir nedenim vardı. cephedeki siperlere yanaşmaz bile. Bu. köylü ile milis hâlâ eşit olarak biraradaydılar. General ile er. ama bana bir iç ağız kavgası gibi görünmüştü. bu kanıya teorik bir noktadan gelmemiştim.U. bütün bu zaman —gerçekten.'un haklı. tarihte daha önce eşine rastlanmamış bir manzara görebiliriz: gövdesinde kurşun deliğiyle bir savaş taraftarı. cephede toplumsal ve siyasal hava değişmiyordu. milisleri tarafından sofuca kabul edilmesine rağmen. ancak. Bu husumetin birşeyleri değiştireceğine ya da gerçekten bağdaştırılamayacak bir politika farklılığı olduğuna inanmıyordum. bunu iyi niyetle önerdiklerine inanmayı güçleştiriyordu. oysa bu olayda.S. Sonradan P. Arthur Bryant «Muhafazakâr bir tüccarın bacaklarını testereyle kesip atmanın» Hükûmetçi İspanya'da «olağan» bir şey olduğunu ilân ediyordu. patron-smıfı. Komünistler'in uğraştığı şey. sonra devrim» sloganı. Bütün bu zaman süresince cephedeydim. düşman için söylerler.M. bu bahane hep hazırdı. çizme yalama. Bütün olarak ele alındıkta.

durumdan geriye almak ve savaş sona erdiğinde kapitalizmin yeniden sahneye girmesine karşı direnemeyecekleri bir duruma itmek oluyordu. Lütfen, sıradan Komünistlerin, hele hele Madrit dolaylarında kahramanca can veren binlerce Komünistin aleyhinde hiçbir şey söylemediğime dikkat ediniz. Fakat parti politikasına yön verenler bu adamlar değildi. Daha yukarıdakilere gelince, gözleri açık hareket etmediklerine inanılamaz. Fakat, devrim kaybedilse bile savaş kazanılmaya değerdi. Ne var ki, işin sonunda, komünist politikasının uzun vadede zafere yöneldiğinden de kuşkulanmaya başladım. Çok az kişi, savaşın değişik dönemlerinde farklı politikaların uygun düşeceğini düşünmüş gibidir. Anarşistler, muhtemelen, ilk iki ayda durumu kurtardılar, ama belirli bir noktanın ötesinde direnişi örgütlemeye yetenekleri yoktu. Komünistler, muhtemelen, Ekim-Aralık aylarında durumu kurtardılar, ama savaşı kazanmak ayrı bir davaydı. İngiltere'de komünist savaş politikası hiç kuşkusuz kabul edilmişti, çünkü bununla ilgili eleştirilerin basında yayınlanmasına pek izin verilmemişti, ayrıca, devrimci kargaşaya son vermek, üretimi hızlandırmak, orduyu etkinleştirmek diye özetlenen genel çizgisi, gerçekçi ve yetenekli bir izlenim yaratmıştı. Bu politikanın iç zayıflıklarına işaret etmek yerinde olur. Her devrimci eğilimi denetim altına almak, savaşı imkânlar elverdiği ölçüde olağan bir savaş yapmak için, fiilen var olan birtakım stratejik fırsatları fırlatıp atmak gerekli hale gelmişti. Aragon cephesinde nasıl silâhlandığımızı, ya da silâhtan yoksun olduğumuzu anlatmıştım. Silâhların, bunları sonradan devrimci amaçlarla kullanacak olan Anarşistlerin eline geçmesinler diye kasten alıkonulduğunda çok az kuşku vardır. Bu yüzden, Franco'yu Bilbao ve muhtemelen Madrit'ten geri çekilmek zorunda bırakacak büyük Aragon hücumu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Fakat bu nisbeten küçük bir davaydı. Daha önemlisi, bir kere savaşın amacı «demok82

rasi için savaş» olarak daraltılınca denizaşırı işçi sınıflarının yardımı için geniş ölçüde çağrıda bulunmak imkansızlaşmıştı. Eğer gerçeklerle yüzyüze geleceksek itiraf etmek zorundayız ki, dünya işçi sınıfı İspanyol Sava-şı'na benimsemeden bakıyordu. Bunların onbinlercesi döğüşmek için geldi, ama milyonlarcası da duyarsız kaldı. Savaşın ilk yılı boyunca tüm İngiliz halkının çeşitli «İspanya'ya yardım fonları» na çeyrek milyon sterlin kadar bağışta bulunduğu hesaplanmıştır —muhtemelen, bir tek haftada sinemaya giderek harcadıkları paranın yarısından azını. Demokratik ülkelerde işçi sınıfının gerçekten İspanyol yoldaşlarına yardım edebilecekleri yol, endüstriyel eylemlerdi— grev ve boykotlar. Bunun gibi şeyler hiç olmadı değil, başlamadı bile. İşçi ve komünist önderleri her yanda, bunun düşünülemeyecek birşey olduğunu ilân ettiler. Kuşkusuz haklıydılar, şunun için ki, seslerinin en yüksek perdesiyle «kızıl» İspanya'nın «kızıl» olmadığını haykırıyorlardı. 1914-18'den beri «demokrasi için savaş» kötü bir söz olagelmişti. Yıllardır Komünistlerin bizzat kendileri militan işçilere «demokrasi» nin kapitalizme verilmiş kibar bir isimden başka birşey olmadığını öğretmişlerdi. Önce «demokrasi üç kâğıtçılıktır» demek, sonra da «demokrasi için çarpışın» demek iyi bir taktik sayılmaz. Arkalarında Sovyet Rusya'nın büyük prestijiyle, dünya işçilerine «demokratik İspanya» adına değil de, «devrimci İspanya» adına seslenmiş olsalar da, karşılık bulamayacaklarına inanmak güçtür. Fakat hepsinin en önemlisi, devrimci olmayan bir politikayla Franco'yu arkadan vurmak olanaksız değilse bile, zordu. 1937 yazında Franco, aşağı yukarı aynı sayıda birliklerle, Hükümetin tuttuğundan daha geniş bir nüfusu denetim altında tutuyordu. —kolonileri de sayarsak bu nüfus çok daha fazlaydı. Herkesin bildiği gibi, geride düşman bir nüfus varsa, haberleşmeyi korumak, sabotajları önlemek v.s. için eşit sayıda asker olmadan, savaş alanında orduyu ayakta tutmak olanaksızdır. Onun içindir ki, besbelli Franco'nun gerisinde hiçbir
83

gerçek halk hareketi olmuyordu. Bölgesindeki halkın, en azından şehir işçileri ve fakir köylülerin, Franco'yu sevmeleri ya da istemeleri akıl almayacak birşeydi, ama sağa doğru her kaymada Hükûmet'in üstünlüğü daha az belirgin hale geliyordu. Herşeyi apaçık ortaya koyan, Fas örneğidir. Fas'ta neden hiç ayaklanma olmuyordu? Franco kepaze bir diktatörlük kurmaya çalışıyordu ve Faslılar, onu, Halk Cephesi Hükûmeti'ne tercih ettiler. Kolay anlaşılacak gerçek şudur ki. Fas'ta bir ayaklanmayı yüreklendirecek hiçbir atılım yapılmamıştı; çünkü böyle bir hareket, savaşa devrimci bir nitelik vermek demek olacaktı. Faslılar'ı, Hükûmet'in iyi niyetine inandırmak için ilk yapılması gereken şey, Fas'ın bağımsızlığını ilân etmek olurdu. Fransızlar'ın bundan nasıl hoşnut olacaklarını tasavvur edebilirsiniz! Savaşın en iyi stratejik fırsatı, Fransız ve İngiliz kapitalizminin gönlünü etmek gibi boş bir umutla fırlatılıp atılmıştı. Komünist politikasının tüm eğilimi, savaşı, Hükûmet'in yoğun bir biçimde engellendiği olağan ve devrimci olmayan bir duruma indirgemekti. Böyle bir tür savaş ise, mekanik unsurlarla kazanılmak zorundadır, yani sınırsız bir silâh stokuyla! Hükûmet'e silâh verenlerin başında gelen S.S.C.B., İtalya ve Almanya ile karşılaştırıldığında coğrafî yönden çok elverişsiz bir konumda bulunuyordu. Belki, P.O. U.M.'un ve Anarşistler'in «savaş ve devrim biribirinden ayrılamaz» sloganı, ilk bakışta sanıldığından daha az hayalciydi. Komünistler'in devrim aleyhtarı politikasını yanlış saymakta hangi nedenlere dayandığımı gösterdim, ama savaş üstündeki etkisine gelince, yargımın doğru olmadığını umuyorum. Bu savaşın, ne gibi araçlar kullanılırsa kullanılsın kazanıldığını görmek isterim. Kuşkusuz, henüz neler olacağını söyleyemeyiz. Hükümet yeniden sola kayabilir. Faslılar kendiliklerinden ayaklanabilirler, İngiltere İtalya'yı rüşvetle buradan uzaklaştırmaya karar verebilir, savaş işe hile karışmadan askerî araçlarla ka84

zanılabilir, bilinmez ki... Yukandaki fikirleri olduğu gibi bırakıyorum, nereye kadar haklı ya da haksız olduğumu zaman gösterecek. Fakat 1937 yılının Şubat ayında olayları bu ışık altında görmüyordum. Aragon cephesindeki eylemsizlikten hasta olmuştum, henüz çarpışmada kendi payıma düşeni yapmadığımın belirgin bilinci içindeyim. Bazı bazı Barselona'da asker toplamak için —yoldan geçenleri suçlayarak «Sen demokrasi için ne yaptın?» diye soran— asılmış duvar afişini hatırlar ve yalnızca «Ben tayınlarımı yedim» diye cevaplayabileceğimi düşünürdüm. Milise katıldığımda, kendi kendime bir Faşist öldüreceğime söz vermiştim —ne de olsa, hepimiz bir tane hakla-sak kısa sürede tükenirlerdi— oysa daha kimseyi öldürmemiştim, hemen hiç bir fırsat elime geçmemişti. Ve kuşkusuz, Madrit'e gitmek istiyordum. Orduda, siyasî fikirleri ne olursa olsun, herkes, hep Madrit'e gitmek isterdi. Bu da, Uluslararası Tugay'a geçmek demekti; çünkü şimdi P.O.U.M.un Madrit'te pek az birliği vardı, Anarşistler'in birlikleri de eskiden olduğu kadar çok değildi. Şimdilik, cephe hattında kalmak zorunluydu kuşkusuz; ama herkese izne çıktığımızda Uluslararası Tugay'a geçeceğimi söylüyordum —bu da, kendimi komünist denetimi altına sokmak istiyorum demekti. Birçokları beni caydırmayı denedi, ama hiç kimse işime karışmaya kalkışmadı. Hakçası, P.O.U.M. da pek az sapık —düşünce avcılığı vardı, içinde bulunduğu özel koşulları düşünürsek, yeteri kadar yoktu bile; faşizm taraftarı olmadıkça hiç kimse yanlış siyasî fikirlerinden ötürü kovuşturulamıyordu. Milisdeki zamanımın çoğunu P.O.U.M. «çizgi»sini acı bir dille eleştirmekle geçirdim, ama bu yüzden hiç başım belâya girmedi. Milislerin çoğunun böyle olduğunu sanmama rağmen, partiye siyasî üye olsunlar diye hiç kimseye baskı bile yapılmıyordu. Ben, kendim hiçbir zaman partiye katılmadım— sonradan, P.O.U.M. lâğvedildiğinde buna hayli üzülmüştüm.
85

6
Bu arada, günlük daha doğrusu gecelik devriye ortak görevimizdi. Nöbet, devriye, siper kazma, çamur, yağmur, acı acı öten rüzgârlar, ve arada sırada kar. Gecelerin fark edilecek kadar ısınması Nisan ayının ortalarını bulmuştu. Burada vadide, Mart günleri, parlak mavi gökyüzü ve durmadan uğuldayan rüzgârlarıyla İngiltere'deki Mart aylarına çok benziyordu. Kış arpası bir ayak yükselmiş, kiraz ağaçlarında kızıl tomurcuklar açmaya başlamıştı. Cephe hattı burada, çoraklaşmış meyve ağaçları ve sebze bahçeleri arasından geçiyordu, eğer hendekleri araştırırsanız menekşeler ve zavallı mostralık bir sümbüle benzeyen bir çeşit çiçek bulabilirdiniz. Hattın hemen berisinde, fevkalâde yeşil köpüklü bir ırmak akıyordu— bu, cepheye geldiğimden beri gördüğüm ilk şeffaf su idi. Bir gün, altı haftadır ilk banyomu almak için dişimi sıkıp ırmağa daldım. Sizin kısa banyo diyeceğiniz cinsten bir banyo idi bu, çünkü su esasında kar suyuydu ve donma noktasından da pek yukarıda değildi. Bu dönemde hiç bir şey olmadı, zaten olup biten hiç bir şey yoktu. İngilizler bunun bir savaş olmadığını, kanlı bir pandomim olduğunu söylemeyi huy edinmişlerdi. Faşistler'den gelecek doğrudan bir ateş altında hemen hiç kalmıyorduk. Tek tehlike, her iki tarafta da hatlar ileriye doğru kıvrıldığı için her yönden gelen serseri mermilerdi. Bu arada verdiğimiz tüm kayıplar bu serseri kurşunların marifetiydi. Arthur Clinton'a sol omuzunu parçalayan ve kolunu hareket edemez hale
86

getiren esrarengiz bir kurşun isabet etmişti. Korkarım, hiç bir zaman iyi olmayacaktı. Çok az top ateşi vardı, ama fevkalâde tesirsizdi. Şarapnel parçalarının çığlığı ve çarpışı gerçekten vahşi bir eğlence gibi görünüyordu. Faşistler güllelerini bizim koruyucu duvar üzerine hiç bir zaman atmadılar. Bizim bir kaç yüz yarda arkamızda, çevresindeki büyük çiftlik müştemelâtı, cephenin bu kesimi için dükkân, genel kurmay ve mutfak, olarak kullanılan, La Granja isimli bir kır evi vardı. Faşistler'in asıl vurmaya çabaladıkları yer burası idi, ama beş altı kilometre uzaktaydılar ve iyi nişan alamadıklarından pencereleri çatır çatır parçalamaktan ve duvarları yontmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Yalnızca, ateş başladığı ve şarapnel parçaları her bir yanınızda yere saplandığında, tesadüfen yoldan yukarı geliyor iseniz, tehlikede sayılırdınız. İnsan güllenin sesine kulak vererek, aşağı yukarı ne yakına düşeceğini çıkarmanın esrarengiz sanatını hemencecik öğrenirdi. Faşistler'in bu sırada ateşledikleri gülleler felâket kötü şeylerdi. 150 mmlik olmalarına rağmen yalnızca altı ayak genişliğinde ve dört ayak derinliğinde bir krater açıyor ve hiç olmazsa dört tanesinden bir tanesi patlamıyordu. Faşist fabrikalarmdaki sabotajlar ve içinde barut yerine 'Kızıl Cephe' yazılı kâğıt parçaları taşıyan patlamamış mermilerle ilgili her yerde anlatılan hikâyeler vardır, ben böyle bir şey hiç görmedim. Gerçek şudur ki top mermileri artık hiç ümit kalmamışçasma eskiydi; birisi, üzerine tarih damgalanmış pirinç bir demir başlık buldu, tarihi 1917 idi. Faşist tüfekleri bizimkilerle aynı çapta ve aynı değerdeydi; patlamamış mermiler sık sık tamir edilip yenileniyor ve yeniden ateşleniyordu. Kendi kendine özel bir takma ad edinen eski bir güllenin, her gün bir o yana bir bu yana seyahat ettiği ve bir türlü patlamadığı anlatılıyordu. Geceleri, silâhtan arınmış bölgeye, Faşist hatlarının yakınlarındaki hendeklere yatıp Huesca'daki faaliyetlerini gösteren sesleri dinlemek için (düdük sesleri,
87

Durgun savaş halinde askerlerin istedikleri üç şey vardır: çatışma . Çarpışmanın ne demek olduğunu düşünürseniz askerlerin döğüşmek istemesi tuhaftır. Her şeyin tam harman zamanı durdurulduğu bu bomboş verimli tarlalarda sürünerek ilerlemek çok tuhaf oluyordu. cephe hattının bizim kesimimizde yalnız bir tek hareket görüldü. İspanyollar ve Ingilizler'den gece gündüz işitilen sorulardı. Hücum Birlikleri ve Enternasyonal Tabur'un bir kısmı hariç. İspanya'da gördüğüm herhangi bir kimseden daha çok askere benziyorlardı. Sağımızda. Jaca'ya giden yoldu. aşağı mutfağa götürebilir ve bir şişe dolusu kahveye trampa edebilirdiniz. daha önce olduğundan daha iyi silâhlanmıştık. Daha ilerde bir tarla daha bulduk. ve bir haftalık izin. acaba bu savaşta Hükümet tarafındaki harekâtın 89 . Bazen küçük bir balta ya da bir Faşist matarası (bunlar bizimkilerden iyiydi ve hararetle aranıyordu) gibi değerli ganimet parçasına rastgelirdiniz. mısır koçanları taş gibi olmuş. çünkü patatesler gittikçe azalı88 yordu. derece derece süngüler. Budanmamış asmalar toprağın üzerinde yılan gibi uzanıyordu. çelik miğferler ve az miktarda bomba dağıtılıyordu. Anlaşılan Faşistler çarpışmaya girmeden önce hep ayin yapıyorlardı. Bazen bir takım adamlar parti parti silâhtan arınmış bölgeye patates toplamaya gidiyordu. ama bu araştırma dört ayak üzerine yerde sürünerek yapılmak zorunluğun-daydı. Sırasında bütün bunlara değecek bir iş gibi görünüyordu. Benim sırf birliklerin çarpışma ruhunu ayakta tutmak için önceden tasarlanarak yayıldığını düşündüğüm gelecek çatışma söylentileri ortalıkta dolaşıyordu.M. Her askerin elli atımlık cephanesi vardı. Ve. Bir çuval dolusu bulursanız. hiç olmazsa şimdilik. pencereleri yumruklayıp açtığınızda içerisi yakılmış bir kibritle araştırılmaya elverişliydiler.'da görevli bir kaç yüz Alman mültecisi vardı. yamyassı etmek zorundaydınız. her nasılsa. Faşistler bizi dehşet kızdıran bir biçimde topluca gelip bütün tarlayı temizlediler. Tarlaların ve yemiş bahçelerinin arasında çamur duvarlı kulübeler. Eğer Faşist makinalı tüfekçiler sizi farkederse bir kaç tarla berinizde kurşunlar toprağı keserken kendinizi bir kapının altında solucan misali kıvrılan sıçan gibi. Askerî görüş açısından. hayvan pancarı ve şeker pancarları aşırı büyüyerek muazzam odun yığınları haline gelmişlerdi. Stratejik nokta. ama yine de hiç kuşkuya yer vermiyecek biçimde döğüşmek istiyorlardı. Bu. «Ne zaman saldıracağız? Niçin saldırmıyoruz?» soruları.daha çok sigara. Her zaman kilise çanlarını haber vermemiz emredilmişti. milis gücünün geri kalan kısmından çok farklı bir düzeyde idiler— gerçekten. P. herhangi bir esaslı eylemin olmayacağını görebilmek için fazlaca bir askerî bilgiye ihtiyacım yoktu. Batallion de Choque adı verilen özel bir tabur halinde örgütlenmişlerdi. Biz şimdi. ortalıkta siper alınacak hiç bir şey olmadığından patatesleri göbeğinizin üstünde çalmak zorundaydınız— yorucu bir iş. Baskın Birlikleri'miz Monicomio'ya —Faşistler'in tahkim ettiği metruk bir tımarhaneye— saldırdığı sırada oldu. tarla bizim makinalı tüfeklerin hâkimiyeti altında olduğundan Faşistler yalnız gece gelebiliyorlardı. hatların bir birine daha yakın olduğu yerde hem Faşistler'in hem de bizim dadandığımız küçük bir patates tarlası vardı. Faşist birlikleri devamlı olarak gidip geliyordu ve bunların sayıları dinleyicilerin raporlarıyla belli bir uzaklıktan kontrol edilebiliyordu.U. Huesca'nın bu tarafında. Sonradan. Her zaman olduğu gibi saldırı berbat olmuştu. Geçen senenin ürününe hiç dokunulmamıştı. Biz oraya gündüzleri giderdik. bir şey oluyormuş gibi bile görünmüyordu. Anarşistler Jaca yoluna saldırıya geçtiklerinde bizim görevimiz «tutma saldırıları» yapmak ve Faşistleri birliklerini öteki taraftan boş yere çevirmeye zorlamak olmuştu. bir mil ötede. Gündüz vakti de aynı şekilde araştırma yapabilirdiniz. Bir gece. Bütün bu altı haftalık süre boyunca.otomobil kornaları ve bunun gibileri) devriyeler gönderiliyordu. hâlâ hiç bir şey olmuyordu.O. Merak ediyorum.

günde bir paket sigara veriliyordu. hattâ puro gönderirdi. zeytinyağı. Yüzbaşı. muvazzaf ordu subaylarından biriydi—sadakatlerinin derecesi kuşku götürür olduğu halde Hükümet bu subayları hizmete almakta İsrar etmişti. Verdun. Waterloo. Tütün kıtlığı hepsinden kötüydü. Nihayet hiç tütün dağıtılmadığı on ölümcül gün geçirdik. yiyecek. Savaşta bütün askerler bitlidir. ama belki de.. Bu sırada hepimiz bitliydik. ani bir korku ya da hiyanet yüzünden. hiç olmazsa hava yeterince ısındığı zaman. Mart sonlarına doğru elim iltihapladı ve yarılıp boynuma asılması gerekti. Fakat. Bütün giydiklerimizi yakmanın dışında bilinen bir başka kurtuluş yolu da yoktur. tepeden püskürtüldüler ve gece inerken Baskın Birlikleri Manicomio'yu bırakmak zorunda kaldılar. ama hiç olmazsa onlar vücutta yerleşmiş haşereler değildir. ama' böyle ufak tefek bir yara için beni Sietemo'ya göndermeye değmezdi. Bitten başka hiç tür şey beni o buz gibi soğuk ırmağa girmeye zorlayamazdı. iki yüz yarda uzaktayken bir bomba fırlatarak Faşistler'i uyardı. ama hangi milisten olduğunu unuttum. Herşey gittikçe azalıyordu —postallar. ama hiç bir zaman yerlerine ulaşmıyorlardı. tütün. bu alçak hayvanları en aşağı bir kertede tutmayı becerdik. Başlangıçta. Pantolonunuzun ek yerlerine. Hey gidi Army and Navy Stores!. Bir keresinde. Pasifistler savaş aleyhtarı bildirilerini büyütülmüş bit fotoğraflarıyla süslemeyi hayli yararlı bulabilirler sanırım. Bütün gece boyunca . Üniformalarımız lime lime olmuştu. sabun. Bir kısmını yatakta geçirmek üzere orada on gün kaldım. çay. ortalıkta bulunabildiği zaman. Hiç sütümüz olmamasına. şeker çok seyrek bulunmasına rağmen. Görevlerini soyluca yerine getirdiler. ama Barselona'da bile herşey. milisler yoğun ateşle biçildiler. postal yığınlarına rastgeliyordunuz. İspanya'da gördüm— yerden izmarit toplayan insanlar. Askerlerin onu hemen oracıkta öldürdüklerini söylemekten çok hoşnudum. mum. Senlac ve Thermopylae'de döğüşmüş insanlardan herbirinin husyelerinde ağır ağır gezinen bitler vardı. Flodden. tütün barikadın Franco tarafına gidiyor olsaydı. hâlâ soğuk olmasına rağmen hava bitli olmaya yetecek kadar ısınmıştı. çay bir tanrı nimetiydi. parıltılı minik pirinç tanelerine benzeyen beyaz yumurtalarını bırakırlar. Biz yumurtalarını yakmak ve katlanabildiğimiz kadar sık yıkan90 mak yoluyla. karıma çay paketleri — unutulmayacak bir keresinde de bir teneke bisküvi— göndermeyi başaran tek firma. bir ocak ateşini iki gün aralıksız yalnızca ve yalnızca postallarla yaktık— hiç de fena yakıt değildi. Çeşitli vücut haşereleri üstüne büyük bir tecrübe edindim. Hastane hademeleri 91 . İlginç olan şu ki. Londra'da her-gün gördüğümüz bir şeyi hayatımda ilk defa. Bu sırada karım Barselona'daydı ve bana. Öteki böcekler. kibrit. sigara. yumurtadan çıkınca korkunç bir hızla kendi ailesini üreten. örneğin sivrisinekler insana daha çok sıkıntı çektirir.. çikolata. Bunları idare eden yüzbaşı. Savaşın Görkemi. her şey ya oradaki pcstahanede reddediliyor ya da bunlara Fransa'da el konuluyordu. İnsan biti bir bakıma küçük bir İstakoza benzer ve başlıca mekânı pantolonlardır. Army and Navy Stores'-du.sıra sıra cankurtaranlar Sietamo yoluna dizildiler. sonra günde sekiz taneye. namussuzlukta hiç birisi bitin eline su dökemezdi. bundan ötürü Monflorite'deki sözüm ona hastaneye gittim. gerçekten!. ağır yaralıları da sarsıntıdan öldürdüler. yalnızca tabanları ip örgülü sandallar giyiyorlardı Her yerde hurda. sonradan da beş taneye düştü. özellikle tütün. adamların çoğunun postalları yoktu.kaç tanesi berbat olmamıştı? Baskın Birlikleri Manicomio'yu şiddetle hücum ederek zaptettiler. giyim eşyaları. baskın hareketi artık baskın olmaktan çıkmıştı. kendilerini daha mutlu hissederlerdi. giyecek. Manicomio'ya komşu hâkim tepeleri ele geçirerek Baskın Birliklerini desteklemekle görevlendirilmiş birlikler çok kötü oyuna gelmişlerdi. İngiltere'den buradaki İngiliz askerlerine devamlı olarak paketler gönderiliyor. Hastaneye gitmek zorundaydım. azalıyordu.

hava aniden daha bir huzur verici olmuştu. Hava düzelir düzelmez. Bizim depo ve mutfak olarak kullandığımız La Granja. milislerin ellerine geçirdikleri evleri nasıl kullandıklarını görmek.M. ama hastanedekiler her zaman hepsinin en kötüsüydü. Burası P. döşemesi de birkaç karış kalınlığında bokla kaplı idi. o alışılagelmiş çamur ve taş evler karması kasabalardan biriydi.. La Granja'da kullanılmayan her oda apteshaneye dönmüştü —korkunç bir parçalanmış mobilya mezbahası ve kazurat. Nehrin hemen berisinde. fareler. olan iki tane büyük bina vardı. yaralı olarak kıyıya nasıl taşındığını anlattı— cankurtarana taşırken bile.(practicates). Kolum askıdayken kırlarda gezip dolaşarak bir sürü mutlu gün geçirdim. Kediler kadar fareler. bahar gerçekten gelmişti. üzerlerine ateş etmedikçe kaçmıyacak kadar arsızdılar. Sonradan Barselona'daki hastanede. Köydeki katırların yararlandığı su birikintisinin çevresinde bir peni büyüklüğünde gayet hoş yeşil kurbağalar buldum. daha gerilerdeki birliklere yakacak bulmak için. Monflorite. Gökyüzünün mavisi daha yumuşak. burasını sistematik olarak tahrip etmek üzere. katır gübresi ve çürüyen yiyecek döküntüsünün dünya kötüsü bir görünüşü vardı. İspanya'nın bu bölgesindeki kır evleri mimarî yönden hiç de ilginç değildir. buradaki toprak kollektifleştirilmiş mi yoksa düpedüz köylüler toprağı kendi aralarında mı paylaşmışlar. bu evlerin eski Faşist sahiplerine karşı sinsi bir sempati duygusu veriyordu. bunların. Odaların döşemelerini içerde el bombası patlatarak parçalıyorlardı. çamur. pislik yığınları arasında badi badi gezinen göbeği yağ bağlamış koca koca canavarlar. eski bir ordu şarkısını doğruluyordu : Fareler var. muhtemelen.besbelli bir zamanlar bu araziye hükmetmiş toprak sahiplerinin evleri. Cephede herkes çalıyordu.O. İçinde otuz kırk kadar at barındıran bir ya da daha fazla dönümlük kocaman avlulara ve müşte-melâta sahipti. Bütün çevrede yalnızca iki tane şöyle böyle durumda çiftlik -Torre Lorenzo ve Torre Fabiân. Köylü delikanlıları canlı canlı saç levhalar üzerinde kızartacakları salyangozları avlamak için kovalarla araziye çıkıyorlardı. La Granja'daki fareler hani neredeyse kedi kadar büyüktüler gerçekten... fotoğraf makinem ve bütün resimlerim de dahil. doğru dürüst keşfedemedim bile. tahtadan un oluklarının yakacak odun diye kopartılıp alındığını görmek çok ha-yıflandırıcıydı. Levazımcının deposunda. bu da kıtlığın kaçınılmaz bir sonucuydu. Bazan. Ahçılarm kepçe ile karavana dağıttıkları büyük avluda paslı teneke. yani Anar93 . Bu durum. kamyonlarla parti parti adamlar gönderilmişti. sahip olduğum her türlü kıymetli nesneyi çaldılar. cephe hattının yakınında. büyük ve pahalı makinenin bir işe yaramadan paslanmış öylece durduğunu. İspanyol toprak reformunun bürün-düğü aşırı belirsizliğin tipik bir örneği şuydu ki. Sonradan. köylüler ilk bahar için çift sürmeye çıktılar. bir zamanlar manastır idi. ama kireçle badanalanmış taşdan yuvarlak kemerli ve muhteşem çatı 92 kirişleri olan çiftlik binaları —muhtemelen yüzyıllar boyunca değişmemiş bir plân üzerine inşa edilmiştir— soylu şeylerdir. bir İtalyan denizaltısmın batırdığı bir gemiyle Enternasyonal Tabur'a katılmaya gelen bir Amerikalı bana. teskereciler kol saatini aşırmışlar. insana. köylülerin sefil kulübelerine yansıyan zenginliklerini görebilirdiniz. öylesine parlaktılar ki berilerindeki taze çimen donuk görünüyordu.U. kamyonlar dar dolambaçlı yollarını ayın kriterlerine dö-nünceye kadar aşındırıp durmuştu. Nihayet. Ona bitişik küçük kilisenin duvarları şarapnel oyuklarıyla eleğe dönmüştü. Hendeklerin içinde kurbağalar gürültüyle çiftleşiyorlardı. Kilise çok kötü harap olmuştu ama askerî depo olarak kullanılıyordu. kendisine bitişik bir çiftlik eviyle kocaman un değirmeni vardi.

İç savaş tuhaf bir şeydir. Köylü kızları kömür gibi kapkara saçlı. Köylülerin bize gösterdikleri dostluk beni sürekli şaşırtıyordu. toprağı. köyden bir mil kadar uzaktaki. iki tane zamana uygun çiftlik traktörü de vardı. bunlardan birini askerden arınmış bölgede terk edilmiş kulübede gördüğümde.şist bölgesi olduğuna göre. hayatları boyunca her hafta tavuk ve sebze satmaya gitmişlerdi. kulakları ahenkle inip kalkan katır sürülerinin gerisinde. çevresi alçak bir duvarla çevrilmiş mezarlığa doğru gezintiye çıktım. Belki. salına salına yürüyen. Burası bir İngiliz mezarlığından tuhaf denecek kadar farklıydı. Hiç olmazsa toprak ağaları ortadan kalkmıştı. dürüst. geniş kenarlı hasır şapkalı adamlar. Toprak ağalarının geri gelmesini biz önlüyorduk. 95 . toprağı yalnızca karıştırıyor. aralarındaki bazı yaşlılara mutlaka anlamsız görünüyordu. çift sürüyorlardı. üzerine yüzlerce delik açılmış ve her deliğe de insanların onbin yıl önce yonttuklarının tıpkısı yontulmuş taş parçaları sokulmuştu. Böyle bir nesne ortaya çıkarmak için yapılması zorunlu çalışmayı ve çelik yerine çakmak taşı kullanmayı gerektiren yoksulluğu düşünmek beni hasta etti. dört beş mezardan birinde küçük bir haç ya da Tanrı'ya ilişkin baştan savma bir işarete rastlanıyordu. insan kemikleri her yere dağılmıştı. O zamandan beri sanayileşmeye karşı daha yumuşak hislerle doluyum. madenlerin pahalılığı herşeye hâkimdi. Sabanları pek zavallı şeylerdi. Ölülere saygı diye birşey yok burada!. Bir keresinde. Örneğin. biz. «Huesca'dan» diye cevap verdi. hiç kuşkusuz büyük toprak sahiplerinden kaldırılmış. Fakat köyde. Bütün tarım araçları Nûhî nebiden kalma idi. değişmez bir biçimde dostça davranıyorlardı —sanıyorum. hepsinin tarihi devrimden önce olmasına rağmen. Bir iki kere. İspanyollar'ın içinde zeytinyağı yaktıkları ufak kandillerden taşıyan yaşlı bir kadınla konuşuyordum. herhalde devrimin bir yan ürünü olan. Fakat gerçekten şaşırtıcı olan şey. arada dikenli tel ve makineli tüfekten yapılmış geçilmez bir engel uzanıyordu. Huesca beş milden daha yakındı. Savaş. Beller nadiren postal sahibi olan bir halk arasında bilinmiyordu. Normal olarak cepheden gelen ölüler Sietamo'ya gönderilirdi. erkeksi tavırlı mükemmel canlı yaratıklardı. Taş Devri'nin sonlarından kalmışa benziyen bir çeşit düven de kullanılıyordu. Düven olduğunu kavrayana dek uzun bir süre bunun üzerinde kafa yormak zorunda kalmıştım. Tırmık ve çatallar tahtadan yapılmıştı. orası bu insanların pazar yeri idi. ama saban izi diyebileceğimiz bir biçimde yarmıyordu. Hindistan'da yaptıkları gibi kartal çapalarla kazıyorlardı. hepsinin akrabaları vardı. baştan ayağa yamalı olana dek tekrar tekrar yaman94 mıştı. teorik olarak kollektiıleştiril-diğini sanırım. elinde. ancak bu da çoğucası gayretkeş bir dinsizin çelik keskisiyle yontulup çıkartılmış olurdu. Bu araç bir mutfak masası büyüklüğünde levhalardan yapılmıştı. hemen tüm mezar taşlarının her türlü dinî yazıdan yoksun olmasıydı. Yalnız bir kere «Bilmem kimin ruhu için dua ediniz» diye Katolik mezarları için olağan sayılan bir yazı gördüm sanıyorum. kırık bir sabanın uç demiri yamalıydı ve kimi yerde. bunlar köyün ölüleriydi. Ve şimdi sekiz aydır. «Bunun gibi bir kandili nereden satın alabilirim?» dedim. Merhumun erdemlerine dair gülünç şiirlerle dolu kitabelerin çoğu hâlishâne bir biçimde dünyevî idi. köylülerle onların eski toprak ağaları arasında yer alıyorduk. neredeyse dehşete benzer duygulara kapıldığımı hatırlıyorum. sonra ikimiz birden güldük. tarlalar işleniyor ve halk hoşnut görünüyordu. Herşeyi dallar ve âdı çayır otu örtmüş. Bu engel arada sırada belleklerinden uçup gidiyordu. Yine de bize. çünkü gözle görülür bir biçimde her şeyde kıtlık ve herkes için kasvetli iç karartıcı bir yaşam demekti ve en iyi zamanlarda bile köylüler askerî birliklerin kendi sırtlarına yerleştirilmesinden hiç hazet-mezler. düşündükçe başka bakımlardan ne kadar çekilmez olsak da. Düşünmeden. siyah fitilli kadifeden kısa pantolonlu. İlk defa. Partal mavi gömlekli.

cephe hattını gerçekten uygun bir yere getirmişlerdi. Bütün harekât gayet güzel planlanmıştı. adamlar aceleyle gelip gittikçe devamlı olarak bacaklarımın yerini değiştirişim. Kilise gerçekten. bu yara onu madalya almaya kendi istediğinden da97 . (meşhur deyimiyle. ikiyüz yarda ötede olmasına rağmen. insanın vücudunun giderek daha derine indiği sazlık kokan su: sazlık kokusu. kum torbaları konulmuş yukarı pencerelerindeki makineli tüfekler doğrudan doğruya siperin içini hedef almış gibi görünüyordu. Thomas Parker kalçasının üst kısmına bir kurşun yedi. Herkese görev dağıtımı yapılmıştı. Altmış yetmiş saat süren uykusuzluk anılarımı bir çeşit maviliştiriyor ya da daha çok bir seri resim arasında yutuluyordu. dediğine göre. Kuşkusuz. bu işlerin hepsi öyle bir sessizlik içinde oldu ki Faşistler hiç bir şey işitmediler. Nisan ayı olmasına rağmen bu. bir kere bile haç çıkaran birini görmedim. Hrıstiyan inanışı bir dereceye kadar. etkisi çok yaygın ve hiç kuşkusuz bir çala dinsellik kokan anarşizm tarafından yerinden edilmişti. siperi çılgınca kazıyor. Yalnızca yüz yarda berimizde bir iş bölüğü sıkı sıkıya çalışıyordu. ertesi gün daha fazla kayıplar oldu. Şimdi yapılmasının amacı Jaca yoluna doğru hücuma geçen Anarşistler'in bu tarafa ilerleyebilmek için birlikleri bizimle karşı karşıya getirmiş olmalarıydı. Konusunu hatırlamıyorum. uyuşturucu soğuk. tepemizde kule gibi yükseliyormuş. Sonra. Hepimiz. devrim olsun ya da olmasın. düpedüz bir dolandırıcılık şebekesiydi. İspanyol kilisesi geri gelecek besbelli. herkes kendini hızla dizlerinin üstüne atmıştı. kapkara gökyüzünde hiç kımıldamayan yıldızlar. ama devrimin patlayışının onu çökerttiğine ve bir dereceye kadar —benzer şartlar altında Anglikan Kilisesi için dahi düşünülemiyecek ölçüde— parçaladığına hiç kuşku yok. iş tamamlandığında içine brendi katılmış kovalar dolusu şarapla aniden geliveren mutfak hizmetlilerine bile. Kolum hâlâ sargılı olduğundan ben siper kazamadım ve o günün büyük bir bölümünü bir dedektif hikâyesi okuyarak geçirdim— adı «Kaybolan Alacaklı»-idi. Korkunç bir bataklıkta yedi saat yatış. altımda siper zemininin nemli kili. böylesine bir hareketin içgüdüleşmiş olacağı düşünülebilir. ama orada oturup kitap okurken neler hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Bütün gece boyunca yalnızca bir tek kayıp verdik. Şu anda cephe hattımız. Ve muhtemelen. İspanya'da hatırladığım en soğuk geceydi. den bizim orada olduğumuzu farkedişleri. bir iki karış yukarıda mermilerin çatırtısı. hayretten ağzımız açılmış. Hastahaneden geri geldiğim gün. genellikle kabul edilen fikirleri kastediyorum— yoksun olmaları beni çok çarptı. silâhtan arındırılmış bölgede dinleme nöbetindeydik. Casa Francesa'nm kare biçimindeki beyaz bloku. daha derinleştiriyor ve yanlarda küçük sığmaklar oyuyordu. İspanya'da olduğum sürece. hiç olmazsa Ka-talonya ve Aragon'da. İspanyol halkının gözünde. Faşistler'in bizi neden göremediklerini merak ederek. alık alık orada durup makineli tüfeklere bakıyorduk. Faşist cephe hattının bir parçası olan Casa Francesa adlı tahkim edilmiş çiftlik evinden yüz yarda uzakta. Bu hareket aylarca önce yapılmış olmalıydı. İspanyollar'm nasıl olup da arasıra parlak bir örgütçülük başarısı gösterebildikleri tuhaftır. bin yarda kadar ilerideki bir küçük ırmak boyunca uzanıyordu ve.İspanya'nın bu bölgesindeki halkın kesinlikle dinsel duygulardan —dinsel duygu deyince. kurbağaların kulakları tırmalayan vıyaklayışları. gece ve Cizvitler her zaman geri dönerler). felâket bir kurşun yağmuru başladı. şafağın söküşüyle birlikte Faşistler'in bir. Ve sonra. Tüm gece boyunca yalnızca bir tek ses —kürekle düzlenen bir kum torbasının tanıdık sesini— duydum. faşist hattmında da bir kaç yüz yarda ilerisiydi. 96 ama kurbağaların korosunun dışında tam bir sessizlik vardı. Yedi saat içinde altıyüz adam— faşist hatlarından yüz ya da yüzelli ilâ üçyüz yarda uzaklıkta— binikiyüz metre uzunluğunda siper ve korunma duvarı inşa ettiler.

Hayatta en nefret ettiğim şey.U. ancak bir devin bıçakla yapabileceği kadar düzgün bir biçimde. Faşistler bunlara ateş açmayı adet edinmişlerdi— haklı olarak. öbür beşi ise karanlıkta sürünerek kaçmayı becerdiler. son anda telsizle iptal edilmesi. yuvarlanan bir sesti. bir sıçanın karanlıkta. Tuhaftır..S. Faşistlerin koruma duvarından elli altmış yarda ötede saldırı emrini bekleyiş. beş Faşist nöbetçisi görevi ihmal nedeniyle kurşuna dizilmişti. belki de iş görenler Alman topçularıydı. Toprak zeminin her yanından pis hayvan kokuları kaynıyordu.'nin J. 99 . havadan süzüle süzüle iniyor. bombardıman edilmiş ve kısmen yıkılmıştı. topçunun hedefine. Şimdi bile. omuzlarına kayışla bir telsiz alıcısı bağlı bir adamla çömelmiş oturuyorlar. topçu ateşini güvenceli bir uzaklıktan seyrettiğiniz zaman. ama yeterince çabuk kıvıramadık. Gece indiğinde yedisi ölmüştü. heyecandan nefes nefese gördüm. çünkü modern savaşlarda cankurtaranları cephane taşımak amacıyla kullanmaktan kimse çekinmez. sesleri duyulurdu Bunu. Yaralıları dar ve kalabalık siper boyunca taşımak sıkıntılı bir işti. şist koruma duvarından yalnızca kırk yarda ötede iken. Fakat ahcılar akşam yemeğini zamanında yetiştirdiler— hayranlık uyandırıcı. üyesi bir düzine zavallı çocuk (P. Bir gülle arkaya. Bir asker kaçağının sonradan bize söylediğine göre. Ateş alanı Huesca'-yı çevreleyen cephe hatlarına derece derece yayılacak ve biz. J. uzun bir sıra halinde doluşmuş bir sürü adam.'un gençlik kolu. U. Ve sonra.. millerce uzaktan bile kulağa şeytanî ve yırtıcı gelen. Faşistler Torre Fabian'ı güzelce makasa âldılar.ha fazla yaklaştırmıştı. P. isabet ettirmesini istersiniz. insan ve sığır kemikleri karışımı kemik tabakalarının üzerini örten bir saman katından oluşmuştu ve fırıl fırıl sıçanlarla doluydu. Toplar gündüzleri ahenkle gürlüyordu. aldı götürdü. Cankurtaranlar çok yakına gelse bile. bazı zamanlar aynı anda patlayan yirmi librelik bombalarının. ertesi gece. Ansızın. Yaralıların bir iki mil taşınması gerekiyordu. İçinde beklediğimiz ahırın tabanı.M. koruma duvarına uyuşuk uyuşuk yaslanmak için kendimizi sipere atacaktık. birine bir yumruk yapıştırmak ve havada uçurmak mutluluğuna erdim. üzerlerini doğru dürüst örtmeyen kırtipil ot tutamlarıyla yerde yatmak zorunda kaldılar. Kopp ve Benjamin arkamızda. saçılmış bir dizi iskambil kâğıdı gibi. Hep aynı ses. fa. Bütün gün orada.. Dizleri kanla kararmış bir zavallıyı sedyesinden fırlamış. bu gürleme. sürekli trampet çalmışına benzeyen yoğun. bir gülle öne. üzerimde dolaşmasıdır.C. süngüleri dışarı çıkmış.. Ve sonra. Torre Fabian'da bir hücum beklerken. bizi gece harekât esnasında yakalamış olsalardı vereceğimiz kaybın yanında hiç bir şeydi. hedefte akşam yemeğiniz ve bazı yoldaşlarınız da olsa. Ve sonra. ansızın şafak bastırıverdi —kaçmalarına olanak yoktu. her-bir kımıldayışlarında Faşistler ateş açıyordu. bunu izleyen günler boyunca Huesca tarafında Anarşist saldırılarının gürültüleri duyuldu. Tarlaları sulamak için açılmış bir hendeğin içine. çünkü yol olsa bile cankurtaranlar hiçbir zaman cephe hattının çok yakınma gelemiyorlardı. Tuhaftır.U. düzensiz ve anlamsız bir ateş yağmuru tepemizi sıyırıp geçerken. O sabah Faşistler çok iyi ateş ediyorlardı.C.O. Batı ufkunda muazzam patlamalar saniye aralıklarıyla ardınca gül rengi top alevlerinin aydınlıklarını izledi. Öyle de yaptık. tüfek ve makineli tüfeklerin aralıksız gürleyişi izledi. unutulmaz bir başarı. karanlıkta gözlerinin akları parlıyor. bizi toptan imha etmeleri işten değildi.I.'na karşılık). Yeni mutfağımız Torre Fabian. birkaç havan topu getirecek kadar girişken olsaydılar. kısa sürelerle. Her neyse. Bundan sonraki gülle bir binanın köşesini. sonra bir vızıltı ve boru! Çatının parçalanmış tahtaları yükseliyor ve bir uralit levhası. Bütün cephe hattı boyunca kayıplar oluyordu ama bu.C. Sonra telsizden gelen pip-pip-pip sesi ve her şey iyi giderken bulunduğumuz yerden çıkmamız gerektiğini bil98 diren fısıitılı emir.

günde birkaç kez zincire vurulmuş ejderhaların uluması gibi boğuk bir gürlemeyle ateşlenen iki top bulunuyordu. zınk edip patlamalar! Yüz yarda ötede. iki makineli tüfek ve bir sahra topu mazgalıyla barikat. milis bombası 101 . lik Rus bataryası vardı. 7 Bir akşamüstü Benjamin onbeş gönüllü istediğini söyledi. sihirli ağaçlar gibi havaya yükselen toprak sütunlarını ve kara dumanları seyredebilirdiniz. gözle görmediğimiz fakat seslerini işittiğimiz toplar farklı bir kişilik kazanmaya başladılar. betondan yapılmış iki kadem kalınlığında sağlam bir duvardı. köprü üstünde bir beton barikat kuranlar arasında bir çeşit düello sürüp gidiyordu. Monflorite'nin arkasında. ırmağın üstündeki köprüde. Mermileri gerçekten kanatlı bir çeşit torpidoydu. Daha yukarıda Mount Aragon'da (söylendiğine göre tarihinde ilk defa olarak) Hükümet birliklerinin geçen yıl ele geçirdiği orta çağdan kalma bir kalede (bu kale. Geçen kere iptal edilen faşist palankasına yapılacak saldırı bu gece gerçekleştirilecekti. birlikte koşup yetişeceğinize emin olabilirdiniz. yükseldi. siper havanlarının sesi hepsinin en kötüsüydü. Köprünün çevresindeki zavallılar günün büyük bir kısmını siper tarafında oyulan küçük insan çukurlarında saklanarak geçiliyorlardı. Hemen berimizde çok yakından ateş eden ve her nedense belleğimde golf topuna vuran şişko bir adamı çağrıştıran iki tane 75 mm. üç parmak kalınlığında sucuk ve uzun zamandan beri sakladığım. İkiyüz yarda solumuzda. ama ben bunlardan birinin bir uçağa bin yardadan fazla yaklaştığını hiç görmedim. Barlarda elle hedefe atılan ucu iğneli arkası tüylü oklar gibi. Alçak bir mahrekleri ve çok yüksek bir ivmeleri vardı . kötü bir sulu-boya tablosunun bulutçukları gibi göğü noktalardı. bunların yankılanan gümbürtüleri iki mil uzaktan bile toprağı titretirdi. Gülleler. Faşistler'in daha yukarıda kaldığı yerden ateş eden gizli nişancılar birkaç yoldaşımızı vurdular. Meksika yapısı on fişeğimi yağladım. faşist havan toplarıyla. Beton eski karyola kirişleriyle pekiştiriliyordu— bu amaç için bulunabilecek tek demir oydu besbelli.) geçmişi mutlaka ondokuzuncu asra uzanan büyük bir top vardı. süngümü kirlettim (fazla parlak olursa derhal yerinizi belli eder) ve iri bir ekmek parçası. Küçük olmalarına rağmen. Her birimize üçer tane bomba dağıtıldı. ufak bir şişe büyük!üğündey-diler. Bu topun kocaman gülleleri ıslık çalarak öylesine yavaş giderdi ki. Faşist uçaksavar toplarının attığı mermiler.onun için fişeğin infilâkini. karımın Barselona'dan gönderdiği. aşağıdan kuşların kanat sesleri gibi gelir. Bunlar gördüğüm —ya da daha doğrusu seslerini işittiğim— ilk Rus toplarıydı. güvenceli bir uzaklıktan. Felâket saçan ufak gülleler tepede vızıldıyordu— asfalt yola kondukları zaman iki kat şeytanî bir ses çıkararak zınk edip patlamalar. bisikletine binmiş ıslık çalarak giden bir adam gibi ses çıkarıyordu. bir puroyu paket ettim. Bir uçak pike yapıp makinalı tüfeklerini kullanmaya başlayınca mermilerin tıkırdısı. İki yüz yarda sağımızda. Bazan bizim uçaklarımız tepemizde uçar ve düşman hedeflerine hava torpidoları atardı. İspanyol Hükümeti nihayet adama benzer bir bomba imalinde başarıya ulaşmıştı. Şeytanî bir madenî patlamayla. Bu. Huesca'ya giden yollardan birini koruyordu. tıpkı kocaman bir çelik bilya bir örsün üstünde dağılıyormuş gibi infilâk ederlerdi. Cephenin bizim tarafımızda kalan kısmında fazla 100 bir şey olmuyordu.Günler geçtikçe. Fakat kayıplar beklendiği kadar çok olmadı. vızıltıyı ve güllenin patlamasını neredeyse aynı anda duyuyordunuz. bu.

ele yatkın küçük bir bombaydı. Zifirî karanlık ve ortalığı çarşaf gibi örten yağmurun altında. Koruma duvarında aracı olarak küçük bir küme adam. Pancar tarlaları arasından geçen patikalar yağlı bir direk gibi kaygan bir dizi bataklığa dönüşmüştü. sözü edilemiyecek kadar berbattı. Bulunduğumuz yere gelmeden çok önce. birkaç dakika içinde ateşimiz tutuşmuştu. Faşistler'in buradaki cephe hattı L biçiminde bir kıvrım yapıyor. Her yerde kocaman havuzlar oluşmuştu. hendeklere her düşüşünüzde. 103 . balçık çamur sızıyordu. pimlerden birinin çok sert. tüfeklerimiz çamurla kaplanmıştı. Fakat yine de atmaya elverişli. hayâl meya' seçilen bir insan topluluğu çiftlik avlusunda bekliyordu. Akşamdan beri bardaktan boşanırcasma yağmur yağıyordu. ileriye doğru iki büklüm emeklemeye başladı. Faşist korunma duvarı yüzelli yarda kadar ötedeydi. Kahve verecek yerde bizi biraraya çağırdılar. belinize kadar su içinde kalıyordunuz. ışık olmadan içeride hareket etmek olanaksızdı. Yağmur hâlâ yağıyordu. L kıvrımının köşesinde yükselen arazi üzerinde uzanıyordu. Birisi sivri bir kazma buldu ve kaldıraç gibi kullanarak yerden parçalanmış bir kalas söktü. dı-şarda otların üstünde hepimiz çıkana kadar bekledi. Jorge. En büyük kötülüğü. yarısı İngiliz yansı İspanyol otuz kadarımız yukarı doğru tırmanacak ve Faşistler'in telgraf tellerini kesecektik. herkes daha koruma duvarımızdan ayrılırken birçok kereler düşmüş. geri kalanımız Faşistler'i bomba yağmuruna tutarak koruma duvarının dışına sürecek ve yeniden toparlanmalarına fırsat vermeden koruma duvarını ele geçirecektik. Jorge Roca ve Benjamin'in komutası altında. Sonra. Tam bu sırada. bir haberci hiç beyaz pazubent bulunmadığını bildirmeye geldi. Gece yarısından az önce Benjamin topumuzu alıp Torre Fabian'a götürdü. Sulama hendekleri taşmıştı. Karanlığın içinden yırtınırcasına bir ses yükseldi: «Bizim 102 yerimize Faşistler'in beyaz pazubent takmalarını sağlayamaz mıyız?» Bu işe daha bir iki saat vardı. Katır ahırının üzerindeki zahire anbarı şarapnel ateşiyle öylesine harap olmuştu ki. Heyhat! Kahve falan yoktu. Biz bu işleri kıvırırken. Bu yüzden iki şeyden birini yapabilirdiniz: ya her iki pimi de yerde bırakmak ve acil bir durumda sıkışık olanı çıkaramamak ya da sıkışık olanı çıkarmak ve cebinizde ha patladı ha patlayacak diye ecel terleri döke döke dolaşmak. aşağıdaki taşlara kadar yirmi ayak bir boşluk oluşturmuştu. etraf koyu karanlıktı ama rüzgâr durmuştu. ikiyüz yarda ötede uzanan ve öbürüne bir haberleşme siperiyle kenetlenmiş bir sonraki faşist «mevzii» ne aniden saldıya geçeceklerdi. geri kalanımız da onları izledik. bizim saldırmamız gereken korunma duvarı ise. ama bir yerine iki pimi vardı. Buraya düşen bir gülle zeminin yarısını koparmış. Bizim karanlıkta birbirimizi vurmamızı önlemek için beyaz pazubent takılacaktı. Jorga atacak. Kopp bize önce İspanyolca sonra İngilizce hitap ederek saldırı planını açıkladı. Oraya varabilmemiz sessiz hareket etmemize bağlıydı. Sıraya girip çökmek üzere olan merdivenden dolanarak hevesle aşağıya indik.esasına göre yapılmıştı. Bir başkası bir iskambil destesi çıkarıverdi. Konyaklı sıcak kahve dağıtılacağına dair bir söylenti —savaş sırasında devamlı salgın halinde olan o esrarlı söylentilerden biri— aramızda do-laşıverdi. karanlık avluda kahvenin nerede olduğunu araştırdık durduk. doktor ve bir dizi sedyeci bekliyordu. aynı zamanda yetmiş Baskın Birlikçisi. sonra Jorge ve Benjamin karanlığa daldı. İlk işaret bombasını. Korunma duvarındaki gedikten sırayla çıktık ve başka bir sulama hendeğinde yürümeğe başladık. Tabur komutanımız (milis gücünde tabur aşağı yukarı dört yüz kişi kadardı). postallarımızın tepesinden pis. Foşş!? Yeniden yarı belimize kadar suya girmiştik. tek sıraya dizdiler. Pimleri' çektikten sonra bomba patlayana dek. Çamur. sırılsıklam olmuş elbiselerimizden buharlar çıkıyordu. öbürünün çok gevşek olmasıydı. yedi saniyelik bir süre geçiyordu.

Dışdaki tel örgü olacaktı (Faşistler iki sıra tel kullanıyordu). böyle bir durumda kaçmak ya da vurulmaktan başka yapılacak bir-şey yoktu. Ayaklarınız çamura saplanmış. bir karınca gibi. Şimdi yayılacak 105 . Menzile girebilmek için aynı işkenceden kıvrandı-ran arzu. Gelenler korkunç gürültüler çıkarıyorlar gibiydi. kırt! Bu nesneyi ses çıkarmadan kesmenin yolu yoktu.. Fakat hayır. Onlar sizi duymadan bir bomba atılabilecek kadar yakına gelebilmek!! Böyle zamanlarda korku duymazsınız bile. gürültü etmeden üzerinden aşılması olanaksız görünen. Bir keresinde başımı kaldırdım. sessizlik. nerdeyse insana umudunu kaybettirecek taş yığınları. çok yakınımdan gelen Benjamin kötü bir İngilizceyle bana. Bütün yapacakları. millerce uzaktaki Faşistler'in bu sesi mutlaka duyacaklarını düşünerek ölümcül anlar yaşadım. sonra dinlemek için duracak ve bir adım daha atacaksınız. makineli tüfekleriyle karanlığı taramaktan ibaretti. Geriye baktığımda. Jorge dizlerinin üstüne çökerek beceriksiz bir tavırla cebini aradı. Bir kere bizi duyarlarsa işimiz bitikti. Faşist koruma duvarı artık seçilebiliyordu tepemizde bir karaltıya benzeyen silik siyah bir tümsek. Jorge bir kere daha dizlerinin üstünde eğildi ve beceriksizce teli kesti.Ben. Jorge ve Benjamin ile önde gidiyordum İki büklüm ama kafalarımız kalkık. tasalanmasına gerek olmadığını söyleyebilirdim. arazideki eğri büğrü-lüklerin ne kadar büyük olduğunun farkına varırsınız. Her başımı kaldırışmıda. Sessiz ilerlemek çok daha önemliydi. Durmadan ileriye. nasıl olduysa hedefe vardık. Benjamin elini enseme koyarak başımı aşağı çekti. bunun olanaksız olduğunu bildiren aynı rü104 yamsı kesinlik!! Uzaklık nasıl da büyüyordu! Araziyi çok iyi tanıyordum. İşin kötü tarafı. Gitgide yavaşlıyarak durmadan ileriye doğru ilerliyorduk. Nefes alışlarımız bile bizi ele vermeye yeterliydi. Jorge geridekiler yaklaşsınlar diye bekledi.. «Başını aşağıda tut! Başını aşağıda tut!» diye fısıldıyordu. Yağmur inceden inceye yüzümüzü dövüyordu. iyice kapkara birşeyden belli belirsiz paralel çizgiler göründü. Bir vahşi hayvanı sinsi sinsi izlerken de tam tamına aynı şeyi hissetmiştim. Orada burada yumuşak otların parlak tarhları. ileriye doğru kayan kocaman siyah mantarlar gibi bir takım kambur şekiller halinde görebiliyordum. Yine de. Asırlar kadar uzun gelen bir zamandır sürünüp duruyorduk. Kırt. Dörtayak üstünde süründüğünüz zaman. ancak yüzelli yarda kadardı ama bana bir milmiş gibi geliyordu. haddi hesabı olmayan umutsuz bir özleyiş duyarsınız. Ona. İçteki telin koruma duvarından ancak yirmi yarda uzakta olduğunu biliyordum. bana en yakından emekleyen adamları. yirmi adımdan daha yakında olmadıkça hiç kimsenin görülemiyeceğini tecrübelerimle biliyordum. zifiri karanlıkta hani nerdeyse her adımda daha yavaşlayarak dört ayak üzerinde emekliyorduk. dünya kötüsü yapışkan küçük çamur gölcükleri. Demek içteki tele varmıştık. cevap veren bir atış. faşist hatlarında bir hareket yoktu. Karanlık bir gecede. herhangi bir ses çok uzaklara gidebilirdi. Biraz daha çabuk hareket ederek dört ayak üstünde geçtik. Kırt kırt! Uzanan nesne itinayla bir yana kaldırıldı. rüzgâr durmuştu ve yağan yağmura rağmen gece çok sakindi. her adım atışınızda şap şap sesler çıkınca ne yapabilirdiniz ki. Oraya varmak için nasıl derin bir arzu duyduğumu size ifade edemem. kaçınmanız gerekli hışırdayan uzun sazlar. bir fare yuvasına yaklaşan kedinin becerebileceği kadar nazikâne ayağınızı alçaltacak. Otuz adamın duyulmadan oraya kadar gidebilmesi bana akıl almaz görünüyordu. bir ses. Fakat vıcık vıcık çamur olmuş toprakta ses çıkarmadan hareket etmek nerdeyse olanaksızdı. Bir teneke kutuya çarptım. hem de iki büklüm! Hırsızlama sinsi bir adım. Şimdi herhalde faşist korunma duvarına elli yarda uzaklıktaydık. Tek tel makasımız ondaydı. Sonra karanlıkta. artık yanlış yola girdiğimizi düşünmeye başlamıştım. yalnızca araya giren uzaklığı aşmak ister.

tam aralarında kaldığımın bilincindey-dim. Demek ki Faşistler bizim yolumuzu gözlüyorlardı. sırılsıklam ıslandığınız ve baştan ayağa çamur içinde olduğunuzda ağır bir tüfek. bombayı fırlattım. bombanın birinin pimiyle yırtınırcasına güreşiyordum. O şamatanın arasından usul usul «vuruldum» diye İngilizce konuşan birinin sesini duydum. Fakat geride yayılmış olanlar. herşey iyi gidiyordu. Adam bu menzilden ateş ederse. bana doğru kımıldadığını gördüm. yine de. Koruma duvarının yükseldiği alçak yamaca doğru atıldık. Budalaca bir hareket. faşist koruma duvarından on yirmi tüfek gürlemesi geldi. bizi bekleyen hiçbir Fa107 . koruma duvarının içinde. Her mazgal. Ah! Bu kere kuşkusuz yerini bulmuştu. kendimi tekrar yere attım. tam makineli tüfek yuvasının yanında patladı. şeytanî bir ifadeyle tek dizinin üstünde eğilmiş. Her nedense. Ona doğru koştum. Aniden Faşistler'in ateşi durgunlaşmış gibi görünüyordu. En sonunda pimi yanlış yöne çekiştirdiğim kafama dank ediverdi. mümkünü yok. Bir bombanın çok yakınınızda patlayışını görmeden bunların ne dehşet verici şeyler olduğunu kavrayamazsınız. Bir yerde. Jorge dizlerinin üstünde pozunu aldı. Bir patlama! Attığı bomba koruma duvarı üzerinde bir yerlerde patladı.zamanımız olursa. beni ıskalayamazdı. teldeki küçük gedikten geçebilmek için tek bir sıra olmak zorundaydılar. Tam bu anda. bir süngü ve yüzelli fişekle aşağı cloğru çekilirken hızlı hareket edemezsiniz. otomatik tabancasıyla tüfek alevlerine dikkatle ateş ediyordu. peşinen süngülerimizin çarpıştığını hissediyor ve onun kollarının benimkinden güçlü olup olmayacağını merak ediyordum. Çok gerideki adamlar bombalarını fırlatıyor. Benjamin yüzünde hoşnut. Benjamin ayağa sıçradı. Bu. Jorge ve Benjamin sürüne sürüne sağa doğru gittiler. yalnızca süngüyle üstüme geleceğini düşünüyordum. yüzümü çamura hızla çarpınca boynumu incittim ve yaralandığımı sandım. Karanlıkta üstünüze ateş açılması her zaman Allahm belâsı bir şeydir —her tüfek alevi dosdoğru size nişan alıyormuş gibi gelir. Gerçekten. köşede. Birden. Ayağa kalkıp adama bağırdım: «Bana ateş etmesene aptal herif!» O anda on onbeş yarda sağımda Benjamin'in kolunun.onun bana ateş edeceğini hiç beklemiyor. oluktan fışkıran bir alev fıskiyesi gibi görünüyordu. ortalıkta görünmüyordu— bir yerlerde olmalıydı. Patlamaların kızıl ışığında kum torbaları teker teker görülüyordu. bunların bazıları koruma duvarına kadar yetişemiyordu. her nedense . «Atıldık» diyorum. Kendimi yere yapıştırdım. Dizlerimin üstünde doğruldum ve ikinci bombayı fırlattım. «İleri! Hücum!» diye bağırdı. Bir atışın ani patlayışını duyunca hemen arkamda bir adamın ateş etmekte olduğunu farkettim. Pimi dışarı çekerek dizlerimin üstünde doğruldum. çevremdeki pek çok insanı yaralamıştı. Gündüz vakti yalnızca infilâkin patlama sesi duyulur. Bomba koruma duvarının dışında sağda bir yerde patladı. krikette top atan oyuncu gibi kolunu kıvırdı. Bomba. gerçek şu ki. başka bir bomba önümde patlayıverdi. «hantal hantal yürüdük» demek daha doğru olurdu. düşünülemiyecek kadar büyük bir hızla. en sonunda bizi duymuştu. Jorge ilk atışta yaralı düşmüş. geride bizimkiler ateş ediyordu ve ben. koşarken sol elimi yanağıma yapıştırdım —sanki bir insan eli kurşunu durdurabilirmiş gibi. karanlıkta ise bir de insanı kör eden kamaştırıcı kızıl ışık vardır. öylesine ya-kmımdaydı ki infilâkin sıcaklığını duyabiliyordum. Nöbetçi. Bu işler olur biterken yapış yapış çamurun içinde yan yatıyor. tam bu anda faşist koruma duvarından bir şimşek çaktı ve bir patlama oldu. Benjamin'nin arkasında diz çöktüm ve üçüncü bombayı fırlattım. bir türlü dışarı çekilmiyordu. Ama en kötüsü bombalardı. Lanet şey. Tepede mutlaka bir Faşist beni bekliyordu. Nereye gittiğini hatırlamıyorum. bana dokun106 mayan bomba. ama yaralandım diye dehşet duyuyordum. İlk ateşte kendimi yere atmıştım. Faşistler ateş ediyordu. alev püskürten mazgal şeridini bir baştan bir başa geçmek demekti. korku hedefimi şaşırtmıştı.

Şimdi geriye baktığımda. Faşistler hâlâ üç yandan bize ateş yağdırıyorlardı. İlk yardım konusunda bir miktar eğitim görmüş Belfastlı bir İrlandalı. Benjamin. Ateş etsem adamı biçivermem işten bile değildi. Koruma duvarının içinde. kısa zamanda elimden kaçıp kurtuldu. «POUM» diye feryat etmesine rağmen üstüne ateş açılıyordu. Bizim işimiz mevziyi araştırmak ve yağmalanmaya değer herşeyi yürütmekti. sonra da kaybedersiniz. Başı açıktı. büyük uralit parçaları her yere yığılmıştı. hâlâ ortalıkta in cin top oynuyordu. ama onun için daha az komiktir. mevzinin ortasındaki büyük kulübe sığmaklarını eşelemeye başlamışlardı bile. Sonra yarı ışık altında gölgeli bir siluet. «Yoldaşlar! Cephane! Burada çok cephane var!» «Cephane istemiyoruz» dedi birisi. Küçük aralarla ayni şeyi yapmaya devam ediyorduk. Süngümü karanlığın içine gelişi güzel sallayarak peşinden koşmaya başladım. Karımın Barselona'dan becerip aldığı bir ufak elektrik feneri de olmasa. koruma duvarına her geri gelişinde. adam araziyi benden daha iyi biliyordu. onaltı kişiydik. Şimdilik onları geri püskürtmüştük. elinde sargı bezleriyle gidip geliyor ve tabiatıyla. hiçbir zaman tam olarak yetişemiyor. Kural olarak. harap olmuş kulübelerden birinin tepesinden aşağı zıpladı ve sola doğru atıldı. Kuşkusuz. Kulübenin köşesini dönünce bir adam gördüm— önceden gördüğüm adam mıydı bilmiyorum— ulaşım siperinden öbür faşist mevziine kaçıyordu. en iyi tüfek bile çok ısınınca sıkışmaya yatkın olurdu.şist yoktu. Belli belirsiz bir rahatlama duygusuyla koruma duvarının alçak olduğunu ve kum torbalarının ayak basacak iyi bir destek verdiğini keşfettim. Bombalarımız bütün kulübeleri ve sığmakları tahrip etmişti. daha fazla değil. bu olay benim için oldukça komik bir anı. Tüfekler temizlenebilirdi. Patrick O'Hara. Hiç kimse çok süratli ateş etmeye cüret edemiyordu. Aklım yirmi yıl geriye dönerek.» dediğimi hatırlıyorum. Cevap yok. Sağ koldaki koruma duvarının üstünden baktığınızda karanlığı delen yeşilimsi sayısız tüfek alevlerini görebilirdiniz. Toprak altında bir yerde gizlenmiş olduklarını sanıyordum. Mevziye döndü108 ğümde ortalık bir sürü bağnşan adamla dolmuştu. adamı açık seçik görebiliyordum. bana Çanakkale Boğazı'nda bir Türk'ü nasıl süngülediğini canlandırarak gösteri yapan. İçerde herşey paramparça olmuş. Benjamin ve birkaç kişi daha. içimizde hiç kimsenin buna benzer bir ışığı olmayacaktı. ama bunlar yüz ikiyüz yarda kadar gerilerde kalmışlardı. Kıl payı farkla kurtuldu. ben de peşinden kovalıyordum. Fakat birbirimizi vururuz korkusuyla koruma duvarına girdiğimizde yalnızca süngü kullanmamız emredilmişti. okuldaki boks öğretmenine gitti. İngiliz ve İspanyol karışık birkaç yaralı dışarıda yatıyordu. Neden bir buçuk saati uygun gördüğümü bilmiyorum. Zaten ateş etmeyi aklıma bile getirmedim. Kehanette bulunurmuş gibi «Burasını bir buçuk saat elimizde tutabiliriz. bir adam. Ve. Tüfeğimi dipçiğinden tutup adamın sırtına doğru salladım. sanıyorum. daha azalmıştı. mekanizmayı tutar bir yerlere koyar. ama karanlıkta tüfeğin mekanizmasını çekip çıkarmak tehlikelidir. Yerde bir sürü ölü 109 . bir cephane sandığının ipten sapını çekerek heyecanla seslendi. İyi tüfekli birkaç kişi uzaktan rasgele ateşe başladılar. Mevziyi araştırmaya başladık. kirişler ortalığa dağılmış. bir ikisi de yaralı olmak üzere. Herhalde pek yakın olacağım ki. o sipere doğru kaçıyor. Tüfeklerimizin yarısı çamurla dolmuştu ve kullanılmaz haldeydi. «Biz tüfek istiyoruz. omuzlarına sardığı battaniyeden başka üstünde bir şeyi yok gibiydi. ama bu çok uzaktan geliyordu. İngilizce olarak (o anda tek kelime bile İspanyolca düşünecek halde değildim) «Dışarı çıkın! Teslim olun!» diye bağırdım.» Doğruydu bu. Ateşin gürültüsü. her nasılsa. Başka bir hamle daha yaptım. adamın kürek kemiklerini ancak dürtüştürüyordum. yine kurtuldu. bunların üstünden aşmak pek zordur.

ikinci derecede bombalardı— bir ikisini hatıra eşya diye alıp cebime koydum. Teleskopu bir zafer alayıyla getirdik ve sonradan taşınmak üzere koruma duvarına dayadık. Korkunç öfkelendik. Berbat bir işti bu. ama her an ateşi indirebilirlerdi. makinalı tüfeğin peşindeydim. davul gürle-mesini andıran bir tüfekler yığınının gürlemesiydi. Dışarda yattığımız sürece. ateşin gürültüsü daha da artmıştı. Şimdi ateş. belirsiz bir biçimde. Kum torbaları pek büyüktü. Orayı burayı araştırdık. çürümüş çuval yırtılıyor. Faşist sığmaklarının açık sefaleti karşısında çarpılmamak olanaksızdı. kabaca atnalı biçimindeydi. Tehlikeli nokta. Cephedeki duvardan kum torbalarını sürükleyerek savunmasız tarafa yığmalı ve orada bir barikat kurmalıydık. altı • parmak çapında. Feneri pencereden içeri doğru tuttuk. birkaç millik çevreye yayılıyordu. Ne yapmamız gerektiği apaçık ortadaydı. bir sürü cephane sandıkları ve yedek parçaları oradaydı. ama durup incelemedim. girdik ama bulduğumuz nesne makinalı tüfek değil. silâhsızlıktan canı çıkmış ordumuzda ondan bile daha kıymetli birşeydi. Fakat Faşistler'in sağdan karşı saldırıya geçmeyecekleri besbelliydi. böylelikle bizi soldan ateş altına alabilecek başka bir koruma duvarı vardı. makinalı tüfeğin neden ateşlenmediğini merak etmiştim. Ve sonra. bu zavallı maaşsız kur'a askerlerinin battaniye ve ıslak birkaç ekmek parçasından başka birşeyleri yoktu anlaşılan. bize karşı yüz ikiyüz kişi kadar olduklarını anlıyabiliyordum. cephe hattının içinden üstümüze gelirlerdi. Kum torbalarını yerinden kaldırmaya başladık. ama makinalı tüfek yoktu. kısmen toprağın üzerinde kalan. En uçta. Makinalı tüfek yuvasında elektrik fenerini yaktım. Bizim sığınaklarda görülen yedek elbise. En azından altmış yetmiş büyüteçli. Bir makinalı tüfek ele geçirmeyi içtenlikle istemiştik. Emir üzerine hareket ettikleri kuşkusuzdu. Ben asıl. silindir biçimde bir nesne. bir ipi çekince emniyet tertibatları açılan. küçük pencereli ufacık bir sığınak vardı. Mevzi.yatıyordu. Bu besbelli bir makineli tüfek namlusuydu. Eğer az buçuk akılları varsa. böyle bir şeyin ilk olarak tam ortasında kalıyordum. lâhzada bir yaşa sesi yükseldi. Kuşkusuz. deri bir kılıf içinde duvara dayalı duruyordu. kısa mesafeden duymağa alıştığım kesintisiz. çünkü bu. Hattın yukarısmdaki öbür faşist mevziinden geliyor olmalıydı. bir işe yaramadan sarkan yaralı koluyla Douglas Thompson koruma duvarına dayanıyor ve tek eliyle alevlere ateş ediyordu. Dört ayak uzunluğunda. Sığmakların öte tarafına gittim. 110 Bu sırada birisi bağırarak Faşistlerin yaklaştıklarını haber verdi. kitap. kuşkusuz. üstünüzden başınız111 . katlanır sehpası olan kocaman bir sahra dürbünüydü. ama dişe dokunur fazla birşey bulamadık. Bu cins teleskoplar cephenin bizim tarafında yoktu ve bunlara şiddetle ihtiyacımız vardı. Acı bir düş kırıklığı! Makinalı tüfek falan yoktu! Sehpası. hayli âdî. Bu yönden yoğun bir ateş geliyordu. her biri elli kilo ağırlığmdaydı ve bunları kaldırmak gücünüzün her dirhemini alıp götürüyordu. özel eşya gibi pılı pırtı yığınları hiç yoktu. Bu seferki. Tüfeği sıkışan bir başkası da onun tüfeğini dolduruyordu. ama makinalıyı götürmek budalaca ve korkakça birşeydi. Fakat bu kere gürültü sağır ediciydi. yiyecek. her tarafta görülen alevlere bakarak. silâhtan arınmış bölgeyi geçmek ve kendi koruma duvarlarına saldırmak demekti. İlk alarmda söküp götürmüş olmalıydılar. sığmaklar ortada olmak üzere. ama gerçekte pek büyük bir dert değildi. çünkü makinalıyı yerinde tutsalar topumuzu biçmeleri işten bile değildi. Hâl-i hâzırda ateş geliyordu. Tepemizden bir kurşun yağmuru akıyordu. Ve bu işleri çok çabuk yapmak zorundaydık. Baskın Birlikleri burasını ele geçirmemişlerdi. doğrudan hiçbir siperin olmadığı ön cephedeydi. Yanımda. Yerde bir sürü faşist elbombaları vardı— bunlar. Bu tarafta dört beş kişi kadardık. yirmi yarda ileriye taşıyor ve kabaca üstüste yığıyorduk. Hızla sığmağın çevresini dolaşıp kapısından içeri girdik.

yaklaşan alevler. patlayan kum torbalarıyla boğuşma— bütün bu zaman süresinde tüfeğimi taşıyordum. Tüfeğimi doğrulttum ve ateş ettim. üç Alman ve bir de İspanyol. Bombanın fitili havada uçarken kırmızı kırmızı fıs diye ateş aldı ama bomba patlamadı. birisiyle sendeleye sendeleye yürürken «Buna savaş diyorlar!». kestane fişeği gibi tükürüşünü görebilirdiniz -—mermileri üstünüze devamlı ve ayaz bir çatırdamayla geliyordu. Bir havan mermisi tepemizde vızıldadıktan sonra silâhtan arınmış bölgede bir yerlerde patladı. gürültü. «Ne Allanın belâsı şey değil mi?» diye bağırdım bile. kaos. Herşeye karşı derin bir dehşet duyduğumu hatırlıyorum. adam gibi atılmış bomba topumuzu paramparça edebilirdi. tüfeğin daha önce ateş aldığı yerde.) Elimde faşist bombalarından başkası kalmamıştı ve bunların nasıl işlediğini iyice bilemiyordum. bize yardım etmelerini sağlayabildik. onun sayesinde bombayı tamtamına tüfeğin ateşlendiği yere düşürmeyi becerdim. Daha yakma geldikçe. Araziyi iyi bilmiyorlarmış ve karanlıkta yanlış yere yönelip faşist tel örgülere yapışmışlar . ayakta duran bir şekil gördüm. ama halâ bombanın etkisi devam ediyordu sanıyorum. Çok geçmeden. Patlamayı beklerken hepimiz siper aldık. Yüzündeki küçük bir yaradan boylu boyunca kan akan Bop Smillie. sekiz dokuz kişi biraraya toplanmıştık ve bir tek. Yani sonunda.birçokları vurulmuş. çünkü tüfek alevleri çok yakındaydı. Faşistler şimdi bir makinaiı tüfek getirmişlerdi. çamur içinde kayarak gidiş gelişler. Bu da hayli tehlikeliydi ama onlar bizim menzili bulana kadar epeyi zaman kaybedeceklerdi. ama hiç kuşkusuz çok kötü yaralanmıştı.dan —ensenizden kıçınıza kadar— nemli topraklar dökülüyordu. Hani şu insana senede bir kere rastlayan talih vardır ya. Azıcık düşünecek kadar bile zaman bulunuyordu. Fakat aynı anda. dizlerinin üstüne kalkarak bir bomba fırlattı. Ne var ki. o dünya kötüsü kum torbalarıyla güreşi bitirmiştik. Baskın Birlikçileri-nin üniformalarını giymiş olduklarını gördük ve destek kuvvetleri diye düşünerek tezahürat yaptık. Zavallı adam. Topu topu yirmi yarda ötede bir alev gördüm. Dışarıda. Onların arkasında dizlerimin üstüne çökmüştüm. Almanlar tek kelime İngilizce. geçici bir süre için onları geri püskürtmüştük. Bir hafif maki113 . zavallı! Çığlığını duyunca belirsiz bir hüzün duydum. Birini yakalamıştık. Aniden. Daha başka bir sürü bombalar atılmıştı. Şimdi. Fransızca ya da İspanyolca konuşmuyordu. Güçlükle ve bir sürü el kol işaretleriyle ne yaptığımızı açıkladık da. alçak bir siper kurmak için yeterince kum torbası çektik. Bu kere kuşkuya hiç yer yoktu. ve hemen sonra şeytani çığlıklar ve iniltiler duyuldu. bir bağırış Faşistler'in yeniden bastırdığı haberini verdi. Bir infilâk gümbürtüsü. Herkes lanet okumaya ve neden destek kuvvetleri öndermediler diye söylenmeye başladı. karanlık. Uzaklık yirmi yarda olunca bomba atacak kadar yakına gelmiş olacaklardı. mevzinin bu tarafındaki birkaç adam yere yatarak ateş edebilsinler diye. karanlık. Ondan sonra gördüğümüz tüfek alevleri yüz yarda hattâ daha da ötedeydi. bu gelenler ise bir şans eseri kaybolan dört tanesiydi. gelenler yalnızca dört kişiydi. alevlere ateş açan adamlarımız. Douglas Moyle cebini yokladı ve elden ele geçirerek bir bomba yolladı. Ötekilere fazla bombanız var mı diye bağırdım. Bombayı fırlatıp kendilini yüzüstü yere attım. öldü mü ölmedi mi bilmiyorum. muhtemelen daha az tehlikede iken. Besbelli ulaşım siperinden yol bulup geliyorlardı. Yüz ikiyüz yarda öteden. çünkü kaybederim korkusuyla bir yere bırakamıyordum. (Bu bombaların en azından dörtte biri işe yaramazdı. Arada bir torba. Bir yerde fena eğlence değildi hani. korkudan yarı yarıya hasta olmuştum. korkutucu şamata. Acaba korkuyor muyum diye merak 112 ettiğimi ve korkmadığıma karar verdiğimi hatırlıyorum. Birden bire koruma duvarının cephesinden ardarda bir takım uzun boylu şekiller atladı. Baskın Birlikleri'nin başına gelenleri sonradan duyduk. Başka bir çığlık daha.

«Haydi çabuk olun. Kopp mırıldanıyordu. kimsenin ne yöne gittiğimiz konusunda en ufak bir fikri yoktu. ele geçirilen bir cephane sandığıyla —hani şu 1750 atımlık. Hangi yana dönsek yeni bir mermi akını tozumuzu alıp geçiyordu. Mermilerin her iki yandan yağışından başka birşey düşünemez halde. İspanyol olan dediğimi anladı. Bir kaç dakika içinde. Faşistler'inki de. her halde düşündüğüm anlama geliyordu. Kopp bir aşağı bir yukarı adımlıyor. hepimiz yolumuzu kaybetmiştik. Kendi hattımıza koşar adım geri çekilin. seçilen alçak çizgisini gördük.O. ama ötekiler buna karşı çıktılar.nalı tüfekle ya da temiz tüfekli yirmi adamla burasını bir tabura karşı tutabilirdik. Atrâs!» diye bağırdım. «Merhaba! Haydi çıkın buradan! Herkes hemen geri çekilsin!» «Ne?» «Geri çekilin! Çıkın buradan!» «Neden?» «Emir böyle. Bu yol öteki faşist mev-zine. Bir kaçı ağır bir cephane sandığıyla boğuşuyordu. Aniden bize dönerek kaybolan115 . Kopp koruyucu duvarın içinde bir kaç İspanyol ile bizi bekliyordu. Benjamin göbeğinin üstünde . bir koruyucu duvar ile öteki arasmdaki uzaklık ikiyüz yardadan az olmasına ve de çoğumuzun araziyi tanımasına rağmen. Bir çok kereler yönümüzü değiştirerek ve cephane sandığını sırayla yedekte çekerek daha ilerilere doğru süründük. önceden aldıkları bir takım esrarlı emirlere göre hareket ettiklerini sandığım dört Baskın Birlikçisi'nin haberleşme siperinden yukarı doğru koşmaya başladıklarını gördüm. Paddy geçebilmem için teli yana çekti.eğer oraya varırlarsa tabii-kuşkusuz ölüme _ gidiyordu. kendimizi çamurlu tarlada yılan gibi sürünür bulduk. «Jorge! Cagno! Jorge!» sonra işi İngilizceye döküyor: «Jorge gittiyse felâket. koruyucu duvarın karanlıkta önümüzde hayâl meyal.M.» Duvarın dışına çıktık. Paddy korunma duvarında bekliyordu.» diye bir haykırış cevap verdi. bizimkilerden geliyordu. Müthiş birşey bu! Müthiş!» Jorge onun yakın arkadaşı ve en iyi subaylarından biriydi. alçak koruyucu duvarın üstünde uçuşan ve başının çok yakınında çatırdayan mermilere hiç aldırış ettiği yoktu. Çoğumuz sığınmak için koruyucu duvarın gerisinde çömelmiş oturuyorduk. korunma duvarına yaslı bıraktığım teleskoba uçtu gitti. Kuşkusuz bunun bîr kısmı. Fakat bu sırada. Doktor ve sedyeciler gitmişti. bütün cephe boyunca herkes ateş ettiği için. İspanyolca «ricat» nasıl denilir diye düşünürken arkalarından koştum. En sonunda. 112 librelik kutulardan biri— bir bomba kutusu ve bir çok faşist tüfeğini de sürüklemek hiç kolay olmuyordu. Bizimki de olabilirdi. Bu sırada Benjamin'in muavini ve emir vermek için geriye gönderilmiş olan Paddy Donovan cephe duvarından atladı. koyun sürüsü gibi karanlıkta bir o yöne bir bu yöne sürükleniyorduk. Jorge ile Hiddlestone adında bir adamımız hariç bütün yaralılar götürülmüşe benziyordu. «P. 114 Üstüne üstlük.» «Ama teleskop!» «Boşver teleskoba. Birden belleğim mevzinin öte tarafında. Bize yol gösterecek ayışığı da yoktu.U. çok solgun görünüyordu. Karanlığın içinde kaybolmak üzereydiler. ayağa fırladık. ama gökyüzü azıcık aydınlıktı. her yönden geliyormuş gibi görünen.» Millet cephe duvarının ön tarafına tırmanmaya başlamıştı bile. ben şafağın ilk ışıkları bize nerenin doğu nerenin batı olduğunu gösterinceye kadar olduğumuz yerde kalmak istedim. Bizim hatlarımız Huesca'nm doğusunda uzanıyordu.» «Benjamin dışarda bekliyor. en sonunda «Atrâs!.otlarm arasından koruyucu duvara yirmi yarda kalana kadar süründü ve parolayı denedi. Koruyucu duvarın yolunu bulduk. Faşist korunma duvarının barınağından uzaklaşır uzaklaşmaz. öbürlerini de geri getirdi. bir kere daha sulama hendeğine daldık —Şap— ve artık emniyetteydik. şeytanî bir ateş altında kalıyorduk.

başkaları benden daha hızlı koşuyordu. Herşeyin meyus ve perişan görünüşünü hatırlıyorum. baskının amacı Faşist birlikleri. Jorge omu-zundan hafif yaralanmıştı. toprağın üstünde hiç yardımsız yatarken bombanın biri yanında patlamış ve vücudunun çeşitli kısımlarını hallaç pamuğu gibi atmıştı.iki İngiliz üç İspanyol. Bir kaç millik çevrede. sinirlerimiz laçka olmuştu. ben hızlı koşabildiysem. Sonra öğrendik ki. Sevinerek söyleyeyim. siperlerin dibindeki kirli sarı su ve insanların traşsız. bulundukları yeri eskisinden daha büyük bir güçle yeniden ele geçirmişlerdi. hat boyunca düzensiz ve anlamsız ateş sesi fırtınadan sonra hâlâ devam eden yağmur gibi gürüldüyordu. Jorge ve Middlestone daha önceden sargı yerine götürülmüşlerdi. Koruyucu duvardan altmış yetmiş yarda ötedeydik. Gerçek şu ki. ama bir asker kaçağı bize altıyüz olduğunu söyledi. Hepimiz yüzü koyun yere kapandık. Yalan söylediğini sanıyorum— asker kaçakları bes117 . Jcrge ve Middlestone'dan hiçbir iz yoktu. Sonradan öğrendik ki harekât başarılı olmuş —bu gibi harekâtlarda başarı her ne demek oluyorsa. Koruyucu duvarı bırakmış üstümüze geliyorlardı. Aradan zaman geçince bana. Ve Tanrı için. Hiç durmadan bizim koruyucu duvara geldiler. Önde gidenler üç İspanyol'du. Moyle'a «Koşun!» diye bağırıp ayağa fırladım. Olsa olsa bir gök taşı sağanağına denk olabilecek gibi bir şeyler hızla beni geçip gitti. sonra da yaralı bir İspanyol'a abanarak. Şimdi. nasıl da koştum! Gecenin daha önceki saatlerinde insan tepeden tırnağa kadar sırılsıklamken ve fişeklerle tüfek ağırlık yaparken nasıl koşar diye düsunmuştum. Sığmağın içi de dışı gibi şırıl sıklamdı. emekliyerek 116 geri döndüm. mutlaka bizi görmüş ya da duymuş olacaklar ki. Sonra ne zamandır bir yerimde sakladığım puroyu içtim . Anarşistler'in yeniden saldırıya geçtikleri Huesca'nın öteki tarafından bu yana kaydırmaktan başka bir şey değildi. Apaçık ortada olan şey şu ki. çamur batakları. Biri koruyucu duvar üzerinden bir bomba fırlattı — paniğe kapıldığının açık bir işareti. Doğruydu bu — gökyüzü bulanık maviydi. Middlestone ise korkunç bir yara almıştı— bir kurşun kemiğini bir çok yerden kırarak sol kolunda ta tepeye kadar tırmanmıştı. Biz dışarı çıkarken. bu işi çok da iyi yapamadım. sığınağa döndüğümde burasını paylaştığım üç arkadaş derin bir uykuya dalmış bulunuyordu. nasıl her zaman koşulduğunu iyice öğrenmiş oluyordum. Faşist palankasından gelen heyecanlı seslerin muazzam gürültüsü duyuluyordu. Artık ortalık aydınlanıyordu. çamur ve dumanla gözlerine kadar kapkara kesilmiş haşat suratları. ama zamanında gerçek görünüyordu). yolun bir kısmını sırt üstü giderek katettiğini. İspanyollar ortalık tehlikeli olacak kadar aydınlanıyor diye mırıldanıyorlardı. ben de onlara yetişebildim. Üç İspanyolla birlikte Moyle ve ben talip olduk. Faşist seslerinin daha yakından geldiğini duyduğumuz ya da duyduğumuzu sandığımızda (düpedüz hayâl gücü olduğuna hiç kuşkum yok. Zaten. Üzerlerinde bütün techizatlarıyla. üstümüze yoğun bir ateş açtılar.şaşılacak şey: bütün gece boyunca üstümde olduğu halde kırılmamıştı. çamurlu tüfeklerine sımsıkı sarılmış bir halde kendilerini yere atıvermişlerdi. böylece gerisin geriye döndüm.lan aramak için beş gönüllü istedi . arkadan kovalayan silâhlı elli yüz adamı düşününce her ahval ve şerait altında. ilerlemek için fırsat kollayarak otların üstünde yatıyorduk. üzerinden sular damlayan salkım söğütler. yarı aydınlık ışıkta beş kişi görülebilir ama tek kişinin görünmeyeceğini biliyordum. Tel örgüye kadar gelmeyi becerdim ve elimden geldiğince iyi bir biçimde araziyi araştırdım— göbeğimin üstünde yatmak zorunda kaldığım için. Fakat.. birbirlerine destek ola ola koruyucu duvara geldiklerini anlattı. Faşistler'in karşı saldırıya yüz ya da iki yüz adam sürdüklerine hükmetmiştim. Her neyse. sonradan iyileşti. Uzun süren araştırmalardan sonra ufak bir ateş yakmaya yetecek kadar kuru odun parçaları toplamayı becerdim..

O sıra yapılan açıklamaya göre. Anarşistler ağır kayıplar vermişler ve Jaca yolunu kesmeyi başaramamışlardı. Nişancıların yuvalarını cephe kenarındaki kavak ağaçlarının ardına kurduk. Tadı çok kötü değildi. yeni yeni eyleme geçen sivrisinekler ve herkesin başına belâ olan. Bu cepheye nasıl geldiklerini kesin olarak bilmiyorum. İki İngiliz güneş çarpmasından serilmiş yatıyordu. tek tük topçu ateşi ve Huesca'ya yapılan hava baskınlarından başka bir şey olmuyordu. sigarayı sarmayı başardığınızda hemencecik dökülüyor ve geriye boş bir kâğıt silindir bırakıyordu. Huesca'-nm öte yanındaki saldırılar yavaş yavaş azalıyordu. tayınımızı getiren ve tüfek sesine aldırmayan. köylü gibi adamlardı! Güneyin yırtıcı güneşi yüzünden koyu koyu lekelenmiş yüzleriyle ya çobanlık yapıyorlar ya da zeytinliklerde işçi olarak çalışıyorlardı. Bu zamana ilişkin anılarım şunlar. Sahra dürbününe yazık olmuştu. Ma-laga'dan öylesine hızlı kaçmışlardı ki. Ağaçlar şimdi baştan ayağa yapraklarla dolmuştu. kulaklarına yabanî güller takmış köylülere rastlıyordunuz.belli nedenlerden ötürü karşı tarafa yaranmaya çalışırlar. dahası. yalnızca erkek bıldırcınlar yakalanıyordu. deri kemerlerle fişek torbalarını bile kemiren fareler. Her iki yandan da yeterince yanaşıp Jaca yolunu devamlı makineli tüfek ateşi altına alarak gidiş gelişi imkânsız kılmayı becermişlerdi. Bizim koruyucu duvarın önündeki kurşunlarla delik deşik olmuş ağaçta çitlenbikler biçimleniyordu. Sigara dağıtımı sona ermişti. Cephe hattının gerisinde. İspanya'da herkesin mutlaka bildiği şeyden bile haberleri olmadığı görülüyordu— kendilerinin hangi 118 partiden olduklarını bilmiyorlardı. öğle güneşinin sıcaklığı. geceler bile hayli ılınıyordu. Fakat aradaki uzaklık bir kilometreyi buluyordu ve 119 . 8 Gün geçtikçe hava ısınıyor. Bu sesi duyacak kadar yakında olan her erkek bıldırcın koşarak üstünüze doğru gelirdi. Anarşist olduklarını sanıyorlardı. bu söylenti. ama o kadar kuruydu ki. bıldırcın havaya sıçrar ağa dolaşırdı. fakat şarapnel havada patlayınca korkup kaçan katırla boğuşmalar. Aralarında pek azı okuma biliyordu. Irmakta yıkanmak bir işkence olmaktan çıkıp nerdeyse bir zevk olmuştu. Akşamlan yeşil ağlar ile bıldırcın avlamaya dışarı çıkıyorlardı. sonra yere yatıp dişi bıldırcın gibi ses çıkarırdınız. zaten güneşten derisi soyulmuş omuzlarımızın iflahını kesen kum torbalarıyla uğraşmak. Kuşkusuz. Gerçekten Endülüslüler çok câhildiler. Endülüslü-ler'e yarıvahşi bir ırk diye yukardan bakmayı adet edinmiş Katalanlar'dan çıkıyordu. Valencia'da durmayı unutmuşlardı. tam anlamıyla lime lime olmuş dökülen elbise ve pantollanmızın sefilliği. ama arada sırada Monflorite'de —görünüşü ve dokusu kırpılmış samana benzeyen— en ucuzundan tütün paketleri satın alma olanağı vardı. Arada sırada bir gizli nişancının kurşunuyla verilen kayıp. ama çok emin değildiler. Şimdi artık cephe hattında. Kurutulmuş İspanyol tütününden sigara sarmakta olağan üstü bir beceriye sahip olduklarından bize çok yararlı oluyorlardı. Ağı otların üstüne yayar. yarı çıplak bir halde. Çarpık çurpuk. bu da bana büyük bir haksızlıkmış gibi geldi. ağın altına girince ürkütmek için taş atardınız. Anlaşılan. Endülüslülerin sigara sarışları hayranlık uyandırıcıydı. bize komşu bir Endülüslü taburu vardı. Sigaraların uçlarını içlerine tıkmak için özel bir teknikleri vardı. bu güzel ganimeti aşıramadığımızı düşünmek şimdi bile beni kederlendiriyor. belki de Komünist idiler. Torre Fabian çevresindeki gülle oyuklarında koca koca yabanî pembe güller açmıştı.

ülkedeki en dev120 rimci duyguları bir araya topluyordu. Fakat onu yaşayan bir kimse üzerinde etkisini bırakmaya yetecek kadar uzun sürdü yine de. Sıradan 121 . tümüne birden pişman olamıyorum. ve bana başka bir yolla öğrenemeyeceğim şeyler öğretti. para peşinde koşmak. böyle bir durum devam edemezdi. Aragon cephesinde 1937 Haziranı'na kadar temelden bir değişiklik geçirmeden kalan milis sisteminin sonucuydu. muhtemelen imkânsızdı. Aragon'da insan hepsi aynı düzeyde yaşayan ve birbiriyle eşit ilişkiler kuran. daha normal sayıldığı. daha önce olmuş ve belki daha sonra olacak her şeyden çok farklı bir ara dönemi oldu. devrimci diye tanımlanabilecek insanlar arasında yalıtılıp kalmıştım — çünkü.Faşistler içinden belli sayıda kamyonun gidip geleceği bir çeşit uzun siper gibi bir yol kurmuşlardı. Bu.b. henüz hemen hiç çarpışmadığım gibi. cephede insan her zaman dış dünyadan yalıtılır: Barselona'da bile ne olup bittiğine dair yalnızca bulanık bir fikrimiz olurdu. Bu aylar yaşamımda. Belki de böylesi. kabaca ama çok yanlış olmayan bir biçimde. siyasî bilinçle kapitalizme inanmazlığın karşıtlarından daha olağan olduğu biricik topluluğa.— düpedüz sona ermişti. Faşizme karşı savaşmak için milise girmiştim. Kuşkusuz. İzne çıktığımda yüz onbeş gündür cephedeydim. Fakat şimdi. Kuramsal planda bu eşitlik mutlaktı ve uygulamada dahi bundan çok uzaklaşılmıyordu. bütün bu zaman içinde. bizden ve köylülerden başka kimse yoktu ve kimse kimsenin efendisi değildi. gerçekten yoldaşlık anlamında kullanıldığı bir toplulukta bulunulmuştu. ama kişisel bir açıdan —benim kendi gelişmem açısından— bakıldığında. ben aşağı yukarı bir rastlantıyla düşmüştüm. Gerçekten. Bu. «Yoldaş» sözünün çoğu ülkelerde olduğu gibi zıpırlık için değil. Toplumun olağan sınıf ayırımı. Sahiden eşitlik havası teneffüs edilmişti. insan zamanında ne kadar sövüp saysa da. uyuşukluk ya da herşeyde kötülük görmekten. Bir anlamda SOSYALİZM'in gelecekteki mutluluğu şimdiden tadılıyordu demek doğru olur —böyle söylemekle. Haziran ayında. şu cephede geçirdiğim üç dört ay düşündüğümden daha az beyhude geçmişti. bu devre o zaman bana tüm hayatımın en boş yere geçen kısmı gibi görünmüştü. sosyalizmin eşitlik ile uzaktan yakından bir ilişkisi olduğunu inkâr etmenin moda haline geldiğini pekâlâ biliyorum. Hükümet Madrit cephesinden birlikler gönderdi ve Huesca'ya muazzam miktarda uçakla birlikte otuz bin asker yığıldı. kocaman bir kiralık kalemler ve besili küçük profesörler güruhu. Canalıcı nokta şu ki. garip ve değerli birşeylere dokunmuş olduğu sonradan kafasına dank ediyordu. geçici ve yerel bir aşamaydı. Karşı tarafın asker kaçakları Huesca'da bir sürü cephane ve çok az yiyecek olduğunu rapor etmişlerdi. Dünyanın her ülkesinde. aldığı tayının karşılığında soğuk ve uykusuzluktan çekmediği kalmayan bir çeşit pasif nesne olarak yaşamaktan başka bir şey yapmamıştım. Umudun. hüküm süren manevî havanın Sosyalistçe bir hava olduğunu anlatmak istiyorum. Her neyse. tümü değilse bile çoğu işçi kökenli onbinlerce kişi arasındaydı. Sonradan. Her biri aşağı yukarı aynı siyasî fikirlere sahip insanların oluşturduğu sendikalarına dayanan işçi milisleri. Batı Avrupa'daki. Neyse ki. Fakat anlaşılan şehir düşmeyecekti. bundan çok farklı bir başka sosyalizm görüşü de yaşıyor. Elimizdeki doğru dürüst silâhlandırılmamış onbeş bin adamla bu şehri almak. Şu sıralar. düpedüz tüm yeryüzünde oynanmakta olan bir oyunun içinde. İngiltere'nin para kokan havasında neredeyse düşünülemiyecek bir dereceye inmişti. çoğu savaşlarda pek çok askerin kaderidir. Uygar yaşamın bir çok normal etkenleri— züppelik. bu döneme şöyle bir uzaktan bakıyorum da. İspanyol Hükümeti'ne daha etkili bir biçimde hizmet edebilmiş olmayı isterdim. sosyalizmin mal edinme dürtüsüne hiç dokunulmamış plânlı bir devlet —kapitalizminden başka bir şey olmadığını harıl harıl «kanıtlamak»la uğraşıyorlar. patrondan korkmak v. ama şehir hâlâ düşmüyordu.

eğer fırsatını bulurlarsa. kemerine kayışla koca bir otomatik tabanca bağlanmış sakallı bir adam ekmek somunlarını beş parçaya bölüyor. Dağın yamacında bir tümseğin yarısına kadar tırmanmış. Bu bakımdan. Ama bunlar bugün. Belki de. Üstümdeki etkisi. o sırada kendi zihnimdeki değişikliklerin hiç farkında değildim. kural olarak ancak iyice yıllanmış anıların büründüğü sihirli niteliği şimdiden kazandı. Milletin sıkıştırdığı şişko ahçı herkesi kepçeyle kovalıyor. her şeyin kıt olmasına rağmen hiç bir ayrıcalık ve ayak yalayıcılığmın bulunmadığı bu toplulukta. bit. yoksunluk ve arada sırada gelen tehlikenin bilincindeydim. her şey bir yana.insanı sosyalizme çeken ve hayatını bu yolda tehlikeye atmaya hazır kılan sosyalizmin «mistiği» -eşitlik fikri-halkın büyük çoğunluğu için sosyalizm sınıfsız bir toplum demektir. soğuk. beyzî İspanyol yüzleri. Olaylar olup biterken çok berbat görünüyordu. yaşamımın geri kalan kısmından çok farklı. Çevremde bir anafor gibi dolanan sis. telsiz telgraf gibi fıkırdayan makinalı tüfekler. Kopp'a gözüm ilişiyor. pislik. Tüm bunlar kışın soğuğu. Bu dönem. Başımın üstünde bir yerlerde anlamsız mermiler şakıyıp duruyor. fareler Kediler kadar fareler Levazımcının. İspanyollar arasında olmak şansından ileri geliyordu. soğuk bir buhara benzemesine rağmen. Monte Pocero'da bir siperde yatak diye kullanılan kireçtaşının raf gibi yerinde yatıyorum. Hiç kimsenin ne yapıp yapıp zengin olmaya çalışmadığı. belki de insan. çamurlu bir avludayım. Onların yaratılıştan dürüstlükleri ve her zamanki anarşist eğilimleri. Tüm bu dönem benliğimde tuhaf bir canlılıkla yaşıyor. Cephe yakın. Bop Edvards ve üç İspanyol ile küçük köknar ağaçlarının arasında saklanmış yatıyorum. Şimdi ise durum çok farklı O zaman pek boş ve olaysız görünen bu dönemin şimdi benim için çok büyük bir önemi var. Belleğimde hatırlamaya değmeyecek kadar ufak tefek olayları yaşıyorum. Yandaki masada. ne göreyim okul çocukları gibi nanik yapmıyor mu? La Granja'da yahni kazanının çevresinde teneke tavalarıyla boğuşan adamların arasında.. Size o zamanın havasını olduğu gibi aktarabilmeyi çok isterdim. onbeş yaşında çocuklar kendilerini yüzüstü yerlere atıyorlar. Bili Chambers bu. Arkamda Cockney lehçesiyle. Sağımızdaki gri çorak tepenin üstünde bir sıra halinde Faşistler karınca misali tırmanıyorlar. Ve. ben de başlıca sıkıntı. Monte Oscurö'nun batı tarafındaki alçak arazide Kopp. alelacele temizlenmiş saç tabaklarda aç kurtlar gibi yutulan fasulye plâkisinin teneke tadı olarak belleğimde çakılıdır. Ahçı kazanın ar123 . Şimdiye kadar anlattıklarımla kitabın ilk bölümlerinde bunu birazcık başarabil-diğimi umarım. Kuşkusuz. sosyalizmin şimdiye kadar olduğundan çok daha elle tutulabilir bir biçimde kurulduğunu görmeyi istemek oldu. eğer bu değilse başka hiç bir anlamı yoktur. onunla kavga ettim ve sonradan Huesca'nm dışında vuruldu. Çünkü varlıklarını devam ettirdikleri sürece İspanyol milisleri sınıfsız toplumun bir çeşit küçültülmüş örneğiydiler. milislerin li122 me lime olmuş üniformaları. çamurlu bir sipere doğru sürünüyorum. yine Genç Ramon kürek kemiklerime dayadığı yamyassı olmuş burnuyla durmadan horluyor. birisi şarkı söylüyor. sidik ve çürüyen ekmek kokusu. Fareler var. sosyalizmin başlangıç devrelerini bile dayanılabilir bir dönem yapacaktı.. milis gücünde geçirdiğim bir kaç ay benim için çok değerliydi. belleğimde dönüp dolaşıp üstünde durulacak aydınlık bir bölüm oluşturuyor. faşist hatlarından bir boru sesi ortalığı çınlatıyor. Çevremdeki herkes gibi. sosyalizmin başlangıç devrelerinin nasıl şeyler olacaklarına dair kabataslak bir ön fikir ediniyordu. sıcak. bir yandan dengemi bulmaya bir yandan da topraktan yabanî biberiye kökünü sökmeye çalışıyorum. Güllenin biri haykırarak geliyor. bu duygum kısmen. bu deney beni hayâl kırıklığına uğratacak yerde çok derinden çekmişti.

Fakat vagondan dışarı adımınızı attığınız anda. sabaha karşı bir kamyona dolmuştuk bile. onbeş yaş125 . Dışarıda taşmış hendeklerin suyunda sıçanlar hani su samurları gibi büyük bir gürültüyle oynuyorlar. hatırı sayılır büyüklükte bir koyun sürüsünün kompartımanlara sokulmasıyla geriye kalan en ufak boşluk ta doldurulmuş oldu. Tanyeri arkamızda ağarırken. sebze çıkınları. rahatsızlık. ânî ve çarpıcı atmosfer değişikliğini yaşadım. Hayli tuhaf bir tecrübedir bu. Sıcak bir banyoda yıkanmayı. yere yayılmış sonradan canlı tavşanlarla dolu olduğunu keşfettiğimiz kıpır kıpır oynayan çuvallar— son olarak. vagonun karşı köşesinde oturan arkadaşınızın ağzına şarabı fışkırtabiliyordunuz. cephenin havası sürdü gitti —kir. gürültü. her yanda vıcır vıcır kara tenli insanlar— bu görünüşe çok alışık olduğunuz için havasını da öylece olduğu gibi vagonunuzda taşırsınız. Cephede geçen üçbuçuk aydan sonra Barselona'ya dönüş bana hep bunları hatırlattı. eşya torbalarımızı topladık ve gerisin geriye. temiz elbiseler gimeyi ve çarşaflar arasında bir gece geçirmeyi öyle çok istiyordum ki! Normal. başaşağı devrilip taşman dehşete uğramış tavuklar. tozlu hurma ağaçları. bu yüzden hemen hemen yalınayak yürüyor gibiydim. hat boyunca gördükleri her güzel kıza kırmızı . balık. Shan yaylasının kenarındaki. Milisler haykır arak trenin takırtısını bastıran devrimci şarkılar söylüyor. baharat ve sarımsak kokusu. uygar bir yaşam sürerken hiç bir şeyi bu kadar tutkuyla isteyemezsiniz. Yine o aynı. Barbastro'da saat beş trenini yakaladık. Birden bire İngiltere'de olabilecek kadar serin. bu da insanı bir sürü zahmetten kurtarıyordu. Barbastro'-dan ayrıldığımızda tren milislerle zâten tıklım tıklım dolmuştu. Nisan'ın yirmialtısında öğleden sonra üçte Barselona'ya vardık. —kavurucu güneşi. 9 Yukarı Birmanya'da Mandalay'dan. ince bir çizgi halinde. Maymyo'124 ya trenle gidilebilir.kasma kaçıyor. her yeni istasyonda durmadan binen köyiülerce işgal ediliyordu. büyük serhas ve köknar ağaçları. yüzünde süklüm püklüm ifadeyle yattığı yerlerden doğruluyor. başka bir yarı küreye inmiş olursunuz. Asıl dertler ondan sonra başladı. lime lime olmuş elbiseler. Barselona'ya kadar yol boyunca. trende. Bir de. bir aydan fazla bir zamandır ayağımda çorap yoktu. Hemen yanımda. Maymyo'da durduğunda aklınız hâlâ Mandalay'da kalır. yumuşak ve sulu tropikal meyvalar.siyah mendillerini sallıyor ya da elleriyle öpücük gönderiyorlardı. Pantalonumdaki bitler. tüfeklerimizi onlara devrettik. eyaletin tek dağ istasyonu. olağan manana'lardan sonra. yoksunluk duygusu yoldaşlık ve eşitlik. harmaniyesine sarılıp sarmalanmış Endülüslü nöbetçi şarkı söylemeye başlıyor. Cephe hattından ayrıldığım için üzgün değildim. bir başka tabur yerimizi aldı. sepetlerle çilek satan pembe yanaklı dağlı kadınlar görürsünüz. Anason katılmış şişeler dolu pis bir Aragon içkisi elden ele dolaşıyordu. Yolunuz tipik bir doğu kentinin havasıyle başlar. Gülle yüz yarda ötede bir yere saplanıp gürlerken. İspanyollar'ın keçi derisinden su matralarıyla. Tren deniz seviyesinden bin dörtyüz metre yükseklikte. Nöbetçi şeridi boyunca kavakların karanlık gövdeleri altında bir aşağı bir yukarı yürüyorum. benim onları katletmemden çok daha büyük bir hızla ürüyorlardı. Faşist nöbetçinin de şarkı söylediğini işitebilirsiniz. Nisanın yirmibeşinde. Monflorite'de bir ambarda bir kaç saat uyuduk. postallarımın tabanından geriye pek bir şey kalmamıştı. Silâhtan arınmış bölgede yüz ya da iki yüz yarda ötede. tatlı bir havayı teneffüs eder ve çevrenizde yeşil çimen. Monflorite'ye doğru yürüyüşe geçtik. Lerida'da iyi bir şans eseri bir eksprese aktarma yapmamız sayesinde. pas.

bir kaç aylık aralıklarla giden herkes burada olup biten olağanüstü değişikliklere dikkat etmiştir. her on askere bir subay düşecek biçimde donatılmıştı. Bize ikram olsun diye. Aralıkta burjuva görünürdü. artık savaşı takmıyordu. Kuşkusuz. tamamıyle gerçek dışı kahramanlık hikâyelerini. sivil nüfus. Şimdi. ikincisinde Ocak'ta ya da benim yaptığım gibi ilk kere Aralık'ta ve sonra Nisan'da gitmiş olsunlar. hiç durmadan bir gözümün üstüne kayıyordu. bir de üstelik kirli ve traşsızdık. Britanya Ordusu'nun subayları gibi beli oturan. mümkün olduğunu düşünebileceğim herhangi-bir şeyden çok daha fazla bir işçi şehri gibi görünmüştü. İçlerinde her yirmi kişide birinin bile cephenin şöyle kenarına dahi gittiğini sanmıyorum. Bu subayların emrindeki adamlarla ilişkileri bir burjuva ordusundakinin aynı olmamakla birlikte. İnsanların görünüşündeki değişme ürkütücüydü. aylarca cephede bulunmuş bütün insanlar gibi korkunç bir manzara arzediyorduk. ama çoğunluğu milise katılmak yerine Harp Okulu'na gitmeyi yeğlemiş gençlerdi. Barselona'ya karşı sırasında.) Yeni Halk Ordusu'nun subayları —ben Barselona'dan ayrıldığımda ortalıkta hiç böyle tipler görünmüyordu— şaşılacak sayıda çoğalmışlardı. Sonraki birkaç gün boyunca. Caddenin yukarısına doğru yürüdüğümüzde dikkat ettim. yünlü kepim şeklini şemalini kaybetmiş. savaş yüzünden biraz yıpranmış ve sıkıntı çekmiş. İngiltere'den yeni gelmiş olan bana ise. Ama gelin görün ki. onu ağızları bir karış açık dinleyen meşin suratlı iki köylüye anlatıyordu. herkes İspanyol terzilerinin özellikle ustası olduğu şık yaz takımları giyiyordu. Erler bir çeşit kaba kahverengi tulum. Bütün değişikliklerin temelinde iki gerçek yatıyordu. Barcelona yeniden. köylüler çıkınlarını açtılar ve koyu kırmızı yapışkan şaraplarından verdiler. Bostan korkuluğuna benzediğimin bilincindeydim. dolayısıyla milletin bize dik dik bakmasında pek şaşılacak birşey yoktu. Halk 126 Ordusu. ilkin Ağustos'ta. Hepimiz aşağı yukarı aynı durumdaydık. öylesine mutluydu ki size anlatamam. Barselona hiç kuskusuz. subaylar ise zarif. söyledikleri hep aynıydı: devrimci hava kaybolmuştu. postallarımdan geriye. Tuhaf olan şey şu ki. ama işçi sınıfı egemenliğinin hiçbir belirtisi kalmayan alelade bir şehire dönüşmüştü. Milis üniforması ve tulumlar neredeyse büsbütün ortadan kalkmıştı. Fakat tren Sabadell'den geçerek Barselona'ya girdiğinde. Deri ceketim lime lime olmuştu. son üç aydır tuhaf şeylerin olageldiğini anlamama yardım etti. yalnız onlardan biraz daha sıkı oturan. Fakat bu bakışlar içime azıcık korku düşürmedi değil.larında kara gözlü bir çocuk. işler tersine dönmüştü. Biri: halk. oysa biz cephede bir tek tabancayı ne para ne de hatır için bulamıyorduk. Herkes son derece mutluydu. Öbürü: toplumun zengin-fakir ya da yukarı sınıf-aşağı sınıf biçimindeki normal ayırımı yeniden kendisini gösteriyordu. haki üniforma giyiyorlardı. Şehrin üstüne derinliğine bir değişiklik çökmüştü. içi dışına çıkmış yüzü dışında pek az şey kalmıştı. Bu subayların bir kısmı miliste görev almış ve teknik eğitim için cepheden alınıp getirilmişlerdi. (Özel otomobiller yok gibiydi. bize ve bizim soyumuza Paris ya da Londra'dan daha az yabancı ve daha az düşman olmayan bir ortama adımımızı attık. yine de «adam olan» herkes bir arabadan yararlanmam fırsatını elde ediyordu. kendisine ait heyecan verici ve hiç kuşkum yok. şaşırtıcı ve hayli tik127 . Savaşa karşı genel ilgisizlik. Her yerde göbekli zengin adamlar. Sokaklarda kan lekelerinin yeni kuruduğu ve milis askerlerinin şık otellere yerleştirildiği Ağustos ayında orada olan bir kimseye. aldıkları para ve giydikleri üniformaların belirlediği kesin bir toplumsal farklılık görülüyordu. zarif hanımlar ve pırıl pırıl arabalar görülüyordu. hepsinin kemerlerine kayışla bağlanmış otomatik tabancaları vardı. millet bizim kirli görünüşümüze dik dik bakıyordu. sayısız belirtiler sayesinde ilk izlenimimin yanlış olmadığını keşfettim.

Dükkânlar şimdi besbelli daha şıktı. av-bıçakları.O. cepheye dönmeme birkaç gün kala avadanlığımı satın alırken keşfettiğim gibi.. resmî rütbe v. «Cephe». hâttâ Valenila'-dan. Franco'ya karşı yürütülen mücadeleden çok. ilk atılımda bir coşkunluk dalgası olmuştu. aynı şey bir ay sonra. kısmen Barselo-na'nın fiilî savaştan uzakta olmasından ileri geliyordu. Ocak ayından beri İspanya'nın her yanında gönüllü asker kayıtlarının giderek azalması oldukça anlamlıydı. dönmedikleri ya da üç dört ay sonra ceplerinde büyük miktarda paralarla geri geldikleri. Fakat. Tümen diye biliniyordu. diye gösteriliyordu. Bu. matralar. zorunlu asker almaya başvurmak gereğini duyduğunda. gelenleri dehşete düşürüyordu. ama asker toplama açısından bu. Tümenler yarı yarıya Halk Ordusu birlikleriyle milis gücünden oluşan «karma-tugay» lardan yapılmıştı. Bütün bu değişimlerin yanısıra parti milislerine karşı ve Halk Ordusun'dan yana sistemli bir propaganda yürütülüyordu. birlikleri şimdi 29. İspanyol Hükümeti. Fakat Hükümet ajanları her buldukları duvara «Halk Ordusu isteriz» diye çiziktiriyorlardı. ama savaş ansızın arka plâna itilivermişti. milislere karşı radyo ve komünist basında kesintisiz ve bazan çok menhus bir kötüleme kampanyası açmıştı. genç adamların kayboldukları. Her karşılaştığınız kişi.M. çoğunluk bir an önce bitmesine taraftardı. Oysa şimdi. Savaşla birlikte başlayan devrimci fikirlerde herkesin hayâl kırıklığına uğraması . geniş ölçüde işçi sınıfının egemenliği uğrunda çarpıştıklarına inandıkları için bu işleri başarmışlardı.muhakkak ki. Sonradan. Milis gücü olarak örgütlenen ve savaşın ilk bir kaç haftasında Faşistler'i Zarago-za'ya kadar kovalayan sendika üyeleri.Her vitrinde yumuşak asker kasketleri. Milisler kötü eğitilmiş. bundan ötürü. Barselona'ya ilk gelişimde. v. Bütün bu propagandadan. belli bir uyuşukluk içinde diye ayıplanamazdı doğrusu. Milis gücüne katılmanın modası geçmişti. (Milisllere paralan izne çıktıkları zaman ödenirdi.sindiririydi. Şubat ayında. milisler kendilerine özgü yapılarını ve özel karakterlerini korumaya olanak buldular.b. Örneğin. bu hava dikkatinizi çekiyordu. işçi sınıfı egemenliğinin güme gitmiş bir amaç olduğu gittikçe daha belirginleşiyordu. Haziran ayma kadar pek az Halk Ordusu birliği Aragon cephesine gönderilmişti. Som Browne kemerleri. önceleri Lenin Tümeni'nden P. ile Halk Ordusu düzeni içinde yeniden kurulmuştu. cephede şiddetle ihtiyaç duyulan belirli bazı eşyaları bulmak hayli zordu. ama bir iç savaşta çok kuraldışı kaçan. uzak. Halk Ordusu'na asker yazılırken.b. bir dış savaşta doğal karşılanabilecek. Şubat ayından itibaren bütün silâhlı kuvvetler teorik olarak Halk Ordusu ile birleştirilmiş ve milis güçleri kâğıt üstünde bozularak farklı ödeme dereceleri. çok büyük bir artışa yol açmadı. Burada durum hayli tuhaftı. dükkânlar özellikle milis donanımında uzmanlaşmışlardı. savaş daha altı ayını ancak doldurmuştu. Halk zevkinin herdaim barometresi olan dükkânlar bunu açıkça gösteriyordu. her zamanki şık sahil şehri yaşantısının hemen hiç bozulmadan devam ettiği Tarragona'-da da dikkatimi çekti. Dış ya da iç savaş olsun her savaşta safları doldurmak durumunda olan sokaktaki adam. fermuarlı ceketler.b.U. Fakat fiilî tek değişiklik isimlerde olmuştu. Anarşistler ile Komünistler arasında süren öldürücü boğuşmanın bllincindeydiler. Barselona'ya Madrit'ten. Savaşın kaybedilmesini kimse istemiyordu. yoksun ve külüstür şeyler olmalarına rağmen. 128 efsanevî bir yerdi.) Yaralılar koltuk değnekleriyle tek ayak üstünde seke seke dolaşsalar bile özel bir ilgi görmüyorlardı. özellikle de proletarya. disiplinsiz. âdet yerini bulsun kabilinden bir ifadeyle soruyordu: «Şu savaş —korkunç birşey değil mi? Ne zaman bitecek dersiniz?» Siyasî bilince sahip kişiler. cepheye gönüllü gitmenin hoşa gitmeyecek bir yanı varmış da as129 . Halk Ordusu her zaman «kahraman»di. Katalonya'-da. Yiyecek kıtlığı büyük halk kitlesi için önemli sorundu. tabanca kılıfları teşhir ediliyordu. v. bunda büyük rol oynamıştı. Nereye gitseniz.

bu gerçek ise olabildiğince az duyuluyordu. böyle sıkıntılar her zaman zenginden çok yoksulu vurur. caddelerde kıyılmış meyanköküyle sarılmış sigaralar sa(*) İşçi devriyelerinin. çiçekçi kadınlar ve ayakkabı boyacıları gözlerinizin içine bakarak size «yoldaş» diyorlardı. korkunç fırlarken. ama tabiatıyla. Görünüşe bakılırsa lokantalar ve oteller neye ihtiyaçları varsa güçlük çekmeden buluyorlardı. büyük mağazalardaki tezgâhtarlar yine alışık olduğumuz köpekleşen tavırlarını takınıyorlardı. Önceleri Barselona'da dilenci bulunmayışı çok çarpıcı gelmişti. «Buenos dias» da «salut» un yerini almıştı. şimdiyse sürü ile dilenci vardı. Cepheye dönen milis askerleri artık caddelerde trampet çalarak. Ne var ki. Bunun daha çok bir umut ve gizleme karışımı olduğunu kavrayamamıştım. Bahşiş verme usulü el altından. Yerilecek ne olsa milislerin üstüne yıkılırken övülecek herşey hemen Halk Ordusu'na yakıştırılıyordu. Garsonlar yeniden kolalı gömleklerini giyiyorlar. önceden olduğu gibi caddelerden törenlerle geçiyorlardı.kere alınmayı beklemek takdir edilmesi gereken bir şeymiş gibi bir izlenim çıkarabilirdiniz. caddelerde polis kuvvetleri yeniden arz-i endam ediyordu. Bu askerler. bazı maddelerin kıtlığı da çekiliyordu. burjuvazi ise korkuyor ve geçici bir süre için işçi kılığında dolaşıyordu. Bunun sonucunda. Ne var ki. Dükkândaki adam yirmi otuz yıl önceden kalma. Yiyecek fiatları. Milis birliklerinin de artık kâğıt üzerinde Halk Ordusu birliklerine dönüşmesi Basın Propagandasında beceriyle kullanılıyordu. Herşeyin parlaklığından başka. Bu dönemde yabancılar size pek seyrek olarak «tü» ve «oamarada» diye hitap ediyorlardı. genelevlerin % 75'ini kapattığı söyleniyordu. Geniş halk kitleleri için tütün kıtlığı öylesine umutsuz birşeydi ki. hiç kuşkusuz. savaşa duyulan genel ilgisizlik yüzünden görece daha az bir coşkuyla karşılandılar. garsonlar. Devrimci tarzda konuşmalar artık kullanılmıyordu. bunların yerini her zamanki «senor» ve «ustet» almıştı. bir başkasıyla ise yerildiği oluyordu. İşçi devriyelerinin dağıtılması emredilmişti. Halk Ordusu'nun bazı askerleri cepheye gitmeye başlamışlardı. kaçamaklı bir yolla geri geliyordu. Şimdi her şey normale dönüyordu. «Şık» elbiseler anormal görülüyor. Ram-las'nın tepesindeki ince zarif dükkânların dışında bir yalın ayaklı çocuklar güruhu devamlı olarak her çıkanın çevresinde kümelenmek için bekliyor. çoğu işçi devriyelerince kapatılmış kabareler ve yukarı sınıf genelevleri çabucak açılıverdi (*). İşçi sınıfı başlamış. Sabahın beşinde tren ya da kamyonla uzaklara kaçırılıveriliyorlardı. şimdilik Halk Ordusu geride eğitilirken milisler cepheyi ellerinde tutuyorlardı. şimdi İngiltere'de bile yapılmayan bir biçimde başını eğdi ve ellerini oğuşturdu. fakat anlamlı bir örneği tütün kıtlığıdır. 131 . herşey böyle gözüküyordu. bu geçit törenleri bile. sırf postu kurtarmak için sırtlarına işçi tulumları giyerek devrimci sloganlar haykırmışlardı. Karım ve ben birkaç çorap almak için Ramblas'da bir çorapçıya girdik. Kesinlikle. ama asla pekiştirilmemiş bir devrime inanıyor. Herşeyin şimdi daha zengin olan sınıfın yararına nasıl yerleştiğinin küçük. şık oteller ve lokantalar pa130 halı yemekleri aç kurtlar gibi yutan zengin insanlarla doluydu. aynı birliklerin bu sıfatlardan biriyle övüldüğü. Devrimin ilk aylarında binlerce insan. ücretlerinde herhangibir parelel yükselme olmaksızın. fakat işçi sınıfının oturduğu mahallelerde ekmek. herkes bahşiş vermekten sakınıyor ya da hiç kimse bahşiş almıyor. çalışan nüfusun. zeytin yağı ve öbür ihtiyaç maddeleri için oluşan kuyruklar yüzlerce metre uzayıp gidiyordu. yaygaralar kopararak yiyecek artıkları istiyorlardı. bayraklar dalgalandırarak resmi geçit yapmıyorlardı. Bazan. sınıf ayrılıkları ile büyük farklılıkların varolmadığı bir şehir olarak düşünmüştüm. Fakat bütün bunların yanısıra toplumun havasında ürküntü veren bir değişim vardı —insan bizzat kendi yaşamadıkça kavranması güç birşeydir bu. Barselona'ya ilk vardığımda burasını.

tıhyordu. haddinden fazla yemek içmek yüzünden. Kendimi biraz kötü hissedince günün yarısını yatakta geçirir.N. Bunlar haftada yalnız bir kere açılan tütüncü dükkânlarında azar azar satılıyordu. Bu ancak Bond Street ya da Rue de la Paix'de göreceğiniz cinsten bir dükkândı. savaşın darbesini yemiş bir ülkede bu gibi şeylere para harcandığım görünce. Fakat bu değişikliği yalnızca iktidarın el değiştirmesine atfetmek hakbilirliğe sığmaz. ortak tehlike her cinsten insanı bir çeşit yoldaşlık duygusuna itmişti. Amerikan sigarası ve bunun gibi şeylere karşı doymak bilmez bir arzu duyuyordum.O. En katıksız kişisel tercihlerim göz önüne alınırsa. Tabanca almayı şiddetle arzu ediyordum —siper çarpışmalarında. Yeterince paranız olduktan sonra. milislerinden ayrılarak. muhtemelen. Bir sürü telâş ve sıkıntıdan sonra bir Anarşist arkadaş bana. kuyrukta saatlerce bekledikten sonra. belli belirsiz bir dehşet duygusuna kapıldığımı ve ağzımın hayretten açık kaldığını hatırlıyorum.T. alabiliyordunuz. C. bütün o hafta boyunca sağlığım biraz bozulmuştu.U. tabancaları Anarşistler'in gizli dükkânlarından kanunsuz yollardan satın almak zorundaydmız. paramın yettiği her çeşit lüks maddeyi satın almaktan geri durmadım. ekmek hariç olmak üzere. Zenginlik ve fakirlik arasındaki bu açık karşıtlığı. sonra kalkar yeniden yemek yer ve yeniden hasta olurdum. Aylarca süren rahatsızlıktan sonra doğru dürüst ekmek.U. Kaçakçılığa zengin halkın yararına olduğu için göz yumuluyordu. paket başına on pesetayı toslaymca (bir milisin günlük ücreti) alabilirdiniz.) İspanya'nın tüm tütününün yetiştiği Kanarya Adaları Franco'nun elindeydi. İlk önce. (Pek çok kimse bir kere denemiştir. Kısmen de. Açlıktan kıvranan. ama silâh sesleri arasında böyle bir şeyi görme olasılığı daha azdır. altın rezervleri silâh ve öbür ihtiyaçlar için saklanmalıydı. Madrit'te bulunan herkes. cadde üstünde ise pek açık etmeden.O. Ama hâşâ. vitrini. Anarşistler'e katılmak istiyordum. İkinci olarak. Sokak çarpışmaları başlamadan önceki bu ilk hafta boyunca tuhaf bir biçimde birbiri üzerinde etki yapan çeşitli uğraşılarım vardı. Hükümet bunları polislere ve Halk Ordusu'na dağıtmış fakat milislere vermeyi reddetmişti. işçi sınıfının hâlâ iktidarda olduğu ya da öyle gözüktüğü birkaç ay önce görmek olanaksızdı. yalnızca dörtte üç onsluk bir tütün paketi. durumun orada tamamıyla farklı olduğunu söylüyordu. Sokak çarpışmalarında bir ya da iki gün sonra. P. dışarıdan tütün satın alınmasına izin vermezdi. sosyetik caddelerin birinden geçerken. kendimi olabildiğince rahat ettirmek derdindeydim. seyrek hava akınları dışında insana savaşı hatırlatacak pek az şeyin olduğu Barselona'da hayatın güvenlik içinde oluşunun bir sonucuydu bu. daha evvel de söylediğim gibi.M. Kaçak sigaraları şık otellerde açıktan açığa. canınızın istediği kadarını bulamıyacağınız hiç bir şey yoktu —adam başına düşen miktarı sıkı sıkıya karneye bağlandığı için. Lucky Strikes ve bunun gibi daha pahalı cins sigaralar kaçakçılık yoluyla devamlı elde ediliyor bu da tatlı kârlara fırsat yaratıyordu.'dan ayrılacağımı çok önceden herkese söylemiştim. Madrit'te. Teorik olarak Hükümet. Madrit cephesine gönderilmemi sağlıyacak başka bir birliğe katılabilmek için de hazırlık temasları yapıyordum. Bunları denedim bir kere. ama hiç yoktan iyiydi. insanı afalla132 tacak derecede pahalı ve en nefis cinsinden pasta ve bombomlarla dolu bir şekerci dükkânına raslamıştım. kokteyl. ufacık 26 mm. tüfekten çok daha yararlı oluyordu— bulması da hayli güçtü.'ye üye 133 . dolayısıyla Hü-kûmet'in elindeki bütün tütün stokları savaş öncesinden kalanlardı. şarap. herhangi bir kişisel üstünlük iddiasında bulunmuyorum.lik otomatik bir tabanca bulmayı becerdi —beş yardadan öteye işe yaramıyordu. Ayni zamanda bir tabanca satın almak için gizli görüşmeler yapıyordum. o da şansınız varsa. Bütün bunların yanısıra P. çünkü bu altın rezervlerinin azalması demek olurdu.M. Çocuklar bir dilim ekmek için dilenirken şişko bir herifin bıldırcın tıkınması tiksindirici bir manzaradır.

Fakat iznimin bitmesine daha bir hafta vardı.N. Bütün bu dönem! boyunca Katolon-ya'mn her yerinde görülen ufak tefek çatışmalara dair. Bütün dava. Her türlü fi134 kirden bir sürü insan.L. ama P. bu da bir Komünist Parti üyesinden tavsiye mektubu almam demek oluyordu.S. Özellikle yüz yıla yakın bir süredir. çok renkli bayrakları. Bir çok yerlerde silâhlı polis kuvvetleri Anarşist üslerine saldırılarda bulunmuşlardı. Avrupa tipi olağan bir jandarma örgütüydü. Sağlığım azıcık iyi olsaydı. Daha önce de değindiğim gibi. bu emre uyulmamıştı. iki üç günlüğüne deniz kenarına bile gidebiliriz sanmıştım.) Komünist arkadaşıma kesin anlaşmayı daha sonra yapacağımı söyledim.O. söylentiler dolaşıyordu. her zaman belirsiz ve gazete sansürü yüzünden biri ötekiyle çelişen. Beni kaydetmeğe pek hevesli göründü. Ben135 . devrimi daha ileri götürmek isteyenlerle durdurmak ya da önlemek isteyenler. Bunun neleri değiştireceğini söylemek şimdi hayli güç. çarpışmalar sırasında Barselona'da bulunsay-dım.savaş öncesinin silâhlı polis kuvvetleri olan Güvenlik Askerleri ve benzeri örgütler yeniden kullanılmaya başlanmış. çok güçlendirilmiş ve silahlandırılmıştı.U.P. bir kâhin edasıyla. olaylar için yayınlanan resmî bildiriyi baştan aşağı doğru diye kabullenecektim. çiçek sergileri.S.U. daha az iyi silâhlanmış. Karımla ben. güçlü olan C. Çok muhtemelen Barselona çarpışmaları başlamadan önce Albacate'ye gönderilmiş olacak. propaganda ilânları. denetimi altındaki Generalite'nin görüş açısından. gözden kaçmayacak korkunç bir siyasî rekabet ve nefret vardı. böylece çarpışmaları yakın bir bölgeden izleyemeyecek. özel kişilerin ellerinde bulunan tüm silâhların teslim edilmesi gerektiği yolunda bir kararname yayınlandı.I. lüks ve büyüyen fakirliğin. «Çok geçmeden bir gürültü kopacak!» demekte birleşiyorlardı. Komünistlerle Anarşistler arasındaki karşıtlıktı.'nin belirsiz kuvveti vardı. Tabiatıyla. Anarşistlerin ellerinden silâhlarının ancak zor kullanılarak alınabileceği açıktı. Hem üstelik —her zaman kişilerin geleceğine yön veren bir ufak ayrıntı— ayakkabıcının bana bir çift yeni postal yapmasını beklemek zorundaydım. C.'deki yoldaşlarıma da bir çeşit kişisel bağlılık duyacağım için durumum iyice içinden çıkılmaz bir hâl alacaktı.T. Bu arada. Öte yandan.'nın beni Madrid'ten çok Teruel'e gönderme ihtimali olduğunu söylemişlerdi. bu sıra böyle şeyler yapılamıyacağmı bana anlatmış olmalıydı. (Bütün İspanyol ordusunda ayağıma gelecek kadar büyük bir çift postal bulunamamıştı. hemen orada anlaşacaktım herhalde.T. mümkünse I. dolup dolup taşan kalabalığı ile caddelerin görünüşteki neşesinin altında. Şehrin yüzeydeki görünüşünün. Katalonya'da P. Güçler böyle konulunca aralarında bir çatışma çıkması zorunluydu. mülk sahipleri sınıfının özel muhafızları olarak iş gören Güvenlik Askerleri.olunursa F.N. Bu ancak bir anlama gelirdi. Siyasî açıdan.U. Aman ne fikir! Siyasî atmosfer. milisine girmek olanağı vardı. İspanyol Sağlık Yardım Orgütü'ne bağlı bir Komünist arkadaşı arayarak derdimi ona açtım.A. Madrid'e gitmek istiyorsam Enternasyonal Kol'a katılmalıydım. parti milislerini bölmek temelde bu amaca yönelmiş bir manevraydı. Anarşistlerin denetimi altındaki Gümrük Dairesi'ni ele geçirmek için gönderilmiş ve tanınmış bir Anarşist olan Antonio Martin öldürülmüştü. Aynı zamanda . ve onun liberal müttefikleri dışında hiçbir iktidar yoktu. işçilerinin silâhlarını ellerinden almaktı. yani dönüp dolaşıp. Fransa sınırındaki Puigcerda'da bir Cara-bineros birliği. Tehlikenin varlığının anlaşılması çok basit ve kolaydı. Fakat buna karşılık. düşmanlarına göre ne istediklerinden daha az emin. Komünist disiplini altında olacağım. cepheye dönmeden sağlığımı düzeltmeyi çok istiyordum.C.C.'li öbür İngilizleri de benimle birlikte gelmeye ikna edip edemeyeceğimi sordu.A. ama sayıları ve kilit endüstriler-deki üstünlüklerinden ötürü. ama F. M.I. durumlarını güvenli kılmak için ilk yapılması gereken. P. Bu arada dinlenmek istiyordum.

boyunlarına dolanmış kırmızı —siyah Anarşist fularla.T.G.'den cenaze alayını izleyenler binleri buldu. Bu sözüm ona cenaze töreninin aslında bir kuvvet gösterisinden başka bir şey olmadığı apaçıktı.G. Bir otel penceresinden olan biteni hiç heyecan duymadan seyrettim. Dış kapitalist basının Komünist-Anarşist düşmanlığı karşısındaki tutumu.G. Fakat ben bir hayli rahatlamış olduğumu itiraf etmeliyim.'den gelen işçilerin yürüyüşe P. C. Her şeyin tuhaf olduğu bir durumdu bu.N.N. uzun zamandan beri. C. bütün bu cinayetlerin «ajan provokatör»lerce işlenmiş olması pekâlâ mümkündü. Hükümet bütün dükkânların kapatılmasını buyurdu. iki sendika blokunu büyük bir koalisyonda birleştirmekti.G. Böyle bir 136 yürüyüşün sonunda bir ayaklanmaya yol açacağı gün gibi ortadaydı.T.T. Ertesi gün. kesiminde katılması gerekiyordu. çoğunluğu Halk Ordusu birliklerinden oluşan muazzam cenaze kortejinin belirli bir noktadan geçmesi iki saat sürüyordu.N.M. Gerçekten de politikalarının kilit noktası. ve U. Kısa bir süre önce bir C. Roldan'm katline geniş yer verirken karşı katil olayını hiç üzerinde durmadan geçiştirmesinden belirlenebilir.N. Dönüp baktığımda ellerinde tüfekler. İzleyicilerinin çoğundan daha ılımlı olan C. Anlamsız bir sokak çarpışmasına katılmak kadar istemediğim bir şey yoktu. İnsanın heyecanını kabartıcı sloganlar çizilmiş kırmızı bayrakların ardından sokaklarda resmi geçit yapmak ve de elindeki hafif-makineli tüfeğiyle sanki bana tümüyle yabancı biri tarafından vurulmak— benim yararlı bir yolda ölmekten anladığım bu değildi. bir iki yüz metre ötede. öldürüldü. C. Böylece. nedense. bir C.T.LP. Mayısın birinde hiç bir olay çıkmadı.O.T. 10 Mayıs'm üçünde öğle üzeri otelin holünden geçerken bir afkadaşım rastgele teklifsiz bir tavırla: «Duyduğuma göre Telefon Santralı'nda karışıklıklar çıkmış» dedi.'linin vurulmuş olduğunu öğrendik.T. Mayıs'in biri yaklaşıyordu. Besbelli. Nisan sonlarında. üçle dört arasında. ve C.U. Sözüm ona devrimci şehir Barselona. hiç önem vermemiştim. yan sokağa hakim sekiz köşeli yüksek kuledekilerle —bir kiliseydi 137 .T. faşist olmayan Avrupa şehirleri içinde.N. O günün akşam üstü.T. Barselona'ya varışımdan az sonra.G.'nin ileri gelen üyelerinden Roldan.N. U. Aynı gece karım ve ben.'nin birlikte yürümesi ve dayanışmalarının gösterilmesiydi.'li biri tarafından. Tarragona'da da olmuştu. Ramblas'-nın yarı yolunu inmiştim ki.T. Fakat son dakikada bu gösteri yürüyüşü iptal edildi.N. rıyla bazı gençlerin yan sokaklardan birinin köşesini döndüklerini ve Ramblas'nın kuzeyine doğru koşarak gezden kaybolduklarını gördüm. üyeleri bir süredir şu ya da bu biçimde öldürülüyorlardı. ve herkes bir patırtı çıkmasını da bekliyordu. Kuşkusuz.T.T. li biri tarafından. bölye bir olayda azıcık daha ileri gidilse işin sonunda kan dökülebilirdi. U. her halde C. Bunu duyduğumda. üyesi öldürülmüştü.T. muhtemelen.T.G. ile uzlaşmak için uğraşıyorlardı. o gün. arkamda birçok tüfek atışları işittim. Düşünülen. Plaza de Cataluna'dan gelen ardarda silâh sesleriyle uyandık.zeri olaylar Figueras'da ve sanıyorum.'nin birlikte katılacakları devâsâ bir gösteriden söz ediliyordu. hiç bir kutlama töreni yapılmayan tek şehirdi. önderleri. ve U. ile U. I. pek çok keresinde katil olaylarından sonra siyasî husumeti kışkırtmak amacıyla muazzam cenaze törenleri düzenlenmişti. muhtemelen U.T.N. Barselona'daki işçi-smıfı banliyölerinde de aşağı yukarı gayri resmî nitelikte bir çatışma olagelmişti.

M. Ramblas'nın sonundaki Hotel Falcön'a geldiğimizde. yabancı olarak azıcık kuşku altında olduğumuz için önceleri kimse bize tüfek vermeye hevesli görünmüyordu. ateş hattını geçmemeleri için haykırıyorlardı. fişek kutuları dağıtıyordu. Daha ortalıkta tüfek falan yoktu.'un işlettiği bir çeşit pansiyondu.U.O. devamlı binayı korumakla görevli Hücum Muhafızlarından başka kimsede silâh yoktu. Yukarıda. normal olarak milislerin ücretlerini almaya gittikleri odada. Otele gidip karıma birşey olup olmadığına bakmam gerektiğini düşünüverdim. Fakat bunu düşünürken çok büyük bir hayrete kapılmadım— çok uzun zamandan beri herkes «bu»nun her an başlamasını bekliyordu. orada imiş. Fakat yan sokağın caddeye açıldığı yerde. Meramını açık seçik anlatamıyacak kadar heyecanlıydı. elimden yakaladı. kucak dolusu tüfekler getirilmeye ve dağıtılmaya başlanmıştı. çat! kepenklerini indirdikleri duyuluyordu. silâhlı Güvenlik Askeri dolu bir sürü kamyon başlıca C. Bunu göze alıp otele gidecektim. genel bir arbede olmuş. Hemen «Başladı!» diye düşündüm. giriş holünde bir kalabalık kaynaşıyordu.sanıyorum— biribirlerine karşılıklı ateş ediyorlardı. başka bir kalabalık kaynaşıyordu. ihtiyatla ağaçtan ağaca gerilediklerini gördüm Önümdeki kalabalık sığınak olsun diye dalga dalga Ramblas'nın orta yerindeki metro istasyonuna doğru atılıyordu.) «P.U. Önde bir hafif makinalı tüfeğin arkasında. Tam bu anda.'lu arkadaşlar orada toplanıyorlar. bizimle birlikte cephede bulunmuş bir Amerikalı doktor yanıma koştu.» «Bu Allanın belâsı şey de ne demek oluyor?» dedim. izindeki milisler tarafından kullanılırdı. Anca beraber kanca beraber olmak zorundayız. korkunç bir kargaşalık vardı. Kargaşalığın daha erken saatlerde. ama «Comite Local'e her an bir baskın olabilir. Kulenin tepesinden gelen mermiler caddeyi uçarak geçiyor. Binanın her yanında. Uzaktan silâh sesleri geliyordu ve caddeler tamamiyle boştu. Kargaşalık başlıyor.U.O.'li işçilerin çalıştığı Telefon Santralı'na ânî bir baskın yapmak için Plaza de Cata luna'dan geçerken. Sonra. sivil elbiseli. Üstelik.O. dehşete düşmüş halk panik içinde Ramblas'dan aşağıya. başlıca. heyecanla konuşuyordu.» (Hotel Falcon P.M. Doktor beni kolumdan tutmuş biryerlere sürüklüyordu.T. ateşin uzağına doğru akın ediyordu. Güvenlik Askerleri hâkim noktalardaki binaları ele geçirmişler. Anlaşılan. Hemen orada.'un Comite Local'ine gittim. Otuz yaşlarında . iyisi mi biz buralarda olalım» diye belirsiz bir fikir kafamda dolaşıyordu. Tam binanın karşısına düşen P. Saatlerce yeraltında kapana kıstırılmış kalmak gerekebilirdi. bu istek. Herkes Ramblas'ya gitmenin imkânsız olduğunu söylüyordu. Kamyon. merdivenlerde ve dışarda kaldırımda halk ufak ufak kümelenmiş. hayli yakışıklı bir adam düzeni korumaya çabalıyor ve köşedeki yığından kemerler. bir çuval yığınının üstüne pejmürde kılıklı bir delikanlı uzanmıştı. «Haydi gel. Hükûmet'in Telefon Santralı'nın kendisi138 ne devredilmesi talebi yüzünden çıktığını anlayıverdik.uzun boylu. Şimdi. Hiç kimse 139 . Biz caddeden aşağıya yürürken karşı yönden bir kamyon hızla gelip geçti. her geçene ateş ediyorlardı.N. Halk Ordusu'ndan iki subayın elleri tetikte. Sonra bazı Anarşistler yetişmiş. kalabalığı izlememeye karar verdim. Öbür İngiliz'le ben. içerdeki bürodan. Bütün cadde boyunca dükkân sahiplerinin çat!. Hotel Falcön'a gitmeliyiz. cephede arkadaş olduğum bir milis geldi ve beni tanıdı— bize ondan sonra biraz da istemiyerek tüfek ve birkaç fişek verdiler. Üstüste gelen silâh atışları ortalığı çınlattı. ufak Anarşist topluluğu halkı geriye itiyor. Doktor gözden kaybolmuştu —öyle sanıyorum ki bazı yaralananlar olmuş ve doktorlar çağrılmıştı bile— ama başka bir İngiliz geldi.M. ellerinde tüfeklerle tıka basa Anarşist doluydu. tabiî reddedilmişti. hiç kimsede ne yapması gerektiğini bilirmiş gibi bir hal yoktu.

Çok geçmeden açıkgöz bir madrabaz benim de tüfeğimi yürüttü ve ortalıktan toz oluverdi. ortalıkta. Tahmin edebildiğim kadarıyla hepimizde topu topu altmış kadar tüfek bulunuyordu.U.M. Pencerelerin çoğuna silâhlı nöbetçiler yerleştirilmişti. ben acıkmaya başlamıştım. Geri döndüğümüzde Telefon Santralı'nm çalıştığını öğrendim ve yukarı ofise çıkarak karıma telefon ettim. Karakteristik olan şey. Bu aşamada hiç kimsenin Hükûmet'i suçlamadığı dikkati çekiyordu.T. temsilcisi John Mc Nair'i yakalamayı becerdim. çalışmayı yalnızca birkaç saat için durdurmuştu. göründüğü kadarıyla da Falcon'da hiç yiyecek yoktu. yine silâhsız kalmıştım. Otele telefon ederek karımın iyi olup olmadığını sormak hiç aklıma gelmedi. Çoğunun ne olup bittiğinden haberi olmadığını ve P. Comite Local'de nasıl olduğumuzu sordu.N. Mesele yeterince açıktı. Ben «azıcık sigaramız olsa daha iyi olacağız» diye cevap verdim. kendilerine hiç tüfek kalmadığı söyleniyordu. kentin bizim tarafında hiçbir şey olduğu yoktu. ve genel olarak işçi sınıfının «peşinde» olduğuydu. Ben ve arkadaşım azıcık yiyecek bulmak umuduyla onun pek uzakta olmayan oteline sıvıştık. Güvenlik Askerleri'nin C.. Silâhlarla donanmış bir Anarşist devriye arabası cad141 . Yukardaki ofis.T. Böylece.olan biten hakkında açık seçik bir fikre sahip görünmüyordu. ama etiyle ve kanıyla somut işçileri doğal düşmanlarıyla. Anarşist devriyeleri kendisini iki kere durdurarak tabancaları burnuna dayalı bir halde kâğıtlarını incelemişlerdi. ama Barselona'daki I. gerçek bir çatışmada görünce. Güvenlik Askerleri'. bazısı kucağında bebeklerini taşıyordu. Burjuva komünistlerinin kafasında belirdiği biçimiyle idealleştirilmiş «işçi» tipine özel bir sevgim yoktu.L. İki binada toplanmış üçyüz kişi vardı. Bana her şeyin yolunda olduğunu. binada hiç telefon rehberi bulunmamasıydı. Bir yanda C. İzne çıkmış birkaç milis ve bir yabancılar serpintisi de vardı. Hâkim çoğunluk rıhtımın yanındaki şehrin arka sokaklarında oturan en yoksul sınıftan gelmeydi. Bu saldırıyı daha çok kendi girişimleriyle başlattıklarını veri olarak kabul ediyorlardı. minicik tabancamı saymazsam. Bizi.P. kendi kendime hangi yanda olduğumu sormam gerekmiyordu. Bütün bu olanlara sanki piknikmiş gibi bakan genç milis delikanlıları sinsi sinsi 140 ortalıkta geziyor ve kimde tüfek varsa dil dökerek kandırmaya ya da aşırmaya çabalıyorlardı. kimlik soruyorlardı. Hava kararıyordu. Continental Oteli'nin telefon numarasını bilmiyordum. herhalde. binasına sırf sığınmak için geldiklerini tahmin ediyordum. Barselona'daki yoksul sınıf Güvenlik Askerleri'ne İrlanda Polisleri gibi bir şey gözüyle bakıyordu. ama henüz barikatlar kurulmamıştı. Caddeler aşırı karanlık ve sessizdi. aşağıda caddede Hücum Muhafızlarından bir grup gelip geçen birkaç kişiyi durduruyor.N. Karımla bağlantı kuramadım. bir saat boyunca o da senin bu oda benim arandıktan sonra numarayı veren bir rehber bulabildim. işçilere ait çeşitli binalara hâkim olan öbür binaları ellerine geçirdikleriydi. bir de pejmürde küçük oğlan çocuklar kalabalığı. Uzun bir zaman geçti. bir tek canlı yoktu. elinde iki Lucky Strikes paketiyle boy gösterdi. öte yanda polis vardı. Onun da bir tek şarjörü vardı. Bütün kavrayabildiğim şey. Genel izlenim. Bu küçük ama yiğitçe hareketini hiçbir zaman unutmayacağım. Her şeyin nasıl yürüdüğünü bir kere öğrendikten sonra zihnim daha bir ferahladı. nin Telefon Santralı'na saldırdığı. Bunu şaka niyetine söylemiştim. dur durak bilmeden tüfek isteyen kalabalık tarafından kuşatılmıştı. aralarında birkaç kadın vardı. Zifirî karanlık caddeleri cesaretle geçmiş. Sigaralar bizi çok hoşnut etmişti. Bütün dükkânların vitrinlerindeki çelik kepenkler indirilmiş.O. ne var ki yarım saat sonra Mc Nair. yani polisle. artık Telefon Santralı'nın çalışmadığından kesinlikle emindim —ama işin aslını ararsanız. hiç kimsenin vurulmadığını söyledi. kapıları kilitlenmiş ve kol demiri vurulmuş otele almadan önce bir sürü gürültü patırdı ettiler.

Girdisini çıktısını öğrenmek olanağı bulunmayan bu düzensiz binada dolaşarak hayli zaman geçirdim. Bütün bulabildiğimiz. odalardan birinde bir bebek ağlıyor. İçeriye girince bize söylenenin doğru olduğunu keşfettik —daha başka silâh yoktu. ama göründüğü kadarıyla Ramblas'da birşey olmuyordu.U. Mamaafih. kadın ve minnacık çocuklar uzun sıralar halinde arnavut kaldırımı taşlarını söküp.O. binasında topu topu elli altmış silâh görüp de bütün silâhlar bunlar dedikleri zaman inanamamıştım. Yukarıya doğru yürürken yiyecek pazarına bir göz attık. yapılacak yararlı bir iş de yok gibiydi. Kabare sahnelerinden birinin perdesi hâlâ yukarı çekilmiş duruyordu. İspanyollar herhangi bir işe başlamaya kesinlikle karar verdiklerinde tutkulu bir enerjiyle erkek. ayağına —diz düğmeleri bileklerine gelen— bir milis pantolonu geçirmiş. F. merkezî iki P. kırık mobilya parçaları ve yırtık kâğıtlara rastlanıyordu. kapısı da pek entepüftüdendi. Üstlerine sertçe abanırsam beni havaya uçurabilecek bombaları düşünmekten hayli rahatsız uyuduğumu hatırlıyorum. Silâh deposu yerine kullanılan odada nöbetçi yoktu. holde kırık bir kanepenin üzerinde şehrin kenar mahallelerinden iki fukara kadın barış içinde horluyorlardı. C. durmadan ağlıyordu. Barikatların kurulma ameliyesi tuhaf. Millet baştan başa yerlere serilmiş uyuyordu. erkekler yağda yumurta pişiriyorlardı.S.'nin hepsinin Barselona'da silah istif ettiklerine dair söylentiler duymuştum. Her yerde.U.'nin. Öbür İngiliz arkadaşımla birlikte Continental Oteli'ne dönmeye karar verdik. (Gerçekte. elime bir tüfek verdi.C.A. Bütün rakip partilerin— P. M.M. tepelerine bir çeşit kibrit sürülerek tutuşturuluyordu. Bunlar ilkel bombalardı. Yukarı ofise çıkarak yedek tabanca mermisi olup olmadığını sordum— hiç kalmamıştı. Bir iki tanesini fişekliklerime yerleştirdim. modeli nuhnebiden kalma. Her nasılsa. gülümseyerek çevreyi seyrediyordu.U. Aylardan Mayıs olmasına rağmen gece gitgide serinliyor142 du.'-un eline geçmeden önce bir kabare tiyatrosuydu. aradığımı buldum —silâh deposunu. Uzaklardan yoğun ateş sesleri geliyordu. Yine tüfeğimi elimden almışlardı. P. Millet her yana uzanmış uyuyordu.T.M. Odaların çoğunda yükseltilmiş sahneler. herkese emir verir görünen uzun boylu yakışıklı bir adam beni uyandırdı. Comite Local'in kapı ağzında bir Alman Yahudisi (Yidiş) kız. barikatlardan birinin gerisinde ateş yanıyor. Bir iki saat içinde barikat bir adam boyu yükselmiş. Anarşistlerin devriye arabalarından birinin bize getirdiği birkaç kutu bomba bulunuyordu. kendi keyiflerine göre patlamaları da pek muhtemeldi. haberler Güvenlik Askerleri'nin emir almadan kendiliklerinden eyleme geçtikleri yolundaki genel izlenimi doğruluyordu. gözetleme deliklerine tüfekçiler yerleştirilmişti. kaldırımların altında da kum-torbalarının doldurulduğu bir çeşit çakıl taşı vardır. Nihayet. Burası P. Bunun bir resmini çekebilmek için çok şeyler verebilirdim. Şoförün yanında. Telefon Santralı'na yapılan baskının sorumlusu olan Polis Şefi Salas'ın tutuklandığını söyledi.I.N. biryerler-den bulunmuş bir el arabasına dolduruyor ve kum torbaları altında iki büklüm.U.) Barselona caddeleri barikat örmeye elverişli arnavut kaldırımı taşlarıyla döşenmiştir. ne bunların ne de berikilerin fişeği vardı.deden yukarı geldi. Bu olayın nasıl bir yol tutturacağını bilemediğim için silâh bulmayı dehşet istiyordum. bıçağımla söküp indirdim. görevinden alınmıştı o kadar.O. ufak saplı iki düzine tüfekle birkaç çifteden ibaretti. bir ileri bir geri gidip geliyorlardı. devrinin kaçınılmaz ürünleri gibi görünen.O. öbür İngiliz ile ben açmakta hiç güçlük çekmedik.'un. sonradan öğrendiğimize göre. dizlerinin üstünde bir hafif makinalı tüfek tutan onsekiz yaşlarında koyu-renk saçlı güzel bir genç kız oturuyordu. ona sarındım ve birkaç saat uyudum. fevkalâde bir görünüm arzediyordu. Sabahın üçünde. Tezgâhlardan pek azı 143 . pencerelerden birine nöbetçi olarak dikti. bunlardan birinde de kırık dökük bir kuyruklu piyano vardı. olağan karmakarışıktık.

kalabalık uçar gibi çıkış kapısına seğirtti.M. Hücum Muhafızları da Güvenlik Askerler'ini yeniden binanın içine sokmak için üstlerine bomba fırlatıyorlardı. Her zamanki umursamaz tavrıyla merdivenlerden ferah fahur indi. birkaç tezgâh açık kalmıştı.'un Yürütme Kurulu Binası'na döndüm.U.kulakları sağır edici bir gümbürtüyle patlıyorlardı. (Otelden yüz metre ötedeydi. sopasını sırtına dikti. Sabahın erken saatlerinde kahveden çıkmaya teşebbüs etmişler.M. (İspanya'da bu tip caddelerin ortasında hep geniş bir refüj uzanır.) o yüzden neyi gösterdiklerini anlayamıyordum. gazete kulübesinin gerisinde. ben de onu izledim. Tam Kopp'u bulmuş ne yapmamız gerektiğini soruyordum. Aradan birkaç gün geçince bu peynirden çok hoşnut kalmıştım. Bina ile aramda ağaçlar ve bir gazete kulübesi duruyordu. sonradan P. çatıdaki bazı camlar şangırdadı. Her nasılsa. üçü ağır ağır Güvenlik Askerleri'nin sığındıkları kapı ağzına doğ145 . Gerçekte bunlar yalnızca. Bir an durdum ve açıklığı bir koşuda geçtim. P.O. bir kurşun rahatsız edecek kadar yakından vınladı. kerleri'nin gözü önünde kaldırıma çıktı ve herkesin görebileceği bir biçimde tabancasını çıkararak yere bıraktı.U.açılmıştı. (ben caddenin öteki tarafında duruyordum) bana dikkatli ol diye bağırdı. Güvenlik Askerleri gerisin geriye kahveye kaçmışlar. dışardan yoğun bir tüfek ateşinin çatırtısı duyuldu. çeşitli yönlerden gelen tüfek ve makineli tüfek sesleri nerdeyse bir muharebenin gümbürtüsüyle kıyaslanabilir hale gelmişti. ileri doğru atıldı ve o sırada dişlerinin ucuyla elindeki bir bombanın iğnesini çeken. Arkamdaki adam. Herkesin kapı ağzından çekilmesini haykırdı. kapı ağzında duran Hücum Muhafızlarının bazılarından —o anda ne olduğunu hiç anlamadığım— uyarıcı bağırış-malar geliyordu. bir araştıralım bakalım» dedi. karşılıklı ateş açılmış. bize birkaç dilde. Gümbürtü öylesine kuvvetliydi ki. Tam kapı ağzının iç tarafında. 144 Kopp pencereden dışarıya bir göz attı.M. kaydırak oynar gibi aşağılara doğru bombalar yuvarlıyorlardı. leri'nden biri de ölmüştü. bir Hücum Muhafızı ağır yaralanmış. ama Amerikalı sığınmak için kendisini gazete kulübesinin arkasına atmıştı. Güvenlik Asker. çarpışmalar başlayınca hemen binayı ele geçirmiş ve tahkim edivermişlerdi. M. —gayet iyi tanıdığım Amerikalı bir milisin başıydı bu— tıpkı bir panayırda nişan hedefi diye dikilen Hindistan cevizlerine benziyordu. Kendimize birer fincan kahve bulabildik ve bombaların yanına tıkıştırdığım keçi sütünden yapılmış biraz da peynir satın almayı becerdik.U. P. Sonra. Continental Oteli'ne gittim. Önceki gün yirmi otuz kadar silâhlı Güvenlik Askeri kahveye gelmişler. Güvenlik Askerleri hiç adam ayırımı yapmadan caddeden geçen herkese ateş ediyorlardı. Tam oraya vardığımızda. Bunlar yirmi yarda ötede. bir baş çıkıp duruyordu. üstü otel olarak işletilen Cafe Moka diye bir kahve vardı. dedim. Önceki gün Anarşistlerim ateşe başladıklarını gördüğüm caddenin köşesinde şimdi bir barikat yükseliyordu. binasının yanında.'un Yürütme Kurulu Binası'na yaklaştığımda hâlâ caddenin öteki yanındaydım.) Bu sırada. yüzümü yıkadım ve yeni emirler almak için gerisin geriye P. Muhtemelen. iki İspanyol milis subayı da aynı şeyi yaptılar. tüfeklerin sesine karışan korkutucu . Kopp olan biteni bir bakışta kavradı . «Haydi.U. bunlar da Ramblas'nm güneyine düşen işçilerin oturduğu mahallelerden sökün eden bir halk kalabalığı tarafından kuşatılmıştı. Caddenin ortasında bir yerde. taş binalar arasında patlayınca olağanın iki katı gürültü çıkaran el bombalarıydı.O. herşeyin yolunda olduğuna kanaat getirdim.'a yapılacak baskına hazırlık olarak kahveyi işgal etmeleri kendilerine emredilmişti. garanti biri bize sahra topuyla ateş ediyor. aşağılardan ürkütücü bir seri patlama sesleri geldi.O. Hücum Muhafızlarından bir grup. kan dökülmesine engel olmak zorunda olduğumuzu söyledi. kızıl saçlı bir Alman Hücum Muha-fızı'nı geriye itti. Gerçekten neler olup bittiğini neden sonra öğrenebildim. Güvenlik As.O.

üyeleriydi. binlerce taş binaya çarparak yankılanan şeytanî gürültü. ellerindeki tüfekleri dolu adamların üstüne yürüyorlardı. Çatır-çatır. kaldırımın üstündeki hâlâ patlamamış iki bombayı işaret edip duruyordu. Tehlikede değildim. binalarını savunmak zorundaydık. dizlerimin üstüne çöktüm. güm bazan tek tük atışlara kadar sönüyor. çarpışmalar başlayınca vatmanların bırakıp kaçtıkları tramvaylar hareketsiz duruyordu. P. doğu yönünde ışıldayan mavi deniz— İspanya'ya geldiğimden beri gördüğüm ilk deniz görüntüsü. Üzgünüm. sonra ötekine ateş etti ama tutturamadı. Bombaların öyle yerde durması herkes için tehlikeliydi.U. ellerinde tüfeklerle oraya yerleşecek birkaç adam P. Caddelerde bir tek motorlu araç kımıldamıyor.M. ama ben de tutturamadım.M. cam kubbeler ve parıltılı yeşil bakır renkli kiremitleriyle fantastik süslü damlar. Onun söylememesine rağmen. bazan de kulakları sağır edici bir ateş yağmuru gibi hızlanıyor.O. Kopp beni yine yukarı çıkardı ve durumu açıkladı. Olan biten ne Allanın belâsı ise. Hücum Muhafızlarından biri tüfeğini ateşleyerek bombalardan birini patlattı. bu üç gün. daha hayal kırıcı ya da en sonunda daha sinir bozucu çok az tecrübe olabilir sanıyorum. önderlerinin bu olaya sürük146 lenmiş olmaktan dolayı son derece öfkelendiklerini ama C. tropik bir kasırga gibi sürüyor.T. Bunu izleyen üç gün üç geceyi . Kaldırımın üstü Cafe Moka'nın tabelâsından yayılan kırık camlarla kaplanmıştı. Kubbeler caddeye hâkimdi. yirmi sterlin verseler bile benim yapmayacağım birşeydi. ama gün ışığı devam ettiği sürece hiç dinmiyor ve ertesi gün tam zamanında şafakla birlikte gene başlıyordu. mermilerle delik deşikti.ru yürüdüler. bize ateş edilmedikçe ve binalarımıza saldırılmadıkça ateş açmamak olduğunu tekrarladı. verilen emirlerin. Tüfeğini bana vermesini söyledim. dışarıda park etmiş biri Kopp'un resmî aracı olan iki araba. Saldırıya geçerlerse P. ama P. bunu baştan keşfetmek pek zordu. Kopp geri gelerek bombaları patlatmamızın iyi olacağmı söyledi. binalarına yapılacak herhangibir saldırıyı önleyebilirdi. Damda oturur.M.U.O.M. Bu. iki milyonluk koca şehir vahşi bir uyuşukluk içinde kapalı kalmıştı — hareketsiz bir gürültü kâbusu gibi. Rasatevine gözcüler yerleştirmişti bile. eğer önlemek olanağımız olursa. Heyecan içinde. çarpışmak istemiyorlardı.'un önderleri savunmada kalmamız. Ve. Ramblas boyunca orada burada. yaşamaktan ve bizi yaşatmaktan pek hoşnut olacaklardı. Bütün bu zaman boyunca. Rasatevinin küçük pencerelerinden kilometrelerce çevreyi görebilirdiniz —ardarda tabaka tabaka gelen yüksek ince binalar. camları ise patlayan bombalar yüzünden parçalanmıştı. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri'ne gelince.O. Kopp. onlarla başımız artık belâya girmeyecekti.'yi desteklemek zorunluluğunu duyduklarını kavrayabildim.kısa sürelerle karşıdaki otele yemek yemeğe sıvışmak dışında. Barselona halkı sokak çarpışmalarına ve ma. bütün bu işlerin anlamsızlığına şaşar dururdum. bütün karışıklıklar boyunca benim yaptığım tek atıştı. sürüyor. Bu. yine de bütün yaşamımın en dayanılmaz dönemlerinden biri oldu. bizim geliş gidişlerimize izin veriyorlardı. Sinemadaki hademeler C. Kısa kollu gömlek giymiş bir Güvenlik Askeri.N. Hemen karşımızda Poliorama denilen bir sinema. Güneş altında pırıl pırıl caddeler bomboştu. devamlı olarak Poliorama'nın damında geçirdim. takır-takır. sürüyordu. korkudan titriyordu.U. damların genel düzeyinin çok üstünde de ikiz kubbeleri yükselen küçük bir rasatevi vardı. ikinci bombaya ateş ettim.O. Sokak çarpışmalarının şu kötü günlerinden daha hasta edici. 147 . ateş açmamız yolunda talimat göndermişlerdi.T. Silâhsız olarak. üzerinde bir müze.U. Barikatlardan ve kum torbaları yerleştirilmiş pencereler arasından gelen kurşun yağmuru dışında hiçbirşey olmuyordu. korkudan ödleri patlamış.N. kim kiminle çarpışıyorsa ve kim kazanıyorsa. açlık ve can sıkıntısından başka çekilecek çile yoktu.

pek çok kereler Cafe Moka'da ziyaretlerine gitmişti.S.biz de onlara ateş etmeyecektik. Gerçekten de. Orada bir çeşit uzlaşmaya varılmıştı. Bu sırada ben rasatevinde nöbette idim. (P. Kopp'da onlara. solundaki dolambaçlı sokak aralarında karışık bir çarpışma devam ediyordu. cehennemi gürültüye metelik vermeden. Kırmızı bayraklarını direkten indirmiş. oradaki! Bize mi ateş ediyorsun?» «Ne?» «Bize ateş ediyorsan.'nin ingiltere'deki Komünist Gençlik Birliği'nin muadili Gençlik Derneği) kum torbalarıyla kaplanmış yan pencereleri bizim rasatevinin önüne gelen büyük mağazalardan birini elinde tutuyordu. hayır. torbalarla bir başka barikat daha kurdular. Bir yabancı ise. Tabiatıyla.S. meydanı öldürücü bir etkiyle silip süpürebi-lecek bir makineli tüfekleri vardı. Bu arada Kopp Güvenlik Askerleriyle ahbaplığı ilerletiyordu. beni elli metre öteden gözetleyen bir takım adamların olduğu bilincine varıveri-yordum.hallî coğrafyaya öylesine alışkındı ki. bir çeşit içgüdü ile hangi siyasî partilerin hangi caddeleri ve hangi binaları tutacağını biliyordu. Bizim mevzi tuhaf bir biçimde sessizdi. Bazan.. Yalnızca bir keresinde. Baksana aşağıdakine!» Tüfeğiyle bizim binanın dibinden geçen yan sokağa doğru işaret etti. Biraz sonra yarım düzine kadarı tam karşımızda dama çıktılar. bizim tüfeklerden birini verdi.C. Besbelli. kahvehanede içecek cinsinden ne varsa tümünü yağma etmişler ve Kopp'a onbeş şişe bira hediye etmişlerdi. Buradaki asıl nirengi noktası. ama bu yanda P. Fakat bir çatışma başlatmaya hevesli olmadıkları apaçıktı. saatlerimi. Genellikle yukarıda altı kadar adamımız oluyordu. elinde tüfeğiyle mavi tulum giymiş genç bir çocuk köşeden sıvışıyordu. Ramblas'dan aşağı doğru. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri çelik kepenkleri indirmişler. üstüne de Katalan ulusal bayrağını diktiler. Hotel Calön idi. santral kesintisiz çalışıyor ve binadan hiç ateş açılmıyordu.U. bize ateş açmazlarsa . Ramblas'nm yukarı ucunda.U.C.S. damdaki Güvenlik Askerleri'ne ateş etmişti 149 . Size ateş etmiyordum. Bizim yüz metre sağımızda. ama sözlerine sâdık kalacakları kesin değildi ki. Güvenlik Askerleri'nden biri eğilerek barikatın öbür tarafına ateş etmeye başladı. bazan. Bütün bu belâların başladığı yer olan Telefon Santralı'nda Katalan ulusal bayrağıyla Anarşist bayrağı omuz omuza dalgalanıyorlardı. bir talih eseri birkaç gün önce satın aldığım Penguin dizisi kitaplarıyla geçiriyordum.'nin Plaza de Cataluna'ya hâkim olan karargâh binası. Güvenlik Askerleri'nin her an telefonla alacakları bir emir üzerine ateşe başlayabileceklerini pekâlâ biliyordum. Plaza de Cataluna çevresinde durum öylesine karmakarışıktı ki. belâ başlıyormuş gibi oldu. Tüfeğimi ona doğru kaldırarak bağırdım: «Hey.U.U. her binada ait olduğu partinin bayrağı dalgalanmasa ne olduğunu kavramak hayli güç olacaktı. birçok kereler kendimi alışkanlığın etkisiyle Güvenlik Askerleri'nden «Faşistler» diye söz ederken yakaladım.S. Böyle bir işe girişmeden önce bizi uyarmayı kabul etmişlerdi. kahvedeki eşyaları yığıp barikat yapmışlardı. geri kalanlarımız taş bir çıkıntıdan başka sığmağın olmadığı alttaki kurşun damda oturuyorduk. Rasatevinin her kulesine bir adam yerleştiriyor. Karşılık olarak. Katalan ulusal bayrağını çekmişlerdi. Rasatevinden dışarı bakarken. onlara oranla umutsuz bir durumdadır. P. şehrin ana caddelerinden biri olan Ramblas'nın ayırıcı bir hat oluşturduğunu anlayabiliyordum. Ramblas'nın sağındaki işçi mahalleleri koyu Anarşist'ti. Kendimi biraz da yeniden siperdeymişim gibi hissediyordum. Mamaafih. Kopp onlarla kesin 148 bir anlaşma yapmıştı.C. Otelin ön cephesini boylu boyunca kaplayan kocaman «Hotel Calön» yazısının son o'suna yakın bir pencerede. karşılık veririz!» «Hayır.. bütün bu dava beni sıkıyor. J. önceki gün her nasıl olduysa kaybettikleri tüfeğin yerine. o damda pineklemek insana tuhaf bir duygu veriyordu. ve Güvenlik Askerleri aşağı yukarı kontrolü ellerine almışlardı.

tüfek atışı ve makineli tüfek seslerini el bombalarının patlaması noktalıyordu. İspanyollar'ın nişancılıktaki ustalıkları hayatımı kurtarmıştı. Ve uzun aralarla.» (Söyledikleri doğruydu sanırım. cadde ortasında ateşlenen bataryalara dair vahşî hikâyeler çıktı. binasından bir adam. Bazan. ama birisi çıkıp da şarapnelle tahrip olmuş bir bina gösteremiyordu.U.'nin merkez binalarının neredeyse tam karşı karşıya oldukları bir cadde vardı. Hotel Continental. bu yönden gelen gürültü dehşet vericiydi. Ateşe karşılık vermedim. bana ateş etti.G. çünkü toplar ateşe başlarsa. Sonradan gazetelerde.«Ben ona ateş ediyordum. ilk önce o ateş açtı. infilâk anında ne olduğunu anlayamadığım muazzam yoğun patlamalar oluyordu. Biz de sizler gibi işçiyiz. ya da U. barikatlarında görmüştüm. Her halükârda. birey olarak taraf tutmalarına karşın. birkaç askerin kışladan tüymesine.) «Biz sizi vurmak istemiyoruz.G. Halk Ordusu bir bütün olarak. belki hepsi on. J. doğrudan doğruya Generalite'ce «kollektifleştirilmiş»ti ve tarafsız bölge sayılıyordu. P. Millet düpedüz binaların içinde ya da barikatların arkasında pinekliyor. Tüfek ateşinin şeytanî cümbüşü devam ediyordu. çünkü ortalıkta uçak yoktu. G. çarpışma boyunca tarafsız kalmıştı. Duyduğum ve gördüğüm kadarıyla. —çok muhtemelen doğrudur— agents provoca. Uluslararası Tugay'dan yaralı iki üç adam. Faşist sempatizanı görünen bazı iyi halli İspanyol aileleri. Yönetim Binası'ndaki onbeş yirmi milis için Hotel Falcon'-dan yiyecek getiriliyordu. tarafından değil. ama bu olanaksızdı. Acaba duyar mıyım diye kulak kabartıyordum.M. genel gürültü ve paniği çoğaltmak için kasten infilâk ettirmişlerdi Ma150 maafih. birkaç da Halk Ordusu subayı. bu. İşin başında. caddenin hayli aşağısmdaki evinden tüfeğini doğrultarak. vitrinlerin camları kalbura dönmüştü. ama bu yiyecek hepimize yetişmiyordu pek. uğursuz görünüşlü bir Rus da dahil (bu herifin kemerine bir tabanca ile zarif bir bomba bağlıydı) çeşitli komünist ajanları.M. Belki de tahrik edici bir hedef teşkil ediyordum. çarpışma her iki yanda da savunma halindeydi.» Bana anti-faşist selâm yaptı.O. şişman. on iki kere. öbür otellerin çoğu gibi C.N.U. kurşun öyle açıktan geçti ki rasatevinin damına bile isabet etmedi. ortada hiç belli bir neden yokken. hepsi bitti.N. Yabancı gazeteciler. ve U. Ve. karşısındakilere alev saçıyordu. Fransa'ya portakal götürürken çarpışmalar yüzünden burada bağlı kalan kocaman Fransız kamyonlarının bir sürü şoförü. Bu bina-dan bana pek çok kereler ateş edildi.» Aynı gün. Binadan binaya bağırdım: «Daha biranız var mı?» «Hayır. Sonradan bana söylendiğine göre.T. Bizden yarım mil kadar uzakta.S. salı sabahı bunlardan bir ikisinin P. Adam yalnızca yüz yarda ötede olmasına rağmen. Havadan atılan bombalar gibi ses çıkarıyorlardı. Daha çarpışma başlar başlamaz. Büyük zorluklarla ve karanlıktan yararlanarak (Güvenlik Askerleri Ramblas'a devamlı ateş ediyorlardı). kulağı alışkın olan biri topçu ateşinin sesini hiç yanılgısız tanır. mümkün olduğu kadar çoğumuz yemek için Hotel Continental'e gidiyorduk. teur'ler yığınlarla patlayıcı maddeyi. Çarpışmalar sona erdikten bir gün sonra bu caddeden geçtim. bütün 151 .T. Hemen işin başından beri yiyecek azdı. camlarına kurşun çarptığında parça parça olmasın diye vitrinlerine çaprazlama kâğıt yapıştırıyorlardı. otel misli görülmemiş bir insan kolleksiyonuyla ağzına kadar dolmuştu. yiyecek kıtlığı henüz vahim bir hal almadan ve gazeteler nefret kışkırtıcılığına başlamadan önce.U. işin giderek ciddiyet kazanması demekti —topçu sokak çarpışmalarında sonucu etkileyen unsurdur. takma adı Charlie Clan olup. (Barselona'daki dükkâncıların çoğu. hiç top sesi yoktu. ben de karşılık verdim. Ogpu'nun ajanı olduğu söylenen. Herzaman olduğu gibi.O.T. her çeşidinden siyasî zanlı kişiler.T. Cumhuriyet Hükümeti'nin hizmetinde bir Amerikalı havacı.

Hâl ve tavırları tamamiyle tarafsızdı. ve başındanberi istediği.U. George Tioli. Eğer sıkı partili olsalardı. neyse ki bomba çocuğu ciddi biçimde yaralamamış ti. aç bilâç ve kir pas içinde içeriye girdiğimde odamda yangelmiş oturur bulduğumu hatırlıyorum.M. pantalonu kana bulanmış bir halde içeri girdi. O günün akşamı. Plaza de Cataluna'da Güvenlik Askerleri'nden dörtyüzünün Anarşistler'e teslim olduğunu. ama çarşamba günü havasını değiştirerek herkesin işine dönmesini istemeye başladı. bunlara karşı durmak için de beşbin Anarşist ve P. bu çarpışmaların Franco'ya karşı savaşı kaybetmek anlamına gelebilecek tam bir iç savaş biçiminde gelişmesini istemiyordu. kendilerini rahatsız hissediyor ve bu Allanın belâsı şeyin nasıl sonuçlanacağını merak ediyordu. beni taraf değiştirmeye zorlarlar ya da en azından. Telefon Santralı'na yapılan saldırıyı «canavarca kışkırtma» diye (ya da buna yakın kelimelerle) tasvir ediyordu. Halkın söylediğine göre. biri oyun olsun der gibi üstüne bir elbombası atıvermiş. C. Genel tutum şuydu: «Bunun. Bizim iyi arkadaşımız olan bir İtalyan gazetecisi. Anarşist gazetesi Solidari-dad Obrera. ama doğru dürüst bir sonuca varamayacağı besbelli olan bu anlamsız çarpışma herkesi hasta ediyordu. yorgun. Generalite bu iki şeyi yerine getireceğine ve yiyecek vurgunculuğunun önünü alacağına bir söz verse. askerinin Aragon cephesinden ayrıldığı söyleniyordu. Rasat-evinin kulesinden çevreyi seyrederken limana yanaşan savaş gemilerinin gri şekillerini gördük. Bu korkunun ifade edildiğini bütün taraflardan işitiyordum.O. Kepenkleri örtük caddeler korkunç gözüküyordu. Anarşist 152 önderleri de. Çünkü hiç kimse. beyaz mendiller sallıyarak sürüne sürüne o yana bu yana gidiyor ve Ramblas'-nın ortasındaki mermilerden korunmuş bir yerde.U. Bu söylentilerin yalnız ilki doğruydu.N. sanıyorum. bu düşüncemin.bu olanlara şaka diye bakmak eğilimi vardı. Ortalıkta çirkin söylentiler dolaşıyordu. fakat gazete başka bir adreste yine basılıyor ve birtakım sayıları dağıtılıyordu. «Barselona'daki kaldırım taşlarını numaralamak gerekir» dediğini hatırlıyorum: barikatları kurar ve yıkarken bu bizi bir sürü sıkıntıdan kurtarırdı. herşeyi bir değişiklik sarmaya başladı. böyle şeyler Barselona'da her yıl olurdu. barikatların iki saat gibi kısa bir sürede kaldırılacağından hiç kuşku yoktu. Ve Uluslararası Tugay'dan bir iki adam da bir nöbet gecesinin ertesinde. Halk fikir olarak bölünmüş. Salı günü. P. Anarşistlerle polis arasındaki bir toz-alma hikâyesinden başka bir anlamı yoktur.M. Çarşamba (5 Mayıs) günüydü sanırım. bir de. O sırada çevremdekilerin söylediklerinden toparlanabildiği kadarıyla. ama biz bunu çok sonra öğrendik. kaldırımda yatan yaralı bir adama yardım ederken. Onun. ceplerimdeki bir dolu bombaları almaya kalkışırlardı. radyodan aynı çizgide çağrılar yayınlıyorlardı. Fakat Generalite'nin taviz vermeyeceği de apaçıktı.'un gazetesi La Batalla'nın savunmasız çalışma yeri Güvenlik Askerleri tarafından Telefon Santralı ile aynı günde ele geçirilmişti. birtakım adamlar da boş caddelere avaz avaz bağırarak gazete satıyorlardı. oysa izin günlerimi damda nöbet tutarak geçirmeme benimle birlikte üzüldüler. Dışarda neler olup bitiyor diye bakınmaya gitmişti. üyelerinin istediği. yalnızca iki şey vardı: Telefon Santralı'nın geri verilmesi ve nefret edilen Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması. resmî bildirinin olayı plânlanmış bir ayaklanma olarak göstermesinden daha çok gerçeğe yaklaştığına inanıyorum. Gerçekten de İngiliz destroyerleriymiş.O. Valencia Hükûme-ti'nin Barcelona'yı işgal etmek için altıbin asker gönderdiği. Daha önce denizcilik yapmış Douglas Moyle bunların İngiliz destroyerlerine benzediğini söyledi. Şu ya da bu nedenle sokağa çıkmak zorunda kalmış bir iki yaya. Henüz hiç kimsenin barikatlarını terkettiğini sanmıyorum. Ben herkesi barikatların gerisinde kalmaya teşvik ediyordum.» Çarpışmaların geniş bir alana yayılmasına ve kayıp sayısına rağmen. banliyö153 .T. silâhlarını verdiklerini duyduk.

Çarpışmalar sona erdiğinde. yaygara ile yiyecek isteyen muazzam bir kalabalık pazara toplanmıştı.T. Ateş sesleri yavaş yavaş söndü ve şaşırtıcı bir hızla halk caddeleri dolduruverdi. millet yerlere serilmiş uyuyordu. sargı yeri olarak kullanmayı düşündüğümüz sedirli küçük bir oda vardı. Bu arada. ama bizim moralimiz daha iyiydi ve kahvehaneyi hallaç pamuğu gibi atacağımıza emindik. ön odalardan birinde bir koltuk üstünde uyuduğunu söyledi. birdenbire sarsılarak uyandığımda karımı başımda dikilmiş bulduğumdu.'un kesinlikle yasa-dışı bırakıldığını duyarsak. Herkes telâşla oraya buraya koşuşturuyor ve yiyecek satın 155 . Ama.O. arada birtakım insanlar ister istemez ölecekti. birkaç düzine de bombamız vardı. Hiç kuşkusuz. Kopp telefonda emir bekliyordu. Ondan sonra hatırladığım şey ise. bizim yerel tarafsızlığımız da sonuna gelmişti. Cafe Moka'-ya baskın yapmak için gönüllü çıktılar. Karşıda Poliorama'nm damındaki altı tüfeği de sayarsak. olayların tüm sorumluluğunun.M.) Teker teker tuvaletlerdeki yıkanma yerlerini. Aşağıdaki barikatların gerisinde. sayıca bizden fazlaydılar. Karım. hemen Cafe Moka'yı ele geçirmek için hazırlık yapmalıydık. iki tarafın da tahkim edilen binaları daha boşaltılmamıştı. onbeş bira şişesini doldurmak için hayli zaman harcadık. sergiler neredeyse bomboş olmasına rağmen. Silâh stokumuzu gözden geçirdik. Ancak. Sonradan meseleye nasıl bir yorum getirileceği konusunda. söylemesi gereksiz. ne tentürdiyot ne de sargı bezi bulunmadığını keşfettik. bunların dışında bir iki tabancadan başka birşey yoktu. gerekirse. hemen şimdi aldığı haberlere göre.O.'a savaş ilân etmemiş. «onlar»ın suyumuzu da 154 kesecekleri yolunda bir söylenti dolaşıyordu. Hükümet P. Güvenlik Askerleri hâlâ Moka'daki barikatlarının gerisindeydiler. biri bozuk yirmi bir tüfeğimiz. Çoğu Alman bir düzine kadar adam. Güvenlik Askerleri'nin Kopp'a verdikleri. Binada birkaç çikolata diliminden başka hiç yiyecek kalmamıştı. beni uyandırmaya kıyamadığını.U. tramvayların çalışmaya başlamadığı dikkati çekiyordu. buradaki İdare Binası'nda komşumuz Güvenlik Askerleri'nin bize saldırmak yolunda emir alacakları muhakkaktı.N. Hükûmet'in P. Moka'ya saldırmadan önce.lerde (özellikle emekçi sınıfı mahallelerinde) C.T.N. kendimizi savunmaktan başka bir seçeneğimiz olmayacaktı. Belki hemşireye ihtiyaç duyulur diye karım otelden kalkıp buraya gelmişti. P.U.'u lağvetmek ve ona karşı savaş açmak üzere olduğunu söyledi. Kemerime kayışla bağlanmış.'nin denetimi elinde tuttuğuna dair belirsiz haberler sızıyordu. O günün akşamüstü bir çeşit ateşkes anlaşması yapıldı. (Hiç kimse «onlar» ın kim olduğunu bilmiyordu. Uykusuz geçen altmış saat yüzünden korkunç bir ruh hâli içinde ve köpekler gibi yorgundum. Ortalık iyice aydınlanmıştı. partilerin içinde en zayıf.U. Çelik kepenkleri öndeki giriş kısmına çaprazlama taktık. gece yarısından sonra damdan saldırarak onları gafil avlayacaktık. her tüfek için elli atımlık cephanemiz. yarım saatcik dinlenmek için sedire uzandım. boş böğrüme batan tabancanın verdiği felâket rahatsızlığı hatırlıyorum. şimdi boşalmış olan.O. M. ilk önce bizim onlara saldırmamızdı. Şimdi artık gece ilerlemişti. arkasına binada bazı değişiklikler yapmakta olan işçilerin geride bıraktıkları taşlardan bir barikat kurduk. Tek çıkar yol. bana ilk ışık tutan bilgi bu olmuştu. Fakat aynı akşam Kopp beni çağırttı ve çok ciddî bir yüzle.M.U. Yukarıda. elimize geçirdiğimiz her kovayı ve son olarak da.'un üstüne atılacağını şimdiden belli belirsiz seziyordum. olabilirdi .kimse bilmiyordu.O. biz kazanıyorduk. caddelerdeki tek tük ateş dışında herşey normale dönmüştü. Binayı tahkim etmekle geçirdiğimiz uzun kâbûslu geceyi hatırlıyorum. hiçbir şey olmamış. Ama.M. dolayısıyla en uygun günah keçisi olan P. su kesilmemiş. Birkaç dükkân kepenkleri-ni kaldırmaya başladı. Hükümet bize karşı savaş açtığı takdirde. Su işlerini idare eden Hükümet ya da C. Görünüşe bakılırsa. saldırıda pekâlâ öldürülebilirdim.

Bu düşünce beni çileden çıkarıyordu. şarap öylesine azalmıştı ki. bütün bu oyunu Anarşistler'in düzenlediğini îzâh ediyordu. ama saatten çok dakika gibi gelmişti— Haziran ayında göğün gürleyişi gibi âni tüfek sesleri üzerine herkes bir yerlere kaçıştı. O perşembe akşamı. bu her iki taraf için de öldürücü rezil kavganın doğru ve yanlış yönleri değil. mesleği yalan söylemek olan birini görüyordum. Fransız kamyon sürücüleri otele bir sürü por157 . kahramanlık etmek yerine. ama yemek servisleri hâlâ yapmacık bir tören görüntüsüyle devam ediyordu. Troçkistler'in. çarpışmalar sona erdikten birkaç gün sonra da devam etti. Eğer tarih dedikleri buysa. Bol miktarda bulunan tek şey portakaldı. çünkü bu zamanlarda maddî ayrıntılar başka herşeye ağır basar. damda oturarak vakit geçiriyordum. ortalıkta yenecek pek birşey yoktu. Adamı biraz ilgiyle seyrettim. Garsonlar geniş ölçüde azaltılmıştı. konuklar. caddeler sihirli bir değneğin ucuyla dokunulmuş gibi boşalıverdi. Yoğunlaşmış bir tiksinti ve öfkeyle damdaki mevziime döndüm. hiçbir zaman herkese yetecek kadar masa bulunmayan arkadaki leş odaya doluşmuşlardı. Öndeki yemek salonu. ben durumun doğru dürüst bir «tahlil» ini yapamadım. milletin kulağına başka herkesin Komünistler'in.T. küçük çapta da olsa tarih yapıyorsunuz-dur. üyesi oldukları için genel greve katılmışlar ve şimdilik beyaz kolalı gömleklerini çıkarmışlardı. (onlara ateş etmeyeceğimi ümit ettiklerinden yapıyorlardı bunu) ama emir geldiğinde kesinlikle ateş açacak olan Güvenlik Askerleri'nin karşısında. en azından benim kadar canları sıkılan ve zaman zaman bana el sallayarak kendilerinin de birer işçi olduğunu söyleyen. sıkıntı içinde. yemek olarak adam başına bir tek sardalya düşüyordu. Otelde günlerdir ekmek bulunmuyordu. bir kasırga ya da deprem gibi düşünülüyordu. çok kötü bir döneme benziyordu. Başlıca düşündüğüm. çarpışmalar boyunca burunlarını kapı ucundan uzatmaya korkan karmakarışık kalabalığın arasında korkunç bir kuşku havası doğmuştu. kafamda. şu Allanın belâsı damda gece gündüz oturmanın verdiği rahatsızlık ve sıkıntı. Şişko Rus ajanı. Bütün bu süre içinde. Çarpışmalar boyunca. bu yüzden anormal uzunlukta sürelerle nöbet tutmanız gerektiği. Daha çok cephede az adam olduğu.N. ekmek ve içecek birşey yoktu. Anarşistlerin ya da bilmem kimin casusu olduğunu fısıldayarak ortalıkta dolanıyordu. Yiyecek kıtlığı. ama bunun yerine. inandırıcı bir biçimde. Barselona'ya azıcık dinlenebilmek ve rahat etmek için hevesle gelmiştim. Üç gün boyunca karım ve ben bir parça keçi peyniriyle kahvaltı ettik. şimdi hepimizin başına gelen ve durdurmaya gücümüzün yetmediği bir çeşit doğal âfet. Fakat hiç böyle yapmazsınız. öyle sanıyorum ki.almaya uğraşıyordu. çünkü. yüzlerce mil uzaktaki gazeteciler bu işi parlak bir biçimde yaptıkları halde. pencereden gelen bir kurşun sütunlardan birini yonttuktan sonra terkedilmiş. bu iş biter bitmez cepheye dönmem gerekeceği fikri dolaşıp duruyordu. gitgide daha eski şarapları daha yüksek fiatlara içiyorduk. hazan uykudan başı önüne düşerek. hayatımda ilk defa. Aslında. Her yerde aynı soruları duyuyordunuz: «Durdu mu dersin? Yeniden başlar mı acaba?» Çarpışma. Tüfek takırtılarının ortasında ve kepenkleri kapalı pencerelerin berisinde sürüp giden bu küçük otel hayatında iğrenç birşeyler vardı. hesapça kendinizi tarihî bir karakter gibi hissetmeniz gerekir. ne olup bittiğiyle hiç ilgilenmeyerek yalnızca olduğunuz yerde oturmanız gereken. gittikçe kötüleyen açlıktı —pazartesi gününden-beri hiçbirimiz adam gibi yemek yememiştik. bazıları C. Çoğu kimse casus görme deliliğine tutulmuş. hiç de öyle bir 156 duygu vermiyordu. Gerçekten de. gazetecileri saymazsanız. sırayla bütün yabancıları bir yana sıkıştırıyor. Bu gibi olaylara karıştığımız zaman. barikatların gerisi adamlarla doldu ve çarpışma yeniden başladı. hemen arkasından —aslında bırakışma birkaç saat sürdü sanıyorum. Otelde. çelik kepenkler hemen indirildi. Yüzelli gün cephede bulunmuş.

Güvenlik Askerleri'ne ve Carabineros'a benzer (yani. tüfeklere de el konurdu. takmış takıştırmış İspanyol kızları ve siyah gömlekli pek iri bir hamal vardı. Bu durumun belli başlı sorumlusunun yiyecek kıtlığı olduğuna eminim. uzun tartışmalar yapıldıktan sonra.takal getirmişlerdi. barikatlarını yıkmamışlardı ama bazısı kaldırıma sandalye çıkarıp dizlerinin üstünde tüfeklerini yatırmış oturuyorlardı. o akşam caddelerde ilk kez göründüklerinde vakit hayli ilerlemiş olmalıydı. Bütün bildiğim.O. yarı tehdit edici bildirilerle herkesin eve gitmesini isteyen. binadaki silâh deposuna aittiler. ellerimizde bunlarla yakalanırsak tutuklanacağımız kesindi— daha kötüsü. Binada yalnızca yirmibir tüfek varken. dipçikleri koltuk altımıza sıkıştırdık. Bunlar. rasatevinde tüfeklerimiz olduğunu gayet iyi bilen Moka'daki Güvenlik Askerleri'nin bizim caddeden karşıya tüfek taşıdığımızı görünce işi bozmalarıydı. Çok anîden. Bunlar. Yarı yarıya soyunduk. altısını kaybetmeyi göze alamazdık. Akşamüstü olduğunda. işçilerin kesinlikle yenildikleri anlamına ge158 liyordu— siyasî bilinçsizliğim yüzünden kafamda yeterince açıklık olmamasına rağmen— Hükûmet'in. ama caddeye çıkarmak Hükümet emrine karşı gelmek demekti. beni tanımıştı. Başka zaman olsa. belli bir saatten sonra üzerinde silâhla yakalananların tutuklanacağını söyleyen yayınlar yapıyordu. onar kişilik gruplar halinde caddelerde devriye gezdikleri görülüyordu —kocaman tüfekleri omuzlarından aşağı sarkan. En uygun yolu bulmak için. ama şu anda pek itibâr görüyorlardı. hattâ daha başından otele kabul etmezdi. ertesi gün çarpışma sona erecek gibi görünüyordu. Hiç kimsenin. düşmanlıktan hayli uzak bir sırıtmayla karşılık verdi —hiç kuşkusuz. O gün —Cuma günü— çok ateş açıldığını sanmıyorum. yanlarında birtakım çok boyalı. azıcık dinlenip huzur bulabileceğimdi. Telefon Santralı'ndan Anarşist bayrağı indirilmişti. onların herkesin otlanmaya çabaladığı özel bir ekmek stokları vardı. uzun boylu. namluları da 159 . Rasatevinin kulelerinde nöbet tutarken kullandığımız altı tüfek hâlâ oldukları yerde duruyordu ve ne yapıp yapıp onları P. Ramblas halkla dolmuştu. Valencia' dan birliklerin gerçekten gelip gelmediğinden haberi yoktu —aslında. bu tüfekleri caddenin bir yanından öbür yanma geçirmekti. züppe otel müdürü bunları rahatsız etmek için elinden geleni ardına komaz. Güvenlik Askerleri hâlâ Cafe Moka'yı ellerinde tutuyorlardı. yalnız Katalan bayrağı dalgalanıyordu. gri ya da mavi üniformalı adamlar. olayların bu yönleriyle ilgilenmiyordum. Hükümet yayınlarını kimsenin taktığı yoktu. Valencia'dan gelen birlikler. başlıca polis görevlisi) bir başka sınıf olan Hücum Muhafızları ve Cumhuriyet'in seçme birlikleriydi. Bunlar olurken bizim yapılacak gayet nâzik bir işimiz vardı.» Öte yandan. caddeler hemen hemen normale dönmüş. sol omuzumuza birer tüfek astık. asıl tehlike.M. Bu. o gece birlikler geldiler. Fakat o sırada. adeta yerden bitercesine ortaya çıkmışlardı.U. Hücum Muhafızları'm uyutmak çok kolaydı. O son geceyi damda geçirdim. grup başına da bir makineli tüfek. Tek sorun. dükkânların hemen hepsi açıktı ve —hepsinin en güven vericisi— uzun süre donmuş kalıplar halinde duran tramvaylar harekete geçtiler. binasına geri götürmek zorundaydık. biraz yiyecek satın alarak. terkedilmiş barikatlar hâlâ yerlerinde durduğu halde. Bu şoförler kaba görünüşlü bir güruhtu. Hükümet radyodan yarı yatıştırıcı. —bizim hiç yokken. Birinin yanından geçerken göz kırptım. yeniden dönüp çalışmak zorundayız. şeytanî silâh seslerinin sona ermesinden derin bir rahatlama duyduğum ve cepheye dönmeden önce. ama millet heryerde barikatlardan yavaşça toz oluyordu. kendini daha güvenli hissettiği zaman hesap sormaya kalkacağını anlamıştım. kızıl saçlı bir İspanyol çocukla ben tüfekleri dışarı kaçırmaya başladık. şehirlerde yiyecek olduğu sürece tayınlarını alacaklarını bilen Güvenlik Askerleri yerlerinde kalabiliyorlardı. nereye baksanız. Her yanda aynı sözler işitiliyordu: «Hiç yiyeceğimiz kalmadı.

çünkü barikat kurmak taşları gerisin geri yerine koymaktan çok daha kolaydır. barikatlarda tutulurdu.S. Aragon cephesindeki pejmürde. Bir kere caddeye çıkınca. bunların seçilmiş adamlar olmaları değil.T.paçalarımızdan aşağı sarkıttık. direnme göstermeyeceğini önceden bildiği halkı dehşette bırakmak için kuvvet gösterisi yaptığına hiç kuşku yoktu. hiç de cepheye gönderilmek niyetiyle yetiştirilmemiş olan Güvenlik Askerleri ve Cara-binero'lar daha iyi silâhlandırılmış. bunları yalnızca kanunsuz yollardan elde edebilirdiniz. emir aldıkları için— kışkırtıcı bir tavırla davranışlarda bulunmaya kalkınca birkaç yerde kargaşalık çıktı.U. herbirine de bir otomatik tabanca düşü160 yordu. Benim gibi uzun boylu bir adam bile uzun bir Mavzeri rahatsızlık duymadan pantolonunun paçasında taşıyamazdı. Hücum Muhafızları küçük mangalar halinde caddelere dağıtılmaz. İşçi mahallelerinde barikatlar yıkılıyor. cebinden C. Bu Mavzerlerin uzun olması ayrı bir talihsizlikti. bir iki gün sonra Hücum Muhafızları halkla gayet iyi geçinmeye başladılar. Barselona üzerinde Cumhuriyetçi bayrağı dalgalanıyordu —Cumhuriyetçi 'bayrağını faşist siperlerinin dışında. Savaşta yaralanmıştır demişlerdi belki de. Ertesi gün. Valencia Hükûmeti'ne Kata. Mükemmel bir tüfek olmaktan pek uzaktı ama bizim cephedeki eski püskü. Güvenlik Askerleri stratejik noktalan ellerinde tutmaya devam ediyorlardı. ama sanıyorum.C. ilk burada görmüş oluyordum. bütün tüfekler kazasız belâsız karşıya geçirildi. yolcuları aramış. Fakat. mer161 . caddelerde fâtih edasıyla yürüyorlardı. bir iki kişi öldü. İlk günü. silâhlı Anarşistler'le kavgalaşmaya yol açtı. P. dizlerimizi bükmeyecek kadar yavaş yürümek olduğunu keşfettik. Hepsi. hareket etmek için tutulacak tek yolun. Sinemanın önünde bir grup adamın. ellerindeki silâhlardı. gerçek şuydu ki. Hücum Muhafızları her yanı kaplamıştı. Her neyse.B. Ben.N. tabancalara gelince. binalarının önündeki barikatların yerlerinde kalmasına izin verilmişti. Şimdiye kadar farketmemiş olmama rağmen. Acaba ne derdim olduğunu düşündüler diye merak eder dururum. Hücum Muhafızlarının on adamına bir hafif makineli tüfek. Bir tanesini inceledim. lonya bölgesinin tüm denetimini eline almak için uzun zamandır aradığı bahaneyi vermişti. ağzı yayvan korkunç karabinalardan kat kat iyiydi. onların ileri geri gezinmelerine bir çeşit şaşkınlıkla bakıyordum. Rasatevinin kıvrım kıvrım merdivenlerinden aşağı kütük gibi bir bacakla inmek dayanılmaz bir işti.S. Barselona çarpışmaları. bizden çok daha iyi giydirilmişlerdi. Esaslı bir miktarının kaçırıldığından hiç kuşkum yok.T.C. Amerika'da imâl ediliyorlardı) yeni bir cins tüfekle donatılmışlardı. ama bu iş pek yavaş oluyordu. Beni asıl şaşırtan. pek kötü silâhlanmış milislere alışmıştım. gerçekten Haziran sonu geldiğinde pek çoğu hâlâ duruyordu. Bunun her savaşta böyle olduğunu sanıyordum —gerideki besili polis ile cephe hattındaki pejmürde askerler arasındaki tezâd! Tüm olarak alındıkta. bazı patlamalar olacağından herhangibir korkuları olsa. bizimse cephede aşağı yukarı elli adamımıza bir makeneli tüfek düşüyordu. Hükûmet'in. ama C. üyelik kartı çıkanların kartlarını parça parça etmişlerdi. görünüşlerinden hoşlanmaktan kendimi alamıyordum. Cumhuriyetin böyle birlikleri olduğunu bilmiyordum.N. İspanya'da gördüklerimin en iyisiydiler ve bir anlamda «düşman» olmalarına rağmen. Bazısı gruplar halinde tramvayları basmış. Hücum Muhafızları muzaffer istilâcı havalarını bıraktılar ve ilişkiler daha dostâne bir hale geldi. bazıları —herhalde. kaplumbağa hızıyla cadde boyunca yürüyüşümü büyük bir ilgiyle seyrettiklerini gördüm. tarafından gönderilmişti. Bu. bu heryerde böyleydi. sanırım. İşçi milisleri dağıtılacak ve Halk Ordusu birlikleri arasında yeniden paylaştırılacaktı. Bunlar pek mükemmel birliklerdi. Ama çok kısa bir süre sonra. Çoğunun bir iki gün içinde kendilerine birer kız arkadaş buluverdikleri dikkati çekiyordu. «Rus tüfeği» denilen (bu tüfekler İspanya'ya S.

fakat hiç kuşkusuz. Çok sayıda siyasî zanlı yabancı. Ne de olsa siz yalnızca verilen emri yerine getiriyordunuz. Eninde sonunda. P. gerçeklere de aykırıydı. yabancı komünist gazeteleri elimize geçmeye başlamıştı.O. Çarpışmaların bittiği şu sırada.U.kezlerinde muazzam sayılarda silâha el konuyordu.» Ona. P. olaylar için uydurulan yorumlar karşısında hayretten dona kalıyorlardı. polisin beceriksizliği yüzünden tamamen suçsuz zavallılar tutuklanıyordu. Çarpışmalar sona erdikten sonra. ortalığı alevlendirici makaleler yayınlıyorlardı. çarpışmalara ilişkin haberleri yalnızca azılı partizanca değil. Artık. Thompson yakalanmış. gamalı haç işaretli manyak bir yüz olarak gösteren bir karikatür. Sonra onunla temasımızı kaybettik. hapse tıkılmış ve sekiz gün süreyle. hapishaneler dolup taşıyordu. gazeteleri sansüre uğramıyor. her yanda uğuldayan tüfek ateşinden hayli tedirgindi. La Batalla hâlâ ortalıkta gözüküyordu. Tompson hemen. ama. sanırım. Besbelli.M. Oteline döndü. Bunlar olurken. tabiatıyla kendi taraflarına sıkıca bağlı kalmak durumundaydılar. bu. Salı sabahı ona sokakta rastladım. Böyle bir patlamanın bir daha ne zaman olacağı bilinemezdi ve ben bir daha böyle bir 162 davada tüfeğimi elime almak durumunda kalırsam. Adam bu konuda çok dürüsttü. bu mesele değil canım. Otelin holünde bazı çirkin ağız dalaşmaları yapılıyordu. Daha önceden. Komünist arkadaşımız bana bir kere daha yanaştı ve Uluslararası Tugay'a transfer olmayı isteyip istemediğimi sordu.M. P. Kolum hâlâ kötü. Pasaportsuz olan ve genellikle kendi ülkelerinde gizli polisçe aranan İtalyan ve Almanlar'ın durumu en kötüsüy163 . biri yaralandı mı zaten hep böyle olurdu. «farklı kalmakta anlaşıp» aslında siyasî hasmımız olması gereken birisiyle içki içemiyordunuz.» dedim. U. Douglas Thompson'-un Nisan başında yaralandığından söz etmiştim. orak ve çekiç işaretli bir maskeden sıyrılarak ortaya çıkan iğrenç. yalnız P.» «Oh. Neyin nasıl olduğunu gerçekten gören Komünistler'in bazıları. «P. Postahaneler yeniden çalışıyordu. hiç kimse için uzanacak bir yer bulunmayacak derecede ağzına kadar dolu bir hücrede tutulmuştu.'un lağvedilmesini talep eden.C. «Sizin gazeteleriniz benim faşist olduğumu yazıyor. tarafından ustaca düzenlenen bir faşist «beşinci kol» ayaklanmasından başka bir şey değil. P. ama ilk sayfası hemen neredeyse bomboş kalacak derecede sansür edilmişti. ajanları tarafından kentin dört bir yanma yayılmıştı.S. Otelime dönüp orada oturacağım.» dedi. Hayli şaşırmıştım. çünkü yaralılar sık sık bir hastaneden öbürüne yer değiştirirlerdi. ama ne yazık ki kaldığı otel şehrin Güvenlik Askerleri'nce denetim altında tutulan kesimindeydi —sokak çarpışmalarında yerel coğrafyayı bilmek ne kadar önemli! Otel basılmış. P.O.'a bağlı olduğum için. önceden olduğu gibi.M. oteldeki korkunç kuşku ve düşmanlık havası daha da kötülemişti. Aslında Tarragona hastanesindeydi.C. mutlaka siyasî bir zanlı olmalıyım. o da herkesin ağzındaki soruyu sordu : «Nedir bu Allahm belâsı şey?» Elimden geldiği kadarıyla anlattım herşeyi.M.S. emekçi sınıfın yararına kullanacaktım. İspanyol emekçi sınıfına karşı kullanılabilirdi.U.O. ama Güvenlik Askerleri kendi esirlerini bırakmamış ve bunların çoğu hapse atılmış.O. Her zaman olduğu gibi.U. bu olaydan sonra Komünistler'in denetimi altındaki hiçbir birliğe katılamayacağımı söylemek zorunda kaldım.'nı. Anarşistler esirlerini salıvermiş. Barselona çarpışmalarının resmî ifadesi. çarpışmalar başladığı sıralarda gerisin geriye Barselona'ya gönderilmişti. peşlerinde polis ve devamlı ele verilme korkusuyla saklanıyordu. hiç kuşkusuz. diye kararlaştırılmıştı.'un gizli bir faşist örgütü olduğu ilân edilmiş. onu emekçi sınıfa karşı değil. aylarca hapiste tutulmuşlardı. Fakat bütün hava değişmişti.U. Durmadan ortaya atılan suçlamalar karşısında tarafsız kalmak olanaksızdı.M. birçokları muhakeme edilmeksizin.O.U.U. Buna benzeyen daha bir sürü olay oluyordu. «Ben bu işin dışında kalacağım.

'nin adamlarıydı. Bir iki sokak ötede tüfeklerin çatırtı ve gümbürtüsü duyu164 lurken. Bütün bu zaman boyunca. yiyecek ve uykudan yoksunluk. yoksa bir başkasını mı vurmak zorunda kalacağım diye ölesiye sıkılmak. kız adamın metresi falan değildi.G. ama benim onu öyle sandığımı düşünmüştü. zavallı kızın yüzündeki utanç ve sefalet ifadesini hatırlıyorum. modaya uygun giyinmiş bir kadını koluna alışveriş sepetini takmış. nefret. bir arkadaşınızın şimdiye kadar sizi polise gammazlamış olabileceği gibi nefret uyandıran bir duygu taşıyordunuz. Adamın yatak odasından çıkarken kazârâ çarpıştığımızda. korku. sansürlü gazeteler.'lu olduğumu biliyorlardı. Tanrı bilir onları ne korkunç olayların beklediği.M. Kuşkusuz.U. kuşku. Sonradan. çarpışmadan önce. Oraya.S. makineli tüfekleri ateş açıyor ve onları geri püskürtüyordu— neden bilmiyorum. her kapı çarpışında tabancama sarılıyordum. gürültüsü. 165 . belki de Barselona'da oturanların çoğu bütün çarpışmaya. bunların bir cenaze alayı olduğunu düşündüm. P. Ayakkabı dükkânında postallarımı yapan adamlar. ama zamanın tuhaflıklarından birçoğunu aktarmakta başarılı olduğumu sanmıyorum. önünde kıvırcık tüylü beyaz bir köpekle. vb. Bir türlü sona ermemesi ne yazık! Cephede olanlar yetmiyormuş gibi» vb. çarpışma sona erdikten sonra ve birkaç dakika için 5 Mayıs'dakine kısa süreli ateşkes sırasında gittim. içinizde. İtalya ya da Almanya'ya geri yollanmaları demekti. Geriye baktığımda belleğime takılan şeyler o sırada rastgele yapılan gözlemler. Halk arasında bir sürü insan. Öyle bir noktaya gelmiştim ki. bu. herkes «yine başladı» diye bağrışıyordu. tamamen boş Plaza de Cataluna'da aceleyle karşıdan karşıya koşarken her iki elinde beyaz mendiller sallayan bir adam.dü. Poliorama'nm üstündeki müzede kapıcı olarak çalışan ve bütün bu olanlara toplumsal yaşayışın gereği olan şeyler diye bakan küçük adam. kadının sağır olabileceğiydi. Tek akla gelen. siyasî açıdan karşı tarafın adamlarıydı ve benim P. caddeye koştuğumda birkaç Güvenlik Askeri'nin kudurmuş bir köpeği vurduklarını öğrendim. Baştan aşağı siyahlar giyinmiş büyük bir kalabalığın da bir saat boyunca Palaza de Cataluna'dan geçmeye çalıştıklarını ve hep başarısızlığa uğradıklarını hatırlıyorum. tıka basa doldurulmuş hapishaneler. Hiç kimlik belgesi olmayan bir Alman kızı günlerce bir adamın metresi pozuna girerek polisi uyutmuştu. bir ilgi kayması olmadan. Yine de davranışları tümüyle tarafsızdı. Pahalı bir dükkândı.U. Barselona çarpışmalarının ortasında olan bitenlerin neye benzediğine dair bir fikir vermeye çabaladım. İngilizler'i çok simpatico bulduğunu söyledi.S. muazzam yiyecek kuyrukları ve sinsi sinsi gezinen silâhlı adamların yarattığı korkunç havayı hiç unutamayacaktır. İngilizler'in kendisini ziyarete gelmesinden çok hoşnut olmuştu. çünkü silâhsız oldukları açıkça görülüyordu. Ne zaman yan sokaktan başlarını uzatsalar. köşedeki Hotel Colon'dan P. Ramblas'dan aşağı doğru yürüyüş yaparken gördüğümü hatırlıyorum. Çarpışmanın uzun süren kâbusu.C. hattâ aradan aylar geçtikten sonra Barselona'da bulunmuş bir kimse. T. Temmuz'un 19'u geldi yine» diyen öbür küçük adam. karmakarışık gerginlik sinirlerimi sonuna kadar zorlamıştı. sınırdışi edilerek Fransa'ya gönderileceklerdi ki.C. Yakalandıkları takdirde. O zaman. Bir de. Bu belâ sona erdiğinde hepimizin yeniden onu görmeye geleceğimizi umuyordu— gerçekten de onu görmeye gittim. çalışanlar da U. Cumartesi sabahı caddeden bir silâh gümbürtüsü koptu. bütün davanın kendilerine anlamsız bir gürültü gibi geldiği savaşın dışında kalanların bir anlık görüntüleri. damda oturup acaba bir dakika sonra vurulacak mıyım. «Böyle şeylerin olması çok kötü değil mi? İş için de çok kötü. Bir iki yabancı kadın İspanyollar'la «evlenerek» durumlarını çabucak usulüne uydurdular. Başıyla Plaza de Catuluna'daki cehennemi ateşe doğru işaret ederek (sanki bu sabahın çok güzel olduğunu söylüyormuş gibi) «Eh.U.O. üyesi de olabilirdiler— her_ neyse.

Her şeyden önce. artık büyük bir patlayışa kaçınılmaz gözüyle bakılıyordu. Barselona çarpışmalarının tümüyle doğru ve tarafsız bir öyküsü hiçbir zaman yazılamayacaktır. Önceden olduğu gibi. Bundan sonraki bölümde.T. Böyle olmakla birlikte. yalnızca yanlış haber vermekle kalmayıp.'li işçilerin çalıştırdığı Telefon Santralı'nı. iyi silâhlarla donanmış «gayrı siyasî» bir polis kuvveti kurulmasına da karar verilmişti. O sırada yayınlanan gazete haberlerinin hemen hepsi savaştan uzaktaki gazeteciler tarafından uydurulmuştu. C. Bu bölümde yalnız kendi kişisel gözlemlerimi anlattım. bazı sunturlu yalanların aksini kanıtlayabilir ve bu olayın belirli bir perspektife sokulmasına yardımcı olabilirim. lütfen bu bölümü atlayın. Her zaman olduğu gibi. 1937 Mayısı'nda herşey öyle bir noktaya ulaştı ki. halka geniş olarak yansıtılmasına izin veriliyordu. O sırada. siyasî çatışmalarla (tıpkı bir Çin savaşındaki generallerin adları gibi) insanın aklını karıştıran partiler ve alt-partilerin isim kalabalığıyla ilgilenmiyorsanız. 3 Mayıs'ta Hükümet. ilk bakışta sanıldığından daha büyük bir önem taşımaktadır. eğer sorumlusu var ise bu sorumlu kimdi? Barselona çarpışmaları pek çok siyasî tartışmaya sermaye edildiği için. Bundan sonraki adımın. üzerinde çalışmak için bir yığın suçlama ve parti propagandasından başka birşey bulamayacaklar. 11 Gerekli kayıtların olmaması yüzünden. Barselona'daki herkes gibi. denetimindeki kimi kilit endüstrilerin ele geçirilmesi olacağı herkesçe apaçık biliniyordu. Uzak bir şehirdeki bu sefil dalaşma. gerçekten olan neydi? Uzun bir süreden beri Katalonya'nın her yanında gerilim yükseliyordu. Gelecekteki tarihçiler. bunların onda dokuzunun gerçek dışı olduğunu söylersem abartmaya kaçmış olmam sanıyorum.N. Ben bile.ya da bir hava baskınında duyacaklarından zırnık fazla olmayan bir ilgi ile bakıyorlardı.T. Bu örgüte sendika üyeleri alınmayacaktı. gözlerimle gördüklerimin ve sözlerini güvenilir saydığım başka görgü tanıklarından öğrendiklerimin ötesinde pek az malzemeye sahibim. bunun yanısıra. elimden geldiğince iyi bir biçimde daha kapsamlı konuları tartışmam gerekiyor — gerçekte olan nedir. Bu kitabın daha önceki bölümlerinde Komünistler'le Anarşistler arasındaki çatışmaları bazılarına anlatmıştım. ayrıca resmî görüşmelerin dinlendiği ve banda alındığı gibi gerekçe167 166 .N. işçi sınıfı saflarında servetle sefalet arasındaki karşıtlığın gittikçe artmasından ileri gelen belli bir kırgınlık ve devrimin sabote edildiği yolunda genel ve muğlak bir duygu da vardı. ve ne gibi sonuçlar doğurmuştur. bunun dengeli bir görünümünü vermeye çalışmak önemli birşey-dir. Partiler içi polemiğin ayrıntılarına girmek korkunç bir iş. sorunun tek bir yönünün. olayın doğru ve yanlış yönleri nelerdi. ben de yalnızca kendi mahallemde neler olup bittiğini gördüm. okuyucuları maksatlı olarak da yanlış yöne çekiyorlardı. 1 Mayıs'ta hiçbir baş kaldırma hareketinin olmayışı herkesi sevindirmiş ve şaşırtmıştı. kötü yönetildiği. savaşın başından beri çoğunlukla C. Şimdiden bu konu üstüne bir çok kitabı doldurmaya yetecek miktarda yazı yazılmıştır. Ayrıca. bütün özel silâhların teslim edilmesine ilişkin Hükümet emri idi. lâğım çukuruna dalmaya benziyor Fakat gerçeği olabildiğince ortaya çıkarmaya çabalamak ve kurmak gereklidir. Sürtüşmenin bardağı taşıran nedeni. ama ortalığa yayılan yalanların pek çoğunun tersini kanıtlayacak kadar çok şey duydum ve olaylara tanık oldum.

P. resmî bildirilere göre. C.'ye karşı Güvenlik Askerleri ve P. milis güçlerinin dağıtılmasına. hiç savaşmamaktan daha iyi sonuç verdiği örnekler vardır. Bu koşullar içinde hiç kimse çarpışmaya devam etmeyi göze alacak kadar davaya güvenemiyordu 7 Mayıs öğleden sonra şartlar hemen hemen normale dönmüştü. devlet kapitalizmine ve muhtemelen. Bu patlama. (kendisine verilen emirlerin sınırını aşıyor muydu aşmıyor muydu bilinmez) binayı ele geçirmeleri için üç kamyon dolusu silâhlı Güvenlik Askeri gönderdi.T. Savaşın patlak vermesinden bir yıl sonra Kata-lonya emekçileri iktidarlarını büyük ölçüde yitirmişlerdi. özel kapitalizmin yeniden sunuluşuna doğruydu. merkezî denetime. Gerçek şudur ki.O.U. muvazzaf kuvvetlerin elindekiler dışında bütün silâhların teslim edilmesine ilişkin bir emir yayınladı ve ertesi birkaç gün içinde çok sayıda silâh ele geçirildi. 5 Mayıs gecesine kadar C. . herkes bunun C. muhtemelen Güvenlik Askerleri'nin silâhsız C. Polis Şefi Salaş. Doğrudan iktidar geçen yıldan beri.ier öne sürerek devralmaya karar verdi.T. ama bu rakamı çürütecek delillerden yoksun olduğumuz için. çarpışma.A.T. (Komünistler ve Sosyalistler) tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuna inanıyordu.P. işçileri üstüne. Bildiğim kadarıyla.G. Asıl niyetleri her ne idiyse.U. silâhlı polis kuvvetleri ve P. her iki tarafta da savunma niteliğindeydi. ayrıca çok sayıda Güvenlik Askeri teslim olmuştu. 6 Mayısîta ateş kesildi. Çarpışıp da yenilmenin. Ne var ki. Bununla birlikte. çarpışma sonrasının etkilerini herhangi bir kesinlikle söylemek de imkânsızdır. Durum kabataslak şöyleydi: C. 169 . Sivil giyinmiş silâhlı polisler caddelerde yol açılırken. hiçbir plân yapılmamıştı.N.C. Katalonya'nın Valencia denetimi altına girmesine. Cabellero Hükûmeti'nin düşürülmesinde de etkili oldu. emekçi sınıfın denetiminden çok uzakta.I. Genel eylemin yönü. bunlar zaten olacaktı diye düşünebiliriz. Ne türlü kışkırtma olursa olsun yan gelip yatacaklarını açıkça belirtmiş olsalardı.'nin resmî önderleri U. takım takım Güvenlik Askerleri stratejik noktalardaki başka birçok binaları da zaptetti-ler.S. ani saldırısı yüzünden yeniden bozuldu. daha da büyük kayba uğramış olabilirlerdi. Fakat. Güvenlik Askerleri'ne karşı direnmeyi öngören belirsiz bir kararın dışında. binalar kuşatılmış ama hiçbiri zapdedilmemiş ve hiç topçu da kullanılmamıştı.N. bu noktada direnmenin varlığı. Herşey bir yana. İkinci olarak.U. doğru kabul etmek zorundayız. emekçilerinin bu çarpışmada pes dememekle birşey kaybedip kaybetmedikleridir.T.S.O. . O gece ve ertesi gün.T. ama. şehrin her yanında barikatlar kurulmuştu ve çarpışmalar 6 Mayıs sabahına dek aralıksız sürdü. manevrayla sendikacıların ellerinden kaydırılmıştı. İşçilerin binalarına bir saldırı olacak diye bir söylenti şehri dolaştı. hiç kuşkusuz.M. Bu patlamanın savaşa doğrudan bir etkisi olup olmadığı konusunda bir delil yok.F. Hükümet. anlaşıldığı kadarıyla. ama nispeten hâlâ iyi durumdaydılar. sürecin hızını herhalde azaltmıştır. işler durdu ve hemen ardından çarpışma patlak verdi. Ölü sayısı abartmalı verilmiş olabilir. ama biraz daha uzasaydı etkisi olacağı kuşkusuzdu. Fakat genel olarak kabul edilmiş bir önderlik ve belirli bir plân yoktu —gerçekten. düpedüz uzun bir süreç içindeki tek bir olaydı.'un ilgasına bahane edilirken.M. daha iyi durumdaydı sayılır. O akşam deniz 168 yoluyla Valencia'dan gönderilen altı bin Hücum Muhafızı Barselona'ya vardı ve şehrin denetimini eline aldı.N.T. kuvvetleri emekçi banliyölerini.U.N. ertesi sabah millet kendiliğinden barikatları farketmeye başladı. Aşağı yukarı aynı saatlerde. caddelerde silâhlı Anarşistler belirdi.N. yiyecek gitgide azalıyordu. sokaklara dökülen C.T. önderleri ile birlikte herkesi işlerinin başına dönmeye çağırıyorlardı. dört yüz ölü ve bin kadar yaralı idi. Asıl dava. Barselona Telefon Santralı'nın ele geçirilişi.C.N. kesinlikle. de şehrin merkez ve resmî kesimlerini tuttular. Çarpışmalar sırasındaki kayıplar.

hayli ukalâca.T. emekçilerin şehre egemen olması halinde. onlarla birlikte olmak devrimci partilerin görevidir diyen. önderleri de.'nin resmî liderleri daha başından olayla ilgileri olmadığını açıkladılar. izliyorlardı. Bu noktada kesin bir şey söylenemez.O.M. siyasî önderleri de onları istemiyerek izlemişler ya da hiç izlememişlerdi. emekçiler sokağa döküldü mü.M. P.G.U. bu patlamanın gerisinde ne gibi bir gaye —herhangi bir gaye var idiyse tabii— vardı? Bu bir çeşit coup d'etat ya da ihtilâl girişimi miydi? Gerçekten Hükûmet'i düşürmeyi mi hedef almıştı? Önceden tasarlanıp üzerinde karar verilmiş miydi? Benim fikrimce. zaten olan şeylerin yerine getirilmesini istiyordu. önderlerinin asıl gayesi U. Bunun da başlıca söylediği şey. (3) Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması için çağrıda bulunduğunu söyleyebilirim. C. Kesinlikle böyle bir afiş falan yoktu. Anarşist önderleri —o sırada herkesçe bilinmemekle birlikte— olaylar belli bir noktanın ötesine sıçrar da. yabancı bir müdahale yapılmasından korkuyorlardı.N. C. gemiler bunu gerçekleştirmek için hiçbir eylemde bulunmadılar. şehrin her yanma yapıştırılmış «ortalığı alevlendirici bir afiş» olarak tanımlanmıştı. (2) Telefon Santralı'na yapılan saldırının sorumlularının bulunması.Leninist-ler) 4 Mayıs'ta çıkardıkları bildiriydi.G. yalnızca Durruti Dostları —F. bir marksist çizgiyi tutarak hareket ettiler. C.O. önderlik etmiyor. Franco'ya karşı sürdürülen savaş kazanılmadan önce asla ayaklanmaktan yana değildiler. Çeşitli kaynakları karşılaştırdıktan sonra. arasındaki ayrılığı zorunlu olarak genişletecekti. Üçüncü olarak. Ben kendim ne bildiriyi ne de o tarihli La Batalla'yı gördüm. Durruti Dostları bir çeşit devrimci bildiri dağıttılar. çarpışma ise hiç değilse şimdilik. çünkü bu başlıbaşma sıradan adamların çıkardığı bir olaydı. orası da meçhuldür.O. önceden düşünülmüş ve tasarlanmıştı. hattâ izleyicilerini barikatlarda kalmaya teşvik ettiler ve Durriti Dostları'nın yayınladığı aşırılık yanlısı bildiriyi bile onayladılar (6 Mayıs.N. La Batalla'nın bildiriyi nereye kadar kabul ettiğine gelince. emekçiler sokağa dökülmüşlerdi.T. ile ittifak kurmaktı. ve P. P. Göründüğü kadarıyla hiç kimsenin elinde bir kopyası bulunmayan bu bildiri hakkında büyük belirsizlikler vardır.N. O. Kimi yabancı gazetelerde bu bildiri. aynı hükümeti kendi emekçi sınıfından kurtarmak için yeterince çabuk müdahale edecekti. «Herkes barikatlara gitsin —savaş sanayii dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın» idi.'un içinde küçük bir aşırı grup— idi. Herkes sokağa fırlamış.U.A.) Fakat gerçekte P. Her iki tarafta da hiçbir belirli plân işareti yoktu. La Batalla).Üçüncü olarak. Bir başka deyişle.I. Ama gerçek şuydu ki.T.M. karaya hiç 170 asker çıkarmadılar ya da hiçbir mülteci kabul etmediler.M. kuşkusuz yakınlarda daha başka savaş gemileri de vardı. belki 5 Mayıs'ta yaklaştıkları gibi. Bu nedenle «19 Temmuz'un ruhunu yeniden uyan171 . bu bildirinin (1) İhtilâlci bir konseyin (cunta) kurulması. ile U. küçük bir grup Troçkist'in (Bolşevik .N. dolayısıyla. Çarpışmalar sırasında gördüğüm tek el ilânı.T. ama hiç değilse içten içe muhtemeldir ki. Bunun birçok nedeni vardı En başta. Bir İngiliz kruvazörü ve iki İngüiz destroyeri limana girmişlerdi. Bunlar da yine.T. daha iki gün önce kendiliğinden başlamış olan çarpışmayı onların başlattığı söylenemez. önderlerin izleyicilerinden daha tutucu olmalarını sağlıyordu. Anarşistlerin safında eylem nerdeyse kesinlikle kendiliğinden oluşmuştu. Ne var ki. İspanyol Hükûmeti'ni Franco'dan kurtarmak için parmağını kıpırdatmayan İngiliz Hükümeti.U. çarpışma yalnızca herkesin onu beklemesi anlamında. T. C. İngiliz gazeteleri bu gemilerin Barselona'ya «İngiliz çıkarlarını korumak için» gittiğini ilân etti. Devrimci bir çizgide konuşanlar. İkinci olarak. önderlerinin tutumları tereddütlüydü. yani.'nin hâlâ Hükûmet'te ve Generalite'de temsil edilmesi.U.'un önderleri bu olayda mesuliyet taşımadıklarını söylemediler. ama bu bildiri 5 Mayıs'tan önce çıkmadı.

kalkıştıkları şey. Eylemleri temelde savunma niteliğindeydi ve hemen neredeyse bütün yabancı gazetelerde yapıldığı gibi.M. işçileri olan. T.M. hep yapıldığı gibi. Meselâ. acaba bir Komünist Coup d'etat'sı olmasın — bir vuruşta C. Taktik açısından.O.U. eğer gerçekten çarpışma başlamadan önce değilse bile. Genel heyecan ve her iki tarafta da söylenen şeyler düşünülecek olursa. Fakat hatır173 172 . herhangibir bina üzerine saldırı emri asla vermediler. önderleri tedbirli tutumlarından fazla birşey kazanamadılar.) son sayılarından tam tersini. Barikatların gerisindekiler muhtemelen. önderlerinden biri olan Gorkin.' un sorumluluğunun.M. Ama Anarşist gazetesi Solidaridad Obrera buna karşı çıkarken. bu çarpışmanın yalnızca P. Şehrin çeşitli kesimlerinde takımlarla Güvenlik Askerleri ve C. Propaganda açısından.N. doğru ya da yanlış olarak polisten gelen bir saldırı diye gördükleri harekete karşı direnmekti. lanma olduğunu yazmalarını kolaylaştırdılar. tarafından yürütülmüş bir çeşit ayak(*) Inprecor'un (International Press Correspondence'ın kısaltılmış adı — Komünist Enternasyonalin gazetesi. taraftarları. La Batalla ayrıca hiçbir birliğin cepheden aynlmaması yolunda talimatlar da yayınlandı (*). önderlerini benimser gibi görünmekle.M. O zaman insanların söylediklerinden anlaşılabileceği kadarıyla. Bu nokta. karşı tarafın niyetleri neydi? Eğer bir Anarşist «Coup d'etat» sı değil idiyse.T. Hükûmet'i devirmek değildi.U.M.G.O. çok küçük bir örgüt ve genellikle P.M. O sırada P.T. insanı şaşırtan bir çabuklukla stratejik noktalardaki binaları işgal ettiler. yani La Batalla'nın P. C. aralarında bir tutam da U. önderleri ile kişisel ilişkileri olanlar (benim ilişkim yoktu) bana gerçekte bu işten tümüyle hiç hoşlanmadıklarını.O. bu da. ama bazı şeyler insanı kuşkuya düşürüyor.O.M. herhangi bir yerde gerçek bir ihtilâlci niyet yoktu. çünkü.O.N. alelade C. Sonradan hiç kuşkusuz.N. zâten Komünist basının her halükârda böyle söyleyeceğine kesinlikle inanabiliriz. ama fırsat çıkar çıkmaz hem Hükûmet'ten hem Generalite'den atıldılar. bildirinin «Barikatlarda kalınız» demekten fazla bir tesiri olmadı. Buna çok benzer bir olayın (Barselona'dan gelen emirlerle hareket eden silâhlı polislerin Telefon Santralı'nı ele geçirmelerine çok benzeyen) iki gün sonra Tarragona'da da cereyan etmesi çok manidardır. Fakat. Zaten Barselona'da da Telefon Santralı'na yapılan baskın tek başına soyutlanmış bir eylem değildi. haklı çizgi bu olabilirdi.'un yasaklanmadan önceki kısa dönemde üye sayısı bir dereceye kadar artmıştı. emekçilerin eylemlerini savunma ile sınırlamak için ellerinden geleni yaptılar.T. sonradan «Mayıs'ın görkemli günleri» nden bile dem vurdu.U.U. U. herkesi teşvik etmekten ve muhtemelen bir kısım ahaliyi orada kalacaklarından daha uzun süre kalmaya ikna etmiş olmaktan ibaret bulunduğunu söyleyebilirim. Daha doğrusu buna bir kalkışma denebilirdi— çok kanlı bir kalkışma.T. birliklerinin cepheden ayrılmasını emrettiğini söylüyor. Kestirilebileceği kadarıyla P. siyasî bir sermaye haline getirilmişti.'nin gücünü yerle bir etmek için plânlı bir çaba? Böyle olduğunu sanmıyorum. P. Ayaklanma.O.N.dırmak» ve benzeri sloganlara rağmen. muhtemelen.U.O.U. daha az delille gerek önceden gerek sonradan yapılan suçlamalarla oranlanırsa hiçbir şey değildi. önlemek imkânı oldukça ateş açılmamasını emrettiler. yalnızca taraftarlarının uyanık kalmasına ve son bölümde değindiğim gibi. bir hata olur. Üstelik bu.M. işçileriydi. saldırgan eylem ve belirli bir plân demektir. kuşkusuz P. P.O. bir «ayaklanma» diye tanımlanması gerektiğinden kuşkuluyum. bağlılıklarından ötürü övündüler. her iki tarafında ellerinde ateşli silâhlar vardı ve bunları kullanmaya istekliydiler. ama katılmak zorunluluğunu da duyduklarını söylediler. Ne var ki. adı geçen tarihli La Batalla'ya bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir.'un düşmanı olan Durriti Dostları'nın bildirisini destelkemek.U.

düpedüz. Sonuç olarak. Hükûmet'in Anarşistlerin ellerindeki silâhlarını teslim etmelerini emretmesinden 174 doğmuştur. Bu koşullar altında Anarşistler'in 1936 yazında elde ettikleri silâhları teslim etmesi pek beklenemezdi . İngiliz terimlerine çevrilmiş ve ortaya şu ifade çıkmıştı: Aragon cephesinde silâha şiddetle ihtiyaç vardı ve vatanseverlikten yoksun Anarşistler silâhlarını alakoyduklarından. İspanyolların yüzlerini ak çıkardıkları tek savaş harekâtı. bir iki haftalık sokak çarpışması ve genel grevi uzun uzun düşünüp de önceden yiyecek stok etmemiş olmaları akla çok aykırı geliyor. bütün bunlar İngiltere'de değil İspanya'da oluyordu. nitekim çarpışmalar nihayete erdikten sonra. Katalonya'nın en büyük gücü olan P. üstüne genel bir saldırı plânladıkları anlamı çıkmaz. Anarşistler'in ne olursa katlanacaklarını söylemişti (*). Belki de. 175 . Fakat bu kesinlikle akıllıca bir davranış değildi. Katalonya Cumhurbaşkanı Companys.N. ve Barselona'da çatışma patlak verdiğinde. oraya silâh sevkedilemiyordu. İspanya'da orduda hizmet görmüş olan herkes bilir ki.lamak gerekir ki. hizipler hazırdır. İngiliz basınında bu. doğal olarak.C. bundan C. sadakatsiz Anarşistler ve Troçkistler tarafından yapılmış bir ayaklanma olarak gösteriliyordu. Bunun altında da. T.S. Katalonya ve Barselona. Kuşkusuz. Anti-Faşist yabancı basında bu konu müthiş bir mesele yapıldı ama her zaman olduğu gibi davanın sadece tek yönü duyurulabildi. Aylardan beri İspanya'nın çeşitli kesimlerinde Komünistler'le Anarşistler arasında uzun silâhlı çatışmalar olageliyordu. cephede pek makbule geçecek bir sürü silâh caddelerde açıkça görülüyordu.doğrusu. bir yangın alarmında olduğu gibi herkes yerini alıverir.'nin silâhlarını elinden bırakmayacağını gayet iyi biliyorlardı. Bunlar olurken. zâten mevcut olan bombayı ateşleyen kibrit oldu.U. er geç bir çeşit boğuşmaya varacak ayrılık vardı. birliklerinin beslenmesidir. Her iki tarafın. herkes yerel coğrafyayı bilir.'nin silâh istif ettiğini herkes biliyordu. aynen böyle olmuştu. Bunu böyle koymak İspanya'da gerçekten mevcut şartları dikkate almamak olur.C. Son olarak. olayın doğru ve yanlışlarına gelelim. her iki taraf bol bol silâh çıkardılar. Hem Anarşistler hem de P. birkaç gün önce gülerek. Anarşistler kendi silâhlarını teslim etseler bile. Fakat. amansız bir düşmanla savaşırken kendi aramızda çatışmaya başlamamak çok iyi olur. Savaşın başından beri İspanya Komünist Partisi üye sayısı bakımından muazzam büyümüş ve siyasî iktidarın çoğunu ele geçirmişti. Böyle yerlerde herşey çabucak oluverir. Telefon Santralı'nm işgali. İş bu kadar basit değildi. ama bunlar gerideki «siyasî-olmayan» polis güçleri için alıkonuyordu. Telefon Santralı'nm işgalinden sorumlu olanlar (belki bu ölçüde değil. Komünistler'le Anarşistler arasındaki. silâhlar ateşlenmeye başladığında.S. Fakat. «İspanya Hükûmeti'ni arkadan bıçaklayan» vb. (*) New Statesman (14 Mayıs). başlıca da sivil halkla polis arasında geçti (2) Çarçabucak yiyecek kıtlığı baş gösterdi. bu işin sorumlularının bir belâ çıkacağını düşünmemiş olmaları akla yakındır. Her iki tarafın da geniş ölçüdeki bir çarpışma plânladığına inanmayışımın iki nedeni var: (1) Her iki taraf da Barselona'ya önceden birlik göndermedi. Anlaşıldığına göre. Barselona sokak çarpışmaları konusunda uzun tarihi olan bir şehirdir.U. ama) belâ çıkacağını beklemişler ve ona göre hazırlanmışlardı. Çarpışma yalnızca hâlihazırda Barselona'da olanlar arasında. kavganın en az iki kişiyle yapıldığını ve ahalinin kışkırtma diye bakacakları bir şeye hedef olmadan barikat kurmaya başlamayacakları da hatırlanmaya değerKargaşalık. bu daha da açığa kavuşmuştu. Barselona çarpışması. çoğu Franco'ya karşı savaş kazanılır kazanılmaz Anarşizm'i «tasfiye etmek» niyetlerini açıkça ifade eden binlerce yabancı Komünist de İspanya'ya gelmişti.

Fakat benim anlattıklarımın. Faşist buyrukları altında yürütülmüş. Direnmeden başka birşey beklemek sağduyuya sığmazdı. bu anlama gelsin diye yapılmıştı. hatanın tek bir yanda olmadığı. İnsan taraf tutmak zorunda kalır.)) Buna baştan sona tümüyle katılıyorum. Objektif açıdan Barselona çarpışmalarını yazmaya çalıştım. Güvenlik Askerleri'nin emekçi kitle tarafından sevilmediğini hatırlamak gerekir. Franco'ya yardım olurdu. Tekrar söylüyorum. Tek yönlü bir açıklamanın kabul görmesinin nedeni. merkezî hükümet işçj sınıfı denetimi sorununa ilişkin tutumuyla belirlenecektir. Gene de dürüst olmak için elimden geleni yaptım. Güvenlik Askerleri heryerde güçlü olan tarafa katılmışlardı. kendiliğinden oluşan bir patlama değil de. Özellikle İngiliz basınında. İspanya savaşını doğru olarak anlatmak çok güç.şimdiden sokak arbedeleri. tarafından önceden ustaca düşünülüp plânlanmış ve uygulanmış bir isyan alarak gösterilmişti. C. Propaganda niteliği taşımayan belgelerin eksikliği yüzünden. bu bir yana.M. kesinlikle. o zamandan bu zamana kısa aralıklarla eklemeler yapılmış ve muhtemelen en fazla kabul görmüş olan tarihi budur. Fakat.N. davasında haklıydı. çünkü dünyanın herbir yanında yayınlanmış. Kuşaklar boyunca la guardia ağa ya da patronun düpedüz kuyruğu olagelmişti. Barselona çarpışmalarının bütün suçu P. sürüp giden bir savaş vardı ve cephe gerisinde çatışma çıkartmamalıydılar. yabancı ve özellikle Komünist basında çıkan haberlerden tümüyle farklı olduğu görülecektir.O. C. Komünist ve komünist taraflısı basında. Herkesi. savaş sırasında da birçok kereler. geride bir iç savaş başlatarak Hükûmet'in felce uğratılmasi177 176 . Anarşistleri savunan bir yazınızı basacak birini bulmak neredeyse olanaksızdı. böyle bir sorun üzerinde hiç kimse tümüyle objektif olamayacağı apaçıktır. herşey bir yana. Faşistler'e karşı hükümete sadakatsizliklerinden hayli haklı olarak kuşku duyulduğu için.U. benim hangi yandan olduğum yeterince açık olmalıdır. Olay. İçimizdeki herhangi bir kargaşalık. bu isyan. yalnız burada değil.T. muhtemelen. artık biz devralıyoruz» anlamına gelen bir hareketti.M. düpedüz İspanyol devrimci partilerinin yabancı basınla herhangi bir teması olmamasıydı. meselâ Santander'de. savaşın başında halkı isyancı generallere karşı direnmeye götüren heyecana herhalde çok benziyordu. gerçekten çarpışmayı kim çıkarmıştı? Hükûmet'in Telefon Santrali'ni ele geçirmeye hakkı vardı ya da yoktu.T. öykümün öbür kısımlarında da gerçeği iletirken kaçınılmaz olarak hatalar yapmışımdır.'un üstüne yıkılmıştır. Bu noktada bir kimsenin fikri.U. kendi ön yargılarıma ve yanılgılarıma karşı uyarıyorum. yerel Güvenlik Askerleri topluca Faşistler'den yana geçmişlerdi. Komünist basın organlarında verilen biçimini ayrıca incelemek gereklidir.N. Hükûmet'e karşı yanlış yola yöneltilmiş birkaç «ele avuca sığmaz»ın yardımıyla. böyle bir davranış o zamanki koşullarda zorunlu olarak bir çatışmaya götürecekti. Daha doğrusu şöyle söylenebilir. Bu. savaşın herhangi bir döneminde İspanyol Anarşistleri lehinde bir söz bulabilmek için çok uzun zaman araştırma yapmak zorunda kalırsınız. işçilerin temmuz çarpışmasında ele geçirdikleri ve çok büyük duygusal önem atfettikleri binalara silâhlı adamların saldırmakta olduğu haberi dolaştı. herhalde. emekçilerinin Telefon Santrali'ni hiç karşı koymadan devretmeleri gerektiği de tartışılabilir. Daha sonra. Dahası var. buna rağmen. kışkırtıcı bir eylemdi. Hikâyenin. İlk saatlerde milleti sokağa döken heyecan. zâten. Güvenlik Askerleri'nden iki kat nefret edilirdi (*). «sizin iktidarınız sona erdi.O. «Evet. bir meselede olamayacağı kavranabilir. Hiç kuşkusuz. Anîden şehirde. Bunlar sistematik olarak kötüleniyorlardı ve kendi tecrübemden bildiğime göre. suikastler ve bunun gibi olaylara yol açan bir gerilim yaşıyordu. Eğer bir oran duygusu muhafaza edilirse. Fakat. önemli olan şurası ki. böyle (*) Savaş başladığı zaman. bütün bütün P.

tarafından uygulandığı yolundaki yorumun niçin inanılmaza yakın bir iddia olduğunun çeşitli a priori nedenlerine değinmekte yarar vardır.O. 29 Mayıs tarihli Inprecor [Komünist Enternasyonal Haber Bülteni) Barselona'da barikat kuranların «Parti içinden sırf bu amaçla örgütlenmiş P.. ve onun kardeş partileri (İngiliz I. Franco'-nun «beşinci kol» uydu — Faşistler'le birlik olup çalışan bir «Troçkist» örgüttü. vb. İyi bilinen cani unsurlarla ve Anarşist örgütlerdeki belli öbür kandırılmış kişilerle işbirliği içinde hareket eden P. 179 .'a aittir» deniliyordu. Şimdi Komünist basında görülen haberlerden daha başka bir takım alıntılar vereceğim — bunların toptan değersiz sayılacak kadar kendi içlerinden çelişkili olduğu görülecektir. üyeleri» olduğunu söylüyordu. Daha bir sürü ayrıntı verebilirm.U.. P.U. Plânın. Troçkist bir örgüt görünümündeki P..U.M.M. P.İtalyan ajanları»na gelince — bunların hepsi hâlis muhlis efsâneydi.O. Başka türlü söylendikte.O.U.A. önderlerinin tutumu kapışmala rın uzamasına bir dereceye kadar yardım etmiş olabilir di.U. diyelim.M.M. saldırısı» haline geliyor ve aynı sayıdaki bir başka makalede «Katalonya'da kan dökülmüş olmasının sorumluluğu P. 11 Mayıs tarihli (İngiliz Komünist Partisi'nin yayın organı) Daily Worker'a göre : Sûretâ [ Troçkist ] «Dördüncü Enternasyonel'in Kongresini «hazırlamak» için Barselona'ya akın eden Alman ve İtalyan ajanlarının büyük bir görevi vardı. Alman S. cephe gerisinde.M. P.O. (II) Bu işin bir Faşist oyunu olduğu ise.U.O. desteksiz bir iddiadan ibarettir ve bütün kanıtlar tam tersini gös termektedir.O. Hele genel bir grev başlatacak gücü hiç yoktu. İngi liz Komünist Partisi'nin Glasgow'da bir genel grev baş latması ne kadar zor bir işse. Alman ve İtalyanlar da Barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden «Katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını» ve bu yüzden «Barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını» ilân edivere-ceklerdi. Makalenin sonlarına doğru Barselona çarpışması «P. vb.O. Bu görev şuydu : Yerel Troçkistler'le işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar.'un bu büyüklükte bir kargaşalık kış kırtabilecek sayıda adamı ve etkisi yoktu. bu tasarının tarihi Temmuz ayına —iki ay sonraya— konmuş ve daha bir tek delege gelmemişti. ama hiçbir Alman ya da İtalyan çıkartma gemisi kıyıya yanaşmadı. «Dördüncü Enternasyonal Kongresi» ve «Alman .U. P. Önceden söy lediğim gibi.M. Bütün dalaverenin aracı. olarak Alman ve İtalyanlar için ha.U.U. cephede Bilbao'ya yapı. girmek kadar çıkmanın da) ne denli kolay (!) bir iş olduğunu bilir..M.U.M. «Alman ve İtalyan ajanları» Daily Wcrker'in sayfaları dışında hiçbir yerde varolmamışlar dı.nı amaçlayan bir Faşist dümeniydi. İspanya'ya «akın» etmeye gelince. lan hücumla aynı zamana getirilen bir saldırı plânlamış ve örgütlemiştir vb. Alman ve İtalyan Hükümetlerinin Katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu «düzeni korumak için yaptığını» ilân edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.L. Bildiğim kadarıyla «Dördüncü Enternasyonalin Kongresi» diye bir şeyin lâfı bile edil memişti. ama isteselerdi bile bu karışıklığı kendileri oluştura mazlardı. zırdı. vb.) için bir kongre toplanması yo lunda belli belirsiz plânlar vardı. Fakat buna girişmeden önce. P. Mayıs çarpışmalarının Faşistler'ce düşünülüp P.M.O. o da bütün Barselona'da bir grev çıkarmaya o ölçüde yeteneksizdi. ama bu kadarı da yeterince açık sanıyorum... tüm olanların so178 rumlusuydu ve Faşist buyruklarıyla hareket ediyordu.P.U. Sendikalarda hiçbir be lirgin tabanı olmayan bir siyasî örgüttü.O. (I) P.M.O. o zamanlar sınırı geçen herkes bunun (aslına bakarsanız. Alman ve İtalyan Hükümetleri nin Barselona'ya asker çıkartması olduğu söyleniyor.O.M.

bir gece önce P. 6 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle başlıyor: 180 Ufak bir Anarşist grubu pazartesi. 11 Mayıs tarihli Daily Worker. Bu.T. Bir hikâyeyi rolleri tersine çevirerek anlatmak gibisi yoktur. Ve işte 29 Mayıs tarihli Inprecor: Öğleden sonra saat 3'te Kamu Güvenliği Komiseri Yoldaş Salas.T.'un üzerine yıkılması dikkati çekicidir. yeterince açık olarak anlaşılmak gerekir. bundan sonra suç kolaylıkla «Troçkistler»e aktarılabilir. "Troçkizm"in adını İngiltere'de herkes duymamışken. üyesince işgali. Bu.O.M.M. Başlangıç olayına. Bu olgulara bakarak. bin ikibin adamı çeşitli bahanelerle Barselona'da toplamak çok kolaylıkla yapılabileceği halde.M.N. bildirilerin çarpışmadan önce Mayıs'ın 3'ünde meydana çıktığını belirtiyor ve «bu gerçeklerin (çeşitli bildirilerin ortaya çıkması) ışığında» diye ekliyor : Bizzat Polis Müdürü'nün önderliğinde polis kuvvetleri 3 Mayıs öğleden sonra merkez Telefon Santralını işgal ettiler.T. ancak sonradan P. Eğer P. Bunun oldukça bariz nedenleri vardır. Telefon Santralı'nın elli P. Telefonica binasına silâhlı devlet polisi gönderdiler.M.U. caddeye ateşe başladılar.T.O. ellerindeki tek vurucu güç olan onbin kadar adamı kullanamamaları düşünülemez. tarafından benimsenmeyen Durruti Dostları bildirisinin. Güvenlik Askerleri C. Öte yandan 11 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle diyor : Solcu Katalan Kamu Güvenliği Bakanı Aiguade ve Birleşik Sosyalist Kamu Düzeni Genel Komiseri Rod-rigue Salas. sah günleri telefon ve telgraf binalarım işgal ettiler ve ellerinde tutmaya kalkıştılar. P. Komünist basından birkaç alıntı daha ekliyeceğim. İngiliz basınında suçun önce Anarşistler' in. 22 Mayıs tarihli Inprecor.U.U.(III) P.N. milis gücü arasında yıkıcı bir propagandayı ve daha bilmem neleri gerektireceği düşünülürdü. cephede de hiçbir şey olmadı.'nin elinde bulunan bir binaya saldırıyor.O. Inprecor'un başka bir sayi181 . Cephedeki milisin «ayaklanma» da hiç rolü olmadığı kesindir.N. Bu hayli tuhaf görünüyor.U. Faşistler'e yardım etmek isteseydi. önceden fazla sayıda asker cepheden çekildi.U.U. sendikaları üyesi olan görevlilerin silâhlarını almak üzere. P.O. Fakat böyle birşeyin ne herhangi bir belirtisi ne de söylentisi vardı.O. maamafih Daily Worker'da ilk ifadenin yanlış olduğunu kabul eden birşey de yok.N. ilk ifade ile fazla uyuşur gibi görünmüyor. cephane ve bunun gibi şeylerin sevkiyatı her zamanki gibi devam ediyordu. Görevini ifa ederken polise ateş açıldı. provakatörlerin bütün şehirde sokak arbedelerini başlatmaları için bir işaretti. İlk önce «Anarşistler» in bu işle ilgili oldukları belirtilsin. çünkü olan bitenin sorumluluğunu karşı tarafa yüklemekten başka hiçbir konuda uyuşmuyorlar. besbelli ki.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen Telefon Santralına gitti.O. Yiyecek.'un Faşist buyruğuyla nayaklandığı» yolundaki Komünist tezinin delilsizllkten de daha kötü durumda bulunduğu. üç dört hafta sonra keşfedildi. kendi binalarına —yani gerçekte kendilerine— saldırmış olarak gösteriliyordu. bu çeşit plânlı bir ayaklanmanın aylarca süren bir hazırlığı.'un başlıca üssü olan Lerida'da da. Ve ne de. C. Lâkin bu. o sırada birisinin bunu farketmesi beklenirdi. dikkat çekecek bir şeydir. ne de düşünülüdü. çarpışma sırasında Mayıs'm 4'ünde ve 5'inde meydana çıktığını söylüyor. Herşeyden önce.U. böylece C. ön yargılar için uygun bir hava yaratılsın.O.M.M. gerçekten bir coup d'etat plânlıyor olsaydı. yani Telefon Sant-ralı'na yapılan baskına ilişkin Komünist haberleri bu bakımdan aydınlatıcıdır. Cephede dolaylı bir sabotaj girişimi bile olmadı. Fakat böyle birşey ne oldu. kendi milislerine cepheyi terketmelerini emredip Faşistler'i içeri salıverirdi.M. diyelim. çoğunluğu C. «Anarşist» sözünden her İngiliz ürperir. bunun doğruluğunu sonradan araştırmalar yaparak saptadım.

bunlar arasında ayaklanmanın başında kışladan çaldıkları tanklar da vardı. U. tüm siyasî partilerin kendi binalarına yerleştikleri muhafızlara ancak yetecek kadar silâhları bulunuyordu.'un Halk Ordusu'nun göz yummasıyla tankları çaldığına inanmamızı istiyor.M. 29 Mayıs tarihli Inprecor da diyor ki: Mayıshn 3'ünde P. bu. üyesi oluyorlar ve daha neler.O. Telefon San-tralı'na saldırıyor. Bu «kendi kış183 . mıştı. Hangi İspanyol olsa ülkenin iç durumunu bundan iyi anlardı.O. C. muhtemelen.U. Yüzlerce makineli tüfekle binlerce tüfeğin hâlâ onların ellerinde olduğu açıkça bellidir. milisleri Barselona'daki Lenin kışlasını hatırı sayılır sayıda Halk Ordusu birlikleriyle paylaşıyorlardı.'ye Telefon Santralı'nda saldırılıyor. Frank Pitcairn şöyle söylüyor : Gerçekte saldın sırasında her çeşit silâh kullanıl. Örneğin. bu sözü edilen binlerce silâhın özellikle bacaya saklanabilecek cinsten şeyler olmayan tankların ve saha toplarının gün ışığına çıkmaması çok tuhaf görünüyor.M. aylarca önce çalınan. bir P.R. P. düpedüz uydurmaydı. bazı öyle ifadeler vardı ki. 17 Mayıs tarihli Daily Worker'da Mr. P. Pitcairn bizim.M. birkaç bomba vardı ve hiç makineli tüfek yoktu. Daily Worker'ın daha sonraki (3 Haziran) sayısında da. «kışla» dan tanklar çalmış? Hangi kışla olduğunu söylemiyor. elli P. Mr. olayın nedeni oluyor ya da mümkün olan ikinci şık olarak.O. Bütün bunlara..U. Plaza de Espana'-da Troçkistler Aragon cephesi için ayrılmış olan milis gücünün kendi kışlalarında büyük gizlilikle sakladığı «75»lik top bataryalarını harekâta soktular. C. P. yani demek ki. Mr. işte Daily Worker'ın 7 Mayıs tarihli sayısından alınmış. Yukarıdaki iki ifadenin ortaya koyduğu gerçek.T. Ayrıca.U. ama bu işin İspanyol büyükelçiliğindeki sorumluları kasıtlı olarak adamakıllı yalan söylüyorlardı. bildiri sonradan ortaya çıkıyor ve bu. Campbell.M. Mr.O.'un emrinde yüzlerce ma. ama aynı tutarsızlıklar başka olaylar hakkında da bütün Komünist basında kol geziyordu. üyesi. ancak gerçeklerden hiçbir haberiniz yoksa. Barselona'da bir Monarşist bayrak! Karşılıklı savaşan güçleri bir anda biraraya toplayacak tek şeydi. 182 inanabilirdiniz.M. P.UM. Dolayısıyla.N.'un üç ana binasında ne kadar silâh olduğunu belirtmiştim — tahminen 80 tüfek. olayın sonucu oluyor. 75 mm'lik topların kendi kışlalarında saklanmasıyla ilgili hikâye de.M. Daily Worker bu ifadeyi. öyle. Pitcarin nasıl ve ne zaman P. saklanan silâhlardı. Bir anda. üyesi oluyorlar. J.N.O.O. Bu birkaç kısa parçadaki kadar çok çelişkiyi bir araya toparlamak hayli güçtür. ikinci anda öyle değil. milisi olmuştur. bize Hükûmet'in yalnızca barikatlar çoktan kurulmuş olduğu için Telefon Santralı'nı ele geçirdiğini haber veriyordu! Çok yer tutmaması için. sayıları şimdi daha bile az olan.T. kuşkusuz. Paris'teki İspanyol Büyükelçiliği'nce yayınlandığı rivayet edilen yazı: Ayaklanmanın önemli bir özelliği Barselona'daki birçok evin balkonlarında eski Monarşist bayrakların dalgalanmasıydı. Telefon Santralı'nın ele geçirilmesinden önce bir bildiri çıkıyor ve bu. lağvedildiği ve bütün binaları ele geçirildiği zaman.U.N. Bu silâhlar.U.T. Oradaki Komünistler bile bunu okuduklarında gü-lümsemek zorunda kalmışlardı P.O. elli P.sında. Parti milislerine doğrudan doğruya asker kaydedilmesi sona erdiğinden.M.M. kineli tüfek ve binlerce tüfek vardı..'un «ayaklanma» sırasında kullandığı farzedilen silâhlar konusunda da Komünist basının hikâyelerinde aynı şey oluyor. Mr.U.U. ben yalnız bir tek olayın üstünde durdum.M. ayaklanmaya katılanların duruma hâkim oldukları inancından ileri geliyordu.'un yüzlerce makineli tüfek ve binlerce tüfek sahibi olduğunu söylemiyor bize. bu.M.U.O. Pitcairn'in dediğine bakılırsa P. o sırada.O.O. iyi niyetle yeniden basmıştı. adamların mahallî koşulları hiç bilmedikleridir. Aradan zaman geçince.O. Telefon Santralı'ndakiler bir C.U.

Çarpışmanın başından sonuna kadar oralarda bulunan bir görgü tanığı. tanklar.. Olay oldukça bulanık bir durumdaydı. hiçbir topun görünmediğini belirtti. saat onda ilk ateş açıldı ve ilk cankurtaranlar siren sesleriyle caddelerde kendilerine yol açmaya başladılar. çoğu C. pazartesi sabahı Hükûmet'in. «yalnızca birkaç bin kayıtlı üyesi» olan taraftarsız ve önemsiz bir parti olduğunu iddia etmek gerekliydi. Rus Baş-konsolosu Antonov Ovseenko'dan çıkmış olabilir.U.M. Mr. Plaza de Cataluna'da. gazeteci de sonradan bunu bir haftalık gazetede iyi niyetle yazmıştı.Trajedi..b.'nin üyeleri binanın tepesine kadar bir kattan öbür kata ge.M. Düşük tahmin yapması hiç beklenemeyecek olan Katalonya Propaganda Bakam ise kayıpları 400 ölü. Bu olayın onun güvenilirliğini ne ölçüde etkiliyebilece-ğini bilmiyorum. C. Burada amaç.yı incelediğimde de. Yabancı kapitalist gazeteler genellikle çarpışmanın kabahatini Anarşistler'in üstüne yıkıyorlardı. fakat Komünist çizgiyi izleyen birkaçı da vardı. Barselona'daki herkes bunu biliyordu.U. Daha önce değindiğim gibi. Hem P. . Caddeler silâhlı adamlarla doldu. Şafakla birlikte bütün Barselona ateş altındaydı.'un mekanize bir modern ordunun tüm silâhlarına sahip olduğunu uydurmak idi. o sırada muhabiri Mr.N. kezinin ve Hükümet binasının önüne barikatlar kurulmuştu. kendi denetimi altındaki "Du-ruti Dostların ve Özgürlükçü Gençlik aracılığıyla giriştiği başarısız bir putsch'te (darbe teşebbüsüydü). hedef aldığını ve önyargılar oluşturmaktan başka bir amaçları olmadığını farketmeden okumak olanaksızdır. En azından. Bunlardan biri.T.laları» nın nerede olduğuna dair hiçbir şey söylediği yok. Her iki iddiayı birden inanılır hâle getirecek tek çare. kamuoyunun gerçeklerden habersiz bırakmayı bilinçli olarak. büyük bir kalabalık toplanmıştı. Plaza de Espana'da ateşlenen şu meşhur top bataryalarından pek çok gazete haberinde söz edildi. Demeçlerine Komünist basında geniş yer verilen. karışıklıkların önemini abartmak için Komünist basında ölü ve yaralı sayılarıyla oynanmıştı. Fakat Halk Ordusu çarpışmalar sırasında tarafsız kaldı. üyesi olan işçilerin silâhlarını almak için Telefon Santral'ına silâhlı polisler göndermesiyle başladı.M. Onun makalesinden bir bölümünü burada alıntı olarak veriyorum : TROÇKİST BİR AYAKLANMA Bu başındanberi bir Anarşist ayaklanması değildi.'un çarpışmadan başlı başına sorumlu olduğunu.O.O.' un az sayıda oluşuyla Barselona çarpışmalarını bağdaştırmak güç olacağı için bulunup buluşturulmuştu.M.. riliyerek karşı dururken. ama Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği biçiminde bir söylenti dolaştı. Servisteki bazı vahim düzensizlikler bir süredir skandal yaratıyordu. Yine. şarapnel izlerini gösteren hiçbir bina bulamadım. Mr.O. dışarıda. tahminleri ikiyle çarptığı gibi.. Katalonya'nın «Troçkistler'e tümden karşı olduğu izlenimini verebilmekti.U. P.) Kuşkusuz gerçek şudur ki. buna bir örnektir. Antonov-Ovseenko o zamandan bu yana «tasfiye» edildi. çarpışma sırasında hiç top ateşi duymadım. (Çalınmış toplar hikâyesi. ama böyle bir şeyin kesinlikle mevcut olmadığını söyleyebiliriz sanırım. 185 .T. hem de Inprecor'a göre. 184 Pitcaim'in bunu bilmediğine inanmak da hayli güçtür. yalnızca. Komünist Partisi. sahra topları v. Pitcairn'-in 11 Mayıs tarihli Daily Worker'da «ayaklanma»nın Halk Ordusu tarafından bastırıldığım yazması... kayıpları 900 ölü ve 2500 yaralı olarak açıkladı. P. bu hikâyeyi tanınmış bir İngiliz gazetecisine o anlatmış. İspanyol Komünist Partisi genel sekreteri Diaz. John Langdon-Davies Barselona' da bulunan İngiliz News Chronicle gazetesi idi. Hava kararırken her işçi mer. Plaza de Espana benim bulunduğum yerden yalnızca bir mil kadar ötede olduğu halde.O.'un. iş olsun diye birkaç yüz de ekliyordu.N.U. yabancılara. «Troçkist» P. 1000 yaralı olarak verdi. Birkaç gün sonra Plaza de Espana. ile ilgili masallar. Komünist basının haberlerini.

ile Sosyalist U. makalesinin başında Propaganda Bakanı'na bir imâda bulunmakla. damların tepesinden ateş eden «genellilke Faşist». bildiriyi en yüksek övgüyle yayınladı. Mr.'un azılı düşmanıydı.T.O. Mr. ile hiçbir bağlantıları yoktu. sonra Telefon Santralı'na yapılan baskın ve Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği yolundaki genel kanıdan doğmuş gibi gösteriliyor. P. Bütün duvarlara hemen devrime geçilmesi ile Cumhuriyetçi ve Sosyalist liderlerinin vurulması yolunda çağrıda bulunan.M. F.çelişki-lerle dolu olduğunu farketmişsinizdir. Fakat burada ciddî olarak yanlış gösterilen bir nokta var. bunun tam tersineydi.N. ce çevreyi gözetleyerek bekliyorlardı.'nin her ikisi de barikatların gerisindeymişler. ama şurası bir gerçektir ki. ama genel paniğe birşeyler eklemek için ellerinden geleni aralarına koyma. Zaten.'us gibi Anarşistler'in gençlik birliğiydi.O.U. sonuç nedenden önde gidiyor.'nin içinde küçük bir örgüttü. elde ettiği bilginin çoğunun muhtemel bir kaynağını ortaya koymuş oluyor.O. yani.G. Bunlar «Durruti Dostları» nın imzalarını taşıyordu. genel patlamalar.U.M. bu yıkıcı örgütleri kullanan agents provocateur'ter tarafından kana bulanmıştı. çarpışma biter bitmez. Ben ve daha birçokları ilk yaylım ateşinin hemen öğleden sonra başladığını gördük Sonra. tam ciddî birtakım araştırmalara girişebileceği bir anda Barselona'yı terketti. Mr.T.U. ve U.'nin J. Sosyalistliğin İngiliz Liberal Partisi'nin «denetimli örgüt»ü olduğunu söylemek. Bu. her ikisine birden üye olan hiç kimse yoktu. gerçek anlamında sokağa dökülmüş değillerdi. 186 Bunların ikisi de Anarşist örgütlerdi ve P. Düpedüz. Perşembe sabahı Anarşistler'in günlük gazetesi bu bildiriden hiç haberi olmadığını ve kesinlikle bunu desteklemediğini açıkladı. İspanya'nın birinci şehri olan Barselona. insan ne olup bittiği hakkında bir tahmin yapabiliyordu.S. bu karmaşık konuyu daha bir ihtiyatla yazmış olması gerekirdi.G. Barikatların gerisinde kaldıkları süre.U. Mr. Aktardığım parçada. Böyle olmakla birlikte çarşamba akşamı ayaklanmanın gerisinde kimin olduğu açıklığa kavuşmaya başladı. ama kendi başına bile iç. Bir kere olay «Bir Troçkist Ayaklanması» olarak niteleniyor.I. Bunlar bir görgü tanığının sözleri olamaz. Keşfedebildiğim kadarıyla. Herhalde damlara tırmanıp da sormamıştır. Durruti Dostları.'un gazetesi La Batalla. bu besbellidir. «Hava kararırken» barikatlar kurulmuş ve «saat onda» ilk ateş açılmış. ların damlarından rastgele ateş eden. ve genellikle P.Gün ilerleyip ölü sayısı yüzün üstüne çıkınca. yan. Anarşist C.T. P. tek tek adamlar var.M. Bu ifadeden ateşe başlamadan önce düşmanın barikat kurmasını beklemenin olağan birşey olduğu çıkartılabilir. Şehirde barikatlar kurulmuş ve C.S. iki gün sonra bunun tüm davayı başlattığı imâ ediliyor.O.U. ortalığı alevlendirici duvar ilânları yapıştırılmıştı.. yani. bunlar genellikle Faşistler'di. Özgürlükçü Gençlik. Langdon-Davies'in iyi niyetine saldırdığım falan yok. «Durruti Dostları»nı ve Özgürlükçü Gençliği. haberlerini baştan sona okuyunca yeterli bir doğrulamaya başvurmadan resmî «Troçkist ayaklanma» yorumunu kabullendiği görülüyor.N. ama P.M. kendisine söylenenleri tekrar ediyor ve resmî açıklamaya uyduğu için doğruluğundan hiç kuşkulanmıyordu. Langdon-Davies bunun farkında değil miydi? Haberi yok idiyse. Langdon-Davies bu adamların Faşist olduğunu nereden bildiğini açıklanmamaktadır.C. Verilen izlenim sanki barikatların kuruluşu ile açılan ilk ateş arasında birkaç saat zaman geçmiş gibidir. Caddelerde boy gösteren silâhlı herkese ateş etme hakkını da içeren bir tavırdı bu. yukarıda verdiğim Komünist yorumlu alıntılarla pek aynı çizgide değil.. değişmez bir biçimde bina. U. Oysa. Langdon-Davies. Bu bakanlığın isminin etkili bir uyarma için birebir olacağı düşünülebilirse de.'un «denetimindeki örgütler» olarak anmaktadır. olan biten. gizlenmiş tek tek adamlar (paeos) tarafından daha vahim hale getiriliyordu.. aşağı yukarı aynı doğrulukta bir söz olurdu.T. İspanya'daki yabancı 187 . tabiatıyla.A.

M. kesin bir otorite havasıyla öne sürülüyordu.M.M. aleyhinde iftirada 'bulunma kampanyasında. Fakat bu. Propaganda Bakanlığı da Barselona belâsını o ölçüde objektif verebilir.'un Franco ve Hitler'den para alan gizli bir Faşist örgüt olduğu yolundaki genel suçlama hakkında da birşeyler söylemem gerekir. askerlerinin «silâhtan arınmış bölgede Faşistler'le futbol oynadıklarını» yazdı. resmî Komünist Partisi'nin «Troçkizm» e karşı dünya çapında açtığı kampanyanın bir parçasıydı. Bu suçlama. U. Barselona çarpışmasının Komünist yorumunun neden ciddiye alınamayacağının nedenlerini gösterdim. Valencia Komünist gazetesi Frente Rojo'ya göre. en önemli bilgileri teslim etmeye dünden razıydılar. 1936'dan bu yana önderlik yapan. tesadüfen onların yakınında olan. önderlerinin gerisinde devrimci bir geçmiş uzanıyordu. Bazısı 1934 ayaklanmasına karışmıştı ve çoğu sosyalist eylemlerinden ötürü Lerrout Hükümeti ya da Monarşi idaresi altında hapis yatmışlardı.M. düpedüz. şey olmaz) kasdî bir darbe indirmişti. ve binlerce milis.'un geçmiş tarihi bu iddiayı inanılmaz kılmaya yeterdi. bunun sorumluları siyasî nefreti. mütevaffa Lord Carson 1916'daki Dublin Ayaklanması'nı ne kadar objektif olarak anlatabilecek idiyse. Komünist basında.O.gazeteciler amansız bir biçimde propaganda bakanlığının merhametine kalmışlardı. Bu. Bu sağduyuya aykırı olduğu gibi. cephe gerisinden gelen bu iftira yığınının P. hiç kuşkusuz.M. savaş üzerindeki etkileri söz konusu olduğunda. ama muhtemelen bayan yazar doğru olduğuna inanmıştı.U. Bu doğru değildi. özellikle 1937'nin başından bu yana defalarca tekrar edilmiştir.» P. çoğunluğunu Faşist ülkelerden gelmiş mültecilerin teşkil ettiği bir sürü yabancı yardımcı ve sempatizanlar.'un cephedeki kendi kesiminde. Bütün P. P.M. halka karşı sabotaj ve cinayet ile uğraşan bir Faşist terörcü çeteydi.M. önce Mad-rid'te. resmî kapitalist bir örgüt. Başından beri dikkati çeken şey. tümden sorumsuzlukla yapılmıştı.M. böyle bir etki doğuracağı hesaplanarak yapılmıştı. Saldırı. sonra Barselona'da dağıtılan habîs bir karikatür P. da «Troçkizm» in temsilcisi sayılıyordu.U. Cortes'de Franco'nun yakında gerçekleşecek isyanı için uyanda bulunan milletvekillerinden biriydi. Örneğin.O. en aşırı bir kişisel iftira ve. 188 Ralph Bates. söylenenin yalnızca yarısı kadar birlik bulundurduğunu bildirmesine izin verilmişti. öbür birliklerin de moraline (çünkü komşu birliklerin hain olduğunun söylenmesi fazla teşvik edici bir. Faşistler ve «Franco'nun Beşinci Kolu»-nun bir kısmı ile birlik kurmuş «Troçkist» bir örgüttü. Daily Worker'in Şubat'ta çıkan bir sayısında bir yazarın (Winifred Bates).U.M. P. yalnızca P.M. Franco'nun gerisinde direnme hareketleri örgütlemeye çabalarken Faşistler'ce hapse atılmıştı. Hükümet gerçekten Komünist denetimi altında olmasaydı.O.U. P.U. bunun yanında. düşmana. Bu yüzden Winifred Bates ve Daily Worker. milisinin moralini bozduğundan şüpheliyim.'a karşı yöneltilen onbinlerce suçlama özetle şuna geldi dayandı: hemen tümü emekçi sınıftan onbinlerce kişi. bir gazetenin sütunlarında verilebilecek.O. Buna ek olarak.U.O. Yine.'u.U. bunun altından gamalı haç belirmiş alarak gösteriyordu. faşizme karşı birleşik cepheye yeğlemiş olmaktan suçludurlar.O.O. düpedüz Faşistler'den para alan geniş bir casus örgütüydü. isyan patladığında. milislerinin değil.O. Diyelim. P.O. P.U. 189 .O. Gerçekte. Bu.M.. P.O. New Republic'de Mr. Joaquin Maurin. birlikleri çok ağır kayıplara uğrar ve 'benim bazı yakın arkadaşlarım ölür ya da yaralanırken.U.M.O.U.O. yüzünden orak çekiç işaretli bir maske düşerken. «Troçkizm bir siyasî doktrin değildi. bu cinsten bir nesnenin savaş zamanında ortalıkta dolaşmasına izin vermezdi. Savaşın patlak vermesinden biraz sonra.U. birçok Komünist yazarın askerî sırların açığa vurulmasını önemsiz diye düşündükleri görülür. P.M.U. bu suçlamayı destekleyen hiçbir kanıtın ortaya çıkarılmamış olmasıydı. Troçkizm. P.

Faşistler'den para alan bir parti olsaydı.U. lağvedildiğinde Komünist yönetimindeki gizli polis.M. P.O.O.M. daha önde belirttiğim gibi.. onlarla bağlantı halinde bulunan kendi izleyicilerine düşerdi. sokak çarpışmalarında pek çok üyesi öldürüldü.O. özellikle Madrid'de. milislerin vb.U. (21 Haziran tarihli Daily Worker çeşitli İspanyol Komünist gazetelerini özetliyor): İSPANYOL TROÇKİSTLERÎ'NİN FRANCO İLE ÇEVİRDİKLERİ ENTRİKA Barselona ve başka yerlerdeki birkaç ileri gelen Troçkist'in yakalanmasını isleyen. gerçekten bir Faşist örgüt ise. bazı anlarda da etkisi sonucu kesinlikle bağlayabilirdi.. düpedüz karşı tarafa katılırdı. U.. gibi bir partiyi baş belâsı gibi görmekte haklıydı sanıyorum. Burada. Bunları. sekiz on bin adam 193637 kışının dayanılmaz şartları altında cephede önemli yerler tutuyordu. Pek çoğu hiç aralıksız dört beş ay siperde kalmışlardı. hepsinin benzer biçimde suçlu olduğu varsayımına dayanarak P.U M. Bu. P.U.M.'un Yürütme Kurulu hapse atıldığında. «Faşistler'den para alanlar sıradan P. Komünist basın çok büyük bir Faşist entrikası masalı yarattı. Buna rağmen döğüşmeye devam ettiler. En azından. P. 191 190 . P. Haziran'm 15-16'sında. böyle bir nesneye dâir hiçbir belirti yoktu.. askerden kaçmalar özellikle çok azdı.M.M. insan faşist yanlısı propaganda yapılmasını «bozgunculuk» ve bunun gibi birşey olmasını beklerdi. Yine.M. hastanedeki hastabakıcıları. ellerini atabilecekleri herkesi. hiyanetten tümüyle farklı bir mevzudur. Fakat. Gorkin ve öbürleri gerçekten Faşistler'den para alıyor idiyseler.O.U.U. Mayıs ayında işbaşına gelen Negrin Hükûmeti'nin ilk eylemlerinden biriydi. sırf üyeleri önderlerinden koparmak için başvurulmuş bir teşebbüstü. Bir süre bütün dünya Komünist basını bu çeşit şeylerle alevlendi. Fakat bu. Savaş içinde faşizm taraflısı eylemlere gelince. önderleridir.O.O. Huesca'nın doğusuna yapılan öldürücü saldırıya katıldı. Katalonya ve Madrid'de milis kolları kurulması için çalışan ilk örgütlerden biriydi.' un içinde de Faşist casusları ve agents provocateur'leri vardı. lağvedilmiş ve yasa dışı bir örgüt ilân edilmişti. Bu adamların neden doğruca cepheden ayrılmadıklarını ya da düşman tarafına geçmediklerini anlamak hayli güçtür.P. yaralıları. P.M. üyelerinin karılarını ve bazı durumlarda çocukları bile tevkif ettiler. sıradan üyelerin. siyasî parti olarak lâğvedildikten kısa bir süre sonra. sol eğilimli her partide oldukları gibi P. Komünist basında yer alan bazı saldırıların.U. Her halükârda.U.O.O.O.'la ilişkisi olan.» dediği doğrudur.O. düşmanla birleşmeleri ya da devamlı asker kaçakları olması beklenirdi. fakat burada başka yerlerde olduğundan daha fazlasının bulunduğuna dâir hiçbir kanıt gösterilemez.U.O. üyeleri değil.U. milisi —henüz Halk Ordusu safları arasında dağıtılmadan— olay herkesin belleğinde hâlâ taze iken. savaş tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir casusluk olayının en korkunç parçaları ve Troçkist ihanetinin bugüne kadarki en çirkin ifşaatının ayrıntıları hafta sonunda ortaya çıktı. P.M.. Paris ve New York'daki gazetecilerden çok. hepsinin bu entrikaya dahil olduklarını içeriyordu. binlerce insanın bir iki gün içinde öldüğü.'un daha devrimci bir politika yürütülmesi konusunda baskı yapmasının Hükümet güçlerini böldüğü ve dolayısıyla Faşistler'e yardım ettiği konusu — sonunda aynı kanıda olmamama rağmen— tartışmalıydı. Faşist-ler'den para alan bir partinin eylemleri olarak açıklamak bana neredeyse olanaksız görünüyor. Her zaman böyle bir-şeyi yapmak ellerindeydi. reformist nitelikte herhangi bir Hükümet P. Fakat bu. buna karşı direnişte seçkin bir rol oynamıştı. P. P.M. birliklerinin neden sâdık kaldıklarını açıklamanın bir yolu yoktur. P.M.U.M.U. Çünkü Nin. En son olarak.U.O. böyle bir belirti de yoktu.O. Besbelli. bunu bilmek Londra.O.M. Suçlamanın niteliği. Gelin görün ki. hayli zoraki de olsa.M.

O. bakınız. faşizme karşı olan siyasî tutukluları serbest bırakmaya karar verdi —iki azınlık oyunun sahipleri Komünist bakanlardı. Adalet Bakanı Irujo. İngiliz Milletvekili James Maxton'm başkanlığındaki uluslararası bir delegasyon. gerçekte hayalgücü kuvvetli 'birinin uydurmalarıydı. Dahası var.U. bu tutuklamalar polisin kendi otoritesini kullanması ile yapılmıştı.'a ileri sürülen bütün suçlamalara inanmadıklarını açıkladılar.U. Ağustos ayında. beşe karşı iki oyla. La Fleche'e (18 Eylül). sanırım.. 193 . ama onlann Faşist casusu oldukları fikrini benimsemedi. P. Hapishaneler Müdürü ve Adalet Bakanı'ndan imzalı bir emir geldiği halde bile Mc Govern ve öbürlerinin Barselona'daki Komünist Parti-si'nin elindeki «gizli hapishanelerden» birine girmek için izin elde edemediklerini bilmek hayli ilginçtir (*).O. Baş Savcı Ortega y Gasset. olağan gelenekleri uyarınca Komünistler tarafından gizlice yanlarına sokulan. önceden bir sürü Faşist casusunda olduğu gibi. Prieto delegasyondakilere hayli geniş bir biçimde. Ve ekledi.U. P. Fakat Komünist basındaki dayanıksız ifadeler dışında bir kanıt kırıntısı bile ortaya çıkarılamamıştı. önderlerinin telsizle Franco'ya askerî sırları aktardığı. önderlerinin tutuklanması kararını Hükümet vermemişti. güyâ adına kanıt denen şeylerin hiçbirinin sağlam olmadığını ve Nin tarafından imza192 landığı söylenen belgenin «değersiz».Polisin elinde bulunan belgeler tutuklu bulunan 200'den fazla kişinin tam itirafları kanıtlamaktadır ki. Prieto.U.» Polisin bağımsız hareketlerini gözler önüne sermek için. önderlerinin çoğu hâlâ hapisteydi. İlâve olarak. John Mc Govern başkanlığında başka bir delegasyon Aralık ayında İspanya'ya gittiğinde öncekilerin hemen hemen aynı cevapları aldılar. Bunun sorumluları polisin başında olan kişiler değil. Prat Garcia ve ötekiler. bir haftada muhakeme edilir ve kurşuna dizilirlerdi.M. önderlerinin casusluk suçlusu olduğu kanısını hep reddettiler. N harfi ile (Nin anlamına) imzalanmış esrarlı bir belge ve bunun gibi şeylere dâir heyecan verici ayrıntılar vardı.'a karşı ileri sürülen iddiaları ve Andres Nin'in ortadan kayboluşunu araştırmak üzere İspanya'ya gitti.O. (*) İki heyetin raporlar için Le Populaire'e (7 Eylül).» Prieto polisin öteki kanunsuz tutuklama olaylarından da söz etti. P.O. Madrid'deki gizli Faşist örgütüyle işbirliği yaptığı idi.O. önderlerini Earselona'daki Mayıs çarpışmalarından sorumlu saydığını belirtti.U. Ruslar silâh verirken Hükûmet'in Komünist Partisi 'ni gücendirmeye kalkışamayacağını bildirdi. İspanyol Hükûmeti'nin üyelerinin çoğu.M. ama asla mahkemeye çıkarılmamışlar ve Franco ile radyo aracılığıyla haberleşme iddiaları açık ve kesin bir biçimde ifade bile edilmemişti.'a yöneltilen hiyanet suçlaması yalnızca Komünist basında yayınlanan makalelere ve Komünist denetimindeki gizli polisin eylemlerine dayanıyordu. P.M.M.M. kabine.O.M. Savunma Bakanı Prieto.M. yani uydurma olduğunu sözlerine ekledi. P.U. Irujo.U. Benzer biçimde Irujo polisin yarı bağımsız bir hâl aldığını ve gerçekte yabancı Komünist unsurların denetimi altında bulunduğunu bildirdi. Paris) ve Mc Govrn'ın Terror in Spain adlı kitapçığında yayınlandı. yazdığım gibi. Bu adamlar gerçekten hıyanet suçlusu olsalardı. «işin en vahim yanı şu ki P. Bu kadarı sorunu aydınlatmaya yeterlidir. Maxton heyetinin raporu. onların çevresindeki adamlardı. Bu ifşaatın «kanıtladığı». herhangi bir kişiyi suçlamaya yeterli idi. ama onun da bir daha adı sanı duyulmadı. Independent Nevos'da (219 Rue Saint-Denis.M. Bunlar. olayın dosyalarını incelediğini. görünmez mürekkep ile iletilen gizli mesajlar. İçişleri Bakanı Zugazagoitia bu durumu daha da yakın terimlerle dile getirdi: «Rusya'dan yardım aldık ve beğenmediğimiz bazı eylemlere göz yummak zorunda kaldık. P.M.O.U. İkiyüz «tam itiraf» a gelince.O.O. Son günlerde. P. U. İçişleri Bakanı Zugazagoitia. böyle birşey var idiyse. Fakat son olarak işin özeti şuydu: olaydan altı ay sonra. P. Berlin ile ilişkide bulunduğu..

M. Bu ayırımı yapmak önemlidir. Fakat aynı zamanda.O.U. ama hiç biri partiye üye olmadı. Başka bir tartışma çizgisiyle Mr.'un «Troçkist» aldığı hikâyesine gelince. Fakat P. P.U. Bu arada.U.'un önderi olan Nin. Nin'in bir zamanlar Troçki ile işbirliği etmiş olması Komünist basında P. Bunların birkaçı milis gücünde 194 kaldıysa da Troçkistler parti bürolarından tasfiye edildiler. agent provocateur demek oluyordu. Gestapo ajanı. İngiliz Komünist basınında Maxton «emekçi sınıfının reaksiyoner düşmanı» haline geldi —bu sözün. P.O. «İşçi ve Köylü Bloku» ile karıştırıp birleştirerek P. İngiliz Komünistleri bu suçlamayı tekrarlamaktan dikkatle sakındılar. Savaş patlak verdiğinde.'nin. ayrılmaz olarak kabul edilmektedir —yani. İkinci anlamda. İngiliz Bağımsız İşçi Partisi'nin. yani kelimenin tek ve biricik tanımlanmış anlamında.P.U. kesinlikle Troçkist değildi.O. P.'da çalıştılar.'de sa botaj yapan devrimci pozunda gizli bir Faşist. o sırada Troçki'nin sekreteriydi. Zugazagoitia ve geri kalanların hepsinin birlikte Faşistler'den para aldıklarına inanılsın.O. elverişli bir belirsizliği vardı.M. John Strachey'in bir zamanlar (İngiliz Nazi Partisi önderi) Sir OswaId Mosley ile işbirliği yapmış olmasından hareketle İngiliz Ko'münist Partisi'nin gerçekten bir Faşist örgüt olduğu da gösterilebilir.B. ve Komünist basın «hainleri» suçlamada şamata yapmaya devam edeliberi altı ayı geçmişti. birçok sivri denemelerle İngiliz Ko195 . P.M. Bunun nedeni hiç kuşkusuz. Bunu tanımlamak için azıcık duraklamaya değer. yerine göre öyle olabilirdi de olmayabilirdi de. M.'un gerçekten Troçkist olduğunu göstermek için kullanılmıştı.O. Irujo. Birinci anlamında P. tüm Troçkist örgüt düpedüz Faşistler'in casusluk aygıtıdır. Maurin'in Faşistler'in eline geçmesinden sonra.. Üzerlerindeki baskı düşünülecek olursa.'un politikasına saldırmalarını emretti. (III) Genellikle Sol kanat güçlerini ayıran ve giz li entrikalarla zarar veren ama özellikle S.' un Troçki veya Troçkist (Bolşevik-Leninist) örgütle hiçbir ilişkisi yoktu.O.M. Nihayet.M. U. daha serbest bir terimle.U.U.S. Frente Rojo ve öteki İsyanyol Komünist gazeteleri ona hemen «Troçkist-Fa-şist». vb.M.'un gerçekten Faşistler'e casusluk eden bir örgüt olduğuna inanmak çok güçleşiyordu — meğer ki. diye şiddetle saldırdılar.. böyle yapmış olmaları takdire değer. bir adama Troçkist demek ona fiilen katil. Buna rağmen. muhtemelen Faşist diye tasvir edilebilir. devrimci aşırılığı savunan herkesin Faşistler'den para aldığını mı ileri sürmek gerekiyor? Uygulamada. Maxton yukarıda değindiğim delegasyonla birlikte İspanya'ya gittiğinde. sonradan Troçki kendi izleyicilerine P.önderleri ve onların yüzlerce binlerce izleyicileri hâlâ hapisteydiler. devrimci bir aşırılık taraftarı olan kimse. Troçkist sözü üç ayrı anlamda gelmektedir: (I) Troçki gibi «tek ülkede sosyalizm» e karşı "dünya devrimi"ni savunan.O. (II) Troçki'nin başkanlığını yaptığı gerçek bir ör gütün bir üyesi. çünkü Komünistler' in çoğunluğu tarafından ikinci şıktaki Troçkizm ile üçüncü şıktaki Troçkizm. ama onu çok seneler önce bırakmış ve çeşitli muhalif komünistleri daha eski bir parti. Alman S. Mc Govern. yukarıda söylediklerimin karşısında. Maxton.'u kurmuştu. «Troçkizm» yalnızca Ruslar'ın sabotaj mahkemeleri sırasında halkın gözüne çarpmıştı.M. Prieto. Verdad. her kim Komünist Politikası'nı Sol-kanat açısından eleştirmeye kalkarsa «Troçkist» diye nitelenebilirdi.C.U. Hal böyle olunca.A.O. Fransa'daki Sol Sosyalistlerin ve daha birçoklarının Faşist sayılabileceği gibi. Bu söz gittikçe daha büyük bir serbestlikle ortalıkta dolaşıyor ve aşırı derecede yanıltıcı bir yolda kullanılıyor ve sık sık böyle olması isteniyor.M.O.M.U.O. İspanya'ya gelen yabancı Troçkistler (onbeş yirmi kadarlardı) kendi fikirlerine en yakın gelen parti olduğundan önce P. Fakat Negrin ve öbürleri başlarını dik tutarak «Troçkisf-ler»in toptan katlini tezgâhlamayı reddettiler.U. hiç kuşkusuz.

Kazın ayağı öyle değil aslında. «Troçkist-Faşist» suçlamasının nefret ve anlaşmazlık doğurduğu kesindir. Bu tıpkı satranç oyununun ortasında yarışmacılardan birinin anîden karşısındaki için bu herif kundakçıdır ya da iki karılıdır diye bağırmasına benzer. Tek umut. bu manevranın düpedüz Faşistler'e yeni üreme alanları verdiğini söylerler. bugün Fransız Komünistleri Blum'u önder olarak kabul etmekten yeterince memnun görünüyorlar. en iyi ihtimalle. Fakat. Bu cinsten birşeyin. ve İngiliz Komünistleri İşçi Partisi'ne girebilmek için dünyanın altını üstüne getiriyorlar. yanlış bir karara varmak belki de bizi yüzyıllar boyu yari-köleliğe koymak demek olabilir. yalan söylediğimi ya da. bir Komünist Partisi üyesi ile Barselona çar-pışma'arımn doğru ve yanlış yönlerini tartışmak benim için imkânsızdır. faşizmin kapitalist sınıfın kesimleriyle ittifak yaparak alt edilebileceğine inanırlar (Halk Cephesi) .U. tartışma başlayamaz bile. İkinci Enternasyonel önderlerinin. Gerçek şudur ki. çünkü hiçbir Komünist —yani.O. 197 i . ya görev nedeniyle. Komünistler'le. Bugünün modası »TroçkistFaşist» demekse. bu suçlamanın doğruluğunun yalan olduğunun ispat edilmesinin gerekli olabileceği bir ülkede tekrarlanmaması. yeterli bir itirazıydı.O. Rus Devlet Mahkemeleri'nde. Komünistler'in siyasî muhalifleriyle düzmece suçlamalarda bulunarak uğraşmasının hiç de yeni birşey olmadığını bilir. Ve bu arada. anti -faşizm davasına en öldürücü zararı verdiği kanısındayım.O. dünkü de «Sosyal-Faşist» idi. Sosyalistler'e P.'a karşı ileri sürülenler gibi birkaç iftira daha derken bu çatlama 196 uzlaştırılamaz hale gelebilir. benim umutsuz bir biçimde yanlış yola itildiğimi ve Daily Worker'in başlıklarına bir göz atan herkesin.'a yöneltilen suçlamaları gereğinden fazla tartışıyorum gibi gelebilir.U. Komünist partilerinin üyeleri her yerde «Troçkistler»e karşı anlamsız bir cadı avının etkisine kapıldılar. hiçbir «iyi» Komünist demek istiyorum— benim olayları doğru anlattığımı kabul etmeyecektir. meselâ Leon Blum ve İngiliz İşçi Partisi'nin belli başlı üyeleri de dahil olmak üzere. Eğer parti «çizgisi» ni izlerse. Maxton gibi adamların Faşistler'den para aldığını söylemekten ne gibi bir amaç güdülebilir? Böyle bir iddianın ciddi tartışmayı olanaksız kılmaktan başka bir amacı olamaz.C. S. Komünistler. Bu cinsten iftira ve ba-sm-kampanyaları ve gösterdikleri kafa yapısının. Size. S. Hâlihazırda. işe yarayabileceğini sanmıyorum. partiler arasında her iki taraf için de bu tür öldürücü dalaşmalar. bunların karşıtları. çok önemsiz görünebilir. Gerçek tartışma konusu olan nokta değinilmeden kalıyor. tarikatçı görüş açısından bile olsa. asgarî bir müştereğe bile ulaşılamaz. «Troçki-Faşist» çığlığından başka bir iddia ortaya konmadıkça.'nin askerî işgali için devâsâ bir kumpas kurduklarının «ispatlanması»ndan bu yana yalnızca altı yedi yıl geçti.B.M. hiçbir tartışma olamaz.M. Bu sorun bir çözüme bağlanmak zorundadır. Bu şartlar içinde. siyasî karşıtlığı sonuna kadar tartışmanın mümkün olacağı bir düzeyde tutmaktır. dünya emekçi hareketinde tehlikeli bir çatlamanın başlangıcı var. Bir iç savaşın muazzam sefaleti ile oranlandığında kaçınılmaz haksızlıkları ve yanlış suçlamalarıyla. İftira hiçbir şeyi halletmiyor.münist basınının düpedüz iftira kanunundan boylarının ölçüsünü almış olmalarıydı. daha Sol'u tutan ya da tuttuklarını iddia edenler arasında gerçek bir fark vardır. Meseleye bir göz atan herkes. niteliğindeki partiler ise yalnızca anti Komünist olmak gibi korkunç bir duruma itildiler. Bir ömür boyu kendilerini bu davaya vermiş olan. Örneğin. ve P. Buna rağmen.U M. P. olayların geçtiği yerlerden binlerce mil ötede Barselona'da neler olup bittiğini benden iyi bildiğini belirtmek zorunda kalacaktır.

İspanya'nın yeniden örgütlenmesinden doğacak muazzam sorunlar bir yana. yollar yapacak. Dahası. Savaşın sonunda ipleri ellerinde tutacak olan Hükümet herhalde kiliseye ve feodaliteye karşı olacaktı. bu takdirde Franco'nun bölgesindeki topraklar da dağıtılacak ve İspanya'nın bazı kısımlarında yaşayan fiilî serflik kolay kolay yeniden kurulamayacaktı. şimdi tepelenmelerinin zamanıydı. gelişme olanakları hiç de gülpembe değildi. Caballero Hükûmeti'nin düşeceği ve yerine daha çok Komünist etkisinde kalacak. Diktatörlük olması zorunluydu ve bunun bir emekçi sınıf diktatörlüğü olma şansı geçmişti. Çarpışmadan —hele gazetelerdeki küfürleşme maçından— sonra. Halk cephesi bir sahtekârlık olabilirdi. zâten savaş sırasında bile bu yönde birtakım şeyler yapılmıştı. bu faşizme daha kibar bir ad takılacak ve bu. bu savaşı daha önceleri olduğu gibi. Zihnim. Franco'nun rejimi kesinlikle bundan daha kötü olacaktı. Öbür yanda Franco sırf İtalya'nın ve Almanya'nın kuklası olmadığı ölçüde büyük feodal toprak ağalarına bağlıydı ve kafası küflü bir dinî-askerî tepkiye dayanıyordu.12 Cepheye dönüşümüz Barselona çarpışmaları sona erdikten üç gün sonra olmalı. bir çeşit faşizm yönünde olacak demekti. bana «Bu savaş da tıpkı öbürleri gibi üçkâğıtçılıktan ibaret» diyen gazete muhabirine gidiverdi. bir iki yıldır kâbus gibi peşini bırakmayan. Franco tepelense bile. Savaştan önceki Hükûmet'in hataları her ne olursa olsun. Bu söz beni derinden sarsmıştı ve o sırada doğru olduğuna inanmıyordum. bir iki hafta sonra oldu). Ve sonra. Bu da genel hareket. bizim İngiltere ya da Fransa'da düşündüğümüz anlamıyla bile demokrasinin yaşayabileceğini aklı başında hiç kimse umamaz-dı. eğitim ve halk sağlığını yükseltecekti. Gerçek şudur ki. şimdi Mayıs ayında bile doğru değildi. Yalnızca milyonerler ve romantikler onun kazanmasını isteyebilirdi. Hiç olmazsa. ama Franco bir anokronizmaydı. ama gittikçe daha doğru hâle geliyordu. İşçiler —yani. safdil bir idealist açıdan görmek güçleşmişti. Gazetelerin «Demokrasi İçin Savaş» tan bahsetmeleri basbayağı göz boyamacılıktı. her savaş devam ettiği her ay gittikçe artan bir çeşit yozlaşmaya uğrar. Hiç kuşkusuz. Şimdi artık insan neler olacağına dâir bir tahminde bulunmaya başlayabiliyordu. Barselona'daki ilk günümde tanıştığım. kimden dayak yiyecekleri pek önemli değildi Franco ve yabancı paralı askerlerini 199 . çünkü kişisel özgürlük ve doğru haber veren bir basın gibi unsurlar askerî etkinlikle düpedüz bağdaşmaz. bu hükümetin sendikaların gücünü hemen ve temelli olarak kırmaya yöneleceği apaçık görülüyordu. işgal ettikleri toprakların en azından bir kısmı ellerinde kalacaktı. 1930' dan beri Faşistler bütün zaferleri kazanmışlardı. şehir proletaryası— için en sonunda kimin kazandığı belki pek farketmeyecekti ama İspanya en başta bir tarım ülkesiydi. Nasıl bakarsanız bakın. İspanya'da birkaç hafta geçirip de hayal kırıklığına uğramayan kimse yoktur sanırım. daha sağcı bir hükümetin geçeceği (bu. faşizmin uluslararası prestiji sorunu vardı. Topu topu iki imkân vardı: Franco'nun idaresi altında çok daha kötü bir diktatörlük ya da savaşın İspanya'nın gerçek sınırlarla veya ekonomik bölgeler biçiminde bölünmesi ile sonuçlanması— bu her zaman düşünülebilecek bir ihtimaldi. Fakat Franco ve Hitler'in daha çıplak ve daha gelişmiş faşizmine karşı artık bu Hükümet için çarpışmaya değmeyeceği sonucu çıkarılamazdı. 198 —burası İspanya olduğundan— Almanya'da İtalyan türlerinden daha çok insancıl ve daha az etkin olacaktı. Kiliseyi en azından bir süre denetim altında tutacak ve ülkeyi modernleştirecekti. geleceğin görünüşü can sıkıcıydı. Hükûmet'in zaferinde köylülerin kesinlikle büyük yararları olacaktı. böyle bir ülkede. Savaş bitince İspanya öyle bölünmüş ve yıpranmış olacaktı ki. Meselâ.

Daha önceleri. Beni resmen subay olmam için aday göstermişlerdi. tabur.O. hiçbirisine de binbaşıdan yüksek rütbeleri vermiyorlardı.O. Fakat belâya bakınca İspanya'da bir kere hapse girdiniz mi. Nihayet. Valencia'ya getirildiğini ve hapse atıldığını duyduk. bizim cephe hattı çıkıntılı bir dik açı oluşturuyordu. muhakeme olsun olmasın orada kahverirdiniz. Yalnız bunun için dahi savaş kazanılmaya değerdi. Smil'ie geçen Ekim ayından beri İspanya'daydı. Bir kez daha kanımı söylüyorum.M. Aylarca P. ama bu kere bizi daha sağa. Zaman zaman Faşistler üstümüze tüfek-bom201 . Benjamin şimdiden yüzbaşı olmuştu. Hâlâ Huesca'day-dık. dünya ahvâlinde. Tam cepheye vardığımız sırada.U. ama onlar iki yanımızda daha yüksek bir arazideydiler. Hükümet milis subayları olmadan yapamıyordu. muhakeme edilmek bir yana. biz keşfedinceye kadar hayli zaman geçti. Kendisini bir avukat bile göremesin diye incommunicada olarak tutuluyordu (ihtilâttan men edilmişti). Üstün bir cesaretle çarpışmayı sürdürmüş ve herhangi bir kimsenin beklediğinden daha çok siyasî müsamaha göstermişti. böyle bir durumda ne gibi sonuçlar ortaya çıkacağı önceden kestirilemez— savaş-sonrası hükümetinin faşist eğilimli olma zorunluluğuna inanıyorum. tugay ve tümen komutanlarının hepsinin binbaşı olması gibi. Kopp da binbaşı olma yolundaydı.M ofisinde çalışmış. birkaç hafta önce geçici olarak ele geçirdiğimiz Faşist mevzilerinin tam karşısına yerleştirmişlerdi. ifadeniz bile alınmadan aylarca hapis yatabilirdiniz. Haziran'ın ortasına kadar da yeniden başlamadı. P. Bunun sadece bir 200 bahane olduğu.U. İşin başında adamların niyeti. Neden tutuklandığını. serbest bırakılan bir mahkûmdan Smillie'nin «silâh taşımak» suçuyla tutuklandığını öğrendik. Barselona çarpışması daha yeni sona ermişti. karşı tarafın nişancıları bize orada devamlı kayıplar verdiriyorlardı. katı bir diktatörlük ile yönetilen ve en iyi adamları hapiste olan bir İspanya için bile çok büyük bir gelişme sağlanabilirdi. ama. Faşist siperleri yüzelli yarda ötemizdeydi. milis subayları. zamanın çoğu kâhinlere gösterdiğini bana da göstermesini rastlantıya bırakacağım. İspanya'da —en azından. öbür Bağımsız İşçi Partisi üyeleri geldiğinde milis gücüne girmişti. Cephede fazla birşey olmuyordu.denize dökebilsek. derslerinde göstermek için eve götürdüğü. Şimdi İngiliz ve İspanyol otuz kadar adamın komutanı olarak teniente görevi yapıyordum — bu rütbe asteğmene tekabül eder sanıyorum. tuhaf bir geçici durum vardı. Şimdi Negrin Hükümeti hakkında ilk başa geçtiği zamankinden daha iyi düşündüğümü söylemeliyim. fazladan ödeme yapılması anlamına gelen ve milis gücünün eşitliği fikirleriyle çatışan resmî subay tayinlerine karşı çıkmışlardı. Kuşkusuz. artık. Fakat ben hâlâ —İspanya bölünmedikçe ki. Smillie'yi birkaç gün alakoymaktı. Sonuç olarak. O sırada olaylardan anladıklarım bunlardı. Açının köşesi tehlikeli bir noktaydı. Bunun sonucunda millet her an olur olmaz bahanelerle tutuklanabiliyordu. uygulamada— habeaş cor-pus diye bir şey yoktu. Jaca yolu dolaylarındaki çarpışma sönüp gitmişti. savaşın başında kullanılan türünden ilkel tipli iki el bombası patlayıcı maddeleri ve patlama mekanizmaları çıkarılmıştı —sâdece çelik silindirlerden ibaret kalmışlardı ve tümüyle zararsızdılar. çok muhtemelen. ile ilişkisi bilindiği için tutuklandığı besbelliydi. ama a canip atanmayacağım belli değildi. İngiltere'ye yapılacak bir propaganda turuna katılmadan önce üç ay cephede bulunması gerektiğini düşünerek. «Silâh» dedikleri şeyin ne olduğunu biliyordum: şarapnel ve daha başka bir takım hatıra eşyayla birlikte. Bob Smillie'nin İngiltere'ye dönerken sınırda tutuklandığını. muhtemelen Ordu subaylarına ve Harp Okulu'ndan yeni çıkanlara ayırmak için. yetkili makamlar o sırada resmi bildirilerin tersini söyleyecek durumdaki hiç kimseyi İspanya dışına bırakmamaya aşırı bir dikkat sarfediyorlardı. ama şimdi kabul etmek zorundaydılar. bizim 29 uncu tümende (başka milis birliklerinde de öyle olduğuna hiç şüphe yok).

Hendekte bir tüfek dayanağı yapmıştık. Amerikalı gömleğimi kesip açmak için bir bıçak istedi. Silâhtan arınmış bölgedeki meyva bahçelerinde kiraz çiçekleri ağaçları bembeyaz donatmaya başlamıştı. Cebimde bir bıçak olduğunu biliyordum. başınızı koruyucu duvardan çıkarınca dış çizgileriyle olduğu gibi gökyüzünde belirleniyordu. Birçok kereler ateş ettim. Vurulmadan önce konuşmakta olduğum Amerikalı nöbetçi ileri doğru atılarak «Hay Allah! Vuruldun mu?» diye sordu. sabahın beşinde. ava giden avlandı— bir Faşist nişancı vurdu beni. bir çatırdı duyduklarında makineli tüfekleriyle veryansın ediyorlardı. Kendimi uyuşuk ve sersemlemiş hissediyordum. Şafak arkamızdan geldiği için. Vurulduğumu hemen anladım. vb. Fakat Faşistler ateşin ne yandan geldiğini kestiremedikleri için bu oyun hayli eğlenceli oluyordu— ve ergeç birini yakalayacağıma kesin kanaat getirmiştim. Bizim bölüğe bir havantopu vaad etmişlerdi. Gürültülü bir bangırtı ve bütün çevremde gözkamaştırıcı bir ışık parıltısı oldu gibi geldi. ama sağ kolumun felce uğradığını keşfettim. Bu korkunç bir patlama sesi çıkarıyordu —geldiğini duymadığımız için sinir bozucuydu ama gerçekte tehlikeli değildi çünkü yerde açtığı çukur ancak bir çamaşır leğeni kadardı. Çünkü Faşist siperlerinde daha çok adam vardı ve artık daha uyanık olmuşlardı. düşüyordum. Millet çevremde toplandı. başımı yere vurdum. Muazzam bir şok hissettim —acı falan yoktu. Kabaca. koruyucu duvar bir ayak kadar suya battı: bundan sonra günlerce hiç sapı olmayan ve teneke kaşıklar gibi bükü-lüveren İspanyol kürekleriyle yapışkan çamuru eştik durduk. Önümdeki kum torbaları benden taa uzaklara doğru çekildi gitti. Yüzlerce yarda sürünerek. Geceler hoş bir ılıklıkta geçiyordu. siperlerimiz suyla dolup taştı. Buna çok benzer bir hissi yıldırım çarpmasında duyabileceğinizi tahmin ediyorum.tüfek konusunda çok kötü bir atıcıyım. sözümün ortasında birşeyler hissettim— ne hissettiğimi aktarabilmek çok güç olmasına rağmen. koruyucu duvarın köşesinde oldu. ağır yaralandığımın bilincindeydim ama olağan anlamında hiçbir ağrım sızım olmadı. bir patlamanın tam ortasında olmaya benzer bir duyguydu bu. Yeterince beklerseniz genellikle haki giyimli bir şeklin çabuk çabuk yarığın bir yanından öbür yanma koştuğunu görürdünüz. ama bangırtı ve patlama yüzünden yanıbaşımda bir tüfeğin kazayla ateş alarak beni yaraladığını sandım. Faşistler'in koruyucu duvarındaki bir yarığa hakim bir hendeğe geliniyordu. sonra onunla birlikte aşırı bir zayıflık. Ağrılı sızılı olmadığım için belli belirsiz bir tatmin duydum. dikenli telin hemen dışına teneke kutular serpiştirmişler. Birini vurup vurmadığımı bilmiyorum— çok muhtemelen vurmamışımdır. Vurulduğum zaman cepheye geleli on gün kadar olmuştu.basıyla yada buna benzer bir silâhla ateş açıyordu. ama neyse ki canım acımadı. Aniden. Bütün bunlar bir saniyeden daha az bir zaman aralığında oldu. eskiden olduğundan daha tehlikeli bir hâle gelmişti. Nöbet değiştirmeye hazırlanan askerlerle konuşuyordum. Karımın sevinmesi gerekir diye düşündüm— büyük muha203 . Bu iş. hiçliğe doğru bir itilme duygusu. Bir mermiy202 le zımbalanma tecrübesi hayli ilginç olduğundan. yalnız elektrik çarpmış gibi şiddetli bir şok. Gündüzleri silâhtan arınmış bölgedeki gizli bir yerden ateş ediyorduk. sivrisinekler can sıkmaya başlamıştı. uzun otlarla saklanmış. Barselona'dan getirdiğimiz temiz giyeceklere rağmen hemen bitlenivermiştik. Böyle durumlarda hep olduğu gibi telâş içindeydiler —«Kaldırın! Neresinden yaralanmış Gömleğini açın!» vb. Geceleri herzamanki gibi devriye geziyorduk —bu iş. gündüzleriy-se cehennem gibi sıcaktı. o saatler her zaman tehlikelidir. çıkarmaya çabaladım. onu en aşırı bir canlılıkla hatırlıyorum. Gelin görün ki. Dört gözle bunu bekliyordum. İki gündür sağanak halinde yağmur yağıyordu. bunu ayrıntılarıyla anlatmaya değer sanırım. Hemen arkasından dizlerim büküldü.

Merminin boğazımı delip geçtiğini öğrenir öğrenmez işim bitik diye düşünmeye başlamıştım. bir saniyelik dikkatsizlik yüzünden vurulmak. Morfinin etkisiyle sersemlemiş bir haldeydim. Ben bu durumdayken. muhtemelen birkaç dakikadan fazla değil. her ne denirse densin. Cankurtaran arabasına kadar eğri büğrü kaygan keçi yollarından birbuçuk mil ile dünya kötüsü bir yürüyüş yapmak gerekiyordu. Konuşmaya çabalayınca sesimin olmadığını farkettim. Boğazından. ama ikinci bir denemeden yaralandığımı sormayı becerdim. birkaç saat alakonuldukları alelacele inşa edilmiş tahta kulübelerdi. Sedye taşıyıcımız Hanry Webb. Adama karşı hiçbir kızgınlık duyamıyordum. ama hâlâ korkunç canım acıyordu —hareket etmekten âcizdim ve durmadan kan yutuyordum. bir morfin iğnesi yaptı ve beni Sietamo'ya gönderdi. Bazı yerlerde siperlerimizi saçak gibi kaplayan kavakların yaprakları yüzüme sürtünüyordu. Sietamo'daki hastaneler kural olarak yaralıların Barbastro ve Lerida'ya gönderilmeden önce. Faşist olduğuna göre ben de cnu vurabilirdim diye düşündüm. Boğazımın ortasına kıuşun yiyip de canlı kalan bir insan ya da hayvan hiç işitmemiştim. Bu budalaca talihsizlik beni öfkeden deliye çevirdi. sedyeyi ter dökerek omuzlarında taşıyan zavallı dört arkadaş için üzüntü duymaya başladım. Bir iki gün önce bir yaralı aşağı taşınırken yardım ettiğim için o zahmetin nasıl birşey olduğunu biliyordum. dediler. ama onu esir alıp şu anda kaışıma getirseler yalnızca iyi nişancılığını kutlardım. çünkü insanın ölürken duyularının daha keskinleşmediğini biliyordum. O sırada kolumu düşerken kırmış olabileceğim aklıma geldi. Kan ağzımın kenarından sızıyordu. İkinci düşüncem. gümüşî kavakların yetiştiği bir dünyada yaşamanın ne iyi bir şey olduğunu düşündüm. Anlayışla karşılanacak şey: ilk aklıma gelen karım oldu. arkamda bir İspanyol'un «kurşun boğazından girip ensesinden çıkmış» dediğini işittim. beni zımbaladığını biliyor muydu 204 ve daha bunun gibi sorular aklıma geldi. İnsanın başına kan götüren iki ana damardan biri kesildiğinda daha ne kadar yaşayacağını merak ettim. Kesinlikle öleceğimi düşünmem iki dakika kadar dürmüş olmalı Bu da çok ilginç oluyor -yani böyle bir durumda insanın aklına neler geldiğini bilmek hayli ilginçti demek istiyorum. Nasıl da anlamsızdı! Siperlerin köşesinde. ağzımdan yalnızca zayıf bir mırıltı çıktı. küfrediyor. Herşey gözüme bulanık görünüyordu. Felce uğrayan kolum yeniden canlanıp acımaya başladığında beni sedyeye daha yeni yatırmışlardı.yumurta. sonra küfretmemeye çabalıyordum. Gitgide kendimi daha iyi hissetmeye. ama sancının varlığı içime güven getirdi. bana çok iyi uyan bu dünyadan ayrılıyor olmanın şiddetli üzüntüsüydü. tam İspanyollar'a 205 . Normal zamanda domuzuna can yakan alkolün yaraya su gibi gelen hoş serinliğini duyuyordum. «Aortum parçalanmış olmalı» diye düşündüm. Doktor yarayı yeniden sardı. Fakat bir yandan da kolumdaki sancı şeytanî bir ıstırap halini almıştı. ilk yardım işlerinde kullanılsın diye bize verdikleri küçük alkol şişelerinden birini getirmişti. Bunu bütün canlılığıyla duyacak kadar zamanım vardı. Ne var ki. sargı beziyle. çünkü her sıkı nefes alışımda ağzımdan köpük köpük kan geliyordu. eğitim görmemiş hemşirelerin nizamî hastane yemeğini— çorba . Sedye getirilirken beni tekrar yere yatırdılar. Beni kaldırdıklarında ağzımdan bir dolu kan boşandı. herhalde. İspanyol mu yoksa yabancı mıydı. Ancak bundan sonra neremden ve ne derecede yaralandığımı merak etmek aklıma geldi: hiçbir şey duymuyordum ama merminin vücudumun ön tarafında bir yere saplandığının bilincindeydim.rebe geldiğinde ölmekten kurtulayım diye hep yaralanmamı isterdi. gerçekten ölmekte olan birinin aklından geçenler daha farklı olabilir. üstelik çarpışmada bile değildik! Beni vuranın ne biçim bir adam olduğunu da düşündüm. yağlı yahni ve bunun gibi şeylerden oluşan— muazzam bir yemeği boğazımdan aşağı zorlayarak yedirmeğe kalkışmaları ve ben yutamayınca da pek şaşırmaları.

her zaman daha yavaş bir hızla çarpan. O ne seyahatti! Bu savaşta. Neden böyle olduğu şimdi kafama dank etti. verilen ilâç idrarını zümrüt gibi yemyeşil yapmıştı. ama öteki biçare asker yerde oradan oraya savruluyordu. Cankurtaranın köşesinde oturan bir başka yaralı her tarafa kustu. Onun sidikşişesi koğuşun görülecek şeylerinden biriydi. Her nedense kolum aşağı sarkık olduğunda daha çok canım yanıyordu. içinde küçük kırmızı ve gri renkli balıklar bulunan bir havuz vardı. İngilizce konuşan Hollandalı bir Komünist. İkisi de onsekiz yaşlarında birer çocuktu. Bir de. Bir zaman. bu doğru bir şeydi de: çünkü kol saatleri. bir kısmımızı bir trene doldurdular ve Lerida'-ya gönderdiler. Biri yaralandığında hep böyle oluyordu —üzerindeki bütün eşyaları hemen bölüştürülürdü. yaralanışıma çok üzüldüklerini göstermenin bir yolu olsun diye anîden. yatağımdan kalkabiliyor ve ortalıkta dolaşabiliyordum. bıçağını». Sıkı sıkı tutunmak için benim sol kolumda yeterince kuvvet vardı. bir yolunu bulup Lerida'daki hastaneye yerleşmeyi becermiş ve hemşirelerden biriyle evlenmişti. «Merhaba! Hayattasın ha? İyi. beni ilk çocukluk yollarımın Beyaz Şehir Sergisi Lunaparkı'ndaki bugi-vugi denen korku verici şeye geri götürdü.göre bir davranıştı. Ekim çarpışmalarında korkunç yaralanmış. Bam. balıkları seyrederdim. bir kolum askıda olduğu halde. Merminin yarattığı büyük şok. gelip benimle arkadaşlık etti ve bana ingiliz gazeteleri getirdi. birkaç cankurtaran arabasını dolduracak sayıda yaralı ve hasta adam toplanınca bizi Barbastro'ya yolladılar. düşerken kendi kendime verdiğim hasardan ötürü iç ağrıları duydum. tabancalar ve bunun gibi şeyler cephede çok ender bulunuyordu. yaralının avadanlığı içinde elden ele gönderilirse yarı yolda bir yerde çalınacağı da garantiydi. çentikli şarapnel ya da bomba kıymıkları muhtemelen insanın canını domuzuna yakar. varsa. Akşam olurken. Lerida'da işlerin nasıl yapıldığı. hastanede bir İngiliz olduğunu duymuş. Bizi sedyelerimize bağlamayı unutmuşlardı. ama sigaranın kıt olduğu bir dönemdi ve oralarda hiç sigara yoktu. yaralılar biribirine değecek kadar yakındı. Lerida'da beş altı gün kaldım. Yanımdaki yatakta siyah saçlı genç bir çocuk. büzülen bacaklarından biri benim koluma kadar incelmişti.yaralı bir arkadaşlarını görmeye geldiklerinde beni tanıdılar. Hastane alanı içinde bir bahçe ve bu sevimli bahçede. Yarası yüzünden. senin saatini. Cepheye gelişimin haftasına tanıştığım iki milis . Bir sigara istedim. Benim koğuşumdaki yaralılardan bazısının varaları in206 sana korku veriyordu. ama karından vurulursa hep. Ertesi sabah. güm. Tanrı bilir nasıl ıstırap çekti. ceplerindeki bütün tütünü çıkarıp verdiler ve ben daha geri vermeye fırsat bulamadan da kaçıp gittiler. Saatlerce orada oturur. İç kanama geçiren hiç kimse. Barbastro'daki hastane çok kalabalıktı. Ne yapacağını bilmez bir tavırla yatağın yanında ayakta durarak birşeyler söylemeye çabaladılar. duyuyu yerel olarak yok ediyor. Çok geçmeden. Bütün taşınabilir mallarımı alarak çekip gittiler. sesim neredeyse tümüyle kaybolmuştu ama asıl merminin açtığı yara yüzünden bir an bile acı duymadım. Hasta. tabancanı ve elektrik fenerini istiyoruz. bana Aragon cep207 . dan! Bu yolculuk. bilmediğim bir hastalıktan yatıyordu. kurtulamaz ölür denirdi. Biz. Tam İspanyollar'a yaraşır bir davranış! Şehrin hiçbir yerinde tütün bulunmadığını ve bana verdikleri tütünün bir haftalık istihkakları olduğunu sonradan öğrendim. Birkaç gün sonra. yaralı ve normal sivil hastaları karmakarışık büyük bir hastaneydi. birkaç saat için cepheden ayrılma izni almış iki arkadaş yanıbaşımda belirdi. in-san el ayak gibi bir yerinden yaralanışa iyileşir. ağır kamyonlar tarafından delik deşik edilmiş ve savaşın başındanberi hiç tamir görmemiş millerce yol boyunca çalkalandıktan sonra bu işten sağ çıkamazdı. Anlaşılan mermi yaraları hep böyle oluyor.

Besbelli. belki de bu. «Evet. hastane treninin manana (yarın) Barselona'ya hareket edeceğine dâir söylentiler dolaşıyordu. ama ulaşım zorlukları yüzünden oraya varana kadar bir hafta on gün geçiyordu. yeterli hemşire noksanıydı. zannederim. asıl İspanyollar'a en yakışanı. çekilen telgrafın hiçbir zaman yerine ulaşmaması oldu. Fakat iki kötü hata vardı ki. yataklarından ilk bu sabah çıkmışlardı. ama bütün bildikleri hemen hemen bu kadardı. yaranın bir tarifi de dışına kurşun kalemle yazılıyordu. oturacak yerleri tahtadan. Kural olarak yaralı ongün sonra Barselona ya da Tarragona'ya varıncaya kadar alçı yerinden oynatılmıyordu. Yarısı çok geçmeden. Doktorlar becerikliydiler. hattâ bazen hiç olmuyordu. kendi başının çaresine bakamayacak derecede hasta olanlar sık sık utanç verici bir biçimde ihmal ediliyorlardı. Hastanelerde yiyecek çok iyiydi— gerçekten fazla iyiydi. beyaz şarap ve kahveden meydana geliyordu. cephe hattına yakın olan bütün hastanelerin aşağı yukarı sevkıyat merkezi gibi kullanılmasıydı. yaralıların çoğu hiç durmadan doğruca Barselona ya da Tarragona'ya gönderilirdi. Bunun sonucunda. Lerida ve taşka yerlerde sürünüyorlar ve bütün bu zaman boyunca sargı bezi yenilemek dışında hiçbir tedavi görmüyorlardı. kendi kendine yıkanamayacak kadar zayıf olanlar pek seyrek yıkanıyorlardı. Teorik olarak. bana her zaman büyük bir şefkat gösterdiler. Barbastro Monzon. sırf ben durumu açıklamak için ikinci bir telgraf çekeyim diye. üç haftadır yüzünün yıkanmadığını söylediğini hatırlıyorum. o da arada sırada yapılıyor. çorba. Öteki hata ise. Bir sabah. benim koğuşumdaki yaralıların Barselona'ya gönderileceği duyuruldu. yahni. Bazı yönlerden hastaneler çok iyiydi. İspanyollar'm hafif yemek (perhiz) denen şeyden haberleri yoktu anlaşılan. ilâç ve araç kıtlığı da pek yoktu. evet. bazısı da sargı sarmayı biliyordu. ama korkunç câhil olduklarına hiç kuşku yok. bir kimse yerinden oynatılamayacak kadar kötü yaralanmadıkça hiç bir bakım yapılmıyordu. birçoğu yerlere kustu. yağlı börekleri. alelade üçüncü sınıf vagonlara bindirmişler di. Birinin yolda yarayı muayene etmesi hemen hemen olanaksızdı Birkaç doktor işle başa çıkamıyordu. Sağlam insanlara verdikleri yemeğin aynısını. şimdi hayatta olabilecek yüzlerce ya da binlerce insanın bunların yüzünden öldüğüne hiç kuşkum yok. Bizi. sivil halkın çoğunun kâfi derecede beslenemediği bir zamanda oluyordu. öğle yemeği daha da çoktu— bu. Kahvaltı sabah altı sularında veriliyor. Birisi. savaştan önce hemşirelik işini başlıca rahibelerin görmesinden ileri geliyordu. Sietamo. başka bir yerde olduğundan daha çok. Lerida'da yemekler müthişti. İspanyol hemşirelerinden şikâyetçi değilim. hep zeytinyağıyla vıcık vıcık aynı ağır. İspanya'da. Bunun sonu. geleceğimi bildiren bir telgraf çekmeyi becerdim. Kolu ezilmiş bîçâre bir çocuğun bana. Her zaman ortalıkta. omlet.hesindeki hastane sistemini kavramak olanağı verdi —öteki cephelerde de durum aynı mıydı bilmiyorum. Korkunç şarapnel yaraları almış kemikleri yamyassı olmuş kimseler ve benzerleri alçıyla sargılanıyor. Yaralılar haftalarca abdeste çıkamadan bırakılıyor. 208 cunda. Hastane emireri elinde keçi derisinden yapılmış su dolu büyük bir tulumla şunun bu209 . bu kere de treni bekletmeleri yine İspınya'nın şanına lâyıktı. İspanya'da eğitim görmüş hemşire yoktu. hastayı tıka basa ağır yiyeceklerle doldurma geleneği vardı. Tam tren hareket ederken bizimle birlikte yolculuk eden hastane emireri Barselona'ya değil de Tarragona'ya gideceğimizi lâf arasında söylemez mi! Makinist fikrini değiştirmişti. Karıma. size Barselona'da bakacaklar» diye söylenerek hızla yatağınızın yanından geçip gidiyorlardı. adamların çoğu ağır yaralıydı. Fakat. Bizi toparlayıp otobüslere doldurdular ve istasyona götürdüler. Hepsi nasıl dereceye bakılacağını. Kendi kendime Tam İspanyollar'ın yapacağı bir iş!» dedim. ekmek. hastalara da veriyorlardı. sıcak ve sarsıntının etkisiyle haşat oldular.

«Extranjeros . gururla cepheye giden bir tren dolusu taze adam. İnsan orada ne yaralar görür! Belli bir takım yaraların tedavisinde en son tıb buluşlarına uygun olduğunu sandığım bir yol kullanıyorlardı. gözlerini bir sağa bir sola oynatarak tülbentin arasından bakıyor ve hiç konuşmuyordu. ağzı kapalıydı. Yarayı tümüyle açık ve sargılanmamış bırakıyor. Bizim tren istasyona girerken Uluslararası Tugay'dan adamlarla dolu bir asker treni ayrılıyor. 210 Tarragona'daki hastane çok büyük ve bütün cephelerden gelmiş bir sürü yaralıyla doluydu. ne de olsa savaş görkemli bir şeydir.» dedi. Bu adamların çoğu topu topu birkaç hafta sonra Huesca'da öldü. koskoca bir göğüs zırhının boyun deliğinden çevresine endişeli gözlerle bakan. Nihayet. uçuşan kızıl boyunbağları — bütün bunlar masmavi denişin önünden yavaşça kaydı gitti. Dünya kötüsü bir suydu bu.nun ağzına su fışkırtarak. ancak teller üzerine gerilmiş tülbentten bir ağla sineklerden koruyorlardı. Tarragona'da üç dört gün kaldım. İtalyan oldukları besbelliydi. cepheden ayrılışımdan sekiz dokuz gün sonra yaramı muayene ettiler. Yeni gelen yaralıların muayene edildiği ameliyathanede ellerinde kocaman makaslarla doktorlar. kirli suratlı bir kafanın çıktığını görüyordunuz. sanki birkaç mil ötede insanlar savaşmı-yorlarmış gibi denize giren ve açılır kapanır sandalyelerinde güneşlenen o yörenin tombul burjuvazisi. Pencereden bir koltuk değneği sallandı. başı tülbentten yapılmış bir çeşit küremsi miğfer içindeydi. korkarım. böyle soyunmadan. birgün yavaş yavaş hareket ederek kumsala kadar yürümeyi becerdim. Tarragona'ya güneş alçalırken vardık. İtalyanlar geçerken tezahüratta bulunmak için vagonun öbür yanma yöneldiler. bir süredir izindeydiler ve şimdi Aragon cephesine transfer oluyorlardı. Bizim katardan ayakta duracak kadar iyi olanlar. Bu çok uzun bir trendi . dilimi kaba bir 211 . «İtalyan bunlar». köprünün üzerinde halk da onlara el sallıyordu. bir haftalık sakalı uzamış. ama böyle yaralara bakmak özellikle dehşet vericiydi. silâhların uzun namluları eğilmiş. Cephe. Otuz yaşlarında canlı ve yakışıklı bir doktor beni iskemleye oturttu. sargılı kollar kızıl selâmı verdiler. gülümseyen yüzler. pencerelerde birbiri ardınca esmer. Başka hiçbir milletin insanları kendi aralarında böyle güzel gruplaşa-maz. kalabalığın selâmlarına böylesine zarif bir biçimde karşılık veremezdi — trendeki adamların yarısı şarap şişelerini kafalarına dikmiş olmalarına rağmen. Sarı akşam ışıkları altında geçip giden trenin manzarasını hafızamda özel bir canlılıkla saklıyorum. heryere yayılmış cesede benzer şekiller arasından kendine yol açıyordu. Birisi. açık yük vagonları üstüne sahra topları sıkı sıkıya bağlanmış ve öbek öbek bir sürü adam bunların çevresinde toplanmıştı. deniz banyosu yapanlardan birinin boğulduğunu gördüm.tıklım tıklım da doluydu. Deniz kıyısındaki hayatın neredeyse eskiden olduğu gibi aynı biçimde sürüp gittiğini görmek tuhafıma gitti: şık kahvehaneler boyunca piyasaya çıkmalar. Yüzünden ve boğazından yaralanmış bir adam vardı. denizden bir taş atımı uzaklıkta kıyıya paralel uzanıyordu. yavaşça gözümüzün önünden kayan sakat adamlar ve bütün bunlar olurken.Yabancılar. yine de zariftiler. allegorik savaş tablosu gibiydi. köprücük kemikleri ve daha bilmem nereleri parçalanmış adamların cephe gerisindeki sargı yerlerinde yapılmış alçıdan zırhlarını kesip atıyorlardı. Mamafih. dudaklarının arasına yerleştirilmiş küçük bir tübün arasından nefes alıyordu. Sonradan bunların Mart ayında Guadalajara'-daki büyük zaferi kazanan birlikler olduğunu duyduk. tadını hâlâ hatırlarım. Bu. Bîçâre çok yalnız görünüyor. bu sığ ve ılık denizde imkânsız diye düşünülse de. kurtulması çok güç olan bir duygunun yeniden yaşanması. Gücüm yerine geliyordu. açık yük vagonları üstünde her zamanki gibi insanın yüreğini yerinden oynatan toplar. Tülbentin altından yarı iyileşmiş yaranın kırmızı pelte gibi etini görüyordunuz. kaburgaları.

Nevralji gibi feci bir ağrıydı. «Sesin mi? dedi. kızlar kahvehanelerde bağış toplama kutularını şangır-datıyor. Neşeli bir tavırla. Ama ben hiç yaralanmamış olmanın daha bir talihlilik sayılabileceğini düşünmekten kendimi alamıyordum. gırtlağıma bir dişçi aynası soktu ve «Ee!» dememi buyurdu. ellerine fırsat geçse siyâsî hasımlarını ezeceklerinden hiç kimsenin kuşkusu yoktu. Kolumdaki ağrı. şehrin havasında kötü bir duygu dolaşıyordu —bir kuşku. Âdeta. Hükümet ise durumu kurtarmak için gözle görülür bir çaba harcamıyordu. baş parmağım hâlâ uyuşuk — bir boyun yarası için hayli tuhaf bir etki. hemşireler. Bunu nasıl anladığını bilemem. O sırada rastladığım herkes. çünkü Faşistler Bilbao'ya yaklaşıyorlardı. kötü birşeyler olacağı bilinci vardı. Sesin hiçbir zaman geri gelmeyecek!. 13 Barselona'da bu son haftaları geçirdiğim sırada. iç düzeni sağlama görevi Komünist bakanlarına verilmişti. aradan beş ay geçmiş olmasına rağmen. Şehrin her yanında Bask bayrakları dalgalanıyor. Dilim kanayıp gözlerim yaşarıncaya kadar boğazımdan içeri bakmaya devam ettikten sonra bir ses telimin felce uğradığını söyledi. Basın sansürü yüzünden. bütün zamanınızı kahvehane köşelerinde fısıl fısıl konuşarak ve yan masada oturan adamın polis ajanı olup olmadığını merak ederek geçiriyordunuz. her çeşit habis söylentiler ortalıkta dolaşıp duruyordu. silinmez etkiler bırakmıştı. Mayıs çarpışmaları. radyoda her zamanki «kahraman koruyucular» yayını yapılıyordu. sanki gizli bir örgüte dahilmişsiniz gibi hissetmeye zorluyordu. merminin kırmızı kan damarının «bir milimetre kadar» ötesinden geçtiğini söyledi. bir ay boyunca devam etti. ama. boynundan yaralanıp da hayatta kalan birinin dünyanın en talihli yaratığı olduğunu temin etmekten geri durmadılar. ben de neler olabileceğini henüz kafamda bile canlandıramıyor-dum. geride. ortam sizi. çeşitli doktorlar dillerini şaklatarak.» Neyse ki. ama Basklılar elle tutulur hiçbir yardım almıyorlardı. korku. çıkabileceği kadar dışarı çekti. Caballero Hükumeti'nin düşmesiyle Komünistler mutlak olarak iktidara gelmişler. belirsizlik ve üstü kapalı nefret havası. Henüz birşey olmuyordu. sesim hızla normale döndü. Yaram hafiften merak konusu olmuş. zaman doktorun yanıldığını gösterdi. İki ay kadar bir süre sesim fısıltıdan öteye gidemedi. Bilhassa geceleri canımın acısından bir türlü uyuyamadım. yine de. ama sonradan öbür ses teli durumu «telâfi» edince. acısı sonradan çıkan. hastalar bana. Bunlardan biri Negrin -Prieto Hükumeti'nin savaşı uzlaşma yoluyla bitireceği yolundaydı. Sağ elimin parmakları da yarı yarıya felce uğramıştı. Bu durum insanı Hükümetin ikiyüzlü 213 212 .bez parçasıyla yakaladı. «Que süette! Que suerte!» diyerek incelemişlerdi. belli belirsiz bir tehlike duygusu. doktorlar. «Ne zaman yeniden sesime kavuşacağım?» diye sordum. Practicantes. O sırada bu fikre inanma eğilimindeydim. merminin ensem-deki bir sinir demetini delip geçmesinden ileri geliyordu. Şimdi bile. Bir tanesi büyük bir otorite havasıyla bana. Gerçekte böyle şeylere hiç karışmamış olsanız da.

U. milisinde bulunduğumun bilinmesi bile tehlikeli olabiliyordu. taraftarları— birer ikişer hapse atılınca ortadan yok oluyorlardı.P. bana P. Bunlar sınırda bazan geçerli oluyor. Gazetenin. Yaralı ya da izindeki P.bir oyun oynadığına inandınyordu. P. isterse terhis kağıtlarını alıp gidebilirdi.U. hattâ «Troç-kizm» gibi mutlak bir suçlama bile yapılmamıştı. ordusunun bir kısmını oraya aktarmak zorunda kalacaktı. önlerine barikat kurulmuş duruyordu. Hapishaneler. binalarının çoğu da hâlâ kum torbalarıyla tahkim edilmiş. ama azıcık daha çaba harcanmış olsaydı. Bunları.M.O. Bir süre sonra. cephe hattının millerce gerisinden itibaren kuvvetli savunma düzenleri alındığını ve Barselona'nın heryerinde bombadan koruyucu sığınaklar kazılmakta olduğunu görmüştüm. genel durumun karakteristik bir yönüydü. paralarını alırken kendilerine güçlük çıkarıyorlardı. hapisteki yabancı «asker kaçaklarımın sayısı yüzleri bulmuştu.M. Gelin görün ki Hükümet.C. öbürleri de kuşkusuz —hep Anarşist ve P. cepheye döndüğümüzde.O. Güvenlik Askerleri hâlâ kahvehaneleri ve stratejik noktaları ellerinde tutuyorlardı: P.N. genellikle. Süt ve 215 . çekingen kimseler bodrumlara dalıyordu.O. acaba milisler gönüllü asker mi yoksa muvazzaf mı oldukları konusunda kesinlikle birşey bilmemesi. milise kaydolan herkes muvazzaf asker oluyor. saldırı başarısız olsa bile Franco. ama öylesine sansür ediliyordu ki neredeyse var olmaktan çıkmıştı. Herkes. temsilcisinin olsun. Silâhlı Hücum Birlikleri gruplar hâlinde caddelerde devriye geziyor. ama her siren düdüğü öttüğünde —çoğu zaman bunlar yanlış verilen alarmlardı— ışıklar saatlerce karartılıyor. sansür edilen kısmının boş bırakılmayıp yerinin başka haberlerle doldurulması yolunda yeni bir kural çıkarılmıştı— bunun sonucunda neyin kesilip atıldığını kestirmek olanağı da kalmıyordu. La Batalla hâlâ çıkıyor. Ekmek çok azdı ve ucuz çeşitlerine pirinç karıştırılıyordu. kışlada askerlere verilen ekmek tayını dünya kötüsü bir nesneydi. Anlaşılan Hükümet şimdi fikir değiştirmişti. milis kartımı kesinlikle göstermememi. geçerli saymazlarsa hemen sizi hapse atıyorlardı. yalnızca pasaportumu ve hastane belgemi çıkartmamı ihtar ediyordu. Görüldüğü kadarıyla. Daha önceden.U. Kimsenin. tutulan avukatın olsun Kendisini görmesine izin verilmeyişinden başka birşey öğrenemedik. Cephenin bazı kısımlarında resmî makamlar hâlâ isteyenleri terhis ediyorlardı. Fakat bu noktadan bile.U. asker kaçağı diye tutukluyor-lardı. Savaş boyunca dalgalanıp duran yiyecek kıtlığı çok kötü devrelerinden birindeydi. Mayıs çarpışmalarından kalan mahpuslarla doluydu. I.M. «Hazır olun» diye bildiriler dağıtıyor ve «belirli bir parti»nin (Komünistler kastediliyor) bir coup d'etat hazırladığı îmâ ediliyordu. hiç kimse emin değildi.O.M. ne bir kimse yargılanmış ne de itham edilmişti. Sonraki olaylar benim bu noktada çok yanıldığımı ortaya koydu. Bob Smillie hâlâ Valencia'da hapisteydi. Polis casusları heryerde kol geziyordu. ama çoğu kendi ülkelerinde bir şamata yapılır yapılmaz vatanlarına gönderiliyordu. Sık sık hava ve deniz baskınları olacağından korkuluyordu. Solidaridad ve öteki Anarşist gazeteleri de ağır bir biçimde sansür ediliyordu. T. Bilbao'nun kurtarılması olanağı yitirilmeyecekti. Şehrin çeşitli noktalarında. Birkaç ay önce milis gücüne gelip kaydolan herkes gönüllü 214 diye bilinir ve izin zamanı geldiğinde. Katalonya'nın işgal edileceği yolunda yaygın bir korku da vardı. evine gitmeye kalkarsa asker kaçağı sayılıyordu.L. milisleri ufak ufak vesilelerle cezalandırılıyordu —örneğin. iş işten geçene —hattâ Bilbao'nun düşüşüne— kadar hiçbir savunma eylemine girişmedi C. bazan olmuyordu.U. Carabinero'ların Güvenlik Askerleri yoldan geçenleri durduruyor ve belgelerini soruyorlardı.S. Aragon cephesinde saldırıya geçil-seydi. Uluslararası Tugay ve öteki milislerdeki yabancılar gitgide daha büyük sayılarda hapse atılıyorlardı. sizi düpedüz hapsediyor ve genellikle orada inccmnunucado olarak tutuyorlardı.

devrim sırasında el konmuş. yani Kıt'a Avrupası siyasetindeki o gaugster-gramafon tipi.U. kadınların ayaklarına basmaya çalışarak eğleniyorlardı. böyle bir atmosferin temeli İngiltere'de yok. Can sıkan küçük bir nokta bozuk para bulunma-masıydı. oysa İspanyollar zeytinyağını ayrı ayrı.M. ama iyi bir parti adamı «denilen şey».. Her üç şehirde de hiçbir biçimde zora başvurulmadan mükemmel bir düzen hüküm sürüyordu. Bu sanatoryumda kalanların çoğu ya cepheden çürüğe çıkarılmış ya da kol-bacak kesilmesi gibi onları sonuna kadar sakat bırakan bir yara almışlardı. tereyağı ve kahve kıtlığına rağmen yalnız «normal» ve nezih değil. Otelden otele İspanya'yı kısa sürede gezen bazı İngiliz ziyaretçiler. milletin uçak diye takma isim uydurduğu o kocaman telden garip çerçeveye bağlanmış Arthur Clinton. on-santimlik madenî para ile ikibuçuk pesatalık banknot arasında hiçbir para birimi kalmamıştı. yarım düzine değişik amaçla kullanırlar. En yoksullar için bu. hiç kuşkusuz suç yine önceki gibi P. sansür edilen gazetelerin yarattığı tuhaf huzursuzluk ve ortalıkta hep silâhlı adamların bulunuşu. bu yüzden. Ka217 216 .M. Elinde on pesata ile bir kadın. Bütün bunlar bir yana herkesin korktuğu başımı za gelmedi —yeni bir sokak çarpışması çıkmadı— böyle bir gelişme olsaydı. tüberküloz şüphesiyle cephe gerisine gönderilmiş 18 yaşındaki Stafford Cotman ve yamyassı olmuş kolu. bakkalın önünde kuyrukta saatlerce bekleyebilir ve sonunda da hiçbir şey alamıyabilirdi — bakkalın paranın üstünü verecek bozuğu olmayabilir. her «Troçkist»in tehlikede olması eşyanın tabiatı gere(*) Pesatanın satın alma gücü 4 peni kadardı. çünkü şu sırada. Gümüş piyasadan kaldırılmış ve henüz yeni para basılmamıştı. kadının malî durumu ise bütün banknotu harcamaya el-vermeyebilirdi. Bunu aksettirmek zor iş.O. Böyle şeyler Barselona'da ise çok doğal görülüyordu. Sanki çok kötü bir ruh bütün şehrin üstüne yayılmış gibiydi. patronun beni komünist bellemesine aldırmazdım. Kendi kendimi. Bina önceleri zengin bir burjuvanınmış.O. Şeytan'ın tepesinden İsa'ya yeryüzü ülkelerini gösterdiği söylenen garip şekilli dağ (adı da buradan geliyor). yiyecek kıtlığının daha da artması demekti.U. giydi. Tımarhaneye benziyor. «Stalinciler» baştaydı. Çeşitli yollardan ufak tefek siyâsî baskılar yapılıyor —bir maden kömürü işçisi olsaydım. belki de herkes dememem gerekir. Madrid ve Barselona'daydım. tütün neredeyse yok olmuştu.» Şık otellerin dışında başka hiçbir şeye dikkat etmemek İngiliz seyyahlarına mahsus birşey.» Fakat. genel havada yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu fark etmemiş görünüyorlardı. Sizinle aynı fikirde olmayanları «tasfiye» ya da «bertaraf» etmek İngiltere'de henüz tabiî karşılanmıyor. Siyasî hoşgörüsüzlük henüz İngiltere'de veri olarak kabul edilmiyor. Kaldığım bütün oteller. aşırı derecede rahattı da. Zeytinyağı almak için kuyruklarda ağaç olan kadınlara gözcülük etsinler diye dikilen atlı Güvenlik Askerleri bazan atlarını gerileterek. burada hâlâ ender görülen şeyler. P. parçalanmış bacağıyla Williams. Bu yüzden. ilk tüfek atışlarını beklerken yakaladığım zamanlar oluyordu. O zamanın kâbuslu atmosferini aktarmak kolay iş değil — devamlı olarak değişen söylentilerin. Atholl Düşesi (17 Ekim 1937 tarihli Sunday Express'de) şöyle yazıyor : «Valencia. Bir sürü başka İngiliz vardı.şeker çok enderdi.. on pesatadan küçük bütün banknotlar da çok ender bulunuyordu (*). Zeytinyağı kıtlığı had safhadaydı.'un sanatoryumlarından biri olan Maurin Sanatoryumumda kalıyordum. Tibidabo yakınındaki banliyödeydi: Barselona'nın gerisinde birdenbire yükselen. hâlâ İspanyol hastahanelerinde kullanılan. Gözüme çarpan bir yazıda.'un ve Anarşistler'in üstüne yıkılacaktı. pahalı kaçak sigaraların dışında. Atholl Düşesi için tereyağı bulabildiklerini ümit ederim. Herkesin bunu aynı sözlerle ifade etmesi çok tuhafıma gidiyordu: «Buranın havası -korkunç.

çok sayıda uçakla birlikte buraya otuz bin asker yığıyordu. korkunç bir arap saçma dönmüş. insanı bir hastaneden öbürüne dolaştırıyorlardı —Sietamo'ya. isimlerimizi bile sormadan elimize tüfek ve fişekler vermeye başladılar. makineli tüfeklerden. Barselona'ya geri gelmem beş gün sürdü. Tarragona'da cepheye gidişini gördüğüm İtalyanlar Joca yoluna hücum etmişler. Ben aşın derecede zayıf düşmüştüm.U. Sietamo'ya gece yarısı vardık: P. ama büyük kayıplar vererek iki tank yitirmiş218 ierdi. İngiltere'ye mümkün olabildiğince çabuk dönmek olduğuna karar verdik.M. o da Valencia'ya gitmek üzere ayrılmıştı. Monzon'a sonra terhis kâğıdımı damgalatmak için gerisin geriye tekrar Sietamo'ya. Bu. yeniden parmaklarımı kullanabiliyordum. ikimiz de yapılacak en iyi şeyin. ben de genellikle Barselona'ya gündüzleri gidiyordum. derin bir huzursuzlukla yere uzandım. siperlerden. ağrım sızım da biraz azalmıştı. yağlı böreklerden ve sigara kıtlığından— İspanya denince aklıma gelen hemen herşeyden uzaklaşmak istiyordum. Tam çarpışmaların içinden çıkıp gelmişti ve artık Hues-ca'nm yakında alınacağını söylüyordu Hükümet Madrid cephesinden birlikler getirtmişti.O. siyasî kuşku ve nefretin dehşet verici atmosferinden.M. Cebimde hastane raporum duruyordu. Genel Hastane'deki doktorlar bana. ama terhis olabilmek için cephe yakınlarındaki hastanelerden birinde bir sağlık heyetine görünmem ve Sietamo'ya giderek P. her zaman olduğu gibi yine biraz manana falan denildi.) Bunlar olurken. Kopp Savaş Bakanı ile konuşmak için Valencia'ya gitmek zorunda kaldı. Er geç biraz para kazanmanın yolunu bulmalıydım. doktorlar en iyi ihtimalle. İspanya'da kalıp başkalarının ihtiyacı olan yiyecekleri gövdeye indirmek bize fazla anlamlı gelmiyordu. sütsüz çaydan. her an yedekteki adamları çağıracak durumdaydılar. Kopp büyük bir neşeyle cepheden daha yeni dönmüştü. bir dizi karışık ve yorucu yolculuk mânâsına geliyordu. milisi komutanlığında belgelerimi damgalatmam gerekiyordu.O. Ne var ki. Yaralı oluşum zâten sinirlerimi bozmuştu -hep böyle olur sanıyorum— ateş altına gönderilmek ihtimali beni korkunç derecede kaygılandırdı. ona istihkâm kısmında özel bir görev verilmesini tavsiye ediyordu. ertesi sabah hastane raporumu meydana çıkardım ve terhis işlemimi yaptırmaya koyuldum. Bütün bu olanlardan uzaklaşmak için gitgide kabaran bir arzu duyuyordum.) Benim Sietamo'ya hareket ettiğim 15 Haziran günü. Barbastro'ya. sonra 219 . gıcırdayan tramvaylardan. Huesca'ya s'evkedilen birlikler bütün ulaşım şebekesini tekellerine almış ve herşeyi altüst etmişlerdi. Elinde Doğu Ordusu Komutanı General Pocas'tan aldığı bir mektup vardı —Kopp'un «güvenilir bir kimse» diye tanımlayan bu olağan mektup. ama ötekilerle gitmeyi pek öyle reddedemezdim. Yine de. bir daha hiç geri gelmemek üzere kaybolmuştu. Aslında böyle düşünmenin belli başlı nedenleri bencilce şeylerdi. Çok garip yerlerde uyuduğumu hatırlıyorum— bir keresinde hastane yatağında. hava baskınlarından. Bu bir saldırı başlangıcına benziyordu. sonra güneyde bir çizgi boyunca Barbastro yoluyla tekrar Lerida'ya gittim. ama bizi hiçbir yere çağırmadılar.U. bir başka kere hendekte. silâhlı adamlarla dolup taşan sokaklardan. merkezine gelir gelmez bizi bir sıraya dizdiler. gazetelerde yalan dolan curcunası yaratmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı.rım hâlâ Continental Hotel'de kalıyordu. sesim o zaman sandığımıza göre. Bizi bir kamyona doldurmuşlardı. tıbbî yönden çürük raporu vermişlerdi. (Sivil hayatında Kopp mühendisti. Sabahları kolumun elektrik tedavisi için hastaneye başvuruyordum. Kopp'un dediğine göre şehir düşmeye mahkûmdu. Fişek kutusunu yastık yerine başımın altına koydum. Olağan yöntemleriyle. (Heyhat! Düşmedi! Hücum. Tuhaf bir işti bu —çeşitli kaslarımı ânî sarsıntılarla yukarı aşağı hareket ettiren bir dizi dikenli elektrik şoku yapıyorlardı ama iyi geliyordu galiba. yeniden savaşabilecek hâle ulaşmama kadar aylar geçmesi gerektiğini söylemişlerdi.

gecenin yarısında aşağı düştüğüm çok dar bir bankta, birinde de, Barbastro'da belediyeye ait bir çeşit handa. Tren yolundan uzaklaşınca gelip geçen kamyonlara atlamaktan başka bir seyahat olanağı kalmıyordu. Yol boyunda saatlerce, bazan aralıksız üç dört saat, ağzına kadar ördek ve tavşan dolu çıkınlar taşıyan kederli köylü kümeleriyle beraber geçen her kamyona el sallayarak beklemek zorundaydınız Nihayet, insanlarla, ekmek so-munlarıyla ya da cephane sandıklarıyla tam tıka basa dolmamış bir kamyon denk düşünce, felâket kötü yollarda sarsıla sarsıla gitmeye başlıyordunuz. Hiçbir at, bu kamyonların beni hoplattığı gibi böylesine yükseğe fırlatmamıştı. Kamyonun tepesinde yolculuk etmenin tek yolu, bir araya toplanıp sıkı sıkıya biribirine tutunmaktı. Hâlâ bir kamyona yardımsız tırmanamayacak kadar zayıf olduğumu keşfedince kendimi hayli küçülmüş hissettim. Geceyi, Sağlık Heyeti'ni görmek için gittiğim Monzon hastanesinde geçirdim. Bana komşu olan yatakta sol gözünden yaralı bir Hücum Muhafızı yatıyordu. Dostça davranarak bana sigara ikram etti. Ben, «Barselona'da olsak, biribirimizi vuruyor olacaktık» deyince ikimiz de güldük. Cepheye yaklaşıldıkça genel havanın nasıl değiştiğini görmek çok tuhaf oluyordu. Siyâsî partilerin bütün ya da neredeyse bütün fena nefret duyguları buharlaşıp gidiyordu. Cephede bulunduğum sürece, bir kere bile, hiçbir P.S.U.C. taraftarının sırf P.O. U.M.'luyum diye bana düşmanlık gösterdiğini hatırlamıyorum. Bu çeşit şeyler Barselona'da ya da savaştan daha bile uzak yerlerde oluyordu. Sietamo'da bir sürü Hücum Muhafızı vardı. Bunlar özel olarak cephe için ye-tiştirilmemişlerdi; çoğu daha önceden ateş altında bile bulunmamıştı. Barselona'da caddelerin kralıydılar, ama burada ancak acemi asker quintos olabiliyor, aylarca cephede kalmış onbeş yaşındaki milis çocuklarla karışınca bozuluyorlardı. Monzon hastanesindeki doktor her zamanki dil-çekiştirme ve ayna-sokma işini yaptı ve aynı neşeli tavırla
220

sesimin suret-i kafiyede geri gelmeyeceğini temin ederek damgalı belgeyi imzaladı. Muayene olmak için beklerken ameliyathanede hiç uyuşturucu madde kullanılmayan korkunç ameliyatlar yapılıyordu —neden uyuşturucu kullanmadıklarını bilmiyorum. Ameliyatlar sürdü gitti, çığlık ardına çığlık geliyordu, ben içeri girdiğimde iskemleler çevreye fırlatılmış, yerde kan ve idrar gölcükleri oluşmuştu. En son yolculuğumun ayrıntıları belleğimde tuhaf bir açıklıkla duruyor. Geçen birkaç ay içinde olduğumdan daha çok gözleme yönelen değişik bir hava içindeydim. Yirmi dokuzuncu tümenin mührüyle damgalanmış terhis kâğıdım ve «işe yaramaz» ilân edildiğim doktor raporunu almıştım. İngiltere'ye dönmekte serbestim artık; bunun sonucunda, ilk olarak, kendimi İspanya'ya göz atmaya yetenekli hissettim. Barbastro'da bir gün geçirmek zorundaydım, çünkü günde yalnız bir tren kalkıyordu. Daha önceleri Barbastro'ya kısa kaçamaklı gözlerle bakmıştım —şehir bana düpedüz savaşın bir parçası olarak görünmüştü— gri, çamurlu, motoru gü-rüldeyen kamyonlar ve kılıksız askerlerle dolu, soğuk bir yer. Bu kere şehir, tuhaf bir biçimde, gözüme farklı göründü. Yollarda başıboş gezinirken dolambaçlı hoş caddelerin, eski taş köprülerin, adam boyunda fıçılarla şarapçı dükkânlarının, araba tekerlekleri, hançerler, tahta kaşıklar, keçi derisinden su tulumları yapan yarı yarıya yer altındaki dükkânların farkına vardım. Deriden tulum yapan bir adamı seyrederken, büyük bir ilgiyle, daha önce bilmediğim birşeyi keşfettim: bu tulumlar postu içlerinde olarak yapılıyor ve kıllar kazınmıyordu, demek gerçekte su keçi kılından süzülerek damıtılıyor-muş. Aylardanberi bunu içiyormuşum da, farkında de-ğilmişim. Şehrin gerisinde yeşim taşı yeşili sığ bir ırmak akıyordu. Öte yakada dimdik bir kayalık yar yükseliyordu, meydana getirdiği duvarın içine evler oyulmuştu, öyle ki yatak odanızın penceresinden doğruca otuz metre aşağıdaki suya tükürebilirdiniz. Uçurumun oyukla221

rında sayılamayacak kadar çok güvercin yaşıyordu. Lerida'da da eskilikten ufalanan evler vardı; çatı kirişlerine binlerce ve binlerce serçe yuva yapmıştı. Biraz uzaktan bakınca, yuvalarla kaplı duruşları rokoko çağından kalma süslü pervazları andırıyordu. Neredeyse altı aya varan bir süre boyunca böyle şeylerin gözüme hiç çarpmamış olması garipti. Cebimde terhis belgelerimle, kendimi yine bir insan, hattâ biraz da turist gibi hissetmeye başlıyordum. Hemen hemen ilk kez gerçekten — bütün ömrümce gitmeyi özlediğim— İspanya'da olduğumu anladım. Lerida'nın ve Barbastro'nun sakin arka sokaklarında, herkesin hayalinde yer eden İspanya'nın gelip geçici anlık görüntülerini yakalar gibiydim. Beyaz sierra'lar (dağlar), keçi çobanları, engizisyon zindanları, Arap sarayları, büklüm büklüm kıvrılan kara kara katır kervanları, gri zeytin ağaçları ve limon korulukları, siyah şallı kızlar, Malağa ve Alicante şarapları, katedraller, kardinaller, boğa güreşleri, çingeneler, serenadlar —kısacası, İspanya. Bütün Avrupa'da hayallerimi en çok çeken ülke buydu. Nihayet buraya geldiğim zaman da yalnız bu kuzeydoğu köşesini görmüş olmam hayıflanacak bir şey: o da karmakarışık bir savaşın ortasında ve çoğu kışa rastgelmek üzere. Barselona'ya döndüğümde geç olmuş ve ortalıkta hiç taksi kalmamıştı. Tamamen şehrin dışında kalan Maurin Senatoryumu'na gitmeye uğraşmanın hiçbir yararı yoktu, bu nedenle akşam yemeği için bir lokantaya girdikten sonra Continental Oteli'ne gittim. Babacan tavırlı bir garsonla, içinde şarap dağıtılan meşeden yapılmış bakır çemberli küçük testiler hakkında konuştuğumu hatırlıyorum. İngiltere'ye götürmek için bunlardan bir takım almak istediğimi söyledim Garson pek sevimliydi. «Evet, güzel bunlar, değil mi? Fakat bugünlerde böyle şeyler satın almak olanaksız. Kimse yapmıyor artık — kimse hiçbir şey imal etmiyor. Bu savaş— yazık!» Savaşın üzüntü duyulacak birşey olduğunda anlaştık. Bir kere daha kendimi turist gibi hissettim. Gar222

son bana nâzikçe, İspanya'yı sevip sevmediğimi, bir daha gelip gelmeyeceğimi sordu. Oh evet, İspanya'ya yeniden gelecektim. Bu konuşmanın barışçı niteliği, hemen arkasından olanlar yüzünden belleğimde çakılıp kalmıştır. Otele geldiğimde karım holde oturuyordu. Ayağa kalkarak, beni çarpan hayli ilgilenmez bir tavırla bana doğru geldi; sonra boynuma bir kolunu doladı, holdeki-lere gösteriş olsun diye yüzünde bir gülümsemeyle kulağıma fısıldadı : «Çık git!» «Ne?» «Buradan bir an önce çıkıp git!» «Ne?» «Burada dikilip durma! Çabucak dışarı çıkmalısın!» «Ne? Neden? Ne demek istiyorsun?» Beni kolumdan yakalamış ve merdivenlere doğru ilerlemeye başlamıştı bile. Aşağı inerken yarı yolda bir Fransız'a —ismini burada veremeyeceğim— rastladık. P O.U.M.'la hiçbir ilişkisi olmadığı halde bu felâketli dönemde bize çok dostluk göstermişti. Bana endişeli bir yüzle baktı. «Dinle! Buraya gelmemeliydin. Çabuk burayı terket ve birisi polise telefon etmeden biryerlere saklan.» Bak sen şu işe! Merdivenin sonuna geldiğimizde otel müstahdeminden P.O.U.M. üyesi olan biri de (sanıyorum müdürün bundan haberi yoktu), asansörde çaktırmadan, dökülen bir İngilizceyle hemen çıkıp gitmemi söyledi. Hâlâ neler döndüğünü kavrayamamıştım. Kaldırıma çıkar çıkmaz «Ne oluyor yahu?» diye sordum. «Duymadın mı?» «Hayır. Neyi duymadım mı? Ben hiçbir şey duymadım !» «P.O.U.M. lağvediliyor. Bütün binaları ele geçirdiler. Hemen herkes hapiste. Şimdiden bazı kimseleri vurdukları söyleniyor.»

223

Demek buydu başımıza gelenler. Konuşmak için biryerlere gitmeliydik. Ramblas yolundaki bütün kah-vehane'er polisle tıka basa doluydu, ama yan sokakta sakin bir kahve bulduk. Karım, ben uzaktayken neler olduğunu anlattı. Haziran'ın 15'inde polis Andrees Nin'i çalıştığı yerde anîden tevkif etmiş ve aynı akşam Hotel Faleön'a baskın yaparak, çoğu izne gelmiş milis olan, orada bulunan herkesi tutuklamışlardı. Otel hemen bir mahpushaneye dönmüş ve çok kısa bir zamanda ağzına kadar her çeşitten tutuklu ile dolmuştu. Ertesi gün P.O.U.M. kanun-dışı ilân edilmiş ve bütün dairelerine, kitaplıklarına, senatoryumlarma, Kızıl Haç merkezlerine vb. el konulmuştu. Bu arada polis ensesine el atabildiği P.O. U.M.'la herhangi bir ilişkisi olduğu bilinen herkesi tu-tukluyordu. Bir iki gün içinde, Yürütme Kurulu'nun kırk üyesinin hemen hepsi hapse atılmışlardı bile. Muhtemelen bir ikisi kaçıp saklandı, ama polis (bu savaşta her iki tarafın geniş bir biçimde uyguladığı) bir hile kullanıyor, ortadan toz olan adamın karısını rehine alıyordu. Kaç kişinin tutuklandığını anlamanın hiçbir yolu yoktu. Karım yalnız Barselona'da dörtyüz kişinin tutuklandığını duymuştu. O günden beri, tutuklu sayısının hattâ o sırada bile daha kabarık olduğunu düşünürüm. Üstelik, en garip tipler tevkif edilmişti. Bazı hallerde, polis, hastanelerden yaralı milisleri toplayacak kadar ileri gitmişti. Olanlar insanın kafasını bozuyordu. Bu allahın be-lâs. olay ne demekti? P.O.UM.'u lağvetmelerini anlıyorum, ama neden milleti tutukluyorlardı. Keşfedebildiğim kadarıyla bunun makul bir nedeni yoktu. Görünüşe göre, P.O.U.M.'un lağvedilmesinin geçmişe yürüyen (makabline şâmil) bir etkisi vardı; P.O.U.M. şimdi kanun-dışı olmuştu, böylelikle önceden üye olanlar da kanunu ihlâl etmiş sayılıyorlardı. Her zaman olduğu gibi, tutuklananların hiçbirine bir suçlamada bulunulmadı. Ama bu arada, Valencia'nm Komünist gazeteleri büyük
224

bir «Faşist oyunu», düşmanla radyo haberleşmesi, görünmez mürekkeple imzalanmış belgeler vb. hikayeleriyle yanıp yanıp tutuşuyordu. Bunlara daha önce değinmiştim. Göze çarpan şey şuydu ki, bu hikâyeler yalnızca Valencia gazetelerinde çıkıyordu; Barselona Komünist, Anarşist ya da Cumhuriyetçi gazetelerinde P.O. U.M.'un ilgasına dair tek kelime yoktu demekle bir yanlışlık yapmadığımı sanıyorum. P.O.U.M. önderlerine yöneltilen suçlamaların kesin özelliğini ilk defa, İspanyol gazetelerinden değil, bir iki gün sonra Barselona'ya varan ingiliz gazetelerinden öğrendik. O sırada, Hükümet' in ihanet ve casusluk suçlamasından sorumlu olmadığını, sonradan Hükümet üyelerinin bu suçlamayı yalanlayacaklarını bilemezdik. Biz yalnızca, belli belirsiz olarak, P.O.U.M. önderlerinin ve muhtemelen geride kalan hepimizin Faşistlerin paralı adamı olmakla itham edildiğimizi biliyorduk. Hapishanelerde insanları gizlice vurduklarına dair söylentiler dolaşıyordu. Bununla ilgili bir sürü abartma yapılıyordu, ama bazı şeyler kesinlikle olmuştur, Nin olayının böyle olduğuna hiç şüphe yok. Nin tutuklandıktan sonra Valencia'ya, oradan da Madrid'e yollanmıştı, vurulduğu söylentileri Haziran'm 21'inde Barselona'ya vardı. Sonradan söylentiler daha da belirli bir biçim aldı: Nin gizli polis tarafından hapiste vurulmuş ve cesedi sokağa atılmıştı. Bu haber, Hükûmet'in eski üyelerinden Federico Montsenys de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan alınmıştı. O günden bugüne Nin'i bir daha canlı olarak gören olmadı. Sonradan Hükümet çeşitli ülkelerin delegelerince soru yağmuruna tutulduğu zaman kemküm ettiler ve Nin'in ortadan kaybolduğunu, nerede olduğunu hiç bilmediklerini söylediler. Bazı gazeteler, Nin'in Faşist bölgeye kaçtığı yolunda hikâyeler uydurdular. Bunu kanıtlayacak hiçbir delil gösterilmemişti ve sonradan, Adalet Bakanı Jrujo, Espagne Haber Ajansı'nın kendi resmî communique(*)'
(*) Bölüm 11'de sözünü ettiğim, Maxton heyetinin raporlarına bakınız.

225

polisin alt rütbelerinde görülen bağımsız eylemlerdi. gizlice partilerinin kapatıldığını. siyâsî tutukluların sayısı. Çılgınca birşey. Polis Şefi'nin verdiği emirlerle serbest bırakılanların çoğu hapishane kapısında yeniden tutuklanıyor ve «gizli hapishane» lere taşınıyordu.U. son derece zayıf bir ihtimaldir. bunların en sonuncusu olmalıydı. Kızıl Haç merkezleri ve benzer ör226 gütleri her zamanki gibi görevlerini yerine getiriyorlardı. aylar boyu uzadı. önderlerinin ihanetle suçlandığını. karısı muhakeme edilmemiş ve kocasından hiçbir haber alamamış bir durumda hâlâ hapisteydi.O.O. arkadaş ve akrabalarının hapse atıldığını bile söylemeden savaşa sürmek apayrı bir meseledir. Bazı İngilizler ve daha başka yabancılar sınırı geçmişlerdi.M. İleride bir zaman canlı olarak ortaya çıkmadıkça. sanıyorum. Williams ve Stafford Coltman Maurin Senatoryumu'na baskın yapıldığında tutuklanmamışlardı. milislerinin tutuklanmasının bir nedeni de. muhtemelen bir kural olarak kendi içinde haklıdırlar da. cephede ben ya da bir başkası P. onların cepheye döndüklerinde haber götürmelerine engel olmaktı. P.'un lağve-dilişiyle ilgili hiçbir şey duymamıştık. Bütün bu olanların arasında. Haziran'ın 15'inde benim birlikte cepheye gittiğim grup. Böylesi bir şey biraz zor affedilir. Haziran ayının sonlarında 29. o da. belki çok önemli değildir. Fransa'da iken. milislerin neler cereyan ettiğini öğrenmeleri hâlinde ise döğüşmeyi reddetmelerinden korkuluyordu. haberler cepheye ulaştığında böyle birşey olmadı.M. Kötü haberleri askerlerden saklamanın olağan bir politika olduğunu biliyorum. bir çok arkadaşımızın başına neler geldiğini anlatmaya başladı. binleri buluncaya kadar. Bu saklı tutmanın nedeni yeterince açıktır.M. Adamları protesto için Savaş Bakanı'na bir heyet gönderdiler.sini tahrif ettiğini açıkladı. milisi hâlâ ayrı bir birimdi.O.» Aradan beş ay geçtiği halde.U. Tutuklama haberleri sürdü gitti. Karım. Nin kadar mühim bir siyâsî mahpusun kaçmasına izin verileceğini düşünmek. Arada geçen günler boyunca bir sürü insan. Olaylarla ilgili hiçbir şey Barselona gazetelerinde çıkmıyordu (habire casusluk hikâyeleri uyduran Valencia gazeteleri Aragon cephesine ulaşmıyordu). Fakat.O.O. neler olduğuna dâir bütün haberlerin cepheden uzak tutulmasıydı. Polisin en azından başlangıçta bu eylemlerin savaş üzerinde yapabileceği etkilere hiç aldırış etmediği anlaşılıyordu. ama gelip boğazıma düğümlenen bir ayrıntı var. Sonradan ne Savaş Bakanı ne de Polis Şefi Ortega'nın. güneyde. 227 . kısa bir süre sonra kadıncağız serbest bırakıldı ve hemen arkasından yeniden tutuklanarak hapse tıkıldı. Tutuklamaların çoğu kanunsuz yapılıyor.U. Dikkati çeken bir nokta. Huesca'ya saldırı başlıyordu. Rovira'nm tutuklanmasından haberi olmadığı anlaşıldı.U. Başkalarından öğrendiğime göre. Haziran'm 20'sinde. cephedekiler aradan bir hayli zaman geçene kadar hiçbir şey duymamışlardı.M. Hernehâl ise. Tümen Komutanı General Jose Rovira Barselona'dan gönderilen bir grup polis tarafından cephe yakınlarında tutuklanmıştı. bundan sonra Adalet Bakanı kocasının ölmüş olduğunu bildirdi. Açlık grevine başladı. çünkü levazım kamyonları bir aşağı bir yukarı gelip geçiyordu. Olayın nasıl gizli tutulduğunu düşündükçe hâlâ şaşıyorum. Bütün P. ama olayın gizli tutulduğuna hiç kuşku yoktur. Önceden izin almaksızın önemli mevkilerdeki subayları tutuklamaya pek hevesliydiler.U. hapiste katledildiğini kabullenmek zorundayız. Bunun tipik örneği Kurt Landan ile karısının başına gelen olaydı. Haziran'm 17'sinde falan tutuklanmışlar ve «hemen» arkasından Landan «sırra kadem basmıştı. hiç kuşkusuz. Sizin de gördüğünüz gibi. Aslında. kanundışı ilân edildikten sonra tekrar İspanya'ya gelen John Mc Nair de öyleydi. P.M. milis komutanlıkları. Faşistler'i katmazsak. Barselona'dan yalnızca yüz mil uzaktaki Lerida'da kimse neler cereyan ettiğini duymamıştı. bir yerlerde saklanıyorlardı. Barselona'ya izne gelmiş bütün P. birtakım insanları. cephe gerisindeki gazetelerin kendilerine Faşist diye hakaret ettiğini bilmeden öldüler.

Karımı yem olarak kullandıkları çok açıkça görülüyordu. Bu tehlikeyi göze 229 .O. George Kopp'u da tutukladıklarını duyunca. sabahın köründe sivil giyinmiş altı polis. Bazılarına daha cevap verilmemişti. kendimin tehlikede olduğuna inanmam neredeyse olanaksızdı. mahallî çarpışmayı önlemiş ve muhtemelen onbeş yirmi can kurtarmıştı.» anlaşılan Kopp Barselona'ya geri gelmişti: doğu cephesindeki istihkâm çalışmalarına komuta eden albaya Savaş Bakanı'ndan bir mektup getirmişti. Sonradan polisin Maurin Senatoryumu'nda bıraktığım bir kısım eşyalarıma da el koyduğunu öğrendim. adamı kolundan tutup zindana atmak oluyordu. üzerlerine görünmez mürekkeple yazılmış mesajlar olduğunu düşünmüşlerdir. şöyle adam gibi bir gece uykusuna da fena halde ihtiyacım vardı. Belçika'dan izinsiz ayrıldığı ve Belçika Or-dusu'nda yedek subay olduğu halde yabancı bir orduya katıldığı ve daha önceleri kanunsuz olarak İspanya Hü-kûmeti'ne cephane imal ettiği için kendisinin bilmem ne kadar yıllık hapis cezası birikmişti. oteldekiler bir yandan polise telefon ederken. tabiî adresleri de yanımda yok. aylarca onun emri altında hizmet görmüş. hiç olmazsa şimdilik. Eşyalarını almak için Hotel Continen-tal'e gelmiş. Bütün bunlara karşılık yaptıkları. sahip olduğumuz her bir vesikayı. Üstelik. Bu arada.ama kendi yoldaşları tehlikedeyken kendisinin güvenlik içinde olmasını istememişti. okuyucularımdan bana gelen bir miktar mektubu da götürdüler. Bana. Mayıs çarpışmaları sırasında. Geri kalanlar için.O. bilmem kaç kere çarpışmaya katılmış ve bir keresinde yaralanmıştı. 1936 Ekimi'nden beri cephedeydi. Hemen herkesi kaldırıp götürmüşe benziyorlardı. Belki de. ama âcil bir askerî görevle cephenin yolunu tutmuş giderken. daha emin olacağı besbelliydi. Tüm olanlar bana anlamsız görünüyordu. kendi gözlerimle gördüğüm gibi. aylardır biriken bütün gazete kupürlerini (gazete kupürlerinin ne işe yaradığını sık sık merak eder dururum). Hotel Continen-tal'de kalmaya devam ettiği halde. oteldeki odamızı işgal ederek arama yapmıştı: pasaport ve çek defterimiz dışında (o da bir talih eseri olarak). milliyetini. «Filân falanı götürdüler» lâfları sürüp gidiyordu. ama bu cinsten birşeyin budalaca habaseti insanın sabrını taşırıyor. Mamaafih. polisin kendisini tutuklayacak kadar budala olabileceği herhalde aklına gelmemişti.'un lağvedildiğini biliyordu. ama (tahminen) kırk elli bin kişi de öyle yapmıştı. Kuşkusuz P. birkaç gece önce. Bu durum beni iğrendiriyordu.'un parti üyesi bile değildim. memleketine dönmeye karkışırsa hapı yutmuş demekti. hep aynı «Falan filânı götürdüler». Hep söyleyip duruyorum : neden beni tutuklamak istesinlerdi? Ne yapmıştım ki? P.M. 228 Bu arada karımı «yakalamadılar». afalladım : «Nee? Kopp mu? Ben onu Valencia'da sanıyordum. o sırada karım aşağıdaymış. günlük not defterimi. savaşa âit bütün hatıra eşyalarımı ve bütün mektuplarımızı alıp götürdüler.U. alelade milis erliğinden binbaşılığa yükselmişti. Sayısız tutuklamalara rağmen. Öfkelenmekle zaman kaybediyordum. Bana gelince hemen saklanmanın bir yolunu bulmalıydım. çocuğu yalan yanlış bir hikâyeyle oyalamayı becermişler. Ortadan kaybolmaya çalıştığı anda hemen arkasına düşeceklerdi. U. Tabiatıyla Mayıs çarpışmalarında silâh taşımıştım. geçmişini de biliyordum. lütfedip bu açıklamamı bir özür dileme olarak kabul etsinler. bütün kitaplarımızı. Ama Kopp'u hapse götüren de bu budalaca saldırıyı ciddiye almamak olmuştu.M. işini— feda etmişti. Samimî bir arkadaşım olması bir yana. polis onu tutuklamak için hiçbir harekette bulunmadı. Bir bohça dolusu kirli çamaşırlarımı bile alıp götürmüşlerdi. Kopp'un tutuklandığını duyduğumda çok öfkelendiğimi itiraf etmeliyim. ateş altına girmiştim. Karımın otelde kalmasının. son kitabımla ilgili mektup yazmış ve daha cevap alamamış olanlar bir rastgelir de bu satırları okurlarsa. Düpedüz İspanya'ya gelerek faşizme karşı döğüşmek için herşeyini —ailesini.

Gerçekten.O. Bu. düpedüz bir terör dönemiydi. önceleri banka olan Yürütme Kurulu Binası'nda bir sinema inşa ettiriyorlardı). Allahtan burası Almanya değil de İspanya'ydı. bu bile tehlikeliydi. sığınabileceğim hiçbir ev yoktu. İspanyol gizli polisinde kısmen Ges-tapo ruhundan birşeyler vardı.U. P. P. Fakat terhis kâğıtlarımı. aslında her devrimci örgütün sahip olması gereken buluşma ve saklanma yerleri yoktu. bizim isimlerimiz de bu listedeydi. Karım. Fakat İspanyol hapishanelerinin dünya kötüsü yerler olacağını önceden sezmiştim (aslında benim tahayyül ettiğimden çok çok daha kötüydüler). Fakat.'un hemen hiç yeraltı örgütü kurulmamıştı.'a bağlı olduğunu biliyordu. Aslında ikimiz de. İşte böylece karımla ayrıldık.O. Ne yapıp ne yapmadığım fazla birşey farkettir-miyordu. hapse atılmam için yeterli bir nedendi. Besbelli. Fransız Konso230 losluğu'nda. İşler olurken hiç böyle şeyler düşünmem zaten. herhalde saklamak zorundaydım. P. Karım bunu dünyada kabul etmedi. Sabırla bana işlerin ne durumda olduğunu açıkladı. yazan milis kartımı. kolum felâket ağrıyordu ve şimdi de bu aptal herifler orada burada peşimda koşuyorlardı —bunların yüzünden sokakta yatmak mecburiyetindeydim. Cottman ve Mc Nair de oraya geleceklerdi. U. Kafamda hiçbir doğru dürüst siyâsî düşünce kurmuyordum.O. Pasaportlarımızı yoluna koymak muhtemelen birkaç günümüzü alacaktı. daha fazla İspanya'da kalmanın hiçbir mânâsı yoktu. ben de kendime yatacak bir yer arayarak karanlıkta başıboş dolaştım durdum.M.M. Kuşkusuz önderleri ergeç partinin lağvedileceğinin farkındaydılar.O. Kuşkusuz. Fiilen. Somurtkan ve canı sıkkın olduğumu hatırlıyorum. en olmayacak yerlerde uyumuştum.'un lağvedilişine dek hergün P. Beş gündür yollarda bitkin düşmüş. binalarında-ki değişiklik işlerine devam ettiler (öteki işlerin yanısıra. kanun polisin seçip belirlediği şey olup çıkmıştı. bayrağıyla bir grup milisin fotoğrafını yırtıp atmaya zorladı beni. sırf ne olacağını görebilmek için burada kalmayı çok isterdik. bu kere de asker kaçağı diye yakalanabilirdim. Şimdi düşünmemiz gereken şey. suçluların toplanması değil.U. U. Bütün düşünebildiklerim bu kadardı. biçimindeki İngiliz anlayışına sarılmanın bir yararı kalmamıştı.U.O.M.M. Katalon Göçmen Dairesi'nde— damgalanması gerekiyordu. Belirli bir eylemin suçlusu değil. üstelik kolumdaki sızıdan ayrı olarak sağlığım acınacak bir haldeydi.M. İspanya'dan ayrılmadan önce pasaportumuzun üç ayrı yerde — Polis Şefliği'nde. Er geç hapse atılmak gün gibi aşikâr iken. üzerinde büyük harflerle P. Ceplerimdeki evrakları karıştırdık. Yapılacak tek şey sesimi kısmak ve P. bunu o kadar az tahmin ediyorlardı ki. ama bunun böyle bir toptan cadı avı ölçüsüne vardırılacağım asla beklememişlerdi. yabancı «Troçkist» zanlılarının bir listesi vardı ve çok muhtemeldir ki. çünkü muhtemelen polis 29'uncu tümenin P. bir kere içeriye girince bir daha ne zaman çıkacağınızı asla bilemezdiniz. Ertesi günü İngiliz Konsolosluğu'nda buluşmayı kararlaştırdık.'la bir ilgim olduğunu gizlemekti. milisinde -görev almış olduğum gerçeği.M.M.U. sınıra listeden önce varmayı başarabilirdik. Geceyi yatakta geçirmeyi çok arzuluyordum. Karım otele döndü.O. bunlar şu günlerde insanın tutuklanmasına neden olan şeylerdi. Gidebileceğim hiçbir yer.'la ilişkimiz olduğunu sezdirmeden işleri yoluna koyabilirdi.M.O.U. tehlikeli olan Polis Şefli-ği'ydi. Tanrı bilir — evleri polis baskınına uğramış— kaç kişi bu gece sokaklarda uyuyordu. bir de geride dalgalanan P. bizim P. Mutlaka bir sürü karışıklık ve manana'lar olacaktı.O.U. İspanya'dan çıkmanın bir yolunu bulmaktı. Üzerlerinde 29'uncu tümenin damgasını taşıdıklarından. «Troç-kizm» suçlusuydum. Sonuç olarak. Kanuna bağlı kaldıkça emniyettesin demektir. Savaş ya da politikaya boğazıma kadar battığımda hep böyle olur— fizikî ra231 .almak ve otele gitmek istedim. İngiliz Konsolosluğu belki de.M. ama bunlar olmazsa.O.U. Ama bir şans eseri. ama becerisinden fazla birşey almamıştı. belki de.

moloz yığınlarını çevreleyen çatısız dört duvar.M. Caddeler Güvenlik Askerleri. binalarındaki kırmızı bayraklar indirilmişti. hâlâ cephenin çamuru ve pejmürdeliği içinde. P. O. İçinde bulunduğumuz durum hayli tuhaftı. berberlere. Hücum Muhafızları. Önceki gün cepheden döndüklerinde P. ama tam işler karışık iken yalnızca olayın dışında kalmak istiyorum— pespaye bir özellik belki de bu. Bunların kim olduklarını biliyordum —hattâ. ama Barselona'daki kahvehanelerin hiçbirisi dokuzdan önce açılmaz. Plaza de Cataluna'nın köşesindeki Kızıl Yardım Mer-kezi'nde polisler pencerelerin çoğunu kırarak kendilerini eğlendirmişlerdi. geceyi dışarıda geçirmek anlamına geliyordu.U.M. P.M. Bu da düpedüz. Bir kabuktan ibaret kalmıştı.O. Bir sürü yol yürüdüm. Öbür yandan gündüz vakti Barselona gibi büyük bir şehirde hayli emin sayılırdınız.O. çok yakın bir gelecekte zincirlerinin yerine takılacağını söylemek geldi.M. Ramblas'nın en dibinde. olayların önemini kavrayabiliyorum. Bu günlerde Barselona'ya dönen her P. Sonra. Dışarıda uyuyunca insan hep güneşin ilk ışıklarıyla uyanır. göz232 lerini dört açmazlarsa. Bir fincan kahve içebilmek ya da berbere girip traş olabilmek için saatlerce bekliyordum. İlânda «devrim zincirlerimizi parçaladı» diyordu. neyse ki ılık bir geceydi de birkaç saat uyuyabildim.O. Yarı karanlıkta etrafı karıştırdım ve uzanabileceğim bir çukur buldum. Carabineros'lar. Hava baskınlarına karşı yapılmış bir sığınağı denedim. Berber dükkânında bahşiş vermenin yasaklandığını açıklayan Anarşist ilânının hâlâ duvarda asılı olduğunu görmek tuhafıma gidiyordu.U. milisleriydi. doğrusu. zanlılarına kucak açan —ya da hiç değilse yataklık etmesi muhtemel— her ev gözetleme altındaydı.U.M.'un kitap rafları boşaltılmış.U. Sonradan. Merkez Hastanesi dolaylarında bir yerlere vardım. yerlerinde Cumhuriyetçi bayraklar dalgalanıyordu. iskelenin yanında. ayakkabı boyacıları için konulmuş sandalyalara bitkin bir halde yayılmışlardı. Yıkık duvar yığınları yan gelip yatmak için hiç uygun olmuyor. herhangi bir yabancının gelmesi hâlinde otel idaresinin hemen polise haber vermesi emredilmiş olduğu için bir otele ya da pansiyona gitmek olanaksızdı. Herşeye burnunu sokan birtakım polislerin gelip de evraklarımı aramayacakları bir yer bulup uzanmak istiyordum. heryerin çok geç açılmasıdır. alelade polis ve —sayılarını artık Tanrı bilir— sivil giyimli casusla ağzı233 . Ramblas'nın aşağısındaki ilân tahtasına da P. milisi saklanmak ya da hapse girmekten birini seçmek zoiundaydı— cephe hattında dört beş ay geçirdikten sonra hiç de sevimli bir karşılama değil. P. içlerinden birini tanımıştım. Gerisin geriye şehrin merkezine doğru yürümeye başladım.O.'un lağvedildiği haberi ile karşılaşan ve evlerine baskın yapıldığı için geceyi sokaklarda geçirmek zorunda kalan P.M.O. ama daha yeni kazıldığından her yanından su sızıyordu. tuhaf bir görüntü ile karşılaştım: bir sıra milis. Geceleri avlanmaya çalışılan kaçaklar olmamıza karşın gündüzleri neredeyse normal bir yaşam sürdürüyorduk.U. küme küme Güvenlik Askerleri kapılara birikmişti. İçimden.U.U. devrim sırasında içi dışına çıkmış ve yakılmış bir kilise harabesine rastladım.O."a karşı bir karikatür —gerisindeki faşist bir yüzle maskeli birisi— yapıştırılmıştı.hatsızlığım dışında hiçbir şeyin bilincinde değildim ve şu Allanın belâsı saçmalığın bir an önce sona ermesi için derin bir arzu duyuyordum. 14 Barselona gibi bir şehirde polis tarafından aranılan bir kimse olmanın en kötü yanı. M.

İngiliz olsun. sanıyorum. İnsanı. her nasılsa. Sonradan ölüm nedeninin apandisit ol234 duğu bildirildi. Asla abartmıyorum.. Sonradan ha-pise giren bir başka İngiliz arkadaşım da hapiste edindiği tecrübelerin «Bob Smillie» olayını daha kolay anlaşılır bir hâle getirdiği»ni yazıyordu. garsonların sizi tanımalarıydı. Bu hapishanelere âit hikâyeleri ben çok çeşitli kaynaklardan duydum.. Güvenlik Askerleri'nin duvarda asılı duran kocaman renkli Maurin portresini nasıl alaşağı ederek tekmeyle parçaladıklarını anlattı. binaları yakınlarında dolaşmaktan. ama yine de. Karımla İngiliz Konsolosluğu'nda saat onda buluştum. normal görünmeyi becerirseniz dikkati çekmekten kurtulurdunuz. kahvehane ve lokantalara gitmekten alakoyan şey.M.. —ben Barselona'dan ayrıldıktan— birkaç gün sonra polis umumî hamamlardan birine baskın yaparak bir sürü «Troçkist»i anadan doğma bir halde yakalamış..U. Ce-cedi hemen gömülmüş ve oradaki I. Bu. (Aradan aylar geçince.O. Demek ki. vakit öldürmek ve gözden uzak olmanın iyi bir yolu olarak pek hoşuma gitti. İnsanlar uzanmak için bile yer olmayan odalara ağıla sokarcasma tıkıştırılıyor ve çoğunlukla bodrumlarda ve bunun gibi karanlık yerlerde tutuluyorlardı. Smillie'nin ölümü öyle kolayca affedebileceğim birşey değildir. Maurin (P. Murray'a cesedini göstermemeleri. en iyisi zindan denebilirdi.. ta 18. daha sonra serbest bırakılan bir mahpustan da Smillie'nin hapisteyken hasta olduğunu kesinlikle öğrendik.U.na kadar doluydu.. İspanyol olsun siperlerde bir tek gün bile hasta olmadan üç ay geçirebilen tek kişiydi. Maurin baskına uğradığında tutuklanmadan kurtulmayı başarmış. O gün ve ertesi günü umumî hamamlardan birinde yıkanarak bir hayli vakit geçirdim.. Valencia'da bir hapishanede ölmüştü —nedenini kimse bilmiyordu. o sıralar herkesin inandığı şeydi. bunlar öyle her geçeni durduramıyorlardı. Faşizme karşı döğüşmek için Glasgow Üniversite'sini bırakıp gelmişti ve kendi göre235 . ama o zamandan bu yana geçen zamanda yanılmış olabileceğimi düşünüyorum. Bob Smillie yalnızca 22 yaşındaydı ve benim hayatımda rastladığım bedence en sağlam insanlardan biriydi. Söyledik. ne dereceye kadar iyi bakılmak şansına sahip olduğunu kavrayabilirsiniz. ama o da ötekiler gibi sokağa atılmıştı. temsilcisi David Murray'ın cesedi görmek isteği reddedilmişti.L. yiyecekler azıcık düzelir gibi olmuştu). P. Cesur ve yetenekli bir gençti. Kuşkusuz. apandisit hikâyesi belki de doğruydu. Böylesine sağlam insanlar iyi bakıldıkları takdirde genellikle apandisitten ölmezler. şunu söylemem gerekiyor. Mc Nair ve Cottman de az sonra geldiler. Üstünde bir gömlekle dolaşıyordu —ceketsiz kaçmak zorunda kalmıştı— ve hiç parası yoktu. Günde iki tas berbat bir çorba ve iki parça ekmek gibi yetersiz yiyeceklerle besleniyorlardı.M. İngiltere'de bununla oranlanabilecek bir şey bulabilmek için. Maalesef aynı fikir birçok kişinin aklına gelmiş olacak ki. Fakat İspanyol hapishanelerin ne mene şeyler olduğunu -siyâsî suçlular için hapishane haline getirilmiş yerleri— gördükten sonra hasta adamların. Bu banyo hikâyesi.. Bu. hem üstelik İspanyol hapishanelerine ben de birkaç kere göz attım. yüzyıla gitmek zorunda kalırsınız.. Anlatılanlar inanmazlık edemeyeceğiniz derecede birbirine uyuyor. İspanya'da kodese tıkılmış herhangi bir siyâsî sanığa sorun isterseniz.'un kurucularından biri) Faşistler'in elinde mahpustu ve o sırada kurşuna dizildiğine inanılıyordu. geçici bir tedbir de değildi — bazan mahpusların dört beş ay gün ışığı görmeden kapatıldıkları da oluyordu. leri ilk şey Bob Smillie'nin öldüğü oldu. salt işgüzarlıktan olmuş olabilir..P.Bu hapishanelere.O. ilk aklıma gelen Bob Smillie'nin vurulduğu oldu. Ancak. Ramblas'a çıkan yolun yarısında Maurin Senatoryumu'ndan tanıdığım yaralı adamlardan birine rastladım O zamanlar herkesin değiş tokuş ettiği gibi görülmez bir biçimde göz kırpıştık ve çaktırmadan caddenin daha yukarısındaki bir kahvehanede buluşmak için anlaştık.

«Kurşun» kelimesi içime 237 . Korkunç birşeydi bu. İçerde ilk gördüğümüz kişi. Mahpuslar arasında Halk Ordusu üniforması taşıyan bir başka subay daha vardı. oğlanı hapse atmak ve sahipsiz hayvanlar gibi ölmesine göz yummaktı. birkaç gün önce vatanına dönmek üzere yola çıkan Amerikalı bir milisti. bir sürü siyâsî zulüm ve işkenceden daha çok acı doğurur. Bağırıp çağırmalar kulakları sağır ediyordu. Burası. Kocaman ve kanlı bir savaşın ortasında bir tek bireyin ölümü üstünde fazla şamata etmenin faydasız olduğunu biliyorum. Hapisteki erkekleri için getirdikleri zavallı çıkınlarından yiyecekler çıkaran kadınlar görüyordunuz. tamtakır eşyasızlık —yalnızca taş bir zemin. Boğuşarak birbirlerinin yanından geçerken karşılıklı se-lâmlaştılar. Birbirimizin yanından sanki tümüyle yabancı iki insan imişiz gibi geçip gittik. onunla aynı sığmağı paylaşmıştım. tek ayak üstünde sekip duruyordu. gerçekten. Yaşı onikiyi geçmeyen bir oğlan çocuğu da göze çarpıyordu. Gözleri benimkilerle karşılaştı. «Eh. yaralandığımda benim cephe gerisine taşınma236 ma yardım etmişti. benim için felâket olacaktı. muhtemelen. ama hayalî bir suçlama nedeni bile olmadan sırf işgüzarlık olsun diye kodese atılmak ve yalnız başına ölüme terkedilmek. yüzyılın namlı İngiliz zindanlarına benziyordu: buram buram pis kokular. hattâ traş olmayı bile becermişti. yine aynı biçimde göz kırpıştık. Sözüm ona hapishane denilen yer. aşırı anlamsızlığı oluyor. Burası aylardır siyâsî tutukluları hapsetmek için kullanılagelmişti. Hemen hepsi emekçi sınıfın en fukaralarındandı. Bir çarpışmada ölmeye evet — böyle bir şey normal karşılanır. Neşeyle. birini koltuk değneklerini almadan hapishaneye getirmişlerdi. bu pis yerde üniformasını temiz tertipli tutmuş. Böyle bir ölüm olayında ise insanı hiddetlendiren şey. Fazla adam tanımak. Kopp dirseğiyle kalabalığı dürterek yanımıza ulaştı. Böyle bir şeyin —Smillie'nin olayı istisna olmuş olsa bile— nasıl olup da zaferi yakınlaştırabileceğini göremiyorum bir türlü. Kalabalık bir caddenin ortasına düşen uçak bombası. yine de bir iki kereden fazla gitmek güvenceli değildi.bildiğim kadarıyla. İkisinin bacakları kesikti. şimdiden bir çok kişinin basma gelmişti. Herbiri kırkar metre karelik iki odaya yüze yakın adam tika basa doldurulmuştu. insan vücudu yığınları. Bizi çelik kapılardan içeri götürür-lreken cepheden tanıdığım bir İspanyol milisi iki Güvenlik Askeri arasında dışarı çıkarılıyordu. hepimizi kurşuna dizecekler sanıyorum» dedi. ama onu sınırda yine de tutuklamışlardı. Mavi üniformalı muhafızlar vızır vızır dolaşıyorlardı. Kopp incommunicade değildi. Polis gelen gideni gözlüyordu. bir sıra ve yırtık pırtık birkaç battaniye— ve pencerelere takılmış paslı demir kepenklerden sızan bulanık bir ışık. ama şimdi yapılabilecek başka bir-şey de yoktu. Mahpuslar arasında Maurın Senatoryumu'ndan getirilmiş yaralılar da vardı. görme iznini güçlük çıkarmadan verdiler. Kopp'un morali mükemmel görünüyordu. bu jest hayli acıklı oldu. bütün bunlara karşılık yaptıkları şey. evraklarının hepsi usulüne uygundu. Duvarlara Visca POUM! «Viva la Revolucion!» ve benzeri devrimci sloganlar karalanmıştı. hâlâ çizgili kadifeden pantolon giydiği ve bundan ötürü milis olduğu anlaşıldığı için. İnsanların uygun sağlık tertibatı olmadan biraraya tıkıştırıldıkları zaman çıkan iğrenç kokular burnunuzun direğini kırıyordu. O akşamüstü karımla ben Kopp'u ziyaret ettik Iniommunicado olmayan mahpusları ziyaret edebiliyordunuz. hapishaneye çok ziyaret yapınca «Troçkistler»in arkadaşı diye damgala-nırdınız ve muhtemelen sizin sonunuz da hapis olurdu. Tazerenkli tombul yüzü her zamanki gibi görünüyordu. Bu. Bu adamı aylarca tanımış. cephedeki görevini kusursuz bir cesaret ve şevkle yerine getirmişti. — bu bambaşka bir mesele. anlaşılan artık çocukları da tutukluyorlardı. bir dükkânın bodrum katıydı. Şimdi ziyaret saati olduğundan ortalık kımıldanamayacak kadar insanla dolmuştu. 18.

O. Zamanın herşey olduğunu biliyordum. böyle resmî bir mektup Kopp'un iyiniyetini (bo-na fides) kanıtlardı. P. Aklına esen beni ayrı bir yöne gönderiyordu. oraya vaktinde vardım. O sırada.O. Neyse ki. Polis bunu ele geçirmiş ve geri vermeyi reddetmişti. ve tabiî burası İspanya olduğu için. zaman akıp gidiyordu ve muhtemelen bir insan için ölüm kalım meselesiydi. P. şu merdivenden aşağı inen sonu hiçbir yere çıkmayan koridorlar boyunca döndürdüler beni.U. o da mektubun kendisine yazıldığı su238 baydı.' un ihanet ve casusluk ile suçlandığını hepimiz biliyorduk. Kâbus geçiriyormuşum gibi tuhaf bir duygunun içindeydim. uzun bir aramadan sonra bir taksi buldum. Yardım edemeyeceğimizi bile bile arkadaşlarınızı hapiste görmek çok korkunç birşey. Şimdi saat beş buçuk sularıydı. zarf Polis Şefi'nin bürosunda açıldığı taktirde alçağın biri tarafından imha edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilirdi. muhtemelen albay bürosundan altıda ayrılırdı. Merdivenlerden acele acele çıkarken kapıdaki Hücum Muhafızı uzun süngüsüyle yolumu engelledi ve evraklarımı görmek istedi. yarına kadar Tanrı bilir mektup nerede olacaktı — imha edilmiş ya da sanıklar birbiri arkasından tutuklanınca ortaya yığılan evrakların kargaşasında bir yerlerde kayıp edilmiş olabilirdi. Çünkü yapılabilecek hiçbir şey yoktu. şahsen gidip o adamı görmek daha çabuk ve daha emin olurdu. Geri ali-nabilse herşey çok farklı olabilirdi. Durmadan tekrar ediyordum: «El Coronel . Kopp tutuklandığında elinden alınan evraklardan bahsetmeye başladı. Onu bir ihtimal geri alabilecek bir tek kişi vardı.M. Fakat iş. Sonra domuz yemine benzeyen yiyeceklerinden söz etti. merdivenlerin basamaklarında bir aşağı bir yukarı koşup duruşum. Karımı Kopp'la bırakıp dışarı fırladım. İyi tanıdığınız bir insanın başına böyle bir-şey gelmesini düşünmek hiç sevimli olmuyor. merkezî bir avlunun çevresinde. İçeride. her katta yüzlerce ofis odasıyla kocaman tavşan kümesi gibiydi. Albayın kendisini görmedim. aradığım ofisin bunlardan hangisi olabileceğine dâir kimsenin en ufak bir fikri yoktu. buna biraz da şaştım ama lâf anlatacak birini bulabildim.M. Kopp bunu düşünmüş ve hapishaneden kaçırarak postalamamı istediği bir mektup yazmıştı. okuyamadı tabii. Daha yenilerde vücuduma bir kurşun girmişti.jefe de ingenieurs. her yere dağılmış kâğıtlarıyla karmakarışık ofislerin açık kapılarından içeri göz atmalar ve trkırdayan daktilolar. Fakat.bir çeşit ürperti verdi. bazıları ise ürkek mahpusları döverek eğleniyor-larmış. Albayın bürosu. Böyle birşeyin ne kadar mühim olabileceğini hemen anladım. Kopp öbür mahpuslar arasından edindiği arkadaşları ve muhafızları anlattı bize: bazıları iyi adam-larmış. titreyen sesimle söylediklerimi gürültüden kendim bile duymuyordum. mektubun varlığını ispatlamaktı.U. neler hissettirdiği belleğimde canlı olarak duruyordu. Konuşmanın büyük ağırlığını karıma bıraktım. bu merdivenden yukarı çıkan.'un belli başlı adamlarının —bu arada Kopp'un da— vurulacağına kesin gözüyle bakıyordum. besbelli ki. iskelenin aşağısında Savaş Bakanlığı'nda idi. Nin'in ölümüyle ilgili söylentiler daha yeni sızmıştı. Zaman akıp gidiyordu. buraya gelirken Kopp kendi ülkesinin yasalarını çiğnediğinden Belçika makamlarına başvurmanın bile bir yararı olmayacaktı. Savaş Bakanı ve General Pozas'ın tavsiyesini taşıyan. Daha sonra. fakat onun yardımcısı ya da sekreteri olan şık üniforması içinde büyük ve şaşı gözlü bir subay 239 . mektubun hâlâ Polis Şefi'nin bürosunda olduğu söyleniyormuş. Terhis kâğıdımı suratına doğru salladım. Ejercito de Este!» Millet gülümsüyor ve zarif bir tavırla omuzlarını silkiyordu. ama «kâğıt» ların anlaşılmayan sihri ile büyülenerek geçmeme izin verdi. muazzam bir düzmece muhakeme yapılacağını ve arkasından önder «Troçkistler»in katledileceğini haber ediyordu. Savaş Bakanı'nın doğu istihkâm komutanı olan albaya yazılmış mektubu da bunların arasındaymış. Her neyse. gelip giden esrarlı adamlar. Herşey. bu. biz bir yiyecek paketiyle sigara getirmeyi akıl etmiştik.

Bunun en güçlü nokta olduğunu bildiğimden. Koyu siyah gözlerini baştan başa yüzümde dolaştırdı. polis onu bir başkasıyla karıştırmış olmalıydı. Casus umacılığı doruğundaydı.U. Polisin mektubu vermeyi reddettiği açıkça anlaşılıyordu. sonradan durumda en ufak birşey farkettirmedi. Kopp'la birlikte aylarca hizmet görmüştüm. Kopp'un mektubunu hiçbir zaman geri alamayacaktık. Yürüyerek yirmi dakika çeken uzun bir yol gittik. Albaya yazılan mektup mahrem bir nitelikteydi ve gecikmeden bulunmalıydı. Küçük subay önümde asker adımlarıyla sert sert yürüyordu. Seslerin öfkeyle yükseldiği duyuluyordu: sert sert hareketleri gözümün önünde canlandırıyordum. Ama arkasından korktuğum soruyu sordu : «Bu Binbaşı Kopp — hangi birlikte görevliydi?» Müthiş kelime çıktı ağzımdan: «P. İçerde giderek daha gürültülü hale gelen bir konuşma duyuyordum. vb. Büsbütün kaybolacak diye ödüm kopuyordu. gerçekten bir yanlışlık olmuşa benziyordu. gitgide kızışan bir konuşma oldu içeride.» diye düşündüm. En sonunda. yüksek karakterli bir subaydı. Manana dedi — hemen itiraz ettim: Manana olmaz! Durum çok âcildi. ufaklık subay beni dinlemeye çalışmaktan halsiz düşecekti. Daha da kötüsü.O. Polis Şefi'nin bürosuna gidiyorduk. üyesi olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştım. Mektup yerine ile241 240 . milisinde. subay yeniden gözüktü. sonra yavaşça: «Onunla cephede birlikte olduğunuzu söylediniz değil mi? Yani siz kendiniz de P.bekleme odasında benimle görüşmek için dışarı çıktı.M. en kötüsünden korkutucu görünüşlü bir hainler kalabalığı. besbelli ki tutuklanması bir hata sonucunda olmuştu. Polis Şefi'nin çalışma odasına geldiğimizde. Küçük subay içeri girdi.beni sabırla dinledi.M. Açıkçası bu davaya bir bakmak gerekiyordu. her nasıl olduysa. Subayın buna da aklı yatmış göründü. muhtemelen bütün iyi Cumhuriyetçiler P. O sıralarda P. Halk Ordusu'ndan bir subaya böyle birşey söylemek. Kopp'un şu sırada cephede olması gerekiyordu. muhbirler ve her cinsinden casus takımı kapının dışında gezinip duruyorlardı. «Herşey mahvoldu.'a ne gözle bakıldığını hatırlamanız gerekir.M. Hikâyemi hızla anlatmaya başladım. cepheye acele bir görevle giderken yolda bir yanlışlık sonucu tutuklanmıştı. sesim neredeyse tümüyle kısıldı. Acaba sesimin neden bozuk olduğunu düşünmüştür diye sık sık merak ederim — sarhoş olduğumu mu yoksa yalnızca vicdan huzursuzluğu duyduğumu mu sanmıştı.M. Buraya subayımınnamına gelmiştim —Bnb. yüzü kıpkırmızı bir haldeydi ama elinde kocaman bir resmî zarf taşıyordu. subay görünebildi. şapkasını başına geçirerek sert bir tavırla kendisini izlememi işaret etti.» «P. Her neyse .. birçok kereler başını salladı ve söylediklerimi üstü kapalı bir biçimde onayladı. Evet.. Kopp.!» Sesindeki çarpılmış dehşeti size aktarabilmeyi çok isterdim. vb. omuz silkmeler.M.O.U.O. İngiltere'deki Zinovyef'in Kızıl» Mektubu uydurmacasının hemen arkasından Süvari Kulübü'ne giderek Komünist olduğumuzu ilân etmeye benzerdi. bu. masanın üstüne yumrukların inişi... sonunda yalnızca bir çeşit vahşi hırıltı çıkarabildim. vb. Başka bir uzun duruş. milisinde görev almıştınız?» «Evet» Adam döndü ve Albay'm odasına daldı. besbelli polis ajanları. Fakat her tutuluşumda Fransızcaya kaçan İspanyolcamla anlattığım hikâye mutlaka pek tuhaf kaçmıştır.U.'un Alman- îar'dan para alan bir casus örgütü olduğuna bir iki gün için olsun inanmışlardı. kendimin de P. olayı Kopp'un cepheye gitmesiyle ilgili görevinin çok âcil olduğu fikri etrafında yoğunlaştırıp duruyordum. En kötüsü. uzun. Yol boyunca tek kelime konuşmadık. hiç kuşkusuz hemen polise telefon ederek beni yakalattıracaklardı — çantada bir Troçkist daha! Bu korkularıma karşın.U. Ufak bir zafer kazanmıştık.M.O.O.U.O.U.

bir dereceye kadar güven duymuşlar. Her nasıl olduysa. ama ufak bir örneği. gereken soruşturmanın yapılacağını söyleyebilirdi. Başka bir davaydı bu. her kâğıdı teker teker incelemişler. bana doğru geldi ve elimi sıktı. benim ve benim gibi olan herkes için bir Faşist casusudur diye afiş tahtalarından bangır bangır öten duvar ilânları. ama Kopp'un askerî üstleri onu hapisten çıkartacak durumda değillerdi. tuhaf ve hüzünlü birşey oldu. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman ile herkesin ortasında el sıkışmaya benzerdi. İyi. elimi sıkmakla bana karşı iyi bir davranış göstermiş oluyordu. polis karımın otel odasını araştırdığı sırada oldu. öyle ya üzerlerinde birtakım mesajlar yazılı olabilirdi. gevşek ve dayanılır bir biçim alabileceğini umuyor. bütün çekmece ve bavulları boşaltmış. tek tek her giysiyi yoklamış ve ışığa tutmuşlar. Ve işte o anda. çok cömert. İşte zâten buna dayanarak. biraz önemsiz görünse de. Mein Kampf okuyan birinin Faşist casusu olması apaçık bir gerçekti. banyo küvetinin ve radyatörün altına eğilip bakmışlar. ama İspanyollar'a ilişkin kötü anılarım çok çok az. Bunu. Pek az İspanyol'da çağdaş totaliter devletin gerektirdiği lanet olası etkinlik ve tutarlılık vardır.tilmişti. Bu. Sabahın erken saatlerinde kapıya vurulmuş. hemen arkasından Stalin'in Troçkistleri ve Başka İki -Yüzlüleri Tasfiye Etmenin Yollan broşürünü bulmuşlar da. Gelin görün ki. İkimiz de belli belirsiz başımızı eğdik. ışığı yakmışlar. çünkü sinirlerime hâkim olamayabi-lirdim. hemen odanın çeşitli yerlerinde vaziyet almışlar — besbelli bunları önceden görüşüp anlaşmışlar. 243 . Serbest bırakılmasını sağlayamaz mıydık? Omuzlarını silkti. pek öyle yirminci yüzyıla yakışmayan bir çeşit soylu insanlar. insan İspanya'da Faşizmin bile. ayrılma zamanı gelmişti. yeri incelemişler. Subay bana mektubun mutlaka yerine ulaştırılacağını vaad etti. Bütün bu işlerin hepsi iki saat sürmüş. kitaplarımızın hepsi de cabası. Adamcağızın. Duvarlara vurarak içinde birşey var mı diye bakmışlar. benim pek de öyle Faşist casusu olmadığıma hükmettiğini sanıyorum. Bana yalnızca. İnanılmaz bir biçimde herşeyi didik didik ederek iki odayı da (odaya bitişik bir banyo vardı) aramışlar. Ve üstelik. Bunun için. Küçük subay bir an tereddüt ettikten sonra. Çöp sepetindekiler de dahil olmak üzere bütün kâğıtları. ama o kadar küçük değildi. muhbirlerin ev kışkırtıcı ajanların (agents provocateurs) oluşturduğu pis kalabalığın önünde durduğumuzu. Daha başka söylenecek birşey yoktu. haksız olanın kendim olduğunu görüyorum. ama herşey bir yana. Hiç kuşkusuz. birkaç gece önce. ama Kopp ne olacak diye sordum. müsadere etmişler. İspanya'nın tipik özelliklerinden biri olduğu için kaydediyorum — en kötü şartlar altında İspanyollar'ın gösterdiği şimşek gibi parlayan. Gerçekten çok öfkelendiğim bir iki olay hatırlıyorum — her birinde de. Polis. göreli olarak. Bunun tuhaf. buldukları tek kitap olsaydı kaderimizin mühürleneceği garantiydi. araştırmayı malûm Ogpu ve Gestapo üslûbunda yürütmüş. Çekmecelerinden birinde birkaç paket sigara kâğıdı görmüşler. ama görmemiş olmam daha da iyi. altı adam içeri girmiş. bunlardan herhangibirinin her an çıkıp da benim polisçe «aranan» birisi olduğumu söyleyebileceği hatırlamalı. her yerde dolanan yalan ve söylentiler. bu araştırma işi pek ilginçti. Bu hareketin bana ne kadar derinden dokunduğunu size olabildiğince yakından anlatabilir miyim bilmiyorum. halıları kaldırmışlar. ancak. geriye 242 baktığımda. perdeleri bir elden geçirmiş. görebilmeyi pek isterdim. Aslında. âlicenaplık örneklerinden biri olduğu için. Eğer bu. Her paketi parçalayıp. Hitler'in Mein Kampf'ının bizde Fransızca çevirisini bulunca azgın bir kuşkuya kapılmışlar. bizim tam Polis Şefi'nin kapısında. İspanya ile ilgili çok kötü anılarım var. Kopp'un neden tutuklandığını bilmiyorlardı. o sırada hâkim olan duyguyu anlamak gerekir — kuşku ve nefretin oluşturduğu korkunç hava. Küçük birşey gibi görünüyor.

ona yiyecek ve sigara götürmeleri için para bırakmaktan başka onun için yapabileceğimiz. hiç kimse fazla uyuyamadı. Buna rağmen dedektifler yatağa ellememiş. biliyorlar mı acaba diye sordum. Konuştuğum adamlardan biri bön. Cafe Moka'nın önünden geçtik ( Güvenlik Askerleri hâlâ burada kuvvet bulunduruyorlardı) . olağan üstü. tutukluluğu incommunicoda hale getirilmiş. İşin bu kısmı hiç ses edilmeden atlanmış. O akşam üstü karımla ben Kopp'u son kere görmeye gittik. muhtemelen bu adamların kendileri Komünist Parti üyesiydiler. kanunu ihlâl etmedikçe kim-blas'dan aşağı yürürken. Barselona'daki çoğu Kiliselerden farklı bir yanı. yoktu. ama bir türlü kendimi tehlikede hissedemiyordum. Çoğu zengin lokantaların koridorlarına elimden geldiği kadar büyük harflerle «Visca P. 245 244 . «sanat değeri»nden ötürü buna dokunulmamıştı. çılgın bir varoluştu. Kopp yargılanırsa. Kafamdan silemediğim İngiliz anlayışıyla. ona yiyecek göndermek bile olanak dışı kalmıştı.O. o sırada bulada vazife görmüş olanlar Kopp'un çatışmayı nasıl önlediğini ve bazılarının hayatlarını kurtardığını bilebilirlerdi. Barselona'ya geldiğimden beri ilk kez katedrale bir bakmaya gittim — modern bir katedral ve dünyanın en biçimsiz binalarından biriydi.U. Bütün bu dava bana pek saçma sapan görünüyordu. O gece Mc Nair. bütün öbür muhakemelerde olduğu gibi. suçlama uydurma kanıtlar üzerine kurulacaktı. altına bile bakmamışlar. döşek somyanın arasında yarım düzine hafif makineli tüfek bulunabilirdi — yastığın altına saklanabilecek bir kütüphane dolusu Troçkist belgelerini saymasak da olur. Fakat aynı zamanda İspanyol'dular ve bir kadını yataktan kaldırmak onlar için yapılması biraz güç birşey oluyordu. O gece. Kendi arkadaşlarından hangileri Mayıs çarpışmaları sırasında burada görevliydi. O sırada karım yatakta yatıyormuş. Polisin hemen tamamıyla Komünist denetimi altında bulunduğunu hatırlamak gerekir. Bunun Ogpu yönteminin olağan bir özelliği olduğuna dünyada inanmam. terkedilmiş bir yapının kenarındaki uzun otların içinde yattık. muhtemelen Mayıs çarpışmalarıyla ilgili bir nedenle yargılanacağını söyledim. gündüz gelince hâli vakti yerinde İngiliz turistleri oluyorduk — en asından. Fakat o sırada bile bütün bunların bir yararı olmayacağını biliyordum. Anarşistle hazır fırsat ele geçmişken havaya uçurmamakla bir zevksizlik örneği veımişler— ama çan kulelerinin arasına kırmızı-siyah bir bayrak asıvermişlerdi. besbelli. kesinlikle hiç birşey. Gece vakti aranılan suçlular. biz Barselona'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra. Ram- yorduk.M-!» yazdım. Ömrümde ilk kez duvarlara yazı yazmaya başladım. böylece bütün operasyonun anlamı da hiçe iniver-mişti. Cottman ve ben. Üstelik. Bilmiyorlardı. konuşma sırasında başını salladı durdu. biten chico. Kopp'un yaptıklarını bazı yoldaşlarından duyduğunu söyledi: Kopp iyi adammış dedi. İçimden birşey beni dürttü. trafiğin gürültüsünden sesimi duyamıyordu. Bütün bunlar olurken ben gûyâ gizleniyordum. Arkadaşım Jorge Kopp'un hapiste clduğunu. Mevsime göre soğuk bir geceydi. Kurşuna dizildiyse (ki korkarım öyle oldu) mezar taşına şöyle yazmalıydı: bu bozuk düzenin bir parçası olan. hantal görünüşlü bir adamdı. hiç birşey. Bir fincan kahve bulabilmek için ortalıkta sürttüğümüz kasvetli saatleri hatırlıyorum. ama dürüst bir hareket gördüğünde bunu takdir edebilecek kadar insanlığını koruyan zavallı Güvenlik Askeri'nin buen chico'su! Sürdüğümüz hayat. üstelik Ispanyollar'a özgü bir belirsizlikle bunun nasıl öğrenilebileceğini de bilmiyorlardı.bütün bu zaman boyunca yatağa hiç ilişmemişler. Allahaısmarladık demek ve bazı İspanyol arkadaşlara. kahveye daldım ve tüfekleri omuzlarına asılı olarak tezgâha yaslananlardan birkaçıyla konuştum. mutlaka ortaya çıkıp bu konuda tanıklık etmeliydiler. Tam tamamına beyaz Alman şarabı şişelerine benzeyen dört tane mazgallı kulesi vardı. Fakat ötekisi başkaydı. devrim sırasında hasar görmemiş olmasıydı — denildiğine göre.

Neyse ki karıma zamanında haber verebildik. Mc Nair. Şimdiki halde en güvenceli yol. Karımın önceden bir taksi çağırmasını.T. Hepsi aynı şeylerden bahsediyordu — karanlık. birinci sınıf ve yemek vagonları vardı. Herşeyin değişivermiş olması ne tuhaftı.takındığımız poz böyleydi. O hafta boyunca bizim yüzümüzden herhalde hayli yorucu günler geçiren İngiliz Konsolusu'nun sayesinde. İki dedektif kompartmanlara gelip yabancıların isimlerini almaya başladılar. bir ayakkabı boyatmak görünüşünüzde hârika değişiklikler yaratır..N. İlk başlarda. Onun başına gelenler. insanın saygıdeğer bulunması için proleter görünmesi gerekiyordu. Saat yedi sularında istasyona gittiğimde trenin gitmiş olduğunu keşfettim — yediye on kala kalkmıştı. bir traş olmak. yazdım. serbest bırakılan bir takım mahpusların Fransa'da postaya verdikleri bir iki mektup aldık. Mc Nair'in tutuklanması için bir tevkif müzekkeresi vardı. pahalı lokantalara gidiyor. baskınlar. geri kalanımız da sırada olmalıydık. herhangi bir suçu olmadığına pek çok kimsenin şahitlik edebileceğini. Cottman ve ben istasyonun kenarında küçük lokantada akşam yemeği yedik. hesabını görmesini ve olabildiğince en son âna denk getirerek otelden ayrılmasını kararlaştırmıştık. herhangi bir biçimde haberleşme olanağı bulunmayan «gizli hapishaneler»den birinde ortadan silindi. hemen polise haber salacakları garantiydi. Çok yakın zamanlara kadar Katalonya trenlerinde tek tip vagon olurdu. 246 Ertesi sabah karım otelden başarıyla sıvıştı. Perpignan'dan Cerberes'e gider247 . Akşam saat yedi buçukta Poi't Bou'ya bir tren vardı. belirli zamanlarda mültecileri alan Fransız gemilerine bile çıkarak zanlı o. Tutuklamalar. Oteldekilerin çok dikkatini çekerse. Her zaman olduğu gibi makinist fikir değiştirmişti. yüzlerce yabancı ve kimbilir kaç bin tane İspanyol'un başına gelenlerin aynıdır. İspanyolcası ise daha da dökülen bu mektubu okuyan oldu mu acaba. pasaportlarımızı yoluna koymayı becerdik. hâlâ cephede olanların dışında hemen hemen bütün tanıdıklarımız hapse atılmıştı. Bize üç yataklı bir oda verirken polise haber vermeyi de unu-tuverdi. Ne kadar çabuk çekip gidersek o kadar iyi olacaktı. vb. En azından.Troçkistler»i topluyordu. olabildiğince burjuva görünebilmekti. kötü ve yetersiz yiyecek. çok âcil olarak cepheye gitmesi gerektiğini. Açıkta geçirilen bir geceden bile sonra. garsonlara pek İngilizvârî davranı-se seni tutuklayamaz inancı içindeydim. En son olarak. vb. mahpusluk şartlarının doğurduğu ciddî hastalıklar ve tıbbî bakım sağlanmaması. Kopp'tan. bu mektup ya da herhangi bir başka şey etkili olmadı. Trenin (İspanya'da böyle birşeyi ilk defa görüyorum). aramalar hiç dur durak bilmeden devam ediyordu. Bütün bunları İngiliz ve Fransız bir sürü başka kaynaktan da doğruladım. ama bizi yemek vagonunda görünce saygıdeğer kişiler olduğumuza karar vererek tatmin buldular. pis mağaramsı yerlerde hapislik. Ertesi sabah erkenden kalkan başka bir tren vardı. Kopp (eğer kurşuna di-zilmediyse) hâlâ kodeste. Sonunda. üyesi ve dost bir adam olduğunu anladık. Beş gecedir ilk defa elbiselerimi çıkararak uyuyabiliyordum. Bu zamanı Savaş Bakanı'na Kopp olayıyla ilgili uzun bir mektup yazarak doldurdum — Kopp'un hiç kuşkusuz bir hata sonucunda tutuklandığını. Olayın üzerinden altı ay geçtikten sonra ben bunları yazarken. bir banyo yapmak. Siyâsî bir zulüm tufanı (pogrom) sırasında sahip olunacak en tehlikeli fikirdi bu.. merak ediyorum. Polis. Şehrin zengin mahallelerini arşınlar olmuştuk. Kopp'un izi. Topu topu altı ay önce. Bir defterden koparılmış yapraklara titrek bir elyazısıyla yazılmış (parmaklarım hâlâ kısmen felçliydi). ihtiyatlı sorularla lokantacının C. ne muhakeme edildi ve ne de bir suçlamaya maruz kalmadı. vb.. Tren bir saat kadar geç kalktı. biz sınırı kazasız belâsız geçtik. buralarda bizi tanıyan yoktu. Anarşistler'in hâlâ iktidarda oldukları sıralarda. normal olarak sekiz buçukta falan kalkardı herhalde. sonra çantalarını toplamasını.

keçi derisinden bir su tulumuyla Ara-gon köylülerinin içinde zeytin yağı yaktıkları minik bir demir lâmbadan ibaretti — bunlar Römalılar'ın iki bin yıl önce kullandıkları pişirilmiş topraktan kandillerin biçimine çok benziyordu — bunu harap kulübenin birinde bulup almıştım. Yakanızı ve kravatınızı çıkarın. İspanya'dan alabildiğim.» Adam mübalâğa ediyordu. tütüncülerin kapılarını demirlenmiş ve vitrinlerinde ürkütücü «No hay tabaco» yazısını görmeyi az buçuk bekliyordum. İspanyol makamları bunu ilân etmekle azıcık erken davranmışlardı. benim terhis kâğıtlarımdan başka suç unsuru sayılabilecek herhangi bir şey yoktu ve beni arayan Ca-rabineroslar 29 uncu tümenin P. onlardan uzaktayız diye hemencecik unutamadık. Bir çok kereler kendimi hep aynı konuşmanın içinde buluveriyor dum: «İspanya'dan mı geliyorsunuz? Hangi tarafta çarpışıyordunuz? Hükümet tarafında mı? Oh!» —. Gelin görün ki. tersine yaşadığımız şeyler yeniden üstünüze geliyor.M. bütün farklı hiziplerin neredeyse Barselona' da olduğu gibi biribirlerini yediği Hükümet taraflısı partizanlarla tıka basa doluydu. hâtıra eşyaları. Pasaport bürosunda. adlarımız kayıtlı mı diye zanlılar listesine baktılar. kuşkusuz. Perpignan'da ise durum tam tersiney-di — şehir.U. ama polisin yetersiz çalışması sayesinde isimlerimiz (Mc Nair'inki bile) listeye geçirilmemişti. zaman zaman sınırı geçen Faşist İspanyol mültecilerinden ileri geliyordu. Hele kahvehanelerden birinde. Her keresinde. Bu küçük şehir koyu Franco taraftan görünüyordu — hiç kuşkusuz bu durum. Sınıra geldiğimizde Anarşist muhafızlar şık giyimli bir Fransız'la karısını sırf fazla burjuva göründükleri için geri çevirmişlerdi — sanıyorum neden buydu. Barselona'ya gidince onları boynunuzdan kopartır alırlar. balıkçı kasabasında. önce olduğundan daha canlı bir hâl alıyordu. İspanya'da gördüklerimizi. Bu sakin. konuşuyor. bir fincan çay içtik — aylardır taze sütle içtiğimiz ilk çaydı bu. Benim ilk yaptığım şey. Mc Nair ile Cottman Paris'e gideceklerdi. burjuva görünmek tek kurtuluş yoluydu.U. bombalar.ve arkasından insana batan bir sessizlik geliyordu. bilmiyorum. her nasıl olduysa eşyalarımın arasına sıkışmış kalmış. İnsan ne zaman isterse canı çektiği kadar sigara alabileceği fikrine alışmama dek aradan hayli zaman geçti.ken benimle aynı vagonda yolculuk eden bir Fransız tüccarı büyük bir ciddiyetle bana şunları söylemişti: «İspanya'ya bu kılıkla gitmemelisiniz. ve hayâl ediyorduk. «P. Sanıyorum Banyuls'da üç gün kaldık. Elimize geçen ilk gazetede Mc Nair'in casusluktan ötürü tutuklandığı haberini gördük. makineli tüfekler. Aylardır kendi kendimize. Şimdi işler tersine işliyordu. bir süre dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünerek Banyuls'a trene bindik. «İspanya'dan ayrılınca» Akdeniz kıyısında 249 . Böylece engellerden sıyrıldık. altı ay sonra yine Fransız topraklarındaydım.M. «Troçkizm» geri verilmeyi gerektiren bir suç değil.O. demek olduğunu anlamadılar. Gitgide çoğalan bir biçimde İspanya'yı düşünüyor. Sonra hep birlikte 248 bir büfeye gittik. bana aperatif verirken pek küçümseyici bakışlar fırlatıp duruyordu. hiç de böyle birşeyler duymuyorduk.» der demez çevreniz Fransız dostlarla doluyor ve garsondan gülücükler geliyordu. yiyecek kuyruk-ları. Devam ettiğim Café'deki garson Franco taraftarı bir İspanyol'du. propaganda ve entrikadan uzakta kendimizi derinlemesine rahatlamış hissetmeli ve hâlimize şükretme-liydik. bir tütüncüye koşmak ve ceplerime doldurabildiğim kadar puro ve sigara satın almak oldu. Bu zaman tuhaf bir biçimde huzursuz geçti. Barselona'dan geldiğimiz anlaşılınca Banyuls'da pek fazla hüsnü kabul görmedik. ama üzerimizde.O. Baştan aşağı her tarafımızı aradılar. Karımla ben. Neticede İspanya'dan tam ucu ucuna sıvışabildiğimiz ortaya çıktı. Savaş içinde bir ülkeden gelip barış içinde topraklara ayak basıldığında yapılması uygun olacak ilk hareket ne olmalıdır. ama Katalonya'ya ne gözle bakıldığını gösteriyordu bu. Neyse ki.

Şimdi. benim taraf tutuşuma.bir yere gitmeyi. kimi savaşta ölmüş. sağ ve esendir. Dışımda cereyan eden olayların bazılarını kaydettim. yeniden İspanya'da olmaktı. hattâ çok ciddî zararlar verebileceğini bildiğimiz halde. Bunun gibi bir felâkete şöyle bir göz atınca — İspanyol iç savaşı nasıl sona ererse ersin. bende hayli kötü anılar bıraktı. kimisi kodese tıkılmış olan milislerin yüzleri — inşallah çoğu yine güvenlik içinde. Barselona sabahlarının soğuk ve parlak ışıkları. Böyle bir davada hiç kimsenin tamamiyle doğrucu olamayacağına inanıyorum. İtalyanlar'ı— İspan.' ya'dan sürüp atmalarını dilerim. Gözlerimizle görmedikçe şeylerin kesinliğini bilebilmek çok zordur. kimi sakat kalmış. Ve sonra İngiltere — İngiltere'nin güneyinde muhtemelen dünyanın en yumuşak manzarası vardır. yine de bütün bunları kaçırmış olmak istemezdim. Yazdıklarımın bunları okuyanları çok yanlış yönlere çekmeyeceğini umarım. İspanya'da geçirdiğim ayların benim için neler ifade ettiğini aktarmakta pek başarılı olamadım sanıyorum. mermilerin insanın kanını donduran çatırtısı. su donuk ve dalgalıydı: rıhtım boyunca yüzen çöpler. müthiş bir felâket olarak ortaya çıktı— sonucun mutlaka hayâl kırıklığı ve kuşkuculuk olması zorunlu değildir. İnsana delilik gibi görünüyor. savaşı kazanmalarını ve bütün yabancıları —Almanlar'ı. Manş'ı aşarken. fukara İspanya'dan sonra Paris bile neşeli ve refah içinde görünüyordu. ama bu olayların bende bıraktıkları duyguları anlatamam ki. Japonya'da depremler mi oluyor. ama ikimizin de istediği şey. bilinçli ya da bilinçsiz olarak herkes taraf tutarak yazar. Belki ga250 riptir. hapis olup kalsaydık diyorduk. keşke ikimiz de öbürleriyle birlikte. Çin'de kıtlık mı var. İspanya'ya giderken Paris'ten geçtiğimde şehir bana yozlaşmış ve kederli. kırmızı siyah bayraklar. şimdi söylüyorum. Bildiğim kahvelerin yarısı vergi ödeyememekten ötürü kapatılmış. çoğalttı bile. gerçekten bir yerlerde bir şeyler olduğuna inanmak güçtür. denizden esen devamlı bir rüzgâr vardı. Hiç kimseye bir yararı dokunmayacağını. İspanyol savaşının bu dönemine âit herhangi bir başka kitap okuduğunuz zaman da yine aynı şeylere dikkat edin. inanılmaz uzaklıklara kadar yayılan dağlarda güneşin doğuşu. ama bütün bu tecrübeler insanların dürüstlüğüne duyduğum inancı azaltmak şöyle dursun. Hepsinin talihi açık olsun. Bu duygular. akıtılan kan ve insanların maddî ızdıraplarından tamamiyle ayrı olarak. sütünüzü yarın sabah kapınızın eşiğinde 251 . yaşamanın ucuz olduğu ve Hitler'in adının duyulmadığı Paris'ten çok farklı görünmüştü. görüntüler. sekiz yıl önce tanıdığım. çayıra ve karaağaca dönüş. deniz tutması duygunuzdan kurtulurken. neyse ki Sergi'yi ziyaret etmemeyi becerdik. hele geçtikten sonra trene binip de. Meksika'da ihtilâl mi? Hiç tasalanmayın. İçinde çok etkisiz bir rol oynadığım bu savaş. Bunu. hepsinin üstünde. Dağdan ve üzüm kütüklerinden. kıçınızın altında yumuşak minderlerle tatlı tatlı. ama şimdi burada can sıkıntısı ve hayâl kırıklığı içindeydik. Ruslar'ı. mantar parçaları ve balık barsaklan taşlara çarpıp duruyordu. Fransa' nın kuzeyine doğru geçtiğimiz her kilometrede çevre daha çok yeşil ve yumuşak oluyordu. Paris Sergisi de olanca hızıyla sürüyordu. yaptığım maddî hatalara ve olayların yalnız bir köşesini görmüş olmamdan doğan kaçınılmaz saptırmaya dikkat edin. Serin bir havası. belki biraz balık tutmayı kurmuştuk. ta Aralık ayında millet hâlâ devrim için inançla doluyken kışla avlusunda postalların çıkardığı sesler ve yiyecek kuyrukları. kitabımın daha önce bir yerinde söylememişsem. herkeste hayat pahalılığı ve savaşın korkusu sabit fikir haline gelmişti. siperlerin kokusu. İspanyol milislerinin yüzleri. Aslında yapabileceğimiz hiçbir şey olmamasına karşın. sırf birşeyler yapmamız gerekir duygusuyla Banyuls'dan niyet ettiğimizden daha önce ayrıldık. bombaların gürüldeyişi ve parlayışları. cephede tanıdığım ve şimdi Tanrı bilir nerelere dağılmış. gülümsemeler ve yazıyla akta-rılamayacak seslerle karmakarışık bir hâlde.

Trafalgar. 1939'dan. siyasî açıdan güvenilmez biri olduğuma karar verdi ve herhangi bir yardımda bulunmayı reddetti Bir de bunlara ilâveten Anarşist tedhişi üzerine bir alay şey anlatarak gözümü korkutmaya çabaladı.U. yani Fas'a gidişinden önce yazılmadıkları söylenebi-lirse de. Ben de neler olup bittiğini görmeden hiçbir şeye katılamayacağımı beyân ettim. Burada İngiltere. İspanya'dan ayrılışından sonra kaleme alındıkları açıktır. . Orwell hayatta iken bu notlardan hiç. İngiltere'nin o derin ama çok derin uykusunda. çevreleri söğütlerle kaplı usul usul akan ırmaklar. Bir başkasına değil de bu milise intisap edişimin başlıca nedenleri şunlardı: İspanya'ya gitmeye gazete makalelerim için malzeme toplayabilmek amacıyla niyetlenmiştim. Sanayi şehirleri çok uzakta. benim çocukluğumda tanıdığım İngiltere'ydi: kır çi-çekleriyle karışmış demiryolu makasları.bulacaksınız. mavi polisler — hepsi. bu uykudan bombaların gürüldemesini duyarak yatağımızdan fırla-madıkça bir türlü uyanmayacağız. Bunun üzerine. kırmızı otobüsler. ölümünden sonra Orwell'in evrakı arasında bulundu. Uluslararası Tugay'a girip girmeyeceğimi sordu. çamurlu nehrin üstünde yüzen tekneler. ev bahçelerinde hezaren çiçekleri. savaşmak hususunda pek bir kuşkuluydum. Meydanı'ndaki güvercinler. New Statesmen Cuma'ya çıkacak. Bunun yanısıra. Pollitt beni sorguya çektikten sonra. İşe girişmeden hemen önce. korkarım ki. birisi bana. Yazıldıkları tarihi kesinlikle saptamak son derece güçse de. belki de savaşırım diye muğlâk bir düşünce de vardı kafamda. En nihayet.M milisine 1936 yılı sonunda katıldım. o günlerde bu söylenen doğru değildi aslında. sonra Londra'nın dış mahallelerinin koskoca barışçı yabanlığı. tüyleri pırıl pırıl atların otlayıp düşüncelere daldıkları yüksek çayırlar. EKLER İSPANYOL MİLİSLERİ ÜZERİNE NOTLAR1 George Orvıell P. John Stra-chey'e başvurdum: o da aldı beni Pollitt'e götürdü. söz etmemişti. birer duman ve sefalet lekesi olarak yeryüzü kıvrımının ötesinde kalmışlar. eğer solcu bir örgütten tavsiye mektupları edinemezsem.O. kriket maçlarını ve kraliyet ailesinin düğünlerini bildiren duvar ilânları. eğer çarpışmaya değer gibi görünürse. çepeçevre kenarları kalkık şapkalı işadamları. Katalonya'ya Selam'ı tamamlayıcı bir metin niteliğindedir. karaağaçların yeşil kucakları. bana yardım etmeyi yeniden reddetti. hududu geçemeyeceğimi söyledi —parti kartları herşeyi çok kolaylaştırdığı halde. bu bölüm. ama Paris'teki İs1) Bu notlar. Ne var ki hastalıklı bünyem ve nisbeten az sayılabilecek askerî tecrübem hesaba katıldığında.

panya Sefareti'nden bir geçiş - belgesi temin etmemi öğütledi, ki öyle yaptım. İngiltere'den ayrılmadan hemen önce pek kuvvetli olmamakla birlikte kişisel bazı bağlantılarım olan Bağımsız İşçi Partisi'ne de telefon ettim ve bana bir nevi tavsiye mektubu vermelerini istedim. Barselona'daki John McNair'e hitaben kaleme alınmış bir mektubu Paris'e gönderdiler. Sınırı, pasaport görevlilerini ve herşeyi geçtiğimde, Anarşistler geçiş belgeme pek dikkat etmediler de, ânında teşhis ettikleri I.L.P. antetli mektuptan hayli etkilenmiş göründüler. Ben de tam bu sırada, hiç tanımadığım. McNair'in mektubunu meydana çıkarmaya ve P.O.U.M. milisine katılmaya karar verdim, İspanya'daki askerî birliklere şöyle bir göz atınca, bir asker olarak nisbeten esaslı bir eğitimden geçmiş olduğumu gördüm ve milise girdim. O günlerde, siyâsî partiler arasındaki farklılıkların, ancak İngiliz sol basınında işlenegeldiği ölçüde ve pek az farkın-daydım. Eğer ne olup bittiğine dâir doğru dürüst bir fikir sahibi olsaydım, muhtemelen, C.N.T. milisini seçerdim. Milisler, bu dönemde, olağan ordu esasına göre yeniden bir nizama sokulmakla birlikte, hâlâ milis kolları, milis bölükleri ve milis müfrezeleri düzeninde örgütlenmişlerdi. Milis bölüğü (centuria) yaklaşık yüz adamdan oluşan ve çoğu kez birinin etrafında kümelenen ve «bilmem kimin bandera» sı diye anılan bir birimdi. Bölük komutanının rütbesi aşağı yukarı yüzbaşıya denk düşüyordu, ama onbaşı ve er hariç, bunun altında doğru dürüst tanımlanmış bir rütbe yoktu. Barselona'da milisler rütbe şeritleri v.b. şeyler takıyorlardı, ancak bu nesneler cephede takılmak üzere "yapılmamıştı". Teorik olarak seçimle terfi ediliyordu ama subay ve astsubayların tâyini düpedüz tepeden yapılıyordu. Daha sonra da işaret edeceğim gibi, bu durum, fiiliyatta pek bir şey farkettir-miyordu. Milisin kendine has bir özelliği de insanın hangi bölüğe gireceğine kendisinin karar verebilmesi ve istediği anda bandera'sını değiştirebilmesiydi. O sırada

milisler ancak birkaç günlük, o da büyük ölçüde resmi geçit temrininden ibaret bir eğitimden sonra, çoğu zaman tüfekle doğru dürüst bir kez bile ateş etmeksizin cepheye gönderiliyorlardı. İspanya'ya, kafam İngiliz ordusunun kurallarıyla dopdolu olarak geldiğimden, milislerin disiplinsizliği beni şaşkına çevirmişti. Acemî erlerin disipline riayet etmelerini sağlamak, şüphesiz her zaman zor bir iş olmuştur; hele, siperlerin içine tıkılmış ve soğuk gibi hiç de âşinâ olmadıkları şeylerle başetmek mecburiyetinde iseler... Eğer silâh atışlarına alışma fırsatı bulamamışlarsa, mermiler onları fena hâlde korkutuyor ve bu panik de, disiplinsizliğin daha da artmasına katkıda bulunuyordu. (Sırası gelmişken, Faşistler'in patlayıcı mermi kullandıklarına dâir, sol eğilimli gazetelerde yayınlanan haberlerin çok zarar verdiğini söylemeliyim. Benim bilebildiğim kadarıyla, patlayıcı mermi diye bir-şey yoktu ve Faşistler de bu tür bir mermi kesinlikle kullanmıyordu.) İşin bidayetinde insanlar emirlere, a) Par-ti'ye sadâkatin cazibesiyle, b) kişilik gücüyle itaat ediyorlardı ve bendeniz ilk bir iki haftada kendimi adamakıllı sevimsiz hâle getirmiştim. Bir hafta kadar sonra, adamın biri ateş altında olduğu gerekçesiyle, belli bir yerde durmayı düpedüz reddediverdi. Kuvvet kullanarak emrime uymasını sağladım — bu şüphesiz yapılmaması gereken bir hatadır, hele bir İspanyol söz konusuysa, iki misli büyük hatadır Bir anda etrafımı, beni Faşistlik ile suçlayan adamlar sarıverdi. Muazzam bir tartışma çıktıysa da, milislerin ekseriyeti benden yana çıktı. Üstelik, milislerin benim takıma katılabilmek için kendi aralarında yarıştıklarını keşfettim. Bu olaydan sonra, birkaç hafta ya da ay, hem İspanyollar hem de cephenin bu kesiminde bulunan birkaç İngiliz arasında, bu türden münakaşalar tekrar tekrar patlak verdi: yani, disiplinsizlik üstüne, neyin nereye kadar haklı görülebileceğine ve neyin «devrimci» tavır olduğuna dâir münakaşalar. Fakat, genelde, milislerin toplumsal eşitlik ile bütünleşmiş bir disiplin fikrine sahip olmaları gereği üzerinde mutaba. 255

254

kata varıldı. Bir asker kaçağını ve itaatsiz bir milisi vurmanın savunulabilir olup olmadığı durmaksızın tartışılıyordu; bazısı asla cevaz vermese de, genelde, çoğunluk bunun doğru olduğuna kani oldu. Çok sonraları, Mart'ta filân, Huesca yakınlarında 200 kadar C.N.T. milisi anîden cepheyi terketmeye karar verdi. Tam beş aydır, cephe hattında bulundukları için, bu adamları ayıplamak son derece zordu. Ama, çok açıktır ki, böyle bir şeye müsaade edilemezdi; P.O.U.M. milislerine bu askerlerin üstlerine gitme ve onları durdurma emri verildi. Pek hoşuma gitmemekle birlikte ben de gönüllü oldum. Allahtan, kendi siyâsî komiserleri ya da başka birileri onları tekrar cepheye dönmeye ikna etti de, iş şiddete dökülmedi. Bu vak'a da uzun boylu münakaşa konusu edildi; ama çoğunluk, eğer gerekiyorsa, bir askerin tüfeğini aynı şekilde davranan bir başka askere çevirmeye hakkı olduğuna karar verdi. Bu dönem boyunca, yani 1937'nin Ocak - Nisan ayları arasında, disiplin meselesi hemen tamamiyle «devrimci bilincin yayılması» ile birlikte tedricî bir iyileşme gösterdi; şu ya da bu hareketin niçin lüzumlu olduğuna ilişkin bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar yoluyla. Subaylarla milislerin eşitliği konusunda herkes ifrat ölçüsünde titizleniyordu —hiçbir askerî unvan, tayınlarda farklılık vb. şeyler hoş karşılanmıyordu. Ve bu tavır, rahata ilişkin önemsiz değişikliklerin çok şeyi farkettirdiği cephede daha az gülünç görünmekle birlikte bazen gülünç olacak derecede ileri götürülüyordu. Milisler teorik olarak Halk Ordusu saflarına katıldıklarında bütün subayların ek ödeneklerini (yani, günde 10 pesatanın üstüne çıkan herşe}â) Parti fonuna geri ödemeleri beklendi, ve herkes de bunu onayladı. Ne var kî, bu işin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyorum. Zira, P.O.U.M. milisi yeniden tanzim edilmeden, herhangi bir kimsenin resmen ek ödenek almaya başladığından emin değilim. Cephe hattına ilk geldiğimde, emirlere itaat etmeyenlere ceza veriliyordu. Zâten cephede bulunan adamları cezalandırmak çok güç bir iştir: çün256

kü, eğer onları öldürmeyecekseniz hâl-i hâzırda olduklarından daha da rahatsız etmek zordur. Olağan ceza iki saatlik nöbet idi; ki bu da, herkes aşırı derecede uykusuz kaldığından hiçbir anlam ifade etmiyordu. Arada sırada vurulanlar oluyordu Faşist hatlarını geçmeye teşebbüs eden ve casusluk yaptığı âyân beyân belli olan bir adam vuruldu. Hırsızlık ederken yakalanan bir milis, kurşuna çizileceği düşünülerek, geriye gönderildiyse de, ben vurulduğunu pek sanmıyorum. Askerî mahkemelerin bir subay, bir astsubay ve bir milisten oluştuğu farzediliyor. du. Ama, faaliyet hâlinde bir tek askerî mahkeme görmedim. Askerleri ziyaret etmek ve mümkün olduğunda bir tür siyâsî mükâleme yapmak üzere, Parti'den gönderilen siyâsî delegeler, muayyen zamanlarda cephe hattına geliyorlardı. Buna ilâveten, her centuria'nın kendi saflarında siyâsî temsilci adı verilen bir ya da birkaç adamı oluyordu. Bu adamların başlangıçta ne gibi bir işlev gördüklerini asla kavrayamadım — anlaşılan, işin bidayetinde yüklendikleri işleve daha sonra hiç ihtiyaç kalmamıştı. I.L.P.'nin gönderdiği İngilizler tarafından, ben de kendi centuria'mın siyâsî temsilcisi seçildim. Ama, o sırada siyâsî temsilcilerin bütün yaptığı iş, tayınlardan ve benzeri şeylerden şikâyet için komutanlığa gitmek, bir tür arabuluculuktu, ve bu nedenle, İngilizler için mesele, İspanyolca konuşan birkaç kişi arasından birini seçmekti. İngilizler subay seçme mevzuunda İspanyollar'-dan daha titizdi ve bir iki olayda, bir astsubayı seçimle değiştirdiler. Hattâ müfrezenin tüm işlerini intizama sokmak üzere, 5 kişilik bir komite de tayîn ettiler. Komiteye seçilmeme rağmen, şu anda, beş aşağı beş yukarı olağan usûllerle idare edilen bir ordunun bir parçasını teşkil ettiğimizi ve bu nedenle de bu tür bir komitenin hiçbir işlevi olamayacağını gerekçe göstererek, muhalefet ettim. Komitenin fiilen hiçbir önemli işlevi yoktu, ama arada sırada bazı ufak tefek meselelerin yoluna koyulmasına yaradığı da oluyordu. Genellikle zannedilenin aksine, P.O.
257

U.M. un siyâsî liderleri bu komite fikrine şiddetle karsıydılar ve bu anlayışın İngilizler'den İspanyollar'a sirayet etmesini engellemek istiyorlardı. İngilizler'e katılmadan evvel, bir İspanyol bandera' da birkaçhafta geçirdim. Bandera'ûaki toplam 80 adamdan 60'ı acemi askerdi. Bu haftalar boyunca disiplin meselesi büyük terakki kaydetti ve o tarihten Nisan ayının sonuna kadar, milis örgütünün bütününde disiplin, ağır ama hayii istikrarlı bir şekilde iyileşti. Nisan ayı geldiğinde herhangibir yerde resm-i geçit yapması gereken bir milis birimi, hâlâ, Moskova'dan ricat eden askerler gibi görünüyordu; ama bunun sebebi kısmen, milislerin sâdece siper muharebelerinde tecrübe sahibi olmalarıydı. Bu dönemde, emirlere itaati sağlamakta güçlük çekilmiyordu artık, ve kimsenin daha arkasını döner dönmez emrinin bir tarafa bırakılacağı gibi bir kaygusu kalmamıştı. Dışarıdan bakıldığında, milise has «devrimci» özellikler Mayıs ayının sonlarına kadar değişmeden kaldı, ama aslında belirli bâzı farklılıklar kendilerini belli etmeye başlamışlardı. Mayıs'ta bir müfrezeye [şimdi askerî takım anlamına geliyordu) komuta ettiğim sırada, genç İspanyollar bana «usted» diye hitap ediyorlardı. Bu hitabı kullanmalarını menettiğim halde, kelime her seferinde dönüp dolaşıp geri geliyordu; savaşın ilk aylarında istisnasız herkesin kullandığı «tû». kuşkusuz, fazla samimî bir kelimeydi ve Latin kökenli bir halka pek gayrı tabiî geliyordu. Mart ayında bıçak gibi kesiliveren birşey, Faşistler'e bağırılan devrimci sloganlardı. Siperler çoğu yerde Faşistler'in siperlerine pek yakın olmasına rağmen, Huesca'da devrimci sloganlar atılmıyordu. Zaragoza cephesinde düzenli olarak sloganlar bağırıli-yordu ve muhtemelen bu sloganlar o cephe hattında sayıları gün geçtikçe artan (cephenin 1.000 askerin tuttuğu bir kesiminde, bir ara haftada 15 kaçağa kadar yükselmişti) asker kaçaklarının da nedeniydi. Fakat, en genel hitap şekli olan Camcımda ve hepimizin eşit olduğu anlayışı, milisin yeniden düzenlenişine kadar muhafaza 258

edildi2. Halk Ordusu saflarına katılan ilk askerlerin de hemen camarada demeye başlamaları dikkat çekiciydi. P.O.U.M. ve P.S.U.C. milisleri arasında, Mart ayı başlarında ikincisini son gördüğüm tarihe kadar, disiplin ve insan ilişkileri açısından hiçbir fark yoktu. Genel bir örgütlenme pek çok derde deva olsa da, kimi zaman hiç gerekmediği ölçüde kifayetsiz kalabiliyordu. Bu savaşın çarpıcı özelliklerinden biri. askerlere iyi yiyecek temin edilmesiydi. Bâzı şeylerin tükenmeye başladığı 1937 Mayısı'na kadar, yiyecek her zaman iyiydi ve muntazam dağıtılıyordu, çok durağan bir savaşta dahi, düzenlenmesi zor birşeydir bu. Kimi zaman yoğun ateş altında yiyecek taşıyan ahçılar, askerlerin tayını işine kendilerini fena hâlde adamışlardı. Cephe gerisindeki yiyecek teşkilâtı ile köylülerin bu işe nasıl katkıda bulunduklarını görmek, beni cidden etkilemişti. Milislerin kıyafetleri zaman zaman yıkanıyordu ama çamaşır işi pek iyi ve muntazam yapılmıyordu. Posta servisleri iyiydi ve İspanya'ya gönderilen muazzam sayılardaki mektuplar Barselona yolunda biryerlerde yollarını şaşırmakla birlikte, Barselona'dan postaya verilen mektuplar hemen cepheye ulaşıyordu. Sağlık şartlarına riayet gibi bir fikir fiilen mevcut olmasa da, kuru iklim salgın hastalıkları önlüyordu. Cephe hattının 10 mil kadar gerisine gitmedikçe, lâfını etmeye değer bir tıbbî hizmet bulmak mümkün değildi. Ufak tefek yaralanma vak'aların-da bunun pek bir ehemmiyeti yoktu ama yine de bir sürü insan yok yere öldü. İlk başlarda siperler olağanüstü iptidaî idi, ama Mart ayında bir işçi taburu örgütlendi. Bu tabur çok etkin çalıştı ve cephe hattının hayli uzun kesimlerini süratle ve gürültü çıkarmadan inşa etmeyi becerdi. Mamafih, Mayıs ayı geldiğinde, cephe hattının düşmanın pek yakınında kurulduğu yerlerde bile irti2) 18 Haziran'da (cephenin çok gerisinde) Monzon'da bir doktorun imzaladığı tıbbî terhis kâğıdımda, benden «Yoldaş Blair» diye bahsediliyordu. [Yazarın dipnotu.].

259

Bu meyan-da. ama çok ufak boyutlarda idi zannederim. makineli tüfek kullanımı. en azından Aragon cephesinde.U.batlı . açık sahra eğitimi gibi konularda milislerin eğitilmesi için girişimlerde bulunuldu.M. çok daha can sıkıcıydı ve moral açısından.000 yarda mesafede) oluşturulduğu yerlerde de geçerliydi. askerlerin dört gün cephede dört gün izinde (hattâ. siperlerin düşman hatlarından hayli uzakta (diyelim. Ufak bir örgütleme ile. 1936 Noeli'nde savaş hemen tümüyle durağanlaşmıştı ve bunu takibeden altı ay boyunca çok az çatışma meydana geldi. münasip olurdu fakat bunun yapılmayışının. Nitekim. bayağı iyi dayandıklarını anlıyorum. Geriye bakınca. milislerin hiç gerekmediği kadar uzun müddet cephe hattında tutulmalarıydı. sürdürmeye devam etmekten daha zordu.000 yarda uzaklıkta ise. Savaşın iyice durağanlaştığı dönemde. askerler fiilen daha uzun sürelerle dinlenme olanağı bul-masalar bile. Askerlerin bir yandan siper savaşı yaparken.siper denen şeyin neyin nesi olduğunu bilen yoktu. Bu yöntem. böylesine elverişsiz koşullar altında çözülmemeleri ve isyancı eğilimler göstermemeleri beni (bir dereceye kadar) «devrimci disiplin» görüşüne ikna etti. Bu düzenlemede. İngilizler'e hakettiklerinden daha fazla sigara verilmeye başlandı — ispanyol karakterinin hoş bir tezahürü. yapılan en büyük ve mazur görülemez hata. cephe gerisindeki yolları tamir etmek için en ufak bir çaba gösteril-miyordu. Buna ilâveten. ama askerler arasında kıskançlığa yol açıyorlardı Genç İspanyollar arasında bir ölçüde oğlancılık geçerliydi. parola vermek. Kızıl Yardım kolu —ki buna kaydolmak hem ihtiyarî hem de mecburî idi— yaralılara. fazla birşey yapmak. Cephe hattında ya da yakınında el atılabilecek birkaç kadın vardı. ve. Hiç kuşkusuz. kahvehaneler (aslında bu konularda bazı cılız teşebbüsler olmuştu) ve hattâ kadınlar temin edilebilirdi. daha evvel belirttiğim üzere. milislere uygulanan 261 . yaralıları ateş altında kalmaksızın geriye taşımak mümkün olmuyordu. askerler hiçbir şey yapmamaktan bitkindiler. uykusuzluğun yeni birşey öğrenme yeteneğimi düpedüz yok ettiğini farkettim. Barbastro gibi gerideki bir noktada dahi. iğrenç ve Nisana kadar dehşetli soğuk olan siperlerde dayanılmaz bir rahatsızlık içinde uyumaya çabalıyorlardı. insan düşmandan 1. kuşkusuz. Bu şartlar 260 altındayken. Bunlar esas olarak başarısızlıkla sonuçlandı. P. Muhtemelen. milislerin bazen beş ay gibi çok uzun bir müddet cephede tutuldukları oluyordu. muhtemelen ehliyetsizlikten başka bir nedeni vardı Yine de. milisleri aralıklarla siperlerden çıkarmak ve cephe hattında bulunmayan askerlerin gönlünü okşayacak yollar yaratmak çok kolaydı. Sigara kıtlığı başgösterdiğinde. askerlerin hayatı hiç de gerekmediği kadar kasvet vericiydi. 1. Böyle olmakla birlikte. Ama.. adam gibi bir yatakta uyuyabilirlerdi. Levazım anbarlarına gelince. birkaç gece elbiselerini çıkarma fırsatı yakalayarak. bazı tür eğlenceler. hastana ne ve benzeri yerlerde çok iyi bakıyordu.. Dolayısıyla. kısa aralıklarla askerlere izin vermek. zira herkes uykusuzluktan ölüyordu ve herhangi birşey öğrenemeyecek derecede bitmiş tükenmişti. dört gün cephede iki gün izinde) olmaları yöntemi pekâlâ uygulanabilirdi. mutlaka daha fazla talîm yapmaları mümkün olacaktı. bu işi yapacak emek gücü elde hazır olduğu halde. bitlerden ayıklanma. ufak tefek zayiat ve zamanla artan korku getiriyordu. milisler genellikle bitlerin kol gezdiği. Bu savaşta. düşmana 50 ilâ 100 yarda yakın olmaktan daha olumsuz etki yapıyordu. meselâ. cephe hatlarının gerisindeki askerlere sıcak banyolar. öbür yandan da seferi savaş hâli için eğitilip eğitilemeyeceği noktasında kuşkuluyum fakat milislerin rahatı için biraz daha itinâ gösterilmiş olsaydı. tüfek ve arada sırada açılan top ateşi altında kalırdı ve bu da. zimmete biraz mal geçiriliyor ve adam kayırılıyordu. Dahası. Huesca çevresinde çok az çarpışmanın vuku bulduğu Şubat-Mart döneminde.O. Bu günlerde Hotchkiss marka makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını ve mekanizmasını iyice bellemeye çabaladıysam da. düşmandan böylesine uzakta bulunmak.

Halk Ordusu müfrezelerinin bir geçit resminde. Fakat.S. tamamiyle kuşatma altına alınmış şehre karşı böylesine cüz'i bir topçu ateşiyle ancak hazırlık mahiyetinde. P. P. uçaklarımızdan biri.U.U.S.U. bir askerî mıntıkayı P. Bundan kısa bir süre sonra. hangi örgüte mensup olduklarını bilmediğim milislerin bu askerlere yuha çektiklerini ve koyun gibi melediklerini gördüm. Farklı milis örgütleri arasındaki kıskançlığa gelince. «onlar»ın — genellikle kastedilen P. Haziran ayının sonlarında.'den devraldığında tamamiyle askerî bir kıskançlık havası doğdu — P.U. bu 263 262 . asker kaçakları gibi konularda basında yer alan sorumsuz haberler idi. Daha önceki vak'alarda sorun çıkaran şey. Saldırılar giderek tavsamaya başladı ve Faşist siperlerin çok iyi tahkim edildiği. Bu da. büyük bir hücum başlatıldı. parti-içi rekabet kötü birşey değildi belki — Sietamo alındığı zamanki çarpışmalara katılanların söylediklerinden çıkardığım bir izlenimdi bu.'da görev alanların aldatılmasına gelince. P. ancak. bende gerçekten ne olup bittiği konusunda hiçbir şüphe bırakmadı.O. şeyleri çaldıkları şeklindeki muğlâk söylentilerin bizler için ifade ettiğinin ötesine taşmazdı pek.S. Şubat ya da Mart ayında zaptedilebileceği noktasında pek az kuşku vardır. milisinden bir müfrenin.. önceden görülebileceği biçimde tecelli etti —çok ağır kayıplar ve mevzinin daha da kötülemesi.U. Bu hâdisenin ne kesin tarihini biliyorum ne de genel olgulardan fazla malûmat sahibiyim. 1937 Mayısı'na gelinceye kadar.N. yani kazanılacak bir zafer vesilesiyle Halk Ordusu'na itibar kazandırmak. Huesca'ya karşı.M. Bu olaylardan hemen sonra.U. Başlangıçta. Huesca'da.. Bir kilcmetre genişliğindeki bir gedik hariç. kuşkusuz bunun «mahsus» yapıldığı söylenecekti.M.M. ve P.U. Milis örgütlerinin farklı partiler tarafından kurulması ve onlara sadâkat borcu olması. Nisan ayı sonlarında Huesca'nın talihi dönüyor gibi göründü.T milisini de gözden düşürmek amacıyla.O. besbelli siyâsî güdülerle. Daha sonra. idi— tüfek vb. hiç kuşkusuz. ama çeşitli kaynaklardan öğrendiklerim.O.C. birliklerinin Huesca'yı alamayışına karşılık. Şu-bat'ta Guadalajara'da kazanılan zafer bir Komünist ba- sarısı olarak kabul edilebilirdi —ki. C. P. casusluk.U. Sonuç. Sözüm ona Casusluk hikâyelerinin meydana çıkarılmasından önce başlayıp başlamadığı noktasında kuşkuluyum. P.M.C.M. bir iki ciddî hâdise görüldü.U.C.U. Fakat askerlerin kendi aralarındaki parti— duygusu. milisinin ölümüne yol açtı. milisleri şehri düşüreceklerini söyleyerek böbürleniyorlardı. milis askerleri arasında böyle bir kıskançlığa delâlet edebilecek hiçbir ciddi işarete tesadüf etmedim.O.O.O. milisinin münavebeli olarak bulunduğu Zaragoza cephesinde milislerin ilişkileri çok iyiydi. azamî birkaç yüz milisin katılacağı sürpriz saldırılar gerçekleştirilebilirdi anlamına geliyor.baskı kısmen. savunma hatlarının da ıslah edildiği apaçık ortaya çıktı. yanlış bir noktaya bomba attı ve çok sayıda P. gereksizdi.C. hakikaten de öyleydi.O. belli bir tarihten sonra kötü tesirler göstermeye başladı.'un Huesca önlerindeki mevzilerine saldırmak üzere gönderildiği ya da bu müfrezenin kendi arzusuyla hücuma geçtiği ve P. milislerinin makineli tüfekleriyle kendilerini müdafaa etmek zorunda kaldıkları anlaşılıyor.M.M. Çok sayıda Halk Ordusu tertibinin eğitim gördüğü Lerida'da. muhtemelen bir Rus uçağı.C. Mayıs ayında patlak veren Barselona hâdiselerinde ilişkiler çok kötüleşti. ama gedik bir türlü kapanmıyordu.U.. ama herkes bu zafere samimî olarak sevinmişti ve ortada bir iyimserlik havası hüküm sürüyordu. genel bir hücumun ikazı gibi atışlar yapılabiliyordu. herkesin had safhada iyimser olduğu sıralarda. milisler Halk Ordusu karşısında eski ağırlıklarını kaybetmeye başladıklarında. Aragon cephesinin siyâsî güdülerden ne ölçüde zarar gördüğünü de ergeç öğreneceğiz nasıl olsa.S.S. P. ama o sırada kimseye mahsusmuş gibi görünmemişti.U.. yeterli miktarda topçu desteği sağlanmış olsaydı. Huesca'nm ele geçirilmesi ne derecede önemli olurdu bilemiyorum. Haziran ayı sonlarında Huesca'ya karşı.

izne giden bir milisin tekrar eski birliğine dönmesini sağlamanın yolu yoktu. herhalde.O.U.M. Kendi arzum hilafına da olsa. milislerine denk sayılırlardı. Bu iddianın doğru olup olmadığını veya o anki bezginlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum.S.. her partinin ne pahasına olursa olsun.P. hiçbir çarpışma olmuyorsa. askerlerin bir kısmı. bu tür kayıpları örtbas etmeye çabalıyorlardı. Hâl böyle iken. tüm milis örgütlerinin disiplinsizlikte biribirleriyle yarış hâlinde olduklarını söyledi. iş rezalet noktasına varmadıkça.U. hareketsizlik ve fizikî tükeniş karşısında dağılmaya mütemayildirler. hiçbir askerî tecrübesi olmayan «iyi partililer» öbür yanda olmak üzere keskin bir biçimde ikiye bölünmüştü Kendimi ilk gruba yakın hissetsem de.M.'nin gönderdiği 30 İngiliz ve Amerikalı'dan oluşan müfrezeler. Almanlar'ı bir kenara koyarsak. P. Bu nedenle.U. partiye kaydolmalarını sağlamak için gayret sarfediliyordu. küçük bir parti olarak askerleri kendisine çekmesi hayli güç ol264 duğundan. ki izne çiKarken birikmiş maaşlarına karşılık bir tomar para aldığından bu şekilde davranmak için pek çok sebebi de vardı. yüksek rütbeli bir subay bana. evlerindeki bir puta tapmayı hatırlatan tapınmavârî tavırları çok ilginçti ve incelenmeye değer.M.U. Her zaman rastlanan döküntülere ek olarak belli sayıda çok câhil köylüler ile P. Ocak ayında disiplin meselesinden şikâyet ettiğimde. bal gibi mümkün olduğu halde.O. P. öbür milislerin askerlerini kendi taraflarına çekebilmek amacıyla.. mahallî komutanlar. 1936 Aralığı'nda bile Barselona'da ekmek kıtlığı çekiliyordu ama milislere kıyamet kadar tayın veriliyordu ve bu bolluk milislerin işine yarıyordu. Haziran ayına gelinceye kadar. milis sayısını kabarık tutma arzusuyla. hiçbir siyâsî bağlılığı olmayan eski askerler bir yanda. Buna ilâveten. Halk Ordu-su'na kaydolma usûlü yasalaştığında tam tarihini hatırlayamıyorum] da tamamiyle tesirsiz kaldı. ama bâzısı da dönmedi ve bu yüzden her izin dönemi milis sayısında bir miktar azalma anlamına geliyordu.O. hiçbir özel siyâsî bağlılığı olmayan kimseler vardı. Sayıları bir hayli kabarık Alman mültecilerden ayrı olarak. «iyi partililer» arasından çıktığı sonucuna vardım I. altı kişilik ekipler oluşturan ve umumiyetle öbür milislerden ayrı tutulan makineli tüfekçilerdi. peşin hükümlü davranmış olmam. Askerler cephede iken. bu ne olduğu belirsizlerin bâzısı sonradan çok iyi birer asker oldu çıktı. ama hiçbir baskının söz konusu olmadığını söylemek dürüstlük gereğidir. en iyi askerler. milise sırf bir iş sahibi olmak amacıyla katılmıştı. milis askerlerinin partiye kayıtlı olmalarını şart koşmuyordu. yukarıda değindiğim gibi. hiç şüphesiz. en iyi askerlerin. vardı. Aslında izne çıkanların çoğu geri döndüler. Burada da durumunun öbür milislerden farklı olduğu noktasında kuşkuluyum. bir başka örgüte de katılabilirdi. ve bir-şeyler cereyan ederken hârikadırlar.L.rekabet. Aralarında bâzıları yüksek karakterli ve çok akıllı insanlardı.'a pek muhtemeldir ki kaza eseri girmiş. çeşitli milletlerden tek tük yabancılar. Kaba bir ölçü olan fizikî yapı bakımından P. Savaşın ilk günlerinde. çok sık verilmeyişinin nedeniydi sanırım. Zaragoza cephesinde bâzı ufak çapta fırsatlar —gazetelerde boy göstermeyecek ama yine de belli birşeyleri fark-ettirecek fırsatlardı bunlar— sırf bu yüzden yitirildi. ikincilerin üstün olduğunu söyleyerek. Bütün askerî yapılarda rastlanan ve acımasızca hakkından gelinmesi gereken işe yaramaz süprüntü askerlerin (ki bunların nisbeti yüzde beş ilâ on arasında değişiyordu) ya çok azı milisten atılmıştı ya da hiçbiri atılma mıştı. Kendisini bir siyâsî par265 . izne çıkan bir milis rahatlıkla evine gidebilirdi. Makinalı tüfekçilerin birkaçı. uzun vadede.. O dönemde sık sık görüldüğü üzere. ama çoğu «iyi birer partili» idi. gücünü koruma mücadelesine dönüştü Ve bu mücadele izinlerin. Bu konumdaki adamların silâhlarına karşı. hattâ birkaç Portekizli bile. milisinin askerlerine gelince. Ayrıca. Fakat. İs-panyollar'ın ihtiyat usulü sayesinde tekrar tekrar askerlik yapmış eski askerlerdi. eski askerlerin çok yararı dokunur.C.

M. Bu tür şeylerin zaman zaman vuku bulduğunu düşündürtmeye yetecek ölçüde söylentiler kulağımıza geliyordu —zâten. Savaşın eylemsiz döneminin büyük bir bölümünde cephede bulunduğum için. alışılmadık şartlar altında kendilerine daha çok güvenirler. Köylüler arasında ihanet vak'aları kuşkusuz oluyordu. herkesin bu söylentilere inanmasıydı. hiç kimsenin bu işte yanlış bir taraf olduğunu düşünmeyişi anlamlıdır. Cepheye ilk geldiğimde.S.. Toplumun sınıflı yapısı veri alındığında.M. Faşistler her zaman karşılarında hangi birliklerin mevzilendiğinden haberdar görünüyordu. uygun yaşlar gibi görünüyor. Her gece belli saatlerde Mors alfabesiyle işaret veriliyordu.U. Bu işte hayreti mucip olan. Bu cephede. Kaç defa teşebbüste bulunulduğu halde cephe hatlarının gerisindeki casuslar hiç yakalanamıyor-clu.. özel okul mezunlarının üstüne üstlük kalın kafalı olanlarının eski okullarına duydukları yakınlığı çok andırır. en az 14 yaşındaki delikanlılar çok cesur ve emin askerlerdir ama uykusuzluğa asla dayanamazlar. İhanet. lâmbayla sinyal vermekti. 1937 Martı'nda. Avakta dururken dahi uyuya kalırlar. Orta ve daha yüksek sınıflara mensup kişiler. Sietamo'nun zaptında ve Huesca'ya doğru ilerleyişte rol aldılar. ânında haber aldıkları da söyleniyordu. ve zorunlu askerliğin yürürlükte olmadığı ülkelerde. kardeşlik gibi duygulara gelince. olağan ordularda hiç de görülmeyen. bir 267 . halbuki 1937 Mayısı'na kadar cepheyi bırakıp gitmek ya da çok az bir tehlikeyi göze alarak Faşist hatlarına geçmek son derece kolaydı. sol çevrelerde başına olmadık işler gelebilir ama çoğu Sosyalist'in partilerine gösterdiği bağlılık. saldırmazlık anlaşmaları yapıldığına ve insanların bizim hatlarımızla Faşistler'in elindeki arazi arasında serbestçe gidip geldiklerini iddia eden hikâyeler boy gösteriyordu. İngiltere'de böyledir Yaş unsuruna gelince.. P. Bu tür bir kuvvette askerlerin karşılarındaki düşmana. ama dışarı haber göndermenin yolu. Cephe hattında. Casusların mesajları Huesca'ya ulaştırabilmek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıklarını bilmiyorum. Bizim milis ile P. Böyle bir şeyin cereyan ettiğini bilmiyorum ama bu yoldan tedarik edilmiş olabilecek bâzı Faşist gazeteleri gördüm. milisinin fiilî performansına gelince. güvenilir kaynaklardan.O. işçi sınıfına kıyasla. Faşistler'in bunu hiç sektirmeden. Biz sâdece devriyelerin raporlarından bölük pörçük bilgi edinmeye çabalarken. P. bizim yakaladığımız esir subayların hiç tartışmasız kurşuna dizilmeleri gerektiğine inanılıyor ve Faşistler'in bütün tutsakları öldürdükleri —hiç şüphesiz.'de tek tük asker kaçağı olduğunu hatırlıyorum ama toplam sayı pek küçük olmalıydı.U. pek belli belirsiz ama yine de kendisini hissettiren bir eğilim vardı.. öbür örgütlere nazaran bunu çok iyi biliyorum.tiyle tamamiyle bütünleştiren adamlara her ahvâl ü şerait altında itimat edilebilir. daha fazla askerî tecrübeye sahiptirler. bir iç savaşta bunların önüne geçilemez.O. burjuva kökenli olan kişileri subay seçmek gibi. siyâsî yönden güvenilirliği herkesçe bilinmedikçe sıra neferi ya da astsubay olan hiç kimseye itimat etmem. ben bu eğilimi kaçınılmaz kabul edivorum. En genç yaş sınırı olarak. 35'in üstüne çıkar çıkmaz. Bir zaman. Hiçbir siyâsî eğilimi olmayan bireyler tamamiyle güvenilir kişilerdir ama çoğunlukla burjuva ailelerden gelirler. İnsan bu tür şeyler söylediğinde. askerden arındırılmış bölgede gazete değiş tokuşu amacıyla önceden ayarlanmış ateşkesler yapıldığı rivayet olundu. cephe hattında savaşacak askerler için 20 ilâ 35.U. Komünist basında.C. bir hücu266 mun önceden belirlenmiş tarihinde gerçekleştirilemeyişi-nin nedeni kısmen ehliyetsizlikti ama saldırı zamanı birkaç saat önceden belirlense dahi. Asker kaçakları enderdi. milisinde. bir siyâsî husûmet beslemeleri dikkat çekicidir. yalandı bu— söyleniyordu. tümen bölündükten sonra ise. milislerin ele geçirdiği bir esir subayı kurşuna dizdiğini duydum— yine. Bunlar mütemadiyen kaydediliyordu ama «Viva Franco» gibi sloganların dışındakiler hep şifreliydi. Bu mesajların şifreleri doğru dürüst çözülüyor muydu bilemiyorum.

doğru değildi bu. milisinin saygıdeğer işler başardığını söylemem gerekir.O. Hiç şüphesiz.M. 268 Barselona'da faşizme karşı düzenlenen bir gösteri Bilbao yolunda yürüyen faşist birlikler 269 . Tam bu günlerde.O. Huesca saldırısına katılan birkaç milis.M. pek azı da Teruel'de çarpıştı. iyi iş becermişti. ama Komünist basının yönlendirdiği saldırı kampanyalarının yarattığı tesiri gösteriyor. Ben bu gösteriye katılmadım ama orada bulunan başkalarından duyduğum kadarıyla P. Taktik olarak. Şartları ve fırsatları göz önüne alındığında.U.O.M.U. basın kampanyaları bir miktar nahoş duygular yaymaya başlamıştı Nisan'da siyasete ilgisizler bile. bu en az önemli kısımdı ve Mart-Nisan aylarında P. azamî ikiyüz adamla gerçekleştirilen ve çok az kayıp verdirten baskınlar ve engelleme hücumlarıydı.U.U.O. topçu ateşim kasden sınırlı tuttuğu konusunda bana teminât verdiler. sâdece. pek parlak sayılmasa da P. Şubat sonlarında bütün tümen Huesca'nm doğusunda mevzilenmiş-ti. Madrid cephesinde de bir avuç P.O. Bu eylemlerin bir bölümünü çok iyi başardılar.M. tümene gittiklerini sanıyorum. General Pozas'm mümkün olabildiğince çok sayıda P.kısmı Huesca'da. bilhassa Alman mültecileri. milisinin ölmesini temin için. ama ekseriyetin 26.M milisi bulunduğuna inanıyorum. yeniden kaydolmaktan sarf-ı nazar edebilecek bâzı adamların gerçekten kaytardıklarını ve kendilerine iftira edilmeye çalışıldığını gerekçe göstererek sivil işler edindiklerini biliyorum. Huesca'ya Haziran ayı sonunda düzenlenen hücumda. Yenimden düzenlenme ertesinde tümene ne olduğunu bilmiyorum. ama daha sonra tümen yeniden düzenlendiğinde. öbür kısmı Zaragoza cephesinde. 1939 (?) Şubatı'nda yazıldı. O sırada bu tutum pek az öfke yarattı. kendi basın organları ve Anarşistler'in dışında (gerçekten başardıkları ne olursa olsun) kendilerine ilişkin hiçbir iyi şeyi yer verilmeyeceğini kavramışlardı.'un üstlendiği eylemler.U. 400 ilâ 600 adam yitiren tümen çok ağır zâyiât verdi.

.

ve Komünist basının resmî yalanları olarak nitelendirdiği metinlerle münakaşala273 . Orwell'in Barselona'ya gelir gelmez neden hemen milise katıldığını. kitabının (Orwell) «Politics» (Siyaset) başlıklı bölümünde. Katalonya'ya Selâm ile editörüne yazdığı 8 Haziran 1937 tarihlî mektubundan alıntılar vererek. yine kuşku duyuyordu. 1984 ve Komünist Enternasyonal bağlamında Orwell'in fikirlerini irdeliyor. Williams. daki tartışmaya ve Orwell'in İngiliz toplumunun sınıf farkları kesin çizgilerle ayrılmış yapısına duyduğu nefrete dikkati çektikten sonra. Sol'daki bir çok okurdan koparmıştır. Bağlandığı devrimci hareket ezildiği halde. Bu açıdan bakıldıkta. tüm yeryüzünde oynanmakta olan muazzam bir oyunun sâdece geçici ve mahallî bir safhasıy-dı. Fakat. Orwell İspanya üstüne yazdıklarının hiç birinde. daha sonraları Budapeşte ya da Paris'teki çatışmaları değerlendirişini çok andırır: devrimci sosyalist bir konumda yazılmış olan bu değerlendirmeler. Orwell'in siyâsî gelişiminin bu safhasına özel bir önem verilmelidir. nel havayı ve son demlerini yakalayabildiği devrimin siyâsî fikirlerinde meydana getirdiği değişiklikleri. İspanyol tecrübesinden sonra benimsediği tavır devrimci bir sosyalistin konumudur: günümüzde. daha az sözü edilmekle birlikte.» Böyle olmakla birlikte. dışarıdan «aşırı» dîye adlandırılabilecek tavır. Orwell'in siyasî düş kırıklığı ile devrimin ve sosyalizmin 272 kaçınılmaz başarısızlığının sesi olduğu gibi bir fikri sabite saplanan. O. farklı ve çok daha geniş bir okur kitlesinden uzaklaştırmıştır. Ispanya'daki resmî komünist siyâseti ve iç mücadeleler üstüne yazılara büyük bir öfke duymaktaydı. hem kapitalist düzene hem de ortodoks komünizme ölesiye hasmânedir. İspanya'dan inanmış bir devrimci sosyalist olarak dönmüştür: «gerçek işçileri. Katalonya'ya Selâm. Katalonya'ya Selâm'da aktardan devrimci ruhun kayboluşu ve ezilmesi. Meselâ.WİLLİAMS'IN GÖZÜYLE ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Önceli üstüne en sık başvurulan inceleme kitaplarından birini kaleme alan Raymond Williams. bir devrimin ve bir iç savaşın unutulmaz derecede capcanlı ve kişisel hikâyesidir. İspanyol mücadelesini ele alış tarzı. İç mücadeleleri çok fütursuzca aktarışı. İspanya'ya gitmezden önce olduğu gibi. bilâhare sağ-kanadın düşünceleri olduğuna hükmedilebilecek bir tablo çizmez. 1942'de "İspanyol İç Savaşı'na Geri Bakış"ı yazdığı sırada. Orwell'in Katalonya'ya Selâm'da da uzun uzadıya tartıştığı Komünist ve Anarşist görüşler arasın. o dönemde şehre hâkim olan ge. Ancak. o günden buyana kitabı. onun. Daha o tarihte «Stalinizm» diye adlandırdığı bu siyâsî tavra duyduğu nefret yakasını hiç bırakmadı. son senelerindeki konumuna nasıl ve ne zaman geldiği daha da ilgi çekicidir. daha önce ve daha sonra yazdıklarından daha az ehemmiyetle değerlendirilmiştir. böyle düşünenleri haklı çıkaracak malzeme niteliğindedir: «o. Orwell'in sözünü edegeldiğimiz bu tavrından. İkili bir siyâsî nedenle. Bölümün ilk kısmında. Fakat aynı zamanda da. devrimci sosyalizme duyduğu açık ve hararetli bağlılık. Orvoell'in kendi ağzından aktarıyor.» Yüceltilmiş «işçi» fikrine sahip «burjuva komünizmin dediği şeyden. kendi kendime hangi tarafta yer alacağımı sormama gerek yok. Dış basında yer alan. gerçek çatışmada seçimini yapmıştı. doğal düşmanları olan polisle çatışma halinde gördüğüm zaman. sözlerine şöyle devam ediyor : «Katalonya'ya Selâm bazı bakımlardan Orwell'in en önemli ve etkili kitabıdır.

yani. Onu. falanca filânca olay «hiç bir zaman vuku bulmamıştım derse. çok yaygın biçimde kabul edilen. 274 275 .rından çok sonra. Sosyalistlere ve Ko-münistler'e yakınlaşmak durumunda kalmıştı. gerçeği gördüğü gibi kaydetmeye azimliydi. tabiî ki o olay hiç olmamıştır. Lider iki kere iki beş eder derse. İspanya üstüne kaleme aldığı yazılarında Onwell. Orwell'in İspanya' dan hayâl kırıklığına uğramış bir sosyalist olarak dön. 64-73. Daily Mail ve Catholic Herald gibi. Fransa ve İngiltere'nin Paşizm'e karşı «demokrasi» nin müdafaası için. ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Raymond Carr* İspanyol İç Savaşı bir kötü edebiyat sağanağı yarattı. Halk Cephesi'ne dahil partiler 1936 Şu-batı'ndaki seçimlerde çoğunluğu elde ettiler. Komünist gaye. görüşten daha yanıltıcı bir şey olamaz. The World of George Orwell. cephelerin Sovyetler Bir. bu boyun eğiş özellikle. 1971. İspanya' daki Halk Cephesi meselesinde de geçerliydi.» anlayışını da Nazi teorisinden çıkarmıştı. 1936-39 döneminde Sol'a mensup çoğu yazarın göze alamadığı bir şeydi bu. Londra. sözü tekrar tekrar entellektüe) sahtekârlığı besleyen. Katalonya'ya Selâm bunun bir kaç istisnasından biridir. Miriam Gross. dürüst herhangi bir insanın parti siyasetini desteklemesinin mümkün olmadığı. 1930'ların sonlarındaki siyâsî şartlara. Nitekim. Avrupa Solu'na mensup entelektüellerin Komünist «çizgi»ye kölevârî itaatine getirir. Orwell. liği'nin diplomatik çıkarları doğrultusunda ustalıkla idaresini —mazur görülebilir bir strateji— ve böylesi bir yöneltilmeye karşı direnmeye kalkışacak herkesi sapkın (heretik) diye damgalayıp vurmayı öngörmekteydiBu hedef ilk önce İspanya'da açığa çıktı. hâlâ faşizmi totaliter tehlike olarak kabul ediyordu. bittabiî iki kere iki beş eder. ordu *) Raymond Carr. Onun görüşüne göre. Weidenfeld and Nicolson. ss. faşizme ve Nazi kamplarında uygulandığını gördüğü «köleliğin yeniden kurumlaştırılması»na duyduğu ilk tepkilerdir. «Lider veya bir yönetici zümrenin sadece geleceği değil geçmişi de denetlediği bir kâbus dünyasında. «Orwell and the Spanish Civil War». Bu yüzden. Sovyet diplomasisinin vasıtaları. Franco taraftarı propagandaydı. ed. düğü ve bundan sonra tüm gayretini totaliter bir sosyalist gelecek ihtimaline karşı uyarılara harcadığı şeklindeki. burjuva demokratlarından uzaklaşırken. ve sonunda. gayrı sosyalist hükümete karşı olan ve Sağ'da ve Sol'daki aşırı kesimlerce tedirgin edilen. belki de. eğer Lider. Günümüzde apaçık bildiğimiz üzere. «nesnel hakikat kavramının özü dünyadan uçup gidiyor» diye düşünmeye sevkeden şey. Komintern açısından Halk Cepheleri. Bin Dokuzyüz Seksen Dört'te yer alan bu dolaysız sezişleri. ve nedeni de çok basittir. Almanya karşısında ortak bir savunma cephesi kurmasını sağlayacak birer araçtı. faşist propoganda ile. Cumhuriyetçi.

Parti'yi terketme noktasmdaydı-lar. Komünist bir yazarın Komünist çizgiye dolaysız itaatinin sonuçlarını şöyle tarif ediyordu : propoganda gayesiyle sunturlu yalanlar anlatmak.kanat müttefiklerinden daha fazla bilgi sahibi olan ve aralarında Koestler. onu yüce gösteren muazzam nitelikler atfediliyordu. Sovyet gazeteci Koetsov'un yazılarında bile görülebilir. Arturo. Bu hikâye. Arthur Koestler'in The Invisible Writing adlı eserinde (Londra. haksız ve muvazenesiz bir ısrarı sürdürüyor. Bu tepki. bilhassa CNT ve POUM (Troçkist olmayan bir devrimci Marksist parti) militanları gibi. Stalin'in amaçları hakkında sol . düzen adına. onların konumlarını zayıflatıyor ve dolayısıyla da Faşizm'in zaferine yardımcı oluyordu. Kadının yatağının yanıbaşmda bu vesikalardan altmış altı tanesi duruyordu. Ko') Propogandacı Willi Münzenberg idi. Parti üyeleri. en azından gerçeği —ki bu bile sınıf temeline oturtulmuştu ve bir burjuva erdemi olan nesnel gerçek. Orwell ve Serge'in neredeyse ikrah getirmesine yol açan şey.» «İşte bu. propoganda-dır. Fakat. Regler ve Münzenberg'in de bulunduğu çoğu Komünist entellektüeller. Bu itibarla. sindirilmesini buyuruyordu. Otuzların sonlarındaki edebî itaat.2 * Orwell ve Victor Serge'e daha da iğrenç görünen şey. Sadece İspanya'da Faşizm'e mukavemet edildi ve bu direnişi yalnızca Sovyetler Birliği —hangi maksatla hareket ederse etsin— silâh yardımı yaparak destekliyordu. ayaklandılar. yerini tarihî açıdan doğru olan proleter gerçeğe bırakacaktı— nasıl tahrif ettiklerini izah edecek bir teori geliştirmişlerdi ve Parti hayatının hissî açıdan ne pahasına olursa olsun desteklenmesine psikolojik ihtiyaç duyuyorlardı. Komünistler ile anarko-sendikalist-lerle CNT Hükümet'e girdi (Eylül-Kasım 1936) ve Hükümet'in savaştaki gerçek kuvveti olarak kaldı. solcu edebiyatın nahoş gerçeklerle yüz 277 . dolaylı ya da dolaysız nitelikteydi ve ikincisi. Böyle olmakla birlikte. özellikle Madrid ve Barselona'da. nitekim öyle oldu— icap ettiren Komünist versiyonu hazırlop yutmak. Yüksek rütbeli bir memurun dul karısı evinde ölü bulundu. 1930'lar sonlarının temel siyâsî denklemini oluşturuyordu. Askeri ayaklanmanın hezimete uğratılmasında işçi örgütlerinin. kolaydı bu. Komünistler'in Halk Cephesi'rideki rolünü eleştirmek. mevcut yazılara nüfuz etmiş Komünist tesirin tüm kuvvetliliğine karşı mücadele edecek cesareti kendilerinde bulabildiler. sanırım. sol entelektüellerin gerçekten kaçışlarının gücün —yani. Victor Serge ile Orwell'in de aralarında yer aldığı bir kaç güçlü soluk. savaşın etkin biçimde sürdürülmesi yönünde bir çaba. yani çeşitli şekillerde işçi denetimi altına alınmışlardı. İspanya'da Faşizm'e karşı zafer kazanma ümidi. Halbuki şimdi. Dolayısıyla da boykot edildiler. Sadece. Orwell. İspanyol İç Savaşı'na ilişkin. fikirleri Stalin'e uygun düşmeyen kendinden emin anti-Faşist-ler'in kasden tahribini —ki.içindeki entrikacı unsurlar 1936 Temmuzu'nda. işçi devriminin tahribi meselesinden rahatsızlık duyan unsurlar vardı. «Kızıl Bir İspanya» evvel-emir-de Fransa ile Büyük Britanya'yı ortak bir anti . işçi örgütleri bilhassa Katalonya'da kendiliğinden gelişen bir toplumsal devrim yaratmışlardı : fabrikalar ve çiftlikler «devletleştirilmiş».Faşist siyasetten ürkütüp kaçırabilirdi. edebî kuruluşun kendine has ve geçici bağlılıklarından ileri geliyordu. 276 münist olmayan Solcuların da Komünistler'in üslûbunu izleyerek hakikatten yüz çevirmesiydi. Komünistler'in siyaseti ve Komintern'in yürüttüğü propogandanın başlıca amacıydı. burjuva demokrat bir hükümeti oluşturan Halk Cephesi'nde temsil edilen Komünistler'de içkin olan. Hitler'den daha az menhus idi. bu adamları ikinci bir balayı için geri getirdi. Koestler. işçi olmayan halkın Cumhuriyet'e sâdık kalmasını temin edecek bir esas süreç ve silâhsızlıktan kırılan Cumhuriyet'e Ba-tı'nın saygıdeğer burjuva devletlerinin silâh yardımı yapmasının şartı olarak sunulabilirdi. Kuşkusuz. eğer tersine döndürülmeyecekse. Cumhuriyet'te. 1954) anlatılmaktadır (s. 334). «Kızıl milis bir peseta değerinde vesika dağıtıyor ve her vesika bir ırza tecavüze yarıyordu. Sovyetler Birliği'nin— cazibesinden kaynaklandığını söylerken. Victor Serge'in GPU'Iu Ignacio Reiss'in katlini nakleden yazıları Paris basınının sansürüne uğradı. Cumhuriyet Hükümeti'ni burjuva demokrat bir mesele olarak sunmak. Halk Cephesi'nin neredeyse hipnotize edici özelliklerini yeterince dikkate almıyor. Komünist siyaset bu devrimin. Şüpheye düşen Komünistler ve genel olarak Sol için —Moskova Muhakemeleri'nden sonra dahi— böylesi bir hesap. Hem Stalin. Bu eğilim.Halk Cephesi'ne. Sosyalistler. ahlâkî açıdan kınanacak höyük bir hataydı. önemli rol oynamasıyla birlikte. Orwell'in İspanya hakkındaki makalelerini Neıo Statesman reddetti.

devrime mukavemet ediyorlardı. «o günlerde ve o havada yapılacak tek akla yakın iş olarak görünmüştü... POUM taburlarına duyduğu katıksız imânı açığa vuruyor.. 278 Örgütlü cesareti gerektiren savaşta ferdî yiğitlik faydasızdır.Onun da vurguladığı gibi. Orwell'in milise duyduğu hayranlık. Yine de... Koestler. Milis kuvvetinde selâm çakmak. Onun hal yolu olarak önerdiği. Borkenau. «Uzun vadede zararlı bir gerçek... sadece unutulmaz değil. Sınıf ayırımlarının toplumu kesin çizgilerle böldüğü İngiltere'den sonra bu manzara hayli büyüleyiciydi-Gazete makaleleri yazmak düşüncesiyle geldiği halde. aşikâr bir gerçekten kaynaklanan bir konumun hissî yargısını açığa vuruyor. Fakat. Onvell'in İç Savaş'ta çarpışması neredeyse bir kaza eseridir. İspanyol İç Savaşı üstüne yazdıkları farklı olacaktı. milis kuvvet leri «.. «işçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehir» idi Bahşiş verme usulü kalkmıştı —ki bu Orwell'i neredeyse teshir etli. Muharip kuvvetlerini lojistik ihtiyaca göre dağıtabilmesi. devrimci disiplinin as kerî değerinden değil de. Burada. selâmları. kendisinin de teslim ve itiraf ettiği üzere. birliklerin askerî ihtiyaçlara cevap verecek şekilde bir yerden bir başka yere sevk-edilememesi. tarihî açıdan paha biçilmez değerdedir. Koestler İspanya'ya önceden belirlenmiş bir çerçeveyle geldiler. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım ama uğrunda savaşmaya değecek olayların cereyan ettiğini hemen kavradığım fazladan bir şey vardı.. Siyâsî kıstasların hakimiyeti ile mahallî meselelerin yarattığı sıkıntı da. milise katıldı. yerini aldığı milis kuvvetinden daha iyi olduğuna da inanamadı.... Temmuz'da başkaldıran generalleri hezimete uğratan «kendiliğinden gerçekleşen devrim» in..sendikalist CNT ile devrimci Marksist POUM hâlâ toplumsal ve siyâsî Komünist karşı . tam tamına Onvell'in tepkisinin doğrudan-lığıdır. Orvvell'in Anarşist milise ilişkin «saf İspanyol kuvvetleri içindeki.. Komünistler ile sempatizanlarının saflarında ise buz gibi bir sükût oldu. «paranın yozlaştırdığı İngiltere'de 279 . Bu yanlıştı... «üste yaltaklanma» yoktu. Aragon Cephesi'nde (Ocak . Cumhu. kıt kaynakların azamî verimle kullanılamaması gibi mahut askerî kusurların ilâ-nihâye sürmesine neden olabilirdi. doğrudan gözlemle siyâsî tahlilin sınır komşusu olduğu tehlikeli hudutta bu gözler ne ölçüde güvenilir idiler? Keza Orwell'in POUM milisine katılışı da kaza eseriydi. çünkü onu İspanya'ya hasb-el-kader ILP (İngiliz İşçi Partisi) göndermişti.Orvvell yalnızca gözleriyle gelmişti. Teruel veya Ebru gibi muharebelerin üstesinden de yalnızca Halk Ordusu gelebilirdi.yüze gelmeyi ve insan vakarı ile namusunu müdafaa etmeyi reddedişleriydi.» Katalonya'ya Selâm'ın ilk kısımlarını tarihçi açısından değerli kılan şey de. Kaminski. Halk Ordusu'nun bir dereceye kadar tedavi ettiği. milis sistemini ve «devrimci disiplin»i savunduğu her iki makale de. Thomas Mann'ın sarfettiği. içten gelenin disiplin tarafından yıpratıldığını ve mağlubiyete uğradığını görmektir. Halk Ordusu.. 1914-18 döneminin kalın kafalılarına da hiç bir zaman güvenemedi.» Bu nedenle kasvetli siper savaşlarının fizik güçlüklerine zorlukla katlanabildiği halde..» sözlerini naklediyor. Komünist olmayanlar alkışladılar.. farklı maaş düzeyleri ve fiyakalı üniformalarıyla tesis edilirken. subaylara yüksek maaş. Keza.. sokaklarda hiç «şık giyimli kişiler» görülmüyordu. riyet'in stratejisinin mukadder zayıflığını doğurdu. (tarih yazımında kimse daha kuvvetli bir öznel unsura sahip olmamıştır) eğer başka bir milis grubuna katılsaydı. Benim anlamadığım. milisin içinde yaşayarak onun hakkında anlattıkları. Orwell milis eğitiminin ahmaklıklarını ve amatör askerciliği gördü görmesine. İşçi milisi. imtiyaza duyduğu nefretten ileri geli yor. rütbe apoletli üniformalar. adları kötüye çıkmış ama en iyi savaşçılar» hükmünü düşünün bir. Barselona'ya. çünkü.umudun kayıtsızlık veya istihzadan daha olağan . Meselâ.. gazeteci entellektüellerin hazır bağlantılarını kullandılar. Franco'nun sahip olduğu en büyük avantajdı. tümü Orwell'in nefret ettiği şeyler olan subayları. 1936'nın Aralık ayında Barselona. Anarko . lâkin harbi kazanmaya dair her şeyi gerçekten bilen generallere. Komünist tavsiyesi üzerine kurulan örgütlü Halk Ordusu'nun. Buradaki «adları kötüye çıkmış» sözcükleri ilginç. faydalı bir yalandan daha iyidir. devletleştirilmiş fabrikalar ve işçilerin denetimi hâlâ işlevlerini sürdürüyordu.Mayıs 1937) miliste geçirdiği dönemin kendisi için «büyük önem taşıdığı» nı belirtiyor. siyâsî bilinç ile kapitalizme duyulan itimatsızlığın karşıtlarından daha normal olduğu sınıfsız bir toplumun bir tür nüveleriydi. Komünist sempatizanların hazır bulunduğu bir toplantıda. milis kuvvetinin cephe hatlarını tuttuğu doğrudur.. sokaklarda henüz canlılığını koruduğu bir sırada vardı. ve tarihin en hüzün verici yönlerinden biri. Üstelik. milis kuvvetinin sendikaların doğrudan denetimi altında etkin bir biçimde yeniden örgütlenmesi.

U-M. işçi devrimini gerisin geriye döndürme azmi idi. 8 Haziran 1937). Sloganları «Önce savaş. Bu yüzden.U.P. Franco'ya karşı zaferin bir ön şartı olarak elde tutmakta ısrar etmesiydi. ile C. «savaşın siyâsî veçhesinin kendisini sıktığı»nı itiraf etti. «Önce devrim» anlayışının bu neticesiyl'e yüz yüze gelmeyi Orwell reddetti. C. sosyalizme inanıyorum. sosyalizmin savaş zamanında ödeyemeyeceği kadar yüksek bir fiyat olduğu öne sürülebilirdi.* *) P. «Bunun bendeki etkisi. Komünistler'in CNT ve POUM'a yönelttikleri. ittifakın. ve ona göre Halk Cephesi «iki başlı bir domuz». «Faşizm'e tek alternatif. eğer tatbik edilseydi.'un tahlilini kabur edemezdi. Hattâ. zira bu tahlil siyâsî iktidarın ele geçirilmesini icap ettiriyordu.T.O. işçi devrimini ertelemek. Komünist davasının muteber olabileceğini hiç bir noktada kabul etmedi — çoğu tarihçiler de onu izlediler. öncelikleri ters yüz etti. önderlerinin. Kendisine has bir şekilde.'a karşı sürdürülen Komünist kan davasındaki «ahmakça ve körü körüne garez». daha önce hiç gerçekleşmeyen bir şekilde.O.N. hükümete katılmayı ve karşılığında Temmuz'da elde edilen «devrimci kazanımlar»dan milis kuvveti gibi bazılarını feda etmek şeklindeki düşüncelerini dikkate almayan militanlar. 28 Mart 1938 tarihli Mundo Obvers'de Madridli bir Komünist. sosyalistlerle kapitalist-demokratların. hayat hakkına sahip olacakları bir terkip idi. Halk Cephesi'nin savaşı sürdürebilmek için gerekli 280 siyâsî temeli sağlayabilecek tek yol olduğuna inanıyorlardı : burjuvazi. Halk Cephesi'nin burjuva demokrasisiyle Faşizm'e karşı direnilemeyeceğini savunuyordu. P.U. Faşizm'e karşı mukavemetin tek yolu demokratik birlik idi vs. Bu adamcağız parti sekreteri Jose Diaz tarafından anında alaşağı edildi. P.M-.O. pahasına Cumhuriyetin safında tutulmalıydı. C. aslında düpedüz ezmek. Onun fikrince yanlış yola sevkedilmiş olmakla birlikte.U. küçücük bir parti her hangi bir şeyi uygulamaya koymayı nasıl umabilirdi.T.U. çünkü. Bununla birlikte. milis kuvvetinin disiplinsizliği ile işçilerin nezareti altındaki sanayi kesiminde hüküm süren kargaşanın. C. liderlerin yanlış pazarlık yaptığını düşündüler ve bu itibarla işçilerin tek güvenceleri olan milis kuvvetinin elde tutulması noktasındaki ısrarlarını haklı buldular. Komünistler.akla hayale gelmeyecek» eşitlikçi bir toplum söz konusuydu. Halk Cephesi'nin ve her hangi bir direniş umudunun da sonu olabilirdi.M. fiilen gerçekleştiğini görmeyi arzulamak oldu.U.'nin kopuşunu hazırlayan çıkmazı anlayan bir kaç yorumcudan biriydi.T-. P.» P. arasındaki. savaşa ağırlık verilmeli ve Faşizm'e karşı savaşı örgütlerken devrim ikinci derecede düşünülmelidir şeklindeki eleştirilerini müsbet karşılamaya meyletti3 Mayıs 1937'de. önce kalın kafalı teröristler ve bürokratlar tarafından parçalanıp ezilen ve sonra da denetimli bir basının iftiralarına maruz kalan bir siyâsî masumlar grubu olarak beliriyor. Victor Serge gibi mevsimlik anti-Stalinistler Komünistler'in nasıl davranacağını bildiği halde. münakaşaya gelir bir mesele vardı. hizipler arasındaki mücadeleyi tahlil etmeye mecbur oldu. OrweIl hayretlere garkolmuş-tu. sırf Sovyetler Birliği'nin silâh yardımının (o yardımlar ki.» (Cyril Connolly'e mektup.T.» Orwell sosyalizmin insanî terimlerle kurulduğunu görmüştü. zira.O. POUM'un milis kuvveti ve devletleştirme gibi Temmuz'da kazandığı başarıları. Orwell P. sosyalizmin evvelce olduğundan çok daha ileri bir aşamada.O. zaferi garantilemek için tek şart olduğu fikrine itiraz etti.O. Komünist hakimiyete karşı besledikleri ortak korkudan kaynaklanan.U-M. P. siyâsî bakımdan uygun olup olmayışlarına göre musluğun açılıp kapanabileceği tehditleri savurulabiliyordu) devamını emniyete almanın karşılığında.N.N.M. aslında teferruata müteallik olduğunu gördü. ne sosyalist ne de kapitalist olmayan bir İspanya'nın. Komünist çizginin hakimiyetindeki Kata-lan Hükümet ile POUM ve CNT'deki destekleyicileri arasında sokak çarpışmaları patlak verdiğinde Orwell. sonra devrim» idi. bir fel:kete yol açacaktı — kaldı ki. Orvrell.N.M. Komünist görüş kısmen saygıdeğerdi.O.U. Müsamaha edemediği şey. Barnum ve Bailey ucu-besininki kadar.M. Parti ittifakını çözen tek tük vak'alar görüldü. PO.U-M. işçilerin denetimidir ve bu da ancak işçi milisleriyle teminat altına alınabilir.M. Bu karşıdevrimi destekleyen siyâsî değişiklikleri kavrayın-caya kadar bir hayli zaman geçti.O.'un ilân edilmiş hedefi olan «burjuvalarla reformistlere bir nihayet vermek» fikri.N.'nin siyâsî iktidara ilişkin tavırları ara.T.'un gazetesi La Batalla Faşizm için uydurulmuş farklı bir isimden başka bir şey olmayan. ile C. Bu ittifak ilke düzeyinde değildi. çevresinde işittiği görüşlere tepki gösterdi: bunların başlıcası. «çizgisi». yalnızca «saygıdeğer» bir cumhuriyet kapitalist Batı'dan silâh yardımı ümit edebilirdi. 281 . «Nihayet.

. militanları savaşmaya gittiler de. böylesi bir çekişme için had safhada hazırlıksızdı.T.M. milise katılmasına neden olan sâikleri açıklayışında olduğu gibi.M.U. «Çizgi» parti sekreteri Jose Diaz tarafından 3 Mayıs'ta aşağılandı. generaller ve Manchester Guardian'da. onu izleyen her tarih kitabına nüfuz etmiştir. Juliân Gorkin'in 1940'da yayınlanan Canibales politikos adlı eserine bakınız (s.'un harekât merkezinde topu topu 60 tüfek vardı. çatışmada gördüğümde. gazeteciler gibi. liderleri. Moskova Muhakemeleri'nin üzerinde durmak.O. P. fırsat 1937 Mayısı'nda zuhur etti. onlar için çalışan ajanlar da dahildir.T.'nin Komünistler ile olan mücadelede ilerlediğini öne sürüyor. Avrupa'nın kutlama törenlerinin gerçekleşmediği tek Faşist olmayan şehri haline geliverdi. 87 ve sonrası).N. çalışanlar hariç. Mayıs ayaklanmalarına yarım-gönüllü katılmakla. P. Orwell'in görgü şahitliği. doğru. liderleri. Katalonya'ya Selâm'ın nüvesini oluşturur: Orwell'in görgü tanıklığına dayanarak naklettikleri. en azından 1930'larda. ile polis arasınsındaki farklılıkları anlamak için. Orwell. Komünistler'in «düzmece» Halk Cephesi Hükümeti'ndeki her ilerleyişlerine mukavemet etmeye hâzır tek İspanyol siyasetçileriydi. hükümetten ihraç ve gücü de yok edildi.O. kötü bir tahmindi bu.O. Sovyetler Birliği' ndeki sol muhalefet içinde faal rol oynayan Andres Nin başta olmak üzere. arasındaki Mayıs ayındaki gerilim öylesine patlama noktasındaydı ki. her iki tarafın da «müdafaada olduğu» bir çatışmada sıkışıp kalmıştı. İspanya'daki Komünist siyaseti. Katalan güvenlik kuvvetlerinin Temmuz'dan beri C-N. Bunu tamamiyle tahmine dayandırdığını söylüyor. *) Burnett Bolloten'in.'nin lehinde olmasıdır. Barselona. Ama.O.N.N.Orwell.. Susturulmaları zorunluydu. Komünistler'in. editörlüğünü Raymond Carr'ın yaptığı.M. Bu çarpışmaları müteakiben İspanyol İç Savaşı'nın içinde başlayan dahilî harp. Hareketin güç kazanması için uzlaşmaya hâzır bekleyen liderleri ile hiç tâviz vermeyen ve savaşa gitmeyi tercih eden militanları arasındaki ayrılıklar yüzünden fena halde bölünen C. Bunların bazıları kendilerine Troçkist diyor.M.'yi. Orwell'e göre. burjuva özgürlüklerini savunan Liberal-Sos yalist-Komünist ittifakı görünümünü tahrip edebilirdi.O. C. Hükümet biliyorsa. polisler ele haksız tarafta olmalıydılar. P. Çoğu İngiliz.U.T.T. İç Savaş'm Moskova Muhakemeleri ile üst üste geldiği ve Halk Cephesi'nin Sovyet diplomasisi için lüzumlu bir parça olduğu hatırlanmadan tahlil edilemez. çizgisine yönelik sağlam itirazlar öne sürmelerine rağmen. Ancak. düşmanlarını mahvetmek amacıyla siyâsî bir otopsiden nasıl acımasızca istifade ettiklerini görmek etkiledi.T. Hakikaten de. yani polisle. Tepkisi çok tipikti. P.U.N.U. «Esas düşmanlarımız Faşistler'dir.. İki nokta istisnaî ehemmiyeti hâizdir..N. 3 Mayıs 1937'de. Nitekim Orwell. hâdiselerin cereyanı esnasında kimse ne olup bittiğini anlayamamıştı. bu itibarla bunu istemiş olmakla suçlanamazd.M. Komünistler ile P. Onun görüşüne göre. Nitekim.T. ananevi işçi bayramı resmi geçitleri mecburen iptal edildi.U. The Republic and Civil War in Spain (1970) adlı kitabında 283 . lider. insanlar düpedüz binalardan çıkmıyor ve karşıdaki düşmanı süzmekle iktifa ediyordu.U. 282 da bir mücadele gibi görünüyordu.'nin elinde bulunan Telefon Santralı'nı işgale teşebbüs etmesiyle çarpışmalar patlak verdi.OU.» Yine. İspanyol İç Sava-şı'nı aktaran Anglo-Sakson tarih yazımının en belirgin özelliklerinden biri C. üstlerine inşa edilen hükümlerdir. kendi kendime hangi safta olduğumu sormama gerek yoktur.M 'u bastırmak için kullanılan Robespierrevârî usulleri hiç bir şey mazur gösteremezdi.O. Eğer bunu herkes biliyorsa. ve P. «Gerçek bir işçiyi doğal düşmanı ile.U.M.O. P.U-M. savaşın geri kalan kısmını yaralarını sararak ve siyâsî iktidar için umut besleyerek geçirdi -anarko-sendikalistler için tuhaf bir akıbet. Stalin'in ülke içindeki tiranlığını La Batalîa'da yayınladıkları sayfalar dolusu yazılarda tel'in etmekte bir an bile tereddüt etmediler. polisleri sevimsiz bulur ve Anarşistler'e zaaf duyardı.N. hâlihazır hareket tarzlarının başka sebeplerden kaynaklandığını biliyordu. İkinci nokta. bu konudaki bilgimizin başlıca kaynağıdır. savaş fenersiz yakalamıştı.'nin Telefon Santrali'ndeki direnişi yüzünden başlarına geldiğini düşündükleri böylesi bir «meseleye bulaştırıldıktan için öfke içindeydiler-» Çarpışma ilk nazarda C. liderleri. tepkisinin sezgisel yönü insanı ürkütüyor.M. Komünistler'in P. bu düşmanlara yalnızca Faşistler değil. neden onlara Faşist muamelesi yapmıyor ve merhametsizce köklerini kazımıyor?»* P. Orwell'i Mayıs çarpışmalarından çok. Beklenen .O.T. Mayıstan sonra C. İnsanın aklını karıştıran sempatiler değil. C.

Sosyalistler. İspanya'daki son günlerini takip edilen bir firari olarak. İspanya'daki çalışması boyunca.M. artık günümüzde yanlışlığı görülmesi gereken. Andres Nin'in Komünistler tarafından katledildiğine dair haberler sızmadan evvel. daha iyi bir vasıta olduğu yolundaki inancını korudu. Onun öne sürdüğü gibi.O. «olgular» ustalıkla kullanılacaktı. Bütün bunların başına.'un tasfiyesini nefretle karşıladılar-hepsinin içinde en mutî oyuncak olan La Pasionaria hariç. diyelim. 284 bu gayretkeşliği ortadayken. Moskova'ya sâdık olmakla beraber. Avrupa'nın işçi sınıflarına grev ve boykotlar ilham edebilir ve böylece.O. P. hâdisenin gerçek tarihi nasıl yazılabilirdi? Propoganda hakikatin yerini alacak. bir anlamda savaş muhabirliğinin anısını taşıyordu.M. siyasetçilerin Halk Cephesi veya Komünist askerî danışmanların nezaretindeki Halk Ordusu'ndan. Her şey bir yana. O günlerin havasında kitap hiç rağbet görmedi. onu dehşete düşürdü.U. P. 144). ya da Ralp Bates'in New Republic'de yayınlanan yazısındaki P-O. ülke dahilinde kargaşa yaratarak Franco'ya yardımı amaçlayan P. Orwel'lin Stepnen Spender'e 1938'de yazdığı bir mektubunda dile getirdiği «Komünist Partisi'ne 1935'den beri hayli muarız» olduğu şeklindeki görüşü. Kendisine çifte miras kalmıştı. kendine has hususiyetlerinden kaynaklanmaktadır.* Orwell. Komünist milisler ona Troçkist ya da hain demediler. gönülsüz Largo Caballero'yu. «Franco cephesinde gerçek bir halk hareketi» başlatabilir miydi? Halk Cephesi'nin kapitalist burjuva kesimi Franco ile uzlaşmaya varır mıydı? «Sağa doğru her yalpanın» Cumhuriyet'i zaafa düşürdüğünü söylemek doğru muydu? Orwell. Kendi görüşlerine bir geçit sağlayamamak ve Sol'un Komünist versiyonu kabul etmeye bu derece hazır oluşu onu derinden sarsmıştı. sahici bir işçi sınıfı partisine Faşist yaftasını yapıştırmak canavarca bir davranıştı. Katalonya'ya Selâm'ı okumaksızm geri çevirdi. İspanyol tecrübesinden sonra salt düşmanlıktan çıkıp nefrete dönüştü. gerçek devrimci bîr İspanyol. İlgili tarafların hakikati ört bas etmekteki (supresio veri) yer alan «The Parti es of the Lef t and the Civil War» adlı makalesinden alınmıştır (s.M.'un idaresinde Hükümet'e karşı başlatılan soğukkanlı bir ayaklanma olarak sunuldu. Komünistler ile anarko-sendikalist uyuşmazlıkların doğurduğu gerilimlerin şiddet dolu bir ürünü olarak değil de. planlı bir «ayaklanma» veya bir «kanlı isyan» hazırlığı yapılmamıştı. Onun nesli Büyük Savaş'ın fazlasıyla tesiri altındaydı ve aslında sol gazetecilere teklif ettiği «örnek».U.M. Komünist Cumhuriyetçi bakan Jesus Hernandez o günlerde. nandez'e göre. Chamberlain'in siyasetini değiştirebilir miydi? İşçi imajı. milislerinin Faşist askerlerle futbol oynadığı iddiası. ve bebeklerin barikat diye kullanıldığı şeklinde uyduruk hikâyeler tertipleyen gazeteciye kalmıştı. Her. daha söz dinler Negrin'in göreve getirilebilmesi için «azledildi». New Statesman onu makale ve yorumlarını reddetti. «Feryat figân tekrarlanan yalanlar ve nefret» cephe hattında savaşanlara vız geldi. bir dizi siyâsî hükümleri. yakalanma korkusuyla açık havada uyuyup karısının odası gizli polisçe aranarak. Beri yandan. ve Anarşistler'in 'Savaş ve devrim bir285 .O.OU. Gollancz.leri bu suçlama uyarınca Troçkist ve Faşist ajan provokatörler masıyla birlikte. Barselona çarpışmalarının Komünist ajanlar (Antonov-Ovseenko ve Ernö Serö) tarafından kışkırtıldığını iddia etti. bir işçi partisini bastırmayı reddettiğinde.O. Kısa dönemli bir kehanet sahibi olarak Orwell'in. Haberleşme tekellerine sahip olanlar. Mayıs günlerini «Troçkist İsyan» olarak aksettirmeleri. Komünist çizginin görüşlerini hiç eleştirmeden hazırlop alıp tekrarlayan News Chronicle gibi gazetelerin. *) Hernandez'in görüşlerinin bir özeti için. Katalonya'ya Selâm.U. büyük bir tutkuyla ve süratle yazıldı. «P. ve «siyâsî şüphe ve nefretten oluşan korkunç bir havayı teneffüs ederek» geçirdi. işçi devriminin ve devrimci milisin Fasizm'e karşı savaş için. tamamiyle hazırlıksız yakalandıklarını tekrar tekrar söylüyor: gerçekten de. 438-440).M. Bu iş.'un peşindeki Komünist polisin yüzünden geldiğini biliyordu.M.U.U. öfkeyle bir silâhın ateşlendiğini hayatında hiç görmemiş. Miliste sosyalizmin nasıl bir şey olabileceğini hissetmişti. Robert Conquest'in The Great Terror (1968) adlı kitabına bakınız (ss. hâdise olup bittikten sonra kendi hikâyelerini kaleme alacaklardı — Bin Dokuzyüz Seksendört'ün kâbusu.'u bir isyan başlattığı suçlamasıyla tasfiyeye zorlamak amacıyla. Başbakan sırf Komünistler buyurdu diye. İşçilere duyduğu güveni muhafaza etti. İspanyol Ko-münistleri'nin çoğu P. Sosyalizm'in resmî müdafileri olan Sol'daki entellektüeller ile partiler onu derin bir düş kırıklığına uğratmışlardı.

1954.. Fugitive from the Camp of Victory (George Orwell — Zafer Kampı Firarisi). New Jersey. Hollis & Carter. hezimet ya da. 1967. — HOLLİS. Milliyetçi davaya yakınlık duyan tarihçiler tarafından dikkate alınmamıştır. — CALDER. — LİEF. — GROSS. Oliver & Boyd. Londra. Cumhuriyetçi İspanya'yı ziyaret eden anti-Faşistler'e gösterdiği gibi- ORWELL ÜSTÜNE BAZI KİTAPLAR : — ALDRİTH. — ATKİNS. The Unknown Orwell (Bilinmeyen Orwell). George Orwell.O.Hall. 1958. modern hayatın mükemmellikten uzak yönlerini müşahade etmesi için bir ayna tutuyordu. Longman. Secker Warburg. R. Ohio Devlet Üniversitesi. J-R. — WİLLİAMS. George Orwell. — LEE. (editör). o günün taleplerine uyacak tarzda yeniden yazılması. Zamanla İspanya'ya bakışı belirginsizleşti? Katalonya'ya Selâm'da. Lafayette. Weidenfeld & Nicolson. İspanyol'lar'ın farzedilen samimiyeti ve sadeliği ile anavatanındaki karmaşık uzlaşılar ve hayatın maddeci yanı arasındaki zıtlıktan ötürü şaşkına dönmüştü. Jennie. Richard J. 1968. Orwell. M. Lawrence. Londra. — VORHEES. George. 1974. durmuş-oturmuş bir geleneğin içinden yetişmiş bir kişi. ve ABRAHAMS. Spirit (Billur Ruh). 286 287 . Edward M.birinden ayrılamaz' sloganı. The Paradoz of George Orwell (Ge orge Orwell Paradoksu). Yale.). 1937'de tarif ettiği donukluk ve kayıtsızlık. siyâsî bir safdilliğe kayabilecek derecede. Indiana. P. John. Tıventieth Century Views. bunu hep korudu. eski P. A Study of George Orwell (George Orwell Üstüne Bir İnceleme). 1969. 1961. George Orwell. (Vicdan Dökümleri). tıpkı. 1971. New Hawen. 1940'da Orwell. The Crystal Londra. — REES. Keith The Making of George Orwell (Orwell'in Oluşumu). Three Modern Satirists (part). Londra. 1972.. George Ormell (Yirminci Yüzyıl Fikirleri Dizisi: George Orwell).. Cape. Homage to Occania (Okyanusya'ya Selâm). 1954. Christopher. «İngiltere'yi kapitalist demokrasi adına düzlüğe çıkaracak» bir İngiliz Halk Cephesi tarafından bozguna uğratılamayacağını ispatlama ihtiyacı. O. Cumhuriyetin iki buçuk sene dayanabilmesinîn başlıca nedeninin İspanya'da büyük servet farklılıkları bulunmayışıdır diye yazıyordu (The Lion and the Unicorn»)-" İngiltere'nin savaşı kazanabilmesi için mutlaka eşitlikçi bir toplum haline gelmesi gerektiğini. farklı bir şekilde de ifade edilebilir. Bu ihtiyatlı bir yargı. 1937'de imtiyazlar ve sınıf farklılıklarının avdetiyle hemzaman olan savaşa kayıtsızlık ve donukluğu aktarırken. — THOMAS. *) Owell'in 1936'da hüküm süren iyimserliğin aksine.sloganının bir yankısıdır. Edinburgh.M. —WİLLİSON. 247. — WOODCOCK. Robert A. 1969. muğlak hâle getirmişti. Londra. bir başka zaman olsa. ama gariptir ki. Chronicles of Conscience (part). The World of George Orwell (George Orwell'in Dünyası). Secker & Warburg 1961. George Orwell.U. Some materials for a Bibliography (George Orwell. Londra. romantizm. Nötre Dame. (Üç Mo dern Hicivci). ihtilâfın karanlık günlerinden evvel. Calder. Edward Arnold 1969. eöntellektüel bir habaset diye damgalayacağı şöyle bir karara sürükledi: tarihin. — GREENBLET. 1970). 1953.. Orwell'in İspanya'ya bakışını. Orwell'i.J. Batılı insana. The Lion and the Unicorn'da (Arslan ve Tek Boynuzlu At) dile getirdiği 1940'lı yıllarda Sosyalist bir İngiltere'nin mümkün olmadığı ama yalnızca savaşı kazanabileceği ana fikri. Ruth A. Orwell's Fiction (Orwell'in Edebî Eserleri). Constable. Bir Bibliyografya İçin Bazı Malzemeler) Kütüphanecilik ve Arşiv Okul Londra Üniversitesi. İspanya sanki. burada. S. Londra. Prentice . — BRANDER. W. Bu çok insafsız bir hüküm.. 1965. (ed. İspanyol'lar-ın doğasında bulunan demokrasinin güçlü etkisi demokrasinin müdafaası olarak yüceltildiği zaman. Ramân Salaş Larrazâbal'm Aproximacion historica a la Guerra Espafiola (Madrid.. Londra. belki de sanıldığından daha az gözle görülür idi» diyerek sonuca varıyor. gezgin bir edebiyat adamı olarak. Richard. Purdue Üni versitesi... s. — STANSKY. Londra. İndiana. Faşizm'in.

.... Orwell........................... Raymond Carr ............................................... Williams'm Gözüyle Orwell ve İspanyol İç Savaşı ..................................................... 253 272 Orwell ve İspanyol İç Savaşı.......................................................................İÇİNDEKİLER Blair'den Orwell'e Orwell'ın Kitapları ............ .... 287 288 ........ 5 12 13 15 Cyril Connolly'e Mektup KATALONYA'YA SELAM EKLER İspanyol Milisleri Üzerine Notlar.................... ....................275 Orwell Üstüne Bazı Kitaplar .................................................... ..... G.........

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful