KATALONYA'YA SELAM

İngilizce'den Çeviren Jülide JErgüder

ALAN YAYINCILIK : 40 Çağdaş Edebiyat Dizisi : 13 KATALONYA'YA SELAM HOMAGE TO CATALONIA 1938 İngilizce'den Çeviren : Jülide Ergüder Birinci Baskı : Nisan 1985 Dizgi/Baskı: Can Matbaa Kapak Düzeni : PANO GRAFİK

George OrwelI

BLAİR den ORWELLe* Eric Arthur Blair, 1903 yılında, İngilizler'in hâkimiyeti altındaki Bengal'de (Hindistan) Motihari de doğdu. Richard Walmes-ley Blair ile İda Mabel Limouzin'in ikinci çocuklarıydı. Orwell doğduğunda 46 yaşında olan babası, Hindistan Sivil Servisi'nin Uyuşturucu Bölümü nde vazifeliydi. Eric Blair dört yaşında iken aile İngiltere'ye dönerek Hen-ley'e yerleşti. Babası kısa sürede Hindistan'a geri gitti ve 1912'de emekli oluncaya kadar orada çalışmaya devam etti. Dolayısıyla Orwell, daha sonraları kaydettiği gibi, babasını sekiz yaşından önce çok az görebildi. Kocasından sekiz yaş genç olan annesi, 1908'de üçüncü çocuklarını dünyaya getirdi. Böylece Blair ailesi, 5'er yıl arayla iki kız ve bir erkek çocuğa sahip oluyordu. Eric Blair sekiz yaşında iken, Sussex'deki özel bir hazırlık okuluna başladı. Orwell, beş sene müddetle tatiller dışında tüm zamanını geçirdiği bu okulun, İngiliz sınıf sistemine ilişkin fikirlerini belirlediğini öne sürmüştür. Daha sonra burslu olarak, bir dönem Wellington ve dört buçuk yıl Eton olmak üzere, iki özel ortaokula gitti. Tatil günleri dışında yine hep okuldaydı. Eton'dan ayrıldığı sırada ailesi Oxfordshire'den Suffolk'a taşındı. Hindistan İmparatorluk Polisi'ne katılan Eric Blair, 1922 ilâ 1927 yılları arasında hizmet ettiği Birmanya'da polis eğitimi gördü. İzinli olarak evine geldiği sırada, Birmanya'ya dönmemeye karar verdi. Hindistan İmparatorluk Polisi'nden istifası 1928 yılbaşında yürürlüğe girdi. Bulûğ çağından beri yazar olmayı düşleyen Orwell, İmparatorluk Polis Teşkilâtı'nın böylesi bir meslek için hiç de uygun olmadığını düşünmüştü. Daha sonra cereyan eden hadiseler, Orwell'in bu dönemde emperyalizme hizmet ettiğini (kavradığını ve bu sisteme karşı çıktığını göstermiştir. Blair'in yirmi dört yaşına kadarki hayatını, başlıca, emper5

''İspanya'da döğüşen gönüllüler, bu savaşın anılarını yüreklerinde kötü bir yara gibi taşımışlardır. Çünkü, insan, haklı olduğu halde yenilebileceğini, zorbalığın gayrete boyun eğdireceğini, bazen cesaretin kendi kendisinin ödülü olmadığını İspanya'da öğrenmiştir.'''
Albert Camus

yalist Britanya'nın yönetici orta sınıfında bir yer edinmesi için elzem eğitim belirlemiştir. Ana ve baba tarafından ailesi, Hindistan ve Birmanya'da uzun seneler yaşamış, laskerî, idarî ve ticarî alanda hizmet vermişti. Yetişkin yıllarındaki yaşantısı ta-mamiyle bu çerçeve içinde geçti. Bir anayurt üssü ve yönetici yetiştiren okullar ağından oluşan İngiltere'deki hayatı ise, olağan bir aile yaşamından mahrum yıllar anlamına geliyordu. 1927'de bu çerçeveyi kırdığında, kendini hayatının üçte ikisini geçirdiği İngiltere'de buldu. Ancak tüm bu zaman, belirli türden ilişkiler bütününün, pek,.seyrek, olarak da aile durumunun, ta-iiımladığı kurumlar içinde geçmişti. Britanya'da yirminci yüzyılın ilk yarısında, benzer', bir birikim ve maziye sahip erkeklerin siyasi ve kültürel eğemenliği öylesine belirgindi ki, Orwell'in yeyetişmesi genellikle olağan ve usulüne uygun olarak vasıflandırılabilir. Bir başka ifadeyle, Britanya'daki' çoğu insanın hayatı da dahil bir çok önemli yönden bu garip hattâ yabancı idi. Or-well'in bundan sonraki dokuz yılını incelerken, bu noktanın ha-tırlanması ve vurgulanması gerekir. Çünkü, tüm bu unsurları» baliğ olduğu şey, yeni bir toplumsal ilişkiler ağının kurulması ve önemli bir bağlamda, yeni bir toplum kimliğinin yaratılması dır. bu Blair'in Orwell'e evriminde dönüm noktasıdır. İlk İlk kopuşun nedenlerii kuşkusuz hayli karmaşık olmakla birlikte, iki unsur çok aşikârdır. Büyüme çağında yazar olma arzu-su nekadar berrak berrak idiyse, yaptığı işin uygunsuz bir meslek olduğu fikride zamanla oluşmuştu. Değişiminin sonunda, emper-yalizmin kötü bir şey olduğunu yazıyordu; işinden ne kadar ça-buk ayrılırsa o kadar iyi bir şey yapmış! olacaktı (CEJL, I, 236). Henüz emperyalizmin hizmetinde iken tepkisi daha karmaşıktı. daha sonraları gözlemlediği üzere, hizmetinde olduğu imparatorluğa duyduğu nefret ile imparatorluğa karşı olan yerli halka ka duyduğu öfke arasında sıkışıp kalıyor; ve bu, ivedi işini zorlaş-tırıyordu. Teorik olarak, tamamiyle Birmanyalılar'dan yana ve tamamiyle onları ezen İngilizlere karşı olduğunu söylüyordu. fiiliyatta ise, hem emperyalizmin kirli işlerini reddediyor hem de onun içinde yer alıyordu. Hayatının geri kalan kısmı incelendiğinde, bu karmaşık tep-kinin bazı bölümleri anlaşılabilir. Kopuş anında hâlâ can alıcı olan bir husus da, onun İngiltere ile, yani tanıdığı ve ait olduğu ancak, soyutlama hariç, başka yönlerden hiç bilmediği bir toplumla olan kararsız ve bulanık ilişkisidir. Bu yüzden, İmparator6

luk Polisi'nden ayrılması ve aynı sınıf ağı içinde yaşamak üzere İngiltere'ye yerleşmesi mümkündü. Sadece emperyalizmin açık tezahürlerine tepki gösteriyor olsaydı, böyle davranması olağan da sayılırdı. Lâkin, İngiltere ile olan ilişki meselesi daha da na-ziktl Serbest kalışının ilk altı. ayında Blair'ln fiilen yaptığı şey, Londra'nın Doğu Ucu'nu keşif seferine çıkmak, İngiliz yoksul sınıfını tanımak oldu. Notting Hill'de bir odayı hareket üssü olarak tuttu. Sonra, 1928 ilkbaharında, Paris'in işçi mahallesinde bir oda kiraladı. Notting Holl'de aynı caddede ikamet etmiş olan sevgili teyzesi Nellie Limouzin, Orwell'in on sekiz aylık kalış süresi boyunca Paris'te bulunuyordu. Doğu Ucu'na yaptığı sefer, sonraları onun sık sık yenileyeceği bir tür oldu: sıradan İngiliz'i keşfetme yolculuğu. Yeni hayatının iki buçuk senesi bir bütün olarak alınırsa, onun yazar olanak kendini tanıtmasındaki ana dürtüyü anlama imkânı doğar. Bu açıdan, Paris'in seçilmesi döneminin tipik bir özelliğidir. On yıl sonra, 1920'lerin Parisi'nin «sanatçılar, yazarlar, öğrenciler, sanat meraklıları, seyyahlar, ayyaşlar ve benzeri görülmedik basit âvâreler tarafından istilâ edilmişti..., şehrin bazı semtlerinde sözde sanatçı sayısı, fiilen, çalışan nüfustan daha çok idi»; «sonra bu tabaka yeni bir Buz Çağı misali çözülüverdi, kozmopolit sanatçı kalabalığı da yok oluverdi» diye yazdı (OEJL, I, 493). Bir zamanlar bir parçasını oluşturduğu bir olgunun horlayıcı ve yozlaşan şartlarında yazma tutkusuna, deneyiminin pek çok evresinde karakteristik olan bu alışkanlığa, dikkat etmemiz gerekir. Paris'te iken, sonradan kaybolan, iki roman yazdı; Fransızca ve İngilizce bazı makaleler yayınladı. Zatürre oldu, on hafta kadar bulaşıkçı ve mutfak hizmetlisi olarak çalıştı, sonra da 1929 yılının sonunda İngiltere'ye döndü. İzleyen iki buçuk yıl boyunca, kendisini farklı temelde bir yazar olarak kabul ettirmeye çalıştı. Yazmak için ebeveyninin Suffolktaki evini kullandı; ara sıra makale yazarak ve öğretmenlik yaparak para kazandı. Kendi seçimi olmaksızın «Down and Out in Paris and London» (Paris ve Londra'da Perperişan) adı verilen ilk kitabının çeşitli uyarlamalarını hazırladı. «Perperişan yerine bulaşıkçı'yı tercih ederdim.» diyor. (CEJL, I, 107). Kitap tecrübelerinin yazıya dökülmesiydi, ama «herkes için aynı şey geçerliyse, müsteâr adla yayınlanmasını» yeğleyeceğini belirtti. Kitabın neşri sırasında hayatım öğretmenlik ederek kazandığı için, bir yerde bu tercihi anlamak mümkün. Ancak, isim sorunu,

7

onun konumunu bir çok yönden pekiştirdi. onun bu vazifeyi kabul ettiği 1936 yılı. bir kitapçı dükkânında çalışarak ve eleştirmenlikle para kazandı. bir vergi tahsildarının kızı. Haziran'da evlendi. Mayıs ortalarında yaralandı. Orwell. Önce ortodoks ilişkilerini kopardı. genel bir yoksulluk ve buhran anında geri getirdiği şey. çatışmalara bizzat karıştı. zorluklarla dolu bir geçiş devrinden sonra.daha önemlisi kimlik meselesi. Haziran'da Fransa'ya kaçtı. edebiyat dünyasında. Çünkü.M. Fakat Temmuz'da İspanyol İç Savaşı patlak verdi. Ama. ikinci bölüm Orwell'in siyasî konumunun ilk etkin anlatımı olan. onbaşı. onun. eğer uygun görmezsen. Ondan sonra iki romanı. görevini yerine getiriş biçimi. esas olarak yoksulluk ve buhran dönemi öykülerine dayanıyordu. Madrid'deki Uluslararası Tugay'a katılmaya çalışmıştı. 1937 yılının Ocak ayında onlarla birlikte çarpıştı. artık özgürlük ve eşitliğe ilişkin sosyalist tanımlara bağlılığını ilâve ederken. Wellington'daki (Hertfordshire) bir köy dükkânına taşındı. [makaleleri için malzeme toplamak.U. bayatının geri kalan kısmında devam edecek siyasî yazarlığım işaret ediyordu. Cumhuriyetçi yetkililer ile POUM -arasındaki çatışmaya bulaştı ve neka-hat döneminden sonra POUM kanun dışı ilân edildiğinde. Keşif seferleri ve inandırıcı haberleri ona. ebeveyninin Suffolk'taki evinin güneyine düşen bir nehrin adıdır. sonra teğmen oldu. Nisan ayında. ve belki de. serserilik ederken hep kullandığım P. İngiltere'de keşifler olarak düşündüğü işleri hâlâ sürdürüyor. Burton var. Sınıf-bilinçli bir kültüre. Şubat ve Mart aylarında. Aynı yılın ilkbaharında. izleyen ilki veya üç yıl için. yoksul ve işsizlerin dünyasında araştırma. Onvell'in yazar ve gazeteci olarak bu yıllarda kazandığı şöhreti. Sol Kitap Klübü adına. kesin olarak oluşmuştu. kitabın ilk bölümünde ondan talep edilen zaten çok iyi yapabildiği rapor türünde iken. Savaş ve devrimci siyaset üstüne edindiği tecrübeler. 1932 sonlarında. sonra da. esas olarak. sonbaharın sonuna doğru. Onun antikomıünizmini olumlu yönde bileyen şey. itibar gören George Orvrell kimliği. Ne var ki. Öğretmenlik yaparak. Orvvell'in ilk kitabı 1933'te neşredildi. örgütlü sosyalizmin çoğu biçimlerine ve bilhassa da İngiliz ortca-sınıf sosyalistlerinin çeşitli türlerine saldırmaktadır. Bu roman İngiliz yayıncının anavatanda kızgınlığa yol açabileceğinden korkması nedeniyle. aynı zamanda da. Sıradaki kitabı bu kesin kimlikle üstlen8 diği bir görevdi. devrimci sosyalist oldu.O. Barselona'ya vardıktan hemen sonra P. emperyalizme ve sınıf sistemine muhalefetini yineleyerek.» (CEJL. The Road to Wigan Pier'de (Wigan Rıhtımına Giden Yol) yeni bir tasarıya girişini. Aynı zamanda. özel bir kimlik kazandırmıştı. Down and Out in Paris and London'u Burmese Days (Birmanya Günleri) adlı romanı takip etti. Burada. temsilcisine şunları yazmıştı: «Bir takma isim bulmamı istiyorsan. Giderek daha uzun dönemler baba evinden uzakta yaşamaya başladı. ilk olarak ABD'de yayınlandı. Oxford İngiliz edebiyatı bölümü mezunu (1927) daha sonra psikoloji dalında Londra'da doktora öğrenimi yapacak olan (1934) öğretmen ve gazeteci Eileen O'Shaughnessy ile evlendi. Clergyman's Douggter (Papazın Kızı) 1935'te. 106). sınırlı da olsa. Bunu izleyen üç yılda kendisini bir yazar olarak tanıttı. (Par-tido Obrero de Unification Marxista) milisine katıldı.S. Wellington'da öğleden sonraları açtığı dükkânına yerleşmez-den önce. bilinçli olarak ve tekrar tekrar onların dışına çıktı. tecrübî olarak Birmanya gibi çok uzak bir dünyadan taşıdığı haberlerdi. Orwell. arızî dönemlerde de olsa. Lewis Allways Ben George Orwell'i tercih ederim. Komü-nist-POUM rekabetini doğrudan yaşamasıdır. şunlara ne dersin? Kenneth Miles George Orwell H. buhran ve oldukça değişik boyutlarda yaşanan bir değişim yılıydı. sınıf ve sosyalizm üzerine bir makale olarak düzenlenmiştir. Down and Out in Paris and London'un yayınlanmasına ilişkin meseleleri tartışırlarken. Lancashire ve Yorkshire'a bir gezi yapmıştı. çoğu ortodoks İngiliz sosyalist mevzilere hücum 9 . Keep the Aspidistra Flying (Umut Çiçeği) ise 1936'da piyasaya çıktı. bütün yaz ve sonbahar boyunca kitabını yazdı. çok daha önceden doğmuştu. Artık Eric ve Eileen Blair idiler ama. savaşmak için İspanya'ya gitmeye hazırlandı. Görev esnasında bir yazar olarak eski kimliğini sürdürürken. İspanya buhranında yine de Uluslararası Tugay'a katılmaya gayret etti. Bu tecrübe birikimi onu antikomünist yapmadı. POUM ile saf tutan Bağımsız İşçi Partisi'ne geçti. serserilerle. Marxizm olarak bildikleri dahil. afyonkeşlerle işçi mahallelerinde yaşıyordu. I. İki ay sonra. Daha sonra. çünkü bağlanabileceği Sovyet çizgisindeki komünizmi uzun seneler önce reddetmişti. Ne var ki.

N. İngiltere'ye dönüşünden sonra. Eileen 1945 Martı'nda bir ameliyat esnasında öldü. 1944 Şubatı'nda kitabı tarnamladıysa da.» sözleriyle açığa vurdu. I. kazanmak mecburiyetinde olduğumuz kanlı bir savaşın içindeyiz. Lâkin savaş başladığında görüşlerini. 1946'da. Fas'ta geçirdiği kış boyunca dördüncü romanı Corning Up f'or Air'i yazdı.H. Hastalandığı için Sivil Koruma Servisi'nden ayrılmak zorunda kaldı. ikinci taslağını yazdı. yanında kendisine bakan ablası olduğu halde. Ekim'de Sonia Brownell ile'evlendi. Orwell çocuğu yanında alakoydu ve aynı yıl İskoçya sahilleri açığındaki Jura adasına ilk seyahatini yaptı. sohbet programları yapımcısı olarak girdi. 1979) adlı kitabının ilk bölümünden çevrilmiştir. kendi sıhhati ise her geçen gün biraz daha kötüleşmekteydi. Kışları Londra'ya dönmekle birlikte. en çok tanınan bir kaç denemesini kaleme aldı: Dickens üzerine. (Fontana Modern Masters. 1937 Martı'nda. İmparatorluk Polis Teşkilâtı'ndan ayrılma kararını verdiği andan bu yana. 1943'ün sonlarına kadar kaldığı. Avrupa'da savaş nihayete ererken. Bünyesi elvermediği için (CEJL. Ufak eklemeler için. Ancak. en kesin ve önemli olay. BBC'nin Doğu Ser-visi'nin Hindistan bölümüne. 1940 Mayısı'nda. 410) çürüğe çıkarıldı. Ve. Arada sırada yazı yazma imkânları çok azaldığından. Fakat. Bir süre Sivil Koruma Servisi'nde ve yangın gözcüsü olarak hizmet etti. Mart ayında Orwell'in annesi öldü. Aynı yılın sonbaharında. O yılın sonunda artık cidden hastaydı ve başka bir şey yazamıyordu. Haftalık Çocuk Dergileri üzerine. bir yazar olarak çektiği malî sıkıntılara bir son verecekti. (*) Orwell'in hayat hikâyesini aktaran yukarıdaki bölüm. Ne var ki. ortodoks sol ile kesin »kopuşunu tamamlayan Homage to Catalonia'yı (Kata-lonya'ya Selâm) yazmaya başladı. daha o cephede iken yayınlanmıştı.) 10 11 . 1943 senesi Orwell için.. Amerikan Partisan Review için «London Let-ters»i (Londra Mektupları) kaleme almaya başladı. 1944'te karısıyla birlikte bir erkek çocuk evlat edindiyseler de. 1949 Ey-lülü'nde Londra'da hastahaneye yattı. ve tam savaş başlarken tamamladığı «İnside the Whale». ve ben de buna yardım etmek isterim. Britanya'da giderek faşizme kayışa karşı tek etkili önlem olmak üzere. Kitap eleştirmenliği gibi daha düzenli olan bir işi üstüne aldı. bu gerçekleştiğinde. yıl sonunda Animal Farm'ı (Hayvan Çiftliği) yazmaya başlamasıydı. buraya yerleşti. Animal Farm'ın kazandığı olağanüstü ticarî başarı yaklaşık yirmi sene önoe. 1938 kışının sonunda yeniden veremi depreşti ve yaz sonuna kadar senatoryumda kaldı. savaş muhalifi bir sol yeraltı hareketinin ana hatlarını çizdiği mektuplar yazıyordu. (Ç. kışı geçirmek üzere Fas'a gitti. BBC'den ayrılarak. ve savaşın ilk aylarına kadar partide kaldı. Fas'ta iken. L. 1941'in ilk günlerinden itibaren. Ray-mond 'Williams'm Onvell. «şu anda. Encyclopedia of World Biography'nin (The Mc Graw-Hill) «Orwell» maddesinden yararlanılmıştır. ondan sonra da Almanya ve Avusturya'ya gitti. Sonra Ağustos ayında. Haziran'da Orwell Bağımsız İşçi Partisi'ne katıldı. bu yüzden. hastalık ve ıztırap içinde geçecek son yıllarını yaşıyordu. yeniden beş parasız kaldı.ettiği The Road to Wigan Pier. Orwell muhabir olarak Fransa'ya. Yeni bir 'kitap yazmak için Hindistan'a gitmek istiyordu. 1938 Nisanı'nda yayınlandı. siyasî gerekçelerle 'yayıncılar tarafından reddedildi. 1948'de ise. Myers'dan (The Near and the Farın yazarı) aldığı borçla. Aneurin Bevan'ın yönetimindeki Tribune'a edebiyat editörü oldu. 1939 ilkbaharında İngiltere'ye geri döndü. (4 th ed. Ablası 1946 da öldü. bir çok bakımdan bir dönüm noktası oldu. 1950 yılının Ocak ayında öldü. alt başlığı «Socialism and the English Genius» (Sosyalizm ve İngiliz Dehası) olan «The Lion and The Unicorn» (Arslan ve Tek Boynuzlu At) adlı bir deneme] yazdı. İspanya'dan avdet eder etmez. 1947'de yeniden azan vereminin ilk aylarında Nineteen Eighty-Four'un (Bindokuzyüzseksendört) ilk taslağını. Animal Farm 1945 Ağustosu'na kadar piyasaya çıkamadı. gerisin geriye Londra'ya taşındı. Kitap. bazı saldırılar arasında.

Barselona 8 Haziran 1937 Sevgili Cyril. 1938. New Statesman'ııııın Şubat sayısında. 1937. HC : Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). CEJL : The Collected Essays. 186'daki dipnotu. İçinde). 1939. 1968. hemen eve dönmek ve doğru dürüst bir tedavi görmek istiyorum. Londra. Journaligm and Letters of George Orwell. Londra. Çünkü. RWP : The Road to Wigan Pier (Wigan Rıhtımı'na Giden Yol). Cyprian ile Eton'da öğrenci olan Connolly. Ne w Leader gibi bir kaç mütevazi yayın organının (i) Cyril Connolly (doğ. 1945. düpedüz beni öldürebilecekken.ORWELL'İN KİTAPLARI : DOPL : BD CD KAF : Dow and Out in Paris in London Londra'da Perperişan). (Paris ve CYRIL CONNOLLY1'e MEKTUP. Orwell. Şahsen ben. sesimin geri geleceği kanaatindeyim. Londra. her şeye bir yazar olarpık yeniden başlayamazdım sanırım. Flying (Umut Çiçeği) . Journalism and Letters of George Orıoell (George Orvvell'in Bütün Denemeleri. Orwell ile aynı tarihlerde St. s. : Burmese Days (Birmanya Günleri).. 1903). Londra. 13 . Horizon'un editörü (1940-1950). "An Ase Like This". 1938.1940. 1940. CUA AF : Coning Up for Air. Denys King Farlow ile bir sohbetinde. : Animal Farm (Hayvan Çiftliği). sağ kolumdaki sinirlerimi haşat etti ve bu arada sesimi de aldı götürdü. Gazete Yazıları ve Mektupları). IW : inside the Whale (Balinanın. 1949. Birmanya'dan döndüğünde. NEF : Nineteen Eighty-Four (Bin dokuz yüz seksen dört). Buradaki doktorlar sesime tekrardan kavuşup kavuşmayacağım konusunda kesin bir şey söylemiyorlar. (The Collected Essays. iki hafta içinde evde olacağım demektir. Londra. Sanatori Maurin Sama. 1934.» demiştir. 1935. sesim bazı günler eskiye kıyasla bayağı iyi oluyor. New York. 1920 . : A Clergyman's Daughter (Papazın Kızı). (Sonia Orwell ile lan Angus tarafından basıma hazırlandı). Her halükârda. «Connolly yardım etmeseydi. Keep the Aspidistra Londra. 1936. 4 Cilt. 12 Terhis kâğıtlarımı alabilirsem. yazar ve eleştirmen. Londra. Aslında pek kötü bir yara değil: boynumu delip geçen bir kurşun.. İğrenç bir şekilde yaralandım. Londra. Orwell'in ölümüne kadar onun en yakın arkadaşlarından biri olarak kaldı. Cilt 1. Londra. Londra. İspanya üstüne yazdığın makalelerden birini okuyordum.

hem de cahil insanların üstleri olarak kabullendikleri kişilere besledikleri dokunaklı hürmet hissini de taşıyordu. Sevgiler.çok seyrek rastlamışımdır. büyük bir ihtimalle adam Komünist değildi. 14 . Haritadan hiç bir şey anlamadığı. New Statesman and Nation. Penguin Books. bu kitabı yazacağım3 İspanya'da harikulade şeyler gördüm. Bu. Kendisini yandan görüyordum : çenesini göğsüne doğru eğmişti. You tu?» — «İtaliano. Liston Oak'ın geçenlerde yayınlanan Barselona çarpışmaları üstüne makalesi çok iyi ve çok dengeliydi2. Yüzünde yakaladığım bir şey derinden çarptı beni. nihayet sosyalizme inandım. bir erkeğe . 1970. Bir yabancıya karşı böylesine mu15 (2) Liston M. Secker. New York'da ise 1952'de Harcourt. Warburs. Nedendir bilmem. Böylesi bir çehre olsa olsa bir Anarşiste ait olabilirdi. Barselona'daki Lenin Kışlası'nda subayların (masasının önünde ayakta duran bir İtalyan milis gördüm. 15 Mayıs 1937. Komünist versiyonun dışına çıkan görüşlere yer verişi. İtalyan başını kaldırdı ve çabucak sordu : —• «İtaliano?» Berbat İspanyolcamla cevap verdim: «No. Burada L. Onlar masanın etrafında konuşurlarken. New Statesman açısından taktire şâyân bir durum.bir yabancı olduğumu ortaya çıkardı. İspanya üstüne bir kitap yazmam gerektiğini ifade eden son açıklaman için de teşekkür ederim. anında bu derece ilgimi çeken birine . Ben başından sonuna kadar olan bitenin içindeydim ve gazetelerin uydurduğu yalanlardan haberdarım. kuşkusuz. Bir siperde sana çay ikram. Brace tarafından neşredildi.yani. Ingles.1940. (3) Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). harita okumayı harikulade entellektüel bir iş saydığı besbelliydi. subaylardan birinin masanın üzerine yaydığı haritayı inceliyordu.Bütünü itibariyle.haricinde. kısmen az bilinen bir cephede bulunduğum için de çok memnunum. Şu lanet olası kolum iyileşir iyileşmez. Kızıla kaçan sarı saçları ve kuvvetli omuzlarıyla külhanbeyi görünüşlü. Londra'da 25 Nisan 1938'de. halbuki. Oak. ss.» Biz dışarı çıkarken. Ed. etmek beni çok sevindirirdi. Ara-gon'da iken. odayı baştan başa katetti ve hararetle elimi sıktı. 300-301. (İngiltere İşçi Partisi) yerine CP'nin (Komünist Parti) tavsiyesi ile gelmiş olsaydım katılmak zorunda kalacağım Uluslararası Tugay'da değil de Anarşistler ve POUM'dakiler ile birlikte.P. Madrid'i göremediğim için çok üzgünüm. Ezik büzük deri kasketi hırsla tek gözünün üstüne çekilmişti. yirmi beş ya da yirmi altı yaşlarında genç bir adamdı. bizim mevziye gelmemen ne yazık. «Belind Barcelona's Barricades» (Barselona Barikatlarının Gerisinde. dostu için gözünü kırpmadan adam öldürebilecek ve hayatım tehlikeye atabilecek bir adamın yüzüydü. Cilt 1 «An Age Like This» 1920 . Hem dürüst ve vahşi bir ifadeydi bu. (4) The Collected Essays. çatık kaslarıyla. Eric Blair4 1 Milise katılışımdan bir gün önce. arada geçen bir lâf benim. Journalism and Letters of George Orwell. Sonıa Brownell ve lan Angus. ve daha önce hiç inanmadığım halde.

Hemen hemen bütün kiliseler kundaklanmış. Aynı zamanda. Kalabalığın mütemadiyen oradan oraya aktığı. Kimse «senör». cephe hattının ilerisindeki gri suratlı. «Buenos Dias» (İyi Günler) yerine «Salud!» (Selâm) kullanılıyordu. sandıkları da kırmızı ile siyaha 'boyanmıştı. Hiç özel binek otomobili yoktu. Çünkü o sırada ve o atmosferde. 1935 yahut 1905'i olduğundan çok daha tamamiyle unutturdu. üniformaları sırtlarından dökülen askerlerle dolu halde cepheye doğru emekleyen kasvetli trenler. 1936 Aralık ayının sonunda. Fakat. yapılabilecek tek makul iş buymuş gibi gelmişti. daha şimdiden müthiş uzakta kalmış bir zaman dilimi gibi. Bu olay. çünkü hepsi müsadere edilmişti. Halbuki. ama uğrunda çarpışmaya değer bir şeyler yaşandığını hemen farkettiğim.çekiç ve devrimci partilerin isimlerinin baş harfleri çiziktiril16 mşti. Şöyle üstünkörü bakıldığında Barselona. ve 17 . savaşın hışmına uğramış kasabalar. Ama. (bana göre. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım. Her yerde devrimci posterler asılıydı : açık kırmızı ve mavi duvarlarda dalgalanan bu posterler yüzünden öbür reklâm afişleri (birer çamur lekesi gibi görünüyordu. (bangır bangır devrimci şarkılar yayınlanıyordu. Anarşistler Katalon-ya'da hâlâ fiilî denetimi ellerinde tutuyorlardı ve devrim henüz en canlı safhasını yaşıyordu. Ve söylemek (bile gereksiz. Bu manzara. aniden milise katıldım. tasvirleri de yakılmıştı. dosdoğru İngiltere'den gelen biri için Barselona'nın görünümü şaşırtıcı ve kuşatıcıydı. Aralık'ta hattâ Ocak'ta bile. «şık-giyimli» bir Allah'ın kulu yoktu. ikimizin de ruhu. Her dükkân veya kahvehanede. Daha sonra meydana gelen hadiseler. Küçüklü büyüklü bütün binalar fiilen işçiler tarafından zapte-dilmiş ve kızıl (bayraklarla ya da Anarşistler'm kırmızı -siyah bayraklarıyla donatılmıştı. Her duvara orak . Herkesin üstünde kaba saba işçi kıyafetleri ile mavi tulumlar veya milis üniformasını andıran giysiler vardı. Bütün (bunlar tuhaf ve çarpıcıydı. herkes birbirine «Comrade» (Yoldaş) ya da «Thou» (Sen) diye hitap ediyordu. İşçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehri ilk kez görüyordum. kalabalığın arzettiği manzaraydı. görünenin gerçekten olup bittiğine. Bütün tramvaylar ve taksilerle öbür vasıtaların çoğu kırmızı ve siyaha (boyanmıştı. Garsonlar ve dükkân hizmetkârları dosdoğru gözünüzün içine bakıyor ve size onların eşitiymişsiniz gibi davranıyorlardı. aramızdaki dil ve gelenek uçurumunu lâhzada aşmayı ve büyük bir samimiyetle (buluşmayı başarmıştı. Köle emeği ve hattâ şatafatlı hitap şekilleri giderek yok oluyordu.Barselona'daki kızıl (bayraklar. Pejmürde üniforması ve haşin ama dokunaklı yüzü. devletleştirildiğini belirten bir yazı asılıydı. «Don» veya «Usted» dahi demiyor. (bunun hakiki bir işçi devleti olduğuna.habbet duymak ne tuhaf! Sanki. Onun anısı. İşin başından beri orada bulunan birisine. Herşeyin en garibi. Onun da beni. şehrin ana caddesi Ramfblas'dan aşağı doğru. devrim dönemi nihayete eriyormuş gibi görünebilirdi. asansörcü çocuğa (bahşiş vermeye kalkıştığım için. benim onu sevdiğim kadar sevdiğini ümit ederim. dağlardaki çamurlu ve donmuş siperler. hoparlörlerden gün boyunca ve gecenin geç saatlerine kadar. otel yöneticisinden dinlediğim nutuk oldu. zengin sınıfla-rın fiilen ortadan kalktığı bir şehir görünümündeydi. Az sayıdaki kadınların ve ecnebilerin dışında. İspanya'da bu tür temaslar hep kuruluyordu. benim anlamadığını. bu zaman parçasını. fazladan bir anlam taşıyordu. o dönemin özel havasını temsil eder. Şehirde edindiğimiz ilk tecrübe. İspanya'ya gazete makaleleri yazma fikriyle gelmiştim. Hatta ayakkabı boyacıları bile devletleştirilmişti. Bahşiş kanunla yasaklanmıştı. Hafızama çok canlı bir şekilde nakşolduğu için bu İtalyan'dan söz ettim. savaşın o dönemine ait hatıralarımla iç içedir. Şurada buradaki kiliseler işçi çeteleri tarafından sistemli olarak tahrip ediliyordu. onu bir daha hiç (görmemem gerektiğini de biliyordum. şu satırları yazdığım günümüzden yaklaşık yedi ay önce vuku buldu. onu bir daha asla göremedim. Ama üzerimde bıraktığı izlenimi muhafaza edebilmem için.

İnsanlar. Faşist hatlarının ötesinde dinledim). aniden bir eşitlik ve özgürlük çağının doğduğuna inanılıyordu. insanların fikirleri değişmeye başlamıştı bile. insan gibi davranmaya çalışıyorlardı. Devrim zamanında pek tabii karşılanan bir şey bu. ve şimdilik proleter görünerek kendilerini maskelediklerini idrak edememiştim. ekmek kuyrukları sık sık yüzlerce yardayı buluyordu. uy18 gun bir nağmeyle söylemeye başladığına çok sık şahit oldum. üzerlerinde süvarilerin isimlerinin hâlâ kayıtlı olduğu taş yemliklerin altında uyuyordu. orospulara fahişelikten vaz geçmeleri çağrısında bulunan renkli posterlere rastlanıyordu. Bu dönemde bile. kadınlara gülüyor ve 19 . Milise katıldığımda. ya öldürüldüğüne ya da gönüllü olarak emekçilerin saflarına geçtiğine inanmıştım. Yine de insan. Sayıları çok olmamakla birlikte hâlâ miliste hizmet veren kadınlar vardı. çakıl taşı döşeli binicilik okulunda. berberlerin artık köle olmadıklarını bildiren ilânları asılıydı. yeni bir centuria'nın (bölük) hazırlanmasını beklemek zorunda kaldım. bu idealist İspanyollar'ın harcıâlem devrimci sloganlara nasıl da harfi harfine uyduklarını görmenin dokunaklı bir yanı vardı. Benim centuria'm ahırların birinde. Savaşın başında sendikalar tarafından alelacele kurulan işçi milisleri. Berber dükkânlarında. Kadınlar talim yaparken erkekleri binicilik okulundan uzak tutmak gerekiyordu. Ne var ki. milislerin karılarından ayrı olarak. kadınlar da erkeklerle omuz omuza savaşmıştı. Et ender bulunuyordu. Hali vakti yerinde burjuvaların büyük bölümünün düpedüz sindiğini. Kömür. yaklaşık yüz kişilik «bölük» ten (centuria) ve fiilen çok sayıda askerden oluşan herhangi bir birliği ifade eden «kol»dan ibaretti. dükkânların çoğu perişan durumdaydı ve yarı yarıya yok satıyordu. kalk-borusunun titrek sesini (bizim borazancıların hepsi amatördü -doğru dürüst İspanyol boru sedalarını. fukaralığı bariz şekilde görülen pek az insan vardı. kapitalist makinanın dişli çarkları gibi değil de. Komuta birimleri. güya cephe için eğitim görüyordum. Şehir kasvetli ve derbeder (görünüyordu. Daha önceki çarpışmalarda. Herşey bir yana. İşsizlik yoktu. şeker ve akaryakıt sıkıntısı çekiliyordu. bir binicilik okulu ve kaldırım taşları döşeli muazzam avlularla tamamlanan debdebeli bir taş binalar topluluğuydu. süt bulmanın ise mümkinâtı yoktu. Başlıca at kokusunu. Atların hepsi gasbedilmiş ve cepheye gönderilmişti. henüz düzenli ordu temeline göre örgütlenmemişti. kış güneşinin altında uzun sabah tâlimlerini. otuz kişilik «müfreze»den. Çingeneler hariç. Kışlada yaklaşık bir hafta kaldım. kabaralı çizmelerin kışla avlusunda yankılanan tok sesini.vakur bir dille. en sâfîyâne türden devrimci türküler. hayat pahalılığı ise hâlâ fevkalâde düşüktü. ellişer kişilik takımlarla yapılan sert futbol maçlarını hatırlıyorum. Çünkü. Kışlada muh-temelen bin erkek ile. Anarşistler'in -berberlerin çoğu Anarşist idi. Okuma yazması olmayan bir milisin bu türkülerden bir tane satın alıp zahmetle kelimeleri hecelediğine ve sonra sözlerin mânâsını kavrar kavramaz. ve ekmek (gerçekten kıttı. Aslında. ortalıkta hiç dilenci yoktu. hava hücumlarından korkulduğu için geceleri caddeler çok sönük ışıkla aydmlatılabiliyordu. müstehzi uygarlığından gelen herhangi biri için. sokakta tanesi birkaç kuruşa sa-tılmaktaydı. O günlerde ben hep Lenin Kışlası'ndaydım. halkın mutlu ve ümit dolu olduğuna hükmedebilirdi. ilk kez. O günlerde hep devrimci kardeşlik ve Musso-lini'nin günahkârlığından dem vuran. sokaklar ve binalar bakımsızdı. İngilizce konuşan ırkların kül yutmaz. Gelin görün ki. doğal olarak. bir süvari kışlası olan bu binalar Temmuz çarpışmaları esnasında işgal edilmişti. ama her yer hâlâ at sidiği ve çürümüş yulaf kokuyordu. yemek pişiren yirmi küsur de kadın bulunuyordu.burjuvazinin ya kaçtığına. Lenin Kışlası. devrime ve geleceğe imân söz konusuydu. Bütün bu saydıklarımın yanısıra savaşın keder verici atmosferi hüküm sürmekteydi. Sokaklarda. ertesi günü cepheye gönderileceğim söylenmişti.

bir başkasınınki ise yünlüydü. hemen greve gittim ve bir içki kabı talep ettim. Kışlanın tamamında. Bu porron. hemen sıradan çıkıp subayla hareretli bir münakaşaya başlıyordu. Herkesin fermuarlı bir ceketi vardı. elbiselerin dağıtılması gerekiyordu. Şık tavırları ve gıcır gıcır üniformasıyla hâlâ parlak bir subay gibi görünüyordu. israfı ürkütücü boyutlardaydı. kırık eyer pirinç süvari miğferleri. Hayatınızda eğer bir defa siperde uyuduysanız. yiğit bir gençti. üstelik bu ceketler akla hayale gelebilecek her renkte olabiliyordu. olağanüstü düzensiz görünüşlü bir güruhtu. sağlam yapılı. ama bazısınınki deri.O. Acemi askerlerin çoğu. hiç de kötü sayılmazlardı. Orduda herkes fitilli kadifeden kısa pantolon giyiyordu ama bütün tek . muhtemelen.Bu çocukları düzgün bir sıraya sokmak bile mümkün değildi. buna ilâveten herkes boynunda kızıl veya kırmızı . Ama. boş kılıç kınları ve çürüyen yiyecek yığınlarına rastlanıyordu. Acemi askerlere kademeli olarak üniforma dağıtılmaya başlanmıştı.U. dolayısıyla da kimin ne aldığını kesinkes bilmek mümkün olmuyordu. ama burası İspanya olduğundan. Ve gariptir.bilhassa siviller ekmek sakıntısı çekerken böylesine bir ziyan utanç verici. daha başkaları ise deri tozluklar ya da yüksek çizmeler giyiyordu. çok komik bir şekilde «talim» adını verdikleri şey başladı. şu veya bu fabrika imal ettikçe. daha münasip olurdu. dudaklar şişeye değdirilmeden şarap içilebiliyor ve porrön elden ele dolaşabiliyordu. cepheyi teftişten dönen bir P. Bu musluk sayesinde.işlerini geciktiriyorlardı. Sehpalar üzerine kurulu uzun masalarda. daha doğrusu milisin işgal ettiği her binada. Kimisi dolak takıyor. ebediyyen yağlı teneke tavalarda yemek yiyor. porrön denen iğrenç bir nesneden de içiyorduk. temiz yüzlü.Yiyecek. Başlangıçta dehşet uyandırıcı karmaşa sahneleri cereyan etti. İki ay öncesinin tarihini taşıyan bir gazetede. böylesi bir ifade tüylerinizi diken diken etmeye yeter. Barselona'nın arka sokaklarından gelmiş onbeş onaltı yaşında delikanlılardı. Porrön'un kullanıldığını ilk gördüğüm an. her şey parça bölük veriliyor. özellikle de ekmek. Herkesin giysileri aynı genel planı izliyordu ama kıyafeti birbirinin tıpatıp aynısı olan iki kişi bulmak mümkün değildi. daha çok bir idrar şişesine benziyordu. Bütün rütbeler arasında ka21 . Tam manâsıyla tek tip bir kıyafet ya da üniforma değildi çünkü. Kasketler neredeyse kasket giyen adam sayısı kadar çeşitliydi. pislik kol geziyor ve büyük bir karmaşa hüküm sürüyordu. Bel kayışı ve fişek kutusu gibi en ziyade ihtiyaç duyduğumuz çeşitli eşyalar. öbürleri fitilli kadi20 feden tozluk kullanıyor. milislerin başlarına gelenleri hatırladıkça nefret ediyorum. gömlekler ve çoraplar ise pek âdi şeylerdi ve soğuk havada hiç bir işe yaramıyorlardı. Bir milis «üniforma»sından bahsettim ama bu muhtemelen yanlış fikir veriyor..tiplik de burada bitiyordu. Bana sorarsanız bu nesne. Beri yandan. özellikle beyaz şarapla doluysa. trenin bizi cepheye götürmek için beklediği en son ana kadar verilmiyordu. O tarihte milis kolu denen şey. Her köşede. Kışladaki ikinci günümde. Hepsi devrimci şevkle doluydu ama savaşın neyin nesi olduğu konusunda tamamen cahildiler. eğer askerin biri verilen emri beğenmezse. Sadece kışlanın benim kaldığım bölümünden. «çok tipli» (multiform) demek. Henüz hiçbir şeyin doğru dürüst örgütlenemediği o ilk aylar zarfında. Disiplin diye bir şey yoktu.siyah renkli eşarp takıyordu.M. şayet şartlar dikkate alınırsa. üzerine her basıldığında ince bir şarap huzmesi fışkırtan sivri uçlu bir musluğu bulunan bir tür cam şişeydi. Kasketin ön kısmına parti rozetini takmak âdetti. parçalanmış mobilya. liderinin «her milisin bir battaniyeye kavuşması» için uğraşacaklan şeklindeki bir beyanâtına rastladığımı hatırlıyorum. silâh tutan bir kadına gülmek kimsenin aklına gelmezdi. samîmi ve ateşli bir Sosyalist idi. devrimin yan ürünlerinden biriydi. önceden Nizamî Ordu'da muvazzaf subaylık yapmış. Halbuki bir kaç ay evvel. Anlaşılan hu. Bizi talim ettiren teğmen. her öğün bir sepet dolusu ekmek atılıyordu.

insan içine çıkacak hale geldiğimize kanaat getirmiş olmalıdır ki. nuh-i nebiden kalma. Plaza de Espana'nm ötesindeki tepede bulunan parklarda sabah yürüyüşüne çıkarmaya başladılar. sıraları bozuyor ve susuzluktan ölmüş bir halde. hattâ bir bombanın pimini nasıl çekecekleri bile öğretilmemişti. 23 . üstelik çoğunun üstündeki üniformalar orasından burasından parçalanıyordu. Söylemek bile gereksiz. bunun. ve geri kalanı da. kışlada eğitim amacıyla kullanılacak silâh bulunmayışından ileri geldiğini kavramamıştım. Gelin görün ki. Her patika ve geçitte. tepeden inen yolun yarısındaki ortalığı çınlatarak ucuz şarap satan dükkâna koşuyorduk. silâhları nasıl kullanılır. budalaca bir yürüyüş talimiydi: sağa dönüş.Herkes bana çok dostça davranıyordu. Burası. bütün ecnebilerin askerî konularda kendilerinden daha bilgili olduğuna inanıyorlardı. merminin tüfeğin hangi ucundan çıktığını biliyor idiyseler.O. «Ne Senör mu? Bana Senor diyen de kim? Hepimiz yoldaş değil miyiz?» Bu tutumunun işini kolaylaştırdığından kuşkuluyum. Çok günler geçti ve acemi askerler uygun adım yürümeyi. P. (herhangi bir kıstasla dökülüyor sayılmamız lâzımken). en çok ihtiyaç duyacağı noktalan öğretmen gerekir: nasıl siper alınır. tarifsiz kederlere garkoldum. Askerî eğitim diye bir şeyin mevcut olmadığını keşfedince. manana asla gelmedi. daha onbeş yaşındayken öğrendiğim bir alay saçma sapan şey. Her seferinde hep aynı şeyi yapıyorduk. yüzün de beliren acılı hayreti hatırlıyorum. bu nedenle Carabinero subayları benden azamî derecede istifade etmeye gayret sarfedi-yorlar ve bana içki ısmarlıyorlardı. bizim teğmeni ne zaman bir köşede sıkıştırmaya muvaffak olsam. CaraJbinerolar'ın ve yeni oluşturulan Halk Ordusu'-na ilk kaydolan askerlerin ortak tâlim sahasıydı.) Ama.U. 22 Bir kaç gün sonra.tıksız bir toplumsal eşitliğin sağlanması hususunda askerlerden daha bile ısrarlıydı. silâhlarını cephe hattında nöbeti devraldıkları birliklerden temin etmek mecburiyetinde kalıyorlardı. O sırada. tam dönüş. bir askeri yetiştirmek için yalnızca bir kaç günün varsa. göğüslerini kabartarak umutsuzca askere benzemeye çabalıyorlardı. Bu arada. nasıl nöbet tutulur ve nasıl istihkam siperi inşa edilir . koca Lenin Kışlası'nda.ve hepsinden önemlisi. birkaç güne kadar cepheye yollanacak bu hevesli çocuklar güruhuna bir tüfeği nasıl ateşleyecekleri. Açıktır ki. üçlü sıralar halinde resmi geçit yürüyüşü. açık arazide nasıl ilerlenir.'da silâh kıtlığı öylesine had safhadaydı ki. bizi. sola dönüş. Makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını öğrenmeye pek hevesliydim. gayet tabii ben öbür-leriyle birlikte talimlere katıldım. parti milislerinin. makineli tüfeğin nasıl kullanıldığının bendenize öğretilmesi için feryat figan ricada bulunuyordum. hiç birinin üniforması tamam değildi. Bir İngiliz olarak dehşet merak uyandırıyordum.M. bu silâhı hiç elime alma fırsatı bulamamıştım. cepheye varan taze birlikler. Hemen cebimden Hugo'nun sözlüğünü çıkarıp dünya kötüsü İs-panyolcamla anlatmaya. Üç saat ileri geri taban teptikten (İspanyol yürüyüş nizamı küçük adımlı ve çok hızlıydı) sonra duruyor. Sözüm ona eğitim dedikleri. nöbetçilerin kullandığının dışında bir tek tüfek yoktu. Öyle zannediyorum ki. Bir gerilla ordusu için pek fevkalâdeden bir eğitimdi bu. bölük bölük askerler dimdik halde bir aşağı bir yukarı yürüyüp duruyorlar. Hepsi de silâhsızdı. Parktaki manzara tuhaf ve yüreklendiriciydi. No se manejar atmetralladora. başlıyordum : «Yo se manejar fusil. (Dikkat ettiğim kadarıyla İspanyollar. Câhil acemilerden biri boş bulunup kendisine Senör» diye hitap ettiğinde. Bana ecnebilerin talimlere katılmak mecburiyetinde olmadıkları söylenmişti. Qviero apprender ametralladora Çuando vamos apprender ametralladora?» Teğmenin cevabı her zaman tedirgin bir tebessüm ile manana makineli tüfek eğitimi yapılacağı vaadi oluyordu. çiçek tarhlarının arasında. acemi askerler 'kendilerine faydası dokunacak en ufak bir askeri eğitim dahi görmemekteydiler. anında çakı gibi hazırola geçmeyi öğrendiler ama. Bu meyanda.

izinle cepheden dönen bir grup milisi hatırlıyorum. Bunun ötesinde. makineli tüfekler ve benzeri konularda uzman olduğunu izah ettiler. Tüm milis sisteminde ciddî hatalar yapılıyordu. Bir ecnebinin öğrenmekten kaçınamayacağı İspanyolca kelime mânana "yarın" (sözlük mânâsı «sabah») idi.U. dile getirdikleri şey çok anlamlıydı. Ben hariç. Büyük bir heyecan içinde cephe hattında edindikleri tecrübeleri anlatıyorlardı. Besbelli milislerin ücreti olan günde on pesata ile milislere mebzul miktarda dağıtılan ve ihtimal. bu tür bir duyguyla hiç karşılaşmadığımdır. üstelik en iyi adamların çoğu da ya cephedeydi ya da ölmüştü. Fransızlar'm çok cesur olduğunu söyledikten sonra şevkle ilâve ettiler: «Mâs valien-tes gue nosotros» (Bizden daha cesurlar!) Bittabiî hemen itiraz ettim. İspanyollar bir çok yönden harika insanlar. arada sırada eve de kaçırabilecekleri ekmeğin hatırınaydı bu. İspanya'da yemekten savaşa kadar hiçbir şey kararlaştırılan saatinde gerçekleşmez. Bu yüzden hiçbir şeye «nasıl 25 . milisini yüceltmek gibi bir arzum da yok.Bütün söyleyebileceğim. işim daha da zordu. cephe hattındayken bazan hiddet mertebesine erişiyordu. Adamdan bir siga24 ra isteseniz. İşin sonunda. Nasıl nişan alınacağını bilen daha da azdı. Her mümkün olduğunda. kelimenin alelade anlamıyla. İspanyollar'-ın cömertliği. İspanyol işçi sınıfının-belki de Katalan işçi sınıfı demem daha uygun olur. eşit ölçüde dehşete düşürüyordu.O. ama savaşırken asla. Huesca'-da yanıbaşlarında savaşan Fransız askerlerinden mu -habbetle bahsediyorlardı. bir kaç Aragonlu ve Endülüslü hariç.M. İspanyolca ile olağan boğuşmam devam ediyordu. bombalar. Daha o tarihte gönüllü asker yazılanların sayısında düşüş başlamıştı. Bu müşkülü aşmanın tek yolu. Savaş sırasında İspanya'ya giden bazı gazeteciler ye öbür ecnebiler. buhran anlarımda cebimden çıkarıverdiğim küçük bir sözlüğü her yere taşımaktı. koca kışlada sadece bir İngiliz vardı. bırakılıyordu. Bir İngiliz böyle bir şeyi itiraf etmektense parmağını kesip atmayı tercih ederdi. İspanya'da insanlarla ahbap olu-vermek ne kolaydır! Bir iki gün içinde beni vaftiz ismimle çağıran yirmi küsur adam oluvermişti. Bir propaganda kitabı yazmıyorum ve P. Bu huyları öylesine kötü bir şöhret kazanmıştı ki. onların köklü namusluluğundan etkilenmeyecek ve herşeyden ziyade dürüstlükleri ve cömertliklerinden çarpılmayacak insan düşünemiyorum. çoğu ülkelerden çok daha kısa süre yabancı kalınır. bugünün işi manana'ya. bir tüfeğin nasıl doldurulduğunu benden başka bilen olmadığı meydana çıktı. Ancak. kimi zaman neredeyse tedirgin edici olabiliyordu. Bir gün silâhlı bir Carabinero yanımıza ıgeldi ve tüfeğini incelememize izin verdi. Onbeş yaşındaki delikanlıları milise kaydettirmek üzere ana babaları getiriyordu. Bu süre zarfında.tüm (bildikleri de bundan ibaretti. dahil olduğum takımda. bütün paketi almanız için sıkboğaz ederdi. kırk yılda bir de erken oluverir. Milise katılan her yabancı ilk birkaç haftasını İspanyollar'ı sevmeyi öğrenmekle ve kendilerine has özellikleri yüzünden öfkelenmekle geçiriyordu. Kural olarak daha geç vuku bulur. ve. ecnebileri. çünkü. Kışladan ayrılışım-dan birkaç (gün önce. bana yol yordam gösterdiler ve beni büyük bir dostlukla kuşattılar. Yoldaşların kendi aralarında sohbet ettiklerinde Katalan lisanını tercih ettiklerinden. en ümitsiz şartlarda tekrar tekrar yüz yüze geldiğim. Benim duyduğum öfke. Aramızda her zaman belli bir nisbetle hiç bir işe yaramaz adam bulunuyordu. Milislerin kendileri de karma bir gruptu. Katalanlar ile bir aradaydım. Lâkin. 'bütün. bunun üzerine Fransızlar'ın harp sanatını daha iyi bildiğini. Fakat İspanya'da. Savaştaki ehliyetsizlikleri. benim olduğum gibi. daha derinlere inen bir cömertliğe. İspanyollar hile kendi kendileriyle alay ediyorlardı. gerçek bir ruh zenginliğine sahiptiler. ve herşeyden önce çıldırtıcı gayri dakiklikleri. subaylar dahil tek kelime Fransızca bilen yoktu.arasına karışıp da. İspanyolların yabancı yardımı gizliden gizliye fena halde kıskandıklarını açıkladılar.

İspanyollar'a hayranlık duyuyorum. Ödünç alınma bir bando bir iki devrimci şarkı çalarken. bizim kuzeyli zaman nevrozumuzdan nasiplerini almadıkları için. Yıkılmış bir duvarda sekiz yakışıklı «boğa»nm arenada falanca gün öldürüleceğini ilân eden. ve en nihayet sessizliği sağlayan o dehşetli ve ba26 şarılı ıslığı. ben de zaman nevrozu yaşayanlardan biriyim. Ancak. O sırada. alabildiğine iyimserlik.olsa geç olur» diye güvenemezsiniz. Barbastro ürpertici ve budanmış göründü. harp zamanının saatte yirmi kilometreyi bulmayan süratiyle. Tren. Solmuş renkleriyle nasıl da terkedilmiş bir hali vardı! O meşhur yakışıklı boğalarla yakışıklı boğa güreşçileri acaba şimdi neredeydiler? Anlaşıldığı kada-rıyla. her bir yanda uçurulan kızıl ve kırmızı siyah bayraklar. Williams'm karısı perondan koşarak geldi ve bize bir şişe şarap ile tadı sabunu andıran ve insanı ishal yapan o parlak kırmızı sosislerden verdi. iki saat içinde cepheye hareket etmemiz emredildi. Bu tür hadiseler yorucu olabiliyor. sıkıntıdan kan ter içinde kalmış subaylar bizi kışla avlusunda bir hizaya dizmeye muvaffak olduklarında. saat sekizi on geçiyordu. dürülmüş battaniyelerini omuz kayışı gibi göğüslerine çapraz takmış milis kümelerini. Lâkin. Fetih ve kahramanlık edebiyatı al baştan yenilendi. hayat boyu hep beşik sallamış gibi görünüyor idiyse de. bugünse ne kadar uzak ve ihtimal dışı geliyor! Tren milislerle öylesine tıka basa doluydu ki. çok sayıda milis teçhizatını tamamlamadan kışladan ayrılmak mecburiyetinde kaldı. maateessüff. makinistin aklına öyle estiği için. 2 Cepheden hayli uzak olmasına rağmen. emeklemeye taşladı. istasyona doğru yürüyüşe geçtik. sırt çantalarını omuzlarına atmış. Bu kara gözlü. yedi buçukta kalkacağı tutar. manana'-lardan ve tehirlerden sonra daha teçhizatımızın büyük bölümü dağıtılmamışken. tepesinde dalgalanan muazzam bir kızıl bayrağın altında duran siyasî komiserin Katalan dilinde söylediği nutku. Temmuz'daki sokak çatışmalarında yiğitçe çarpışmıştı. meşalenin aydınlığında dalgalanan kızıl bayrakları. Meşale tutuşturma sahnesini gayet canlı hatırlıyorum. Meselâ. fazlasıyla kadınsı mahlûk. Son anda. Katalonya'dan Aragon vadisine doğru. O gün bütün bunlar bana ne kadar doğal görünmüştü. Ramb-las'da biraz durakladık. Pejmürde üniformalar içinde yığınla ımilis. Kışla birdenbire yerden bitmiş gibi. Teorik olarak. normal olarak sekizde hareket etmesi (gereken bir tren. savaşın bir önceki yılına ait bir afişe tesadüf ettim. pencerelerden el sallayan kadınlar. Yeni meşin fişek kutumu nasıl takınacağımı İspanyol bir genç kızın (öbür İngiliz milis "Williams'ın karısı) göstermesi biraz gurur kırıcıydı doğrusu. erkeklerinin battaniyelerini dürmesine ve avadanlıklarını yerleştirmesine yardım eden bir alay kadınla doluverdi. zayıf nahif.bağrışmalar. bizi görebilmek için kaldırımlara yığılan dost kalabalıklar. ihtimal haftada bir de. İaşe subayının ambarında dehşetli bir patırtıdır gidiyordu. zeminde bile oturacak yer yoktu. bırakın koltukları. o velveleci bağrışmayı ve çizmelerle teneke tavaların çıkarttığı takırtıyı. Sonunda.bu aralar Barselona'da bile hemen hiç boğa güreşi 27 . O şamatayı ve heyecanı. ama bizi şehir halkına gösterebilmek maksadıyla üç ya da dört mil tutan en uzun güzergâh seçilmişti. işin sonunda. ısınmaya çalışarak sokaklarda bir aşağı bir yukarı kaynaşıyordu. Fakat. Ardı arkası kesilmeyen rivayetlerden. savaşın patlak verişinden tam on ay sonra doğacak ve belki de bir barikatın gerisinde peydahladığı çocuğuna hamileydi. dokuzla on arasında herhangi bir zaman kalkabilir. Trenin sekizde kalkması lâzımdı.

yapılmıyordu. ama biçilmiş kuru ot kadar değil. Benim de dahil olduğum bölüğü kamyonlar önce Sietamo'ya. Bence bu. çünkü burada çok sayıda Faşist kurşuna dizilmekteydi.500 ayak irtifada idik. çünkü. Bastığınız yere dikkat etmeden yürüyebileceğiniz bir yardalık toprak parçası bile bulunmuyordu. ufalanmış saman. birbiri ardına dizilmiş. Sietamö için. Askerden arınmış bölgede bir iki gün oradan oraya kaçtıkları için aç olmaları pek doğaldı ama hep müzafferâne bir edayla Faşist birlikleri29 . Birliklerin daimî geliş . bu yüzden siste saatlerce dolaştık durduk. Haki renkli tulumları dışında.baktığınızda. yukarda cephe hattında işler hayli sakindi anlaşılan. Evlerin hiçbirinin bahçesi yoktu. samandan ise daha iyi. kazurat ve tefessüh eden yiyeceklerin çıkardığı pis kokuydu. Yine de İspanya'nın bu bölgesinde. Berbat bir soğuk vardı. Eğer akrabaları Faşistler'in elinde bulunan bölgelerde yaşamasa. barış zamanında bile. Yağmur ve sisin bir28 birini takip ettiği iğrenç bir hava hüküm sürüyordu. cepheden köye muhafız refaketinde getirilen Faşist asker kaçaklarıydı. Artık cephe hattının yakınına gelmiştik -savaşın karakteristik kokusunu alacak kadar yakın. Umumî hela veya lâğım türü birşey bulmak söz konusu değildi. asker kaçaklarının artacağı kuşkusuzdu. Başlıca heyecan kaynağı. Bu yollarda tekerlekleri patinaj yapan kamyonlar güçlükle ilerliyor. Temiz olduğu takdirde. köşeleri gübreyle kabuk bağlamış biçilmiş soğuk tarlaları hatırlamadan edemiyorum. Alcubierre'nin sahip olduğu tüm manzarayı görebiliyordunuz. Comite de Guerra'ya gidip duvardaki sıra sıra kurşun deliklerinden -delikler tüfek salvolarının marifetiydi. Biribirine sokulmuş çamur evler ve kiliseyi çevreleyen taş yığınlarıyla bir kale gibi inşa edilmiş bu köylerde. kimi yerde sayıları altıyı bulan katırların çektiği hantal yük arabalarını sürüyorlardı. Gece geç saatlerde Alcubierre'ye vardık. Arada sırada birkaçı birleşip cephenin bizim tarafımıza kayma tehlikesini göze alıyorlardı. bezgin askerlerdi. Bu asker kaçakları hayatımda gördüğüm ilk «gerçek» Faşistler idi. ufalanmış saman kümelerinde eşelenip süratle uykuya daldığımız bir katır ahırına götürdü bizi. nereden geldiği anlaşılmayan yoğun bir sis her yanı sarıyordu. evlerin çoğu da yoğun tüfek ateşi yüzünden çiçek bozuğuna dönmüştü. Birisi çamur bataklarının arasından.gidişleri köyü tarifi imkânsız derecede pis bir hale sokmuştu. bize hâlâ tüfek tevziatı yapılmamıştı. İçinde uyuduğumuz kümenin ekmek kabukları. İki gün geçtiği halde. kemikler. Alcubierre hiç isabet almadığından cephenin hemen gerisindeki çoğu kasabadan daha iyi durumdaydı. Cephenin karşı tarafındaki birlikler aslında Faşist falan değildi: savaş patlak verdiğinde silâh altında bulunan ve kaçmaya dünden razı. sıçan leşleri ve kertikli süt tenekeleriyle dolu olduğunu keşfettiğimde şafak sökmüştü. zaten hiç olmamıştı. Kamyon şoförü Sietamo ile Aleubi-erre arasında bir yerde yolunu kaybetti (bu savaşın vak'a-i âdiyyelerinden biriydi). Aragon köylerinin alışılmadık sefilâne yoksulluğundan etkilenmeden gezmenin mümkün olmadığına inanıyorum. köylüler ise. nedendir bilinmez ülkenin en iyi matadorları Faşist idi. Dar toprak yollar kimi yerde iki ayak derinliğinde birer çamur deryasına dönüşmüştü. kesinlikle Anarşistler'in eline geçtiği Ekim'e kadar üç defa savaşılmıştı. içinde uyumak için hayli iyi. bahar aylarında bile bir tek çiçeğe rastlayamazdınız. sonra batıya doğru Zaragoza önlerindeki cephenin tam gerisine düşen Alculbierre'ye gönderdiler. Şimdi deniz seviyesinden 1. Ne zaman savaştaki ilk iki ayımı düşünsem. Şehrin bazı kısımları şarapnelle paramparça olmuş. yırtılmış gazeteler. Aşağı pek az yaralı taşındığına göre. Köye vardıklarında genellikle kurt gibi acıkmış oluyorlardı. yalnızca arka avluda katır gübresi birikintilerinin üstünde kümes hayvanları seke seke dolaşmaktaydı. bizden ayırdedilecek hiçbir yanlarının olmayışı beni çok şaşırtmıştı. Kilise ve etrafındaki çeyrek millik saha uzun zamandan beri hela olarak kullanılmaktaydı.

kendisine pitoresk pozlar takınıyordu. Yol geçen yılki hasattan beri hiç dokunulmamış sarı ve kıraç tarlaların arasından büklüm büklüm kıvrılıyordu. açlık ve soğuk demekti. Devrim esnasında İspanyol süvari alaylarının. herşeyden önce de çamur. Bana verdikleri nesneyi görür görmez resmen şoke oldum. Artık cephe hattına. muharebelere iştirak edecek kadar değilse bile. beş dakikalık bir «eğitim» yaptı. Bu kafile.U. Aralarında yürüdüğüm insanlara bir kaç 31 . onbeş asker kaçağı birden çıkageldi. Adam başına elli adet olmak üzere. tahta namlu mafhazası çatlaktı. sonra saflar halinde dizildik. Kaba koyu sarı çehreli bir çavuş. soğuk beni düşmandan daha çok korkutuyordu. Büyük Savaşı hatırlayacak kadar yaşlıydım. Önümüzde ise Alcubierre ile Zaragoza arasında uzanan alçak dağ silsilesi görülüyordu. elden ele fişekler dağıtıldı. Onu köye getiren silâhlı adam durmaksızın omuzunu okşuyor ve emniyet telkin edici sesler çıkarıyordu. üstelik. Ondokuz yaşında. Kaçaklardan birini. Seksen kişi ve çok. Kolun başında kızıl bayrağın yanında.nin açlıktan kırıldığının kanıtı olarak (gösteriliyordu. İmalat tarihi 1896 olan bir Alman mavzeriydi bu yani yaşı kırktan fazlaydı! Kir pas içindeydi. en çok bilgi sahibi olana en iyi tüfekleri vermek gibi bir çaba da gözlenmiyordu. bit. tan yeri ağarırken dondurucu soğukta tetikte duruşları. . Soğuk korkusu Barselona'da geçirdiğim günler boyunca. katır ahırında tüfekleri dağıttı. eşkiya kolunu andıran milis süvarisinden bir delikanlı tepede yerden külliyetli miktarda toz kaldırarak atını ileri geri zıplatıyor. damgalanmıştı ve sanki görünüşünde bir tuhaflık olduğunun farkmdaymışcasma garip yürüyordu.M. İçten içe korkuyordum.Bana göre harp. herkesin marıcon (ibne) diye tanıdığı on beş yaşında. yürekli Belçikalı yoldaş Georges Kopp siyah bir atın üstünde ilerliyordu. bombalara. Milislerin çoğu. fena halde rüzgâr yanığı. Alcubierre'deki üçüncü sabahımızda tüfekler geldi. avadanlığımızı sırtımıza 30 bağladık ve yaklaşık üç mil ötedeki cephe hattına doğru yola düzüldük. buz tutmuş bir tüfekle saatlerce nöbet bekleyişleri.O. Şu anda cephe hattının hayli sakin olduğunu biliyordum ama çevremdeki adamlardan. Bu sahnenin. hiç aklımdan çıkmamıştı. bir köylünün evinde karnını doyururken seyrettim. elbiseleri yırtık pırtık bir delikanlı. Tüfeklerin çoğu eşit ölçüde kötüydü. makineli tüfeklere ve çamura yaklaşıyorduk. tüfeğin nasıl doldurulacağı ve süngünün nasıl parçalarına ayrılacağından ibaret. ateşin yanına çömelmiş. daha sonra çaldırdığım. bulanık bir fotoğrafını çekmeyi becermiştim. muhteşem atlarından çok sayıda ele geçirilmişti ve hepsi. uzun boylu. bir tava dolusu güveci umutsuz bir süratle gövdeye indirirken. On yıllık olan en iyi tüfek. Ayrıca. Hayli merhamet uyandırıcı (bir sahneydi. gümbürdeyen top gülleleri ve sıçrayan çelik parçaları. hayatları boyunca ellerine hiç silâh almamışlardı ve öyle zannediyorum ki pek azı nişangâhın ne işe yaradığından haberdardı. hiç kuşkusuz çatlatana kadar sürüp helak etmekte olan milis gücüne devredilmişti. bir zafer nişanesi gibi köyde dolaştırıldı. gözleri fıldır fıldır. geri zekâlı bir ufaklığa verilmişti. çizmemin konçlarından içeri dolan yarı donmuş çamuru düşünmekten kaç gece gözüme uyku girmemişti. Tuhaf görünecek ama. sayıda köpekten müteşekkil centuria düzensiz bir halde yoldan yukarı kıvrıldı. sürgüsü sıkışmıştı. Çavuş 'bize. tüfek ağzından içeri şöyle bir göz atmak tüfeğin paslandığını ve asla iflah olmayacağını keşfetmeye yeterliydi.bu kana susamış «Kızıllar» m yemeğini bitirir bitirmez kendisini kurşuna dizeceklerinden şüpheleniyordu. Unutulmaz bir gün. Onun biraz ötesinde. bazısı daha bile beter haldeydi. başlarında beyaz ata binmiş (bir muhafız olduğu halde. hattâ siperlerdeki soğuğu. etrafından çember olmuş kendisini seyreden milisleri asabı nazarlarla inceliyorduSanırım. onları. Bizimle birlikte gelen biçare hayvanın üstüne kocaman harflerle P. Her milis kolunun kendisine maskot seçtiği en az bir köpeği oluyordu.

Siperlerin ve iç siperin arkasında çeşitli noktalara 33 .O. Ne menem bir güruha benzediğimizi imkânı yok tasavvur edemezsiniz.ekmek parçalan. tiksinti verici tatlımtırak kokuyu duyabilirdiniz. sığınağından çıkıp bizi selâmladı. bu düpedüz. çünkü en büyüğü on-altı yaşındaydı. Tüfeğini ateşlemiş ve. Cepheye yakınlaştıkça. at nalının üstünde bir başlık gibi görebilirdiniz. Cumhuriyeti savunacak kişilerin. Acaba pilot. gür siyah saçlı. bir «bang» sesi daha işitildi. «Visca P. «Fascistas maricones» ve benzeri sloganları haykırmaya başladılar. Ve. insanı ürkütüyordu. Dağ silsilesine vardığımızda. böylesi bir dağlık ülkede imkânsız olduğundan. Başımızın üstünde bir kaç mermi çatırdayıp duruyordu. son derece mutlu ve heyecanlıydılar. Mevzinin hemen gerisindeki yarıkta ayların süprüntüsü birikmişti . Bir koyun sürüsünden çok daha gayri nizamî sürükleniyorduk. içinde barınılabilir intibaını veren en yakınımızdaki ilk ve boş sığmağa daldık. Cephe hattının bu kısmı. Asıl adı Levinski olduğu halde herkesin Benjamin diye çağırdığı. duyuluyordu. Yüksek yamaçlarında bodur çalılar ile süpürge otundan başka bir şey yetişmez. Biz tam avadanlığımızı sırtımızdan atmış. tahkim edilmiş mevziler zinciriydi. sığmaktan dışarı emekliyorduk ki. nasıl kullanacaklarını bilmedikleri eski püskü tüfekler taşıyan bu pejmürde çocuklar olduğunu düşünmek. bir tür dehşete kapıldığımı itiraf etmeliyim. İstihkâm siperinin önünde kayalara oyulmuş dar bir siper düzeni oluşturulmuştu. ben ve Williams'ın İspanyol kayınbiraderi. kısmen de kireçtaşı topaklarından yapılmıştı. Bu bağırışların savaşçı ve korkutucu olması kastedilmişti ama çocuk hançerelerinden çıka çıka kedi enciklerinin viyaklaması gibi dokunaklı sesler duyuldu. Kısa boylu. Polonya doğumlu bir Yahudi iken anadili olarak Fransızca konuşan mevzi komutanı yüzbaşı. Mevzi yaklaşık elli yarda genişliğinde yarım daire biçimindeydi. pek tipik bir şekilde. en nihayet cepheye gidiyor olmaktan ötürü. Önümüzde bir yerlerdej kayalık tepeler arasında garip bir akis yapan tek tük tüfek ateşi. sola kıvrıldık ve dağın yamacından dolanan dar bir katır yolunu tırmandık. yirmi beş yaşlarında bir delikanlıydı. pike yapar ve makineli tüfeğini ateşler miydi? Çünkü. Tepemizden o anda bir Faşist uçağı geçse. üniformaları çamur kaplıydı. çoğunun sakalı uzamıştı. Wiliiams. burun delikle32 rimden haftalar sonra dahi bir türlü çıkmak bilmeyen. Sıçan delikleri misali toprağa oyulmuş otuz ya da kırk sığınak vardı. yüzü kan revân içinde istihkâm siperinden gerisin geriye koştuğunu gördük. en önde kızıl bayrağın yanındaki gençler. sürgüyü patlatmıştı. savaşın bu döneminde daima çok pis olan solgun ve heves dolu yüzlü. adam dediklerimizin yarıdan fazlası çocuktu . Bu bizim. her bayırın tepesine oturtulan ve hep «mevzi» denen. bizim gerçek birer asker olmadığımız o irtifadan bile görülebilirdi. Üç aydır cephe hatundaydılar.U. Atnalı şeklindeki yassı tepeleri ve derin ırmaklara inen çok sarp yamaçlarıyla. Tepesinde dalgalanan kızıl bayrağı ve siper oyuklarından tüten dumanıyla. bizim bölükteki çocuklardan birinin. İspanya'nın bu bölgesindeki dağların teşekkülü bir garipti. Akşamüstü ilk nöbetimizi tuttuk ve Benjamin bize mevziyi gezdirdi. mütemadî bir siperler dizisinden oluşmuyordu.basbayağı çocuk demek istiyorum.nazar atfettikçe de. iki mil kadar bir mesafe katettiğimizde.M!». zahmet edip. kum torbalarından yapılmış sefil bir barikattan oluşan mevziinizi. ne olurdu diye merak ettiğimi hatırlıyorum. uzaktan. son derece ilkel mazgal delikleriyse kireçtaşı kümelerinden yapılmıştı. kolun bir ucu görünmez olmuştu. Bizim varışımızdan sonra cepheyi terkedecek olan bölük avadanlıklarını topluyordu. kendi kendimize verdirdiğimiz ilk zayiat idi. çizmeleri lime İlmeydi. nasıl becerdiyse. her yerde kireç taşı görülürdü. kazurat ve paslı tenekelerden oluşmuş derin bir çöp yığını. Kafatası derisi. patlayan hartuç sandığının kıymıkları yüzünden şerit şerit yırtılmıştı. istihkâm siperi ise kısmen kum torbaları. Daha yakma geldiğinizde ise. Gelin görün ki.

istihkam siperinin gerisinde. düşman en sonuncusu olmak üzere. hiç bir yerde hayat belirtisine. kara böcekler35 . Adamlara hiç de yakın değildik! Bu menzilde tüfeklerimiz kesinlikle hiç bir işe yaramazdı. uzakta. tüfeğiyle siyah noktaları işaret edip duruyor. Ama hiçbir şey göremiyordum —anlaşılan. bazen de. Faşist siperini bulmaya çalışarak. Benjamin'in işaret ettiği noktayı hayretler içinde farkettim: en az yediyüz metre ileride. arasıra oraya buraya sıçradıkları görülen. so34 lumdaki asker siperinden çıkıp pek İspanyolvarî bir edayla yanıma sokuldu ve ateş açmam için beni kışkırtmaya başladı. Nokta gözden kayboldu. hiç kimsenin düşmana aldırdığı yoktu. yiyecek. Klik! Mermi patlamadı. Zahmet edip başımı siper seviyesinden aşağıda bile tutmuyordum. Tüm hayatım boyunca. kurşunun biri şeytanî bir çatırtıyla kulağımı sıyırıp geçti ve gerideki arka siperine saplandı. bir taraftan öbür tarafa sekip duruyor. Buna savaş mı diyorlardı?! Düşmanla herhangi bir temasımız bile yoktu. Beklenmedik bir baskının her an olabileceği geceler dışında. her şey gri ve soğuktu. derenin öbür tarafında tam karşımıza düşen tepede hayal meyal seçilen istihkâm siperini ve kırmızı . Sonunda. hevesle sırıtıyordu. Yeni gelen askerler. 3 Siper çarpışmalarında beş unsur önemlidir: yakacak odun. Kurşunun adamı sıçratacak kadar yakınına düştüğünü umarım. Fakat tam bu esnada. heyecan dolu bir feryat duyuldu. Kısa bir süre sonra. Ama asker daha çocuktu. bir tek kuşa bile rastlanmıyordu. mazgal deliğinden dışarısını dikizledim. Kışın Zaıagoza cephesinde bunlar. tam karşıdaki çıplak tepede. üzerimden ilk kurşun geçtiğinde başımı eğmeyeceğime dair kendi kendime söz vermiştim. siperlere girer girmez. Siperin önünde dikenli tel uzanıyordu. Hayatımda bir insana ilk defa ateş ediyordum. hedef gözetmeksizin dehşetli bir tüfek ateşine başladılar. Heyhat! Başımı eğiverdim. tütün.» (Benjamin İngilizce —dünya kötüsü bir İngilizce— konuşuyordu. Tarif edilemez bir sukut-i hayale uğramıştım. Ateş etmenin hiç bir yararı olmayacağı aşikârdı. bir askerin siyah bir nokta gibi görünen başı. yukarıya tırmanıyorlardı. bunun hiç de hayır a alâmet olmadığını düşündüm. tepenin yamacı dibi görünmeyen dereye doğru kayıp kayboluyordu. Tam karşımızda tek tük sarp kayalıkların görüldüğü çıplak tepeler vardı. Benjamin en yakınındaki adamın tüfeğini kapıp hemen nişan aldı ve tetiği çekti. küstahça duralayıp bakıyordu. «Oğada. böylesine ıızak bir menzilden ve elimizdeki türden tüfeklerle bir adama isabet ettirmenin imkânsız olduğunu izah etmeye çabaladım. Düşman. Faşistler' in elli veya yüz yarda ötede olması gerekiyordu. nerede?» Benim siper savaşından anladığıma göre.yeşil bayrağı —Faşist mevzii— gösteriyordu. Uzaktan grimsi iki küçük heykelcik gibi görünen iki Faşist. Kaza eseri olmadığı taktirde. önemlerine göre böyle sıralanıyorlardı. nişangâhımı yediyüz metreye ayarladım ve ateş ettim gitti. ama galiba insan insiyakı hareket ediyor ve hemen herkes en az bir kez böyle bir şey yapıyor. sonra. mum ve de düşman. bir an için. bir taş atılmasını bekleyen bir köpek gibi. Karınca kadar minnacık Faşistler'i görebiliyordum. «Düşman nerede?» Benjamin elini coşkuyla dalgalandırdı. Cephede gördüklerim bende büyük bir bezginlik yaratmıştı. Ne var ki.) «İyide.serpiştirilmiş oniki nöbetçi noktası vardı. siperleri çok iyi gizlenmişti— sonra.

genellikle güvenli sayılırdı. bazen de Cumhuriyetçi bayrağı (kırınızı . tuhaf bir biçimde. çevredeki kış manzarasına sabit gözlerle bakar. soğuktan titreyerek bayraklarının çevresinde dönüyor ve ısınmaya çalışıyordu. kırmızı. İspanya'da geçirdiğim tüm o zaman boyunca çok az çarpışma gördüğümü söylemeliyim. Aşağıdaki ovada bile herşey ölü ve çorağa benziyordu. 36 silâh ve özellikle topların yokluğu. Huesca'ya karşı bir tek gün içinde binlerce insanın öldüğü feci bir saldırı yapıldı. ve P.kırmızı). arttı bile).di düpedüz. Ovanın ortasına zarlar atılmış gibi birkaç küp serpilmişti. Huesca'da bile_ insan bir parça ihtiyatlı davranırsa. tüm bu tepeler için vahşi çarpışmalar yapılmıştı. geniş çaplı bir harekâtı olanaksız kılmış. Bir şehir kâtibinin hayatı kadar olaysız ve neredeyse bir o kadar düzenli bir hayat. Bir süre sonra. Hayatımda kuşların bu kadar az olduğu başka bir ülke gördüğümü sanmıyorum. aldırış etmek tenezzülünü göstermedikleri tüfek atışlarının izlediği. Ekim başlarında. ama bana pek az iş düştü. saatin akrebinin yediyi gösterdiği yönde. siper kazmak. Huesca'nın daha ilerisinde bizimkilerle aynı düzende.U. sivri noktalarının üstünde birçok küçük Faşist karakollarının benek benek yayıldığı mahmuz gibi bir tepenin karşısında da bir P. karın hiçbir zaman erimediği heybetli doruklarıyla Pireneler havada yüzer gibi görünüyordu. bir çeşit saksağanla. ama ben bu olaydan önce yaralanmış ve saf dışı olmuştum.S.' lu olan küçük bir ileri karakol. Ne var ki. bir fotoğraf negatifine benzerdi. 37 . pejmürde ve pis adamlardan bir küme. Tam karşımızdaki tepeler fil derisi gibi kırış kırış ve griydi. Pek seyrek olarak da. biçimleri kar yüzünden günden güne değişen daha başka tepeler vardı. nöbet tutmak. eğer her mevzide bir bayrak sallanmasa.O. Kuşkusuz. Normal olarak savaşın dehşet verici yanları diye düşünülebilecek şeylerin çok azı başıma geldi. ve bu cephede. Mart ayında Huesca çevresinde yoğun çarpışmalar başladı.mor) kullanıyorlardı. Sabahları vadi sık sık bir bulut denizinin arasından düz ve mavi olarak yükselir ve görünüş. durgun savaş halinin karışık can sıkıntısı ve rahatsızlığıydı. P. hiç de kolay anlaşılır birşey olmayacaktı. Böylesine bir savaşın sonunun gelmeyişi! Daha önce. asker. Ocak ile Mart'ın sonlarına kadar hemen hemen hiçbir şey olmadı. Bir ileri. beyhudeliğine şaşardım.C. devriye gezmek. ama bu ateş hep uzakça menzillerden oluyordu. çok sık ağır makinalı tüfek ateşi altında kalıyordum. Cumhuriyet'e sâdık kalanların elindeki Robres şehriydi. siper kazmak. devriye gezmek. Anarşistler kırınızı ve siyah. bu yüzden çevreye boş konserve kutularının karmakarışık saçıldığını ve herşe-yin bokla kaplandığını unutabilseydiniz.S. Sağımızda. Sırası gelmişken.U.U. mevzii vardı. bana elli yardalık bir uzaklığın içinde hiçbir top mermisi patlamadı ve göğüs göğüse çarpışmaya da yalnız bir kere katıldım.O. Gökyüzünde hemen hiçbir zaman kuş olmuyordu. Her dağ tepesinin birlikler tarafından işgal edildiğini.. Faşist ya da Cumhuriyetçi. İki ordunun da asıl uğraşısı ısınmaya çalışmaktı. Bütün gün ve gece boyunca gayesiz kurşunlar boş vadilerde vızır vızır geziyor ve yalnız pek küçük bir olasılıkla bir insan vücudunda yerini buluyordu. dağ silsilesi güneydoğuya doğru kıvrılıyor ve geniş ebrulî bir vadi bırakarak Huesca'ya doğru uzanıyordu..sarı .C. U. her ordu siper kazıp kendi zaptettiği tepeye yerleşmişti. Burada. Teruel'deki çarpışma bir yana. yavaşça havada süzülen kartal sürüleri görülüyordu.M. Her tepede. Nöbet tutmak. âni kanat sesleri geceleyin insanı ürküten keklik sürülerinden ibaretti. bu. Sık sık.M. Haziran'da. görünüş harikuladeydi. Çok uzakta. Zaragoza'nın çevresindeki tepelerde önemli olan. Arasıra görülebilen kuşlar. (Bir keresi yetti de. Hiçbir uçak yakınlarımda bir yere bomba atmadı. Sağımızda. o da yine P. solumuzda. sözde cephe hattı denilen şey. Faşistler genellikle kralcı bayrağı (kırmızı sarı . bir geri zikzak biçiminde uzanan. Ocak'tan Mayıs'a kadar Aragon cephesindeydim.

Küçük bir canavarın. parti milis güçleri ilkece bununla birleştirilmişlerdi. Kural olarak. Cepheye varır varmaz onbaşı. Bu tepelerin yamaçlarında. aslında hepsi birer siyasî örgüt olan çeşitli sendikalar ve siyasî partiler tarafından toplanmışlardı.Geceleri ve sisli havalarda vadiye. yolun girdisini çıktısını. Halk 'Ordusu kurulduğunda. Kocaman pürüzlü uçurumlarda patika ya da dağ yolu cinsinden hiçbir şey yoktu. çoğu yirmisinin altında oğlan çocuklarından oluşan. dışarısı çok soğuk ve kaybolmak çok kolaydı. devriyeler gönderiliyordu. ama tek geçilebilir yoldan giderseniz bir buçuk mil tutuyordu. eğitilmemiş bir güruhtu. düşman fazla atılgan değildi. ense yapılacak bir İşe hiç benzemiyordu. milis güçleri. Bereket. Bazen bütün gün boyunca devam eden ve tepelerin doruğuna yapışıp vadileri açıkta bırakan yoğun sis geceden daha iyiydi. seslerini dinlemek için dikenli telin oraya doğru süründüm. birdenbire çok küçük görünüveren bir fidanın arkasına sindim. karanlık vadilerde başıboş dolaşmak oldukça eğlenceliydi. Her nedense başka yöne gittiler ve benim görüş alanıma girmediler. karakolu bırakıp sığınağa süzülüyorlardı. özellikle ilk başta. bana doğru geldiklerini duydum. hava tabancaları kuşanmış yirmi erkek izci ya da oyun labutları ile silâhlanmış yirmi kız izci. korkunç soğuğa rağmen siperin duvarına dayanıp derin bir uykuya bile dalıyorlardı.ön iki kişilik bir muhafız mangasının 38 komutanı. Çünkü. az bir zaman sonra. ancak birbirini izleyen seyahatler yaparak ve her keresinde yeni işaretlere dikkat ederek bulabilirdiniz. Monte Pocero'da onbeş yaşından küçük kimsenin bulunduğunu sanmıyorum ama yaş ortalaması kesinlikle yirmiden aşağıydı. Katalonya milis güçleri hâlâ savaşın başındaki esaslar üzerindeydiler. 1937 başlarında. geceleri mevzide gereği gibi nöbet tutturmak hemen neredeyse olanaksızdı. hemen hep Faşistler'in bölgesinden göçmen olarak gelen ve bakılsınlar diye en kolayından milis kaydedilen onbir oniki yaşlarında çocuklara rastlıyordunuz. Milis gücünde sık sık. Bayrağı alıp mev-ziye götürdüm— insafsızca yırtıp temizlik bezi olarak kullandılar. Korkudan. Dahası var. Devriyelik hiç makbul bir iş değildi. beni fena halde telâşlandırarak birçoğunun tepeden aşağı. «şaka» diye sığınağın ateşine bir el bombası attığını hatırlarım. Kuş uçuşu ile en yakın Faşist karakolu bizimkinden yediyüz metre uzaklıktaydı. Faşist hatlarına giden yolu ancak üçüncü yada dördüncü girişimde bulabildim. onların deyişiyle cobo olmuştum . Başlangıçta. Aslına bakarsanız. çatırdayan çalılar ve takırdayan kireçtaşları arasında gürültüsüz ilerlemek çok güçtü. Tepenizde serseri kurşunlar kuşlar gibi ötüşerek uçuşurken. Çok yoğun bir sis vardı. Faşist hatlarının yakınlarında kaplumbağa gibi sürünmek zorunda idiniz. Bu dönemde. Centuria. siper savaşının ayrılmaz bir parçası olan uykusuzluğa dayanamıyorlardı. Bu yaştaki çocuklar asla cephe hattında kullanılmamalıydılar. Milisler merkezî hükümete olduğu kadar kendi partilerine de bağlıydılar. mevzimizi hallaç pamuğu gibi ata-bilirlermiş gibi geliyordu bana. ama bazen cephe hattına kaymayı becererek hepimiz için ortak bir tehlike oluşturuyorlardı. gürültüsüzce tüfeğimi kurmaya çalıştım. Saklandığım fidanın arkasında önceki çarpışmaların bir sürü yadigârı ile karşılaştım —bir yığın boş fişek kovanı. tüm 39 . «siyasî almayan» ve aşağı yukarı olağan kurallara göre örgütlenen. üstünde mermi deliği olan bir deri kasket ve besbelli bizimkilerden kalma bir kırmızı bayrak. Fakat uzun zaman. Benim kesimin fırlama oğlanları ancak ayaklarından çekip sürüklenerek sığmaktan çıkartabiliyorlar ve daha sırtımızı döner dönmez. Sonra. bizimle Faşistler' in arasına. ne kadar istersem o kadar sık devriye çıkmak için izin alabileceğimi keşfettim. Faşistler'in içeride konuştuklarını ve şarkı söylediklerini işitebiliyordum. Cobo'luk. bazı geceler. Ve çok uzun bir süre böyle kaldılar. bu çocuklar cephe gerisinde hafif işlerde kullanılıyorlardı. Franco'nun başkaldırısının ilk günlerinde.

) Olağan ordularda sürüp giden zorbalık ve horlama. bir adamı kışla avlusunda talim ettire ettire robota çevirmek de zaman alır. bin kişi biraraya gelip cepheyi bırakmaya karar vermiş olsalardı. Subay ve astsubay ayırımı vardı. 1 937 Haziranı'na kadar. onları hiçbir güç durduramazdı. aynı elbiseleri giyiyordu. bir yoldaştan bir başka yoldaşa veriyordunuz. bunun yanısıra anlaşılan ikinci şey de şuydu. ama. (Milis güçlerinin yerini alan Halk Ordusu. ne de selâm verme. dolayısıyla da yetişme ve silâh yetersizliğinden ileri gelen hataların eşitlikçi sistemin sonucu olduğunu iddia etmek moda oldu. burjuvaların askerliği zorunlu olan ordularında disiplin. ensesine tokat atıp bir sigara almak isteseniz. zorunlu askerliğe dayanan 41 . mekanize bir ordu yerden bitmez ve Hükümet. Ateş altına gireli daha beş ay olmuştu ki. Eğer erin biri emre uymayı reddederse ona hemen ceza verilmez. hiyerarşi değil. bir çeşit sınıfsız toplum modeli oluşturmaya kalkmışlardı. bunu üstten asta değil. bu arada milis sistemi de değişmeden kaldı. ta Haziran'a kadar. ilk önce yoldaşlık adına ısrar edilirdi. geçici olarak işleyecek. ama gerçekte uzun vadede. Aragon cephesine. Sınıf sadâkati esasına dayanır. İşçi ordusunda disiplin. bir emir verdiğiniz zaman. yeni toplanmış bir milis birliği disiplinsiz bir güruhtu. milis güçlerini yermek. Modern. «Devrimci» disiplin siyasal bilince clayanır -neden emirlere uyulması gerektiğinin anlaşılmasına: bu anlayışı yaymak zaman aldığı gibi.değişiklikler yalnız kâğıt üstünde kaldı. doğru olmakla birlikte. Emirlere itaat gereği anlaşılmıştı ama. Tümen komutanından. Bu sistemin temel noktası. demokrasiydi. ne topuk çarpma. demokratik devrimci tipi disiplin umulabileceğinden daha güvenlidir. Tek tek asker kaçakları kurşuna dizilebilirdi —ara sıra kurşuna diziliyordu da— ama. ne rozet. üstelik. teorik olarak. döner dolaşır gelir korkuya dayanır. Halk Ordusu geride yetiştirilirken. bu iki tip arasında bir yerdeydi. bal gibi de «yürüyor». Milis güçlerinin savaş alanında kalması bile «devrimci» disiplinin kuvvetinin bir kanıtıdır. halihazırdaki şartlar altında milis güçleri olduklarından daha iyi olamazlardı. böyle birşey yapabiliyordunuz ve hiç kimse bunu tuhaf bulmuyordu. Fakat itiraf etmeliyim. kısa bir süre. aynı yemeği yiyor. Milis güçlerinde. gönüllüdür. Teorik olarak bir milis birliği. Milis gücüsistemini aşağılayan gazeteciler. milisleri oldukları yerde tutacak sı nıf sadâkatindan başka hiçbir güç yoktu. En kötü milis kıtalarındaki disiplin bile zaman ilerledikçe gözle görülür bir biçimde düzeldi. Çünkü. Mayıs'ta ise. akla da aykırıydı bu. Dünya yüzünde böyle bir tip ordu ile nasıl savaş kazanıl abilirdi ki? O sırada zaten herkesin söylediği de buydu. önemsiz sayıda yeni Halk Ordusu birlikleri ulaşabildi. ve herkes tam bir eşitlikle kaynaşmıştı. halbuki. İnsanı yönetmekte hiç tecrübesi olmayan kuşkucu kişiler hemencecik bu usulün «yürümeyeceğini söylerler. cephe hattında işlerin ne halde olduğunu ilk görüşümde dehşet içinde kaldım. ama şimdiye kadar gördüğümden ya da savaş zamanında olabileceğini düşündüğümden çok fazla eşitlik vardı. Sonraları. en azından. Tabiatıyla katıksız bir eşitlik söz konusu değildi. subaylar erlere «Yoldaş» dediği için değil. Franco'ya karşı hiçbir zaman direnilemezdi. Gerçekten. Ocak ayında bir düzine acemi askeri eğiteyim derken az kalsın saçlarım ağarıyordu. milis güçlerinde bir an bile hoş görülemezdi. emre itaat konusunda ya da tehlikeli bir görev için gönüllü bulmakta en ufak bir güçlüğe uğramadım. İngiliz-İspanyol karışık otuz kadar adama teğmen vekili olarak kumanda ediyordum. Aynı şartlar altında. Normal askerî cezalar vardı ama ancak çok ciddî durumlarda uygulanıyordu. milis güçlerinin cephe hattını tutmak zorunda kaldıklarını pek hatırlamazlar. subay ve erler arasında sosyal eşitlikti. Çünkü. yetiştirilmiş birlikler emrine hazır olana kadar beklemiş olsaydı. acemi birlikler her zaman disiplinsiz 40 güruhtur da ondan. ama olağan anlamında askerî rütbe hiç yoktu: ne unvan. Uygulamada. Generalden ere kadar herkes aynı parayı alıyor.

Bütün bu dönem boyunca günceme ne zaman birşey yazmışsam. dola-yısiyle insan parmağından biraz kalın ne varsa çoktan yakılmıştı. ama cephe hattını da tuttular. coşkunlukla üstüne atılmaktır. nöbet tutmadığımız ya da angarya iş görmediğimiz zamanlar. milisinde dört beş ay içinde sadece dört kişinin kaçtığını duydum. postallar. Bizim sefil dağımız en iyi zamanında bile ağaç ve ottan yoksundu. yine milislerin çoğunda ancak bir tane battaniye bulunuyordu. dengenizi korumanız imkânsız oluyordu. insanın beklemeye hakkı olabileceğinden. bektaşi üzümünden da43 .bir ordu —savaş polisi uzaklaştırılmışa— çoktan eriyip kaybolurdu. hep yamaçta yürdüğünüz için de. bat42 taniyeler ve tüfekler hemen baştan aşağı çamura bulanıyordu. Fakat itiraf etmeliyim ki. elbiseler. pek az zafer kazandılar. Dağın yamacında yetişen her bitkiyi yanma niteliklerine göre sınıfladık. Yakacak odun gerçekten önemli bir sorundu . postallar. üstelik düşmek. sönüp gidiyordu. vadide yakacak topluyorduk. vahşi biberiye ve karaçalı dalları ateş iyice tutuşunca yanarlardı. Günler boyu. insana çok soğukmuş gibi geliyordu. Yüz kişilik bütün garnizonda. Deniz seviyesinden iki üç bin ayak yüksekte ve. anlatılmaz bir soğuk vardı. onlar da nöbetçiden nöbetçiye devredilmek zorundaydılar. çoğu kez yirmi yardalık bir yerde altı kere düşmüşümdür. Buzlu bir gece. daha iyi idiler. gün ortasında bir saatliğine parlıyordu da. tek tük asker kaçakları bile görülmüyordu. kalın çoraplar.M. aylardır soğuktan donan milisler tarafından talan edilmişti. Isı olağanüstü denecek kadar düşük değildi.O. Yakacak arama hevesi sonunda hepimizi botanist yaptı. üzerimdeki giyeceklerin bir listesini yaptım. Üstümde kalın bir iç fanilâsı ve don. yakacak odun sorunundan veya daha doğrusu yakacak odun yokluğundan söz etmediğim yer olmamış. Buna rağmen soğuktan tir tir titriyordum.U. tanrı bilir. Ben taşıyabildiğim kadar bir sürü kalın elbise getirmiştim. siperin içine sıvı gibi doluyor ve insanın kemiklerine işliyormuş hissini veriyordu. bir emre uyulmasını sağlamak için beş dakika tartışmak zorunda olmak beni hem öfkeden kudurttu hem de dehşet içinde bıraktı. sığınağın ateşini ancak bir saat yanar tutmaya yetecek kadar ıvır zıvır toplayabiliyorlardı. Kafamda İngiliz Ordusu'nun ilkeleri vardı. ben soğuğa karşı olağanüstü hassasımdır. Halbuki milisler. çeşitli çalı ve otlar ateş yakmak için çok iyiydi ama birkaç dakikada. Yemek yemediğimiz. Bu arada. yakacak odunun resmen hiçbir yerde bulunmamasıydı. müflonlu deri eldivenler ve yün başlık vardı. Kireçtaşının üstündeki çok ince toprak tabakası hemen yağ gibi kayganlaşıyor. Bir insan bedeninin taşıyabileceği giyecek miktarını göstermesi bakımından hayli ilginç. Bazen insanı tir tir titreten rüzgârlar kasketinizi başınızdan çekip alıyor ve saçınızı her yönde karıştırıyordu. ama adamların çoğu korkunç giyimsizdi. iki saat durmadan yakacak arayan üç kişi. Sık sık yağmur yağıyor ve çeyrek saatlik yağmur bile şartlan büsbütün dayanılmaz bir hale getirmeye yetiyordu. mevzinin gerisinde. genel eğitim noksanlığı. İspanyol milisleriyse kesinlikle İngiliz Ordusu'na uymuyordu. inanın bana. bir fanila gömlek. Bu zamana ilişkin tüm anılarım. bazen de sis. birçok geceler hava dona bile çekmiyordu. sadece oniki tane kaput vardı. kaldı ki. bunlardan ikisi de hayli kesin bir olasılıkla. pamuklu kadifeden golf pantolon. Çoğu kez kış güneşi. Karanlık gecelerde. sağlam bir trençkot. P. kış ortasındaydık. bir domuz derisi ceket. dolaklar. bir boyun atkısı. yakacak odun sorunu devam ediyordu -hep yakacak odun. Fakat şartlar göz önünde tutulursa. neredeyse dimdik yamaçlarda insanın postallarını param parça eden çentikli ki-reçtaşının üstünde bir aşağı bir yukarı inip çıkmak ve minik bir dal görünce. uyumadığımız. fakat. milise bilgi edinmek için kaydolmuş casuslardı. hava gerçekten çok soğuk değil idiyse bile. tüfek tetiğinin çamurdan tıkanıp sıkışmasına yol açtığı için tehlikeliydi de.işin en can alıcı noktası da. Önceleri ortalıkta görünen karışıklık. iki kazak bir yünlü ceket.

Aslında. ama gelin görün ki. Bizim yaşadığımız olağanüstü bir hayattı. sütten biraz daha berrakça berbat bir-şeydi ve teorik olarak yalnız içmek içindi. Başka ihtiyaçlar bakımından çok kötü durumda sayılmazdık. bal gibi bulunuyor. Mevzi iğrenç bir şekilde pis kokuyordu. Her milis kav çakmağı ve birkaç yarda sarı fitil sahibiydi. alev elde etmek için tek çıkar yolumuz. çünkü hiçbir şey yakacaktan daha önemli değildi. Bütün milisler hareketsizliğe sinirleniyor. gün aşırı kibrit. herkes bir saldırı anında hemen ortaya çıkabilecek biçimde hazır olmak zorundaydı. ara sıra bir insanın ölüverdiği bir komik opera. Böyle olmasına rağmen yine kamış toplamaya giderdiniz. yalnızca mevzinin solundaki tepenin doruğunda yetişiyordu. bir gece alarmında. Ama pislik beni asla tasalandırmadı. durmadan neden hücum etmemize izin verilmediğini öğrenmek için gürültü patırdı ediyorlardı. tüfeğinden sonra bir milisin en önemli malıydı. Kuşkusuz. Ne var ki. yeteri kadar yiyecek olursa. Bir iki gün içinde. Her sığınağa günde üç parmak uzunluğunda mum veriliyordu bu da ancak yirmi dakika yanıyordu. Şüphesiz hepimiz devamlı olarak pistik. ben de beraberimde birkaç libre mum getirmiştim. ama sıçan da fare de bol bol bulunuyordu. Fakat besbelli. savaşta oluşun da olağanüstü bir tarzıydı. «Bu savaş değil. Ama kurşunlar bazen çok rahatsız edici bir yakınlıkta kireçtaşını çatlatır ve yontarlardı. eğer buna savaş diyebilirseniz tabii. sığmakta herkes tüfeğini kapışır ve telâşla başkalarının suratına basarken. ama arasıra gündüzleri elbiselerimi çıkarmayı beceriyordum. Etrafta bit olabilmesi için hava henüz çok soğuk44 tu. oraya gitmek için de ateş hattından geçmek gerekti. barikatın küçük kapalı arazisinin dışında heryer kazurat doluydu. bir ışık yakabilmek hayatla ölüm kadar büyük fark yapabiliyordu. Sonradan kibrit ve mum kıtlığı hayatı çekilmez hale getirdi. Kibrit kıtlığı had safhaya vardığında.» diyordu. Hep. İnsanın mendilsizliğe ve içinde yıkandığı teneke tavadan yemek yemeğe ne kadar çabuk alıştığına şaşarsınız. Yetecek kadar yiyecek ve bol şarap vardı. Milislerin bazısı siperde abdest bozmayı âdet edinmişlerdi. Pislik halkın üzerinde lüzumsuz yere gürültü kopardıkları bir-şeydir. bunlar. adam başına günde bir çeyrek galon düşüyordu. merminin çekirdeğini çıkarmak ve kav çakmağı ile barutu tutuşturmak oldu. dolayısıyle ateş yakmaya hiçbir faydası yoktu. gayet inceydi. Genellikle yükseğe nişan alıyorlardı ve mermiler insanın başının üstünde kuşlar gibi şakıyordu. Zaten bir gün yıkanıp bir gün traş oluyordum. ben sabahları yıkanmak için hep bir matra dolusu aşırıyor-dum. Örneğin. Sigara hâlâ günde bir paket dağıtılıyor. Herkesin kiliselerden yağma edildiğini tahmin ettiği bu mumlar. Yiyeceğimiz gibi suyumuz da katır sırtında Alcubierre' den geliyor. hiç zorluk çekmeden elbise ile uyumaya da. Bir çeşit kurumuş kamış ilk başta ateşi yakarken çok iyiydi. Aragon cephesindeki durgunluğun o sırada benim hiç bilmediğim siyasî sebepleri vardı. ama yedek birliklerin yokluğunun büs45 . İnsan böyle şeylerin yokluğunu hissetmeden önemini kavrıyamıyor. insan karanlıkta yürümek zorunda kalınca iğrenç şeyler oluyordu. Soğuğun yanında öbür rahatsızlıklar çok önemsiz görünüyordu. Kav çakmağının en büyük avantajı rüzgârda çakılabilmesiydi. Faşist makineli tüfekçiler sizi görürlerse hemen koca bir şarjör dolusu fişeği üstünüze boşaltırlardı. insanın gece elbiselerini ve postallarını çıkarması olanaksızdı. O sırada henüz mum satın alınabiliyordu. ikisine birden yetecek kadar su hiçbir zaman olmazdı. işte o zaman kendinizi hemen yüzüstü yere atardınız. yalnız alevsiz yanıyordu. daha uzunca bir süre çarpışma olmayacaktı. sıçan ve farenin aynı yerde olmayacağı seylenir. Noel pastasının üstündekiler gibi. Bu su. hattâ mum bile veriliyordu. Seksen gecenin ancak üçünde soyunup yattım. düşman başlatmadıkça. Belli aralıklarla tekrarlanan teftiş turlarında Georges Kopp bizimle çok açık konuşuyor. Bunlar.ha küçük olan bodur meşe ağacı ise hiç yanmıyordu.

Aşağı yukarı elli kişiye bir makineli tüfek düşüyordu. o anî tehlike geldiğinde tüfeğimi pek ateşleyemedim. Üç tip tüfek kullanılıyordu . kolay taşındıkları ve siperde daha az rahatsızlık verdikleri için beğeniliyordu. Fakat uygulamada. Tabii bu mermiler ateşlenemeye46 cek kadar çok kıymetli idiler ve havan topları Alcubierre'de tutuluyordu. Bu bahsettiğim silâhlar. ama dehşet isabetsiz atışlar yapıyorlardı. uçsuz bucaksız doğal bir sağlamlık içinde uzanıyordu. Bunları kullanmak zevkliydi. Arada sırada Faşistler Zaragoza'dan bir iki top getirmeyi beceriyor ve birkaç mermi atıyorlardı -bunlar da öylesine azdı ki. Bunlar çok ender olarak yirmi yaşından genç çıkıyordu. bir taburu asla yaklaştırmayabilirdi. bir modern orduya bizden daha çok benzerdi. Dahası var. İngiltere'de herhangi bir özel okulun askerlik kampındaki yedek subay taburu bile. Acil zamanlarda kullanmak için hep cebimde Alman ya da Meksika mermisi dolu bir şarjör saklardım. elli atımlık fişek veriliyordu. yalnızca tüfeklerimiz vardı. hiçbiri hedefini bulmuyor ve gülleler bir işe yaramadan boş uçurumlara dalıyordu. en başta ülkenin doğal durumu geliyordu. cepheye her yeni gelene ancak. ama bu yalnız esirlerden ve bizim tarafa kaçanlardan elde edildiği için pek bulunmuyordu. gerçi bunlar eskiydi. en iyi tüfeklerde bile sıkışıklık yapıyordu. kural olarak yalnız tek yandan yaklaşılabilen. top falan yoktu. ezici sayıda olmadıkça. Bir kere.ama topçu yoktu. Sonra bir de kısa Mauser veya mousçueton vardı ki.birincisi uzun Mauser'ûi. İspanyol fişeklerinin hepsi yeniden doldurmaydı. hem de ne büyük bir iştiyakla— isterdim. taban47 . Cephane o kadar azdı ki. Ne madenî miğferimiz. Bir de. Gerçekte. Birkaç siperin kazılmış olması şartıyla bu gibi yerler. Fakat bizim tarafta. Bizim mevzimizde ve etrafımızdaki mevzilerin çoğunda. gezle arpacığı kırık bir sürat ölçme aleti ne kadar işe yararsa o kadar işe yarıyordu ve çoğunun yiviseti ümitsizce paslanmıştı. üstelik. dörtte üçü beş atıştan sonra tutukluk yapıyordu. Winchester tüfekleri vardı. birkaç top bataryası olmasını —oh. ne süngümüz vardı. bu yüzden makineli tüfek için saklanıyordu. Almaşıklar hemen hemen. hemen tümü hiç bir işe yaramazdı. her cinsten savaş malzemesi noksandı. Bunların ötesinde. diyelim dört yüz yarda ötede sipere gömmek. çoğu da hurda demirdi. piyade askeri ile ele geçirilemezdi. Milislerin o sırada ne kadar kötü silâhlanmış olduklarını kavrayabilmek büyük bir çaba ister. herbir silâh için onbeş atım mermisi bulunan dört havan topundan oluşmuştu. Makineli tüfeğe karşı top olmadan ancak üç şey yapabilirsiniz: kendinizi güvenceli bir uzaklıkta.bütün dışındaki salt askerî güçlüklerin herkes farkındaydı. Ayrı ayrı silâhlardan çıkarılıp yeniden birleştirilen parçalardan yapılmışlardı. hiçbir sürgü üstündeki tüfeğe ait değildi ve tüfek en iyi cinsten bile olsa. Cephe hattının bu kesiminde bütün topçu gücü. ya hareketsizlik ya da intihardan ibarettir. on tüfekte biri fena sayılmazdı. bu gerçekte bir süvari silâhıydı. Meksika fişekleri daha iyiydi. iki makineli tüfek ve bir düzine adam. ama üç yüz dört yüz yardalık bir uzaklıkta oldukça isabetliydiler. Bazen çevredeki manzaraya dikkatle bakar. her nasılsa. açıklıkta ilerlemek ve kalbura dönmek ya da genel durumu değiştirmeyecek küçük ölçüde gece hücumları yapmak. berbat şeyin sıkışmasından çok korkardım ve işe yarayabilecek bir atımlık fişeği saklamaya da fazlasıyla meraklıydım. şarjörleri olmadığı için tek seferde ancak bir atım ateş edilebiliyordu. nispeten daha yeniydiler ve işe yarar görünüyorlardı. En iyisi tabiî Alman yapısı cephane idi. Tepelerin doruğunda tüneklemiş halimizle nefis topçu hedefleri olabilirdik . çoğu son derece kötü. İnsan çekiçle fındık kırar gibi kolaylıkla düşman mevzilerini birbiri arkasına yok edebilirdi. Bizim ve Faşistler'in cephe hattı. Silâhlarımızın kötülüğü ayrıntılarını kaydetmeye değecek kadar şaşırtıcıydı.

ha!» dedim.I. hiç haritamız ya da krokimiz yoktu. kendi silâhları ile yaralanmışlardı . Fakat. 48 Zaman geçtikçe ve düzensiz tüfek ateşi tepeler arasında çatırdadıkça. dipçik hafifçe toprağa vurulduğunda ateş almak gibi iğrenç bir huyu vardı. Siperler birbirinden beşyüz yardadan fazla uzaktaysa. Örneğin. ama muhtemelen. Dahası var. ürken nöbetçi. merak etmeye başladım. Ayrıca. şu şaşı gözlü savaşa bir canlılık ya da olay getirecek mi diye. ama bir yarda ile kaçırdı . İspanyollar temizleme tıkacı denen şeyin adını hiç duymamışa benziyorlardı. namlunun içindeki set ve yivi ka-zırdı. Başka bir keresinde. «Oh hayır. Tüfeğinizi zeytinyağı ile temizliyordunuz. mermiler zarar vermeden üzerimden uçtular. Bu bombalar için «tarafsız» deniyordu. birkaç makineli tüfekçinin silâhlarını bana doğrultmuş bir şekilde resimlerini çekiyordum. Mills bombası ilkesine göre yapılmıştı. beş ya da on kişiye de bir el bombası düşüyordu. «Ateş etmeyin. bir sürü ufak tefek zorunlu savaş gereçleri çok zor bulunuyordu. çünkü hem bombayı atanı hem de kendisine bomba atılanı öldürüyordu. onun uzun bir pirinçten harbisi vardı. hiç değilse genç bir İspanyol'u. işaret fişeği. Bir gece. ateşli silâhların tehlikeli olduğuna inandıramaz. ama bu harbi her zaman eğri büğrü olduğu için. Hiçbir şey bir İspanyol'u. bir yerden ele geçirebilirseniz tabii. birçok kez tüfeğimi vazelin.kasten demiyorum. Kuşkusuz. Faşistler geliyor diye bağırmaya başladı.savaşın ilk yıllarında Anarşistler tarafından imal edilmişti. kaza hariç. Tabii derhal yere yattım. kaza ya da dikkatsizlik yüzünden.İspanyol nişancılığının bu düzeyde olması tanrı bilir. silâh tamir takımlarından hiçbiri yoktu— temizlik malzemesi bile zor bulunuyordu. siste devriye çıkmış ve mevziden ayrılmadan önce muhafız komutanına tenbih etmiştim. kaç kere hayatımı kurtarmıştır. hattâ domuz yağı ile yağlamak zorunda kaldım. Bir keresinde. almak isteseniz Barselona'dan yakında bulamazdınız. Yanlış hatırlamıyorsam. Ben de muhafız komutanının benden tarafa hepbirden çabucak ateş açılması için emir verdiğini duymak zevkini tattım. zatürre idi. uzaklık ölçü aleti.A. Daha başka çeşitler de vardı. yağlı krem. Tüfeğinizi temizlemek istediğiniz zaman çavuşa götürüyordunuz. Silâhlar bir yana. Barcelona'da bile binbir güçlükle. Bazılarının. Şeriti kopardığınızda bombadan mümkün olan en yüksek hızla kurtuluyordunuz. Atılmaya değecek bir bomba gördüğümde Mayıs ayını bulmuştuk. akşam karanlığı daha yeni çökmüşken. bizim bulunduğumuz araziyi gösterenler eski askerî haritalardı —onların da hemen hepsi Faşistlerin elindeydi. İspanya'nın bu zamana kadar tümüyle haritası çıkarılmamıştı. ben bir tane yapınca pek şaşırdılar. Ayrıca acemi askerler karanlıkta durmadan birbirlerine ateş ediyorlardı. Tüfek yağı bile yoktu. acaba herhangi bir şey. nöbetçinin biri yirmi yarda uzaktan bana ateş etti. Bizim aşınmış tüfeklerimiz kendi başlarına birer tehlike idiler. fener ya da cep feneri de yoktu— sanıyorum bu sırada. O sırada kullanılan elbombası. İspanya'da gördüğüm ilk beş yaralı. belki daha ilkel ama daha az tehlikeli olanları— bombayı atan için demek istiyorum. bombası» diye bilinen korkunç bir nesneydi . periskop.» Hemen akabinde korkunç bir gürleme oldu ve bir 49 . Makineyi ayarlarken. ateş etmeyiz. bazı milislerin elindeki bir iki tane dışında çiftli dürbün. bulunabilirdi.camız da pek azdı. cephenin bizim bütün kesimimiz boyunca cep feneri diye bir nesne yoktu. ama emniyet düzeni bir pimle değil bir parça şeritle tutturulmuştu. arada bazı kayıplar oluyordu. yarı şaka yollu. hiç kimse vurulmaz. Bizim karşısında savaştığımız düşman değil. gittikçe artan bir kuşkuyla. «F. ama bunların büyük çoğunluğu durdukları yerde kendi kendilerine zarar veriyorlardı. tel kesici. bu yüzden kendi elini yaralayan bir adam gördüm. teleskop. bu sonuncudan hayli zaman sonra. geri dönerken bir çalıya takılıp tökezledim.

Burası tam yolun el değiştirdiği yerdi. sonunda katır sürücüsünün ciğerine tam beş kurşun yerleştirmişti. bu arkadaşlar bir katır sürücüsünün kaza kurşunu ile vurulduğunu göreli daha birkaç gün olmuştu: otomatik tabanca ile oyun oynayan bir siyasî delege. Biraz sonra. karakolu vardı. 4 Cepheye geleli yaklaşık üç hafta olmuştu. Bir çeşit usturanın tersine benzeyen.O.P. öylesine alçaktılar ki ayakta durmak bir yana. herkes herkesi ıskalıyordu. nöbetçi bağırarak parola sordu : • «Alto! Cataluna!» «Valiente!» diye bağırdı Jaime.M. Ordunun bu dönemde kullandığı çetrefil parolalar ikinci dereceden tehlike kaynağı oluyordu. «Eroica . nöbetçi isabet ettiremedi. 1936 Ağustosu'ndan beri şehri bu uzaklıktan gözlemişlerdi. ablak yüzlü bir köylü delikanlısı. bana yaklaştı. bir İspanyol (Ramön. Bir iki kaçınılmaz başbelâsmın dışında —çünkü herkesin bildiği gibi. parola Cataluna-eroica idi. bir düzine de İspanyol makineli tüfekçi vardı. bunun valiente ile aynı anlama geldiğini söyledim. yanağım dumansız barut kırıntılarıyla kavruldu. Güm! Nasıl oldu ise. İngiliz ve İspanyollar'ın devamlı 51 . Oniki mil güneybatıda ise. içleri zifirî karanlıktı. Dil güçlüğüne rağmen. kireçtaşının üstüne tüneklemişti. yine de. ama makineli tüfekçiler muazzam bir şaka olarak almışlardı. Bu önceden tasarlanmış birşey değildi.'nin (Bağımsız İşçi Partisi'nin) gönderdiği 50 yirmi ya da otuz kişi Alcubierre'ye vardılar. Geceleyin. Hükümet birlikleri. İngilizler'i bu cephede birarada tutabilmek için Williams ve ben o gruba gönderildik. Bu hanımlar öyle pek aman aman güzel değildiler. Beş-yüz yarda sağımızda. Monte Oseuro'da ve Zaragoza'dan görülebilecek bir yerdeydi. Jaime karanlıkta siperin üstünde tökezliyordu ki. Genellikle. hem bizim Alcubierre'den gelen erzak kamyonlarının ışıklarını ve hem de Zaragoza'dan gelen Faşistler'inkini seyredebilirdiniz.eroica ne demek?» Ona.L. şu. bu mevzii öbür birliklerin askerlerinin gitmelerine izin verilen sınırların ötesine çıkarmak gerekmişti. Williams'ın kayınbiraderi) dahil olmak üzere hepimiz otuz kişi kadardık. bunlardan biri. Bob Smillie idi. tepelerin doruklarında iki tane daha P. ince bir ışık çizgisi halinde Zaragoza'nın kendisi seçilebi-lıyordu. Alcubierre yolunun kıvrımında bir P. Burada. maden işçileri sendikalarının meşhur liderinin torunu. Bunlar toprağın altında şaşılacak kadar uzaklara gidiyordu. biri söylendi mi öteki ile karşılık verilmesi gereken usandırıcı çifte parolalardı.C.U. sonradan kötü ve anlamsız bir biçimde Valencia'da öldü. Sol tarafta. Jaime Domenech. Muhtemelen takımın en iyisi. dizüstü bile gidemezdiniz.U. doğru şeyi söylediğinden çok emindi. mevzi. apışmış bir halde bu sözü açıklamamı istedi. Oysa. Hatırlıyorum bir gece. mevzii vardı. kum kırlangıcı yuvaları gibi yarın içinde dikeyine oyulmuş sığınaklarıyla. Cultura-progreso ya da Seremos-invencibles gibi coşturucu ve devrimci nitelikteydiler. hâlâ da gözlüyorlar-dı. Yeni mevzimiz birkaç mil daha batıda. yemek pişiren üç hatun kişi yüzünden her milis askeri için son derece çekiciydi. savaş abur cubur kimseleri cezbeder— İngilizler. Bu savaşta. insanî sınırlar içinde mümkün oldukça. ve cahil nöbetçilerin sık sık bu tumturaklı sözleri hatırlamaları imkânsız oluyordu. İngiltere'den I. bir geminin aydınlatılmış lombozları gibi. hem fizik hem zihin yönünden olağanüstü iyi bir gruptu.kurşun yağmuru o kadar yakından yüzümü sıyırıp geçti ki.S. Bunlar.

Cephe hattındaki ilk üç dört ayımda. dağların doruklarından doğan güneşi seyretmek için sabahın köründe yataktan kalkmaya değerdi. umarım. ömrümde daha önce seyrettiklerim bir araya konsa. En durgun bir savaşta dahi kaçınılmaz olan uykusuzluğu çekmeye başlamıştım biraz biraz. Bütün gece yatmamış olsanız. Fasistler'in tüfek ateşi açmak pek umurlarında değildi ama azıcık kendini gösterene makineli tüfekle gayet isabetli atışlar yapıyorlardı. İzcilik oynamaya benzeyen bu iş hiç de fena eğlence değildi. yirmidört saat üstüste hiç 53 . pek gösterişli olsalar bile. Burada işlerin hepsine yetişemiyorduk. Bu. Dağlardan nefret ederim. K. Arada sırada. bacaklarınızın dizden aşağısı uyuşmuş olsa. Faşist-ler'e de bize de ait olmayan. ve en azından üç saat daha yemek bulamamanın umutsuzluğu ile irkilip somurttuğunuzda bile. on beş gün sonra oldu. Daha önceleri bir zamanlar orada Faslılar da bulunmuştu —fukaracıklar. Düşman bize burada bir dereceye kadar daha yakın. Bu sefer sırasında seyrettiğim şafaklar. öbürü ise Barselona'daki orospulann İngiliz denizcileriyle pazarlık ederken kullandıkları bir kelimeydi— korkarım matbaacılar bunu basmazlar. çok seyrek olarak da. hazır-ola geçiliyordu. mazgallı makineli tüfek yuvası insanı baştan çıkarıyor. ilk kazamız on. Etrafta toprağın arasından başını uzatmış susam çiçeklerini ya da yabanî çiğdemlerin yeşil gagalarını bulabilirdiniz. Mamafih. karanlığı yaran kılıçlar gibi ilk beliren incecik altın ışınlar. tepesinde monarşist bayrak dalgalanan çiftlik evini bile görebilirdiniz. ama pek yavaştı bu geliş. Hem biz hem de Faşistler gün ışığında buraya devriyeler çıkarırdık. silâhtan arınmış bölgede o çevrenin en görülecek şeylerinden biri. En yakın mevzileri tam bizim karşımıza düşüyor. ayaklar içinse çok iyiydi. postallar için çok fena. sonra büyüyen aydınlık ve insan aklının alamayacağı uzaklıklara yayılan lâl rengi bulutlar denizi oluşuyordu. alçak uzanan ve sık ağaçlıklı. Fakat öyle sabahlar oluyordu ki. kırlık bir saha uzanıyordu. durmaksızın fişek israf etmemize yol açıyordu. Hava çoğunlukla açık ve soğuktu. Bütün bunlar olmasa bile her halükârda. onlara tüfekle bir salvo açıp makineli tüfekçiler yerimizi bulmadan siper tümseğinin al52 tına kayıyorduk. bu manzara seyredilmeye değerdi. sonra kıpkızıl korların içinde ayakta dururduk. Bütün İspanyol-lar'ın yalnızca iki söz bildiklerini keşfetmiştik. kimbilir soğuktan neler çekmişlerdi!— çünkü. ama asker kaçaklarından öğrendiğimize göre. seher vakti arkamızdaki dağlarda. toprağa oyulmuş felâket bir delikte ayaklarınız soğuktan titrerken adam gibi uyuyamazdınız. Nöbet tutma ve devriyelerden ayrı olarak. aralarında birkaç Alman astsubayı vardı.birarada çok iyi geçindiklerini söylemek. Biri «O. Karşımızdaki birlikler İspanyol'du. ama birkaç yüz yarda daha yakın bir mesafede hiç Faşist devriyesi görmedim. ölü bir Faslı'nın cesediydi. Fakat bazen. baby». Bir iki mil solumuzda cephe hattı artık düz bir çizgi biçiminde uzanmıyordu. hattâ Faşistlerin karargâh olarak kullandıkları. ama soğuk yine devam ediyordu. şarapnellerin hangi tepelerde patladığım görmek için herkesi tepedeki sipere koşturan Faşist havan topunun tarrakası vardı. Geceler her zamankinden daha soğuktu. Cephe hattı boyunca hâlâ hiçbir şey olmuyordu. aralıksız gece alarmları veriliyor. ispanyol insanının karakteri için çok şey ifade eder. Besbelli bahar geliyordu. ömrümün geri kalanı boyunca göreceğim şafaklardan da daha çok olacaktır. bazen öğle üzeri güneşli oluyor. mutfak ateşinden arta kalanı bir araya toplar. sadece mermilerin rasgele çatırdıları ile. Sabahın ilk saatlerinde nöbetten döndüğümüzde. muhtemelen üç dört yüz yarda ilerdeydi. Göbeğinizin üstünde sürünerek Faşist hatları arasında kısmen yolunuzu bulabilir. ama uzaklık sağlam sekiz yüz metreydi ve bizim tüfeklerle bu menzilden koca bir evi bile vuracağınızdan emin olamazdınız. bu da daha uzun nöbetler ve daha fazla yorgunluk demekti. yine onlardan daha sıktı ya da.

hem de ne aç! Bütün yiyecekler iyi görünüyordu. devamlı bir siperden sipere bağırma dalgasıdır gidiyor54 du. bizim tarafa kaçmakla kaçmamak arasındaki farkı yaratacak bir etkiydi. Her nedense. bu yapılan. bu hesaba göre benim ilk Faşist'imi öldürmem yirmi sene alacak demekti. neredeyse üç hafta içinde düşmana sadece üç kere ateş etmişim. «Fascistas—maricanesf». megafonla haykırma nöbeti veriliyordu. tepelerde aşağı yukarı tırmanmak kolaylaşacağına zorlaşıyor. boş bir mermi şarjörü ve bir çaput parçasından nasıl zeytinyağı lâmbası yapılacağını öğrettiler. (çoğu kere makineli tüfekçiler seçiliyordu bu iş için). adam gibi uyuduğum geceler de kesinlikle bir düzineyi geçmez. Belki de bu.. hangi açıdan bakılırsa bakılsın. Tüm uygun mevzilerde askerlere. Bu savaş biçimi o kadar olağan dışı ki. megafondu. ve baktım ki. Faşistlerin tarafından: «Viva Espana! Viva Franco!»— ya da karşılarında İngüizler'in de olduğunu öğrendiklerinde. Düşmanı öldüremeyince. çok muhtemelen kendi isteği dışında askere alınmış bir Sosyalist ya da Anarşist sendika üyesi olan zavallı nöbetçi. Hatlar nerede karşılıklı seslenecek kadar yakınsa. çünkü bol bilgi verebilirler. hayvanın husyelerini tekmelemek son derece olağandı. bu işin yapıldığını ilk gördüğümde çok şaşırmış ve utanmıştım. Kuşkusuz. millerce öteden katır sırtında ya da çok eziyet edilen küçük eşeklerle geliyordu. ama birisini vurmuş olabileceğime kesinlikle aklım yatmıyor. düşmanın moralini temelinden çürütmek için bağırarak propaganda yapma işi düzenli bir teknik olarak geliştirilmişti. kulaklarında tekrar tekrar çınlayan «Kendi sınıfına ihanet etme!» sloganı. Fakat başlangıçta bu durum hepimizin cesa55 . bir düzineden fazla olmadı sanırım. İspanya'da herkesin en sonunda görünüşünden nefret etmeyi öğrendiği demirbaş kuru fasulye bile. eşeklerine ise çok kötü davranıyorlardı. Bunun etkileri sanıldığı kadar kötü değildi. kendisine aynı oranda zarar vermeden. Aslında. İtiraf edeyim. Öte yandan. Ortalıkta gerçek bir çarpışma umudu görünmüyordu. kısmen de olsa haykırma propagandalarının sonucu olduğunda herkes hemfikirdi. kendi sınıflarına ihanet ettiklerini v. o su denilen şey her ne idiyse. hababam tekrarlanıyor. «Evine dön İngiliz! Burada yabancıları istemiyoruz!» Hükümet tarafından. olağan siper savaşında. ancak yanınızda tüfeğinizi arayıp bulmaya yetecek kadar. anlatan devrimci sözlerle dolu önceden hazırlanmış parçalar haykırıyorlardı. Bir eşek yürümemekte direnince. damla damla artan Faşist asker kaçaklarının. bir mumun dörtte biri kuvvetinde ışık veriyordu.aman yarab-bi. düşmanı vurması son derece güç bir işti. kibritler de gittikçe azalıyordu.. İspanyollar bize. bazen de bütün gece devam ediyordu. ne demek efendim! Şimdi ise. küçük bir konserve tenekesi. Faşist askerlere düpedüz milletlerarası kapitalizmin satın alınmış adamları olduklarını. Genellikle. kulübesinde donarken. Bu haykırış. pek sık olmuyordu ya. Topçu gücü olmadığı zaman. herhalde onun üzerinde ergeç bir etki yapar.uykusuz kaldığım. Düşmanı vurmak yerine kandırmak fikri. Monte Oscuro'da hatlar daha yakın ve ateş daha sıktı. Bir düşünün. ama insan kendini gayet iyi ve devamlı aç hissediyordu . Suyumuz. Belirli sayıda askeri kaçırtarak hareketten alıkoyabilirdiniz. Bizim taraftan. tüfek değil. Bir adamı öldürmek için bin mermi gerek derler.s. bu ne kadar çok olursa o kadar iyidir. insanın. bu lâmbalar dumanlı bir alevle. haklı bir düzendi diye düşünüyorum.s. açıklamak gerek. Monte Pocero'dan ayrıldığımızda fişeklerimi saymıştım. insan gittikçe aptallaşıyor. Biraz zeytinyağımız olduğu zaman. Bütün bunların etkili olduğuna hemen hiç şüphe yoktu. Gerçekten asker kaçakları size cesetten daha çok faydalı olur. onun yerine karşınızdakine bağırıyordunuz. v. Mum dağıtımı durmuştu. Haftada yirmi otuz saat uyku oldukça normaldi. gerçek silâh. böyle bir hareket tarzı İngiliz savaş kavramına sığmazdı. Aragon köylüleri katırlarına çok iyi. parti milislerinde ise. bu cephede ve savaşın bu döneminde.

Bunlar bir Faşist gazetenin. Bazen. ama çevremizde bir yere isabet etmedi. Bizim kesimde.S. muhtemelen bir devriye kolunun toprağı kazdığı yerde. ben tam döşeğime giriyordum. O sırada. Bütün bunlar olup biterken sadece bir kayıp vermiştik. bir de üstelik kasten kendilerini teşhir ettiler. yerine havada dönen beyaz parıltılı birşeyler çıktı. insan ateş altında iken hep aynı şeyi hissediyor— o dehşet korku insana vurulacağından değil. Ortalık alabildiğine karanlıktı. Tüfeğimi kaptım ve kayarak mevzinin tepesinde makineli tüfeğin yanındaki yerime gittim. gazetelerdeki savaş haberlerini daha bir inanmaz gözle okumayı öğretmesiydi.retini kırdı.C. ama buzlu gecelerde kızarmış tereyağlı ekmeğin haberi pek çok Faşist'in ağzını sulandırmıştır. sayılarıydı. Önemsiz olmasına rağmen. Faşistler askerden arınmış bölgeye bir çift makineli tüfek sokmuşlardı. gazete57 . Başımızın üstünde yoğun bir kurşun nehri akmaya başladığı ve birisi sığınaktan içeriye «Saldırıya geçtiler!» diye bağırdığında. Besbelli. dağın tepesinin ön tarafında bir başka makineli tüfek ateşe başladığında bir an fenalık geçirdim . Çok koyu bir karanlık ve şeytanî bir gürültü vardı. Olağan olarak makineli tüfek açıklığa çekilmiş. Şubat ayında bir gün. ben de aynısını yapmak zorunda kaldım. çevrenizde çatırdayarak vınlayarak uçuşuyordu. haykırma işini gören arkadaş olağanüstü sanatkârdı. Birkaç tanesi mevzinin içine düştü. şen şakrak gürültü ediyorlardı. Malağa 'nın düştüğünü bildiriyorlardı. Bizden aşağıya doğru. benim bile ağzımın suyu aktıktan sonra. o anda bana arkadan kuşatılmışız gibi geldi. tecrübe bütünüyle hayli ilgi çekiciydi. O akşam Faşistler başarısız bir saldırı yaptılar. namlusu dikilmişti. yaklaşan bir Faşist uçağı gördük. ayakta durup vurulmaktan başka yapacak hiçbir şey kalmamıştı. Hükûmet'in çıkardığı tayını anlatışı azıcık hayal mahsulü olmaya yatkındı: «Tereyağlı kızarmış ekmek!» ıssız vadide baştan başa yankılanan sesini duyabilirdiniz. küçük bir grup Faşist'in tüfeklerinin yeşilimsi alevlerinin aydınlığını görebiliyordum. Bir iki gün sonra. kural olarak. ateş etmek için çok yüksekteydi. neresinden vurulacağını bileme-yişinden ileri geliyor. Bütün olan bitenler arasında acaba kurşun neremi yakacak diye merak ediyorsunuz ve bu vücuda hiç de hoşa gitmeyecek bir hassaslık veriyor. Bizim tecrit edilmiş mevzilerimiz bombalanmaya değmezdi. Sanırım beş makineli tüfek üstümüze kurşun yağdırıyordu ve Faşistler'in en budalaca bir biçimde kendi koruyucu duvarları üzerine hızla attıkları bombaların marifetiyle bir seri yoğun yıkılmalar 56 oluyordu. devrimci sloganlar yerine. Mermiler karanlıkta. Heraîde de Aragon'un. makineli tüfek ateşinden korunmak için daireler yaparak uçarlardı. U. Bu. İspanyollar bu savaşı yeterince ciddiye almıyorlar sandık. sağımızdaki P. bizim makineli tüfeğin mekanizması sıkıştı ve mili gözgözü görmez karanlıkta kayboldu. «Şimdi burada kızarmış tereyağlı ekmeğin başına oturuyoruz! Kızarmış tereyağlı ekmeğin nefis dilimleri!» Bu arkadaşın tıpkı öbürküler gibi haftalar ve aylardır tereyağı görmediğinden hiç kuşkum yoktu. Birkaç fişek ıslık çalarak geldi.aslında bu bize destek olsun diye getirilmişti ama. Dikkat ettim. yalnız fişek harcıyor ve Malaga'nm düşüşünü kutluyor. Bu olayın en önemli tarafı. uçaktan bomba. İspanyol makineli tüfekçiler siper almaya bile tenezzül etmediler. ve (bu savaşta olağan olduğu üzere) çoğu da patlamadı. üstelik. Vadinin aşağısında solumuzda. bizim koruyucu duvarımızı hallaç pamuğu gibi atmaya kalkışmamışlardı. benim doğru dürüst ateş altında ilk bulunuşumdu. dehşet korktuğumu utanarak keşfettim. karakolunda. Yalan söylediğini bildiğim halde. bana. herkes iyi nişan alabilmek için sırtüstü yattı. ne yapayım. Gerçekte Faşistler saldırmıyor. ama güvenli bir uzaklığı muhafaza etmiş. Bir iki saat sonra ateş yavaşladı ve giderek söndü. Bu sefer uçak dümdüz üstümüze geldi. yolu düşen birkaç Faşist uçağı. Faşistler'e bizim nasıl onlardan daha iyi beslendiğimizi anlatıyordu. bu iğrenç fişeklerle hep başıma geldiği gibi.

belli belirsiz kuşkular. Faşistler Huesca'ya geri püskürtüldûkleri günlerde. Ovada budanmış asmalar yeni tomurcuklanmıştı. üstelik habersizdim de. Hükümet tarafındaki iç politika durumundan burada biraz söz edersem. Savaşın ilk yılındaki hiçbir olay. bu hikâyenin siyasî kısımlarını ayrı ayrı bölümlerde anlatmaya çalışıyorum. News Chronicle gazetesiyle New 59 . Şubat ayının ortasında Monte Oscuro'dan ayrıldık. «Faşizme karşı döğüşmek için» diye cevap verirdim. O günden sonra «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» sözü bütün orduda en çok tutulan şaka oluverdi. 58 5 Mart sonlarına gelinceye kadar Huesca'nm doğu tarafında hiçbir şey olmadı —hemen hemen hiçbir şey. nasıl şehri terkeden birlikler üstüne değil de. kukla evlerden yapılmış bir şehir gibi küçük ve aydınlık.ler ve radyo. ilk defa. derece derece sızıyordu: şehrin nasıl bir tek kurşun bile atılmadan boşaltıldığı. Bu haberler. general yanılmıştı. milis gücünde herkes Malaga'nın kaybının ihanetten ileri geldiğine inanıyordu. Bana milis gücüne neden katıldığımı sorsay-dmız. zihnimizi tek işgal eden şey. olayların birbirini izleyiş sırasına daha sâdık kalmış olurum. Başta savaşın siyasî yanını önemsememiştim. cephenin bu kısmını elinde tutan Cumhuriyetçi Ordu ilerlemekte aşırı bir heves göstermemişti. biçare sivil halk üstüne yağdığı. Huesca'da bir fincan kahve içmeyi ihmal etmeyeceğim. Ve neyin uğruna savaştığımı sorsaydmız. Donuk ovayı kamyonla geçiş elli millik bir yolculuktu. bu yüzden. Aslında. Öte yandan. bunlardan bazılarını ilerde anlatacağım. ama ne biçim bir savaş olduğuna dair en ufak bir fik-ıim yoktu. en azından. siyasî duruma karşı yalnızca ilgisiz değil. parıldıyordu. bu dönemde hayli ilgimi çeken şeyler oldu. ihanetten ve bölünmüş gayelerden söz edildiğini işitiyordum. Sürüp giden bir savaş olduğunu biliyordum. İspanya'ya geldiğim zaman ve ondan bir süre sonra. (dimdik bir tepenin yamacında) kahraman İngilizler'in püskürttüğü. ısınmak ve yeterince yiyecek bulmaktı. birlikleri topluca. ancak bu sıralarda dikkatimi zorlamaya başladı. Çok kanlı bir saldırı yapılmış ama şehir düşmemişti. süvari ve tankla takviyeli korkunç saldırının raporlarını neşrediyorlardı. Bu düşüşün yüz kızartıcı öyküsü. Şimdiye kadar doğruların ve yanlışların çok güzel bir biçimde basit göründükleri bir savaşa ilişkin. Eğer bir daha İspanya' ya dönersem. ama ertesi gün ortalıkta daha inandırıcı söylentiler dolaşıyordu: Bir iki gün içinde. Yeni siperlerimizden dört kilometre ötede. Bu kesimdeki bütün P. Daha sonraları ordu ilerlemek zorunda kalacaktı —ateş altında gayet nazik bir iş— ama şimdiki durumda ortalıkta düşman falan yok gibiydi. cephe boyunca bir çeşit serin hava estirdi. Huesca. Malaga'nın düştüğü resmen açıklandı. Hükümet hatlarının gerisinde olup biten parti . kış arpalarının ince yaprakları yumru topraktan henüz başlarını uzatıyorlardı. Huesca' yi kuşatan orduya katılmak üzere gönderiliyordu.M.U. Aylarca önce Sietamo alındığında. İspanyol İç Savaşı'nı tümüyle askerî açıdan yazmak olanaksızdır. Hükümet birliklerine komuta eden general neşeyle şöyle demişti: «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» Nasıl olduysa. gerçek ne olursa olsun. cephe cebe benzer bir biçim aldı. İlk kez. İspanyol İç Savaşı siyasî bir savaştı.içi çatışmalar hakkında bir miktar fikre sahip olmadıkça anlaşılamaz. Faşistler bize Malaga'nın düştüğünü haber verdiklerinde bunu bir yalan olarak kabul ettik. Herşey bir yana. zihnimde yer ediyordu. Düşmandan bin ikiyüz metre uzaklıktaydık.O. bazılarının yüz mil boyunca kovalanıp makineli tüfek ateşine tutulduğu. lütfen buraları hemen atlayın. Parti siyasetinin dehşet verici yönleri sizi ilgilendirmiyorsa. Ancak. «Dürüstlük uğruna» derdim. İtalyanlar'ın gazabının. çünkü.

benim tavrım her zaman «Neden bütün bu siyasî saçmalıklardan vazgeçip savaşın üstüne gitmiyoruz?» yönündeydi. Canları pahasına çarpışan insanların ayrı siyasî partilerden olmasını çok budalaca bulmuştum.. modern biçimi ile ortaya çıktığında faşizmin en büyük destekleyicileri olan liberal burjuvazinin çeşitli kesimlerini de bulması anlamına geliyordu. Franco ılımlı bir sol kanat hükümeti düşürmeye çabalayınca. insan siyasî partileri ve onların çatışan «çizgi» lerini hiç takmasa bile. Bir kere.O. İspanyol halkı. İlk bakışta insana.. Japonlar'ın Mançurya'da canlarının istediğini yapmalarına izin verilmişti.S.I. özellikle Katalonya'da.M. F. anlamına) dedikleri zaman. Fakat İspanya'da. Bu bana.— bunlar yorucu isimleriyle. Bir milis olarak. bir adım geriden polisin adımlannı duyarak İspanya'dan kaçarken bütün bunlar.Statesman dergisinin savaşın.. devrimci bir patlayış ile bir-likte gelmişti —hattâ neredeyse bu patlayıştan ibaretti 61 . Bu.M. A.O.. aynı şey başımıza gelseydi muhtemelen bizim İngiltere'de yapabileceğimiz gibi. elliüç devlet (sanırım elliüçtü) «off» diye sofu sesler çıkarırken. Dağ yamaçlarında yakacak odun aşırır ve bir yandan da. Eninde sonunda herkes. mutlak.U. Barselona'daki ayaklanma60 da Komünist makineli tüfeklerinin ateşinden sakınmak için yerlere yatarken ve en sonunda. Ispanyollar'ın musibet bir baş harfler hastalığı varmış gibi geliyordu. denilen birşeyde görev aldığımı biliyordum (bir başkasına değil de.S.U.T. P. Franco'ya karşı savaşan bir askerdiniz. özellikle başında. aristokrasi ve Kilise'nin desteklediği bir askerî isyandı ve işin aslında.I.U. «demokrasi» ve status quo adına Franco'ya karşı direnmemişti.U. ona karşı çıktı. İki takım baş harf arasındaki fark.M. Barselona'nın devrimci havası beni çok derinden çekmişti. doğru «anti-Faşist» tutumdu.C.. milisine girişim.C. Çünkü bu noktada demokrasi. faşizmin karşısına dikiliyordu. Bu kuşkusuz.S. bu biçimiyle.U. Bundan daha önemlisi. Fakat. ama aynı zamanda iki siyasî teoriden çıkan büyük bir mücadelenin aracı oluyordunuz. C.'da değil de. sırf Barselona'ya vardığımda elimde Bağımsız İşçi Partisi'nin kâğıtları olduğu içindi). en sonunda.C. Adına P. Temmuzun 18'inde çatışma patlak verdiğinde. Fakat herkesin dikkatinden kaçan birçok nokta vardı. sabrımı tüketiyorlardı. talihin dönüşü — muhtemelen öyleydi— gibi göründü.O. savaşın nasıl başladığını hatırlamak zorunludur. Onun yaptığı. bu bana bilmece gibi gelmiş.S. halkın mücadelenin gerçek niteliğini kavramasını önlemek için İngiliz gazetelerinin dikkatle yaydıkları. Habeşler'i bombalamıştı. Monte Pocero'da solumuzdaki mevziyi göstererek «Bunlar Sosyalistler» (P. Hitler tarafından parayla tutulmuş Albay Blimpler ordusunun manyakça başkaldırmasına karşı uygarlığın savunması olduğu yolundaki yorumunu kabul etmiştim.U. işin içine kişinin kendi kaderi karışıyordu. yalnızca.. muhtemelen Avrupa'da faşizme karşı olan herkes yüreğinde bir umut kıpırtısı hissetmişti. J.. Hitler iktidara gelmiş ve bunu.U.O. Önceki yıllarda sözüm ona demokratik ülkeler her adımda faşizme teslim olagelmişlerdi. besbelli ki.M.'de görev aldığım için geldi.' Franco. faşizmi zorlamaktan çok feodalizmi yeniden canlandırmaya yönelik bir girişimdi. acaba bu gerçek bir savaş mı yoksa News Chronicle'ın uydurması mı diye merak ederken. onarın direnişi. tüm beklenilenin aksine. ama siyasî partiler arasında belli birtakım farklar bulunduğunu anlayamamıştım. bu kadar büyüktü işte! Hükümet safındaki dizilmeyi anlayabilmek için.C. başıma hep P.A.I. Hitler ya da Mussolini ile bire bir oranlanabilecek biri değildi. istemese de.U. bir taraf tutuyordu. Çünkü. ama bunun neyin nesi olduğunu anlamak için hiçbir çaba göstermedim. İspanyol işçi sınıfı. Franco'nun karşısında yalnızca işçi sınıfını değil.T. hiç kimsenin tutmadığı ya da koruyamadığı bir tutumdu. «Hepimiz Sosyalist değil miyiz?» diye sormuştum. P. Siyasal parti ve sendikaların renkler dizisine gelince —P. her düzeydeki siyasî muhaliflerini katletmesi izlemişti. Mussolini. J.N. P.

Faşistler'in stratejik noktalara yerleştirdikleri makineli tüfek yuvaları.b. Ayaklanma başlar başlamaz. sendikalara dayalı işçi milisleri gibi yollarla kurulacak bir işçi hükümetinin ilkel başlangıcını yaratmak için çaba harcanıyordu. Bu ancak.b. Bu arada. papazlar ya kovulmuş ya da öldürülmüştü. Hükümet bir yıl sonra zorla ortadan kaldırana kadar devam ettiler. tüm direnişin belkemiği olan Anarşistler ve Sosyalistlerce —hele Anarşistler'in gözünde merkezileşmiş bir madrabazlık makinasından başka birşey olmayan. işçilerin ellerinde silâh vardı. bir tek gün içinde İspanya'nın başına üç tane başbakan geldi geçti.) Faşizm yanlısı büyük toprak ağalarının pek çok yerde arazileri ele geçirilmişti. o kadar ki. kapitalist demokrasinin savunması için— yapıldığına inanmak zor olurdu. Kuşkusuz. Erkekler ve kadınlar ellerinde yalnızca dinamit çubukları ile açık meydanları geçip ma(*) Quiroga. Dava. gerçekten. Katalonya'da ilk birkaç ay. Yerel hükümetin kurumlarına hemen hiç dokunulmadan kaldığı yerler vardı.Sendikalistler'in ellerindeydi. bir genel grev çağrısı yaparak. bu süreç tek biçimli değildi ve Katalonya'da heryerden daha çok ileri gitti. ülkesini zâlim «Kızıl» sürülerinden kurtaran bir yurtsever olarak gösterebiliyordu. birçok fabrika ve taşıma araçlarının çoğu da sendikalarca ele geçirilmişti. bir devrim başlangıcıydı. yerel Sovyetlerin kurulduğuna v. Katalonya'daki Anarşist . bu aşamada onları teslim etmediler. Hükümet. Daily Mail. Franco'yu Katolik rahiplerin alkışları arasında. yerel komiteler. Aslında İspanya'da olan şey. 62 kineli tüfeklerle donanmış eğitimli askerlerin elinde bulunan taş binalara saldırmışlardı. eski kapitalizm yanlısı polis kuvvetinin yerini alacak işçi devriyeleri. (*) Dahası var. giderek «Demokrasiye karşı Faşizm» e indirgendi ve devrimci yönü olabildiğince gizlendi. bütün kilit endüstriyi denetimleri altında tutan Anarşist .Sendikalistler'in 30. özellikle bu durumu örtbas etmeyi kendine iş edinmişti. bunların. Savaşın ilk birkaç ayında Franco'nun asıl düşmanı Hükümet değil. Endüstri ve ulaşımın kollektifleştirilmesinin yanısıra. yani işçilerin silahlandırılması. gerçek devrimci niyetiyle -yani. İspanya dışındaki anti-Faşist basın.) yardımı ile başlıca işçi sınıfının muazzam çabaları sonunda bozguna uğratılmışlardı. yalnızca bir iç savaş değil. silâhlar dağıtılmıştı. İşte. sendikalardı. öbür bölgelerde ise bu kurumlar. Kuşkusuz. Kendiliğinden ve bir miktar da bağımsız hareket etmemiş olsalardı. bu konuda kesin olan bir şey yoktur. dair hiçbir şey bilinmese bile. doğu İspanya'nın büyük şehirlerinde Faşistler. Belâ başladığında Hükû-met'in tutumu çok zayıf ve çekingendi. Birkaç yerde bağımsız Anarşist komünler kurulmuştu. Hükûmet'e sadık kalan bazı silâhlı kuvvetlerin (Hücum Taburları v. Toprağı işçilerin işgal ettiğine. Basının daha çok merkezîleştiği ve halkın başka herhangi bir yerden çok daha kolay aldatıldığı İngiltere'de. kurulu düzenden daha iyi birşey için çarpıştıklarına inanarak— çarpışan insanların gösterebileceği bir çabaydı.000 tüfeği olduğu hesaplanmıştı. İsyanın çeşitli merkezlerinde bir tek günde. Toprak köylülerce. büyük bir olasılıkla Franco'ya karşı hiç direnilmeyecekti. ama hiç olmazsa böyle düşünmek için nedenler var. sendikalara silâh dağıtılmasını reddettiler. çok önceden sezilegeldiği halde ayaklanmanın önüne geçmek için çok az çaba gösterdi ya da hiç göstermedi. İlk ikisi. örgütlenmiş şehir işçileri buna.bile denilebilir. kiliseler yıkılmış. (Bir yıl sonra bile. bunların bazıları. devlet depolarından silâh talep ederek ve kısa bir mücadeleden sonra da bunları elde ederek cevap verdiler. Hernehâl ise. devrimci komitelerle omuz omuza yaşıyorlardı. sırf şiddetli halk yaygarasına cevap olsun diye ve isteksizce gerçekleştirilmişti. İspanyol 63 . sokaklarda üçbin kişinin öldüğü sanılıyordu. Barrios ve Giral. iktidarın çoğu. durumu kısa vadede kurtarabilecek olan tek adım. üzerlerinden saatte altmış mil hızla taksiler geçirilerek ezilmişti.

demokratik Cumhuriyet ya da onun kâğıt üstünde kalan Anayasa'sı için değil. İspanya'da çok fazla yabancı sermaye yatırımı vardı. Barselona Demiryolu Taşıma Şir-keti'nde on milyon sterlin İngiliz sermayesi yatıyordu. her olayın gerçek anlamı örtülebilir. işçi komitelerinin kurulması. tamamı değildi. olan biten yalnızca bir devrimin başlangıcıydı. «Liberal» kapitalist bakışın da neden aynı çizgide olduğuna ayrıca işaret etmeye hemen hiç gerek yok. Bunun pek çok nedenleri vardı. Ülke tam bir geçiş dönemindeydi. v. hiçbir tazminat alma olanağı kalmayacak ya da çok az olacaktı. 1937 Şubatı'nda «İspanyol halkının kanını. İspanyol Halkı'nın bir toplumsal devrim. Fakat herşey bir yana. tüm ağırlığını devrime karşı koymuştu. hiç olmamıştı —ya da olmuştu. 6 Ağustos 1936 tarihli Daily Worker'a göre.savaşının kamuoyunda geçerlik kazanan yalnız iki türlü yorumu vardı: bunu. Valensiya Hükümeti üyelerinden Juan Lopez. hiç devrim mevrim olmamış gibi davranmak birçok şeyi basitleştiriyordu. Faşizm yanlısı gazeteler dehşet verici zulümlere ilişkin yalanlar yayıyorlardı. Komünist Partisi.b. Komünist denetiminde bulunan ve devrimci olmayan bir politikaya bir hayli bağlanan P. Asıl merkezî sorun başarıyla gizlenmişti. Örneğin.U.S. İspanya'nın dışında çok az insan bu ülkede bir devrim olduğundan haberdardı. gazeteleri bile. Öte yandan. Bu yolla. kiliseler heryerde yağma edilmiş ve zaten İspanyol Kilisesi'nin kapitalist dolandırıcılığının bir parçası olduğu gayet iyi anlaşılmıştı. Bir kere. düpedüz tümden yabancı hainlere. arkasında Sovyet Rusya olmak üzere. «şanlı devrimimiz»den söz ediyorlardı. Yabancı anti-Faşist gazetelerin bazıları. yabancı ülkelerdeki Komünist gazeteler hiçbir yerde herhangi bir devrim belirtisi görülmediğini haykırıyorlardı. Fakat. Bu arada.C. sendikalardan merkezî Hükûmet'e her güç kayması. ellerinden kan damlayan Bolşevikler'e karşı Hristiyan yurtseverlerin savaşı olarak gösteren Sağ-kanat yorum ve askerî bir ayaklanmayı bastıran efendi Cumhuriyetçiler'in mücadelesi olarak gösteren Solkanat yorum. Görülüyor ki. her ülkede görülen küçük devrimci gruplar dışında. halbuki kapitalist cumhuriyet hüküm sürseydi yabancı yatırımlar güvence altında kalacaktı. bütün dünyanın İspanya'daki devrimi önlemeye azimli olmasıydı. uğrunda savaşmamız istenilen Hükûmet'in üyeleri de dahildi. iyi niyetli propogandacılar da İspanya'nın «kızıllaştığı»nı inkâr ederek. İspanya'nın içinde 64 ise bundan kuşku duyan yoktu. bunu yapamayacakları apaçıktır. durum ya sosyalist yönde gelişebilir ya da eskisi 65 . İspanyol Hükûmeti'ne yardım ettiklerini sanıyorlardı. Devrim nasıl olsa bastırılacağına göre. adamakıllı tuhaf görünüyordu. İşçiler. yeniden bir askerî örgütlenme için gerekli bir adım olarak gösterilebilirdi. bu arada. fabrikaların işgal edilmesi. ya da burjuva demokrasisinden başka birşey uğruna döğüştüğünü söyleyenler «düpedüz yabancı hain»lerdi. hiçbir kilisenin yeniden açılmasına ve âyîn yapılmasına izin verilmemişti. ama bunların «herhangi bir siyasî önemi» yoktu. bunun asıl nedeni. 1937 Temmuzu'na kadar Madrit'teki bir ya da iki protestan kilisesi dışında. Devrim ilerlemiş olsaydı. Fran-co'nun kapıları yumruklamaya başladığı ve orta sınıfın bazı kesimleri kendi taraflannda olduğunda. istediklerini yapabilecek güce sahip oldukları zaman bile Hükû-met'i devirmediler ya da tümüyle değiştirmediler. Katalonya'-da kesinlikle ve muhtemelen başka yerlerde de. Özellikle. Devrimin bu aşamada ölüme mahkûm olduğu dolayısıyla İspanya'da işçi sınıfı egemenliğini değil. bir devrim için döktüğü»nü ilân etti. kiliselere yalnızca Faşist müstahkemi olarak kullanıldıkları zaman saldırılmıştır diye yalan uyduracak kadar bile alçaldılar. İspanya'da geçirdiğim altı ay içinde tahrip edilmemiş yalnızca iki kilise gördüm. sendikalar Katalonya'daki tüm ulaştırma işlerini ellerine geçirmişlerdi. Ortaya çıkan durum. Gerçekte. bir burjuva demokrasisini hedef almak gerektiği Komünist teziydi. kuşkusuz.

C.S. Bu komitenin delegeleri. tümüyle sağ-kanat Sosyalistler. Rus silâhları Komünist Partisi ve onunla anlaşmış partiler aracılığıyla sağlanıyordu. tüm Komünist ülkelerin partileri aynı politikanın izleyicileri diye düşünülebilir.T. Başlangıçta.G.T.B.B. S.U.U.. Örneğin. Hükû-met'in başı. Bu şartların. Toprağın çoğu köylünün elindeydi ve Franco kazanmadığı sürece. bunu ellerinde tutmaya niyetli görünüyorlardı. arkasından C. S. daha önceleri aşırıların ödünü kopardığı unsurları kendi çevrelerinde toplamayı becermişlerdi. «Devrimin önünü alın. Sağa doğru genel kayma. cephede gördüğüm tek silâh. kısa bir süre sonra C. apaçık ortada olan nedenlerle. 1936'nın Ekim-Kasım ayları(*) Comite Central de Milicias Antifascistas. Generalite'den kapı dışarı edildi. 3 delege Kata-lan liberal partilerini ve 2 delege de. yoksa size silâh yok» olduğundan pek az kuşku duyuluyordu. birkaç Rus uçağının (belki bunlar bile Rus uçağı değildi) dışında. Liberaller ve Komünistler'den oluşmuş bir Hükümet kaldı. 1937 Nisanı'na dek.S.T. devrimci olmayan bir politika isteyerek. altı ay içinde Cabellero'nun yerine sağ kanat Sosyalist Negrin getirildi. Bir kere.'a. Dokuz delege sendikaları. Hükûmet'ten atıldı. Bütün büyük endüstri kolları kollektifleştirilmişti. 67 .gibi olağan bir kapitalist cumhuriyete dönebilirdi. sol-kanat bir Sosyalist olan Caballero idi. devrimci unsurlara karşı ilk hareket olarak P. işe karışınca Komünist Partisi'nin zaferi garanti edilmişti. onlar da siyasî karşıtlarının ellerine olabildiğince az silâh geçmesine çalışıyorlardı (*). işçi sendikalarını ve çeşitli sol kanat partileri temsil etmek üzere yeniden kuruldu.U. sonra aynı biçimde Anarşistler'e ve Sosyalistlerin Caballero kesimine ve giderek.B. Generalite'den çıkarıldı.O. kendi örgütlerinin üyelik paylarına göre seçilmişti.'un Katalan Genera-lite'sinden çıkarılması. (yarı özerk Katalan Hükümeti) her ikisinin de işçi sınıfını temsil ettiği söylenebilirdi..C.N. Fakat ondan sonraki her hükümet değişikliği sağa doğru bir kayma oldu.S. özetle. kabine üyeleri U.N. Rusya'ya duyulan şükran ve özellikle Enternasyonal Tugaylar'm gelişinden sonra Komünist Partisi'nin savaşı kazanacak yetenekte görünmesi Komünistlerin prestijini dehşet yükseltti. Sonra U.O. Yerel Katalan Hükûme-ti'nin yerine bir süre sonra. hiçbir ülke Hükümetin yardımına koşacak kadar namuskârlık göstermedi.M. Merkezî Hükümet ile Generalite de Cataluna'nm. kollektifleştirilmiş kalsalar ve kapitalizm yeniden sokul-sa da. ortada. İspanyol Komünist Partisi'nin de P. Meksika.'nin Hükûmet'e silâh yardımına girişmesiyle iktidarın Anarşistler'den Komünistler'e geçmesine.U. genellikle devrimci bir politikaya karşı. İlk önce P. eninde sonunda denetimi kazanan gruba bağlı olacaklardı. S. ama bu nokta öyle çok önemli değildir.'nin emirleriyle yapılmıştı. zengince köylüleri kendilerine çekmeleri bayağı kolay oldu. Anarşistlerin kolektifleştirme politikasına karşı. bir hafif makinalı tüfekti. Rusya ve Meksika hariç.T. Sonradan Savunma Komitesi feshedildi ve Generalite.M.M. İkincisi. Ruslar istedikleri şartları kabul ettirmek durumuna geldiler. Konıü nistler ve öbürleri gibi. baş eylemci olduğu inkâr edilmemektedir. Rus Hükûmeti'nce doğrudan baskı yapıldığı inkâr edilegelmiştir.G. 66 na rastlar.N.T. en sonunda. çeşitli Marksist partileri temsil ediyordu. savaşın ve devrimin patlak verişinden bir yıl sonra. Üçüncüsü. (Sosyalist sendikalar) ve C. fiilen sendikalardan gelen delegelerin oluşturduğu Anti-Faşist Savunma Komitesi (*) geçti.C. çok sayıda silâh yardımı yapamadığı için. (Anarşistlerin denetimi altındaki sendikalist işçi birlikleri) temsilcisi bakanlardı. ama.M.O.O. Bunun yanısıra. Partinin üye sayısında muazzam bir artış vardı ve bu akın (*) Çoğunlukla Anarşist birliklerin çarpıştığı Aragon cephesinde çok az Rus silâhı olmasının nedeni de buydu. P. Çünkü.

hiç kimse esaslı bir yeniden askerî örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu inkâr etmiyordu. dur durak bilmeden. kesin sonucu belirleyen adım oluyordu. bu süreç içindeki olaylardan biriydi! En sonuncu ve en önemlisi. genel bir «burjuvalaştırma» hareketi ve ilk birkaç aylık devrimin eşitlikçi ruhunun bile bile yıkılmasıydı/Herşey o kadar çabuk oluyordu ki. bir iğne batırma (pin-pricks) politikasıyla. ama bu adım Katalonya'da herhangi bir başka yerdekinden daha geç atıldı. eğer savaş kaybedilirse. 1937 Mayısına kadar da kuvvet kullanmak pek gerekmedi. acı bir dille P.'a ve tüm rütbelere eşit maaş ödenmesini isteyen Anarşist ilkesine sövdüler. vb. memurlar. ayrıcalıklı subay kastı. çünkü buradaki dev68 rimci partiler en güçlüleriydi. değişikliğin temel nedeni.M. insanın gözünün önünde olağan fakir-zengin ayırımı ile sıradan bir burjuva cumhuriyetine dönüşüyordu. gerçekten. işçi devriyeleri lâğvedilmiş. hali vakti yerinde köylüler. Franco'ya karşı yürütülen savaş sürmeliydi. çünkü savaşın kaybedilmesi partilerin en son istedikleri şeydi. vb.U. Bu gelişmelerin faşizmin belli kalıplarda burjuvazi ve işçi sınıfı üstüne baskı yaparak kurduğu geçici bir ittifaktan ileri geldiği hatırlanırsa. «Bunları. * «Sosyalist» Negrin 1937 sonbaharında yaptığı resmî konuşmalarda «özel mülkiyeti tanıdığımızı» ilân ediyor . İspanya'yı birkaç ay arayla ziyaret edenler. sendikalara dayalı işçi milisleri giderek parçalanmış ve üyeleri. (Mayıs ayındaki çarpışmalara yol açan Barselona Telefon Santrali'nin zorla alınması. Bu hedef. askerî zorunluluk olarak ihtiyaç duyulan şey her durumda. işçilerin 1936'da kendileri için kazandıkları her ne ise onun teslimiydi besbelli. Her zaman olduğu gibi. kendi denetimleri altında bir miktar silâhlı kuvvet tutmaktı. Ortada genel ve apaçık devrimciliğe karşı bir eylem yoktu. Esasında savaş. işçilerin kazandıklarını elden kaçırmamak için sahip olabilecekleri tek güvence. Anarşistler. İçinde bulunduğumuz özel durumda bu. demokrasi ve devrim. Kolektifleştirme süreci durdurulmuştu. ile yanburjuva çizgisinde bir siyaset dışı bir ordu olan yeni Halk Ordusu arasına dağıtılmıştı. Bu eylemler tümüyle hayli kurnazcaydı. Ne var ki. bir yandan milis güçlerini yeniden örgütlemek ve daha etkili duruma getirmek. milis güçlerinin parçalanması da askerî etkililik adına yapılmıştı. eskiden sendikaların denetimi altında olan çeşitli kilit endüstri kolları Hükûmet'çe devralınmıştı. üç köşeli bir mücadeleydi. Halk Cephesi diye bilinen bu ittifak temelinde bir düşmanlar ittifakıydı ve öyle görünüyordu ki.geniş ölçüde orta sınıftan kaynaklanıyordu —bakkallar. Apaçık görülüyordu ki. Göründüğü kadarıyla. öte yandan da milis güçlerini sendikaların doğrudan denetimi altında tutmak pekâlâ mümkündü. subaylar.ve savaşın başında faşizme sempati duyduklarından kuşkulanıldığı için kaçmak zorunda kalan Cortes üyeleri İspanya'ya dönüyorlardı. farklılaştırılmış maaş. bununla beraber Hükûmet'in aynı anda nişan aldığı bir başka hedef de. bir ortağın öteki69 . işçileri her zaman yola getirmek olanaklıydı. derece derece gerilemek zorunda kaldılar. yüzeyde ve çok kısa bir an için bir işçi hükümeti gibi görünen şey. Sosyalizm ve Anarşizm anlamsız sözler olacaklardı. Anarşistlerin kendilerine özgü bir orduya sahip olmamalarını güvenceye almaktı.gerçekleştirildi. Komünistler bu durumun gayet iyi farkındaydılar. Etkili olabilecek ölçüde büyük tek devrimci parti. milis güçlerinin demokratik ruhu onları devrimci fikirlerin doğum yeri yapmıştı. sendikaların elinde kalan iktidarı yeniden ele geçirmekti. fakat bu iddianın etkisiz kalması zordu. Dahası var. Ortalıkta olup biten. tüm süreci anlamak kolaylaşır. her keresinde kendilerini sanki başka başka ülkelere gelmiş gibi hissettiklerini belirtmişlerdi. geniş ölçüde takviye edilen ve çok iyi silâhlandırılan savaş-öncesi polis gücü yeniden kurulmuştu. yerel komiteler dağıtılmış. bir dizi ufak hamlelerle— birisinin dediği gibi. şunları ya da ötekileri yapamazsanız savaşı kaybederiz» demeye bile gerek kalmaksızın.O.

İlk yıl boyunca İspanyol devriminin genel gidişini kabataslak vermeğe çalıştım.C. her nasılsa. daha Şubat ayında yukarıda değindiğim bütün kanılara ulaşmıştım. Moskova'nın paraca desteklediği kızıl devrim masallarıyla her zamankinden bile daha çılgınca gerçek-dışıydı. şimdi ise kendisi Fransa'daki ciğerleri en güçlü vatanseverlerden biri.C. herhangi bir andaki durumu daha kolay anlaşılır hale getiriyor. hiç değilse şimdilik. Büyük Britanya. Şimdi Komintern politikasının tümü.P. görüşüne— doğal olarak tepki gösteriyordum. çünkü bunu bilmek. 70 tan başka çıkar yolu yoktur.S. çatışan «parti çizgi» (*) Hükûmet'i oluşturan partiler arasındaki etkileşimi en iyi Franz Borkneau'nun The Spanish Cockpit adlı yapıtında anlatılmıştır. Bu kısmen savaşın siyasal yönünün beni sıkmasından ileri geliyordu.C.ni yutmasıyla her an sona erebilirdi. Bu. Bir kere. Fransız Komünistleri artık üç renkli bayrağın arkasında geçit resmi yapıp Marseillaise söyleyecekler anlamına gelmeyip. resmî komünizmin devrime-karşı bir güç olarak göz önüne alınması gerektiğini apaçık ortaya koymuştu.O. Aralarında olduğum İngilizler'in çoğu I. bu nedenle. Fransa'daki Komünist politikası devrimci olmayan bir çizgi izlemek zorundaydı. Rusya'nın müttefiki Fransa'nın devrimci bir komşuya şiddetle karşı olacağı ve İspanyol Fası'nın bağımsızlığını önlemek için dünyanın altını üstüne getireceği gerçeği. çünkü başka yerlerdeki.. üyesiydi.S. İspanya'nın durumunda beklenilmeyen tek nokta bu. Nitekim şimdiden bunu haber veren belirtiler görülüyor. Daily Mail. Mart 1935. birkaçı da Komünist idi ve bunların çoğu siyaset alanında benden çok daha bilgiliydiler.B. kendimi haftalar boyu hiç bitmeyen bir siyasal tartışmanın tam ortasında buldum. S. Huesca dolaylarında hiçbir şeyin olmadığı kasvetli dönem de. Aslında. Ve onun için de. İngiltere'de İngiliz Komünist Partisi hâlâ Millî Hükû-roet'e düşman ve görünüşte. kapitalist emperyalist bir ülke olan Fransa ile ittifak halindedir.P. Fransız kapitalizmi güçlü olmadıkça. en çok işittiğim görüşe de —yani P. 71 . Komünistler'in.B.B. durum belirsiz. daha da önemlisi. Bu yalnızca.L. yeniden silahlanmaya karşı.'yle gerçek ya da gizli askerî ilişkilerinde saklıdır. Fakat. İspanyol İç Savaşı üzerine uzun bir süredir yayınlanmış en yetkili kitaptır.C.B. I.U. bu hiç hayret uyandırmamak. Fransız Komünist Partisi gibi İngiliz Komünist Partisi'nin de iyi bir vatansever ya da emperyalist olmak(*) Millet Meclisi. Ispanya'daki Komünist «parti çizgisi»ni kuşkusuz çok etkilemişti. Fransız kolonilerindeki bütün etkin kışkırtmalarını da yüzüstü bırakacaklar demekti. Özellikle S. Herhangi bir ülke Komünist Partisi'nin tutumunu açıklayan anahtar. (*) Fransız işçilerinin hiçbir zaman kanıp da Alman yoldaşlarına karşı savaşa sokulmayacaklarını ilân edeli üç yıldan az oldu. dünyanın durumu gözönüne alınırsa —mazur görüleceği üzere— bir askerî ittifaklar sistemine dayanan S.L. yakınlık duyduğum şeyler de şimdikilerden bir bakıma farklıydı. demek istemiyorum. devrimci önderleri avlamakta Liberaller'den çok daha ileri gitmeye istek gösterdiler (*). bu ittifakın Rusya'ya çok az faydası olacaktı. aşırı solun ilerisinde değil de aşırı sağın ilerisinde durmasıydı.'-nin savunmasının gerekleriyle bağlantılıdır. Konakladığımız çiftlik evinin kötü-kokan rüzgârlı ahırında. Fransız Komünist Partisi Sekreteri Thorez. S. özellikle Fransa'daki Komünist Partisi'nin taktiği. Örneğin. sığmakların havasız küflü karanlığında gece yarısının dondurucu soğuğunda koruyucu duvarın arkasında. Gerçekse. ile ittifak ya da askerî anlaşmaya girerse. İspanya'da devrimi önleyenler.M. o ülkenin S. Sonradan. beni en çok aydınlatan şeyler henüz ortada yoktu. sağ-kanat güçleri tüm denetime sahip olduklarında Komünistler. herkesten önce Komünistler'di.S. İspanya dışında korkunç yanlış anlamalara yol açmıştı Hükümet yanlısı partiler arasında.

T. en önemlisi olduğundan P.U. proletarya diktatörlüğü için değil.G.U. İspanya'nın bir başka yerinde Sosyalistlerle Komünistler arasında hiç böyle resmî bir birleşme olmamıştı. «çizgi»sinden söz edildiğinde. parlamenter demokrasi için çarpışıyoruz.C.M.S. Ben. Her kim iç savaşı toplumsal devrime döndürmeye çabalıyorsa Faşistler'in ekmeğine yağ sürüyordur.. (Partido Obrero de Unificacion Marxista). Haziran 1937'de 40.S. yukarıdaki açıklamalardan.U. Ancak. memurların ve zengince köylülerin— partisiydi.C. çünkü ilk «devrimci» günlerde her çeşit insan U.S.C. Siyasal teori açısından önemli olan yalnızca üç partiydi.M. Herşey bir yana.M.C. güçlü bir merkezî hükümetimiz. yani —sosyalist sendikaların.S. İspanyollar arasında da durum hep aynıydı ve alabildiğimiz gazetelerin çoğu partilerarası çatışmayı konularının en önüne almışlardı. ama şimdi tümüyle.T. kısmen de İşçiler ve Köylüler Bloku denen daha eski bir partinin üyelerinden kurulmuştu.S. Bundan ötürü.U. İnsanın çeşitli partilerin neyi savunduklarını bir nebze anlamaması için. «çizgi»si aşağı yukarı şuydu : «Şimdiki halde savaşı kazanmaktan başka hiçbir şey önemli değildir.U. kesinlikle bir işçi sınıfı örgütüydü. beden işçilerinin birçok kesimlerini içlerine almışlar. bu sayılar P.U. Kolektifleştirmeyi zorla uygulamaya kalkarak köylülerin yabancılaşmasına göz yumamayız ve bizim safımızda çarpışan orta sınıfları ürkütmenin sonuçlaınna da. Şimdi. ya da C. niyeti bu olmasa bile.C. karşı-devrimci bile olabilir.N.G.O. (Union General de Trabajadores)'in.'un verileri73 . P.M. Bunlar.U. . P.'yi ilk önce anlatmalıyım .000. etkili olabilmek için.C.000. devrimci kargaşalığı dağıtmak zorundayız.P. Bundan ötürü bu an. Aralık 1936'da 70.O.N.U. bu işçi birliklerinin bir baştan bir başa İspanya'daki üyeliklerinin sayısı birbuçuk milyon kadardı. Üye sayısı açısından küçük bir partiydi (*). sağır ya da budala olması gerekirdi.M.» P.P. .S.bu parti en sonunda zafere ulaştı.'ye katılmayı faydalı bulmuşlardı. yani komünist politikasındaki görünür ya da gerçek değişmeye karşı muhalefet sonucunda ortaya çıkmış. T. katlanamayız.U. düpedüz kötüdür. P.U.S. Savaşın başında Katalan Komünist Partisi de dahil olmak üzere çeşitli marksist partilerin birleşmesiyle kurulmuştu. P. ama komünist görüşü ile sağ-kanat Sosyalist görüşü her yerde aynı sayılabilirdi.U.000. gerçekte ihanet halindedir. P. kuşkusuz savaşın önemi dışında. Kısmen sabık komünistler. ve kabataslak Anarşistler diye tanımlanan C. komünist denetimi altındaydı ve Üçüncü Enternasyonal'e bağlıydı.N.A. U.U. Kabaca söylendikte.U.C. ancak savaşın patlamasından beri geniş orta sınıf üyelerinin akışı ile de şişmişlerdi. o sırada bile gözle görülür bir biçimde yükselme yolundaydı. siyasal organıydı.'un çeşitli tarihlerdeki üye sayısı şöyleydi: Haziran 1936'da 10. gereği gibi yetiştirilmiş ve birleşik komuta altında baştan aşağı silâhlandırılmış bir ordumuz olmalıdır. bütün noktalarda ayrılıyordu.S.O. Bu aşamada biz.I.O. esas çizgiden ayrılan komünist partilerden biriydi.O.T.T. 72 Komünist ve komünist yanlısı basının bütün dünyaya yaydığı P. son birkaç yıl içinde birçok ülkede «Stalinizm»e. (Partito Socialista Unificada de Cataluna) Katalonya'nın (Birleşmiş) Sosyalist Partisi idi. İşçilerin denetimi edebiyatına ve papağan gibi tekrarlanan devrimci sözlere sıkı sıkıya bağlanmak faydasızda değil. çünkü Faşistler'ce bize karşı kullanılabilecek bölünmelere yol açar. kısmen işçilerin kısmen de küçük burjuvazinin —bakkalların. «çizgi»si. gerçekte bunun Komünist Parti «çizgi» si anlamına geldiğini açıklamak gerekir. Yerel komiteler yerine.leri durmadan tartışıyorlardı. P.C. Sendikaların iki bloğu içiçe geçmişti ama bu ikisinden C. devrimi ileri götürmekten söz etmenin zamanı değildir. yalnızca ilerlemeye engel olmakla kalmayıp. Katalonya (*) P. P. savaşta zafer olmayınca herşey anlamsızdır.

I. P. anarşist vurgusu ise özgürlük ve eşitlik üzerindedir. P.M. Ne var ki.F. kazandıkları her hakka sıkı sıkıya yapışmalı-dır.T. muhtemelen tüm İspanyollar'ın olduğu gibi. yine onun her an birincisine dönüvermeye yatkın olan başka bir biçimi adına savaşmak demektir.O. İşçiler silâhlı kuvvetleri denetimleri altında tutmazlarsa. 74 azzam sendikalar blokunun siyasal organı F.O.O.I. tekstil fabrikaları .'yi (Confederation Nacional de Trabajodores) oluşturan. herkesten çok. (Federation Anarquista Iberica) idi ki. dörtte birini doğru kabul ederdi. bütün İspanyol kuvvetleri arasında en iyi savaşçılardı.'ye bağlıydılar. katıksız anlamında. P.T.U.T.T. Anarşistler. İspanya'daki siyasal partilerin üye sayılarına ilişkin olarak kesinlikle söylenebilecek tek şey. savaşın başından beri olağan Sosyalizm yönünde hareket etmişlerdi. zorunlu olarak.» Anarşist görüşü tanımlamak daha da zordur. bir vurgu davasıdır. Karşıt bir tahmin yukarıdaki sayıların.M. kapitalizmin bir biçimine karşı. sözüm ona devrimcilerin çoğuna ters düşüyorlardı. o kadar ki. C. her partinin üye sayısını çok abarttığıdır. Savaş ve devrim birbirinden ayrılamaz. üyeleri bile.G. en önemli olanıydı. her zaman bir parça Anarşist felsefeye bulanmış olmakla birlikte. gibi. Bu arada işçiler.U. parlamenter demokrasi yerine işçi denetimini hedef aldıkları için. yani toplumun hedef aldığı biçim bakımından bu ayrılık. Burjuva «demokrasi»si yalnızca. adları dillere destan olarak. herhangi bir şeyi yarı-burjuva Hükûmet'e teslim ederlerse. 75 . komünizm ve anarşizm iki kutup gibi ayrı şeylerdir. ya da. (2) Yerel komitelerle idare ve her türlü merkezî otoriteciliğe karşı direnme. anarşist değildiler.N. kandırılacaklarına emin olabilirler.U. ama fiilî parti üyeleri genellikle U. F.M. ama bağdaştırılacak gibi de değildir. silâhlı kuvvetler işçileri denetimleri altına alır. Anarşistler daha az dogmatikçe olmakla birlikte. Özellikle. ana hatlarıyla şunları savunuyordu: O Ulaştırma. gibi endüstri kollarında çalışan işçilerin bütün endüstri üstünde denetim sahibi olması. P.vb. herhalde. Hükûmet'e girmekle de tüm ilkelerine karşı gelmişlerdi.. .'un sloganını kabul etmişlerdi. Komünistler'den temelli olarak ayrılıyorlardı. Savaşın ilk iki ayı boyunca durumu kurtaranlar.N. olsa olsa faşizmi arka kapıdan içeri almış olursunuz.U. Anarşistler'di. Anarşizm İspanya'da derinlere kök salmıştır. Rus nüfuzu çekildiğinde komünizmi söndüreceğe benzer. Uygulamaya ilişkin olarak. M. İşçi milisleri ve polis güçleri şimdiki durumlarında tutulmalı ve bunları «burjuvalaştıracak» her çabaya karşı direnilme-lidir. muhtemelen. Yine de P. Anarşistler ve P. C. üyeleriydi. Komünist vurgusu daima merkeziyetçilik ve etkililik.'un bir miktar etkili olabildiği örgüt yalnızca C.I. Gevşek bir terim alarak «Anarşist» sözü. bu gerçek bir anarşist örgüttü. Bundan çok sonra da Anarşist milis gücü. 1937 Şubat'ından itibaren. Faşizme karşı tek gerçek seçenek işçi denetimidir. milisleri çoğunlukla C. idi. kapitalizme verilmiş başka bir addır. En son nokta. disiplinsizliklerine rağmen.. ayrıcalığa ve adaletsizliğe olan nefretleri tümden gerçekti. çok çeşitli kanılara sahip bir sürü kişiyi kapsayan bir biçimde kullanılıyordu.O. Hiçbir sendika bloğunu temsil etmiyordu. Felsefece.O.A.O. ya zaferi Franco'ya kaptırırsınız. Bundan daha aşağı bir amaca razı olmanız halinde. bir kerteye kadar biraraya gelebiliyorlardı..N.M.A. Faşizm de öyledir.T. ilkeleri hayli belir-siz olmakla birlikte. koşullar onları merkezî idarede görev almaya zorlamış. toplam iki milyon üyesiyle mudir. Ve. «demokrasi» adına faşizme karşı savaşmak.U.N.dışında fazla etkili değildi ve başlıca önemi üyelerinin siyasal bilincinin olağanüstü yüksek olmasından ileri geliyordu. «çizgi»si de aşağı yukarı şuydu : „ «Faşizme burjuva «demokrasi» si yoluyla karşı koymaktan sözetmek saçmadır. (3) Burjuvazi ve Kilise'ye karşı taviz kabul etmez bir düşmanlık.M. en az belirgin olmasına karşın.A. Katalonya'daki kalesi Lerida'ydı.U.

bu besbelli.M. ancak düpedüz anti-faşist ya da soyut düzeyde devrimci oluyordu. komünist taktiği iki tarafı biraraya getirmeye eğilim gösteriyordu.N. bana ukalâca ve usandırıcı geliyordu. sahip olmuş olsalardı.O. propagandası vb. bu da. işçi denetimini savunan C. Komünistlerin saldırıları ise çok farklıydı. işin başında birleşecek ve gerçekçi bir politikayı dirençle yürütecek sağduyuya. Komünistler güç kazanmışlardı ve üye sayısı.O.M.M. afişlerde. Milislerin söyledikleri şarkılar da böyleydi. komünist saldırı çizgisi hakkında kısa bir fikir verebilirim. Herşeyi bastıran.T.M. Komünistlerin tersine.S.M. ve Sosyalistlerin bir kesimi. bana hayli abes görünüyordu. broşürlerde. P.U.N. kabaca söylendikte.'un devrimci arıklığı. ve komünist basını yakından incelediğimde. «Stalinizm»e pek yeğinlenecek birşey değildi.'yi desteklemeleri bir iç güdüden ileri gelmiş ve sonradan P. kapatılmak ya da para cezasına çarptırılmak tehdidiyle karşı karşıya bulunmaları demekti. Hem. gazetelerinin. Rus silâhları ve başlıca komünist denetimi altındaki 76 birliklerin yaptığı muhteşem Madrit savunması. P. Bu sırada benim komünist görüşü neden P. Birisinin söylediği gibi. Liberaller ve Komünistler. Bu sırada.O.U. 77 . tepemizde uçan her Rus uçağı bir Komünist propogandasıydı. onların olanakları çok daha dardı.C. Kısacası.O.'un hakkını yememek için. P. Herbirşey bir yana.O. Daha geniş halk kitlelerine yönelik büyük renkli afişleri (okuma yazma bilmeyenler çok olduğu için İspanya'da duvar ilânları önemlidir) partilere saldırmıyor.'un «Troç-kizm»i de.M.O. güçlerin sıralanması şöyleydi: Bir yanda. İspanya içinde de çok zarar gören bir durumdaydılar. Sonradan. polemiklerini başlıca gazete makalelerine saklıyorlardı. onu savunmak için seslerini yükseltmeye cesaret edenler yalnızca Anarşistler olmuştu. Komünistleri İspanya'nın kahramanları haline getirmişti.'un neredeyse kusursuz olduğunu anladım. bu söylediğim şeyler herkeste ortak bir duyguydu.M. Anarşistlerle Sosyalistler arasında nuh-u nebiden kalma kıskançlıklar vardı.U. P. gazetelerde.'ye durmadan kusur bulmaları. heryerde menhus bir partilerarası düşmanlık sürüp gidiyordu.I. Komünistlerin kesin pratik bir politikaları vardı ki. Üstelik.M. asıl önemli olan savaşı kazanmaktı.U. sözü edilemeyecek kadar kötüydü.' unkine yeğinlediğimi anlamak çok kolaydır.O.U.U. Ne de olsa. Maamafih.O. F. bunların «karşı-devrimci» P.O. Bu arada. La Batalla ve Adelante adlı P.C. ve Sosyalistlerin sol kanadı. gazeteleriydi.U. P. yıkıcı sayılan her-hangibir şey yazdıklarında.A.S. aynı zamanda katıksız anarşist görüş açısından P.U. tepelendiğinde. Mayıs'ta Barselona' daki çarpışmaya katıldığı zaman.U. genellikle kişisel iftiralara girişmediklerini söylemek gerekir. Fakat.M. P. Anarşistler ve biz iş yapmazken — bana öyle geliyordu— Komünistlerin savaşı sürdürmeleri oldu. C. benim sık sık gördüklerim. fakat kısmen de yalnız bu insanlar savaşı ka zanmaya yetenekli göründüklerinden çok genişlemişti.. kendi ülkelerinin dışındaki basında hiçbir destekleyicileri yoktu.M.M.U.T.'un günü birliğine kararlaştırılan politikası.O.M. bunların devrim üstüne sonsuz söylevler çekmelerine ve Le-nin'den ad nauseam (uyutuncaya kadar) parçalar vermelerine rağmen. savaşın tarihi başka türlü olabilirdi. P.M. devrimci partilerin oyunu ellerine almış göründükleri ilk dönemde bu olanaksızdı. marksist olduğundan. mantığını anlamama rağmen. kısmen devrimcilere karşı orta sınıflara başvurarak. kitaplarda. öte yanda merkeziyetçi hükümet ile silâhlı orduyu savunan sağ kanat Sosyalistler. P.O. Burada yalnızca.O. karşıtlarına oranla P.U. anarşizme kuşku ile bakıyordu.U. bundan önce de böyle olmuş olmalıydı.O.U.Anarşistle^ P. çünkü basın sansürü başlıca komünist denetimi altındaydı.U. aksi takdirde daha büyük bir kitleyi peşlerinden sürükleyebilirlerdi. Bunlardan bazılarına bu kitapta daha sonra değinmek zorunda kalacağım. O sırada. birkaç ay ilerisini gören sağduyu açısından daha iyiydi.U.

dosyalar dolusu İngiliz gazetesini incelemek zorunda kaldım. 1937 Ekim'(*) Manchester Guardian'ın bir istisna olduğunu belirtmeliyim. Enternasyonel Tugay'dan zaman zaman karşılaştığım Komünistler bana hiçbir vakit Troçkist yahut hain demediler. Komünistler'le P.. «Troçkist» bir örgüttü ve «Fran-co'nun Beşinci Kolu»ydu.O. şamatalar. P.U.. bu türlü alıntılarla bir düzine kitap doldurabilirdim. bundan Komünistler'i haklı gösteren kanıtlar çıkarılabilirdi. Bu kitaba ilişkin olarak. Valencia'daki gazete idarehanelerindeydiler. öte yanda Daily Warker de Franco'nun Yabancılar Lejyonunun her Avrupa ülkesinin katil. ama savaş propagandasının niteliği yüzünden bunu hiçbir zaman anlayamazdınız. ön cephe siperlerinde donmakta olan sekiz on bin asker. Faşist-ler'in kılık değiştirmiş bir çetesinden başka birşey olmadığı ilân edildi. baştan aşağı sol basının da sağ basın kadar sahteci ve dürüstlükten uzak olduğunu öğrenmek oldu. Bize karşı risaleler yazan ve gazetelerde bize kara çalanlar. Buraya kadarı iyiydi ve her iki taraf için de söylenecek çok şey vardı. P. hemen devrim taraftarıydı. biz. Demek ki. (*) Bütün içtenliğimle bizim tarafımızda —yani Hükümet tarafında— savaşın olağan.O.O.M. hiç değişmez bir biçimde doğrudan doğruya savaşmayanlardan gelmesidir. korkak.C. Bu savaşın benim üstümdeki en müthiş etkilerinden biri. Onbeş yaşında yaralı bir İspanyol çocuğunun tezkere üstünde cephe gerisine taşınışını.M. işin içine komünist taktiklerinin niteliği girdi. duvar ilânları. Franco ve Hitler'den para alan. Faşist hain. emperyalist savaşlardan farklı olduğunu hissediyordum.M. Komünistler ise değildi. sonra Londra ile Paris'te gayet inandırıcı birtakım kişilerin. Üstelik. bu çocuğun kılık değiştirmiş bir Faşist olduğunu ispatlamak için risaleler yazıp durduğunu düşün78 mek hiç de güzel değildi.U. bütün o bilinen savaş-edebiyatı. özellikle insan bazı kişilerin bundan sorumlu olduğunu düşünürse. Bizim büyük gazetelerimiz içinde Manchester Guardian. Sağ ve Sol gazeteleri aynı anda aynı kötülemelerin bok çukuruna dahverdiler. İşte bizim için hep bunlar söyleniyordu. milisleri. bile bile böldüklerini iddia etmeye başladılar.bütün bunlar hep döğüşmeyen ve çoğu kez savaşmaktansa yüz mil koşmaya razı olacak kimseler tarafından yapılıyordu.U.S.'un.O.U. mermilerden ve çamurdan yüzlerce mil uzakta.Yüzeyde. Partiler-arası çatışmanın iftiraları bir yana. kahramanlık şişirmeleri. faşist davaya yardım olsun diye sahte-devrimci bir politikada direnen. casus ve böyle şeylerdik. Çarpışma daha başlar başlamaz. dürüstlüğü ile. P. sonra daha yüksek sesle. Daily Mail'in duvar ilânını hepimiz hatırlarız: «Kızıllar Rahibeleri Haça Geriyor». cart curtlar.U. Troçkist. bu gibi şeyleri gerideki gazetecilere bırakıyorlardı. Bu masal.M. yoluyla bütün İspanya'ya yayılmıştı ve tüm dünyanın komünist ve komünist taraftarı basınında da durmaksızın tekrarlandı. P. kaatil. gerilmiş bembeyaz bir yüzle battaniyeler arasından bakışını görmek.O. Komünistler P. işçi sınıfından yirmi bin kadar kişi düpedüz düşmandan para alan hainlerdi. İlk önce yavaş yavaş deneyerek. bangır bangır öten yalanlar ve nefretten oluşan tüm savaş propagandasının. vb. Fakat..U. Ben nihai olarak aynı kanıda olmamama rağmen. bende büyük bir saygı uyandırdı. böylece savaşı tehlikeye soktuğunu iddia ediyorlardı. Savaşın insanı en çok dehşete düşüren özelliklerinden biri. propagandasının Hükümet kuvvetlerini böldüğünü ve zayıflattığını.'un Hükümet kuvvetlerini yalnız yanlış düşünmekten ötürü değil. kendi vatanlarında güvenlik içindeydiler. esrarkeş ve süp-rüntü sürülerinden oluştuğunu söylüyordu. beyaz kadın taciri.M. arasındaki kavga taktik konusundaydı. düşmanın kötülenmesi .U.M. Cephede tanıdığım P. faşizme karşı çarpışmak için İspanya'ya gelip hayatlarını ve milliyetlerini feda eden yüzlerce yabancı da dahil. 79 .O. Toplamaya kalksam. Bunun pek hoş birşey olmadığını itiraf etmeliyim. haydi bilemediniz.

Partilerarası düşmanlık herkesin canını sıkıyordu. uşak takımı.O. zamanında bunu fazla ciddiye almamıştım. daha sonralarına kadar da— Anarşistler ve P.O. Zaman ilerleyip iktidar işçi sınıfının elinden giderek daha çok sıyrıldıkça ve her renkten devrimciler daha çok kodese tıkıldıkça.O. aynı ko80 şullar sürdü gitti. orospu. Her eylem askerî gereklilik adına yapılıyordu. denetimi altındaki Aragon cephe şeridinde.U. Komünistler'in ve Liberallerin.C.M. Bunları yazanlar asla savaşa gitmezler. sonra devrim» sloganı. bu kanıya teorik bir noktadan gelmemiştim. Belki de.U. tarihte daha önce eşine rastlanmamış bir manzara görebiliriz: gövdesinde kurşun deliğiyle bir savaş taraftarı. bir göz boyamadan başka bir-şey değildi. başka kesimlerde olup bitenlerden soyutlanmış olduğumu idrak etmemiştim. patron-smıfı. gazeteciler bağrışır ve palavracı yurtseverlerin hiçbiri kısacık propaganda gezilerinin dışında. dilenci.U. çizme yalama.M. bundan sonraki ilk büyük savaşta. General ile er. rahip. muhtemelen.'un haklı. ama devrimi geri itmeye yetenekli olabileceklerini kavrayamamıştım. cephedeki siperlere yanaşmaz bile. bu bahane hep hazırdı. daha doğrusu Komünistler'den daha haklı olduğuna karar verdiğimde. Bütün olarak ele alındıkta. düşman için söylerler. görüşünü değil.U. Komünistler'in uğraştığı şey. aynı yemeği yiyor ve herkese «sen» ve «yoldaş» diye hitap ediyordu. «savaşı kazanana dek devrimin sözünü edemeyiz» demeğe gelen komünist görüşünü kabul etmiştim. Bu.O. Bütün bu zaman süresince cephedeydim. Kâğıt üzerinde Komünistler'in görüşü iyi birşeye benziyordu. Fakat ortada şu fark vardı: gazeteciler en öldürücü sözlerini. içimden yüzlerine gülmek gelmişti.inde bile hâlâ New Statesmen bize Faşistlerin canlı çocuk gövdeleriyle yaptıkları barikat hikâyelerini (barikat yapmaya en yaramayacak şey) anlatıyordu. ancak. milisleri tarafından sofuca kabul edilmesine rağmen. işçileri üstün bir 81 .. Bunun için iyi bir nedenim vardı. Sık sık tekrarlanan «Önce savaş. Mamaafih. cephede toplumsal ve siyasal hava değişmiyordu. ama bana bir iç ağız kavgası gibi görünmüştü. devrimin ilerlemesine karşı direndiklerini kavramıştım. bu tutum gitgide belir-ginleşiyordu. seçimin devrimle faşizm arasında yattığını söylediklerinde. Siyasî yönden benden daha bilgili arkadaşlarım bana. Barselona'dan Ocak başlarında ayrılmış ve Nisan'a kadar izine çıkmamıştım. hiç olmazsa dış görünüş bakımından. Sonradan P. gerçekteki davranışları. topuk vurup selâm verme hiç yoktu. Bazen. Devrimci atmosfer. bir ölçüde bir rastlantı sonucu.S. ama etkisi. «İleri gitmek zorundayız yoksa gerileriz» diyen P. bunu iyi niyetle önerdiklerine inanmayı güçleştiriyordu. Bu husumetin birşeyleri değiştireceğine ya da gerçekten bağdaştırılamayacak bir politika farklılığı olduğuna inanmıyordum.M.M. bunu yazmanın savaşmak yerine geçtiğine inanırlar. olağan olarak.U. bütün savaşlarda böyledir. askerler çarpışır. Gazetecilerin ilgilendiği kadarıyla bu savaş bütün öbür savaşlar gibi bir üç kâğıtçılıktan ibaretti. aynı elbiseleri giyiyor. savaş kazanıldığında devrimin devam edeceğine dürüstçe inanan ortalama P. uçağın savaş koşullarını değiştirdiğini düşünerek rahatlıyorum. herkes aynı parayı alıyor. İspanya'da devrimi uygun bir zaman kadar ertelemek değil. savaş karşısında salt askerî bir tavır alınamayacağını. bunun bütün İspanya'da da varolduğunu hayal edecek kadar safdildim daha İspanyol işçi sınıfının aşağı yukarı en devrimci kesimi arasında. Arthur Bryant «Muhafazakâr bir tüccarın bacaklarını testereyle kesip atmanın» Hükûmetçi İspanya'da «olağan» bir şey olduğunu ilân ediyordu. Eşitlik havasını teneffüs ediyordum. köylü ile milis hâlâ eşit olarak biraradaydılar. onu ilk tanıdığım zamanki gibi kaldı. tersine böyle bir şeyin hiçbir zaman olmamasını güvenceye almaktı. za-man geçtikçe Komünistler ve P. Mr. bütün bu zaman —gerçekten. avukat. biribirleri hakkında Faşistler için kullandıklarından daha acı sözler yazmaya başladılar. oysa bu olayda.

durumdan geriye almak ve savaş sona erdiğinde kapitalizmin yeniden sahneye girmesine karşı direnemeyecekleri bir duruma itmek oluyordu. Lütfen, sıradan Komünistlerin, hele hele Madrit dolaylarında kahramanca can veren binlerce Komünistin aleyhinde hiçbir şey söylemediğime dikkat ediniz. Fakat parti politikasına yön verenler bu adamlar değildi. Daha yukarıdakilere gelince, gözleri açık hareket etmediklerine inanılamaz. Fakat, devrim kaybedilse bile savaş kazanılmaya değerdi. Ne var ki, işin sonunda, komünist politikasının uzun vadede zafere yöneldiğinden de kuşkulanmaya başladım. Çok az kişi, savaşın değişik dönemlerinde farklı politikaların uygun düşeceğini düşünmüş gibidir. Anarşistler, muhtemelen, ilk iki ayda durumu kurtardılar, ama belirli bir noktanın ötesinde direnişi örgütlemeye yetenekleri yoktu. Komünistler, muhtemelen, Ekim-Aralık aylarında durumu kurtardılar, ama savaşı kazanmak ayrı bir davaydı. İngiltere'de komünist savaş politikası hiç kuşkusuz kabul edilmişti, çünkü bununla ilgili eleştirilerin basında yayınlanmasına pek izin verilmemişti, ayrıca, devrimci kargaşaya son vermek, üretimi hızlandırmak, orduyu etkinleştirmek diye özetlenen genel çizgisi, gerçekçi ve yetenekli bir izlenim yaratmıştı. Bu politikanın iç zayıflıklarına işaret etmek yerinde olur. Her devrimci eğilimi denetim altına almak, savaşı imkânlar elverdiği ölçüde olağan bir savaş yapmak için, fiilen var olan birtakım stratejik fırsatları fırlatıp atmak gerekli hale gelmişti. Aragon cephesinde nasıl silâhlandığımızı, ya da silâhtan yoksun olduğumuzu anlatmıştım. Silâhların, bunları sonradan devrimci amaçlarla kullanacak olan Anarşistlerin eline geçmesinler diye kasten alıkonulduğunda çok az kuşku vardır. Bu yüzden, Franco'yu Bilbao ve muhtemelen Madrit'ten geri çekilmek zorunda bırakacak büyük Aragon hücumu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Fakat bu nisbeten küçük bir davaydı. Daha önemlisi, bir kere savaşın amacı «demok82

rasi için savaş» olarak daraltılınca denizaşırı işçi sınıflarının yardımı için geniş ölçüde çağrıda bulunmak imkansızlaşmıştı. Eğer gerçeklerle yüzyüze geleceksek itiraf etmek zorundayız ki, dünya işçi sınıfı İspanyol Sava-şı'na benimsemeden bakıyordu. Bunların onbinlercesi döğüşmek için geldi, ama milyonlarcası da duyarsız kaldı. Savaşın ilk yılı boyunca tüm İngiliz halkının çeşitli «İspanya'ya yardım fonları» na çeyrek milyon sterlin kadar bağışta bulunduğu hesaplanmıştır —muhtemelen, bir tek haftada sinemaya giderek harcadıkları paranın yarısından azını. Demokratik ülkelerde işçi sınıfının gerçekten İspanyol yoldaşlarına yardım edebilecekleri yol, endüstriyel eylemlerdi— grev ve boykotlar. Bunun gibi şeyler hiç olmadı değil, başlamadı bile. İşçi ve komünist önderleri her yanda, bunun düşünülemeyecek birşey olduğunu ilân ettiler. Kuşkusuz haklıydılar, şunun için ki, seslerinin en yüksek perdesiyle «kızıl» İspanya'nın «kızıl» olmadığını haykırıyorlardı. 1914-18'den beri «demokrasi için savaş» kötü bir söz olagelmişti. Yıllardır Komünistlerin bizzat kendileri militan işçilere «demokrasi» nin kapitalizme verilmiş kibar bir isimden başka birşey olmadığını öğretmişlerdi. Önce «demokrasi üç kâğıtçılıktır» demek, sonra da «demokrasi için çarpışın» demek iyi bir taktik sayılmaz. Arkalarında Sovyet Rusya'nın büyük prestijiyle, dünya işçilerine «demokratik İspanya» adına değil de, «devrimci İspanya» adına seslenmiş olsalar da, karşılık bulamayacaklarına inanmak güçtür. Fakat hepsinin en önemlisi, devrimci olmayan bir politikayla Franco'yu arkadan vurmak olanaksız değilse bile, zordu. 1937 yazında Franco, aşağı yukarı aynı sayıda birliklerle, Hükümetin tuttuğundan daha geniş bir nüfusu denetim altında tutuyordu. —kolonileri de sayarsak bu nüfus çok daha fazlaydı. Herkesin bildiği gibi, geride düşman bir nüfus varsa, haberleşmeyi korumak, sabotajları önlemek v.s. için eşit sayıda asker olmadan, savaş alanında orduyu ayakta tutmak olanaksızdır. Onun içindir ki, besbelli Franco'nun gerisinde hiçbir
83

gerçek halk hareketi olmuyordu. Bölgesindeki halkın, en azından şehir işçileri ve fakir köylülerin, Franco'yu sevmeleri ya da istemeleri akıl almayacak birşeydi, ama sağa doğru her kaymada Hükûmet'in üstünlüğü daha az belirgin hale geliyordu. Herşeyi apaçık ortaya koyan, Fas örneğidir. Fas'ta neden hiç ayaklanma olmuyordu? Franco kepaze bir diktatörlük kurmaya çalışıyordu ve Faslılar, onu, Halk Cephesi Hükûmeti'ne tercih ettiler. Kolay anlaşılacak gerçek şudur ki. Fas'ta bir ayaklanmayı yüreklendirecek hiçbir atılım yapılmamıştı; çünkü böyle bir hareket, savaşa devrimci bir nitelik vermek demek olacaktı. Faslılar'ı, Hükûmet'in iyi niyetine inandırmak için ilk yapılması gereken şey, Fas'ın bağımsızlığını ilân etmek olurdu. Fransızlar'ın bundan nasıl hoşnut olacaklarını tasavvur edebilirsiniz! Savaşın en iyi stratejik fırsatı, Fransız ve İngiliz kapitalizminin gönlünü etmek gibi boş bir umutla fırlatılıp atılmıştı. Komünist politikasının tüm eğilimi, savaşı, Hükûmet'in yoğun bir biçimde engellendiği olağan ve devrimci olmayan bir duruma indirgemekti. Böyle bir tür savaş ise, mekanik unsurlarla kazanılmak zorundadır, yani sınırsız bir silâh stokuyla! Hükûmet'e silâh verenlerin başında gelen S.S.C.B., İtalya ve Almanya ile karşılaştırıldığında coğrafî yönden çok elverişsiz bir konumda bulunuyordu. Belki, P.O. U.M.'un ve Anarşistler'in «savaş ve devrim biribirinden ayrılamaz» sloganı, ilk bakışta sanıldığından daha az hayalciydi. Komünistler'in devrim aleyhtarı politikasını yanlış saymakta hangi nedenlere dayandığımı gösterdim, ama savaş üstündeki etkisine gelince, yargımın doğru olmadığını umuyorum. Bu savaşın, ne gibi araçlar kullanılırsa kullanılsın kazanıldığını görmek isterim. Kuşkusuz, henüz neler olacağını söyleyemeyiz. Hükümet yeniden sola kayabilir. Faslılar kendiliklerinden ayaklanabilirler, İngiltere İtalya'yı rüşvetle buradan uzaklaştırmaya karar verebilir, savaş işe hile karışmadan askerî araçlarla ka84

zanılabilir, bilinmez ki... Yukandaki fikirleri olduğu gibi bırakıyorum, nereye kadar haklı ya da haksız olduğumu zaman gösterecek. Fakat 1937 yılının Şubat ayında olayları bu ışık altında görmüyordum. Aragon cephesindeki eylemsizlikten hasta olmuştum, henüz çarpışmada kendi payıma düşeni yapmadığımın belirgin bilinci içindeyim. Bazı bazı Barselona'da asker toplamak için —yoldan geçenleri suçlayarak «Sen demokrasi için ne yaptın?» diye soran— asılmış duvar afişini hatırlar ve yalnızca «Ben tayınlarımı yedim» diye cevaplayabileceğimi düşünürdüm. Milise katıldığımda, kendi kendime bir Faşist öldüreceğime söz vermiştim —ne de olsa, hepimiz bir tane hakla-sak kısa sürede tükenirlerdi— oysa daha kimseyi öldürmemiştim, hemen hiç bir fırsat elime geçmemişti. Ve kuşkusuz, Madrit'e gitmek istiyordum. Orduda, siyasî fikirleri ne olursa olsun, herkes, hep Madrit'e gitmek isterdi. Bu da, Uluslararası Tugay'a geçmek demekti; çünkü şimdi P.O.U.M.un Madrit'te pek az birliği vardı, Anarşistler'in birlikleri de eskiden olduğu kadar çok değildi. Şimdilik, cephe hattında kalmak zorunluydu kuşkusuz; ama herkese izne çıktığımızda Uluslararası Tugay'a geçeceğimi söylüyordum —bu da, kendimi komünist denetimi altına sokmak istiyorum demekti. Birçokları beni caydırmayı denedi, ama hiç kimse işime karışmaya kalkışmadı. Hakçası, P.O.U.M. da pek az sapık —düşünce avcılığı vardı, içinde bulunduğu özel koşulları düşünürsek, yeteri kadar yoktu bile; faşizm taraftarı olmadıkça hiç kimse yanlış siyasî fikirlerinden ötürü kovuşturulamıyordu. Milisdeki zamanımın çoğunu P.O.U.M. «çizgi»sini acı bir dille eleştirmekle geçirdim, ama bu yüzden hiç başım belâya girmedi. Milislerin çoğunun böyle olduğunu sanmama rağmen, partiye siyasî üye olsunlar diye hiç kimseye baskı bile yapılmıyordu. Ben, kendim hiçbir zaman partiye katılmadım— sonradan, P.O.U.M. lâğvedildiğinde buna hayli üzülmüştüm.
85

6
Bu arada, günlük daha doğrusu gecelik devriye ortak görevimizdi. Nöbet, devriye, siper kazma, çamur, yağmur, acı acı öten rüzgârlar, ve arada sırada kar. Gecelerin fark edilecek kadar ısınması Nisan ayının ortalarını bulmuştu. Burada vadide, Mart günleri, parlak mavi gökyüzü ve durmadan uğuldayan rüzgârlarıyla İngiltere'deki Mart aylarına çok benziyordu. Kış arpası bir ayak yükselmiş, kiraz ağaçlarında kızıl tomurcuklar açmaya başlamıştı. Cephe hattı burada, çoraklaşmış meyve ağaçları ve sebze bahçeleri arasından geçiyordu, eğer hendekleri araştırırsanız menekşeler ve zavallı mostralık bir sümbüle benzeyen bir çeşit çiçek bulabilirdiniz. Hattın hemen berisinde, fevkalâde yeşil köpüklü bir ırmak akıyordu— bu, cepheye geldiğimden beri gördüğüm ilk şeffaf su idi. Bir gün, altı haftadır ilk banyomu almak için dişimi sıkıp ırmağa daldım. Sizin kısa banyo diyeceğiniz cinsten bir banyo idi bu, çünkü su esasında kar suyuydu ve donma noktasından da pek yukarıda değildi. Bu dönemde hiç bir şey olmadı, zaten olup biten hiç bir şey yoktu. İngilizler bunun bir savaş olmadığını, kanlı bir pandomim olduğunu söylemeyi huy edinmişlerdi. Faşistler'den gelecek doğrudan bir ateş altında hemen hiç kalmıyorduk. Tek tehlike, her iki tarafta da hatlar ileriye doğru kıvrıldığı için her yönden gelen serseri mermilerdi. Bu arada verdiğimiz tüm kayıplar bu serseri kurşunların marifetiydi. Arthur Clinton'a sol omuzunu parçalayan ve kolunu hareket edemez hale
86

getiren esrarengiz bir kurşun isabet etmişti. Korkarım, hiç bir zaman iyi olmayacaktı. Çok az top ateşi vardı, ama fevkalâde tesirsizdi. Şarapnel parçalarının çığlığı ve çarpışı gerçekten vahşi bir eğlence gibi görünüyordu. Faşistler güllelerini bizim koruyucu duvar üzerine hiç bir zaman atmadılar. Bizim bir kaç yüz yarda arkamızda, çevresindeki büyük çiftlik müştemelâtı, cephenin bu kesimi için dükkân, genel kurmay ve mutfak, olarak kullanılan, La Granja isimli bir kır evi vardı. Faşistler'in asıl vurmaya çabaladıkları yer burası idi, ama beş altı kilometre uzaktaydılar ve iyi nişan alamadıklarından pencereleri çatır çatır parçalamaktan ve duvarları yontmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Yalnızca, ateş başladığı ve şarapnel parçaları her bir yanınızda yere saplandığında, tesadüfen yoldan yukarı geliyor iseniz, tehlikede sayılırdınız. İnsan güllenin sesine kulak vererek, aşağı yukarı ne yakına düşeceğini çıkarmanın esrarengiz sanatını hemencecik öğrenirdi. Faşistler'in bu sırada ateşledikleri gülleler felâket kötü şeylerdi. 150 mmlik olmalarına rağmen yalnızca altı ayak genişliğinde ve dört ayak derinliğinde bir krater açıyor ve hiç olmazsa dört tanesinden bir tanesi patlamıyordu. Faşist fabrikalarmdaki sabotajlar ve içinde barut yerine 'Kızıl Cephe' yazılı kâğıt parçaları taşıyan patlamamış mermilerle ilgili her yerde anlatılan hikâyeler vardır, ben böyle bir şey hiç görmedim. Gerçek şudur ki top mermileri artık hiç ümit kalmamışçasma eskiydi; birisi, üzerine tarih damgalanmış pirinç bir demir başlık buldu, tarihi 1917 idi. Faşist tüfekleri bizimkilerle aynı çapta ve aynı değerdeydi; patlamamış mermiler sık sık tamir edilip yenileniyor ve yeniden ateşleniyordu. Kendi kendine özel bir takma ad edinen eski bir güllenin, her gün bir o yana bir bu yana seyahat ettiği ve bir türlü patlamadığı anlatılıyordu. Geceleri, silâhtan arınmış bölgeye, Faşist hatlarının yakınlarındaki hendeklere yatıp Huesca'daki faaliyetlerini gösteren sesleri dinlemek için (düdük sesleri,
87

hâlâ hiç bir şey olmuyordu. çünkü patatesler gittikçe azalı88 yordu. Anarşistler Jaca yoluna saldırıya geçtiklerinde bizim görevimiz «tutma saldırıları» yapmak ve Faşistleri birliklerini öteki taraftan boş yere çevirmeye zorlamak olmuştu. ama bu araştırma dört ayak üzerine yerde sürünerek yapılmak zorunluğun-daydı. bir mil ötede. İspanya'da gördüğüm herhangi bir kimseden daha çok askere benziyorlardı. Bu.M. Gündüz vakti de aynı şekilde araştırma yapabilirdiniz. Faşist birlikleri devamlı olarak gidip geliyordu ve bunların sayıları dinleyicilerin raporlarıyla belli bir uzaklıktan kontrol edilebiliyordu. hatların bir birine daha yakın olduğu yerde hem Faşistler'in hem de bizim dadandığımız küçük bir patates tarlası vardı. Budanmamış asmalar toprağın üzerinde yılan gibi uzanıyordu. mısır koçanları taş gibi olmuş. hiç olmazsa şimdilik. Her zaman kilise çanlarını haber vermemiz emredilmişti. Sağımızda. Baskın Birlikleri'miz Monicomio'ya —Faşistler'in tahkim ettiği metruk bir tımarhaneye— saldırdığı sırada oldu. Daha ilerde bir tarla daha bulduk. Faşistler bizi dehşet kızdıran bir biçimde topluca gelip bütün tarlayı temizlediler. Stratejik nokta. Bazen bir takım adamlar parti parti silâhtan arınmış bölgeye patates toplamaya gidiyordu. çelik miğferler ve az miktarda bomba dağıtılıyordu. ama yine de hiç kuşkuya yer vermiyecek biçimde döğüşmek istiyorlardı.otomobil kornaları ve bunun gibileri) devriyeler gönderiliyordu.U. ve bir haftalık izin. Çarpışmanın ne demek olduğunu düşünürseniz askerlerin döğüşmek istemesi tuhaftır. Huesca'nın bu tarafında. Her zaman olduğu gibi saldırı berbat olmuştu. herhangi bir esaslı eylemin olmayacağını görebilmek için fazlaca bir askerî bilgiye ihtiyacım yoktu. bir şey oluyormuş gibi bile görünmüyordu.daha çok sigara. Benim sırf birliklerin çarpışma ruhunu ayakta tutmak için önceden tasarlanarak yayıldığını düşündüğüm gelecek çatışma söylentileri ortalıkta dolaşıyordu. Sırasında bütün bunlara değecek bir iş gibi görünüyordu. Bazen küçük bir balta ya da bir Faşist matarası (bunlar bizimkilerden iyiydi ve hararetle aranıyordu) gibi değerli ganimet parçasına rastgelirdiniz.'da görevli bir kaç yüz Alman mültecisi vardı. tarla bizim makinalı tüfeklerin hâkimiyeti altında olduğundan Faşistler yalnız gece gelebiliyorlardı. Tarlaların ve yemiş bahçelerinin arasında çamur duvarlı kulübeler. cephe hattının bizim kesimimizde yalnız bir tek hareket görüldü. P. daha önce olduğundan daha iyi silâhlanmıştık. Durgun savaş halinde askerlerin istedikleri üç şey vardır: çatışma . Hücum Birlikleri ve Enternasyonal Tabur'un bir kısmı hariç. Jaca'ya giden yoldu. Askerî görüş açısından.O. Her şeyin tam harman zamanı durdurulduğu bu bomboş verimli tarlalarda sürünerek ilerlemek çok tuhaf oluyordu. Batallion de Choque adı verilen özel bir tabur halinde örgütlenmişlerdi. her nasılsa. acaba bu savaşta Hükümet tarafındaki harekâtın 89 . Biz şimdi. «Ne zaman saldıracağız? Niçin saldırmıyoruz?» soruları. Biz oraya gündüzleri giderdik. ortalıkta siper alınacak hiç bir şey olmadığından patatesleri göbeğinizin üstünde çalmak zorundaydınız— yorucu bir iş. milis gücünün geri kalan kısmından çok farklı bir düzeyde idiler— gerçekten. Eğer Faşist makinalı tüfekçiler sizi farkederse bir kaç tarla berinizde kurşunlar toprağı keserken kendinizi bir kapının altında solucan misali kıvrılan sıçan gibi. aşağı mutfağa götürebilir ve bir şişe dolusu kahveye trampa edebilirdiniz. Merak ediyorum. yamyassı etmek zorundaydınız. Her askerin elli atımlık cephanesi vardı. Sonradan. Bir gece. pencereleri yumruklayıp açtığınızda içerisi yakılmış bir kibritle araştırılmaya elverişliydiler. Ve. hayvan pancarı ve şeker pancarları aşırı büyüyerek muazzam odun yığınları haline gelmişlerdi. Bir çuval dolusu bulursanız. Bütün bu altı haftalık süre boyunca. Geçen senenin ürününe hiç dokunulmamıştı. derece derece süngüler. İspanyollar ve Ingilizler'den gece gündüz işitilen sorulardı. Anlaşılan Faşistler çarpışmaya girmeden önce hep ayin yapıyorlardı.

iki yüz yarda uzaktayken bir bomba fırlatarak Faşistler'i uyardı. Savaşın Görkemi. yalnızca tabanları ip örgülü sandallar giyiyorlardı Her yerde hurda. Army and Navy Stores'-du. ama hiç olmazsa onlar vücutta yerleşmiş haşereler değildir. bundan ötürü Monflorite'deki sözüm ona hastaneye gittim. İspanya'da gördüm— yerden izmarit toplayan insanlar. kibrit. Biz yumurtalarını yakmak ve katlanabildiğimiz kadar sık yıkan90 mak yoluyla. yiyecek. Bütün gece boyunca . tütün barikadın Franco tarafına gidiyor olsaydı. tepeden püskürtüldüler ve gece inerken Baskın Birlikleri Manicomio'yu bırakmak zorunda kaldılar. Bunları idare eden yüzbaşı. Senlac ve Thermopylae'de döğüşmüş insanlardan herbirinin husyelerinde ağır ağır gezinen bitler vardı. ani bir korku ya da hiyanet yüzünden. Pantolonunuzun ek yerlerine. bir ocak ateşini iki gün aralıksız yalnızca ve yalnızca postallarla yaktık— hiç de fena yakıt değildi. Bütün giydiklerimizi yakmanın dışında bilinen bir başka kurtuluş yolu da yoktur. hattâ puro gönderirdi. Bu sırada karım Barselona'daydı ve bana. İngiltere'den buradaki İngiliz askerlerine devamlı olarak paketler gönderiliyor. Görevlerini soyluca yerine getirdiler. ama' böyle ufak tefek bir yara için beni Sietemo'ya göndermeye değmezdi. karıma çay paketleri — unutulmayacak bir keresinde de bir teneke bisküvi— göndermeyi başaran tek firma. Verdun. namussuzlukta hiç birisi bitin eline su dökemezdi. ama hiç bir zaman yerlerine ulaşmıyorlardı. Üniformalarımız lime lime olmuştu. ama belki de. Bir keresinde. Bir kısmını yatakta geçirmek üzere orada on gün kaldım. Çeşitli vücut haşereleri üstüne büyük bir tecrübe edindim. Hiç sütümüz olmamasına. Waterloo. hiç olmazsa hava yeterince ısındığı zaman. günde bir paket sigara veriliyordu. sabun. çay bir tanrı nimetiydi. Flodden. ağır yaralıları da sarsıntıdan öldürdüler.. sigara. kendilerini daha mutlu hissederlerdi. İlginç olan şu ki. Savaşta bütün askerler bitlidir. zeytinyağı. Hastane hademeleri 91 . bu alçak hayvanları en aşağı bir kertede tutmayı becerdik. adamların çoğunun postalları yoktu. her şey ya oradaki pcstahanede reddediliyor ya da bunlara Fransa'da el konuluyordu. Manicomio'ya komşu hâkim tepeleri ele geçirerek Baskın Birliklerini desteklemekle görevlendirilmiş birlikler çok kötü oyuna gelmişlerdi.sıra sıra cankurtaranlar Sietamo yoluna dizildiler. Londra'da her-gün gördüğümüz bir şeyi hayatımda ilk defa. Başlangıçta. Bu sırada hepimiz bitliydik. Nihayet hiç tütün dağıtılmadığı on ölümcül gün geçirdik. giyim eşyaları. tütün.kaç tanesi berbat olmamıştı? Baskın Birlikleri Manicomio'yu şiddetle hücum ederek zaptettiler. özellikle tütün. ortalıkta bulunabildiği zaman. şeker çok seyrek bulunmasına rağmen. ama hangi milisten olduğunu unuttum. giyecek. parıltılı minik pirinç tanelerine benzeyen beyaz yumurtalarını bırakırlar. azalıyordu. mum. hâlâ soğuk olmasına rağmen hava bitli olmaya yetecek kadar ısınmıştı. sonradan da beş taneye düştü. sonra günde sekiz taneye.. milisler yoğun ateşle biçildiler. Hey gidi Army and Navy Stores!. Bitten başka hiç tür şey beni o buz gibi soğuk ırmağa girmeye zorlayamazdı. çikolata. Yüzbaşı. Herşey gittikçe azalıyordu —postallar. İnsan biti bir bakıma küçük bir İstakoza benzer ve başlıca mekânı pantolonlardır. Öteki böcekler. ama Barselona'da bile herşey. Mart sonlarına doğru elim iltihapladı ve yarılıp boynuma asılması gerekti. postal yığınlarına rastgeliyordunuz. muvazzaf ordu subaylarından biriydi—sadakatlerinin derecesi kuşku götürür olduğu halde Hükümet bu subayları hizmete almakta İsrar etmişti. Pasifistler savaş aleyhtarı bildirilerini büyütülmüş bit fotoğraflarıyla süslemeyi hayli yararlı bulabilirler sanırım. Askerlerin onu hemen oracıkta öldürdüklerini söylemekten çok hoşnudum. Tütün kıtlığı hepsinden kötüydü. Hastaneye gitmek zorundaydım. gerçekten!. örneğin sivrisinekler insana daha çok sıkıntı çektirir. Fakat. çay. baskın hareketi artık baskın olmaktan çıkmıştı. yumurtadan çıkınca korkunç bir hızla kendi ailesini üreten.

tahtadan un oluklarının yakacak odun diye kopartılıp alındığını görmek çok ha-yıflandırıcıydı. Hava düzelir düzelmez. Cephede herkes çalıyordu. köylülerin sefil kulübelerine yansıyan zenginliklerini görebilirdiniz. Burası P. La Granja'daki fareler hani neredeyse kedi kadar büyüktüler gerçekten. Kilise çok kötü harap olmuştu ama askerî depo olarak kullanılıyordu. köylüler ilk bahar için çift sürmeye çıktılar. kamyonlar dar dolambaçlı yollarını ayın kriterlerine dö-nünceye kadar aşındırıp durmuştu. pislik yığınları arasında badi badi gezinen göbeği yağ bağlamış koca koca canavarlar. Bizim depo ve mutfak olarak kullandığımız La Granja. burasını sistematik olarak tahrip etmek üzere. Köydeki katırların yararlandığı su birikintisinin çevresinde bir peni büyüklüğünde gayet hoş yeşil kurbağalar buldum. Kolum askıdayken kırlarda gezip dolaşarak bir sürü mutlu gün geçirdim. Ahçılarm kepçe ile karavana dağıttıkları büyük avluda paslı teneke. eski bir ordu şarkısını doğruluyordu : Fareler var. muhtemelen. döşemesi de birkaç karış kalınlığında bokla kaplı idi. bunların. Monflorite. fotoğraf makinem ve bütün resimlerim de dahil. üzerlerine ateş etmedikçe kaçmıyacak kadar arsızdılar. Bütün çevrede yalnızca iki tane şöyle böyle durumda çiftlik -Torre Lorenzo ve Torre Fabiân. bahar gerçekten gelmişti. olan iki tane büyük bina vardı.O. Levazımcının deposunda. bu da kıtlığın kaçınılmaz bir sonucuydu. Bu durum. cephe hattının yakınında. o alışılagelmiş çamur ve taş evler karması kasabalardan biriydi. sahip olduğum her türlü kıymetli nesneyi çaldılar. Hendeklerin içinde kurbağalar gürültüyle çiftleşiyorlardı. Nehrin hemen berisinde. Nihayet. Sonradan Barselona'daki hastanede. ama kireçle badanalanmış taşdan yuvarlak kemerli ve muhteşem çatı 92 kirişleri olan çiftlik binaları —muhtemelen yüzyıllar boyunca değişmemiş bir plân üzerine inşa edilmiştir— soylu şeylerdir.. ama hastanedekiler her zaman hepsinin en kötüsüydü. teskereciler kol saatini aşırmışlar. Sonradan. İçinde otuz kırk kadar at barındıran bir ya da daha fazla dönümlük kocaman avlulara ve müşte-melâta sahipti. İspanya'nın bu bölgesindeki kır evleri mimarî yönden hiç de ilginç değildir. Gökyüzünün mavisi daha yumuşak.besbelli bir zamanlar bu araziye hükmetmiş toprak sahiplerinin evleri. katır gübresi ve çürüyen yiyecek döküntüsünün dünya kötüsü bir görünüşü vardı. yani Anar93 .U. Bazan. bu evlerin eski Faşist sahiplerine karşı sinsi bir sempati duygusu veriyordu. yaralı olarak kıyıya nasıl taşındığını anlattı— cankurtarana taşırken bile.. insana. daha gerilerdeki birliklere yakacak bulmak için. bir zamanlar manastır idi. kamyonlarla parti parti adamlar gönderilmişti. doğru dürüst keşfedemedim bile.. kendisine bitişik bir çiftlik eviyle kocaman un değirmeni vardi. büyük ve pahalı makinenin bir işe yaramadan paslanmış öylece durduğunu.(practicates). öylesine parlaktılar ki berilerindeki taze çimen donuk görünüyordu. Ona bitişik küçük kilisenin duvarları şarapnel oyuklarıyla eleğe dönmüştü. hava aniden daha bir huzur verici olmuştu. La Granja'da kullanılmayan her oda apteshaneye dönmüştü —korkunç bir parçalanmış mobilya mezbahası ve kazurat.M. çamur. Köylü delikanlıları canlı canlı saç levhalar üzerinde kızartacakları salyangozları avlamak için kovalarla araziye çıkıyorlardı. Kediler kadar fareler. bir İtalyan denizaltısmın batırdığı bir gemiyle Enternasyonal Tabur'a katılmaya gelen bir Amerikalı bana. buradaki toprak kollektifleştirilmiş mi yoksa düpedüz köylüler toprağı kendi aralarında mı paylaşmışlar. Odaların döşemelerini içerde el bombası patlatarak parçalıyorlardı. İspanyol toprak reformunun bürün-düğü aşırı belirsizliğin tipik bir örneği şuydu ki. milislerin ellerine geçirdikleri evleri nasıl kullandıklarını görmek. fareler.

teorik olarak kollektiıleştiril-diğini sanırım. Bütün tarım araçları Nûhî nebiden kalma idi. Herşeyi dallar ve âdı çayır otu örtmüş. Merhumun erdemlerine dair gülünç şiirlerle dolu kitabelerin çoğu hâlishâne bir biçimde dünyevî idi. insan kemikleri her yere dağılmıştı. bunlar köyün ölüleriydi. siyah fitilli kadifeden kısa pantolonlu. «Huesca'dan» diye cevap verdi. Savaş. Partal mavi gömlekli. sonra ikimiz birden güldük. geniş kenarlı hasır şapkalı adamlar. düşündükçe başka bakımlardan ne kadar çekilmez olsak da. ama saban izi diyebileceğimiz bir biçimde yarmıyordu. Hiç olmazsa toprak ağaları ortadan kalkmıştı. Yalnız bir kere «Bilmem kimin ruhu için dua ediniz» diye Katolik mezarları için olağan sayılan bir yazı gördüm sanıyorum. biz. ancak bu da çoğucası gayretkeş bir dinsizin çelik keskisiyle yontulup çıkartılmış olurdu. Bir iki kere. dürüst. Bu engel arada sırada belleklerinden uçup gidiyordu. elinde. Bu araç bir mutfak masası büyüklüğünde levhalardan yapılmıştı. Burası bir İngiliz mezarlığından tuhaf denecek kadar farklıydı. madenlerin pahalılığı herşeye hâkimdi. Hindistan'da yaptıkları gibi kartal çapalarla kazıyorlardı. çift sürüyorlardı. baştan ayağa yamalı olana dek tekrar tekrar yaman94 mıştı. Köylü kızları kömür gibi kapkara saçlı. değişmez bir biçimde dostça davranıyorlardı —sanıyorum. Ve şimdi sekiz aydır. Tırmık ve çatallar tahtadan yapılmıştı. Sabanları pek zavallı şeylerdi. Belki. kırık bir sabanın uç demiri yamalıydı ve kimi yerde. hepsinin tarihi devrimden önce olmasına rağmen. 95 . toprağı. toprağı yalnızca karıştırıyor. Düşünmeden. iki tane zamana uygun çiftlik traktörü de vardı. aralarındaki bazı yaşlılara mutlaka anlamsız görünüyordu. Toprak ağalarının geri gelmesini biz önlüyorduk. tarlalar işleniyor ve halk hoşnut görünüyordu. Böyle bir nesne ortaya çıkarmak için yapılması zorunlu çalışmayı ve çelik yerine çakmak taşı kullanmayı gerektiren yoksulluğu düşünmek beni hasta etti. hayatları boyunca her hafta tavuk ve sebze satmaya gitmişlerdi. üzerine yüzlerce delik açılmış ve her deliğe de insanların onbin yıl önce yonttuklarının tıpkısı yontulmuş taş parçaları sokulmuştu. hepsinin akrabaları vardı. «Bunun gibi bir kandili nereden satın alabilirim?» dedim. bunlardan birini askerden arınmış bölgede terk edilmiş kulübede gördüğümde. dört beş mezardan birinde küçük bir haç ya da Tanrı'ya ilişkin baştan savma bir işarete rastlanıyordu. hiç kuşkusuz büyük toprak sahiplerinden kaldırılmış. İlk defa. salına salına yürüyen. herhalde devrimin bir yan ürünü olan. Düven olduğunu kavrayana dek uzun bir süre bunun üzerinde kafa yormak zorunda kalmıştım. Yine de bize. erkeksi tavırlı mükemmel canlı yaratıklardı. Huesca beş milden daha yakındı. Bir keresinde. Fakat köyde. hemen tüm mezar taşlarının her türlü dinî yazıdan yoksun olmasıydı. Köylülerin bize gösterdikleri dostluk beni sürekli şaşırtıyordu. Beller nadiren postal sahibi olan bir halk arasında bilinmiyordu. Fakat gerçekten şaşırtıcı olan şey. orası bu insanların pazar yeri idi. İç savaş tuhaf bir şeydir. O zamandan beri sanayileşmeye karşı daha yumuşak hislerle doluyum. köyden bir mil kadar uzaktaki. köylülerle onların eski toprak ağaları arasında yer alıyorduk. kulakları ahenkle inip kalkan katır sürülerinin gerisinde. çünkü gözle görülür bir biçimde her şeyde kıtlık ve herkes için kasvetli iç karartıcı bir yaşam demekti ve en iyi zamanlarda bile köylüler askerî birliklerin kendi sırtlarına yerleştirilmesinden hiç hazet-mezler. Normal olarak cepheden gelen ölüler Sietamo'ya gönderilirdi. arada dikenli tel ve makineli tüfekten yapılmış geçilmez bir engel uzanıyordu. İspanyollar'ın içinde zeytinyağı yaktıkları ufak kandillerden taşıyan yaşlı bir kadınla konuşuyordum. Ölülere saygı diye birşey yok burada!. çevresi alçak bir duvarla çevrilmiş mezarlığa doğru gezintiye çıktım. Taş Devri'nin sonlarından kalmışa benziyen bir çeşit düven de kullanılıyordu. Örneğin.şist bölgesi olduğuna göre. neredeyse dehşete benzer duygulara kapıldığımı hatırlıyorum.

silâhtan arındırılmış bölgede dinleme nöbetindeydik. İspanya'da hatırladığım en soğuk geceydi. bir kere bile haç çıkaran birini görmedim. den bizim orada olduğumuzu farkedişleri. ikiyüz yarda ötede olmasına rağmen. Hastahaneden geri geldiğim gün. İspanyol kilisesi geri gelecek besbelli. şafağın söküşüyle birlikte Faşistler'in bir. kurbağaların kulakları tırmalayan vıyaklayışları. Hrıstiyan inanışı bir dereceye kadar. 96 ama kurbağaların korosunun dışında tam bir sessizlik vardı. Bu hareket aylarca önce yapılmış olmalıydı. İspanyol halkının gözünde. uyuşturucu soğuk. insanın vücudunun giderek daha derine indiği sazlık kokan su: sazlık kokusu.İspanya'nın bu bölgesindeki halkın kesinlikle dinsel duygulardan —dinsel duygu deyince. cephe hattını gerçekten uygun bir yere getirmişlerdi. genellikle kabul edilen fikirleri kastediyorum— yoksun olmaları beni çok çarptı. altımda siper zemininin nemli kili. bu işlerin hepsi öyle bir sessizlik içinde oldu ki Faşistler hiç bir şey işitmediler. bir iki karış yukarıda mermilerin çatırtısı. İspanya'da olduğum sürece. Nisan ayı olmasına rağmen bu. siperi çılgınca kazıyor. İspanyollar'm nasıl olup da arasıra parlak bir örgütçülük başarısı gösterebildikleri tuhaftır. Bütün harekât gayet güzel planlanmıştı. iş tamamlandığında içine brendi katılmış kovalar dolusu şarapla aniden geliveren mutfak hizmetlilerine bile. Faşistler'in bizi neden göremediklerini merak ederek. (meşhur deyimiyle. ama devrimin patlayışının onu çökerttiğine ve bir dereceye kadar —benzer şartlar altında Anglikan Kilisesi için dahi düşünülemiyecek ölçüde— parçaladığına hiç kuşku yok. Yalnızca yüz yarda berimizde bir iş bölüğü sıkı sıkıya çalışıyordu. hiç olmazsa Ka-talonya ve Aragon'da. Hepimiz. herkes kendini hızla dizlerinin üstüne atmıştı. faşist hattmında da bir kaç yüz yarda ilerisiydi. Tüm gece boyunca yalnızca bir tek ses —kürekle düzlenen bir kum torbasının tanıdık sesini— duydum. Thomas Parker kalçasının üst kısmına bir kurşun yedi. alık alık orada durup makineli tüfeklere bakıyorduk. Ve muhtemelen. Kolum hâlâ sargılı olduğundan ben siper kazamadım ve o günün büyük bir bölümünü bir dedektif hikâyesi okuyarak geçirdim— adı «Kaybolan Alacaklı»-idi. böylesine bir hareketin içgüdüleşmiş olacağı düşünülebilir. Kuşkusuz. ertesi gün daha fazla kayıplar oldu. ama orada oturup kitap okurken neler hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum. dediğine göre. etkisi çok yaygın ve hiç kuşkusuz bir çala dinsellik kokan anarşizm tarafından yerinden edilmişti. Şu anda cephe hattımız. kum torbaları konulmuş yukarı pencerelerindeki makineli tüfekler doğrudan doğruya siperin içini hedef almış gibi görünüyordu. bin yarda kadar ilerideki bir küçük ırmak boyunca uzanıyordu ve. daha derinleştiriyor ve yanlarda küçük sığmaklar oyuyordu. kapkara gökyüzünde hiç kımıldamayan yıldızlar. Herkese görev dağıtımı yapılmıştı. düpedüz bir dolandırıcılık şebekesiydi. Casa Francesa'nm kare biçimindeki beyaz bloku. Sonra. Bütün gece boyunca yalnızca bir tek kayıp verdik. Ve sonra. Faşist cephe hattının bir parçası olan Casa Francesa adlı tahkim edilmiş çiftlik evinden yüz yarda uzakta. tepemizde kule gibi yükseliyormuş. Kilise gerçekten. Şimdi yapılmasının amacı Jaca yoluna doğru hücuma geçen Anarşistler'in bu tarafa ilerleyebilmek için birlikleri bizimle karşı karşıya getirmiş olmalarıydı. Altmış yetmiş saat süren uykusuzluk anılarımı bir çeşit maviliştiriyor ya da daha çok bir seri resim arasında yutuluyordu. Konusunu hatırlamıyorum. Korkunç bir bataklıkta yedi saat yatış. Yedi saat içinde altıyüz adam— faşist hatlarından yüz ya da yüzelli ilâ üçyüz yarda uzaklıkta— binikiyüz metre uzunluğunda siper ve korunma duvarı inşa ettiler. adamlar aceleyle gelip gittikçe devamlı olarak bacaklarımın yerini değiştirişim. hayretten ağzımız açılmış. gece ve Cizvitler her zaman geri dönerler). felâket bir kurşun yağmuru başladı. devrim olsun ya da olmasın. bu yara onu madalya almaya kendi istediğinden da97 .

Gece indiğinde yedisi ölmüştü. unutulmaz bir başarı. Tuhaftır. sonra bir vızıltı ve boru! Çatının parçalanmış tahtaları yükseliyor ve bir uralit levhası. Kopp ve Benjamin arkamızda. Cankurtaranlar çok yakına gelse bile.'un gençlik kolu. ancak bir devin bıçakla yapabileceği kadar düzgün bir biçimde. ama yeterince çabuk kıvıramadık. Ve sonra. Batı ufkunda muazzam patlamalar saniye aralıklarıyla ardınca gül rengi top alevlerinin aydınlıklarını izledi. Tarlaları sulamak için açılmış bir hendeğin içine. Öyle de yaptık. Faşistlerin koruma duvarından elli altmış yarda ötede saldırı emrini bekleyiş. havadan süzüle süzüle iniyor. sürekli trampet çalmışına benzeyen yoğun. çünkü yol olsa bile cankurtaranlar hiçbir zaman cephe hattının çok yakınma gelemiyorlardı.C. üzerlerini doğru dürüst örtmeyen kırtipil ot tutamlarıyla yerde yatmak zorunda kaldılar. O sabah Faşistler çok iyi ateş ediyorlardı. İçinde beklediğimiz ahırın tabanı. saçılmış bir dizi iskambil kâğıdı gibi. isabet ettirmesini istersiniz. belki de iş görenler Alman topçularıydı. Ansızın. bu gürleme. Bir gülle arkaya. hedefte akşam yemeğiniz ve bazı yoldaşlarınız da olsa.S. millerce uzaktan bile kulağa şeytanî ve yırtıcı gelen. düzensiz ve anlamsız bir ateş yağmuru tepemizi sıyırıp geçerken.U.'na karşılık).. fa. 99 .ha fazla yaklaştırmıştı.C. ansızın şafak bastırıverdi —kaçmalarına olanak yoktu. Tuhaftır. J.. çünkü modern savaşlarda cankurtaranları cephane taşımak amacıyla kullanmaktan kimse çekinmez. Yaralıların bir iki mil taşınması gerekiyordu. heyecandan nefes nefese gördüm. Toplar gündüzleri ahenkle gürlüyordu. Ve sonra.C. yuvarlanan bir sesti. her-bir kımıldayışlarında Faşistler ateş açıyordu. bombardıman edilmiş ve kısmen yıkılmıştı. uzun bir sıra halinde doluşmuş bir sürü adam. beş Faşist nöbetçisi görevi ihmal nedeniyle kurşuna dizilmişti. Yaralıları dar ve kalabalık siper boyunca taşımak sıkıntılı bir işti. topçunun hedefine. üzerimde dolaşmasıdır.M. Hayatta en nefret ettiğim şey. bizi gece harekât esnasında yakalamış olsalardı vereceğimiz kaybın yanında hiç bir şeydi. bunu izleyen günler boyunca Huesca tarafında Anarşist saldırılarının gürültüleri duyuldu. Faşistler bunlara ateş açmayı adet edinmişlerdi— haklı olarak. Yeni mutfağımız Torre Fabian. Bütün cephe hattı boyunca kayıplar oluyordu ama bu. bir sıçanın karanlıkta. Sonra telsizden gelen pip-pip-pip sesi ve her şey iyi giderken bulunduğumuz yerden çıkmamız gerektiğini bil98 diren fısıitılı emir.. Şimdi bile.O. birkaç havan topu getirecek kadar girişken olsaydılar. Fakat ahcılar akşam yemeğini zamanında yetiştirdiler— hayranlık uyandırıcı. öbür beşi ise karanlıkta sürünerek kaçmayı becerdiler. kısa sürelerle. bir gülle öne. Torre Fabian'da bir hücum beklerken. birine bir yumruk yapıştırmak ve havada uçurmak mutluluğuna erdim. omuzlarına kayışla bir telsiz alıcısı bağlı bir adamla çömelmiş oturuyorlar. P. koruma duvarına uyuşuk uyuşuk yaslanmak için kendimizi sipere atacaktık. U. Bundan sonraki gülle bir binanın köşesini.. ertesi gece. Ateş alanı Huesca'-yı çevreleyen cephe hatlarına derece derece yayılacak ve biz.U. bazı zamanlar aynı anda patlayan yirmi librelik bombalarının. aldı götürdü. bizi toptan imha etmeleri işten değildi. Bütün gün orada. Dizleri kanla kararmış bir zavallıyı sedyesinden fırlamış.I. karanlıkta gözlerinin akları parlıyor. şist koruma duvarından yalnızca kırk yarda ötede iken. Ve sonra. Toprak zeminin her yanından pis hayvan kokuları kaynıyordu.'nin J. Hep aynı ses. topçu ateşini güvenceli bir uzaklıktan seyrettiğiniz zaman. Faşistler Torre Fabian'ı güzelce makasa âldılar. Her neyse. Bir asker kaçağının sonradan bize söylediğine göre. sesleri duyulurdu Bunu. süngüleri dışarı çıkmış. tüfek ve makineli tüfeklerin aralıksız gürleyişi izledi. üyesi bir düzine zavallı çocuk (P. insan ve sığır kemikleri karışımı kemik tabakalarının üzerini örten bir saman katından oluşmuştu ve fırıl fırıl sıçanlarla doluydu. son anda telsizle iptal edilmesi.

lik Rus bataryası vardı. bisikletine binmiş ıslık çalarak giden bir adam gibi ses çıkarıyordu. Cephenin bizim tarafımızda kalan kısmında fazla 100 bir şey olmuyordu. İkiyüz yarda solumuzda. İki yüz yarda sağımızda. yükseldi. iki makineli tüfek ve bir sahra topu mazgalıyla barikat. Faşistler'in daha yukarıda kaldığı yerden ateş eden gizli nişancılar birkaç yoldaşımızı vurdular. Alçak bir mahrekleri ve çok yüksek bir ivmeleri vardı . Beton eski karyola kirişleriyle pekiştiriliyordu— bu amaç için bulunabilecek tek demir oydu besbelli. vızıltıyı ve güllenin patlamasını neredeyse aynı anda duyuyordunuz.) geçmişi mutlaka ondokuzuncu asra uzanan büyük bir top vardı. milis bombası 101 .Günler geçtikçe. aşağıdan kuşların kanat sesleri gibi gelir. Bu. 7 Bir akşamüstü Benjamin onbeş gönüllü istediğini söyledi. Küçük olmalarına rağmen. Bu topun kocaman gülleleri ıslık çalarak öylesine yavaş giderdi ki. betondan yapılmış iki kadem kalınlığında sağlam bir duvardı. süngümü kirlettim (fazla parlak olursa derhal yerinizi belli eder) ve iri bir ekmek parçası. Monflorite'nin arkasında. köprü üstünde bir beton barikat kuranlar arasında bir çeşit düello sürüp gidiyordu. ama ben bunlardan birinin bir uçağa bin yardadan fazla yaklaştığını hiç görmedim. Meksika yapısı on fişeğimi yağladım. zınk edip patlamalar! Yüz yarda ötede. Her birimize üçer tane bomba dağıtıldı.onun için fişeğin infilâkini. ırmağın üstündeki köprüde. tıpkı kocaman bir çelik bilya bir örsün üstünde dağılıyormuş gibi infilâk ederlerdi. siper havanlarının sesi hepsinin en kötüsüydü. Hemen berimizde çok yakından ateş eden ve her nedense belleğimde golf topuna vuran şişko bir adamı çağrıştıran iki tane 75 mm. gözle görmediğimiz fakat seslerini işittiğimiz toplar farklı bir kişilik kazanmaya başladılar. Huesca'ya giden yollardan birini koruyordu. Geçen kere iptal edilen faşist palankasına yapılacak saldırı bu gece gerçekleştirilecekti. Mermileri gerçekten kanatlı bir çeşit torpidoydu. Bir uçak pike yapıp makinalı tüfeklerini kullanmaya başlayınca mermilerin tıkırdısı. birlikte koşup yetişeceğinize emin olabilirdiniz. güvenceli bir uzaklıktan. Gülleler. ufak bir şişe büyük!üğündey-diler. İspanyol Hükümeti nihayet adama benzer bir bomba imalinde başarıya ulaşmıştı. kötü bir sulu-boya tablosunun bulutçukları gibi göğü noktalardı. günde birkaç kez zincire vurulmuş ejderhaların uluması gibi boğuk bir gürlemeyle ateşlenen iki top bulunuyordu. bunların yankılanan gümbürtüleri iki mil uzaktan bile toprağı titretirdi. Köprünün çevresindeki zavallılar günün büyük bir kısmını siper tarafında oyulan küçük insan çukurlarında saklanarak geçiliyorlardı. Daha yukarıda Mount Aragon'da (söylendiğine göre tarihinde ilk defa olarak) Hükümet birliklerinin geçen yıl ele geçirdiği orta çağdan kalma bir kalede (bu kale. bir puroyu paket ettim. Barlarda elle hedefe atılan ucu iğneli arkası tüylü oklar gibi. bu. sihirli ağaçlar gibi havaya yükselen toprak sütunlarını ve kara dumanları seyredebilirdiniz. Bazan bizim uçaklarımız tepemizde uçar ve düşman hedeflerine hava torpidoları atardı. Şeytanî bir madenî patlamayla. Faşist uçaksavar toplarının attığı mermiler. faşist havan toplarıyla. Felâket saçan ufak gülleler tepede vızıldıyordu— asfalt yola kondukları zaman iki kat şeytanî bir ses çıkararak zınk edip patlamalar. Fakat kayıplar beklendiği kadar çok olmadı. karımın Barselona'dan gönderdiği. üç parmak kalınlığında sucuk ve uzun zamandan beri sakladığım. Bunlar gördüğüm —ya da daha doğrusu seslerini işittiğim— ilk Rus toplarıydı.

karanlık avluda kahvenin nerede olduğunu araştırdık durduk. hayâl meya' seçilen bir insan topluluğu çiftlik avlusunda bekliyordu. Biz bu işleri kıvırırken. pimlerden birinin çok sert. Bir başkası bir iskambil destesi çıkarıverdi. Faşist korunma duvarı yüzelli yarda kadar ötedeydi. Kopp bize önce İspanyolca sonra İngilizce hitap ederek saldırı planını açıkladı. Zifirî karanlık ve ortalığı çarşaf gibi örten yağmurun altında. Çamur. 103 . Jorga atacak. Birisi sivri bir kazma buldu ve kaldıraç gibi kullanarak yerden parçalanmış bir kalas söktü. aşağıdaki taşlara kadar yirmi ayak bir boşluk oluşturmuştu. etraf koyu karanlıktı ama rüzgâr durmuştu. Foşş!? Yeniden yarı belimize kadar suya girmiştik. Bizim karanlıkta birbirimizi vurmamızı önlemek için beyaz pazubent takılacaktı. Konyaklı sıcak kahve dağıtılacağına dair bir söylenti —savaş sırasında devamlı salgın halinde olan o esrarlı söylentilerden biri— aramızda do-laşıverdi. belinize kadar su içinde kalıyordunuz. ışık olmadan içeride hareket etmek olanaksızdı. ama bir yerine iki pimi vardı. Heyhat! Kahve falan yoktu. Sulama hendekleri taşmıştı. Sonra. ileriye doğru iki büklüm emeklemeye başladı. Pimleri' çektikten sonra bomba patlayana dek.esasına göre yapılmıştı. Faşistler'in buradaki cephe hattı L biçiminde bir kıvrım yapıyor. Buraya düşen bir gülle zeminin yarısını koparmış. Fakat yine de atmaya elverişli. geri kalanımız Faşistler'i bomba yağmuruna tutarak koruma duvarının dışına sürecek ve yeniden toparlanmalarına fırsat vermeden koruma duvarını ele geçirecektik. L kıvrımının köşesinde yükselen arazi üzerinde uzanıyordu. aynı zamanda yetmiş Baskın Birlikçisi. En büyük kötülüğü. Jorge. Bu yüzden iki şeyden birini yapabilirdiniz: ya her iki pimi de yerde bırakmak ve acil bir durumda sıkışık olanı çıkaramamak ya da sıkışık olanı çıkarmak ve cebinizde ha patladı ha patlayacak diye ecel terleri döke döke dolaşmak. balçık çamur sızıyordu. öbürünün çok gevşek olmasıydı. Yağmur hâlâ yağıyordu. Korunma duvarındaki gedikten sırayla çıktık ve başka bir sulama hendeğinde yürümeğe başladık. Pancar tarlaları arasından geçen patikalar yağlı bir direk gibi kaygan bir dizi bataklığa dönüşmüştü. sırılsıklam olmuş elbiselerimizden buharlar çıkıyordu. yedi saniyelik bir süre geçiyordu. hendeklere her düşüşünüzde. herkes daha koruma duvarımızdan ayrılırken birçok kereler düşmüş. tek sıraya dizdiler. geri kalanımız da onları izledik. Sıraya girip çökmek üzere olan merdivenden dolanarak hevesle aşağıya indik. Tabur komutanımız (milis gücünde tabur aşağı yukarı dört yüz kişi kadardı). sözü edilemiyecek kadar berbattı. postallarımızın tepesinden pis. birkaç dakika içinde ateşimiz tutuşmuştu. Kahve verecek yerde bizi biraraya çağırdılar. bizim saldırmamız gereken korunma duvarı ise. Akşamdan beri bardaktan boşanırcasma yağmur yağıyordu. Tam bu sırada. yarısı İngiliz yansı İspanyol otuz kadarımız yukarı doğru tırmanacak ve Faşistler'in telgraf tellerini kesecektik. Katır ahırının üzerindeki zahire anbarı şarapnel ateşiyle öylesine harap olmuştu ki. Gece yarısından az önce Benjamin topumuzu alıp Torre Fabian'a götürdü. doktor ve bir dizi sedyeci bekliyordu. İlk işaret bombasını. Her yerde kocaman havuzlar oluşmuştu. Oraya varabilmemiz sessiz hareket etmemize bağlıydı. Koruma duvarında aracı olarak küçük bir küme adam. Jorge Roca ve Benjamin'in komutası altında. Bulunduğumuz yere gelmeden çok önce. bir haberci hiç beyaz pazubent bulunmadığını bildirmeye geldi. ele yatkın küçük bir bombaydı. ikiyüz yarda ötede uzanan ve öbürüne bir haberleşme siperiyle kenetlenmiş bir sonraki faşist «mevzii» ne aniden saldıya geçeceklerdi. sonra Jorge ve Benjamin karanlığa daldı. Karanlığın içinden yırtınırcasına bir ses yükseldi: «Bizim 102 yerimize Faşistler'in beyaz pazubent takmalarını sağlayamaz mıyız?» Bu işe daha bir iki saat vardı. tüfeklerimiz çamurla kaplanmıştı. dı-şarda otların üstünde hepimiz çıkana kadar bekledi.

Jorge bir kere daha dizlerinin üstünde eğildi ve beceriksizce teli kesti. yirmi adımdan daha yakında olmadıkça hiç kimsenin görülemiyeceğini tecrübelerimle biliyordum. cevap veren bir atış. Bir teneke kutuya çarptım. Gelenler korkunç gürültüler çıkarıyorlar gibiydi. faşist hatlarında bir hareket yoktu. bunun olanaksız olduğunu bildiren aynı rü104 yamsı kesinlik!! Uzaklık nasıl da büyüyordu! Araziyi çok iyi tanıyordum. Geriye baktığımda. bir karınca gibi. bana en yakından emekleyen adamları. çok yakınımdan gelen Benjamin kötü bir İngilizceyle bana. Gitgide yavaşlıyarak durmadan ileriye doğru ilerliyorduk.Ben. tasalanmasına gerek olmadığını söyleyebilirdim. Bir kere bizi duyarlarsa işimiz bitikti. rüzgâr durmuştu ve yağan yağmura rağmen gece çok sakindi. Jorge dizlerinin üstüne çökerek beceriksiz bir tavırla cebini aradı. Sessiz ilerlemek çok daha önemliydi. bir ses. yalnızca araya giren uzaklığı aşmak ister. Kırt kırt! Uzanan nesne itinayla bir yana kaldırıldı. Bütün yapacakları. sessizlik. Jorge ve Benjamin ile önde gidiyordum İki büklüm ama kafalarımız kalkık. Şimdi yayılacak 105 . Orada burada yumuşak otların parlak tarhları. arazideki eğri büğrü-lüklerin ne kadar büyük olduğunun farkına varırsınız. haddi hesabı olmayan umutsuz bir özleyiş duyarsınız. dünya kötüsü yapışkan küçük çamur gölcükleri. Benjamin elini enseme koyarak başımı aşağı çekti. Onlar sizi duymadan bir bomba atılabilecek kadar yakına gelebilmek!! Böyle zamanlarda korku duymazsınız bile. kırt! Bu nesneyi ses çıkarmadan kesmenin yolu yoktu. İşin kötü tarafı. hem de iki büklüm! Hırsızlama sinsi bir adım. sonra dinlemek için duracak ve bir adım daha atacaksınız. Yine de. «Başını aşağıda tut! Başını aşağıda tut!» diye fısıldıyordu. İçteki telin koruma duvarından ancak yirmi yarda uzakta olduğunu biliyordum.. Jorge geridekiler yaklaşsınlar diye bekledi. bir fare yuvasına yaklaşan kedinin becerebileceği kadar nazikâne ayağınızı alçaltacak. Otuz adamın duyulmadan oraya kadar gidebilmesi bana akıl almaz görünüyordu. nasıl olduysa hedefe vardık. Asırlar kadar uzun gelen bir zamandır sürünüp duruyorduk. Biraz daha çabuk hareket ederek dört ayak üstünde geçtik. Tek tel makasımız ondaydı. Faşist koruma duvarı artık seçilebiliyordu tepemizde bir karaltıya benzeyen silik siyah bir tümsek. Fakat vıcık vıcık çamur olmuş toprakta ses çıkarmadan hareket etmek nerdeyse olanaksızdı. Ona. Bir vahşi hayvanı sinsi sinsi izlerken de tam tamına aynı şeyi hissetmiştim. artık yanlış yola girdiğimizi düşünmeye başlamıştım. böyle bir durumda kaçmak ya da vurulmaktan başka yapılacak bir-şey yoktu. kaçınmanız gerekli hışırdayan uzun sazlar. ancak yüzelli yarda kadardı ama bana bir milmiş gibi geliyordu.. Durmadan ileriye. iyice kapkara birşeyden belli belirsiz paralel çizgiler göründü. Menzile girebilmek için aynı işkenceden kıvrandı-ran arzu. Kırt. Fakat hayır. Karanlık bir gecede. Sonra karanlıkta. Ayaklarınız çamura saplanmış. Yağmur inceden inceye yüzümüzü dövüyordu. zifiri karanlıkta hani nerdeyse her adımda daha yavaşlayarak dört ayak üzerinde emekliyorduk. makineli tüfekleriyle karanlığı taramaktan ibaretti. Şimdi herhalde faşist korunma duvarına elli yarda uzaklıktaydık. her adım atışınızda şap şap sesler çıkınca ne yapabilirdiniz ki. Oraya varmak için nasıl derin bir arzu duyduğumu size ifade edemem. Her başımı kaldırışmıda. Bir keresinde başımı kaldırdım. herhangi bir ses çok uzaklara gidebilirdi. Dışdaki tel örgü olacaktı (Faşistler iki sıra tel kullanıyordu). ileriye doğru kayan kocaman siyah mantarlar gibi bir takım kambur şekiller halinde görebiliyordum. gürültü etmeden üzerinden aşılması olanaksız görünen. Demek içteki tele varmıştık. Dörtayak üstünde süründüğünüz zaman. Nefes alışlarımız bile bizi ele vermeye yeterliydi. millerce uzaktaki Faşistler'in bu sesi mutlaka duyacaklarını düşünerek ölümcül anlar yaşadım. nerdeyse insana umudunu kaybettirecek taş yığınları.

tam aralarında kaldığımın bilincindey-dim. mümkünü yok. öylesine ya-kmımdaydı ki infilâkin sıcaklığını duyabiliyordum. Her mazgal. Tepede mutlaka bir Faşist beni bekliyordu. Tam bu anda. bir süngü ve yüzelli fişekle aşağı cloğru çekilirken hızlı hareket edemezsiniz. Lanet şey. Budalaca bir hareket. bombayı fırlattım. alev püskürten mazgal şeridini bir baştan bir başa geçmek demekti. Kendimi yere yapıştırdım. O şamatanın arasından usul usul «vuruldum» diye İngilizce konuşan birinin sesini duydum. yüzümü çamura hızla çarpınca boynumu incittim ve yaralandığımı sandım. bir türlü dışarı çekilmiyordu. düşünülemiyecek kadar büyük bir hızla. bunların bazıları koruma duvarına kadar yetişemiyordu. her nedense . en sonunda bizi duymuştu. Nöbetçi. Her nedense. Patlamaların kızıl ışığında kum torbaları teker teker görülüyordu. «hantal hantal yürüdük» demek daha doğru olurdu. Bir patlama! Attığı bomba koruma duvarı üzerinde bir yerlerde patladı. En sonunda pimi yanlış yöne çekiştirdiğim kafama dank ediverdi. Karanlıkta üstünüze ateş açılması her zaman Allahm belâsı bir şeydir —her tüfek alevi dosdoğru size nişan alıyormuş gibi gelir. tam makineli tüfek yuvasının yanında patladı. Jorge ilk atışta yaralı düşmüş. Ona doğru koştum. tam bu anda faşist koruma duvarından bir şimşek çaktı ve bir patlama oldu. bombanın birinin pimiyle yırtınırcasına güreşiyordum. otomatik tabancasıyla tüfek alevlerine dikkatle ateş ediyordu. yine de. Jorge ve Benjamin sürüne sürüne sağa doğru gittiler. Benjamin yüzünde hoşnut. «Atıldık» diyorum. Jorge dizlerinin üstünde pozunu aldı. beni ıskalayamazdı. sırılsıklam ıslandığınız ve baştan ayağa çamur içinde olduğunuzda ağır bir tüfek. Nereye gittiğini hatırlamıyorum. Ayağa kalkıp adama bağırdım: «Bana ateş etmesene aptal herif!» O anda on onbeş yarda sağımda Benjamin'in kolunun. Gerçekten. Çok gerideki adamlar bombalarını fırlatıyor. koruma duvarının içinde. Ah! Bu kere kuşkusuz yerini bulmuştu. Benjamin'nin arkasında diz çöktüm ve üçüncü bombayı fırlattım. kendimi tekrar yere attım. bizi bekleyen hiçbir Fa107 . Adam bu menzilden ateş ederse. Koruma duvarının yükseldiği alçak yamaca doğru atıldık. faşist koruma duvarından on yirmi tüfek gürlemesi geldi. ortalıkta görünmüyordu— bir yerlerde olmalıydı. korku hedefimi şaşırtmıştı. geride bizimkiler ateş ediyordu ve ben. köşede. Aniden Faşistler'in ateşi durgunlaşmış gibi görünüyordu. peşinen süngülerimizin çarpıştığını hissediyor ve onun kollarının benimkinden güçlü olup olmayacağını merak ediyordum. Dizlerimin üstünde doğruldum ve ikinci bombayı fırlattım. Bir atışın ani patlayışını duyunca hemen arkamda bir adamın ateş etmekte olduğunu farkettim. Faşistler ateş ediyordu.zamanımız olursa. Ama en kötüsü bombalardı. ama yaralandım diye dehşet duyuyordum. Bir yerde. krikette top atan oyuncu gibi kolunu kıvırdı. Benjamin ayağa sıçradı. Gündüz vakti yalnızca infilâkin patlama sesi duyulur. Birden. Bu. Bomba koruma duvarının dışında sağda bir yerde patladı. gerçek şu ki. oluktan fışkıran bir alev fıskiyesi gibi görünüyordu. Bomba. bana dokun106 mayan bomba. Bir bombanın çok yakınınızda patlayışını görmeden bunların ne dehşet verici şeyler olduğunu kavrayamazsınız. Pimi dışarı çekerek dizlerimin üstünde doğruldum. yalnızca süngüyle üstüme geleceğini düşünüyordum. İlk ateşte kendimi yere atmıştım. çevremdeki pek çok insanı yaralamıştı. «İleri! Hücum!» diye bağırdı. Demek ki Faşistler bizim yolumuzu gözlüyorlardı. teldeki küçük gedikten geçebilmek için tek bir sıra olmak zorundaydılar. herşey iyi gidiyordu. karanlıkta ise bir de insanı kör eden kamaştırıcı kızıl ışık vardır. bana doğru kımıldadığını gördüm.onun bana ateş edeceğini hiç beklemiyor. koşarken sol elimi yanağıma yapıştırdım —sanki bir insan eli kurşunu durdurabilirmiş gibi. Bu işler olur biterken yapış yapış çamurun içinde yan yatıyor. başka bir bomba önümde patlayıverdi. Fakat geride yayılmış olanlar. şeytanî bir ifadeyle tek dizinin üstünde eğilmiş.

Mevziyi araştırmaya başladık. kirişler ortalığa dağılmış. İngiliz ve İspanyol karışık birkaç yaralı dışarıda yatıyordu. en iyi tüfek bile çok ısınınca sıkışmaya yatkın olurdu. Bombalarımız bütün kulübeleri ve sığmakları tahrip etmişti. Küçük aralarla ayni şeyi yapmaya devam ediyorduk. büyük uralit parçaları her yere yığılmıştı. sonra da kaybedersiniz. Ateşin gürültüsü. adamı açık seçik görebiliyordum. ama bu çok uzaktan geliyordu. Fakat birbirimizi vururuz korkusuyla koruma duvarına girdiğimizde yalnızca süngü kullanmamız emredilmişti. Benjamin. bir ikisi de yaralı olmak üzere. Sağ koldaki koruma duvarının üstünden baktığınızda karanlığı delen yeşilimsi sayısız tüfek alevlerini görebilirdiniz. Tüfeklerimizin yarısı çamurla dolmuştu ve kullanılmaz haldeydi. Aklım yirmi yıl geriye dönerek. bu olay benim için oldukça komik bir anı. Toprak altında bir yerde gizlenmiş olduklarını sanıyordum. Faşistler hâlâ üç yandan bize ateş yağdırıyorlardı. «Biz tüfek istiyoruz. bana Çanakkale Boğazı'nda bir Türk'ü nasıl süngülediğini canlandırarak gösteri yapan. içimizde hiç kimsenin buna benzer bir ışığı olmayacaktı. İçerde herşey paramparça olmuş. ama bunlar yüz ikiyüz yarda kadar gerilerde kalmışlardı. Bizim işimiz mevziyi araştırmak ve yağmalanmaya değer herşeyi yürütmekti. daha azalmıştı. mekanizmayı tutar bir yerlere koyar. o sipere doğru kaçıyor. yine kurtuldu. Sonra yarı ışık altında gölgeli bir siluet. Başka bir hamle daha yaptım. her nasılsa. hiçbir zaman tam olarak yetişemiyor. Belli belirsiz bir rahatlama duygusuyla koruma duvarının alçak olduğunu ve kum torbalarının ayak basacak iyi bir destek verdiğini keşfettim. Herhalde pek yakın olacağım ki. İngilizce olarak (o anda tek kelime bile İspanyolca düşünecek halde değildim) «Dışarı çıkın! Teslim olun!» diye bağırdım. elinde sargı bezleriyle gidip geliyor ve tabiatıyla.» dediğimi hatırlıyorum. Tüfekler temizlenebilirdi. Karımın Barselona'dan becerip aldığı bir ufak elektrik feneri de olmasa. harap olmuş kulübelerden birinin tepesinden aşağı zıpladı ve sola doğru atıldı. adamın kürek kemiklerini ancak dürtüştürüyordum.şist yoktu. bunların üstünden aşmak pek zordur. Kuşkusuz. Mevziye döndü108 ğümde ortalık bir sürü bağnşan adamla dolmuştu. daha fazla değil. adam araziyi benden daha iyi biliyordu. omuzlarına sardığı battaniyeden başka üstünde bir şeyi yok gibiydi. ben de peşinden kovalıyordum. Kıl payı farkla kurtuldu. hâlâ ortalıkta in cin top oynuyordu. bir adam.» Doğruydu bu. İlk yardım konusunda bir miktar eğitim görmüş Belfastlı bir İrlandalı. Tüfeğimi dipçiğinden tutup adamın sırtına doğru salladım. Kulübenin köşesini dönünce bir adam gördüm— önceden gördüğüm adam mıydı bilmiyorum— ulaşım siperinden öbür faşist mevziine kaçıyordu. sanıyorum. İyi tüfekli birkaç kişi uzaktan rasgele ateşe başladılar. Süngümü karanlığın içine gelişi güzel sallayarak peşinden koşmaya başladım. kısa zamanda elimden kaçıp kurtuldu. «POUM» diye feryat etmesine rağmen üstüne ateş açılıyordu. Kural olarak. ama karanlıkta tüfeğin mekanizmasını çekip çıkarmak tehlikelidir. ama onun için daha az komiktir. Patrick O'Hara. Ateş etsem adamı biçivermem işten bile değildi. «Yoldaşlar! Cephane! Burada çok cephane var!» «Cephane istemiyoruz» dedi birisi. Benjamin ve birkaç kişi daha. mevzinin ortasındaki büyük kulübe sığmaklarını eşelemeye başlamışlardı bile. Zaten ateş etmeyi aklıma bile getirmedim. Koruma duvarının içinde. okuldaki boks öğretmenine gitti. Başı açıktı. Cevap yok. onaltı kişiydik. Şimdilik onları geri püskürtmüştük. Kehanette bulunurmuş gibi «Burasını bir buçuk saat elimizde tutabiliriz. koruma duvarına her geri gelişinde. Şimdi geriye baktığımda. Ve. Yerde bir sürü ölü 109 . bir cephane sandığının ipten sapını çekerek heyecanla seslendi. Hiç kimse çok süratli ateş etmeye cüret edemiyordu. Neden bir buçuk saati uygun gördüğümü bilmiyorum.

üstünüzden başınız111 . Feneri pencereden içeri doğru tuttuk. kısmen toprağın üzerinde kalan. ama durup incelemedim. Fakat Faşistler'in sağdan karşı saldırıya geçmeyecekleri besbelliydi. deri bir kılıf içinde duvara dayalı duruyordu. Kum torbaları pek büyüktü. Şimdi ateş. kitap. En uçta. bir sürü cephane sandıkları ve yedek parçaları oradaydı. 110 Bu sırada birisi bağırarak Faşistlerin yaklaştıklarını haber verdi. ama dişe dokunur fazla birşey bulamadık. hayli âdî. Makinalı tüfek yuvasında elektrik fenerini yaktım. Bu yönden yoğun bir ateş geliyordu. ama makinalıyı götürmek budalaca ve korkakça birşeydi. ateşin gürültüsü daha da artmıştı. ama her an ateşi indirebilirlerdi. Mevzi. Bu seferki. kısa mesafeden duymağa alıştığım kesintisiz. En azından altmış yetmiş büyüteçli. Dışarda yattığımız sürece. Emir üzerine hareket ettikleri kuşkusuzdu. Ve sonra. girdik ama bulduğumuz nesne makinalı tüfek değil. Sığmakların öte tarafına gittim. çünkü makinalıyı yerinde tutsalar topumuzu biçmeleri işten bile değildi. kabaca atnalı biçimindeydi. ama makinalı tüfek yoktu. Fakat bu kere gürültü sağır ediciydi. yiyecek. çünkü bu. Yerde bir sürü faşist elbombaları vardı— bunlar. Yanımda. İlk alarmda söküp götürmüş olmalıydılar. doğrudan hiçbir siperin olmadığı ön cephedeydi. makinalı tüfeğin neden ateşlenmediğini merak etmiştim. Orayı burayı araştırdık. cephe hattının içinden üstümüze gelirlerdi. sığmaklar ortada olmak üzere. Baskın Birlikleri burasını ele geçirmemişlerdi. Faşist sığmaklarının açık sefaleti karşısında çarpılmamak olanaksızdı. davul gürle-mesini andıran bir tüfekler yığınının gürlemesiydi. Tüfeği sıkışan bir başkası da onun tüfeğini dolduruyordu. Hattın yukarısmdaki öbür faşist mevziinden geliyor olmalıydı. Bu cins teleskoplar cephenin bizim tarafında yoktu ve bunlara şiddetle ihtiyacımız vardı. Hâl-i hâzırda ateş geliyordu. küçük pencereli ufacık bir sığınak vardı. silâhsızlıktan canı çıkmış ordumuzda ondan bile daha kıymetli birşeydi. her biri elli kilo ağırlığmdaydı ve bunları kaldırmak gücünüzün her dirhemini alıp götürüyordu. Tehlikeli nokta. belirsiz bir biçimde. Bir makinalı tüfek ele geçirmeyi içtenlikle istemiştik. bir ipi çekince emniyet tertibatları açılan. Kuşkusuz. Bizim sığınaklarda görülen yedek elbise. kuşkusuz.yatıyordu. yirmi yarda ileriye taşıyor ve kabaca üstüste yığıyorduk. birkaç millik çevreye yayılıyordu. Tepemizden bir kurşun yağmuru akıyordu. Berbat bir işti bu. Ve bu işleri çok çabuk yapmak zorundaydık. Hızla sığmağın çevresini dolaşıp kapısından içeri girdik. Bu besbelli bir makineli tüfek namlusuydu. Eğer az buçuk akılları varsa. Bu tarafta dört beş kişi kadardık. Ne yapmamız gerektiği apaçık ortadaydı. silâhtan arınmış bölgeyi geçmek ve kendi koruma duvarlarına saldırmak demekti. Acı bir düş kırıklığı! Makinalı tüfek falan yoktu! Sehpası. böyle bir şeyin ilk olarak tam ortasında kalıyordum. ama gerçekte pek büyük bir dert değildi. altı • parmak çapında. çürümüş çuval yırtılıyor. bu zavallı maaşsız kur'a askerlerinin battaniye ve ıslak birkaç ekmek parçasından başka birşeyleri yoktu anlaşılan. silindir biçimde bir nesne. Dört ayak uzunluğunda. Teleskopu bir zafer alayıyla getirdik ve sonradan taşınmak üzere koruma duvarına dayadık. Korkunç öfkelendik. böylelikle bizi soldan ateş altına alabilecek başka bir koruma duvarı vardı. bir işe yaramadan sarkan yaralı koluyla Douglas Thompson koruma duvarına dayanıyor ve tek eliyle alevlere ateş ediyordu. her tarafta görülen alevlere bakarak. makinalı tüfeğin peşindeydim. özel eşya gibi pılı pırtı yığınları hiç yoktu. Kum torbalarını yerinden kaldırmaya başladık. Cephedeki duvardan kum torbalarını sürükleyerek savunmasız tarafa yığmalı ve orada bir barikat kurmalıydık. ikinci derecede bombalardı— bir ikisini hatıra eşya diye alıp cebime koydum. bize karşı yüz ikiyüz kişi kadar olduklarını anlıyabiliyordum. Ben asıl. lâhzada bir yaşa sesi yükseldi. katlanır sehpası olan kocaman bir sahra dürbünüydü.

Bu kere kuşkuya hiç yer yoktu. bir bağırış Faşistler'in yeniden bastırdığı haberini verdi. çamur içinde kayarak gidiş gelişler. Onların arkasında dizlerimin üstüne çökmüştüm. Bombayı fırlatıp kendilini yüzüstü yere attım.) Elimde faşist bombalarından başkası kalmamıştı ve bunların nasıl işlediğini iyice bilemiyordum. korkudan yarı yarıya hasta olmuştum. Fransızca ya da İspanyolca konuşmuyordu. Yüzündeki küçük bir yaradan boylu boyunca kan akan Bop Smillie. Yani sonunda. Besbelli ulaşım siperinden yol bulup geliyorlardı. Fakat aynı anda. geçici bir süre için onları geri püskürtmüştük. ama hiç kuşkusuz çok kötü yaralanmıştı. ve hemen sonra şeytani çığlıklar ve iniltiler duyuldu. Tüfeğimi doğrulttum ve ateş ettim. Daha yakma geldikçe. Faşistler şimdi bir makinaiı tüfek getirmişlerdi. tüfeğin daha önce ateş aldığı yerde. mevzinin bu tarafındaki birkaç adam yere yatarak ateş edebilsinler diye. Almanlar tek kelime İngilizce. Herşeye karşı derin bir dehşet duyduğumu hatırlıyorum. Zavallı adam. üç Alman ve bir de İspanyol. yaklaşan alevler. Yüz ikiyüz yarda öteden. muhtemelen daha az tehlikede iken. çünkü tüfek alevleri çok yakındaydı. Arada bir torba. Çok geçmeden. Uzaklık yirmi yarda olunca bomba atacak kadar yakına gelmiş olacaklardı. alçak bir siper kurmak için yeterince kum torbası çektik. Birini yakalamıştık. bu gelenler ise bir şans eseri kaybolan dört tanesiydi. Başka bir çığlık daha. Aniden. Topu topu yirmi yarda ötede bir alev gördüm. Bu da hayli tehlikeliydi ama onlar bizim menzili bulana kadar epeyi zaman kaybedeceklerdi. Araziyi iyi bilmiyorlarmış ve karanlıkta yanlış yere yönelip faşist tel örgülere yapışmışlar . Bir infilâk gümbürtüsü. Acaba korkuyor muyum diye merak 112 ettiğimi ve korkmadığıma karar verdiğimi hatırlıyorum. kaos.birçokları vurulmuş.dan —ensenizden kıçınıza kadar— nemli topraklar dökülüyordu. öldü mü ölmedi mi bilmiyorum. gürültü. birisiyle sendeleye sendeleye yürürken «Buna savaş diyorlar!». Bombanın fitili havada uçarken kırmızı kırmızı fıs diye ateş aldı ama bomba patlamadı. (Bu bombaların en azından dörtte biri işe yaramazdı. zavallı! Çığlığını duyunca belirsiz bir hüzün duydum. karanlık. Daha başka bir sürü bombalar atılmıştı. sekiz dokuz kişi biraraya toplanmıştık ve bir tek. Bir hafif maki113 . Patlamayı beklerken hepimiz siper aldık. «Ne Allanın belâsı şey değil mi?» diye bağırdım bile. çünkü kaybederim korkusuyla bir yere bırakamıyordum. Ötekilere fazla bombanız var mı diye bağırdım. korkutucu şamata. Douglas Moyle cebini yokladı ve elden ele geçirerek bir bomba yolladı. Bir yerde fena eğlence değildi hani. kestane fişeği gibi tükürüşünü görebilirdiniz -—mermileri üstünüze devamlı ve ayaz bir çatırdamayla geliyordu. dizlerinin üstüne kalkarak bir bomba fırlattı. Güçlükle ve bir sürü el kol işaretleriyle ne yaptığımızı açıkladık da. onun sayesinde bombayı tamtamına tüfeğin ateşlendiği yere düşürmeyi becerdim. o dünya kötüsü kum torbalarıyla güreşi bitirmiştik. Ondan sonra gördüğümüz tüfek alevleri yüz yarda hattâ daha da ötedeydi. gelenler yalnızca dört kişiydi. Herkes lanet okumaya ve neden destek kuvvetleri öndermediler diye söylenmeye başladı. Şimdi. Baskın Birlikçileri-nin üniformalarını giymiş olduklarını gördük ve destek kuvvetleri diye düşünerek tezahürat yaptık. alevlere ateş açan adamlarımız. Azıcık düşünecek kadar bile zaman bulunuyordu. ayakta duran bir şekil gördüm. Ne var ki. patlayan kum torbalarıyla boğuşma— bütün bu zaman süresinde tüfeğimi taşıyordum. Birden bire koruma duvarının cephesinden ardarda bir takım uzun boylu şekiller atladı. karanlık. Baskın Birlikleri'nin başına gelenleri sonradan duyduk. bize yardım etmelerini sağlayabildik. ama halâ bombanın etkisi devam ediyordu sanıyorum. Dışarıda. adam gibi atılmış bomba topumuzu paramparça edebilirdi. Bir havan mermisi tepemizde vızıldadıktan sonra silâhtan arınmış bölgede bir yerlerde patladı. Hani şu insana senede bir kere rastlayan talih vardır ya.

O. Kopp mırıldanıyordu. Aniden bize dönerek kaybolan115 . En sonunda. «Merhaba! Haydi çıkın buradan! Herkes hemen geri çekilsin!» «Ne?» «Geri çekilin! Çıkın buradan!» «Neden?» «Emir böyle.» «Benjamin dışarda bekliyor. Benjamin göbeğinin üstünde . hepimiz yolumuzu kaybetmiştik. Bize yol gösterecek ayışığı da yoktu. Çoğumuz sığınmak için koruyucu duvarın gerisinde çömelmiş oturuyorduk. koyun sürüsü gibi karanlıkta bir o yöne bir bu yöne sürükleniyorduk. Bir kaç dakika içinde. ama gökyüzü azıcık aydınlıktı. Bir çok kereler yönümüzü değiştirerek ve cephane sandığını sırayla yedekte çekerek daha ilerilere doğru süründük. bizimkilerden geliyordu.M. Müthiş birşey bu! Müthiş!» Jorge onun yakın arkadaşı ve en iyi subaylarından biriydi. Kuşkusuz bunun bîr kısmı. ben şafağın ilk ışıkları bize nerenin doğu nerenin batı olduğunu gösterinceye kadar olduğumuz yerde kalmak istedim. Koruyucu duvarın yolunu bulduk. seçilen alçak çizgisini gördük. koruyucu duvarın karanlıkta önümüzde hayâl meyal. her yönden geliyormuş gibi görünen. Hangi yana dönsek yeni bir mermi akını tozumuzu alıp geçiyordu. Fakat bu sırada.» «Ama teleskop!» «Boşver teleskoba. en sonunda «Atrâs!. Kopp bir aşağı bir yukarı adımlıyor.» diye bir haykırış cevap verdi. ele geçirilen bir cephane sandığıyla —hani şu 1750 atımlık.eğer oraya varırlarsa tabii-kuşkusuz ölüme _ gidiyordu. Paddy korunma duvarında bekliyordu. önceden aldıkları bir takım esrarlı emirlere göre hareket ettiklerini sandığım dört Baskın Birlikçisi'nin haberleşme siperinden yukarı doğru koşmaya başladıklarını gördüm. Paddy geçebilmem için teli yana çekti. Birden belleğim mevzinin öte tarafında. Atrâs!» diye bağırdım. Bu yol öteki faşist mev-zine. öbürlerini de geri getirdi. korunma duvarına yaslı bıraktığım teleskoba uçtu gitti. Kendi hattımıza koşar adım geri çekilin. Doktor ve sedyeciler gitmişti.otlarm arasından koruyucu duvara yirmi yarda kalana kadar süründü ve parolayı denedi.» Millet cephe duvarının ön tarafına tırmanmaya başlamıştı bile. ayağa fırladık. Karanlığın içinde kaybolmak üzereydiler. Faşistler'inki de. 112 librelik kutulardan biri— bir bomba kutusu ve bir çok faşist tüfeğini de sürüklemek hiç kolay olmuyordu. Bizimki de olabilirdi. Bu sırada Benjamin'in muavini ve emir vermek için geriye gönderilmiş olan Paddy Donovan cephe duvarından atladı. «Haydi çabuk olun.nalı tüfekle ya da temiz tüfekli yirmi adamla burasını bir tabura karşı tutabilirdik. bir koruyucu duvar ile öteki arasmdaki uzaklık ikiyüz yardadan az olmasına ve de çoğumuzun araziyi tanımasına rağmen. Faşist korunma duvarının barınağından uzaklaşır uzaklaşmaz. bütün cephe boyunca herkes ateş ettiği için. İspanyolca «ricat» nasıl denilir diye düşünürken arkalarından koştum.U. her halde düşündüğüm anlama geliyordu. çok solgun görünüyordu. ama ötekiler buna karşı çıktılar. şeytanî bir ateş altında kalıyorduk. alçak koruyucu duvarın üstünde uçuşan ve başının çok yakınında çatırdayan mermilere hiç aldırış ettiği yoktu. Mermilerin her iki yandan yağışından başka birşey düşünemez halde. Bizim hatlarımız Huesca'nm doğusunda uzanıyordu. Bir kaçı ağır bir cephane sandığıyla boğuşuyordu. İspanyol olan dediğimi anladı. Jorge ile Hiddlestone adında bir adamımız hariç bütün yaralılar götürülmüşe benziyordu. 114 Üstüne üstlük. Kopp koruyucu duvarın içinde bir kaç İspanyol ile bizi bekliyordu. «P. kendimizi çamurlu tarlada yılan gibi sürünür bulduk. bir kere daha sulama hendeğine daldık —Şap— ve artık emniyetteydik. «Jorge! Cagno! Jorge!» sonra işi İngilizceye döküyor: «Jorge gittiyse felâket.» Duvarın dışına çıktık. kimsenin ne yöne gittiğimiz konusunda en ufak bir fikri yoktu.

Sonra ne zamandır bir yerimde sakladığım puroyu içtim . Yalan söylediğini sanıyorum— asker kaçakları bes117 . yarı aydınlık ışıkta beş kişi görülebilir ama tek kişinin görünmeyeceğini biliyordum. Moyle'a «Koşun!» diye bağırıp ayağa fırladım. Sığmağın içi de dışı gibi şırıl sıklamdı. Jcrge ve Middlestone'dan hiçbir iz yoktu. toprağın üstünde hiç yardımsız yatarken bombanın biri yanında patlamış ve vücudunun çeşitli kısımlarını hallaç pamuğu gibi atmıştı. Hepimiz yüzü koyun yere kapandık. siperlerin dibindeki kirli sarı su ve insanların traşsız. Sevinerek söyleyeyim. Sonradan öğrendik ki harekât başarılı olmuş —bu gibi harekâtlarda başarı her ne demek oluyorsa. ilerlemek için fırsat kollayarak otların üstünde yatıyorduk. Zaten. başkaları benden daha hızlı koşuyordu. baskının amacı Faşist birlikleri. Uzun süren araştırmalardan sonra ufak bir ateş yakmaya yetecek kadar kuru odun parçaları toplamayı becerdim. Middlestone ise korkunç bir yara almıştı— bir kurşun kemiğini bir çok yerden kırarak sol kolunda ta tepeye kadar tırmanmıştı..iki İngiliz üç İspanyol. Her neyse. Biri koruyucu duvar üzerinden bir bomba fırlattı — paniğe kapıldığının açık bir işareti. Ve Tanrı için. Üç İspanyolla birlikte Moyle ve ben talip olduk. nasıl her zaman koşulduğunu iyice öğrenmiş oluyordum. Önde gidenler üç İspanyol'du. sığınağa döndüğümde burasını paylaştığım üç arkadaş derin bir uykuya dalmış bulunuyordu. Tel örgüye kadar gelmeyi becerdim ve elimden geldiğince iyi bir biçimde araziyi araştırdım— göbeğimin üstünde yatmak zorunda kaldığım için. Artık ortalık aydınlanıyordu. Olsa olsa bir gök taşı sağanağına denk olabilecek gibi bir şeyler hızla beni geçip gitti. Herşeyin meyus ve perişan görünüşünü hatırlıyorum. çamurlu tüfeklerine sımsıkı sarılmış bir halde kendilerini yere atıvermişlerdi.lan aramak için beş gönüllü istedi . hat boyunca düzensiz ve anlamsız ateş sesi fırtınadan sonra hâlâ devam eden yağmur gibi gürüldüyordu. bulundukları yeri eskisinden daha büyük bir güçle yeniden ele geçirmişlerdi. Anarşistler'in yeniden saldırıya geçtikleri Huesca'nın öteki tarafından bu yana kaydırmaktan başka bir şey değildi. bu işi çok da iyi yapamadım. Doğruydu bu — gökyüzü bulanık maviydi. ben hızlı koşabildiysem. sonra da yaralı bir İspanyol'a abanarak. birbirlerine destek ola ola koruyucu duvara geldiklerini anlattı. Üzerlerinde bütün techizatlarıyla. ama bir asker kaçağı bize altıyüz olduğunu söyledi. mutlaka bizi görmüş ya da duymuş olacaklar ki. Hiç durmadan bizim koruyucu duvara geldiler. Jorge ve Middlestone daha önceden sargı yerine götürülmüşlerdi. sonradan iyileşti. Apaçık ortada olan şey şu ki.şaşılacak şey: bütün gece boyunca üstümde olduğu halde kırılmamıştı. emekliyerek 116 geri döndüm. çamur ve dumanla gözlerine kadar kapkara kesilmiş haşat suratları. Gerçek şu ki. böylece gerisin geriye döndüm. Koruyucu duvardan altmış yetmiş yarda ötedeydik. yolun bir kısmını sırt üstü giderek katettiğini. Bir kaç millik çevrede. arkadan kovalayan silâhlı elli yüz adamı düşününce her ahval ve şerait altında.. Faşistler'in karşı saldırıya yüz ya da iki yüz adam sürdüklerine hükmetmiştim. sinirlerimiz laçka olmuştu. üzerinden sular damlayan salkım söğütler. Şimdi. Faşist palankasından gelen heyecanlı seslerin muazzam gürültüsü duyuluyordu. Jorge omu-zundan hafif yaralanmıştı. Biz dışarı çıkarken. çamur batakları. ama zamanında gerçek görünüyordu). Aradan zaman geçince bana. üstümüze yoğun bir ateş açtılar. Faşist seslerinin daha yakından geldiğini duyduğumuz ya da duyduğumuzu sandığımızda (düpedüz hayâl gücü olduğuna hiç kuşkum yok. Sonra öğrendik ki. Koruyucu duvarı bırakmış üstümüze geliyorlardı. İspanyollar ortalık tehlikeli olacak kadar aydınlanıyor diye mırıldanıyorlardı. ben de onlara yetişebildim. Fakat. nasıl da koştum! Gecenin daha önceki saatlerinde insan tepeden tırnağa kadar sırılsıklamken ve fişeklerle tüfek ağırlık yaparken nasıl koşar diye düsunmuştum.

ama o kadar kuruydu ki. Anarşistler ağır kayıplar vermişler ve Jaca yolunu kesmeyi başaramamışlardı. Aralarında pek azı okuma biliyordu. bıldırcın havaya sıçrar ağa dolaşırdı. Bu zamana ilişkin anılarım şunlar. köylü gibi adamlardı! Güneyin yırtıcı güneşi yüzünden koyu koyu lekelenmiş yüzleriyle ya çobanlık yapıyorlar ya da zeytinliklerde işçi olarak çalışıyorlardı. yarı çıplak bir halde. Kuşkusuz. Kurutulmuş İspanyol tütününden sigara sarmakta olağan üstü bir beceriye sahip olduklarından bize çok yararlı oluyorlardı. Nişancıların yuvalarını cephe kenarındaki kavak ağaçlarının ardına kurduk. yalnızca erkek bıldırcınlar yakalanıyordu. Irmakta yıkanmak bir işkence olmaktan çıkıp nerdeyse bir zevk olmuştu. Anlaşılan. Endülüslülerin sigara sarışları hayranlık uyandırıcıydı. bu söylenti. Arada sırada bir gizli nişancının kurşunuyla verilen kayıp. Akşamlan yeşil ağlar ile bıldırcın avlamaya dışarı çıkıyorlardı. tam anlamıyla lime lime olmuş dökülen elbise ve pantollanmızın sefilliği. Ma-laga'dan öylesine hızlı kaçmışlardı ki. Valencia'da durmayı unutmuşlardı. sonra yere yatıp dişi bıldırcın gibi ses çıkarırdınız. tek tük topçu ateşi ve Huesca'ya yapılan hava baskınlarından başka bir şey olmuyordu. Anarşist olduklarını sanıyorlardı. Fakat aradaki uzaklık bir kilometreyi buluyordu ve 119 . yeni yeni eyleme geçen sivrisinekler ve herkesin başına belâ olan.belli nedenlerden ötürü karşı tarafa yaranmaya çalışırlar. bu güzel ganimeti aşıramadığımızı düşünmek şimdi bile beni kederlendiriyor. sigarayı sarmayı başardığınızda hemencecik dökülüyor ve geriye boş bir kâğıt silindir bırakıyordu. Torre Fabian çevresindeki gülle oyuklarında koca koca yabanî pembe güller açmıştı. Tadı çok kötü değildi. öğle güneşinin sıcaklığı. Sahra dürbününe yazık olmuştu. Ağaçlar şimdi baştan ayağa yapraklarla dolmuştu. Şimdi artık cephe hattında. tayınımızı getiren ve tüfek sesine aldırmayan. Huesca'-nm öte yanındaki saldırılar yavaş yavaş azalıyordu. Endülüslü-ler'e yarıvahşi bir ırk diye yukardan bakmayı adet edinmiş Katalanlar'dan çıkıyordu. ama çok emin değildiler. Her iki yandan da yeterince yanaşıp Jaca yolunu devamlı makineli tüfek ateşi altına alarak gidiş gelişi imkânsız kılmayı becermişlerdi. zaten güneşten derisi soyulmuş omuzlarımızın iflahını kesen kum torbalarıyla uğraşmak. Çarpık çurpuk. Bu sesi duyacak kadar yakında olan her erkek bıldırcın koşarak üstünüze doğru gelirdi. Sigara dağıtımı sona ermişti. 8 Gün geçtikçe hava ısınıyor. deri kemerlerle fişek torbalarını bile kemiren fareler. Ağı otların üstüne yayar. fakat şarapnel havada patlayınca korkup kaçan katırla boğuşmalar. geceler bile hayli ılınıyordu. bu da bana büyük bir haksızlıkmış gibi geldi. Bizim koruyucu duvarın önündeki kurşunlarla delik deşik olmuş ağaçta çitlenbikler biçimleniyordu. Gerçekten Endülüslüler çok câhildiler. bize komşu bir Endülüslü taburu vardı. Sigaraların uçlarını içlerine tıkmak için özel bir teknikleri vardı. belki de Komünist idiler. dahası. ağın altına girince ürkütmek için taş atardınız. Bu cepheye nasıl geldiklerini kesin olarak bilmiyorum. O sıra yapılan açıklamaya göre. İspanya'da herkesin mutlaka bildiği şeyden bile haberleri olmadığı görülüyordu— kendilerinin hangi 118 partiden olduklarını bilmiyorlardı. İki İngiliz güneş çarpmasından serilmiş yatıyordu. ama arada sırada Monflorite'de —görünüşü ve dokusu kırpılmış samana benzeyen— en ucuzundan tütün paketleri satın alma olanağı vardı. Cephe hattının gerisinde. kulaklarına yabanî güller takmış köylülere rastlıyordunuz.

Elimizdeki doğru dürüst silâhlandırılmamış onbeş bin adamla bu şehri almak. böyle bir durum devam edemezdi. bu devre o zaman bana tüm hayatımın en boş yere geçen kısmı gibi görünmüştü. İspanyol Hükümeti'ne daha etkili bir biçimde hizmet edebilmiş olmayı isterdim. aldığı tayının karşılığında soğuk ve uykusuzluktan çekmediği kalmayan bir çeşit pasif nesne olarak yaşamaktan başka bir şey yapmamıştım. Dünyanın her ülkesinde. Haziran ayında. henüz hemen hiç çarpışmadığım gibi. Canalıcı nokta şu ki. Uygar yaşamın bir çok normal etkenleri— züppelik. Sonradan. ülkedeki en dev120 rimci duyguları bir araya topluyordu. insan zamanında ne kadar sövüp saysa da.— düpedüz sona ermişti. şu cephede geçirdiğim üç dört ay düşündüğümden daha az beyhude geçmişti. Karşı tarafın asker kaçakları Huesca'da bir sürü cephane ve çok az yiyecek olduğunu rapor etmişlerdi. Toplumun olağan sınıf ayırımı. Aragon cephesinde 1937 Haziranı'na kadar temelden bir değişiklik geçirmeden kalan milis sisteminin sonucuydu. bütün bu zaman içinde. kabaca ama çok yanlış olmayan bir biçimde. ve bana başka bir yolla öğrenemeyeceğim şeyler öğretti. devrimci diye tanımlanabilecek insanlar arasında yalıtılıp kalmıştım — çünkü. Her neyse. gerçekten yoldaşlık anlamında kullanıldığı bir toplulukta bulunulmuştu. Her biri aşağı yukarı aynı siyasî fikirlere sahip insanların oluşturduğu sendikalarına dayanan işçi milisleri. bundan çok farklı bir başka sosyalizm görüşü de yaşıyor. siyasî bilinçle kapitalizme inanmazlığın karşıtlarından daha olağan olduğu biricik topluluğa. Bu aylar yaşamımda. Batı Avrupa'daki. Umudun. Kuşkusuz. Hükümet Madrit cephesinden birlikler gönderdi ve Huesca'ya muazzam miktarda uçakla birlikte otuz bin asker yığıldı. Fakat onu yaşayan bir kimse üzerinde etkisini bırakmaya yetecek kadar uzun sürdü yine de. ama şehir hâlâ düşmüyordu. Fakat şimdi. uyuşukluk ya da herşeyde kötülük görmekten. Sahiden eşitlik havası teneffüs edilmişti. garip ve değerli birşeylere dokunmuş olduğu sonradan kafasına dank ediyordu. Aragon'da insan hepsi aynı düzeyde yaşayan ve birbiriyle eşit ilişkiler kuran. sosyalizmin eşitlik ile uzaktan yakından bir ilişkisi olduğunu inkâr etmenin moda haline geldiğini pekâlâ biliyorum. Fakat anlaşılan şehir düşmeyecekti. Şu sıralar. bu döneme şöyle bir uzaktan bakıyorum da. cephede insan her zaman dış dünyadan yalıtılır: Barselona'da bile ne olup bittiğine dair yalnızca bulanık bir fikrimiz olurdu. İngiltere'nin para kokan havasında neredeyse düşünülemiyecek bir dereceye inmişti. çoğu savaşlarda pek çok askerin kaderidir. ama kişisel bir açıdan —benim kendi gelişmem açısından— bakıldığında.Faşistler içinden belli sayıda kamyonun gidip geleceği bir çeşit uzun siper gibi bir yol kurmuşlardı. Bu. Bir anlamda SOSYALİZM'in gelecekteki mutluluğu şimdiden tadılıyordu demek doğru olur —böyle söylemekle. İzne çıktığımda yüz onbeş gündür cephedeydim. Kuramsal planda bu eşitlik mutlaktı ve uygulamada dahi bundan çok uzaklaşılmıyordu. kocaman bir kiralık kalemler ve besili küçük profesörler güruhu.b. bizden ve köylülerden başka kimse yoktu ve kimse kimsenin efendisi değildi. tümü değilse bile çoğu işçi kökenli onbinlerce kişi arasındaydı. ben aşağı yukarı bir rastlantıyla düşmüştüm. «Yoldaş» sözünün çoğu ülkelerde olduğu gibi zıpırlık için değil. tümüne birden pişman olamıyorum. geçici ve yerel bir aşamaydı. muhtemelen imkânsızdı. Gerçekten. hüküm süren manevî havanın Sosyalistçe bir hava olduğunu anlatmak istiyorum. Belki de böylesi. daha önce olmuş ve belki daha sonra olacak her şeyden çok farklı bir ara dönemi oldu. Sıradan 121 . patrondan korkmak v. Neyse ki. düpedüz tüm yeryüzünde oynanmakta olan bir oyunun içinde. Faşizme karşı savaşmak için milise girmiştim. sosyalizmin mal edinme dürtüsüne hiç dokunulmamış plânlı bir devlet —kapitalizminden başka bir şey olmadığını harıl harıl «kanıtlamak»la uğraşıyorlar. daha normal sayıldığı. Bu. para peşinde koşmak.

sosyalizmin başlangıç devrelerini bile dayanılabilir bir dönem yapacaktı. İspanyollar arasında olmak şansından ileri geliyordu. Şimdi ise durum çok farklı O zaman pek boş ve olaysız görünen bu dönemin şimdi benim için çok büyük bir önemi var.insanı sosyalizme çeken ve hayatını bu yolda tehlikeye atmaya hazır kılan sosyalizmin «mistiği» -eşitlik fikri-halkın büyük çoğunluğu için sosyalizm sınıfsız bir toplum demektir. telsiz telgraf gibi fıkırdayan makinalı tüfekler. Hiç kimsenin ne yapıp yapıp zengin olmaya çalışmadığı. Sağımızdaki gri çorak tepenin üstünde bir sıra halinde Faşistler karınca misali tırmanıyorlar. sosyalizmin şimdiye kadar olduğundan çok daha elle tutulabilir bir biçimde kurulduğunu görmeyi istemek oldu. Kuşkusuz. Üstümdeki etkisi. Belki de.. sıcak. birisi şarkı söylüyor. onbeş yaşında çocuklar kendilerini yüzüstü yerlere atıyorlar. Bu dönem. her şey bir yana. bu duygum kısmen. bit. yoksunluk ve arada sırada gelen tehlikenin bilincindeydim. Olaylar olup biterken çok berbat görünüyordu. belleğimde dönüp dolaşıp üstünde durulacak aydınlık bir bölüm oluşturuyor. Çünkü varlıklarını devam ettirdikleri sürece İspanyol milisleri sınıfsız toplumun bir çeşit küçültülmüş örneğiydiler. soğuk bir buhara benzemesine rağmen. Dağın yamacında bir tümseğin yarısına kadar tırmanmış. Bu bakımdan.. Kopp'a gözüm ilişiyor. pislik. Tüm bu dönem benliğimde tuhaf bir canlılıkla yaşıyor. fareler Kediler kadar fareler Levazımcının. yine Genç Ramon kürek kemiklerime dayadığı yamyassı olmuş burnuyla durmadan horluyor. Tüm bunlar kışın soğuğu. Çevremdeki herkes gibi. çamurlu bir sipere doğru sürünüyorum. yaşamımın geri kalan kısmından çok farklı. eğer bu değilse başka hiç bir anlamı yoktur. Bop Edvards ve üç İspanyol ile küçük köknar ağaçlarının arasında saklanmış yatıyorum. Başımın üstünde bir yerlerde anlamsız mermiler şakıyıp duruyor. faşist hatlarından bir boru sesi ortalığı çınlatıyor. o sırada kendi zihnimdeki değişikliklerin hiç farkında değildim. çamurlu bir avludayım. Milletin sıkıştırdığı şişko ahçı herkesi kepçeyle kovalıyor. Çevremde bir anafor gibi dolanan sis. Ama bunlar bugün. sosyalizmin başlangıç devrelerinin nasıl şeyler olacaklarına dair kabataslak bir ön fikir ediniyordu. Ahçı kazanın ar123 . alelacele temizlenmiş saç tabaklarda aç kurtlar gibi yutulan fasulye plâkisinin teneke tadı olarak belleğimde çakılıdır. kural olarak ancak iyice yıllanmış anıların büründüğü sihirli niteliği şimdiden kazandı. milislerin li122 me lime olmuş üniformaları. kemerine kayışla koca bir otomatik tabanca bağlanmış sakallı bir adam ekmek somunlarını beş parçaya bölüyor. milis gücünde geçirdiğim bir kaç ay benim için çok değerliydi. sidik ve çürüyen ekmek kokusu. Ve. eğer fırsatını bulurlarsa. Yandaki masada. Bili Chambers bu. ben de başlıca sıkıntı. Onların yaratılıştan dürüstlükleri ve her zamanki anarşist eğilimleri. Güllenin biri haykırarak geliyor. bir yandan dengemi bulmaya bir yandan da topraktan yabanî biberiye kökünü sökmeye çalışıyorum. Şimdiye kadar anlattıklarımla kitabın ilk bölümlerinde bunu birazcık başarabil-diğimi umarım. Belleğimde hatırlamaya değmeyecek kadar ufak tefek olayları yaşıyorum. belki de insan. beyzî İspanyol yüzleri. bu deney beni hayâl kırıklığına uğratacak yerde çok derinden çekmişti. onunla kavga ettim ve sonradan Huesca'nm dışında vuruldu. Monte Oscurö'nun batı tarafındaki alçak arazide Kopp. Monte Pocero'da bir siperde yatak diye kullanılan kireçtaşının raf gibi yerinde yatıyorum. soğuk. her şeyin kıt olmasına rağmen hiç bir ayrıcalık ve ayak yalayıcılığmın bulunmadığı bu toplulukta. Cephe yakın. ne göreyim okul çocukları gibi nanik yapmıyor mu? La Granja'da yahni kazanının çevresinde teneke tavalarıyla boğuşan adamların arasında. Size o zamanın havasını olduğu gibi aktarabilmeyi çok isterdim. Arkamda Cockney lehçesiyle. Fareler var.

ânî ve çarpıcı atmosfer değişikliğini yaşadım. sabaha karşı bir kamyona dolmuştuk bile.siyah mendillerini sallıyor ya da elleriyle öpücük gönderiyorlardı. Monflorite'de bir ambarda bir kaç saat uyuduk. Yolunuz tipik bir doğu kentinin havasıyle başlar. Nisan'ın yirmialtısında öğleden sonra üçte Barselona'ya vardık. vagonun karşı köşesinde oturan arkadaşınızın ağzına şarabı fışkırtabiliyordunuz. Anason katılmış şişeler dolu pis bir Aragon içkisi elden ele dolaşıyordu. harmaniyesine sarılıp sarmalanmış Endülüslü nöbetçi şarkı söylemeye başlıyor. Asıl dertler ondan sonra başladı. eyaletin tek dağ istasyonu. tüfeklerimizi onlara devrettik. lime lime olmuş elbiseler. Hayli tuhaf bir tecrübedir bu. trende. Yine o aynı. pas.kasma kaçıyor. Bir de. Faşist nöbetçinin de şarkı söylediğini işitebilirsiniz. sepetlerle çilek satan pembe yanaklı dağlı kadınlar görürsünüz. her yanda vıcır vıcır kara tenli insanlar— bu görünüşe çok alışık olduğunuz için havasını da öylece olduğu gibi vagonunuzda taşırsınız. Maymyo'da durduğunda aklınız hâlâ Mandalay'da kalır. bu yüzden hemen hemen yalınayak yürüyor gibiydim. benim onları katletmemden çok daha büyük bir hızla ürüyorlardı. yoksunluk duygusu yoldaşlık ve eşitlik. balık. Shan yaylasının kenarındaki. büyük serhas ve köknar ağaçları. Barselona'ya kadar yol boyunca. Tren deniz seviyesinden bin dörtyüz metre yükseklikte. gürültü. olağan manana'lardan sonra. başaşağı devrilip taşman dehşete uğramış tavuklar. Milisler haykır arak trenin takırtısını bastıran devrimci şarkılar söylüyor. tatlı bir havayı teneffüs eder ve çevrenizde yeşil çimen. yumuşak ve sulu tropikal meyvalar. 9 Yukarı Birmanya'da Mandalay'dan. sebze çıkınları. bu da insanı bir sürü zahmetten kurtarıyordu. bir aydan fazla bir zamandır ayağımda çorap yoktu. Cephede geçen üçbuçuk aydan sonra Barselona'ya dönüş bana hep bunları hatırlattı. Barbastro'da saat beş trenini yakaladık. Fakat vagondan dışarı adımınızı attığınız anda. —kavurucu güneşi. İspanyollar'ın keçi derisinden su matralarıyla. Nöbetçi şeridi boyunca kavakların karanlık gövdeleri altında bir aşağı bir yukarı yürüyorum. cephenin havası sürdü gitti —kir. Pantalonumdaki bitler. Nisanın yirmibeşinde. baharat ve sarımsak kokusu. rahatsızlık. Cephe hattından ayrıldığım için üzgün değildim. Lerida'da iyi bir şans eseri bir eksprese aktarma yapmamız sayesinde. Silâhtan arınmış bölgede yüz ya da iki yüz yarda ötede. Hemen yanımda. tozlu hurma ağaçları. onbeş yaş125 . hat boyunca gördükleri her güzel kıza kırmızı . Birden bire İngiltere'de olabilecek kadar serin. Dışarıda taşmış hendeklerin suyunda sıçanlar hani su samurları gibi büyük bir gürültüyle oynuyorlar. Sıcak bir banyoda yıkanmayı. temiz elbiseler gimeyi ve çarşaflar arasında bir gece geçirmeyi öyle çok istiyordum ki! Normal. her yeni istasyonda durmadan binen köyiülerce işgal ediliyordu. yere yayılmış sonradan canlı tavşanlarla dolu olduğunu keşfettiğimiz kıpır kıpır oynayan çuvallar— son olarak. eşya torbalarımızı topladık ve gerisin geriye. Barbastro'-dan ayrıldığımızda tren milislerle zâten tıklım tıklım dolmuştu. yüzünde süklüm püklüm ifadeyle yattığı yerlerden doğruluyor. hatırı sayılır büyüklükte bir koyun sürüsünün kompartımanlara sokulmasıyla geriye kalan en ufak boşluk ta doldurulmuş oldu. Monflorite'ye doğru yürüyüşe geçtik. bir başka tabur yerimizi aldı. Gülle yüz yarda ötede bir yere saplanıp gürlerken. uygar bir yaşam sürerken hiç bir şeyi bu kadar tutkuyla isteyemezsiniz. postallarımın tabanından geriye pek bir şey kalmamıştı. ince bir çizgi halinde. Maymyo'124 ya trenle gidilebilir. Tanyeri arkamızda ağarırken. başka bir yarı küreye inmiş olursunuz.

Aralıkta burjuva görünürdü. söyledikleri hep aynıydı: devrimci hava kaybolmuştu. millet bizim kirli görünüşümüze dik dik bakıyordu. savaş yüzünden biraz yıpranmış ve sıkıntı çekmiş. Şehrin üstüne derinliğine bir değişiklik çökmüştü. haki üniforma giyiyorlardı. Halk 126 Ordusu. Bu subayların bir kısmı miliste görev almış ve teknik eğitim için cepheden alınıp getirilmişlerdi. tamamıyle gerçek dışı kahramanlık hikâyelerini. aylarca cephede bulunmuş bütün insanlar gibi korkunç bir manzara arzediyorduk. sayısız belirtiler sayesinde ilk izlenimimin yanlış olmadığını keşfettim. Barselona hiç kuskusuz. Milis üniforması ve tulumlar neredeyse büsbütün ortadan kalkmıştı. köylüler çıkınlarını açtılar ve koyu kırmızı yapışkan şaraplarından verdiler. Britanya Ordusu'nun subayları gibi beli oturan. Biri: halk.larında kara gözlü bir çocuk. İngiltere'den yeni gelmiş olan bana ise. Öbürü: toplumun zengin-fakir ya da yukarı sınıf-aşağı sınıf biçimindeki normal ayırımı yeniden kendisini gösteriyordu. aldıkları para ve giydikleri üniformaların belirlediği kesin bir toplumsal farklılık görülüyordu. Sonraki birkaç gün boyunca. işler tersine dönmüştü. ama işçi sınıfı egemenliğinin hiçbir belirtisi kalmayan alelade bir şehire dönüşmüştü. yine de «adam olan» herkes bir arabadan yararlanmam fırsatını elde ediyordu. hepsinin kemerlerine kayışla bağlanmış otomatik tabancaları vardı. postallarımdan geriye. Barselona'ya karşı sırasında. Tuhaf olan şey şu ki. onu ağızları bir karış açık dinleyen meşin suratlı iki köylüye anlatıyordu. zarif hanımlar ve pırıl pırıl arabalar görülüyordu. ilkin Ağustos'ta. Her yerde göbekli zengin adamlar. bize ve bizim soyumuza Paris ya da Londra'dan daha az yabancı ve daha az düşman olmayan bir ortama adımımızı attık. Bu subayların emrindeki adamlarla ilişkileri bir burjuva ordusundakinin aynı olmamakla birlikte. her on askere bir subay düşecek biçimde donatılmıştı. yünlü kepim şeklini şemalini kaybetmiş. Fakat tren Sabadell'den geçerek Barselona'ya girdiğinde. hiç durmadan bir gözümün üstüne kayıyordu. kendisine ait heyecan verici ve hiç kuşkum yok. Sokaklarda kan lekelerinin yeni kuruduğu ve milis askerlerinin şık otellere yerleştirildiği Ağustos ayında orada olan bir kimseye. oysa biz cephede bir tek tabancayı ne para ne de hatır için bulamıyorduk. Hepimiz aşağı yukarı aynı durumdaydık. İnsanların görünüşündeki değişme ürkütücüydü. (Özel otomobiller yok gibiydi. Herkes son derece mutluydu. Fakat bu bakışlar içime azıcık korku düşürmedi değil. Ama gelin görün ki. Barcelona yeniden. şaşırtıcı ve hayli tik127 . Bütün değişikliklerin temelinde iki gerçek yatıyordu. ama çoğunluğu milise katılmak yerine Harp Okulu'na gitmeyi yeğlemiş gençlerdi. Savaşa karşı genel ilgisizlik. artık savaşı takmıyordu. Caddenin yukarısına doğru yürüdüğümüzde dikkat ettim. sivil nüfus. Bize ikram olsun diye. ikincisinde Ocak'ta ya da benim yaptığım gibi ilk kere Aralık'ta ve sonra Nisan'da gitmiş olsunlar. mümkün olduğunu düşünebileceğim herhangi-bir şeyden çok daha fazla bir işçi şehri gibi görünmüştü. Deri ceketim lime lime olmuştu. herkes İspanyol terzilerinin özellikle ustası olduğu şık yaz takımları giyiyordu. öylesine mutluydu ki size anlatamam. içi dışına çıkmış yüzü dışında pek az şey kalmıştı. İçlerinde her yirmi kişide birinin bile cephenin şöyle kenarına dahi gittiğini sanmıyorum. Kuşkusuz. Bostan korkuluğuna benzediğimin bilincindeydim. dolayısıyla milletin bize dik dik bakmasında pek şaşılacak birşey yoktu.) Yeni Halk Ordusu'nun subayları —ben Barselona'dan ayrıldığımda ortalıkta hiç böyle tipler görünmüyordu— şaşılacak sayıda çoğalmışlardı. son üç aydır tuhaf şeylerin olageldiğini anlamama yardım etti. bir de üstelik kirli ve traşsızdık. bir kaç aylık aralıklarla giden herkes burada olup biten olağanüstü değişikliklere dikkat etmiştir. subaylar ise zarif. yalnız onlardan biraz daha sıkı oturan. Şimdi. Erler bir çeşit kaba kahverengi tulum.

bunda büyük rol oynamıştı. ile Halk Ordusu düzeni içinde yeniden kurulmuştu.. Fakat Hükümet ajanları her buldukları duvara «Halk Ordusu isteriz» diye çiziktiriyorlardı. işçi sınıfı egemenliğinin güme gitmiş bir amaç olduğu gittikçe daha belirginleşiyordu.b. İspanyol Hükümeti. özellikle de proletarya. disiplinsiz. âdet yerini bulsun kabilinden bir ifadeyle soruyordu: «Şu savaş —korkunç birşey değil mi? Ne zaman bitecek dersiniz?» Siyasî bilince sahip kişiler. yoksun ve külüstür şeyler olmalarına rağmen. savaş daha altı ayını ancak doldurmuştu. v. milislere karşı radyo ve komünist basında kesintisiz ve bazan çok menhus bir kötüleme kampanyası açmıştı. dükkânlar özellikle milis donanımında uzmanlaşmışlardı. Katalonya'-da. bu hava dikkatinizi çekiyordu. bir dış savaşta doğal karşılanabilecek. Şubat ayından itibaren bütün silâhlı kuvvetler teorik olarak Halk Ordusu ile birleştirilmiş ve milis güçleri kâğıt üstünde bozularak farklı ödeme dereceleri. Milis gücü olarak örgütlenen ve savaşın ilk bir kaç haftasında Faşistler'i Zarago-za'ya kadar kovalayan sendika üyeleri. kısmen Barselo-na'nın fiilî savaştan uzakta olmasından ileri geliyordu. zorunlu asker almaya başvurmak gereğini duyduğunda. Haziran ayma kadar pek az Halk Ordusu birliği Aragon cephesine gönderilmişti. Sonradan. Yiyecek kıtlığı büyük halk kitlesi için önemli sorundu. önceleri Lenin Tümeni'nden P. (Milisllere paralan izne çıktıkları zaman ödenirdi. Fakat fiilî tek değişiklik isimlerde olmuştu. hâttâ Valenila'-dan. bundan ötürü.b. diye gösteriliyordu. ama savaş ansızın arka plâna itilivermişti. cephede şiddetle ihtiyaç duyulan belirli bazı eşyaları bulmak hayli zordu. Burada durum hayli tuhaftı. Som Browne kemerleri.M. cepheye dönmeme birkaç gün kala avadanlığımı satın alırken keşfettiğim gibi. Halk Ordusu her zaman «kahraman»di. Halk Ordusu'na asker yazılırken.Her vitrinde yumuşak asker kasketleri. Bütün bu propagandadan. aynı şey bir ay sonra. belli bir uyuşukluk içinde diye ayıplanamazdı doğrusu. dönmedikleri ya da üç dört ay sonra ceplerinde büyük miktarda paralarla geri geldikleri. Her karşılaştığınız kişi. cepheye gönüllü gitmenin hoşa gitmeyecek bir yanı varmış da as129 . Savaşın kaybedilmesini kimse istemiyordu.sindiririydi. ama asker toplama açısından bu. Örneğin. Şubat ayında. Dükkânlar şimdi besbelli daha şıktı. Fakat. milisler kendilerine özgü yapılarını ve özel karakterlerini korumaya olanak buldular. gelenleri dehşete düşürüyordu. Halk zevkinin herdaim barometresi olan dükkânlar bunu açıkça gösteriyordu. Nereye gitseniz. Franco'ya karşı yürütülen mücadeleden çok.b. ama bir iç savaşta çok kuraldışı kaçan. av-bıçakları. Barselona'ya ilk gelişimde. Tümenler yarı yarıya Halk Ordusu birlikleriyle milis gücünden oluşan «karma-tugay» lardan yapılmıştı. ilk atılımda bir coşkunluk dalgası olmuştu. Milis gücüne katılmanın modası geçmişti. 128 efsanevî bir yerdi. resmî rütbe v. «Cephe».U.muhakkak ki. fermuarlı ceketler. matralar. Ocak ayından beri İspanya'nın her yanında gönüllü asker kayıtlarının giderek azalması oldukça anlamlıydı.) Yaralılar koltuk değnekleriyle tek ayak üstünde seke seke dolaşsalar bile özel bir ilgi görmüyorlardı. Tümen diye biliniyordu. geniş ölçüde işçi sınıfının egemenliği uğrunda çarpıştıklarına inandıkları için bu işleri başarmışlardı. Barselona'ya Madrit'ten. çok büyük bir artışa yol açmadı. Bu. uzak. Savaşla birlikte başlayan devrimci fikirlerde herkesin hayâl kırıklığına uğraması . çoğunluk bir an önce bitmesine taraftardı. birlikleri şimdi 29. Dış ya da iç savaş olsun her savaşta safları doldurmak durumunda olan sokaktaki adam. tabanca kılıfları teşhir ediliyordu. Oysa şimdi. v. Anarşistler ile Komünistler arasında süren öldürücü boğuşmanın bllincindeydiler. Bütün bu değişimlerin yanısıra parti milislerine karşı ve Halk Ordusun'dan yana sistemli bir propaganda yürütülüyordu.O. Milisler kötü eğitilmiş. her zamanki şık sahil şehri yaşantısının hemen hiç bozulmadan devam ettiği Tarragona'-da da dikkatimi çekti. genç adamların kayboldukları.

bunların yerini her zamanki «senor» ve «ustet» almıştı. Dükkândaki adam yirmi otuz yıl önceden kalma. ama tabiatıyla. 131 . bu gerçek ise olabildiğince az duyuluyordu. Yerilecek ne olsa milislerin üstüne yıkılırken övülecek herşey hemen Halk Ordusu'na yakıştırılıyordu. Herşeyin parlaklığından başka. burjuvazi ise korkuyor ve geçici bir süre için işçi kılığında dolaşıyordu.kere alınmayı beklemek takdir edilmesi gereken bir şeymiş gibi bir izlenim çıkarabilirdiniz. çalışan nüfusun. Sabahın beşinde tren ya da kamyonla uzaklara kaçırılıveriliyorlardı. şık oteller ve lokantalar pa130 halı yemekleri aç kurtlar gibi yutan zengin insanlarla doluydu. Yiyecek fiatları. şimdiyse sürü ile dilenci vardı. büyük mağazalardaki tezgâhtarlar yine alışık olduğumuz köpekleşen tavırlarını takınıyorlardı. genelevlerin % 75'ini kapattığı söyleniyordu. çiçekçi kadınlar ve ayakkabı boyacıları gözlerinizin içine bakarak size «yoldaş» diyorlardı. çoğu işçi devriyelerince kapatılmış kabareler ve yukarı sınıf genelevleri çabucak açılıverdi (*). Halk Ordusu'nun bazı askerleri cepheye gitmeye başlamışlardı. caddelerde polis kuvvetleri yeniden arz-i endam ediyordu. Barselona'ya ilk vardığımda burasını. Kesinlikle. Ne var ki. ücretlerinde herhangibir parelel yükselme olmaksızın. caddelerde kıyılmış meyanköküyle sarılmış sigaralar sa(*) İşçi devriyelerinin. Herşeyin şimdi daha zengin olan sınıfın yararına nasıl yerleştiğinin küçük. Bunun daha çok bir umut ve gizleme karışımı olduğunu kavrayamamıştım. savaşa duyulan genel ilgisizlik yüzünden görece daha az bir coşkuyla karşılandılar. yaygaralar kopararak yiyecek artıkları istiyorlardı. aynı birliklerin bu sıfatlardan biriyle övüldüğü. Ne var ki. Fakat bütün bunların yanısıra toplumun havasında ürküntü veren bir değişim vardı —insan bizzat kendi yaşamadıkça kavranması güç birşeydir bu. hiç kuşkusuz. önceden olduğu gibi caddelerden törenlerle geçiyorlardı. Önceleri Barselona'da dilenci bulunmayışı çok çarpıcı gelmişti. Şimdi her şey normale dönüyordu. Cepheye dönen milis askerleri artık caddelerde trampet çalarak. Ram-las'nın tepesindeki ince zarif dükkânların dışında bir yalın ayaklı çocuklar güruhu devamlı olarak her çıkanın çevresinde kümelenmek için bekliyor. kaçamaklı bir yolla geri geliyordu. sırf postu kurtarmak için sırtlarına işçi tulumları giyerek devrimci sloganlar haykırmışlardı. «Buenos dias» da «salut» un yerini almıştı. zeytin yağı ve öbür ihtiyaç maddeleri için oluşan kuyruklar yüzlerce metre uzayıp gidiyordu. bazı maddelerin kıtlığı da çekiliyordu. Bazan. ama asla pekiştirilmemiş bir devrime inanıyor. Bu dönemde yabancılar size pek seyrek olarak «tü» ve «oamarada» diye hitap ediyorlardı. fakat işçi sınıfının oturduğu mahallelerde ekmek. Milis birliklerinin de artık kâğıt üzerinde Halk Ordusu birliklerine dönüşmesi Basın Propagandasında beceriyle kullanılıyordu. bayraklar dalgalandırarak resmi geçit yapmıyorlardı. Geniş halk kitleleri için tütün kıtlığı öylesine umutsuz birşeydi ki. Görünüşe bakılırsa lokantalar ve oteller neye ihtiyaçları varsa güçlük çekmeden buluyorlardı. bir başkasıyla ise yerildiği oluyordu. Devrimin ilk aylarında binlerce insan. herşey böyle gözüküyordu. Bu askerler. şimdi İngiltere'de bile yapılmayan bir biçimde başını eğdi ve ellerini oğuşturdu. İşçi sınıfı başlamış. Bahşiş verme usulü el altından. bu geçit törenleri bile. «Şık» elbiseler anormal görülüyor. garsonlar. herkes bahşiş vermekten sakınıyor ya da hiç kimse bahşiş almıyor. şimdilik Halk Ordusu geride eğitilirken milisler cepheyi ellerinde tutuyorlardı. İşçi devriyelerinin dağıtılması emredilmişti. Devrimci tarzda konuşmalar artık kullanılmıyordu. korkunç fırlarken. Garsonlar yeniden kolalı gömleklerini giyiyorlar. Karım ve ben birkaç çorap almak için Ramblas'da bir çorapçıya girdik. fakat anlamlı bir örneği tütün kıtlığıdır. sınıf ayrılıkları ile büyük farklılıkların varolmadığı bir şehir olarak düşünmüştüm. böyle sıkıntılar her zaman zenginden çok yoksulu vurur. Bunun sonucunda.

İlk önce. herhangi bir kişisel üstünlük iddiasında bulunmuyorum. Sokak çarpışmaları başlamadan önceki bu ilk hafta boyunca tuhaf bir biçimde birbiri üzerinde etki yapan çeşitli uğraşılarım vardı. yalnızca dörtte üç onsluk bir tütün paketi. En katıksız kişisel tercihlerim göz önüne alınırsa. alabiliyordunuz. Bunlar haftada yalnız bir kere açılan tütüncü dükkânlarında azar azar satılıyordu.T. bütün o hafta boyunca sağlığım biraz bozulmuştu. dolayısıyla Hü-kûmet'in elindeki bütün tütün stokları savaş öncesinden kalanlardı. sonra kalkar yeniden yemek yer ve yeniden hasta olurdum. ufacık 26 mm. paket başına on pesetayı toslaymca (bir milisin günlük ücreti) alabilirdiniz. paramın yettiği her çeşit lüks maddeyi satın almaktan geri durmadım. Sokak çarpışmalarında bir ya da iki gün sonra. seyrek hava akınları dışında insana savaşı hatırlatacak pek az şeyin olduğu Barselona'da hayatın güvenlik içinde oluşunun bir sonucuydu bu. Lucky Strikes ve bunun gibi daha pahalı cins sigaralar kaçakçılık yoluyla devamlı elde ediliyor bu da tatlı kârlara fırsat yaratıyordu. işçi sınıfının hâlâ iktidarda olduğu ya da öyle gözüktüğü birkaç ay önce görmek olanaksızdı. Açlıktan kıvranan. tabancaları Anarşistler'in gizli dükkânlarından kanunsuz yollardan satın almak zorundaydmız.N. insanı afalla132 tacak derecede pahalı ve en nefis cinsinden pasta ve bombomlarla dolu bir şekerci dükkânına raslamıştım. savaşın darbesini yemiş bir ülkede bu gibi şeylere para harcandığım görünce. Bütün bunların yanısıra P. Bunları denedim bir kere. Kendimi biraz kötü hissedince günün yarısını yatakta geçirir. Yeterince paranız olduktan sonra. kokteyl. ortak tehlike her cinsten insanı bir çeşit yoldaşlık duygusuna itmişti. Kısmen de.M. cadde üstünde ise pek açık etmeden.U. Madrit cephesine gönderilmemi sağlıyacak başka bir birliğe katılabilmek için de hazırlık temasları yapıyordum. Madrit'te. altın rezervleri silâh ve öbür ihtiyaçlar için saklanmalıydı. Tabanca almayı şiddetle arzu ediyordum —siper çarpışmalarında. durumun orada tamamıyla farklı olduğunu söylüyordu. Ayni zamanda bir tabanca satın almak için gizli görüşmeler yapıyordum. Zenginlik ve fakirlik arasındaki bu açık karşıtlığı. şarap. belli belirsiz bir dehşet duygusuna kapıldığımı ve ağzımın hayretten açık kaldığını hatırlıyorum.O. dışarıdan tütün satın alınmasına izin vermezdi. canınızın istediği kadarını bulamıyacağınız hiç bir şey yoktu —adam başına düşen miktarı sıkı sıkıya karneye bağlandığı için. muhtemelen. daha evvel de söylediğim gibi.tıhyordu. Ama hâşâ. milislerinden ayrılarak. sosyetik caddelerin birinden geçerken. ama hiç yoktan iyiydi. kuyrukta saatlerce bekledikten sonra. kendimi olabildiğince rahat ettirmek derdindeydim. Çocuklar bir dilim ekmek için dilenirken şişko bir herifin bıldırcın tıkınması tiksindirici bir manzaradır.lik otomatik bir tabanca bulmayı becerdi —beş yardadan öteye işe yaramıyordu.M. P. (Pek çok kimse bir kere denemiştir.'dan ayrılacağımı çok önceden herkese söylemiştim. Hükümet bunları polislere ve Halk Ordusu'na dağıtmış fakat milislere vermeyi reddetmişti. haddinden fazla yemek içmek yüzünden. İkinci olarak. çünkü bu altın rezervlerinin azalması demek olurdu. Kaçak sigaraları şık otellerde açıktan açığa. Anarşistler'e katılmak istiyordum. Aylarca süren rahatsızlıktan sonra doğru dürüst ekmek. o da şansınız varsa. Teorik olarak Hükümet. Madrit'te bulunan herkes.U. vitrini.'ye üye 133 . ama silâh sesleri arasında böyle bir şeyi görme olasılığı daha azdır. Bir sürü telâş ve sıkıntıdan sonra bir Anarşist arkadaş bana. Fakat bu değişikliği yalnızca iktidarın el değiştirmesine atfetmek hakbilirliğe sığmaz. Amerikan sigarası ve bunun gibi şeylere karşı doymak bilmez bir arzu duyuyordum. ekmek hariç olmak üzere. Bu ancak Bond Street ya da Rue de la Paix'de göreceğiniz cinsten bir dükkândı. Kaçakçılığa zengin halkın yararına olduğu için göz yumuluyordu.O.) İspanya'nın tüm tütününün yetiştiği Kanarya Adaları Franco'nun elindeydi. C. tüfekten çok daha yararlı oluyordu— bulması da hayli güçtü.

Güçler böyle konulunca aralarında bir çatışma çıkması zorunluydu. Tabiatıyla.olunursa F. Şehrin yüzeydeki görünüşünün. güçlü olan C.U. Karımla ben. Anarşistlerin ellerinden silâhlarının ancak zor kullanılarak alınabileceği açıktı. Özellikle yüz yıla yakın bir süredir. dolup dolup taşan kalabalığı ile caddelerin görünüşteki neşesinin altında. mülk sahipleri sınıfının özel muhafızları olarak iş gören Güvenlik Askerleri.S. propaganda ilânları. Fransa sınırındaki Puigcerda'da bir Cara-bineros birliği. daha az iyi silâhlanmış.'deki yoldaşlarıma da bir çeşit kişisel bağlılık duyacağım için durumum iyice içinden çıkılmaz bir hâl alacaktı. söylentiler dolaşıyordu.S.N. Komünist disiplini altında olacağım. Sağlığım azıcık iyi olsaydı. ve onun liberal müttefikleri dışında hiçbir iktidar yoktu. Katalonya'da P. Bu arada. Tehlikenin varlığının anlaşılması çok basit ve kolaydı. her zaman belirsiz ve gazete sansürü yüzünden biri ötekiyle çelişen.'nin belirsiz kuvveti vardı. bu da bir Komünist Parti üyesinden tavsiye mektubu almam demek oluyordu.A. çiçek sergileri. Aman ne fikir! Siyasî atmosfer. Fakat iznimin bitmesine daha bir hafta vardı. denetimi altındaki Generalite'nin görüş açısından.A. özel kişilerin ellerinde bulunan tüm silâhların teslim edilmesi gerektiği yolunda bir kararname yayınlandı. çok güçlendirilmiş ve silahlandırılmıştı. Siyasî açıdan. bu sıra böyle şeyler yapılamıyacağmı bana anlatmış olmalıydı. durumlarını güvenli kılmak için ilk yapılması gereken.I.L.savaş öncesinin silâhlı polis kuvvetleri olan Güvenlik Askerleri ve benzeri örgütler yeniden kullanılmaya başlanmış. olaylar için yayınlanan resmî bildiriyi baştan aşağı doğru diye kabullenecektim.T. (Bütün İspanyol ordusunda ayağıma gelecek kadar büyük bir çift postal bulunamamıştı. çarpışmalar sırasında Barselona'da bulunsay-dım. «Çok geçmeden bir gürültü kopacak!» demekte birleşiyorlardı. Fakat buna karşılık.'nın beni Madrid'ten çok Teruel'e gönderme ihtimali olduğunu söylemişlerdi.'li öbür İngilizleri de benimle birlikte gelmeye ikna edip edemeyeceğimi sordu. İspanyol Sağlık Yardım Orgütü'ne bağlı bir Komünist arkadaşı arayarak derdimi ona açtım.N. Madrid'e gitmek istiyorsam Enternasyonal Kol'a katılmalıydım. cepheye dönmeden sağlığımı düzeltmeyi çok istiyordum. Daha önce de değindiğim gibi.O. ama F. böylece çarpışmaları yakın bir bölgeden izleyemeyecek.P. Komünistlerle Anarşistler arasındaki karşıtlıktı. Beni kaydetmeğe pek hevesli göründü. Her türlü fi134 kirden bir sürü insan. Bütün dava. Hem üstelik —her zaman kişilerin geleceğine yön veren bir ufak ayrıntı— ayakkabıcının bana bir çift yeni postal yapmasını beklemek zorundaydım. Ben135 . gözden kaçmayacak korkunç bir siyasî rekabet ve nefret vardı. düşmanlarına göre ne istediklerinden daha az emin. iki üç günlüğüne deniz kenarına bile gidebiliriz sanmıştım. mümkünse I. çok renkli bayrakları. işçilerinin silâhlarını ellerinden almaktı.) Komünist arkadaşıma kesin anlaşmayı daha sonra yapacağımı söyledim. Aynı zamanda . hemen orada anlaşacaktım herhalde. Bütün bu dönem! boyunca Katolon-ya'mn her yerinde görülen ufak tefek çatışmalara dair. Bu arada dinlenmek istiyordum. bir kâhin edasıyla. yani dönüp dolaşıp. P. Anarşistlerin denetimi altındaki Gümrük Dairesi'ni ele geçirmek için gönderilmiş ve tanınmış bir Anarşist olan Antonio Martin öldürülmüştü. bu emre uyulmamıştı. Bu ancak bir anlama gelirdi.U. ama P. Bir çok yerlerde silâhlı polis kuvvetleri Anarşist üslerine saldırılarda bulunmuşlardı.U.C. lüks ve büyüyen fakirliğin.I. milisine girmek olanağı vardı. Avrupa tipi olağan bir jandarma örgütüydü. ama sayıları ve kilit endüstriler-deki üstünlüklerinden ötürü.C. Çok muhtemelen Barselona çarpışmaları başlamadan önce Albacate'ye gönderilmiş olacak. Öte yandan. C. devrimi daha ileri götürmek isteyenlerle durdurmak ya da önlemek isteyenler. Bunun neleri değiştireceğini söylemek şimdi hayli güç. M. parti milislerini bölmek temelde bu amaca yönelmiş bir manevraydı.T.

'den cenaze alayını izleyenler binleri buldu. bütün bu cinayetlerin «ajan provokatör»lerce işlenmiş olması pekâlâ mümkündü.T. I.'den gelen işçilerin yürüyüşe P.U. Böylece.T.T. ile U. U. Plaza de Cataluna'dan gelen ardarda silâh sesleriyle uyandık. İzleyicilerinin çoğundan daha ılımlı olan C.G. Ertesi gün. bir iki yüz metre ötede.T. o gün. Dönüp baktığımda ellerinde tüfekler. muhtemelen. Bu sözüm ona cenaze töreninin aslında bir kuvvet gösterisinden başka bir şey olmadığı apaçıktı. önderleri.zeri olaylar Figueras'da ve sanıyorum.N. Mayısın birinde hiç bir olay çıkmadı. bir C. İnsanın heyecanını kabartıcı sloganlar çizilmiş kırmızı bayrakların ardından sokaklarda resmi geçit yapmak ve de elindeki hafif-makineli tüfeğiyle sanki bana tümüyle yabancı biri tarafından vurulmak— benim yararlı bir yolda ölmekten anladığım bu değildi. C. Kuşkusuz. Her şeyin tuhaf olduğu bir durumdu bu.T. ve U.T. nedense. ve C. öldürüldü.T. bölye bir olayda azıcık daha ileri gidilse işin sonunda kan dökülebilirdi.T. üçle dört arasında.N. ve U.N. kesiminde katılması gerekiyordu.N.T. hiç önem vermemiştim. ile uzlaşmak için uğraşıyorlardı.G. yan sokağa hakim sekiz köşeli yüksek kuledekilerle —bir kiliseydi 137 . Fakat son dakikada bu gösteri yürüyüşü iptal edildi.'nin birlikte katılacakları devâsâ bir gösteriden söz ediliyordu. Hükümet bütün dükkânların kapatılmasını buyurdu. boyunlarına dolanmış kırmızı —siyah Anarşist fularla.N.'nin birlikte yürümesi ve dayanışmalarının gösterilmesiydi. Düşünülen. C. C. ve herkes bir patırtı çıkmasını da bekliyordu.'linin vurulmuş olduğunu öğrendik. iki sendika blokunu büyük bir koalisyonda birleştirmekti.N. Mayıs'in biri yaklaşıyordu. rıyla bazı gençlerin yan sokaklardan birinin köşesini döndüklerini ve Ramblas'nın kuzeyine doğru koşarak gezden kaybolduklarını gördüm. faşist olmayan Avrupa şehirleri içinde.G. Ramblas'-nın yarı yolunu inmiştim ki. Sözüm ona devrimci şehir Barselona. muhtemelen U. Besbelli.T. pek çok keresinde katil olaylarından sonra siyasî husumeti kışkırtmak amacıyla muazzam cenaze törenleri düzenlenmişti.LP. li biri tarafından. üyeleri bir süredir şu ya da bu biçimde öldürülüyorlardı.M.N. üyesi öldürülmüştü.T.G.O. Aynı gece karım ve ben. Fakat ben bir hayli rahatlamış olduğumu itiraf etmeliyim. her halde C.'li biri tarafından. Barselona'ya varışımdan az sonra.G. 10 Mayıs'm üçünde öğle üzeri otelin holünden geçerken bir afkadaşım rastgele teklifsiz bir tavırla: «Duyduğuma göre Telefon Santralı'nda karışıklıklar çıkmış» dedi.T. Dış kapitalist basının Komünist-Anarşist düşmanlığı karşısındaki tutumu. Bir otel penceresinden olan biteni hiç heyecan duymadan seyrettim. Nisan sonlarında. Barselona'daki işçi-smıfı banliyölerinde de aşağı yukarı gayri resmî nitelikte bir çatışma olagelmişti.'nin ileri gelen üyelerinden Roldan. Tarragona'da da olmuştu. çoğunluğu Halk Ordusu birliklerinden oluşan muazzam cenaze kortejinin belirli bir noktadan geçmesi iki saat sürüyordu. Bunu duyduğumda. Kısa bir süre önce bir C. uzun zamandan beri. hiç bir kutlama töreni yapılmayan tek şehirdi. Gerçekten de politikalarının kilit noktası.T.T.N. U. Anlamsız bir sokak çarpışmasına katılmak kadar istemediğim bir şey yoktu. O günün akşam üstü. arkamda birçok tüfek atışları işittim. Roldan'm katline geniş yer verirken karşı katil olayını hiç üzerinde durmadan geçiştirmesinden belirlenebilir.G. Böyle bir 136 yürüyüşün sonunda bir ayaklanmaya yol açacağı gün gibi ortadaydı.

kalabalığı izlememeye karar verdim. her geçene ateş ediyorlardı.M.uzun boylu. Anlaşılan. ama «Comite Local'e her an bir baskın olabilir. Üstelik.sanıyorum— biribirlerine karşılıklı ateş ediyorlardı. Sonra. Anca beraber kanca beraber olmak zorundayız. Hemen «Başladı!» diye düşündüm. Güvenlik Askerleri hâkim noktalardaki binaları ele geçirmişler. çat! kepenklerini indirdikleri duyuluyordu. Halk Ordusu'ndan iki subayın elleri tetikte. bir çuval yığınının üstüne pejmürde kılıklı bir delikanlı uzanmıştı.U. Sonra bazı Anarşistler yetişmiş.U. Hemen orada. fişek kutuları dağıtıyordu. Doktor gözden kaybolmuştu —öyle sanıyorum ki bazı yaralananlar olmuş ve doktorlar çağrılmıştı bile— ama başka bir İngiliz geldi. Bunu göze alıp otele gidecektim. bu istek.» (Hotel Falcon P. devamlı binayı korumakla görevli Hücum Muhafızlarından başka kimsede silâh yoktu. «Haydi gel. Kulenin tepesinden gelen mermiler caddeyi uçarak geçiyor.T. içerdeki bürodan. Kamyon. hiç kimsede ne yapması gerektiğini bilirmiş gibi bir hal yoktu. korkunç bir kargaşalık vardı. Hiç kimse 139 . ateşin uzağına doğru akın ediyordu. orada imiş. Daha ortalıkta tüfek falan yoktu.'lu arkadaşlar orada toplanıyorlar. heyecanla konuşuyordu.) «P. giriş holünde bir kalabalık kaynaşıyordu. Yukarıda. Biz caddeden aşağıya yürürken karşı yönden bir kamyon hızla gelip geçti. Kargaşalık başlıyor. iyisi mi biz buralarda olalım» diye belirsiz bir fikir kafamda dolaşıyordu. başlıca. Saatlerce yeraltında kapana kıstırılmış kalmak gerekebilirdi. Meramını açık seçik anlatamıyacak kadar heyecanlıydı. sivil elbiseli. yabancı olarak azıcık kuşku altında olduğumuz için önceleri kimse bize tüfek vermeye hevesli görünmüyordu.M. kucak dolusu tüfekler getirilmeye ve dağıtılmaya başlanmıştı.'un Comite Local'ine gittim. ihtiyatla ağaçtan ağaca gerilediklerini gördüm Önümdeki kalabalık sığınak olsun diye dalga dalga Ramblas'nın orta yerindeki metro istasyonuna doğru atılıyordu. Üstüste gelen silâh atışları ortalığı çınlattı. cephede arkadaş olduğum bir milis geldi ve beni tanıdı— bize ondan sonra biraz da istemiyerek tüfek ve birkaç fişek verdiler. genel bir arbede olmuş. Bütün cadde boyunca dükkân sahiplerinin çat!. Şimdi. Tam binanın karşısına düşen P. izindeki milisler tarafından kullanılırdı. Doktor beni kolumdan tutmuş biryerlere sürüklüyordu. normal olarak milislerin ücretlerini almaya gittikleri odada.N. ellerinde tüfeklerle tıka basa Anarşist doluydu.'un işlettiği bir çeşit pansiyondu.U. Uzaktan silâh sesleri geliyordu ve caddeler tamamiyle boştu. Hükûmet'in Telefon Santralı'nın kendisi138 ne devredilmesi talebi yüzünden çıktığını anlayıverdik. Fakat yan sokağın caddeye açıldığı yerde. hayli yakışıklı bir adam düzeni korumaya çabalıyor ve köşedeki yığından kemerler. Ramblas'nın sonundaki Hotel Falcön'a geldiğimizde. Kargaşalığın daha erken saatlerde. ateş hattını geçmemeleri için haykırıyorlardı. Otuz yaşlarında . tabiî reddedilmişti.'li işçilerin çalıştığı Telefon Santralı'na ânî bir baskın yapmak için Plaza de Cata luna'dan geçerken.O. bizimle birlikte cephede bulunmuş bir Amerikalı doktor yanıma koştu. Tam bu anda. Herkes Ramblas'ya gitmenin imkânsız olduğunu söylüyordu.M. silâhlı Güvenlik Askeri dolu bir sürü kamyon başlıca C. başka bir kalabalık kaynaşıyordu. Fakat bunu düşünürken çok büyük bir hayrete kapılmadım— çok uzun zamandan beri herkes «bu»nun her an başlamasını bekliyordu. dehşete düşmüş halk panik içinde Ramblas'dan aşağıya. Öbür İngiliz'le ben.» «Bu Allanın belâsı şey de ne demek oluyor?» dedim.O.O. merdivenlerde ve dışarda kaldırımda halk ufak ufak kümelenmiş. ufak Anarşist topluluğu halkı geriye itiyor. Binanın her yanında. elimden yakaladı. Hotel Falcön'a gitmeliyiz. Önde bir hafif makinalı tüfeğin arkasında. Otele gidip karıma birşey olup olmadığına bakmam gerektiğini düşünüverdim.

binasına sırf sığınmak için geldiklerini tahmin ediyordum. yani polisle. Caddeler aşırı karanlık ve sessizdi. Mesele yeterince açıktı. Bir yanda C.T. Tahmin edebildiğim kadarıyla hepimizde topu topu altmış kadar tüfek bulunuyordu. Çok geçmeden açıkgöz bir madrabaz benim de tüfeğimi yürüttü ve ortalıktan toz oluverdi. Bizi. Pencerelerin çoğuna silâhlı nöbetçiler yerleştirilmişti. dur durak bilmeden tüfek isteyen kalabalık tarafından kuşatılmıştı. Sigaralar bizi çok hoşnut etmişti. bir tek canlı yoktu.T. kapıları kilitlenmiş ve kol demiri vurulmuş otele almadan önce bir sürü gürültü patırdı ettiler.O. bir de pejmürde küçük oğlan çocuklar kalabalığı. Ben ve arkadaşım azıcık yiyecek bulmak umuduyla onun pek uzakta olmayan oteline sıvıştık. Geri döndüğümüzde Telefon Santralı'nm çalıştığını öğrendim ve yukarı ofise çıkarak karıma telefon ettim. Her şeyin nasıl yürüdüğünü bir kere öğrendikten sonra zihnim daha bir ferahladı. Continental Oteli'nin telefon numarasını bilmiyordum.L. Güvenlik Askerleri'. hiç kimsenin vurulmadığını söyledi.N. binada hiç telefon rehberi bulunmamasıydı. Böylece. ve genel olarak işçi sınıfının «peşinde» olduğuydu. Bütün bu olanlara sanki piknikmiş gibi bakan genç milis delikanlıları sinsi sinsi 140 ortalıkta geziyor ve kimde tüfek varsa dil dökerek kandırmaya ya da aşırmaya çabalıyorlardı. bir saat boyunca o da senin bu oda benim arandıktan sonra numarayı veren bir rehber bulabildim. İki binada toplanmış üçyüz kişi vardı. Ben «azıcık sigaramız olsa daha iyi olacağız» diye cevap verdim. Bu saldırıyı daha çok kendi girişimleriyle başlattıklarını veri olarak kabul ediyorlardı. elinde iki Lucky Strikes paketiyle boy gösterdi. Bütün dükkânların vitrinlerindeki çelik kepenkler indirilmiş. Hava kararıyordu. Bu küçük ama yiğitçe hareketini hiçbir zaman unutmayacağım. ben acıkmaya başlamıştım..N. Güvenlik Askerleri'nin C. kendi kendime hangi yanda olduğumu sormam gerekmiyordu. ama etiyle ve kanıyla somut işçileri doğal düşmanlarıyla. çalışmayı yalnızca birkaç saat için durdurmuştu. öte yanda polis vardı. Bu aşamada hiç kimsenin Hükûmet'i suçlamadığı dikkati çekiyordu. göründüğü kadarıyla da Falcon'da hiç yiyecek yoktu. Bunu şaka niyetine söylemiştim. Anarşist devriyeleri kendisini iki kere durdurarak tabancaları burnuna dayalı bir halde kâğıtlarını incelemişlerdi. artık Telefon Santralı'nın çalışmadığından kesinlikle emindim —ama işin aslını ararsanız.olan biten hakkında açık seçik bir fikre sahip görünmüyordu. Genel izlenim. kentin bizim tarafında hiçbir şey olduğu yoktu. Otele telefon ederek karımın iyi olup olmadığını sormak hiç aklıma gelmedi. İzne çıkmış birkaç milis ve bir yabancılar serpintisi de vardı. ne var ki yarım saat sonra Mc Nair. işçilere ait çeşitli binalara hâkim olan öbür binaları ellerine geçirdikleriydi. gerçek bir çatışmada görünce. herhalde. Bütün kavrayabildiğim şey. ortalıkta. Uzun bir zaman geçti. Yukardaki ofis. aşağıda caddede Hücum Muhafızlarından bir grup gelip geçen birkaç kişiyi durduruyor. Bana her şeyin yolunda olduğunu. Karakteristik olan şey. Zifirî karanlık caddeleri cesaretle geçmiş. ama henüz barikatlar kurulmamıştı. Hâkim çoğunluk rıhtımın yanındaki şehrin arka sokaklarında oturan en yoksul sınıftan gelmeydi. minicik tabancamı saymazsam.U. kendilerine hiç tüfek kalmadığı söyleniyordu. Comite Local'de nasıl olduğumuzu sordu. Silâhlarla donanmış bir Anarşist devriye arabası cad141 . Onun da bir tek şarjörü vardı. nin Telefon Santralı'na saldırdığı.P. kimlik soruyorlardı. Burjuva komünistlerinin kafasında belirdiği biçimiyle idealleştirilmiş «işçi» tipine özel bir sevgim yoktu. Karımla bağlantı kuramadım. temsilcisi John Mc Nair'i yakalamayı becerdim. ama Barselona'daki I. Çoğunun ne olup bittiğinden haberi olmadığını ve P. aralarında birkaç kadın vardı. bazısı kucağında bebeklerini taşıyordu. Barselona'daki yoksul sınıf Güvenlik Askerleri'ne İrlanda Polisleri gibi bir şey gözüyle bakıyordu.M. yine silâhsız kalmıştım.

Her yerde. kaldırımların altında da kum-torbalarının doldurulduğu bir çeşit çakıl taşı vardır. Yukarıya doğru yürürken yiyecek pazarına bir göz attık.N.S. gülümseyerek çevreyi seyrediyordu. Bunun bir resmini çekebilmek için çok şeyler verebilirdim. M. Her nasılsa.'un. fevkalâde bir görünüm arzediyordu.deden yukarı geldi. kendi keyiflerine göre patlamaları da pek muhtemeldi. dizlerinin üstünde bir hafif makinalı tüfek tutan onsekiz yaşlarında koyu-renk saçlı güzel bir genç kız oturuyordu. (Gerçekte. ama göründüğü kadarıyla Ramblas'da birşey olmuyordu.O. P. Kabare sahnelerinden birinin perdesi hâlâ yukarı çekilmiş duruyordu. gözetleme deliklerine tüfekçiler yerleştirilmişti.M.U. binasında topu topu elli altmış silâh görüp de bütün silâhlar bunlar dedikleri zaman inanamamıştım. merkezî iki P. holde kırık bir kanepenin üzerinde şehrin kenar mahallelerinden iki fukara kadın barış içinde horluyorlardı. Bunlar ilkel bombalardı. Odaların çoğunda yükseltilmiş sahneler. Nihayet. elime bir tüfek verdi. Bütün bulabildiğimiz. ne bunların ne de berikilerin fişeği vardı.I.T. pencerelerden birine nöbetçi olarak dikti. bıçağımla söküp indirdim.'nin. C. Silâh deposu yerine kullanılan odada nöbetçi yoktu. görevinden alınmıştı o kadar.C. barikatlardan birinin gerisinde ateş yanıyor. kırık mobilya parçaları ve yırtık kâğıtlara rastlanıyordu. aradığımı buldum —silâh deposunu. Yine tüfeğimi elimden almışlardı. olağan karmakarışıktık. tepelerine bir çeşit kibrit sürülerek tutuşturuluyordu.O. Barikatların kurulma ameliyesi tuhaf. Comite Local'in kapı ağzında bir Alman Yahudisi (Yidiş) kız. öbür İngiliz ile ben açmakta hiç güçlük çekmedik.U.) Barselona caddeleri barikat örmeye elverişli arnavut kaldırımı taşlarıyla döşenmiştir. haberler Güvenlik Askerleri'nin emir almadan kendiliklerinden eyleme geçtikleri yolundaki genel izlenimi doğruluyordu. herkese emir verir görünen uzun boylu yakışıklı bir adam beni uyandırdı. Şoförün yanında. Mamaafih.O. Millet baştan başa yerlere serilmiş uyuyordu. Millet her yana uzanmış uyuyordu. ayağına —diz düğmeleri bileklerine gelen— bir milis pantolonu geçirmiş. erkekler yağda yumurta pişiriyorlardı. durmadan ağlıyordu.U. İspanyollar herhangi bir işe başlamaya kesinlikle karar verdiklerinde tutkulu bir enerjiyle erkek. biryerler-den bulunmuş bir el arabasına dolduruyor ve kum torbaları altında iki büklüm. Bir iki saat içinde barikat bir adam boyu yükselmiş.U.M.A. modeli nuhnebiden kalma. devrinin kaçınılmaz ürünleri gibi görünen. sonradan öğrendiğimize göre. Yukarı ofise çıkarak yedek tabanca mermisi olup olmadığını sordum— hiç kalmamıştı.'-un eline geçmeden önce bir kabare tiyatrosuydu. ona sarındım ve birkaç saat uyudum. Burası P. Girdisini çıktısını öğrenmek olanağı bulunmayan bu düzensiz binada dolaşarak hayli zaman geçirdim.'nin hepsinin Barselona'da silah istif ettiklerine dair söylentiler duymuştum. odalardan birinde bir bebek ağlıyor. ufak saplı iki düzine tüfekle birkaç çifteden ibaretti. bir ileri bir geri gidip geliyorlardı. Bütün rakip partilerin— P. kapısı da pek entepüftüdendi. Telefon Santralı'na yapılan baskının sorumlusu olan Polis Şefi Salas'ın tutuklandığını söyledi. Sabahın üçünde. Bir iki tanesini fişekliklerime yerleştirdim. F. Bu olayın nasıl bir yol tutturacağını bilemediğim için silâh bulmayı dehşet istiyordum. bunlardan birinde de kırık dökük bir kuyruklu piyano vardı. Tezgâhlardan pek azı 143 . Uzaklardan yoğun ateş sesleri geliyordu. İçeriye girince bize söylenenin doğru olduğunu keşfettik —daha başka silâh yoktu. Üstlerine sertçe abanırsam beni havaya uçurabilecek bombaları düşünmekten hayli rahatsız uyuduğumu hatırlıyorum. Anarşistlerin devriye arabalarından birinin bize getirdiği birkaç kutu bomba bulunuyordu. yapılacak yararlı bir iş de yok gibiydi. Aylardan Mayıs olmasına rağmen gece gitgide serinliyor142 du. Öbür İngiliz arkadaşımla birlikte Continental Oteli'ne dönmeye karar verdik. kadın ve minnacık çocuklar uzun sıralar halinde arnavut kaldırımı taşlarını söküp.

kan dökülmesine engel olmak zorunda olduğumuzu söyledi.O. Kopp olan biteni bir bakışta kavradı . çeşitli yönlerden gelen tüfek ve makineli tüfek sesleri nerdeyse bir muharebenin gümbürtüsüyle kıyaslanabilir hale gelmişti.) Bu sırada. sonradan P. ben de onu izledim.U.) o yüzden neyi gösterdiklerini anlayamıyordum. ileri doğru atıldı ve o sırada dişlerinin ucuyla elindeki bir bombanın iğnesini çeken.U. bize birkaç dilde. (ben caddenin öteki tarafında duruyordum) bana dikkatli ol diye bağırdı. —gayet iyi tanıdığım Amerikalı bir milisin başıydı bu— tıpkı bir panayırda nişan hedefi diye dikilen Hindistan cevizlerine benziyordu. taş binalar arasında patlayınca olağanın iki katı gürültü çıkaran el bombalarıydı. Güvenlik As. bir baş çıkıp duruyordu. Güvenlik Askerleri hiç adam ayırımı yapmadan caddeden geçen herkese ateş ediyorlardı. (İspanya'da bu tip caddelerin ortasında hep geniş bir refüj uzanır. dedim. Bir an durdum ve açıklığı bir koşuda geçtim.O. Her nasılsa. ama Amerikalı sığınmak için kendisini gazete kulübesinin arkasına atmıştı.'un Yürütme Kurulu Binası'na döndüm. bir araştıralım bakalım» dedi. sopasını sırtına dikti. (Otelden yüz metre ötedeydi.M.M.U. gazete kulübesinin gerisinde. Önceki gün yirmi otuz kadar silâhlı Güvenlik Askeri kahveye gelmişler. Bina ile aramda ağaçlar ve bir gazete kulübesi duruyordu. kızıl saçlı bir Alman Hücum Muha-fızı'nı geriye itti. leri'nden biri de ölmüştü.'un Yürütme Kurulu Binası'na yaklaştığımda hâlâ caddenin öteki yanındaydım. bunlar da Ramblas'nm güneyine düşen işçilerin oturduğu mahallelerden sökün eden bir halk kalabalığı tarafından kuşatılmıştı. Aradan birkaç gün geçince bu peynirden çok hoşnut kalmıştım. Continental Oteli'ne gittim. birkaç tezgâh açık kalmıştı. Tam oraya vardığımızda. üstü otel olarak işletilen Cafe Moka diye bir kahve vardı.O. P. Gerçekten neler olup bittiğini neden sonra öğrenebildim. bir Hücum Muhafızı ağır yaralanmış. binasının yanında. P. Herkesin kapı ağzından çekilmesini haykırdı. Sonra.'a yapılacak baskına hazırlık olarak kahveyi işgal etmeleri kendilerine emredilmişti. tüfeklerin sesine karışan korkutucu . dışardan yoğun bir tüfek ateşinin çatırtısı duyuldu. bir kurşun rahatsız edecek kadar yakından vınladı. Tam Kopp'u bulmuş ne yapmamız gerektiğini soruyordum. «Haydi.M. Gerçekte bunlar yalnızca. garanti biri bize sahra topuyla ateş ediyor. karşılıklı ateş açılmış. Her zamanki umursamaz tavrıyla merdivenlerden ferah fahur indi. Güvenlik Asker. kapı ağzında duran Hücum Muhafızlarının bazılarından —o anda ne olduğunu hiç anlamadığım— uyarıcı bağırış-malar geliyordu. aşağılardan ürkütücü bir seri patlama sesleri geldi. Güvenlik Askerleri gerisin geriye kahveye kaçmışlar. M. herşeyin yolunda olduğuna kanaat getirdim. Hücum Muhafızları da Güvenlik Askerler'ini yeniden binanın içine sokmak için üstlerine bomba fırlatıyorlardı. çatıdaki bazı camlar şangırdadı.açılmıştı. Sabahın erken saatlerinde kahveden çıkmaya teşebbüs etmişler. kaydırak oynar gibi aşağılara doğru bombalar yuvarlıyorlardı. Muhtemelen. iki İspanyol milis subayı da aynı şeyi yaptılar. Hücum Muhafızlarından bir grup. Arkamdaki adam. üçü ağır ağır Güvenlik Askerleri'nin sığındıkları kapı ağzına doğ145 . çarpışmalar başlayınca hemen binayı ele geçirmiş ve tahkim edivermişlerdi. kalabalık uçar gibi çıkış kapısına seğirtti.O. Bunlar yirmi yarda ötede. Tam kapı ağzının iç tarafında. Önceki gün Anarşistlerim ateşe başladıklarını gördüğüm caddenin köşesinde şimdi bir barikat yükseliyordu. kerleri'nin gözü önünde kaldırıma çıktı ve herkesin görebileceği bir biçimde tabancasını çıkararak yere bıraktı.kulakları sağır edici bir gümbürtüyle patlıyorlardı. Kendimize birer fincan kahve bulabildik ve bombaların yanına tıkıştırdığım keçi sütünden yapılmış biraz da peynir satın almayı becerdik.U. Gümbürtü öylesine kuvvetliydi ki. 144 Kopp pencereden dışarıya bir göz attı. yüzümü yıkadım ve yeni emirler almak için gerisin geriye P. Caddenin ortasında bir yerde.

'yi desteklemek zorunluluğunu duyduklarını kavrayabildim. Heyecan içinde.M. Tehlikede değildim.M. Kopp geri gelerek bombaları patlatmamızın iyi olacağmı söyledi. Kubbeler caddeye hâkimdi. korkudan titriyordu.M. Olan biten ne Allanın belâsı ise.ru yürüdüler. bu üç gün. Kaldırımın üstü Cafe Moka'nın tabelâsından yayılan kırık camlarla kaplanmıştı.O. çarpışmalar başlayınca vatmanların bırakıp kaçtıkları tramvaylar hareketsiz duruyordu. eğer önlemek olanağımız olursa. bizim geliş gidişlerimize izin veriyorlardı. üzerinde bir müze. Barikatlardan ve kum torbaları yerleştirilmiş pencereler arasından gelen kurşun yağmuru dışında hiçbirşey olmuyordu. Kopp beni yine yukarı çıkardı ve durumu açıkladı. binalarına yapılacak herhangibir saldırıyı önleyebilirdi. Bunu izleyen üç gün üç geceyi . önderlerinin bu olaya sürük146 lenmiş olmaktan dolayı son derece öfkelendiklerini ama C.U. daha hayal kırıcı ya da en sonunda daha sinir bozucu çok az tecrübe olabilir sanıyorum. Sokak çarpışmalarının şu kötü günlerinden daha hasta edici. ama ben de tutturamadım. doğu yönünde ışıldayan mavi deniz— İspanya'ya geldiğimden beri gördüğüm ilk deniz görüntüsü. bize ateş edilmedikçe ve binalarımıza saldırılmadıkça ateş açmamak olduğunu tekrarladı. Onun söylememesine rağmen. sürüyordu. binalarını savunmak zorundaydık. 147 . camları ise patlayan bombalar yüzünden parçalanmıştı. kaldırımın üstündeki hâlâ patlamamış iki bombayı işaret edip duruyordu. ama gün ışığı devam ettiği sürece hiç dinmiyor ve ertesi gün tam zamanında şafakla birlikte gene başlıyordu. ama P.O. Rasatevinin küçük pencerelerinden kilometrelerce çevreyi görebilirdiniz —ardarda tabaka tabaka gelen yüksek ince binalar. Kısa kollu gömlek giymiş bir Güvenlik Askeri. yine de bütün yaşamımın en dayanılmaz dönemlerinden biri oldu. ateş açmamız yolunda talimat göndermişlerdi. bütün karışıklıklar boyunca benim yaptığım tek atıştı. Bütün bu zaman boyunca. damların genel düzeyinin çok üstünde de ikiz kubbeleri yükselen küçük bir rasatevi vardı. Ve. Kopp. kim kiminle çarpışıyorsa ve kim kazanıyorsa. Bu.'un önderleri savunmada kalmamız. yaşamaktan ve bizi yaşatmaktan pek hoşnut olacaklardı. takır-takır.kısa sürelerle karşıdaki otele yemek yemeğe sıvışmak dışında. üyeleriydi. Bu.T. devamlı olarak Poliorama'nın damında geçirdim. sonra ötekine ateş etti ama tutturamadı. Tüfeğini bana vermesini söyledim. bazan de kulakları sağır edici bir ateş yağmuru gibi hızlanıyor. tropik bir kasırga gibi sürüyor. çarpışmak istemiyorlardı. ellerindeki tüfekleri dolu adamların üstüne yürüyorlardı. Çatır-çatır. Caddelerde bir tek motorlu araç kımıldamıyor. mermilerle delik deşikti.U.O. Silâhsız olarak. P.U.T. Saldırıya geçerlerse P. Sinemadaki hademeler C. Bombaların öyle yerde durması herkes için tehlikeliydi. korkudan ödleri patlamış. Güneş altında pırıl pırıl caddeler bomboştu. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri'ne gelince. dışarıda park etmiş biri Kopp'un resmî aracı olan iki araba. ellerinde tüfeklerle oraya yerleşecek birkaç adam P.M.O. onlarla başımız artık belâya girmeyecekti.U. Ramblas boyunca orada burada. sürüyor. bütün bu işlerin anlamsızlığına şaşar dururdum. Hücum Muhafızlarından biri tüfeğini ateşleyerek bombalardan birini patlattı. dizlerimin üstüne çöktüm. Barselona halkı sokak çarpışmalarına ve ma. güm bazan tek tük atışlara kadar sönüyor. Rasatevine gözcüler yerleştirmişti bile. Damda oturur.N. ikinci bombaya ateş ettim. açlık ve can sıkıntısından başka çekilecek çile yoktu. Hemen karşımızda Poliorama denilen bir sinema. bunu baştan keşfetmek pek zordu. verilen emirlerin. cam kubbeler ve parıltılı yeşil bakır renkli kiremitleriyle fantastik süslü damlar. yirmi sterlin verseler bile benim yapmayacağım birşeydi. Üzgünüm.N. iki milyonluk koca şehir vahşi bir uyuşukluk içinde kapalı kalmıştı — hareketsiz bir gürültü kâbusu gibi. binlerce taş binaya çarparak yankılanan şeytanî gürültü.

S. elinde tüfeğiyle mavi tulum giymiş genç bir çocuk köşeden sıvışıyordu.hallî coğrafyaya öylesine alışkındı ki. ama bu yanda P. Ramblas'nm yukarı ucunda. Otelin ön cephesini boylu boyunca kaplayan kocaman «Hotel Calön» yazısının son o'suna yakın bir pencerede. Ramblas'dan aşağı doğru. hayır. kahvehanede içecek cinsinden ne varsa tümünü yağma etmişler ve Kopp'a onbeş şişe bira hediye etmişlerdi. Kopp'da onlara. bir talih eseri birkaç gün önce satın aldığım Penguin dizisi kitaplarıyla geçiriyordum. ve Güvenlik Askerleri aşağı yukarı kontrolü ellerine almışlardı. torbalarla bir başka barikat daha kurdular. bir çeşit içgüdü ile hangi siyasî partilerin hangi caddeleri ve hangi binaları tutacağını biliyordu.U. önceki gün her nasıl olduysa kaybettikleri tüfeğin yerine. Gerçekten de. solundaki dolambaçlı sokak aralarında karışık bir çarpışma devam ediyordu..C. üstüne de Katalan ulusal bayrağını diktiler. birçok kereler kendimi alışkanlığın etkisiyle Güvenlik Askerleri'nden «Faşistler» diye söz ederken yakaladım. Bu arada Kopp Güvenlik Askerleriyle ahbaplığı ilerletiyordu. damdaki Güvenlik Askerleri'ne ateş etmişti 149 .C. J. şehrin ana caddelerinden biri olan Ramblas'nın ayırıcı bir hat oluşturduğunu anlayabiliyordum. Rasatevinin her kulesine bir adam yerleştiriyor. Kendimi biraz da yeniden siperdeymişim gibi hissediyordum. saatlerimi. Güvenlik Askerleri'nden biri eğilerek barikatın öbür tarafına ateş etmeye başladı. (P. cehennemi gürültüye metelik vermeden. Katalan ulusal bayrağını çekmişlerdi. Bizim mevzi tuhaf bir biçimde sessizdi. ama sözlerine sâdık kalacakları kesin değildi ki. Rasatevinden dışarı bakarken. bazan. Böyle bir işe girişmeden önce bizi uyarmayı kabul etmişlerdi. Bütün bu belâların başladığı yer olan Telefon Santralı'nda Katalan ulusal bayrağıyla Anarşist bayrağı omuz omuza dalgalanıyorlardı. Bu sırada ben rasatevinde nöbette idim. belâ başlıyormuş gibi oldu.'nin Plaza de Cataluna'ya hâkim olan karargâh binası. pek çok kereler Cafe Moka'da ziyaretlerine gitmişti. Plaza de Cataluna çevresinde durum öylesine karmakarışıktı ki. meydanı öldürücü bir etkiyle silip süpürebi-lecek bir makineli tüfekleri vardı.U. Kırmızı bayraklarını direkten indirmiş. Hotel Calön idi.S. Genellikle yukarıda altı kadar adamımız oluyordu. Tabiatıyla. Ramblas'nın sağındaki işçi mahalleleri koyu Anarşist'ti. bize ateş açmazlarsa . bütün bu dava beni sıkıyor.'nin ingiltere'deki Komünist Gençlik Birliği'nin muadili Gençlik Derneği) kum torbalarıyla kaplanmış yan pencereleri bizim rasatevinin önüne gelen büyük mağazalardan birini elinde tutuyordu. Kopp onlarla kesin 148 bir anlaşma yapmıştı. Bir yabancı ise. Bizim yüz metre sağımızda. Mamaafih. Besbelli. Biraz sonra yarım düzine kadarı tam karşımızda dama çıktılar. Size ateş etmiyordum. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri çelik kepenkleri indirmişler.S. bizim tüfeklerden birini verdi. Bazan. Güvenlik Askerleri'nin her an telefonla alacakları bir emir üzerine ateşe başlayabileceklerini pekâlâ biliyordum. Orada bir çeşit uzlaşmaya varılmıştı. Tüfeğimi ona doğru kaldırarak bağırdım: «Hey..S.U.biz de onlara ateş etmeyecektik. P. Karşılık olarak. her binada ait olduğu partinin bayrağı dalgalanmasa ne olduğunu kavramak hayli güç olacaktı. Baksana aşağıdakine!» Tüfeğiyle bizim binanın dibinden geçen yan sokağa doğru işaret etti. Yalnızca bir keresinde. Buradaki asıl nirengi noktası.U. o damda pineklemek insana tuhaf bir duygu veriyordu. kahvedeki eşyaları yığıp barikat yapmışlardı. Fakat bir çatışma başlatmaya hevesli olmadıkları apaçıktı. santral kesintisiz çalışıyor ve binadan hiç ateş açılmıyordu. geri kalanlarımız taş bir çıkıntıdan başka sığmağın olmadığı alttaki kurşun damda oturuyorduk. beni elli metre öteden gözetleyen bir takım adamların olduğu bilincine varıveri-yordum. onlara oranla umutsuz bir durumdadır. karşılık veririz!» «Hayır.C. oradaki! Bize mi ateş ediyorsun?» «Ne?» «Bize ateş ediyorsan.

uğursuz görünüşlü bir Rus da dahil (bu herifin kemerine bir tabanca ile zarif bir bomba bağlıydı) çeşitli komünist ajanları. Fransa'ya portakal götürürken çarpışmalar yüzünden burada bağlı kalan kocaman Fransız kamyonlarının bir sürü şoförü. Bizden yarım mil kadar uzakta. barikatlarında görmüştüm. ben de karşılık verdim. bana ateş etti. birey olarak taraf tutmalarına karşın.U. çünkü ortalıkta uçak yoktu. birkaç da Halk Ordusu subayı. ilk önce o ateş açtı. Binadan binaya bağırdım: «Daha biranız var mı?» «Hayır.» Bana anti-faşist selâm yaptı. Millet düpedüz binaların içinde ya da barikatların arkasında pinekliyor. camlarına kurşun çarptığında parça parça olmasın diye vitrinlerine çaprazlama kâğıt yapıştırıyorlardı. binasından bir adam. Belki de tahrik edici bir hedef teşkil ediyordum. kulağı alışkın olan biri topçu ateşinin sesini hiç yanılgısız tanır. Yabancı gazeteciler. çünkü toplar ateşe başlarsa. G. bütün 151 . ama birisi çıkıp da şarapnelle tahrip olmuş bir bina gösteremiyordu.U. Her halükârda. otel misli görülmemiş bir insan kolleksiyonuyla ağzına kadar dolmuştu.«Ben ona ateş ediyordum. İspanyollar'ın nişancılıktaki ustalıkları hayatımı kurtarmıştı. ya da U. hiç top sesi yoktu. işin giderek ciddiyet kazanması demekti —topçu sokak çarpışmalarında sonucu etkileyen unsurdur. caddenin hayli aşağısmdaki evinden tüfeğini doğrultarak.M.» Aynı gün. bu yönden gelen gürültü dehşet vericiydi. Ogpu'nun ajanı olduğu söylenen.S.T. Havadan atılan bombalar gibi ses çıkarıyorlardı. Çarpışmalar sona erdikten bir gün sonra bu caddeden geçtim. Ateşe karşılık vermedim. —çok muhtemelen doğrudur— agents provoca. Hemen işin başından beri yiyecek azdı.N. doğrudan doğruya Generalite'ce «kollektifleştirilmiş»ti ve tarafsız bölge sayılıyordu. Ve uzun aralarla. ama bu olanaksızdı. cadde ortasında ateşlenen bataryalara dair vahşî hikâyeler çıktı.) «Biz sizi vurmak istemiyoruz.M. (Barselona'daki dükkâncıların çoğu. Yönetim Binası'ndaki onbeş yirmi milis için Hotel Falcon'-dan yiyecek getiriliyordu. Halk Ordusu bir bütün olarak. J.U. Tüfek ateşinin şeytanî cümbüşü devam ediyordu. mümkün olduğu kadar çoğumuz yemek için Hotel Continental'e gidiyorduk.G. ve U. teur'ler yığınlarla patlayıcı maddeyi.N.O. P.T. şişman. karşısındakilere alev saçıyordu. infilâk anında ne olduğunu anlayamadığım muazzam yoğun patlamalar oluyordu. Herzaman olduğu gibi. hepsi bitti. Daha çarpışma başlar başlamaz.G. vitrinlerin camları kalbura dönmüştü. çarpışma her iki yanda da savunma halindeydi.T. çarpışma boyunca tarafsız kalmıştı. Uluslararası Tugay'dan yaralı iki üç adam. Büyük zorluklarla ve karanlıktan yararlanarak (Güvenlik Askerleri Ramblas'a devamlı ateş ediyorlardı). Sonradan bana söylendiğine göre. Duyduğum ve gördüğüm kadarıyla. bu. öbür otellerin çoğu gibi C. takma adı Charlie Clan olup. tüfek atışı ve makineli tüfek seslerini el bombalarının patlaması noktalıyordu. İşin başında. Cumhuriyet Hükümeti'nin hizmetinde bir Amerikalı havacı. salı sabahı bunlardan bir ikisinin P. on iki kere.T. kurşun öyle açıktan geçti ki rasatevinin damına bile isabet etmedi. tarafından değil. ama bu yiyecek hepimize yetişmiyordu pek. Adam yalnızca yüz yarda ötede olmasına rağmen. yiyecek kıtlığı henüz vahim bir hal almadan ve gazeteler nefret kışkırtıcılığına başlamadan önce. Hotel Continental. Ve.O. belki hepsi on. ortada hiç belli bir neden yokken. Acaba duyar mıyım diye kulak kabartıyordum. her çeşidinden siyasî zanlı kişiler. Sonradan gazetelerde. Faşist sempatizanı görünen bazı iyi halli İspanyol aileleri.'nin merkez binalarının neredeyse tam karşı karşıya oldukları bir cadde vardı. Bazan.» (Söyledikleri doğruydu sanırım. genel gürültü ve paniği çoğaltmak için kasten infilâk ettirmişlerdi Ma150 maafih. Bu bina-dan bana pek çok kereler ateş edildi. Biz de sizler gibi işçiyiz. birkaç askerin kışladan tüymesine.

askerinin Aragon cephesinden ayrıldığı söyleniyordu.M. Telefon Santralı'na yapılan saldırıyı «canavarca kışkırtma» diye (ya da buna yakın kelimelerle) tasvir ediyordu. George Tioli.T. beni taraf değiştirmeye zorlarlar ya da en azından. Ortalıkta çirkin söylentiler dolaşıyordu. Şu ya da bu nedenle sokağa çıkmak zorunda kalmış bir iki yaya. pantalonu kana bulanmış bir halde içeri girdi. bu çarpışmaların Franco'ya karşı savaşı kaybetmek anlamına gelebilecek tam bir iç savaş biçiminde gelişmesini istemiyordu. ceplerimdeki bir dolu bombaları almaya kalkışırlardı. yorgun. Genel tutum şuydu: «Bunun. fakat gazete başka bir adreste yine basılıyor ve birtakım sayıları dağıtılıyordu. aç bilâç ve kir pas içinde içeriye girdiğimde odamda yangelmiş oturur bulduğumu hatırlıyorum. Onun.» Çarpışmaların geniş bir alana yayılmasına ve kayıp sayısına rağmen.'un gazetesi La Batalla'nın savunmasız çalışma yeri Güvenlik Askerleri tarafından Telefon Santralı ile aynı günde ele geçirilmişti. herşeyi bir değişiklik sarmaya başladı. Valencia Hükûme-ti'nin Barcelona'yı işgal etmek için altıbin asker gönderdiği. oysa izin günlerimi damda nöbet tutarak geçirmeme benimle birlikte üzüldüler. Daha önce denizcilik yapmış Douglas Moyle bunların İngiliz destroyerlerine benzediğini söyledi. birtakım adamlar da boş caddelere avaz avaz bağırarak gazete satıyorlardı. Çarşamba (5 Mayıs) günüydü sanırım. ama biz bunu çok sonra öğrendik.N. neyse ki bomba çocuğu ciddi biçimde yaralamamış ti. O günün akşamı. Ve Uluslararası Tugay'dan bir iki adam da bir nöbet gecesinin ertesinde. Kepenkleri örtük caddeler korkunç gözüküyordu. Eğer sıkı partili olsalardı.M. bir de. Anarşist gazetesi Solidari-dad Obrera. yalnızca iki şey vardı: Telefon Santralı'nın geri verilmesi ve nefret edilen Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması. C. Anarşistlerle polis arasındaki bir toz-alma hikâyesinden başka bir anlamı yoktur. Plaza de Cataluna'da Güvenlik Askerleri'nden dörtyüzünün Anarşistler'e teslim olduğunu.O. Halkın söylediğine göre. Çünkü hiç kimse. Dışarda neler olup bitiyor diye bakınmaya gitmişti. «Barselona'daki kaldırım taşlarını numaralamak gerekir» dediğini hatırlıyorum: barikatları kurar ve yıkarken bu bizi bir sürü sıkıntıdan kurtarırdı.bu olanlara şaka diye bakmak eğilimi vardı.U. bunlara karşı durmak için de beşbin Anarşist ve P.O. silâhlarını verdiklerini duyduk. Rasat-evinin kulesinden çevreyi seyrederken limana yanaşan savaş gemilerinin gri şekillerini gördük. Fakat Generalite'nin taviz vermeyeceği de apaçıktı. Henüz hiç kimsenin barikatlarını terkettiğini sanmıyorum. resmî bildirinin olayı plânlanmış bir ayaklanma olarak göstermesinden daha çok gerçeğe yaklaştığına inanıyorum. banliyö153 . ama çarşamba günü havasını değiştirerek herkesin işine dönmesini istemeye başladı. Salı günü. Bizim iyi arkadaşımız olan bir İtalyan gazetecisi. Bu söylentilerin yalnız ilki doğruydu. ama doğru dürüst bir sonuca varamayacağı besbelli olan bu anlamsız çarpışma herkesi hasta ediyordu. P. kaldırımda yatan yaralı bir adama yardım ederken. Hâl ve tavırları tamamiyle tarafsızdı. üyelerinin istediği. O sırada çevremdekilerin söylediklerinden toparlanabildiği kadarıyla. ve başındanberi istediği. barikatların iki saat gibi kısa bir sürede kaldırılacağından hiç kuşku yoktu. beyaz mendiller sallıyarak sürüne sürüne o yana bu yana gidiyor ve Ramblas'-nın ortasındaki mermilerden korunmuş bir yerde. Gerçekten de İngiliz destroyerleriymiş. biri oyun olsun der gibi üstüne bir elbombası atıvermiş. bu düşüncemin.U. Generalite bu iki şeyi yerine getireceğine ve yiyecek vurgunculuğunun önünü alacağına bir söz verse. Bu korkunun ifade edildiğini bütün taraflardan işitiyordum. sanıyorum. Anarşist 152 önderleri de. Ben herkesi barikatların gerisinde kalmaya teşvik ediyordum. radyodan aynı çizgide çağrılar yayınlıyorlardı. Halk fikir olarak bölünmüş. kendilerini rahatsız hissediyor ve bu Allanın belâsı şeyin nasıl sonuçlanacağını merak ediyordu. böyle şeyler Barselona'da her yıl olurdu.

boş böğrüme batan tabancanın verdiği felâket rahatsızlığı hatırlıyorum.O. Herkes telâşla oraya buraya koşuşturuyor ve yiyecek satın 155 . «onlar»ın suyumuzu da 154 kesecekleri yolunda bir söylenti dolaşıyordu. ama bizim moralimiz daha iyiydi ve kahvehaneyi hallaç pamuğu gibi atacağımıza emindik. biri bozuk yirmi bir tüfeğimiz. Binada birkaç çikolata diliminden başka hiç yiyecek kalmamıştı.N. onbeş bira şişesini doldurmak için hayli zaman harcadık. Ortalık iyice aydınlanmıştı. Hiç kuşkusuz. olabilirdi . Çarpışmalar sona erdiğinde. Aşağıdaki barikatların gerisinde.O. buradaki İdare Binası'nda komşumuz Güvenlik Askerleri'nin bize saldırmak yolunda emir alacakları muhakkaktı. her tüfek için elli atımlık cephanemiz.lerde (özellikle emekçi sınıfı mahallelerinde) C. Karım. hiçbir şey olmamış. birkaç düzine de bombamız vardı.'a savaş ilân etmemiş.O. yarım saatcik dinlenmek için sedire uzandım. Silâh stokumuzu gözden geçirdik.'un kesinlikle yasa-dışı bırakıldığını duyarsak. Tek çıkar yol. gece yarısından sonra damdan saldırarak onları gafil avlayacaktık. Yukarıda. sergiler neredeyse bomboş olmasına rağmen. hemen Cafe Moka'yı ele geçirmek için hazırlık yapmalıydık. hemen şimdi aldığı haberlere göre. Ama. caddelerdeki tek tük ateş dışında herşey normale dönmüştü. birdenbire sarsılarak uyandığımda karımı başımda dikilmiş bulduğumdu.'nin denetimi elinde tuttuğuna dair belirsiz haberler sızıyordu. su kesilmemiş. Hükümet bize karşı savaş açtığı takdirde. söylemesi gereksiz. Bu arada. Su işlerini idare eden Hükümet ya da C. olayların tüm sorumluluğunun.M.U. ön odalardan birinde bir koltuk üstünde uyuduğunu söyledi. Moka'ya saldırmadan önce. Hükümet P. M. ne tentürdiyot ne de sargı bezi bulunmadığını keşfettik. millet yerlere serilmiş uyuyordu. dolayısıyla en uygun günah keçisi olan P. bana ilk ışık tutan bilgi bu olmuştu.U. bunların dışında bir iki tabancadan başka birşey yoktu.kimse bilmiyordu. Ama. Hükûmet'in P. Çelik kepenkleri öndeki giriş kısmına çaprazlama taktık. yaygara ile yiyecek isteyen muazzam bir kalabalık pazara toplanmıştı. arada birtakım insanlar ister istemez ölecekti.'un üstüne atılacağını şimdiden belli belirsiz seziyordum.T.U. Cafe Moka'-ya baskın yapmak için gönüllü çıktılar. tramvayların çalışmaya başlamadığı dikkati çekiyordu. Ondan sonra hatırladığım şey ise.) Teker teker tuvaletlerdeki yıkanma yerlerini. (Hiç kimse «onlar» ın kim olduğunu bilmiyordu. sargı yeri olarak kullanmayı düşündüğümüz sedirli küçük bir oda vardı. O günün akşamüstü bir çeşit ateşkes anlaşması yapıldı. iki tarafın da tahkim edilen binaları daha boşaltılmamıştı.N. Sonradan meseleye nasıl bir yorum getirileceği konusunda. Görünüşe bakılırsa. Ancak. kendimizi savunmaktan başka bir seçeneğimiz olmayacaktı. Binayı tahkim etmekle geçirdiğimiz uzun kâbûslu geceyi hatırlıyorum.M. Çoğu Alman bir düzine kadar adam. saldırıda pekâlâ öldürülebilirdim. bizim yerel tarafsızlığımız da sonuna gelmişti. Birkaç dükkân kepenkleri-ni kaldırmaya başladı. Uykusuz geçen altmış saat yüzünden korkunç bir ruh hâli içinde ve köpekler gibi yorgundum. Kemerime kayışla bağlanmış.U. beni uyandırmaya kıyamadığını.O. Belki hemşireye ihtiyaç duyulur diye karım otelden kalkıp buraya gelmişti. ilk önce bizim onlara saldırmamızdı. P. partilerin içinde en zayıf. Karşıda Poliorama'nm damındaki altı tüfeği de sayarsak. elimize geçirdiğimiz her kovayı ve son olarak da. arkasına binada bazı değişiklikler yapmakta olan işçilerin geride bıraktıkları taşlardan bir barikat kurduk. Fakat aynı akşam Kopp beni çağırttı ve çok ciddî bir yüzle.'u lağvetmek ve ona karşı savaş açmak üzere olduğunu söyledi. Şimdi artık gece ilerlemişti. sayıca bizden fazlaydılar. biz kazanıyorduk. gerekirse. Kopp telefonda emir bekliyordu. Güvenlik Askerleri'nin Kopp'a verdikleri. Ateş sesleri yavaş yavaş söndü ve şaşırtıcı bir hızla halk caddeleri dolduruverdi.M. şimdi boşalmış olan.T. Güvenlik Askerleri hâlâ Moka'daki barikatlarının gerisindeydiler.

Otelde. hayatımda ilk defa. Şişko Rus ajanı. Anarşistlerin ya da bilmem kimin casusu olduğunu fısıldayarak ortalıkta dolanıyordu. şimdi hepimizin başına gelen ve durdurmaya gücümüzün yetmediği bir çeşit doğal âfet. bu yüzden anormal uzunlukta sürelerle nöbet tutmanız gerektiği. çarpışmalar boyunca burunlarını kapı ucundan uzatmaya korkan karmakarışık kalabalığın arasında korkunç bir kuşku havası doğmuştu. Eğer tarih dedikleri buysa. hemen arkasından —aslında bırakışma birkaç saat sürdü sanıyorum. şu Allanın belâsı damda gece gündüz oturmanın verdiği rahatsızlık ve sıkıntı. bir kasırga ya da deprem gibi düşünülüyordu. Troçkistler'in. ne olup bittiğiyle hiç ilgilenmeyerek yalnızca olduğunuz yerde oturmanız gereken. Her yerde aynı soruları duyuyordunuz: «Durdu mu dersin? Yeniden başlar mı acaba?» Çarpışma. çünkü. bazıları C. barikatların gerisi adamlarla doldu ve çarpışma yeniden başladı. küçük çapta da olsa tarih yapıyorsunuz-dur. ama yemek servisleri hâlâ yapmacık bir tören görüntüsüyle devam ediyordu. Öndeki yemek salonu. inandırıcı bir biçimde. sıkıntı içinde. yüzlerce mil uzaktaki gazeteciler bu işi parlak bir biçimde yaptıkları halde. çünkü bu zamanlarda maddî ayrıntılar başka herşeye ağır basar. çelik kepenkler hemen indirildi. Çarpışmalar boyunca. caddeler sihirli bir değneğin ucuyla dokunulmuş gibi boşalıverdi. O perşembe akşamı. Bütün bu süre içinde. gittikçe kötüleyen açlıktı —pazartesi gününden-beri hiçbirimiz adam gibi yemek yememiştik. Bu gibi olaylara karıştığımız zaman. ortalıkta yenecek pek birşey yoktu. kafamda. yemek olarak adam başına bir tek sardalya düşüyordu. Yüzelli gün cephede bulunmuş. sırayla bütün yabancıları bir yana sıkıştırıyor. hesapça kendinizi tarihî bir karakter gibi hissetmeniz gerekir. mesleği yalan söylemek olan birini görüyordum. konuklar. bu her iki taraf için de öldürücü rezil kavganın doğru ve yanlış yönleri değil. Garsonlar geniş ölçüde azaltılmıştı. Yiyecek kıtlığı. Otelde günlerdir ekmek bulunmuyordu. hiçbir zaman herkese yetecek kadar masa bulunmayan arkadaki leş odaya doluşmuşlardı. şarap öylesine azalmıştı ki. gazetecileri saymazsanız. damda oturarak vakit geçiriyordum. bütün bu oyunu Anarşistler'in düzenlediğini îzâh ediyordu. Barselona'ya azıcık dinlenebilmek ve rahat etmek için hevesle gelmiştim. Başlıca düşündüğüm. ekmek ve içecek birşey yoktu. Tüfek takırtılarının ortasında ve kepenkleri kapalı pencerelerin berisinde sürüp giden bu küçük otel hayatında iğrenç birşeyler vardı. (onlara ateş etmeyeceğimi ümit ettiklerinden yapıyorlardı bunu) ama emir geldiğinde kesinlikle ateş açacak olan Güvenlik Askerleri'nin karşısında. Bu düşünce beni çileden çıkarıyordu. ama bunun yerine.T.almaya uğraşıyordu. ama saatten çok dakika gibi gelmişti— Haziran ayında göğün gürleyişi gibi âni tüfek sesleri üzerine herkes bir yerlere kaçıştı. Aslında. ben durumun doğru dürüst bir «tahlil» ini yapamadım. Daha çok cephede az adam olduğu. Bol miktarda bulunan tek şey portakaldı. çok kötü bir döneme benziyordu. Fakat hiç böyle yapmazsınız. öyle sanıyorum ki. Üç gün boyunca karım ve ben bir parça keçi peyniriyle kahvaltı ettik. en azından benim kadar canları sıkılan ve zaman zaman bana el sallayarak kendilerinin de birer işçi olduğunu söyleyen.N. çarpışmalar sona erdikten birkaç gün sonra da devam etti. Adamı biraz ilgiyle seyrettim. Yoğunlaşmış bir tiksinti ve öfkeyle damdaki mevziime döndüm. hazan uykudan başı önüne düşerek. Gerçekten de. pencereden gelen bir kurşun sütunlardan birini yonttuktan sonra terkedilmiş. milletin kulağına başka herkesin Komünistler'in. Çoğu kimse casus görme deliliğine tutulmuş. bu iş biter bitmez cepheye dönmem gerekeceği fikri dolaşıp duruyordu. Fransız kamyon sürücüleri otele bir sürü por157 . gitgide daha eski şarapları daha yüksek fiatlara içiyorduk. hiç de öyle bir 156 duygu vermiyordu. üyesi oldukları için genel greve katılmışlar ve şimdilik beyaz kolalı gömleklerini çıkarmışlardı. kahramanlık etmek yerine.

bu tüfekleri caddenin bir yanından öbür yanma geçirmekti. En uygun yolu bulmak için. başlıca polis görevlisi) bir başka sınıf olan Hücum Muhafızları ve Cumhuriyet'in seçme birlikleriydi. asıl tehlike. Hükümet yayınlarını kimsenin taktığı yoktu. binasına geri götürmek zorundaydık. yeniden dönüp çalışmak zorundayız. Rasatevinin kulelerinde nöbet tutarken kullandığımız altı tüfek hâlâ oldukları yerde duruyordu ve ne yapıp yapıp onları P. yarı tehdit edici bildirilerle herkesin eve gitmesini isteyen. namluları da 159 .» Öte yandan.U. Bunlar olurken bizim yapılacak gayet nâzik bir işimiz vardı. Başka zaman olsa. ertesi gün çarpışma sona erecek gibi görünüyordu. şehirlerde yiyecek olduğu sürece tayınlarını alacaklarını bilen Güvenlik Askerleri yerlerinde kalabiliyorlardı. o gece birlikler geldiler. Tek sorun. uzun boylu. onar kişilik gruplar halinde caddelerde devriye gezdikleri görülüyordu —kocaman tüfekleri omuzlarından aşağı sarkan. onların herkesin otlanmaya çabaladığı özel bir ekmek stokları vardı. sol omuzumuza birer tüfek astık. Bunlar. altısını kaybetmeyi göze alamazdık. ama millet heryerde barikatlardan yavaşça toz oluyordu. barikatlarını yıkmamışlardı ama bazısı kaldırıma sandalye çıkarıp dizlerinin üstünde tüfeklerini yatırmış oturuyorlardı.M. olayların bu yönleriyle ilgilenmiyordum. işçilerin kesinlikle yenildikleri anlamına ge158 liyordu— siyasî bilinçsizliğim yüzünden kafamda yeterince açıklık olmamasına rağmen— Hükûmet'in. Fakat o sırada. uzun tartışmalar yapıldıktan sonra. Hücum Muhafızları'm uyutmak çok kolaydı. Çok anîden. ama caddeye çıkarmak Hükümet emrine karşı gelmek demekti. Hükümet radyodan yarı yatıştırıcı. grup başına da bir makineli tüfek. biraz yiyecek satın alarak. caddeler hemen hemen normale dönmüş. şeytanî silâh seslerinin sona ermesinden derin bir rahatlama duyduğum ve cepheye dönmeden önce. yalnız Katalan bayrağı dalgalanıyordu. kızıl saçlı bir İspanyol çocukla ben tüfekleri dışarı kaçırmaya başladık. Bu durumun belli başlı sorumlusunun yiyecek kıtlığı olduğuna eminim. Güvenlik Askerleri hâlâ Cafe Moka'yı ellerinde tutuyorlardı. Ramblas halkla dolmuştu. Güvenlik Askerleri'ne ve Carabineros'a benzer (yani. nereye baksanız. yanlarında birtakım çok boyalı. adeta yerden bitercesine ortaya çıkmışlardı. hattâ daha başından otele kabul etmezdi. Valencia'dan gelen birlikler. düşmanlıktan hayli uzak bir sırıtmayla karşılık verdi —hiç kuşkusuz. Hiç kimsenin. belli bir saatten sonra üzerinde silâhla yakalananların tutuklanacağını söyleyen yayınlar yapıyordu. Valencia' dan birliklerin gerçekten gelip gelmediğinden haberi yoktu —aslında. Birinin yanından geçerken göz kırptım. Bu şoförler kaba görünüşlü bir güruhtu. o akşam caddelerde ilk kez göründüklerinde vakit hayli ilerlemiş olmalıydı. Telefon Santralı'ndan Anarşist bayrağı indirilmişti. takmış takıştırmış İspanyol kızları ve siyah gömlekli pek iri bir hamal vardı. gri ya da mavi üniformalı adamlar. O son geceyi damda geçirdim. tüfeklere de el konurdu. binadaki silâh deposuna aittiler. Binada yalnızca yirmibir tüfek varken.takal getirmişlerdi. ama şu anda pek itibâr görüyorlardı. ellerimizde bunlarla yakalanırsak tutuklanacağımız kesindi— daha kötüsü. Bunlar. Her yanda aynı sözler işitiliyordu: «Hiç yiyeceğimiz kalmadı. O gün —Cuma günü— çok ateş açıldığını sanmıyorum. rasatevinde tüfeklerimiz olduğunu gayet iyi bilen Moka'daki Güvenlik Askerleri'nin bizim caddeden karşıya tüfek taşıdığımızı görünce işi bozmalarıydı. züppe otel müdürü bunları rahatsız etmek için elinden geleni ardına komaz. terkedilmiş barikatlar hâlâ yerlerinde durduğu halde. —bizim hiç yokken.O. dükkânların hemen hepsi açıktı ve —hepsinin en güven vericisi— uzun süre donmuş kalıplar halinde duran tramvaylar harekete geçtiler. Bu. Akşamüstü olduğunda. azıcık dinlenip huzur bulabileceğimdi. kendini daha güvenli hissettiği zaman hesap sormaya kalkacağını anlamıştım. dipçikleri koltuk altımıza sıkıştırdık. Yarı yarıya soyunduk. beni tanımıştı. Bütün bildiğim.

emir aldıkları için— kışkırtıcı bir tavırla davranışlarda bulunmaya kalkınca birkaç yerde kargaşalık çıktı.S. Beni asıl şaşırtan. İlk günü. Bu. tabancalara gelince. bizimse cephede aşağı yukarı elli adamımıza bir makeneli tüfek düşüyordu. ama sanıyorum. Sinemanın önünde bir grup adamın. «Rus tüfeği» denilen (bu tüfekler İspanya'ya S. silâhlı Anarşistler'le kavgalaşmaya yol açtı. Hücum Muhafızları küçük mangalar halinde caddelere dağıtılmaz. Bunun her savaşta böyle olduğunu sanıyordum —gerideki besili polis ile cephe hattındaki pejmürde askerler arasındaki tezâd! Tüm olarak alındıkta. üyelik kartı çıkanların kartlarını parça parça etmişlerdi. Benim gibi uzun boylu bir adam bile uzun bir Mavzeri rahatsızlık duymadan pantolonunun paçasında taşıyamazdı. İşçi milisleri dağıtılacak ve Halk Ordusu birlikleri arasında yeniden paylaştırılacaktı. Barselona çarpışmaları.C. Fakat. Barselona üzerinde Cumhuriyetçi bayrağı dalgalanıyordu —Cumhuriyetçi 'bayrağını faşist siperlerinin dışında. Çoğunun bir iki gün içinde kendilerine birer kız arkadaş buluverdikleri dikkati çekiyordu. caddelerde fâtih edasıyla yürüyorlardı. Hükûmet'in. bazıları —herhalde. kaplumbağa hızıyla cadde boyunca yürüyüşümü büyük bir ilgiyle seyrettiklerini gördüm. Ertesi gün.N. bir iki gün sonra Hücum Muhafızları halkla gayet iyi geçinmeye başladılar.U. onların ileri geri gezinmelerine bir çeşit şaşkınlıkla bakıyordum. cebinden C. hareket etmek için tutulacak tek yolun. Valencia Hükûmeti'ne Kata. bu heryerde böyleydi. Bir tanesini inceledim. Acaba ne derdim olduğunu düşündüler diye merak eder dururum. Bu Mavzerlerin uzun olması ayrı bir talihsizlikti. bunların seçilmiş adamlar olmaları değil. dizlerimizi bükmeyecek kadar yavaş yürümek olduğunu keşfettik. mer161 . ilk burada görmüş oluyordum. Aragon cephesindeki pejmürde. çünkü barikat kurmak taşları gerisin geri yerine koymaktan çok daha kolaydır. Ben. P. ama bu iş pek yavaş oluyordu.paçalarımızdan aşağı sarkıttık. binalarının önündeki barikatların yerlerinde kalmasına izin verilmişti. Hücum Muhafızlarının on adamına bir hafif makineli tüfek. Şimdiye kadar farketmemiş olmama rağmen. Hücum Muhafızları muzaffer istilâcı havalarını bıraktılar ve ilişkiler daha dostâne bir hale geldi.T. Her neyse. İspanya'da gördüklerimin en iyisiydiler ve bir anlamda «düşman» olmalarına rağmen. bunları yalnızca kanunsuz yollardan elde edebilirdiniz. ellerindeki silâhlardı. direnme göstermeyeceğini önceden bildiği halkı dehşette bırakmak için kuvvet gösterisi yaptığına hiç kuşku yoktu. Rasatevinin kıvrım kıvrım merdivenlerinden aşağı kütük gibi bir bacakla inmek dayanılmaz bir işti. barikatlarda tutulurdu. yolcuları aramış. Hücum Muhafızları her yanı kaplamıştı. Bir kere caddeye çıkınca. Güvenlik Askerleri stratejik noktalan ellerinde tutmaya devam ediyorlardı. Savaşta yaralanmıştır demişlerdi belki de. gerçek şuydu ki. bir iki kişi öldü. ama C. görünüşlerinden hoşlanmaktan kendimi alamıyordum. bazı patlamalar olacağından herhangibir korkuları olsa. Ama çok kısa bir süre sonra.S. Mükemmel bir tüfek olmaktan pek uzaktı ama bizim cephedeki eski püskü. Esaslı bir miktarının kaçırıldığından hiç kuşkum yok. gerçekten Haziran sonu geldiğinde pek çoğu hâlâ duruyordu. bizden çok daha iyi giydirilmişlerdi. hiç de cepheye gönderilmek niyetiyle yetiştirilmemiş olan Güvenlik Askerleri ve Cara-binero'lar daha iyi silâhlandırılmış. Cumhuriyetin böyle birlikleri olduğunu bilmiyordum. tarafından gönderilmişti. pek kötü silâhlanmış milislere alışmıştım. lonya bölgesinin tüm denetimini eline almak için uzun zamandır aradığı bahaneyi vermişti.B. ağzı yayvan korkunç karabinalardan kat kat iyiydi.T. bütün tüfekler kazasız belâsız karşıya geçirildi. Bunlar pek mükemmel birliklerdi.C.N. Bazısı gruplar halinde tramvayları basmış. İşçi mahallelerinde barikatlar yıkılıyor. herbirine de bir otomatik tabanca düşü160 yordu. Amerika'da imâl ediliyorlardı) yeni bir cins tüfekle donatılmışlardı. sanırım. Hepsi.

P. hiç kimse için uzanacak bir yer bulunmayacak derecede ağzına kadar dolu bir hücrede tutulmuştu.kezlerinde muazzam sayılarda silâha el konuyordu. Böyle bir patlamanın bir daha ne zaman olacağı bilinemezdi ve ben bir daha böyle bir 162 davada tüfeğimi elime almak durumunda kalırsam. hiç kuşkusuz. P. çarpışmalar başladığı sıralarda gerisin geriye Barselona'ya gönderilmişti. Aslında Tarragona hastanesindeydi. çünkü yaralılar sık sık bir hastaneden öbürüne yer değiştirirlerdi.S. Tompson hemen. oteldeki korkunç kuşku ve düşmanlık havası daha da kötülemişti.M. polisin beceriksizliği yüzünden tamamen suçsuz zavallılar tutuklanıyordu. peşlerinde polis ve devamlı ele verilme korkusuyla saklanıyordu. tabiatıyla kendi taraflarına sıkıca bağlı kalmak durumundaydılar. P.U. Çok sayıda siyasî zanlı yabancı. Oteline döndü. fakat hiç kuşkusuz.'nı. ama ilk sayfası hemen neredeyse bomboş kalacak derecede sansür edilmişti. Salı sabahı ona sokakta rastladım.U.M. gerçeklere de aykırıydı. birçokları muhakeme edilmeksizin. sanırım. ortalığı alevlendirici makaleler yayınlıyorlardı. yabancı komünist gazeteleri elimize geçmeye başlamıştı. Neyin nasıl olduğunu gerçekten gören Komünistler'in bazıları. Postahaneler yeniden çalışıyordu. Her zaman olduğu gibi. o da herkesin ağzındaki soruyu sordu : «Nedir bu Allahm belâsı şey?» Elimden geldiği kadarıyla anlattım herşeyi. Çarpışmalar sona erdikten sonra. her yanda uğuldayan tüfek ateşinden hayli tedirgindi. Pasaportsuz olan ve genellikle kendi ülkelerinde gizli polisçe aranan İtalyan ve Almanlar'ın durumu en kötüsüy163 . biri yaralandı mı zaten hep böyle olurdu. Douglas Thompson'-un Nisan başında yaralandığından söz etmiştim. olaylar için uydurulan yorumlar karşısında hayretten dona kalıyorlardı. bu mesele değil canım.» dedim. Çarpışmaların bittiği şu sırada.U.O. Eninde sonunda. «P. Besbelli.M. Bunlar olurken. Buna benzeyen daha bir sürü olay oluyordu. önceden olduğu gibi. ama.'a bağlı olduğum için.M. ama Güvenlik Askerleri kendi esirlerini bırakmamış ve bunların çoğu hapse atılmış. Ne de olsa siz yalnızca verilen emri yerine getiriyordunuz.'un lağvedilmesini talep eden.M. emekçi sınıfın yararına kullanacaktım. P. P.O. Barselona çarpışmalarının resmî ifadesi. gazeteleri sansüre uğramıyor.» dedi. hapishaneler dolup taşıyordu. gamalı haç işaretli manyak bir yüz olarak gösteren bir karikatür. çarpışmalara ilişkin haberleri yalnızca azılı partizanca değil. Anarşistler esirlerini salıvermiş. hapse tıkılmış ve sekiz gün süreyle. Sonra onunla temasımızı kaybettik. Komünist arkadaşımız bana bir kere daha yanaştı ve Uluslararası Tugay'a transfer olmayı isteyip istemediğimi sordu. U. tarafından ustaca düzenlenen bir faşist «beşinci kol» ayaklanmasından başka bir şey değil. bu.U.» Ona.U. «farklı kalmakta anlaşıp» aslında siyasî hasmımız olması gereken birisiyle içki içemiyordunuz. Fakat bütün hava değişmişti. Thompson yakalanmış. İspanyol emekçi sınıfına karşı kullanılabilirdi.O. Otelime dönüp orada oturacağım. «Ben bu işin dışında kalacağım. aylarca hapiste tutulmuşlardı. Durmadan ortaya atılan suçlamalar karşısında tarafsız kalmak olanaksızdı. Daha önceden.C.U. onu emekçi sınıfa karşı değil. bu olaydan sonra Komünistler'in denetimi altındaki hiçbir birliğe katılamayacağımı söylemek zorunda kaldım. ama ne yazık ki kaldığı otel şehrin Güvenlik Askerleri'nce denetim altında tutulan kesimindeydi —sokak çarpışmalarında yerel coğrafyayı bilmek ne kadar önemli! Otel basılmış. mutlaka siyasî bir zanlı olmalıyım. diye kararlaştırılmıştı. ajanları tarafından kentin dört bir yanma yayılmıştı.'un gizli bir faşist örgütü olduğu ilân edilmiş. La Batalla hâlâ ortalıkta gözüküyordu.S. Otelin holünde bazı çirkin ağız dalaşmaları yapılıyordu. Artık. Adam bu konuda çok dürüsttü. Kolum hâlâ kötü. Hayli şaşırmıştım.» «Oh.O. «Sizin gazeteleriniz benim faşist olduğumu yazıyor. yalnız P. orak ve çekiç işaretli bir maskeden sıyrılarak ortaya çıkan iğrenç.C.O.

makineli tüfekleri ateş açıyor ve onları geri püskürtüyordu— neden bilmiyorum. Bir iki yabancı kadın İspanyollar'la «evlenerek» durumlarını çabucak usulüne uydurdular. İngilizler'i çok simpatico bulduğunu söyledi. P. Adamın yatak odasından çıkarken kazârâ çarpıştığımızda.C. Halk arasında bir sürü insan. Ramblas'dan aşağı doğru yürüyüş yaparken gördüğümü hatırlıyorum. bu. Çarpışmanın uzun süren kâbusu. Ayakkabı dükkânında postallarımı yapan adamlar.O. nefret. Temmuz'un 19'u geldi yine» diyen öbür küçük adam. Kuşkusuz.U. Yakalandıkları takdirde. sınırdışi edilerek Fransa'ya gönderileceklerdi ki. Barselona çarpışmalarının ortasında olan bitenlerin neye benzediğine dair bir fikir vermeye çabaladım. bunların bir cenaze alayı olduğunu düşündüm. içinizde. Baştan aşağı siyahlar giyinmiş büyük bir kalabalığın da bir saat boyunca Palaza de Cataluna'dan geçmeye çalıştıklarını ve hep başarısızlığa uğradıklarını hatırlıyorum. bir ilgi kayması olmadan. her kapı çarpışında tabancama sarılıyordum. siyasî açıdan karşı tarafın adamlarıydı ve benim P. yoksa bir başkasını mı vurmak zorunda kalacağım diye ölesiye sıkılmak. caddeye koştuğumda birkaç Güvenlik Askeri'nin kudurmuş bir köpeği vurduklarını öğrendim. İtalya ya da Almanya'ya geri yollanmaları demekti.C.G. herkes «yine başladı» diye bağrışıyordu. Pahalı bir dükkândı. Sonradan. Başıyla Plaza de Catuluna'daki cehennemi ateşe doğru işaret ederek (sanki bu sabahın çok güzel olduğunu söylüyormuş gibi) «Eh. Ne zaman yan sokaktan başlarını uzatsalar. tıka basa doldurulmuş hapishaneler. sansürlü gazeteler. O zaman. korku. Bu belâ sona erdiğinde hepimizin yeniden onu görmeye geleceğimizi umuyordu— gerçekten de onu görmeye gittim. Oraya. karmakarışık gerginlik sinirlerimi sonuna kadar zorlamıştı. hattâ aradan aylar geçtikten sonra Barselona'da bulunmuş bir kimse. çarpışma sona erdikten sonra ve birkaç dakika için 5 Mayıs'dakine kısa süreli ateşkes sırasında gittim. Tek akla gelen. Öyle bir noktaya gelmiştim ki. Hiç kimlik belgesi olmayan bir Alman kızı günlerce bir adamın metresi pozuna girerek polisi uyutmuştu. zavallı kızın yüzündeki utanç ve sefalet ifadesini hatırlıyorum.M. bütün davanın kendilerine anlamsız bir gürültü gibi geldiği savaşın dışında kalanların bir anlık görüntüleri. Bir türlü sona ermemesi ne yazık! Cephede olanlar yetmiyormuş gibi» vb. T. «Böyle şeylerin olması çok kötü değil mi? İş için de çok kötü.U. muazzam yiyecek kuyrukları ve sinsi sinsi gezinen silâhlı adamların yarattığı korkunç havayı hiç unutamayacaktır. belki de Barselona'da oturanların çoğu bütün çarpışmaya. 165 . İngilizler'in kendisini ziyarete gelmesinden çok hoşnut olmuştu. gürültüsü. yiyecek ve uykudan yoksunluk. Cumartesi sabahı caddeden bir silâh gümbürtüsü koptu. ama zamanın tuhaflıklarından birçoğunu aktarmakta başarılı olduğumu sanmıyorum.U. Tanrı bilir onları ne korkunç olayların beklediği. modaya uygun giyinmiş bir kadını koluna alışveriş sepetini takmış. vb. ama benim onu öyle sandığımı düşünmüştü. Yine de davranışları tümüyle tarafsızdı. önünde kıvırcık tüylü beyaz bir köpekle. üyesi de olabilirdiler— her_ neyse. tamamen boş Plaza de Cataluna'da aceleyle karşıdan karşıya koşarken her iki elinde beyaz mendiller sallayan bir adam. Poliorama'nm üstündeki müzede kapıcı olarak çalışan ve bütün bu olanlara toplumsal yaşayışın gereği olan şeyler diye bakan küçük adam. kadının sağır olabileceğiydi. kuşku. çalışanlar da U. köşedeki Hotel Colon'dan P.S. çünkü silâhsız oldukları açıkça görülüyordu. damda oturup acaba bir dakika sonra vurulacak mıyım.S. kız adamın metresi falan değildi. Geriye baktığımda belleğime takılan şeyler o sırada rastgele yapılan gözlemler. Bir iki sokak ötede tüfeklerin çatırtı ve gümbürtüsü duyu164 lurken.'nin adamlarıydı. Bir de.'lu olduğumu biliyorlardı. bir arkadaşınızın şimdiye kadar sizi polise gammazlamış olabileceği gibi nefret uyandıran bir duygu taşıyordunuz. Bütün bu zaman boyunca. çarpışmadan önce.dü.

sorunun tek bir yönünün. O sırada. 3 Mayıs'ta Hükümet. bunun yanısıra. Bundan sonraki bölümde.N. Uzak bir şehirdeki bu sefil dalaşma. Her şeyden önce. Bu örgüte sendika üyeleri alınmayacaktı. O sırada yayınlanan gazete haberlerinin hemen hepsi savaştan uzaktaki gazeteciler tarafından uydurulmuştu. gözlerimle gördüklerimin ve sözlerini güvenilir saydığım başka görgü tanıklarından öğrendiklerimin ötesinde pek az malzemeye sahibim. Her zaman olduğu gibi. ilk bakışta sanıldığından daha büyük bir önem taşımaktadır.ya da bir hava baskınında duyacaklarından zırnık fazla olmayan bir ilgi ile bakıyorlardı. Bundan sonraki adımın. C. ve ne gibi sonuçlar doğurmuştur. lâğım çukuruna dalmaya benziyor Fakat gerçeği olabildiğince ortaya çıkarmaya çabalamak ve kurmak gereklidir. denetimindeki kimi kilit endüstrilerin ele geçirilmesi olacağı herkesçe apaçık biliniyordu. Sürtüşmenin bardağı taşıran nedeni. işçi sınıfı saflarında servetle sefalet arasındaki karşıtlığın gittikçe artmasından ileri gelen belli bir kırgınlık ve devrimin sabote edildiği yolunda genel ve muğlak bir duygu da vardı. kötü yönetildiği. elimden geldiğince iyi bir biçimde daha kapsamlı konuları tartışmam gerekiyor — gerçekte olan nedir.T. 1 Mayıs'ta hiçbir baş kaldırma hareketinin olmayışı herkesi sevindirmiş ve şaşırtmıştı. Gelecekteki tarihçiler.N.'li işçilerin çalıştırdığı Telefon Santralı'nı. ben de yalnızca kendi mahallemde neler olup bittiğini gördüm. Ben bile. Barselona çarpışmalarının tümüyle doğru ve tarafsız bir öyküsü hiçbir zaman yazılamayacaktır. artık büyük bir patlayışa kaçınılmaz gözüyle bakılıyordu.T. Ayrıca. bunların onda dokuzunun gerçek dışı olduğunu söylersem abartmaya kaçmış olmam sanıyorum. Bu bölümde yalnız kendi kişisel gözlemlerimi anlattım. Şimdiden bu konu üstüne bir çok kitabı doldurmaya yetecek miktarda yazı yazılmıştır. iyi silâhlarla donanmış «gayrı siyasî» bir polis kuvveti kurulmasına da karar verilmişti. bazı sunturlu yalanların aksini kanıtlayabilir ve bu olayın belirli bir perspektife sokulmasına yardımcı olabilirim. savaşın başından beri çoğunlukla C. Barselona'daki herkes gibi. ama ortalığa yayılan yalanların pek çoğunun tersini kanıtlayacak kadar çok şey duydum ve olaylara tanık oldum. olayın doğru ve yanlış yönleri nelerdi. ayrıca resmî görüşmelerin dinlendiği ve banda alındığı gibi gerekçe167 166 . 11 Gerekli kayıtların olmaması yüzünden. Önceden olduğu gibi. bunun dengeli bir görünümünü vermeye çalışmak önemli birşey-dir. gerçekten olan neydi? Uzun bir süreden beri Katalonya'nın her yanında gerilim yükseliyordu. okuyucuları maksatlı olarak da yanlış yöne çekiyorlardı. bütün özel silâhların teslim edilmesine ilişkin Hükümet emri idi. Partiler içi polemiğin ayrıntılarına girmek korkunç bir iş. üzerinde çalışmak için bir yığın suçlama ve parti propagandasından başka birşey bulamayacaklar. siyasî çatışmalarla (tıpkı bir Çin savaşındaki generallerin adları gibi) insanın aklını karıştıran partiler ve alt-partilerin isim kalabalığıyla ilgilenmiyorsanız. yalnızca yanlış haber vermekle kalmayıp. 1937 Mayısı'nda herşey öyle bir noktaya ulaştı ki. halka geniş olarak yansıtılmasına izin veriliyordu. Böyle olmakla birlikte. lütfen bu bölümü atlayın. eğer sorumlusu var ise bu sorumlu kimdi? Barselona çarpışmaları pek çok siyasî tartışmaya sermaye edildiği için. Bu kitabın daha önceki bölümlerinde Komünistler'le Anarşistler arasındaki çatışmaları bazılarına anlatmıştım.

düpedüz uzun bir süreç içindeki tek bir olaydı.O.T. ama nispeten hâlâ iyi durumdaydılar. bunlar zaten olacaktı diye düşünebiliriz. çarpışma sonrasının etkilerini herhangi bir kesinlikle söylemek de imkânsızdır. merkezî denetime.N.'ye karşı Güvenlik Askerleri ve P. doğru kabul etmek zorundayız. Ne var ki. O gece ve ertesi gün. anlaşıldığı kadarıyla. özel kapitalizmin yeniden sunuluşuna doğruydu. 5 Mayıs gecesine kadar C. C. kesinlikle. Herşey bir yana.N.T.U.T.T. Ölü sayısı abartmalı verilmiş olabilir. Bununla birlikte. manevrayla sendikacıların ellerinden kaydırılmıştı. binalar kuşatılmış ama hiçbiri zapdedilmemiş ve hiç topçu da kullanılmamıştı. (kendisine verilen emirlerin sınırını aşıyor muydu aşmıyor muydu bilinmez) binayı ele geçirmeleri için üç kamyon dolusu silâhlı Güvenlik Askeri gönderdi.A. Genel eylemin yönü. muvazzaf kuvvetlerin elindekiler dışında bütün silâhların teslim edilmesine ilişkin bir emir yayınladı ve ertesi birkaç gün içinde çok sayıda silâh ele geçirildi.P.'un ilgasına bahane edilirken. Katalonya'nın Valencia denetimi altına girmesine. Asıl dava.S. Fakat genel olarak kabul edilmiş bir önderlik ve belirli bir plân yoktu —gerçekten.O. her iki tarafta da savunma niteliğindeydi. Doğrudan iktidar geçen yıldan beri.F. silâhlı polis kuvvetleri ve P. Bu koşullar içinde hiç kimse çarpışmaya devam etmeyi göze alacak kadar davaya güvenemiyordu 7 Mayıs öğleden sonra şartlar hemen hemen normale dönmüştü.S. O akşam deniz 168 yoluyla Valencia'dan gönderilen altı bin Hücum Muhafızı Barselona'ya vardı ve şehrin denetimini eline aldı. Savaşın patlak vermesinden bir yıl sonra Kata-lonya emekçileri iktidarlarını büyük ölçüde yitirmişlerdi. ama biraz daha uzasaydı etkisi olacağı kuşkusuzdu. ayrıca çok sayıda Güvenlik Askeri teslim olmuştu.G. işçileri üstüne. işler durdu ve hemen ardından çarpışma patlak verdi.U. Polis Şefi Salaş. Çarpışmalar sırasındaki kayıplar. Bildiğim kadarıyla. Sivil giyinmiş silâhlı polisler caddelerde yol açılırken. çarpışma. ani saldırısı yüzünden yeniden bozuldu. P. herkes bunun C. Asıl niyetleri her ne idiyse. Hükümet. caddelerde silâhlı Anarşistler belirdi. de şehrin merkez ve resmî kesimlerini tuttular. Aşağı yukarı aynı saatlerde.'nin resmî önderleri U. sürecin hızını herhalde azaltmıştır. Fakat.N. devlet kapitalizmine ve muhtemelen. milis güçlerinin dağıtılmasına. daha da büyük kayba uğramış olabilirlerdi.U.I.ier öne sürerek devralmaya karar verdi. hiç kuşkusuz. dört yüz ölü ve bin kadar yaralı idi. 6 Mayısîta ateş kesildi. Ne türlü kışkırtma olursa olsun yan gelip yatacaklarını açıkça belirtmiş olsalardı.C. hiçbir plân yapılmamıştı.N. Bu patlama. (Komünistler ve Sosyalistler) tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuna inanıyordu. ama bu rakamı çürütecek delillerden yoksun olduğumuz için. Güvenlik Askerleri'ne karşı direnmeyi öngören belirsiz bir kararın dışında. ama. Bu patlamanın savaşa doğrudan bir etkisi olup olmadığı konusunda bir delil yok.M.T. . Cabellero Hükûmeti'nin düşürülmesinde de etkili oldu. bu noktada direnmenin varlığı. 169 .N. emekçilerinin bu çarpışmada pes dememekle birşey kaybedip kaybetmedikleridir.N. hiç savaşmamaktan daha iyi sonuç verdiği örnekler vardır.T. muhtemelen Güvenlik Askerleri'nin silâhsız C.T. önderleri ile birlikte herkesi işlerinin başına dönmeye çağırıyorlardı. emekçi sınıfın denetiminden çok uzakta. yiyecek gitgide azalıyordu.M. Gerçek şudur ki. şehrin her yanında barikatlar kurulmuştu ve çarpışmalar 6 Mayıs sabahına dek aralıksız sürdü. İşçilerin binalarına bir saldırı olacak diye bir söylenti şehri dolaştı. ertesi sabah millet kendiliğinden barikatları farketmeye başladı. takım takım Güvenlik Askerleri stratejik noktalardaki başka birçok binaları da zaptetti-ler. Çarpışıp da yenilmenin. daha iyi durumdaydı sayılır.U. sokaklara dökülen C. Barselona Telefon Santralı'nın ele geçirilişi. . Durum kabataslak şöyleydi: C.C. resmî bildirilere göre. İkinci olarak. kuvvetleri emekçi banliyölerini.

(3) Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması için çağrıda bulunduğunu söyleyebilirim. Ben kendim ne bildiriyi ne de o tarihli La Batalla'yı gördüm. önderlerin izleyicilerinden daha tutucu olmalarını sağlıyordu. C. Bu noktada kesin bir şey söylenemez. hayli ukalâca.M. Ama gerçek şuydu ki. Göründüğü kadarıyla hiç kimsenin elinde bir kopyası bulunmayan bu bildiri hakkında büyük belirsizlikler vardır.U. orası da meçhuldür. (2) Telefon Santralı'na yapılan saldırının sorumlularının bulunması.O. çarpışma ise hiç değilse şimdilik. Bu nedenle «19 Temmuz'un ruhunu yeniden uyan171 .Üçüncü olarak. İspanyol Hükûmeti'ni Franco'dan kurtarmak için parmağını kıpırdatmayan İngiliz Hükümeti. O.T. ama hiç değilse içten içe muhtemeldir ki. Franco'ya karşı sürdürülen savaş kazanılmadan önce asla ayaklanmaktan yana değildiler. Bir İngiliz kruvazörü ve iki İngüiz destroyeri limana girmişlerdi. T.T.M. ve P. P. C. siyasî önderleri de onları istemiyerek izlemişler ya da hiç izlememişlerdi. Kesinlikle böyle bir afiş falan yoktu. İkinci olarak. önderlik etmiyor.I. dolayısıyla. Kimi yabancı gazetelerde bu bildiri. ile ittifak kurmaktı. zaten olan şeylerin yerine getirilmesini istiyordu. önderlerinin tutumları tereddütlüydü. yalnızca Durruti Dostları —F.N.U. Bunun da başlıca söylediği şey. bu bildirinin (1) İhtilâlci bir konseyin (cunta) kurulması.) Fakat gerçekte P.'un içinde küçük bir aşırı grup— idi.G. hattâ izleyicilerini barikatlarda kalmaya teşvik ettiler ve Durriti Dostları'nın yayınladığı aşırılık yanlısı bildiriyi bile onayladılar (6 Mayıs.N.N.O. Ne var ki. emekçilerin şehre egemen olması halinde. Her iki tarafta da hiçbir belirli plân işareti yoktu. Bunun birçok nedeni vardı En başta.'nin resmî liderleri daha başından olayla ilgileri olmadığını açıkladılar. ile U. Bir başka deyişle. önderleri de.Leninist-ler) 4 Mayıs'ta çıkardıkları bildiriydi. gemiler bunu gerçekleştirmek için hiçbir eylemde bulunmadılar. Anarşist önderleri —o sırada herkesçe bilinmemekle birlikte— olaylar belli bir noktanın ötesine sıçrar da. izliyorlardı. Devrimci bir çizgide konuşanlar.T.A. emekçiler sokağa dökülmüşlerdi. Üçüncü olarak. önderlerinin asıl gayesi U. C. karaya hiç 170 asker çıkarmadılar ya da hiçbir mülteci kabul etmediler. çünkü bu başlıbaşma sıradan adamların çıkardığı bir olaydı.G. yani. İngiliz gazeteleri bu gemilerin Barselona'ya «İngiliz çıkarlarını korumak için» gittiğini ilân etti. yabancı bir müdahale yapılmasından korkuyorlardı.M. «Herkes barikatlara gitsin —savaş sanayii dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın» idi.O. Bunlar da yine. aynı hükümeti kendi emekçi sınıfından kurtarmak için yeterince çabuk müdahale edecekti. Çeşitli kaynakları karşılaştırdıktan sonra.T. belki 5 Mayıs'ta yaklaştıkları gibi. La Batalla).'nin hâlâ Hükûmet'te ve Generalite'de temsil edilmesi. bir marksist çizgiyi tutarak hareket ettiler. Herkes sokağa fırlamış. daha iki gün önce kendiliğinden başlamış olan çarpışmayı onların başlattığı söylenemez. Durruti Dostları bir çeşit devrimci bildiri dağıttılar. çarpışma yalnızca herkesin onu beklemesi anlamında.N. Çarpışmalar sırasında gördüğüm tek el ilânı. C. P. şehrin her yanma yapıştırılmış «ortalığı alevlendirici bir afiş» olarak tanımlanmıştı. arasındaki ayrılığı zorunlu olarak genişletecekti.T. bu patlamanın gerisinde ne gibi bir gaye —herhangi bir gaye var idiyse tabii— vardı? Bu bir çeşit coup d'etat ya da ihtilâl girişimi miydi? Gerçekten Hükûmet'i düşürmeyi mi hedef almıştı? Önceden tasarlanıp üzerinde karar verilmiş miydi? Benim fikrimce. onlarla birlikte olmak devrimci partilerin görevidir diyen.U. önceden düşünülmüş ve tasarlanmıştı. küçük bir grup Troçkist'in (Bolşevik . kuşkusuz yakınlarda daha başka savaş gemileri de vardı. La Batalla'nın bildiriyi nereye kadar kabul ettiğine gelince.U. Anarşistlerin safında eylem nerdeyse kesinlikle kendiliğinden oluşmuştu.'un önderleri bu olayda mesuliyet taşımadıklarını söylemediler. emekçiler sokağa döküldü mü. ama bu bildiri 5 Mayıs'tan önce çıkmadı.M.

insanı şaşırtan bir çabuklukla stratejik noktalardaki binaları işgal ettiler.U. Ayaklanma. Ne var ki. Eylemleri temelde savunma niteliğindeydi ve hemen neredeyse bütün yabancı gazetelerde yapıldığı gibi. Hükûmet'i devirmek değildi. Meselâ. birliklerinin cepheden ayrılmasını emrettiğini söylüyor.U.N.dırmak» ve benzeri sloganlara rağmen. saldırgan eylem ve belirli bir plân demektir. Ama Anarşist gazetesi Solidaridad Obrera buna karşı çıkarken. sonradan «Mayıs'ın görkemli günleri» nden bile dem vurdu. emekçilerin eylemlerini savunma ile sınırlamak için ellerinden geleni yaptılar. hep yapıldığı gibi.M. T. bu çarpışmanın yalnızca P.'un düşmanı olan Durriti Dostları'nın bildirisini destelkemek.'un yasaklanmadan önceki kısa dönemde üye sayısı bir dereceye kadar artmıştı. her iki tarafında ellerinde ateşli silâhlar vardı ve bunları kullanmaya istekliydiler.M. ama fırsat çıkar çıkmaz hem Hükûmet'ten hem Generalite'den atıldılar.O. muhtemelen. taraftarları. acaba bir Komünist Coup d'etat'sı olmasın — bir vuruşta C. kuşkusuz P. Genel heyecan ve her iki tarafta da söylenen şeyler düşünülecek olursa.) son sayılarından tam tersini.O.O. U. herhangibir bina üzerine saldırı emri asla vermediler. önderleri ile kişisel ilişkileri olanlar (benim ilişkim yoktu) bana gerçekte bu işten tümüyle hiç hoşlanmadıklarını.U.O. yalnızca taraftarlarının uyanık kalmasına ve son bölümde değindiğim gibi. bağlılıklarından ötürü övündüler.O.M.T. P. yani La Batalla'nın P. Taktik açısından.O. çok küçük bir örgüt ve genellikle P. bu da. kalkıştıkları şey.M.U. alelade C. P. Şehrin çeşitli kesimlerinde takımlarla Güvenlik Askerleri ve C. Propaganda açısından. Sonradan hiç kuşkusuz. Üstelik bu.' un sorumluluğunun.M.O. La Batalla ayrıca hiçbir birliğin cepheden aynlmaması yolunda talimatlar da yayınlandı (*).N. tarafından yürütülmüş bir çeşit ayak(*) Inprecor'un (International Press Correspondence'ın kısaltılmış adı — Komünist Enternasyonalin gazetesi. karşı tarafın niyetleri neydi? Eğer bir Anarşist «Coup d'etat» sı değil idiyse. Kestirilebileceği kadarıyla P. Fakat. önlemek imkânı oldukça ateş açılmamasını emrettiler. önderlerinden biri olan Gorkin. işçileriydi.T. çünkü.U.U. önderlerini benimser gibi görünmekle. O sırada P. bir «ayaklanma» diye tanımlanması gerektiğinden kuşkuluyum. Fakat hatır173 172 .T.U. O zaman insanların söylediklerinden anlaşılabileceği kadarıyla.'nin gücünü yerle bir etmek için plânlı bir çaba? Böyle olduğunu sanmıyorum. Barikatların gerisindekiler muhtemelen. Bu nokta. Buna çok benzer bir olayın (Barselona'dan gelen emirlerle hareket eden silâhlı polislerin Telefon Santralı'nı ele geçirmelerine çok benzeyen) iki gün sonra Tarragona'da da cereyan etmesi çok manidardır.G. Daha doğrusu buna bir kalkışma denebilirdi— çok kanlı bir kalkışma.N. C. herkesi teşvik etmekten ve muhtemelen bir kısım ahaliyi orada kalacaklarından daha uzun süre kalmaya ikna etmiş olmaktan ibaret bulunduğunu söyleyebilirim. eğer gerçekten çarpışma başlamadan önce değilse bile. bildirinin «Barikatlarda kalınız» demekten fazla bir tesiri olmadı. ama bazı şeyler insanı kuşkuya düşürüyor.M. Zaten Barselona'da da Telefon Santralı'na yapılan baskın tek başına soyutlanmış bir eylem değildi. aralarında bir tutam da U.N. lanma olduğunu yazmalarını kolaylaştırdılar. siyasî bir sermaye haline getirilmişti. daha az delille gerek önceden gerek sonradan yapılan suçlamalarla oranlanırsa hiçbir şey değildi.M.T. doğru ya da yanlış olarak polisten gelen bir saldırı diye gördükleri harekete karşı direnmekti.O. adı geçen tarihli La Batalla'ya bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir. herhangi bir yerde gerçek bir ihtilâlci niyet yoktu.M. bir hata olur. ama katılmak zorunluluğunu da duyduklarını söylediler. önderleri tedbirli tutumlarından fazla birşey kazanamadılar. haklı çizgi bu olabilirdi. işçileri olan. zâten Komünist basının her halükârda böyle söyleyeceğine kesinlikle inanabiliriz.

Anti-Faşist yabancı basında bu konu müthiş bir mesele yapıldı ama her zaman olduğu gibi davanın sadece tek yönü duyurulabildi. Hem Anarşistler hem de P. bu işin sorumlularının bir belâ çıkacağını düşünmemiş olmaları akla yakındır. her iki taraf bol bol silâh çıkardılar. Bu koşullar altında Anarşistler'in 1936 yazında elde ettikleri silâhları teslim etmesi pek beklenemezdi .N. sadakatsiz Anarşistler ve Troçkistler tarafından yapılmış bir ayaklanma olarak gösteriliyordu. Bunu böyle koymak İspanya'da gerçekten mevcut şartları dikkate almamak olur. Anarşistler kendi silâhlarını teslim etseler bile. ama bunlar gerideki «siyasî-olmayan» polis güçleri için alıkonuyordu. ama) belâ çıkacağını beklemişler ve ona göre hazırlanmışlardı. amansız bir düşmanla savaşırken kendi aramızda çatışmaya başlamamak çok iyi olur. Fakat. olayın doğru ve yanlışlarına gelelim.'nin silâhlarını elinden bırakmayacağını gayet iyi biliyorlardı. herkes yerel coğrafyayı bilir.U. oraya silâh sevkedilemiyordu. Her iki tarafın da geniş ölçüdeki bir çarpışma plânladığına inanmayışımın iki nedeni var: (1) Her iki taraf da Barselona'ya önceden birlik göndermedi. Son olarak.C. İş bu kadar basit değildi. hizipler hazırdır. Anarşistler'in ne olursa katlanacaklarını söylemişti (*). 175 . İngiliz basınında bu. üstüne genel bir saldırı plânladıkları anlamı çıkmaz.S. bu daha da açığa kavuşmuştu. Sonuç olarak. başlıca da sivil halkla polis arasında geçti (2) Çarçabucak yiyecek kıtlığı baş gösterdi. «İspanya Hükûmeti'ni arkadan bıçaklayan» vb. birkaç gün önce gülerek. Katalonya'nın en büyük gücü olan P. bir yangın alarmında olduğu gibi herkes yerini alıverir. Anlaşıldığına göre. ve Barselona'da çatışma patlak verdiğinde. Belki de. Telefon Santralı'nm işgali.doğrusu. nitekim çarpışmalar nihayete erdikten sonra. Kuşkusuz. Komünistler'le Anarşistler arasındaki. Bunlar olurken. doğal olarak. İspanyolların yüzlerini ak çıkardıkları tek savaş harekâtı. Katalonya Cumhurbaşkanı Companys.C.U. Böyle yerlerde herşey çabucak oluverir. birliklerinin beslenmesidir. Fakat. Fakat bu kesinlikle akıllıca bir davranış değildi. bundan C. Bunun altında da. İngiliz terimlerine çevrilmiş ve ortaya şu ifade çıkmıştı: Aragon cephesinde silâha şiddetle ihtiyaç vardı ve vatanseverlikten yoksun Anarşistler silâhlarını alakoyduklarından.lamak gerekir ki. Her iki tarafın. silâhlar ateşlenmeye başladığında.S.'nin silâh istif ettiğini herkes biliyordu. çoğu Franco'ya karşı savaş kazanılır kazanılmaz Anarşizm'i «tasfiye etmek» niyetlerini açıkça ifade eden binlerce yabancı Komünist de İspanya'ya gelmişti. bütün bunlar İngiltere'de değil İspanya'da oluyordu. er geç bir çeşit boğuşmaya varacak ayrılık vardı. Savaşın başından beri İspanya Komünist Partisi üye sayısı bakımından muazzam büyümüş ve siyasî iktidarın çoğunu ele geçirmişti. bir iki haftalık sokak çarpışması ve genel grevi uzun uzun düşünüp de önceden yiyecek stok etmemiş olmaları akla çok aykırı geliyor. zâten mevcut olan bombayı ateşleyen kibrit oldu. (*) New Statesman (14 Mayıs). Barselona çarpışması. cephede pek makbule geçecek bir sürü silâh caddelerde açıkça görülüyordu. Aylardan beri İspanya'nın çeşitli kesimlerinde Komünistler'le Anarşistler arasında uzun silâhlı çatışmalar olageliyordu. Telefon Santralı'nm işgalinden sorumlu olanlar (belki bu ölçüde değil. İspanya'da orduda hizmet görmüş olan herkes bilir ki. Katalonya ve Barselona. Hükûmet'in Anarşistlerin ellerindeki silâhlarını teslim etmelerini emretmesinden 174 doğmuştur. aynen böyle olmuştu. Çarpışma yalnızca hâlihazırda Barselona'da olanlar arasında. kavganın en az iki kişiyle yapıldığını ve ahalinin kışkırtma diye bakacakları bir şeye hedef olmadan barikat kurmaya başlamayacakları da hatırlanmaya değerKargaşalık. Barselona sokak çarpışmaları konusunda uzun tarihi olan bir şehirdir. T. düpedüz.

hatanın tek bir yanda olmadığı. böyle bir sorun üzerinde hiç kimse tümüyle objektif olamayacağı apaçıktır. Komünist ve komünist taraflısı basında. böyle (*) Savaş başladığı zaman. Tekrar söylüyorum.'un üstüne yıkılmıştır. Olay. Barselona çarpışmalarının bütün suçu P.)) Buna baştan sona tümüyle katılıyorum.O. savaş sırasında da birçok kereler. Dahası var. yerel Güvenlik Askerleri topluca Faşistler'den yana geçmişlerdi.M. Bu noktada bir kimsenin fikri. Güvenlik Askerleri'nin emekçi kitle tarafından sevilmediğini hatırlamak gerekir. İlk saatlerde milleti sokağa döken heyecan. bu isyan. Faşist buyrukları altında yürütülmüş. Bu. «Evet. Eğer bir oran duygusu muhafaza edilirse. Fakat. Kuşaklar boyunca la guardia ağa ya da patronun düpedüz kuyruğu olagelmişti. Franco'ya yardım olurdu.O. artık biz devralıyoruz» anlamına gelen bir hareketti. Tek yönlü bir açıklamanın kabul görmesinin nedeni. öykümün öbür kısımlarında da gerçeği iletirken kaçınılmaz olarak hatalar yapmışımdır. Hikâyenin.M. bu bir yana. kendi ön yargılarıma ve yanılgılarıma karşı uyarıyorum. Hükûmet'e karşı yanlış yola yöneltilmiş birkaç «ele avuca sığmaz»ın yardımıyla. yabancı ve özellikle Komünist basında çıkan haberlerden tümüyle farklı olduğu görülecektir. muhtemelen. böyle bir davranış o zamanki koşullarda zorunlu olarak bir çatışmaya götürecekti. zâten. merkezî hükümet işçj sınıfı denetimi sorununa ilişkin tutumuyla belirlenecektir. C. Fakat benim anlattıklarımın. Objektif açıdan Barselona çarpışmalarını yazmaya çalıştım. Daha sonra. Propaganda niteliği taşımayan belgelerin eksikliği yüzünden. Güvenlik Askerleri heryerde güçlü olan tarafa katılmışlardı. kendiliğinden oluşan bir patlama değil de. benim hangi yandan olduğum yeterince açık olmalıdır. çünkü dünyanın herbir yanında yayınlanmış. Fakat. geride bir iç savaş başlatarak Hükûmet'in felce uğratılmasi177 176 .N. Komünist basın organlarında verilen biçimini ayrıca incelemek gereklidir. İnsan taraf tutmak zorunda kalır. C. Hiç kuşkusuz. Daha doğrusu şöyle söylenebilir. herşey bir yana. savaşın herhangi bir döneminde İspanyol Anarşistleri lehinde bir söz bulabilmek için çok uzun zaman araştırma yapmak zorunda kalırsınız. suikastler ve bunun gibi olaylara yol açan bir gerilim yaşıyordu. işçilerin temmuz çarpışmasında ele geçirdikleri ve çok büyük duygusal önem atfettikleri binalara silâhlı adamların saldırmakta olduğu haberi dolaştı. tarafından önceden ustaca düşünülüp plânlanmış ve uygulanmış bir isyan alarak gösterilmişti. Anîden şehirde.U. Anarşistleri savunan bir yazınızı basacak birini bulmak neredeyse olanaksızdı. kışkırtıcı bir eylemdi. İspanya savaşını doğru olarak anlatmak çok güç. Bunlar sistematik olarak kötüleniyorlardı ve kendi tecrübemden bildiğime göre. sürüp giden bir savaş vardı ve cephe gerisinde çatışma çıkartmamalıydılar. İçimizdeki herhangi bir kargaşalık. bütün bütün P. buna rağmen. o zamandan bu zamana kısa aralıklarla eklemeler yapılmış ve muhtemelen en fazla kabul görmüş olan tarihi budur. gerçekten çarpışmayı kim çıkarmıştı? Hükûmet'in Telefon Santrali'ni ele geçirmeye hakkı vardı ya da yoktu. Gene de dürüst olmak için elimden geleni yaptım. «sizin iktidarınız sona erdi. savaşın başında halkı isyancı generallere karşı direnmeye götüren heyecana herhalde çok benziyordu.T.T. Özellikle İngiliz basınında. herhalde. Herkesi. önemli olan şurası ki.U. Direnmeden başka birşey beklemek sağduyuya sığmazdı.N. kesinlikle. bu anlama gelsin diye yapılmıştı. bir meselede olamayacağı kavranabilir. Güvenlik Askerleri'nden iki kat nefret edilirdi (*). meselâ Santander'de. Faşistler'e karşı hükümete sadakatsizliklerinden hayli haklı olarak kuşku duyulduğu için. yalnız burada değil. düpedüz İspanyol devrimci partilerinin yabancı basınla herhangi bir teması olmamasıydı. emekçilerinin Telefon Santrali'ni hiç karşı koymadan devretmeleri gerektiği de tartışılabilir.şimdiden sokak arbedeleri. davasında haklıydı.

İngi liz Komünist Partisi'nin Glasgow'da bir genel grev baş latması ne kadar zor bir işse. girmek kadar çıkmanın da) ne denli kolay (!) bir iş olduğunu bilir.. desteksiz bir iddiadan ibarettir ve bütün kanıtlar tam tersini gös termektedir. P. Troçkist bir örgüt görünümündeki P.O. tarafından uygulandığı yolundaki yorumun niçin inanılmaza yakın bir iddia olduğunun çeşitli a priori nedenlerine değinmekte yarar vardır. lan hücumla aynı zamana getirilen bir saldırı plânlamış ve örgütlemiştir vb..U.M. vb.O. Şimdi Komünist basında görülen haberlerden daha başka bir takım alıntılar vereceğim — bunların toptan değersiz sayılacak kadar kendi içlerinden çelişkili olduğu görülecektir.U.U. ama hiçbir Alman ya da İtalyan çıkartma gemisi kıyıya yanaşmadı. Sendikalarda hiçbir be lirgin tabanı olmayan bir siyasî örgüttü.O. o da bütün Barselona'da bir grev çıkarmaya o ölçüde yeteneksizdi. (I) P. saldırısı» haline geliyor ve aynı sayıdaki bir başka makalede «Katalonya'da kan dökülmüş olmasının sorumluluğu P. cephe gerisinde.. Önceden söy lediğim gibi.. bu tasarının tarihi Temmuz ayına —iki ay sonraya— konmuş ve daha bir tek delege gelmemişti.M. Alman S. o zamanlar sınırı geçen herkes bunun (aslına bakarsanız. ama bu kadarı da yeterince açık sanıyorum. olarak Alman ve İtalyanlar için ha. vb.A.M.'un bu büyüklükte bir kargaşalık kış kırtabilecek sayıda adamı ve etkisi yoktu.O. Makalenin sonlarına doğru Barselona çarpışması «P.M.) için bir kongre toplanması yo lunda belli belirsiz plânlar vardı. Alman ve İtalyan Hükümetleri nin Barselona'ya asker çıkartması olduğu söyleniyor. P. Hele genel bir grev başlatacak gücü hiç yoktu.O. önderlerinin tutumu kapışmala rın uzamasına bir dereceye kadar yardım etmiş olabilir di.M.O.O.O.. Daha bir sürü ayrıntı verebilirm.O.U.M. P. «Dördüncü Enternasyonal Kongresi» ve «Alman .U. üyeleri» olduğunu söylüyordu. 179 .nı amaçlayan bir Faşist dümeniydi. zırdı. Fakat buna girişmeden önce. İyi bilinen cani unsurlarla ve Anarşist örgütlerdeki belli öbür kandırılmış kişilerle işbirliği içinde hareket eden P. Mayıs çarpışmalarının Faşistler'ce düşünülüp P. «Alman ve İtalyan ajanları» Daily Wcrker'in sayfaları dışında hiçbir yerde varolmamışlar dı. Bildiğim kadarıyla «Dördüncü Enternasyonalin Kongresi» diye bir şeyin lâfı bile edil memişti.U. ama isteselerdi bile bu karışıklığı kendileri oluştura mazlardı.'a aittir» deniliyordu.U. cephede Bilbao'ya yapı. İspanya'ya «akın» etmeye gelince. ve onun kardeş partileri (İngiliz I.U.L.M. diyelim.M. Alman ve İtalyan Hükümetlerinin Katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu «düzeni korumak için yaptığını» ilân edebileceği bir ortam hazırlanıyordu. Plânın.M. vb. tüm olanların so178 rumlusuydu ve Faşist buyruklarıyla hareket ediyordu.M.İtalyan ajanları»na gelince — bunların hepsi hâlis muhlis efsâneydi. 11 Mayıs tarihli (İngiliz Komünist Partisi'nin yayın organı) Daily Worker'a göre : Sûretâ [ Troçkist ] «Dördüncü Enternasyonel'in Kongresini «hazırlamak» için Barselona'ya akın eden Alman ve İtalyan ajanlarının büyük bir görevi vardı.U. Bu görev şuydu : Yerel Troçkistler'le işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar. Başka türlü söylendikte.O.U. P.P. P. Alman ve İtalyanlar da Barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden «Katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını» ve bu yüzden «Barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını» ilân edivere-ceklerdi. Bütün dalaverenin aracı. (II) Bu işin bir Faşist oyunu olduğu ise.M.. 29 Mayıs tarihli Inprecor [Komünist Enternasyonal Haber Bülteni) Barselona'da barikat kuranların «Parti içinden sırf bu amaçla örgütlenmiş P.O.U. Franco'-nun «beşinci kol» uydu — Faşistler'le birlik olup çalışan bir «Troçkist» örgüttü.

P. 11 Mayıs tarihli Daily Worker. C.O.O. ne de düşünülüdü.U. böylece C. 22 Mayıs tarihli Inprecor.M. Bu.N.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen Telefon Santralına gitti.M.'un başlıca üssü olan Lerida'da da. caddeye ateşe başladılar. bir gece önce P. bin ikibin adamı çeşitli bahanelerle Barselona'da toplamak çok kolaylıkla yapılabileceği halde.M. İlk önce «Anarşistler» in bu işle ilgili oldukları belirtilsin.U. o sırada birisinin bunu farketmesi beklenirdi. provakatörlerin bütün şehirde sokak arbedelerini başlatmaları için bir işaretti. yani Telefon Sant-ralı'na yapılan baskına ilişkin Komünist haberleri bu bakımdan aydınlatıcıdır. Komünist basından birkaç alıntı daha ekliyeceğim. önceden fazla sayıda asker cepheden çekildi. sendikaları üyesi olan görevlilerin silâhlarını almak üzere. Fakat böyle birşeyin ne herhangi bir belirtisi ne de söylentisi vardı. ellerindeki tek vurucu güç olan onbin kadar adamı kullanamamaları düşünülemez.U. Bu olgulara bakarak. 6 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle başlıyor: 180 Ufak bir Anarşist grubu pazartesi.M. besbelli ki. ilk ifade ile fazla uyuşur gibi görünmüyor. Bu. üyesince işgali.U.T. çünkü olan bitenin sorumluluğunu karşı tarafa yüklemekten başka hiçbir konuda uyuşmuyorlar. cephede de hiçbir şey olmadı. kendi milislerine cepheyi terketmelerini emredip Faşistler'i içeri salıverirdi. ancak sonradan P. bundan sonra suç kolaylıkla «Troçkistler»e aktarılabilir.M. yeterince açık olarak anlaşılmak gerekir. Ve işte 29 Mayıs tarihli Inprecor: Öğleden sonra saat 3'te Kamu Güvenliği Komiseri Yoldaş Salas. çarpışma sırasında Mayıs'm 4'ünde ve 5'inde meydana çıktığını söylüyor. maamafih Daily Worker'da ilk ifadenin yanlış olduğunu kabul eden birşey de yok. bunun doğruluğunu sonradan araştırmalar yaparak saptadım.N.O.T. Telefon Santralı'nın elli P. tarafından benimsenmeyen Durruti Dostları bildirisinin. Eğer P.T. "Troçkizm"in adını İngiltere'de herkes duymamışken. üç dört hafta sonra keşfedildi. İngiliz basınında suçun önce Anarşistler' in.N. Fakat böyle birşey ne oldu. bildirilerin çarpışmadan önce Mayıs'ın 3'ünde meydana çıktığını belirtiyor ve «bu gerçeklerin (çeşitli bildirilerin ortaya çıkması) ışığında» diye ekliyor : Bizzat Polis Müdürü'nün önderliğinde polis kuvvetleri 3 Mayıs öğleden sonra merkez Telefon Santralını işgal ettiler. sah günleri telefon ve telgraf binalarım işgal ettiler ve ellerinde tutmaya kalkıştılar. diyelim. gerçekten bir coup d'etat plânlıyor olsaydı.U.O. Güvenlik Askerleri C.(III) P. Görevini ifa ederken polise ateş açıldı. cephane ve bunun gibi şeylerin sevkiyatı her zamanki gibi devam ediyordu. Inprecor'un başka bir sayi181 . bu çeşit plânlı bir ayaklanmanın aylarca süren bir hazırlığı.U. Faşistler'e yardım etmek isteseydi.M. ön yargılar için uygun bir hava yaratılsın. Telefonica binasına silâhlı devlet polisi gönderdiler. P. «Anarşist» sözünden her İngiliz ürperir. Yiyecek.T. Bunun oldukça bariz nedenleri vardır. Lâkin bu. Herşeyden önce.O.U.'un Faşist buyruğuyla nayaklandığı» yolundaki Komünist tezinin delilsizllkten de daha kötü durumda bulunduğu. Bir hikâyeyi rolleri tersine çevirerek anlatmak gibisi yoktur. milis gücü arasında yıkıcı bir propagandayı ve daha bilmem neleri gerektireceği düşünülürdü. Bu hayli tuhaf görünüyor.'un üzerine yıkılması dikkati çekicidir. kendi binalarına —yani gerçekte kendilerine— saldırmış olarak gösteriliyordu. Cephedeki milisin «ayaklanma» da hiç rolü olmadığı kesindir. Cephede dolaylı bir sabotaj girişimi bile olmadı.N. Ve ne de.O. dikkat çekecek bir şeydir.'nin elinde bulunan bir binaya saldırıyor. Başlangıç olayına. Öte yandan 11 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle diyor : Solcu Katalan Kamu Güvenliği Bakanı Aiguade ve Birleşik Sosyalist Kamu Düzeni Genel Komiseri Rod-rigue Salas. çoğunluğu C.M.O.

üyesi oluyorlar ve daha neler. Pitcarin nasıl ve ne zaman P. bunlar arasında ayaklanmanın başında kışladan çaldıkları tanklar da vardı.O. olayın sonucu oluyor. Aradan zaman geçince. P.. Mr. elli P.U. ikinci anda öyle değil. Yukarıdaki iki ifadenin ortaya koyduğu gerçek. Telefon San-tralı'na saldırıyor.U. Pitcairn bizim. birkaç bomba vardı ve hiç makineli tüfek yoktu. Telefon Santralı'ndakiler bir C. 29 Mayıs tarihli Inprecor da diyor ki: Mayıshn 3'ünde P. düpedüz uydurmaydı.. C.'un Halk Ordusu'nun göz yummasıyla tankları çaldığına inanmamızı istiyor.O.'ye Telefon Santralı'nda saldırılıyor. aylarca önce çalınan. o sırada. milisi olmuştur. Mr.R. P. olayın nedeni oluyor ya da mümkün olan ikinci şık olarak. bu.M. 182 inanabilirdiniz. 75 mm'lik topların kendi kışlalarında saklanmasıyla ilgili hikâye de. Daily Worker bu ifadeyi.O.O.M. Bu birkaç kısa parçadaki kadar çok çelişkiyi bir araya toparlamak hayli güçtür.T.T.N.U. Bu «kendi kış183 . saklanan silâhlardı. kineli tüfek ve binlerce tüfek vardı.UM.U.N.'un emrinde yüzlerce ma.O.M. muhtemelen. ancak gerçeklerden hiçbir haberiniz yoksa. lağvedildiği ve bütün binaları ele geçirildiği zaman. bazı öyle ifadeler vardı ki. P. Oradaki Komünistler bile bunu okuduklarında gü-lümsemek zorunda kalmışlardı P. milisleri Barselona'daki Lenin kışlasını hatırı sayılır sayıda Halk Ordusu birlikleriyle paylaşıyorlardı. Daily Worker'ın daha sonraki (3 Haziran) sayısında da.M.M. ama bu işin İspanyol büyükelçiliğindeki sorumluları kasıtlı olarak adamakıllı yalan söylüyorlardı.'un «ayaklanma» sırasında kullandığı farzedilen silâhlar konusunda da Komünist basının hikâyelerinde aynı şey oluyor. «kışla» dan tanklar çalmış? Hangi kışla olduğunu söylemiyor.sında. Mr. Hangi İspanyol olsa ülkenin iç durumunu bundan iyi anlardı. elli P. Barselona'da bir Monarşist bayrak! Karşılıklı savaşan güçleri bir anda biraraya toplayacak tek şeydi.O. adamların mahallî koşulları hiç bilmedikleridir. Frank Pitcairn şöyle söylüyor : Gerçekte saldın sırasında her çeşit silâh kullanıl. tüm siyasî partilerin kendi binalarına yerleştikleri muhafızlara ancak yetecek kadar silâhları bulunuyordu. işte Daily Worker'ın 7 Mayıs tarihli sayısından alınmış. J. bu sözü edilen binlerce silâhın özellikle bacaya saklanabilecek cinsten şeyler olmayan tankların ve saha toplarının gün ışığına çıkmaması çok tuhaf görünüyor. Yüzlerce makineli tüfekle binlerce tüfeğin hâlâ onların ellerinde olduğu açıkça bellidir. ama aynı tutarsızlıklar başka olaylar hakkında da bütün Komünist basında kol geziyordu. Dolayısıyla.U. üyesi. ben yalnız bir tek olayın üstünde durdum.'un üç ana binasında ne kadar silâh olduğunu belirtmiştim — tahminen 80 tüfek. Campbell. bize Hükûmet'in yalnızca barikatlar çoktan kurulmuş olduğu için Telefon Santralı'nı ele geçirdiğini haber veriyordu! Çok yer tutmaması için.M.U.N. Pitcairn'in dediğine bakılırsa P. 17 Mayıs tarihli Daily Worker'da Mr. Mr. C. bildiri sonradan ortaya çıkıyor ve bu. öyle. sayıları şimdi daha bile az olan. mıştı. Bütün bunlara.T.'un yüzlerce makineli tüfek ve binlerce tüfek sahibi olduğunu söylemiyor bize.M.M.O.O. U. iyi niyetle yeniden basmıştı. bu. P. Telefon Santralı'nın ele geçirilmesinden önce bir bildiri çıkıyor ve bu. bir P. üyesi oluyorlar. Parti milislerine doğrudan doğruya asker kaydedilmesi sona erdiğinden.M. Bir anda.O. Plaza de Espana'-da Troçkistler Aragon cephesi için ayrılmış olan milis gücünün kendi kışlalarında büyük gizlilikle sakladığı «75»lik top bataryalarını harekâta soktular. yani demek ki.O.U. Örneğin. kuşkusuz.U.O. ayaklanmaya katılanların duruma hâkim oldukları inancından ileri geliyordu.M. Bu silâhlar. Ayrıca.U. Paris'teki İspanyol Büyükelçiliği'nce yayınlandığı rivayet edilen yazı: Ayaklanmanın önemli bir özelliği Barselona'daki birçok evin balkonlarında eski Monarşist bayrakların dalgalanmasıydı.

M. Antonov-Ovseenko o zamandan bu yana «tasfiye» edildi. Plaza de Espana benim bulunduğum yerden yalnızca bir mil kadar ötede olduğu halde. fakat Komünist çizgiyi izleyen birkaçı da vardı. hem de Inprecor'a göre. saat onda ilk ateş açıldı ve ilk cankurtaranlar siren sesleriyle caddelerde kendilerine yol açmaya başladılar. P. buna bir örnektir. «yalnızca birkaç bin kayıtlı üyesi» olan taraftarsız ve önemsiz bir parti olduğunu iddia etmek gerekliydi. tanklar. Plaza de Espana'da ateşlenen şu meşhur top bataryalarından pek çok gazete haberinde söz edildi. yabancılara. 184 Pitcaim'in bunu bilmediğine inanmak da hayli güçtür. hiçbir topun görünmediğini belirtti.U.'un. hedef aldığını ve önyargılar oluşturmaktan başka bir amaçları olmadığını farketmeden okumak olanaksızdır. Komünist Partisi. C.O.N.O. Her iki iddiayı birden inanılır hâle getirecek tek çare. karışıklıkların önemini abartmak için Komünist basında ölü ve yaralı sayılarıyla oynanmıştı. üyesi olan işçilerin silâhlarını almak için Telefon Santral'ına silâhlı polisler göndermesiyle başladı. John Langdon-Davies Barselona' da bulunan İngiliz News Chronicle gazetesi idi.M.'un çarpışmadan başlı başına sorumlu olduğunu.' un az sayıda oluşuyla Barselona çarpışmalarını bağdaştırmak güç olacağı için bulunup buluşturulmuştu. Şafakla birlikte bütün Barselona ateş altındaydı...b.'un mekanize bir modern ordunun tüm silâhlarına sahip olduğunu uydurmak idi. kayıpları 900 ölü ve 2500 yaralı olarak açıkladı.'nin üyeleri binanın tepesine kadar bir kattan öbür kata ge. İspanyol Komünist Partisi genel sekreteri Diaz. Hava kararırken her işçi mer. Pitcairn'-in 11 Mayıs tarihli Daily Worker'da «ayaklanma»nın Halk Ordusu tarafından bastırıldığım yazması.O.O. pazartesi sabahı Hükûmet'in. Hem P. (Çalınmış toplar hikâyesi. Onun makalesinden bir bölümünü burada alıntı olarak veriyorum : TROÇKİST BİR AYAKLANMA Bu başındanberi bir Anarşist ayaklanması değildi. Bu olayın onun güvenilirliğini ne ölçüde etkiliyebilece-ğini bilmiyorum. ile ilgili masallar. kamuoyunun gerçeklerden habersiz bırakmayı bilinçli olarak.) Kuşkusuz gerçek şudur ki. Servisteki bazı vahim düzensizlikler bir süredir skandal yaratıyordu. riliyerek karşı dururken. büyük bir kalabalık toplanmıştı. Mr. iş olsun diye birkaç yüz de ekliyordu. Demeçlerine Komünist basında geniş yer verilen. En azından.N. Yine. çoğu C.T.U. Katalonya'nın «Troçkistler'e tümden karşı olduğu izlenimini verebilmekti. P. Komünist basının haberlerini. bu hikâyeyi tanınmış bir İngiliz gazetecisine o anlatmış. 1000 yaralı olarak verdi. Barselona'daki herkes bunu biliyordu. . çarpışma sırasında hiç top ateşi duymadım. o sırada muhabiri Mr.U. Çarpışmanın başından sonuna kadar oralarda bulunan bir görgü tanığı. «Troçkist» P..laları» nın nerede olduğuna dair hiçbir şey söylediği yok. gazeteci de sonradan bunu bir haftalık gazetede iyi niyetle yazmıştı. yalnızca. dışarıda. Birkaç gün sonra Plaza de Espana. Plaza de Cataluna'da. ama Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği biçiminde bir söylenti dolaştı. Rus Baş-konsolosu Antonov Ovseenko'dan çıkmış olabilir.U. Mr. tahminleri ikiyle çarptığı gibi. şarapnel izlerini gösteren hiçbir bina bulamadım. 185 .yı incelediğimde de.. sahra topları v.M. Yabancı kapitalist gazeteler genellikle çarpışmanın kabahatini Anarşistler'in üstüne yıkıyorlardı. kendi denetimi altındaki "Du-ruti Dostların ve Özgürlükçü Gençlik aracılığıyla giriştiği başarısız bir putsch'te (darbe teşebbüsüydü).Trajedi.. Fakat Halk Ordusu çarpışmalar sırasında tarafsız kaldı. Düşük tahmin yapması hiç beklenemeyecek olan Katalonya Propaganda Bakam ise kayıpları 400 ölü..M. Olay oldukça bulanık bir durumdaydı.T. Caddeler silâhlı adamlarla doldu. kezinin ve Hükümet binasının önüne barikatlar kurulmuştu. Burada amaç. Bunlardan biri. ama böyle bir şeyin kesinlikle mevcut olmadığını söyleyebiliriz sanırım. Daha önce değindiğim gibi.

bildiriyi en yüksek övgüyle yayınladı.'un gazetesi La Batalla.G. ve U. ama kendi başına bile iç.S. Caddelerde boy gösteren silâhlı herkese ateş etme hakkını da içeren bir tavırdı bu. Düpedüz. her ikisine birden üye olan hiç kimse yoktu.'nin içinde küçük bir örgüttü.S. ların damlarından rastgele ateş eden.T. Fakat burada ciddî olarak yanlış gösterilen bir nokta var. damların tepesinden ateş eden «genellilke Faşist». olan biten. Langdon-Davies bunun farkında değil miydi? Haberi yok idiyse. çarpışma biter bitmez. U. gerçek anlamında sokağa dökülmüş değillerdi. bunun tam tersineydi.U. bunlar genellikle Faşistler'di. Böyle olmakla birlikte çarşamba akşamı ayaklanmanın gerisinde kimin olduğu açıklığa kavuşmaya başladı.U.T. gizlenmiş tek tek adamlar (paeos) tarafından daha vahim hale getiriliyordu. Ben ve daha birçokları ilk yaylım ateşinin hemen öğleden sonra başladığını gördük Sonra. Bu ifadeden ateşe başlamadan önce düşmanın barikat kurmasını beklemenin olağan birşey olduğu çıkartılabilir. Herhalde damlara tırmanıp da sormamıştır. Sosyalistliğin İngiliz Liberal Partisi'nin «denetimli örgüt»ü olduğunu söylemek. Bunlar «Durruti Dostları» nın imzalarını taşıyordu. kendisine söylenenleri tekrar ediyor ve resmî açıklamaya uyduğu için doğruluğundan hiç kuşkulanmıyordu. ve genellikle P.'us gibi Anarşistler'in gençlik birliğiydi. Langdon-Davies bu adamların Faşist olduğunu nereden bildiğini açıklanmamaktadır. Bu. genel patlamalar. Mr. bu besbellidir. Langdon-Davies'in iyi niyetine saldırdığım falan yok. makalesinin başında Propaganda Bakanı'na bir imâda bulunmakla. ce çevreyi gözetleyerek bekliyorlardı. Langdon-Davies. ama P. İspanya'nın birinci şehri olan Barselona. Özgürlükçü Gençlik. P. Aktardığım parçada. elde ettiği bilginin çoğunun muhtemel bir kaynağını ortaya koymuş oluyor. «Durruti Dostları»nı ve Özgürlükçü Gençliği. Keşfedebildiğim kadarıyla.U. Durruti Dostları. tam ciddî birtakım araştırmalara girişebileceği bir anda Barselona'yı terketti. sonuç nedenden önde gidiyor.O.U. bu karmaşık konuyu daha bir ihtiyatla yazmış olması gerekirdi. ortalığı alevlendirici duvar ilânları yapıştırılmıştı. ile Sosyalist U.'un «denetimindeki örgütler» olarak anmaktadır. Mr. yukarıda verdiğim Komünist yorumlu alıntılarla pek aynı çizgide değil..U. Mr.O. P.M.N. yani. Bütün duvarlara hemen devrime geçilmesi ile Cumhuriyetçi ve Sosyalist liderlerinin vurulması yolunda çağrıda bulunan. yan.I. Perşembe sabahı Anarşistler'in günlük gazetesi bu bildiriden hiç haberi olmadığını ve kesinlikle bunu desteklemediğini açıkladı. yani.C. Barikatların gerisinde kaldıkları süre.. ama şurası bir gerçektir ki. Mr. aşağı yukarı aynı doğrulukta bir söz olurdu.T. F. Bunlar bir görgü tanığının sözleri olamaz. tabiatıyla. Bu bakanlığın isminin etkili bir uyarma için birebir olacağı düşünülebilirse de. insan ne olup bittiği hakkında bir tahmin yapabiliyordu.O. İspanya'daki yabancı 187 .A. ama genel paniğe birşeyler eklemek için ellerinden geleni aralarına koyma. sonra Telefon Santralı'na yapılan baskın ve Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği yolundaki genel kanıdan doğmuş gibi gösteriliyor.'nin her ikisi de barikatların gerisindeymişler.çelişki-lerle dolu olduğunu farketmişsinizdir. bu yıkıcı örgütleri kullanan agents provocateur'ter tarafından kana bulanmıştı. tek tek adamlar var. Anarşist C.'nin J.O. Şehirde barikatlar kurulmuş ve C.N. Verilen izlenim sanki barikatların kuruluşu ile açılan ilk ateş arasında birkaç saat zaman geçmiş gibidir.M. değişmez bir biçimde bina.M.T. haberlerini baştan sona okuyunca yeterli bir doğrulamaya başvurmadan resmî «Troçkist ayaklanma» yorumunu kabullendiği görülüyor.G.'un azılı düşmanıydı. Zaten. iki gün sonra bunun tüm davayı başlattığı imâ ediliyor.M. Bir kere olay «Bir Troçkist Ayaklanması» olarak niteleniyor.Gün ilerleyip ölü sayısı yüzün üstüne çıkınca. ile hiçbir bağlantıları yoktu. 186 Bunların ikisi de Anarşist örgütlerdi ve P. Oysa.. «Hava kararırken» barikatlar kurulmuş ve «saat onda» ilk ateş açılmış.

M.O.M. önderlerinin gerisinde devrimci bir geçmiş uzanıyordu. Cortes'de Franco'nun yakında gerçekleşecek isyanı için uyanda bulunan milletvekillerinden biriydi. Komünist basında. yalnızca P. kesin bir otorite havasıyla öne sürülüyordu.'u. tümden sorumsuzlukla yapılmıştı. en önemli bilgileri teslim etmeye dünden razıydılar. P.O.M. Troçkizm. Barselona çarpışmasının Komünist yorumunun neden ciddiye alınamayacağının nedenlerini gösterdim. resmî kapitalist bir örgüt. P.'un cephedeki kendi kesiminde. «Troçkizm bir siyasî doktrin değildi.O. faşizme karşı birleşik cepheye yeğlemiş olmaktan suçludurlar. cephe gerisinden gelen bu iftira yığınının P. Bu doğru değildi.O. ama muhtemelen bayan yazar doğru olduğuna inanmıştı. Valencia Komünist gazetesi Frente Rojo'ya göre. Savaşın patlak vermesinden biraz sonra.U.M. da «Troçkizm» in temsilcisi sayılıyordu.U. önce Mad-rid'te. Faşistler ve «Franco'nun Beşinci Kolu»-nun bir kısmı ile birlik kurmuş «Troçkist» bir örgüttü. Saldırı. Buna ek olarak.M.U. 188 Ralph Bates.O.U.M.'a karşı yöneltilen onbinlerce suçlama özetle şuna geldi dayandı: hemen tümü emekçi sınıftan onbinlerce kişi. çoğunluğunu Faşist ülkelerden gelmiş mültecilerin teşkil ettiği bir sürü yabancı yardımcı ve sempatizanlar.'un Franco ve Hitler'den para alan gizli bir Faşist örgüt olduğu yolundaki genel suçlama hakkında da birşeyler söylemem gerekir. bunun altından gamalı haç belirmiş alarak gösteriyordu.M. Gerçekte. söylenenin yalnızca yarısı kadar birlik bulundurduğunu bildirmesine izin verilmişti. Daily Worker'in Şubat'ta çıkan bir sayısında bir yazarın (Winifred Bates). askerlerinin «silâhtan arınmış bölgede Faşistler'le futbol oynadıklarını» yazdı. savaş üzerindeki etkileri söz konusu olduğunda. Başından beri dikkati çeken şey. düşmana. en aşırı bir kişisel iftira ve.O. halka karşı sabotaj ve cinayet ile uğraşan bir Faşist terörcü çeteydi. bir gazetenin sütunlarında verilebilecek. P.O. P. şey olmaz) kasdî bir darbe indirmişti.M.O. P. Diyelim. Bazısı 1934 ayaklanmasına karışmıştı ve çoğu sosyalist eylemlerinden ötürü Lerrout Hükümeti ya da Monarşi idaresi altında hapis yatmışlardı.M. Bu suçlama.M. isyan patladığında. böyle bir etki doğuracağı hesaplanarak yapılmıştı. sonra Barselona'da dağıtılan habîs bir karikatür P. mütevaffa Lord Carson 1916'daki Dublin Ayaklanması'nı ne kadar objektif olarak anlatabilecek idiyse. Örneğin. birçok Komünist yazarın askerî sırların açığa vurulmasını önemsiz diye düşündükleri görülür. milisinin moralini bozduğundan şüpheliyim. düpedüz Faşistler'den para alan geniş bir casus örgütüydü. birlikleri çok ağır kayıplara uğrar ve 'benim bazı yakın arkadaşlarım ölür ya da yaralanırken.U.O.U.gazeteciler amansız bir biçimde propaganda bakanlığının merhametine kalmışlardı. Yine. Bu. resmî Komünist Partisi'nin «Troçkizm» e karşı dünya çapında açtığı kampanyanın bir parçasıydı. Bu.O.O. P.M. öbür birliklerin de moraline (çünkü komşu birliklerin hain olduğunun söylenmesi fazla teşvik edici bir. 1936'dan bu yana önderlik yapan.. Hükümet gerçekten Komünist denetimi altında olmasaydı. hiç kuşkusuz. Fakat bu. aleyhinde iftirada 'bulunma kampanyasında. bunun yanında.O.U.U. bu suçlamayı destekleyen hiçbir kanıtın ortaya çıkarılmamış olmasıydı. Propaganda Bakanlığı da Barselona belâsını o ölçüde objektif verebilir. Joaquin Maurin. New Republic'de Mr.U.U. U. ve binlerce milis. milislerinin değil. bu cinsten bir nesnenin savaş zamanında ortalıkta dolaşmasına izin vermezdi.U. Bu yüzden Winifred Bates ve Daily Worker. bunun sorumluları siyasî nefreti. tesadüfen onların yakınında olan. Bütün P. özellikle 1937'nin başından bu yana defalarca tekrar edilmiştir.» P.O. Bu sağduyuya aykırı olduğu gibi. Franco'nun gerisinde direnme hareketleri örgütlemeye çabalarken Faşistler'ce hapse atılmıştı.M. P. düpedüz.U. 189 .M.'un geçmiş tarihi bu iddiayı inanılmaz kılmaya yeterdi. yüzünden orak çekiç işaretli bir maske düşerken. P.

M.U. böyle bir nesneye dâir hiçbir belirti yoktu.M. P. binlerce insanın bir iki gün içinde öldüğü. Her halükârda. Suçlamanın niteliği. sokak çarpışmalarında pek çok üyesi öldürüldü. fakat burada başka yerlerde olduğundan daha fazlasının bulunduğuna dâir hiçbir kanıt gösterilemez.'un daha devrimci bir politika yürütülmesi konusunda baskı yapmasının Hükümet güçlerini böldüğü ve dolayısıyla Faşistler'e yardım ettiği konusu — sonunda aynı kanıda olmamama rağmen— tartışmalıydı.M. reformist nitelikte herhangi bir Hükümet P. 191 190 . Faşistler'den para alan bir parti olsaydı. P. Faşist-ler'den para alan bir partinin eylemleri olarak açıklamak bana neredeyse olanaksız görünüyor. sol eğilimli her partide oldukları gibi P.O.. «Faşistler'den para alanlar sıradan P. Komünist basında yer alan bazı saldırıların. askerden kaçmalar özellikle çok azdı.U. Her zaman böyle bir-şeyi yapmak ellerindeydi.M. Gorkin ve öbürleri gerçekten Faşistler'den para alıyor idiyseler. Haziran'm 15-16'sında.U. U.M. Bir süre bütün dünya Komünist basını bu çeşit şeylerle alevlendi.» dediği doğrudur.O. Paris ve New York'daki gazetecilerden çok. Pek çoğu hiç aralıksız dört beş ay siperde kalmışlardı.O.O. Bu.. milislerin vb. Fakat bu. Fakat.O.U. bunu bilmek Londra. düpedüz karşı tarafa katılırdı.M. buna karşı direnişte seçkin bir rol oynamıştı.U.'la ilişkisi olan.M.M. yaralıları..O. P.U. özellikle Madrid'de. P. ellerini atabilecekleri herkesi. Burada. sekiz on bin adam 193637 kışının dayanılmaz şartları altında cephede önemli yerler tutuyordu. En son olarak. gibi bir partiyi baş belâsı gibi görmekte haklıydı sanıyorum. P.O.U. siyasî parti olarak lâğvedildikten kısa bir süre sonra.M. Savaş içinde faşizm taraflısı eylemlere gelince. Çünkü Nin.M.U. bazı anlarda da etkisi sonucu kesinlikle bağlayabilirdi. gerçekten bir Faşist örgüt ise.U M. lağvedilmiş ve yasa dışı bir örgüt ilân edilmişti. Fakat bu.O. Bu adamların neden doğruca cepheden ayrılmadıklarını ya da düşman tarafına geçmediklerini anlamak hayli güçtür..U. Bunları. birliklerinin neden sâdık kaldıklarını açıklamanın bir yolu yoktur. P. P. Buna rağmen döğüşmeye devam ettiler.U. Mayıs ayında işbaşına gelen Negrin Hükûmeti'nin ilk eylemlerinden biriydi.U. onlarla bağlantı halinde bulunan kendi izleyicilerine düşerdi. hiyanetten tümüyle farklı bir mevzudur. P. Katalonya ve Madrid'de milis kolları kurulması için çalışan ilk örgütlerden biriydi. üyeleri değil. insan faşist yanlısı propaganda yapılmasını «bozgunculuk» ve bunun gibi birşey olmasını beklerdi. Gelin görün ki.'un Yürütme Kurulu hapse atıldığında.M. hastanedeki hastabakıcıları. hepsinin benzer biçimde suçlu olduğu varsayımına dayanarak P.O.O. Besbelli. hayli zoraki de olsa. hepsinin bu entrikaya dahil olduklarını içeriyordu. (21 Haziran tarihli Daily Worker çeşitli İspanyol Komünist gazetelerini özetliyor): İSPANYOL TROÇKİSTLERÎ'NİN FRANCO İLE ÇEVİRDİKLERİ ENTRİKA Barselona ve başka yerlerdeki birkaç ileri gelen Troçkist'in yakalanmasını isleyen. lağvedildiğinde Komünist yönetimindeki gizli polis. daha önde belirttiğim gibi. sıradan üyelerin. üyelerinin karılarını ve bazı durumlarda çocukları bile tevkif ettiler. düşmanla birleşmeleri ya da devamlı asker kaçakları olması beklenirdi. milisi —henüz Halk Ordusu safları arasında dağıtılmadan— olay herkesin belleğinde hâlâ taze iken. En azından. önderleridir.O..P. Huesca'nın doğusuna yapılan öldürücü saldırıya katıldı. savaş tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir casusluk olayının en korkunç parçaları ve Troçkist ihanetinin bugüne kadarki en çirkin ifşaatının ayrıntıları hafta sonunda ortaya çıktı. P.' un içinde de Faşist casusları ve agents provocateur'leri vardı. Komünist basın çok büyük bir Faşist entrikası masalı yarattı.O.O.U. sırf üyeleri önderlerinden koparmak için başvurulmuş bir teşebbüstü. böyle bir belirti de yoktu.O.M.M. Yine.

M.U.'a karşı ileri sürülen iddiaları ve Andres Nin'in ortadan kayboluşunu araştırmak üzere İspanya'ya gitti. (*) İki heyetin raporlar için Le Populaire'e (7 Eylül). P.O.O. İngiliz Milletvekili James Maxton'm başkanlığındaki uluslararası bir delegasyon. Hapishaneler Müdürü ve Adalet Bakanı'ndan imzalı bir emir geldiği halde bile Mc Govern ve öbürlerinin Barselona'daki Komünist Parti-si'nin elindeki «gizli hapishanelerden» birine girmek için izin elde edemediklerini bilmek hayli ilginçtir (*).U. görünmez mürekkep ile iletilen gizli mesajlar.M. faşizme karşı olan siyasî tutukluları serbest bırakmaya karar verdi —iki azınlık oyunun sahipleri Komünist bakanlardı.M. P.'a yöneltilen hiyanet suçlaması yalnızca Komünist basında yayınlanan makalelere ve Komünist denetimindeki gizli polisin eylemlerine dayanıyordu. bir haftada muhakeme edilir ve kurşuna dizilirlerdi. La Fleche'e (18 Eylül). önceden bir sürü Faşist casusunda olduğu gibi. önderlerinin telsizle Franco'ya askerî sırları aktardığı. Paris) ve Mc Govrn'ın Terror in Spain adlı kitapçığında yayınlandı. Bu ifşaatın «kanıtladığı». yani uydurma olduğunu sözlerine ekledi. kabine. ama onun da bir daha adı sanı duyulmadı. gerçekte hayalgücü kuvvetli 'birinin uydurmalarıydı.. güyâ adına kanıt denen şeylerin hiçbirinin sağlam olmadığını ve Nin tarafından imza192 landığı söylenen belgenin «değersiz».M. sanırım.M. Prat Garcia ve ötekiler. böyle birşey var idiyse. P.O. Ağustos ayında.M. ama asla mahkemeye çıkarılmamışlar ve Franco ile radyo aracılığıyla haberleşme iddiaları açık ve kesin bir biçimde ifade bile edilmemişti.U.U. Ruslar silâh verirken Hükûmet'in Komünist Partisi 'ni gücendirmeye kalkışamayacağını bildirdi. Benzer biçimde Irujo polisin yarı bağımsız bir hâl aldığını ve gerçekte yabancı Komünist unsurların denetimi altında bulunduğunu bildirdi.O. Irujo. N harfi ile (Nin anlamına) imzalanmış esrarlı bir belge ve bunun gibi şeylere dâir heyecan verici ayrıntılar vardı. Berlin ile ilişkide bulunduğu. onların çevresindeki adamlardı. P. P. U. Bu kadarı sorunu aydınlatmaya yeterlidir. Bunlar.M.O.U. Fakat Komünist basındaki dayanıksız ifadeler dışında bir kanıt kırıntısı bile ortaya çıkarılamamıştı. P. 193 . John Mc Govern başkanlığında başka bir delegasyon Aralık ayında İspanya'ya gittiğinde öncekilerin hemen hemen aynı cevapları aldılar. olayın dosyalarını incelediğini. bu tutuklamalar polisin kendi otoritesini kullanması ile yapılmıştı.O. yazdığım gibi.'a ileri sürülen bütün suçlamalara inanmadıklarını açıkladılar. Ve ekledi. Baş Savcı Ortega y Gasset. Maxton heyetinin raporu.Polisin elinde bulunan belgeler tutuklu bulunan 200'den fazla kişinin tam itirafları kanıtlamaktadır ki. beşe karşı iki oyla. önderlerini Earselona'daki Mayıs çarpışmalarından sorumlu saydığını belirtti. önderlerinin çoğu hâlâ hapisteydi. İspanyol Hükûmeti'nin üyelerinin çoğu. İçişleri Bakanı Zugazagoitia bu durumu daha da yakın terimlerle dile getirdi: «Rusya'dan yardım aldık ve beğenmediğimiz bazı eylemlere göz yummak zorunda kaldık. P. Savunma Bakanı Prieto. İlâve olarak. Son günlerde.M.» Polisin bağımsız hareketlerini gözler önüne sermek için. Fakat son olarak işin özeti şuydu: olaydan altı ay sonra. Bu adamlar gerçekten hıyanet suçlusu olsalardı.O. önderlerinin casusluk suçlusu olduğu kanısını hep reddettiler. Prieto. İçişleri Bakanı Zugazagoitia. herhangi bir kişiyi suçlamaya yeterli idi. Bunun sorumluları polisin başında olan kişiler değil.M. P. Dahası var.. İkiyüz «tam itiraf» a gelince. ama onlann Faşist casusu oldukları fikrini benimsemedi. «işin en vahim yanı şu ki P. Independent Nevos'da (219 Rue Saint-Denis.O. Prieto delegasyondakilere hayli geniş bir biçimde. Madrid'deki gizli Faşist örgütüyle işbirliği yaptığı idi.U. olağan gelenekleri uyarınca Komünistler tarafından gizlice yanlarına sokulan.» Prieto polisin öteki kanunsuz tutuklama olaylarından da söz etti. bakınız.U. Adalet Bakanı Irujo.O. önderlerinin tutuklanması kararını Hükümet vermemişti.U.

tüm Troçkist örgüt düpedüz Faşistler'in casusluk aygıtıdır. Bu söz gittikçe daha büyük bir serbestlikle ortalıkta dolaşıyor ve aşırı derecede yanıltıcı bir yolda kullanılıyor ve sık sık böyle olması isteniyor. ama hiç biri partiye üye olmadı.'de sa botaj yapan devrimci pozunda gizli bir Faşist. Bunu tanımlamak için azıcık duraklamaya değer. Maxton yukarıda değindiğim delegasyonla birlikte İspanya'ya gittiğinde.A. Maurin'in Faşistler'in eline geçmesinden sonra. İspanya'ya gelen yabancı Troçkistler (onbeş yirmi kadarlardı) kendi fikirlerine en yakın gelen parti olduğundan önce P.M. Zugazagoitia ve geri kalanların hepsinin birlikte Faşistler'den para aldıklarına inanılsın.O. «İşçi ve Köylü Bloku» ile karıştırıp birleştirerek P. her kim Komünist Politikası'nı Sol-kanat açısından eleştirmeye kalkarsa «Troçkist» diye nitelenebilirdi.P.U. devrimci aşırılığı savunan herkesin Faşistler'den para aldığını mı ileri sürmek gerekiyor? Uygulamada. Irujo. M.O. John Strachey'in bir zamanlar (İngiliz Nazi Partisi önderi) Sir OswaId Mosley ile işbirliği yapmış olmasından hareketle İngiliz Ko'münist Partisi'nin gerçekten bir Faşist örgüt olduğu da gösterilebilir. yukarıda söylediklerimin karşısında. İngiliz Komünistleri bu suçlamayı tekrarlamaktan dikkatle sakındılar. Bu ayırımı yapmak önemlidir.'un «Troçkist» aldığı hikâyesine gelince. agent provocateur demek oluyordu. P.O. Alman S. Fakat aynı zamanda.O.'nin. U. (II) Troçki'nin başkanlığını yaptığı gerçek bir ör gütün bir üyesi.O. ayrılmaz olarak kabul edilmektedir —yani. daha serbest bir terimle. Frente Rojo ve öteki İsyanyol Komünist gazeteleri ona hemen «Troçkist-Fa-şist». İngiliz Bağımsız İşçi Partisi'nin. Fransa'daki Sol Sosyalistlerin ve daha birçoklarının Faşist sayılabileceği gibi. P. çünkü Komünistler' in çoğunluğu tarafından ikinci şıktaki Troçkizm ile üçüncü şıktaki Troçkizm.M.U. İkinci anlamda. bir adama Troçkist demek ona fiilen katil. Hal böyle olunca.O. böyle yapmış olmaları takdire değer.'u kurmuştu. ve Komünist basın «hainleri» suçlamada şamata yapmaya devam edeliberi altı ayı geçmişti.O.O. (III) Genellikle Sol kanat güçlerini ayıran ve giz li entrikalarla zarar veren ama özellikle S.O. muhtemelen Faşist diye tasvir edilebilir. Prieto. yani kelimenin tek ve biricik tanımlanmış anlamında.U. Maxton.U. Bunların birkaçı milis gücünde 194 kaldıysa da Troçkistler parti bürolarından tasfiye edildiler. Üzerlerindeki baskı düşünülecek olursa.'un politikasına saldırmalarını emretti. Başka bir tartışma çizgisiyle Mr.M. İngiliz Komünist basınında Maxton «emekçi sınıfının reaksiyoner düşmanı» haline geldi —bu sözün.O. birçok sivri denemelerle İngiliz Ko195 . kesinlikle Troçkist değildi. yerine göre öyle olabilirdi de olmayabilirdi de. Fakat P.M.. Birinci anlamında P.'un gerçekten Faşistler'e casusluk eden bir örgüt olduğuna inanmak çok güçleşiyordu — meğer ki. Bunun nedeni hiç kuşkusuz.M.M. diye şiddetle saldırdılar.'un gerçekten Troçkist olduğunu göstermek için kullanılmıştı.M. Buna rağmen. Bu arada.M.U.M.U. elverişli bir belirsizliği vardı.önderleri ve onların yüzlerce binlerce izleyicileri hâlâ hapisteydiler. devrimci bir aşırılık taraftarı olan kimse.U. Mc Govern. Gestapo ajanı.'un önderi olan Nin. P. ama onu çok seneler önce bırakmış ve çeşitli muhalif komünistleri daha eski bir parti. hiç kuşkusuz..S. Troçkist sözü üç ayrı anlamda gelmektedir: (I) Troçki gibi «tek ülkede sosyalizm» e karşı "dünya devrimi"ni savunan. Savaş patlak verdiğinde. «Troçkizm» yalnızca Ruslar'ın sabotaj mahkemeleri sırasında halkın gözüne çarpmıştı. Nin'in bir zamanlar Troçki ile işbirliği etmiş olması Komünist basında P. Nihayet.C.B. vb.U. Verdad.U.'da çalıştılar. Fakat Negrin ve öbürleri başlarını dik tutarak «Troçkisf-ler»in toptan katlini tezgâhlamayı reddettiler. sonradan Troçki kendi izleyicilerine P.' un Troçki veya Troçkist (Bolşevik-Leninist) örgütle hiçbir ilişkisi yoktu. P. o sırada Troçki'nin sekreteriydi.

olayların geçtiği yerlerden binlerce mil ötede Barselona'da neler olup bittiğini benden iyi bildiğini belirtmek zorunda kalacaktır. Bugünün modası »TroçkistFaşist» demekse. Meseleye bir göz atan herkes.M. S. 197 i . bunların karşıtları. «Troçki-Faşist» çığlığından başka bir iddia ortaya konmadıkça. asgarî bir müştereğe bile ulaşılamaz. dünkü de «Sosyal-Faşist» idi. Bu cinsten iftira ve ba-sm-kampanyaları ve gösterdikleri kafa yapısının. bir Komünist Partisi üyesi ile Barselona çar-pışma'arımn doğru ve yanlış yönlerini tartışmak benim için imkânsızdır. hiçbir «iyi» Komünist demek istiyorum— benim olayları doğru anlattığımı kabul etmeyecektir. Bir iç savaşın muazzam sefaleti ile oranlandığında kaçınılmaz haksızlıkları ve yanlış suçlamalarıyla. çok önemsiz görünebilir. meselâ Leon Blum ve İngiliz İşçi Partisi'nin belli başlı üyeleri de dahil olmak üzere. Rus Devlet Mahkemeleri'nde. Gerçek tartışma konusu olan nokta değinilmeden kalıyor.'nin askerî işgali için devâsâ bir kumpas kurduklarının «ispatlanması»ndan bu yana yalnızca altı yedi yıl geçti.U. Bir ömür boyu kendilerini bu davaya vermiş olan. benim umutsuz bir biçimde yanlış yola itildiğimi ve Daily Worker'in başlıklarına bir göz atan herkesin. Örneğin.O. «Troçkist-Faşist» suçlamasının nefret ve anlaşmazlık doğurduğu kesindir. Tek umut. işe yarayabileceğini sanmıyorum. Bu tıpkı satranç oyununun ortasında yarışmacılardan birinin anîden karşısındaki için bu herif kundakçıdır ya da iki karılıdır diye bağırmasına benzer.U M. anti -faşizm davasına en öldürücü zararı verdiği kanısındayım.'a yöneltilen suçlamaları gereğinden fazla tartışıyorum gibi gelebilir. çünkü hiçbir Komünist —yani.O. faşizmin kapitalist sınıfın kesimleriyle ittifak yaparak alt edilebileceğine inanırlar (Halk Cephesi) . Komünistler. niteliğindeki partiler ise yalnızca anti Komünist olmak gibi korkunç bir duruma itildiler. yalan söylediğimi ya da. bu manevranın düpedüz Faşistler'e yeni üreme alanları verdiğini söylerler. Bu sorun bir çözüme bağlanmak zorundadır. Sosyalistler'e P. dünya emekçi hareketinde tehlikeli bir çatlamanın başlangıcı var. Maxton gibi adamların Faşistler'den para aldığını söylemekten ne gibi bir amaç güdülebilir? Böyle bir iddianın ciddi tartışmayı olanaksız kılmaktan başka bir amacı olamaz. Bu şartlar içinde. ve İngiliz Komünistleri İşçi Partisi'ne girebilmek için dünyanın altını üstüne getiriyorlar. bugün Fransız Komünistleri Blum'u önder olarak kabul etmekten yeterince memnun görünüyorlar. S. ya görev nedeniyle. partiler arasında her iki taraf için de bu tür öldürücü dalaşmalar. hiçbir tartışma olamaz. Bu cinsten birşeyin. Kazın ayağı öyle değil aslında. Size. Hâlihazırda. İftira hiçbir şeyi halletmiyor. daha Sol'u tutan ya da tuttuklarını iddia edenler arasında gerçek bir fark vardır. tartışma başlayamaz bile.O. siyasî karşıtlığı sonuna kadar tartışmanın mümkün olacağı bir düzeyde tutmaktır. tarikatçı görüş açısından bile olsa. Komünist partilerinin üyeleri her yerde «Troçkistler»e karşı anlamsız bir cadı avının etkisine kapıldılar.M. ve P. Komünistler'in siyasî muhalifleriyle düzmece suçlamalarda bulunarak uğraşmasının hiç de yeni birşey olmadığını bilir. P. Gerçek şudur ki. Komünistler'le.'a karşı ileri sürülenler gibi birkaç iftira daha derken bu çatlama 196 uzlaştırılamaz hale gelebilir. en iyi ihtimalle. Fakat. Ve bu arada.C. Eğer parti «çizgisi» ni izlerse.B. yeterli bir itirazıydı. bu suçlamanın doğruluğunun yalan olduğunun ispat edilmesinin gerekli olabileceği bir ülkede tekrarlanmaması.münist basınının düpedüz iftira kanunundan boylarının ölçüsünü almış olmalarıydı. İkinci Enternasyonel önderlerinin. yanlış bir karara varmak belki de bizi yüzyıllar boyu yari-köleliğe koymak demek olabilir. Buna rağmen.U.

12 Cepheye dönüşümüz Barselona çarpışmaları sona erdikten üç gün sonra olmalı. Fakat Franco ve Hitler'in daha çıplak ve daha gelişmiş faşizmine karşı artık bu Hükümet için çarpışmaya değmeyeceği sonucu çıkarılamazdı. 198 —burası İspanya olduğundan— Almanya'da İtalyan türlerinden daha çok insancıl ve daha az etkin olacaktı. şehir proletaryası— için en sonunda kimin kazandığı belki pek farketmeyecekti ama İspanya en başta bir tarım ülkesiydi. Gazetelerin «Demokrasi İçin Savaş» tan bahsetmeleri basbayağı göz boyamacılıktı. yollar yapacak. bu takdirde Franco'nun bölgesindeki topraklar da dağıtılacak ve İspanya'nın bazı kısımlarında yaşayan fiilî serflik kolay kolay yeniden kurulamayacaktı. Halk cephesi bir sahtekârlık olabilirdi. Meselâ. Ve sonra. Franco tepelense bile. Şimdi artık insan neler olacağına dâir bir tahminde bulunmaya başlayabiliyordu. Savaş bitince İspanya öyle bölünmüş ve yıpranmış olacaktı ki. şimdi Mayıs ayında bile doğru değildi. bu faşizme daha kibar bir ad takılacak ve bu. bir iki hafta sonra oldu). bir iki yıldır kâbus gibi peşini bırakmayan. Kiliseyi en azından bir süre denetim altında tutacak ve ülkeyi modernleştirecekti. kimden dayak yiyecekleri pek önemli değildi Franco ve yabancı paralı askerlerini 199 . bizim İngiltere ya da Fransa'da düşündüğümüz anlamıyla bile demokrasinin yaşayabileceğini aklı başında hiç kimse umamaz-dı. Çarpışmadan —hele gazetelerdeki küfürleşme maçından— sonra. Topu topu iki imkân vardı: Franco'nun idaresi altında çok daha kötü bir diktatörlük ya da savaşın İspanya'nın gerçek sınırlarla veya ekonomik bölgeler biçiminde bölünmesi ile sonuçlanması— bu her zaman düşünülebilecek bir ihtimaldi. işgal ettikleri toprakların en azından bir kısmı ellerinde kalacaktı. ama gittikçe daha doğru hâle geliyordu. Yalnızca milyonerler ve romantikler onun kazanmasını isteyebilirdi. bir çeşit faşizm yönünde olacak demekti. eğitim ve halk sağlığını yükseltecekti. Savaşın sonunda ipleri ellerinde tutacak olan Hükümet herhalde kiliseye ve feodaliteye karşı olacaktı. bu hükümetin sendikaların gücünü hemen ve temelli olarak kırmaya yöneleceği apaçık görülüyordu. daha sağcı bir hükümetin geçeceği (bu. Hiç kuşkusuz. faşizmin uluslararası prestiji sorunu vardı. bu savaşı daha önceleri olduğu gibi. geleceğin görünüşü can sıkıcıydı. Nasıl bakarsanız bakın. Öbür yanda Franco sırf İtalya'nın ve Almanya'nın kuklası olmadığı ölçüde büyük feodal toprak ağalarına bağlıydı ve kafası küflü bir dinî-askerî tepkiye dayanıyordu. Zihnim. Hiç olmazsa. ama Franco bir anokronizmaydı. Caballero Hükûmeti'nin düşeceği ve yerine daha çok Komünist etkisinde kalacak. 1930' dan beri Faşistler bütün zaferleri kazanmışlardı. gelişme olanakları hiç de gülpembe değildi. Gerçek şudur ki. Bu söz beni derinden sarsmıştı ve o sırada doğru olduğuna inanmıyordum. bana «Bu savaş da tıpkı öbürleri gibi üçkâğıtçılıktan ibaret» diyen gazete muhabirine gidiverdi. her savaş devam ettiği her ay gittikçe artan bir çeşit yozlaşmaya uğrar. Bu da genel hareket. İspanya'da birkaç hafta geçirip de hayal kırıklığına uğramayan kimse yoktur sanırım. Diktatörlük olması zorunluydu ve bunun bir emekçi sınıf diktatörlüğü olma şansı geçmişti. şimdi tepelenmelerinin zamanıydı. Dahası. Savaştan önceki Hükûmet'in hataları her ne olursa olsun. zâten savaş sırasında bile bu yönde birtakım şeyler yapılmıştı. Franco'nun rejimi kesinlikle bundan daha kötü olacaktı. safdil bir idealist açıdan görmek güçleşmişti. çünkü kişisel özgürlük ve doğru haber veren bir basın gibi unsurlar askerî etkinlikle düpedüz bağdaşmaz. Barselona'daki ilk günümde tanıştığım. Hükûmet'in zaferinde köylülerin kesinlikle büyük yararları olacaktı. İşçiler —yani. böyle bir ülkede. İspanya'nın yeniden örgütlenmesinden doğacak muazzam sorunlar bir yana.

serbest bırakılan bir mahkûmdan Smillie'nin «silâh taşımak» suçuyla tutuklandığını öğrendik. Hükümet milis subayları olmadan yapamıyordu. dünya ahvâlinde. Bunun sonucunda millet her an olur olmaz bahanelerle tutuklanabiliyordu. ama şimdi kabul etmek zorundaydılar. O sırada olaylardan anladıklarım bunlardı. Neden tutuklandığını. Kuşkusuz. derslerinde göstermek için eve götürdüğü. Jaca yolu dolaylarındaki çarpışma sönüp gitmişti. ifadeniz bile alınmadan aylarca hapis yatabilirdiniz. ama onlar iki yanımızda daha yüksek bir arazideydiler. Bob Smillie'nin İngiltere'ye dönerken sınırda tutuklandığını. Şimdi Negrin Hükümeti hakkında ilk başa geçtiği zamankinden daha iyi düşündüğümü söylemeliyim. ile ilişkisi bilindiği için tutuklandığı besbelliydi. bizim cephe hattı çıkıntılı bir dik açı oluşturuyordu. milis subayları. fazladan ödeme yapılması anlamına gelen ve milis gücünün eşitliği fikirleriyle çatışan resmî subay tayinlerine karşı çıkmışlardı. böyle bir durumda ne gibi sonuçlar ortaya çıkacağı önceden kestirilemez— savaş-sonrası hükümetinin faşist eğilimli olma zorunluluğuna inanıyorum. karşı tarafın nişancıları bize orada devamlı kayıplar verdiriyorlardı. bizim 29 uncu tümende (başka milis birliklerinde de öyle olduğuna hiç şüphe yok). Kopp da binbaşı olma yolundaydı. Smillie'yi birkaç gün alakoymaktı.M ofisinde çalışmış. «Silâh» dedikleri şeyin ne olduğunu biliyordum: şarapnel ve daha başka bir takım hatıra eşyayla birlikte.U. Smil'ie geçen Ekim ayından beri İspanya'daydı. Şimdi İngiliz ve İspanyol otuz kadar adamın komutanı olarak teniente görevi yapıyordum — bu rütbe asteğmene tekabül eder sanıyorum. Kendisini bir avukat bile göremesin diye incommunicada olarak tutuluyordu (ihtilâttan men edilmişti). artık. Açının köşesi tehlikeli bir noktaydı. Barselona çarpışması daha yeni sona ermişti. çok muhtemelen.denize dökebilsek. Daha önceleri.O. İngiltere'ye yapılacak bir propaganda turuna katılmadan önce üç ay cephede bulunması gerektiğini düşünerek. muhakeme olsun olmasın orada kahverirdiniz.M. P. Aylarca P. Zaman zaman Faşistler üstümüze tüfek-bom201 . katı bir diktatörlük ile yönetilen ve en iyi adamları hapiste olan bir İspanya için bile çok büyük bir gelişme sağlanabilirdi. tuhaf bir geçici durum vardı. savaşın başında kullanılan türünden ilkel tipli iki el bombası patlayıcı maddeleri ve patlama mekanizmaları çıkarılmıştı —sâdece çelik silindirlerden ibaret kalmışlardı ve tümüyle zararsızdılar. ama bu kere bizi daha sağa. Tam cepheye vardığımız sırada. ama a canip atanmayacağım belli değildi. Haziran'ın ortasına kadar da yeniden başlamadı. hiçbirisine de binbaşıdan yüksek rütbeleri vermiyorlardı. muhtemelen Ordu subaylarına ve Harp Okulu'ndan yeni çıkanlara ayırmak için. muhakeme edilmek bir yana.O. Fakat belâya bakınca İspanya'da bir kere hapse girdiniz mi. tabur. biz keşfedinceye kadar hayli zaman geçti. Beni resmen subay olmam için aday göstermişlerdi. Yalnız bunun için dahi savaş kazanılmaya değerdi. Valencia'ya getirildiğini ve hapse atıldığını duyduk. İspanya'da —en azından. Sonuç olarak. Üstün bir cesaretle çarpışmayı sürdürmüş ve herhangi bir kimsenin beklediğinden daha çok siyasî müsamaha göstermişti. Benjamin şimdiden yüzbaşı olmuştu. Bir kez daha kanımı söylüyorum. zamanın çoğu kâhinlere gösterdiğini bana da göstermesini rastlantıya bırakacağım.U. Faşist siperleri yüzelli yarda ötemizdeydi. öbür Bağımsız İşçi Partisi üyeleri geldiğinde milis gücüne girmişti. Hâlâ Huesca'day-dık. İşin başında adamların niyeti. ama. yetkili makamlar o sırada resmi bildirilerin tersini söyleyecek durumdaki hiç kimseyi İspanya dışına bırakmamaya aşırı bir dikkat sarfediyorlardı. uygulamada— habeaş cor-pus diye bir şey yoktu. Fakat ben hâlâ —İspanya bölünmedikçe ki. tugay ve tümen komutanlarının hepsinin binbaşı olması gibi. Bunun sadece bir 200 bahane olduğu. Nihayet. birkaç hafta önce geçici olarak ele geçirdiğimiz Faşist mevzilerinin tam karşısına yerleştirmişlerdi. Cephede fazla birşey olmuyordu.

Vurulduğumu hemen anladım. siperlerimiz suyla dolup taştı. Millet çevremde toplandı. Cebimde bir bıçak olduğunu biliyordum. eskiden olduğundan daha tehlikeli bir hâle gelmişti. başınızı koruyucu duvardan çıkarınca dış çizgileriyle olduğu gibi gökyüzünde belirleniyordu. Karımın sevinmesi gerekir diye düşündüm— büyük muha203 . vb. Buna çok benzer bir hissi yıldırım çarpmasında duyabileceğinizi tahmin ediyorum. Ağrılı sızılı olmadığım için belli belirsiz bir tatmin duydum. Kendimi uyuşuk ve sersemlemiş hissediyordum. hiçliğe doğru bir itilme duygusu. Muazzam bir şok hissettim —acı falan yoktu. Önümdeki kum torbaları benden taa uzaklara doğru çekildi gitti. Hendekte bir tüfek dayanağı yapmıştık. Böyle durumlarda hep olduğu gibi telâş içindeydiler —«Kaldırın! Neresinden yaralanmış Gömleğini açın!» vb. Barselona'dan getirdiğimiz temiz giyeceklere rağmen hemen bitlenivermiştik. bir çatırdı duyduklarında makineli tüfekleriyle veryansın ediyorlardı. sözümün ortasında birşeyler hissettim— ne hissettiğimi aktarabilmek çok güç olmasına rağmen. çıkarmaya çabaladım. Amerikalı gömleğimi kesip açmak için bir bıçak istedi. düşüyordum. koruyucu duvarın köşesinde oldu.tüfek konusunda çok kötü bir atıcıyım. Fakat Faşistler ateşin ne yandan geldiğini kestiremedikleri için bu oyun hayli eğlenceli oluyordu— ve ergeç birini yakalayacağıma kesin kanaat getirmiştim. Gürültülü bir bangırtı ve bütün çevremde gözkamaştırıcı bir ışık parıltısı oldu gibi geldi. Silâhtan arınmış bölgedeki meyva bahçelerinde kiraz çiçekleri ağaçları bembeyaz donatmaya başlamıştı. Faşistler'in koruyucu duvarındaki bir yarığa hakim bir hendeğe geliniyordu. Hemen arkasından dizlerim büküldü. Kabaca. Yüzlerce yarda sürünerek. bir patlamanın tam ortasında olmaya benzer bir duyguydu bu. Geceler hoş bir ılıklıkta geçiyordu. onu en aşırı bir canlılıkla hatırlıyorum. Bu korkunç bir patlama sesi çıkarıyordu —geldiğini duymadığımız için sinir bozucuydu ama gerçekte tehlikeli değildi çünkü yerde açtığı çukur ancak bir çamaşır leğeni kadardı. Bütün bunlar bir saniyeden daha az bir zaman aralığında oldu.basıyla yada buna benzer bir silâhla ateş açıyordu. bunu ayrıntılarıyla anlatmaya değer sanırım. dikenli telin hemen dışına teneke kutular serpiştirmişler. Bizim bölüğe bir havantopu vaad etmişlerdi. Bu iş. İki gündür sağanak halinde yağmur yağıyordu. gündüzleriy-se cehennem gibi sıcaktı. Gündüzleri silâhtan arınmış bölgedeki gizli bir yerden ateş ediyorduk. o saatler her zaman tehlikelidir. sivrisinekler can sıkmaya başlamıştı. Gelin görün ki. Şafak arkamızdan geldiği için. sabahın beşinde. koruyucu duvar bir ayak kadar suya battı: bundan sonra günlerce hiç sapı olmayan ve teneke kaşıklar gibi bükü-lüveren İspanyol kürekleriyle yapışkan çamuru eştik durduk. Birini vurup vurmadığımı bilmiyorum— çok muhtemelen vurmamışımdır. uzun otlarla saklanmış. ama neyse ki canım acımadı. ava giden avlandı— bir Faşist nişancı vurdu beni. Dört gözle bunu bekliyordum. başımı yere vurdum. Vurulduğum zaman cepheye geleli on gün kadar olmuştu. Vurulmadan önce konuşmakta olduğum Amerikalı nöbetçi ileri doğru atılarak «Hay Allah! Vuruldun mu?» diye sordu. Geceleri herzamanki gibi devriye geziyorduk —bu iş. Aniden. Yeterince beklerseniz genellikle haki giyimli bir şeklin çabuk çabuk yarığın bir yanından öbür yanma koştuğunu görürdünüz. sonra onunla birlikte aşırı bir zayıflık. Nöbet değiştirmeye hazırlanan askerlerle konuşuyordum. yalnız elektrik çarpmış gibi şiddetli bir şok. Çünkü Faşist siperlerinde daha çok adam vardı ve artık daha uyanık olmuşlardı. ama sağ kolumun felce uğradığını keşfettim. ağır yaralandığımın bilincindeydim ama olağan anlamında hiçbir ağrım sızım olmadı. Birçok kereler ateş ettim. Bir mermiy202 le zımbalanma tecrübesi hayli ilginç olduğundan. ama bangırtı ve patlama yüzünden yanıbaşımda bir tüfeğin kazayla ateş alarak beni yaraladığını sandım.

Gitgide kendimi daha iyi hissetmeye. ama sancının varlığı içime güven getirdi. Anlayışla karşılanacak şey: ilk aklıma gelen karım oldu. Faşist olduğuna göre ben de cnu vurabilirdim diye düşündüm. Ben bu durumdayken. çünkü insanın ölürken duyularının daha keskinleşmediğini biliyordum. arkamda bir İspanyol'un «kurşun boğazından girip ensesinden çıkmış» dediğini işittim. bana çok iyi uyan bu dünyadan ayrılıyor olmanın şiddetli üzüntüsüydü. gümüşî kavakların yetiştiği bir dünyada yaşamanın ne iyi bir şey olduğunu düşündüm. sonra küfretmemeye çabalıyordum. Normal zamanda domuzuna can yakan alkolün yaraya su gibi gelen hoş serinliğini duyuyordum. beni zımbaladığını biliyor muydu 204 ve daha bunun gibi sorular aklıma geldi. Kesinlikle öleceğimi düşünmem iki dakika kadar dürmüş olmalı Bu da çok ilginç oluyor -yani böyle bir durumda insanın aklına neler geldiğini bilmek hayli ilginçti demek istiyorum. Ne var ki. Morfinin etkisiyle sersemlemiş bir haldeydim. üstelik çarpışmada bile değildik! Beni vuranın ne biçim bir adam olduğunu da düşündüm. bir saniyelik dikkatsizlik yüzünden vurulmak. Bir iki gün önce bir yaralı aşağı taşınırken yardım ettiğim için o zahmetin nasıl birşey olduğunu biliyordum. Sietamo'daki hastaneler kural olarak yaralıların Barbastro ve Lerida'ya gönderilmeden önce. Konuşmaya çabalayınca sesimin olmadığını farkettim. her ne denirse densin. sedyeyi ter dökerek omuzlarında taşıyan zavallı dört arkadaş için üzüntü duymaya başladım. ama onu esir alıp şu anda kaışıma getirseler yalnızca iyi nişancılığını kutlardım. ilk yardım işlerinde kullanılsın diye bize verdikleri küçük alkol şişelerinden birini getirmişti. yağlı yahni ve bunun gibi şeylerden oluşan— muazzam bir yemeği boğazımdan aşağı zorlayarak yedirmeğe kalkışmaları ve ben yutamayınca da pek şaşırmaları. muhtemelen birkaç dakikadan fazla değil. gerçekten ölmekte olan birinin aklından geçenler daha farklı olabilir. ama hâlâ korkunç canım acıyordu —hareket etmekten âcizdim ve durmadan kan yutuyordum. çünkü her sıkı nefes alışımda ağzımdan köpük köpük kan geliyordu. küfrediyor. Nasıl da anlamsızdı! Siperlerin köşesinde. ağzımdan yalnızca zayıf bir mırıltı çıktı. Kan ağzımın kenarından sızıyordu. eğitim görmemiş hemşirelerin nizamî hastane yemeğini— çorba . Bu budalaca talihsizlik beni öfkeden deliye çevirdi. Felce uğrayan kolum yeniden canlanıp acımaya başladığında beni sedyeye daha yeni yatırmışlardı. Beni kaldırdıklarında ağzımdan bir dolu kan boşandı. İnsanın başına kan götüren iki ana damardan biri kesildiğinda daha ne kadar yaşayacağını merak ettim. Merminin boğazımı delip geçtiğini öğrenir öğrenmez işim bitik diye düşünmeye başlamıştım. İkinci düşüncem. Bunu bütün canlılığıyla duyacak kadar zamanım vardı. İspanyol mu yoksa yabancı mıydı. Adama karşı hiçbir kızgınlık duyamıyordum. «Aortum parçalanmış olmalı» diye düşündüm. Sedye getirilirken beni tekrar yere yatırdılar. Sedye taşıyıcımız Hanry Webb. Herşey gözüme bulanık görünüyordu. Cankurtaran arabasına kadar eğri büğrü kaygan keçi yollarından birbuçuk mil ile dünya kötüsü bir yürüyüş yapmak gerekiyordu. dediler. tam İspanyollar'a 205 . Boğazımın ortasına kıuşun yiyip de canlı kalan bir insan ya da hayvan hiç işitmemiştim. sargı beziyle. Boğazından.yumurta. Fakat bir yandan da kolumdaki sancı şeytanî bir ıstırap halini almıştı. bir morfin iğnesi yaptı ve beni Sietamo'ya gönderdi. Ancak bundan sonra neremden ve ne derecede yaralandığımı merak etmek aklıma geldi: hiçbir şey duymuyordum ama merminin vücudumun ön tarafında bir yere saplandığının bilincindeydim. Bazı yerlerde siperlerimizi saçak gibi kaplayan kavakların yaprakları yüzüme sürtünüyordu.rebe geldiğinde ölmekten kurtulayım diye hep yaralanmamı isterdi. birkaç saat alakonuldukları alelacele inşa edilmiş tahta kulübelerdi. Doktor yarayı yeniden sardı. herhalde. ama ikinci bir denemeden yaralandığımı sormayı becerdim. O sırada kolumu düşerken kırmış olabileceğim aklıma geldi.

Neden böyle olduğu şimdi kafama dank etti. tabancanı ve elektrik fenerini istiyoruz. balıkları seyrederdim. düşerken kendi kendime verdiğim hasardan ötürü iç ağrıları duydum. verilen ilâç idrarını zümrüt gibi yemyeşil yapmıştı. bilmediğim bir hastalıktan yatıyordu. beni ilk çocukluk yollarımın Beyaz Şehir Sergisi Lunaparkı'ndaki bugi-vugi denen korku verici şeye geri götürdü. Lerida'da beş altı gün kaldım. Biz. yaralılar biribirine değecek kadar yakındı. İkisi de onsekiz yaşlarında birer çocuktu. Cepheye gelişimin haftasına tanıştığım iki milis .göre bir davranıştı. Benim koğuşumdaki yaralılardan bazısının varaları in206 sana korku veriyordu. Barbastro'daki hastane çok kalabalıktı. Bir zaman. bana Aragon cep207 . Bam. yaralı ve normal sivil hastaları karmakarışık büyük bir hastaneydi. Hastane alanı içinde bir bahçe ve bu sevimli bahçede. ama sigaranın kıt olduğu bir dönemdi ve oralarda hiç sigara yoktu. Çok geçmeden.yaralı bir arkadaşlarını görmeye geldiklerinde beni tanıdılar. bu doğru bir şeydi de: çünkü kol saatleri. ama karından vurulursa hep. yaralanışıma çok üzüldüklerini göstermenin bir yolu olsun diye anîden. duyuyu yerel olarak yok ediyor. gelip benimle arkadaşlık etti ve bana ingiliz gazeteleri getirdi. yatağımdan kalkabiliyor ve ortalıkta dolaşabiliyordum. sesim neredeyse tümüyle kaybolmuştu ama asıl merminin açtığı yara yüzünden bir an bile acı duymadım. bir kolum askıda olduğu halde. İngilizce konuşan Hollandalı bir Komünist. Bir de. güm. Saatlerce orada oturur. kurtulamaz ölür denirdi. Ekim çarpışmalarında korkunç yaralanmış. Bütün taşınabilir mallarımı alarak çekip gittiler. Ne yapacağını bilmez bir tavırla yatağın yanında ayakta durarak birşeyler söylemeye çabaladılar. Bizi sedyelerimize bağlamayı unutmuşlardı. Tanrı bilir nasıl ıstırap çekti. Merminin yarattığı büyük şok. Tam İspanyollar'a yaraşır bir davranış! Şehrin hiçbir yerinde tütün bulunmadığını ve bana verdikleri tütünün bir haftalık istihkakları olduğunu sonradan öğrendim. ağır kamyonlar tarafından delik deşik edilmiş ve savaşın başındanberi hiç tamir görmemiş millerce yol boyunca çalkalandıktan sonra bu işten sağ çıkamazdı. Yarası yüzünden. Biri yaralandığında hep böyle oluyordu —üzerindeki bütün eşyaları hemen bölüştürülürdü. varsa. Hasta. her zaman daha yavaş bir hızla çarpan. in-san el ayak gibi bir yerinden yaralanışa iyileşir. Onun sidikşişesi koğuşun görülecek şeylerinden biriydi. çentikli şarapnel ya da bomba kıymıkları muhtemelen insanın canını domuzuna yakar. bir kısmımızı bir trene doldurdular ve Lerida'-ya gönderdiler. tabancalar ve bunun gibi şeyler cephede çok ender bulunuyordu. Lerida'da işlerin nasıl yapıldığı. Ertesi sabah. Cankurtaranın köşesinde oturan bir başka yaralı her tarafa kustu. Bir sigara istedim. hastanede bir İngiliz olduğunu duymuş. bir yolunu bulup Lerida'daki hastaneye yerleşmeyi becermiş ve hemşirelerden biriyle evlenmişti. birkaç cankurtaran arabasını dolduracak sayıda yaralı ve hasta adam toplanınca bizi Barbastro'ya yolladılar. dan! Bu yolculuk. ama öteki biçare asker yerde oradan oraya savruluyordu. senin saatini. Anlaşılan mermi yaraları hep böyle oluyor. Her nedense kolum aşağı sarkık olduğunda daha çok canım yanıyordu. Birkaç gün sonra. büzülen bacaklarından biri benim koluma kadar incelmişti. Akşam olurken. Sıkı sıkı tutunmak için benim sol kolumda yeterince kuvvet vardı. «Merhaba! Hayattasın ha? İyi. Yanımdaki yatakta siyah saçlı genç bir çocuk. birkaç saat için cepheden ayrılma izni almış iki arkadaş yanıbaşımda belirdi. O ne seyahatti! Bu savaşta. içinde küçük kırmızı ve gri renkli balıklar bulunan bir havuz vardı. yaralının avadanlığı içinde elden ele gönderilirse yarı yolda bir yerde çalınacağı da garantiydi. ceplerindeki bütün tütünü çıkarıp verdiler ve ben daha geri vermeye fırsat bulamadan da kaçıp gittiler. İç kanama geçiren hiç kimse. bıçağını».

yeterli hemşire noksanıydı. Sietamo. Birinin yolda yarayı muayene etmesi hemen hemen olanaksızdı Birkaç doktor işle başa çıkamıyordu. Besbelli. Yarısı çok geçmeden. hastalara da veriyorlardı. bu kere de treni bekletmeleri yine İspınya'nın şanına lâyıktı. Sağlam insanlara verdikleri yemeğin aynısını. adamların çoğu ağır yaralıydı. sırf ben durumu açıklamak için ikinci bir telgraf çekeyim diye. o da arada sırada yapılıyor. ekmek. Kural olarak yaralı ongün sonra Barselona ya da Tarragona'ya varıncaya kadar alçı yerinden oynatılmıyordu. Her zaman ortalıkta. Hepsi nasıl dereceye bakılacağını. Tam tren hareket ederken bizimle birlikte yolculuk eden hastane emireri Barselona'ya değil de Tarragona'ya gideceğimizi lâf arasında söylemez mi! Makinist fikrini değiştirmişti. evet. ama ulaşım zorlukları yüzünden oraya varana kadar bir hafta on gün geçiyordu. «Evet. hastayı tıka basa ağır yiyeceklerle doldurma geleneği vardı. omlet. Fakat. alelade üçüncü sınıf vagonlara bindirmişler di. Bizi toparlayıp otobüslere doldurdular ve istasyona götürdüler. sivil halkın çoğunun kâfi derecede beslenemediği bir zamanda oluyordu. Bunun sonucunda. yataklarından ilk bu sabah çıkmışlardı. ama bütün bildikleri hemen hemen bu kadardı. cephe hattına yakın olan bütün hastanelerin aşağı yukarı sevkıyat merkezi gibi kullanılmasıydı. çekilen telgrafın hiçbir zaman yerine ulaşmaması oldu. beyaz şarap ve kahveden meydana geliyordu. Yaralılar haftalarca abdeste çıkamadan bırakılıyor. Barbastro Monzon. Kendi kendime Tam İspanyollar'ın yapacağı bir iş!» dedim. 208 cunda. sıcak ve sarsıntının etkisiyle haşat oldular. yaralıların çoğu hiç durmadan doğruca Barselona ya da Tarragona'ya gönderilirdi. size Barselona'da bakacaklar» diye söylenerek hızla yatağınızın yanından geçip gidiyorlardı. birçoğu yerlere kustu. yahni. hastane treninin manana (yarın) Barselona'ya hareket edeceğine dâir söylentiler dolaşıyordu. Bazı yönlerden hastaneler çok iyiydi. Teorik olarak. İspanyol hemşirelerinden şikâyetçi değilim. benim koğuşumdaki yaralıların Barselona'ya gönderileceği duyuruldu. savaştan önce hemşirelik işini başlıca rahibelerin görmesinden ileri geliyordu. geleceğimi bildiren bir telgraf çekmeyi becerdim. üç haftadır yüzünün yıkanmadığını söylediğini hatırlıyorum. Hastane emireri elinde keçi derisinden yapılmış su dolu büyük bir tulumla şunun bu209 . asıl İspanyollar'a en yakışanı. yağlı börekleri. Öteki hata ise. Bizi. Kolu ezilmiş bîçâre bir çocuğun bana. başka bir yerde olduğundan daha çok. Lerida ve taşka yerlerde sürünüyorlar ve bütün bu zaman boyunca sargı bezi yenilemek dışında hiçbir tedavi görmüyorlardı. bir kimse yerinden oynatılamayacak kadar kötü yaralanmadıkça hiç bir bakım yapılmıyordu. çorba. kendi kendine yıkanamayacak kadar zayıf olanlar pek seyrek yıkanıyorlardı. hep zeytinyağıyla vıcık vıcık aynı ağır. belki de bu. öğle yemeği daha da çoktu— bu. İspanyollar'm hafif yemek (perhiz) denen şeyden haberleri yoktu anlaşılan. Karıma. kendi başının çaresine bakamayacak derecede hasta olanlar sık sık utanç verici bir biçimde ihmal ediliyorlardı. İspanya'da eğitim görmüş hemşire yoktu. Fakat iki kötü hata vardı ki. hattâ bazen hiç olmuyordu. oturacak yerleri tahtadan. zannederim. ama korkunç câhil olduklarına hiç kuşku yok. Korkunç şarapnel yaraları almış kemikleri yamyassı olmuş kimseler ve benzerleri alçıyla sargılanıyor.hesindeki hastane sistemini kavramak olanağı verdi —öteki cephelerde de durum aynı mıydı bilmiyorum. Lerida'da yemekler müthişti. yaranın bir tarifi de dışına kurşun kalemle yazılıyordu. İspanya'da. bazısı da sargı sarmayı biliyordu. Doktorlar becerikliydiler. Kahvaltı sabah altı sularında veriliyor. şimdi hayatta olabilecek yüzlerce ya da binlerce insanın bunların yüzünden öldüğüne hiç kuşkum yok. ilâç ve araç kıtlığı da pek yoktu. Bir sabah. Hastanelerde yiyecek çok iyiydi— gerçekten fazla iyiydi. bana her zaman büyük bir şefkat gösterdiler. Birisi. Bunun sonu.

«İtalyan bunlar». Yarayı tümüyle açık ve sargılanmamış bırakıyor. köprücük kemikleri ve daha bilmem nereleri parçalanmış adamların cephe gerisindeki sargı yerlerinde yapılmış alçıdan zırhlarını kesip atıyorlardı. gururla cepheye giden bir tren dolusu taze adam. gülümseyen yüzler. böyle soyunmadan. bu sığ ve ılık denizde imkânsız diye düşünülse de. tadını hâlâ hatırlarım. deniz banyosu yapanlardan birinin boğulduğunu gördüm. Cephe. yavaşça gözümüzün önünden kayan sakat adamlar ve bütün bunlar olurken. silâhların uzun namluları eğilmiş. Başka hiçbir milletin insanları kendi aralarında böyle güzel gruplaşa-maz. kaburgaları. köprünün üzerinde halk da onlara el sallıyordu. başı tülbentten yapılmış bir çeşit küremsi miğfer içindeydi. pencerelerde birbiri ardınca esmer. bir haftalık sakalı uzamış. dudaklarının arasına yerleştirilmiş küçük bir tübün arasından nefes alıyordu. Bizim katardan ayakta duracak kadar iyi olanlar. Sarı akşam ışıkları altında geçip giden trenin manzarasını hafızamda özel bir canlılıkla saklıyorum. heryere yayılmış cesede benzer şekiller arasından kendine yol açıyordu. Mamafih. İtalyan oldukları besbelliydi. Pencereden bir koltuk değneği sallandı. Tarragona'ya güneş alçalırken vardık. bir süredir izindeydiler ve şimdi Aragon cephesine transfer oluyorlardı. cepheden ayrılışımdan sekiz dokuz gün sonra yaramı muayene ettiler. «Extranjeros . açık yük vagonları üstüne sahra topları sıkı sıkıya bağlanmış ve öbek öbek bir sürü adam bunların çevresinde toplanmıştı. açık yük vagonları üstünde her zamanki gibi insanın yüreğini yerinden oynatan toplar. dilimi kaba bir 211 . Yüzünden ve boğazından yaralanmış bir adam vardı. kirli suratlı bir kafanın çıktığını görüyordunuz. Tarragona'da üç dört gün kaldım.tıklım tıklım da doluydu. kalabalığın selâmlarına böylesine zarif bir biçimde karşılık veremezdi — trendeki adamların yarısı şarap şişelerini kafalarına dikmiş olmalarına rağmen. ağzı kapalıydı. Gücüm yerine geliyordu. Nihayet. denizden bir taş atımı uzaklıkta kıyıya paralel uzanıyordu. Otuz yaşlarında canlı ve yakışıklı bir doktor beni iskemleye oturttu. ama böyle yaralara bakmak özellikle dehşet vericiydi. Sonradan bunların Mart ayında Guadalajara'-daki büyük zaferi kazanan birlikler olduğunu duyduk. Bu adamların çoğu topu topu birkaç hafta sonra Huesca'da öldü. 210 Tarragona'daki hastane çok büyük ve bütün cephelerden gelmiş bir sürü yaralıyla doluydu. Yeni gelen yaralıların muayene edildiği ameliyathanede ellerinde kocaman makaslarla doktorlar.» dedi. Bîçâre çok yalnız görünüyor. Deniz kıyısındaki hayatın neredeyse eskiden olduğu gibi aynı biçimde sürüp gittiğini görmek tuhafıma gitti: şık kahvehaneler boyunca piyasaya çıkmalar.Yabancılar. Birisi. Bizim tren istasyona girerken Uluslararası Tugay'dan adamlarla dolu bir asker treni ayrılıyor. İtalyanlar geçerken tezahüratta bulunmak için vagonun öbür yanma yöneldiler.nun ağzına su fışkırtarak. Bu. Dünya kötüsü bir suydu bu. korkarım. kurtulması çok güç olan bir duygunun yeniden yaşanması. İnsan orada ne yaralar görür! Belli bir takım yaraların tedavisinde en son tıb buluşlarına uygun olduğunu sandığım bir yol kullanıyorlardı. sanki birkaç mil ötede insanlar savaşmı-yorlarmış gibi denize giren ve açılır kapanır sandalyelerinde güneşlenen o yörenin tombul burjuvazisi. uçuşan kızıl boyunbağları — bütün bunlar masmavi denişin önünden yavaşça kaydı gitti. ne de olsa savaş görkemli bir şeydir. gözlerini bir sağa bir sola oynatarak tülbentin arasından bakıyor ve hiç konuşmuyordu. Tülbentin altından yarı iyileşmiş yaranın kırmızı pelte gibi etini görüyordunuz. allegorik savaş tablosu gibiydi. koskoca bir göğüs zırhının boyun deliğinden çevresine endişeli gözlerle bakan. sargılı kollar kızıl selâmı verdiler. Bu çok uzun bir trendi . yine de zariftiler. birgün yavaş yavaş hareket ederek kumsala kadar yürümeyi becerdim. ancak teller üzerine gerilmiş tülbentten bir ağla sineklerden koruyorlardı.

Âdeta. O sırada rastladığım herkes. korku. Nevralji gibi feci bir ağrıydı. merminin ensem-deki bir sinir demetini delip geçmesinden ileri geliyordu. iç düzeni sağlama görevi Komünist bakanlarına verilmişti. belli belirsiz bir tehlike duygusu. Hükümet ise durumu kurtarmak için gözle görülür bir çaba harcamıyordu. geride. merminin kırmızı kan damarının «bir milimetre kadar» ötesinden geçtiğini söyledi. ben de neler olabileceğini henüz kafamda bile canlandıramıyor-dum. Sesin hiçbir zaman geri gelmeyecek!. aradan beş ay geçmiş olmasına rağmen. hastalar bana. O sırada bu fikre inanma eğilimindeydim. acısı sonradan çıkan. «Que süette! Que suerte!» diyerek incelemişlerdi. yine de. her çeşit habis söylentiler ortalıkta dolaşıp duruyordu. Bunu nasıl anladığını bilemem. bütün zamanınızı kahvehane köşelerinde fısıl fısıl konuşarak ve yan masada oturan adamın polis ajanı olup olmadığını merak ederek geçiriyordunuz. Caballero Hükumeti'nin düşmesiyle Komünistler mutlak olarak iktidara gelmişler. Ama ben hiç yaralanmamış olmanın daha bir talihlilik sayılabileceğini düşünmekten kendimi alamıyordum. 13 Barselona'da bu son haftaları geçirdiğim sırada. Bunlardan biri Negrin -Prieto Hükumeti'nin savaşı uzlaşma yoluyla bitireceği yolundaydı. Mayıs çarpışmaları. belirsizlik ve üstü kapalı nefret havası. doktorlar. Bir tanesi büyük bir otorite havasıyla bana. Kolumdaki ağrı. sesim hızla normale döndü. «Sesin mi? dedi. kötü birşeyler olacağı bilinci vardı. Neşeli bir tavırla. İki ay kadar bir süre sesim fısıltıdan öteye gidemedi. silinmez etkiler bırakmıştı. Henüz birşey olmuyordu. Bu durum insanı Hükümetin ikiyüzlü 213 212 . Practicantes. bir ay boyunca devam etti. ortam sizi. ama. çünkü Faşistler Bilbao'ya yaklaşıyorlardı. Şehrin her yanında Bask bayrakları dalgalanıyor. Yaram hafiften merak konusu olmuş. kızlar kahvehanelerde bağış toplama kutularını şangır-datıyor. sanki gizli bir örgüte dahilmişsiniz gibi hissetmeye zorluyordu. baş parmağım hâlâ uyuşuk — bir boyun yarası için hayli tuhaf bir etki. hemşireler. Şimdi bile. ama Basklılar elle tutulur hiçbir yardım almıyorlardı. şehrin havasında kötü bir duygu dolaşıyordu —bir kuşku. ellerine fırsat geçse siyâsî hasımlarını ezeceklerinden hiç kimsenin kuşkusu yoktu. Sağ elimin parmakları da yarı yarıya felce uğramıştı. ama sonradan öbür ses teli durumu «telâfi» edince.» Neyse ki. boynundan yaralanıp da hayatta kalan birinin dünyanın en talihli yaratığı olduğunu temin etmekten geri durmadılar. çeşitli doktorlar dillerini şaklatarak. Gerçekte böyle şeylere hiç karışmamış olsanız da. gırtlağıma bir dişçi aynası soktu ve «Ee!» dememi buyurdu. zaman doktorun yanıldığını gösterdi. radyoda her zamanki «kahraman koruyucular» yayını yapılıyordu.bez parçasıyla yakaladı. «Ne zaman yeniden sesime kavuşacağım?» diye sordum. Dilim kanayıp gözlerim yaşarıncaya kadar boğazımdan içeri bakmaya devam ettikten sonra bir ses telimin felce uğradığını söyledi. çıkabileceği kadar dışarı çekti. Basın sansürü yüzünden. Bilhassa geceleri canımın acısından bir türlü uyuyamadım.

Şehrin çeşitli noktalarında. hattâ «Troç-kizm» gibi mutlak bir suçlama bile yapılmamıştı. Bunları. önlerine barikat kurulmuş duruyordu. genel durumun karakteristik bir yönüydü. T. bana P.N. genellikle.M. Solidaridad ve öteki Anarşist gazeteleri de ağır bir biçimde sansür ediliyordu.M.M. binalarının çoğu da hâlâ kum torbalarıyla tahkim edilmiş. kışlada askerlere verilen ekmek tayını dünya kötüsü bir nesneydi. ordusunun bir kısmını oraya aktarmak zorunda kalacaktı. iş işten geçene —hattâ Bilbao'nun düşüşüne— kadar hiçbir savunma eylemine girişmedi C. hiç kimse emin değildi. Cephenin bazı kısımlarında resmî makamlar hâlâ isteyenleri terhis ediyorlardı. milis kartımı kesinlikle göstermememi. Katalonya'nın işgal edileceği yolunda yaygın bir korku da vardı. Herkes. öbürleri de kuşkusuz —hep Anarşist ve P.U. ama çoğu kendi ülkelerinde bir şamata yapılır yapılmaz vatanlarına gönderiliyordu. P. Bilbao'nun kurtarılması olanağı yitirilmeyecekti.O. saldırı başarısız olsa bile Franco. asker kaçağı diye tutukluyor-lardı. Güvenlik Askerleri hâlâ kahvehaneleri ve stratejik noktaları ellerinde tutuyorlardı: P.O. taraftarları— birer ikişer hapse atılınca ortadan yok oluyorlardı. ama öylesine sansür ediliyordu ki neredeyse var olmaktan çıkmıştı.L. isterse terhis kağıtlarını alıp gidebilirdi. çekingen kimseler bodrumlara dalıyordu.U. milisinde bulunduğumun bilinmesi bile tehlikeli olabiliyordu. Savaş boyunca dalgalanıp duran yiyecek kıtlığı çok kötü devrelerinden birindeydi. Uluslararası Tugay ve öteki milislerdeki yabancılar gitgide daha büyük sayılarda hapse atılıyorlardı. Silâhlı Hücum Birlikleri gruplar hâlinde caddelerde devriye geziyor. Carabinero'ların Güvenlik Askerleri yoldan geçenleri durduruyor ve belgelerini soruyorlardı.U. Birkaç ay önce milis gücüne gelip kaydolan herkes gönüllü 214 diye bilinir ve izin zamanı geldiğinde. Kimsenin. cepheye döndüğümüzde. sansür edilen kısmının boş bırakılmayıp yerinin başka haberlerle doldurulması yolunda yeni bir kural çıkarılmıştı— bunun sonucunda neyin kesilip atıldığını kestirmek olanağı da kalmıyordu.O. temsilcisinin olsun. Görüldüğü kadarıyla. tutulan avukatın olsun Kendisini görmesine izin verilmeyişinden başka birşey öğrenemedik. hapisteki yabancı «asker kaçaklarımın sayısı yüzleri bulmuştu. Polis casusları heryerde kol geziyordu. Fakat bu noktadan bile.O.P.C. Ekmek çok azdı ve ucuz çeşitlerine pirinç karıştırılıyordu.M.S. Bir süre sonra. cephe hattının millerce gerisinden itibaren kuvvetli savunma düzenleri alındığını ve Barselona'nın heryerinde bombadan koruyucu sığınaklar kazılmakta olduğunu görmüştüm.U. Daha önceden. Gazetenin. Sonraki olaylar benim bu noktada çok yanıldığımı ortaya koydu. Mayıs çarpışmalarından kalan mahpuslarla doluydu. bazan olmuyordu. Yaralı ya da izindeki P. acaba milisler gönüllü asker mi yoksa muvazzaf mı oldukları konusunda kesinlikle birşey bilmemesi. Bunlar sınırda bazan geçerli oluyor. La Batalla hâlâ çıkıyor. milise kaydolan herkes muvazzaf asker oluyor.U. geçerli saymazlarsa hemen sizi hapse atıyorlardı. ama azıcık daha çaba harcanmış olsaydı. Aragon cephesinde saldırıya geçil-seydi. «Hazır olun» diye bildiriler dağıtıyor ve «belirli bir parti»nin (Komünistler kastediliyor) bir coup d'etat hazırladığı îmâ ediliyordu. Hapishaneler.bir oyun oynadığına inandınyordu. ama her siren düdüğü öttüğünde —çoğu zaman bunlar yanlış verilen alarmlardı— ışıklar saatlerce karartılıyor. evine gitmeye kalkarsa asker kaçağı sayılıyordu. Anlaşılan Hükümet şimdi fikir değiştirmişti. paralarını alırken kendilerine güçlük çıkarıyorlardı. I. milisleri ufak ufak vesilelerle cezalandırılıyordu —örneğin. Süt ve 215 . yalnızca pasaportumu ve hastane belgemi çıkartmamı ihtar ediyordu. Sık sık hava ve deniz baskınları olacağından korkuluyordu. Bob Smillie hâlâ Valencia'da hapisteydi. sizi düpedüz hapsediyor ve genellikle orada inccmnunucado olarak tutuyorlardı. ne bir kimse yargılanmış ne de itham edilmişti. Gelin görün ki Hükümet.

sansür edilen gazetelerin yarattığı tuhaf huzursuzluk ve ortalıkta hep silâhlı adamların bulunuşu. parçalanmış bacağıyla Williams. bakkalın önünde kuyrukta saatlerce bekleyebilir ve sonunda da hiçbir şey alamıyabilirdi — bakkalın paranın üstünü verecek bozuğu olmayabilir. yiyecek kıtlığının daha da artması demekti.. Tımarhaneye benziyor.» Fakat. on pesatadan küçük bütün banknotlar da çok ender bulunuyordu (*). bu yüzden.» Şık otellerin dışında başka hiçbir şeye dikkat etmemek İngiliz seyyahlarına mahsus birşey. ama iyi bir parti adamı «denilen şey». kadınların ayaklarına basmaya çalışarak eğleniyorlardı.M. Ka217 216 .şeker çok enderdi. Herkesin bunu aynı sözlerle ifade etmesi çok tuhafıma gidiyordu: «Buranın havası -korkunç. burada hâlâ ender görülen şeyler. hâlâ İspanyol hastahanelerinde kullanılan. Her üç şehirde de hiçbir biçimde zora başvurulmadan mükemmel bir düzen hüküm sürüyordu. milletin uçak diye takma isim uydurduğu o kocaman telden garip çerçeveye bağlanmış Arthur Clinton. aşırı derecede rahattı da. Bu yüzden. devrim sırasında el konmuş.'un ve Anarşistler'in üstüne yıkılacaktı. Böyle şeyler Barselona'da ise çok doğal görülüyordu.U. Zeytinyağı almak için kuyruklarda ağaç olan kadınlara gözcülük etsinler diye dikilen atlı Güvenlik Askerleri bazan atlarını gerileterek. Gümüş piyasadan kaldırılmış ve henüz yeni para basılmamıştı. Siyasî hoşgörüsüzlük henüz İngiltere'de veri olarak kabul edilmiyor. Madrid ve Barselona'daydım. Otelden otele İspanya'yı kısa sürede gezen bazı İngiliz ziyaretçiler. pahalı kaçak sigaraların dışında. tütün neredeyse yok olmuştu. O zamanın kâbuslu atmosferini aktarmak kolay iş değil — devamlı olarak değişen söylentilerin. Bu sanatoryumda kalanların çoğu ya cepheden çürüğe çıkarılmış ya da kol-bacak kesilmesi gibi onları sonuna kadar sakat bırakan bir yara almışlardı. Çeşitli yollardan ufak tefek siyâsî baskılar yapılıyor —bir maden kömürü işçisi olsaydım.O. kadının malî durumu ise bütün banknotu harcamaya el-vermeyebilirdi. Atholl Düşesi için tereyağı bulabildiklerini ümit ederim. Bunu aksettirmek zor iş. Bütün bunlar bir yana herkesin korktuğu başımı za gelmedi —yeni bir sokak çarpışması çıkmadı— böyle bir gelişme olsaydı. tüberküloz şüphesiyle cephe gerisine gönderilmiş 18 yaşındaki Stafford Cotman ve yamyassı olmuş kolu.. genel havada yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu fark etmemiş görünüyorlardı. yani Kıt'a Avrupası siyasetindeki o gaugster-gramafon tipi. Bina önceleri zengin bir burjuvanınmış.M. tereyağı ve kahve kıtlığına rağmen yalnız «normal» ve nezih değil.'un sanatoryumlarından biri olan Maurin Sanatoryumumda kalıyordum. giydi. on-santimlik madenî para ile ikibuçuk pesatalık banknot arasında hiçbir para birimi kalmamıştı. Kaldığım bütün oteller. Gözüme çarpan bir yazıda.U. Atholl Düşesi (17 Ekim 1937 tarihli Sunday Express'de) şöyle yazıyor : «Valencia. «Stalinciler» baştaydı. En yoksullar için bu. Bir sürü başka İngiliz vardı. Zeytinyağı kıtlığı had safhadaydı. oysa İspanyollar zeytinyağını ayrı ayrı. patronun beni komünist bellemesine aldırmazdım. Elinde on pesata ile bir kadın. böyle bir atmosferin temeli İngiltere'de yok. P. Kendi kendimi. Can sıkan küçük bir nokta bozuk para bulunma-masıydı. her «Troçkist»in tehlikede olması eşyanın tabiatı gere(*) Pesatanın satın alma gücü 4 peni kadardı. hiç kuşkusuz suç yine önceki gibi P. Sizinle aynı fikirde olmayanları «tasfiye» ya da «bertaraf» etmek İngiltere'de henüz tabiî karşılanmıyor. çünkü şu sırada. Tibidabo yakınındaki banliyödeydi: Barselona'nın gerisinde birdenbire yükselen. Şeytan'ın tepesinden İsa'ya yeryüzü ülkelerini gösterdiği söylenen garip şekilli dağ (adı da buradan geliyor). Sanki çok kötü bir ruh bütün şehrin üstüne yayılmış gibiydi.O. ilk tüfek atışlarını beklerken yakaladığım zamanlar oluyordu. belki de herkes dememem gerekir. yarım düzine değişik amaçla kullanırlar.

siyasî kuşku ve nefretin dehşet verici atmosferinden. (Sivil hayatında Kopp mühendisti. sonra güneyde bir çizgi boyunca Barbastro yoluyla tekrar Lerida'ya gittim. milisi komutanlığında belgelerimi damgalatmam gerekiyordu. sesim o zaman sandığımıza göre. Genel Hastane'deki doktorlar bana. Sabahları kolumun elektrik tedavisi için hastaneye başvuruyordum.M. Ne var ki. yeniden savaşabilecek hâle ulaşmama kadar aylar geçmesi gerektiğini söylemişlerdi. korkunç bir arap saçma dönmüş. sütsüz çaydan. ona istihkâm kısmında özel bir görev verilmesini tavsiye ediyordu. Kopp büyük bir neşeyle cepheden daha yeni dönmüştü. ağrım sızım da biraz azalmıştı.U. ama büyük kayıplar vererek iki tank yitirmiş218 ierdi. silâhlı adamlarla dolup taşan sokaklardan. insanı bir hastaneden öbürüne dolaştırıyorlardı —Sietamo'ya. doktorlar en iyi ihtimalle.) Bunlar olurken. tıbbî yönden çürük raporu vermişlerdi. Fişek kutusunu yastık yerine başımın altına koydum. (Heyhat! Düşmedi! Hücum. Tuhaf bir işti bu —çeşitli kaslarımı ânî sarsıntılarla yukarı aşağı hareket ettiren bir dizi dikenli elektrik şoku yapıyorlardı ama iyi geliyordu galiba. yağlı böreklerden ve sigara kıtlığından— İspanya denince aklıma gelen hemen herşeyden uzaklaşmak istiyordum. bir dizi karışık ve yorucu yolculuk mânâsına geliyordu. ama ötekilerle gitmeyi pek öyle reddedemezdim.O. ertesi sabah hastane raporumu meydana çıkardım ve terhis işlemimi yaptırmaya koyuldum. yeniden parmaklarımı kullanabiliyordum. her an yedekteki adamları çağıracak durumdaydılar. ben de genellikle Barselona'ya gündüzleri gidiyordum. makineli tüfeklerden. o da Valencia'ya gitmek üzere ayrılmıştı. Huesca'ya s'evkedilen birlikler bütün ulaşım şebekesini tekellerine almış ve herşeyi altüst etmişlerdi. bir daha hiç geri gelmemek üzere kaybolmuştu. Ben aşın derecede zayıf düşmüştüm. her zaman olduğu gibi yine biraz manana falan denildi. Tarragona'da cepheye gidişini gördüğüm İtalyanlar Joca yoluna hücum etmişler. ikimiz de yapılacak en iyi şeyin. Çok garip yerlerde uyuduğumu hatırlıyorum— bir keresinde hastane yatağında. Kopp Savaş Bakanı ile konuşmak için Valencia'ya gitmek zorunda kaldı. sonra 219 . çok sayıda uçakla birlikte buraya otuz bin asker yığıyordu. siperlerden. hava baskınlarından. Yaralı oluşum zâten sinirlerimi bozmuştu -hep böyle olur sanıyorum— ateş altına gönderilmek ihtimali beni korkunç derecede kaygılandırdı. Monzon'a sonra terhis kâğıdımı damgalatmak için gerisin geriye tekrar Sietamo'ya. gazetelerde yalan dolan curcunası yaratmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı. Bu bir saldırı başlangıcına benziyordu.) Benim Sietamo'ya hareket ettiğim 15 Haziran günü. Cebimde hastane raporum duruyordu. İspanya'da kalıp başkalarının ihtiyacı olan yiyecekleri gövdeye indirmek bize fazla anlamlı gelmiyordu. ama bizi hiçbir yere çağırmadılar. Kopp'un dediğine göre şehir düşmeye mahkûmdu.O. Bütün bu olanlardan uzaklaşmak için gitgide kabaran bir arzu duyuyordum. Sietamo'ya gece yarısı vardık: P.rım hâlâ Continental Hotel'de kalıyordu. Er geç biraz para kazanmanın yolunu bulmalıydım. Olağan yöntemleriyle. Bizi bir kamyona doldurmuşlardı.M. bir başka kere hendekte. derin bir huzursuzlukla yere uzandım. Bu. ama terhis olabilmek için cephe yakınlarındaki hastanelerden birinde bir sağlık heyetine görünmem ve Sietamo'ya giderek P. Barselona'ya geri gelmem beş gün sürdü.U. Yine de. gıcırdayan tramvaylardan. isimlerimizi bile sormadan elimize tüfek ve fişekler vermeye başladılar. Barbastro'ya. Aslında böyle düşünmenin belli başlı nedenleri bencilce şeylerdi. merkezine gelir gelmez bizi bir sıraya dizdiler. Tam çarpışmaların içinden çıkıp gelmişti ve artık Hues-ca'nm yakında alınacağını söylüyordu Hükümet Madrid cephesinden birlikler getirtmişti. İngiltere'ye mümkün olabildiğince çabuk dönmek olduğuna karar verdik. Elinde Doğu Ordusu Komutanı General Pocas'tan aldığı bir mektup vardı —Kopp'un «güvenilir bir kimse» diye tanımlayan bu olağan mektup.

gecenin yarısında aşağı düştüğüm çok dar bir bankta, birinde de, Barbastro'da belediyeye ait bir çeşit handa. Tren yolundan uzaklaşınca gelip geçen kamyonlara atlamaktan başka bir seyahat olanağı kalmıyordu. Yol boyunda saatlerce, bazan aralıksız üç dört saat, ağzına kadar ördek ve tavşan dolu çıkınlar taşıyan kederli köylü kümeleriyle beraber geçen her kamyona el sallayarak beklemek zorundaydınız Nihayet, insanlarla, ekmek so-munlarıyla ya da cephane sandıklarıyla tam tıka basa dolmamış bir kamyon denk düşünce, felâket kötü yollarda sarsıla sarsıla gitmeye başlıyordunuz. Hiçbir at, bu kamyonların beni hoplattığı gibi böylesine yükseğe fırlatmamıştı. Kamyonun tepesinde yolculuk etmenin tek yolu, bir araya toplanıp sıkı sıkıya biribirine tutunmaktı. Hâlâ bir kamyona yardımsız tırmanamayacak kadar zayıf olduğumu keşfedince kendimi hayli küçülmüş hissettim. Geceyi, Sağlık Heyeti'ni görmek için gittiğim Monzon hastanesinde geçirdim. Bana komşu olan yatakta sol gözünden yaralı bir Hücum Muhafızı yatıyordu. Dostça davranarak bana sigara ikram etti. Ben, «Barselona'da olsak, biribirimizi vuruyor olacaktık» deyince ikimiz de güldük. Cepheye yaklaşıldıkça genel havanın nasıl değiştiğini görmek çok tuhaf oluyordu. Siyâsî partilerin bütün ya da neredeyse bütün fena nefret duyguları buharlaşıp gidiyordu. Cephede bulunduğum sürece, bir kere bile, hiçbir P.S.U.C. taraftarının sırf P.O. U.M.'luyum diye bana düşmanlık gösterdiğini hatırlamıyorum. Bu çeşit şeyler Barselona'da ya da savaştan daha bile uzak yerlerde oluyordu. Sietamo'da bir sürü Hücum Muhafızı vardı. Bunlar özel olarak cephe için ye-tiştirilmemişlerdi; çoğu daha önceden ateş altında bile bulunmamıştı. Barselona'da caddelerin kralıydılar, ama burada ancak acemi asker quintos olabiliyor, aylarca cephede kalmış onbeş yaşındaki milis çocuklarla karışınca bozuluyorlardı. Monzon hastanesindeki doktor her zamanki dil-çekiştirme ve ayna-sokma işini yaptı ve aynı neşeli tavırla
220

sesimin suret-i kafiyede geri gelmeyeceğini temin ederek damgalı belgeyi imzaladı. Muayene olmak için beklerken ameliyathanede hiç uyuşturucu madde kullanılmayan korkunç ameliyatlar yapılıyordu —neden uyuşturucu kullanmadıklarını bilmiyorum. Ameliyatlar sürdü gitti, çığlık ardına çığlık geliyordu, ben içeri girdiğimde iskemleler çevreye fırlatılmış, yerde kan ve idrar gölcükleri oluşmuştu. En son yolculuğumun ayrıntıları belleğimde tuhaf bir açıklıkla duruyor. Geçen birkaç ay içinde olduğumdan daha çok gözleme yönelen değişik bir hava içindeydim. Yirmi dokuzuncu tümenin mührüyle damgalanmış terhis kâğıdım ve «işe yaramaz» ilân edildiğim doktor raporunu almıştım. İngiltere'ye dönmekte serbestim artık; bunun sonucunda, ilk olarak, kendimi İspanya'ya göz atmaya yetenekli hissettim. Barbastro'da bir gün geçirmek zorundaydım, çünkü günde yalnız bir tren kalkıyordu. Daha önceleri Barbastro'ya kısa kaçamaklı gözlerle bakmıştım —şehir bana düpedüz savaşın bir parçası olarak görünmüştü— gri, çamurlu, motoru gü-rüldeyen kamyonlar ve kılıksız askerlerle dolu, soğuk bir yer. Bu kere şehir, tuhaf bir biçimde, gözüme farklı göründü. Yollarda başıboş gezinirken dolambaçlı hoş caddelerin, eski taş köprülerin, adam boyunda fıçılarla şarapçı dükkânlarının, araba tekerlekleri, hançerler, tahta kaşıklar, keçi derisinden su tulumları yapan yarı yarıya yer altındaki dükkânların farkına vardım. Deriden tulum yapan bir adamı seyrederken, büyük bir ilgiyle, daha önce bilmediğim birşeyi keşfettim: bu tulumlar postu içlerinde olarak yapılıyor ve kıllar kazınmıyordu, demek gerçekte su keçi kılından süzülerek damıtılıyor-muş. Aylardanberi bunu içiyormuşum da, farkında de-ğilmişim. Şehrin gerisinde yeşim taşı yeşili sığ bir ırmak akıyordu. Öte yakada dimdik bir kayalık yar yükseliyordu, meydana getirdiği duvarın içine evler oyulmuştu, öyle ki yatak odanızın penceresinden doğruca otuz metre aşağıdaki suya tükürebilirdiniz. Uçurumun oyukla221

rında sayılamayacak kadar çok güvercin yaşıyordu. Lerida'da da eskilikten ufalanan evler vardı; çatı kirişlerine binlerce ve binlerce serçe yuva yapmıştı. Biraz uzaktan bakınca, yuvalarla kaplı duruşları rokoko çağından kalma süslü pervazları andırıyordu. Neredeyse altı aya varan bir süre boyunca böyle şeylerin gözüme hiç çarpmamış olması garipti. Cebimde terhis belgelerimle, kendimi yine bir insan, hattâ biraz da turist gibi hissetmeye başlıyordum. Hemen hemen ilk kez gerçekten — bütün ömrümce gitmeyi özlediğim— İspanya'da olduğumu anladım. Lerida'nın ve Barbastro'nun sakin arka sokaklarında, herkesin hayalinde yer eden İspanya'nın gelip geçici anlık görüntülerini yakalar gibiydim. Beyaz sierra'lar (dağlar), keçi çobanları, engizisyon zindanları, Arap sarayları, büklüm büklüm kıvrılan kara kara katır kervanları, gri zeytin ağaçları ve limon korulukları, siyah şallı kızlar, Malağa ve Alicante şarapları, katedraller, kardinaller, boğa güreşleri, çingeneler, serenadlar —kısacası, İspanya. Bütün Avrupa'da hayallerimi en çok çeken ülke buydu. Nihayet buraya geldiğim zaman da yalnız bu kuzeydoğu köşesini görmüş olmam hayıflanacak bir şey: o da karmakarışık bir savaşın ortasında ve çoğu kışa rastgelmek üzere. Barselona'ya döndüğümde geç olmuş ve ortalıkta hiç taksi kalmamıştı. Tamamen şehrin dışında kalan Maurin Senatoryumu'na gitmeye uğraşmanın hiçbir yararı yoktu, bu nedenle akşam yemeği için bir lokantaya girdikten sonra Continental Oteli'ne gittim. Babacan tavırlı bir garsonla, içinde şarap dağıtılan meşeden yapılmış bakır çemberli küçük testiler hakkında konuştuğumu hatırlıyorum. İngiltere'ye götürmek için bunlardan bir takım almak istediğimi söyledim Garson pek sevimliydi. «Evet, güzel bunlar, değil mi? Fakat bugünlerde böyle şeyler satın almak olanaksız. Kimse yapmıyor artık — kimse hiçbir şey imal etmiyor. Bu savaş— yazık!» Savaşın üzüntü duyulacak birşey olduğunda anlaştık. Bir kere daha kendimi turist gibi hissettim. Gar222

son bana nâzikçe, İspanya'yı sevip sevmediğimi, bir daha gelip gelmeyeceğimi sordu. Oh evet, İspanya'ya yeniden gelecektim. Bu konuşmanın barışçı niteliği, hemen arkasından olanlar yüzünden belleğimde çakılıp kalmıştır. Otele geldiğimde karım holde oturuyordu. Ayağa kalkarak, beni çarpan hayli ilgilenmez bir tavırla bana doğru geldi; sonra boynuma bir kolunu doladı, holdeki-lere gösteriş olsun diye yüzünde bir gülümsemeyle kulağıma fısıldadı : «Çık git!» «Ne?» «Buradan bir an önce çıkıp git!» «Ne?» «Burada dikilip durma! Çabucak dışarı çıkmalısın!» «Ne? Neden? Ne demek istiyorsun?» Beni kolumdan yakalamış ve merdivenlere doğru ilerlemeye başlamıştı bile. Aşağı inerken yarı yolda bir Fransız'a —ismini burada veremeyeceğim— rastladık. P O.U.M.'la hiçbir ilişkisi olmadığı halde bu felâketli dönemde bize çok dostluk göstermişti. Bana endişeli bir yüzle baktı. «Dinle! Buraya gelmemeliydin. Çabuk burayı terket ve birisi polise telefon etmeden biryerlere saklan.» Bak sen şu işe! Merdivenin sonuna geldiğimizde otel müstahdeminden P.O.U.M. üyesi olan biri de (sanıyorum müdürün bundan haberi yoktu), asansörde çaktırmadan, dökülen bir İngilizceyle hemen çıkıp gitmemi söyledi. Hâlâ neler döndüğünü kavrayamamıştım. Kaldırıma çıkar çıkmaz «Ne oluyor yahu?» diye sordum. «Duymadın mı?» «Hayır. Neyi duymadım mı? Ben hiçbir şey duymadım !» «P.O.U.M. lağvediliyor. Bütün binaları ele geçirdiler. Hemen herkes hapiste. Şimdiden bazı kimseleri vurdukları söyleniyor.»

223

Demek buydu başımıza gelenler. Konuşmak için biryerlere gitmeliydik. Ramblas yolundaki bütün kah-vehane'er polisle tıka basa doluydu, ama yan sokakta sakin bir kahve bulduk. Karım, ben uzaktayken neler olduğunu anlattı. Haziran'ın 15'inde polis Andrees Nin'i çalıştığı yerde anîden tevkif etmiş ve aynı akşam Hotel Faleön'a baskın yaparak, çoğu izne gelmiş milis olan, orada bulunan herkesi tutuklamışlardı. Otel hemen bir mahpushaneye dönmüş ve çok kısa bir zamanda ağzına kadar her çeşitten tutuklu ile dolmuştu. Ertesi gün P.O.U.M. kanun-dışı ilân edilmiş ve bütün dairelerine, kitaplıklarına, senatoryumlarma, Kızıl Haç merkezlerine vb. el konulmuştu. Bu arada polis ensesine el atabildiği P.O. U.M.'la herhangi bir ilişkisi olduğu bilinen herkesi tu-tukluyordu. Bir iki gün içinde, Yürütme Kurulu'nun kırk üyesinin hemen hepsi hapse atılmışlardı bile. Muhtemelen bir ikisi kaçıp saklandı, ama polis (bu savaşta her iki tarafın geniş bir biçimde uyguladığı) bir hile kullanıyor, ortadan toz olan adamın karısını rehine alıyordu. Kaç kişinin tutuklandığını anlamanın hiçbir yolu yoktu. Karım yalnız Barselona'da dörtyüz kişinin tutuklandığını duymuştu. O günden beri, tutuklu sayısının hattâ o sırada bile daha kabarık olduğunu düşünürüm. Üstelik, en garip tipler tevkif edilmişti. Bazı hallerde, polis, hastanelerden yaralı milisleri toplayacak kadar ileri gitmişti. Olanlar insanın kafasını bozuyordu. Bu allahın be-lâs. olay ne demekti? P.O.UM.'u lağvetmelerini anlıyorum, ama neden milleti tutukluyorlardı. Keşfedebildiğim kadarıyla bunun makul bir nedeni yoktu. Görünüşe göre, P.O.U.M.'un lağvedilmesinin geçmişe yürüyen (makabline şâmil) bir etkisi vardı; P.O.U.M. şimdi kanun-dışı olmuştu, böylelikle önceden üye olanlar da kanunu ihlâl etmiş sayılıyorlardı. Her zaman olduğu gibi, tutuklananların hiçbirine bir suçlamada bulunulmadı. Ama bu arada, Valencia'nm Komünist gazeteleri büyük
224

bir «Faşist oyunu», düşmanla radyo haberleşmesi, görünmez mürekkeple imzalanmış belgeler vb. hikayeleriyle yanıp yanıp tutuşuyordu. Bunlara daha önce değinmiştim. Göze çarpan şey şuydu ki, bu hikâyeler yalnızca Valencia gazetelerinde çıkıyordu; Barselona Komünist, Anarşist ya da Cumhuriyetçi gazetelerinde P.O. U.M.'un ilgasına dair tek kelime yoktu demekle bir yanlışlık yapmadığımı sanıyorum. P.O.U.M. önderlerine yöneltilen suçlamaların kesin özelliğini ilk defa, İspanyol gazetelerinden değil, bir iki gün sonra Barselona'ya varan ingiliz gazetelerinden öğrendik. O sırada, Hükümet' in ihanet ve casusluk suçlamasından sorumlu olmadığını, sonradan Hükümet üyelerinin bu suçlamayı yalanlayacaklarını bilemezdik. Biz yalnızca, belli belirsiz olarak, P.O.U.M. önderlerinin ve muhtemelen geride kalan hepimizin Faşistlerin paralı adamı olmakla itham edildiğimizi biliyorduk. Hapishanelerde insanları gizlice vurduklarına dair söylentiler dolaşıyordu. Bununla ilgili bir sürü abartma yapılıyordu, ama bazı şeyler kesinlikle olmuştur, Nin olayının böyle olduğuna hiç şüphe yok. Nin tutuklandıktan sonra Valencia'ya, oradan da Madrid'e yollanmıştı, vurulduğu söylentileri Haziran'm 21'inde Barselona'ya vardı. Sonradan söylentiler daha da belirli bir biçim aldı: Nin gizli polis tarafından hapiste vurulmuş ve cesedi sokağa atılmıştı. Bu haber, Hükûmet'in eski üyelerinden Federico Montsenys de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan alınmıştı. O günden bugüne Nin'i bir daha canlı olarak gören olmadı. Sonradan Hükümet çeşitli ülkelerin delegelerince soru yağmuruna tutulduğu zaman kemküm ettiler ve Nin'in ortadan kaybolduğunu, nerede olduğunu hiç bilmediklerini söylediler. Bazı gazeteler, Nin'in Faşist bölgeye kaçtığı yolunda hikâyeler uydurdular. Bunu kanıtlayacak hiçbir delil gösterilmemişti ve sonradan, Adalet Bakanı Jrujo, Espagne Haber Ajansı'nın kendi resmî communique(*)'
(*) Bölüm 11'de sözünü ettiğim, Maxton heyetinin raporlarına bakınız.

225

Bütün bu olanların arasında.M. ama gelip boğazıma düğümlenen bir ayrıntı var.M. gizlice partilerinin kapatıldığını. Kötü haberleri askerlerden saklamanın olağan bir politika olduğunu biliyorum. güneyde. Barselona'ya izne gelmiş bütün P. aylar boyu uzadı. Arada geçen günler boyunca bir sürü insan. Tümen Komutanı General Jose Rovira Barselona'dan gönderilen bir grup polis tarafından cephe yakınlarında tutuklanmıştı.M.» Aradan beş ay geçtiği halde. polisin alt rütbelerinde görülen bağımsız eylemlerdi. bundan sonra Adalet Bakanı kocasının ölmüş olduğunu bildirdi. Aslında. ama olayın gizli tutulduğuna hiç kuşku yoktur. Williams ve Stafford Coltman Maurin Senatoryumu'na baskın yapıldığında tutuklanmamışlardı. Sonradan ne Savaş Bakanı ne de Polis Şefi Ortega'nın. Tutuklamaların çoğu kanunsuz yapılıyor. kısa bir süre sonra kadıncağız serbest bırakıldı ve hemen arkasından yeniden tutuklanarak hapse tıkıldı. milis komutanlıkları. Adamları protesto için Savaş Bakanı'na bir heyet gönderdiler. onların cepheye döndüklerinde haber götürmelerine engel olmaktı. Barselona'dan yalnızca yüz mil uzaktaki Lerida'da kimse neler cereyan ettiğini duymamıştı. milislerin neler cereyan ettiğini öğrenmeleri hâlinde ise döğüşmeyi reddetmelerinden korkuluyordu. birtakım insanları. cephedekiler aradan bir hayli zaman geçene kadar hiçbir şey duymamışlardı. Nin kadar mühim bir siyâsî mahpusun kaçmasına izin verileceğini düşünmek.M. Haziran'ın 15'inde benim birlikte cepheye gittiğim grup. cephe gerisindeki gazetelerin kendilerine Faşist diye hakaret ettiğini bilmeden öldüler. binleri buluncaya kadar. milislerinin tutuklanmasının bir nedeni de. Önceden izin almaksızın önemli mevkilerdeki subayları tutuklamaya pek hevesliydiler. kanundışı ilân edildikten sonra tekrar İspanya'ya gelen John Mc Nair de öyleydi. Bütün P. Fransa'da iken. hapiste katledildiğini kabullenmek zorundayız. bir çok arkadaşımızın başına neler geldiğini anlatmaya başladı. bunların en sonuncusu olmalıydı. Polis Şefi'nin verdiği emirlerle serbest bırakılanların çoğu hapishane kapısında yeniden tutuklanıyor ve «gizli hapishane» lere taşınıyordu.O.U. arkadaş ve akrabalarının hapse atıldığını bile söylemeden savaşa sürmek apayrı bir meseledir.O. Tutuklama haberleri sürdü gitti. Sizin de gördüğünüz gibi. Olayın nasıl gizli tutulduğunu düşündükçe hâlâ şaşıyorum. Bunun tipik örneği Kurt Landan ile karısının başına gelen olaydı. Faşistler'i katmazsak. Karım. İleride bir zaman canlı olarak ortaya çıkmadıkça. Bazı İngilizler ve daha başka yabancılar sınırı geçmişlerdi. P. o da.U. önderlerinin ihanetle suçlandığını. Açlık grevine başladı. Olaylarla ilgili hiçbir şey Barselona gazetelerinde çıkmıyordu (habire casusluk hikâyeleri uyduran Valencia gazeteleri Aragon cephesine ulaşmıyordu).sini tahrif ettiğini açıkladı. P. muhtemelen bir kural olarak kendi içinde haklıdırlar da. siyâsî tutukluların sayısı. Haziran'm 17'sinde falan tutuklanmışlar ve «hemen» arkasından Landan «sırra kadem basmıştı.U. Haziran ayının sonlarında 29. Hernehâl ise.'un lağve-dilişiyle ilgili hiçbir şey duymamıştık.O. Polisin en azından başlangıçta bu eylemlerin savaş üzerinde yapabileceği etkilere hiç aldırış etmediği anlaşılıyordu. 227 . çünkü levazım kamyonları bir aşağı bir yukarı gelip geçiyordu. Dikkati çeken bir nokta. bir yerlerde saklanıyorlardı. milisi hâlâ ayrı bir birimdi.U. Kızıl Haç merkezleri ve benzer ör226 gütleri her zamanki gibi görevlerini yerine getiriyorlardı. Haziran'm 20'sinde. Böylesi bir şey biraz zor affedilir.U. Huesca'ya saldırı başlıyordu. Bu saklı tutmanın nedeni yeterince açıktır. karısı muhakeme edilmemiş ve kocasından hiçbir haber alamamış bir durumda hâlâ hapisteydi. Çılgınca birşey. Rovira'nm tutuklanmasından haberi olmadığı anlaşıldı.O. neler olduğuna dâir bütün haberlerin cepheden uzak tutulmasıydı.O. sanıyorum. Başkalarından öğrendiğime göre.M. cephede ben ya da bir başkası P. belki çok önemli değildir. Fakat. haberler cepheye ulaştığında böyle birşey olmadı. son derece zayıf bir ihtimaldir. hiç kuşkusuz.

Kopp'un tutuklandığını duyduğumda çok öfkelendiğimi itiraf etmeliyim. Samimî bir arkadaşım olması bir yana. Bu durum beni iğrendiriyordu. aylardır biriken bütün gazete kupürlerini (gazete kupürlerinin ne işe yaradığını sık sık merak eder dururum). milliyetini. ama bu cinsten birşeyin budalaca habaseti insanın sabrını taşırıyor. son kitabımla ilgili mektup yazmış ve daha cevap alamamış olanlar bir rastgelir de bu satırları okurlarsa. daha emin olacağı besbelliydi. Mamaafih. savaşa âit bütün hatıra eşyalarımı ve bütün mektuplarımızı alıp götürdüler. şöyle adam gibi bir gece uykusuna da fena halde ihtiyacım vardı. adamı kolundan tutup zindana atmak oluyordu. Bana. hep aynı «Falan filânı götürdüler». Kuşkusuz P. Karımın otelde kalmasının. sahip olduğumuz her bir vesikayı. Ama Kopp'u hapse götüren de bu budalaca saldırıyı ciddiye almamak olmuştu. memleketine dönmeye karkışırsa hapı yutmuş demekti. Hemen herkesi kaldırıp götürmüşe benziyorlardı. Bu tehlikeyi göze 229 . «Filân falanı götürdüler» lâfları sürüp gidiyordu. Belçika'dan izinsiz ayrıldığı ve Belçika Or-dusu'nda yedek subay olduğu halde yabancı bir orduya katıldığı ve daha önceleri kanunsuz olarak İspanya Hü-kûmeti'ne cephane imal ettiği için kendisinin bilmem ne kadar yıllık hapis cezası birikmişti. ateş altına girmiştim. Bir bohça dolusu kirli çamaşırlarımı bile alıp götürmüşlerdi. kendi gözlerimle gördüğüm gibi. U. çocuğu yalan yanlış bir hikâyeyle oyalamayı becermişler. Geri kalanlar için.O. Sonradan polisin Maurin Senatoryumu'nda bıraktığım bir kısım eşyalarıma da el koyduğunu öğrendim. üzerlerine görünmez mürekkeple yazılmış mesajlar olduğunu düşünmüşlerdir. 228 Bu arada karımı «yakalamadılar».» anlaşılan Kopp Barselona'ya geri gelmişti: doğu cephesindeki istihkâm çalışmalarına komuta eden albaya Savaş Bakanı'ndan bir mektup getirmişti. sabahın köründe sivil giyinmiş altı polis. birkaç gece önce. Tabiatıyla Mayıs çarpışmalarında silâh taşımıştım. günlük not defterimi. George Kopp'u da tutukladıklarını duyunca. Ortadan kaybolmaya çalıştığı anda hemen arkasına düşeceklerdi. Üstelik. Hep söyleyip duruyorum : neden beni tutuklamak istesinlerdi? Ne yapmıştım ki? P. hiç olmazsa şimdilik. Belki de. Öfkelenmekle zaman kaybediyordum. o sırada karım aşağıdaymış. Karımı yem olarak kullandıkları çok açıkça görülüyordu. Düpedüz İspanya'ya gelerek faşizme karşı döğüşmek için herşeyini —ailesini. Sayısız tutuklamalara rağmen.U. aylarca onun emri altında hizmet görmüş. lütfedip bu açıklamamı bir özür dileme olarak kabul etsinler. Eşyalarını almak için Hotel Continen-tal'e gelmiş. 1936 Ekimi'nden beri cephedeydi. mahallî çarpışmayı önlemiş ve muhtemelen onbeş yirmi can kurtarmıştı. ama âcil bir askerî görevle cephenin yolunu tutmuş giderken. Bana gelince hemen saklanmanın bir yolunu bulmalıydım. Bu arada.O. geçmişini de biliyordum. kendimin tehlikede olduğuna inanmam neredeyse olanaksızdı.'un parti üyesi bile değildim. polisin kendisini tutuklayacak kadar budala olabileceği herhalde aklına gelmemişti. bütün kitaplarımızı.'un lağvedildiğini biliyordu. afalladım : «Nee? Kopp mu? Ben onu Valencia'da sanıyordum. Tüm olanlar bana anlamsız görünüyordu.ama kendi yoldaşları tehlikedeyken kendisinin güvenlik içinde olmasını istememişti. bilmem kaç kere çarpışmaya katılmış ve bir keresinde yaralanmıştı. işini— feda etmişti. oteldeki odamızı işgal ederek arama yapmıştı: pasaport ve çek defterimiz dışında (o da bir talih eseri olarak). polis onu tutuklamak için hiçbir harekette bulunmadı. Mayıs çarpışmaları sırasında. alelade milis erliğinden binbaşılığa yükselmişti. okuyucularımdan bana gelen bir miktar mektubu da götürdüler. Bütün bunlara karşılık yaptıkları. Hotel Continen-tal'de kalmaya devam ettiği halde. ama (tahminen) kırk elli bin kişi de öyle yapmıştı. tabiî adresleri de yanımda yok. Bazılarına daha cevap verilmemişti. oteldekiler bir yandan polise telefon ederken.M.M.

O. Karım otele döndü. kolum felâket ağrıyordu ve şimdi de bu aptal herifler orada burada peşimda koşuyorlardı —bunların yüzünden sokakta yatmak mecburiyetindeydim. Beş gündür yollarda bitkin düşmüş. sınıra listeden önce varmayı başarabilirdik.M. Sonuç olarak. sığınabileceğim hiçbir ev yoktu. Somurtkan ve canı sıkkın olduğumu hatırlıyorum.'la bir ilgim olduğunu gizlemekti.M. önceleri banka olan Yürütme Kurulu Binası'nda bir sinema inşa ettiriyorlardı). bunlar şu günlerde insanın tutuklanmasına neden olan şeylerdi.M. aslında her devrimci örgütün sahip olması gereken buluşma ve saklanma yerleri yoktu.M.U. Kuşkusuz önderleri ergeç partinin lağvedileceğinin farkındaydılar. üzerinde büyük harflerle P.O.almak ve otele gitmek istedim. bir kere içeriye girince bir daha ne zaman çıkacağınızı asla bilemezdiniz. Ceplerimdeki evrakları karıştırdık. Gidebileceğim hiçbir yer. İşler olurken hiç böyle şeyler düşünmem zaten.M. Üzerlerinde 29'uncu tümenin damgasını taşıdıklarından.U. İspanyol gizli polisinde kısmen Ges-tapo ruhundan birşeyler vardı. İşte böylece karımla ayrıldık. Tanrı bilir — evleri polis baskınına uğramış— kaç kişi bu gece sokaklarda uyuyordu. Ertesi günü İngiliz Konsolosluğu'nda buluşmayı kararlaştırdık. Bu. Katalon Göçmen Dairesi'nde— damgalanması gerekiyordu. üstelik kolumdaki sızıdan ayrı olarak sağlığım acınacak bir haldeydi. daha fazla İspanya'da kalmanın hiçbir mânâsı yoktu.M. Şimdi düşünmemiz gereken şey. Yapılacak tek şey sesimi kısmak ve P.M.U.'un hemen hiç yeraltı örgütü kurulmamıştı. Ne yapıp ne yapmadığım fazla birşey farkettir-miyordu. ben de kendime yatacak bir yer arayarak karanlıkta başıboş dolaştım durdum.'a bağlı olduğunu biliyordu. herhalde saklamak zorundaydım.O. Karım. Besbelli.U. bizim P. milisinde -görev almış olduğum gerçeği.M. belki de.O. ama bunun böyle bir toptan cadı avı ölçüsüne vardırılacağım asla beklememişlerdi. P. U. Fakat. İngiliz Konsolosluğu belki de. Fakat terhis kâğıtlarımı.U. bu bile tehlikeliydi. en olmayacak yerlerde uyumuştum.U. bayrağıyla bir grup milisin fotoğrafını yırtıp atmaya zorladı beni. Fakat İspanyol hapishanelerinin dünya kötüsü yerler olacağını önceden sezmiştim (aslında benim tahayyül ettiğimden çok çok daha kötüydüler). Er geç hapse atılmak gün gibi aşikâr iken. P. Allahtan burası Almanya değil de İspanya'ydı. bu kere de asker kaçağı diye yakalanabilirdim.M.O. Fransız Konso230 losluğu'nda. binalarında-ki değişiklik işlerine devam ettiler (öteki işlerin yanısıra. yabancı «Troçkist» zanlılarının bir listesi vardı ve çok muhtemeldir ki. İspanya'dan ayrılmadan önce pasaportumuzun üç ayrı yerde — Polis Şefliği'nde. Geceyi yatakta geçirmeyi çok arzuluyordum. Karım bunu dünyada kabul etmedi. Kanuna bağlı kaldıkça emniyettesin demektir. Ama bir şans eseri.U. Sabırla bana işlerin ne durumda olduğunu açıkladı.'un lağvedilişine dek hergün P. Savaş ya da politikaya boğazıma kadar battığımda hep böyle olur— fizikî ra231 . U. Gerçekten. İspanya'dan çıkmanın bir yolunu bulmaktı. Cottman ve Mc Nair de oraya geleceklerdi. hapse atılmam için yeterli bir nedendi. biçimindeki İngiliz anlayışına sarılmanın bir yararı kalmamıştı. çünkü muhtemelen polis 29'uncu tümenin P. Aslında ikimiz de. P. Mutlaka bir sürü karışıklık ve manana'lar olacaktı. Kuşkusuz. «Troç-kizm» suçlusuydum.'la ilişkimiz olduğunu sezdirmeden işleri yoluna koyabilirdi. bir de geride dalgalanan P. ama becerisinden fazla birşey almamıştı. Bütün düşünebildiklerim bu kadardı.O.O. Fiilen. suçluların toplanması değil. Kafamda hiçbir doğru dürüst siyâsî düşünce kurmuyordum. düpedüz bir terör dönemiydi. yazan milis kartımı. Belirli bir eylemin suçlusu değil.O. bizim isimlerimiz de bu listedeydi. bunu o kadar az tahmin ediyorlardı ki.O. tehlikeli olan Polis Şefli-ği'ydi. Pasaportlarımızı yoluna koymak muhtemelen birkaç günümüzü alacaktı. sırf ne olacağını görebilmek için burada kalmayı çok isterdik. ama bunlar olmazsa. kanun polisin seçip belirlediği şey olup çıkmıştı.

İlânda «devrim zincirlerimizi parçaladı» diyordu.O.U. Bu günlerde Barselona'ya dönen her P. Öbür yandan gündüz vakti Barselona gibi büyük bir şehirde hayli emin sayılırdınız. ama Barselona'daki kahvehanelerin hiçbirisi dokuzdan önce açılmaz. Bir fincan kahve içebilmek ya da berbere girip traş olabilmek için saatlerce bekliyordum. çok yakın bir gelecekte zincirlerinin yerine takılacağını söylemek geldi. binalarındaki kırmızı bayraklar indirilmişti.M. M.M. içlerinden birini tanımıştım.O. yerlerinde Cumhuriyetçi bayraklar dalgalanıyordu. herhangi bir yabancının gelmesi hâlinde otel idaresinin hemen polise haber vermesi emredilmiş olduğu için bir otele ya da pansiyona gitmek olanaksızdı. küme küme Güvenlik Askerleri kapılara birikmişti. Bu da düpedüz.U.U. Bunların kim olduklarını biliyordum —hattâ. moloz yığınlarını çevreleyen çatısız dört duvar. Geceleri avlanmaya çalışılan kaçaklar olmamıza karşın gündüzleri neredeyse normal bir yaşam sürdürüyorduk. Bir sürü yol yürüdüm."a karşı bir karikatür —gerisindeki faşist bir yüzle maskeli birisi— yapıştırılmıştı. ama daha yeni kazıldığından her yanından su sızıyordu. geceyi dışarıda geçirmek anlamına geliyordu. Caddeler Güvenlik Askerleri. Hava baskınlarına karşı yapılmış bir sığınağı denedim. P.O. ama tam işler karışık iken yalnızca olayın dışında kalmak istiyorum— pespaye bir özellik belki de bu. doğrusu. olayların önemini kavrayabiliyorum. hâlâ cephenin çamuru ve pejmürdeliği içinde. Sonradan.'un kitap rafları boşaltılmış. Dışarıda uyuyunca insan hep güneşin ilk ışıklarıyla uyanır.'un lağvedildiği haberi ile karşılaşan ve evlerine baskın yapıldığı için geceyi sokaklarda geçirmek zorunda kalan P. ayakkabı boyacıları için konulmuş sandalyalara bitkin bir halde yayılmışlardı.hatsızlığım dışında hiçbir şeyin bilincinde değildim ve şu Allanın belâsı saçmalığın bir an önce sona ermesi için derin bir arzu duyuyordum.M. heryerin çok geç açılmasıdır.O.U.U. Carabineros'lar.M.U. Bir kabuktan ibaret kalmıştı. tuhaf bir görüntü ile karşılaştım: bir sıra milis. Yarı karanlıkta etrafı karıştırdım ve uzanabileceğim bir çukur buldum. neyse ki ılık bir geceydi de birkaç saat uyuyabildim. İçinde bulunduğumuz durum hayli tuhaftı. iskelenin yanında. berberlere. İçimden. Ramblas'nın aşağısındaki ilân tahtasına da P. Ramblas'nın en dibinde. milisleriydi.U. alelade polis ve —sayılarını artık Tanrı bilir— sivil giyimli casusla ağzı233 . P. 14 Barselona gibi bir şehirde polis tarafından aranılan bir kimse olmanın en kötü yanı. Herşeye burnunu sokan birtakım polislerin gelip de evraklarımı aramayacakları bir yer bulup uzanmak istiyordum. Yıkık duvar yığınları yan gelip yatmak için hiç uygun olmuyor. devrim sırasında içi dışına çıkmış ve yakılmış bir kilise harabesine rastladım. Gerisin geriye şehrin merkezine doğru yürümeye başladım. göz232 lerini dört açmazlarsa. zanlılarına kucak açan —ya da hiç değilse yataklık etmesi muhtemel— her ev gözetleme altındaydı. Merkez Hastanesi dolaylarında bir yerlere vardım.O. Plaza de Cataluna'nın köşesindeki Kızıl Yardım Mer-kezi'nde polisler pencerelerin çoğunu kırarak kendilerini eğlendirmişlerdi.M. Hücum Muhafızları. milisi saklanmak ya da hapse girmekten birini seçmek zoiundaydı— cephe hattında dört beş ay geçirdikten sonra hiç de sevimli bir karşılama değil. Önceki gün cepheden döndüklerinde P.O. P. Berber dükkânında bahşiş vermenin yasaklandığını açıklayan Anarşist ilânının hâlâ duvarda asılı olduğunu görmek tuhafıma gidiyordu.M. Sonra. O.

. Söyledik. o sıralar herkesin inandığı şeydi. Asla abartmıyorum.Bu hapishanelere. Mc Nair ve Cottman de az sonra geldiler. kahvehane ve lokantalara gitmekten alakoyan şey.. bunlar öyle her geçeni durduramıyorlardı.O. salt işgüzarlıktan olmuş olabilir.. Faşizme karşı döğüşmek için Glasgow Üniversite'sini bırakıp gelmişti ve kendi göre235 . ilk aklıma gelen Bob Smillie'nin vurulduğu oldu. her nasılsa. Karımla İngiliz Konsolosluğu'nda saat onda buluştum.na kadar doluydu. Günde iki tas berbat bir çorba ve iki parça ekmek gibi yetersiz yiyeceklerle besleniyorlardı.L.'un kurucularından biri) Faşistler'in elinde mahpustu ve o sırada kurşuna dizildiğine inanılıyordu..P. Güvenlik Askerleri'nin duvarda asılı duran kocaman renkli Maurin portresini nasıl alaşağı ederek tekmeyle parçaladıklarını anlattı. şunu söylemem gerekiyor. binaları yakınlarında dolaşmaktan. Smillie'nin ölümü öyle kolayca affedebileceğim birşey değildir.M. Fakat İspanyol hapishanelerin ne mene şeyler olduğunu -siyâsî suçlular için hapishane haline getirilmiş yerleri— gördükten sonra hasta adamların. ne dereceye kadar iyi bakılmak şansına sahip olduğunu kavrayabilirsiniz.O. ama o zamandan bu yana geçen zamanda yanılmış olabileceğimi düşünüyorum. Ce-cedi hemen gömülmüş ve oradaki I. hem üstelik İspanyol hapishanelerine ben de birkaç kere göz attım. Üstünde bir gömlekle dolaşıyordu —ceketsiz kaçmak zorunda kalmıştı— ve hiç parası yoktu. Maurin (P. Maurin baskına uğradığında tutuklanmadan kurtulmayı başarmış. (Aradan aylar geçince. İspanyol olsun siperlerde bir tek gün bile hasta olmadan üç ay geçirebilen tek kişiydi.. Ramblas'a çıkan yolun yarısında Maurin Senatoryumu'ndan tanıdığım yaralı adamlardan birine rastladım O zamanlar herkesin değiş tokuş ettiği gibi görülmez bir biçimde göz kırpıştık ve çaktırmadan caddenin daha yukarısındaki bir kahvehanede buluşmak için anlaştık. ama yine de. Maalesef aynı fikir birçok kişinin aklına gelmiş olacak ki. normal görünmeyi becerirseniz dikkati çekmekten kurtulurdunuz. Valencia'da bir hapishanede ölmüştü —nedenini kimse bilmiyordu. İspanya'da kodese tıkılmış herhangi bir siyâsî sanığa sorun isterseniz. Ancak. İnsanlar uzanmak için bile yer olmayan odalara ağıla sokarcasma tıkıştırılıyor ve çoğunlukla bodrumlarda ve bunun gibi karanlık yerlerde tutuluyorlardı. İngiliz olsun. Bu banyo hikâyesi.. ta 18. İnsanı.U. yiyecekler azıcık düzelir gibi olmuştu). Kuşkusuz. P.. vakit öldürmek ve gözden uzak olmanın iyi bir yolu olarak pek hoşuma gitti. garsonların sizi tanımalarıydı. temsilcisi David Murray'ın cesedi görmek isteği reddedilmişti. ama o da ötekiler gibi sokağa atılmıştı. Sonradan ölüm nedeninin apandisit ol234 duğu bildirildi. Bu. Bu hapishanelere âit hikâyeleri ben çok çeşitli kaynaklardan duydum. apandisit hikâyesi belki de doğruydu. Demek ki.... Cesur ve yetenekli bir gençti. Murray'a cesedini göstermemeleri.U. Böylesine sağlam insanlar iyi bakıldıkları takdirde genellikle apandisitten ölmezler. —ben Barselona'dan ayrıldıktan— birkaç gün sonra polis umumî hamamlardan birine baskın yaparak bir sürü «Troçkist»i anadan doğma bir halde yakalamış. Sonradan ha-pise giren bir başka İngiliz arkadaşım da hapiste edindiği tecrübelerin «Bob Smillie» olayını daha kolay anlaşılır bir hâle getirdiği»ni yazıyordu. daha sonra serbest bırakılan bir mahpustan da Smillie'nin hapisteyken hasta olduğunu kesinlikle öğrendik. leri ilk şey Bob Smillie'nin öldüğü oldu. geçici bir tedbir de değildi — bazan mahpusların dört beş ay gün ışığı görmeden kapatıldıkları da oluyordu. en iyisi zindan denebilirdi. İngiltere'de bununla oranlanabilecek bir şey bulabilmek için. Bob Smillie yalnızca 22 yaşındaydı ve benim hayatımda rastladığım bedence en sağlam insanlardan biriydi. Bu. yüzyıla gitmek zorunda kalırsınız. Anlatılanlar inanmazlık edemeyeceğiniz derecede birbirine uyuyor. sanıyorum. O gün ve ertesi günü umumî hamamlardan birinde yıkanarak bir hayli vakit geçirdim.M.

Burası. Bizi çelik kapılardan içeri götürür-lreken cepheden tanıdığım bir İspanyol milisi iki Güvenlik Askeri arasında dışarı çıkarılıyordu. Polis gelen gideni gözlüyordu. tek ayak üstünde sekip duruyordu. ama hayalî bir suçlama nedeni bile olmadan sırf işgüzarlık olsun diye kodese atılmak ve yalnız başına ölüme terkedilmek. oğlanı hapse atmak ve sahipsiz hayvanlar gibi ölmesine göz yummaktı.bildiğim kadarıyla. bir sürü siyâsî zulüm ve işkenceden daha çok acı doğurur. Mahpuslar arasında Halk Ordusu üniforması taşıyan bir başka subay daha vardı. evraklarının hepsi usulüne uygundu. Böyle bir şeyin —Smillie'nin olayı istisna olmuş olsa bile— nasıl olup da zaferi yakınlaştırabileceğini göremiyorum bir türlü. Fazla adam tanımak. hâlâ çizgili kadifeden pantolon giydiği ve bundan ötürü milis olduğu anlaşıldığı için. birkaç gün önce vatanına dönmek üzere yola çıkan Amerikalı bir milisti. gerçekten. İçerde ilk gördüğümüz kişi. hapishaneye çok ziyaret yapınca «Troçkistler»in arkadaşı diye damgala-nırdınız ve muhtemelen sizin sonunuz da hapis olurdu. Bağırıp çağırmalar kulakları sağır ediyordu. benim için felâket olacaktı. hepimizi kurşuna dizecekler sanıyorum» dedi. ama şimdi yapılabilecek başka bir-şey de yoktu. Yaşı onikiyi geçmeyen bir oğlan çocuğu da göze çarpıyordu. 18. O akşamüstü karımla ben Kopp'u ziyaret ettik Iniommunicado olmayan mahpusları ziyaret edebiliyordunuz. anlaşılan artık çocukları da tutukluyorlardı. Şimdi ziyaret saati olduğundan ortalık kımıldanamayacak kadar insanla dolmuştu. Kopp dirseğiyle kalabalığı dürterek yanımıza ulaştı. aşırı anlamsızlığı oluyor. Birbirimizin yanından sanki tümüyle yabancı iki insan imişiz gibi geçip gittik. Hemen hepsi emekçi sınıfın en fukaralarındandı. bir dükkânın bodrum katıydı. insan vücudu yığınları. birini koltuk değneklerini almadan hapishaneye getirmişlerdi. Duvarlara Visca POUM! «Viva la Revolucion!» ve benzeri devrimci sloganlar karalanmıştı. yine de bir iki kereden fazla gitmek güvenceli değildi. Korkunç birşeydi bu. «Kurşun» kelimesi içime 237 . Bu. hattâ traş olmayı bile becermişti. bu jest hayli acıklı oldu. görme iznini güçlük çıkarmadan verdiler. Mavi üniformalı muhafızlar vızır vızır dolaşıyorlardı. Boğuşarak birbirlerinin yanından geçerken karşılıklı se-lâmlaştılar. Burası aylardır siyâsî tutukluları hapsetmek için kullanılagelmişti. Mahpuslar arasında Maurın Senatoryumu'ndan getirilmiş yaralılar da vardı. yüzyılın namlı İngiliz zindanlarına benziyordu: buram buram pis kokular. bir sıra ve yırtık pırtık birkaç battaniye— ve pencerelere takılmış paslı demir kepenklerden sızan bulanık bir ışık. «Eh. İnsanların uygun sağlık tertibatı olmadan biraraya tıkıştırıldıkları zaman çıkan iğrenç kokular burnunuzun direğini kırıyordu. Gözleri benimkilerle karşılaştı. cephedeki görevini kusursuz bir cesaret ve şevkle yerine getirmişti. İkisinin bacakları kesikti. Böyle bir ölüm olayında ise insanı hiddetlendiren şey. Tazerenkli tombul yüzü her zamanki gibi görünüyordu. — bu bambaşka bir mesele. Bir çarpışmada ölmeye evet — böyle bir şey normal karşılanır. Neşeyle. yine aynı biçimde göz kırpıştık. Hapisteki erkekleri için getirdikleri zavallı çıkınlarından yiyecekler çıkaran kadınlar görüyordunuz. muhtemelen. şimdiden bir çok kişinin basma gelmişti. yaralandığımda benim cephe gerisine taşınma236 ma yardım etmişti. Herbiri kırkar metre karelik iki odaya yüze yakın adam tika basa doldurulmuştu. bütün bunlara karşılık yaptıkları şey. Kopp incommunicade değildi. Kopp'un morali mükemmel görünüyordu. Kocaman ve kanlı bir savaşın ortasında bir tek bireyin ölümü üstünde fazla şamata etmenin faydasız olduğunu biliyorum. tamtakır eşyasızlık —yalnızca taş bir zemin. Bu adamı aylarca tanımış. onunla aynı sığmağı paylaşmıştım. ama onu sınırda yine de tutuklamışlardı. bu pis yerde üniformasını temiz tertipli tutmuş. Sözüm ona hapishane denilen yer. Kalabalık bir caddenin ortasına düşen uçak bombası.

besbelli ki. muhtemelen albay bürosundan altıda ayrılırdı. neler hissettirdiği belleğimde canlı olarak duruyordu. bazıları ise ürkek mahpusları döverek eğleniyor-larmış. oraya vaktinde vardım. o da mektubun kendisine yazıldığı su238 baydı. Ejercito de Este!» Millet gülümsüyor ve zarif bir tavırla omuzlarını silkiyordu. buna biraz da şaştım ama lâf anlatacak birini bulabildim. Polis bunu ele geçirmiş ve geri vermeyi reddetmişti. Herşey. Savaş Bakanı ve General Pozas'ın tavsiyesini taşıyan.M. bu merdivenden yukarı çıkan. Şimdi saat beş buçuk sularıydı. zaman akıp gidiyordu ve muhtemelen bir insan için ölüm kalım meselesiydi. Sonra domuz yemine benzeyen yiyeceklerinden söz etti. merdivenlerin basamaklarında bir aşağı bir yukarı koşup duruşum. Zamanın herşey olduğunu biliyordum. İyi tanıdığınız bir insanın başına böyle bir-şey gelmesini düşünmek hiç sevimli olmuyor. yarına kadar Tanrı bilir mektup nerede olacaktı — imha edilmiş ya da sanıklar birbiri arkasından tutuklanınca ortaya yığılan evrakların kargaşasında bir yerlerde kayıp edilmiş olabilirdi. Neyse ki. Savaş Bakanı'nın doğu istihkâm komutanı olan albaya yazılmış mektubu da bunların arasındaymış.' un ihanet ve casusluk ile suçlandığını hepimiz biliyorduk. ama «kâğıt» ların anlaşılmayan sihri ile büyülenerek geçmeme izin verdi.bir çeşit ürperti verdi. merkezî bir avlunun çevresinde. Her neyse. her yere dağılmış kâğıtlarıyla karmakarışık ofislerin açık kapılarından içeri göz atmalar ve trkırdayan daktilolar. Konuşmanın büyük ağırlığını karıma bıraktım. ve tabiî burası İspanya olduğu için. böyle resmî bir mektup Kopp'un iyiniyetini (bo-na fides) kanıtlardı. Geri ali-nabilse herşey çok farklı olabilirdi. fakat onun yardımcısı ya da sekreteri olan şık üniforması içinde büyük ve şaşı gözlü bir subay 239 . bu. aradığım ofisin bunlardan hangisi olabileceğine dâir kimsenin en ufak bir fikri yoktu. zarf Polis Şefi'nin bürosunda açıldığı taktirde alçağın biri tarafından imha edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilirdi. Çünkü yapılabilecek hiçbir şey yoktu. Kâbus geçiriyormuşum gibi tuhaf bir duygunun içindeydim. Onu bir ihtimal geri alabilecek bir tek kişi vardı. buraya gelirken Kopp kendi ülkesinin yasalarını çiğnediğinden Belçika makamlarına başvurmanın bile bir yararı olmayacaktı.'un belli başlı adamlarının —bu arada Kopp'un da— vurulacağına kesin gözüyle bakıyordum. mektubun varlığını ispatlamaktı. Aklına esen beni ayrı bir yöne gönderiyordu. Daha sonra. Terhis kâğıdımı suratına doğru salladım. Merdivenlerden acele acele çıkarken kapıdaki Hücum Muhafızı uzun süngüsüyle yolumu engelledi ve evraklarımı görmek istedi. Nin'in ölümüyle ilgili söylentiler daha yeni sızmıştı. okuyamadı tabii. O sırada. iskelenin aşağısında Savaş Bakanlığı'nda idi. P. muazzam bir düzmece muhakeme yapılacağını ve arkasından önder «Troçkistler»in katledileceğini haber ediyordu.jefe de ingenieurs. Albayın kendisini görmedim.O. Yardım edemeyeceğimizi bile bile arkadaşlarınızı hapiste görmek çok korkunç birşey. Karımı Kopp'la bırakıp dışarı fırladım.O. şahsen gidip o adamı görmek daha çabuk ve daha emin olurdu. P.M. biz bir yiyecek paketiyle sigara getirmeyi akıl etmiştik. İçeride.U.U. Fakat iş. şu merdivenden aşağı inen sonu hiçbir yere çıkmayan koridorlar boyunca döndürdüler beni. Zaman akıp gidiyordu. Kopp öbür mahpuslar arasından edindiği arkadaşları ve muhafızları anlattı bize: bazıları iyi adam-larmış. titreyen sesimle söylediklerimi gürültüden kendim bile duymuyordum. Kopp tutuklandığında elinden alınan evraklardan bahsetmeye başladı. Durmadan tekrar ediyordum: «El Coronel . Böyle birşeyin ne kadar mühim olabileceğini hemen anladım. gelip giden esrarlı adamlar. uzun bir aramadan sonra bir taksi buldum. Daha yenilerde vücuduma bir kurşun girmişti. her katta yüzlerce ofis odasıyla kocaman tavşan kümesi gibiydi. mektubun hâlâ Polis Şefi'nin bürosunda olduğu söyleniyormuş. Fakat. Kopp bunu düşünmüş ve hapishaneden kaçırarak postalamamı istediği bir mektup yazmıştı. Albayın bürosu.

Kopp'la birlikte aylarca hizmet görmüştüm. subay yeniden gözüktü. ufaklık subay beni dinlemeye çalışmaktan halsiz düşecekti.O. uzun. hiç kuşkusuz hemen polise telefon ederek beni yakalattıracaklardı — çantada bir Troçkist daha! Bu korkularıma karşın. vb..O. vb. Manana dedi — hemen itiraz ettim: Manana olmaz! Durum çok âcildi. Açıkçası bu davaya bir bakmak gerekiyordu. gerçekten bir yanlışlık olmuşa benziyordu. Başka bir uzun duruş. en kötüsünden korkutucu görünüşlü bir hainler kalabalığı.!» Sesindeki çarpılmış dehşeti size aktarabilmeyi çok isterdim.'a ne gözle bakıldığını hatırlamanız gerekir. İçerde giderek daha gürültülü hale gelen bir konuşma duyuyordum. milisinde. Küçük subay önümde asker adımlarıyla sert sert yürüyordu. Hikâyemi hızla anlatmaya başladım. Kopp. besbelli polis ajanları. Küçük subay içeri girdi. Daha da kötüsü. sonunda yalnızca bir çeşit vahşi hırıltı çıkarabildim. En kötüsü.'un Alman- îar'dan para alan bir casus örgütü olduğuna bir iki gün için olsun inanmışlardı. Buraya subayımınnamına gelmiştim —Bnb. Ufak bir zafer kazanmıştık.U. besbelli ki tutuklanması bir hata sonucunda olmuştu. Bunun en güçlü nokta olduğunu bildiğimden.U. her nasıl olduysa.» «P. Acaba sesimin neden bozuk olduğunu düşünmüştür diye sık sık merak ederim — sarhoş olduğumu mu yoksa yalnızca vicdan huzursuzluğu duyduğumu mu sanmıştı.M. Polis Şefi'nin çalışma odasına geldiğimizde.M. Casus umacılığı doruğundaydı.M. Seslerin öfkeyle yükseldiği duyuluyordu: sert sert hareketleri gözümün önünde canlandırıyordum. yüksek karakterli bir subaydı. gitgide kızışan bir konuşma oldu içeride.O. birçok kereler başını salladı ve söylediklerimi üstü kapalı bir biçimde onayladı. Albaya yazılan mektup mahrem bir nitelikteydi ve gecikmeden bulunmalıydı. Polisin mektubu vermeyi reddettiği açıkça anlaşılıyordu.. Büsbütün kaybolacak diye ödüm kopuyordu. İngiltere'deki Zinovyef'in Kızıl» Mektubu uydurmacasının hemen arkasından Süvari Kulübü'ne giderek Komünist olduğumuzu ilân etmeye benzerdi. Polis Şefi'nin bürosuna gidiyorduk. cepheye acele bir görevle giderken yolda bir yanlışlık sonucu tutuklanmıştı. sonra yavaşça: «Onunla cephede birlikte olduğunuzu söylediniz değil mi? Yani siz kendiniz de P.O. sonradan durumda en ufak birşey farkettirmedi. Evet. sesim neredeyse tümüyle kısıldı.U. şapkasını başına geçirerek sert bir tavırla kendisini izlememi işaret etti.M. O sıralarda P. En sonunda. olayı Kopp'un cepheye gitmesiyle ilgili görevinin çok âcil olduğu fikri etrafında yoğunlaştırıp duruyordum.O. polis onu bir başkasıyla karıştırmış olmalıydı. Fakat her tutuluşumda Fransızcaya kaçan İspanyolcamla anlattığım hikâye mutlaka pek tuhaf kaçmıştır.beni sabırla dinledi. masanın üstüne yumrukların inişi. Mektup yerine ile241 240 .» diye düşündüm. omuz silkmeler. muhbirler ve her cinsinden casus takımı kapının dışında gezinip duruyorlardı. Her neyse . vb.U.U. bu.O. yüzü kıpkırmızı bir haldeydi ama elinde kocaman bir resmî zarf taşıyordu. milisinde görev almıştınız?» «Evet» Adam döndü ve Albay'm odasına daldı. Ama arkasından korktuğum soruyu sordu : «Bu Binbaşı Kopp — hangi birlikte görevliydi?» Müthiş kelime çıktı ağzımdan: «P. muhtemelen bütün iyi Cumhuriyetçiler P.U. «Herşey mahvoldu.. Kopp'un şu sırada cephede olması gerekiyordu. Koyu siyah gözlerini baştan başa yüzümde dolaştırdı. üyesi olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştım. Yürüyerek yirmi dakika çeken uzun bir yol gittik.M. Halk Ordusu'ndan bir subaya böyle birşey söylemek.bekleme odasında benimle görüşmek için dışarı çıktı. Yol boyunca tek kelime konuşmadık. kendimin de P..M. Subayın buna da aklı yatmış göründü. subay görünebildi. Kopp'un mektubunu hiçbir zaman geri alamayacaktık.

halıları kaldırmışlar. her kâğıdı teker teker incelemişler. hemen odanın çeşitli yerlerinde vaziyet almışlar — besbelli bunları önceden görüşüp anlaşmışlar. Küçük birşey gibi görünüyor. İyi. gereken soruşturmanın yapılacağını söyleyebilirdi. ama Kopp ne olacak diye sordum. tuhaf ve hüzünlü birşey oldu. 243 . birkaç gece önce. ama ufak bir örneği. araştırmayı malûm Ogpu ve Gestapo üslûbunda yürütmüş. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman ile herkesin ortasında el sıkışmaya benzerdi. banyo küvetinin ve radyatörün altına eğilip bakmışlar. Gerçekten çok öfkelendiğim bir iki olay hatırlıyorum — her birinde de. Ve işte o anda. muhbirlerin ev kışkırtıcı ajanların (agents provocateurs) oluşturduğu pis kalabalığın önünde durduğumuzu. Adamcağızın. her yerde dolanan yalan ve söylentiler. geriye 242 baktığımda. Gelin görün ki. gevşek ve dayanılır bir biçim alabileceğini umuyor. İşte zâten buna dayanarak. bana doğru geldi ve elimi sıktı. Pek az İspanyol'da çağdaş totaliter devletin gerektirdiği lanet olası etkinlik ve tutarlılık vardır. Bunu. benim ve benim gibi olan herkes için bir Faşist casusudur diye afiş tahtalarından bangır bangır öten duvar ilânları. ama Kopp'un askerî üstleri onu hapisten çıkartacak durumda değillerdi. bizim tam Polis Şefi'nin kapısında. pek öyle yirminci yüzyıla yakışmayan bir çeşit soylu insanlar. Çöp sepetindekiler de dahil olmak üzere bütün kâğıtları. Bu hareketin bana ne kadar derinden dokunduğunu size olabildiğince yakından anlatabilir miyim bilmiyorum. hemen arkasından Stalin'in Troçkistleri ve Başka İki -Yüzlüleri Tasfiye Etmenin Yollan broşürünü bulmuşlar da. Serbest bırakılmasını sağlayamaz mıydık? Omuzlarını silkti. Subay bana mektubun mutlaka yerine ulaştırılacağını vaad etti. İnanılmaz bir biçimde herşeyi didik didik ederek iki odayı da (odaya bitişik bir banyo vardı) aramışlar. ayrılma zamanı gelmişti. buldukları tek kitap olsaydı kaderimizin mühürleneceği garantiydi. İkimiz de belli belirsiz başımızı eğdik. perdeleri bir elden geçirmiş. Mein Kampf okuyan birinin Faşist casusu olması apaçık bir gerçekti. İspanya'nın tipik özelliklerinden biri olduğu için kaydediyorum — en kötü şartlar altında İspanyollar'ın gösterdiği şimşek gibi parlayan. Duvarlara vurarak içinde birşey var mı diye bakmışlar. bir dereceye kadar güven duymuşlar. benim pek de öyle Faşist casusu olmadığıma hükmettiğini sanıyorum. Bana yalnızca. İspanya ile ilgili çok kötü anılarım var. ancak. Ve üstelik. elimi sıkmakla bana karşı iyi bir davranış göstermiş oluyordu. göreli olarak. Çekmecelerinden birinde birkaç paket sigara kâğıdı görmüşler. ışığı yakmışlar. Küçük subay bir an tereddüt ettikten sonra. Hiç kuşkusuz. Her paketi parçalayıp. Bunun için. Daha başka söylenecek birşey yoktu. Eğer bu. ama o kadar küçük değildi. polis karımın otel odasını araştırdığı sırada oldu. Bunun tuhaf. Başka bir davaydı bu. müsadere etmişler. görebilmeyi pek isterdim. Sabahın erken saatlerinde kapıya vurulmuş. âlicenaplık örneklerinden biri olduğu için. ama İspanyollar'a ilişkin kötü anılarım çok çok az. insan İspanya'da Faşizmin bile. Kopp'un neden tutuklandığını bilmiyorlardı. kitaplarımızın hepsi de cabası. çünkü sinirlerime hâkim olamayabi-lirdim. tek tek her giysiyi yoklamış ve ışığa tutmuşlar. Bu. Bütün bu işlerin hepsi iki saat sürmüş. altı adam içeri girmiş. bütün çekmece ve bavulları boşaltmış. yeri incelemişler. Polis.tilmişti. bunlardan herhangibirinin her an çıkıp da benim polisçe «aranan» birisi olduğumu söyleyebileceği hatırlamalı. Her nasıl olduysa. Hitler'in Mein Kampf'ının bizde Fransızca çevirisini bulunca azgın bir kuşkuya kapılmışlar. haksız olanın kendim olduğunu görüyorum. Aslında. öyle ya üzerlerinde birtakım mesajlar yazılı olabilirdi. ama herşey bir yana. çok cömert. biraz önemsiz görünse de. o sırada hâkim olan duyguyu anlamak gerekir — kuşku ve nefretin oluşturduğu korkunç hava. bu araştırma işi pek ilginçti. ama görmemiş olmam daha da iyi.

tutukluluğu incommunicoda hale getirilmiş. trafiğin gürültüsünden sesimi duyamıyordu. kanunu ihlâl etmedikçe kim-blas'dan aşağı yürürken. ama bir türlü kendimi tehlikede hissedemiyordum. Tam tamamına beyaz Alman şarabı şişelerine benzeyen dört tane mazgallı kulesi vardı. yoktu. Polisin hemen tamamıyla Komünist denetimi altında bulunduğunu hatırlamak gerekir. üstelik Ispanyollar'a özgü bir belirsizlikle bunun nasıl öğrenilebileceğini de bilmiyorlardı.O. O sırada karım yatakta yatıyormuş.U. Cottman ve ben. ona yiyecek ve sigara götürmeleri için para bırakmaktan başka onun için yapabileceğimiz.M-!» yazdım. böylece bütün operasyonun anlamı da hiçe iniver-mişti. ona yiyecek göndermek bile olanak dışı kalmıştı. Cafe Moka'nın önünden geçtik ( Güvenlik Askerleri hâlâ burada kuvvet bulunduruyorlardı) . Arkadaşım Jorge Kopp'un hapiste clduğunu. Üstelik. bütün öbür muhakemelerde olduğu gibi. Allahaısmarladık demek ve bazı İspanyol arkadaşlara. Bütün bu dava bana pek saçma sapan görünüyordu. Buna rağmen dedektifler yatağa ellememiş. İçimden birşey beni dürttü. çılgın bir varoluştu. İşin bu kısmı hiç ses edilmeden atlanmış. biten chico. gündüz gelince hâli vakti yerinde İngiliz turistleri oluyorduk — en asından. O gece. muhtemelen Mayıs çarpışmalarıyla ilgili bir nedenle yargılanacağını söyledim. Fakat o sırada bile bütün bunların bir yararı olmayacağını biliyordum. devrim sırasında hasar görmemiş olmasıydı — denildiğine göre. Barselona'ya geldiğimden beri ilk kez katedrale bir bakmaya gittim — modern bir katedral ve dünyanın en biçimsiz binalarından biriydi. o sırada bulada vazife görmüş olanlar Kopp'un çatışmayı nasıl önlediğini ve bazılarının hayatlarını kurtardığını bilebilirlerdi. Barselona'daki çoğu Kiliselerden farklı bir yanı. «sanat değeri»nden ötürü buna dokunulmamıştı. Anarşistle hazır fırsat ele geçmişken havaya uçurmamakla bir zevksizlik örneği veımişler— ama çan kulelerinin arasına kırmızı-siyah bir bayrak asıvermişlerdi. Gece vakti aranılan suçlular. Bir fincan kahve bulabilmek için ortalıkta sürttüğümüz kasvetli saatleri hatırlıyorum. Fakat aynı zamanda İspanyol'dular ve bir kadını yataktan kaldırmak onlar için yapılması biraz güç birşey oluyordu.bütün bu zaman boyunca yatağa hiç ilişmemişler. Bütün bunlar olurken ben gûyâ gizleniyordum. biliyorlar mı acaba diye sordum. Kendi arkadaşlarından hangileri Mayıs çarpışmaları sırasında burada görevliydi. muhtemelen bu adamların kendileri Komünist Parti üyesiydiler. olağan üstü. Kafamdan silemediğim İngiliz anlayışıyla. Çoğu zengin lokantaların koridorlarına elimden geldiği kadar büyük harflerle «Visca P. terkedilmiş bir yapının kenarındaki uzun otların içinde yattık. Kopp'un yaptıklarını bazı yoldaşlarından duyduğunu söyledi: Kopp iyi adammış dedi. O gece Mc Nair. Kurşuna dizildiyse (ki korkarım öyle oldu) mezar taşına şöyle yazmalıydı: bu bozuk düzenin bir parçası olan. döşek somyanın arasında yarım düzine hafif makineli tüfek bulunabilirdi — yastığın altına saklanabilecek bir kütüphane dolusu Troçkist belgelerini saymasak da olur. Kopp yargılanırsa. 245 244 . hiç birşey. Ömrümde ilk kez duvarlara yazı yazmaya başladım. ama dürüst bir hareket gördüğünde bunu takdir edebilecek kadar insanlığını koruyan zavallı Güvenlik Askeri'nin buen chico'su! Sürdüğümüz hayat. suçlama uydurma kanıtlar üzerine kurulacaktı. konuşma sırasında başını salladı durdu. besbelli. kesinlikle hiç birşey. kahveye daldım ve tüfekleri omuzlarına asılı olarak tezgâha yaslananlardan birkaçıyla konuştum. Ram- yorduk. O akşam üstü karımla ben Kopp'u son kere görmeye gittik. Fakat ötekisi başkaydı. Konuştuğum adamlardan biri bön. mutlaka ortaya çıkıp bu konuda tanıklık etmeliydiler. Bilmiyorlardı. biz Barselona'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra. hantal görünüşlü bir adamdı. Mevsime göre soğuk bir geceydi. Bunun Ogpu yönteminin olağan bir özelliği olduğuna dünyada inanmam. altına bile bakmamışlar. hiç kimse fazla uyuyamadı.

buralarda bizi tanıyan yoktu. vb. Her zaman olduğu gibi makinist fikir değiştirmişti. biz sınırı kazasız belâsız geçtik. Oteldekilerin çok dikkatini çekerse. En azından. Ertesi sabah erkenden kalkan başka bir tren vardı. bir banyo yapmak. Şimdiki halde en güvenceli yol. hâlâ cephede olanların dışında hemen hemen bütün tanıdıklarımız hapse atılmıştı. Akşam saat yedi buçukta Poi't Bou'ya bir tren vardı. insanın saygıdeğer bulunması için proleter görünmesi gerekiyordu.takındığımız poz böyleydi. pasaportlarımızı yoluna koymayı becerdik. belirli zamanlarda mültecileri alan Fransız gemilerine bile çıkarak zanlı o. hemen polise haber salacakları garantiydi. normal olarak sekiz buçukta falan kalkardı herhalde. Kopp'un izi. üyesi ve dost bir adam olduğunu anladık. bir ayakkabı boyatmak görünüşünüzde hârika değişiklikler yaratır. yazdım. ama bizi yemek vagonunda görünce saygıdeğer kişiler olduğumuza karar vererek tatmin buldular. herhangi bir biçimde haberleşme olanağı bulunmayan «gizli hapishaneler»den birinde ortadan silindi. Topu topu altı ay önce. Neyse ki karıma zamanında haber verebildik. bu mektup ya da herhangi bir başka şey etkili olmadı. vb. serbest bırakılan bir takım mahpusların Fransa'da postaya verdikleri bir iki mektup aldık. olabildiğince burjuva görünebilmekti. hesabını görmesini ve olabildiğince en son âna denk getirerek otelden ayrılmasını kararlaştırmıştık. Sonunda. bir traş olmak. Saat yedi sularında istasyona gittiğimde trenin gitmiş olduğunu keşfettim — yediye on kala kalkmıştı. Kopp (eğer kurşuna di-zilmediyse) hâlâ kodeste. mahpusluk şartlarının doğurduğu ciddî hastalıklar ve tıbbî bakım sağlanmaması. ihtiyatlı sorularla lokantacının C. yüzlerce yabancı ve kimbilir kaç bin tane İspanyol'un başına gelenlerin aynıdır. 246 Ertesi sabah karım otelden başarıyla sıvıştı.. Onun başına gelenler. Mc Nair'in tutuklanması için bir tevkif müzekkeresi vardı. Bir defterden koparılmış yapraklara titrek bir elyazısıyla yazılmış (parmaklarım hâlâ kısmen felçliydi). Ne kadar çabuk çekip gidersek o kadar iyi olacaktı. Karımın önceden bir taksi çağırmasını. Cottman ve ben istasyonun kenarında küçük lokantada akşam yemeği yedik. Bize üç yataklı bir oda verirken polise haber vermeyi de unu-tuverdi. İspanyolcası ise daha da dökülen bu mektubu okuyan oldu mu acaba. En son olarak. Anarşistler'in hâlâ iktidarda oldukları sıralarda. herhangi bir suçu olmadığına pek çok kimsenin şahitlik edebileceğini. Kopp'tan. ne muhakeme edildi ve ne de bir suçlamaya maruz kalmadı. Perpignan'dan Cerberes'e gider247 . merak ediyorum. garsonlara pek İngilizvârî davranı-se seni tutuklayamaz inancı içindeydim. Siyâsî bir zulüm tufanı (pogrom) sırasında sahip olunacak en tehlikeli fikirdi bu.N. Mc Nair. Beş gecedir ilk defa elbiselerimi çıkararak uyuyabiliyordum. Tren bir saat kadar geç kalktı.T. Açıkta geçirilen bir geceden bile sonra. Olayın üzerinden altı ay geçtikten sonra ben bunları yazarken. O hafta boyunca bizim yüzümüzden herhalde hayli yorucu günler geçiren İngiliz Konsolusu'nun sayesinde. aramalar hiç dur durak bilmeden devam ediyordu. çok âcil olarak cepheye gitmesi gerektiğini. kötü ve yetersiz yiyecek.Troçkistler»i topluyordu. baskınlar. Şehrin zengin mahallelerini arşınlar olmuştuk. Trenin (İspanya'da böyle birşeyi ilk defa görüyorum). geri kalanımız da sırada olmalıydık. Polis. birinci sınıf ve yemek vagonları vardı. İki dedektif kompartmanlara gelip yabancıların isimlerini almaya başladılar. Hepsi aynı şeylerden bahsediyordu — karanlık. Tutuklamalar. pahalı lokantalara gidiyor. Bu zamanı Savaş Bakanı'na Kopp olayıyla ilgili uzun bir mektup yazarak doldurdum — Kopp'un hiç kuşkusuz bir hata sonucunda tutuklandığını. sonra çantalarını toplamasını.. İlk başlarda. Bütün bunları İngiliz ve Fransız bir sürü başka kaynaktan da doğruladım. pis mağaramsı yerlerde hapislik. Çok yakın zamanlara kadar Katalonya trenlerinde tek tip vagon olurdu. vb. Herşeyin değişivermiş olması ne tuhaftı..

Perpignan'da ise durum tam tersiney-di — şehir. Böylece engellerden sıyrıldık. onlardan uzaktayız diye hemencecik unutamadık. adlarımız kayıtlı mı diye zanlılar listesine baktılar. İspanyol makamları bunu ilân etmekle azıcık erken davranmışlardı. Savaş içinde bir ülkeden gelip barış içinde topraklara ayak basıldığında yapılması uygun olacak ilk hareket ne olmalıdır. Şimdi işler tersine işliyordu. kuşkusuz. burjuva görünmek tek kurtuluş yoluydu. Her keresinde.O. Pasaport bürosunda. Gitgide çoğalan bir biçimde İspanya'yı düşünüyor. tütüncülerin kapılarını demirlenmiş ve vitrinlerinde ürkütücü «No hay tabaco» yazısını görmeyi az buçuk bekliyordum. keçi derisinden bir su tulumuyla Ara-gon köylülerinin içinde zeytin yağı yaktıkları minik bir demir lâmbadan ibaretti — bunlar Römalılar'ın iki bin yıl önce kullandıkları pişirilmiş topraktan kandillerin biçimine çok benziyordu — bunu harap kulübenin birinde bulup almıştım. konuşuyor. tersine yaşadığımız şeyler yeniden üstünüze geliyor. Sınıra geldiğimizde Anarşist muhafızlar şık giyimli bir Fransız'la karısını sırf fazla burjuva göründükleri için geri çevirmişlerdi — sanıyorum neden buydu. İspanya'dan alabildiğim. «İspanya'dan ayrılınca» Akdeniz kıyısında 249 . demek olduğunu anlamadılar.ken benimle aynı vagonda yolculuk eden bir Fransız tüccarı büyük bir ciddiyetle bana şunları söylemişti: «İspanya'ya bu kılıkla gitmemelisiniz. Bu zaman tuhaf bir biçimde huzursuz geçti. Mc Nair ile Cottman Paris'e gideceklerdi. bir tütüncüye koşmak ve ceplerime doldurabildiğim kadar puro ve sigara satın almak oldu. Karımla ben. bilmiyorum. her nasıl olduysa eşyalarımın arasına sıkışmış kalmış. İnsan ne zaman isterse canı çektiği kadar sigara alabileceği fikrine alışmama dek aradan hayli zaman geçti. ama polisin yetersiz çalışması sayesinde isimlerimiz (Mc Nair'inki bile) listeye geçirilmemişti. İspanya'da gördüklerimizi. önce olduğundan daha canlı bir hâl alıyordu. Neticede İspanya'dan tam ucu ucuna sıvışabildiğimiz ortaya çıktı. Hele kahvehanelerden birinde. Bir çok kereler kendimi hep aynı konuşmanın içinde buluveriyor dum: «İspanya'dan mı geliyorsunuz? Hangi tarafta çarpışıyordunuz? Hükümet tarafında mı? Oh!» —.» der demez çevreniz Fransız dostlarla doluyor ve garsondan gülücükler geliyordu. ama üzerimizde. balıkçı kasabasında. Sonra hep birlikte 248 bir büfeye gittik. Devam ettiğim Café'deki garson Franco taraftarı bir İspanyol'du. bir fincan çay içtik — aylardır taze sütle içtiğimiz ilk çaydı bu.U. hiç de böyle birşeyler duymuyorduk. Gelin görün ki. Aylardır kendi kendimize. Sanıyorum Banyuls'da üç gün kaldık. makineli tüfekler. bir süre dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünerek Banyuls'a trene bindik. bombalar. yiyecek kuyruk-ları. Elimize geçen ilk gazetede Mc Nair'in casusluktan ötürü tutuklandığı haberini gördük. Baştan aşağı her tarafımızı aradılar.» Adam mübalâğa ediyordu. Bu sakin. zaman zaman sınırı geçen Faşist İspanyol mültecilerinden ileri geliyordu. «P. Yakanızı ve kravatınızı çıkarın.ve arkasından insana batan bir sessizlik geliyordu.M. Neyse ki. ve hayâl ediyorduk. hâtıra eşyaları. «Troçkizm» geri verilmeyi gerektiren bir suç değil. ama Katalonya'ya ne gözle bakıldığını gösteriyordu bu. bütün farklı hiziplerin neredeyse Barselona' da olduğu gibi biribirlerini yediği Hükümet taraflısı partizanlarla tıka basa doluydu.U. benim terhis kâğıtlarımdan başka suç unsuru sayılabilecek herhangi bir şey yoktu ve beni arayan Ca-rabineroslar 29 uncu tümenin P. altı ay sonra yine Fransız topraklarındaydım. Barselona'dan geldiğimiz anlaşılınca Banyuls'da pek fazla hüsnü kabul görmedik. propaganda ve entrikadan uzakta kendimizi derinlemesine rahatlamış hissetmeli ve hâlimize şükretme-liydik. bana aperatif verirken pek küçümseyici bakışlar fırlatıp duruyordu. Benim ilk yaptığım şey. Bu küçük şehir koyu Franco taraftan görünüyordu — hiç kuşkusuz bu durum. Barselona'ya gidince onları boynunuzdan kopartır alırlar.M.O.

Dağdan ve üzüm kütüklerinden. Bunun gibi bir felâkete şöyle bir göz atınca — İspanyol iç savaşı nasıl sona ererse ersin. bombaların gürüldeyişi ve parlayışları. neyse ki Sergi'yi ziyaret etmemeyi becerdik. çayıra ve karaağaca dönüş. Böyle bir davada hiç kimsenin tamamiyle doğrucu olamayacağına inanıyorum. İnsana delilik gibi görünüyor. sırf birşeyler yapmamız gerekir duygusuyla Banyuls'dan niyet ettiğimizden daha önce ayrıldık. hattâ çok ciddî zararlar verebileceğini bildiğimiz halde. su donuk ve dalgalıydı: rıhtım boyunca yüzen çöpler. Japonya'da depremler mi oluyor. mantar parçaları ve balık barsaklan taşlara çarpıp duruyordu. siperlerin kokusu. Serin bir havası. İspanyol savaşının bu dönemine âit herhangi bir başka kitap okuduğunuz zaman da yine aynı şeylere dikkat edin. mermilerin insanın kanını donduran çatırtısı. kimi savaşta ölmüş. sağ ve esendir. Ve sonra İngiltere — İngiltere'nin güneyinde muhtemelen dünyanın en yumuşak manzarası vardır. Hiç kimseye bir yararı dokunmayacağını. hele geçtikten sonra trene binip de. sekiz yıl önce tanıdığım. Belki ga250 riptir. Meksika'da ihtilâl mi? Hiç tasalanmayın. Yazdıklarımın bunları okuyanları çok yanlış yönlere çekmeyeceğini umarım. İspanya'ya giderken Paris'ten geçtiğimde şehir bana yozlaşmış ve kederli. Bunu. yaptığım maddî hatalara ve olayların yalnız bir köşesini görmüş olmamdan doğan kaçınılmaz saptırmaya dikkat edin. kırmızı siyah bayraklar. Dışımda cereyan eden olayların bazılarını kaydettim. görüntüler. deniz tutması duygunuzdan kurtulurken. Paris Sergisi de olanca hızıyla sürüyordu. Fransa' nın kuzeyine doğru geçtiğimiz her kilometrede çevre daha çok yeşil ve yumuşak oluyordu. yine de bütün bunları kaçırmış olmak istemezdim. ama bütün bu tecrübeler insanların dürüstlüğüne duyduğum inancı azaltmak şöyle dursun. Manş'ı aşarken. Barselona sabahlarının soğuk ve parlak ışıkları. fukara İspanya'dan sonra Paris bile neşeli ve refah içinde görünüyordu. Hepsinin talihi açık olsun. benim taraf tutuşuma. sütünüzü yarın sabah kapınızın eşiğinde 251 . Bildiğim kahvelerin yarısı vergi ödeyememekten ötürü kapatılmış.bir yere gitmeyi. Gözlerimizle görmedikçe şeylerin kesinliğini bilebilmek çok zordur. Şimdi. kimi sakat kalmış. Bu duygular. bende hayli kötü anılar bıraktı. gülümsemeler ve yazıyla akta-rılamayacak seslerle karmakarışık bir hâlde. yaşamanın ucuz olduğu ve Hitler'in adının duyulmadığı Paris'ten çok farklı görünmüştü. yeniden İspanya'da olmaktı. müthiş bir felâket olarak ortaya çıktı— sonucun mutlaka hayâl kırıklığı ve kuşkuculuk olması zorunlu değildir. ama bu olayların bende bıraktıkları duyguları anlatamam ki. kitabımın daha önce bir yerinde söylememişsem. bilinçli ya da bilinçsiz olarak herkes taraf tutarak yazar. hapis olup kalsaydık diyorduk. denizden esen devamlı bir rüzgâr vardı. hepsinin üstünde. İtalyanlar'ı— İspan. herkeste hayat pahalılığı ve savaşın korkusu sabit fikir haline gelmişti. İspanya'da geçirdiğim ayların benim için neler ifade ettiğini aktarmakta pek başarılı olamadım sanıyorum. şimdi söylüyorum. kimisi kodese tıkılmış olan milislerin yüzleri — inşallah çoğu yine güvenlik içinde. ama şimdi burada can sıkıntısı ve hayâl kırıklığı içindeydik. cephede tanıdığım ve şimdi Tanrı bilir nerelere dağılmış. Ruslar'ı. ama ikimizin de istediği şey. Aslında yapabileceğimiz hiçbir şey olmamasına karşın. savaşı kazanmalarını ve bütün yabancıları —Almanlar'ı. İçinde çok etkisiz bir rol oynadığım bu savaş. kıçınızın altında yumuşak minderlerle tatlı tatlı. gerçekten bir yerlerde bir şeyler olduğuna inanmak güçtür.' ya'dan sürüp atmalarını dilerim. belki biraz balık tutmayı kurmuştuk. Çin'de kıtlık mı var. İspanyol milislerinin yüzleri. çoğalttı bile. keşke ikimiz de öbürleriyle birlikte. inanılmaz uzaklıklara kadar yayılan dağlarda güneşin doğuşu. akıtılan kan ve insanların maddî ızdıraplarından tamamiyle ayrı olarak. ta Aralık ayında millet hâlâ devrim için inançla doluyken kışla avlusunda postalların çıkardığı sesler ve yiyecek kuyrukları.

Sanayi şehirleri çok uzakta. karaağaçların yeşil kucakları. Yazıldıkları tarihi kesinlikle saptamak son derece güçse de. 1939'dan. Meydanı'ndaki güvercinler. çepeçevre kenarları kalkık şapkalı işadamları. belki de savaşırım diye muğlâk bir düşünce de vardı kafamda. benim çocukluğumda tanıdığım İngiltere'ydi: kır çi-çekleriyle karışmış demiryolu makasları. kriket maçlarını ve kraliyet ailesinin düğünlerini bildiren duvar ilânları. çamurlu nehrin üstünde yüzen tekneler. eğer çarpışmaya değer gibi görünürse.U. Orwell hayatta iken bu notlardan hiç. Bunun yanısıra. kırmızı otobüsler. Trafalgar. birisi bana. Pollitt beni sorguya çektikten sonra. New Statesmen Cuma'ya çıkacak. bu uykudan bombaların gürüldemesini duyarak yatağımızdan fırla-madıkça bir türlü uyanmayacağız. ama Paris'teki İs1) Bu notlar. savaşmak hususunda pek bir kuşkuluydum. Burada İngiltere. bana yardım etmeyi yeniden reddetti. korkarım ki. sonra Londra'nın dış mahallelerinin koskoca barışçı yabanlığı. eğer solcu bir örgütten tavsiye mektupları edinemezsem. söz etmemişti. Bunun üzerine. Ben de neler olup bittiğini görmeden hiçbir şeye katılamayacağımı beyân ettim. En nihayet. çevreleri söğütlerle kaplı usul usul akan ırmaklar. ölümünden sonra Orwell'in evrakı arasında bulundu. John Stra-chey'e başvurdum: o da aldı beni Pollitt'e götürdü. siyasî açıdan güvenilmez biri olduğuma karar verdi ve herhangi bir yardımda bulunmayı reddetti Bir de bunlara ilâveten Anarşist tedhişi üzerine bir alay şey anlatarak gözümü korkutmaya çabaladı. tüyleri pırıl pırıl atların otlayıp düşüncelere daldıkları yüksek çayırlar. mavi polisler — hepsi. birer duman ve sefalet lekesi olarak yeryüzü kıvrımının ötesinde kalmışlar. İşe girişmeden hemen önce.O. İspanya'dan ayrılışından sonra kaleme alındıkları açıktır. yani Fas'a gidişinden önce yazılmadıkları söylenebi-lirse de.bulacaksınız.M milisine 1936 yılı sonunda katıldım. Ne var ki hastalıklı bünyem ve nisbeten az sayılabilecek askerî tecrübem hesaba katıldığında. Uluslararası Tugay'a girip girmeyeceğimi sordu. . Bir başkasına değil de bu milise intisap edişimin başlıca nedenleri şunlardı: İspanya'ya gitmeye gazete makalelerim için malzeme toplayabilmek amacıyla niyetlenmiştim. İngiltere'nin o derin ama çok derin uykusunda. bu bölüm. o günlerde bu söylenen doğru değildi aslında. EKLER İSPANYOL MİLİSLERİ ÜZERİNE NOTLAR1 George Orvıell P. ev bahçelerinde hezaren çiçekleri. Katalonya'ya Selam'ı tamamlayıcı bir metin niteliğindedir. hududu geçemeyeceğimi söyledi —parti kartları herşeyi çok kolaylaştırdığı halde.

panya Sefareti'nden bir geçiş - belgesi temin etmemi öğütledi, ki öyle yaptım. İngiltere'den ayrılmadan hemen önce pek kuvvetli olmamakla birlikte kişisel bazı bağlantılarım olan Bağımsız İşçi Partisi'ne de telefon ettim ve bana bir nevi tavsiye mektubu vermelerini istedim. Barselona'daki John McNair'e hitaben kaleme alınmış bir mektubu Paris'e gönderdiler. Sınırı, pasaport görevlilerini ve herşeyi geçtiğimde, Anarşistler geçiş belgeme pek dikkat etmediler de, ânında teşhis ettikleri I.L.P. antetli mektuptan hayli etkilenmiş göründüler. Ben de tam bu sırada, hiç tanımadığım. McNair'in mektubunu meydana çıkarmaya ve P.O.U.M. milisine katılmaya karar verdim, İspanya'daki askerî birliklere şöyle bir göz atınca, bir asker olarak nisbeten esaslı bir eğitimden geçmiş olduğumu gördüm ve milise girdim. O günlerde, siyâsî partiler arasındaki farklılıkların, ancak İngiliz sol basınında işlenegeldiği ölçüde ve pek az farkın-daydım. Eğer ne olup bittiğine dâir doğru dürüst bir fikir sahibi olsaydım, muhtemelen, C.N.T. milisini seçerdim. Milisler, bu dönemde, olağan ordu esasına göre yeniden bir nizama sokulmakla birlikte, hâlâ milis kolları, milis bölükleri ve milis müfrezeleri düzeninde örgütlenmişlerdi. Milis bölüğü (centuria) yaklaşık yüz adamdan oluşan ve çoğu kez birinin etrafında kümelenen ve «bilmem kimin bandera» sı diye anılan bir birimdi. Bölük komutanının rütbesi aşağı yukarı yüzbaşıya denk düşüyordu, ama onbaşı ve er hariç, bunun altında doğru dürüst tanımlanmış bir rütbe yoktu. Barselona'da milisler rütbe şeritleri v.b. şeyler takıyorlardı, ancak bu nesneler cephede takılmak üzere "yapılmamıştı". Teorik olarak seçimle terfi ediliyordu ama subay ve astsubayların tâyini düpedüz tepeden yapılıyordu. Daha sonra da işaret edeceğim gibi, bu durum, fiiliyatta pek bir şey farkettir-miyordu. Milisin kendine has bir özelliği de insanın hangi bölüğe gireceğine kendisinin karar verebilmesi ve istediği anda bandera'sını değiştirebilmesiydi. O sırada

milisler ancak birkaç günlük, o da büyük ölçüde resmi geçit temrininden ibaret bir eğitimden sonra, çoğu zaman tüfekle doğru dürüst bir kez bile ateş etmeksizin cepheye gönderiliyorlardı. İspanya'ya, kafam İngiliz ordusunun kurallarıyla dopdolu olarak geldiğimden, milislerin disiplinsizliği beni şaşkına çevirmişti. Acemî erlerin disipline riayet etmelerini sağlamak, şüphesiz her zaman zor bir iş olmuştur; hele, siperlerin içine tıkılmış ve soğuk gibi hiç de âşinâ olmadıkları şeylerle başetmek mecburiyetinde iseler... Eğer silâh atışlarına alışma fırsatı bulamamışlarsa, mermiler onları fena hâlde korkutuyor ve bu panik de, disiplinsizliğin daha da artmasına katkıda bulunuyordu. (Sırası gelmişken, Faşistler'in patlayıcı mermi kullandıklarına dâir, sol eğilimli gazetelerde yayınlanan haberlerin çok zarar verdiğini söylemeliyim. Benim bilebildiğim kadarıyla, patlayıcı mermi diye bir-şey yoktu ve Faşistler de bu tür bir mermi kesinlikle kullanmıyordu.) İşin bidayetinde insanlar emirlere, a) Par-ti'ye sadâkatin cazibesiyle, b) kişilik gücüyle itaat ediyorlardı ve bendeniz ilk bir iki haftada kendimi adamakıllı sevimsiz hâle getirmiştim. Bir hafta kadar sonra, adamın biri ateş altında olduğu gerekçesiyle, belli bir yerde durmayı düpedüz reddediverdi. Kuvvet kullanarak emrime uymasını sağladım — bu şüphesiz yapılmaması gereken bir hatadır, hele bir İspanyol söz konusuysa, iki misli büyük hatadır Bir anda etrafımı, beni Faşistlik ile suçlayan adamlar sarıverdi. Muazzam bir tartışma çıktıysa da, milislerin ekseriyeti benden yana çıktı. Üstelik, milislerin benim takıma katılabilmek için kendi aralarında yarıştıklarını keşfettim. Bu olaydan sonra, birkaç hafta ya da ay, hem İspanyollar hem de cephenin bu kesiminde bulunan birkaç İngiliz arasında, bu türden münakaşalar tekrar tekrar patlak verdi: yani, disiplinsizlik üstüne, neyin nereye kadar haklı görülebileceğine ve neyin «devrimci» tavır olduğuna dâir münakaşalar. Fakat, genelde, milislerin toplumsal eşitlik ile bütünleşmiş bir disiplin fikrine sahip olmaları gereği üzerinde mutaba. 255

254

kata varıldı. Bir asker kaçağını ve itaatsiz bir milisi vurmanın savunulabilir olup olmadığı durmaksızın tartışılıyordu; bazısı asla cevaz vermese de, genelde, çoğunluk bunun doğru olduğuna kani oldu. Çok sonraları, Mart'ta filân, Huesca yakınlarında 200 kadar C.N.T. milisi anîden cepheyi terketmeye karar verdi. Tam beş aydır, cephe hattında bulundukları için, bu adamları ayıplamak son derece zordu. Ama, çok açıktır ki, böyle bir şeye müsaade edilemezdi; P.O.U.M. milislerine bu askerlerin üstlerine gitme ve onları durdurma emri verildi. Pek hoşuma gitmemekle birlikte ben de gönüllü oldum. Allahtan, kendi siyâsî komiserleri ya da başka birileri onları tekrar cepheye dönmeye ikna etti de, iş şiddete dökülmedi. Bu vak'a da uzun boylu münakaşa konusu edildi; ama çoğunluk, eğer gerekiyorsa, bir askerin tüfeğini aynı şekilde davranan bir başka askere çevirmeye hakkı olduğuna karar verdi. Bu dönem boyunca, yani 1937'nin Ocak - Nisan ayları arasında, disiplin meselesi hemen tamamiyle «devrimci bilincin yayılması» ile birlikte tedricî bir iyileşme gösterdi; şu ya da bu hareketin niçin lüzumlu olduğuna ilişkin bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar yoluyla. Subaylarla milislerin eşitliği konusunda herkes ifrat ölçüsünde titizleniyordu —hiçbir askerî unvan, tayınlarda farklılık vb. şeyler hoş karşılanmıyordu. Ve bu tavır, rahata ilişkin önemsiz değişikliklerin çok şeyi farkettirdiği cephede daha az gülünç görünmekle birlikte bazen gülünç olacak derecede ileri götürülüyordu. Milisler teorik olarak Halk Ordusu saflarına katıldıklarında bütün subayların ek ödeneklerini (yani, günde 10 pesatanın üstüne çıkan herşe}â) Parti fonuna geri ödemeleri beklendi, ve herkes de bunu onayladı. Ne var kî, bu işin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyorum. Zira, P.O.U.M. milisi yeniden tanzim edilmeden, herhangi bir kimsenin resmen ek ödenek almaya başladığından emin değilim. Cephe hattına ilk geldiğimde, emirlere itaat etmeyenlere ceza veriliyordu. Zâten cephede bulunan adamları cezalandırmak çok güç bir iştir: çün256

kü, eğer onları öldürmeyecekseniz hâl-i hâzırda olduklarından daha da rahatsız etmek zordur. Olağan ceza iki saatlik nöbet idi; ki bu da, herkes aşırı derecede uykusuz kaldığından hiçbir anlam ifade etmiyordu. Arada sırada vurulanlar oluyordu Faşist hatlarını geçmeye teşebbüs eden ve casusluk yaptığı âyân beyân belli olan bir adam vuruldu. Hırsızlık ederken yakalanan bir milis, kurşuna çizileceği düşünülerek, geriye gönderildiyse de, ben vurulduğunu pek sanmıyorum. Askerî mahkemelerin bir subay, bir astsubay ve bir milisten oluştuğu farzediliyor. du. Ama, faaliyet hâlinde bir tek askerî mahkeme görmedim. Askerleri ziyaret etmek ve mümkün olduğunda bir tür siyâsî mükâleme yapmak üzere, Parti'den gönderilen siyâsî delegeler, muayyen zamanlarda cephe hattına geliyorlardı. Buna ilâveten, her centuria'nın kendi saflarında siyâsî temsilci adı verilen bir ya da birkaç adamı oluyordu. Bu adamların başlangıçta ne gibi bir işlev gördüklerini asla kavrayamadım — anlaşılan, işin bidayetinde yüklendikleri işleve daha sonra hiç ihtiyaç kalmamıştı. I.L.P.'nin gönderdiği İngilizler tarafından, ben de kendi centuria'mın siyâsî temsilcisi seçildim. Ama, o sırada siyâsî temsilcilerin bütün yaptığı iş, tayınlardan ve benzeri şeylerden şikâyet için komutanlığa gitmek, bir tür arabuluculuktu, ve bu nedenle, İngilizler için mesele, İspanyolca konuşan birkaç kişi arasından birini seçmekti. İngilizler subay seçme mevzuunda İspanyollar'-dan daha titizdi ve bir iki olayda, bir astsubayı seçimle değiştirdiler. Hattâ müfrezenin tüm işlerini intizama sokmak üzere, 5 kişilik bir komite de tayîn ettiler. Komiteye seçilmeme rağmen, şu anda, beş aşağı beş yukarı olağan usûllerle idare edilen bir ordunun bir parçasını teşkil ettiğimizi ve bu nedenle de bu tür bir komitenin hiçbir işlevi olamayacağını gerekçe göstererek, muhalefet ettim. Komitenin fiilen hiçbir önemli işlevi yoktu, ama arada sırada bazı ufak tefek meselelerin yoluna koyulmasına yaradığı da oluyordu. Genellikle zannedilenin aksine, P.O.
257

U.M. un siyâsî liderleri bu komite fikrine şiddetle karsıydılar ve bu anlayışın İngilizler'den İspanyollar'a sirayet etmesini engellemek istiyorlardı. İngilizler'e katılmadan evvel, bir İspanyol bandera' da birkaçhafta geçirdim. Bandera'ûaki toplam 80 adamdan 60'ı acemi askerdi. Bu haftalar boyunca disiplin meselesi büyük terakki kaydetti ve o tarihten Nisan ayının sonuna kadar, milis örgütünün bütününde disiplin, ağır ama hayii istikrarlı bir şekilde iyileşti. Nisan ayı geldiğinde herhangibir yerde resm-i geçit yapması gereken bir milis birimi, hâlâ, Moskova'dan ricat eden askerler gibi görünüyordu; ama bunun sebebi kısmen, milislerin sâdece siper muharebelerinde tecrübe sahibi olmalarıydı. Bu dönemde, emirlere itaati sağlamakta güçlük çekilmiyordu artık, ve kimsenin daha arkasını döner dönmez emrinin bir tarafa bırakılacağı gibi bir kaygusu kalmamıştı. Dışarıdan bakıldığında, milise has «devrimci» özellikler Mayıs ayının sonlarına kadar değişmeden kaldı, ama aslında belirli bâzı farklılıklar kendilerini belli etmeye başlamışlardı. Mayıs'ta bir müfrezeye [şimdi askerî takım anlamına geliyordu) komuta ettiğim sırada, genç İspanyollar bana «usted» diye hitap ediyorlardı. Bu hitabı kullanmalarını menettiğim halde, kelime her seferinde dönüp dolaşıp geri geliyordu; savaşın ilk aylarında istisnasız herkesin kullandığı «tû». kuşkusuz, fazla samimî bir kelimeydi ve Latin kökenli bir halka pek gayrı tabiî geliyordu. Mart ayında bıçak gibi kesiliveren birşey, Faşistler'e bağırılan devrimci sloganlardı. Siperler çoğu yerde Faşistler'in siperlerine pek yakın olmasına rağmen, Huesca'da devrimci sloganlar atılmıyordu. Zaragoza cephesinde düzenli olarak sloganlar bağırıli-yordu ve muhtemelen bu sloganlar o cephe hattında sayıları gün geçtikçe artan (cephenin 1.000 askerin tuttuğu bir kesiminde, bir ara haftada 15 kaçağa kadar yükselmişti) asker kaçaklarının da nedeniydi. Fakat, en genel hitap şekli olan Camcımda ve hepimizin eşit olduğu anlayışı, milisin yeniden düzenlenişine kadar muhafaza 258

edildi2. Halk Ordusu saflarına katılan ilk askerlerin de hemen camarada demeye başlamaları dikkat çekiciydi. P.O.U.M. ve P.S.U.C. milisleri arasında, Mart ayı başlarında ikincisini son gördüğüm tarihe kadar, disiplin ve insan ilişkileri açısından hiçbir fark yoktu. Genel bir örgütlenme pek çok derde deva olsa da, kimi zaman hiç gerekmediği ölçüde kifayetsiz kalabiliyordu. Bu savaşın çarpıcı özelliklerinden biri. askerlere iyi yiyecek temin edilmesiydi. Bâzı şeylerin tükenmeye başladığı 1937 Mayısı'na kadar, yiyecek her zaman iyiydi ve muntazam dağıtılıyordu, çok durağan bir savaşta dahi, düzenlenmesi zor birşeydir bu. Kimi zaman yoğun ateş altında yiyecek taşıyan ahçılar, askerlerin tayını işine kendilerini fena hâlde adamışlardı. Cephe gerisindeki yiyecek teşkilâtı ile köylülerin bu işe nasıl katkıda bulunduklarını görmek, beni cidden etkilemişti. Milislerin kıyafetleri zaman zaman yıkanıyordu ama çamaşır işi pek iyi ve muntazam yapılmıyordu. Posta servisleri iyiydi ve İspanya'ya gönderilen muazzam sayılardaki mektuplar Barselona yolunda biryerlerde yollarını şaşırmakla birlikte, Barselona'dan postaya verilen mektuplar hemen cepheye ulaşıyordu. Sağlık şartlarına riayet gibi bir fikir fiilen mevcut olmasa da, kuru iklim salgın hastalıkları önlüyordu. Cephe hattının 10 mil kadar gerisine gitmedikçe, lâfını etmeye değer bir tıbbî hizmet bulmak mümkün değildi. Ufak tefek yaralanma vak'aların-da bunun pek bir ehemmiyeti yoktu ama yine de bir sürü insan yok yere öldü. İlk başlarda siperler olağanüstü iptidaî idi, ama Mart ayında bir işçi taburu örgütlendi. Bu tabur çok etkin çalıştı ve cephe hattının hayli uzun kesimlerini süratle ve gürültü çıkarmadan inşa etmeyi becerdi. Mamafih, Mayıs ayı geldiğinde, cephe hattının düşmanın pek yakınında kurulduğu yerlerde bile irti2) 18 Haziran'da (cephenin çok gerisinde) Monzon'da bir doktorun imzaladığı tıbbî terhis kâğıdımda, benden «Yoldaş Blair» diye bahsediliyordu. [Yazarın dipnotu.].

259

bayağı iyi dayandıklarını anlıyorum. askerler hiçbir şey yapmamaktan bitkindiler. açık sahra eğitimi gibi konularda milislerin eğitilmesi için girişimlerde bulunuldu. milisler genellikle bitlerin kol gezdiği. bu işi yapacak emek gücü elde hazır olduğu halde.O. adam gibi bir yatakta uyuyabilirlerdi. insan düşmandan 1. Sigara kıtlığı başgösterdiğinde. Bunlar esas olarak başarısızlıkla sonuçlandı. dört gün cephede iki gün izinde) olmaları yöntemi pekâlâ uygulanabilirdi. düşmana 50 ilâ 100 yarda yakın olmaktan daha olumsuz etki yapıyordu. Levazım anbarlarına gelince. mutlaka daha fazla talîm yapmaları mümkün olacaktı. askerlerin dört gün cephede dört gün izinde (hattâ. meselâ. Buna ilâveten. çok daha can sıkıcıydı ve moral açısından. fazla birşey yapmak.. kısa aralıklarla askerlere izin vermek. ama askerler arasında kıskançlığa yol açıyorlardı Genç İspanyollar arasında bir ölçüde oğlancılık geçerliydi. Kızıl Yardım kolu —ki buna kaydolmak hem ihtiyarî hem de mecburî idi— yaralılara. daha evvel belirttiğim üzere. Geriye bakınca. Dolayısıyla. askerlerin hayatı hiç de gerekmediği kadar kasvet vericiydi. zira herkes uykusuzluktan ölüyordu ve herhangi birşey öğrenemeyecek derecede bitmiş tükenmişti.U.. böylesine elverişsiz koşullar altında çözülmemeleri ve isyancı eğilimler göstermemeleri beni (bir dereceye kadar) «devrimci disiplin» görüşüne ikna etti.000 yarda mesafede) oluşturulduğu yerlerde de geçerliydi. düşmandan böylesine uzakta bulunmak. 1. münasip olurdu fakat bunun yapılmayışının. Dahası. Bu düzenlemede.M. Muhtemelen. Böyle olmakla birlikte. Ufak bir örgütleme ile. yapılan en büyük ve mazur görülemez hata. milisleri aralıklarla siperlerden çıkarmak ve cephe hattında bulunmayan askerlerin gönlünü okşayacak yollar yaratmak çok kolaydı. askerler fiilen daha uzun sürelerle dinlenme olanağı bul-masalar bile. siperlerin düşman hatlarından hayli uzakta (diyelim. sürdürmeye devam etmekten daha zordu. muhtemelen ehliyetsizlikten başka bir nedeni vardı Yine de. 1936 Noeli'nde savaş hemen tümüyle durağanlaşmıştı ve bunu takibeden altı ay boyunca çok az çatışma meydana geldi.batlı . Barbastro gibi gerideki bir noktada dahi. Cephe hattında ya da yakınında el atılabilecek birkaç kadın vardı. milislere uygulanan 261 . cephe hatlarının gerisindeki askerlere sıcak banyolar. Askerlerin bir yandan siper savaşı yaparken. zimmete biraz mal geçiriliyor ve adam kayırılıyordu. Nitekim. İngilizler'e hakettiklerinden daha fazla sigara verilmeye başlandı — ispanyol karakterinin hoş bir tezahürü. en azından Aragon cephesinde. öbür yandan da seferi savaş hâli için eğitilip eğitilemeyeceği noktasında kuşkuluyum fakat milislerin rahatı için biraz daha itinâ gösterilmiş olsaydı. tüfek ve arada sırada açılan top ateşi altında kalırdı ve bu da. yaralıları ateş altında kalmaksızın geriye taşımak mümkün olmuyordu. uykusuzluğun yeni birşey öğrenme yeteneğimi düpedüz yok ettiğini farkettim. cephe gerisindeki yolları tamir etmek için en ufak bir çaba gösteril-miyordu. Huesca çevresinde çok az çarpışmanın vuku bulduğu Şubat-Mart döneminde. Bu günlerde Hotchkiss marka makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını ve mekanizmasını iyice bellemeye çabaladıysam da. kahvehaneler (aslında bu konularda bazı cılız teşebbüsler olmuştu) ve hattâ kadınlar temin edilebilirdi. milislerin bazen beş ay gibi çok uzun bir müddet cephede tutuldukları oluyordu. bazı tür eğlenceler. iğrenç ve Nisana kadar dehşetli soğuk olan siperlerde dayanılmaz bir rahatsızlık içinde uyumaya çabalıyorlardı. Hiç kuşkusuz. parola vermek.000 yarda uzaklıkta ise. bitlerden ayıklanma. kuşkusuz. birkaç gece elbiselerini çıkarma fırsatı yakalayarak. Bu meyan-da. hastana ne ve benzeri yerlerde çok iyi bakıyordu. Bu savaşta. Bu yöntem. Bu şartlar 260 altındayken. ama çok ufak boyutlarda idi zannederim. ve. ufak tefek zayiat ve zamanla artan korku getiriyordu. milislerin hiç gerekmediği kadar uzun müddet cephe hattında tutulmalarıydı. P.siper denen şeyin neyin nesi olduğunu bilen yoktu. Ama. Savaşın iyice durağanlaştığı dönemde. makineli tüfek kullanımı.

milisinin ölümüne yol açtı.'un Huesca önlerindeki mevzilerine saldırmak üzere gönderildiği ya da bu müfrezenin kendi arzusuyla hücuma geçtiği ve P. Milis örgütlerinin farklı partiler tarafından kurulması ve onlara sadâkat borcu olması. Aragon cephesinin siyâsî güdülerden ne ölçüde zarar gördüğünü de ergeç öğreneceğiz nasıl olsa. «onlar»ın — genellikle kastedilen P. Mayıs ayında patlak veren Barselona hâdiselerinde ilişkiler çok kötüleşti. bir askerî mıntıkayı P.U. Bir kilcmetre genişliğindeki bir gedik hariç. Halk Ordusu müfrezelerinin bir geçit resminde.C. herkesin had safhada iyimser olduğu sıralarda. yanlış bir noktaya bomba attı ve çok sayıda P. büyük bir hücum başlatıldı.O. parti-içi rekabet kötü birşey değildi belki — Sietamo alındığı zamanki çarpışmalara katılanların söylediklerinden çıkardığım bir izlenimdi bu. yani kazanılacak bir zafer vesilesiyle Halk Ordusu'na itibar kazandırmak. Şu-bat'ta Guadalajara'da kazanılan zafer bir Komünist ba- sarısı olarak kabul edilebilirdi —ki.T milisini de gözden düşürmek amacıyla. kuşkusuz bunun «mahsus» yapıldığı söylenecekti.S.O.S.M. Başlangıçta.U. ve P.O. ama o sırada kimseye mahsusmuş gibi görünmemişti. Huesca'ya karşı.O. Saldırılar giderek tavsamaya başladı ve Faşist siperlerin çok iyi tahkim edildiği. milis askerleri arasında böyle bir kıskançlığa delâlet edebilecek hiçbir ciddi işarete tesadüf etmedim. Fakat.M. Şubat ya da Mart ayında zaptedilebileceği noktasında pek az kuşku vardır. Haziran ayı sonlarında Huesca'ya karşı. Çok sayıda Halk Ordusu tertibinin eğitim gördüğü Lerida'da.M.O. milisinden bir müfrenin.U. bu 263 262 . savunma hatlarının da ıslah edildiği apaçık ortaya çıktı.'den devraldığında tamamiyle askerî bir kıskançlık havası doğdu — P.S.U. milisinin münavebeli olarak bulunduğu Zaragoza cephesinde milislerin ilişkileri çok iyiydi.C.. casusluk. Sözüm ona Casusluk hikâyelerinin meydana çıkarılmasından önce başlayıp başlamadığı noktasında kuşkuluyum.O. P. azamî birkaç yüz milisin katılacağı sürpriz saldırılar gerçekleştirilebilirdi anlamına geliyor. hakikaten de öyleydi. milislerinin makineli tüfekleriyle kendilerini müdafaa etmek zorunda kaldıkları anlaşılıyor.U. bende gerçekten ne olup bittiği konusunda hiçbir şüphe bırakmadı. besbelli siyâsî güdülerle. gereksizdi. milisler Halk Ordusu karşısında eski ağırlıklarını kaybetmeye başladıklarında.S. milisleri şehri düşüreceklerini söyleyerek böbürleniyorlardı. Bu hâdisenin ne kesin tarihini biliyorum ne de genel olgulardan fazla malûmat sahibiyim. bir iki ciddî hâdise görüldü. Daha önceki vak'alarda sorun çıkaran şey. Nisan ayı sonlarında Huesca'nın talihi dönüyor gibi göründü.U. Haziran ayının sonlarında. asker kaçakları gibi konularda basında yer alan sorumsuz haberler idi. ancak. Bundan kısa bir süre sonra.'da görev alanların aldatılmasına gelince.N. hangi örgüte mensup olduklarını bilmediğim milislerin bu askerlere yuha çektiklerini ve koyun gibi melediklerini gördüm. Sonuç. C. hiç kuşkusuz. önceden görülebileceği biçimde tecelli etti —çok ağır kayıplar ve mevzinin daha da kötülemesi.M.M.O..C.C. muhtemelen bir Rus uçağı.M. şeyleri çaldıkları şeklindeki muğlâk söylentilerin bizler için ifade ettiğinin ötesine taşmazdı pek. tamamiyle kuşatma altına alınmış şehre karşı böylesine cüz'i bir topçu ateşiyle ancak hazırlık mahiyetinde. P. yeterli miktarda topçu desteği sağlanmış olsaydı. Huesca'nm ele geçirilmesi ne derecede önemli olurdu bilemiyorum. 1937 Mayısı'na gelinceye kadar. belli bir tarihten sonra kötü tesirler göstermeye başladı.U.. P.U. birliklerinin Huesca'yı alamayışına karşılık.baskı kısmen.U. Bu da. Farklı milis örgütleri arasındaki kıskançlığa gelince.U. ama gedik bir türlü kapanmıyordu. idi— tüfek vb.S.M. genel bir hücumun ikazı gibi atışlar yapılabiliyordu. P. Daha sonra. P. P.U.. uçaklarımızdan biri. ama herkes bu zafere samimî olarak sevinmişti ve ortada bir iyimserlik havası hüküm sürüyordu. ama çeşitli kaynaklardan öğrendiklerim.C. Bu olaylardan hemen sonra.U. Huesca'da. Fakat askerlerin kendi aralarındaki parti— duygusu.

P.. Ocak ayında disiplin meselesinden şikâyet ettiğimde.rekabet. Savaşın ilk günlerinde. bir başka örgüte de katılabilirdi.S. öbür milislerin askerlerini kendi taraflarına çekebilmek amacıyla.U. Makinalı tüfekçilerin birkaçı.O. yüksek rütbeli bir subay bana. Bu iddianın doğru olup olmadığını veya o anki bezginlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum. Fakat. Bu nedenle.U.U. milisinin askerlerine gelince. Almanlar'ı bir kenara koyarsak. milis askerlerinin partiye kayıtlı olmalarını şart koşmuyordu. Burada da durumunun öbür milislerden farklı olduğu noktasında kuşkuluyum. bal gibi mümkün olduğu halde. Haziran ayına gelinceye kadar.M. hiçbir çarpışma olmuyorsa. ki izne çiKarken birikmiş maaşlarına karşılık bir tomar para aldığından bu şekilde davranmak için pek çok sebebi de vardı. ama bâzısı da dönmedi ve bu yüzden her izin dönemi milis sayısında bir miktar azalma anlamına geliyordu.C.'nin gönderdiği 30 İngiliz ve Amerikalı'dan oluşan müfrezeler. küçük bir parti olarak askerleri kendisine çekmesi hayli güç ol264 duğundan.M. Ayrıca. askerlerin bir kısmı. hareketsizlik ve fizikî tükeniş karşısında dağılmaya mütemayildirler. bu tür kayıpları örtbas etmeye çabalıyorlardı. peşin hükümlü davranmış olmam. iş rezalet noktasına varmadıkça. çeşitli milletlerden tek tük yabancılar. milis sayısını kabarık tutma arzusuyla. milislerine denk sayılırlardı. hiçbir askerî tecrübesi olmayan «iyi partililer» öbür yanda olmak üzere keskin bir biçimde ikiye bölünmüştü Kendimi ilk gruba yakın hissetsem de. milise sırf bir iş sahibi olmak amacıyla katılmıştı. altı kişilik ekipler oluşturan ve umumiyetle öbür milislerden ayrı tutulan makineli tüfekçilerdi. İs-panyollar'ın ihtiyat usulü sayesinde tekrar tekrar askerlik yapmış eski askerlerdi. Zaragoza cephesinde bâzı ufak çapta fırsatlar —gazetelerde boy göstermeyecek ama yine de belli birşeyleri fark-ettirecek fırsatlardı bunlar— sırf bu yüzden yitirildi. yukarıda değindiğim gibi. herhalde.O. P. Sayıları bir hayli kabarık Alman mültecilerden ayrı olarak.P. ve bir-şeyler cereyan ederken hârikadırlar. Kendi arzum hilafına da olsa. ikincilerin üstün olduğunu söyleyerek. ama çoğu «iyi birer partili» idi. Her zaman rastlanan döküntülere ek olarak belli sayıda çok câhil köylüler ile P. her partinin ne pahasına olursa olsun. ama hiçbir baskının söz konusu olmadığını söylemek dürüstlük gereğidir.'a pek muhtemeldir ki kaza eseri girmiş.U. Halk Ordu-su'na kaydolma usûlü yasalaştığında tam tarihini hatırlayamıyorum] da tamamiyle tesirsiz kaldı. hiçbir özel siyâsî bağlılığı olmayan kimseler vardı. hiçbir siyâsî bağlılığı olmayan eski askerler bir yanda. izne giden bir milisin tekrar eski birliğine dönmesini sağlamanın yolu yoktu. gücünü koruma mücadelesine dönüştü Ve bu mücadele izinlerin. Aralarında bâzıları yüksek karakterli ve çok akıllı insanlardı.O. 1936 Aralığı'nda bile Barselona'da ekmek kıtlığı çekiliyordu ama milislere kıyamet kadar tayın veriliyordu ve bu bolluk milislerin işine yarıyordu. mahallî komutanlar. evlerindeki bir puta tapmayı hatırlatan tapınmavârî tavırları çok ilginçti ve incelenmeye değer.M. Hâl böyle iken. uzun vadede. eski askerlerin çok yararı dokunur. hiç şüphesiz. vardı.. O dönemde sık sık görüldüğü üzere. Askerler cephede iken.. hattâ birkaç Portekizli bile. «iyi partililer» arasından çıktığı sonucuna vardım I. Bütün askerî yapılarda rastlanan ve acımasızca hakkından gelinmesi gereken işe yaramaz süprüntü askerlerin (ki bunların nisbeti yüzde beş ilâ on arasında değişiyordu) ya çok azı milisten atılmıştı ya da hiçbiri atılma mıştı. en iyi askerlerin. Bu konumdaki adamların silâhlarına karşı. tüm milis örgütlerinin disiplinsizlikte biribirleriyle yarış hâlinde olduklarını söyledi. izne çıkan bir milis rahatlıkla evine gidebilirdi. Buna ilâveten. çok sık verilmeyişinin nedeniydi sanırım.L. en iyi askerler. Kaba bir ölçü olan fizikî yapı bakımından P. Kendisini bir siyâsî par265 . bu ne olduğu belirsizlerin bâzısı sonradan çok iyi birer asker oldu çıktı. partiye kaydolmalarını sağlamak için gayret sarfediliyordu. Aslında izne çıkanların çoğu geri döndüler.

tiyle tamamiyle bütünleştiren adamlara her ahvâl ü şerait altında itimat edilebilir. siyâsî yönden güvenilirliği herkesçe bilinmedikçe sıra neferi ya da astsubay olan hiç kimseye itimat etmem. daha fazla askerî tecrübeye sahiptirler. yalandı bu— söyleniyordu. sol çevrelerde başına olmadık işler gelebilir ama çoğu Sosyalist'in partilerine gösterdiği bağlılık. hiç kimsenin bu işte yanlış bir taraf olduğunu düşünmeyişi anlamlıdır. milislerin ele geçirdiği bir esir subayı kurşuna dizdiğini duydum— yine.C. lâmbayla sinyal vermekti. P. Bizim milis ile P. Faşistler her zaman karşılarında hangi birliklerin mevzilendiğinden haberdar görünüyordu. öbür örgütlere nazaran bunu çok iyi biliyorum. Sietamo'nun zaptında ve Huesca'ya doğru ilerleyişte rol aldılar.M. bizim yakaladığımız esir subayların hiç tartışmasız kurşuna dizilmeleri gerektiğine inanılıyor ve Faşistler'in bütün tutsakları öldürdükleri —hiç şüphesiz. bir iç savaşta bunların önüne geçilemez.. P. tümen bölündükten sonra ise. en az 14 yaşındaki delikanlılar çok cesur ve emin askerlerdir ama uykusuzluğa asla dayanamazlar. herkesin bu söylentilere inanmasıydı. askerden arındırılmış bölgede gazete değiş tokuşu amacıyla önceden ayarlanmış ateşkesler yapıldığı rivayet olundu. ânında haber aldıkları da söyleniyordu. bir siyâsî husûmet beslemeleri dikkat çekicidir.U.O. olağan ordularda hiç de görülmeyen. Böyle bir şeyin cereyan ettiğini bilmiyorum ama bu yoldan tedarik edilmiş olabilecek bâzı Faşist gazeteleri gördüm. İnsan bu tür şeyler söylediğinde. cephe hattında savaşacak askerler için 20 ilâ 35. bir hücu266 mun önceden belirlenmiş tarihinde gerçekleştirilemeyişi-nin nedeni kısmen ehliyetsizlikti ama saldırı zamanı birkaç saat önceden belirlense dahi.'de tek tük asker kaçağı olduğunu hatırlıyorum ama toplam sayı pek küçük olmalıydı. Faşistler'in bunu hiç sektirmeden.U.. işçi sınıfına kıyasla. milisinin fiilî performansına gelince. Cephe hattında. saldırmazlık anlaşmaları yapıldığına ve insanların bizim hatlarımızla Faşistler'in elindeki arazi arasında serbestçe gidip geldiklerini iddia eden hikâyeler boy gösteriyordu. Her gece belli saatlerde Mors alfabesiyle işaret veriliyordu. İhanet. Bu tür bir kuvvette askerlerin karşılarındaki düşmana. Kaç defa teşebbüste bulunulduğu halde cephe hatlarının gerisindeki casuslar hiç yakalanamıyor-clu. Bu işte hayreti mucip olan.M. özel okul mezunlarının üstüne üstlük kalın kafalı olanlarının eski okullarına duydukları yakınlığı çok andırır. bir 267 .O. 35'in üstüne çıkar çıkmaz. Bu mesajların şifreleri doğru dürüst çözülüyor muydu bilemiyorum. Komünist basında.. ben bu eğilimi kaçınılmaz kabul edivorum. halbuki 1937 Mayısı'na kadar cepheyi bırakıp gitmek ya da çok az bir tehlikeyi göze alarak Faşist hatlarına geçmek son derece kolaydı. milisinde. Avakta dururken dahi uyuya kalırlar. pek belli belirsiz ama yine de kendisini hissettiren bir eğilim vardı. kardeşlik gibi duygulara gelince. Köylüler arasında ihanet vak'aları kuşkusuz oluyordu. Bu cephede. Hiçbir siyâsî eğilimi olmayan bireyler tamamiyle güvenilir kişilerdir ama çoğunlukla burjuva ailelerden gelirler. İngiltere'de böyledir Yaş unsuruna gelince. ama dışarı haber göndermenin yolu.. Bunlar mütemadiyen kaydediliyordu ama «Viva Franco» gibi sloganların dışındakiler hep şifreliydi. Asker kaçakları enderdi. Bu tür şeylerin zaman zaman vuku bulduğunu düşündürtmeye yetecek ölçüde söylentiler kulağımıza geliyordu —zâten. Cepheye ilk geldiğimde. Toplumun sınıflı yapısı veri alındığında. güvenilir kaynaklardan. uygun yaşlar gibi görünüyor.U. En genç yaş sınırı olarak. burjuva kökenli olan kişileri subay seçmek gibi. ve zorunlu askerliğin yürürlükte olmadığı ülkelerde.S. 1937 Martı'nda. Biz sâdece devriyelerin raporlarından bölük pörçük bilgi edinmeye çabalarken. Casusların mesajları Huesca'ya ulaştırabilmek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıklarını bilmiyorum. Savaşın eylemsiz döneminin büyük bir bölümünde cephede bulunduğum için. Bir zaman. alışılmadık şartlar altında kendilerine daha çok güvenirler. Orta ve daha yüksek sınıflara mensup kişiler.

azamî ikiyüz adamla gerçekleştirilen ve çok az kayıp verdirten baskınlar ve engelleme hücumlarıydı. 268 Barselona'da faşizme karşı düzenlenen bir gösteri Bilbao yolunda yürüyen faşist birlikler 269 . 400 ilâ 600 adam yitiren tümen çok ağır zâyiât verdi.U. Huesca saldırısına katılan birkaç milis. kendi basın organları ve Anarşistler'in dışında (gerçekten başardıkları ne olursa olsun) kendilerine ilişkin hiçbir iyi şeyi yer verilmeyeceğini kavramışlardı. öbür kısmı Zaragoza cephesinde.O.kısmı Huesca'da. bu en az önemli kısımdı ve Mart-Nisan aylarında P.U.M.O. O sırada bu tutum pek az öfke yarattı.U. milisinin saygıdeğer işler başardığını söylemem gerekir. Huesca'ya Haziran ayı sonunda düzenlenen hücumda. Madrid cephesinde de bir avuç P.U. Şartları ve fırsatları göz önüne alındığında.'un üstlendiği eylemler.M. Hiç şüphesiz. milisinin ölmesini temin için. General Pozas'm mümkün olabildiğince çok sayıda P. iyi iş becermişti. sâdece.U. ama Komünist basının yönlendirdiği saldırı kampanyalarının yarattığı tesiri gösteriyor.O.M. ama ekseriyetin 26. tümene gittiklerini sanıyorum. ama daha sonra tümen yeniden düzenlendiğinde.O. Taktik olarak.M. pek azı da Teruel'de çarpıştı. Şubat sonlarında bütün tümen Huesca'nm doğusunda mevzilenmiş-ti.O. basın kampanyaları bir miktar nahoş duygular yaymaya başlamıştı Nisan'da siyasete ilgisizler bile. doğru değildi bu. 1939 (?) Şubatı'nda yazıldı. pek parlak sayılmasa da P.M milisi bulunduğuna inanıyorum. Ben bu gösteriye katılmadım ama orada bulunan başkalarından duyduğum kadarıyla P. topçu ateşim kasden sınırlı tuttuğu konusunda bana teminât verdiler. bilhassa Alman mültecileri. yeniden kaydolmaktan sarf-ı nazar edebilecek bâzı adamların gerçekten kaytardıklarını ve kendilerine iftira edilmeye çalışıldığını gerekçe göstererek sivil işler edindiklerini biliyorum. Yenimden düzenlenme ertesinde tümene ne olduğunu bilmiyorum. Bu eylemlerin bir bölümünü çok iyi başardılar. Tam bu günlerde.

.

kitabının (Orwell) «Politics» (Siyaset) başlıklı bölümünde.» Böyle olmakla birlikte. sözlerine şöyle devam ediyor : «Katalonya'ya Selâm bazı bakımlardan Orwell'in en önemli ve etkili kitabıdır. Orwell İspanya üstüne yazdıklarının hiç birinde. doğal düşmanları olan polisle çatışma halinde gördüğüm zaman. tüm yeryüzünde oynanmakta olan muazzam bir oyunun sâdece geçici ve mahallî bir safhasıy-dı. böyle düşünenleri haklı çıkaracak malzeme niteliğindedir: «o. Fakat. son senelerindeki konumuna nasıl ve ne zaman geldiği daha da ilgi çekicidir. daki tartışmaya ve Orwell'in İngiliz toplumunun sınıf farkları kesin çizgilerle ayrılmış yapısına duyduğu nefrete dikkati çektikten sonra. Orwell'in Katalonya'ya Selâm'da da uzun uzadıya tartıştığı Komünist ve Anarşist görüşler arasın. 1984 ve Komünist Enternasyonal bağlamında Orwell'in fikirlerini irdeliyor. Orwell'in sözünü edegeldiğimiz bu tavrından. Meselâ. İspanyol tecrübesinden sonra benimsediği tavır devrimci bir sosyalistin konumudur: günümüzde. Ispanya'daki resmî komünist siyâseti ve iç mücadeleler üstüne yazılara büyük bir öfke duymaktaydı. Orwell'in Barselona'ya gelir gelmez neden hemen milise katıldığını. ve Komünist basının resmî yalanları olarak nitelendirdiği metinlerle münakaşala273 . Fakat aynı zamanda da. o dönemde şehre hâkim olan ge. Bağlandığı devrimci hareket ezildiği halde. Orwell'in siyasî düş kırıklığı ile devrimin ve sosyalizmin 272 kaçınılmaz başarısızlığının sesi olduğu gibi bir fikri sabite saplanan. İspanya'ya gitmezden önce olduğu gibi. Williams. Bu açıdan bakıldıkta. bilâhare sağ-kanadın düşünceleri olduğuna hükmedilebilecek bir tablo çizmez. Daha o tarihte «Stalinizm» diye adlandırdığı bu siyâsî tavra duyduğu nefret yakasını hiç bırakmadı. o günden buyana kitabı.» Yüceltilmiş «işçi» fikrine sahip «burjuva komünizmin dediği şeyden. Orvoell'in kendi ağzından aktarıyor. hem kapitalist düzene hem de ortodoks komünizme ölesiye hasmânedir. daha önce ve daha sonra yazdıklarından daha az ehemmiyetle değerlendirilmiştir. Orwell'in siyâsî gelişiminin bu safhasına özel bir önem verilmelidir. İkili bir siyâsî nedenle. İspanyol mücadelesini ele alış tarzı. yine kuşku duyuyordu. dışarıdan «aşırı» dîye adlandırılabilecek tavır. İç mücadeleleri çok fütursuzca aktarışı. İspanya'dan inanmış bir devrimci sosyalist olarak dönmüştür: «gerçek işçileri. O. farklı ve çok daha geniş bir okur kitlesinden uzaklaştırmıştır. Katalonya'ya Selâm.WİLLİAMS'IN GÖZÜYLE ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Önceli üstüne en sık başvurulan inceleme kitaplarından birini kaleme alan Raymond Williams. daha az sözü edilmekle birlikte. Katalonya'ya Selâm ile editörüne yazdığı 8 Haziran 1937 tarihlî mektubundan alıntılar vererek. gerçek çatışmada seçimini yapmıştı. daha sonraları Budapeşte ya da Paris'teki çatışmaları değerlendirişini çok andırır: devrimci sosyalist bir konumda yazılmış olan bu değerlendirmeler. onun. 1942'de "İspanyol İç Savaşı'na Geri Bakış"ı yazdığı sırada. Dış basında yer alan. nel havayı ve son demlerini yakalayabildiği devrimin siyâsî fikirlerinde meydana getirdiği değişiklikleri. Katalonya'ya Selâm'da aktardan devrimci ruhun kayboluşu ve ezilmesi. bir devrimin ve bir iç savaşın unutulmaz derecede capcanlı ve kişisel hikâyesidir. Bölümün ilk kısmında. Sol'daki bir çok okurdan koparmıştır. kendi kendime hangi tarafta yer alacağımı sormama gerek yok. devrimci sosyalizme duyduğu açık ve hararetli bağlılık. Ancak.

burjuva demokratlarından uzaklaşırken. eğer Lider. 1936-39 döneminde Sol'a mensup çoğu yazarın göze alamadığı bir şeydi bu. Orwell'in İspanya' dan hayâl kırıklığına uğramış bir sosyalist olarak dön. Franco taraftarı propagandaydı. İspanya' daki Halk Cephesi meselesinde de geçerliydi. Miriam Gross. Onu. faşizme ve Nazi kamplarında uygulandığını gördüğü «köleliğin yeniden kurumlaştırılması»na duyduğu ilk tepkilerdir. Daily Mail ve Catholic Herald gibi. belki de. görüşten daha yanıltıcı bir şey olamaz. Weidenfeld and Nicolson. sözü tekrar tekrar entellektüe) sahtekârlığı besleyen. Onun görüşüne göre. cephelerin Sovyetler Bir. gayrı sosyalist hükümete karşı olan ve Sağ'da ve Sol'daki aşırı kesimlerce tedirgin edilen. falanca filânca olay «hiç bir zaman vuku bulmamıştım derse. «Lider veya bir yönetici zümrenin sadece geleceği değil geçmişi de denetlediği bir kâbus dünyasında. liği'nin diplomatik çıkarları doğrultusunda ustalıkla idaresini —mazur görülebilir bir strateji— ve böylesi bir yöneltilmeye karşı direnmeye kalkışacak herkesi sapkın (heretik) diye damgalayıp vurmayı öngörmekteydiBu hedef ilk önce İspanya'da açığa çıktı. Almanya karşısında ortak bir savunma cephesi kurmasını sağlayacak birer araçtı. ve nedeni de çok basittir. Sovyet diplomasisinin vasıtaları. 274 275 . Katalonya'ya Selâm bunun bir kaç istisnasından biridir. Günümüzde apaçık bildiğimiz üzere. Orwell. ed. Bu yüzden. Fransa ve İngiltere'nin Paşizm'e karşı «demokrasi» nin müdafaası için. ve sonunda. Halk Cephesi'ne dahil partiler 1936 Şu-batı'ndaki seçimlerde çoğunluğu elde ettiler. Komintern açısından Halk Cepheleri. «Orwell and the Spanish Civil War». Bin Dokuzyüz Seksen Dört'te yer alan bu dolaysız sezişleri. Nitekim. ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Raymond Carr* İspanyol İç Savaşı bir kötü edebiyat sağanağı yarattı. Komünist gaye. İspanya üstüne kaleme aldığı yazılarında Onwell. 1930'ların sonlarındaki siyâsî şartlara.rından çok sonra. çok yaygın biçimde kabul edilen. The World of George Orwell. gerçeği gördüğü gibi kaydetmeye azimliydi. faşist propoganda ile. Londra. 1971. ordu *) Raymond Carr. hâlâ faşizmi totaliter tehlike olarak kabul ediyordu. Sosyalistlere ve Ko-münistler'e yakınlaşmak durumunda kalmıştı. Lider iki kere iki beş eder derse. tabiî ki o olay hiç olmamıştır. yani. Cumhuriyetçi. dürüst herhangi bir insanın parti siyasetini desteklemesinin mümkün olmadığı.» anlayışını da Nazi teorisinden çıkarmıştı. düğü ve bundan sonra tüm gayretini totaliter bir sosyalist gelecek ihtimaline karşı uyarılara harcadığı şeklindeki. «nesnel hakikat kavramının özü dünyadan uçup gidiyor» diye düşünmeye sevkeden şey. bu boyun eğiş özellikle. bittabiî iki kere iki beş eder. Avrupa Solu'na mensup entelektüellerin Komünist «çizgi»ye kölevârî itaatine getirir. ss. 64-73.

İspanya'da Faşizm'e karşı zafer kazanma ümidi. burjuva demokrat bir hükümeti oluşturan Halk Cephesi'nde temsil edilen Komünistler'de içkin olan. Komünist bir yazarın Komünist çizgiye dolaysız itaatinin sonuçlarını şöyle tarif ediyordu : propoganda gayesiyle sunturlu yalanlar anlatmak. Komünist siyaset bu devrimin. Sovyet gazeteci Koetsov'un yazılarında bile görülebilir. Kadının yatağının yanıbaşmda bu vesikalardan altmış altı tanesi duruyordu. kolaydı bu. Sadece İspanya'da Faşizm'e mukavemet edildi ve bu direnişi yalnızca Sovyetler Birliği —hangi maksatla hareket ederse etsin— silâh yardımı yaparak destekliyordu. düzen adına. 276 münist olmayan Solcuların da Komünistler'in üslûbunu izleyerek hakikatten yüz çevirmesiydi. Kuşkusuz. Sovyetler Birliği'nin— cazibesinden kaynaklandığını söylerken. Bu itibarla. Orwell'in İspanya hakkındaki makalelerini Neıo Statesman reddetti. İspanyol İç Savaşı'na ilişkin. Bu hikâye. Arturo. sindirilmesini buyuruyordu. mevcut yazılara nüfuz etmiş Komünist tesirin tüm kuvvetliliğine karşı mücadele edecek cesareti kendilerinde bulabildiler. sanırım. Ko') Propogandacı Willi Münzenberg idi.Halk Cephesi'ne. işçi örgütleri bilhassa Katalonya'da kendiliğinden gelişen bir toplumsal devrim yaratmışlardı : fabrikalar ve çiftlikler «devletleştirilmiş». savaşın etkin biçimde sürdürülmesi yönünde bir çaba. önemli rol oynamasıyla birlikte. Regler ve Münzenberg'in de bulunduğu çoğu Komünist entellektüeller. dolaylı ya da dolaysız nitelikteydi ve ikincisi. Yüksek rütbeli bir memurun dul karısı evinde ölü bulundu. özellikle Madrid ve Barselona'da. «Kızıl milis bir peseta değerinde vesika dağıtıyor ve her vesika bir ırza tecavüze yarıyordu. «Kızıl Bir İspanya» evvel-emir-de Fransa ile Büyük Britanya'yı ortak bir anti . Komünistler ile anarko-sendikalist-lerle CNT Hükümet'e girdi (Eylül-Kasım 1936) ve Hükümet'in savaştaki gerçek kuvveti olarak kaldı. propoganda-dır. 334). solcu edebiyatın nahoş gerçeklerle yüz 277 . Victor Serge'in GPU'Iu Ignacio Reiss'in katlini nakleden yazıları Paris basınının sansürüne uğradı. Parti'yi terketme noktasmdaydı-lar.içindeki entrikacı unsurlar 1936 Temmuzu'nda.kanat müttefiklerinden daha fazla bilgi sahibi olan ve aralarında Koestler. 1954) anlatılmaktadır (s. Sadece. yerini tarihî açıdan doğru olan proleter gerçeğe bırakacaktı— nasıl tahrif ettiklerini izah edecek bir teori geliştirmişlerdi ve Parti hayatının hissî açıdan ne pahasına olursa olsun desteklenmesine psikolojik ihtiyaç duyuyorlardı. Cumhuriyet'te. onu yüce gösteren muazzam nitelikler atfediliyordu. haksız ve muvazenesiz bir ısrarı sürdürüyor. bu adamları ikinci bir balayı için geri getirdi. Askeri ayaklanmanın hezimete uğratılmasında işçi örgütlerinin. Komünistler'in siyaseti ve Komintern'in yürüttüğü propogandanın başlıca amacıydı. işçi devriminin tahribi meselesinden rahatsızlık duyan unsurlar vardı. ayaklandılar. işçi olmayan halkın Cumhuriyet'e sâdık kalmasını temin edecek bir esas süreç ve silâhsızlıktan kırılan Cumhuriyet'e Ba-tı'nın saygıdeğer burjuva devletlerinin silâh yardımı yapmasının şartı olarak sunulabilirdi. Hitler'den daha az menhus idi. eğer tersine döndürülmeyecekse. nitekim öyle oldu— icap ettiren Komünist versiyonu hazırlop yutmak. 1930'lar sonlarının temel siyâsî denklemini oluşturuyordu. Böyle olmakla birlikte. ahlâkî açıdan kınanacak höyük bir hataydı. Orwell. edebî kuruluşun kendine has ve geçici bağlılıklarından ileri geliyordu. Komünistler'in Halk Cephesi'rideki rolünü eleştirmek. bilhassa CNT ve POUM (Troçkist olmayan bir devrimci Marksist parti) militanları gibi. Dolayısıyla da boykot edildiler. Şüpheye düşen Komünistler ve genel olarak Sol için —Moskova Muhakemeleri'nden sonra dahi— böylesi bir hesap.» «İşte bu. Fakat.2 * Orwell ve Victor Serge'e daha da iğrenç görünen şey. onların konumlarını zayıflatıyor ve dolayısıyla da Faşizm'in zaferine yardımcı oluyordu. Victor Serge ile Orwell'in de aralarında yer aldığı bir kaç güçlü soluk. Sosyalistler. Orwell ve Serge'in neredeyse ikrah getirmesine yol açan şey. Cumhuriyet Hükümeti'ni burjuva demokrat bir mesele olarak sunmak. Arthur Koestler'in The Invisible Writing adlı eserinde (Londra. fikirleri Stalin'e uygun düşmeyen kendinden emin anti-Faşist-ler'in kasden tahribini —ki. Otuzların sonlarındaki edebî itaat. Koestler. en azından gerçeği —ki bu bile sınıf temeline oturtulmuştu ve bir burjuva erdemi olan nesnel gerçek. Bu eğilim.Faşist siyasetten ürkütüp kaçırabilirdi. Halk Cephesi'nin neredeyse hipnotize edici özelliklerini yeterince dikkate almıyor. Parti üyeleri. Hem Stalin. sol entelektüellerin gerçekten kaçışlarının gücün —yani. Halbuki şimdi. yani çeşitli şekillerde işçi denetimi altına alınmışlardı. Bu tepki. Stalin'in amaçları hakkında sol .

Onun da vurguladığı gibi.yüze gelmeyi ve insan vakarı ile namusunu müdafaa etmeyi reddedişleriydi. 1936'nın Aralık ayında Barselona. subaylara yüksek maaş. sokaklarda hiç «şık giyimli kişiler» görülmüyordu. Benim anlamadığım. farklı maaş düzeyleri ve fiyakalı üniformalarıyla tesis edilirken.... İspanyol İç Savaşı üstüne yazdıkları farklı olacaktı.umudun kayıtsızlık veya istihzadan daha olağan . «üste yaltaklanma» yoktu. faydalı bir yalandan daha iyidir.. Barselona'ya. Cumhu.» Bu nedenle kasvetli siper savaşlarının fizik güçlüklerine zorlukla katlanabildiği halde. kıt kaynakların azamî verimle kullanılamaması gibi mahut askerî kusurların ilâ-nihâye sürmesine neden olabilirdi.. Burada. Aragon Cephesi'nde (Ocak . Milis kuvvetinde selâm çakmak. doğrudan gözlemle siyâsî tahlilin sınır komşusu olduğu tehlikeli hudutta bu gözler ne ölçüde güvenilir idiler? Keza Orwell'in POUM milisine katılışı da kaza eseriydi. çünkü... Keza. sokaklarda henüz canlılığını koruduğu bir sırada vardı. milis kuvvet leri «. «işçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehir» idi Bahşiş verme usulü kalkmıştı —ki bu Orwell'i neredeyse teshir etli.. 1914-18 döneminin kalın kafalılarına da hiç bir zaman güvenemedi.. çünkü onu İspanya'ya hasb-el-kader ILP (İngiliz İşçi Partisi) göndermişti. devrimci disiplinin as kerî değerinden değil de.. Borkenau. lâkin harbi kazanmaya dair her şeyi gerçekten bilen generallere. 278 Örgütlü cesareti gerektiren savaşta ferdî yiğitlik faydasızdır.» Katalonya'ya Selâm'ın ilk kısımlarını tarihçi açısından değerli kılan şey de. riyet'in stratejisinin mukadder zayıflığını doğurdu. ve tarihin en hüzün verici yönlerinden biri.. Koestler. kendisinin de teslim ve itiraf ettiği üzere. Thomas Mann'ın sarfettiği. Komünist tavsiyesi üzerine kurulan örgütlü Halk Ordusu'nun. gazeteci entellektüellerin hazır bağlantılarını kullandılar. Orwell'in milise duyduğu hayranlık.. Onvell'in İç Savaş'ta çarpışması neredeyse bir kaza eseridir.. Bu yanlıştı. rütbe apoletli üniformalar. Buradaki «adları kötüye çıkmış» sözcükleri ilginç. imtiyaza duyduğu nefretten ileri geli yor. Komünistler ile sempatizanlarının saflarında ise buz gibi bir sükût oldu. tümü Orwell'in nefret ettiği şeyler olan subayları. Fakat.. «o günlerde ve o havada yapılacak tek akla yakın iş olarak görünmüştü. Siyâsî kıstasların hakimiyeti ile mahallî meselelerin yarattığı sıkıntı da.. (tarih yazımında kimse daha kuvvetli bir öznel unsura sahip olmamıştır) eğer başka bir milis grubuna katılsaydı. POUM taburlarına duyduğu katıksız imânı açığa vuruyor. selâmları. milisin içinde yaşayarak onun hakkında anlattıkları.. Orvvell'in Anarşist milise ilişkin «saf İspanyol kuvvetleri içindeki. İşçi milisi. Muharip kuvvetlerini lojistik ihtiyaca göre dağıtabilmesi. Franco'nun sahip olduğu en büyük avantajdı. Orwell milis eğitiminin ahmaklıklarını ve amatör askerciliği gördü görmesine. Teruel veya Ebru gibi muharebelerin üstesinden de yalnızca Halk Ordusu gelebilirdi.Mayıs 1937) miliste geçirdiği dönemin kendisi için «büyük önem taşıdığı» nı belirtiyor. tarihî açıdan paha biçilmez değerdedir.devrime mukavemet ediyorlardı. içten gelenin disiplin tarafından yıpratıldığını ve mağlubiyete uğradığını görmektir. Halk Ordusu.. milis sistemini ve «devrimci disiplin»i savunduğu her iki makale de.» sözlerini naklediyor. Anarko . Onun hal yolu olarak önerdiği. Komünist sempatizanların hazır bulunduğu bir toplantıda. Komünist olmayanlar alkışladılar. Halk Ordusu'nun bir dereceye kadar tedavi ettiği. Sınıf ayırımlarının toplumu kesin çizgilerle böldüğü İngiltere'den sonra bu manzara hayli büyüleyiciydi-Gazete makaleleri yazmak düşüncesiyle geldiği halde. milise katıldı. devletleştirilmiş fabrikalar ve işçilerin denetimi hâlâ işlevlerini sürdürüyordu. Meselâ. tam tamına Onvell'in tepkisinin doğrudan-lığıdır. milis kuvvetinin sendikaların doğrudan denetimi altında etkin bir biçimde yeniden örgütlenmesi. milis kuvvetinin cephe hatlarını tuttuğu doğrudur. «paranın yozlaştırdığı İngiltere'de 279 . aşikâr bir gerçekten kaynaklanan bir konumun hissî yargısını açığa vuruyor. Üstelik.sendikalist CNT ile devrimci Marksist POUM hâlâ toplumsal ve siyâsî Komünist karşı .. birliklerin askerî ihtiyaçlara cevap verecek şekilde bir yerden bir başka yere sevk-edilememesi... Temmuz'da başkaldıran generalleri hezimete uğratan «kendiliğinden gerçekleşen devrim» in.. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım ama uğrunda savaşmaya değecek olayların cereyan ettiğini hemen kavradığım fazladan bir şey vardı.Orvvell yalnızca gözleriyle gelmişti. Yine de. adları kötüye çıkmış ama en iyi savaşçılar» hükmünü düşünün bir.. sadece unutulmaz değil. yerini aldığı milis kuvvetinden daha iyi olduğuna da inanamadı. Koestler İspanya'ya önceden belirlenmiş bir çerçeveyle geldiler. Kaminski. «Uzun vadede zararlı bir gerçek. siyâsî bilinç ile kapitalizme duyulan itimatsızlığın karşıtlarından daha normal olduğu sınıfsız bir toplumun bir tür nüveleriydi.

Komünistler'in CNT ve POUM'a yönelttikleri. 28 Mart 1938 tarihli Mundo Obvers'de Madridli bir Komünist. C. «çizgisi».U.T. arasındaki. işçi devrimini ertelemek. bir fel:kete yol açacaktı — kaldı ki.M. «Bunun bendeki etkisi.U-M.'nin kopuşunu hazırlayan çıkmazı anlayan bir kaç yorumcudan biriydi.'un tahlilini kabur edemezdi. yalnızca «saygıdeğer» bir cumhuriyet kapitalist Batı'dan silâh yardımı ümit edebilirdi. Victor Serge gibi mevsimlik anti-Stalinistler Komünistler'in nasıl davranacağını bildiği halde.M.'a karşı sürdürülen Komünist kan davasındaki «ahmakça ve körü körüne garez».U. münakaşaya gelir bir mesele vardı. ittifakın.T. P. hayat hakkına sahip olacakları bir terkip idi.O. ile C. P.O. C. daha önce hiç gerçekleşmeyen bir şekilde. sosyalizme inanıyorum.» (Cyril Connolly'e mektup. küçücük bir parti her hangi bir şeyi uygulamaya koymayı nasıl umabilirdi. sonra devrim» idi. Hattâ. önce kalın kafalı teröristler ve bürokratlar tarafından parçalanıp ezilen ve sonra da denetimli bir basının iftiralarına maruz kalan bir siyâsî masumlar grubu olarak beliriyor. işçi devrimini gerisin geriye döndürme azmi idi. Bu adamcağız parti sekreteri Jose Diaz tarafından anında alaşağı edildi. «Nihayet. pahasına Cumhuriyetin safında tutulmalıydı. Kendisine has bir şekilde.U. Bu karşıdevrimi destekleyen siyâsî değişiklikleri kavrayın-caya kadar bir hayli zaman geçti. C. milis kuvvetinin disiplinsizliği ile işçilerin nezareti altındaki sanayi kesiminde hüküm süren kargaşanın.U. zira bu tahlil siyâsî iktidarın ele geçirilmesini icap ettiriyordu. çünkü. Halk Cephesi'nin ve her hangi bir direniş umudunun da sonu olabilirdi.M. Komünist görüş kısmen saygıdeğerdi.O. PO. Franco'ya karşı zaferin bir ön şartı olarak elde tutmakta ısrar etmesiydi. «Faşizm'e tek alternatif. «savaşın siyâsî veçhesinin kendisini sıktığı»nı itiraf etti.N. Barnum ve Bailey ucu-besininki kadar. zaferi garantilemek için tek şart olduğu fikrine itiraz etti.U-M.'nin siyâsî iktidara ilişkin tavırları ara. OrweIl hayretlere garkolmuş-tu.* *) P. Orvrell.'un gazetesi La Batalla Faşizm için uydurulmuş farklı bir isimden başka bir şey olmayan.O.P.U. hükümete katılmayı ve karşılığında Temmuz'da elde edilen «devrimci kazanımlar»dan milis kuvveti gibi bazılarını feda etmek şeklindeki düşüncelerini dikkate almayan militanlar. Komünist hakimiyete karşı besledikleri ortak korkudan kaynaklanan. Komünistler. fiilen gerçekleştiğini görmeyi arzulamak oldu. sırf Sovyetler Birliği'nin silâh yardımının (o yardımlar ki. Müsamaha edemediği şey.N. Parti ittifakını çözen tek tük vak'alar görüldü.N. liderlerin yanlış pazarlık yaptığını düşündüler ve bu itibarla işçilerin tek güvenceleri olan milis kuvvetinin elde tutulması noktasındaki ısrarlarını haklı buldular. Sloganları «Önce savaş.O. Komünist davasının muteber olabileceğini hiç bir noktada kabul etmedi — çoğu tarihçiler de onu izlediler. Komünist çizginin hakimiyetindeki Kata-lan Hükümet ile POUM ve CNT'deki destekleyicileri arasında sokak çarpışmaları patlak verdiğinde Orwell.N. 8 Haziran 1937). POUM'un milis kuvveti ve devletleştirme gibi Temmuz'da kazandığı başarıları. hizipler arasındaki mücadeleyi tahlil etmeye mecbur oldu. Faşizm'e karşı mukavemetin tek yolu demokratik birlik idi vs. ile C.» Orwell sosyalizmin insanî terimlerle kurulduğunu görmüştü. siyâsî bakımdan uygun olup olmayışlarına göre musluğun açılıp kapanabileceği tehditleri savurulabiliyordu) devamını emniyete almanın karşılığında.M. öncelikleri ters yüz etti. P.'un ilân edilmiş hedefi olan «burjuvalarla reformistlere bir nihayet vermek» fikri.U-M. sosyalizmin evvelce olduğundan çok daha ileri bir aşamada. Halk Cephesi'nin savaşı sürdürebilmek için gerekli 280 siyâsî temeli sağlayabilecek tek yol olduğuna inanıyorlardı : burjuvazi. önderlerinin. işçilerin denetimidir ve bu da ancak işçi milisleriyle teminat altına alınabilir. ve ona göre Halk Cephesi «iki başlı bir domuz». Bununla birlikte.T. Orwell P.M. P. sosyalizmin savaş zamanında ödeyemeyeceği kadar yüksek bir fiyat olduğu öne sürülebilirdi. aslında düpedüz ezmek.O. çevresinde işittiği görüşlere tepki gösterdi: bunların başlıcası. sosyalistlerle kapitalist-demokratların.akla hayale gelmeyecek» eşitlikçi bir toplum söz konusuydu. aslında teferruata müteallik olduğunu gördü. Onun fikrince yanlış yola sevkedilmiş olmakla birlikte.T-. Bu ittifak ilke düzeyinde değildi. ne sosyalist ne de kapitalist olmayan bir İspanya'nın. eğer tatbik edilseydi. savaşa ağırlık verilmeli ve Faşizm'e karşı savaşı örgütlerken devrim ikinci derecede düşünülmelidir şeklindeki eleştirilerini müsbet karşılamaya meyletti3 Mayıs 1937'de.O.O. Halk Cephesi'nin burjuva demokrasisiyle Faşizm'e karşı direnilemeyeceğini savunuyordu. zira. «Önce devrim» anlayışının bu neticesiyl'e yüz yüze gelmeyi Orwell reddetti.U. 281 .» P.N.M-. Bu yüzden.T.

M.U.O. generaller ve Manchester Guardian'da. İspanya'daki Komünist siyaseti. Orwell'i Mayıs çarpışmalarından çok. hâdiselerin cereyanı esnasında kimse ne olup bittiğini anlayamamıştı. düşmanlarını mahvetmek amacıyla siyâsî bir otopsiden nasıl acımasızca istifade ettiklerini görmek etkiledi. savaşın geri kalan kısmını yaralarını sararak ve siyâsî iktidar için umut besleyerek geçirdi -anarko-sendikalistler için tuhaf bir akıbet.M.U. çatışmada gördüğümde. Komünistler ile P. tepkisinin sezgisel yönü insanı ürkütüyor. ile polis arasınsındaki farklılıkları anlamak için. Eğer bunu herkes biliyorsa. Juliân Gorkin'in 1940'da yayınlanan Canibales politikos adlı eserine bakınız (s. her iki tarafın da «müdafaada olduğu» bir çatışmada sıkışıp kalmıştı. kendi kendime hangi safta olduğumu sormama gerek yoktur. onu izleyen her tarih kitabına nüfuz etmiştir.M. doğru. Bunların bazıları kendilerine Troçkist diyor. Onun görüşüne göre. C. Sovyetler Birliği' ndeki sol muhalefet içinde faal rol oynayan Andres Nin başta olmak üzere. Barselona. 3 Mayıs 1937'de.O. Hareketin güç kazanması için uzlaşmaya hâzır bekleyen liderleri ile hiç tâviz vermeyen ve savaşa gitmeyi tercih eden militanları arasındaki ayrılıklar yüzünden fena halde bölünen C. Ancak.T. kötü bir tahmindi bu. Orwell'e göre.M.M. Komünistler'in «düzmece» Halk Cephesi Hükümeti'ndeki her ilerleyişlerine mukavemet etmeye hâzır tek İspanyol siyasetçileriydi. en azından 1930'larda. milise katılmasına neden olan sâikleri açıklayışında olduğu gibi. Çoğu İngiliz. hükümetten ihraç ve gücü de yok edildi. P. Bu çarpışmaları müteakiben İspanyol İç Savaşı'nın içinde başlayan dahilî harp.U. İç Savaş'm Moskova Muhakemeleri ile üst üste geldiği ve Halk Cephesi'nin Sovyet diplomasisi için lüzumlu bir parça olduğu hatırlanmadan tahlil edilemez. üstlerine inşa edilen hükümlerdir. Mayıstan sonra C. polisleri sevimsiz bulur ve Anarşistler'e zaaf duyardı. böylesi bir çekişme için had safhada hazırlıksızdı.OU. Stalin'in ülke içindeki tiranlığını La Batalîa'da yayınladıkları sayfalar dolusu yazılarda tel'in etmekte bir an bile tereddüt etmediler. arasındaki Mayıs ayındaki gerilim öylesine patlama noktasındaydı ki. 87 ve sonrası).N. İspanyol İç Sava-şı'nı aktaran Anglo-Sakson tarih yazımının en belirgin özelliklerinden biri C. P.N.M 'u bastırmak için kullanılan Robespierrevârî usulleri hiç bir şey mazur gösteremezdi. ananevi işçi bayramı resmi geçitleri mecburen iptal edildi. Nitekim Orwell.U-M.O. liderleri. bu itibarla bunu istemiş olmakla suçlanamazd. Komünistler'in P. polisler ele haksız tarafta olmalıydılar.U.O. çizgisine yönelik sağlam itirazlar öne sürmelerine rağmen.Orwell. İki nokta istisnaî ehemmiyeti hâizdir.O.T. The Republic and Civil War in Spain (1970) adlı kitabında 283 . «Gerçek bir işçiyi doğal düşmanı ile... gazeteciler gibi. C. *) Burnett Bolloten'in. Moskova Muhakemeleri'nin üzerinde durmak. çalışanlar hariç.O.M.T. Hükümet biliyorsa. Katalonya'ya Selâm'ın nüvesini oluşturur: Orwell'in görgü tanıklığına dayanarak naklettikleri. hâlihazır hareket tarzlarının başka sebeplerden kaynaklandığını biliyordu.. Beklenen . «Esas düşmanlarımız Faşistler'dir. İkinci nokta. burjuva özgürlüklerini savunan Liberal-Sos yalist-Komünist ittifakı görünümünü tahrip edebilirdi.O. «Çizgi» parti sekreteri Jose Diaz tarafından 3 Mayıs'ta aşağılandı. 282 da bir mücadele gibi görünüyordu.'yi.T. neden onlara Faşist muamelesi yapmıyor ve merhametsizce köklerini kazımıyor?»* P. Bunu tamamiyle tahmine dayandırdığını söylüyor. onlar için çalışan ajanlar da dahildir. Tepkisi çok tipikti. P. lider. liderleri.U.'nin Telefon Santrali'ndeki direnişi yüzünden başlarına geldiğini düşündükleri böylesi bir «meseleye bulaştırıldıktan için öfke içindeydiler-» Çarpışma ilk nazarda C.T. Hakikaten de. Orwell.N. yani polisle.T.N. Ama.'un harekât merkezinde topu topu 60 tüfek vardı. Orwell'in görgü şahitliği. bu konudaki bilgimizin başlıca kaynağıdır.M. fırsat 1937 Mayısı'nda zuhur etti.» Yine. militanları savaşmaya gittiler de.. P.N. bu düşmanlara yalnızca Faşistler değil. insanlar düpedüz binalardan çıkmıyor ve karşıdaki düşmanı süzmekle iktifa ediyordu. Nitekim.N. Susturulmaları zorunluydu. Komünistler'in.'nin lehinde olmasıdır.O. editörlüğünü Raymond Carr'ın yaptığı. Mayıs ayaklanmalarına yarım-gönüllü katılmakla.'nin Komünistler ile olan mücadelede ilerlediğini öne sürüyor. P. İnsanın aklını karıştıran sempatiler değil. Avrupa'nın kutlama törenlerinin gerçekleşmediği tek Faşist olmayan şehri haline geliverdi. ve P.U.U. savaş fenersiz yakalamıştı. liderleri.T.'nin elinde bulunan Telefon Santralı'nı işgale teşebbüs etmesiyle çarpışmalar patlak verdi. Katalan güvenlik kuvvetlerinin Temmuz'dan beri C-N.

'un idaresinde Hükümet'e karşı başlatılan soğukkanlı bir ayaklanma olarak sunuldu. 144). sahici bir işçi sınıfı partisine Faşist yaftasını yapıştırmak canavarca bir davranıştı.M. daha söz dinler Negrin'in göreve getirilebilmesi için «azledildi». Onun nesli Büyük Savaş'ın fazlasıyla tesiri altındaydı ve aslında sol gazetecilere teklif ettiği «örnek». 284 bu gayretkeşliği ortadayken.OU. öfkeyle bir silâhın ateşlendiğini hayatında hiç görmemiş.leri bu suçlama uyarınca Troçkist ve Faşist ajan provokatörler masıyla birlikte. Bu iş. Sosyalistler.M. İspanya'daki son günlerini takip edilen bir firari olarak. işçi devriminin ve devrimci milisin Fasizm'e karşı savaş için. Beri yandan.U. İspanyol tecrübesinden sonra salt düşmanlıktan çıkıp nefrete dönüştü. ya da Ralp Bates'in New Republic'de yayınlanan yazısındaki P-O. hâdise olup bittikten sonra kendi hikâyelerini kaleme alacaklardı — Bin Dokuzyüz Seksendört'ün kâbusu. O günlerin havasında kitap hiç rağbet görmedi. büyük bir tutkuyla ve süratle yazıldı.U. ve Anarşistler'in 'Savaş ve devrim bir285 . Moskova'ya sâdık olmakla beraber.M. ve bebeklerin barikat diye kullanıldığı şeklinde uyduruk hikâyeler tertipleyen gazeteciye kalmıştı. Kendisine çifte miras kalmıştı. Her. Komünist çizginin görüşlerini hiç eleştirmeden hazırlop alıp tekrarlayan News Chronicle gibi gazetelerin. Robert Conquest'in The Great Terror (1968) adlı kitabına bakınız (ss. «Feryat figân tekrarlanan yalanlar ve nefret» cephe hattında savaşanlara vız geldi.U. «Franco cephesinde gerçek bir halk hareketi» başlatabilir miydi? Halk Cephesi'nin kapitalist burjuva kesimi Franco ile uzlaşmaya varır mıydı? «Sağa doğru her yalpanın» Cumhuriyet'i zaafa düşürdüğünü söylemek doğru muydu? Orwell. gönülsüz Largo Caballero'yu. Miliste sosyalizmin nasıl bir şey olabileceğini hissetmişti. Katalonya'ya Selâm'ı okumaksızm geri çevirdi. 438-440).U. Bütün bunların başına. Orwel'lin Stepnen Spender'e 1938'de yazdığı bir mektubunda dile getirdiği «Komünist Partisi'ne 1935'den beri hayli muarız» olduğu şeklindeki görüşü. tamamiyle hazırlıksız yakalandıklarını tekrar tekrar söylüyor: gerçekten de. nandez'e göre. ve «siyâsî şüphe ve nefretten oluşan korkunç bir havayı teneffüs ederek» geçirdi. ülke dahilinde kargaşa yaratarak Franco'ya yardımı amaçlayan P.U. Barselona çarpışmalarının Komünist ajanlar (Antonov-Ovseenko ve Ernö Serö) tarafından kışkırtıldığını iddia etti. Her şey bir yana. onu dehşete düşürdü.M. kendine has hususiyetlerinden kaynaklanmaktadır. Komünistler ile anarko-sendikalist uyuşmazlıkların doğurduğu gerilimlerin şiddet dolu bir ürünü olarak değil de. Gollancz. bir dizi siyâsî hükümleri. Sosyalizm'in resmî müdafileri olan Sol'daki entellektüeller ile partiler onu derin bir düş kırıklığına uğratmışlardı. İspanya'daki çalışması boyunca.M. hâdisenin gerçek tarihi nasıl yazılabilirdi? Propoganda hakikatin yerini alacak. Komünist milisler ona Troçkist ya da hain demediler. Kısa dönemli bir kehanet sahibi olarak Orwell'in.M.O.'un peşindeki Komünist polisin yüzünden geldiğini biliyordu. Başbakan sırf Komünistler buyurdu diye. Chamberlain'in siyasetini değiştirebilir miydi? İşçi imajı. bir anlamda savaş muhabirliğinin anısını taşıyordu.'un tasfiyesini nefretle karşıladılar-hepsinin içinde en mutî oyuncak olan La Pasionaria hariç. İşçilere duyduğu güveni muhafaza etti. daha iyi bir vasıta olduğu yolundaki inancını korudu. Komünist Cumhuriyetçi bakan Jesus Hernandez o günlerde.* Orwell. İspanyol Ko-münistleri'nin çoğu P. diyelim. Onun öne sürdüğü gibi. bir işçi partisini bastırmayı reddettiğinde.O. siyasetçilerin Halk Cephesi veya Komünist askerî danışmanların nezaretindeki Halk Ordusu'ndan. gerçek devrimci bîr İspanyol. İlgili tarafların hakikati ört bas etmekteki (supresio veri) yer alan «The Parti es of the Lef t and the Civil War» adlı makalesinden alınmıştır (s. New Statesman onu makale ve yorumlarını reddetti. milislerinin Faşist askerlerle futbol oynadığı iddiası. «P. artık günümüzde yanlışlığı görülmesi gereken.O.'u bir isyan başlattığı suçlamasıyla tasfiyeye zorlamak amacıyla. yakalanma korkusuyla açık havada uyuyup karısının odası gizli polisçe aranarak. planlı bir «ayaklanma» veya bir «kanlı isyan» hazırlığı yapılmamıştı. *) Hernandez'in görüşlerinin bir özeti için. Avrupa'nın işçi sınıflarına grev ve boykotlar ilham edebilir ve böylece. Haberleşme tekellerine sahip olanlar.O. Katalonya'ya Selâm. Mayıs günlerini «Troçkist İsyan» olarak aksettirmeleri. Kendi görüşlerine bir geçit sağlayamamak ve Sol'un Komünist versiyonu kabul etmeye bu derece hazır oluşu onu derinden sarsmıştı. P. P. «olgular» ustalıkla kullanılacaktı. Andres Nin'in Komünistler tarafından katledildiğine dair haberler sızmadan evvel.

Londra. P. 1974. bir başka zaman olsa. 1953. Three Modern Satirists (part). Cape. R. Tıventieth Century Views. Yale. Fugitive from the Camp of Victory (George Orwell — Zafer Kampı Firarisi). — VORHEES. Batılı insana. Purdue Üni versitesi.O. New Jersey.U. Indiana. Faşizm'in. eöntellektüel bir habaset diye damgalayacağı şöyle bir karara sürükledi: tarihin. Ruth A. — CALDER. — HOLLİS.).. 1971. Londra. Bir Bibliyografya İçin Bazı Malzemeler) Kütüphanecilik ve Arşiv Okul Londra Üniversitesi. Cumhuriyetin iki buçuk sene dayanabilmesinîn başlıca nedeninin İspanya'da büyük servet farklılıkları bulunmayışıdır diye yazıyordu (The Lion and the Unicorn»)-" İngiltere'nin savaşı kazanabilmesi için mutlaka eşitlikçi bir toplum haline gelmesi gerektiğini. İspanyol'lar'ın farzedilen samimiyeti ve sadeliği ile anavatanındaki karmaşık uzlaşılar ve hayatın maddeci yanı arasındaki zıtlıktan ötürü şaşkına dönmüştü. Bu ihtiyatlı bir yargı. Londra. Londra. 1940'da Orwell. — THOMAS. 1954. İndiana. Edward Arnold 1969. George Orwell.. 1937'de tarif ettiği donukluk ve kayıtsızlık.. ihtilâfın karanlık günlerinden evvel. Spirit (Billur Ruh). Secker & Warburg 1961.. Milliyetçi davaya yakınlık duyan tarihçiler tarafından dikkate alınmamıştır. Richard J. Longman. — REES. Lawrence. O. — GROSS. modern hayatın mükemmellikten uzak yönlerini müşahade etmesi için bir ayna tutuyordu. 1965. The Paradoz of George Orwell (Ge orge Orwell Paradoksu). Robert A. Keith The Making of George Orwell (Orwell'in Oluşumu). Edinburgh.. — LİEF. Londra. Some materials for a Bibliography (George Orwell. bunu hep korudu. New Hawen. Richard.J. — WİLLİAMS. 1968. burada. Homage to Occania (Okyanusya'ya Selâm). Londra. İspanyol'lar-ın doğasında bulunan demokrasinin güçlü etkisi demokrasinin müdafaası olarak yüceltildiği zaman. Constable. (editör). George. Lafayette. — GREENBLET. Christopher. siyâsî bir safdilliğe kayabilecek derecede. 1970). tıpkı. Ramân Salaş Larrazâbal'm Aproximacion historica a la Guerra Espafiola (Madrid. eski P. — LEE. —WİLLİSON. Cumhuriyetçi İspanya'yı ziyaret eden anti-Faşistler'e gösterdiği gibi- ORWELL ÜSTÜNE BAZI KİTAPLAR : — ALDRİTH. durmuş-oturmuş bir geleneğin içinden yetişmiş bir kişi.birinden ayrılamaz' sloganı. İspanya sanki.sloganının bir yankısıdır. George Ormell (Yirminci Yüzyıl Fikirleri Dizisi: George Orwell). Secker Warburg. muğlak hâle getirmişti. Nötre Dame. — BRANDER. — WOODCOCK. The Unknown Orwell (Bilinmeyen Orwell). Calder. George Orwell. Londra. Orwell. The Crystal Londra. John. 1969. The Lion and the Unicorn'da (Arslan ve Tek Boynuzlu At) dile getirdiği 1940'lı yıllarda Sosyalist bir İngiltere'nin mümkün olmadığı ama yalnızca savaşı kazanabileceği ana fikri. Bu çok insafsız bir hüküm. 1937'de imtiyazlar ve sınıf farklılıklarının avdetiyle hemzaman olan savaşa kayıtsızlık ve donukluğu aktarırken. 1972.M. Jennie. George Orwell. *) Owell'in 1936'da hüküm süren iyimserliğin aksine. (Vicdan Dökümleri). The World of George Orwell (George Orwell'in Dünyası). (Üç Mo dern Hicivci). M. George Orwell. Edward M. 247. «İngiltere'yi kapitalist demokrasi adına düzlüğe çıkaracak» bir İngiliz Halk Cephesi tarafından bozguna uğratılamayacağını ispatlama ihtiyacı. gezgin bir edebiyat adamı olarak. 1961. Orwell'i. o günün taleplerine uyacak tarzda yeniden yazılması. Orwell's Fiction (Orwell'in Edebî Eserleri). Ohio Devlet Üniversitesi. hezimet ya da. S.Hall. s... 1967. farklı bir şekilde de ifade edilebilir. 1954. (ed. Londra. Oliver & Boyd. Prentice . A Study of George Orwell (George Orwell Üstüne Bir İnceleme). ama gariptir ki. Orwell'in İspanya'ya bakışını. — ATKİNS. 1958. W.. 1969. ve ABRAHAMS. — STANSKY. romantizm. J-R. Zamanla İspanya'ya bakışı belirginsizleşti? Katalonya'ya Selâm'da. belki de sanıldığından daha az gözle görülür idi» diyerek sonuca varıyor. 286 287 . Chronicles of Conscience (part). Hollis & Carter. Weidenfeld & Nicolson.

....................................... .................................. ....................................................................... .................................. 253 272 Orwell ve İspanyol İç Savaşı....................... 5 12 13 15 Cyril Connolly'e Mektup KATALONYA'YA SELAM EKLER İspanyol Milisleri Üzerine Notlar.... G................. Williams'm Gözüyle Orwell ve İspanyol İç Savaşı ..................... Raymond Carr ..........275 Orwell Üstüne Bazı Kitaplar ....... Orwell................................... 287 288 .........İÇİNDEKİLER Blair'den Orwell'e Orwell'ın Kitapları ............................

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful