KATALONYA'YA SELAM

İngilizce'den Çeviren Jülide JErgüder

ALAN YAYINCILIK : 40 Çağdaş Edebiyat Dizisi : 13 KATALONYA'YA SELAM HOMAGE TO CATALONIA 1938 İngilizce'den Çeviren : Jülide Ergüder Birinci Baskı : Nisan 1985 Dizgi/Baskı: Can Matbaa Kapak Düzeni : PANO GRAFİK

George OrwelI

BLAİR den ORWELLe* Eric Arthur Blair, 1903 yılında, İngilizler'in hâkimiyeti altındaki Bengal'de (Hindistan) Motihari de doğdu. Richard Walmes-ley Blair ile İda Mabel Limouzin'in ikinci çocuklarıydı. Orwell doğduğunda 46 yaşında olan babası, Hindistan Sivil Servisi'nin Uyuşturucu Bölümü nde vazifeliydi. Eric Blair dört yaşında iken aile İngiltere'ye dönerek Hen-ley'e yerleşti. Babası kısa sürede Hindistan'a geri gitti ve 1912'de emekli oluncaya kadar orada çalışmaya devam etti. Dolayısıyla Orwell, daha sonraları kaydettiği gibi, babasını sekiz yaşından önce çok az görebildi. Kocasından sekiz yaş genç olan annesi, 1908'de üçüncü çocuklarını dünyaya getirdi. Böylece Blair ailesi, 5'er yıl arayla iki kız ve bir erkek çocuğa sahip oluyordu. Eric Blair sekiz yaşında iken, Sussex'deki özel bir hazırlık okuluna başladı. Orwell, beş sene müddetle tatiller dışında tüm zamanını geçirdiği bu okulun, İngiliz sınıf sistemine ilişkin fikirlerini belirlediğini öne sürmüştür. Daha sonra burslu olarak, bir dönem Wellington ve dört buçuk yıl Eton olmak üzere, iki özel ortaokula gitti. Tatil günleri dışında yine hep okuldaydı. Eton'dan ayrıldığı sırada ailesi Oxfordshire'den Suffolk'a taşındı. Hindistan İmparatorluk Polisi'ne katılan Eric Blair, 1922 ilâ 1927 yılları arasında hizmet ettiği Birmanya'da polis eğitimi gördü. İzinli olarak evine geldiği sırada, Birmanya'ya dönmemeye karar verdi. Hindistan İmparatorluk Polisi'nden istifası 1928 yılbaşında yürürlüğe girdi. Bulûğ çağından beri yazar olmayı düşleyen Orwell, İmparatorluk Polis Teşkilâtı'nın böylesi bir meslek için hiç de uygun olmadığını düşünmüştü. Daha sonra cereyan eden hadiseler, Orwell'in bu dönemde emperyalizme hizmet ettiğini (kavradığını ve bu sisteme karşı çıktığını göstermiştir. Blair'in yirmi dört yaşına kadarki hayatını, başlıca, emper5

''İspanya'da döğüşen gönüllüler, bu savaşın anılarını yüreklerinde kötü bir yara gibi taşımışlardır. Çünkü, insan, haklı olduğu halde yenilebileceğini, zorbalığın gayrete boyun eğdireceğini, bazen cesaretin kendi kendisinin ödülü olmadığını İspanya'da öğrenmiştir.'''
Albert Camus

yalist Britanya'nın yönetici orta sınıfında bir yer edinmesi için elzem eğitim belirlemiştir. Ana ve baba tarafından ailesi, Hindistan ve Birmanya'da uzun seneler yaşamış, laskerî, idarî ve ticarî alanda hizmet vermişti. Yetişkin yıllarındaki yaşantısı ta-mamiyle bu çerçeve içinde geçti. Bir anayurt üssü ve yönetici yetiştiren okullar ağından oluşan İngiltere'deki hayatı ise, olağan bir aile yaşamından mahrum yıllar anlamına geliyordu. 1927'de bu çerçeveyi kırdığında, kendini hayatının üçte ikisini geçirdiği İngiltere'de buldu. Ancak tüm bu zaman, belirli türden ilişkiler bütününün, pek,.seyrek, olarak da aile durumunun, ta-iiımladığı kurumlar içinde geçmişti. Britanya'da yirminci yüzyılın ilk yarısında, benzer', bir birikim ve maziye sahip erkeklerin siyasi ve kültürel eğemenliği öylesine belirgindi ki, Orwell'in yeyetişmesi genellikle olağan ve usulüne uygun olarak vasıflandırılabilir. Bir başka ifadeyle, Britanya'daki' çoğu insanın hayatı da dahil bir çok önemli yönden bu garip hattâ yabancı idi. Or-well'in bundan sonraki dokuz yılını incelerken, bu noktanın ha-tırlanması ve vurgulanması gerekir. Çünkü, tüm bu unsurları» baliğ olduğu şey, yeni bir toplumsal ilişkiler ağının kurulması ve önemli bir bağlamda, yeni bir toplum kimliğinin yaratılması dır. bu Blair'in Orwell'e evriminde dönüm noktasıdır. İlk İlk kopuşun nedenlerii kuşkusuz hayli karmaşık olmakla birlikte, iki unsur çok aşikârdır. Büyüme çağında yazar olma arzu-su nekadar berrak berrak idiyse, yaptığı işin uygunsuz bir meslek olduğu fikride zamanla oluşmuştu. Değişiminin sonunda, emper-yalizmin kötü bir şey olduğunu yazıyordu; işinden ne kadar ça-buk ayrılırsa o kadar iyi bir şey yapmış! olacaktı (CEJL, I, 236). Henüz emperyalizmin hizmetinde iken tepkisi daha karmaşıktı. daha sonraları gözlemlediği üzere, hizmetinde olduğu imparatorluğa duyduğu nefret ile imparatorluğa karşı olan yerli halka ka duyduğu öfke arasında sıkışıp kalıyor; ve bu, ivedi işini zorlaş-tırıyordu. Teorik olarak, tamamiyle Birmanyalılar'dan yana ve tamamiyle onları ezen İngilizlere karşı olduğunu söylüyordu. fiiliyatta ise, hem emperyalizmin kirli işlerini reddediyor hem de onun içinde yer alıyordu. Hayatının geri kalan kısmı incelendiğinde, bu karmaşık tep-kinin bazı bölümleri anlaşılabilir. Kopuş anında hâlâ can alıcı olan bir husus da, onun İngiltere ile, yani tanıdığı ve ait olduğu ancak, soyutlama hariç, başka yönlerden hiç bilmediği bir toplumla olan kararsız ve bulanık ilişkisidir. Bu yüzden, İmparator6

luk Polisi'nden ayrılması ve aynı sınıf ağı içinde yaşamak üzere İngiltere'ye yerleşmesi mümkündü. Sadece emperyalizmin açık tezahürlerine tepki gösteriyor olsaydı, böyle davranması olağan da sayılırdı. Lâkin, İngiltere ile olan ilişki meselesi daha da na-ziktl Serbest kalışının ilk altı. ayında Blair'ln fiilen yaptığı şey, Londra'nın Doğu Ucu'nu keşif seferine çıkmak, İngiliz yoksul sınıfını tanımak oldu. Notting Hill'de bir odayı hareket üssü olarak tuttu. Sonra, 1928 ilkbaharında, Paris'in işçi mahallesinde bir oda kiraladı. Notting Holl'de aynı caddede ikamet etmiş olan sevgili teyzesi Nellie Limouzin, Orwell'in on sekiz aylık kalış süresi boyunca Paris'te bulunuyordu. Doğu Ucu'na yaptığı sefer, sonraları onun sık sık yenileyeceği bir tür oldu: sıradan İngiliz'i keşfetme yolculuğu. Yeni hayatının iki buçuk senesi bir bütün olarak alınırsa, onun yazar olanak kendini tanıtmasındaki ana dürtüyü anlama imkânı doğar. Bu açıdan, Paris'in seçilmesi döneminin tipik bir özelliğidir. On yıl sonra, 1920'lerin Parisi'nin «sanatçılar, yazarlar, öğrenciler, sanat meraklıları, seyyahlar, ayyaşlar ve benzeri görülmedik basit âvâreler tarafından istilâ edilmişti..., şehrin bazı semtlerinde sözde sanatçı sayısı, fiilen, çalışan nüfustan daha çok idi»; «sonra bu tabaka yeni bir Buz Çağı misali çözülüverdi, kozmopolit sanatçı kalabalığı da yok oluverdi» diye yazdı (OEJL, I, 493). Bir zamanlar bir parçasını oluşturduğu bir olgunun horlayıcı ve yozlaşan şartlarında yazma tutkusuna, deneyiminin pek çok evresinde karakteristik olan bu alışkanlığa, dikkat etmemiz gerekir. Paris'te iken, sonradan kaybolan, iki roman yazdı; Fransızca ve İngilizce bazı makaleler yayınladı. Zatürre oldu, on hafta kadar bulaşıkçı ve mutfak hizmetlisi olarak çalıştı, sonra da 1929 yılının sonunda İngiltere'ye döndü. İzleyen iki buçuk yıl boyunca, kendisini farklı temelde bir yazar olarak kabul ettirmeye çalıştı. Yazmak için ebeveyninin Suffolktaki evini kullandı; ara sıra makale yazarak ve öğretmenlik yaparak para kazandı. Kendi seçimi olmaksızın «Down and Out in Paris and London» (Paris ve Londra'da Perperişan) adı verilen ilk kitabının çeşitli uyarlamalarını hazırladı. «Perperişan yerine bulaşıkçı'yı tercih ederdim.» diyor. (CEJL, I, 107). Kitap tecrübelerinin yazıya dökülmesiydi, ama «herkes için aynı şey geçerliyse, müsteâr adla yayınlanmasını» yeğleyeceğini belirtti. Kitabın neşri sırasında hayatım öğretmenlik ederek kazandığı için, bir yerde bu tercihi anlamak mümkün. Ancak, isim sorunu,

7

onbaşı. sonra teğmen oldu. devrimci sosyalist oldu. Burada. Şubat ve Mart aylarında. Down and Out in Paris and London'un yayınlanmasına ilişkin meseleleri tartışırlarken. sonbaharın sonuna doğru. Onun antikomıünizmini olumlu yönde bileyen şey. Ondan sonra iki romanı. Aynı zamanda.O. artık özgürlük ve eşitliğe ilişkin sosyalist tanımlara bağlılığını ilâve ederken. Keep the Aspidistra Flying (Umut Çiçeği) ise 1936'da piyasaya çıktı. onun bu vazifeyi kabul ettiği 1936 yılı. ve belki de. Lancashire ve Yorkshire'a bir gezi yapmıştı. Cumhuriyetçi yetkililer ile POUM -arasındaki çatışmaya bulaştı ve neka-hat döneminden sonra POUM kanun dışı ilân edildiğinde. arızî dönemlerde de olsa. savaşmak için İspanya'ya gitmeye hazırlandı. Savaş ve devrimci siyaset üstüne edindiği tecrübeler. bir vergi tahsildarının kızı. çok daha önceden doğmuştu. POUM ile saf tutan Bağımsız İşçi Partisi'ne geçti. yoksul ve işsizlerin dünyasında araştırma. Görev esnasında bir yazar olarak eski kimliğini sürdürürken. I. Haziran'da Fransa'ya kaçtı. Wellington'daki (Hertfordshire) bir köy dükkânına taşındı. serserilik ederken hep kullandığım P. Öğretmenlik yaparak. ilk olarak ABD'de yayınlandı. Ne var ki. emperyalizme ve sınıf sistemine muhalefetini yineleyerek. Önce ortodoks ilişkilerini kopardı. çünkü bağlanabileceği Sovyet çizgisindeki komünizmi uzun seneler önce reddetmişti. İki ay sonra. bayatının geri kalan kısmında devam edecek siyasî yazarlığım işaret ediyordu. sınıf ve sosyalizm üzerine bir makale olarak düzenlenmiştir. Ne var ki. Komü-nist-POUM rekabetini doğrudan yaşamasıdır. Clergyman's Douggter (Papazın Kızı) 1935'te. görevini yerine getiriş biçimi. ikinci bölüm Orwell'in siyasî konumunun ilk etkin anlatımı olan. Lewis Allways Ben George Orwell'i tercih ederim. genel bir yoksulluk ve buhran anında geri getirdiği şey. Burton var.» (CEJL. Oxford İngiliz edebiyatı bölümü mezunu (1927) daha sonra psikoloji dalında Londra'da doktora öğrenimi yapacak olan (1934) öğretmen ve gazeteci Eileen O'Shaughnessy ile evlendi. şunlara ne dersin? Kenneth Miles George Orwell H. Mayıs ortalarında yaralandı. örgütlü sosyalizmin çoğu biçimlerine ve bilhassa da İngiliz ortca-sınıf sosyalistlerinin çeşitli türlerine saldırmaktadır. Fakat Temmuz'da İspanyol İç Savaşı patlak verdi.daha önemlisi kimlik meselesi. kitabın ilk bölümünde ondan talep edilen zaten çok iyi yapabildiği rapor türünde iken. edebiyat dünyasında. buhran ve oldukça değişik boyutlarda yaşanan bir değişim yılıydı. Down and Out in Paris and London'u Burmese Days (Birmanya Günleri) adlı romanı takip etti. Orwell. bir kitapçı dükkânında çalışarak ve eleştirmenlikle para kazandı. Madrid'deki Uluslararası Tugay'a katılmaya çalışmıştı. onun konumunu bir çok yönden pekiştirdi. eğer uygun görmezsen. Keşif seferleri ve inandırıcı haberleri ona. Haziran'da evlendi. Nisan ayında. sınırlı da olsa. İngiltere'de keşifler olarak düşündüğü işleri hâlâ sürdürüyor. Barselona'ya vardıktan hemen sonra P. onun. Bu tecrübe birikimi onu antikomünist yapmadı. ebeveyninin Suffolk'taki evinin güneyine düşen bir nehrin adıdır. bütün yaz ve sonbahar boyunca kitabını yazdı. Ama. Orvvell'in ilk kitabı 1933'te neşredildi. The Road to Wigan Pier'de (Wigan Rıhtımına Giden Yol) yeni bir tasarıya girişini. çatışmalara bizzat karıştı. Sol Kitap Klübü adına.M. izleyen ilki veya üç yıl için. esas olarak yoksulluk ve buhran dönemi öykülerine dayanıyordu. 1932 sonlarında. Orwell. aynı zamanda da. zorluklarla dolu bir geçiş devrinden sonra. temsilcisine şunları yazmıştı: «Bir takma isim bulmamı istiyorsan. Sınıf-bilinçli bir kültüre. özel bir kimlik kazandırmıştı. serserilerle. itibar gören George Orvrell kimliği. Aynı yılın ilkbaharında. Wellington'da öğleden sonraları açtığı dükkânına yerleşmez-den önce. çoğu ortodoks İngiliz sosyalist mevzilere hücum 9 . Artık Eric ve Eileen Blair idiler ama. tecrübî olarak Birmanya gibi çok uzak bir dünyadan taşıdığı haberlerdi. Bunu izleyen üç yılda kendisini bir yazar olarak tanıttı. (Par-tido Obrero de Unification Marxista) milisine katıldı. Sıradaki kitabı bu kesin kimlikle üstlen8 diği bir görevdi. Bu roman İngiliz yayıncının anavatanda kızgınlığa yol açabileceğinden korkması nedeniyle. kesin olarak oluşmuştu. Giderek daha uzun dönemler baba evinden uzakta yaşamaya başladı. Daha sonra. Çünkü.U. sonra da. 1937 yılının Ocak ayında onlarla birlikte çarpıştı. İspanya buhranında yine de Uluslararası Tugay'a katılmaya gayret etti. esas olarak. afyonkeşlerle işçi mahallelerinde yaşıyordu.S. 106). Marxizm olarak bildikleri dahil. Onvell'in yazar ve gazeteci olarak bu yıllarda kazandığı şöhreti. [makaleleri için malzeme toplamak. bilinçli olarak ve tekrar tekrar onların dışına çıktı.

kendi sıhhati ise her geçen gün biraz daha kötüleşmekteydi. Ufak eklemeler için. (*) Orwell'in hayat hikâyesini aktaran yukarıdaki bölüm. ikinci taslağını yazdı. ortodoks sol ile kesin »kopuşunu tamamlayan Homage to Catalonia'yı (Kata-lonya'ya Selâm) yazmaya başladı. Fakat. 1943 senesi Orwell için. 1940 Mayısı'nda. bu yüzden. Arada sırada yazı yazma imkânları çok azaldığından. Fas'ta iken. daha o cephede iken yayınlanmıştı. ve tam savaş başlarken tamamladığı «İnside the Whale». en kesin ve önemli olay. Ray-mond 'Williams'm Onvell. Animal Farm'ın kazandığı olağanüstü ticarî başarı yaklaşık yirmi sene önoe. 1937 Martı'nda. BBC'nin Doğu Ser-visi'nin Hindistan bölümüne. (4 th ed. Ancak. 1943'ün sonlarına kadar kaldığı.» sözleriyle açığa vurdu. alt başlığı «Socialism and the English Genius» (Sosyalizm ve İngiliz Dehası) olan «The Lion and The Unicorn» (Arslan ve Tek Boynuzlu At) adlı bir deneme] yazdı. Avrupa'da savaş nihayete ererken. Amerikan Partisan Review için «London Let-ters»i (Londra Mektupları) kaleme almaya başladı. Ekim'de Sonia Brownell ile'evlendi. Animal Farm 1945 Ağustosu'na kadar piyasaya çıkamadı. Ablası 1946 da öldü. Aneurin Bevan'ın yönetimindeki Tribune'a edebiyat editörü oldu. en çok tanınan bir kaç denemesini kaleme aldı: Dickens üzerine. Haziran'da Orwell Bağımsız İşçi Partisi'ne katıldı. bazı saldırılar arasında.ettiği The Road to Wigan Pier. Haftalık Çocuk Dergileri üzerine. BBC'den ayrılarak. Eileen 1945 Martı'nda bir ameliyat esnasında öldü. Yeni bir 'kitap yazmak için Hindistan'a gitmek istiyordu. 1938 Nisanı'nda yayınlandı. kazanmak mecburiyetinde olduğumuz kanlı bir savaşın içindeyiz.N. Sonra Ağustos ayında. Bünyesi elvermediği için (CEJL. 1950 yılının Ocak ayında öldü..H. kışı geçirmek üzere Fas'a gitti. bir çok bakımdan bir dönüm noktası oldu. yanında kendisine bakan ablası olduğu halde. Aynı yılın sonbaharında. 1944'te karısıyla birlikte bir erkek çocuk evlat edindiyseler de. İmparatorluk Polis Teşkilâtı'ndan ayrılma kararını verdiği andan bu yana. Orwell muhabir olarak Fransa'ya. 410) çürüğe çıkarıldı. Encyclopedia of World Biography'nin (The Mc Graw-Hill) «Orwell» maddesinden yararlanılmıştır. O yılın sonunda artık cidden hastaydı ve başka bir şey yazamıyordu. bu gerçekleştiğinde. Myers'dan (The Near and the Farın yazarı) aldığı borçla. 1946'da. (Ç. bir yazar olarak çektiği malî sıkıntılara bir son verecekti. Kitap. yıl sonunda Animal Farm'ı (Hayvan Çiftliği) yazmaya başlamasıydı. yeniden beş parasız kaldı. 1947'de yeniden azan vereminin ilk aylarında Nineteen Eighty-Four'un (Bindokuzyüzseksendört) ilk taslağını. L. 1944 Şubatı'nda kitabı tarnamladıysa da. I. Bir süre Sivil Koruma Servisi'nde ve yangın gözcüsü olarak hizmet etti. 1979) adlı kitabının ilk bölümünden çevrilmiştir. Hastalandığı için Sivil Koruma Servisi'nden ayrılmak zorunda kaldı. savaş muhalifi bir sol yeraltı hareketinin ana hatlarını çizdiği mektuplar yazıyordu. İngiltere'ye dönüşünden sonra. Orwell çocuğu yanında alakoydu ve aynı yıl İskoçya sahilleri açığındaki Jura adasına ilk seyahatini yaptı. buraya yerleşti. (Fontana Modern Masters. Lâkin savaş başladığında görüşlerini. Kitap eleştirmenliği gibi daha düzenli olan bir işi üstüne aldı. gerisin geriye Londra'ya taşındı. ve ben de buna yardım etmek isterim. Ve. 1941'in ilk günlerinden itibaren.) 10 11 . Kışları Londra'ya dönmekle birlikte. 1949 Ey-lülü'nde Londra'da hastahaneye yattı. ve savaşın ilk aylarına kadar partide kaldı. Mart ayında Orwell'in annesi öldü. İspanya'dan avdet eder etmez. Ne var ki. siyasî gerekçelerle 'yayıncılar tarafından reddedildi. 1948'de ise. «şu anda. 1939 ilkbaharında İngiltere'ye geri döndü. ondan sonra da Almanya ve Avusturya'ya gitti. hastalık ve ıztırap içinde geçecek son yıllarını yaşıyordu. sohbet programları yapımcısı olarak girdi. Britanya'da giderek faşizme kayışa karşı tek etkili önlem olmak üzere. Fas'ta geçirdiği kış boyunca dördüncü romanı Corning Up f'or Air'i yazdı. 1938 kışının sonunda yeniden veremi depreşti ve yaz sonuna kadar senatoryumda kaldı.

NEF : Nineteen Eighty-Four (Bin dokuz yüz seksen dört). Londra. Londra. sesim bazı günler eskiye kıyasla bayağı iyi oluyor. Sanatori Maurin Sama. Orwell. «Connolly yardım etmeseydi. Journalism and Letters of George Orıoell (George Orvvell'in Bütün Denemeleri.. 1934.. 1920 . Keep the Aspidistra Londra. Cilt 1. Londra. : A Clergyman's Daughter (Papazın Kızı). Londra. Barselona 8 Haziran 1937 Sevgili Cyril. 1935. Denys King Farlow ile bir sohbetinde. (Sonia Orwell ile lan Angus tarafından basıma hazırlandı).» demiştir. İğrenç bir şekilde yaralandım. Aslında pek kötü bir yara değil: boynumu delip geçen bir kurşun. : Burmese Days (Birmanya Günleri).ORWELL'İN KİTAPLARI : DOPL : BD CD KAF : Dow and Out in Paris in London Londra'da Perperişan). "An Ase Like This". CUA AF : Coning Up for Air. 13 . sesimin geri geleceği kanaatindeyim. Orwell'in ölümüne kadar onun en yakın arkadaşlarından biri olarak kaldı. Birmanya'dan döndüğünde. 186'daki dipnotu. Journaligm and Letters of George Orwell. iki hafta içinde evde olacağım demektir. (The Collected Essays. yazar ve eleştirmen. 1949. New York. Londra. Şahsen ben. 1945. 1936. Horizon'un editörü (1940-1950). İçinde). 1939. 1937. 1903). hemen eve dönmek ve doğru dürüst bir tedavi görmek istiyorum. 1938. sağ kolumdaki sinirlerimi haşat etti ve bu arada sesimi de aldı götürdü. 4 Cilt. 12 Terhis kâğıtlarımı alabilirsem. Londra. Flying (Umut Çiçeği) . düpedüz beni öldürebilecekken. IW : inside the Whale (Balinanın. İspanya üstüne yazdığın makalelerden birini okuyordum. Londra. : Animal Farm (Hayvan Çiftliği). 1968. HC : Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). New Statesman'ııııın Şubat sayısında. Cyprian ile Eton'da öğrenci olan Connolly. s. her şeye bir yazar olarpık yeniden başlayamazdım sanırım. Londra. Gazete Yazıları ve Mektupları). 1940. RWP : The Road to Wigan Pier (Wigan Rıhtımı'na Giden Yol). Her halükârda. CEJL : The Collected Essays. 1938. Çünkü.1940. Orwell ile aynı tarihlerde St. Londra. Buradaki doktorlar sesime tekrardan kavuşup kavuşmayacağım konusunda kesin bir şey söylemiyorlar. (Paris ve CYRIL CONNOLLY1'e MEKTUP. Ne w Leader gibi bir kaç mütevazi yayın organının (i) Cyril Connolly (doğ.

«Belind Barcelona's Barricades» (Barselona Barikatlarının Gerisinde. Barselona'daki Lenin Kışlası'nda subayların (masasının önünde ayakta duran bir İtalyan milis gördüm. Liston Oak'ın geçenlerde yayınlanan Barselona çarpışmaları üstüne makalesi çok iyi ve çok dengeliydi2. Kendisini yandan görüyordum : çenesini göğsüne doğru eğmişti. 15 Mayıs 1937. Brace tarafından neşredildi. çatık kaslarıyla. ss. Journalism and Letters of George Orwell. İspanya üstüne bir kitap yazmam gerektiğini ifade eden son açıklaman için de teşekkür ederim. ve daha önce hiç inanmadığım halde. (4) The Collected Essays. 300-301. arada geçen bir lâf benim. Bir yabancıya karşı böylesine mu15 (2) Liston M. anında bu derece ilgimi çeken birine .haricinde. Nedendir bilmem. Şu lanet olası kolum iyileşir iyileşmez. bu kitabı yazacağım3 İspanya'da harikulade şeyler gördüm.bir yabancı olduğumu ortaya çıkardı.Bütünü itibariyle. Onlar masanın etrafında konuşurlarken. Komünist versiyonun dışına çıkan görüşlere yer verişi. Penguin Books. nihayet sosyalizme inandım. dostu için gözünü kırpmadan adam öldürebilecek ve hayatım tehlikeye atabilecek bir adamın yüzüydü. hem de cahil insanların üstleri olarak kabullendikleri kişilere besledikleri dokunaklı hürmet hissini de taşıyordu. Sonıa Brownell ve lan Angus. 14 . Ara-gon'da iken. New Statesman and Nation. bizim mevziye gelmemen ne yazık. Ed. Eric Blair4 1 Milise katılışımdan bir gün önce. bir erkeğe .» Biz dışarı çıkarken. Bir siperde sana çay ikram. New Statesman açısından taktire şâyân bir durum. Hem dürüst ve vahşi bir ifadeydi bu. kısmen az bilinen bir cephede bulunduğum için de çok memnunum. Cilt 1 «An Age Like This» 1920 . Oak.yani. Kızıla kaçan sarı saçları ve kuvvetli omuzlarıyla külhanbeyi görünüşlü. odayı baştan başa katetti ve hararetle elimi sıktı.1940. New York'da ise 1952'de Harcourt. Haritadan hiç bir şey anlamadığı. Sevgiler. Yüzünde yakaladığım bir şey derinden çarptı beni. etmek beni çok sevindirirdi. Ben başından sonuna kadar olan bitenin içindeydim ve gazetelerin uydurduğu yalanlardan haberdarım. kuşkusuz. Secker. Burada L. büyük bir ihtimalle adam Komünist değildi. subaylardan birinin masanın üzerine yaydığı haritayı inceliyordu. Madrid'i göremediğim için çok üzgünüm. You tu?» — «İtaliano. yirmi beş ya da yirmi altı yaşlarında genç bir adamdı. Böylesi bir çehre olsa olsa bir Anarşiste ait olabilirdi.P. Ingles. Londra'da 25 Nisan 1938'de. Ezik büzük deri kasketi hırsla tek gözünün üstüne çekilmişti. (3) Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). (İngiltere İşçi Partisi) yerine CP'nin (Komünist Parti) tavsiyesi ile gelmiş olsaydım katılmak zorunda kalacağım Uluslararası Tugay'da değil de Anarşistler ve POUM'dakiler ile birlikte. İtalyan başını kaldırdı ve çabucak sordu : —• «İtaliano?» Berbat İspanyolcamla cevap verdim: «No. halbuki. Warburs. 1970.çok seyrek rastlamışımdır. harita okumayı harikulade entellektüel bir iş saydığı besbelliydi. Bu.

Bu manzara. İspanya'ya gazete makaleleri yazma fikriyle gelmiştim. şu satırları yazdığım günümüzden yaklaşık yedi ay önce vuku buldu. Ama üzerimde bıraktığı izlenimi muhafaza edebilmem için. otel yöneticisinden dinlediğim nutuk oldu. Hemen hemen bütün kiliseler kundaklanmış. Bu olay. Ve söylemek (bile gereksiz. Anarşistler Katalon-ya'da hâlâ fiilî denetimi ellerinde tutuyorlardı ve devrim henüz en canlı safhasını yaşıyordu. benim anlamadığını.habbet duymak ne tuhaf! Sanki. onu bir daha asla göremedim. Garsonlar ve dükkân hizmetkârları dosdoğru gözünüzün içine bakıyor ve size onların eşitiymişsiniz gibi davranıyorlardı. (bunun hakiki bir işçi devleti olduğuna. üniformaları sırtlarından dökülen askerlerle dolu halde cepheye doğru emekleyen kasvetli trenler. Bütün tramvaylar ve taksilerle öbür vasıtaların çoğu kırmızı ve siyaha (boyanmıştı. daha şimdiden müthiş uzakta kalmış bir zaman dilimi gibi. cephe hattının ilerisindeki gri suratlı. Şöyle üstünkörü bakıldığında Barselona. Her yerde devrimci posterler asılıydı : açık kırmızı ve mavi duvarlarda dalgalanan bu posterler yüzünden öbür reklâm afişleri (birer çamur lekesi gibi görünüyordu. Şehirde edindiğimiz ilk tecrübe. aramızdaki dil ve gelenek uçurumunu lâhzada aşmayı ve büyük bir samimiyetle (buluşmayı başarmıştı. o dönemin özel havasını temsil eder. (bana göre. Her duvara orak . Halbuki. zengin sınıfla-rın fiilen ortadan kalktığı bir şehir görünümündeydi. kalabalığın arzettiği manzaraydı. Çünkü o sırada ve o atmosferde. sandıkları da kırmızı ile siyaha 'boyanmıştı. «şık-giyimli» bir Allah'ın kulu yoktu. hoparlörlerden gün boyunca ve gecenin geç saatlerine kadar. Hiç özel binek otomobili yoktu. şehrin ana caddesi Ramfblas'dan aşağı doğru. savaşın o dönemine ait hatıralarımla iç içedir. (bangır bangır devrimci şarkılar yayınlanıyordu. İşin başından beri orada bulunan birisine. benim onu sevdiğim kadar sevdiğini ümit ederim. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım. Onun da beni. dağlardaki çamurlu ve donmuş siperler. bu zaman parçasını. dosdoğru İngiltere'den gelen biri için Barselona'nın görünümü şaşırtıcı ve kuşatıcıydı. devrim dönemi nihayete eriyormuş gibi görünebilirdi. Onun anısı.Barselona'daki kızıl (bayraklar. Kimse «senör». asansörcü çocuğa (bahşiş vermeye kalkıştığım için. Kalabalığın mütemadiyen oradan oraya aktığı.çekiç ve devrimci partilerin isimlerinin baş harfleri çiziktiril16 mşti. herkes birbirine «Comrade» (Yoldaş) ya da «Thou» (Sen) diye hitap ediyordu. Pejmürde üniforması ve haşin ama dokunaklı yüzü. Herşeyin en garibi. Az sayıdaki kadınların ve ecnebilerin dışında. Hatta ayakkabı boyacıları bile devletleştirilmişti. Şurada buradaki kiliseler işçi çeteleri tarafından sistemli olarak tahrip ediliyordu. çünkü hepsi müsadere edilmişti. fazladan bir anlam taşıyordu. Bahşiş kanunla yasaklanmıştı. Daha sonra meydana gelen hadiseler. 1935 yahut 1905'i olduğundan çok daha tamamiyle unutturdu. ikimizin de ruhu. 1936 Aralık ayının sonunda. «Don» veya «Usted» dahi demiyor. tasvirleri de yakılmıştı. Her dükkân veya kahvehanede. Küçüklü büyüklü bütün binalar fiilen işçiler tarafından zapte-dilmiş ve kızıl (bayraklarla ya da Anarşistler'm kırmızı -siyah bayraklarıyla donatılmıştı. İspanya'da bu tür temaslar hep kuruluyordu. yapılabilecek tek makul iş buymuş gibi gelmişti. aniden milise katıldım. ve 17 . Hafızama çok canlı bir şekilde nakşolduğu için bu İtalyan'dan söz ettim. Ama. onu bir daha hiç (görmemem gerektiğini de biliyordum. Fakat. devletleştirildiğini belirten bir yazı asılıydı. görünenin gerçekten olup bittiğine. savaşın hışmına uğramış kasabalar. «Buenos Dias» (İyi Günler) yerine «Salud!» (Selâm) kullanılıyordu. Bütün (bunlar tuhaf ve çarpıcıydı. ama uğrunda çarpışmaya değer bir şeyler yaşandığını hemen farkettiğim. Herkesin üstünde kaba saba işçi kıyafetleri ile mavi tulumlar veya milis üniformasını andıran giysiler vardı. Köle emeği ve hattâ şatafatlı hitap şekilleri giderek yok oluyordu. Aralık'ta hattâ Ocak'ta bile. İşçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehri ilk kez görüyordum. Aynı zamanda.

dükkânların çoğu perişan durumdaydı ve yarı yarıya yok satıyordu. Kadınlar talim yaparken erkekleri binicilik okulundan uzak tutmak gerekiyordu. Yine de insan. Bütün bu saydıklarımın yanısıra savaşın keder verici atmosferi hüküm sürmekteydi. İşsizlik yoktu.burjuvazinin ya kaçtığına. ya öldürüldüğüne ya da gönüllü olarak emekçilerin saflarına geçtiğine inanmıştım. Faşist hatlarının ötesinde dinledim). ve ekmek (gerçekten kıttı. uy18 gun bir nağmeyle söylemeye başladığına çok sık şahit oldum. yemek pişiren yirmi küsur de kadın bulunuyordu. yaklaşık yüz kişilik «bölük» ten (centuria) ve fiilen çok sayıda askerden oluşan herhangi bir birliği ifade eden «kol»dan ibaretti. Berber dükkânlarında. Herşey bir yana. Lenin Kışlası. otuz kişilik «müfreze»den. ve şimdilik proleter görünerek kendilerini maskelediklerini idrak edememiştim. Hali vakti yerinde burjuvaların büyük bölümünün düpedüz sindiğini. Savaşın başında sendikalar tarafından alelacele kurulan işçi milisleri. Kışlada muh-temelen bin erkek ile. Aslında. O günlerde ben hep Lenin Kışlası'ndaydım. ertesi günü cepheye gönderileceğim söylenmişti. Çünkü. Bu dönemde bile. Sayıları çok olmamakla birlikte hâlâ miliste hizmet veren kadınlar vardı. bu idealist İspanyollar'ın harcıâlem devrimci sloganlara nasıl da harfi harfine uyduklarını görmenin dokunaklı bir yanı vardı. yeni bir centuria'nın (bölük) hazırlanmasını beklemek zorunda kaldım. Benim centuria'm ahırların birinde. doğal olarak. müstehzi uygarlığından gelen herhangi biri için. bir süvari kışlası olan bu binalar Temmuz çarpışmaları esnasında işgal edilmişti. ilk kez. Ne var ki. çakıl taşı döşeli binicilik okulunda. insan gibi davranmaya çalışıyorlardı. en sâfîyâne türden devrimci türküler. Anarşistler'in -berberlerin çoğu Anarşist idi. şeker ve akaryakıt sıkıntısı çekiliyordu. berberlerin artık köle olmadıklarını bildiren ilânları asılıydı. Et ender bulunuyordu. Kışlada yaklaşık bir hafta kaldım. Devrim zamanında pek tabii karşılanan bir şey bu. süt bulmanın ise mümkinâtı yoktu. aniden bir eşitlik ve özgürlük çağının doğduğuna inanılıyordu. kapitalist makinanın dişli çarkları gibi değil de. Çingeneler hariç. Atların hepsi gasbedilmiş ve cepheye gönderilmişti. İnsanlar. Başlıca at kokusunu. Şehir kasvetli ve derbeder (görünüyordu. güya cephe için eğitim görüyordum. halkın mutlu ve ümit dolu olduğuna hükmedebilirdi. sokakta tanesi birkaç kuruşa sa-tılmaktaydı. kadınlara gülüyor ve 19 . Komuta birimleri. ekmek kuyrukları sık sık yüzlerce yardayı buluyordu. kabaralı çizmelerin kışla avlusunda yankılanan tok sesini. kadınlar da erkeklerle omuz omuza savaşmıştı. O günlerde hep devrimci kardeşlik ve Musso-lini'nin günahkârlığından dem vuran. Okuma yazması olmayan bir milisin bu türkülerden bir tane satın alıp zahmetle kelimeleri hecelediğine ve sonra sözlerin mânâsını kavrar kavramaz. ellişer kişilik takımlarla yapılan sert futbol maçlarını hatırlıyorum. Sokaklarda. Kömür. bir binicilik okulu ve kaldırım taşları döşeli muazzam avlularla tamamlanan debdebeli bir taş binalar topluluğuydu. kış güneşinin altında uzun sabah tâlimlerini. İngilizce konuşan ırkların kül yutmaz. insanların fikirleri değişmeye başlamıştı bile. Daha önceki çarpışmalarda. üzerlerinde süvarilerin isimlerinin hâlâ kayıtlı olduğu taş yemliklerin altında uyuyordu. ortalıkta hiç dilenci yoktu.vakur bir dille. milislerin karılarından ayrı olarak. Milise katıldığımda. fukaralığı bariz şekilde görülen pek az insan vardı. ama her yer hâlâ at sidiği ve çürümüş yulaf kokuyordu. kalk-borusunun titrek sesini (bizim borazancıların hepsi amatördü -doğru dürüst İspanyol boru sedalarını. henüz düzenli ordu temeline göre örgütlenmemişti. sokaklar ve binalar bakımsızdı. orospulara fahişelikten vaz geçmeleri çağrısında bulunan renkli posterlere rastlanıyordu. hayat pahalılığı ise hâlâ fevkalâde düşüktü. devrime ve geleceğe imân söz konusuydu. Gelin görün ki. hava hücumlarından korkulduğu için geceleri caddeler çok sönük ışıkla aydmlatılabiliyordu.

dudaklar şişeye değdirilmeden şarap içilebiliyor ve porrön elden ele dolaşabiliyordu. eğer askerin biri verilen emri beğenmezse. Ve gariptir. Sehpalar üzerine kurulu uzun masalarda. Bana sorarsanız bu nesne. Acemi askerlere kademeli olarak üniforma dağıtılmaya başlanmıştı. daha çok bir idrar şişesine benziyordu. Bütün rütbeler arasında ka21 . «çok tipli» (multiform) demek. şayet şartlar dikkate alınırsa. ama bazısınınki deri.siyah renkli eşarp takıyordu. bir başkasınınki ise yünlüydü. samîmi ve ateşli bir Sosyalist idi. Kasketin ön kısmına parti rozetini takmak âdetti. Ama. Hepsi devrimci şevkle doluydu ama savaşın neyin nesi olduğu konusunda tamamen cahildiler.Yiyecek. liderinin «her milisin bir battaniyeye kavuşması» için uğraşacaklan şeklindeki bir beyanâtına rastladığımı hatırlıyorum. her öğün bir sepet dolusu ekmek atılıyordu. Barselona'nın arka sokaklarından gelmiş onbeş onaltı yaşında delikanlılardı. boş kılıç kınları ve çürüyen yiyecek yığınlarına rastlanıyordu. kırık eyer pirinç süvari miğferleri. Bu musluk sayesinde. elbiselerin dağıtılması gerekiyordu. Bizi talim ettiren teğmen. porrön denen iğrenç bir nesneden de içiyorduk. daha başkaları ise deri tozluklar ya da yüksek çizmeler giyiyordu. daha doğrusu milisin işgal ettiği her binada. Her köşede. O tarihte milis kolu denen şey. trenin bizi cepheye götürmek için beklediği en son ana kadar verilmiyordu. Disiplin diye bir şey yoktu. Henüz hiçbir şeyin doğru dürüst örgütlenemediği o ilk aylar zarfında.tiplik de burada bitiyordu. Beri yandan. dolayısıyla da kimin ne aldığını kesinkes bilmek mümkün olmuyordu. hemen sıradan çıkıp subayla hareretli bir münakaşaya başlıyordu. ebediyyen yağlı teneke tavalarda yemek yiyor. Tam manâsıyla tek tip bir kıyafet ya da üniforma değildi çünkü. milislerin başlarına gelenleri hatırladıkça nefret ediyorum.bilhassa siviller ekmek sakıntısı çekerken böylesine bir ziyan utanç verici.işlerini geciktiriyorlardı. önceden Nizamî Ordu'da muvazzaf subaylık yapmış. Kimisi dolak takıyor. şu veya bu fabrika imal ettikçe. pislik kol geziyor ve büyük bir karmaşa hüküm sürüyordu. Kasketler neredeyse kasket giyen adam sayısı kadar çeşitliydi. üstelik bu ceketler akla hayale gelebilecek her renkte olabiliyordu. sağlam yapılı. Bu porron. Halbuki bir kaç ay evvel. öbürleri fitilli kadi20 feden tozluk kullanıyor.Bu çocukları düzgün bir sıraya sokmak bile mümkün değildi.O. olağanüstü düzensiz görünüşlü bir güruhtu. silâh tutan bir kadına gülmek kimsenin aklına gelmezdi. Bel kayışı ve fişek kutusu gibi en ziyade ihtiyaç duyduğumuz çeşitli eşyalar.. muhtemelen. İki ay öncesinin tarihini taşıyan bir gazetede.M. ama burası İspanya olduğundan. Hayatınızda eğer bir defa siperde uyuduysanız. Sadece kışlanın benim kaldığım bölümünden. üzerine her basıldığında ince bir şarap huzmesi fışkırtan sivri uçlu bir musluğu bulunan bir tür cam şişeydi. yiğit bir gençti. Herkesin giysileri aynı genel planı izliyordu ama kıyafeti birbirinin tıpatıp aynısı olan iki kişi bulmak mümkün değildi. devrimin yan ürünlerinden biriydi. temiz yüzlü. cepheyi teftişten dönen bir P. çok komik bir şekilde «talim» adını verdikleri şey başladı. Kışlanın tamamında. böylesi bir ifade tüylerinizi diken diken etmeye yeter. daha münasip olurdu. israfı ürkütücü boyutlardaydı. her şey parça bölük veriliyor. Başlangıçta dehşet uyandırıcı karmaşa sahneleri cereyan etti. gömlekler ve çoraplar ise pek âdi şeylerdi ve soğuk havada hiç bir işe yaramıyorlardı. hemen greve gittim ve bir içki kabı talep ettim. Kışladaki ikinci günümde. Anlaşılan hu. özellikle beyaz şarapla doluysa. buna ilâveten herkes boynunda kızıl veya kırmızı . Acemi askerlerin çoğu. Bir milis «üniforma»sından bahsettim ama bu muhtemelen yanlış fikir veriyor. hiç de kötü sayılmazlardı. özellikle de ekmek.U. parçalanmış mobilya. Şık tavırları ve gıcır gıcır üniformasıyla hâlâ parlak bir subay gibi görünüyordu. Herkesin fermuarlı bir ceketi vardı. Porrön'un kullanıldığını ilk gördüğüm an. Orduda herkes fitilli kadifeden kısa pantolon giyiyordu ama bütün tek .

bunun. Burası. Bu arada. en çok ihtiyaç duyacağı noktalan öğretmen gerekir: nasıl siper alınır.O. merminin tüfeğin hangi ucundan çıktığını biliyor idiyseler. nuh-i nebiden kalma. anında çakı gibi hazırola geçmeyi öğrendiler ama. makineli tüfeğin nasıl kullanıldığının bendenize öğretilmesi için feryat figan ricada bulunuyordum. tam dönüş. silâhlarını cephe hattında nöbeti devraldıkları birliklerden temin etmek mecburiyetinde kalıyorlardı. koca Lenin Kışlası'nda. bölük bölük askerler dimdik halde bir aşağı bir yukarı yürüyüp duruyorlar. başlıyordum : «Yo se manejar fusil. Öyle zannediyorum ki.tıksız bir toplumsal eşitliğin sağlanması hususunda askerlerden daha bile ısrarlıydı. O sırada. insan içine çıkacak hale geldiğimize kanaat getirmiş olmalıdır ki. bu nedenle Carabinero subayları benden azamî derecede istifade etmeye gayret sarfedi-yorlar ve bana içki ısmarlıyorlardı. çiçek tarhlarının arasında. bu silâhı hiç elime alma fırsatı bulamamıştım. Bir gerilla ordusu için pek fevkalâdeden bir eğitimdi bu. sıraları bozuyor ve susuzluktan ölmüş bir halde. Parktaki manzara tuhaf ve yüreklendiriciydi. Makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını öğrenmeye pek hevesliydim. nöbetçilerin kullandığının dışında bir tek tüfek yoktu. Gelin görün ki. Sözüm ona eğitim dedikleri. birkaç güne kadar cepheye yollanacak bu hevesli çocuklar güruhuna bir tüfeği nasıl ateşleyecekleri. hiç birinin üniforması tamam değildi. Bana ecnebilerin talimlere katılmak mecburiyetinde olmadıkları söylenmişti. 22 Bir kaç gün sonra. «Ne Senör mu? Bana Senor diyen de kim? Hepimiz yoldaş değil miyiz?» Bu tutumunun işini kolaylaştırdığından kuşkuluyum. üstelik çoğunun üstündeki üniformalar orasından burasından parçalanıyordu. silâhları nasıl kullanılır. (Dikkat ettiğim kadarıyla İspanyollar.U. hattâ bir bombanın pimini nasıl çekecekleri bile öğretilmemişti. bir askeri yetiştirmek için yalnızca bir kaç günün varsa. Askerî eğitim diye bir şeyin mevcut olmadığını keşfedince. Her patika ve geçitte. Hemen cebimden Hugo'nun sözlüğünü çıkarıp dünya kötüsü İs-panyolcamla anlatmaya. bizim teğmeni ne zaman bir köşede sıkıştırmaya muvaffak olsam. Bir İngiliz olarak dehşet merak uyandırıyordum. Qviero apprender ametralladora Çuando vamos apprender ametralladora?» Teğmenin cevabı her zaman tedirgin bir tebessüm ile manana makineli tüfek eğitimi yapılacağı vaadi oluyordu. yüzün de beliren acılı hayreti hatırlıyorum. P. sola dönüş.'da silâh kıtlığı öylesine had safhadaydı ki. Söylemek bile gereksiz. budalaca bir yürüyüş talimiydi: sağa dönüş. bizi.ve hepsinden önemlisi. (herhangi bir kıstasla dökülüyor sayılmamız lâzımken). daha onbeş yaşındayken öğrendiğim bir alay saçma sapan şey. Plaza de Espana'nm ötesindeki tepede bulunan parklarda sabah yürüyüşüne çıkarmaya başladılar. açık arazide nasıl ilerlenir. bütün ecnebilerin askerî konularda kendilerinden daha bilgili olduğuna inanıyorlardı. Çok günler geçti ve acemi askerler uygun adım yürümeyi. gayet tabii ben öbür-leriyle birlikte talimlere katıldım. kışlada eğitim amacıyla kullanılacak silâh bulunmayışından ileri geldiğini kavramamıştım.Herkes bana çok dostça davranıyordu. göğüslerini kabartarak umutsuzca askere benzemeye çabalıyorlardı. ve geri kalanı da. Bu meyanda.M. CaraJbinerolar'ın ve yeni oluşturulan Halk Ordusu'-na ilk kaydolan askerlerin ortak tâlim sahasıydı. tarifsiz kederlere garkoldum. manana asla gelmedi. Hepsi de silâhsızdı.) Ama. Câhil acemilerden biri boş bulunup kendisine Senör» diye hitap ettiğinde. nasıl nöbet tutulur ve nasıl istihkam siperi inşa edilir . cepheye varan taze birlikler. acemi askerler 'kendilerine faydası dokunacak en ufak bir askeri eğitim dahi görmemekteydiler. 23 . parti milislerinin. Her seferinde hep aynı şeyi yapıyorduk. üçlü sıralar halinde resmi geçit yürüyüşü. No se manejar atmetralladora. Üç saat ileri geri taban teptikten (İspanyol yürüyüş nizamı küçük adımlı ve çok hızlıydı) sonra duruyor. Açıktır ki. tepeden inen yolun yarısındaki ortalığı çınlatarak ucuz şarap satan dükkâna koşuyorduk.

İspanya'da yemekten savaşa kadar hiçbir şey kararlaştırılan saatinde gerçekleşmez. koca kışlada sadece bir İngiliz vardı. Bu huyları öylesine kötü bir şöhret kazanmıştı ki. Onbeş yaşındaki delikanlıları milise kaydettirmek üzere ana babaları getiriyordu. Katalanlar ile bir aradaydım. kelimenin alelade anlamıyla. milisini yüceltmek gibi bir arzum da yok. arada sırada eve de kaçırabilecekleri ekmeğin hatırınaydı bu. İspanyolca ile olağan boğuşmam devam ediyordu. benim olduğum gibi. Bir ecnebinin öğrenmekten kaçınamayacağı İspanyolca kelime mânana "yarın" (sözlük mânâsı «sabah») idi. işim daha da zordu. izinle cepheden dönen bir grup milisi hatırlıyorum. dile getirdikleri şey çok anlamlıydı. onların köklü namusluluğundan etkilenmeyecek ve herşeyden ziyade dürüstlükleri ve cömertliklerinden çarpılmayacak insan düşünemiyorum. Tüm milis sisteminde ciddî hatalar yapılıyordu. bırakılıyordu. Adamdan bir siga24 ra isteseniz. dahil olduğum takımda. bugünün işi manana'ya. Bir propaganda kitabı yazmıyorum ve P.O. ama savaşırken asla. İspanyollar bir çok yönden harika insanlar. bana yol yordam gösterdiler ve beni büyük bir dostlukla kuşattılar. Kural olarak daha geç vuku bulur. eşit ölçüde dehşete düşürüyordu. subaylar dahil tek kelime Fransızca bilen yoktu. İspanyollar hile kendi kendileriyle alay ediyorlardı. kırk yılda bir de erken oluverir. Kışladan ayrılışım-dan birkaç (gün önce. bunun üzerine Fransızlar'ın harp sanatını daha iyi bildiğini.M. cephe hattındayken bazan hiddet mertebesine erişiyordu. İspanya'da insanlarla ahbap olu-vermek ne kolaydır! Bir iki gün içinde beni vaftiz ismimle çağıran yirmi küsur adam oluvermişti. İspanyol işçi sınıfının-belki de Katalan işçi sınıfı demem daha uygun olur. gerçek bir ruh zenginliğine sahiptiler. Bunun ötesinde. Savaştaki ehliyetsizlikleri. Yoldaşların kendi aralarında sohbet ettiklerinde Katalan lisanını tercih ettiklerinden. Nasıl nişan alınacağını bilen daha da azdı. Benim duyduğum öfke. Her mümkün olduğunda. en ümitsiz şartlarda tekrar tekrar yüz yüze geldiğim. Milislerin kendileri de karma bir gruptu. Lâkin. Ancak. bütün paketi almanız için sıkboğaz ederdi. İspanyollar'-ın cömertliği. 'bütün. çoğu ülkelerden çok daha kısa süre yabancı kalınır. bir tüfeğin nasıl doldurulduğunu benden başka bilen olmadığı meydana çıktı. Bu süre zarfında. makineli tüfekler ve benzeri konularda uzman olduğunu izah ettiler. Huesca'-da yanıbaşlarında savaşan Fransız askerlerinden mu -habbetle bahsediyorlardı. buhran anlarımda cebimden çıkarıverdiğim küçük bir sözlüğü her yere taşımaktı. Ben hariç. kimi zaman neredeyse tedirgin edici olabiliyordu. ve. ecnebileri. Büyük bir heyecan içinde cephe hattında edindikleri tecrübeleri anlatıyorlardı. bir kaç Aragonlu ve Endülüslü hariç. Milise katılan her yabancı ilk birkaç haftasını İspanyollar'ı sevmeyi öğrenmekle ve kendilerine has özellikleri yüzünden öfkelenmekle geçiriyordu. üstelik en iyi adamların çoğu da ya cephedeydi ya da ölmüştü. İspanyolların yabancı yardımı gizliden gizliye fena halde kıskandıklarını açıkladılar. bu tür bir duyguyla hiç karşılaşmadığımdır. Fransızlar'm çok cesur olduğunu söyledikten sonra şevkle ilâve ettiler: «Mâs valien-tes gue nosotros» (Bizden daha cesurlar!) Bittabiî hemen itiraz ettim. İşin sonunda. daha derinlere inen bir cömertliğe.Bütün söyleyebileceğim. Bir İngiliz böyle bir şeyi itiraf etmektense parmağını kesip atmayı tercih ederdi. Besbelli milislerin ücreti olan günde on pesata ile milislere mebzul miktarda dağıtılan ve ihtimal. ve herşeyden önce çıldırtıcı gayri dakiklikleri. Aramızda her zaman belli bir nisbetle hiç bir işe yaramaz adam bulunuyordu.tüm (bildikleri de bundan ibaretti. bombalar. Bu yüzden hiçbir şeye «nasıl 25 . Daha o tarihte gönüllü asker yazılanların sayısında düşüş başlamıştı. Savaş sırasında İspanya'ya giden bazı gazeteciler ye öbür ecnebiler. Bu müşkülü aşmanın tek yolu.arasına karışıp da. çünkü.U. Fakat İspanya'da. Bir gün silâhlı bir Carabinero yanımıza ıgeldi ve tüfeğini incelememize izin verdi.

Barbastro ürpertici ve budanmış göründü. her bir yanda uçurulan kızıl ve kırmızı siyah bayraklar. hayat boyu hep beşik sallamış gibi görünüyor idiyse de. Tren. savaşın patlak verişinden tam on ay sonra doğacak ve belki de bir barikatın gerisinde peydahladığı çocuğuna hamileydi. Teorik olarak. normal olarak sekizde hareket etmesi (gereken bir tren. iki saat içinde cepheye hareket etmemiz emredildi. Lâkin. Pejmürde üniformalar içinde yığınla ımilis. ihtimal haftada bir de. ısınmaya çalışarak sokaklarda bir aşağı bir yukarı kaynaşıyordu. zeminde bile oturacak yer yoktu. O sırada. dokuzla on arasında herhangi bir zaman kalkabilir. tepesinde dalgalanan muazzam bir kızıl bayrağın altında duran siyasî komiserin Katalan dilinde söylediği nutku. Yeni meşin fişek kutumu nasıl takınacağımı İspanyol bir genç kızın (öbür İngiliz milis "Williams'ın karısı) göstermesi biraz gurur kırıcıydı doğrusu. Yıkılmış bir duvarda sekiz yakışıklı «boğa»nm arenada falanca gün öldürüleceğini ilân eden. çok sayıda milis teçhizatını tamamlamadan kışladan ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Fetih ve kahramanlık edebiyatı al baştan yenilendi. bırakın koltukları. Solmuş renkleriyle nasıl da terkedilmiş bir hali vardı! O meşhur yakışıklı boğalarla yakışıklı boğa güreşçileri acaba şimdi neredeydiler? Anlaşıldığı kada-rıyla. ama bizi şehir halkına gösterebilmek maksadıyla üç ya da dört mil tutan en uzun güzergâh seçilmişti. dürülmüş battaniyelerini omuz kayışı gibi göğüslerine çapraz takmış milis kümelerini. Kışla birdenbire yerden bitmiş gibi. Sonunda. Meselâ. pencerelerden el sallayan kadınlar. 2 Cepheden hayli uzak olmasına rağmen. Williams'm karısı perondan koşarak geldi ve bize bir şişe şarap ile tadı sabunu andıran ve insanı ishal yapan o parlak kırmızı sosislerden verdi. sıkıntıdan kan ter içinde kalmış subaylar bizi kışla avlusunda bir hizaya dizmeye muvaffak olduklarında.bu aralar Barselona'da bile hemen hiç boğa güreşi 27 . manana'-lardan ve tehirlerden sonra daha teçhizatımızın büyük bölümü dağıtılmamışken. zayıf nahif. Meşale tutuşturma sahnesini gayet canlı hatırlıyorum.bağrışmalar. Bu kara gözlü. ben de zaman nevrozu yaşayanlardan biriyim. O şamatayı ve heyecanı. Ramb-las'da biraz durakladık. yedi buçukta kalkacağı tutar. fazlasıyla kadınsı mahlûk. harp zamanının saatte yirmi kilometreyi bulmayan süratiyle. Fakat. istasyona doğru yürüyüşe geçtik. alabildiğine iyimserlik. ve en nihayet sessizliği sağlayan o dehşetli ve ba26 şarılı ıslığı. işin sonunda. erkeklerinin battaniyelerini dürmesine ve avadanlıklarını yerleştirmesine yardım eden bir alay kadınla doluverdi. Son anda. Bu tür hadiseler yorucu olabiliyor. savaşın bir önceki yılına ait bir afişe tesadüf ettim. meşalenin aydınlığında dalgalanan kızıl bayrakları. o velveleci bağrışmayı ve çizmelerle teneke tavaların çıkarttığı takırtıyı. maateessüff. Temmuz'daki sokak çatışmalarında yiğitçe çarpışmıştı. sırt çantalarını omuzlarına atmış. makinistin aklına öyle estiği için. Katalonya'dan Aragon vadisine doğru. Trenin sekizde kalkması lâzımdı. Ancak. bugünse ne kadar uzak ve ihtimal dışı geliyor! Tren milislerle öylesine tıka basa doluydu ki. bizi görebilmek için kaldırımlara yığılan dost kalabalıklar. O gün bütün bunlar bana ne kadar doğal görünmüştü. bizim kuzeyli zaman nevrozumuzdan nasiplerini almadıkları için. Ardı arkası kesilmeyen rivayetlerden.olsa geç olur» diye güvenemezsiniz. saat sekizi on geçiyordu. Ödünç alınma bir bando bir iki devrimci şarkı çalarken. emeklemeye taşladı. İaşe subayının ambarında dehşetli bir patırtıdır gidiyordu. İspanyollar'a hayranlık duyuyorum.

kazurat ve tefessüh eden yiyeceklerin çıkardığı pis kokuydu. Berbat bir soğuk vardı. evlerin çoğu da yoğun tüfek ateşi yüzünden çiçek bozuğuna dönmüştü. Gece geç saatlerde Alcubierre'ye vardık. Köye vardıklarında genellikle kurt gibi acıkmış oluyorlardı. Bu asker kaçakları hayatımda gördüğüm ilk «gerçek» Faşistler idi. Şehrin bazı kısımları şarapnelle paramparça olmuş. bize hâlâ tüfek tevziatı yapılmamıştı. Şimdi deniz seviyesinden 1. Askerden arınmış bölgede bir iki gün oradan oraya kaçtıkları için aç olmaları pek doğaldı ama hep müzafferâne bir edayla Faşist birlikleri29 . ufalanmış saman. bezgin askerlerdi. çünkü burada çok sayıda Faşist kurşuna dizilmekteydi. Yine de İspanya'nın bu bölgesinde. yalnızca arka avluda katır gübresi birikintilerinin üstünde kümes hayvanları seke seke dolaşmaktaydı. Bastığınız yere dikkat etmeden yürüyebileceğiniz bir yardalık toprak parçası bile bulunmuyordu.gidişleri köyü tarifi imkânsız derecede pis bir hale sokmuştu. Haki renkli tulumları dışında. yırtılmış gazeteler. Eğer akrabaları Faşistler'in elinde bulunan bölgelerde yaşamasa. sonra batıya doğru Zaragoza önlerindeki cephenin tam gerisine düşen Alculbierre'ye gönderdiler. bu yüzden siste saatlerce dolaştık durduk. asker kaçaklarının artacağı kuşkusuzdu.yapılmıyordu. Sietamö için. Umumî hela veya lâğım türü birşey bulmak söz konusu değildi. köşeleri gübreyle kabuk bağlamış biçilmiş soğuk tarlaları hatırlamadan edemiyorum. Artık cephe hattının yakınına gelmiştik -savaşın karakteristik kokusunu alacak kadar yakın. kimi yerde sayıları altıyı bulan katırların çektiği hantal yük arabalarını sürüyorlardı. bizden ayırdedilecek hiçbir yanlarının olmayışı beni çok şaşırtmıştı. Biribirine sokulmuş çamur evler ve kiliseyi çevreleyen taş yığınlarıyla bir kale gibi inşa edilmiş bu köylerde. Kamyon şoförü Sietamo ile Aleubi-erre arasında bir yerde yolunu kaybetti (bu savaşın vak'a-i âdiyyelerinden biriydi). barış zamanında bile. Birisi çamur bataklarının arasından. zaten hiç olmamıştı. yukarda cephe hattında işler hayli sakindi anlaşılan. Aragon köylerinin alışılmadık sefilâne yoksulluğundan etkilenmeden gezmenin mümkün olmadığına inanıyorum. cepheden köye muhafız refaketinde getirilen Faşist asker kaçaklarıydı. ama biçilmiş kuru ot kadar değil. Dar toprak yollar kimi yerde iki ayak derinliğinde birer çamur deryasına dönüşmüştü. İki gün geçtiği halde. Comite de Guerra'ya gidip duvardaki sıra sıra kurşun deliklerinden -delikler tüfek salvolarının marifetiydi. Arada sırada birkaçı birleşip cephenin bizim tarafımıza kayma tehlikesini göze alıyorlardı. Evlerin hiçbirinin bahçesi yoktu.baktığınızda. Bence bu.500 ayak irtifada idik. birbiri ardına dizilmiş. Alcubierre hiç isabet almadığından cephenin hemen gerisindeki çoğu kasabadan daha iyi durumdaydı. çünkü. Benim de dahil olduğum bölüğü kamyonlar önce Sietamo'ya. Kilise ve etrafındaki çeyrek millik saha uzun zamandan beri hela olarak kullanılmaktaydı. Birliklerin daimî geliş . Yağmur ve sisin bir28 birini takip ettiği iğrenç bir hava hüküm sürüyordu. Cephenin karşı tarafındaki birlikler aslında Faşist falan değildi: savaş patlak verdiğinde silâh altında bulunan ve kaçmaya dünden razı. Aşağı pek az yaralı taşındığına göre. köylüler ise. Başlıca heyecan kaynağı. nedendir bilinmez ülkenin en iyi matadorları Faşist idi. Bu yollarda tekerlekleri patinaj yapan kamyonlar güçlükle ilerliyor. Alcubierre'nin sahip olduğu tüm manzarayı görebiliyordunuz. İçinde uyuduğumuz kümenin ekmek kabukları. bahar aylarında bile bir tek çiçeğe rastlayamazdınız. kemikler. kesinlikle Anarşistler'in eline geçtiği Ekim'e kadar üç defa savaşılmıştı. samandan ise daha iyi. sıçan leşleri ve kertikli süt tenekeleriyle dolu olduğunu keşfettiğimde şafak sökmüştü. Ne zaman savaştaki ilk iki ayımı düşünsem. Temiz olduğu takdirde. nereden geldiği anlaşılmayan yoğun bir sis her yanı sarıyordu. içinde uyumak için hayli iyi. ufalanmış saman kümelerinde eşelenip süratle uykuya daldığımız bir katır ahırına götürdü bizi.

başlarında beyaz ata binmiş (bir muhafız olduğu halde. İçten içe korkuyordum. ateşin yanına çömelmiş. bir köylünün evinde karnını doyururken seyrettim. Şu anda cephe hattının hayli sakin olduğunu biliyordum ama çevremdeki adamlardan. Her milis kolunun kendisine maskot seçtiği en az bir köpeği oluyordu. Seksen kişi ve çok. Tuhaf görünecek ama. onbeş asker kaçağı birden çıkageldi. fena halde rüzgâr yanığı. hiç aklımdan çıkmamıştı. muhteşem atlarından çok sayıda ele geçirilmişti ve hepsi. Aralarında yürüdüğüm insanlara bir kaç 31 .nin açlıktan kırıldığının kanıtı olarak (gösteriliyordu. üstelik.U. Tüfeklerin çoğu eşit ölçüde kötüydü. hayatları boyunca ellerine hiç silâh almamışlardı ve öyle zannediyorum ki pek azı nişangâhın ne işe yaradığından haberdardı. tüfek ağzından içeri şöyle bir göz atmak tüfeğin paslandığını ve asla iflah olmayacağını keşfetmeye yeterliydi. gümbürdeyen top gülleleri ve sıçrayan çelik parçaları. bit. tahta namlu mafhazası çatlaktı. elbiseleri yırtık pırtık bir delikanlı. onları. soğuk beni düşmandan daha çok korkutuyordu. Bana verdikleri nesneyi görür görmez resmen şoke oldum. Büyük Savaşı hatırlayacak kadar yaşlıydım. eşkiya kolunu andıran milis süvarisinden bir delikanlı tepede yerden külliyetli miktarda toz kaldırarak atını ileri geri zıplatıyor. kendisine pitoresk pozlar takınıyordu. Soğuk korkusu Barselona'da geçirdiğim günler boyunca. gözleri fıldır fıldır. sonra saflar halinde dizildik. Alcubierre'deki üçüncü sabahımızda tüfekler geldi. Adam başına elli adet olmak üzere. elden ele fişekler dağıtıldı. Kolun başında kızıl bayrağın yanında.Bana göre harp. Önümüzde ise Alcubierre ile Zaragoza arasında uzanan alçak dağ silsilesi görülüyordu. Yol geçen yılki hasattan beri hiç dokunulmamış sarı ve kıraç tarlaların arasından büklüm büklüm kıvrılıyordu. açlık ve soğuk demekti. katır ahırında tüfekleri dağıttı. damgalanmıştı ve sanki görünüşünde bir tuhaflık olduğunun farkmdaymışcasma garip yürüyordu. bir zafer nişanesi gibi köyde dolaştırıldı. bir tava dolusu güveci umutsuz bir süratle gövdeye indirirken. buz tutmuş bir tüfekle saatlerce nöbet bekleyişleri. sürgüsü sıkışmıştı. tüfeğin nasıl doldurulacağı ve süngünün nasıl parçalarına ayrılacağından ibaret. daha sonra çaldırdığım. bulanık bir fotoğrafını çekmeyi becermiştim. Ondokuz yaşında. . Bu sahnenin. Bu kafile. makineli tüfeklere ve çamura yaklaşıyorduk. etrafından çember olmuş kendisini seyreden milisleri asabı nazarlarla inceliyorduSanırım. Bizimle birlikte gelen biçare hayvanın üstüne kocaman harflerle P. bazısı daha bile beter haldeydi. Çavuş 'bize. herşeyden önce de çamur. Artık cephe hattına. Hayli merhamet uyandırıcı (bir sahneydi. Unutulmaz bir gün. muharebelere iştirak edecek kadar değilse bile. avadanlığımızı sırtımıza 30 bağladık ve yaklaşık üç mil ötedeki cephe hattına doğru yola düzüldük.M. çizmemin konçlarından içeri dolan yarı donmuş çamuru düşünmekten kaç gece gözüme uyku girmemişti. Devrim esnasında İspanyol süvari alaylarının. On yıllık olan en iyi tüfek.O. Kaçaklardan birini. Onu köye getiren silâhlı adam durmaksızın omuzunu okşuyor ve emniyet telkin edici sesler çıkarıyordu. uzun boylu. Milislerin çoğu. beş dakikalık bir «eğitim» yaptı. tan yeri ağarırken dondurucu soğukta tetikte duruşları. Ayrıca. bombalara. sayıda köpekten müteşekkil centuria düzensiz bir halde yoldan yukarı kıvrıldı. yürekli Belçikalı yoldaş Georges Kopp siyah bir atın üstünde ilerliyordu. Onun biraz ötesinde. Kaba koyu sarı çehreli bir çavuş. herkesin marıcon (ibne) diye tanıdığı on beş yaşında.bu kana susamış «Kızıllar» m yemeğini bitirir bitirmez kendisini kurşuna dizeceklerinden şüpheleniyordu. İmalat tarihi 1896 olan bir Alman mavzeriydi bu yani yaşı kırktan fazlaydı! Kir pas içindeydi. hiç kuşkusuz çatlatana kadar sürüp helak etmekte olan milis gücüne devredilmişti. en çok bilgi sahibi olana en iyi tüfekleri vermek gibi bir çaba da gözlenmiyordu. geri zekâlı bir ufaklığa verilmişti. hattâ siperlerdeki soğuğu.

yirmi beş yaşlarında bir delikanlıydı. savaşın bu döneminde daima çok pis olan solgun ve heves dolu yüzlü. Tepesinde dalgalanan kızıl bayrağı ve siper oyuklarından tüten dumanıyla. Önümüzde bir yerlerdej kayalık tepeler arasında garip bir akis yapan tek tük tüfek ateşi. pike yapar ve makineli tüfeğini ateşler miydi? Çünkü. Bu bizim. Cephe hattının bu kısmı. duyuluyordu. Ve. gür siyah saçlı. Bu bağırışların savaşçı ve korkutucu olması kastedilmişti ama çocuk hançerelerinden çıka çıka kedi enciklerinin viyaklaması gibi dokunaklı sesler duyuldu. Asıl adı Levinski olduğu halde herkesin Benjamin diye çağırdığı.M!». Kısa boylu. en nihayet cepheye gidiyor olmaktan ötürü. Dağ silsilesine vardığımızda. Akşamüstü ilk nöbetimizi tuttuk ve Benjamin bize mevziyi gezdirdi. Bir koyun sürüsünden çok daha gayri nizamî sürükleniyorduk. Sıçan delikleri misali toprağa oyulmuş otuz ya da kırk sığınak vardı. kolun bir ucu görünmez olmuştu. Cepheye yakınlaştıkça. üniformaları çamur kaplıydı.O. Kafatası derisi. «Fascistas maricones» ve benzeri sloganları haykırmaya başladılar. her bayırın tepesine oturtulan ve hep «mevzi» denen. Siperlerin ve iç siperin arkasında çeşitli noktalara 33 . bir «bang» sesi daha işitildi. pek tipik bir şekilde. yüzü kan revân içinde istihkâm siperinden gerisin geriye koştuğunu gördük. Başımızın üstünde bir kaç mermi çatırdayıp duruyordu. Tepemizden o anda bir Faşist uçağı geçse. çünkü en büyüğü on-altı yaşındaydı. kazurat ve paslı tenekelerden oluşmuş derin bir çöp yığını. sığınağından çıkıp bizi selâmladı. son derece ilkel mazgal delikleriyse kireçtaşı kümelerinden yapılmıştı. bu düpedüz. Mevzi yaklaşık elli yarda genişliğinde yarım daire biçimindeydi. Mevzinin hemen gerisindeki yarıkta ayların süprüntüsü birikmişti .ekmek parçalan. böylesi bir dağlık ülkede imkânsız olduğundan. Ne menem bir güruha benzediğimizi imkânı yok tasavvur edemezsiniz. çoğunun sakalı uzamıştı. uzaktan. «Visca P. en önde kızıl bayrağın yanındaki gençler. Tüfeğini ateşlemiş ve.basbayağı çocuk demek istiyorum. İspanya'nın bu bölgesindeki dağların teşekkülü bir garipti. nasıl kullanacaklarını bilmedikleri eski püskü tüfekler taşıyan bu pejmürde çocuklar olduğunu düşünmek. Biz tam avadanlığımızı sırtımızdan atmış. tahkim edilmiş mevziler zinciriydi. nasıl becerdiyse. kendi kendimize verdirdiğimiz ilk zayiat idi. kısmen de kireçtaşı topaklarından yapılmıştı. sürgüyü patlatmıştı. içinde barınılabilir intibaını veren en yakınımızdaki ilk ve boş sığmağa daldık.nazar atfettikçe de.U. sığmaktan dışarı emekliyorduk ki. patlayan hartuç sandığının kıymıkları yüzünden şerit şerit yırtılmıştı. bizim gerçek birer asker olmadığımız o irtifadan bile görülebilirdi. ne olurdu diye merak ettiğimi hatırlıyorum. bir tür dehşete kapıldığımı itiraf etmeliyim. Daha yakma geldiğinizde ise. tiksinti verici tatlımtırak kokuyu duyabilirdiniz. Cumhuriyeti savunacak kişilerin. sola kıvrıldık ve dağın yamacından dolanan dar bir katır yolunu tırmandık. ben ve Williams'ın İspanyol kayınbiraderi. insanı ürkütüyordu. mütemadî bir siperler dizisinden oluşmuyordu. Acaba pilot. Bizim varışımızdan sonra cepheyi terkedecek olan bölük avadanlıklarını topluyordu. çizmeleri lime İlmeydi. Gelin görün ki. Polonya doğumlu bir Yahudi iken anadili olarak Fransızca konuşan mevzi komutanı yüzbaşı. at nalının üstünde bir başlık gibi görebilirdiniz. burun delikle32 rimden haftalar sonra dahi bir türlü çıkmak bilmeyen. her yerde kireç taşı görülürdü. kum torbalarından yapılmış sefil bir barikattan oluşan mevziinizi. İstihkâm siperinin önünde kayalara oyulmuş dar bir siper düzeni oluşturulmuştu. adam dediklerimizin yarıdan fazlası çocuktu . Yüksek yamaçlarında bodur çalılar ile süpürge otundan başka bir şey yetişmez. Üç aydır cephe hatundaydılar. bizim bölükteki çocuklardan birinin. son derece mutlu ve heyecanlıydılar. Wiliiams. iki mil kadar bir mesafe katettiğimizde. zahmet edip. istihkâm siperi ise kısmen kum torbaları. Atnalı şeklindeki yassı tepeleri ve derin ırmaklara inen çok sarp yamaçlarıyla.

» (Benjamin İngilizce —dünya kötüsü bir İngilizce— konuşuyordu. Kışın Zaıagoza cephesinde bunlar. Düşman. Faşist siperini bulmaya çalışarak. tütün.yeşil bayrağı —Faşist mevzii— gösteriyordu. siperleri çok iyi gizlenmişti— sonra. bir taraftan öbür tarafa sekip duruyor.serpiştirilmiş oniki nöbetçi noktası vardı. Ateş etmenin hiç bir yararı olmayacağı aşikârdı. derenin öbür tarafında tam karşımıza düşen tepede hayal meyal seçilen istihkâm siperini ve kırmızı . Fakat tam bu esnada. tepenin yamacı dibi görünmeyen dereye doğru kayıp kayboluyordu. bir tek kuşa bile rastlanmıyordu. yukarıya tırmanıyorlardı. Buna savaş mı diyorlardı?! Düşmanla herhangi bir temasımız bile yoktu. Benjamin en yakınındaki adamın tüfeğini kapıp hemen nişan aldı ve tetiği çekti. Ama asker daha çocuktu. Uzaktan grimsi iki küçük heykelcik gibi görünen iki Faşist. hedef gözetmeksizin dehşetli bir tüfek ateşine başladılar. Cephede gördüklerim bende büyük bir bezginlik yaratmıştı. Tam karşımızda tek tük sarp kayalıkların görüldüğü çıplak tepeler vardı. kurşunun biri şeytanî bir çatırtıyla kulağımı sıyırıp geçti ve gerideki arka siperine saplandı. siperlere girer girmez. bazen de. tam karşıdaki çıplak tepede. küstahça duralayıp bakıyordu. heyecan dolu bir feryat duyuldu. Kısa bir süre sonra. kara böcekler35 . üzerimden ilk kurşun geçtiğinde başımı eğmeyeceğime dair kendi kendime söz vermiştim. Nokta gözden kayboldu. yiyecek. Hayatımda bir insana ilk defa ateş ediyordum. önemlerine göre böyle sıralanıyorlardı. Karınca kadar minnacık Faşistler'i görebiliyordum. bir askerin siyah bir nokta gibi görünen başı. Beklenmedik bir baskının her an olabileceği geceler dışında. düşman en sonuncusu olmak üzere. sonra. bunun hiç de hayır a alâmet olmadığını düşündüm. nerede?» Benim siper savaşından anladığıma göre. mum ve de düşman. Sonunda. Heyhat! Başımı eğiverdim. hiç kimsenin düşmana aldırdığı yoktu. ama galiba insan insiyakı hareket ediyor ve hemen herkes en az bir kez böyle bir şey yapıyor. Tarif edilemez bir sukut-i hayale uğramıştım. «Düşman nerede?» Benjamin elini coşkuyla dalgalandırdı. Siperin önünde dikenli tel uzanıyordu. her şey gri ve soğuktu. «Oğada. hiç bir yerde hayat belirtisine. istihkam siperinin gerisinde. Ne var ki. tüfeğiyle siyah noktaları işaret edip duruyor. Kaza eseri olmadığı taktirde. Yeni gelen askerler. nişangâhımı yediyüz metreye ayarladım ve ateş ettim gitti. Kurşunun adamı sıçratacak kadar yakınına düştüğünü umarım. hevesle sırıtıyordu. arasıra oraya buraya sıçradıkları görülen. Klik! Mermi patlamadı.) «İyide. Benjamin'in işaret ettiği noktayı hayretler içinde farkettim: en az yediyüz metre ileride. Ama hiçbir şey göremiyordum —anlaşılan. Tüm hayatım boyunca. Adamlara hiç de yakın değildik! Bu menzilde tüfeklerimiz kesinlikle hiç bir işe yaramazdı. Faşistler' in elli veya yüz yarda ötede olması gerekiyordu. uzakta. mazgal deliğinden dışarısını dikizledim. 3 Siper çarpışmalarında beş unsur önemlidir: yakacak odun. böylesine ıızak bir menzilden ve elimizdeki türden tüfeklerle bir adama isabet ettirmenin imkânsız olduğunu izah etmeye çabaladım. bir taş atılmasını bekleyen bir köpek gibi. Zahmet edip başımı siper seviyesinden aşağıda bile tutmuyordum. so34 lumdaki asker siperinden çıkıp pek İspanyolvarî bir edayla yanıma sokuldu ve ateş açmam için beni kışkırtmaya başladı. bir an için.

ama ben bu olaydan önce yaralanmış ve saf dışı olmuştum.U. Bir şehir kâtibinin hayatı kadar olaysız ve neredeyse bir o kadar düzenli bir hayat.U. bir çeşit saksağanla. soğuktan titreyerek bayraklarının çevresinde dönüyor ve ısınmaya çalışıyordu. ve bu cephede. Sırası gelmişken. (Bir keresi yetti de.di düpedüz. bu yüzden çevreye boş konserve kutularının karmakarışık saçıldığını ve herşe-yin bokla kaplandığını unutabilseydiniz. Her tepede. Mart ayında Huesca çevresinde yoğun çarpışmalar başladı. Çok uzakta. Bir süre sonra. dağ silsilesi güneydoğuya doğru kıvrılıyor ve geniş ebrulî bir vadi bırakarak Huesca'ya doğru uzanıyordu. solumuzda. U. Bir ileri. Pek seyrek olarak da.kırmızı).' lu olan küçük bir ileri karakol.U. siper kazmak.. bir geri zikzak biçiminde uzanan. çevredeki kış manzarasına sabit gözlerle bakar. Aşağıdaki ovada bile herşey ölü ve çorağa benziyordu. Sık sık. aldırış etmek tenezzülünü göstermedikleri tüfek atışlarının izlediği. Sağımızda. Her dağ tepesinin birlikler tarafından işgal edildiğini.O.O. İki ordunun da asıl uğraşısı ısınmaya çalışmaktı. devriye gezmek. Zaragoza'nın çevresindeki tepelerde önemli olan. kırmızı. Sabahları vadi sık sık bir bulut denizinin arasından düz ve mavi olarak yükselir ve görünüş.S. Sağımızda. ama bana pek az iş düştü. devriye gezmek. yavaşça havada süzülen kartal sürüleri görülüyordu. mevzii vardı. 37 . Ekim başlarında. bazen de Cumhuriyetçi bayrağı (kırınızı . Anarşistler kırınızı ve siyah. Huesca'ya karşı bir tek gün içinde binlerce insanın öldüğü feci bir saldırı yapıldı. ve P. Tam karşımızdaki tepeler fil derisi gibi kırış kırış ve griydi. arttı bile).. biçimleri kar yüzünden günden güne değişen daha başka tepeler vardı. İspanya'da geçirdiğim tüm o zaman boyunca çok az çarpışma gördüğümü söylemeliyim. Haziran'da. nöbet tutmak. bana elli yardalık bir uzaklığın içinde hiçbir top mermisi patlamadı ve göğüs göğüse çarpışmaya da yalnız bir kere katıldım. Normal olarak savaşın dehşet verici yanları diye düşünülebilecek şeylerin çok azı başıma geldi. 36 silâh ve özellikle topların yokluğu.C. görünüş harikuladeydi.M. pejmürde ve pis adamlardan bir küme.mor) kullanıyorlardı. bir fotoğraf negatifine benzerdi. P. siper kazmak. Arasıra görülebilen kuşlar. çok sık ağır makinalı tüfek ateşi altında kalıyordum.sarı . Gökyüzünde hemen hiçbir zaman kuş olmuyordu. Ovanın ortasına zarlar atılmış gibi birkaç küp serpilmişti. Teruel'deki çarpışma bir yana. Faşist ya da Cumhuriyetçi. Nöbet tutmak. Ne var ki. Burada. Faşistler genellikle kralcı bayrağı (kırmızı sarı . durgun savaş halinin karışık can sıkıntısı ve rahatsızlığıydı. Ocak'tan Mayıs'a kadar Aragon cephesindeydim. asker. tuhaf bir biçimde. ama bu ateş hep uzakça menzillerden oluyordu. karın hiçbir zaman erimediği heybetli doruklarıyla Pireneler havada yüzer gibi görünüyordu. Huesca'nın daha ilerisinde bizimkilerle aynı düzende. Huesca'da bile_ insan bir parça ihtiyatlı davranırsa. hiç de kolay anlaşılır birşey olmayacaktı. eğer her mevzide bir bayrak sallanmasa. Hiçbir uçak yakınlarımda bir yere bomba atmadı. sözde cephe hattı denilen şey. o da yine P.M. beyhudeliğine şaşardım. Ocak ile Mart'ın sonlarına kadar hemen hemen hiçbir şey olmadı. tüm bu tepeler için vahşi çarpışmalar yapılmıştı. Hayatımda kuşların bu kadar az olduğu başka bir ülke gördüğümü sanmıyorum. Böylesine bir savaşın sonunun gelmeyişi! Daha önce. her ordu siper kazıp kendi zaptettiği tepeye yerleşmişti. Cumhuriyet'e sâdık kalanların elindeki Robres şehriydi.S. sivri noktalarının üstünde birçok küçük Faşist karakollarının benek benek yayıldığı mahmuz gibi bir tepenin karşısında da bir P.C. âni kanat sesleri geceleyin insanı ürküten keklik sürülerinden ibaretti. bu. Bütün gün ve gece boyunca gayesiz kurşunlar boş vadilerde vızır vızır geziyor ve yalnız pek küçük bir olasılıkla bir insan vücudunda yerini buluyordu. Kuşkusuz. saatin akrebinin yediyi gösterdiği yönde. genellikle güvenli sayılırdı. geniş çaplı bir harekâtı olanaksız kılmış.

Milis gücünde sık sık. Başlangıçta. «siyasî almayan» ve aşağı yukarı olağan kurallara göre örgütlenen. Kuş uçuşu ile en yakın Faşist karakolu bizimkinden yediyüz metre uzaklıktaydı. eğitilmemiş bir güruhtu. parti milis güçleri ilkece bununla birleştirilmişlerdi. Çünkü. ense yapılacak bir İşe hiç benzemiyordu. ama tek geçilebilir yoldan giderseniz bir buçuk mil tutuyordu. korkunç soğuğa rağmen siperin duvarına dayanıp derin bir uykuya bile dalıyorlardı. bana doğru geldiklerini duydum. Aslına bakarsanız. ancak birbirini izleyen seyahatler yaparak ve her keresinde yeni işaretlere dikkat ederek bulabilirdiniz. bu çocuklar cephe gerisinde hafif işlerde kullanılıyorlardı. çatırdayan çalılar ve takırdayan kireçtaşları arasında gürültüsüz ilerlemek çok güçtü. birdenbire çok küçük görünüveren bir fidanın arkasına sindim. milis güçleri. Katalonya milis güçleri hâlâ savaşın başındaki esaslar üzerindeydiler. Centuria. yolun girdisini çıktısını. Kural olarak. Çok yoğun bir sis vardı. Franco'nun başkaldırısının ilk günlerinde. Tepenizde serseri kurşunlar kuşlar gibi ötüşerek uçuşurken. az bir zaman sonra. hemen hep Faşistler'in bölgesinden göçmen olarak gelen ve bakılsınlar diye en kolayından milis kaydedilen onbir oniki yaşlarında çocuklara rastlıyordunuz. Cobo'luk. Bu yaştaki çocuklar asla cephe hattında kullanılmamalıydılar. ama bazen cephe hattına kaymayı becererek hepimiz için ortak bir tehlike oluşturuyorlardı. aslında hepsi birer siyasî örgüt olan çeşitli sendikalar ve siyasî partiler tarafından toplanmışlardı. Bu dönemde. tüm 39 . Benim kesimin fırlama oğlanları ancak ayaklarından çekip sürüklenerek sığmaktan çıkartabiliyorlar ve daha sırtımızı döner dönmez. Faşist hatlarının yakınlarında kaplumbağa gibi sürünmek zorunda idiniz.ön iki kişilik bir muhafız mangasının 38 komutanı. onların deyişiyle cobo olmuştum . Bayrağı alıp mev-ziye götürdüm— insafsızca yırtıp temizlik bezi olarak kullandılar. hava tabancaları kuşanmış yirmi erkek izci ya da oyun labutları ile silâhlanmış yirmi kız izci. Her nedense başka yöne gittiler ve benim görüş alanıma girmediler.Geceleri ve sisli havalarda vadiye. Saklandığım fidanın arkasında önceki çarpışmaların bir sürü yadigârı ile karşılaştım —bir yığın boş fişek kovanı. devriyeler gönderiliyordu. özellikle ilk başta. Faşist hatlarına giden yolu ancak üçüncü yada dördüncü girişimde bulabildim. Devriyelik hiç makbul bir iş değildi. gürültüsüzce tüfeğimi kurmaya çalıştım. karanlık vadilerde başıboş dolaşmak oldukça eğlenceliydi. «şaka» diye sığınağın ateşine bir el bombası attığını hatırlarım. Sonra. üstünde mermi deliği olan bir deri kasket ve besbelli bizimkilerden kalma bir kırmızı bayrak. Küçük bir canavarın. ne kadar istersem o kadar sık devriye çıkmak için izin alabileceğimi keşfettim. Kocaman pürüzlü uçurumlarda patika ya da dağ yolu cinsinden hiçbir şey yoktu. Monte Pocero'da onbeş yaşından küçük kimsenin bulunduğunu sanmıyorum ama yaş ortalaması kesinlikle yirmiden aşağıydı. bizimle Faşistler' in arasına. çoğu yirmisinin altında oğlan çocuklarından oluşan. Fakat uzun zaman. Bazen bütün gün boyunca devam eden ve tepelerin doruğuna yapışıp vadileri açıkta bırakan yoğun sis geceden daha iyiydi. Korkudan. seslerini dinlemek için dikenli telin oraya doğru süründüm. Faşistler'in içeride konuştuklarını ve şarkı söylediklerini işitebiliyordum. karakolu bırakıp sığınağa süzülüyorlardı. Bu tepelerin yamaçlarında. Ve çok uzun bir süre böyle kaldılar. Bereket. Dahası var. mevzimizi hallaç pamuğu gibi ata-bilirlermiş gibi geliyordu bana. Milisler merkezî hükümete olduğu kadar kendi partilerine de bağlıydılar. Halk 'Ordusu kurulduğunda. bazı geceler. beni fena halde telâşlandırarak birçoğunun tepeden aşağı. 1937 başlarında. geceleri mevzide gereği gibi nöbet tutturmak hemen neredeyse olanaksızdı. Cepheye varır varmaz onbaşı. siper savaşının ayrılmaz bir parçası olan uykusuzluğa dayanamıyorlardı. dışarısı çok soğuk ve kaybolmak çok kolaydı. düşman fazla atılgan değildi.

Normal askerî cezalar vardı ama ancak çok ciddî durumlarda uygulanıyordu. İnsanı yönetmekte hiç tecrübesi olmayan kuşkucu kişiler hemencecik bu usulün «yürümeyeceğini söylerler. milis güçlerinin cephe hattını tutmak zorunda kaldıklarını pek hatırlamazlar. «Devrimci» disiplin siyasal bilince clayanır -neden emirlere uyulması gerektiğinin anlaşılmasına: bu anlayışı yaymak zaman aldığı gibi. Gerçekten. dolayısıyla da yetişme ve silâh yetersizliğinden ileri gelen hataların eşitlikçi sistemin sonucu olduğunu iddia etmek moda oldu. Ateş altına gireli daha beş ay olmuştu ki. onları hiçbir güç durduramazdı. burjuvaların askerliği zorunlu olan ordularında disiplin. En kötü milis kıtalarındaki disiplin bile zaman ilerledikçe gözle görülür bir biçimde düzeldi. Aragon cephesine. zorunlu askerliğe dayanan 41 . ne topuk çarpma.) Olağan ordularda sürüp giden zorbalık ve horlama. Milis güçlerinde. bin kişi biraraya gelip cepheyi bırakmaya karar vermiş olsalardı. ama şimdiye kadar gördüğümden ya da savaş zamanında olabileceğini düşündüğümden çok fazla eşitlik vardı. Tabiatıyla katıksız bir eşitlik söz konusu değildi. Sınıf sadâkati esasına dayanır. Modern. Bu sistemin temel noktası. bir yoldaştan bir başka yoldaşa veriyordunuz. yeni toplanmış bir milis birliği disiplinsiz bir güruhtu. Eğer erin biri emre uymayı reddederse ona hemen ceza verilmez. aynı elbiseleri giyiyordu. (Milis güçlerinin yerini alan Halk Ordusu. ta Haziran'a kadar. milis güçlerinde bir an bile hoş görülemezdi. Tek tek asker kaçakları kurşuna dizilebilirdi —ara sıra kurşuna diziliyordu da— ama. geçici olarak işleyecek. emre itaat konusunda ya da tehlikeli bir görev için gönüllü bulmakta en ufak bir güçlüğe uğramadım. bal gibi de «yürüyor». ne rozet. subaylar erlere «Yoldaş» dediği için değil. aynı yemeği yiyor. demokratik devrimci tipi disiplin umulabileceğinden daha güvenlidir. ensesine tokat atıp bir sigara almak isteseniz. 1 937 Haziranı'na kadar. Teorik olarak bir milis birliği. İşçi ordusunda disiplin. halbuki. döner dolaşır gelir korkuya dayanır. Tümen komutanından. Emirlere itaat gereği anlaşılmıştı ama. Mayıs'ta ise. kısa bir süre. en azından. ve herkes tam bir eşitlikle kaynaşmıştı. Franco'ya karşı hiçbir zaman direnilemezdi. Çünkü. demokrasiydi. Çünkü. bir adamı kışla avlusunda talim ettire ettire robota çevirmek de zaman alır. cephe hattında işlerin ne halde olduğunu ilk görüşümde dehşet içinde kaldım. subay ve erler arasında sosyal eşitlikti. bir emir verdiğiniz zaman. ilk önce yoldaşlık adına ısrar edilirdi. teorik olarak. Sonraları. ama gerçekte uzun vadede. Dünya yüzünde böyle bir tip ordu ile nasıl savaş kazanıl abilirdi ki? O sırada zaten herkesin söylediği de buydu. Ocak ayında bir düzine acemi askeri eğiteyim derken az kalsın saçlarım ağarıyordu. Uygulamada. böyle birşey yapabiliyordunuz ve hiç kimse bunu tuhaf bulmuyordu. bir çeşit sınıfsız toplum modeli oluşturmaya kalkmışlardı. gönüllüdür. bu arada milis sistemi de değişmeden kaldı. akla da aykırıydı bu. halihazırdaki şartlar altında milis güçleri olduklarından daha iyi olamazlardı. İngiliz-İspanyol karışık otuz kadar adama teğmen vekili olarak kumanda ediyordum. Fakat itiraf etmeliyim. bunu üstten asta değil. bu iki tip arasında bir yerdeydi. Aynı şartlar altında. ne de selâm verme. yetiştirilmiş birlikler emrine hazır olana kadar beklemiş olsaydı. acemi birlikler her zaman disiplinsiz 40 güruhtur da ondan. Generalden ere kadar herkes aynı parayı alıyor. milisleri oldukları yerde tutacak sı nıf sadâkatindan başka hiçbir güç yoktu. önemsiz sayıda yeni Halk Ordusu birlikleri ulaşabildi. mekanize bir ordu yerden bitmez ve Hükümet. Halk Ordusu geride yetiştirilirken. bunun yanısıra anlaşılan ikinci şey de şuydu. Subay ve astsubay ayırımı vardı. doğru olmakla birlikte. Milis gücüsistemini aşağılayan gazeteciler. milis güçlerini yermek. üstelik. ama. Milis güçlerinin savaş alanında kalması bile «devrimci» disiplinin kuvvetinin bir kanıtıdır. ama olağan anlamında askerî rütbe hiç yoktu: ne unvan.değişiklikler yalnız kâğıt üstünde kaldı. hiyerarşi değil.

iki saat durmadan yakacak arayan üç kişi.U. Günler boyu. coşkunlukla üstüne atılmaktır. bektaşi üzümünden da43 . Sık sık yağmur yağıyor ve çeyrek saatlik yağmur bile şartlan büsbütün dayanılmaz bir hale getirmeye yetiyordu. bazen de sis. kalın çoraplar. Bizim sefil dağımız en iyi zamanında bile ağaç ve ottan yoksundu. bir boyun atkısı. hava gerçekten çok soğuk değil idiyse bile. Yüz kişilik bütün garnizonda. milisinde dört beş ay içinde sadece dört kişinin kaçtığını duydum. neredeyse dimdik yamaçlarda insanın postallarını param parça eden çentikli ki-reçtaşının üstünde bir aşağı bir yukarı inip çıkmak ve minik bir dal görünce. vadide yakacak topluyorduk. tüfek tetiğinin çamurdan tıkanıp sıkışmasına yol açtığı için tehlikeliydi de. üzerimdeki giyeceklerin bir listesini yaptım. kaldı ki. dengenizi korumanız imkânsız oluyordu. yine milislerin çoğunda ancak bir tane battaniye bulunuyordu. bir fanila gömlek. üstelik düşmek. pamuklu kadifeden golf pantolon. Dağın yamacında yetişen her bitkiyi yanma niteliklerine göre sınıfladık. ben soğuğa karşı olağanüstü hassasımdır. Önceleri ortalıkta görünen karışıklık. Bu zamana ilişkin tüm anılarım. Yakacak odun gerçekten önemli bir sorundu . bat42 taniyeler ve tüfekler hemen baştan aşağı çamura bulanıyordu. Yemek yemediğimiz.bir ordu —savaş polisi uzaklaştırılmışa— çoktan eriyip kaybolurdu. bunlardan ikisi de hayli kesin bir olasılıkla. Halbuki milisler. sağlam bir trençkot. kış ortasındaydık. Bu arada. P. nöbet tutmadığımız ya da angarya iş görmediğimiz zamanlar. müflonlu deri eldivenler ve yün başlık vardı. fakat.işin en can alıcı noktası da. tek tük asker kaçakları bile görülmüyordu. postallar. anlatılmaz bir soğuk vardı. yakacak odunun resmen hiçbir yerde bulunmamasıydı. ama cephe hattını da tuttular. siperin içine sıvı gibi doluyor ve insanın kemiklerine işliyormuş hissini veriyordu. Buna rağmen soğuktan tir tir titriyordum. Fakat itiraf etmeliyim ki. Ben taşıyabildiğim kadar bir sürü kalın elbise getirmiştim. Bir insan bedeninin taşıyabileceği giyecek miktarını göstermesi bakımından hayli ilginç. insanın beklemeye hakkı olabileceğinden. Çoğu kez kış güneşi. sadece oniki tane kaput vardı. dolaklar. Fakat şartlar göz önünde tutulursa. tanrı bilir. Yakacak arama hevesi sonunda hepimizi botanist yaptı. Deniz seviyesinden iki üç bin ayak yüksekte ve. insana çok soğukmuş gibi geliyordu. milise bilgi edinmek için kaydolmuş casuslardı. Bütün bu dönem boyunca günceme ne zaman birşey yazmışsam. yakacak odun sorunundan veya daha doğrusu yakacak odun yokluğundan söz etmediğim yer olmamış. yakacak odun sorunu devam ediyordu -hep yakacak odun. çeşitli çalı ve otlar ateş yakmak için çok iyiydi ama birkaç dakikada. İspanyol milisleriyse kesinlikle İngiliz Ordusu'na uymuyordu. genel eğitim noksanlığı. aylardır soğuktan donan milisler tarafından talan edilmişti. pek az zafer kazandılar. bir domuz derisi ceket. sönüp gidiyordu. postallar. onlar da nöbetçiden nöbetçiye devredilmek zorundaydılar. gün ortasında bir saatliğine parlıyordu da. Bazen insanı tir tir titreten rüzgârlar kasketinizi başınızdan çekip alıyor ve saçınızı her yönde karıştırıyordu. dola-yısiyle insan parmağından biraz kalın ne varsa çoktan yakılmıştı. Kireçtaşının üstündeki çok ince toprak tabakası hemen yağ gibi kayganlaşıyor. Karanlık gecelerde.M. çoğu kez yirmi yardalık bir yerde altı kere düşmüşümdür. vahşi biberiye ve karaçalı dalları ateş iyice tutuşunca yanarlardı. bir emre uyulmasını sağlamak için beş dakika tartışmak zorunda olmak beni hem öfkeden kudurttu hem de dehşet içinde bıraktı. elbiseler. hep yamaçta yürdüğünüz için de. daha iyi idiler. birçok geceler hava dona bile çekmiyordu.O. Buzlu bir gece. Üstümde kalın bir iç fanilâsı ve don. inanın bana. iki kazak bir yünlü ceket. Isı olağanüstü denecek kadar düşük değildi. ama adamların çoğu korkunç giyimsizdi. mevzinin gerisinde. Kafamda İngiliz Ordusu'nun ilkeleri vardı. uyumadığımız. sığınağın ateşini ancak bir saat yanar tutmaya yetecek kadar ıvır zıvır toplayabiliyorlardı.

yeteri kadar yiyecek olursa. Soğuğun yanında öbür rahatsızlıklar çok önemsiz görünüyordu. Kav çakmağının en büyük avantajı rüzgârda çakılabilmesiydi. Kuşkusuz. Bir çeşit kurumuş kamış ilk başta ateşi yakarken çok iyiydi. ama arasıra gündüzleri elbiselerimi çıkarmayı beceriyordum. sıçan ve farenin aynı yerde olmayacağı seylenir. Sigara hâlâ günde bir paket dağıtılıyor. Noel pastasının üstündekiler gibi. ama gelin görün ki. Her milis kav çakmağı ve birkaç yarda sarı fitil sahibiydi. Bizim yaşadığımız olağanüstü bir hayattı. Aragon cephesindeki durgunluğun o sırada benim hiç bilmediğim siyasî sebepleri vardı. Sonradan kibrit ve mum kıtlığı hayatı çekilmez hale getirdi. Örneğin.ha küçük olan bodur meşe ağacı ise hiç yanmıyordu. Aslında. ama sıçan da fare de bol bol bulunuyordu. Ama pislik beni asla tasalandırmadı. İnsan böyle şeylerin yokluğunu hissetmeden önemini kavrıyamıyor. bunlar. tüfeğinden sonra bir milisin en önemli malıydı. insanın gece elbiselerini ve postallarını çıkarması olanaksızdı. Yetecek kadar yiyecek ve bol şarap vardı. Mevzi iğrenç bir şekilde pis kokuyordu. Ne var ki. merminin çekirdeğini çıkarmak ve kav çakmağı ile barutu tutuşturmak oldu. ikisine birden yetecek kadar su hiçbir zaman olmazdı. barikatın küçük kapalı arazisinin dışında heryer kazurat doluydu. Şüphesiz hepimiz devamlı olarak pistik. Pislik halkın üzerinde lüzumsuz yere gürültü kopardıkları bir-şeydir. İnsanın mendilsizliğe ve içinde yıkandığı teneke tavadan yemek yemeğe ne kadar çabuk alıştığına şaşarsınız. ben sabahları yıkanmak için hep bir matra dolusu aşırıyor-dum. bir ışık yakabilmek hayatla ölüm kadar büyük fark yapabiliyordu. Seksen gecenin ancak üçünde soyunup yattım. savaşta oluşun da olağanüstü bir tarzıydı. bal gibi bulunuyor. işte o zaman kendinizi hemen yüzüstü yere atardınız. Herkesin kiliselerden yağma edildiğini tahmin ettiği bu mumlar. Milislerin bazısı siperde abdest bozmayı âdet edinmişlerdi. eğer buna savaş diyebilirseniz tabii.» diyordu. yalnız alevsiz yanıyordu. durmadan neden hücum etmemize izin verilmediğini öğrenmek için gürültü patırdı ediyorlardı. daha uzunca bir süre çarpışma olmayacaktı. yalnızca mevzinin solundaki tepenin doruğunda yetişiyordu. Bütün milisler hareketsizliğe sinirleniyor. hattâ mum bile veriliyordu. Böyle olmasına rağmen yine kamış toplamaya giderdiniz. «Bu savaş değil. Her sığınağa günde üç parmak uzunluğunda mum veriliyordu bu da ancak yirmi dakika yanıyordu. insan karanlıkta yürümek zorunda kalınca iğrenç şeyler oluyordu. O sırada henüz mum satın alınabiliyordu. herkes bir saldırı anında hemen ortaya çıkabilecek biçimde hazır olmak zorundaydı. ara sıra bir insanın ölüverdiği bir komik opera. Başka ihtiyaçlar bakımından çok kötü durumda sayılmazdık. düşman başlatmadıkça. Yiyeceğimiz gibi suyumuz da katır sırtında Alcubierre' den geliyor. sütten biraz daha berrakça berbat bir-şeydi ve teorik olarak yalnız içmek içindi. Etrafta bit olabilmesi için hava henüz çok soğuk44 tu. Bir iki gün içinde. Belli aralıklarla tekrarlanan teftiş turlarında Georges Kopp bizimle çok açık konuşuyor. Ama kurşunlar bazen çok rahatsız edici bir yakınlıkta kireçtaşını çatlatır ve yontarlardı. sığmakta herkes tüfeğini kapışır ve telâşla başkalarının suratına basarken. oraya gitmek için de ateş hattından geçmek gerekti. Faşist makineli tüfekçiler sizi görürlerse hemen koca bir şarjör dolusu fişeği üstünüze boşaltırlardı. ben de beraberimde birkaç libre mum getirmiştim. ama yedek birliklerin yokluğunun büs45 . dolayısıyle ateş yakmaya hiçbir faydası yoktu. gayet inceydi. Kibrit kıtlığı had safhaya vardığında. Zaten bir gün yıkanıp bir gün traş oluyordum. Hep. Bu su. gün aşırı kibrit. hiç zorluk çekmeden elbise ile uyumaya da. Fakat besbelli. adam başına günde bir çeyrek galon düşüyordu. bir gece alarmında. alev elde etmek için tek çıkar yolumuz. Genellikle yükseğe nişan alıyorlardı ve mermiler insanın başının üstünde kuşlar gibi şakıyordu. çünkü hiçbir şey yakacaktan daha önemli değildi. Bunlar.

Bizim mevzimizde ve etrafımızdaki mevzilerin çoğunda. hem de ne büyük bir iştiyakla— isterdim. nispeten daha yeniydiler ve işe yarar görünüyorlardı. Arada sırada Faşistler Zaragoza'dan bir iki top getirmeyi beceriyor ve birkaç mermi atıyorlardı -bunlar da öylesine azdı ki. birkaç top bataryası olmasını —oh. Cephe hattının bu kesiminde bütün topçu gücü. şarjörleri olmadığı için tek seferde ancak bir atım ateş edilebiliyordu. gerçi bunlar eskiydi. en başta ülkenin doğal durumu geliyordu. piyade askeri ile ele geçirilemezdi. Fakat bizim tarafta. ezici sayıda olmadıkça. İngiltere'de herhangi bir özel okulun askerlik kampındaki yedek subay taburu bile. açıklıkta ilerlemek ve kalbura dönmek ya da genel durumu değiştirmeyecek küçük ölçüde gece hücumları yapmak. ne süngümüz vardı. Bunlar çok ender olarak yirmi yaşından genç çıkıyordu. dörtte üçü beş atıştan sonra tutukluk yapıyordu. on tüfekte biri fena sayılmazdı. cepheye her yeni gelene ancak. ama üç yüz dört yüz yardalık bir uzaklıkta oldukça isabetliydiler. Fakat uygulamada. hiçbir sürgü üstündeki tüfeğe ait değildi ve tüfek en iyi cinsten bile olsa. her nasılsa. ama dehşet isabetsiz atışlar yapıyorlardı. Sonra bir de kısa Mauser veya mousçueton vardı ki. kural olarak yalnız tek yandan yaklaşılabilen.birincisi uzun Mauser'ûi. Üç tip tüfek kullanılıyordu . Milislerin o sırada ne kadar kötü silâhlanmış olduklarını kavrayabilmek büyük bir çaba ister. hemen tümü hiç bir işe yaramazdı. taban47 . Dahası var. Birkaç siperin kazılmış olması şartıyla bu gibi yerler. En iyisi tabiî Alman yapısı cephane idi. Winchester tüfekleri vardı. bu yüzden makineli tüfek için saklanıyordu. Bizim ve Faşistler'in cephe hattı. berbat şeyin sıkışmasından çok korkardım ve işe yarayabilecek bir atımlık fişeği saklamaya da fazlasıyla meraklıydım. Almaşıklar hemen hemen. hiçbiri hedefini bulmuyor ve gülleler bir işe yaramadan boş uçurumlara dalıyordu. Ne madenî miğferimiz. Bunları kullanmak zevkliydi. İspanyol fişeklerinin hepsi yeniden doldurmaydı. her cinsten savaş malzemesi noksandı. elli atımlık fişek veriliyordu. Makineli tüfeğe karşı top olmadan ancak üç şey yapabilirsiniz: kendinizi güvenceli bir uzaklıkta. uçsuz bucaksız doğal bir sağlamlık içinde uzanıyordu. Aşağı yukarı elli kişiye bir makineli tüfek düşüyordu. diyelim dört yüz yarda ötede sipere gömmek. bir modern orduya bizden daha çok benzerdi. İnsan çekiçle fındık kırar gibi kolaylıkla düşman mevzilerini birbiri arkasına yok edebilirdi. Acil zamanlarda kullanmak için hep cebimde Alman ya da Meksika mermisi dolu bir şarjör saklardım. kolay taşındıkları ve siperde daha az rahatsızlık verdikleri için beğeniliyordu. bir taburu asla yaklaştırmayabilirdi.bütün dışındaki salt askerî güçlüklerin herkes farkındaydı. herbir silâh için onbeş atım mermisi bulunan dört havan topundan oluşmuştu. Bazen çevredeki manzaraya dikkatle bakar. çoğu da hurda demirdi. üstelik. o anî tehlike geldiğinde tüfeğimi pek ateşleyemedim. iki makineli tüfek ve bir düzine adam. Cephane o kadar azdı ki. Bu bahsettiğim silâhlar. bu gerçekte bir süvari silâhıydı. Ayrı ayrı silâhlardan çıkarılıp yeniden birleştirilen parçalardan yapılmışlardı. Bir kere. yalnızca tüfeklerimiz vardı. ya hareketsizlik ya da intihardan ibarettir. Bunların ötesinde. Meksika fişekleri daha iyiydi. gezle arpacığı kırık bir sürat ölçme aleti ne kadar işe yararsa o kadar işe yarıyordu ve çoğunun yiviseti ümitsizce paslanmıştı. en iyi tüfeklerde bile sıkışıklık yapıyordu. Bir de. Tabii bu mermiler ateşlenemeye46 cek kadar çok kıymetli idiler ve havan topları Alcubierre'de tutuluyordu. Gerçekte. top falan yoktu. ama bu yalnız esirlerden ve bizim tarafa kaçanlardan elde edildiği için pek bulunmuyordu.ama topçu yoktu. Tepelerin doruğunda tüneklemiş halimizle nefis topçu hedefleri olabilirdik . Silâhlarımızın kötülüğü ayrıntılarını kaydetmeye değecek kadar şaşırtıcıydı. çoğu son derece kötü.

«Ateş etmeyin. Daha başka çeşitler de vardı. Barcelona'da bile binbir güçlükle. ateş etmeyiz. mermiler zarar vermeden üzerimden uçtular. birçok kez tüfeğimi vazelin. beş ya da on kişiye de bir el bombası düşüyordu.camız da pek azdı. Bu bombalar için «tarafsız» deniyordu. akşam karanlığı daha yeni çökmüşken. yarı şaka yollu. Bazılarının.I. periskop. Tabii derhal yere yattım. kendi silâhları ile yaralanmışlardı . İspanyollar temizleme tıkacı denen şeyin adını hiç duymamışa benziyorlardı. işaret fişeği. bizim bulunduğumuz araziyi gösterenler eski askerî haritalardı —onların da hemen hepsi Faşistlerin elindeydi. Örneğin. şu şaşı gözlü savaşa bir canlılık ya da olay getirecek mi diye.İspanyol nişancılığının bu düzeyde olması tanrı bilir. siste devriye çıkmış ve mevziden ayrılmadan önce muhafız komutanına tenbih etmiştim. arada bazı kayıplar oluyordu. Başka bir keresinde. O sırada kullanılan elbombası. Tüfeğinizi temizlemek istediğiniz zaman çavuşa götürüyordunuz. Kuşkusuz. zatürre idi. merak etmeye başladım. hiç değilse genç bir İspanyol'u. acaba herhangi bir şey. kaza ya da dikkatsizlik yüzünden. Ayrıca acemi askerler karanlıkta durmadan birbirlerine ateş ediyorlardı.» Hemen akabinde korkunç bir gürleme oldu ve bir 49 . teleskop. İspanya'nın bu zamana kadar tümüyle haritası çıkarılmamıştı. ateşli silâhların tehlikeli olduğuna inandıramaz. fener ya da cep feneri de yoktu— sanıyorum bu sırada. Şeriti kopardığınızda bombadan mümkün olan en yüksek hızla kurtuluyordunuz. çünkü hem bombayı atanı hem de kendisine bomba atılanı öldürüyordu. Ben de muhafız komutanının benden tarafa hepbirden çabucak ateş açılması için emir verdiğini duymak zevkini tattım. Hiçbir şey bir İspanyol'u. ama emniyet düzeni bir pimle değil bir parça şeritle tutturulmuştu. yağlı krem. uzaklık ölçü aleti. silâh tamir takımlarından hiçbiri yoktu— temizlik malzemesi bile zor bulunuyordu. Dahası var. onun uzun bir pirinçten harbisi vardı. ha!» dedim. Makineyi ayarlarken. Fakat. Tüfek yağı bile yoktu. Atılmaya değecek bir bomba gördüğümde Mayıs ayını bulmuştuk. gittikçe artan bir kuşkuyla. Bizim karşısında savaştığımız düşman değil. cephenin bizim bütün kesimimiz boyunca cep feneri diye bir nesne yoktu. ben bir tane yapınca pek şaşırdılar. ama bunların büyük çoğunluğu durdukları yerde kendi kendilerine zarar veriyorlardı. ama bu harbi her zaman eğri büğrü olduğu için. Bir keresinde. hiç haritamız ya da krokimiz yoktu. almak isteseniz Barselona'dan yakında bulamazdınız. bu yüzden kendi elini yaralayan bir adam gördüm. bir yerden ele geçirebilirseniz tabii. İspanya'da gördüğüm ilk beş yaralı. Ayrıca. hattâ domuz yağı ile yağlamak zorunda kaldım. «Oh hayır. Bizim aşınmış tüfeklerimiz kendi başlarına birer tehlike idiler. bombası» diye bilinen korkunç bir nesneydi . hiç kimse vurulmaz. namlunun içindeki set ve yivi ka-zırdı. Yanlış hatırlamıyorsam. Bir gece. bulunabilirdi.A. Tüfeğinizi zeytinyağı ile temizliyordunuz. ürken nöbetçi. kaza hariç. ama muhtemelen. Faşistler geliyor diye bağırmaya başladı. tel kesici. nöbetçinin biri yirmi yarda uzaktan bana ateş etti. Silâhlar bir yana. kaç kere hayatımı kurtarmıştır. geri dönerken bir çalıya takılıp tökezledim. bu sonuncudan hayli zaman sonra.kasten demiyorum. ama bir yarda ile kaçırdı . birkaç makineli tüfekçinin silâhlarını bana doğrultmuş bir şekilde resimlerini çekiyordum. Siperler birbirinden beşyüz yardadan fazla uzaktaysa. Mills bombası ilkesine göre yapılmıştı. bazı milislerin elindeki bir iki tane dışında çiftli dürbün. «F. bir sürü ufak tefek zorunlu savaş gereçleri çok zor bulunuyordu. 48 Zaman geçtikçe ve düzensiz tüfek ateşi tepeler arasında çatırdadıkça. dipçik hafifçe toprağa vurulduğunda ateş almak gibi iğrenç bir huyu vardı. belki daha ilkel ama daha az tehlikeli olanları— bombayı atan için demek istiyorum.savaşın ilk yıllarında Anarşistler tarafından imal edilmişti.

hem fizik hem zihin yönünden olağanüstü iyi bir gruptu.U. bir düzine de İspanyol makineli tüfekçi vardı.eroica ne demek?» Ona. bu mevzii öbür birliklerin askerlerinin gitmelerine izin verilen sınırların ötesine çıkarmak gerekmişti. Muhtemelen takımın en iyisi. bir İspanyol (Ramön. Burası tam yolun el değiştirdiği yerdi. nöbetçi bağırarak parola sordu : • «Alto! Cataluna!» «Valiente!» diye bağırdı Jaime. İngiliz ve İspanyollar'ın devamlı 51 . bana yaklaştı. şu. 4 Cepheye geleli yaklaşık üç hafta olmuştu. mevzii vardı. yemek pişiren üç hatun kişi yüzünden her milis askeri için son derece çekiciydi. Bunlar. bunlardan biri. Hükümet birlikleri. Hatırlıyorum bir gece. Yeni mevzimiz birkaç mil daha batıda. Beş-yüz yarda sağımızda. Geceleyin. Bu savaşta. tepelerin doruklarında iki tane daha P. Güm! Nasıl oldu ise.M. Oysa. Monte Oseuro'da ve Zaragoza'dan görülebilecek bir yerdeydi. bunun valiente ile aynı anlama geldiğini söyledim. bir geminin aydınlatılmış lombozları gibi. içleri zifirî karanlıktı. insanî sınırlar içinde mümkün oldukça. apışmış bir halde bu sözü açıklamamı istedi. dizüstü bile gidemezdiniz. öylesine alçaktılar ki ayakta durmak bir yana. Oniki mil güneybatıda ise. Burada.L. 1936 Ağustosu'ndan beri şehri bu uzaklıktan gözlemişlerdi. Cultura-progreso ya da Seremos-invencibles gibi coşturucu ve devrimci nitelikteydiler. «Eroica . Bu hanımlar öyle pek aman aman güzel değildiler. Ordunun bu dönemde kullandığı çetrefil parolalar ikinci dereceden tehlike kaynağı oluyordu.C. Williams'ın kayınbiraderi) dahil olmak üzere hepimiz otuz kişi kadardık. ablak yüzlü bir köylü delikanlısı. ve cahil nöbetçilerin sık sık bu tumturaklı sözleri hatırlamaları imkânsız oluyordu. Bunlar toprağın altında şaşılacak kadar uzaklara gidiyordu. İngilizler'i bu cephede birarada tutabilmek için Williams ve ben o gruba gönderildik. nöbetçi isabet ettiremedi. ince bir ışık çizgisi halinde Zaragoza'nın kendisi seçilebi-lıyordu. Jaime Domenech. sonunda katır sürücüsünün ciğerine tam beş kurşun yerleştirmişti. Biraz sonra. yanağım dumansız barut kırıntılarıyla kavruldu. İngiltere'den I.O.S. herkes herkesi ıskalıyordu. maden işçileri sendikalarının meşhur liderinin torunu. mevzi. kireçtaşının üstüne tüneklemişti. sonradan kötü ve anlamsız bir biçimde Valencia'da öldü. hâlâ da gözlüyorlar-dı. savaş abur cubur kimseleri cezbeder— İngilizler. Alcubierre yolunun kıvrımında bir P. bu arkadaşlar bir katır sürücüsünün kaza kurşunu ile vurulduğunu göreli daha birkaç gün olmuştu: otomatik tabanca ile oyun oynayan bir siyasî delege. yine de.'nin (Bağımsız İşçi Partisi'nin) gönderdiği 50 yirmi ya da otuz kişi Alcubierre'ye vardılar. hem bizim Alcubierre'den gelen erzak kamyonlarının ışıklarını ve hem de Zaragoza'dan gelen Faşistler'inkini seyredebilirdiniz. Sol tarafta. Genellikle. doğru şeyi söylediğinden çok emindi.U. Bir çeşit usturanın tersine benzeyen. biri söylendi mi öteki ile karşılık verilmesi gereken usandırıcı çifte parolalardı. ama makineli tüfekçiler muazzam bir şaka olarak almışlardı. karakolu vardı. Jaime karanlıkta siperin üstünde tökezliyordu ki.kurşun yağmuru o kadar yakından yüzümü sıyırıp geçti ki. parola Cataluna-eroica idi.P. Dil güçlüğüne rağmen. Bir iki kaçınılmaz başbelâsmın dışında —çünkü herkesin bildiği gibi. kum kırlangıcı yuvaları gibi yarın içinde dikeyine oyulmuş sığınaklarıyla. Bu önceden tasarlanmış birşey değildi. Bob Smillie idi.

bacaklarınızın dizden aşağısı uyuşmuş olsa. Fasistler'in tüfek ateşi açmak pek umurlarında değildi ama azıcık kendini gösterene makineli tüfekle gayet isabetli atışlar yapıyorlardı. çok seyrek olarak da. şarapnellerin hangi tepelerde patladığım görmek için herkesi tepedeki sipere koşturan Faşist havan topunun tarrakası vardı. seher vakti arkamızdaki dağlarda. Nöbet tutma ve devriyelerden ayrı olarak. Düşman bize burada bir dereceye kadar daha yakın. kimbilir soğuktan neler çekmişlerdi!— çünkü. pek gösterişli olsalar bile. Sabahın ilk saatlerinde nöbetten döndüğümüzde. Karşımızdaki birlikler İspanyol'du. bu da daha uzun nöbetler ve daha fazla yorgunluk demekti. bazen öğle üzeri güneşli oluyor. aralıksız gece alarmları veriliyor. Bu. aralarında birkaç Alman astsubayı vardı. ama pek yavaştı bu geliş. baby». öbürü ise Barselona'daki orospulann İngiliz denizcileriyle pazarlık ederken kullandıkları bir kelimeydi— korkarım matbaacılar bunu basmazlar. ispanyol insanının karakteri için çok şey ifade eder. Bu sefer sırasında seyrettiğim şafaklar. mazgallı makineli tüfek yuvası insanı baştan çıkarıyor. ilk kazamız on. Göbeğinizin üstünde sürünerek Faşist hatları arasında kısmen yolunuzu bulabilir. yirmidört saat üstüste hiç 53 . umarım. Burada işlerin hepsine yetişemiyorduk. Daha önceleri bir zamanlar orada Faslılar da bulunmuştu —fukaracıklar. alçak uzanan ve sık ağaçlıklı.birarada çok iyi geçindiklerini söylemek. onlara tüfekle bir salvo açıp makineli tüfekçiler yerimizi bulmadan siper tümseğinin al52 tına kayıyorduk. hazır-ola geçiliyordu. ömrümün geri kalanı boyunca göreceğim şafaklardan da daha çok olacaktır. tepesinde monarşist bayrak dalgalanan çiftlik evini bile görebilirdiniz. Hava çoğunlukla açık ve soğuktu. Fakat bazen. ama asker kaçaklarından öğrendiğimize göre. Etrafta toprağın arasından başını uzatmış susam çiçeklerini ya da yabanî çiğdemlerin yeşil gagalarını bulabilirdiniz. postallar için çok fena. ama birkaç yüz yarda daha yakın bir mesafede hiç Faşist devriyesi görmedim. İzcilik oynamaya benzeyen bu iş hiç de fena eğlence değildi. Bütün İspanyol-lar'ın yalnızca iki söz bildiklerini keşfetmiştik. sadece mermilerin rasgele çatırdıları ile. Geceler her zamankinden daha soğuktu. En yakın mevzileri tam bizim karşımıza düşüyor. sonra kıpkızıl korların içinde ayakta dururduk. karanlığı yaran kılıçlar gibi ilk beliren incecik altın ışınlar. yine onlardan daha sıktı ya da. ömrümde daha önce seyrettiklerim bir araya konsa. ama uzaklık sağlam sekiz yüz metreydi ve bizim tüfeklerle bu menzilden koca bir evi bile vuracağınızdan emin olamazdınız. Dağlardan nefret ederim. Bütün bunlar olmasa bile her halükârda. toprağa oyulmuş felâket bir delikte ayaklarınız soğuktan titrerken adam gibi uyuyamazdınız. Faşist-ler'e de bize de ait olmayan. Bütün gece yatmamış olsanız. Arada sırada. kırlık bir saha uzanıyordu. Besbelli bahar geliyordu. dağların doruklarından doğan güneşi seyretmek için sabahın köründe yataktan kalkmaya değerdi. muhtemelen üç dört yüz yarda ilerdeydi. silâhtan arınmış bölgede o çevrenin en görülecek şeylerinden biri. hattâ Faşistlerin karargâh olarak kullandıkları. on beş gün sonra oldu. mutfak ateşinden arta kalanı bir araya toplar. Cephe hattındaki ilk üç dört ayımda. Mamafih. Cephe hattı boyunca hâlâ hiçbir şey olmuyordu. ölü bir Faslı'nın cesediydi. bu manzara seyredilmeye değerdi. Bir iki mil solumuzda cephe hattı artık düz bir çizgi biçiminde uzanmıyordu. ayaklar içinse çok iyiydi. durmaksızın fişek israf etmemize yol açıyordu. ve en azından üç saat daha yemek bulamamanın umutsuzluğu ile irkilip somurttuğunuzda bile. ama soğuk yine devam ediyordu. K. En durgun bir savaşta dahi kaçınılmaz olan uykusuzluğu çekmeye başlamıştım biraz biraz. Biri «O. Hem biz hem de Faşistler gün ışığında buraya devriyeler çıkarırdık. sonra büyüyen aydınlık ve insan aklının alamayacağı uzaklıklara yayılan lâl rengi bulutlar denizi oluşuyordu. Fakat öyle sabahlar oluyordu ki.

bir düzineden fazla olmadı sanırım. bazen de bütün gece devam ediyordu. o su denilen şey her ne idiyse. kısmen de olsa haykırma propagandalarının sonucu olduğunda herkes hemfikirdi. neredeyse üç hafta içinde düşmana sadece üç kere ateş etmişim. anlatan devrimci sözlerle dolu önceden hazırlanmış parçalar haykırıyorlardı. adam gibi uyuduğum geceler de kesinlikle bir düzineyi geçmez. kibritler de gittikçe azalıyordu. millerce öteden katır sırtında ya da çok eziyet edilen küçük eşeklerle geliyordu. Düşmanı vurmak yerine kandırmak fikri. düşmanın moralini temelinden çürütmek için bağırarak propaganda yapma işi düzenli bir teknik olarak geliştirilmişti. pek sık olmuyordu ya. Bu haykırış. Monte Oscuro'da hatlar daha yakın ve ateş daha sıktı. hem de ne aç! Bütün yiyecekler iyi görünüyordu. bu hesaba göre benim ilk Faşist'imi öldürmem yirmi sene alacak demekti. İspanya'da herkesin en sonunda görünüşünden nefret etmeyi öğrendiği demirbaş kuru fasulye bile. bu cephede ve savaşın bu döneminde. hayvanın husyelerini tekmelemek son derece olağandı. İtiraf edeyim. (çoğu kere makineli tüfekçiler seçiliyordu bu iş için). Monte Pocero'dan ayrıldığımızda fişeklerimi saymıştım. Topçu gücü olmadığı zaman.s. Belirli sayıda askeri kaçırtarak hareketten alıkoyabilirdiniz. tüfek değil. küçük bir konserve tenekesi. Genellikle. Bütün bunların etkili olduğuna hemen hiç şüphe yoktu. Faşistlerin tarafından: «Viva Espana! Viva Franco!»— ya da karşılarında İngüizler'in de olduğunu öğrendiklerinde. Her nedense. «Evine dön İngiliz! Burada yabancıları istemiyoruz!» Hükümet tarafından. çok muhtemelen kendi isteği dışında askere alınmış bir Sosyalist ya da Anarşist sendika üyesi olan zavallı nöbetçi. bu işin yapıldığını ilk gördüğümde çok şaşırmış ve utanmıştım. ancak yanınızda tüfeğinizi arayıp bulmaya yetecek kadar. Faşist askerlere düpedüz milletlerarası kapitalizmin satın alınmış adamları olduklarını. Bizim taraftan. tepelerde aşağı yukarı tırmanmak kolaylaşacağına zorlaşıyor. herhalde onun üzerinde ergeç bir etki yapar. Haftada yirmi otuz saat uyku oldukça normaldi. açıklamak gerek.s. düşmanı vurması son derece güç bir işti. kendisine aynı oranda zarar vermeden. Fakat başlangıçta bu durum hepimizin cesa55 . Öte yandan. bu ne kadar çok olursa o kadar iyidir. boş bir mermi şarjörü ve bir çaput parçasından nasıl zeytinyağı lâmbası yapılacağını öğrettiler. Mum dağıtımı durmuştu. ne demek efendim! Şimdi ise. eşeklerine ise çok kötü davranıyorlardı. hangi açıdan bakılırsa bakılsın. olağan siper savaşında. ama insan kendini gayet iyi ve devamlı aç hissediyordu . İspanyollar bize. Tüm uygun mevzilerde askerlere. Kuşkusuz. Bir düşünün. Ortalıkta gerçek bir çarpışma umudu görünmüyordu. böyle bir hareket tarzı İngiliz savaş kavramına sığmazdı.. devamlı bir siperden sipere bağırma dalgasıdır gidiyor54 du. Bunun etkileri sanıldığı kadar kötü değildi. Hatlar nerede karşılıklı seslenecek kadar yakınsa. bu lâmbalar dumanlı bir alevle. kendi sınıflarına ihanet ettiklerini v. megafonla haykırma nöbeti veriliyordu. onun yerine karşınızdakine bağırıyordunuz. Belki de bu. Aslında. insan gittikçe aptallaşıyor. Biraz zeytinyağımız olduğu zaman. v. Bir adamı öldürmek için bin mermi gerek derler.. parti milislerinde ise. Suyumuz. haklı bir düzendi diye düşünüyorum.aman yarab-bi. kulaklarında tekrar tekrar çınlayan «Kendi sınıfına ihanet etme!» sloganı. megafondu. hababam tekrarlanıyor. bir mumun dörtte biri kuvvetinde ışık veriyordu. Gerçekten asker kaçakları size cesetten daha çok faydalı olur. damla damla artan Faşist asker kaçaklarının.uykusuz kaldığım. bu yapılan. bizim tarafa kaçmakla kaçmamak arasındaki farkı yaratacak bir etkiydi. «Fascistas—maricanesf». ve baktım ki. Düşmanı öldüremeyince. çünkü bol bilgi verebilirler. Bir eşek yürümemekte direnince. kulübesinde donarken. insanın. Bu savaş biçimi o kadar olağan dışı ki. gerçek silâh. Aragon köylüleri katırlarına çok iyi. ama birisini vurmuş olabileceğime kesinlikle aklım yatmıyor.

Faşistler askerden arınmış bölgeye bir çift makineli tüfek sokmuşlardı. Bütün bunlar olup biterken sadece bir kayıp vermiştik. Dikkat ettim. ben de aynısını yapmak zorunda kaldım. herkes iyi nişan alabilmek için sırtüstü yattı. ateş etmek için çok yüksekteydi. Tüfeğimi kaptım ve kayarak mevzinin tepesinde makineli tüfeğin yanındaki yerime gittim. ama güvenli bir uzaklığı muhafaza etmiş. O akşam Faşistler başarısız bir saldırı yaptılar. ve (bu savaşta olağan olduğu üzere) çoğu da patlamadı. bana. Çok koyu bir karanlık ve şeytanî bir gürültü vardı. Bu. namlusu dikilmişti. şen şakrak gürültü ediyorlardı. Bu sefer uçak dümdüz üstümüze geldi. devrimci sloganlar yerine. üstelik. Faşistler'e bizim nasıl onlardan daha iyi beslendiğimizi anlatıyordu. benim doğru dürüst ateş altında ilk bulunuşumdu. Bizim tecrit edilmiş mevzilerimiz bombalanmaya değmezdi. İspanyollar bu savaşı yeterince ciddiye almıyorlar sandık. U. «Şimdi burada kızarmış tereyağlı ekmeğin başına oturuyoruz! Kızarmış tereyağlı ekmeğin nefis dilimleri!» Bu arkadaşın tıpkı öbürküler gibi haftalar ve aylardır tereyağı görmediğinden hiç kuşkum yoktu. bu iğrenç fişeklerle hep başıma geldiği gibi.C. Bir iki gün sonra. muhtemelen bir devriye kolunun toprağı kazdığı yerde. O sırada.retini kırdı. Önemsiz olmasına rağmen. insan ateş altında iken hep aynı şeyi hissediyor— o dehşet korku insana vurulacağından değil. Vadinin aşağısında solumuzda. tecrübe bütünüyle hayli ilgi çekiciydi. Bizim kesimde. dağın tepesinin ön tarafında bir başka makineli tüfek ateşe başladığında bir an fenalık geçirdim . Sanırım beş makineli tüfek üstümüze kurşun yağdırıyordu ve Faşistler'in en budalaca bir biçimde kendi koruyucu duvarları üzerine hızla attıkları bombaların marifetiyle bir seri yoğun yıkılmalar 56 oluyordu. sağımızdaki P. yaklaşan bir Faşist uçağı gördük. Bizden aşağıya doğru. yerine havada dönen beyaz parıltılı birşeyler çıktı. bir de üstelik kasten kendilerini teşhir ettiler. Malağa 'nın düştüğünü bildiriyorlardı. Bir iki saat sonra ateş yavaşladı ve giderek söndü. bizim koruyucu duvarımızı hallaç pamuğu gibi atmaya kalkışmamışlardı. karakolunda. Olağan olarak makineli tüfek açıklığa çekilmiş. benim bile ağzımın suyu aktıktan sonra. bizim makineli tüfeğin mekanizması sıkıştı ve mili gözgözü görmez karanlıkta kayboldu. ama çevremizde bir yere isabet etmedi. yalnız fişek harcıyor ve Malaga'nm düşüşünü kutluyor. Bazen. Bu olayın en önemli tarafı. ayakta durup vurulmaktan başka yapacak hiçbir şey kalmamıştı. o anda bana arkadan kuşatılmışız gibi geldi. Heraîde de Aragon'un. Gerçekte Faşistler saldırmıyor. ama buzlu gecelerde kızarmış tereyağlı ekmeğin haberi pek çok Faşist'in ağzını sulandırmıştır. haykırma işini gören arkadaş olağanüstü sanatkârdı. dehşet korktuğumu utanarak keşfettim. Ortalık alabildiğine karanlıktı. Hükûmet'in çıkardığı tayını anlatışı azıcık hayal mahsulü olmaya yatkındı: «Tereyağlı kızarmış ekmek!» ıssız vadide baştan başa yankılanan sesini duyabilirdiniz. Bütün olan bitenler arasında acaba kurşun neremi yakacak diye merak ediyorsunuz ve bu vücuda hiç de hoşa gitmeyecek bir hassaslık veriyor. uçaktan bomba. çevrenizde çatırdayarak vınlayarak uçuşuyordu. yolu düşen birkaç Faşist uçağı. Besbelli. sayılarıydı. Yalan söylediğini bildiğim halde. makineli tüfek ateşinden korunmak için daireler yaparak uçarlardı. Birkaç tanesi mevzinin içine düştü. kural olarak. Mermiler karanlıkta. Şubat ayında bir gün. Birkaç fişek ıslık çalarak geldi. gazetelerdeki savaş haberlerini daha bir inanmaz gözle okumayı öğretmesiydi. ne yapayım. ben tam döşeğime giriyordum.aslında bu bize destek olsun diye getirilmişti ama.S. Bunlar bir Faşist gazetenin. neresinden vurulacağını bileme-yişinden ileri geliyor. İspanyol makineli tüfekçiler siper almaya bile tenezzül etmediler. Başımızın üstünde yoğun bir kurşun nehri akmaya başladığı ve birisi sığınaktan içeriye «Saldırıya geçtiler!» diye bağırdığında. gazete57 . küçük bir grup Faşist'in tüfeklerinin yeşilimsi alevlerinin aydınlığını görebiliyordum.

Bana milis gücüne neden katıldığımı sorsay-dmız. biçare sivil halk üstüne yağdığı. lütfen buraları hemen atlayın. Hükümet hatlarının gerisinde olup biten parti . kukla evlerden yapılmış bir şehir gibi küçük ve aydınlık. Eğer bir daha İspanya' ya dönersem. Hükümet tarafındaki iç politika durumundan burada biraz söz edersem. Ancak.içi çatışmalar hakkında bir miktar fikre sahip olmadıkça anlaşılamaz. Bu haberler. cephenin bu kısmını elinde tutan Cumhuriyetçi Ordu ilerlemekte aşırı bir heves göstermemişti. belli belirsiz kuşkular. Başta savaşın siyasî yanını önemsememiştim. birlikleri topluca. bazılarının yüz mil boyunca kovalanıp makineli tüfek ateşine tutulduğu. Savaşın ilk yılındaki hiçbir olay. bu hikâyenin siyasî kısımlarını ayrı ayrı bölümlerde anlatmaya çalışıyorum. ihanetten ve bölünmüş gayelerden söz edildiğini işitiyordum. İspanya'ya geldiğim zaman ve ondan bir süre sonra. Ve neyin uğruna savaştığımı sorsaydmız. parıldıyordu. cephe boyunca bir çeşit serin hava estirdi. ama ertesi gün ortalıkta daha inandırıcı söylentiler dolaşıyordu: Bir iki gün içinde. İspanyol İç Savaşı siyasî bir savaştı. İspanyol İç Savaşı'nı tümüyle askerî açıdan yazmak olanaksızdır.O. (dimdik bir tepenin yamacında) kahraman İngilizler'in püskürttüğü. Daha sonraları ordu ilerlemek zorunda kalacaktı —ateş altında gayet nazik bir iş— ama şimdiki durumda ortalıkta düşman falan yok gibiydi. Malaga'nın düştüğü resmen açıklandı. Aslında. ama ne biçim bir savaş olduğuna dair en ufak bir fik-ıim yoktu. Öte yandan. olayların birbirini izleyiş sırasına daha sâdık kalmış olurum. Şimdiye kadar doğruların ve yanlışların çok güzel bir biçimde basit göründükleri bir savaşa ilişkin. ancak bu sıralarda dikkatimi zorlamaya başladı. Parti siyasetinin dehşet verici yönleri sizi ilgilendirmiyorsa. Bu düşüşün yüz kızartıcı öyküsü. en azından. kış arpalarının ince yaprakları yumru topraktan henüz başlarını uzatıyorlardı. general yanılmıştı. Faşistler bize Malaga'nın düştüğünü haber verdiklerinde bunu bir yalan olarak kabul ettik.U. cephe cebe benzer bir biçim aldı. ilk defa. nasıl şehri terkeden birlikler üstüne değil de. İtalyanlar'ın gazabının. milis gücünde herkes Malaga'nın kaybının ihanetten ileri geldiğine inanıyordu. Hükümet birliklerine komuta eden general neşeyle şöyle demişti: «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» Nasıl olduysa. Aylarca önce Sietamo alındığında. Şubat ayının ortasında Monte Oscuro'dan ayrıldık. derece derece sızıyordu: şehrin nasıl bir tek kurşun bile atılmadan boşaltıldığı. «Dürüstlük uğruna» derdim. gerçek ne olursa olsun. 58 5 Mart sonlarına gelinceye kadar Huesca'nm doğu tarafında hiçbir şey olmadı —hemen hemen hiçbir şey. News Chronicle gazetesiyle New 59 . İlk kez. Huesca. üstelik habersizdim de. Herşey bir yana. Huesca'da bir fincan kahve içmeyi ihmal etmeyeceğim. «Faşizme karşı döğüşmek için» diye cevap verirdim. Sürüp giden bir savaş olduğunu biliyordum.ler ve radyo. Bu kesimdeki bütün P. Ovada budanmış asmalar yeni tomurcuklanmıştı. Huesca' yi kuşatan orduya katılmak üzere gönderiliyordu. Donuk ovayı kamyonla geçiş elli millik bir yolculuktu. çünkü. Faşistler Huesca'ya geri püskürtüldûkleri günlerde. zihnimde yer ediyordu. Düşmandan bin ikiyüz metre uzaklıktaydık. ısınmak ve yeterince yiyecek bulmaktı. bu dönemde hayli ilgimi çeken şeyler oldu. bunlardan bazılarını ilerde anlatacağım. zihnimizi tek işgal eden şey. O günden sonra «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» sözü bütün orduda en çok tutulan şaka oluverdi. süvari ve tankla takviyeli korkunç saldırının raporlarını neşrediyorlardı.M. Yeni siperlerimizden dört kilometre ötede. Çok kanlı bir saldırı yapılmış ama şehir düşmemişti. bu yüzden. siyasî duruma karşı yalnızca ilgisiz değil.

Franco'ya karşı savaşan bir askerdiniz.O.U. benim tavrım her zaman «Neden bütün bu siyasî saçmalıklardan vazgeçip savaşın üstüne gitmiyoruz?» yönündeydi. tüm beklenilenin aksine. Ispanyollar'ın musibet bir baş harfler hastalığı varmış gibi geliyordu.U. Dağ yamaçlarında yakacak odun aşırır ve bir yandan da. Franco'nun karşısında yalnızca işçi sınıfını değil. J. istemese de.S. acaba bu gerçek bir savaş mı yoksa News Chronicle'ın uydurması mı diye merak ederken.O. Bu bana. P. başıma hep P. ama aynı zamanda iki siyasî teoriden çıkan büyük bir mücadelenin aracı oluyordunuz.I. Japonlar'ın Mançurya'da canlarının istediğini yapmalarına izin verilmişti.O. faşizmi zorlamaktan çok feodalizmi yeniden canlandırmaya yönelik bir girişimdi. özellikle başında.C. Eninde sonunda herkes.Statesman dergisinin savaşın. talihin dönüşü — muhtemelen öyleydi— gibi göründü. bir taraf tutuyordu. her düzeydeki siyasî muhaliflerini katletmesi izlemişti. Önceki yıllarda sözüm ona demokratik ülkeler her adımda faşizme teslim olagelmişlerdi. Hitler tarafından parayla tutulmuş Albay Blimpler ordusunun manyakça başkaldırmasına karşı uygarlığın savunması olduğu yolundaki yorumunu kabul etmiştim. yalnızca. Habeşler'i bombalamıştı.S. ama siyasî partiler arasında belli birtakım farklar bulunduğunu anlayamamıştım. «Hepimiz Sosyalist değil miyiz?» diye sormuştum. modern biçimi ile ortaya çıktığında faşizmin en büyük destekleyicileri olan liberal burjuvazinin çeşitli kesimlerini de bulması anlamına geliyordu. ona karşı çıktı. insan siyasî partileri ve onların çatışan «çizgi» lerini hiç takmasa bile. ama bunun neyin nesi olduğunu anlamak için hiçbir çaba göstermedim. Mussolini. Canları pahasına çarpışan insanların ayrı siyasî partilerden olmasını çok budalaca bulmuştum. «demokrasi» ve status quo adına Franco'ya karşı direnmemişti. C. Bir kere. hiç kimsenin tutmadığı ya da koruyamadığı bir tutumdu.T. Siyasal parti ve sendikaların renkler dizisine gelince —P.C. milisine girişim.M. aristokrasi ve Kilise'nin desteklediği bir askerî isyandı ve işin aslında. P. onarın direnişi.M.O. doğru «anti-Faşist» tutumdu. Hitler ya da Mussolini ile bire bir oranlanabilecek biri değildi.. Çünkü bu noktada demokrasi.— bunlar yorucu isimleriyle. Fakat İspanya'da. Bir milis olarak. halkın mücadelenin gerçek niteliğini kavramasını önlemek için İngiliz gazetelerinin dikkatle yaydıkları. P. besbelli ki.S.U. sırf Barselona'ya vardığımda elimde Bağımsız İşçi Partisi'nin kâğıtları olduğu içindi).U. devrimci bir patlayış ile bir-likte gelmişti —hattâ neredeyse bu patlayıştan ibaretti 61 . Temmuzun 18'inde çatışma patlak verdiğinde. mutlak. İki takım baş harf arasındaki fark. Fakat. İspanyol halkı. F..M. muhtemelen Avrupa'da faşizme karşı olan herkes yüreğinde bir umut kıpırtısı hissetmişti.U.U. Hitler iktidara gelmiş ve bunu.I.. J. Bu. savaşın nasıl başladığını hatırlamak zorunludur.M. Onun yaptığı. en sonunda.A.. bir adım geriden polisin adımlannı duyarak İspanya'dan kaçarken bütün bunlar.T.I.C.N.C. Barselona'nın devrimci havası beni çok derinden çekmişti. elliüç devlet (sanırım elliüçtü) «off» diye sofu sesler çıkarırken. Fakat herkesin dikkatinden kaçan birçok nokta vardı.S. A. bu biçimiyle.' Franco. bu bana bilmece gibi gelmiş. faşizmin karşısına dikiliyordu.. İspanyol işçi sınıfı.. denilen birşeyde görev aldığımı biliyordum (bir başkasına değil de.U. sabrımı tüketiyorlardı.. bu kadar büyüktü işte! Hükümet safındaki dizilmeyi anlayabilmek için. anlamına) dedikleri zaman. aynı şey başımıza gelseydi muhtemelen bizim İngiltere'de yapabileceğimiz gibi. Bundan daha önemlisi. Barselona'daki ayaklanma60 da Komünist makineli tüfeklerinin ateşinden sakınmak için yerlere yatarken ve en sonunda. Franco ılımlı bir sol kanat hükümeti düşürmeye çabalayınca. Adına P. işin içine kişinin kendi kaderi karışıyordu.'de görev aldığım için geldi.'da değil de. İlk bakışta insana. özellikle Katalonya'da. Bu kuşkusuz. Monte Pocero'da solumuzdaki mevziyi göstererek «Bunlar Sosyalistler» (P.U. Çünkü.

dair hiçbir şey bilinmese bile. devlet depolarından silâh talep ederek ve kısa bir mücadeleden sonra da bunları elde ederek cevap verdiler.b. İspanyol 63 . Kuşkusuz. Katalonya'da ilk birkaç ay.) yardımı ile başlıca işçi sınıfının muazzam çabaları sonunda bozguna uğratılmışlardı. İşte. giderek «Demokrasiye karşı Faşizm» e indirgendi ve devrimci yönü olabildiğince gizlendi. gerçekten.000 tüfeği olduğu hesaplanmıştı. durumu kısa vadede kurtarabilecek olan tek adım. (*) Dahası var. doğu İspanya'nın büyük şehirlerinde Faşistler. gerçek devrimci niyetiyle -yani. Basının daha çok merkezîleştiği ve halkın başka herhangi bir yerden çok daha kolay aldatıldığı İngiltere'de. eski kapitalizm yanlısı polis kuvvetinin yerini alacak işçi devriyeleri. öbür bölgelerde ise bu kurumlar. Daily Mail. Dava. yani işçilerin silahlandırılması. Barrios ve Giral. Hükümet.) Faşizm yanlısı büyük toprak ağalarının pek çok yerde arazileri ele geçirilmişti. kurulu düzenden daha iyi birşey için çarpıştıklarına inanarak— çarpışan insanların gösterebileceği bir çabaydı. birçok fabrika ve taşıma araçlarının çoğu da sendikalarca ele geçirilmişti. sendikalardı. sendikalara dayalı işçi milisleri gibi yollarla kurulacak bir işçi hükümetinin ilkel başlangıcını yaratmak için çaba harcanıyordu. çok önceden sezilegeldiği halde ayaklanmanın önüne geçmek için çok az çaba gösterdi ya da hiç göstermedi. büyük bir olasılıkla Franco'ya karşı hiç direnilmeyecekti. Faşistler'in stratejik noktalara yerleştirdikleri makineli tüfek yuvaları. bütün kilit endüstriyi denetimleri altında tutan Anarşist . ama hiç olmazsa böyle düşünmek için nedenler var. Bu ancak. Hükümet bir yıl sonra zorla ortadan kaldırana kadar devam ettiler. Kendiliğinden ve bir miktar da bağımsız hareket etmemiş olsalardı.bile denilebilir. Bu arada. bu konuda kesin olan bir şey yoktur. silâhlar dağıtılmıştı.Sendikalistler'in 30. üzerlerinden saatte altmış mil hızla taksiler geçirilerek ezilmişti. Erkekler ve kadınlar ellerinde yalnızca dinamit çubukları ile açık meydanları geçip ma(*) Quiroga. bunların. örgütlenmiş şehir işçileri buna. o kadar ki. papazlar ya kovulmuş ya da öldürülmüştü.Sendikalistler'in ellerindeydi. yerel komiteler.b. Hernehâl ise. kapitalist demokrasinin savunması için— yapıldığına inanmak zor olurdu. İlk ikisi. Aslında İspanya'da olan şey. tüm direnişin belkemiği olan Anarşistler ve Sosyalistlerce —hele Anarşistler'in gözünde merkezileşmiş bir madrabazlık makinasından başka birşey olmayan. Birkaç yerde bağımsız Anarşist komünler kurulmuştu. bir tek gün içinde İspanya'nın başına üç tane başbakan geldi geçti. bu aşamada onları teslim etmediler. Ayaklanma başlar başlamaz. sırf şiddetli halk yaygarasına cevap olsun diye ve isteksizce gerçekleştirilmişti. Endüstri ve ulaşımın kollektifleştirilmesinin yanısıra. devrimci komitelerle omuz omuza yaşıyorlardı. Hükûmet'e sadık kalan bazı silâhlı kuvvetlerin (Hücum Taburları v. Franco'yu Katolik rahiplerin alkışları arasında. işçilerin ellerinde silâh vardı. Belâ başladığında Hükû-met'in tutumu çok zayıf ve çekingendi. (Bir yıl sonra bile. İspanya dışındaki anti-Faşist basın. kiliseler yıkılmış. Toprağı işçilerin işgal ettiğine. Toprak köylülerce. ülkesini zâlim «Kızıl» sürülerinden kurtaran bir yurtsever olarak gösterebiliyordu. İsyanın çeşitli merkezlerinde bir tek günde. özellikle bu durumu örtbas etmeyi kendine iş edinmişti. bir devrim başlangıcıydı. bir genel grev çağrısı yaparak. 62 kineli tüfeklerle donanmış eğitimli askerlerin elinde bulunan taş binalara saldırmışlardı. iktidarın çoğu. Savaşın ilk birkaç ayında Franco'nun asıl düşmanı Hükümet değil. sokaklarda üçbin kişinin öldüğü sanılıyordu. Katalonya'daki Anarşist . yerel Sovyetlerin kurulduğuna v. yalnızca bir iç savaş değil. bu süreç tek biçimli değildi ve Katalonya'da heryerden daha çok ileri gitti. bunların bazıları. sendikalara silâh dağıtılmasını reddettiler. Yerel hükümetin kurumlarına hemen hiç dokunulmadan kaldığı yerler vardı. Kuşkusuz.

S. «Liberal» kapitalist bakışın da neden aynı çizgide olduğuna ayrıca işaret etmeye hemen hiç gerek yok. 1937 Temmuzu'na kadar Madrit'teki bir ya da iki protestan kilisesi dışında. yabancı ülkelerdeki Komünist gazeteler hiçbir yerde herhangi bir devrim belirtisi görülmediğini haykırıyorlardı. Fran-co'nun kapıları yumruklamaya başladığı ve orta sınıfın bazı kesimleri kendi taraflannda olduğunda. hiç devrim mevrim olmamış gibi davranmak birçok şeyi basitleştiriyordu. Bu arada. Devrim nasıl olsa bastırılacağına göre. yeniden bir askerî örgütlenme için gerekli bir adım olarak gösterilebilirdi. Katalonya'-da kesinlikle ve muhtemelen başka yerlerde de. işçi komitelerinin kurulması. bir burjuva demokrasisini hedef almak gerektiği Komünist teziydi. Fakat.C. bütün dünyanın İspanya'daki devrimi önlemeye azimli olmasıydı. iyi niyetli propogandacılar da İspanya'nın «kızıllaştığı»nı inkâr ederek. tüm ağırlığını devrime karşı koymuştu. uğrunda savaşmamız istenilen Hükûmet'in üyeleri de dahildi.U. bunun asıl nedeni. Bir kere. arkasında Sovyet Rusya olmak üzere. istediklerini yapabilecek güce sahip oldukları zaman bile Hükû-met'i devirmediler ya da tümüyle değiştirmediler. Faşizm yanlısı gazeteler dehşet verici zulümlere ilişkin yalanlar yayıyorlardı. fabrikaların işgal edilmesi. sendikalar Katalonya'daki tüm ulaştırma işlerini ellerine geçirmişlerdi.b. Özellikle. Yabancı anti-Faşist gazetelerin bazıları. Görülüyor ki. durum ya sosyalist yönde gelişebilir ya da eskisi 65 . İspanyol Hükûmeti'ne yardım ettiklerini sanıyorlardı. bir devrim için döktüğü»nü ilân etti. ellerinden kan damlayan Bolşevikler'e karşı Hristiyan yurtseverlerin savaşı olarak gösteren Sağ-kanat yorum ve askerî bir ayaklanmayı bastıran efendi Cumhuriyetçiler'in mücadelesi olarak gösteren Solkanat yorum. Valensiya Hükümeti üyelerinden Juan Lopez. demokratik Cumhuriyet ya da onun kâğıt üstünde kalan Anayasa'sı için değil. hiçbir kilisenin yeniden açılmasına ve âyîn yapılmasına izin verilmemişti.savaşının kamuoyunda geçerlik kazanan yalnız iki türlü yorumu vardı: bunu. 6 Ağustos 1936 tarihli Daily Worker'a göre. 1937 Şubatı'nda «İspanyol halkının kanını. İspanyol Halkı'nın bir toplumsal devrim. sendikalardan merkezî Hükûmet'e her güç kayması. bu arada. İspanya'da geçirdiğim altı ay içinde tahrip edilmemiş yalnızca iki kilise gördüm. Gerçekte. Örneğin. Barselona Demiryolu Taşıma Şir-keti'nde on milyon sterlin İngiliz sermayesi yatıyordu. İspanya'nın içinde 64 ise bundan kuşku duyan yoktu. Öte yandan. İspanya'nın dışında çok az insan bu ülkede bir devrim olduğundan haberdardı. Bunun pek çok nedenleri vardı. Komünist Partisi. bunu yapamayacakları apaçıktır. her ülkede görülen küçük devrimci gruplar dışında. hiçbir tazminat alma olanağı kalmayacak ya da çok az olacaktı. halbuki kapitalist cumhuriyet hüküm sürseydi yabancı yatırımlar güvence altında kalacaktı. düpedüz tümden yabancı hainlere. kiliseler heryerde yağma edilmiş ve zaten İspanyol Kilisesi'nin kapitalist dolandırıcılığının bir parçası olduğu gayet iyi anlaşılmıştı. ya da burjuva demokrasisinden başka birşey uğruna döğüştüğünü söyleyenler «düpedüz yabancı hain»lerdi. kuşkusuz. Komünist denetiminde bulunan ve devrimci olmayan bir politikaya bir hayli bağlanan P. tamamı değildi. ama bunların «herhangi bir siyasî önemi» yoktu. Ortaya çıkan durum. hiç olmamıştı —ya da olmuştu. gazeteleri bile. İşçiler. olan biten yalnızca bir devrimin başlangıcıydı. Asıl merkezî sorun başarıyla gizlenmişti. Bu yolla. Ülke tam bir geçiş dönemindeydi. Devrim ilerlemiş olsaydı. «şanlı devrimimiz»den söz ediyorlardı. İspanya'da çok fazla yabancı sermaye yatırımı vardı. v. Fakat herşey bir yana. kiliselere yalnızca Faşist müstahkemi olarak kullanıldıkları zaman saldırılmıştır diye yalan uyduracak kadar bile alçaldılar. her olayın gerçek anlamı örtülebilir. adamakıllı tuhaf görünüyordu. Devrimin bu aşamada ölüme mahkûm olduğu dolayısıyla İspanya'da işçi sınıfı egemenliğini değil.

S. hiçbir ülke Hükümetin yardımına koşacak kadar namuskârlık göstermedi. P. özetle. Rusya'ya duyulan şükran ve özellikle Enternasyonal Tugaylar'm gelişinden sonra Komünist Partisi'nin savaşı kazanacak yetenekte görünmesi Komünistlerin prestijini dehşet yükseltti. çeşitli Marksist partileri temsil ediyordu. Bunun yanısıra. S.M. ama bu nokta öyle çok önemli değildir. Dokuz delege sendikaları. kendi örgütlerinin üyelik paylarına göre seçilmişti. kabine üyeleri U.T. Generalite'den çıkarıldı.U.M. Liberaller ve Komünistler'den oluşmuş bir Hükümet kaldı. ortada. kollektifleştirilmiş kalsalar ve kapitalizm yeniden sokul-sa da.B.U. sol-kanat bir Sosyalist olan Caballero idi. apaçık ortada olan nedenlerle. Bu şartların. Sonradan Savunma Komitesi feshedildi ve Generalite.C.O. devrimci olmayan bir politika isteyerek. fiilen sendikalardan gelen delegelerin oluşturduğu Anti-Faşist Savunma Komitesi (*) geçti. bir hafif makinalı tüfekti. birkaç Rus uçağının (belki bunlar bile Rus uçağı değildi) dışında. Fakat ondan sonraki her hükümet değişikliği sağa doğru bir kayma oldu. Hükûmet'ten atıldı. Toprağın çoğu köylünün elindeydi ve Franco kazanmadığı sürece. S.'nin emirleriyle yapılmıştı.T. devrimci unsurlara karşı ilk hareket olarak P.O. Bir kere. Ruslar istedikleri şartları kabul ettirmek durumuna geldiler. 66 na rastlar. Partinin üye sayısında muazzam bir artış vardı ve bu akın (*) Çoğunlukla Anarşist birliklerin çarpıştığı Aragon cephesinde çok az Rus silâhı olmasının nedeni de buydu. Merkezî Hükümet ile Generalite de Cataluna'nm. Hükû-met'in başı.S.M.'nin Hükûmet'e silâh yardımına girişmesiyle iktidarın Anarşistler'den Komünistler'e geçmesine. onlar da siyasî karşıtlarının ellerine olabildiğince az silâh geçmesine çalışıyorlardı (*).S. Rus Hükûmeti'nce doğrudan baskı yapıldığı inkâr edilegelmiştir. «Devrimin önünü alın.N. arkasından C.C. çok sayıda silâh yardımı yapamadığı için. işe karışınca Komünist Partisi'nin zaferi garanti edilmişti. en sonunda. kısa bir süre sonra C. Sağa doğru genel kayma. cephede gördüğüm tek silâh. bunu ellerinde tutmaya niyetli görünüyorlardı. Üçüncüsü. Örneğin. İspanyol Komünist Partisi'nin de P. sonra aynı biçimde Anarşistler'e ve Sosyalistlerin Caballero kesimine ve giderek. 3 delege Kata-lan liberal partilerini ve 2 delege de.B..B.. işçi sendikalarını ve çeşitli sol kanat partileri temsil etmek üzere yeniden kuruldu. Anarşistlerin kolektifleştirme politikasına karşı. Bütün büyük endüstri kolları kollektifleştirilmişti. Meksika.O. tüm Komünist ülkelerin partileri aynı politikanın izleyicileri diye düşünülebilir.'a. Yerel Katalan Hükûme-ti'nin yerine bir süre sonra. genellikle devrimci bir politikaya karşı.T. Bu komitenin delegeleri. eninde sonunda denetimi kazanan gruba bağlı olacaklardı. baş eylemci olduğu inkâr edilmemektedir.G.U. Rus silâhları Komünist Partisi ve onunla anlaşmış partiler aracılığıyla sağlanıyordu.O. altı ay içinde Cabellero'nun yerine sağ kanat Sosyalist Negrin getirildi. Sonra U. S. Çünkü. 67 . İkincisi.U. Konıü nistler ve öbürleri gibi.T. Başlangıçta.'un Katalan Genera-lite'sinden çıkarılması. (Sosyalist sendikalar) ve C.N. Rusya ve Meksika hariç. tümüyle sağ-kanat Sosyalistler. zengince köylüleri kendilerine çekmeleri bayağı kolay oldu.N. İlk önce P. Generalite'den kapı dışarı edildi. yoksa size silâh yok» olduğundan pek az kuşku duyuluyordu. daha önceleri aşırıların ödünü kopardığı unsurları kendi çevrelerinde toplamayı becermişlerdi. savaşın ve devrimin patlak verişinden bir yıl sonra.C.G. 1937 Nisanı'na dek. (Anarşistlerin denetimi altındaki sendikalist işçi birlikleri) temsilcisi bakanlardı. ama.T.gibi olağan bir kapitalist cumhuriyete dönebilirdi. 1936'nın Ekim-Kasım ayları(*) Comite Central de Milicias Antifascistas.M. (yarı özerk Katalan Hükümeti) her ikisinin de işçi sınıfını temsil ettiği söylenebilirdi.

(Mayıs ayındaki çarpışmalara yol açan Barselona Telefon Santrali'nin zorla alınması. demokrasi ve devrim. bir iğne batırma (pin-pricks) politikasıyla. Apaçık görülüyordu ki.geniş ölçüde orta sınıftan kaynaklanıyordu —bakkallar. Ortalıkta olup biten. işçileri her zaman yola getirmek olanaklıydı. çünkü savaşın kaybedilmesi partilerin en son istedikleri şeydi. Esasında savaş. eğer savaş kaybedilirse. milis güçlerinin parçalanması da askerî etkililik adına yapılmıştı.O. subaylar. Ne var ki. genel bir «burjuvalaştırma» hareketi ve ilk birkaç aylık devrimin eşitlikçi ruhunun bile bile yıkılmasıydı/Herşey o kadar çabuk oluyordu ki. hiç kimse esaslı bir yeniden askerî örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu inkâr etmiyordu. vb. Dahası var. eskiden sendikaların denetimi altında olan çeşitli kilit endüstri kolları Hükûmet'çe devralınmıştı. Kolektifleştirme süreci durdurulmuştu. her keresinde kendilerini sanki başka başka ülkelere gelmiş gibi hissettiklerini belirtmişlerdi. bir ortağın öteki69 . kendi denetimleri altında bir miktar silâhlı kuvvet tutmaktı. değişikliğin temel nedeni. memurlar. Bu hedef. şunları ya da ötekileri yapamazsanız savaşı kaybederiz» demeye bile gerek kalmaksızın. Halk Cephesi diye bilinen bu ittifak temelinde bir düşmanlar ittifakıydı ve öyle görünüyordu ki. bir dizi ufak hamlelerle— birisinin dediği gibi. Anarşistlerin kendilerine özgü bir orduya sahip olmamalarını güvenceye almaktı. «Bunları. dur durak bilmeden. Göründüğü kadarıyla. Franco'ya karşı yürütülen savaş sürmeliydi. sendikalara dayalı işçi milisleri giderek parçalanmış ve üyeleri. Her zaman olduğu gibi. bununla beraber Hükûmet'in aynı anda nişan aldığı bir başka hedef de. ile yanburjuva çizgisinde bir siyaset dışı bir ordu olan yeni Halk Ordusu arasına dağıtılmıştı. vb. Sosyalizm ve Anarşizm anlamsız sözler olacaklardı.U. Komünistler bu durumun gayet iyi farkındaydılar.ve savaşın başında faşizme sempati duyduklarından kuşkulanıldığı için kaçmak zorunda kalan Cortes üyeleri İspanya'ya dönüyorlardı. hali vakti yerinde köylüler. bu süreç içindeki olaylardan biriydi! En sonuncu ve en önemlisi. sendikaların elinde kalan iktidarı yeniden ele geçirmekti. derece derece gerilemek zorunda kaldılar. öte yandan da milis güçlerini sendikaların doğrudan denetimi altında tutmak pekâlâ mümkündü. askerî zorunluluk olarak ihtiyaç duyulan şey her durumda. acı bir dille P. yüzeyde ve çok kısa bir an için bir işçi hükümeti gibi görünen şey.'a ve tüm rütbelere eşit maaş ödenmesini isteyen Anarşist ilkesine sövdüler. çünkü buradaki dev68 rimci partiler en güçlüleriydi. bir yandan milis güçlerini yeniden örgütlemek ve daha etkili duruma getirmek. ama bu adım Katalonya'da herhangi bir başka yerdekinden daha geç atıldı. Bu gelişmelerin faşizmin belli kalıplarda burjuvazi ve işçi sınıfı üstüne baskı yaparak kurduğu geçici bir ittifaktan ileri geldiği hatırlanırsa. fakat bu iddianın etkisiz kalması zordu. Bu eylemler tümüyle hayli kurnazcaydı. Ortada genel ve apaçık devrimciliğe karşı bir eylem yoktu.gerçekleştirildi. yerel komiteler dağıtılmış. İspanya'yı birkaç ay arayla ziyaret edenler. üç köşeli bir mücadeleydi. geniş ölçüde takviye edilen ve çok iyi silâhlandırılan savaş-öncesi polis gücü yeniden kurulmuştu. işçi devriyeleri lâğvedilmiş. milis güçlerinin demokratik ruhu onları devrimci fikirlerin doğum yeri yapmıştı. * «Sosyalist» Negrin 1937 sonbaharında yaptığı resmî konuşmalarda «özel mülkiyeti tanıdığımızı» ilân ediyor . İçinde bulunduğumuz özel durumda bu. kesin sonucu belirleyen adım oluyordu. farklılaştırılmış maaş. Etkili olabilecek ölçüde büyük tek devrimci parti. ayrıcalıklı subay kastı. Anarşistler. işçilerin 1936'da kendileri için kazandıkları her ne ise onun teslimiydi besbelli. insanın gözünün önünde olağan fakir-zengin ayırımı ile sıradan bir burjuva cumhuriyetine dönüşüyordu.M. 1937 Mayısına kadar da kuvvet kullanmak pek gerekmedi. tüm süreci anlamak kolaylaşır. işçilerin kazandıklarını elden kaçırmamak için sahip olabilecekleri tek güvence. gerçekten.

L. hiç değilse şimdilik. kapitalist emperyalist bir ülke olan Fransa ile ittifak halindedir.P. Ve onun için de. yeniden silahlanmaya karşı. sığmakların havasız küflü karanlığında gece yarısının dondurucu soğuğunda koruyucu duvarın arkasında.S. Aralarında olduğum İngilizler'in çoğu I. Fransız Komünistleri artık üç renkli bayrağın arkasında geçit resmi yapıp Marseillaise söyleyecekler anlamına gelmeyip. birkaçı da Komünist idi ve bunların çoğu siyaset alanında benden çok daha bilgiliydiler. Bu. bu hiç hayret uyandırmamak. Fakat. Fransa'daki Komünist politikası devrimci olmayan bir çizgi izlemek zorundaydı. (*) Fransız işçilerinin hiçbir zaman kanıp da Alman yoldaşlarına karşı savaşa sokulmayacaklarını ilân edeli üç yıldan az oldu. Şimdi Komintern politikasının tümü.C. daha da önemlisi. Ispanya'daki Komünist «parti çizgisi»ni kuşkusuz çok etkilemişti.S. görüşüne— doğal olarak tepki gösteriyordum. devrimci önderleri avlamakta Liberaller'den çok daha ileri gitmeye istek gösterdiler (*). Özellikle S. Aslında. 71 . demek istemiyorum.C. durum belirsiz.L. Fransız kapitalizmi güçlü olmadıkça. o ülkenin S.U. Nitekim şimdiden bunu haber veren belirtiler görülüyor.B. Rusya'nın müttefiki Fransa'nın devrimci bir komşuya şiddetle karşı olacağı ve İspanyol Fası'nın bağımsızlığını önlemek için dünyanın altını üstüne getireceği gerçeği. çatışan «parti çizgi» (*) Hükûmet'i oluşturan partiler arasındaki etkileşimi en iyi Franz Borkneau'nun The Spanish Cockpit adlı yapıtında anlatılmıştır. Herhangi bir ülke Komünist Partisi'nin tutumunu açıklayan anahtar.S. bu ittifakın Rusya'ya çok az faydası olacaktı. özellikle Fransa'daki Komünist Partisi'nin taktiği.'yle gerçek ya da gizli askerî ilişkilerinde saklıdır. Örneğin. yakınlık duyduğum şeyler de şimdikilerden bir bakıma farklıydı. İngiltere'de İngiliz Komünist Partisi hâlâ Millî Hükû-roet'e düşman ve görünüşte. daha Şubat ayında yukarıda değindiğim bütün kanılara ulaşmıştım. şimdi ise kendisi Fransa'daki ciğerleri en güçlü vatanseverlerden biri. çünkü bunu bilmek.C.B. sağ-kanat güçleri tüm denetime sahip olduklarında Komünistler. en çok işittiğim görüşe de —yani P. İspanya dışında korkunç yanlış anlamalara yol açmıştı Hükümet yanlısı partiler arasında. ile ittifak ya da askerî anlaşmaya girerse. Bu yalnızca. Fransız Komünist Partisi gibi İngiliz Komünist Partisi'nin de iyi bir vatansever ya da emperyalist olmak(*) Millet Meclisi. İspanyol İç Savaşı üzerine uzun bir süredir yayınlanmış en yetkili kitaptır. herhangi bir andaki durumu daha kolay anlaşılır hale getiriyor. her nasılsa. resmî komünizmin devrime-karşı bir güç olarak göz önüne alınması gerektiğini apaçık ortaya koymuştu. Moskova'nın paraca desteklediği kızıl devrim masallarıyla her zamankinden bile daha çılgınca gerçek-dışıydı. Bir kere. Büyük Britanya. aşırı solun ilerisinde değil de aşırı sağın ilerisinde durmasıydı. herkesten önce Komünistler'di. İspanya'nın durumunda beklenilmeyen tek nokta bu. Huesca dolaylarında hiçbir şeyin olmadığı kasvetli dönem de. İspanya'da devrimi önleyenler. Bu kısmen savaşın siyasal yönünün beni sıkmasından ileri geliyordu. I. 70 tan başka çıkar yolu yoktur. S. bu nedenle. Komünistler'in. kendimi haftalar boyu hiç bitmeyen bir siyasal tartışmanın tam ortasında buldum. Sonradan.B. Daily Mail. Fransız kolonilerindeki bütün etkin kışkırtmalarını da yüzüstü bırakacaklar demekti..M.ni yutmasıyla her an sona erebilirdi. dünyanın durumu gözönüne alınırsa —mazur görüleceği üzere— bir askerî ittifaklar sistemine dayanan S. çünkü başka yerlerdeki. beni en çok aydınlatan şeyler henüz ortada yoktu.P. İlk yıl boyunca İspanyol devriminin genel gidişini kabataslak vermeğe çalıştım. Konakladığımız çiftlik evinin kötü-kokan rüzgârlı ahırında.'-nin savunmasının gerekleriyle bağlantılıdır. üyesiydi. Mart 1935.C.B. Fransız Komünist Partisi Sekreteri Thorez.O. S. Gerçekse.

bu parti en sonunda zafere ulaştı. gerçekte bunun Komünist Parti «çizgi» si anlamına geldiğini açıklamak gerekir. kısmen işçilerin kısmen de küçük burjuvazinin —bakkalların. (Partito Socialista Unificada de Cataluna) Katalonya'nın (Birleşmiş) Sosyalist Partisi idi. İspanya'nın bir başka yerinde Sosyalistlerle Komünistler arasında hiç böyle resmî bir birleşme olmamıştı. P.U.S. P.U.C.C.S.'ye katılmayı faydalı bulmuşlardı. Bundan ötürü.G. .C. siyasal organıydı. düpedüz kötüdür. Üye sayısı açısından küçük bir partiydi (*). güçlü bir merkezî hükümetimiz. kuşkusuz savaşın önemi dışında. komünist denetimi altındaydı ve Üçüncü Enternasyonal'e bağlıydı. «çizgi»sinden söz edildiğinde. savaşta zafer olmayınca herşey anlamsızdır.U.U.I. çünkü ilk «devrimci» günlerde her çeşit insan U. ama komünist görüşü ile sağ-kanat Sosyalist görüşü her yerde aynı sayılabilirdi.U. yalnızca ilerlemeye engel olmakla kalmayıp.T. kısmen de İşçiler ve Köylüler Bloku denen daha eski bir partinin üyelerinden kurulmuştu.U.N.A. devrimi ileri götürmekten söz etmenin zamanı değildir. 72 Komünist ve komünist yanlısı basının bütün dünyaya yaydığı P. Bunlar.U. P.'yi ilk önce anlatmalıyım . (Partido Obrero de Unificacion Marxista). İspanyollar arasında da durum hep aynıydı ve alabildiğimiz gazetelerin çoğu partilerarası çatışmayı konularının en önüne almışlardı.O.000. Aralık 1936'da 70.P. yani komünist politikasındaki görünür ya da gerçek değişmeye karşı muhalefet sonucunda ortaya çıkmış.N.M. yani —sosyalist sendikaların. etkili olabilmek için. yukarıdaki açıklamalardan.T.M. Savaşın başında Katalan Komünist Partisi de dahil olmak üzere çeşitli marksist partilerin birleşmesiyle kurulmuştu. P. U. Kabaca söylendikte. İşçilerin denetimi edebiyatına ve papağan gibi tekrarlanan devrimci sözlere sıkı sıkıya bağlanmak faydasızda değil.. Kısmen sabık komünistler. Yerel komiteler yerine. karşı-devrimci bile olabilir. Bu aşamada biz.O.G.C. bu işçi birliklerinin bir baştan bir başa İspanya'daki üyeliklerinin sayısı birbuçuk milyon kadardı.C.O.S. o sırada bile gözle görülür bir biçimde yükselme yolundaydı.'un verileri73 . son birkaç yıl içinde birçok ülkede «Stalinizm»e. P.U.S.U. esas çizgiden ayrılan komünist partilerden biriydi. Sendikaların iki bloğu içiçe geçmişti ama bu ikisinden C.S. Kolektifleştirmeyi zorla uygulamaya kalkarak köylülerin yabancılaşmasına göz yumamayız ve bizim safımızda çarpışan orta sınıfları ürkütmenin sonuçlaınna da. Haziran 1937'de 40. katlanamayız. Herşey bir yana. bütün noktalarda ayrılıyordu. devrimci kargaşalığı dağıtmak zorundayız. niyeti bu olmasa bile. gerçekte ihanet halindedir. parlamenter demokrasi için çarpışıyoruz.S.leri durmadan tartışıyorlardı.N. bu sayılar P. beden işçilerinin birçok kesimlerini içlerine almışlar. ama şimdi tümüyle. P. kesinlikle bir işçi sınıfı örgütüydü.'un çeşitli tarihlerdeki üye sayısı şöyleydi: Haziran 1936'da 10. Ancak. ve kabataslak Anarşistler diye tanımlanan C. çünkü Faşistler'ce bize karşı kullanılabilecek bölünmelere yol açar.M.C.U. Her kim iç savaşı toplumsal devrime döndürmeye çabalıyorsa Faşistler'in ekmeğine yağ sürüyordur.S. sağır ya da budala olması gerekirdi.O. Ben.O.» P. en önemlisi olduğundan P.P. Katalonya (*) P. .C. Bundan ötürü bu an. P.000. Siyasal teori açısından önemli olan yalnızca üç partiydi.S.U. memurların ve zengince köylülerin— partisiydi. «çizgi»si. İnsanın çeşitli partilerin neyi savunduklarını bir nebze anlamaması için. ancak savaşın patlamasından beri geniş orta sınıf üyelerinin akışı ile de şişmişlerdi.000. Şimdi. proletarya diktatörlüğü için değil. ya da C. «çizgi»si aşağı yukarı şuydu : «Şimdiki halde savaşı kazanmaktan başka hiçbir şey önemli değildir. T.C.U.M. gereği gibi yetiştirilmiş ve birleşik komuta altında baştan aşağı silâhlandırılmış bir ordumuz olmalıdır.T.U.M.T. (Union General de Trabajadores)'in.

gibi endüstri kollarında çalışan işçilerin bütün endüstri üstünde denetim sahibi olması. muhtemelen tüm İspanyollar'ın olduğu gibi. Karşıt bir tahmin yukarıdaki sayıların. Savaşın ilk iki ayı boyunca durumu kurtaranlar.O.O. Özellikle.A. ayrıcalığa ve adaletsizliğe olan nefretleri tümden gerçekti. her partinin üye sayısını çok abarttığıdır. olsa olsa faşizmi arka kapıdan içeri almış olursunuz. Anarşizm İspanya'da derinlere kök salmıştır. Anarşistler. (Federation Anarquista Iberica) idi ki. tekstil fabrikaları .I.N. savaşın başından beri olağan Sosyalizm yönünde hareket etmişlerdi. ana hatlarıyla şunları savunuyordu: O Ulaştırma. milisleri çoğunlukla C. gibi. yine onun her an birincisine dönüvermeye yatkın olan başka bir biçimi adına savaşmak demektir.U. o kadar ki.. anarşist vurgusu ise özgürlük ve eşitlik üzerindedir. herhangi bir şeyi yarı-burjuva Hükûmet'e teslim ederlerse.M. en önemli olanıydı. komünizm ve anarşizm iki kutup gibi ayrı şeylerdir.M.U. kapitalizmin bir biçimine karşı. silâhlı kuvvetler işçileri denetimleri altına alır. katıksız anlamında. Faşizm de öyledir.U. ilkeleri hayli belir-siz olmakla birlikte.» Anarşist görüşü tanımlamak daha da zordur. İspanya'daki siyasal partilerin üye sayılarına ilişkin olarak kesinlikle söylenebilecek tek şey.G. Komünist vurgusu daima merkeziyetçilik ve etkililik. P. (3) Burjuvazi ve Kilise'ye karşı taviz kabul etmez bir düşmanlık. zorunlu olarak.A. P. bir vurgu davasıdır. disiplinsizliklerine rağmen.vb. ama bağdaştırılacak gibi de değildir. 75 . Rus nüfuzu çekildiğinde komünizmi söndüreceğe benzer.dışında fazla etkili değildi ve başlıca önemi üyelerinin siyasal bilincinin olağanüstü yüksek olmasından ileri geliyordu.O. «çizgi»si de aşağı yukarı şuydu : „ «Faşizme burjuva «demokrasi» si yoluyla karşı koymaktan sözetmek saçmadır. kapitalizme verilmiş başka bir addır.U. Yine de P.'un sloganını kabul etmişlerdi.T.F. parlamenter demokrasi yerine işçi denetimini hedef aldıkları için. sözüm ona devrimcilerin çoğuna ters düşüyorlardı. herkesten çok.'yi (Confederation Nacional de Trabajodores) oluşturan.M.. adları dillere destan olarak.. bu gerçek bir anarşist örgüttü. Savaş ve devrim birbirinden ayrılamaz.T.N. (2) Yerel komitelerle idare ve her türlü merkezî otoriteciliğe karşı direnme. .I. herhalde. Anarşistler ve P. koşullar onları merkezî idarede görev almaya zorlamış. F. Uygulamaya ilişkin olarak. Anarşistler daha az dogmatikçe olmakla birlikte.N. Bu arada işçiler.M.T.'ye bağlıydılar. bir kerteye kadar biraraya gelebiliyorlardı. ya da. Ne var ki. Bundan daha aşağı bir amaca razı olmanız halinde.O. Hiçbir sendika bloğunu temsil etmiyordu.T. çok çeşitli kanılara sahip bir sürü kişiyi kapsayan bir biçimde kullanılıyordu.U.A. muhtemelen. P. toplam iki milyon üyesiyle mudir.N. her zaman bir parça Anarşist felsefeye bulanmış olmakla birlikte. Gevşek bir terim alarak «Anarşist» sözü.M.I. bütün İspanyol kuvvetleri arasında en iyi savaşçılardı. C. En son nokta. dörtte birini doğru kabul ederdi. kandırılacaklarına emin olabilirler. kazandıkları her hakka sıkı sıkıya yapışmalı-dır.O.'un bir miktar etkili olabildiği örgüt yalnızca C. 1937 Şubat'ından itibaren. ama fiilî parti üyeleri genellikle U. Komünistler'den temelli olarak ayrılıyorlardı. üyeleriydi.U. üyeleri bile. Burjuva «demokrasi»si yalnızca. idi. İşçi milisleri ve polis güçleri şimdiki durumlarında tutulmalı ve bunları «burjuvalaştıracak» her çabaya karşı direnilme-lidir. ya zaferi Franco'ya kaptırırsınız. yani toplumun hedef aldığı biçim bakımından bu ayrılık.T. M. İşçiler silâhlı kuvvetleri denetimleri altında tutmazlarsa. en az belirgin olmasına karşın. C. Felsefece. «demokrasi» adına faşizme karşı savaşmak. anarşist değildiler.O. 74 azzam sendikalar blokunun siyasal organı F. Katalonya'daki kalesi Lerida'ydı. Anarşistler'di. Faşizme karşı tek gerçek seçenek işçi denetimidir. P. Ve. Bundan çok sonra da Anarşist milis gücü. Hükûmet'e girmekle de tüm ilkelerine karşı gelmişlerdi.

birkaç ay ilerisini gören sağduyu açısından daha iyiydi.T.U. heryerde menhus bir partilerarası düşmanlık sürüp gidiyordu. bundan önce de böyle olmuş olmalıydı.. P.'ye durmadan kusur bulmaları.C. kabaca söylendikte. komünist saldırı çizgisi hakkında kısa bir fikir verebilirim.O.S. P. Liberaller ve Komünistler. devrimci partilerin oyunu ellerine almış göründükleri ilk dönemde bu olanaksızdı. Anarşistler ve biz iş yapmazken — bana öyle geliyordu— Komünistlerin savaşı sürdürmeleri oldu. tepelendiğinde. güçlerin sıralanması şöyleydi: Bir yanda. sözü edilemeyecek kadar kötüydü.O. karşıtlarına oranla P. sahip olmuş olsalardı. «Stalinizm»e pek yeğinlenecek birşey değildi. kitaplarda.A. Milislerin söyledikleri şarkılar da böyleydi. asıl önemli olan savaşı kazanmaktı. gazetelerde. bu söylediğim şeyler herkeste ortak bir duyguydu.U. 77 . Komünistlerin saldırıları ise çok farklıydı. işin başında birleşecek ve gerçekçi bir politikayı dirençle yürütecek sağduyuya. Herşeyi bastıran. Mayıs'ta Barselona' daki çarpışmaya katıldığı zaman. Bu sırada. Hem.M.O. genellikle kişisel iftiralara girişmediklerini söylemek gerekir.U. Komünistlerin kesin pratik bir politikaları vardı ki.'un günü birliğine kararlaştırılan politikası.I. ve komünist basını yakından incelediğimde.O. bu da. gazeteleriydi. gazetelerinin. P.O.'un «Troç-kizm»i de.O.U.'un neredeyse kusursuz olduğunu anladım.U. Üstelik.U.O. bunların devrim üstüne sonsuz söylevler çekmelerine ve Le-nin'den ad nauseam (uyutuncaya kadar) parçalar vermelerine rağmen. C. broşürlerde. Maamafih.U.M. P.N. işçi denetimini savunan C. Birisinin söylediği gibi.M. mantığını anlamama rağmen. aksi takdirde daha büyük bir kitleyi peşlerinden sürükleyebilirlerdi. Burada yalnızca. bunların «karşı-devrimci» P. onu savunmak için seslerini yükseltmeye cesaret edenler yalnızca Anarşistler olmuştu. bana hayli abes görünüyordu.M. komünist taktiği iki tarafı biraraya getirmeye eğilim gösteriyordu. Bu arada.S. Bunlardan bazılarına bu kitapta daha sonra değinmek zorunda kalacağım.O. kapatılmak ya da para cezasına çarptırılmak tehdidiyle karşı karşıya bulunmaları demekti. La Batalla ve Adelante adlı P.U.M.M. çünkü basın sansürü başlıca komünist denetimi altındaydı. Anarşistlerle Sosyalistler arasında nuh-u nebiden kalma kıskançlıklar vardı.O. onların olanakları çok daha dardı. marksist olduğundan. anarşizme kuşku ile bakıyordu.O.N. öte yanda merkeziyetçi hükümet ile silâhlı orduyu savunan sağ kanat Sosyalistler.'yi desteklemeleri bir iç güdüden ileri gelmiş ve sonradan P.M.M. P. propagandası vb. Komünistler güç kazanmışlardı ve üye sayısı. Komünistlerin tersine.M. İspanya içinde de çok zarar gören bir durumdaydılar. Daha geniş halk kitlelerine yönelik büyük renkli afişleri (okuma yazma bilmeyenler çok olduğu için İspanya'da duvar ilânları önemlidir) partilere saldırmıyor.U.T. Kısacası.O. benim sık sık gördüklerim. Herbirşey bir yana. ve Sosyalistlerin sol kanadı.'un hakkını yememek için. polemiklerini başlıca gazete makalelerine saklıyorlardı. Komünistleri İspanya'nın kahramanları haline getirmişti.U. savaşın tarihi başka türlü olabilirdi. P. ve Sosyalistlerin bir kesimi.M.Anarşistle^ P.' unkine yeğinlediğimi anlamak çok kolaydır. Rus silâhları ve başlıca komünist denetimi altındaki 76 birliklerin yaptığı muhteşem Madrit savunması. P. F. bu besbelli.U.U. yıkıcı sayılan her-hangibir şey yazdıklarında. Sonradan. ancak düpedüz anti-faşist ya da soyut düzeyde devrimci oluyordu. fakat kısmen de yalnız bu insanlar savaşı ka zanmaya yetenekli göründüklerinden çok genişlemişti. bana ukalâca ve usandırıcı geliyordu. O sırada.O. kendi ülkelerinin dışındaki basında hiçbir destekleyicileri yoktu.M. Ne de olsa. kısmen devrimcilere karşı orta sınıflara başvurarak. P. tepemizde uçan her Rus uçağı bir Komünist propogandasıydı.C. afişlerde.O. Fakat.M.'un devrimci arıklığı. aynı zamanda katıksız anarşist görüş açısından P.U.M.U. Bu sırada benim komünist görüşü neden P.U.

Bu masal.Yüzeyde. P.C. 1937 Ekim'(*) Manchester Guardian'ın bir istisna olduğunu belirtmeliyim. kahramanlık şişirmeleri.S. beyaz kadın taciri. Faşist-ler'in kılık değiştirmiş bir çetesinden başka birşey olmadığı ilân edildi. özellikle insan bazı kişilerin bundan sorumlu olduğunu düşünürse. öte yanda Daily Warker de Franco'nun Yabancılar Lejyonunun her Avrupa ülkesinin katil. Komünistler'le P. Çarpışma daha başlar başlamaz. P. baştan aşağı sol basının da sağ basın kadar sahteci ve dürüstlükten uzak olduğunu öğrenmek oldu. sonra Londra ile Paris'te gayet inandırıcı birtakım kişilerin. İşte bizim için hep bunlar söyleniyordu. bütün o bilinen savaş-edebiyatı. Komünistler P. düşmanın kötülenmesi . ama savaş propagandasının niteliği yüzünden bunu hiçbir zaman anlayamazdınız.U. arasındaki kavga taktik konusundaydı. Sağ ve Sol gazeteleri aynı anda aynı kötülemelerin bok çukuruna dahverdiler. dosyalar dolusu İngiliz gazetesini incelemek zorunda kaldım. Demek ki. «Troçkist» bir örgüttü ve «Fran-co'nun Beşinci Kolu»ydu. Franco ve Hitler'den para alan. şamatalar. Bu kitaba ilişkin olarak. Enternasyonel Tugay'dan zaman zaman karşılaştığım Komünistler bana hiçbir vakit Troçkist yahut hain demediler. esrarkeş ve süp-rüntü sürülerinden oluştuğunu söylüyordu.O. emperyalist savaşlardan farklı olduğunu hissediyordum. propagandasının Hükümet kuvvetlerini böldüğünü ve zayıflattığını. duvar ilânları. P. faşist davaya yardım olsun diye sahte-devrimci bir politikada direnen. sonra daha yüksek sesle. böylece savaşı tehlikeye soktuğunu iddia ediyorlardı. Fakat. cart curtlar. Savaşın insanı en çok dehşete düşüren özelliklerinden biri. bile bile böldüklerini iddia etmeye başladılar. bangır bangır öten yalanlar ve nefretten oluşan tüm savaş propagandasının. Toplamaya kalksam. Bize karşı risaleler yazan ve gazetelerde bize kara çalanlar.. Buraya kadarı iyiydi ve her iki taraf için de söylenecek çok şey vardı. Onbeş yaşında yaralı bir İspanyol çocuğunun tezkere üstünde cephe gerisine taşınışını. bende büyük bir saygı uyandırdı. hiç değişmez bir biçimde doğrudan doğruya savaşmayanlardan gelmesidir. hemen devrim taraftarıydı. Ben nihai olarak aynı kanıda olmamama rağmen. korkak. işin içine komünist taktiklerinin niteliği girdi. kendi vatanlarında güvenlik içindeydiler. dürüstlüğü ile.'un Hükümet kuvvetlerini yalnız yanlış düşünmekten ötürü değil.M. Bunun pek hoş birşey olmadığını itiraf etmeliyim. Bizim büyük gazetelerimiz içinde Manchester Guardian.'un. bu çocuğun kılık değiştirmiş bir Faşist olduğunu ispatlamak için risaleler yazıp durduğunu düşün78 mek hiç de güzel değildi. gerilmiş bembeyaz bir yüzle battaniyeler arasından bakışını görmek.O. ön cephe siperlerinde donmakta olan sekiz on bin asker. Üstelik.O. faşizme karşı çarpışmak için İspanya'ya gelip hayatlarını ve milliyetlerini feda eden yüzlerce yabancı da dahil. bu türlü alıntılarla bir düzine kitap doldurabilirdim. Valencia'daki gazete idarehanelerindeydiler.M. mermilerden ve çamurdan yüzlerce mil uzakta. Troçkist. işçi sınıfından yirmi bin kadar kişi düpedüz düşmandan para alan hainlerdi.bütün bunlar hep döğüşmeyen ve çoğu kez savaşmaktansa yüz mil koşmaya razı olacak kimseler tarafından yapılıyordu. milisleri. bu gibi şeyleri gerideki gazetecilere bırakıyorlardı.M. 79 . Partiler-arası çatışmanın iftiraları bir yana.U..M. P. biz.M. Faşist hain. Cephede tanıdığım P. (*) Bütün içtenliğimle bizim tarafımızda —yani Hükümet tarafında— savaşın olağan. Komünistler ise değildi.. bundan Komünistler'i haklı gösteren kanıtlar çıkarılabilirdi.U. haydi bilemediniz. yoluyla bütün İspanya'ya yayılmıştı ve tüm dünyanın komünist ve komünist taraftarı basınında da durmaksızın tekrarlandı. Bu savaşın benim üstümdeki en müthiş etkilerinden biri. vb.U.O.U. İlk önce yavaş yavaş deneyerek.O.O.U. kaatil. Daily Mail'in duvar ilânını hepimiz hatırlarız: «Kızıllar Rahibeleri Haça Geriyor». casus ve böyle şeylerdik.M.U.

U. onu ilk tanıdığım zamanki gibi kaldı. işçileri üstün bir 81 . görüşünü değil. Partilerarası düşmanlık herkesin canını sıkıyordu. Kâğıt üzerinde Komünistler'in görüşü iyi birşeye benziyordu. bu bahane hep hazırdı. avukat. Komünistler'in uğraştığı şey. seçimin devrimle faşizm arasında yattığını söylediklerinde. «savaşı kazanana dek devrimin sözünü edemeyiz» demeğe gelen komünist görüşünü kabul etmiştim. Bütün bu zaman süresince cephedeydim. aynı yemeği yiyor ve herkese «sen» ve «yoldaş» diye hitap ediyordu. çizme yalama. Barselona'dan Ocak başlarında ayrılmış ve Nisan'a kadar izine çıkmamıştım. bundan sonraki ilk büyük savaşta. başka kesimlerde olup bitenlerden soyutlanmış olduğumu idrak etmemiştim. zamanında bunu fazla ciddiye almamıştım.U. General ile er.U. askerler çarpışır. devrimin ilerlemesine karşı direndiklerini kavramıştım. tarihte daha önce eşine rastlanmamış bir manzara görebiliriz: gövdesinde kurşun deliğiyle bir savaş taraftarı. za-man geçtikçe Komünistler ve P.U. bunun bütün İspanya'da da varolduğunu hayal edecek kadar safdildim daha İspanyol işçi sınıfının aşağı yukarı en devrimci kesimi arasında. bir ölçüde bir rastlantı sonucu.S. aynı ko80 şullar sürdü gitti. bütün savaşlarda böyledir. Mamaafih. Gazetecilerin ilgilendiği kadarıyla bu savaş bütün öbür savaşlar gibi bir üç kâğıtçılıktan ibaretti. Bu. patron-smıfı. Mr. aynı elbiseleri giyiyor. Eşitlik havasını teneffüs ediyordum. orospu. Fakat ortada şu fark vardı: gazeteciler en öldürücü sözlerini. ama etkisi.'un haklı. Devrimci atmosfer. düşman için söylerler. rahip.O.O. Sonradan P. topuk vurup selâm verme hiç yoktu. bir göz boyamadan başka bir-şey değildi. biribirleri hakkında Faşistler için kullandıklarından daha acı sözler yazmaya başladılar. olağan olarak. tersine böyle bir şeyin hiçbir zaman olmamasını güvenceye almaktı. İspanya'da devrimi uygun bir zaman kadar ertelemek değil. Bu husumetin birşeyleri değiştireceğine ya da gerçekten bağdaştırılamayacak bir politika farklılığı olduğuna inanmıyordum. bu kanıya teorik bir noktadan gelmemiştim.C. herkes aynı parayı alıyor. Sık sık tekrarlanan «Önce savaş. Zaman ilerleyip iktidar işçi sınıfının elinden giderek daha çok sıyrıldıkça ve her renkten devrimciler daha çok kodese tıkıldıkça. milisleri tarafından sofuca kabul edilmesine rağmen. Belki de.M. Bunları yazanlar asla savaşa gitmezler.O. daha sonralarına kadar da— Anarşistler ve P. dilenci. muhtemelen. uşak takımı. gazeteciler bağrışır ve palavracı yurtseverlerin hiçbiri kısacık propaganda gezilerinin dışında. ancak. Bütün olarak ele alındıkta.M. içimden yüzlerine gülmek gelmişti. savaş karşısında salt askerî bir tavır alınamayacağını. bunu iyi niyetle önerdiklerine inanmayı güçleştiriyordu.U. Siyasî yönden benden daha bilgili arkadaşlarım bana. hiç olmazsa dış görünüş bakımından. gerçekteki davranışları. ama devrimi geri itmeye yetenekli olabileceklerini kavrayamamıştım. Her eylem askerî gereklilik adına yapılıyordu. oysa bu olayda. Arthur Bryant «Muhafazakâr bir tüccarın bacaklarını testereyle kesip atmanın» Hükûmetçi İspanya'da «olağan» bir şey olduğunu ilân ediyordu.O. cephedeki siperlere yanaşmaz bile. Bunun için iyi bir nedenim vardı. Bazen. bu tutum gitgide belir-ginleşiyordu. cephede toplumsal ve siyasal hava değişmiyordu. daha doğrusu Komünistler'den daha haklı olduğuna karar verdiğimde. köylü ile milis hâlâ eşit olarak biraradaydılar. bütün bu zaman —gerçekten. denetimi altındaki Aragon cephe şeridinde.inde bile hâlâ New Statesmen bize Faşistlerin canlı çocuk gövdeleriyle yaptıkları barikat hikâyelerini (barikat yapmaya en yaramayacak şey) anlatıyordu.M. «İleri gitmek zorundayız yoksa gerileriz» diyen P. sonra devrim» sloganı. bunu yazmanın savaşmak yerine geçtiğine inanırlar. savaş kazanıldığında devrimin devam edeceğine dürüstçe inanan ortalama P.M.. Komünistler'in ve Liberallerin. ama bana bir iç ağız kavgası gibi görünmüştü. uçağın savaş koşullarını değiştirdiğini düşünerek rahatlıyorum.

durumdan geriye almak ve savaş sona erdiğinde kapitalizmin yeniden sahneye girmesine karşı direnemeyecekleri bir duruma itmek oluyordu. Lütfen, sıradan Komünistlerin, hele hele Madrit dolaylarında kahramanca can veren binlerce Komünistin aleyhinde hiçbir şey söylemediğime dikkat ediniz. Fakat parti politikasına yön verenler bu adamlar değildi. Daha yukarıdakilere gelince, gözleri açık hareket etmediklerine inanılamaz. Fakat, devrim kaybedilse bile savaş kazanılmaya değerdi. Ne var ki, işin sonunda, komünist politikasının uzun vadede zafere yöneldiğinden de kuşkulanmaya başladım. Çok az kişi, savaşın değişik dönemlerinde farklı politikaların uygun düşeceğini düşünmüş gibidir. Anarşistler, muhtemelen, ilk iki ayda durumu kurtardılar, ama belirli bir noktanın ötesinde direnişi örgütlemeye yetenekleri yoktu. Komünistler, muhtemelen, Ekim-Aralık aylarında durumu kurtardılar, ama savaşı kazanmak ayrı bir davaydı. İngiltere'de komünist savaş politikası hiç kuşkusuz kabul edilmişti, çünkü bununla ilgili eleştirilerin basında yayınlanmasına pek izin verilmemişti, ayrıca, devrimci kargaşaya son vermek, üretimi hızlandırmak, orduyu etkinleştirmek diye özetlenen genel çizgisi, gerçekçi ve yetenekli bir izlenim yaratmıştı. Bu politikanın iç zayıflıklarına işaret etmek yerinde olur. Her devrimci eğilimi denetim altına almak, savaşı imkânlar elverdiği ölçüde olağan bir savaş yapmak için, fiilen var olan birtakım stratejik fırsatları fırlatıp atmak gerekli hale gelmişti. Aragon cephesinde nasıl silâhlandığımızı, ya da silâhtan yoksun olduğumuzu anlatmıştım. Silâhların, bunları sonradan devrimci amaçlarla kullanacak olan Anarşistlerin eline geçmesinler diye kasten alıkonulduğunda çok az kuşku vardır. Bu yüzden, Franco'yu Bilbao ve muhtemelen Madrit'ten geri çekilmek zorunda bırakacak büyük Aragon hücumu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Fakat bu nisbeten küçük bir davaydı. Daha önemlisi, bir kere savaşın amacı «demok82

rasi için savaş» olarak daraltılınca denizaşırı işçi sınıflarının yardımı için geniş ölçüde çağrıda bulunmak imkansızlaşmıştı. Eğer gerçeklerle yüzyüze geleceksek itiraf etmek zorundayız ki, dünya işçi sınıfı İspanyol Sava-şı'na benimsemeden bakıyordu. Bunların onbinlercesi döğüşmek için geldi, ama milyonlarcası da duyarsız kaldı. Savaşın ilk yılı boyunca tüm İngiliz halkının çeşitli «İspanya'ya yardım fonları» na çeyrek milyon sterlin kadar bağışta bulunduğu hesaplanmıştır —muhtemelen, bir tek haftada sinemaya giderek harcadıkları paranın yarısından azını. Demokratik ülkelerde işçi sınıfının gerçekten İspanyol yoldaşlarına yardım edebilecekleri yol, endüstriyel eylemlerdi— grev ve boykotlar. Bunun gibi şeyler hiç olmadı değil, başlamadı bile. İşçi ve komünist önderleri her yanda, bunun düşünülemeyecek birşey olduğunu ilân ettiler. Kuşkusuz haklıydılar, şunun için ki, seslerinin en yüksek perdesiyle «kızıl» İspanya'nın «kızıl» olmadığını haykırıyorlardı. 1914-18'den beri «demokrasi için savaş» kötü bir söz olagelmişti. Yıllardır Komünistlerin bizzat kendileri militan işçilere «demokrasi» nin kapitalizme verilmiş kibar bir isimden başka birşey olmadığını öğretmişlerdi. Önce «demokrasi üç kâğıtçılıktır» demek, sonra da «demokrasi için çarpışın» demek iyi bir taktik sayılmaz. Arkalarında Sovyet Rusya'nın büyük prestijiyle, dünya işçilerine «demokratik İspanya» adına değil de, «devrimci İspanya» adına seslenmiş olsalar da, karşılık bulamayacaklarına inanmak güçtür. Fakat hepsinin en önemlisi, devrimci olmayan bir politikayla Franco'yu arkadan vurmak olanaksız değilse bile, zordu. 1937 yazında Franco, aşağı yukarı aynı sayıda birliklerle, Hükümetin tuttuğundan daha geniş bir nüfusu denetim altında tutuyordu. —kolonileri de sayarsak bu nüfus çok daha fazlaydı. Herkesin bildiği gibi, geride düşman bir nüfus varsa, haberleşmeyi korumak, sabotajları önlemek v.s. için eşit sayıda asker olmadan, savaş alanında orduyu ayakta tutmak olanaksızdır. Onun içindir ki, besbelli Franco'nun gerisinde hiçbir
83

gerçek halk hareketi olmuyordu. Bölgesindeki halkın, en azından şehir işçileri ve fakir köylülerin, Franco'yu sevmeleri ya da istemeleri akıl almayacak birşeydi, ama sağa doğru her kaymada Hükûmet'in üstünlüğü daha az belirgin hale geliyordu. Herşeyi apaçık ortaya koyan, Fas örneğidir. Fas'ta neden hiç ayaklanma olmuyordu? Franco kepaze bir diktatörlük kurmaya çalışıyordu ve Faslılar, onu, Halk Cephesi Hükûmeti'ne tercih ettiler. Kolay anlaşılacak gerçek şudur ki. Fas'ta bir ayaklanmayı yüreklendirecek hiçbir atılım yapılmamıştı; çünkü böyle bir hareket, savaşa devrimci bir nitelik vermek demek olacaktı. Faslılar'ı, Hükûmet'in iyi niyetine inandırmak için ilk yapılması gereken şey, Fas'ın bağımsızlığını ilân etmek olurdu. Fransızlar'ın bundan nasıl hoşnut olacaklarını tasavvur edebilirsiniz! Savaşın en iyi stratejik fırsatı, Fransız ve İngiliz kapitalizminin gönlünü etmek gibi boş bir umutla fırlatılıp atılmıştı. Komünist politikasının tüm eğilimi, savaşı, Hükûmet'in yoğun bir biçimde engellendiği olağan ve devrimci olmayan bir duruma indirgemekti. Böyle bir tür savaş ise, mekanik unsurlarla kazanılmak zorundadır, yani sınırsız bir silâh stokuyla! Hükûmet'e silâh verenlerin başında gelen S.S.C.B., İtalya ve Almanya ile karşılaştırıldığında coğrafî yönden çok elverişsiz bir konumda bulunuyordu. Belki, P.O. U.M.'un ve Anarşistler'in «savaş ve devrim biribirinden ayrılamaz» sloganı, ilk bakışta sanıldığından daha az hayalciydi. Komünistler'in devrim aleyhtarı politikasını yanlış saymakta hangi nedenlere dayandığımı gösterdim, ama savaş üstündeki etkisine gelince, yargımın doğru olmadığını umuyorum. Bu savaşın, ne gibi araçlar kullanılırsa kullanılsın kazanıldığını görmek isterim. Kuşkusuz, henüz neler olacağını söyleyemeyiz. Hükümet yeniden sola kayabilir. Faslılar kendiliklerinden ayaklanabilirler, İngiltere İtalya'yı rüşvetle buradan uzaklaştırmaya karar verebilir, savaş işe hile karışmadan askerî araçlarla ka84

zanılabilir, bilinmez ki... Yukandaki fikirleri olduğu gibi bırakıyorum, nereye kadar haklı ya da haksız olduğumu zaman gösterecek. Fakat 1937 yılının Şubat ayında olayları bu ışık altında görmüyordum. Aragon cephesindeki eylemsizlikten hasta olmuştum, henüz çarpışmada kendi payıma düşeni yapmadığımın belirgin bilinci içindeyim. Bazı bazı Barselona'da asker toplamak için —yoldan geçenleri suçlayarak «Sen demokrasi için ne yaptın?» diye soran— asılmış duvar afişini hatırlar ve yalnızca «Ben tayınlarımı yedim» diye cevaplayabileceğimi düşünürdüm. Milise katıldığımda, kendi kendime bir Faşist öldüreceğime söz vermiştim —ne de olsa, hepimiz bir tane hakla-sak kısa sürede tükenirlerdi— oysa daha kimseyi öldürmemiştim, hemen hiç bir fırsat elime geçmemişti. Ve kuşkusuz, Madrit'e gitmek istiyordum. Orduda, siyasî fikirleri ne olursa olsun, herkes, hep Madrit'e gitmek isterdi. Bu da, Uluslararası Tugay'a geçmek demekti; çünkü şimdi P.O.U.M.un Madrit'te pek az birliği vardı, Anarşistler'in birlikleri de eskiden olduğu kadar çok değildi. Şimdilik, cephe hattında kalmak zorunluydu kuşkusuz; ama herkese izne çıktığımızda Uluslararası Tugay'a geçeceğimi söylüyordum —bu da, kendimi komünist denetimi altına sokmak istiyorum demekti. Birçokları beni caydırmayı denedi, ama hiç kimse işime karışmaya kalkışmadı. Hakçası, P.O.U.M. da pek az sapık —düşünce avcılığı vardı, içinde bulunduğu özel koşulları düşünürsek, yeteri kadar yoktu bile; faşizm taraftarı olmadıkça hiç kimse yanlış siyasî fikirlerinden ötürü kovuşturulamıyordu. Milisdeki zamanımın çoğunu P.O.U.M. «çizgi»sini acı bir dille eleştirmekle geçirdim, ama bu yüzden hiç başım belâya girmedi. Milislerin çoğunun böyle olduğunu sanmama rağmen, partiye siyasî üye olsunlar diye hiç kimseye baskı bile yapılmıyordu. Ben, kendim hiçbir zaman partiye katılmadım— sonradan, P.O.U.M. lâğvedildiğinde buna hayli üzülmüştüm.
85

6
Bu arada, günlük daha doğrusu gecelik devriye ortak görevimizdi. Nöbet, devriye, siper kazma, çamur, yağmur, acı acı öten rüzgârlar, ve arada sırada kar. Gecelerin fark edilecek kadar ısınması Nisan ayının ortalarını bulmuştu. Burada vadide, Mart günleri, parlak mavi gökyüzü ve durmadan uğuldayan rüzgârlarıyla İngiltere'deki Mart aylarına çok benziyordu. Kış arpası bir ayak yükselmiş, kiraz ağaçlarında kızıl tomurcuklar açmaya başlamıştı. Cephe hattı burada, çoraklaşmış meyve ağaçları ve sebze bahçeleri arasından geçiyordu, eğer hendekleri araştırırsanız menekşeler ve zavallı mostralık bir sümbüle benzeyen bir çeşit çiçek bulabilirdiniz. Hattın hemen berisinde, fevkalâde yeşil köpüklü bir ırmak akıyordu— bu, cepheye geldiğimden beri gördüğüm ilk şeffaf su idi. Bir gün, altı haftadır ilk banyomu almak için dişimi sıkıp ırmağa daldım. Sizin kısa banyo diyeceğiniz cinsten bir banyo idi bu, çünkü su esasında kar suyuydu ve donma noktasından da pek yukarıda değildi. Bu dönemde hiç bir şey olmadı, zaten olup biten hiç bir şey yoktu. İngilizler bunun bir savaş olmadığını, kanlı bir pandomim olduğunu söylemeyi huy edinmişlerdi. Faşistler'den gelecek doğrudan bir ateş altında hemen hiç kalmıyorduk. Tek tehlike, her iki tarafta da hatlar ileriye doğru kıvrıldığı için her yönden gelen serseri mermilerdi. Bu arada verdiğimiz tüm kayıplar bu serseri kurşunların marifetiydi. Arthur Clinton'a sol omuzunu parçalayan ve kolunu hareket edemez hale
86

getiren esrarengiz bir kurşun isabet etmişti. Korkarım, hiç bir zaman iyi olmayacaktı. Çok az top ateşi vardı, ama fevkalâde tesirsizdi. Şarapnel parçalarının çığlığı ve çarpışı gerçekten vahşi bir eğlence gibi görünüyordu. Faşistler güllelerini bizim koruyucu duvar üzerine hiç bir zaman atmadılar. Bizim bir kaç yüz yarda arkamızda, çevresindeki büyük çiftlik müştemelâtı, cephenin bu kesimi için dükkân, genel kurmay ve mutfak, olarak kullanılan, La Granja isimli bir kır evi vardı. Faşistler'in asıl vurmaya çabaladıkları yer burası idi, ama beş altı kilometre uzaktaydılar ve iyi nişan alamadıklarından pencereleri çatır çatır parçalamaktan ve duvarları yontmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Yalnızca, ateş başladığı ve şarapnel parçaları her bir yanınızda yere saplandığında, tesadüfen yoldan yukarı geliyor iseniz, tehlikede sayılırdınız. İnsan güllenin sesine kulak vererek, aşağı yukarı ne yakına düşeceğini çıkarmanın esrarengiz sanatını hemencecik öğrenirdi. Faşistler'in bu sırada ateşledikleri gülleler felâket kötü şeylerdi. 150 mmlik olmalarına rağmen yalnızca altı ayak genişliğinde ve dört ayak derinliğinde bir krater açıyor ve hiç olmazsa dört tanesinden bir tanesi patlamıyordu. Faşist fabrikalarmdaki sabotajlar ve içinde barut yerine 'Kızıl Cephe' yazılı kâğıt parçaları taşıyan patlamamış mermilerle ilgili her yerde anlatılan hikâyeler vardır, ben böyle bir şey hiç görmedim. Gerçek şudur ki top mermileri artık hiç ümit kalmamışçasma eskiydi; birisi, üzerine tarih damgalanmış pirinç bir demir başlık buldu, tarihi 1917 idi. Faşist tüfekleri bizimkilerle aynı çapta ve aynı değerdeydi; patlamamış mermiler sık sık tamir edilip yenileniyor ve yeniden ateşleniyordu. Kendi kendine özel bir takma ad edinen eski bir güllenin, her gün bir o yana bir bu yana seyahat ettiği ve bir türlü patlamadığı anlatılıyordu. Geceleri, silâhtan arınmış bölgeye, Faşist hatlarının yakınlarındaki hendeklere yatıp Huesca'daki faaliyetlerini gösteren sesleri dinlemek için (düdük sesleri,
87

Her şeyin tam harman zamanı durdurulduğu bu bomboş verimli tarlalarda sürünerek ilerlemek çok tuhaf oluyordu. çelik miğferler ve az miktarda bomba dağıtılıyordu. Eğer Faşist makinalı tüfekçiler sizi farkederse bir kaç tarla berinizde kurşunlar toprağı keserken kendinizi bir kapının altında solucan misali kıvrılan sıçan gibi.otomobil kornaları ve bunun gibileri) devriyeler gönderiliyordu. daha önce olduğundan daha iyi silâhlanmıştık. Bazen bir takım adamlar parti parti silâhtan arınmış bölgeye patates toplamaya gidiyordu. Bir gece. Biz oraya gündüzleri giderdik. derece derece süngüler. hiç olmazsa şimdilik. ve bir haftalık izin. Faşist birlikleri devamlı olarak gidip geliyordu ve bunların sayıları dinleyicilerin raporlarıyla belli bir uzaklıktan kontrol edilebiliyordu.'da görevli bir kaç yüz Alman mültecisi vardı. Sağımızda. Gündüz vakti de aynı şekilde araştırma yapabilirdiniz. bir şey oluyormuş gibi bile görünmüyordu. Anlaşılan Faşistler çarpışmaya girmeden önce hep ayin yapıyorlardı. Huesca'nın bu tarafında. ama yine de hiç kuşkuya yer vermiyecek biçimde döğüşmek istiyorlardı. hatların bir birine daha yakın olduğu yerde hem Faşistler'in hem de bizim dadandığımız küçük bir patates tarlası vardı. Her zaman kilise çanlarını haber vermemiz emredilmişti. İspanya'da gördüğüm herhangi bir kimseden daha çok askere benziyorlardı. Stratejik nokta. Bütün bu altı haftalık süre boyunca. Durgun savaş halinde askerlerin istedikleri üç şey vardır: çatışma . Geçen senenin ürününe hiç dokunulmamıştı. Daha ilerde bir tarla daha bulduk. Jaca'ya giden yoldu. mısır koçanları taş gibi olmuş. yamyassı etmek zorundaydınız. Ve. Sırasında bütün bunlara değecek bir iş gibi görünüyordu.U. Her zaman olduğu gibi saldırı berbat olmuştu.O. ortalıkta siper alınacak hiç bir şey olmadığından patatesleri göbeğinizin üstünde çalmak zorundaydınız— yorucu bir iş. Askerî görüş açısından. Hücum Birlikleri ve Enternasyonal Tabur'un bir kısmı hariç. Bazen küçük bir balta ya da bir Faşist matarası (bunlar bizimkilerden iyiydi ve hararetle aranıyordu) gibi değerli ganimet parçasına rastgelirdiniz. «Ne zaman saldıracağız? Niçin saldırmıyoruz?» soruları. cephe hattının bizim kesimimizde yalnız bir tek hareket görüldü. P. her nasılsa. Anarşistler Jaca yoluna saldırıya geçtiklerinde bizim görevimiz «tutma saldırıları» yapmak ve Faşistleri birliklerini öteki taraftan boş yere çevirmeye zorlamak olmuştu. Sonradan. çünkü patatesler gittikçe azalı88 yordu. Budanmamış asmalar toprağın üzerinde yılan gibi uzanıyordu. Baskın Birlikleri'miz Monicomio'ya —Faşistler'in tahkim ettiği metruk bir tımarhaneye— saldırdığı sırada oldu. Batallion de Choque adı verilen özel bir tabur halinde örgütlenmişlerdi. aşağı mutfağa götürebilir ve bir şişe dolusu kahveye trampa edebilirdiniz. Benim sırf birliklerin çarpışma ruhunu ayakta tutmak için önceden tasarlanarak yayıldığını düşündüğüm gelecek çatışma söylentileri ortalıkta dolaşıyordu. milis gücünün geri kalan kısmından çok farklı bir düzeyde idiler— gerçekten. ama bu araştırma dört ayak üzerine yerde sürünerek yapılmak zorunluğun-daydı. pencereleri yumruklayıp açtığınızda içerisi yakılmış bir kibritle araştırılmaya elverişliydiler. tarla bizim makinalı tüfeklerin hâkimiyeti altında olduğundan Faşistler yalnız gece gelebiliyorlardı. hâlâ hiç bir şey olmuyordu. acaba bu savaşta Hükümet tarafındaki harekâtın 89 . Çarpışmanın ne demek olduğunu düşünürseniz askerlerin döğüşmek istemesi tuhaftır. bir mil ötede. Her askerin elli atımlık cephanesi vardı.daha çok sigara. Biz şimdi. Bu. Merak ediyorum.M. İspanyollar ve Ingilizler'den gece gündüz işitilen sorulardı. Tarlaların ve yemiş bahçelerinin arasında çamur duvarlı kulübeler. hayvan pancarı ve şeker pancarları aşırı büyüyerek muazzam odun yığınları haline gelmişlerdi. herhangi bir esaslı eylemin olmayacağını görebilmek için fazlaca bir askerî bilgiye ihtiyacım yoktu. Faşistler bizi dehşet kızdıran bir biçimde topluca gelip bütün tarlayı temizlediler. Bir çuval dolusu bulursanız.

azalıyordu. kibrit. Yüzbaşı. hiç olmazsa hava yeterince ısındığı zaman. ama hangi milisten olduğunu unuttum. yalnızca tabanları ip örgülü sandallar giyiyorlardı Her yerde hurda. zeytinyağı.sıra sıra cankurtaranlar Sietamo yoluna dizildiler. bundan ötürü Monflorite'deki sözüm ona hastaneye gittim. ağır yaralıları da sarsıntıdan öldürdüler. Pasifistler savaş aleyhtarı bildirilerini büyütülmüş bit fotoğraflarıyla süslemeyi hayli yararlı bulabilirler sanırım. Hey gidi Army and Navy Stores!. tütün barikadın Franco tarafına gidiyor olsaydı. İspanya'da gördüm— yerden izmarit toplayan insanlar. ortalıkta bulunabildiği zaman. bu alçak hayvanları en aşağı bir kertede tutmayı becerdik. ama hiç olmazsa onlar vücutta yerleşmiş haşereler değildir. Senlac ve Thermopylae'de döğüşmüş insanlardan herbirinin husyelerinde ağır ağır gezinen bitler vardı. baskın hareketi artık baskın olmaktan çıkmıştı. çay. yumurtadan çıkınca korkunç bir hızla kendi ailesini üreten. Savaşta bütün askerler bitlidir. muvazzaf ordu subaylarından biriydi—sadakatlerinin derecesi kuşku götürür olduğu halde Hükümet bu subayları hizmete almakta İsrar etmişti. mum. Bir keresinde. şeker çok seyrek bulunmasına rağmen. yiyecek. iki yüz yarda uzaktayken bir bomba fırlatarak Faşistler'i uyardı. Çeşitli vücut haşereleri üstüne büyük bir tecrübe edindim. Hastane hademeleri 91 . ama Barselona'da bile herşey. Fakat. Başlangıçta. gerçekten!. Hastaneye gitmek zorundaydım. Görevlerini soyluca yerine getirdiler. sigara. Pantolonunuzun ek yerlerine. parıltılı minik pirinç tanelerine benzeyen beyaz yumurtalarını bırakırlar. Tütün kıtlığı hepsinden kötüydü. kendilerini daha mutlu hissederlerdi. özellikle tütün. Askerlerin onu hemen oracıkta öldürdüklerini söylemekten çok hoşnudum. ani bir korku ya da hiyanet yüzünden. sonradan da beş taneye düştü. Üniformalarımız lime lime olmuştu. tepeden püskürtüldüler ve gece inerken Baskın Birlikleri Manicomio'yu bırakmak zorunda kaldılar. Verdun. çay bir tanrı nimetiydi. günde bir paket sigara veriliyordu. Bitten başka hiç tür şey beni o buz gibi soğuk ırmağa girmeye zorlayamazdı. İlginç olan şu ki. örneğin sivrisinekler insana daha çok sıkıntı çektirir. Nihayet hiç tütün dağıtılmadığı on ölümcül gün geçirdik. giyim eşyaları. milisler yoğun ateşle biçildiler. Bir kısmını yatakta geçirmek üzere orada on gün kaldım. postal yığınlarına rastgeliyordunuz. adamların çoğunun postalları yoktu. namussuzlukta hiç birisi bitin eline su dökemezdi. İngiltere'den buradaki İngiliz askerlerine devamlı olarak paketler gönderiliyor. Londra'da her-gün gördüğümüz bir şeyi hayatımda ilk defa.. Biz yumurtalarını yakmak ve katlanabildiğimiz kadar sık yıkan90 mak yoluyla.. Bunları idare eden yüzbaşı. Bütün giydiklerimizi yakmanın dışında bilinen bir başka kurtuluş yolu da yoktur.kaç tanesi berbat olmamıştı? Baskın Birlikleri Manicomio'yu şiddetle hücum ederek zaptettiler. ama belki de. Manicomio'ya komşu hâkim tepeleri ele geçirerek Baskın Birliklerini desteklemekle görevlendirilmiş birlikler çok kötü oyuna gelmişlerdi. giyecek. Bütün gece boyunca . Herşey gittikçe azalıyordu —postallar. Hiç sütümüz olmamasına. sabun. Waterloo. Flodden. İnsan biti bir bakıma küçük bir İstakoza benzer ve başlıca mekânı pantolonlardır. bir ocak ateşini iki gün aralıksız yalnızca ve yalnızca postallarla yaktık— hiç de fena yakıt değildi. Öteki böcekler. karıma çay paketleri — unutulmayacak bir keresinde de bir teneke bisküvi— göndermeyi başaran tek firma. ama hiç bir zaman yerlerine ulaşmıyorlardı. hâlâ soğuk olmasına rağmen hava bitli olmaya yetecek kadar ısınmıştı. Mart sonlarına doğru elim iltihapladı ve yarılıp boynuma asılması gerekti. her şey ya oradaki pcstahanede reddediliyor ya da bunlara Fransa'da el konuluyordu. Savaşın Görkemi. ama' böyle ufak tefek bir yara için beni Sietemo'ya göndermeye değmezdi. Bu sırada hepimiz bitliydik. Army and Navy Stores'-du. Bu sırada karım Barselona'daydı ve bana. hattâ puro gönderirdi. tütün. sonra günde sekiz taneye. çikolata.

Levazımcının deposunda.. kamyonlar dar dolambaçlı yollarını ayın kriterlerine dö-nünceye kadar aşındırıp durmuştu. muhtemelen. öylesine parlaktılar ki berilerindeki taze çimen donuk görünüyordu. köylülerin sefil kulübelerine yansıyan zenginliklerini görebilirdiniz. burasını sistematik olarak tahrip etmek üzere. bu da kıtlığın kaçınılmaz bir sonucuydu.U. kendisine bitişik bir çiftlik eviyle kocaman un değirmeni vardi. bir İtalyan denizaltısmın batırdığı bir gemiyle Enternasyonal Tabur'a katılmaya gelen bir Amerikalı bana. Köylü delikanlıları canlı canlı saç levhalar üzerinde kızartacakları salyangozları avlamak için kovalarla araziye çıkıyorlardı. köylüler ilk bahar için çift sürmeye çıktılar. üzerlerine ateş etmedikçe kaçmıyacak kadar arsızdılar. Monflorite. ama kireçle badanalanmış taşdan yuvarlak kemerli ve muhteşem çatı 92 kirişleri olan çiftlik binaları —muhtemelen yüzyıllar boyunca değişmemiş bir plân üzerine inşa edilmiştir— soylu şeylerdir. Bu durum.. eski bir ordu şarkısını doğruluyordu : Fareler var. bahar gerçekten gelmişti. Bizim depo ve mutfak olarak kullandığımız La Granja. sahip olduğum her türlü kıymetli nesneyi çaldılar. kamyonlarla parti parti adamlar gönderilmişti. o alışılagelmiş çamur ve taş evler karması kasabalardan biriydi.besbelli bir zamanlar bu araziye hükmetmiş toprak sahiplerinin evleri.. bu evlerin eski Faşist sahiplerine karşı sinsi bir sempati duygusu veriyordu. insana. doğru dürüst keşfedemedim bile. La Granja'daki fareler hani neredeyse kedi kadar büyüktüler gerçekten. İspanyol toprak reformunun bürün-düğü aşırı belirsizliğin tipik bir örneği şuydu ki. Sonradan Barselona'daki hastanede. pislik yığınları arasında badi badi gezinen göbeği yağ bağlamış koca koca canavarlar. Burası P. teskereciler kol saatini aşırmışlar. Bütün çevrede yalnızca iki tane şöyle böyle durumda çiftlik -Torre Lorenzo ve Torre Fabiân. Gökyüzünün mavisi daha yumuşak. fotoğraf makinem ve bütün resimlerim de dahil. Sonradan. La Granja'da kullanılmayan her oda apteshaneye dönmüştü —korkunç bir parçalanmış mobilya mezbahası ve kazurat.M.O. Ahçılarm kepçe ile karavana dağıttıkları büyük avluda paslı teneke. Nihayet. Cephede herkes çalıyordu. İçinde otuz kırk kadar at barındıran bir ya da daha fazla dönümlük kocaman avlulara ve müşte-melâta sahipti. daha gerilerdeki birliklere yakacak bulmak için. İspanya'nın bu bölgesindeki kır evleri mimarî yönden hiç de ilginç değildir. ama hastanedekiler her zaman hepsinin en kötüsüydü. döşemesi de birkaç karış kalınlığında bokla kaplı idi. Ona bitişik küçük kilisenin duvarları şarapnel oyuklarıyla eleğe dönmüştü. Odaların döşemelerini içerde el bombası patlatarak parçalıyorlardı. çamur. yani Anar93 . Kediler kadar fareler. bunların. Hendeklerin içinde kurbağalar gürültüyle çiftleşiyorlardı. hava aniden daha bir huzur verici olmuştu. yaralı olarak kıyıya nasıl taşındığını anlattı— cankurtarana taşırken bile. Kilise çok kötü harap olmuştu ama askerî depo olarak kullanılıyordu. buradaki toprak kollektifleştirilmiş mi yoksa düpedüz köylüler toprağı kendi aralarında mı paylaşmışlar. milislerin ellerine geçirdikleri evleri nasıl kullandıklarını görmek. Köydeki katırların yararlandığı su birikintisinin çevresinde bir peni büyüklüğünde gayet hoş yeşil kurbağalar buldum. olan iki tane büyük bina vardı. Kolum askıdayken kırlarda gezip dolaşarak bir sürü mutlu gün geçirdim. tahtadan un oluklarının yakacak odun diye kopartılıp alındığını görmek çok ha-yıflandırıcıydı. Hava düzelir düzelmez. büyük ve pahalı makinenin bir işe yaramadan paslanmış öylece durduğunu. Bazan. cephe hattının yakınında. bir zamanlar manastır idi.(practicates). katır gübresi ve çürüyen yiyecek döküntüsünün dünya kötüsü bir görünüşü vardı. Nehrin hemen berisinde. fareler.

çevresi alçak bir duvarla çevrilmiş mezarlığa doğru gezintiye çıktım. iki tane zamana uygun çiftlik traktörü de vardı. salına salına yürüyen. hepsinin akrabaları vardı. Tırmık ve çatallar tahtadan yapılmıştı. üzerine yüzlerce delik açılmış ve her deliğe de insanların onbin yıl önce yonttuklarının tıpkısı yontulmuş taş parçaları sokulmuştu. Bir keresinde. düşündükçe başka bakımlardan ne kadar çekilmez olsak da. Toprak ağalarının geri gelmesini biz önlüyorduk. Hiç olmazsa toprak ağaları ortadan kalkmıştı. Böyle bir nesne ortaya çıkarmak için yapılması zorunlu çalışmayı ve çelik yerine çakmak taşı kullanmayı gerektiren yoksulluğu düşünmek beni hasta etti. çift sürüyorlardı. kırık bir sabanın uç demiri yamalıydı ve kimi yerde. hayatları boyunca her hafta tavuk ve sebze satmaya gitmişlerdi. ama saban izi diyebileceğimiz bir biçimde yarmıyordu. bunlardan birini askerden arınmış bölgede terk edilmiş kulübede gördüğümde. elinde. köyden bir mil kadar uzaktaki. köylülerle onların eski toprak ağaları arasında yer alıyorduk. dürüst. Köylü kızları kömür gibi kapkara saçlı. Partal mavi gömlekli. O zamandan beri sanayileşmeye karşı daha yumuşak hislerle doluyum. herhalde devrimin bir yan ürünü olan. toprağı. sonra ikimiz birden güldük. Merhumun erdemlerine dair gülünç şiirlerle dolu kitabelerin çoğu hâlishâne bir biçimde dünyevî idi. siyah fitilli kadifeden kısa pantolonlu. Belki. insan kemikleri her yere dağılmıştı. Düven olduğunu kavrayana dek uzun bir süre bunun üzerinde kafa yormak zorunda kalmıştım. Burası bir İngiliz mezarlığından tuhaf denecek kadar farklıydı. Bütün tarım araçları Nûhî nebiden kalma idi. Huesca beş milden daha yakındı. aralarındaki bazı yaşlılara mutlaka anlamsız görünüyordu. arada dikenli tel ve makineli tüfekten yapılmış geçilmez bir engel uzanıyordu. «Bunun gibi bir kandili nereden satın alabilirim?» dedim. Köylülerin bize gösterdikleri dostluk beni sürekli şaşırtıyordu. teorik olarak kollektiıleştiril-diğini sanırım. Normal olarak cepheden gelen ölüler Sietamo'ya gönderilirdi. Ölülere saygı diye birşey yok burada!. madenlerin pahalılığı herşeye hâkimdi. Düşünmeden. Herşeyi dallar ve âdı çayır otu örtmüş. erkeksi tavırlı mükemmel canlı yaratıklardı. ancak bu da çoğucası gayretkeş bir dinsizin çelik keskisiyle yontulup çıkartılmış olurdu. «Huesca'dan» diye cevap verdi. Sabanları pek zavallı şeylerdi. Örneğin. biz. kulakları ahenkle inip kalkan katır sürülerinin gerisinde. Hindistan'da yaptıkları gibi kartal çapalarla kazıyorlardı. geniş kenarlı hasır şapkalı adamlar. Bu engel arada sırada belleklerinden uçup gidiyordu. Yine de bize. hemen tüm mezar taşlarının her türlü dinî yazıdan yoksun olmasıydı. Fakat gerçekten şaşırtıcı olan şey. 95 . İspanyollar'ın içinde zeytinyağı yaktıkları ufak kandillerden taşıyan yaşlı bir kadınla konuşuyordum. tarlalar işleniyor ve halk hoşnut görünüyordu. çünkü gözle görülür bir biçimde her şeyde kıtlık ve herkes için kasvetli iç karartıcı bir yaşam demekti ve en iyi zamanlarda bile köylüler askerî birliklerin kendi sırtlarına yerleştirilmesinden hiç hazet-mezler. hiç kuşkusuz büyük toprak sahiplerinden kaldırılmış. Ve şimdi sekiz aydır. bunlar köyün ölüleriydi. Beller nadiren postal sahibi olan bir halk arasında bilinmiyordu. Fakat köyde.şist bölgesi olduğuna göre. neredeyse dehşete benzer duygulara kapıldığımı hatırlıyorum. toprağı yalnızca karıştırıyor. orası bu insanların pazar yeri idi. baştan ayağa yamalı olana dek tekrar tekrar yaman94 mıştı. İç savaş tuhaf bir şeydir. İlk defa. dört beş mezardan birinde küçük bir haç ya da Tanrı'ya ilişkin baştan savma bir işarete rastlanıyordu. Bir iki kere. Savaş. Bu araç bir mutfak masası büyüklüğünde levhalardan yapılmıştı. Yalnız bir kere «Bilmem kimin ruhu için dua ediniz» diye Katolik mezarları için olağan sayılan bir yazı gördüm sanıyorum. değişmez bir biçimde dostça davranıyorlardı —sanıyorum. Taş Devri'nin sonlarından kalmışa benziyen bir çeşit düven de kullanılıyordu. hepsinin tarihi devrimden önce olmasına rağmen.

faşist hattmında da bir kaç yüz yarda ilerisiydi. herkes kendini hızla dizlerinin üstüne atmıştı. cephe hattını gerçekten uygun bir yere getirmişlerdi. İspanyol halkının gözünde. İspanya'da hatırladığım en soğuk geceydi. Ve muhtemelen. Kolum hâlâ sargılı olduğundan ben siper kazamadım ve o günün büyük bir bölümünü bir dedektif hikâyesi okuyarak geçirdim— adı «Kaybolan Alacaklı»-idi. Casa Francesa'nm kare biçimindeki beyaz bloku. Korkunç bir bataklıkta yedi saat yatış. hiç olmazsa Ka-talonya ve Aragon'da. Konusunu hatırlamıyorum. alık alık orada durup makineli tüfeklere bakıyorduk. Bütün gece boyunca yalnızca bir tek kayıp verdik. İspanyol kilisesi geri gelecek besbelli. dediğine göre. bin yarda kadar ilerideki bir küçük ırmak boyunca uzanıyordu ve. Faşistler'in bizi neden göremediklerini merak ederek. Hepimiz.İspanya'nın bu bölgesindeki halkın kesinlikle dinsel duygulardan —dinsel duygu deyince. Şimdi yapılmasının amacı Jaca yoluna doğru hücuma geçen Anarşistler'in bu tarafa ilerleyebilmek için birlikleri bizimle karşı karşıya getirmiş olmalarıydı. genellikle kabul edilen fikirleri kastediyorum— yoksun olmaları beni çok çarptı. ama orada oturup kitap okurken neler hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum. hayretten ağzımız açılmış. adamlar aceleyle gelip gittikçe devamlı olarak bacaklarımın yerini değiştirişim. Şu anda cephe hattımız. Altmış yetmiş saat süren uykusuzluk anılarımı bir çeşit maviliştiriyor ya da daha çok bir seri resim arasında yutuluyordu. Yalnızca yüz yarda berimizde bir iş bölüğü sıkı sıkıya çalışıyordu. Hastahaneden geri geldiğim gün. iş tamamlandığında içine brendi katılmış kovalar dolusu şarapla aniden geliveren mutfak hizmetlilerine bile. Faşist cephe hattının bir parçası olan Casa Francesa adlı tahkim edilmiş çiftlik evinden yüz yarda uzakta. kurbağaların kulakları tırmalayan vıyaklayışları. den bizim orada olduğumuzu farkedişleri. uyuşturucu soğuk. devrim olsun ya da olmasın. Yedi saat içinde altıyüz adam— faşist hatlarından yüz ya da yüzelli ilâ üçyüz yarda uzaklıkta— binikiyüz metre uzunluğunda siper ve korunma duvarı inşa ettiler. Thomas Parker kalçasının üst kısmına bir kurşun yedi. bu yara onu madalya almaya kendi istediğinden da97 . ikiyüz yarda ötede olmasına rağmen. siperi çılgınca kazıyor. silâhtan arındırılmış bölgede dinleme nöbetindeydik. (meşhur deyimiyle. kum torbaları konulmuş yukarı pencerelerindeki makineli tüfekler doğrudan doğruya siperin içini hedef almış gibi görünüyordu. daha derinleştiriyor ve yanlarda küçük sığmaklar oyuyordu. gece ve Cizvitler her zaman geri dönerler). Nisan ayı olmasına rağmen bu. insanın vücudunun giderek daha derine indiği sazlık kokan su: sazlık kokusu. bir iki karış yukarıda mermilerin çatırtısı. 96 ama kurbağaların korosunun dışında tam bir sessizlik vardı. böylesine bir hareketin içgüdüleşmiş olacağı düşünülebilir. bu işlerin hepsi öyle bir sessizlik içinde oldu ki Faşistler hiç bir şey işitmediler. İspanyollar'm nasıl olup da arasıra parlak bir örgütçülük başarısı gösterebildikleri tuhaftır. şafağın söküşüyle birlikte Faşistler'in bir. kapkara gökyüzünde hiç kımıldamayan yıldızlar. Bütün harekât gayet güzel planlanmıştı. Ve sonra. İspanya'da olduğum sürece. Sonra. altımda siper zemininin nemli kili. Kilise gerçekten. etkisi çok yaygın ve hiç kuşkusuz bir çala dinsellik kokan anarşizm tarafından yerinden edilmişti. Herkese görev dağıtımı yapılmıştı. Bu hareket aylarca önce yapılmış olmalıydı. ama devrimin patlayışının onu çökerttiğine ve bir dereceye kadar —benzer şartlar altında Anglikan Kilisesi için dahi düşünülemiyecek ölçüde— parçaladığına hiç kuşku yok. bir kere bile haç çıkaran birini görmedim. düpedüz bir dolandırıcılık şebekesiydi. ertesi gün daha fazla kayıplar oldu. Hrıstiyan inanışı bir dereceye kadar. felâket bir kurşun yağmuru başladı. Tüm gece boyunca yalnızca bir tek ses —kürekle düzlenen bir kum torbasının tanıdık sesini— duydum. Kuşkusuz. tepemizde kule gibi yükseliyormuş.

U. Faşistler bunlara ateş açmayı adet edinmişlerdi— haklı olarak. Tarlaları sulamak için açılmış bir hendeğin içine..M.C. Yeni mutfağımız Torre Fabian. Hep aynı ses. şist koruma duvarından yalnızca kırk yarda ötede iken.C. ertesi gece.'na karşılık). Bir gülle arkaya. her-bir kımıldayışlarında Faşistler ateş açıyordu. yuvarlanan bir sesti. Sonra telsizden gelen pip-pip-pip sesi ve her şey iyi giderken bulunduğumuz yerden çıkmamız gerektiğini bil98 diren fısıitılı emir. omuzlarına kayışla bir telsiz alıcısı bağlı bir adamla çömelmiş oturuyorlar. Bütün cephe hattı boyunca kayıplar oluyordu ama bu. topçu ateşini güvenceli bir uzaklıktan seyrettiğiniz zaman. Ve sonra. insan ve sığır kemikleri karışımı kemik tabakalarının üzerini örten bir saman katından oluşmuştu ve fırıl fırıl sıçanlarla doluydu.. Fakat ahcılar akşam yemeğini zamanında yetiştirdiler— hayranlık uyandırıcı. Kopp ve Benjamin arkamızda. karanlıkta gözlerinin akları parlıyor. P. ansızın şafak bastırıverdi —kaçmalarına olanak yoktu. çünkü modern savaşlarda cankurtaranları cephane taşımak amacıyla kullanmaktan kimse çekinmez.ha fazla yaklaştırmıştı. Ateş alanı Huesca'-yı çevreleyen cephe hatlarına derece derece yayılacak ve biz. Cankurtaranlar çok yakına gelse bile. unutulmaz bir başarı. sonra bir vızıltı ve boru! Çatının parçalanmış tahtaları yükseliyor ve bir uralit levhası.I. Yaralıların bir iki mil taşınması gerekiyordu. millerce uzaktan bile kulağa şeytanî ve yırtıcı gelen. uzun bir sıra halinde doluşmuş bir sürü adam. O sabah Faşistler çok iyi ateş ediyorlardı. Batı ufkunda muazzam patlamalar saniye aralıklarıyla ardınca gül rengi top alevlerinin aydınlıklarını izledi.. bizi toptan imha etmeleri işten değildi. süngüleri dışarı çıkmış. topçunun hedefine. bizi gece harekât esnasında yakalamış olsalardı vereceğimiz kaybın yanında hiç bir şeydi. Hayatta en nefret ettiğim şey. düzensiz ve anlamsız bir ateş yağmuru tepemizi sıyırıp geçerken.'un gençlik kolu. üzerlerini doğru dürüst örtmeyen kırtipil ot tutamlarıyla yerde yatmak zorunda kaldılar. Tuhaftır.. Toplar gündüzleri ahenkle gürlüyordu. Yaralıları dar ve kalabalık siper boyunca taşımak sıkıntılı bir işti. U. havadan süzüle süzüle iniyor. bazı zamanlar aynı anda patlayan yirmi librelik bombalarının. ama yeterince çabuk kıvıramadık. Bütün gün orada. Dizleri kanla kararmış bir zavallıyı sedyesinden fırlamış. fa. öbür beşi ise karanlıkta sürünerek kaçmayı becerdiler. Faşistler Torre Fabian'ı güzelce makasa âldılar. son anda telsizle iptal edilmesi. beş Faşist nöbetçisi görevi ihmal nedeniyle kurşuna dizilmişti. aldı götürdü. birine bir yumruk yapıştırmak ve havada uçurmak mutluluğuna erdim. sürekli trampet çalmışına benzeyen yoğun. koruma duvarına uyuşuk uyuşuk yaslanmak için kendimizi sipere atacaktık. heyecandan nefes nefese gördüm. Tuhaftır. J. bombardıman edilmiş ve kısmen yıkılmıştı. İçinde beklediğimiz ahırın tabanı. sesleri duyulurdu Bunu.S. Bir asker kaçağının sonradan bize söylediğine göre. isabet ettirmesini istersiniz. Ve sonra. Öyle de yaptık. Torre Fabian'da bir hücum beklerken.O. 99 . Bundan sonraki gülle bir binanın köşesini. tüfek ve makineli tüfeklerin aralıksız gürleyişi izledi. belki de iş görenler Alman topçularıydı. Faşistlerin koruma duvarından elli altmış yarda ötede saldırı emrini bekleyiş. bir gülle öne.C. Gece indiğinde yedisi ölmüştü. hedefte akşam yemeğiniz ve bazı yoldaşlarınız da olsa. bir sıçanın karanlıkta. bunu izleyen günler boyunca Huesca tarafında Anarşist saldırılarının gürültüleri duyuldu. ancak bir devin bıçakla yapabileceği kadar düzgün bir biçimde. saçılmış bir dizi iskambil kâğıdı gibi.'nin J. Ve sonra. Şimdi bile. çünkü yol olsa bile cankurtaranlar hiçbir zaman cephe hattının çok yakınma gelemiyorlardı. üyesi bir düzine zavallı çocuk (P. Her neyse. bu gürleme.U. Ansızın. kısa sürelerle. üzerimde dolaşmasıdır. Toprak zeminin her yanından pis hayvan kokuları kaynıyordu. birkaç havan topu getirecek kadar girişken olsaydılar.

Gülleler. Köprünün çevresindeki zavallılar günün büyük bir kısmını siper tarafında oyulan küçük insan çukurlarında saklanarak geçiliyorlardı.onun için fişeğin infilâkini. 7 Bir akşamüstü Benjamin onbeş gönüllü istediğini söyledi. İkiyüz yarda solumuzda. İspanyol Hükümeti nihayet adama benzer bir bomba imalinde başarıya ulaşmıştı. Hemen berimizde çok yakından ateş eden ve her nedense belleğimde golf topuna vuran şişko bir adamı çağrıştıran iki tane 75 mm. süngümü kirlettim (fazla parlak olursa derhal yerinizi belli eder) ve iri bir ekmek parçası. Mermileri gerçekten kanatlı bir çeşit torpidoydu. Alçak bir mahrekleri ve çok yüksek bir ivmeleri vardı . Beton eski karyola kirişleriyle pekiştiriliyordu— bu amaç için bulunabilecek tek demir oydu besbelli. birlikte koşup yetişeceğinize emin olabilirdiniz. Şeytanî bir madenî patlamayla. tıpkı kocaman bir çelik bilya bir örsün üstünde dağılıyormuş gibi infilâk ederlerdi. milis bombası 101 . güvenceli bir uzaklıktan. Monflorite'nin arkasında.Günler geçtikçe. Fakat kayıplar beklendiği kadar çok olmadı. Küçük olmalarına rağmen. Geçen kere iptal edilen faşist palankasına yapılacak saldırı bu gece gerçekleştirilecekti. sihirli ağaçlar gibi havaya yükselen toprak sütunlarını ve kara dumanları seyredebilirdiniz. kötü bir sulu-boya tablosunun bulutçukları gibi göğü noktalardı.) geçmişi mutlaka ondokuzuncu asra uzanan büyük bir top vardı. Felâket saçan ufak gülleler tepede vızıldıyordu— asfalt yola kondukları zaman iki kat şeytanî bir ses çıkararak zınk edip patlamalar. bir puroyu paket ettim. Faşist uçaksavar toplarının attığı mermiler. ama ben bunlardan birinin bir uçağa bin yardadan fazla yaklaştığını hiç görmedim. bu. gözle görmediğimiz fakat seslerini işittiğimiz toplar farklı bir kişilik kazanmaya başladılar. Bir uçak pike yapıp makinalı tüfeklerini kullanmaya başlayınca mermilerin tıkırdısı. vızıltıyı ve güllenin patlamasını neredeyse aynı anda duyuyordunuz. iki makineli tüfek ve bir sahra topu mazgalıyla barikat. faşist havan toplarıyla. aşağıdan kuşların kanat sesleri gibi gelir. köprü üstünde bir beton barikat kuranlar arasında bir çeşit düello sürüp gidiyordu. yükseldi. Her birimize üçer tane bomba dağıtıldı. betondan yapılmış iki kadem kalınlığında sağlam bir duvardı. İki yüz yarda sağımızda. bunların yankılanan gümbürtüleri iki mil uzaktan bile toprağı titretirdi. Faşistler'in daha yukarıda kaldığı yerden ateş eden gizli nişancılar birkaç yoldaşımızı vurdular. Bu. Bazan bizim uçaklarımız tepemizde uçar ve düşman hedeflerine hava torpidoları atardı. bisikletine binmiş ıslık çalarak giden bir adam gibi ses çıkarıyordu. günde birkaç kez zincire vurulmuş ejderhaların uluması gibi boğuk bir gürlemeyle ateşlenen iki top bulunuyordu. Daha yukarıda Mount Aragon'da (söylendiğine göre tarihinde ilk defa olarak) Hükümet birliklerinin geçen yıl ele geçirdiği orta çağdan kalma bir kalede (bu kale. Cephenin bizim tarafımızda kalan kısmında fazla 100 bir şey olmuyordu. ufak bir şişe büyük!üğündey-diler. siper havanlarının sesi hepsinin en kötüsüydü. üç parmak kalınlığında sucuk ve uzun zamandan beri sakladığım. Bunlar gördüğüm —ya da daha doğrusu seslerini işittiğim— ilk Rus toplarıydı. karımın Barselona'dan gönderdiği. Huesca'ya giden yollardan birini koruyordu. Meksika yapısı on fişeğimi yağladım. ırmağın üstündeki köprüde. zınk edip patlamalar! Yüz yarda ötede. lik Rus bataryası vardı. Bu topun kocaman gülleleri ıslık çalarak öylesine yavaş giderdi ki. Barlarda elle hedefe atılan ucu iğneli arkası tüylü oklar gibi.

herkes daha koruma duvarımızdan ayrılırken birçok kereler düşmüş. tek sıraya dizdiler. Heyhat! Kahve falan yoktu. Tam bu sırada. Pimleri' çektikten sonra bomba patlayana dek. ama bir yerine iki pimi vardı. ışık olmadan içeride hareket etmek olanaksızdı. Akşamdan beri bardaktan boşanırcasma yağmur yağıyordu. ele yatkın küçük bir bombaydı. geri kalanımız da onları izledik. karanlık avluda kahvenin nerede olduğunu araştırdık durduk. hendeklere her düşüşünüzde. aşağıdaki taşlara kadar yirmi ayak bir boşluk oluşturmuştu. Katır ahırının üzerindeki zahire anbarı şarapnel ateşiyle öylesine harap olmuştu ki. birkaç dakika içinde ateşimiz tutuşmuştu. ileriye doğru iki büklüm emeklemeye başladı. İlk işaret bombasını. Sonra. Çamur. Bu yüzden iki şeyden birini yapabilirdiniz: ya her iki pimi de yerde bırakmak ve acil bir durumda sıkışık olanı çıkaramamak ya da sıkışık olanı çıkarmak ve cebinizde ha patladı ha patlayacak diye ecel terleri döke döke dolaşmak. Her yerde kocaman havuzlar oluşmuştu. dı-şarda otların üstünde hepimiz çıkana kadar bekledi. Koruma duvarında aracı olarak küçük bir küme adam. tüfeklerimiz çamurla kaplanmıştı. Foşş!? Yeniden yarı belimize kadar suya girmiştik. 103 . Jorge. Gece yarısından az önce Benjamin topumuzu alıp Torre Fabian'a götürdü. postallarımızın tepesinden pis. yarısı İngiliz yansı İspanyol otuz kadarımız yukarı doğru tırmanacak ve Faşistler'in telgraf tellerini kesecektik. Kahve verecek yerde bizi biraraya çağırdılar. aynı zamanda yetmiş Baskın Birlikçisi. Pancar tarlaları arasından geçen patikalar yağlı bir direk gibi kaygan bir dizi bataklığa dönüşmüştü. sırılsıklam olmuş elbiselerimizden buharlar çıkıyordu. Bulunduğumuz yere gelmeden çok önce. hayâl meya' seçilen bir insan topluluğu çiftlik avlusunda bekliyordu. doktor ve bir dizi sedyeci bekliyordu. Korunma duvarındaki gedikten sırayla çıktık ve başka bir sulama hendeğinde yürümeğe başladık. Buraya düşen bir gülle zeminin yarısını koparmış. L kıvrımının köşesinde yükselen arazi üzerinde uzanıyordu. ikiyüz yarda ötede uzanan ve öbürüne bir haberleşme siperiyle kenetlenmiş bir sonraki faşist «mevzii» ne aniden saldıya geçeceklerdi. geri kalanımız Faşistler'i bomba yağmuruna tutarak koruma duvarının dışına sürecek ve yeniden toparlanmalarına fırsat vermeden koruma duvarını ele geçirecektik. Bir başkası bir iskambil destesi çıkarıverdi. sonra Jorge ve Benjamin karanlığa daldı. Jorga atacak. Birisi sivri bir kazma buldu ve kaldıraç gibi kullanarak yerden parçalanmış bir kalas söktü. sözü edilemiyecek kadar berbattı. yedi saniyelik bir süre geçiyordu. bizim saldırmamız gereken korunma duvarı ise. Karanlığın içinden yırtınırcasına bir ses yükseldi: «Bizim 102 yerimize Faşistler'in beyaz pazubent takmalarını sağlayamaz mıyız?» Bu işe daha bir iki saat vardı. Fakat yine de atmaya elverişli. belinize kadar su içinde kalıyordunuz. Bizim karanlıkta birbirimizi vurmamızı önlemek için beyaz pazubent takılacaktı. Kopp bize önce İspanyolca sonra İngilizce hitap ederek saldırı planını açıkladı. Konyaklı sıcak kahve dağıtılacağına dair bir söylenti —savaş sırasında devamlı salgın halinde olan o esrarlı söylentilerden biri— aramızda do-laşıverdi. Sulama hendekleri taşmıştı. Yağmur hâlâ yağıyordu. Oraya varabilmemiz sessiz hareket etmemize bağlıydı. Sıraya girip çökmek üzere olan merdivenden dolanarak hevesle aşağıya indik. En büyük kötülüğü. Biz bu işleri kıvırırken. bir haberci hiç beyaz pazubent bulunmadığını bildirmeye geldi. Faşist korunma duvarı yüzelli yarda kadar ötedeydi. Zifirî karanlık ve ortalığı çarşaf gibi örten yağmurun altında. etraf koyu karanlıktı ama rüzgâr durmuştu. Jorge Roca ve Benjamin'in komutası altında. Tabur komutanımız (milis gücünde tabur aşağı yukarı dört yüz kişi kadardı). Faşistler'in buradaki cephe hattı L biçiminde bir kıvrım yapıyor. balçık çamur sızıyordu.esasına göre yapılmıştı. pimlerden birinin çok sert. öbürünün çok gevşek olmasıydı.

. Biraz daha çabuk hareket ederek dört ayak üstünde geçtik. Durmadan ileriye. sonra dinlemek için duracak ve bir adım daha atacaksınız. Ona. gürültü etmeden üzerinden aşılması olanaksız görünen. nerdeyse insana umudunu kaybettirecek taş yığınları. bir fare yuvasına yaklaşan kedinin becerebileceği kadar nazikâne ayağınızı alçaltacak. kaçınmanız gerekli hışırdayan uzun sazlar. Faşist koruma duvarı artık seçilebiliyordu tepemizde bir karaltıya benzeyen silik siyah bir tümsek. yalnızca araya giren uzaklığı aşmak ister. bana en yakından emekleyen adamları. Dışdaki tel örgü olacaktı (Faşistler iki sıra tel kullanıyordu). arazideki eğri büğrü-lüklerin ne kadar büyük olduğunun farkına varırsınız. Ayaklarınız çamura saplanmış. Gelenler korkunç gürültüler çıkarıyorlar gibiydi. Bir kere bizi duyarlarsa işimiz bitikti. Sonra karanlıkta. «Başını aşağıda tut! Başını aşağıda tut!» diye fısıldıyordu. Dörtayak üstünde süründüğünüz zaman. böyle bir durumda kaçmak ya da vurulmaktan başka yapılacak bir-şey yoktu. Jorge ve Benjamin ile önde gidiyordum İki büklüm ama kafalarımız kalkık. Yine de. Jorge geridekiler yaklaşsınlar diye bekledi. bunun olanaksız olduğunu bildiren aynı rü104 yamsı kesinlik!! Uzaklık nasıl da büyüyordu! Araziyi çok iyi tanıyordum. Oraya varmak için nasıl derin bir arzu duyduğumu size ifade edemem. İşin kötü tarafı. Sessiz ilerlemek çok daha önemliydi. Bir vahşi hayvanı sinsi sinsi izlerken de tam tamına aynı şeyi hissetmiştim. Bir keresinde başımı kaldırdım. Onlar sizi duymadan bir bomba atılabilecek kadar yakına gelebilmek!! Böyle zamanlarda korku duymazsınız bile. bir ses. iyice kapkara birşeyden belli belirsiz paralel çizgiler göründü. Asırlar kadar uzun gelen bir zamandır sürünüp duruyorduk. zifiri karanlıkta hani nerdeyse her adımda daha yavaşlayarak dört ayak üzerinde emekliyorduk. haddi hesabı olmayan umutsuz bir özleyiş duyarsınız. çok yakınımdan gelen Benjamin kötü bir İngilizceyle bana. Her başımı kaldırışmıda. Bütün yapacakları. her adım atışınızda şap şap sesler çıkınca ne yapabilirdiniz ki. Nefes alışlarımız bile bizi ele vermeye yeterliydi. Tek tel makasımız ondaydı.Ben. yirmi adımdan daha yakında olmadıkça hiç kimsenin görülemiyeceğini tecrübelerimle biliyordum. herhangi bir ses çok uzaklara gidebilirdi. Jorge dizlerinin üstüne çökerek beceriksiz bir tavırla cebini aradı. Orada burada yumuşak otların parlak tarhları. hem de iki büklüm! Hırsızlama sinsi bir adım. Benjamin elini enseme koyarak başımı aşağı çekti. Yağmur inceden inceye yüzümüzü dövüyordu. kırt! Bu nesneyi ses çıkarmadan kesmenin yolu yoktu. faşist hatlarında bir hareket yoktu. İçteki telin koruma duvarından ancak yirmi yarda uzakta olduğunu biliyordum. ancak yüzelli yarda kadardı ama bana bir milmiş gibi geliyordu. Fakat hayır. artık yanlış yola girdiğimizi düşünmeye başlamıştım. millerce uzaktaki Faşistler'in bu sesi mutlaka duyacaklarını düşünerek ölümcül anlar yaşadım. Demek içteki tele varmıştık. nasıl olduysa hedefe vardık. rüzgâr durmuştu ve yağan yağmura rağmen gece çok sakindi. ileriye doğru kayan kocaman siyah mantarlar gibi bir takım kambur şekiller halinde görebiliyordum. Menzile girebilmek için aynı işkenceden kıvrandı-ran arzu. Jorge bir kere daha dizlerinin üstünde eğildi ve beceriksizce teli kesti.. Geriye baktığımda. Karanlık bir gecede. Şimdi yayılacak 105 . sessizlik. Gitgide yavaşlıyarak durmadan ileriye doğru ilerliyorduk. tasalanmasına gerek olmadığını söyleyebilirdim. Kırt kırt! Uzanan nesne itinayla bir yana kaldırıldı. cevap veren bir atış. Otuz adamın duyulmadan oraya kadar gidebilmesi bana akıl almaz görünüyordu. dünya kötüsü yapışkan küçük çamur gölcükleri. bir karınca gibi. Şimdi herhalde faşist korunma duvarına elli yarda uzaklıktaydık. Bir teneke kutuya çarptım. Fakat vıcık vıcık çamur olmuş toprakta ses çıkarmadan hareket etmek nerdeyse olanaksızdı. Kırt. makineli tüfekleriyle karanlığı taramaktan ibaretti.

bizi bekleyen hiçbir Fa107 . Ama en kötüsü bombalardı. Birden. Tam bu anda. bir türlü dışarı çekilmiyordu. O şamatanın arasından usul usul «vuruldum» diye İngilizce konuşan birinin sesini duydum. Karanlıkta üstünüze ateş açılması her zaman Allahm belâsı bir şeydir —her tüfek alevi dosdoğru size nişan alıyormuş gibi gelir. bombayı fırlattım. düşünülemiyecek kadar büyük bir hızla. sırılsıklam ıslandığınız ve baştan ayağa çamur içinde olduğunuzda ağır bir tüfek. geride bizimkiler ateş ediyordu ve ben. köşede. yüzümü çamura hızla çarpınca boynumu incittim ve yaralandığımı sandım. öylesine ya-kmımdaydı ki infilâkin sıcaklığını duyabiliyordum.onun bana ateş edeceğini hiç beklemiyor. Bir patlama! Attığı bomba koruma duvarı üzerinde bir yerlerde patladı. Kendimi yere yapıştırdım. Nereye gittiğini hatırlamıyorum. Budalaca bir hareket. korku hedefimi şaşırtmıştı. Bir yerde. tam makineli tüfek yuvasının yanında patladı. bir süngü ve yüzelli fişekle aşağı cloğru çekilirken hızlı hareket edemezsiniz. Ah! Bu kere kuşkusuz yerini bulmuştu. Faşistler ateş ediyordu.zamanımız olursa. En sonunda pimi yanlış yöne çekiştirdiğim kafama dank ediverdi. alev püskürten mazgal şeridini bir baştan bir başa geçmek demekti. Her mazgal. bombanın birinin pimiyle yırtınırcasına güreşiyordum. Pimi dışarı çekerek dizlerimin üstünde doğruldum. İlk ateşte kendimi yere atmıştım. çevremdeki pek çok insanı yaralamıştı. Çok gerideki adamlar bombalarını fırlatıyor. Gerçekten. Dizlerimin üstünde doğruldum ve ikinci bombayı fırlattım. «hantal hantal yürüdük» demek daha doğru olurdu. Bir atışın ani patlayışını duyunca hemen arkamda bir adamın ateş etmekte olduğunu farkettim. en sonunda bizi duymuştu. Ayağa kalkıp adama bağırdım: «Bana ateş etmesene aptal herif!» O anda on onbeş yarda sağımda Benjamin'in kolunun. oluktan fışkıran bir alev fıskiyesi gibi görünüyordu. tam bu anda faşist koruma duvarından bir şimşek çaktı ve bir patlama oldu. tam aralarında kaldığımın bilincindey-dim. Jorge ve Benjamin sürüne sürüne sağa doğru gittiler. koşarken sol elimi yanağıma yapıştırdım —sanki bir insan eli kurşunu durdurabilirmiş gibi. koruma duvarının içinde. peşinen süngülerimizin çarpıştığını hissediyor ve onun kollarının benimkinden güçlü olup olmayacağını merak ediyordum. Bir bombanın çok yakınınızda patlayışını görmeden bunların ne dehşet verici şeyler olduğunu kavrayamazsınız. «Atıldık» diyorum. herşey iyi gidiyordu. Koruma duvarının yükseldiği alçak yamaca doğru atıldık. Jorge ilk atışta yaralı düşmüş. mümkünü yok. Lanet şey. Gündüz vakti yalnızca infilâkin patlama sesi duyulur. Her nedense. beni ıskalayamazdı. Aniden Faşistler'in ateşi durgunlaşmış gibi görünüyordu. Bu. Bomba koruma duvarının dışında sağda bir yerde patladı. «İleri! Hücum!» diye bağırdı. Bomba. bana doğru kımıldadığını gördüm. her nedense . kendimi tekrar yere attım. başka bir bomba önümde patlayıverdi. Jorge dizlerinin üstünde pozunu aldı. karanlıkta ise bir de insanı kör eden kamaştırıcı kızıl ışık vardır. Bu işler olur biterken yapış yapış çamurun içinde yan yatıyor. Tepede mutlaka bir Faşist beni bekliyordu. Benjamin'nin arkasında diz çöktüm ve üçüncü bombayı fırlattım. Ona doğru koştum. Nöbetçi. bana dokun106 mayan bomba. Benjamin ayağa sıçradı. otomatik tabancasıyla tüfek alevlerine dikkatle ateş ediyordu. yine de. teldeki küçük gedikten geçebilmek için tek bir sıra olmak zorundaydılar. ortalıkta görünmüyordu— bir yerlerde olmalıydı. yalnızca süngüyle üstüme geleceğini düşünüyordum. Patlamaların kızıl ışığında kum torbaları teker teker görülüyordu. Demek ki Faşistler bizim yolumuzu gözlüyorlardı. faşist koruma duvarından on yirmi tüfek gürlemesi geldi. gerçek şu ki. Adam bu menzilden ateş ederse. ama yaralandım diye dehşet duyuyordum. Fakat geride yayılmış olanlar. şeytanî bir ifadeyle tek dizinin üstünde eğilmiş. Benjamin yüzünde hoşnut. bunların bazıları koruma duvarına kadar yetişemiyordu. krikette top atan oyuncu gibi kolunu kıvırdı.

» Doğruydu bu. Başka bir hamle daha yaptım. bir cephane sandığının ipten sapını çekerek heyecanla seslendi. koruma duvarına her geri gelişinde. Karımın Barselona'dan becerip aldığı bir ufak elektrik feneri de olmasa. Neden bir buçuk saati uygun gördüğümü bilmiyorum. daha azalmıştı. sonra da kaybedersiniz. yine kurtuldu. okuldaki boks öğretmenine gitti. her nasılsa. elinde sargı bezleriyle gidip geliyor ve tabiatıyla. Ateş etsem adamı biçivermem işten bile değildi. Sonra yarı ışık altında gölgeli bir siluet.şist yoktu. bir ikisi de yaralı olmak üzere. İngiliz ve İspanyol karışık birkaç yaralı dışarıda yatıyordu. en iyi tüfek bile çok ısınınca sıkışmaya yatkın olurdu. İyi tüfekli birkaç kişi uzaktan rasgele ateşe başladılar. İngilizce olarak (o anda tek kelime bile İspanyolca düşünecek halde değildim) «Dışarı çıkın! Teslim olun!» diye bağırdım. Faşistler hâlâ üç yandan bize ateş yağdırıyorlardı. kirişler ortalığa dağılmış. Ateşin gürültüsü. Patrick O'Hara. Toprak altında bir yerde gizlenmiş olduklarını sanıyordum. Fakat birbirimizi vururuz korkusuyla koruma duvarına girdiğimizde yalnızca süngü kullanmamız emredilmişti. ama bunlar yüz ikiyüz yarda kadar gerilerde kalmışlardı. onaltı kişiydik. kısa zamanda elimden kaçıp kurtuldu. Kehanette bulunurmuş gibi «Burasını bir buçuk saat elimizde tutabiliriz. Tüfeğimi dipçiğinden tutup adamın sırtına doğru salladım. harap olmuş kulübelerden birinin tepesinden aşağı zıpladı ve sola doğru atıldı. Tüfekler temizlenebilirdi. Benjamin ve birkaç kişi daha. Aklım yirmi yıl geriye dönerek. Koruma duvarının içinde. «Yoldaşlar! Cephane! Burada çok cephane var!» «Cephane istemiyoruz» dedi birisi. Sağ koldaki koruma duvarının üstünden baktığınızda karanlığı delen yeşilimsi sayısız tüfek alevlerini görebilirdiniz. Kural olarak. Tüfeklerimizin yarısı çamurla dolmuştu ve kullanılmaz haldeydi. Benjamin. bu olay benim için oldukça komik bir anı. hâlâ ortalıkta in cin top oynuyordu. «POUM» diye feryat etmesine rağmen üstüne ateş açılıyordu. Mevziye döndü108 ğümde ortalık bir sürü bağnşan adamla dolmuştu. Süngümü karanlığın içine gelişi güzel sallayarak peşinden koşmaya başladım. ben de peşinden kovalıyordum. büyük uralit parçaları her yere yığılmıştı. Kulübenin köşesini dönünce bir adam gördüm— önceden gördüğüm adam mıydı bilmiyorum— ulaşım siperinden öbür faşist mevziine kaçıyordu. İlk yardım konusunda bir miktar eğitim görmüş Belfastlı bir İrlandalı. Kıl payı farkla kurtuldu. Şimdilik onları geri püskürtmüştük. İçerde herşey paramparça olmuş. Bombalarımız bütün kulübeleri ve sığmakları tahrip etmişti. daha fazla değil. ama bu çok uzaktan geliyordu. Bizim işimiz mevziyi araştırmak ve yağmalanmaya değer herşeyi yürütmekti. adam araziyi benden daha iyi biliyordu. bana Çanakkale Boğazı'nda bir Türk'ü nasıl süngülediğini canlandırarak gösteri yapan. mevzinin ortasındaki büyük kulübe sığmaklarını eşelemeye başlamışlardı bile. içimizde hiç kimsenin buna benzer bir ışığı olmayacaktı. Yerde bir sürü ölü 109 . bir adam. Başı açıktı. Küçük aralarla ayni şeyi yapmaya devam ediyorduk.» dediğimi hatırlıyorum. bunların üstünden aşmak pek zordur. Mevziyi araştırmaya başladık. mekanizmayı tutar bir yerlere koyar. Belli belirsiz bir rahatlama duygusuyla koruma duvarının alçak olduğunu ve kum torbalarının ayak basacak iyi bir destek verdiğini keşfettim. Ve. Zaten ateş etmeyi aklıma bile getirmedim. hiçbir zaman tam olarak yetişemiyor. adamı açık seçik görebiliyordum. Kuşkusuz. sanıyorum. o sipere doğru kaçıyor. ama onun için daha az komiktir. «Biz tüfek istiyoruz. ama karanlıkta tüfeğin mekanizmasını çekip çıkarmak tehlikelidir. Hiç kimse çok süratli ateş etmeye cüret edemiyordu. omuzlarına sardığı battaniyeden başka üstünde bir şeyi yok gibiydi. Şimdi geriye baktığımda. Herhalde pek yakın olacağım ki. Cevap yok. adamın kürek kemiklerini ancak dürtüştürüyordum.

Bu yönden yoğun bir ateş geliyordu. bir ipi çekince emniyet tertibatları açılan. kabaca atnalı biçimindeydi. ama makinalıyı götürmek budalaca ve korkakça birşeydi. En uçta. Eğer az buçuk akılları varsa. Ve sonra. Yerde bir sürü faşist elbombaları vardı— bunlar. belirsiz bir biçimde. Ben asıl. her biri elli kilo ağırlığmdaydı ve bunları kaldırmak gücünüzün her dirhemini alıp götürüyordu. İlk alarmda söküp götürmüş olmalıydılar. üstünüzden başınız111 . ama durup incelemedim. Bu cins teleskoplar cephenin bizim tarafında yoktu ve bunlara şiddetle ihtiyacımız vardı. doğrudan hiçbir siperin olmadığı ön cephedeydi. katlanır sehpası olan kocaman bir sahra dürbünüydü. Orayı burayı araştırdık. Tepemizden bir kurşun yağmuru akıyordu. kısmen toprağın üzerinde kalan. Bu tarafta dört beş kişi kadardık. Dört ayak uzunluğunda. 110 Bu sırada birisi bağırarak Faşistlerin yaklaştıklarını haber verdi. Tüfeği sıkışan bir başkası da onun tüfeğini dolduruyordu. ama dişe dokunur fazla birşey bulamadık. yirmi yarda ileriye taşıyor ve kabaca üstüste yığıyorduk. ama makinalı tüfek yoktu. Yanımda. Feneri pencereden içeri doğru tuttuk. Tehlikeli nokta. Korkunç öfkelendik. ama gerçekte pek büyük bir dert değildi. bir sürü cephane sandıkları ve yedek parçaları oradaydı. bir işe yaramadan sarkan yaralı koluyla Douglas Thompson koruma duvarına dayanıyor ve tek eliyle alevlere ateş ediyordu. Şimdi ateş. Hızla sığmağın çevresini dolaşıp kapısından içeri girdik. her tarafta görülen alevlere bakarak. küçük pencereli ufacık bir sığınak vardı. yiyecek. Teleskopu bir zafer alayıyla getirdik ve sonradan taşınmak üzere koruma duvarına dayadık. birkaç millik çevreye yayılıyordu. kısa mesafeden duymağa alıştığım kesintisiz. Faşist sığmaklarının açık sefaleti karşısında çarpılmamak olanaksızdı. bize karşı yüz ikiyüz kişi kadar olduklarını anlıyabiliyordum. Fakat Faşistler'in sağdan karşı saldırıya geçmeyecekleri besbelliydi. çünkü makinalıyı yerinde tutsalar topumuzu biçmeleri işten bile değildi. bu zavallı maaşsız kur'a askerlerinin battaniye ve ıslak birkaç ekmek parçasından başka birşeyleri yoktu anlaşılan. ikinci derecede bombalardı— bir ikisini hatıra eşya diye alıp cebime koydum. makinalı tüfeğin neden ateşlenmediğini merak etmiştim. çürümüş çuval yırtılıyor. sığmaklar ortada olmak üzere. Hattın yukarısmdaki öbür faşist mevziinden geliyor olmalıydı. ateşin gürültüsü daha da artmıştı. Berbat bir işti bu. silâhsızlıktan canı çıkmış ordumuzda ondan bile daha kıymetli birşeydi. cephe hattının içinden üstümüze gelirlerdi. Mevzi. silindir biçimde bir nesne. Kuşkusuz. Cephedeki duvardan kum torbalarını sürükleyerek savunmasız tarafa yığmalı ve orada bir barikat kurmalıydık. çünkü bu. Ve bu işleri çok çabuk yapmak zorundaydık. ama her an ateşi indirebilirlerdi.yatıyordu. Makinalı tüfek yuvasında elektrik fenerini yaktım. Emir üzerine hareket ettikleri kuşkusuzdu. Sığmakların öte tarafına gittim. girdik ama bulduğumuz nesne makinalı tüfek değil. Dışarda yattığımız sürece. Fakat bu kere gürültü sağır ediciydi. böylelikle bizi soldan ateş altına alabilecek başka bir koruma duvarı vardı. Kum torbalarını yerinden kaldırmaya başladık. Kum torbaları pek büyüktü. Hâl-i hâzırda ateş geliyordu. özel eşya gibi pılı pırtı yığınları hiç yoktu. böyle bir şeyin ilk olarak tam ortasında kalıyordum. silâhtan arınmış bölgeyi geçmek ve kendi koruma duvarlarına saldırmak demekti. Bu besbelli bir makineli tüfek namlusuydu. Bizim sığınaklarda görülen yedek elbise. altı • parmak çapında. davul gürle-mesini andıran bir tüfekler yığınının gürlemesiydi. Baskın Birlikleri burasını ele geçirmemişlerdi. Bir makinalı tüfek ele geçirmeyi içtenlikle istemiştik. lâhzada bir yaşa sesi yükseldi. kitap. En azından altmış yetmiş büyüteçli. hayli âdî. kuşkusuz. makinalı tüfeğin peşindeydim. deri bir kılıf içinde duvara dayalı duruyordu. Ne yapmamız gerektiği apaçık ortadaydı. Acı bir düş kırıklığı! Makinalı tüfek falan yoktu! Sehpası. Bu seferki.

kaos. (Bu bombaların en azından dörtte biri işe yaramazdı. tüfeğin daha önce ateş aldığı yerde. alevlere ateş açan adamlarımız. Başka bir çığlık daha. Fakat aynı anda. mevzinin bu tarafındaki birkaç adam yere yatarak ateş edebilsinler diye. korkutucu şamata. Herşeye karşı derin bir dehşet duyduğumu hatırlıyorum. Yüz ikiyüz yarda öteden. onun sayesinde bombayı tamtamına tüfeğin ateşlendiği yere düşürmeyi becerdim. Herkes lanet okumaya ve neden destek kuvvetleri öndermediler diye söylenmeye başladı. zavallı! Çığlığını duyunca belirsiz bir hüzün duydum. sekiz dokuz kişi biraraya toplanmıştık ve bir tek. Fransızca ya da İspanyolca konuşmuyordu. patlayan kum torbalarıyla boğuşma— bütün bu zaman süresinde tüfeğimi taşıyordum. Patlamayı beklerken hepimiz siper aldık. Birini yakalamıştık. Bu kere kuşkuya hiç yer yoktu. birisiyle sendeleye sendeleye yürürken «Buna savaş diyorlar!». Aniden. ayakta duran bir şekil gördüm. Güçlükle ve bir sürü el kol işaretleriyle ne yaptığımızı açıkladık da. Zavallı adam. Çok geçmeden. Araziyi iyi bilmiyorlarmış ve karanlıkta yanlış yere yönelip faşist tel örgülere yapışmışlar . Yani sonunda. Şimdi. karanlık. karanlık. Faşistler şimdi bir makinaiı tüfek getirmişlerdi. Hani şu insana senede bir kere rastlayan talih vardır ya. Acaba korkuyor muyum diye merak 112 ettiğimi ve korkmadığıma karar verdiğimi hatırlıyorum.dan —ensenizden kıçınıza kadar— nemli topraklar dökülüyordu. Daha yakma geldikçe. ama hiç kuşkusuz çok kötü yaralanmıştı. korkudan yarı yarıya hasta olmuştum. Tüfeğimi doğrulttum ve ateş ettim. Ne var ki. Bir infilâk gümbürtüsü. o dünya kötüsü kum torbalarıyla güreşi bitirmiştik. dizlerinin üstüne kalkarak bir bomba fırlattı. üç Alman ve bir de İspanyol. Ötekilere fazla bombanız var mı diye bağırdım. çünkü kaybederim korkusuyla bir yere bırakamıyordum. «Ne Allanın belâsı şey değil mi?» diye bağırdım bile. Baskın Birlikçileri-nin üniformalarını giymiş olduklarını gördük ve destek kuvvetleri diye düşünerek tezahürat yaptık. Almanlar tek kelime İngilizce. Uzaklık yirmi yarda olunca bomba atacak kadar yakına gelmiş olacaklardı. Daha başka bir sürü bombalar atılmıştı. çünkü tüfek alevleri çok yakındaydı. bu gelenler ise bir şans eseri kaybolan dört tanesiydi. geçici bir süre için onları geri püskürtmüştük. öldü mü ölmedi mi bilmiyorum. Topu topu yirmi yarda ötede bir alev gördüm. Bombayı fırlatıp kendilini yüzüstü yere attım. gelenler yalnızca dört kişiydi. Bombanın fitili havada uçarken kırmızı kırmızı fıs diye ateş aldı ama bomba patlamadı. yaklaşan alevler. Bir hafif maki113 . Bir yerde fena eğlence değildi hani. gürültü. alçak bir siper kurmak için yeterince kum torbası çektik. adam gibi atılmış bomba topumuzu paramparça edebilirdi. Bir havan mermisi tepemizde vızıldadıktan sonra silâhtan arınmış bölgede bir yerlerde patladı. Douglas Moyle cebini yokladı ve elden ele geçirerek bir bomba yolladı. Baskın Birlikleri'nin başına gelenleri sonradan duyduk.birçokları vurulmuş. bir bağırış Faşistler'in yeniden bastırdığı haberini verdi. Besbelli ulaşım siperinden yol bulup geliyorlardı. Azıcık düşünecek kadar bile zaman bulunuyordu. Yüzündeki küçük bir yaradan boylu boyunca kan akan Bop Smillie.) Elimde faşist bombalarından başkası kalmamıştı ve bunların nasıl işlediğini iyice bilemiyordum. Dışarıda. ve hemen sonra şeytani çığlıklar ve iniltiler duyuldu. Onların arkasında dizlerimin üstüne çökmüştüm. Arada bir torba. Bu da hayli tehlikeliydi ama onlar bizim menzili bulana kadar epeyi zaman kaybedeceklerdi. Birden bire koruma duvarının cephesinden ardarda bir takım uzun boylu şekiller atladı. çamur içinde kayarak gidiş gelişler. kestane fişeği gibi tükürüşünü görebilirdiniz -—mermileri üstünüze devamlı ve ayaz bir çatırdamayla geliyordu. muhtemelen daha az tehlikede iken. ama halâ bombanın etkisi devam ediyordu sanıyorum. bize yardım etmelerini sağlayabildik. Ondan sonra gördüğümüz tüfek alevleri yüz yarda hattâ daha da ötedeydi.

Aniden bize dönerek kaybolan115 . Mermilerin her iki yandan yağışından başka birşey düşünemez halde. «Jorge! Cagno! Jorge!» sonra işi İngilizceye döküyor: «Jorge gittiyse felâket. koyun sürüsü gibi karanlıkta bir o yöne bir bu yöne sürükleniyorduk.» diye bir haykırış cevap verdi. Kopp mırıldanıyordu.eğer oraya varırlarsa tabii-kuşkusuz ölüme _ gidiyordu. Atrâs!» diye bağırdım. Karanlığın içinde kaybolmak üzereydiler. «Haydi çabuk olun.U.otlarm arasından koruyucu duvara yirmi yarda kalana kadar süründü ve parolayı denedi. bir koruyucu duvar ile öteki arasmdaki uzaklık ikiyüz yardadan az olmasına ve de çoğumuzun araziyi tanımasına rağmen. Bu yol öteki faşist mev-zine. ben şafağın ilk ışıkları bize nerenin doğu nerenin batı olduğunu gösterinceye kadar olduğumuz yerde kalmak istedim.M. Doktor ve sedyeciler gitmişti. ama ötekiler buna karşı çıktılar.» Millet cephe duvarının ön tarafına tırmanmaya başlamıştı bile. seçilen alçak çizgisini gördük. hepimiz yolumuzu kaybetmiştik. Hangi yana dönsek yeni bir mermi akını tozumuzu alıp geçiyordu. Fakat bu sırada. bizimkilerden geliyordu. Bir kaçı ağır bir cephane sandığıyla boğuşuyordu. Faşist korunma duvarının barınağından uzaklaşır uzaklaşmaz.O. ele geçirilen bir cephane sandığıyla —hani şu 1750 atımlık. alçak koruyucu duvarın üstünde uçuşan ve başının çok yakınında çatırdayan mermilere hiç aldırış ettiği yoktu. Kopp koruyucu duvarın içinde bir kaç İspanyol ile bizi bekliyordu.» «Ama teleskop!» «Boşver teleskoba. çok solgun görünüyordu. şeytanî bir ateş altında kalıyorduk. Benjamin göbeğinin üstünde . her halde düşündüğüm anlama geliyordu. Paddy korunma duvarında bekliyordu. Bizimki de olabilirdi.» Duvarın dışına çıktık. Bizim hatlarımız Huesca'nm doğusunda uzanıyordu. bütün cephe boyunca herkes ateş ettiği için.nalı tüfekle ya da temiz tüfekli yirmi adamla burasını bir tabura karşı tutabilirdik. Jorge ile Hiddlestone adında bir adamımız hariç bütün yaralılar götürülmüşe benziyordu. En sonunda. Koruyucu duvarın yolunu bulduk. 114 Üstüne üstlük. Müthiş birşey bu! Müthiş!» Jorge onun yakın arkadaşı ve en iyi subaylarından biriydi. İspanyolca «ricat» nasıl denilir diye düşünürken arkalarından koştum. Çoğumuz sığınmak için koruyucu duvarın gerisinde çömelmiş oturuyorduk. Kendi hattımıza koşar adım geri çekilin. koruyucu duvarın karanlıkta önümüzde hayâl meyal. «Merhaba! Haydi çıkın buradan! Herkes hemen geri çekilsin!» «Ne?» «Geri çekilin! Çıkın buradan!» «Neden?» «Emir böyle. öbürlerini de geri getirdi. korunma duvarına yaslı bıraktığım teleskoba uçtu gitti. Kuşkusuz bunun bîr kısmı. kendimizi çamurlu tarlada yılan gibi sürünür bulduk. Bu sırada Benjamin'in muavini ve emir vermek için geriye gönderilmiş olan Paddy Donovan cephe duvarından atladı. Faşistler'inki de. Paddy geçebilmem için teli yana çekti. Bir kaç dakika içinde. Kopp bir aşağı bir yukarı adımlıyor. her yönden geliyormuş gibi görünen. bir kere daha sulama hendeğine daldık —Şap— ve artık emniyetteydik. ayağa fırladık. Birden belleğim mevzinin öte tarafında. önceden aldıkları bir takım esrarlı emirlere göre hareket ettiklerini sandığım dört Baskın Birlikçisi'nin haberleşme siperinden yukarı doğru koşmaya başladıklarını gördüm. kimsenin ne yöne gittiğimiz konusunda en ufak bir fikri yoktu. Bize yol gösterecek ayışığı da yoktu. ama gökyüzü azıcık aydınlıktı. İspanyol olan dediğimi anladı. «P.» «Benjamin dışarda bekliyor. en sonunda «Atrâs!. 112 librelik kutulardan biri— bir bomba kutusu ve bir çok faşist tüfeğini de sürüklemek hiç kolay olmuyordu. Bir çok kereler yönümüzü değiştirerek ve cephane sandığını sırayla yedekte çekerek daha ilerilere doğru süründük.

bulundukları yeri eskisinden daha büyük bir güçle yeniden ele geçirmişlerdi. Jorge ve Middlestone daha önceden sargı yerine götürülmüşlerdi. başkaları benden daha hızlı koşuyordu. Koruyucu duvardan altmış yetmiş yarda ötedeydik. Sonra ne zamandır bir yerimde sakladığım puroyu içtim . Ve Tanrı için. Her neyse. Moyle'a «Koşun!» diye bağırıp ayağa fırladım. Olsa olsa bir gök taşı sağanağına denk olabilecek gibi bir şeyler hızla beni geçip gitti. çamur batakları.lan aramak için beş gönüllü istedi . Hiç durmadan bizim koruyucu duvara geldiler. Şimdi. nasıl her zaman koşulduğunu iyice öğrenmiş oluyordum. emekliyerek 116 geri döndüm. Jcrge ve Middlestone'dan hiçbir iz yoktu. İspanyollar ortalık tehlikeli olacak kadar aydınlanıyor diye mırıldanıyorlardı. Doğruydu bu — gökyüzü bulanık maviydi. çamurlu tüfeklerine sımsıkı sarılmış bir halde kendilerini yere atıvermişlerdi. üzerinden sular damlayan salkım söğütler.iki İngiliz üç İspanyol. ilerlemek için fırsat kollayarak otların üstünde yatıyorduk. sonradan iyileşti. Faşist seslerinin daha yakından geldiğini duyduğumuz ya da duyduğumuzu sandığımızda (düpedüz hayâl gücü olduğuna hiç kuşkum yok. toprağın üstünde hiç yardımsız yatarken bombanın biri yanında patlamış ve vücudunun çeşitli kısımlarını hallaç pamuğu gibi atmıştı. sığınağa döndüğümde burasını paylaştığım üç arkadaş derin bir uykuya dalmış bulunuyordu. Yalan söylediğini sanıyorum— asker kaçakları bes117 . nasıl da koştum! Gecenin daha önceki saatlerinde insan tepeden tırnağa kadar sırılsıklamken ve fişeklerle tüfek ağırlık yaparken nasıl koşar diye düsunmuştum. Bir kaç millik çevrede. yarı aydınlık ışıkta beş kişi görülebilir ama tek kişinin görünmeyeceğini biliyordum. Sevinerek söyleyeyim. çamur ve dumanla gözlerine kadar kapkara kesilmiş haşat suratları. Sonradan öğrendik ki harekât başarılı olmuş —bu gibi harekâtlarda başarı her ne demek oluyorsa. ben hızlı koşabildiysem. baskının amacı Faşist birlikleri.. Zaten. Fakat. Sığmağın içi de dışı gibi şırıl sıklamdı. Gerçek şu ki. Üç İspanyolla birlikte Moyle ve ben talip olduk.. sinirlerimiz laçka olmuştu. ama zamanında gerçek görünüyordu). Faşistler'in karşı saldırıya yüz ya da iki yüz adam sürdüklerine hükmetmiştim. Üzerlerinde bütün techizatlarıyla. Apaçık ortada olan şey şu ki. Aradan zaman geçince bana. Jorge omu-zundan hafif yaralanmıştı. Sonra öğrendik ki. ben de onlara yetişebildim. arkadan kovalayan silâhlı elli yüz adamı düşününce her ahval ve şerait altında. Hepimiz yüzü koyun yere kapandık. Herşeyin meyus ve perişan görünüşünü hatırlıyorum. Anarşistler'in yeniden saldırıya geçtikleri Huesca'nın öteki tarafından bu yana kaydırmaktan başka bir şey değildi.şaşılacak şey: bütün gece boyunca üstümde olduğu halde kırılmamıştı. Uzun süren araştırmalardan sonra ufak bir ateş yakmaya yetecek kadar kuru odun parçaları toplamayı becerdim. Biri koruyucu duvar üzerinden bir bomba fırlattı — paniğe kapıldığının açık bir işareti. bu işi çok da iyi yapamadım. Tel örgüye kadar gelmeyi becerdim ve elimden geldiğince iyi bir biçimde araziyi araştırdım— göbeğimin üstünde yatmak zorunda kaldığım için. Önde gidenler üç İspanyol'du. Faşist palankasından gelen heyecanlı seslerin muazzam gürültüsü duyuluyordu. siperlerin dibindeki kirli sarı su ve insanların traşsız. Artık ortalık aydınlanıyordu. birbirlerine destek ola ola koruyucu duvara geldiklerini anlattı. böylece gerisin geriye döndüm. ama bir asker kaçağı bize altıyüz olduğunu söyledi. mutlaka bizi görmüş ya da duymuş olacaklar ki. sonra da yaralı bir İspanyol'a abanarak. Middlestone ise korkunç bir yara almıştı— bir kurşun kemiğini bir çok yerden kırarak sol kolunda ta tepeye kadar tırmanmıştı. Biz dışarı çıkarken. hat boyunca düzensiz ve anlamsız ateş sesi fırtınadan sonra hâlâ devam eden yağmur gibi gürüldüyordu. üstümüze yoğun bir ateş açtılar. Koruyucu duvarı bırakmış üstümüze geliyorlardı. yolun bir kısmını sırt üstü giderek katettiğini.

köylü gibi adamlardı! Güneyin yırtıcı güneşi yüzünden koyu koyu lekelenmiş yüzleriyle ya çobanlık yapıyorlar ya da zeytinliklerde işçi olarak çalışıyorlardı. deri kemerlerle fişek torbalarını bile kemiren fareler. Cephe hattının gerisinde. Bu sesi duyacak kadar yakında olan her erkek bıldırcın koşarak üstünüze doğru gelirdi. Anarşist olduklarını sanıyorlardı. 8 Gün geçtikçe hava ısınıyor. ama o kadar kuruydu ki. Ağı otların üstüne yayar. Arada sırada bir gizli nişancının kurşunuyla verilen kayıp. Kuşkusuz. Gerçekten Endülüslüler çok câhildiler. Sigara dağıtımı sona ermişti. İki İngiliz güneş çarpmasından serilmiş yatıyordu. İspanya'da herkesin mutlaka bildiği şeyden bile haberleri olmadığı görülüyordu— kendilerinin hangi 118 partiden olduklarını bilmiyorlardı. Sigaraların uçlarını içlerine tıkmak için özel bir teknikleri vardı. Anlaşılan. Bu cepheye nasıl geldiklerini kesin olarak bilmiyorum. belki de Komünist idiler. Valencia'da durmayı unutmuşlardı.belli nedenlerden ötürü karşı tarafa yaranmaya çalışırlar. sigarayı sarmayı başardığınızda hemencecik dökülüyor ve geriye boş bir kâğıt silindir bırakıyordu. zaten güneşten derisi soyulmuş omuzlarımızın iflahını kesen kum torbalarıyla uğraşmak. Irmakta yıkanmak bir işkence olmaktan çıkıp nerdeyse bir zevk olmuştu. Anarşistler ağır kayıplar vermişler ve Jaca yolunu kesmeyi başaramamışlardı. Torre Fabian çevresindeki gülle oyuklarında koca koca yabanî pembe güller açmıştı. Sahra dürbününe yazık olmuştu. kulaklarına yabanî güller takmış köylülere rastlıyordunuz. tayınımızı getiren ve tüfek sesine aldırmayan. O sıra yapılan açıklamaya göre. Ma-laga'dan öylesine hızlı kaçmışlardı ki. yeni yeni eyleme geçen sivrisinekler ve herkesin başına belâ olan. bu söylenti. ama arada sırada Monflorite'de —görünüşü ve dokusu kırpılmış samana benzeyen— en ucuzundan tütün paketleri satın alma olanağı vardı. Akşamlan yeşil ağlar ile bıldırcın avlamaya dışarı çıkıyorlardı. Çarpık çurpuk. dahası. tam anlamıyla lime lime olmuş dökülen elbise ve pantollanmızın sefilliği. Bu zamana ilişkin anılarım şunlar. Endülüslü-ler'e yarıvahşi bir ırk diye yukardan bakmayı adet edinmiş Katalanlar'dan çıkıyordu. bu da bana büyük bir haksızlıkmış gibi geldi. bize komşu bir Endülüslü taburu vardı. Şimdi artık cephe hattında. öğle güneşinin sıcaklığı. Her iki yandan da yeterince yanaşıp Jaca yolunu devamlı makineli tüfek ateşi altına alarak gidiş gelişi imkânsız kılmayı becermişlerdi. Tadı çok kötü değildi. Endülüslülerin sigara sarışları hayranlık uyandırıcıydı. ama çok emin değildiler. yalnızca erkek bıldırcınlar yakalanıyordu. Aralarında pek azı okuma biliyordu. Nişancıların yuvalarını cephe kenarındaki kavak ağaçlarının ardına kurduk. Bizim koruyucu duvarın önündeki kurşunlarla delik deşik olmuş ağaçta çitlenbikler biçimleniyordu. Ağaçlar şimdi baştan ayağa yapraklarla dolmuştu. yarı çıplak bir halde. Kurutulmuş İspanyol tütününden sigara sarmakta olağan üstü bir beceriye sahip olduklarından bize çok yararlı oluyorlardı. bıldırcın havaya sıçrar ağa dolaşırdı. fakat şarapnel havada patlayınca korkup kaçan katırla boğuşmalar. geceler bile hayli ılınıyordu. Huesca'-nm öte yanındaki saldırılar yavaş yavaş azalıyordu. tek tük topçu ateşi ve Huesca'ya yapılan hava baskınlarından başka bir şey olmuyordu. sonra yere yatıp dişi bıldırcın gibi ses çıkarırdınız. bu güzel ganimeti aşıramadığımızı düşünmek şimdi bile beni kederlendiriyor. ağın altına girince ürkütmek için taş atardınız. Fakat aradaki uzaklık bir kilometreyi buluyordu ve 119 .

Kuşkusuz. Haziran ayında. Faşizme karşı savaşmak için milise girmiştim. cephede insan her zaman dış dünyadan yalıtılır: Barselona'da bile ne olup bittiğine dair yalnızca bulanık bir fikrimiz olurdu. Batı Avrupa'daki. İzne çıktığımda yüz onbeş gündür cephedeydim. bizden ve köylülerden başka kimse yoktu ve kimse kimsenin efendisi değildi. Şu sıralar. Karşı tarafın asker kaçakları Huesca'da bir sürü cephane ve çok az yiyecek olduğunu rapor etmişlerdi. hüküm süren manevî havanın Sosyalistçe bir hava olduğunu anlatmak istiyorum. garip ve değerli birşeylere dokunmuş olduğu sonradan kafasına dank ediyordu. ben aşağı yukarı bir rastlantıyla düşmüştüm. aldığı tayının karşılığında soğuk ve uykusuzluktan çekmediği kalmayan bir çeşit pasif nesne olarak yaşamaktan başka bir şey yapmamıştım. Sonradan. ama şehir hâlâ düşmüyordu. Aragon cephesinde 1937 Haziranı'na kadar temelden bir değişiklik geçirmeden kalan milis sisteminin sonucuydu. Hükümet Madrit cephesinden birlikler gönderdi ve Huesca'ya muazzam miktarda uçakla birlikte otuz bin asker yığıldı. muhtemelen imkânsızdı. Aragon'da insan hepsi aynı düzeyde yaşayan ve birbiriyle eşit ilişkiler kuran. Sahiden eşitlik havası teneffüs edilmişti. tümüne birden pişman olamıyorum. Fakat şimdi. sosyalizmin mal edinme dürtüsüne hiç dokunulmamış plânlı bir devlet —kapitalizminden başka bir şey olmadığını harıl harıl «kanıtlamak»la uğraşıyorlar. Bu. böyle bir durum devam edemezdi. bu döneme şöyle bir uzaktan bakıyorum da. Kuramsal planda bu eşitlik mutlaktı ve uygulamada dahi bundan çok uzaklaşılmıyordu. Toplumun olağan sınıf ayırımı. gerçekten yoldaşlık anlamında kullanıldığı bir toplulukta bulunulmuştu. Her biri aşağı yukarı aynı siyasî fikirlere sahip insanların oluşturduğu sendikalarına dayanan işçi milisleri. şu cephede geçirdiğim üç dört ay düşündüğümden daha az beyhude geçmişti. uyuşukluk ya da herşeyde kötülük görmekten.— düpedüz sona ermişti. İngiltere'nin para kokan havasında neredeyse düşünülemiyecek bir dereceye inmişti. Bu. bu devre o zaman bana tüm hayatımın en boş yere geçen kısmı gibi görünmüştü. insan zamanında ne kadar sövüp saysa da. İspanyol Hükümeti'ne daha etkili bir biçimde hizmet edebilmiş olmayı isterdim. ama kişisel bir açıdan —benim kendi gelişmem açısından— bakıldığında. Dünyanın her ülkesinde. daha önce olmuş ve belki daha sonra olacak her şeyden çok farklı bir ara dönemi oldu. henüz hemen hiç çarpışmadığım gibi. bundan çok farklı bir başka sosyalizm görüşü de yaşıyor. Canalıcı nokta şu ki. Fakat onu yaşayan bir kimse üzerinde etkisini bırakmaya yetecek kadar uzun sürdü yine de. Bu aylar yaşamımda. Fakat anlaşılan şehir düşmeyecekti. patrondan korkmak v. kabaca ama çok yanlış olmayan bir biçimde. Belki de böylesi. devrimci diye tanımlanabilecek insanlar arasında yalıtılıp kalmıştım — çünkü. Sıradan 121 . Umudun. siyasî bilinçle kapitalizme inanmazlığın karşıtlarından daha olağan olduğu biricik topluluğa. ve bana başka bir yolla öğrenemeyeceğim şeyler öğretti. bütün bu zaman içinde. çoğu savaşlarda pek çok askerin kaderidir. Uygar yaşamın bir çok normal etkenleri— züppelik. düpedüz tüm yeryüzünde oynanmakta olan bir oyunun içinde. «Yoldaş» sözünün çoğu ülkelerde olduğu gibi zıpırlık için değil. Gerçekten. Her neyse. para peşinde koşmak.Faşistler içinden belli sayıda kamyonun gidip geleceği bir çeşit uzun siper gibi bir yol kurmuşlardı.b. tümü değilse bile çoğu işçi kökenli onbinlerce kişi arasındaydı. Neyse ki. geçici ve yerel bir aşamaydı. ülkedeki en dev120 rimci duyguları bir araya topluyordu. sosyalizmin eşitlik ile uzaktan yakından bir ilişkisi olduğunu inkâr etmenin moda haline geldiğini pekâlâ biliyorum. daha normal sayıldığı. Elimizdeki doğru dürüst silâhlandırılmamış onbeş bin adamla bu şehri almak. kocaman bir kiralık kalemler ve besili küçük profesörler güruhu. Bir anlamda SOSYALİZM'in gelecekteki mutluluğu şimdiden tadılıyordu demek doğru olur —böyle söylemekle.

Bu dönem. Kopp'a gözüm ilişiyor. onunla kavga ettim ve sonradan Huesca'nm dışında vuruldu. her şeyin kıt olmasına rağmen hiç bir ayrıcalık ve ayak yalayıcılığmın bulunmadığı bu toplulukta.. Yandaki masada. Milletin sıkıştırdığı şişko ahçı herkesi kepçeyle kovalıyor. bu duygum kısmen. Belki de. Tüm bu dönem benliğimde tuhaf bir canlılıkla yaşıyor. bir yandan dengemi bulmaya bir yandan da topraktan yabanî biberiye kökünü sökmeye çalışıyorum. Şimdiye kadar anlattıklarımla kitabın ilk bölümlerinde bunu birazcık başarabil-diğimi umarım. İspanyollar arasında olmak şansından ileri geliyordu. bu deney beni hayâl kırıklığına uğratacak yerde çok derinden çekmişti. Bop Edvards ve üç İspanyol ile küçük köknar ağaçlarının arasında saklanmış yatıyorum. Ve. birisi şarkı söylüyor. telsiz telgraf gibi fıkırdayan makinalı tüfekler. faşist hatlarından bir boru sesi ortalığı çınlatıyor. beyzî İspanyol yüzleri. milis gücünde geçirdiğim bir kaç ay benim için çok değerliydi. Size o zamanın havasını olduğu gibi aktarabilmeyi çok isterdim. eğer fırsatını bulurlarsa. eğer bu değilse başka hiç bir anlamı yoktur. Çevremde bir anafor gibi dolanan sis. çamurlu bir sipere doğru sürünüyorum. her şey bir yana. Cephe yakın. yaşamımın geri kalan kısmından çok farklı. Bu bakımdan. alelacele temizlenmiş saç tabaklarda aç kurtlar gibi yutulan fasulye plâkisinin teneke tadı olarak belleğimde çakılıdır. Bili Chambers bu. pislik. fareler Kediler kadar fareler Levazımcının. belki de insan. Dağın yamacında bir tümseğin yarısına kadar tırmanmış. Çevremdeki herkes gibi. yine Genç Ramon kürek kemiklerime dayadığı yamyassı olmuş burnuyla durmadan horluyor. Kuşkusuz. ben de başlıca sıkıntı. soğuk. Başımın üstünde bir yerlerde anlamsız mermiler şakıyıp duruyor. Hiç kimsenin ne yapıp yapıp zengin olmaya çalışmadığı. Üstümdeki etkisi. Tüm bunlar kışın soğuğu. kural olarak ancak iyice yıllanmış anıların büründüğü sihirli niteliği şimdiden kazandı. sosyalizmin başlangıç devrelerinin nasıl şeyler olacaklarına dair kabataslak bir ön fikir ediniyordu. bit. Monte Pocero'da bir siperde yatak diye kullanılan kireçtaşının raf gibi yerinde yatıyorum. Belleğimde hatırlamaya değmeyecek kadar ufak tefek olayları yaşıyorum. sıcak. Şimdi ise durum çok farklı O zaman pek boş ve olaysız görünen bu dönemin şimdi benim için çok büyük bir önemi var.. ne göreyim okul çocukları gibi nanik yapmıyor mu? La Granja'da yahni kazanının çevresinde teneke tavalarıyla boğuşan adamların arasında. belleğimde dönüp dolaşıp üstünde durulacak aydınlık bir bölüm oluşturuyor. milislerin li122 me lime olmuş üniformaları. Monte Oscurö'nun batı tarafındaki alçak arazide Kopp. sosyalizmin şimdiye kadar olduğundan çok daha elle tutulabilir bir biçimde kurulduğunu görmeyi istemek oldu. Ama bunlar bugün. Arkamda Cockney lehçesiyle. Çünkü varlıklarını devam ettirdikleri sürece İspanyol milisleri sınıfsız toplumun bir çeşit küçültülmüş örneğiydiler. Sağımızdaki gri çorak tepenin üstünde bir sıra halinde Faşistler karınca misali tırmanıyorlar. Onların yaratılıştan dürüstlükleri ve her zamanki anarşist eğilimleri. sidik ve çürüyen ekmek kokusu. Ahçı kazanın ar123 . kemerine kayışla koca bir otomatik tabanca bağlanmış sakallı bir adam ekmek somunlarını beş parçaya bölüyor.insanı sosyalizme çeken ve hayatını bu yolda tehlikeye atmaya hazır kılan sosyalizmin «mistiği» -eşitlik fikri-halkın büyük çoğunluğu için sosyalizm sınıfsız bir toplum demektir. Güllenin biri haykırarak geliyor. Olaylar olup biterken çok berbat görünüyordu. yoksunluk ve arada sırada gelen tehlikenin bilincindeydim. çamurlu bir avludayım. o sırada kendi zihnimdeki değişikliklerin hiç farkında değildim. onbeş yaşında çocuklar kendilerini yüzüstü yerlere atıyorlar. Fareler var. sosyalizmin başlangıç devrelerini bile dayanılabilir bir dönem yapacaktı. soğuk bir buhara benzemesine rağmen.

9 Yukarı Birmanya'da Mandalay'dan. sebze çıkınları. pas. Cephe hattından ayrıldığım için üzgün değildim. Barselona'ya kadar yol boyunca. temiz elbiseler gimeyi ve çarşaflar arasında bir gece geçirmeyi öyle çok istiyordum ki! Normal. Tanyeri arkamızda ağarırken. tüfeklerimizi onlara devrettik. uygar bir yaşam sürerken hiç bir şeyi bu kadar tutkuyla isteyemezsiniz. Barbastro'da saat beş trenini yakaladık. balık. tozlu hurma ağaçları. bu da insanı bir sürü zahmetten kurtarıyordu. İspanyollar'ın keçi derisinden su matralarıyla. rahatsızlık. Milisler haykır arak trenin takırtısını bastıran devrimci şarkılar söylüyor.kasma kaçıyor. büyük serhas ve köknar ağaçları. Bir de. eyaletin tek dağ istasyonu. her yeni istasyonda durmadan binen köyiülerce işgal ediliyordu. bu yüzden hemen hemen yalınayak yürüyor gibiydim. sabaha karşı bir kamyona dolmuştuk bile. Shan yaylasının kenarındaki. Hayli tuhaf bir tecrübedir bu. cephenin havası sürdü gitti —kir. vagonun karşı köşesinde oturan arkadaşınızın ağzına şarabı fışkırtabiliyordunuz. benim onları katletmemden çok daha büyük bir hızla ürüyorlardı. yere yayılmış sonradan canlı tavşanlarla dolu olduğunu keşfettiğimiz kıpır kıpır oynayan çuvallar— son olarak. başaşağı devrilip taşman dehşete uğramış tavuklar. Monflorite'ye doğru yürüyüşe geçtik. Yine o aynı. Asıl dertler ondan sonra başladı. Birden bire İngiltere'de olabilecek kadar serin. Lerida'da iyi bir şans eseri bir eksprese aktarma yapmamız sayesinde. yumuşak ve sulu tropikal meyvalar. Faşist nöbetçinin de şarkı söylediğini işitebilirsiniz. Yolunuz tipik bir doğu kentinin havasıyle başlar. Sıcak bir banyoda yıkanmayı. Fakat vagondan dışarı adımınızı attığınız anda. Anason katılmış şişeler dolu pis bir Aragon içkisi elden ele dolaşıyordu. hat boyunca gördükleri her güzel kıza kırmızı . yoksunluk duygusu yoldaşlık ve eşitlik. hatırı sayılır büyüklükte bir koyun sürüsünün kompartımanlara sokulmasıyla geriye kalan en ufak boşluk ta doldurulmuş oldu. ince bir çizgi halinde. her yanda vıcır vıcır kara tenli insanlar— bu görünüşe çok alışık olduğunuz için havasını da öylece olduğu gibi vagonunuzda taşırsınız. Cephede geçen üçbuçuk aydan sonra Barselona'ya dönüş bana hep bunları hatırlattı. Silâhtan arınmış bölgede yüz ya da iki yüz yarda ötede. sepetlerle çilek satan pembe yanaklı dağlı kadınlar görürsünüz. Hemen yanımda. harmaniyesine sarılıp sarmalanmış Endülüslü nöbetçi şarkı söylemeye başlıyor. olağan manana'lardan sonra. Dışarıda taşmış hendeklerin suyunda sıçanlar hani su samurları gibi büyük bir gürültüyle oynuyorlar. Barbastro'-dan ayrıldığımızda tren milislerle zâten tıklım tıklım dolmuştu. bir aydan fazla bir zamandır ayağımda çorap yoktu. Nisan'ın yirmialtısında öğleden sonra üçte Barselona'ya vardık. Nöbetçi şeridi boyunca kavakların karanlık gövdeleri altında bir aşağı bir yukarı yürüyorum. Gülle yüz yarda ötede bir yere saplanıp gürlerken. —kavurucu güneşi. lime lime olmuş elbiseler.siyah mendillerini sallıyor ya da elleriyle öpücük gönderiyorlardı. Pantalonumdaki bitler. tatlı bir havayı teneffüs eder ve çevrenizde yeşil çimen. onbeş yaş125 . baharat ve sarımsak kokusu. Maymyo'124 ya trenle gidilebilir. trende. ânî ve çarpıcı atmosfer değişikliğini yaşadım. bir başka tabur yerimizi aldı. gürültü. Tren deniz seviyesinden bin dörtyüz metre yükseklikte. yüzünde süklüm püklüm ifadeyle yattığı yerlerden doğruluyor. postallarımın tabanından geriye pek bir şey kalmamıştı. Maymyo'da durduğunda aklınız hâlâ Mandalay'da kalır. başka bir yarı küreye inmiş olursunuz. eşya torbalarımızı topladık ve gerisin geriye. Monflorite'de bir ambarda bir kaç saat uyuduk. Nisanın yirmibeşinde.

herkes İspanyol terzilerinin özellikle ustası olduğu şık yaz takımları giyiyordu. Caddenin yukarısına doğru yürüdüğümüzde dikkat ettim. artık savaşı takmıyordu. Deri ceketim lime lime olmuştu. her on askere bir subay düşecek biçimde donatılmıştı. Şimdi. Barcelona yeniden. hepsinin kemerlerine kayışla bağlanmış otomatik tabancaları vardı. ama işçi sınıfı egemenliğinin hiçbir belirtisi kalmayan alelade bir şehire dönüşmüştü. dolayısıyla milletin bize dik dik bakmasında pek şaşılacak birşey yoktu. haki üniforma giyiyorlardı. şaşırtıcı ve hayli tik127 . İçlerinde her yirmi kişide birinin bile cephenin şöyle kenarına dahi gittiğini sanmıyorum. Fakat bu bakışlar içime azıcık korku düşürmedi değil. Erler bir çeşit kaba kahverengi tulum. öylesine mutluydu ki size anlatamam. Her yerde göbekli zengin adamlar. tamamıyle gerçek dışı kahramanlık hikâyelerini.larında kara gözlü bir çocuk. Hepimiz aşağı yukarı aynı durumdaydık. Britanya Ordusu'nun subayları gibi beli oturan. Bu subayların bir kısmı miliste görev almış ve teknik eğitim için cepheden alınıp getirilmişlerdi. sivil nüfus. subaylar ise zarif. Öbürü: toplumun zengin-fakir ya da yukarı sınıf-aşağı sınıf biçimindeki normal ayırımı yeniden kendisini gösteriyordu. sayısız belirtiler sayesinde ilk izlenimimin yanlış olmadığını keşfettim. (Özel otomobiller yok gibiydi. Şehrin üstüne derinliğine bir değişiklik çökmüştü. Bize ikram olsun diye. İnsanların görünüşündeki değişme ürkütücüydü. Halk 126 Ordusu. içi dışına çıkmış yüzü dışında pek az şey kalmıştı. ama çoğunluğu milise katılmak yerine Harp Okulu'na gitmeyi yeğlemiş gençlerdi. söyledikleri hep aynıydı: devrimci hava kaybolmuştu. Bu subayların emrindeki adamlarla ilişkileri bir burjuva ordusundakinin aynı olmamakla birlikte. Herkes son derece mutluydu. aldıkları para ve giydikleri üniformaların belirlediği kesin bir toplumsal farklılık görülüyordu. savaş yüzünden biraz yıpranmış ve sıkıntı çekmiş. Sonraki birkaç gün boyunca. Kuşkusuz.) Yeni Halk Ordusu'nun subayları —ben Barselona'dan ayrıldığımda ortalıkta hiç böyle tipler görünmüyordu— şaşılacak sayıda çoğalmışlardı. Savaşa karşı genel ilgisizlik. son üç aydır tuhaf şeylerin olageldiğini anlamama yardım etti. zarif hanımlar ve pırıl pırıl arabalar görülüyordu. mümkün olduğunu düşünebileceğim herhangi-bir şeyden çok daha fazla bir işçi şehri gibi görünmüştü. işler tersine dönmüştü. yalnız onlardan biraz daha sıkı oturan. Barselona hiç kuskusuz. Bütün değişikliklerin temelinde iki gerçek yatıyordu. ilkin Ağustos'ta. Fakat tren Sabadell'den geçerek Barselona'ya girdiğinde. Sokaklarda kan lekelerinin yeni kuruduğu ve milis askerlerinin şık otellere yerleştirildiği Ağustos ayında orada olan bir kimseye. bir de üstelik kirli ve traşsızdık. millet bizim kirli görünüşümüze dik dik bakıyordu. yünlü kepim şeklini şemalini kaybetmiş. bize ve bizim soyumuza Paris ya da Londra'dan daha az yabancı ve daha az düşman olmayan bir ortama adımımızı attık. Ama gelin görün ki. yine de «adam olan» herkes bir arabadan yararlanmam fırsatını elde ediyordu. Biri: halk. ikincisinde Ocak'ta ya da benim yaptığım gibi ilk kere Aralık'ta ve sonra Nisan'da gitmiş olsunlar. onu ağızları bir karış açık dinleyen meşin suratlı iki köylüye anlatıyordu. postallarımdan geriye. kendisine ait heyecan verici ve hiç kuşkum yok. Aralıkta burjuva görünürdü. hiç durmadan bir gözümün üstüne kayıyordu. köylüler çıkınlarını açtılar ve koyu kırmızı yapışkan şaraplarından verdiler. bir kaç aylık aralıklarla giden herkes burada olup biten olağanüstü değişikliklere dikkat etmiştir. Milis üniforması ve tulumlar neredeyse büsbütün ortadan kalkmıştı. İngiltere'den yeni gelmiş olan bana ise. oysa biz cephede bir tek tabancayı ne para ne de hatır için bulamıyorduk. aylarca cephede bulunmuş bütün insanlar gibi korkunç bir manzara arzediyorduk. Tuhaf olan şey şu ki. Bostan korkuluğuna benzediğimin bilincindeydim. Barselona'ya karşı sırasında.

Tümen diye biliniyordu. cepheye dönmeme birkaç gün kala avadanlığımı satın alırken keşfettiğim gibi. cepheye gönüllü gitmenin hoşa gitmeyecek bir yanı varmış da as129 . zorunlu asker almaya başvurmak gereğini duyduğunda. Franco'ya karşı yürütülen mücadeleden çok. Şubat ayında. İspanyol Hükümeti. işçi sınıfı egemenliğinin güme gitmiş bir amaç olduğu gittikçe daha belirginleşiyordu. Halk zevkinin herdaim barometresi olan dükkânlar bunu açıkça gösteriyordu. v. Tümenler yarı yarıya Halk Ordusu birlikleriyle milis gücünden oluşan «karma-tugay» lardan yapılmıştı. geniş ölçüde işçi sınıfının egemenliği uğrunda çarpıştıklarına inandıkları için bu işleri başarmışlardı.U. ama savaş ansızın arka plâna itilivermişti. Savaşla birlikte başlayan devrimci fikirlerde herkesin hayâl kırıklığına uğraması . Katalonya'-da.sindiririydi. ilk atılımda bir coşkunluk dalgası olmuştu. önceleri Lenin Tümeni'nden P.Her vitrinde yumuşak asker kasketleri. disiplinsiz.O. Fakat fiilî tek değişiklik isimlerde olmuştu. bir dış savaşta doğal karşılanabilecek. av-bıçakları. Her karşılaştığınız kişi. milislere karşı radyo ve komünist basında kesintisiz ve bazan çok menhus bir kötüleme kampanyası açmıştı. savaş daha altı ayını ancak doldurmuştu. Fakat Hükümet ajanları her buldukları duvara «Halk Ordusu isteriz» diye çiziktiriyorlardı. Sonradan. Milisler kötü eğitilmiş. Örneğin. Barselona'ya ilk gelişimde. v. resmî rütbe v..b. bunda büyük rol oynamıştı. birlikleri şimdi 29. Nereye gitseniz. fermuarlı ceketler. Milis gücü olarak örgütlenen ve savaşın ilk bir kaç haftasında Faşistler'i Zarago-za'ya kadar kovalayan sendika üyeleri. ama asker toplama açısından bu. milisler kendilerine özgü yapılarını ve özel karakterlerini korumaya olanak buldular. özellikle de proletarya. Som Browne kemerleri. Halk Ordusu'na asker yazılırken. her zamanki şık sahil şehri yaşantısının hemen hiç bozulmadan devam ettiği Tarragona'-da da dikkatimi çekti. Milis gücüne katılmanın modası geçmişti. çoğunluk bir an önce bitmesine taraftardı. Yiyecek kıtlığı büyük halk kitlesi için önemli sorundu. gelenleri dehşete düşürüyordu. matralar. dönmedikleri ya da üç dört ay sonra ceplerinde büyük miktarda paralarla geri geldikleri. genç adamların kayboldukları. Ocak ayından beri İspanya'nın her yanında gönüllü asker kayıtlarının giderek azalması oldukça anlamlıydı. tabanca kılıfları teşhir ediliyordu. yoksun ve külüstür şeyler olmalarına rağmen. bundan ötürü.b. bu hava dikkatinizi çekiyordu. Savaşın kaybedilmesini kimse istemiyordu. âdet yerini bulsun kabilinden bir ifadeyle soruyordu: «Şu savaş —korkunç birşey değil mi? Ne zaman bitecek dersiniz?» Siyasî bilince sahip kişiler. 128 efsanevî bir yerdi. ile Halk Ordusu düzeni içinde yeniden kurulmuştu. belli bir uyuşukluk içinde diye ayıplanamazdı doğrusu.muhakkak ki.M. Barselona'ya Madrit'ten. Burada durum hayli tuhaftı. Anarşistler ile Komünistler arasında süren öldürücü boğuşmanın bllincindeydiler. Bütün bu propagandadan. (Milisllere paralan izne çıktıkları zaman ödenirdi. «Cephe». Haziran ayma kadar pek az Halk Ordusu birliği Aragon cephesine gönderilmişti. dükkânlar özellikle milis donanımında uzmanlaşmışlardı. cephede şiddetle ihtiyaç duyulan belirli bazı eşyaları bulmak hayli zordu. Fakat. çok büyük bir artışa yol açmadı. Dükkânlar şimdi besbelli daha şıktı. aynı şey bir ay sonra. hâttâ Valenila'-dan. kısmen Barselo-na'nın fiilî savaştan uzakta olmasından ileri geliyordu. uzak. ama bir iç savaşta çok kuraldışı kaçan. Şubat ayından itibaren bütün silâhlı kuvvetler teorik olarak Halk Ordusu ile birleştirilmiş ve milis güçleri kâğıt üstünde bozularak farklı ödeme dereceleri. Bütün bu değişimlerin yanısıra parti milislerine karşı ve Halk Ordusun'dan yana sistemli bir propaganda yürütülüyordu. Dış ya da iç savaş olsun her savaşta safları doldurmak durumunda olan sokaktaki adam. Bu. Halk Ordusu her zaman «kahraman»di.b. Oysa şimdi. diye gösteriliyordu.) Yaralılar koltuk değnekleriyle tek ayak üstünde seke seke dolaşsalar bile özel bir ilgi görmüyorlardı.

ama tabiatıyla. garsonlar. çiçekçi kadınlar ve ayakkabı boyacıları gözlerinizin içine bakarak size «yoldaş» diyorlardı. Bunun daha çok bir umut ve gizleme karışımı olduğunu kavrayamamıştım. Ne var ki. bayraklar dalgalandırarak resmi geçit yapmıyorlardı. Bu askerler. Garsonlar yeniden kolalı gömleklerini giyiyorlar. Bunun sonucunda. korkunç fırlarken. bir başkasıyla ise yerildiği oluyordu. Ram-las'nın tepesindeki ince zarif dükkânların dışında bir yalın ayaklı çocuklar güruhu devamlı olarak her çıkanın çevresinde kümelenmek için bekliyor. bunların yerini her zamanki «senor» ve «ustet» almıştı. bazı maddelerin kıtlığı da çekiliyordu. Bazan. burjuvazi ise korkuyor ve geçici bir süre için işçi kılığında dolaşıyordu. şimdiyse sürü ile dilenci vardı. Devrimin ilk aylarında binlerce insan. Şimdi her şey normale dönüyordu. yaygaralar kopararak yiyecek artıkları istiyorlardı. şık oteller ve lokantalar pa130 halı yemekleri aç kurtlar gibi yutan zengin insanlarla doluydu. herşey böyle gözüküyordu. şimdilik Halk Ordusu geride eğitilirken milisler cepheyi ellerinde tutuyorlardı. Herşeyin parlaklığından başka. Barselona'ya ilk vardığımda burasını. şimdi İngiltere'de bile yapılmayan bir biçimde başını eğdi ve ellerini oğuşturdu. Halk Ordusu'nun bazı askerleri cepheye gitmeye başlamışlardı. Geniş halk kitleleri için tütün kıtlığı öylesine umutsuz birşeydi ki. Bu dönemde yabancılar size pek seyrek olarak «tü» ve «oamarada» diye hitap ediyorlardı. Yerilecek ne olsa milislerin üstüne yıkılırken övülecek herşey hemen Halk Ordusu'na yakıştırılıyordu. çoğu işçi devriyelerince kapatılmış kabareler ve yukarı sınıf genelevleri çabucak açılıverdi (*). Fakat bütün bunların yanısıra toplumun havasında ürküntü veren bir değişim vardı —insan bizzat kendi yaşamadıkça kavranması güç birşeydir bu. kaçamaklı bir yolla geri geliyordu. Kesinlikle. önceden olduğu gibi caddelerden törenlerle geçiyorlardı. Milis birliklerinin de artık kâğıt üzerinde Halk Ordusu birliklerine dönüşmesi Basın Propagandasında beceriyle kullanılıyordu. aynı birliklerin bu sıfatlardan biriyle övüldüğü. Dükkândaki adam yirmi otuz yıl önceden kalma. çalışan nüfusun. böyle sıkıntılar her zaman zenginden çok yoksulu vurur. Ne var ki. bu geçit törenleri bile. İşçi sınıfı başlamış. fakat işçi sınıfının oturduğu mahallelerde ekmek. Önceleri Barselona'da dilenci bulunmayışı çok çarpıcı gelmişti. caddelerde polis kuvvetleri yeniden arz-i endam ediyordu. Herşeyin şimdi daha zengin olan sınıfın yararına nasıl yerleştiğinin küçük. «Şık» elbiseler anormal görülüyor. 131 . bu gerçek ise olabildiğince az duyuluyordu. caddelerde kıyılmış meyanköküyle sarılmış sigaralar sa(*) İşçi devriyelerinin. savaşa duyulan genel ilgisizlik yüzünden görece daha az bir coşkuyla karşılandılar. hiç kuşkusuz. herkes bahşiş vermekten sakınıyor ya da hiç kimse bahşiş almıyor. Sabahın beşinde tren ya da kamyonla uzaklara kaçırılıveriliyorlardı. İşçi devriyelerinin dağıtılması emredilmişti. genelevlerin % 75'ini kapattığı söyleniyordu. sırf postu kurtarmak için sırtlarına işçi tulumları giyerek devrimci sloganlar haykırmışlardı. sınıf ayrılıkları ile büyük farklılıkların varolmadığı bir şehir olarak düşünmüştüm. Görünüşe bakılırsa lokantalar ve oteller neye ihtiyaçları varsa güçlük çekmeden buluyorlardı. Devrimci tarzda konuşmalar artık kullanılmıyordu. «Buenos dias» da «salut» un yerini almıştı. fakat anlamlı bir örneği tütün kıtlığıdır. büyük mağazalardaki tezgâhtarlar yine alışık olduğumuz köpekleşen tavırlarını takınıyorlardı. Yiyecek fiatları.kere alınmayı beklemek takdir edilmesi gereken bir şeymiş gibi bir izlenim çıkarabilirdiniz. Karım ve ben birkaç çorap almak için Ramblas'da bir çorapçıya girdik. Cepheye dönen milis askerleri artık caddelerde trampet çalarak. zeytin yağı ve öbür ihtiyaç maddeleri için oluşan kuyruklar yüzlerce metre uzayıp gidiyordu. ücretlerinde herhangibir parelel yükselme olmaksızın. ama asla pekiştirilmemiş bir devrime inanıyor. Bahşiş verme usulü el altından.

C. haddinden fazla yemek içmek yüzünden. cadde üstünde ise pek açık etmeden. ama silâh sesleri arasında böyle bir şeyi görme olasılığı daha azdır. muhtemelen. paramın yettiği her çeşit lüks maddeyi satın almaktan geri durmadım. daha evvel de söylediğim gibi. İkinci olarak. ekmek hariç olmak üzere. altın rezervleri silâh ve öbür ihtiyaçlar için saklanmalıydı.) İspanya'nın tüm tütününün yetiştiği Kanarya Adaları Franco'nun elindeydi.M. Yeterince paranız olduktan sonra.O. Lucky Strikes ve bunun gibi daha pahalı cins sigaralar kaçakçılık yoluyla devamlı elde ediliyor bu da tatlı kârlara fırsat yaratıyordu. kuyrukta saatlerce bekledikten sonra.M. dolayısıyla Hü-kûmet'in elindeki bütün tütün stokları savaş öncesinden kalanlardı. bütün o hafta boyunca sağlığım biraz bozulmuştu. çünkü bu altın rezervlerinin azalması demek olurdu. Fakat bu değişikliği yalnızca iktidarın el değiştirmesine atfetmek hakbilirliğe sığmaz. Teorik olarak Hükümet. sonra kalkar yeniden yemek yer ve yeniden hasta olurdum. paket başına on pesetayı toslaymca (bir milisin günlük ücreti) alabilirdiniz. belli belirsiz bir dehşet duygusuna kapıldığımı ve ağzımın hayretten açık kaldığını hatırlıyorum. Bunlar haftada yalnız bir kere açılan tütüncü dükkânlarında azar azar satılıyordu. Tabanca almayı şiddetle arzu ediyordum —siper çarpışmalarında. Bu ancak Bond Street ya da Rue de la Paix'de göreceğiniz cinsten bir dükkândı. işçi sınıfının hâlâ iktidarda olduğu ya da öyle gözüktüğü birkaç ay önce görmek olanaksızdı. kokteyl. tabancaları Anarşistler'in gizli dükkânlarından kanunsuz yollardan satın almak zorundaydmız.tıhyordu. Kaçak sigaraları şık otellerde açıktan açığa. Açlıktan kıvranan. tüfekten çok daha yararlı oluyordu— bulması da hayli güçtü. Bir sürü telâş ve sıkıntıdan sonra bir Anarşist arkadaş bana. Kaçakçılığa zengin halkın yararına olduğu için göz yumuluyordu. (Pek çok kimse bir kere denemiştir. Madrit'te. durumun orada tamamıyla farklı olduğunu söylüyordu.U. Hükümet bunları polislere ve Halk Ordusu'na dağıtmış fakat milislere vermeyi reddetmişti.O. Zenginlik ve fakirlik arasındaki bu açık karşıtlığı. savaşın darbesini yemiş bir ülkede bu gibi şeylere para harcandığım görünce.lik otomatik bir tabanca bulmayı becerdi —beş yardadan öteye işe yaramıyordu.N. insanı afalla132 tacak derecede pahalı ve en nefis cinsinden pasta ve bombomlarla dolu bir şekerci dükkânına raslamıştım.U. Ayni zamanda bir tabanca satın almak için gizli görüşmeler yapıyordum. o da şansınız varsa. ortak tehlike her cinsten insanı bir çeşit yoldaşlık duygusuna itmişti.'ye üye 133 . En katıksız kişisel tercihlerim göz önüne alınırsa. yalnızca dörtte üç onsluk bir tütün paketi. Kısmen de. Aylarca süren rahatsızlıktan sonra doğru dürüst ekmek. canınızın istediği kadarını bulamıyacağınız hiç bir şey yoktu —adam başına düşen miktarı sıkı sıkıya karneye bağlandığı için. kendimi olabildiğince rahat ettirmek derdindeydim. ama hiç yoktan iyiydi. Bütün bunların yanısıra P. Ama hâşâ.'dan ayrılacağımı çok önceden herkese söylemiştim. Sokak çarpışmaları başlamadan önceki bu ilk hafta boyunca tuhaf bir biçimde birbiri üzerinde etki yapan çeşitli uğraşılarım vardı. ufacık 26 mm. vitrini. İlk önce. milislerinden ayrılarak. alabiliyordunuz. Çocuklar bir dilim ekmek için dilenirken şişko bir herifin bıldırcın tıkınması tiksindirici bir manzaradır. herhangi bir kişisel üstünlük iddiasında bulunmuyorum. Kendimi biraz kötü hissedince günün yarısını yatakta geçirir.T. Anarşistler'e katılmak istiyordum. Madrit'te bulunan herkes. sosyetik caddelerin birinden geçerken. Amerikan sigarası ve bunun gibi şeylere karşı doymak bilmez bir arzu duyuyordum. şarap. Bunları denedim bir kere. Madrit cephesine gönderilmemi sağlıyacak başka bir birliğe katılabilmek için de hazırlık temasları yapıyordum. dışarıdan tütün satın alınmasına izin vermezdi. P. seyrek hava akınları dışında insana savaşı hatırlatacak pek az şeyin olduğu Barselona'da hayatın güvenlik içinde oluşunun bir sonucuydu bu. Sokak çarpışmalarında bir ya da iki gün sonra.

Beni kaydetmeğe pek hevesli göründü. propaganda ilânları. Tabiatıyla. ve onun liberal müttefikleri dışında hiçbir iktidar yoktu. Şehrin yüzeydeki görünüşünün. ama F. devrimi daha ileri götürmek isteyenlerle durdurmak ya da önlemek isteyenler. denetimi altındaki Generalite'nin görüş açısından. Bu ancak bir anlama gelirdi.I. gözden kaçmayacak korkunç bir siyasî rekabet ve nefret vardı. Aynı zamanda . Tehlikenin varlığının anlaşılması çok basit ve kolaydı.I. lüks ve büyüyen fakirliğin.olunursa F.N.'deki yoldaşlarıma da bir çeşit kişisel bağlılık duyacağım için durumum iyice içinden çıkılmaz bir hâl alacaktı. Bütün bu dönem! boyunca Katolon-ya'mn her yerinde görülen ufak tefek çatışmalara dair. çok güçlendirilmiş ve silahlandırılmıştı. Madrid'e gitmek istiyorsam Enternasyonal Kol'a katılmalıydım.U. bu da bir Komünist Parti üyesinden tavsiye mektubu almam demek oluyordu.N. M. çarpışmalar sırasında Barselona'da bulunsay-dım. Bir çok yerlerde silâhlı polis kuvvetleri Anarşist üslerine saldırılarda bulunmuşlardı. cepheye dönmeden sağlığımı düzeltmeyi çok istiyordum. çok renkli bayrakları. işçilerinin silâhlarını ellerinden almaktı.S. Fakat buna karşılık. yani dönüp dolaşıp. iki üç günlüğüne deniz kenarına bile gidebiliriz sanmıştım.P.O.) Komünist arkadaşıma kesin anlaşmayı daha sonra yapacağımı söyledim. parti milislerini bölmek temelde bu amaca yönelmiş bir manevraydı. Komünistlerle Anarşistler arasındaki karşıtlıktı. P. çiçek sergileri. Fransa sınırındaki Puigcerda'da bir Cara-bineros birliği. Bunun neleri değiştireceğini söylemek şimdi hayli güç. Fakat iznimin bitmesine daha bir hafta vardı. Karımla ben.A. dolup dolup taşan kalabalığı ile caddelerin görünüşteki neşesinin altında. Bütün dava. ama sayıları ve kilit endüstriler-deki üstünlüklerinden ötürü.L.T.S.savaş öncesinin silâhlı polis kuvvetleri olan Güvenlik Askerleri ve benzeri örgütler yeniden kullanılmaya başlanmış. Komünist disiplini altında olacağım. güçlü olan C.A.C. Ben135 . Hem üstelik —her zaman kişilerin geleceğine yön veren bir ufak ayrıntı— ayakkabıcının bana bir çift yeni postal yapmasını beklemek zorundaydım. düşmanlarına göre ne istediklerinden daha az emin. Siyasî açıdan. mülk sahipleri sınıfının özel muhafızları olarak iş gören Güvenlik Askerleri. Bu arada. Çok muhtemelen Barselona çarpışmaları başlamadan önce Albacate'ye gönderilmiş olacak. her zaman belirsiz ve gazete sansürü yüzünden biri ötekiyle çelişen. bu sıra böyle şeyler yapılamıyacağmı bana anlatmış olmalıydı.U. Güçler böyle konulunca aralarında bir çatışma çıkması zorunluydu. Anarşistlerin denetimi altındaki Gümrük Dairesi'ni ele geçirmek için gönderilmiş ve tanınmış bir Anarşist olan Antonio Martin öldürülmüştü.C. böylece çarpışmaları yakın bir bölgeden izleyemeyecek. Özellikle yüz yıla yakın bir süredir.T. hemen orada anlaşacaktım herhalde.U. olaylar için yayınlanan resmî bildiriyi baştan aşağı doğru diye kabullenecektim. (Bütün İspanyol ordusunda ayağıma gelecek kadar büyük bir çift postal bulunamamıştı.'nın beni Madrid'ten çok Teruel'e gönderme ihtimali olduğunu söylemişlerdi. Her türlü fi134 kirden bir sürü insan. milisine girmek olanağı vardı. Daha önce de değindiğim gibi. Aman ne fikir! Siyasî atmosfer. Katalonya'da P. Sağlığım azıcık iyi olsaydı. ama P. Öte yandan. daha az iyi silâhlanmış. İspanyol Sağlık Yardım Orgütü'ne bağlı bir Komünist arkadaşı arayarak derdimi ona açtım. özel kişilerin ellerinde bulunan tüm silâhların teslim edilmesi gerektiği yolunda bir kararname yayınlandı. bu emre uyulmamıştı. Anarşistlerin ellerinden silâhlarının ancak zor kullanılarak alınabileceği açıktı.'nin belirsiz kuvveti vardı. «Çok geçmeden bir gürültü kopacak!» demekte birleşiyorlardı. Bu arada dinlenmek istiyordum. durumlarını güvenli kılmak için ilk yapılması gereken. mümkünse I. Avrupa tipi olağan bir jandarma örgütüydü. C. bir kâhin edasıyla.'li öbür İngilizleri de benimle birlikte gelmeye ikna edip edemeyeceğimi sordu. söylentiler dolaşıyordu.

Sözüm ona devrimci şehir Barselona. I. li biri tarafından. her halde C. Tarragona'da da olmuştu. Dönüp baktığımda ellerinde tüfekler. Barselona'daki işçi-smıfı banliyölerinde de aşağı yukarı gayri resmî nitelikte bir çatışma olagelmişti. Ertesi gün. Mayısın birinde hiç bir olay çıkmadı.'den gelen işçilerin yürüyüşe P.T.T.N. üyeleri bir süredir şu ya da bu biçimde öldürülüyorlardı.T.'linin vurulmuş olduğunu öğrendik. faşist olmayan Avrupa şehirleri içinde.zeri olaylar Figueras'da ve sanıyorum. Ramblas'-nın yarı yolunu inmiştim ki. C. O günün akşam üstü. İnsanın heyecanını kabartıcı sloganlar çizilmiş kırmızı bayrakların ardından sokaklarda resmi geçit yapmak ve de elindeki hafif-makineli tüfeğiyle sanki bana tümüyle yabancı biri tarafından vurulmak— benim yararlı bir yolda ölmekten anladığım bu değildi. öldürüldü.'nin ileri gelen üyelerinden Roldan. hiç önem vermemiştim. o gün.'li biri tarafından.T.T.N.T. Plaza de Cataluna'dan gelen ardarda silâh sesleriyle uyandık. Aynı gece karım ve ben. Böylece. Kısa bir süre önce bir C.T. uzun zamandan beri. Böyle bir 136 yürüyüşün sonunda bir ayaklanmaya yol açacağı gün gibi ortadaydı.T.T.G. ve U. bölye bir olayda azıcık daha ileri gidilse işin sonunda kan dökülebilirdi. Mayıs'in biri yaklaşıyordu. çoğunluğu Halk Ordusu birliklerinden oluşan muazzam cenaze kortejinin belirli bir noktadan geçmesi iki saat sürüyordu.T.G. Fakat son dakikada bu gösteri yürüyüşü iptal edildi. U. Her şeyin tuhaf olduğu bir durumdu bu.T. Bunu duyduğumda.U. nedense.'nin birlikte katılacakları devâsâ bir gösteriden söz ediliyordu. Fakat ben bir hayli rahatlamış olduğumu itiraf etmeliyim.O. Nisan sonlarında. 10 Mayıs'm üçünde öğle üzeri otelin holünden geçerken bir afkadaşım rastgele teklifsiz bir tavırla: «Duyduğuma göre Telefon Santralı'nda karışıklıklar çıkmış» dedi. ile uzlaşmak için uğraşıyorlardı. Kuşkusuz.T.G. bütün bu cinayetlerin «ajan provokatör»lerce işlenmiş olması pekâlâ mümkündü. C. U. Bir otel penceresinden olan biteni hiç heyecan duymadan seyrettim. ve U. Roldan'm katline geniş yer verirken karşı katil olayını hiç üzerinde durmadan geçiştirmesinden belirlenebilir.N. Dış kapitalist basının Komünist-Anarşist düşmanlığı karşısındaki tutumu. pek çok keresinde katil olaylarından sonra siyasî husumeti kışkırtmak amacıyla muazzam cenaze törenleri düzenlenmişti.N. Bu sözüm ona cenaze töreninin aslında bir kuvvet gösterisinden başka bir şey olmadığı apaçıktı. üçle dört arasında. boyunlarına dolanmış kırmızı —siyah Anarşist fularla. kesiminde katılması gerekiyordu. üyesi öldürülmüştü.G. iki sendika blokunu büyük bir koalisyonda birleştirmekti. Anlamsız bir sokak çarpışmasına katılmak kadar istemediğim bir şey yoktu. Düşünülen. muhtemelen U. ile U. yan sokağa hakim sekiz köşeli yüksek kuledekilerle —bir kiliseydi 137 .G. ve herkes bir patırtı çıkmasını da bekliyordu.N. önderleri.T.'nin birlikte yürümesi ve dayanışmalarının gösterilmesiydi. ve C.T. arkamda birçok tüfek atışları işittim. hiç bir kutlama töreni yapılmayan tek şehirdi. Hükümet bütün dükkânların kapatılmasını buyurdu. bir C. İzleyicilerinin çoğundan daha ılımlı olan C.G.N. Besbelli. bir iki yüz metre ötede.N. muhtemelen.M. Barselona'ya varışımdan az sonra. C.N. rıyla bazı gençlerin yan sokaklardan birinin köşesini döndüklerini ve Ramblas'nın kuzeyine doğru koşarak gezden kaybolduklarını gördüm.LP. Gerçekten de politikalarının kilit noktası.'den cenaze alayını izleyenler binleri buldu.

Kulenin tepesinden gelen mermiler caddeyi uçarak geçiyor. hiç kimsede ne yapması gerektiğini bilirmiş gibi bir hal yoktu. Tam binanın karşısına düşen P.uzun boylu. Kamyon. Güvenlik Askerleri hâkim noktalardaki binaları ele geçirmişler. ateş hattını geçmemeleri için haykırıyorlardı. Daha ortalıkta tüfek falan yoktu. Doktor beni kolumdan tutmuş biryerlere sürüklüyordu. bizimle birlikte cephede bulunmuş bir Amerikalı doktor yanıma koştu. bu istek. ihtiyatla ağaçtan ağaca gerilediklerini gördüm Önümdeki kalabalık sığınak olsun diye dalga dalga Ramblas'nın orta yerindeki metro istasyonuna doğru atılıyordu. Bütün cadde boyunca dükkân sahiplerinin çat!.U.U.N. başlıca. Bunu göze alıp otele gidecektim. Fakat bunu düşünürken çok büyük bir hayrete kapılmadım— çok uzun zamandan beri herkes «bu»nun her an başlamasını bekliyordu. başka bir kalabalık kaynaşıyordu. Biz caddeden aşağıya yürürken karşı yönden bir kamyon hızla gelip geçti. Tam bu anda. normal olarak milislerin ücretlerini almaya gittikleri odada. içerdeki bürodan. elimden yakaladı. Şimdi.O. sivil elbiseli. dehşete düşmüş halk panik içinde Ramblas'dan aşağıya.'un işlettiği bir çeşit pansiyondu. Kargaşalığın daha erken saatlerde. merdivenlerde ve dışarda kaldırımda halk ufak ufak kümelenmiş. kalabalığı izlememeye karar verdim.» «Bu Allanın belâsı şey de ne demek oluyor?» dedim. Halk Ordusu'ndan iki subayın elleri tetikte. Sonra. Binanın her yanında. ama «Comite Local'e her an bir baskın olabilir. Otuz yaşlarında .M.T. Üstüste gelen silâh atışları ortalığı çınlattı. silâhlı Güvenlik Askeri dolu bir sürü kamyon başlıca C. devamlı binayı korumakla görevli Hücum Muhafızlarından başka kimsede silâh yoktu. hayli yakışıklı bir adam düzeni korumaya çabalıyor ve köşedeki yığından kemerler. Hiç kimse 139 .M. ellerinde tüfeklerle tıka basa Anarşist doluydu. Sonra bazı Anarşistler yetişmiş.sanıyorum— biribirlerine karşılıklı ateş ediyorlardı. Fakat yan sokağın caddeye açıldığı yerde. giriş holünde bir kalabalık kaynaşıyordu. Yukarıda. cephede arkadaş olduğum bir milis geldi ve beni tanıdı— bize ondan sonra biraz da istemiyerek tüfek ve birkaç fişek verdiler. Saatlerce yeraltında kapana kıstırılmış kalmak gerekebilirdi. Doktor gözden kaybolmuştu —öyle sanıyorum ki bazı yaralananlar olmuş ve doktorlar çağrılmıştı bile— ama başka bir İngiliz geldi. Meramını açık seçik anlatamıyacak kadar heyecanlıydı. ufak Anarşist topluluğu halkı geriye itiyor. Öbür İngiliz'le ben. yabancı olarak azıcık kuşku altında olduğumuz için önceleri kimse bize tüfek vermeye hevesli görünmüyordu. genel bir arbede olmuş.'lu arkadaşlar orada toplanıyorlar. korkunç bir kargaşalık vardı. bir çuval yığınının üstüne pejmürde kılıklı bir delikanlı uzanmıştı. Üstelik. Herkes Ramblas'ya gitmenin imkânsız olduğunu söylüyordu. izindeki milisler tarafından kullanılırdı.O. heyecanla konuşuyordu. Anca beraber kanca beraber olmak zorundayız. Uzaktan silâh sesleri geliyordu ve caddeler tamamiyle boştu. «Haydi gel. orada imiş. Hotel Falcön'a gitmeliyiz.» (Hotel Falcon P. Ramblas'nın sonundaki Hotel Falcön'a geldiğimizde. Hemen «Başladı!» diye düşündüm. tabiî reddedilmişti.'li işçilerin çalıştığı Telefon Santralı'na ânî bir baskın yapmak için Plaza de Cata luna'dan geçerken. ateşin uzağına doğru akın ediyordu. fişek kutuları dağıtıyordu. Hükûmet'in Telefon Santralı'nın kendisi138 ne devredilmesi talebi yüzünden çıktığını anlayıverdik.O. iyisi mi biz buralarda olalım» diye belirsiz bir fikir kafamda dolaşıyordu. çat! kepenklerini indirdikleri duyuluyordu.'un Comite Local'ine gittim. Önde bir hafif makinalı tüfeğin arkasında. Anlaşılan. Kargaşalık başlıyor. kucak dolusu tüfekler getirilmeye ve dağıtılmaya başlanmıştı.U. her geçene ateş ediyorlardı.) «P. Otele gidip karıma birşey olup olmadığına bakmam gerektiğini düşünüverdim.M. Hemen orada.

kendilerine hiç tüfek kalmadığı söyleniyordu. Bunu şaka niyetine söylemiştim. Onun da bir tek şarjörü vardı. dur durak bilmeden tüfek isteyen kalabalık tarafından kuşatılmıştı. Çoğunun ne olup bittiğinden haberi olmadığını ve P. kimlik soruyorlardı. Güvenlik Askerleri'. Böylece. artık Telefon Santralı'nın çalışmadığından kesinlikle emindim —ama işin aslını ararsanız. Continental Oteli'nin telefon numarasını bilmiyordum.O. Tahmin edebildiğim kadarıyla hepimizde topu topu altmış kadar tüfek bulunuyordu. Otele telefon ederek karımın iyi olup olmadığını sormak hiç aklıma gelmedi. Genel izlenim. Bu saldırıyı daha çok kendi girişimleriyle başlattıklarını veri olarak kabul ediyorlardı. Bu küçük ama yiğitçe hareketini hiçbir zaman unutmayacağım. Karımla bağlantı kuramadım. Caddeler aşırı karanlık ve sessizdi. binada hiç telefon rehberi bulunmamasıydı. ne var ki yarım saat sonra Mc Nair. Güvenlik Askerleri'nin C.P. Anarşist devriyeleri kendisini iki kere durdurarak tabancaları burnuna dayalı bir halde kâğıtlarını incelemişlerdi. binasına sırf sığınmak için geldiklerini tahmin ediyordum. aşağıda caddede Hücum Muhafızlarından bir grup gelip geçen birkaç kişiyi durduruyor. Bizi. Sigaralar bizi çok hoşnut etmişti. göründüğü kadarıyla da Falcon'da hiç yiyecek yoktu. hiç kimsenin vurulmadığını söyledi. bazısı kucağında bebeklerini taşıyordu.olan biten hakkında açık seçik bir fikre sahip görünmüyordu. Yukardaki ofis. ama etiyle ve kanıyla somut işçileri doğal düşmanlarıyla. temsilcisi John Mc Nair'i yakalamayı becerdim. ve genel olarak işçi sınıfının «peşinde» olduğuydu. öte yanda polis vardı. Her şeyin nasıl yürüdüğünü bir kere öğrendikten sonra zihnim daha bir ferahladı. ama Barselona'daki I. Bana her şeyin yolunda olduğunu. kapıları kilitlenmiş ve kol demiri vurulmuş otele almadan önce bir sürü gürültü patırdı ettiler. ortalıkta. ama henüz barikatlar kurulmamıştı. nin Telefon Santralı'na saldırdığı. Zifirî karanlık caddeleri cesaretle geçmiş. Bütün bu olanlara sanki piknikmiş gibi bakan genç milis delikanlıları sinsi sinsi 140 ortalıkta geziyor ve kimde tüfek varsa dil dökerek kandırmaya ya da aşırmaya çabalıyorlardı. ben acıkmaya başlamıştım. bir tek canlı yoktu. Barselona'daki yoksul sınıf Güvenlik Askerleri'ne İrlanda Polisleri gibi bir şey gözüyle bakıyordu. Comite Local'de nasıl olduğumuzu sordu. yine silâhsız kalmıştım.T. Karakteristik olan şey. bir saat boyunca o da senin bu oda benim arandıktan sonra numarayı veren bir rehber bulabildim. gerçek bir çatışmada görünce. Çok geçmeden açıkgöz bir madrabaz benim de tüfeğimi yürüttü ve ortalıktan toz oluverdi.L.N. Bu aşamada hiç kimsenin Hükûmet'i suçlamadığı dikkati çekiyordu.N. aralarında birkaç kadın vardı. kendi kendime hangi yanda olduğumu sormam gerekmiyordu. Uzun bir zaman geçti. bir de pejmürde küçük oğlan çocuklar kalabalığı. herhalde. İzne çıkmış birkaç milis ve bir yabancılar serpintisi de vardı.. kentin bizim tarafında hiçbir şey olduğu yoktu. İki binada toplanmış üçyüz kişi vardı. yani polisle. Bütün dükkânların vitrinlerindeki çelik kepenkler indirilmiş. çalışmayı yalnızca birkaç saat için durdurmuştu. Bütün kavrayabildiğim şey. Pencerelerin çoğuna silâhlı nöbetçiler yerleştirilmişti.M. Ben «azıcık sigaramız olsa daha iyi olacağız» diye cevap verdim. Hava kararıyordu. Silâhlarla donanmış bir Anarşist devriye arabası cad141 .T. Hâkim çoğunluk rıhtımın yanındaki şehrin arka sokaklarında oturan en yoksul sınıftan gelmeydi. Bir yanda C. işçilere ait çeşitli binalara hâkim olan öbür binaları ellerine geçirdikleriydi.U. Geri döndüğümüzde Telefon Santralı'nm çalıştığını öğrendim ve yukarı ofise çıkarak karıma telefon ettim. Ben ve arkadaşım azıcık yiyecek bulmak umuduyla onun pek uzakta olmayan oteline sıvıştık. minicik tabancamı saymazsam. Burjuva komünistlerinin kafasında belirdiği biçimiyle idealleştirilmiş «işçi» tipine özel bir sevgim yoktu. elinde iki Lucky Strikes paketiyle boy gösterdi. Mesele yeterince açıktı.

Mamaafih. binasında topu topu elli altmış silâh görüp de bütün silâhlar bunlar dedikleri zaman inanamamıştım. Yine tüfeğimi elimden almışlardı. ama göründüğü kadarıyla Ramblas'da birşey olmuyordu.U.'nin. gözetleme deliklerine tüfekçiler yerleştirilmişti.O. kırık mobilya parçaları ve yırtık kâğıtlara rastlanıyordu. Telefon Santralı'na yapılan baskının sorumlusu olan Polis Şefi Salas'ın tutuklandığını söyledi. biryerler-den bulunmuş bir el arabasına dolduruyor ve kum torbaları altında iki büklüm. Silâh deposu yerine kullanılan odada nöbetçi yoktu. Anarşistlerin devriye arabalarından birinin bize getirdiği birkaç kutu bomba bulunuyordu. fevkalâde bir görünüm arzediyordu.U. bunlardan birinde de kırık dökük bir kuyruklu piyano vardı. odalardan birinde bir bebek ağlıyor.deden yukarı geldi. Bunun bir resmini çekebilmek için çok şeyler verebilirdim.U. Kabare sahnelerinden birinin perdesi hâlâ yukarı çekilmiş duruyordu. bıçağımla söküp indirdim. dizlerinin üstünde bir hafif makinalı tüfek tutan onsekiz yaşlarında koyu-renk saçlı güzel bir genç kız oturuyordu. Comite Local'in kapı ağzında bir Alman Yahudisi (Yidiş) kız. ona sarındım ve birkaç saat uyudum. Girdisini çıktısını öğrenmek olanağı bulunmayan bu düzensiz binada dolaşarak hayli zaman geçirdim. Bu olayın nasıl bir yol tutturacağını bilemediğim için silâh bulmayı dehşet istiyordum. Bir iki tanesini fişekliklerime yerleştirdim. (Gerçekte. elime bir tüfek verdi. devrinin kaçınılmaz ürünleri gibi görünen.C. kapısı da pek entepüftüdendi. C. Burası P. M.T. Bütün rakip partilerin— P. kendi keyiflerine göre patlamaları da pek muhtemeldi. Nihayet. Her yerde. F.N. öbür İngiliz ile ben açmakta hiç güçlük çekmedik.'-un eline geçmeden önce bir kabare tiyatrosuydu. durmadan ağlıyordu.U.) Barselona caddeleri barikat örmeye elverişli arnavut kaldırımı taşlarıyla döşenmiştir. modeli nuhnebiden kalma. Uzaklardan yoğun ateş sesleri geliyordu. ufak saplı iki düzine tüfekle birkaç çifteden ibaretti. haberler Güvenlik Askerleri'nin emir almadan kendiliklerinden eyleme geçtikleri yolundaki genel izlenimi doğruluyordu. ayağına —diz düğmeleri bileklerine gelen— bir milis pantolonu geçirmiş. bir ileri bir geri gidip geliyorlardı. Bunlar ilkel bombalardı.M. Her nasılsa. Yukarıya doğru yürürken yiyecek pazarına bir göz attık. merkezî iki P. kadın ve minnacık çocuklar uzun sıralar halinde arnavut kaldırımı taşlarını söküp. Odaların çoğunda yükseltilmiş sahneler.S.'nin hepsinin Barselona'da silah istif ettiklerine dair söylentiler duymuştum. görevinden alınmıştı o kadar. Şoförün yanında.M.'un. Öbür İngiliz arkadaşımla birlikte Continental Oteli'ne dönmeye karar verdik. İçeriye girince bize söylenenin doğru olduğunu keşfettik —daha başka silâh yoktu. kaldırımların altında da kum-torbalarının doldurulduğu bir çeşit çakıl taşı vardır. holde kırık bir kanepenin üzerinde şehrin kenar mahallelerinden iki fukara kadın barış içinde horluyorlardı. Barikatların kurulma ameliyesi tuhaf. İspanyollar herhangi bir işe başlamaya kesinlikle karar verdiklerinde tutkulu bir enerjiyle erkek. tepelerine bir çeşit kibrit sürülerek tutuşturuluyordu. Bütün bulabildiğimiz.A. ne bunların ne de berikilerin fişeği vardı.I. Yukarı ofise çıkarak yedek tabanca mermisi olup olmadığını sordum— hiç kalmamıştı. herkese emir verir görünen uzun boylu yakışıklı bir adam beni uyandırdı. Millet her yana uzanmış uyuyordu. sonradan öğrendiğimize göre. Tezgâhlardan pek azı 143 . gülümseyerek çevreyi seyrediyordu. Bir iki saat içinde barikat bir adam boyu yükselmiş. erkekler yağda yumurta pişiriyorlardı. Sabahın üçünde. Üstlerine sertçe abanırsam beni havaya uçurabilecek bombaları düşünmekten hayli rahatsız uyuduğumu hatırlıyorum. barikatlardan birinin gerisinde ateş yanıyor. pencerelerden birine nöbetçi olarak dikti. Aylardan Mayıs olmasına rağmen gece gitgide serinliyor142 du. aradığımı buldum —silâh deposunu.O. Millet baştan başa yerlere serilmiş uyuyordu. yapılacak yararlı bir iş de yok gibiydi.O. olağan karmakarışıktık. P.

Güvenlik Asker. garanti biri bize sahra topuyla ateş ediyor. Tam kapı ağzının iç tarafında. gazete kulübesinin gerisinde. Arkamdaki adam. kan dökülmesine engel olmak zorunda olduğumuzu söyledi.) o yüzden neyi gösterdiklerini anlayamıyordum. ben de onu izledim. ileri doğru atıldı ve o sırada dişlerinin ucuyla elindeki bir bombanın iğnesini çeken. Önceki gün Anarşistlerim ateşe başladıklarını gördüğüm caddenin köşesinde şimdi bir barikat yükseliyordu. kaydırak oynar gibi aşağılara doğru bombalar yuvarlıyorlardı. Aradan birkaç gün geçince bu peynirden çok hoşnut kalmıştım. Her nasılsa. (ben caddenin öteki tarafında duruyordum) bana dikkatli ol diye bağırdı. bir Hücum Muhafızı ağır yaralanmış. dışardan yoğun bir tüfek ateşinin çatırtısı duyuldu.U. bir baş çıkıp duruyordu. kapı ağzında duran Hücum Muhafızlarının bazılarından —o anda ne olduğunu hiç anlamadığım— uyarıcı bağırış-malar geliyordu. herşeyin yolunda olduğuna kanaat getirdim.U.'un Yürütme Kurulu Binası'na döndüm.kulakları sağır edici bir gümbürtüyle patlıyorlardı.) Bu sırada. Güvenlik Askerleri hiç adam ayırımı yapmadan caddeden geçen herkese ateş ediyorlardı. üstü otel olarak işletilen Cafe Moka diye bir kahve vardı. iki İspanyol milis subayı da aynı şeyi yaptılar. tüfeklerin sesine karışan korkutucu .M.U. çeşitli yönlerden gelen tüfek ve makineli tüfek sesleri nerdeyse bir muharebenin gümbürtüsüyle kıyaslanabilir hale gelmişti. bir kurşun rahatsız edecek kadar yakından vınladı.O. aşağılardan ürkütücü bir seri patlama sesleri geldi.O. Tam Kopp'u bulmuş ne yapmamız gerektiğini soruyordum. Sabahın erken saatlerinde kahveden çıkmaya teşebbüs etmişler. Tam oraya vardığımızda.açılmıştı. —gayet iyi tanıdığım Amerikalı bir milisin başıydı bu— tıpkı bir panayırda nişan hedefi diye dikilen Hindistan cevizlerine benziyordu. çatıdaki bazı camlar şangırdadı. 144 Kopp pencereden dışarıya bir göz attı. Gerçekten neler olup bittiğini neden sonra öğrenebildim. Sonra. üçü ağır ağır Güvenlik Askerleri'nin sığındıkları kapı ağzına doğ145 . Gümbürtü öylesine kuvvetliydi ki. dedim. leri'nden biri de ölmüştü. Gerçekte bunlar yalnızca. ama Amerikalı sığınmak için kendisini gazete kulübesinin arkasına atmıştı.O. Bunlar yirmi yarda ötede. (Otelden yüz metre ötedeydi. bunlar da Ramblas'nm güneyine düşen işçilerin oturduğu mahallelerden sökün eden bir halk kalabalığı tarafından kuşatılmıştı.M. Bir an durdum ve açıklığı bir koşuda geçtim. Güvenlik Askerleri gerisin geriye kahveye kaçmışlar. Kendimize birer fincan kahve bulabildik ve bombaların yanına tıkıştırdığım keçi sütünden yapılmış biraz da peynir satın almayı becerdik. bir araştıralım bakalım» dedi. Güvenlik As. karşılıklı ateş açılmış. Kopp olan biteni bir bakışta kavradı . P. birkaç tezgâh açık kalmıştı.M. M. Bina ile aramda ağaçlar ve bir gazete kulübesi duruyordu. Herkesin kapı ağzından çekilmesini haykırdı. yüzümü yıkadım ve yeni emirler almak için gerisin geriye P.O. Continental Oteli'ne gittim. sonradan P. kızıl saçlı bir Alman Hücum Muha-fızı'nı geriye itti. taş binalar arasında patlayınca olağanın iki katı gürültü çıkaran el bombalarıydı. Muhtemelen. kerleri'nin gözü önünde kaldırıma çıktı ve herkesin görebileceği bir biçimde tabancasını çıkararak yere bıraktı.'a yapılacak baskına hazırlık olarak kahveyi işgal etmeleri kendilerine emredilmişti. Her zamanki umursamaz tavrıyla merdivenlerden ferah fahur indi. kalabalık uçar gibi çıkış kapısına seğirtti. Hücum Muhafızları da Güvenlik Askerler'ini yeniden binanın içine sokmak için üstlerine bomba fırlatıyorlardı. (İspanya'da bu tip caddelerin ortasında hep geniş bir refüj uzanır. binasının yanında. Önceki gün yirmi otuz kadar silâhlı Güvenlik Askeri kahveye gelmişler. sopasını sırtına dikti. çarpışmalar başlayınca hemen binayı ele geçirmiş ve tahkim edivermişlerdi. bize birkaç dilde. Hücum Muhafızlarından bir grup. Caddenin ortasında bir yerde.'un Yürütme Kurulu Binası'na yaklaştığımda hâlâ caddenin öteki yanındaydım.U. P. «Haydi.

ru yürüdüler. ellerindeki tüfekleri dolu adamların üstüne yürüyorlardı.M. yirmi sterlin verseler bile benim yapmayacağım birşeydi.O.N. onlarla başımız artık belâya girmeyecekti.T. Ramblas boyunca orada burada. Güneş altında pırıl pırıl caddeler bomboştu. iki milyonluk koca şehir vahşi bir uyuşukluk içinde kapalı kalmıştı — hareketsiz bir gürültü kâbusu gibi. Heyecan içinde. kaldırımın üstündeki hâlâ patlamamış iki bombayı işaret edip duruyordu. güm bazan tek tük atışlara kadar sönüyor. çarpışmalar başlayınca vatmanların bırakıp kaçtıkları tramvaylar hareketsiz duruyordu. ama P. çarpışmak istemiyorlardı. bize ateş edilmedikçe ve binalarımıza saldırılmadıkça ateş açmamak olduğunu tekrarladı.U. Bu.N. mermilerle delik deşikti.O. bunu baştan keşfetmek pek zordu. Kubbeler caddeye hâkimdi. takır-takır. sonra ötekine ateş etti ama tutturamadı. Kopp beni yine yukarı çıkardı ve durumu açıkladı. binalarını savunmak zorundaydık. Kısa kollu gömlek giymiş bir Güvenlik Askeri. önderlerinin bu olaya sürük146 lenmiş olmaktan dolayı son derece öfkelendiklerini ama C. yaşamaktan ve bizi yaşatmaktan pek hoşnut olacaklardı. Rasatevine gözcüler yerleştirmişti bile. Bunu izleyen üç gün üç geceyi . ikinci bombaya ateş ettim. P. 147 .'un önderleri savunmada kalmamız. daha hayal kırıcı ya da en sonunda daha sinir bozucu çok az tecrübe olabilir sanıyorum. korkudan ödleri patlamış. bütün karışıklıklar boyunca benim yaptığım tek atıştı. binalarına yapılacak herhangibir saldırıyı önleyebilirdi. bu üç gün. Ve. Barikatlardan ve kum torbaları yerleştirilmiş pencereler arasından gelen kurşun yağmuru dışında hiçbirşey olmuyordu.U. Hücum Muhafızlarından biri tüfeğini ateşleyerek bombalardan birini patlattı. Barselona halkı sokak çarpışmalarına ve ma. Caddelerde bir tek motorlu araç kımıldamıyor. ellerinde tüfeklerle oraya yerleşecek birkaç adam P. üzerinde bir müze. bizim geliş gidişlerimize izin veriyorlardı. Çatır-çatır. doğu yönünde ışıldayan mavi deniz— İspanya'ya geldiğimden beri gördüğüm ilk deniz görüntüsü. binlerce taş binaya çarparak yankılanan şeytanî gürültü.M. Kaldırımın üstü Cafe Moka'nın tabelâsından yayılan kırık camlarla kaplanmıştı. verilen emirlerin. ama ben de tutturamadım. Tüfeğini bana vermesini söyledim. cam kubbeler ve parıltılı yeşil bakır renkli kiremitleriyle fantastik süslü damlar. camları ise patlayan bombalar yüzünden parçalanmıştı. yine de bütün yaşamımın en dayanılmaz dönemlerinden biri oldu. Silâhsız olarak. Kopp geri gelerek bombaları patlatmamızın iyi olacağmı söyledi.U. Kopp. açlık ve can sıkıntısından başka çekilecek çile yoktu.T. eğer önlemek olanağımız olursa. devamlı olarak Poliorama'nın damında geçirdim.kısa sürelerle karşıdaki otele yemek yemeğe sıvışmak dışında. ama gün ışığı devam ettiği sürece hiç dinmiyor ve ertesi gün tam zamanında şafakla birlikte gene başlıyordu.U. bazan de kulakları sağır edici bir ateş yağmuru gibi hızlanıyor. Üzgünüm. dışarıda park etmiş biri Kopp'un resmî aracı olan iki araba. kim kiminle çarpışıyorsa ve kim kazanıyorsa. Sinemadaki hademeler C.O. Rasatevinin küçük pencerelerinden kilometrelerce çevreyi görebilirdiniz —ardarda tabaka tabaka gelen yüksek ince binalar. Saldırıya geçerlerse P.M. Tehlikede değildim. Hemen karşımızda Poliorama denilen bir sinema. dizlerimin üstüne çöktüm.O. ateş açmamız yolunda talimat göndermişlerdi.M. Bu. Onun söylememesine rağmen.'yi desteklemek zorunluluğunu duyduklarını kavrayabildim. Olan biten ne Allanın belâsı ise. Bütün bu zaman boyunca. korkudan titriyordu. sürüyordu. tropik bir kasırga gibi sürüyor. üyeleriydi. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri'ne gelince. Damda oturur. Sokak çarpışmalarının şu kötü günlerinden daha hasta edici. sürüyor. Bombaların öyle yerde durması herkes için tehlikeliydi. bütün bu işlerin anlamsızlığına şaşar dururdum. damların genel düzeyinin çok üstünde de ikiz kubbeleri yükselen küçük bir rasatevi vardı.

C. bazan. onlara oranla umutsuz bir durumdadır. bize ateş açmazlarsa . ama sözlerine sâdık kalacakları kesin değildi ki.S. Bu sırada ben rasatevinde nöbette idim. Orada bir çeşit uzlaşmaya varılmıştı. santral kesintisiz çalışıyor ve binadan hiç ateş açılmıyordu.hallî coğrafyaya öylesine alışkındı ki.U. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri çelik kepenkleri indirmişler. Ramblas'nın sağındaki işçi mahalleleri koyu Anarşist'ti. Tüfeğimi ona doğru kaldırarak bağırdım: «Hey. karşılık veririz!» «Hayır. şehrin ana caddelerinden biri olan Ramblas'nın ayırıcı bir hat oluşturduğunu anlayabiliyordum. Kırmızı bayraklarını direkten indirmiş. solundaki dolambaçlı sokak aralarında karışık bir çarpışma devam ediyordu. bütün bu dava beni sıkıyor. Kopp'da onlara. Bazan..biz de onlara ateş etmeyecektik. Size ateş etmiyordum. Güvenlik Askerleri'nden biri eğilerek barikatın öbür tarafına ateş etmeye başladı.S. Besbelli. (P. ama bu yanda P..S. Bizim mevzi tuhaf bir biçimde sessizdi. Kopp onlarla kesin 148 bir anlaşma yapmıştı. kahvehanede içecek cinsinden ne varsa tümünü yağma etmişler ve Kopp'a onbeş şişe bira hediye etmişlerdi. Bütün bu belâların başladığı yer olan Telefon Santralı'nda Katalan ulusal bayrağıyla Anarşist bayrağı omuz omuza dalgalanıyorlardı. Katalan ulusal bayrağını çekmişlerdi. Bir yabancı ise. Mamaafih. damdaki Güvenlik Askerleri'ne ateş etmişti 149 . birçok kereler kendimi alışkanlığın etkisiyle Güvenlik Askerleri'nden «Faşistler» diye söz ederken yakaladım. Yalnızca bir keresinde. Ramblas'nm yukarı ucunda. bir çeşit içgüdü ile hangi siyasî partilerin hangi caddeleri ve hangi binaları tutacağını biliyordu.S. Böyle bir işe girişmeden önce bizi uyarmayı kabul etmişlerdi. Genellikle yukarıda altı kadar adamımız oluyordu. Güvenlik Askerleri'nin her an telefonla alacakları bir emir üzerine ateşe başlayabileceklerini pekâlâ biliyordum. Rasatevinin her kulesine bir adam yerleştiriyor. o damda pineklemek insana tuhaf bir duygu veriyordu. torbalarla bir başka barikat daha kurdular. Tabiatıyla. Fakat bir çatışma başlatmaya hevesli olmadıkları apaçıktı. Otelin ön cephesini boylu boyunca kaplayan kocaman «Hotel Calön» yazısının son o'suna yakın bir pencerede. J.U. önceki gün her nasıl olduysa kaybettikleri tüfeğin yerine. Ramblas'dan aşağı doğru. ve Güvenlik Askerleri aşağı yukarı kontrolü ellerine almışlardı.C.U. Hotel Calön idi. her binada ait olduğu partinin bayrağı dalgalanmasa ne olduğunu kavramak hayli güç olacaktı. Bizim yüz metre sağımızda.'nin ingiltere'deki Komünist Gençlik Birliği'nin muadili Gençlik Derneği) kum torbalarıyla kaplanmış yan pencereleri bizim rasatevinin önüne gelen büyük mağazalardan birini elinde tutuyordu. Plaza de Cataluna çevresinde durum öylesine karmakarışıktı ki. Biraz sonra yarım düzine kadarı tam karşımızda dama çıktılar. kahvedeki eşyaları yığıp barikat yapmışlardı.U. beni elli metre öteden gözetleyen bir takım adamların olduğu bilincine varıveri-yordum. meydanı öldürücü bir etkiyle silip süpürebi-lecek bir makineli tüfekleri vardı. oradaki! Bize mi ateş ediyorsun?» «Ne?» «Bize ateş ediyorsan. elinde tüfeğiyle mavi tulum giymiş genç bir çocuk köşeden sıvışıyordu. geri kalanlarımız taş bir çıkıntıdan başka sığmağın olmadığı alttaki kurşun damda oturuyorduk. saatlerimi. bizim tüfeklerden birini verdi. hayır. belâ başlıyormuş gibi oldu. bir talih eseri birkaç gün önce satın aldığım Penguin dizisi kitaplarıyla geçiriyordum. Kendimi biraz da yeniden siperdeymişim gibi hissediyordum. Baksana aşağıdakine!» Tüfeğiyle bizim binanın dibinden geçen yan sokağa doğru işaret etti. Buradaki asıl nirengi noktası.C. Bu arada Kopp Güvenlik Askerleriyle ahbaplığı ilerletiyordu. Gerçekten de. Rasatevinden dışarı bakarken. pek çok kereler Cafe Moka'da ziyaretlerine gitmişti.'nin Plaza de Cataluna'ya hâkim olan karargâh binası. üstüne de Katalan ulusal bayrağını diktiler. P. cehennemi gürültüye metelik vermeden. Karşılık olarak.

genel gürültü ve paniği çoğaltmak için kasten infilâk ettirmişlerdi Ma150 maafih.) «Biz sizi vurmak istemiyoruz. Sonradan gazetelerde. ama bu yiyecek hepimize yetişmiyordu pek. kulağı alışkın olan biri topçu ateşinin sesini hiç yanılgısız tanır. salı sabahı bunlardan bir ikisinin P. Fransa'ya portakal götürürken çarpışmalar yüzünden burada bağlı kalan kocaman Fransız kamyonlarının bir sürü şoförü.O. belki hepsi on. Duyduğum ve gördüğüm kadarıyla.» (Söyledikleri doğruydu sanırım. doğrudan doğruya Generalite'ce «kollektifleştirilmiş»ti ve tarafsız bölge sayılıyordu. ve U. Millet düpedüz binaların içinde ya da barikatların arkasında pinekliyor.U. P. çünkü ortalıkta uçak yoktu.S. Havadan atılan bombalar gibi ses çıkarıyorlardı. Uluslararası Tugay'dan yaralı iki üç adam.T. —çok muhtemelen doğrudur— agents provoca.U. hepsi bitti.» Aynı gün. ama bu olanaksızdı. Faşist sempatizanı görünen bazı iyi halli İspanyol aileleri. Yönetim Binası'ndaki onbeş yirmi milis için Hotel Falcon'-dan yiyecek getiriliyordu. otel misli görülmemiş bir insan kolleksiyonuyla ağzına kadar dolmuştu. hiç top sesi yoktu. çarpışma boyunca tarafsız kalmıştı. ben de karşılık verdim. şişman. Hotel Continental. ilk önce o ateş açtı. tarafından değil.G. Binadan binaya bağırdım: «Daha biranız var mı?» «Hayır. Ogpu'nun ajanı olduğu söylenen. İşin başında. Yabancı gazeteciler. Herzaman olduğu gibi. cadde ortasında ateşlenen bataryalara dair vahşî hikâyeler çıktı. Halk Ordusu bir bütün olarak. ama birisi çıkıp da şarapnelle tahrip olmuş bir bina gösteremiyordu. Hemen işin başından beri yiyecek azdı. J. Ve uzun aralarla. ya da U. her çeşidinden siyasî zanlı kişiler. Daha çarpışma başlar başlamaz. uğursuz görünüşlü bir Rus da dahil (bu herifin kemerine bir tabanca ile zarif bir bomba bağlıydı) çeşitli komünist ajanları. tüfek atışı ve makineli tüfek seslerini el bombalarının patlaması noktalıyordu. bu yönden gelen gürültü dehşet vericiydi.M. çünkü toplar ateşe başlarsa.» Bana anti-faşist selâm yaptı.U.G. İspanyollar'ın nişancılıktaki ustalıkları hayatımı kurtarmıştı. birey olarak taraf tutmalarına karşın. bütün 151 . kurşun öyle açıktan geçti ki rasatevinin damına bile isabet etmedi. Çarpışmalar sona erdikten bir gün sonra bu caddeden geçtim. Her halükârda. bu. caddenin hayli aşağısmdaki evinden tüfeğini doğrultarak. Sonradan bana söylendiğine göre. yiyecek kıtlığı henüz vahim bir hal almadan ve gazeteler nefret kışkırtıcılığına başlamadan önce.M.«Ben ona ateş ediyordum.'nin merkez binalarının neredeyse tam karşı karşıya oldukları bir cadde vardı. camlarına kurşun çarptığında parça parça olmasın diye vitrinlerine çaprazlama kâğıt yapıştırıyorlardı. Büyük zorluklarla ve karanlıktan yararlanarak (Güvenlik Askerleri Ramblas'a devamlı ateş ediyorlardı). Tüfek ateşinin şeytanî cümbüşü devam ediyordu.T.T. Ateşe karşılık vermedim. Bazan. işin giderek ciddiyet kazanması demekti —topçu sokak çarpışmalarında sonucu etkileyen unsurdur. bana ateş etti. takma adı Charlie Clan olup. öbür otellerin çoğu gibi C. binasından bir adam. karşısındakilere alev saçıyordu. ortada hiç belli bir neden yokken. Acaba duyar mıyım diye kulak kabartıyordum.N. çarpışma her iki yanda da savunma halindeydi. Ve. Cumhuriyet Hükümeti'nin hizmetinde bir Amerikalı havacı. teur'ler yığınlarla patlayıcı maddeyi. vitrinlerin camları kalbura dönmüştü. Biz de sizler gibi işçiyiz. (Barselona'daki dükkâncıların çoğu. Bizden yarım mil kadar uzakta. Bu bina-dan bana pek çok kereler ateş edildi. infilâk anında ne olduğunu anlayamadığım muazzam yoğun patlamalar oluyordu. birkaç da Halk Ordusu subayı.O. mümkün olduğu kadar çoğumuz yemek için Hotel Continental'e gidiyorduk.N. Adam yalnızca yüz yarda ötede olmasına rağmen. on iki kere. Belki de tahrik edici bir hedef teşkil ediyordum. birkaç askerin kışladan tüymesine. barikatlarında görmüştüm.T. G.

ama çarşamba günü havasını değiştirerek herkesin işine dönmesini istemeye başladı. George Tioli. oysa izin günlerimi damda nöbet tutarak geçirmeme benimle birlikte üzüldüler.T. O günün akşamı. ama doğru dürüst bir sonuca varamayacağı besbelli olan bu anlamsız çarpışma herkesi hasta ediyordu. Halkın söylediğine göre. O sırada çevremdekilerin söylediklerinden toparlanabildiği kadarıyla. yorgun. kaldırımda yatan yaralı bir adama yardım ederken. Onun.» Çarpışmaların geniş bir alana yayılmasına ve kayıp sayısına rağmen.M. Valencia Hükûme-ti'nin Barcelona'yı işgal etmek için altıbin asker gönderdiği. bir de. radyodan aynı çizgide çağrılar yayınlıyorlardı. beni taraf değiştirmeye zorlarlar ya da en azından.bu olanlara şaka diye bakmak eğilimi vardı. Bizim iyi arkadaşımız olan bir İtalyan gazetecisi. Salı günü. Anarşist gazetesi Solidari-dad Obrera. resmî bildirinin olayı plânlanmış bir ayaklanma olarak göstermesinden daha çok gerçeğe yaklaştığına inanıyorum. Daha önce denizcilik yapmış Douglas Moyle bunların İngiliz destroyerlerine benzediğini söyledi.'un gazetesi La Batalla'nın savunmasız çalışma yeri Güvenlik Askerleri tarafından Telefon Santralı ile aynı günde ele geçirilmişti.U. ve başındanberi istediği. ama biz bunu çok sonra öğrendik. Halk fikir olarak bölünmüş. herşeyi bir değişiklik sarmaya başladı. üyelerinin istediği.U. Gerçekten de İngiliz destroyerleriymiş. Eğer sıkı partili olsalardı. barikatların iki saat gibi kısa bir sürede kaldırılacağından hiç kuşku yoktu. Rasat-evinin kulesinden çevreyi seyrederken limana yanaşan savaş gemilerinin gri şekillerini gördük. böyle şeyler Barselona'da her yıl olurdu. Telefon Santralı'na yapılan saldırıyı «canavarca kışkırtma» diye (ya da buna yakın kelimelerle) tasvir ediyordu. Fakat Generalite'nin taviz vermeyeceği de apaçıktı. Generalite bu iki şeyi yerine getireceğine ve yiyecek vurgunculuğunun önünü alacağına bir söz verse. beyaz mendiller sallıyarak sürüne sürüne o yana bu yana gidiyor ve Ramblas'-nın ortasındaki mermilerden korunmuş bir yerde. Bu söylentilerin yalnız ilki doğruydu. pantalonu kana bulanmış bir halde içeri girdi. birtakım adamlar da boş caddelere avaz avaz bağırarak gazete satıyorlardı. bunlara karşı durmak için de beşbin Anarşist ve P. Kepenkleri örtük caddeler korkunç gözüküyordu.O. P. «Barselona'daki kaldırım taşlarını numaralamak gerekir» dediğini hatırlıyorum: barikatları kurar ve yıkarken bu bizi bir sürü sıkıntıdan kurtarırdı. silâhlarını verdiklerini duyduk.M. bu düşüncemin. biri oyun olsun der gibi üstüne bir elbombası atıvermiş. banliyö153 .O. sanıyorum. C. Henüz hiç kimsenin barikatlarını terkettiğini sanmıyorum. Dışarda neler olup bitiyor diye bakınmaya gitmişti. Ve Uluslararası Tugay'dan bir iki adam da bir nöbet gecesinin ertesinde. aç bilâç ve kir pas içinde içeriye girdiğimde odamda yangelmiş oturur bulduğumu hatırlıyorum. Ben herkesi barikatların gerisinde kalmaya teşvik ediyordum. neyse ki bomba çocuğu ciddi biçimde yaralamamış ti. bu çarpışmaların Franco'ya karşı savaşı kaybetmek anlamına gelebilecek tam bir iç savaş biçiminde gelişmesini istemiyordu. Hâl ve tavırları tamamiyle tarafsızdı. Bu korkunun ifade edildiğini bütün taraflardan işitiyordum. Anarşist 152 önderleri de.N. ceplerimdeki bir dolu bombaları almaya kalkışırlardı. Çünkü hiç kimse. Şu ya da bu nedenle sokağa çıkmak zorunda kalmış bir iki yaya. askerinin Aragon cephesinden ayrıldığı söyleniyordu. kendilerini rahatsız hissediyor ve bu Allanın belâsı şeyin nasıl sonuçlanacağını merak ediyordu. yalnızca iki şey vardı: Telefon Santralı'nın geri verilmesi ve nefret edilen Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması. Anarşistlerle polis arasındaki bir toz-alma hikâyesinden başka bir anlamı yoktur. Çarşamba (5 Mayıs) günüydü sanırım. Genel tutum şuydu: «Bunun. fakat gazete başka bir adreste yine basılıyor ve birtakım sayıları dağıtılıyordu. Plaza de Cataluna'da Güvenlik Askerleri'nden dörtyüzünün Anarşistler'e teslim olduğunu. Ortalıkta çirkin söylentiler dolaşıyordu.

Karım. «onlar»ın suyumuzu da 154 kesecekleri yolunda bir söylenti dolaşıyordu. caddelerdeki tek tük ateş dışında herşey normale dönmüştü. gece yarısından sonra damdan saldırarak onları gafil avlayacaktık.M. saldırıda pekâlâ öldürülebilirdim.M. boş böğrüme batan tabancanın verdiği felâket rahatsızlığı hatırlıyorum. biz kazanıyorduk. sayıca bizden fazlaydılar.'un üstüne atılacağını şimdiden belli belirsiz seziyordum. Belki hemşireye ihtiyaç duyulur diye karım otelden kalkıp buraya gelmişti.N. Ama. Çelik kepenkleri öndeki giriş kısmına çaprazlama taktık. arkasına binada bazı değişiklikler yapmakta olan işçilerin geride bıraktıkları taşlardan bir barikat kurduk.'u lağvetmek ve ona karşı savaş açmak üzere olduğunu söyledi. birkaç düzine de bombamız vardı. O günün akşamüstü bir çeşit ateşkes anlaşması yapıldı. Hiç kuşkusuz.'un kesinlikle yasa-dışı bırakıldığını duyarsak. Hükümet bize karşı savaş açtığı takdirde.M.lerde (özellikle emekçi sınıfı mahallelerinde) C. bana ilk ışık tutan bilgi bu olmuştu. Güvenlik Askerleri'nin Kopp'a verdikleri. hemen şimdi aldığı haberlere göre. Ama. Görünüşe bakılırsa. Moka'ya saldırmadan önce. Sonradan meseleye nasıl bir yorum getirileceği konusunda. bizim yerel tarafsızlığımız da sonuna gelmişti.U. iki tarafın da tahkim edilen binaları daha boşaltılmamıştı. söylemesi gereksiz. birdenbire sarsılarak uyandığımda karımı başımda dikilmiş bulduğumdu. ne tentürdiyot ne de sargı bezi bulunmadığını keşfettik. Hükümet P. (Hiç kimse «onlar» ın kim olduğunu bilmiyordu. Çoğu Alman bir düzine kadar adam. Kemerime kayışla bağlanmış. arada birtakım insanlar ister istemez ölecekti.O. Hükûmet'in P. ama bizim moralimiz daha iyiydi ve kahvehaneyi hallaç pamuğu gibi atacağımıza emindik. Aşağıdaki barikatların gerisinde. sergiler neredeyse bomboş olmasına rağmen.T. buradaki İdare Binası'nda komşumuz Güvenlik Askerleri'nin bize saldırmak yolunda emir alacakları muhakkaktı. yaygara ile yiyecek isteyen muazzam bir kalabalık pazara toplanmıştı.) Teker teker tuvaletlerdeki yıkanma yerlerini. Binayı tahkim etmekle geçirdiğimiz uzun kâbûslu geceyi hatırlıyorum.U. Ateş sesleri yavaş yavaş söndü ve şaşırtıcı bir hızla halk caddeleri dolduruverdi. P. su kesilmemiş. her tüfek için elli atımlık cephanemiz. Tek çıkar yol. Ortalık iyice aydınlanmıştı. partilerin içinde en zayıf. Fakat aynı akşam Kopp beni çağırttı ve çok ciddî bir yüzle. gerekirse. Şimdi artık gece ilerlemişti. Birkaç dükkân kepenkleri-ni kaldırmaya başladı. elimize geçirdiğimiz her kovayı ve son olarak da. ön odalardan birinde bir koltuk üstünde uyuduğunu söyledi. Cafe Moka'-ya baskın yapmak için gönüllü çıktılar.U. sargı yeri olarak kullanmayı düşündüğümüz sedirli küçük bir oda vardı.O. Silâh stokumuzu gözden geçirdik. M. Herkes telâşla oraya buraya koşuşturuyor ve yiyecek satın 155 .O. millet yerlere serilmiş uyuyordu.T. hemen Cafe Moka'yı ele geçirmek için hazırlık yapmalıydık. Güvenlik Askerleri hâlâ Moka'daki barikatlarının gerisindeydiler. olabilirdi . onbeş bira şişesini doldurmak için hayli zaman harcadık.kimse bilmiyordu. beni uyandırmaya kıyamadığını. Bu arada. hiçbir şey olmamış. tramvayların çalışmaya başlamadığı dikkati çekiyordu.N.O. Uykusuz geçen altmış saat yüzünden korkunç bir ruh hâli içinde ve köpekler gibi yorgundum.'a savaş ilân etmemiş. Çarpışmalar sona erdiğinde. biri bozuk yirmi bir tüfeğimiz. Su işlerini idare eden Hükümet ya da C. olayların tüm sorumluluğunun. Kopp telefonda emir bekliyordu. Yukarıda. ilk önce bizim onlara saldırmamızdı.'nin denetimi elinde tuttuğuna dair belirsiz haberler sızıyordu. Binada birkaç çikolata diliminden başka hiç yiyecek kalmamıştı. Ondan sonra hatırladığım şey ise. bunların dışında bir iki tabancadan başka birşey yoktu. şimdi boşalmış olan. kendimizi savunmaktan başka bir seçeneğimiz olmayacaktı. dolayısıyla en uygun günah keçisi olan P. yarım saatcik dinlenmek için sedire uzandım. Ancak.U. Karşıda Poliorama'nm damındaki altı tüfeği de sayarsak.

milletin kulağına başka herkesin Komünistler'in. hesapça kendinizi tarihî bir karakter gibi hissetmeniz gerekir. sırayla bütün yabancıları bir yana sıkıştırıyor. gittikçe kötüleyen açlıktı —pazartesi gününden-beri hiçbirimiz adam gibi yemek yememiştik. Öndeki yemek salonu. şimdi hepimizin başına gelen ve durdurmaya gücümüzün yetmediği bir çeşit doğal âfet. öyle sanıyorum ki. küçük çapta da olsa tarih yapıyorsunuz-dur. ekmek ve içecek birşey yoktu. hemen arkasından —aslında bırakışma birkaç saat sürdü sanıyorum. gazetecileri saymazsanız. caddeler sihirli bir değneğin ucuyla dokunulmuş gibi boşalıverdi. ama bunun yerine. Adamı biraz ilgiyle seyrettim. kahramanlık etmek yerine. şu Allanın belâsı damda gece gündüz oturmanın verdiği rahatsızlık ve sıkıntı. en azından benim kadar canları sıkılan ve zaman zaman bana el sallayarak kendilerinin de birer işçi olduğunu söyleyen. bir kasırga ya da deprem gibi düşünülüyordu. şarap öylesine azalmıştı ki. Daha çok cephede az adam olduğu. çok kötü bir döneme benziyordu. Anarşistlerin ya da bilmem kimin casusu olduğunu fısıldayarak ortalıkta dolanıyordu. kafamda. çarpışmalar sona erdikten birkaç gün sonra da devam etti. konuklar. ben durumun doğru dürüst bir «tahlil» ini yapamadım. Yoğunlaşmış bir tiksinti ve öfkeyle damdaki mevziime döndüm. mesleği yalan söylemek olan birini görüyordum. Barselona'ya azıcık dinlenebilmek ve rahat etmek için hevesle gelmiştim. Otelde günlerdir ekmek bulunmuyordu. ama yemek servisleri hâlâ yapmacık bir tören görüntüsüyle devam ediyordu. ama saatten çok dakika gibi gelmişti— Haziran ayında göğün gürleyişi gibi âni tüfek sesleri üzerine herkes bir yerlere kaçıştı. Fransız kamyon sürücüleri otele bir sürü por157 . bütün bu oyunu Anarşistler'in düzenlediğini îzâh ediyordu. Fakat hiç böyle yapmazsınız. bu iş biter bitmez cepheye dönmem gerekeceği fikri dolaşıp duruyordu.almaya uğraşıyordu. Eğer tarih dedikleri buysa. pencereden gelen bir kurşun sütunlardan birini yonttuktan sonra terkedilmiş.N. sıkıntı içinde. O perşembe akşamı. (onlara ateş etmeyeceğimi ümit ettiklerinden yapıyorlardı bunu) ama emir geldiğinde kesinlikle ateş açacak olan Güvenlik Askerleri'nin karşısında. Tüfek takırtılarının ortasında ve kepenkleri kapalı pencerelerin berisinde sürüp giden bu küçük otel hayatında iğrenç birşeyler vardı. Her yerde aynı soruları duyuyordunuz: «Durdu mu dersin? Yeniden başlar mı acaba?» Çarpışma. yemek olarak adam başına bir tek sardalya düşüyordu. çünkü. Gerçekten de. Bol miktarda bulunan tek şey portakaldı. çünkü bu zamanlarda maddî ayrıntılar başka herşeye ağır basar. Bu gibi olaylara karıştığımız zaman. hayatımda ilk defa. Şişko Rus ajanı. ortalıkta yenecek pek birşey yoktu. Çarpışmalar boyunca. Bütün bu süre içinde. inandırıcı bir biçimde. Bu düşünce beni çileden çıkarıyordu. barikatların gerisi adamlarla doldu ve çarpışma yeniden başladı. Çoğu kimse casus görme deliliğine tutulmuş. yüzlerce mil uzaktaki gazeteciler bu işi parlak bir biçimde yaptıkları halde. damda oturarak vakit geçiriyordum. ne olup bittiğiyle hiç ilgilenmeyerek yalnızca olduğunuz yerde oturmanız gereken. üyesi oldukları için genel greve katılmışlar ve şimdilik beyaz kolalı gömleklerini çıkarmışlardı. hiçbir zaman herkese yetecek kadar masa bulunmayan arkadaki leş odaya doluşmuşlardı. çelik kepenkler hemen indirildi. bazıları C. Aslında. Üç gün boyunca karım ve ben bir parça keçi peyniriyle kahvaltı ettik. hiç de öyle bir 156 duygu vermiyordu.T. Otelde. bu yüzden anormal uzunlukta sürelerle nöbet tutmanız gerektiği. çarpışmalar boyunca burunlarını kapı ucundan uzatmaya korkan karmakarışık kalabalığın arasında korkunç bir kuşku havası doğmuştu. Başlıca düşündüğüm. Yiyecek kıtlığı. hazan uykudan başı önüne düşerek. gitgide daha eski şarapları daha yüksek fiatlara içiyorduk. Yüzelli gün cephede bulunmuş. Garsonlar geniş ölçüde azaltılmıştı. bu her iki taraf için de öldürücü rezil kavganın doğru ve yanlış yönleri değil. Troçkistler'in.

onların herkesin otlanmaya çabaladığı özel bir ekmek stokları vardı. Yarı yarıya soyunduk.O. Binada yalnızca yirmibir tüfek varken. altısını kaybetmeyi göze alamazdık. tüfeklere de el konurdu. yalnız Katalan bayrağı dalgalanıyordu. Bu durumun belli başlı sorumlusunun yiyecek kıtlığı olduğuna eminim. Bütün bildiğim. düşmanlıktan hayli uzak bir sırıtmayla karşılık verdi —hiç kuşkusuz. hattâ daha başından otele kabul etmezdi. Bunlar olurken bizim yapılacak gayet nâzik bir işimiz vardı. işçilerin kesinlikle yenildikleri anlamına ge158 liyordu— siyasî bilinçsizliğim yüzünden kafamda yeterince açıklık olmamasına rağmen— Hükûmet'in. bu tüfekleri caddenin bir yanından öbür yanma geçirmekti. gri ya da mavi üniformalı adamlar. Bunlar. onar kişilik gruplar halinde caddelerde devriye gezdikleri görülüyordu —kocaman tüfekleri omuzlarından aşağı sarkan. Tek sorun. —bizim hiç yokken. namluları da 159 . Hücum Muhafızları'm uyutmak çok kolaydı. adeta yerden bitercesine ortaya çıkmışlardı. O son geceyi damda geçirdim. barikatlarını yıkmamışlardı ama bazısı kaldırıma sandalye çıkarıp dizlerinin üstünde tüfeklerini yatırmış oturuyorlardı. ertesi gün çarpışma sona erecek gibi görünüyordu. rasatevinde tüfeklerimiz olduğunu gayet iyi bilen Moka'daki Güvenlik Askerleri'nin bizim caddeden karşıya tüfek taşıdığımızı görünce işi bozmalarıydı. ama caddeye çıkarmak Hükümet emrine karşı gelmek demekti.» Öte yandan. kızıl saçlı bir İspanyol çocukla ben tüfekleri dışarı kaçırmaya başladık. şehirlerde yiyecek olduğu sürece tayınlarını alacaklarını bilen Güvenlik Askerleri yerlerinde kalabiliyorlardı. züppe otel müdürü bunları rahatsız etmek için elinden geleni ardına komaz. biraz yiyecek satın alarak. Valencia' dan birliklerin gerçekten gelip gelmediğinden haberi yoktu —aslında. takmış takıştırmış İspanyol kızları ve siyah gömlekli pek iri bir hamal vardı. Rasatevinin kulelerinde nöbet tutarken kullandığımız altı tüfek hâlâ oldukları yerde duruyordu ve ne yapıp yapıp onları P. binadaki silâh deposuna aittiler. başlıca polis görevlisi) bir başka sınıf olan Hücum Muhafızları ve Cumhuriyet'in seçme birlikleriydi. Bu şoförler kaba görünüşlü bir güruhtu. Hükümet radyodan yarı yatıştırıcı. o akşam caddelerde ilk kez göründüklerinde vakit hayli ilerlemiş olmalıydı.M. yeniden dönüp çalışmak zorundayız. ama millet heryerde barikatlardan yavaşça toz oluyordu. o gece birlikler geldiler. Güvenlik Askerleri'ne ve Carabineros'a benzer (yani. binasına geri götürmek zorundaydık. En uygun yolu bulmak için. yanlarında birtakım çok boyalı. uzun tartışmalar yapıldıktan sonra. dipçikleri koltuk altımıza sıkıştırdık. sol omuzumuza birer tüfek astık. caddeler hemen hemen normale dönmüş. Akşamüstü olduğunda. Telefon Santralı'ndan Anarşist bayrağı indirilmişti. olayların bu yönleriyle ilgilenmiyordum. beni tanımıştı. kendini daha güvenli hissettiği zaman hesap sormaya kalkacağını anlamıştım. Ramblas halkla dolmuştu. nereye baksanız. grup başına da bir makineli tüfek. azıcık dinlenip huzur bulabileceğimdi. ellerimizde bunlarla yakalanırsak tutuklanacağımız kesindi— daha kötüsü. uzun boylu.takal getirmişlerdi.U. terkedilmiş barikatlar hâlâ yerlerinde durduğu halde. Valencia'dan gelen birlikler. Her yanda aynı sözler işitiliyordu: «Hiç yiyeceğimiz kalmadı. Bunlar. dükkânların hemen hepsi açıktı ve —hepsinin en güven vericisi— uzun süre donmuş kalıplar halinde duran tramvaylar harekete geçtiler. Çok anîden. ama şu anda pek itibâr görüyorlardı. asıl tehlike. Hiç kimsenin. Fakat o sırada. Güvenlik Askerleri hâlâ Cafe Moka'yı ellerinde tutuyorlardı. yarı tehdit edici bildirilerle herkesin eve gitmesini isteyen. O gün —Cuma günü— çok ateş açıldığını sanmıyorum. Hükümet yayınlarını kimsenin taktığı yoktu. Bu. Birinin yanından geçerken göz kırptım. şeytanî silâh seslerinin sona ermesinden derin bir rahatlama duyduğum ve cepheye dönmeden önce. belli bir saatten sonra üzerinde silâhla yakalananların tutuklanacağını söyleyen yayınlar yapıyordu. Başka zaman olsa.

Rasatevinin kıvrım kıvrım merdivenlerinden aşağı kütük gibi bir bacakla inmek dayanılmaz bir işti.S. bir iki gün sonra Hücum Muhafızları halkla gayet iyi geçinmeye başladılar. bizimse cephede aşağı yukarı elli adamımıza bir makeneli tüfek düşüyordu. Ertesi gün. bunları yalnızca kanunsuz yollardan elde edebilirdiniz. bütün tüfekler kazasız belâsız karşıya geçirildi. bazı patlamalar olacağından herhangibir korkuları olsa. silâhlı Anarşistler'le kavgalaşmaya yol açtı. Bir kere caddeye çıkınca.T. çünkü barikat kurmak taşları gerisin geri yerine koymaktan çok daha kolaydır.C. Çoğunun bir iki gün içinde kendilerine birer kız arkadaş buluverdikleri dikkati çekiyordu. Bir tanesini inceledim.paçalarımızdan aşağı sarkıttık. üyelik kartı çıkanların kartlarını parça parça etmişlerdi. Aragon cephesindeki pejmürde.S. P. hiç de cepheye gönderilmek niyetiyle yetiştirilmemiş olan Güvenlik Askerleri ve Cara-binero'lar daha iyi silâhlandırılmış. Ben. «Rus tüfeği» denilen (bu tüfekler İspanya'ya S. Hükûmet'in. pek kötü silâhlanmış milislere alışmıştım. ama sanıyorum. ilk burada görmüş oluyordum. bir iki kişi öldü. ama C. Benim gibi uzun boylu bir adam bile uzun bir Mavzeri rahatsızlık duymadan pantolonunun paçasında taşıyamazdı. tabancalara gelince. ağzı yayvan korkunç karabinalardan kat kat iyiydi. bunların seçilmiş adamlar olmaları değil. Her neyse. İşçi milisleri dağıtılacak ve Halk Ordusu birlikleri arasında yeniden paylaştırılacaktı. Acaba ne derdim olduğunu düşündüler diye merak eder dururum. yolcuları aramış. direnme göstermeyeceğini önceden bildiği halkı dehşette bırakmak için kuvvet gösterisi yaptığına hiç kuşku yoktu. İşçi mahallelerinde barikatlar yıkılıyor.B. Bunlar pek mükemmel birliklerdi. Fakat. binalarının önündeki barikatların yerlerinde kalmasına izin verilmişti. Cumhuriyetin böyle birlikleri olduğunu bilmiyordum. görünüşlerinden hoşlanmaktan kendimi alamıyordum. Hücum Muhafızları muzaffer istilâcı havalarını bıraktılar ve ilişkiler daha dostâne bir hale geldi. Bunun her savaşta böyle olduğunu sanıyordum —gerideki besili polis ile cephe hattındaki pejmürde askerler arasındaki tezâd! Tüm olarak alındıkta. lonya bölgesinin tüm denetimini eline almak için uzun zamandır aradığı bahaneyi vermişti. kaplumbağa hızıyla cadde boyunca yürüyüşümü büyük bir ilgiyle seyrettiklerini gördüm.N. emir aldıkları için— kışkırtıcı bir tavırla davranışlarda bulunmaya kalkınca birkaç yerde kargaşalık çıktı.C. Hepsi. Mükemmel bir tüfek olmaktan pek uzaktı ama bizim cephedeki eski püskü. gerçek şuydu ki. gerçekten Haziran sonu geldiğinde pek çoğu hâlâ duruyordu. Hücum Muhafızları her yanı kaplamıştı. Amerika'da imâl ediliyorlardı) yeni bir cins tüfekle donatılmışlardı. dizlerimizi bükmeyecek kadar yavaş yürümek olduğunu keşfettik. Güvenlik Askerleri stratejik noktalan ellerinde tutmaya devam ediyorlardı.N. sanırım. ellerindeki silâhlardı. Bu Mavzerlerin uzun olması ayrı bir talihsizlikti.T. Sinemanın önünde bir grup adamın. caddelerde fâtih edasıyla yürüyorlardı. onların ileri geri gezinmelerine bir çeşit şaşkınlıkla bakıyordum. Ama çok kısa bir süre sonra. Valencia Hükûmeti'ne Kata. barikatlarda tutulurdu. bu heryerde böyleydi.U. ama bu iş pek yavaş oluyordu. Bu. bazıları —herhalde. Beni asıl şaşırtan. Şimdiye kadar farketmemiş olmama rağmen. tarafından gönderilmişti. Barselona üzerinde Cumhuriyetçi bayrağı dalgalanıyordu —Cumhuriyetçi 'bayrağını faşist siperlerinin dışında. hareket etmek için tutulacak tek yolun. Hücum Muhafızları küçük mangalar halinde caddelere dağıtılmaz. Bazısı gruplar halinde tramvayları basmış. Barselona çarpışmaları. İspanya'da gördüklerimin en iyisiydiler ve bir anlamda «düşman» olmalarına rağmen. Hücum Muhafızlarının on adamına bir hafif makineli tüfek. Esaslı bir miktarının kaçırıldığından hiç kuşkum yok. bizden çok daha iyi giydirilmişlerdi. Savaşta yaralanmıştır demişlerdi belki de. İlk günü. cebinden C. herbirine de bir otomatik tabanca düşü160 yordu. mer161 .

U.O. P. Douglas Thompson'-un Nisan başında yaralandığından söz etmiştim. Tompson hemen.U. bu olaydan sonra Komünistler'in denetimi altındaki hiçbir birliğe katılamayacağımı söylemek zorunda kaldım. Bunlar olurken. Çok sayıda siyasî zanlı yabancı.» Ona. gerçeklere de aykırıydı. Neyin nasıl olduğunu gerçekten gören Komünistler'in bazıları. biri yaralandı mı zaten hep böyle olurdu. P. ortalığı alevlendirici makaleler yayınlıyorlardı.» dedim. emekçi sınıfın yararına kullanacaktım.U. önceden olduğu gibi.U. bu. Kolum hâlâ kötü.» dedi. «Sizin gazeteleriniz benim faşist olduğumu yazıyor.O. Postahaneler yeniden çalışıyordu. ama ne yazık ki kaldığı otel şehrin Güvenlik Askerleri'nce denetim altında tutulan kesimindeydi —sokak çarpışmalarında yerel coğrafyayı bilmek ne kadar önemli! Otel basılmış.C. İspanyol emekçi sınıfına karşı kullanılabilirdi. «Ben bu işin dışında kalacağım.O.O. ama ilk sayfası hemen neredeyse bomboş kalacak derecede sansür edilmişti. Otelime dönüp orada oturacağım.'a bağlı olduğum için.U. mutlaka siyasî bir zanlı olmalıyım. peşlerinde polis ve devamlı ele verilme korkusuyla saklanıyordu.U. fakat hiç kuşkusuz.U. ajanları tarafından kentin dört bir yanma yayılmıştı.M. hapishaneler dolup taşıyordu. aylarca hapiste tutulmuşlardı. P. Oteline döndü. hapse tıkılmış ve sekiz gün süreyle.S. yabancı komünist gazeteleri elimize geçmeye başlamıştı. Daha önceden. Barselona çarpışmalarının resmî ifadesi. hiç kimse için uzanacak bir yer bulunmayacak derecede ağzına kadar dolu bir hücrede tutulmuştu. Buna benzeyen daha bir sürü olay oluyordu. «P. o da herkesin ağzındaki soruyu sordu : «Nedir bu Allahm belâsı şey?» Elimden geldiği kadarıyla anlattım herşeyi. Çarpışmalar sona erdikten sonra. ama Güvenlik Askerleri kendi esirlerini bırakmamış ve bunların çoğu hapse atılmış. ama. olaylar için uydurulan yorumlar karşısında hayretten dona kalıyorlardı. tabiatıyla kendi taraflarına sıkıca bağlı kalmak durumundaydılar. P. Thompson yakalanmış.'nı.M.'un lağvedilmesini talep eden.kezlerinde muazzam sayılarda silâha el konuyordu. Besbelli. polisin beceriksizliği yüzünden tamamen suçsuz zavallılar tutuklanıyordu. Her zaman olduğu gibi. oteldeki korkunç kuşku ve düşmanlık havası daha da kötülemişti. Pasaportsuz olan ve genellikle kendi ülkelerinde gizli polisçe aranan İtalyan ve Almanlar'ın durumu en kötüsüy163 .» «Oh.M.M. La Batalla hâlâ ortalıkta gözüküyordu.C. diye kararlaştırılmıştı. çünkü yaralılar sık sık bir hastaneden öbürüne yer değiştirirlerdi. Eninde sonunda. Artık. Aslında Tarragona hastanesindeydi. sanırım. Böyle bir patlamanın bir daha ne zaman olacağı bilinemezdi ve ben bir daha böyle bir 162 davada tüfeğimi elime almak durumunda kalırsam. Otelin holünde bazı çirkin ağız dalaşmaları yapılıyordu. Anarşistler esirlerini salıvermiş. Komünist arkadaşımız bana bir kere daha yanaştı ve Uluslararası Tugay'a transfer olmayı isteyip istemediğimi sordu. orak ve çekiç işaretli bir maskeden sıyrılarak ortaya çıkan iğrenç. Sonra onunla temasımızı kaybettik. Çarpışmaların bittiği şu sırada.O. Adam bu konuda çok dürüsttü. Ne de olsa siz yalnızca verilen emri yerine getiriyordunuz. P. çarpışmalara ilişkin haberleri yalnızca azılı partizanca değil.S.'un gizli bir faşist örgütü olduğu ilân edilmiş. Durmadan ortaya atılan suçlamalar karşısında tarafsız kalmak olanaksızdı. birçokları muhakeme edilmeksizin. onu emekçi sınıfa karşı değil. çarpışmalar başladığı sıralarda gerisin geriye Barselona'ya gönderilmişti. bu mesele değil canım. gamalı haç işaretli manyak bir yüz olarak gösteren bir karikatür.M. hiç kuşkusuz. «farklı kalmakta anlaşıp» aslında siyasî hasmımız olması gereken birisiyle içki içemiyordunuz. Salı sabahı ona sokakta rastladım. her yanda uğuldayan tüfek ateşinden hayli tedirgindi. gazeteleri sansüre uğramıyor. yalnız P. tarafından ustaca düzenlenen bir faşist «beşinci kol» ayaklanmasından başka bir şey değil. Hayli şaşırmıştım. Fakat bütün hava değişmişti.

Pahalı bir dükkândı. içinizde. Bir de. sınırdışi edilerek Fransa'ya gönderileceklerdi ki. Hiç kimlik belgesi olmayan bir Alman kızı günlerce bir adamın metresi pozuna girerek polisi uyutmuştu. caddeye koştuğumda birkaç Güvenlik Askeri'nin kudurmuş bir köpeği vurduklarını öğrendim. «Böyle şeylerin olması çok kötü değil mi? İş için de çok kötü. O zaman. makineli tüfekleri ateş açıyor ve onları geri püskürtüyordu— neden bilmiyorum. Yakalandıkları takdirde. Cumartesi sabahı caddeden bir silâh gümbürtüsü koptu.S.O. Sonradan. modaya uygun giyinmiş bir kadını koluna alışveriş sepetini takmış. tıka basa doldurulmuş hapishaneler.U. P. Adamın yatak odasından çıkarken kazârâ çarpıştığımızda. hattâ aradan aylar geçtikten sonra Barselona'da bulunmuş bir kimse. bunların bir cenaze alayı olduğunu düşündüm. İngilizler'in kendisini ziyarete gelmesinden çok hoşnut olmuştu. Bütün bu zaman boyunca. Geriye baktığımda belleğime takılan şeyler o sırada rastgele yapılan gözlemler.M. çarpışma sona erdikten sonra ve birkaç dakika için 5 Mayıs'dakine kısa süreli ateşkes sırasında gittim. T. Ne zaman yan sokaktan başlarını uzatsalar. kuşku. Halk arasında bir sürü insan. Ayakkabı dükkânında postallarımı yapan adamlar. Barselona çarpışmalarının ortasında olan bitenlerin neye benzediğine dair bir fikir vermeye çabaladım.S. sansürlü gazeteler. ama zamanın tuhaflıklarından birçoğunu aktarmakta başarılı olduğumu sanmıyorum. korku. Bir iki sokak ötede tüfeklerin çatırtı ve gümbürtüsü duyu164 lurken. 165 . bir arkadaşınızın şimdiye kadar sizi polise gammazlamış olabileceği gibi nefret uyandıran bir duygu taşıyordunuz.C. önünde kıvırcık tüylü beyaz bir köpekle. çalışanlar da U. gürültüsü. herkes «yine başladı» diye bağrışıyordu. İngilizler'i çok simpatico bulduğunu söyledi. çünkü silâhsız oldukları açıkça görülüyordu.U. kadının sağır olabileceğiydi. köşedeki Hotel Colon'dan P. Başıyla Plaza de Catuluna'daki cehennemi ateşe doğru işaret ederek (sanki bu sabahın çok güzel olduğunu söylüyormuş gibi) «Eh. Tek akla gelen.'lu olduğumu biliyorlardı. Kuşkusuz.C. kız adamın metresi falan değildi. Yine de davranışları tümüyle tarafsızdı. muazzam yiyecek kuyrukları ve sinsi sinsi gezinen silâhlı adamların yarattığı korkunç havayı hiç unutamayacaktır. nefret. siyasî açıdan karşı tarafın adamlarıydı ve benim P. damda oturup acaba bir dakika sonra vurulacak mıyım. Çarpışmanın uzun süren kâbusu. belki de Barselona'da oturanların çoğu bütün çarpışmaya. çarpışmadan önce. tamamen boş Plaza de Cataluna'da aceleyle karşıdan karşıya koşarken her iki elinde beyaz mendiller sallayan bir adam. bu. yiyecek ve uykudan yoksunluk. Bir türlü sona ermemesi ne yazık! Cephede olanlar yetmiyormuş gibi» vb. üyesi de olabilirdiler— her_ neyse. bütün davanın kendilerine anlamsız bir gürültü gibi geldiği savaşın dışında kalanların bir anlık görüntüleri. Oraya. ama benim onu öyle sandığımı düşünmüştü.G. Tanrı bilir onları ne korkunç olayların beklediği. bir ilgi kayması olmadan.dü. karmakarışık gerginlik sinirlerimi sonuna kadar zorlamıştı. Ramblas'dan aşağı doğru yürüyüş yaparken gördüğümü hatırlıyorum.'nin adamlarıydı. Temmuz'un 19'u geldi yine» diyen öbür küçük adam. Baştan aşağı siyahlar giyinmiş büyük bir kalabalığın da bir saat boyunca Palaza de Cataluna'dan geçmeye çalıştıklarını ve hep başarısızlığa uğradıklarını hatırlıyorum. Poliorama'nm üstündeki müzede kapıcı olarak çalışan ve bütün bu olanlara toplumsal yaşayışın gereği olan şeyler diye bakan küçük adam. Bir iki yabancı kadın İspanyollar'la «evlenerek» durumlarını çabucak usulüne uydurdular. her kapı çarpışında tabancama sarılıyordum. vb. Öyle bir noktaya gelmiştim ki. zavallı kızın yüzündeki utanç ve sefalet ifadesini hatırlıyorum.U. Bu belâ sona erdiğinde hepimizin yeniden onu görmeye geleceğimizi umuyordu— gerçekten de onu görmeye gittim. yoksa bir başkasını mı vurmak zorunda kalacağım diye ölesiye sıkılmak. İtalya ya da Almanya'ya geri yollanmaları demekti.

Uzak bir şehirdeki bu sefil dalaşma.ya da bir hava baskınında duyacaklarından zırnık fazla olmayan bir ilgi ile bakıyorlardı. bunun dengeli bir görünümünü vermeye çalışmak önemli birşey-dir. Bu bölümde yalnız kendi kişisel gözlemlerimi anlattım. kötü yönetildiği.T. 11 Gerekli kayıtların olmaması yüzünden. Ayrıca. Böyle olmakla birlikte. Şimdiden bu konu üstüne bir çok kitabı doldurmaya yetecek miktarda yazı yazılmıştır. artık büyük bir patlayışa kaçınılmaz gözüyle bakılıyordu. denetimindeki kimi kilit endüstrilerin ele geçirilmesi olacağı herkesçe apaçık biliniyordu. Bundan sonraki bölümde. elimden geldiğince iyi bir biçimde daha kapsamlı konuları tartışmam gerekiyor — gerçekte olan nedir. bunun yanısıra. ve ne gibi sonuçlar doğurmuştur. gözlerimle gördüklerimin ve sözlerini güvenilir saydığım başka görgü tanıklarından öğrendiklerimin ötesinde pek az malzemeye sahibim. bütün özel silâhların teslim edilmesine ilişkin Hükümet emri idi. O sırada yayınlanan gazete haberlerinin hemen hepsi savaştan uzaktaki gazeteciler tarafından uydurulmuştu. yalnızca yanlış haber vermekle kalmayıp. bazı sunturlu yalanların aksini kanıtlayabilir ve bu olayın belirli bir perspektife sokulmasına yardımcı olabilirim. Bu örgüte sendika üyeleri alınmayacaktı. Barselona'daki herkes gibi.T. ayrıca resmî görüşmelerin dinlendiği ve banda alındığı gibi gerekçe167 166 . O sırada. işçi sınıfı saflarında servetle sefalet arasındaki karşıtlığın gittikçe artmasından ileri gelen belli bir kırgınlık ve devrimin sabote edildiği yolunda genel ve muğlak bir duygu da vardı. 1 Mayıs'ta hiçbir baş kaldırma hareketinin olmayışı herkesi sevindirmiş ve şaşırtmıştı. lâğım çukuruna dalmaya benziyor Fakat gerçeği olabildiğince ortaya çıkarmaya çabalamak ve kurmak gereklidir. Bu kitabın daha önceki bölümlerinde Komünistler'le Anarşistler arasındaki çatışmaları bazılarına anlatmıştım. lütfen bu bölümü atlayın. Her şeyden önce. C. halka geniş olarak yansıtılmasına izin veriliyordu. Önceden olduğu gibi. iyi silâhlarla donanmış «gayrı siyasî» bir polis kuvveti kurulmasına da karar verilmişti. 1937 Mayısı'nda herşey öyle bir noktaya ulaştı ki. olayın doğru ve yanlış yönleri nelerdi. siyasî çatışmalarla (tıpkı bir Çin savaşındaki generallerin adları gibi) insanın aklını karıştıran partiler ve alt-partilerin isim kalabalığıyla ilgilenmiyorsanız.N. sorunun tek bir yönünün.N. üzerinde çalışmak için bir yığın suçlama ve parti propagandasından başka birşey bulamayacaklar. eğer sorumlusu var ise bu sorumlu kimdi? Barselona çarpışmaları pek çok siyasî tartışmaya sermaye edildiği için. 3 Mayıs'ta Hükümet. Sürtüşmenin bardağı taşıran nedeni. Partiler içi polemiğin ayrıntılarına girmek korkunç bir iş. Ben bile. Bundan sonraki adımın. gerçekten olan neydi? Uzun bir süreden beri Katalonya'nın her yanında gerilim yükseliyordu.'li işçilerin çalıştırdığı Telefon Santralı'nı. bunların onda dokuzunun gerçek dışı olduğunu söylersem abartmaya kaçmış olmam sanıyorum. ben de yalnızca kendi mahallemde neler olup bittiğini gördüm. Her zaman olduğu gibi. Gelecekteki tarihçiler. okuyucuları maksatlı olarak da yanlış yöne çekiyorlardı. Barselona çarpışmalarının tümüyle doğru ve tarafsız bir öyküsü hiçbir zaman yazılamayacaktır. savaşın başından beri çoğunlukla C. ilk bakışta sanıldığından daha büyük bir önem taşımaktadır. ama ortalığa yayılan yalanların pek çoğunun tersini kanıtlayacak kadar çok şey duydum ve olaylara tanık oldum.

doğru kabul etmek zorundayız. bu noktada direnmenin varlığı. hiçbir plân yapılmamıştı.N. özel kapitalizmin yeniden sunuluşuna doğruydu. önderleri ile birlikte herkesi işlerinin başına dönmeye çağırıyorlardı.A.'nin resmî önderleri U. hiç savaşmamaktan daha iyi sonuç verdiği örnekler vardır. Hükümet. Fakat genel olarak kabul edilmiş bir önderlik ve belirli bir plân yoktu —gerçekten.U.T. işler durdu ve hemen ardından çarpışma patlak verdi. Güvenlik Askerleri'ne karşı direnmeyi öngören belirsiz bir kararın dışında. O gece ve ertesi gün. (kendisine verilen emirlerin sınırını aşıyor muydu aşmıyor muydu bilinmez) binayı ele geçirmeleri için üç kamyon dolusu silâhlı Güvenlik Askeri gönderdi.P. Bu patlama.C. kuvvetleri emekçi banliyölerini.C.T. Durum kabataslak şöyleydi: C. Bununla birlikte. ama nispeten hâlâ iyi durumdaydılar. 5 Mayıs gecesine kadar C.T.O.O.'ye karşı Güvenlik Askerleri ve P. hiç kuşkusuz.N.M. İşçilerin binalarına bir saldırı olacak diye bir söylenti şehri dolaştı. O akşam deniz 168 yoluyla Valencia'dan gönderilen altı bin Hücum Muhafızı Barselona'ya vardı ve şehrin denetimini eline aldı.T. düpedüz uzun bir süreç içindeki tek bir olaydı. ama bu rakamı çürütecek delillerden yoksun olduğumuz için. binalar kuşatılmış ama hiçbiri zapdedilmemiş ve hiç topçu da kullanılmamıştı. ayrıca çok sayıda Güvenlik Askeri teslim olmuştu.T. ama biraz daha uzasaydı etkisi olacağı kuşkusuzdu. Polis Şefi Salaş. Barselona Telefon Santralı'nın ele geçirilişi. P. . Cabellero Hükûmeti'nin düşürülmesinde de etkili oldu.S. muvazzaf kuvvetlerin elindekiler dışında bütün silâhların teslim edilmesine ilişkin bir emir yayınladı ve ertesi birkaç gün içinde çok sayıda silâh ele geçirildi. Katalonya'nın Valencia denetimi altına girmesine. emekçi sınıfın denetiminden çok uzakta.ier öne sürerek devralmaya karar verdi.N. Genel eylemin yönü. Çarpışmalar sırasındaki kayıplar. herkes bunun C.N. şehrin her yanında barikatlar kurulmuştu ve çarpışmalar 6 Mayıs sabahına dek aralıksız sürdü. ani saldırısı yüzünden yeniden bozuldu. kesinlikle. daha da büyük kayba uğramış olabilirlerdi.F.S.T. bunlar zaten olacaktı diye düşünebiliriz. ertesi sabah millet kendiliğinden barikatları farketmeye başladı. Bu koşullar içinde hiç kimse çarpışmaya devam etmeyi göze alacak kadar davaya güvenemiyordu 7 Mayıs öğleden sonra şartlar hemen hemen normale dönmüştü.U.I. muhtemelen Güvenlik Askerleri'nin silâhsız C. silâhlı polis kuvvetleri ve P. merkezî denetime. Aşağı yukarı aynı saatlerde. . sürecin hızını herhalde azaltmıştır.N. takım takım Güvenlik Askerleri stratejik noktalardaki başka birçok binaları da zaptetti-ler. İkinci olarak. dört yüz ölü ve bin kadar yaralı idi. çarpışma. milis güçlerinin dağıtılmasına. (Komünistler ve Sosyalistler) tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuna inanıyordu. işçileri üstüne. Çarpışıp da yenilmenin. de şehrin merkez ve resmî kesimlerini tuttular. Savaşın patlak vermesinden bir yıl sonra Kata-lonya emekçileri iktidarlarını büyük ölçüde yitirmişlerdi. Ölü sayısı abartmalı verilmiş olabilir.U.G. yiyecek gitgide azalıyordu. Ne var ki. devlet kapitalizmine ve muhtemelen.'un ilgasına bahane edilirken.M. Asıl dava. sokaklara dökülen C. Bildiğim kadarıyla. her iki tarafta da savunma niteliğindeydi. caddelerde silâhlı Anarşistler belirdi. Sivil giyinmiş silâhlı polisler caddelerde yol açılırken. ama. C. Doğrudan iktidar geçen yıldan beri. resmî bildirilere göre. 169 .N. daha iyi durumdaydı sayılır. Gerçek şudur ki. Fakat. Ne türlü kışkırtma olursa olsun yan gelip yatacaklarını açıkça belirtmiş olsalardı. Bu patlamanın savaşa doğrudan bir etkisi olup olmadığı konusunda bir delil yok.U. anlaşıldığı kadarıyla. çarpışma sonrasının etkilerini herhangi bir kesinlikle söylemek de imkânsızdır. manevrayla sendikacıların ellerinden kaydırılmıştı. Asıl niyetleri her ne idiyse. 6 Mayısîta ateş kesildi. Herşey bir yana.T. emekçilerinin bu çarpışmada pes dememekle birşey kaybedip kaybetmedikleridir.

Kimi yabancı gazetelerde bu bildiri.I.'un içinde küçük bir aşırı grup— idi. C.U.U. Kesinlikle böyle bir afiş falan yoktu. (2) Telefon Santralı'na yapılan saldırının sorumlularının bulunması.U.M. Üçüncü olarak. siyasî önderleri de onları istemiyerek izlemişler ya da hiç izlememişlerdi. La Batalla'nın bildiriyi nereye kadar kabul ettiğine gelince. P.Leninist-ler) 4 Mayıs'ta çıkardıkları bildiriydi.N.O. Durruti Dostları bir çeşit devrimci bildiri dağıttılar. karaya hiç 170 asker çıkarmadılar ya da hiçbir mülteci kabul etmediler. önderlerinin tutumları tereddütlüydü. onlarla birlikte olmak devrimci partilerin görevidir diyen.G. önderlerin izleyicilerinden daha tutucu olmalarını sağlıyordu.O. Herkes sokağa fırlamış.M. O. önderlik etmiyor.A. Ne var ki. İspanyol Hükûmeti'ni Franco'dan kurtarmak için parmağını kıpırdatmayan İngiliz Hükümeti. şehrin her yanma yapıştırılmış «ortalığı alevlendirici bir afiş» olarak tanımlanmıştı. önderlerinin asıl gayesi U. Bunun birçok nedeni vardı En başta. dolayısıyla. Çeşitli kaynakları karşılaştırdıktan sonra.T. kuşkusuz yakınlarda daha başka savaş gemileri de vardı.T. belki 5 Mayıs'ta yaklaştıkları gibi. önderleri de.'nin resmî liderleri daha başından olayla ilgileri olmadığını açıkladılar. hayli ukalâca. Bunlar da yine. zaten olan şeylerin yerine getirilmesini istiyordu. (3) Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması için çağrıda bulunduğunu söyleyebilirim. ve P. emekçiler sokağa dökülmüşlerdi. İngiliz gazeteleri bu gemilerin Barselona'ya «İngiliz çıkarlarını korumak için» gittiğini ilân etti.Üçüncü olarak. yani. Bir İngiliz kruvazörü ve iki İngüiz destroyeri limana girmişlerdi. Anarşistlerin safında eylem nerdeyse kesinlikle kendiliğinden oluşmuştu. ile ittifak kurmaktı.G. bu bildirinin (1) İhtilâlci bir konseyin (cunta) kurulması. Her iki tarafta da hiçbir belirli plân işareti yoktu. izliyorlardı. Ben kendim ne bildiriyi ne de o tarihli La Batalla'yı gördüm. daha iki gün önce kendiliğinden başlamış olan çarpışmayı onların başlattığı söylenemez. T. Devrimci bir çizgide konuşanlar. bu patlamanın gerisinde ne gibi bir gaye —herhangi bir gaye var idiyse tabii— vardı? Bu bir çeşit coup d'etat ya da ihtilâl girişimi miydi? Gerçekten Hükûmet'i düşürmeyi mi hedef almıştı? Önceden tasarlanıp üzerinde karar verilmiş miydi? Benim fikrimce. P. C. yabancı bir müdahale yapılmasından korkuyorlardı. yalnızca Durruti Dostları —F. Ama gerçek şuydu ki. ama bu bildiri 5 Mayıs'tan önce çıkmadı. çarpışma yalnızca herkesin onu beklemesi anlamında. çarpışma ise hiç değilse şimdilik.U.O. ile U. emekçilerin şehre egemen olması halinde. Franco'ya karşı sürdürülen savaş kazanılmadan önce asla ayaklanmaktan yana değildiler. emekçiler sokağa döküldü mü. «Herkes barikatlara gitsin —savaş sanayii dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın» idi.T. önceden düşünülmüş ve tasarlanmıştı. Bir başka deyişle. çünkü bu başlıbaşma sıradan adamların çıkardığı bir olaydı. bir marksist çizgiyi tutarak hareket ettiler. C. La Batalla).N.M. aynı hükümeti kendi emekçi sınıfından kurtarmak için yeterince çabuk müdahale edecekti. İkinci olarak.N. ama hiç değilse içten içe muhtemeldir ki. C. küçük bir grup Troçkist'in (Bolşevik . Göründüğü kadarıyla hiç kimsenin elinde bir kopyası bulunmayan bu bildiri hakkında büyük belirsizlikler vardır.T. gemiler bunu gerçekleştirmek için hiçbir eylemde bulunmadılar.'un önderleri bu olayda mesuliyet taşımadıklarını söylemediler. orası da meçhuldür. Anarşist önderleri —o sırada herkesçe bilinmemekle birlikte— olaylar belli bir noktanın ötesine sıçrar da.) Fakat gerçekte P. Bunun da başlıca söylediği şey.'nin hâlâ Hükûmet'te ve Generalite'de temsil edilmesi. Çarpışmalar sırasında gördüğüm tek el ilânı.T. hattâ izleyicilerini barikatlarda kalmaya teşvik ettiler ve Durriti Dostları'nın yayınladığı aşırılık yanlısı bildiriyi bile onayladılar (6 Mayıs.M. Bu noktada kesin bir şey söylenemez. arasındaki ayrılığı zorunlu olarak genişletecekti. Bu nedenle «19 Temmuz'un ruhunu yeniden uyan171 .N.

önderleri ile kişisel ilişkileri olanlar (benim ilişkim yoktu) bana gerçekte bu işten tümüyle hiç hoşlanmadıklarını. Daha doğrusu buna bir kalkışma denebilirdi— çok kanlı bir kalkışma.U.N. Fakat.) son sayılarından tam tersini. haklı çizgi bu olabilirdi.M. acaba bir Komünist Coup d'etat'sı olmasın — bir vuruşta C. önderlerini benimser gibi görünmekle.U.T.M. Zaten Barselona'da da Telefon Santralı'na yapılan baskın tek başına soyutlanmış bir eylem değildi. bu da. yalnızca taraftarlarının uyanık kalmasına ve son bölümde değindiğim gibi. bir hata olur. emekçilerin eylemlerini savunma ile sınırlamak için ellerinden geleni yaptılar. herkesi teşvik etmekten ve muhtemelen bir kısım ahaliyi orada kalacaklarından daha uzun süre kalmaya ikna etmiş olmaktan ibaret bulunduğunu söyleyebilirim. önlemek imkânı oldukça ateş açılmamasını emrettiler. T. aralarında bir tutam da U. siyasî bir sermaye haline getirilmişti. her iki tarafında ellerinde ateşli silâhlar vardı ve bunları kullanmaya istekliydiler.M. Barikatların gerisindekiler muhtemelen.T. çok küçük bir örgüt ve genellikle P.N.' un sorumluluğunun.M. Kestirilebileceği kadarıyla P. U. işçileri olan.O. Üstelik bu. kalkıştıkları şey.O.T.'un düşmanı olan Durriti Dostları'nın bildirisini destelkemek. sonradan «Mayıs'ın görkemli günleri» nden bile dem vurdu. Fakat hatır173 172 .N. bağlılıklarından ötürü övündüler. Hükûmet'i devirmek değildi. Taktik açısından. önderlerinden biri olan Gorkin. çünkü.O. Ayaklanma. Propaganda açısından.'nin gücünü yerle bir etmek için plânlı bir çaba? Böyle olduğunu sanmıyorum. ama bazı şeyler insanı kuşkuya düşürüyor. muhtemelen. saldırgan eylem ve belirli bir plân demektir. daha az delille gerek önceden gerek sonradan yapılan suçlamalarla oranlanırsa hiçbir şey değildi. Ama Anarşist gazetesi Solidaridad Obrera buna karşı çıkarken. Sonradan hiç kuşkusuz. lanma olduğunu yazmalarını kolaylaştırdılar. herhangi bir yerde gerçek bir ihtilâlci niyet yoktu. hep yapıldığı gibi.O.M.M.U. herhangibir bina üzerine saldırı emri asla vermediler.O. bu çarpışmanın yalnızca P. Genel heyecan ve her iki tarafta da söylenen şeyler düşünülecek olursa. Eylemleri temelde savunma niteliğindeydi ve hemen neredeyse bütün yabancı gazetelerde yapıldığı gibi. alelade C.M. P.O.O. C. O zaman insanların söylediklerinden anlaşılabileceği kadarıyla.'un yasaklanmadan önceki kısa dönemde üye sayısı bir dereceye kadar artmıştı. kuşkusuz P.U.N. adı geçen tarihli La Batalla'ya bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir. insanı şaşırtan bir çabuklukla stratejik noktalardaki binaları işgal ettiler. karşı tarafın niyetleri neydi? Eğer bir Anarşist «Coup d'etat» sı değil idiyse. doğru ya da yanlış olarak polisten gelen bir saldırı diye gördükleri harekete karşı direnmekti. önderleri tedbirli tutumlarından fazla birşey kazanamadılar. ama katılmak zorunluluğunu da duyduklarını söylediler.M. Ne var ki. taraftarları.O. Meselâ.U. zâten Komünist basının her halükârda böyle söyleyeceğine kesinlikle inanabiliriz. ama fırsat çıkar çıkmaz hem Hükûmet'ten hem Generalite'den atıldılar. La Batalla ayrıca hiçbir birliğin cepheden aynlmaması yolunda talimatlar da yayınlandı (*).T. bildirinin «Barikatlarda kalınız» demekten fazla bir tesiri olmadı. eğer gerçekten çarpışma başlamadan önce değilse bile. O sırada P.U. işçileriydi.U.dırmak» ve benzeri sloganlara rağmen. yani La Batalla'nın P. tarafından yürütülmüş bir çeşit ayak(*) Inprecor'un (International Press Correspondence'ın kısaltılmış adı — Komünist Enternasyonalin gazetesi. birliklerinin cepheden ayrılmasını emrettiğini söylüyor. Bu nokta. Şehrin çeşitli kesimlerinde takımlarla Güvenlik Askerleri ve C.G. P. Buna çok benzer bir olayın (Barselona'dan gelen emirlerle hareket eden silâhlı polislerin Telefon Santralı'nı ele geçirmelerine çok benzeyen) iki gün sonra Tarragona'da da cereyan etmesi çok manidardır. bir «ayaklanma» diye tanımlanması gerektiğinden kuşkuluyum.

hizipler hazırdır. Barselona çarpışması. her iki taraf bol bol silâh çıkardılar. çoğu Franco'ya karşı savaş kazanılır kazanılmaz Anarşizm'i «tasfiye etmek» niyetlerini açıkça ifade eden binlerce yabancı Komünist de İspanya'ya gelmişti. Son olarak. Anarşistler'in ne olursa katlanacaklarını söylemişti (*). olayın doğru ve yanlışlarına gelelim. sadakatsiz Anarşistler ve Troçkistler tarafından yapılmış bir ayaklanma olarak gösteriliyordu. «İspanya Hükûmeti'ni arkadan bıçaklayan» vb.C.S. Sonuç olarak.'nin silâhlarını elinden bırakmayacağını gayet iyi biliyorlardı. birkaç gün önce gülerek.'nin silâh istif ettiğini herkes biliyordu. İngiliz basınında bu. Anarşistler kendi silâhlarını teslim etseler bile.lamak gerekir ki. 175 . Fakat. Anlaşıldığına göre. İngiliz terimlerine çevrilmiş ve ortaya şu ifade çıkmıştı: Aragon cephesinde silâha şiddetle ihtiyaç vardı ve vatanseverlikten yoksun Anarşistler silâhlarını alakoyduklarından.doğrusu.U. oraya silâh sevkedilemiyordu. Her iki tarafın. bir iki haftalık sokak çarpışması ve genel grevi uzun uzun düşünüp de önceden yiyecek stok etmemiş olmaları akla çok aykırı geliyor. herkes yerel coğrafyayı bilir. cephede pek makbule geçecek bir sürü silâh caddelerde açıkça görülüyordu. düpedüz. nitekim çarpışmalar nihayete erdikten sonra. başlıca da sivil halkla polis arasında geçti (2) Çarçabucak yiyecek kıtlığı baş gösterdi. Katalonya'nın en büyük gücü olan P. Kuşkusuz. bundan C. er geç bir çeşit boğuşmaya varacak ayrılık vardı. kavganın en az iki kişiyle yapıldığını ve ahalinin kışkırtma diye bakacakları bir şeye hedef olmadan barikat kurmaya başlamayacakları da hatırlanmaya değerKargaşalık. İş bu kadar basit değildi. Anti-Faşist yabancı basında bu konu müthiş bir mesele yapıldı ama her zaman olduğu gibi davanın sadece tek yönü duyurulabildi. T. Barselona sokak çarpışmaları konusunda uzun tarihi olan bir şehirdir. üstüne genel bir saldırı plânladıkları anlamı çıkmaz. Katalonya ve Barselona. (*) New Statesman (14 Mayıs).N. Bunun altında da. amansız bir düşmanla savaşırken kendi aramızda çatışmaya başlamamak çok iyi olur.U. Bunlar olurken. zâten mevcut olan bombayı ateşleyen kibrit oldu. Çarpışma yalnızca hâlihazırda Barselona'da olanlar arasında.S. Komünistler'le Anarşistler arasındaki. doğal olarak. Hem Anarşistler hem de P. Aylardan beri İspanya'nın çeşitli kesimlerinde Komünistler'le Anarşistler arasında uzun silâhlı çatışmalar olageliyordu. Fakat bu kesinlikle akıllıca bir davranış değildi. Katalonya Cumhurbaşkanı Companys. bu işin sorumlularının bir belâ çıkacağını düşünmemiş olmaları akla yakındır. Hükûmet'in Anarşistlerin ellerindeki silâhlarını teslim etmelerini emretmesinden 174 doğmuştur. İspanyolların yüzlerini ak çıkardıkları tek savaş harekâtı. ve Barselona'da çatışma patlak verdiğinde. silâhlar ateşlenmeye başladığında. bütün bunlar İngiltere'de değil İspanya'da oluyordu.C. Belki de. bir yangın alarmında olduğu gibi herkes yerini alıverir. Her iki tarafın da geniş ölçüdeki bir çarpışma plânladığına inanmayışımın iki nedeni var: (1) Her iki taraf da Barselona'ya önceden birlik göndermedi. ama) belâ çıkacağını beklemişler ve ona göre hazırlanmışlardı. aynen böyle olmuştu. birliklerinin beslenmesidir. Telefon Santralı'nm işgalinden sorumlu olanlar (belki bu ölçüde değil. Böyle yerlerde herşey çabucak oluverir. İspanya'da orduda hizmet görmüş olan herkes bilir ki. Savaşın başından beri İspanya Komünist Partisi üye sayısı bakımından muazzam büyümüş ve siyasî iktidarın çoğunu ele geçirmişti. Bu koşullar altında Anarşistler'in 1936 yazında elde ettikleri silâhları teslim etmesi pek beklenemezdi . Fakat. bu daha da açığa kavuşmuştu. ama bunlar gerideki «siyasî-olmayan» polis güçleri için alıkonuyordu. Bunu böyle koymak İspanya'da gerçekten mevcut şartları dikkate almamak olur. Telefon Santralı'nm işgali.

önemli olan şurası ki. benim hangi yandan olduğum yeterince açık olmalıdır. öykümün öbür kısımlarında da gerçeği iletirken kaçınılmaz olarak hatalar yapmışımdır. C. kendiliğinden oluşan bir patlama değil de. Fakat. yerel Güvenlik Askerleri topluca Faşistler'den yana geçmişlerdi. suikastler ve bunun gibi olaylara yol açan bir gerilim yaşıyordu.M. emekçilerinin Telefon Santrali'ni hiç karşı koymadan devretmeleri gerektiği de tartışılabilir. bu isyan. Franco'ya yardım olurdu.O. bütün bütün P. Komünist ve komünist taraflısı basında. savaşın herhangi bir döneminde İspanyol Anarşistleri lehinde bir söz bulabilmek için çok uzun zaman araştırma yapmak zorunda kalırsınız.)) Buna baştan sona tümüyle katılıyorum. Fakat benim anlattıklarımın. düpedüz İspanyol devrimci partilerinin yabancı basınla herhangi bir teması olmamasıydı. bu anlama gelsin diye yapılmıştı.M. Güvenlik Askerleri'nin emekçi kitle tarafından sevilmediğini hatırlamak gerekir.U. yalnız burada değil. Eğer bir oran duygusu muhafaza edilirse. «Evet. kışkırtıcı bir eylemdi. böyle bir sorun üzerinde hiç kimse tümüyle objektif olamayacağı apaçıktır. Kuşaklar boyunca la guardia ağa ya da patronun düpedüz kuyruğu olagelmişti. işçilerin temmuz çarpışmasında ele geçirdikleri ve çok büyük duygusal önem atfettikleri binalara silâhlı adamların saldırmakta olduğu haberi dolaştı. Faşist buyrukları altında yürütülmüş. geride bir iç savaş başlatarak Hükûmet'in felce uğratılmasi177 176 . Faşistler'e karşı hükümete sadakatsizliklerinden hayli haklı olarak kuşku duyulduğu için. zâten. bu bir yana. Objektif açıdan Barselona çarpışmalarını yazmaya çalıştım.N. yabancı ve özellikle Komünist basında çıkan haberlerden tümüyle farklı olduğu görülecektir. Olay. C. bir meselede olamayacağı kavranabilir. Tek yönlü bir açıklamanın kabul görmesinin nedeni. Dahası var.U. İnsan taraf tutmak zorunda kalır. İlk saatlerde milleti sokağa döken heyecan. Hikâyenin.'un üstüne yıkılmıştır. Hükûmet'e karşı yanlış yola yöneltilmiş birkaç «ele avuca sığmaz»ın yardımıyla. böyle bir davranış o zamanki koşullarda zorunlu olarak bir çatışmaya götürecekti. Herkesi. savaşın başında halkı isyancı generallere karşı direnmeye götüren heyecana herhalde çok benziyordu. savaş sırasında da birçok kereler. Anîden şehirde. muhtemelen. Barselona çarpışmalarının bütün suçu P.O. İçimizdeki herhangi bir kargaşalık. herşey bir yana. tarafından önceden ustaca düşünülüp plânlanmış ve uygulanmış bir isyan alarak gösterilmişti. kesinlikle.T. Güvenlik Askerleri'nden iki kat nefret edilirdi (*). Gene de dürüst olmak için elimden geleni yaptım. Komünist basın organlarında verilen biçimini ayrıca incelemek gereklidir. «sizin iktidarınız sona erdi. Özellikle İngiliz basınında. davasında haklıydı. Bu. Propaganda niteliği taşımayan belgelerin eksikliği yüzünden. herhalde. kendi ön yargılarıma ve yanılgılarıma karşı uyarıyorum.N. Daha sonra. gerçekten çarpışmayı kim çıkarmıştı? Hükûmet'in Telefon Santrali'ni ele geçirmeye hakkı vardı ya da yoktu. Fakat.şimdiden sokak arbedeleri. Güvenlik Askerleri heryerde güçlü olan tarafa katılmışlardı. İspanya savaşını doğru olarak anlatmak çok güç. Bu noktada bir kimsenin fikri. merkezî hükümet işçj sınıfı denetimi sorununa ilişkin tutumuyla belirlenecektir. Tekrar söylüyorum. artık biz devralıyoruz» anlamına gelen bir hareketti. o zamandan bu zamana kısa aralıklarla eklemeler yapılmış ve muhtemelen en fazla kabul görmüş olan tarihi budur.T. böyle (*) Savaş başladığı zaman. sürüp giden bir savaş vardı ve cephe gerisinde çatışma çıkartmamalıydılar. Bunlar sistematik olarak kötüleniyorlardı ve kendi tecrübemden bildiğime göre. hatanın tek bir yanda olmadığı. Anarşistleri savunan bir yazınızı basacak birini bulmak neredeyse olanaksızdı. Daha doğrusu şöyle söylenebilir. buna rağmen. Direnmeden başka birşey beklemek sağduyuya sığmazdı. Hiç kuşkusuz. çünkü dünyanın herbir yanında yayınlanmış. meselâ Santander'de.

O. tüm olanların so178 rumlusuydu ve Faşist buyruklarıyla hareket ediyordu. cephe gerisinde. (II) Bu işin bir Faşist oyunu olduğu ise. 179 .M. İyi bilinen cani unsurlarla ve Anarşist örgütlerdeki belli öbür kandırılmış kişilerle işbirliği içinde hareket eden P. P. (I) P.O. Troçkist bir örgüt görünümündeki P. Fakat buna girişmeden önce. olarak Alman ve İtalyanlar için ha. önderlerinin tutumu kapışmala rın uzamasına bir dereceye kadar yardım etmiş olabilir di. P.M.. vb. üyeleri» olduğunu söylüyordu. Alman ve İtalyanlar da Barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden «Katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını» ve bu yüzden «Barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını» ilân edivere-ceklerdi.U.M.M. tarafından uygulandığı yolundaki yorumun niçin inanılmaza yakın bir iddia olduğunun çeşitli a priori nedenlerine değinmekte yarar vardır. Hele genel bir grev başlatacak gücü hiç yoktu.O. o zamanlar sınırı geçen herkes bunun (aslına bakarsanız.U.O. ama bu kadarı da yeterince açık sanıyorum.P. zırdı. Alman ve İtalyan Hükümetleri nin Barselona'ya asker çıkartması olduğu söyleniyor. Franco'-nun «beşinci kol» uydu — Faşistler'le birlik olup çalışan bir «Troçkist» örgüttü. desteksiz bir iddiadan ibarettir ve bütün kanıtlar tam tersini gös termektedir. İngi liz Komünist Partisi'nin Glasgow'da bir genel grev baş latması ne kadar zor bir işse. Alman S. P.U. Bu görev şuydu : Yerel Troçkistler'le işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar. 29 Mayıs tarihli Inprecor [Komünist Enternasyonal Haber Bülteni) Barselona'da barikat kuranların «Parti içinden sırf bu amaçla örgütlenmiş P. Mayıs çarpışmalarının Faşistler'ce düşünülüp P. Bütün dalaverenin aracı. Alman ve İtalyan Hükümetlerinin Katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu «düzeni korumak için yaptığını» ilân edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.M.U.O. İspanya'ya «akın» etmeye gelince.M.O. vb.M.'un bu büyüklükte bir kargaşalık kış kırtabilecek sayıda adamı ve etkisi yoktu. Plânın.O. P.M. 11 Mayıs tarihli (İngiliz Komünist Partisi'nin yayın organı) Daily Worker'a göre : Sûretâ [ Troçkist ] «Dördüncü Enternasyonel'in Kongresini «hazırlamak» için Barselona'ya akın eden Alman ve İtalyan ajanlarının büyük bir görevi vardı. ama isteselerdi bile bu karışıklığı kendileri oluştura mazlardı. Bildiğim kadarıyla «Dördüncü Enternasyonalin Kongresi» diye bir şeyin lâfı bile edil memişti.L.U. P.U. saldırısı» haline geliyor ve aynı sayıdaki bir başka makalede «Katalonya'da kan dökülmüş olmasının sorumluluğu P.U.U.O. Sendikalarda hiçbir be lirgin tabanı olmayan bir siyasî örgüttü. bu tasarının tarihi Temmuz ayına —iki ay sonraya— konmuş ve daha bir tek delege gelmemişti. «Dördüncü Enternasyonal Kongresi» ve «Alman ... girmek kadar çıkmanın da) ne denli kolay (!) bir iş olduğunu bilir.M.U. cephede Bilbao'ya yapı. Makalenin sonlarına doğru Barselona çarpışması «P. Şimdi Komünist basında görülen haberlerden daha başka bir takım alıntılar vereceğim — bunların toptan değersiz sayılacak kadar kendi içlerinden çelişkili olduğu görülecektir.. ama hiçbir Alman ya da İtalyan çıkartma gemisi kıyıya yanaşmadı.M.İtalyan ajanları»na gelince — bunların hepsi hâlis muhlis efsâneydi.O. «Alman ve İtalyan ajanları» Daily Wcrker'in sayfaları dışında hiçbir yerde varolmamışlar dı.'a aittir» deniliyordu.O.nı amaçlayan bir Faşist dümeniydi. Önceden söy lediğim gibi. lan hücumla aynı zamana getirilen bir saldırı plânlamış ve örgütlemiştir vb.U. diyelim..M. ve onun kardeş partileri (İngiliz I. Daha bir sürü ayrıntı verebilirm.O..A. o da bütün Barselona'da bir grev çıkarmaya o ölçüde yeteneksizdi.) için bir kongre toplanması yo lunda belli belirsiz plânlar vardı. vb.U. Başka türlü söylendikte.

U. maamafih Daily Worker'da ilk ifadenin yanlış olduğunu kabul eden birşey de yok. bu çeşit plânlı bir ayaklanmanın aylarca süren bir hazırlığı.'nin elinde bulunan bir binaya saldırıyor.O. tarafından benimsenmeyen Durruti Dostları bildirisinin.T. Lâkin bu. Telefonica binasına silâhlı devlet polisi gönderdiler. önceden fazla sayıda asker cepheden çekildi. Fakat böyle birşeyin ne herhangi bir belirtisi ne de söylentisi vardı. Başlangıç olayına. Görevini ifa ederken polise ateş açıldı. Bu hayli tuhaf görünüyor. Faşistler'e yardım etmek isteseydi. besbelli ki. Inprecor'un başka bir sayi181 .M.T. cephane ve bunun gibi şeylerin sevkiyatı her zamanki gibi devam ediyordu.O. çünkü olan bitenin sorumluluğunu karşı tarafa yüklemekten başka hiçbir konuda uyuşmuyorlar.M. Ve işte 29 Mayıs tarihli Inprecor: Öğleden sonra saat 3'te Kamu Güvenliği Komiseri Yoldaş Salas. Herşeyden önce.N. P.O.'un başlıca üssü olan Lerida'da da. cephede de hiçbir şey olmadı.U. İngiliz basınında suçun önce Anarşistler' in. ne de düşünülüdü. yani Telefon Sant-ralı'na yapılan baskına ilişkin Komünist haberleri bu bakımdan aydınlatıcıdır. İlk önce «Anarşistler» in bu işle ilgili oldukları belirtilsin. Bu olgulara bakarak. dikkat çekecek bir şeydir. ön yargılar için uygun bir hava yaratılsın. gerçekten bir coup d'etat plânlıyor olsaydı. «Anarşist» sözünden her İngiliz ürperir.U. ilk ifade ile fazla uyuşur gibi görünmüyor. P.M. Bu. kendi milislerine cepheyi terketmelerini emredip Faşistler'i içeri salıverirdi.O. Yiyecek.O. Ve ne de. C. Cephedeki milisin «ayaklanma» da hiç rolü olmadığı kesindir. bin ikibin adamı çeşitli bahanelerle Barselona'da toplamak çok kolaylıkla yapılabileceği halde. böylece C. 22 Mayıs tarihli Inprecor. 6 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle başlıyor: 180 Ufak bir Anarşist grubu pazartesi.U.O. diyelim. Öte yandan 11 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle diyor : Solcu Katalan Kamu Güvenliği Bakanı Aiguade ve Birleşik Sosyalist Kamu Düzeni Genel Komiseri Rod-rigue Salas.M. provakatörlerin bütün şehirde sokak arbedelerini başlatmaları için bir işaretti.'un üzerine yıkılması dikkati çekicidir.T.M. üyesince işgali. sah günleri telefon ve telgraf binalarım işgal ettiler ve ellerinde tutmaya kalkıştılar. Telefon Santralı'nın elli P. caddeye ateşe başladılar. çoğunluğu C. sendikaları üyesi olan görevlilerin silâhlarını almak üzere.T. Eğer P.'un Faşist buyruğuyla nayaklandığı» yolundaki Komünist tezinin delilsizllkten de daha kötü durumda bulunduğu. o sırada birisinin bunu farketmesi beklenirdi. Bu. kendi binalarına —yani gerçekte kendilerine— saldırmış olarak gösteriliyordu. Bir hikâyeyi rolleri tersine çevirerek anlatmak gibisi yoktur.U.O. Cephede dolaylı bir sabotaj girişimi bile olmadı. Bunun oldukça bariz nedenleri vardır.(III) P. bunun doğruluğunu sonradan araştırmalar yaparak saptadım.U.U. 11 Mayıs tarihli Daily Worker.M. bildirilerin çarpışmadan önce Mayıs'ın 3'ünde meydana çıktığını belirtiyor ve «bu gerçeklerin (çeşitli bildirilerin ortaya çıkması) ışığında» diye ekliyor : Bizzat Polis Müdürü'nün önderliğinde polis kuvvetleri 3 Mayıs öğleden sonra merkez Telefon Santralını işgal ettiler. bir gece önce P. çarpışma sırasında Mayıs'm 4'ünde ve 5'inde meydana çıktığını söylüyor. üç dört hafta sonra keşfedildi. yeterince açık olarak anlaşılmak gerekir.N. Komünist basından birkaç alıntı daha ekliyeceğim. ancak sonradan P. bundan sonra suç kolaylıkla «Troçkistler»e aktarılabilir.N. Güvenlik Askerleri C.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen Telefon Santralına gitti. ellerindeki tek vurucu güç olan onbin kadar adamı kullanamamaları düşünülemez. "Troçkizm"in adını İngiltere'de herkes duymamışken.N. milis gücü arasında yıkıcı bir propagandayı ve daha bilmem neleri gerektireceği düşünülürdü. Fakat böyle birşey ne oldu.M.

O. J.O. Paris'teki İspanyol Büyükelçiliği'nce yayınlandığı rivayet edilen yazı: Ayaklanmanın önemli bir özelliği Barselona'daki birçok evin balkonlarında eski Monarşist bayrakların dalgalanmasıydı.U. Pitcairn bizim. Örneğin. üyesi oluyorlar.O. üyesi oluyorlar ve daha neler.N. Telefon San-tralı'na saldırıyor. aylarca önce çalınan. P. bize Hükûmet'in yalnızca barikatlar çoktan kurulmuş olduğu için Telefon Santralı'nı ele geçirdiğini haber veriyordu! Çok yer tutmaması için. Yukarıdaki iki ifadenin ortaya koyduğu gerçek.O.N. elli P. Barselona'da bir Monarşist bayrak! Karşılıklı savaşan güçleri bir anda biraraya toplayacak tek şeydi. mıştı.U. Ayrıca. 75 mm'lik topların kendi kışlalarında saklanmasıyla ilgili hikâye de. bu sözü edilen binlerce silâhın özellikle bacaya saklanabilecek cinsten şeyler olmayan tankların ve saha toplarının gün ışığına çıkmaması çok tuhaf görünüyor. Bu «kendi kış183 . Daily Worker bu ifadeyi. bildiri sonradan ortaya çıkıyor ve bu.U. Mr.O. Telefon Santralı'nın ele geçirilmesinden önce bir bildiri çıkıyor ve bu. Campbell. ancak gerçeklerden hiçbir haberiniz yoksa. Pitcarin nasıl ve ne zaman P. ama bu işin İspanyol büyükelçiliğindeki sorumluları kasıtlı olarak adamakıllı yalan söylüyorlardı. Frank Pitcairn şöyle söylüyor : Gerçekte saldın sırasında her çeşit silâh kullanıl..M.O.T.'un üç ana binasında ne kadar silâh olduğunu belirtmiştim — tahminen 80 tüfek. işte Daily Worker'ın 7 Mayıs tarihli sayısından alınmış. iyi niyetle yeniden basmıştı. Oradaki Komünistler bile bunu okuduklarında gü-lümsemek zorunda kalmışlardı P.UM.O. Telefon Santralı'ndakiler bir C.M. ama aynı tutarsızlıklar başka olaylar hakkında da bütün Komünist basında kol geziyordu.T. bu. muhtemelen.U. yani demek ki. Dolayısıyla.M. Bir anda. milisi olmuştur. Plaza de Espana'-da Troçkistler Aragon cephesi için ayrılmış olan milis gücünün kendi kışlalarında büyük gizlilikle sakladığı «75»lik top bataryalarını harekâta soktular. 17 Mayıs tarihli Daily Worker'da Mr. kineli tüfek ve binlerce tüfek vardı.'un «ayaklanma» sırasında kullandığı farzedilen silâhlar konusunda da Komünist basının hikâyelerinde aynı şey oluyor. Mr. Pitcairn'in dediğine bakılırsa P.U.R.M. ayaklanmaya katılanların duruma hâkim oldukları inancından ileri geliyordu. öyle.N. kuşkusuz. saklanan silâhlardı. bir P.U. C. P. olayın sonucu oluyor. lağvedildiği ve bütün binaları ele geçirildiği zaman. bu. P.O.'un Halk Ordusu'nun göz yummasıyla tankları çaldığına inanmamızı istiyor.M. «kışla» dan tanklar çalmış? Hangi kışla olduğunu söylemiyor. Aradan zaman geçince. ben yalnız bir tek olayın üstünde durdum. birkaç bomba vardı ve hiç makineli tüfek yoktu.O.M.T. Mr. C.U.sında. Daily Worker'ın daha sonraki (3 Haziran) sayısında da. olayın nedeni oluyor ya da mümkün olan ikinci şık olarak.'un yüzlerce makineli tüfek ve binlerce tüfek sahibi olduğunu söylemiyor bize. tüm siyasî partilerin kendi binalarına yerleştikleri muhafızlara ancak yetecek kadar silâhları bulunuyordu. Bu silâhlar. adamların mahallî koşulları hiç bilmedikleridir. ikinci anda öyle değil.M.'un emrinde yüzlerce ma. milisleri Barselona'daki Lenin kışlasını hatırı sayılır sayıda Halk Ordusu birlikleriyle paylaşıyorlardı. Hangi İspanyol olsa ülkenin iç durumunu bundan iyi anlardı. U..U. düpedüz uydurmaydı. Parti milislerine doğrudan doğruya asker kaydedilmesi sona erdiğinden. bunlar arasında ayaklanmanın başında kışladan çaldıkları tanklar da vardı. sayıları şimdi daha bile az olan.M.M. 182 inanabilirdiniz. P. elli P.M. üyesi. bazı öyle ifadeler vardı ki. Yüzlerce makineli tüfekle binlerce tüfeğin hâlâ onların ellerinde olduğu açıkça bellidir.O.U.O. Bütün bunlara.'ye Telefon Santralı'nda saldırılıyor. 29 Mayıs tarihli Inprecor da diyor ki: Mayıshn 3'ünde P. Mr. Bu birkaç kısa parçadaki kadar çok çelişkiyi bir araya toparlamak hayli güçtür. o sırada.

gazeteci de sonradan bunu bir haftalık gazetede iyi niyetle yazmıştı.N. bu hikâyeyi tanınmış bir İngiliz gazetecisine o anlatmış.laları» nın nerede olduğuna dair hiçbir şey söylediği yok.O. üyesi olan işçilerin silâhlarını almak için Telefon Santral'ına silâhlı polisler göndermesiyle başladı. Olay oldukça bulanık bir durumdaydı. Demeçlerine Komünist basında geniş yer verilen.O. fakat Komünist çizgiyi izleyen birkaçı da vardı. (Çalınmış toplar hikâyesi. ama Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği biçiminde bir söylenti dolaştı.. Her iki iddiayı birden inanılır hâle getirecek tek çare. çarpışma sırasında hiç top ateşi duymadım. ile ilgili masallar. şarapnel izlerini gösteren hiçbir bina bulamadım. Hem P. Katalonya'nın «Troçkistler'e tümden karşı olduğu izlenimini verebilmekti. 1000 yaralı olarak verdi. Fakat Halk Ordusu çarpışmalar sırasında tarafsız kaldı. Komünist basının haberlerini. Düşük tahmin yapması hiç beklenemeyecek olan Katalonya Propaganda Bakam ise kayıpları 400 ölü. «Troçkist» P. karışıklıkların önemini abartmak için Komünist basında ölü ve yaralı sayılarıyla oynanmıştı. Servisteki bazı vahim düzensizlikler bir süredir skandal yaratıyordu. Daha önce değindiğim gibi. iş olsun diye birkaç yüz de ekliyordu. tanklar. Yabancı kapitalist gazeteler genellikle çarpışmanın kabahatini Anarşistler'in üstüne yıkıyorlardı. Burada amaç. C. hem de Inprecor'a göre. tahminleri ikiyle çarptığı gibi.M. Plaza de Espana benim bulunduğum yerden yalnızca bir mil kadar ötede olduğu halde. kayıpları 900 ölü ve 2500 yaralı olarak açıkladı.N.. riliyerek karşı dururken. dışarıda. kamuoyunun gerçeklerden habersiz bırakmayı bilinçli olarak. büyük bir kalabalık toplanmıştı. sahra topları v.T.'un. Bu olayın onun güvenilirliğini ne ölçüde etkiliyebilece-ğini bilmiyorum. ama böyle bir şeyin kesinlikle mevcut olmadığını söyleyebiliriz sanırım.U. pazartesi sabahı Hükûmet'in. Birkaç gün sonra Plaza de Espana.yı incelediğimde de. Hava kararırken her işçi mer. Onun makalesinden bir bölümünü burada alıntı olarak veriyorum : TROÇKİST BİR AYAKLANMA Bu başındanberi bir Anarşist ayaklanması değildi. Plaza de Espana'da ateşlenen şu meşhur top bataryalarından pek çok gazete haberinde söz edildi. Komünist Partisi. Caddeler silâhlı adamlarla doldu. . kezinin ve Hükümet binasının önüne barikatlar kurulmuştu.T. «yalnızca birkaç bin kayıtlı üyesi» olan taraftarsız ve önemsiz bir parti olduğunu iddia etmek gerekliydi. Pitcairn'-in 11 Mayıs tarihli Daily Worker'da «ayaklanma»nın Halk Ordusu tarafından bastırıldığım yazması. John Langdon-Davies Barselona' da bulunan İngiliz News Chronicle gazetesi idi.O.'un çarpışmadan başlı başına sorumlu olduğunu.. Mr. yalnızca. P.M. Barselona'daki herkes bunu biliyordu. Plaza de Cataluna'da. buna bir örnektir. Şafakla birlikte bütün Barselona ateş altındaydı. Yine.M.O. P. 184 Pitcaim'in bunu bilmediğine inanmak da hayli güçtür.M. hedef aldığını ve önyargılar oluşturmaktan başka bir amaçları olmadığını farketmeden okumak olanaksızdır. yabancılara. Antonov-Ovseenko o zamandan bu yana «tasfiye» edildi.Trajedi. Rus Baş-konsolosu Antonov Ovseenko'dan çıkmış olabilir.U. hiçbir topun görünmediğini belirtti. 185 .b. Çarpışmanın başından sonuna kadar oralarda bulunan bir görgü tanığı..' un az sayıda oluşuyla Barselona çarpışmalarını bağdaştırmak güç olacağı için bulunup buluşturulmuştu.. İspanyol Komünist Partisi genel sekreteri Diaz. kendi denetimi altındaki "Du-ruti Dostların ve Özgürlükçü Gençlik aracılığıyla giriştiği başarısız bir putsch'te (darbe teşebbüsüydü).. çoğu C. saat onda ilk ateş açıldı ve ilk cankurtaranlar siren sesleriyle caddelerde kendilerine yol açmaya başladılar.) Kuşkusuz gerçek şudur ki. En azından.'un mekanize bir modern ordunun tüm silâhlarına sahip olduğunu uydurmak idi. Mr. o sırada muhabiri Mr. Bunlardan biri.'nin üyeleri binanın tepesine kadar bir kattan öbür kata ge.U.U.

Gün ilerleyip ölü sayısı yüzün üstüne çıkınca. Bütün duvarlara hemen devrime geçilmesi ile Cumhuriyetçi ve Sosyalist liderlerinin vurulması yolunda çağrıda bulunan. tek tek adamlar var. bunun tam tersineydi. Herhalde damlara tırmanıp da sormamıştır.. çarpışma biter bitmez. Fakat burada ciddî olarak yanlış gösterilen bir nokta var.. değişmez bir biçimde bina.O. Perşembe sabahı Anarşistler'in günlük gazetesi bu bildiriden hiç haberi olmadığını ve kesinlikle bunu desteklemediğini açıkladı.'nin her ikisi de barikatların gerisindeymişler. Aktardığım parçada. tabiatıyla. genel patlamalar.G. Şehirde barikatlar kurulmuş ve C. yani. her ikisine birden üye olan hiç kimse yoktu. Mr. bu yıkıcı örgütleri kullanan agents provocateur'ter tarafından kana bulanmıştı. F.A.I.C. insan ne olup bittiği hakkında bir tahmin yapabiliyordu. U.O. makalesinin başında Propaganda Bakanı'na bir imâda bulunmakla. 186 Bunların ikisi de Anarşist örgütlerdi ve P. gizlenmiş tek tek adamlar (paeos) tarafından daha vahim hale getiriliyordu. Zaten. yani. Bu ifadeden ateşe başlamadan önce düşmanın barikat kurmasını beklemenin olağan birşey olduğu çıkartılabilir. «Hava kararırken» barikatlar kurulmuş ve «saat onda» ilk ateş açılmış.M.. sonuç nedenden önde gidiyor.'nin J. ve U. «Durruti Dostları»nı ve Özgürlükçü Gençliği. kendisine söylenenleri tekrar ediyor ve resmî açıklamaya uyduğu için doğruluğundan hiç kuşkulanmıyordu. Mr.T.O.T. bildiriyi en yüksek övgüyle yayınladı. Verilen izlenim sanki barikatların kuruluşu ile açılan ilk ateş arasında birkaç saat zaman geçmiş gibidir. ile Sosyalist U.N. Mr.T. Bunlar «Durruti Dostları» nın imzalarını taşıyordu. İspanya'daki yabancı 187 . damların tepesinden ateş eden «genellilke Faşist».'un «denetimindeki örgütler» olarak anmaktadır. sonra Telefon Santralı'na yapılan baskın ve Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği yolundaki genel kanıdan doğmuş gibi gösteriliyor. ce çevreyi gözetleyerek bekliyorlardı.S. haberlerini baştan sona okuyunca yeterli bir doğrulamaya başvurmadan resmî «Troçkist ayaklanma» yorumunu kabullendiği görülüyor. Bunlar bir görgü tanığının sözleri olamaz.'us gibi Anarşistler'in gençlik birliğiydi.'un azılı düşmanıydı.çelişki-lerle dolu olduğunu farketmişsinizdir. Bu.N. Langdon-Davies'in iyi niyetine saldırdığım falan yok. Düpedüz. Durruti Dostları.'nin içinde küçük bir örgüttü. Langdon-Davies. yan. Keşfedebildiğim kadarıyla. bu besbellidir. Caddelerde boy gösteren silâhlı herkese ateş etme hakkını da içeren bir tavırdı bu. Ben ve daha birçokları ilk yaylım ateşinin hemen öğleden sonra başladığını gördük Sonra.U.'un gazetesi La Batalla. aşağı yukarı aynı doğrulukta bir söz olurdu. tam ciddî birtakım araştırmalara girişebileceği bir anda Barselona'yı terketti.U. Bir kere olay «Bir Troçkist Ayaklanması» olarak niteleniyor.O. ların damlarından rastgele ateş eden. Langdon-Davies bunun farkında değil miydi? Haberi yok idiyse. bunlar genellikle Faşistler'di. İspanya'nın birinci şehri olan Barselona. gerçek anlamında sokağa dökülmüş değillerdi. Mr. ama kendi başına bile iç. ama şurası bir gerçektir ki. iki gün sonra bunun tüm davayı başlattığı imâ ediliyor. bu karmaşık konuyu daha bir ihtiyatla yazmış olması gerekirdi. Oysa. ama genel paniğe birşeyler eklemek için ellerinden geleni aralarına koyma.S. elde ettiği bilginin çoğunun muhtemel bir kaynağını ortaya koymuş oluyor.M. Anarşist C. Barikatların gerisinde kaldıkları süre.T. Özgürlükçü Gençlik.G. Böyle olmakla birlikte çarşamba akşamı ayaklanmanın gerisinde kimin olduğu açıklığa kavuşmaya başladı. Sosyalistliğin İngiliz Liberal Partisi'nin «denetimli örgüt»ü olduğunu söylemek. olan biten.M. yukarıda verdiğim Komünist yorumlu alıntılarla pek aynı çizgide değil. P. ama P.U. Bu bakanlığın isminin etkili bir uyarma için birebir olacağı düşünülebilirse de.U.M. ortalığı alevlendirici duvar ilânları yapıştırılmıştı. ile hiçbir bağlantıları yoktu.U. Langdon-Davies bu adamların Faşist olduğunu nereden bildiğini açıklanmamaktadır. ve genellikle P. P.

O.'un Franco ve Hitler'den para alan gizli bir Faşist örgüt olduğu yolundaki genel suçlama hakkında da birşeyler söylemem gerekir. düşmana.U. P.M. 188 Ralph Bates. «Troçkizm bir siyasî doktrin değildi. Gerçekte.O.U. da «Troçkizm» in temsilcisi sayılıyordu.U. savaş üzerindeki etkileri söz konusu olduğunda.M. Komünist basında.O. Diyelim.O. resmî kapitalist bir örgüt. P.M. bunun altından gamalı haç belirmiş alarak gösteriyordu. P.U. şey olmaz) kasdî bir darbe indirmişti. düpedüz Faşistler'den para alan geniş bir casus örgütüydü.O. tesadüfen onların yakınında olan. bu suçlamayı destekleyen hiçbir kanıtın ortaya çıkarılmamış olmasıydı. Faşistler ve «Franco'nun Beşinci Kolu»-nun bir kısmı ile birlik kurmuş «Troçkist» bir örgüttü.'u. Daily Worker'in Şubat'ta çıkan bir sayısında bir yazarın (Winifred Bates). Başından beri dikkati çeken şey. Joaquin Maurin. Bu sağduyuya aykırı olduğu gibi. milislerinin değil.M. resmî Komünist Partisi'nin «Troçkizm» e karşı dünya çapında açtığı kampanyanın bir parçasıydı. hiç kuşkusuz. isyan patladığında. düpedüz. birçok Komünist yazarın askerî sırların açığa vurulmasını önemsiz diye düşündükleri görülür. bunun sorumluları siyasî nefreti. P.U.U.O.» P. Yine. Bu. 1936'dan bu yana önderlik yapan. Bu yüzden Winifred Bates ve Daily Worker. sonra Barselona'da dağıtılan habîs bir karikatür P.M. Bu. P. aleyhinde iftirada 'bulunma kampanyasında. Franco'nun gerisinde direnme hareketleri örgütlemeye çabalarken Faşistler'ce hapse atılmıştı.U. P. 189 . Cortes'de Franco'nun yakında gerçekleşecek isyanı için uyanda bulunan milletvekillerinden biriydi. cephe gerisinden gelen bu iftira yığınının P. Bu doğru değildi.O. en aşırı bir kişisel iftira ve. Barselona çarpışmasının Komünist yorumunun neden ciddiye alınamayacağının nedenlerini gösterdim. askerlerinin «silâhtan arınmış bölgede Faşistler'le futbol oynadıklarını» yazdı. ama muhtemelen bayan yazar doğru olduğuna inanmıştı.O. Fakat bu. çoğunluğunu Faşist ülkelerden gelmiş mültecilerin teşkil ettiği bir sürü yabancı yardımcı ve sempatizanlar. öbür birliklerin de moraline (çünkü komşu birliklerin hain olduğunun söylenmesi fazla teşvik edici bir. Savaşın patlak vermesinden biraz sonra.M. bunun yanında.. önderlerinin gerisinde devrimci bir geçmiş uzanıyordu. önce Mad-rid'te.M. söylenenin yalnızca yarısı kadar birlik bulundurduğunu bildirmesine izin verilmişti. halka karşı sabotaj ve cinayet ile uğraşan bir Faşist terörcü çeteydi. Propaganda Bakanlığı da Barselona belâsını o ölçüde objektif verebilir. tümden sorumsuzlukla yapılmıştı.U. yalnızca P. birlikleri çok ağır kayıplara uğrar ve 'benim bazı yakın arkadaşlarım ölür ya da yaralanırken. Buna ek olarak. Troçkizm. milisinin moralini bozduğundan şüpheliyim. Örneğin.U.U.O. P.M. mütevaffa Lord Carson 1916'daki Dublin Ayaklanması'nı ne kadar objektif olarak anlatabilecek idiyse. böyle bir etki doğuracağı hesaplanarak yapılmıştı. Saldırı. faşizme karşı birleşik cepheye yeğlemiş olmaktan suçludurlar.'un cephedeki kendi kesiminde. kesin bir otorite havasıyla öne sürülüyordu. New Republic'de Mr. Valencia Komünist gazetesi Frente Rojo'ya göre.M.M. U. bir gazetenin sütunlarında verilebilecek.'a karşı yöneltilen onbinlerce suçlama özetle şuna geldi dayandı: hemen tümü emekçi sınıftan onbinlerce kişi.U. Hükümet gerçekten Komünist denetimi altında olmasaydı. Bütün P.M.gazeteciler amansız bir biçimde propaganda bakanlığının merhametine kalmışlardı. yüzünden orak çekiç işaretli bir maske düşerken.U.M.M.O.O. Bazısı 1934 ayaklanmasına karışmıştı ve çoğu sosyalist eylemlerinden ötürü Lerrout Hükümeti ya da Monarşi idaresi altında hapis yatmışlardı. en önemli bilgileri teslim etmeye dünden razıydılar. ve binlerce milis.O. özellikle 1937'nin başından bu yana defalarca tekrar edilmiştir.O.'un geçmiş tarihi bu iddiayı inanılmaz kılmaya yeterdi. bu cinsten bir nesnenin savaş zamanında ortalıkta dolaşmasına izin vermezdi. Bu suçlama. P.

böyle bir nesneye dâir hiçbir belirti yoktu.U. sol eğilimli her partide oldukları gibi P. lağvedilmiş ve yasa dışı bir örgüt ilân edilmişti. Faşist-ler'den para alan bir partinin eylemleri olarak açıklamak bana neredeyse olanaksız görünüyor. 191 190 .M. Fakat bu.U. böyle bir belirti de yoktu. reformist nitelikte herhangi bir Hükümet P. Bu adamların neden doğruca cepheden ayrılmadıklarını ya da düşman tarafına geçmediklerini anlamak hayli güçtür. hiyanetten tümüyle farklı bir mevzudur. Fakat bu. Her zaman böyle bir-şeyi yapmak ellerindeydi. gibi bir partiyi baş belâsı gibi görmekte haklıydı sanıyorum. hepsinin bu entrikaya dahil olduklarını içeriyordu. Faşistler'den para alan bir parti olsaydı.M. Bir süre bütün dünya Komünist basını bu çeşit şeylerle alevlendi. Huesca'nın doğusuna yapılan öldürücü saldırıya katıldı. En azından.U.O.M. özellikle Madrid'de.M. Suçlamanın niteliği. P. Mayıs ayında işbaşına gelen Negrin Hükûmeti'nin ilk eylemlerinden biriydi. P. birliklerinin neden sâdık kaldıklarını açıklamanın bir yolu yoktur.'un daha devrimci bir politika yürütülmesi konusunda baskı yapmasının Hükümet güçlerini böldüğü ve dolayısıyla Faşistler'e yardım ettiği konusu — sonunda aynı kanıda olmamama rağmen— tartışmalıydı. fakat burada başka yerlerde olduğundan daha fazlasının bulunduğuna dâir hiçbir kanıt gösterilemez. Katalonya ve Madrid'de milis kolları kurulması için çalışan ilk örgütlerden biriydi.M.O.O. üyelerinin karılarını ve bazı durumlarda çocukları bile tevkif ettiler. hastanedeki hastabakıcıları.O.U.U.» dediği doğrudur.P. üyeleri değil. insan faşist yanlısı propaganda yapılmasını «bozgunculuk» ve bunun gibi birşey olmasını beklerdi. sekiz on bin adam 193637 kışının dayanılmaz şartları altında cephede önemli yerler tutuyordu. P. Pek çoğu hiç aralıksız dört beş ay siperde kalmışlardı.U.O. Savaş içinde faşizm taraflısı eylemlere gelince. P. daha önde belirttiğim gibi. Komünist basında yer alan bazı saldırıların.O. Besbelli.U.M. P.U.O. hepsinin benzer biçimde suçlu olduğu varsayımına dayanarak P. buna karşı direnişte seçkin bir rol oynamıştı.O. P. Gorkin ve öbürleri gerçekten Faşistler'den para alıyor idiyseler.U. Komünist basın çok büyük bir Faşist entrikası masalı yarattı..O. lağvedildiğinde Komünist yönetimindeki gizli polis.M. gerçekten bir Faşist örgüt ise.. Bu. U. P. onlarla bağlantı halinde bulunan kendi izleyicilerine düşerdi. «Faşistler'den para alanlar sıradan P. Bunları. Buna rağmen döğüşmeye devam ettiler. Burada.O.M. Çünkü Nin. yaralıları.U. Her halükârda. (21 Haziran tarihli Daily Worker çeşitli İspanyol Komünist gazetelerini özetliyor): İSPANYOL TROÇKİSTLERÎ'NİN FRANCO İLE ÇEVİRDİKLERİ ENTRİKA Barselona ve başka yerlerdeki birkaç ileri gelen Troçkist'in yakalanmasını isleyen. binlerce insanın bir iki gün içinde öldüğü. bunu bilmek Londra. Fakat. Paris ve New York'daki gazetecilerden çok.'la ilişkisi olan. sokak çarpışmalarında pek çok üyesi öldürüldü.U. önderleridir. sırf üyeleri önderlerinden koparmak için başvurulmuş bir teşebbüstü.M.M.'un Yürütme Kurulu hapse atıldığında.O. siyasî parti olarak lâğvedildikten kısa bir süre sonra. sıradan üyelerin.U.M. askerden kaçmalar özellikle çok azdı..' un içinde de Faşist casusları ve agents provocateur'leri vardı.. bazı anlarda da etkisi sonucu kesinlikle bağlayabilirdi.M. düpedüz karşı tarafa katılırdı.M. P. P.U M. ellerini atabilecekleri herkesi.O. savaş tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir casusluk olayının en korkunç parçaları ve Troçkist ihanetinin bugüne kadarki en çirkin ifşaatının ayrıntıları hafta sonunda ortaya çıktı. Yine. Gelin görün ki. milislerin vb.O.O. milisi —henüz Halk Ordusu safları arasında dağıtılmadan— olay herkesin belleğinde hâlâ taze iken.. hayli zoraki de olsa. Haziran'm 15-16'sında. düşmanla birleşmeleri ya da devamlı asker kaçakları olması beklenirdi. En son olarak.

olayın dosyalarını incelediğini. U. önderlerinin tutuklanması kararını Hükümet vermemişti. Son günlerde. P. (*) İki heyetin raporlar için Le Populaire'e (7 Eylül). Prieto delegasyondakilere hayli geniş bir biçimde.O. P. Prat Garcia ve ötekiler.M.M. İlâve olarak. P.O. Adalet Bakanı Irujo. Ağustos ayında. güyâ adına kanıt denen şeylerin hiçbirinin sağlam olmadığını ve Nin tarafından imza192 landığı söylenen belgenin «değersiz».M.» Prieto polisin öteki kanunsuz tutuklama olaylarından da söz etti.M.U. İngiliz Milletvekili James Maxton'm başkanlığındaki uluslararası bir delegasyon. Bunun sorumluları polisin başında olan kişiler değil. kabine. Bu kadarı sorunu aydınlatmaya yeterlidir.'a karşı ileri sürülen iddiaları ve Andres Nin'in ortadan kayboluşunu araştırmak üzere İspanya'ya gitti.U.M. La Fleche'e (18 Eylül).'a yöneltilen hiyanet suçlaması yalnızca Komünist basında yayınlanan makalelere ve Komünist denetimindeki gizli polisin eylemlerine dayanıyordu.Polisin elinde bulunan belgeler tutuklu bulunan 200'den fazla kişinin tam itirafları kanıtlamaktadır ki.M.U. ama onun da bir daha adı sanı duyulmadı. ama asla mahkemeye çıkarılmamışlar ve Franco ile radyo aracılığıyla haberleşme iddiaları açık ve kesin bir biçimde ifade bile edilmemişti.U.'a ileri sürülen bütün suçlamalara inanmadıklarını açıkladılar. Ruslar silâh verirken Hükûmet'in Komünist Partisi 'ni gücendirmeye kalkışamayacağını bildirdi. yazdığım gibi. önderlerini Earselona'daki Mayıs çarpışmalarından sorumlu saydığını belirtti.. İkiyüz «tam itiraf» a gelince. Berlin ile ilişkide bulunduğu. gerçekte hayalgücü kuvvetli 'birinin uydurmalarıydı. P. «işin en vahim yanı şu ki P. İçişleri Bakanı Zugazagoitia bu durumu daha da yakın terimlerle dile getirdi: «Rusya'dan yardım aldık ve beğenmediğimiz bazı eylemlere göz yummak zorunda kaldık. sanırım. Paris) ve Mc Govrn'ın Terror in Spain adlı kitapçığında yayınlandı. John Mc Govern başkanlığında başka bir delegasyon Aralık ayında İspanya'ya gittiğinde öncekilerin hemen hemen aynı cevapları aldılar.U.O. önceden bir sürü Faşist casusunda olduğu gibi. Prieto.M. Savunma Bakanı Prieto.U. Irujo. yani uydurma olduğunu sözlerine ekledi.O. 193 . herhangi bir kişiyi suçlamaya yeterli idi. P. İçişleri Bakanı Zugazagoitia. Bu ifşaatın «kanıtladığı». İspanyol Hükûmeti'nin üyelerinin çoğu.. Ve ekledi. P. böyle birşey var idiyse.O. Fakat son olarak işin özeti şuydu: olaydan altı ay sonra.M.O. Benzer biçimde Irujo polisin yarı bağımsız bir hâl aldığını ve gerçekte yabancı Komünist unsurların denetimi altında bulunduğunu bildirdi. Independent Nevos'da (219 Rue Saint-Denis. ama onlann Faşist casusu oldukları fikrini benimsemedi. Bu adamlar gerçekten hıyanet suçlusu olsalardı. Fakat Komünist basındaki dayanıksız ifadeler dışında bir kanıt kırıntısı bile ortaya çıkarılamamıştı. Bunlar. önderlerinin casusluk suçlusu olduğu kanısını hep reddettiler. Maxton heyetinin raporu. bakınız.O. bir haftada muhakeme edilir ve kurşuna dizilirlerdi. faşizme karşı olan siyasî tutukluları serbest bırakmaya karar verdi —iki azınlık oyunun sahipleri Komünist bakanlardı. beşe karşı iki oyla. görünmez mürekkep ile iletilen gizli mesajlar.U. Hapishaneler Müdürü ve Adalet Bakanı'ndan imzalı bir emir geldiği halde bile Mc Govern ve öbürlerinin Barselona'daki Komünist Parti-si'nin elindeki «gizli hapishanelerden» birine girmek için izin elde edemediklerini bilmek hayli ilginçtir (*). Madrid'deki gizli Faşist örgütüyle işbirliği yaptığı idi. önderlerinin çoğu hâlâ hapisteydi. olağan gelenekleri uyarınca Komünistler tarafından gizlice yanlarına sokulan. onların çevresindeki adamlardı.U. P.O.M. Baş Savcı Ortega y Gasset. bu tutuklamalar polisin kendi otoritesini kullanması ile yapılmıştı.» Polisin bağımsız hareketlerini gözler önüne sermek için. P. önderlerinin telsizle Franco'ya askerî sırları aktardığı.O. N harfi ile (Nin anlamına) imzalanmış esrarlı bir belge ve bunun gibi şeylere dâir heyecan verici ayrıntılar vardı. Dahası var.

P.S. Gestapo ajanı. devrimci bir aşırılık taraftarı olan kimse. İngiliz Komünist basınında Maxton «emekçi sınıfının reaksiyoner düşmanı» haline geldi —bu sözün.'un gerçekten Faşistler'e casusluk eden bir örgüt olduğuna inanmak çok güçleşiyordu — meğer ki. M. Savaş patlak verdiğinde.U.M.U. kesinlikle Troçkist değildi. ayrılmaz olarak kabul edilmektedir —yani. Maxton yukarıda değindiğim delegasyonla birlikte İspanya'ya gittiğinde.O.M. (III) Genellikle Sol kanat güçlerini ayıran ve giz li entrikalarla zarar veren ama özellikle S.O. diye şiddetle saldırdılar. P.'nin. Fakat aynı zamanda. Irujo.P. ama hiç biri partiye üye olmadı.C. İspanya'ya gelen yabancı Troçkistler (onbeş yirmi kadarlardı) kendi fikirlerine en yakın gelen parti olduğundan önce P.M. daha serbest bir terimle.A. hiç kuşkusuz.O. İngiliz Komünistleri bu suçlamayı tekrarlamaktan dikkatle sakındılar. Fakat P. Bunu tanımlamak için azıcık duraklamaya değer. Mc Govern.U. ve Komünist basın «hainleri» suçlamada şamata yapmaya devam edeliberi altı ayı geçmişti. sonradan Troçki kendi izleyicilerine P.O.U. Maurin'in Faşistler'in eline geçmesinden sonra.'de sa botaj yapan devrimci pozunda gizli bir Faşist. Alman S. P.'un önderi olan Nin.U. Bunun nedeni hiç kuşkusuz. Verdad. çünkü Komünistler' in çoğunluğu tarafından ikinci şıktaki Troçkizm ile üçüncü şıktaki Troçkizm. «İşçi ve Köylü Bloku» ile karıştırıp birleştirerek P. yukarıda söylediklerimin karşısında. tüm Troçkist örgüt düpedüz Faşistler'in casusluk aygıtıdır.O. yerine göre öyle olabilirdi de olmayabilirdi de. Bu ayırımı yapmak önemlidir. «Troçkizm» yalnızca Ruslar'ın sabotaj mahkemeleri sırasında halkın gözüne çarpmıştı. Nin'in bir zamanlar Troçki ile işbirliği etmiş olması Komünist basında P.O.O.O. Başka bir tartışma çizgisiyle Mr. Bu söz gittikçe daha büyük bir serbestlikle ortalıkta dolaşıyor ve aşırı derecede yanıltıcı bir yolda kullanılıyor ve sık sık böyle olması isteniyor. Fransa'daki Sol Sosyalistlerin ve daha birçoklarının Faşist sayılabileceği gibi.M.M. Bu arada.O.U. Prieto.M. böyle yapmış olmaları takdire değer. bir adama Troçkist demek ona fiilen katil.U.önderleri ve onların yüzlerce binlerce izleyicileri hâlâ hapisteydiler.M.O.. Birinci anlamında P. ama onu çok seneler önce bırakmış ve çeşitli muhalif komünistleri daha eski bir parti. vb.'da çalıştılar. devrimci aşırılığı savunan herkesin Faşistler'den para aldığını mı ileri sürmek gerekiyor? Uygulamada. U.B. her kim Komünist Politikası'nı Sol-kanat açısından eleştirmeye kalkarsa «Troçkist» diye nitelenebilirdi. Üzerlerindeki baskı düşünülecek olursa.' un Troçki veya Troçkist (Bolşevik-Leninist) örgütle hiçbir ilişkisi yoktu. Buna rağmen. Troçkist sözü üç ayrı anlamda gelmektedir: (I) Troçki gibi «tek ülkede sosyalizm» e karşı "dünya devrimi"ni savunan.M. John Strachey'in bir zamanlar (İngiliz Nazi Partisi önderi) Sir OswaId Mosley ile işbirliği yapmış olmasından hareketle İngiliz Ko'münist Partisi'nin gerçekten bir Faşist örgüt olduğu da gösterilebilir.'un politikasına saldırmalarını emretti. Nihayet. agent provocateur demek oluyordu. (II) Troçki'nin başkanlığını yaptığı gerçek bir ör gütün bir üyesi. Zugazagoitia ve geri kalanların hepsinin birlikte Faşistler'den para aldıklarına inanılsın. yani kelimenin tek ve biricik tanımlanmış anlamında. muhtemelen Faşist diye tasvir edilebilir. Bunların birkaçı milis gücünde 194 kaldıysa da Troçkistler parti bürolarından tasfiye edildiler. Hal böyle olunca.U. Fakat Negrin ve öbürleri başlarını dik tutarak «Troçkisf-ler»in toptan katlini tezgâhlamayı reddettiler. Frente Rojo ve öteki İsyanyol Komünist gazeteleri ona hemen «Troçkist-Fa-şist».'un gerçekten Troçkist olduğunu göstermek için kullanılmıştı.'un «Troçkist» aldığı hikâyesine gelince. Maxton. birçok sivri denemelerle İngiliz Ko195 . İngiliz Bağımsız İşçi Partisi'nin. o sırada Troçki'nin sekreteriydi..M.U. P.'u kurmuştu. elverişli bir belirsizliği vardı. İkinci anlamda.

P. yeterli bir itirazıydı. Buna rağmen. Bir ömür boyu kendilerini bu davaya vermiş olan. Bugünün modası »TroçkistFaşist» demekse.U. «Troçki-Faşist» çığlığından başka bir iddia ortaya konmadıkça. ve P.O. niteliğindeki partiler ise yalnızca anti Komünist olmak gibi korkunç bir duruma itildiler. hiçbir tartışma olamaz. tartışma başlayamaz bile.C. bugün Fransız Komünistleri Blum'u önder olarak kabul etmekten yeterince memnun görünüyorlar. meselâ Leon Blum ve İngiliz İşçi Partisi'nin belli başlı üyeleri de dahil olmak üzere. partiler arasında her iki taraf için de bu tür öldürücü dalaşmalar. Bu tıpkı satranç oyununun ortasında yarışmacılardan birinin anîden karşısındaki için bu herif kundakçıdır ya da iki karılıdır diye bağırmasına benzer. Sosyalistler'e P. dünya emekçi hareketinde tehlikeli bir çatlamanın başlangıcı var. asgarî bir müştereğe bile ulaşılamaz. bu suçlamanın doğruluğunun yalan olduğunun ispat edilmesinin gerekli olabileceği bir ülkede tekrarlanmaması. çünkü hiçbir Komünist —yani. Gerçek şudur ki. ya görev nedeniyle. hiçbir «iyi» Komünist demek istiyorum— benim olayları doğru anlattığımı kabul etmeyecektir. Bu şartlar içinde. Örneğin. Tek umut. bunların karşıtları. en iyi ihtimalle. Kazın ayağı öyle değil aslında.U M. «Troçkist-Faşist» suçlamasının nefret ve anlaşmazlık doğurduğu kesindir.münist basınının düpedüz iftira kanunundan boylarının ölçüsünü almış olmalarıydı. Meseleye bir göz atan herkes.B. dünkü de «Sosyal-Faşist» idi.'a yöneltilen suçlamaları gereğinden fazla tartışıyorum gibi gelebilir. Eğer parti «çizgisi» ni izlerse. Fakat. işe yarayabileceğini sanmıyorum. Komünistler. Maxton gibi adamların Faşistler'den para aldığını söylemekten ne gibi bir amaç güdülebilir? Böyle bir iddianın ciddi tartışmayı olanaksız kılmaktan başka bir amacı olamaz. S. S. anti -faşizm davasına en öldürücü zararı verdiği kanısındayım.U. Komünistler'in siyasî muhalifleriyle düzmece suçlamalarda bulunarak uğraşmasının hiç de yeni birşey olmadığını bilir. Size. Ve bu arada. olayların geçtiği yerlerden binlerce mil ötede Barselona'da neler olup bittiğini benden iyi bildiğini belirtmek zorunda kalacaktır. Bu cinsten birşeyin. yanlış bir karara varmak belki de bizi yüzyıllar boyu yari-köleliğe koymak demek olabilir. ve İngiliz Komünistleri İşçi Partisi'ne girebilmek için dünyanın altını üstüne getiriyorlar.'a karşı ileri sürülenler gibi birkaç iftira daha derken bu çatlama 196 uzlaştırılamaz hale gelebilir. 197 i . bir Komünist Partisi üyesi ile Barselona çar-pışma'arımn doğru ve yanlış yönlerini tartışmak benim için imkânsızdır. Hâlihazırda. İftira hiçbir şeyi halletmiyor.O. Komünistler'le. İkinci Enternasyonel önderlerinin. faşizmin kapitalist sınıfın kesimleriyle ittifak yaparak alt edilebileceğine inanırlar (Halk Cephesi) . siyasî karşıtlığı sonuna kadar tartışmanın mümkün olacağı bir düzeyde tutmaktır.'nin askerî işgali için devâsâ bir kumpas kurduklarının «ispatlanması»ndan bu yana yalnızca altı yedi yıl geçti.M. Gerçek tartışma konusu olan nokta değinilmeden kalıyor. Bir iç savaşın muazzam sefaleti ile oranlandığında kaçınılmaz haksızlıkları ve yanlış suçlamalarıyla. tarikatçı görüş açısından bile olsa. çok önemsiz görünebilir. Komünist partilerinin üyeleri her yerde «Troçkistler»e karşı anlamsız bir cadı avının etkisine kapıldılar. Bu sorun bir çözüme bağlanmak zorundadır. benim umutsuz bir biçimde yanlış yola itildiğimi ve Daily Worker'in başlıklarına bir göz atan herkesin. Rus Devlet Mahkemeleri'nde. yalan söylediğimi ya da. Bu cinsten iftira ve ba-sm-kampanyaları ve gösterdikleri kafa yapısının. bu manevranın düpedüz Faşistler'e yeni üreme alanları verdiğini söylerler. daha Sol'u tutan ya da tuttuklarını iddia edenler arasında gerçek bir fark vardır.M.O.

bana «Bu savaş da tıpkı öbürleri gibi üçkâğıtçılıktan ibaret» diyen gazete muhabirine gidiverdi. Barselona'daki ilk günümde tanıştığım. Hiç olmazsa. bu takdirde Franco'nun bölgesindeki topraklar da dağıtılacak ve İspanya'nın bazı kısımlarında yaşayan fiilî serflik kolay kolay yeniden kurulamayacaktı. bu faşizme daha kibar bir ad takılacak ve bu. ama gittikçe daha doğru hâle geliyordu. Savaştan önceki Hükûmet'in hataları her ne olursa olsun. Fakat Franco ve Hitler'in daha çıplak ve daha gelişmiş faşizmine karşı artık bu Hükümet için çarpışmaya değmeyeceği sonucu çıkarılamazdı. yollar yapacak. kimden dayak yiyecekleri pek önemli değildi Franco ve yabancı paralı askerlerini 199 . Bu da genel hareket. safdil bir idealist açıdan görmek güçleşmişti. bir iki yıldır kâbus gibi peşini bırakmayan. ama Franco bir anokronizmaydı. şimdi Mayıs ayında bile doğru değildi. İspanya'nın yeniden örgütlenmesinden doğacak muazzam sorunlar bir yana. bir çeşit faşizm yönünde olacak demekti. çünkü kişisel özgürlük ve doğru haber veren bir basın gibi unsurlar askerî etkinlikle düpedüz bağdaşmaz.12 Cepheye dönüşümüz Barselona çarpışmaları sona erdikten üç gün sonra olmalı. 198 —burası İspanya olduğundan— Almanya'da İtalyan türlerinden daha çok insancıl ve daha az etkin olacaktı. faşizmin uluslararası prestiji sorunu vardı. Halk cephesi bir sahtekârlık olabilirdi. şimdi tepelenmelerinin zamanıydı. İspanya'da birkaç hafta geçirip de hayal kırıklığına uğramayan kimse yoktur sanırım. Diktatörlük olması zorunluydu ve bunun bir emekçi sınıf diktatörlüğü olma şansı geçmişti. Zihnim. her savaş devam ettiği her ay gittikçe artan bir çeşit yozlaşmaya uğrar. Dahası. Gazetelerin «Demokrasi İçin Savaş» tan bahsetmeleri basbayağı göz boyamacılıktı. daha sağcı bir hükümetin geçeceği (bu. Savaşın sonunda ipleri ellerinde tutacak olan Hükümet herhalde kiliseye ve feodaliteye karşı olacaktı. şehir proletaryası— için en sonunda kimin kazandığı belki pek farketmeyecekti ama İspanya en başta bir tarım ülkesiydi. Ve sonra. zâten savaş sırasında bile bu yönde birtakım şeyler yapılmıştı. Öbür yanda Franco sırf İtalya'nın ve Almanya'nın kuklası olmadığı ölçüde büyük feodal toprak ağalarına bağlıydı ve kafası küflü bir dinî-askerî tepkiye dayanıyordu. Hiç kuşkusuz. bu savaşı daha önceleri olduğu gibi. geleceğin görünüşü can sıkıcıydı. Savaş bitince İspanya öyle bölünmüş ve yıpranmış olacaktı ki. Bu söz beni derinden sarsmıştı ve o sırada doğru olduğuna inanmıyordum. böyle bir ülkede. eğitim ve halk sağlığını yükseltecekti. Gerçek şudur ki. gelişme olanakları hiç de gülpembe değildi. Topu topu iki imkân vardı: Franco'nun idaresi altında çok daha kötü bir diktatörlük ya da savaşın İspanya'nın gerçek sınırlarla veya ekonomik bölgeler biçiminde bölünmesi ile sonuçlanması— bu her zaman düşünülebilecek bir ihtimaldi. Franco'nun rejimi kesinlikle bundan daha kötü olacaktı. Meselâ. Caballero Hükûmeti'nin düşeceği ve yerine daha çok Komünist etkisinde kalacak. bir iki hafta sonra oldu). Şimdi artık insan neler olacağına dâir bir tahminde bulunmaya başlayabiliyordu. işgal ettikleri toprakların en azından bir kısmı ellerinde kalacaktı. 1930' dan beri Faşistler bütün zaferleri kazanmışlardı. bizim İngiltere ya da Fransa'da düşündüğümüz anlamıyla bile demokrasinin yaşayabileceğini aklı başında hiç kimse umamaz-dı. Kiliseyi en azından bir süre denetim altında tutacak ve ülkeyi modernleştirecekti. Nasıl bakarsanız bakın. İşçiler —yani. Yalnızca milyonerler ve romantikler onun kazanmasını isteyebilirdi. Franco tepelense bile. Çarpışmadan —hele gazetelerdeki küfürleşme maçından— sonra. bu hükümetin sendikaların gücünü hemen ve temelli olarak kırmaya yöneleceği apaçık görülüyordu. Hükûmet'in zaferinde köylülerin kesinlikle büyük yararları olacaktı.

Bunun sonucunda millet her an olur olmaz bahanelerle tutuklanabiliyordu. Smillie'yi birkaç gün alakoymaktı. Valencia'ya getirildiğini ve hapse atıldığını duyduk. «Silâh» dedikleri şeyin ne olduğunu biliyordum: şarapnel ve daha başka bir takım hatıra eşyayla birlikte. ama onlar iki yanımızda daha yüksek bir arazideydiler. Jaca yolu dolaylarındaki çarpışma sönüp gitmişti. öbür Bağımsız İşçi Partisi üyeleri geldiğinde milis gücüne girmişti. bizim cephe hattı çıkıntılı bir dik açı oluşturuyordu. Hükümet milis subayları olmadan yapamıyordu. Bob Smillie'nin İngiltere'ye dönerken sınırda tutuklandığını. Şimdi İngiliz ve İspanyol otuz kadar adamın komutanı olarak teniente görevi yapıyordum — bu rütbe asteğmene tekabül eder sanıyorum. bizim 29 uncu tümende (başka milis birliklerinde de öyle olduğuna hiç şüphe yok). Aylarca P. derslerinde göstermek için eve götürdüğü. Sonuç olarak. ama a canip atanmayacağım belli değildi. serbest bırakılan bir mahkûmdan Smillie'nin «silâh taşımak» suçuyla tutuklandığını öğrendik. Bir kez daha kanımı söylüyorum. çok muhtemelen.U. karşı tarafın nişancıları bize orada devamlı kayıplar verdiriyorlardı. ama şimdi kabul etmek zorundaydılar. tugay ve tümen komutanlarının hepsinin binbaşı olması gibi. Beni resmen subay olmam için aday göstermişlerdi. muhakeme olsun olmasın orada kahverirdiniz. P. muhtemelen Ordu subaylarına ve Harp Okulu'ndan yeni çıkanlara ayırmak için.O.O. Şimdi Negrin Hükümeti hakkında ilk başa geçtiği zamankinden daha iyi düşündüğümü söylemeliyim. tuhaf bir geçici durum vardı. Bunun sadece bir 200 bahane olduğu. tabur. yetkili makamlar o sırada resmi bildirilerin tersini söyleyecek durumdaki hiç kimseyi İspanya dışına bırakmamaya aşırı bir dikkat sarfediyorlardı. hiçbirisine de binbaşıdan yüksek rütbeleri vermiyorlardı. uygulamada— habeaş cor-pus diye bir şey yoktu. Smil'ie geçen Ekim ayından beri İspanya'daydı. savaşın başında kullanılan türünden ilkel tipli iki el bombası patlayıcı maddeleri ve patlama mekanizmaları çıkarılmıştı —sâdece çelik silindirlerden ibaret kalmışlardı ve tümüyle zararsızdılar. fazladan ödeme yapılması anlamına gelen ve milis gücünün eşitliği fikirleriyle çatışan resmî subay tayinlerine karşı çıkmışlardı. Kopp da binbaşı olma yolundaydı. İspanya'da —en azından. Nihayet. Haziran'ın ortasına kadar da yeniden başlamadı. Cephede fazla birşey olmuyordu.M. ama bu kere bizi daha sağa. Kendisini bir avukat bile göremesin diye incommunicada olarak tutuluyordu (ihtilâttan men edilmişti). muhakeme edilmek bir yana. zamanın çoğu kâhinlere gösterdiğini bana da göstermesini rastlantıya bırakacağım. O sırada olaylardan anladıklarım bunlardı. milis subayları. Neden tutuklandığını. dünya ahvâlinde. katı bir diktatörlük ile yönetilen ve en iyi adamları hapiste olan bir İspanya için bile çok büyük bir gelişme sağlanabilirdi. İngiltere'ye yapılacak bir propaganda turuna katılmadan önce üç ay cephede bulunması gerektiğini düşünerek. Fakat ben hâlâ —İspanya bölünmedikçe ki. Benjamin şimdiden yüzbaşı olmuştu. artık. Kuşkusuz. Hâlâ Huesca'day-dık. böyle bir durumda ne gibi sonuçlar ortaya çıkacağı önceden kestirilemez— savaş-sonrası hükümetinin faşist eğilimli olma zorunluluğuna inanıyorum. Yalnız bunun için dahi savaş kazanılmaya değerdi. Daha önceleri. İşin başında adamların niyeti. Tam cepheye vardığımız sırada.M ofisinde çalışmış.U. birkaç hafta önce geçici olarak ele geçirdiğimiz Faşist mevzilerinin tam karşısına yerleştirmişlerdi. Fakat belâya bakınca İspanya'da bir kere hapse girdiniz mi. Zaman zaman Faşistler üstümüze tüfek-bom201 . ama. ifadeniz bile alınmadan aylarca hapis yatabilirdiniz. Üstün bir cesaretle çarpışmayı sürdürmüş ve herhangi bir kimsenin beklediğinden daha çok siyasî müsamaha göstermişti. Barselona çarpışması daha yeni sona ermişti. Açının köşesi tehlikeli bir noktaydı. Faşist siperleri yüzelli yarda ötemizdeydi.denize dökebilsek. biz keşfedinceye kadar hayli zaman geçti. ile ilişkisi bilindiği için tutuklandığı besbelliydi.

Önümdeki kum torbaları benden taa uzaklara doğru çekildi gitti. Geceler hoş bir ılıklıkta geçiyordu. Millet çevremde toplandı. Birçok kereler ateş ettim. Bizim bölüğe bir havantopu vaad etmişlerdi. Vurulduğum zaman cepheye geleli on gün kadar olmuştu. Böyle durumlarda hep olduğu gibi telâş içindeydiler —«Kaldırın! Neresinden yaralanmış Gömleğini açın!» vb. başınızı koruyucu duvardan çıkarınca dış çizgileriyle olduğu gibi gökyüzünde belirleniyordu. ama sağ kolumun felce uğradığını keşfettim. yalnız elektrik çarpmış gibi şiddetli bir şok. Bütün bunlar bir saniyeden daha az bir zaman aralığında oldu. Aniden. Çünkü Faşist siperlerinde daha çok adam vardı ve artık daha uyanık olmuşlardı. uzun otlarla saklanmış. sonra onunla birlikte aşırı bir zayıflık. Şafak arkamızdan geldiği için. bunu ayrıntılarıyla anlatmaya değer sanırım. Bu iş. gündüzleriy-se cehennem gibi sıcaktı. eskiden olduğundan daha tehlikeli bir hâle gelmişti. koruyucu duvarın köşesinde oldu. Faşistler'in koruyucu duvarındaki bir yarığa hakim bir hendeğe geliniyordu. vb. bir patlamanın tam ortasında olmaya benzer bir duyguydu bu. Hendekte bir tüfek dayanağı yapmıştık. Nöbet değiştirmeye hazırlanan askerlerle konuşuyordum. dikenli telin hemen dışına teneke kutular serpiştirmişler. Buna çok benzer bir hissi yıldırım çarpmasında duyabileceğinizi tahmin ediyorum. Muazzam bir şok hissettim —acı falan yoktu. ama bangırtı ve patlama yüzünden yanıbaşımda bir tüfeğin kazayla ateş alarak beni yaraladığını sandım. Birini vurup vurmadığımı bilmiyorum— çok muhtemelen vurmamışımdır. Yüzlerce yarda sürünerek. Amerikalı gömleğimi kesip açmak için bir bıçak istedi. Kendimi uyuşuk ve sersemlemiş hissediyordum. Bu korkunç bir patlama sesi çıkarıyordu —geldiğini duymadığımız için sinir bozucuydu ama gerçekte tehlikeli değildi çünkü yerde açtığı çukur ancak bir çamaşır leğeni kadardı. o saatler her zaman tehlikelidir. Vurulduğumu hemen anladım. Gündüzleri silâhtan arınmış bölgedeki gizli bir yerden ateş ediyorduk. Dört gözle bunu bekliyordum. İki gündür sağanak halinde yağmur yağıyordu. sabahın beşinde. Silâhtan arınmış bölgedeki meyva bahçelerinde kiraz çiçekleri ağaçları bembeyaz donatmaya başlamıştı. Kabaca. düşüyordum. Geceleri herzamanki gibi devriye geziyorduk —bu iş. çıkarmaya çabaladım. Karımın sevinmesi gerekir diye düşündüm— büyük muha203 . onu en aşırı bir canlılıkla hatırlıyorum. Barselona'dan getirdiğimiz temiz giyeceklere rağmen hemen bitlenivermiştik. Ağrılı sızılı olmadığım için belli belirsiz bir tatmin duydum. Yeterince beklerseniz genellikle haki giyimli bir şeklin çabuk çabuk yarığın bir yanından öbür yanma koştuğunu görürdünüz.basıyla yada buna benzer bir silâhla ateş açıyordu. Vurulmadan önce konuşmakta olduğum Amerikalı nöbetçi ileri doğru atılarak «Hay Allah! Vuruldun mu?» diye sordu. Gürültülü bir bangırtı ve bütün çevremde gözkamaştırıcı bir ışık parıltısı oldu gibi geldi. sivrisinekler can sıkmaya başlamıştı. bir çatırdı duyduklarında makineli tüfekleriyle veryansın ediyorlardı. Gelin görün ki. Hemen arkasından dizlerim büküldü. siperlerimiz suyla dolup taştı. koruyucu duvar bir ayak kadar suya battı: bundan sonra günlerce hiç sapı olmayan ve teneke kaşıklar gibi bükü-lüveren İspanyol kürekleriyle yapışkan çamuru eştik durduk. ağır yaralandığımın bilincindeydim ama olağan anlamında hiçbir ağrım sızım olmadı. Fakat Faşistler ateşin ne yandan geldiğini kestiremedikleri için bu oyun hayli eğlenceli oluyordu— ve ergeç birini yakalayacağıma kesin kanaat getirmiştim. ava giden avlandı— bir Faşist nişancı vurdu beni. sözümün ortasında birşeyler hissettim— ne hissettiğimi aktarabilmek çok güç olmasına rağmen.tüfek konusunda çok kötü bir atıcıyım. Bir mermiy202 le zımbalanma tecrübesi hayli ilginç olduğundan. Cebimde bir bıçak olduğunu biliyordum. hiçliğe doğru bir itilme duygusu. ama neyse ki canım acımadı. başımı yere vurdum.

Sedye taşıyıcımız Hanry Webb. beni zımbaladığını biliyor muydu 204 ve daha bunun gibi sorular aklıma geldi. Cankurtaran arabasına kadar eğri büğrü kaygan keçi yollarından birbuçuk mil ile dünya kötüsü bir yürüyüş yapmak gerekiyordu. Faşist olduğuna göre ben de cnu vurabilirdim diye düşündüm. Ancak bundan sonra neremden ve ne derecede yaralandığımı merak etmek aklıma geldi: hiçbir şey duymuyordum ama merminin vücudumun ön tarafında bir yere saplandığının bilincindeydim. bir morfin iğnesi yaptı ve beni Sietamo'ya gönderdi. sonra küfretmemeye çabalıyordum. Herşey gözüme bulanık görünüyordu. Adama karşı hiçbir kızgınlık duyamıyordum. dediler.yumurta. İspanyol mu yoksa yabancı mıydı. ama hâlâ korkunç canım acıyordu —hareket etmekten âcizdim ve durmadan kan yutuyordum. Ben bu durumdayken. İnsanın başına kan götüren iki ana damardan biri kesildiğinda daha ne kadar yaşayacağını merak ettim. Sietamo'daki hastaneler kural olarak yaralıların Barbastro ve Lerida'ya gönderilmeden önce. bana çok iyi uyan bu dünyadan ayrılıyor olmanın şiddetli üzüntüsüydü. arkamda bir İspanyol'un «kurşun boğazından girip ensesinden çıkmış» dediğini işittim. Bir iki gün önce bir yaralı aşağı taşınırken yardım ettiğim için o zahmetin nasıl birşey olduğunu biliyordum.rebe geldiğinde ölmekten kurtulayım diye hep yaralanmamı isterdi. İkinci düşüncem. Anlayışla karşılanacak şey: ilk aklıma gelen karım oldu. Bazı yerlerde siperlerimizi saçak gibi kaplayan kavakların yaprakları yüzüme sürtünüyordu. Kan ağzımın kenarından sızıyordu. çünkü insanın ölürken duyularının daha keskinleşmediğini biliyordum. birkaç saat alakonuldukları alelacele inşa edilmiş tahta kulübelerdi. gümüşî kavakların yetiştiği bir dünyada yaşamanın ne iyi bir şey olduğunu düşündüm. sedyeyi ter dökerek omuzlarında taşıyan zavallı dört arkadaş için üzüntü duymaya başladım. herhalde. Sedye getirilirken beni tekrar yere yatırdılar. Fakat bir yandan da kolumdaki sancı şeytanî bir ıstırap halini almıştı. «Aortum parçalanmış olmalı» diye düşündüm. Konuşmaya çabalayınca sesimin olmadığını farkettim. Bu budalaca talihsizlik beni öfkeden deliye çevirdi. Bunu bütün canlılığıyla duyacak kadar zamanım vardı. ama onu esir alıp şu anda kaışıma getirseler yalnızca iyi nişancılığını kutlardım. ağzımdan yalnızca zayıf bir mırıltı çıktı. çünkü her sıkı nefes alışımda ağzımdan köpük köpük kan geliyordu. ama sancının varlığı içime güven getirdi. üstelik çarpışmada bile değildik! Beni vuranın ne biçim bir adam olduğunu da düşündüm. O sırada kolumu düşerken kırmış olabileceğim aklıma geldi. Nasıl da anlamsızdı! Siperlerin köşesinde. bir saniyelik dikkatsizlik yüzünden vurulmak. küfrediyor. Ne var ki. Gitgide kendimi daha iyi hissetmeye. sargı beziyle. gerçekten ölmekte olan birinin aklından geçenler daha farklı olabilir. eğitim görmemiş hemşirelerin nizamî hastane yemeğini— çorba . Normal zamanda domuzuna can yakan alkolün yaraya su gibi gelen hoş serinliğini duyuyordum. muhtemelen birkaç dakikadan fazla değil. tam İspanyollar'a 205 . Boğazından. her ne denirse densin. yağlı yahni ve bunun gibi şeylerden oluşan— muazzam bir yemeği boğazımdan aşağı zorlayarak yedirmeğe kalkışmaları ve ben yutamayınca da pek şaşırmaları. ama ikinci bir denemeden yaralandığımı sormayı becerdim. Kesinlikle öleceğimi düşünmem iki dakika kadar dürmüş olmalı Bu da çok ilginç oluyor -yani böyle bir durumda insanın aklına neler geldiğini bilmek hayli ilginçti demek istiyorum. Merminin boğazımı delip geçtiğini öğrenir öğrenmez işim bitik diye düşünmeye başlamıştım. Beni kaldırdıklarında ağzımdan bir dolu kan boşandı. Boğazımın ortasına kıuşun yiyip de canlı kalan bir insan ya da hayvan hiç işitmemiştim. Morfinin etkisiyle sersemlemiş bir haldeydim. Doktor yarayı yeniden sardı. ilk yardım işlerinde kullanılsın diye bize verdikleri küçük alkol şişelerinden birini getirmişti. Felce uğrayan kolum yeniden canlanıp acımaya başladığında beni sedyeye daha yeni yatırmışlardı.

içinde küçük kırmızı ve gri renkli balıklar bulunan bir havuz vardı. bıçağını». Tanrı bilir nasıl ıstırap çekti. yaralanışıma çok üzüldüklerini göstermenin bir yolu olsun diye anîden. kurtulamaz ölür denirdi. Hastane alanı içinde bir bahçe ve bu sevimli bahçede. Her nedense kolum aşağı sarkık olduğunda daha çok canım yanıyordu.yaralı bir arkadaşlarını görmeye geldiklerinde beni tanıdılar. Bam. Tam İspanyollar'a yaraşır bir davranış! Şehrin hiçbir yerinde tütün bulunmadığını ve bana verdikleri tütünün bir haftalık istihkakları olduğunu sonradan öğrendim. Bizi sedyelerimize bağlamayı unutmuşlardı. in-san el ayak gibi bir yerinden yaralanışa iyileşir. Cankurtaranın köşesinde oturan bir başka yaralı her tarafa kustu. bir kolum askıda olduğu halde. tabancalar ve bunun gibi şeyler cephede çok ender bulunuyordu. yaralılar biribirine değecek kadar yakındı. ama sigaranın kıt olduğu bir dönemdi ve oralarda hiç sigara yoktu. İngilizce konuşan Hollandalı bir Komünist. düşerken kendi kendime verdiğim hasardan ötürü iç ağrıları duydum. yaralının avadanlığı içinde elden ele gönderilirse yarı yolda bir yerde çalınacağı da garantiydi. Merminin yarattığı büyük şok. Lerida'da işlerin nasıl yapıldığı. birkaç saat için cepheden ayrılma izni almış iki arkadaş yanıbaşımda belirdi. Ekim çarpışmalarında korkunç yaralanmış. tabancanı ve elektrik fenerini istiyoruz. Lerida'da beş altı gün kaldım. ceplerindeki bütün tütünü çıkarıp verdiler ve ben daha geri vermeye fırsat bulamadan da kaçıp gittiler. Yarası yüzünden. Ne yapacağını bilmez bir tavırla yatağın yanında ayakta durarak birşeyler söylemeye çabaladılar. Anlaşılan mermi yaraları hep böyle oluyor. Hasta. her zaman daha yavaş bir hızla çarpan. bana Aragon cep207 . Neden böyle olduğu şimdi kafama dank etti. ama öteki biçare asker yerde oradan oraya savruluyordu. Bir sigara istedim. gelip benimle arkadaşlık etti ve bana ingiliz gazeteleri getirdi. verilen ilâç idrarını zümrüt gibi yemyeşil yapmıştı. O ne seyahatti! Bu savaşta. Çok geçmeden. Bir de. bir kısmımızı bir trene doldurdular ve Lerida'-ya gönderdiler. sesim neredeyse tümüyle kaybolmuştu ama asıl merminin açtığı yara yüzünden bir an bile acı duymadım. büzülen bacaklarından biri benim koluma kadar incelmişti. Bütün taşınabilir mallarımı alarak çekip gittiler. yatağımdan kalkabiliyor ve ortalıkta dolaşabiliyordum. Birkaç gün sonra. bir yolunu bulup Lerida'daki hastaneye yerleşmeyi becermiş ve hemşirelerden biriyle evlenmişti. hastanede bir İngiliz olduğunu duymuş. Onun sidikşişesi koğuşun görülecek şeylerinden biriydi. «Merhaba! Hayattasın ha? İyi. İkisi de onsekiz yaşlarında birer çocuktu. dan! Bu yolculuk. Benim koğuşumdaki yaralılardan bazısının varaları in206 sana korku veriyordu.göre bir davranıştı. Cepheye gelişimin haftasına tanıştığım iki milis . varsa. İç kanama geçiren hiç kimse. senin saatini. Saatlerce orada oturur. balıkları seyrederdim. Barbastro'daki hastane çok kalabalıktı. Akşam olurken. çentikli şarapnel ya da bomba kıymıkları muhtemelen insanın canını domuzuna yakar. yaralı ve normal sivil hastaları karmakarışık büyük bir hastaneydi. Yanımdaki yatakta siyah saçlı genç bir çocuk. birkaç cankurtaran arabasını dolduracak sayıda yaralı ve hasta adam toplanınca bizi Barbastro'ya yolladılar. Biri yaralandığında hep böyle oluyordu —üzerindeki bütün eşyaları hemen bölüştürülürdü. ama karından vurulursa hep. ağır kamyonlar tarafından delik deşik edilmiş ve savaşın başındanberi hiç tamir görmemiş millerce yol boyunca çalkalandıktan sonra bu işten sağ çıkamazdı. güm. Bir zaman. Biz. bilmediğim bir hastalıktan yatıyordu. bu doğru bir şeydi de: çünkü kol saatleri. Sıkı sıkı tutunmak için benim sol kolumda yeterince kuvvet vardı. Ertesi sabah. beni ilk çocukluk yollarımın Beyaz Şehir Sergisi Lunaparkı'ndaki bugi-vugi denen korku verici şeye geri götürdü. duyuyu yerel olarak yok ediyor.

çorba. Bizi toparlayıp otobüslere doldurdular ve istasyona götürdüler. oturacak yerleri tahtadan. Yaralılar haftalarca abdeste çıkamadan bırakılıyor. Fakat iki kötü hata vardı ki. Bunun sonu. bir kimse yerinden oynatılamayacak kadar kötü yaralanmadıkça hiç bir bakım yapılmıyordu. Kolu ezilmiş bîçâre bir çocuğun bana. savaştan önce hemşirelik işini başlıca rahibelerin görmesinden ileri geliyordu. yaranın bir tarifi de dışına kurşun kalemle yazılıyordu. Fakat. şimdi hayatta olabilecek yüzlerce ya da binlerce insanın bunların yüzünden öldüğüne hiç kuşkum yok. hastalara da veriyorlardı. benim koğuşumdaki yaralıların Barselona'ya gönderileceği duyuruldu. hastane treninin manana (yarın) Barselona'ya hareket edeceğine dâir söylentiler dolaşıyordu. İspanya'da eğitim görmüş hemşire yoktu. sırf ben durumu açıklamak için ikinci bir telgraf çekeyim diye. ilâç ve araç kıtlığı da pek yoktu. Birisi. Sağlam insanlara verdikleri yemeğin aynısını. hattâ bazen hiç olmuyordu. Bunun sonucunda. ama ulaşım zorlukları yüzünden oraya varana kadar bir hafta on gün geçiyordu. yaralıların çoğu hiç durmadan doğruca Barselona ya da Tarragona'ya gönderilirdi. Bazı yönlerden hastaneler çok iyiydi. size Barselona'da bakacaklar» diye söylenerek hızla yatağınızın yanından geçip gidiyorlardı. o da arada sırada yapılıyor. evet. omlet. Lerida ve taşka yerlerde sürünüyorlar ve bütün bu zaman boyunca sargı bezi yenilemek dışında hiçbir tedavi görmüyorlardı. Hastanelerde yiyecek çok iyiydi— gerçekten fazla iyiydi. Tam tren hareket ederken bizimle birlikte yolculuk eden hastane emireri Barselona'ya değil de Tarragona'ya gideceğimizi lâf arasında söylemez mi! Makinist fikrini değiştirmişti. Bir sabah. üç haftadır yüzünün yıkanmadığını söylediğini hatırlıyorum. belki de bu. sıcak ve sarsıntının etkisiyle haşat oldular. yeterli hemşire noksanıydı. alelade üçüncü sınıf vagonlara bindirmişler di. Bizi.hesindeki hastane sistemini kavramak olanağı verdi —öteki cephelerde de durum aynı mıydı bilmiyorum. yağlı börekleri. Doktorlar becerikliydiler. İspanyol hemşirelerinden şikâyetçi değilim. Karıma. Birinin yolda yarayı muayene etmesi hemen hemen olanaksızdı Birkaç doktor işle başa çıkamıyordu. Kahvaltı sabah altı sularında veriliyor. «Evet. İspanyollar'm hafif yemek (perhiz) denen şeyden haberleri yoktu anlaşılan. Kendi kendime Tam İspanyollar'ın yapacağı bir iş!» dedim. adamların çoğu ağır yaralıydı. ama korkunç câhil olduklarına hiç kuşku yok. Kural olarak yaralı ongün sonra Barselona ya da Tarragona'ya varıncaya kadar alçı yerinden oynatılmıyordu. bu kere de treni bekletmeleri yine İspınya'nın şanına lâyıktı. yahni. birçoğu yerlere kustu. hep zeytinyağıyla vıcık vıcık aynı ağır. asıl İspanyollar'a en yakışanı. Lerida'da yemekler müthişti. Besbelli. Hastane emireri elinde keçi derisinden yapılmış su dolu büyük bir tulumla şunun bu209 . başka bir yerde olduğundan daha çok. sivil halkın çoğunun kâfi derecede beslenemediği bir zamanda oluyordu. beyaz şarap ve kahveden meydana geliyordu. kendi kendine yıkanamayacak kadar zayıf olanlar pek seyrek yıkanıyorlardı. kendi başının çaresine bakamayacak derecede hasta olanlar sık sık utanç verici bir biçimde ihmal ediliyorlardı. ama bütün bildikleri hemen hemen bu kadardı. Sietamo. Teorik olarak. hastayı tıka basa ağır yiyeceklerle doldurma geleneği vardı. Her zaman ortalıkta. cephe hattına yakın olan bütün hastanelerin aşağı yukarı sevkıyat merkezi gibi kullanılmasıydı. Yarısı çok geçmeden. Hepsi nasıl dereceye bakılacağını. öğle yemeği daha da çoktu— bu. geleceğimi bildiren bir telgraf çekmeyi becerdim. Korkunç şarapnel yaraları almış kemikleri yamyassı olmuş kimseler ve benzerleri alçıyla sargılanıyor. ekmek. çekilen telgrafın hiçbir zaman yerine ulaşmaması oldu. Barbastro Monzon. bana her zaman büyük bir şefkat gösterdiler. zannederim. 208 cunda. Öteki hata ise. yataklarından ilk bu sabah çıkmışlardı. bazısı da sargı sarmayı biliyordu. İspanya'da.

«İtalyan bunlar». İnsan orada ne yaralar görür! Belli bir takım yaraların tedavisinde en son tıb buluşlarına uygun olduğunu sandığım bir yol kullanıyorlardı. açık yük vagonları üstüne sahra topları sıkı sıkıya bağlanmış ve öbek öbek bir sürü adam bunların çevresinde toplanmıştı. tadını hâlâ hatırlarım. Sonradan bunların Mart ayında Guadalajara'-daki büyük zaferi kazanan birlikler olduğunu duyduk. birgün yavaş yavaş hareket ederek kumsala kadar yürümeyi becerdim. böyle soyunmadan. gururla cepheye giden bir tren dolusu taze adam. koskoca bir göğüs zırhının boyun deliğinden çevresine endişeli gözlerle bakan. kirli suratlı bir kafanın çıktığını görüyordunuz. Nihayet. kalabalığın selâmlarına böylesine zarif bir biçimde karşılık veremezdi — trendeki adamların yarısı şarap şişelerini kafalarına dikmiş olmalarına rağmen. cepheden ayrılışımdan sekiz dokuz gün sonra yaramı muayene ettiler. Otuz yaşlarında canlı ve yakışıklı bir doktor beni iskemleye oturttu. dudaklarının arasına yerleştirilmiş küçük bir tübün arasından nefes alıyordu. Yeni gelen yaralıların muayene edildiği ameliyathanede ellerinde kocaman makaslarla doktorlar. korkarım. Bizim tren istasyona girerken Uluslararası Tugay'dan adamlarla dolu bir asker treni ayrılıyor.nun ağzına su fışkırtarak. gülümseyen yüzler. denizden bir taş atımı uzaklıkta kıyıya paralel uzanıyordu. Bu. Gücüm yerine geliyordu.» dedi. ne de olsa savaş görkemli bir şeydir. bu sığ ve ılık denizde imkânsız diye düşünülse de. 210 Tarragona'daki hastane çok büyük ve bütün cephelerden gelmiş bir sürü yaralıyla doluydu. Bizim katardan ayakta duracak kadar iyi olanlar. köprücük kemikleri ve daha bilmem nereleri parçalanmış adamların cephe gerisindeki sargı yerlerinde yapılmış alçıdan zırhlarını kesip atıyorlardı. Tarragona'da üç dört gün kaldım. yine de zariftiler. açık yük vagonları üstünde her zamanki gibi insanın yüreğini yerinden oynatan toplar. başı tülbentten yapılmış bir çeşit küremsi miğfer içindeydi. uçuşan kızıl boyunbağları — bütün bunlar masmavi denişin önünden yavaşça kaydı gitti. Yarayı tümüyle açık ve sargılanmamış bırakıyor. İtalyanlar geçerken tezahüratta bulunmak için vagonun öbür yanma yöneldiler. gözlerini bir sağa bir sola oynatarak tülbentin arasından bakıyor ve hiç konuşmuyordu. «Extranjeros . silâhların uzun namluları eğilmiş. köprünün üzerinde halk da onlara el sallıyordu.tıklım tıklım da doluydu.Yabancılar. Tülbentin altından yarı iyileşmiş yaranın kırmızı pelte gibi etini görüyordunuz. Bu adamların çoğu topu topu birkaç hafta sonra Huesca'da öldü. heryere yayılmış cesede benzer şekiller arasından kendine yol açıyordu. pencerelerde birbiri ardınca esmer. Başka hiçbir milletin insanları kendi aralarında böyle güzel gruplaşa-maz. Sarı akşam ışıkları altında geçip giden trenin manzarasını hafızamda özel bir canlılıkla saklıyorum. bir haftalık sakalı uzamış. İtalyan oldukları besbelliydi. Mamafih. Dünya kötüsü bir suydu bu. allegorik savaş tablosu gibiydi. Bu çok uzun bir trendi . deniz banyosu yapanlardan birinin boğulduğunu gördüm. yavaşça gözümüzün önünden kayan sakat adamlar ve bütün bunlar olurken. ancak teller üzerine gerilmiş tülbentten bir ağla sineklerden koruyorlardı. Cephe. Yüzünden ve boğazından yaralanmış bir adam vardı. Pencereden bir koltuk değneği sallandı. Birisi. sargılı kollar kızıl selâmı verdiler. Deniz kıyısındaki hayatın neredeyse eskiden olduğu gibi aynı biçimde sürüp gittiğini görmek tuhafıma gitti: şık kahvehaneler boyunca piyasaya çıkmalar. ama böyle yaralara bakmak özellikle dehşet vericiydi. kurtulması çok güç olan bir duygunun yeniden yaşanması. ağzı kapalıydı. kaburgaları. dilimi kaba bir 211 . bir süredir izindeydiler ve şimdi Aragon cephesine transfer oluyorlardı. Bîçâre çok yalnız görünüyor. Tarragona'ya güneş alçalırken vardık. sanki birkaç mil ötede insanlar savaşmı-yorlarmış gibi denize giren ve açılır kapanır sandalyelerinde güneşlenen o yörenin tombul burjuvazisi.

kızlar kahvehanelerde bağış toplama kutularını şangır-datıyor. baş parmağım hâlâ uyuşuk — bir boyun yarası için hayli tuhaf bir etki. hemşireler. doktorlar. ortam sizi.bez parçasıyla yakaladı. boynundan yaralanıp da hayatta kalan birinin dünyanın en talihli yaratığı olduğunu temin etmekten geri durmadılar. yine de. belirsizlik ve üstü kapalı nefret havası. Basın sansürü yüzünden. «Ne zaman yeniden sesime kavuşacağım?» diye sordum. «Sesin mi? dedi. korku. gırtlağıma bir dişçi aynası soktu ve «Ee!» dememi buyurdu. zaman doktorun yanıldığını gösterdi. ben de neler olabileceğini henüz kafamda bile canlandıramıyor-dum. Bir tanesi büyük bir otorite havasıyla bana. Bu durum insanı Hükümetin ikiyüzlü 213 212 . ama sonradan öbür ses teli durumu «telâfi» edince. Henüz birşey olmuyordu. Mayıs çarpışmaları. aradan beş ay geçmiş olmasına rağmen. O sırada rastladığım herkes. Âdeta. Practicantes. Ama ben hiç yaralanmamış olmanın daha bir talihlilik sayılabileceğini düşünmekten kendimi alamıyordum. sesim hızla normale döndü. bütün zamanınızı kahvehane köşelerinde fısıl fısıl konuşarak ve yan masada oturan adamın polis ajanı olup olmadığını merak ederek geçiriyordunuz. 13 Barselona'da bu son haftaları geçirdiğim sırada. Sesin hiçbir zaman geri gelmeyecek!. acısı sonradan çıkan. Dilim kanayıp gözlerim yaşarıncaya kadar boğazımdan içeri bakmaya devam ettikten sonra bir ses telimin felce uğradığını söyledi.» Neyse ki. kötü birşeyler olacağı bilinci vardı. Sağ elimin parmakları da yarı yarıya felce uğramıştı. her çeşit habis söylentiler ortalıkta dolaşıp duruyordu. merminin ensem-deki bir sinir demetini delip geçmesinden ileri geliyordu. Kolumdaki ağrı. Şimdi bile. sanki gizli bir örgüte dahilmişsiniz gibi hissetmeye zorluyordu. Şehrin her yanında Bask bayrakları dalgalanıyor. «Que süette! Que suerte!» diyerek incelemişlerdi. Yaram hafiften merak konusu olmuş. Bilhassa geceleri canımın acısından bir türlü uyuyamadım. Hükümet ise durumu kurtarmak için gözle görülür bir çaba harcamıyordu. Caballero Hükumeti'nin düşmesiyle Komünistler mutlak olarak iktidara gelmişler. çünkü Faşistler Bilbao'ya yaklaşıyorlardı. ama Basklılar elle tutulur hiçbir yardım almıyorlardı. silinmez etkiler bırakmıştı. iç düzeni sağlama görevi Komünist bakanlarına verilmişti. O sırada bu fikre inanma eğilimindeydim. hastalar bana. ama. İki ay kadar bir süre sesim fısıltıdan öteye gidemedi. bir ay boyunca devam etti. geride. merminin kırmızı kan damarının «bir milimetre kadar» ötesinden geçtiğini söyledi. Bunu nasıl anladığını bilemem. belli belirsiz bir tehlike duygusu. çeşitli doktorlar dillerini şaklatarak. ellerine fırsat geçse siyâsî hasımlarını ezeceklerinden hiç kimsenin kuşkusu yoktu. Nevralji gibi feci bir ağrıydı. çıkabileceği kadar dışarı çekti. radyoda her zamanki «kahraman koruyucular» yayını yapılıyordu. Neşeli bir tavırla. Gerçekte böyle şeylere hiç karışmamış olsanız da. Bunlardan biri Negrin -Prieto Hükumeti'nin savaşı uzlaşma yoluyla bitireceği yolundaydı. şehrin havasında kötü bir duygu dolaşıyordu —bir kuşku.

bir oyun oynadığına inandınyordu. La Batalla hâlâ çıkıyor. sansür edilen kısmının boş bırakılmayıp yerinin başka haberlerle doldurulması yolunda yeni bir kural çıkarılmıştı— bunun sonucunda neyin kesilip atıldığını kestirmek olanağı da kalmıyordu. ama çoğu kendi ülkelerinde bir şamata yapılır yapılmaz vatanlarına gönderiliyordu.U.O.M.M.P. saldırı başarısız olsa bile Franco. Kimsenin. ne bir kimse yargılanmış ne de itham edilmişti. isterse terhis kağıtlarını alıp gidebilirdi. Silâhlı Hücum Birlikleri gruplar hâlinde caddelerde devriye geziyor. öbürleri de kuşkusuz —hep Anarşist ve P. Sonraki olaylar benim bu noktada çok yanıldığımı ortaya koydu. acaba milisler gönüllü asker mi yoksa muvazzaf mı oldukları konusunda kesinlikle birşey bilmemesi. genellikle.U.O. genel durumun karakteristik bir yönüydü. Aragon cephesinde saldırıya geçil-seydi. binalarının çoğu da hâlâ kum torbalarıyla tahkim edilmiş. T. geçerli saymazlarsa hemen sizi hapse atıyorlardı.O. milisinde bulunduğumun bilinmesi bile tehlikeli olabiliyordu. ama azıcık daha çaba harcanmış olsaydı. bana P. paralarını alırken kendilerine güçlük çıkarıyorlardı. Mayıs çarpışmalarından kalan mahpuslarla doluydu.U. kışlada askerlere verilen ekmek tayını dünya kötüsü bir nesneydi.M. milise kaydolan herkes muvazzaf asker oluyor. Bir süre sonra. ordusunun bir kısmını oraya aktarmak zorunda kalacaktı.M. Gelin görün ki Hükümet. «Hazır olun» diye bildiriler dağıtıyor ve «belirli bir parti»nin (Komünistler kastediliyor) bir coup d'etat hazırladığı îmâ ediliyordu. yalnızca pasaportumu ve hastane belgemi çıkartmamı ihtar ediyordu. cepheye döndüğümüzde. Hapishaneler. Savaş boyunca dalgalanıp duran yiyecek kıtlığı çok kötü devrelerinden birindeydi. Görüldüğü kadarıyla. Solidaridad ve öteki Anarşist gazeteleri de ağır bir biçimde sansür ediliyordu. Sık sık hava ve deniz baskınları olacağından korkuluyordu. Anlaşılan Hükümet şimdi fikir değiştirmişti. Carabinero'ların Güvenlik Askerleri yoldan geçenleri durduruyor ve belgelerini soruyorlardı. bazan olmuyordu.L. Yaralı ya da izindeki P. ama öylesine sansür ediliyordu ki neredeyse var olmaktan çıkmıştı. P.N. tutulan avukatın olsun Kendisini görmesine izin verilmeyişinden başka birşey öğrenemedik. Daha önceden.O. hiç kimse emin değildi. Ekmek çok azdı ve ucuz çeşitlerine pirinç karıştırılıyordu. taraftarları— birer ikişer hapse atılınca ortadan yok oluyorlardı. asker kaçağı diye tutukluyor-lardı. ama her siren düdüğü öttüğünde —çoğu zaman bunlar yanlış verilen alarmlardı— ışıklar saatlerce karartılıyor. Katalonya'nın işgal edileceği yolunda yaygın bir korku da vardı. Şehrin çeşitli noktalarında. çekingen kimseler bodrumlara dalıyordu. sizi düpedüz hapsediyor ve genellikle orada inccmnunucado olarak tutuyorlardı. milis kartımı kesinlikle göstermememi. Gazetenin. Bunlar sınırda bazan geçerli oluyor. Uluslararası Tugay ve öteki milislerdeki yabancılar gitgide daha büyük sayılarda hapse atılıyorlardı. Süt ve 215 . Herkes.C. evine gitmeye kalkarsa asker kaçağı sayılıyordu.U. önlerine barikat kurulmuş duruyordu. milisleri ufak ufak vesilelerle cezalandırılıyordu —örneğin. hattâ «Troç-kizm» gibi mutlak bir suçlama bile yapılmamıştı.S. Birkaç ay önce milis gücüne gelip kaydolan herkes gönüllü 214 diye bilinir ve izin zamanı geldiğinde. Bob Smillie hâlâ Valencia'da hapisteydi. Bunları. hapisteki yabancı «asker kaçaklarımın sayısı yüzleri bulmuştu. Polis casusları heryerde kol geziyordu. Bilbao'nun kurtarılması olanağı yitirilmeyecekti. Güvenlik Askerleri hâlâ kahvehaneleri ve stratejik noktaları ellerinde tutuyorlardı: P. temsilcisinin olsun. cephe hattının millerce gerisinden itibaren kuvvetli savunma düzenleri alındığını ve Barselona'nın heryerinde bombadan koruyucu sığınaklar kazılmakta olduğunu görmüştüm. Fakat bu noktadan bile. iş işten geçene —hattâ Bilbao'nun düşüşüne— kadar hiçbir savunma eylemine girişmedi C. Cephenin bazı kısımlarında resmî makamlar hâlâ isteyenleri terhis ediyorlardı. I.U.

tüberküloz şüphesiyle cephe gerisine gönderilmiş 18 yaşındaki Stafford Cotman ve yamyassı olmuş kolu. belki de herkes dememem gerekir. ama iyi bir parti adamı «denilen şey». O zamanın kâbuslu atmosferini aktarmak kolay iş değil — devamlı olarak değişen söylentilerin. çünkü şu sırada.U.şeker çok enderdi. Madrid ve Barselona'daydım. on-santimlik madenî para ile ikibuçuk pesatalık banknot arasında hiçbir para birimi kalmamıştı. Bütün bunlar bir yana herkesin korktuğu başımı za gelmedi —yeni bir sokak çarpışması çıkmadı— böyle bir gelişme olsaydı.. Can sıkan küçük bir nokta bozuk para bulunma-masıydı. Bir sürü başka İngiliz vardı. sansür edilen gazetelerin yarattığı tuhaf huzursuzluk ve ortalıkta hep silâhlı adamların bulunuşu. Sanki çok kötü bir ruh bütün şehrin üstüne yayılmış gibiydi. En yoksullar için bu. devrim sırasında el konmuş. Atholl Düşesi (17 Ekim 1937 tarihli Sunday Express'de) şöyle yazıyor : «Valencia.O. hiç kuşkusuz suç yine önceki gibi P. parçalanmış bacağıyla Williams. Tımarhaneye benziyor.'un ve Anarşistler'in üstüne yıkılacaktı. Bu sanatoryumda kalanların çoğu ya cepheden çürüğe çıkarılmış ya da kol-bacak kesilmesi gibi onları sonuna kadar sakat bırakan bir yara almışlardı. Bunu aksettirmek zor iş. burada hâlâ ender görülen şeyler. Bu yüzden. her «Troçkist»in tehlikede olması eşyanın tabiatı gere(*) Pesatanın satın alma gücü 4 peni kadardı. aşırı derecede rahattı da. Elinde on pesata ile bir kadın. Siyasî hoşgörüsüzlük henüz İngiltere'de veri olarak kabul edilmiyor. giydi. Zeytinyağı almak için kuyruklarda ağaç olan kadınlara gözcülük etsinler diye dikilen atlı Güvenlik Askerleri bazan atlarını gerileterek.. Otelden otele İspanya'yı kısa sürede gezen bazı İngiliz ziyaretçiler. Şeytan'ın tepesinden İsa'ya yeryüzü ülkelerini gösterdiği söylenen garip şekilli dağ (adı da buradan geliyor). Kaldığım bütün oteller. genel havada yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu fark etmemiş görünüyorlardı. Tibidabo yakınındaki banliyödeydi: Barselona'nın gerisinde birdenbire yükselen. hâlâ İspanyol hastahanelerinde kullanılan. kadının malî durumu ise bütün banknotu harcamaya el-vermeyebilirdi. patronun beni komünist bellemesine aldırmazdım. Her üç şehirde de hiçbir biçimde zora başvurulmadan mükemmel bir düzen hüküm sürüyordu. Gözüme çarpan bir yazıda.O. «Stalinciler» baştaydı.M. milletin uçak diye takma isim uydurduğu o kocaman telden garip çerçeveye bağlanmış Arthur Clinton. tereyağı ve kahve kıtlığına rağmen yalnız «normal» ve nezih değil. yani Kıt'a Avrupası siyasetindeki o gaugster-gramafon tipi. tütün neredeyse yok olmuştu. ilk tüfek atışlarını beklerken yakaladığım zamanlar oluyordu.» Fakat.U. Kendi kendimi. bakkalın önünde kuyrukta saatlerce bekleyebilir ve sonunda da hiçbir şey alamıyabilirdi — bakkalın paranın üstünü verecek bozuğu olmayabilir. Ka217 216 . Gümüş piyasadan kaldırılmış ve henüz yeni para basılmamıştı. kadınların ayaklarına basmaya çalışarak eğleniyorlardı. Sizinle aynı fikirde olmayanları «tasfiye» ya da «bertaraf» etmek İngiltere'de henüz tabiî karşılanmıyor.M. böyle bir atmosferin temeli İngiltere'de yok. oysa İspanyollar zeytinyağını ayrı ayrı. Böyle şeyler Barselona'da ise çok doğal görülüyordu. Herkesin bunu aynı sözlerle ifade etmesi çok tuhafıma gidiyordu: «Buranın havası -korkunç. Atholl Düşesi için tereyağı bulabildiklerini ümit ederim. Zeytinyağı kıtlığı had safhadaydı. bu yüzden. Bina önceleri zengin bir burjuvanınmış. P. yiyecek kıtlığının daha da artması demekti. yarım düzine değişik amaçla kullanırlar. pahalı kaçak sigaraların dışında. Çeşitli yollardan ufak tefek siyâsî baskılar yapılıyor —bir maden kömürü işçisi olsaydım.» Şık otellerin dışında başka hiçbir şeye dikkat etmemek İngiliz seyyahlarına mahsus birşey. on pesatadan küçük bütün banknotlar da çok ender bulunuyordu (*).'un sanatoryumlarından biri olan Maurin Sanatoryumumda kalıyordum.

tıbbî yönden çürük raporu vermişlerdi. merkezine gelir gelmez bizi bir sıraya dizdiler. ama ötekilerle gitmeyi pek öyle reddedemezdim.O. Bu bir saldırı başlangıcına benziyordu. her zaman olduğu gibi yine biraz manana falan denildi.U. ağrım sızım da biraz azalmıştı. Tarragona'da cepheye gidişini gördüğüm İtalyanlar Joca yoluna hücum etmişler. sonra güneyde bir çizgi boyunca Barbastro yoluyla tekrar Lerida'ya gittim. sonra 219 . makineli tüfeklerden. Çok garip yerlerde uyuduğumu hatırlıyorum— bir keresinde hastane yatağında. Huesca'ya s'evkedilen birlikler bütün ulaşım şebekesini tekellerine almış ve herşeyi altüst etmişlerdi. sütsüz çaydan. her an yedekteki adamları çağıracak durumdaydılar.U. Kopp büyük bir neşeyle cepheden daha yeni dönmüştü. Yaralı oluşum zâten sinirlerimi bozmuştu -hep böyle olur sanıyorum— ateş altına gönderilmek ihtimali beni korkunç derecede kaygılandırdı. Monzon'a sonra terhis kâğıdımı damgalatmak için gerisin geriye tekrar Sietamo'ya. Tam çarpışmaların içinden çıkıp gelmişti ve artık Hues-ca'nm yakında alınacağını söylüyordu Hükümet Madrid cephesinden birlikler getirtmişti. Sabahları kolumun elektrik tedavisi için hastaneye başvuruyordum. bir dizi karışık ve yorucu yolculuk mânâsına geliyordu. yeniden parmaklarımı kullanabiliyordum. bir başka kere hendekte. yeniden savaşabilecek hâle ulaşmama kadar aylar geçmesi gerektiğini söylemişlerdi. korkunç bir arap saçma dönmüş. ertesi sabah hastane raporumu meydana çıkardım ve terhis işlemimi yaptırmaya koyuldum. silâhlı adamlarla dolup taşan sokaklardan. insanı bir hastaneden öbürüne dolaştırıyorlardı —Sietamo'ya. siyasî kuşku ve nefretin dehşet verici atmosferinden. Ne var ki. gazetelerde yalan dolan curcunası yaratmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı. o da Valencia'ya gitmek üzere ayrılmıştı. derin bir huzursuzlukla yere uzandım. Elinde Doğu Ordusu Komutanı General Pocas'tan aldığı bir mektup vardı —Kopp'un «güvenilir bir kimse» diye tanımlayan bu olağan mektup. yağlı böreklerden ve sigara kıtlığından— İspanya denince aklıma gelen hemen herşeyden uzaklaşmak istiyordum. Tuhaf bir işti bu —çeşitli kaslarımı ânî sarsıntılarla yukarı aşağı hareket ettiren bir dizi dikenli elektrik şoku yapıyorlardı ama iyi geliyordu galiba. Bütün bu olanlardan uzaklaşmak için gitgide kabaran bir arzu duyuyordum. Er geç biraz para kazanmanın yolunu bulmalıydım. Kopp Savaş Bakanı ile konuşmak için Valencia'ya gitmek zorunda kaldı.M. Genel Hastane'deki doktorlar bana. (Sivil hayatında Kopp mühendisti. Yine de. hava baskınlarından. gıcırdayan tramvaylardan. ama terhis olabilmek için cephe yakınlarındaki hastanelerden birinde bir sağlık heyetine görünmem ve Sietamo'ya giderek P. Olağan yöntemleriyle. Aslında böyle düşünmenin belli başlı nedenleri bencilce şeylerdi. Kopp'un dediğine göre şehir düşmeye mahkûmdu.) Benim Sietamo'ya hareket ettiğim 15 Haziran günü. (Heyhat! Düşmedi! Hücum. ben de genellikle Barselona'ya gündüzleri gidiyordum. ikimiz de yapılacak en iyi şeyin. ona istihkâm kısmında özel bir görev verilmesini tavsiye ediyordu.M. ama büyük kayıplar vererek iki tank yitirmiş218 ierdi. İngiltere'ye mümkün olabildiğince çabuk dönmek olduğuna karar verdik. Ben aşın derecede zayıf düşmüştüm. çok sayıda uçakla birlikte buraya otuz bin asker yığıyordu. Bizi bir kamyona doldurmuşlardı. Barselona'ya geri gelmem beş gün sürdü. İspanya'da kalıp başkalarının ihtiyacı olan yiyecekleri gövdeye indirmek bize fazla anlamlı gelmiyordu. Barbastro'ya. Fişek kutusunu yastık yerine başımın altına koydum.rım hâlâ Continental Hotel'de kalıyordu. ama bizi hiçbir yere çağırmadılar.) Bunlar olurken. siperlerden. Sietamo'ya gece yarısı vardık: P. milisi komutanlığında belgelerimi damgalatmam gerekiyordu.O. Bu. Cebimde hastane raporum duruyordu. bir daha hiç geri gelmemek üzere kaybolmuştu. isimlerimizi bile sormadan elimize tüfek ve fişekler vermeye başladılar. doktorlar en iyi ihtimalle. sesim o zaman sandığımıza göre.

gecenin yarısında aşağı düştüğüm çok dar bir bankta, birinde de, Barbastro'da belediyeye ait bir çeşit handa. Tren yolundan uzaklaşınca gelip geçen kamyonlara atlamaktan başka bir seyahat olanağı kalmıyordu. Yol boyunda saatlerce, bazan aralıksız üç dört saat, ağzına kadar ördek ve tavşan dolu çıkınlar taşıyan kederli köylü kümeleriyle beraber geçen her kamyona el sallayarak beklemek zorundaydınız Nihayet, insanlarla, ekmek so-munlarıyla ya da cephane sandıklarıyla tam tıka basa dolmamış bir kamyon denk düşünce, felâket kötü yollarda sarsıla sarsıla gitmeye başlıyordunuz. Hiçbir at, bu kamyonların beni hoplattığı gibi böylesine yükseğe fırlatmamıştı. Kamyonun tepesinde yolculuk etmenin tek yolu, bir araya toplanıp sıkı sıkıya biribirine tutunmaktı. Hâlâ bir kamyona yardımsız tırmanamayacak kadar zayıf olduğumu keşfedince kendimi hayli küçülmüş hissettim. Geceyi, Sağlık Heyeti'ni görmek için gittiğim Monzon hastanesinde geçirdim. Bana komşu olan yatakta sol gözünden yaralı bir Hücum Muhafızı yatıyordu. Dostça davranarak bana sigara ikram etti. Ben, «Barselona'da olsak, biribirimizi vuruyor olacaktık» deyince ikimiz de güldük. Cepheye yaklaşıldıkça genel havanın nasıl değiştiğini görmek çok tuhaf oluyordu. Siyâsî partilerin bütün ya da neredeyse bütün fena nefret duyguları buharlaşıp gidiyordu. Cephede bulunduğum sürece, bir kere bile, hiçbir P.S.U.C. taraftarının sırf P.O. U.M.'luyum diye bana düşmanlık gösterdiğini hatırlamıyorum. Bu çeşit şeyler Barselona'da ya da savaştan daha bile uzak yerlerde oluyordu. Sietamo'da bir sürü Hücum Muhafızı vardı. Bunlar özel olarak cephe için ye-tiştirilmemişlerdi; çoğu daha önceden ateş altında bile bulunmamıştı. Barselona'da caddelerin kralıydılar, ama burada ancak acemi asker quintos olabiliyor, aylarca cephede kalmış onbeş yaşındaki milis çocuklarla karışınca bozuluyorlardı. Monzon hastanesindeki doktor her zamanki dil-çekiştirme ve ayna-sokma işini yaptı ve aynı neşeli tavırla
220

sesimin suret-i kafiyede geri gelmeyeceğini temin ederek damgalı belgeyi imzaladı. Muayene olmak için beklerken ameliyathanede hiç uyuşturucu madde kullanılmayan korkunç ameliyatlar yapılıyordu —neden uyuşturucu kullanmadıklarını bilmiyorum. Ameliyatlar sürdü gitti, çığlık ardına çığlık geliyordu, ben içeri girdiğimde iskemleler çevreye fırlatılmış, yerde kan ve idrar gölcükleri oluşmuştu. En son yolculuğumun ayrıntıları belleğimde tuhaf bir açıklıkla duruyor. Geçen birkaç ay içinde olduğumdan daha çok gözleme yönelen değişik bir hava içindeydim. Yirmi dokuzuncu tümenin mührüyle damgalanmış terhis kâğıdım ve «işe yaramaz» ilân edildiğim doktor raporunu almıştım. İngiltere'ye dönmekte serbestim artık; bunun sonucunda, ilk olarak, kendimi İspanya'ya göz atmaya yetenekli hissettim. Barbastro'da bir gün geçirmek zorundaydım, çünkü günde yalnız bir tren kalkıyordu. Daha önceleri Barbastro'ya kısa kaçamaklı gözlerle bakmıştım —şehir bana düpedüz savaşın bir parçası olarak görünmüştü— gri, çamurlu, motoru gü-rüldeyen kamyonlar ve kılıksız askerlerle dolu, soğuk bir yer. Bu kere şehir, tuhaf bir biçimde, gözüme farklı göründü. Yollarda başıboş gezinirken dolambaçlı hoş caddelerin, eski taş köprülerin, adam boyunda fıçılarla şarapçı dükkânlarının, araba tekerlekleri, hançerler, tahta kaşıklar, keçi derisinden su tulumları yapan yarı yarıya yer altındaki dükkânların farkına vardım. Deriden tulum yapan bir adamı seyrederken, büyük bir ilgiyle, daha önce bilmediğim birşeyi keşfettim: bu tulumlar postu içlerinde olarak yapılıyor ve kıllar kazınmıyordu, demek gerçekte su keçi kılından süzülerek damıtılıyor-muş. Aylardanberi bunu içiyormuşum da, farkında de-ğilmişim. Şehrin gerisinde yeşim taşı yeşili sığ bir ırmak akıyordu. Öte yakada dimdik bir kayalık yar yükseliyordu, meydana getirdiği duvarın içine evler oyulmuştu, öyle ki yatak odanızın penceresinden doğruca otuz metre aşağıdaki suya tükürebilirdiniz. Uçurumun oyukla221

rında sayılamayacak kadar çok güvercin yaşıyordu. Lerida'da da eskilikten ufalanan evler vardı; çatı kirişlerine binlerce ve binlerce serçe yuva yapmıştı. Biraz uzaktan bakınca, yuvalarla kaplı duruşları rokoko çağından kalma süslü pervazları andırıyordu. Neredeyse altı aya varan bir süre boyunca böyle şeylerin gözüme hiç çarpmamış olması garipti. Cebimde terhis belgelerimle, kendimi yine bir insan, hattâ biraz da turist gibi hissetmeye başlıyordum. Hemen hemen ilk kez gerçekten — bütün ömrümce gitmeyi özlediğim— İspanya'da olduğumu anladım. Lerida'nın ve Barbastro'nun sakin arka sokaklarında, herkesin hayalinde yer eden İspanya'nın gelip geçici anlık görüntülerini yakalar gibiydim. Beyaz sierra'lar (dağlar), keçi çobanları, engizisyon zindanları, Arap sarayları, büklüm büklüm kıvrılan kara kara katır kervanları, gri zeytin ağaçları ve limon korulukları, siyah şallı kızlar, Malağa ve Alicante şarapları, katedraller, kardinaller, boğa güreşleri, çingeneler, serenadlar —kısacası, İspanya. Bütün Avrupa'da hayallerimi en çok çeken ülke buydu. Nihayet buraya geldiğim zaman da yalnız bu kuzeydoğu köşesini görmüş olmam hayıflanacak bir şey: o da karmakarışık bir savaşın ortasında ve çoğu kışa rastgelmek üzere. Barselona'ya döndüğümde geç olmuş ve ortalıkta hiç taksi kalmamıştı. Tamamen şehrin dışında kalan Maurin Senatoryumu'na gitmeye uğraşmanın hiçbir yararı yoktu, bu nedenle akşam yemeği için bir lokantaya girdikten sonra Continental Oteli'ne gittim. Babacan tavırlı bir garsonla, içinde şarap dağıtılan meşeden yapılmış bakır çemberli küçük testiler hakkında konuştuğumu hatırlıyorum. İngiltere'ye götürmek için bunlardan bir takım almak istediğimi söyledim Garson pek sevimliydi. «Evet, güzel bunlar, değil mi? Fakat bugünlerde böyle şeyler satın almak olanaksız. Kimse yapmıyor artık — kimse hiçbir şey imal etmiyor. Bu savaş— yazık!» Savaşın üzüntü duyulacak birşey olduğunda anlaştık. Bir kere daha kendimi turist gibi hissettim. Gar222

son bana nâzikçe, İspanya'yı sevip sevmediğimi, bir daha gelip gelmeyeceğimi sordu. Oh evet, İspanya'ya yeniden gelecektim. Bu konuşmanın barışçı niteliği, hemen arkasından olanlar yüzünden belleğimde çakılıp kalmıştır. Otele geldiğimde karım holde oturuyordu. Ayağa kalkarak, beni çarpan hayli ilgilenmez bir tavırla bana doğru geldi; sonra boynuma bir kolunu doladı, holdeki-lere gösteriş olsun diye yüzünde bir gülümsemeyle kulağıma fısıldadı : «Çık git!» «Ne?» «Buradan bir an önce çıkıp git!» «Ne?» «Burada dikilip durma! Çabucak dışarı çıkmalısın!» «Ne? Neden? Ne demek istiyorsun?» Beni kolumdan yakalamış ve merdivenlere doğru ilerlemeye başlamıştı bile. Aşağı inerken yarı yolda bir Fransız'a —ismini burada veremeyeceğim— rastladık. P O.U.M.'la hiçbir ilişkisi olmadığı halde bu felâketli dönemde bize çok dostluk göstermişti. Bana endişeli bir yüzle baktı. «Dinle! Buraya gelmemeliydin. Çabuk burayı terket ve birisi polise telefon etmeden biryerlere saklan.» Bak sen şu işe! Merdivenin sonuna geldiğimizde otel müstahdeminden P.O.U.M. üyesi olan biri de (sanıyorum müdürün bundan haberi yoktu), asansörde çaktırmadan, dökülen bir İngilizceyle hemen çıkıp gitmemi söyledi. Hâlâ neler döndüğünü kavrayamamıştım. Kaldırıma çıkar çıkmaz «Ne oluyor yahu?» diye sordum. «Duymadın mı?» «Hayır. Neyi duymadım mı? Ben hiçbir şey duymadım !» «P.O.U.M. lağvediliyor. Bütün binaları ele geçirdiler. Hemen herkes hapiste. Şimdiden bazı kimseleri vurdukları söyleniyor.»

223

Demek buydu başımıza gelenler. Konuşmak için biryerlere gitmeliydik. Ramblas yolundaki bütün kah-vehane'er polisle tıka basa doluydu, ama yan sokakta sakin bir kahve bulduk. Karım, ben uzaktayken neler olduğunu anlattı. Haziran'ın 15'inde polis Andrees Nin'i çalıştığı yerde anîden tevkif etmiş ve aynı akşam Hotel Faleön'a baskın yaparak, çoğu izne gelmiş milis olan, orada bulunan herkesi tutuklamışlardı. Otel hemen bir mahpushaneye dönmüş ve çok kısa bir zamanda ağzına kadar her çeşitten tutuklu ile dolmuştu. Ertesi gün P.O.U.M. kanun-dışı ilân edilmiş ve bütün dairelerine, kitaplıklarına, senatoryumlarma, Kızıl Haç merkezlerine vb. el konulmuştu. Bu arada polis ensesine el atabildiği P.O. U.M.'la herhangi bir ilişkisi olduğu bilinen herkesi tu-tukluyordu. Bir iki gün içinde, Yürütme Kurulu'nun kırk üyesinin hemen hepsi hapse atılmışlardı bile. Muhtemelen bir ikisi kaçıp saklandı, ama polis (bu savaşta her iki tarafın geniş bir biçimde uyguladığı) bir hile kullanıyor, ortadan toz olan adamın karısını rehine alıyordu. Kaç kişinin tutuklandığını anlamanın hiçbir yolu yoktu. Karım yalnız Barselona'da dörtyüz kişinin tutuklandığını duymuştu. O günden beri, tutuklu sayısının hattâ o sırada bile daha kabarık olduğunu düşünürüm. Üstelik, en garip tipler tevkif edilmişti. Bazı hallerde, polis, hastanelerden yaralı milisleri toplayacak kadar ileri gitmişti. Olanlar insanın kafasını bozuyordu. Bu allahın be-lâs. olay ne demekti? P.O.UM.'u lağvetmelerini anlıyorum, ama neden milleti tutukluyorlardı. Keşfedebildiğim kadarıyla bunun makul bir nedeni yoktu. Görünüşe göre, P.O.U.M.'un lağvedilmesinin geçmişe yürüyen (makabline şâmil) bir etkisi vardı; P.O.U.M. şimdi kanun-dışı olmuştu, böylelikle önceden üye olanlar da kanunu ihlâl etmiş sayılıyorlardı. Her zaman olduğu gibi, tutuklananların hiçbirine bir suçlamada bulunulmadı. Ama bu arada, Valencia'nm Komünist gazeteleri büyük
224

bir «Faşist oyunu», düşmanla radyo haberleşmesi, görünmez mürekkeple imzalanmış belgeler vb. hikayeleriyle yanıp yanıp tutuşuyordu. Bunlara daha önce değinmiştim. Göze çarpan şey şuydu ki, bu hikâyeler yalnızca Valencia gazetelerinde çıkıyordu; Barselona Komünist, Anarşist ya da Cumhuriyetçi gazetelerinde P.O. U.M.'un ilgasına dair tek kelime yoktu demekle bir yanlışlık yapmadığımı sanıyorum. P.O.U.M. önderlerine yöneltilen suçlamaların kesin özelliğini ilk defa, İspanyol gazetelerinden değil, bir iki gün sonra Barselona'ya varan ingiliz gazetelerinden öğrendik. O sırada, Hükümet' in ihanet ve casusluk suçlamasından sorumlu olmadığını, sonradan Hükümet üyelerinin bu suçlamayı yalanlayacaklarını bilemezdik. Biz yalnızca, belli belirsiz olarak, P.O.U.M. önderlerinin ve muhtemelen geride kalan hepimizin Faşistlerin paralı adamı olmakla itham edildiğimizi biliyorduk. Hapishanelerde insanları gizlice vurduklarına dair söylentiler dolaşıyordu. Bununla ilgili bir sürü abartma yapılıyordu, ama bazı şeyler kesinlikle olmuştur, Nin olayının böyle olduğuna hiç şüphe yok. Nin tutuklandıktan sonra Valencia'ya, oradan da Madrid'e yollanmıştı, vurulduğu söylentileri Haziran'm 21'inde Barselona'ya vardı. Sonradan söylentiler daha da belirli bir biçim aldı: Nin gizli polis tarafından hapiste vurulmuş ve cesedi sokağa atılmıştı. Bu haber, Hükûmet'in eski üyelerinden Federico Montsenys de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan alınmıştı. O günden bugüne Nin'i bir daha canlı olarak gören olmadı. Sonradan Hükümet çeşitli ülkelerin delegelerince soru yağmuruna tutulduğu zaman kemküm ettiler ve Nin'in ortadan kaybolduğunu, nerede olduğunu hiç bilmediklerini söylediler. Bazı gazeteler, Nin'in Faşist bölgeye kaçtığı yolunda hikâyeler uydurdular. Bunu kanıtlayacak hiçbir delil gösterilmemişti ve sonradan, Adalet Bakanı Jrujo, Espagne Haber Ajansı'nın kendi resmî communique(*)'
(*) Bölüm 11'de sözünü ettiğim, Maxton heyetinin raporlarına bakınız.

225

Haziran'm 20'sinde.O. belki çok önemli değildir. arkadaş ve akrabalarının hapse atıldığını bile söylemeden savaşa sürmek apayrı bir meseledir. Sonradan ne Savaş Bakanı ne de Polis Şefi Ortega'nın. Bütün bu olanların arasında.M. milislerinin tutuklanmasının bir nedeni de. cephede ben ya da bir başkası P. Haziran ayının sonlarında 29.M. bunların en sonuncusu olmalıydı. Bunun tipik örneği Kurt Landan ile karısının başına gelen olaydı. Böylesi bir şey biraz zor affedilir. bir çok arkadaşımızın başına neler geldiğini anlatmaya başladı. Dikkati çeken bir nokta. siyâsî tutukluların sayısı. Kızıl Haç merkezleri ve benzer ör226 gütleri her zamanki gibi görevlerini yerine getiriyorlardı. Tümen Komutanı General Jose Rovira Barselona'dan gönderilen bir grup polis tarafından cephe yakınlarında tutuklanmıştı. milisi hâlâ ayrı bir birimdi. Fakat. milislerin neler cereyan ettiğini öğrenmeleri hâlinde ise döğüşmeyi reddetmelerinden korkuluyordu.U. Huesca'ya saldırı başlıyordu. polisin alt rütbelerinde görülen bağımsız eylemlerdi. hiç kuşkusuz. kısa bir süre sonra kadıncağız serbest bırakıldı ve hemen arkasından yeniden tutuklanarak hapse tıkıldı. Faşistler'i katmazsak. P.O. güneyde. Bu saklı tutmanın nedeni yeterince açıktır. ama olayın gizli tutulduğuna hiç kuşku yoktur. Bazı İngilizler ve daha başka yabancılar sınırı geçmişlerdi. Önceden izin almaksızın önemli mevkilerdeki subayları tutuklamaya pek hevesliydiler. Barselona'ya izne gelmiş bütün P. İleride bir zaman canlı olarak ortaya çıkmadıkça.O. Haziran'ın 15'inde benim birlikte cepheye gittiğim grup.M. 227 . Tutuklamaların çoğu kanunsuz yapılıyor. Barselona'dan yalnızca yüz mil uzaktaki Lerida'da kimse neler cereyan ettiğini duymamıştı. çünkü levazım kamyonları bir aşağı bir yukarı gelip geçiyordu.'un lağve-dilişiyle ilgili hiçbir şey duymamıştık. Hernehâl ise. birtakım insanları.U. Nin kadar mühim bir siyâsî mahpusun kaçmasına izin verileceğini düşünmek.sini tahrif ettiğini açıkladı. onların cepheye döndüklerinde haber götürmelerine engel olmaktı. kanundışı ilân edildikten sonra tekrar İspanya'ya gelen John Mc Nair de öyleydi. ama gelip boğazıma düğümlenen bir ayrıntı var. muhtemelen bir kural olarak kendi içinde haklıdırlar da. gizlice partilerinin kapatıldığını.O.» Aradan beş ay geçtiği halde. milis komutanlıkları. Polis Şefi'nin verdiği emirlerle serbest bırakılanların çoğu hapishane kapısında yeniden tutuklanıyor ve «gizli hapishane» lere taşınıyordu. bir yerlerde saklanıyorlardı. Olaylarla ilgili hiçbir şey Barselona gazetelerinde çıkmıyordu (habire casusluk hikâyeleri uyduran Valencia gazeteleri Aragon cephesine ulaşmıyordu). Aslında. o da. Adamları protesto için Savaş Bakanı'na bir heyet gönderdiler. Sizin de gördüğünüz gibi. Başkalarından öğrendiğime göre. cephe gerisindeki gazetelerin kendilerine Faşist diye hakaret ettiğini bilmeden öldüler. Polisin en azından başlangıçta bu eylemlerin savaş üzerinde yapabileceği etkilere hiç aldırış etmediği anlaşılıyordu.M. sanıyorum. son derece zayıf bir ihtimaldir. Çılgınca birşey. Arada geçen günler boyunca bir sürü insan. Rovira'nm tutuklanmasından haberi olmadığı anlaşıldı.U. Tutuklama haberleri sürdü gitti. Haziran'm 17'sinde falan tutuklanmışlar ve «hemen» arkasından Landan «sırra kadem basmıştı. önderlerinin ihanetle suçlandığını. haberler cepheye ulaştığında böyle birşey olmadı.O. hapiste katledildiğini kabullenmek zorundayız. binleri buluncaya kadar. Olayın nasıl gizli tutulduğunu düşündükçe hâlâ şaşıyorum. Williams ve Stafford Coltman Maurin Senatoryumu'na baskın yapıldığında tutuklanmamışlardı. Bütün P. karısı muhakeme edilmemiş ve kocasından hiçbir haber alamamış bir durumda hâlâ hapisteydi. cephedekiler aradan bir hayli zaman geçene kadar hiçbir şey duymamışlardı. bundan sonra Adalet Bakanı kocasının ölmüş olduğunu bildirdi. Karım. Açlık grevine başladı. P. neler olduğuna dâir bütün haberlerin cepheden uzak tutulmasıydı.U. aylar boyu uzadı.U. Kötü haberleri askerlerden saklamanın olağan bir politika olduğunu biliyorum. Fransa'da iken.M.

ama bu cinsten birşeyin budalaca habaseti insanın sabrını taşırıyor. üzerlerine görünmez mürekkeple yazılmış mesajlar olduğunu düşünmüşlerdir. Belçika'dan izinsiz ayrıldığı ve Belçika Or-dusu'nda yedek subay olduğu halde yabancı bir orduya katıldığı ve daha önceleri kanunsuz olarak İspanya Hü-kûmeti'ne cephane imal ettiği için kendisinin bilmem ne kadar yıllık hapis cezası birikmişti. okuyucularımdan bana gelen bir miktar mektubu da götürdüler.O. 228 Bu arada karımı «yakalamadılar». Mamaafih. Samimî bir arkadaşım olması bir yana. polisin kendisini tutuklayacak kadar budala olabileceği herhalde aklına gelmemişti. Sonradan polisin Maurin Senatoryumu'nda bıraktığım bir kısım eşyalarıma da el koyduğunu öğrendim. birkaç gece önce. Eşyalarını almak için Hotel Continen-tal'e gelmiş.ama kendi yoldaşları tehlikedeyken kendisinin güvenlik içinde olmasını istememişti. Bir bohça dolusu kirli çamaşırlarımı bile alıp götürmüşlerdi. aylarca onun emri altında hizmet görmüş. Öfkelenmekle zaman kaybediyordum. hep aynı «Falan filânı götürdüler». oteldekiler bir yandan polise telefon ederken. aylardır biriken bütün gazete kupürlerini (gazete kupürlerinin ne işe yaradığını sık sık merak eder dururum). adamı kolundan tutup zindana atmak oluyordu. bütün kitaplarımızı. Geri kalanlar için. günlük not defterimi. Düpedüz İspanya'ya gelerek faşizme karşı döğüşmek için herşeyini —ailesini. Hemen herkesi kaldırıp götürmüşe benziyorlardı. Belki de. tabiî adresleri de yanımda yok.M. Ama Kopp'u hapse götüren de bu budalaca saldırıyı ciddiye almamak olmuştu. oteldeki odamızı işgal ederek arama yapmıştı: pasaport ve çek defterimiz dışında (o da bir talih eseri olarak). Sayısız tutuklamalara rağmen. ama (tahminen) kırk elli bin kişi de öyle yapmıştı. kendimin tehlikede olduğuna inanmam neredeyse olanaksızdı. son kitabımla ilgili mektup yazmış ve daha cevap alamamış olanlar bir rastgelir de bu satırları okurlarsa.'un lağvedildiğini biliyordu. memleketine dönmeye karkışırsa hapı yutmuş demekti. Karımı yem olarak kullandıkları çok açıkça görülüyordu. ama âcil bir askerî görevle cephenin yolunu tutmuş giderken. daha emin olacağı besbelliydi. polis onu tutuklamak için hiçbir harekette bulunmadı. Karımın otelde kalmasının. Hep söyleyip duruyorum : neden beni tutuklamak istesinlerdi? Ne yapmıştım ki? P. Tüm olanlar bana anlamsız görünüyordu.» anlaşılan Kopp Barselona'ya geri gelmişti: doğu cephesindeki istihkâm çalışmalarına komuta eden albaya Savaş Bakanı'ndan bir mektup getirmişti. Bütün bunlara karşılık yaptıkları. milliyetini. Bazılarına daha cevap verilmemişti. Bana.'un parti üyesi bile değildim. sabahın köründe sivil giyinmiş altı polis. «Filân falanı götürdüler» lâfları sürüp gidiyordu. Tabiatıyla Mayıs çarpışmalarında silâh taşımıştım. Ortadan kaybolmaya çalıştığı anda hemen arkasına düşeceklerdi. Bu arada. şöyle adam gibi bir gece uykusuna da fena halde ihtiyacım vardı. alelade milis erliğinden binbaşılığa yükselmişti. o sırada karım aşağıdaymış. hiç olmazsa şimdilik. 1936 Ekimi'nden beri cephedeydi. Kopp'un tutuklandığını duyduğumda çok öfkelendiğimi itiraf etmeliyim.M.O.U. George Kopp'u da tutukladıklarını duyunca. çocuğu yalan yanlış bir hikâyeyle oyalamayı becermişler. işini— feda etmişti. afalladım : «Nee? Kopp mu? Ben onu Valencia'da sanıyordum. ateş altına girmiştim. bilmem kaç kere çarpışmaya katılmış ve bir keresinde yaralanmıştı. lütfedip bu açıklamamı bir özür dileme olarak kabul etsinler. Üstelik. Mayıs çarpışmaları sırasında. Hotel Continen-tal'de kalmaya devam ettiği halde. sahip olduğumuz her bir vesikayı. kendi gözlerimle gördüğüm gibi. Bana gelince hemen saklanmanın bir yolunu bulmalıydım. Bu durum beni iğrendiriyordu. Bu tehlikeyi göze 229 . Kuşkusuz P. geçmişini de biliyordum. U. mahallî çarpışmayı önlemiş ve muhtemelen onbeş yirmi can kurtarmıştı. savaşa âit bütün hatıra eşyalarımı ve bütün mektuplarımızı alıp götürdüler.

bunlar şu günlerde insanın tutuklanmasına neden olan şeylerdi. İspanyol gizli polisinde kısmen Ges-tapo ruhundan birşeyler vardı. Allahtan burası Almanya değil de İspanya'ydı. U. hapse atılmam için yeterli bir nedendi. Savaş ya da politikaya boğazıma kadar battığımda hep böyle olur— fizikî ra231 .M. İşler olurken hiç böyle şeyler düşünmem zaten. İşte böylece karımla ayrıldık. Ertesi günü İngiliz Konsolosluğu'nda buluşmayı kararlaştırdık. Ama bir şans eseri. çünkü muhtemelen polis 29'uncu tümenin P. milisinde -görev almış olduğum gerçeği. Şimdi düşünmemiz gereken şey. Karım otele döndü. Beş gündür yollarda bitkin düşmüş.O.O. Fiilen. bayrağıyla bir grup milisin fotoğrafını yırtıp atmaya zorladı beni. düpedüz bir terör dönemiydi. Somurtkan ve canı sıkkın olduğumu hatırlıyorum. ama bunun böyle bir toptan cadı avı ölçüsüne vardırılacağım asla beklememişlerdi. Bu. P. P. üstelik kolumdaki sızıdan ayrı olarak sağlığım acınacak bir haldeydi. Sabırla bana işlerin ne durumda olduğunu açıkladı.U. bunu o kadar az tahmin ediyorlardı ki. İngiliz Konsolosluğu belki de. Sonuç olarak. Gidebileceğim hiçbir yer.M. Bütün düşünebildiklerim bu kadardı. Kuşkusuz önderleri ergeç partinin lağvedileceğinin farkındaydılar. Üzerlerinde 29'uncu tümenin damgasını taşıdıklarından. tehlikeli olan Polis Şefli-ği'ydi. Yapılacak tek şey sesimi kısmak ve P. Belirli bir eylemin suçlusu değil.O.'la ilişkimiz olduğunu sezdirmeden işleri yoluna koyabilirdi. İspanya'dan ayrılmadan önce pasaportumuzun üç ayrı yerde — Polis Şefliği'nde. ama becerisinden fazla birşey almamıştı. Karım bunu dünyada kabul etmedi.M. Mutlaka bir sürü karışıklık ve manana'lar olacaktı. bir de geride dalgalanan P. Kafamda hiçbir doğru dürüst siyâsî düşünce kurmuyordum.O.O. daha fazla İspanya'da kalmanın hiçbir mânâsı yoktu.'un hemen hiç yeraltı örgütü kurulmamıştı. U. «Troç-kizm» suçlusuydum.O. Er geç hapse atılmak gün gibi aşikâr iken. ama bunlar olmazsa. belki de. İspanya'dan çıkmanın bir yolunu bulmaktı. binalarında-ki değişiklik işlerine devam ettiler (öteki işlerin yanısıra.M. Katalon Göçmen Dairesi'nde— damgalanması gerekiyordu. Aslında ikimiz de. sığınabileceğim hiçbir ev yoktu. bu bile tehlikeliydi.U.U.M. bizim isimlerimiz de bu listedeydi. P. kanun polisin seçip belirlediği şey olup çıkmıştı. biçimindeki İngiliz anlayışına sarılmanın bir yararı kalmamıştı. Karım. bir kere içeriye girince bir daha ne zaman çıkacağınızı asla bilemezdiniz. Geceyi yatakta geçirmeyi çok arzuluyordum. Tanrı bilir — evleri polis baskınına uğramış— kaç kişi bu gece sokaklarda uyuyordu. önceleri banka olan Yürütme Kurulu Binası'nda bir sinema inşa ettiriyorlardı). en olmayacak yerlerde uyumuştum.M. yazan milis kartımı. Cottman ve Mc Nair de oraya geleceklerdi. Besbelli. sırf ne olacağını görebilmek için burada kalmayı çok isterdik.M.'a bağlı olduğunu biliyordu. Ceplerimdeki evrakları karıştırdık. üzerinde büyük harflerle P. sınıra listeden önce varmayı başarabilirdik. suçluların toplanması değil. Fakat terhis kâğıtlarımı.almak ve otele gitmek istedim.O. Kuşkusuz. Pasaportlarımızı yoluna koymak muhtemelen birkaç günümüzü alacaktı. yabancı «Troçkist» zanlılarının bir listesi vardı ve çok muhtemeldir ki. Ne yapıp ne yapmadığım fazla birşey farkettir-miyordu. kolum felâket ağrıyordu ve şimdi de bu aptal herifler orada burada peşimda koşuyorlardı —bunların yüzünden sokakta yatmak mecburiyetindeydim. herhalde saklamak zorundaydım.M. Gerçekten.M. Kanuna bağlı kaldıkça emniyettesin demektir. bu kere de asker kaçağı diye yakalanabilirdim.U.O. Fakat.'un lağvedilişine dek hergün P. Fakat İspanyol hapishanelerinin dünya kötüsü yerler olacağını önceden sezmiştim (aslında benim tahayyül ettiğimden çok çok daha kötüydüler). Fransız Konso230 losluğu'nda.'la bir ilgim olduğunu gizlemekti.U. aslında her devrimci örgütün sahip olması gereken buluşma ve saklanma yerleri yoktu. ben de kendime yatacak bir yer arayarak karanlıkta başıboş dolaştım durdum.U. bizim P.U.O.

Berber dükkânında bahşiş vermenin yasaklandığını açıklayan Anarşist ilânının hâlâ duvarda asılı olduğunu görmek tuhafıma gidiyordu. Herşeye burnunu sokan birtakım polislerin gelip de evraklarımı aramayacakları bir yer bulup uzanmak istiyordum. İlânda «devrim zincirlerimizi parçaladı» diyordu. moloz yığınlarını çevreleyen çatısız dört duvar.O. Carabineros'lar.U. devrim sırasında içi dışına çıkmış ve yakılmış bir kilise harabesine rastladım.'un kitap rafları boşaltılmış.'un lağvedildiği haberi ile karşılaşan ve evlerine baskın yapıldığı için geceyi sokaklarda geçirmek zorunda kalan P. küme küme Güvenlik Askerleri kapılara birikmişti. milisleriydi.O. Bir fincan kahve içebilmek ya da berbere girip traş olabilmek için saatlerce bekliyordum. Yarı karanlıkta etrafı karıştırdım ve uzanabileceğim bir çukur buldum.hatsızlığım dışında hiçbir şeyin bilincinde değildim ve şu Allanın belâsı saçmalığın bir an önce sona ermesi için derin bir arzu duyuyordum. Yıkık duvar yığınları yan gelip yatmak için hiç uygun olmuyor. berberlere. Önceki gün cepheden döndüklerinde P.O. Bu da düpedüz. Bunların kim olduklarını biliyordum —hattâ. milisi saklanmak ya da hapse girmekten birini seçmek zoiundaydı— cephe hattında dört beş ay geçirdikten sonra hiç de sevimli bir karşılama değil. hâlâ cephenin çamuru ve pejmürdeliği içinde. ama daha yeni kazıldığından her yanından su sızıyordu. Bu günlerde Barselona'ya dönen her P.M. heryerin çok geç açılmasıdır. Caddeler Güvenlik Askerleri.O. Plaza de Cataluna'nın köşesindeki Kızıl Yardım Mer-kezi'nde polisler pencerelerin çoğunu kırarak kendilerini eğlendirmişlerdi. olayların önemini kavrayabiliyorum.U. iskelenin yanında. P. Merkez Hastanesi dolaylarında bir yerlere vardım. Ramblas'nın aşağısındaki ilân tahtasına da P. göz232 lerini dört açmazlarsa. Geceleri avlanmaya çalışılan kaçaklar olmamıza karşın gündüzleri neredeyse normal bir yaşam sürdürüyorduk. O. Gerisin geriye şehrin merkezine doğru yürümeye başladım. binalarındaki kırmızı bayraklar indirilmişti.M. içlerinden birini tanımıştım. P. 14 Barselona gibi bir şehirde polis tarafından aranılan bir kimse olmanın en kötü yanı. Hücum Muhafızları.O. zanlılarına kucak açan —ya da hiç değilse yataklık etmesi muhtemel— her ev gözetleme altındaydı. alelade polis ve —sayılarını artık Tanrı bilir— sivil giyimli casusla ağzı233 .O.U. M. Dışarıda uyuyunca insan hep güneşin ilk ışıklarıyla uyanır. Bir sürü yol yürüdüm.U.M. çok yakın bir gelecekte zincirlerinin yerine takılacağını söylemek geldi. Bir kabuktan ibaret kalmıştı. ayakkabı boyacıları için konulmuş sandalyalara bitkin bir halde yayılmışlardı. ama tam işler karışık iken yalnızca olayın dışında kalmak istiyorum— pespaye bir özellik belki de bu. Ramblas'nın en dibinde.M.U. doğrusu. Öbür yandan gündüz vakti Barselona gibi büyük bir şehirde hayli emin sayılırdınız. Sonradan. İçimden.M. Hava baskınlarına karşı yapılmış bir sığınağı denedim. Sonra.U."a karşı bir karikatür —gerisindeki faşist bir yüzle maskeli birisi— yapıştırılmıştı.M. tuhaf bir görüntü ile karşılaştım: bir sıra milis. herhangi bir yabancının gelmesi hâlinde otel idaresinin hemen polise haber vermesi emredilmiş olduğu için bir otele ya da pansiyona gitmek olanaksızdı.U. İçinde bulunduğumuz durum hayli tuhaftı. neyse ki ılık bir geceydi de birkaç saat uyuyabildim. yerlerinde Cumhuriyetçi bayraklar dalgalanıyordu. geceyi dışarıda geçirmek anlamına geliyordu. ama Barselona'daki kahvehanelerin hiçbirisi dokuzdan önce açılmaz. P.

Sonradan ha-pise giren bir başka İngiliz arkadaşım da hapiste edindiği tecrübelerin «Bob Smillie» olayını daha kolay anlaşılır bir hâle getirdiği»ni yazıyordu. Kuşkusuz. İnsanı..O. Günde iki tas berbat bir çorba ve iki parça ekmek gibi yetersiz yiyeceklerle besleniyorlardı.M. daha sonra serbest bırakılan bir mahpustan da Smillie'nin hapisteyken hasta olduğunu kesinlikle öğrendik. ama o zamandan bu yana geçen zamanda yanılmış olabileceğimi düşünüyorum. geçici bir tedbir de değildi — bazan mahpusların dört beş ay gün ışığı görmeden kapatıldıkları da oluyordu. leri ilk şey Bob Smillie'nin öldüğü oldu. —ben Barselona'dan ayrıldıktan— birkaç gün sonra polis umumî hamamlardan birine baskın yaparak bir sürü «Troçkist»i anadan doğma bir halde yakalamış. Faşizme karşı döğüşmek için Glasgow Üniversite'sini bırakıp gelmişti ve kendi göre235 . Maurin (P. ne dereceye kadar iyi bakılmak şansına sahip olduğunu kavrayabilirsiniz. garsonların sizi tanımalarıydı. hem üstelik İspanyol hapishanelerine ben de birkaç kere göz attım. Bob Smillie yalnızca 22 yaşındaydı ve benim hayatımda rastladığım bedence en sağlam insanlardan biriydi.. kahvehane ve lokantalara gitmekten alakoyan şey. Demek ki... en iyisi zindan denebilirdi. Böylesine sağlam insanlar iyi bakıldıkları takdirde genellikle apandisitten ölmezler. her nasılsa. İngiltere'de bununla oranlanabilecek bir şey bulabilmek için. yüzyıla gitmek zorunda kalırsınız. P. vakit öldürmek ve gözden uzak olmanın iyi bir yolu olarak pek hoşuma gitti. yiyecekler azıcık düzelir gibi olmuştu).. Smillie'nin ölümü öyle kolayca affedebileceğim birşey değildir. apandisit hikâyesi belki de doğruydu. ama o da ötekiler gibi sokağa atılmıştı. şunu söylemem gerekiyor. Maurin baskına uğradığında tutuklanmadan kurtulmayı başarmış. Valencia'da bir hapishanede ölmüştü —nedenini kimse bilmiyordu. normal görünmeyi becerirseniz dikkati çekmekten kurtulurdunuz. Maalesef aynı fikir birçok kişinin aklına gelmiş olacak ki.. Cesur ve yetenekli bir gençti.O. ta 18. sanıyorum. bunlar öyle her geçeni durduramıyorlardı... Bu. Sonradan ölüm nedeninin apandisit ol234 duğu bildirildi. temsilcisi David Murray'ın cesedi görmek isteği reddedilmişti.. İngiliz olsun. Fakat İspanyol hapishanelerin ne mene şeyler olduğunu -siyâsî suçlular için hapishane haline getirilmiş yerleri— gördükten sonra hasta adamların.U.L. Asla abartmıyorum.M. Anlatılanlar inanmazlık edemeyeceğiniz derecede birbirine uyuyor. Ancak. İspanya'da kodese tıkılmış herhangi bir siyâsî sanığa sorun isterseniz. Söyledik. ama yine de. o sıralar herkesin inandığı şeydi. Ramblas'a çıkan yolun yarısında Maurin Senatoryumu'ndan tanıdığım yaralı adamlardan birine rastladım O zamanlar herkesin değiş tokuş ettiği gibi görülmez bir biçimde göz kırpıştık ve çaktırmadan caddenin daha yukarısındaki bir kahvehanede buluşmak için anlaştık. Karımla İngiliz Konsolosluğu'nda saat onda buluştum. Ce-cedi hemen gömülmüş ve oradaki I.U. O gün ve ertesi günü umumî hamamlardan birinde yıkanarak bir hayli vakit geçirdim.. Güvenlik Askerleri'nin duvarda asılı duran kocaman renkli Maurin portresini nasıl alaşağı ederek tekmeyle parçaladıklarını anlattı. İnsanlar uzanmak için bile yer olmayan odalara ağıla sokarcasma tıkıştırılıyor ve çoğunlukla bodrumlarda ve bunun gibi karanlık yerlerde tutuluyorlardı. salt işgüzarlıktan olmuş olabilir. Bu. ilk aklıma gelen Bob Smillie'nin vurulduğu oldu. Mc Nair ve Cottman de az sonra geldiler.P. İspanyol olsun siperlerde bir tek gün bile hasta olmadan üç ay geçirebilen tek kişiydi. Üstünde bir gömlekle dolaşıyordu —ceketsiz kaçmak zorunda kalmıştı— ve hiç parası yoktu. binaları yakınlarında dolaşmaktan. Bu banyo hikâyesi. Bu hapishanelere âit hikâyeleri ben çok çeşitli kaynaklardan duydum.Bu hapishanelere. (Aradan aylar geçince.'un kurucularından biri) Faşistler'in elinde mahpustu ve o sırada kurşuna dizildiğine inanılıyordu.na kadar doluydu. Murray'a cesedini göstermemeleri.

Herbiri kırkar metre karelik iki odaya yüze yakın adam tika basa doldurulmuştu. yine aynı biçimde göz kırpıştık. bütün bunlara karşılık yaptıkları şey. Hapisteki erkekleri için getirdikleri zavallı çıkınlarından yiyecekler çıkaran kadınlar görüyordunuz. cephedeki görevini kusursuz bir cesaret ve şevkle yerine getirmişti. Gözleri benimkilerle karşılaştı. ama şimdi yapılabilecek başka bir-şey de yoktu. Mahpuslar arasında Maurın Senatoryumu'ndan getirilmiş yaralılar da vardı. Burası aylardır siyâsî tutukluları hapsetmek için kullanılagelmişti. Bağırıp çağırmalar kulakları sağır ediyordu. bir dükkânın bodrum katıydı. İkisinin bacakları kesikti. şimdiden bir çok kişinin basma gelmişti. bir sürü siyâsî zulüm ve işkenceden daha çok acı doğurur. hattâ traş olmayı bile becermişti. aşırı anlamsızlığı oluyor. tamtakır eşyasızlık —yalnızca taş bir zemin. Kopp'un morali mükemmel görünüyordu. evraklarının hepsi usulüne uygundu. Sözüm ona hapishane denilen yer. benim için felâket olacaktı. Bu adamı aylarca tanımış. Kalabalık bir caddenin ortasına düşen uçak bombası. Yaşı onikiyi geçmeyen bir oğlan çocuğu da göze çarpıyordu. Şimdi ziyaret saati olduğundan ortalık kımıldanamayacak kadar insanla dolmuştu. Kocaman ve kanlı bir savaşın ortasında bir tek bireyin ölümü üstünde fazla şamata etmenin faydasız olduğunu biliyorum. yine de bir iki kereden fazla gitmek güvenceli değildi. muhtemelen. bu pis yerde üniformasını temiz tertipli tutmuş. 18. hepimizi kurşuna dizecekler sanıyorum» dedi. Boğuşarak birbirlerinin yanından geçerken karşılıklı se-lâmlaştılar. Bizi çelik kapılardan içeri götürür-lreken cepheden tanıdığım bir İspanyol milisi iki Güvenlik Askeri arasında dışarı çıkarılıyordu. İçerde ilk gördüğümüz kişi. Böyle bir ölüm olayında ise insanı hiddetlendiren şey. birini koltuk değneklerini almadan hapishaneye getirmişlerdi. bir sıra ve yırtık pırtık birkaç battaniye— ve pencerelere takılmış paslı demir kepenklerden sızan bulanık bir ışık. yüzyılın namlı İngiliz zindanlarına benziyordu: buram buram pis kokular. hâlâ çizgili kadifeden pantolon giydiği ve bundan ötürü milis olduğu anlaşıldığı için. Fazla adam tanımak. Burası. yaralandığımda benim cephe gerisine taşınma236 ma yardım etmişti. Bir çarpışmada ölmeye evet — böyle bir şey normal karşılanır. Tazerenkli tombul yüzü her zamanki gibi görünüyordu. bu jest hayli acıklı oldu. ama hayalî bir suçlama nedeni bile olmadan sırf işgüzarlık olsun diye kodese atılmak ve yalnız başına ölüme terkedilmek. Mahpuslar arasında Halk Ordusu üniforması taşıyan bir başka subay daha vardı. Hemen hepsi emekçi sınıfın en fukaralarındandı. ama onu sınırda yine de tutuklamışlardı. Neşeyle. görme iznini güçlük çıkarmadan verdiler. oğlanı hapse atmak ve sahipsiz hayvanlar gibi ölmesine göz yummaktı. Mavi üniformalı muhafızlar vızır vızır dolaşıyorlardı. Korkunç birşeydi bu. hapishaneye çok ziyaret yapınca «Troçkistler»in arkadaşı diye damgala-nırdınız ve muhtemelen sizin sonunuz da hapis olurdu. onunla aynı sığmağı paylaşmıştım. Polis gelen gideni gözlüyordu. tek ayak üstünde sekip duruyordu. O akşamüstü karımla ben Kopp'u ziyaret ettik Iniommunicado olmayan mahpusları ziyaret edebiliyordunuz. — bu bambaşka bir mesele. Böyle bir şeyin —Smillie'nin olayı istisna olmuş olsa bile— nasıl olup da zaferi yakınlaştırabileceğini göremiyorum bir türlü. İnsanların uygun sağlık tertibatı olmadan biraraya tıkıştırıldıkları zaman çıkan iğrenç kokular burnunuzun direğini kırıyordu. Bu. «Kurşun» kelimesi içime 237 . Kopp dirseğiyle kalabalığı dürterek yanımıza ulaştı. Duvarlara Visca POUM! «Viva la Revolucion!» ve benzeri devrimci sloganlar karalanmıştı.bildiğim kadarıyla. Birbirimizin yanından sanki tümüyle yabancı iki insan imişiz gibi geçip gittik. insan vücudu yığınları. «Eh. anlaşılan artık çocukları da tutukluyorlardı. birkaç gün önce vatanına dönmek üzere yola çıkan Amerikalı bir milisti. gerçekten. Kopp incommunicade değildi.

Daha yenilerde vücuduma bir kurşun girmişti. böyle resmî bir mektup Kopp'un iyiniyetini (bo-na fides) kanıtlardı. P. Karımı Kopp'la bırakıp dışarı fırladım.M. Şimdi saat beş buçuk sularıydı. Zaman akıp gidiyordu. Kopp bunu düşünmüş ve hapishaneden kaçırarak postalamamı istediği bir mektup yazmıştı. Geri ali-nabilse herşey çok farklı olabilirdi. Savaş Bakanı ve General Pozas'ın tavsiyesini taşıyan. gelip giden esrarlı adamlar. bu merdivenden yukarı çıkan. uzun bir aramadan sonra bir taksi buldum. şu merdivenden aşağı inen sonu hiçbir yere çıkmayan koridorlar boyunca döndürdüler beni. mektubun varlığını ispatlamaktı. her yere dağılmış kâğıtlarıyla karmakarışık ofislerin açık kapılarından içeri göz atmalar ve trkırdayan daktilolar. zarf Polis Şefi'nin bürosunda açıldığı taktirde alçağın biri tarafından imha edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilirdi. Çünkü yapılabilecek hiçbir şey yoktu.O.U. Neyse ki. neler hissettirdiği belleğimde canlı olarak duruyordu. Zamanın herşey olduğunu biliyordum. Konuşmanın büyük ağırlığını karıma bıraktım.'un belli başlı adamlarının —bu arada Kopp'un da— vurulacağına kesin gözüyle bakıyordum. okuyamadı tabii. ve tabiî burası İspanya olduğu için. Albayın kendisini görmedim. titreyen sesimle söylediklerimi gürültüden kendim bile duymuyordum. zaman akıp gidiyordu ve muhtemelen bir insan için ölüm kalım meselesiydi. fakat onun yardımcısı ya da sekreteri olan şık üniforması içinde büyük ve şaşı gözlü bir subay 239 . ama «kâğıt» ların anlaşılmayan sihri ile büyülenerek geçmeme izin verdi. bu. Durmadan tekrar ediyordum: «El Coronel . Kopp tutuklandığında elinden alınan evraklardan bahsetmeye başladı. mektubun hâlâ Polis Şefi'nin bürosunda olduğu söyleniyormuş. İyi tanıdığınız bir insanın başına böyle bir-şey gelmesini düşünmek hiç sevimli olmuyor. Polis bunu ele geçirmiş ve geri vermeyi reddetmişti.' un ihanet ve casusluk ile suçlandığını hepimiz biliyorduk. Fakat. Kopp öbür mahpuslar arasından edindiği arkadaşları ve muhafızları anlattı bize: bazıları iyi adam-larmış. Terhis kâğıdımı suratına doğru salladım.bir çeşit ürperti verdi. muhtemelen albay bürosundan altıda ayrılırdı.M. Fakat iş. besbelli ki. Böyle birşeyin ne kadar mühim olabileceğini hemen anladım. aradığım ofisin bunlardan hangisi olabileceğine dâir kimsenin en ufak bir fikri yoktu. Herşey. Albayın bürosu. O sırada. Savaş Bakanı'nın doğu istihkâm komutanı olan albaya yazılmış mektubu da bunların arasındaymış. buna biraz da şaştım ama lâf anlatacak birini bulabildim.O. İçeride. Sonra domuz yemine benzeyen yiyeceklerinden söz etti. Kâbus geçiriyormuşum gibi tuhaf bir duygunun içindeydim. Merdivenlerden acele acele çıkarken kapıdaki Hücum Muhafızı uzun süngüsüyle yolumu engelledi ve evraklarımı görmek istedi. P.jefe de ingenieurs. Her neyse. her katta yüzlerce ofis odasıyla kocaman tavşan kümesi gibiydi. oraya vaktinde vardım. iskelenin aşağısında Savaş Bakanlığı'nda idi. buraya gelirken Kopp kendi ülkesinin yasalarını çiğnediğinden Belçika makamlarına başvurmanın bile bir yararı olmayacaktı. yarına kadar Tanrı bilir mektup nerede olacaktı — imha edilmiş ya da sanıklar birbiri arkasından tutuklanınca ortaya yığılan evrakların kargaşasında bir yerlerde kayıp edilmiş olabilirdi.U. o da mektubun kendisine yazıldığı su238 baydı. Ejercito de Este!» Millet gülümsüyor ve zarif bir tavırla omuzlarını silkiyordu. Aklına esen beni ayrı bir yöne gönderiyordu. şahsen gidip o adamı görmek daha çabuk ve daha emin olurdu. merdivenlerin basamaklarında bir aşağı bir yukarı koşup duruşum. bazıları ise ürkek mahpusları döverek eğleniyor-larmış. merkezî bir avlunun çevresinde. Nin'in ölümüyle ilgili söylentiler daha yeni sızmıştı. muazzam bir düzmece muhakeme yapılacağını ve arkasından önder «Troçkistler»in katledileceğini haber ediyordu. Daha sonra. Onu bir ihtimal geri alabilecek bir tek kişi vardı. biz bir yiyecek paketiyle sigara getirmeyi akıl etmiştik. Yardım edemeyeceğimizi bile bile arkadaşlarınızı hapiste görmek çok korkunç birşey.

Polis Şefi'nin bürosuna gidiyorduk. şapkasını başına geçirerek sert bir tavırla kendisini izlememi işaret etti. sonra yavaşça: «Onunla cephede birlikte olduğunuzu söylediniz değil mi? Yani siz kendiniz de P. gitgide kızışan bir konuşma oldu içeride. Evet. masanın üstüne yumrukların inişi.M.U. Kopp'un mektubunu hiçbir zaman geri alamayacaktık. Casus umacılığı doruğundaydı.. olayı Kopp'un cepheye gitmesiyle ilgili görevinin çok âcil olduğu fikri etrafında yoğunlaştırıp duruyordum. cepheye acele bir görevle giderken yolda bir yanlışlık sonucu tutuklanmıştı.U. Manana dedi — hemen itiraz ettim: Manana olmaz! Durum çok âcildi. O sıralarda P. Ufak bir zafer kazanmıştık. Hikâyemi hızla anlatmaya başladım. Bunun en güçlü nokta olduğunu bildiğimden.U. İçerde giderek daha gürültülü hale gelen bir konuşma duyuyordum. birçok kereler başını salladı ve söylediklerimi üstü kapalı bir biçimde onayladı. kendimin de P. İngiltere'deki Zinovyef'in Kızıl» Mektubu uydurmacasının hemen arkasından Süvari Kulübü'ne giderek Komünist olduğumuzu ilân etmeye benzerdi.M. Halk Ordusu'ndan bir subaya böyle birşey söylemek. vb. sonunda yalnızca bir çeşit vahşi hırıltı çıkarabildim. bu. «Herşey mahvoldu.. Yürüyerek yirmi dakika çeken uzun bir yol gittik.beni sabırla dinledi. subay yeniden gözüktü.U.O. Büsbütün kaybolacak diye ödüm kopuyordu. Polisin mektubu vermeyi reddettiği açıkça anlaşılıyordu. Fakat her tutuluşumda Fransızcaya kaçan İspanyolcamla anlattığım hikâye mutlaka pek tuhaf kaçmıştır. subay görünebildi.M.O.O. Acaba sesimin neden bozuk olduğunu düşünmüştür diye sık sık merak ederim — sarhoş olduğumu mu yoksa yalnızca vicdan huzursuzluğu duyduğumu mu sanmıştı. Kopp'la birlikte aylarca hizmet görmüştüm. polis onu bir başkasıyla karıştırmış olmalıydı. En sonunda.'un Alman- îar'dan para alan bir casus örgütü olduğuna bir iki gün için olsun inanmışlardı. Küçük subay içeri girdi. Daha da kötüsü.U. milisinde.» diye düşündüm.M. omuz silkmeler.bekleme odasında benimle görüşmek için dışarı çıktı. vb. Seslerin öfkeyle yükseldiği duyuluyordu: sert sert hareketleri gözümün önünde canlandırıyordum. sesim neredeyse tümüyle kısıldı. Buraya subayımınnamına gelmiştim —Bnb. gerçekten bir yanlışlık olmuşa benziyordu. vb.O.O. En kötüsü.M.M. Mektup yerine ile241 240 . en kötüsünden korkutucu görünüşlü bir hainler kalabalığı. her nasıl olduysa. Başka bir uzun duruş. yüksek karakterli bir subaydı.U. uzun. Polis Şefi'nin çalışma odasına geldiğimizde. besbelli ki tutuklanması bir hata sonucunda olmuştu. Her neyse . muhtemelen bütün iyi Cumhuriyetçiler P.O. Küçük subay önümde asker adımlarıyla sert sert yürüyordu. hiç kuşkusuz hemen polise telefon ederek beni yakalattıracaklardı — çantada bir Troçkist daha! Bu korkularıma karşın.» «P. Kopp.'a ne gözle bakıldığını hatırlamanız gerekir.!» Sesindeki çarpılmış dehşeti size aktarabilmeyi çok isterdim. Kopp'un şu sırada cephede olması gerekiyordu. Açıkçası bu davaya bir bakmak gerekiyordu. Albaya yazılan mektup mahrem bir nitelikteydi ve gecikmeden bulunmalıydı. milisinde görev almıştınız?» «Evet» Adam döndü ve Albay'm odasına daldı. Koyu siyah gözlerini baştan başa yüzümde dolaştırdı. yüzü kıpkırmızı bir haldeydi ama elinde kocaman bir resmî zarf taşıyordu. ufaklık subay beni dinlemeye çalışmaktan halsiz düşecekti. besbelli polis ajanları... Subayın buna da aklı yatmış göründü. Ama arkasından korktuğum soruyu sordu : «Bu Binbaşı Kopp — hangi birlikte görevliydi?» Müthiş kelime çıktı ağzımdan: «P. Yol boyunca tek kelime konuşmadık. sonradan durumda en ufak birşey farkettirmedi. muhbirler ve her cinsinden casus takımı kapının dışında gezinip duruyorlardı. üyesi olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştım.

Sabahın erken saatlerinde kapıya vurulmuş. âlicenaplık örneklerinden biri olduğu için. İspanya'nın tipik özelliklerinden biri olduğu için kaydediyorum — en kötü şartlar altında İspanyollar'ın gösterdiği şimşek gibi parlayan. gereken soruşturmanın yapılacağını söyleyebilirdi. tuhaf ve hüzünlü birşey oldu. Küçük birşey gibi görünüyor. Hiç kuşkusuz. ayrılma zamanı gelmişti. Subay bana mektubun mutlaka yerine ulaştırılacağını vaad etti. yeri incelemişler. ama o kadar küçük değildi. ama Kopp ne olacak diye sordum. Polis. Serbest bırakılmasını sağlayamaz mıydık? Omuzlarını silkti. çok cömert. Adamcağızın. araştırmayı malûm Ogpu ve Gestapo üslûbunda yürütmüş. haksız olanın kendim olduğunu görüyorum. görebilmeyi pek isterdim. muhbirlerin ev kışkırtıcı ajanların (agents provocateurs) oluşturduğu pis kalabalığın önünde durduğumuzu. bana doğru geldi ve elimi sıktı. 243 . polis karımın otel odasını araştırdığı sırada oldu. Duvarlara vurarak içinde birşey var mı diye bakmışlar. Her paketi parçalayıp. Bunun tuhaf.tilmişti. bu araştırma işi pek ilginçti. İyi. Ve üstelik. altı adam içeri girmiş. ama Kopp'un askerî üstleri onu hapisten çıkartacak durumda değillerdi. bütün çekmece ve bavulları boşaltmış. tek tek her giysiyi yoklamış ve ışığa tutmuşlar. öyle ya üzerlerinde birtakım mesajlar yazılı olabilirdi. ama görmemiş olmam daha da iyi. Aslında. Bu. o sırada hâkim olan duyguyu anlamak gerekir — kuşku ve nefretin oluşturduğu korkunç hava. elimi sıkmakla bana karşı iyi bir davranış göstermiş oluyordu. Her nasıl olduysa. Kopp'un neden tutuklandığını bilmiyorlardı. Eğer bu. pek öyle yirminci yüzyıla yakışmayan bir çeşit soylu insanlar. Ve işte o anda. göreli olarak. geriye 242 baktığımda. kitaplarımızın hepsi de cabası. İkimiz de belli belirsiz başımızı eğdik. insan İspanya'da Faşizmin bile. Daha başka söylenecek birşey yoktu. müsadere etmişler. Bunun için. Küçük subay bir an tereddüt ettikten sonra. Başka bir davaydı bu. bunlardan herhangibirinin her an çıkıp da benim polisçe «aranan» birisi olduğumu söyleyebileceği hatırlamalı. Bunu. Mein Kampf okuyan birinin Faşist casusu olması apaçık bir gerçekti. bizim tam Polis Şefi'nin kapısında. Çöp sepetindekiler de dahil olmak üzere bütün kâğıtları. Çekmecelerinden birinde birkaç paket sigara kâğıdı görmüşler. buldukları tek kitap olsaydı kaderimizin mühürleneceği garantiydi. ama herşey bir yana. her yerde dolanan yalan ve söylentiler. ama İspanyollar'a ilişkin kötü anılarım çok çok az. ama ufak bir örneği. Gerçekten çok öfkelendiğim bir iki olay hatırlıyorum — her birinde de. benim pek de öyle Faşist casusu olmadığıma hükmettiğini sanıyorum. çünkü sinirlerime hâkim olamayabi-lirdim. her kâğıdı teker teker incelemişler. hemen odanın çeşitli yerlerinde vaziyet almışlar — besbelli bunları önceden görüşüp anlaşmışlar. Bana yalnızca. İnanılmaz bir biçimde herşeyi didik didik ederek iki odayı da (odaya bitişik bir banyo vardı) aramışlar. İşte zâten buna dayanarak. gevşek ve dayanılır bir biçim alabileceğini umuyor. perdeleri bir elden geçirmiş. hemen arkasından Stalin'in Troçkistleri ve Başka İki -Yüzlüleri Tasfiye Etmenin Yollan broşürünü bulmuşlar da. biraz önemsiz görünse de. bir dereceye kadar güven duymuşlar. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman ile herkesin ortasında el sıkışmaya benzerdi. İspanya ile ilgili çok kötü anılarım var. banyo küvetinin ve radyatörün altına eğilip bakmışlar. Bu hareketin bana ne kadar derinden dokunduğunu size olabildiğince yakından anlatabilir miyim bilmiyorum. halıları kaldırmışlar. benim ve benim gibi olan herkes için bir Faşist casusudur diye afiş tahtalarından bangır bangır öten duvar ilânları. ışığı yakmışlar. ancak. birkaç gece önce. Gelin görün ki. Hitler'in Mein Kampf'ının bizde Fransızca çevirisini bulunca azgın bir kuşkuya kapılmışlar. Pek az İspanyol'da çağdaş totaliter devletin gerektirdiği lanet olası etkinlik ve tutarlılık vardır. Bütün bu işlerin hepsi iki saat sürmüş.

O.bütün bu zaman boyunca yatağa hiç ilişmemişler. Bunun Ogpu yönteminin olağan bir özelliği olduğuna dünyada inanmam. konuşma sırasında başını salladı durdu. ama bir türlü kendimi tehlikede hissedemiyordum. Cottman ve ben. trafiğin gürültüsünden sesimi duyamıyordu. kesinlikle hiç birşey. kanunu ihlâl etmedikçe kim-blas'dan aşağı yürürken. gündüz gelince hâli vakti yerinde İngiliz turistleri oluyorduk — en asından. ona yiyecek göndermek bile olanak dışı kalmıştı. mutlaka ortaya çıkıp bu konuda tanıklık etmeliydiler. O sırada karım yatakta yatıyormuş. Kendi arkadaşlarından hangileri Mayıs çarpışmaları sırasında burada görevliydi. Bilmiyorlardı. biten chico. O gece. Fakat ötekisi başkaydı. hantal görünüşlü bir adamdı. ama dürüst bir hareket gördüğünde bunu takdir edebilecek kadar insanlığını koruyan zavallı Güvenlik Askeri'nin buen chico'su! Sürdüğümüz hayat. Fakat aynı zamanda İspanyol'dular ve bir kadını yataktan kaldırmak onlar için yapılması biraz güç birşey oluyordu. Tam tamamına beyaz Alman şarabı şişelerine benzeyen dört tane mazgallı kulesi vardı. Kurşuna dizildiyse (ki korkarım öyle oldu) mezar taşına şöyle yazmalıydı: bu bozuk düzenin bir parçası olan. O akşam üstü karımla ben Kopp'u son kere görmeye gittik. muhtemelen bu adamların kendileri Komünist Parti üyesiydiler. Anarşistle hazır fırsat ele geçmişken havaya uçurmamakla bir zevksizlik örneği veımişler— ama çan kulelerinin arasına kırmızı-siyah bir bayrak asıvermişlerdi. Allahaısmarladık demek ve bazı İspanyol arkadaşlara. Arkadaşım Jorge Kopp'un hapiste clduğunu. Konuştuğum adamlardan biri bön. Ömrümde ilk kez duvarlara yazı yazmaya başladım. bütün öbür muhakemelerde olduğu gibi. çılgın bir varoluştu. döşek somyanın arasında yarım düzine hafif makineli tüfek bulunabilirdi — yastığın altına saklanabilecek bir kütüphane dolusu Troçkist belgelerini saymasak da olur. Bütün bunlar olurken ben gûyâ gizleniyordum. Kopp'un yaptıklarını bazı yoldaşlarından duyduğunu söyledi: Kopp iyi adammış dedi. İçimden birşey beni dürttü. Cafe Moka'nın önünden geçtik ( Güvenlik Askerleri hâlâ burada kuvvet bulunduruyorlardı) . tutukluluğu incommunicoda hale getirilmiş. hiç kimse fazla uyuyamadı. Kopp yargılanırsa. Mevsime göre soğuk bir geceydi. muhtemelen Mayıs çarpışmalarıyla ilgili bir nedenle yargılanacağını söyledim. Barselona'ya geldiğimden beri ilk kez katedrale bir bakmaya gittim — modern bir katedral ve dünyanın en biçimsiz binalarından biriydi. üstelik Ispanyollar'a özgü bir belirsizlikle bunun nasıl öğrenilebileceğini de bilmiyorlardı. 245 244 . Kafamdan silemediğim İngiliz anlayışıyla. İşin bu kısmı hiç ses edilmeden atlanmış.U. Ram- yorduk. böylece bütün operasyonun anlamı da hiçe iniver-mişti. «sanat değeri»nden ötürü buna dokunulmamıştı. altına bile bakmamışlar. Üstelik. Barselona'daki çoğu Kiliselerden farklı bir yanı. yoktu. devrim sırasında hasar görmemiş olmasıydı — denildiğine göre. ona yiyecek ve sigara götürmeleri için para bırakmaktan başka onun için yapabileceğimiz. O gece Mc Nair. Fakat o sırada bile bütün bunların bir yararı olmayacağını biliyordum. terkedilmiş bir yapının kenarındaki uzun otların içinde yattık. Bütün bu dava bana pek saçma sapan görünüyordu. olağan üstü. Bir fincan kahve bulabilmek için ortalıkta sürttüğümüz kasvetli saatleri hatırlıyorum.M-!» yazdım. Çoğu zengin lokantaların koridorlarına elimden geldiği kadar büyük harflerle «Visca P. Polisin hemen tamamıyla Komünist denetimi altında bulunduğunu hatırlamak gerekir. biliyorlar mı acaba diye sordum. besbelli. Gece vakti aranılan suçlular. kahveye daldım ve tüfekleri omuzlarına asılı olarak tezgâha yaslananlardan birkaçıyla konuştum. o sırada bulada vazife görmüş olanlar Kopp'un çatışmayı nasıl önlediğini ve bazılarının hayatlarını kurtardığını bilebilirlerdi. hiç birşey. Buna rağmen dedektifler yatağa ellememiş. suçlama uydurma kanıtlar üzerine kurulacaktı. biz Barselona'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra.

bir traş olmak. Kopp'tan. Neyse ki karıma zamanında haber verebildik. Polis. Mc Nair'in tutuklanması için bir tevkif müzekkeresi vardı.T. Sonunda. Perpignan'dan Cerberes'e gider247 . Ertesi sabah erkenden kalkan başka bir tren vardı. pahalı lokantalara gidiyor. Hepsi aynı şeylerden bahsediyordu — karanlık. pasaportlarımızı yoluna koymayı becerdik.Troçkistler»i topluyordu. merak ediyorum. Mc Nair.. belirli zamanlarda mültecileri alan Fransız gemilerine bile çıkarak zanlı o. vb. aramalar hiç dur durak bilmeden devam ediyordu. bir banyo yapmak. Siyâsî bir zulüm tufanı (pogrom) sırasında sahip olunacak en tehlikeli fikirdi bu. Bu zamanı Savaş Bakanı'na Kopp olayıyla ilgili uzun bir mektup yazarak doldurdum — Kopp'un hiç kuşkusuz bir hata sonucunda tutuklandığını. biz sınırı kazasız belâsız geçtik. Kopp'un izi. İki dedektif kompartmanlara gelip yabancıların isimlerini almaya başladılar.takındığımız poz böyleydi. En son olarak. Onun başına gelenler. ama bizi yemek vagonunda görünce saygıdeğer kişiler olduğumuza karar vererek tatmin buldular. üyesi ve dost bir adam olduğunu anladık. Her zaman olduğu gibi makinist fikir değiştirmişti. sonra çantalarını toplamasını. geri kalanımız da sırada olmalıydık. baskınlar. Anarşistler'in hâlâ iktidarda oldukları sıralarda.. ne muhakeme edildi ve ne de bir suçlamaya maruz kalmadı. birinci sınıf ve yemek vagonları vardı. Çok yakın zamanlara kadar Katalonya trenlerinde tek tip vagon olurdu. Herşeyin değişivermiş olması ne tuhaftı.N. Bir defterden koparılmış yapraklara titrek bir elyazısıyla yazılmış (parmaklarım hâlâ kısmen felçliydi). İlk başlarda. çok âcil olarak cepheye gitmesi gerektiğini. Ne kadar çabuk çekip gidersek o kadar iyi olacaktı. Akşam saat yedi buçukta Poi't Bou'ya bir tren vardı. bu mektup ya da herhangi bir başka şey etkili olmadı. Trenin (İspanya'da böyle birşeyi ilk defa görüyorum). hâlâ cephede olanların dışında hemen hemen bütün tanıdıklarımız hapse atılmıştı. En azından. ihtiyatlı sorularla lokantacının C. Oteldekilerin çok dikkatini çekerse. vb. Bize üç yataklı bir oda verirken polise haber vermeyi de unu-tuverdi. serbest bırakılan bir takım mahpusların Fransa'da postaya verdikleri bir iki mektup aldık. bir ayakkabı boyatmak görünüşünüzde hârika değişiklikler yaratır.. normal olarak sekiz buçukta falan kalkardı herhalde. vb. garsonlara pek İngilizvârî davranı-se seni tutuklayamaz inancı içindeydim. Kopp (eğer kurşuna di-zilmediyse) hâlâ kodeste. Bütün bunları İngiliz ve Fransız bir sürü başka kaynaktan da doğruladım. pis mağaramsı yerlerde hapislik. İspanyolcası ise daha da dökülen bu mektubu okuyan oldu mu acaba. Topu topu altı ay önce. yüzlerce yabancı ve kimbilir kaç bin tane İspanyol'un başına gelenlerin aynıdır. Karımın önceden bir taksi çağırmasını. O hafta boyunca bizim yüzümüzden herhalde hayli yorucu günler geçiren İngiliz Konsolusu'nun sayesinde. olabildiğince burjuva görünebilmekti. Şimdiki halde en güvenceli yol. Beş gecedir ilk defa elbiselerimi çıkararak uyuyabiliyordum. insanın saygıdeğer bulunması için proleter görünmesi gerekiyordu. yazdım. herhangi bir biçimde haberleşme olanağı bulunmayan «gizli hapishaneler»den birinde ortadan silindi. Açıkta geçirilen bir geceden bile sonra. Tutuklamalar. Tren bir saat kadar geç kalktı. buralarda bizi tanıyan yoktu. kötü ve yetersiz yiyecek. Olayın üzerinden altı ay geçtikten sonra ben bunları yazarken. hesabını görmesini ve olabildiğince en son âna denk getirerek otelden ayrılmasını kararlaştırmıştık. 246 Ertesi sabah karım otelden başarıyla sıvıştı. Şehrin zengin mahallelerini arşınlar olmuştuk. herhangi bir suçu olmadığına pek çok kimsenin şahitlik edebileceğini. Cottman ve ben istasyonun kenarında küçük lokantada akşam yemeği yedik. mahpusluk şartlarının doğurduğu ciddî hastalıklar ve tıbbî bakım sağlanmaması. hemen polise haber salacakları garantiydi. Saat yedi sularında istasyona gittiğimde trenin gitmiş olduğunu keşfettim — yediye on kala kalkmıştı.

Elimize geçen ilk gazetede Mc Nair'in casusluktan ötürü tutuklandığı haberini gördük. ama polisin yetersiz çalışması sayesinde isimlerimiz (Mc Nair'inki bile) listeye geçirilmemişti. zaman zaman sınırı geçen Faşist İspanyol mültecilerinden ileri geliyordu. Devam ettiğim Café'deki garson Franco taraftarı bir İspanyol'du. bombalar.O. «İspanya'dan ayrılınca» Akdeniz kıyısında 249 . adlarımız kayıtlı mı diye zanlılar listesine baktılar. Baştan aşağı her tarafımızı aradılar. yiyecek kuyruk-ları.ve arkasından insana batan bir sessizlik geliyordu. hâtıra eşyaları. bana aperatif verirken pek küçümseyici bakışlar fırlatıp duruyordu. Bu küçük şehir koyu Franco taraftan görünüyordu — hiç kuşkusuz bu durum. Neyse ki. İnsan ne zaman isterse canı çektiği kadar sigara alabileceği fikrine alışmama dek aradan hayli zaman geçti. Yakanızı ve kravatınızı çıkarın. Neticede İspanya'dan tam ucu ucuna sıvışabildiğimiz ortaya çıktı. Aylardır kendi kendimize.» Adam mübalâğa ediyordu. Barselona'ya gidince onları boynunuzdan kopartır alırlar. Her keresinde. demek olduğunu anlamadılar. hiç de böyle birşeyler duymuyorduk. Şimdi işler tersine işliyordu. İspanya'da gördüklerimizi. tersine yaşadığımız şeyler yeniden üstünüze geliyor.U. Pasaport bürosunda. Sonra hep birlikte 248 bir büfeye gittik. Bir çok kereler kendimi hep aynı konuşmanın içinde buluveriyor dum: «İspanya'dan mı geliyorsunuz? Hangi tarafta çarpışıyordunuz? Hükümet tarafında mı? Oh!» —. balıkçı kasabasında. konuşuyor. her nasıl olduysa eşyalarımın arasına sıkışmış kalmış. Hele kahvehanelerden birinde. kuşkusuz. bir fincan çay içtik — aylardır taze sütle içtiğimiz ilk çaydı bu. Mc Nair ile Cottman Paris'e gideceklerdi. bütün farklı hiziplerin neredeyse Barselona' da olduğu gibi biribirlerini yediği Hükümet taraflısı partizanlarla tıka basa doluydu.ken benimle aynı vagonda yolculuk eden bir Fransız tüccarı büyük bir ciddiyetle bana şunları söylemişti: «İspanya'ya bu kılıkla gitmemelisiniz. ama Katalonya'ya ne gözle bakıldığını gösteriyordu bu. burjuva görünmek tek kurtuluş yoluydu. ama üzerimizde. önce olduğundan daha canlı bir hâl alıyordu. altı ay sonra yine Fransız topraklarındaydım. Barselona'dan geldiğimiz anlaşılınca Banyuls'da pek fazla hüsnü kabul görmedik.» der demez çevreniz Fransız dostlarla doluyor ve garsondan gülücükler geliyordu. onlardan uzaktayız diye hemencecik unutamadık. propaganda ve entrikadan uzakta kendimizi derinlemesine rahatlamış hissetmeli ve hâlimize şükretme-liydik.M. bilmiyorum. Bu sakin. bir süre dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünerek Banyuls'a trene bindik. keçi derisinden bir su tulumuyla Ara-gon köylülerinin içinde zeytin yağı yaktıkları minik bir demir lâmbadan ibaretti — bunlar Römalılar'ın iki bin yıl önce kullandıkları pişirilmiş topraktan kandillerin biçimine çok benziyordu — bunu harap kulübenin birinde bulup almıştım. Sanıyorum Banyuls'da üç gün kaldık. benim terhis kâğıtlarımdan başka suç unsuru sayılabilecek herhangi bir şey yoktu ve beni arayan Ca-rabineroslar 29 uncu tümenin P. Karımla ben. bir tütüncüye koşmak ve ceplerime doldurabildiğim kadar puro ve sigara satın almak oldu. İspanyol makamları bunu ilân etmekle azıcık erken davranmışlardı. «Troçkizm» geri verilmeyi gerektiren bir suç değil. ve hayâl ediyorduk.O. Böylece engellerden sıyrıldık. Benim ilk yaptığım şey.M. tütüncülerin kapılarını demirlenmiş ve vitrinlerinde ürkütücü «No hay tabaco» yazısını görmeyi az buçuk bekliyordum. İspanya'dan alabildiğim. Gelin görün ki.U. Perpignan'da ise durum tam tersiney-di — şehir. Bu zaman tuhaf bir biçimde huzursuz geçti. Sınıra geldiğimizde Anarşist muhafızlar şık giyimli bir Fransız'la karısını sırf fazla burjuva göründükleri için geri çevirmişlerdi — sanıyorum neden buydu. Gitgide çoğalan bir biçimde İspanya'yı düşünüyor. makineli tüfekler. Savaş içinde bir ülkeden gelip barış içinde topraklara ayak basıldığında yapılması uygun olacak ilk hareket ne olmalıdır. «P.

Çin'de kıtlık mı var. belki biraz balık tutmayı kurmuştuk. Meksika'da ihtilâl mi? Hiç tasalanmayın. yeniden İspanya'da olmaktı. kıçınızın altında yumuşak minderlerle tatlı tatlı. İtalyanlar'ı— İspan. Dışımda cereyan eden olayların bazılarını kaydettim. ama şimdi burada can sıkıntısı ve hayâl kırıklığı içindeydik. ama bütün bu tecrübeler insanların dürüstlüğüne duyduğum inancı azaltmak şöyle dursun. benim taraf tutuşuma. denizden esen devamlı bir rüzgâr vardı. Hiç kimseye bir yararı dokunmayacağını. İnsana delilik gibi görünüyor. cephede tanıdığım ve şimdi Tanrı bilir nerelere dağılmış. ama ikimizin de istediği şey. yaşamanın ucuz olduğu ve Hitler'in adının duyulmadığı Paris'ten çok farklı görünmüştü. çoğalttı bile. kimisi kodese tıkılmış olan milislerin yüzleri — inşallah çoğu yine güvenlik içinde. Ruslar'ı. kimi sakat kalmış. Aslında yapabileceğimiz hiçbir şey olmamasına karşın. mantar parçaları ve balık barsaklan taşlara çarpıp duruyordu. çayıra ve karaağaca dönüş. kitabımın daha önce bir yerinde söylememişsem. deniz tutması duygunuzdan kurtulurken. Böyle bir davada hiç kimsenin tamamiyle doğrucu olamayacağına inanıyorum. İspanya'ya giderken Paris'ten geçtiğimde şehir bana yozlaşmış ve kederli. siperlerin kokusu. yine de bütün bunları kaçırmış olmak istemezdim. Japonya'da depremler mi oluyor. Ve sonra İngiltere — İngiltere'nin güneyinde muhtemelen dünyanın en yumuşak manzarası vardır. fukara İspanya'dan sonra Paris bile neşeli ve refah içinde görünüyordu. savaşı kazanmalarını ve bütün yabancıları —Almanlar'ı. Şimdi. sırf birşeyler yapmamız gerekir duygusuyla Banyuls'dan niyet ettiğimizden daha önce ayrıldık. Hepsinin talihi açık olsun. Fransa' nın kuzeyine doğru geçtiğimiz her kilometrede çevre daha çok yeşil ve yumuşak oluyordu. hele geçtikten sonra trene binip de. sekiz yıl önce tanıdığım. müthiş bir felâket olarak ortaya çıktı— sonucun mutlaka hayâl kırıklığı ve kuşkuculuk olması zorunlu değildir. sütünüzü yarın sabah kapınızın eşiğinde 251 . Belki ga250 riptir. neyse ki Sergi'yi ziyaret etmemeyi becerdik. kimi savaşta ölmüş. bende hayli kötü anılar bıraktı. gülümsemeler ve yazıyla akta-rılamayacak seslerle karmakarışık bir hâlde. keşke ikimiz de öbürleriyle birlikte. Dağdan ve üzüm kütüklerinden. hattâ çok ciddî zararlar verebileceğini bildiğimiz halde. ama bu olayların bende bıraktıkları duyguları anlatamam ki. Gözlerimizle görmedikçe şeylerin kesinliğini bilebilmek çok zordur. şimdi söylüyorum. bombaların gürüldeyişi ve parlayışları. yaptığım maddî hatalara ve olayların yalnız bir köşesini görmüş olmamdan doğan kaçınılmaz saptırmaya dikkat edin. kırmızı siyah bayraklar. inanılmaz uzaklıklara kadar yayılan dağlarda güneşin doğuşu. Bildiğim kahvelerin yarısı vergi ödeyememekten ötürü kapatılmış. Barselona sabahlarının soğuk ve parlak ışıkları. Serin bir havası. herkeste hayat pahalılığı ve savaşın korkusu sabit fikir haline gelmişti.' ya'dan sürüp atmalarını dilerim. İspanyol milislerinin yüzleri. Bu duygular. Yazdıklarımın bunları okuyanları çok yanlış yönlere çekmeyeceğini umarım. hapis olup kalsaydık diyorduk. gerçekten bir yerlerde bir şeyler olduğuna inanmak güçtür. ta Aralık ayında millet hâlâ devrim için inançla doluyken kışla avlusunda postalların çıkardığı sesler ve yiyecek kuyrukları. akıtılan kan ve insanların maddî ızdıraplarından tamamiyle ayrı olarak. hepsinin üstünde. su donuk ve dalgalıydı: rıhtım boyunca yüzen çöpler. Bunun gibi bir felâkete şöyle bir göz atınca — İspanyol iç savaşı nasıl sona ererse ersin. İspanya'da geçirdiğim ayların benim için neler ifade ettiğini aktarmakta pek başarılı olamadım sanıyorum. sağ ve esendir.bir yere gitmeyi. İçinde çok etkisiz bir rol oynadığım bu savaş. görüntüler. Manş'ı aşarken. Paris Sergisi de olanca hızıyla sürüyordu. bilinçli ya da bilinçsiz olarak herkes taraf tutarak yazar. İspanyol savaşının bu dönemine âit herhangi bir başka kitap okuduğunuz zaman da yine aynı şeylere dikkat edin. Bunu. mermilerin insanın kanını donduran çatırtısı.

John Stra-chey'e başvurdum: o da aldı beni Pollitt'e götürdü.M milisine 1936 yılı sonunda katıldım. ama Paris'teki İs1) Bu notlar. Bunun üzerine.bulacaksınız. Uluslararası Tugay'a girip girmeyeceğimi sordu. Ben de neler olup bittiğini görmeden hiçbir şeye katılamayacağımı beyân ettim. korkarım ki. belki de savaşırım diye muğlâk bir düşünce de vardı kafamda. En nihayet. Katalonya'ya Selam'ı tamamlayıcı bir metin niteliğindedir. hududu geçemeyeceğimi söyledi —parti kartları herşeyi çok kolaylaştırdığı halde. eğer solcu bir örgütten tavsiye mektupları edinemezsem. Bir başkasına değil de bu milise intisap edişimin başlıca nedenleri şunlardı: İspanya'ya gitmeye gazete makalelerim için malzeme toplayabilmek amacıyla niyetlenmiştim. tüyleri pırıl pırıl atların otlayıp düşüncelere daldıkları yüksek çayırlar. 1939'dan. yani Fas'a gidişinden önce yazılmadıkları söylenebi-lirse de. İngiltere'nin o derin ama çok derin uykusunda. bu bölüm.O. Yazıldıkları tarihi kesinlikle saptamak son derece güçse de. İspanya'dan ayrılışından sonra kaleme alındıkları açıktır. EKLER İSPANYOL MİLİSLERİ ÜZERİNE NOTLAR1 George Orvıell P. çamurlu nehrin üstünde yüzen tekneler. Ne var ki hastalıklı bünyem ve nisbeten az sayılabilecek askerî tecrübem hesaba katıldığında. bana yardım etmeyi yeniden reddetti. çevreleri söğütlerle kaplı usul usul akan ırmaklar. sonra Londra'nın dış mahallelerinin koskoca barışçı yabanlığı. Orwell hayatta iken bu notlardan hiç. New Statesmen Cuma'ya çıkacak. . karaağaçların yeşil kucakları. kırmızı otobüsler. ölümünden sonra Orwell'in evrakı arasında bulundu. savaşmak hususunda pek bir kuşkuluydum. çepeçevre kenarları kalkık şapkalı işadamları. İşe girişmeden hemen önce. bu uykudan bombaların gürüldemesini duyarak yatağımızdan fırla-madıkça bir türlü uyanmayacağız. kriket maçlarını ve kraliyet ailesinin düğünlerini bildiren duvar ilânları. Trafalgar. Burada İngiltere. Meydanı'ndaki güvercinler. birisi bana. Pollitt beni sorguya çektikten sonra. Sanayi şehirleri çok uzakta.U. birer duman ve sefalet lekesi olarak yeryüzü kıvrımının ötesinde kalmışlar. siyasî açıdan güvenilmez biri olduğuma karar verdi ve herhangi bir yardımda bulunmayı reddetti Bir de bunlara ilâveten Anarşist tedhişi üzerine bir alay şey anlatarak gözümü korkutmaya çabaladı. Bunun yanısıra. eğer çarpışmaya değer gibi görünürse. o günlerde bu söylenen doğru değildi aslında. benim çocukluğumda tanıdığım İngiltere'ydi: kır çi-çekleriyle karışmış demiryolu makasları. ev bahçelerinde hezaren çiçekleri. mavi polisler — hepsi. söz etmemişti.

panya Sefareti'nden bir geçiş - belgesi temin etmemi öğütledi, ki öyle yaptım. İngiltere'den ayrılmadan hemen önce pek kuvvetli olmamakla birlikte kişisel bazı bağlantılarım olan Bağımsız İşçi Partisi'ne de telefon ettim ve bana bir nevi tavsiye mektubu vermelerini istedim. Barselona'daki John McNair'e hitaben kaleme alınmış bir mektubu Paris'e gönderdiler. Sınırı, pasaport görevlilerini ve herşeyi geçtiğimde, Anarşistler geçiş belgeme pek dikkat etmediler de, ânında teşhis ettikleri I.L.P. antetli mektuptan hayli etkilenmiş göründüler. Ben de tam bu sırada, hiç tanımadığım. McNair'in mektubunu meydana çıkarmaya ve P.O.U.M. milisine katılmaya karar verdim, İspanya'daki askerî birliklere şöyle bir göz atınca, bir asker olarak nisbeten esaslı bir eğitimden geçmiş olduğumu gördüm ve milise girdim. O günlerde, siyâsî partiler arasındaki farklılıkların, ancak İngiliz sol basınında işlenegeldiği ölçüde ve pek az farkın-daydım. Eğer ne olup bittiğine dâir doğru dürüst bir fikir sahibi olsaydım, muhtemelen, C.N.T. milisini seçerdim. Milisler, bu dönemde, olağan ordu esasına göre yeniden bir nizama sokulmakla birlikte, hâlâ milis kolları, milis bölükleri ve milis müfrezeleri düzeninde örgütlenmişlerdi. Milis bölüğü (centuria) yaklaşık yüz adamdan oluşan ve çoğu kez birinin etrafında kümelenen ve «bilmem kimin bandera» sı diye anılan bir birimdi. Bölük komutanının rütbesi aşağı yukarı yüzbaşıya denk düşüyordu, ama onbaşı ve er hariç, bunun altında doğru dürüst tanımlanmış bir rütbe yoktu. Barselona'da milisler rütbe şeritleri v.b. şeyler takıyorlardı, ancak bu nesneler cephede takılmak üzere "yapılmamıştı". Teorik olarak seçimle terfi ediliyordu ama subay ve astsubayların tâyini düpedüz tepeden yapılıyordu. Daha sonra da işaret edeceğim gibi, bu durum, fiiliyatta pek bir şey farkettir-miyordu. Milisin kendine has bir özelliği de insanın hangi bölüğe gireceğine kendisinin karar verebilmesi ve istediği anda bandera'sını değiştirebilmesiydi. O sırada

milisler ancak birkaç günlük, o da büyük ölçüde resmi geçit temrininden ibaret bir eğitimden sonra, çoğu zaman tüfekle doğru dürüst bir kez bile ateş etmeksizin cepheye gönderiliyorlardı. İspanya'ya, kafam İngiliz ordusunun kurallarıyla dopdolu olarak geldiğimden, milislerin disiplinsizliği beni şaşkına çevirmişti. Acemî erlerin disipline riayet etmelerini sağlamak, şüphesiz her zaman zor bir iş olmuştur; hele, siperlerin içine tıkılmış ve soğuk gibi hiç de âşinâ olmadıkları şeylerle başetmek mecburiyetinde iseler... Eğer silâh atışlarına alışma fırsatı bulamamışlarsa, mermiler onları fena hâlde korkutuyor ve bu panik de, disiplinsizliğin daha da artmasına katkıda bulunuyordu. (Sırası gelmişken, Faşistler'in patlayıcı mermi kullandıklarına dâir, sol eğilimli gazetelerde yayınlanan haberlerin çok zarar verdiğini söylemeliyim. Benim bilebildiğim kadarıyla, patlayıcı mermi diye bir-şey yoktu ve Faşistler de bu tür bir mermi kesinlikle kullanmıyordu.) İşin bidayetinde insanlar emirlere, a) Par-ti'ye sadâkatin cazibesiyle, b) kişilik gücüyle itaat ediyorlardı ve bendeniz ilk bir iki haftada kendimi adamakıllı sevimsiz hâle getirmiştim. Bir hafta kadar sonra, adamın biri ateş altında olduğu gerekçesiyle, belli bir yerde durmayı düpedüz reddediverdi. Kuvvet kullanarak emrime uymasını sağladım — bu şüphesiz yapılmaması gereken bir hatadır, hele bir İspanyol söz konusuysa, iki misli büyük hatadır Bir anda etrafımı, beni Faşistlik ile suçlayan adamlar sarıverdi. Muazzam bir tartışma çıktıysa da, milislerin ekseriyeti benden yana çıktı. Üstelik, milislerin benim takıma katılabilmek için kendi aralarında yarıştıklarını keşfettim. Bu olaydan sonra, birkaç hafta ya da ay, hem İspanyollar hem de cephenin bu kesiminde bulunan birkaç İngiliz arasında, bu türden münakaşalar tekrar tekrar patlak verdi: yani, disiplinsizlik üstüne, neyin nereye kadar haklı görülebileceğine ve neyin «devrimci» tavır olduğuna dâir münakaşalar. Fakat, genelde, milislerin toplumsal eşitlik ile bütünleşmiş bir disiplin fikrine sahip olmaları gereği üzerinde mutaba. 255

254

kata varıldı. Bir asker kaçağını ve itaatsiz bir milisi vurmanın savunulabilir olup olmadığı durmaksızın tartışılıyordu; bazısı asla cevaz vermese de, genelde, çoğunluk bunun doğru olduğuna kani oldu. Çok sonraları, Mart'ta filân, Huesca yakınlarında 200 kadar C.N.T. milisi anîden cepheyi terketmeye karar verdi. Tam beş aydır, cephe hattında bulundukları için, bu adamları ayıplamak son derece zordu. Ama, çok açıktır ki, böyle bir şeye müsaade edilemezdi; P.O.U.M. milislerine bu askerlerin üstlerine gitme ve onları durdurma emri verildi. Pek hoşuma gitmemekle birlikte ben de gönüllü oldum. Allahtan, kendi siyâsî komiserleri ya da başka birileri onları tekrar cepheye dönmeye ikna etti de, iş şiddete dökülmedi. Bu vak'a da uzun boylu münakaşa konusu edildi; ama çoğunluk, eğer gerekiyorsa, bir askerin tüfeğini aynı şekilde davranan bir başka askere çevirmeye hakkı olduğuna karar verdi. Bu dönem boyunca, yani 1937'nin Ocak - Nisan ayları arasında, disiplin meselesi hemen tamamiyle «devrimci bilincin yayılması» ile birlikte tedricî bir iyileşme gösterdi; şu ya da bu hareketin niçin lüzumlu olduğuna ilişkin bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar yoluyla. Subaylarla milislerin eşitliği konusunda herkes ifrat ölçüsünde titizleniyordu —hiçbir askerî unvan, tayınlarda farklılık vb. şeyler hoş karşılanmıyordu. Ve bu tavır, rahata ilişkin önemsiz değişikliklerin çok şeyi farkettirdiği cephede daha az gülünç görünmekle birlikte bazen gülünç olacak derecede ileri götürülüyordu. Milisler teorik olarak Halk Ordusu saflarına katıldıklarında bütün subayların ek ödeneklerini (yani, günde 10 pesatanın üstüne çıkan herşe}â) Parti fonuna geri ödemeleri beklendi, ve herkes de bunu onayladı. Ne var kî, bu işin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyorum. Zira, P.O.U.M. milisi yeniden tanzim edilmeden, herhangi bir kimsenin resmen ek ödenek almaya başladığından emin değilim. Cephe hattına ilk geldiğimde, emirlere itaat etmeyenlere ceza veriliyordu. Zâten cephede bulunan adamları cezalandırmak çok güç bir iştir: çün256

kü, eğer onları öldürmeyecekseniz hâl-i hâzırda olduklarından daha da rahatsız etmek zordur. Olağan ceza iki saatlik nöbet idi; ki bu da, herkes aşırı derecede uykusuz kaldığından hiçbir anlam ifade etmiyordu. Arada sırada vurulanlar oluyordu Faşist hatlarını geçmeye teşebbüs eden ve casusluk yaptığı âyân beyân belli olan bir adam vuruldu. Hırsızlık ederken yakalanan bir milis, kurşuna çizileceği düşünülerek, geriye gönderildiyse de, ben vurulduğunu pek sanmıyorum. Askerî mahkemelerin bir subay, bir astsubay ve bir milisten oluştuğu farzediliyor. du. Ama, faaliyet hâlinde bir tek askerî mahkeme görmedim. Askerleri ziyaret etmek ve mümkün olduğunda bir tür siyâsî mükâleme yapmak üzere, Parti'den gönderilen siyâsî delegeler, muayyen zamanlarda cephe hattına geliyorlardı. Buna ilâveten, her centuria'nın kendi saflarında siyâsî temsilci adı verilen bir ya da birkaç adamı oluyordu. Bu adamların başlangıçta ne gibi bir işlev gördüklerini asla kavrayamadım — anlaşılan, işin bidayetinde yüklendikleri işleve daha sonra hiç ihtiyaç kalmamıştı. I.L.P.'nin gönderdiği İngilizler tarafından, ben de kendi centuria'mın siyâsî temsilcisi seçildim. Ama, o sırada siyâsî temsilcilerin bütün yaptığı iş, tayınlardan ve benzeri şeylerden şikâyet için komutanlığa gitmek, bir tür arabuluculuktu, ve bu nedenle, İngilizler için mesele, İspanyolca konuşan birkaç kişi arasından birini seçmekti. İngilizler subay seçme mevzuunda İspanyollar'-dan daha titizdi ve bir iki olayda, bir astsubayı seçimle değiştirdiler. Hattâ müfrezenin tüm işlerini intizama sokmak üzere, 5 kişilik bir komite de tayîn ettiler. Komiteye seçilmeme rağmen, şu anda, beş aşağı beş yukarı olağan usûllerle idare edilen bir ordunun bir parçasını teşkil ettiğimizi ve bu nedenle de bu tür bir komitenin hiçbir işlevi olamayacağını gerekçe göstererek, muhalefet ettim. Komitenin fiilen hiçbir önemli işlevi yoktu, ama arada sırada bazı ufak tefek meselelerin yoluna koyulmasına yaradığı da oluyordu. Genellikle zannedilenin aksine, P.O.
257

U.M. un siyâsî liderleri bu komite fikrine şiddetle karsıydılar ve bu anlayışın İngilizler'den İspanyollar'a sirayet etmesini engellemek istiyorlardı. İngilizler'e katılmadan evvel, bir İspanyol bandera' da birkaçhafta geçirdim. Bandera'ûaki toplam 80 adamdan 60'ı acemi askerdi. Bu haftalar boyunca disiplin meselesi büyük terakki kaydetti ve o tarihten Nisan ayının sonuna kadar, milis örgütünün bütününde disiplin, ağır ama hayii istikrarlı bir şekilde iyileşti. Nisan ayı geldiğinde herhangibir yerde resm-i geçit yapması gereken bir milis birimi, hâlâ, Moskova'dan ricat eden askerler gibi görünüyordu; ama bunun sebebi kısmen, milislerin sâdece siper muharebelerinde tecrübe sahibi olmalarıydı. Bu dönemde, emirlere itaati sağlamakta güçlük çekilmiyordu artık, ve kimsenin daha arkasını döner dönmez emrinin bir tarafa bırakılacağı gibi bir kaygusu kalmamıştı. Dışarıdan bakıldığında, milise has «devrimci» özellikler Mayıs ayının sonlarına kadar değişmeden kaldı, ama aslında belirli bâzı farklılıklar kendilerini belli etmeye başlamışlardı. Mayıs'ta bir müfrezeye [şimdi askerî takım anlamına geliyordu) komuta ettiğim sırada, genç İspanyollar bana «usted» diye hitap ediyorlardı. Bu hitabı kullanmalarını menettiğim halde, kelime her seferinde dönüp dolaşıp geri geliyordu; savaşın ilk aylarında istisnasız herkesin kullandığı «tû». kuşkusuz, fazla samimî bir kelimeydi ve Latin kökenli bir halka pek gayrı tabiî geliyordu. Mart ayında bıçak gibi kesiliveren birşey, Faşistler'e bağırılan devrimci sloganlardı. Siperler çoğu yerde Faşistler'in siperlerine pek yakın olmasına rağmen, Huesca'da devrimci sloganlar atılmıyordu. Zaragoza cephesinde düzenli olarak sloganlar bağırıli-yordu ve muhtemelen bu sloganlar o cephe hattında sayıları gün geçtikçe artan (cephenin 1.000 askerin tuttuğu bir kesiminde, bir ara haftada 15 kaçağa kadar yükselmişti) asker kaçaklarının da nedeniydi. Fakat, en genel hitap şekli olan Camcımda ve hepimizin eşit olduğu anlayışı, milisin yeniden düzenlenişine kadar muhafaza 258

edildi2. Halk Ordusu saflarına katılan ilk askerlerin de hemen camarada demeye başlamaları dikkat çekiciydi. P.O.U.M. ve P.S.U.C. milisleri arasında, Mart ayı başlarında ikincisini son gördüğüm tarihe kadar, disiplin ve insan ilişkileri açısından hiçbir fark yoktu. Genel bir örgütlenme pek çok derde deva olsa da, kimi zaman hiç gerekmediği ölçüde kifayetsiz kalabiliyordu. Bu savaşın çarpıcı özelliklerinden biri. askerlere iyi yiyecek temin edilmesiydi. Bâzı şeylerin tükenmeye başladığı 1937 Mayısı'na kadar, yiyecek her zaman iyiydi ve muntazam dağıtılıyordu, çok durağan bir savaşta dahi, düzenlenmesi zor birşeydir bu. Kimi zaman yoğun ateş altında yiyecek taşıyan ahçılar, askerlerin tayını işine kendilerini fena hâlde adamışlardı. Cephe gerisindeki yiyecek teşkilâtı ile köylülerin bu işe nasıl katkıda bulunduklarını görmek, beni cidden etkilemişti. Milislerin kıyafetleri zaman zaman yıkanıyordu ama çamaşır işi pek iyi ve muntazam yapılmıyordu. Posta servisleri iyiydi ve İspanya'ya gönderilen muazzam sayılardaki mektuplar Barselona yolunda biryerlerde yollarını şaşırmakla birlikte, Barselona'dan postaya verilen mektuplar hemen cepheye ulaşıyordu. Sağlık şartlarına riayet gibi bir fikir fiilen mevcut olmasa da, kuru iklim salgın hastalıkları önlüyordu. Cephe hattının 10 mil kadar gerisine gitmedikçe, lâfını etmeye değer bir tıbbî hizmet bulmak mümkün değildi. Ufak tefek yaralanma vak'aların-da bunun pek bir ehemmiyeti yoktu ama yine de bir sürü insan yok yere öldü. İlk başlarda siperler olağanüstü iptidaî idi, ama Mart ayında bir işçi taburu örgütlendi. Bu tabur çok etkin çalıştı ve cephe hattının hayli uzun kesimlerini süratle ve gürültü çıkarmadan inşa etmeyi becerdi. Mamafih, Mayıs ayı geldiğinde, cephe hattının düşmanın pek yakınında kurulduğu yerlerde bile irti2) 18 Haziran'da (cephenin çok gerisinde) Monzon'da bir doktorun imzaladığı tıbbî terhis kâğıdımda, benden «Yoldaş Blair» diye bahsediliyordu. [Yazarın dipnotu.].

259

kahvehaneler (aslında bu konularda bazı cılız teşebbüsler olmuştu) ve hattâ kadınlar temin edilebilirdi.siper denen şeyin neyin nesi olduğunu bilen yoktu. meselâ.. Ufak bir örgütleme ile. milisleri aralıklarla siperlerden çıkarmak ve cephe hattında bulunmayan askerlerin gönlünü okşayacak yollar yaratmak çok kolaydı. İngilizler'e hakettiklerinden daha fazla sigara verilmeye başlandı — ispanyol karakterinin hoş bir tezahürü. askerler hiçbir şey yapmamaktan bitkindiler. yapılan en büyük ve mazur görülemez hata. böylesine elverişsiz koşullar altında çözülmemeleri ve isyancı eğilimler göstermemeleri beni (bir dereceye kadar) «devrimci disiplin» görüşüne ikna etti. Bunlar esas olarak başarısızlıkla sonuçlandı. Nitekim. 1936 Noeli'nde savaş hemen tümüyle durağanlaşmıştı ve bunu takibeden altı ay boyunca çok az çatışma meydana geldi. düşmana 50 ilâ 100 yarda yakın olmaktan daha olumsuz etki yapıyordu. ama çok ufak boyutlarda idi zannederim. zira herkes uykusuzluktan ölüyordu ve herhangi birşey öğrenemeyecek derecede bitmiş tükenmişti. 1. kuşkusuz.000 yarda mesafede) oluşturulduğu yerlerde de geçerliydi. zimmete biraz mal geçiriliyor ve adam kayırılıyordu.. milislerin bazen beş ay gibi çok uzun bir müddet cephede tutuldukları oluyordu. Kızıl Yardım kolu —ki buna kaydolmak hem ihtiyarî hem de mecburî idi— yaralılara. askerlerin hayatı hiç de gerekmediği kadar kasvet vericiydi. Hiç kuşkusuz. ama askerler arasında kıskançlığa yol açıyorlardı Genç İspanyollar arasında bir ölçüde oğlancılık geçerliydi. Bu savaşta. Buna ilâveten. münasip olurdu fakat bunun yapılmayışının. milislerin hiç gerekmediği kadar uzun müddet cephe hattında tutulmalarıydı.U. Barbastro gibi gerideki bir noktada dahi. öbür yandan da seferi savaş hâli için eğitilip eğitilemeyeceği noktasında kuşkuluyum fakat milislerin rahatı için biraz daha itinâ gösterilmiş olsaydı. Bu meyan-da.000 yarda uzaklıkta ise. bu işi yapacak emek gücü elde hazır olduğu halde. açık sahra eğitimi gibi konularda milislerin eğitilmesi için girişimlerde bulunuldu.batlı . Dahası. tüfek ve arada sırada açılan top ateşi altında kalırdı ve bu da. düşmandan böylesine uzakta bulunmak. Bu yöntem. kısa aralıklarla askerlere izin vermek. mutlaka daha fazla talîm yapmaları mümkün olacaktı.O. milisler genellikle bitlerin kol gezdiği. cephe hatlarının gerisindeki askerlere sıcak banyolar. bazı tür eğlenceler. Geriye bakınca. fazla birşey yapmak. milislere uygulanan 261 . dört gün cephede iki gün izinde) olmaları yöntemi pekâlâ uygulanabilirdi. askerler fiilen daha uzun sürelerle dinlenme olanağı bul-masalar bile. P. hastana ne ve benzeri yerlerde çok iyi bakıyordu. bitlerden ayıklanma. muhtemelen ehliyetsizlikten başka bir nedeni vardı Yine de. Muhtemelen. iğrenç ve Nisana kadar dehşetli soğuk olan siperlerde dayanılmaz bir rahatsızlık içinde uyumaya çabalıyorlardı. cephe gerisindeki yolları tamir etmek için en ufak bir çaba gösteril-miyordu. Cephe hattında ya da yakınında el atılabilecek birkaç kadın vardı. ve. Levazım anbarlarına gelince. sürdürmeye devam etmekten daha zordu. askerlerin dört gün cephede dört gün izinde (hattâ. adam gibi bir yatakta uyuyabilirlerdi. siperlerin düşman hatlarından hayli uzakta (diyelim. daha evvel belirttiğim üzere. Bu şartlar 260 altındayken. Dolayısıyla. Ama. Sigara kıtlığı başgösterdiğinde. birkaç gece elbiselerini çıkarma fırsatı yakalayarak. makineli tüfek kullanımı. yaralıları ateş altında kalmaksızın geriye taşımak mümkün olmuyordu. Savaşın iyice durağanlaştığı dönemde. Bu günlerde Hotchkiss marka makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını ve mekanizmasını iyice bellemeye çabaladıysam da. parola vermek. çok daha can sıkıcıydı ve moral açısından.M. uykusuzluğun yeni birşey öğrenme yeteneğimi düpedüz yok ettiğini farkettim. Askerlerin bir yandan siper savaşı yaparken. insan düşmandan 1. Böyle olmakla birlikte. Huesca çevresinde çok az çarpışmanın vuku bulduğu Şubat-Mart döneminde. ufak tefek zayiat ve zamanla artan korku getiriyordu. Bu düzenlemede. en azından Aragon cephesinde. bayağı iyi dayandıklarını anlıyorum.

Nisan ayı sonlarında Huesca'nın talihi dönüyor gibi göründü.S.U. hangi örgüte mensup olduklarını bilmediğim milislerin bu askerlere yuha çektiklerini ve koyun gibi melediklerini gördüm. kuşkusuz bunun «mahsus» yapıldığı söylenecekti.N. P. milisleri şehri düşüreceklerini söyleyerek böbürleniyorlardı. yeterli miktarda topçu desteği sağlanmış olsaydı. bu 263 262 . Bir kilcmetre genişliğindeki bir gedik hariç.M.U.S. casusluk.'den devraldığında tamamiyle askerî bir kıskançlık havası doğdu — P. Şu-bat'ta Guadalajara'da kazanılan zafer bir Komünist ba- sarısı olarak kabul edilebilirdi —ki. Fakat. birliklerinin Huesca'yı alamayışına karşılık.baskı kısmen. Huesca'ya karşı. milisinin ölümüne yol açtı. milisinin münavebeli olarak bulunduğu Zaragoza cephesinde milislerin ilişkileri çok iyiydi. milisinden bir müfrenin. P. Daha sonra.U. idi— tüfek vb.C. besbelli siyâsî güdülerle.C. parti-içi rekabet kötü birşey değildi belki — Sietamo alındığı zamanki çarpışmalara katılanların söylediklerinden çıkardığım bir izlenimdi bu. Aragon cephesinin siyâsî güdülerden ne ölçüde zarar gördüğünü de ergeç öğreneceğiz nasıl olsa.O.C. Huesca'nm ele geçirilmesi ne derecede önemli olurdu bilemiyorum. belli bir tarihten sonra kötü tesirler göstermeye başladı.T milisini de gözden düşürmek amacıyla. Bu hâdisenin ne kesin tarihini biliyorum ne de genel olgulardan fazla malûmat sahibiyim. Bu da. «onlar»ın — genellikle kastedilen P. P. tamamiyle kuşatma altına alınmış şehre karşı böylesine cüz'i bir topçu ateşiyle ancak hazırlık mahiyetinde. bende gerçekten ne olup bittiği konusunda hiçbir şüphe bırakmadı.U. ama herkes bu zafere samimî olarak sevinmişti ve ortada bir iyimserlik havası hüküm sürüyordu.U. ancak. 1937 Mayısı'na gelinceye kadar. asker kaçakları gibi konularda basında yer alan sorumsuz haberler idi. gereksizdi. Sözüm ona Casusluk hikâyelerinin meydana çıkarılmasından önce başlayıp başlamadığı noktasında kuşkuluyum.. herkesin had safhada iyimser olduğu sıralarda. Farklı milis örgütleri arasındaki kıskançlığa gelince. Haziran ayı sonlarında Huesca'ya karşı. milis askerleri arasında böyle bir kıskançlığa delâlet edebilecek hiçbir ciddi işarete tesadüf etmedim. C. azamî birkaç yüz milisin katılacağı sürpriz saldırılar gerçekleştirilebilirdi anlamına geliyor.M.O.O.U.M. Fakat askerlerin kendi aralarındaki parti— duygusu. savunma hatlarının da ıslah edildiği apaçık ortaya çıktı.O. Halk Ordusu müfrezelerinin bir geçit resminde. bir iki ciddî hâdise görüldü. hakikaten de öyleydi.O.U.S.S. milisler Halk Ordusu karşısında eski ağırlıklarını kaybetmeye başladıklarında. bir askerî mıntıkayı P.'un Huesca önlerindeki mevzilerine saldırmak üzere gönderildiği ya da bu müfrezenin kendi arzusuyla hücuma geçtiği ve P. ama gedik bir türlü kapanmıyordu.C.'da görev alanların aldatılmasına gelince. Daha önceki vak'alarda sorun çıkaran şey.. yanlış bir noktaya bomba attı ve çok sayıda P. Mayıs ayında patlak veren Barselona hâdiselerinde ilişkiler çok kötüleşti. Bu olaylardan hemen sonra. şeyleri çaldıkları şeklindeki muğlâk söylentilerin bizler için ifade ettiğinin ötesine taşmazdı pek. Bundan kısa bir süre sonra. Çok sayıda Halk Ordusu tertibinin eğitim gördüğü Lerida'da. Başlangıçta. muhtemelen bir Rus uçağı. ama çeşitli kaynaklardan öğrendiklerim.M..U.U. önceden görülebileceği biçimde tecelli etti —çok ağır kayıplar ve mevzinin daha da kötülemesi.O. uçaklarımızdan biri.O. Haziran ayının sonlarında.M.M. P.U.S.. ama o sırada kimseye mahsusmuş gibi görünmemişti. yani kazanılacak bir zafer vesilesiyle Halk Ordusu'na itibar kazandırmak.U. Milis örgütlerinin farklı partiler tarafından kurulması ve onlara sadâkat borcu olması.M. büyük bir hücum başlatıldı. Huesca'da. ve P. genel bir hücumun ikazı gibi atışlar yapılabiliyordu. Sonuç. milislerinin makineli tüfekleriyle kendilerini müdafaa etmek zorunda kaldıkları anlaşılıyor.U.C. P. hiç kuşkusuz. Şubat ya da Mart ayında zaptedilebileceği noktasında pek az kuşku vardır. Saldırılar giderek tavsamaya başladı ve Faşist siperlerin çok iyi tahkim edildiği. P.

bir başka örgüte de katılabilirdi. Bütün askerî yapılarda rastlanan ve acımasızca hakkından gelinmesi gereken işe yaramaz süprüntü askerlerin (ki bunların nisbeti yüzde beş ilâ on arasında değişiyordu) ya çok azı milisten atılmıştı ya da hiçbiri atılma mıştı.M. hiçbir çarpışma olmuyorsa. askerlerin bir kısmı. mahallî komutanlar. gücünü koruma mücadelesine dönüştü Ve bu mücadele izinlerin. Fakat. Hâl böyle iken. milis askerlerinin partiye kayıtlı olmalarını şart koşmuyordu. Almanlar'ı bir kenara koyarsak. hiç şüphesiz. Ocak ayında disiplin meselesinden şikâyet ettiğimde. uzun vadede. Kendisini bir siyâsî par265 . peşin hükümlü davranmış olmam. yüksek rütbeli bir subay bana. «iyi partililer» arasından çıktığı sonucuna vardım I. Bu konumdaki adamların silâhlarına karşı. P. milisinin askerlerine gelince.U. Askerler cephede iken. Aralarında bâzıları yüksek karakterli ve çok akıllı insanlardı.O. milise sırf bir iş sahibi olmak amacıyla katılmıştı. Haziran ayına gelinceye kadar. Bu nedenle.L. hiçbir özel siyâsî bağlılığı olmayan kimseler vardı. küçük bir parti olarak askerleri kendisine çekmesi hayli güç ol264 duğundan..rekabet. izne çıkan bir milis rahatlıkla evine gidebilirdi. her partinin ne pahasına olursa olsun. ikincilerin üstün olduğunu söyleyerek. Kaba bir ölçü olan fizikî yapı bakımından P. Savaşın ilk günlerinde..O. Sayıları bir hayli kabarık Alman mültecilerden ayrı olarak. milis sayısını kabarık tutma arzusuyla.M. yukarıda değindiğim gibi. çeşitli milletlerden tek tük yabancılar. iş rezalet noktasına varmadıkça. İs-panyollar'ın ihtiyat usulü sayesinde tekrar tekrar askerlik yapmış eski askerlerdi. Aslında izne çıkanların çoğu geri döndüler. herhalde. altı kişilik ekipler oluşturan ve umumiyetle öbür milislerden ayrı tutulan makineli tüfekçilerdi.U. O dönemde sık sık görüldüğü üzere. en iyi askerlerin. hiçbir siyâsî bağlılığı olmayan eski askerler bir yanda.U. Makinalı tüfekçilerin birkaçı.'a pek muhtemeldir ki kaza eseri girmiş. P. öbür milislerin askerlerini kendi taraflarına çekebilmek amacıyla.M. partiye kaydolmalarını sağlamak için gayret sarfediliyordu. vardı. eski askerlerin çok yararı dokunur. Zaragoza cephesinde bâzı ufak çapta fırsatlar —gazetelerde boy göstermeyecek ama yine de belli birşeyleri fark-ettirecek fırsatlardı bunlar— sırf bu yüzden yitirildi. evlerindeki bir puta tapmayı hatırlatan tapınmavârî tavırları çok ilginçti ve incelenmeye değer.'nin gönderdiği 30 İngiliz ve Amerikalı'dan oluşan müfrezeler. bu ne olduğu belirsizlerin bâzısı sonradan çok iyi birer asker oldu çıktı. Her zaman rastlanan döküntülere ek olarak belli sayıda çok câhil köylüler ile P. Burada da durumunun öbür milislerden farklı olduğu noktasında kuşkuluyum.. milislerine denk sayılırlardı. 1936 Aralığı'nda bile Barselona'da ekmek kıtlığı çekiliyordu ama milislere kıyamet kadar tayın veriliyordu ve bu bolluk milislerin işine yarıyordu. Ayrıca. çok sık verilmeyişinin nedeniydi sanırım. hattâ birkaç Portekizli bile. ki izne çiKarken birikmiş maaşlarına karşılık bir tomar para aldığından bu şekilde davranmak için pek çok sebebi de vardı. Bu iddianın doğru olup olmadığını veya o anki bezginlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum. tüm milis örgütlerinin disiplinsizlikte biribirleriyle yarış hâlinde olduklarını söyledi. Halk Ordu-su'na kaydolma usûlü yasalaştığında tam tarihini hatırlayamıyorum] da tamamiyle tesirsiz kaldı. Kendi arzum hilafına da olsa. bal gibi mümkün olduğu halde.U. en iyi askerler. Buna ilâveten. ama çoğu «iyi birer partili» idi. ama hiçbir baskının söz konusu olmadığını söylemek dürüstlük gereğidir.S.P.O. hiçbir askerî tecrübesi olmayan «iyi partililer» öbür yanda olmak üzere keskin bir biçimde ikiye bölünmüştü Kendimi ilk gruba yakın hissetsem de. ama bâzısı da dönmedi ve bu yüzden her izin dönemi milis sayısında bir miktar azalma anlamına geliyordu. izne giden bir milisin tekrar eski birliğine dönmesini sağlamanın yolu yoktu. bu tür kayıpları örtbas etmeye çabalıyorlardı. hareketsizlik ve fizikî tükeniş karşısında dağılmaya mütemayildirler. ve bir-şeyler cereyan ederken hârikadırlar.C.

İngiltere'de böyledir Yaş unsuruna gelince.tiyle tamamiyle bütünleştiren adamlara her ahvâl ü şerait altında itimat edilebilir. alışılmadık şartlar altında kendilerine daha çok güvenirler. ânında haber aldıkları da söyleniyordu. kardeşlik gibi duygulara gelince.U. Bizim milis ile P.M. milisinde. Cepheye ilk geldiğimde. Bu mesajların şifreleri doğru dürüst çözülüyor muydu bilemiyorum. Sietamo'nun zaptında ve Huesca'ya doğru ilerleyişte rol aldılar. tümen bölündükten sonra ise. sol çevrelerde başına olmadık işler gelebilir ama çoğu Sosyalist'in partilerine gösterdiği bağlılık.. En genç yaş sınırı olarak. milisinin fiilî performansına gelince. İnsan bu tür şeyler söylediğinde.. yalandı bu— söyleniyordu. bir iç savaşta bunların önüne geçilemez. İhanet.'de tek tük asker kaçağı olduğunu hatırlıyorum ama toplam sayı pek küçük olmalıydı. milislerin ele geçirdiği bir esir subayı kurşuna dizdiğini duydum— yine. Asker kaçakları enderdi. Kaç defa teşebbüste bulunulduğu halde cephe hatlarının gerisindeki casuslar hiç yakalanamıyor-clu. özel okul mezunlarının üstüne üstlük kalın kafalı olanlarının eski okullarına duydukları yakınlığı çok andırır. Köylüler arasında ihanet vak'aları kuşkusuz oluyordu. Bu cephede. Bunlar mütemadiyen kaydediliyordu ama «Viva Franco» gibi sloganların dışındakiler hep şifreliydi. Bir zaman. bir siyâsî husûmet beslemeleri dikkat çekicidir. Hiçbir siyâsî eğilimi olmayan bireyler tamamiyle güvenilir kişilerdir ama çoğunlukla burjuva ailelerden gelirler. 1937 Martı'nda. pek belli belirsiz ama yine de kendisini hissettiren bir eğilim vardı.C. bizim yakaladığımız esir subayların hiç tartışmasız kurşuna dizilmeleri gerektiğine inanılıyor ve Faşistler'in bütün tutsakları öldürdükleri —hiç şüphesiz. Orta ve daha yüksek sınıflara mensup kişiler. uygun yaşlar gibi görünüyor. P. ve zorunlu askerliğin yürürlükte olmadığı ülkelerde.O. Bu tür bir kuvvette askerlerin karşılarındaki düşmana.. işçi sınıfına kıyasla. olağan ordularda hiç de görülmeyen. Bu işte hayreti mucip olan. Casusların mesajları Huesca'ya ulaştırabilmek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıklarını bilmiyorum. P.O. bir 267 . lâmbayla sinyal vermekti. daha fazla askerî tecrübeye sahiptirler. Faşistler her zaman karşılarında hangi birliklerin mevzilendiğinden haberdar görünüyordu.U. Böyle bir şeyin cereyan ettiğini bilmiyorum ama bu yoldan tedarik edilmiş olabilecek bâzı Faşist gazeteleri gördüm. Bu tür şeylerin zaman zaman vuku bulduğunu düşündürtmeye yetecek ölçüde söylentiler kulağımıza geliyordu —zâten..U. burjuva kökenli olan kişileri subay seçmek gibi. Faşistler'in bunu hiç sektirmeden. herkesin bu söylentilere inanmasıydı. Komünist basında.M. cephe hattında savaşacak askerler için 20 ilâ 35. Toplumun sınıflı yapısı veri alındığında. Biz sâdece devriyelerin raporlarından bölük pörçük bilgi edinmeye çabalarken. halbuki 1937 Mayısı'na kadar cepheyi bırakıp gitmek ya da çok az bir tehlikeyi göze alarak Faşist hatlarına geçmek son derece kolaydı. bir hücu266 mun önceden belirlenmiş tarihinde gerçekleştirilemeyişi-nin nedeni kısmen ehliyetsizlikti ama saldırı zamanı birkaç saat önceden belirlense dahi. güvenilir kaynaklardan. Savaşın eylemsiz döneminin büyük bir bölümünde cephede bulunduğum için. Avakta dururken dahi uyuya kalırlar. hiç kimsenin bu işte yanlış bir taraf olduğunu düşünmeyişi anlamlıdır. ama dışarı haber göndermenin yolu. en az 14 yaşındaki delikanlılar çok cesur ve emin askerlerdir ama uykusuzluğa asla dayanamazlar.S. Her gece belli saatlerde Mors alfabesiyle işaret veriliyordu. saldırmazlık anlaşmaları yapıldığına ve insanların bizim hatlarımızla Faşistler'in elindeki arazi arasında serbestçe gidip geldiklerini iddia eden hikâyeler boy gösteriyordu. Cephe hattında. askerden arındırılmış bölgede gazete değiş tokuşu amacıyla önceden ayarlanmış ateşkesler yapıldığı rivayet olundu. ben bu eğilimi kaçınılmaz kabul edivorum. 35'in üstüne çıkar çıkmaz. siyâsî yönden güvenilirliği herkesçe bilinmedikçe sıra neferi ya da astsubay olan hiç kimseye itimat etmem. öbür örgütlere nazaran bunu çok iyi biliyorum.

sâdece.M. bu en az önemli kısımdı ve Mart-Nisan aylarında P.O. Şubat sonlarında bütün tümen Huesca'nm doğusunda mevzilenmiş-ti. pek azı da Teruel'de çarpıştı. topçu ateşim kasden sınırlı tuttuğu konusunda bana teminât verdiler. azamî ikiyüz adamla gerçekleştirilen ve çok az kayıp verdirten baskınlar ve engelleme hücumlarıydı.O.U. Bu eylemlerin bir bölümünü çok iyi başardılar.M.O. basın kampanyaları bir miktar nahoş duygular yaymaya başlamıştı Nisan'da siyasete ilgisizler bile. Şartları ve fırsatları göz önüne alındığında. Huesca saldırısına katılan birkaç milis. Taktik olarak. yeniden kaydolmaktan sarf-ı nazar edebilecek bâzı adamların gerçekten kaytardıklarını ve kendilerine iftira edilmeye çalışıldığını gerekçe göstererek sivil işler edindiklerini biliyorum.M. 268 Barselona'da faşizme karşı düzenlenen bir gösteri Bilbao yolunda yürüyen faşist birlikler 269 . Ben bu gösteriye katılmadım ama orada bulunan başkalarından duyduğum kadarıyla P.U. tümene gittiklerini sanıyorum.M milisi bulunduğuna inanıyorum. Yenimden düzenlenme ertesinde tümene ne olduğunu bilmiyorum. ama ekseriyetin 26. General Pozas'm mümkün olabildiğince çok sayıda P. kendi basın organları ve Anarşistler'in dışında (gerçekten başardıkları ne olursa olsun) kendilerine ilişkin hiçbir iyi şeyi yer verilmeyeceğini kavramışlardı. 400 ilâ 600 adam yitiren tümen çok ağır zâyiât verdi. bilhassa Alman mültecileri. ama Komünist basının yönlendirdiği saldırı kampanyalarının yarattığı tesiri gösteriyor.'un üstlendiği eylemler. Tam bu günlerde. Huesca'ya Haziran ayı sonunda düzenlenen hücumda. milisinin saygıdeğer işler başardığını söylemem gerekir.U.O. iyi iş becermişti. 1939 (?) Şubatı'nda yazıldı. öbür kısmı Zaragoza cephesinde. ama daha sonra tümen yeniden düzenlendiğinde. Hiç şüphesiz. pek parlak sayılmasa da P. doğru değildi bu. milisinin ölmesini temin için.U.O. Madrid cephesinde de bir avuç P.kısmı Huesca'da.M.U. O sırada bu tutum pek az öfke yarattı.

.

Orwell'in sözünü edegeldiğimiz bu tavrından. O. devrimci sosyalizme duyduğu açık ve hararetli bağlılık. daha az sözü edilmekle birlikte. Orwell'in Barselona'ya gelir gelmez neden hemen milise katıldığını. doğal düşmanları olan polisle çatışma halinde gördüğüm zaman. Ancak. Bu açıdan bakıldıkta. nel havayı ve son demlerini yakalayabildiği devrimin siyâsî fikirlerinde meydana getirdiği değişiklikleri.WİLLİAMS'IN GÖZÜYLE ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Önceli üstüne en sık başvurulan inceleme kitaplarından birini kaleme alan Raymond Williams. daha önce ve daha sonra yazdıklarından daha az ehemmiyetle değerlendirilmiştir. İspanyol tecrübesinden sonra benimsediği tavır devrimci bir sosyalistin konumudur: günümüzde. 1984 ve Komünist Enternasyonal bağlamında Orwell'in fikirlerini irdeliyor. Orwell'in Katalonya'ya Selâm'da da uzun uzadıya tartıştığı Komünist ve Anarşist görüşler arasın. daha sonraları Budapeşte ya da Paris'teki çatışmaları değerlendirişini çok andırır: devrimci sosyalist bir konumda yazılmış olan bu değerlendirmeler. sözlerine şöyle devam ediyor : «Katalonya'ya Selâm bazı bakımlardan Orwell'in en önemli ve etkili kitabıdır. ve Komünist basının resmî yalanları olarak nitelendirdiği metinlerle münakaşala273 . dışarıdan «aşırı» dîye adlandırılabilecek tavır. Orwell İspanya üstüne yazdıklarının hiç birinde. Dış basında yer alan. İspanya'ya gitmezden önce olduğu gibi. bilâhare sağ-kanadın düşünceleri olduğuna hükmedilebilecek bir tablo çizmez. Fakat. böyle düşünenleri haklı çıkaracak malzeme niteliğindedir: «o. Orwell'in siyasî düş kırıklığı ile devrimin ve sosyalizmin 272 kaçınılmaz başarısızlığının sesi olduğu gibi bir fikri sabite saplanan. onun. Orwell'in siyâsî gelişiminin bu safhasına özel bir önem verilmelidir. İspanya'dan inanmış bir devrimci sosyalist olarak dönmüştür: «gerçek işçileri. son senelerindeki konumuna nasıl ve ne zaman geldiği daha da ilgi çekicidir. hem kapitalist düzene hem de ortodoks komünizme ölesiye hasmânedir. 1942'de "İspanyol İç Savaşı'na Geri Bakış"ı yazdığı sırada. Fakat aynı zamanda da.» Yüceltilmiş «işçi» fikrine sahip «burjuva komünizmin dediği şeyden. İspanyol mücadelesini ele alış tarzı. Katalonya'ya Selâm'da aktardan devrimci ruhun kayboluşu ve ezilmesi. tüm yeryüzünde oynanmakta olan muazzam bir oyunun sâdece geçici ve mahallî bir safhasıy-dı. kitabının (Orwell) «Politics» (Siyaset) başlıklı bölümünde. o dönemde şehre hâkim olan ge. o günden buyana kitabı.» Böyle olmakla birlikte. İkili bir siyâsî nedenle. Ispanya'daki resmî komünist siyâseti ve iç mücadeleler üstüne yazılara büyük bir öfke duymaktaydı. Bağlandığı devrimci hareket ezildiği halde. Orvoell'in kendi ağzından aktarıyor. daki tartışmaya ve Orwell'in İngiliz toplumunun sınıf farkları kesin çizgilerle ayrılmış yapısına duyduğu nefrete dikkati çektikten sonra. Meselâ. Katalonya'ya Selâm ile editörüne yazdığı 8 Haziran 1937 tarihlî mektubundan alıntılar vererek. farklı ve çok daha geniş bir okur kitlesinden uzaklaştırmıştır. bir devrimin ve bir iç savaşın unutulmaz derecede capcanlı ve kişisel hikâyesidir. Sol'daki bir çok okurdan koparmıştır. Daha o tarihte «Stalinizm» diye adlandırdığı bu siyâsî tavra duyduğu nefret yakasını hiç bırakmadı. Katalonya'ya Selâm. kendi kendime hangi tarafta yer alacağımı sormama gerek yok. İç mücadeleleri çok fütursuzca aktarışı. yine kuşku duyuyordu. gerçek çatışmada seçimini yapmıştı. Bölümün ilk kısmında. Williams.

hâlâ faşizmi totaliter tehlike olarak kabul ediyordu. görüşten daha yanıltıcı bir şey olamaz. 274 275 . «Lider veya bir yönetici zümrenin sadece geleceği değil geçmişi de denetlediği bir kâbus dünyasında. faşist propoganda ile. eğer Lider. Almanya karşısında ortak bir savunma cephesi kurmasını sağlayacak birer araçtı. Nitekim. Sovyet diplomasisinin vasıtaları. Halk Cephesi'ne dahil partiler 1936 Şu-batı'ndaki seçimlerde çoğunluğu elde ettiler. Orwell'in İspanya' dan hayâl kırıklığına uğramış bir sosyalist olarak dön. burjuva demokratlarından uzaklaşırken. ve sonunda. Onun görüşüne göre. bittabiî iki kere iki beş eder. düğü ve bundan sonra tüm gayretini totaliter bir sosyalist gelecek ihtimaline karşı uyarılara harcadığı şeklindeki. ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Raymond Carr* İspanyol İç Savaşı bir kötü edebiyat sağanağı yarattı. yani. 1936-39 döneminde Sol'a mensup çoğu yazarın göze alamadığı bir şeydi bu. falanca filânca olay «hiç bir zaman vuku bulmamıştım derse. ve nedeni de çok basittir. bu boyun eğiş özellikle. ed. gerçeği gördüğü gibi kaydetmeye azimliydi. Lider iki kere iki beş eder derse. Miriam Gross. Günümüzde apaçık bildiğimiz üzere. Daily Mail ve Catholic Herald gibi. faşizme ve Nazi kamplarında uygulandığını gördüğü «köleliğin yeniden kurumlaştırılması»na duyduğu ilk tepkilerdir. 1971. cephelerin Sovyetler Bir. 1930'ların sonlarındaki siyâsî şartlara. ss. gayrı sosyalist hükümete karşı olan ve Sağ'da ve Sol'daki aşırı kesimlerce tedirgin edilen. çok yaygın biçimde kabul edilen. 64-73. Franco taraftarı propagandaydı. Katalonya'ya Selâm bunun bir kaç istisnasından biridir. Komintern açısından Halk Cepheleri. «nesnel hakikat kavramının özü dünyadan uçup gidiyor» diye düşünmeye sevkeden şey. Bu yüzden. Londra. Cumhuriyetçi. Fransa ve İngiltere'nin Paşizm'e karşı «demokrasi» nin müdafaası için. tabiî ki o olay hiç olmamıştır. belki de. Bin Dokuzyüz Seksen Dört'te yer alan bu dolaysız sezişleri. sözü tekrar tekrar entellektüe) sahtekârlığı besleyen. dürüst herhangi bir insanın parti siyasetini desteklemesinin mümkün olmadığı. Sosyalistlere ve Ko-münistler'e yakınlaşmak durumunda kalmıştı. Avrupa Solu'na mensup entelektüellerin Komünist «çizgi»ye kölevârî itaatine getirir. The World of George Orwell.rından çok sonra. Orwell. İspanya' daki Halk Cephesi meselesinde de geçerliydi. İspanya üstüne kaleme aldığı yazılarında Onwell. Weidenfeld and Nicolson. «Orwell and the Spanish Civil War». Onu. Komünist gaye. liği'nin diplomatik çıkarları doğrultusunda ustalıkla idaresini —mazur görülebilir bir strateji— ve böylesi bir yöneltilmeye karşı direnmeye kalkışacak herkesi sapkın (heretik) diye damgalayıp vurmayı öngörmekteydiBu hedef ilk önce İspanya'da açığa çıktı. ordu *) Raymond Carr.» anlayışını da Nazi teorisinden çıkarmıştı.

1930'lar sonlarının temel siyâsî denklemini oluşturuyordu.2 * Orwell ve Victor Serge'e daha da iğrenç görünen şey. mevcut yazılara nüfuz etmiş Komünist tesirin tüm kuvvetliliğine karşı mücadele edecek cesareti kendilerinde bulabildiler. Parti üyeleri. Bu tepki. Sadece İspanya'da Faşizm'e mukavemet edildi ve bu direnişi yalnızca Sovyetler Birliği —hangi maksatla hareket ederse etsin— silâh yardımı yaparak destekliyordu. önemli rol oynamasıyla birlikte. Cumhuriyet Hükümeti'ni burjuva demokrat bir mesele olarak sunmak. Cumhuriyet'te. İspanyol İç Savaşı'na ilişkin. sindirilmesini buyuruyordu. savaşın etkin biçimde sürdürülmesi yönünde bir çaba. Böyle olmakla birlikte. Sadece. Yüksek rütbeli bir memurun dul karısı evinde ölü bulundu. Sovyet gazeteci Koetsov'un yazılarında bile görülebilir. Askeri ayaklanmanın hezimete uğratılmasında işçi örgütlerinin. Komünist siyaset bu devrimin. Hem Stalin. eğer tersine döndürülmeyecekse. 1954) anlatılmaktadır (s. Komünistler ile anarko-sendikalist-lerle CNT Hükümet'e girdi (Eylül-Kasım 1936) ve Hükümet'in savaştaki gerçek kuvveti olarak kaldı. haksız ve muvazenesiz bir ısrarı sürdürüyor. Bu eğilim. Sovyetler Birliği'nin— cazibesinden kaynaklandığını söylerken. işçi devriminin tahribi meselesinden rahatsızlık duyan unsurlar vardı. onu yüce gösteren muazzam nitelikler atfediliyordu. ayaklandılar. Bu hikâye. onların konumlarını zayıflatıyor ve dolayısıyla da Faşizm'in zaferine yardımcı oluyordu. Bu itibarla. Sosyalistler. Orwell ve Serge'in neredeyse ikrah getirmesine yol açan şey. özellikle Madrid ve Barselona'da.kanat müttefiklerinden daha fazla bilgi sahibi olan ve aralarında Koestler. edebî kuruluşun kendine has ve geçici bağlılıklarından ileri geliyordu. Koestler. Stalin'in amaçları hakkında sol . ahlâkî açıdan kınanacak höyük bir hataydı. 276 münist olmayan Solcuların da Komünistler'in üslûbunu izleyerek hakikatten yüz çevirmesiydi. Victor Serge'in GPU'Iu Ignacio Reiss'in katlini nakleden yazıları Paris basınının sansürüne uğradı. Hitler'den daha az menhus idi. Kadının yatağının yanıbaşmda bu vesikalardan altmış altı tanesi duruyordu. işçi olmayan halkın Cumhuriyet'e sâdık kalmasını temin edecek bir esas süreç ve silâhsızlıktan kırılan Cumhuriyet'e Ba-tı'nın saygıdeğer burjuva devletlerinin silâh yardımı yapmasının şartı olarak sunulabilirdi. Halk Cephesi'nin neredeyse hipnotize edici özelliklerini yeterince dikkate almıyor. Komünistler'in Halk Cephesi'rideki rolünü eleştirmek. Dolayısıyla da boykot edildiler. sol entelektüellerin gerçekten kaçışlarının gücün —yani. fikirleri Stalin'e uygun düşmeyen kendinden emin anti-Faşist-ler'in kasden tahribini —ki. bilhassa CNT ve POUM (Troçkist olmayan bir devrimci Marksist parti) militanları gibi. «Kızıl Bir İspanya» evvel-emir-de Fransa ile Büyük Britanya'yı ortak bir anti . nitekim öyle oldu— icap ettiren Komünist versiyonu hazırlop yutmak. Regler ve Münzenberg'in de bulunduğu çoğu Komünist entellektüeller. işçi örgütleri bilhassa Katalonya'da kendiliğinden gelişen bir toplumsal devrim yaratmışlardı : fabrikalar ve çiftlikler «devletleştirilmiş». propoganda-dır. düzen adına. «Kızıl milis bir peseta değerinde vesika dağıtıyor ve her vesika bir ırza tecavüze yarıyordu. Fakat. Arthur Koestler'in The Invisible Writing adlı eserinde (Londra. yerini tarihî açıdan doğru olan proleter gerçeğe bırakacaktı— nasıl tahrif ettiklerini izah edecek bir teori geliştirmişlerdi ve Parti hayatının hissî açıdan ne pahasına olursa olsun desteklenmesine psikolojik ihtiyaç duyuyorlardı.içindeki entrikacı unsurlar 1936 Temmuzu'nda. Komünistler'in siyaseti ve Komintern'in yürüttüğü propogandanın başlıca amacıydı. dolaylı ya da dolaysız nitelikteydi ve ikincisi. Halbuki şimdi. Komünist bir yazarın Komünist çizgiye dolaysız itaatinin sonuçlarını şöyle tarif ediyordu : propoganda gayesiyle sunturlu yalanlar anlatmak. burjuva demokrat bir hükümeti oluşturan Halk Cephesi'nde temsil edilen Komünistler'de içkin olan. yani çeşitli şekillerde işçi denetimi altına alınmışlardı. Parti'yi terketme noktasmdaydı-lar. sanırım. Ko') Propogandacı Willi Münzenberg idi.Faşist siyasetten ürkütüp kaçırabilirdi. en azından gerçeği —ki bu bile sınıf temeline oturtulmuştu ve bir burjuva erdemi olan nesnel gerçek. 334). Orwell'in İspanya hakkındaki makalelerini Neıo Statesman reddetti. bu adamları ikinci bir balayı için geri getirdi. İspanya'da Faşizm'e karşı zafer kazanma ümidi.Halk Cephesi'ne. Otuzların sonlarındaki edebî itaat. Şüpheye düşen Komünistler ve genel olarak Sol için —Moskova Muhakemeleri'nden sonra dahi— böylesi bir hesap. Orwell. Kuşkusuz.» «İşte bu. solcu edebiyatın nahoş gerçeklerle yüz 277 . Victor Serge ile Orwell'in de aralarında yer aldığı bir kaç güçlü soluk. kolaydı bu. Arturo.

faydalı bir yalandan daha iyidir.. POUM taburlarına duyduğu katıksız imânı açığa vuruyor. devrimci disiplinin as kerî değerinden değil de. aşikâr bir gerçekten kaynaklanan bir konumun hissî yargısını açığa vuruyor.. «üste yaltaklanma» yoktu. Borkenau.» Katalonya'ya Selâm'ın ilk kısımlarını tarihçi açısından değerli kılan şey de. Keza.. gazeteci entellektüellerin hazır bağlantılarını kullandılar. İşçi milisi. doğrudan gözlemle siyâsî tahlilin sınır komşusu olduğu tehlikeli hudutta bu gözler ne ölçüde güvenilir idiler? Keza Orwell'in POUM milisine katılışı da kaza eseriydi.. Komünist tavsiyesi üzerine kurulan örgütlü Halk Ordusu'nun. milis kuvvet leri «. 1914-18 döneminin kalın kafalılarına da hiç bir zaman güvenemedi.Mayıs 1937) miliste geçirdiği dönemin kendisi için «büyük önem taşıdığı» nı belirtiyor.. sokaklarda henüz canlılığını koruduğu bir sırada vardı. imtiyaza duyduğu nefretten ileri geli yor. Koestler İspanya'ya önceden belirlenmiş bir çerçeveyle geldiler.. Barselona'ya. Aragon Cephesi'nde (Ocak . kıt kaynakların azamî verimle kullanılamaması gibi mahut askerî kusurların ilâ-nihâye sürmesine neden olabilirdi. milisin içinde yaşayarak onun hakkında anlattıkları. Koestler. «o günlerde ve o havada yapılacak tek akla yakın iş olarak görünmüştü. Sınıf ayırımlarının toplumu kesin çizgilerle böldüğü İngiltere'den sonra bu manzara hayli büyüleyiciydi-Gazete makaleleri yazmak düşüncesiyle geldiği halde. Orwell'in milise duyduğu hayranlık.. Benim anlamadığım. Franco'nun sahip olduğu en büyük avantajdı. Fakat. milis kuvvetinin sendikaların doğrudan denetimi altında etkin bir biçimde yeniden örgütlenmesi. «işçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehir» idi Bahşiş verme usulü kalkmıştı —ki bu Orwell'i neredeyse teshir etli.. Komünist olmayanlar alkışladılar. selâmları. sokaklarda hiç «şık giyimli kişiler» görülmüyordu. riyet'in stratejisinin mukadder zayıflığını doğurdu. adları kötüye çıkmış ama en iyi savaşçılar» hükmünü düşünün bir. Komünistler ile sempatizanlarının saflarında ise buz gibi bir sükût oldu. Halk Ordusu'nun bir dereceye kadar tedavi ettiği. Onvell'in İç Savaş'ta çarpışması neredeyse bir kaza eseridir.Orvvell yalnızca gözleriyle gelmişti. çünkü onu İspanya'ya hasb-el-kader ILP (İngiliz İşçi Partisi) göndermişti.. lâkin harbi kazanmaya dair her şeyi gerçekten bilen generallere. devletleştirilmiş fabrikalar ve işçilerin denetimi hâlâ işlevlerini sürdürüyordu... İspanyol İç Savaşı üstüne yazdıkları farklı olacaktı. milise katıldı. Buradaki «adları kötüye çıkmış» sözcükleri ilginç. Halk Ordusu... Kaminski. milis sistemini ve «devrimci disiplin»i savunduğu her iki makale de.» sözlerini naklediyor..... Bu yanlıştı. milis kuvvetinin cephe hatlarını tuttuğu doğrudur. Siyâsî kıstasların hakimiyeti ile mahallî meselelerin yarattığı sıkıntı da.. Burada. birliklerin askerî ihtiyaçlara cevap verecek şekilde bir yerden bir başka yere sevk-edilememesi. tümü Orwell'in nefret ettiği şeyler olan subayları.yüze gelmeyi ve insan vakarı ile namusunu müdafaa etmeyi reddedişleriydi. siyâsî bilinç ile kapitalizme duyulan itimatsızlığın karşıtlarından daha normal olduğu sınıfsız bir toplumun bir tür nüveleriydi.. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım ama uğrunda savaşmaya değecek olayların cereyan ettiğini hemen kavradığım fazladan bir şey vardı. içten gelenin disiplin tarafından yıpratıldığını ve mağlubiyete uğradığını görmektir. rütbe apoletli üniformalar. farklı maaş düzeyleri ve fiyakalı üniformalarıyla tesis edilirken. tarihî açıdan paha biçilmez değerdedir. Orvvell'in Anarşist milise ilişkin «saf İspanyol kuvvetleri içindeki. (tarih yazımında kimse daha kuvvetli bir öznel unsura sahip olmamıştır) eğer başka bir milis grubuna katılsaydı. Üstelik.. Temmuz'da başkaldıran generalleri hezimete uğratan «kendiliğinden gerçekleşen devrim» in. Anarko .devrime mukavemet ediyorlardı. Orwell milis eğitiminin ahmaklıklarını ve amatör askerciliği gördü görmesine. Cumhu.» Bu nedenle kasvetli siper savaşlarının fizik güçlüklerine zorlukla katlanabildiği halde. 278 Örgütlü cesareti gerektiren savaşta ferdî yiğitlik faydasızdır.. 1936'nın Aralık ayında Barselona. subaylara yüksek maaş. tam tamına Onvell'in tepkisinin doğrudan-lığıdır. kendisinin de teslim ve itiraf ettiği üzere. Muharip kuvvetlerini lojistik ihtiyaca göre dağıtabilmesi. yerini aldığı milis kuvvetinden daha iyi olduğuna da inanamadı.sendikalist CNT ile devrimci Marksist POUM hâlâ toplumsal ve siyâsî Komünist karşı . Komünist sempatizanların hazır bulunduğu bir toplantıda. Thomas Mann'ın sarfettiği. Onun hal yolu olarak önerdiği.umudun kayıtsızlık veya istihzadan daha olağan . sadece unutulmaz değil. Teruel veya Ebru gibi muharebelerin üstesinden de yalnızca Halk Ordusu gelebilirdi.. Meselâ. Milis kuvvetinde selâm çakmak. ve tarihin en hüzün verici yönlerinden biri. «paranın yozlaştırdığı İngiltere'de 279 .Onun da vurguladığı gibi. Yine de. çünkü. «Uzun vadede zararlı bir gerçek.

Orvrell. Komünist davasının muteber olabileceğini hiç bir noktada kabul etmedi — çoğu tarihçiler de onu izlediler. hizipler arasındaki mücadeleyi tahlil etmeye mecbur oldu.T. zira bu tahlil siyâsî iktidarın ele geçirilmesini icap ettiriyordu. P. pahasına Cumhuriyetin safında tutulmalıydı. Onun fikrince yanlış yola sevkedilmiş olmakla birlikte.O.N.» (Cyril Connolly'e mektup. bir fel:kete yol açacaktı — kaldı ki. öncelikleri ters yüz etti.» Orwell sosyalizmin insanî terimlerle kurulduğunu görmüştü.M. Bu ittifak ilke düzeyinde değildi. ile C. Komünist görüş kısmen saygıdeğerdi. zira. PO. C. P. Halk Cephesi'nin ve her hangi bir direniş umudunun da sonu olabilirdi. «Faşizm'e tek alternatif.T. çünkü. ne sosyalist ne de kapitalist olmayan bir İspanya'nın. Kendisine has bir şekilde. Victor Serge gibi mevsimlik anti-Stalinistler Komünistler'in nasıl davranacağını bildiği halde. önce kalın kafalı teröristler ve bürokratlar tarafından parçalanıp ezilen ve sonra da denetimli bir basının iftiralarına maruz kalan bir siyâsî masumlar grubu olarak beliriyor. Müsamaha edemediği şey. ile C.U-M.N. C. sosyalistlerle kapitalist-demokratların. Halk Cephesi'nin burjuva demokrasisiyle Faşizm'e karşı direnilemeyeceğini savunuyordu. sosyalizme inanıyorum. Hattâ. sonra devrim» idi. C.O. ittifakın. savaşa ağırlık verilmeli ve Faşizm'e karşı savaşı örgütlerken devrim ikinci derecede düşünülmelidir şeklindeki eleştirilerini müsbet karşılamaya meyletti3 Mayıs 1937'de.O.O.N. küçücük bir parti her hangi bir şeyi uygulamaya koymayı nasıl umabilirdi.P.* *) P. liderlerin yanlış pazarlık yaptığını düşündüler ve bu itibarla işçilerin tek güvenceleri olan milis kuvvetinin elde tutulması noktasındaki ısrarlarını haklı buldular. çevresinde işittiği görüşlere tepki gösterdi: bunların başlıcası. fiilen gerçekleştiğini görmeyi arzulamak oldu. Bununla birlikte. sırf Sovyetler Birliği'nin silâh yardımının (o yardımlar ki. aslında düpedüz ezmek. P. Faşizm'e karşı mukavemetin tek yolu demokratik birlik idi vs.M.'un ilân edilmiş hedefi olan «burjuvalarla reformistlere bir nihayet vermek» fikri. «Bunun bendeki etkisi.'un gazetesi La Batalla Faşizm için uydurulmuş farklı bir isimden başka bir şey olmayan.M-.M.N. Orwell P. Bu adamcağız parti sekreteri Jose Diaz tarafından anında alaşağı edildi.T. ve ona göre Halk Cephesi «iki başlı bir domuz». Komünist hakimiyete karşı besledikleri ortak korkudan kaynaklanan.U.akla hayale gelmeyecek» eşitlikçi bir toplum söz konusuydu. sosyalizmin evvelce olduğundan çok daha ileri bir aşamada.O. «Nihayet. milis kuvvetinin disiplinsizliği ile işçilerin nezareti altındaki sanayi kesiminde hüküm süren kargaşanın. P. OrweIl hayretlere garkolmuş-tu. «Önce devrim» anlayışının bu neticesiyl'e yüz yüze gelmeyi Orwell reddetti.U. «savaşın siyâsî veçhesinin kendisini sıktığı»nı itiraf etti. hayat hakkına sahip olacakları bir terkip idi. işçilerin denetimidir ve bu da ancak işçi milisleriyle teminat altına alınabilir.O. 281 . siyâsî bakımdan uygun olup olmayışlarına göre musluğun açılıp kapanabileceği tehditleri savurulabiliyordu) devamını emniyete almanın karşılığında.O. münakaşaya gelir bir mesele vardı. işçi devrimini ertelemek.'a karşı sürdürülen Komünist kan davasındaki «ahmakça ve körü körüne garez». 28 Mart 1938 tarihli Mundo Obvers'de Madridli bir Komünist.O. Barnum ve Bailey ucu-besininki kadar. aslında teferruata müteallik olduğunu gördü. Parti ittifakını çözen tek tük vak'alar görüldü. yalnızca «saygıdeğer» bir cumhuriyet kapitalist Batı'dan silâh yardımı ümit edebilirdi. Bu yüzden. eğer tatbik edilseydi.U-M. zaferi garantilemek için tek şart olduğu fikrine itiraz etti.» P.'nin siyâsî iktidara ilişkin tavırları ara. POUM'un milis kuvveti ve devletleştirme gibi Temmuz'da kazandığı başarıları. 8 Haziran 1937).T-. Sloganları «Önce savaş. işçi devrimini gerisin geriye döndürme azmi idi.T. sosyalizmin savaş zamanında ödeyemeyeceği kadar yüksek bir fiyat olduğu öne sürülebilirdi. daha önce hiç gerçekleşmeyen bir şekilde.U. Komünist çizginin hakimiyetindeki Kata-lan Hükümet ile POUM ve CNT'deki destekleyicileri arasında sokak çarpışmaları patlak verdiğinde Orwell.'nin kopuşunu hazırlayan çıkmazı anlayan bir kaç yorumcudan biriydi. Komünistler'in CNT ve POUM'a yönelttikleri. arasındaki.U-M.U. Bu karşıdevrimi destekleyen siyâsî değişiklikleri kavrayın-caya kadar bir hayli zaman geçti.M.N. Komünistler. Halk Cephesi'nin savaşı sürdürebilmek için gerekli 280 siyâsî temeli sağlayabilecek tek yol olduğuna inanıyorlardı : burjuvazi.M.U. Franco'ya karşı zaferin bir ön şartı olarak elde tutmakta ısrar etmesiydi. önderlerinin. hükümete katılmayı ve karşılığında Temmuz'da elde edilen «devrimci kazanımlar»dan milis kuvveti gibi bazılarını feda etmek şeklindeki düşüncelerini dikkate almayan militanlar. «çizgisi».U.'un tahlilini kabur edemezdi.

«Esas düşmanlarımız Faşistler'dir. C.O. liderleri. hâlihazır hareket tarzlarının başka sebeplerden kaynaklandığını biliyordu. polisleri sevimsiz bulur ve Anarşistler'e zaaf duyardı. ve P..M 'u bastırmak için kullanılan Robespierrevârî usulleri hiç bir şey mazur gösteremezdi. bu düşmanlara yalnızca Faşistler değil. doğru.U. Susturulmaları zorunluydu.U. ile polis arasınsındaki farklılıkları anlamak için. bu itibarla bunu istemiş olmakla suçlanamazd. Barselona. onlar için çalışan ajanlar da dahildir. Orwell'in görgü şahitliği.T.N. Çoğu İngiliz. Komünistler'in. 87 ve sonrası). çalışanlar hariç. Nitekim Orwell. Nitekim.O.T. Mayıs ayaklanmalarına yarım-gönüllü katılmakla. insanlar düpedüz binalardan çıkmıyor ve karşıdaki düşmanı süzmekle iktifa ediyordu. arasındaki Mayıs ayındaki gerilim öylesine patlama noktasındaydı ki. tepkisinin sezgisel yönü insanı ürkütüyor.U. Stalin'in ülke içindeki tiranlığını La Batalîa'da yayınladıkları sayfalar dolusu yazılarda tel'in etmekte bir an bile tereddüt etmediler. Orwell'i Mayıs çarpışmalarından çok.T. Ama. Mayıstan sonra C. 282 da bir mücadele gibi görünüyordu. Hükümet biliyorsa. Tepkisi çok tipikti. kendi kendime hangi safta olduğumu sormama gerek yoktur. The Republic and Civil War in Spain (1970) adlı kitabında 283 .'nin elinde bulunan Telefon Santralı'nı işgale teşebbüs etmesiyle çarpışmalar patlak verdi.M.T. generaller ve Manchester Guardian'da.M. İspanyol İç Sava-şı'nı aktaran Anglo-Sakson tarih yazımının en belirgin özelliklerinden biri C.N.T. en azından 1930'larda.O.'nin Komünistler ile olan mücadelede ilerlediğini öne sürüyor.T. üstlerine inşa edilen hükümlerdir.M. editörlüğünü Raymond Carr'ın yaptığı. Komünistler ile P. P. Avrupa'nın kutlama törenlerinin gerçekleşmediği tek Faşist olmayan şehri haline geliverdi.'nin lehinde olmasıdır. «Çizgi» parti sekreteri Jose Diaz tarafından 3 Mayıs'ta aşağılandı. C. militanları savaşmaya gittiler de.'nin Telefon Santrali'ndeki direnişi yüzünden başlarına geldiğini düşündükleri böylesi bir «meseleye bulaştırıldıktan için öfke içindeydiler-» Çarpışma ilk nazarda C.'un harekât merkezinde topu topu 60 tüfek vardı. savaşın geri kalan kısmını yaralarını sararak ve siyâsî iktidar için umut besleyerek geçirdi -anarko-sendikalistler için tuhaf bir akıbet. İki nokta istisnaî ehemmiyeti hâizdir. bu konudaki bilgimizin başlıca kaynağıdır. liderleri.O. Hakikaten de.U.O. Onun görüşüne göre. P. polisler ele haksız tarafta olmalıydılar.» Yine.O.'yi. gazeteciler gibi. hâdiselerin cereyanı esnasında kimse ne olup bittiğini anlayamamıştı.U. düşmanlarını mahvetmek amacıyla siyâsî bir otopsiden nasıl acımasızca istifade ettiklerini görmek etkiledi. milise katılmasına neden olan sâikleri açıklayışında olduğu gibi. çatışmada gördüğümde. Sovyetler Birliği' ndeki sol muhalefet içinde faal rol oynayan Andres Nin başta olmak üzere. Bu çarpışmaları müteakiben İspanyol İç Savaşı'nın içinde başlayan dahilî harp.M. Katalan güvenlik kuvvetlerinin Temmuz'dan beri C-N. hükümetten ihraç ve gücü de yok edildi.. ananevi işçi bayramı resmi geçitleri mecburen iptal edildi.U. böylesi bir çekişme için had safhada hazırlıksızdı. lider.O. Juliân Gorkin'in 1940'da yayınlanan Canibales politikos adlı eserine bakınız (s. Orwell'e göre. savaş fenersiz yakalamıştı. Hareketin güç kazanması için uzlaşmaya hâzır bekleyen liderleri ile hiç tâviz vermeyen ve savaşa gitmeyi tercih eden militanları arasındaki ayrılıklar yüzünden fena halde bölünen C.. Beklenen .T. neden onlara Faşist muamelesi yapmıyor ve merhametsizce köklerini kazımıyor?»* P. kötü bir tahmindi bu.N. Bunu tamamiyle tahmine dayandırdığını söylüyor.OU. Ancak. P. *) Burnett Bolloten'in. yani polisle. İkinci nokta. liderleri. Moskova Muhakemeleri'nin üzerinde durmak. her iki tarafın da «müdafaada olduğu» bir çatışmada sıkışıp kalmıştı. Komünistler'in P.U.N.N.U-M. fırsat 1937 Mayısı'nda zuhur etti. 3 Mayıs 1937'de. P. İnsanın aklını karıştıran sempatiler değil. İç Savaş'm Moskova Muhakemeleri ile üst üste geldiği ve Halk Cephesi'nin Sovyet diplomasisi için lüzumlu bir parça olduğu hatırlanmadan tahlil edilemez.M. P.. İspanya'daki Komünist siyaseti.M. Katalonya'ya Selâm'ın nüvesini oluşturur: Orwell'in görgü tanıklığına dayanarak naklettikleri.M.N. Komünistler'in «düzmece» Halk Cephesi Hükümeti'ndeki her ilerleyişlerine mukavemet etmeye hâzır tek İspanyol siyasetçileriydi. Bunların bazıları kendilerine Troçkist diyor. «Gerçek bir işçiyi doğal düşmanı ile.O.Orwell. Orwell. onu izleyen her tarih kitabına nüfuz etmiştir. burjuva özgürlüklerini savunan Liberal-Sos yalist-Komünist ittifakı görünümünü tahrip edebilirdi. çizgisine yönelik sağlam itirazlar öne sürmelerine rağmen. Eğer bunu herkes biliyorsa.

Kendi görüşlerine bir geçit sağlayamamak ve Sol'un Komünist versiyonu kabul etmeye bu derece hazır oluşu onu derinden sarsmıştı.O.'un tasfiyesini nefretle karşıladılar-hepsinin içinde en mutî oyuncak olan La Pasionaria hariç. Miliste sosyalizmin nasıl bir şey olabileceğini hissetmişti. ülke dahilinde kargaşa yaratarak Franco'ya yardımı amaçlayan P. 144). Sosyalizm'in resmî müdafileri olan Sol'daki entellektüeller ile partiler onu derin bir düş kırıklığına uğratmışlardı.O. Bu iş. daha söz dinler Negrin'in göreve getirilebilmesi için «azledildi». ya da Ralp Bates'in New Republic'de yayınlanan yazısındaki P-O. yakalanma korkusuyla açık havada uyuyup karısının odası gizli polisçe aranarak. Komünist çizginin görüşlerini hiç eleştirmeden hazırlop alıp tekrarlayan News Chronicle gibi gazetelerin. Onun öne sürdüğü gibi. tamamiyle hazırlıksız yakalandıklarını tekrar tekrar söylüyor: gerçekten de.U. ve bebeklerin barikat diye kullanıldığı şeklinde uyduruk hikâyeler tertipleyen gazeteciye kalmıştı. Orwel'lin Stepnen Spender'e 1938'de yazdığı bir mektubunda dile getirdiği «Komünist Partisi'ne 1935'den beri hayli muarız» olduğu şeklindeki görüşü.O. İlgili tarafların hakikati ört bas etmekteki (supresio veri) yer alan «The Parti es of the Lef t and the Civil War» adlı makalesinden alınmıştır (s. «Franco cephesinde gerçek bir halk hareketi» başlatabilir miydi? Halk Cephesi'nin kapitalist burjuva kesimi Franco ile uzlaşmaya varır mıydı? «Sağa doğru her yalpanın» Cumhuriyet'i zaafa düşürdüğünü söylemek doğru muydu? Orwell.M.U. «olgular» ustalıkla kullanılacaktı. 284 bu gayretkeşliği ortadayken. P. gönülsüz Largo Caballero'yu. İşçilere duyduğu güveni muhafaza etti. bir işçi partisini bastırmayı reddettiğinde. Her şey bir yana.M.M.U. Bütün bunların başına. «P.M. siyasetçilerin Halk Cephesi veya Komünist askerî danışmanların nezaretindeki Halk Ordusu'ndan. Kısa dönemli bir kehanet sahibi olarak Orwell'in. hâdisenin gerçek tarihi nasıl yazılabilirdi? Propoganda hakikatin yerini alacak.'u bir isyan başlattığı suçlamasıyla tasfiyeye zorlamak amacıyla. öfkeyle bir silâhın ateşlendiğini hayatında hiç görmemiş.* Orwell. Mayıs günlerini «Troçkist İsyan» olarak aksettirmeleri. Başbakan sırf Komünistler buyurdu diye. Katalonya'ya Selâm. Moskova'ya sâdık olmakla beraber.M.leri bu suçlama uyarınca Troçkist ve Faşist ajan provokatörler masıyla birlikte. milislerinin Faşist askerlerle futbol oynadığı iddiası. daha iyi bir vasıta olduğu yolundaki inancını korudu. Gollancz.O.U. O günlerin havasında kitap hiç rağbet görmedi.'un peşindeki Komünist polisin yüzünden geldiğini biliyordu. Komünist milisler ona Troçkist ya da hain demediler. Komünistler ile anarko-sendikalist uyuşmazlıkların doğurduğu gerilimlerin şiddet dolu bir ürünü olarak değil de. Avrupa'nın işçi sınıflarına grev ve boykotlar ilham edebilir ve böylece. İspanya'daki son günlerini takip edilen bir firari olarak. Robert Conquest'in The Great Terror (1968) adlı kitabına bakınız (ss. Chamberlain'in siyasetini değiştirebilir miydi? İşçi imajı. İspanyol Ko-münistleri'nin çoğu P.OU. Katalonya'ya Selâm'ı okumaksızm geri çevirdi. ve Anarşistler'in 'Savaş ve devrim bir285 . artık günümüzde yanlışlığı görülmesi gereken. büyük bir tutkuyla ve süratle yazıldı. İspanya'daki çalışması boyunca. Her. Komünist Cumhuriyetçi bakan Jesus Hernandez o günlerde. sahici bir işçi sınıfı partisine Faşist yaftasını yapıştırmak canavarca bir davranıştı. nandez'e göre.'un idaresinde Hükümet'e karşı başlatılan soğukkanlı bir ayaklanma olarak sunuldu.M. kendine has hususiyetlerinden kaynaklanmaktadır. «Feryat figân tekrarlanan yalanlar ve nefret» cephe hattında savaşanlara vız geldi. P. Beri yandan. bir anlamda savaş muhabirliğinin anısını taşıyordu. hâdise olup bittikten sonra kendi hikâyelerini kaleme alacaklardı — Bin Dokuzyüz Seksendört'ün kâbusu. bir dizi siyâsî hükümleri. Haberleşme tekellerine sahip olanlar. onu dehşete düşürdü. *) Hernandez'in görüşlerinin bir özeti için. 438-440). ve «siyâsî şüphe ve nefretten oluşan korkunç bir havayı teneffüs ederek» geçirdi.U. Andres Nin'in Komünistler tarafından katledildiğine dair haberler sızmadan evvel. planlı bir «ayaklanma» veya bir «kanlı isyan» hazırlığı yapılmamıştı. Onun nesli Büyük Savaş'ın fazlasıyla tesiri altındaydı ve aslında sol gazetecilere teklif ettiği «örnek». diyelim. gerçek devrimci bîr İspanyol. Kendisine çifte miras kalmıştı. Sosyalistler. Barselona çarpışmalarının Komünist ajanlar (Antonov-Ovseenko ve Ernö Serö) tarafından kışkırtıldığını iddia etti. işçi devriminin ve devrimci milisin Fasizm'e karşı savaş için. İspanyol tecrübesinden sonra salt düşmanlıktan çıkıp nefrete dönüştü. New Statesman onu makale ve yorumlarını reddetti.

. Cape. 1953. The Paradoz of George Orwell (Ge orge Orwell Paradoksu). (Vicdan Dökümleri). o günün taleplerine uyacak tarzda yeniden yazılması. Bu çok insafsız bir hüküm. 1968. Zamanla İspanya'ya bakışı belirginsizleşti? Katalonya'ya Selâm'da. Keith The Making of George Orwell (Orwell'in Oluşumu). 286 287 . farklı bir şekilde de ifade edilebilir. Londra. Orwell's Fiction (Orwell'in Edebî Eserleri).birinden ayrılamaz' sloganı. S. W.. — BRANDER. Three Modern Satirists (part).. Constable. Longman. 1970). Indiana. tıpkı. Lafayette. — GROSS. gezgin bir edebiyat adamı olarak. Lawrence. John. — ATKİNS. Richard. *) Owell'in 1936'da hüküm süren iyimserliğin aksine. Bir Bibliyografya İçin Bazı Malzemeler) Kütüphanecilik ve Arşiv Okul Londra Üniversitesi.. 1954. M. Christopher. Bu ihtiyatlı bir yargı. Londra.. George Orwell.. Londra. siyâsî bir safdilliğe kayabilecek derecede. 1967. Spirit (Billur Ruh).M. The Unknown Orwell (Bilinmeyen Orwell). Homage to Occania (Okyanusya'ya Selâm). — LİEF. İspanyol'lar-ın doğasında bulunan demokrasinin güçlü etkisi demokrasinin müdafaası olarak yüceltildiği zaman. Milliyetçi davaya yakınlık duyan tarihçiler tarafından dikkate alınmamıştır. 1958. hezimet ya da. Yale. Chronicles of Conscience (part).sloganının bir yankısıdır. P. eski P. Purdue Üni versitesi. belki de sanıldığından daha az gözle görülür idi» diyerek sonuca varıyor. The World of George Orwell (George Orwell'in Dünyası). Calder. A Study of George Orwell (George Orwell Üstüne Bir İnceleme). George Orwell. Robert A. George Orwell. 1937'de tarif ettiği donukluk ve kayıtsızlık. — STANSKY. Weidenfeld & Nicolson. 1954.. — HOLLİS.. Orwell'in İspanya'ya bakışını. Richard J. Orwell'i. İspanya sanki. Oliver & Boyd. bir başka zaman olsa. Ruth A. 1969. George Ormell (Yirminci Yüzyıl Fikirleri Dizisi: George Orwell). «İngiltere'yi kapitalist demokrasi adına düzlüğe çıkaracak» bir İngiliz Halk Cephesi tarafından bozguna uğratılamayacağını ispatlama ihtiyacı. Ohio Devlet Üniversitesi. 1961. Secker & Warburg 1961. The Crystal Londra. — REES. — THOMAS. Edward M. 1965. Orwell. eöntellektüel bir habaset diye damgalayacağı şöyle bir karara sürükledi: tarihin. s. O.J. Batılı insana. Secker Warburg. (editör). durmuş-oturmuş bir geleneğin içinden yetişmiş bir kişi. Cumhuriyetçi İspanya'yı ziyaret eden anti-Faşistler'e gösterdiği gibi- ORWELL ÜSTÜNE BAZI KİTAPLAR : — ALDRİTH. Londra. Jennie. ihtilâfın karanlık günlerinden evvel. R. Londra. J-R.Hall. Cumhuriyetin iki buçuk sene dayanabilmesinîn başlıca nedeninin İspanya'da büyük servet farklılıkları bulunmayışıdır diye yazıyordu (The Lion and the Unicorn»)-" İngiltere'nin savaşı kazanabilmesi için mutlaka eşitlikçi bir toplum haline gelmesi gerektiğini. Tıventieth Century Views. 1971.O. — WİLLİAMS. New Hawen. 1974. 1940'da Orwell. — WOODCOCK. romantizm. Ramân Salaş Larrazâbal'm Aproximacion historica a la Guerra Espafiola (Madrid. — GREENBLET. Prentice . 247. —WİLLİSON. Nötre Dame. 1969. modern hayatın mükemmellikten uzak yönlerini müşahade etmesi için bir ayna tutuyordu. Hollis & Carter. (ed.U. Londra. burada. — CALDER. Londra. (Üç Mo dern Hicivci). — LEE.). — VORHEES. bunu hep korudu. Edward Arnold 1969. Edinburgh. Fugitive from the Camp of Victory (George Orwell — Zafer Kampı Firarisi). İspanyol'lar'ın farzedilen samimiyeti ve sadeliği ile anavatanındaki karmaşık uzlaşılar ve hayatın maddeci yanı arasındaki zıtlıktan ötürü şaşkına dönmüştü. muğlak hâle getirmişti. İndiana. George Orwell. ama gariptir ki. ve ABRAHAMS. Faşizm'in. The Lion and the Unicorn'da (Arslan ve Tek Boynuzlu At) dile getirdiği 1940'lı yıllarda Sosyalist bir İngiltere'nin mümkün olmadığı ama yalnızca savaşı kazanabileceği ana fikri. Some materials for a Bibliography (George Orwell. 1972. George. Londra. New Jersey. 1937'de imtiyazlar ve sınıf farklılıklarının avdetiyle hemzaman olan savaşa kayıtsızlık ve donukluğu aktarırken.

................... .. 5 12 13 15 Cyril Connolly'e Mektup KATALONYA'YA SELAM EKLER İspanyol Milisleri Üzerine Notlar.....................................İÇİNDEKİLER Blair'den Orwell'e Orwell'ın Kitapları .. Raymond Carr ......................... Williams'm Gözüyle Orwell ve İspanyol İç Savaşı ............................................. 253 272 Orwell ve İspanyol İç Savaşı....................................... 287 288 .............................. ........................................................ G...............275 Orwell Üstüne Bazı Kitaplar .................... .................... Orwell......................

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful