KATALONYA'YA SELAM

İngilizce'den Çeviren Jülide JErgüder

ALAN YAYINCILIK : 40 Çağdaş Edebiyat Dizisi : 13 KATALONYA'YA SELAM HOMAGE TO CATALONIA 1938 İngilizce'den Çeviren : Jülide Ergüder Birinci Baskı : Nisan 1985 Dizgi/Baskı: Can Matbaa Kapak Düzeni : PANO GRAFİK

George OrwelI

BLAİR den ORWELLe* Eric Arthur Blair, 1903 yılında, İngilizler'in hâkimiyeti altındaki Bengal'de (Hindistan) Motihari de doğdu. Richard Walmes-ley Blair ile İda Mabel Limouzin'in ikinci çocuklarıydı. Orwell doğduğunda 46 yaşında olan babası, Hindistan Sivil Servisi'nin Uyuşturucu Bölümü nde vazifeliydi. Eric Blair dört yaşında iken aile İngiltere'ye dönerek Hen-ley'e yerleşti. Babası kısa sürede Hindistan'a geri gitti ve 1912'de emekli oluncaya kadar orada çalışmaya devam etti. Dolayısıyla Orwell, daha sonraları kaydettiği gibi, babasını sekiz yaşından önce çok az görebildi. Kocasından sekiz yaş genç olan annesi, 1908'de üçüncü çocuklarını dünyaya getirdi. Böylece Blair ailesi, 5'er yıl arayla iki kız ve bir erkek çocuğa sahip oluyordu. Eric Blair sekiz yaşında iken, Sussex'deki özel bir hazırlık okuluna başladı. Orwell, beş sene müddetle tatiller dışında tüm zamanını geçirdiği bu okulun, İngiliz sınıf sistemine ilişkin fikirlerini belirlediğini öne sürmüştür. Daha sonra burslu olarak, bir dönem Wellington ve dört buçuk yıl Eton olmak üzere, iki özel ortaokula gitti. Tatil günleri dışında yine hep okuldaydı. Eton'dan ayrıldığı sırada ailesi Oxfordshire'den Suffolk'a taşındı. Hindistan İmparatorluk Polisi'ne katılan Eric Blair, 1922 ilâ 1927 yılları arasında hizmet ettiği Birmanya'da polis eğitimi gördü. İzinli olarak evine geldiği sırada, Birmanya'ya dönmemeye karar verdi. Hindistan İmparatorluk Polisi'nden istifası 1928 yılbaşında yürürlüğe girdi. Bulûğ çağından beri yazar olmayı düşleyen Orwell, İmparatorluk Polis Teşkilâtı'nın böylesi bir meslek için hiç de uygun olmadığını düşünmüştü. Daha sonra cereyan eden hadiseler, Orwell'in bu dönemde emperyalizme hizmet ettiğini (kavradığını ve bu sisteme karşı çıktığını göstermiştir. Blair'in yirmi dört yaşına kadarki hayatını, başlıca, emper5

''İspanya'da döğüşen gönüllüler, bu savaşın anılarını yüreklerinde kötü bir yara gibi taşımışlardır. Çünkü, insan, haklı olduğu halde yenilebileceğini, zorbalığın gayrete boyun eğdireceğini, bazen cesaretin kendi kendisinin ödülü olmadığını İspanya'da öğrenmiştir.'''
Albert Camus

yalist Britanya'nın yönetici orta sınıfında bir yer edinmesi için elzem eğitim belirlemiştir. Ana ve baba tarafından ailesi, Hindistan ve Birmanya'da uzun seneler yaşamış, laskerî, idarî ve ticarî alanda hizmet vermişti. Yetişkin yıllarındaki yaşantısı ta-mamiyle bu çerçeve içinde geçti. Bir anayurt üssü ve yönetici yetiştiren okullar ağından oluşan İngiltere'deki hayatı ise, olağan bir aile yaşamından mahrum yıllar anlamına geliyordu. 1927'de bu çerçeveyi kırdığında, kendini hayatının üçte ikisini geçirdiği İngiltere'de buldu. Ancak tüm bu zaman, belirli türden ilişkiler bütününün, pek,.seyrek, olarak da aile durumunun, ta-iiımladığı kurumlar içinde geçmişti. Britanya'da yirminci yüzyılın ilk yarısında, benzer', bir birikim ve maziye sahip erkeklerin siyasi ve kültürel eğemenliği öylesine belirgindi ki, Orwell'in yeyetişmesi genellikle olağan ve usulüne uygun olarak vasıflandırılabilir. Bir başka ifadeyle, Britanya'daki' çoğu insanın hayatı da dahil bir çok önemli yönden bu garip hattâ yabancı idi. Or-well'in bundan sonraki dokuz yılını incelerken, bu noktanın ha-tırlanması ve vurgulanması gerekir. Çünkü, tüm bu unsurları» baliğ olduğu şey, yeni bir toplumsal ilişkiler ağının kurulması ve önemli bir bağlamda, yeni bir toplum kimliğinin yaratılması dır. bu Blair'in Orwell'e evriminde dönüm noktasıdır. İlk İlk kopuşun nedenlerii kuşkusuz hayli karmaşık olmakla birlikte, iki unsur çok aşikârdır. Büyüme çağında yazar olma arzu-su nekadar berrak berrak idiyse, yaptığı işin uygunsuz bir meslek olduğu fikride zamanla oluşmuştu. Değişiminin sonunda, emper-yalizmin kötü bir şey olduğunu yazıyordu; işinden ne kadar ça-buk ayrılırsa o kadar iyi bir şey yapmış! olacaktı (CEJL, I, 236). Henüz emperyalizmin hizmetinde iken tepkisi daha karmaşıktı. daha sonraları gözlemlediği üzere, hizmetinde olduğu imparatorluğa duyduğu nefret ile imparatorluğa karşı olan yerli halka ka duyduğu öfke arasında sıkışıp kalıyor; ve bu, ivedi işini zorlaş-tırıyordu. Teorik olarak, tamamiyle Birmanyalılar'dan yana ve tamamiyle onları ezen İngilizlere karşı olduğunu söylüyordu. fiiliyatta ise, hem emperyalizmin kirli işlerini reddediyor hem de onun içinde yer alıyordu. Hayatının geri kalan kısmı incelendiğinde, bu karmaşık tep-kinin bazı bölümleri anlaşılabilir. Kopuş anında hâlâ can alıcı olan bir husus da, onun İngiltere ile, yani tanıdığı ve ait olduğu ancak, soyutlama hariç, başka yönlerden hiç bilmediği bir toplumla olan kararsız ve bulanık ilişkisidir. Bu yüzden, İmparator6

luk Polisi'nden ayrılması ve aynı sınıf ağı içinde yaşamak üzere İngiltere'ye yerleşmesi mümkündü. Sadece emperyalizmin açık tezahürlerine tepki gösteriyor olsaydı, böyle davranması olağan da sayılırdı. Lâkin, İngiltere ile olan ilişki meselesi daha da na-ziktl Serbest kalışının ilk altı. ayında Blair'ln fiilen yaptığı şey, Londra'nın Doğu Ucu'nu keşif seferine çıkmak, İngiliz yoksul sınıfını tanımak oldu. Notting Hill'de bir odayı hareket üssü olarak tuttu. Sonra, 1928 ilkbaharında, Paris'in işçi mahallesinde bir oda kiraladı. Notting Holl'de aynı caddede ikamet etmiş olan sevgili teyzesi Nellie Limouzin, Orwell'in on sekiz aylık kalış süresi boyunca Paris'te bulunuyordu. Doğu Ucu'na yaptığı sefer, sonraları onun sık sık yenileyeceği bir tür oldu: sıradan İngiliz'i keşfetme yolculuğu. Yeni hayatının iki buçuk senesi bir bütün olarak alınırsa, onun yazar olanak kendini tanıtmasındaki ana dürtüyü anlama imkânı doğar. Bu açıdan, Paris'in seçilmesi döneminin tipik bir özelliğidir. On yıl sonra, 1920'lerin Parisi'nin «sanatçılar, yazarlar, öğrenciler, sanat meraklıları, seyyahlar, ayyaşlar ve benzeri görülmedik basit âvâreler tarafından istilâ edilmişti..., şehrin bazı semtlerinde sözde sanatçı sayısı, fiilen, çalışan nüfustan daha çok idi»; «sonra bu tabaka yeni bir Buz Çağı misali çözülüverdi, kozmopolit sanatçı kalabalığı da yok oluverdi» diye yazdı (OEJL, I, 493). Bir zamanlar bir parçasını oluşturduğu bir olgunun horlayıcı ve yozlaşan şartlarında yazma tutkusuna, deneyiminin pek çok evresinde karakteristik olan bu alışkanlığa, dikkat etmemiz gerekir. Paris'te iken, sonradan kaybolan, iki roman yazdı; Fransızca ve İngilizce bazı makaleler yayınladı. Zatürre oldu, on hafta kadar bulaşıkçı ve mutfak hizmetlisi olarak çalıştı, sonra da 1929 yılının sonunda İngiltere'ye döndü. İzleyen iki buçuk yıl boyunca, kendisini farklı temelde bir yazar olarak kabul ettirmeye çalıştı. Yazmak için ebeveyninin Suffolktaki evini kullandı; ara sıra makale yazarak ve öğretmenlik yaparak para kazandı. Kendi seçimi olmaksızın «Down and Out in Paris and London» (Paris ve Londra'da Perperişan) adı verilen ilk kitabının çeşitli uyarlamalarını hazırladı. «Perperişan yerine bulaşıkçı'yı tercih ederdim.» diyor. (CEJL, I, 107). Kitap tecrübelerinin yazıya dökülmesiydi, ama «herkes için aynı şey geçerliyse, müsteâr adla yayınlanmasını» yeğleyeceğini belirtti. Kitabın neşri sırasında hayatım öğretmenlik ederek kazandığı için, bir yerde bu tercihi anlamak mümkün. Ancak, isim sorunu,

7

onun bu vazifeyi kabul ettiği 1936 yılı. Bu roman İngiliz yayıncının anavatanda kızgınlığa yol açabileceğinden korkması nedeniyle. Önce ortodoks ilişkilerini kopardı. İspanya buhranında yine de Uluslararası Tugay'a katılmaya gayret etti. Orwell. Down and Out in Paris and London'u Burmese Days (Birmanya Günleri) adlı romanı takip etti. Wellington'daki (Hertfordshire) bir köy dükkânına taşındı. 106). Daha sonra. Görev esnasında bir yazar olarak eski kimliğini sürdürürken. çünkü bağlanabileceği Sovyet çizgisindeki komünizmi uzun seneler önce reddetmişti. Madrid'deki Uluslararası Tugay'a katılmaya çalışmıştı. [makaleleri için malzeme toplamak. İki ay sonra. 1932 sonlarında. onun. onbaşı. bir vergi tahsildarının kızı. sınıf ve sosyalizm üzerine bir makale olarak düzenlenmiştir. Savaş ve devrimci siyaset üstüne edindiği tecrübeler. bilinçli olarak ve tekrar tekrar onların dışına çıktı. Lewis Allways Ben George Orwell'i tercih ederim. emperyalizme ve sınıf sistemine muhalefetini yineleyerek. Ondan sonra iki romanı. Şubat ve Mart aylarında.daha önemlisi kimlik meselesi. Burada. Bu tecrübe birikimi onu antikomünist yapmadı. Bunu izleyen üç yılda kendisini bir yazar olarak tanıttı. Mayıs ortalarında yaralandı.» (CEJL. Ne var ki. görevini yerine getiriş biçimi. sonra teğmen oldu. Sıradaki kitabı bu kesin kimlikle üstlen8 diği bir görevdi. şunlara ne dersin? Kenneth Miles George Orwell H. buhran ve oldukça değişik boyutlarda yaşanan bir değişim yılıydı. Öğretmenlik yaparak. devrimci sosyalist oldu. sonra da. Cumhuriyetçi yetkililer ile POUM -arasındaki çatışmaya bulaştı ve neka-hat döneminden sonra POUM kanun dışı ilân edildiğinde. Lancashire ve Yorkshire'a bir gezi yapmıştı. Burton var. genel bir yoksulluk ve buhran anında geri getirdiği şey. Clergyman's Douggter (Papazın Kızı) 1935'te. ilk olarak ABD'de yayınlandı. Nisan ayında. serserilik ederken hep kullandığım P. Barselona'ya vardıktan hemen sonra P. savaşmak için İspanya'ya gitmeye hazırlandı. Fakat Temmuz'da İspanyol İç Savaşı patlak verdi. ikinci bölüm Orwell'in siyasî konumunun ilk etkin anlatımı olan.O. Çünkü. arızî dönemlerde de olsa. Keşif seferleri ve inandırıcı haberleri ona. Marxizm olarak bildikleri dahil. artık özgürlük ve eşitliğe ilişkin sosyalist tanımlara bağlılığını ilâve ederken. Giderek daha uzun dönemler baba evinden uzakta yaşamaya başladı. çatışmalara bizzat karıştı.M. Orwell. Ama. yoksul ve işsizlerin dünyasında araştırma. Artık Eric ve Eileen Blair idiler ama. 1937 yılının Ocak ayında onlarla birlikte çarpıştı. sınırlı da olsa. itibar gören George Orvrell kimliği. zorluklarla dolu bir geçiş devrinden sonra. Aynı zamanda. sonbaharın sonuna doğru. kesin olarak oluşmuştu. eğer uygun görmezsen. Orvvell'in ilk kitabı 1933'te neşredildi. bayatının geri kalan kısmında devam edecek siyasî yazarlığım işaret ediyordu. çok daha önceden doğmuştu. Onun antikomıünizmini olumlu yönde bileyen şey. Komü-nist-POUM rekabetini doğrudan yaşamasıdır. Keep the Aspidistra Flying (Umut Çiçeği) ise 1936'da piyasaya çıktı. Haziran'da Fransa'ya kaçtı. esas olarak yoksulluk ve buhran dönemi öykülerine dayanıyordu. serserilerle. aynı zamanda da. bütün yaz ve sonbahar boyunca kitabını yazdı. esas olarak. Sol Kitap Klübü adına. Sınıf-bilinçli bir kültüre. The Road to Wigan Pier'de (Wigan Rıhtımına Giden Yol) yeni bir tasarıya girişini. Oxford İngiliz edebiyatı bölümü mezunu (1927) daha sonra psikoloji dalında Londra'da doktora öğrenimi yapacak olan (1934) öğretmen ve gazeteci Eileen O'Shaughnessy ile evlendi. izleyen ilki veya üç yıl için. (Par-tido Obrero de Unification Marxista) milisine katıldı. Ne var ki.U. bir kitapçı dükkânında çalışarak ve eleştirmenlikle para kazandı. tecrübî olarak Birmanya gibi çok uzak bir dünyadan taşıdığı haberlerdi. Haziran'da evlendi. özel bir kimlik kazandırmıştı. kitabın ilk bölümünde ondan talep edilen zaten çok iyi yapabildiği rapor türünde iken. Down and Out in Paris and London'un yayınlanmasına ilişkin meseleleri tartışırlarken. onun konumunu bir çok yönden pekiştirdi. ebeveyninin Suffolk'taki evinin güneyine düşen bir nehrin adıdır. POUM ile saf tutan Bağımsız İşçi Partisi'ne geçti. örgütlü sosyalizmin çoğu biçimlerine ve bilhassa da İngiliz ortca-sınıf sosyalistlerinin çeşitli türlerine saldırmaktadır. İngiltere'de keşifler olarak düşündüğü işleri hâlâ sürdürüyor. çoğu ortodoks İngiliz sosyalist mevzilere hücum 9 . afyonkeşlerle işçi mahallelerinde yaşıyordu. Aynı yılın ilkbaharında. edebiyat dünyasında.S. ve belki de. Wellington'da öğleden sonraları açtığı dükkânına yerleşmez-den önce. I. temsilcisine şunları yazmıştı: «Bir takma isim bulmamı istiyorsan. Onvell'in yazar ve gazeteci olarak bu yıllarda kazandığı şöhreti.

(Ç. 1944'te karısıyla birlikte bir erkek çocuk evlat edindiyseler de. bir yazar olarak çektiği malî sıkıntılara bir son verecekti. Ekim'de Sonia Brownell ile'evlendi.» sözleriyle açığa vurdu. buraya yerleşti. Ray-mond 'Williams'm Onvell. kazanmak mecburiyetinde olduğumuz kanlı bir savaşın içindeyiz. Britanya'da giderek faşizme kayışa karşı tek etkili önlem olmak üzere.. I. Amerikan Partisan Review için «London Let-ters»i (Londra Mektupları) kaleme almaya başladı. en kesin ve önemli olay. Orwell muhabir olarak Fransa'ya. ve ben de buna yardım etmek isterim. sohbet programları yapımcısı olarak girdi. O yılın sonunda artık cidden hastaydı ve başka bir şey yazamıyordu. alt başlığı «Socialism and the English Genius» (Sosyalizm ve İngiliz Dehası) olan «The Lion and The Unicorn» (Arslan ve Tek Boynuzlu At) adlı bir deneme] yazdı. Mart ayında Orwell'in annesi öldü. savaş muhalifi bir sol yeraltı hareketinin ana hatlarını çizdiği mektuplar yazıyordu. Aynı yılın sonbaharında. Haftalık Çocuk Dergileri üzerine.ettiği The Road to Wigan Pier. bir çok bakımdan bir dönüm noktası oldu. 1943'ün sonlarına kadar kaldığı. 1946'da. Animal Farm 1945 Ağustosu'na kadar piyasaya çıkamadı. ortodoks sol ile kesin »kopuşunu tamamlayan Homage to Catalonia'yı (Kata-lonya'ya Selâm) yazmaya başladı. Fas'ta geçirdiği kış boyunca dördüncü romanı Corning Up f'or Air'i yazdı. ikinci taslağını yazdı.H. 1938 Nisanı'nda yayınlandı. siyasî gerekçelerle 'yayıncılar tarafından reddedildi. daha o cephede iken yayınlanmıştı. Ve. Orwell çocuğu yanında alakoydu ve aynı yıl İskoçya sahilleri açığındaki Jura adasına ilk seyahatini yaptı.) 10 11 . Animal Farm'ın kazandığı olağanüstü ticarî başarı yaklaşık yirmi sene önoe. Aneurin Bevan'ın yönetimindeki Tribune'a edebiyat editörü oldu. Ancak. Fakat. Avrupa'da savaş nihayete ererken. kışı geçirmek üzere Fas'a gitti. ve savaşın ilk aylarına kadar partide kaldı. Kitap. bu yüzden. ondan sonra da Almanya ve Avusturya'ya gitti. bu gerçekleştiğinde. ve tam savaş başlarken tamamladığı «İnside the Whale». 1941'in ilk günlerinden itibaren. «şu anda. 1940 Mayısı'nda. 1938 kışının sonunda yeniden veremi depreşti ve yaz sonuna kadar senatoryumda kaldı. Fas'ta iken. en çok tanınan bir kaç denemesini kaleme aldı: Dickens üzerine. BBC'den ayrılarak. İspanya'dan avdet eder etmez. Myers'dan (The Near and the Farın yazarı) aldığı borçla. 1950 yılının Ocak ayında öldü. Bünyesi elvermediği için (CEJL. Ne var ki. bazı saldırılar arasında. Sonra Ağustos ayında. yanında kendisine bakan ablası olduğu halde. yıl sonunda Animal Farm'ı (Hayvan Çiftliği) yazmaya başlamasıydı. 1949 Ey-lülü'nde Londra'da hastahaneye yattı. BBC'nin Doğu Ser-visi'nin Hindistan bölümüne. 1943 senesi Orwell için. Yeni bir 'kitap yazmak için Hindistan'a gitmek istiyordu. kendi sıhhati ise her geçen gün biraz daha kötüleşmekteydi. (*) Orwell'in hayat hikâyesini aktaran yukarıdaki bölüm. hastalık ve ıztırap içinde geçecek son yıllarını yaşıyordu. 1937 Martı'nda. 1939 ilkbaharında İngiltere'ye geri döndü. gerisin geriye Londra'ya taşındı. L. İngiltere'ye dönüşünden sonra. Bir süre Sivil Koruma Servisi'nde ve yangın gözcüsü olarak hizmet etti. İmparatorluk Polis Teşkilâtı'ndan ayrılma kararını verdiği andan bu yana. Encyclopedia of World Biography'nin (The Mc Graw-Hill) «Orwell» maddesinden yararlanılmıştır. (Fontana Modern Masters. 1947'de yeniden azan vereminin ilk aylarında Nineteen Eighty-Four'un (Bindokuzyüzseksendört) ilk taslağını. Kitap eleştirmenliği gibi daha düzenli olan bir işi üstüne aldı. Arada sırada yazı yazma imkânları çok azaldığından. Ablası 1946 da öldü. Ufak eklemeler için. 1944 Şubatı'nda kitabı tarnamladıysa da. Hastalandığı için Sivil Koruma Servisi'nden ayrılmak zorunda kaldı. (4 th ed.N. yeniden beş parasız kaldı. Eileen 1945 Martı'nda bir ameliyat esnasında öldü. 1948'de ise. 410) çürüğe çıkarıldı. 1979) adlı kitabının ilk bölümünden çevrilmiştir. Lâkin savaş başladığında görüşlerini. Kışları Londra'ya dönmekle birlikte. Haziran'da Orwell Bağımsız İşçi Partisi'ne katıldı.

. Barselona 8 Haziran 1937 Sevgili Cyril. Londra. Orwell ile aynı tarihlerde St. New York. "An Ase Like This".. Ne w Leader gibi bir kaç mütevazi yayın organının (i) Cyril Connolly (doğ.ORWELL'İN KİTAPLARI : DOPL : BD CD KAF : Dow and Out in Paris in London Londra'da Perperişan). sesimin geri geleceği kanaatindeyim. Aslında pek kötü bir yara değil: boynumu delip geçen bir kurşun. CEJL : The Collected Essays.1940. Horizon'un editörü (1940-1950). HC : Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). 1939. (Sonia Orwell ile lan Angus tarafından basıma hazırlandı). Denys King Farlow ile bir sohbetinde. Cyprian ile Eton'da öğrenci olan Connolly. 13 . 1938. 1936. düpedüz beni öldürebilecekken. Londra. 12 Terhis kâğıtlarımı alabilirsem. 186'daki dipnotu. hemen eve dönmek ve doğru dürüst bir tedavi görmek istiyorum. sesim bazı günler eskiye kıyasla bayağı iyi oluyor. Londra. 1940. her şeye bir yazar olarpık yeniden başlayamazdım sanırım. : Animal Farm (Hayvan Çiftliği). 1949. sağ kolumdaki sinirlerimi haşat etti ve bu arada sesimi de aldı götürdü. Flying (Umut Çiçeği) . Orwell'in ölümüne kadar onun en yakın arkadaşlarından biri olarak kaldı. s. iki hafta içinde evde olacağım demektir. 1903). Orwell. 4 Cilt. Çünkü. 1920 . : A Clergyman's Daughter (Papazın Kızı). : Burmese Days (Birmanya Günleri).» demiştir. Londra. New Statesman'ııııın Şubat sayısında. RWP : The Road to Wigan Pier (Wigan Rıhtımı'na Giden Yol). (The Collected Essays. Birmanya'dan döndüğünde. Buradaki doktorlar sesime tekrardan kavuşup kavuşmayacağım konusunda kesin bir şey söylemiyorlar. 1968. Londra. Journalism and Letters of George Orıoell (George Orvvell'in Bütün Denemeleri. Journaligm and Letters of George Orwell. 1938. 1945. Londra. Şahsen ben. (Paris ve CYRIL CONNOLLY1'e MEKTUP. yazar ve eleştirmen. Cilt 1. «Connolly yardım etmeseydi. Keep the Aspidistra Londra. 1937. Londra. İçinde). Londra. NEF : Nineteen Eighty-Four (Bin dokuz yüz seksen dört). Her halükârda. Sanatori Maurin Sama. İğrenç bir şekilde yaralandım. CUA AF : Coning Up for Air. 1934. 1935. IW : inside the Whale (Balinanın. Gazete Yazıları ve Mektupları). Londra. İspanya üstüne yazdığın makalelerden birini okuyordum.

Şu lanet olası kolum iyileşir iyileşmez. yirmi beş ya da yirmi altı yaşlarında genç bir adamdı. Burada L.bir yabancı olduğumu ortaya çıkardı. Ingles. Komünist versiyonun dışına çıkan görüşlere yer verişi. Ara-gon'da iken. (3) Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm). Cilt 1 «An Age Like This» 1920 . Journalism and Letters of George Orwell. harita okumayı harikulade entellektüel bir iş saydığı besbelliydi. Ezik büzük deri kasketi hırsla tek gözünün üstüne çekilmişti. hem de cahil insanların üstleri olarak kabullendikleri kişilere besledikleri dokunaklı hürmet hissini de taşıyordu. «Belind Barcelona's Barricades» (Barselona Barikatlarının Gerisinde. Ben başından sonuna kadar olan bitenin içindeydim ve gazetelerin uydurduğu yalanlardan haberdarım. Eric Blair4 1 Milise katılışımdan bir gün önce. You tu?» — «İtaliano. kısmen az bilinen bir cephede bulunduğum için de çok memnunum. Penguin Books. Warburs. Kendisini yandan görüyordum : çenesini göğsüne doğru eğmişti. Bir yabancıya karşı böylesine mu15 (2) Liston M.1940. Londra'da 25 Nisan 1938'de. Bu. halbuki.Bütünü itibariyle. bizim mevziye gelmemen ne yazık. çatık kaslarıyla. Yüzünde yakaladığım bir şey derinden çarptı beni. New Statesman and Nation. Sonıa Brownell ve lan Angus. Hem dürüst ve vahşi bir ifadeydi bu. bu kitabı yazacağım3 İspanya'da harikulade şeyler gördüm. ss. (4) The Collected Essays. Madrid'i göremediğim için çok üzgünüm. 15 Mayıs 1937. bir erkeğe . İspanya üstüne bir kitap yazmam gerektiğini ifade eden son açıklaman için de teşekkür ederim. New Statesman açısından taktire şâyân bir durum. İtalyan başını kaldırdı ve çabucak sordu : —• «İtaliano?» Berbat İspanyolcamla cevap verdim: «No.» Biz dışarı çıkarken. Liston Oak'ın geçenlerde yayınlanan Barselona çarpışmaları üstüne makalesi çok iyi ve çok dengeliydi2. Barselona'daki Lenin Kışlası'nda subayların (masasının önünde ayakta duran bir İtalyan milis gördüm.haricinde. nihayet sosyalizme inandım. büyük bir ihtimalle adam Komünist değildi. arada geçen bir lâf benim. New York'da ise 1952'de Harcourt. 1970. ve daha önce hiç inanmadığım halde. 300-301. Brace tarafından neşredildi. dostu için gözünü kırpmadan adam öldürebilecek ve hayatım tehlikeye atabilecek bir adamın yüzüydü. Haritadan hiç bir şey anlamadığı. Secker. Onlar masanın etrafında konuşurlarken.çok seyrek rastlamışımdır. Ed. 14 . Oak. (İngiltere İşçi Partisi) yerine CP'nin (Komünist Parti) tavsiyesi ile gelmiş olsaydım katılmak zorunda kalacağım Uluslararası Tugay'da değil de Anarşistler ve POUM'dakiler ile birlikte.yani. anında bu derece ilgimi çeken birine . Bir siperde sana çay ikram. subaylardan birinin masanın üzerine yaydığı haritayı inceliyordu. Nedendir bilmem. Sevgiler. odayı baştan başa katetti ve hararetle elimi sıktı. etmek beni çok sevindirirdi.P. Böylesi bir çehre olsa olsa bir Anarşiste ait olabilirdi. Kızıla kaçan sarı saçları ve kuvvetli omuzlarıyla külhanbeyi görünüşlü. kuşkusuz.

şu satırları yazdığım günümüzden yaklaşık yedi ay önce vuku buldu. Şurada buradaki kiliseler işçi çeteleri tarafından sistemli olarak tahrip ediliyordu. zengin sınıfla-rın fiilen ortadan kalktığı bir şehir görünümündeydi. devletleştirildiğini belirten bir yazı asılıydı. Aralık'ta hattâ Ocak'ta bile. İşin başından beri orada bulunan birisine. Garsonlar ve dükkân hizmetkârları dosdoğru gözünüzün içine bakıyor ve size onların eşitiymişsiniz gibi davranıyorlardı. Onun da beni. Her duvara orak . Bütün tramvaylar ve taksilerle öbür vasıtaların çoğu kırmızı ve siyaha (boyanmıştı.habbet duymak ne tuhaf! Sanki. Fakat. aramızdaki dil ve gelenek uçurumunu lâhzada aşmayı ve büyük bir samimiyetle (buluşmayı başarmıştı. onu bir daha asla göremedim. (bana göre. Çünkü o sırada ve o atmosferde. ikimizin de ruhu. Her yerde devrimci posterler asılıydı : açık kırmızı ve mavi duvarlarda dalgalanan bu posterler yüzünden öbür reklâm afişleri (birer çamur lekesi gibi görünüyordu. Daha sonra meydana gelen hadiseler. Şöyle üstünkörü bakıldığında Barselona. Hafızama çok canlı bir şekilde nakşolduğu için bu İtalyan'dan söz ettim. Ama üzerimde bıraktığı izlenimi muhafaza edebilmem için. savaşın hışmına uğramış kasabalar. bu zaman parçasını. aniden milise katıldım. Herkesin üstünde kaba saba işçi kıyafetleri ile mavi tulumlar veya milis üniformasını andıran giysiler vardı. İşçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehri ilk kez görüyordum. o dönemin özel havasını temsil eder. Her dükkân veya kahvehanede. Onun anısı. İspanya'ya gazete makaleleri yazma fikriyle gelmiştim. asansörcü çocuğa (bahşiş vermeye kalkıştığım için. devrim dönemi nihayete eriyormuş gibi görünebilirdi. Bahşiş kanunla yasaklanmıştı. dosdoğru İngiltere'den gelen biri için Barselona'nın görünümü şaşırtıcı ve kuşatıcıydı. Az sayıdaki kadınların ve ecnebilerin dışında. Hemen hemen bütün kiliseler kundaklanmış. «Don» veya «Usted» dahi demiyor. sandıkları da kırmızı ile siyaha 'boyanmıştı. savaşın o dönemine ait hatıralarımla iç içedir. şehrin ana caddesi Ramfblas'dan aşağı doğru. yapılabilecek tek makul iş buymuş gibi gelmişti. çünkü hepsi müsadere edilmişti. otel yöneticisinden dinlediğim nutuk oldu. Herşeyin en garibi. Kalabalığın mütemadiyen oradan oraya aktığı. dağlardaki çamurlu ve donmuş siperler. Şehirde edindiğimiz ilk tecrübe. Bu olay. 1935 yahut 1905'i olduğundan çok daha tamamiyle unutturdu. daha şimdiden müthiş uzakta kalmış bir zaman dilimi gibi. benim onu sevdiğim kadar sevdiğini ümit ederim. benim anlamadığını. üniformaları sırtlarından dökülen askerlerle dolu halde cepheye doğru emekleyen kasvetli trenler.Barselona'daki kızıl (bayraklar. Aynı zamanda. ve 17 . «Buenos Dias» (İyi Günler) yerine «Salud!» (Selâm) kullanılıyordu. Köle emeği ve hattâ şatafatlı hitap şekilleri giderek yok oluyordu. Hatta ayakkabı boyacıları bile devletleştirilmişti. Bütün (bunlar tuhaf ve çarpıcıydı. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım. hoparlörlerden gün boyunca ve gecenin geç saatlerine kadar. Bu manzara. cephe hattının ilerisindeki gri suratlı. Halbuki. Küçüklü büyüklü bütün binalar fiilen işçiler tarafından zapte-dilmiş ve kızıl (bayraklarla ya da Anarşistler'm kırmızı -siyah bayraklarıyla donatılmıştı. onu bir daha hiç (görmemem gerektiğini de biliyordum. görünenin gerçekten olup bittiğine. 1936 Aralık ayının sonunda. tasvirleri de yakılmıştı. fazladan bir anlam taşıyordu. (bangır bangır devrimci şarkılar yayınlanıyordu. «şık-giyimli» bir Allah'ın kulu yoktu.çekiç ve devrimci partilerin isimlerinin baş harfleri çiziktiril16 mşti. İspanya'da bu tür temaslar hep kuruluyordu. kalabalığın arzettiği manzaraydı. Anarşistler Katalon-ya'da hâlâ fiilî denetimi ellerinde tutuyorlardı ve devrim henüz en canlı safhasını yaşıyordu. Ama. Kimse «senör». (bunun hakiki bir işçi devleti olduğuna. herkes birbirine «Comrade» (Yoldaş) ya da «Thou» (Sen) diye hitap ediyordu. Ve söylemek (bile gereksiz. Pejmürde üniforması ve haşin ama dokunaklı yüzü. ama uğrunda çarpışmaya değer bir şeyler yaşandığını hemen farkettiğim. Hiç özel binek otomobili yoktu.

bu idealist İspanyollar'ın harcıâlem devrimci sloganlara nasıl da harfi harfine uyduklarını görmenin dokunaklı bir yanı vardı. Kışlada muh-temelen bin erkek ile. Bu dönemde bile. Kömür. Şehir kasvetli ve derbeder (görünüyordu. Lenin Kışlası. henüz düzenli ordu temeline göre örgütlenmemişti. Devrim zamanında pek tabii karşılanan bir şey bu. O günlerde ben hep Lenin Kışlası'ndaydım. hava hücumlarından korkulduğu için geceleri caddeler çok sönük ışıkla aydmlatılabiliyordu. Bütün bu saydıklarımın yanısıra savaşın keder verici atmosferi hüküm sürmekteydi. Gelin görün ki. çakıl taşı döşeli binicilik okulunda. ekmek kuyrukları sık sık yüzlerce yardayı buluyordu. sokakta tanesi birkaç kuruşa sa-tılmaktaydı. aniden bir eşitlik ve özgürlük çağının doğduğuna inanılıyordu. Hali vakti yerinde burjuvaların büyük bölümünün düpedüz sindiğini. güya cephe için eğitim görüyordum. Ne var ki. ertesi günü cepheye gönderileceğim söylenmişti. yemek pişiren yirmi küsur de kadın bulunuyordu. fukaralığı bariz şekilde görülen pek az insan vardı. orospulara fahişelikten vaz geçmeleri çağrısında bulunan renkli posterlere rastlanıyordu. halkın mutlu ve ümit dolu olduğuna hükmedebilirdi.burjuvazinin ya kaçtığına. O günlerde hep devrimci kardeşlik ve Musso-lini'nin günahkârlığından dem vuran. ve ekmek (gerçekten kıttı. kapitalist makinanın dişli çarkları gibi değil de. Çünkü. kış güneşinin altında uzun sabah tâlimlerini. kalk-borusunun titrek sesini (bizim borazancıların hepsi amatördü -doğru dürüst İspanyol boru sedalarını. Et ender bulunuyordu.vakur bir dille. Yine de insan. Komuta birimleri. yeni bir centuria'nın (bölük) hazırlanmasını beklemek zorunda kaldım. sokaklar ve binalar bakımsızdı. Sayıları çok olmamakla birlikte hâlâ miliste hizmet veren kadınlar vardı. kabaralı çizmelerin kışla avlusunda yankılanan tok sesini. ve şimdilik proleter görünerek kendilerini maskelediklerini idrak edememiştim. insanların fikirleri değişmeye başlamıştı bile. bir binicilik okulu ve kaldırım taşları döşeli muazzam avlularla tamamlanan debdebeli bir taş binalar topluluğuydu. otuz kişilik «müfreze»den. dükkânların çoğu perişan durumdaydı ve yarı yarıya yok satıyordu. uy18 gun bir nağmeyle söylemeye başladığına çok sık şahit oldum. hayat pahalılığı ise hâlâ fevkalâde düşüktü. Daha önceki çarpışmalarda. müstehzi uygarlığından gelen herhangi biri için. milislerin karılarından ayrı olarak. yaklaşık yüz kişilik «bölük» ten (centuria) ve fiilen çok sayıda askerden oluşan herhangi bir birliği ifade eden «kol»dan ibaretti. en sâfîyâne türden devrimci türküler. ortalıkta hiç dilenci yoktu. İnsanlar. Kadınlar talim yaparken erkekleri binicilik okulundan uzak tutmak gerekiyordu. insan gibi davranmaya çalışıyorlardı. ya öldürüldüğüne ya da gönüllü olarak emekçilerin saflarına geçtiğine inanmıştım. Milise katıldığımda. Berber dükkânlarında. Anarşistler'in -berberlerin çoğu Anarşist idi. şeker ve akaryakıt sıkıntısı çekiliyordu. Benim centuria'm ahırların birinde. Kışlada yaklaşık bir hafta kaldım. doğal olarak. ilk kez. kadınlara gülüyor ve 19 . İngilizce konuşan ırkların kül yutmaz. ellişer kişilik takımlarla yapılan sert futbol maçlarını hatırlıyorum. Çingeneler hariç. Aslında. ama her yer hâlâ at sidiği ve çürümüş yulaf kokuyordu. İşsizlik yoktu. kadınlar da erkeklerle omuz omuza savaşmıştı. Faşist hatlarının ötesinde dinledim). Herşey bir yana. devrime ve geleceğe imân söz konusuydu. berberlerin artık köle olmadıklarını bildiren ilânları asılıydı. Atların hepsi gasbedilmiş ve cepheye gönderilmişti. bir süvari kışlası olan bu binalar Temmuz çarpışmaları esnasında işgal edilmişti. Başlıca at kokusunu. Sokaklarda. süt bulmanın ise mümkinâtı yoktu. üzerlerinde süvarilerin isimlerinin hâlâ kayıtlı olduğu taş yemliklerin altında uyuyordu. Savaşın başında sendikalar tarafından alelacele kurulan işçi milisleri. Okuma yazması olmayan bir milisin bu türkülerden bir tane satın alıp zahmetle kelimeleri hecelediğine ve sonra sözlerin mânâsını kavrar kavramaz.

Hepsi devrimci şevkle doluydu ama savaşın neyin nesi olduğu konusunda tamamen cahildiler. temiz yüzlü. her şey parça bölük veriliyor. Barselona'nın arka sokaklarından gelmiş onbeş onaltı yaşında delikanlılardı. daha münasip olurdu.tiplik de burada bitiyordu. şu veya bu fabrika imal ettikçe. üzerine her basıldığında ince bir şarap huzmesi fışkırtan sivri uçlu bir musluğu bulunan bir tür cam şişeydi. Tam manâsıyla tek tip bir kıyafet ya da üniforma değildi çünkü. muhtemelen.U. silâh tutan bir kadına gülmek kimsenin aklına gelmezdi. pislik kol geziyor ve büyük bir karmaşa hüküm sürüyordu. Şık tavırları ve gıcır gıcır üniformasıyla hâlâ parlak bir subay gibi görünüyordu. Disiplin diye bir şey yoktu. hemen greve gittim ve bir içki kabı talep ettim. trenin bizi cepheye götürmek için beklediği en son ana kadar verilmiyordu. «çok tipli» (multiform) demek. porrön denen iğrenç bir nesneden de içiyorduk. Sadece kışlanın benim kaldığım bölümünden. Beri yandan. Orduda herkes fitilli kadifeden kısa pantolon giyiyordu ama bütün tek . Kimisi dolak takıyor. şayet şartlar dikkate alınırsa.işlerini geciktiriyorlardı. hiç de kötü sayılmazlardı. Kasketler neredeyse kasket giyen adam sayısı kadar çeşitliydi. olağanüstü düzensiz görünüşlü bir güruhtu. Bizi talim ettiren teğmen. özellikle beyaz şarapla doluysa. Hayatınızda eğer bir defa siperde uyuduysanız. ama burası İspanya olduğundan. her öğün bir sepet dolusu ekmek atılıyordu. daha doğrusu milisin işgal ettiği her binada. Herkesin giysileri aynı genel planı izliyordu ama kıyafeti birbirinin tıpatıp aynısı olan iki kişi bulmak mümkün değildi. sağlam yapılı. Her köşede. özellikle de ekmek. ebediyyen yağlı teneke tavalarda yemek yiyor. böylesi bir ifade tüylerinizi diken diken etmeye yeter. daha başkaları ise deri tozluklar ya da yüksek çizmeler giyiyordu. yiğit bir gençti. kırık eyer pirinç süvari miğferleri.M.. Kasketin ön kısmına parti rozetini takmak âdetti. Bana sorarsanız bu nesne. milislerin başlarına gelenleri hatırladıkça nefret ediyorum. devrimin yan ürünlerinden biriydi. gömlekler ve çoraplar ise pek âdi şeylerdi ve soğuk havada hiç bir işe yaramıyorlardı. Porrön'un kullanıldığını ilk gördüğüm an. İki ay öncesinin tarihini taşıyan bir gazetede. Bu musluk sayesinde. Bir milis «üniforma»sından bahsettim ama bu muhtemelen yanlış fikir veriyor.Yiyecek. Henüz hiçbir şeyin doğru dürüst örgütlenemediği o ilk aylar zarfında. eğer askerin biri verilen emri beğenmezse. dolayısıyla da kimin ne aldığını kesinkes bilmek mümkün olmuyordu. öbürleri fitilli kadi20 feden tozluk kullanıyor. bir başkasınınki ise yünlüydü. Başlangıçta dehşet uyandırıcı karmaşa sahneleri cereyan etti.O. çok komik bir şekilde «talim» adını verdikleri şey başladı. Ve gariptir. Herkesin fermuarlı bir ceketi vardı. Anlaşılan hu.bilhassa siviller ekmek sakıntısı çekerken böylesine bir ziyan utanç verici. daha çok bir idrar şişesine benziyordu. dudaklar şişeye değdirilmeden şarap içilebiliyor ve porrön elden ele dolaşabiliyordu. ama bazısınınki deri. Acemi askerlerin çoğu. Kışlanın tamamında. Halbuki bir kaç ay evvel. Ama. israfı ürkütücü boyutlardaydı. buna ilâveten herkes boynunda kızıl veya kırmızı . Bel kayışı ve fişek kutusu gibi en ziyade ihtiyaç duyduğumuz çeşitli eşyalar. Acemi askerlere kademeli olarak üniforma dağıtılmaya başlanmıştı. hemen sıradan çıkıp subayla hareretli bir münakaşaya başlıyordu. üstelik bu ceketler akla hayale gelebilecek her renkte olabiliyordu. samîmi ve ateşli bir Sosyalist idi. Sehpalar üzerine kurulu uzun masalarda. önceden Nizamî Ordu'da muvazzaf subaylık yapmış. Bütün rütbeler arasında ka21 . O tarihte milis kolu denen şey. elbiselerin dağıtılması gerekiyordu. parçalanmış mobilya.Bu çocukları düzgün bir sıraya sokmak bile mümkün değildi. boş kılıç kınları ve çürüyen yiyecek yığınlarına rastlanıyordu. liderinin «her milisin bir battaniyeye kavuşması» için uğraşacaklan şeklindeki bir beyanâtına rastladığımı hatırlıyorum. Kışladaki ikinci günümde. cepheyi teftişten dönen bir P. Bu porron.siyah renkli eşarp takıyordu.

kışlada eğitim amacıyla kullanılacak silâh bulunmayışından ileri geldiğini kavramamıştım. yüzün de beliren acılı hayreti hatırlıyorum. nöbetçilerin kullandığının dışında bir tek tüfek yoktu. daha onbeş yaşındayken öğrendiğim bir alay saçma sapan şey. üstelik çoğunun üstündeki üniformalar orasından burasından parçalanıyordu. sola dönüş. manana asla gelmedi. tarifsiz kederlere garkoldum. bir askeri yetiştirmek için yalnızca bir kaç günün varsa. Parktaki manzara tuhaf ve yüreklendiriciydi. «Ne Senör mu? Bana Senor diyen de kim? Hepimiz yoldaş değil miyiz?» Bu tutumunun işini kolaylaştırdığından kuşkuluyum. Hemen cebimden Hugo'nun sözlüğünü çıkarıp dünya kötüsü İs-panyolcamla anlatmaya. insan içine çıkacak hale geldiğimize kanaat getirmiş olmalıdır ki. birkaç güne kadar cepheye yollanacak bu hevesli çocuklar güruhuna bir tüfeği nasıl ateşleyecekleri.tıksız bir toplumsal eşitliğin sağlanması hususunda askerlerden daha bile ısrarlıydı. Sözüm ona eğitim dedikleri. (Dikkat ettiğim kadarıyla İspanyollar. budalaca bir yürüyüş talimiydi: sağa dönüş. açık arazide nasıl ilerlenir. O sırada. ve geri kalanı da. Bana ecnebilerin talimlere katılmak mecburiyetinde olmadıkları söylenmişti. Açıktır ki. No se manejar atmetralladora. bizi. çiçek tarhlarının arasında. Her seferinde hep aynı şeyi yapıyorduk. sıraları bozuyor ve susuzluktan ölmüş bir halde. makineli tüfeğin nasıl kullanıldığının bendenize öğretilmesi için feryat figan ricada bulunuyordum. Hepsi de silâhsızdı. Söylemek bile gereksiz. silâhlarını cephe hattında nöbeti devraldıkları birliklerden temin etmek mecburiyetinde kalıyorlardı. parti milislerinin. Bir İngiliz olarak dehşet merak uyandırıyordum. Burası. en çok ihtiyaç duyacağı noktalan öğretmen gerekir: nasıl siper alınır. göğüslerini kabartarak umutsuzca askere benzemeye çabalıyorlardı.'da silâh kıtlığı öylesine had safhadaydı ki. (herhangi bir kıstasla dökülüyor sayılmamız lâzımken). bu nedenle Carabinero subayları benden azamî derecede istifade etmeye gayret sarfedi-yorlar ve bana içki ısmarlıyorlardı. Plaza de Espana'nm ötesindeki tepede bulunan parklarda sabah yürüyüşüne çıkarmaya başladılar. tepeden inen yolun yarısındaki ortalığı çınlatarak ucuz şarap satan dükkâna koşuyorduk. bu silâhı hiç elime alma fırsatı bulamamıştım. bölük bölük askerler dimdik halde bir aşağı bir yukarı yürüyüp duruyorlar. üçlü sıralar halinde resmi geçit yürüyüşü. cepheye varan taze birlikler. Qviero apprender ametralladora Çuando vamos apprender ametralladora?» Teğmenin cevabı her zaman tedirgin bir tebessüm ile manana makineli tüfek eğitimi yapılacağı vaadi oluyordu. Çok günler geçti ve acemi askerler uygun adım yürümeyi. hattâ bir bombanın pimini nasıl çekecekleri bile öğretilmemişti. CaraJbinerolar'ın ve yeni oluşturulan Halk Ordusu'-na ilk kaydolan askerlerin ortak tâlim sahasıydı. Bir gerilla ordusu için pek fevkalâdeden bir eğitimdi bu. Makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını öğrenmeye pek hevesliydim. 22 Bir kaç gün sonra. bizim teğmeni ne zaman bir köşede sıkıştırmaya muvaffak olsam. bütün ecnebilerin askerî konularda kendilerinden daha bilgili olduğuna inanıyorlardı. Bu arada. bunun.U.M. Gelin görün ki. anında çakı gibi hazırola geçmeyi öğrendiler ama. Askerî eğitim diye bir şeyin mevcut olmadığını keşfedince. koca Lenin Kışlası'nda. nuh-i nebiden kalma. silâhları nasıl kullanılır. Üç saat ileri geri taban teptikten (İspanyol yürüyüş nizamı küçük adımlı ve çok hızlıydı) sonra duruyor. 23 . Öyle zannediyorum ki. gayet tabii ben öbür-leriyle birlikte talimlere katıldım. nasıl nöbet tutulur ve nasıl istihkam siperi inşa edilir . P. başlıyordum : «Yo se manejar fusil.O.) Ama. tam dönüş.ve hepsinden önemlisi. merminin tüfeğin hangi ucundan çıktığını biliyor idiyseler. Her patika ve geçitte. Bu meyanda. Câhil acemilerden biri boş bulunup kendisine Senör» diye hitap ettiğinde. acemi askerler 'kendilerine faydası dokunacak en ufak bir askeri eğitim dahi görmemekteydiler. hiç birinin üniforması tamam değildi.Herkes bana çok dostça davranıyordu.

bütün paketi almanız için sıkboğaz ederdi. üstelik en iyi adamların çoğu da ya cephedeydi ya da ölmüştü. Her mümkün olduğunda. Bir propaganda kitabı yazmıyorum ve P. benim olduğum gibi. Nasıl nişan alınacağını bilen daha da azdı. kelimenin alelade anlamıyla. çünkü. 'bütün. Savaştaki ehliyetsizlikleri. İspanya'da yemekten savaşa kadar hiçbir şey kararlaştırılan saatinde gerçekleşmez. Yoldaşların kendi aralarında sohbet ettiklerinde Katalan lisanını tercih ettiklerinden. Fransızlar'm çok cesur olduğunu söyledikten sonra şevkle ilâve ettiler: «Mâs valien-tes gue nosotros» (Bizden daha cesurlar!) Bittabiî hemen itiraz ettim. Huesca'-da yanıbaşlarında savaşan Fransız askerlerinden mu -habbetle bahsediyorlardı.arasına karışıp da. Milise katılan her yabancı ilk birkaç haftasını İspanyollar'ı sevmeyi öğrenmekle ve kendilerine has özellikleri yüzünden öfkelenmekle geçiriyordu. Aramızda her zaman belli bir nisbetle hiç bir işe yaramaz adam bulunuyordu. İspanyolların yabancı yardımı gizliden gizliye fena halde kıskandıklarını açıkladılar. gerçek bir ruh zenginliğine sahiptiler. İspanya'da insanlarla ahbap olu-vermek ne kolaydır! Bir iki gün içinde beni vaftiz ismimle çağıran yirmi küsur adam oluvermişti. ve herşeyden önce çıldırtıcı gayri dakiklikleri.Bütün söyleyebileceğim. Bir ecnebinin öğrenmekten kaçınamayacağı İspanyolca kelime mânana "yarın" (sözlük mânâsı «sabah») idi. Büyük bir heyecan içinde cephe hattında edindikleri tecrübeleri anlatıyorlardı.U. bugünün işi manana'ya. subaylar dahil tek kelime Fransızca bilen yoktu. Katalanlar ile bir aradaydım. ecnebileri. bunun üzerine Fransızlar'ın harp sanatını daha iyi bildiğini. kırk yılda bir de erken oluverir. dile getirdikleri şey çok anlamlıydı. İspanyollar hile kendi kendileriyle alay ediyorlardı. kimi zaman neredeyse tedirgin edici olabiliyordu. Benim duyduğum öfke. bana yol yordam gösterdiler ve beni büyük bir dostlukla kuşattılar. Ancak. Adamdan bir siga24 ra isteseniz. izinle cepheden dönen bir grup milisi hatırlıyorum. koca kışlada sadece bir İngiliz vardı. Onbeş yaşındaki delikanlıları milise kaydettirmek üzere ana babaları getiriyordu. İspanyol işçi sınıfının-belki de Katalan işçi sınıfı demem daha uygun olur. Kışladan ayrılışım-dan birkaç (gün önce. Lâkin.M. buhran anlarımda cebimden çıkarıverdiğim küçük bir sözlüğü her yere taşımaktı. daha derinlere inen bir cömertliğe. Savaş sırasında İspanya'ya giden bazı gazeteciler ye öbür ecnebiler. Daha o tarihte gönüllü asker yazılanların sayısında düşüş başlamıştı. en ümitsiz şartlarda tekrar tekrar yüz yüze geldiğim. Tüm milis sisteminde ciddî hatalar yapılıyordu. milisini yüceltmek gibi bir arzum da yok. İspanyolca ile olağan boğuşmam devam ediyordu. işim daha da zordu. ama savaşırken asla. bombalar. bir tüfeğin nasıl doldurulduğunu benden başka bilen olmadığı meydana çıktı. bu tür bir duyguyla hiç karşılaşmadığımdır.O. İşin sonunda. Milislerin kendileri de karma bir gruptu. Bu yüzden hiçbir şeye «nasıl 25 . makineli tüfekler ve benzeri konularda uzman olduğunu izah ettiler. Besbelli milislerin ücreti olan günde on pesata ile milislere mebzul miktarda dağıtılan ve ihtimal. çoğu ülkelerden çok daha kısa süre yabancı kalınır. arada sırada eve de kaçırabilecekleri ekmeğin hatırınaydı bu. eşit ölçüde dehşete düşürüyordu. Fakat İspanya'da. bir kaç Aragonlu ve Endülüslü hariç. cephe hattındayken bazan hiddet mertebesine erişiyordu. onların köklü namusluluğundan etkilenmeyecek ve herşeyden ziyade dürüstlükleri ve cömertliklerinden çarpılmayacak insan düşünemiyorum. Bir İngiliz böyle bir şeyi itiraf etmektense parmağını kesip atmayı tercih ederdi. Bu huyları öylesine kötü bir şöhret kazanmıştı ki. Bu müşkülü aşmanın tek yolu.tüm (bildikleri de bundan ibaretti. İspanyollar bir çok yönden harika insanlar. dahil olduğum takımda. Bunun ötesinde. İspanyollar'-ın cömertliği. Kural olarak daha geç vuku bulur. bırakılıyordu. Bu süre zarfında. Bir gün silâhlı bir Carabinero yanımıza ıgeldi ve tüfeğini incelememize izin verdi. ve. Ben hariç.

Ardı arkası kesilmeyen rivayetlerden. hayat boyu hep beşik sallamış gibi görünüyor idiyse de. her bir yanda uçurulan kızıl ve kırmızı siyah bayraklar. işin sonunda. meşalenin aydınlığında dalgalanan kızıl bayrakları. zayıf nahif. İaşe subayının ambarında dehşetli bir patırtıdır gidiyordu. Son anda. Temmuz'daki sokak çatışmalarında yiğitçe çarpışmıştı. alabildiğine iyimserlik. Ödünç alınma bir bando bir iki devrimci şarkı çalarken. sırt çantalarını omuzlarına atmış. ben de zaman nevrozu yaşayanlardan biriyim. sıkıntıdan kan ter içinde kalmış subaylar bizi kışla avlusunda bir hizaya dizmeye muvaffak olduklarında. 2 Cepheden hayli uzak olmasına rağmen. Yıkılmış bir duvarda sekiz yakışıklı «boğa»nm arenada falanca gün öldürüleceğini ilân eden. harp zamanının saatte yirmi kilometreyi bulmayan süratiyle.bu aralar Barselona'da bile hemen hiç boğa güreşi 27 . Ramb-las'da biraz durakladık. saat sekizi on geçiyordu. bizim kuzeyli zaman nevrozumuzdan nasiplerini almadıkları için. zeminde bile oturacak yer yoktu. Williams'm karısı perondan koşarak geldi ve bize bir şişe şarap ile tadı sabunu andıran ve insanı ishal yapan o parlak kırmızı sosislerden verdi. makinistin aklına öyle estiği için. Teorik olarak. emeklemeye taşladı. O şamatayı ve heyecanı. erkeklerinin battaniyelerini dürmesine ve avadanlıklarını yerleştirmesine yardım eden bir alay kadınla doluverdi. Fakat. Sonunda. dokuzla on arasında herhangi bir zaman kalkabilir. Kışla birdenbire yerden bitmiş gibi. Bu kara gözlü. ihtimal haftada bir de. Fetih ve kahramanlık edebiyatı al baştan yenilendi. dürülmüş battaniyelerini omuz kayışı gibi göğüslerine çapraz takmış milis kümelerini. Pejmürde üniformalar içinde yığınla ımilis. Katalonya'dan Aragon vadisine doğru. çok sayıda milis teçhizatını tamamlamadan kışladan ayrılmak mecburiyetinde kaldı. normal olarak sekizde hareket etmesi (gereken bir tren.bağrışmalar. ama bizi şehir halkına gösterebilmek maksadıyla üç ya da dört mil tutan en uzun güzergâh seçilmişti. Solmuş renkleriyle nasıl da terkedilmiş bir hali vardı! O meşhur yakışıklı boğalarla yakışıklı boğa güreşçileri acaba şimdi neredeydiler? Anlaşıldığı kada-rıyla. Tren. yedi buçukta kalkacağı tutar. O gün bütün bunlar bana ne kadar doğal görünmüştü. tepesinde dalgalanan muazzam bir kızıl bayrağın altında duran siyasî komiserin Katalan dilinde söylediği nutku. Meşale tutuşturma sahnesini gayet canlı hatırlıyorum. İspanyollar'a hayranlık duyuyorum. manana'-lardan ve tehirlerden sonra daha teçhizatımızın büyük bölümü dağıtılmamışken. o velveleci bağrışmayı ve çizmelerle teneke tavaların çıkarttığı takırtıyı. savaşın bir önceki yılına ait bir afişe tesadüf ettim. Yeni meşin fişek kutumu nasıl takınacağımı İspanyol bir genç kızın (öbür İngiliz milis "Williams'ın karısı) göstermesi biraz gurur kırıcıydı doğrusu. Meselâ. savaşın patlak verişinden tam on ay sonra doğacak ve belki de bir barikatın gerisinde peydahladığı çocuğuna hamileydi. ısınmaya çalışarak sokaklarda bir aşağı bir yukarı kaynaşıyordu. Trenin sekizde kalkması lâzımdı. istasyona doğru yürüyüşe geçtik. O sırada. maateessüff. Lâkin. Ancak. Bu tür hadiseler yorucu olabiliyor. bizi görebilmek için kaldırımlara yığılan dost kalabalıklar. Barbastro ürpertici ve budanmış göründü. bugünse ne kadar uzak ve ihtimal dışı geliyor! Tren milislerle öylesine tıka basa doluydu ki. iki saat içinde cepheye hareket etmemiz emredildi.olsa geç olur» diye güvenemezsiniz. ve en nihayet sessizliği sağlayan o dehşetli ve ba26 şarılı ıslığı. pencerelerden el sallayan kadınlar. fazlasıyla kadınsı mahlûk. bırakın koltukları.

bize hâlâ tüfek tevziatı yapılmamıştı.yapılmıyordu. yukarda cephe hattında işler hayli sakindi anlaşılan. kimi yerde sayıları altıyı bulan katırların çektiği hantal yük arabalarını sürüyorlardı. sıçan leşleri ve kertikli süt tenekeleriyle dolu olduğunu keşfettiğimde şafak sökmüştü. bizden ayırdedilecek hiçbir yanlarının olmayışı beni çok şaşırtmıştı. kazurat ve tefessüh eden yiyeceklerin çıkardığı pis kokuydu. Bu yollarda tekerlekleri patinaj yapan kamyonlar güçlükle ilerliyor. birbiri ardına dizilmiş. Askerden arınmış bölgede bir iki gün oradan oraya kaçtıkları için aç olmaları pek doğaldı ama hep müzafferâne bir edayla Faşist birlikleri29 .baktığınızda. Sietamö için. çünkü burada çok sayıda Faşist kurşuna dizilmekteydi.500 ayak irtifada idik. Comite de Guerra'ya gidip duvardaki sıra sıra kurşun deliklerinden -delikler tüfek salvolarının marifetiydi. Biribirine sokulmuş çamur evler ve kiliseyi çevreleyen taş yığınlarıyla bir kale gibi inşa edilmiş bu köylerde. Haki renkli tulumları dışında. Kamyon şoförü Sietamo ile Aleubi-erre arasında bir yerde yolunu kaybetti (bu savaşın vak'a-i âdiyyelerinden biriydi). Gece geç saatlerde Alcubierre'ye vardık. bu yüzden siste saatlerce dolaştık durduk. Arada sırada birkaçı birleşip cephenin bizim tarafımıza kayma tehlikesini göze alıyorlardı. samandan ise daha iyi. nereden geldiği anlaşılmayan yoğun bir sis her yanı sarıyordu. ufalanmış saman. Umumî hela veya lâğım türü birşey bulmak söz konusu değildi. Köye vardıklarında genellikle kurt gibi acıkmış oluyorlardı. kesinlikle Anarşistler'in eline geçtiği Ekim'e kadar üç defa savaşılmıştı. kemikler. Bu asker kaçakları hayatımda gördüğüm ilk «gerçek» Faşistler idi. çünkü. zaten hiç olmamıştı. Başlıca heyecan kaynağı. Alcubierre'nin sahip olduğu tüm manzarayı görebiliyordunuz. ufalanmış saman kümelerinde eşelenip süratle uykuya daldığımız bir katır ahırına götürdü bizi. Berbat bir soğuk vardı. Artık cephe hattının yakınına gelmiştik -savaşın karakteristik kokusunu alacak kadar yakın. Birisi çamur bataklarının arasından. Aşağı pek az yaralı taşındığına göre. bahar aylarında bile bir tek çiçeğe rastlayamazdınız. köşeleri gübreyle kabuk bağlamış biçilmiş soğuk tarlaları hatırlamadan edemiyorum. asker kaçaklarının artacağı kuşkusuzdu. Ne zaman savaştaki ilk iki ayımı düşünsem. Benim de dahil olduğum bölüğü kamyonlar önce Sietamo'ya. İçinde uyuduğumuz kümenin ekmek kabukları. Evlerin hiçbirinin bahçesi yoktu. Alcubierre hiç isabet almadığından cephenin hemen gerisindeki çoğu kasabadan daha iyi durumdaydı. ama biçilmiş kuru ot kadar değil. nedendir bilinmez ülkenin en iyi matadorları Faşist idi. Dar toprak yollar kimi yerde iki ayak derinliğinde birer çamur deryasına dönüşmüştü. yırtılmış gazeteler. Temiz olduğu takdirde. Cephenin karşı tarafındaki birlikler aslında Faşist falan değildi: savaş patlak verdiğinde silâh altında bulunan ve kaçmaya dünden razı.gidişleri köyü tarifi imkânsız derecede pis bir hale sokmuştu. Aragon köylerinin alışılmadık sefilâne yoksulluğundan etkilenmeden gezmenin mümkün olmadığına inanıyorum. evlerin çoğu da yoğun tüfek ateşi yüzünden çiçek bozuğuna dönmüştü. Şimdi deniz seviyesinden 1. Yine de İspanya'nın bu bölgesinde. Bastığınız yere dikkat etmeden yürüyebileceğiniz bir yardalık toprak parçası bile bulunmuyordu. cepheden köye muhafız refaketinde getirilen Faşist asker kaçaklarıydı. Eğer akrabaları Faşistler'in elinde bulunan bölgelerde yaşamasa. Kilise ve etrafındaki çeyrek millik saha uzun zamandan beri hela olarak kullanılmaktaydı. Birliklerin daimî geliş . Yağmur ve sisin bir28 birini takip ettiği iğrenç bir hava hüküm sürüyordu. köylüler ise. içinde uyumak için hayli iyi. Şehrin bazı kısımları şarapnelle paramparça olmuş. sonra batıya doğru Zaragoza önlerindeki cephenin tam gerisine düşen Alculbierre'ye gönderdiler. bezgin askerlerdi. barış zamanında bile. yalnızca arka avluda katır gübresi birikintilerinin üstünde kümes hayvanları seke seke dolaşmaktaydı. Bence bu. İki gün geçtiği halde.

gözleri fıldır fıldır. etrafından çember olmuş kendisini seyreden milisleri asabı nazarlarla inceliyorduSanırım. bir tava dolusu güveci umutsuz bir süratle gövdeye indirirken. Şu anda cephe hattının hayli sakin olduğunu biliyordum ama çevremdeki adamlardan. çizmemin konçlarından içeri dolan yarı donmuş çamuru düşünmekten kaç gece gözüme uyku girmemişti. elbiseleri yırtık pırtık bir delikanlı. Bizimle birlikte gelen biçare hayvanın üstüne kocaman harflerle P. fena halde rüzgâr yanığı. Bana verdikleri nesneyi görür görmez resmen şoke oldum. sonra saflar halinde dizildik. Devrim esnasında İspanyol süvari alaylarının. herkesin marıcon (ibne) diye tanıdığı on beş yaşında. hiç kuşkusuz çatlatana kadar sürüp helak etmekte olan milis gücüne devredilmişti.U.bu kana susamış «Kızıllar» m yemeğini bitirir bitirmez kendisini kurşuna dizeceklerinden şüpheleniyordu. muhteşem atlarından çok sayıda ele geçirilmişti ve hepsi. Çavuş 'bize. makineli tüfeklere ve çamura yaklaşıyorduk. beş dakikalık bir «eğitim» yaptı. en çok bilgi sahibi olana en iyi tüfekleri vermek gibi bir çaba da gözlenmiyordu. Onun biraz ötesinde. Onu köye getiren silâhlı adam durmaksızın omuzunu okşuyor ve emniyet telkin edici sesler çıkarıyordu. Unutulmaz bir gün. Tuhaf görünecek ama. avadanlığımızı sırtımıza 30 bağladık ve yaklaşık üç mil ötedeki cephe hattına doğru yola düzüldük. Yol geçen yılki hasattan beri hiç dokunulmamış sarı ve kıraç tarlaların arasından büklüm büklüm kıvrılıyordu. Kaçaklardan birini. üstelik. herşeyden önce de çamur. Seksen kişi ve çok. hiç aklımdan çıkmamıştı. Büyük Savaşı hatırlayacak kadar yaşlıydım. yürekli Belçikalı yoldaş Georges Kopp siyah bir atın üstünde ilerliyordu. İçten içe korkuyordum. bir köylünün evinde karnını doyururken seyrettim. Her milis kolunun kendisine maskot seçtiği en az bir köpeği oluyordu. tüfek ağzından içeri şöyle bir göz atmak tüfeğin paslandığını ve asla iflah olmayacağını keşfetmeye yeterliydi. Bu sahnenin. onbeş asker kaçağı birden çıkageldi. Alcubierre'deki üçüncü sabahımızda tüfekler geldi. soğuk beni düşmandan daha çok korkutuyordu. Adam başına elli adet olmak üzere. Tüfeklerin çoğu eşit ölçüde kötüydü.Bana göre harp. muharebelere iştirak edecek kadar değilse bile. katır ahırında tüfekleri dağıttı. geri zekâlı bir ufaklığa verilmişti.nin açlıktan kırıldığının kanıtı olarak (gösteriliyordu. Ayrıca. hattâ siperlerdeki soğuğu. tahta namlu mafhazası çatlaktı. başlarında beyaz ata binmiş (bir muhafız olduğu halde. İmalat tarihi 1896 olan bir Alman mavzeriydi bu yani yaşı kırktan fazlaydı! Kir pas içindeydi. sayıda köpekten müteşekkil centuria düzensiz bir halde yoldan yukarı kıvrıldı. bit. Milislerin çoğu. bombalara. . bulanık bir fotoğrafını çekmeyi becermiştim. bir zafer nişanesi gibi köyde dolaştırıldı. uzun boylu. açlık ve soğuk demekti. Aralarında yürüdüğüm insanlara bir kaç 31 . buz tutmuş bir tüfekle saatlerce nöbet bekleyişleri. onları. Hayli merhamet uyandırıcı (bir sahneydi. hayatları boyunca ellerine hiç silâh almamışlardı ve öyle zannediyorum ki pek azı nişangâhın ne işe yaradığından haberdardı. Kolun başında kızıl bayrağın yanında. Ondokuz yaşında. Artık cephe hattına. daha sonra çaldırdığım. tüfeğin nasıl doldurulacağı ve süngünün nasıl parçalarına ayrılacağından ibaret. eşkiya kolunu andıran milis süvarisinden bir delikanlı tepede yerden külliyetli miktarda toz kaldırarak atını ileri geri zıplatıyor. Önümüzde ise Alcubierre ile Zaragoza arasında uzanan alçak dağ silsilesi görülüyordu. ateşin yanına çömelmiş. kendisine pitoresk pozlar takınıyordu. Bu kafile. damgalanmıştı ve sanki görünüşünde bir tuhaflık olduğunun farkmdaymışcasma garip yürüyordu.O. sürgüsü sıkışmıştı. On yıllık olan en iyi tüfek. tan yeri ağarırken dondurucu soğukta tetikte duruşları. gümbürdeyen top gülleleri ve sıçrayan çelik parçaları. Soğuk korkusu Barselona'da geçirdiğim günler boyunca.M. bazısı daha bile beter haldeydi. elden ele fişekler dağıtıldı. Kaba koyu sarı çehreli bir çavuş.

ne olurdu diye merak ettiğimi hatırlıyorum.O. nasıl kullanacaklarını bilmedikleri eski püskü tüfekler taşıyan bu pejmürde çocuklar olduğunu düşünmek. at nalının üstünde bir başlık gibi görebilirdiniz. ben ve Williams'ın İspanyol kayınbiraderi. zahmet edip. en nihayet cepheye gidiyor olmaktan ötürü. bizim bölükteki çocuklardan birinin. kazurat ve paslı tenekelerden oluşmuş derin bir çöp yığını. nasıl becerdiyse. savaşın bu döneminde daima çok pis olan solgun ve heves dolu yüzlü. Gelin görün ki. Sıçan delikleri misali toprağa oyulmuş otuz ya da kırk sığınak vardı. pek tipik bir şekilde. kolun bir ucu görünmez olmuştu. Bir koyun sürüsünden çok daha gayri nizamî sürükleniyorduk. mütemadî bir siperler dizisinden oluşmuyordu. Ve. son derece mutlu ve heyecanlıydılar. Wiliiams. sığınağından çıkıp bizi selâmladı. sola kıvrıldık ve dağın yamacından dolanan dar bir katır yolunu tırmandık. son derece ilkel mazgal delikleriyse kireçtaşı kümelerinden yapılmıştı. Biz tam avadanlığımızı sırtımızdan atmış. Mevzinin hemen gerisindeki yarıkta ayların süprüntüsü birikmişti . çünkü en büyüğü on-altı yaşındaydı. böylesi bir dağlık ülkede imkânsız olduğundan. her bayırın tepesine oturtulan ve hep «mevzi» denen. Bizim varışımızdan sonra cepheyi terkedecek olan bölük avadanlıklarını topluyordu. Önümüzde bir yerlerdej kayalık tepeler arasında garip bir akis yapan tek tük tüfek ateşi. Yüksek yamaçlarında bodur çalılar ile süpürge otundan başka bir şey yetişmez.basbayağı çocuk demek istiyorum. istihkâm siperi ise kısmen kum torbaları. Dağ silsilesine vardığımızda. Ne menem bir güruha benzediğimizi imkânı yok tasavvur edemezsiniz. bir tür dehşete kapıldığımı itiraf etmeliyim. bu düpedüz. İstihkâm siperinin önünde kayalara oyulmuş dar bir siper düzeni oluşturulmuştu. Üç aydır cephe hatundaydılar. kum torbalarından yapılmış sefil bir barikattan oluşan mevziinizi. çizmeleri lime İlmeydi. Tepesinde dalgalanan kızıl bayrağı ve siper oyuklarından tüten dumanıyla. duyuluyordu. bir «bang» sesi daha işitildi. burun delikle32 rimden haftalar sonra dahi bir türlü çıkmak bilmeyen. Bu bizim. adam dediklerimizin yarıdan fazlası çocuktu . Akşamüstü ilk nöbetimizi tuttuk ve Benjamin bize mevziyi gezdirdi. gür siyah saçlı. Kısa boylu. pike yapar ve makineli tüfeğini ateşler miydi? Çünkü. tiksinti verici tatlımtırak kokuyu duyabilirdiniz. Acaba pilot. bizim gerçek birer asker olmadığımız o irtifadan bile görülebilirdi. tahkim edilmiş mevziler zinciriydi. içinde barınılabilir intibaını veren en yakınımızdaki ilk ve boş sığmağa daldık. sürgüyü patlatmıştı.U. Tepemizden o anda bir Faşist uçağı geçse. çoğunun sakalı uzamıştı. Atnalı şeklindeki yassı tepeleri ve derin ırmaklara inen çok sarp yamaçlarıyla. kısmen de kireçtaşı topaklarından yapılmıştı. Mevzi yaklaşık elli yarda genişliğinde yarım daire biçimindeydi. kendi kendimize verdirdiğimiz ilk zayiat idi. patlayan hartuç sandığının kıymıkları yüzünden şerit şerit yırtılmıştı. Cephe hattının bu kısmı. İspanya'nın bu bölgesindeki dağların teşekkülü bir garipti. Polonya doğumlu bir Yahudi iken anadili olarak Fransızca konuşan mevzi komutanı yüzbaşı. Başımızın üstünde bir kaç mermi çatırdayıp duruyordu. Kafatası derisi. «Fascistas maricones» ve benzeri sloganları haykırmaya başladılar. Asıl adı Levinski olduğu halde herkesin Benjamin diye çağırdığı. yüzü kan revân içinde istihkâm siperinden gerisin geriye koştuğunu gördük. Bu bağırışların savaşçı ve korkutucu olması kastedilmişti ama çocuk hançerelerinden çıka çıka kedi enciklerinin viyaklaması gibi dokunaklı sesler duyuldu. «Visca P.ekmek parçalan. Tüfeğini ateşlemiş ve. Siperlerin ve iç siperin arkasında çeşitli noktalara 33 . iki mil kadar bir mesafe katettiğimizde.nazar atfettikçe de. üniformaları çamur kaplıydı. sığmaktan dışarı emekliyorduk ki. insanı ürkütüyordu. en önde kızıl bayrağın yanındaki gençler.M!». uzaktan. her yerde kireç taşı görülürdü. Daha yakma geldiğinizde ise. yirmi beş yaşlarında bir delikanlıydı. Cumhuriyeti savunacak kişilerin. Cepheye yakınlaştıkça.

Kışın Zaıagoza cephesinde bunlar. Karınca kadar minnacık Faşistler'i görebiliyordum. bunun hiç de hayır a alâmet olmadığını düşündüm. her şey gri ve soğuktu. hiç bir yerde hayat belirtisine. Heyhat! Başımı eğiverdim. sonra. heyecan dolu bir feryat duyuldu. 3 Siper çarpışmalarında beş unsur önemlidir: yakacak odun. yukarıya tırmanıyorlardı. kara böcekler35 . «Düşman nerede?» Benjamin elini coşkuyla dalgalandırdı. hevesle sırıtıyordu. nişangâhımı yediyüz metreye ayarladım ve ateş ettim gitti. mum ve de düşman. «Oğada. Cephede gördüklerim bende büyük bir bezginlik yaratmıştı. istihkam siperinin gerisinde. bir tek kuşa bile rastlanmıyordu. bir an için. Yeni gelen askerler. Tarif edilemez bir sukut-i hayale uğramıştım. Kısa bir süre sonra. bir taş atılmasını bekleyen bir köpek gibi. Düşman. hedef gözetmeksizin dehşetli bir tüfek ateşine başladılar. Tüm hayatım boyunca. mazgal deliğinden dışarısını dikizledim. nerede?» Benim siper savaşından anladığıma göre. Benjamin en yakınındaki adamın tüfeğini kapıp hemen nişan aldı ve tetiği çekti.serpiştirilmiş oniki nöbetçi noktası vardı. Hayatımda bir insana ilk defa ateş ediyordum. Beklenmedik bir baskının her an olabileceği geceler dışında. Klik! Mermi patlamadı. Buna savaş mı diyorlardı?! Düşmanla herhangi bir temasımız bile yoktu. Uzaktan grimsi iki küçük heykelcik gibi görünen iki Faşist. Siperin önünde dikenli tel uzanıyordu. Nokta gözden kayboldu. siperleri çok iyi gizlenmişti— sonra. tam karşıdaki çıplak tepede.yeşil bayrağı —Faşist mevzii— gösteriyordu. küstahça duralayıp bakıyordu. önemlerine göre böyle sıralanıyorlardı. hiç kimsenin düşmana aldırdığı yoktu. tepenin yamacı dibi görünmeyen dereye doğru kayıp kayboluyordu. Kaza eseri olmadığı taktirde. ama galiba insan insiyakı hareket ediyor ve hemen herkes en az bir kez böyle bir şey yapıyor. derenin öbür tarafında tam karşımıza düşen tepede hayal meyal seçilen istihkâm siperini ve kırmızı . Faşist siperini bulmaya çalışarak.) «İyide.» (Benjamin İngilizce —dünya kötüsü bir İngilizce— konuşuyordu. Benjamin'in işaret ettiği noktayı hayretler içinde farkettim: en az yediyüz metre ileride. Ateş etmenin hiç bir yararı olmayacağı aşikârdı. siperlere girer girmez. üzerimden ilk kurşun geçtiğinde başımı eğmeyeceğime dair kendi kendime söz vermiştim. Ama hiçbir şey göremiyordum —anlaşılan. bazen de. Sonunda. Faşistler' in elli veya yüz yarda ötede olması gerekiyordu. Tam karşımızda tek tük sarp kayalıkların görüldüğü çıplak tepeler vardı. Ama asker daha çocuktu. Ne var ki. düşman en sonuncusu olmak üzere. bir askerin siyah bir nokta gibi görünen başı. Zahmet edip başımı siper seviyesinden aşağıda bile tutmuyordum. Adamlara hiç de yakın değildik! Bu menzilde tüfeklerimiz kesinlikle hiç bir işe yaramazdı. tüfeğiyle siyah noktaları işaret edip duruyor. Kurşunun adamı sıçratacak kadar yakınına düştüğünü umarım. böylesine ıızak bir menzilden ve elimizdeki türden tüfeklerle bir adama isabet ettirmenin imkânsız olduğunu izah etmeye çabaladım. bir taraftan öbür tarafa sekip duruyor. arasıra oraya buraya sıçradıkları görülen. uzakta. so34 lumdaki asker siperinden çıkıp pek İspanyolvarî bir edayla yanıma sokuldu ve ateş açmam için beni kışkırtmaya başladı. Fakat tam bu esnada. yiyecek. kurşunun biri şeytanî bir çatırtıyla kulağımı sıyırıp geçti ve gerideki arka siperine saplandı. tütün.

Mart ayında Huesca çevresinde yoğun çarpışmalar başladı. Sağımızda. Ovanın ortasına zarlar atılmış gibi birkaç küp serpilmişti. Teruel'deki çarpışma bir yana. karın hiçbir zaman erimediği heybetli doruklarıyla Pireneler havada yüzer gibi görünüyordu. görünüş harikuladeydi.. siper kazmak. Hiçbir uçak yakınlarımda bir yere bomba atmadı. Faşistler genellikle kralcı bayrağı (kırmızı sarı . saatin akrebinin yediyi gösterdiği yönde. Sırası gelmişken. Ekim başlarında. aldırış etmek tenezzülünü göstermedikleri tüfek atışlarının izlediği. P. Huesca'da bile_ insan bir parça ihtiyatlı davranırsa. ama bana pek az iş düştü. bir fotoğraf negatifine benzerdi.U. arttı bile). Haziran'da.M. Bir süre sonra. bu yüzden çevreye boş konserve kutularının karmakarışık saçıldığını ve herşe-yin bokla kaplandığını unutabilseydiniz.S. ve bu cephede. Anarşistler kırınızı ve siyah. ve P.O. Sabahları vadi sık sık bir bulut denizinin arasından düz ve mavi olarak yükselir ve görünüş. Hayatımda kuşların bu kadar az olduğu başka bir ülke gördüğümü sanmıyorum. yavaşça havada süzülen kartal sürüleri görülüyordu. devriye gezmek. solumuzda. âni kanat sesleri geceleyin insanı ürküten keklik sürülerinden ibaretti.S. kırmızı. mevzii vardı.sarı . ama ben bu olaydan önce yaralanmış ve saf dışı olmuştum. eğer her mevzide bir bayrak sallanmasa. 36 silâh ve özellikle topların yokluğu. Cumhuriyet'e sâdık kalanların elindeki Robres şehriydi. U. tuhaf bir biçimde. Huesca'nın daha ilerisinde bizimkilerle aynı düzende.M. genellikle güvenli sayılırdı. bir çeşit saksağanla. soğuktan titreyerek bayraklarının çevresinde dönüyor ve ısınmaya çalışıyordu. Burada. Ocak'tan Mayıs'a kadar Aragon cephesindeydim. çok sık ağır makinalı tüfek ateşi altında kalıyordum.C. Sık sık. Böylesine bir savaşın sonunun gelmeyişi! Daha önce. bu. Faşist ya da Cumhuriyetçi. İspanya'da geçirdiğim tüm o zaman boyunca çok az çarpışma gördüğümü söylemeliyim.mor) kullanıyorlardı. siper kazmak. Kuşkusuz.' lu olan küçük bir ileri karakol. tüm bu tepeler için vahşi çarpışmalar yapılmıştı.kırmızı).C. bir geri zikzak biçiminde uzanan. 37 . beyhudeliğine şaşardım.U. Gökyüzünde hemen hiçbir zaman kuş olmuyordu.di düpedüz.O. çevredeki kış manzarasına sabit gözlerle bakar. Ocak ile Mart'ın sonlarına kadar hemen hemen hiçbir şey olmadı. nöbet tutmak.. dağ silsilesi güneydoğuya doğru kıvrılıyor ve geniş ebrulî bir vadi bırakarak Huesca'ya doğru uzanıyordu. Nöbet tutmak. biçimleri kar yüzünden günden güne değişen daha başka tepeler vardı. Çok uzakta. bana elli yardalık bir uzaklığın içinde hiçbir top mermisi patlamadı ve göğüs göğüse çarpışmaya da yalnız bir kere katıldım. asker. Pek seyrek olarak da. Aşağıdaki ovada bile herşey ölü ve çorağa benziyordu. devriye gezmek. sivri noktalarının üstünde birçok küçük Faşist karakollarının benek benek yayıldığı mahmuz gibi bir tepenin karşısında da bir P. Arasıra görülebilen kuşlar. hiç de kolay anlaşılır birşey olmayacaktı. Normal olarak savaşın dehşet verici yanları diye düşünülebilecek şeylerin çok azı başıma geldi. Tam karşımızdaki tepeler fil derisi gibi kırış kırış ve griydi. (Bir keresi yetti de. geniş çaplı bir harekâtı olanaksız kılmış. o da yine P. Ne var ki.U. sözde cephe hattı denilen şey. Bir şehir kâtibinin hayatı kadar olaysız ve neredeyse bir o kadar düzenli bir hayat. Bir ileri. Her tepede. her ordu siper kazıp kendi zaptettiği tepeye yerleşmişti. Her dağ tepesinin birlikler tarafından işgal edildiğini. pejmürde ve pis adamlardan bir küme. İki ordunun da asıl uğraşısı ısınmaya çalışmaktı. Sağımızda. Zaragoza'nın çevresindeki tepelerde önemli olan. Bütün gün ve gece boyunca gayesiz kurşunlar boş vadilerde vızır vızır geziyor ve yalnız pek küçük bir olasılıkla bir insan vücudunda yerini buluyordu. ama bu ateş hep uzakça menzillerden oluyordu. bazen de Cumhuriyetçi bayrağı (kırınızı . Huesca'ya karşı bir tek gün içinde binlerce insanın öldüğü feci bir saldırı yapıldı. durgun savaş halinin karışık can sıkıntısı ve rahatsızlığıydı.

seslerini dinlemek için dikenli telin oraya doğru süründüm. siper savaşının ayrılmaz bir parçası olan uykusuzluğa dayanamıyorlardı. çoğu yirmisinin altında oğlan çocuklarından oluşan. Bazen bütün gün boyunca devam eden ve tepelerin doruğuna yapışıp vadileri açıkta bırakan yoğun sis geceden daha iyiydi. Küçük bir canavarın. düşman fazla atılgan değildi. devriyeler gönderiliyordu. ama tek geçilebilir yoldan giderseniz bir buçuk mil tutuyordu. Cepheye varır varmaz onbaşı. bana doğru geldiklerini duydum. Bereket. 1937 başlarında. Cobo'luk. Kuş uçuşu ile en yakın Faşist karakolu bizimkinden yediyüz metre uzaklıktaydı. parti milis güçleri ilkece bununla birleştirilmişlerdi. Centuria. Faşist hatlarının yakınlarında kaplumbağa gibi sürünmek zorunda idiniz. yolun girdisini çıktısını. üstünde mermi deliği olan bir deri kasket ve besbelli bizimkilerden kalma bir kırmızı bayrak. Devriyelik hiç makbul bir iş değildi. Faşist hatlarına giden yolu ancak üçüncü yada dördüncü girişimde bulabildim. Aslına bakarsanız. korkunç soğuğa rağmen siperin duvarına dayanıp derin bir uykuya bile dalıyorlardı. Tepenizde serseri kurşunlar kuşlar gibi ötüşerek uçuşurken. gürültüsüzce tüfeğimi kurmaya çalıştım. özellikle ilk başta. «siyasî almayan» ve aşağı yukarı olağan kurallara göre örgütlenen. Katalonya milis güçleri hâlâ savaşın başındaki esaslar üzerindeydiler. Çok yoğun bir sis vardı.Geceleri ve sisli havalarda vadiye.ön iki kişilik bir muhafız mangasının 38 komutanı. Saklandığım fidanın arkasında önceki çarpışmaların bir sürü yadigârı ile karşılaştım —bir yığın boş fişek kovanı. ancak birbirini izleyen seyahatler yaparak ve her keresinde yeni işaretlere dikkat ederek bulabilirdiniz. ne kadar istersem o kadar sık devriye çıkmak için izin alabileceğimi keşfettim. tüm 39 . geceleri mevzide gereği gibi nöbet tutturmak hemen neredeyse olanaksızdı. Bu yaştaki çocuklar asla cephe hattında kullanılmamalıydılar. Halk 'Ordusu kurulduğunda. ense yapılacak bir İşe hiç benzemiyordu. Benim kesimin fırlama oğlanları ancak ayaklarından çekip sürüklenerek sığmaktan çıkartabiliyorlar ve daha sırtımızı döner dönmez. Bayrağı alıp mev-ziye götürdüm— insafsızca yırtıp temizlik bezi olarak kullandılar. Sonra. bazı geceler. Bu dönemde. Başlangıçta. hava tabancaları kuşanmış yirmi erkek izci ya da oyun labutları ile silâhlanmış yirmi kız izci. Monte Pocero'da onbeş yaşından küçük kimsenin bulunduğunu sanmıyorum ama yaş ortalaması kesinlikle yirmiden aşağıydı. Fakat uzun zaman. ama bazen cephe hattına kaymayı becererek hepimiz için ortak bir tehlike oluşturuyorlardı. Kocaman pürüzlü uçurumlarda patika ya da dağ yolu cinsinden hiçbir şey yoktu. çatırdayan çalılar ve takırdayan kireçtaşları arasında gürültüsüz ilerlemek çok güçtü. bu çocuklar cephe gerisinde hafif işlerde kullanılıyorlardı. Faşistler'in içeride konuştuklarını ve şarkı söylediklerini işitebiliyordum. karakolu bırakıp sığınağa süzülüyorlardı. birdenbire çok küçük görünüveren bir fidanın arkasına sindim. eğitilmemiş bir güruhtu. Franco'nun başkaldırısının ilk günlerinde. mevzimizi hallaç pamuğu gibi ata-bilirlermiş gibi geliyordu bana. hemen hep Faşistler'in bölgesinden göçmen olarak gelen ve bakılsınlar diye en kolayından milis kaydedilen onbir oniki yaşlarında çocuklara rastlıyordunuz. onların deyişiyle cobo olmuştum . aslında hepsi birer siyasî örgüt olan çeşitli sendikalar ve siyasî partiler tarafından toplanmışlardı. karanlık vadilerde başıboş dolaşmak oldukça eğlenceliydi. Milisler merkezî hükümete olduğu kadar kendi partilerine de bağlıydılar. beni fena halde telâşlandırarak birçoğunun tepeden aşağı. Bu tepelerin yamaçlarında. Her nedense başka yöne gittiler ve benim görüş alanıma girmediler. milis güçleri. bizimle Faşistler' in arasına. Kural olarak. az bir zaman sonra. Dahası var. «şaka» diye sığınağın ateşine bir el bombası attığını hatırlarım. Korkudan. Ve çok uzun bir süre böyle kaldılar. dışarısı çok soğuk ve kaybolmak çok kolaydı. Milis gücünde sık sık. Çünkü.

zorunlu askerliğe dayanan 41 . ve herkes tam bir eşitlikle kaynaşmıştı. Milis gücüsistemini aşağılayan gazeteciler. Milis güçlerinde. Teorik olarak bir milis birliği. Emirlere itaat gereği anlaşılmıştı ama. Ateş altına gireli daha beş ay olmuştu ki. bunu üstten asta değil. gönüllüdür. teorik olarak. demokratik devrimci tipi disiplin umulabileceğinden daha güvenlidir. bin kişi biraraya gelip cepheyi bırakmaya karar vermiş olsalardı. milis güçlerinin cephe hattını tutmak zorunda kaldıklarını pek hatırlamazlar. bal gibi de «yürüyor». Çünkü. Generalden ere kadar herkes aynı parayı alıyor. bir adamı kışla avlusunda talim ettire ettire robota çevirmek de zaman alır. döner dolaşır gelir korkuya dayanır. Aynı şartlar altında. bu iki tip arasında bir yerdeydi. Aragon cephesine. üstelik. kısa bir süre. milis güçlerinde bir an bile hoş görülemezdi. ensesine tokat atıp bir sigara almak isteseniz. Sonraları. Sınıf sadâkati esasına dayanır. Mayıs'ta ise. akla da aykırıydı bu. önemsiz sayıda yeni Halk Ordusu birlikleri ulaşabildi. ama. ne de selâm verme. bunun yanısıra anlaşılan ikinci şey de şuydu. aynı elbiseleri giyiyordu. Tek tek asker kaçakları kurşuna dizilebilirdi —ara sıra kurşuna diziliyordu da— ama. İnsanı yönetmekte hiç tecrübesi olmayan kuşkucu kişiler hemencecik bu usulün «yürümeyeceğini söylerler. Bu sistemin temel noktası. ta Haziran'a kadar. İngiliz-İspanyol karışık otuz kadar adama teğmen vekili olarak kumanda ediyordum. İşçi ordusunda disiplin. ne rozet. bir yoldaştan bir başka yoldaşa veriyordunuz. halihazırdaki şartlar altında milis güçleri olduklarından daha iyi olamazlardı. ama şimdiye kadar gördüğümden ya da savaş zamanında olabileceğini düşündüğümden çok fazla eşitlik vardı. geçici olarak işleyecek. cephe hattında işlerin ne halde olduğunu ilk görüşümde dehşet içinde kaldım. yetiştirilmiş birlikler emrine hazır olana kadar beklemiş olsaydı. acemi birlikler her zaman disiplinsiz 40 güruhtur da ondan. bu arada milis sistemi de değişmeden kaldı. Modern. emre itaat konusunda ya da tehlikeli bir görev için gönüllü bulmakta en ufak bir güçlüğe uğramadım. mekanize bir ordu yerden bitmez ve Hükümet. «Devrimci» disiplin siyasal bilince clayanır -neden emirlere uyulması gerektiğinin anlaşılmasına: bu anlayışı yaymak zaman aldığı gibi. Gerçekten. Eğer erin biri emre uymayı reddederse ona hemen ceza verilmez. doğru olmakla birlikte. ne topuk çarpma. Çünkü. Normal askerî cezalar vardı ama ancak çok ciddî durumlarda uygulanıyordu. Halk Ordusu geride yetiştirilirken. Tabiatıyla katıksız bir eşitlik söz konusu değildi. halbuki. Ocak ayında bir düzine acemi askeri eğiteyim derken az kalsın saçlarım ağarıyordu. subaylar erlere «Yoldaş» dediği için değil. bir çeşit sınıfsız toplum modeli oluşturmaya kalkmışlardı. Dünya yüzünde böyle bir tip ordu ile nasıl savaş kazanıl abilirdi ki? O sırada zaten herkesin söylediği de buydu. Fakat itiraf etmeliyim. ilk önce yoldaşlık adına ısrar edilirdi. Franco'ya karşı hiçbir zaman direnilemezdi. ama olağan anlamında askerî rütbe hiç yoktu: ne unvan. milis güçlerini yermek.) Olağan ordularda sürüp giden zorbalık ve horlama.değişiklikler yalnız kâğıt üstünde kaldı. milisleri oldukları yerde tutacak sı nıf sadâkatindan başka hiçbir güç yoktu. hiyerarşi değil. ama gerçekte uzun vadede. burjuvaların askerliği zorunlu olan ordularında disiplin. bir emir verdiğiniz zaman. aynı yemeği yiyor. 1 937 Haziranı'na kadar. (Milis güçlerinin yerini alan Halk Ordusu. Subay ve astsubay ayırımı vardı. en azından. böyle birşey yapabiliyordunuz ve hiç kimse bunu tuhaf bulmuyordu. onları hiçbir güç durduramazdı. subay ve erler arasında sosyal eşitlikti. yeni toplanmış bir milis birliği disiplinsiz bir güruhtu. Tümen komutanından. demokrasiydi. Milis güçlerinin savaş alanında kalması bile «devrimci» disiplinin kuvvetinin bir kanıtıdır. En kötü milis kıtalarındaki disiplin bile zaman ilerledikçe gözle görülür bir biçimde düzeldi. Uygulamada. dolayısıyla da yetişme ve silâh yetersizliğinden ileri gelen hataların eşitlikçi sistemin sonucu olduğunu iddia etmek moda oldu.

üzerimdeki giyeceklerin bir listesini yaptım. sadece oniki tane kaput vardı. bektaşi üzümünden da43 . vahşi biberiye ve karaçalı dalları ateş iyice tutuşunca yanarlardı. çoğu kez yirmi yardalık bir yerde altı kere düşmüşümdür. Bizim sefil dağımız en iyi zamanında bile ağaç ve ottan yoksundu. yakacak odun sorunu devam ediyordu -hep yakacak odun. gün ortasında bir saatliğine parlıyordu da. onlar da nöbetçiden nöbetçiye devredilmek zorundaydılar. Kafamda İngiliz Ordusu'nun ilkeleri vardı. çeşitli çalı ve otlar ateş yakmak için çok iyiydi ama birkaç dakikada. uyumadığımız. inanın bana. Bu arada. milisinde dört beş ay içinde sadece dört kişinin kaçtığını duydum. kalın çoraplar. Fakat şartlar göz önünde tutulursa. hava gerçekten çok soğuk değil idiyse bile. bazen de sis. Önceleri ortalıkta görünen karışıklık.O. ama adamların çoğu korkunç giyimsizdi. aylardır soğuktan donan milisler tarafından talan edilmişti. tanrı bilir. Yüz kişilik bütün garnizonda. bunlardan ikisi de hayli kesin bir olasılıkla. sönüp gidiyordu. dola-yısiyle insan parmağından biraz kalın ne varsa çoktan yakılmıştı. postallar. Karanlık gecelerde.işin en can alıcı noktası da. Yemek yemediğimiz. Üstümde kalın bir iç fanilâsı ve don. iki kazak bir yünlü ceket. bir boyun atkısı. Buzlu bir gece. elbiseler. müflonlu deri eldivenler ve yün başlık vardı. Bütün bu dönem boyunca günceme ne zaman birşey yazmışsam. tüfek tetiğinin çamurdan tıkanıp sıkışmasına yol açtığı için tehlikeliydi de. Bazen insanı tir tir titreten rüzgârlar kasketinizi başınızdan çekip alıyor ve saçınızı her yönde karıştırıyordu. coşkunlukla üstüne atılmaktır. dengenizi korumanız imkânsız oluyordu. insana çok soğukmuş gibi geliyordu. İspanyol milisleriyse kesinlikle İngiliz Ordusu'na uymuyordu. milise bilgi edinmek için kaydolmuş casuslardı. Kireçtaşının üstündeki çok ince toprak tabakası hemen yağ gibi kayganlaşıyor. Günler boyu. kaldı ki. P. tek tük asker kaçakları bile görülmüyordu. Deniz seviyesinden iki üç bin ayak yüksekte ve. ben soğuğa karşı olağanüstü hassasımdır. Yakacak odun gerçekten önemli bir sorundu . bir emre uyulmasını sağlamak için beş dakika tartışmak zorunda olmak beni hem öfkeden kudurttu hem de dehşet içinde bıraktı. Fakat itiraf etmeliyim ki. neredeyse dimdik yamaçlarda insanın postallarını param parça eden çentikli ki-reçtaşının üstünde bir aşağı bir yukarı inip çıkmak ve minik bir dal görünce. Ben taşıyabildiğim kadar bir sürü kalın elbise getirmiştim. Sık sık yağmur yağıyor ve çeyrek saatlik yağmur bile şartlan büsbütün dayanılmaz bir hale getirmeye yetiyordu. mevzinin gerisinde. Halbuki milisler.U. sığınağın ateşini ancak bir saat yanar tutmaya yetecek kadar ıvır zıvır toplayabiliyorlardı. hep yamaçta yürdüğünüz için de.bir ordu —savaş polisi uzaklaştırılmışa— çoktan eriyip kaybolurdu. bat42 taniyeler ve tüfekler hemen baştan aşağı çamura bulanıyordu. genel eğitim noksanlığı. bir domuz derisi ceket. pek az zafer kazandılar. daha iyi idiler. siperin içine sıvı gibi doluyor ve insanın kemiklerine işliyormuş hissini veriyordu. Isı olağanüstü denecek kadar düşük değildi. birçok geceler hava dona bile çekmiyordu. Çoğu kez kış güneşi. pamuklu kadifeden golf pantolon. yakacak odun sorunundan veya daha doğrusu yakacak odun yokluğundan söz etmediğim yer olmamış. Bu zamana ilişkin tüm anılarım. vadide yakacak topluyorduk. ama cephe hattını da tuttular. kış ortasındaydık. nöbet tutmadığımız ya da angarya iş görmediğimiz zamanlar. fakat. bir fanila gömlek. anlatılmaz bir soğuk vardı. postallar. Buna rağmen soğuktan tir tir titriyordum. insanın beklemeye hakkı olabileceğinden. dolaklar.M. iki saat durmadan yakacak arayan üç kişi. Dağın yamacında yetişen her bitkiyi yanma niteliklerine göre sınıfladık. Yakacak arama hevesi sonunda hepimizi botanist yaptı. sağlam bir trençkot. yine milislerin çoğunda ancak bir tane battaniye bulunuyordu. Bir insan bedeninin taşıyabileceği giyecek miktarını göstermesi bakımından hayli ilginç. yakacak odunun resmen hiçbir yerde bulunmamasıydı. üstelik düşmek.

Seksen gecenin ancak üçünde soyunup yattım. Aragon cephesindeki durgunluğun o sırada benim hiç bilmediğim siyasî sebepleri vardı. tüfeğinden sonra bir milisin en önemli malıydı. Ama kurşunlar bazen çok rahatsız edici bir yakınlıkta kireçtaşını çatlatır ve yontarlardı. Etrafta bit olabilmesi için hava henüz çok soğuk44 tu. Böyle olmasına rağmen yine kamış toplamaya giderdiniz. durmadan neden hücum etmemize izin verilmediğini öğrenmek için gürültü patırdı ediyorlardı. Bir çeşit kurumuş kamış ilk başta ateşi yakarken çok iyiydi. oraya gitmek için de ateş hattından geçmek gerekti. Şüphesiz hepimiz devamlı olarak pistik. Noel pastasının üstündekiler gibi. merminin çekirdeğini çıkarmak ve kav çakmağı ile barutu tutuşturmak oldu. Kibrit kıtlığı had safhaya vardığında. Bir iki gün içinde. Bu su. gün aşırı kibrit. adam başına günde bir çeyrek galon düşüyordu. ikisine birden yetecek kadar su hiçbir zaman olmazdı. ama sıçan da fare de bol bol bulunuyordu. Kav çakmağının en büyük avantajı rüzgârda çakılabilmesiydi. bir gece alarmında. Sonradan kibrit ve mum kıtlığı hayatı çekilmez hale getirdi. sığmakta herkes tüfeğini kapışır ve telâşla başkalarının suratına basarken. bir ışık yakabilmek hayatla ölüm kadar büyük fark yapabiliyordu. sıçan ve farenin aynı yerde olmayacağı seylenir. Başka ihtiyaçlar bakımından çok kötü durumda sayılmazdık. insan karanlıkta yürümek zorunda kalınca iğrenç şeyler oluyordu. ama yedek birliklerin yokluğunun büs45 . bal gibi bulunuyor. Aslında. Milislerin bazısı siperde abdest bozmayı âdet edinmişlerdi. herkes bir saldırı anında hemen ortaya çıkabilecek biçimde hazır olmak zorundaydı. ama arasıra gündüzleri elbiselerimi çıkarmayı beceriyordum. ben sabahları yıkanmak için hep bir matra dolusu aşırıyor-dum.ha küçük olan bodur meşe ağacı ise hiç yanmıyordu. Soğuğun yanında öbür rahatsızlıklar çok önemsiz görünüyordu. hiç zorluk çekmeden elbise ile uyumaya da. Faşist makineli tüfekçiler sizi görürlerse hemen koca bir şarjör dolusu fişeği üstünüze boşaltırlardı. sütten biraz daha berrakça berbat bir-şeydi ve teorik olarak yalnız içmek içindi. Kuşkusuz. savaşta oluşun da olağanüstü bir tarzıydı. çünkü hiçbir şey yakacaktan daha önemli değildi. Örneğin. Ne var ki. insanın gece elbiselerini ve postallarını çıkarması olanaksızdı. Bunlar. dolayısıyle ateş yakmaya hiçbir faydası yoktu. Sigara hâlâ günde bir paket dağıtılıyor. Mevzi iğrenç bir şekilde pis kokuyordu.» diyordu. İnsan böyle şeylerin yokluğunu hissetmeden önemini kavrıyamıyor. Bütün milisler hareketsizliğe sinirleniyor. yalnızca mevzinin solundaki tepenin doruğunda yetişiyordu. düşman başlatmadıkça. Pislik halkın üzerinde lüzumsuz yere gürültü kopardıkları bir-şeydir. ben de beraberimde birkaç libre mum getirmiştim. yalnız alevsiz yanıyordu. daha uzunca bir süre çarpışma olmayacaktı. Genellikle yükseğe nişan alıyorlardı ve mermiler insanın başının üstünde kuşlar gibi şakıyordu. «Bu savaş değil. Ama pislik beni asla tasalandırmadı. ama gelin görün ki. Yetecek kadar yiyecek ve bol şarap vardı. alev elde etmek için tek çıkar yolumuz. eğer buna savaş diyebilirseniz tabii. Her milis kav çakmağı ve birkaç yarda sarı fitil sahibiydi. Belli aralıklarla tekrarlanan teftiş turlarında Georges Kopp bizimle çok açık konuşuyor. Zaten bir gün yıkanıp bir gün traş oluyordum. işte o zaman kendinizi hemen yüzüstü yere atardınız. hattâ mum bile veriliyordu. barikatın küçük kapalı arazisinin dışında heryer kazurat doluydu. bunlar. yeteri kadar yiyecek olursa. O sırada henüz mum satın alınabiliyordu. Fakat besbelli. Her sığınağa günde üç parmak uzunluğunda mum veriliyordu bu da ancak yirmi dakika yanıyordu. Yiyeceğimiz gibi suyumuz da katır sırtında Alcubierre' den geliyor. Hep. ara sıra bir insanın ölüverdiği bir komik opera. Bizim yaşadığımız olağanüstü bir hayattı. gayet inceydi. İnsanın mendilsizliğe ve içinde yıkandığı teneke tavadan yemek yemeğe ne kadar çabuk alıştığına şaşarsınız. Herkesin kiliselerden yağma edildiğini tahmin ettiği bu mumlar.

çoğu son derece kötü. Tepelerin doruğunda tüneklemiş halimizle nefis topçu hedefleri olabilirdik . her cinsten savaş malzemesi noksandı. Bunları kullanmak zevkliydi. Winchester tüfekleri vardı.bütün dışındaki salt askerî güçlüklerin herkes farkındaydı. Fakat uygulamada. berbat şeyin sıkışmasından çok korkardım ve işe yarayabilecek bir atımlık fişeği saklamaya da fazlasıyla meraklıydım.ama topçu yoktu. hemen tümü hiç bir işe yaramazdı. elli atımlık fişek veriliyordu. ama dehşet isabetsiz atışlar yapıyorlardı. her nasılsa. nispeten daha yeniydiler ve işe yarar görünüyorlardı. iki makineli tüfek ve bir düzine adam. Birkaç siperin kazılmış olması şartıyla bu gibi yerler. Bunlar çok ender olarak yirmi yaşından genç çıkıyordu. yalnızca tüfeklerimiz vardı. ne süngümüz vardı. Bu bahsettiğim silâhlar. ama üç yüz dört yüz yardalık bir uzaklıkta oldukça isabetliydiler. Bizim ve Faşistler'in cephe hattı. gerçi bunlar eskiydi. Bunların ötesinde. ya hareketsizlik ya da intihardan ibarettir. on tüfekte biri fena sayılmazdı. ezici sayıda olmadıkça. çoğu da hurda demirdi. Silâhlarımızın kötülüğü ayrıntılarını kaydetmeye değecek kadar şaşırtıcıydı. cepheye her yeni gelene ancak. uçsuz bucaksız doğal bir sağlamlık içinde uzanıyordu. Cephe hattının bu kesiminde bütün topçu gücü. İspanyol fişeklerinin hepsi yeniden doldurmaydı. açıklıkta ilerlemek ve kalbura dönmek ya da genel durumu değiştirmeyecek küçük ölçüde gece hücumları yapmak. kolay taşındıkları ve siperde daha az rahatsızlık verdikleri için beğeniliyordu. Tabii bu mermiler ateşlenemeye46 cek kadar çok kıymetli idiler ve havan topları Alcubierre'de tutuluyordu. bir modern orduya bizden daha çok benzerdi. Sonra bir de kısa Mauser veya mousçueton vardı ki. Makineli tüfeğe karşı top olmadan ancak üç şey yapabilirsiniz: kendinizi güvenceli bir uzaklıkta. gezle arpacığı kırık bir sürat ölçme aleti ne kadar işe yararsa o kadar işe yarıyordu ve çoğunun yiviseti ümitsizce paslanmıştı. Ayrı ayrı silâhlardan çıkarılıp yeniden birleştirilen parçalardan yapılmışlardı. İnsan çekiçle fındık kırar gibi kolaylıkla düşman mevzilerini birbiri arkasına yok edebilirdi. Ne madenî miğferimiz. en iyi tüfeklerde bile sıkışıklık yapıyordu. Cephane o kadar azdı ki. bir taburu asla yaklaştırmayabilirdi. Bazen çevredeki manzaraya dikkatle bakar. Bizim mevzimizde ve etrafımızdaki mevzilerin çoğunda. Dahası var. dörtte üçü beş atıştan sonra tutukluk yapıyordu. bu yüzden makineli tüfek için saklanıyordu. Gerçekte. piyade askeri ile ele geçirilemezdi. Fakat bizim tarafta. hiçbiri hedefini bulmuyor ve gülleler bir işe yaramadan boş uçurumlara dalıyordu. en başta ülkenin doğal durumu geliyordu. diyelim dört yüz yarda ötede sipere gömmek. Aşağı yukarı elli kişiye bir makineli tüfek düşüyordu. taban47 . kural olarak yalnız tek yandan yaklaşılabilen. hem de ne büyük bir iştiyakla— isterdim. Arada sırada Faşistler Zaragoza'dan bir iki top getirmeyi beceriyor ve birkaç mermi atıyorlardı -bunlar da öylesine azdı ki. Bir kere. Bir de. herbir silâh için onbeş atım mermisi bulunan dört havan topundan oluşmuştu. İngiltere'de herhangi bir özel okulun askerlik kampındaki yedek subay taburu bile. top falan yoktu. Üç tip tüfek kullanılıyordu . Almaşıklar hemen hemen.birincisi uzun Mauser'ûi. Acil zamanlarda kullanmak için hep cebimde Alman ya da Meksika mermisi dolu bir şarjör saklardım. bu gerçekte bir süvari silâhıydı. üstelik. birkaç top bataryası olmasını —oh. o anî tehlike geldiğinde tüfeğimi pek ateşleyemedim. ama bu yalnız esirlerden ve bizim tarafa kaçanlardan elde edildiği için pek bulunmuyordu. hiçbir sürgü üstündeki tüfeğe ait değildi ve tüfek en iyi cinsten bile olsa. Meksika fişekleri daha iyiydi. Milislerin o sırada ne kadar kötü silâhlanmış olduklarını kavrayabilmek büyük bir çaba ister. şarjörleri olmadığı için tek seferde ancak bir atım ateş edilebiliyordu. En iyisi tabiî Alman yapısı cephane idi.

birkaç makineli tüfekçinin silâhlarını bana doğrultmuş bir şekilde resimlerini çekiyordum. Mills bombası ilkesine göre yapılmıştı. hiç haritamız ya da krokimiz yoktu. bu sonuncudan hayli zaman sonra. yağlı krem. beş ya da on kişiye de bir el bombası düşüyordu. zatürre idi. fener ya da cep feneri de yoktu— sanıyorum bu sırada. gittikçe artan bir kuşkuyla. siste devriye çıkmış ve mevziden ayrılmadan önce muhafız komutanına tenbih etmiştim. Dahası var. Tabii derhal yere yattım. onun uzun bir pirinçten harbisi vardı. Ayrıca. ama bir yarda ile kaçırdı . silâh tamir takımlarından hiçbiri yoktu— temizlik malzemesi bile zor bulunuyordu.savaşın ilk yıllarında Anarşistler tarafından imal edilmişti. ben bir tane yapınca pek şaşırdılar. ha!» dedim. kendi silâhları ile yaralanmışlardı . kaç kere hayatımı kurtarmıştır. ürken nöbetçi. Bir keresinde. işaret fişeği. merak etmeye başladım. acaba herhangi bir şey. ama emniyet düzeni bir pimle değil bir parça şeritle tutturulmuştu. Silâhlar bir yana. «F. arada bazı kayıplar oluyordu. Bizim karşısında savaştığımız düşman değil. Tüfeğinizi temizlemek istediğiniz zaman çavuşa götürüyordunuz. mermiler zarar vermeden üzerimden uçtular. Başka bir keresinde. 48 Zaman geçtikçe ve düzensiz tüfek ateşi tepeler arasında çatırdadıkça. kaza ya da dikkatsizlik yüzünden. bazı milislerin elindeki bir iki tane dışında çiftli dürbün. Makineyi ayarlarken. bizim bulunduğumuz araziyi gösterenler eski askerî haritalardı —onların da hemen hepsi Faşistlerin elindeydi. bombası» diye bilinen korkunç bir nesneydi . almak isteseniz Barselona'dan yakında bulamazdınız. ama muhtemelen. periskop. çünkü hem bombayı atanı hem de kendisine bomba atılanı öldürüyordu. uzaklık ölçü aleti. ama bu harbi her zaman eğri büğrü olduğu için. Atılmaya değecek bir bomba gördüğümde Mayıs ayını bulmuştuk. Bir gece. şu şaşı gözlü savaşa bir canlılık ya da olay getirecek mi diye. Barcelona'da bile binbir güçlükle. hiç kimse vurulmaz. Kuşkusuz. Fakat. nöbetçinin biri yirmi yarda uzaktan bana ateş etti.A. Faşistler geliyor diye bağırmaya başladı. Ben de muhafız komutanının benden tarafa hepbirden çabucak ateş açılması için emir verdiğini duymak zevkini tattım. akşam karanlığı daha yeni çökmüşken. Bu bombalar için «tarafsız» deniyordu. tel kesici. Tüfeğinizi zeytinyağı ile temizliyordunuz. dipçik hafifçe toprağa vurulduğunda ateş almak gibi iğrenç bir huyu vardı. Tüfek yağı bile yoktu. bir sürü ufak tefek zorunlu savaş gereçleri çok zor bulunuyordu. namlunun içindeki set ve yivi ka-zırdı. O sırada kullanılan elbombası. ateş etmeyiz. kaza hariç. Bizim aşınmış tüfeklerimiz kendi başlarına birer tehlike idiler. bu yüzden kendi elini yaralayan bir adam gördüm. bulunabilirdi. Örneğin.kasten demiyorum. cephenin bizim bütün kesimimiz boyunca cep feneri diye bir nesne yoktu. İspanyollar temizleme tıkacı denen şeyin adını hiç duymamışa benziyorlardı. hiç değilse genç bir İspanyol'u. birçok kez tüfeğimi vazelin. İspanya'da gördüğüm ilk beş yaralı. hattâ domuz yağı ile yağlamak zorunda kaldım. Hiçbir şey bir İspanyol'u. teleskop.camız da pek azdı. «Oh hayır. Şeriti kopardığınızda bombadan mümkün olan en yüksek hızla kurtuluyordunuz. Daha başka çeşitler de vardı.İspanyol nişancılığının bu düzeyde olması tanrı bilir. Bazılarının.» Hemen akabinde korkunç bir gürleme oldu ve bir 49 .I. ateşli silâhların tehlikeli olduğuna inandıramaz. Siperler birbirinden beşyüz yardadan fazla uzaktaysa. Ayrıca acemi askerler karanlıkta durmadan birbirlerine ateş ediyorlardı. bir yerden ele geçirebilirseniz tabii. geri dönerken bir çalıya takılıp tökezledim. yarı şaka yollu. İspanya'nın bu zamana kadar tümüyle haritası çıkarılmamıştı. belki daha ilkel ama daha az tehlikeli olanları— bombayı atan için demek istiyorum. ama bunların büyük çoğunluğu durdukları yerde kendi kendilerine zarar veriyorlardı. «Ateş etmeyin. Yanlış hatırlamıyorsam.

ince bir ışık çizgisi halinde Zaragoza'nın kendisi seçilebi-lıyordu. kum kırlangıcı yuvaları gibi yarın içinde dikeyine oyulmuş sığınaklarıyla. içleri zifirî karanlıktı. Bunlar toprağın altında şaşılacak kadar uzaklara gidiyordu.kurşun yağmuru o kadar yakından yüzümü sıyırıp geçti ki. bu arkadaşlar bir katır sürücüsünün kaza kurşunu ile vurulduğunu göreli daha birkaç gün olmuştu: otomatik tabanca ile oyun oynayan bir siyasî delege. Burada.U. ve cahil nöbetçilerin sık sık bu tumturaklı sözleri hatırlamaları imkânsız oluyordu. Geceleyin. bir geminin aydınlatılmış lombozları gibi. Ordunun bu dönemde kullandığı çetrefil parolalar ikinci dereceden tehlike kaynağı oluyordu.C. Jaime Domenech. hem bizim Alcubierre'den gelen erzak kamyonlarının ışıklarını ve hem de Zaragoza'dan gelen Faşistler'inkini seyredebilirdiniz. bir düzine de İspanyol makineli tüfekçi vardı. Dil güçlüğüne rağmen. Jaime karanlıkta siperin üstünde tökezliyordu ki. insanî sınırlar içinde mümkün oldukça. ablak yüzlü bir köylü delikanlısı. nöbetçi isabet ettiremedi. Sol tarafta. ama makineli tüfekçiler muazzam bir şaka olarak almışlardı.U. bunlardan biri. Bu savaşta. Beş-yüz yarda sağımızda. hâlâ da gözlüyorlar-dı. «Eroica . 4 Cepheye geleli yaklaşık üç hafta olmuştu. öylesine alçaktılar ki ayakta durmak bir yana.P. dizüstü bile gidemezdiniz. mevzii vardı.L. nöbetçi bağırarak parola sordu : • «Alto! Cataluna!» «Valiente!» diye bağırdı Jaime. yemek pişiren üç hatun kişi yüzünden her milis askeri için son derece çekiciydi. İngiltere'den I. yanağım dumansız barut kırıntılarıyla kavruldu. Burası tam yolun el değiştirdiği yerdi. Oniki mil güneybatıda ise. Bob Smillie idi. Yeni mevzimiz birkaç mil daha batıda. İngiliz ve İspanyollar'ın devamlı 51 . bir İspanyol (Ramön. herkes herkesi ıskalıyordu. hem fizik hem zihin yönünden olağanüstü iyi bir gruptu. parola Cataluna-eroica idi.S. bana yaklaştı.'nin (Bağımsız İşçi Partisi'nin) gönderdiği 50 yirmi ya da otuz kişi Alcubierre'ye vardılar. yine de. Genellikle. 1936 Ağustosu'ndan beri şehri bu uzaklıktan gözlemişlerdi. kireçtaşının üstüne tüneklemişti. Cultura-progreso ya da Seremos-invencibles gibi coşturucu ve devrimci nitelikteydiler. Bu önceden tasarlanmış birşey değildi. Alcubierre yolunun kıvrımında bir P. Hatırlıyorum bir gece. bu mevzii öbür birliklerin askerlerinin gitmelerine izin verilen sınırların ötesine çıkarmak gerekmişti. Muhtemelen takımın en iyisi. mevzi. Biraz sonra. bunun valiente ile aynı anlama geldiğini söyledim.O.M. maden işçileri sendikalarının meşhur liderinin torunu. Bir iki kaçınılmaz başbelâsmın dışında —çünkü herkesin bildiği gibi. şu. Bu hanımlar öyle pek aman aman güzel değildiler. doğru şeyi söylediğinden çok emindi.eroica ne demek?» Ona. Bir çeşit usturanın tersine benzeyen. Hükümet birlikleri. Oysa. tepelerin doruklarında iki tane daha P. sonunda katır sürücüsünün ciğerine tam beş kurşun yerleştirmişti. apışmış bir halde bu sözü açıklamamı istedi. biri söylendi mi öteki ile karşılık verilmesi gereken usandırıcı çifte parolalardı. Bunlar. karakolu vardı. Williams'ın kayınbiraderi) dahil olmak üzere hepimiz otuz kişi kadardık. savaş abur cubur kimseleri cezbeder— İngilizler. sonradan kötü ve anlamsız bir biçimde Valencia'da öldü. Monte Oseuro'da ve Zaragoza'dan görülebilecek bir yerdeydi. Güm! Nasıl oldu ise. İngilizler'i bu cephede birarada tutabilmek için Williams ve ben o gruba gönderildik.

Bütün İspanyol-lar'ın yalnızca iki söz bildiklerini keşfetmiştik. ama birkaç yüz yarda daha yakın bir mesafede hiç Faşist devriyesi görmedim. umarım. mazgallı makineli tüfek yuvası insanı baştan çıkarıyor. sonra büyüyen aydınlık ve insan aklının alamayacağı uzaklıklara yayılan lâl rengi bulutlar denizi oluşuyordu. Faşist-ler'e de bize de ait olmayan. Geceler her zamankinden daha soğuktu. baby». Fasistler'in tüfek ateşi açmak pek umurlarında değildi ama azıcık kendini gösterene makineli tüfekle gayet isabetli atışlar yapıyorlardı. sonra kıpkızıl korların içinde ayakta dururduk. Besbelli bahar geliyordu. Burada işlerin hepsine yetişemiyorduk. K. bu da daha uzun nöbetler ve daha fazla yorgunluk demekti. Hava çoğunlukla açık ve soğuktu. kırlık bir saha uzanıyordu. ama soğuk yine devam ediyordu. bu manzara seyredilmeye değerdi. mutfak ateşinden arta kalanı bir araya toplar. Cephe hattındaki ilk üç dört ayımda. Arada sırada. Etrafta toprağın arasından başını uzatmış susam çiçeklerini ya da yabanî çiğdemlerin yeşil gagalarını bulabilirdiniz. Karşımızdaki birlikler İspanyol'du. ispanyol insanının karakteri için çok şey ifade eder. Düşman bize burada bir dereceye kadar daha yakın. yine onlardan daha sıktı ya da. karanlığı yaran kılıçlar gibi ilk beliren incecik altın ışınlar. Bütün gece yatmamış olsanız. çok seyrek olarak da. hattâ Faşistlerin karargâh olarak kullandıkları. hazır-ola geçiliyordu. şarapnellerin hangi tepelerde patladığım görmek için herkesi tepedeki sipere koşturan Faşist havan topunun tarrakası vardı. Mamafih. yirmidört saat üstüste hiç 53 . sadece mermilerin rasgele çatırdıları ile. ilk kazamız on. postallar için çok fena. Bu. durmaksızın fişek israf etmemize yol açıyordu. dağların doruklarından doğan güneşi seyretmek için sabahın köründe yataktan kalkmaya değerdi. silâhtan arınmış bölgede o çevrenin en görülecek şeylerinden biri. Bütün bunlar olmasa bile her halükârda. Hem biz hem de Faşistler gün ışığında buraya devriyeler çıkarırdık. Cephe hattı boyunca hâlâ hiçbir şey olmuyordu. Sabahın ilk saatlerinde nöbetten döndüğümüzde. ömrümün geri kalanı boyunca göreceğim şafaklardan da daha çok olacaktır. on beş gün sonra oldu. ömrümde daha önce seyrettiklerim bir araya konsa. ama pek yavaştı bu geliş. Bir iki mil solumuzda cephe hattı artık düz bir çizgi biçiminde uzanmıyordu. ölü bir Faslı'nın cesediydi. ama uzaklık sağlam sekiz yüz metreydi ve bizim tüfeklerle bu menzilden koca bir evi bile vuracağınızdan emin olamazdınız. tepesinde monarşist bayrak dalgalanan çiftlik evini bile görebilirdiniz. Daha önceleri bir zamanlar orada Faslılar da bulunmuştu —fukaracıklar. Bu sefer sırasında seyrettiğim şafaklar. Biri «O. bazen öğle üzeri güneşli oluyor. Fakat bazen. öbürü ise Barselona'daki orospulann İngiliz denizcileriyle pazarlık ederken kullandıkları bir kelimeydi— korkarım matbaacılar bunu basmazlar. seher vakti arkamızdaki dağlarda. İzcilik oynamaya benzeyen bu iş hiç de fena eğlence değildi. bacaklarınızın dizden aşağısı uyuşmuş olsa. muhtemelen üç dört yüz yarda ilerdeydi. alçak uzanan ve sık ağaçlıklı. Göbeğinizin üstünde sürünerek Faşist hatları arasında kısmen yolunuzu bulabilir. kimbilir soğuktan neler çekmişlerdi!— çünkü. ama asker kaçaklarından öğrendiğimize göre. toprağa oyulmuş felâket bir delikte ayaklarınız soğuktan titrerken adam gibi uyuyamazdınız. aralarında birkaç Alman astsubayı vardı. aralıksız gece alarmları veriliyor. Dağlardan nefret ederim. onlara tüfekle bir salvo açıp makineli tüfekçiler yerimizi bulmadan siper tümseğinin al52 tına kayıyorduk. Nöbet tutma ve devriyelerden ayrı olarak. ayaklar içinse çok iyiydi.birarada çok iyi geçindiklerini söylemek. pek gösterişli olsalar bile. ve en azından üç saat daha yemek bulamamanın umutsuzluğu ile irkilip somurttuğunuzda bile. En yakın mevzileri tam bizim karşımıza düşüyor. Fakat öyle sabahlar oluyordu ki. En durgun bir savaşta dahi kaçınılmaz olan uykusuzluğu çekmeye başlamıştım biraz biraz.

ve baktım ki. neredeyse üç hafta içinde düşmana sadece üç kere ateş etmişim. onun yerine karşınızdakine bağırıyordunuz. hangi açıdan bakılırsa bakılsın. Faşist askerlere düpedüz milletlerarası kapitalizmin satın alınmış adamları olduklarını. megafonla haykırma nöbeti veriliyordu. bu yapılan. ancak yanınızda tüfeğinizi arayıp bulmaya yetecek kadar. bu ne kadar çok olursa o kadar iyidir.uykusuz kaldığım. megafondu. (çoğu kere makineli tüfekçiler seçiliyordu bu iş için). Monte Pocero'dan ayrıldığımızda fişeklerimi saymıştım. kendi sınıflarına ihanet ettiklerini v. Topçu gücü olmadığı zaman. Her nedense. bazen de bütün gece devam ediyordu. insan gittikçe aptallaşıyor. Bunun etkileri sanıldığı kadar kötü değildi. hem de ne aç! Bütün yiyecekler iyi görünüyordu. çünkü bol bilgi verebilirler. Belki de bu.s. Fakat başlangıçta bu durum hepimizin cesa55 . İspanya'da herkesin en sonunda görünüşünden nefret etmeyi öğrendiği demirbaş kuru fasulye bile. böyle bir hareket tarzı İngiliz savaş kavramına sığmazdı. hababam tekrarlanıyor. Bu savaş biçimi o kadar olağan dışı ki. düşmanın moralini temelinden çürütmek için bağırarak propaganda yapma işi düzenli bir teknik olarak geliştirilmişti.. Aslında. millerce öteden katır sırtında ya da çok eziyet edilen küçük eşeklerle geliyordu. Ortalıkta gerçek bir çarpışma umudu görünmüyordu. Faşistlerin tarafından: «Viva Espana! Viva Franco!»— ya da karşılarında İngüizler'in de olduğunu öğrendiklerinde. Gerçekten asker kaçakları size cesetten daha çok faydalı olur. Öte yandan. parti milislerinde ise. İspanyollar bize. bizim tarafa kaçmakla kaçmamak arasındaki farkı yaratacak bir etkiydi. anlatan devrimci sözlerle dolu önceden hazırlanmış parçalar haykırıyorlardı.s. haklı bir düzendi diye düşünüyorum. Kuşkusuz. Bir adamı öldürmek için bin mermi gerek derler. damla damla artan Faşist asker kaçaklarının.. hayvanın husyelerini tekmelemek son derece olağandı. Suyumuz. bir mumun dörtte biri kuvvetinde ışık veriyordu. gerçek silâh. ama insan kendini gayet iyi ve devamlı aç hissediyordu . bu lâmbalar dumanlı bir alevle. İtiraf edeyim. kulübesinde donarken. Aragon köylüleri katırlarına çok iyi. kendisine aynı oranda zarar vermeden. Genellikle. pek sık olmuyordu ya. «Fascistas—maricanesf». boş bir mermi şarjörü ve bir çaput parçasından nasıl zeytinyağı lâmbası yapılacağını öğrettiler. olağan siper savaşında. Bu haykırış. Bir düşünün. tüfek değil. küçük bir konserve tenekesi. Bir eşek yürümemekte direnince. Tüm uygun mevzilerde askerlere. ama birisini vurmuş olabileceğime kesinlikle aklım yatmıyor. düşmanı vurması son derece güç bir işti. bu cephede ve savaşın bu döneminde.aman yarab-bi. açıklamak gerek. Hatlar nerede karşılıklı seslenecek kadar yakınsa. kısmen de olsa haykırma propagandalarının sonucu olduğunda herkes hemfikirdi. «Evine dön İngiliz! Burada yabancıları istemiyoruz!» Hükümet tarafından. bir düzineden fazla olmadı sanırım. herhalde onun üzerinde ergeç bir etki yapar. bu işin yapıldığını ilk gördüğümde çok şaşırmış ve utanmıştım. Biraz zeytinyağımız olduğu zaman. Haftada yirmi otuz saat uyku oldukça normaldi. insanın. Bizim taraftan. Mum dağıtımı durmuştu. Monte Oscuro'da hatlar daha yakın ve ateş daha sıktı. o su denilen şey her ne idiyse. kulaklarında tekrar tekrar çınlayan «Kendi sınıfına ihanet etme!» sloganı. v. Düşmanı vurmak yerine kandırmak fikri. ne demek efendim! Şimdi ise. devamlı bir siperden sipere bağırma dalgasıdır gidiyor54 du. Bütün bunların etkili olduğuna hemen hiç şüphe yoktu. Düşmanı öldüremeyince. bu hesaba göre benim ilk Faşist'imi öldürmem yirmi sene alacak demekti. adam gibi uyuduğum geceler de kesinlikle bir düzineyi geçmez. tepelerde aşağı yukarı tırmanmak kolaylaşacağına zorlaşıyor. kibritler de gittikçe azalıyordu. çok muhtemelen kendi isteği dışında askere alınmış bir Sosyalist ya da Anarşist sendika üyesi olan zavallı nöbetçi. Belirli sayıda askeri kaçırtarak hareketten alıkoyabilirdiniz. eşeklerine ise çok kötü davranıyorlardı.

benim doğru dürüst ateş altında ilk bulunuşumdu. Önemsiz olmasına rağmen. Faşistler'e bizim nasıl onlardan daha iyi beslendiğimizi anlatıyordu. Bütün bunlar olup biterken sadece bir kayıp vermiştik. ayakta durup vurulmaktan başka yapacak hiçbir şey kalmamıştı. Dikkat ettim. Bunlar bir Faşist gazetenin. İspanyollar bu savaşı yeterince ciddiye almıyorlar sandık. haykırma işini gören arkadaş olağanüstü sanatkârdı. tecrübe bütünüyle hayli ilgi çekiciydi. Bizim tecrit edilmiş mevzilerimiz bombalanmaya değmezdi. Vadinin aşağısında solumuzda. üstelik. Bu olayın en önemli tarafı. yolu düşen birkaç Faşist uçağı. kural olarak. Birkaç fişek ıslık çalarak geldi. benim bile ağzımın suyu aktıktan sonra. Tüfeğimi kaptım ve kayarak mevzinin tepesinde makineli tüfeğin yanındaki yerime gittim. Faşistler askerden arınmış bölgeye bir çift makineli tüfek sokmuşlardı. Başımızın üstünde yoğun bir kurşun nehri akmaya başladığı ve birisi sığınaktan içeriye «Saldırıya geçtiler!» diye bağırdığında. Bir iki saat sonra ateş yavaşladı ve giderek söndü. Bütün olan bitenler arasında acaba kurşun neremi yakacak diye merak ediyorsunuz ve bu vücuda hiç de hoşa gitmeyecek bir hassaslık veriyor.retini kırdı. Mermiler karanlıkta. Bazen. uçaktan bomba. bana. «Şimdi burada kızarmış tereyağlı ekmeğin başına oturuyoruz! Kızarmış tereyağlı ekmeğin nefis dilimleri!» Bu arkadaşın tıpkı öbürküler gibi haftalar ve aylardır tereyağı görmediğinden hiç kuşkum yoktu. sayılarıydı.C. ama çevremizde bir yere isabet etmedi. Bir iki gün sonra. ben de aynısını yapmak zorunda kaldım. ben tam döşeğime giriyordum. makineli tüfek ateşinden korunmak için daireler yaparak uçarlardı. Bu sefer uçak dümdüz üstümüze geldi. yalnız fişek harcıyor ve Malaga'nm düşüşünü kutluyor. Bizim kesimde. Gerçekte Faşistler saldırmıyor. O akşam Faşistler başarısız bir saldırı yaptılar. bir de üstelik kasten kendilerini teşhir ettiler. bizim makineli tüfeğin mekanizması sıkıştı ve mili gözgözü görmez karanlıkta kayboldu. Sanırım beş makineli tüfek üstümüze kurşun yağdırıyordu ve Faşistler'in en budalaca bir biçimde kendi koruyucu duvarları üzerine hızla attıkları bombaların marifetiyle bir seri yoğun yıkılmalar 56 oluyordu. Bu. yaklaşan bir Faşist uçağı gördük. neresinden vurulacağını bileme-yişinden ileri geliyor. gazete57 . U. gazetelerdeki savaş haberlerini daha bir inanmaz gözle okumayı öğretmesiydi. namlusu dikilmişti. herkes iyi nişan alabilmek için sırtüstü yattı. dağın tepesinin ön tarafında bir başka makineli tüfek ateşe başladığında bir an fenalık geçirdim . sağımızdaki P. devrimci sloganlar yerine. O sırada. Şubat ayında bir gün. İspanyol makineli tüfekçiler siper almaya bile tenezzül etmediler. bizim koruyucu duvarımızı hallaç pamuğu gibi atmaya kalkışmamışlardı. ne yapayım. yerine havada dönen beyaz parıltılı birşeyler çıktı. o anda bana arkadan kuşatılmışız gibi geldi. şen şakrak gürültü ediyorlardı. Olağan olarak makineli tüfek açıklığa çekilmiş. Yalan söylediğini bildiğim halde. Besbelli. Çok koyu bir karanlık ve şeytanî bir gürültü vardı. çevrenizde çatırdayarak vınlayarak uçuşuyordu. ama güvenli bir uzaklığı muhafaza etmiş. dehşet korktuğumu utanarak keşfettim.S. ateş etmek için çok yüksekteydi. Birkaç tanesi mevzinin içine düştü. karakolunda. Hükûmet'in çıkardığı tayını anlatışı azıcık hayal mahsulü olmaya yatkındı: «Tereyağlı kızarmış ekmek!» ıssız vadide baştan başa yankılanan sesini duyabilirdiniz. ve (bu savaşta olağan olduğu üzere) çoğu da patlamadı. Heraîde de Aragon'un. küçük bir grup Faşist'in tüfeklerinin yeşilimsi alevlerinin aydınlığını görebiliyordum. bu iğrenç fişeklerle hep başıma geldiği gibi. Malağa 'nın düştüğünü bildiriyorlardı.aslında bu bize destek olsun diye getirilmişti ama. Ortalık alabildiğine karanlıktı. Bizden aşağıya doğru. muhtemelen bir devriye kolunun toprağı kazdığı yerde. ama buzlu gecelerde kızarmış tereyağlı ekmeğin haberi pek çok Faşist'in ağzını sulandırmıştır. insan ateş altında iken hep aynı şeyi hissediyor— o dehşet korku insana vurulacağından değil.

Aslında. ama ne biçim bir savaş olduğuna dair en ufak bir fik-ıim yoktu.O. üstelik habersizdim de. Faşistler bize Malaga'nın düştüğünü haber verdiklerinde bunu bir yalan olarak kabul ettik. en azından. Ovada budanmış asmalar yeni tomurcuklanmıştı. cephe cebe benzer bir biçim aldı. (dimdik bir tepenin yamacında) kahraman İngilizler'in püskürttüğü. general yanılmıştı. zihnimizi tek işgal eden şey.U. ısınmak ve yeterince yiyecek bulmaktı. «Faşizme karşı döğüşmek için» diye cevap verirdim. bazılarının yüz mil boyunca kovalanıp makineli tüfek ateşine tutulduğu. kış arpalarının ince yaprakları yumru topraktan henüz başlarını uzatıyorlardı.ler ve radyo. parıldıyordu. Daha sonraları ordu ilerlemek zorunda kalacaktı —ateş altında gayet nazik bir iş— ama şimdiki durumda ortalıkta düşman falan yok gibiydi. cephenin bu kısmını elinde tutan Cumhuriyetçi Ordu ilerlemekte aşırı bir heves göstermemişti. bu yüzden. Çok kanlı bir saldırı yapılmış ama şehir düşmemişti. News Chronicle gazetesiyle New 59 . bunlardan bazılarını ilerde anlatacağım. Hükümet hatlarının gerisinde olup biten parti . Öte yandan. nasıl şehri terkeden birlikler üstüne değil de. çünkü. Herşey bir yana. İtalyanlar'ın gazabının. bu dönemde hayli ilgimi çeken şeyler oldu. İlk kez. Bu kesimdeki bütün P. gerçek ne olursa olsun. birlikleri topluca. Huesca'da bir fincan kahve içmeyi ihmal etmeyeceğim. Ancak. Hükümet tarafındaki iç politika durumundan burada biraz söz edersem. Huesca' yi kuşatan orduya katılmak üzere gönderiliyordu. zihnimde yer ediyordu. ilk defa. İspanya'ya geldiğim zaman ve ondan bir süre sonra. süvari ve tankla takviyeli korkunç saldırının raporlarını neşrediyorlardı. Bu düşüşün yüz kızartıcı öyküsü. Huesca. Bana milis gücüne neden katıldığımı sorsay-dmız. İspanyol İç Savaşı'nı tümüyle askerî açıdan yazmak olanaksızdır. Şimdiye kadar doğruların ve yanlışların çok güzel bir biçimde basit göründükleri bir savaşa ilişkin. cephe boyunca bir çeşit serin hava estirdi. derece derece sızıyordu: şehrin nasıl bir tek kurşun bile atılmadan boşaltıldığı. O günden sonra «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» sözü bütün orduda en çok tutulan şaka oluverdi. kukla evlerden yapılmış bir şehir gibi küçük ve aydınlık. Sürüp giden bir savaş olduğunu biliyordum. siyasî duruma karşı yalnızca ilgisiz değil. Malaga'nın düştüğü resmen açıklandı. Hükümet birliklerine komuta eden general neşeyle şöyle demişti: «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» Nasıl olduysa. ama ertesi gün ortalıkta daha inandırıcı söylentiler dolaşıyordu: Bir iki gün içinde. Eğer bir daha İspanya' ya dönersem. Yeni siperlerimizden dört kilometre ötede. milis gücünde herkes Malaga'nın kaybının ihanetten ileri geldiğine inanıyordu. ihanetten ve bölünmüş gayelerden söz edildiğini işitiyordum. Bu haberler. lütfen buraları hemen atlayın. «Dürüstlük uğruna» derdim.içi çatışmalar hakkında bir miktar fikre sahip olmadıkça anlaşılamaz. Donuk ovayı kamyonla geçiş elli millik bir yolculuktu. Başta savaşın siyasî yanını önemsememiştim. Aylarca önce Sietamo alındığında. belli belirsiz kuşkular. biçare sivil halk üstüne yağdığı. bu hikâyenin siyasî kısımlarını ayrı ayrı bölümlerde anlatmaya çalışıyorum. 58 5 Mart sonlarına gelinceye kadar Huesca'nm doğu tarafında hiçbir şey olmadı —hemen hemen hiçbir şey. İspanyol İç Savaşı siyasî bir savaştı. Parti siyasetinin dehşet verici yönleri sizi ilgilendirmiyorsa. Ve neyin uğruna savaştığımı sorsaydmız. ancak bu sıralarda dikkatimi zorlamaya başladı. Faşistler Huesca'ya geri püskürtüldûkleri günlerde. Savaşın ilk yılındaki hiçbir olay. olayların birbirini izleyiş sırasına daha sâdık kalmış olurum.M. Şubat ayının ortasında Monte Oscuro'dan ayrıldık. Düşmandan bin ikiyüz metre uzaklıktaydık.

Dağ yamaçlarında yakacak odun aşırır ve bir yandan da.M.T. Bu bana. bir taraf tutuyordu. aristokrasi ve Kilise'nin desteklediği bir askerî isyandı ve işin aslında. Fakat İspanya'da.T. Fakat.O.M. bir adım geriden polisin adımlannı duyarak İspanya'dan kaçarken bütün bunlar. «Hepimiz Sosyalist değil miyiz?» diye sormuştum. istemese de.S. C.S. Canları pahasına çarpışan insanların ayrı siyasî partilerden olmasını çok budalaca bulmuştum. bu biçimiyle. halkın mücadelenin gerçek niteliğini kavramasını önlemek için İngiliz gazetelerinin dikkatle yaydıkları. acaba bu gerçek bir savaş mı yoksa News Chronicle'ın uydurması mı diye merak ederken. modern biçimi ile ortaya çıktığında faşizmin en büyük destekleyicileri olan liberal burjuvazinin çeşitli kesimlerini de bulması anlamına geliyordu.'da değil de. Bundan daha önemlisi. Temmuzun 18'inde çatışma patlak verdiğinde. P. Eninde sonunda herkes.U. ama bunun neyin nesi olduğunu anlamak için hiçbir çaba göstermedim. İspanyol işçi sınıfı.'de görev aldığım için geldi.M..' Franco.U. P. doğru «anti-Faşist» tutumdu. anlamına) dedikleri zaman.I.S. P. aynı şey başımıza gelseydi muhtemelen bizim İngiltere'de yapabileceğimiz gibi. Franco ılımlı bir sol kanat hükümeti düşürmeye çabalayınca. Adına P. Franco'ya karşı savaşan bir askerdiniz. milisine girişim. Monte Pocero'da solumuzdaki mevziyi göstererek «Bunlar Sosyalistler» (P. Önceki yıllarda sözüm ona demokratik ülkeler her adımda faşizme teslim olagelmişlerdi.. Fakat herkesin dikkatinden kaçan birçok nokta vardı. muhtemelen Avrupa'da faşizme karşı olan herkes yüreğinde bir umut kıpırtısı hissetmişti. Hitler tarafından parayla tutulmuş Albay Blimpler ordusunun manyakça başkaldırmasına karşı uygarlığın savunması olduğu yolundaki yorumunu kabul etmiştim. «demokrasi» ve status quo adına Franco'ya karşı direnmemişti. sabrımı tüketiyorlardı. ona karşı çıktı. bu kadar büyüktü işte! Hükümet safındaki dizilmeyi anlayabilmek için. faşizmin karşısına dikiliyordu. Siyasal parti ve sendikaların renkler dizisine gelince —P.S. yalnızca. Mussolini. işin içine kişinin kendi kaderi karışıyordu. sırf Barselona'ya vardığımda elimde Bağımsız İşçi Partisi'nin kâğıtları olduğu içindi). her düzeydeki siyasî muhaliflerini katletmesi izlemişti. insan siyasî partileri ve onların çatışan «çizgi» lerini hiç takmasa bile.A.M.O. Onun yaptığı.O. Bu kuşkusuz. hiç kimsenin tutmadığı ya da koruyamadığı bir tutumdu..C.. onarın direnişi. J.U. denilen birşeyde görev aldığımı biliyordum (bir başkasına değil de.C.U. özellikle Katalonya'da. Çünkü. tüm beklenilenin aksine. Bir kere. Barselona'daki ayaklanma60 da Komünist makineli tüfeklerinin ateşinden sakınmak için yerlere yatarken ve en sonunda. savaşın nasıl başladığını hatırlamak zorunludur. bu bana bilmece gibi gelmiş.C.U. en sonunda..U. ama siyasî partiler arasında belli birtakım farklar bulunduğunu anlayamamıştım. A.C. ama aynı zamanda iki siyasî teoriden çıkan büyük bir mücadelenin aracı oluyordunuz. İspanyol halkı.N.U.Statesman dergisinin savaşın.— bunlar yorucu isimleriyle. Franco'nun karşısında yalnızca işçi sınıfını değil. devrimci bir patlayış ile bir-likte gelmişti —hattâ neredeyse bu patlayıştan ibaretti 61 . elliüç devlet (sanırım elliüçtü) «off» diye sofu sesler çıkarırken.I. İki takım baş harf arasındaki fark. benim tavrım her zaman «Neden bütün bu siyasî saçmalıklardan vazgeçip savaşın üstüne gitmiyoruz?» yönündeydi. başıma hep P. besbelli ki. Bir milis olarak. Ispanyollar'ın musibet bir baş harfler hastalığı varmış gibi geliyordu. Hitler iktidara gelmiş ve bunu. J. Barselona'nın devrimci havası beni çok derinden çekmişti.U. F. Çünkü bu noktada demokrasi. faşizmi zorlamaktan çok feodalizmi yeniden canlandırmaya yönelik bir girişimdi. Habeşler'i bombalamıştı.O. Japonlar'ın Mançurya'da canlarının istediğini yapmalarına izin verilmişti. talihin dönüşü — muhtemelen öyleydi— gibi göründü. mutlak. özellikle başında.. İlk bakışta insana. Bu.I.. Hitler ya da Mussolini ile bire bir oranlanabilecek biri değildi.

kiliseler yıkılmış. papazlar ya kovulmuş ya da öldürülmüştü.Sendikalistler'in 30. bir devrim başlangıcıydı. Hükûmet'e sadık kalan bazı silâhlı kuvvetlerin (Hücum Taburları v. bütün kilit endüstriyi denetimleri altında tutan Anarşist . gerçekten. Katalonya'daki Anarşist . dair hiçbir şey bilinmese bile. gerçek devrimci niyetiyle -yani.) yardımı ile başlıca işçi sınıfının muazzam çabaları sonunda bozguna uğratılmışlardı. devrimci komitelerle omuz omuza yaşıyorlardı. İşte. sendikalara silâh dağıtılmasını reddettiler.Sendikalistler'in ellerindeydi. Kuşkusuz. yerel komiteler. Franco'yu Katolik rahiplerin alkışları arasında. (*) Dahası var. Bu arada. ülkesini zâlim «Kızıl» sürülerinden kurtaran bir yurtsever olarak gösterebiliyordu. yalnızca bir iç savaş değil. yani işçilerin silahlandırılması. yerel Sovyetlerin kurulduğuna v. Kendiliğinden ve bir miktar da bağımsız hareket etmemiş olsalardı. Toprağı işçilerin işgal ettiğine. özellikle bu durumu örtbas etmeyi kendine iş edinmişti. ama hiç olmazsa böyle düşünmek için nedenler var. Daily Mail. Belâ başladığında Hükû-met'in tutumu çok zayıf ve çekingendi. devlet depolarından silâh talep ederek ve kısa bir mücadeleden sonra da bunları elde ederek cevap verdiler. bu aşamada onları teslim etmediler. işçilerin ellerinde silâh vardı. sırf şiddetli halk yaygarasına cevap olsun diye ve isteksizce gerçekleştirilmişti. çok önceden sezilegeldiği halde ayaklanmanın önüne geçmek için çok az çaba gösterdi ya da hiç göstermedi. büyük bir olasılıkla Franco'ya karşı hiç direnilmeyecekti. Barrios ve Giral.000 tüfeği olduğu hesaplanmıştı. Basının daha çok merkezîleştiği ve halkın başka herhangi bir yerden çok daha kolay aldatıldığı İngiltere'de. Hernehâl ise. Hükümet. 62 kineli tüfeklerle donanmış eğitimli askerlerin elinde bulunan taş binalara saldırmışlardı.b. Kuşkusuz.bile denilebilir. giderek «Demokrasiye karşı Faşizm» e indirgendi ve devrimci yönü olabildiğince gizlendi. doğu İspanya'nın büyük şehirlerinde Faşistler. Endüstri ve ulaşımın kollektifleştirilmesinin yanısıra. Faşistler'in stratejik noktalara yerleştirdikleri makineli tüfek yuvaları. bir tek gün içinde İspanya'nın başına üç tane başbakan geldi geçti. bu konuda kesin olan bir şey yoktur. durumu kısa vadede kurtarabilecek olan tek adım. o kadar ki.) Faşizm yanlısı büyük toprak ağalarının pek çok yerde arazileri ele geçirilmişti. Birkaç yerde bağımsız Anarşist komünler kurulmuştu. iktidarın çoğu. sokaklarda üçbin kişinin öldüğü sanılıyordu. Aslında İspanya'da olan şey. öbür bölgelerde ise bu kurumlar. Katalonya'da ilk birkaç ay. Savaşın ilk birkaç ayında Franco'nun asıl düşmanı Hükümet değil. Toprak köylülerce. İspanya dışındaki anti-Faşist basın. silâhlar dağıtılmıştı. (Bir yıl sonra bile. Bu ancak. Erkekler ve kadınlar ellerinde yalnızca dinamit çubukları ile açık meydanları geçip ma(*) Quiroga. bu süreç tek biçimli değildi ve Katalonya'da heryerden daha çok ileri gitti.b. tüm direnişin belkemiği olan Anarşistler ve Sosyalistlerce —hele Anarşistler'in gözünde merkezileşmiş bir madrabazlık makinasından başka birşey olmayan. İlk ikisi. bir genel grev çağrısı yaparak. eski kapitalizm yanlısı polis kuvvetinin yerini alacak işçi devriyeleri. bunların. kapitalist demokrasinin savunması için— yapıldığına inanmak zor olurdu. birçok fabrika ve taşıma araçlarının çoğu da sendikalarca ele geçirilmişti. örgütlenmiş şehir işçileri buna. sendikalardı. üzerlerinden saatte altmış mil hızla taksiler geçirilerek ezilmişti. Hükümet bir yıl sonra zorla ortadan kaldırana kadar devam ettiler. sendikalara dayalı işçi milisleri gibi yollarla kurulacak bir işçi hükümetinin ilkel başlangıcını yaratmak için çaba harcanıyordu. kurulu düzenden daha iyi birşey için çarpıştıklarına inanarak— çarpışan insanların gösterebileceği bir çabaydı. Dava. bunların bazıları. Ayaklanma başlar başlamaz. Yerel hükümetin kurumlarına hemen hiç dokunulmadan kaldığı yerler vardı. İspanyol 63 . İsyanın çeşitli merkezlerinde bir tek günde.

hiçbir kilisenin yeniden açılmasına ve âyîn yapılmasına izin verilmemişti. Devrim nasıl olsa bastırılacağına göre. işçi komitelerinin kurulması. Bunun pek çok nedenleri vardı. 1937 Şubatı'nda «İspanyol halkının kanını. Öte yandan. Ortaya çıkan durum. bu arada. bir burjuva demokrasisini hedef almak gerektiği Komünist teziydi. Bir kere. sendikalardan merkezî Hükûmet'e her güç kayması. İspanya'da geçirdiğim altı ay içinde tahrip edilmemiş yalnızca iki kilise gördüm. Devrim ilerlemiş olsaydı. bunu yapamayacakları apaçıktır. arkasında Sovyet Rusya olmak üzere. Fakat herşey bir yana. «Liberal» kapitalist bakışın da neden aynı çizgide olduğuna ayrıca işaret etmeye hemen hiç gerek yok.S. Valensiya Hükümeti üyelerinden Juan Lopez. adamakıllı tuhaf görünüyordu. Fran-co'nun kapıları yumruklamaya başladığı ve orta sınıfın bazı kesimleri kendi taraflannda olduğunda. kiliseler heryerde yağma edilmiş ve zaten İspanyol Kilisesi'nin kapitalist dolandırıcılığının bir parçası olduğu gayet iyi anlaşılmıştı. Özellikle. İspanyol Halkı'nın bir toplumsal devrim. fabrikaların işgal edilmesi. Görülüyor ki. uğrunda savaşmamız istenilen Hükûmet'in üyeleri de dahildi. Asıl merkezî sorun başarıyla gizlenmişti. istediklerini yapabilecek güce sahip oldukları zaman bile Hükû-met'i devirmediler ya da tümüyle değiştirmediler. yabancı ülkelerdeki Komünist gazeteler hiçbir yerde herhangi bir devrim belirtisi görülmediğini haykırıyorlardı. «şanlı devrimimiz»den söz ediyorlardı. İspanya'da çok fazla yabancı sermaye yatırımı vardı. bunun asıl nedeni. bir devrim için döktüğü»nü ilân etti. Bu arada. Gerçekte. İşçiler.b. halbuki kapitalist cumhuriyet hüküm sürseydi yabancı yatırımlar güvence altında kalacaktı. kuşkusuz. Komünist denetiminde bulunan ve devrimci olmayan bir politikaya bir hayli bağlanan P. bütün dünyanın İspanya'daki devrimi önlemeye azimli olmasıydı. Bu yolla. ellerinden kan damlayan Bolşevikler'e karşı Hristiyan yurtseverlerin savaşı olarak gösteren Sağ-kanat yorum ve askerî bir ayaklanmayı bastıran efendi Cumhuriyetçiler'in mücadelesi olarak gösteren Solkanat yorum. iyi niyetli propogandacılar da İspanya'nın «kızıllaştığı»nı inkâr ederek. demokratik Cumhuriyet ya da onun kâğıt üstünde kalan Anayasa'sı için değil. ya da burjuva demokrasisinden başka birşey uğruna döğüştüğünü söyleyenler «düpedüz yabancı hain»lerdi. Faşizm yanlısı gazeteler dehşet verici zulümlere ilişkin yalanlar yayıyorlardı. yeniden bir askerî örgütlenme için gerekli bir adım olarak gösterilebilirdi. ama bunların «herhangi bir siyasî önemi» yoktu. her ülkede görülen küçük devrimci gruplar dışında. Komünist Partisi.U. hiç olmamıştı —ya da olmuştu. Ülke tam bir geçiş dönemindeydi. kiliselere yalnızca Faşist müstahkemi olarak kullanıldıkları zaman saldırılmıştır diye yalan uyduracak kadar bile alçaldılar. hiçbir tazminat alma olanağı kalmayacak ya da çok az olacaktı. olan biten yalnızca bir devrimin başlangıcıydı. Örneğin. gazeteleri bile. İspanya'nın dışında çok az insan bu ülkede bir devrim olduğundan haberdardı. İspanyol Hükûmeti'ne yardım ettiklerini sanıyorlardı. her olayın gerçek anlamı örtülebilir.C. tüm ağırlığını devrime karşı koymuştu. tamamı değildi. 1937 Temmuzu'na kadar Madrit'teki bir ya da iki protestan kilisesi dışında. 6 Ağustos 1936 tarihli Daily Worker'a göre. İspanya'nın içinde 64 ise bundan kuşku duyan yoktu. hiç devrim mevrim olmamış gibi davranmak birçok şeyi basitleştiriyordu. düpedüz tümden yabancı hainlere. Yabancı anti-Faşist gazetelerin bazıları. Devrimin bu aşamada ölüme mahkûm olduğu dolayısıyla İspanya'da işçi sınıfı egemenliğini değil.savaşının kamuoyunda geçerlik kazanan yalnız iki türlü yorumu vardı: bunu. sendikalar Katalonya'daki tüm ulaştırma işlerini ellerine geçirmişlerdi. Katalonya'-da kesinlikle ve muhtemelen başka yerlerde de. Fakat. durum ya sosyalist yönde gelişebilir ya da eskisi 65 . Barselona Demiryolu Taşıma Şir-keti'nde on milyon sterlin İngiliz sermayesi yatıyordu. v.

fiilen sendikalardan gelen delegelerin oluşturduğu Anti-Faşist Savunma Komitesi (*) geçti. Sonra U. Anarşistlerin kolektifleştirme politikasına karşı. Rusya ve Meksika hariç. Rus silâhları Komünist Partisi ve onunla anlaşmış partiler aracılığıyla sağlanıyordu. S.O. tüm Komünist ülkelerin partileri aynı politikanın izleyicileri diye düşünülebilir. Rus Hükûmeti'nce doğrudan baskı yapıldığı inkâr edilegelmiştir.N. kısa bir süre sonra C. altı ay içinde Cabellero'nun yerine sağ kanat Sosyalist Negrin getirildi. ama bu nokta öyle çok önemli değildir.U.S. S. yoksa size silâh yok» olduğundan pek az kuşku duyuluyordu.'a. Hükûmet'ten atıldı. 1936'nın Ekim-Kasım ayları(*) Comite Central de Milicias Antifascistas. Liberaller ve Komünistler'den oluşmuş bir Hükümet kaldı. devrimci olmayan bir politika isteyerek.C.M. baş eylemci olduğu inkâr edilmemektedir. Meksika. cephede gördüğüm tek silâh.C. Örneğin. bunu ellerinde tutmaya niyetli görünüyorlardı. onlar da siyasî karşıtlarının ellerine olabildiğince az silâh geçmesine çalışıyorlardı (*).U. S. savaşın ve devrimin patlak verişinden bir yıl sonra. Hükû-met'in başı. Bir kere. 3 delege Kata-lan liberal partilerini ve 2 delege de. Bu şartların. bir hafif makinalı tüfekti.B. 67 .M. «Devrimin önünü alın. İspanyol Komünist Partisi'nin de P. 1937 Nisanı'na dek. (yarı özerk Katalan Hükümeti) her ikisinin de işçi sınıfını temsil ettiği söylenebilirdi.'nin emirleriyle yapılmıştı.T. (Anarşistlerin denetimi altındaki sendikalist işçi birlikleri) temsilcisi bakanlardı. en sonunda. P. İkincisi. çeşitli Marksist partileri temsil ediyordu. çok sayıda silâh yardımı yapamadığı için. Başlangıçta. Generalite'den çıkarıldı. Yerel Katalan Hükûme-ti'nin yerine bir süre sonra.U.T.O. kollektifleştirilmiş kalsalar ve kapitalizm yeniden sokul-sa da. Toprağın çoğu köylünün elindeydi ve Franco kazanmadığı sürece. birkaç Rus uçağının (belki bunlar bile Rus uçağı değildi) dışında. Sonradan Savunma Komitesi feshedildi ve Generalite. arkasından C. eninde sonunda denetimi kazanan gruba bağlı olacaklardı.S. Merkezî Hükümet ile Generalite de Cataluna'nm. Dokuz delege sendikaları. Bunun yanısıra. İlk önce P. ortada. Fakat ondan sonraki her hükümet değişikliği sağa doğru bir kayma oldu.T.N. kendi örgütlerinin üyelik paylarına göre seçilmişti. sonra aynı biçimde Anarşistler'e ve Sosyalistlerin Caballero kesimine ve giderek. Partinin üye sayısında muazzam bir artış vardı ve bu akın (*) Çoğunlukla Anarşist birliklerin çarpıştığı Aragon cephesinde çok az Rus silâhı olmasının nedeni de buydu. kabine üyeleri U.C. sol-kanat bir Sosyalist olan Caballero idi. Rusya'ya duyulan şükran ve özellikle Enternasyonal Tugaylar'm gelişinden sonra Komünist Partisi'nin savaşı kazanacak yetenekte görünmesi Komünistlerin prestijini dehşet yükseltti. zengince köylüleri kendilerine çekmeleri bayağı kolay oldu. genellikle devrimci bir politikaya karşı. 66 na rastlar.M. daha önceleri aşırıların ödünü kopardığı unsurları kendi çevrelerinde toplamayı becermişlerdi. hiçbir ülke Hükümetin yardımına koşacak kadar namuskârlık göstermedi. apaçık ortada olan nedenlerle.G.'un Katalan Genera-lite'sinden çıkarılması. devrimci unsurlara karşı ilk hareket olarak P.T.O. ama. işe karışınca Komünist Partisi'nin zaferi garanti edilmişti. tümüyle sağ-kanat Sosyalistler. Konıü nistler ve öbürleri gibi.U. Çünkü.G.B. Bütün büyük endüstri kolları kollektifleştirilmişti.M. işçi sendikalarını ve çeşitli sol kanat partileri temsil etmek üzere yeniden kuruldu.S.'nin Hükûmet'e silâh yardımına girişmesiyle iktidarın Anarşistler'den Komünistler'e geçmesine. Ruslar istedikleri şartları kabul ettirmek durumuna geldiler. özetle..gibi olağan bir kapitalist cumhuriyete dönebilirdi.O.B. Bu komitenin delegeleri.T. (Sosyalist sendikalar) ve C. Sağa doğru genel kayma.N.. Generalite'den kapı dışarı edildi. Üçüncüsü.

M. Esasında savaş. Apaçık görülüyordu ki. Bu hedef.ve savaşın başında faşizme sempati duyduklarından kuşkulanıldığı için kaçmak zorunda kalan Cortes üyeleri İspanya'ya dönüyorlardı. şunları ya da ötekileri yapamazsanız savaşı kaybederiz» demeye bile gerek kalmaksızın. askerî zorunluluk olarak ihtiyaç duyulan şey her durumda.gerçekleştirildi. çünkü buradaki dev68 rimci partiler en güçlüleriydi. acı bir dille P. işçileri her zaman yola getirmek olanaklıydı. bir ortağın öteki69 . Ortalıkta olup biten. Sosyalizm ve Anarşizm anlamsız sözler olacaklardı. bu süreç içindeki olaylardan biriydi! En sonuncu ve en önemlisi. İçinde bulunduğumuz özel durumda bu. Kolektifleştirme süreci durdurulmuştu. vb. * «Sosyalist» Negrin 1937 sonbaharında yaptığı resmî konuşmalarda «özel mülkiyeti tanıdığımızı» ilân ediyor . ama bu adım Katalonya'da herhangi bir başka yerdekinden daha geç atıldı. derece derece gerilemek zorunda kaldılar. gerçekten. dur durak bilmeden. hali vakti yerinde köylüler. Bu eylemler tümüyle hayli kurnazcaydı.'a ve tüm rütbelere eşit maaş ödenmesini isteyen Anarşist ilkesine sövdüler. farklılaştırılmış maaş. eğer savaş kaybedilirse. demokrasi ve devrim. memurlar.geniş ölçüde orta sınıftan kaynaklanıyordu —bakkallar. işçi devriyeleri lâğvedilmiş. Dahası var. Franco'ya karşı yürütülen savaş sürmeliydi. işçilerin 1936'da kendileri için kazandıkları her ne ise onun teslimiydi besbelli. sendikaların elinde kalan iktidarı yeniden ele geçirmekti. çünkü savaşın kaybedilmesi partilerin en son istedikleri şeydi. ile yanburjuva çizgisinde bir siyaset dışı bir ordu olan yeni Halk Ordusu arasına dağıtılmıştı. Ortada genel ve apaçık devrimciliğe karşı bir eylem yoktu. Ne var ki. milis güçlerinin parçalanması da askerî etkililik adına yapılmıştı. işçilerin kazandıklarını elden kaçırmamak için sahip olabilecekleri tek güvence. değişikliğin temel nedeni. tüm süreci anlamak kolaylaşır. yerel komiteler dağıtılmış. kesin sonucu belirleyen adım oluyordu. Anarşistlerin kendilerine özgü bir orduya sahip olmamalarını güvenceye almaktı. Halk Cephesi diye bilinen bu ittifak temelinde bir düşmanlar ittifakıydı ve öyle görünüyordu ki. insanın gözünün önünde olağan fakir-zengin ayırımı ile sıradan bir burjuva cumhuriyetine dönüşüyordu. Bu gelişmelerin faşizmin belli kalıplarda burjuvazi ve işçi sınıfı üstüne baskı yaparak kurduğu geçici bir ittifaktan ileri geldiği hatırlanırsa. fakat bu iddianın etkisiz kalması zordu. bir dizi ufak hamlelerle— birisinin dediği gibi. vb.U. Göründüğü kadarıyla. İspanya'yı birkaç ay arayla ziyaret edenler. sendikalara dayalı işçi milisleri giderek parçalanmış ve üyeleri. her keresinde kendilerini sanki başka başka ülkelere gelmiş gibi hissettiklerini belirtmişlerdi. ayrıcalıklı subay kastı. Etkili olabilecek ölçüde büyük tek devrimci parti. 1937 Mayısına kadar da kuvvet kullanmak pek gerekmedi. Anarşistler. kendi denetimleri altında bir miktar silâhlı kuvvet tutmaktı. üç köşeli bir mücadeleydi. subaylar. bununla beraber Hükûmet'in aynı anda nişan aldığı bir başka hedef de. genel bir «burjuvalaştırma» hareketi ve ilk birkaç aylık devrimin eşitlikçi ruhunun bile bile yıkılmasıydı/Herşey o kadar çabuk oluyordu ki. (Mayıs ayındaki çarpışmalara yol açan Barselona Telefon Santrali'nin zorla alınması. geniş ölçüde takviye edilen ve çok iyi silâhlandırılan savaş-öncesi polis gücü yeniden kurulmuştu. yüzeyde ve çok kısa bir an için bir işçi hükümeti gibi görünen şey. Komünistler bu durumun gayet iyi farkındaydılar. Her zaman olduğu gibi. öte yandan da milis güçlerini sendikaların doğrudan denetimi altında tutmak pekâlâ mümkündü. hiç kimse esaslı bir yeniden askerî örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu inkâr etmiyordu. milis güçlerinin demokratik ruhu onları devrimci fikirlerin doğum yeri yapmıştı.O. bir yandan milis güçlerini yeniden örgütlemek ve daha etkili duruma getirmek. bir iğne batırma (pin-pricks) politikasıyla. eskiden sendikaların denetimi altında olan çeşitli kilit endüstri kolları Hükûmet'çe devralınmıştı. «Bunları.

B. Bu yalnızca.P. herhangi bir andaki durumu daha kolay anlaşılır hale getiriyor. kapitalist emperyalist bir ülke olan Fransa ile ittifak halindedir.C. Bir kere. (*) Fransız işçilerinin hiçbir zaman kanıp da Alman yoldaşlarına karşı savaşa sokulmayacaklarını ilân edeli üç yıldan az oldu. birkaçı da Komünist idi ve bunların çoğu siyaset alanında benden çok daha bilgiliydiler. beni en çok aydınlatan şeyler henüz ortada yoktu. Bu. görüşüne— doğal olarak tepki gösteriyordum.L. Gerçekse. Fransız Komünist Partisi Sekreteri Thorez. İngiltere'de İngiliz Komünist Partisi hâlâ Millî Hükû-roet'e düşman ve görünüşte. herkesten önce Komünistler'di.S. ile ittifak ya da askerî anlaşmaya girerse. dünyanın durumu gözönüne alınırsa —mazur görüleceği üzere— bir askerî ittifaklar sistemine dayanan S. İspanya'nın durumunda beklenilmeyen tek nokta bu. Ispanya'daki Komünist «parti çizgisi»ni kuşkusuz çok etkilemişti. durum belirsiz. Rusya'nın müttefiki Fransa'nın devrimci bir komşuya şiddetle karşı olacağı ve İspanyol Fası'nın bağımsızlığını önlemek için dünyanın altını üstüne getireceği gerçeği. en çok işittiğim görüşe de —yani P.M. aşırı solun ilerisinde değil de aşırı sağın ilerisinde durmasıydı. daha Şubat ayında yukarıda değindiğim bütün kanılara ulaşmıştım. Fransız kolonilerindeki bütün etkin kışkırtmalarını da yüzüstü bırakacaklar demekti. çünkü bunu bilmek. Örneğin. özellikle Fransa'daki Komünist Partisi'nin taktiği..C. Aralarında olduğum İngilizler'in çoğu I. üyesiydi. İlk yıl boyunca İspanyol devriminin genel gidişini kabataslak vermeğe çalıştım.'-nin savunmasının gerekleriyle bağlantılıdır. resmî komünizmin devrime-karşı bir güç olarak göz önüne alınması gerektiğini apaçık ortaya koymuştu. Özellikle S. S.S.C. Şimdi Komintern politikasının tümü. Huesca dolaylarında hiçbir şeyin olmadığı kasvetli dönem de.C. Ve onun için de. 70 tan başka çıkar yolu yoktur. demek istemiyorum. Herhangi bir ülke Komünist Partisi'nin tutumunu açıklayan anahtar.S. Fransız Komünist Partisi gibi İngiliz Komünist Partisi'nin de iyi bir vatansever ya da emperyalist olmak(*) Millet Meclisi. çünkü başka yerlerdeki. Fransa'daki Komünist politikası devrimci olmayan bir çizgi izlemek zorundaydı. İspanya dışında korkunç yanlış anlamalara yol açmıştı Hükümet yanlısı partiler arasında. şimdi ise kendisi Fransa'daki ciğerleri en güçlü vatanseverlerden biri. Sonradan. hiç değilse şimdilik. I. Daily Mail. İspanyol İç Savaşı üzerine uzun bir süredir yayınlanmış en yetkili kitaptır. Fransız kapitalizmi güçlü olmadıkça. yeniden silahlanmaya karşı.B. sağ-kanat güçleri tüm denetime sahip olduklarında Komünistler. kendimi haftalar boyu hiç bitmeyen bir siyasal tartışmanın tam ortasında buldum. Fakat.U. Aslında. 71 . çatışan «parti çizgi» (*) Hükûmet'i oluşturan partiler arasındaki etkileşimi en iyi Franz Borkneau'nun The Spanish Cockpit adlı yapıtında anlatılmıştır. Mart 1935. Bu kısmen savaşın siyasal yönünün beni sıkmasından ileri geliyordu. daha da önemlisi. Fransız Komünistleri artık üç renkli bayrağın arkasında geçit resmi yapıp Marseillaise söyleyecekler anlamına gelmeyip.'yle gerçek ya da gizli askerî ilişkilerinde saklıdır.L. o ülkenin S.ni yutmasıyla her an sona erebilirdi. Nitekim şimdiden bunu haber veren belirtiler görülüyor. Büyük Britanya.B. bu nedenle. devrimci önderleri avlamakta Liberaller'den çok daha ileri gitmeye istek gösterdiler (*). Konakladığımız çiftlik evinin kötü-kokan rüzgârlı ahırında. bu hiç hayret uyandırmamak. Komünistler'in. S. bu ittifakın Rusya'ya çok az faydası olacaktı. sığmakların havasız küflü karanlığında gece yarısının dondurucu soğuğunda koruyucu duvarın arkasında. her nasılsa.B.P.O. İspanya'da devrimi önleyenler. Moskova'nın paraca desteklediği kızıl devrim masallarıyla her zamankinden bile daha çılgınca gerçek-dışıydı. yakınlık duyduğum şeyler de şimdikilerden bir bakıma farklıydı.

proletarya diktatörlüğü için değil. Siyasal teori açısından önemli olan yalnızca üç partiydi.C.M.C. İşçilerin denetimi edebiyatına ve papağan gibi tekrarlanan devrimci sözlere sıkı sıkıya bağlanmak faydasızda değil. parlamenter demokrasi için çarpışıyoruz. gerçekte bunun Komünist Parti «çizgi» si anlamına geldiğini açıklamak gerekir.000.S.U.leri durmadan tartışıyorlardı. çünkü Faşistler'ce bize karşı kullanılabilecek bölünmelere yol açar. yani komünist politikasındaki görünür ya da gerçek değişmeye karşı muhalefet sonucunda ortaya çıkmış. ve kabataslak Anarşistler diye tanımlanan C. karşı-devrimci bile olabilir.O. Katalonya (*) P.T. niyeti bu olmasa bile. Aralık 1936'da 70.U. beden işçilerinin birçok kesimlerini içlerine almışlar.U.U. devrimci kargaşalığı dağıtmak zorundayız. esas çizgiden ayrılan komünist partilerden biriydi. İspanyollar arasında da durum hep aynıydı ve alabildiğimiz gazetelerin çoğu partilerarası çatışmayı konularının en önüne almışlardı. kesinlikle bir işçi sınıfı örgütüydü. P.P.C..» P. kısmen işçilerin kısmen de küçük burjuvazinin —bakkalların.C. ancak savaşın patlamasından beri geniş orta sınıf üyelerinin akışı ile de şişmişlerdi.U.U. P.T. Bundan ötürü.S. Şimdi. 72 Komünist ve komünist yanlısı basının bütün dünyaya yaydığı P. Kabaca söylendikte. Herşey bir yana. en önemlisi olduğundan P.C.S. (Partito Socialista Unificada de Cataluna) Katalonya'nın (Birleşmiş) Sosyalist Partisi idi.P.C. Üye sayısı açısından küçük bir partiydi (*). Kısmen sabık komünistler.'ye katılmayı faydalı bulmuşlardı.U.A. U.O. P.M.000. ya da C. Sendikaların iki bloğu içiçe geçmişti ama bu ikisinden C. İnsanın çeşitli partilerin neyi savunduklarını bir nebze anlamaması için.N. yalnızca ilerlemeye engel olmakla kalmayıp. son birkaç yıl içinde birçok ülkede «Stalinizm»e. bu işçi birliklerinin bir baştan bir başa İspanya'daki üyeliklerinin sayısı birbuçuk milyon kadardı. Savaşın başında Katalan Komünist Partisi de dahil olmak üzere çeşitli marksist partilerin birleşmesiyle kurulmuştu. Ancak.U. güçlü bir merkezî hükümetimiz.M.I. Bunlar. gerçekte ihanet halindedir.M. katlanamayız. bütün noktalarda ayrılıyordu. siyasal organıydı.M.S.'yi ilk önce anlatmalıyım . Her kim iç savaşı toplumsal devrime döndürmeye çabalıyorsa Faşistler'in ekmeğine yağ sürüyordur.N.U.S. İspanya'nın bir başka yerinde Sosyalistlerle Komünistler arasında hiç böyle resmî bir birleşme olmamıştı. Bundan ötürü bu an.S. savaşta zafer olmayınca herşey anlamsızdır. çünkü ilk «devrimci» günlerde her çeşit insan U.bu parti en sonunda zafere ulaştı. devrimi ileri götürmekten söz etmenin zamanı değildir.U. gereği gibi yetiştirilmiş ve birleşik komuta altında baştan aşağı silâhlandırılmış bir ordumuz olmalıdır.O.O.O.G.N. Bu aşamada biz. ama şimdi tümüyle. kuşkusuz savaşın önemi dışında. kısmen de İşçiler ve Köylüler Bloku denen daha eski bir partinin üyelerinden kurulmuştu. «çizgi»si aşağı yukarı şuydu : «Şimdiki halde savaşı kazanmaktan başka hiçbir şey önemli değildir. yani —sosyalist sendikaların. . düpedüz kötüdür. sağır ya da budala olması gerekirdi.'un verileri73 . o sırada bile gözle görülür bir biçimde yükselme yolundaydı.C. T. etkili olabilmek için.C. ama komünist görüşü ile sağ-kanat Sosyalist görüşü her yerde aynı sayılabilirdi. memurların ve zengince köylülerin— partisiydi.S. P. Haziran 1937'de 40. (Union General de Trabajadores)'in. P. «çizgi»sinden söz edildiğinde. P. (Partido Obrero de Unificacion Marxista). komünist denetimi altındaydı ve Üçüncü Enternasyonal'e bağlıydı.U. bu sayılar P. yukarıdaki açıklamalardan. P. Ben.S. Yerel komiteler yerine.U. .000.'un çeşitli tarihlerdeki üye sayısı şöyleydi: Haziran 1936'da 10.T.U. Kolektifleştirmeyi zorla uygulamaya kalkarak köylülerin yabancılaşmasına göz yumamayız ve bizim safımızda çarpışan orta sınıfları ürkütmenin sonuçlaınna da.G. «çizgi»si.T.

herhangi bir şeyi yarı-burjuva Hükûmet'e teslim ederlerse. çok çeşitli kanılara sahip bir sürü kişiyi kapsayan bir biçimde kullanılıyordu. adları dillere destan olarak. Anarşizm İspanya'da derinlere kök salmıştır. F. Savaş ve devrim birbirinden ayrılamaz. anarşist değildiler. P. herkesten çok.U. Bundan çok sonra da Anarşist milis gücü. İspanya'daki siyasal partilerin üye sayılarına ilişkin olarak kesinlikle söylenebilecek tek şey. (3) Burjuvazi ve Kilise'ye karşı taviz kabul etmez bir düşmanlık. C... 1937 Şubat'ından itibaren. bütün İspanyol kuvvetleri arasında en iyi savaşçılardı. P. her partinin üye sayısını çok abarttığıdır. anarşist vurgusu ise özgürlük ve eşitlik üzerindedir.I. ilkeleri hayli belir-siz olmakla birlikte.U. komünizm ve anarşizm iki kutup gibi ayrı şeylerdir.M. kapitalizme verilmiş başka bir addır.U.M. üyeleriydi. muhtemelen. Gevşek bir terim alarak «Anarşist» sözü. yine onun her an birincisine dönüvermeye yatkın olan başka bir biçimi adına savaşmak demektir. (2) Yerel komitelerle idare ve her türlü merkezî otoriteciliğe karşı direnme. Komünistler'den temelli olarak ayrılıyorlardı.F.N.» Anarşist görüşü tanımlamak daha da zordur. (Federation Anarquista Iberica) idi ki. C.M.vb.O. P.M. milisleri çoğunlukla C. Hiçbir sendika bloğunu temsil etmiyordu.M.'yi (Confederation Nacional de Trabajodores) oluşturan.O. bu gerçek bir anarşist örgüttü.U. kapitalizmin bir biçimine karşı. Uygulamaya ilişkin olarak. silâhlı kuvvetler işçileri denetimleri altına alır.N. ya zaferi Franco'ya kaptırırsınız. en az belirgin olmasına karşın.. 75 .O. parlamenter demokrasi yerine işçi denetimini hedef aldıkları için. koşullar onları merkezî idarede görev almaya zorlamış. bir vurgu davasıdır.T. Hükûmet'e girmekle de tüm ilkelerine karşı gelmişlerdi. en önemli olanıydı.O. Anarşistler daha az dogmatikçe olmakla birlikte. Yine de P. ama bağdaştırılacak gibi de değildir. tekstil fabrikaları . katıksız anlamında.'un sloganını kabul etmişlerdi. Burjuva «demokrasi»si yalnızca. idi. kandırılacaklarına emin olabilirler. gibi. M.I. Katalonya'daki kalesi Lerida'ydı. dörtte birini doğru kabul ederdi.G.T.A.'ye bağlıydılar. Karşıt bir tahmin yukarıdaki sayıların. Ne var ki. Anarşistler'di. Felsefece. Faşizme karşı tek gerçek seçenek işçi denetimidir. Savaşın ilk iki ayı boyunca durumu kurtaranlar. . disiplinsizliklerine rağmen. yani toplumun hedef aldığı biçim bakımından bu ayrılık. 74 azzam sendikalar blokunun siyasal organı F.T. ya da. «demokrasi» adına faşizme karşı savaşmak. muhtemelen tüm İspanyollar'ın olduğu gibi.U. Rus nüfuzu çekildiğinde komünizmi söndüreceğe benzer. Ve.N. Bundan daha aşağı bir amaca razı olmanız halinde.T. kazandıkları her hakka sıkı sıkıya yapışmalı-dır. Özellikle. sözüm ona devrimcilerin çoğuna ters düşüyorlardı.O.U.T. savaşın başından beri olağan Sosyalizm yönünde hareket etmişlerdi. gibi endüstri kollarında çalışan işçilerin bütün endüstri üstünde denetim sahibi olması. zorunlu olarak. Bu arada işçiler.O. Anarşistler. üyeleri bile.A.'un bir miktar etkili olabildiği örgüt yalnızca C. Faşizm de öyledir.N. her zaman bir parça Anarşist felsefeye bulanmış olmakla birlikte. o kadar ki.A. olsa olsa faşizmi arka kapıdan içeri almış olursunuz. En son nokta. İşçi milisleri ve polis güçleri şimdiki durumlarında tutulmalı ve bunları «burjuvalaştıracak» her çabaya karşı direnilme-lidir. ama fiilî parti üyeleri genellikle U. Anarşistler ve P. bir kerteye kadar biraraya gelebiliyorlardı. ana hatlarıyla şunları savunuyordu: O Ulaştırma. İşçiler silâhlı kuvvetleri denetimleri altında tutmazlarsa. toplam iki milyon üyesiyle mudir. «çizgi»si de aşağı yukarı şuydu : „ «Faşizme burjuva «demokrasi» si yoluyla karşı koymaktan sözetmek saçmadır. herhalde. ayrıcalığa ve adaletsizliğe olan nefretleri tümden gerçekti. P.dışında fazla etkili değildi ve başlıca önemi üyelerinin siyasal bilincinin olağanüstü yüksek olmasından ileri geliyordu.I. Komünist vurgusu daima merkeziyetçilik ve etkililik.

'un günü birliğine kararlaştırılan politikası. Milislerin söyledikleri şarkılar da böyleydi. yıkıcı sayılan her-hangibir şey yazdıklarında. marksist olduğundan. Maamafih.O. Herbirşey bir yana. komünist saldırı çizgisi hakkında kısa bir fikir verebilirim. gazetelerinin.O. Komünistlerin tersine. bunların «karşı-devrimci» P. mantığını anlamama rağmen.'un «Troç-kizm»i de.'un hakkını yememek için.U.M. 77 . bana ukalâca ve usandırıcı geliyordu. kendi ülkelerinin dışındaki basında hiçbir destekleyicileri yoktu. asıl önemli olan savaşı kazanmaktı. ancak düpedüz anti-faşist ya da soyut düzeyde devrimci oluyordu.U.U. ve Sosyalistlerin sol kanadı. kısmen devrimcilere karşı orta sınıflara başvurarak.C.U.M. Burada yalnızca. P. heryerde menhus bir partilerarası düşmanlık sürüp gidiyordu.M. bu da. tepemizde uçan her Rus uçağı bir Komünist propogandasıydı.M.U. Anarşistler ve biz iş yapmazken — bana öyle geliyordu— Komünistlerin savaşı sürdürmeleri oldu. komünist taktiği iki tarafı biraraya getirmeye eğilim gösteriyordu.M. Kısacası. birkaç ay ilerisini gören sağduyu açısından daha iyiydi. onu savunmak için seslerini yükseltmeye cesaret edenler yalnızca Anarşistler olmuştu. tepelendiğinde. kabaca söylendikte. P. işin başında birleşecek ve gerçekçi bir politikayı dirençle yürütecek sağduyuya. P. karşıtlarına oranla P.O.'yi desteklemeleri bir iç güdüden ileri gelmiş ve sonradan P. sahip olmuş olsalardı.'un neredeyse kusursuz olduğunu anladım. P. Fakat.M.T.N. çünkü basın sansürü başlıca komünist denetimi altındaydı.O. afişlerde.M. benim sık sık gördüklerim. Rus silâhları ve başlıca komünist denetimi altındaki 76 birliklerin yaptığı muhteşem Madrit savunması. Birisinin söylediği gibi. broşürlerde. kitaplarda. bundan önce de böyle olmuş olmalıydı. Komünistlerin kesin pratik bir politikaları vardı ki. aksi takdirde daha büyük bir kitleyi peşlerinden sürükleyebilirlerdi.'ye durmadan kusur bulmaları.I. genellikle kişisel iftiralara girişmediklerini söylemek gerekir.U.O.'un devrimci arıklığı. fakat kısmen de yalnız bu insanlar savaşı ka zanmaya yetenekli göründüklerinden çok genişlemişti.M. O sırada. işçi denetimini savunan C.U. İspanya içinde de çok zarar gören bir durumdaydılar.U. savaşın tarihi başka türlü olabilirdi. öte yanda merkeziyetçi hükümet ile silâhlı orduyu savunan sağ kanat Sosyalistler.O. güçlerin sıralanması şöyleydi: Bir yanda. Mayıs'ta Barselona' daki çarpışmaya katıldığı zaman. Ne de olsa.M. Üstelik. ve komünist basını yakından incelediğimde.O.O. onların olanakları çok daha dardı. F. Bu sırada.N. Bu arada. Bu sırada benim komünist görüşü neden P.O. propagandası vb. Herşeyi bastıran. anarşizme kuşku ile bakıyordu.A. Liberaller ve Komünistler. Komünistleri İspanya'nın kahramanları haline getirmişti.C. bu besbelli. Sonradan. sözü edilemeyecek kadar kötüydü. C. devrimci partilerin oyunu ellerine almış göründükleri ilk dönemde bu olanaksızdı. Komünistlerin saldırıları ise çok farklıydı. bu söylediğim şeyler herkeste ortak bir duyguydu. P. Bunlardan bazılarına bu kitapta daha sonra değinmek zorunda kalacağım. «Stalinizm»e pek yeğinlenecek birşey değildi. Hem.M. Daha geniş halk kitlelerine yönelik büyük renkli afişleri (okuma yazma bilmeyenler çok olduğu için İspanya'da duvar ilânları önemlidir) partilere saldırmıyor. kapatılmak ya da para cezasına çarptırılmak tehdidiyle karşı karşıya bulunmaları demekti.U. aynı zamanda katıksız anarşist görüş açısından P. P.U.U. La Batalla ve Adelante adlı P.M.' unkine yeğinlediğimi anlamak çok kolaydır. P. polemiklerini başlıca gazete makalelerine saklıyorlardı.O. gazetelerde.O.S.T.O.O.U. bunların devrim üstüne sonsuz söylevler çekmelerine ve Le-nin'den ad nauseam (uyutuncaya kadar) parçalar vermelerine rağmen. Komünistler güç kazanmışlardı ve üye sayısı. bana hayli abes görünüyordu.M..S.U.U. Anarşistlerle Sosyalistler arasında nuh-u nebiden kalma kıskançlıklar vardı. P. ve Sosyalistlerin bir kesimi.M. gazeteleriydi.U.Anarşistle^ P.

'un Hükümet kuvvetlerini yalnız yanlış düşünmekten ötürü değil. Buraya kadarı iyiydi ve her iki taraf için de söylenecek çok şey vardı.M.M.. Çarpışma daha başlar başlamaz. dürüstlüğü ile.M. bile bile böldüklerini iddia etmeye başladılar. bu gibi şeyleri gerideki gazetecilere bırakıyorlardı.C.O. işçi sınıfından yirmi bin kadar kişi düpedüz düşmandan para alan hainlerdi. faşizme karşı çarpışmak için İspanya'ya gelip hayatlarını ve milliyetlerini feda eden yüzlerce yabancı da dahil. Onbeş yaşında yaralı bir İspanyol çocuğunun tezkere üstünde cephe gerisine taşınışını. Bunun pek hoş birşey olmadığını itiraf etmeliyim.U.U. beyaz kadın taciri. casus ve böyle şeylerdik. Savaşın insanı en çok dehşete düşüren özelliklerinden biri. ama savaş propagandasının niteliği yüzünden bunu hiçbir zaman anlayamazdınız. P.O. P. Cephede tanıdığım P.'un. mermilerden ve çamurdan yüzlerce mil uzakta. işin içine komünist taktiklerinin niteliği girdi. Üstelik. Fakat. P. bende büyük bir saygı uyandırdı. Komünistler P.U. böylece savaşı tehlikeye soktuğunu iddia ediyorlardı. Faşist hain. şamatalar. Bize karşı risaleler yazan ve gazetelerde bize kara çalanlar. İlk önce yavaş yavaş deneyerek. 79 .Yüzeyde. arasındaki kavga taktik konusundaydı. haydi bilemediniz.U. cart curtlar. hemen devrim taraftarıydı. sonra daha yüksek sesle. (*) Bütün içtenliğimle bizim tarafımızda —yani Hükümet tarafında— savaşın olağan.S.U. bangır bangır öten yalanlar ve nefretten oluşan tüm savaş propagandasının. kahramanlık şişirmeleri.. esrarkeş ve süp-rüntü sürülerinden oluştuğunu söylüyordu. kendi vatanlarında güvenlik içindeydiler. Komünistler ise değildi. propagandasının Hükümet kuvvetlerini böldüğünü ve zayıflattığını. Demek ki. özellikle insan bazı kişilerin bundan sorumlu olduğunu düşünürse. bütün o bilinen savaş-edebiyatı. Daily Mail'in duvar ilânını hepimiz hatırlarız: «Kızıllar Rahibeleri Haça Geriyor». duvar ilânları.. bu çocuğun kılık değiştirmiş bir Faşist olduğunu ispatlamak için risaleler yazıp durduğunu düşün78 mek hiç de güzel değildi.O. İşte bizim için hep bunlar söyleniyordu. Sağ ve Sol gazeteleri aynı anda aynı kötülemelerin bok çukuruna dahverdiler. bundan Komünistler'i haklı gösteren kanıtlar çıkarılabilirdi.M. Bu savaşın benim üstümdeki en müthiş etkilerinden biri. Ben nihai olarak aynı kanıda olmamama rağmen. Troçkist.U. yoluyla bütün İspanya'ya yayılmıştı ve tüm dünyanın komünist ve komünist taraftarı basınında da durmaksızın tekrarlandı. P. Toplamaya kalksam. Bu kitaba ilişkin olarak. faşist davaya yardım olsun diye sahte-devrimci bir politikada direnen. öte yanda Daily Warker de Franco'nun Yabancılar Lejyonunun her Avrupa ülkesinin katil.M. ön cephe siperlerinde donmakta olan sekiz on bin asker. Bu masal. sonra Londra ile Paris'te gayet inandırıcı birtakım kişilerin.O. dosyalar dolusu İngiliz gazetesini incelemek zorunda kaldım. Partiler-arası çatışmanın iftiraları bir yana. Bizim büyük gazetelerimiz içinde Manchester Guardian. gerilmiş bembeyaz bir yüzle battaniyeler arasından bakışını görmek. Faşist-ler'in kılık değiştirmiş bir çetesinden başka birşey olmadığı ilân edildi. biz. vb.O. Franco ve Hitler'den para alan. «Troçkist» bir örgüttü ve «Fran-co'nun Beşinci Kolu»ydu. bu türlü alıntılarla bir düzine kitap doldurabilirdim. Enternasyonel Tugay'dan zaman zaman karşılaştığım Komünistler bana hiçbir vakit Troçkist yahut hain demediler. kaatil.O.U. Valencia'daki gazete idarehanelerindeydiler. Komünistler'le P. emperyalist savaşlardan farklı olduğunu hissediyordum. düşmanın kötülenmesi . korkak.M.bütün bunlar hep döğüşmeyen ve çoğu kez savaşmaktansa yüz mil koşmaya razı olacak kimseler tarafından yapılıyordu. 1937 Ekim'(*) Manchester Guardian'ın bir istisna olduğunu belirtmeliyim. baştan aşağı sol basının da sağ basın kadar sahteci ve dürüstlükten uzak olduğunu öğrenmek oldu. hiç değişmez bir biçimde doğrudan doğruya savaşmayanlardan gelmesidir. milisleri.

Sık sık tekrarlanan «Önce savaş. bütün savaşlarda böyledir. devrimin ilerlemesine karşı direndiklerini kavramıştım. daha doğrusu Komünistler'den daha haklı olduğuna karar verdiğimde. zamanında bunu fazla ciddiye almamıştım. daha sonralarına kadar da— Anarşistler ve P. içimden yüzlerine gülmek gelmişti.U. ama bana bir iç ağız kavgası gibi görünmüştü. bir ölçüde bir rastlantı sonucu. Partilerarası düşmanlık herkesin canını sıkıyordu. Mamaafih. Komünistler'in uğraştığı şey. gazeteciler bağrışır ve palavracı yurtseverlerin hiçbiri kısacık propaganda gezilerinin dışında. bir göz boyamadan başka bir-şey değildi. hiç olmazsa dış görünüş bakımından. gerçekteki davranışları. Barselona'dan Ocak başlarında ayrılmış ve Nisan'a kadar izine çıkmamıştım.U. bundan sonraki ilk büyük savaşta. Bunun için iyi bir nedenim vardı. bunu yazmanın savaşmak yerine geçtiğine inanırlar. köylü ile milis hâlâ eşit olarak biraradaydılar. milisleri tarafından sofuca kabul edilmesine rağmen. avukat. tersine böyle bir şeyin hiçbir zaman olmamasını güvenceye almaktı. işçileri üstün bir 81 .'un haklı. İspanya'da devrimi uygun bir zaman kadar ertelemek değil. aynı ko80 şullar sürdü gitti. herkes aynı parayı alıyor. General ile er.M. muhtemelen.U. Bunları yazanlar asla savaşa gitmezler. aynı elbiseleri giyiyor. Arthur Bryant «Muhafazakâr bir tüccarın bacaklarını testereyle kesip atmanın» Hükûmetçi İspanya'da «olağan» bir şey olduğunu ilân ediyordu.M. olağan olarak. bu kanıya teorik bir noktadan gelmemiştim. Eşitlik havasını teneffüs ediyordum. za-man geçtikçe Komünistler ve P. bunu iyi niyetle önerdiklerine inanmayı güçleştiriyordu. seçimin devrimle faşizm arasında yattığını söylediklerinde. savaş karşısında salt askerî bir tavır alınamayacağını. bu tutum gitgide belir-ginleşiyordu. uşak takımı.C. Komünistler'in ve Liberallerin. denetimi altındaki Aragon cephe şeridinde. Gazetecilerin ilgilendiği kadarıyla bu savaş bütün öbür savaşlar gibi bir üç kâğıtçılıktan ibaretti. Zaman ilerleyip iktidar işçi sınıfının elinden giderek daha çok sıyrıldıkça ve her renkten devrimciler daha çok kodese tıkıldıkça. cephedeki siperlere yanaşmaz bile. onu ilk tanıdığım zamanki gibi kaldı. bu bahane hep hazırdı. bunun bütün İspanya'da da varolduğunu hayal edecek kadar safdildim daha İspanyol işçi sınıfının aşağı yukarı en devrimci kesimi arasında. Bütün olarak ele alındıkta. çizme yalama. ancak. patron-smıfı. Devrimci atmosfer. sonra devrim» sloganı. bütün bu zaman —gerçekten. savaş kazanıldığında devrimin devam edeceğine dürüstçe inanan ortalama P. oysa bu olayda. Siyasî yönden benden daha bilgili arkadaşlarım bana.O.U.O.O. «savaşı kazanana dek devrimin sözünü edemeyiz» demeğe gelen komünist görüşünü kabul etmiştim. düşman için söylerler. biribirleri hakkında Faşistler için kullandıklarından daha acı sözler yazmaya başladılar.. Sonradan P. Fakat ortada şu fark vardı: gazeteciler en öldürücü sözlerini. ama etkisi.S. topuk vurup selâm verme hiç yoktu. rahip. Her eylem askerî gereklilik adına yapılıyordu. aynı yemeği yiyor ve herkese «sen» ve «yoldaş» diye hitap ediyordu. başka kesimlerde olup bitenlerden soyutlanmış olduğumu idrak etmemiştim. uçağın savaş koşullarını değiştirdiğini düşünerek rahatlıyorum.M. ama devrimi geri itmeye yetenekli olabileceklerini kavrayamamıştım. Mr. Kâğıt üzerinde Komünistler'in görüşü iyi birşeye benziyordu. görüşünü değil. Bu.inde bile hâlâ New Statesmen bize Faşistlerin canlı çocuk gövdeleriyle yaptıkları barikat hikâyelerini (barikat yapmaya en yaramayacak şey) anlatıyordu.O. Bazen. «İleri gitmek zorundayız yoksa gerileriz» diyen P. Bu husumetin birşeyleri değiştireceğine ya da gerçekten bağdaştırılamayacak bir politika farklılığı olduğuna inanmıyordum.U. askerler çarpışır. dilenci. Bütün bu zaman süresince cephedeydim. orospu.M. Belki de. cephede toplumsal ve siyasal hava değişmiyordu. tarihte daha önce eşine rastlanmamış bir manzara görebiliriz: gövdesinde kurşun deliğiyle bir savaş taraftarı.

durumdan geriye almak ve savaş sona erdiğinde kapitalizmin yeniden sahneye girmesine karşı direnemeyecekleri bir duruma itmek oluyordu. Lütfen, sıradan Komünistlerin, hele hele Madrit dolaylarında kahramanca can veren binlerce Komünistin aleyhinde hiçbir şey söylemediğime dikkat ediniz. Fakat parti politikasına yön verenler bu adamlar değildi. Daha yukarıdakilere gelince, gözleri açık hareket etmediklerine inanılamaz. Fakat, devrim kaybedilse bile savaş kazanılmaya değerdi. Ne var ki, işin sonunda, komünist politikasının uzun vadede zafere yöneldiğinden de kuşkulanmaya başladım. Çok az kişi, savaşın değişik dönemlerinde farklı politikaların uygun düşeceğini düşünmüş gibidir. Anarşistler, muhtemelen, ilk iki ayda durumu kurtardılar, ama belirli bir noktanın ötesinde direnişi örgütlemeye yetenekleri yoktu. Komünistler, muhtemelen, Ekim-Aralık aylarında durumu kurtardılar, ama savaşı kazanmak ayrı bir davaydı. İngiltere'de komünist savaş politikası hiç kuşkusuz kabul edilmişti, çünkü bununla ilgili eleştirilerin basında yayınlanmasına pek izin verilmemişti, ayrıca, devrimci kargaşaya son vermek, üretimi hızlandırmak, orduyu etkinleştirmek diye özetlenen genel çizgisi, gerçekçi ve yetenekli bir izlenim yaratmıştı. Bu politikanın iç zayıflıklarına işaret etmek yerinde olur. Her devrimci eğilimi denetim altına almak, savaşı imkânlar elverdiği ölçüde olağan bir savaş yapmak için, fiilen var olan birtakım stratejik fırsatları fırlatıp atmak gerekli hale gelmişti. Aragon cephesinde nasıl silâhlandığımızı, ya da silâhtan yoksun olduğumuzu anlatmıştım. Silâhların, bunları sonradan devrimci amaçlarla kullanacak olan Anarşistlerin eline geçmesinler diye kasten alıkonulduğunda çok az kuşku vardır. Bu yüzden, Franco'yu Bilbao ve muhtemelen Madrit'ten geri çekilmek zorunda bırakacak büyük Aragon hücumu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Fakat bu nisbeten küçük bir davaydı. Daha önemlisi, bir kere savaşın amacı «demok82

rasi için savaş» olarak daraltılınca denizaşırı işçi sınıflarının yardımı için geniş ölçüde çağrıda bulunmak imkansızlaşmıştı. Eğer gerçeklerle yüzyüze geleceksek itiraf etmek zorundayız ki, dünya işçi sınıfı İspanyol Sava-şı'na benimsemeden bakıyordu. Bunların onbinlercesi döğüşmek için geldi, ama milyonlarcası da duyarsız kaldı. Savaşın ilk yılı boyunca tüm İngiliz halkının çeşitli «İspanya'ya yardım fonları» na çeyrek milyon sterlin kadar bağışta bulunduğu hesaplanmıştır —muhtemelen, bir tek haftada sinemaya giderek harcadıkları paranın yarısından azını. Demokratik ülkelerde işçi sınıfının gerçekten İspanyol yoldaşlarına yardım edebilecekleri yol, endüstriyel eylemlerdi— grev ve boykotlar. Bunun gibi şeyler hiç olmadı değil, başlamadı bile. İşçi ve komünist önderleri her yanda, bunun düşünülemeyecek birşey olduğunu ilân ettiler. Kuşkusuz haklıydılar, şunun için ki, seslerinin en yüksek perdesiyle «kızıl» İspanya'nın «kızıl» olmadığını haykırıyorlardı. 1914-18'den beri «demokrasi için savaş» kötü bir söz olagelmişti. Yıllardır Komünistlerin bizzat kendileri militan işçilere «demokrasi» nin kapitalizme verilmiş kibar bir isimden başka birşey olmadığını öğretmişlerdi. Önce «demokrasi üç kâğıtçılıktır» demek, sonra da «demokrasi için çarpışın» demek iyi bir taktik sayılmaz. Arkalarında Sovyet Rusya'nın büyük prestijiyle, dünya işçilerine «demokratik İspanya» adına değil de, «devrimci İspanya» adına seslenmiş olsalar da, karşılık bulamayacaklarına inanmak güçtür. Fakat hepsinin en önemlisi, devrimci olmayan bir politikayla Franco'yu arkadan vurmak olanaksız değilse bile, zordu. 1937 yazında Franco, aşağı yukarı aynı sayıda birliklerle, Hükümetin tuttuğundan daha geniş bir nüfusu denetim altında tutuyordu. —kolonileri de sayarsak bu nüfus çok daha fazlaydı. Herkesin bildiği gibi, geride düşman bir nüfus varsa, haberleşmeyi korumak, sabotajları önlemek v.s. için eşit sayıda asker olmadan, savaş alanında orduyu ayakta tutmak olanaksızdır. Onun içindir ki, besbelli Franco'nun gerisinde hiçbir
83

gerçek halk hareketi olmuyordu. Bölgesindeki halkın, en azından şehir işçileri ve fakir köylülerin, Franco'yu sevmeleri ya da istemeleri akıl almayacak birşeydi, ama sağa doğru her kaymada Hükûmet'in üstünlüğü daha az belirgin hale geliyordu. Herşeyi apaçık ortaya koyan, Fas örneğidir. Fas'ta neden hiç ayaklanma olmuyordu? Franco kepaze bir diktatörlük kurmaya çalışıyordu ve Faslılar, onu, Halk Cephesi Hükûmeti'ne tercih ettiler. Kolay anlaşılacak gerçek şudur ki. Fas'ta bir ayaklanmayı yüreklendirecek hiçbir atılım yapılmamıştı; çünkü böyle bir hareket, savaşa devrimci bir nitelik vermek demek olacaktı. Faslılar'ı, Hükûmet'in iyi niyetine inandırmak için ilk yapılması gereken şey, Fas'ın bağımsızlığını ilân etmek olurdu. Fransızlar'ın bundan nasıl hoşnut olacaklarını tasavvur edebilirsiniz! Savaşın en iyi stratejik fırsatı, Fransız ve İngiliz kapitalizminin gönlünü etmek gibi boş bir umutla fırlatılıp atılmıştı. Komünist politikasının tüm eğilimi, savaşı, Hükûmet'in yoğun bir biçimde engellendiği olağan ve devrimci olmayan bir duruma indirgemekti. Böyle bir tür savaş ise, mekanik unsurlarla kazanılmak zorundadır, yani sınırsız bir silâh stokuyla! Hükûmet'e silâh verenlerin başında gelen S.S.C.B., İtalya ve Almanya ile karşılaştırıldığında coğrafî yönden çok elverişsiz bir konumda bulunuyordu. Belki, P.O. U.M.'un ve Anarşistler'in «savaş ve devrim biribirinden ayrılamaz» sloganı, ilk bakışta sanıldığından daha az hayalciydi. Komünistler'in devrim aleyhtarı politikasını yanlış saymakta hangi nedenlere dayandığımı gösterdim, ama savaş üstündeki etkisine gelince, yargımın doğru olmadığını umuyorum. Bu savaşın, ne gibi araçlar kullanılırsa kullanılsın kazanıldığını görmek isterim. Kuşkusuz, henüz neler olacağını söyleyemeyiz. Hükümet yeniden sola kayabilir. Faslılar kendiliklerinden ayaklanabilirler, İngiltere İtalya'yı rüşvetle buradan uzaklaştırmaya karar verebilir, savaş işe hile karışmadan askerî araçlarla ka84

zanılabilir, bilinmez ki... Yukandaki fikirleri olduğu gibi bırakıyorum, nereye kadar haklı ya da haksız olduğumu zaman gösterecek. Fakat 1937 yılının Şubat ayında olayları bu ışık altında görmüyordum. Aragon cephesindeki eylemsizlikten hasta olmuştum, henüz çarpışmada kendi payıma düşeni yapmadığımın belirgin bilinci içindeyim. Bazı bazı Barselona'da asker toplamak için —yoldan geçenleri suçlayarak «Sen demokrasi için ne yaptın?» diye soran— asılmış duvar afişini hatırlar ve yalnızca «Ben tayınlarımı yedim» diye cevaplayabileceğimi düşünürdüm. Milise katıldığımda, kendi kendime bir Faşist öldüreceğime söz vermiştim —ne de olsa, hepimiz bir tane hakla-sak kısa sürede tükenirlerdi— oysa daha kimseyi öldürmemiştim, hemen hiç bir fırsat elime geçmemişti. Ve kuşkusuz, Madrit'e gitmek istiyordum. Orduda, siyasî fikirleri ne olursa olsun, herkes, hep Madrit'e gitmek isterdi. Bu da, Uluslararası Tugay'a geçmek demekti; çünkü şimdi P.O.U.M.un Madrit'te pek az birliği vardı, Anarşistler'in birlikleri de eskiden olduğu kadar çok değildi. Şimdilik, cephe hattında kalmak zorunluydu kuşkusuz; ama herkese izne çıktığımızda Uluslararası Tugay'a geçeceğimi söylüyordum —bu da, kendimi komünist denetimi altına sokmak istiyorum demekti. Birçokları beni caydırmayı denedi, ama hiç kimse işime karışmaya kalkışmadı. Hakçası, P.O.U.M. da pek az sapık —düşünce avcılığı vardı, içinde bulunduğu özel koşulları düşünürsek, yeteri kadar yoktu bile; faşizm taraftarı olmadıkça hiç kimse yanlış siyasî fikirlerinden ötürü kovuşturulamıyordu. Milisdeki zamanımın çoğunu P.O.U.M. «çizgi»sini acı bir dille eleştirmekle geçirdim, ama bu yüzden hiç başım belâya girmedi. Milislerin çoğunun böyle olduğunu sanmama rağmen, partiye siyasî üye olsunlar diye hiç kimseye baskı bile yapılmıyordu. Ben, kendim hiçbir zaman partiye katılmadım— sonradan, P.O.U.M. lâğvedildiğinde buna hayli üzülmüştüm.
85

6
Bu arada, günlük daha doğrusu gecelik devriye ortak görevimizdi. Nöbet, devriye, siper kazma, çamur, yağmur, acı acı öten rüzgârlar, ve arada sırada kar. Gecelerin fark edilecek kadar ısınması Nisan ayının ortalarını bulmuştu. Burada vadide, Mart günleri, parlak mavi gökyüzü ve durmadan uğuldayan rüzgârlarıyla İngiltere'deki Mart aylarına çok benziyordu. Kış arpası bir ayak yükselmiş, kiraz ağaçlarında kızıl tomurcuklar açmaya başlamıştı. Cephe hattı burada, çoraklaşmış meyve ağaçları ve sebze bahçeleri arasından geçiyordu, eğer hendekleri araştırırsanız menekşeler ve zavallı mostralık bir sümbüle benzeyen bir çeşit çiçek bulabilirdiniz. Hattın hemen berisinde, fevkalâde yeşil köpüklü bir ırmak akıyordu— bu, cepheye geldiğimden beri gördüğüm ilk şeffaf su idi. Bir gün, altı haftadır ilk banyomu almak için dişimi sıkıp ırmağa daldım. Sizin kısa banyo diyeceğiniz cinsten bir banyo idi bu, çünkü su esasında kar suyuydu ve donma noktasından da pek yukarıda değildi. Bu dönemde hiç bir şey olmadı, zaten olup biten hiç bir şey yoktu. İngilizler bunun bir savaş olmadığını, kanlı bir pandomim olduğunu söylemeyi huy edinmişlerdi. Faşistler'den gelecek doğrudan bir ateş altında hemen hiç kalmıyorduk. Tek tehlike, her iki tarafta da hatlar ileriye doğru kıvrıldığı için her yönden gelen serseri mermilerdi. Bu arada verdiğimiz tüm kayıplar bu serseri kurşunların marifetiydi. Arthur Clinton'a sol omuzunu parçalayan ve kolunu hareket edemez hale
86

getiren esrarengiz bir kurşun isabet etmişti. Korkarım, hiç bir zaman iyi olmayacaktı. Çok az top ateşi vardı, ama fevkalâde tesirsizdi. Şarapnel parçalarının çığlığı ve çarpışı gerçekten vahşi bir eğlence gibi görünüyordu. Faşistler güllelerini bizim koruyucu duvar üzerine hiç bir zaman atmadılar. Bizim bir kaç yüz yarda arkamızda, çevresindeki büyük çiftlik müştemelâtı, cephenin bu kesimi için dükkân, genel kurmay ve mutfak, olarak kullanılan, La Granja isimli bir kır evi vardı. Faşistler'in asıl vurmaya çabaladıkları yer burası idi, ama beş altı kilometre uzaktaydılar ve iyi nişan alamadıklarından pencereleri çatır çatır parçalamaktan ve duvarları yontmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Yalnızca, ateş başladığı ve şarapnel parçaları her bir yanınızda yere saplandığında, tesadüfen yoldan yukarı geliyor iseniz, tehlikede sayılırdınız. İnsan güllenin sesine kulak vererek, aşağı yukarı ne yakına düşeceğini çıkarmanın esrarengiz sanatını hemencecik öğrenirdi. Faşistler'in bu sırada ateşledikleri gülleler felâket kötü şeylerdi. 150 mmlik olmalarına rağmen yalnızca altı ayak genişliğinde ve dört ayak derinliğinde bir krater açıyor ve hiç olmazsa dört tanesinden bir tanesi patlamıyordu. Faşist fabrikalarmdaki sabotajlar ve içinde barut yerine 'Kızıl Cephe' yazılı kâğıt parçaları taşıyan patlamamış mermilerle ilgili her yerde anlatılan hikâyeler vardır, ben böyle bir şey hiç görmedim. Gerçek şudur ki top mermileri artık hiç ümit kalmamışçasma eskiydi; birisi, üzerine tarih damgalanmış pirinç bir demir başlık buldu, tarihi 1917 idi. Faşist tüfekleri bizimkilerle aynı çapta ve aynı değerdeydi; patlamamış mermiler sık sık tamir edilip yenileniyor ve yeniden ateşleniyordu. Kendi kendine özel bir takma ad edinen eski bir güllenin, her gün bir o yana bir bu yana seyahat ettiği ve bir türlü patlamadığı anlatılıyordu. Geceleri, silâhtan arınmış bölgeye, Faşist hatlarının yakınlarındaki hendeklere yatıp Huesca'daki faaliyetlerini gösteren sesleri dinlemek için (düdük sesleri,
87

herhangi bir esaslı eylemin olmayacağını görebilmek için fazlaca bir askerî bilgiye ihtiyacım yoktu. ama bu araştırma dört ayak üzerine yerde sürünerek yapılmak zorunluğun-daydı. Çarpışmanın ne demek olduğunu düşünürseniz askerlerin döğüşmek istemesi tuhaftır. Bir gece. Benim sırf birliklerin çarpışma ruhunu ayakta tutmak için önceden tasarlanarak yayıldığını düşündüğüm gelecek çatışma söylentileri ortalıkta dolaşıyordu. ama yine de hiç kuşkuya yer vermiyecek biçimde döğüşmek istiyorlardı. Gündüz vakti de aynı şekilde araştırma yapabilirdiniz. Geçen senenin ürününe hiç dokunulmamıştı. hayvan pancarı ve şeker pancarları aşırı büyüyerek muazzam odun yığınları haline gelmişlerdi. Batallion de Choque adı verilen özel bir tabur halinde örgütlenmişlerdi. mısır koçanları taş gibi olmuş. İspanya'da gördüğüm herhangi bir kimseden daha çok askere benziyorlardı. Sırasında bütün bunlara değecek bir iş gibi görünüyordu. Tarlaların ve yemiş bahçelerinin arasında çamur duvarlı kulübeler.M. her nasılsa. Baskın Birlikleri'miz Monicomio'ya —Faşistler'in tahkim ettiği metruk bir tımarhaneye— saldırdığı sırada oldu. Bazen bir takım adamlar parti parti silâhtan arınmış bölgeye patates toplamaya gidiyordu. bir mil ötede. Sağımızda. «Ne zaman saldıracağız? Niçin saldırmıyoruz?» soruları. daha önce olduğundan daha iyi silâhlanmıştık. Faşist birlikleri devamlı olarak gidip geliyordu ve bunların sayıları dinleyicilerin raporlarıyla belli bir uzaklıktan kontrol edilebiliyordu. İspanyollar ve Ingilizler'den gece gündüz işitilen sorulardı. Her zaman olduğu gibi saldırı berbat olmuştu. Anarşistler Jaca yoluna saldırıya geçtiklerinde bizim görevimiz «tutma saldırıları» yapmak ve Faşistleri birliklerini öteki taraftan boş yere çevirmeye zorlamak olmuştu. Biz şimdi. Hücum Birlikleri ve Enternasyonal Tabur'un bir kısmı hariç. Jaca'ya giden yoldu. acaba bu savaşta Hükümet tarafındaki harekâtın 89 . Askerî görüş açısından. hâlâ hiç bir şey olmuyordu. Stratejik nokta. Bu. milis gücünün geri kalan kısmından çok farklı bir düzeyde idiler— gerçekten. Huesca'nın bu tarafında. hiç olmazsa şimdilik. Eğer Faşist makinalı tüfekçiler sizi farkederse bir kaç tarla berinizde kurşunlar toprağı keserken kendinizi bir kapının altında solucan misali kıvrılan sıçan gibi. çelik miğferler ve az miktarda bomba dağıtılıyordu. aşağı mutfağa götürebilir ve bir şişe dolusu kahveye trampa edebilirdiniz. çünkü patatesler gittikçe azalı88 yordu. pencereleri yumruklayıp açtığınızda içerisi yakılmış bir kibritle araştırılmaya elverişliydiler.U. Her zaman kilise çanlarını haber vermemiz emredilmişti. bir şey oluyormuş gibi bile görünmüyordu. Merak ediyorum.O. Bazen küçük bir balta ya da bir Faşist matarası (bunlar bizimkilerden iyiydi ve hararetle aranıyordu) gibi değerli ganimet parçasına rastgelirdiniz. ve bir haftalık izin. hatların bir birine daha yakın olduğu yerde hem Faşistler'in hem de bizim dadandığımız küçük bir patates tarlası vardı.'da görevli bir kaç yüz Alman mültecisi vardı. Her askerin elli atımlık cephanesi vardı. Sonradan. derece derece süngüler. Biz oraya gündüzleri giderdik. Anlaşılan Faşistler çarpışmaya girmeden önce hep ayin yapıyorlardı. Her şeyin tam harman zamanı durdurulduğu bu bomboş verimli tarlalarda sürünerek ilerlemek çok tuhaf oluyordu. yamyassı etmek zorundaydınız. Faşistler bizi dehşet kızdıran bir biçimde topluca gelip bütün tarlayı temizlediler. Ve. P. Bütün bu altı haftalık süre boyunca. tarla bizim makinalı tüfeklerin hâkimiyeti altında olduğundan Faşistler yalnız gece gelebiliyorlardı. Daha ilerde bir tarla daha bulduk.otomobil kornaları ve bunun gibileri) devriyeler gönderiliyordu. cephe hattının bizim kesimimizde yalnız bir tek hareket görüldü. ortalıkta siper alınacak hiç bir şey olmadığından patatesleri göbeğinizin üstünde çalmak zorundaydınız— yorucu bir iş. Bir çuval dolusu bulursanız. Durgun savaş halinde askerlerin istedikleri üç şey vardır: çatışma .daha çok sigara. Budanmamış asmalar toprağın üzerinde yılan gibi uzanıyordu.

Hastane hademeleri 91 . Pantolonunuzun ek yerlerine. parıltılı minik pirinç tanelerine benzeyen beyaz yumurtalarını bırakırlar. Hiç sütümüz olmamasına. İspanya'da gördüm— yerden izmarit toplayan insanlar. Manicomio'ya komşu hâkim tepeleri ele geçirerek Baskın Birliklerini desteklemekle görevlendirilmiş birlikler çok kötü oyuna gelmişlerdi. Senlac ve Thermopylae'de döğüşmüş insanlardan herbirinin husyelerinde ağır ağır gezinen bitler vardı. çikolata. yalnızca tabanları ip örgülü sandallar giyiyorlardı Her yerde hurda. tütün. Öteki böcekler. Askerlerin onu hemen oracıkta öldürdüklerini söylemekten çok hoşnudum. İngiltere'den buradaki İngiliz askerlerine devamlı olarak paketler gönderiliyor. Waterloo. ama' böyle ufak tefek bir yara için beni Sietemo'ya göndermeye değmezdi. her şey ya oradaki pcstahanede reddediliyor ya da bunlara Fransa'da el konuluyordu. Savaşın Görkemi. hiç olmazsa hava yeterince ısındığı zaman. milisler yoğun ateşle biçildiler. baskın hareketi artık baskın olmaktan çıkmıştı. çay bir tanrı nimetiydi. Bu sırada hepimiz bitliydik. Army and Navy Stores'-du. Bu sırada karım Barselona'daydı ve bana. sonra günde sekiz taneye. İnsan biti bir bakıma küçük bir İstakoza benzer ve başlıca mekânı pantolonlardır. gerçekten!. Bunları idare eden yüzbaşı. hattâ puro gönderirdi. tepeden püskürtüldüler ve gece inerken Baskın Birlikleri Manicomio'yu bırakmak zorunda kaldılar. Biz yumurtalarını yakmak ve katlanabildiğimiz kadar sık yıkan90 mak yoluyla. ani bir korku ya da hiyanet yüzünden. bir ocak ateşini iki gün aralıksız yalnızca ve yalnızca postallarla yaktık— hiç de fena yakıt değildi. günde bir paket sigara veriliyordu. Tütün kıtlığı hepsinden kötüydü. Verdun. Başlangıçta. ama Barselona'da bile herşey. çay.kaç tanesi berbat olmamıştı? Baskın Birlikleri Manicomio'yu şiddetle hücum ederek zaptettiler. mum. sigara. postal yığınlarına rastgeliyordunuz. ortalıkta bulunabildiği zaman. Pasifistler savaş aleyhtarı bildirilerini büyütülmüş bit fotoğraflarıyla süslemeyi hayli yararlı bulabilirler sanırım. kibrit. Bir kısmını yatakta geçirmek üzere orada on gün kaldım. kendilerini daha mutlu hissederlerdi. ama hiç bir zaman yerlerine ulaşmıyorlardı. ama belki de. ama hiç olmazsa onlar vücutta yerleşmiş haşereler değildir.. İlginç olan şu ki. Bir keresinde. Flodden. Hastaneye gitmek zorundaydım. Mart sonlarına doğru elim iltihapladı ve yarılıp boynuma asılması gerekti. Hey gidi Army and Navy Stores!. iki yüz yarda uzaktayken bir bomba fırlatarak Faşistler'i uyardı. Üniformalarımız lime lime olmuştu. giyim eşyaları. zeytinyağı. muvazzaf ordu subaylarından biriydi—sadakatlerinin derecesi kuşku götürür olduğu halde Hükümet bu subayları hizmete almakta İsrar etmişti. Nihayet hiç tütün dağıtılmadığı on ölümcül gün geçirdik. namussuzlukta hiç birisi bitin eline su dökemezdi. Çeşitli vücut haşereleri üstüne büyük bir tecrübe edindim. Fakat. ağır yaralıları da sarsıntıdan öldürdüler. Herşey gittikçe azalıyordu —postallar. giyecek. Bütün gece boyunca . yiyecek. Savaşta bütün askerler bitlidir. hâlâ soğuk olmasına rağmen hava bitli olmaya yetecek kadar ısınmıştı. bu alçak hayvanları en aşağı bir kertede tutmayı becerdik.sıra sıra cankurtaranlar Sietamo yoluna dizildiler. sabun. örneğin sivrisinekler insana daha çok sıkıntı çektirir. Bitten başka hiç tür şey beni o buz gibi soğuk ırmağa girmeye zorlayamazdı. Görevlerini soyluca yerine getirdiler. tütün barikadın Franco tarafına gidiyor olsaydı. Bütün giydiklerimizi yakmanın dışında bilinen bir başka kurtuluş yolu da yoktur. yumurtadan çıkınca korkunç bir hızla kendi ailesini üreten.. şeker çok seyrek bulunmasına rağmen. ama hangi milisten olduğunu unuttum. Londra'da her-gün gördüğümüz bir şeyi hayatımda ilk defa. adamların çoğunun postalları yoktu. sonradan da beş taneye düştü. Yüzbaşı. azalıyordu. karıma çay paketleri — unutulmayacak bir keresinde de bir teneke bisküvi— göndermeyi başaran tek firma. bundan ötürü Monflorite'deki sözüm ona hastaneye gittim. özellikle tütün.

kamyonlarla parti parti adamlar gönderilmişti. insana. pislik yığınları arasında badi badi gezinen göbeği yağ bağlamış koca koca canavarlar. hava aniden daha bir huzur verici olmuştu. ama kireçle badanalanmış taşdan yuvarlak kemerli ve muhteşem çatı 92 kirişleri olan çiftlik binaları —muhtemelen yüzyıllar boyunca değişmemiş bir plân üzerine inşa edilmiştir— soylu şeylerdir. Sonradan Barselona'daki hastanede. Nehrin hemen berisinde. La Granja'daki fareler hani neredeyse kedi kadar büyüktüler gerçekten. sahip olduğum her türlü kıymetli nesneyi çaldılar. teskereciler kol saatini aşırmışlar. bir zamanlar manastır idi. köylülerin sefil kulübelerine yansıyan zenginliklerini görebilirdiniz. üzerlerine ateş etmedikçe kaçmıyacak kadar arsızdılar. daha gerilerdeki birliklere yakacak bulmak için. kamyonlar dar dolambaçlı yollarını ayın kriterlerine dö-nünceye kadar aşındırıp durmuştu. bunların. ama hastanedekiler her zaman hepsinin en kötüsüydü. o alışılagelmiş çamur ve taş evler karması kasabalardan biriydi. La Granja'da kullanılmayan her oda apteshaneye dönmüştü —korkunç bir parçalanmış mobilya mezbahası ve kazurat. döşemesi de birkaç karış kalınlığında bokla kaplı idi. Kediler kadar fareler. Kilise çok kötü harap olmuştu ama askerî depo olarak kullanılıyordu. Burası P. yani Anar93 . Bütün çevrede yalnızca iki tane şöyle böyle durumda çiftlik -Torre Lorenzo ve Torre Fabiân. cephe hattının yakınında. İspanya'nın bu bölgesindeki kır evleri mimarî yönden hiç de ilginç değildir. İspanyol toprak reformunun bürün-düğü aşırı belirsizliğin tipik bir örneği şuydu ki. Ona bitişik küçük kilisenin duvarları şarapnel oyuklarıyla eleğe dönmüştü. büyük ve pahalı makinenin bir işe yaramadan paslanmış öylece durduğunu. burasını sistematik olarak tahrip etmek üzere. İçinde otuz kırk kadar at barındıran bir ya da daha fazla dönümlük kocaman avlulara ve müşte-melâta sahipti. Cephede herkes çalıyordu. Kolum askıdayken kırlarda gezip dolaşarak bir sürü mutlu gün geçirdim. bu da kıtlığın kaçınılmaz bir sonucuydu. Monflorite.. Levazımcının deposunda. Hava düzelir düzelmez. bahar gerçekten gelmişti. buradaki toprak kollektifleştirilmiş mi yoksa düpedüz köylüler toprağı kendi aralarında mı paylaşmışlar. çamur. Ahçılarm kepçe ile karavana dağıttıkları büyük avluda paslı teneke. Köydeki katırların yararlandığı su birikintisinin çevresinde bir peni büyüklüğünde gayet hoş yeşil kurbağalar buldum.O. Köylü delikanlıları canlı canlı saç levhalar üzerinde kızartacakları salyangozları avlamak için kovalarla araziye çıkıyorlardı. öylesine parlaktılar ki berilerindeki taze çimen donuk görünüyordu.M. bu evlerin eski Faşist sahiplerine karşı sinsi bir sempati duygusu veriyordu. bir İtalyan denizaltısmın batırdığı bir gemiyle Enternasyonal Tabur'a katılmaya gelen bir Amerikalı bana.besbelli bir zamanlar bu araziye hükmetmiş toprak sahiplerinin evleri. fareler. Sonradan. Bu durum.U. köylüler ilk bahar için çift sürmeye çıktılar. Bazan. Hendeklerin içinde kurbağalar gürültüyle çiftleşiyorlardı. milislerin ellerine geçirdikleri evleri nasıl kullandıklarını görmek. doğru dürüst keşfedemedim bile. olan iki tane büyük bina vardı. fotoğraf makinem ve bütün resimlerim de dahil.. katır gübresi ve çürüyen yiyecek döküntüsünün dünya kötüsü bir görünüşü vardı. muhtemelen.(practicates). eski bir ordu şarkısını doğruluyordu : Fareler var. tahtadan un oluklarının yakacak odun diye kopartılıp alındığını görmek çok ha-yıflandırıcıydı.. Bizim depo ve mutfak olarak kullandığımız La Granja. kendisine bitişik bir çiftlik eviyle kocaman un değirmeni vardi. yaralı olarak kıyıya nasıl taşındığını anlattı— cankurtarana taşırken bile. Nihayet. Odaların döşemelerini içerde el bombası patlatarak parçalıyorlardı. Gökyüzünün mavisi daha yumuşak.

bunlar köyün ölüleriydi. köylülerle onların eski toprak ağaları arasında yer alıyorduk. İspanyollar'ın içinde zeytinyağı yaktıkları ufak kandillerden taşıyan yaşlı bir kadınla konuşuyordum. Merhumun erdemlerine dair gülünç şiirlerle dolu kitabelerin çoğu hâlishâne bir biçimde dünyevî idi. Bu araç bir mutfak masası büyüklüğünde levhalardan yapılmıştı. dürüst. Huesca beş milden daha yakındı. elinde.şist bölgesi olduğuna göre. herhalde devrimin bir yan ürünü olan. baştan ayağa yamalı olana dek tekrar tekrar yaman94 mıştı. sonra ikimiz birden güldük. Bir keresinde. «Huesca'dan» diye cevap verdi. siyah fitilli kadifeden kısa pantolonlu. Herşeyi dallar ve âdı çayır otu örtmüş. hepsinin akrabaları vardı. hayatları boyunca her hafta tavuk ve sebze satmaya gitmişlerdi. Savaş. Köylü kızları kömür gibi kapkara saçlı. Fakat köyde. geniş kenarlı hasır şapkalı adamlar. madenlerin pahalılığı herşeye hâkimdi. dört beş mezardan birinde küçük bir haç ya da Tanrı'ya ilişkin baştan savma bir işarete rastlanıyordu. Bu engel arada sırada belleklerinden uçup gidiyordu. üzerine yüzlerce delik açılmış ve her deliğe de insanların onbin yıl önce yonttuklarının tıpkısı yontulmuş taş parçaları sokulmuştu. salına salına yürüyen. değişmez bir biçimde dostça davranıyorlardı —sanıyorum. kulakları ahenkle inip kalkan katır sürülerinin gerisinde. iki tane zamana uygun çiftlik traktörü de vardı. toprağı. Hiç olmazsa toprak ağaları ortadan kalkmıştı. Düven olduğunu kavrayana dek uzun bir süre bunun üzerinde kafa yormak zorunda kalmıştım. 95 . Ve şimdi sekiz aydır. Bütün tarım araçları Nûhî nebiden kalma idi. çünkü gözle görülür bir biçimde her şeyde kıtlık ve herkes için kasvetli iç karartıcı bir yaşam demekti ve en iyi zamanlarda bile köylüler askerî birliklerin kendi sırtlarına yerleştirilmesinden hiç hazet-mezler. Köylülerin bize gösterdikleri dostluk beni sürekli şaşırtıyordu. Tırmık ve çatallar tahtadan yapılmıştı. Toprak ağalarının geri gelmesini biz önlüyorduk. Bir iki kere. Burası bir İngiliz mezarlığından tuhaf denecek kadar farklıydı. toprağı yalnızca karıştırıyor. «Bunun gibi bir kandili nereden satın alabilirim?» dedim. Beller nadiren postal sahibi olan bir halk arasında bilinmiyordu. kırık bir sabanın uç demiri yamalıydı ve kimi yerde. orası bu insanların pazar yeri idi. ancak bu da çoğucası gayretkeş bir dinsizin çelik keskisiyle yontulup çıkartılmış olurdu. İlk defa. Böyle bir nesne ortaya çıkarmak için yapılması zorunlu çalışmayı ve çelik yerine çakmak taşı kullanmayı gerektiren yoksulluğu düşünmek beni hasta etti. O zamandan beri sanayileşmeye karşı daha yumuşak hislerle doluyum. Normal olarak cepheden gelen ölüler Sietamo'ya gönderilirdi. Fakat gerçekten şaşırtıcı olan şey. Yalnız bir kere «Bilmem kimin ruhu için dua ediniz» diye Katolik mezarları için olağan sayılan bir yazı gördüm sanıyorum. tarlalar işleniyor ve halk hoşnut görünüyordu. Düşünmeden. teorik olarak kollektiıleştiril-diğini sanırım. hiç kuşkusuz büyük toprak sahiplerinden kaldırılmış. insan kemikleri her yere dağılmıştı. Taş Devri'nin sonlarından kalmışa benziyen bir çeşit düven de kullanılıyordu. erkeksi tavırlı mükemmel canlı yaratıklardı. neredeyse dehşete benzer duygulara kapıldığımı hatırlıyorum. bunlardan birini askerden arınmış bölgede terk edilmiş kulübede gördüğümde. çevresi alçak bir duvarla çevrilmiş mezarlığa doğru gezintiye çıktım. Hindistan'da yaptıkları gibi kartal çapalarla kazıyorlardı. çift sürüyorlardı. köyden bir mil kadar uzaktaki. Sabanları pek zavallı şeylerdi. Örneğin. ama saban izi diyebileceğimiz bir biçimde yarmıyordu. Belki. düşündükçe başka bakımlardan ne kadar çekilmez olsak da. hepsinin tarihi devrimden önce olmasına rağmen. hemen tüm mezar taşlarının her türlü dinî yazıdan yoksun olmasıydı. aralarındaki bazı yaşlılara mutlaka anlamsız görünüyordu. İç savaş tuhaf bir şeydir. biz. arada dikenli tel ve makineli tüfekten yapılmış geçilmez bir engel uzanıyordu. Yine de bize. Partal mavi gömlekli. Ölülere saygı diye birşey yok burada!.

kurbağaların kulakları tırmalayan vıyaklayışları. 96 ama kurbağaların korosunun dışında tam bir sessizlik vardı. Altmış yetmiş saat süren uykusuzluk anılarımı bir çeşit maviliştiriyor ya da daha çok bir seri resim arasında yutuluyordu. tepemizde kule gibi yükseliyormuş. devrim olsun ya da olmasın. etkisi çok yaygın ve hiç kuşkusuz bir çala dinsellik kokan anarşizm tarafından yerinden edilmişti. Faşistler'in bizi neden göremediklerini merak ederek. İspanyol halkının gözünde. (meşhur deyimiyle. siperi çılgınca kazıyor. genellikle kabul edilen fikirleri kastediyorum— yoksun olmaları beni çok çarptı. bin yarda kadar ilerideki bir küçük ırmak boyunca uzanıyordu ve. uyuşturucu soğuk. Yedi saat içinde altıyüz adam— faşist hatlarından yüz ya da yüzelli ilâ üçyüz yarda uzaklıkta— binikiyüz metre uzunluğunda siper ve korunma duvarı inşa ettiler. ama orada oturup kitap okurken neler hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum. felâket bir kurşun yağmuru başladı. Casa Francesa'nm kare biçimindeki beyaz bloku. Şu anda cephe hattımız. Yalnızca yüz yarda berimizde bir iş bölüğü sıkı sıkıya çalışıyordu. Tüm gece boyunca yalnızca bir tek ses —kürekle düzlenen bir kum torbasının tanıdık sesini— duydum. Kuşkusuz. bir iki karış yukarıda mermilerin çatırtısı. hayretten ağzımız açılmış. alık alık orada durup makineli tüfeklere bakıyorduk. Korkunç bir bataklıkta yedi saat yatış. altımda siper zemininin nemli kili. düpedüz bir dolandırıcılık şebekesiydi. Bütün gece boyunca yalnızca bir tek kayıp verdik. Bütün harekât gayet güzel planlanmıştı. gece ve Cizvitler her zaman geri dönerler). bu işlerin hepsi öyle bir sessizlik içinde oldu ki Faşistler hiç bir şey işitmediler. adamlar aceleyle gelip gittikçe devamlı olarak bacaklarımın yerini değiştirişim.İspanya'nın bu bölgesindeki halkın kesinlikle dinsel duygulardan —dinsel duygu deyince. İspanyol kilisesi geri gelecek besbelli. böylesine bir hareketin içgüdüleşmiş olacağı düşünülebilir. Kilise gerçekten. ikiyüz yarda ötede olmasına rağmen. cephe hattını gerçekten uygun bir yere getirmişlerdi. bu yara onu madalya almaya kendi istediğinden da97 . Ve sonra. ertesi gün daha fazla kayıplar oldu. kapkara gökyüzünde hiç kımıldamayan yıldızlar. Sonra. iş tamamlandığında içine brendi katılmış kovalar dolusu şarapla aniden geliveren mutfak hizmetlilerine bile. bir kere bile haç çıkaran birini görmedim. daha derinleştiriyor ve yanlarda küçük sığmaklar oyuyordu. Hastahaneden geri geldiğim gün. Ve muhtemelen. Thomas Parker kalçasının üst kısmına bir kurşun yedi. Hrıstiyan inanışı bir dereceye kadar. Hepimiz. Kolum hâlâ sargılı olduğundan ben siper kazamadım ve o günün büyük bir bölümünü bir dedektif hikâyesi okuyarak geçirdim— adı «Kaybolan Alacaklı»-idi. Bu hareket aylarca önce yapılmış olmalıydı. İspanya'da olduğum sürece. hiç olmazsa Ka-talonya ve Aragon'da. silâhtan arındırılmış bölgede dinleme nöbetindeydik. kum torbaları konulmuş yukarı pencerelerindeki makineli tüfekler doğrudan doğruya siperin içini hedef almış gibi görünüyordu. Herkese görev dağıtımı yapılmıştı. den bizim orada olduğumuzu farkedişleri. Konusunu hatırlamıyorum. Nisan ayı olmasına rağmen bu. İspanyollar'm nasıl olup da arasıra parlak bir örgütçülük başarısı gösterebildikleri tuhaftır. herkes kendini hızla dizlerinin üstüne atmıştı. Şimdi yapılmasının amacı Jaca yoluna doğru hücuma geçen Anarşistler'in bu tarafa ilerleyebilmek için birlikleri bizimle karşı karşıya getirmiş olmalarıydı. insanın vücudunun giderek daha derine indiği sazlık kokan su: sazlık kokusu. dediğine göre. Faşist cephe hattının bir parçası olan Casa Francesa adlı tahkim edilmiş çiftlik evinden yüz yarda uzakta. ama devrimin patlayışının onu çökerttiğine ve bir dereceye kadar —benzer şartlar altında Anglikan Kilisesi için dahi düşünülemiyecek ölçüde— parçaladığına hiç kuşku yok. faşist hattmında da bir kaç yüz yarda ilerisiydi. şafağın söküşüyle birlikte Faşistler'in bir. İspanya'da hatırladığım en soğuk geceydi.

çünkü modern savaşlarda cankurtaranları cephane taşımak amacıyla kullanmaktan kimse çekinmez. Bir asker kaçağının sonradan bize söylediğine göre. ama yeterince çabuk kıvıramadık. bir sıçanın karanlıkta. Şimdi bile. birine bir yumruk yapıştırmak ve havada uçurmak mutluluğuna erdim. belki de iş görenler Alman topçularıydı. bunu izleyen günler boyunca Huesca tarafında Anarşist saldırılarının gürültüleri duyuldu. Ve sonra. üyesi bir düzine zavallı çocuk (P. Ateş alanı Huesca'-yı çevreleyen cephe hatlarına derece derece yayılacak ve biz. Toplar gündüzleri ahenkle gürlüyordu.U. Her neyse. Tuhaftır. sonra bir vızıltı ve boru! Çatının parçalanmış tahtaları yükseliyor ve bir uralit levhası. O sabah Faşistler çok iyi ateş ediyorlardı.. Dizleri kanla kararmış bir zavallıyı sedyesinden fırlamış. 99 .C. Gece indiğinde yedisi ölmüştü.'nin J. Bütün gün orada. J. son anda telsizle iptal edilmesi. ertesi gece. çünkü yol olsa bile cankurtaranlar hiçbir zaman cephe hattının çok yakınma gelemiyorlardı. beş Faşist nöbetçisi görevi ihmal nedeniyle kurşuna dizilmişti. Yeni mutfağımız Torre Fabian. Bundan sonraki gülle bir binanın köşesini.C. Faşistler Torre Fabian'ı güzelce makasa âldılar. bu gürleme. sesleri duyulurdu Bunu. üzerimde dolaşmasıdır. insan ve sığır kemikleri karışımı kemik tabakalarının üzerini örten bir saman katından oluşmuştu ve fırıl fırıl sıçanlarla doluydu.. süngüleri dışarı çıkmış. Torre Fabian'da bir hücum beklerken. Ve sonra. ansızın şafak bastırıverdi —kaçmalarına olanak yoktu.S. bizi toptan imha etmeleri işten değildi. öbür beşi ise karanlıkta sürünerek kaçmayı becerdiler. karanlıkta gözlerinin akları parlıyor. Yaralıların bir iki mil taşınması gerekiyordu. U. bazı zamanlar aynı anda patlayan yirmi librelik bombalarının.I. millerce uzaktan bile kulağa şeytanî ve yırtıcı gelen. heyecandan nefes nefese gördüm.. Öyle de yaptık. Hayatta en nefret ettiğim şey. tüfek ve makineli tüfeklerin aralıksız gürleyişi izledi. Bir gülle arkaya. her-bir kımıldayışlarında Faşistler ateş açıyordu. hedefte akşam yemeğiniz ve bazı yoldaşlarınız da olsa.O. düzensiz ve anlamsız bir ateş yağmuru tepemizi sıyırıp geçerken. topçunun hedefine. aldı götürdü. bizi gece harekât esnasında yakalamış olsalardı vereceğimiz kaybın yanında hiç bir şeydi. sürekli trampet çalmışına benzeyen yoğun.'na karşılık). Bütün cephe hattı boyunca kayıplar oluyordu ama bu. şist koruma duvarından yalnızca kırk yarda ötede iken. Hep aynı ses. havadan süzüle süzüle iniyor. bombardıman edilmiş ve kısmen yıkılmıştı. Cankurtaranlar çok yakına gelse bile.. fa. Toprak zeminin her yanından pis hayvan kokuları kaynıyordu. koruma duvarına uyuşuk uyuşuk yaslanmak için kendimizi sipere atacaktık. unutulmaz bir başarı.M. kısa sürelerle.ha fazla yaklaştırmıştı. Faşistler bunlara ateş açmayı adet edinmişlerdi— haklı olarak. ancak bir devin bıçakla yapabileceği kadar düzgün bir biçimde. Tuhaftır. İçinde beklediğimiz ahırın tabanı. isabet ettirmesini istersiniz. Kopp ve Benjamin arkamızda. Tarlaları sulamak için açılmış bir hendeğin içine.'un gençlik kolu. P. Yaralıları dar ve kalabalık siper boyunca taşımak sıkıntılı bir işti. Fakat ahcılar akşam yemeğini zamanında yetiştirdiler— hayranlık uyandırıcı. omuzlarına kayışla bir telsiz alıcısı bağlı bir adamla çömelmiş oturuyorlar. üzerlerini doğru dürüst örtmeyen kırtipil ot tutamlarıyla yerde yatmak zorunda kaldılar. yuvarlanan bir sesti.C. topçu ateşini güvenceli bir uzaklıktan seyrettiğiniz zaman. bir gülle öne. saçılmış bir dizi iskambil kâğıdı gibi. Ansızın. Ve sonra. Batı ufkunda muazzam patlamalar saniye aralıklarıyla ardınca gül rengi top alevlerinin aydınlıklarını izledi. birkaç havan topu getirecek kadar girişken olsaydılar.U. uzun bir sıra halinde doluşmuş bir sürü adam. Faşistlerin koruma duvarından elli altmış yarda ötede saldırı emrini bekleyiş. Sonra telsizden gelen pip-pip-pip sesi ve her şey iyi giderken bulunduğumuz yerden çıkmamız gerektiğini bil98 diren fısıitılı emir.

faşist havan toplarıyla. Alçak bir mahrekleri ve çok yüksek bir ivmeleri vardı . aşağıdan kuşların kanat sesleri gibi gelir. betondan yapılmış iki kadem kalınlığında sağlam bir duvardı. Felâket saçan ufak gülleler tepede vızıldıyordu— asfalt yola kondukları zaman iki kat şeytanî bir ses çıkararak zınk edip patlamalar. Fakat kayıplar beklendiği kadar çok olmadı. Barlarda elle hedefe atılan ucu iğneli arkası tüylü oklar gibi. ırmağın üstündeki köprüde. Gülleler. Köprünün çevresindeki zavallılar günün büyük bir kısmını siper tarafında oyulan küçük insan çukurlarında saklanarak geçiliyorlardı. günde birkaç kez zincire vurulmuş ejderhaların uluması gibi boğuk bir gürlemeyle ateşlenen iki top bulunuyordu. İkiyüz yarda solumuzda. zınk edip patlamalar! Yüz yarda ötede. köprü üstünde bir beton barikat kuranlar arasında bir çeşit düello sürüp gidiyordu. karımın Barselona'dan gönderdiği. Daha yukarıda Mount Aragon'da (söylendiğine göre tarihinde ilk defa olarak) Hükümet birliklerinin geçen yıl ele geçirdiği orta çağdan kalma bir kalede (bu kale. Bazan bizim uçaklarımız tepemizde uçar ve düşman hedeflerine hava torpidoları atardı. gözle görmediğimiz fakat seslerini işittiğimiz toplar farklı bir kişilik kazanmaya başladılar. Bu. sihirli ağaçlar gibi havaya yükselen toprak sütunlarını ve kara dumanları seyredebilirdiniz. ama ben bunlardan birinin bir uçağa bin yardadan fazla yaklaştığını hiç görmedim. Şeytanî bir madenî patlamayla. lik Rus bataryası vardı. kötü bir sulu-boya tablosunun bulutçukları gibi göğü noktalardı. Meksika yapısı on fişeğimi yağladım. güvenceli bir uzaklıktan.onun için fişeğin infilâkini. ufak bir şişe büyük!üğündey-diler. siper havanlarının sesi hepsinin en kötüsüydü. yükseldi. Bunlar gördüğüm —ya da daha doğrusu seslerini işittiğim— ilk Rus toplarıydı. Mermileri gerçekten kanatlı bir çeşit torpidoydu. Faşist uçaksavar toplarının attığı mermiler. Bu topun kocaman gülleleri ıslık çalarak öylesine yavaş giderdi ki. Cephenin bizim tarafımızda kalan kısmında fazla 100 bir şey olmuyordu. Faşistler'in daha yukarıda kaldığı yerden ateş eden gizli nişancılar birkaç yoldaşımızı vurdular. süngümü kirlettim (fazla parlak olursa derhal yerinizi belli eder) ve iri bir ekmek parçası. bunların yankılanan gümbürtüleri iki mil uzaktan bile toprağı titretirdi. Hemen berimizde çok yakından ateş eden ve her nedense belleğimde golf topuna vuran şişko bir adamı çağrıştıran iki tane 75 mm. Monflorite'nin arkasında. bu.Günler geçtikçe.) geçmişi mutlaka ondokuzuncu asra uzanan büyük bir top vardı. üç parmak kalınlığında sucuk ve uzun zamandan beri sakladığım. vızıltıyı ve güllenin patlamasını neredeyse aynı anda duyuyordunuz. Huesca'ya giden yollardan birini koruyordu. tıpkı kocaman bir çelik bilya bir örsün üstünde dağılıyormuş gibi infilâk ederlerdi. Beton eski karyola kirişleriyle pekiştiriliyordu— bu amaç için bulunabilecek tek demir oydu besbelli. Geçen kere iptal edilen faşist palankasına yapılacak saldırı bu gece gerçekleştirilecekti. 7 Bir akşamüstü Benjamin onbeş gönüllü istediğini söyledi. iki makineli tüfek ve bir sahra topu mazgalıyla barikat. birlikte koşup yetişeceğinize emin olabilirdiniz. İki yüz yarda sağımızda. Her birimize üçer tane bomba dağıtıldı. Küçük olmalarına rağmen. İspanyol Hükümeti nihayet adama benzer bir bomba imalinde başarıya ulaşmıştı. milis bombası 101 . Bir uçak pike yapıp makinalı tüfeklerini kullanmaya başlayınca mermilerin tıkırdısı. bisikletine binmiş ıslık çalarak giden bir adam gibi ses çıkarıyordu. bir puroyu paket ettim.

Oraya varabilmemiz sessiz hareket etmemize bağlıydı. geri kalanımız da onları izledik. hendeklere her düşüşünüzde. Zifirî karanlık ve ortalığı çarşaf gibi örten yağmurun altında. dı-şarda otların üstünde hepimiz çıkana kadar bekledi. Jorga atacak. ele yatkın küçük bir bombaydı. ileriye doğru iki büklüm emeklemeye başladı. Bir başkası bir iskambil destesi çıkarıverdi. Birisi sivri bir kazma buldu ve kaldıraç gibi kullanarak yerden parçalanmış bir kalas söktü. yedi saniyelik bir süre geçiyordu. Korunma duvarındaki gedikten sırayla çıktık ve başka bir sulama hendeğinde yürümeğe başladık. sonra Jorge ve Benjamin karanlığa daldı. sırılsıklam olmuş elbiselerimizden buharlar çıkıyordu. yarısı İngiliz yansı İspanyol otuz kadarımız yukarı doğru tırmanacak ve Faşistler'in telgraf tellerini kesecektik. karanlık avluda kahvenin nerede olduğunu araştırdık durduk. Fakat yine de atmaya elverişli. Biz bu işleri kıvırırken. tüfeklerimiz çamurla kaplanmıştı. Faşistler'in buradaki cephe hattı L biçiminde bir kıvrım yapıyor. Tam bu sırada. Çamur.esasına göre yapılmıştı. doktor ve bir dizi sedyeci bekliyordu. Karanlığın içinden yırtınırcasına bir ses yükseldi: «Bizim 102 yerimize Faşistler'in beyaz pazubent takmalarını sağlayamaz mıyız?» Bu işe daha bir iki saat vardı. Gece yarısından az önce Benjamin topumuzu alıp Torre Fabian'a götürdü. Yağmur hâlâ yağıyordu. Akşamdan beri bardaktan boşanırcasma yağmur yağıyordu. Faşist korunma duvarı yüzelli yarda kadar ötedeydi. Foşş!? Yeniden yarı belimize kadar suya girmiştik. ama bir yerine iki pimi vardı. tek sıraya dizdiler. balçık çamur sızıyordu. geri kalanımız Faşistler'i bomba yağmuruna tutarak koruma duvarının dışına sürecek ve yeniden toparlanmalarına fırsat vermeden koruma duvarını ele geçirecektik. öbürünün çok gevşek olmasıydı. Jorge Roca ve Benjamin'in komutası altında. ikiyüz yarda ötede uzanan ve öbürüne bir haberleşme siperiyle kenetlenmiş bir sonraki faşist «mevzii» ne aniden saldıya geçeceklerdi. Bulunduğumuz yere gelmeden çok önce. Pimleri' çektikten sonra bomba patlayana dek. belinize kadar su içinde kalıyordunuz. sözü edilemiyecek kadar berbattı. 103 . aşağıdaki taşlara kadar yirmi ayak bir boşluk oluşturmuştu. Bu yüzden iki şeyden birini yapabilirdiniz: ya her iki pimi de yerde bırakmak ve acil bir durumda sıkışık olanı çıkaramamak ya da sıkışık olanı çıkarmak ve cebinizde ha patladı ha patlayacak diye ecel terleri döke döke dolaşmak. Katır ahırının üzerindeki zahire anbarı şarapnel ateşiyle öylesine harap olmuştu ki. herkes daha koruma duvarımızdan ayrılırken birçok kereler düşmüş. Sıraya girip çökmek üzere olan merdivenden dolanarak hevesle aşağıya indik. Kahve verecek yerde bizi biraraya çağırdılar. Sulama hendekleri taşmıştı. Bizim karanlıkta birbirimizi vurmamızı önlemek için beyaz pazubent takılacaktı. pimlerden birinin çok sert. Koruma duvarında aracı olarak küçük bir küme adam. Heyhat! Kahve falan yoktu. Her yerde kocaman havuzlar oluşmuştu. Pancar tarlaları arasından geçen patikalar yağlı bir direk gibi kaygan bir dizi bataklığa dönüşmüştü. Konyaklı sıcak kahve dağıtılacağına dair bir söylenti —savaş sırasında devamlı salgın halinde olan o esrarlı söylentilerden biri— aramızda do-laşıverdi. Kopp bize önce İspanyolca sonra İngilizce hitap ederek saldırı planını açıkladı. L kıvrımının köşesinde yükselen arazi üzerinde uzanıyordu. bir haberci hiç beyaz pazubent bulunmadığını bildirmeye geldi. İlk işaret bombasını. Jorge. Tabur komutanımız (milis gücünde tabur aşağı yukarı dört yüz kişi kadardı). aynı zamanda yetmiş Baskın Birlikçisi. ışık olmadan içeride hareket etmek olanaksızdı. birkaç dakika içinde ateşimiz tutuşmuştu. Sonra. En büyük kötülüğü. hayâl meya' seçilen bir insan topluluğu çiftlik avlusunda bekliyordu. bizim saldırmamız gereken korunma duvarı ise. Buraya düşen bir gülle zeminin yarısını koparmış. postallarımızın tepesinden pis. etraf koyu karanlıktı ama rüzgâr durmuştu.

Dörtayak üstünde süründüğünüz zaman. Bir keresinde başımı kaldırdım. Bir kere bizi duyarlarsa işimiz bitikti. Jorge geridekiler yaklaşsınlar diye bekledi. Jorge dizlerinin üstüne çökerek beceriksiz bir tavırla cebini aradı. Yağmur inceden inceye yüzümüzü dövüyordu. gürültü etmeden üzerinden aşılması olanaksız görünen. Bir vahşi hayvanı sinsi sinsi izlerken de tam tamına aynı şeyi hissetmiştim. Gitgide yavaşlıyarak durmadan ileriye doğru ilerliyorduk. rüzgâr durmuştu ve yağan yağmura rağmen gece çok sakindi. ancak yüzelli yarda kadardı ama bana bir milmiş gibi geliyordu. faşist hatlarında bir hareket yoktu. artık yanlış yola girdiğimizi düşünmeye başlamıştım. Karanlık bir gecede. Sessiz ilerlemek çok daha önemliydi. Jorge bir kere daha dizlerinin üstünde eğildi ve beceriksizce teli kesti. tasalanmasına gerek olmadığını söyleyebilirdim. bana en yakından emekleyen adamları. Yine de. Bütün yapacakları. Biraz daha çabuk hareket ederek dört ayak üstünde geçtik. arazideki eğri büğrü-lüklerin ne kadar büyük olduğunun farkına varırsınız. Her başımı kaldırışmıda. Asırlar kadar uzun gelen bir zamandır sürünüp duruyorduk. bir fare yuvasına yaklaşan kedinin becerebileceği kadar nazikâne ayağınızı alçaltacak. Gelenler korkunç gürültüler çıkarıyorlar gibiydi. sessizlik. Kırt kırt! Uzanan nesne itinayla bir yana kaldırıldı. Benjamin elini enseme koyarak başımı aşağı çekti. Şimdi herhalde faşist korunma duvarına elli yarda uzaklıktaydık. zifiri karanlıkta hani nerdeyse her adımda daha yavaşlayarak dört ayak üzerinde emekliyorduk. çok yakınımdan gelen Benjamin kötü bir İngilizceyle bana. kırt! Bu nesneyi ses çıkarmadan kesmenin yolu yoktu. her adım atışınızda şap şap sesler çıkınca ne yapabilirdiniz ki. Fakat hayır.Ben. herhangi bir ses çok uzaklara gidebilirdi. İçteki telin koruma duvarından ancak yirmi yarda uzakta olduğunu biliyordum. «Başını aşağıda tut! Başını aşağıda tut!» diye fısıldıyordu. Fakat vıcık vıcık çamur olmuş toprakta ses çıkarmadan hareket etmek nerdeyse olanaksızdı.. bunun olanaksız olduğunu bildiren aynı rü104 yamsı kesinlik!! Uzaklık nasıl da büyüyordu! Araziyi çok iyi tanıyordum. Durmadan ileriye. makineli tüfekleriyle karanlığı taramaktan ibaretti. Orada burada yumuşak otların parlak tarhları.. Faşist koruma duvarı artık seçilebiliyordu tepemizde bir karaltıya benzeyen silik siyah bir tümsek. kaçınmanız gerekli hışırdayan uzun sazlar. bir ses. bir karınca gibi. İşin kötü tarafı. ileriye doğru kayan kocaman siyah mantarlar gibi bir takım kambur şekiller halinde görebiliyordum. Menzile girebilmek için aynı işkenceden kıvrandı-ran arzu. Kırt. sonra dinlemek için duracak ve bir adım daha atacaksınız. hem de iki büklüm! Hırsızlama sinsi bir adım. Bir teneke kutuya çarptım. nerdeyse insana umudunu kaybettirecek taş yığınları. Dışdaki tel örgü olacaktı (Faşistler iki sıra tel kullanıyordu). Geriye baktığımda. nasıl olduysa hedefe vardık. Demek içteki tele varmıştık. millerce uzaktaki Faşistler'in bu sesi mutlaka duyacaklarını düşünerek ölümcül anlar yaşadım. Oraya varmak için nasıl derin bir arzu duyduğumu size ifade edemem. Otuz adamın duyulmadan oraya kadar gidebilmesi bana akıl almaz görünüyordu. Jorge ve Benjamin ile önde gidiyordum İki büklüm ama kafalarımız kalkık. dünya kötüsü yapışkan küçük çamur gölcükleri. iyice kapkara birşeyden belli belirsiz paralel çizgiler göründü. yalnızca araya giren uzaklığı aşmak ister. yirmi adımdan daha yakında olmadıkça hiç kimsenin görülemiyeceğini tecrübelerimle biliyordum. Sonra karanlıkta. Tek tel makasımız ondaydı. Şimdi yayılacak 105 . haddi hesabı olmayan umutsuz bir özleyiş duyarsınız. Ona. Ayaklarınız çamura saplanmış. Nefes alışlarımız bile bizi ele vermeye yeterliydi. böyle bir durumda kaçmak ya da vurulmaktan başka yapılacak bir-şey yoktu. Onlar sizi duymadan bir bomba atılabilecek kadar yakına gelebilmek!! Böyle zamanlarda korku duymazsınız bile. cevap veren bir atış.

sırılsıklam ıslandığınız ve baştan ayağa çamur içinde olduğunuzda ağır bir tüfek. oluktan fışkıran bir alev fıskiyesi gibi görünüyordu. Bir patlama! Attığı bomba koruma duvarı üzerinde bir yerlerde patladı. tam makineli tüfek yuvasının yanında patladı. Jorge ilk atışta yaralı düşmüş. çevremdeki pek çok insanı yaralamıştı. yüzümü çamura hızla çarpınca boynumu incittim ve yaralandığımı sandım. Nereye gittiğini hatırlamıyorum. Dizlerimin üstünde doğruldum ve ikinci bombayı fırlattım. bizi bekleyen hiçbir Fa107 . beni ıskalayamazdı. en sonunda bizi duymuştu. Bir yerde. Ah! Bu kere kuşkusuz yerini bulmuştu. Faşistler ateş ediyordu. faşist koruma duvarından on yirmi tüfek gürlemesi geldi. Her nedense. bana doğru kımıldadığını gördüm. ortalıkta görünmüyordu— bir yerlerde olmalıydı. Ona doğru koştum. İlk ateşte kendimi yere atmıştım. yine de. şeytanî bir ifadeyle tek dizinin üstünde eğilmiş. Bir bombanın çok yakınınızda patlayışını görmeden bunların ne dehşet verici şeyler olduğunu kavrayamazsınız. teldeki küçük gedikten geçebilmek için tek bir sıra olmak zorundaydılar. bir süngü ve yüzelli fişekle aşağı cloğru çekilirken hızlı hareket edemezsiniz. Bomba. her nedense . bir türlü dışarı çekilmiyordu. Koruma duvarının yükseldiği alçak yamaca doğru atıldık. Gerçekten. mümkünü yok. geride bizimkiler ateş ediyordu ve ben. Pimi dışarı çekerek dizlerimin üstünde doğruldum. «Atıldık» diyorum. peşinen süngülerimizin çarpıştığını hissediyor ve onun kollarının benimkinden güçlü olup olmayacağını merak ediyordum. başka bir bomba önümde patlayıverdi. Fakat geride yayılmış olanlar. Ama en kötüsü bombalardı. O şamatanın arasından usul usul «vuruldum» diye İngilizce konuşan birinin sesini duydum. Gündüz vakti yalnızca infilâkin patlama sesi duyulur. Adam bu menzilden ateş ederse. Aniden Faşistler'in ateşi durgunlaşmış gibi görünüyordu. kendimi tekrar yere attım. otomatik tabancasıyla tüfek alevlerine dikkatle ateş ediyordu. bunların bazıları koruma duvarına kadar yetişemiyordu. Demek ki Faşistler bizim yolumuzu gözlüyorlardı. karanlıkta ise bir de insanı kör eden kamaştırıcı kızıl ışık vardır. Bu. «İleri! Hücum!» diye bağırdı. koşarken sol elimi yanağıma yapıştırdım —sanki bir insan eli kurşunu durdurabilirmiş gibi. düşünülemiyecek kadar büyük bir hızla. Birden. «hantal hantal yürüdük» demek daha doğru olurdu. herşey iyi gidiyordu. Lanet şey. Benjamin ayağa sıçradı. Çok gerideki adamlar bombalarını fırlatıyor.onun bana ateş edeceğini hiç beklemiyor. Her mazgal. gerçek şu ki. Benjamin yüzünde hoşnut. köşede. Karanlıkta üstünüze ateş açılması her zaman Allahm belâsı bir şeydir —her tüfek alevi dosdoğru size nişan alıyormuş gibi gelir. Benjamin'nin arkasında diz çöktüm ve üçüncü bombayı fırlattım. Jorge ve Benjamin sürüne sürüne sağa doğru gittiler. tam bu anda faşist koruma duvarından bir şimşek çaktı ve bir patlama oldu.zamanımız olursa. Bu işler olur biterken yapış yapış çamurun içinde yan yatıyor. Ayağa kalkıp adama bağırdım: «Bana ateş etmesene aptal herif!» O anda on onbeş yarda sağımda Benjamin'in kolunun. ama yaralandım diye dehşet duyuyordum. Budalaca bir hareket. krikette top atan oyuncu gibi kolunu kıvırdı. alev püskürten mazgal şeridini bir baştan bir başa geçmek demekti. Tam bu anda. Jorge dizlerinin üstünde pozunu aldı. Nöbetçi. Bomba koruma duvarının dışında sağda bir yerde patladı. tam aralarında kaldığımın bilincindey-dim. bombanın birinin pimiyle yırtınırcasına güreşiyordum. öylesine ya-kmımdaydı ki infilâkin sıcaklığını duyabiliyordum. Kendimi yere yapıştırdım. En sonunda pimi yanlış yöne çekiştirdiğim kafama dank ediverdi. Bir atışın ani patlayışını duyunca hemen arkamda bir adamın ateş etmekte olduğunu farkettim. koruma duvarının içinde. Patlamaların kızıl ışığında kum torbaları teker teker görülüyordu. bombayı fırlattım. bana dokun106 mayan bomba. Tepede mutlaka bir Faşist beni bekliyordu. yalnızca süngüyle üstüme geleceğini düşünüyordum. korku hedefimi şaşırtmıştı.

Faşistler hâlâ üç yandan bize ateş yağdırıyorlardı. Süngümü karanlığın içine gelişi güzel sallayarak peşinden koşmaya başladım. Yerde bir sürü ölü 109 . bu olay benim için oldukça komik bir anı. Sağ koldaki koruma duvarının üstünden baktığınızda karanlığı delen yeşilimsi sayısız tüfek alevlerini görebilirdiniz. Mevziye döndü108 ğümde ortalık bir sürü bağnşan adamla dolmuştu. mevzinin ortasındaki büyük kulübe sığmaklarını eşelemeye başlamışlardı bile. Koruma duvarının içinde. Belli belirsiz bir rahatlama duygusuyla koruma duvarının alçak olduğunu ve kum torbalarının ayak basacak iyi bir destek verdiğini keşfettim. «Yoldaşlar! Cephane! Burada çok cephane var!» «Cephane istemiyoruz» dedi birisi. Aklım yirmi yıl geriye dönerek. adam araziyi benden daha iyi biliyordu. harap olmuş kulübelerden birinin tepesinden aşağı zıpladı ve sola doğru atıldı. Kıl payı farkla kurtuldu. Fakat birbirimizi vururuz korkusuyla koruma duvarına girdiğimizde yalnızca süngü kullanmamız emredilmişti. İçerde herşey paramparça olmuş. Küçük aralarla ayni şeyi yapmaya devam ediyorduk. bir ikisi de yaralı olmak üzere. bunların üstünden aşmak pek zordur. Ateşin gürültüsü. Ateş etsem adamı biçivermem işten bile değildi. Kehanette bulunurmuş gibi «Burasını bir buçuk saat elimizde tutabiliriz. Benjamin ve birkaç kişi daha. Zaten ateş etmeyi aklıma bile getirmedim. ama bunlar yüz ikiyüz yarda kadar gerilerde kalmışlardı.» Doğruydu bu. Bizim işimiz mevziyi araştırmak ve yağmalanmaya değer herşeyi yürütmekti. kısa zamanda elimden kaçıp kurtuldu. Patrick O'Hara. Tüfeğimi dipçiğinden tutup adamın sırtına doğru salladım. Karımın Barselona'dan becerip aldığı bir ufak elektrik feneri de olmasa. her nasılsa. o sipere doğru kaçıyor. Başka bir hamle daha yaptım. Şimdi geriye baktığımda. Sonra yarı ışık altında gölgeli bir siluet. Kuşkusuz. ama onun için daha az komiktir. Mevziyi araştırmaya başladık. omuzlarına sardığı battaniyeden başka üstünde bir şeyi yok gibiydi. Kulübenin köşesini dönünce bir adam gördüm— önceden gördüğüm adam mıydı bilmiyorum— ulaşım siperinden öbür faşist mevziine kaçıyordu. en iyi tüfek bile çok ısınınca sıkışmaya yatkın olurdu. okuldaki boks öğretmenine gitti. yine kurtuldu. hiçbir zaman tam olarak yetişemiyor. Kural olarak. ama karanlıkta tüfeğin mekanizmasını çekip çıkarmak tehlikelidir. büyük uralit parçaları her yere yığılmıştı. Neden bir buçuk saati uygun gördüğümü bilmiyorum. İngiliz ve İspanyol karışık birkaç yaralı dışarıda yatıyordu. Ve. Hiç kimse çok süratli ateş etmeye cüret edemiyordu. Şimdilik onları geri püskürtmüştük. İngilizce olarak (o anda tek kelime bile İspanyolca düşünecek halde değildim) «Dışarı çıkın! Teslim olun!» diye bağırdım. İyi tüfekli birkaç kişi uzaktan rasgele ateşe başladılar. Herhalde pek yakın olacağım ki. Tüfeklerimizin yarısı çamurla dolmuştu ve kullanılmaz haldeydi. bana Çanakkale Boğazı'nda bir Türk'ü nasıl süngülediğini canlandırarak gösteri yapan. elinde sargı bezleriyle gidip geliyor ve tabiatıyla. sonra da kaybedersiniz. daha azalmıştı. adamın kürek kemiklerini ancak dürtüştürüyordum. hâlâ ortalıkta in cin top oynuyordu. İlk yardım konusunda bir miktar eğitim görmüş Belfastlı bir İrlandalı. Bombalarımız bütün kulübeleri ve sığmakları tahrip etmişti. kirişler ortalığa dağılmış. Başı açıktı. Toprak altında bir yerde gizlenmiş olduklarını sanıyordum. daha fazla değil. «Biz tüfek istiyoruz. adamı açık seçik görebiliyordum. bir adam. Tüfekler temizlenebilirdi. ben de peşinden kovalıyordum. onaltı kişiydik. «POUM» diye feryat etmesine rağmen üstüne ateş açılıyordu. ama bu çok uzaktan geliyordu. sanıyorum. Benjamin. Cevap yok. koruma duvarına her geri gelişinde. içimizde hiç kimsenin buna benzer bir ışığı olmayacaktı. mekanizmayı tutar bir yerlere koyar.şist yoktu. bir cephane sandığının ipten sapını çekerek heyecanla seslendi.» dediğimi hatırlıyorum.

En azından altmış yetmiş büyüteçli. davul gürle-mesini andıran bir tüfekler yığınının gürlemesiydi. yiyecek. ama dişe dokunur fazla birşey bulamadık. böylelikle bizi soldan ateş altına alabilecek başka bir koruma duvarı vardı. Ben asıl. Mevzi. Bu seferki. En uçta. Fakat Faşistler'in sağdan karşı saldırıya geçmeyecekleri besbelliydi. birkaç millik çevreye yayılıyordu. ama durup incelemedim. üstünüzden başınız111 .yatıyordu. özel eşya gibi pılı pırtı yığınları hiç yoktu. Orayı burayı araştırdık. deri bir kılıf içinde duvara dayalı duruyordu. çürümüş çuval yırtılıyor. Eğer az buçuk akılları varsa. kabaca atnalı biçimindeydi. kısmen toprağın üzerinde kalan. ateşin gürültüsü daha da artmıştı. Teleskopu bir zafer alayıyla getirdik ve sonradan taşınmak üzere koruma duvarına dayadık. bir işe yaramadan sarkan yaralı koluyla Douglas Thompson koruma duvarına dayanıyor ve tek eliyle alevlere ateş ediyordu. ama makinalı tüfek yoktu. Berbat bir işti bu. doğrudan hiçbir siperin olmadığı ön cephedeydi. hayli âdî. belirsiz bir biçimde. Bizim sığınaklarda görülen yedek elbise. ama gerçekte pek büyük bir dert değildi. Makinalı tüfek yuvasında elektrik fenerini yaktım. Bu besbelli bir makineli tüfek namlusuydu. böyle bir şeyin ilk olarak tam ortasında kalıyordum. ikinci derecede bombalardı— bir ikisini hatıra eşya diye alıp cebime koydum. Hâl-i hâzırda ateş geliyordu. katlanır sehpası olan kocaman bir sahra dürbünüydü. çünkü bu. Hattın yukarısmdaki öbür faşist mevziinden geliyor olmalıydı. kuşkusuz. Acı bir düş kırıklığı! Makinalı tüfek falan yoktu! Sehpası. makinalı tüfeğin neden ateşlenmediğini merak etmiştim. Fakat bu kere gürültü sağır ediciydi. Yerde bir sürü faşist elbombaları vardı— bunlar. Faşist sığmaklarının açık sefaleti karşısında çarpılmamak olanaksızdı. girdik ama bulduğumuz nesne makinalı tüfek değil. Dışarda yattığımız sürece. Tüfeği sıkışan bir başkası da onun tüfeğini dolduruyordu. altı • parmak çapında. cephe hattının içinden üstümüze gelirlerdi. Sığmakların öte tarafına gittim. Emir üzerine hareket ettikleri kuşkusuzdu. yirmi yarda ileriye taşıyor ve kabaca üstüste yığıyorduk. bir ipi çekince emniyet tertibatları açılan. Hızla sığmağın çevresini dolaşıp kapısından içeri girdik. lâhzada bir yaşa sesi yükseldi. Korkunç öfkelendik. Ve sonra. Şimdi ateş. Ve bu işleri çok çabuk yapmak zorundaydık. Ne yapmamız gerektiği apaçık ortadaydı. İlk alarmda söküp götürmüş olmalıydılar. her biri elli kilo ağırlığmdaydı ve bunları kaldırmak gücünüzün her dirhemini alıp götürüyordu. Dört ayak uzunluğunda. Yanımda. ama her an ateşi indirebilirlerdi. Kum torbalarını yerinden kaldırmaya başladık. Cephedeki duvardan kum torbalarını sürükleyerek savunmasız tarafa yığmalı ve orada bir barikat kurmalıydık. Bu yönden yoğun bir ateş geliyordu. silindir biçimde bir nesne. silâhtan arınmış bölgeyi geçmek ve kendi koruma duvarlarına saldırmak demekti. her tarafta görülen alevlere bakarak. ama makinalıyı götürmek budalaca ve korkakça birşeydi. küçük pencereli ufacık bir sığınak vardı. bize karşı yüz ikiyüz kişi kadar olduklarını anlıyabiliyordum. 110 Bu sırada birisi bağırarak Faşistlerin yaklaştıklarını haber verdi. sığmaklar ortada olmak üzere. Feneri pencereden içeri doğru tuttuk. Bir makinalı tüfek ele geçirmeyi içtenlikle istemiştik. Tehlikeli nokta. Bu cins teleskoplar cephenin bizim tarafında yoktu ve bunlara şiddetle ihtiyacımız vardı. bir sürü cephane sandıkları ve yedek parçaları oradaydı. Kum torbaları pek büyüktü. silâhsızlıktan canı çıkmış ordumuzda ondan bile daha kıymetli birşeydi. kitap. Bu tarafta dört beş kişi kadardık. makinalı tüfeğin peşindeydim. çünkü makinalıyı yerinde tutsalar topumuzu biçmeleri işten bile değildi. bu zavallı maaşsız kur'a askerlerinin battaniye ve ıslak birkaç ekmek parçasından başka birşeyleri yoktu anlaşılan. Tepemizden bir kurşun yağmuru akıyordu. Kuşkusuz. Baskın Birlikleri burasını ele geçirmemişlerdi. kısa mesafeden duymağa alıştığım kesintisiz.

onun sayesinde bombayı tamtamına tüfeğin ateşlendiği yere düşürmeyi becerdim. Yani sonunda. bu gelenler ise bir şans eseri kaybolan dört tanesiydi. geçici bir süre için onları geri püskürtmüştük. yaklaşan alevler. Douglas Moyle cebini yokladı ve elden ele geçirerek bir bomba yolladı. «Ne Allanın belâsı şey değil mi?» diye bağırdım bile. öldü mü ölmedi mi bilmiyorum. Herşeye karşı derin bir dehşet duyduğumu hatırlıyorum. Bombanın fitili havada uçarken kırmızı kırmızı fıs diye ateş aldı ama bomba patlamadı. Bombayı fırlatıp kendilini yüzüstü yere attım. ayakta duran bir şekil gördüm. Ondan sonra gördüğümüz tüfek alevleri yüz yarda hattâ daha da ötedeydi. gelenler yalnızca dört kişiydi. kestane fişeği gibi tükürüşünü görebilirdiniz -—mermileri üstünüze devamlı ve ayaz bir çatırdamayla geliyordu. Yüz ikiyüz yarda öteden. Zavallı adam. dizlerinin üstüne kalkarak bir bomba fırlattı. o dünya kötüsü kum torbalarıyla güreşi bitirmiştik. Bir infilâk gümbürtüsü. Besbelli ulaşım siperinden yol bulup geliyorlardı. Herkes lanet okumaya ve neden destek kuvvetleri öndermediler diye söylenmeye başladı. kaos. Bir havan mermisi tepemizde vızıldadıktan sonra silâhtan arınmış bölgede bir yerlerde patladı. muhtemelen daha az tehlikede iken. zavallı! Çığlığını duyunca belirsiz bir hüzün duydum. Başka bir çığlık daha. çamur içinde kayarak gidiş gelişler. bize yardım etmelerini sağlayabildik. Hani şu insana senede bir kere rastlayan talih vardır ya. alevlere ateş açan adamlarımız. ama halâ bombanın etkisi devam ediyordu sanıyorum. adam gibi atılmış bomba topumuzu paramparça edebilirdi. Onların arkasında dizlerimin üstüne çökmüştüm.birçokları vurulmuş. Bu kere kuşkuya hiç yer yoktu. patlayan kum torbalarıyla boğuşma— bütün bu zaman süresinde tüfeğimi taşıyordum. Tüfeğimi doğrulttum ve ateş ettim. Baskın Birlikçileri-nin üniformalarını giymiş olduklarını gördük ve destek kuvvetleri diye düşünerek tezahürat yaptık.dan —ensenizden kıçınıza kadar— nemli topraklar dökülüyordu. Baskın Birlikleri'nin başına gelenleri sonradan duyduk. gürültü. çünkü kaybederim korkusuyla bir yere bırakamıyordum. Bir hafif maki113 . birisiyle sendeleye sendeleye yürürken «Buna savaş diyorlar!». korkutucu şamata. üç Alman ve bir de İspanyol. Arada bir torba. mevzinin bu tarafındaki birkaç adam yere yatarak ateş edebilsinler diye. bir bağırış Faşistler'in yeniden bastırdığı haberini verdi. Daha başka bir sürü bombalar atılmıştı. Uzaklık yirmi yarda olunca bomba atacak kadar yakına gelmiş olacaklardı. tüfeğin daha önce ateş aldığı yerde. karanlık. Çok geçmeden. Şimdi. sekiz dokuz kişi biraraya toplanmıştık ve bir tek. ve hemen sonra şeytani çığlıklar ve iniltiler duyuldu. Birden bire koruma duvarının cephesinden ardarda bir takım uzun boylu şekiller atladı. Bir yerde fena eğlence değildi hani. korkudan yarı yarıya hasta olmuştum. alçak bir siper kurmak için yeterince kum torbası çektik. Fakat aynı anda. ama hiç kuşkusuz çok kötü yaralanmıştı. Topu topu yirmi yarda ötede bir alev gördüm. Bu da hayli tehlikeliydi ama onlar bizim menzili bulana kadar epeyi zaman kaybedeceklerdi. Daha yakma geldikçe. Patlamayı beklerken hepimiz siper aldık. Güçlükle ve bir sürü el kol işaretleriyle ne yaptığımızı açıkladık da. Yüzündeki küçük bir yaradan boylu boyunca kan akan Bop Smillie. Azıcık düşünecek kadar bile zaman bulunuyordu. Dışarıda. Aniden. Birini yakalamıştık. Almanlar tek kelime İngilizce. Ne var ki. çünkü tüfek alevleri çok yakındaydı. (Bu bombaların en azından dörtte biri işe yaramazdı. Acaba korkuyor muyum diye merak 112 ettiğimi ve korkmadığıma karar verdiğimi hatırlıyorum. Ötekilere fazla bombanız var mı diye bağırdım. Faşistler şimdi bir makinaiı tüfek getirmişlerdi. Fransızca ya da İspanyolca konuşmuyordu. karanlık.) Elimde faşist bombalarından başkası kalmamıştı ve bunların nasıl işlediğini iyice bilemiyordum. Araziyi iyi bilmiyorlarmış ve karanlıkta yanlış yere yönelip faşist tel örgülere yapışmışlar .

bir kere daha sulama hendeğine daldık —Şap— ve artık emniyetteydik. Bu yol öteki faşist mev-zine. bütün cephe boyunca herkes ateş ettiği için.O. Jorge ile Hiddlestone adında bir adamımız hariç bütün yaralılar götürülmüşe benziyordu.» «Ama teleskop!» «Boşver teleskoba. Bir kaç dakika içinde. Kopp mırıldanıyordu. ama ötekiler buna karşı çıktılar. ayağa fırladık. Bizimki de olabilirdi. «Jorge! Cagno! Jorge!» sonra işi İngilizceye döküyor: «Jorge gittiyse felâket.» diye bir haykırış cevap verdi. Atrâs!» diye bağırdım. Faşist korunma duvarının barınağından uzaklaşır uzaklaşmaz. Karanlığın içinde kaybolmak üzereydiler. 112 librelik kutulardan biri— bir bomba kutusu ve bir çok faşist tüfeğini de sürüklemek hiç kolay olmuyordu. Bir kaçı ağır bir cephane sandığıyla boğuşuyordu. koruyucu duvarın karanlıkta önümüzde hayâl meyal. «P.» «Benjamin dışarda bekliyor.M. Mermilerin her iki yandan yağışından başka birşey düşünemez halde. seçilen alçak çizgisini gördük. korunma duvarına yaslı bıraktığım teleskoba uçtu gitti. En sonunda. bizimkilerden geliyordu. kimsenin ne yöne gittiğimiz konusunda en ufak bir fikri yoktu. kendimizi çamurlu tarlada yılan gibi sürünür bulduk. her yönden geliyormuş gibi görünen. Bizim hatlarımız Huesca'nm doğusunda uzanıyordu. alçak koruyucu duvarın üstünde uçuşan ve başının çok yakınında çatırdayan mermilere hiç aldırış ettiği yoktu. Kuşkusuz bunun bîr kısmı. öbürlerini de geri getirdi. Paddy korunma duvarında bekliyordu. ele geçirilen bir cephane sandığıyla —hani şu 1750 atımlık. Koruyucu duvarın yolunu bulduk. Aniden bize dönerek kaybolan115 .U. Kendi hattımıza koşar adım geri çekilin. Müthiş birşey bu! Müthiş!» Jorge onun yakın arkadaşı ve en iyi subaylarından biriydi.eğer oraya varırlarsa tabii-kuşkusuz ölüme _ gidiyordu. «Haydi çabuk olun. Kopp bir aşağı bir yukarı adımlıyor. İspanyolca «ricat» nasıl denilir diye düşünürken arkalarından koştum.nalı tüfekle ya da temiz tüfekli yirmi adamla burasını bir tabura karşı tutabilirdik. Bize yol gösterecek ayışığı da yoktu. Kopp koruyucu duvarın içinde bir kaç İspanyol ile bizi bekliyordu. Benjamin göbeğinin üstünde . ama gökyüzü azıcık aydınlıktı. 114 Üstüne üstlük. şeytanî bir ateş altında kalıyorduk. İspanyol olan dediğimi anladı. çok solgun görünüyordu. her halde düşündüğüm anlama geliyordu.otlarm arasından koruyucu duvara yirmi yarda kalana kadar süründü ve parolayı denedi. en sonunda «Atrâs!. Fakat bu sırada. Paddy geçebilmem için teli yana çekti. koyun sürüsü gibi karanlıkta bir o yöne bir bu yöne sürükleniyorduk. «Merhaba! Haydi çıkın buradan! Herkes hemen geri çekilsin!» «Ne?» «Geri çekilin! Çıkın buradan!» «Neden?» «Emir böyle. önceden aldıkları bir takım esrarlı emirlere göre hareket ettiklerini sandığım dört Baskın Birlikçisi'nin haberleşme siperinden yukarı doğru koşmaya başladıklarını gördüm.» Duvarın dışına çıktık. Birden belleğim mevzinin öte tarafında.» Millet cephe duvarının ön tarafına tırmanmaya başlamıştı bile. Hangi yana dönsek yeni bir mermi akını tozumuzu alıp geçiyordu. ben şafağın ilk ışıkları bize nerenin doğu nerenin batı olduğunu gösterinceye kadar olduğumuz yerde kalmak istedim. bir koruyucu duvar ile öteki arasmdaki uzaklık ikiyüz yardadan az olmasına ve de çoğumuzun araziyi tanımasına rağmen. Bu sırada Benjamin'in muavini ve emir vermek için geriye gönderilmiş olan Paddy Donovan cephe duvarından atladı. Faşistler'inki de. Doktor ve sedyeciler gitmişti. Çoğumuz sığınmak için koruyucu duvarın gerisinde çömelmiş oturuyorduk. hepimiz yolumuzu kaybetmiştik. Bir çok kereler yönümüzü değiştirerek ve cephane sandığını sırayla yedekte çekerek daha ilerilere doğru süründük.

Zaten. bulundukları yeri eskisinden daha büyük bir güçle yeniden ele geçirmişlerdi. sonra da yaralı bir İspanyol'a abanarak. sonradan iyileşti. Apaçık ortada olan şey şu ki. çamurlu tüfeklerine sımsıkı sarılmış bir halde kendilerini yere atıvermişlerdi. emekliyerek 116 geri döndüm. Üç İspanyolla birlikte Moyle ve ben talip olduk.lan aramak için beş gönüllü istedi . ben hızlı koşabildiysem. Tel örgüye kadar gelmeyi becerdim ve elimden geldiğince iyi bir biçimde araziyi araştırdım— göbeğimin üstünde yatmak zorunda kaldığım için. Sonradan öğrendik ki harekât başarılı olmuş —bu gibi harekâtlarda başarı her ne demek oluyorsa. Jcrge ve Middlestone'dan hiçbir iz yoktu. ilerlemek için fırsat kollayarak otların üstünde yatıyorduk. Uzun süren araştırmalardan sonra ufak bir ateş yakmaya yetecek kadar kuru odun parçaları toplamayı becerdim. hat boyunca düzensiz ve anlamsız ateş sesi fırtınadan sonra hâlâ devam eden yağmur gibi gürüldüyordu. Koruyucu duvarı bırakmış üstümüze geliyorlardı. siperlerin dibindeki kirli sarı su ve insanların traşsız. böylece gerisin geriye döndüm. Aradan zaman geçince bana. sığınağa döndüğümde burasını paylaştığım üç arkadaş derin bir uykuya dalmış bulunuyordu. Sonra ne zamandır bir yerimde sakladığım puroyu içtim . üzerinden sular damlayan salkım söğütler. Ve Tanrı için. çamur batakları. Jorge omu-zundan hafif yaralanmıştı. Sığmağın içi de dışı gibi şırıl sıklamdı. nasıl da koştum! Gecenin daha önceki saatlerinde insan tepeden tırnağa kadar sırılsıklamken ve fişeklerle tüfek ağırlık yaparken nasıl koşar diye düsunmuştum. Koruyucu duvardan altmış yetmiş yarda ötedeydik. Middlestone ise korkunç bir yara almıştı— bir kurşun kemiğini bir çok yerden kırarak sol kolunda ta tepeye kadar tırmanmıştı. Şimdi. Önde gidenler üç İspanyol'du. yolun bir kısmını sırt üstü giderek katettiğini. mutlaka bizi görmüş ya da duymuş olacaklar ki. Biri koruyucu duvar üzerinden bir bomba fırlattı — paniğe kapıldığının açık bir işareti. Yalan söylediğini sanıyorum— asker kaçakları bes117 . Sonra öğrendik ki. toprağın üstünde hiç yardımsız yatarken bombanın biri yanında patlamış ve vücudunun çeşitli kısımlarını hallaç pamuğu gibi atmıştı. Fakat. sinirlerimiz laçka olmuştu..iki İngiliz üç İspanyol. çamur ve dumanla gözlerine kadar kapkara kesilmiş haşat suratları. Üzerlerinde bütün techizatlarıyla. arkadan kovalayan silâhlı elli yüz adamı düşününce her ahval ve şerait altında. Olsa olsa bir gök taşı sağanağına denk olabilecek gibi bir şeyler hızla beni geçip gitti.şaşılacak şey: bütün gece boyunca üstümde olduğu halde kırılmamıştı. Her neyse. Anarşistler'in yeniden saldırıya geçtikleri Huesca'nın öteki tarafından bu yana kaydırmaktan başka bir şey değildi. Jorge ve Middlestone daha önceden sargı yerine götürülmüşlerdi. bu işi çok da iyi yapamadım. ama bir asker kaçağı bize altıyüz olduğunu söyledi. Biz dışarı çıkarken. yarı aydınlık ışıkta beş kişi görülebilir ama tek kişinin görünmeyeceğini biliyordum. Faşist seslerinin daha yakından geldiğini duyduğumuz ya da duyduğumuzu sandığımızda (düpedüz hayâl gücü olduğuna hiç kuşkum yok. Moyle'a «Koşun!» diye bağırıp ayağa fırladım. ama zamanında gerçek görünüyordu). birbirlerine destek ola ola koruyucu duvara geldiklerini anlattı. Doğruydu bu — gökyüzü bulanık maviydi. üstümüze yoğun bir ateş açtılar. Faşist palankasından gelen heyecanlı seslerin muazzam gürültüsü duyuluyordu.. Artık ortalık aydınlanıyordu. Gerçek şu ki. İspanyollar ortalık tehlikeli olacak kadar aydınlanıyor diye mırıldanıyorlardı. Hepimiz yüzü koyun yere kapandık. Hiç durmadan bizim koruyucu duvara geldiler. Sevinerek söyleyeyim. baskının amacı Faşist birlikleri. Bir kaç millik çevrede. ben de onlara yetişebildim. Faşistler'in karşı saldırıya yüz ya da iki yüz adam sürdüklerine hükmetmiştim. Herşeyin meyus ve perişan görünüşünü hatırlıyorum. nasıl her zaman koşulduğunu iyice öğrenmiş oluyordum. başkaları benden daha hızlı koşuyordu.

Kuşkusuz. öğle güneşinin sıcaklığı. tam anlamıyla lime lime olmuş dökülen elbise ve pantollanmızın sefilliği. sigarayı sarmayı başardığınızda hemencecik dökülüyor ve geriye boş bir kâğıt silindir bırakıyordu. ama o kadar kuruydu ki. sonra yere yatıp dişi bıldırcın gibi ses çıkarırdınız. Arada sırada bir gizli nişancının kurşunuyla verilen kayıp. Nişancıların yuvalarını cephe kenarındaki kavak ağaçlarının ardına kurduk. belki de Komünist idiler. köylü gibi adamlardı! Güneyin yırtıcı güneşi yüzünden koyu koyu lekelenmiş yüzleriyle ya çobanlık yapıyorlar ya da zeytinliklerde işçi olarak çalışıyorlardı. fakat şarapnel havada patlayınca korkup kaçan katırla boğuşmalar. bu söylenti. yalnızca erkek bıldırcınlar yakalanıyordu. kulaklarına yabanî güller takmış köylülere rastlıyordunuz. Çarpık çurpuk. bıldırcın havaya sıçrar ağa dolaşırdı. Ma-laga'dan öylesine hızlı kaçmışlardı ki. Aralarında pek azı okuma biliyordu. Şimdi artık cephe hattında. İki İngiliz güneş çarpmasından serilmiş yatıyordu. İspanya'da herkesin mutlaka bildiği şeyden bile haberleri olmadığı görülüyordu— kendilerinin hangi 118 partiden olduklarını bilmiyorlardı. Her iki yandan da yeterince yanaşıp Jaca yolunu devamlı makineli tüfek ateşi altına alarak gidiş gelişi imkânsız kılmayı becermişlerdi. yarı çıplak bir halde. Bu cepheye nasıl geldiklerini kesin olarak bilmiyorum. Bu zamana ilişkin anılarım şunlar. ama arada sırada Monflorite'de —görünüşü ve dokusu kırpılmış samana benzeyen— en ucuzundan tütün paketleri satın alma olanağı vardı. zaten güneşten derisi soyulmuş omuzlarımızın iflahını kesen kum torbalarıyla uğraşmak. deri kemerlerle fişek torbalarını bile kemiren fareler. Sigaraların uçlarını içlerine tıkmak için özel bir teknikleri vardı. Torre Fabian çevresindeki gülle oyuklarında koca koca yabanî pembe güller açmıştı. Sigara dağıtımı sona ermişti. Akşamlan yeşil ağlar ile bıldırcın avlamaya dışarı çıkıyorlardı. Endülüslü-ler'e yarıvahşi bir ırk diye yukardan bakmayı adet edinmiş Katalanlar'dan çıkıyordu. Kurutulmuş İspanyol tütününden sigara sarmakta olağan üstü bir beceriye sahip olduklarından bize çok yararlı oluyorlardı. geceler bile hayli ılınıyordu. dahası. Bu sesi duyacak kadar yakında olan her erkek bıldırcın koşarak üstünüze doğru gelirdi.belli nedenlerden ötürü karşı tarafa yaranmaya çalışırlar. Valencia'da durmayı unutmuşlardı. Ağı otların üstüne yayar. Anarşistler ağır kayıplar vermişler ve Jaca yolunu kesmeyi başaramamışlardı. O sıra yapılan açıklamaya göre. bu da bana büyük bir haksızlıkmış gibi geldi. 8 Gün geçtikçe hava ısınıyor. Cephe hattının gerisinde. tayınımızı getiren ve tüfek sesine aldırmayan. Endülüslülerin sigara sarışları hayranlık uyandırıcıydı. bu güzel ganimeti aşıramadığımızı düşünmek şimdi bile beni kederlendiriyor. Tadı çok kötü değildi. Sahra dürbününe yazık olmuştu. Anarşist olduklarını sanıyorlardı. Huesca'-nm öte yanındaki saldırılar yavaş yavaş azalıyordu. Fakat aradaki uzaklık bir kilometreyi buluyordu ve 119 . ağın altına girince ürkütmek için taş atardınız. Bizim koruyucu duvarın önündeki kurşunlarla delik deşik olmuş ağaçta çitlenbikler biçimleniyordu. tek tük topçu ateşi ve Huesca'ya yapılan hava baskınlarından başka bir şey olmuyordu. Ağaçlar şimdi baştan ayağa yapraklarla dolmuştu. yeni yeni eyleme geçen sivrisinekler ve herkesin başına belâ olan. ama çok emin değildiler. bize komşu bir Endülüslü taburu vardı. Anlaşılan. Gerçekten Endülüslüler çok câhildiler. Irmakta yıkanmak bir işkence olmaktan çıkıp nerdeyse bir zevk olmuştu.

tümüne birden pişman olamıyorum. bütün bu zaman içinde. Aragon cephesinde 1937 Haziranı'na kadar temelden bir değişiklik geçirmeden kalan milis sisteminin sonucuydu. İzne çıktığımda yüz onbeş gündür cephedeydim. çoğu savaşlarda pek çok askerin kaderidir. ama kişisel bir açıdan —benim kendi gelişmem açısından— bakıldığında. Umudun. Neyse ki. Canalıcı nokta şu ki. geçici ve yerel bir aşamaydı. düpedüz tüm yeryüzünde oynanmakta olan bir oyunun içinde. garip ve değerli birşeylere dokunmuş olduğu sonradan kafasına dank ediyordu. para peşinde koşmak. Şu sıralar. «Yoldaş» sözünün çoğu ülkelerde olduğu gibi zıpırlık için değil. ve bana başka bir yolla öğrenemeyeceğim şeyler öğretti. Faşizme karşı savaşmak için milise girmiştim. Sahiden eşitlik havası teneffüs edilmişti.Faşistler içinden belli sayıda kamyonun gidip geleceği bir çeşit uzun siper gibi bir yol kurmuşlardı. ülkedeki en dev120 rimci duyguları bir araya topluyordu. gerçekten yoldaşlık anlamında kullanıldığı bir toplulukta bulunulmuştu. Fakat şimdi. bu döneme şöyle bir uzaktan bakıyorum da. hüküm süren manevî havanın Sosyalistçe bir hava olduğunu anlatmak istiyorum. bizden ve köylülerden başka kimse yoktu ve kimse kimsenin efendisi değildi. Karşı tarafın asker kaçakları Huesca'da bir sürü cephane ve çok az yiyecek olduğunu rapor etmişlerdi. daha normal sayıldığı. Batı Avrupa'daki. sosyalizmin mal edinme dürtüsüne hiç dokunulmamış plânlı bir devlet —kapitalizminden başka bir şey olmadığını harıl harıl «kanıtlamak»la uğraşıyorlar. ama şehir hâlâ düşmüyordu. Bu aylar yaşamımda. böyle bir durum devam edemezdi. siyasî bilinçle kapitalizme inanmazlığın karşıtlarından daha olağan olduğu biricik topluluğa. Kuşkusuz. kabaca ama çok yanlış olmayan bir biçimde. Sonradan. Bu. uyuşukluk ya da herşeyde kötülük görmekten. insan zamanında ne kadar sövüp saysa da. Bu. daha önce olmuş ve belki daha sonra olacak her şeyden çok farklı bir ara dönemi oldu. Hükümet Madrit cephesinden birlikler gönderdi ve Huesca'ya muazzam miktarda uçakla birlikte otuz bin asker yığıldı. bundan çok farklı bir başka sosyalizm görüşü de yaşıyor. muhtemelen imkânsızdı. şu cephede geçirdiğim üç dört ay düşündüğümden daha az beyhude geçmişti. Elimizdeki doğru dürüst silâhlandırılmamış onbeş bin adamla bu şehri almak. sosyalizmin eşitlik ile uzaktan yakından bir ilişkisi olduğunu inkâr etmenin moda haline geldiğini pekâlâ biliyorum. Uygar yaşamın bir çok normal etkenleri— züppelik. Fakat anlaşılan şehir düşmeyecekti. Fakat onu yaşayan bir kimse üzerinde etkisini bırakmaya yetecek kadar uzun sürdü yine de. İspanyol Hükümeti'ne daha etkili bir biçimde hizmet edebilmiş olmayı isterdim. henüz hemen hiç çarpışmadığım gibi.— düpedüz sona ermişti. devrimci diye tanımlanabilecek insanlar arasında yalıtılıp kalmıştım — çünkü. Sıradan 121 . Her neyse. tümü değilse bile çoğu işçi kökenli onbinlerce kişi arasındaydı. aldığı tayının karşılığında soğuk ve uykusuzluktan çekmediği kalmayan bir çeşit pasif nesne olarak yaşamaktan başka bir şey yapmamıştım. Kuramsal planda bu eşitlik mutlaktı ve uygulamada dahi bundan çok uzaklaşılmıyordu. cephede insan her zaman dış dünyadan yalıtılır: Barselona'da bile ne olup bittiğine dair yalnızca bulanık bir fikrimiz olurdu. İngiltere'nin para kokan havasında neredeyse düşünülemiyecek bir dereceye inmişti. Aragon'da insan hepsi aynı düzeyde yaşayan ve birbiriyle eşit ilişkiler kuran. Haziran ayında. bu devre o zaman bana tüm hayatımın en boş yere geçen kısmı gibi görünmüştü. Belki de böylesi. ben aşağı yukarı bir rastlantıyla düşmüştüm. Her biri aşağı yukarı aynı siyasî fikirlere sahip insanların oluşturduğu sendikalarına dayanan işçi milisleri. Toplumun olağan sınıf ayırımı. Dünyanın her ülkesinde. patrondan korkmak v. Gerçekten. Bir anlamda SOSYALİZM'in gelecekteki mutluluğu şimdiden tadılıyordu demek doğru olur —böyle söylemekle. kocaman bir kiralık kalemler ve besili küçük profesörler güruhu.b.

her şey bir yana. eğer fırsatını bulurlarsa. Tüm bu dönem benliğimde tuhaf bir canlılıkla yaşıyor. Hiç kimsenin ne yapıp yapıp zengin olmaya çalışmadığı. belki de insan. Şimdiye kadar anlattıklarımla kitabın ilk bölümlerinde bunu birazcık başarabil-diğimi umarım. eğer bu değilse başka hiç bir anlamı yoktur. Cephe yakın. beyzî İspanyol yüzleri. kemerine kayışla koca bir otomatik tabanca bağlanmış sakallı bir adam ekmek somunlarını beş parçaya bölüyor.insanı sosyalizme çeken ve hayatını bu yolda tehlikeye atmaya hazır kılan sosyalizmin «mistiği» -eşitlik fikri-halkın büyük çoğunluğu için sosyalizm sınıfsız bir toplum demektir... yine Genç Ramon kürek kemiklerime dayadığı yamyassı olmuş burnuyla durmadan horluyor. sıcak. bu duygum kısmen. Bu dönem. ne göreyim okul çocukları gibi nanik yapmıyor mu? La Granja'da yahni kazanının çevresinde teneke tavalarıyla boğuşan adamların arasında. bit. ben de başlıca sıkıntı. birisi şarkı söylüyor. belleğimde dönüp dolaşıp üstünde durulacak aydınlık bir bölüm oluşturuyor. Ama bunlar bugün. Ahçı kazanın ar123 . Bu bakımdan. faşist hatlarından bir boru sesi ortalığı çınlatıyor. Bop Edvards ve üç İspanyol ile küçük köknar ağaçlarının arasında saklanmış yatıyorum. Belleğimde hatırlamaya değmeyecek kadar ufak tefek olayları yaşıyorum. Bili Chambers bu. Size o zamanın havasını olduğu gibi aktarabilmeyi çok isterdim. fareler Kediler kadar fareler Levazımcının. onunla kavga ettim ve sonradan Huesca'nm dışında vuruldu. bu deney beni hayâl kırıklığına uğratacak yerde çok derinden çekmişti. soğuk. sidik ve çürüyen ekmek kokusu. Kopp'a gözüm ilişiyor. Onların yaratılıştan dürüstlükleri ve her zamanki anarşist eğilimleri. Olaylar olup biterken çok berbat görünüyordu. soğuk bir buhara benzemesine rağmen. Dağın yamacında bir tümseğin yarısına kadar tırmanmış. milislerin li122 me lime olmuş üniformaları. Kuşkusuz. Monte Oscurö'nun batı tarafındaki alçak arazide Kopp. sosyalizmin başlangıç devrelerini bile dayanılabilir bir dönem yapacaktı. Tüm bunlar kışın soğuğu. Sağımızdaki gri çorak tepenin üstünde bir sıra halinde Faşistler karınca misali tırmanıyorlar. kural olarak ancak iyice yıllanmış anıların büründüğü sihirli niteliği şimdiden kazandı. İspanyollar arasında olmak şansından ileri geliyordu. çamurlu bir sipere doğru sürünüyorum. çamurlu bir avludayım. Üstümdeki etkisi. Ve. yoksunluk ve arada sırada gelen tehlikenin bilincindeydim. Çevremde bir anafor gibi dolanan sis. her şeyin kıt olmasına rağmen hiç bir ayrıcalık ve ayak yalayıcılığmın bulunmadığı bu toplulukta. Şimdi ise durum çok farklı O zaman pek boş ve olaysız görünen bu dönemin şimdi benim için çok büyük bir önemi var. Çevremdeki herkes gibi. Başımın üstünde bir yerlerde anlamsız mermiler şakıyıp duruyor. o sırada kendi zihnimdeki değişikliklerin hiç farkında değildim. sosyalizmin başlangıç devrelerinin nasıl şeyler olacaklarına dair kabataslak bir ön fikir ediniyordu. bir yandan dengemi bulmaya bir yandan da topraktan yabanî biberiye kökünü sökmeye çalışıyorum. onbeş yaşında çocuklar kendilerini yüzüstü yerlere atıyorlar. milis gücünde geçirdiğim bir kaç ay benim için çok değerliydi. Güllenin biri haykırarak geliyor. Fareler var. Çünkü varlıklarını devam ettirdikleri sürece İspanyol milisleri sınıfsız toplumun bir çeşit küçültülmüş örneğiydiler. telsiz telgraf gibi fıkırdayan makinalı tüfekler. alelacele temizlenmiş saç tabaklarda aç kurtlar gibi yutulan fasulye plâkisinin teneke tadı olarak belleğimde çakılıdır. Monte Pocero'da bir siperde yatak diye kullanılan kireçtaşının raf gibi yerinde yatıyorum. Yandaki masada. yaşamımın geri kalan kısmından çok farklı. pislik. Milletin sıkıştırdığı şişko ahçı herkesi kepçeyle kovalıyor. Belki de. Arkamda Cockney lehçesiyle. sosyalizmin şimdiye kadar olduğundan çok daha elle tutulabilir bir biçimde kurulduğunu görmeyi istemek oldu.

Birden bire İngiltere'de olabilecek kadar serin. harmaniyesine sarılıp sarmalanmış Endülüslü nöbetçi şarkı söylemeye başlıyor. Pantalonumdaki bitler. trende. Nisanın yirmibeşinde. her yeni istasyonda durmadan binen köyiülerce işgal ediliyordu. büyük serhas ve köknar ağaçları. Milisler haykır arak trenin takırtısını bastıran devrimci şarkılar söylüyor. yoksunluk duygusu yoldaşlık ve eşitlik. yumuşak ve sulu tropikal meyvalar. pas. Anason katılmış şişeler dolu pis bir Aragon içkisi elden ele dolaşıyordu. Nisan'ın yirmialtısında öğleden sonra üçte Barselona'ya vardık. Sıcak bir banyoda yıkanmayı. hatırı sayılır büyüklükte bir koyun sürüsünün kompartımanlara sokulmasıyla geriye kalan en ufak boşluk ta doldurulmuş oldu. Hayli tuhaf bir tecrübedir bu. yere yayılmış sonradan canlı tavşanlarla dolu olduğunu keşfettiğimiz kıpır kıpır oynayan çuvallar— son olarak. Asıl dertler ondan sonra başladı. Monflorite'de bir ambarda bir kaç saat uyuduk. Barbastro'da saat beş trenini yakaladık. yüzünde süklüm püklüm ifadeyle yattığı yerlerden doğruluyor. Dışarıda taşmış hendeklerin suyunda sıçanlar hani su samurları gibi büyük bir gürültüyle oynuyorlar. sebze çıkınları. başka bir yarı küreye inmiş olursunuz. sabaha karşı bir kamyona dolmuştuk bile. temiz elbiseler gimeyi ve çarşaflar arasında bir gece geçirmeyi öyle çok istiyordum ki! Normal. baharat ve sarımsak kokusu. Yine o aynı. Maymyo'124 ya trenle gidilebilir. olağan manana'lardan sonra. postallarımın tabanından geriye pek bir şey kalmamıştı. sepetlerle çilek satan pembe yanaklı dağlı kadınlar görürsünüz. Silâhtan arınmış bölgede yüz ya da iki yüz yarda ötede. Maymyo'da durduğunda aklınız hâlâ Mandalay'da kalır. gürültü. lime lime olmuş elbiseler. bu yüzden hemen hemen yalınayak yürüyor gibiydim. Tren deniz seviyesinden bin dörtyüz metre yükseklikte. Shan yaylasının kenarındaki.kasma kaçıyor. tozlu hurma ağaçları. Nöbetçi şeridi boyunca kavakların karanlık gövdeleri altında bir aşağı bir yukarı yürüyorum. tatlı bir havayı teneffüs eder ve çevrenizde yeşil çimen. Barbastro'-dan ayrıldığımızda tren milislerle zâten tıklım tıklım dolmuştu. Fakat vagondan dışarı adımınızı attığınız anda. uygar bir yaşam sürerken hiç bir şeyi bu kadar tutkuyla isteyemezsiniz. ânî ve çarpıcı atmosfer değişikliğini yaşadım. bir başka tabur yerimizi aldı. Cephe hattından ayrıldığım için üzgün değildim. Gülle yüz yarda ötede bir yere saplanıp gürlerken. eyaletin tek dağ istasyonu. Lerida'da iyi bir şans eseri bir eksprese aktarma yapmamız sayesinde. tüfeklerimizi onlara devrettik. Tanyeri arkamızda ağarırken. Faşist nöbetçinin de şarkı söylediğini işitebilirsiniz. balık.siyah mendillerini sallıyor ya da elleriyle öpücük gönderiyorlardı. hat boyunca gördükleri her güzel kıza kırmızı . başaşağı devrilip taşman dehşete uğramış tavuklar. rahatsızlık. 9 Yukarı Birmanya'da Mandalay'dan. ince bir çizgi halinde. Bir de. cephenin havası sürdü gitti —kir. vagonun karşı köşesinde oturan arkadaşınızın ağzına şarabı fışkırtabiliyordunuz. onbeş yaş125 . bir aydan fazla bir zamandır ayağımda çorap yoktu. Monflorite'ye doğru yürüyüşe geçtik. İspanyollar'ın keçi derisinden su matralarıyla. —kavurucu güneşi. her yanda vıcır vıcır kara tenli insanlar— bu görünüşe çok alışık olduğunuz için havasını da öylece olduğu gibi vagonunuzda taşırsınız. bu da insanı bir sürü zahmetten kurtarıyordu. Hemen yanımda. benim onları katletmemden çok daha büyük bir hızla ürüyorlardı. Cephede geçen üçbuçuk aydan sonra Barselona'ya dönüş bana hep bunları hatırlattı. Yolunuz tipik bir doğu kentinin havasıyle başlar. Barselona'ya kadar yol boyunca. eşya torbalarımızı topladık ve gerisin geriye.

Bostan korkuluğuna benzediğimin bilincindeydim. savaş yüzünden biraz yıpranmış ve sıkıntı çekmiş. tamamıyle gerçek dışı kahramanlık hikâyelerini. yünlü kepim şeklini şemalini kaybetmiş. bir de üstelik kirli ve traşsızdık. hepsinin kemerlerine kayışla bağlanmış otomatik tabancaları vardı. içi dışına çıkmış yüzü dışında pek az şey kalmıştı. herkes İspanyol terzilerinin özellikle ustası olduğu şık yaz takımları giyiyordu. Sonraki birkaç gün boyunca. millet bizim kirli görünüşümüze dik dik bakıyordu. Fakat bu bakışlar içime azıcık korku düşürmedi değil. yalnız onlardan biraz daha sıkı oturan. zarif hanımlar ve pırıl pırıl arabalar görülüyordu. sayısız belirtiler sayesinde ilk izlenimimin yanlış olmadığını keşfettim. Deri ceketim lime lime olmuştu. Herkes son derece mutluydu. aldıkları para ve giydikleri üniformaların belirlediği kesin bir toplumsal farklılık görülüyordu. Britanya Ordusu'nun subayları gibi beli oturan. Barselona'ya karşı sırasında. Barcelona yeniden. Bütün değişikliklerin temelinde iki gerçek yatıyordu. sivil nüfus. Bu subayların emrindeki adamlarla ilişkileri bir burjuva ordusundakinin aynı olmamakla birlikte. Biri: halk. Şimdi. Kuşkusuz. mümkün olduğunu düşünebileceğim herhangi-bir şeyden çok daha fazla bir işçi şehri gibi görünmüştü. oysa biz cephede bir tek tabancayı ne para ne de hatır için bulamıyorduk. İngiltere'den yeni gelmiş olan bana ise. Erler bir çeşit kaba kahverengi tulum. Halk 126 Ordusu. Sokaklarda kan lekelerinin yeni kuruduğu ve milis askerlerinin şık otellere yerleştirildiği Ağustos ayında orada olan bir kimseye. köylüler çıkınlarını açtılar ve koyu kırmızı yapışkan şaraplarından verdiler. ama işçi sınıfı egemenliğinin hiçbir belirtisi kalmayan alelade bir şehire dönüşmüştü. Caddenin yukarısına doğru yürüdüğümüzde dikkat ettim. subaylar ise zarif. bize ve bizim soyumuza Paris ya da Londra'dan daha az yabancı ve daha az düşman olmayan bir ortama adımımızı attık. Ama gelin görün ki. söyledikleri hep aynıydı: devrimci hava kaybolmuştu. Milis üniforması ve tulumlar neredeyse büsbütün ortadan kalkmıştı. Tuhaf olan şey şu ki. Barselona hiç kuskusuz. Öbürü: toplumun zengin-fakir ya da yukarı sınıf-aşağı sınıf biçimindeki normal ayırımı yeniden kendisini gösteriyordu. (Özel otomobiller yok gibiydi. şaşırtıcı ve hayli tik127 . Şehrin üstüne derinliğine bir değişiklik çökmüştü. Bu subayların bir kısmı miliste görev almış ve teknik eğitim için cepheden alınıp getirilmişlerdi. son üç aydır tuhaf şeylerin olageldiğini anlamama yardım etti. postallarımdan geriye. bir kaç aylık aralıklarla giden herkes burada olup biten olağanüstü değişikliklere dikkat etmiştir. dolayısıyla milletin bize dik dik bakmasında pek şaşılacak birşey yoktu. onu ağızları bir karış açık dinleyen meşin suratlı iki köylüye anlatıyordu. artık savaşı takmıyordu. Savaşa karşı genel ilgisizlik. Her yerde göbekli zengin adamlar. haki üniforma giyiyorlardı. ama çoğunluğu milise katılmak yerine Harp Okulu'na gitmeyi yeğlemiş gençlerdi. ilkin Ağustos'ta. İçlerinde her yirmi kişide birinin bile cephenin şöyle kenarına dahi gittiğini sanmıyorum. hiç durmadan bir gözümün üstüne kayıyordu. öylesine mutluydu ki size anlatamam. her on askere bir subay düşecek biçimde donatılmıştı. Bize ikram olsun diye. aylarca cephede bulunmuş bütün insanlar gibi korkunç bir manzara arzediyorduk. Fakat tren Sabadell'den geçerek Barselona'ya girdiğinde.) Yeni Halk Ordusu'nun subayları —ben Barselona'dan ayrıldığımda ortalıkta hiç böyle tipler görünmüyordu— şaşılacak sayıda çoğalmışlardı. işler tersine dönmüştü. kendisine ait heyecan verici ve hiç kuşkum yok. ikincisinde Ocak'ta ya da benim yaptığım gibi ilk kere Aralık'ta ve sonra Nisan'da gitmiş olsunlar. İnsanların görünüşündeki değişme ürkütücüydü. Aralıkta burjuva görünürdü.larında kara gözlü bir çocuk. yine de «adam olan» herkes bir arabadan yararlanmam fırsatını elde ediyordu. Hepimiz aşağı yukarı aynı durumdaydık.

Anarşistler ile Komünistler arasında süren öldürücü boğuşmanın bllincindeydiler. Halk zevkinin herdaim barometresi olan dükkânlar bunu açıkça gösteriyordu. savaş daha altı ayını ancak doldurmuştu. aynı şey bir ay sonra. av-bıçakları. İspanyol Hükümeti. bundan ötürü. Franco'ya karşı yürütülen mücadeleden çok. hâttâ Valenila'-dan. bunda büyük rol oynamıştı.) Yaralılar koltuk değnekleriyle tek ayak üstünde seke seke dolaşsalar bile özel bir ilgi görmüyorlardı. resmî rütbe v. diye gösteriliyordu. özellikle de proletarya. Halk Ordusu her zaman «kahraman»di. yoksun ve külüstür şeyler olmalarına rağmen. Tümenler yarı yarıya Halk Ordusu birlikleriyle milis gücünden oluşan «karma-tugay» lardan yapılmıştı. milislere karşı radyo ve komünist basında kesintisiz ve bazan çok menhus bir kötüleme kampanyası açmıştı. Milisler kötü eğitilmiş. Tümen diye biliniyordu. geniş ölçüde işçi sınıfının egemenliği uğrunda çarpıştıklarına inandıkları için bu işleri başarmışlardı. Şubat ayında. cepheye gönüllü gitmenin hoşa gitmeyecek bir yanı varmış da as129 . disiplinsiz. v. Som Browne kemerleri. ilk atılımda bir coşkunluk dalgası olmuştu. Dış ya da iç savaş olsun her savaşta safları doldurmak durumunda olan sokaktaki adam. uzak. Barselona'ya ilk gelişimde. milisler kendilerine özgü yapılarını ve özel karakterlerini korumaya olanak buldular.muhakkak ki. bu hava dikkatinizi çekiyordu. tabanca kılıfları teşhir ediliyordu. cepheye dönmeme birkaç gün kala avadanlığımı satın alırken keşfettiğim gibi.Her vitrinde yumuşak asker kasketleri. 128 efsanevî bir yerdi. çok büyük bir artışa yol açmadı. zorunlu asker almaya başvurmak gereğini duyduğunda. Milis gücüne katılmanın modası geçmişti. Savaşın kaybedilmesini kimse istemiyordu.sindiririydi. önceleri Lenin Tümeni'nden P. cephede şiddetle ihtiyaç duyulan belirli bazı eşyaları bulmak hayli zordu.. Halk Ordusu'na asker yazılırken. fermuarlı ceketler. Bütün bu propagandadan. işçi sınıfı egemenliğinin güme gitmiş bir amaç olduğu gittikçe daha belirginleşiyordu. Katalonya'-da. gelenleri dehşete düşürüyordu. ama bir iç savaşta çok kuraldışı kaçan. Haziran ayma kadar pek az Halk Ordusu birliği Aragon cephesine gönderilmişti. genç adamların kayboldukları. v. Savaşla birlikte başlayan devrimci fikirlerde herkesin hayâl kırıklığına uğraması . matralar. ama savaş ansızın arka plâna itilivermişti. Şubat ayından itibaren bütün silâhlı kuvvetler teorik olarak Halk Ordusu ile birleştirilmiş ve milis güçleri kâğıt üstünde bozularak farklı ödeme dereceleri. Fakat. ama asker toplama açısından bu.b.b. Yiyecek kıtlığı büyük halk kitlesi için önemli sorundu. birlikleri şimdi 29. kısmen Barselo-na'nın fiilî savaştan uzakta olmasından ileri geliyordu. ile Halk Ordusu düzeni içinde yeniden kurulmuştu. Ocak ayından beri İspanya'nın her yanında gönüllü asker kayıtlarının giderek azalması oldukça anlamlıydı.M. Fakat Hükümet ajanları her buldukları duvara «Halk Ordusu isteriz» diye çiziktiriyorlardı. çoğunluk bir an önce bitmesine taraftardı. Örneğin. dükkânlar özellikle milis donanımında uzmanlaşmışlardı. her zamanki şık sahil şehri yaşantısının hemen hiç bozulmadan devam ettiği Tarragona'-da da dikkatimi çekti. Fakat fiilî tek değişiklik isimlerde olmuştu. âdet yerini bulsun kabilinden bir ifadeyle soruyordu: «Şu savaş —korkunç birşey değil mi? Ne zaman bitecek dersiniz?» Siyasî bilince sahip kişiler. Her karşılaştığınız kişi. Nereye gitseniz. Burada durum hayli tuhaftı. Milis gücü olarak örgütlenen ve savaşın ilk bir kaç haftasında Faşistler'i Zarago-za'ya kadar kovalayan sendika üyeleri. Oysa şimdi. belli bir uyuşukluk içinde diye ayıplanamazdı doğrusu. dönmedikleri ya da üç dört ay sonra ceplerinde büyük miktarda paralarla geri geldikleri.O. Barselona'ya Madrit'ten. «Cephe».b. bir dış savaşta doğal karşılanabilecek. Bu. Dükkânlar şimdi besbelli daha şıktı.U. Sonradan. (Milisllere paralan izne çıktıkları zaman ödenirdi. Bütün bu değişimlerin yanısıra parti milislerine karşı ve Halk Ordusun'dan yana sistemli bir propaganda yürütülüyordu.

131 . Fakat bütün bunların yanısıra toplumun havasında ürküntü veren bir değişim vardı —insan bizzat kendi yaşamadıkça kavranması güç birşeydir bu. Herşeyin parlaklığından başka. Bu dönemde yabancılar size pek seyrek olarak «tü» ve «oamarada» diye hitap ediyorlardı. caddelerde kıyılmış meyanköküyle sarılmış sigaralar sa(*) İşçi devriyelerinin. burjuvazi ise korkuyor ve geçici bir süre için işçi kılığında dolaşıyordu. herşey böyle gözüküyordu. bayraklar dalgalandırarak resmi geçit yapmıyorlardı. İşçi sınıfı başlamış. yaygaralar kopararak yiyecek artıkları istiyorlardı. Bazan. Bunun daha çok bir umut ve gizleme karışımı olduğunu kavrayamamıştım. bunların yerini her zamanki «senor» ve «ustet» almıştı. Herşeyin şimdi daha zengin olan sınıfın yararına nasıl yerleştiğinin küçük. İşçi devriyelerinin dağıtılması emredilmişti. sırf postu kurtarmak için sırtlarına işçi tulumları giyerek devrimci sloganlar haykırmışlardı. çoğu işçi devriyelerince kapatılmış kabareler ve yukarı sınıf genelevleri çabucak açılıverdi (*). böyle sıkıntılar her zaman zenginden çok yoksulu vurur. Sabahın beşinde tren ya da kamyonla uzaklara kaçırılıveriliyorlardı. hiç kuşkusuz. korkunç fırlarken. Devrimci tarzda konuşmalar artık kullanılmıyordu. bu geçit törenleri bile. Ne var ki. «Şık» elbiseler anormal görülüyor. fakat anlamlı bir örneği tütün kıtlığıdır. sınıf ayrılıkları ile büyük farklılıkların varolmadığı bir şehir olarak düşünmüştüm. Geniş halk kitleleri için tütün kıtlığı öylesine umutsuz birşeydi ki. önceden olduğu gibi caddelerden törenlerle geçiyorlardı. çiçekçi kadınlar ve ayakkabı boyacıları gözlerinizin içine bakarak size «yoldaş» diyorlardı. Bahşiş verme usulü el altından. ama asla pekiştirilmemiş bir devrime inanıyor. Kesinlikle. garsonlar. Ne var ki. şimdilik Halk Ordusu geride eğitilirken milisler cepheyi ellerinde tutuyorlardı. şimdi İngiltere'de bile yapılmayan bir biçimde başını eğdi ve ellerini oğuşturdu. şık oteller ve lokantalar pa130 halı yemekleri aç kurtlar gibi yutan zengin insanlarla doluydu. Ram-las'nın tepesindeki ince zarif dükkânların dışında bir yalın ayaklı çocuklar güruhu devamlı olarak her çıkanın çevresinde kümelenmek için bekliyor. Görünüşe bakılırsa lokantalar ve oteller neye ihtiyaçları varsa güçlük çekmeden buluyorlardı. «Buenos dias» da «salut» un yerini almıştı. Dükkândaki adam yirmi otuz yıl önceden kalma. aynı birliklerin bu sıfatlardan biriyle övüldüğü. şimdiyse sürü ile dilenci vardı.kere alınmayı beklemek takdir edilmesi gereken bir şeymiş gibi bir izlenim çıkarabilirdiniz. Yiyecek fiatları. caddelerde polis kuvvetleri yeniden arz-i endam ediyordu. Karım ve ben birkaç çorap almak için Ramblas'da bir çorapçıya girdik. Bu askerler. genelevlerin % 75'ini kapattığı söyleniyordu. kaçamaklı bir yolla geri geliyordu. savaşa duyulan genel ilgisizlik yüzünden görece daha az bir coşkuyla karşılandılar. herkes bahşiş vermekten sakınıyor ya da hiç kimse bahşiş almıyor. fakat işçi sınıfının oturduğu mahallelerde ekmek. ama tabiatıyla. Halk Ordusu'nun bazı askerleri cepheye gitmeye başlamışlardı. Milis birliklerinin de artık kâğıt üzerinde Halk Ordusu birliklerine dönüşmesi Basın Propagandasında beceriyle kullanılıyordu. bir başkasıyla ise yerildiği oluyordu. bu gerçek ise olabildiğince az duyuluyordu. büyük mağazalardaki tezgâhtarlar yine alışık olduğumuz köpekleşen tavırlarını takınıyorlardı. Bunun sonucunda. ücretlerinde herhangibir parelel yükselme olmaksızın. Devrimin ilk aylarında binlerce insan. Önceleri Barselona'da dilenci bulunmayışı çok çarpıcı gelmişti. çalışan nüfusun. Barselona'ya ilk vardığımda burasını. Şimdi her şey normale dönüyordu. Garsonlar yeniden kolalı gömleklerini giyiyorlar. Yerilecek ne olsa milislerin üstüne yıkılırken övülecek herşey hemen Halk Ordusu'na yakıştırılıyordu. bazı maddelerin kıtlığı da çekiliyordu. Cepheye dönen milis askerleri artık caddelerde trampet çalarak. zeytin yağı ve öbür ihtiyaç maddeleri için oluşan kuyruklar yüzlerce metre uzayıp gidiyordu.

lik otomatik bir tabanca bulmayı becerdi —beş yardadan öteye işe yaramıyordu. Madrit'te bulunan herkes. yalnızca dörtte üç onsluk bir tütün paketi. Kaçak sigaraları şık otellerde açıktan açığa. Sokak çarpışmaları başlamadan önceki bu ilk hafta boyunca tuhaf bir biçimde birbiri üzerinde etki yapan çeşitli uğraşılarım vardı. işçi sınıfının hâlâ iktidarda olduğu ya da öyle gözüktüğü birkaç ay önce görmek olanaksızdı. Anarşistler'e katılmak istiyordum. (Pek çok kimse bir kere denemiştir. milislerinden ayrılarak. çünkü bu altın rezervlerinin azalması demek olurdu. belli belirsiz bir dehşet duygusuna kapıldığımı ve ağzımın hayretten açık kaldığını hatırlıyorum. paramın yettiği her çeşit lüks maddeyi satın almaktan geri durmadım. paket başına on pesetayı toslaymca (bir milisin günlük ücreti) alabilirdiniz. Amerikan sigarası ve bunun gibi şeylere karşı doymak bilmez bir arzu duyuyordum. ama hiç yoktan iyiydi.O.T. kokteyl. vitrini. muhtemelen. haddinden fazla yemek içmek yüzünden. dışarıdan tütün satın alınmasına izin vermezdi. Hükümet bunları polislere ve Halk Ordusu'na dağıtmış fakat milislere vermeyi reddetmişti.'ye üye 133 .U. Kısmen de. Sokak çarpışmalarında bir ya da iki gün sonra. Bunlar haftada yalnız bir kere açılan tütüncü dükkânlarında azar azar satılıyordu. şarap. ama silâh sesleri arasında böyle bir şeyi görme olasılığı daha azdır. Yeterince paranız olduktan sonra. P. Madrit'te.U. sonra kalkar yeniden yemek yer ve yeniden hasta olurdum. Tabanca almayı şiddetle arzu ediyordum —siper çarpışmalarında. kendimi olabildiğince rahat ettirmek derdindeydim. Açlıktan kıvranan. C. En katıksız kişisel tercihlerim göz önüne alınırsa. kuyrukta saatlerce bekledikten sonra. tüfekten çok daha yararlı oluyordu— bulması da hayli güçtü. Bu ancak Bond Street ya da Rue de la Paix'de göreceğiniz cinsten bir dükkândı. Zenginlik ve fakirlik arasındaki bu açık karşıtlığı.N. Fakat bu değişikliği yalnızca iktidarın el değiştirmesine atfetmek hakbilirliğe sığmaz. cadde üstünde ise pek açık etmeden.O. bütün o hafta boyunca sağlığım biraz bozulmuştu. herhangi bir kişisel üstünlük iddiasında bulunmuyorum. durumun orada tamamıyla farklı olduğunu söylüyordu. İlk önce. Lucky Strikes ve bunun gibi daha pahalı cins sigaralar kaçakçılık yoluyla devamlı elde ediliyor bu da tatlı kârlara fırsat yaratıyordu. Bir sürü telâş ve sıkıntıdan sonra bir Anarşist arkadaş bana.) İspanya'nın tüm tütününün yetiştiği Kanarya Adaları Franco'nun elindeydi. Ama hâşâ.'dan ayrılacağımı çok önceden herkese söylemiştim. Teorik olarak Hükümet. İkinci olarak. insanı afalla132 tacak derecede pahalı ve en nefis cinsinden pasta ve bombomlarla dolu bir şekerci dükkânına raslamıştım. ufacık 26 mm. savaşın darbesini yemiş bir ülkede bu gibi şeylere para harcandığım görünce. Bunları denedim bir kere. canınızın istediği kadarını bulamıyacağınız hiç bir şey yoktu —adam başına düşen miktarı sıkı sıkıya karneye bağlandığı için. Çocuklar bir dilim ekmek için dilenirken şişko bir herifin bıldırcın tıkınması tiksindirici bir manzaradır. dolayısıyla Hü-kûmet'in elindeki bütün tütün stokları savaş öncesinden kalanlardı. Kaçakçılığa zengin halkın yararına olduğu için göz yumuluyordu. Madrit cephesine gönderilmemi sağlıyacak başka bir birliğe katılabilmek için de hazırlık temasları yapıyordum.M. Aylarca süren rahatsızlıktan sonra doğru dürüst ekmek. ortak tehlike her cinsten insanı bir çeşit yoldaşlık duygusuna itmişti. Bütün bunların yanısıra P. daha evvel de söylediğim gibi. alabiliyordunuz. altın rezervleri silâh ve öbür ihtiyaçlar için saklanmalıydı. seyrek hava akınları dışında insana savaşı hatırlatacak pek az şeyin olduğu Barselona'da hayatın güvenlik içinde oluşunun bir sonucuydu bu. tabancaları Anarşistler'in gizli dükkânlarından kanunsuz yollardan satın almak zorundaydmız.tıhyordu. Kendimi biraz kötü hissedince günün yarısını yatakta geçirir. sosyetik caddelerin birinden geçerken.M. Ayni zamanda bir tabanca satın almak için gizli görüşmeler yapıyordum. o da şansınız varsa. ekmek hariç olmak üzere.

Güçler böyle konulunca aralarında bir çatışma çıkması zorunluydu. güçlü olan C.T. Katalonya'da P. Bu ancak bir anlama gelirdi. dolup dolup taşan kalabalığı ile caddelerin görünüşteki neşesinin altında. mülk sahipleri sınıfının özel muhafızları olarak iş gören Güvenlik Askerleri. denetimi altındaki Generalite'nin görüş açısından. Madrid'e gitmek istiyorsam Enternasyonal Kol'a katılmalıydım. «Çok geçmeden bir gürültü kopacak!» demekte birleşiyorlardı. Komünist disiplini altında olacağım. bir kâhin edasıyla. İspanyol Sağlık Yardım Orgütü'ne bağlı bir Komünist arkadaşı arayarak derdimi ona açtım. milisine girmek olanağı vardı. Aman ne fikir! Siyasî atmosfer. Tabiatıyla. Ben135 .I. Avrupa tipi olağan bir jandarma örgütüydü. parti milislerini bölmek temelde bu amaca yönelmiş bir manevraydı. M. gözden kaçmayacak korkunç bir siyasî rekabet ve nefret vardı. söylentiler dolaşıyordu.U. Karımla ben. Bütün bu dönem! boyunca Katolon-ya'mn her yerinde görülen ufak tefek çatışmalara dair.) Komünist arkadaşıma kesin anlaşmayı daha sonra yapacağımı söyledim.I. cepheye dönmeden sağlığımı düzeltmeyi çok istiyordum. Sağlığım azıcık iyi olsaydı. durumlarını güvenli kılmak için ilk yapılması gereken.A. (Bütün İspanyol ordusunda ayağıma gelecek kadar büyük bir çift postal bulunamamıştı.S. daha az iyi silâhlanmış.'li öbür İngilizleri de benimle birlikte gelmeye ikna edip edemeyeceğimi sordu. Fakat buna karşılık. ama sayıları ve kilit endüstriler-deki üstünlüklerinden ötürü. mümkünse I. P. Öte yandan. Fakat iznimin bitmesine daha bir hafta vardı. propaganda ilânları. çarpışmalar sırasında Barselona'da bulunsay-dım.T. özel kişilerin ellerinde bulunan tüm silâhların teslim edilmesi gerektiği yolunda bir kararname yayınlandı.'nin belirsiz kuvveti vardı.N. ve onun liberal müttefikleri dışında hiçbir iktidar yoktu.S. Anarşistlerin denetimi altındaki Gümrük Dairesi'ni ele geçirmek için gönderilmiş ve tanınmış bir Anarşist olan Antonio Martin öldürülmüştü. Özellikle yüz yıla yakın bir süredir.savaş öncesinin silâhlı polis kuvvetleri olan Güvenlik Askerleri ve benzeri örgütler yeniden kullanılmaya başlanmış. Bütün dava. çok renkli bayrakları. Çok muhtemelen Barselona çarpışmaları başlamadan önce Albacate'ye gönderilmiş olacak. düşmanlarına göre ne istediklerinden daha az emin. C. böylece çarpışmaları yakın bir bölgeden izleyemeyecek. yani dönüp dolaşıp.O.C. Komünistlerle Anarşistler arasındaki karşıtlıktı.C. lüks ve büyüyen fakirliğin. Bu arada.L. devrimi daha ileri götürmek isteyenlerle durdurmak ya da önlemek isteyenler. Beni kaydetmeğe pek hevesli göründü.olunursa F. Anarşistlerin ellerinden silâhlarının ancak zor kullanılarak alınabileceği açıktı.U. Fransa sınırındaki Puigcerda'da bir Cara-bineros birliği. iki üç günlüğüne deniz kenarına bile gidebiliriz sanmıştım.N. Şehrin yüzeydeki görünüşünün. işçilerinin silâhlarını ellerinden almaktı. Siyasî açıdan.P. Her türlü fi134 kirden bir sürü insan. Daha önce de değindiğim gibi. Bu arada dinlenmek istiyordum. Bunun neleri değiştireceğini söylemek şimdi hayli güç. Aynı zamanda . Bir çok yerlerde silâhlı polis kuvvetleri Anarşist üslerine saldırılarda bulunmuşlardı.A. ama P. hemen orada anlaşacaktım herhalde. bu sıra böyle şeyler yapılamıyacağmı bana anlatmış olmalıydı. bu da bir Komünist Parti üyesinden tavsiye mektubu almam demek oluyordu.'deki yoldaşlarıma da bir çeşit kişisel bağlılık duyacağım için durumum iyice içinden çıkılmaz bir hâl alacaktı. Hem üstelik —her zaman kişilerin geleceğine yön veren bir ufak ayrıntı— ayakkabıcının bana bir çift yeni postal yapmasını beklemek zorundaydım. her zaman belirsiz ve gazete sansürü yüzünden biri ötekiyle çelişen. Tehlikenin varlığının anlaşılması çok basit ve kolaydı.U.'nın beni Madrid'ten çok Teruel'e gönderme ihtimali olduğunu söylemişlerdi. bu emre uyulmamıştı. olaylar için yayınlanan resmî bildiriyi baştan aşağı doğru diye kabullenecektim. çiçek sergileri. ama F. çok güçlendirilmiş ve silahlandırılmıştı.

T.N.T. Nisan sonlarında. Bu sözüm ona cenaze töreninin aslında bir kuvvet gösterisinden başka bir şey olmadığı apaçıktı. ve U. I.T. Dış kapitalist basının Komünist-Anarşist düşmanlığı karşısındaki tutumu.G. Tarragona'da da olmuştu.T.T. üyeleri bir süredir şu ya da bu biçimde öldürülüyorlardı. iki sendika blokunu büyük bir koalisyonda birleştirmekti. C. öldürüldü. yan sokağa hakim sekiz köşeli yüksek kuledekilerle —bir kiliseydi 137 . rıyla bazı gençlerin yan sokaklardan birinin köşesini döndüklerini ve Ramblas'nın kuzeyine doğru koşarak gezden kaybolduklarını gördüm. Mayıs'in biri yaklaşıyordu. her halde C.T.'den cenaze alayını izleyenler binleri buldu. ile U.G. hiç bir kutlama töreni yapılmayan tek şehirdi.N.T. Fakat ben bir hayli rahatlamış olduğumu itiraf etmeliyim. uzun zamandan beri. ve C. muhtemelen. Barselona'daki işçi-smıfı banliyölerinde de aşağı yukarı gayri resmî nitelikte bir çatışma olagelmişti. Düşünülen. İnsanın heyecanını kabartıcı sloganlar çizilmiş kırmızı bayrakların ardından sokaklarda resmi geçit yapmak ve de elindeki hafif-makineli tüfeğiyle sanki bana tümüyle yabancı biri tarafından vurulmak— benim yararlı bir yolda ölmekten anladığım bu değildi. Ertesi gün.T. Böyle bir 136 yürüyüşün sonunda bir ayaklanmaya yol açacağı gün gibi ortadaydı. li biri tarafından. üçle dört arasında.'nin birlikte katılacakları devâsâ bir gösteriden söz ediliyordu. ve U. Dönüp baktığımda ellerinde tüfekler. bir iki yüz metre ötede.T. Kuşkusuz. önderleri. Sözüm ona devrimci şehir Barselona. çoğunluğu Halk Ordusu birliklerinden oluşan muazzam cenaze kortejinin belirli bir noktadan geçmesi iki saat sürüyordu.T.G.N.N. ile uzlaşmak için uğraşıyorlardı. Besbelli.U. İzleyicilerinin çoğundan daha ılımlı olan C. faşist olmayan Avrupa şehirleri içinde.N.zeri olaylar Figueras'da ve sanıyorum.G. ve herkes bir patırtı çıkmasını da bekliyordu.T. O günün akşam üstü. Roldan'm katline geniş yer verirken karşı katil olayını hiç üzerinde durmadan geçiştirmesinden belirlenebilir. bütün bu cinayetlerin «ajan provokatör»lerce işlenmiş olması pekâlâ mümkündü.T. U. Böylece.'linin vurulmuş olduğunu öğrendik. arkamda birçok tüfek atışları işittim.G. Hükümet bütün dükkânların kapatılmasını buyurdu. Bunu duyduğumda. 10 Mayıs'm üçünde öğle üzeri otelin holünden geçerken bir afkadaşım rastgele teklifsiz bir tavırla: «Duyduğuma göre Telefon Santralı'nda karışıklıklar çıkmış» dedi. boyunlarına dolanmış kırmızı —siyah Anarşist fularla. Ramblas'-nın yarı yolunu inmiştim ki. Kısa bir süre önce bir C.'li biri tarafından. kesiminde katılması gerekiyordu. Plaza de Cataluna'dan gelen ardarda silâh sesleriyle uyandık.T.O. Her şeyin tuhaf olduğu bir durumdu bu. C.G.'den gelen işçilerin yürüyüşe P. Bir otel penceresinden olan biteni hiç heyecan duymadan seyrettim. hiç önem vermemiştim. U. nedense. pek çok keresinde katil olaylarından sonra siyasî husumeti kışkırtmak amacıyla muazzam cenaze törenleri düzenlenmişti. C. Aynı gece karım ve ben.'nin birlikte yürümesi ve dayanışmalarının gösterilmesiydi.N. Fakat son dakikada bu gösteri yürüyüşü iptal edildi.T. bir C.'nin ileri gelen üyelerinden Roldan. üyesi öldürülmüştü. muhtemelen U.M. bölye bir olayda azıcık daha ileri gidilse işin sonunda kan dökülebilirdi. Gerçekten de politikalarının kilit noktası. o gün. Barselona'ya varışımdan az sonra.N. Mayısın birinde hiç bir olay çıkmadı.LP.N. Anlamsız bir sokak çarpışmasına katılmak kadar istemediğim bir şey yoktu.

Hotel Falcön'a gitmeliyiz.O. Otele gidip karıma birşey olup olmadığına bakmam gerektiğini düşünüverdim. elimden yakaladı.'un Comite Local'ine gittim. Bunu göze alıp otele gidecektim. Fakat yan sokağın caddeye açıldığı yerde. orada imiş. iyisi mi biz buralarda olalım» diye belirsiz bir fikir kafamda dolaşıyordu. ufak Anarşist topluluğu halkı geriye itiyor.sanıyorum— biribirlerine karşılıklı ateş ediyorlardı. Halk Ordusu'ndan iki subayın elleri tetikte. hiç kimsede ne yapması gerektiğini bilirmiş gibi bir hal yoktu. Anca beraber kanca beraber olmak zorundayız. Binanın her yanında. Önde bir hafif makinalı tüfeğin arkasında. bir çuval yığınının üstüne pejmürde kılıklı bir delikanlı uzanmıştı.O. Sonra bazı Anarşistler yetişmiş. Daha ortalıkta tüfek falan yoktu.U. sivil elbiseli. Fakat bunu düşünürken çok büyük bir hayrete kapılmadım— çok uzun zamandan beri herkes «bu»nun her an başlamasını bekliyordu. yabancı olarak azıcık kuşku altında olduğumuz için önceleri kimse bize tüfek vermeye hevesli görünmüyordu. korkunç bir kargaşalık vardı. ihtiyatla ağaçtan ağaca gerilediklerini gördüm Önümdeki kalabalık sığınak olsun diye dalga dalga Ramblas'nın orta yerindeki metro istasyonuna doğru atılıyordu. Güvenlik Askerleri hâkim noktalardaki binaları ele geçirmişler. Şimdi. Tam bu anda. hayli yakışıklı bir adam düzeni korumaya çabalıyor ve köşedeki yığından kemerler.O. Üstelik. bizimle birlikte cephede bulunmuş bir Amerikalı doktor yanıma koştu. kalabalığı izlememeye karar verdim.» (Hotel Falcon P.) «P. Kamyon. Ramblas'nın sonundaki Hotel Falcön'a geldiğimizde. ellerinde tüfeklerle tıka basa Anarşist doluydu. Sonra.M. heyecanla konuşuyordu. Anlaşılan.N. içerdeki bürodan. cephede arkadaş olduğum bir milis geldi ve beni tanıdı— bize ondan sonra biraz da istemiyerek tüfek ve birkaç fişek verdiler. Uzaktan silâh sesleri geliyordu ve caddeler tamamiyle boştu. Biz caddeden aşağıya yürürken karşı yönden bir kamyon hızla gelip geçti. Hükûmet'in Telefon Santralı'nın kendisi138 ne devredilmesi talebi yüzünden çıktığını anlayıverdik.'un işlettiği bir çeşit pansiyondu.uzun boylu.'lu arkadaşlar orada toplanıyorlar.M. ateşin uzağına doğru akın ediyordu.U. ateş hattını geçmemeleri için haykırıyorlardı. Meramını açık seçik anlatamıyacak kadar heyecanlıydı.U. kucak dolusu tüfekler getirilmeye ve dağıtılmaya başlanmıştı. Öbür İngiliz'le ben. Yukarıda. genel bir arbede olmuş. Kargaşalığın daha erken saatlerde.M. Otuz yaşlarında . Kargaşalık başlıyor.'li işçilerin çalıştığı Telefon Santralı'na ânî bir baskın yapmak için Plaza de Cata luna'dan geçerken. bu istek. Doktor beni kolumdan tutmuş biryerlere sürüklüyordu. başlıca. Hemen orada. giriş holünde bir kalabalık kaynaşıyordu. silâhlı Güvenlik Askeri dolu bir sürü kamyon başlıca C. Bütün cadde boyunca dükkân sahiplerinin çat!. izindeki milisler tarafından kullanılırdı. devamlı binayı korumakla görevli Hücum Muhafızlarından başka kimsede silâh yoktu. normal olarak milislerin ücretlerini almaya gittikleri odada. Kulenin tepesinden gelen mermiler caddeyi uçarak geçiyor. tabiî reddedilmişti. Hiç kimse 139 . ama «Comite Local'e her an bir baskın olabilir. fişek kutuları dağıtıyordu. «Haydi gel. merdivenlerde ve dışarda kaldırımda halk ufak ufak kümelenmiş. Hemen «Başladı!» diye düşündüm. başka bir kalabalık kaynaşıyordu. dehşete düşmüş halk panik içinde Ramblas'dan aşağıya.T.» «Bu Allanın belâsı şey de ne demek oluyor?» dedim. çat! kepenklerini indirdikleri duyuluyordu. Doktor gözden kaybolmuştu —öyle sanıyorum ki bazı yaralananlar olmuş ve doktorlar çağrılmıştı bile— ama başka bir İngiliz geldi. her geçene ateş ediyorlardı. Saatlerce yeraltında kapana kıstırılmış kalmak gerekebilirdi. Üstüste gelen silâh atışları ortalığı çınlattı. Tam binanın karşısına düşen P. Herkes Ramblas'ya gitmenin imkânsız olduğunu söylüyordu.

ama henüz barikatlar kurulmamıştı. yine silâhsız kalmıştım. Barselona'daki yoksul sınıf Güvenlik Askerleri'ne İrlanda Polisleri gibi bir şey gözüyle bakıyordu. Bütün kavrayabildiğim şey.M. Zifirî karanlık caddeleri cesaretle geçmiş. ortalıkta.. ben acıkmaya başlamıştım. bir saat boyunca o da senin bu oda benim arandıktan sonra numarayı veren bir rehber bulabildim. Ben «azıcık sigaramız olsa daha iyi olacağız» diye cevap verdim. Geri döndüğümüzde Telefon Santralı'nm çalıştığını öğrendim ve yukarı ofise çıkarak karıma telefon ettim. bir tek canlı yoktu. Bu küçük ama yiğitçe hareketini hiçbir zaman unutmayacağım. binada hiç telefon rehberi bulunmamasıydı. Hava kararıyordu. Hâkim çoğunluk rıhtımın yanındaki şehrin arka sokaklarında oturan en yoksul sınıftan gelmeydi. Ben ve arkadaşım azıcık yiyecek bulmak umuduyla onun pek uzakta olmayan oteline sıvıştık. kapıları kilitlenmiş ve kol demiri vurulmuş otele almadan önce bir sürü gürültü patırdı ettiler. Güvenlik Askerleri'. Anarşist devriyeleri kendisini iki kere durdurarak tabancaları burnuna dayalı bir halde kâğıtlarını incelemişlerdi. hiç kimsenin vurulmadığını söyledi. Çok geçmeden açıkgöz bir madrabaz benim de tüfeğimi yürüttü ve ortalıktan toz oluverdi. kendi kendime hangi yanda olduğumu sormam gerekmiyordu. Böylece. Her şeyin nasıl yürüdüğünü bir kere öğrendikten sonra zihnim daha bir ferahladı. Güvenlik Askerleri'nin C. göründüğü kadarıyla da Falcon'da hiç yiyecek yoktu. gerçek bir çatışmada görünce. Silâhlarla donanmış bir Anarşist devriye arabası cad141 . aralarında birkaç kadın vardı. Bütün bu olanlara sanki piknikmiş gibi bakan genç milis delikanlıları sinsi sinsi 140 ortalıkta geziyor ve kimde tüfek varsa dil dökerek kandırmaya ya da aşırmaya çabalıyorlardı. ama etiyle ve kanıyla somut işçileri doğal düşmanlarıyla.T. ve genel olarak işçi sınıfının «peşinde» olduğuydu. bazısı kucağında bebeklerini taşıyordu. Sigaralar bizi çok hoşnut etmişti.L. herhalde. Bir yanda C. Burjuva komünistlerinin kafasında belirdiği biçimiyle idealleştirilmiş «işçi» tipine özel bir sevgim yoktu. minicik tabancamı saymazsam. nin Telefon Santralı'na saldırdığı. Uzun bir zaman geçti. ama Barselona'daki I. kendilerine hiç tüfek kalmadığı söyleniyordu. aşağıda caddede Hücum Muhafızlarından bir grup gelip geçen birkaç kişiyi durduruyor. Continental Oteli'nin telefon numarasını bilmiyordum. Comite Local'de nasıl olduğumuzu sordu.N. Otele telefon ederek karımın iyi olup olmadığını sormak hiç aklıma gelmedi. Yukardaki ofis. yani polisle. İzne çıkmış birkaç milis ve bir yabancılar serpintisi de vardı.N. Bütün dükkânların vitrinlerindeki çelik kepenkler indirilmiş.U. Karakteristik olan şey. artık Telefon Santralı'nın çalışmadığından kesinlikle emindim —ama işin aslını ararsanız. binasına sırf sığınmak için geldiklerini tahmin ediyordum. Karımla bağlantı kuramadım. işçilere ait çeşitli binalara hâkim olan öbür binaları ellerine geçirdikleriydi. ne var ki yarım saat sonra Mc Nair. öte yanda polis vardı. Pencerelerin çoğuna silâhlı nöbetçiler yerleştirilmişti.olan biten hakkında açık seçik bir fikre sahip görünmüyordu.O. elinde iki Lucky Strikes paketiyle boy gösterdi. Bizi. Tahmin edebildiğim kadarıyla hepimizde topu topu altmış kadar tüfek bulunuyordu. Onun da bir tek şarjörü vardı. kimlik soruyorlardı. İki binada toplanmış üçyüz kişi vardı. Bunu şaka niyetine söylemiştim. Mesele yeterince açıktı. Caddeler aşırı karanlık ve sessizdi. Bu saldırıyı daha çok kendi girişimleriyle başlattıklarını veri olarak kabul ediyorlardı. Çoğunun ne olup bittiğinden haberi olmadığını ve P. Genel izlenim. kentin bizim tarafında hiçbir şey olduğu yoktu.T. Bu aşamada hiç kimsenin Hükûmet'i suçlamadığı dikkati çekiyordu. bir de pejmürde küçük oğlan çocuklar kalabalığı. çalışmayı yalnızca birkaç saat için durdurmuştu. Bana her şeyin yolunda olduğunu.P. dur durak bilmeden tüfek isteyen kalabalık tarafından kuşatılmıştı. temsilcisi John Mc Nair'i yakalamayı becerdim.

ama göründüğü kadarıyla Ramblas'da birşey olmuyordu. devrinin kaçınılmaz ürünleri gibi görünen. M. F. (Gerçekte. Odaların çoğunda yükseltilmiş sahneler. merkezî iki P.U. Üstlerine sertçe abanırsam beni havaya uçurabilecek bombaları düşünmekten hayli rahatsız uyuduğumu hatırlıyorum.S. İspanyollar herhangi bir işe başlamaya kesinlikle karar verdiklerinde tutkulu bir enerjiyle erkek. Mamaafih.'-un eline geçmeden önce bir kabare tiyatrosuydu. durmadan ağlıyordu.deden yukarı geldi. modeli nuhnebiden kalma.) Barselona caddeleri barikat örmeye elverişli arnavut kaldırımı taşlarıyla döşenmiştir. ona sarındım ve birkaç saat uyudum. Bütün bulabildiğimiz. Şoförün yanında. Bir iki tanesini fişekliklerime yerleştirdim.T.U. aradığımı buldum —silâh deposunu. bıçağımla söküp indirdim. Aylardan Mayıs olmasına rağmen gece gitgide serinliyor142 du.U. Silâh deposu yerine kullanılan odada nöbetçi yoktu.M. holde kırık bir kanepenin üzerinde şehrin kenar mahallelerinden iki fukara kadın barış içinde horluyorlardı. tepelerine bir çeşit kibrit sürülerek tutuşturuluyordu.'nin. Millet baştan başa yerlere serilmiş uyuyordu. pencerelerden birine nöbetçi olarak dikti. kırık mobilya parçaları ve yırtık kâğıtlara rastlanıyordu. Comite Local'in kapı ağzında bir Alman Yahudisi (Yidiş) kız. ne bunların ne de berikilerin fişeği vardı. fevkalâde bir görünüm arzediyordu. kadın ve minnacık çocuklar uzun sıralar halinde arnavut kaldırımı taşlarını söküp. Millet her yana uzanmış uyuyordu. haberler Güvenlik Askerleri'nin emir almadan kendiliklerinden eyleme geçtikleri yolundaki genel izlenimi doğruluyordu.O. Her yerde. Burası P.A. Girdisini çıktısını öğrenmek olanağı bulunmayan bu düzensiz binada dolaşarak hayli zaman geçirdim. Tezgâhlardan pek azı 143 . herkese emir verir görünen uzun boylu yakışıklı bir adam beni uyandırdı. Yine tüfeğimi elimden almışlardı. gözetleme deliklerine tüfekçiler yerleştirilmişti. erkekler yağda yumurta pişiriyorlardı. Bu olayın nasıl bir yol tutturacağını bilemediğim için silâh bulmayı dehşet istiyordum. olağan karmakarışıktık. Kabare sahnelerinden birinin perdesi hâlâ yukarı çekilmiş duruyordu. C. İçeriye girince bize söylenenin doğru olduğunu keşfettik —daha başka silâh yoktu.C. biryerler-den bulunmuş bir el arabasına dolduruyor ve kum torbaları altında iki büklüm. elime bir tüfek verdi. ufak saplı iki düzine tüfekle birkaç çifteden ibaretti.O. bir ileri bir geri gidip geliyorlardı.'un. binasında topu topu elli altmış silâh görüp de bütün silâhlar bunlar dedikleri zaman inanamamıştım. odalardan birinde bir bebek ağlıyor. Bunlar ilkel bombalardı. ayağına —diz düğmeleri bileklerine gelen— bir milis pantolonu geçirmiş. görevinden alınmıştı o kadar. Uzaklardan yoğun ateş sesleri geliyordu. yapılacak yararlı bir iş de yok gibiydi.O. Nihayet. Bunun bir resmini çekebilmek için çok şeyler verebilirdim.M. kendi keyiflerine göre patlamaları da pek muhtemeldi. Her nasılsa. kaldırımların altında da kum-torbalarının doldurulduğu bir çeşit çakıl taşı vardır. bunlardan birinde de kırık dökük bir kuyruklu piyano vardı. Öbür İngiliz arkadaşımla birlikte Continental Oteli'ne dönmeye karar verdik. sonradan öğrendiğimize göre. P.U. barikatlardan birinin gerisinde ateş yanıyor.N. Yukarıya doğru yürürken yiyecek pazarına bir göz attık. Anarşistlerin devriye arabalarından birinin bize getirdiği birkaç kutu bomba bulunuyordu. dizlerinin üstünde bir hafif makinalı tüfek tutan onsekiz yaşlarında koyu-renk saçlı güzel bir genç kız oturuyordu. öbür İngiliz ile ben açmakta hiç güçlük çekmedik. gülümseyerek çevreyi seyrediyordu. kapısı da pek entepüftüdendi.'nin hepsinin Barselona'da silah istif ettiklerine dair söylentiler duymuştum. Telefon Santralı'na yapılan baskının sorumlusu olan Polis Şefi Salas'ın tutuklandığını söyledi. Yukarı ofise çıkarak yedek tabanca mermisi olup olmadığını sordum— hiç kalmamıştı. Bir iki saat içinde barikat bir adam boyu yükselmiş. Sabahın üçünde.I. Bütün rakip partilerin— P. Barikatların kurulma ameliyesi tuhaf.

'un Yürütme Kurulu Binası'na döndüm. kan dökülmesine engel olmak zorunda olduğumuzu söyledi. 144 Kopp pencereden dışarıya bir göz attı. Her nasılsa.'un Yürütme Kurulu Binası'na yaklaştığımda hâlâ caddenin öteki yanındaydım.'a yapılacak baskına hazırlık olarak kahveyi işgal etmeleri kendilerine emredilmişti. Tam oraya vardığımızda. dedim. yüzümü yıkadım ve yeni emirler almak için gerisin geriye P. leri'nden biri de ölmüştü. (İspanya'da bu tip caddelerin ortasında hep geniş bir refüj uzanır.O.M.O. gazete kulübesinin gerisinde.U.U.) Bu sırada. çeşitli yönlerden gelen tüfek ve makineli tüfek sesleri nerdeyse bir muharebenin gümbürtüsüyle kıyaslanabilir hale gelmişti. (ben caddenin öteki tarafında duruyordum) bana dikkatli ol diye bağırdı. Muhtemelen. Güvenlik As. Aradan birkaç gün geçince bu peynirden çok hoşnut kalmıştım.U. kızıl saçlı bir Alman Hücum Muha-fızı'nı geriye itti. Her zamanki umursamaz tavrıyla merdivenlerden ferah fahur indi. P. ben de onu izledim. kapı ağzında duran Hücum Muhafızlarının bazılarından —o anda ne olduğunu hiç anlamadığım— uyarıcı bağırış-malar geliyordu. sonradan P. tüfeklerin sesine karışan korkutucu . çatıdaki bazı camlar şangırdadı. Kendimize birer fincan kahve bulabildik ve bombaların yanına tıkıştırdığım keçi sütünden yapılmış biraz da peynir satın almayı becerdik.O. aşağılardan ürkütücü bir seri patlama sesleri geldi.kulakları sağır edici bir gümbürtüyle patlıyorlardı. —gayet iyi tanıdığım Amerikalı bir milisin başıydı bu— tıpkı bir panayırda nişan hedefi diye dikilen Hindistan cevizlerine benziyordu.O. bunlar da Ramblas'nm güneyine düşen işçilerin oturduğu mahallelerden sökün eden bir halk kalabalığı tarafından kuşatılmıştı. iki İspanyol milis subayı da aynı şeyi yaptılar. Gerçekte bunlar yalnızca. Önceki gün Anarşistlerim ateşe başladıklarını gördüğüm caddenin köşesinde şimdi bir barikat yükseliyordu.M. bir baş çıkıp duruyordu. Güvenlik Askerleri hiç adam ayırımı yapmadan caddeden geçen herkese ateş ediyorlardı. bize birkaç dilde. bir kurşun rahatsız edecek kadar yakından vınladı. garanti biri bize sahra topuyla ateş ediyor. Tam kapı ağzının iç tarafında. kerleri'nin gözü önünde kaldırıma çıktı ve herkesin görebileceği bir biçimde tabancasını çıkararak yere bıraktı. Güvenlik Askerleri gerisin geriye kahveye kaçmışlar. Bina ile aramda ağaçlar ve bir gazete kulübesi duruyordu. kaydırak oynar gibi aşağılara doğru bombalar yuvarlıyorlardı. üstü otel olarak işletilen Cafe Moka diye bir kahve vardı. Önceki gün yirmi otuz kadar silâhlı Güvenlik Askeri kahveye gelmişler. Hücum Muhafızlarından bir grup. Tam Kopp'u bulmuş ne yapmamız gerektiğini soruyordum. taş binalar arasında patlayınca olağanın iki katı gürültü çıkaran el bombalarıydı. Hücum Muhafızları da Güvenlik Askerler'ini yeniden binanın içine sokmak için üstlerine bomba fırlatıyorlardı.açılmıştı. P. herşeyin yolunda olduğuna kanaat getirdim. üçü ağır ağır Güvenlik Askerleri'nin sığındıkları kapı ağzına doğ145 . karşılıklı ateş açılmış. Continental Oteli'ne gittim. Güvenlik Asker.M. Gümbürtü öylesine kuvvetliydi ki. çarpışmalar başlayınca hemen binayı ele geçirmiş ve tahkim edivermişlerdi. kalabalık uçar gibi çıkış kapısına seğirtti. Bunlar yirmi yarda ötede. binasının yanında. ama Amerikalı sığınmak için kendisini gazete kulübesinin arkasına atmıştı. Caddenin ortasında bir yerde. Sonra.) o yüzden neyi gösterdiklerini anlayamıyordum. M. «Haydi. dışardan yoğun bir tüfek ateşinin çatırtısı duyuldu. bir araştıralım bakalım» dedi. bir Hücum Muhafızı ağır yaralanmış. ileri doğru atıldı ve o sırada dişlerinin ucuyla elindeki bir bombanın iğnesini çeken. sopasını sırtına dikti. Kopp olan biteni bir bakışta kavradı . (Otelden yüz metre ötedeydi. Herkesin kapı ağzından çekilmesini haykırdı. birkaç tezgâh açık kalmıştı. Sabahın erken saatlerinde kahveden çıkmaya teşebbüs etmişler. Gerçekten neler olup bittiğini neden sonra öğrenebildim.U. Bir an durdum ve açıklığı bir koşuda geçtim. Arkamdaki adam.

Bunu izleyen üç gün üç geceyi .O. mermilerle delik deşikti. sürüyordu.U. sonra ötekine ateş etti ama tutturamadı. Ve. Hücum Muhafızlarından biri tüfeğini ateşleyerek bombalardan birini patlattı. yirmi sterlin verseler bile benim yapmayacağım birşeydi. ellerinde tüfeklerle oraya yerleşecek birkaç adam P.'yi desteklemek zorunluluğunu duyduklarını kavrayabildim. ama ben de tutturamadım. Rasatevinin küçük pencerelerinden kilometrelerce çevreyi görebilirdiniz —ardarda tabaka tabaka gelen yüksek ince binalar. Saldırıya geçerlerse P.M. Barselona halkı sokak çarpışmalarına ve ma. Bu. bütün bu işlerin anlamsızlığına şaşar dururdum. Bütün bu zaman boyunca. binlerce taş binaya çarparak yankılanan şeytanî gürültü.'un önderleri savunmada kalmamız. çarpışmalar başlayınca vatmanların bırakıp kaçtıkları tramvaylar hareketsiz duruyordu. ama gün ışığı devam ettiği sürece hiç dinmiyor ve ertesi gün tam zamanında şafakla birlikte gene başlıyordu. takır-takır. camları ise patlayan bombalar yüzünden parçalanmıştı. Rasatevine gözcüler yerleştirmişti bile.M.O. cam kubbeler ve parıltılı yeşil bakır renkli kiremitleriyle fantastik süslü damlar. Caddelerde bir tek motorlu araç kımıldamıyor.T. kaldırımın üstündeki hâlâ patlamamış iki bombayı işaret edip duruyordu. Güneş altında pırıl pırıl caddeler bomboştu. bütün karışıklıklar boyunca benim yaptığım tek atıştı. binalarını savunmak zorundaydık. ama P. Heyecan içinde.U. bu üç gün. Kopp geri gelerek bombaları patlatmamızın iyi olacağmı söyledi. Olan biten ne Allanın belâsı ise. bize ateş edilmedikçe ve binalarımıza saldırılmadıkça ateş açmamak olduğunu tekrarladı.N. çarpışmak istemiyorlardı. korkudan ödleri patlamış. tropik bir kasırga gibi sürüyor. ikinci bombaya ateş ettim. iki milyonluk koca şehir vahşi bir uyuşukluk içinde kapalı kalmıştı — hareketsiz bir gürültü kâbusu gibi. Kopp. bazan de kulakları sağır edici bir ateş yağmuru gibi hızlanıyor.ru yürüdüler. üzerinde bir müze. Silâhsız olarak. önderlerinin bu olaya sürük146 lenmiş olmaktan dolayı son derece öfkelendiklerini ama C. Kubbeler caddeye hâkimdi. Hemen karşımızda Poliorama denilen bir sinema. bunu baştan keşfetmek pek zordu. Kısa kollu gömlek giymiş bir Güvenlik Askeri. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri'ne gelince.N. onlarla başımız artık belâya girmeyecekti. Onun söylememesine rağmen. Bombaların öyle yerde durması herkes için tehlikeliydi. Kaldırımın üstü Cafe Moka'nın tabelâsından yayılan kırık camlarla kaplanmıştı. yine de bütün yaşamımın en dayanılmaz dönemlerinden biri oldu. damların genel düzeyinin çok üstünde de ikiz kubbeleri yükselen küçük bir rasatevi vardı. ateş açmamız yolunda talimat göndermişlerdi. Üzgünüm.T. Sokak çarpışmalarının şu kötü günlerinden daha hasta edici. kim kiminle çarpışıyorsa ve kim kazanıyorsa.U. 147 . korkudan titriyordu. verilen emirlerin.O. doğu yönünde ışıldayan mavi deniz— İspanya'ya geldiğimden beri gördüğüm ilk deniz görüntüsü. güm bazan tek tük atışlara kadar sönüyor. Tehlikede değildim. eğer önlemek olanağımız olursa. Bu. sürüyor.M.kısa sürelerle karşıdaki otele yemek yemeğe sıvışmak dışında. daha hayal kırıcı ya da en sonunda daha sinir bozucu çok az tecrübe olabilir sanıyorum. dışarıda park etmiş biri Kopp'un resmî aracı olan iki araba.M. P. binalarına yapılacak herhangibir saldırıyı önleyebilirdi. Çatır-çatır. Tüfeğini bana vermesini söyledim.U. dizlerimin üstüne çöktüm. Sinemadaki hademeler C. Damda oturur. açlık ve can sıkıntısından başka çekilecek çile yoktu. ellerindeki tüfekleri dolu adamların üstüne yürüyorlardı. devamlı olarak Poliorama'nın damında geçirdim. Ramblas boyunca orada burada. üyeleriydi. Kopp beni yine yukarı çıkardı ve durumu açıkladı. yaşamaktan ve bizi yaşatmaktan pek hoşnut olacaklardı. Barikatlardan ve kum torbaları yerleştirilmiş pencereler arasından gelen kurşun yağmuru dışında hiçbirşey olmuyordu.O. bizim geliş gidişlerimize izin veriyorlardı.

Katalan ulusal bayrağını çekmişlerdi. o damda pineklemek insana tuhaf bir duygu veriyordu. P. bütün bu dava beni sıkıyor.hallî coğrafyaya öylesine alışkındı ki. damdaki Güvenlik Askerleri'ne ateş etmişti 149 . onlara oranla umutsuz bir durumdadır. Gerçekten de. birçok kereler kendimi alışkanlığın etkisiyle Güvenlik Askerleri'nden «Faşistler» diye söz ederken yakaladım. ve Güvenlik Askerleri aşağı yukarı kontrolü ellerine almışlardı. Bir yabancı ise. Baksana aşağıdakine!» Tüfeğiyle bizim binanın dibinden geçen yan sokağa doğru işaret etti. Karşılık olarak. geri kalanlarımız taş bir çıkıntıdan başka sığmağın olmadığı alttaki kurşun damda oturuyorduk.biz de onlara ateş etmeyecektik. Bu sırada ben rasatevinde nöbette idim.U. Rasatevinin her kulesine bir adam yerleştiriyor. oradaki! Bize mi ateş ediyorsun?» «Ne?» «Bize ateş ediyorsan. Buradaki asıl nirengi noktası. Orada bir çeşit uzlaşmaya varılmıştı. Ramblas'nm yukarı ucunda. Otelin ön cephesini boylu boyunca kaplayan kocaman «Hotel Calön» yazısının son o'suna yakın bir pencerede. meydanı öldürücü bir etkiyle silip süpürebi-lecek bir makineli tüfekleri vardı. Yalnızca bir keresinde. Biraz sonra yarım düzine kadarı tam karşımızda dama çıktılar. belâ başlıyormuş gibi oldu. bazan. torbalarla bir başka barikat daha kurdular. Bu arada Kopp Güvenlik Askerleriyle ahbaplığı ilerletiyordu. hayır. cehennemi gürültüye metelik vermeden. saatlerimi.C.'nin Plaza de Cataluna'ya hâkim olan karargâh binası. Ramblas'nın sağındaki işçi mahalleleri koyu Anarşist'ti.. Ramblas'dan aşağı doğru. kahvehanede içecek cinsinden ne varsa tümünü yağma etmişler ve Kopp'a onbeş şişe bira hediye etmişlerdi. ama bu yanda P.S.C.S. Kendimi biraz da yeniden siperdeymişim gibi hissediyordum. santral kesintisiz çalışıyor ve binadan hiç ateş açılmıyordu. Bütün bu belâların başladığı yer olan Telefon Santralı'nda Katalan ulusal bayrağıyla Anarşist bayrağı omuz omuza dalgalanıyorlardı. Tabiatıyla. kahvedeki eşyaları yığıp barikat yapmışlardı. önceki gün her nasıl olduysa kaybettikleri tüfeğin yerine. J.U. Bazan. bir talih eseri birkaç gün önce satın aldığım Penguin dizisi kitaplarıyla geçiriyordum. üstüne de Katalan ulusal bayrağını diktiler.. solundaki dolambaçlı sokak aralarında karışık bir çarpışma devam ediyordu. karşılık veririz!» «Hayır. ama sözlerine sâdık kalacakları kesin değildi ki. Rasatevinden dışarı bakarken. bize ateş açmazlarsa . Güvenlik Askerleri'nin her an telefonla alacakları bir emir üzerine ateşe başlayabileceklerini pekâlâ biliyordum. Mamaafih.S. Bizim mevzi tuhaf bir biçimde sessizdi.'nin ingiltere'deki Komünist Gençlik Birliği'nin muadili Gençlik Derneği) kum torbalarıyla kaplanmış yan pencereleri bizim rasatevinin önüne gelen büyük mağazalardan birini elinde tutuyordu. Kopp onlarla kesin 148 bir anlaşma yapmıştı. Tüfeğimi ona doğru kaldırarak bağırdım: «Hey.U. pek çok kereler Cafe Moka'da ziyaretlerine gitmişti.U. Plaza de Cataluna çevresinde durum öylesine karmakarışıktı ki. Kırmızı bayraklarını direkten indirmiş. Bizim yüz metre sağımızda. (P. bizim tüfeklerden birini verdi. bir çeşit içgüdü ile hangi siyasî partilerin hangi caddeleri ve hangi binaları tutacağını biliyordu. her binada ait olduğu partinin bayrağı dalgalanmasa ne olduğunu kavramak hayli güç olacaktı. Böyle bir işe girişmeden önce bizi uyarmayı kabul etmişlerdi.C. şehrin ana caddelerinden biri olan Ramblas'nın ayırıcı bir hat oluşturduğunu anlayabiliyordum. Fakat bir çatışma başlatmaya hevesli olmadıkları apaçıktı. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri çelik kepenkleri indirmişler.S. Güvenlik Askerleri'nden biri eğilerek barikatın öbür tarafına ateş etmeye başladı. Hotel Calön idi. beni elli metre öteden gözetleyen bir takım adamların olduğu bilincine varıveri-yordum. Besbelli. elinde tüfeğiyle mavi tulum giymiş genç bir çocuk köşeden sıvışıyordu. Kopp'da onlara. Size ateş etmiyordum. Genellikle yukarıda altı kadar adamımız oluyordu.

Faşist sempatizanı görünen bazı iyi halli İspanyol aileleri. Acaba duyar mıyım diye kulak kabartıyordum. uğursuz görünüşlü bir Rus da dahil (bu herifin kemerine bir tabanca ile zarif bir bomba bağlıydı) çeşitli komünist ajanları. çarpışma boyunca tarafsız kalmıştı. on iki kere. karşısındakilere alev saçıyordu. barikatlarında görmüştüm. bu. Bu bina-dan bana pek çok kereler ateş edildi. hiç top sesi yoktu. şişman. Daha çarpışma başlar başlamaz. ama bu yiyecek hepimize yetişmiyordu pek.» Bana anti-faşist selâm yaptı. Çarpışmalar sona erdikten bir gün sonra bu caddeden geçtim.G. Hemen işin başından beri yiyecek azdı. kurşun öyle açıktan geçti ki rasatevinin damına bile isabet etmedi. (Barselona'daki dükkâncıların çoğu.T.U. Yabancı gazeteciler. bütün 151 . ya da U.T. Ve uzun aralarla. P. Sonradan gazetelerde. Halk Ordusu bir bütün olarak.U. ilk önce o ateş açtı.S. birkaç da Halk Ordusu subayı. mümkün olduğu kadar çoğumuz yemek için Hotel Continental'e gidiyorduk. Fransa'ya portakal götürürken çarpışmalar yüzünden burada bağlı kalan kocaman Fransız kamyonlarının bir sürü şoförü. hepsi bitti. G. J. yiyecek kıtlığı henüz vahim bir hal almadan ve gazeteler nefret kışkırtıcılığına başlamadan önce. kulağı alışkın olan biri topçu ateşinin sesini hiç yanılgısız tanır. bu yönden gelen gürültü dehşet vericiydi. Belki de tahrik edici bir hedef teşkil ediyordum.T. —çok muhtemelen doğrudur— agents provoca. birey olarak taraf tutmalarına karşın. bana ateş etti. Her halükârda. Herzaman olduğu gibi. çünkü ortalıkta uçak yoktu. teur'ler yığınlarla patlayıcı maddeyi.G. cadde ortasında ateşlenen bataryalara dair vahşî hikâyeler çıktı. vitrinlerin camları kalbura dönmüştü. işin giderek ciddiyet kazanması demekti —topçu sokak çarpışmalarında sonucu etkileyen unsurdur. Ve. çarpışma her iki yanda da savunma halindeydi. genel gürültü ve paniği çoğaltmak için kasten infilâk ettirmişlerdi Ma150 maafih.O.N. Cumhuriyet Hükümeti'nin hizmetinde bir Amerikalı havacı. Biz de sizler gibi işçiyiz.» Aynı gün.T. her çeşidinden siyasî zanlı kişiler.«Ben ona ateş ediyordum. binasından bir adam. Ateşe karşılık vermedim.O. tüfek atışı ve makineli tüfek seslerini el bombalarının patlaması noktalıyordu. camlarına kurşun çarptığında parça parça olmasın diye vitrinlerine çaprazlama kâğıt yapıştırıyorlardı. Bazan. Büyük zorluklarla ve karanlıktan yararlanarak (Güvenlik Askerleri Ramblas'a devamlı ateş ediyorlardı). otel misli görülmemiş bir insan kolleksiyonuyla ağzına kadar dolmuştu.M. ama bu olanaksızdı. Millet düpedüz binaların içinde ya da barikatların arkasında pinekliyor. takma adı Charlie Clan olup. doğrudan doğruya Generalite'ce «kollektifleştirilmiş»ti ve tarafsız bölge sayılıyordu.U.M. belki hepsi on. Binadan binaya bağırdım: «Daha biranız var mı?» «Hayır. Bizden yarım mil kadar uzakta. Adam yalnızca yüz yarda ötede olmasına rağmen. ama birisi çıkıp da şarapnelle tahrip olmuş bir bina gösteremiyordu. salı sabahı bunlardan bir ikisinin P. ortada hiç belli bir neden yokken. İşin başında. öbür otellerin çoğu gibi C.'nin merkez binalarının neredeyse tam karşı karşıya oldukları bir cadde vardı. caddenin hayli aşağısmdaki evinden tüfeğini doğrultarak. Havadan atılan bombalar gibi ses çıkarıyorlardı. Sonradan bana söylendiğine göre. Hotel Continental. İspanyollar'ın nişancılıktaki ustalıkları hayatımı kurtarmıştı. Uluslararası Tugay'dan yaralı iki üç adam. Yönetim Binası'ndaki onbeş yirmi milis için Hotel Falcon'-dan yiyecek getiriliyordu. Tüfek ateşinin şeytanî cümbüşü devam ediyordu. Ogpu'nun ajanı olduğu söylenen.» (Söyledikleri doğruydu sanırım. tarafından değil.N. infilâk anında ne olduğunu anlayamadığım muazzam yoğun patlamalar oluyordu. ben de karşılık verdim. Duyduğum ve gördüğüm kadarıyla. çünkü toplar ateşe başlarsa.) «Biz sizi vurmak istemiyoruz. birkaç askerin kışladan tüymesine. ve U.

beni taraf değiştirmeye zorlarlar ya da en azından. Çarşamba (5 Mayıs) günüydü sanırım. «Barselona'daki kaldırım taşlarını numaralamak gerekir» dediğini hatırlıyorum: barikatları kurar ve yıkarken bu bizi bir sürü sıkıntıdan kurtarırdı. George Tioli. Valencia Hükûme-ti'nin Barcelona'yı işgal etmek için altıbin asker gönderdiği. O sırada çevremdekilerin söylediklerinden toparlanabildiği kadarıyla. O günün akşamı. Halk fikir olarak bölünmüş. Halkın söylediğine göre.M.O.O. yorgun. sanıyorum.N.M. Bu söylentilerin yalnız ilki doğruydu. Ve Uluslararası Tugay'dan bir iki adam da bir nöbet gecesinin ertesinde. Onun. resmî bildirinin olayı plânlanmış bir ayaklanma olarak göstermesinden daha çok gerçeğe yaklaştığına inanıyorum.» Çarpışmaların geniş bir alana yayılmasına ve kayıp sayısına rağmen. Bu korkunun ifade edildiğini bütün taraflardan işitiyordum. Bizim iyi arkadaşımız olan bir İtalyan gazetecisi. aç bilâç ve kir pas içinde içeriye girdiğimde odamda yangelmiş oturur bulduğumu hatırlıyorum. ama doğru dürüst bir sonuca varamayacağı besbelli olan bu anlamsız çarpışma herkesi hasta ediyordu.'un gazetesi La Batalla'nın savunmasız çalışma yeri Güvenlik Askerleri tarafından Telefon Santralı ile aynı günde ele geçirilmişti. beyaz mendiller sallıyarak sürüne sürüne o yana bu yana gidiyor ve Ramblas'-nın ortasındaki mermilerden korunmuş bir yerde. Henüz hiç kimsenin barikatlarını terkettiğini sanmıyorum. Genel tutum şuydu: «Bunun. ve başındanberi istediği. Ortalıkta çirkin söylentiler dolaşıyordu. C. böyle şeyler Barselona'da her yıl olurdu. banliyö153 . P. fakat gazete başka bir adreste yine basılıyor ve birtakım sayıları dağıtılıyordu. Anarşistlerle polis arasındaki bir toz-alma hikâyesinden başka bir anlamı yoktur. silâhlarını verdiklerini duyduk.U. Çünkü hiç kimse. herşeyi bir değişiklik sarmaya başladı. bu çarpışmaların Franco'ya karşı savaşı kaybetmek anlamına gelebilecek tam bir iç savaş biçiminde gelişmesini istemiyordu. Anarşist 152 önderleri de. Ben herkesi barikatların gerisinde kalmaya teşvik ediyordum. Telefon Santralı'na yapılan saldırıyı «canavarca kışkırtma» diye (ya da buna yakın kelimelerle) tasvir ediyordu. Daha önce denizcilik yapmış Douglas Moyle bunların İngiliz destroyerlerine benzediğini söyledi. radyodan aynı çizgide çağrılar yayınlıyorlardı. Anarşist gazetesi Solidari-dad Obrera. Kepenkleri örtük caddeler korkunç gözüküyordu. ama çarşamba günü havasını değiştirerek herkesin işine dönmesini istemeye başladı. oysa izin günlerimi damda nöbet tutarak geçirmeme benimle birlikte üzüldüler. pantalonu kana bulanmış bir halde içeri girdi. bu düşüncemin. barikatların iki saat gibi kısa bir sürede kaldırılacağından hiç kuşku yoktu.U. bunlara karşı durmak için de beşbin Anarşist ve P. ceplerimdeki bir dolu bombaları almaya kalkışırlardı. kendilerini rahatsız hissediyor ve bu Allanın belâsı şeyin nasıl sonuçlanacağını merak ediyordu. yalnızca iki şey vardı: Telefon Santralı'nın geri verilmesi ve nefret edilen Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması. ama biz bunu çok sonra öğrendik. Dışarda neler olup bitiyor diye bakınmaya gitmişti. askerinin Aragon cephesinden ayrıldığı söyleniyordu. biri oyun olsun der gibi üstüne bir elbombası atıvermiş. Gerçekten de İngiliz destroyerleriymiş. Salı günü. bir de. Plaza de Cataluna'da Güvenlik Askerleri'nden dörtyüzünün Anarşistler'e teslim olduğunu. Rasat-evinin kulesinden çevreyi seyrederken limana yanaşan savaş gemilerinin gri şekillerini gördük. neyse ki bomba çocuğu ciddi biçimde yaralamamış ti. Şu ya da bu nedenle sokağa çıkmak zorunda kalmış bir iki yaya. Eğer sıkı partili olsalardı. üyelerinin istediği. Fakat Generalite'nin taviz vermeyeceği de apaçıktı. birtakım adamlar da boş caddelere avaz avaz bağırarak gazete satıyorlardı. kaldırımda yatan yaralı bir adama yardım ederken. Hâl ve tavırları tamamiyle tarafsızdı. Generalite bu iki şeyi yerine getireceğine ve yiyecek vurgunculuğunun önünü alacağına bir söz verse.T.bu olanlara şaka diye bakmak eğilimi vardı.

Yukarıda. Ama. Çoğu Alman bir düzine kadar adam. ama bizim moralimiz daha iyiydi ve kahvehaneyi hallaç pamuğu gibi atacağımıza emindik.U. tramvayların çalışmaya başlamadığı dikkati çekiyordu. hemen Cafe Moka'yı ele geçirmek için hazırlık yapmalıydık. Karım.O. Su işlerini idare eden Hükümet ya da C. Görünüşe bakılırsa. partilerin içinde en zayıf. Binayı tahkim etmekle geçirdiğimiz uzun kâbûslu geceyi hatırlıyorum. ilk önce bizim onlara saldırmamızdı.M. Aşağıdaki barikatların gerisinde.T. Birkaç dükkân kepenkleri-ni kaldırmaya başladı. Herkes telâşla oraya buraya koşuşturuyor ve yiyecek satın 155 .U. (Hiç kimse «onlar» ın kim olduğunu bilmiyordu. arkasına binada bazı değişiklikler yapmakta olan işçilerin geride bıraktıkları taşlardan bir barikat kurduk. O günün akşamüstü bir çeşit ateşkes anlaşması yapıldı. Şimdi artık gece ilerlemişti.O. olabilirdi . bunların dışında bir iki tabancadan başka birşey yoktu. su kesilmemiş. hiçbir şey olmamış. bizim yerel tarafsızlığımız da sonuna gelmişti.M. millet yerlere serilmiş uyuyordu.'un üstüne atılacağını şimdiden belli belirsiz seziyordum. Cafe Moka'-ya baskın yapmak için gönüllü çıktılar.'un kesinlikle yasa-dışı bırakıldığını duyarsak. Ortalık iyice aydınlanmıştı. Sonradan meseleye nasıl bir yorum getirileceği konusunda. Hiç kuşkusuz.'a savaş ilân etmemiş.O. ön odalardan birinde bir koltuk üstünde uyuduğunu söyledi. elimize geçirdiğimiz her kovayı ve son olarak da. şimdi boşalmış olan. biri bozuk yirmi bir tüfeğimiz. bana ilk ışık tutan bilgi bu olmuştu.N. Hükümet bize karşı savaş açtığı takdirde. Karşıda Poliorama'nm damındaki altı tüfeği de sayarsak. yarım saatcik dinlenmek için sedire uzandım. Güvenlik Askerleri'nin Kopp'a verdikleri. Hükümet P.U.kimse bilmiyordu. M. gerekirse. sayıca bizden fazlaydılar.O. «onlar»ın suyumuzu da 154 kesecekleri yolunda bir söylenti dolaşıyordu. Binada birkaç çikolata diliminden başka hiç yiyecek kalmamıştı. Ateş sesleri yavaş yavaş söndü ve şaşırtıcı bir hızla halk caddeleri dolduruverdi. sargı yeri olarak kullanmayı düşündüğümüz sedirli küçük bir oda vardı. hemen şimdi aldığı haberlere göre.N. sergiler neredeyse bomboş olmasına rağmen. arada birtakım insanlar ister istemez ölecekti. Belki hemşireye ihtiyaç duyulur diye karım otelden kalkıp buraya gelmişti.U. beni uyandırmaya kıyamadığını. Kopp telefonda emir bekliyordu. birdenbire sarsılarak uyandığımda karımı başımda dikilmiş bulduğumdu. birkaç düzine de bombamız vardı. boş böğrüme batan tabancanın verdiği felâket rahatsızlığı hatırlıyorum.'u lağvetmek ve ona karşı savaş açmak üzere olduğunu söyledi. Moka'ya saldırmadan önce.T. Ondan sonra hatırladığım şey ise. Ancak. ne tentürdiyot ne de sargı bezi bulunmadığını keşfettik. Bu arada. Tek çıkar yol. Ama. buradaki İdare Binası'nda komşumuz Güvenlik Askerleri'nin bize saldırmak yolunda emir alacakları muhakkaktı. dolayısıyla en uygun günah keçisi olan P. onbeş bira şişesini doldurmak için hayli zaman harcadık. gece yarısından sonra damdan saldırarak onları gafil avlayacaktık. Kemerime kayışla bağlanmış. Güvenlik Askerleri hâlâ Moka'daki barikatlarının gerisindeydiler. Silâh stokumuzu gözden geçirdik. Çarpışmalar sona erdiğinde. her tüfek için elli atımlık cephanemiz. yaygara ile yiyecek isteyen muazzam bir kalabalık pazara toplanmıştı.M.lerde (özellikle emekçi sınıfı mahallelerinde) C. Uykusuz geçen altmış saat yüzünden korkunç bir ruh hâli içinde ve köpekler gibi yorgundum. caddelerdeki tek tük ateş dışında herşey normale dönmüştü. Fakat aynı akşam Kopp beni çağırttı ve çok ciddî bir yüzle. olayların tüm sorumluluğunun. söylemesi gereksiz. biz kazanıyorduk. P.'nin denetimi elinde tuttuğuna dair belirsiz haberler sızıyordu. Çelik kepenkleri öndeki giriş kısmına çaprazlama taktık. iki tarafın da tahkim edilen binaları daha boşaltılmamıştı.) Teker teker tuvaletlerdeki yıkanma yerlerini. kendimizi savunmaktan başka bir seçeneğimiz olmayacaktı. saldırıda pekâlâ öldürülebilirdim. Hükûmet'in P.

en azından benim kadar canları sıkılan ve zaman zaman bana el sallayarak kendilerinin de birer işçi olduğunu söyleyen. Bu düşünce beni çileden çıkarıyordu. bütün bu oyunu Anarşistler'in düzenlediğini îzâh ediyordu. hemen arkasından —aslında bırakışma birkaç saat sürdü sanıyorum. Bol miktarda bulunan tek şey portakaldı. ama saatten çok dakika gibi gelmişti— Haziran ayında göğün gürleyişi gibi âni tüfek sesleri üzerine herkes bir yerlere kaçıştı. Garsonlar geniş ölçüde azaltılmıştı. Daha çok cephede az adam olduğu. hesapça kendinizi tarihî bir karakter gibi hissetmeniz gerekir. ortalıkta yenecek pek birşey yoktu. O perşembe akşamı. Şişko Rus ajanı. caddeler sihirli bir değneğin ucuyla dokunulmuş gibi boşalıverdi. şarap öylesine azalmıştı ki. ama yemek servisleri hâlâ yapmacık bir tören görüntüsüyle devam ediyordu. gittikçe kötüleyen açlıktı —pazartesi gününden-beri hiçbirimiz adam gibi yemek yememiştik. üyesi oldukları için genel greve katılmışlar ve şimdilik beyaz kolalı gömleklerini çıkarmışlardı. gazetecileri saymazsanız. kahramanlık etmek yerine. Tüfek takırtılarının ortasında ve kepenkleri kapalı pencerelerin berisinde sürüp giden bu küçük otel hayatında iğrenç birşeyler vardı. damda oturarak vakit geçiriyordum. Fakat hiç böyle yapmazsınız. ekmek ve içecek birşey yoktu. pencereden gelen bir kurşun sütunlardan birini yonttuktan sonra terkedilmiş. çünkü bu zamanlarda maddî ayrıntılar başka herşeye ağır basar. Adamı biraz ilgiyle seyrettim.N. hiçbir zaman herkese yetecek kadar masa bulunmayan arkadaki leş odaya doluşmuşlardı. küçük çapta da olsa tarih yapıyorsunuz-dur. mesleği yalan söylemek olan birini görüyordum. gitgide daha eski şarapları daha yüksek fiatlara içiyorduk. çok kötü bir döneme benziyordu. Gerçekten de. öyle sanıyorum ki. Çoğu kimse casus görme deliliğine tutulmuş. Bütün bu süre içinde. ben durumun doğru dürüst bir «tahlil» ini yapamadım. çünkü. bu iş biter bitmez cepheye dönmem gerekeceği fikri dolaşıp duruyordu. Üç gün boyunca karım ve ben bir parça keçi peyniriyle kahvaltı ettik. Bu gibi olaylara karıştığımız zaman. bu yüzden anormal uzunlukta sürelerle nöbet tutmanız gerektiği. çarpışmalar boyunca burunlarını kapı ucundan uzatmaya korkan karmakarışık kalabalığın arasında korkunç bir kuşku havası doğmuştu. Otelde günlerdir ekmek bulunmuyordu. yüzlerce mil uzaktaki gazeteciler bu işi parlak bir biçimde yaptıkları halde. Aslında. şimdi hepimizin başına gelen ve durdurmaya gücümüzün yetmediği bir çeşit doğal âfet. kafamda. Çarpışmalar boyunca. Barselona'ya azıcık dinlenebilmek ve rahat etmek için hevesle gelmiştim.T. hayatımda ilk defa. sıkıntı içinde. çelik kepenkler hemen indirildi. Yiyecek kıtlığı. şu Allanın belâsı damda gece gündüz oturmanın verdiği rahatsızlık ve sıkıntı. hiç de öyle bir 156 duygu vermiyordu. bazıları C. Anarşistlerin ya da bilmem kimin casusu olduğunu fısıldayarak ortalıkta dolanıyordu. konuklar. Yüzelli gün cephede bulunmuş. Her yerde aynı soruları duyuyordunuz: «Durdu mu dersin? Yeniden başlar mı acaba?» Çarpışma. yemek olarak adam başına bir tek sardalya düşüyordu. inandırıcı bir biçimde. Eğer tarih dedikleri buysa. bu her iki taraf için de öldürücü rezil kavganın doğru ve yanlış yönleri değil. Otelde. Troçkistler'in. ama bunun yerine. Fransız kamyon sürücüleri otele bir sürü por157 . bir kasırga ya da deprem gibi düşünülüyordu. (onlara ateş etmeyeceğimi ümit ettiklerinden yapıyorlardı bunu) ama emir geldiğinde kesinlikle ateş açacak olan Güvenlik Askerleri'nin karşısında. ne olup bittiğiyle hiç ilgilenmeyerek yalnızca olduğunuz yerde oturmanız gereken. Öndeki yemek salonu. milletin kulağına başka herkesin Komünistler'in. Yoğunlaşmış bir tiksinti ve öfkeyle damdaki mevziime döndüm. çarpışmalar sona erdikten birkaç gün sonra da devam etti. Başlıca düşündüğüm. hazan uykudan başı önüne düşerek. barikatların gerisi adamlarla doldu ve çarpışma yeniden başladı.almaya uğraşıyordu. sırayla bütün yabancıları bir yana sıkıştırıyor.

Valencia' dan birliklerin gerçekten gelip gelmediğinden haberi yoktu —aslında. ertesi gün çarpışma sona erecek gibi görünüyordu. altısını kaybetmeyi göze alamazdık. belli bir saatten sonra üzerinde silâhla yakalananların tutuklanacağını söyleyen yayınlar yapıyordu. şeytanî silâh seslerinin sona ermesinden derin bir rahatlama duyduğum ve cepheye dönmeden önce. adeta yerden bitercesine ortaya çıkmışlardı. o akşam caddelerde ilk kez göründüklerinde vakit hayli ilerlemiş olmalıydı. dipçikleri koltuk altımıza sıkıştırdık. Hükümet radyodan yarı yatıştırıcı. kızıl saçlı bir İspanyol çocukla ben tüfekleri dışarı kaçırmaya başladık. hattâ daha başından otele kabul etmezdi. Hükümet yayınlarını kimsenin taktığı yoktu. ama caddeye çıkarmak Hükümet emrine karşı gelmek demekti. düşmanlıktan hayli uzak bir sırıtmayla karşılık verdi —hiç kuşkusuz. Bu. tüfeklere de el konurdu. sol omuzumuza birer tüfek astık. Binada yalnızca yirmibir tüfek varken. Bunlar. Güvenlik Askerleri'ne ve Carabineros'a benzer (yani. Güvenlik Askerleri hâlâ Cafe Moka'yı ellerinde tutuyorlardı. züppe otel müdürü bunları rahatsız etmek için elinden geleni ardına komaz. ellerimizde bunlarla yakalanırsak tutuklanacağımız kesindi— daha kötüsü. Fakat o sırada. Başka zaman olsa. binadaki silâh deposuna aittiler. nereye baksanız. Valencia'dan gelen birlikler. olayların bu yönleriyle ilgilenmiyordum. beni tanımıştı. yeniden dönüp çalışmak zorundayız. caddeler hemen hemen normale dönmüş. Hücum Muhafızları'm uyutmak çok kolaydı. O son geceyi damda geçirdim. onların herkesin otlanmaya çabaladığı özel bir ekmek stokları vardı. rasatevinde tüfeklerimiz olduğunu gayet iyi bilen Moka'daki Güvenlik Askerleri'nin bizim caddeden karşıya tüfek taşıdığımızı görünce işi bozmalarıydı. Bütün bildiğim. Çok anîden. barikatlarını yıkmamışlardı ama bazısı kaldırıma sandalye çıkarıp dizlerinin üstünde tüfeklerini yatırmış oturuyorlardı. asıl tehlike. gri ya da mavi üniformalı adamlar. Ramblas halkla dolmuştu. Birinin yanından geçerken göz kırptım. Bu şoförler kaba görünüşlü bir güruhtu. yalnız Katalan bayrağı dalgalanıyordu. Bu durumun belli başlı sorumlusunun yiyecek kıtlığı olduğuna eminim.» Öte yandan. başlıca polis görevlisi) bir başka sınıf olan Hücum Muhafızları ve Cumhuriyet'in seçme birlikleriydi. ama şu anda pek itibâr görüyorlardı. O gün —Cuma günü— çok ateş açıldığını sanmıyorum. Telefon Santralı'ndan Anarşist bayrağı indirilmişti. grup başına da bir makineli tüfek. bu tüfekleri caddenin bir yanından öbür yanma geçirmekti. uzun boylu.O.U. yarı tehdit edici bildirilerle herkesin eve gitmesini isteyen. Bunlar. uzun tartışmalar yapıldıktan sonra. kendini daha güvenli hissettiği zaman hesap sormaya kalkacağını anlamıştım. Hiç kimsenin. takmış takıştırmış İspanyol kızları ve siyah gömlekli pek iri bir hamal vardı. dükkânların hemen hepsi açıktı ve —hepsinin en güven vericisi— uzun süre donmuş kalıplar halinde duran tramvaylar harekete geçtiler.takal getirmişlerdi. binasına geri götürmek zorundaydık. Bunlar olurken bizim yapılacak gayet nâzik bir işimiz vardı. onar kişilik gruplar halinde caddelerde devriye gezdikleri görülüyordu —kocaman tüfekleri omuzlarından aşağı sarkan. Rasatevinin kulelerinde nöbet tutarken kullandığımız altı tüfek hâlâ oldukları yerde duruyordu ve ne yapıp yapıp onları P. Her yanda aynı sözler işitiliyordu: «Hiç yiyeceğimiz kalmadı. Yarı yarıya soyunduk. azıcık dinlenip huzur bulabileceğimdi. biraz yiyecek satın alarak. namluları da 159 . Akşamüstü olduğunda. şehirlerde yiyecek olduğu sürece tayınlarını alacaklarını bilen Güvenlik Askerleri yerlerinde kalabiliyorlardı. ama millet heryerde barikatlardan yavaşça toz oluyordu. yanlarında birtakım çok boyalı. En uygun yolu bulmak için. —bizim hiç yokken. işçilerin kesinlikle yenildikleri anlamına ge158 liyordu— siyasî bilinçsizliğim yüzünden kafamda yeterince açıklık olmamasına rağmen— Hükûmet'in. Tek sorun. terkedilmiş barikatlar hâlâ yerlerinde durduğu halde.M. o gece birlikler geldiler.

Amerika'da imâl ediliyorlardı) yeni bir cins tüfekle donatılmışlardı. ilk burada görmüş oluyordum. gerçek şuydu ki. ama C.S. Savaşta yaralanmıştır demişlerdi belki de. Benim gibi uzun boylu bir adam bile uzun bir Mavzeri rahatsızlık duymadan pantolonunun paçasında taşıyamazdı. Esaslı bir miktarının kaçırıldığından hiç kuşkum yok. Sinemanın önünde bir grup adamın. Bu Mavzerlerin uzun olması ayrı bir talihsizlikti. tarafından gönderilmişti. Çoğunun bir iki gün içinde kendilerine birer kız arkadaş buluverdikleri dikkati çekiyordu. Şimdiye kadar farketmemiş olmama rağmen. pek kötü silâhlanmış milislere alışmıştım. Aragon cephesindeki pejmürde. görünüşlerinden hoşlanmaktan kendimi alamıyordum. çünkü barikat kurmak taşları gerisin geri yerine koymaktan çok daha kolaydır. emir aldıkları için— kışkırtıcı bir tavırla davranışlarda bulunmaya kalkınca birkaç yerde kargaşalık çıktı. İlk günü. Her neyse. bazıları —herhalde. hiç de cepheye gönderilmek niyetiyle yetiştirilmemiş olan Güvenlik Askerleri ve Cara-binero'lar daha iyi silâhlandırılmış. silâhlı Anarşistler'le kavgalaşmaya yol açtı. barikatlarda tutulurdu. İşçi milisleri dağıtılacak ve Halk Ordusu birlikleri arasında yeniden paylaştırılacaktı. bu heryerde böyleydi. Ertesi gün. Fakat.N. bir iki kişi öldü.N. ama bu iş pek yavaş oluyordu. bizimse cephede aşağı yukarı elli adamımıza bir makeneli tüfek düşüyordu. mer161 . bütün tüfekler kazasız belâsız karşıya geçirildi. Ama çok kısa bir süre sonra. İspanya'da gördüklerimin en iyisiydiler ve bir anlamda «düşman» olmalarına rağmen. bizden çok daha iyi giydirilmişlerdi. hareket etmek için tutulacak tek yolun. İşçi mahallelerinde barikatlar yıkılıyor. Bir kere caddeye çıkınca. caddelerde fâtih edasıyla yürüyorlardı. bunların seçilmiş adamlar olmaları değil. Bunlar pek mükemmel birliklerdi. cebinden C. bazı patlamalar olacağından herhangibir korkuları olsa. Hücum Muhafızlarının on adamına bir hafif makineli tüfek. lonya bölgesinin tüm denetimini eline almak için uzun zamandır aradığı bahaneyi vermişti. Bazısı gruplar halinde tramvayları basmış.S. gerçekten Haziran sonu geldiğinde pek çoğu hâlâ duruyordu. tabancalara gelince. ellerindeki silâhlardı. Hepsi. Ben. dizlerimizi bükmeyecek kadar yavaş yürümek olduğunu keşfettik. kaplumbağa hızıyla cadde boyunca yürüyüşümü büyük bir ilgiyle seyrettiklerini gördüm. Valencia Hükûmeti'ne Kata. Beni asıl şaşırtan. Hükûmet'in. üyelik kartı çıkanların kartlarını parça parça etmişlerdi. Rasatevinin kıvrım kıvrım merdivenlerinden aşağı kütük gibi bir bacakla inmek dayanılmaz bir işti. «Rus tüfeği» denilen (bu tüfekler İspanya'ya S. Hücum Muhafızları küçük mangalar halinde caddelere dağıtılmaz. yolcuları aramış.C.C. Bunun her savaşta böyle olduğunu sanıyordum —gerideki besili polis ile cephe hattındaki pejmürde askerler arasındaki tezâd! Tüm olarak alındıkta. sanırım. binalarının önündeki barikatların yerlerinde kalmasına izin verilmişti.U. P. Barselona üzerinde Cumhuriyetçi bayrağı dalgalanıyordu —Cumhuriyetçi 'bayrağını faşist siperlerinin dışında. Hücum Muhafızları muzaffer istilâcı havalarını bıraktılar ve ilişkiler daha dostâne bir hale geldi. Bu. Cumhuriyetin böyle birlikleri olduğunu bilmiyordum.T. bunları yalnızca kanunsuz yollardan elde edebilirdiniz. ağzı yayvan korkunç karabinalardan kat kat iyiydi. ama sanıyorum. Barselona çarpışmaları. Bir tanesini inceledim. direnme göstermeyeceğini önceden bildiği halkı dehşette bırakmak için kuvvet gösterisi yaptığına hiç kuşku yoktu. Mükemmel bir tüfek olmaktan pek uzaktı ama bizim cephedeki eski püskü. Güvenlik Askerleri stratejik noktalan ellerinde tutmaya devam ediyorlardı. herbirine de bir otomatik tabanca düşü160 yordu.T. onların ileri geri gezinmelerine bir çeşit şaşkınlıkla bakıyordum.paçalarımızdan aşağı sarkıttık. bir iki gün sonra Hücum Muhafızları halkla gayet iyi geçinmeye başladılar.B. Hücum Muhafızları her yanı kaplamıştı. Acaba ne derdim olduğunu düşündüler diye merak eder dururum.

Sonra onunla temasımızı kaybettik. her yanda uğuldayan tüfek ateşinden hayli tedirgindi. P. ajanları tarafından kentin dört bir yanma yayılmıştı.O. hapishaneler dolup taşıyordu. «P. çünkü yaralılar sık sık bir hastaneden öbürüne yer değiştirirlerdi. Çarpışmalar sona erdikten sonra. Otelime dönüp orada oturacağım. birçokları muhakeme edilmeksizin. Komünist arkadaşımız bana bir kere daha yanaştı ve Uluslararası Tugay'a transfer olmayı isteyip istemediğimi sordu. Aslında Tarragona hastanesindeydi.» dedim. peşlerinde polis ve devamlı ele verilme korkusuyla saklanıyordu. ama ne yazık ki kaldığı otel şehrin Güvenlik Askerleri'nce denetim altında tutulan kesimindeydi —sokak çarpışmalarında yerel coğrafyayı bilmek ne kadar önemli! Otel basılmış. tarafından ustaca düzenlenen bir faşist «beşinci kol» ayaklanmasından başka bir şey değil. Durmadan ortaya atılan suçlamalar karşısında tarafsız kalmak olanaksızdı.O.C.M.'un lağvedilmesini talep eden. Adam bu konuda çok dürüsttü. ortalığı alevlendirici makaleler yayınlıyorlardı. Anarşistler esirlerini salıvermiş.'un gizli bir faşist örgütü olduğu ilân edilmiş. La Batalla hâlâ ortalıkta gözüküyordu. gazeteleri sansüre uğramıyor. Tompson hemen. P. yalnız P.M. Çarpışmaların bittiği şu sırada. Besbelli.'a bağlı olduğum için. gamalı haç işaretli manyak bir yüz olarak gösteren bir karikatür. Böyle bir patlamanın bir daha ne zaman olacağı bilinemezdi ve ben bir daha böyle bir 162 davada tüfeğimi elime almak durumunda kalırsam.kezlerinde muazzam sayılarda silâha el konuyordu. İspanyol emekçi sınıfına karşı kullanılabilirdi. ama. tabiatıyla kendi taraflarına sıkıca bağlı kalmak durumundaydılar. Buna benzeyen daha bir sürü olay oluyordu.U. olaylar için uydurulan yorumlar karşısında hayretten dona kalıyorlardı.U. polisin beceriksizliği yüzünden tamamen suçsuz zavallılar tutuklanıyordu. yabancı komünist gazeteleri elimize geçmeye başlamıştı. oteldeki korkunç kuşku ve düşmanlık havası daha da kötülemişti. gerçeklere de aykırıydı.U. Bunlar olurken. Artık. Otelin holünde bazı çirkin ağız dalaşmaları yapılıyordu. hapse tıkılmış ve sekiz gün süreyle.U. Çok sayıda siyasî zanlı yabancı. «farklı kalmakta anlaşıp» aslında siyasî hasmımız olması gereken birisiyle içki içemiyordunuz.'nı.O. «Sizin gazeteleriniz benim faşist olduğumu yazıyor. biri yaralandı mı zaten hep böyle olurdu. bu. P.S. Neyin nasıl olduğunu gerçekten gören Komünistler'in bazıları.» Ona. ama Güvenlik Askerleri kendi esirlerini bırakmamış ve bunların çoğu hapse atılmış. orak ve çekiç işaretli bir maskeden sıyrılarak ortaya çıkan iğrenç. ama ilk sayfası hemen neredeyse bomboş kalacak derecede sansür edilmişti.U. Eninde sonunda.O. Fakat bütün hava değişmişti. hiç kuşkusuz.C. Kolum hâlâ kötü. Hayli şaşırmıştım. mutlaka siyasî bir zanlı olmalıyım. bu mesele değil canım. P. Barselona çarpışmalarının resmî ifadesi. sanırım. önceden olduğu gibi. emekçi sınıfın yararına kullanacaktım. Salı sabahı ona sokakta rastladım. çarpışmalara ilişkin haberleri yalnızca azılı partizanca değil.» dedi. Her zaman olduğu gibi.M. o da herkesin ağzındaki soruyu sordu : «Nedir bu Allahm belâsı şey?» Elimden geldiği kadarıyla anlattım herşeyi. Pasaportsuz olan ve genellikle kendi ülkelerinde gizli polisçe aranan İtalyan ve Almanlar'ın durumu en kötüsüy163 .O. Postahaneler yeniden çalışıyordu.» «Oh. aylarca hapiste tutulmuşlardı. U.U. onu emekçi sınıfa karşı değil. Thompson yakalanmış. fakat hiç kuşkusuz. «Ben bu işin dışında kalacağım.S. Ne de olsa siz yalnızca verilen emri yerine getiriyordunuz.M. bu olaydan sonra Komünistler'in denetimi altındaki hiçbir birliğe katılamayacağımı söylemek zorunda kaldım. Douglas Thompson'-un Nisan başında yaralandığından söz etmiştim. Daha önceden. hiç kimse için uzanacak bir yer bulunmayacak derecede ağzına kadar dolu bir hücrede tutulmuştu.M. Oteline döndü. P. diye kararlaştırılmıştı. çarpışmalar başladığı sıralarda gerisin geriye Barselona'ya gönderilmişti.

Öyle bir noktaya gelmiştim ki. yiyecek ve uykudan yoksunluk.U. Tek akla gelen. Pahalı bir dükkândı. damda oturup acaba bir dakika sonra vurulacak mıyım. Bir iki sokak ötede tüfeklerin çatırtı ve gümbürtüsü duyu164 lurken. bunların bir cenaze alayı olduğunu düşündüm. nefret. Baştan aşağı siyahlar giyinmiş büyük bir kalabalığın da bir saat boyunca Palaza de Cataluna'dan geçmeye çalıştıklarını ve hep başarısızlığa uğradıklarını hatırlıyorum. Bir türlü sona ermemesi ne yazık! Cephede olanlar yetmiyormuş gibi» vb.C. çarpışmadan önce. modaya uygun giyinmiş bir kadını koluna alışveriş sepetini takmış. ama benim onu öyle sandığımı düşünmüştü.'nin adamlarıydı. muazzam yiyecek kuyrukları ve sinsi sinsi gezinen silâhlı adamların yarattığı korkunç havayı hiç unutamayacaktır. kız adamın metresi falan değildi. caddeye koştuğumda birkaç Güvenlik Askeri'nin kudurmuş bir köpeği vurduklarını öğrendim. gürültüsü. Oraya.S. çünkü silâhsız oldukları açıkça görülüyordu.G. sınırdışi edilerek Fransa'ya gönderileceklerdi ki.C. tamamen boş Plaza de Cataluna'da aceleyle karşıdan karşıya koşarken her iki elinde beyaz mendiller sallayan bir adam. siyasî açıdan karşı tarafın adamlarıydı ve benim P. vb. zavallı kızın yüzündeki utanç ve sefalet ifadesini hatırlıyorum. üyesi de olabilirdiler— her_ neyse. Ne zaman yan sokaktan başlarını uzatsalar. P. İtalya ya da Almanya'ya geri yollanmaları demekti. sansürlü gazeteler. Hiç kimlik belgesi olmayan bir Alman kızı günlerce bir adamın metresi pozuna girerek polisi uyutmuştu. kuşku. Yakalandıkları takdirde. bir arkadaşınızın şimdiye kadar sizi polise gammazlamış olabileceği gibi nefret uyandıran bir duygu taşıyordunuz.S. İngilizler'i çok simpatico bulduğunu söyledi. korku. Yine de davranışları tümüyle tarafsızdı. Cumartesi sabahı caddeden bir silâh gümbürtüsü koptu. köşedeki Hotel Colon'dan P. tıka basa doldurulmuş hapishaneler. Temmuz'un 19'u geldi yine» diyen öbür küçük adam. T. kadının sağır olabileceğiydi. Sonradan.'lu olduğumu biliyorlardı. Başıyla Plaza de Catuluna'daki cehennemi ateşe doğru işaret ederek (sanki bu sabahın çok güzel olduğunu söylüyormuş gibi) «Eh. bütün davanın kendilerine anlamsız bir gürültü gibi geldiği savaşın dışında kalanların bir anlık görüntüleri. çalışanlar da U. belki de Barselona'da oturanların çoğu bütün çarpışmaya. her kapı çarpışında tabancama sarılıyordum.U. «Böyle şeylerin olması çok kötü değil mi? İş için de çok kötü. ama zamanın tuhaflıklarından birçoğunu aktarmakta başarılı olduğumu sanmıyorum. Bir de. Halk arasında bir sürü insan. Ayakkabı dükkânında postallarımı yapan adamlar. Bu belâ sona erdiğinde hepimizin yeniden onu görmeye geleceğimizi umuyordu— gerçekten de onu görmeye gittim. önünde kıvırcık tüylü beyaz bir köpekle. Bir iki yabancı kadın İspanyollar'la «evlenerek» durumlarını çabucak usulüne uydurdular. Tanrı bilir onları ne korkunç olayların beklediği. karmakarışık gerginlik sinirlerimi sonuna kadar zorlamıştı.dü.O. herkes «yine başladı» diye bağrışıyordu. Poliorama'nm üstündeki müzede kapıcı olarak çalışan ve bütün bu olanlara toplumsal yaşayışın gereği olan şeyler diye bakan küçük adam. O zaman. 165 . bu. Çarpışmanın uzun süren kâbusu. Adamın yatak odasından çıkarken kazârâ çarpıştığımızda.M. içinizde. yoksa bir başkasını mı vurmak zorunda kalacağım diye ölesiye sıkılmak.U. Kuşkusuz. Barselona çarpışmalarının ortasında olan bitenlerin neye benzediğine dair bir fikir vermeye çabaladım. Bütün bu zaman boyunca. Ramblas'dan aşağı doğru yürüyüş yaparken gördüğümü hatırlıyorum. makineli tüfekleri ateş açıyor ve onları geri püskürtüyordu— neden bilmiyorum. hattâ aradan aylar geçtikten sonra Barselona'da bulunmuş bir kimse. İngilizler'in kendisini ziyarete gelmesinden çok hoşnut olmuştu. bir ilgi kayması olmadan. Geriye baktığımda belleğime takılan şeyler o sırada rastgele yapılan gözlemler. çarpışma sona erdikten sonra ve birkaç dakika için 5 Mayıs'dakine kısa süreli ateşkes sırasında gittim.

Sürtüşmenin bardağı taşıran nedeni. elimden geldiğince iyi bir biçimde daha kapsamlı konuları tartışmam gerekiyor — gerçekte olan nedir. olayın doğru ve yanlış yönleri nelerdi. Böyle olmakla birlikte. halka geniş olarak yansıtılmasına izin veriliyordu.N. savaşın başından beri çoğunlukla C.T. bütün özel silâhların teslim edilmesine ilişkin Hükümet emri idi.'li işçilerin çalıştırdığı Telefon Santralı'nı. lütfen bu bölümü atlayın. Bu kitabın daha önceki bölümlerinde Komünistler'le Anarşistler arasındaki çatışmaları bazılarına anlatmıştım. artık büyük bir patlayışa kaçınılmaz gözüyle bakılıyordu.ya da bir hava baskınında duyacaklarından zırnık fazla olmayan bir ilgi ile bakıyorlardı. 1937 Mayısı'nda herşey öyle bir noktaya ulaştı ki. gerçekten olan neydi? Uzun bir süreden beri Katalonya'nın her yanında gerilim yükseliyordu. Uzak bir şehirdeki bu sefil dalaşma. bunların onda dokuzunun gerçek dışı olduğunu söylersem abartmaya kaçmış olmam sanıyorum. Partiler içi polemiğin ayrıntılarına girmek korkunç bir iş. yalnızca yanlış haber vermekle kalmayıp.N. bunun yanısıra. ilk bakışta sanıldığından daha büyük bir önem taşımaktadır. siyasî çatışmalarla (tıpkı bir Çin savaşındaki generallerin adları gibi) insanın aklını karıştıran partiler ve alt-partilerin isim kalabalığıyla ilgilenmiyorsanız. ayrıca resmî görüşmelerin dinlendiği ve banda alındığı gibi gerekçe167 166 . gözlerimle gördüklerimin ve sözlerini güvenilir saydığım başka görgü tanıklarından öğrendiklerimin ötesinde pek az malzemeye sahibim. Bundan sonraki adımın. sorunun tek bir yönünün. Şimdiden bu konu üstüne bir çok kitabı doldurmaya yetecek miktarda yazı yazılmıştır. Bu bölümde yalnız kendi kişisel gözlemlerimi anlattım. Barselona çarpışmalarının tümüyle doğru ve tarafsız bir öyküsü hiçbir zaman yazılamayacaktır. O sırada. Barselona'daki herkes gibi. Önceden olduğu gibi. kötü yönetildiği. bazı sunturlu yalanların aksini kanıtlayabilir ve bu olayın belirli bir perspektife sokulmasına yardımcı olabilirim. Ayrıca.T. Bu örgüte sendika üyeleri alınmayacaktı. 1 Mayıs'ta hiçbir baş kaldırma hareketinin olmayışı herkesi sevindirmiş ve şaşırtmıştı. Ben bile. iyi silâhlarla donanmış «gayrı siyasî» bir polis kuvveti kurulmasına da karar verilmişti. 3 Mayıs'ta Hükümet. Bundan sonraki bölümde. Her zaman olduğu gibi. ben de yalnızca kendi mahallemde neler olup bittiğini gördüm. lâğım çukuruna dalmaya benziyor Fakat gerçeği olabildiğince ortaya çıkarmaya çabalamak ve kurmak gereklidir. eğer sorumlusu var ise bu sorumlu kimdi? Barselona çarpışmaları pek çok siyasî tartışmaya sermaye edildiği için. ama ortalığa yayılan yalanların pek çoğunun tersini kanıtlayacak kadar çok şey duydum ve olaylara tanık oldum. işçi sınıfı saflarında servetle sefalet arasındaki karşıtlığın gittikçe artmasından ileri gelen belli bir kırgınlık ve devrimin sabote edildiği yolunda genel ve muğlak bir duygu da vardı. Her şeyden önce. üzerinde çalışmak için bir yığın suçlama ve parti propagandasından başka birşey bulamayacaklar. 11 Gerekli kayıtların olmaması yüzünden. O sırada yayınlanan gazete haberlerinin hemen hepsi savaştan uzaktaki gazeteciler tarafından uydurulmuştu. bunun dengeli bir görünümünü vermeye çalışmak önemli birşey-dir. ve ne gibi sonuçlar doğurmuştur. okuyucuları maksatlı olarak da yanlış yöne çekiyorlardı. Gelecekteki tarihçiler. denetimindeki kimi kilit endüstrilerin ele geçirilmesi olacağı herkesçe apaçık biliniyordu. C.

F. işler durdu ve hemen ardından çarpışma patlak verdi. sürecin hızını herhalde azaltmıştır.N.G. kuvvetleri emekçi banliyölerini. O gece ve ertesi gün. yiyecek gitgide azalıyordu.N. ama nispeten hâlâ iyi durumdaydılar. Çarpışmalar sırasındaki kayıplar. O akşam deniz 168 yoluyla Valencia'dan gönderilen altı bin Hücum Muhafızı Barselona'ya vardı ve şehrin denetimini eline aldı. de şehrin merkez ve resmî kesimlerini tuttular. 169 . emekçilerinin bu çarpışmada pes dememekle birşey kaybedip kaybetmedikleridir.O.N. İşçilerin binalarına bir saldırı olacak diye bir söylenti şehri dolaştı. Hükümet. manevrayla sendikacıların ellerinden kaydırılmıştı. Bununla birlikte. 5 Mayıs gecesine kadar C. işçileri üstüne. bu noktada direnmenin varlığı.'nin resmî önderleri U. Gerçek şudur ki.S. Ne türlü kışkırtma olursa olsun yan gelip yatacaklarını açıkça belirtmiş olsalardı. resmî bildirilere göre.T. silâhlı polis kuvvetleri ve P. muvazzaf kuvvetlerin elindekiler dışında bütün silâhların teslim edilmesine ilişkin bir emir yayınladı ve ertesi birkaç gün içinde çok sayıda silâh ele geçirildi. emekçi sınıfın denetiminden çok uzakta. muhtemelen Güvenlik Askerleri'nin silâhsız C. (Komünistler ve Sosyalistler) tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuna inanıyordu.I. (kendisine verilen emirlerin sınırını aşıyor muydu aşmıyor muydu bilinmez) binayı ele geçirmeleri için üç kamyon dolusu silâhlı Güvenlik Askeri gönderdi.ier öne sürerek devralmaya karar verdi. kesinlikle.A.N.'un ilgasına bahane edilirken.T. P. Aşağı yukarı aynı saatlerde. Savaşın patlak vermesinden bir yıl sonra Kata-lonya emekçileri iktidarlarını büyük ölçüde yitirmişlerdi. sokaklara dökülen C. şehrin her yanında barikatlar kurulmuştu ve çarpışmalar 6 Mayıs sabahına dek aralıksız sürdü. Çarpışıp da yenilmenin. Güvenlik Askerleri'ne karşı direnmeyi öngören belirsiz bir kararın dışında. C. anlaşıldığı kadarıyla. Bu patlama. daha da büyük kayba uğramış olabilirlerdi. ama biraz daha uzasaydı etkisi olacağı kuşkusuzdu. düpedüz uzun bir süreç içindeki tek bir olaydı.O.N. önderleri ile birlikte herkesi işlerinin başına dönmeye çağırıyorlardı. Asıl niyetleri her ne idiyse. Ne var ki.'ye karşı Güvenlik Askerleri ve P.S.U. binalar kuşatılmış ama hiçbiri zapdedilmemiş ve hiç topçu da kullanılmamıştı.M.P.T. Katalonya'nın Valencia denetimi altına girmesine. bunlar zaten olacaktı diye düşünebiliriz. Genel eylemin yönü. Bu koşullar içinde hiç kimse çarpışmaya devam etmeyi göze alacak kadar davaya güvenemiyordu 7 Mayıs öğleden sonra şartlar hemen hemen normale dönmüştü. Sivil giyinmiş silâhlı polisler caddelerde yol açılırken. ertesi sabah millet kendiliğinden barikatları farketmeye başladı. Polis Şefi Salaş. Bildiğim kadarıyla. devlet kapitalizmine ve muhtemelen. ayrıca çok sayıda Güvenlik Askeri teslim olmuştu. hiç savaşmamaktan daha iyi sonuç verdiği örnekler vardır.U. dört yüz ölü ve bin kadar yaralı idi. herkes bunun C. Fakat genel olarak kabul edilmiş bir önderlik ve belirli bir plân yoktu —gerçekten. ama bu rakamı çürütecek delillerden yoksun olduğumuz için.T. Asıl dava.U.N. takım takım Güvenlik Askerleri stratejik noktalardaki başka birçok binaları da zaptetti-ler. Barselona Telefon Santralı'nın ele geçirilişi.C. ani saldırısı yüzünden yeniden bozuldu. merkezî denetime. hiçbir plân yapılmamıştı. Doğrudan iktidar geçen yıldan beri.C. çarpışma sonrasının etkilerini herhangi bir kesinlikle söylemek de imkânsızdır. Herşey bir yana. Ölü sayısı abartmalı verilmiş olabilir. özel kapitalizmin yeniden sunuluşuna doğruydu. ama.T. Fakat.U. Bu patlamanın savaşa doğrudan bir etkisi olup olmadığı konusunda bir delil yok. 6 Mayısîta ateş kesildi.T. . daha iyi durumdaydı sayılır. hiç kuşkusuz. İkinci olarak. . her iki tarafta da savunma niteliğindeydi. çarpışma. milis güçlerinin dağıtılmasına. caddelerde silâhlı Anarşistler belirdi. Durum kabataslak şöyleydi: C.M. Cabellero Hükûmeti'nin düşürülmesinde de etkili oldu.T. doğru kabul etmek zorundayız.

U. Çarpışmalar sırasında gördüğüm tek el ilânı.N.G.) Fakat gerçekte P.U. İngiliz gazeteleri bu gemilerin Barselona'ya «İngiliz çıkarlarını korumak için» gittiğini ilân etti. emekçiler sokağa döküldü mü. T. Bunun birçok nedeni vardı En başta. ile U. Her iki tarafta da hiçbir belirli plân işareti yoktu. Bu noktada kesin bir şey söylenemez.U. bu bildirinin (1) İhtilâlci bir konseyin (cunta) kurulması. gemiler bunu gerçekleştirmek için hiçbir eylemde bulunmadılar.'un önderleri bu olayda mesuliyet taşımadıklarını söylemediler.T. P. İkinci olarak.O.Leninist-ler) 4 Mayıs'ta çıkardıkları bildiriydi. izliyorlardı. Herkes sokağa fırlamış. C.N. daha iki gün önce kendiliğinden başlamış olan çarpışmayı onların başlattığı söylenemez. Ama gerçek şuydu ki.M.O. C. ama bu bildiri 5 Mayıs'tan önce çıkmadı.N. Bunun da başlıca söylediği şey. Durruti Dostları bir çeşit devrimci bildiri dağıttılar. (2) Telefon Santralı'na yapılan saldırının sorumlularının bulunması. O. Bu nedenle «19 Temmuz'un ruhunu yeniden uyan171 . P. önderlerinin tutumları tereddütlüydü. önderlerinin asıl gayesi U. yabancı bir müdahale yapılmasından korkuyorlardı. yalnızca Durruti Dostları —F. Bir başka deyişle.I. Anarşistlerin safında eylem nerdeyse kesinlikle kendiliğinden oluşmuştu.A. önceden düşünülmüş ve tasarlanmıştı. karaya hiç 170 asker çıkarmadılar ya da hiçbir mülteci kabul etmediler. bu patlamanın gerisinde ne gibi bir gaye —herhangi bir gaye var idiyse tabii— vardı? Bu bir çeşit coup d'etat ya da ihtilâl girişimi miydi? Gerçekten Hükûmet'i düşürmeyi mi hedef almıştı? Önceden tasarlanıp üzerinde karar verilmiş miydi? Benim fikrimce. hayli ukalâca. (3) Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması için çağrıda bulunduğunu söyleyebilirim. çarpışma ise hiç değilse şimdilik.M.T. Çeşitli kaynakları karşılaştırdıktan sonra. belki 5 Mayıs'ta yaklaştıkları gibi. ve P. bir marksist çizgiyi tutarak hareket ettiler.O. La Batalla). C.N. arasındaki ayrılığı zorunlu olarak genişletecekti. Göründüğü kadarıyla hiç kimsenin elinde bir kopyası bulunmayan bu bildiri hakkında büyük belirsizlikler vardır. hattâ izleyicilerini barikatlarda kalmaya teşvik ettiler ve Durriti Dostları'nın yayınladığı aşırılık yanlısı bildiriyi bile onayladılar (6 Mayıs. önderlik etmiyor.M. Bir İngiliz kruvazörü ve iki İngüiz destroyeri limana girmişlerdi. emekçiler sokağa dökülmüşlerdi.G.'nin hâlâ Hükûmet'te ve Generalite'de temsil edilmesi. «Herkes barikatlara gitsin —savaş sanayii dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın» idi. kuşkusuz yakınlarda daha başka savaş gemileri de vardı. Devrimci bir çizgide konuşanlar. önderleri de. Franco'ya karşı sürdürülen savaş kazanılmadan önce asla ayaklanmaktan yana değildiler.'nin resmî liderleri daha başından olayla ilgileri olmadığını açıkladılar. emekçilerin şehre egemen olması halinde. siyasî önderleri de onları istemiyerek izlemişler ya da hiç izlememişlerdi. Ben kendim ne bildiriyi ne de o tarihli La Batalla'yı gördüm. önderlerin izleyicilerinden daha tutucu olmalarını sağlıyordu. şehrin her yanma yapıştırılmış «ortalığı alevlendirici bir afiş» olarak tanımlanmıştı. İspanyol Hükûmeti'ni Franco'dan kurtarmak için parmağını kıpırdatmayan İngiliz Hükümeti. zaten olan şeylerin yerine getirilmesini istiyordu. küçük bir grup Troçkist'in (Bolşevik . La Batalla'nın bildiriyi nereye kadar kabul ettiğine gelince. dolayısıyla.M. Kimi yabancı gazetelerde bu bildiri. yani. Ne var ki. Üçüncü olarak.Üçüncü olarak.'un içinde küçük bir aşırı grup— idi. Bunlar da yine.T. orası da meçhuldür.T.U. çünkü bu başlıbaşma sıradan adamların çıkardığı bir olaydı. ile ittifak kurmaktı.T. C. onlarla birlikte olmak devrimci partilerin görevidir diyen. Kesinlikle böyle bir afiş falan yoktu. ama hiç değilse içten içe muhtemeldir ki. Anarşist önderleri —o sırada herkesçe bilinmemekle birlikte— olaylar belli bir noktanın ötesine sıçrar da. çarpışma yalnızca herkesin onu beklemesi anlamında. aynı hükümeti kendi emekçi sınıfından kurtarmak için yeterince çabuk müdahale edecekti.

emekçilerin eylemlerini savunma ile sınırlamak için ellerinden geleni yaptılar. ama katılmak zorunluluğunu da duyduklarını söylediler.N.dırmak» ve benzeri sloganlara rağmen. P.'nin gücünü yerle bir etmek için plânlı bir çaba? Böyle olduğunu sanmıyorum. siyasî bir sermaye haline getirilmişti. Fakat hatır173 172 . bir hata olur. Zaten Barselona'da da Telefon Santralı'na yapılan baskın tek başına soyutlanmış bir eylem değildi. herhangibir bina üzerine saldırı emri asla vermediler.M. önderleri ile kişisel ilişkileri olanlar (benim ilişkim yoktu) bana gerçekte bu işten tümüyle hiç hoşlanmadıklarını. U. bu çarpışmanın yalnızca P. aralarında bir tutam da U. acaba bir Komünist Coup d'etat'sı olmasın — bir vuruşta C.M.' un sorumluluğunun. Meselâ. Kestirilebileceği kadarıyla P. yani La Batalla'nın P. işçileriydi.O.O.G. alelade C. Sonradan hiç kuşkusuz. saldırgan eylem ve belirli bir plân demektir.'un düşmanı olan Durriti Dostları'nın bildirisini destelkemek. önlemek imkânı oldukça ateş açılmamasını emrettiler. karşı tarafın niyetleri neydi? Eğer bir Anarşist «Coup d'etat» sı değil idiyse. Daha doğrusu buna bir kalkışma denebilirdi— çok kanlı bir kalkışma.O.M.N. muhtemelen.N. bildirinin «Barikatlarda kalınız» demekten fazla bir tesiri olmadı. birliklerinin cepheden ayrılmasını emrettiğini söylüyor. herhangi bir yerde gerçek bir ihtilâlci niyet yoktu. Ayaklanma.U. eğer gerçekten çarpışma başlamadan önce değilse bile. bu da.M. kuşkusuz P. La Batalla ayrıca hiçbir birliğin cepheden aynlmaması yolunda talimatlar da yayınlandı (*).'un yasaklanmadan önceki kısa dönemde üye sayısı bir dereceye kadar artmıştı.T.U. adı geçen tarihli La Batalla'ya bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir. Üstelik bu.U. her iki tarafında ellerinde ateşli silâhlar vardı ve bunları kullanmaya istekliydiler. Buna çok benzer bir olayın (Barselona'dan gelen emirlerle hareket eden silâhlı polislerin Telefon Santralı'nı ele geçirmelerine çok benzeyen) iki gün sonra Tarragona'da da cereyan etmesi çok manidardır.U. bağlılıklarından ötürü övündüler.M. işçileri olan. Ama Anarşist gazetesi Solidaridad Obrera buna karşı çıkarken.U. Genel heyecan ve her iki tarafta da söylenen şeyler düşünülecek olursa. ama bazı şeyler insanı kuşkuya düşürüyor. daha az delille gerek önceden gerek sonradan yapılan suçlamalarla oranlanırsa hiçbir şey değildi. haklı çizgi bu olabilirdi. taraftarları. bir «ayaklanma» diye tanımlanması gerektiğinden kuşkuluyum. O sırada P.N. tarafından yürütülmüş bir çeşit ayak(*) Inprecor'un (International Press Correspondence'ın kısaltılmış adı — Komünist Enternasyonalin gazetesi. O zaman insanların söylediklerinden anlaşılabileceği kadarıyla.O. lanma olduğunu yazmalarını kolaylaştırdılar. Barikatların gerisindekiler muhtemelen. insanı şaşırtan bir çabuklukla stratejik noktalardaki binaları işgal ettiler.O. ama fırsat çıkar çıkmaz hem Hükûmet'ten hem Generalite'den atıldılar. herkesi teşvik etmekten ve muhtemelen bir kısım ahaliyi orada kalacaklarından daha uzun süre kalmaya ikna etmiş olmaktan ibaret bulunduğunu söyleyebilirim. P.T. Hükûmet'i devirmek değildi. sonradan «Mayıs'ın görkemli günleri» nden bile dem vurdu.O.U.M.O. Bu nokta. kalkıştıkları şey. hep yapıldığı gibi.U. çok küçük bir örgüt ve genellikle P.T. doğru ya da yanlış olarak polisten gelen bir saldırı diye gördükleri harekete karşı direnmekti. Taktik açısından.T. T. önderlerinden biri olan Gorkin. Fakat.) son sayılarından tam tersini. Şehrin çeşitli kesimlerinde takımlarla Güvenlik Askerleri ve C. önderlerini benimser gibi görünmekle. zâten Komünist basının her halükârda böyle söyleyeceğine kesinlikle inanabiliriz.M. Ne var ki. yalnızca taraftarlarının uyanık kalmasına ve son bölümde değindiğim gibi. önderleri tedbirli tutumlarından fazla birşey kazanamadılar.M. C. Eylemleri temelde savunma niteliğindeydi ve hemen neredeyse bütün yabancı gazetelerde yapıldığı gibi. çünkü. Propaganda açısından.O.

er geç bir çeşit boğuşmaya varacak ayrılık vardı. Bunlar olurken. herkes yerel coğrafyayı bilir. Katalonya'nın en büyük gücü olan P. «İspanya Hükûmeti'ni arkadan bıçaklayan» vb.C.'nin silâh istif ettiğini herkes biliyordu.U. İspanya'da orduda hizmet görmüş olan herkes bilir ki. doğal olarak. Kuşkusuz. çoğu Franco'ya karşı savaş kazanılır kazanılmaz Anarşizm'i «tasfiye etmek» niyetlerini açıkça ifade eden binlerce yabancı Komünist de İspanya'ya gelmişti. Telefon Santralı'nm işgalinden sorumlu olanlar (belki bu ölçüde değil. amansız bir düşmanla savaşırken kendi aramızda çatışmaya başlamamak çok iyi olur. zâten mevcut olan bombayı ateşleyen kibrit oldu. ama bunlar gerideki «siyasî-olmayan» polis güçleri için alıkonuyordu. bir iki haftalık sokak çarpışması ve genel grevi uzun uzun düşünüp de önceden yiyecek stok etmemiş olmaları akla çok aykırı geliyor.N. Hükûmet'in Anarşistlerin ellerindeki silâhlarını teslim etmelerini emretmesinden 174 doğmuştur. başlıca da sivil halkla polis arasında geçti (2) Çarçabucak yiyecek kıtlığı baş gösterdi.lamak gerekir ki. Hem Anarşistler hem de P. bu işin sorumlularının bir belâ çıkacağını düşünmemiş olmaları akla yakındır. Fakat. bir yangın alarmında olduğu gibi herkes yerini alıverir. Her iki tarafın da geniş ölçüdeki bir çarpışma plânladığına inanmayışımın iki nedeni var: (1) Her iki taraf da Barselona'ya önceden birlik göndermedi. ve Barselona'da çatışma patlak verdiğinde. İspanyolların yüzlerini ak çıkardıkları tek savaş harekâtı. hizipler hazırdır. Aylardan beri İspanya'nın çeşitli kesimlerinde Komünistler'le Anarşistler arasında uzun silâhlı çatışmalar olageliyordu. Barselona çarpışması.U. Komünistler'le Anarşistler arasındaki. Belki de. Anlaşıldığına göre. Katalonya Cumhurbaşkanı Companys. sadakatsiz Anarşistler ve Troçkistler tarafından yapılmış bir ayaklanma olarak gösteriliyordu. bu daha da açığa kavuşmuştu. Böyle yerlerde herşey çabucak oluverir. üstüne genel bir saldırı plânladıkları anlamı çıkmaz. Telefon Santralı'nm işgali. Bunun altında da. kavganın en az iki kişiyle yapıldığını ve ahalinin kışkırtma diye bakacakları bir şeye hedef olmadan barikat kurmaya başlamayacakları da hatırlanmaya değerKargaşalık. Anti-Faşist yabancı basında bu konu müthiş bir mesele yapıldı ama her zaman olduğu gibi davanın sadece tek yönü duyurulabildi.C. Bunu böyle koymak İspanya'da gerçekten mevcut şartları dikkate almamak olur. düpedüz. Savaşın başından beri İspanya Komünist Partisi üye sayısı bakımından muazzam büyümüş ve siyasî iktidarın çoğunu ele geçirmişti.doğrusu. (*) New Statesman (14 Mayıs). İngiliz terimlerine çevrilmiş ve ortaya şu ifade çıkmıştı: Aragon cephesinde silâha şiddetle ihtiyaç vardı ve vatanseverlikten yoksun Anarşistler silâhlarını alakoyduklarından. Barselona sokak çarpışmaları konusunda uzun tarihi olan bir şehirdir. İş bu kadar basit değildi. Anarşistler kendi silâhlarını teslim etseler bile. aynen böyle olmuştu. olayın doğru ve yanlışlarına gelelim. birliklerinin beslenmesidir. ama) belâ çıkacağını beklemişler ve ona göre hazırlanmışlardı. oraya silâh sevkedilemiyordu. Anarşistler'in ne olursa katlanacaklarını söylemişti (*). Sonuç olarak.S. nitekim çarpışmalar nihayete erdikten sonra. Her iki tarafın. birkaç gün önce gülerek. İngiliz basınında bu. her iki taraf bol bol silâh çıkardılar. Çarpışma yalnızca hâlihazırda Barselona'da olanlar arasında. Katalonya ve Barselona. 175 .S. silâhlar ateşlenmeye başladığında. bundan C.'nin silâhlarını elinden bırakmayacağını gayet iyi biliyorlardı. Fakat. Son olarak. T. Bu koşullar altında Anarşistler'in 1936 yazında elde ettikleri silâhları teslim etmesi pek beklenemezdi . cephede pek makbule geçecek bir sürü silâh caddelerde açıkça görülüyordu. bütün bunlar İngiltere'de değil İspanya'da oluyordu. Fakat bu kesinlikle akıllıca bir davranış değildi.

emekçilerinin Telefon Santrali'ni hiç karşı koymadan devretmeleri gerektiği de tartışılabilir. «sizin iktidarınız sona erdi. Güvenlik Askerleri'nin emekçi kitle tarafından sevilmediğini hatırlamak gerekir. Komünist basın organlarında verilen biçimini ayrıca incelemek gereklidir.M. Propaganda niteliği taşımayan belgelerin eksikliği yüzünden.O. Tekrar söylüyorum. bu anlama gelsin diye yapılmıştı. Faşistler'e karşı hükümete sadakatsizliklerinden hayli haklı olarak kuşku duyulduğu için. C. savaş sırasında da birçok kereler. çünkü dünyanın herbir yanında yayınlanmış.N. Daha doğrusu şöyle söylenebilir. Özellikle İngiliz basınında. Hikâyenin. muhtemelen. Bu. böyle bir davranış o zamanki koşullarda zorunlu olarak bir çatışmaya götürecekti.M. savaşın herhangi bir döneminde İspanyol Anarşistleri lehinde bir söz bulabilmek için çok uzun zaman araştırma yapmak zorunda kalırsınız. böyle (*) Savaş başladığı zaman. Daha sonra. meselâ Santander'de. zâten. öykümün öbür kısımlarında da gerçeği iletirken kaçınılmaz olarak hatalar yapmışımdır. Bu noktada bir kimsenin fikri.T. İlk saatlerde milleti sokağa döken heyecan.N.)) Buna baştan sona tümüyle katılıyorum. sürüp giden bir savaş vardı ve cephe gerisinde çatışma çıkartmamalıydılar. Anîden şehirde. yerel Güvenlik Askerleri topluca Faşistler'den yana geçmişlerdi. işçilerin temmuz çarpışmasında ele geçirdikleri ve çok büyük duygusal önem atfettikleri binalara silâhlı adamların saldırmakta olduğu haberi dolaştı. İnsan taraf tutmak zorunda kalır. C. yalnız burada değil. davasında haklıydı. Kuşaklar boyunca la guardia ağa ya da patronun düpedüz kuyruğu olagelmişti. Objektif açıdan Barselona çarpışmalarını yazmaya çalıştım. kendi ön yargılarıma ve yanılgılarıma karşı uyarıyorum. «Evet. yabancı ve özellikle Komünist basında çıkan haberlerden tümüyle farklı olduğu görülecektir. böyle bir sorun üzerinde hiç kimse tümüyle objektif olamayacağı apaçıktır. Faşist buyrukları altında yürütülmüş. kendiliğinden oluşan bir patlama değil de. Dahası var. hatanın tek bir yanda olmadığı. herhalde. Güvenlik Askerleri'nden iki kat nefret edilirdi (*). Tek yönlü bir açıklamanın kabul görmesinin nedeni. Franco'ya yardım olurdu. Hiç kuşkusuz. merkezî hükümet işçj sınıfı denetimi sorununa ilişkin tutumuyla belirlenecektir. Fakat. suikastler ve bunun gibi olaylara yol açan bir gerilim yaşıyordu.U.şimdiden sokak arbedeleri. Olay. bu isyan. Anarşistleri savunan bir yazınızı basacak birini bulmak neredeyse olanaksızdı. artık biz devralıyoruz» anlamına gelen bir hareketti. savaşın başında halkı isyancı generallere karşı direnmeye götüren heyecana herhalde çok benziyordu. Eğer bir oran duygusu muhafaza edilirse. kesinlikle. Fakat. bu bir yana. Bunlar sistematik olarak kötüleniyorlardı ve kendi tecrübemden bildiğime göre. Hükûmet'e karşı yanlış yola yöneltilmiş birkaç «ele avuca sığmaz»ın yardımıyla. tarafından önceden ustaca düşünülüp plânlanmış ve uygulanmış bir isyan alarak gösterilmişti. önemli olan şurası ki. gerçekten çarpışmayı kim çıkarmıştı? Hükûmet'in Telefon Santrali'ni ele geçirmeye hakkı vardı ya da yoktu. Barselona çarpışmalarının bütün suçu P. İçimizdeki herhangi bir kargaşalık. Güvenlik Askerleri heryerde güçlü olan tarafa katılmışlardı.T. herşey bir yana. Direnmeden başka birşey beklemek sağduyuya sığmazdı. kışkırtıcı bir eylemdi. Gene de dürüst olmak için elimden geleni yaptım. buna rağmen. Herkesi. o zamandan bu zamana kısa aralıklarla eklemeler yapılmış ve muhtemelen en fazla kabul görmüş olan tarihi budur. bir meselede olamayacağı kavranabilir. İspanya savaşını doğru olarak anlatmak çok güç.'un üstüne yıkılmıştır. geride bir iç savaş başlatarak Hükûmet'in felce uğratılmasi177 176 . düpedüz İspanyol devrimci partilerinin yabancı basınla herhangi bir teması olmamasıydı. Komünist ve komünist taraflısı basında.O. bütün bütün P.U. benim hangi yandan olduğum yeterince açık olmalıdır. Fakat benim anlattıklarımın.

Önceden söy lediğim gibi.O. Sendikalarda hiçbir be lirgin tabanı olmayan bir siyasî örgüttü. Alman S. Bu görev şuydu : Yerel Troçkistler'le işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar. ama bu kadarı da yeterince açık sanıyorum. 11 Mayıs tarihli (İngiliz Komünist Partisi'nin yayın organı) Daily Worker'a göre : Sûretâ [ Troçkist ] «Dördüncü Enternasyonel'in Kongresini «hazırlamak» için Barselona'ya akın eden Alman ve İtalyan ajanlarının büyük bir görevi vardı.U. Plânın. olarak Alman ve İtalyanlar için ha. saldırısı» haline geliyor ve aynı sayıdaki bir başka makalede «Katalonya'da kan dökülmüş olmasının sorumluluğu P. vb.O. Başka türlü söylendikte. diyelim. zırdı. Alman ve İtalyanlar da Barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden «Katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını» ve bu yüzden «Barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını» ilân edivere-ceklerdi.M.M.P. Troçkist bir örgüt görünümündeki P.M. Hele genel bir grev başlatacak gücü hiç yoktu. 179 .U.M. P. Fakat buna girişmeden önce.. ama isteselerdi bile bu karışıklığı kendileri oluştura mazlardı. İspanya'ya «akın» etmeye gelince. desteksiz bir iddiadan ibarettir ve bütün kanıtlar tam tersini gös termektedir. vb.M. İngi liz Komünist Partisi'nin Glasgow'da bir genel grev baş latması ne kadar zor bir işse.U. üyeleri» olduğunu söylüyordu. tüm olanların so178 rumlusuydu ve Faşist buyruklarıyla hareket ediyordu. P. cephe gerisinde. (I) P. P.U. «Alman ve İtalyan ajanları» Daily Wcrker'in sayfaları dışında hiçbir yerde varolmamışlar dı. girmek kadar çıkmanın da) ne denli kolay (!) bir iş olduğunu bilir.O.M. Şimdi Komünist basında görülen haberlerden daha başka bir takım alıntılar vereceğim — bunların toptan değersiz sayılacak kadar kendi içlerinden çelişkili olduğu görülecektir. önderlerinin tutumu kapışmala rın uzamasına bir dereceye kadar yardım etmiş olabilir di.. İyi bilinen cani unsurlarla ve Anarşist örgütlerdeki belli öbür kandırılmış kişilerle işbirliği içinde hareket eden P. bu tasarının tarihi Temmuz ayına —iki ay sonraya— konmuş ve daha bir tek delege gelmemişti.O.. Alman ve İtalyan Hükümetleri nin Barselona'ya asker çıkartması olduğu söyleniyor. 29 Mayıs tarihli Inprecor [Komünist Enternasyonal Haber Bülteni) Barselona'da barikat kuranların «Parti içinden sırf bu amaçla örgütlenmiş P.U.'a aittir» deniliyordu.U. Bildiğim kadarıyla «Dördüncü Enternasyonalin Kongresi» diye bir şeyin lâfı bile edil memişti.M.nı amaçlayan bir Faşist dümeniydi.U.M. ve onun kardeş partileri (İngiliz I. Alman ve İtalyan Hükümetlerinin Katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu «düzeni korumak için yaptığını» ilân edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.U..O.O.A.İtalyan ajanları»na gelince — bunların hepsi hâlis muhlis efsâneydi. tarafından uygulandığı yolundaki yorumun niçin inanılmaza yakın bir iddia olduğunun çeşitli a priori nedenlerine değinmekte yarar vardır.U. Bütün dalaverenin aracı. o da bütün Barselona'da bir grev çıkarmaya o ölçüde yeteneksizdi.O. Franco'-nun «beşinci kol» uydu — Faşistler'le birlik olup çalışan bir «Troçkist» örgüttü.O. Makalenin sonlarına doğru Barselona çarpışması «P.M.U.U. o zamanlar sınırı geçen herkes bunun (aslına bakarsanız.O. lan hücumla aynı zamana getirilen bir saldırı plânlamış ve örgütlemiştir vb.M.M. cephede Bilbao'ya yapı.) için bir kongre toplanması yo lunda belli belirsiz plânlar vardı. Mayıs çarpışmalarının Faşistler'ce düşünülüp P.. (II) Bu işin bir Faşist oyunu olduğu ise.. Daha bir sürü ayrıntı verebilirm. vb.O. ama hiçbir Alman ya da İtalyan çıkartma gemisi kıyıya yanaşmadı.O. P. «Dördüncü Enternasyonal Kongresi» ve «Alman .L. P.'un bu büyüklükte bir kargaşalık kış kırtabilecek sayıda adamı ve etkisi yoktu.

bir gece önce P. tarafından benimsenmeyen Durruti Dostları bildirisinin. Öte yandan 11 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle diyor : Solcu Katalan Kamu Güvenliği Bakanı Aiguade ve Birleşik Sosyalist Kamu Düzeni Genel Komiseri Rod-rigue Salas. Bir hikâyeyi rolleri tersine çevirerek anlatmak gibisi yoktur. Komünist basından birkaç alıntı daha ekliyeceğim.M. İlk önce «Anarşistler» in bu işle ilgili oldukları belirtilsin. Fakat böyle birşey ne oldu. ellerindeki tek vurucu güç olan onbin kadar adamı kullanamamaları düşünülemez. ön yargılar için uygun bir hava yaratılsın.U.O. cephede de hiçbir şey olmadı. Fakat böyle birşeyin ne herhangi bir belirtisi ne de söylentisi vardı. önceden fazla sayıda asker cepheden çekildi. Lâkin bu.M.N.M.U. o sırada birisinin bunu farketmesi beklenirdi. 6 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle başlıyor: 180 Ufak bir Anarşist grubu pazartesi. sah günleri telefon ve telgraf binalarım işgal ettiler ve ellerinde tutmaya kalkıştılar.N.N.T. caddeye ateşe başladılar.U.O. Ve işte 29 Mayıs tarihli Inprecor: Öğleden sonra saat 3'te Kamu Güvenliği Komiseri Yoldaş Salas. provakatörlerin bütün şehirde sokak arbedelerini başlatmaları için bir işaretti. üç dört hafta sonra keşfedildi. maamafih Daily Worker'da ilk ifadenin yanlış olduğunu kabul eden birşey de yok. dikkat çekecek bir şeydir.U. İngiliz basınında suçun önce Anarşistler' in. Telefon Santralı'nın elli P. Güvenlik Askerleri C.U. Bu hayli tuhaf görünüyor. çarpışma sırasında Mayıs'm 4'ünde ve 5'inde meydana çıktığını söylüyor.U. Inprecor'un başka bir sayi181 . ilk ifade ile fazla uyuşur gibi görünmüyor. P.T.(III) P. Ve ne de. ne de düşünülüdü.'nin elinde bulunan bir binaya saldırıyor. Bunun oldukça bariz nedenleri vardır. Bu olgulara bakarak.'un Faşist buyruğuyla nayaklandığı» yolundaki Komünist tezinin delilsizllkten de daha kötü durumda bulunduğu. bin ikibin adamı çeşitli bahanelerle Barselona'da toplamak çok kolaylıkla yapılabileceği halde. milis gücü arasında yıkıcı bir propagandayı ve daha bilmem neleri gerektireceği düşünülürdü.O. P. ancak sonradan P. «Anarşist» sözünden her İngiliz ürperir. diyelim. cephane ve bunun gibi şeylerin sevkiyatı her zamanki gibi devam ediyordu. bu çeşit plânlı bir ayaklanmanın aylarca süren bir hazırlığı.M. 11 Mayıs tarihli Daily Worker. "Troçkizm"in adını İngiltere'de herkes duymamışken. Başlangıç olayına.O. Telefonica binasına silâhlı devlet polisi gönderdiler. gerçekten bir coup d'etat plânlıyor olsaydı. Cephedeki milisin «ayaklanma» da hiç rolü olmadığı kesindir. sendikaları üyesi olan görevlilerin silâhlarını almak üzere. çünkü olan bitenin sorumluluğunu karşı tarafa yüklemekten başka hiçbir konuda uyuşmuyorlar.O. yeterince açık olarak anlaşılmak gerekir. böylece C.O.M. Eğer P. Görevini ifa ederken polise ateş açıldı.M.U.T. yani Telefon Sant-ralı'na yapılan baskına ilişkin Komünist haberleri bu bakımdan aydınlatıcıdır.'un başlıca üssü olan Lerida'da da. bundan sonra suç kolaylıkla «Troçkistler»e aktarılabilir.T. Herşeyden önce. Bu.O. Yiyecek. bildirilerin çarpışmadan önce Mayıs'ın 3'ünde meydana çıktığını belirtiyor ve «bu gerçeklerin (çeşitli bildirilerin ortaya çıkması) ışığında» diye ekliyor : Bizzat Polis Müdürü'nün önderliğinde polis kuvvetleri 3 Mayıs öğleden sonra merkez Telefon Santralını işgal ettiler. üyesince işgali. çoğunluğu C. kendi binalarına —yani gerçekte kendilerine— saldırmış olarak gösteriliyordu. Bu.M. C. kendi milislerine cepheyi terketmelerini emredip Faşistler'i içeri salıverirdi. bunun doğruluğunu sonradan araştırmalar yaparak saptadım.N. Faşistler'e yardım etmek isteseydi. Cephede dolaylı bir sabotaj girişimi bile olmadı. 22 Mayıs tarihli Inprecor. besbelli ki.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen Telefon Santralına gitti.'un üzerine yıkılması dikkati çekicidir.

üyesi oluyorlar. Bu «kendi kış183 .U. Mr.'ye Telefon Santralı'nda saldırılıyor. Daily Worker'ın daha sonraki (3 Haziran) sayısında da.M. Plaza de Espana'-da Troçkistler Aragon cephesi için ayrılmış olan milis gücünün kendi kışlalarında büyük gizlilikle sakladığı «75»lik top bataryalarını harekâta soktular..T.T. üyesi. Yukarıdaki iki ifadenin ortaya koyduğu gerçek. Pitcairn bizim.O. Bu silâhlar.U. öyle. bu sözü edilen binlerce silâhın özellikle bacaya saklanabilecek cinsten şeyler olmayan tankların ve saha toplarının gün ışığına çıkmaması çok tuhaf görünüyor.N. birkaç bomba vardı ve hiç makineli tüfek yoktu. Pitcairn'in dediğine bakılırsa P.'un Halk Ordusu'nun göz yummasıyla tankları çaldığına inanmamızı istiyor.U.M.O.U. Mr. Mr. ancak gerçeklerden hiçbir haberiniz yoksa. Pitcarin nasıl ve ne zaman P.UM. muhtemelen.'un «ayaklanma» sırasında kullandığı farzedilen silâhlar konusunda da Komünist basının hikâyelerinde aynı şey oluyor.U. bunlar arasında ayaklanmanın başında kışladan çaldıkları tanklar da vardı. J.O. Paris'teki İspanyol Büyükelçiliği'nce yayınlandığı rivayet edilen yazı: Ayaklanmanın önemli bir özelliği Barselona'daki birçok evin balkonlarında eski Monarşist bayrakların dalgalanmasıydı. Örneğin. kuşkusuz. 182 inanabilirdiniz. Bir anda. iyi niyetle yeniden basmıştı. Telefon Santralı'ndakiler bir C.M. kineli tüfek ve binlerce tüfek vardı.N. işte Daily Worker'ın 7 Mayıs tarihli sayısından alınmış.M. elli P.sında.M. Parti milislerine doğrudan doğruya asker kaydedilmesi sona erdiğinden. Yüzlerce makineli tüfekle binlerce tüfeğin hâlâ onların ellerinde olduğu açıkça bellidir.T.O.M. Hangi İspanyol olsa ülkenin iç durumunu bundan iyi anlardı. olayın nedeni oluyor ya da mümkün olan ikinci şık olarak. P. Bu birkaç kısa parçadaki kadar çok çelişkiyi bir araya toparlamak hayli güçtür. ikinci anda öyle değil.N.O. tüm siyasî partilerin kendi binalarına yerleştikleri muhafızlara ancak yetecek kadar silâhları bulunuyordu. adamların mahallî koşulları hiç bilmedikleridir.. Frank Pitcairn şöyle söylüyor : Gerçekte saldın sırasında her çeşit silâh kullanıl.U. mıştı. aylarca önce çalınan.O.O. ayaklanmaya katılanların duruma hâkim oldukları inancından ileri geliyordu. Ayrıca.M. 17 Mayıs tarihli Daily Worker'da Mr. Oradaki Komünistler bile bunu okuduklarında gü-lümsemek zorunda kalmışlardı P. milisleri Barselona'daki Lenin kışlasını hatırı sayılır sayıda Halk Ordusu birlikleriyle paylaşıyorlardı. milisi olmuştur. bize Hükûmet'in yalnızca barikatlar çoktan kurulmuş olduğu için Telefon Santralı'nı ele geçirdiğini haber veriyordu! Çok yer tutmaması için. Aradan zaman geçince. P.M. Barselona'da bir Monarşist bayrak! Karşılıklı savaşan güçleri bir anda biraraya toplayacak tek şeydi. Mr.M. saklanan silâhlardı.M.R. C. «kışla» dan tanklar çalmış? Hangi kışla olduğunu söylemiyor.O. Telefon San-tralı'na saldırıyor. C. o sırada. bu.U. ben yalnız bir tek olayın üstünde durdum. bir P. olayın sonucu oluyor. lağvedildiği ve bütün binaları ele geçirildiği zaman. 29 Mayıs tarihli Inprecor da diyor ki: Mayıshn 3'ünde P.O. U. bildiri sonradan ortaya çıkıyor ve bu.'un emrinde yüzlerce ma. Telefon Santralı'nın ele geçirilmesinden önce bir bildiri çıkıyor ve bu. üyesi oluyorlar ve daha neler. sayıları şimdi daha bile az olan. ama aynı tutarsızlıklar başka olaylar hakkında da bütün Komünist basında kol geziyordu. Campbell. yani demek ki. P. bazı öyle ifadeler vardı ki.U. ama bu işin İspanyol büyükelçiliğindeki sorumluları kasıtlı olarak adamakıllı yalan söylüyorlardı. elli P. düpedüz uydurmaydı. Bütün bunlara. bu.'un yüzlerce makineli tüfek ve binlerce tüfek sahibi olduğunu söylemiyor bize.'un üç ana binasında ne kadar silâh olduğunu belirtmiştim — tahminen 80 tüfek. Daily Worker bu ifadeyi. 75 mm'lik topların kendi kışlalarında saklanmasıyla ilgili hikâye de.O. P.U.O. Dolayısıyla.

Katalonya'nın «Troçkistler'e tümden karşı olduğu izlenimini verebilmekti.. Birkaç gün sonra Plaza de Espana. John Langdon-Davies Barselona' da bulunan İngiliz News Chronicle gazetesi idi. tanklar. dışarıda.N. Plaza de Espana benim bulunduğum yerden yalnızca bir mil kadar ötede olduğu halde. Hem P. kamuoyunun gerçeklerden habersiz bırakmayı bilinçli olarak. hem de Inprecor'a göre. iş olsun diye birkaç yüz de ekliyordu. Mr. Hava kararırken her işçi mer. Demeçlerine Komünist basında geniş yer verilen. 185 . Mr.O. çarpışma sırasında hiç top ateşi duymadım.N.U.O.'un çarpışmadan başlı başına sorumlu olduğunu.T. riliyerek karşı dururken. Komünist Partisi. bu hikâyeyi tanınmış bir İngiliz gazetecisine o anlatmış. Plaza de Cataluna'da.'un mekanize bir modern ordunun tüm silâhlarına sahip olduğunu uydurmak idi.yı incelediğimde de.laları» nın nerede olduğuna dair hiçbir şey söylediği yok. Olay oldukça bulanık bir durumdaydı. hiçbir topun görünmediğini belirtti. İspanyol Komünist Partisi genel sekreteri Diaz.M. Bu olayın onun güvenilirliğini ne ölçüde etkiliyebilece-ğini bilmiyorum. Pitcairn'-in 11 Mayıs tarihli Daily Worker'da «ayaklanma»nın Halk Ordusu tarafından bastırıldığım yazması.'nin üyeleri binanın tepesine kadar bir kattan öbür kata ge. tahminleri ikiyle çarptığı gibi. üyesi olan işçilerin silâhlarını almak için Telefon Santral'ına silâhlı polisler göndermesiyle başladı. 1000 yaralı olarak verdi.Trajedi..O.' un az sayıda oluşuyla Barselona çarpışmalarını bağdaştırmak güç olacağı için bulunup buluşturulmuştu.. Fakat Halk Ordusu çarpışmalar sırasında tarafsız kaldı. ama böyle bir şeyin kesinlikle mevcut olmadığını söyleyebiliriz sanırım. şarapnel izlerini gösteren hiçbir bina bulamadım. Burada amaç. fakat Komünist çizgiyi izleyen birkaçı da vardı. Yabancı kapitalist gazeteler genellikle çarpışmanın kabahatini Anarşistler'in üstüne yıkıyorlardı. Her iki iddiayı birden inanılır hâle getirecek tek çare. pazartesi sabahı Hükûmet'in. o sırada muhabiri Mr. Çarpışmanın başından sonuna kadar oralarda bulunan bir görgü tanığı.T. Caddeler silâhlı adamlarla doldu. En azından.M. Barselona'daki herkes bunu biliyordu.O. yalnızca. çoğu C. büyük bir kalabalık toplanmıştı. buna bir örnektir..M. «Troçkist» P. Düşük tahmin yapması hiç beklenemeyecek olan Katalonya Propaganda Bakam ise kayıpları 400 ölü. Servisteki bazı vahim düzensizlikler bir süredir skandal yaratıyordu. Yine. ile ilgili masallar.b. . Daha önce değindiğim gibi.U. C. kayıpları 900 ölü ve 2500 yaralı olarak açıkladı. Antonov-Ovseenko o zamandan bu yana «tasfiye» edildi. Bunlardan biri. Onun makalesinden bir bölümünü burada alıntı olarak veriyorum : TROÇKİST BİR AYAKLANMA Bu başındanberi bir Anarşist ayaklanması değildi. karışıklıkların önemini abartmak için Komünist basında ölü ve yaralı sayılarıyla oynanmıştı. hedef aldığını ve önyargılar oluşturmaktan başka bir amaçları olmadığını farketmeden okumak olanaksızdır. sahra topları v..M.U. «yalnızca birkaç bin kayıtlı üyesi» olan taraftarsız ve önemsiz bir parti olduğunu iddia etmek gerekliydi. gazeteci de sonradan bunu bir haftalık gazetede iyi niyetle yazmıştı. Şafakla birlikte bütün Barselona ateş altındaydı. P.. 184 Pitcaim'in bunu bilmediğine inanmak da hayli güçtür. Komünist basının haberlerini. yabancılara.U. Rus Baş-konsolosu Antonov Ovseenko'dan çıkmış olabilir. ama Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği biçiminde bir söylenti dolaştı. kezinin ve Hükümet binasının önüne barikatlar kurulmuştu. Plaza de Espana'da ateşlenen şu meşhur top bataryalarından pek çok gazete haberinde söz edildi. P. (Çalınmış toplar hikâyesi.) Kuşkusuz gerçek şudur ki.'un. saat onda ilk ateş açıldı ve ilk cankurtaranlar siren sesleriyle caddelerde kendilerine yol açmaya başladılar. kendi denetimi altındaki "Du-ruti Dostların ve Özgürlükçü Gençlik aracılığıyla giriştiği başarısız bir putsch'te (darbe teşebbüsüydü).

Şehirde barikatlar kurulmuş ve C. sonuç nedenden önde gidiyor. Mr.N. Oysa. haberlerini baştan sona okuyunca yeterli bir doğrulamaya başvurmadan resmî «Troçkist ayaklanma» yorumunu kabullendiği görülüyor. damların tepesinden ateş eden «genellilke Faşist». bu karmaşık konuyu daha bir ihtiyatla yazmış olması gerekirdi. Mr.T. yani. gerçek anlamında sokağa dökülmüş değillerdi. Bütün duvarlara hemen devrime geçilmesi ile Cumhuriyetçi ve Sosyalist liderlerinin vurulması yolunda çağrıda bulunan.T.'un azılı düşmanıydı. ve U. Perşembe sabahı Anarşistler'in günlük gazetesi bu bildiriden hiç haberi olmadığını ve kesinlikle bunu desteklemediğini açıkladı. Keşfedebildiğim kadarıyla. ce çevreyi gözetleyerek bekliyorlardı. ile hiçbir bağlantıları yoktu.S. «Durruti Dostları»nı ve Özgürlükçü Gençliği. bu besbellidir. genel patlamalar.O. yani. Aktardığım parçada. İspanya'daki yabancı 187 . İspanya'nın birinci şehri olan Barselona. elde ettiği bilginin çoğunun muhtemel bir kaynağını ortaya koymuş oluyor.'nin içinde küçük bir örgüttü. Fakat burada ciddî olarak yanlış gösterilen bir nokta var. Mr.Gün ilerleyip ölü sayısı yüzün üstüne çıkınca. yukarıda verdiğim Komünist yorumlu alıntılarla pek aynı çizgide değil. her ikisine birden üye olan hiç kimse yoktu. Düpedüz. Bir kere olay «Bir Troçkist Ayaklanması» olarak niteleniyor.'us gibi Anarşistler'in gençlik birliğiydi. tek tek adamlar var.G. olan biten.U. ama şurası bir gerçektir ki.N. iki gün sonra bunun tüm davayı başlattığı imâ ediliyor. Durruti Dostları.M.U. Bu. çarpışma biter bitmez.U. 186 Bunların ikisi de Anarşist örgütlerdi ve P.. Ben ve daha birçokları ilk yaylım ateşinin hemen öğleden sonra başladığını gördük Sonra. insan ne olup bittiği hakkında bir tahmin yapabiliyordu. ama kendi başına bile iç.S. ile Sosyalist U.O. Bunlar bir görgü tanığının sözleri olamaz.T.'nin J. aşağı yukarı aynı doğrulukta bir söz olurdu. Bu bakanlığın isminin etkili bir uyarma için birebir olacağı düşünülebilirse de.C. Zaten. Langdon-Davies bu adamların Faşist olduğunu nereden bildiğini açıklanmamaktadır. bu yıkıcı örgütleri kullanan agents provocateur'ter tarafından kana bulanmıştı. Özgürlükçü Gençlik. ama genel paniğe birşeyler eklemek için ellerinden geleni aralarına koyma. F. ların damlarından rastgele ateş eden. P. P. yan.'nin her ikisi de barikatların gerisindeymişler. Sosyalistliğin İngiliz Liberal Partisi'nin «denetimli örgüt»ü olduğunu söylemek. tabiatıyla. Herhalde damlara tırmanıp da sormamıştır.M.M.A.U.O.çelişki-lerle dolu olduğunu farketmişsinizdir. tam ciddî birtakım araştırmalara girişebileceği bir anda Barselona'yı terketti.. bunun tam tersineydi. Caddelerde boy gösteren silâhlı herkese ateş etme hakkını da içeren bir tavırdı bu. sonra Telefon Santralı'na yapılan baskın ve Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği yolundaki genel kanıdan doğmuş gibi gösteriliyor. bildiriyi en yüksek övgüyle yayınladı.. ama P.'un gazetesi La Batalla. gizlenmiş tek tek adamlar (paeos) tarafından daha vahim hale getiriliyordu. Böyle olmakla birlikte çarşamba akşamı ayaklanmanın gerisinde kimin olduğu açıklığa kavuşmaya başladı.O. Langdon-Davies.I. Bunlar «Durruti Dostları» nın imzalarını taşıyordu. «Hava kararırken» barikatlar kurulmuş ve «saat onda» ilk ateş açılmış. Verilen izlenim sanki barikatların kuruluşu ile açılan ilk ateş arasında birkaç saat zaman geçmiş gibidir. ortalığı alevlendirici duvar ilânları yapıştırılmıştı. Langdon-Davies'in iyi niyetine saldırdığım falan yok. Bu ifadeden ateşe başlamadan önce düşmanın barikat kurmasını beklemenin olağan birşey olduğu çıkartılabilir. Anarşist C.T. bunlar genellikle Faşistler'di. Langdon-Davies bunun farkında değil miydi? Haberi yok idiyse.M. ve genellikle P.U. Barikatların gerisinde kaldıkları süre. değişmez bir biçimde bina. kendisine söylenenleri tekrar ediyor ve resmî açıklamaya uyduğu için doğruluğundan hiç kuşkulanmıyordu. U.G. Mr.'un «denetimindeki örgütler» olarak anmaktadır. makalesinin başında Propaganda Bakanı'na bir imâda bulunmakla.

Yine. Faşistler ve «Franco'nun Beşinci Kolu»-nun bir kısmı ile birlik kurmuş «Troçkist» bir örgüttü.U. P. yüzünden orak çekiç işaretli bir maske düşerken.O.'u. «Troçkizm bir siyasî doktrin değildi. resmî kapitalist bir örgüt. öbür birliklerin de moraline (çünkü komşu birliklerin hain olduğunun söylenmesi fazla teşvik edici bir. Bu.M. P. en önemli bilgileri teslim etmeye dünden razıydılar.O. Bazısı 1934 ayaklanmasına karışmıştı ve çoğu sosyalist eylemlerinden ötürü Lerrout Hükümeti ya da Monarşi idaresi altında hapis yatmışlardı. en aşırı bir kişisel iftira ve. 188 Ralph Bates. Savaşın patlak vermesinden biraz sonra. isyan patladığında.U. Valencia Komünist gazetesi Frente Rojo'ya göre.U.O. bu suçlamayı destekleyen hiçbir kanıtın ortaya çıkarılmamış olmasıydı. milisinin moralini bozduğundan şüpheliyim.U.M. Başından beri dikkati çeken şey.'un geçmiş tarihi bu iddiayı inanılmaz kılmaya yeterdi. P.U. da «Troçkizm» in temsilcisi sayılıyordu.U.U.O.'a karşı yöneltilen onbinlerce suçlama özetle şuna geldi dayandı: hemen tümü emekçi sınıftan onbinlerce kişi.M. milislerinin değil. düpedüz. Propaganda Bakanlığı da Barselona belâsını o ölçüde objektif verebilir. Franco'nun gerisinde direnme hareketleri örgütlemeye çabalarken Faşistler'ce hapse atılmıştı. önderlerinin gerisinde devrimci bir geçmiş uzanıyordu. Bu doğru değildi.O.'un Franco ve Hitler'den para alan gizli bir Faşist örgüt olduğu yolundaki genel suçlama hakkında da birşeyler söylemem gerekir. birlikleri çok ağır kayıplara uğrar ve 'benim bazı yakın arkadaşlarım ölür ya da yaralanırken.O.U. söylenenin yalnızca yarısı kadar birlik bulundurduğunu bildirmesine izin verilmişti. 1936'dan bu yana önderlik yapan. birçok Komünist yazarın askerî sırların açığa vurulmasını önemsiz diye düşündükleri görülür.U.M.U. önce Mad-rid'te.M. U. Barselona çarpışmasının Komünist yorumunun neden ciddiye alınamayacağının nedenlerini gösterdim. düpedüz Faşistler'den para alan geniş bir casus örgütüydü. şey olmaz) kasdî bir darbe indirmişti. tümden sorumsuzlukla yapılmıştı. Buna ek olarak. kesin bir otorite havasıyla öne sürülüyordu. bunun yanında. bunun sorumluları siyasî nefreti. tesadüfen onların yakınında olan. Bu yüzden Winifred Bates ve Daily Worker. Bu sağduyuya aykırı olduğu gibi. Gerçekte.M. Saldırı. sonra Barselona'da dağıtılan habîs bir karikatür P.M. savaş üzerindeki etkileri söz konusu olduğunda. Komünist basında. 189 .M.'un cephedeki kendi kesiminde.O. hiç kuşkusuz. askerlerinin «silâhtan arınmış bölgede Faşistler'le futbol oynadıklarını» yazdı. ama muhtemelen bayan yazar doğru olduğuna inanmıştı. düşmana. resmî Komünist Partisi'nin «Troçkizm» e karşı dünya çapında açtığı kampanyanın bir parçasıydı.O. cephe gerisinden gelen bu iftira yığınının P. P. aleyhinde iftirada 'bulunma kampanyasında. Joaquin Maurin. Bu. Bütün P. P. Daily Worker'in Şubat'ta çıkan bir sayısında bir yazarın (Winifred Bates). New Republic'de Mr. Örneğin. Bu suçlama.O. çoğunluğunu Faşist ülkelerden gelmiş mültecilerin teşkil ettiği bir sürü yabancı yardımcı ve sempatizanlar.M. ve binlerce milis. halka karşı sabotaj ve cinayet ile uğraşan bir Faşist terörcü çeteydi.M. bu cinsten bir nesnenin savaş zamanında ortalıkta dolaşmasına izin vermezdi.M. Cortes'de Franco'nun yakında gerçekleşecek isyanı için uyanda bulunan milletvekillerinden biriydi. mütevaffa Lord Carson 1916'daki Dublin Ayaklanması'nı ne kadar objektif olarak anlatabilecek idiyse. P.M. bir gazetenin sütunlarında verilebilecek.U. özellikle 1937'nin başından bu yana defalarca tekrar edilmiştir.O.U. Diyelim. Hükümet gerçekten Komünist denetimi altında olmasaydı.O.» P. P. böyle bir etki doğuracağı hesaplanarak yapılmıştı. Troçkizm. Fakat bu. faşizme karşı birleşik cepheye yeğlemiş olmaktan suçludurlar..gazeteciler amansız bir biçimde propaganda bakanlığının merhametine kalmışlardı. yalnızca P. bunun altından gamalı haç belirmiş alarak gösteriyordu.O. P.O.M.

Fakat.U. En azından.U. Komünist basında yer alan bazı saldırıların. Faşist-ler'den para alan bir partinin eylemleri olarak açıklamak bana neredeyse olanaksız görünüyor. hepsinin bu entrikaya dahil olduklarını içeriyordu. binlerce insanın bir iki gün içinde öldüğü. P.O.M. yaralıları.U.U. üyeleri değil. Buna rağmen döğüşmeye devam ettiler. «Faşistler'den para alanlar sıradan P. Gorkin ve öbürleri gerçekten Faşistler'den para alıyor idiyseler. hayli zoraki de olsa. Bunları. Burada.M. P. P. önderleridir. siyasî parti olarak lâğvedildikten kısa bir süre sonra. sıradan üyelerin.M.O.O. Huesca'nın doğusuna yapılan öldürücü saldırıya katıldı. Komünist basın çok büyük bir Faşist entrikası masalı yarattı. birliklerinin neden sâdık kaldıklarını açıklamanın bir yolu yoktur.U.M. Bu.M.U. hiyanetten tümüyle farklı bir mevzudur. Bu adamların neden doğruca cepheden ayrılmadıklarını ya da düşman tarafına geçmediklerini anlamak hayli güçtür. onlarla bağlantı halinde bulunan kendi izleyicilerine düşerdi. Savaş içinde faşizm taraflısı eylemlere gelince. düpedüz karşı tarafa katılırdı.M. Haziran'm 15-16'sında. böyle bir nesneye dâir hiçbir belirti yoktu. P. Her zaman böyle bir-şeyi yapmak ellerindeydi. Her halükârda.O. sırf üyeleri önderlerinden koparmak için başvurulmuş bir teşebbüstü.'un daha devrimci bir politika yürütülmesi konusunda baskı yapmasının Hükümet güçlerini böldüğü ve dolayısıyla Faşistler'e yardım ettiği konusu — sonunda aynı kanıda olmamama rağmen— tartışmalıydı. P. böyle bir belirti de yoktu.'la ilişkisi olan. hastanedeki hastabakıcıları. Gelin görün ki.M. Besbelli. Yine.U. Bir süre bütün dünya Komünist basını bu çeşit şeylerle alevlendi. Suçlamanın niteliği.M. sekiz on bin adam 193637 kışının dayanılmaz şartları altında cephede önemli yerler tutuyordu.. insan faşist yanlısı propaganda yapılmasını «bozgunculuk» ve bunun gibi birşey olmasını beklerdi.O.O. ellerini atabilecekleri herkesi.. Pek çoğu hiç aralıksız dört beş ay siperde kalmışlardı. Çünkü Nin.U. bazı anlarda da etkisi sonucu kesinlikle bağlayabilirdi. Faşistler'den para alan bir parti olsaydı. reformist nitelikte herhangi bir Hükümet P.' un içinde de Faşist casusları ve agents provocateur'leri vardı. bunu bilmek Londra. daha önde belirttiğim gibi. milislerin vb.O. sokak çarpışmalarında pek çok üyesi öldürüldü.. P.U.O.M.U.. lağvedilmiş ve yasa dışı bir örgüt ilân edilmişti.O. P. askerden kaçmalar özellikle çok azdı. P. üyelerinin karılarını ve bazı durumlarda çocukları bile tevkif ettiler. gerçekten bir Faşist örgüt ise. düşmanla birleşmeleri ya da devamlı asker kaçakları olması beklenirdi. buna karşı direnişte seçkin bir rol oynamıştı. U.O. fakat burada başka yerlerde olduğundan daha fazlasının bulunduğuna dâir hiçbir kanıt gösterilemez. Mayıs ayında işbaşına gelen Negrin Hükûmeti'nin ilk eylemlerinden biriydi.U M. milisi —henüz Halk Ordusu safları arasında dağıtılmadan— olay herkesin belleğinde hâlâ taze iken.O. (21 Haziran tarihli Daily Worker çeşitli İspanyol Komünist gazetelerini özetliyor): İSPANYOL TROÇKİSTLERÎ'NİN FRANCO İLE ÇEVİRDİKLERİ ENTRİKA Barselona ve başka yerlerdeki birkaç ileri gelen Troçkist'in yakalanmasını isleyen.O. savaş tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir casusluk olayının en korkunç parçaları ve Troçkist ihanetinin bugüne kadarki en çirkin ifşaatının ayrıntıları hafta sonunda ortaya çıktı.U. 191 190 . gibi bir partiyi baş belâsı gibi görmekte haklıydı sanıyorum. En son olarak.. Fakat bu. Fakat bu. özellikle Madrid'de. Paris ve New York'daki gazetecilerden çok.O. Katalonya ve Madrid'de milis kolları kurulması için çalışan ilk örgütlerden biriydi.U.M.» dediği doğrudur.M.O.M. lağvedildiğinde Komünist yönetimindeki gizli polis. sol eğilimli her partide oldukları gibi P.'un Yürütme Kurulu hapse atıldığında. hepsinin benzer biçimde suçlu olduğu varsayımına dayanarak P.P.M. P.

önceden bir sürü Faşist casusunda olduğu gibi.M.M. Bu ifşaatın «kanıtladığı».U. Savunma Bakanı Prieto. İçişleri Bakanı Zugazagoitia bu durumu daha da yakın terimlerle dile getirdi: «Rusya'dan yardım aldık ve beğenmediğimiz bazı eylemlere göz yummak zorunda kaldık.O.M. Prat Garcia ve ötekiler. gerçekte hayalgücü kuvvetli 'birinin uydurmalarıydı. Bunun sorumluları polisin başında olan kişiler değil.U. önderlerinin çoğu hâlâ hapisteydi.'a yöneltilen hiyanet suçlaması yalnızca Komünist basında yayınlanan makalelere ve Komünist denetimindeki gizli polisin eylemlerine dayanıyordu. bir haftada muhakeme edilir ve kurşuna dizilirlerdi.M. Fakat Komünist basındaki dayanıksız ifadeler dışında bir kanıt kırıntısı bile ortaya çıkarılamamıştı. ama onlann Faşist casusu oldukları fikrini benimsemedi. olağan gelenekleri uyarınca Komünistler tarafından gizlice yanlarına sokulan. beşe karşı iki oyla.U. bakınız.O. Paris) ve Mc Govrn'ın Terror in Spain adlı kitapçığında yayınlandı..U. ama onun da bir daha adı sanı duyulmadı.O.O. olayın dosyalarını incelediğini.O. Ağustos ayında.» Polisin bağımsız hareketlerini gözler önüne sermek için. Bunlar. U. İkiyüz «tam itiraf» a gelince. önderlerinin casusluk suçlusu olduğu kanısını hep reddettiler. Baş Savcı Ortega y Gasset. Berlin ile ilişkide bulunduğu.O. P. sanırım.U. bu tutuklamalar polisin kendi otoritesini kullanması ile yapılmıştı. Bu kadarı sorunu aydınlatmaya yeterlidir. görünmez mürekkep ile iletilen gizli mesajlar.'a karşı ileri sürülen iddiaları ve Andres Nin'in ortadan kayboluşunu araştırmak üzere İspanya'ya gitti. Independent Nevos'da (219 Rue Saint-Denis. 193 . böyle birşey var idiyse. P. önderlerinin tutuklanması kararını Hükümet vermemişti. Prieto. Bu adamlar gerçekten hıyanet suçlusu olsalardı. «işin en vahim yanı şu ki P.M.M. P. ama asla mahkemeye çıkarılmamışlar ve Franco ile radyo aracılığıyla haberleşme iddiaları açık ve kesin bir biçimde ifade bile edilmemişti. Irujo.M. Adalet Bakanı Irujo. Hapishaneler Müdürü ve Adalet Bakanı'ndan imzalı bir emir geldiği halde bile Mc Govern ve öbürlerinin Barselona'daki Komünist Parti-si'nin elindeki «gizli hapishanelerden» birine girmek için izin elde edemediklerini bilmek hayli ilginçtir (*).U. Fakat son olarak işin özeti şuydu: olaydan altı ay sonra. önderlerini Earselona'daki Mayıs çarpışmalarından sorumlu saydığını belirtti. güyâ adına kanıt denen şeylerin hiçbirinin sağlam olmadığını ve Nin tarafından imza192 landığı söylenen belgenin «değersiz».O. İlâve olarak. La Fleche'e (18 Eylül). Dahası var. önderlerinin telsizle Franco'ya askerî sırları aktardığı. Maxton heyetinin raporu.'a ileri sürülen bütün suçlamalara inanmadıklarını açıkladılar. Ve ekledi. P.O. (*) İki heyetin raporlar için Le Populaire'e (7 Eylül). Prieto delegasyondakilere hayli geniş bir biçimde. Son günlerde.O. P.M. İngiliz Milletvekili James Maxton'm başkanlığındaki uluslararası bir delegasyon.U. İçişleri Bakanı Zugazagoitia. kabine. yazdığım gibi.U.Polisin elinde bulunan belgeler tutuklu bulunan 200'den fazla kişinin tam itirafları kanıtlamaktadır ki. N harfi ile (Nin anlamına) imzalanmış esrarlı bir belge ve bunun gibi şeylere dâir heyecan verici ayrıntılar vardı. P. herhangi bir kişiyi suçlamaya yeterli idi. yani uydurma olduğunu sözlerine ekledi. onların çevresindeki adamlardı. P. faşizme karşı olan siyasî tutukluları serbest bırakmaya karar verdi —iki azınlık oyunun sahipleri Komünist bakanlardı.» Prieto polisin öteki kanunsuz tutuklama olaylarından da söz etti. Benzer biçimde Irujo polisin yarı bağımsız bir hâl aldığını ve gerçekte yabancı Komünist unsurların denetimi altında bulunduğunu bildirdi. John Mc Govern başkanlığında başka bir delegasyon Aralık ayında İspanya'ya gittiğinde öncekilerin hemen hemen aynı cevapları aldılar. P.. Madrid'deki gizli Faşist örgütüyle işbirliği yaptığı idi. Ruslar silâh verirken Hükûmet'in Komünist Partisi 'ni gücendirmeye kalkışamayacağını bildirdi. İspanyol Hükûmeti'nin üyelerinin çoğu.M.

devrimci aşırılığı savunan herkesin Faşistler'den para aldığını mı ileri sürmek gerekiyor? Uygulamada.S. elverişli bir belirsizliği vardı. P.U. Mc Govern.'de sa botaj yapan devrimci pozunda gizli bir Faşist.U.A. o sırada Troçki'nin sekreteriydi.O. Savaş patlak verdiğinde.'un önderi olan Nin. hiç kuşkusuz. U. Nin'in bir zamanlar Troçki ile işbirliği etmiş olması Komünist basında P.. kesinlikle Troçkist değildi. bir adama Troçkist demek ona fiilen katil. sonradan Troçki kendi izleyicilerine P. Hal böyle olunca. Fakat aynı zamanda. İngiliz Komünistleri bu suçlamayı tekrarlamaktan dikkatle sakındılar.M. İkinci anlamda. İspanya'ya gelen yabancı Troçkistler (onbeş yirmi kadarlardı) kendi fikirlerine en yakın gelen parti olduğundan önce P.M. Üzerlerindeki baskı düşünülecek olursa.'nin. Başka bir tartışma çizgisiyle Mr. Buna rağmen.' un Troçki veya Troçkist (Bolşevik-Leninist) örgütle hiçbir ilişkisi yoktu. Bu arada. Irujo.U. Fakat P. Fakat Negrin ve öbürleri başlarını dik tutarak «Troçkisf-ler»in toptan katlini tezgâhlamayı reddettiler. Bunun nedeni hiç kuşkusuz.O.O. İngiliz Komünist basınında Maxton «emekçi sınıfının reaksiyoner düşmanı» haline geldi —bu sözün.M. «İşçi ve Köylü Bloku» ile karıştırıp birleştirerek P. ama hiç biri partiye üye olmadı. Prieto. yerine göre öyle olabilirdi de olmayabilirdi de.O. tüm Troçkist örgüt düpedüz Faşistler'in casusluk aygıtıdır. P.'un «Troçkist» aldığı hikâyesine gelince.P. birçok sivri denemelerle İngiliz Ko195 .U. P. Troçkist sözü üç ayrı anlamda gelmektedir: (I) Troçki gibi «tek ülkede sosyalizm» e karşı "dünya devrimi"ni savunan.'un politikasına saldırmalarını emretti. ama onu çok seneler önce bırakmış ve çeşitli muhalif komünistleri daha eski bir parti. böyle yapmış olmaları takdire değer.U. her kim Komünist Politikası'nı Sol-kanat açısından eleştirmeye kalkarsa «Troçkist» diye nitelenebilirdi.O. Bu ayırımı yapmak önemlidir. Bu söz gittikçe daha büyük bir serbestlikle ortalıkta dolaşıyor ve aşırı derecede yanıltıcı bir yolda kullanılıyor ve sık sık böyle olması isteniyor. Alman S. M.U.M. Maxton yukarıda değindiğim delegasyonla birlikte İspanya'ya gittiğinde.'un gerçekten Troçkist olduğunu göstermek için kullanılmıştı. Zugazagoitia ve geri kalanların hepsinin birlikte Faşistler'den para aldıklarına inanılsın.U. İngiliz Bağımsız İşçi Partisi'nin. yani kelimenin tek ve biricik tanımlanmış anlamında.M.O.M. Fransa'daki Sol Sosyalistlerin ve daha birçoklarının Faşist sayılabileceği gibi. (III) Genellikle Sol kanat güçlerini ayıran ve giz li entrikalarla zarar veren ama özellikle S.'un gerçekten Faşistler'e casusluk eden bir örgüt olduğuna inanmak çok güçleşiyordu — meğer ki. agent provocateur demek oluyordu. Nihayet.B. vb.U.önderleri ve onların yüzlerce binlerce izleyicileri hâlâ hapisteydiler. Maxton.. Verdad. (II) Troçki'nin başkanlığını yaptığı gerçek bir ör gütün bir üyesi.'da çalıştılar. John Strachey'in bir zamanlar (İngiliz Nazi Partisi önderi) Sir OswaId Mosley ile işbirliği yapmış olmasından hareketle İngiliz Ko'münist Partisi'nin gerçekten bir Faşist örgüt olduğu da gösterilebilir. Maurin'in Faşistler'in eline geçmesinden sonra.O. diye şiddetle saldırdılar.M.O. daha serbest bir terimle. ve Komünist basın «hainleri» suçlamada şamata yapmaya devam edeliberi altı ayı geçmişti. çünkü Komünistler' in çoğunluğu tarafından ikinci şıktaki Troçkizm ile üçüncü şıktaki Troçkizm.O.U. ayrılmaz olarak kabul edilmektedir —yani. Birinci anlamında P. «Troçkizm» yalnızca Ruslar'ın sabotaj mahkemeleri sırasında halkın gözüne çarpmıştı.O.M. yukarıda söylediklerimin karşısında. Gestapo ajanı.'u kurmuştu. Frente Rojo ve öteki İsyanyol Komünist gazeteleri ona hemen «Troçkist-Fa-şist». P.M. muhtemelen Faşist diye tasvir edilebilir. Bunu tanımlamak için azıcık duraklamaya değer.C. devrimci bir aşırılık taraftarı olan kimse. Bunların birkaçı milis gücünde 194 kaldıysa da Troçkistler parti bürolarından tasfiye edildiler.

C. P. tartışma başlayamaz bile. benim umutsuz bir biçimde yanlış yola itildiğimi ve Daily Worker'in başlıklarına bir göz atan herkesin. Fakat. yalan söylediğimi ya da. «Troçkist-Faşist» suçlamasının nefret ve anlaşmazlık doğurduğu kesindir. Bu cinsten iftira ve ba-sm-kampanyaları ve gösterdikleri kafa yapısının. Komünistler. Komünistler'in siyasî muhalifleriyle düzmece suçlamalarda bulunarak uğraşmasının hiç de yeni birşey olmadığını bilir. dünkü de «Sosyal-Faşist» idi.U.O. bunların karşıtları.O. İkinci Enternasyonel önderlerinin. hiçbir «iyi» Komünist demek istiyorum— benim olayları doğru anlattığımı kabul etmeyecektir. Meseleye bir göz atan herkes. siyasî karşıtlığı sonuna kadar tartışmanın mümkün olacağı bir düzeyde tutmaktır. işe yarayabileceğini sanmıyorum. ve İngiliz Komünistleri İşçi Partisi'ne girebilmek için dünyanın altını üstüne getiriyorlar. meselâ Leon Blum ve İngiliz İşçi Partisi'nin belli başlı üyeleri de dahil olmak üzere. Eğer parti «çizgisi» ni izlerse. Komünist partilerinin üyeleri her yerde «Troçkistler»e karşı anlamsız bir cadı avının etkisine kapıldılar. bu suçlamanın doğruluğunun yalan olduğunun ispat edilmesinin gerekli olabileceği bir ülkede tekrarlanmaması.münist basınının düpedüz iftira kanunundan boylarının ölçüsünü almış olmalarıydı.M. faşizmin kapitalist sınıfın kesimleriyle ittifak yaparak alt edilebileceğine inanırlar (Halk Cephesi) . çünkü hiçbir Komünist —yani. anti -faşizm davasına en öldürücü zararı verdiği kanısındayım. en iyi ihtimalle. Kazın ayağı öyle değil aslında.'a karşı ileri sürülenler gibi birkaç iftira daha derken bu çatlama 196 uzlaştırılamaz hale gelebilir. S. olayların geçtiği yerlerden binlerce mil ötede Barselona'da neler olup bittiğini benden iyi bildiğini belirtmek zorunda kalacaktır. Rus Devlet Mahkemeleri'nde. Sosyalistler'e P. Size. niteliğindeki partiler ise yalnızca anti Komünist olmak gibi korkunç bir duruma itildiler. Maxton gibi adamların Faşistler'den para aldığını söylemekten ne gibi bir amaç güdülebilir? Böyle bir iddianın ciddi tartışmayı olanaksız kılmaktan başka bir amacı olamaz. bugün Fransız Komünistleri Blum'u önder olarak kabul etmekten yeterince memnun görünüyorlar. partiler arasında her iki taraf için de bu tür öldürücü dalaşmalar.U M. 197 i . ve P. ya görev nedeniyle.'nin askerî işgali için devâsâ bir kumpas kurduklarının «ispatlanması»ndan bu yana yalnızca altı yedi yıl geçti. bu manevranın düpedüz Faşistler'e yeni üreme alanları verdiğini söylerler. Tek umut. Bu tıpkı satranç oyununun ortasında yarışmacılardan birinin anîden karşısındaki için bu herif kundakçıdır ya da iki karılıdır diye bağırmasına benzer.M. bir Komünist Partisi üyesi ile Barselona çar-pışma'arımn doğru ve yanlış yönlerini tartışmak benim için imkânsızdır. dünya emekçi hareketinde tehlikeli bir çatlamanın başlangıcı var. Komünistler'le. «Troçki-Faşist» çığlığından başka bir iddia ortaya konmadıkça. Buna rağmen. daha Sol'u tutan ya da tuttuklarını iddia edenler arasında gerçek bir fark vardır. tarikatçı görüş açısından bile olsa.U. asgarî bir müştereğe bile ulaşılamaz.B. Gerçek şudur ki. İftira hiçbir şeyi halletmiyor. Bugünün modası »TroçkistFaşist» demekse. Hâlihazırda. S.'a yöneltilen suçlamaları gereğinden fazla tartışıyorum gibi gelebilir. Ve bu arada. Bir iç savaşın muazzam sefaleti ile oranlandığında kaçınılmaz haksızlıkları ve yanlış suçlamalarıyla.O. Bu şartlar içinde. Bu sorun bir çözüme bağlanmak zorundadır. Örneğin. Gerçek tartışma konusu olan nokta değinilmeden kalıyor. çok önemsiz görünebilir. hiçbir tartışma olamaz. Bu cinsten birşeyin. yeterli bir itirazıydı. yanlış bir karara varmak belki de bizi yüzyıllar boyu yari-köleliğe koymak demek olabilir. Bir ömür boyu kendilerini bu davaya vermiş olan.

çünkü kişisel özgürlük ve doğru haber veren bir basın gibi unsurlar askerî etkinlikle düpedüz bağdaşmaz. Bu da genel hareket. ama Franco bir anokronizmaydı. şimdi Mayıs ayında bile doğru değildi. Gerçek şudur ki. Nasıl bakarsanız bakın. gelişme olanakları hiç de gülpembe değildi. Savaşın sonunda ipleri ellerinde tutacak olan Hükümet herhalde kiliseye ve feodaliteye karşı olacaktı. Hiç kuşkusuz. Bu söz beni derinden sarsmıştı ve o sırada doğru olduğuna inanmıyordum.12 Cepheye dönüşümüz Barselona çarpışmaları sona erdikten üç gün sonra olmalı. Franco tepelense bile. bu savaşı daha önceleri olduğu gibi. bu faşizme daha kibar bir ad takılacak ve bu. kimden dayak yiyecekleri pek önemli değildi Franco ve yabancı paralı askerlerini 199 . yollar yapacak. Savaş bitince İspanya öyle bölünmüş ve yıpranmış olacaktı ki. bir iki hafta sonra oldu). Hükûmet'in zaferinde köylülerin kesinlikle büyük yararları olacaktı. işgal ettikleri toprakların en azından bir kısmı ellerinde kalacaktı. Kiliseyi en azından bir süre denetim altında tutacak ve ülkeyi modernleştirecekti. her savaş devam ettiği her ay gittikçe artan bir çeşit yozlaşmaya uğrar. Franco'nun rejimi kesinlikle bundan daha kötü olacaktı. Barselona'daki ilk günümde tanıştığım. İspanya'da birkaç hafta geçirip de hayal kırıklığına uğramayan kimse yoktur sanırım. eğitim ve halk sağlığını yükseltecekti. İspanya'nın yeniden örgütlenmesinden doğacak muazzam sorunlar bir yana. bir iki yıldır kâbus gibi peşini bırakmayan. 1930' dan beri Faşistler bütün zaferleri kazanmışlardı. Şimdi artık insan neler olacağına dâir bir tahminde bulunmaya başlayabiliyordu. Meselâ. ama gittikçe daha doğru hâle geliyordu. Yalnızca milyonerler ve romantikler onun kazanmasını isteyebilirdi. böyle bir ülkede. İşçiler —yani. bu takdirde Franco'nun bölgesindeki topraklar da dağıtılacak ve İspanya'nın bazı kısımlarında yaşayan fiilî serflik kolay kolay yeniden kurulamayacaktı. zâten savaş sırasında bile bu yönde birtakım şeyler yapılmıştı. bizim İngiltere ya da Fransa'da düşündüğümüz anlamıyla bile demokrasinin yaşayabileceğini aklı başında hiç kimse umamaz-dı. bana «Bu savaş da tıpkı öbürleri gibi üçkâğıtçılıktan ibaret» diyen gazete muhabirine gidiverdi. daha sağcı bir hükümetin geçeceği (bu. Öbür yanda Franco sırf İtalya'nın ve Almanya'nın kuklası olmadığı ölçüde büyük feodal toprak ağalarına bağlıydı ve kafası küflü bir dinî-askerî tepkiye dayanıyordu. Hiç olmazsa. Gazetelerin «Demokrasi İçin Savaş» tan bahsetmeleri basbayağı göz boyamacılıktı. Çarpışmadan —hele gazetelerdeki küfürleşme maçından— sonra. şehir proletaryası— için en sonunda kimin kazandığı belki pek farketmeyecekti ama İspanya en başta bir tarım ülkesiydi. Savaştan önceki Hükûmet'in hataları her ne olursa olsun. Fakat Franco ve Hitler'in daha çıplak ve daha gelişmiş faşizmine karşı artık bu Hükümet için çarpışmaya değmeyeceği sonucu çıkarılamazdı. şimdi tepelenmelerinin zamanıydı. 198 —burası İspanya olduğundan— Almanya'da İtalyan türlerinden daha çok insancıl ve daha az etkin olacaktı. bu hükümetin sendikaların gücünü hemen ve temelli olarak kırmaya yöneleceği apaçık görülüyordu. geleceğin görünüşü can sıkıcıydı. Caballero Hükûmeti'nin düşeceği ve yerine daha çok Komünist etkisinde kalacak. Topu topu iki imkân vardı: Franco'nun idaresi altında çok daha kötü bir diktatörlük ya da savaşın İspanya'nın gerçek sınırlarla veya ekonomik bölgeler biçiminde bölünmesi ile sonuçlanması— bu her zaman düşünülebilecek bir ihtimaldi. bir çeşit faşizm yönünde olacak demekti. Zihnim. Halk cephesi bir sahtekârlık olabilirdi. faşizmin uluslararası prestiji sorunu vardı. Dahası. Ve sonra. Diktatörlük olması zorunluydu ve bunun bir emekçi sınıf diktatörlüğü olma şansı geçmişti. safdil bir idealist açıdan görmek güçleşmişti.

Kuşkusuz. Hükümet milis subayları olmadan yapamıyordu. Cephede fazla birşey olmuyordu. milis subayları. Bunun sadece bir 200 bahane olduğu. tuhaf bir geçici durum vardı. Yalnız bunun için dahi savaş kazanılmaya değerdi. Şimdi Negrin Hükümeti hakkında ilk başa geçtiği zamankinden daha iyi düşündüğümü söylemeliyim.M ofisinde çalışmış. Daha önceleri. ifadeniz bile alınmadan aylarca hapis yatabilirdiniz. Şimdi İngiliz ve İspanyol otuz kadar adamın komutanı olarak teniente görevi yapıyordum — bu rütbe asteğmene tekabül eder sanıyorum. Jaca yolu dolaylarındaki çarpışma sönüp gitmişti. ile ilişkisi bilindiği için tutuklandığı besbelliydi. Hâlâ Huesca'day-dık. Bunun sonucunda millet her an olur olmaz bahanelerle tutuklanabiliyordu. Aylarca P. Zaman zaman Faşistler üstümüze tüfek-bom201 .O. Faşist siperleri yüzelli yarda ötemizdeydi. O sırada olaylardan anladıklarım bunlardı. P. ama bu kere bizi daha sağa. katı bir diktatörlük ile yönetilen ve en iyi adamları hapiste olan bir İspanya için bile çok büyük bir gelişme sağlanabilirdi. Sonuç olarak.M. Beni resmen subay olmam için aday göstermişlerdi. yetkili makamlar o sırada resmi bildirilerin tersini söyleyecek durumdaki hiç kimseyi İspanya dışına bırakmamaya aşırı bir dikkat sarfediyorlardı. uygulamada— habeaş cor-pus diye bir şey yoktu. artık. tugay ve tümen komutanlarının hepsinin binbaşı olması gibi. bizim 29 uncu tümende (başka milis birliklerinde de öyle olduğuna hiç şüphe yok). tabur. Smil'ie geçen Ekim ayından beri İspanya'daydı. Smillie'yi birkaç gün alakoymaktı.denize dökebilsek. ama a canip atanmayacağım belli değildi. Tam cepheye vardığımız sırada. böyle bir durumda ne gibi sonuçlar ortaya çıkacağı önceden kestirilemez— savaş-sonrası hükümetinin faşist eğilimli olma zorunluluğuna inanıyorum. Fakat belâya bakınca İspanya'da bir kere hapse girdiniz mi. İşin başında adamların niyeti. Nihayet. fazladan ödeme yapılması anlamına gelen ve milis gücünün eşitliği fikirleriyle çatışan resmî subay tayinlerine karşı çıkmışlardı. bizim cephe hattı çıkıntılı bir dik açı oluşturuyordu. Açının köşesi tehlikeli bir noktaydı. çok muhtemelen. dünya ahvâlinde. Üstün bir cesaretle çarpışmayı sürdürmüş ve herhangi bir kimsenin beklediğinden daha çok siyasî müsamaha göstermişti. öbür Bağımsız İşçi Partisi üyeleri geldiğinde milis gücüne girmişti. Bob Smillie'nin İngiltere'ye dönerken sınırda tutuklandığını. derslerinde göstermek için eve götürdüğü. İspanya'da —en azından. birkaç hafta önce geçici olarak ele geçirdiğimiz Faşist mevzilerinin tam karşısına yerleştirmişlerdi. muhtemelen Ordu subaylarına ve Harp Okulu'ndan yeni çıkanlara ayırmak için. Kendisini bir avukat bile göremesin diye incommunicada olarak tutuluyordu (ihtilâttan men edilmişti).U. muhakeme edilmek bir yana. Valencia'ya getirildiğini ve hapse atıldığını duyduk. karşı tarafın nişancıları bize orada devamlı kayıplar verdiriyorlardı. İngiltere'ye yapılacak bir propaganda turuna katılmadan önce üç ay cephede bulunması gerektiğini düşünerek. ama onlar iki yanımızda daha yüksek bir arazideydiler. biz keşfedinceye kadar hayli zaman geçti. savaşın başında kullanılan türünden ilkel tipli iki el bombası patlayıcı maddeleri ve patlama mekanizmaları çıkarılmıştı —sâdece çelik silindirlerden ibaret kalmışlardı ve tümüyle zararsızdılar.U. «Silâh» dedikleri şeyin ne olduğunu biliyordum: şarapnel ve daha başka bir takım hatıra eşyayla birlikte. ama. Fakat ben hâlâ —İspanya bölünmedikçe ki. Kopp da binbaşı olma yolundaydı. zamanın çoğu kâhinlere gösterdiğini bana da göstermesini rastlantıya bırakacağım. ama şimdi kabul etmek zorundaydılar. muhakeme olsun olmasın orada kahverirdiniz. serbest bırakılan bir mahkûmdan Smillie'nin «silâh taşımak» suçuyla tutuklandığını öğrendik. Bir kez daha kanımı söylüyorum.O. Neden tutuklandığını. Benjamin şimdiden yüzbaşı olmuştu. Barselona çarpışması daha yeni sona ermişti. Haziran'ın ortasına kadar da yeniden başlamadı. hiçbirisine de binbaşıdan yüksek rütbeleri vermiyorlardı.

Barselona'dan getirdiğimiz temiz giyeceklere rağmen hemen bitlenivermiştik. Bütün bunlar bir saniyeden daha az bir zaman aralığında oldu. başımı yere vurdum.tüfek konusunda çok kötü bir atıcıyım. Silâhtan arınmış bölgedeki meyva bahçelerinde kiraz çiçekleri ağaçları bembeyaz donatmaya başlamıştı. Birini vurup vurmadığımı bilmiyorum— çok muhtemelen vurmamışımdır. vb. Dört gözle bunu bekliyordum. bunu ayrıntılarıyla anlatmaya değer sanırım. koruyucu duvar bir ayak kadar suya battı: bundan sonra günlerce hiç sapı olmayan ve teneke kaşıklar gibi bükü-lüveren İspanyol kürekleriyle yapışkan çamuru eştik durduk. Birçok kereler ateş ettim. gündüzleriy-se cehennem gibi sıcaktı. Gürültülü bir bangırtı ve bütün çevremde gözkamaştırıcı bir ışık parıltısı oldu gibi geldi. Çünkü Faşist siperlerinde daha çok adam vardı ve artık daha uyanık olmuşlardı. ama neyse ki canım acımadı. hiçliğe doğru bir itilme duygusu. Kendimi uyuşuk ve sersemlemiş hissediyordum. onu en aşırı bir canlılıkla hatırlıyorum. Fakat Faşistler ateşin ne yandan geldiğini kestiremedikleri için bu oyun hayli eğlenceli oluyordu— ve ergeç birini yakalayacağıma kesin kanaat getirmiştim. Vurulduğum zaman cepheye geleli on gün kadar olmuştu. Geceler hoş bir ılıklıkta geçiyordu. Millet çevremde toplandı. Bir mermiy202 le zımbalanma tecrübesi hayli ilginç olduğundan. Bu korkunç bir patlama sesi çıkarıyordu —geldiğini duymadığımız için sinir bozucuydu ama gerçekte tehlikeli değildi çünkü yerde açtığı çukur ancak bir çamaşır leğeni kadardı. koruyucu duvarın köşesinde oldu. Yüzlerce yarda sürünerek. Cebimde bir bıçak olduğunu biliyordum. bir çatırdı duyduklarında makineli tüfekleriyle veryansın ediyorlardı. Şafak arkamızdan geldiği için. dikenli telin hemen dışına teneke kutular serpiştirmişler. Ağrılı sızılı olmadığım için belli belirsiz bir tatmin duydum. Nöbet değiştirmeye hazırlanan askerlerle konuşuyordum. ama sağ kolumun felce uğradığını keşfettim. Hemen arkasından dizlerim büküldü. Amerikalı gömleğimi kesip açmak için bir bıçak istedi. sivrisinekler can sıkmaya başlamıştı. Yeterince beklerseniz genellikle haki giyimli bir şeklin çabuk çabuk yarığın bir yanından öbür yanma koştuğunu görürdünüz. Muazzam bir şok hissettim —acı falan yoktu. sözümün ortasında birşeyler hissettim— ne hissettiğimi aktarabilmek çok güç olmasına rağmen. Buna çok benzer bir hissi yıldırım çarpmasında duyabileceğinizi tahmin ediyorum. ama bangırtı ve patlama yüzünden yanıbaşımda bir tüfeğin kazayla ateş alarak beni yaraladığını sandım. sabahın beşinde. ağır yaralandığımın bilincindeydim ama olağan anlamında hiçbir ağrım sızım olmadı. uzun otlarla saklanmış. bir patlamanın tam ortasında olmaya benzer bir duyguydu bu. Gelin görün ki. ava giden avlandı— bir Faşist nişancı vurdu beni. yalnız elektrik çarpmış gibi şiddetli bir şok. o saatler her zaman tehlikelidir. Karımın sevinmesi gerekir diye düşündüm— büyük muha203 . eskiden olduğundan daha tehlikeli bir hâle gelmişti. İki gündür sağanak halinde yağmur yağıyordu. Aniden. Önümdeki kum torbaları benden taa uzaklara doğru çekildi gitti. çıkarmaya çabaladım. Vurulmadan önce konuşmakta olduğum Amerikalı nöbetçi ileri doğru atılarak «Hay Allah! Vuruldun mu?» diye sordu. Vurulduğumu hemen anladım. Gündüzleri silâhtan arınmış bölgedeki gizli bir yerden ateş ediyorduk. siperlerimiz suyla dolup taştı. başınızı koruyucu duvardan çıkarınca dış çizgileriyle olduğu gibi gökyüzünde belirleniyordu. Hendekte bir tüfek dayanağı yapmıştık. Böyle durumlarda hep olduğu gibi telâş içindeydiler —«Kaldırın! Neresinden yaralanmış Gömleğini açın!» vb. Kabaca. düşüyordum. Bizim bölüğe bir havantopu vaad etmişlerdi. Faşistler'in koruyucu duvarındaki bir yarığa hakim bir hendeğe geliniyordu. Bu iş.basıyla yada buna benzer bir silâhla ateş açıyordu. Geceleri herzamanki gibi devriye geziyorduk —bu iş. sonra onunla birlikte aşırı bir zayıflık.

Sedye getirilirken beni tekrar yere yatırdılar. Felce uğrayan kolum yeniden canlanıp acımaya başladığında beni sedyeye daha yeni yatırmışlardı. O sırada kolumu düşerken kırmış olabileceğim aklıma geldi. yağlı yahni ve bunun gibi şeylerden oluşan— muazzam bir yemeği boğazımdan aşağı zorlayarak yedirmeğe kalkışmaları ve ben yutamayınca da pek şaşırmaları. dediler. Ancak bundan sonra neremden ve ne derecede yaralandığımı merak etmek aklıma geldi: hiçbir şey duymuyordum ama merminin vücudumun ön tarafında bir yere saplandığının bilincindeydim.yumurta. sedyeyi ter dökerek omuzlarında taşıyan zavallı dört arkadaş için üzüntü duymaya başladım. Doktor yarayı yeniden sardı. sargı beziyle. Bunu bütün canlılığıyla duyacak kadar zamanım vardı. İspanyol mu yoksa yabancı mıydı. ağzımdan yalnızca zayıf bir mırıltı çıktı. gümüşî kavakların yetiştiği bir dünyada yaşamanın ne iyi bir şey olduğunu düşündüm. eğitim görmemiş hemşirelerin nizamî hastane yemeğini— çorba . İnsanın başına kan götüren iki ana damardan biri kesildiğinda daha ne kadar yaşayacağını merak ettim. Bir iki gün önce bir yaralı aşağı taşınırken yardım ettiğim için o zahmetin nasıl birşey olduğunu biliyordum. bir morfin iğnesi yaptı ve beni Sietamo'ya gönderdi. birkaç saat alakonuldukları alelacele inşa edilmiş tahta kulübelerdi. muhtemelen birkaç dakikadan fazla değil. «Aortum parçalanmış olmalı» diye düşündüm. beni zımbaladığını biliyor muydu 204 ve daha bunun gibi sorular aklıma geldi. Ben bu durumdayken. Faşist olduğuna göre ben de cnu vurabilirdim diye düşündüm. bir saniyelik dikkatsizlik yüzünden vurulmak. Morfinin etkisiyle sersemlemiş bir haldeydim. Merminin boğazımı delip geçtiğini öğrenir öğrenmez işim bitik diye düşünmeye başlamıştım. Normal zamanda domuzuna can yakan alkolün yaraya su gibi gelen hoş serinliğini duyuyordum. Kesinlikle öleceğimi düşünmem iki dakika kadar dürmüş olmalı Bu da çok ilginç oluyor -yani böyle bir durumda insanın aklına neler geldiğini bilmek hayli ilginçti demek istiyorum. ama onu esir alıp şu anda kaışıma getirseler yalnızca iyi nişancılığını kutlardım. Bazı yerlerde siperlerimizi saçak gibi kaplayan kavakların yaprakları yüzüme sürtünüyordu. Beni kaldırdıklarında ağzımdan bir dolu kan boşandı. Konuşmaya çabalayınca sesimin olmadığını farkettim. Sietamo'daki hastaneler kural olarak yaralıların Barbastro ve Lerida'ya gönderilmeden önce.rebe geldiğinde ölmekten kurtulayım diye hep yaralanmamı isterdi. Boğazımın ortasına kıuşun yiyip de canlı kalan bir insan ya da hayvan hiç işitmemiştim. tam İspanyollar'a 205 . herhalde. Nasıl da anlamsızdı! Siperlerin köşesinde. ama hâlâ korkunç canım acıyordu —hareket etmekten âcizdim ve durmadan kan yutuyordum. ilk yardım işlerinde kullanılsın diye bize verdikleri küçük alkol şişelerinden birini getirmişti. arkamda bir İspanyol'un «kurşun boğazından girip ensesinden çıkmış» dediğini işittim. Boğazından. Cankurtaran arabasına kadar eğri büğrü kaygan keçi yollarından birbuçuk mil ile dünya kötüsü bir yürüyüş yapmak gerekiyordu. çünkü her sıkı nefes alışımda ağzımdan köpük köpük kan geliyordu. Herşey gözüme bulanık görünüyordu. İkinci düşüncem. üstelik çarpışmada bile değildik! Beni vuranın ne biçim bir adam olduğunu da düşündüm. Anlayışla karşılanacak şey: ilk aklıma gelen karım oldu. Bu budalaca talihsizlik beni öfkeden deliye çevirdi. Fakat bir yandan da kolumdaki sancı şeytanî bir ıstırap halini almıştı. her ne denirse densin. Adama karşı hiçbir kızgınlık duyamıyordum. gerçekten ölmekte olan birinin aklından geçenler daha farklı olabilir. sonra küfretmemeye çabalıyordum. Ne var ki. ama sancının varlığı içime güven getirdi. Gitgide kendimi daha iyi hissetmeye. ama ikinci bir denemeden yaralandığımı sormayı becerdim. küfrediyor. Sedye taşıyıcımız Hanry Webb. çünkü insanın ölürken duyularının daha keskinleşmediğini biliyordum. Kan ağzımın kenarından sızıyordu. bana çok iyi uyan bu dünyadan ayrılıyor olmanın şiddetli üzüntüsüydü.

Cankurtaranın köşesinde oturan bir başka yaralı her tarafa kustu. Bütün taşınabilir mallarımı alarak çekip gittiler. bir yolunu bulup Lerida'daki hastaneye yerleşmeyi becermiş ve hemşirelerden biriyle evlenmişti. düşerken kendi kendime verdiğim hasardan ötürü iç ağrıları duydum. dan! Bu yolculuk. Bir de. Lerida'da beş altı gün kaldım. birkaç cankurtaran arabasını dolduracak sayıda yaralı ve hasta adam toplanınca bizi Barbastro'ya yolladılar. bilmediğim bir hastalıktan yatıyordu. yaralı ve normal sivil hastaları karmakarışık büyük bir hastaneydi. Tanrı bilir nasıl ıstırap çekti. yaralılar biribirine değecek kadar yakındı. senin saatini.yaralı bir arkadaşlarını görmeye geldiklerinde beni tanıdılar. beni ilk çocukluk yollarımın Beyaz Şehir Sergisi Lunaparkı'ndaki bugi-vugi denen korku verici şeye geri götürdü. yaralının avadanlığı içinde elden ele gönderilirse yarı yolda bir yerde çalınacağı da garantiydi. birkaç saat için cepheden ayrılma izni almış iki arkadaş yanıbaşımda belirdi. Tam İspanyollar'a yaraşır bir davranış! Şehrin hiçbir yerinde tütün bulunmadığını ve bana verdikleri tütünün bir haftalık istihkakları olduğunu sonradan öğrendim. tabancanı ve elektrik fenerini istiyoruz. duyuyu yerel olarak yok ediyor. Cepheye gelişimin haftasına tanıştığım iki milis . Sıkı sıkı tutunmak için benim sol kolumda yeterince kuvvet vardı. güm. bir kısmımızı bir trene doldurdular ve Lerida'-ya gönderdiler.göre bir davranıştı. ağır kamyonlar tarafından delik deşik edilmiş ve savaşın başındanberi hiç tamir görmemiş millerce yol boyunca çalkalandıktan sonra bu işten sağ çıkamazdı. İngilizce konuşan Hollandalı bir Komünist. Birkaç gün sonra. Bir sigara istedim. Akşam olurken. İç kanama geçiren hiç kimse. bıçağını». Barbastro'daki hastane çok kalabalıktı. Benim koğuşumdaki yaralılardan bazısının varaları in206 sana korku veriyordu. hastanede bir İngiliz olduğunu duymuş. ceplerindeki bütün tütünü çıkarıp verdiler ve ben daha geri vermeye fırsat bulamadan da kaçıp gittiler. varsa. Bizi sedyelerimize bağlamayı unutmuşlardı. çentikli şarapnel ya da bomba kıymıkları muhtemelen insanın canını domuzuna yakar. her zaman daha yavaş bir hızla çarpan. Lerida'da işlerin nasıl yapıldığı. Çok geçmeden. büzülen bacaklarından biri benim koluma kadar incelmişti. bu doğru bir şeydi de: çünkü kol saatleri. içinde küçük kırmızı ve gri renkli balıklar bulunan bir havuz vardı. balıkları seyrederdim. ama öteki biçare asker yerde oradan oraya savruluyordu. Merminin yarattığı büyük şok. gelip benimle arkadaşlık etti ve bana ingiliz gazeteleri getirdi. Onun sidikşişesi koğuşun görülecek şeylerinden biriydi. tabancalar ve bunun gibi şeyler cephede çok ender bulunuyordu. bir kolum askıda olduğu halde. Ertesi sabah. ama sigaranın kıt olduğu bir dönemdi ve oralarda hiç sigara yoktu. in-san el ayak gibi bir yerinden yaralanışa iyileşir. Biri yaralandığında hep böyle oluyordu —üzerindeki bütün eşyaları hemen bölüştürülürdü. İkisi de onsekiz yaşlarında birer çocuktu. Yanımdaki yatakta siyah saçlı genç bir çocuk. Anlaşılan mermi yaraları hep böyle oluyor. O ne seyahatti! Bu savaşta. Ekim çarpışmalarında korkunç yaralanmış. verilen ilâç idrarını zümrüt gibi yemyeşil yapmıştı. sesim neredeyse tümüyle kaybolmuştu ama asıl merminin açtığı yara yüzünden bir an bile acı duymadım. Neden böyle olduğu şimdi kafama dank etti. bana Aragon cep207 . Hasta. Yarası yüzünden. Ne yapacağını bilmez bir tavırla yatağın yanında ayakta durarak birşeyler söylemeye çabaladılar. Biz. Saatlerce orada oturur. kurtulamaz ölür denirdi. Bir zaman. Bam. Her nedense kolum aşağı sarkık olduğunda daha çok canım yanıyordu. Hastane alanı içinde bir bahçe ve bu sevimli bahçede. yatağımdan kalkabiliyor ve ortalıkta dolaşabiliyordum. yaralanışıma çok üzüldüklerini göstermenin bir yolu olsun diye anîden. «Merhaba! Hayattasın ha? İyi. ama karından vurulursa hep.

Hastanelerde yiyecek çok iyiydi— gerçekten fazla iyiydi. Lerida'da yemekler müthişti. Sağlam insanlara verdikleri yemeğin aynısını. yaralıların çoğu hiç durmadan doğruca Barselona ya da Tarragona'ya gönderilirdi. alelade üçüncü sınıf vagonlara bindirmişler di. ama korkunç câhil olduklarına hiç kuşku yok. çorba. hattâ bazen hiç olmuyordu. Her zaman ortalıkta. yeterli hemşire noksanıydı. kendi kendine yıkanamayacak kadar zayıf olanlar pek seyrek yıkanıyorlardı. Yarısı çok geçmeden. Birisi. kendi başının çaresine bakamayacak derecede hasta olanlar sık sık utanç verici bir biçimde ihmal ediliyorlardı. Birinin yolda yarayı muayene etmesi hemen hemen olanaksızdı Birkaç doktor işle başa çıkamıyordu. benim koğuşumdaki yaralıların Barselona'ya gönderileceği duyuruldu. savaştan önce hemşirelik işini başlıca rahibelerin görmesinden ileri geliyordu. sıcak ve sarsıntının etkisiyle haşat oldular. ekmek. Barbastro Monzon. Hastane emireri elinde keçi derisinden yapılmış su dolu büyük bir tulumla şunun bu209 . cephe hattına yakın olan bütün hastanelerin aşağı yukarı sevkıyat merkezi gibi kullanılmasıydı. hastane treninin manana (yarın) Barselona'ya hareket edeceğine dâir söylentiler dolaşıyordu. Teorik olarak. yataklarından ilk bu sabah çıkmışlardı. Bunun sonu. bana her zaman büyük bir şefkat gösterdiler. Kendi kendime Tam İspanyollar'ın yapacağı bir iş!» dedim.hesindeki hastane sistemini kavramak olanağı verdi —öteki cephelerde de durum aynı mıydı bilmiyorum. hep zeytinyağıyla vıcık vıcık aynı ağır. Besbelli. Kahvaltı sabah altı sularında veriliyor. bu kere de treni bekletmeleri yine İspınya'nın şanına lâyıktı. Lerida ve taşka yerlerde sürünüyorlar ve bütün bu zaman boyunca sargı bezi yenilemek dışında hiçbir tedavi görmüyorlardı. birçoğu yerlere kustu. İspanya'da. Öteki hata ise. zannederim. oturacak yerleri tahtadan. üç haftadır yüzünün yıkanmadığını söylediğini hatırlıyorum. Korkunç şarapnel yaraları almış kemikleri yamyassı olmuş kimseler ve benzerleri alçıyla sargılanıyor. öğle yemeği daha da çoktu— bu. İspanyollar'm hafif yemek (perhiz) denen şeyden haberleri yoktu anlaşılan. hastayı tıka basa ağır yiyeceklerle doldurma geleneği vardı. Hepsi nasıl dereceye bakılacağını. Kural olarak yaralı ongün sonra Barselona ya da Tarragona'ya varıncaya kadar alçı yerinden oynatılmıyordu. Bizi. Bizi toparlayıp otobüslere doldurdular ve istasyona götürdüler. evet. başka bir yerde olduğundan daha çok. ama ulaşım zorlukları yüzünden oraya varana kadar bir hafta on gün geçiyordu. hastalara da veriyorlardı. Bir sabah. Yaralılar haftalarca abdeste çıkamadan bırakılıyor. sırf ben durumu açıklamak için ikinci bir telgraf çekeyim diye. Tam tren hareket ederken bizimle birlikte yolculuk eden hastane emireri Barselona'ya değil de Tarragona'ya gideceğimizi lâf arasında söylemez mi! Makinist fikrini değiştirmişti. geleceğimi bildiren bir telgraf çekmeyi becerdim. bazısı da sargı sarmayı biliyordu. omlet. «Evet. Kolu ezilmiş bîçâre bir çocuğun bana. yaranın bir tarifi de dışına kurşun kalemle yazılıyordu. Doktorlar becerikliydiler. bir kimse yerinden oynatılamayacak kadar kötü yaralanmadıkça hiç bir bakım yapılmıyordu. Fakat iki kötü hata vardı ki. yahni. çekilen telgrafın hiçbir zaman yerine ulaşmaması oldu. belki de bu. Bunun sonucunda. ama bütün bildikleri hemen hemen bu kadardı. beyaz şarap ve kahveden meydana geliyordu. şimdi hayatta olabilecek yüzlerce ya da binlerce insanın bunların yüzünden öldüğüne hiç kuşkum yok. yağlı börekleri. sivil halkın çoğunun kâfi derecede beslenemediği bir zamanda oluyordu. Fakat. ilâç ve araç kıtlığı da pek yoktu. İspanya'da eğitim görmüş hemşire yoktu. adamların çoğu ağır yaralıydı. İspanyol hemşirelerinden şikâyetçi değilim. asıl İspanyollar'a en yakışanı. Sietamo. 208 cunda. Bazı yönlerden hastaneler çok iyiydi. Karıma. size Barselona'da bakacaklar» diye söylenerek hızla yatağınızın yanından geçip gidiyorlardı. o da arada sırada yapılıyor.

heryere yayılmış cesede benzer şekiller arasından kendine yol açıyordu. cepheden ayrılışımdan sekiz dokuz gün sonra yaramı muayene ettiler. bir haftalık sakalı uzamış. bu sığ ve ılık denizde imkânsız diye düşünülse de. İtalyanlar geçerken tezahüratta bulunmak için vagonun öbür yanma yöneldiler.» dedi. 210 Tarragona'daki hastane çok büyük ve bütün cephelerden gelmiş bir sürü yaralıyla doluydu. dudaklarının arasına yerleştirilmiş küçük bir tübün arasından nefes alıyordu. Tülbentin altından yarı iyileşmiş yaranın kırmızı pelte gibi etini görüyordunuz. gururla cepheye giden bir tren dolusu taze adam. sanki birkaç mil ötede insanlar savaşmı-yorlarmış gibi denize giren ve açılır kapanır sandalyelerinde güneşlenen o yörenin tombul burjuvazisi. köprünün üzerinde halk da onlara el sallıyordu. denizden bir taş atımı uzaklıkta kıyıya paralel uzanıyordu. korkarım. Bu çok uzun bir trendi . pencerelerde birbiri ardınca esmer. silâhların uzun namluları eğilmiş. Dünya kötüsü bir suydu bu. başı tülbentten yapılmış bir çeşit küremsi miğfer içindeydi. Bizim katardan ayakta duracak kadar iyi olanlar. Yüzünden ve boğazından yaralanmış bir adam vardı. ağzı kapalıydı. Deniz kıyısındaki hayatın neredeyse eskiden olduğu gibi aynı biçimde sürüp gittiğini görmek tuhafıma gitti: şık kahvehaneler boyunca piyasaya çıkmalar. «Extranjeros . allegorik savaş tablosu gibiydi. Pencereden bir koltuk değneği sallandı. Cephe. Tarragona'da üç dört gün kaldım. kaburgaları. Gücüm yerine geliyordu. Mamafih.tıklım tıklım da doluydu. İnsan orada ne yaralar görür! Belli bir takım yaraların tedavisinde en son tıb buluşlarına uygun olduğunu sandığım bir yol kullanıyorlardı. Bîçâre çok yalnız görünüyor.Yabancılar. ama böyle yaralara bakmak özellikle dehşet vericiydi. Birisi. Sarı akşam ışıkları altında geçip giden trenin manzarasını hafızamda özel bir canlılıkla saklıyorum. gülümseyen yüzler. koskoca bir göğüs zırhının boyun deliğinden çevresine endişeli gözlerle bakan. kirli suratlı bir kafanın çıktığını görüyordunuz. birgün yavaş yavaş hareket ederek kumsala kadar yürümeyi becerdim. sargılı kollar kızıl selâmı verdiler. Otuz yaşlarında canlı ve yakışıklı bir doktor beni iskemleye oturttu. yine de zariftiler. Nihayet. Bu adamların çoğu topu topu birkaç hafta sonra Huesca'da öldü. deniz banyosu yapanlardan birinin boğulduğunu gördüm. ne de olsa savaş görkemli bir şeydir.nun ağzına su fışkırtarak. yavaşça gözümüzün önünden kayan sakat adamlar ve bütün bunlar olurken. Yeni gelen yaralıların muayene edildiği ameliyathanede ellerinde kocaman makaslarla doktorlar. «İtalyan bunlar». ancak teller üzerine gerilmiş tülbentten bir ağla sineklerden koruyorlardı. kalabalığın selâmlarına böylesine zarif bir biçimde karşılık veremezdi — trendeki adamların yarısı şarap şişelerini kafalarına dikmiş olmalarına rağmen. gözlerini bir sağa bir sola oynatarak tülbentin arasından bakıyor ve hiç konuşmuyordu. böyle soyunmadan. kurtulması çok güç olan bir duygunun yeniden yaşanması. Tarragona'ya güneş alçalırken vardık. açık yük vagonları üstünde her zamanki gibi insanın yüreğini yerinden oynatan toplar. Bu. köprücük kemikleri ve daha bilmem nereleri parçalanmış adamların cephe gerisindeki sargı yerlerinde yapılmış alçıdan zırhlarını kesip atıyorlardı. açık yük vagonları üstüne sahra topları sıkı sıkıya bağlanmış ve öbek öbek bir sürü adam bunların çevresinde toplanmıştı. bir süredir izindeydiler ve şimdi Aragon cephesine transfer oluyorlardı. Başka hiçbir milletin insanları kendi aralarında böyle güzel gruplaşa-maz. tadını hâlâ hatırlarım. Sonradan bunların Mart ayında Guadalajara'-daki büyük zaferi kazanan birlikler olduğunu duyduk. İtalyan oldukları besbelliydi. uçuşan kızıl boyunbağları — bütün bunlar masmavi denişin önünden yavaşça kaydı gitti. Bizim tren istasyona girerken Uluslararası Tugay'dan adamlarla dolu bir asker treni ayrılıyor. Yarayı tümüyle açık ve sargılanmamış bırakıyor. dilimi kaba bir 211 .

Sağ elimin parmakları da yarı yarıya felce uğramıştı. belirsizlik ve üstü kapalı nefret havası. sanki gizli bir örgüte dahilmişsiniz gibi hissetmeye zorluyordu. zaman doktorun yanıldığını gösterdi. hemşireler. İki ay kadar bir süre sesim fısıltıdan öteye gidemedi. merminin kırmızı kan damarının «bir milimetre kadar» ötesinden geçtiğini söyledi.bez parçasıyla yakaladı. merminin ensem-deki bir sinir demetini delip geçmesinden ileri geliyordu.» Neyse ki. ama Basklılar elle tutulur hiçbir yardım almıyorlardı. Basın sansürü yüzünden. O sırada rastladığım herkes. Bunlardan biri Negrin -Prieto Hükumeti'nin savaşı uzlaşma yoluyla bitireceği yolundaydı. ellerine fırsat geçse siyâsî hasımlarını ezeceklerinden hiç kimsenin kuşkusu yoktu. Sesin hiçbir zaman geri gelmeyecek!. baş parmağım hâlâ uyuşuk — bir boyun yarası için hayli tuhaf bir etki. kötü birşeyler olacağı bilinci vardı. Henüz birşey olmuyordu. her çeşit habis söylentiler ortalıkta dolaşıp duruyordu. Neşeli bir tavırla. ben de neler olabileceğini henüz kafamda bile canlandıramıyor-dum. Yaram hafiften merak konusu olmuş. Gerçekte böyle şeylere hiç karışmamış olsanız da. Hükümet ise durumu kurtarmak için gözle görülür bir çaba harcamıyordu. Âdeta. hastalar bana. Dilim kanayıp gözlerim yaşarıncaya kadar boğazımdan içeri bakmaya devam ettikten sonra bir ses telimin felce uğradığını söyledi. radyoda her zamanki «kahraman koruyucular» yayını yapılıyordu. ama. acısı sonradan çıkan. Bilhassa geceleri canımın acısından bir türlü uyuyamadım. O sırada bu fikre inanma eğilimindeydim. Caballero Hükumeti'nin düşmesiyle Komünistler mutlak olarak iktidara gelmişler. Ama ben hiç yaralanmamış olmanın daha bir talihlilik sayılabileceğini düşünmekten kendimi alamıyordum. «Sesin mi? dedi. doktorlar. yine de. sesim hızla normale döndü. Mayıs çarpışmaları. Bunu nasıl anladığını bilemem. Nevralji gibi feci bir ağrıydı. bir ay boyunca devam etti. gırtlağıma bir dişçi aynası soktu ve «Ee!» dememi buyurdu. 13 Barselona'da bu son haftaları geçirdiğim sırada. aradan beş ay geçmiş olmasına rağmen. korku. Bir tanesi büyük bir otorite havasıyla bana. çıkabileceği kadar dışarı çekti. çeşitli doktorlar dillerini şaklatarak. ortam sizi. şehrin havasında kötü bir duygu dolaşıyordu —bir kuşku. boynundan yaralanıp da hayatta kalan birinin dünyanın en talihli yaratığı olduğunu temin etmekten geri durmadılar. ama sonradan öbür ses teli durumu «telâfi» edince. Şehrin her yanında Bask bayrakları dalgalanıyor. «Que süette! Que suerte!» diyerek incelemişlerdi. geride. Bu durum insanı Hükümetin ikiyüzlü 213 212 . bütün zamanınızı kahvehane köşelerinde fısıl fısıl konuşarak ve yan masada oturan adamın polis ajanı olup olmadığını merak ederek geçiriyordunuz. Kolumdaki ağrı. çünkü Faşistler Bilbao'ya yaklaşıyorlardı. silinmez etkiler bırakmıştı. Practicantes. kızlar kahvehanelerde bağış toplama kutularını şangır-datıyor. iç düzeni sağlama görevi Komünist bakanlarına verilmişti. belli belirsiz bir tehlike duygusu. Şimdi bile. «Ne zaman yeniden sesime kavuşacağım?» diye sordum.

Güvenlik Askerleri hâlâ kahvehaneleri ve stratejik noktaları ellerinde tutuyorlardı: P. P.O. sizi düpedüz hapsediyor ve genellikle orada inccmnunucado olarak tutuyorlardı. Carabinero'ların Güvenlik Askerleri yoldan geçenleri durduruyor ve belgelerini soruyorlardı. hapisteki yabancı «asker kaçaklarımın sayısı yüzleri bulmuştu. tutulan avukatın olsun Kendisini görmesine izin verilmeyişinden başka birşey öğrenemedik.bir oyun oynadığına inandınyordu.S.U. T. Ekmek çok azdı ve ucuz çeşitlerine pirinç karıştırılıyordu. isterse terhis kağıtlarını alıp gidebilirdi. genel durumun karakteristik bir yönüydü. Fakat bu noktadan bile.M. önlerine barikat kurulmuş duruyordu. Süt ve 215 . Katalonya'nın işgal edileceği yolunda yaygın bir korku da vardı. La Batalla hâlâ çıkıyor. Bir süre sonra. binalarının çoğu da hâlâ kum torbalarıyla tahkim edilmiş. taraftarları— birer ikişer hapse atılınca ortadan yok oluyorlardı. öbürleri de kuşkusuz —hep Anarşist ve P. Sık sık hava ve deniz baskınları olacağından korkuluyordu. iş işten geçene —hattâ Bilbao'nun düşüşüne— kadar hiçbir savunma eylemine girişmedi C. Silâhlı Hücum Birlikleri gruplar hâlinde caddelerde devriye geziyor. Polis casusları heryerde kol geziyordu. Uluslararası Tugay ve öteki milislerdeki yabancılar gitgide daha büyük sayılarda hapse atılıyorlardı. ordusunun bir kısmını oraya aktarmak zorunda kalacaktı. ama öylesine sansür ediliyordu ki neredeyse var olmaktan çıkmıştı. hiç kimse emin değildi. çekingen kimseler bodrumlara dalıyordu. ne bir kimse yargılanmış ne de itham edilmişti. milisleri ufak ufak vesilelerle cezalandırılıyordu —örneğin. asker kaçağı diye tutukluyor-lardı. geçerli saymazlarsa hemen sizi hapse atıyorlardı. Daha önceden. milisinde bulunduğumun bilinmesi bile tehlikeli olabiliyordu.M. cephe hattının millerce gerisinden itibaren kuvvetli savunma düzenleri alındığını ve Barselona'nın heryerinde bombadan koruyucu sığınaklar kazılmakta olduğunu görmüştüm. Sonraki olaylar benim bu noktada çok yanıldığımı ortaya koydu. Hapishaneler. bana P.U. cepheye döndüğümüzde. Kimsenin.U. Savaş boyunca dalgalanıp duran yiyecek kıtlığı çok kötü devrelerinden birindeydi.M.U. Birkaç ay önce milis gücüne gelip kaydolan herkes gönüllü 214 diye bilinir ve izin zamanı geldiğinde. Herkes. Görüldüğü kadarıyla. «Hazır olun» diye bildiriler dağıtıyor ve «belirli bir parti»nin (Komünistler kastediliyor) bir coup d'etat hazırladığı îmâ ediliyordu. ama her siren düdüğü öttüğünde —çoğu zaman bunlar yanlış verilen alarmlardı— ışıklar saatlerce karartılıyor. ama azıcık daha çaba harcanmış olsaydı.P.O. Yaralı ya da izindeki P.C.U. genellikle.O. Bunlar sınırda bazan geçerli oluyor. milis kartımı kesinlikle göstermememi. Şehrin çeşitli noktalarında. sansür edilen kısmının boş bırakılmayıp yerinin başka haberlerle doldurulması yolunda yeni bir kural çıkarılmıştı— bunun sonucunda neyin kesilip atıldığını kestirmek olanağı da kalmıyordu. Cephenin bazı kısımlarında resmî makamlar hâlâ isteyenleri terhis ediyorlardı. evine gitmeye kalkarsa asker kaçağı sayılıyordu. paralarını alırken kendilerine güçlük çıkarıyorlardı. Solidaridad ve öteki Anarşist gazeteleri de ağır bir biçimde sansür ediliyordu.N. Bob Smillie hâlâ Valencia'da hapisteydi. yalnızca pasaportumu ve hastane belgemi çıkartmamı ihtar ediyordu.M. Anlaşılan Hükümet şimdi fikir değiştirmişti. ama çoğu kendi ülkelerinde bir şamata yapılır yapılmaz vatanlarına gönderiliyordu. Gazetenin. Mayıs çarpışmalarından kalan mahpuslarla doluydu. acaba milisler gönüllü asker mi yoksa muvazzaf mı oldukları konusunda kesinlikle birşey bilmemesi. hattâ «Troç-kizm» gibi mutlak bir suçlama bile yapılmamıştı.O. saldırı başarısız olsa bile Franco. Bilbao'nun kurtarılması olanağı yitirilmeyecekti. milise kaydolan herkes muvazzaf asker oluyor. I. bazan olmuyordu. temsilcisinin olsun. Aragon cephesinde saldırıya geçil-seydi. Bunları. kışlada askerlere verilen ekmek tayını dünya kötüsü bir nesneydi. Gelin görün ki Hükümet.L.

» Şık otellerin dışında başka hiçbir şeye dikkat etmemek İngiliz seyyahlarına mahsus birşey. böyle bir atmosferin temeli İngiltere'de yok. Çeşitli yollardan ufak tefek siyâsî baskılar yapılıyor —bir maden kömürü işçisi olsaydım. ama iyi bir parti adamı «denilen şey». Atholl Düşesi için tereyağı bulabildiklerini ümit ederim. çünkü şu sırada. yani Kıt'a Avrupası siyasetindeki o gaugster-gramafon tipi. Gözüme çarpan bir yazıda. oysa İspanyollar zeytinyağını ayrı ayrı. Zeytinyağı kıtlığı had safhadaydı. Bu yüzden. Madrid ve Barselona'daydım. Tımarhaneye benziyor. Can sıkan küçük bir nokta bozuk para bulunma-masıydı.» Fakat. P. Her üç şehirde de hiçbir biçimde zora başvurulmadan mükemmel bir düzen hüküm sürüyordu. Bir sürü başka İngiliz vardı. Ka217 216 .M. pahalı kaçak sigaraların dışında. «Stalinciler» baştaydı. Bina önceleri zengin bir burjuvanınmış.U. sansür edilen gazetelerin yarattığı tuhaf huzursuzluk ve ortalıkta hep silâhlı adamların bulunuşu. kadının malî durumu ise bütün banknotu harcamaya el-vermeyebilirdi. O zamanın kâbuslu atmosferini aktarmak kolay iş değil — devamlı olarak değişen söylentilerin. patronun beni komünist bellemesine aldırmazdım. tütün neredeyse yok olmuştu.şeker çok enderdi. yiyecek kıtlığının daha da artması demekti. on-santimlik madenî para ile ikibuçuk pesatalık banknot arasında hiçbir para birimi kalmamıştı. Herkesin bunu aynı sözlerle ifade etmesi çok tuhafıma gidiyordu: «Buranın havası -korkunç. ilk tüfek atışlarını beklerken yakaladığım zamanlar oluyordu. Böyle şeyler Barselona'da ise çok doğal görülüyordu. Kendi kendimi. Bütün bunlar bir yana herkesin korktuğu başımı za gelmedi —yeni bir sokak çarpışması çıkmadı— böyle bir gelişme olsaydı. Sizinle aynı fikirde olmayanları «tasfiye» ya da «bertaraf» etmek İngiltere'de henüz tabiî karşılanmıyor. burada hâlâ ender görülen şeyler. Atholl Düşesi (17 Ekim 1937 tarihli Sunday Express'de) şöyle yazıyor : «Valencia. bu yüzden. her «Troçkist»in tehlikede olması eşyanın tabiatı gere(*) Pesatanın satın alma gücü 4 peni kadardı. Şeytan'ın tepesinden İsa'ya yeryüzü ülkelerini gösterdiği söylenen garip şekilli dağ (adı da buradan geliyor). yarım düzine değişik amaçla kullanırlar. Tibidabo yakınındaki banliyödeydi: Barselona'nın gerisinde birdenbire yükselen. hâlâ İspanyol hastahanelerinde kullanılan.. Kaldığım bütün oteller. Elinde on pesata ile bir kadın. Zeytinyağı almak için kuyruklarda ağaç olan kadınlara gözcülük etsinler diye dikilen atlı Güvenlik Askerleri bazan atlarını gerileterek. devrim sırasında el konmuş. Bu sanatoryumda kalanların çoğu ya cepheden çürüğe çıkarılmış ya da kol-bacak kesilmesi gibi onları sonuna kadar sakat bırakan bir yara almışlardı. belki de herkes dememem gerekir.O. parçalanmış bacağıyla Williams. giydi. tüberküloz şüphesiyle cephe gerisine gönderilmiş 18 yaşındaki Stafford Cotman ve yamyassı olmuş kolu. kadınların ayaklarına basmaya çalışarak eğleniyorlardı.'un sanatoryumlarından biri olan Maurin Sanatoryumumda kalıyordum.. bakkalın önünde kuyrukta saatlerce bekleyebilir ve sonunda da hiçbir şey alamıyabilirdi — bakkalın paranın üstünü verecek bozuğu olmayabilir. on pesatadan küçük bütün banknotlar da çok ender bulunuyordu (*). Sanki çok kötü bir ruh bütün şehrin üstüne yayılmış gibiydi.U. Siyasî hoşgörüsüzlük henüz İngiltere'de veri olarak kabul edilmiyor. Gümüş piyasadan kaldırılmış ve henüz yeni para basılmamıştı. milletin uçak diye takma isim uydurduğu o kocaman telden garip çerçeveye bağlanmış Arthur Clinton. aşırı derecede rahattı da.O. Bunu aksettirmek zor iş. hiç kuşkusuz suç yine önceki gibi P.M.'un ve Anarşistler'in üstüne yıkılacaktı. En yoksullar için bu. genel havada yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu fark etmemiş görünüyorlardı. Otelden otele İspanya'yı kısa sürede gezen bazı İngiliz ziyaretçiler. tereyağı ve kahve kıtlığına rağmen yalnız «normal» ve nezih değil.

Tam çarpışmaların içinden çıkıp gelmişti ve artık Hues-ca'nm yakında alınacağını söylüyordu Hükümet Madrid cephesinden birlikler getirtmişti. her an yedekteki adamları çağıracak durumdaydılar. Barselona'ya geri gelmem beş gün sürdü. merkezine gelir gelmez bizi bir sıraya dizdiler. ama ötekilerle gitmeyi pek öyle reddedemezdim. bir başka kere hendekte. İspanya'da kalıp başkalarının ihtiyacı olan yiyecekleri gövdeye indirmek bize fazla anlamlı gelmiyordu. silâhlı adamlarla dolup taşan sokaklardan. her zaman olduğu gibi yine biraz manana falan denildi. Yaralı oluşum zâten sinirlerimi bozmuştu -hep böyle olur sanıyorum— ateş altına gönderilmek ihtimali beni korkunç derecede kaygılandırdı. Aslında böyle düşünmenin belli başlı nedenleri bencilce şeylerdi.M. Huesca'ya s'evkedilen birlikler bütün ulaşım şebekesini tekellerine almış ve herşeyi altüst etmişlerdi. sütsüz çaydan. ağrım sızım da biraz azalmıştı. Genel Hastane'deki doktorlar bana. sonra 219 . bir dizi karışık ve yorucu yolculuk mânâsına geliyordu. yeniden parmaklarımı kullanabiliyordum. milisi komutanlığında belgelerimi damgalatmam gerekiyordu. gıcırdayan tramvaylardan.) Bunlar olurken. Kopp büyük bir neşeyle cepheden daha yeni dönmüştü. siperlerden.U. tıbbî yönden çürük raporu vermişlerdi. ama büyük kayıplar vererek iki tank yitirmiş218 ierdi.M. İngiltere'ye mümkün olabildiğince çabuk dönmek olduğuna karar verdik. Kopp'un dediğine göre şehir düşmeye mahkûmdu. Monzon'a sonra terhis kâğıdımı damgalatmak için gerisin geriye tekrar Sietamo'ya. ertesi sabah hastane raporumu meydana çıkardım ve terhis işlemimi yaptırmaya koyuldum. Olağan yöntemleriyle. Sabahları kolumun elektrik tedavisi için hastaneye başvuruyordum. Cebimde hastane raporum duruyordu. derin bir huzursuzlukla yere uzandım. Bütün bu olanlardan uzaklaşmak için gitgide kabaran bir arzu duyuyordum. Elinde Doğu Ordusu Komutanı General Pocas'tan aldığı bir mektup vardı —Kopp'un «güvenilir bir kimse» diye tanımlayan bu olağan mektup. Sietamo'ya gece yarısı vardık: P. Er geç biraz para kazanmanın yolunu bulmalıydım. ama terhis olabilmek için cephe yakınlarındaki hastanelerden birinde bir sağlık heyetine görünmem ve Sietamo'ya giderek P. Bu bir saldırı başlangıcına benziyordu. Fişek kutusunu yastık yerine başımın altına koydum. ama bizi hiçbir yere çağırmadılar. Tuhaf bir işti bu —çeşitli kaslarımı ânî sarsıntılarla yukarı aşağı hareket ettiren bir dizi dikenli elektrik şoku yapıyorlardı ama iyi geliyordu galiba. siyasî kuşku ve nefretin dehşet verici atmosferinden. (Sivil hayatında Kopp mühendisti. yağlı böreklerden ve sigara kıtlığından— İspanya denince aklıma gelen hemen herşeyden uzaklaşmak istiyordum. Çok garip yerlerde uyuduğumu hatırlıyorum— bir keresinde hastane yatağında. Kopp Savaş Bakanı ile konuşmak için Valencia'ya gitmek zorunda kaldı. Tarragona'da cepheye gidişini gördüğüm İtalyanlar Joca yoluna hücum etmişler. Bizi bir kamyona doldurmuşlardı. o da Valencia'ya gitmek üzere ayrılmıştı. sonra güneyde bir çizgi boyunca Barbastro yoluyla tekrar Lerida'ya gittim. gazetelerde yalan dolan curcunası yaratmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı.O. Bu. Yine de. ona istihkâm kısmında özel bir görev verilmesini tavsiye ediyordu. ben de genellikle Barselona'ya gündüzleri gidiyordum. sesim o zaman sandığımıza göre. isimlerimizi bile sormadan elimize tüfek ve fişekler vermeye başladılar. doktorlar en iyi ihtimalle. (Heyhat! Düşmedi! Hücum. hava baskınlarından. ikimiz de yapılacak en iyi şeyin.rım hâlâ Continental Hotel'de kalıyordu. çok sayıda uçakla birlikte buraya otuz bin asker yığıyordu.O. korkunç bir arap saçma dönmüş.U. Ne var ki. insanı bir hastaneden öbürüne dolaştırıyorlardı —Sietamo'ya. bir daha hiç geri gelmemek üzere kaybolmuştu. Ben aşın derecede zayıf düşmüştüm. makineli tüfeklerden. Barbastro'ya.) Benim Sietamo'ya hareket ettiğim 15 Haziran günü. yeniden savaşabilecek hâle ulaşmama kadar aylar geçmesi gerektiğini söylemişlerdi.

gecenin yarısında aşağı düştüğüm çok dar bir bankta, birinde de, Barbastro'da belediyeye ait bir çeşit handa. Tren yolundan uzaklaşınca gelip geçen kamyonlara atlamaktan başka bir seyahat olanağı kalmıyordu. Yol boyunda saatlerce, bazan aralıksız üç dört saat, ağzına kadar ördek ve tavşan dolu çıkınlar taşıyan kederli köylü kümeleriyle beraber geçen her kamyona el sallayarak beklemek zorundaydınız Nihayet, insanlarla, ekmek so-munlarıyla ya da cephane sandıklarıyla tam tıka basa dolmamış bir kamyon denk düşünce, felâket kötü yollarda sarsıla sarsıla gitmeye başlıyordunuz. Hiçbir at, bu kamyonların beni hoplattığı gibi böylesine yükseğe fırlatmamıştı. Kamyonun tepesinde yolculuk etmenin tek yolu, bir araya toplanıp sıkı sıkıya biribirine tutunmaktı. Hâlâ bir kamyona yardımsız tırmanamayacak kadar zayıf olduğumu keşfedince kendimi hayli küçülmüş hissettim. Geceyi, Sağlık Heyeti'ni görmek için gittiğim Monzon hastanesinde geçirdim. Bana komşu olan yatakta sol gözünden yaralı bir Hücum Muhafızı yatıyordu. Dostça davranarak bana sigara ikram etti. Ben, «Barselona'da olsak, biribirimizi vuruyor olacaktık» deyince ikimiz de güldük. Cepheye yaklaşıldıkça genel havanın nasıl değiştiğini görmek çok tuhaf oluyordu. Siyâsî partilerin bütün ya da neredeyse bütün fena nefret duyguları buharlaşıp gidiyordu. Cephede bulunduğum sürece, bir kere bile, hiçbir P.S.U.C. taraftarının sırf P.O. U.M.'luyum diye bana düşmanlık gösterdiğini hatırlamıyorum. Bu çeşit şeyler Barselona'da ya da savaştan daha bile uzak yerlerde oluyordu. Sietamo'da bir sürü Hücum Muhafızı vardı. Bunlar özel olarak cephe için ye-tiştirilmemişlerdi; çoğu daha önceden ateş altında bile bulunmamıştı. Barselona'da caddelerin kralıydılar, ama burada ancak acemi asker quintos olabiliyor, aylarca cephede kalmış onbeş yaşındaki milis çocuklarla karışınca bozuluyorlardı. Monzon hastanesindeki doktor her zamanki dil-çekiştirme ve ayna-sokma işini yaptı ve aynı neşeli tavırla
220

sesimin suret-i kafiyede geri gelmeyeceğini temin ederek damgalı belgeyi imzaladı. Muayene olmak için beklerken ameliyathanede hiç uyuşturucu madde kullanılmayan korkunç ameliyatlar yapılıyordu —neden uyuşturucu kullanmadıklarını bilmiyorum. Ameliyatlar sürdü gitti, çığlık ardına çığlık geliyordu, ben içeri girdiğimde iskemleler çevreye fırlatılmış, yerde kan ve idrar gölcükleri oluşmuştu. En son yolculuğumun ayrıntıları belleğimde tuhaf bir açıklıkla duruyor. Geçen birkaç ay içinde olduğumdan daha çok gözleme yönelen değişik bir hava içindeydim. Yirmi dokuzuncu tümenin mührüyle damgalanmış terhis kâğıdım ve «işe yaramaz» ilân edildiğim doktor raporunu almıştım. İngiltere'ye dönmekte serbestim artık; bunun sonucunda, ilk olarak, kendimi İspanya'ya göz atmaya yetenekli hissettim. Barbastro'da bir gün geçirmek zorundaydım, çünkü günde yalnız bir tren kalkıyordu. Daha önceleri Barbastro'ya kısa kaçamaklı gözlerle bakmıştım —şehir bana düpedüz savaşın bir parçası olarak görünmüştü— gri, çamurlu, motoru gü-rüldeyen kamyonlar ve kılıksız askerlerle dolu, soğuk bir yer. Bu kere şehir, tuhaf bir biçimde, gözüme farklı göründü. Yollarda başıboş gezinirken dolambaçlı hoş caddelerin, eski taş köprülerin, adam boyunda fıçılarla şarapçı dükkânlarının, araba tekerlekleri, hançerler, tahta kaşıklar, keçi derisinden su tulumları yapan yarı yarıya yer altındaki dükkânların farkına vardım. Deriden tulum yapan bir adamı seyrederken, büyük bir ilgiyle, daha önce bilmediğim birşeyi keşfettim: bu tulumlar postu içlerinde olarak yapılıyor ve kıllar kazınmıyordu, demek gerçekte su keçi kılından süzülerek damıtılıyor-muş. Aylardanberi bunu içiyormuşum da, farkında de-ğilmişim. Şehrin gerisinde yeşim taşı yeşili sığ bir ırmak akıyordu. Öte yakada dimdik bir kayalık yar yükseliyordu, meydana getirdiği duvarın içine evler oyulmuştu, öyle ki yatak odanızın penceresinden doğruca otuz metre aşağıdaki suya tükürebilirdiniz. Uçurumun oyukla221

rında sayılamayacak kadar çok güvercin yaşıyordu. Lerida'da da eskilikten ufalanan evler vardı; çatı kirişlerine binlerce ve binlerce serçe yuva yapmıştı. Biraz uzaktan bakınca, yuvalarla kaplı duruşları rokoko çağından kalma süslü pervazları andırıyordu. Neredeyse altı aya varan bir süre boyunca böyle şeylerin gözüme hiç çarpmamış olması garipti. Cebimde terhis belgelerimle, kendimi yine bir insan, hattâ biraz da turist gibi hissetmeye başlıyordum. Hemen hemen ilk kez gerçekten — bütün ömrümce gitmeyi özlediğim— İspanya'da olduğumu anladım. Lerida'nın ve Barbastro'nun sakin arka sokaklarında, herkesin hayalinde yer eden İspanya'nın gelip geçici anlık görüntülerini yakalar gibiydim. Beyaz sierra'lar (dağlar), keçi çobanları, engizisyon zindanları, Arap sarayları, büklüm büklüm kıvrılan kara kara katır kervanları, gri zeytin ağaçları ve limon korulukları, siyah şallı kızlar, Malağa ve Alicante şarapları, katedraller, kardinaller, boğa güreşleri, çingeneler, serenadlar —kısacası, İspanya. Bütün Avrupa'da hayallerimi en çok çeken ülke buydu. Nihayet buraya geldiğim zaman da yalnız bu kuzeydoğu köşesini görmüş olmam hayıflanacak bir şey: o da karmakarışık bir savaşın ortasında ve çoğu kışa rastgelmek üzere. Barselona'ya döndüğümde geç olmuş ve ortalıkta hiç taksi kalmamıştı. Tamamen şehrin dışında kalan Maurin Senatoryumu'na gitmeye uğraşmanın hiçbir yararı yoktu, bu nedenle akşam yemeği için bir lokantaya girdikten sonra Continental Oteli'ne gittim. Babacan tavırlı bir garsonla, içinde şarap dağıtılan meşeden yapılmış bakır çemberli küçük testiler hakkında konuştuğumu hatırlıyorum. İngiltere'ye götürmek için bunlardan bir takım almak istediğimi söyledim Garson pek sevimliydi. «Evet, güzel bunlar, değil mi? Fakat bugünlerde böyle şeyler satın almak olanaksız. Kimse yapmıyor artık — kimse hiçbir şey imal etmiyor. Bu savaş— yazık!» Savaşın üzüntü duyulacak birşey olduğunda anlaştık. Bir kere daha kendimi turist gibi hissettim. Gar222

son bana nâzikçe, İspanya'yı sevip sevmediğimi, bir daha gelip gelmeyeceğimi sordu. Oh evet, İspanya'ya yeniden gelecektim. Bu konuşmanın barışçı niteliği, hemen arkasından olanlar yüzünden belleğimde çakılıp kalmıştır. Otele geldiğimde karım holde oturuyordu. Ayağa kalkarak, beni çarpan hayli ilgilenmez bir tavırla bana doğru geldi; sonra boynuma bir kolunu doladı, holdeki-lere gösteriş olsun diye yüzünde bir gülümsemeyle kulağıma fısıldadı : «Çık git!» «Ne?» «Buradan bir an önce çıkıp git!» «Ne?» «Burada dikilip durma! Çabucak dışarı çıkmalısın!» «Ne? Neden? Ne demek istiyorsun?» Beni kolumdan yakalamış ve merdivenlere doğru ilerlemeye başlamıştı bile. Aşağı inerken yarı yolda bir Fransız'a —ismini burada veremeyeceğim— rastladık. P O.U.M.'la hiçbir ilişkisi olmadığı halde bu felâketli dönemde bize çok dostluk göstermişti. Bana endişeli bir yüzle baktı. «Dinle! Buraya gelmemeliydin. Çabuk burayı terket ve birisi polise telefon etmeden biryerlere saklan.» Bak sen şu işe! Merdivenin sonuna geldiğimizde otel müstahdeminden P.O.U.M. üyesi olan biri de (sanıyorum müdürün bundan haberi yoktu), asansörde çaktırmadan, dökülen bir İngilizceyle hemen çıkıp gitmemi söyledi. Hâlâ neler döndüğünü kavrayamamıştım. Kaldırıma çıkar çıkmaz «Ne oluyor yahu?» diye sordum. «Duymadın mı?» «Hayır. Neyi duymadım mı? Ben hiçbir şey duymadım !» «P.O.U.M. lağvediliyor. Bütün binaları ele geçirdiler. Hemen herkes hapiste. Şimdiden bazı kimseleri vurdukları söyleniyor.»

223

Demek buydu başımıza gelenler. Konuşmak için biryerlere gitmeliydik. Ramblas yolundaki bütün kah-vehane'er polisle tıka basa doluydu, ama yan sokakta sakin bir kahve bulduk. Karım, ben uzaktayken neler olduğunu anlattı. Haziran'ın 15'inde polis Andrees Nin'i çalıştığı yerde anîden tevkif etmiş ve aynı akşam Hotel Faleön'a baskın yaparak, çoğu izne gelmiş milis olan, orada bulunan herkesi tutuklamışlardı. Otel hemen bir mahpushaneye dönmüş ve çok kısa bir zamanda ağzına kadar her çeşitten tutuklu ile dolmuştu. Ertesi gün P.O.U.M. kanun-dışı ilân edilmiş ve bütün dairelerine, kitaplıklarına, senatoryumlarma, Kızıl Haç merkezlerine vb. el konulmuştu. Bu arada polis ensesine el atabildiği P.O. U.M.'la herhangi bir ilişkisi olduğu bilinen herkesi tu-tukluyordu. Bir iki gün içinde, Yürütme Kurulu'nun kırk üyesinin hemen hepsi hapse atılmışlardı bile. Muhtemelen bir ikisi kaçıp saklandı, ama polis (bu savaşta her iki tarafın geniş bir biçimde uyguladığı) bir hile kullanıyor, ortadan toz olan adamın karısını rehine alıyordu. Kaç kişinin tutuklandığını anlamanın hiçbir yolu yoktu. Karım yalnız Barselona'da dörtyüz kişinin tutuklandığını duymuştu. O günden beri, tutuklu sayısının hattâ o sırada bile daha kabarık olduğunu düşünürüm. Üstelik, en garip tipler tevkif edilmişti. Bazı hallerde, polis, hastanelerden yaralı milisleri toplayacak kadar ileri gitmişti. Olanlar insanın kafasını bozuyordu. Bu allahın be-lâs. olay ne demekti? P.O.UM.'u lağvetmelerini anlıyorum, ama neden milleti tutukluyorlardı. Keşfedebildiğim kadarıyla bunun makul bir nedeni yoktu. Görünüşe göre, P.O.U.M.'un lağvedilmesinin geçmişe yürüyen (makabline şâmil) bir etkisi vardı; P.O.U.M. şimdi kanun-dışı olmuştu, böylelikle önceden üye olanlar da kanunu ihlâl etmiş sayılıyorlardı. Her zaman olduğu gibi, tutuklananların hiçbirine bir suçlamada bulunulmadı. Ama bu arada, Valencia'nm Komünist gazeteleri büyük
224

bir «Faşist oyunu», düşmanla radyo haberleşmesi, görünmez mürekkeple imzalanmış belgeler vb. hikayeleriyle yanıp yanıp tutuşuyordu. Bunlara daha önce değinmiştim. Göze çarpan şey şuydu ki, bu hikâyeler yalnızca Valencia gazetelerinde çıkıyordu; Barselona Komünist, Anarşist ya da Cumhuriyetçi gazetelerinde P.O. U.M.'un ilgasına dair tek kelime yoktu demekle bir yanlışlık yapmadığımı sanıyorum. P.O.U.M. önderlerine yöneltilen suçlamaların kesin özelliğini ilk defa, İspanyol gazetelerinden değil, bir iki gün sonra Barselona'ya varan ingiliz gazetelerinden öğrendik. O sırada, Hükümet' in ihanet ve casusluk suçlamasından sorumlu olmadığını, sonradan Hükümet üyelerinin bu suçlamayı yalanlayacaklarını bilemezdik. Biz yalnızca, belli belirsiz olarak, P.O.U.M. önderlerinin ve muhtemelen geride kalan hepimizin Faşistlerin paralı adamı olmakla itham edildiğimizi biliyorduk. Hapishanelerde insanları gizlice vurduklarına dair söylentiler dolaşıyordu. Bununla ilgili bir sürü abartma yapılıyordu, ama bazı şeyler kesinlikle olmuştur, Nin olayının böyle olduğuna hiç şüphe yok. Nin tutuklandıktan sonra Valencia'ya, oradan da Madrid'e yollanmıştı, vurulduğu söylentileri Haziran'm 21'inde Barselona'ya vardı. Sonradan söylentiler daha da belirli bir biçim aldı: Nin gizli polis tarafından hapiste vurulmuş ve cesedi sokağa atılmıştı. Bu haber, Hükûmet'in eski üyelerinden Federico Montsenys de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan alınmıştı. O günden bugüne Nin'i bir daha canlı olarak gören olmadı. Sonradan Hükümet çeşitli ülkelerin delegelerince soru yağmuruna tutulduğu zaman kemküm ettiler ve Nin'in ortadan kaybolduğunu, nerede olduğunu hiç bilmediklerini söylediler. Bazı gazeteler, Nin'in Faşist bölgeye kaçtığı yolunda hikâyeler uydurdular. Bunu kanıtlayacak hiçbir delil gösterilmemişti ve sonradan, Adalet Bakanı Jrujo, Espagne Haber Ajansı'nın kendi resmî communique(*)'
(*) Bölüm 11'de sözünü ettiğim, Maxton heyetinin raporlarına bakınız.

225

U. Haziran'ın 15'inde benim birlikte cepheye gittiğim grup. milislerinin tutuklanmasının bir nedeni de. çünkü levazım kamyonları bir aşağı bir yukarı gelip geçiyordu. onların cepheye döndüklerinde haber götürmelerine engel olmaktı. Haziran'm 20'sinde. Tümen Komutanı General Jose Rovira Barselona'dan gönderilen bir grup polis tarafından cephe yakınlarında tutuklanmıştı. sanıyorum. milisi hâlâ ayrı bir birimdi.M. Aslında. Haziran'm 17'sinde falan tutuklanmışlar ve «hemen» arkasından Landan «sırra kadem basmıştı.U. neler olduğuna dâir bütün haberlerin cepheden uzak tutulmasıydı. Fransa'da iken. Barselona'ya izne gelmiş bütün P. 227 . birtakım insanları. Faşistler'i katmazsak. gizlice partilerinin kapatıldığını. kanundışı ilân edildikten sonra tekrar İspanya'ya gelen John Mc Nair de öyleydi. Açlık grevine başladı.U.U. Fakat.O. Hernehâl ise. Bunun tipik örneği Kurt Landan ile karısının başına gelen olaydı. Olaylarla ilgili hiçbir şey Barselona gazetelerinde çıkmıyordu (habire casusluk hikâyeleri uyduran Valencia gazeteleri Aragon cephesine ulaşmıyordu). siyâsî tutukluların sayısı. kısa bir süre sonra kadıncağız serbest bırakıldı ve hemen arkasından yeniden tutuklanarak hapse tıkıldı. Önceden izin almaksızın önemli mevkilerdeki subayları tutuklamaya pek hevesliydiler. bir yerlerde saklanıyorlardı. İleride bir zaman canlı olarak ortaya çıkmadıkça.O. Böylesi bir şey biraz zor affedilir. Kötü haberleri askerlerden saklamanın olağan bir politika olduğunu biliyorum.O.U. belki çok önemli değildir.M. Dikkati çeken bir nokta. aylar boyu uzadı. Çılgınca birşey. Barselona'dan yalnızca yüz mil uzaktaki Lerida'da kimse neler cereyan ettiğini duymamıştı.M. Adamları protesto için Savaş Bakanı'na bir heyet gönderdiler. bundan sonra Adalet Bakanı kocasının ölmüş olduğunu bildirdi. milis komutanlıkları. Olayın nasıl gizli tutulduğunu düşündükçe hâlâ şaşıyorum. cephedekiler aradan bir hayli zaman geçene kadar hiçbir şey duymamışlardı. hiç kuşkusuz.M. Karım. Bu saklı tutmanın nedeni yeterince açıktır.O. Williams ve Stafford Coltman Maurin Senatoryumu'na baskın yapıldığında tutuklanmamışlardı.O. önderlerinin ihanetle suçlandığını. Sonradan ne Savaş Bakanı ne de Polis Şefi Ortega'nın. o da. Polis Şefi'nin verdiği emirlerle serbest bırakılanların çoğu hapishane kapısında yeniden tutuklanıyor ve «gizli hapishane» lere taşınıyordu. arkadaş ve akrabalarının hapse atıldığını bile söylemeden savaşa sürmek apayrı bir meseledir. Başkalarından öğrendiğime göre. bunların en sonuncusu olmalıydı. bir çok arkadaşımızın başına neler geldiğini anlatmaya başladı. ama olayın gizli tutulduğuna hiç kuşku yoktur. cephede ben ya da bir başkası P. Tutuklamaların çoğu kanunsuz yapılıyor. Bütün P. P. binleri buluncaya kadar. haberler cepheye ulaştığında böyle birşey olmadı. son derece zayıf bir ihtimaldir. ama gelip boğazıma düğümlenen bir ayrıntı var.M. Arada geçen günler boyunca bir sürü insan. Kızıl Haç merkezleri ve benzer ör226 gütleri her zamanki gibi görevlerini yerine getiriyorlardı. Rovira'nm tutuklanmasından haberi olmadığı anlaşıldı. Polisin en azından başlangıçta bu eylemlerin savaş üzerinde yapabileceği etkilere hiç aldırış etmediği anlaşılıyordu. Haziran ayının sonlarında 29.» Aradan beş ay geçtiği halde.sini tahrif ettiğini açıkladı. cephe gerisindeki gazetelerin kendilerine Faşist diye hakaret ettiğini bilmeden öldüler. Tutuklama haberleri sürdü gitti. hapiste katledildiğini kabullenmek zorundayız. Nin kadar mühim bir siyâsî mahpusun kaçmasına izin verileceğini düşünmek. Huesca'ya saldırı başlıyordu. güneyde. Sizin de gördüğünüz gibi. Bütün bu olanların arasında. Bazı İngilizler ve daha başka yabancılar sınırı geçmişlerdi. karısı muhakeme edilmemiş ve kocasından hiçbir haber alamamış bir durumda hâlâ hapisteydi. P. milislerin neler cereyan ettiğini öğrenmeleri hâlinde ise döğüşmeyi reddetmelerinden korkuluyordu. muhtemelen bir kural olarak kendi içinde haklıdırlar da.'un lağve-dilişiyle ilgili hiçbir şey duymamıştık. polisin alt rütbelerinde görülen bağımsız eylemlerdi.

üzerlerine görünmez mürekkeple yazılmış mesajlar olduğunu düşünmüşlerdir. Öfkelenmekle zaman kaybediyordum. Bazılarına daha cevap verilmemişti. lütfedip bu açıklamamı bir özür dileme olarak kabul etsinler. George Kopp'u da tutukladıklarını duyunca.U. Bu durum beni iğrendiriyordu.'un lağvedildiğini biliyordu. Tabiatıyla Mayıs çarpışmalarında silâh taşımıştım. hiç olmazsa şimdilik. çocuğu yalan yanlış bir hikâyeyle oyalamayı becermişler. kendimin tehlikede olduğuna inanmam neredeyse olanaksızdı. Bütün bunlara karşılık yaptıkları. aylardır biriken bütün gazete kupürlerini (gazete kupürlerinin ne işe yaradığını sık sık merak eder dururum). Hemen herkesi kaldırıp götürmüşe benziyorlardı. Belçika'dan izinsiz ayrıldığı ve Belçika Or-dusu'nda yedek subay olduğu halde yabancı bir orduya katıldığı ve daha önceleri kanunsuz olarak İspanya Hü-kûmeti'ne cephane imal ettiği için kendisinin bilmem ne kadar yıllık hapis cezası birikmişti. Bana gelince hemen saklanmanın bir yolunu bulmalıydım. Samimî bir arkadaşım olması bir yana. işini— feda etmişti.ama kendi yoldaşları tehlikedeyken kendisinin güvenlik içinde olmasını istememişti. 228 Bu arada karımı «yakalamadılar». ama bu cinsten birşeyin budalaca habaseti insanın sabrını taşırıyor. Belki de. oteldekiler bir yandan polise telefon ederken. ateş altına girmiştim. o sırada karım aşağıdaymış. mahallî çarpışmayı önlemiş ve muhtemelen onbeş yirmi can kurtarmıştı. günlük not defterimi.O. Bana.M. şöyle adam gibi bir gece uykusuna da fena halde ihtiyacım vardı. adamı kolundan tutup zindana atmak oluyordu. birkaç gece önce. tabiî adresleri de yanımda yok. Ortadan kaybolmaya çalıştığı anda hemen arkasına düşeceklerdi. alelade milis erliğinden binbaşılığa yükselmişti. geçmişini de biliyordum. sahip olduğumuz her bir vesikayı. okuyucularımdan bana gelen bir miktar mektubu da götürdüler. kendi gözlerimle gördüğüm gibi. Hep söyleyip duruyorum : neden beni tutuklamak istesinlerdi? Ne yapmıştım ki? P. Üstelik. Bu tehlikeyi göze 229 . U. Karımı yem olarak kullandıkları çok açıkça görülüyordu. bütün kitaplarımızı. Düpedüz İspanya'ya gelerek faşizme karşı döğüşmek için herşeyini —ailesini. Sayısız tutuklamalara rağmen. daha emin olacağı besbelliydi. Kopp'un tutuklandığını duyduğumda çok öfkelendiğimi itiraf etmeliyim.'un parti üyesi bile değildim. Ama Kopp'u hapse götüren de bu budalaca saldırıyı ciddiye almamak olmuştu. aylarca onun emri altında hizmet görmüş. oteldeki odamızı işgal ederek arama yapmıştı: pasaport ve çek defterimiz dışında (o da bir talih eseri olarak). ama âcil bir askerî görevle cephenin yolunu tutmuş giderken. Bir bohça dolusu kirli çamaşırlarımı bile alıp götürmüşlerdi.O. Mamaafih. 1936 Ekimi'nden beri cephedeydi.M. afalladım : «Nee? Kopp mu? Ben onu Valencia'da sanıyordum. polisin kendisini tutuklayacak kadar budala olabileceği herhalde aklına gelmemişti. Hotel Continen-tal'de kalmaya devam ettiği halde. polis onu tutuklamak için hiçbir harekette bulunmadı.» anlaşılan Kopp Barselona'ya geri gelmişti: doğu cephesindeki istihkâm çalışmalarına komuta eden albaya Savaş Bakanı'ndan bir mektup getirmişti. Karımın otelde kalmasının. hep aynı «Falan filânı götürdüler». Bu arada. sabahın köründe sivil giyinmiş altı polis. ama (tahminen) kırk elli bin kişi de öyle yapmıştı. milliyetini. Tüm olanlar bana anlamsız görünüyordu. bilmem kaç kere çarpışmaya katılmış ve bir keresinde yaralanmıştı. memleketine dönmeye karkışırsa hapı yutmuş demekti. savaşa âit bütün hatıra eşyalarımı ve bütün mektuplarımızı alıp götürdüler. son kitabımla ilgili mektup yazmış ve daha cevap alamamış olanlar bir rastgelir de bu satırları okurlarsa. Sonradan polisin Maurin Senatoryumu'nda bıraktığım bir kısım eşyalarıma da el koyduğunu öğrendim. «Filân falanı götürdüler» lâfları sürüp gidiyordu. Eşyalarını almak için Hotel Continen-tal'e gelmiş. Mayıs çarpışmaları sırasında. Geri kalanlar için. Kuşkusuz P.

M. İspanya'dan çıkmanın bir yolunu bulmaktı. Fakat.'un hemen hiç yeraltı örgütü kurulmamıştı.M. sınıra listeden önce varmayı başarabilirdik. ama bunun böyle bir toptan cadı avı ölçüsüne vardırılacağım asla beklememişlerdi. en olmayacak yerlerde uyumuştum. yazan milis kartımı. yabancı «Troçkist» zanlılarının bir listesi vardı ve çok muhtemeldir ki. Besbelli. bir kere içeriye girince bir daha ne zaman çıkacağınızı asla bilemezdiniz.O. suçluların toplanması değil.U. Fakat terhis kâğıtlarımı. Kuşkusuz önderleri ergeç partinin lağvedileceğinin farkındaydılar. P. herhalde saklamak zorundaydım.O. sığınabileceğim hiçbir ev yoktu.U. sırf ne olacağını görebilmek için burada kalmayı çok isterdik. Pasaportlarımızı yoluna koymak muhtemelen birkaç günümüzü alacaktı.U. Geceyi yatakta geçirmeyi çok arzuluyordum.'la bir ilgim olduğunu gizlemekti. Karım bunu dünyada kabul etmedi. üzerinde büyük harflerle P. Cottman ve Mc Nair de oraya geleceklerdi. Gidebileceğim hiçbir yer. Fiilen. «Troç-kizm» suçlusuydum.'un lağvedilişine dek hergün P. üstelik kolumdaki sızıdan ayrı olarak sağlığım acınacak bir haldeydi.O. Ama bir şans eseri. İspanya'dan ayrılmadan önce pasaportumuzun üç ayrı yerde — Polis Şefliği'nde. aslında her devrimci örgütün sahip olması gereken buluşma ve saklanma yerleri yoktu. P. bayrağıyla bir grup milisin fotoğrafını yırtıp atmaya zorladı beni.M. bizim isimlerimiz de bu listedeydi. Ceplerimdeki evrakları karıştırdık. belki de. ama becerisinden fazla birşey almamıştı.O. bir de geride dalgalanan P. Tanrı bilir — evleri polis baskınına uğramış— kaç kişi bu gece sokaklarda uyuyordu.M. bu kere de asker kaçağı diye yakalanabilirdim. U. binalarında-ki değişiklik işlerine devam ettiler (öteki işlerin yanısıra.U. Somurtkan ve canı sıkkın olduğumu hatırlıyorum.U.M.M. Yapılacak tek şey sesimi kısmak ve P.U.O. Karım.'la ilişkimiz olduğunu sezdirmeden işleri yoluna koyabilirdi. Aslında ikimiz de. ama bunlar olmazsa.O. İspanyol gizli polisinde kısmen Ges-tapo ruhundan birşeyler vardı. Allahtan burası Almanya değil de İspanya'ydı. U. bunlar şu günlerde insanın tutuklanmasına neden olan şeylerdi. P. Kuşkusuz. düpedüz bir terör dönemiydi. Katalon Göçmen Dairesi'nde— damgalanması gerekiyordu. bizim P. Fransız Konso230 losluğu'nda.M. kanun polisin seçip belirlediği şey olup çıkmıştı.M. Bütün düşünebildiklerim bu kadardı. kolum felâket ağrıyordu ve şimdi de bu aptal herifler orada burada peşimda koşuyorlardı —bunların yüzünden sokakta yatmak mecburiyetindeydim. milisinde -görev almış olduğum gerçeği. Ne yapıp ne yapmadığım fazla birşey farkettir-miyordu. tehlikeli olan Polis Şefli-ği'ydi.O. hapse atılmam için yeterli bir nedendi.O. Karım otele döndü. Kafamda hiçbir doğru dürüst siyâsî düşünce kurmuyordum. Belirli bir eylemin suçlusu değil. Gerçekten. İşler olurken hiç böyle şeyler düşünmem zaten.almak ve otele gitmek istedim. Sabırla bana işlerin ne durumda olduğunu açıkladı. önceleri banka olan Yürütme Kurulu Binası'nda bir sinema inşa ettiriyorlardı). bu bile tehlikeliydi. Üzerlerinde 29'uncu tümenin damgasını taşıdıklarından. Şimdi düşünmemiz gereken şey. Ertesi günü İngiliz Konsolosluğu'nda buluşmayı kararlaştırdık. Er geç hapse atılmak gün gibi aşikâr iken. bunu o kadar az tahmin ediyorlardı ki. çünkü muhtemelen polis 29'uncu tümenin P. Sonuç olarak. biçimindeki İngiliz anlayışına sarılmanın bir yararı kalmamıştı.U.O. İngiliz Konsolosluğu belki de. Fakat İspanyol hapishanelerinin dünya kötüsü yerler olacağını önceden sezmiştim (aslında benim tahayyül ettiğimden çok çok daha kötüydüler).'a bağlı olduğunu biliyordu. ben de kendime yatacak bir yer arayarak karanlıkta başıboş dolaştım durdum. Savaş ya da politikaya boğazıma kadar battığımda hep böyle olur— fizikî ra231 .M. Beş gündür yollarda bitkin düşmüş. Bu. İşte böylece karımla ayrıldık. Mutlaka bir sürü karışıklık ve manana'lar olacaktı. Kanuna bağlı kaldıkça emniyettesin demektir. daha fazla İspanya'da kalmanın hiçbir mânâsı yoktu.

Sonra.hatsızlığım dışında hiçbir şeyin bilincinde değildim ve şu Allanın belâsı saçmalığın bir an önce sona ermesi için derin bir arzu duyuyordum. içlerinden birini tanımıştım. Sonradan. Herşeye burnunu sokan birtakım polislerin gelip de evraklarımı aramayacakları bir yer bulup uzanmak istiyordum. Öbür yandan gündüz vakti Barselona gibi büyük bir şehirde hayli emin sayılırdınız.U. 14 Barselona gibi bir şehirde polis tarafından aranılan bir kimse olmanın en kötü yanı. binalarındaki kırmızı bayraklar indirilmişti.U. Bir fincan kahve içebilmek ya da berbere girip traş olabilmek için saatlerce bekliyordum. Bir kabuktan ibaret kalmıştı.O. P. Caddeler Güvenlik Askerleri. zanlılarına kucak açan —ya da hiç değilse yataklık etmesi muhtemel— her ev gözetleme altındaydı. İçimden.M.U. ayakkabı boyacıları için konulmuş sandalyalara bitkin bir halde yayılmışlardı. Bu da düpedüz. P.M. Yıkık duvar yığınları yan gelip yatmak için hiç uygun olmuyor. küme küme Güvenlik Askerleri kapılara birikmişti. İlânda «devrim zincirlerimizi parçaladı» diyordu. hâlâ cephenin çamuru ve pejmürdeliği içinde. milisleriydi.U. olayların önemini kavrayabiliyorum.U.O. herhangi bir yabancının gelmesi hâlinde otel idaresinin hemen polise haber vermesi emredilmiş olduğu için bir otele ya da pansiyona gitmek olanaksızdı. İçinde bulunduğumuz durum hayli tuhaftı.M. Plaza de Cataluna'nın köşesindeki Kızıl Yardım Mer-kezi'nde polisler pencerelerin çoğunu kırarak kendilerini eğlendirmişlerdi.O. Ramblas'nın en dibinde. Ramblas'nın aşağısındaki ilân tahtasına da P. tuhaf bir görüntü ile karşılaştım: bir sıra milis. Gerisin geriye şehrin merkezine doğru yürümeye başladım.'un kitap rafları boşaltılmış.M. göz232 lerini dört açmazlarsa. M.M. Bir sürü yol yürüdüm. Carabineros'lar. ama tam işler karışık iken yalnızca olayın dışında kalmak istiyorum— pespaye bir özellik belki de bu. Berber dükkânında bahşiş vermenin yasaklandığını açıklayan Anarşist ilânının hâlâ duvarda asılı olduğunu görmek tuhafıma gidiyordu. Yarı karanlıkta etrafı karıştırdım ve uzanabileceğim bir çukur buldum. neyse ki ılık bir geceydi de birkaç saat uyuyabildim. milisi saklanmak ya da hapse girmekten birini seçmek zoiundaydı— cephe hattında dört beş ay geçirdikten sonra hiç de sevimli bir karşılama değil. Bu günlerde Barselona'ya dönen her P. moloz yığınlarını çevreleyen çatısız dört duvar. heryerin çok geç açılmasıdır. geceyi dışarıda geçirmek anlamına geliyordu.U. ama Barselona'daki kahvehanelerin hiçbirisi dokuzdan önce açılmaz.U. iskelenin yanında. çok yakın bir gelecekte zincirlerinin yerine takılacağını söylemek geldi. Önceki gün cepheden döndüklerinde P. O. P. Merkez Hastanesi dolaylarında bir yerlere vardım. Geceleri avlanmaya çalışılan kaçaklar olmamıza karşın gündüzleri neredeyse normal bir yaşam sürdürüyorduk.O. berberlere. Dışarıda uyuyunca insan hep güneşin ilk ışıklarıyla uyanır. Hava baskınlarına karşı yapılmış bir sığınağı denedim. alelade polis ve —sayılarını artık Tanrı bilir— sivil giyimli casusla ağzı233 .M."a karşı bir karikatür —gerisindeki faşist bir yüzle maskeli birisi— yapıştırılmıştı. Hücum Muhafızları.O. yerlerinde Cumhuriyetçi bayraklar dalgalanıyordu.'un lağvedildiği haberi ile karşılaşan ve evlerine baskın yapıldığı için geceyi sokaklarda geçirmek zorunda kalan P.O. ama daha yeni kazıldığından her yanından su sızıyordu. doğrusu. Bunların kim olduklarını biliyordum —hattâ. devrim sırasında içi dışına çıkmış ve yakılmış bir kilise harabesine rastladım.

M. Mc Nair ve Cottman de az sonra geldiler. Bu banyo hikâyesi.U.Bu hapishanelere. yüzyıla gitmek zorunda kalırsınız. ta 18. Bob Smillie yalnızca 22 yaşındaydı ve benim hayatımda rastladığım bedence en sağlam insanlardan biriydi. salt işgüzarlıktan olmuş olabilir. Fakat İspanyol hapishanelerin ne mene şeyler olduğunu -siyâsî suçlular için hapishane haline getirilmiş yerleri— gördükten sonra hasta adamların.O. Üstünde bir gömlekle dolaşıyordu —ceketsiz kaçmak zorunda kalmıştı— ve hiç parası yoktu. normal görünmeyi becerirseniz dikkati çekmekten kurtulurdunuz. vakit öldürmek ve gözden uzak olmanın iyi bir yolu olarak pek hoşuma gitti. yiyecekler azıcık düzelir gibi olmuştu).U. Murray'a cesedini göstermemeleri. İngiliz olsun. Bu. Anlatılanlar inanmazlık edemeyeceğiniz derecede birbirine uyuyor. Güvenlik Askerleri'nin duvarda asılı duran kocaman renkli Maurin portresini nasıl alaşağı ederek tekmeyle parçaladıklarını anlattı.. ama yine de. Valencia'da bir hapishanede ölmüştü —nedenini kimse bilmiyordu. sanıyorum. bunlar öyle her geçeni durduramıyorlardı. Maurin (P. Bu. Cesur ve yetenekli bir gençti. ilk aklıma gelen Bob Smillie'nin vurulduğu oldu. Karımla İngiliz Konsolosluğu'nda saat onda buluştum. her nasılsa. leri ilk şey Bob Smillie'nin öldüğü oldu. Ce-cedi hemen gömülmüş ve oradaki I. ama o da ötekiler gibi sokağa atılmıştı. Ramblas'a çıkan yolun yarısında Maurin Senatoryumu'ndan tanıdığım yaralı adamlardan birine rastladım O zamanlar herkesin değiş tokuş ettiği gibi görülmez bir biçimde göz kırpıştık ve çaktırmadan caddenin daha yukarısındaki bir kahvehanede buluşmak için anlaştık. Smillie'nin ölümü öyle kolayca affedebileceğim birşey değildir. İnsanı. O gün ve ertesi günü umumî hamamlardan birinde yıkanarak bir hayli vakit geçirdim. P. Kuşkusuz. İspanya'da kodese tıkılmış herhangi bir siyâsî sanığa sorun isterseniz. —ben Barselona'dan ayrıldıktan— birkaç gün sonra polis umumî hamamlardan birine baskın yaparak bir sürü «Troçkist»i anadan doğma bir halde yakalamış. Faşizme karşı döğüşmek için Glasgow Üniversite'sini bırakıp gelmişti ve kendi göre235 ..O. İngiltere'de bununla oranlanabilecek bir şey bulabilmek için.'un kurucularından biri) Faşistler'in elinde mahpustu ve o sırada kurşuna dizildiğine inanılıyordu. Günde iki tas berbat bir çorba ve iki parça ekmek gibi yetersiz yiyeceklerle besleniyorlardı. Demek ki. garsonların sizi tanımalarıydı.. ne dereceye kadar iyi bakılmak şansına sahip olduğunu kavrayabilirsiniz.na kadar doluydu. apandisit hikâyesi belki de doğruydu. Ancak. binaları yakınlarında dolaşmaktan.. kahvehane ve lokantalara gitmekten alakoyan şey..L. Bu hapishanelere âit hikâyeleri ben çok çeşitli kaynaklardan duydum. o sıralar herkesin inandığı şeydi.. daha sonra serbest bırakılan bir mahpustan da Smillie'nin hapisteyken hasta olduğunu kesinlikle öğrendik. hem üstelik İspanyol hapishanelerine ben de birkaç kere göz attım. İspanyol olsun siperlerde bir tek gün bile hasta olmadan üç ay geçirebilen tek kişiydi. Sonradan ölüm nedeninin apandisit ol234 duğu bildirildi. geçici bir tedbir de değildi — bazan mahpusların dört beş ay gün ışığı görmeden kapatıldıkları da oluyordu.. Asla abartmıyorum. ama o zamandan bu yana geçen zamanda yanılmış olabileceğimi düşünüyorum. şunu söylemem gerekiyor. Maurin baskına uğradığında tutuklanmadan kurtulmayı başarmış. İnsanlar uzanmak için bile yer olmayan odalara ağıla sokarcasma tıkıştırılıyor ve çoğunlukla bodrumlarda ve bunun gibi karanlık yerlerde tutuluyorlardı. Sonradan ha-pise giren bir başka İngiliz arkadaşım da hapiste edindiği tecrübelerin «Bob Smillie» olayını daha kolay anlaşılır bir hâle getirdiği»ni yazıyordu.. (Aradan aylar geçince. Maalesef aynı fikir birçok kişinin aklına gelmiş olacak ki.. temsilcisi David Murray'ın cesedi görmek isteği reddedilmişti.M. Böylesine sağlam insanlar iyi bakıldıkları takdirde genellikle apandisitten ölmezler.. Söyledik. en iyisi zindan denebilirdi.P.

Kopp incommunicade değildi. Tazerenkli tombul yüzü her zamanki gibi görünüyordu. Mahpuslar arasında Halk Ordusu üniforması taşıyan bir başka subay daha vardı. Neşeyle. Bu adamı aylarca tanımış. Bu. Korkunç birşeydi bu. Burası aylardır siyâsî tutukluları hapsetmek için kullanılagelmişti. benim için felâket olacaktı. birini koltuk değneklerini almadan hapishaneye getirmişlerdi. Böyle bir şeyin —Smillie'nin olayı istisna olmuş olsa bile— nasıl olup da zaferi yakınlaştırabileceğini göremiyorum bir türlü. Şimdi ziyaret saati olduğundan ortalık kımıldanamayacak kadar insanla dolmuştu. insan vücudu yığınları. oğlanı hapse atmak ve sahipsiz hayvanlar gibi ölmesine göz yummaktı. görme iznini güçlük çıkarmadan verdiler. Kopp'un morali mükemmel görünüyordu. muhtemelen. hapishaneye çok ziyaret yapınca «Troçkistler»in arkadaşı diye damgala-nırdınız ve muhtemelen sizin sonunuz da hapis olurdu. hâlâ çizgili kadifeden pantolon giydiği ve bundan ötürü milis olduğu anlaşıldığı için. bir sıra ve yırtık pırtık birkaç battaniye— ve pencerelere takılmış paslı demir kepenklerden sızan bulanık bir ışık. Bağırıp çağırmalar kulakları sağır ediyordu. Bizi çelik kapılardan içeri götürür-lreken cepheden tanıdığım bir İspanyol milisi iki Güvenlik Askeri arasında dışarı çıkarılıyordu. «Eh. aşırı anlamsızlığı oluyor. yine aynı biçimde göz kırpıştık. İnsanların uygun sağlık tertibatı olmadan biraraya tıkıştırıldıkları zaman çıkan iğrenç kokular burnunuzun direğini kırıyordu. Hemen hepsi emekçi sınıfın en fukaralarındandı. anlaşılan artık çocukları da tutukluyorlardı. birkaç gün önce vatanına dönmek üzere yola çıkan Amerikalı bir milisti. Fazla adam tanımak. Mavi üniformalı muhafızlar vızır vızır dolaşıyorlardı. Kalabalık bir caddenin ortasına düşen uçak bombası. tamtakır eşyasızlık —yalnızca taş bir zemin. ama şimdi yapılabilecek başka bir-şey de yoktu. hepimizi kurşuna dizecekler sanıyorum» dedi. Böyle bir ölüm olayında ise insanı hiddetlendiren şey. yaralandığımda benim cephe gerisine taşınma236 ma yardım etmişti. hattâ traş olmayı bile becermişti. İçerde ilk gördüğümüz kişi. bu jest hayli acıklı oldu. — bu bambaşka bir mesele. Burası.bildiğim kadarıyla. Boğuşarak birbirlerinin yanından geçerken karşılıklı se-lâmlaştılar. cephedeki görevini kusursuz bir cesaret ve şevkle yerine getirmişti. Sözüm ona hapishane denilen yer. Kocaman ve kanlı bir savaşın ortasında bir tek bireyin ölümü üstünde fazla şamata etmenin faydasız olduğunu biliyorum. İkisinin bacakları kesikti. Hapisteki erkekleri için getirdikleri zavallı çıkınlarından yiyecekler çıkaran kadınlar görüyordunuz. şimdiden bir çok kişinin basma gelmişti. yüzyılın namlı İngiliz zindanlarına benziyordu: buram buram pis kokular. bir dükkânın bodrum katıydı. bir sürü siyâsî zulüm ve işkenceden daha çok acı doğurur. Yaşı onikiyi geçmeyen bir oğlan çocuğu da göze çarpıyordu. Polis gelen gideni gözlüyordu. bu pis yerde üniformasını temiz tertipli tutmuş. Gözleri benimkilerle karşılaştı. Kopp dirseğiyle kalabalığı dürterek yanımıza ulaştı. 18. Birbirimizin yanından sanki tümüyle yabancı iki insan imişiz gibi geçip gittik. Bir çarpışmada ölmeye evet — böyle bir şey normal karşılanır. evraklarının hepsi usulüne uygundu. ama hayalî bir suçlama nedeni bile olmadan sırf işgüzarlık olsun diye kodese atılmak ve yalnız başına ölüme terkedilmek. O akşamüstü karımla ben Kopp'u ziyaret ettik Iniommunicado olmayan mahpusları ziyaret edebiliyordunuz. Duvarlara Visca POUM! «Viva la Revolucion!» ve benzeri devrimci sloganlar karalanmıştı. gerçekten. bütün bunlara karşılık yaptıkları şey. tek ayak üstünde sekip duruyordu. onunla aynı sığmağı paylaşmıştım. Mahpuslar arasında Maurın Senatoryumu'ndan getirilmiş yaralılar da vardı. Herbiri kırkar metre karelik iki odaya yüze yakın adam tika basa doldurulmuştu. ama onu sınırda yine de tutuklamışlardı. yine de bir iki kereden fazla gitmek güvenceli değildi. «Kurşun» kelimesi içime 237 .

Kâbus geçiriyormuşum gibi tuhaf bir duygunun içindeydim. okuyamadı tabii. Onu bir ihtimal geri alabilecek bir tek kişi vardı. neler hissettirdiği belleğimde canlı olarak duruyordu. oraya vaktinde vardım. P. Geri ali-nabilse herşey çok farklı olabilirdi. uzun bir aramadan sonra bir taksi buldum. iskelenin aşağısında Savaş Bakanlığı'nda idi.O. bazıları ise ürkek mahpusları döverek eğleniyor-larmış. gelip giden esrarlı adamlar. Aklına esen beni ayrı bir yöne gönderiyordu. Fakat iş. mektubun hâlâ Polis Şefi'nin bürosunda olduğu söyleniyormuş.bir çeşit ürperti verdi. Merdivenlerden acele acele çıkarken kapıdaki Hücum Muhafızı uzun süngüsüyle yolumu engelledi ve evraklarımı görmek istedi. Albayın bürosu. Fakat. Albayın kendisini görmedim. Daha yenilerde vücuduma bir kurşun girmişti. merkezî bir avlunun çevresinde. Her neyse. merdivenlerin basamaklarında bir aşağı bir yukarı koşup duruşum. Yardım edemeyeceğimizi bile bile arkadaşlarınızı hapiste görmek çok korkunç birşey. Neyse ki.M. biz bir yiyecek paketiyle sigara getirmeyi akıl etmiştik.'un belli başlı adamlarının —bu arada Kopp'un da— vurulacağına kesin gözüyle bakıyordum. mektubun varlığını ispatlamaktı. Herşey. Terhis kâğıdımı suratına doğru salladım. Daha sonra. Savaş Bakanı ve General Pozas'ın tavsiyesini taşıyan. O sırada. muazzam bir düzmece muhakeme yapılacağını ve arkasından önder «Troçkistler»in katledileceğini haber ediyordu.' un ihanet ve casusluk ile suçlandığını hepimiz biliyorduk. Polis bunu ele geçirmiş ve geri vermeyi reddetmişti. buraya gelirken Kopp kendi ülkesinin yasalarını çiğnediğinden Belçika makamlarına başvurmanın bile bir yararı olmayacaktı. Sonra domuz yemine benzeyen yiyeceklerinden söz etti. Karımı Kopp'la bırakıp dışarı fırladım. Nin'in ölümüyle ilgili söylentiler daha yeni sızmıştı.U. Durmadan tekrar ediyordum: «El Coronel . fakat onun yardımcısı ya da sekreteri olan şık üniforması içinde büyük ve şaşı gözlü bir subay 239 . her yere dağılmış kâğıtlarıyla karmakarışık ofislerin açık kapılarından içeri göz atmalar ve trkırdayan daktilolar. buna biraz da şaştım ama lâf anlatacak birini bulabildim. o da mektubun kendisine yazıldığı su238 baydı. böyle resmî bir mektup Kopp'un iyiniyetini (bo-na fides) kanıtlardı. Çünkü yapılabilecek hiçbir şey yoktu. titreyen sesimle söylediklerimi gürültüden kendim bile duymuyordum. İyi tanıdığınız bir insanın başına böyle bir-şey gelmesini düşünmek hiç sevimli olmuyor. Zamanın herşey olduğunu biliyordum. ama «kâğıt» ların anlaşılmayan sihri ile büyülenerek geçmeme izin verdi. İçeride. muhtemelen albay bürosundan altıda ayrılırdı.U. zarf Polis Şefi'nin bürosunda açıldığı taktirde alçağın biri tarafından imha edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilirdi. Kopp tutuklandığında elinden alınan evraklardan bahsetmeye başladı. her katta yüzlerce ofis odasıyla kocaman tavşan kümesi gibiydi. besbelli ki. şahsen gidip o adamı görmek daha çabuk ve daha emin olurdu. Böyle birşeyin ne kadar mühim olabileceğini hemen anladım.O. bu merdivenden yukarı çıkan.jefe de ingenieurs. zaman akıp gidiyordu ve muhtemelen bir insan için ölüm kalım meselesiydi. Savaş Bakanı'nın doğu istihkâm komutanı olan albaya yazılmış mektubu da bunların arasındaymış. Şimdi saat beş buçuk sularıydı. Konuşmanın büyük ağırlığını karıma bıraktım. ve tabiî burası İspanya olduğu için. P. aradığım ofisin bunlardan hangisi olabileceğine dâir kimsenin en ufak bir fikri yoktu. Zaman akıp gidiyordu. Ejercito de Este!» Millet gülümsüyor ve zarif bir tavırla omuzlarını silkiyordu. yarına kadar Tanrı bilir mektup nerede olacaktı — imha edilmiş ya da sanıklar birbiri arkasından tutuklanınca ortaya yığılan evrakların kargaşasında bir yerlerde kayıp edilmiş olabilirdi. şu merdivenden aşağı inen sonu hiçbir yere çıkmayan koridorlar boyunca döndürdüler beni. Kopp bunu düşünmüş ve hapishaneden kaçırarak postalamamı istediği bir mektup yazmıştı. bu.M. Kopp öbür mahpuslar arasından edindiği arkadaşları ve muhafızları anlattı bize: bazıları iyi adam-larmış.

Bunun en güçlü nokta olduğunu bildiğimden. Yol boyunca tek kelime konuşmadık.O. sonradan durumda en ufak birşey farkettirmedi. Subayın buna da aklı yatmış göründü. şapkasını başına geçirerek sert bir tavırla kendisini izlememi işaret etti. sonunda yalnızca bir çeşit vahşi hırıltı çıkarabildim.U.M.M.M. Kopp'un mektubunu hiçbir zaman geri alamayacaktık.U. Daha da kötüsü. besbelli ki tutuklanması bir hata sonucunda olmuştu. Küçük subay önümde asker adımlarıyla sert sert yürüyordu. olayı Kopp'un cepheye gitmesiyle ilgili görevinin çok âcil olduğu fikri etrafında yoğunlaştırıp duruyordum. bu. «Herşey mahvoldu. Albaya yazılan mektup mahrem bir nitelikteydi ve gecikmeden bulunmalıydı. hiç kuşkusuz hemen polise telefon ederek beni yakalattıracaklardı — çantada bir Troçkist daha! Bu korkularıma karşın.M. Polis Şefi'nin çalışma odasına geldiğimizde. Ufak bir zafer kazanmıştık. her nasıl olduysa. En kötüsü. yüzü kıpkırmızı bir haldeydi ama elinde kocaman bir resmî zarf taşıyordu. Başka bir uzun duruş.M. Kopp. Mektup yerine ile241 240 ...O. Seslerin öfkeyle yükseldiği duyuluyordu: sert sert hareketleri gözümün önünde canlandırıyordum. İçerde giderek daha gürültülü hale gelen bir konuşma duyuyordum. Polis Şefi'nin bürosuna gidiyorduk. Acaba sesimin neden bozuk olduğunu düşünmüştür diye sık sık merak ederim — sarhoş olduğumu mu yoksa yalnızca vicdan huzursuzluğu duyduğumu mu sanmıştı. Küçük subay içeri girdi. Buraya subayımınnamına gelmiştim —Bnb.U.» «P. cepheye acele bir görevle giderken yolda bir yanlışlık sonucu tutuklanmıştı. gerçekten bir yanlışlık olmuşa benziyordu. birçok kereler başını salladı ve söylediklerimi üstü kapalı bir biçimde onayladı.O. subay yeniden gözüktü. sesim neredeyse tümüyle kısıldı. uzun. yüksek karakterli bir subaydı.beni sabırla dinledi.U. vb. Evet. milisinde görev almıştınız?» «Evet» Adam döndü ve Albay'm odasına daldı. Kopp'un şu sırada cephede olması gerekiyordu.bekleme odasında benimle görüşmek için dışarı çıktı. İngiltere'deki Zinovyef'in Kızıl» Mektubu uydurmacasının hemen arkasından Süvari Kulübü'ne giderek Komünist olduğumuzu ilân etmeye benzerdi. sonra yavaşça: «Onunla cephede birlikte olduğunuzu söylediniz değil mi? Yani siz kendiniz de P. Koyu siyah gözlerini baştan başa yüzümde dolaştırdı. milisinde.'un Alman- îar'dan para alan bir casus örgütü olduğuna bir iki gün için olsun inanmışlardı. Kopp'la birlikte aylarca hizmet görmüştüm. vb.O. Her neyse . muhtemelen bütün iyi Cumhuriyetçiler P.'a ne gözle bakıldığını hatırlamanız gerekir. kendimin de P.!» Sesindeki çarpılmış dehşeti size aktarabilmeyi çok isterdim.M. üyesi olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştım.U. Ama arkasından korktuğum soruyu sordu : «Bu Binbaşı Kopp — hangi birlikte görevliydi?» Müthiş kelime çıktı ağzımdan: «P.O. Büsbütün kaybolacak diye ödüm kopuyordu. Casus umacılığı doruğundaydı. Fakat her tutuluşumda Fransızcaya kaçan İspanyolcamla anlattığım hikâye mutlaka pek tuhaf kaçmıştır. gitgide kızışan bir konuşma oldu içeride. omuz silkmeler.U. Açıkçası bu davaya bir bakmak gerekiyordu. en kötüsünden korkutucu görünüşlü bir hainler kalabalığı. O sıralarda P. Halk Ordusu'ndan bir subaya böyle birşey söylemek. Polisin mektubu vermeyi reddettiği açıkça anlaşılıyordu. Hikâyemi hızla anlatmaya başladım.. muhbirler ve her cinsinden casus takımı kapının dışında gezinip duruyorlardı.O. masanın üstüne yumrukların inişi. polis onu bir başkasıyla karıştırmış olmalıydı. ufaklık subay beni dinlemeye çalışmaktan halsiz düşecekti.» diye düşündüm. Yürüyerek yirmi dakika çeken uzun bir yol gittik. En sonunda. vb. Manana dedi — hemen itiraz ettim: Manana olmaz! Durum çok âcildi. subay görünebildi.. besbelli polis ajanları.

Her nasıl olduysa. bütün çekmece ve bavulları boşaltmış. her yerde dolanan yalan ve söylentiler. İnanılmaz bir biçimde herşeyi didik didik ederek iki odayı da (odaya bitişik bir banyo vardı) aramışlar. Mein Kampf okuyan birinin Faşist casusu olması apaçık bir gerçekti. İspanya'nın tipik özelliklerinden biri olduğu için kaydediyorum — en kötü şartlar altında İspanyollar'ın gösterdiği şimşek gibi parlayan. göreli olarak. Gelin görün ki. ama görmemiş olmam daha da iyi. banyo küvetinin ve radyatörün altına eğilip bakmışlar. ama ufak bir örneği. ama Kopp ne olacak diye sordum.tilmişti. Hitler'in Mein Kampf'ının bizde Fransızca çevirisini bulunca azgın bir kuşkuya kapılmışlar. İkimiz de belli belirsiz başımızı eğdik. 243 . çünkü sinirlerime hâkim olamayabi-lirdim. tek tek her giysiyi yoklamış ve ışığa tutmuşlar. Başka bir davaydı bu. ama İspanyollar'a ilişkin kötü anılarım çok çok az. polis karımın otel odasını araştırdığı sırada oldu. Çekmecelerinden birinde birkaç paket sigara kâğıdı görmüşler. bunlardan herhangibirinin her an çıkıp da benim polisçe «aranan» birisi olduğumu söyleyebileceği hatırlamalı. ancak. çok cömert. halıları kaldırmışlar. bizim tam Polis Şefi'nin kapısında. tuhaf ve hüzünlü birşey oldu. ışığı yakmışlar. her kâğıdı teker teker incelemişler. âlicenaplık örneklerinden biri olduğu için. İşte zâten buna dayanarak. muhbirlerin ev kışkırtıcı ajanların (agents provocateurs) oluşturduğu pis kalabalığın önünde durduğumuzu. hemen odanın çeşitli yerlerinde vaziyet almışlar — besbelli bunları önceden görüşüp anlaşmışlar. gereken soruşturmanın yapılacağını söyleyebilirdi. pek öyle yirminci yüzyıla yakışmayan bir çeşit soylu insanlar. araştırmayı malûm Ogpu ve Gestapo üslûbunda yürütmüş. öyle ya üzerlerinde birtakım mesajlar yazılı olabilirdi. Daha başka söylenecek birşey yoktu. Sabahın erken saatlerinde kapıya vurulmuş. biraz önemsiz görünse de. Subay bana mektubun mutlaka yerine ulaştırılacağını vaad etti. ama Kopp'un askerî üstleri onu hapisten çıkartacak durumda değillerdi. Bana yalnızca. müsadere etmişler. kitaplarımızın hepsi de cabası. bir dereceye kadar güven duymuşlar. Bunun tuhaf. bu araştırma işi pek ilginçti. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman ile herkesin ortasında el sıkışmaya benzerdi. altı adam içeri girmiş. o sırada hâkim olan duyguyu anlamak gerekir — kuşku ve nefretin oluşturduğu korkunç hava. Bu hareketin bana ne kadar derinden dokunduğunu size olabildiğince yakından anlatabilir miyim bilmiyorum. benim ve benim gibi olan herkes için bir Faşist casusudur diye afiş tahtalarından bangır bangır öten duvar ilânları. İyi. Bu. Duvarlara vurarak içinde birşey var mı diye bakmışlar. görebilmeyi pek isterdim. buldukları tek kitap olsaydı kaderimizin mühürleneceği garantiydi. perdeleri bir elden geçirmiş. bana doğru geldi ve elimi sıktı. Hiç kuşkusuz. ayrılma zamanı gelmişti. geriye 242 baktığımda. Eğer bu. benim pek de öyle Faşist casusu olmadığıma hükmettiğini sanıyorum. İspanya ile ilgili çok kötü anılarım var. haksız olanın kendim olduğunu görüyorum. yeri incelemişler. hemen arkasından Stalin'in Troçkistleri ve Başka İki -Yüzlüleri Tasfiye Etmenin Yollan broşürünü bulmuşlar da. birkaç gece önce. Serbest bırakılmasını sağlayamaz mıydık? Omuzlarını silkti. Polis. Ve üstelik. Her paketi parçalayıp. Adamcağızın. ama herşey bir yana. Bunu. Ve işte o anda. Bütün bu işlerin hepsi iki saat sürmüş. Pek az İspanyol'da çağdaş totaliter devletin gerektirdiği lanet olası etkinlik ve tutarlılık vardır. Gerçekten çok öfkelendiğim bir iki olay hatırlıyorum — her birinde de. Küçük birşey gibi görünüyor. Küçük subay bir an tereddüt ettikten sonra. gevşek ve dayanılır bir biçim alabileceğini umuyor. Kopp'un neden tutuklandığını bilmiyorlardı. elimi sıkmakla bana karşı iyi bir davranış göstermiş oluyordu. Çöp sepetindekiler de dahil olmak üzere bütün kâğıtları. insan İspanya'da Faşizmin bile. Aslında. Bunun için. ama o kadar küçük değildi.

besbelli. biten chico. Bir fincan kahve bulabilmek için ortalıkta sürttüğümüz kasvetli saatleri hatırlıyorum. Bütün bunlar olurken ben gûyâ gizleniyordum. tutukluluğu incommunicoda hale getirilmiş. O sırada karım yatakta yatıyormuş. Polisin hemen tamamıyla Komünist denetimi altında bulunduğunu hatırlamak gerekir. Bilmiyorlardı. Cottman ve ben. bütün öbür muhakemelerde olduğu gibi. Kendi arkadaşlarından hangileri Mayıs çarpışmaları sırasında burada görevliydi. gündüz gelince hâli vakti yerinde İngiliz turistleri oluyorduk — en asından. döşek somyanın arasında yarım düzine hafif makineli tüfek bulunabilirdi — yastığın altına saklanabilecek bir kütüphane dolusu Troçkist belgelerini saymasak da olur. Ram- yorduk.bütün bu zaman boyunca yatağa hiç ilişmemişler. muhtemelen bu adamların kendileri Komünist Parti üyesiydiler. ona yiyecek ve sigara götürmeleri için para bırakmaktan başka onun için yapabileceğimiz. böylece bütün operasyonun anlamı da hiçe iniver-mişti. Kopp yargılanırsa. terkedilmiş bir yapının kenarındaki uzun otların içinde yattık. Fakat ötekisi başkaydı. Anarşistle hazır fırsat ele geçmişken havaya uçurmamakla bir zevksizlik örneği veımişler— ama çan kulelerinin arasına kırmızı-siyah bir bayrak asıvermişlerdi. üstelik Ispanyollar'a özgü bir belirsizlikle bunun nasıl öğrenilebileceğini de bilmiyorlardı. o sırada bulada vazife görmüş olanlar Kopp'un çatışmayı nasıl önlediğini ve bazılarının hayatlarını kurtardığını bilebilirlerdi. çılgın bir varoluştu. İçimden birşey beni dürttü. O gece Mc Nair. «sanat değeri»nden ötürü buna dokunulmamıştı. Fakat o sırada bile bütün bunların bir yararı olmayacağını biliyordum. Konuştuğum adamlardan biri bön. O akşam üstü karımla ben Kopp'u son kere görmeye gittik. altına bile bakmamışlar. Mevsime göre soğuk bir geceydi.U. hantal görünüşlü bir adamdı. biliyorlar mı acaba diye sordum. Kopp'un yaptıklarını bazı yoldaşlarından duyduğunu söyledi: Kopp iyi adammış dedi. Bütün bu dava bana pek saçma sapan görünüyordu. suçlama uydurma kanıtlar üzerine kurulacaktı. Üstelik. ama dürüst bir hareket gördüğünde bunu takdir edebilecek kadar insanlığını koruyan zavallı Güvenlik Askeri'nin buen chico'su! Sürdüğümüz hayat. İşin bu kısmı hiç ses edilmeden atlanmış. Kafamdan silemediğim İngiliz anlayışıyla. Fakat aynı zamanda İspanyol'dular ve bir kadını yataktan kaldırmak onlar için yapılması biraz güç birşey oluyordu.M-!» yazdım. Kurşuna dizildiyse (ki korkarım öyle oldu) mezar taşına şöyle yazmalıydı: bu bozuk düzenin bir parçası olan. ama bir türlü kendimi tehlikede hissedemiyordum. Bunun Ogpu yönteminin olağan bir özelliği olduğuna dünyada inanmam. Barselona'ya geldiğimden beri ilk kez katedrale bir bakmaya gittim — modern bir katedral ve dünyanın en biçimsiz binalarından biriydi. Allahaısmarladık demek ve bazı İspanyol arkadaşlara. muhtemelen Mayıs çarpışmalarıyla ilgili bir nedenle yargılanacağını söyledim. Buna rağmen dedektifler yatağa ellememiş. Cafe Moka'nın önünden geçtik ( Güvenlik Askerleri hâlâ burada kuvvet bulunduruyorlardı) . yoktu. Tam tamamına beyaz Alman şarabı şişelerine benzeyen dört tane mazgallı kulesi vardı. Arkadaşım Jorge Kopp'un hapiste clduğunu. olağan üstü. Gece vakti aranılan suçlular. trafiğin gürültüsünden sesimi duyamıyordu. kanunu ihlâl etmedikçe kim-blas'dan aşağı yürürken. ona yiyecek göndermek bile olanak dışı kalmıştı. devrim sırasında hasar görmemiş olmasıydı — denildiğine göre. hiç kimse fazla uyuyamadı. mutlaka ortaya çıkıp bu konuda tanıklık etmeliydiler. kahveye daldım ve tüfekleri omuzlarına asılı olarak tezgâha yaslananlardan birkaçıyla konuştum. kesinlikle hiç birşey. 245 244 . Çoğu zengin lokantaların koridorlarına elimden geldiği kadar büyük harflerle «Visca P. konuşma sırasında başını salladı durdu. O gece. biz Barselona'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra. Ömrümde ilk kez duvarlara yazı yazmaya başladım. Barselona'daki çoğu Kiliselerden farklı bir yanı. hiç birşey.O.

mahpusluk şartlarının doğurduğu ciddî hastalıklar ve tıbbî bakım sağlanmaması. sonra çantalarını toplamasını.. Çok yakın zamanlara kadar Katalonya trenlerinde tek tip vagon olurdu. ihtiyatlı sorularla lokantacının C. ne muhakeme edildi ve ne de bir suçlamaya maruz kalmadı. Sonunda. Karımın önceden bir taksi çağırmasını. aramalar hiç dur durak bilmeden devam ediyordu. hesabını görmesini ve olabildiğince en son âna denk getirerek otelden ayrılmasını kararlaştırmıştık. bir ayakkabı boyatmak görünüşünüzde hârika değişiklikler yaratır. Akşam saat yedi buçukta Poi't Bou'ya bir tren vardı. yüzlerce yabancı ve kimbilir kaç bin tane İspanyol'un başına gelenlerin aynıdır. buralarda bizi tanıyan yoktu. vb. pahalı lokantalara gidiyor. Her zaman olduğu gibi makinist fikir değiştirmişti. Polis. İlk başlarda. Bu zamanı Savaş Bakanı'na Kopp olayıyla ilgili uzun bir mektup yazarak doldurdum — Kopp'un hiç kuşkusuz bir hata sonucunda tutuklandığını. Hepsi aynı şeylerden bahsediyordu — karanlık. Bütün bunları İngiliz ve Fransız bir sürü başka kaynaktan da doğruladım. herhangi bir biçimde haberleşme olanağı bulunmayan «gizli hapishaneler»den birinde ortadan silindi. olabildiğince burjuva görünebilmekti.T. bir traş olmak.. baskınlar. Tren bir saat kadar geç kalktı. Ertesi sabah erkenden kalkan başka bir tren vardı.takındığımız poz böyleydi. Ne kadar çabuk çekip gidersek o kadar iyi olacaktı. vb. Kopp'un izi. O hafta boyunca bizim yüzümüzden herhalde hayli yorucu günler geçiren İngiliz Konsolusu'nun sayesinde. Siyâsî bir zulüm tufanı (pogrom) sırasında sahip olunacak en tehlikeli fikirdi bu. birinci sınıf ve yemek vagonları vardı. serbest bırakılan bir takım mahpusların Fransa'da postaya verdikleri bir iki mektup aldık. 246 Ertesi sabah karım otelden başarıyla sıvıştı. herhangi bir suçu olmadığına pek çok kimsenin şahitlik edebileceğini. Oteldekilerin çok dikkatini çekerse. Olayın üzerinden altı ay geçtikten sonra ben bunları yazarken. üyesi ve dost bir adam olduğunu anladık. merak ediyorum. ama bizi yemek vagonunda görünce saygıdeğer kişiler olduğumuza karar vererek tatmin buldular.. pasaportlarımızı yoluna koymayı becerdik. Açıkta geçirilen bir geceden bile sonra. geri kalanımız da sırada olmalıydık. Mc Nair. Herşeyin değişivermiş olması ne tuhaftı. Bir defterden koparılmış yapraklara titrek bir elyazısıyla yazılmış (parmaklarım hâlâ kısmen felçliydi). İki dedektif kompartmanlara gelip yabancıların isimlerini almaya başladılar. Beş gecedir ilk defa elbiselerimi çıkararak uyuyabiliyordum. Perpignan'dan Cerberes'e gider247 . belirli zamanlarda mültecileri alan Fransız gemilerine bile çıkarak zanlı o. Topu topu altı ay önce. hâlâ cephede olanların dışında hemen hemen bütün tanıdıklarımız hapse atılmıştı. bu mektup ya da herhangi bir başka şey etkili olmadı. garsonlara pek İngilizvârî davranı-se seni tutuklayamaz inancı içindeydim.Troçkistler»i topluyordu. yazdım. Neyse ki karıma zamanında haber verebildik. vb. Saat yedi sularında istasyona gittiğimde trenin gitmiş olduğunu keşfettim — yediye on kala kalkmıştı. Şimdiki halde en güvenceli yol. İspanyolcası ise daha da dökülen bu mektubu okuyan oldu mu acaba. Onun başına gelenler. Cottman ve ben istasyonun kenarında küçük lokantada akşam yemeği yedik. normal olarak sekiz buçukta falan kalkardı herhalde. insanın saygıdeğer bulunması için proleter görünmesi gerekiyordu. Trenin (İspanya'da böyle birşeyi ilk defa görüyorum).N. Kopp'tan. pis mağaramsı yerlerde hapislik. çok âcil olarak cepheye gitmesi gerektiğini. hemen polise haber salacakları garantiydi. Kopp (eğer kurşuna di-zilmediyse) hâlâ kodeste. Tutuklamalar. En azından. Bize üç yataklı bir oda verirken polise haber vermeyi de unu-tuverdi. Anarşistler'in hâlâ iktidarda oldukları sıralarda. Şehrin zengin mahallelerini arşınlar olmuştuk. bir banyo yapmak. kötü ve yetersiz yiyecek. Mc Nair'in tutuklanması için bir tevkif müzekkeresi vardı. biz sınırı kazasız belâsız geçtik. En son olarak.

Bu zaman tuhaf bir biçimde huzursuz geçti. İspanya'da gördüklerimizi. Benim ilk yaptığım şey. Her keresinde. bana aperatif verirken pek küçümseyici bakışlar fırlatıp duruyordu. zaman zaman sınırı geçen Faşist İspanyol mültecilerinden ileri geliyordu. Neticede İspanya'dan tam ucu ucuna sıvışabildiğimiz ortaya çıktı. Gelin görün ki. bütün farklı hiziplerin neredeyse Barselona' da olduğu gibi biribirlerini yediği Hükümet taraflısı partizanlarla tıka basa doluydu. İnsan ne zaman isterse canı çektiği kadar sigara alabileceği fikrine alışmama dek aradan hayli zaman geçti. Pasaport bürosunda. bir fincan çay içtik — aylardır taze sütle içtiğimiz ilk çaydı bu. her nasıl olduysa eşyalarımın arasına sıkışmış kalmış. altı ay sonra yine Fransız topraklarındaydım.U. ve hayâl ediyorduk. Şimdi işler tersine işliyordu. Gitgide çoğalan bir biçimde İspanya'yı düşünüyor. Hele kahvehanelerden birinde. Bu küçük şehir koyu Franco taraftan görünüyordu — hiç kuşkusuz bu durum. Devam ettiğim Café'deki garson Franco taraftarı bir İspanyol'du. Böylece engellerden sıyrıldık. bilmiyorum. bir tütüncüye koşmak ve ceplerime doldurabildiğim kadar puro ve sigara satın almak oldu. Savaş içinde bir ülkeden gelip barış içinde topraklara ayak basıldığında yapılması uygun olacak ilk hareket ne olmalıdır.» Adam mübalâğa ediyordu. keçi derisinden bir su tulumuyla Ara-gon köylülerinin içinde zeytin yağı yaktıkları minik bir demir lâmbadan ibaretti — bunlar Römalılar'ın iki bin yıl önce kullandıkları pişirilmiş topraktan kandillerin biçimine çok benziyordu — bunu harap kulübenin birinde bulup almıştım. İspanya'dan alabildiğim. hiç de böyle birşeyler duymuyorduk. İspanyol makamları bunu ilân etmekle azıcık erken davranmışlardı. ama Katalonya'ya ne gözle bakıldığını gösteriyordu bu.O. Aylardır kendi kendimize. «Troçkizm» geri verilmeyi gerektiren bir suç değil. tütüncülerin kapılarını demirlenmiş ve vitrinlerinde ürkütücü «No hay tabaco» yazısını görmeyi az buçuk bekliyordum. Sınıra geldiğimizde Anarşist muhafızlar şık giyimli bir Fransız'la karısını sırf fazla burjuva göründükleri için geri çevirmişlerdi — sanıyorum neden buydu. propaganda ve entrikadan uzakta kendimizi derinlemesine rahatlamış hissetmeli ve hâlimize şükretme-liydik.M. makineli tüfekler. ama polisin yetersiz çalışması sayesinde isimlerimiz (Mc Nair'inki bile) listeye geçirilmemişti. adlarımız kayıtlı mı diye zanlılar listesine baktılar.O. demek olduğunu anlamadılar. benim terhis kâğıtlarımdan başka suç unsuru sayılabilecek herhangi bir şey yoktu ve beni arayan Ca-rabineroslar 29 uncu tümenin P. kuşkusuz. ama üzerimizde. bir süre dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünerek Banyuls'a trene bindik. Karımla ben. Neyse ki. Yakanızı ve kravatınızı çıkarın. Sanıyorum Banyuls'da üç gün kaldık.ve arkasından insana batan bir sessizlik geliyordu. Barselona'ya gidince onları boynunuzdan kopartır alırlar.U. konuşuyor.M. Elimize geçen ilk gazetede Mc Nair'in casusluktan ötürü tutuklandığı haberini gördük. Barselona'dan geldiğimiz anlaşılınca Banyuls'da pek fazla hüsnü kabul görmedik.» der demez çevreniz Fransız dostlarla doluyor ve garsondan gülücükler geliyordu. Perpignan'da ise durum tam tersiney-di — şehir. bombalar. burjuva görünmek tek kurtuluş yoluydu. önce olduğundan daha canlı bir hâl alıyordu. «P. «İspanya'dan ayrılınca» Akdeniz kıyısında 249 . hâtıra eşyaları. Mc Nair ile Cottman Paris'e gideceklerdi. Baştan aşağı her tarafımızı aradılar. Bir çok kereler kendimi hep aynı konuşmanın içinde buluveriyor dum: «İspanya'dan mı geliyorsunuz? Hangi tarafta çarpışıyordunuz? Hükümet tarafında mı? Oh!» —.ken benimle aynı vagonda yolculuk eden bir Fransız tüccarı büyük bir ciddiyetle bana şunları söylemişti: «İspanya'ya bu kılıkla gitmemelisiniz. onlardan uzaktayız diye hemencecik unutamadık. balıkçı kasabasında. tersine yaşadığımız şeyler yeniden üstünüze geliyor. yiyecek kuyruk-ları. Bu sakin. Sonra hep birlikte 248 bir büfeye gittik.

müthiş bir felâket olarak ortaya çıktı— sonucun mutlaka hayâl kırıklığı ve kuşkuculuk olması zorunlu değildir. Bunu. hapis olup kalsaydık diyorduk. İnsana delilik gibi görünüyor. hattâ çok ciddî zararlar verebileceğini bildiğimiz halde. akıtılan kan ve insanların maddî ızdıraplarından tamamiyle ayrı olarak. Meksika'da ihtilâl mi? Hiç tasalanmayın. Paris Sergisi de olanca hızıyla sürüyordu. Yazdıklarımın bunları okuyanları çok yanlış yönlere çekmeyeceğini umarım. Bunun gibi bir felâkete şöyle bir göz atınca — İspanyol iç savaşı nasıl sona ererse ersin. Böyle bir davada hiç kimsenin tamamiyle doğrucu olamayacağına inanıyorum. Dağdan ve üzüm kütüklerinden. gerçekten bir yerlerde bir şeyler olduğuna inanmak güçtür. Japonya'da depremler mi oluyor. Aslında yapabileceğimiz hiçbir şey olmamasına karşın. görüntüler. deniz tutması duygunuzdan kurtulurken. ta Aralık ayında millet hâlâ devrim için inançla doluyken kışla avlusunda postalların çıkardığı sesler ve yiyecek kuyrukları. hele geçtikten sonra trene binip de. İçinde çok etkisiz bir rol oynadığım bu savaş. siperlerin kokusu. kimi savaşta ölmüş. Ruslar'ı. İspanyol savaşının bu dönemine âit herhangi bir başka kitap okuduğunuz zaman da yine aynı şeylere dikkat edin. çayıra ve karaağaca dönüş. ama şimdi burada can sıkıntısı ve hayâl kırıklığı içindeydik. bombaların gürüldeyişi ve parlayışları. Barselona sabahlarının soğuk ve parlak ışıkları. kıçınızın altında yumuşak minderlerle tatlı tatlı.' ya'dan sürüp atmalarını dilerim. İtalyanlar'ı— İspan. sağ ve esendir. Şimdi. belki biraz balık tutmayı kurmuştuk. inanılmaz uzaklıklara kadar yayılan dağlarda güneşin doğuşu. savaşı kazanmalarını ve bütün yabancıları —Almanlar'ı. çoğalttı bile. bilinçli ya da bilinçsiz olarak herkes taraf tutarak yazar. kimisi kodese tıkılmış olan milislerin yüzleri — inşallah çoğu yine güvenlik içinde. mermilerin insanın kanını donduran çatırtısı. Hiç kimseye bir yararı dokunmayacağını. yine de bütün bunları kaçırmış olmak istemezdim. sütünüzü yarın sabah kapınızın eşiğinde 251 . kimi sakat kalmış. yeniden İspanya'da olmaktı. yaşamanın ucuz olduğu ve Hitler'in adının duyulmadığı Paris'ten çok farklı görünmüştü. keşke ikimiz de öbürleriyle birlikte. Belki ga250 riptir. Bu duygular. Ve sonra İngiltere — İngiltere'nin güneyinde muhtemelen dünyanın en yumuşak manzarası vardır. neyse ki Sergi'yi ziyaret etmemeyi becerdik. bende hayli kötü anılar bıraktı. sekiz yıl önce tanıdığım. Çin'de kıtlık mı var. Dışımda cereyan eden olayların bazılarını kaydettim. herkeste hayat pahalılığı ve savaşın korkusu sabit fikir haline gelmişti. mantar parçaları ve balık barsaklan taşlara çarpıp duruyordu. ama bütün bu tecrübeler insanların dürüstlüğüne duyduğum inancı azaltmak şöyle dursun. Serin bir havası. yaptığım maddî hatalara ve olayların yalnız bir köşesini görmüş olmamdan doğan kaçınılmaz saptırmaya dikkat edin. denizden esen devamlı bir rüzgâr vardı.bir yere gitmeyi. Manş'ı aşarken. gülümsemeler ve yazıyla akta-rılamayacak seslerle karmakarışık bir hâlde. sırf birşeyler yapmamız gerekir duygusuyla Banyuls'dan niyet ettiğimizden daha önce ayrıldık. Gözlerimizle görmedikçe şeylerin kesinliğini bilebilmek çok zordur. hepsinin üstünde. şimdi söylüyorum. Hepsinin talihi açık olsun. İspanya'ya giderken Paris'ten geçtiğimde şehir bana yozlaşmış ve kederli. fukara İspanya'dan sonra Paris bile neşeli ve refah içinde görünüyordu. kitabımın daha önce bir yerinde söylememişsem. cephede tanıdığım ve şimdi Tanrı bilir nerelere dağılmış. ama bu olayların bende bıraktıkları duyguları anlatamam ki. İspanyol milislerinin yüzleri. ama ikimizin de istediği şey. Bildiğim kahvelerin yarısı vergi ödeyememekten ötürü kapatılmış. su donuk ve dalgalıydı: rıhtım boyunca yüzen çöpler. benim taraf tutuşuma. kırmızı siyah bayraklar. İspanya'da geçirdiğim ayların benim için neler ifade ettiğini aktarmakta pek başarılı olamadım sanıyorum. Fransa' nın kuzeyine doğru geçtiğimiz her kilometrede çevre daha çok yeşil ve yumuşak oluyordu.

Uluslararası Tugay'a girip girmeyeceğimi sordu. tüyleri pırıl pırıl atların otlayıp düşüncelere daldıkları yüksek çayırlar.M milisine 1936 yılı sonunda katıldım. korkarım ki. Orwell hayatta iken bu notlardan hiç. ama Paris'teki İs1) Bu notlar. Katalonya'ya Selam'ı tamamlayıcı bir metin niteliğindedir. Ne var ki hastalıklı bünyem ve nisbeten az sayılabilecek askerî tecrübem hesaba katıldığında. Burada İngiltere. En nihayet. karaağaçların yeşil kucakları. çevreleri söğütlerle kaplı usul usul akan ırmaklar. siyasî açıdan güvenilmez biri olduğuma karar verdi ve herhangi bir yardımda bulunmayı reddetti Bir de bunlara ilâveten Anarşist tedhişi üzerine bir alay şey anlatarak gözümü korkutmaya çabaladı. çamurlu nehrin üstünde yüzen tekneler. savaşmak hususunda pek bir kuşkuluydum. New Statesmen Cuma'ya çıkacak. Sanayi şehirleri çok uzakta. EKLER İSPANYOL MİLİSLERİ ÜZERİNE NOTLAR1 George Orvıell P. bu bölüm. İspanya'dan ayrılışından sonra kaleme alındıkları açıktır. hududu geçemeyeceğimi söyledi —parti kartları herşeyi çok kolaylaştırdığı halde. İşe girişmeden hemen önce. eğer çarpışmaya değer gibi görünürse. bu uykudan bombaların gürüldemesini duyarak yatağımızdan fırla-madıkça bir türlü uyanmayacağız. John Stra-chey'e başvurdum: o da aldı beni Pollitt'e götürdü. ev bahçelerinde hezaren çiçekleri. eğer solcu bir örgütten tavsiye mektupları edinemezsem. kırmızı otobüsler.bulacaksınız.O. belki de savaşırım diye muğlâk bir düşünce de vardı kafamda. yani Fas'a gidişinden önce yazılmadıkları söylenebi-lirse de. . sonra Londra'nın dış mahallelerinin koskoca barışçı yabanlığı. Yazıldıkları tarihi kesinlikle saptamak son derece güçse de. Ben de neler olup bittiğini görmeden hiçbir şeye katılamayacağımı beyân ettim. bana yardım etmeyi yeniden reddetti. Pollitt beni sorguya çektikten sonra. 1939'dan. mavi polisler — hepsi.U. ölümünden sonra Orwell'in evrakı arasında bulundu. İngiltere'nin o derin ama çok derin uykusunda. benim çocukluğumda tanıdığım İngiltere'ydi: kır çi-çekleriyle karışmış demiryolu makasları. Trafalgar. söz etmemişti. Bir başkasına değil de bu milise intisap edişimin başlıca nedenleri şunlardı: İspanya'ya gitmeye gazete makalelerim için malzeme toplayabilmek amacıyla niyetlenmiştim. birer duman ve sefalet lekesi olarak yeryüzü kıvrımının ötesinde kalmışlar. Bunun üzerine. çepeçevre kenarları kalkık şapkalı işadamları. Bunun yanısıra. kriket maçlarını ve kraliyet ailesinin düğünlerini bildiren duvar ilânları. birisi bana. Meydanı'ndaki güvercinler. o günlerde bu söylenen doğru değildi aslında.

panya Sefareti'nden bir geçiş - belgesi temin etmemi öğütledi, ki öyle yaptım. İngiltere'den ayrılmadan hemen önce pek kuvvetli olmamakla birlikte kişisel bazı bağlantılarım olan Bağımsız İşçi Partisi'ne de telefon ettim ve bana bir nevi tavsiye mektubu vermelerini istedim. Barselona'daki John McNair'e hitaben kaleme alınmış bir mektubu Paris'e gönderdiler. Sınırı, pasaport görevlilerini ve herşeyi geçtiğimde, Anarşistler geçiş belgeme pek dikkat etmediler de, ânında teşhis ettikleri I.L.P. antetli mektuptan hayli etkilenmiş göründüler. Ben de tam bu sırada, hiç tanımadığım. McNair'in mektubunu meydana çıkarmaya ve P.O.U.M. milisine katılmaya karar verdim, İspanya'daki askerî birliklere şöyle bir göz atınca, bir asker olarak nisbeten esaslı bir eğitimden geçmiş olduğumu gördüm ve milise girdim. O günlerde, siyâsî partiler arasındaki farklılıkların, ancak İngiliz sol basınında işlenegeldiği ölçüde ve pek az farkın-daydım. Eğer ne olup bittiğine dâir doğru dürüst bir fikir sahibi olsaydım, muhtemelen, C.N.T. milisini seçerdim. Milisler, bu dönemde, olağan ordu esasına göre yeniden bir nizama sokulmakla birlikte, hâlâ milis kolları, milis bölükleri ve milis müfrezeleri düzeninde örgütlenmişlerdi. Milis bölüğü (centuria) yaklaşık yüz adamdan oluşan ve çoğu kez birinin etrafında kümelenen ve «bilmem kimin bandera» sı diye anılan bir birimdi. Bölük komutanının rütbesi aşağı yukarı yüzbaşıya denk düşüyordu, ama onbaşı ve er hariç, bunun altında doğru dürüst tanımlanmış bir rütbe yoktu. Barselona'da milisler rütbe şeritleri v.b. şeyler takıyorlardı, ancak bu nesneler cephede takılmak üzere "yapılmamıştı". Teorik olarak seçimle terfi ediliyordu ama subay ve astsubayların tâyini düpedüz tepeden yapılıyordu. Daha sonra da işaret edeceğim gibi, bu durum, fiiliyatta pek bir şey farkettir-miyordu. Milisin kendine has bir özelliği de insanın hangi bölüğe gireceğine kendisinin karar verebilmesi ve istediği anda bandera'sını değiştirebilmesiydi. O sırada

milisler ancak birkaç günlük, o da büyük ölçüde resmi geçit temrininden ibaret bir eğitimden sonra, çoğu zaman tüfekle doğru dürüst bir kez bile ateş etmeksizin cepheye gönderiliyorlardı. İspanya'ya, kafam İngiliz ordusunun kurallarıyla dopdolu olarak geldiğimden, milislerin disiplinsizliği beni şaşkına çevirmişti. Acemî erlerin disipline riayet etmelerini sağlamak, şüphesiz her zaman zor bir iş olmuştur; hele, siperlerin içine tıkılmış ve soğuk gibi hiç de âşinâ olmadıkları şeylerle başetmek mecburiyetinde iseler... Eğer silâh atışlarına alışma fırsatı bulamamışlarsa, mermiler onları fena hâlde korkutuyor ve bu panik de, disiplinsizliğin daha da artmasına katkıda bulunuyordu. (Sırası gelmişken, Faşistler'in patlayıcı mermi kullandıklarına dâir, sol eğilimli gazetelerde yayınlanan haberlerin çok zarar verdiğini söylemeliyim. Benim bilebildiğim kadarıyla, patlayıcı mermi diye bir-şey yoktu ve Faşistler de bu tür bir mermi kesinlikle kullanmıyordu.) İşin bidayetinde insanlar emirlere, a) Par-ti'ye sadâkatin cazibesiyle, b) kişilik gücüyle itaat ediyorlardı ve bendeniz ilk bir iki haftada kendimi adamakıllı sevimsiz hâle getirmiştim. Bir hafta kadar sonra, adamın biri ateş altında olduğu gerekçesiyle, belli bir yerde durmayı düpedüz reddediverdi. Kuvvet kullanarak emrime uymasını sağladım — bu şüphesiz yapılmaması gereken bir hatadır, hele bir İspanyol söz konusuysa, iki misli büyük hatadır Bir anda etrafımı, beni Faşistlik ile suçlayan adamlar sarıverdi. Muazzam bir tartışma çıktıysa da, milislerin ekseriyeti benden yana çıktı. Üstelik, milislerin benim takıma katılabilmek için kendi aralarında yarıştıklarını keşfettim. Bu olaydan sonra, birkaç hafta ya da ay, hem İspanyollar hem de cephenin bu kesiminde bulunan birkaç İngiliz arasında, bu türden münakaşalar tekrar tekrar patlak verdi: yani, disiplinsizlik üstüne, neyin nereye kadar haklı görülebileceğine ve neyin «devrimci» tavır olduğuna dâir münakaşalar. Fakat, genelde, milislerin toplumsal eşitlik ile bütünleşmiş bir disiplin fikrine sahip olmaları gereği üzerinde mutaba. 255

254

kata varıldı. Bir asker kaçağını ve itaatsiz bir milisi vurmanın savunulabilir olup olmadığı durmaksızın tartışılıyordu; bazısı asla cevaz vermese de, genelde, çoğunluk bunun doğru olduğuna kani oldu. Çok sonraları, Mart'ta filân, Huesca yakınlarında 200 kadar C.N.T. milisi anîden cepheyi terketmeye karar verdi. Tam beş aydır, cephe hattında bulundukları için, bu adamları ayıplamak son derece zordu. Ama, çok açıktır ki, böyle bir şeye müsaade edilemezdi; P.O.U.M. milislerine bu askerlerin üstlerine gitme ve onları durdurma emri verildi. Pek hoşuma gitmemekle birlikte ben de gönüllü oldum. Allahtan, kendi siyâsî komiserleri ya da başka birileri onları tekrar cepheye dönmeye ikna etti de, iş şiddete dökülmedi. Bu vak'a da uzun boylu münakaşa konusu edildi; ama çoğunluk, eğer gerekiyorsa, bir askerin tüfeğini aynı şekilde davranan bir başka askere çevirmeye hakkı olduğuna karar verdi. Bu dönem boyunca, yani 1937'nin Ocak - Nisan ayları arasında, disiplin meselesi hemen tamamiyle «devrimci bilincin yayılması» ile birlikte tedricî bir iyileşme gösterdi; şu ya da bu hareketin niçin lüzumlu olduğuna ilişkin bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar yoluyla. Subaylarla milislerin eşitliği konusunda herkes ifrat ölçüsünde titizleniyordu —hiçbir askerî unvan, tayınlarda farklılık vb. şeyler hoş karşılanmıyordu. Ve bu tavır, rahata ilişkin önemsiz değişikliklerin çok şeyi farkettirdiği cephede daha az gülünç görünmekle birlikte bazen gülünç olacak derecede ileri götürülüyordu. Milisler teorik olarak Halk Ordusu saflarına katıldıklarında bütün subayların ek ödeneklerini (yani, günde 10 pesatanın üstüne çıkan herşe}â) Parti fonuna geri ödemeleri beklendi, ve herkes de bunu onayladı. Ne var kî, bu işin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyorum. Zira, P.O.U.M. milisi yeniden tanzim edilmeden, herhangi bir kimsenin resmen ek ödenek almaya başladığından emin değilim. Cephe hattına ilk geldiğimde, emirlere itaat etmeyenlere ceza veriliyordu. Zâten cephede bulunan adamları cezalandırmak çok güç bir iştir: çün256

kü, eğer onları öldürmeyecekseniz hâl-i hâzırda olduklarından daha da rahatsız etmek zordur. Olağan ceza iki saatlik nöbet idi; ki bu da, herkes aşırı derecede uykusuz kaldığından hiçbir anlam ifade etmiyordu. Arada sırada vurulanlar oluyordu Faşist hatlarını geçmeye teşebbüs eden ve casusluk yaptığı âyân beyân belli olan bir adam vuruldu. Hırsızlık ederken yakalanan bir milis, kurşuna çizileceği düşünülerek, geriye gönderildiyse de, ben vurulduğunu pek sanmıyorum. Askerî mahkemelerin bir subay, bir astsubay ve bir milisten oluştuğu farzediliyor. du. Ama, faaliyet hâlinde bir tek askerî mahkeme görmedim. Askerleri ziyaret etmek ve mümkün olduğunda bir tür siyâsî mükâleme yapmak üzere, Parti'den gönderilen siyâsî delegeler, muayyen zamanlarda cephe hattına geliyorlardı. Buna ilâveten, her centuria'nın kendi saflarında siyâsî temsilci adı verilen bir ya da birkaç adamı oluyordu. Bu adamların başlangıçta ne gibi bir işlev gördüklerini asla kavrayamadım — anlaşılan, işin bidayetinde yüklendikleri işleve daha sonra hiç ihtiyaç kalmamıştı. I.L.P.'nin gönderdiği İngilizler tarafından, ben de kendi centuria'mın siyâsî temsilcisi seçildim. Ama, o sırada siyâsî temsilcilerin bütün yaptığı iş, tayınlardan ve benzeri şeylerden şikâyet için komutanlığa gitmek, bir tür arabuluculuktu, ve bu nedenle, İngilizler için mesele, İspanyolca konuşan birkaç kişi arasından birini seçmekti. İngilizler subay seçme mevzuunda İspanyollar'-dan daha titizdi ve bir iki olayda, bir astsubayı seçimle değiştirdiler. Hattâ müfrezenin tüm işlerini intizama sokmak üzere, 5 kişilik bir komite de tayîn ettiler. Komiteye seçilmeme rağmen, şu anda, beş aşağı beş yukarı olağan usûllerle idare edilen bir ordunun bir parçasını teşkil ettiğimizi ve bu nedenle de bu tür bir komitenin hiçbir işlevi olamayacağını gerekçe göstererek, muhalefet ettim. Komitenin fiilen hiçbir önemli işlevi yoktu, ama arada sırada bazı ufak tefek meselelerin yoluna koyulmasına yaradığı da oluyordu. Genellikle zannedilenin aksine, P.O.
257

U.M. un siyâsî liderleri bu komite fikrine şiddetle karsıydılar ve bu anlayışın İngilizler'den İspanyollar'a sirayet etmesini engellemek istiyorlardı. İngilizler'e katılmadan evvel, bir İspanyol bandera' da birkaçhafta geçirdim. Bandera'ûaki toplam 80 adamdan 60'ı acemi askerdi. Bu haftalar boyunca disiplin meselesi büyük terakki kaydetti ve o tarihten Nisan ayının sonuna kadar, milis örgütünün bütününde disiplin, ağır ama hayii istikrarlı bir şekilde iyileşti. Nisan ayı geldiğinde herhangibir yerde resm-i geçit yapması gereken bir milis birimi, hâlâ, Moskova'dan ricat eden askerler gibi görünüyordu; ama bunun sebebi kısmen, milislerin sâdece siper muharebelerinde tecrübe sahibi olmalarıydı. Bu dönemde, emirlere itaati sağlamakta güçlük çekilmiyordu artık, ve kimsenin daha arkasını döner dönmez emrinin bir tarafa bırakılacağı gibi bir kaygusu kalmamıştı. Dışarıdan bakıldığında, milise has «devrimci» özellikler Mayıs ayının sonlarına kadar değişmeden kaldı, ama aslında belirli bâzı farklılıklar kendilerini belli etmeye başlamışlardı. Mayıs'ta bir müfrezeye [şimdi askerî takım anlamına geliyordu) komuta ettiğim sırada, genç İspanyollar bana «usted» diye hitap ediyorlardı. Bu hitabı kullanmalarını menettiğim halde, kelime her seferinde dönüp dolaşıp geri geliyordu; savaşın ilk aylarında istisnasız herkesin kullandığı «tû». kuşkusuz, fazla samimî bir kelimeydi ve Latin kökenli bir halka pek gayrı tabiî geliyordu. Mart ayında bıçak gibi kesiliveren birşey, Faşistler'e bağırılan devrimci sloganlardı. Siperler çoğu yerde Faşistler'in siperlerine pek yakın olmasına rağmen, Huesca'da devrimci sloganlar atılmıyordu. Zaragoza cephesinde düzenli olarak sloganlar bağırıli-yordu ve muhtemelen bu sloganlar o cephe hattında sayıları gün geçtikçe artan (cephenin 1.000 askerin tuttuğu bir kesiminde, bir ara haftada 15 kaçağa kadar yükselmişti) asker kaçaklarının da nedeniydi. Fakat, en genel hitap şekli olan Camcımda ve hepimizin eşit olduğu anlayışı, milisin yeniden düzenlenişine kadar muhafaza 258

edildi2. Halk Ordusu saflarına katılan ilk askerlerin de hemen camarada demeye başlamaları dikkat çekiciydi. P.O.U.M. ve P.S.U.C. milisleri arasında, Mart ayı başlarında ikincisini son gördüğüm tarihe kadar, disiplin ve insan ilişkileri açısından hiçbir fark yoktu. Genel bir örgütlenme pek çok derde deva olsa da, kimi zaman hiç gerekmediği ölçüde kifayetsiz kalabiliyordu. Bu savaşın çarpıcı özelliklerinden biri. askerlere iyi yiyecek temin edilmesiydi. Bâzı şeylerin tükenmeye başladığı 1937 Mayısı'na kadar, yiyecek her zaman iyiydi ve muntazam dağıtılıyordu, çok durağan bir savaşta dahi, düzenlenmesi zor birşeydir bu. Kimi zaman yoğun ateş altında yiyecek taşıyan ahçılar, askerlerin tayını işine kendilerini fena hâlde adamışlardı. Cephe gerisindeki yiyecek teşkilâtı ile köylülerin bu işe nasıl katkıda bulunduklarını görmek, beni cidden etkilemişti. Milislerin kıyafetleri zaman zaman yıkanıyordu ama çamaşır işi pek iyi ve muntazam yapılmıyordu. Posta servisleri iyiydi ve İspanya'ya gönderilen muazzam sayılardaki mektuplar Barselona yolunda biryerlerde yollarını şaşırmakla birlikte, Barselona'dan postaya verilen mektuplar hemen cepheye ulaşıyordu. Sağlık şartlarına riayet gibi bir fikir fiilen mevcut olmasa da, kuru iklim salgın hastalıkları önlüyordu. Cephe hattının 10 mil kadar gerisine gitmedikçe, lâfını etmeye değer bir tıbbî hizmet bulmak mümkün değildi. Ufak tefek yaralanma vak'aların-da bunun pek bir ehemmiyeti yoktu ama yine de bir sürü insan yok yere öldü. İlk başlarda siperler olağanüstü iptidaî idi, ama Mart ayında bir işçi taburu örgütlendi. Bu tabur çok etkin çalıştı ve cephe hattının hayli uzun kesimlerini süratle ve gürültü çıkarmadan inşa etmeyi becerdi. Mamafih, Mayıs ayı geldiğinde, cephe hattının düşmanın pek yakınında kurulduğu yerlerde bile irti2) 18 Haziran'da (cephenin çok gerisinde) Monzon'da bir doktorun imzaladığı tıbbî terhis kâğıdımda, benden «Yoldaş Blair» diye bahsediliyordu. [Yazarın dipnotu.].

259

Savaşın iyice durağanlaştığı dönemde. iğrenç ve Nisana kadar dehşetli soğuk olan siperlerde dayanılmaz bir rahatsızlık içinde uyumaya çabalıyorlardı. Muhtemelen. fazla birşey yapmak. cephe hatlarının gerisindeki askerlere sıcak banyolar. Bu düzenlemede. Barbastro gibi gerideki bir noktada dahi. meselâ. Kızıl Yardım kolu —ki buna kaydolmak hem ihtiyarî hem de mecburî idi— yaralılara. bitlerden ayıklanma. Bu meyan-da. ama askerler arasında kıskançlığa yol açıyorlardı Genç İspanyollar arasında bir ölçüde oğlancılık geçerliydi.batlı . 1936 Noeli'nde savaş hemen tümüyle durağanlaşmıştı ve bunu takibeden altı ay boyunca çok az çatışma meydana geldi. yaralıları ateş altında kalmaksızın geriye taşımak mümkün olmuyordu.000 yarda mesafede) oluşturulduğu yerlerde de geçerliydi.000 yarda uzaklıkta ise. düşmandan böylesine uzakta bulunmak. Dahası. bazı tür eğlenceler. Levazım anbarlarına gelince. Bu savaşta. Bu yöntem. düşmana 50 ilâ 100 yarda yakın olmaktan daha olumsuz etki yapıyordu. muhtemelen ehliyetsizlikten başka bir nedeni vardı Yine de. birkaç gece elbiselerini çıkarma fırsatı yakalayarak. Ufak bir örgütleme ile. zimmete biraz mal geçiriliyor ve adam kayırılıyordu. Askerlerin bir yandan siper savaşı yaparken. parola vermek.siper denen şeyin neyin nesi olduğunu bilen yoktu.U. zira herkes uykusuzluktan ölüyordu ve herhangi birşey öğrenemeyecek derecede bitmiş tükenmişti. en azından Aragon cephesinde. yapılan en büyük ve mazur görülemez hata. milislerin bazen beş ay gibi çok uzun bir müddet cephede tutuldukları oluyordu. Bu şartlar 260 altındayken. daha evvel belirttiğim üzere.O. bayağı iyi dayandıklarını anlıyorum.. insan düşmandan 1. İngilizler'e hakettiklerinden daha fazla sigara verilmeye başlandı — ispanyol karakterinin hoş bir tezahürü. Ama. ufak tefek zayiat ve zamanla artan korku getiriyordu. Bunlar esas olarak başarısızlıkla sonuçlandı. askerlerin dört gün cephede dört gün izinde (hattâ. sürdürmeye devam etmekten daha zordu. askerler hiçbir şey yapmamaktan bitkindiler. Hiç kuşkusuz. kısa aralıklarla askerlere izin vermek. 1. cephe gerisindeki yolları tamir etmek için en ufak bir çaba gösteril-miyordu. Cephe hattında ya da yakınında el atılabilecek birkaç kadın vardı. dört gün cephede iki gün izinde) olmaları yöntemi pekâlâ uygulanabilirdi. Sigara kıtlığı başgösterdiğinde. çok daha can sıkıcıydı ve moral açısından. münasip olurdu fakat bunun yapılmayışının. kuşkusuz. ama çok ufak boyutlarda idi zannederim. Geriye bakınca. milislerin hiç gerekmediği kadar uzun müddet cephe hattında tutulmalarıydı. adam gibi bir yatakta uyuyabilirlerdi. milisler genellikle bitlerin kol gezdiği. kahvehaneler (aslında bu konularda bazı cılız teşebbüsler olmuştu) ve hattâ kadınlar temin edilebilirdi. uykusuzluğun yeni birşey öğrenme yeteneğimi düpedüz yok ettiğini farkettim. askerler fiilen daha uzun sürelerle dinlenme olanağı bul-masalar bile. ve. Dolayısıyla. hastana ne ve benzeri yerlerde çok iyi bakıyordu..M. Huesca çevresinde çok az çarpışmanın vuku bulduğu Şubat-Mart döneminde. Bu günlerde Hotchkiss marka makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını ve mekanizmasını iyice bellemeye çabaladıysam da. makineli tüfek kullanımı. öbür yandan da seferi savaş hâli için eğitilip eğitilemeyeceği noktasında kuşkuluyum fakat milislerin rahatı için biraz daha itinâ gösterilmiş olsaydı. P. mutlaka daha fazla talîm yapmaları mümkün olacaktı. askerlerin hayatı hiç de gerekmediği kadar kasvet vericiydi. Böyle olmakla birlikte. tüfek ve arada sırada açılan top ateşi altında kalırdı ve bu da. Buna ilâveten. böylesine elverişsiz koşullar altında çözülmemeleri ve isyancı eğilimler göstermemeleri beni (bir dereceye kadar) «devrimci disiplin» görüşüne ikna etti. siperlerin düşman hatlarından hayli uzakta (diyelim. milislere uygulanan 261 . açık sahra eğitimi gibi konularda milislerin eğitilmesi için girişimlerde bulunuldu. milisleri aralıklarla siperlerden çıkarmak ve cephe hattında bulunmayan askerlerin gönlünü okşayacak yollar yaratmak çok kolaydı. Nitekim. bu işi yapacak emek gücü elde hazır olduğu halde.

Bir kilcmetre genişliğindeki bir gedik hariç.S. belli bir tarihten sonra kötü tesirler göstermeye başladı. genel bir hücumun ikazı gibi atışlar yapılabiliyordu. hangi örgüte mensup olduklarını bilmediğim milislerin bu askerlere yuha çektiklerini ve koyun gibi melediklerini gördüm. Sözüm ona Casusluk hikâyelerinin meydana çıkarılmasından önce başlayıp başlamadığı noktasında kuşkuluyum. bende gerçekten ne olup bittiği konusunda hiçbir şüphe bırakmadı. milisleri şehri düşüreceklerini söyleyerek böbürleniyorlardı.C. yani kazanılacak bir zafer vesilesiyle Halk Ordusu'na itibar kazandırmak. bu 263 262 . önceden görülebileceği biçimde tecelli etti —çok ağır kayıplar ve mevzinin daha da kötülemesi. ama gedik bir türlü kapanmıyordu. P.U. milisler Halk Ordusu karşısında eski ağırlıklarını kaybetmeye başladıklarında. Fakat askerlerin kendi aralarındaki parti— duygusu. Fakat.O.C.O. idi— tüfek vb.N.M.'den devraldığında tamamiyle askerî bir kıskançlık havası doğdu — P. ama çeşitli kaynaklardan öğrendiklerim. Daha önceki vak'alarda sorun çıkaran şey. Halk Ordusu müfrezelerinin bir geçit resminde..'da görev alanların aldatılmasına gelince.M.U. hiç kuşkusuz.'un Huesca önlerindeki mevzilerine saldırmak üzere gönderildiği ya da bu müfrezenin kendi arzusuyla hücuma geçtiği ve P. Bu olaylardan hemen sonra. ancak.S. Bu da. Sonuç. Huesca'da.O. besbelli siyâsî güdülerle. Şubat ya da Mart ayında zaptedilebileceği noktasında pek az kuşku vardır. şeyleri çaldıkları şeklindeki muğlâk söylentilerin bizler için ifade ettiğinin ötesine taşmazdı pek. herkesin had safhada iyimser olduğu sıralarda. Haziran ayının sonlarında. büyük bir hücum başlatıldı. Mayıs ayında patlak veren Barselona hâdiselerinde ilişkiler çok kötüleşti. uçaklarımızdan biri. Milis örgütlerinin farklı partiler tarafından kurulması ve onlara sadâkat borcu olması.U.U. asker kaçakları gibi konularda basında yer alan sorumsuz haberler idi. Nisan ayı sonlarında Huesca'nın talihi dönüyor gibi göründü.T milisini de gözden düşürmek amacıyla. Bu hâdisenin ne kesin tarihini biliyorum ne de genel olgulardan fazla malûmat sahibiyim. azamî birkaç yüz milisin katılacağı sürpriz saldırılar gerçekleştirilebilirdi anlamına geliyor. Saldırılar giderek tavsamaya başladı ve Faşist siperlerin çok iyi tahkim edildiği. yeterli miktarda topçu desteği sağlanmış olsaydı.O.baskı kısmen. savunma hatlarının da ıslah edildiği apaçık ortaya çıktı. gereksizdi. birliklerinin Huesca'yı alamayışına karşılık..M.M. Huesca'nm ele geçirilmesi ne derecede önemli olurdu bilemiyorum. kuşkusuz bunun «mahsus» yapıldığı söylenecekti.O. tamamiyle kuşatma altına alınmış şehre karşı böylesine cüz'i bir topçu ateşiyle ancak hazırlık mahiyetinde.S. P. milislerinin makineli tüfekleriyle kendilerini müdafaa etmek zorunda kaldıkları anlaşılıyor. bir askerî mıntıkayı P. milisinin ölümüne yol açtı.C. Huesca'ya karşı. P. casusluk. ve P.U.U. 1937 Mayısı'na gelinceye kadar. parti-içi rekabet kötü birşey değildi belki — Sietamo alındığı zamanki çarpışmalara katılanların söylediklerinden çıkardığım bir izlenimdi bu. Çok sayıda Halk Ordusu tertibinin eğitim gördüğü Lerida'da.O. C. Bundan kısa bir süre sonra. Başlangıçta.U.U.U.U.. P. bir iki ciddî hâdise görüldü. «onlar»ın — genellikle kastedilen P.M. yanlış bir noktaya bomba attı ve çok sayıda P.C. ama herkes bu zafere samimî olarak sevinmişti ve ortada bir iyimserlik havası hüküm sürüyordu.U.C. milis askerleri arasında böyle bir kıskançlığa delâlet edebilecek hiçbir ciddi işarete tesadüf etmedim.U. Aragon cephesinin siyâsî güdülerden ne ölçüde zarar gördüğünü de ergeç öğreneceğiz nasıl olsa.M.M. milisinden bir müfrenin. P.O.. Farklı milis örgütleri arasındaki kıskançlığa gelince. Haziran ayı sonlarında Huesca'ya karşı. Daha sonra.S. Şu-bat'ta Guadalajara'da kazanılan zafer bir Komünist ba- sarısı olarak kabul edilebilirdi —ki.S. milisinin münavebeli olarak bulunduğu Zaragoza cephesinde milislerin ilişkileri çok iyiydi. hakikaten de öyleydi. ama o sırada kimseye mahsusmuş gibi görünmemişti. muhtemelen bir Rus uçağı. P.

milislerine denk sayılırlardı. çok sık verilmeyişinin nedeniydi sanırım. Bütün askerî yapılarda rastlanan ve acımasızca hakkından gelinmesi gereken işe yaramaz süprüntü askerlerin (ki bunların nisbeti yüzde beş ilâ on arasında değişiyordu) ya çok azı milisten atılmıştı ya da hiçbiri atılma mıştı. Hâl böyle iken. askerlerin bir kısmı. ki izne çiKarken birikmiş maaşlarına karşılık bir tomar para aldığından bu şekilde davranmak için pek çok sebebi de vardı.U. yukarıda değindiğim gibi.U. bu tür kayıpları örtbas etmeye çabalıyorlardı.M. küçük bir parti olarak askerleri kendisine çekmesi hayli güç ol264 duğundan. İs-panyollar'ın ihtiyat usulü sayesinde tekrar tekrar askerlik yapmış eski askerlerdi. Her zaman rastlanan döküntülere ek olarak belli sayıda çok câhil köylüler ile P. öbür milislerin askerlerini kendi taraflarına çekebilmek amacıyla. ama çoğu «iyi birer partili» idi.L. milise sırf bir iş sahibi olmak amacıyla katılmıştı. P. Savaşın ilk günlerinde. yüksek rütbeli bir subay bana. Aslında izne çıkanların çoğu geri döndüler. en iyi askerler. mahallî komutanlar. Almanlar'ı bir kenara koyarsak.U. Kendisini bir siyâsî par265 .'a pek muhtemeldir ki kaza eseri girmiş. ama bâzısı da dönmedi ve bu yüzden her izin dönemi milis sayısında bir miktar azalma anlamına geliyordu.M.. izne çıkan bir milis rahatlıkla evine gidebilirdi.O. bir başka örgüte de katılabilirdi. partiye kaydolmalarını sağlamak için gayret sarfediliyordu. hiçbir çarpışma olmuyorsa. iş rezalet noktasına varmadıkça. eski askerlerin çok yararı dokunur. tüm milis örgütlerinin disiplinsizlikte biribirleriyle yarış hâlinde olduklarını söyledi. Bu iddianın doğru olup olmadığını veya o anki bezginlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum. Ayrıca. hattâ birkaç Portekizli bile. herhalde. vardı. Kendi arzum hilafına da olsa.rekabet. milis askerlerinin partiye kayıtlı olmalarını şart koşmuyordu. 1936 Aralığı'nda bile Barselona'da ekmek kıtlığı çekiliyordu ama milislere kıyamet kadar tayın veriliyordu ve bu bolluk milislerin işine yarıyordu.. hiçbir askerî tecrübesi olmayan «iyi partililer» öbür yanda olmak üzere keskin bir biçimde ikiye bölünmüştü Kendimi ilk gruba yakın hissetsem de.U.M. altı kişilik ekipler oluşturan ve umumiyetle öbür milislerden ayrı tutulan makineli tüfekçilerdi. gücünü koruma mücadelesine dönüştü Ve bu mücadele izinlerin. hiç şüphesiz. evlerindeki bir puta tapmayı hatırlatan tapınmavârî tavırları çok ilginçti ve incelenmeye değer. O dönemde sık sık görüldüğü üzere. Ocak ayında disiplin meselesinden şikâyet ettiğimde. Bu konumdaki adamların silâhlarına karşı.O. P. her partinin ne pahasına olursa olsun. izne giden bir milisin tekrar eski birliğine dönmesini sağlamanın yolu yoktu. milis sayısını kabarık tutma arzusuyla. Haziran ayına gelinceye kadar. ve bir-şeyler cereyan ederken hârikadırlar. Burada da durumunun öbür milislerden farklı olduğu noktasında kuşkuluyum. Kaba bir ölçü olan fizikî yapı bakımından P. bal gibi mümkün olduğu halde. «iyi partililer» arasından çıktığı sonucuna vardım I.S. çeşitli milletlerden tek tük yabancılar. bu ne olduğu belirsizlerin bâzısı sonradan çok iyi birer asker oldu çıktı. ama hiçbir baskının söz konusu olmadığını söylemek dürüstlük gereğidir. en iyi askerlerin. hareketsizlik ve fizikî tükeniş karşısında dağılmaya mütemayildirler. Zaragoza cephesinde bâzı ufak çapta fırsatlar —gazetelerde boy göstermeyecek ama yine de belli birşeyleri fark-ettirecek fırsatlardı bunlar— sırf bu yüzden yitirildi. hiçbir özel siyâsî bağlılığı olmayan kimseler vardı. Halk Ordu-su'na kaydolma usûlü yasalaştığında tam tarihini hatırlayamıyorum] da tamamiyle tesirsiz kaldı. Buna ilâveten. Bu nedenle. hiçbir siyâsî bağlılığı olmayan eski askerler bir yanda. Aralarında bâzıları yüksek karakterli ve çok akıllı insanlardı. peşin hükümlü davranmış olmam. Fakat.P..O. milisinin askerlerine gelince. ikincilerin üstün olduğunu söyleyerek.C. uzun vadede. Sayıları bir hayli kabarık Alman mültecilerden ayrı olarak. Askerler cephede iken.'nin gönderdiği 30 İngiliz ve Amerikalı'dan oluşan müfrezeler. Makinalı tüfekçilerin birkaçı.

daha fazla askerî tecrübeye sahiptirler. Casusların mesajları Huesca'ya ulaştırabilmek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıklarını bilmiyorum. milislerin ele geçirdiği bir esir subayı kurşuna dizdiğini duydum— yine. Asker kaçakları enderdi. alışılmadık şartlar altında kendilerine daha çok güvenirler. işçi sınıfına kıyasla. halbuki 1937 Mayısı'na kadar cepheyi bırakıp gitmek ya da çok az bir tehlikeyi göze alarak Faşist hatlarına geçmek son derece kolaydı..U. bir 267 . cephe hattında savaşacak askerler için 20 ilâ 35. Sietamo'nun zaptında ve Huesca'ya doğru ilerleyişte rol aldılar. lâmbayla sinyal vermekti. Bunlar mütemadiyen kaydediliyordu ama «Viva Franco» gibi sloganların dışındakiler hep şifreliydi. Cepheye ilk geldiğimde.M. Bu tür şeylerin zaman zaman vuku bulduğunu düşündürtmeye yetecek ölçüde söylentiler kulağımıza geliyordu —zâten. sol çevrelerde başına olmadık işler gelebilir ama çoğu Sosyalist'in partilerine gösterdiği bağlılık. Bir zaman. İnsan bu tür şeyler söylediğinde.'de tek tük asker kaçağı olduğunu hatırlıyorum ama toplam sayı pek küçük olmalıydı. Bu mesajların şifreleri doğru dürüst çözülüyor muydu bilemiyorum. pek belli belirsiz ama yine de kendisini hissettiren bir eğilim vardı. İhanet. Faşistler'in bunu hiç sektirmeden. Biz sâdece devriyelerin raporlarından bölük pörçük bilgi edinmeye çabalarken. Bu işte hayreti mucip olan. özel okul mezunlarının üstüne üstlük kalın kafalı olanlarının eski okullarına duydukları yakınlığı çok andırır. Avakta dururken dahi uyuya kalırlar. uygun yaşlar gibi görünüyor.O. Komünist basında.C. P. kardeşlik gibi duygulara gelince. tümen bölündükten sonra ise. Böyle bir şeyin cereyan ettiğini bilmiyorum ama bu yoldan tedarik edilmiş olabilecek bâzı Faşist gazeteleri gördüm. en az 14 yaşındaki delikanlılar çok cesur ve emin askerlerdir ama uykusuzluğa asla dayanamazlar. Toplumun sınıflı yapısı veri alındığında. Her gece belli saatlerde Mors alfabesiyle işaret veriliyordu. bir siyâsî husûmet beslemeleri dikkat çekicidir. saldırmazlık anlaşmaları yapıldığına ve insanların bizim hatlarımızla Faşistler'in elindeki arazi arasında serbestçe gidip geldiklerini iddia eden hikâyeler boy gösteriyordu. burjuva kökenli olan kişileri subay seçmek gibi. yalandı bu— söyleniyordu. askerden arındırılmış bölgede gazete değiş tokuşu amacıyla önceden ayarlanmış ateşkesler yapıldığı rivayet olundu. İngiltere'de böyledir Yaş unsuruna gelince.tiyle tamamiyle bütünleştiren adamlara her ahvâl ü şerait altında itimat edilebilir. ben bu eğilimi kaçınılmaz kabul edivorum. öbür örgütlere nazaran bunu çok iyi biliyorum. Hiçbir siyâsî eğilimi olmayan bireyler tamamiyle güvenilir kişilerdir ama çoğunlukla burjuva ailelerden gelirler.O. ânında haber aldıkları da söyleniyordu. Faşistler her zaman karşılarında hangi birliklerin mevzilendiğinden haberdar görünüyordu. En genç yaş sınırı olarak. Orta ve daha yüksek sınıflara mensup kişiler. herkesin bu söylentilere inanmasıydı. Kaç defa teşebbüste bulunulduğu halde cephe hatlarının gerisindeki casuslar hiç yakalanamıyor-clu. 1937 Martı'nda. güvenilir kaynaklardan. hiç kimsenin bu işte yanlış bir taraf olduğunu düşünmeyişi anlamlıdır. milisinde. bir hücu266 mun önceden belirlenmiş tarihinde gerçekleştirilemeyişi-nin nedeni kısmen ehliyetsizlikti ama saldırı zamanı birkaç saat önceden belirlense dahi.M.. P. bir iç savaşta bunların önüne geçilemez. Bizim milis ile P. bizim yakaladığımız esir subayların hiç tartışmasız kurşuna dizilmeleri gerektiğine inanılıyor ve Faşistler'in bütün tutsakları öldürdükleri —hiç şüphesiz. milisinin fiilî performansına gelince. ama dışarı haber göndermenin yolu. Cephe hattında. olağan ordularda hiç de görülmeyen.U.S. Bu cephede. Bu tür bir kuvvette askerlerin karşılarındaki düşmana. ve zorunlu askerliğin yürürlükte olmadığı ülkelerde. 35'in üstüne çıkar çıkmaz. Köylüler arasında ihanet vak'aları kuşkusuz oluyordu.U.. Savaşın eylemsiz döneminin büyük bir bölümünde cephede bulunduğum için. siyâsî yönden güvenilirliği herkesçe bilinmedikçe sıra neferi ya da astsubay olan hiç kimseye itimat etmem..

Tam bu günlerde. Madrid cephesinde de bir avuç P. 400 ilâ 600 adam yitiren tümen çok ağır zâyiât verdi. Huesca'ya Haziran ayı sonunda düzenlenen hücumda.M. sâdece. milisinin saygıdeğer işler başardığını söylemem gerekir. bu en az önemli kısımdı ve Mart-Nisan aylarında P. tümene gittiklerini sanıyorum.O. ama ekseriyetin 26. pek azı da Teruel'de çarpıştı.'un üstlendiği eylemler. ama Komünist basının yönlendirdiği saldırı kampanyalarının yarattığı tesiri gösteriyor.U.M. kendi basın organları ve Anarşistler'in dışında (gerçekten başardıkları ne olursa olsun) kendilerine ilişkin hiçbir iyi şeyi yer verilmeyeceğini kavramışlardı.O.O. Huesca saldırısına katılan birkaç milis.U. Hiç şüphesiz.U. 268 Barselona'da faşizme karşı düzenlenen bir gösteri Bilbao yolunda yürüyen faşist birlikler 269 . milisinin ölmesini temin için. azamî ikiyüz adamla gerçekleştirilen ve çok az kayıp verdirten baskınlar ve engelleme hücumlarıydı. Yenimden düzenlenme ertesinde tümene ne olduğunu bilmiyorum. bilhassa Alman mültecileri.M milisi bulunduğuna inanıyorum.U.O. General Pozas'm mümkün olabildiğince çok sayıda P. topçu ateşim kasden sınırlı tuttuğu konusunda bana teminât verdiler. doğru değildi bu. Ben bu gösteriye katılmadım ama orada bulunan başkalarından duyduğum kadarıyla P.U. yeniden kaydolmaktan sarf-ı nazar edebilecek bâzı adamların gerçekten kaytardıklarını ve kendilerine iftira edilmeye çalışıldığını gerekçe göstererek sivil işler edindiklerini biliyorum. öbür kısmı Zaragoza cephesinde. iyi iş becermişti. basın kampanyaları bir miktar nahoş duygular yaymaya başlamıştı Nisan'da siyasete ilgisizler bile.M. Taktik olarak.O.kısmı Huesca'da. Şartları ve fırsatları göz önüne alındığında. ama daha sonra tümen yeniden düzenlendiğinde. Bu eylemlerin bir bölümünü çok iyi başardılar. O sırada bu tutum pek az öfke yarattı. 1939 (?) Şubatı'nda yazıldı.M. Şubat sonlarında bütün tümen Huesca'nm doğusunda mevzilenmiş-ti. pek parlak sayılmasa da P.

.

Fakat. 1942'de "İspanyol İç Savaşı'na Geri Bakış"ı yazdığı sırada. daki tartışmaya ve Orwell'in İngiliz toplumunun sınıf farkları kesin çizgilerle ayrılmış yapısına duyduğu nefrete dikkati çektikten sonra. Bağlandığı devrimci hareket ezildiği halde. böyle düşünenleri haklı çıkaracak malzeme niteliğindedir: «o. farklı ve çok daha geniş bir okur kitlesinden uzaklaştırmıştır. ve Komünist basının resmî yalanları olarak nitelendirdiği metinlerle münakaşala273 . son senelerindeki konumuna nasıl ve ne zaman geldiği daha da ilgi çekicidir. kitabının (Orwell) «Politics» (Siyaset) başlıklı bölümünde. İspanya'ya gitmezden önce olduğu gibi. gerçek çatışmada seçimini yapmıştı. İç mücadeleleri çok fütursuzca aktarışı. daha önce ve daha sonra yazdıklarından daha az ehemmiyetle değerlendirilmiştir. İspanyol tecrübesinden sonra benimsediği tavır devrimci bir sosyalistin konumudur: günümüzde. Orwell İspanya üstüne yazdıklarının hiç birinde. Orwell'in Katalonya'ya Selâm'da da uzun uzadıya tartıştığı Komünist ve Anarşist görüşler arasın. O. sözlerine şöyle devam ediyor : «Katalonya'ya Selâm bazı bakımlardan Orwell'in en önemli ve etkili kitabıdır. İspanya'dan inanmış bir devrimci sosyalist olarak dönmüştür: «gerçek işçileri. Meselâ.» Böyle olmakla birlikte. İspanyol mücadelesini ele alış tarzı. daha az sözü edilmekle birlikte. Orwell'in Barselona'ya gelir gelmez neden hemen milise katıldığını. Dış basında yer alan. daha sonraları Budapeşte ya da Paris'teki çatışmaları değerlendirişini çok andırır: devrimci sosyalist bir konumda yazılmış olan bu değerlendirmeler. 1984 ve Komünist Enternasyonal bağlamında Orwell'in fikirlerini irdeliyor. Katalonya'ya Selâm'da aktardan devrimci ruhun kayboluşu ve ezilmesi. Orwell'in siyâsî gelişiminin bu safhasına özel bir önem verilmelidir. tüm yeryüzünde oynanmakta olan muazzam bir oyunun sâdece geçici ve mahallî bir safhasıy-dı. yine kuşku duyuyordu. onun. dışarıdan «aşırı» dîye adlandırılabilecek tavır. kendi kendime hangi tarafta yer alacağımı sormama gerek yok. Daha o tarihte «Stalinizm» diye adlandırdığı bu siyâsî tavra duyduğu nefret yakasını hiç bırakmadı. Bu açıdan bakıldıkta. Katalonya'ya Selâm. Ancak.WİLLİAMS'IN GÖZÜYLE ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Önceli üstüne en sık başvurulan inceleme kitaplarından birini kaleme alan Raymond Williams. Bölümün ilk kısmında. bir devrimin ve bir iç savaşın unutulmaz derecede capcanlı ve kişisel hikâyesidir. Orwell'in sözünü edegeldiğimiz bu tavrından. İkili bir siyâsî nedenle. Ispanya'daki resmî komünist siyâseti ve iç mücadeleler üstüne yazılara büyük bir öfke duymaktaydı. o günden buyana kitabı. Orwell'in siyasî düş kırıklığı ile devrimin ve sosyalizmin 272 kaçınılmaz başarısızlığının sesi olduğu gibi bir fikri sabite saplanan.» Yüceltilmiş «işçi» fikrine sahip «burjuva komünizmin dediği şeyden. Fakat aynı zamanda da. Sol'daki bir çok okurdan koparmıştır. hem kapitalist düzene hem de ortodoks komünizme ölesiye hasmânedir. devrimci sosyalizme duyduğu açık ve hararetli bağlılık. bilâhare sağ-kanadın düşünceleri olduğuna hükmedilebilecek bir tablo çizmez. o dönemde şehre hâkim olan ge. Katalonya'ya Selâm ile editörüne yazdığı 8 Haziran 1937 tarihlî mektubundan alıntılar vererek. nel havayı ve son demlerini yakalayabildiği devrimin siyâsî fikirlerinde meydana getirdiği değişiklikleri. Williams. doğal düşmanları olan polisle çatışma halinde gördüğüm zaman. Orvoell'in kendi ağzından aktarıyor.

ed. Daily Mail ve Catholic Herald gibi. Halk Cephesi'ne dahil partiler 1936 Şu-batı'ndaki seçimlerde çoğunluğu elde ettiler. 1971. bu boyun eğiş özellikle. çok yaygın biçimde kabul edilen. «Orwell and the Spanish Civil War». Onun görüşüne göre. hâlâ faşizmi totaliter tehlike olarak kabul ediyordu. Günümüzde apaçık bildiğimiz üzere. gerçeği gördüğü gibi kaydetmeye azimliydi. ss. bittabiî iki kere iki beş eder. Komünist gaye. eğer Lider. 1936-39 döneminde Sol'a mensup çoğu yazarın göze alamadığı bir şeydi bu. ve nedeni de çok basittir. Cumhuriyetçi. Weidenfeld and Nicolson. faşist propoganda ile. ordu *) Raymond Carr. 64-73.» anlayışını da Nazi teorisinden çıkarmıştı. falanca filânca olay «hiç bir zaman vuku bulmamıştım derse. Katalonya'ya Selâm bunun bir kaç istisnasından biridir. faşizme ve Nazi kamplarında uygulandığını gördüğü «köleliğin yeniden kurumlaştırılması»na duyduğu ilk tepkilerdir. gayrı sosyalist hükümete karşı olan ve Sağ'da ve Sol'daki aşırı kesimlerce tedirgin edilen. düğü ve bundan sonra tüm gayretini totaliter bir sosyalist gelecek ihtimaline karşı uyarılara harcadığı şeklindeki. Bin Dokuzyüz Seksen Dört'te yer alan bu dolaysız sezişleri. «nesnel hakikat kavramının özü dünyadan uçup gidiyor» diye düşünmeye sevkeden şey. Sovyet diplomasisinin vasıtaları. Orwell. Fransa ve İngiltere'nin Paşizm'e karşı «demokrasi» nin müdafaası için. 274 275 . ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Raymond Carr* İspanyol İç Savaşı bir kötü edebiyat sağanağı yarattı. Sosyalistlere ve Ko-münistler'e yakınlaşmak durumunda kalmıştı. görüşten daha yanıltıcı bir şey olamaz. dürüst herhangi bir insanın parti siyasetini desteklemesinin mümkün olmadığı. Franco taraftarı propagandaydı. Bu yüzden. belki de. Almanya karşısında ortak bir savunma cephesi kurmasını sağlayacak birer araçtı. Onu. Lider iki kere iki beş eder derse. İspanya üstüne kaleme aldığı yazılarında Onwell. burjuva demokratlarından uzaklaşırken. Orwell'in İspanya' dan hayâl kırıklığına uğramış bir sosyalist olarak dön. Komintern açısından Halk Cepheleri. cephelerin Sovyetler Bir. 1930'ların sonlarındaki siyâsî şartlara. İspanya' daki Halk Cephesi meselesinde de geçerliydi. Miriam Gross. yani. The World of George Orwell.rından çok sonra. Nitekim. tabiî ki o olay hiç olmamıştır. Londra. sözü tekrar tekrar entellektüe) sahtekârlığı besleyen. «Lider veya bir yönetici zümrenin sadece geleceği değil geçmişi de denetlediği bir kâbus dünyasında. Avrupa Solu'na mensup entelektüellerin Komünist «çizgi»ye kölevârî itaatine getirir. liği'nin diplomatik çıkarları doğrultusunda ustalıkla idaresini —mazur görülebilir bir strateji— ve böylesi bir yöneltilmeye karşı direnmeye kalkışacak herkesi sapkın (heretik) diye damgalayıp vurmayı öngörmekteydiBu hedef ilk önce İspanya'da açığa çıktı. ve sonunda.

Yüksek rütbeli bir memurun dul karısı evinde ölü bulundu. onların konumlarını zayıflatıyor ve dolayısıyla da Faşizm'in zaferine yardımcı oluyordu. Bu tepki. yani çeşitli şekillerde işçi denetimi altına alınmışlardı. Askeri ayaklanmanın hezimete uğratılmasında işçi örgütlerinin. Arturo. 276 münist olmayan Solcuların da Komünistler'in üslûbunu izleyerek hakikatten yüz çevirmesiydi. Bu itibarla. Hem Stalin. 1954) anlatılmaktadır (s. Sadece. Hitler'den daha az menhus idi. düzen adına.2 * Orwell ve Victor Serge'e daha da iğrenç görünen şey. kolaydı bu. Victor Serge ile Orwell'in de aralarında yer aldığı bir kaç güçlü soluk. Fakat. Komünistler'in Halk Cephesi'rideki rolünü eleştirmek. Koestler. Otuzların sonlarındaki edebî itaat. sanırım. Sadece İspanya'da Faşizm'e mukavemet edildi ve bu direnişi yalnızca Sovyetler Birliği —hangi maksatla hareket ederse etsin— silâh yardımı yaparak destekliyordu. ayaklandılar. Bu hikâye. Dolayısıyla da boykot edildiler. propoganda-dır. işçi örgütleri bilhassa Katalonya'da kendiliğinden gelişen bir toplumsal devrim yaratmışlardı : fabrikalar ve çiftlikler «devletleştirilmiş». solcu edebiyatın nahoş gerçeklerle yüz 277 . Arthur Koestler'in The Invisible Writing adlı eserinde (Londra. yerini tarihî açıdan doğru olan proleter gerçeğe bırakacaktı— nasıl tahrif ettiklerini izah edecek bir teori geliştirmişlerdi ve Parti hayatının hissî açıdan ne pahasına olursa olsun desteklenmesine psikolojik ihtiyaç duyuyorlardı. burjuva demokrat bir hükümeti oluşturan Halk Cephesi'nde temsil edilen Komünistler'de içkin olan. bu adamları ikinci bir balayı için geri getirdi. Kuşkusuz. en azından gerçeği —ki bu bile sınıf temeline oturtulmuştu ve bir burjuva erdemi olan nesnel gerçek. onu yüce gösteren muazzam nitelikler atfediliyordu. Sovyet gazeteci Koetsov'un yazılarında bile görülebilir. eğer tersine döndürülmeyecekse. Cumhuriyet Hükümeti'ni burjuva demokrat bir mesele olarak sunmak. Bu eğilim. ahlâkî açıdan kınanacak höyük bir hataydı. işçi olmayan halkın Cumhuriyet'e sâdık kalmasını temin edecek bir esas süreç ve silâhsızlıktan kırılan Cumhuriyet'e Ba-tı'nın saygıdeğer burjuva devletlerinin silâh yardımı yapmasının şartı olarak sunulabilirdi.» «İşte bu. önemli rol oynamasıyla birlikte. mevcut yazılara nüfuz etmiş Komünist tesirin tüm kuvvetliliğine karşı mücadele edecek cesareti kendilerinde bulabildiler. Sovyetler Birliği'nin— cazibesinden kaynaklandığını söylerken. 334).kanat müttefiklerinden daha fazla bilgi sahibi olan ve aralarında Koestler. sol entelektüellerin gerçekten kaçışlarının gücün —yani. Kadının yatağının yanıbaşmda bu vesikalardan altmış altı tanesi duruyordu. haksız ve muvazenesiz bir ısrarı sürdürüyor. Orwell. Halk Cephesi'nin neredeyse hipnotize edici özelliklerini yeterince dikkate almıyor. işçi devriminin tahribi meselesinden rahatsızlık duyan unsurlar vardı. «Kızıl Bir İspanya» evvel-emir-de Fransa ile Büyük Britanya'yı ortak bir anti . Şüpheye düşen Komünistler ve genel olarak Sol için —Moskova Muhakemeleri'nden sonra dahi— böylesi bir hesap. savaşın etkin biçimde sürdürülmesi yönünde bir çaba. fikirleri Stalin'e uygun düşmeyen kendinden emin anti-Faşist-ler'in kasden tahribini —ki. nitekim öyle oldu— icap ettiren Komünist versiyonu hazırlop yutmak. Stalin'in amaçları hakkında sol . bilhassa CNT ve POUM (Troçkist olmayan bir devrimci Marksist parti) militanları gibi. «Kızıl milis bir peseta değerinde vesika dağıtıyor ve her vesika bir ırza tecavüze yarıyordu. Böyle olmakla birlikte. Orwell ve Serge'in neredeyse ikrah getirmesine yol açan şey.içindeki entrikacı unsurlar 1936 Temmuzu'nda. Parti üyeleri. 1930'lar sonlarının temel siyâsî denklemini oluşturuyordu. edebî kuruluşun kendine has ve geçici bağlılıklarından ileri geliyordu. Halbuki şimdi. Komünistler'in siyaseti ve Komintern'in yürüttüğü propogandanın başlıca amacıydı. Victor Serge'in GPU'Iu Ignacio Reiss'in katlini nakleden yazıları Paris basınının sansürüne uğradı.Halk Cephesi'ne. Komünist bir yazarın Komünist çizgiye dolaysız itaatinin sonuçlarını şöyle tarif ediyordu : propoganda gayesiyle sunturlu yalanlar anlatmak. özellikle Madrid ve Barselona'da. Sosyalistler. dolaylı ya da dolaysız nitelikteydi ve ikincisi. İspanya'da Faşizm'e karşı zafer kazanma ümidi. Komünist siyaset bu devrimin. sindirilmesini buyuruyordu. Komünistler ile anarko-sendikalist-lerle CNT Hükümet'e girdi (Eylül-Kasım 1936) ve Hükümet'in savaştaki gerçek kuvveti olarak kaldı. İspanyol İç Savaşı'na ilişkin. Ko') Propogandacı Willi Münzenberg idi. Cumhuriyet'te. Orwell'in İspanya hakkındaki makalelerini Neıo Statesman reddetti. Parti'yi terketme noktasmdaydı-lar. Regler ve Münzenberg'in de bulunduğu çoğu Komünist entellektüeller.Faşist siyasetten ürkütüp kaçırabilirdi.

.. 1936'nın Aralık ayında Barselona.. Benim anlamadığım... sadece unutulmaz değil. 278 Örgütlü cesareti gerektiren savaşta ferdî yiğitlik faydasızdır. birliklerin askerî ihtiyaçlara cevap verecek şekilde bir yerden bir başka yere sevk-edilememesi. Aragon Cephesi'nde (Ocak .. sokaklarda hiç «şık giyimli kişiler» görülmüyordu. gazeteci entellektüellerin hazır bağlantılarını kullandılar. İspanyol İç Savaşı üstüne yazdıkları farklı olacaktı. milisin içinde yaşayarak onun hakkında anlattıkları. «o günlerde ve o havada yapılacak tek akla yakın iş olarak görünmüştü. «işçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehir» idi Bahşiş verme usulü kalkmıştı —ki bu Orwell'i neredeyse teshir etli. Meselâ..devrime mukavemet ediyorlardı. kendisinin de teslim ve itiraf ettiği üzere.. milise katıldı. Siyâsî kıstasların hakimiyeti ile mahallî meselelerin yarattığı sıkıntı da. «üste yaltaklanma» yoktu. «paranın yozlaştırdığı İngiltere'de 279 . 1914-18 döneminin kalın kafalılarına da hiç bir zaman güvenemedi. Komünistler ile sempatizanlarının saflarında ise buz gibi bir sükût oldu. Yine de. lâkin harbi kazanmaya dair her şeyi gerçekten bilen generallere. riyet'in stratejisinin mukadder zayıflığını doğurdu. İşçi milisi. Fakat.Mayıs 1937) miliste geçirdiği dönemin kendisi için «büyük önem taşıdığı» nı belirtiyor. Kaminski. Koestler İspanya'ya önceden belirlenmiş bir çerçeveyle geldiler. imtiyaza duyduğu nefretten ileri geli yor.. farklı maaş düzeyleri ve fiyakalı üniformalarıyla tesis edilirken. siyâsî bilinç ile kapitalizme duyulan itimatsızlığın karşıtlarından daha normal olduğu sınıfsız bir toplumun bir tür nüveleriydi.. milis kuvvetinin sendikaların doğrudan denetimi altında etkin bir biçimde yeniden örgütlenmesi.umudun kayıtsızlık veya istihzadan daha olağan .. Bu yanlıştı.. tarihî açıdan paha biçilmez değerdedir. Orwell milis eğitiminin ahmaklıklarını ve amatör askerciliği gördü görmesine. Milis kuvvetinde selâm çakmak. Orvvell'in Anarşist milise ilişkin «saf İspanyol kuvvetleri içindeki. tam tamına Onvell'in tepkisinin doğrudan-lığıdır. sokaklarda henüz canlılığını koruduğu bir sırada vardı. Borkenau. çünkü onu İspanya'ya hasb-el-kader ILP (İngiliz İşçi Partisi) göndermişti. (tarih yazımında kimse daha kuvvetli bir öznel unsura sahip olmamıştır) eğer başka bir milis grubuna katılsaydı. içten gelenin disiplin tarafından yıpratıldığını ve mağlubiyete uğradığını görmektir. POUM taburlarına duyduğu katıksız imânı açığa vuruyor..» Bu nedenle kasvetli siper savaşlarının fizik güçlüklerine zorlukla katlanabildiği halde.sendikalist CNT ile devrimci Marksist POUM hâlâ toplumsal ve siyâsî Komünist karşı . Üstelik. «Uzun vadede zararlı bir gerçek. subaylara yüksek maaş. Halk Ordusu'nun bir dereceye kadar tedavi ettiği.» sözlerini naklediyor.» Katalonya'ya Selâm'ın ilk kısımlarını tarihçi açısından değerli kılan şey de... Onvell'in İç Savaş'ta çarpışması neredeyse bir kaza eseridir. doğrudan gözlemle siyâsî tahlilin sınır komşusu olduğu tehlikeli hudutta bu gözler ne ölçüde güvenilir idiler? Keza Orwell'in POUM milisine katılışı da kaza eseriydi. rütbe apoletli üniformalar. adları kötüye çıkmış ama en iyi savaşçılar» hükmünü düşünün bir. Koestler. kıt kaynakların azamî verimle kullanılamaması gibi mahut askerî kusurların ilâ-nihâye sürmesine neden olabilirdi.yüze gelmeyi ve insan vakarı ile namusunu müdafaa etmeyi reddedişleriydi. faydalı bir yalandan daha iyidir. Halk Ordusu. Franco'nun sahip olduğu en büyük avantajdı. çünkü. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım ama uğrunda savaşmaya değecek olayların cereyan ettiğini hemen kavradığım fazladan bir şey vardı. milis kuvvetinin cephe hatlarını tuttuğu doğrudur. Teruel veya Ebru gibi muharebelerin üstesinden de yalnızca Halk Ordusu gelebilirdi. Burada. Buradaki «adları kötüye çıkmış» sözcükleri ilginç. Temmuz'da başkaldıran generalleri hezimete uğratan «kendiliğinden gerçekleşen devrim» in. ve tarihin en hüzün verici yönlerinden biri. Komünist sempatizanların hazır bulunduğu bir toplantıda. Anarko .. milis sistemini ve «devrimci disiplin»i savunduğu her iki makale de. selâmları. Komünist olmayanlar alkışladılar. tümü Orwell'in nefret ettiği şeyler olan subayları.. Cumhu. aşikâr bir gerçekten kaynaklanan bir konumun hissî yargısını açığa vuruyor. devletleştirilmiş fabrikalar ve işçilerin denetimi hâlâ işlevlerini sürdürüyordu.Orvvell yalnızca gözleriyle gelmişti. Sınıf ayırımlarının toplumu kesin çizgilerle böldüğü İngiltere'den sonra bu manzara hayli büyüleyiciydi-Gazete makaleleri yazmak düşüncesiyle geldiği halde. Onun hal yolu olarak önerdiği. devrimci disiplinin as kerî değerinden değil de.Onun da vurguladığı gibi. yerini aldığı milis kuvvetinden daha iyi olduğuna da inanamadı... Keza. Muharip kuvvetlerini lojistik ihtiyaca göre dağıtabilmesi.. Thomas Mann'ın sarfettiği. Komünist tavsiyesi üzerine kurulan örgütlü Halk Ordusu'nun.. milis kuvvet leri «. Orwell'in milise duyduğu hayranlık.. Barselona'ya.

N.N. Bununla birlikte.O. PO. C. münakaşaya gelir bir mesele vardı. zaferi garantilemek için tek şart olduğu fikrine itiraz etti.N. Orwell P.» Orwell sosyalizmin insanî terimlerle kurulduğunu görmüştü. ve ona göre Halk Cephesi «iki başlı bir domuz». «Faşizm'e tek alternatif. Victor Serge gibi mevsimlik anti-Stalinistler Komünistler'in nasıl davranacağını bildiği halde.M. ile C.O. siyâsî bakımdan uygun olup olmayışlarına göre musluğun açılıp kapanabileceği tehditleri savurulabiliyordu) devamını emniyete almanın karşılığında. Bu ittifak ilke düzeyinde değildi.P. P.'un tahlilini kabur edemezdi.U. 8 Haziran 1937). 281 . Komünist çizginin hakimiyetindeki Kata-lan Hükümet ile POUM ve CNT'deki destekleyicileri arasında sokak çarpışmaları patlak verdiğinde Orwell.» P.U. savaşa ağırlık verilmeli ve Faşizm'e karşı savaşı örgütlerken devrim ikinci derecede düşünülmelidir şeklindeki eleştirilerini müsbet karşılamaya meyletti3 Mayıs 1937'de.'un gazetesi La Batalla Faşizm için uydurulmuş farklı bir isimden başka bir şey olmayan. ittifakın. Onun fikrince yanlış yola sevkedilmiş olmakla birlikte. «Bunun bendeki etkisi.T.N. ile C. sosyalistlerle kapitalist-demokratların. «Önce devrim» anlayışının bu neticesiyl'e yüz yüze gelmeyi Orwell reddetti.M. sırf Sovyetler Birliği'nin silâh yardımının (o yardımlar ki.O. «savaşın siyâsî veçhesinin kendisini sıktığı»nı itiraf etti.U-M. Komünist görüş kısmen saygıdeğerdi.U. Bu adamcağız parti sekreteri Jose Diaz tarafından anında alaşağı edildi. ne sosyalist ne de kapitalist olmayan bir İspanya'nın. yalnızca «saygıdeğer» bir cumhuriyet kapitalist Batı'dan silâh yardımı ümit edebilirdi.'un ilân edilmiş hedefi olan «burjuvalarla reformistlere bir nihayet vermek» fikri. sosyalizme inanıyorum. Sloganları «Önce savaş. öncelikleri ters yüz etti.M.U. daha önce hiç gerçekleşmeyen bir şekilde. POUM'un milis kuvveti ve devletleştirme gibi Temmuz'da kazandığı başarıları. milis kuvvetinin disiplinsizliği ile işçilerin nezareti altındaki sanayi kesiminde hüküm süren kargaşanın. sosyalizmin evvelce olduğundan çok daha ileri bir aşamada.M. pahasına Cumhuriyetin safında tutulmalıydı.O. hayat hakkına sahip olacakları bir terkip idi.'nin kopuşunu hazırlayan çıkmazı anlayan bir kaç yorumcudan biriydi.N. işçilerin denetimidir ve bu da ancak işçi milisleriyle teminat altına alınabilir. Parti ittifakını çözen tek tük vak'alar görüldü.'nin siyâsî iktidara ilişkin tavırları ara. hükümete katılmayı ve karşılığında Temmuz'da elde edilen «devrimci kazanımlar»dan milis kuvveti gibi bazılarını feda etmek şeklindeki düşüncelerini dikkate almayan militanlar. Halk Cephesi'nin ve her hangi bir direniş umudunun da sonu olabilirdi.» (Cyril Connolly'e mektup.T-. Komünist hakimiyete karşı besledikleri ortak korkudan kaynaklanan. Halk Cephesi'nin burjuva demokrasisiyle Faşizm'e karşı direnilemeyeceğini savunuyordu.O. P. fiilen gerçekleştiğini görmeyi arzulamak oldu. sosyalizmin savaş zamanında ödeyemeyeceği kadar yüksek bir fiyat olduğu öne sürülebilirdi. 28 Mart 1938 tarihli Mundo Obvers'de Madridli bir Komünist.U. Komünist davasının muteber olabileceğini hiç bir noktada kabul etmedi — çoğu tarihçiler de onu izlediler. çünkü. Kendisine has bir şekilde. işçi devrimini gerisin geriye döndürme azmi idi. bir fel:kete yol açacaktı — kaldı ki.akla hayale gelmeyecek» eşitlikçi bir toplum söz konusuydu. Orvrell.* *) P. zira bu tahlil siyâsî iktidarın ele geçirilmesini icap ettiriyordu. «çizgisi». hizipler arasındaki mücadeleyi tahlil etmeye mecbur oldu. zira.O.T. önce kalın kafalı teröristler ve bürokratlar tarafından parçalanıp ezilen ve sonra da denetimli bir basının iftiralarına maruz kalan bir siyâsî masumlar grubu olarak beliriyor. Komünistler'in CNT ve POUM'a yönelttikleri. Bu karşıdevrimi destekleyen siyâsî değişiklikleri kavrayın-caya kadar bir hayli zaman geçti.U-M.O. «Nihayet.U. OrweIl hayretlere garkolmuş-tu. liderlerin yanlış pazarlık yaptığını düşündüler ve bu itibarla işçilerin tek güvenceleri olan milis kuvvetinin elde tutulması noktasındaki ısrarlarını haklı buldular.O. küçücük bir parti her hangi bir şeyi uygulamaya koymayı nasıl umabilirdi.M. P. Komünistler. C.M-. P.T. işçi devrimini ertelemek. önderlerinin. aslında düpedüz ezmek. Bu yüzden. Müsamaha edemediği şey.U-M. Hattâ. Franco'ya karşı zaferin bir ön şartı olarak elde tutmakta ısrar etmesiydi.'a karşı sürdürülen Komünist kan davasındaki «ahmakça ve körü körüne garez». aslında teferruata müteallik olduğunu gördü. C. çevresinde işittiği görüşlere tepki gösterdi: bunların başlıcası. Halk Cephesi'nin savaşı sürdürebilmek için gerekli 280 siyâsî temeli sağlayabilecek tek yol olduğuna inanıyorlardı : burjuvazi.T. eğer tatbik edilseydi. sonra devrim» idi. Barnum ve Bailey ucu-besininki kadar. Faşizm'e karşı mukavemetin tek yolu demokratik birlik idi vs. arasındaki.

Avrupa'nın kutlama törenlerinin gerçekleşmediği tek Faşist olmayan şehri haline geliverdi. yani polisle. düşmanlarını mahvetmek amacıyla siyâsî bir otopsiden nasıl acımasızca istifade ettiklerini görmek etkiledi.O.T. bu itibarla bunu istemiş olmakla suçlanamazd. kötü bir tahmindi bu.M. bu konudaki bilgimizin başlıca kaynağıdır.M.O. Juliân Gorkin'in 1940'da yayınlanan Canibales politikos adlı eserine bakınız (s. *) Burnett Bolloten'in. milise katılmasına neden olan sâikleri açıklayışında olduğu gibi.. 87 ve sonrası). ile polis arasınsındaki farklılıkları anlamak için. İnsanın aklını karıştıran sempatiler değil. Eğer bunu herkes biliyorsa. İki nokta istisnaî ehemmiyeti hâizdir. hâdiselerin cereyanı esnasında kimse ne olup bittiğini anlayamamıştı. onu izleyen her tarih kitabına nüfuz etmiştir. Moskova Muhakemeleri'nin üzerinde durmak.O. Komünistler ile P.» Yine. liderleri. Bunların bazıları kendilerine Troçkist diyor.Orwell. Mayıstan sonra C. arasındaki Mayıs ayındaki gerilim öylesine patlama noktasındaydı ki. burjuva özgürlüklerini savunan Liberal-Sos yalist-Komünist ittifakı görünümünü tahrip edebilirdi.N. her iki tarafın da «müdafaada olduğu» bir çatışmada sıkışıp kalmıştı. Tepkisi çok tipikti. Komünistler'in «düzmece» Halk Cephesi Hükümeti'ndeki her ilerleyişlerine mukavemet etmeye hâzır tek İspanyol siyasetçileriydi..'nin Telefon Santrali'ndeki direnişi yüzünden başlarına geldiğini düşündükleri böylesi bir «meseleye bulaştırıldıktan için öfke içindeydiler-» Çarpışma ilk nazarda C. çizgisine yönelik sağlam itirazlar öne sürmelerine rağmen. ananevi işçi bayramı resmi geçitleri mecburen iptal edildi.U. tepkisinin sezgisel yönü insanı ürkütüyor.N.T.M 'u bastırmak için kullanılan Robespierrevârî usulleri hiç bir şey mazur gösteremezdi. Katalonya'ya Selâm'ın nüvesini oluşturur: Orwell'in görgü tanıklığına dayanarak naklettikleri. 282 da bir mücadele gibi görünüyordu. böylesi bir çekişme için had safhada hazırlıksızdı. «Esas düşmanlarımız Faşistler'dir.OU.T. C. doğru. Bu çarpışmaları müteakiben İspanyol İç Savaşı'nın içinde başlayan dahilî harp. kendi kendime hangi safta olduğumu sormama gerek yoktur. Nitekim Orwell. generaller ve Manchester Guardian'da. P. «Gerçek bir işçiyi doğal düşmanı ile. Hareketin güç kazanması için uzlaşmaya hâzır bekleyen liderleri ile hiç tâviz vermeyen ve savaşa gitmeyi tercih eden militanları arasındaki ayrılıklar yüzünden fena halde bölünen C. P.U. Ancak. hükümetten ihraç ve gücü de yok edildi. Stalin'in ülke içindeki tiranlığını La Batalîa'da yayınladıkları sayfalar dolusu yazılarda tel'in etmekte bir an bile tereddüt etmediler. The Republic and Civil War in Spain (1970) adlı kitabında 283 .O.'un harekât merkezinde topu topu 60 tüfek vardı. İç Savaş'm Moskova Muhakemeleri ile üst üste geldiği ve Halk Cephesi'nin Sovyet diplomasisi için lüzumlu bir parça olduğu hatırlanmadan tahlil edilemez. en azından 1930'larda. Orwell'i Mayıs çarpışmalarından çok. onlar için çalışan ajanlar da dahildir. Sovyetler Birliği' ndeki sol muhalefet içinde faal rol oynayan Andres Nin başta olmak üzere.. Ama. insanlar düpedüz binalardan çıkmıyor ve karşıdaki düşmanı süzmekle iktifa ediyordu.T.M. Hükümet biliyorsa.'nin elinde bulunan Telefon Santralı'nı işgale teşebbüs etmesiyle çarpışmalar patlak verdi.T. Bunu tamamiyle tahmine dayandırdığını söylüyor. hâlihazır hareket tarzlarının başka sebeplerden kaynaklandığını biliyordu. «Çizgi» parti sekreteri Jose Diaz tarafından 3 Mayıs'ta aşağılandı. liderleri. İspanyol İç Sava-şı'nı aktaran Anglo-Sakson tarih yazımının en belirgin özelliklerinden biri C. İkinci nokta.O.U. Orwell'in görgü şahitliği. Komünistler'in. fırsat 1937 Mayısı'nda zuhur etti. 3 Mayıs 1937'de. neden onlara Faşist muamelesi yapmıyor ve merhametsizce köklerini kazımıyor?»* P.U. gazeteciler gibi. üstlerine inşa edilen hükümlerdir.O.U. Beklenen . İspanya'daki Komünist siyaseti.U.T. Susturulmaları zorunluydu. savaşın geri kalan kısmını yaralarını sararak ve siyâsî iktidar için umut besleyerek geçirdi -anarko-sendikalistler için tuhaf bir akıbet. savaş fenersiz yakalamıştı. Onun görüşüne göre. bu düşmanlara yalnızca Faşistler değil. lider. Katalan güvenlik kuvvetlerinin Temmuz'dan beri C-N.U. P.N.'nin Komünistler ile olan mücadelede ilerlediğini öne sürüyor.N. militanları savaşmaya gittiler de. Çoğu İngiliz. Orwell'e göre. Barselona.M.T. P.O. polisleri sevimsiz bulur ve Anarşistler'e zaaf duyardı.N. editörlüğünü Raymond Carr'ın yaptığı.'nin lehinde olmasıdır. çalışanlar hariç. P. Komünistler'in P. Mayıs ayaklanmalarına yarım-gönüllü katılmakla. C. ve P. Orwell.'yi.M.M.M.N.U-M. çatışmada gördüğümde. polisler ele haksız tarafta olmalıydılar. liderleri. Hakikaten de..O. Nitekim.

438-440).'u bir isyan başlattığı suçlamasıyla tasfiyeye zorlamak amacıyla. milislerinin Faşist askerlerle futbol oynadığı iddiası. bir işçi partisini bastırmayı reddettiğinde.M. O günlerin havasında kitap hiç rağbet görmedi. artık günümüzde yanlışlığı görülmesi gereken. Avrupa'nın işçi sınıflarına grev ve boykotlar ilham edebilir ve böylece. Bütün bunların başına. P. «olgular» ustalıkla kullanılacaktı. İspanyol tecrübesinden sonra salt düşmanlıktan çıkıp nefrete dönüştü. nandez'e göre. Barselona çarpışmalarının Komünist ajanlar (Antonov-Ovseenko ve Ernö Serö) tarafından kışkırtıldığını iddia etti. *) Hernandez'in görüşlerinin bir özeti için. Sosyalizm'in resmî müdafileri olan Sol'daki entellektüeller ile partiler onu derin bir düş kırıklığına uğratmışlardı. «Feryat figân tekrarlanan yalanlar ve nefret» cephe hattında savaşanlara vız geldi. Komünistler ile anarko-sendikalist uyuşmazlıkların doğurduğu gerilimlerin şiddet dolu bir ürünü olarak değil de. planlı bir «ayaklanma» veya bir «kanlı isyan» hazırlığı yapılmamıştı. 144). siyasetçilerin Halk Cephesi veya Komünist askerî danışmanların nezaretindeki Halk Ordusu'ndan.O. Kendisine çifte miras kalmıştı. onu dehşete düşürdü. Komünist çizginin görüşlerini hiç eleştirmeden hazırlop alıp tekrarlayan News Chronicle gibi gazetelerin.M. Beri yandan. Kendi görüşlerine bir geçit sağlayamamak ve Sol'un Komünist versiyonu kabul etmeye bu derece hazır oluşu onu derinden sarsmıştı. İşçilere duyduğu güveni muhafaza etti. ya da Ralp Bates'in New Republic'de yayınlanan yazısındaki P-O. Moskova'ya sâdık olmakla beraber. Bu iş. Kısa dönemli bir kehanet sahibi olarak Orwell'in.'un peşindeki Komünist polisin yüzünden geldiğini biliyordu. öfkeyle bir silâhın ateşlendiğini hayatında hiç görmemiş. Andres Nin'in Komünistler tarafından katledildiğine dair haberler sızmadan evvel. Orwel'lin Stepnen Spender'e 1938'de yazdığı bir mektubunda dile getirdiği «Komünist Partisi'ne 1935'den beri hayli muarız» olduğu şeklindeki görüşü.U.M. Her şey bir yana. Komünist milisler ona Troçkist ya da hain demediler.O. New Statesman onu makale ve yorumlarını reddetti. ve Anarşistler'in 'Savaş ve devrim bir285 . «Franco cephesinde gerçek bir halk hareketi» başlatabilir miydi? Halk Cephesi'nin kapitalist burjuva kesimi Franco ile uzlaşmaya varır mıydı? «Sağa doğru her yalpanın» Cumhuriyet'i zaafa düşürdüğünü söylemek doğru muydu? Orwell. bir anlamda savaş muhabirliğinin anısını taşıyordu. Katalonya'ya Selâm. Her. daha iyi bir vasıta olduğu yolundaki inancını korudu. Mayıs günlerini «Troçkist İsyan» olarak aksettirmeleri. ve bebeklerin barikat diye kullanıldığı şeklinde uyduruk hikâyeler tertipleyen gazeteciye kalmıştı.U.M. daha söz dinler Negrin'in göreve getirilebilmesi için «azledildi». Chamberlain'in siyasetini değiştirebilir miydi? İşçi imajı. İspanyol Ko-münistleri'nin çoğu P.OU. Robert Conquest'in The Great Terror (1968) adlı kitabına bakınız (ss. Miliste sosyalizmin nasıl bir şey olabileceğini hissetmişti.U. İspanya'daki çalışması boyunca. ve «siyâsî şüphe ve nefretten oluşan korkunç bir havayı teneffüs ederek» geçirdi.* Orwell. sahici bir işçi sınıfı partisine Faşist yaftasını yapıştırmak canavarca bir davranıştı.U. tamamiyle hazırlıksız yakalandıklarını tekrar tekrar söylüyor: gerçekten de. gerçek devrimci bîr İspanyol. İspanya'daki son günlerini takip edilen bir firari olarak. hâdise olup bittikten sonra kendi hikâyelerini kaleme alacaklardı — Bin Dokuzyüz Seksendört'ün kâbusu. gönülsüz Largo Caballero'yu. kendine has hususiyetlerinden kaynaklanmaktadır. bir dizi siyâsî hükümleri.M. Gollancz.M. ülke dahilinde kargaşa yaratarak Franco'ya yardımı amaçlayan P. «P. yakalanma korkusuyla açık havada uyuyup karısının odası gizli polisçe aranarak. büyük bir tutkuyla ve süratle yazıldı. 284 bu gayretkeşliği ortadayken. diyelim. hâdisenin gerçek tarihi nasıl yazılabilirdi? Propoganda hakikatin yerini alacak.O. Başbakan sırf Komünistler buyurdu diye. Haberleşme tekellerine sahip olanlar. Komünist Cumhuriyetçi bakan Jesus Hernandez o günlerde.O. Katalonya'ya Selâm'ı okumaksızm geri çevirdi. Sosyalistler.leri bu suçlama uyarınca Troçkist ve Faşist ajan provokatörler masıyla birlikte. İlgili tarafların hakikati ört bas etmekteki (supresio veri) yer alan «The Parti es of the Lef t and the Civil War» adlı makalesinden alınmıştır (s.U. işçi devriminin ve devrimci milisin Fasizm'e karşı savaş için. Onun öne sürdüğü gibi. Onun nesli Büyük Savaş'ın fazlasıyla tesiri altındaydı ve aslında sol gazetecilere teklif ettiği «örnek».'un idaresinde Hükümet'e karşı başlatılan soğukkanlı bir ayaklanma olarak sunuldu. P.'un tasfiyesini nefretle karşıladılar-hepsinin içinde en mutî oyuncak olan La Pasionaria hariç.

*) Owell'in 1936'da hüküm süren iyimserliğin aksine. — STANSKY. hezimet ya da. S. Londra. — WİLLİAMS. 286 287 . (Vicdan Dökümleri). Orwell. John. «İngiltere'yi kapitalist demokrasi adına düzlüğe çıkaracak» bir İngiliz Halk Cephesi tarafından bozguna uğratılamayacağını ispatlama ihtiyacı. Bu çok insafsız bir hüküm. Hollis & Carter. George Ormell (Yirminci Yüzyıl Fikirleri Dizisi: George Orwell).. ama gariptir ki. — HOLLİS. eski P. — VORHEES. —WİLLİSON. Londra. Orwell's Fiction (Orwell'in Edebî Eserleri). (editör). P. Londra.. siyâsî bir safdilliğe kayabilecek derecede.). Keith The Making of George Orwell (Orwell'in Oluşumu). o günün taleplerine uyacak tarzda yeniden yazılması. Orwell'i. George Orwell. 1937'de imtiyazlar ve sınıf farklılıklarının avdetiyle hemzaman olan savaşa kayıtsızlık ve donukluğu aktarırken. eöntellektüel bir habaset diye damgalayacağı şöyle bir karara sürükledi: tarihin.. George Orwell. O. Richard. Yale. — GROSS. 1967. — THOMAS. Batılı insana. W. Lafayette. Indiana. — ATKİNS. Ruth A. İspanya sanki. Three Modern Satirists (part). The Crystal Londra. The World of George Orwell (George Orwell'in Dünyası). Londra. Ohio Devlet Üniversitesi. durmuş-oturmuş bir geleneğin içinden yetişmiş bir kişi. Edinburgh. The Lion and the Unicorn'da (Arslan ve Tek Boynuzlu At) dile getirdiği 1940'lı yıllarda Sosyalist bir İngiltere'nin mümkün olmadığı ama yalnızca savaşı kazanabileceği ana fikri. Calder. Cumhuriyetçi İspanya'yı ziyaret eden anti-Faşistler'e gösterdiği gibi- ORWELL ÜSTÜNE BAZI KİTAPLAR : — ALDRİTH.Hall.. Some materials for a Bibliography (George Orwell. — GREENBLET. Christopher. Edward M. Chronicles of Conscience (part). Londra. gezgin bir edebiyat adamı olarak. Constable. Prentice . Londra. 1961. Robert A. İspanyol'lar-ın doğasında bulunan demokrasinin güçlü etkisi demokrasinin müdafaası olarak yüceltildiği zaman. New Jersey. — REES. (ed. Fugitive from the Camp of Victory (George Orwell — Zafer Kampı Firarisi). Cumhuriyetin iki buçuk sene dayanabilmesinîn başlıca nedeninin İspanya'da büyük servet farklılıkları bulunmayışıdır diye yazıyordu (The Lion and the Unicorn»)-" İngiltere'nin savaşı kazanabilmesi için mutlaka eşitlikçi bir toplum haline gelmesi gerektiğini. — WOODCOCK. 1954. farklı bir şekilde de ifade edilebilir. 1958. — CALDER. burada. Orwell'in İspanya'ya bakışını.J.. Tıventieth Century Views. Richard J. 247. Milliyetçi davaya yakınlık duyan tarihçiler tarafından dikkate alınmamıştır. Bu ihtiyatlı bir yargı. George. — LİEF. — BRANDER. A Study of George Orwell (George Orwell Üstüne Bir İnceleme). 1968. Secker & Warburg 1961. Oliver & Boyd. muğlak hâle getirmişti. 1970). Nötre Dame. Jennie. Faşizm'in. 1974. İspanyol'lar'ın farzedilen samimiyeti ve sadeliği ile anavatanındaki karmaşık uzlaşılar ve hayatın maddeci yanı arasındaki zıtlıktan ötürü şaşkına dönmüştü. 1954. George Orwell. New Hawen. Spirit (Billur Ruh). — LEE.M. tıpkı. Purdue Üni versitesi. Bir Bibliyografya İçin Bazı Malzemeler) Kütüphanecilik ve Arşiv Okul Londra Üniversitesi. Londra. ve ABRAHAMS. Cape. Londra. Homage to Occania (Okyanusya'ya Selâm).O. belki de sanıldığından daha az gözle görülür idi» diyerek sonuca varıyor. Longman. 1972. M. Ramân Salaş Larrazâbal'm Aproximacion historica a la Guerra Espafiola (Madrid. (Üç Mo dern Hicivci).sloganının bir yankısıdır. bir başka zaman olsa. George Orwell.U. J-R. 1971. Zamanla İspanya'ya bakışı belirginsizleşti? Katalonya'ya Selâm'da. romantizm. 1969. 1953.. modern hayatın mükemmellikten uzak yönlerini müşahade etmesi için bir ayna tutuyordu. The Paradoz of George Orwell (Ge orge Orwell Paradoksu).birinden ayrılamaz' sloganı. 1969. 1965. bunu hep korudu. ihtilâfın karanlık günlerinden evvel.. The Unknown Orwell (Bilinmeyen Orwell). Edward Arnold 1969. İndiana. 1940'da Orwell. s. 1937'de tarif ettiği donukluk ve kayıtsızlık. Secker Warburg.. R. Lawrence. Weidenfeld & Nicolson.

.................................... 253 272 Orwell ve İspanyol İç Savaşı.... 287 288 ................... Williams'm Gözüyle Orwell ve İspanyol İç Savaşı .............................275 Orwell Üstüne Bazı Kitaplar ......................İÇİNDEKİLER Blair'den Orwell'e Orwell'ın Kitapları ....................................................................... ............................... 5 12 13 15 Cyril Connolly'e Mektup KATALONYA'YA SELAM EKLER İspanyol Milisleri Üzerine Notlar.... .................................................... Orwell.... G............... Raymond Carr ........................ .....................