P. 1
Katalonyaya Selam

Katalonyaya Selam

|Views: 60|Likes:
Yayınlayan: Barış Yıldırım

More info:

Published by: Barış Yıldırım on Jan 05, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/08/2013

pdf

text

original

KATALONYA'YA SELAM

İngilizce'den Çeviren Jülide JErgüder

ALAN YAYINCILIK : 40 Çağdaş Edebiyat Dizisi : 13 KATALONYA'YA SELAM HOMAGE TO CATALONIA 1938 İngilizce'den Çeviren : Jülide Ergüder Birinci Baskı : Nisan 1985 Dizgi/Baskı: Can Matbaa Kapak Düzeni : PANO GRAFİK

George OrwelI

BLAİR den ORWELLe* Eric Arthur Blair, 1903 yılında, İngilizler'in hâkimiyeti altındaki Bengal'de (Hindistan) Motihari de doğdu. Richard Walmes-ley Blair ile İda Mabel Limouzin'in ikinci çocuklarıydı. Orwell doğduğunda 46 yaşında olan babası, Hindistan Sivil Servisi'nin Uyuşturucu Bölümü nde vazifeliydi. Eric Blair dört yaşında iken aile İngiltere'ye dönerek Hen-ley'e yerleşti. Babası kısa sürede Hindistan'a geri gitti ve 1912'de emekli oluncaya kadar orada çalışmaya devam etti. Dolayısıyla Orwell, daha sonraları kaydettiği gibi, babasını sekiz yaşından önce çok az görebildi. Kocasından sekiz yaş genç olan annesi, 1908'de üçüncü çocuklarını dünyaya getirdi. Böylece Blair ailesi, 5'er yıl arayla iki kız ve bir erkek çocuğa sahip oluyordu. Eric Blair sekiz yaşında iken, Sussex'deki özel bir hazırlık okuluna başladı. Orwell, beş sene müddetle tatiller dışında tüm zamanını geçirdiği bu okulun, İngiliz sınıf sistemine ilişkin fikirlerini belirlediğini öne sürmüştür. Daha sonra burslu olarak, bir dönem Wellington ve dört buçuk yıl Eton olmak üzere, iki özel ortaokula gitti. Tatil günleri dışında yine hep okuldaydı. Eton'dan ayrıldığı sırada ailesi Oxfordshire'den Suffolk'a taşındı. Hindistan İmparatorluk Polisi'ne katılan Eric Blair, 1922 ilâ 1927 yılları arasında hizmet ettiği Birmanya'da polis eğitimi gördü. İzinli olarak evine geldiği sırada, Birmanya'ya dönmemeye karar verdi. Hindistan İmparatorluk Polisi'nden istifası 1928 yılbaşında yürürlüğe girdi. Bulûğ çağından beri yazar olmayı düşleyen Orwell, İmparatorluk Polis Teşkilâtı'nın böylesi bir meslek için hiç de uygun olmadığını düşünmüştü. Daha sonra cereyan eden hadiseler, Orwell'in bu dönemde emperyalizme hizmet ettiğini (kavradığını ve bu sisteme karşı çıktığını göstermiştir. Blair'in yirmi dört yaşına kadarki hayatını, başlıca, emper5

''İspanya'da döğüşen gönüllüler, bu savaşın anılarını yüreklerinde kötü bir yara gibi taşımışlardır. Çünkü, insan, haklı olduğu halde yenilebileceğini, zorbalığın gayrete boyun eğdireceğini, bazen cesaretin kendi kendisinin ödülü olmadığını İspanya'da öğrenmiştir.'''
Albert Camus

yalist Britanya'nın yönetici orta sınıfında bir yer edinmesi için elzem eğitim belirlemiştir. Ana ve baba tarafından ailesi, Hindistan ve Birmanya'da uzun seneler yaşamış, laskerî, idarî ve ticarî alanda hizmet vermişti. Yetişkin yıllarındaki yaşantısı ta-mamiyle bu çerçeve içinde geçti. Bir anayurt üssü ve yönetici yetiştiren okullar ağından oluşan İngiltere'deki hayatı ise, olağan bir aile yaşamından mahrum yıllar anlamına geliyordu. 1927'de bu çerçeveyi kırdığında, kendini hayatının üçte ikisini geçirdiği İngiltere'de buldu. Ancak tüm bu zaman, belirli türden ilişkiler bütününün, pek,.seyrek, olarak da aile durumunun, ta-iiımladığı kurumlar içinde geçmişti. Britanya'da yirminci yüzyılın ilk yarısında, benzer', bir birikim ve maziye sahip erkeklerin siyasi ve kültürel eğemenliği öylesine belirgindi ki, Orwell'in yeyetişmesi genellikle olağan ve usulüne uygun olarak vasıflandırılabilir. Bir başka ifadeyle, Britanya'daki' çoğu insanın hayatı da dahil bir çok önemli yönden bu garip hattâ yabancı idi. Or-well'in bundan sonraki dokuz yılını incelerken, bu noktanın ha-tırlanması ve vurgulanması gerekir. Çünkü, tüm bu unsurları» baliğ olduğu şey, yeni bir toplumsal ilişkiler ağının kurulması ve önemli bir bağlamda, yeni bir toplum kimliğinin yaratılması dır. bu Blair'in Orwell'e evriminde dönüm noktasıdır. İlk İlk kopuşun nedenlerii kuşkusuz hayli karmaşık olmakla birlikte, iki unsur çok aşikârdır. Büyüme çağında yazar olma arzu-su nekadar berrak berrak idiyse, yaptığı işin uygunsuz bir meslek olduğu fikride zamanla oluşmuştu. Değişiminin sonunda, emper-yalizmin kötü bir şey olduğunu yazıyordu; işinden ne kadar ça-buk ayrılırsa o kadar iyi bir şey yapmış! olacaktı (CEJL, I, 236). Henüz emperyalizmin hizmetinde iken tepkisi daha karmaşıktı. daha sonraları gözlemlediği üzere, hizmetinde olduğu imparatorluğa duyduğu nefret ile imparatorluğa karşı olan yerli halka ka duyduğu öfke arasında sıkışıp kalıyor; ve bu, ivedi işini zorlaş-tırıyordu. Teorik olarak, tamamiyle Birmanyalılar'dan yana ve tamamiyle onları ezen İngilizlere karşı olduğunu söylüyordu. fiiliyatta ise, hem emperyalizmin kirli işlerini reddediyor hem de onun içinde yer alıyordu. Hayatının geri kalan kısmı incelendiğinde, bu karmaşık tep-kinin bazı bölümleri anlaşılabilir. Kopuş anında hâlâ can alıcı olan bir husus da, onun İngiltere ile, yani tanıdığı ve ait olduğu ancak, soyutlama hariç, başka yönlerden hiç bilmediği bir toplumla olan kararsız ve bulanık ilişkisidir. Bu yüzden, İmparator6

luk Polisi'nden ayrılması ve aynı sınıf ağı içinde yaşamak üzere İngiltere'ye yerleşmesi mümkündü. Sadece emperyalizmin açık tezahürlerine tepki gösteriyor olsaydı, böyle davranması olağan da sayılırdı. Lâkin, İngiltere ile olan ilişki meselesi daha da na-ziktl Serbest kalışının ilk altı. ayında Blair'ln fiilen yaptığı şey, Londra'nın Doğu Ucu'nu keşif seferine çıkmak, İngiliz yoksul sınıfını tanımak oldu. Notting Hill'de bir odayı hareket üssü olarak tuttu. Sonra, 1928 ilkbaharında, Paris'in işçi mahallesinde bir oda kiraladı. Notting Holl'de aynı caddede ikamet etmiş olan sevgili teyzesi Nellie Limouzin, Orwell'in on sekiz aylık kalış süresi boyunca Paris'te bulunuyordu. Doğu Ucu'na yaptığı sefer, sonraları onun sık sık yenileyeceği bir tür oldu: sıradan İngiliz'i keşfetme yolculuğu. Yeni hayatının iki buçuk senesi bir bütün olarak alınırsa, onun yazar olanak kendini tanıtmasındaki ana dürtüyü anlama imkânı doğar. Bu açıdan, Paris'in seçilmesi döneminin tipik bir özelliğidir. On yıl sonra, 1920'lerin Parisi'nin «sanatçılar, yazarlar, öğrenciler, sanat meraklıları, seyyahlar, ayyaşlar ve benzeri görülmedik basit âvâreler tarafından istilâ edilmişti..., şehrin bazı semtlerinde sözde sanatçı sayısı, fiilen, çalışan nüfustan daha çok idi»; «sonra bu tabaka yeni bir Buz Çağı misali çözülüverdi, kozmopolit sanatçı kalabalığı da yok oluverdi» diye yazdı (OEJL, I, 493). Bir zamanlar bir parçasını oluşturduğu bir olgunun horlayıcı ve yozlaşan şartlarında yazma tutkusuna, deneyiminin pek çok evresinde karakteristik olan bu alışkanlığa, dikkat etmemiz gerekir. Paris'te iken, sonradan kaybolan, iki roman yazdı; Fransızca ve İngilizce bazı makaleler yayınladı. Zatürre oldu, on hafta kadar bulaşıkçı ve mutfak hizmetlisi olarak çalıştı, sonra da 1929 yılının sonunda İngiltere'ye döndü. İzleyen iki buçuk yıl boyunca, kendisini farklı temelde bir yazar olarak kabul ettirmeye çalıştı. Yazmak için ebeveyninin Suffolktaki evini kullandı; ara sıra makale yazarak ve öğretmenlik yaparak para kazandı. Kendi seçimi olmaksızın «Down and Out in Paris and London» (Paris ve Londra'da Perperişan) adı verilen ilk kitabının çeşitli uyarlamalarını hazırladı. «Perperişan yerine bulaşıkçı'yı tercih ederdim.» diyor. (CEJL, I, 107). Kitap tecrübelerinin yazıya dökülmesiydi, ama «herkes için aynı şey geçerliyse, müsteâr adla yayınlanmasını» yeğleyeceğini belirtti. Kitabın neşri sırasında hayatım öğretmenlik ederek kazandığı için, bir yerde bu tercihi anlamak mümkün. Ancak, isim sorunu,

7

Fakat Temmuz'da İspanyol İç Savaşı patlak verdi. çoğu ortodoks İngiliz sosyalist mevzilere hücum 9 . Wellington'daki (Hertfordshire) bir köy dükkânına taşındı. Sıradaki kitabı bu kesin kimlikle üstlen8 diği bir görevdi. esas olarak. sonra da. 1937 yılının Ocak ayında onlarla birlikte çarpıştı. Ama. POUM ile saf tutan Bağımsız İşçi Partisi'ne geçti. çok daha önceden doğmuştu. Giderek daha uzun dönemler baba evinden uzakta yaşamaya başladı.M. tecrübî olarak Birmanya gibi çok uzak bir dünyadan taşıdığı haberlerdi. Bu tecrübe birikimi onu antikomünist yapmadı. Keşif seferleri ve inandırıcı haberleri ona. Ne var ki. İki ay sonra. emperyalizme ve sınıf sistemine muhalefetini yineleyerek. onun bu vazifeyi kabul ettiği 1936 yılı. buhran ve oldukça değişik boyutlarda yaşanan bir değişim yılıydı. Ne var ki. serserilerle. İspanya buhranında yine de Uluslararası Tugay'a katılmaya gayret etti. Lewis Allways Ben George Orwell'i tercih ederim.U. genel bir yoksulluk ve buhran anında geri getirdiği şey. The Road to Wigan Pier'de (Wigan Rıhtımına Giden Yol) yeni bir tasarıya girişini. serserilik ederken hep kullandığım P. Çünkü. Keep the Aspidistra Flying (Umut Çiçeği) ise 1936'da piyasaya çıktı. kesin olarak oluşmuştu. Madrid'deki Uluslararası Tugay'a katılmaya çalışmıştı. ikinci bölüm Orwell'in siyasî konumunun ilk etkin anlatımı olan. [makaleleri için malzeme toplamak. Aynı yılın ilkbaharında. bütün yaz ve sonbahar boyunca kitabını yazdı. örgütlü sosyalizmin çoğu biçimlerine ve bilhassa da İngiliz ortca-sınıf sosyalistlerinin çeşitli türlerine saldırmaktadır. onun. eğer uygun görmezsen. özel bir kimlik kazandırmıştı. temsilcisine şunları yazmıştı: «Bir takma isim bulmamı istiyorsan. kitabın ilk bölümünde ondan talep edilen zaten çok iyi yapabildiği rapor türünde iken. bayatının geri kalan kısmında devam edecek siyasî yazarlığım işaret ediyordu. ebeveyninin Suffolk'taki evinin güneyine düşen bir nehrin adıdır. savaşmak için İspanya'ya gitmeye hazırlandı. devrimci sosyalist oldu. sonbaharın sonuna doğru. Önce ortodoks ilişkilerini kopardı. Down and Out in Paris and London'u Burmese Days (Birmanya Günleri) adlı romanı takip etti. sınıf ve sosyalizm üzerine bir makale olarak düzenlenmiştir. Clergyman's Douggter (Papazın Kızı) 1935'te. Burada. bir vergi tahsildarının kızı. Lancashire ve Yorkshire'a bir gezi yapmıştı. esas olarak yoksulluk ve buhran dönemi öykülerine dayanıyordu. Barselona'ya vardıktan hemen sonra P. sonra teğmen oldu. artık özgürlük ve eşitliğe ilişkin sosyalist tanımlara bağlılığını ilâve ederken. aynı zamanda da. arızî dönemlerde de olsa.S. ilk olarak ABD'de yayınlandı. görevini yerine getiriş biçimi. Marxizm olarak bildikleri dahil. sınırlı da olsa. çatışmalara bizzat karıştı. Haziran'da evlendi. Orwell. afyonkeşlerle işçi mahallelerinde yaşıyordu. Burton var. onbaşı. Wellington'da öğleden sonraları açtığı dükkânına yerleşmez-den önce. 1932 sonlarında. Orvvell'in ilk kitabı 1933'te neşredildi. Komü-nist-POUM rekabetini doğrudan yaşamasıdır. Cumhuriyetçi yetkililer ile POUM -arasındaki çatışmaya bulaştı ve neka-hat döneminden sonra POUM kanun dışı ilân edildiğinde. Down and Out in Paris and London'un yayınlanmasına ilişkin meseleleri tartışırlarken. zorluklarla dolu bir geçiş devrinden sonra. Savaş ve devrimci siyaset üstüne edindiği tecrübeler. Şubat ve Mart aylarında. Bunu izleyen üç yılda kendisini bir yazar olarak tanıttı. yoksul ve işsizlerin dünyasında araştırma. Orwell. bir kitapçı dükkânında çalışarak ve eleştirmenlikle para kazandı. Artık Eric ve Eileen Blair idiler ama.daha önemlisi kimlik meselesi. ve belki de. Sol Kitap Klübü adına. Öğretmenlik yaparak. Oxford İngiliz edebiyatı bölümü mezunu (1927) daha sonra psikoloji dalında Londra'da doktora öğrenimi yapacak olan (1934) öğretmen ve gazeteci Eileen O'Shaughnessy ile evlendi. izleyen ilki veya üç yıl için. Nisan ayında. Aynı zamanda. bilinçli olarak ve tekrar tekrar onların dışına çıktı.O.» (CEJL. Bu roman İngiliz yayıncının anavatanda kızgınlığa yol açabileceğinden korkması nedeniyle. Onvell'in yazar ve gazeteci olarak bu yıllarda kazandığı şöhreti. Ondan sonra iki romanı. edebiyat dünyasında. 106). çünkü bağlanabileceği Sovyet çizgisindeki komünizmi uzun seneler önce reddetmişti. Onun antikomıünizmini olumlu yönde bileyen şey. Görev esnasında bir yazar olarak eski kimliğini sürdürürken. Mayıs ortalarında yaralandı. şunlara ne dersin? Kenneth Miles George Orwell H. itibar gören George Orvrell kimliği. (Par-tido Obrero de Unification Marxista) milisine katıldı. Haziran'da Fransa'ya kaçtı. onun konumunu bir çok yönden pekiştirdi. I. Sınıf-bilinçli bir kültüre. İngiltere'de keşifler olarak düşündüğü işleri hâlâ sürdürüyor. Daha sonra.

en çok tanınan bir kaç denemesini kaleme aldı: Dickens üzerine. bir çok bakımdan bir dönüm noktası oldu. 1939 ilkbaharında İngiltere'ye geri döndü. daha o cephede iken yayınlanmıştı. (4 th ed. İmparatorluk Polis Teşkilâtı'ndan ayrılma kararını verdiği andan bu yana. I. 1943 senesi Orwell için. Fakat. Yeni bir 'kitap yazmak için Hindistan'a gitmek istiyordu. BBC'den ayrılarak. 1943'ün sonlarına kadar kaldığı..ettiği The Road to Wigan Pier. 1938 kışının sonunda yeniden veremi depreşti ve yaz sonuna kadar senatoryumda kaldı. L. Mart ayında Orwell'in annesi öldü. Haziran'da Orwell Bağımsız İşçi Partisi'ne katıldı. gerisin geriye Londra'ya taşındı. Amerikan Partisan Review için «London Let-ters»i (Londra Mektupları) kaleme almaya başladı. 1940 Mayısı'nda. bazı saldırılar arasında. Fas'ta geçirdiği kış boyunca dördüncü romanı Corning Up f'or Air'i yazdı. Ne var ki. 1947'de yeniden azan vereminin ilk aylarında Nineteen Eighty-Four'un (Bindokuzyüzseksendört) ilk taslağını. O yılın sonunda artık cidden hastaydı ve başka bir şey yazamıyordu. Sonra Ağustos ayında. Kışları Londra'ya dönmekle birlikte. Encyclopedia of World Biography'nin (The Mc Graw-Hill) «Orwell» maddesinden yararlanılmıştır. 1979) adlı kitabının ilk bölümünden çevrilmiştir. hastalık ve ıztırap içinde geçecek son yıllarını yaşıyordu. 1938 Nisanı'nda yayınlandı. Eileen 1945 Martı'nda bir ameliyat esnasında öldü. 1944'te karısıyla birlikte bir erkek çocuk evlat edindiyseler de. Fas'ta iken. (*) Orwell'in hayat hikâyesini aktaran yukarıdaki bölüm. 1941'in ilk günlerinden itibaren. İspanya'dan avdet eder etmez. Kitap. Ancak. kendi sıhhati ise her geçen gün biraz daha kötüleşmekteydi. yeniden beş parasız kaldı. Animal Farm 1945 Ağustosu'na kadar piyasaya çıkamadı. Bir süre Sivil Koruma Servisi'nde ve yangın gözcüsü olarak hizmet etti. ortodoks sol ile kesin »kopuşunu tamamlayan Homage to Catalonia'yı (Kata-lonya'ya Selâm) yazmaya başladı. bu yüzden. savaş muhalifi bir sol yeraltı hareketinin ana hatlarını çizdiği mektuplar yazıyordu. siyasî gerekçelerle 'yayıncılar tarafından reddedildi. ve tam savaş başlarken tamamladığı «İnside the Whale». Lâkin savaş başladığında görüşlerini. Myers'dan (The Near and the Farın yazarı) aldığı borçla. bir yazar olarak çektiği malî sıkıntılara bir son verecekti. (Ç. Orwell muhabir olarak Fransa'ya. buraya yerleşti. ikinci taslağını yazdı. «şu anda. bu gerçekleştiğinde. BBC'nin Doğu Ser-visi'nin Hindistan bölümüne. kazanmak mecburiyetinde olduğumuz kanlı bir savaşın içindeyiz. Ray-mond 'Williams'm Onvell. 410) çürüğe çıkarıldı. yıl sonunda Animal Farm'ı (Hayvan Çiftliği) yazmaya başlamasıydı. Aneurin Bevan'ın yönetimindeki Tribune'a edebiyat editörü oldu. Aynı yılın sonbaharında. İngiltere'ye dönüşünden sonra. Ekim'de Sonia Brownell ile'evlendi. sohbet programları yapımcısı olarak girdi. kışı geçirmek üzere Fas'a gitti. Britanya'da giderek faşizme kayışa karşı tek etkili önlem olmak üzere. Arada sırada yazı yazma imkânları çok azaldığından. 1946'da.» sözleriyle açığa vurdu. alt başlığı «Socialism and the English Genius» (Sosyalizm ve İngiliz Dehası) olan «The Lion and The Unicorn» (Arslan ve Tek Boynuzlu At) adlı bir deneme] yazdı.N. Avrupa'da savaş nihayete ererken.H. (Fontana Modern Masters. 1949 Ey-lülü'nde Londra'da hastahaneye yattı. Animal Farm'ın kazandığı olağanüstü ticarî başarı yaklaşık yirmi sene önoe.) 10 11 . ondan sonra da Almanya ve Avusturya'ya gitti. Orwell çocuğu yanında alakoydu ve aynı yıl İskoçya sahilleri açığındaki Jura adasına ilk seyahatini yaptı. ve savaşın ilk aylarına kadar partide kaldı. Ablası 1946 da öldü. ve ben de buna yardım etmek isterim. 1948'de ise. Kitap eleştirmenliği gibi daha düzenli olan bir işi üstüne aldı. Ve. Haftalık Çocuk Dergileri üzerine. yanında kendisine bakan ablası olduğu halde. Bünyesi elvermediği için (CEJL. en kesin ve önemli olay. 1944 Şubatı'nda kitabı tarnamladıysa da. 1950 yılının Ocak ayında öldü. 1937 Martı'nda. Hastalandığı için Sivil Koruma Servisi'nden ayrılmak zorunda kaldı. Ufak eklemeler için.

sesim bazı günler eskiye kıyasla bayağı iyi oluyor. Londra. Journalism and Letters of George Orıoell (George Orvvell'in Bütün Denemeleri. Ne w Leader gibi bir kaç mütevazi yayın organının (i) Cyril Connolly (doğ. Barselona 8 Haziran 1937 Sevgili Cyril. 1903).. yazar ve eleştirmen. Şahsen ben. (Sonia Orwell ile lan Angus tarafından basıma hazırlandı). Londra. RWP : The Road to Wigan Pier (Wigan Rıhtımı'na Giden Yol). : Burmese Days (Birmanya Günleri). Orwell'in ölümüne kadar onun en yakın arkadaşlarından biri olarak kaldı. Londra. 1968. sağ kolumdaki sinirlerimi haşat etti ve bu arada sesimi de aldı götürdü. Londra. Aslında pek kötü bir yara değil: boynumu delip geçen bir kurşun. İğrenç bir şekilde yaralandım. Buradaki doktorlar sesime tekrardan kavuşup kavuşmayacağım konusunda kesin bir şey söylemiyorlar.» demiştir. Flying (Umut Çiçeği) . 1939. Londra. 13 . 1938. IW : inside the Whale (Balinanın. Londra. Journaligm and Letters of George Orwell. İçinde). 1938. 1934. sesimin geri geleceği kanaatindeyim. Keep the Aspidistra Londra. 4 Cilt. : Animal Farm (Hayvan Çiftliği). CEJL : The Collected Essays. Gazete Yazıları ve Mektupları). 1936. Orwell. Orwell ile aynı tarihlerde St. İspanya üstüne yazdığın makalelerden birini okuyordum. «Connolly yardım etmeseydi. Her halükârda. 12 Terhis kâğıtlarımı alabilirsem. s. (The Collected Essays. New York. düpedüz beni öldürebilecekken. Londra. hemen eve dönmek ve doğru dürüst bir tedavi görmek istiyorum. Denys King Farlow ile bir sohbetinde. Birmanya'dan döndüğünde. Cyprian ile Eton'da öğrenci olan Connolly. NEF : Nineteen Eighty-Four (Bin dokuz yüz seksen dört). Sanatori Maurin Sama. : A Clergyman's Daughter (Papazın Kızı). "An Ase Like This". 1940. 1920 . 1945.ORWELL'İN KİTAPLARI : DOPL : BD CD KAF : Dow and Out in Paris in London Londra'da Perperişan). Cilt 1. 186'daki dipnotu. (Paris ve CYRIL CONNOLLY1'e MEKTUP. iki hafta içinde evde olacağım demektir. 1937. 1935. CUA AF : Coning Up for Air. her şeye bir yazar olarpık yeniden başlayamazdım sanırım. Londra.1940. New Statesman'ııııın Şubat sayısında. 1949. HC : Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm).. Horizon'un editörü (1940-1950). Çünkü. Londra.

Oak. Bir yabancıya karşı böylesine mu15 (2) Liston M. 14 . İtalyan başını kaldırdı ve çabucak sordu : —• «İtaliano?» Berbat İspanyolcamla cevap verdim: «No. bir erkeğe . Liston Oak'ın geçenlerde yayınlanan Barselona çarpışmaları üstüne makalesi çok iyi ve çok dengeliydi2. (3) Homage to Catalonia (Katalonya'ya Selâm).1940. bu kitabı yazacağım3 İspanya'da harikulade şeyler gördüm. Barselona'daki Lenin Kışlası'nda subayların (masasının önünde ayakta duran bir İtalyan milis gördüm. 15 Mayıs 1937. Warburs. Haritadan hiç bir şey anlamadığı. dostu için gözünü kırpmadan adam öldürebilecek ve hayatım tehlikeye atabilecek bir adamın yüzüydü. Ara-gon'da iken. Ingles. Sevgiler. Komünist versiyonun dışına çıkan görüşlere yer verişi. odayı baştan başa katetti ve hararetle elimi sıktı. Ezik büzük deri kasketi hırsla tek gözünün üstüne çekilmişti. Hem dürüst ve vahşi bir ifadeydi bu. New York'da ise 1952'de Harcourt. Bir siperde sana çay ikram. Ed. anında bu derece ilgimi çeken birine . hem de cahil insanların üstleri olarak kabullendikleri kişilere besledikleri dokunaklı hürmet hissini de taşıyordu. You tu?» — «İtaliano. Sonıa Brownell ve lan Angus. kısmen az bilinen bir cephede bulunduğum için de çok memnunum. Kızıla kaçan sarı saçları ve kuvvetli omuzlarıyla külhanbeyi görünüşlü. çatık kaslarıyla.P. yirmi beş ya da yirmi altı yaşlarında genç bir adamdı. Secker. Böylesi bir çehre olsa olsa bir Anarşiste ait olabilirdi. Kendisini yandan görüyordum : çenesini göğsüne doğru eğmişti. Yüzünde yakaladığım bir şey derinden çarptı beni. Cilt 1 «An Age Like This» 1920 . (4) The Collected Essays. nihayet sosyalizme inandım. Londra'da 25 Nisan 1938'de. İspanya üstüne bir kitap yazmam gerektiğini ifade eden son açıklaman için de teşekkür ederim.bir yabancı olduğumu ortaya çıkardı. halbuki. Burada L. harita okumayı harikulade entellektüel bir iş saydığı besbelliydi. Brace tarafından neşredildi. (İngiltere İşçi Partisi) yerine CP'nin (Komünist Parti) tavsiyesi ile gelmiş olsaydım katılmak zorunda kalacağım Uluslararası Tugay'da değil de Anarşistler ve POUM'dakiler ile birlikte. Onlar masanın etrafında konuşurlarken. «Belind Barcelona's Barricades» (Barselona Barikatlarının Gerisinde.Bütünü itibariyle. New Statesman açısından taktire şâyân bir durum. etmek beni çok sevindirirdi. New Statesman and Nation. 1970.çok seyrek rastlamışımdır. kuşkusuz.» Biz dışarı çıkarken. Ben başından sonuna kadar olan bitenin içindeydim ve gazetelerin uydurduğu yalanlardan haberdarım. Şu lanet olası kolum iyileşir iyileşmez. bizim mevziye gelmemen ne yazık. Journalism and Letters of George Orwell. ss. 300-301. arada geçen bir lâf benim. ve daha önce hiç inanmadığım halde. büyük bir ihtimalle adam Komünist değildi. Penguin Books.yani. Madrid'i göremediğim için çok üzgünüm. Eric Blair4 1 Milise katılışımdan bir gün önce. Nedendir bilmem. Bu.haricinde. subaylardan birinin masanın üzerine yaydığı haritayı inceliyordu.

Kimse «senör». kalabalığın arzettiği manzaraydı. Bu manzara. dağlardaki çamurlu ve donmuş siperler. Aynı zamanda. 1936 Aralık ayının sonunda. yapılabilecek tek makul iş buymuş gibi gelmişti. Köle emeği ve hattâ şatafatlı hitap şekilleri giderek yok oluyordu. Aralık'ta hattâ Ocak'ta bile. şu satırları yazdığım günümüzden yaklaşık yedi ay önce vuku buldu. Herkesin üstünde kaba saba işçi kıyafetleri ile mavi tulumlar veya milis üniformasını andıran giysiler vardı. savaşın hışmına uğramış kasabalar. Ama üzerimde bıraktığı izlenimi muhafaza edebilmem için. Daha sonra meydana gelen hadiseler. Bütün (bunlar tuhaf ve çarpıcıydı.Barselona'daki kızıl (bayraklar. Pejmürde üniforması ve haşin ama dokunaklı yüzü. daha şimdiden müthiş uzakta kalmış bir zaman dilimi gibi. Her duvara orak . İşçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehri ilk kez görüyordum. «Don» veya «Usted» dahi demiyor. Küçüklü büyüklü bütün binalar fiilen işçiler tarafından zapte-dilmiş ve kızıl (bayraklarla ya da Anarşistler'm kırmızı -siyah bayraklarıyla donatılmıştı. asansörcü çocuğa (bahşiş vermeye kalkıştığım için. otel yöneticisinden dinlediğim nutuk oldu. o dönemin özel havasını temsil eder. Şurada buradaki kiliseler işçi çeteleri tarafından sistemli olarak tahrip ediliyordu. İspanya'da bu tür temaslar hep kuruluyordu. Hafızama çok canlı bir şekilde nakşolduğu için bu İtalyan'dan söz ettim. üniformaları sırtlarından dökülen askerlerle dolu halde cepheye doğru emekleyen kasvetli trenler. devrim dönemi nihayete eriyormuş gibi görünebilirdi. zengin sınıfla-rın fiilen ortadan kalktığı bir şehir görünümündeydi. savaşın o dönemine ait hatıralarımla iç içedir. «Buenos Dias» (İyi Günler) yerine «Salud!» (Selâm) kullanılıyordu. Az sayıdaki kadınların ve ecnebilerin dışında. onu bir daha hiç (görmemem gerektiğini de biliyordum. (bunun hakiki bir işçi devleti olduğuna. aramızdaki dil ve gelenek uçurumunu lâhzada aşmayı ve büyük bir samimiyetle (buluşmayı başarmıştı. Fakat. Onun da beni. Anarşistler Katalon-ya'da hâlâ fiilî denetimi ellerinde tutuyorlardı ve devrim henüz en canlı safhasını yaşıyordu. benim onu sevdiğim kadar sevdiğini ümit ederim.habbet duymak ne tuhaf! Sanki. İşin başından beri orada bulunan birisine. Çünkü o sırada ve o atmosferde. Şöyle üstünkörü bakıldığında Barselona. Hemen hemen bütün kiliseler kundaklanmış. görünenin gerçekten olup bittiğine. bu zaman parçasını. ikimizin de ruhu. tasvirleri de yakılmıştı. Hatta ayakkabı boyacıları bile devletleştirilmişti. (bangır bangır devrimci şarkılar yayınlanıyordu. Garsonlar ve dükkân hizmetkârları dosdoğru gözünüzün içine bakıyor ve size onların eşitiymişsiniz gibi davranıyorlardı. 1935 yahut 1905'i olduğundan çok daha tamamiyle unutturdu. «şık-giyimli» bir Allah'ın kulu yoktu. cephe hattının ilerisindeki gri suratlı. çünkü hepsi müsadere edilmişti. İspanya'ya gazete makaleleri yazma fikriyle gelmiştim. fazladan bir anlam taşıyordu. Şehirde edindiğimiz ilk tecrübe. Kalabalığın mütemadiyen oradan oraya aktığı. onu bir daha asla göremedim. Her dükkân veya kahvehanede. ama uğrunda çarpışmaya değer bir şeyler yaşandığını hemen farkettiğim. devletleştirildiğini belirten bir yazı asılıydı. hoparlörlerden gün boyunca ve gecenin geç saatlerine kadar. Ve söylemek (bile gereksiz. Bu olay. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım. Hiç özel binek otomobili yoktu. Her yerde devrimci posterler asılıydı : açık kırmızı ve mavi duvarlarda dalgalanan bu posterler yüzünden öbür reklâm afişleri (birer çamur lekesi gibi görünüyordu. Bütün tramvaylar ve taksilerle öbür vasıtaların çoğu kırmızı ve siyaha (boyanmıştı. sandıkları da kırmızı ile siyaha 'boyanmıştı. şehrin ana caddesi Ramfblas'dan aşağı doğru. aniden milise katıldım. benim anlamadığını.çekiç ve devrimci partilerin isimlerinin baş harfleri çiziktiril16 mşti. Ama. dosdoğru İngiltere'den gelen biri için Barselona'nın görünümü şaşırtıcı ve kuşatıcıydı. Onun anısı. Herşeyin en garibi. herkes birbirine «Comrade» (Yoldaş) ya da «Thou» (Sen) diye hitap ediyordu. (bana göre. Halbuki. Bahşiş kanunla yasaklanmıştı. ve 17 .

Savaşın başında sendikalar tarafından alelacele kurulan işçi milisleri. Aslında.burjuvazinin ya kaçtığına. ertesi günü cepheye gönderileceğim söylenmişti. Ne var ki. kadınlara gülüyor ve 19 . bu idealist İspanyollar'ın harcıâlem devrimci sloganlara nasıl da harfi harfine uyduklarını görmenin dokunaklı bir yanı vardı. kabaralı çizmelerin kışla avlusunda yankılanan tok sesini. hava hücumlarından korkulduğu için geceleri caddeler çok sönük ışıkla aydmlatılabiliyordu. Berber dükkânlarında. fukaralığı bariz şekilde görülen pek az insan vardı. Başlıca at kokusunu. bir binicilik okulu ve kaldırım taşları döşeli muazzam avlularla tamamlanan debdebeli bir taş binalar topluluğuydu. Anarşistler'in -berberlerin çoğu Anarşist idi. insan gibi davranmaya çalışıyorlardı. orospulara fahişelikten vaz geçmeleri çağrısında bulunan renkli posterlere rastlanıyordu. kış güneşinin altında uzun sabah tâlimlerini. Çingeneler hariç. çakıl taşı döşeli binicilik okulunda. İnsanlar. üzerlerinde süvarilerin isimlerinin hâlâ kayıtlı olduğu taş yemliklerin altında uyuyordu. Benim centuria'm ahırların birinde. Lenin Kışlası. dükkânların çoğu perişan durumdaydı ve yarı yarıya yok satıyordu. Kadınlar talim yaparken erkekleri binicilik okulundan uzak tutmak gerekiyordu. yaklaşık yüz kişilik «bölük» ten (centuria) ve fiilen çok sayıda askerden oluşan herhangi bir birliği ifade eden «kol»dan ibaretti. Daha önceki çarpışmalarda. Devrim zamanında pek tabii karşılanan bir şey bu. şeker ve akaryakıt sıkıntısı çekiliyordu. ve şimdilik proleter görünerek kendilerini maskelediklerini idrak edememiştim. Gelin görün ki. halkın mutlu ve ümit dolu olduğuna hükmedebilirdi. Bütün bu saydıklarımın yanısıra savaşın keder verici atmosferi hüküm sürmekteydi. müstehzi uygarlığından gelen herhangi biri için. Atların hepsi gasbedilmiş ve cepheye gönderilmişti. hayat pahalılığı ise hâlâ fevkalâde düşüktü.vakur bir dille. Komuta birimleri. süt bulmanın ise mümkinâtı yoktu. devrime ve geleceğe imân söz konusuydu. ekmek kuyrukları sık sık yüzlerce yardayı buluyordu. berberlerin artık köle olmadıklarını bildiren ilânları asılıydı. henüz düzenli ordu temeline göre örgütlenmemişti. milislerin karılarından ayrı olarak. İşsizlik yoktu. O günlerde ben hep Lenin Kışlası'ndaydım. doğal olarak. Herşey bir yana. kapitalist makinanın dişli çarkları gibi değil de. Okuma yazması olmayan bir milisin bu türkülerden bir tane satın alıp zahmetle kelimeleri hecelediğine ve sonra sözlerin mânâsını kavrar kavramaz. Kışlada yaklaşık bir hafta kaldım. ya öldürüldüğüne ya da gönüllü olarak emekçilerin saflarına geçtiğine inanmıştım. Sayıları çok olmamakla birlikte hâlâ miliste hizmet veren kadınlar vardı. sokaklar ve binalar bakımsızdı. Et ender bulunuyordu. ilk kez. Kışlada muh-temelen bin erkek ile. yeni bir centuria'nın (bölük) hazırlanmasını beklemek zorunda kaldım. aniden bir eşitlik ve özgürlük çağının doğduğuna inanılıyordu. Faşist hatlarının ötesinde dinledim). bir süvari kışlası olan bu binalar Temmuz çarpışmaları esnasında işgal edilmişti. Şehir kasvetli ve derbeder (görünüyordu. Bu dönemde bile. ve ekmek (gerçekten kıttı. Çünkü. O günlerde hep devrimci kardeşlik ve Musso-lini'nin günahkârlığından dem vuran. en sâfîyâne türden devrimci türküler. Milise katıldığımda. insanların fikirleri değişmeye başlamıştı bile. İngilizce konuşan ırkların kül yutmaz. güya cephe için eğitim görüyordum. kalk-borusunun titrek sesini (bizim borazancıların hepsi amatördü -doğru dürüst İspanyol boru sedalarını. ellişer kişilik takımlarla yapılan sert futbol maçlarını hatırlıyorum. ortalıkta hiç dilenci yoktu. uy18 gun bir nağmeyle söylemeye başladığına çok sık şahit oldum. Sokaklarda. sokakta tanesi birkaç kuruşa sa-tılmaktaydı. Kömür. Yine de insan. otuz kişilik «müfreze»den. yemek pişiren yirmi küsur de kadın bulunuyordu. kadınlar da erkeklerle omuz omuza savaşmıştı. Hali vakti yerinde burjuvaların büyük bölümünün düpedüz sindiğini. ama her yer hâlâ at sidiği ve çürümüş yulaf kokuyordu.

Halbuki bir kaç ay evvel. çok komik bir şekilde «talim» adını verdikleri şey başladı. her öğün bir sepet dolusu ekmek atılıyordu. boş kılıç kınları ve çürüyen yiyecek yığınlarına rastlanıyordu. dudaklar şişeye değdirilmeden şarap içilebiliyor ve porrön elden ele dolaşabiliyordu. liderinin «her milisin bir battaniyeye kavuşması» için uğraşacaklan şeklindeki bir beyanâtına rastladığımı hatırlıyorum. Beri yandan. Barselona'nın arka sokaklarından gelmiş onbeş onaltı yaşında delikanlılardı. böylesi bir ifade tüylerinizi diken diken etmeye yeter. hemen greve gittim ve bir içki kabı talep ettim. dolayısıyla da kimin ne aldığını kesinkes bilmek mümkün olmuyordu. «çok tipli» (multiform) demek. sağlam yapılı. bir başkasınınki ise yünlüydü. samîmi ve ateşli bir Sosyalist idi. gömlekler ve çoraplar ise pek âdi şeylerdi ve soğuk havada hiç bir işe yaramıyorlardı. daha münasip olurdu.Yiyecek. Bu porron. cepheyi teftişten dönen bir P.U. her şey parça bölük veriliyor. daha çok bir idrar şişesine benziyordu. hemen sıradan çıkıp subayla hareretli bir münakaşaya başlıyordu. daha başkaları ise deri tozluklar ya da yüksek çizmeler giyiyordu. Bizi talim ettiren teğmen. ama burası İspanya olduğundan. daha doğrusu milisin işgal ettiği her binada. Porrön'un kullanıldığını ilk gördüğüm an. şayet şartlar dikkate alınırsa. Henüz hiçbir şeyin doğru dürüst örgütlenemediği o ilk aylar zarfında. muhtemelen. Sadece kışlanın benim kaldığım bölümünden. devrimin yan ürünlerinden biriydi. önceden Nizamî Ordu'da muvazzaf subaylık yapmış. Orduda herkes fitilli kadifeden kısa pantolon giyiyordu ama bütün tek .O.siyah renkli eşarp takıyordu. elbiselerin dağıtılması gerekiyordu. Herkesin fermuarlı bir ceketi vardı. kırık eyer pirinç süvari miğferleri. pislik kol geziyor ve büyük bir karmaşa hüküm sürüyordu. Bütün rütbeler arasında ka21 . temiz yüzlü. Ve gariptir. Anlaşılan hu. Kimisi dolak takıyor. olağanüstü düzensiz görünüşlü bir güruhtu. trenin bizi cepheye götürmek için beklediği en son ana kadar verilmiyordu. Bana sorarsanız bu nesne. parçalanmış mobilya. Her köşede. yiğit bir gençti. Kasketin ön kısmına parti rozetini takmak âdetti. ebediyyen yağlı teneke tavalarda yemek yiyor.işlerini geciktiriyorlardı. hiç de kötü sayılmazlardı. silâh tutan bir kadına gülmek kimsenin aklına gelmezdi. Sehpalar üzerine kurulu uzun masalarda. İki ay öncesinin tarihini taşıyan bir gazetede. israfı ürkütücü boyutlardaydı. Ama. Herkesin giysileri aynı genel planı izliyordu ama kıyafeti birbirinin tıpatıp aynısı olan iki kişi bulmak mümkün değildi. Başlangıçta dehşet uyandırıcı karmaşa sahneleri cereyan etti. üzerine her basıldığında ince bir şarap huzmesi fışkırtan sivri uçlu bir musluğu bulunan bir tür cam şişeydi. Acemi askerlerin çoğu. Kışladaki ikinci günümde. Tam manâsıyla tek tip bir kıyafet ya da üniforma değildi çünkü. Disiplin diye bir şey yoktu. Kasketler neredeyse kasket giyen adam sayısı kadar çeşitliydi. Şık tavırları ve gıcır gıcır üniformasıyla hâlâ parlak bir subay gibi görünüyordu. milislerin başlarına gelenleri hatırladıkça nefret ediyorum. Bir milis «üniforma»sından bahsettim ama bu muhtemelen yanlış fikir veriyor.bilhassa siviller ekmek sakıntısı çekerken böylesine bir ziyan utanç verici. özellikle beyaz şarapla doluysa.Bu çocukları düzgün bir sıraya sokmak bile mümkün değildi. O tarihte milis kolu denen şey. üstelik bu ceketler akla hayale gelebilecek her renkte olabiliyordu. eğer askerin biri verilen emri beğenmezse. Bel kayışı ve fişek kutusu gibi en ziyade ihtiyaç duyduğumuz çeşitli eşyalar. özellikle de ekmek. Bu musluk sayesinde. ama bazısınınki deri. buna ilâveten herkes boynunda kızıl veya kırmızı . Acemi askerlere kademeli olarak üniforma dağıtılmaya başlanmıştı. Hayatınızda eğer bir defa siperde uyuduysanız. porrön denen iğrenç bir nesneden de içiyorduk.M.. şu veya bu fabrika imal ettikçe.tiplik de burada bitiyordu. Kışlanın tamamında. öbürleri fitilli kadi20 feden tozluk kullanıyor. Hepsi devrimci şevkle doluydu ama savaşın neyin nesi olduğu konusunda tamamen cahildiler.

23 . bir askeri yetiştirmek için yalnızca bir kaç günün varsa. açık arazide nasıl ilerlenir. birkaç güne kadar cepheye yollanacak bu hevesli çocuklar güruhuna bir tüfeği nasıl ateşleyecekleri. göğüslerini kabartarak umutsuzca askere benzemeye çabalıyorlardı. Her seferinde hep aynı şeyi yapıyorduk. Her patika ve geçitte. nöbetçilerin kullandığının dışında bir tek tüfek yoktu. No se manejar atmetralladora. gayet tabii ben öbür-leriyle birlikte talimlere katıldım. Bana ecnebilerin talimlere katılmak mecburiyetinde olmadıkları söylenmişti. nuh-i nebiden kalma. Bir İngiliz olarak dehşet merak uyandırıyordum. Sözüm ona eğitim dedikleri. acemi askerler 'kendilerine faydası dokunacak en ufak bir askeri eğitim dahi görmemekteydiler. sola dönüş. Çok günler geçti ve acemi askerler uygun adım yürümeyi. üstelik çoğunun üstündeki üniformalar orasından burasından parçalanıyordu. bizim teğmeni ne zaman bir köşede sıkıştırmaya muvaffak olsam. «Ne Senör mu? Bana Senor diyen de kim? Hepimiz yoldaş değil miyiz?» Bu tutumunun işini kolaylaştırdığından kuşkuluyum. sıraları bozuyor ve susuzluktan ölmüş bir halde. O sırada. makineli tüfeğin nasıl kullanıldığının bendenize öğretilmesi için feryat figan ricada bulunuyordum. Bu meyanda.O. insan içine çıkacak hale geldiğimize kanaat getirmiş olmalıdır ki. cepheye varan taze birlikler. merminin tüfeğin hangi ucundan çıktığını biliyor idiyseler.ve hepsinden önemlisi. P. Söylemek bile gereksiz. Bir gerilla ordusu için pek fevkalâdeden bir eğitimdi bu. Plaza de Espana'nm ötesindeki tepede bulunan parklarda sabah yürüyüşüne çıkarmaya başladılar. Burası. koca Lenin Kışlası'nda. Askerî eğitim diye bir şeyin mevcut olmadığını keşfedince.'da silâh kıtlığı öylesine had safhadaydı ki. başlıyordum : «Yo se manejar fusil. çiçek tarhlarının arasında. daha onbeş yaşındayken öğrendiğim bir alay saçma sapan şey. tepeden inen yolun yarısındaki ortalığı çınlatarak ucuz şarap satan dükkâna koşuyorduk. en çok ihtiyaç duyacağı noktalan öğretmen gerekir: nasıl siper alınır. anında çakı gibi hazırola geçmeyi öğrendiler ama.) Ama. hiç birinin üniforması tamam değildi.Herkes bana çok dostça davranıyordu. budalaca bir yürüyüş talimiydi: sağa dönüş. hattâ bir bombanın pimini nasıl çekecekleri bile öğretilmemişti. manana asla gelmedi. Qviero apprender ametralladora Çuando vamos apprender ametralladora?» Teğmenin cevabı her zaman tedirgin bir tebessüm ile manana makineli tüfek eğitimi yapılacağı vaadi oluyordu. Açıktır ki. Üç saat ileri geri taban teptikten (İspanyol yürüyüş nizamı küçük adımlı ve çok hızlıydı) sonra duruyor. parti milislerinin. 22 Bir kaç gün sonra. ve geri kalanı da. kışlada eğitim amacıyla kullanılacak silâh bulunmayışından ileri geldiğini kavramamıştım.M. bizi. Öyle zannediyorum ki. nasıl nöbet tutulur ve nasıl istihkam siperi inşa edilir . Câhil acemilerden biri boş bulunup kendisine Senör» diye hitap ettiğinde.tıksız bir toplumsal eşitliğin sağlanması hususunda askerlerden daha bile ısrarlıydı. bölük bölük askerler dimdik halde bir aşağı bir yukarı yürüyüp duruyorlar. Hemen cebimden Hugo'nun sözlüğünü çıkarıp dünya kötüsü İs-panyolcamla anlatmaya. bu nedenle Carabinero subayları benden azamî derecede istifade etmeye gayret sarfedi-yorlar ve bana içki ısmarlıyorlardı.U. Parktaki manzara tuhaf ve yüreklendiriciydi. silâhları nasıl kullanılır. Bu arada. (Dikkat ettiğim kadarıyla İspanyollar. Gelin görün ki. tam dönüş. (herhangi bir kıstasla dökülüyor sayılmamız lâzımken). bunun. silâhlarını cephe hattında nöbeti devraldıkları birliklerden temin etmek mecburiyetinde kalıyorlardı. üçlü sıralar halinde resmi geçit yürüyüşü. bütün ecnebilerin askerî konularda kendilerinden daha bilgili olduğuna inanıyorlardı. tarifsiz kederlere garkoldum. CaraJbinerolar'ın ve yeni oluşturulan Halk Ordusu'-na ilk kaydolan askerlerin ortak tâlim sahasıydı. Makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını öğrenmeye pek hevesliydim. Hepsi de silâhsızdı. yüzün de beliren acılı hayreti hatırlıyorum. bu silâhı hiç elime alma fırsatı bulamamıştım.

O. Huesca'-da yanıbaşlarında savaşan Fransız askerlerinden mu -habbetle bahsediyorlardı. Bu huyları öylesine kötü bir şöhret kazanmıştı ki.M. Besbelli milislerin ücreti olan günde on pesata ile milislere mebzul miktarda dağıtılan ve ihtimal. İspanyol işçi sınıfının-belki de Katalan işçi sınıfı demem daha uygun olur.tüm (bildikleri de bundan ibaretti. çoğu ülkelerden çok daha kısa süre yabancı kalınır. Fransızlar'm çok cesur olduğunu söyledikten sonra şevkle ilâve ettiler: «Mâs valien-tes gue nosotros» (Bizden daha cesurlar!) Bittabiî hemen itiraz ettim. bütün paketi almanız için sıkboğaz ederdi. Tüm milis sisteminde ciddî hatalar yapılıyordu. bugünün işi manana'ya. Bunun ötesinde. İspanyolların yabancı yardımı gizliden gizliye fena halde kıskandıklarını açıkladılar. subaylar dahil tek kelime Fransızca bilen yoktu. eşit ölçüde dehşete düşürüyordu. Ancak. Savaştaki ehliyetsizlikleri. bombalar. kelimenin alelade anlamıyla. dahil olduğum takımda. milisini yüceltmek gibi bir arzum da yok. Milise katılan her yabancı ilk birkaç haftasını İspanyollar'ı sevmeyi öğrenmekle ve kendilerine has özellikleri yüzünden öfkelenmekle geçiriyordu. Kural olarak daha geç vuku bulur. İspanyollar'-ın cömertliği. İspanya'da insanlarla ahbap olu-vermek ne kolaydır! Bir iki gün içinde beni vaftiz ismimle çağıran yirmi küsur adam oluvermişti. İspanyolca ile olağan boğuşmam devam ediyordu. Bu müşkülü aşmanın tek yolu. üstelik en iyi adamların çoğu da ya cephedeydi ya da ölmüştü. kırk yılda bir de erken oluverir. Adamdan bir siga24 ra isteseniz. ama savaşırken asla. arada sırada eve de kaçırabilecekleri ekmeğin hatırınaydı bu. makineli tüfekler ve benzeri konularda uzman olduğunu izah ettiler. dile getirdikleri şey çok anlamlıydı. İşin sonunda. ve herşeyden önce çıldırtıcı gayri dakiklikleri. Nasıl nişan alınacağını bilen daha da azdı. Katalanlar ile bir aradaydım. Yoldaşların kendi aralarında sohbet ettiklerinde Katalan lisanını tercih ettiklerinden. ve. Büyük bir heyecan içinde cephe hattında edindikleri tecrübeleri anlatıyorlardı. en ümitsiz şartlarda tekrar tekrar yüz yüze geldiğim. Bu yüzden hiçbir şeye «nasıl 25 . Bir ecnebinin öğrenmekten kaçınamayacağı İspanyolca kelime mânana "yarın" (sözlük mânâsı «sabah») idi. izinle cepheden dönen bir grup milisi hatırlıyorum. İspanya'da yemekten savaşa kadar hiçbir şey kararlaştırılan saatinde gerçekleşmez. 'bütün. buhran anlarımda cebimden çıkarıverdiğim küçük bir sözlüğü her yere taşımaktı. işim daha da zordu. bana yol yordam gösterdiler ve beni büyük bir dostlukla kuşattılar. Onbeş yaşındaki delikanlıları milise kaydettirmek üzere ana babaları getiriyordu. çünkü. Bu süre zarfında. benim olduğum gibi. Aramızda her zaman belli bir nisbetle hiç bir işe yaramaz adam bulunuyordu. koca kışlada sadece bir İngiliz vardı. Savaş sırasında İspanya'ya giden bazı gazeteciler ye öbür ecnebiler. bu tür bir duyguyla hiç karşılaşmadığımdır. Lâkin. Kışladan ayrılışım-dan birkaç (gün önce. Benim duyduğum öfke.arasına karışıp da. Bir propaganda kitabı yazmıyorum ve P. İspanyollar hile kendi kendileriyle alay ediyorlardı.Bütün söyleyebileceğim. bunun üzerine Fransızlar'ın harp sanatını daha iyi bildiğini. daha derinlere inen bir cömertliğe.U. gerçek bir ruh zenginliğine sahiptiler. Her mümkün olduğunda. Milislerin kendileri de karma bir gruptu. İspanyollar bir çok yönden harika insanlar. bir kaç Aragonlu ve Endülüslü hariç. Daha o tarihte gönüllü asker yazılanların sayısında düşüş başlamıştı. onların köklü namusluluğundan etkilenmeyecek ve herşeyden ziyade dürüstlükleri ve cömertliklerinden çarpılmayacak insan düşünemiyorum. Ben hariç. bırakılıyordu. Fakat İspanya'da. ecnebileri. bir tüfeğin nasıl doldurulduğunu benden başka bilen olmadığı meydana çıktı. cephe hattındayken bazan hiddet mertebesine erişiyordu. Bir gün silâhlı bir Carabinero yanımıza ıgeldi ve tüfeğini incelememize izin verdi. Bir İngiliz böyle bir şeyi itiraf etmektense parmağını kesip atmayı tercih ederdi. kimi zaman neredeyse tedirgin edici olabiliyordu.

harp zamanının saatte yirmi kilometreyi bulmayan süratiyle. sıkıntıdan kan ter içinde kalmış subaylar bizi kışla avlusunda bir hizaya dizmeye muvaffak olduklarında. ısınmaya çalışarak sokaklarda bir aşağı bir yukarı kaynaşıyordu. Lâkin. Fetih ve kahramanlık edebiyatı al baştan yenilendi. Son anda. hayat boyu hep beşik sallamış gibi görünüyor idiyse de. Fakat. emeklemeye taşladı. İspanyollar'a hayranlık duyuyorum.bağrışmalar. bugünse ne kadar uzak ve ihtimal dışı geliyor! Tren milislerle öylesine tıka basa doluydu ki. Yıkılmış bir duvarda sekiz yakışıklı «boğa»nm arenada falanca gün öldürüleceğini ilân eden. çok sayıda milis teçhizatını tamamlamadan kışladan ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Ramb-las'da biraz durakladık.bu aralar Barselona'da bile hemen hiç boğa güreşi 27 . bizim kuzeyli zaman nevrozumuzdan nasiplerini almadıkları için. istasyona doğru yürüyüşe geçtik. Bu kara gözlü. Ödünç alınma bir bando bir iki devrimci şarkı çalarken. Pejmürde üniformalar içinde yığınla ımilis. İaşe subayının ambarında dehşetli bir patırtıdır gidiyordu. Meselâ. bırakın koltukları. Williams'm karısı perondan koşarak geldi ve bize bir şişe şarap ile tadı sabunu andıran ve insanı ishal yapan o parlak kırmızı sosislerden verdi. Ardı arkası kesilmeyen rivayetlerden. Trenin sekizde kalkması lâzımdı. Barbastro ürpertici ve budanmış göründü. pencerelerden el sallayan kadınlar. dokuzla on arasında herhangi bir zaman kalkabilir. Kışla birdenbire yerden bitmiş gibi. normal olarak sekizde hareket etmesi (gereken bir tren. savaşın bir önceki yılına ait bir afişe tesadüf ettim. ama bizi şehir halkına gösterebilmek maksadıyla üç ya da dört mil tutan en uzun güzergâh seçilmişti. ben de zaman nevrozu yaşayanlardan biriyim. Teorik olarak. bizi görebilmek için kaldırımlara yığılan dost kalabalıklar. 2 Cepheden hayli uzak olmasına rağmen. zayıf nahif. manana'-lardan ve tehirlerden sonra daha teçhizatımızın büyük bölümü dağıtılmamışken. Tren. Sonunda. ihtimal haftada bir de. meşalenin aydınlığında dalgalanan kızıl bayrakları. Temmuz'daki sokak çatışmalarında yiğitçe çarpışmıştı. Bu tür hadiseler yorucu olabiliyor. O gün bütün bunlar bana ne kadar doğal görünmüştü. Solmuş renkleriyle nasıl da terkedilmiş bir hali vardı! O meşhur yakışıklı boğalarla yakışıklı boğa güreşçileri acaba şimdi neredeydiler? Anlaşıldığı kada-rıyla. fazlasıyla kadınsı mahlûk. erkeklerinin battaniyelerini dürmesine ve avadanlıklarını yerleştirmesine yardım eden bir alay kadınla doluverdi. iki saat içinde cepheye hareket etmemiz emredildi.olsa geç olur» diye güvenemezsiniz. o velveleci bağrışmayı ve çizmelerle teneke tavaların çıkarttığı takırtıyı. dürülmüş battaniyelerini omuz kayışı gibi göğüslerine çapraz takmış milis kümelerini. saat sekizi on geçiyordu. sırt çantalarını omuzlarına atmış. her bir yanda uçurulan kızıl ve kırmızı siyah bayraklar. O sırada. zeminde bile oturacak yer yoktu. yedi buçukta kalkacağı tutar. işin sonunda. tepesinde dalgalanan muazzam bir kızıl bayrağın altında duran siyasî komiserin Katalan dilinde söylediği nutku. maateessüff. Meşale tutuşturma sahnesini gayet canlı hatırlıyorum. ve en nihayet sessizliği sağlayan o dehşetli ve ba26 şarılı ıslığı. Katalonya'dan Aragon vadisine doğru. makinistin aklına öyle estiği için. savaşın patlak verişinden tam on ay sonra doğacak ve belki de bir barikatın gerisinde peydahladığı çocuğuna hamileydi. Yeni meşin fişek kutumu nasıl takınacağımı İspanyol bir genç kızın (öbür İngiliz milis "Williams'ın karısı) göstermesi biraz gurur kırıcıydı doğrusu. O şamatayı ve heyecanı. Ancak. alabildiğine iyimserlik.

ufalanmış saman. köşeleri gübreyle kabuk bağlamış biçilmiş soğuk tarlaları hatırlamadan edemiyorum. Birliklerin daimî geliş . bizden ayırdedilecek hiçbir yanlarının olmayışı beni çok şaşırtmıştı. Aragon köylerinin alışılmadık sefilâne yoksulluğundan etkilenmeden gezmenin mümkün olmadığına inanıyorum. Comite de Guerra'ya gidip duvardaki sıra sıra kurşun deliklerinden -delikler tüfek salvolarının marifetiydi. kemikler. Askerden arınmış bölgede bir iki gün oradan oraya kaçtıkları için aç olmaları pek doğaldı ama hep müzafferâne bir edayla Faşist birlikleri29 . Biribirine sokulmuş çamur evler ve kiliseyi çevreleyen taş yığınlarıyla bir kale gibi inşa edilmiş bu köylerde. Ne zaman savaştaki ilk iki ayımı düşünsem. zaten hiç olmamıştı. Dar toprak yollar kimi yerde iki ayak derinliğinde birer çamur deryasına dönüşmüştü. Benim de dahil olduğum bölüğü kamyonlar önce Sietamo'ya. Kilise ve etrafındaki çeyrek millik saha uzun zamandan beri hela olarak kullanılmaktaydı. Bu yollarda tekerlekleri patinaj yapan kamyonlar güçlükle ilerliyor. Berbat bir soğuk vardı. Yine de İspanya'nın bu bölgesinde. sonra batıya doğru Zaragoza önlerindeki cephenin tam gerisine düşen Alculbierre'ye gönderdiler.baktığınızda. yırtılmış gazeteler. Bastığınız yere dikkat etmeden yürüyebileceğiniz bir yardalık toprak parçası bile bulunmuyordu. Evlerin hiçbirinin bahçesi yoktu. nereden geldiği anlaşılmayan yoğun bir sis her yanı sarıyordu. köylüler ise. Sietamö için. Alcubierre'nin sahip olduğu tüm manzarayı görebiliyordunuz. Şehrin bazı kısımları şarapnelle paramparça olmuş. Aşağı pek az yaralı taşındığına göre. İki gün geçtiği halde. yukarda cephe hattında işler hayli sakindi anlaşılan. birbiri ardına dizilmiş. samandan ise daha iyi. Bence bu. Arada sırada birkaçı birleşip cephenin bizim tarafımıza kayma tehlikesini göze alıyorlardı. ufalanmış saman kümelerinde eşelenip süratle uykuya daldığımız bir katır ahırına götürdü bizi.yapılmıyordu. Şimdi deniz seviyesinden 1. evlerin çoğu da yoğun tüfek ateşi yüzünden çiçek bozuğuna dönmüştü. Gece geç saatlerde Alcubierre'ye vardık.gidişleri köyü tarifi imkânsız derecede pis bir hale sokmuştu. Alcubierre hiç isabet almadığından cephenin hemen gerisindeki çoğu kasabadan daha iyi durumdaydı. İçinde uyuduğumuz kümenin ekmek kabukları. çünkü. ama biçilmiş kuru ot kadar değil. bize hâlâ tüfek tevziatı yapılmamıştı. asker kaçaklarının artacağı kuşkusuzdu. kazurat ve tefessüh eden yiyeceklerin çıkardığı pis kokuydu. içinde uyumak için hayli iyi. yalnızca arka avluda katır gübresi birikintilerinin üstünde kümes hayvanları seke seke dolaşmaktaydı. Köye vardıklarında genellikle kurt gibi acıkmış oluyorlardı. Artık cephe hattının yakınına gelmiştik -savaşın karakteristik kokusunu alacak kadar yakın. barış zamanında bile. Birisi çamur bataklarının arasından. nedendir bilinmez ülkenin en iyi matadorları Faşist idi. bezgin askerlerdi. Bu asker kaçakları hayatımda gördüğüm ilk «gerçek» Faşistler idi. bahar aylarında bile bir tek çiçeğe rastlayamazdınız. cepheden köye muhafız refaketinde getirilen Faşist asker kaçaklarıydı. kesinlikle Anarşistler'in eline geçtiği Ekim'e kadar üç defa savaşılmıştı. Başlıca heyecan kaynağı.500 ayak irtifada idik. Eğer akrabaları Faşistler'in elinde bulunan bölgelerde yaşamasa. Cephenin karşı tarafındaki birlikler aslında Faşist falan değildi: savaş patlak verdiğinde silâh altında bulunan ve kaçmaya dünden razı. Haki renkli tulumları dışında. sıçan leşleri ve kertikli süt tenekeleriyle dolu olduğunu keşfettiğimde şafak sökmüştü. kimi yerde sayıları altıyı bulan katırların çektiği hantal yük arabalarını sürüyorlardı. bu yüzden siste saatlerce dolaştık durduk. çünkü burada çok sayıda Faşist kurşuna dizilmekteydi. Kamyon şoförü Sietamo ile Aleubi-erre arasında bir yerde yolunu kaybetti (bu savaşın vak'a-i âdiyyelerinden biriydi). Temiz olduğu takdirde. Yağmur ve sisin bir28 birini takip ettiği iğrenç bir hava hüküm sürüyordu. Umumî hela veya lâğım türü birşey bulmak söz konusu değildi.

hayatları boyunca ellerine hiç silâh almamışlardı ve öyle zannediyorum ki pek azı nişangâhın ne işe yaradığından haberdardı. Kaçaklardan birini. uzun boylu. damgalanmıştı ve sanki görünüşünde bir tuhaflık olduğunun farkmdaymışcasma garip yürüyordu. sonra saflar halinde dizildik. Bu sahnenin. sürgüsü sıkışmıştı. Ondokuz yaşında. Hayli merhamet uyandırıcı (bir sahneydi. etrafından çember olmuş kendisini seyreden milisleri asabı nazarlarla inceliyorduSanırım. bulanık bir fotoğrafını çekmeyi becermiştim. yürekli Belçikalı yoldaş Georges Kopp siyah bir atın üstünde ilerliyordu. muharebelere iştirak edecek kadar değilse bile. avadanlığımızı sırtımıza 30 bağladık ve yaklaşık üç mil ötedeki cephe hattına doğru yola düzüldük. Şu anda cephe hattının hayli sakin olduğunu biliyordum ama çevremdeki adamlardan. Yol geçen yılki hasattan beri hiç dokunulmamış sarı ve kıraç tarlaların arasından büklüm büklüm kıvrılıyordu. Alcubierre'deki üçüncü sabahımızda tüfekler geldi. Onu köye getiren silâhlı adam durmaksızın omuzunu okşuyor ve emniyet telkin edici sesler çıkarıyordu. geri zekâlı bir ufaklığa verilmişti. Tüfeklerin çoğu eşit ölçüde kötüydü. fena halde rüzgâr yanığı. İmalat tarihi 1896 olan bir Alman mavzeriydi bu yani yaşı kırktan fazlaydı! Kir pas içindeydi. başlarında beyaz ata binmiş (bir muhafız olduğu halde. Unutulmaz bir gün. Bu kafile. On yıllık olan en iyi tüfek. kendisine pitoresk pozlar takınıyordu. bir tava dolusu güveci umutsuz bir süratle gövdeye indirirken. soğuk beni düşmandan daha çok korkutuyordu. Soğuk korkusu Barselona'da geçirdiğim günler boyunca. hiç kuşkusuz çatlatana kadar sürüp helak etmekte olan milis gücüne devredilmişti. Milislerin çoğu. Büyük Savaşı hatırlayacak kadar yaşlıydım. Artık cephe hattına. Kolun başında kızıl bayrağın yanında. elden ele fişekler dağıtıldı. Aralarında yürüdüğüm insanlara bir kaç 31 . hattâ siperlerdeki soğuğu. onbeş asker kaçağı birden çıkageldi. tüfeğin nasıl doldurulacağı ve süngünün nasıl parçalarına ayrılacağından ibaret. İçten içe korkuyordum. Tuhaf görünecek ama. Seksen kişi ve çok.U. Devrim esnasında İspanyol süvari alaylarının. herkesin marıcon (ibne) diye tanıdığı on beş yaşında. bombalara. Önümüzde ise Alcubierre ile Zaragoza arasında uzanan alçak dağ silsilesi görülüyordu. bir zafer nişanesi gibi köyde dolaştırıldı.bu kana susamış «Kızıllar» m yemeğini bitirir bitirmez kendisini kurşuna dizeceklerinden şüpheleniyordu. tahta namlu mafhazası çatlaktı. gümbürdeyen top gülleleri ve sıçrayan çelik parçaları. çizmemin konçlarından içeri dolan yarı donmuş çamuru düşünmekten kaç gece gözüme uyku girmemişti. tan yeri ağarırken dondurucu soğukta tetikte duruşları. muhteşem atlarından çok sayıda ele geçirilmişti ve hepsi. . herşeyden önce de çamur. buz tutmuş bir tüfekle saatlerce nöbet bekleyişleri. Kaba koyu sarı çehreli bir çavuş. Bizimle birlikte gelen biçare hayvanın üstüne kocaman harflerle P.Bana göre harp. Ayrıca. katır ahırında tüfekleri dağıttı. Her milis kolunun kendisine maskot seçtiği en az bir köpeği oluyordu. bit. bir köylünün evinde karnını doyururken seyrettim. beş dakikalık bir «eğitim» yaptı. en çok bilgi sahibi olana en iyi tüfekleri vermek gibi bir çaba da gözlenmiyordu. bazısı daha bile beter haldeydi.nin açlıktan kırıldığının kanıtı olarak (gösteriliyordu. tüfek ağzından içeri şöyle bir göz atmak tüfeğin paslandığını ve asla iflah olmayacağını keşfetmeye yeterliydi. Bana verdikleri nesneyi görür görmez resmen şoke oldum. açlık ve soğuk demekti. elbiseleri yırtık pırtık bir delikanlı. onları. Onun biraz ötesinde. hiç aklımdan çıkmamıştı. Adam başına elli adet olmak üzere.M. daha sonra çaldırdığım.O. ateşin yanına çömelmiş. üstelik. eşkiya kolunu andıran milis süvarisinden bir delikanlı tepede yerden külliyetli miktarda toz kaldırarak atını ileri geri zıplatıyor. Çavuş 'bize. sayıda köpekten müteşekkil centuria düzensiz bir halde yoldan yukarı kıvrıldı. gözleri fıldır fıldır. makineli tüfeklere ve çamura yaklaşıyorduk.

bizim gerçek birer asker olmadığımız o irtifadan bile görülebilirdi. duyuluyordu. savaşın bu döneminde daima çok pis olan solgun ve heves dolu yüzlü. böylesi bir dağlık ülkede imkânsız olduğundan. Daha yakma geldiğinizde ise. Üç aydır cephe hatundaydılar. Önümüzde bir yerlerdej kayalık tepeler arasında garip bir akis yapan tek tük tüfek ateşi. Acaba pilot. pek tipik bir şekilde. patlayan hartuç sandığının kıymıkları yüzünden şerit şerit yırtılmıştı. İstihkâm siperinin önünde kayalara oyulmuş dar bir siper düzeni oluşturulmuştu. Wiliiams. Bir koyun sürüsünden çok daha gayri nizamî sürükleniyorduk. Tepesinde dalgalanan kızıl bayrağı ve siper oyuklarından tüten dumanıyla. sığınağından çıkıp bizi selâmladı. her yerde kireç taşı görülürdü. nasıl becerdiyse. yüzü kan revân içinde istihkâm siperinden gerisin geriye koştuğunu gördük. Cephe hattının bu kısmı. gür siyah saçlı. bir «bang» sesi daha işitildi. Asıl adı Levinski olduğu halde herkesin Benjamin diye çağırdığı.O. «Visca P. bu düpedüz. Biz tam avadanlığımızı sırtımızdan atmış. sola kıvrıldık ve dağın yamacından dolanan dar bir katır yolunu tırmandık. mütemadî bir siperler dizisinden oluşmuyordu. son derece ilkel mazgal delikleriyse kireçtaşı kümelerinden yapılmıştı. çoğunun sakalı uzamıştı.nazar atfettikçe de. içinde barınılabilir intibaını veren en yakınımızdaki ilk ve boş sığmağa daldık. iki mil kadar bir mesafe katettiğimizde. üniformaları çamur kaplıydı. kazurat ve paslı tenekelerden oluşmuş derin bir çöp yığını. Bu bağırışların savaşçı ve korkutucu olması kastedilmişti ama çocuk hançerelerinden çıka çıka kedi enciklerinin viyaklaması gibi dokunaklı sesler duyuldu. Kısa boylu. pike yapar ve makineli tüfeğini ateşler miydi? Çünkü. at nalının üstünde bir başlık gibi görebilirdiniz. Sıçan delikleri misali toprağa oyulmuş otuz ya da kırk sığınak vardı. Mevzinin hemen gerisindeki yarıkta ayların süprüntüsü birikmişti . Tüfeğini ateşlemiş ve. Siperlerin ve iç siperin arkasında çeşitli noktalara 33 . bizim bölükteki çocuklardan birinin. Bu bizim. Cepheye yakınlaştıkça. Kafatası derisi. kolun bir ucu görünmez olmuştu. her bayırın tepesine oturtulan ve hep «mevzi» denen. Bizim varışımızdan sonra cepheyi terkedecek olan bölük avadanlıklarını topluyordu. adam dediklerimizin yarıdan fazlası çocuktu . nasıl kullanacaklarını bilmedikleri eski püskü tüfekler taşıyan bu pejmürde çocuklar olduğunu düşünmek. yirmi beş yaşlarında bir delikanlıydı. Atnalı şeklindeki yassı tepeleri ve derin ırmaklara inen çok sarp yamaçlarıyla. çünkü en büyüğü on-altı yaşındaydı. Ne menem bir güruha benzediğimizi imkânı yok tasavvur edemezsiniz.basbayağı çocuk demek istiyorum. Polonya doğumlu bir Yahudi iken anadili olarak Fransızca konuşan mevzi komutanı yüzbaşı. «Fascistas maricones» ve benzeri sloganları haykırmaya başladılar. Akşamüstü ilk nöbetimizi tuttuk ve Benjamin bize mevziyi gezdirdi. insanı ürkütüyordu. kısmen de kireçtaşı topaklarından yapılmıştı.ekmek parçalan. Mevzi yaklaşık elli yarda genişliğinde yarım daire biçimindeydi. Başımızın üstünde bir kaç mermi çatırdayıp duruyordu. uzaktan. sığmaktan dışarı emekliyorduk ki. İspanya'nın bu bölgesindeki dağların teşekkülü bir garipti. tahkim edilmiş mevziler zinciriydi. bir tür dehşete kapıldığımı itiraf etmeliyim. istihkâm siperi ise kısmen kum torbaları. burun delikle32 rimden haftalar sonra dahi bir türlü çıkmak bilmeyen. son derece mutlu ve heyecanlıydılar. Ve. Cumhuriyeti savunacak kişilerin. kendi kendimize verdirdiğimiz ilk zayiat idi. en nihayet cepheye gidiyor olmaktan ötürü. Yüksek yamaçlarında bodur çalılar ile süpürge otundan başka bir şey yetişmez. ne olurdu diye merak ettiğimi hatırlıyorum. Dağ silsilesine vardığımızda. zahmet edip. sürgüyü patlatmıştı. çizmeleri lime İlmeydi. tiksinti verici tatlımtırak kokuyu duyabilirdiniz. en önde kızıl bayrağın yanındaki gençler.U.M!». kum torbalarından yapılmış sefil bir barikattan oluşan mevziinizi. Tepemizden o anda bir Faşist uçağı geçse. ben ve Williams'ın İspanyol kayınbiraderi. Gelin görün ki.

nerede?» Benim siper savaşından anladığıma göre. Düşman. bir tek kuşa bile rastlanmıyordu. üzerimden ilk kurşun geçtiğinde başımı eğmeyeceğime dair kendi kendime söz vermiştim. Kışın Zaıagoza cephesinde bunlar. uzakta. tam karşıdaki çıplak tepede. tüfeğiyle siyah noktaları işaret edip duruyor. böylesine ıızak bir menzilden ve elimizdeki türden tüfeklerle bir adama isabet ettirmenin imkânsız olduğunu izah etmeye çabaladım. bir taraftan öbür tarafa sekip duruyor. bir an için. arasıra oraya buraya sıçradıkları görülen. Uzaktan grimsi iki küçük heykelcik gibi görünen iki Faşist. bir taş atılmasını bekleyen bir köpek gibi. so34 lumdaki asker siperinden çıkıp pek İspanyolvarî bir edayla yanıma sokuldu ve ateş açmam için beni kışkırtmaya başladı. Kaza eseri olmadığı taktirde. mazgal deliğinden dışarısını dikizledim. hedef gözetmeksizin dehşetli bir tüfek ateşine başladılar. Kısa bir süre sonra. heyecan dolu bir feryat duyuldu. Ama asker daha çocuktu. derenin öbür tarafında tam karşımıza düşen tepede hayal meyal seçilen istihkâm siperini ve kırmızı . istihkam siperinin gerisinde. Ne var ki. 3 Siper çarpışmalarında beş unsur önemlidir: yakacak odun. bazen de. Beklenmedik bir baskının her an olabileceği geceler dışında. düşman en sonuncusu olmak üzere.serpiştirilmiş oniki nöbetçi noktası vardı. Nokta gözden kayboldu. siperleri çok iyi gizlenmişti— sonra. Siperin önünde dikenli tel uzanıyordu. önemlerine göre böyle sıralanıyorlardı. yukarıya tırmanıyorlardı. Hayatımda bir insana ilk defa ateş ediyordum. her şey gri ve soğuktu. Tüm hayatım boyunca. kara böcekler35 . Benjamin'in işaret ettiği noktayı hayretler içinde farkettim: en az yediyüz metre ileride. hevesle sırıtıyordu. Ateş etmenin hiç bir yararı olmayacağı aşikârdı. bir askerin siyah bir nokta gibi görünen başı. Benjamin en yakınındaki adamın tüfeğini kapıp hemen nişan aldı ve tetiği çekti. ama galiba insan insiyakı hareket ediyor ve hemen herkes en az bir kez böyle bir şey yapıyor. hiç kimsenin düşmana aldırdığı yoktu. Yeni gelen askerler. «Düşman nerede?» Benjamin elini coşkuyla dalgalandırdı.yeşil bayrağı —Faşist mevzii— gösteriyordu. Sonunda. bunun hiç de hayır a alâmet olmadığını düşündüm. hiç bir yerde hayat belirtisine. Karınca kadar minnacık Faşistler'i görebiliyordum. mum ve de düşman. küstahça duralayıp bakıyordu. Cephede gördüklerim bende büyük bir bezginlik yaratmıştı. Kurşunun adamı sıçratacak kadar yakınına düştüğünü umarım.» (Benjamin İngilizce —dünya kötüsü bir İngilizce— konuşuyordu. Tarif edilemez bir sukut-i hayale uğramıştım. Fakat tam bu esnada. kurşunun biri şeytanî bir çatırtıyla kulağımı sıyırıp geçti ve gerideki arka siperine saplandı. sonra. siperlere girer girmez. nişangâhımı yediyüz metreye ayarladım ve ateş ettim gitti. yiyecek. Heyhat! Başımı eğiverdim. Faşist siperini bulmaya çalışarak. Klik! Mermi patlamadı.) «İyide. Faşistler' in elli veya yüz yarda ötede olması gerekiyordu. Adamlara hiç de yakın değildik! Bu menzilde tüfeklerimiz kesinlikle hiç bir işe yaramazdı. tepenin yamacı dibi görünmeyen dereye doğru kayıp kayboluyordu. Zahmet edip başımı siper seviyesinden aşağıda bile tutmuyordum. «Oğada. tütün. Tam karşımızda tek tük sarp kayalıkların görüldüğü çıplak tepeler vardı. Buna savaş mı diyorlardı?! Düşmanla herhangi bir temasımız bile yoktu. Ama hiçbir şey göremiyordum —anlaşılan.

ve bu cephede. Anarşistler kırınızı ve siyah. nöbet tutmak. pejmürde ve pis adamlardan bir küme.sarı . ama bu ateş hep uzakça menzillerden oluyordu. geniş çaplı bir harekâtı olanaksız kılmış. Sağımızda. âni kanat sesleri geceleyin insanı ürküten keklik sürülerinden ibaretti. devriye gezmek. İspanya'da geçirdiğim tüm o zaman boyunca çok az çarpışma gördüğümü söylemeliyim.M. Burada.C. mevzii vardı. Cumhuriyet'e sâdık kalanların elindeki Robres şehriydi. biçimleri kar yüzünden günden güne değişen daha başka tepeler vardı. Bir süre sonra. Ekim başlarında. eğer her mevzide bir bayrak sallanmasa. karın hiçbir zaman erimediği heybetli doruklarıyla Pireneler havada yüzer gibi görünüyordu. siper kazmak. saatin akrebinin yediyi gösterdiği yönde. Ovanın ortasına zarlar atılmış gibi birkaç küp serpilmişti. Kuşkusuz. Mart ayında Huesca çevresinde yoğun çarpışmalar başladı. genellikle güvenli sayılırdı. Ocak'tan Mayıs'a kadar Aragon cephesindeydim. çok sık ağır makinalı tüfek ateşi altında kalıyordum. tuhaf bir biçimde. hiç de kolay anlaşılır birşey olmayacaktı. Faşistler genellikle kralcı bayrağı (kırmızı sarı . ama ben bu olaydan önce yaralanmış ve saf dışı olmuştum. Böylesine bir savaşın sonunun gelmeyişi! Daha önce. devriye gezmek. Sık sık. bu yüzden çevreye boş konserve kutularının karmakarışık saçıldığını ve herşe-yin bokla kaplandığını unutabilseydiniz. Sabahları vadi sık sık bir bulut denizinin arasından düz ve mavi olarak yükselir ve görünüş. Huesca'ya karşı bir tek gün içinde binlerce insanın öldüğü feci bir saldırı yapıldı. sivri noktalarının üstünde birçok küçük Faşist karakollarının benek benek yayıldığı mahmuz gibi bir tepenin karşısında da bir P.. her ordu siper kazıp kendi zaptettiği tepeye yerleşmişti. Bir şehir kâtibinin hayatı kadar olaysız ve neredeyse bir o kadar düzenli bir hayat. ve P. Zaragoza'nın çevresindeki tepelerde önemli olan. aldırış etmek tenezzülünü göstermedikleri tüfek atışlarının izlediği. P. beyhudeliğine şaşardım. Çok uzakta. 37 . bir geri zikzak biçiminde uzanan. ama bana pek az iş düştü. Aşağıdaki ovada bile herşey ölü ve çorağa benziyordu. Ne var ki. bu. durgun savaş halinin karışık can sıkıntısı ve rahatsızlığıydı.O.kırmızı). Sırası gelmişken.U. Huesca'da bile_ insan bir parça ihtiyatlı davranırsa. Bütün gün ve gece boyunca gayesiz kurşunlar boş vadilerde vızır vızır geziyor ve yalnız pek küçük bir olasılıkla bir insan vücudunda yerini buluyordu. bazen de Cumhuriyetçi bayrağı (kırınızı . Bir ileri. bir çeşit saksağanla.S.M.mor) kullanıyorlardı. Gökyüzünde hemen hiçbir zaman kuş olmuyordu. Normal olarak savaşın dehşet verici yanları diye düşünülebilecek şeylerin çok azı başıma geldi. asker. Nöbet tutmak. Hayatımda kuşların bu kadar az olduğu başka bir ülke gördüğümü sanmıyorum. kırmızı. dağ silsilesi güneydoğuya doğru kıvrılıyor ve geniş ebrulî bir vadi bırakarak Huesca'ya doğru uzanıyordu. Faşist ya da Cumhuriyetçi. solumuzda. arttı bile). bir fotoğraf negatifine benzerdi.O. Ocak ile Mart'ın sonlarına kadar hemen hemen hiçbir şey olmadı.U. o da yine P. sözde cephe hattı denilen şey.. siper kazmak. Her tepede. Teruel'deki çarpışma bir yana. Her dağ tepesinin birlikler tarafından işgal edildiğini. U.S. soğuktan titreyerek bayraklarının çevresinde dönüyor ve ısınmaya çalışıyordu.U. yavaşça havada süzülen kartal sürüleri görülüyordu.C. Hiçbir uçak yakınlarımda bir yere bomba atmadı. çevredeki kış manzarasına sabit gözlerle bakar. bana elli yardalık bir uzaklığın içinde hiçbir top mermisi patlamadı ve göğüs göğüse çarpışmaya da yalnız bir kere katıldım. Arasıra görülebilen kuşlar. Pek seyrek olarak da. Haziran'da. Huesca'nın daha ilerisinde bizimkilerle aynı düzende. görünüş harikuladeydi. tüm bu tepeler için vahşi çarpışmalar yapılmıştı.' lu olan küçük bir ileri karakol.di düpedüz. 36 silâh ve özellikle topların yokluğu. (Bir keresi yetti de. Tam karşımızdaki tepeler fil derisi gibi kırış kırış ve griydi. Sağımızda. İki ordunun da asıl uğraşısı ısınmaya çalışmaktı.

Milis gücünde sık sık. Benim kesimin fırlama oğlanları ancak ayaklarından çekip sürüklenerek sığmaktan çıkartabiliyorlar ve daha sırtımızı döner dönmez. ama bazen cephe hattına kaymayı becererek hepimiz için ortak bir tehlike oluşturuyorlardı. «siyasî almayan» ve aşağı yukarı olağan kurallara göre örgütlenen. Katalonya milis güçleri hâlâ savaşın başındaki esaslar üzerindeydiler. «şaka» diye sığınağın ateşine bir el bombası attığını hatırlarım. özellikle ilk başta. Başlangıçta. Bereket. birdenbire çok küçük görünüveren bir fidanın arkasına sindim. bu çocuklar cephe gerisinde hafif işlerde kullanılıyorlardı.Geceleri ve sisli havalarda vadiye. çatırdayan çalılar ve takırdayan kireçtaşları arasında gürültüsüz ilerlemek çok güçtü. beni fena halde telâşlandırarak birçoğunun tepeden aşağı. Kuş uçuşu ile en yakın Faşist karakolu bizimkinden yediyüz metre uzaklıktaydı. az bir zaman sonra. Cepheye varır varmaz onbaşı. milis güçleri. ama tek geçilebilir yoldan giderseniz bir buçuk mil tutuyordu. geceleri mevzide gereği gibi nöbet tutturmak hemen neredeyse olanaksızdı. Aslına bakarsanız. Küçük bir canavarın. Faşistler'in içeride konuştuklarını ve şarkı söylediklerini işitebiliyordum. yolun girdisini çıktısını. aslında hepsi birer siyasî örgüt olan çeşitli sendikalar ve siyasî partiler tarafından toplanmışlardı. Milisler merkezî hükümete olduğu kadar kendi partilerine de bağlıydılar. parti milis güçleri ilkece bununla birleştirilmişlerdi.ön iki kişilik bir muhafız mangasının 38 komutanı. ense yapılacak bir İşe hiç benzemiyordu. gürültüsüzce tüfeğimi kurmaya çalıştım. Dahası var. Fakat uzun zaman. Bazen bütün gün boyunca devam eden ve tepelerin doruğuna yapışıp vadileri açıkta bırakan yoğun sis geceden daha iyiydi. Ve çok uzun bir süre böyle kaldılar. karanlık vadilerde başıboş dolaşmak oldukça eğlenceliydi. devriyeler gönderiliyordu. siper savaşının ayrılmaz bir parçası olan uykusuzluğa dayanamıyorlardı. üstünde mermi deliği olan bir deri kasket ve besbelli bizimkilerden kalma bir kırmızı bayrak. karakolu bırakıp sığınağa süzülüyorlardı. Bu yaştaki çocuklar asla cephe hattında kullanılmamalıydılar. Cobo'luk. seslerini dinlemek için dikenli telin oraya doğru süründüm. tüm 39 . Tepenizde serseri kurşunlar kuşlar gibi ötüşerek uçuşurken. Bayrağı alıp mev-ziye götürdüm— insafsızca yırtıp temizlik bezi olarak kullandılar. ancak birbirini izleyen seyahatler yaparak ve her keresinde yeni işaretlere dikkat ederek bulabilirdiniz. Çok yoğun bir sis vardı. Her nedense başka yöne gittiler ve benim görüş alanıma girmediler. Monte Pocero'da onbeş yaşından küçük kimsenin bulunduğunu sanmıyorum ama yaş ortalaması kesinlikle yirmiden aşağıydı. Bu dönemde. 1937 başlarında. Devriyelik hiç makbul bir iş değildi. korkunç soğuğa rağmen siperin duvarına dayanıp derin bir uykuya bile dalıyorlardı. mevzimizi hallaç pamuğu gibi ata-bilirlermiş gibi geliyordu bana. bizimle Faşistler' in arasına. Kural olarak. eğitilmemiş bir güruhtu. Faşist hatlarına giden yolu ancak üçüncü yada dördüncü girişimde bulabildim. bana doğru geldiklerini duydum. Korkudan. Kocaman pürüzlü uçurumlarda patika ya da dağ yolu cinsinden hiçbir şey yoktu. hemen hep Faşistler'in bölgesinden göçmen olarak gelen ve bakılsınlar diye en kolayından milis kaydedilen onbir oniki yaşlarında çocuklara rastlıyordunuz. dışarısı çok soğuk ve kaybolmak çok kolaydı. Bu tepelerin yamaçlarında. düşman fazla atılgan değildi. bazı geceler. Centuria. onların deyişiyle cobo olmuştum . Sonra. ne kadar istersem o kadar sık devriye çıkmak için izin alabileceğimi keşfettim. Çünkü. Saklandığım fidanın arkasında önceki çarpışmaların bir sürü yadigârı ile karşılaştım —bir yığın boş fişek kovanı. hava tabancaları kuşanmış yirmi erkek izci ya da oyun labutları ile silâhlanmış yirmi kız izci. Franco'nun başkaldırısının ilk günlerinde. Halk 'Ordusu kurulduğunda. çoğu yirmisinin altında oğlan çocuklarından oluşan. Faşist hatlarının yakınlarında kaplumbağa gibi sürünmek zorunda idiniz.

en azından. ta Haziran'a kadar. İşçi ordusunda disiplin. bunun yanısıra anlaşılan ikinci şey de şuydu. Ateş altına gireli daha beş ay olmuştu ki. bir emir verdiğiniz zaman. zorunlu askerliğe dayanan 41 . Modern. üstelik. acemi birlikler her zaman disiplinsiz 40 güruhtur da ondan. Milis gücüsistemini aşağılayan gazeteciler. burjuvaların askerliği zorunlu olan ordularında disiplin. Çünkü. yeni toplanmış bir milis birliği disiplinsiz bir güruhtu. bu arada milis sistemi de değişmeden kaldı. doğru olmakla birlikte. demokrasiydi. mekanize bir ordu yerden bitmez ve Hükümet. aynı yemeği yiyor. ne rozet. aynı elbiseleri giyiyordu. demokratik devrimci tipi disiplin umulabileceğinden daha güvenlidir. yetiştirilmiş birlikler emrine hazır olana kadar beklemiş olsaydı. kısa bir süre. dolayısıyla da yetişme ve silâh yetersizliğinden ileri gelen hataların eşitlikçi sistemin sonucu olduğunu iddia etmek moda oldu. Franco'ya karşı hiçbir zaman direnilemezdi. Dünya yüzünde böyle bir tip ordu ile nasıl savaş kazanıl abilirdi ki? O sırada zaten herkesin söylediği de buydu. Normal askerî cezalar vardı ama ancak çok ciddî durumlarda uygulanıyordu. Milis güçlerinin savaş alanında kalması bile «devrimci» disiplinin kuvvetinin bir kanıtıdır. Aynı şartlar altında. Sınıf sadâkati esasına dayanır. Eğer erin biri emre uymayı reddederse ona hemen ceza verilmez. milisleri oldukları yerde tutacak sı nıf sadâkatindan başka hiçbir güç yoktu. onları hiçbir güç durduramazdı. ama gerçekte uzun vadede. Aragon cephesine. Tabiatıyla katıksız bir eşitlik söz konusu değildi. milis güçlerinde bir an bile hoş görülemezdi. milis güçlerini yermek. ve herkes tam bir eşitlikle kaynaşmıştı. 1 937 Haziranı'na kadar. Teorik olarak bir milis birliği. emre itaat konusunda ya da tehlikeli bir görev için gönüllü bulmakta en ufak bir güçlüğe uğramadım. bu iki tip arasında bir yerdeydi. Fakat itiraf etmeliyim. akla da aykırıydı bu. ne de selâm verme. önemsiz sayıda yeni Halk Ordusu birlikleri ulaşabildi. Generalden ere kadar herkes aynı parayı alıyor.) Olağan ordularda sürüp giden zorbalık ve horlama. Çünkü. böyle birşey yapabiliyordunuz ve hiç kimse bunu tuhaf bulmuyordu. bal gibi de «yürüyor». Ocak ayında bir düzine acemi askeri eğiteyim derken az kalsın saçlarım ağarıyordu. bir yoldaştan bir başka yoldaşa veriyordunuz.değişiklikler yalnız kâğıt üstünde kaldı. «Devrimci» disiplin siyasal bilince clayanır -neden emirlere uyulması gerektiğinin anlaşılmasına: bu anlayışı yaymak zaman aldığı gibi. cephe hattında işlerin ne halde olduğunu ilk görüşümde dehşet içinde kaldım. subay ve erler arasında sosyal eşitlikti. ama olağan anlamında askerî rütbe hiç yoktu: ne unvan. hiyerarşi değil. bir adamı kışla avlusunda talim ettire ettire robota çevirmek de zaman alır. bin kişi biraraya gelip cepheyi bırakmaya karar vermiş olsalardı. Sonraları. bunu üstten asta değil. Mayıs'ta ise. ensesine tokat atıp bir sigara almak isteseniz. Halk Ordusu geride yetiştirilirken. milis güçlerinin cephe hattını tutmak zorunda kaldıklarını pek hatırlamazlar. İnsanı yönetmekte hiç tecrübesi olmayan kuşkucu kişiler hemencecik bu usulün «yürümeyeceğini söylerler. Tek tek asker kaçakları kurşuna dizilebilirdi —ara sıra kurşuna diziliyordu da— ama. (Milis güçlerinin yerini alan Halk Ordusu. Gerçekten. Tümen komutanından. Bu sistemin temel noktası. bir çeşit sınıfsız toplum modeli oluşturmaya kalkmışlardı. Milis güçlerinde. döner dolaşır gelir korkuya dayanır. ilk önce yoldaşlık adına ısrar edilirdi. İngiliz-İspanyol karışık otuz kadar adama teğmen vekili olarak kumanda ediyordum. teorik olarak. ama şimdiye kadar gördüğümden ya da savaş zamanında olabileceğini düşündüğümden çok fazla eşitlik vardı. Uygulamada. Subay ve astsubay ayırımı vardı. ne topuk çarpma. halihazırdaki şartlar altında milis güçleri olduklarından daha iyi olamazlardı. Emirlere itaat gereği anlaşılmıştı ama. subaylar erlere «Yoldaş» dediği için değil. ama. geçici olarak işleyecek. halbuki. En kötü milis kıtalarındaki disiplin bile zaman ilerledikçe gözle görülür bir biçimde düzeldi. gönüllüdür.

bir emre uyulmasını sağlamak için beş dakika tartışmak zorunda olmak beni hem öfkeden kudurttu hem de dehşet içinde bıraktı. Günler boyu. Deniz seviyesinden iki üç bin ayak yüksekte ve. Fakat şartlar göz önünde tutulursa. bir fanila gömlek. Bir insan bedeninin taşıyabileceği giyecek miktarını göstermesi bakımından hayli ilginç. Karanlık gecelerde. Bazen insanı tir tir titreten rüzgârlar kasketinizi başınızdan çekip alıyor ve saçınızı her yönde karıştırıyordu. Isı olağanüstü denecek kadar düşük değildi. sönüp gidiyordu. genel eğitim noksanlığı. pek az zafer kazandılar. sığınağın ateşini ancak bir saat yanar tutmaya yetecek kadar ıvır zıvır toplayabiliyorlardı. kış ortasındaydık. kaldı ki. aylardır soğuktan donan milisler tarafından talan edilmişti. üzerimdeki giyeceklerin bir listesini yaptım. nöbet tutmadığımız ya da angarya iş görmediğimiz zamanlar. postallar. Buna rağmen soğuktan tir tir titriyordum. anlatılmaz bir soğuk vardı. ben soğuğa karşı olağanüstü hassasımdır. kalın çoraplar. milise bilgi edinmek için kaydolmuş casuslardı. tek tük asker kaçakları bile görülmüyordu. vadide yakacak topluyorduk. hep yamaçta yürdüğünüz için de. daha iyi idiler. Yemek yemediğimiz. milisinde dört beş ay içinde sadece dört kişinin kaçtığını duydum. vahşi biberiye ve karaçalı dalları ateş iyice tutuşunca yanarlardı. elbiseler. yakacak odunun resmen hiçbir yerde bulunmamasıydı. iki saat durmadan yakacak arayan üç kişi. Kireçtaşının üstündeki çok ince toprak tabakası hemen yağ gibi kayganlaşıyor. müflonlu deri eldivenler ve yün başlık vardı.O. neredeyse dimdik yamaçlarda insanın postallarını param parça eden çentikli ki-reçtaşının üstünde bir aşağı bir yukarı inip çıkmak ve minik bir dal görünce. Bütün bu dönem boyunca günceme ne zaman birşey yazmışsam. dolaklar. İspanyol milisleriyse kesinlikle İngiliz Ordusu'na uymuyordu.U. gün ortasında bir saatliğine parlıyordu da.bir ordu —savaş polisi uzaklaştırılmışa— çoktan eriyip kaybolurdu. ama cephe hattını da tuttular. siperin içine sıvı gibi doluyor ve insanın kemiklerine işliyormuş hissini veriyordu. üstelik düşmek. Yakacak odun gerçekten önemli bir sorundu . bir domuz derisi ceket. bazen de sis. uyumadığımız. dola-yısiyle insan parmağından biraz kalın ne varsa çoktan yakılmıştı. Sık sık yağmur yağıyor ve çeyrek saatlik yağmur bile şartlan büsbütün dayanılmaz bir hale getirmeye yetiyordu. Dağın yamacında yetişen her bitkiyi yanma niteliklerine göre sınıfladık. sadece oniki tane kaput vardı.M. Kafamda İngiliz Ordusu'nun ilkeleri vardı. Bu zamana ilişkin tüm anılarım. iki kazak bir yünlü ceket. yine milislerin çoğunda ancak bir tane battaniye bulunuyordu. tanrı bilir. hava gerçekten çok soğuk değil idiyse bile. yakacak odun sorunundan veya daha doğrusu yakacak odun yokluğundan söz etmediğim yer olmamış. Ben taşıyabildiğim kadar bir sürü kalın elbise getirmiştim. bat42 taniyeler ve tüfekler hemen baştan aşağı çamura bulanıyordu. Buzlu bir gece. bir boyun atkısı. dengenizi korumanız imkânsız oluyordu. çeşitli çalı ve otlar ateş yakmak için çok iyiydi ama birkaç dakikada. sağlam bir trençkot. yakacak odun sorunu devam ediyordu -hep yakacak odun. Fakat itiraf etmeliyim ki. Yakacak arama hevesi sonunda hepimizi botanist yaptı. onlar da nöbetçiden nöbetçiye devredilmek zorundaydılar. inanın bana. tüfek tetiğinin çamurdan tıkanıp sıkışmasına yol açtığı için tehlikeliydi de. bektaşi üzümünden da43 . Üstümde kalın bir iç fanilâsı ve don. postallar. ama adamların çoğu korkunç giyimsizdi. insana çok soğukmuş gibi geliyordu. mevzinin gerisinde. insanın beklemeye hakkı olabileceğinden. Bu arada. pamuklu kadifeden golf pantolon. Çoğu kez kış güneşi. coşkunlukla üstüne atılmaktır. Önceleri ortalıkta görünen karışıklık. çoğu kez yirmi yardalık bir yerde altı kere düşmüşümdür. Halbuki milisler. Yüz kişilik bütün garnizonda. P. Bizim sefil dağımız en iyi zamanında bile ağaç ve ottan yoksundu. bunlardan ikisi de hayli kesin bir olasılıkla. birçok geceler hava dona bile çekmiyordu.işin en can alıcı noktası da. fakat.

Her milis kav çakmağı ve birkaç yarda sarı fitil sahibiydi. ama sıçan da fare de bol bol bulunuyordu. Bir çeşit kurumuş kamış ilk başta ateşi yakarken çok iyiydi. Bizim yaşadığımız olağanüstü bir hayattı. eğer buna savaş diyebilirseniz tabii. Sonradan kibrit ve mum kıtlığı hayatı çekilmez hale getirdi. yalnız alevsiz yanıyordu. Yetecek kadar yiyecek ve bol şarap vardı. Ne var ki. Hep. ara sıra bir insanın ölüverdiği bir komik opera. Bunlar. merminin çekirdeğini çıkarmak ve kav çakmağı ile barutu tutuşturmak oldu. «Bu savaş değil. Böyle olmasına rağmen yine kamış toplamaya giderdiniz. Genellikle yükseğe nişan alıyorlardı ve mermiler insanın başının üstünde kuşlar gibi şakıyordu. daha uzunca bir süre çarpışma olmayacaktı. tüfeğinden sonra bir milisin en önemli malıydı. Bütün milisler hareketsizliğe sinirleniyor. çünkü hiçbir şey yakacaktan daha önemli değildi. ama arasıra gündüzleri elbiselerimi çıkarmayı beceriyordum. herkes bir saldırı anında hemen ortaya çıkabilecek biçimde hazır olmak zorundaydı. Her sığınağa günde üç parmak uzunluğunda mum veriliyordu bu da ancak yirmi dakika yanıyordu. Noel pastasının üstündekiler gibi. İnsan böyle şeylerin yokluğunu hissetmeden önemini kavrıyamıyor. barikatın küçük kapalı arazisinin dışında heryer kazurat doluydu. insan karanlıkta yürümek zorunda kalınca iğrenç şeyler oluyordu. ben sabahları yıkanmak için hep bir matra dolusu aşırıyor-dum. Seksen gecenin ancak üçünde soyunup yattım. Bir iki gün içinde. Fakat besbelli. Şüphesiz hepimiz devamlı olarak pistik. Milislerin bazısı siperde abdest bozmayı âdet edinmişlerdi. Mevzi iğrenç bir şekilde pis kokuyordu. Örneğin. Kav çakmağının en büyük avantajı rüzgârda çakılabilmesiydi. bal gibi bulunuyor. alev elde etmek için tek çıkar yolumuz. Bu su. hiç zorluk çekmeden elbise ile uyumaya da. ama yedek birliklerin yokluğunun büs45 . Zaten bir gün yıkanıp bir gün traş oluyordum. İnsanın mendilsizliğe ve içinde yıkandığı teneke tavadan yemek yemeğe ne kadar çabuk alıştığına şaşarsınız. Kibrit kıtlığı had safhaya vardığında. adam başına günde bir çeyrek galon düşüyordu. sütten biraz daha berrakça berbat bir-şeydi ve teorik olarak yalnız içmek içindi. gayet inceydi. Ama kurşunlar bazen çok rahatsız edici bir yakınlıkta kireçtaşını çatlatır ve yontarlardı. işte o zaman kendinizi hemen yüzüstü yere atardınız. hattâ mum bile veriliyordu. insanın gece elbiselerini ve postallarını çıkarması olanaksızdı. ama gelin görün ki. Aragon cephesindeki durgunluğun o sırada benim hiç bilmediğim siyasî sebepleri vardı. Ama pislik beni asla tasalandırmadı. O sırada henüz mum satın alınabiliyordu. Sigara hâlâ günde bir paket dağıtılıyor. sıçan ve farenin aynı yerde olmayacağı seylenir. Faşist makineli tüfekçiler sizi görürlerse hemen koca bir şarjör dolusu fişeği üstünüze boşaltırlardı. gün aşırı kibrit. bunlar. Başka ihtiyaçlar bakımından çok kötü durumda sayılmazdık. dolayısıyle ateş yakmaya hiçbir faydası yoktu. düşman başlatmadıkça. Yiyeceğimiz gibi suyumuz da katır sırtında Alcubierre' den geliyor. Etrafta bit olabilmesi için hava henüz çok soğuk44 tu. yeteri kadar yiyecek olursa. sığmakta herkes tüfeğini kapışır ve telâşla başkalarının suratına basarken. oraya gitmek için de ateş hattından geçmek gerekti. ikisine birden yetecek kadar su hiçbir zaman olmazdı.ha küçük olan bodur meşe ağacı ise hiç yanmıyordu.» diyordu. Belli aralıklarla tekrarlanan teftiş turlarında Georges Kopp bizimle çok açık konuşuyor. Herkesin kiliselerden yağma edildiğini tahmin ettiği bu mumlar. Kuşkusuz. Aslında. yalnızca mevzinin solundaki tepenin doruğunda yetişiyordu. Soğuğun yanında öbür rahatsızlıklar çok önemsiz görünüyordu. durmadan neden hücum etmemize izin verilmediğini öğrenmek için gürültü patırdı ediyorlardı. bir gece alarmında. ben de beraberimde birkaç libre mum getirmiştim. bir ışık yakabilmek hayatla ölüm kadar büyük fark yapabiliyordu. savaşta oluşun da olağanüstü bir tarzıydı. Pislik halkın üzerinde lüzumsuz yere gürültü kopardıkları bir-şeydir.

açıklıkta ilerlemek ve kalbura dönmek ya da genel durumu değiştirmeyecek küçük ölçüde gece hücumları yapmak. çoğu son derece kötü. üstelik. Milislerin o sırada ne kadar kötü silâhlanmış olduklarını kavrayabilmek büyük bir çaba ister. Üç tip tüfek kullanılıyordu . her nasılsa. İnsan çekiçle fındık kırar gibi kolaylıkla düşman mevzilerini birbiri arkasına yok edebilirdi. bu gerçekte bir süvari silâhıydı. piyade askeri ile ele geçirilemezdi. kural olarak yalnız tek yandan yaklaşılabilen. Bunların ötesinde. İspanyol fişeklerinin hepsi yeniden doldurmaydı. en başta ülkenin doğal durumu geliyordu. Ne madenî miğferimiz. nispeten daha yeniydiler ve işe yarar görünüyorlardı. her cinsten savaş malzemesi noksandı.birincisi uzun Mauser'ûi. bir modern orduya bizden daha çok benzerdi. Aşağı yukarı elli kişiye bir makineli tüfek düşüyordu. ezici sayıda olmadıkça. Sonra bir de kısa Mauser veya mousçueton vardı ki. Bunları kullanmak zevkliydi. hemen tümü hiç bir işe yaramazdı. İngiltere'de herhangi bir özel okulun askerlik kampındaki yedek subay taburu bile. Makineli tüfeğe karşı top olmadan ancak üç şey yapabilirsiniz: kendinizi güvenceli bir uzaklıkta. birkaç top bataryası olmasını —oh. Bir de. uçsuz bucaksız doğal bir sağlamlık içinde uzanıyordu. hiçbir sürgü üstündeki tüfeğe ait değildi ve tüfek en iyi cinsten bile olsa. taban47 . on tüfekte biri fena sayılmazdı. ya hareketsizlik ya da intihardan ibarettir. o anî tehlike geldiğinde tüfeğimi pek ateşleyemedim. Bir kere. Tepelerin doruğunda tüneklemiş halimizle nefis topçu hedefleri olabilirdik .ama topçu yoktu. Bizim ve Faşistler'in cephe hattı. Fakat uygulamada. Acil zamanlarda kullanmak için hep cebimde Alman ya da Meksika mermisi dolu bir şarjör saklardım. Bizim mevzimizde ve etrafımızdaki mevzilerin çoğunda. Winchester tüfekleri vardı. kolay taşındıkları ve siperde daha az rahatsızlık verdikleri için beğeniliyordu. şarjörleri olmadığı için tek seferde ancak bir atım ateş edilebiliyordu. En iyisi tabiî Alman yapısı cephane idi. dörtte üçü beş atıştan sonra tutukluk yapıyordu. Silâhlarımızın kötülüğü ayrıntılarını kaydetmeye değecek kadar şaşırtıcıydı. Dahası var. bu yüzden makineli tüfek için saklanıyordu. ne süngümüz vardı. ama üç yüz dört yüz yardalık bir uzaklıkta oldukça isabetliydiler. Fakat bizim tarafta. Bu bahsettiğim silâhlar. Bunlar çok ender olarak yirmi yaşından genç çıkıyordu. Bazen çevredeki manzaraya dikkatle bakar. gerçi bunlar eskiydi. hem de ne büyük bir iştiyakla— isterdim. cepheye her yeni gelene ancak. Cephe hattının bu kesiminde bütün topçu gücü.bütün dışındaki salt askerî güçlüklerin herkes farkındaydı. Ayrı ayrı silâhlardan çıkarılıp yeniden birleştirilen parçalardan yapılmışlardı. Meksika fişekleri daha iyiydi. ama dehşet isabetsiz atışlar yapıyorlardı. iki makineli tüfek ve bir düzine adam. Birkaç siperin kazılmış olması şartıyla bu gibi yerler. hiçbiri hedefini bulmuyor ve gülleler bir işe yaramadan boş uçurumlara dalıyordu. yalnızca tüfeklerimiz vardı. herbir silâh için onbeş atım mermisi bulunan dört havan topundan oluşmuştu. diyelim dört yüz yarda ötede sipere gömmek. Arada sırada Faşistler Zaragoza'dan bir iki top getirmeyi beceriyor ve birkaç mermi atıyorlardı -bunlar da öylesine azdı ki. Cephane o kadar azdı ki. bir taburu asla yaklaştırmayabilirdi. en iyi tüfeklerde bile sıkışıklık yapıyordu. ama bu yalnız esirlerden ve bizim tarafa kaçanlardan elde edildiği için pek bulunmuyordu. Gerçekte. Tabii bu mermiler ateşlenemeye46 cek kadar çok kıymetli idiler ve havan topları Alcubierre'de tutuluyordu. Almaşıklar hemen hemen. elli atımlık fişek veriliyordu. top falan yoktu. berbat şeyin sıkışmasından çok korkardım ve işe yarayabilecek bir atımlık fişeği saklamaya da fazlasıyla meraklıydım. gezle arpacığı kırık bir sürat ölçme aleti ne kadar işe yararsa o kadar işe yarıyordu ve çoğunun yiviseti ümitsizce paslanmıştı. çoğu da hurda demirdi.

48 Zaman geçtikçe ve düzensiz tüfek ateşi tepeler arasında çatırdadıkça. acaba herhangi bir şey. Bazılarının. ama muhtemelen. İspanya'nın bu zamana kadar tümüyle haritası çıkarılmamıştı.camız da pek azdı. Bizim karşısında savaştığımız düşman değil. Dahası var. hattâ domuz yağı ile yağlamak zorunda kaldım. bizim bulunduğumuz araziyi gösterenler eski askerî haritalardı —onların da hemen hepsi Faşistlerin elindeydi. silâh tamir takımlarından hiçbiri yoktu— temizlik malzemesi bile zor bulunuyordu. «F. hiç değilse genç bir İspanyol'u. Örneğin.kasten demiyorum. gittikçe artan bir kuşkuyla. bir yerden ele geçirebilirseniz tabii. Başka bir keresinde. İspanya'da gördüğüm ilk beş yaralı. zatürre idi. kaza ya da dikkatsizlik yüzünden. bazı milislerin elindeki bir iki tane dışında çiftli dürbün. mermiler zarar vermeden üzerimden uçtular. Mills bombası ilkesine göre yapılmıştı. dipçik hafifçe toprağa vurulduğunda ateş almak gibi iğrenç bir huyu vardı. Bir keresinde. işaret fişeği. Ayrıca.A. Daha başka çeşitler de vardı. Bir gece. ama bir yarda ile kaçırdı . çünkü hem bombayı atanı hem de kendisine bomba atılanı öldürüyordu. teleskop. Siperler birbirinden beşyüz yardadan fazla uzaktaysa. yağlı krem. ben bir tane yapınca pek şaşırdılar. O sırada kullanılan elbombası. Yanlış hatırlamıyorsam. namlunun içindeki set ve yivi ka-zırdı. birkaç makineli tüfekçinin silâhlarını bana doğrultmuş bir şekilde resimlerini çekiyordum. arada bazı kayıplar oluyordu. ateş etmeyiz. akşam karanlığı daha yeni çökmüşken. geri dönerken bir çalıya takılıp tökezledim. periskop. ama bunların büyük çoğunluğu durdukları yerde kendi kendilerine zarar veriyorlardı. Kuşkusuz.» Hemen akabinde korkunç bir gürleme oldu ve bir 49 . uzaklık ölçü aleti. Makineyi ayarlarken. yarı şaka yollu. Barcelona'da bile binbir güçlükle. Tabii derhal yere yattım. bu yüzden kendi elini yaralayan bir adam gördüm. Ben de muhafız komutanının benden tarafa hepbirden çabucak ateş açılması için emir verdiğini duymak zevkini tattım. Tüfeğinizi temizlemek istediğiniz zaman çavuşa götürüyordunuz. kaç kere hayatımı kurtarmıştır. «Oh hayır. bir sürü ufak tefek zorunlu savaş gereçleri çok zor bulunuyordu.İspanyol nişancılığının bu düzeyde olması tanrı bilir. Şeriti kopardığınızda bombadan mümkün olan en yüksek hızla kurtuluyordunuz. Silâhlar bir yana. İspanyollar temizleme tıkacı denen şeyin adını hiç duymamışa benziyorlardı. Hiçbir şey bir İspanyol'u. hiç kimse vurulmaz. cephenin bizim bütün kesimimiz boyunca cep feneri diye bir nesne yoktu. ama emniyet düzeni bir pimle değil bir parça şeritle tutturulmuştu. tel kesici. Ayrıca acemi askerler karanlıkta durmadan birbirlerine ateş ediyorlardı. şu şaşı gözlü savaşa bir canlılık ya da olay getirecek mi diye. ha!» dedim. bu sonuncudan hayli zaman sonra. Faşistler geliyor diye bağırmaya başladı. «Ateş etmeyin. Atılmaya değecek bir bomba gördüğümde Mayıs ayını bulmuştuk. ama bu harbi her zaman eğri büğrü olduğu için. Tüfek yağı bile yoktu.savaşın ilk yıllarında Anarşistler tarafından imal edilmişti. onun uzun bir pirinçten harbisi vardı. kaza hariç. beş ya da on kişiye de bir el bombası düşüyordu. bulunabilirdi. Bizim aşınmış tüfeklerimiz kendi başlarına birer tehlike idiler. bombası» diye bilinen korkunç bir nesneydi . Fakat. nöbetçinin biri yirmi yarda uzaktan bana ateş etti. ateşli silâhların tehlikeli olduğuna inandıramaz. Tüfeğinizi zeytinyağı ile temizliyordunuz. almak isteseniz Barselona'dan yakında bulamazdınız. ürken nöbetçi. Bu bombalar için «tarafsız» deniyordu. hiç haritamız ya da krokimiz yoktu. birçok kez tüfeğimi vazelin. fener ya da cep feneri de yoktu— sanıyorum bu sırada.I. siste devriye çıkmış ve mevziden ayrılmadan önce muhafız komutanına tenbih etmiştim. belki daha ilkel ama daha az tehlikeli olanları— bombayı atan için demek istiyorum. merak etmeye başladım. kendi silâhları ile yaralanmışlardı .

«Eroica . bana yaklaştı.kurşun yağmuru o kadar yakından yüzümü sıyırıp geçti ki. Burası tam yolun el değiştirdiği yerdi. ablak yüzlü bir köylü delikanlısı. öylesine alçaktılar ki ayakta durmak bir yana. Hatırlıyorum bir gece.U. sonunda katır sürücüsünün ciğerine tam beş kurşun yerleştirmişti. bunun valiente ile aynı anlama geldiğini söyledim. savaş abur cubur kimseleri cezbeder— İngilizler. Jaime Domenech. Alcubierre yolunun kıvrımında bir P. doğru şeyi söylediğinden çok emindi. Oysa. dizüstü bile gidemezdiniz. Güm! Nasıl oldu ise. sonradan kötü ve anlamsız bir biçimde Valencia'da öldü. hem fizik hem zihin yönünden olağanüstü iyi bir gruptu. bu mevzii öbür birliklerin askerlerinin gitmelerine izin verilen sınırların ötesine çıkarmak gerekmişti. Bu önceden tasarlanmış birşey değildi. kum kırlangıcı yuvaları gibi yarın içinde dikeyine oyulmuş sığınaklarıyla. Geceleyin. Bob Smillie idi. Hükümet birlikleri.'nin (Bağımsız İşçi Partisi'nin) gönderdiği 50 yirmi ya da otuz kişi Alcubierre'ye vardılar. ama makineli tüfekçiler muazzam bir şaka olarak almışlardı. Genellikle. Bir çeşit usturanın tersine benzeyen. Muhtemelen takımın en iyisi. İngiliz ve İspanyollar'ın devamlı 51 . yanağım dumansız barut kırıntılarıyla kavruldu. mevzii vardı. Burada. İngiltere'den I. Bunlar toprağın altında şaşılacak kadar uzaklara gidiyordu. yemek pişiren üç hatun kişi yüzünden her milis askeri için son derece çekiciydi. İngilizler'i bu cephede birarada tutabilmek için Williams ve ben o gruba gönderildik. içleri zifirî karanlıktı. ve cahil nöbetçilerin sık sık bu tumturaklı sözleri hatırlamaları imkânsız oluyordu. nöbetçi bağırarak parola sordu : • «Alto! Cataluna!» «Valiente!» diye bağırdı Jaime.C.M. Sol tarafta. hâlâ da gözlüyorlar-dı. bu arkadaşlar bir katır sürücüsünün kaza kurşunu ile vurulduğunu göreli daha birkaç gün olmuştu: otomatik tabanca ile oyun oynayan bir siyasî delege. Ordunun bu dönemde kullandığı çetrefil parolalar ikinci dereceden tehlike kaynağı oluyordu. Dil güçlüğüne rağmen. maden işçileri sendikalarının meşhur liderinin torunu. şu. Yeni mevzimiz birkaç mil daha batıda.O. Oniki mil güneybatıda ise. Cultura-progreso ya da Seremos-invencibles gibi coşturucu ve devrimci nitelikteydiler. Jaime karanlıkta siperin üstünde tökezliyordu ki. apışmış bir halde bu sözü açıklamamı istedi. insanî sınırlar içinde mümkün oldukça. Beş-yüz yarda sağımızda. herkes herkesi ıskalıyordu. Bu hanımlar öyle pek aman aman güzel değildiler. parola Cataluna-eroica idi. Williams'ın kayınbiraderi) dahil olmak üzere hepimiz otuz kişi kadardık. Bunlar. bunlardan biri. bir İspanyol (Ramön. Bu savaşta. 4 Cepheye geleli yaklaşık üç hafta olmuştu. mevzi. nöbetçi isabet ettiremedi. hem bizim Alcubierre'den gelen erzak kamyonlarının ışıklarını ve hem de Zaragoza'dan gelen Faşistler'inkini seyredebilirdiniz. biri söylendi mi öteki ile karşılık verilmesi gereken usandırıcı çifte parolalardı.U.L. tepelerin doruklarında iki tane daha P. bir geminin aydınlatılmış lombozları gibi. Bir iki kaçınılmaz başbelâsmın dışında —çünkü herkesin bildiği gibi. yine de.P. bir düzine de İspanyol makineli tüfekçi vardı. ince bir ışık çizgisi halinde Zaragoza'nın kendisi seçilebi-lıyordu. Biraz sonra. 1936 Ağustosu'ndan beri şehri bu uzaklıktan gözlemişlerdi. karakolu vardı. Monte Oseuro'da ve Zaragoza'dan görülebilecek bir yerdeydi.eroica ne demek?» Ona.S. kireçtaşının üstüne tüneklemişti.

En yakın mevzileri tam bizim karşımıza düşüyor. En durgun bir savaşta dahi kaçınılmaz olan uykusuzluğu çekmeye başlamıştım biraz biraz. baby». ayaklar içinse çok iyiydi. şarapnellerin hangi tepelerde patladığım görmek için herkesi tepedeki sipere koşturan Faşist havan topunun tarrakası vardı. Hava çoğunlukla açık ve soğuktu. hattâ Faşistlerin karargâh olarak kullandıkları. kimbilir soğuktan neler çekmişlerdi!— çünkü. Besbelli bahar geliyordu. on beş gün sonra oldu. pek gösterişli olsalar bile. Sabahın ilk saatlerinde nöbetten döndüğümüzde. karanlığı yaran kılıçlar gibi ilk beliren incecik altın ışınlar. durmaksızın fişek israf etmemize yol açıyordu. Bütün İspanyol-lar'ın yalnızca iki söz bildiklerini keşfetmiştik. K. toprağa oyulmuş felâket bir delikte ayaklarınız soğuktan titrerken adam gibi uyuyamazdınız. ömrümün geri kalanı boyunca göreceğim şafaklardan da daha çok olacaktır. alçak uzanan ve sık ağaçlıklı. Dağlardan nefret ederim. ama pek yavaştı bu geliş. bazen öğle üzeri güneşli oluyor. Fakat öyle sabahlar oluyordu ki. Fasistler'in tüfek ateşi açmak pek umurlarında değildi ama azıcık kendini gösterene makineli tüfekle gayet isabetli atışlar yapıyorlardı. onlara tüfekle bir salvo açıp makineli tüfekçiler yerimizi bulmadan siper tümseğinin al52 tına kayıyorduk. ölü bir Faslı'nın cesediydi. yirmidört saat üstüste hiç 53 . bacaklarınızın dizden aşağısı uyuşmuş olsa. ömrümde daha önce seyrettiklerim bir araya konsa. ama soğuk yine devam ediyordu. Biri «O. Düşman bize burada bir dereceye kadar daha yakın. Cephe hattındaki ilk üç dört ayımda. mutfak ateşinden arta kalanı bir araya toplar. Karşımızdaki birlikler İspanyol'du. Hem biz hem de Faşistler gün ışığında buraya devriyeler çıkarırdık. Bu. ilk kazamız on. sonra kıpkızıl korların içinde ayakta dururduk. Etrafta toprağın arasından başını uzatmış susam çiçeklerini ya da yabanî çiğdemlerin yeşil gagalarını bulabilirdiniz. Nöbet tutma ve devriyelerden ayrı olarak. bu da daha uzun nöbetler ve daha fazla yorgunluk demekti. muhtemelen üç dört yüz yarda ilerdeydi. postallar için çok fena. ama asker kaçaklarından öğrendiğimize göre. ama uzaklık sağlam sekiz yüz metreydi ve bizim tüfeklerle bu menzilden koca bir evi bile vuracağınızdan emin olamazdınız. Göbeğinizin üstünde sürünerek Faşist hatları arasında kısmen yolunuzu bulabilir. ama birkaç yüz yarda daha yakın bir mesafede hiç Faşist devriyesi görmedim. Bütün bunlar olmasa bile her halükârda. ve en azından üç saat daha yemek bulamamanın umutsuzluğu ile irkilip somurttuğunuzda bile. Bu sefer sırasında seyrettiğim şafaklar. hazır-ola geçiliyordu. Cephe hattı boyunca hâlâ hiçbir şey olmuyordu. kırlık bir saha uzanıyordu. aralarında birkaç Alman astsubayı vardı. çok seyrek olarak da. Geceler her zamankinden daha soğuktu. yine onlardan daha sıktı ya da.birarada çok iyi geçindiklerini söylemek. umarım. silâhtan arınmış bölgede o çevrenin en görülecek şeylerinden biri. sadece mermilerin rasgele çatırdıları ile. aralıksız gece alarmları veriliyor. Burada işlerin hepsine yetişemiyorduk. Bütün gece yatmamış olsanız. tepesinde monarşist bayrak dalgalanan çiftlik evini bile görebilirdiniz. bu manzara seyredilmeye değerdi. ispanyol insanının karakteri için çok şey ifade eder. Mamafih. öbürü ise Barselona'daki orospulann İngiliz denizcileriyle pazarlık ederken kullandıkları bir kelimeydi— korkarım matbaacılar bunu basmazlar. İzcilik oynamaya benzeyen bu iş hiç de fena eğlence değildi. seher vakti arkamızdaki dağlarda. Arada sırada. mazgallı makineli tüfek yuvası insanı baştan çıkarıyor. Faşist-ler'e de bize de ait olmayan. sonra büyüyen aydınlık ve insan aklının alamayacağı uzaklıklara yayılan lâl rengi bulutlar denizi oluşuyordu. Bir iki mil solumuzda cephe hattı artık düz bir çizgi biçiminde uzanmıyordu. dağların doruklarından doğan güneşi seyretmek için sabahın köründe yataktan kalkmaya değerdi. Daha önceleri bir zamanlar orada Faslılar da bulunmuştu —fukaracıklar. Fakat bazen.

megafondu. kibritler de gittikçe azalıyordu. ama insan kendini gayet iyi ve devamlı aç hissediyordu . Aslında. Düşmanı vurmak yerine kandırmak fikri. böyle bir hareket tarzı İngiliz savaş kavramına sığmazdı. kulübesinde donarken. devamlı bir siperden sipere bağırma dalgasıdır gidiyor54 du. Bu haykırış.aman yarab-bi. insan gittikçe aptallaşıyor. adam gibi uyuduğum geceler de kesinlikle bir düzineyi geçmez. damla damla artan Faşist asker kaçaklarının. İspanya'da herkesin en sonunda görünüşünden nefret etmeyi öğrendiği demirbaş kuru fasulye bile. herhalde onun üzerinde ergeç bir etki yapar.s. tepelerde aşağı yukarı tırmanmak kolaylaşacağına zorlaşıyor. kendi sınıflarına ihanet ettiklerini v. kısmen de olsa haykırma propagandalarının sonucu olduğunda herkes hemfikirdi. megafonla haykırma nöbeti veriliyordu. pek sık olmuyordu ya. olağan siper savaşında. Faşistlerin tarafından: «Viva Espana! Viva Franco!»— ya da karşılarında İngüizler'in de olduğunu öğrendiklerinde. bu işin yapıldığını ilk gördüğümde çok şaşırmış ve utanmıştım. Bizim taraftan. o su denilen şey her ne idiyse. kulaklarında tekrar tekrar çınlayan «Kendi sınıfına ihanet etme!» sloganı. Bir eşek yürümemekte direnince. bu lâmbalar dumanlı bir alevle. insanın. İtiraf edeyim. Suyumuz. anlatan devrimci sözlerle dolu önceden hazırlanmış parçalar haykırıyorlardı.s. hayvanın husyelerini tekmelemek son derece olağandı. Kuşkusuz. gerçek silâh. bu yapılan. küçük bir konserve tenekesi. kendisine aynı oranda zarar vermeden. bir düzineden fazla olmadı sanırım. Mum dağıtımı durmuştu. bu ne kadar çok olursa o kadar iyidir. İspanyollar bize. bazen de bütün gece devam ediyordu. ama birisini vurmuş olabileceğime kesinlikle aklım yatmıyor. Faşist askerlere düpedüz milletlerarası kapitalizmin satın alınmış adamları olduklarını. Topçu gücü olmadığı zaman. eşeklerine ise çok kötü davranıyorlardı. Gerçekten asker kaçakları size cesetten daha çok faydalı olur. düşmanı vurması son derece güç bir işti. ancak yanınızda tüfeğinizi arayıp bulmaya yetecek kadar. bu hesaba göre benim ilk Faşist'imi öldürmem yirmi sene alacak demekti. hababam tekrarlanıyor. ve baktım ki. düşmanın moralini temelinden çürütmek için bağırarak propaganda yapma işi düzenli bir teknik olarak geliştirilmişti. açıklamak gerek. bu cephede ve savaşın bu döneminde. bizim tarafa kaçmakla kaçmamak arasındaki farkı yaratacak bir etkiydi. tüfek değil. Biraz zeytinyağımız olduğu zaman. Bunun etkileri sanıldığı kadar kötü değildi. Her nedense. v. Monte Oscuro'da hatlar daha yakın ve ateş daha sıktı. çok muhtemelen kendi isteği dışında askere alınmış bir Sosyalist ya da Anarşist sendika üyesi olan zavallı nöbetçi. onun yerine karşınızdakine bağırıyordunuz. Hatlar nerede karşılıklı seslenecek kadar yakınsa. neredeyse üç hafta içinde düşmana sadece üç kere ateş etmişim. Bu savaş biçimi o kadar olağan dışı ki. Bir düşünün. hangi açıdan bakılırsa bakılsın. ne demek efendim! Şimdi ise. hem de ne aç! Bütün yiyecekler iyi görünüyordu. Öte yandan. Ortalıkta gerçek bir çarpışma umudu görünmüyordu. Monte Pocero'dan ayrıldığımızda fişeklerimi saymıştım.. Bütün bunların etkili olduğuna hemen hiç şüphe yoktu.. haklı bir düzendi diye düşünüyorum. Haftada yirmi otuz saat uyku oldukça normaldi. çünkü bol bilgi verebilirler. «Evine dön İngiliz! Burada yabancıları istemiyoruz!» Hükümet tarafından.uykusuz kaldığım. Bir adamı öldürmek için bin mermi gerek derler. Düşmanı öldüremeyince. Aragon köylüleri katırlarına çok iyi. Fakat başlangıçta bu durum hepimizin cesa55 . Tüm uygun mevzilerde askerlere. (çoğu kere makineli tüfekçiler seçiliyordu bu iş için). millerce öteden katır sırtında ya da çok eziyet edilen küçük eşeklerle geliyordu. parti milislerinde ise. boş bir mermi şarjörü ve bir çaput parçasından nasıl zeytinyağı lâmbası yapılacağını öğrettiler. Genellikle. «Fascistas—maricanesf». bir mumun dörtte biri kuvvetinde ışık veriyordu. Belirli sayıda askeri kaçırtarak hareketten alıkoyabilirdiniz. Belki de bu.

ama çevremizde bir yere isabet etmedi. ne yapayım. Faşistler'e bizim nasıl onlardan daha iyi beslendiğimizi anlatıyordu. Ortalık alabildiğine karanlıktı. bu iğrenç fişeklerle hep başıma geldiği gibi. Bütün bunlar olup biterken sadece bir kayıp vermiştik. neresinden vurulacağını bileme-yişinden ileri geliyor. o anda bana arkadan kuşatılmışız gibi geldi. Mermiler karanlıkta. yaklaşan bir Faşist uçağı gördük. Olağan olarak makineli tüfek açıklığa çekilmiş. tecrübe bütünüyle hayli ilgi çekiciydi. yolu düşen birkaç Faşist uçağı. şen şakrak gürültü ediyorlardı. Tüfeğimi kaptım ve kayarak mevzinin tepesinde makineli tüfeğin yanındaki yerime gittim. Vadinin aşağısında solumuzda. bizim koruyucu duvarımızı hallaç pamuğu gibi atmaya kalkışmamışlardı. Bu olayın en önemli tarafı. üstelik. Çok koyu bir karanlık ve şeytanî bir gürültü vardı.S. muhtemelen bir devriye kolunun toprağı kazdığı yerde. Bir iki gün sonra. Bizden aşağıya doğru. bir de üstelik kasten kendilerini teşhir ettiler. Heraîde de Aragon'un. makineli tüfek ateşinden korunmak için daireler yaparak uçarlardı. Yalan söylediğini bildiğim halde. Bizim tecrit edilmiş mevzilerimiz bombalanmaya değmezdi. «Şimdi burada kızarmış tereyağlı ekmeğin başına oturuyoruz! Kızarmış tereyağlı ekmeğin nefis dilimleri!» Bu arkadaşın tıpkı öbürküler gibi haftalar ve aylardır tereyağı görmediğinden hiç kuşkum yoktu. O sırada.retini kırdı. Birkaç fişek ıslık çalarak geldi. Bu sefer uçak dümdüz üstümüze geldi.C. Bütün olan bitenler arasında acaba kurşun neremi yakacak diye merak ediyorsunuz ve bu vücuda hiç de hoşa gitmeyecek bir hassaslık veriyor. Birkaç tanesi mevzinin içine düştü. Gerçekte Faşistler saldırmıyor. İspanyol makineli tüfekçiler siper almaya bile tenezzül etmediler. Şubat ayında bir gün. benim bile ağzımın suyu aktıktan sonra. dağın tepesinin ön tarafında bir başka makineli tüfek ateşe başladığında bir an fenalık geçirdim . ayakta durup vurulmaktan başka yapacak hiçbir şey kalmamıştı. kural olarak.aslında bu bize destek olsun diye getirilmişti ama. Malağa 'nın düştüğünü bildiriyorlardı. sağımızdaki P. Dikkat ettim. Bir iki saat sonra ateş yavaşladı ve giderek söndü. herkes iyi nişan alabilmek için sırtüstü yattı. ama güvenli bir uzaklığı muhafaza etmiş. devrimci sloganlar yerine. Hükûmet'in çıkardığı tayını anlatışı azıcık hayal mahsulü olmaya yatkındı: «Tereyağlı kızarmış ekmek!» ıssız vadide baştan başa yankılanan sesini duyabilirdiniz. bizim makineli tüfeğin mekanizması sıkıştı ve mili gözgözü görmez karanlıkta kayboldu. benim doğru dürüst ateş altında ilk bulunuşumdu. Sanırım beş makineli tüfek üstümüze kurşun yağdırıyordu ve Faşistler'in en budalaca bir biçimde kendi koruyucu duvarları üzerine hızla attıkları bombaların marifetiyle bir seri yoğun yıkılmalar 56 oluyordu. ama buzlu gecelerde kızarmış tereyağlı ekmeğin haberi pek çok Faşist'in ağzını sulandırmıştır. yerine havada dönen beyaz parıltılı birşeyler çıktı. haykırma işini gören arkadaş olağanüstü sanatkârdı. ben tam döşeğime giriyordum. U. insan ateş altında iken hep aynı şeyi hissediyor— o dehşet korku insana vurulacağından değil. O akşam Faşistler başarısız bir saldırı yaptılar. gazetelerdeki savaş haberlerini daha bir inanmaz gözle okumayı öğretmesiydi. çevrenizde çatırdayarak vınlayarak uçuşuyordu. Bizim kesimde. yalnız fişek harcıyor ve Malaga'nm düşüşünü kutluyor. ben de aynısını yapmak zorunda kaldım. Bunlar bir Faşist gazetenin. Başımızın üstünde yoğun bir kurşun nehri akmaya başladığı ve birisi sığınaktan içeriye «Saldırıya geçtiler!» diye bağırdığında. Besbelli. Bu. ve (bu savaşta olağan olduğu üzere) çoğu da patlamadı. ateş etmek için çok yüksekteydi. İspanyollar bu savaşı yeterince ciddiye almıyorlar sandık. küçük bir grup Faşist'in tüfeklerinin yeşilimsi alevlerinin aydınlığını görebiliyordum. bana. Bazen. dehşet korktuğumu utanarak keşfettim. Faşistler askerden arınmış bölgeye bir çift makineli tüfek sokmuşlardı. namlusu dikilmişti. karakolunda. uçaktan bomba. Önemsiz olmasına rağmen. gazete57 . sayılarıydı.

Faşistler Huesca'ya geri püskürtüldûkleri günlerde. Bu kesimdeki bütün P. en azından. News Chronicle gazetesiyle New 59 . kış arpalarının ince yaprakları yumru topraktan henüz başlarını uzatıyorlardı. nasıl şehri terkeden birlikler üstüne değil de. cephenin bu kısmını elinde tutan Cumhuriyetçi Ordu ilerlemekte aşırı bir heves göstermemişti. İtalyanlar'ın gazabının. Sürüp giden bir savaş olduğunu biliyordum. Yeni siperlerimizden dört kilometre ötede. «Dürüstlük uğruna» derdim. Şubat ayının ortasında Monte Oscuro'dan ayrıldık.ler ve radyo. lütfen buraları hemen atlayın. Parti siyasetinin dehşet verici yönleri sizi ilgilendirmiyorsa. general yanılmıştı. Aylarca önce Sietamo alındığında. İspanyol İç Savaşı'nı tümüyle askerî açıdan yazmak olanaksızdır. cephe boyunca bir çeşit serin hava estirdi.M. Düşmandan bin ikiyüz metre uzaklıktaydık. Donuk ovayı kamyonla geçiş elli millik bir yolculuktu. ancak bu sıralarda dikkatimi zorlamaya başladı. derece derece sızıyordu: şehrin nasıl bir tek kurşun bile atılmadan boşaltıldığı. ısınmak ve yeterince yiyecek bulmaktı. bu dönemde hayli ilgimi çeken şeyler oldu. biçare sivil halk üstüne yağdığı. parıldıyordu. Savaşın ilk yılındaki hiçbir olay. Başta savaşın siyasî yanını önemsememiştim. Eğer bir daha İspanya' ya dönersem. Hükümet hatlarının gerisinde olup biten parti . cephe cebe benzer bir biçim aldı. zihnimde yer ediyordu. Bana milis gücüne neden katıldığımı sorsay-dmız. Çok kanlı bir saldırı yapılmış ama şehir düşmemişti. Herşey bir yana. bunlardan bazılarını ilerde anlatacağım. (dimdik bir tepenin yamacında) kahraman İngilizler'in püskürttüğü. Öte yandan. kukla evlerden yapılmış bir şehir gibi küçük ve aydınlık. Huesca'da bir fincan kahve içmeyi ihmal etmeyeceğim. Malaga'nın düştüğü resmen açıklandı. gerçek ne olursa olsun. bu hikâyenin siyasî kısımlarını ayrı ayrı bölümlerde anlatmaya çalışıyorum. Huesca' yi kuşatan orduya katılmak üzere gönderiliyordu. zihnimizi tek işgal eden şey. bazılarının yüz mil boyunca kovalanıp makineli tüfek ateşine tutulduğu. Faşistler bize Malaga'nın düştüğünü haber verdiklerinde bunu bir yalan olarak kabul ettik. Aslında. Bu haberler. ihanetten ve bölünmüş gayelerden söz edildiğini işitiyordum. 58 5 Mart sonlarına gelinceye kadar Huesca'nm doğu tarafında hiçbir şey olmadı —hemen hemen hiçbir şey. İspanya'ya geldiğim zaman ve ondan bir süre sonra. milis gücünde herkes Malaga'nın kaybının ihanetten ileri geldiğine inanıyordu. Hükümet tarafındaki iç politika durumundan burada biraz söz edersem. çünkü. Huesca. bu yüzden. Bu düşüşün yüz kızartıcı öyküsü. belli belirsiz kuşkular.içi çatışmalar hakkında bir miktar fikre sahip olmadıkça anlaşılamaz. olayların birbirini izleyiş sırasına daha sâdık kalmış olurum. İspanyol İç Savaşı siyasî bir savaştı. ilk defa. Ve neyin uğruna savaştığımı sorsaydmız. Hükümet birliklerine komuta eden general neşeyle şöyle demişti: «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» Nasıl olduysa. ama ertesi gün ortalıkta daha inandırıcı söylentiler dolaşıyordu: Bir iki gün içinde. Şimdiye kadar doğruların ve yanlışların çok güzel bir biçimde basit göründükleri bir savaşa ilişkin. üstelik habersizdim de. siyasî duruma karşı yalnızca ilgisiz değil. süvari ve tankla takviyeli korkunç saldırının raporlarını neşrediyorlardı. İlk kez. «Faşizme karşı döğüşmek için» diye cevap verirdim.O. O günden sonra «Kahvemizi yarın Huesca'da içeceğiz!» sözü bütün orduda en çok tutulan şaka oluverdi. ama ne biçim bir savaş olduğuna dair en ufak bir fik-ıim yoktu. birlikleri topluca.U. Ancak. Ovada budanmış asmalar yeni tomurcuklanmıştı. Daha sonraları ordu ilerlemek zorunda kalacaktı —ateş altında gayet nazik bir iş— ama şimdiki durumda ortalıkta düşman falan yok gibiydi.

U. aristokrasi ve Kilise'nin desteklediği bir askerî isyandı ve işin aslında. talihin dönüşü — muhtemelen öyleydi— gibi göründü.. faşizmi zorlamaktan çok feodalizmi yeniden canlandırmaya yönelik bir girişimdi.O. onarın direnişi. istemese de. Franco'nun karşısında yalnızca işçi sınıfını değil.M. Dağ yamaçlarında yakacak odun aşırır ve bir yandan da. Barselona'nın devrimci havası beni çok derinden çekmişti. anlamına) dedikleri zaman. ama bunun neyin nesi olduğunu anlamak için hiçbir çaba göstermedim.' Franco. Canları pahasına çarpışan insanların ayrı siyasî partilerden olmasını çok budalaca bulmuştum. Fakat herkesin dikkatinden kaçan birçok nokta vardı. bu kadar büyüktü işte! Hükümet safındaki dizilmeyi anlayabilmek için.. J. Ispanyollar'ın musibet bir baş harfler hastalığı varmış gibi geliyordu. milisine girişim.U. P. her düzeydeki siyasî muhaliflerini katletmesi izlemişti.T.C.M..O.O.M. Monte Pocero'da solumuzdaki mevziyi göstererek «Bunlar Sosyalistler» (P. yalnızca.U. denilen birşeyde görev aldığımı biliyordum (bir başkasına değil de. besbelli ki. faşizmin karşısına dikiliyordu. İki takım baş harf arasındaki fark.'da değil de. insan siyasî partileri ve onların çatışan «çizgi» lerini hiç takmasa bile.U.. aynı şey başımıza gelseydi muhtemelen bizim İngiltere'de yapabileceğimiz gibi. Hitler tarafından parayla tutulmuş Albay Blimpler ordusunun manyakça başkaldırmasına karşı uygarlığın savunması olduğu yolundaki yorumunu kabul etmiştim. İlk bakışta insana. bir adım geriden polisin adımlannı duyarak İspanya'dan kaçarken bütün bunlar.A. Bir milis olarak.U. Franco'ya karşı savaşan bir askerdiniz. savaşın nasıl başladığını hatırlamak zorunludur.U. sabrımı tüketiyorlardı. acaba bu gerçek bir savaş mı yoksa News Chronicle'ın uydurması mı diye merak ederken.. Franco ılımlı bir sol kanat hükümeti düşürmeye çabalayınca. elliüç devlet (sanırım elliüçtü) «off» diye sofu sesler çıkarırken. bir taraf tutuyordu. Hitler iktidara gelmiş ve bunu. ama aynı zamanda iki siyasî teoriden çıkan büyük bir mücadelenin aracı oluyordunuz. başıma hep P.U. sırf Barselona'ya vardığımda elimde Bağımsız İşçi Partisi'nin kâğıtları olduğu içindi).— bunlar yorucu isimleriyle. bu bana bilmece gibi gelmiş. «Hepimiz Sosyalist değil miyiz?» diye sormuştum. «demokrasi» ve status quo adına Franco'ya karşı direnmemişti. tüm beklenilenin aksine.S. P. Adına P. J. özellikle başında. İspanyol işçi sınıfı.S. benim tavrım her zaman «Neden bütün bu siyasî saçmalıklardan vazgeçip savaşın üstüne gitmiyoruz?» yönündeydi.U. Bu. Siyasal parti ve sendikaların renkler dizisine gelince —P. Önceki yıllarda sözüm ona demokratik ülkeler her adımda faşizme teslim olagelmişlerdi. Onun yaptığı. işin içine kişinin kendi kaderi karışıyordu. C. en sonunda. devrimci bir patlayış ile bir-likte gelmişti —hattâ neredeyse bu patlayıştan ibaretti 61 . Habeşler'i bombalamıştı.Statesman dergisinin savaşın. bu biçimiyle. Japonlar'ın Mançurya'da canlarının istediğini yapmalarına izin verilmişti. Bir kere. İspanyol halkı.C.'de görev aldığım için geldi.S. Bu bana. Fakat. halkın mücadelenin gerçek niteliğini kavramasını önlemek için İngiliz gazetelerinin dikkatle yaydıkları.O. Temmuzun 18'inde çatışma patlak verdiğinde. Hitler ya da Mussolini ile bire bir oranlanabilecek biri değildi. mutlak.I. doğru «anti-Faşist» tutumdu. Fakat İspanya'da.N. Bu kuşkusuz.T. Mussolini.S. hiç kimsenin tutmadığı ya da koruyamadığı bir tutumdu..I. modern biçimi ile ortaya çıktığında faşizmin en büyük destekleyicileri olan liberal burjuvazinin çeşitli kesimlerini de bulması anlamına geliyordu. özellikle Katalonya'da.. Çünkü bu noktada demokrasi. ona karşı çıktı. Eninde sonunda herkes. Çünkü.M. A.I. ama siyasî partiler arasında belli birtakım farklar bulunduğunu anlayamamıştım.C.C. Barselona'daki ayaklanma60 da Komünist makineli tüfeklerinin ateşinden sakınmak için yerlere yatarken ve en sonunda. muhtemelen Avrupa'da faşizme karşı olan herkes yüreğinde bir umut kıpırtısı hissetmişti. F. Bundan daha önemlisi. P.

üzerlerinden saatte altmış mil hızla taksiler geçirilerek ezilmişti.000 tüfeği olduğu hesaplanmıştı. İşte. 62 kineli tüfeklerle donanmış eğitimli askerlerin elinde bulunan taş binalara saldırmışlardı.b. yerel Sovyetlerin kurulduğuna v. Toprağı işçilerin işgal ettiğine. Bu arada. ama hiç olmazsa böyle düşünmek için nedenler var. İspanya dışındaki anti-Faşist basın. Barrios ve Giral. Katalonya'da ilk birkaç ay. Ayaklanma başlar başlamaz. bütün kilit endüstriyi denetimleri altında tutan Anarşist . Kuşkusuz.) yardımı ile başlıca işçi sınıfının muazzam çabaları sonunda bozguna uğratılmışlardı. Faşistler'in stratejik noktalara yerleştirdikleri makineli tüfek yuvaları. silâhlar dağıtılmıştı. yalnızca bir iç savaş değil. İlk ikisi. bunların. bu konuda kesin olan bir şey yoktur.bile denilebilir. durumu kısa vadede kurtarabilecek olan tek adım. bu süreç tek biçimli değildi ve Katalonya'da heryerden daha çok ileri gitti. Basının daha çok merkezîleştiği ve halkın başka herhangi bir yerden çok daha kolay aldatıldığı İngiltere'de. bu aşamada onları teslim etmediler.Sendikalistler'in ellerindeydi. Belâ başladığında Hükû-met'in tutumu çok zayıf ve çekingendi. o kadar ki. bunların bazıları. doğu İspanya'nın büyük şehirlerinde Faşistler. Endüstri ve ulaşımın kollektifleştirilmesinin yanısıra. birçok fabrika ve taşıma araçlarının çoğu da sendikalarca ele geçirilmişti. İspanyol 63 . yani işçilerin silahlandırılması. Hükümet. Yerel hükümetin kurumlarına hemen hiç dokunulmadan kaldığı yerler vardı. Savaşın ilk birkaç ayında Franco'nun asıl düşmanı Hükümet değil. Aslında İspanya'da olan şey. işçilerin ellerinde silâh vardı. kurulu düzenden daha iyi birşey için çarpıştıklarına inanarak— çarpışan insanların gösterebileceği bir çabaydı. bir tek gün içinde İspanya'nın başına üç tane başbakan geldi geçti. Toprak köylülerce. Birkaç yerde bağımsız Anarşist komünler kurulmuştu. öbür bölgelerde ise bu kurumlar. devlet depolarından silâh talep ederek ve kısa bir mücadeleden sonra da bunları elde ederek cevap verdiler. İsyanın çeşitli merkezlerinde bir tek günde. giderek «Demokrasiye karşı Faşizm» e indirgendi ve devrimci yönü olabildiğince gizlendi. Kendiliğinden ve bir miktar da bağımsız hareket etmemiş olsalardı. sırf şiddetli halk yaygarasına cevap olsun diye ve isteksizce gerçekleştirilmişti. Hükûmet'e sadık kalan bazı silâhlı kuvvetlerin (Hücum Taburları v. gerçek devrimci niyetiyle -yani. Hükümet bir yıl sonra zorla ortadan kaldırana kadar devam ettiler. eski kapitalizm yanlısı polis kuvvetinin yerini alacak işçi devriyeleri. bir devrim başlangıcıydı. sendikalara silâh dağıtılmasını reddettiler. kapitalist demokrasinin savunması için— yapıldığına inanmak zor olurdu. Franco'yu Katolik rahiplerin alkışları arasında. iktidarın çoğu. Bu ancak. sendikalara dayalı işçi milisleri gibi yollarla kurulacak bir işçi hükümetinin ilkel başlangıcını yaratmak için çaba harcanıyordu. gerçekten. (Bir yıl sonra bile. devrimci komitelerle omuz omuza yaşıyorlardı. sendikalardı. büyük bir olasılıkla Franco'ya karşı hiç direnilmeyecekti. bir genel grev çağrısı yaparak. Katalonya'daki Anarşist . tüm direnişin belkemiği olan Anarşistler ve Sosyalistlerce —hele Anarşistler'in gözünde merkezileşmiş bir madrabazlık makinasından başka birşey olmayan. ülkesini zâlim «Kızıl» sürülerinden kurtaran bir yurtsever olarak gösterebiliyordu.b. örgütlenmiş şehir işçileri buna. Dava. çok önceden sezilegeldiği halde ayaklanmanın önüne geçmek için çok az çaba gösterdi ya da hiç göstermedi. kiliseler yıkılmış.) Faşizm yanlısı büyük toprak ağalarının pek çok yerde arazileri ele geçirilmişti. (*) Dahası var. özellikle bu durumu örtbas etmeyi kendine iş edinmişti. Erkekler ve kadınlar ellerinde yalnızca dinamit çubukları ile açık meydanları geçip ma(*) Quiroga. Daily Mail. yerel komiteler. Hernehâl ise. dair hiçbir şey bilinmese bile.Sendikalistler'in 30. Kuşkusuz. sokaklarda üçbin kişinin öldüğü sanılıyordu. papazlar ya kovulmuş ya da öldürülmüştü.

hiç devrim mevrim olmamış gibi davranmak birçok şeyi basitleştiriyordu. İspanyol Halkı'nın bir toplumsal devrim. ama bunların «herhangi bir siyasî önemi» yoktu. Komünist Partisi. hiçbir kilisenin yeniden açılmasına ve âyîn yapılmasına izin verilmemişti.U. Barselona Demiryolu Taşıma Şir-keti'nde on milyon sterlin İngiliz sermayesi yatıyordu. gazeteleri bile. kuşkusuz. bu arada. yeniden bir askerî örgütlenme için gerekli bir adım olarak gösterilebilirdi. düpedüz tümden yabancı hainlere. İspanya'nın içinde 64 ise bundan kuşku duyan yoktu. bir burjuva demokrasisini hedef almak gerektiği Komünist teziydi. «şanlı devrimimiz»den söz ediyorlardı. Bunun pek çok nedenleri vardı. ya da burjuva demokrasisinden başka birşey uğruna döğüştüğünü söyleyenler «düpedüz yabancı hain»lerdi. Ortaya çıkan durum. 1937 Şubatı'nda «İspanyol halkının kanını. Özellikle. yabancı ülkelerdeki Komünist gazeteler hiçbir yerde herhangi bir devrim belirtisi görülmediğini haykırıyorlardı. Komünist denetiminde bulunan ve devrimci olmayan bir politikaya bir hayli bağlanan P. Ülke tam bir geçiş dönemindeydi. halbuki kapitalist cumhuriyet hüküm sürseydi yabancı yatırımlar güvence altında kalacaktı. durum ya sosyalist yönde gelişebilir ya da eskisi 65 . «Liberal» kapitalist bakışın da neden aynı çizgide olduğuna ayrıca işaret etmeye hemen hiç gerek yok. istediklerini yapabilecek güce sahip oldukları zaman bile Hükû-met'i devirmediler ya da tümüyle değiştirmediler.savaşının kamuoyunda geçerlik kazanan yalnız iki türlü yorumu vardı: bunu. Asıl merkezî sorun başarıyla gizlenmişti. İspanya'da geçirdiğim altı ay içinde tahrip edilmemiş yalnızca iki kilise gördüm. İşçiler. tüm ağırlığını devrime karşı koymuştu.S. İspanya'da çok fazla yabancı sermaye yatırımı vardı. olan biten yalnızca bir devrimin başlangıcıydı. sendikalardan merkezî Hükûmet'e her güç kayması. bunun asıl nedeni. iyi niyetli propogandacılar da İspanya'nın «kızıllaştığı»nı inkâr ederek. Valensiya Hükümeti üyelerinden Juan Lopez. fabrikaların işgal edilmesi. Devrim ilerlemiş olsaydı. arkasında Sovyet Rusya olmak üzere. kiliseler heryerde yağma edilmiş ve zaten İspanyol Kilisesi'nin kapitalist dolandırıcılığının bir parçası olduğu gayet iyi anlaşılmıştı. Faşizm yanlısı gazeteler dehşet verici zulümlere ilişkin yalanlar yayıyorlardı. her olayın gerçek anlamı örtülebilir. demokratik Cumhuriyet ya da onun kâğıt üstünde kalan Anayasa'sı için değil. sendikalar Katalonya'daki tüm ulaştırma işlerini ellerine geçirmişlerdi. ellerinden kan damlayan Bolşevikler'e karşı Hristiyan yurtseverlerin savaşı olarak gösteren Sağ-kanat yorum ve askerî bir ayaklanmayı bastıran efendi Cumhuriyetçiler'in mücadelesi olarak gösteren Solkanat yorum. her ülkede görülen küçük devrimci gruplar dışında. Fakat herşey bir yana. Fran-co'nun kapıları yumruklamaya başladığı ve orta sınıfın bazı kesimleri kendi taraflannda olduğunda. Gerçekte. Katalonya'-da kesinlikle ve muhtemelen başka yerlerde de. Öte yandan. Devrim nasıl olsa bastırılacağına göre. İspanyol Hükûmeti'ne yardım ettiklerini sanıyorlardı. adamakıllı tuhaf görünüyordu.b. İspanya'nın dışında çok az insan bu ülkede bir devrim olduğundan haberdardı. tamamı değildi. kiliselere yalnızca Faşist müstahkemi olarak kullanıldıkları zaman saldırılmıştır diye yalan uyduracak kadar bile alçaldılar. 6 Ağustos 1936 tarihli Daily Worker'a göre. 1937 Temmuzu'na kadar Madrit'teki bir ya da iki protestan kilisesi dışında. Fakat. işçi komitelerinin kurulması. bütün dünyanın İspanya'daki devrimi önlemeye azimli olmasıydı. Devrimin bu aşamada ölüme mahkûm olduğu dolayısıyla İspanya'da işçi sınıfı egemenliğini değil. Örneğin. Yabancı anti-Faşist gazetelerin bazıları. Bu arada.C. hiç olmamıştı —ya da olmuştu. Bir kere. uğrunda savaşmamız istenilen Hükûmet'in üyeleri de dahildi. bir devrim için döktüğü»nü ilân etti. Bu yolla. bunu yapamayacakları apaçıktır. v. hiçbir tazminat alma olanağı kalmayacak ya da çok az olacaktı. Görülüyor ki.

M.C. «Devrimin önünü alın. Rus Hükûmeti'nce doğrudan baskı yapıldığı inkâr edilegelmiştir. Rus silâhları Komünist Partisi ve onunla anlaşmış partiler aracılığıyla sağlanıyordu.B. Bunun yanısıra.N.U. Anarşistlerin kolektifleştirme politikasına karşı.'nin emirleriyle yapılmıştı. altı ay içinde Cabellero'nun yerine sağ kanat Sosyalist Negrin getirildi. Liberaller ve Komünistler'den oluşmuş bir Hükümet kaldı. Fakat ondan sonraki her hükümet değişikliği sağa doğru bir kayma oldu.U. yoksa size silâh yok» olduğundan pek az kuşku duyuluyordu.G. ama. kısa bir süre sonra C. Üçüncüsü. sol-kanat bir Sosyalist olan Caballero idi.O.M. tümüyle sağ-kanat Sosyalistler. işe karışınca Komünist Partisi'nin zaferi garanti edilmişti.G. cephede gördüğüm tek silâh. Çünkü.T. Bütün büyük endüstri kolları kollektifleştirilmişti. S. Sağa doğru genel kayma. bunu ellerinde tutmaya niyetli görünüyorlardı. Bir kere. Generalite'den çıkarıldı. İlk önce P. çeşitli Marksist partileri temsil ediyordu. işçi sendikalarını ve çeşitli sol kanat partileri temsil etmek üzere yeniden kuruldu. Yerel Katalan Hükûme-ti'nin yerine bir süre sonra.S. Sonra U. en sonunda. ortada. (Anarşistlerin denetimi altındaki sendikalist işçi birlikleri) temsilcisi bakanlardı.U. birkaç Rus uçağının (belki bunlar bile Rus uçağı değildi) dışında.M. Örneğin.'un Katalan Genera-lite'sinden çıkarılması. 67 . 66 na rastlar. P.T. Dokuz delege sendikaları. 3 delege Kata-lan liberal partilerini ve 2 delege de. kollektifleştirilmiş kalsalar ve kapitalizm yeniden sokul-sa da.B. Konıü nistler ve öbürleri gibi.N. Hükû-met'in başı. sonra aynı biçimde Anarşistler'e ve Sosyalistlerin Caballero kesimine ve giderek. Rusya ve Meksika hariç. Merkezî Hükümet ile Generalite de Cataluna'nm. 1936'nın Ekim-Kasım ayları(*) Comite Central de Milicias Antifascistas. apaçık ortada olan nedenlerle. devrimci olmayan bir politika isteyerek. (Sosyalist sendikalar) ve C. tüm Komünist ülkelerin partileri aynı politikanın izleyicileri diye düşünülebilir. S.O. savaşın ve devrimin patlak verişinden bir yıl sonra. çok sayıda silâh yardımı yapamadığı için.gibi olağan bir kapitalist cumhuriyete dönebilirdi. ama bu nokta öyle çok önemli değildir. Sonradan Savunma Komitesi feshedildi ve Generalite. eninde sonunda denetimi kazanan gruba bağlı olacaklardı.O. bir hafif makinalı tüfekti. Ruslar istedikleri şartları kabul ettirmek durumuna geldiler.U. S.'nin Hükûmet'e silâh yardımına girişmesiyle iktidarın Anarşistler'den Komünistler'e geçmesine. Generalite'den kapı dışarı edildi. (yarı özerk Katalan Hükümeti) her ikisinin de işçi sınıfını temsil ettiği söylenebilirdi. Toprağın çoğu köylünün elindeydi ve Franco kazanmadığı sürece. Partinin üye sayısında muazzam bir artış vardı ve bu akın (*) Çoğunlukla Anarşist birliklerin çarpıştığı Aragon cephesinde çok az Rus silâhı olmasının nedeni de buydu. daha önceleri aşırıların ödünü kopardığı unsurları kendi çevrelerinde toplamayı becermişlerdi. baş eylemci olduğu inkâr edilmemektedir. Başlangıçta. Bu şartların. zengince köylüleri kendilerine çekmeleri bayağı kolay oldu.N.C. genellikle devrimci bir politikaya karşı. arkasından C.. 1937 Nisanı'na dek. kendi örgütlerinin üyelik paylarına göre seçilmişti.B. hiçbir ülke Hükümetin yardımına koşacak kadar namuskârlık göstermedi. İkincisi.. fiilen sendikalardan gelen delegelerin oluşturduğu Anti-Faşist Savunma Komitesi (*) geçti.T. Meksika.T. Hükûmet'ten atıldı. onlar da siyasî karşıtlarının ellerine olabildiğince az silâh geçmesine çalışıyorlardı (*). Bu komitenin delegeleri.'a. kabine üyeleri U.O.M.T.S. Rusya'ya duyulan şükran ve özellikle Enternasyonal Tugaylar'm gelişinden sonra Komünist Partisi'nin savaşı kazanacak yetenekte görünmesi Komünistlerin prestijini dehşet yükseltti.S. İspanyol Komünist Partisi'nin de P. özetle.C. devrimci unsurlara karşı ilk hareket olarak P.

* «Sosyalist» Negrin 1937 sonbaharında yaptığı resmî konuşmalarda «özel mülkiyeti tanıdığımızı» ilân ediyor . (Mayıs ayındaki çarpışmalara yol açan Barselona Telefon Santrali'nin zorla alınması. işçileri her zaman yola getirmek olanaklıydı. Ne var ki. Göründüğü kadarıyla. geniş ölçüde takviye edilen ve çok iyi silâhlandırılan savaş-öncesi polis gücü yeniden kurulmuştu. acı bir dille P. Halk Cephesi diye bilinen bu ittifak temelinde bir düşmanlar ittifakıydı ve öyle görünüyordu ki. Esasında savaş. Sosyalizm ve Anarşizm anlamsız sözler olacaklardı. kesin sonucu belirleyen adım oluyordu. vb. her keresinde kendilerini sanki başka başka ülkelere gelmiş gibi hissettiklerini belirtmişlerdi. bir ortağın öteki69 . Bu eylemler tümüyle hayli kurnazcaydı. gerçekten. bir iğne batırma (pin-pricks) politikasıyla. genel bir «burjuvalaştırma» hareketi ve ilk birkaç aylık devrimin eşitlikçi ruhunun bile bile yıkılmasıydı/Herşey o kadar çabuk oluyordu ki. çünkü buradaki dev68 rimci partiler en güçlüleriydi. değişikliğin temel nedeni. çünkü savaşın kaybedilmesi partilerin en son istedikleri şeydi.M.U. yerel komiteler dağıtılmış. Etkili olabilecek ölçüde büyük tek devrimci parti. eğer savaş kaybedilirse. Franco'ya karşı yürütülen savaş sürmeliydi. Dahası var. İspanya'yı birkaç ay arayla ziyaret edenler. 1937 Mayısına kadar da kuvvet kullanmak pek gerekmedi.ve savaşın başında faşizme sempati duyduklarından kuşkulanıldığı için kaçmak zorunda kalan Cortes üyeleri İspanya'ya dönüyorlardı. Apaçık görülüyordu ki. derece derece gerilemek zorunda kaldılar. bir yandan milis güçlerini yeniden örgütlemek ve daha etkili duruma getirmek. Ortada genel ve apaçık devrimciliğe karşı bir eylem yoktu. askerî zorunluluk olarak ihtiyaç duyulan şey her durumda. milis güçlerinin demokratik ruhu onları devrimci fikirlerin doğum yeri yapmıştı. işçilerin kazandıklarını elden kaçırmamak için sahip olabilecekleri tek güvence. Komünistler bu durumun gayet iyi farkındaydılar. hali vakti yerinde köylüler. Kolektifleştirme süreci durdurulmuştu.geniş ölçüde orta sınıftan kaynaklanıyordu —bakkallar. Anarşistlerin kendilerine özgü bir orduya sahip olmamalarını güvenceye almaktı. işçi devriyeleri lâğvedilmiş. şunları ya da ötekileri yapamazsanız savaşı kaybederiz» demeye bile gerek kalmaksızın. Bu hedef. bununla beraber Hükûmet'in aynı anda nişan aldığı bir başka hedef de. memurlar. öte yandan da milis güçlerini sendikaların doğrudan denetimi altında tutmak pekâlâ mümkündü. subaylar.gerçekleştirildi. bir dizi ufak hamlelerle— birisinin dediği gibi. sendikaların elinde kalan iktidarı yeniden ele geçirmekti.'a ve tüm rütbelere eşit maaş ödenmesini isteyen Anarşist ilkesine sövdüler. dur durak bilmeden. farklılaştırılmış maaş. fakat bu iddianın etkisiz kalması zordu. İçinde bulunduğumuz özel durumda bu. Her zaman olduğu gibi. Ortalıkta olup biten. «Bunları. milis güçlerinin parçalanması da askerî etkililik adına yapılmıştı. sendikalara dayalı işçi milisleri giderek parçalanmış ve üyeleri. kendi denetimleri altında bir miktar silâhlı kuvvet tutmaktı. vb. bu süreç içindeki olaylardan biriydi! En sonuncu ve en önemlisi. tüm süreci anlamak kolaylaşır. yüzeyde ve çok kısa bir an için bir işçi hükümeti gibi görünen şey. eskiden sendikaların denetimi altında olan çeşitli kilit endüstri kolları Hükûmet'çe devralınmıştı. insanın gözünün önünde olağan fakir-zengin ayırımı ile sıradan bir burjuva cumhuriyetine dönüşüyordu. üç köşeli bir mücadeleydi. ile yanburjuva çizgisinde bir siyaset dışı bir ordu olan yeni Halk Ordusu arasına dağıtılmıştı.O. demokrasi ve devrim. hiç kimse esaslı bir yeniden askerî örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu inkâr etmiyordu. ama bu adım Katalonya'da herhangi bir başka yerdekinden daha geç atıldı. ayrıcalıklı subay kastı. işçilerin 1936'da kendileri için kazandıkları her ne ise onun teslimiydi besbelli. Bu gelişmelerin faşizmin belli kalıplarda burjuvazi ve işçi sınıfı üstüne baskı yaparak kurduğu geçici bir ittifaktan ileri geldiği hatırlanırsa. Anarşistler.

yakınlık duyduğum şeyler de şimdikilerden bir bakıma farklıydı. bu nedenle.O. Konakladığımız çiftlik evinin kötü-kokan rüzgârlı ahırında. Fransa'daki Komünist politikası devrimci olmayan bir çizgi izlemek zorundaydı. Büyük Britanya. I. devrimci önderleri avlamakta Liberaller'den çok daha ileri gitmeye istek gösterdiler (*). beni en çok aydınlatan şeyler henüz ortada yoktu. Şimdi Komintern politikasının tümü. hiç değilse şimdilik. İngiltere'de İngiliz Komünist Partisi hâlâ Millî Hükû-roet'e düşman ve görünüşte. daha Şubat ayında yukarıda değindiğim bütün kanılara ulaşmıştım. İspanya dışında korkunç yanlış anlamalara yol açmıştı Hükümet yanlısı partiler arasında. Herhangi bir ülke Komünist Partisi'nin tutumunu açıklayan anahtar. Mart 1935.S.C. Aralarında olduğum İngilizler'in çoğu I. Özellikle S.. Örneğin. Ve onun için de. bu hiç hayret uyandırmamak. en çok işittiğim görüşe de —yani P. o ülkenin S. Nitekim şimdiden bunu haber veren belirtiler görülüyor. üyesiydi. durum belirsiz.S. daha da önemlisi. Bir kere.C. dünyanın durumu gözönüne alınırsa —mazur görüleceği üzere— bir askerî ittifaklar sistemine dayanan S. her nasılsa. Rusya'nın müttefiki Fransa'nın devrimci bir komşuya şiddetle karşı olacağı ve İspanyol Fası'nın bağımsızlığını önlemek için dünyanın altını üstüne getireceği gerçeği. birkaçı da Komünist idi ve bunların çoğu siyaset alanında benden çok daha bilgiliydiler. S. demek istemiyorum. İlk yıl boyunca İspanyol devriminin genel gidişini kabataslak vermeğe çalıştım.L. Huesca dolaylarında hiçbir şeyin olmadığı kasvetli dönem de. 70 tan başka çıkar yolu yoktur. resmî komünizmin devrime-karşı bir güç olarak göz önüne alınması gerektiğini apaçık ortaya koymuştu. Gerçekse. Bu. (*) Fransız işçilerinin hiçbir zaman kanıp da Alman yoldaşlarına karşı savaşa sokulmayacaklarını ilân edeli üç yıldan az oldu. İspanya'da devrimi önleyenler.B. Fransız Komünist Partisi gibi İngiliz Komünist Partisi'nin de iyi bir vatansever ya da emperyalist olmak(*) Millet Meclisi. çünkü bunu bilmek. herhangi bir andaki durumu daha kolay anlaşılır hale getiriyor.'-nin savunmasının gerekleriyle bağlantılıdır.P.'yle gerçek ya da gizli askerî ilişkilerinde saklıdır. sağ-kanat güçleri tüm denetime sahip olduklarında Komünistler. İspanya'nın durumunda beklenilmeyen tek nokta bu.C. İspanyol İç Savaşı üzerine uzun bir süredir yayınlanmış en yetkili kitaptır.B.C.B. çünkü başka yerlerdeki.U. kendimi haftalar boyu hiç bitmeyen bir siyasal tartışmanın tam ortasında buldum. 71 . Fakat.L. herkesten önce Komünistler'di. kapitalist emperyalist bir ülke olan Fransa ile ittifak halindedir. görüşüne— doğal olarak tepki gösteriyordum. şimdi ise kendisi Fransa'daki ciğerleri en güçlü vatanseverlerden biri. aşırı solun ilerisinde değil de aşırı sağın ilerisinde durmasıydı. Aslında. bu ittifakın Rusya'ya çok az faydası olacaktı. S. özellikle Fransa'daki Komünist Partisi'nin taktiği. çatışan «parti çizgi» (*) Hükûmet'i oluşturan partiler arasındaki etkileşimi en iyi Franz Borkneau'nun The Spanish Cockpit adlı yapıtında anlatılmıştır. Fransız kolonilerindeki bütün etkin kışkırtmalarını da yüzüstü bırakacaklar demekti. Sonradan.B.S.P. Fransız Komünist Partisi Sekreteri Thorez.ni yutmasıyla her an sona erebilirdi. yeniden silahlanmaya karşı. Fransız kapitalizmi güçlü olmadıkça. Daily Mail. Bu yalnızca. Komünistler'in. sığmakların havasız küflü karanlığında gece yarısının dondurucu soğuğunda koruyucu duvarın arkasında. Ispanya'daki Komünist «parti çizgisi»ni kuşkusuz çok etkilemişti. Bu kısmen savaşın siyasal yönünün beni sıkmasından ileri geliyordu. Fransız Komünistleri artık üç renkli bayrağın arkasında geçit resmi yapıp Marseillaise söyleyecekler anlamına gelmeyip.M. Moskova'nın paraca desteklediği kızıl devrim masallarıyla her zamankinden bile daha çılgınca gerçek-dışıydı. ile ittifak ya da askerî anlaşmaya girerse.

Kısmen sabık komünistler.U.C. 72 Komünist ve komünist yanlısı basının bütün dünyaya yaydığı P.M. esas çizgiden ayrılan komünist partilerden biriydi.U. «çizgi»sinden söz edildiğinde. gerçekte bunun Komünist Parti «çizgi» si anlamına geldiğini açıklamak gerekir. U.C. Bunlar. Ben. niyeti bu olmasa bile. Her kim iç savaşı toplumsal devrime döndürmeye çabalıyorsa Faşistler'in ekmeğine yağ sürüyordur. gereği gibi yetiştirilmiş ve birleşik komuta altında baştan aşağı silâhlandırılmış bir ordumuz olmalıdır. o sırada bile gözle görülür bir biçimde yükselme yolundaydı. Bundan ötürü bu an. T. Savaşın başında Katalan Komünist Partisi de dahil olmak üzere çeşitli marksist partilerin birleşmesiyle kurulmuştu. komünist denetimi altındaydı ve Üçüncü Enternasyonal'e bağlıydı. ya da C.O.S. gerçekte ihanet halindedir. siyasal organıydı. ama komünist görüşü ile sağ-kanat Sosyalist görüşü her yerde aynı sayılabilirdi.T. Haziran 1937'de 40..P.U. İnsanın çeşitli partilerin neyi savunduklarını bir nebze anlamaması için.U. yukarıdaki açıklamalardan.U.U.S.» P.000.A.G. «çizgi»si aşağı yukarı şuydu : «Şimdiki halde savaşı kazanmaktan başka hiçbir şey önemli değildir.U. .S.N.O.C. P.O.'un verileri73 .C.P.M. İşçilerin denetimi edebiyatına ve papağan gibi tekrarlanan devrimci sözlere sıkı sıkıya bağlanmak faydasızda değil. yani komünist politikasındaki görünür ya da gerçek değişmeye karşı muhalefet sonucunda ortaya çıkmış. Siyasal teori açısından önemli olan yalnızca üç partiydi.O. yalnızca ilerlemeye engel olmakla kalmayıp.U.'yi ilk önce anlatmalıyım . Ancak. bütün noktalarda ayrılıyordu. memurların ve zengince köylülerin— partisiydi. bu işçi birliklerinin bir baştan bir başa İspanya'daki üyeliklerinin sayısı birbuçuk milyon kadardı.C. etkili olabilmek için. P. Aralık 1936'da 70. (Partido Obrero de Unificacion Marxista).U. ama şimdi tümüyle. P.I. Kabaca söylendikte. ve kabataslak Anarşistler diye tanımlanan C. P. en önemlisi olduğundan P. P. güçlü bir merkezî hükümetimiz. kısmen işçilerin kısmen de küçük burjuvazinin —bakkalların. parlamenter demokrasi için çarpışıyoruz. savaşta zafer olmayınca herşey anlamsızdır. . devrimi ileri götürmekten söz etmenin zamanı değildir.S. kısmen de İşçiler ve Köylüler Bloku denen daha eski bir partinin üyelerinden kurulmuştu.U. çünkü Faşistler'ce bize karşı kullanılabilecek bölünmelere yol açar. katlanamayız. son birkaç yıl içinde birçok ülkede «Stalinizm»e.bu parti en sonunda zafere ulaştı. Sendikaların iki bloğu içiçe geçmişti ama bu ikisinden C. düpedüz kötüdür. P. kesinlikle bir işçi sınıfı örgütüydü.M. (Partito Socialista Unificada de Cataluna) Katalonya'nın (Birleşmiş) Sosyalist Partisi idi.'un çeşitli tarihlerdeki üye sayısı şöyleydi: Haziran 1936'da 10. Şimdi. Herşey bir yana.U. proletarya diktatörlüğü için değil. beden işçilerinin birçok kesimlerini içlerine almışlar. «çizgi»si.U. devrimci kargaşalığı dağıtmak zorundayız.M. Üye sayısı açısından küçük bir partiydi (*). Bu aşamada biz. İspanyollar arasında da durum hep aynıydı ve alabildiğimiz gazetelerin çoğu partilerarası çatışmayı konularının en önüne almışlardı. bu sayılar P.M.T. kuşkusuz savaşın önemi dışında.O.C.U. Kolektifleştirmeyi zorla uygulamaya kalkarak köylülerin yabancılaşmasına göz yumamayız ve bizim safımızda çarpışan orta sınıfları ürkütmenin sonuçlaınna da.S. yani —sosyalist sendikaların.N.S. Katalonya (*) P. ancak savaşın patlamasından beri geniş orta sınıf üyelerinin akışı ile de şişmişlerdi.S.C.leri durmadan tartışıyorlardı. P.T.G. çünkü ilk «devrimci» günlerde her çeşit insan U. karşı-devrimci bile olabilir.N. sağır ya da budala olması gerekirdi.S.C.000. İspanya'nın bir başka yerinde Sosyalistlerle Komünistler arasında hiç böyle resmî bir birleşme olmamıştı.'ye katılmayı faydalı bulmuşlardı.T.000. Bundan ötürü. (Union General de Trabajadores)'in. Yerel komiteler yerine.

Anarşizm İspanya'da derinlere kök salmıştır. Uygulamaya ilişkin olarak. 74 azzam sendikalar blokunun siyasal organı F. disiplinsizliklerine rağmen.'un bir miktar etkili olabildiği örgüt yalnızca C. (3) Burjuvazi ve Kilise'ye karşı taviz kabul etmez bir düşmanlık.U.T.O. idi. Ne var ki. kapitalizme verilmiş başka bir addır. bir vurgu davasıdır. Faşizme karşı tek gerçek seçenek işçi denetimidir.F. dörtte birini doğru kabul ederdi.O. her partinin üye sayısını çok abarttığıdır. «demokrasi» adına faşizme karşı savaşmak. Anarşistler daha az dogmatikçe olmakla birlikte. Gevşek bir terim alarak «Anarşist» sözü.'ye bağlıydılar. Burjuva «demokrasi»si yalnızca. Bundan daha aşağı bir amaca razı olmanız halinde. Bundan çok sonra da Anarşist milis gücü.'yi (Confederation Nacional de Trabajodores) oluşturan. olsa olsa faşizmi arka kapıdan içeri almış olursunuz. Savaşın ilk iki ayı boyunca durumu kurtaranlar. Anarşistler'di. zorunlu olarak. muhtemelen. sözüm ona devrimcilerin çoğuna ters düşüyorlardı.N. gibi endüstri kollarında çalışan işçilerin bütün endüstri üstünde denetim sahibi olması.U. Savaş ve devrim birbirinden ayrılamaz.'un sloganını kabul etmişlerdi.T. İspanya'daki siyasal partilerin üye sayılarına ilişkin olarak kesinlikle söylenebilecek tek şey. koşullar onları merkezî idarede görev almaya zorlamış.. Katalonya'daki kalesi Lerida'ydı. Anarşistler. 75 .U. M. P. adları dillere destan olarak. gibi.O.M. kandırılacaklarına emin olabilirler. «çizgi»si de aşağı yukarı şuydu : „ «Faşizme burjuva «demokrasi» si yoluyla karşı koymaktan sözetmek saçmadır.M. her zaman bir parça Anarşist felsefeye bulanmış olmakla birlikte.T. milisleri çoğunlukla C.M. anarşist değildiler. komünizm ve anarşizm iki kutup gibi ayrı şeylerdir. kapitalizmin bir biçimine karşı. yani toplumun hedef aldığı biçim bakımından bu ayrılık. parlamenter demokrasi yerine işçi denetimini hedef aldıkları için. . Hiçbir sendika bloğunu temsil etmiyordu.I. Komünistler'den temelli olarak ayrılıyorlardı. bütün İspanyol kuvvetleri arasında en iyi savaşçılardı. Anarşistler ve P.N. (2) Yerel komitelerle idare ve her türlü merkezî otoriteciliğe karşı direnme.G. ilkeleri hayli belir-siz olmakla birlikte. herkesten çok. En son nokta.vb. İşçi milisleri ve polis güçleri şimdiki durumlarında tutulmalı ve bunları «burjuvalaştıracak» her çabaya karşı direnilme-lidir. muhtemelen tüm İspanyollar'ın olduğu gibi.M. C. Özellikle. yine onun her an birincisine dönüvermeye yatkın olan başka bir biçimi adına savaşmak demektir.A. herhangi bir şeyi yarı-burjuva Hükûmet'e teslim ederlerse. Rus nüfuzu çekildiğinde komünizmi söndüreceğe benzer. C. F. çok çeşitli kanılara sahip bir sürü kişiyi kapsayan bir biçimde kullanılıyordu.A. Faşizm de öyledir.. Ve.A.O. İşçiler silâhlı kuvvetleri denetimleri altında tutmazlarsa. üyeleri bile. tekstil fabrikaları .U. Karşıt bir tahmin yukarıdaki sayıların.U. o kadar ki. savaşın başından beri olağan Sosyalizm yönünde hareket etmişlerdi.I. ayrıcalığa ve adaletsizliğe olan nefretleri tümden gerçekti. Hükûmet'e girmekle de tüm ilkelerine karşı gelmişlerdi. en az belirgin olmasına karşın. P. bu gerçek bir anarşist örgüttü. ama fiilî parti üyeleri genellikle U. (Federation Anarquista Iberica) idi ki. ya da. kazandıkları her hakka sıkı sıkıya yapışmalı-dır.dışında fazla etkili değildi ve başlıca önemi üyelerinin siyasal bilincinin olağanüstü yüksek olmasından ileri geliyordu. silâhlı kuvvetler işçileri denetimleri altına alır.O. Komünist vurgusu daima merkeziyetçilik ve etkililik.O.» Anarşist görüşü tanımlamak daha da zordur. toplam iki milyon üyesiyle mudir. Felsefece.. P. bir kerteye kadar biraraya gelebiliyorlardı. ana hatlarıyla şunları savunuyordu: O Ulaştırma.N. herhalde. katıksız anlamında. ama bağdaştırılacak gibi de değildir. en önemli olanıydı.T.T. üyeleriydi.I. P.M. Yine de P.U. anarşist vurgusu ise özgürlük ve eşitlik üzerindedir. ya zaferi Franco'ya kaptırırsınız. Bu arada işçiler. 1937 Şubat'ından itibaren.N.

P.'yi desteklemeleri bir iç güdüden ileri gelmiş ve sonradan P. broşürlerde. bu söylediğim şeyler herkeste ortak bir duyguydu. Hem.M.'ye durmadan kusur bulmaları. Maamafih. P. bundan önce de böyle olmuş olmalıydı. O sırada. birkaç ay ilerisini gören sağduyu açısından daha iyiydi. onu savunmak için seslerini yükseltmeye cesaret edenler yalnızca Anarşistler olmuştu. ve Sosyalistlerin bir kesimi. Anarşistler ve biz iş yapmazken — bana öyle geliyordu— Komünistlerin savaşı sürdürmeleri oldu. çünkü basın sansürü başlıca komünist denetimi altındaydı. Bu sırada benim komünist görüşü neden P.C. Komünistlerin tersine. Komünistlerin kesin pratik bir politikaları vardı ki. sahip olmuş olsalardı. Herşeyi bastıran. kendi ülkelerinin dışındaki basında hiçbir destekleyicileri yoktu.U.O. Mayıs'ta Barselona' daki çarpışmaya katıldığı zaman. gazetelerde.O. kapatılmak ya da para cezasına çarptırılmak tehdidiyle karşı karşıya bulunmaları demekti. işçi denetimini savunan C. P.O. tepelendiğinde.O. karşıtlarına oranla P. aksi takdirde daha büyük bir kitleyi peşlerinden sürükleyebilirlerdi. asıl önemli olan savaşı kazanmaktı. bunların devrim üstüne sonsuz söylevler çekmelerine ve Le-nin'den ad nauseam (uyutuncaya kadar) parçalar vermelerine rağmen. heryerde menhus bir partilerarası düşmanlık sürüp gidiyordu. komünist taktiği iki tarafı biraraya getirmeye eğilim gösteriyordu.T. benim sık sık gördüklerim. güçlerin sıralanması şöyleydi: Bir yanda. bana ukalâca ve usandırıcı geliyordu. La Batalla ve Adelante adlı P. mantığını anlamama rağmen.U.M. polemiklerini başlıca gazete makalelerine saklıyorlardı.M.U.N. P. ve komünist basını yakından incelediğimde. «Stalinizm»e pek yeğinlenecek birşey değildi. sözü edilemeyecek kadar kötüydü. Rus silâhları ve başlıca komünist denetimi altındaki 76 birliklerin yaptığı muhteşem Madrit savunması. savaşın tarihi başka türlü olabilirdi.O. Bu arada. Herbirşey bir yana. fakat kısmen de yalnız bu insanlar savaşı ka zanmaya yetenekli göründüklerinden çok genişlemişti.U.M.U. kitaplarda. Komünistleri İspanya'nın kahramanları haline getirmişti.Anarşistle^ P.' unkine yeğinlediğimi anlamak çok kolaydır.'un «Troç-kizm»i de. İspanya içinde de çok zarar gören bir durumdaydılar.U.M. Liberaller ve Komünistler.O. 77 . onların olanakları çok daha dardı. Milislerin söyledikleri şarkılar da böyleydi. C. aynı zamanda katıksız anarşist görüş açısından P. komünist saldırı çizgisi hakkında kısa bir fikir verebilirim. devrimci partilerin oyunu ellerine almış göründükleri ilk dönemde bu olanaksızdı. P. tepemizde uçan her Rus uçağı bir Komünist propogandasıydı.M.U. Komünistler güç kazanmışlardı ve üye sayısı.U.O.M. P. afişlerde.M.U. işin başında birleşecek ve gerçekçi bir politikayı dirençle yürütecek sağduyuya.M. Anarşistlerle Sosyalistler arasında nuh-u nebiden kalma kıskançlıklar vardı. gazeteleriydi. Daha geniş halk kitlelerine yönelik büyük renkli afişleri (okuma yazma bilmeyenler çok olduğu için İspanya'da duvar ilânları önemlidir) partilere saldırmıyor.U. genellikle kişisel iftiralara girişmediklerini söylemek gerekir.O. Sonradan. Fakat. propagandası vb.O.S. öte yanda merkeziyetçi hükümet ile silâhlı orduyu savunan sağ kanat Sosyalistler.N. bu da.M. Ne de olsa.U. gazetelerinin. Kısacası. kabaca söylendikte.A.U. kısmen devrimcilere karşı orta sınıflara başvurarak.'un devrimci arıklığı. Birisinin söylediği gibi. Bunlardan bazılarına bu kitapta daha sonra değinmek zorunda kalacağım. bu besbelli.'un neredeyse kusursuz olduğunu anladım.'un hakkını yememek için. marksist olduğundan.O.T. ancak düpedüz anti-faşist ya da soyut düzeyde devrimci oluyordu.M.M. P.U.O.U.C.S.O..'un günü birliğine kararlaştırılan politikası.I. P.M. Burada yalnızca. bunların «karşı-devrimci» P. ve Sosyalistlerin sol kanadı. anarşizme kuşku ile bakıyordu.O. Komünistlerin saldırıları ise çok farklıydı. Bu sırada. yıkıcı sayılan her-hangibir şey yazdıklarında.U. F. Üstelik. bana hayli abes görünüyordu.

Çarpışma daha başlar başlamaz. 79 .U. Üstelik. casus ve böyle şeylerdik. P. vb.C. kaatil.O. faşist davaya yardım olsun diye sahte-devrimci bir politikada direnen. P.O.'un Hükümet kuvvetlerini yalnız yanlış düşünmekten ötürü değil. Faşist-ler'in kılık değiştirmiş bir çetesinden başka birşey olmadığı ilân edildi.O. P. Bizim büyük gazetelerimiz içinde Manchester Guardian. bu türlü alıntılarla bir düzine kitap doldurabilirdim. milisleri. Partiler-arası çatışmanın iftiraları bir yana. sonra Londra ile Paris'te gayet inandırıcı birtakım kişilerin.U.M. emperyalist savaşlardan farklı olduğunu hissediyordum.. Bu savaşın benim üstümdeki en müthiş etkilerinden biri.M. P. özellikle insan bazı kişilerin bundan sorumlu olduğunu düşünürse.U.U. bütün o bilinen savaş-edebiyatı. Daily Mail'in duvar ilânını hepimiz hatırlarız: «Kızıllar Rahibeleri Haça Geriyor». Demek ki. yoluyla bütün İspanya'ya yayılmıştı ve tüm dünyanın komünist ve komünist taraftarı basınında da durmaksızın tekrarlandı. haydi bilemediniz. bundan Komünistler'i haklı gösteren kanıtlar çıkarılabilirdi. Bunun pek hoş birşey olmadığını itiraf etmeliyim. Bu kitaba ilişkin olarak. gerilmiş bembeyaz bir yüzle battaniyeler arasından bakışını görmek. bangır bangır öten yalanlar ve nefretten oluşan tüm savaş propagandasının.M. öte yanda Daily Warker de Franco'nun Yabancılar Lejyonunun her Avrupa ülkesinin katil.bütün bunlar hep döğüşmeyen ve çoğu kez savaşmaktansa yüz mil koşmaya razı olacak kimseler tarafından yapılıyordu.M. beyaz kadın taciri. (*) Bütün içtenliğimle bizim tarafımızda —yani Hükümet tarafında— savaşın olağan.U. İşte bizim için hep bunlar söyleniyordu. düşmanın kötülenmesi . Valencia'daki gazete idarehanelerindeydiler. bile bile böldüklerini iddia etmeye başladılar. Ben nihai olarak aynı kanıda olmamama rağmen. Franco ve Hitler'den para alan. hemen devrim taraftarıydı. esrarkeş ve süp-rüntü sürülerinden oluştuğunu söylüyordu.S. Savaşın insanı en çok dehşete düşüren özelliklerinden biri. bende büyük bir saygı uyandırdı. Enternasyonel Tugay'dan zaman zaman karşılaştığım Komünistler bana hiçbir vakit Troçkist yahut hain demediler. Faşist hain.. ama savaş propagandasının niteliği yüzünden bunu hiçbir zaman anlayamazdınız. Komünistler'le P. Komünistler ise değildi. Onbeş yaşında yaralı bir İspanyol çocuğunun tezkere üstünde cephe gerisine taşınışını. propagandasının Hükümet kuvvetlerini böldüğünü ve zayıflattığını.. sonra daha yüksek sesle.U. şamatalar. Sağ ve Sol gazeteleri aynı anda aynı kötülemelerin bok çukuruna dahverdiler. arasındaki kavga taktik konusundaydı. İlk önce yavaş yavaş deneyerek. Komünistler P. Cephede tanıdığım P. duvar ilânları. Troçkist.Yüzeyde. cart curtlar. işin içine komünist taktiklerinin niteliği girdi. bu çocuğun kılık değiştirmiş bir Faşist olduğunu ispatlamak için risaleler yazıp durduğunu düşün78 mek hiç de güzel değildi. «Troçkist» bir örgüttü ve «Fran-co'nun Beşinci Kolu»ydu. Fakat. dürüstlüğü ile.M. Bu masal. Buraya kadarı iyiydi ve her iki taraf için de söylenecek çok şey vardı.O. kahramanlık şişirmeleri.O.O. korkak.'un. 1937 Ekim'(*) Manchester Guardian'ın bir istisna olduğunu belirtmeliyim. bu gibi şeyleri gerideki gazetecilere bırakıyorlardı. işçi sınıfından yirmi bin kadar kişi düpedüz düşmandan para alan hainlerdi. böylece savaşı tehlikeye soktuğunu iddia ediyorlardı. faşizme karşı çarpışmak için İspanya'ya gelip hayatlarını ve milliyetlerini feda eden yüzlerce yabancı da dahil. mermilerden ve çamurdan yüzlerce mil uzakta. Bize karşı risaleler yazan ve gazetelerde bize kara çalanlar. dosyalar dolusu İngiliz gazetesini incelemek zorunda kaldım. Toplamaya kalksam. baştan aşağı sol basının da sağ basın kadar sahteci ve dürüstlükten uzak olduğunu öğrenmek oldu. kendi vatanlarında güvenlik içindeydiler. hiç değişmez bir biçimde doğrudan doğruya savaşmayanlardan gelmesidir. biz. ön cephe siperlerinde donmakta olan sekiz on bin asker.U.M.

C. bütün bu zaman —gerçekten. General ile er. Belki de. biribirleri hakkında Faşistler için kullandıklarından daha acı sözler yazmaya başladılar. patron-smıfı. ama devrimi geri itmeye yetenekli olabileceklerini kavrayamamıştım.U. cephedeki siperlere yanaşmaz bile. işçileri üstün bir 81 .M. Mamaafih. bir ölçüde bir rastlantı sonucu. herkes aynı parayı alıyor. ama bana bir iç ağız kavgası gibi görünmüştü. ancak.U. bu bahane hep hazırdı.. «savaşı kazanana dek devrimin sözünü edemeyiz» demeğe gelen komünist görüşünü kabul etmiştim. başka kesimlerde olup bitenlerden soyutlanmış olduğumu idrak etmemiştim. Kâğıt üzerinde Komünistler'in görüşü iyi birşeye benziyordu. sonra devrim» sloganı. bir göz boyamadan başka bir-şey değildi. orospu.O. bütün savaşlarda böyledir. düşman için söylerler. çizme yalama. za-man geçtikçe Komünistler ve P. aynı ko80 şullar sürdü gitti. Mr. Arthur Bryant «Muhafazakâr bir tüccarın bacaklarını testereyle kesip atmanın» Hükûmetçi İspanya'da «olağan» bir şey olduğunu ilân ediyordu. Barselona'dan Ocak başlarında ayrılmış ve Nisan'a kadar izine çıkmamıştım. köylü ile milis hâlâ eşit olarak biraradaydılar. devrimin ilerlemesine karşı direndiklerini kavramıştım. bunu yazmanın savaşmak yerine geçtiğine inanırlar. savaş kazanıldığında devrimin devam edeceğine dürüstçe inanan ortalama P. hiç olmazsa dış görünüş bakımından. gerçekteki davranışları.U. daha sonralarına kadar da— Anarşistler ve P. denetimi altındaki Aragon cephe şeridinde. Bu. Bunları yazanlar asla savaşa gitmezler.M. avukat. «İleri gitmek zorundayız yoksa gerileriz» diyen P. onu ilk tanıdığım zamanki gibi kaldı.U. askerler çarpışır. savaş karşısında salt askerî bir tavır alınamayacağını. görüşünü değil. rahip. topuk vurup selâm verme hiç yoktu.O.U. Sonradan P. bunun bütün İspanya'da da varolduğunu hayal edecek kadar safdildim daha İspanyol işçi sınıfının aşağı yukarı en devrimci kesimi arasında.M. Bütün olarak ele alındıkta.S. tersine böyle bir şeyin hiçbir zaman olmamasını güvenceye almaktı. daha doğrusu Komünistler'den daha haklı olduğuna karar verdiğimde. Bütün bu zaman süresince cephedeydim. bu kanıya teorik bir noktadan gelmemiştim. dilenci. Sık sık tekrarlanan «Önce savaş. zamanında bunu fazla ciddiye almamıştım. tarihte daha önce eşine rastlanmamış bir manzara görebiliriz: gövdesinde kurşun deliğiyle bir savaş taraftarı. seçimin devrimle faşizm arasında yattığını söylediklerinde. Bazen.O. gazeteciler bağrışır ve palavracı yurtseverlerin hiçbiri kısacık propaganda gezilerinin dışında. Siyasî yönden benden daha bilgili arkadaşlarım bana.inde bile hâlâ New Statesmen bize Faşistlerin canlı çocuk gövdeleriyle yaptıkları barikat hikâyelerini (barikat yapmaya en yaramayacak şey) anlatıyordu.'un haklı. olağan olarak. Eşitlik havasını teneffüs ediyordum. Zaman ilerleyip iktidar işçi sınıfının elinden giderek daha çok sıyrıldıkça ve her renkten devrimciler daha çok kodese tıkıldıkça. ama etkisi. Bu husumetin birşeyleri değiştireceğine ya da gerçekten bağdaştırılamayacak bir politika farklılığı olduğuna inanmıyordum. Komünistler'in uğraştığı şey. Komünistler'in ve Liberallerin. Devrimci atmosfer. aynı yemeği yiyor ve herkese «sen» ve «yoldaş» diye hitap ediyordu. Fakat ortada şu fark vardı: gazeteciler en öldürücü sözlerini. cephede toplumsal ve siyasal hava değişmiyordu. uçağın savaş koşullarını değiştirdiğini düşünerek rahatlıyorum. muhtemelen. bu tutum gitgide belir-ginleşiyordu. oysa bu olayda.O. uşak takımı. Partilerarası düşmanlık herkesin canını sıkıyordu. milisleri tarafından sofuca kabul edilmesine rağmen.M. Gazetecilerin ilgilendiği kadarıyla bu savaş bütün öbür savaşlar gibi bir üç kâğıtçılıktan ibaretti. bunu iyi niyetle önerdiklerine inanmayı güçleştiriyordu. içimden yüzlerine gülmek gelmişti. aynı elbiseleri giyiyor. Her eylem askerî gereklilik adına yapılıyordu. bundan sonraki ilk büyük savaşta. Bunun için iyi bir nedenim vardı. İspanya'da devrimi uygun bir zaman kadar ertelemek değil.

durumdan geriye almak ve savaş sona erdiğinde kapitalizmin yeniden sahneye girmesine karşı direnemeyecekleri bir duruma itmek oluyordu. Lütfen, sıradan Komünistlerin, hele hele Madrit dolaylarında kahramanca can veren binlerce Komünistin aleyhinde hiçbir şey söylemediğime dikkat ediniz. Fakat parti politikasına yön verenler bu adamlar değildi. Daha yukarıdakilere gelince, gözleri açık hareket etmediklerine inanılamaz. Fakat, devrim kaybedilse bile savaş kazanılmaya değerdi. Ne var ki, işin sonunda, komünist politikasının uzun vadede zafere yöneldiğinden de kuşkulanmaya başladım. Çok az kişi, savaşın değişik dönemlerinde farklı politikaların uygun düşeceğini düşünmüş gibidir. Anarşistler, muhtemelen, ilk iki ayda durumu kurtardılar, ama belirli bir noktanın ötesinde direnişi örgütlemeye yetenekleri yoktu. Komünistler, muhtemelen, Ekim-Aralık aylarında durumu kurtardılar, ama savaşı kazanmak ayrı bir davaydı. İngiltere'de komünist savaş politikası hiç kuşkusuz kabul edilmişti, çünkü bununla ilgili eleştirilerin basında yayınlanmasına pek izin verilmemişti, ayrıca, devrimci kargaşaya son vermek, üretimi hızlandırmak, orduyu etkinleştirmek diye özetlenen genel çizgisi, gerçekçi ve yetenekli bir izlenim yaratmıştı. Bu politikanın iç zayıflıklarına işaret etmek yerinde olur. Her devrimci eğilimi denetim altına almak, savaşı imkânlar elverdiği ölçüde olağan bir savaş yapmak için, fiilen var olan birtakım stratejik fırsatları fırlatıp atmak gerekli hale gelmişti. Aragon cephesinde nasıl silâhlandığımızı, ya da silâhtan yoksun olduğumuzu anlatmıştım. Silâhların, bunları sonradan devrimci amaçlarla kullanacak olan Anarşistlerin eline geçmesinler diye kasten alıkonulduğunda çok az kuşku vardır. Bu yüzden, Franco'yu Bilbao ve muhtemelen Madrit'ten geri çekilmek zorunda bırakacak büyük Aragon hücumu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Fakat bu nisbeten küçük bir davaydı. Daha önemlisi, bir kere savaşın amacı «demok82

rasi için savaş» olarak daraltılınca denizaşırı işçi sınıflarının yardımı için geniş ölçüde çağrıda bulunmak imkansızlaşmıştı. Eğer gerçeklerle yüzyüze geleceksek itiraf etmek zorundayız ki, dünya işçi sınıfı İspanyol Sava-şı'na benimsemeden bakıyordu. Bunların onbinlercesi döğüşmek için geldi, ama milyonlarcası da duyarsız kaldı. Savaşın ilk yılı boyunca tüm İngiliz halkının çeşitli «İspanya'ya yardım fonları» na çeyrek milyon sterlin kadar bağışta bulunduğu hesaplanmıştır —muhtemelen, bir tek haftada sinemaya giderek harcadıkları paranın yarısından azını. Demokratik ülkelerde işçi sınıfının gerçekten İspanyol yoldaşlarına yardım edebilecekleri yol, endüstriyel eylemlerdi— grev ve boykotlar. Bunun gibi şeyler hiç olmadı değil, başlamadı bile. İşçi ve komünist önderleri her yanda, bunun düşünülemeyecek birşey olduğunu ilân ettiler. Kuşkusuz haklıydılar, şunun için ki, seslerinin en yüksek perdesiyle «kızıl» İspanya'nın «kızıl» olmadığını haykırıyorlardı. 1914-18'den beri «demokrasi için savaş» kötü bir söz olagelmişti. Yıllardır Komünistlerin bizzat kendileri militan işçilere «demokrasi» nin kapitalizme verilmiş kibar bir isimden başka birşey olmadığını öğretmişlerdi. Önce «demokrasi üç kâğıtçılıktır» demek, sonra da «demokrasi için çarpışın» demek iyi bir taktik sayılmaz. Arkalarında Sovyet Rusya'nın büyük prestijiyle, dünya işçilerine «demokratik İspanya» adına değil de, «devrimci İspanya» adına seslenmiş olsalar da, karşılık bulamayacaklarına inanmak güçtür. Fakat hepsinin en önemlisi, devrimci olmayan bir politikayla Franco'yu arkadan vurmak olanaksız değilse bile, zordu. 1937 yazında Franco, aşağı yukarı aynı sayıda birliklerle, Hükümetin tuttuğundan daha geniş bir nüfusu denetim altında tutuyordu. —kolonileri de sayarsak bu nüfus çok daha fazlaydı. Herkesin bildiği gibi, geride düşman bir nüfus varsa, haberleşmeyi korumak, sabotajları önlemek v.s. için eşit sayıda asker olmadan, savaş alanında orduyu ayakta tutmak olanaksızdır. Onun içindir ki, besbelli Franco'nun gerisinde hiçbir
83

gerçek halk hareketi olmuyordu. Bölgesindeki halkın, en azından şehir işçileri ve fakir köylülerin, Franco'yu sevmeleri ya da istemeleri akıl almayacak birşeydi, ama sağa doğru her kaymada Hükûmet'in üstünlüğü daha az belirgin hale geliyordu. Herşeyi apaçık ortaya koyan, Fas örneğidir. Fas'ta neden hiç ayaklanma olmuyordu? Franco kepaze bir diktatörlük kurmaya çalışıyordu ve Faslılar, onu, Halk Cephesi Hükûmeti'ne tercih ettiler. Kolay anlaşılacak gerçek şudur ki. Fas'ta bir ayaklanmayı yüreklendirecek hiçbir atılım yapılmamıştı; çünkü böyle bir hareket, savaşa devrimci bir nitelik vermek demek olacaktı. Faslılar'ı, Hükûmet'in iyi niyetine inandırmak için ilk yapılması gereken şey, Fas'ın bağımsızlığını ilân etmek olurdu. Fransızlar'ın bundan nasıl hoşnut olacaklarını tasavvur edebilirsiniz! Savaşın en iyi stratejik fırsatı, Fransız ve İngiliz kapitalizminin gönlünü etmek gibi boş bir umutla fırlatılıp atılmıştı. Komünist politikasının tüm eğilimi, savaşı, Hükûmet'in yoğun bir biçimde engellendiği olağan ve devrimci olmayan bir duruma indirgemekti. Böyle bir tür savaş ise, mekanik unsurlarla kazanılmak zorundadır, yani sınırsız bir silâh stokuyla! Hükûmet'e silâh verenlerin başında gelen S.S.C.B., İtalya ve Almanya ile karşılaştırıldığında coğrafî yönden çok elverişsiz bir konumda bulunuyordu. Belki, P.O. U.M.'un ve Anarşistler'in «savaş ve devrim biribirinden ayrılamaz» sloganı, ilk bakışta sanıldığından daha az hayalciydi. Komünistler'in devrim aleyhtarı politikasını yanlış saymakta hangi nedenlere dayandığımı gösterdim, ama savaş üstündeki etkisine gelince, yargımın doğru olmadığını umuyorum. Bu savaşın, ne gibi araçlar kullanılırsa kullanılsın kazanıldığını görmek isterim. Kuşkusuz, henüz neler olacağını söyleyemeyiz. Hükümet yeniden sola kayabilir. Faslılar kendiliklerinden ayaklanabilirler, İngiltere İtalya'yı rüşvetle buradan uzaklaştırmaya karar verebilir, savaş işe hile karışmadan askerî araçlarla ka84

zanılabilir, bilinmez ki... Yukandaki fikirleri olduğu gibi bırakıyorum, nereye kadar haklı ya da haksız olduğumu zaman gösterecek. Fakat 1937 yılının Şubat ayında olayları bu ışık altında görmüyordum. Aragon cephesindeki eylemsizlikten hasta olmuştum, henüz çarpışmada kendi payıma düşeni yapmadığımın belirgin bilinci içindeyim. Bazı bazı Barselona'da asker toplamak için —yoldan geçenleri suçlayarak «Sen demokrasi için ne yaptın?» diye soran— asılmış duvar afişini hatırlar ve yalnızca «Ben tayınlarımı yedim» diye cevaplayabileceğimi düşünürdüm. Milise katıldığımda, kendi kendime bir Faşist öldüreceğime söz vermiştim —ne de olsa, hepimiz bir tane hakla-sak kısa sürede tükenirlerdi— oysa daha kimseyi öldürmemiştim, hemen hiç bir fırsat elime geçmemişti. Ve kuşkusuz, Madrit'e gitmek istiyordum. Orduda, siyasî fikirleri ne olursa olsun, herkes, hep Madrit'e gitmek isterdi. Bu da, Uluslararası Tugay'a geçmek demekti; çünkü şimdi P.O.U.M.un Madrit'te pek az birliği vardı, Anarşistler'in birlikleri de eskiden olduğu kadar çok değildi. Şimdilik, cephe hattında kalmak zorunluydu kuşkusuz; ama herkese izne çıktığımızda Uluslararası Tugay'a geçeceğimi söylüyordum —bu da, kendimi komünist denetimi altına sokmak istiyorum demekti. Birçokları beni caydırmayı denedi, ama hiç kimse işime karışmaya kalkışmadı. Hakçası, P.O.U.M. da pek az sapık —düşünce avcılığı vardı, içinde bulunduğu özel koşulları düşünürsek, yeteri kadar yoktu bile; faşizm taraftarı olmadıkça hiç kimse yanlış siyasî fikirlerinden ötürü kovuşturulamıyordu. Milisdeki zamanımın çoğunu P.O.U.M. «çizgi»sini acı bir dille eleştirmekle geçirdim, ama bu yüzden hiç başım belâya girmedi. Milislerin çoğunun böyle olduğunu sanmama rağmen, partiye siyasî üye olsunlar diye hiç kimseye baskı bile yapılmıyordu. Ben, kendim hiçbir zaman partiye katılmadım— sonradan, P.O.U.M. lâğvedildiğinde buna hayli üzülmüştüm.
85

6
Bu arada, günlük daha doğrusu gecelik devriye ortak görevimizdi. Nöbet, devriye, siper kazma, çamur, yağmur, acı acı öten rüzgârlar, ve arada sırada kar. Gecelerin fark edilecek kadar ısınması Nisan ayının ortalarını bulmuştu. Burada vadide, Mart günleri, parlak mavi gökyüzü ve durmadan uğuldayan rüzgârlarıyla İngiltere'deki Mart aylarına çok benziyordu. Kış arpası bir ayak yükselmiş, kiraz ağaçlarında kızıl tomurcuklar açmaya başlamıştı. Cephe hattı burada, çoraklaşmış meyve ağaçları ve sebze bahçeleri arasından geçiyordu, eğer hendekleri araştırırsanız menekşeler ve zavallı mostralık bir sümbüle benzeyen bir çeşit çiçek bulabilirdiniz. Hattın hemen berisinde, fevkalâde yeşil köpüklü bir ırmak akıyordu— bu, cepheye geldiğimden beri gördüğüm ilk şeffaf su idi. Bir gün, altı haftadır ilk banyomu almak için dişimi sıkıp ırmağa daldım. Sizin kısa banyo diyeceğiniz cinsten bir banyo idi bu, çünkü su esasında kar suyuydu ve donma noktasından da pek yukarıda değildi. Bu dönemde hiç bir şey olmadı, zaten olup biten hiç bir şey yoktu. İngilizler bunun bir savaş olmadığını, kanlı bir pandomim olduğunu söylemeyi huy edinmişlerdi. Faşistler'den gelecek doğrudan bir ateş altında hemen hiç kalmıyorduk. Tek tehlike, her iki tarafta da hatlar ileriye doğru kıvrıldığı için her yönden gelen serseri mermilerdi. Bu arada verdiğimiz tüm kayıplar bu serseri kurşunların marifetiydi. Arthur Clinton'a sol omuzunu parçalayan ve kolunu hareket edemez hale
86

getiren esrarengiz bir kurşun isabet etmişti. Korkarım, hiç bir zaman iyi olmayacaktı. Çok az top ateşi vardı, ama fevkalâde tesirsizdi. Şarapnel parçalarının çığlığı ve çarpışı gerçekten vahşi bir eğlence gibi görünüyordu. Faşistler güllelerini bizim koruyucu duvar üzerine hiç bir zaman atmadılar. Bizim bir kaç yüz yarda arkamızda, çevresindeki büyük çiftlik müştemelâtı, cephenin bu kesimi için dükkân, genel kurmay ve mutfak, olarak kullanılan, La Granja isimli bir kır evi vardı. Faşistler'in asıl vurmaya çabaladıkları yer burası idi, ama beş altı kilometre uzaktaydılar ve iyi nişan alamadıklarından pencereleri çatır çatır parçalamaktan ve duvarları yontmaktan başka bir şey yapamıyorlardı. Yalnızca, ateş başladığı ve şarapnel parçaları her bir yanınızda yere saplandığında, tesadüfen yoldan yukarı geliyor iseniz, tehlikede sayılırdınız. İnsan güllenin sesine kulak vererek, aşağı yukarı ne yakına düşeceğini çıkarmanın esrarengiz sanatını hemencecik öğrenirdi. Faşistler'in bu sırada ateşledikleri gülleler felâket kötü şeylerdi. 150 mmlik olmalarına rağmen yalnızca altı ayak genişliğinde ve dört ayak derinliğinde bir krater açıyor ve hiç olmazsa dört tanesinden bir tanesi patlamıyordu. Faşist fabrikalarmdaki sabotajlar ve içinde barut yerine 'Kızıl Cephe' yazılı kâğıt parçaları taşıyan patlamamış mermilerle ilgili her yerde anlatılan hikâyeler vardır, ben böyle bir şey hiç görmedim. Gerçek şudur ki top mermileri artık hiç ümit kalmamışçasma eskiydi; birisi, üzerine tarih damgalanmış pirinç bir demir başlık buldu, tarihi 1917 idi. Faşist tüfekleri bizimkilerle aynı çapta ve aynı değerdeydi; patlamamış mermiler sık sık tamir edilip yenileniyor ve yeniden ateşleniyordu. Kendi kendine özel bir takma ad edinen eski bir güllenin, her gün bir o yana bir bu yana seyahat ettiği ve bir türlü patlamadığı anlatılıyordu. Geceleri, silâhtan arınmış bölgeye, Faşist hatlarının yakınlarındaki hendeklere yatıp Huesca'daki faaliyetlerini gösteren sesleri dinlemek için (düdük sesleri,
87

her nasılsa. Bu. Gündüz vakti de aynı şekilde araştırma yapabilirdiniz. Her zaman kilise çanlarını haber vermemiz emredilmişti. çünkü patatesler gittikçe azalı88 yordu.otomobil kornaları ve bunun gibileri) devriyeler gönderiliyordu.O. Hücum Birlikleri ve Enternasyonal Tabur'un bir kısmı hariç. Huesca'nın bu tarafında. çelik miğferler ve az miktarda bomba dağıtılıyordu. daha önce olduğundan daha iyi silâhlanmıştık. Biz oraya gündüzleri giderdik. İspanya'da gördüğüm herhangi bir kimseden daha çok askere benziyorlardı. derece derece süngüler. Durgun savaş halinde askerlerin istedikleri üç şey vardır: çatışma . pencereleri yumruklayıp açtığınızda içerisi yakılmış bir kibritle araştırılmaya elverişliydiler. Her zaman olduğu gibi saldırı berbat olmuştu.'da görevli bir kaç yüz Alman mültecisi vardı. Sırasında bütün bunlara değecek bir iş gibi görünüyordu. Faşist birlikleri devamlı olarak gidip geliyordu ve bunların sayıları dinleyicilerin raporlarıyla belli bir uzaklıktan kontrol edilebiliyordu. ortalıkta siper alınacak hiç bir şey olmadığından patatesleri göbeğinizin üstünde çalmak zorundaydınız— yorucu bir iş.U.daha çok sigara. Çarpışmanın ne demek olduğunu düşünürseniz askerlerin döğüşmek istemesi tuhaftır.M. yamyassı etmek zorundaydınız. aşağı mutfağa götürebilir ve bir şişe dolusu kahveye trampa edebilirdiniz. Bir gece. Stratejik nokta. Sağımızda. hâlâ hiç bir şey olmuyordu. Anlaşılan Faşistler çarpışmaya girmeden önce hep ayin yapıyorlardı. bir mil ötede. acaba bu savaşta Hükümet tarafındaki harekâtın 89 . Geçen senenin ürününe hiç dokunulmamıştı. herhangi bir esaslı eylemin olmayacağını görebilmek için fazlaca bir askerî bilgiye ihtiyacım yoktu. Ve. hiç olmazsa şimdilik. milis gücünün geri kalan kısmından çok farklı bir düzeyde idiler— gerçekten. «Ne zaman saldıracağız? Niçin saldırmıyoruz?» soruları. tarla bizim makinalı tüfeklerin hâkimiyeti altında olduğundan Faşistler yalnız gece gelebiliyorlardı. Faşistler bizi dehşet kızdıran bir biçimde topluca gelip bütün tarlayı temizlediler. ama bu araştırma dört ayak üzerine yerde sürünerek yapılmak zorunluğun-daydı. Bir çuval dolusu bulursanız. bir şey oluyormuş gibi bile görünmüyordu. Jaca'ya giden yoldu. Merak ediyorum. Tarlaların ve yemiş bahçelerinin arasında çamur duvarlı kulübeler. mısır koçanları taş gibi olmuş. Her askerin elli atımlık cephanesi vardı. Sonradan. Eğer Faşist makinalı tüfekçiler sizi farkederse bir kaç tarla berinizde kurşunlar toprağı keserken kendinizi bir kapının altında solucan misali kıvrılan sıçan gibi. Bütün bu altı haftalık süre boyunca. Benim sırf birliklerin çarpışma ruhunu ayakta tutmak için önceden tasarlanarak yayıldığını düşündüğüm gelecek çatışma söylentileri ortalıkta dolaşıyordu. Biz şimdi. Anarşistler Jaca yoluna saldırıya geçtiklerinde bizim görevimiz «tutma saldırıları» yapmak ve Faşistleri birliklerini öteki taraftan boş yere çevirmeye zorlamak olmuştu. ama yine de hiç kuşkuya yer vermiyecek biçimde döğüşmek istiyorlardı. Budanmamış asmalar toprağın üzerinde yılan gibi uzanıyordu. İspanyollar ve Ingilizler'den gece gündüz işitilen sorulardı. P. Batallion de Choque adı verilen özel bir tabur halinde örgütlenmişlerdi. Baskın Birlikleri'miz Monicomio'ya —Faşistler'in tahkim ettiği metruk bir tımarhaneye— saldırdığı sırada oldu. Askerî görüş açısından. cephe hattının bizim kesimimizde yalnız bir tek hareket görüldü. hatların bir birine daha yakın olduğu yerde hem Faşistler'in hem de bizim dadandığımız küçük bir patates tarlası vardı. ve bir haftalık izin. Her şeyin tam harman zamanı durdurulduğu bu bomboş verimli tarlalarda sürünerek ilerlemek çok tuhaf oluyordu. Bazen bir takım adamlar parti parti silâhtan arınmış bölgeye patates toplamaya gidiyordu. Daha ilerde bir tarla daha bulduk. Bazen küçük bir balta ya da bir Faşist matarası (bunlar bizimkilerden iyiydi ve hararetle aranıyordu) gibi değerli ganimet parçasına rastgelirdiniz. hayvan pancarı ve şeker pancarları aşırı büyüyerek muazzam odun yığınları haline gelmişlerdi.

Yüzbaşı. Herşey gittikçe azalıyordu —postallar. hattâ puro gönderirdi. Pasifistler savaş aleyhtarı bildirilerini büyütülmüş bit fotoğraflarıyla süslemeyi hayli yararlı bulabilirler sanırım. milisler yoğun ateşle biçildiler. bundan ötürü Monflorite'deki sözüm ona hastaneye gittim.sıra sıra cankurtaranlar Sietamo yoluna dizildiler. Flodden. ama belki de. tütün. her şey ya oradaki pcstahanede reddediliyor ya da bunlara Fransa'da el konuluyordu. Bitten başka hiç tür şey beni o buz gibi soğuk ırmağa girmeye zorlayamazdı. ama' böyle ufak tefek bir yara için beni Sietemo'ya göndermeye değmezdi. hiç olmazsa hava yeterince ısındığı zaman. sigara. ama Barselona'da bile herşey. ağır yaralıları da sarsıntıdan öldürdüler. Manicomio'ya komşu hâkim tepeleri ele geçirerek Baskın Birliklerini desteklemekle görevlendirilmiş birlikler çok kötü oyuna gelmişlerdi. namussuzlukta hiç birisi bitin eline su dökemezdi. Bu sırada hepimiz bitliydik. şeker çok seyrek bulunmasına rağmen. zeytinyağı. kibrit. ama hiç olmazsa onlar vücutta yerleşmiş haşereler değildir. Mart sonlarına doğru elim iltihapladı ve yarılıp boynuma asılması gerekti. İspanya'da gördüm— yerden izmarit toplayan insanlar. Fakat. giyecek. Nihayet hiç tütün dağıtılmadığı on ölümcül gün geçirdik. Üniformalarımız lime lime olmuştu. Tütün kıtlığı hepsinden kötüydü. çikolata. Senlac ve Thermopylae'de döğüşmüş insanlardan herbirinin husyelerinde ağır ağır gezinen bitler vardı. Başlangıçta. Pantolonunuzun ek yerlerine. tepeden püskürtüldüler ve gece inerken Baskın Birlikleri Manicomio'yu bırakmak zorunda kaldılar. Savaşta bütün askerler bitlidir. Çeşitli vücut haşereleri üstüne büyük bir tecrübe edindim. ama hangi milisten olduğunu unuttum. iki yüz yarda uzaktayken bir bomba fırlatarak Faşistler'i uyardı. Görevlerini soyluca yerine getirdiler. Biz yumurtalarını yakmak ve katlanabildiğimiz kadar sık yıkan90 mak yoluyla. ama hiç bir zaman yerlerine ulaşmıyorlardı. Bu sırada karım Barselona'daydı ve bana.. Bir kısmını yatakta geçirmek üzere orada on gün kaldım. azalıyordu. çay bir tanrı nimetiydi. bu alçak hayvanları en aşağı bir kertede tutmayı becerdik. ani bir korku ya da hiyanet yüzünden. Hey gidi Army and Navy Stores!. örneğin sivrisinekler insana daha çok sıkıntı çektirir. Bir keresinde. Hiç sütümüz olmamasına. muvazzaf ordu subaylarından biriydi—sadakatlerinin derecesi kuşku götürür olduğu halde Hükümet bu subayları hizmete almakta İsrar etmişti. Londra'da her-gün gördüğümüz bir şeyi hayatımda ilk defa. Askerlerin onu hemen oracıkta öldürdüklerini söylemekten çok hoşnudum. çay. sonra günde sekiz taneye. postal yığınlarına rastgeliyordunuz. özellikle tütün. Öteki böcekler. Bütün gece boyunca . parıltılı minik pirinç tanelerine benzeyen beyaz yumurtalarını bırakırlar. Bütün giydiklerimizi yakmanın dışında bilinen bir başka kurtuluş yolu da yoktur. tütün barikadın Franco tarafına gidiyor olsaydı.kaç tanesi berbat olmamıştı? Baskın Birlikleri Manicomio'yu şiddetle hücum ederek zaptettiler. İnsan biti bir bakıma küçük bir İstakoza benzer ve başlıca mekânı pantolonlardır. kendilerini daha mutlu hissederlerdi. Army and Navy Stores'-du. adamların çoğunun postalları yoktu. yalnızca tabanları ip örgülü sandallar giyiyorlardı Her yerde hurda. Waterloo. günde bir paket sigara veriliyordu. ortalıkta bulunabildiği zaman. Hastane hademeleri 91 .. giyim eşyaları. İngiltere'den buradaki İngiliz askerlerine devamlı olarak paketler gönderiliyor. Bunları idare eden yüzbaşı. Hastaneye gitmek zorundaydım. yumurtadan çıkınca korkunç bir hızla kendi ailesini üreten. yiyecek. sabun. gerçekten!. karıma çay paketleri — unutulmayacak bir keresinde de bir teneke bisküvi— göndermeyi başaran tek firma. Verdun. baskın hareketi artık baskın olmaktan çıkmıştı. mum. bir ocak ateşini iki gün aralıksız yalnızca ve yalnızca postallarla yaktık— hiç de fena yakıt değildi. İlginç olan şu ki. sonradan da beş taneye düştü. Savaşın Görkemi. hâlâ soğuk olmasına rağmen hava bitli olmaya yetecek kadar ısınmıştı.

bunların.. fotoğraf makinem ve bütün resimlerim de dahil. fareler. Hendeklerin içinde kurbağalar gürültüyle çiftleşiyorlardı. Odaların döşemelerini içerde el bombası patlatarak parçalıyorlardı. burasını sistematik olarak tahrip etmek üzere.besbelli bir zamanlar bu araziye hükmetmiş toprak sahiplerinin evleri. köylüler ilk bahar için çift sürmeye çıktılar..U. milislerin ellerine geçirdikleri evleri nasıl kullandıklarını görmek. Kediler kadar fareler. Gökyüzünün mavisi daha yumuşak. doğru dürüst keşfedemedim bile. kendisine bitişik bir çiftlik eviyle kocaman un değirmeni vardi.O. Köylü delikanlıları canlı canlı saç levhalar üzerinde kızartacakları salyangozları avlamak için kovalarla araziye çıkıyorlardı. teskereciler kol saatini aşırmışlar. Bütün çevrede yalnızca iki tane şöyle böyle durumda çiftlik -Torre Lorenzo ve Torre Fabiân. Nehrin hemen berisinde. yani Anar93 . köylülerin sefil kulübelerine yansıyan zenginliklerini görebilirdiniz. sahip olduğum her türlü kıymetli nesneyi çaldılar.M. bu da kıtlığın kaçınılmaz bir sonucuydu. pislik yığınları arasında badi badi gezinen göbeği yağ bağlamış koca koca canavarlar. bir İtalyan denizaltısmın batırdığı bir gemiyle Enternasyonal Tabur'a katılmaya gelen bir Amerikalı bana. katır gübresi ve çürüyen yiyecek döküntüsünün dünya kötüsü bir görünüşü vardı. Ona bitişik küçük kilisenin duvarları şarapnel oyuklarıyla eleğe dönmüştü. Kilise çok kötü harap olmuştu ama askerî depo olarak kullanılıyordu. büyük ve pahalı makinenin bir işe yaramadan paslanmış öylece durduğunu. Monflorite. yaralı olarak kıyıya nasıl taşındığını anlattı— cankurtarana taşırken bile. Kolum askıdayken kırlarda gezip dolaşarak bir sürü mutlu gün geçirdim. buradaki toprak kollektifleştirilmiş mi yoksa düpedüz köylüler toprağı kendi aralarında mı paylaşmışlar.. Bazan. daha gerilerdeki birliklere yakacak bulmak için. insana. o alışılagelmiş çamur ve taş evler karması kasabalardan biriydi. Köydeki katırların yararlandığı su birikintisinin çevresinde bir peni büyüklüğünde gayet hoş yeşil kurbağalar buldum. eski bir ordu şarkısını doğruluyordu : Fareler var. öylesine parlaktılar ki berilerindeki taze çimen donuk görünüyordu. çamur. bir zamanlar manastır idi. kamyonlar dar dolambaçlı yollarını ayın kriterlerine dö-nünceye kadar aşındırıp durmuştu. tahtadan un oluklarının yakacak odun diye kopartılıp alındığını görmek çok ha-yıflandırıcıydı. Bizim depo ve mutfak olarak kullandığımız La Granja. Levazımcının deposunda. bahar gerçekten gelmişti.(practicates). Sonradan Barselona'daki hastanede. muhtemelen. cephe hattının yakınında. İspanyol toprak reformunun bürün-düğü aşırı belirsizliğin tipik bir örneği şuydu ki. olan iki tane büyük bina vardı. La Granja'da kullanılmayan her oda apteshaneye dönmüştü —korkunç bir parçalanmış mobilya mezbahası ve kazurat. ama hastanedekiler her zaman hepsinin en kötüsüydü. Nihayet. La Granja'daki fareler hani neredeyse kedi kadar büyüktüler gerçekten. Hava düzelir düzelmez. İspanya'nın bu bölgesindeki kır evleri mimarî yönden hiç de ilginç değildir. Sonradan. hava aniden daha bir huzur verici olmuştu. bu evlerin eski Faşist sahiplerine karşı sinsi bir sempati duygusu veriyordu. ama kireçle badanalanmış taşdan yuvarlak kemerli ve muhteşem çatı 92 kirişleri olan çiftlik binaları —muhtemelen yüzyıllar boyunca değişmemiş bir plân üzerine inşa edilmiştir— soylu şeylerdir. üzerlerine ateş etmedikçe kaçmıyacak kadar arsızdılar. kamyonlarla parti parti adamlar gönderilmişti. Cephede herkes çalıyordu. Bu durum. döşemesi de birkaç karış kalınlığında bokla kaplı idi. Burası P. Ahçılarm kepçe ile karavana dağıttıkları büyük avluda paslı teneke. İçinde otuz kırk kadar at barındıran bir ya da daha fazla dönümlük kocaman avlulara ve müşte-melâta sahipti.

İspanyollar'ın içinde zeytinyağı yaktıkları ufak kandillerden taşıyan yaşlı bir kadınla konuşuyordum. geniş kenarlı hasır şapkalı adamlar. «Bunun gibi bir kandili nereden satın alabilirim?» dedim. dürüst. O zamandan beri sanayileşmeye karşı daha yumuşak hislerle doluyum. Hiç olmazsa toprak ağaları ortadan kalkmıştı. Belki. Bütün tarım araçları Nûhî nebiden kalma idi. Partal mavi gömlekli. Hindistan'da yaptıkları gibi kartal çapalarla kazıyorlardı. Toprak ağalarının geri gelmesini biz önlüyorduk. orası bu insanların pazar yeri idi. İç savaş tuhaf bir şeydir. «Huesca'dan» diye cevap verdi. ancak bu da çoğucası gayretkeş bir dinsizin çelik keskisiyle yontulup çıkartılmış olurdu. Ve şimdi sekiz aydır. teorik olarak kollektiıleştiril-diğini sanırım. Savaş. köyden bir mil kadar uzaktaki. erkeksi tavırlı mükemmel canlı yaratıklardı. neredeyse dehşete benzer duygulara kapıldığımı hatırlıyorum. tarlalar işleniyor ve halk hoşnut görünüyordu. iki tane zamana uygun çiftlik traktörü de vardı. Fakat köyde. Fakat gerçekten şaşırtıcı olan şey. Bir keresinde. Bu araç bir mutfak masası büyüklüğünde levhalardan yapılmıştı.şist bölgesi olduğuna göre. aralarındaki bazı yaşlılara mutlaka anlamsız görünüyordu. kırık bir sabanın uç demiri yamalıydı ve kimi yerde. Ölülere saygı diye birşey yok burada!. hiç kuşkusuz büyük toprak sahiplerinden kaldırılmış. dört beş mezardan birinde küçük bir haç ya da Tanrı'ya ilişkin baştan savma bir işarete rastlanıyordu. Düven olduğunu kavrayana dek uzun bir süre bunun üzerinde kafa yormak zorunda kalmıştım. hemen tüm mezar taşlarının her türlü dinî yazıdan yoksun olmasıydı. değişmez bir biçimde dostça davranıyorlardı —sanıyorum. insan kemikleri her yere dağılmıştı. Düşünmeden. Taş Devri'nin sonlarından kalmışa benziyen bir çeşit düven de kullanılıyordu. 95 . köylülerle onların eski toprak ağaları arasında yer alıyorduk. toprağı. Tırmık ve çatallar tahtadan yapılmıştı. sonra ikimiz birden güldük. salına salına yürüyen. elinde. bunlar köyün ölüleriydi. Köylülerin bize gösterdikleri dostluk beni sürekli şaşırtıyordu. hepsinin tarihi devrimden önce olmasına rağmen. baştan ayağa yamalı olana dek tekrar tekrar yaman94 mıştı. toprağı yalnızca karıştırıyor. çünkü gözle görülür bir biçimde her şeyde kıtlık ve herkes için kasvetli iç karartıcı bir yaşam demekti ve en iyi zamanlarda bile köylüler askerî birliklerin kendi sırtlarına yerleştirilmesinden hiç hazet-mezler. düşündükçe başka bakımlardan ne kadar çekilmez olsak da. siyah fitilli kadifeden kısa pantolonlu. Huesca beş milden daha yakındı. biz. hayatları boyunca her hafta tavuk ve sebze satmaya gitmişlerdi. Köylü kızları kömür gibi kapkara saçlı. Bir iki kere. Yalnız bir kere «Bilmem kimin ruhu için dua ediniz» diye Katolik mezarları için olağan sayılan bir yazı gördüm sanıyorum. madenlerin pahalılığı herşeye hâkimdi. Sabanları pek zavallı şeylerdi. hepsinin akrabaları vardı. Normal olarak cepheden gelen ölüler Sietamo'ya gönderilirdi. İlk defa. kulakları ahenkle inip kalkan katır sürülerinin gerisinde. Burası bir İngiliz mezarlığından tuhaf denecek kadar farklıydı. Bu engel arada sırada belleklerinden uçup gidiyordu. arada dikenli tel ve makineli tüfekten yapılmış geçilmez bir engel uzanıyordu. Böyle bir nesne ortaya çıkarmak için yapılması zorunlu çalışmayı ve çelik yerine çakmak taşı kullanmayı gerektiren yoksulluğu düşünmek beni hasta etti. Herşeyi dallar ve âdı çayır otu örtmüş. ama saban izi diyebileceğimiz bir biçimde yarmıyordu. Yine de bize. üzerine yüzlerce delik açılmış ve her deliğe de insanların onbin yıl önce yonttuklarının tıpkısı yontulmuş taş parçaları sokulmuştu. Merhumun erdemlerine dair gülünç şiirlerle dolu kitabelerin çoğu hâlishâne bir biçimde dünyevî idi. herhalde devrimin bir yan ürünü olan. çift sürüyorlardı. Örneğin. Beller nadiren postal sahibi olan bir halk arasında bilinmiyordu. çevresi alçak bir duvarla çevrilmiş mezarlığa doğru gezintiye çıktım. bunlardan birini askerden arınmış bölgede terk edilmiş kulübede gördüğümde.

altımda siper zemininin nemli kili. İspanyollar'm nasıl olup da arasıra parlak bir örgütçülük başarısı gösterebildikleri tuhaftır. bir iki karış yukarıda mermilerin çatırtısı. kum torbaları konulmuş yukarı pencerelerindeki makineli tüfekler doğrudan doğruya siperin içini hedef almış gibi görünüyordu. Bütün gece boyunca yalnızca bir tek kayıp verdik. Yalnızca yüz yarda berimizde bir iş bölüğü sıkı sıkıya çalışıyordu. kapkara gökyüzünde hiç kımıldamayan yıldızlar. daha derinleştiriyor ve yanlarda küçük sığmaklar oyuyordu. Ve sonra. hayretten ağzımız açılmış. Altmış yetmiş saat süren uykusuzluk anılarımı bir çeşit maviliştiriyor ya da daha çok bir seri resim arasında yutuluyordu. Şu anda cephe hattımız. Faşist cephe hattının bir parçası olan Casa Francesa adlı tahkim edilmiş çiftlik evinden yüz yarda uzakta. siperi çılgınca kazıyor. Tüm gece boyunca yalnızca bir tek ses —kürekle düzlenen bir kum torbasının tanıdık sesini— duydum. felâket bir kurşun yağmuru başladı. uyuşturucu soğuk. Bu hareket aylarca önce yapılmış olmalıydı. insanın vücudunun giderek daha derine indiği sazlık kokan su: sazlık kokusu. herkes kendini hızla dizlerinin üstüne atmıştı. ama devrimin patlayışının onu çökerttiğine ve bir dereceye kadar —benzer şartlar altında Anglikan Kilisesi için dahi düşünülemiyecek ölçüde— parçaladığına hiç kuşku yok. bu işlerin hepsi öyle bir sessizlik içinde oldu ki Faşistler hiç bir şey işitmediler. hiç olmazsa Ka-talonya ve Aragon'da. cephe hattını gerçekten uygun bir yere getirmişlerdi. ertesi gün daha fazla kayıplar oldu. genellikle kabul edilen fikirleri kastediyorum— yoksun olmaları beni çok çarptı. adamlar aceleyle gelip gittikçe devamlı olarak bacaklarımın yerini değiştirişim. Herkese görev dağıtımı yapılmıştı. kurbağaların kulakları tırmalayan vıyaklayışları. den bizim orada olduğumuzu farkedişleri. iş tamamlandığında içine brendi katılmış kovalar dolusu şarapla aniden geliveren mutfak hizmetlilerine bile. silâhtan arındırılmış bölgede dinleme nöbetindeydik. Hrıstiyan inanışı bir dereceye kadar. Şimdi yapılmasının amacı Jaca yoluna doğru hücuma geçen Anarşistler'in bu tarafa ilerleyebilmek için birlikleri bizimle karşı karşıya getirmiş olmalarıydı. Kuşkusuz. İspanyol kilisesi geri gelecek besbelli. Faşistler'in bizi neden göremediklerini merak ederek. Sonra. Thomas Parker kalçasının üst kısmına bir kurşun yedi. böylesine bir hareketin içgüdüleşmiş olacağı düşünülebilir. dediğine göre. İspanyol halkının gözünde. bu yara onu madalya almaya kendi istediğinden da97 . bir kere bile haç çıkaran birini görmedim. (meşhur deyimiyle. Korkunç bir bataklıkta yedi saat yatış. ama orada oturup kitap okurken neler hissettiğimi çok iyi hatırlıyorum. Kolum hâlâ sargılı olduğundan ben siper kazamadım ve o günün büyük bir bölümünü bir dedektif hikâyesi okuyarak geçirdim— adı «Kaybolan Alacaklı»-idi. Ve muhtemelen. tepemizde kule gibi yükseliyormuş. faşist hattmında da bir kaç yüz yarda ilerisiydi. düpedüz bir dolandırıcılık şebekesiydi. Nisan ayı olmasına rağmen bu. İspanya'da olduğum sürece. İspanya'da hatırladığım en soğuk geceydi. Casa Francesa'nm kare biçimindeki beyaz bloku.İspanya'nın bu bölgesindeki halkın kesinlikle dinsel duygulardan —dinsel duygu deyince. Bütün harekât gayet güzel planlanmıştı. Hastahaneden geri geldiğim gün. Yedi saat içinde altıyüz adam— faşist hatlarından yüz ya da yüzelli ilâ üçyüz yarda uzaklıkta— binikiyüz metre uzunluğunda siper ve korunma duvarı inşa ettiler. bin yarda kadar ilerideki bir küçük ırmak boyunca uzanıyordu ve. ikiyüz yarda ötede olmasına rağmen. şafağın söküşüyle birlikte Faşistler'in bir. 96 ama kurbağaların korosunun dışında tam bir sessizlik vardı. Hepimiz. gece ve Cizvitler her zaman geri dönerler). Konusunu hatırlamıyorum. alık alık orada durup makineli tüfeklere bakıyorduk. Kilise gerçekten. devrim olsun ya da olmasın. etkisi çok yaygın ve hiç kuşkusuz bir çala dinsellik kokan anarşizm tarafından yerinden edilmişti.

her-bir kımıldayışlarında Faşistler ateş açıyordu.U. üyesi bir düzine zavallı çocuk (P. fa. karanlıkta gözlerinin akları parlıyor.I. koruma duvarına uyuşuk uyuşuk yaslanmak için kendimizi sipere atacaktık. bunu izleyen günler boyunca Huesca tarafında Anarşist saldırılarının gürültüleri duyuldu. omuzlarına kayışla bir telsiz alıcısı bağlı bir adamla çömelmiş oturuyorlar. Bundan sonraki gülle bir binanın köşesini. sonra bir vızıltı ve boru! Çatının parçalanmış tahtaları yükseliyor ve bir uralit levhası. aldı götürdü. Faşistlerin koruma duvarından elli altmış yarda ötede saldırı emrini bekleyiş. heyecandan nefes nefese gördüm. Ansızın.C.M. düzensiz ve anlamsız bir ateş yağmuru tepemizi sıyırıp geçerken. sesleri duyulurdu Bunu. Bütün cephe hattı boyunca kayıplar oluyordu ama bu. Tuhaftır. kısa sürelerle. Ve sonra. sürekli trampet çalmışına benzeyen yoğun. bazı zamanlar aynı anda patlayan yirmi librelik bombalarının.C. saçılmış bir dizi iskambil kâğıdı gibi. bizi toptan imha etmeleri işten değildi. Toplar gündüzleri ahenkle gürlüyordu. Torre Fabian'da bir hücum beklerken.. Faşistler Torre Fabian'ı güzelce makasa âldılar. Hayatta en nefret ettiğim şey. Her neyse. birine bir yumruk yapıştırmak ve havada uçurmak mutluluğuna erdim. hedefte akşam yemeğiniz ve bazı yoldaşlarınız da olsa. Gece indiğinde yedisi ölmüştü. belki de iş görenler Alman topçularıydı. Bir asker kaçağının sonradan bize söylediğine göre. ama yeterince çabuk kıvıramadık. öbür beşi ise karanlıkta sürünerek kaçmayı becerdiler. Tuhaftır.. İçinde beklediğimiz ahırın tabanı. Ve sonra. yuvarlanan bir sesti. U. üzerimde dolaşmasıdır. Batı ufkunda muazzam patlamalar saniye aralıklarıyla ardınca gül rengi top alevlerinin aydınlıklarını izledi. son anda telsizle iptal edilmesi.O. çünkü modern savaşlarda cankurtaranları cephane taşımak amacıyla kullanmaktan kimse çekinmez. çünkü yol olsa bile cankurtaranlar hiçbir zaman cephe hattının çok yakınma gelemiyorlardı. Cankurtaranlar çok yakına gelse bile. J. Öyle de yaptık. Dizleri kanla kararmış bir zavallıyı sedyesinden fırlamış. Kopp ve Benjamin arkamızda. bir gülle öne. süngüleri dışarı çıkmış. birkaç havan topu getirecek kadar girişken olsaydılar. Şimdi bile.. Bir gülle arkaya. Hep aynı ses. havadan süzüle süzüle iniyor. 99 . Ve sonra. bir sıçanın karanlıkta. uzun bir sıra halinde doluşmuş bir sürü adam. Yaralıların bir iki mil taşınması gerekiyordu. ertesi gece. Ateş alanı Huesca'-yı çevreleyen cephe hatlarına derece derece yayılacak ve biz. bombardıman edilmiş ve kısmen yıkılmıştı. bu gürleme. P.'na karşılık). Faşistler bunlara ateş açmayı adet edinmişlerdi— haklı olarak.'nin J.. üzerlerini doğru dürüst örtmeyen kırtipil ot tutamlarıyla yerde yatmak zorunda kaldılar.U. ansızın şafak bastırıverdi —kaçmalarına olanak yoktu. şist koruma duvarından yalnızca kırk yarda ötede iken.C. Toprak zeminin her yanından pis hayvan kokuları kaynıyordu. unutulmaz bir başarı. insan ve sığır kemikleri karışımı kemik tabakalarının üzerini örten bir saman katından oluşmuştu ve fırıl fırıl sıçanlarla doluydu. bizi gece harekât esnasında yakalamış olsalardı vereceğimiz kaybın yanında hiç bir şeydi. Fakat ahcılar akşam yemeğini zamanında yetiştirdiler— hayranlık uyandırıcı. topçu ateşini güvenceli bir uzaklıktan seyrettiğiniz zaman. ancak bir devin bıçakla yapabileceği kadar düzgün bir biçimde. Bütün gün orada. topçunun hedefine. Yaralıları dar ve kalabalık siper boyunca taşımak sıkıntılı bir işti.'un gençlik kolu.S. millerce uzaktan bile kulağa şeytanî ve yırtıcı gelen. beş Faşist nöbetçisi görevi ihmal nedeniyle kurşuna dizilmişti. Sonra telsizden gelen pip-pip-pip sesi ve her şey iyi giderken bulunduğumuz yerden çıkmamız gerektiğini bil98 diren fısıitılı emir. O sabah Faşistler çok iyi ateş ediyorlardı. Yeni mutfağımız Torre Fabian.ha fazla yaklaştırmıştı. tüfek ve makineli tüfeklerin aralıksız gürleyişi izledi. Tarlaları sulamak için açılmış bir hendeğin içine. isabet ettirmesini istersiniz.

süngümü kirlettim (fazla parlak olursa derhal yerinizi belli eder) ve iri bir ekmek parçası. Daha yukarıda Mount Aragon'da (söylendiğine göre tarihinde ilk defa olarak) Hükümet birliklerinin geçen yıl ele geçirdiği orta çağdan kalma bir kalede (bu kale. iki makineli tüfek ve bir sahra topu mazgalıyla barikat. Cephenin bizim tarafımızda kalan kısmında fazla 100 bir şey olmuyordu. bunların yankılanan gümbürtüleri iki mil uzaktan bile toprağı titretirdi.onun için fişeğin infilâkini. Alçak bir mahrekleri ve çok yüksek bir ivmeleri vardı . köprü üstünde bir beton barikat kuranlar arasında bir çeşit düello sürüp gidiyordu. ama ben bunlardan birinin bir uçağa bin yardadan fazla yaklaştığını hiç görmedim. İspanyol Hükümeti nihayet adama benzer bir bomba imalinde başarıya ulaşmıştı.Günler geçtikçe. faşist havan toplarıyla. Bu. aşağıdan kuşların kanat sesleri gibi gelir. vızıltıyı ve güllenin patlamasını neredeyse aynı anda duyuyordunuz. Köprünün çevresindeki zavallılar günün büyük bir kısmını siper tarafında oyulan küçük insan çukurlarında saklanarak geçiliyorlardı. lik Rus bataryası vardı. Bu topun kocaman gülleleri ıslık çalarak öylesine yavaş giderdi ki. 7 Bir akşamüstü Benjamin onbeş gönüllü istediğini söyledi. milis bombası 101 . siper havanlarının sesi hepsinin en kötüsüydü. Her birimize üçer tane bomba dağıtıldı. Faşistler'in daha yukarıda kaldığı yerden ateş eden gizli nişancılar birkaç yoldaşımızı vurdular. Şeytanî bir madenî patlamayla. bisikletine binmiş ıslık çalarak giden bir adam gibi ses çıkarıyordu. Barlarda elle hedefe atılan ucu iğneli arkası tüylü oklar gibi. sihirli ağaçlar gibi havaya yükselen toprak sütunlarını ve kara dumanları seyredebilirdiniz. Meksika yapısı on fişeğimi yağladım. kötü bir sulu-boya tablosunun bulutçukları gibi göğü noktalardı. karımın Barselona'dan gönderdiği. bu. betondan yapılmış iki kadem kalınlığında sağlam bir duvardı. Geçen kere iptal edilen faşist palankasına yapılacak saldırı bu gece gerçekleştirilecekti. Küçük olmalarına rağmen. Gülleler. Bunlar gördüğüm —ya da daha doğrusu seslerini işittiğim— ilk Rus toplarıydı. Faşist uçaksavar toplarının attığı mermiler. birlikte koşup yetişeceğinize emin olabilirdiniz. Bazan bizim uçaklarımız tepemizde uçar ve düşman hedeflerine hava torpidoları atardı. üç parmak kalınlığında sucuk ve uzun zamandan beri sakladığım. bir puroyu paket ettim. zınk edip patlamalar! Yüz yarda ötede. Huesca'ya giden yollardan birini koruyordu. Hemen berimizde çok yakından ateş eden ve her nedense belleğimde golf topuna vuran şişko bir adamı çağrıştıran iki tane 75 mm. Fakat kayıplar beklendiği kadar çok olmadı. tıpkı kocaman bir çelik bilya bir örsün üstünde dağılıyormuş gibi infilâk ederlerdi. yükseldi. güvenceli bir uzaklıktan. gözle görmediğimiz fakat seslerini işittiğimiz toplar farklı bir kişilik kazanmaya başladılar. ırmağın üstündeki köprüde. günde birkaç kez zincire vurulmuş ejderhaların uluması gibi boğuk bir gürlemeyle ateşlenen iki top bulunuyordu. Felâket saçan ufak gülleler tepede vızıldıyordu— asfalt yola kondukları zaman iki kat şeytanî bir ses çıkararak zınk edip patlamalar. Beton eski karyola kirişleriyle pekiştiriliyordu— bu amaç için bulunabilecek tek demir oydu besbelli.) geçmişi mutlaka ondokuzuncu asra uzanan büyük bir top vardı. İki yüz yarda sağımızda. İkiyüz yarda solumuzda. ufak bir şişe büyük!üğündey-diler. Mermileri gerçekten kanatlı bir çeşit torpidoydu. Bir uçak pike yapıp makinalı tüfeklerini kullanmaya başlayınca mermilerin tıkırdısı. Monflorite'nin arkasında.

Her yerde kocaman havuzlar oluşmuştu. dı-şarda otların üstünde hepimiz çıkana kadar bekledi. Bu yüzden iki şeyden birini yapabilirdiniz: ya her iki pimi de yerde bırakmak ve acil bir durumda sıkışık olanı çıkaramamak ya da sıkışık olanı çıkarmak ve cebinizde ha patladı ha patlayacak diye ecel terleri döke döke dolaşmak. Koruma duvarında aracı olarak küçük bir küme adam. ileriye doğru iki büklüm emeklemeye başladı. L kıvrımının köşesinde yükselen arazi üzerinde uzanıyordu. Sulama hendekleri taşmıştı. ışık olmadan içeride hareket etmek olanaksızdı. sonra Jorge ve Benjamin karanlığa daldı. Jorga atacak. Çamur. aşağıdaki taşlara kadar yirmi ayak bir boşluk oluşturmuştu. etraf koyu karanlıktı ama rüzgâr durmuştu. sözü edilemiyecek kadar berbattı. geri kalanımız Faşistler'i bomba yağmuruna tutarak koruma duvarının dışına sürecek ve yeniden toparlanmalarına fırsat vermeden koruma duvarını ele geçirecektik. İlk işaret bombasını. Pancar tarlaları arasından geçen patikalar yağlı bir direk gibi kaygan bir dizi bataklığa dönüşmüştü. ikiyüz yarda ötede uzanan ve öbürüne bir haberleşme siperiyle kenetlenmiş bir sonraki faşist «mevzii» ne aniden saldıya geçeceklerdi. En büyük kötülüğü. Akşamdan beri bardaktan boşanırcasma yağmur yağıyordu. Bulunduğumuz yere gelmeden çok önce. hendeklere her düşüşünüzde. Faşist korunma duvarı yüzelli yarda kadar ötedeydi. belinize kadar su içinde kalıyordunuz. Zifirî karanlık ve ortalığı çarşaf gibi örten yağmurun altında. balçık çamur sızıyordu. tek sıraya dizdiler. geri kalanımız da onları izledik. Biz bu işleri kıvırırken. Tabur komutanımız (milis gücünde tabur aşağı yukarı dört yüz kişi kadardı). ele yatkın küçük bir bombaydı. Jorge Roca ve Benjamin'in komutası altında. Bir başkası bir iskambil destesi çıkarıverdi. Pimleri' çektikten sonra bomba patlayana dek. Oraya varabilmemiz sessiz hareket etmemize bağlıydı. Buraya düşen bir gülle zeminin yarısını koparmış. hayâl meya' seçilen bir insan topluluğu çiftlik avlusunda bekliyordu. ama bir yerine iki pimi vardı. Gece yarısından az önce Benjamin topumuzu alıp Torre Fabian'a götürdü. Katır ahırının üzerindeki zahire anbarı şarapnel ateşiyle öylesine harap olmuştu ki. bir haberci hiç beyaz pazubent bulunmadığını bildirmeye geldi. Sıraya girip çökmek üzere olan merdivenden dolanarak hevesle aşağıya indik. Fakat yine de atmaya elverişli. yedi saniyelik bir süre geçiyordu. Bizim karanlıkta birbirimizi vurmamızı önlemek için beyaz pazubent takılacaktı. sırılsıklam olmuş elbiselerimizden buharlar çıkıyordu. yarısı İngiliz yansı İspanyol otuz kadarımız yukarı doğru tırmanacak ve Faşistler'in telgraf tellerini kesecektik. birkaç dakika içinde ateşimiz tutuşmuştu. postallarımızın tepesinden pis. Konyaklı sıcak kahve dağıtılacağına dair bir söylenti —savaş sırasında devamlı salgın halinde olan o esrarlı söylentilerden biri— aramızda do-laşıverdi. Karanlığın içinden yırtınırcasına bir ses yükseldi: «Bizim 102 yerimize Faşistler'in beyaz pazubent takmalarını sağlayamaz mıyız?» Bu işe daha bir iki saat vardı. öbürünün çok gevşek olmasıydı. Jorge. tüfeklerimiz çamurla kaplanmıştı. aynı zamanda yetmiş Baskın Birlikçisi. karanlık avluda kahvenin nerede olduğunu araştırdık durduk. doktor ve bir dizi sedyeci bekliyordu. Faşistler'in buradaki cephe hattı L biçiminde bir kıvrım yapıyor. pimlerden birinin çok sert. bizim saldırmamız gereken korunma duvarı ise. 103 . Tam bu sırada. Heyhat! Kahve falan yoktu. Foşş!? Yeniden yarı belimize kadar suya girmiştik. Kahve verecek yerde bizi biraraya çağırdılar.esasına göre yapılmıştı. herkes daha koruma duvarımızdan ayrılırken birçok kereler düşmüş. Kopp bize önce İspanyolca sonra İngilizce hitap ederek saldırı planını açıkladı. Yağmur hâlâ yağıyordu. Birisi sivri bir kazma buldu ve kaldıraç gibi kullanarak yerden parçalanmış bir kalas söktü. Korunma duvarındaki gedikten sırayla çıktık ve başka bir sulama hendeğinde yürümeğe başladık. Sonra.

Yine de. Bir kere bizi duyarlarsa işimiz bitikti. Biraz daha çabuk hareket ederek dört ayak üstünde geçtik. Geriye baktığımda. İçteki telin koruma duvarından ancak yirmi yarda uzakta olduğunu biliyordum. artık yanlış yola girdiğimizi düşünmeye başlamıştım. sessizlik. ileriye doğru kayan kocaman siyah mantarlar gibi bir takım kambur şekiller halinde görebiliyordum. tasalanmasına gerek olmadığını söyleyebilirdim. makineli tüfekleriyle karanlığı taramaktan ibaretti. Dörtayak üstünde süründüğünüz zaman. kırt! Bu nesneyi ses çıkarmadan kesmenin yolu yoktu.Ben. Bir vahşi hayvanı sinsi sinsi izlerken de tam tamına aynı şeyi hissetmiştim. Nefes alışlarımız bile bizi ele vermeye yeterliydi. nasıl olduysa hedefe vardık. kaçınmanız gerekli hışırdayan uzun sazlar. İşin kötü tarafı. bir ses. Fakat hayır. Jorge bir kere daha dizlerinin üstünde eğildi ve beceriksizce teli kesti. yalnızca araya giren uzaklığı aşmak ister. bunun olanaksız olduğunu bildiren aynı rü104 yamsı kesinlik!! Uzaklık nasıl da büyüyordu! Araziyi çok iyi tanıyordum. Menzile girebilmek için aynı işkenceden kıvrandı-ran arzu. «Başını aşağıda tut! Başını aşağıda tut!» diye fısıldıyordu. yirmi adımdan daha yakında olmadıkça hiç kimsenin görülemiyeceğini tecrübelerimle biliyordum. Bir keresinde başımı kaldırdım. Dışdaki tel örgü olacaktı (Faşistler iki sıra tel kullanıyordu). Gitgide yavaşlıyarak durmadan ileriye doğru ilerliyorduk. çok yakınımdan gelen Benjamin kötü bir İngilizceyle bana. cevap veren bir atış. Demek içteki tele varmıştık. ancak yüzelli yarda kadardı ama bana bir milmiş gibi geliyordu. arazideki eğri büğrü-lüklerin ne kadar büyük olduğunun farkına varırsınız. Her başımı kaldırışmıda. Jorge ve Benjamin ile önde gidiyordum İki büklüm ama kafalarımız kalkık. Yağmur inceden inceye yüzümüzü dövüyordu. Ayaklarınız çamura saplanmış. Onlar sizi duymadan bir bomba atılabilecek kadar yakına gelebilmek!! Böyle zamanlarda korku duymazsınız bile. gürültü etmeden üzerinden aşılması olanaksız görünen. nerdeyse insana umudunu kaybettirecek taş yığınları. Karanlık bir gecede. haddi hesabı olmayan umutsuz bir özleyiş duyarsınız. rüzgâr durmuştu ve yağan yağmura rağmen gece çok sakindi. Asırlar kadar uzun gelen bir zamandır sürünüp duruyorduk. Sessiz ilerlemek çok daha önemliydi.. Sonra karanlıkta. Otuz adamın duyulmadan oraya kadar gidebilmesi bana akıl almaz görünüyordu. Şimdi yayılacak 105 . Jorge dizlerinin üstüne çökerek beceriksiz bir tavırla cebini aradı. iyice kapkara birşeyden belli belirsiz paralel çizgiler göründü. Durmadan ileriye. hem de iki büklüm! Hırsızlama sinsi bir adım. Fakat vıcık vıcık çamur olmuş toprakta ses çıkarmadan hareket etmek nerdeyse olanaksızdı. faşist hatlarında bir hareket yoktu. Faşist koruma duvarı artık seçilebiliyordu tepemizde bir karaltıya benzeyen silik siyah bir tümsek. Gelenler korkunç gürültüler çıkarıyorlar gibiydi. Bir teneke kutuya çarptım. Orada burada yumuşak otların parlak tarhları. dünya kötüsü yapışkan küçük çamur gölcükleri. Bütün yapacakları. herhangi bir ses çok uzaklara gidebilirdi. sonra dinlemek için duracak ve bir adım daha atacaksınız. Jorge geridekiler yaklaşsınlar diye bekledi. bir fare yuvasına yaklaşan kedinin becerebileceği kadar nazikâne ayağınızı alçaltacak. millerce uzaktaki Faşistler'in bu sesi mutlaka duyacaklarını düşünerek ölümcül anlar yaşadım. Ona. her adım atışınızda şap şap sesler çıkınca ne yapabilirdiniz ki. böyle bir durumda kaçmak ya da vurulmaktan başka yapılacak bir-şey yoktu. zifiri karanlıkta hani nerdeyse her adımda daha yavaşlayarak dört ayak üzerinde emekliyorduk. Kırt. bana en yakından emekleyen adamları. Oraya varmak için nasıl derin bir arzu duyduğumu size ifade edemem. Benjamin elini enseme koyarak başımı aşağı çekti. bir karınca gibi. Şimdi herhalde faşist korunma duvarına elli yarda uzaklıktaydık.. Tek tel makasımız ondaydı. Kırt kırt! Uzanan nesne itinayla bir yana kaldırıldı.

sırılsıklam ıslandığınız ve baştan ayağa çamur içinde olduğunuzda ağır bir tüfek. «Atıldık» diyorum. bir süngü ve yüzelli fişekle aşağı cloğru çekilirken hızlı hareket edemezsiniz. Koruma duvarının yükseldiği alçak yamaca doğru atıldık. Tam bu anda. Bomba koruma duvarının dışında sağda bir yerde patladı. Jorge dizlerinin üstünde pozunu aldı. Adam bu menzilden ateş ederse. Dizlerimin üstünde doğruldum ve ikinci bombayı fırlattım. bizi bekleyen hiçbir Fa107 . Pimi dışarı çekerek dizlerimin üstünde doğruldum. bombayı fırlattım. yüzümü çamura hızla çarpınca boynumu incittim ve yaralandığımı sandım. «hantal hantal yürüdük» demek daha doğru olurdu. Karanlıkta üstünüze ateş açılması her zaman Allahm belâsı bir şeydir —her tüfek alevi dosdoğru size nişan alıyormuş gibi gelir. herşey iyi gidiyordu. Bomba. başka bir bomba önümde patlayıverdi. Bir yerde. yine de. şeytanî bir ifadeyle tek dizinin üstünde eğilmiş. Patlamaların kızıl ışığında kum torbaları teker teker görülüyordu. Demek ki Faşistler bizim yolumuzu gözlüyorlardı. Lanet şey. gerçek şu ki.zamanımız olursa. geride bizimkiler ateş ediyordu ve ben.onun bana ateş edeceğini hiç beklemiyor. bombanın birinin pimiyle yırtınırcasına güreşiyordum. Gündüz vakti yalnızca infilâkin patlama sesi duyulur. alev püskürten mazgal şeridini bir baştan bir başa geçmek demekti. korku hedefimi şaşırtmıştı. bunların bazıları koruma duvarına kadar yetişemiyordu. krikette top atan oyuncu gibi kolunu kıvırdı. Jorge ilk atışta yaralı düşmüş. ortalıkta görünmüyordu— bir yerlerde olmalıydı. Gerçekten. Bir patlama! Attığı bomba koruma duvarı üzerinde bir yerlerde patladı. çevremdeki pek çok insanı yaralamıştı. tam makineli tüfek yuvasının yanında patladı. Ona doğru koştum. Bu işler olur biterken yapış yapış çamurun içinde yan yatıyor. bana doğru kımıldadığını gördüm. faşist koruma duvarından on yirmi tüfek gürlemesi geldi. En sonunda pimi yanlış yöne çekiştirdiğim kafama dank ediverdi. Budalaca bir hareket. tam aralarında kaldığımın bilincindey-dim. köşede. Aniden Faşistler'in ateşi durgunlaşmış gibi görünüyordu. Benjamin ayağa sıçradı. Ayağa kalkıp adama bağırdım: «Bana ateş etmesene aptal herif!» O anda on onbeş yarda sağımda Benjamin'in kolunun. ama yaralandım diye dehşet duyuyordum. beni ıskalayamazdı. Kendimi yere yapıştırdım. tam bu anda faşist koruma duvarından bir şimşek çaktı ve bir patlama oldu. öylesine ya-kmımdaydı ki infilâkin sıcaklığını duyabiliyordum. Nöbetçi. Ama en kötüsü bombalardı. Nereye gittiğini hatırlamıyorum. düşünülemiyecek kadar büyük bir hızla. Bir bombanın çok yakınınızda patlayışını görmeden bunların ne dehşet verici şeyler olduğunu kavrayamazsınız. otomatik tabancasıyla tüfek alevlerine dikkatle ateş ediyordu. İlk ateşte kendimi yere atmıştım. kendimi tekrar yere attım. oluktan fışkıran bir alev fıskiyesi gibi görünüyordu. Her mazgal. Fakat geride yayılmış olanlar. Benjamin'nin arkasında diz çöktüm ve üçüncü bombayı fırlattım. Ah! Bu kere kuşkusuz yerini bulmuştu. Bir atışın ani patlayışını duyunca hemen arkamda bir adamın ateş etmekte olduğunu farkettim. Faşistler ateş ediyordu. yalnızca süngüyle üstüme geleceğini düşünüyordum. O şamatanın arasından usul usul «vuruldum» diye İngilizce konuşan birinin sesini duydum. peşinen süngülerimizin çarpıştığını hissediyor ve onun kollarının benimkinden güçlü olup olmayacağını merak ediyordum. Çok gerideki adamlar bombalarını fırlatıyor. Jorge ve Benjamin sürüne sürüne sağa doğru gittiler. koşarken sol elimi yanağıma yapıştırdım —sanki bir insan eli kurşunu durdurabilirmiş gibi. karanlıkta ise bir de insanı kör eden kamaştırıcı kızıl ışık vardır. mümkünü yok. bana dokun106 mayan bomba. «İleri! Hücum!» diye bağırdı. koruma duvarının içinde. bir türlü dışarı çekilmiyordu. Her nedense. Bu. her nedense . Birden. Tepede mutlaka bir Faşist beni bekliyordu. teldeki küçük gedikten geçebilmek için tek bir sıra olmak zorundaydılar. Benjamin yüzünde hoşnut. en sonunda bizi duymuştu.

ama onun için daha az komiktir. Ateşin gürültüsü. sonra da kaybedersiniz. Bombalarımız bütün kulübeleri ve sığmakları tahrip etmişti. Kulübenin köşesini dönünce bir adam gördüm— önceden gördüğüm adam mıydı bilmiyorum— ulaşım siperinden öbür faşist mevziine kaçıyordu. mekanizmayı tutar bir yerlere koyar. Patrick O'Hara. hiçbir zaman tam olarak yetişemiyor. bir cephane sandığının ipten sapını çekerek heyecanla seslendi. Başka bir hamle daha yaptım. Yerde bir sürü ölü 109 . adamın kürek kemiklerini ancak dürtüştürüyordum. koruma duvarına her geri gelişinde. Benjamin ve birkaç kişi daha. harap olmuş kulübelerden birinin tepesinden aşağı zıpladı ve sola doğru atıldı. Herhalde pek yakın olacağım ki. adamı açık seçik görebiliyordum. Ateş etsem adamı biçivermem işten bile değildi. elinde sargı bezleriyle gidip geliyor ve tabiatıyla. Neden bir buçuk saati uygun gördüğümü bilmiyorum. Zaten ateş etmeyi aklıma bile getirmedim. Aklım yirmi yıl geriye dönerek. İlk yardım konusunda bir miktar eğitim görmüş Belfastlı bir İrlandalı. İngilizce olarak (o anda tek kelime bile İspanyolca düşünecek halde değildim) «Dışarı çıkın! Teslim olun!» diye bağırdım. Bizim işimiz mevziyi araştırmak ve yağmalanmaya değer herşeyi yürütmekti. Kuşkusuz. omuzlarına sardığı battaniyeden başka üstünde bir şeyi yok gibiydi. İngiliz ve İspanyol karışık birkaç yaralı dışarıda yatıyordu. bir adam.» dediğimi hatırlıyorum. Süngümü karanlığın içine gelişi güzel sallayarak peşinden koşmaya başladım. Hiç kimse çok süratli ateş etmeye cüret edemiyordu. her nasılsa. Cevap yok. Benjamin. Sağ koldaki koruma duvarının üstünden baktığınızda karanlığı delen yeşilimsi sayısız tüfek alevlerini görebilirdiniz. Şimdilik onları geri püskürtmüştük. en iyi tüfek bile çok ısınınca sıkışmaya yatkın olurdu. Sonra yarı ışık altında gölgeli bir siluet. Tüfeklerimizin yarısı çamurla dolmuştu ve kullanılmaz haldeydi. Koruma duvarının içinde. bu olay benim için oldukça komik bir anı. adam araziyi benden daha iyi biliyordu. o sipere doğru kaçıyor. Toprak altında bir yerde gizlenmiş olduklarını sanıyordum. ama karanlıkta tüfeğin mekanizmasını çekip çıkarmak tehlikelidir. onaltı kişiydik. Kıl payı farkla kurtuldu. kısa zamanda elimden kaçıp kurtuldu. büyük uralit parçaları her yere yığılmıştı. Başı açıktı. Şimdi geriye baktığımda.şist yoktu. Küçük aralarla ayni şeyi yapmaya devam ediyorduk. Tüfeğimi dipçiğinden tutup adamın sırtına doğru salladım. sanıyorum. yine kurtuldu. ama bu çok uzaktan geliyordu. bunların üstünden aşmak pek zordur. Mevziyi araştırmaya başladık. okuldaki boks öğretmenine gitti. ama bunlar yüz ikiyüz yarda kadar gerilerde kalmışlardı. hâlâ ortalıkta in cin top oynuyordu. «Yoldaşlar! Cephane! Burada çok cephane var!» «Cephane istemiyoruz» dedi birisi. bir ikisi de yaralı olmak üzere.» Doğruydu bu. Ve. bana Çanakkale Boğazı'nda bir Türk'ü nasıl süngülediğini canlandırarak gösteri yapan. daha azalmıştı. İçerde herşey paramparça olmuş. Mevziye döndü108 ğümde ortalık bir sürü bağnşan adamla dolmuştu. Karımın Barselona'dan becerip aldığı bir ufak elektrik feneri de olmasa. Kehanette bulunurmuş gibi «Burasını bir buçuk saat elimizde tutabiliriz. Tüfekler temizlenebilirdi. İyi tüfekli birkaç kişi uzaktan rasgele ateşe başladılar. Fakat birbirimizi vururuz korkusuyla koruma duvarına girdiğimizde yalnızca süngü kullanmamız emredilmişti. mevzinin ortasındaki büyük kulübe sığmaklarını eşelemeye başlamışlardı bile. Faşistler hâlâ üç yandan bize ateş yağdırıyorlardı. daha fazla değil. Belli belirsiz bir rahatlama duygusuyla koruma duvarının alçak olduğunu ve kum torbalarının ayak basacak iyi bir destek verdiğini keşfettim. içimizde hiç kimsenin buna benzer bir ışığı olmayacaktı. «POUM» diye feryat etmesine rağmen üstüne ateş açılıyordu. ben de peşinden kovalıyordum. «Biz tüfek istiyoruz. Kural olarak. kirişler ortalığa dağılmış.

Tehlikeli nokta. bir sürü cephane sandıkları ve yedek parçaları oradaydı. üstünüzden başınız111 . girdik ama bulduğumuz nesne makinalı tüfek değil. her biri elli kilo ağırlığmdaydı ve bunları kaldırmak gücünüzün her dirhemini alıp götürüyordu. kısa mesafeden duymağa alıştığım kesintisiz. silindir biçimde bir nesne. bir ipi çekince emniyet tertibatları açılan. Kum torbaları pek büyüktü. Teleskopu bir zafer alayıyla getirdik ve sonradan taşınmak üzere koruma duvarına dayadık. Makinalı tüfek yuvasında elektrik fenerini yaktım. kuşkusuz. Fakat Faşistler'in sağdan karşı saldırıya geçmeyecekleri besbelliydi. silâhtan arınmış bölgeyi geçmek ve kendi koruma duvarlarına saldırmak demekti. lâhzada bir yaşa sesi yükseldi. Hâl-i hâzırda ateş geliyordu. çünkü bu. 110 Bu sırada birisi bağırarak Faşistlerin yaklaştıklarını haber verdi. doğrudan hiçbir siperin olmadığı ön cephedeydi. Eğer az buçuk akılları varsa. ama makinalı tüfek yoktu. davul gürle-mesini andıran bir tüfekler yığınının gürlemesiydi. böylelikle bizi soldan ateş altına alabilecek başka bir koruma duvarı vardı. Bu besbelli bir makineli tüfek namlusuydu. Emir üzerine hareket ettikleri kuşkusuzdu. bu zavallı maaşsız kur'a askerlerinin battaniye ve ıslak birkaç ekmek parçasından başka birşeyleri yoktu anlaşılan. Faşist sığmaklarının açık sefaleti karşısında çarpılmamak olanaksızdı. Ve bu işleri çok çabuk yapmak zorundaydık. kabaca atnalı biçimindeydi. Kuşkusuz. Berbat bir işti bu. çürümüş çuval yırtılıyor. Cephedeki duvardan kum torbalarını sürükleyerek savunmasız tarafa yığmalı ve orada bir barikat kurmalıydık. Ve sonra. kitap. ama durup incelemedim. silâhsızlıktan canı çıkmış ordumuzda ondan bile daha kıymetli birşeydi. En azından altmış yetmiş büyüteçli. Şimdi ateş. bize karşı yüz ikiyüz kişi kadar olduklarını anlıyabiliyordum. Korkunç öfkelendik. En uçta. ama makinalıyı götürmek budalaca ve korkakça birşeydi. böyle bir şeyin ilk olarak tam ortasında kalıyordum. Hızla sığmağın çevresini dolaşıp kapısından içeri girdik. özel eşya gibi pılı pırtı yığınları hiç yoktu. Dört ayak uzunluğunda. Orayı burayı araştırdık. yiyecek. Sığmakların öte tarafına gittim. çünkü makinalıyı yerinde tutsalar topumuzu biçmeleri işten bile değildi. makinalı tüfeğin neden ateşlenmediğini merak etmiştim. İlk alarmda söküp götürmüş olmalıydılar. Bir makinalı tüfek ele geçirmeyi içtenlikle istemiştik. Feneri pencereden içeri doğru tuttuk. sığmaklar ortada olmak üzere. deri bir kılıf içinde duvara dayalı duruyordu. hayli âdî. kısmen toprağın üzerinde kalan. Baskın Birlikleri burasını ele geçirmemişlerdi. ama gerçekte pek büyük bir dert değildi. birkaç millik çevreye yayılıyordu. her tarafta görülen alevlere bakarak.yatıyordu. Tepemizden bir kurşun yağmuru akıyordu. Tüfeği sıkışan bir başkası da onun tüfeğini dolduruyordu. Bu yönden yoğun bir ateş geliyordu. katlanır sehpası olan kocaman bir sahra dürbünüydü. ama her an ateşi indirebilirlerdi. bir işe yaramadan sarkan yaralı koluyla Douglas Thompson koruma duvarına dayanıyor ve tek eliyle alevlere ateş ediyordu. Bu seferki. Ne yapmamız gerektiği apaçık ortadaydı. Mevzi. Ben asıl. cephe hattının içinden üstümüze gelirlerdi. makinalı tüfeğin peşindeydim. Acı bir düş kırıklığı! Makinalı tüfek falan yoktu! Sehpası. Bu tarafta dört beş kişi kadardık. Yanımda. belirsiz bir biçimde. küçük pencereli ufacık bir sığınak vardı. Yerde bir sürü faşist elbombaları vardı— bunlar. Bu cins teleskoplar cephenin bizim tarafında yoktu ve bunlara şiddetle ihtiyacımız vardı. Hattın yukarısmdaki öbür faşist mevziinden geliyor olmalıydı. Bizim sığınaklarda görülen yedek elbise. Kum torbalarını yerinden kaldırmaya başladık. ama dişe dokunur fazla birşey bulamadık. yirmi yarda ileriye taşıyor ve kabaca üstüste yığıyorduk. ateşin gürültüsü daha da artmıştı. Dışarda yattığımız sürece. Fakat bu kere gürültü sağır ediciydi. altı • parmak çapında. ikinci derecede bombalardı— bir ikisini hatıra eşya diye alıp cebime koydum.

Fakat aynı anda. çünkü tüfek alevleri çok yakındaydı. birisiyle sendeleye sendeleye yürürken «Buna savaş diyorlar!». Almanlar tek kelime İngilizce. Tüfeğimi doğrulttum ve ateş ettim. gelenler yalnızca dört kişiydi. Uzaklık yirmi yarda olunca bomba atacak kadar yakına gelmiş olacaklardı. ama halâ bombanın etkisi devam ediyordu sanıyorum. sekiz dokuz kişi biraraya toplanmıştık ve bir tek. Yani sonunda. ayakta duran bir şekil gördüm. korkudan yarı yarıya hasta olmuştum. alçak bir siper kurmak için yeterince kum torbası çektik. kestane fişeği gibi tükürüşünü görebilirdiniz -—mermileri üstünüze devamlı ve ayaz bir çatırdamayla geliyordu. Çok geçmeden. Daha yakma geldikçe. bir bağırış Faşistler'in yeniden bastırdığı haberini verdi. Besbelli ulaşım siperinden yol bulup geliyorlardı. alevlere ateş açan adamlarımız. Herkes lanet okumaya ve neden destek kuvvetleri öndermediler diye söylenmeye başladı. Daha başka bir sürü bombalar atılmıştı. dizlerinin üstüne kalkarak bir bomba fırlattı. Bir infilâk gümbürtüsü. adam gibi atılmış bomba topumuzu paramparça edebilirdi. bize yardım etmelerini sağlayabildik. Ne var ki. Topu topu yirmi yarda ötede bir alev gördüm. Bu da hayli tehlikeliydi ama onlar bizim menzili bulana kadar epeyi zaman kaybedeceklerdi. Bir hafif maki113 .dan —ensenizden kıçınıza kadar— nemli topraklar dökülüyordu.birçokları vurulmuş. Dışarıda. patlayan kum torbalarıyla boğuşma— bütün bu zaman süresinde tüfeğimi taşıyordum.) Elimde faşist bombalarından başkası kalmamıştı ve bunların nasıl işlediğini iyice bilemiyordum. Baskın Birlikleri'nin başına gelenleri sonradan duyduk. Douglas Moyle cebini yokladı ve elden ele geçirerek bir bomba yolladı. Araziyi iyi bilmiyorlarmış ve karanlıkta yanlış yere yönelip faşist tel örgülere yapışmışlar . karanlık. (Bu bombaların en azından dörtte biri işe yaramazdı. Faşistler şimdi bir makinaiı tüfek getirmişlerdi. Aniden. Birden bire koruma duvarının cephesinden ardarda bir takım uzun boylu şekiller atladı. mevzinin bu tarafındaki birkaç adam yere yatarak ateş edebilsinler diye. çamur içinde kayarak gidiş gelişler. Azıcık düşünecek kadar bile zaman bulunuyordu. Bir havan mermisi tepemizde vızıldadıktan sonra silâhtan arınmış bölgede bir yerlerde patladı. bu gelenler ise bir şans eseri kaybolan dört tanesiydi. Herşeye karşı derin bir dehşet duyduğumu hatırlıyorum. Ondan sonra gördüğümüz tüfek alevleri yüz yarda hattâ daha da ötedeydi. öldü mü ölmedi mi bilmiyorum. çünkü kaybederim korkusuyla bir yere bırakamıyordum. Patlamayı beklerken hepimiz siper aldık. kaos. yaklaşan alevler. ve hemen sonra şeytani çığlıklar ve iniltiler duyuldu. zavallı! Çığlığını duyunca belirsiz bir hüzün duydum. Yüzündeki küçük bir yaradan boylu boyunca kan akan Bop Smillie. «Ne Allanın belâsı şey değil mi?» diye bağırdım bile. Baskın Birlikçileri-nin üniformalarını giymiş olduklarını gördük ve destek kuvvetleri diye düşünerek tezahürat yaptık. Hani şu insana senede bir kere rastlayan talih vardır ya. karanlık. geçici bir süre için onları geri püskürtmüştük. korkutucu şamata. muhtemelen daha az tehlikede iken. Acaba korkuyor muyum diye merak 112 ettiğimi ve korkmadığıma karar verdiğimi hatırlıyorum. Zavallı adam. Başka bir çığlık daha. ama hiç kuşkusuz çok kötü yaralanmıştı. Güçlükle ve bir sürü el kol işaretleriyle ne yaptığımızı açıkladık da. Arada bir torba. Bombanın fitili havada uçarken kırmızı kırmızı fıs diye ateş aldı ama bomba patlamadı. üç Alman ve bir de İspanyol. tüfeğin daha önce ateş aldığı yerde. Şimdi. Bombayı fırlatıp kendilini yüzüstü yere attım. gürültü. Yüz ikiyüz yarda öteden. o dünya kötüsü kum torbalarıyla güreşi bitirmiştik. Birini yakalamıştık. Onların arkasında dizlerimin üstüne çökmüştüm. Bu kere kuşkuya hiç yer yoktu. Ötekilere fazla bombanız var mı diye bağırdım. Bir yerde fena eğlence değildi hani. onun sayesinde bombayı tamtamına tüfeğin ateşlendiği yere düşürmeyi becerdim. Fransızca ya da İspanyolca konuşmuyordu.

ayağa fırladık. Faşistler'inki de. «P.nalı tüfekle ya da temiz tüfekli yirmi adamla burasını bir tabura karşı tutabilirdik. Kendi hattımıza koşar adım geri çekilin. ben şafağın ilk ışıkları bize nerenin doğu nerenin batı olduğunu gösterinceye kadar olduğumuz yerde kalmak istedim. Bizimki de olabilirdi. «Merhaba! Haydi çıkın buradan! Herkes hemen geri çekilsin!» «Ne?» «Geri çekilin! Çıkın buradan!» «Neden?» «Emir böyle. bir kere daha sulama hendeğine daldık —Şap— ve artık emniyetteydik. Bu yol öteki faşist mev-zine. Paddy geçebilmem için teli yana çekti. Bize yol gösterecek ayışığı da yoktu. İspanyolca «ricat» nasıl denilir diye düşünürken arkalarından koştum. Kopp mırıldanıyordu. En sonunda. Çoğumuz sığınmak için koruyucu duvarın gerisinde çömelmiş oturuyorduk. Bizim hatlarımız Huesca'nm doğusunda uzanıyordu. Bu sırada Benjamin'in muavini ve emir vermek için geriye gönderilmiş olan Paddy Donovan cephe duvarından atladı. Faşist korunma duvarının barınağından uzaklaşır uzaklaşmaz. «Jorge! Cagno! Jorge!» sonra işi İngilizceye döküyor: «Jorge gittiyse felâket.» «Benjamin dışarda bekliyor. bütün cephe boyunca herkes ateş ettiği için. bizimkilerden geliyordu. çok solgun görünüyordu. seçilen alçak çizgisini gördük. Koruyucu duvarın yolunu bulduk.otlarm arasından koruyucu duvara yirmi yarda kalana kadar süründü ve parolayı denedi. her halde düşündüğüm anlama geliyordu. bir koruyucu duvar ile öteki arasmdaki uzaklık ikiyüz yardadan az olmasına ve de çoğumuzun araziyi tanımasına rağmen. Aniden bize dönerek kaybolan115 . Doktor ve sedyeciler gitmişti. koyun sürüsü gibi karanlıkta bir o yöne bir bu yöne sürükleniyorduk. öbürlerini de geri getirdi. ama gökyüzü azıcık aydınlıktı.U. her yönden geliyormuş gibi görünen.O. 114 Üstüne üstlük.eğer oraya varırlarsa tabii-kuşkusuz ölüme _ gidiyordu. en sonunda «Atrâs!.M. 112 librelik kutulardan biri— bir bomba kutusu ve bir çok faşist tüfeğini de sürüklemek hiç kolay olmuyordu. Jorge ile Hiddlestone adında bir adamımız hariç bütün yaralılar götürülmüşe benziyordu. ama ötekiler buna karşı çıktılar. koruyucu duvarın karanlıkta önümüzde hayâl meyal. Bir kaçı ağır bir cephane sandığıyla boğuşuyordu. Paddy korunma duvarında bekliyordu. Müthiş birşey bu! Müthiş!» Jorge onun yakın arkadaşı ve en iyi subaylarından biriydi. ele geçirilen bir cephane sandığıyla —hani şu 1750 atımlık. şeytanî bir ateş altında kalıyorduk.» diye bir haykırış cevap verdi. Karanlığın içinde kaybolmak üzereydiler. Kuşkusuz bunun bîr kısmı. Benjamin göbeğinin üstünde . Kopp koruyucu duvarın içinde bir kaç İspanyol ile bizi bekliyordu. kimsenin ne yöne gittiğimiz konusunda en ufak bir fikri yoktu. Fakat bu sırada. Birden belleğim mevzinin öte tarafında. Mermilerin her iki yandan yağışından başka birşey düşünemez halde. alçak koruyucu duvarın üstünde uçuşan ve başının çok yakınında çatırdayan mermilere hiç aldırış ettiği yoktu. Kopp bir aşağı bir yukarı adımlıyor. hepimiz yolumuzu kaybetmiştik. «Haydi çabuk olun. Bir kaç dakika içinde. kendimizi çamurlu tarlada yılan gibi sürünür bulduk. Hangi yana dönsek yeni bir mermi akını tozumuzu alıp geçiyordu. korunma duvarına yaslı bıraktığım teleskoba uçtu gitti.» Millet cephe duvarının ön tarafına tırmanmaya başlamıştı bile.» Duvarın dışına çıktık. Bir çok kereler yönümüzü değiştirerek ve cephane sandığını sırayla yedekte çekerek daha ilerilere doğru süründük.» «Ama teleskop!» «Boşver teleskoba. Atrâs!» diye bağırdım. önceden aldıkları bir takım esrarlı emirlere göre hareket ettiklerini sandığım dört Baskın Birlikçisi'nin haberleşme siperinden yukarı doğru koşmaya başladıklarını gördüm. İspanyol olan dediğimi anladı.

Bir kaç millik çevrede. yarı aydınlık ışıkta beş kişi görülebilir ama tek kişinin görünmeyeceğini biliyordum. Jorge omu-zundan hafif yaralanmıştı. Hiç durmadan bizim koruyucu duvara geldiler. Sonra öğrendik ki. ilerlemek için fırsat kollayarak otların üstünde yatıyorduk. toprağın üstünde hiç yardımsız yatarken bombanın biri yanında patlamış ve vücudunun çeşitli kısımlarını hallaç pamuğu gibi atmıştı. arkadan kovalayan silâhlı elli yüz adamı düşününce her ahval ve şerait altında. yolun bir kısmını sırt üstü giderek katettiğini. çamur batakları.lan aramak için beş gönüllü istedi . Tel örgüye kadar gelmeyi becerdim ve elimden geldiğince iyi bir biçimde araziyi araştırdım— göbeğimin üstünde yatmak zorunda kaldığım için. Olsa olsa bir gök taşı sağanağına denk olabilecek gibi bir şeyler hızla beni geçip gitti. nasıl da koştum! Gecenin daha önceki saatlerinde insan tepeden tırnağa kadar sırılsıklamken ve fişeklerle tüfek ağırlık yaparken nasıl koşar diye düsunmuştum. Uzun süren araştırmalardan sonra ufak bir ateş yakmaya yetecek kadar kuru odun parçaları toplamayı becerdim. Koruyucu duvarı bırakmış üstümüze geliyorlardı. Hepimiz yüzü koyun yere kapandık. sonra da yaralı bir İspanyol'a abanarak. sığınağa döndüğümde burasını paylaştığım üç arkadaş derin bir uykuya dalmış bulunuyordu. Fakat. emekliyerek 116 geri döndüm. Apaçık ortada olan şey şu ki. üstümüze yoğun bir ateş açtılar. Koruyucu duvardan altmış yetmiş yarda ötedeydik. Jorge ve Middlestone daha önceden sargı yerine götürülmüşlerdi. ben hızlı koşabildiysem. başkaları benden daha hızlı koşuyordu. böylece gerisin geriye döndüm.. Sevinerek söyleyeyim. sinirlerimiz laçka olmuştu. Middlestone ise korkunç bir yara almıştı— bir kurşun kemiğini bir çok yerden kırarak sol kolunda ta tepeye kadar tırmanmıştı. Üzerlerinde bütün techizatlarıyla. bulundukları yeri eskisinden daha büyük bir güçle yeniden ele geçirmişlerdi. Şimdi. Gerçek şu ki. birbirlerine destek ola ola koruyucu duvara geldiklerini anlattı. Biri koruyucu duvar üzerinden bir bomba fırlattı — paniğe kapıldığının açık bir işareti. bu işi çok da iyi yapamadım. İspanyollar ortalık tehlikeli olacak kadar aydınlanıyor diye mırıldanıyorlardı. Artık ortalık aydınlanıyordu. Herşeyin meyus ve perişan görünüşünü hatırlıyorum. Her neyse. Biz dışarı çıkarken. Yalan söylediğini sanıyorum— asker kaçakları bes117 . Zaten. Önde gidenler üç İspanyol'du. Aradan zaman geçince bana. ben de onlara yetişebildim.şaşılacak şey: bütün gece boyunca üstümde olduğu halde kırılmamıştı..iki İngiliz üç İspanyol. nasıl her zaman koşulduğunu iyice öğrenmiş oluyordum. Ve Tanrı için. baskının amacı Faşist birlikleri. üzerinden sular damlayan salkım söğütler. hat boyunca düzensiz ve anlamsız ateş sesi fırtınadan sonra hâlâ devam eden yağmur gibi gürüldüyordu. Moyle'a «Koşun!» diye bağırıp ayağa fırladım. Faşist seslerinin daha yakından geldiğini duyduğumuz ya da duyduğumuzu sandığımızda (düpedüz hayâl gücü olduğuna hiç kuşkum yok. Faşist palankasından gelen heyecanlı seslerin muazzam gürültüsü duyuluyordu. çamur ve dumanla gözlerine kadar kapkara kesilmiş haşat suratları. Sonra ne zamandır bir yerimde sakladığım puroyu içtim . Jcrge ve Middlestone'dan hiçbir iz yoktu. Sonradan öğrendik ki harekât başarılı olmuş —bu gibi harekâtlarda başarı her ne demek oluyorsa. çamurlu tüfeklerine sımsıkı sarılmış bir halde kendilerini yere atıvermişlerdi. Üç İspanyolla birlikte Moyle ve ben talip olduk. sonradan iyileşti. Anarşistler'in yeniden saldırıya geçtikleri Huesca'nın öteki tarafından bu yana kaydırmaktan başka bir şey değildi. siperlerin dibindeki kirli sarı su ve insanların traşsız. mutlaka bizi görmüş ya da duymuş olacaklar ki. ama zamanında gerçek görünüyordu). ama bir asker kaçağı bize altıyüz olduğunu söyledi. Sığmağın içi de dışı gibi şırıl sıklamdı. Faşistler'in karşı saldırıya yüz ya da iki yüz adam sürdüklerine hükmetmiştim. Doğruydu bu — gökyüzü bulanık maviydi.

ama çok emin değildiler. belki de Komünist idiler. Endülüslü-ler'e yarıvahşi bir ırk diye yukardan bakmayı adet edinmiş Katalanlar'dan çıkıyordu. Endülüslülerin sigara sarışları hayranlık uyandırıcıydı. Çarpık çurpuk. Ağaçlar şimdi baştan ayağa yapraklarla dolmuştu. bu güzel ganimeti aşıramadığımızı düşünmek şimdi bile beni kederlendiriyor. İspanya'da herkesin mutlaka bildiği şeyden bile haberleri olmadığı görülüyordu— kendilerinin hangi 118 partiden olduklarını bilmiyorlardı. geceler bile hayli ılınıyordu. Kuşkusuz. Cephe hattının gerisinde. yarı çıplak bir halde. Bu sesi duyacak kadar yakında olan her erkek bıldırcın koşarak üstünüze doğru gelirdi. tayınımızı getiren ve tüfek sesine aldırmayan. ama arada sırada Monflorite'de —görünüşü ve dokusu kırpılmış samana benzeyen— en ucuzundan tütün paketleri satın alma olanağı vardı. deri kemerlerle fişek torbalarını bile kemiren fareler. Anarşist olduklarını sanıyorlardı. Sahra dürbününe yazık olmuştu. O sıra yapılan açıklamaya göre. bu söylenti. fakat şarapnel havada patlayınca korkup kaçan katırla boğuşmalar. Tadı çok kötü değildi. Akşamlan yeşil ağlar ile bıldırcın avlamaya dışarı çıkıyorlardı. Huesca'-nm öte yanındaki saldırılar yavaş yavaş azalıyordu. Ma-laga'dan öylesine hızlı kaçmışlardı ki. Sigaraların uçlarını içlerine tıkmak için özel bir teknikleri vardı. Gerçekten Endülüslüler çok câhildiler. sonra yere yatıp dişi bıldırcın gibi ses çıkarırdınız. tek tük topçu ateşi ve Huesca'ya yapılan hava baskınlarından başka bir şey olmuyordu. Valencia'da durmayı unutmuşlardı.belli nedenlerden ötürü karşı tarafa yaranmaya çalışırlar. Bu zamana ilişkin anılarım şunlar. Fakat aradaki uzaklık bir kilometreyi buluyordu ve 119 . İki İngiliz güneş çarpmasından serilmiş yatıyordu. bize komşu bir Endülüslü taburu vardı. Arada sırada bir gizli nişancının kurşunuyla verilen kayıp. Bu cepheye nasıl geldiklerini kesin olarak bilmiyorum. yeni yeni eyleme geçen sivrisinekler ve herkesin başına belâ olan. Irmakta yıkanmak bir işkence olmaktan çıkıp nerdeyse bir zevk olmuştu. Torre Fabian çevresindeki gülle oyuklarında koca koca yabanî pembe güller açmıştı. öğle güneşinin sıcaklığı. köylü gibi adamlardı! Güneyin yırtıcı güneşi yüzünden koyu koyu lekelenmiş yüzleriyle ya çobanlık yapıyorlar ya da zeytinliklerde işçi olarak çalışıyorlardı. Her iki yandan da yeterince yanaşıp Jaca yolunu devamlı makineli tüfek ateşi altına alarak gidiş gelişi imkânsız kılmayı becermişlerdi. kulaklarına yabanî güller takmış köylülere rastlıyordunuz. tam anlamıyla lime lime olmuş dökülen elbise ve pantollanmızın sefilliği. Sigara dağıtımı sona ermişti. Kurutulmuş İspanyol tütününden sigara sarmakta olağan üstü bir beceriye sahip olduklarından bize çok yararlı oluyorlardı. Şimdi artık cephe hattında. Anarşistler ağır kayıplar vermişler ve Jaca yolunu kesmeyi başaramamışlardı. Nişancıların yuvalarını cephe kenarındaki kavak ağaçlarının ardına kurduk. sigarayı sarmayı başardığınızda hemencecik dökülüyor ve geriye boş bir kâğıt silindir bırakıyordu. dahası. Bizim koruyucu duvarın önündeki kurşunlarla delik deşik olmuş ağaçta çitlenbikler biçimleniyordu. Aralarında pek azı okuma biliyordu. zaten güneşten derisi soyulmuş omuzlarımızın iflahını kesen kum torbalarıyla uğraşmak. yalnızca erkek bıldırcınlar yakalanıyordu. bu da bana büyük bir haksızlıkmış gibi geldi. bıldırcın havaya sıçrar ağa dolaşırdı. Ağı otların üstüne yayar. 8 Gün geçtikçe hava ısınıyor. ağın altına girince ürkütmek için taş atardınız. ama o kadar kuruydu ki. Anlaşılan.

ülkedeki en dev120 rimci duyguları bir araya topluyordu. Neyse ki. Kuşkusuz. Sonradan. Dünyanın her ülkesinde. gerçekten yoldaşlık anlamında kullanıldığı bir toplulukta bulunulmuştu. bütün bu zaman içinde. sosyalizmin eşitlik ile uzaktan yakından bir ilişkisi olduğunu inkâr etmenin moda haline geldiğini pekâlâ biliyorum. Kuramsal planda bu eşitlik mutlaktı ve uygulamada dahi bundan çok uzaklaşılmıyordu. böyle bir durum devam edemezdi. şu cephede geçirdiğim üç dört ay düşündüğümden daha az beyhude geçmişti. insan zamanında ne kadar sövüp saysa da. İspanyol Hükümeti'ne daha etkili bir biçimde hizmet edebilmiş olmayı isterdim. bu döneme şöyle bir uzaktan bakıyorum da. geçici ve yerel bir aşamaydı. Bir anlamda SOSYALİZM'in gelecekteki mutluluğu şimdiden tadılıyordu demek doğru olur —böyle söylemekle. henüz hemen hiç çarpışmadığım gibi. aldığı tayının karşılığında soğuk ve uykusuzluktan çekmediği kalmayan bir çeşit pasif nesne olarak yaşamaktan başka bir şey yapmamıştım. daha normal sayıldığı. muhtemelen imkânsızdı.b. Batı Avrupa'daki. çoğu savaşlarda pek çok askerin kaderidir. Şu sıralar. bu devre o zaman bana tüm hayatımın en boş yere geçen kısmı gibi görünmüştü. Bu. Hükümet Madrit cephesinden birlikler gönderdi ve Huesca'ya muazzam miktarda uçakla birlikte otuz bin asker yığıldı. tümü değilse bile çoğu işçi kökenli onbinlerce kişi arasındaydı. kabaca ama çok yanlış olmayan bir biçimde. Bu. kocaman bir kiralık kalemler ve besili küçük profesörler güruhu. bizden ve köylülerden başka kimse yoktu ve kimse kimsenin efendisi değildi. Faşizme karşı savaşmak için milise girmiştim. Bu aylar yaşamımda. garip ve değerli birşeylere dokunmuş olduğu sonradan kafasına dank ediyordu. sosyalizmin mal edinme dürtüsüne hiç dokunulmamış plânlı bir devlet —kapitalizminden başka bir şey olmadığını harıl harıl «kanıtlamak»la uğraşıyorlar. Sahiden eşitlik havası teneffüs edilmişti. düpedüz tüm yeryüzünde oynanmakta olan bir oyunun içinde. Karşı tarafın asker kaçakları Huesca'da bir sürü cephane ve çok az yiyecek olduğunu rapor etmişlerdi.— düpedüz sona ermişti. Elimizdeki doğru dürüst silâhlandırılmamış onbeş bin adamla bu şehri almak. «Yoldaş» sözünün çoğu ülkelerde olduğu gibi zıpırlık için değil. Sıradan 121 . para peşinde koşmak. bundan çok farklı bir başka sosyalizm görüşü de yaşıyor. Uygar yaşamın bir çok normal etkenleri— züppelik. ama şehir hâlâ düşmüyordu. Her biri aşağı yukarı aynı siyasî fikirlere sahip insanların oluşturduğu sendikalarına dayanan işçi milisleri. uyuşukluk ya da herşeyde kötülük görmekten. İngiltere'nin para kokan havasında neredeyse düşünülemiyecek bir dereceye inmişti. siyasî bilinçle kapitalizme inanmazlığın karşıtlarından daha olağan olduğu biricik topluluğa. Aragon'da insan hepsi aynı düzeyde yaşayan ve birbiriyle eşit ilişkiler kuran. Haziran ayında. Aragon cephesinde 1937 Haziranı'na kadar temelden bir değişiklik geçirmeden kalan milis sisteminin sonucuydu. daha önce olmuş ve belki daha sonra olacak her şeyden çok farklı bir ara dönemi oldu. İzne çıktığımda yüz onbeş gündür cephedeydim. Fakat onu yaşayan bir kimse üzerinde etkisini bırakmaya yetecek kadar uzun sürdü yine de. Toplumun olağan sınıf ayırımı. ama kişisel bir açıdan —benim kendi gelişmem açısından— bakıldığında. Canalıcı nokta şu ki. devrimci diye tanımlanabilecek insanlar arasında yalıtılıp kalmıştım — çünkü. Her neyse. patrondan korkmak v. ve bana başka bir yolla öğrenemeyeceğim şeyler öğretti. ben aşağı yukarı bir rastlantıyla düşmüştüm. Fakat anlaşılan şehir düşmeyecekti. Belki de böylesi. Fakat şimdi. tümüne birden pişman olamıyorum. Gerçekten.Faşistler içinden belli sayıda kamyonun gidip geleceği bir çeşit uzun siper gibi bir yol kurmuşlardı. Umudun. cephede insan her zaman dış dünyadan yalıtılır: Barselona'da bile ne olup bittiğine dair yalnızca bulanık bir fikrimiz olurdu. hüküm süren manevî havanın Sosyalistçe bir hava olduğunu anlatmak istiyorum.

Çünkü varlıklarını devam ettirdikleri sürece İspanyol milisleri sınıfsız toplumun bir çeşit küçültülmüş örneğiydiler. alelacele temizlenmiş saç tabaklarda aç kurtlar gibi yutulan fasulye plâkisinin teneke tadı olarak belleğimde çakılıdır. Size o zamanın havasını olduğu gibi aktarabilmeyi çok isterdim. Yandaki masada. yaşamımın geri kalan kısmından çok farklı. birisi şarkı söylüyor. sosyalizmin başlangıç devrelerinin nasıl şeyler olacaklarına dair kabataslak bir ön fikir ediniyordu. Hiç kimsenin ne yapıp yapıp zengin olmaya çalışmadığı. Belki de. Arkamda Cockney lehçesiyle. Tüm bunlar kışın soğuğu. Olaylar olup biterken çok berbat görünüyordu. Fareler var. telsiz telgraf gibi fıkırdayan makinalı tüfekler. Kopp'a gözüm ilişiyor. yoksunluk ve arada sırada gelen tehlikenin bilincindeydim. çamurlu bir avludayım. kural olarak ancak iyice yıllanmış anıların büründüğü sihirli niteliği şimdiden kazandı. her şeyin kıt olmasına rağmen hiç bir ayrıcalık ve ayak yalayıcılığmın bulunmadığı bu toplulukta. sıcak. bu duygum kısmen. İspanyollar arasında olmak şansından ileri geliyordu. bit. milis gücünde geçirdiğim bir kaç ay benim için çok değerliydi. Üstümdeki etkisi. kemerine kayışla koca bir otomatik tabanca bağlanmış sakallı bir adam ekmek somunlarını beş parçaya bölüyor. eğer bu değilse başka hiç bir anlamı yoktur. sosyalizmin başlangıç devrelerini bile dayanılabilir bir dönem yapacaktı. yine Genç Ramon kürek kemiklerime dayadığı yamyassı olmuş burnuyla durmadan horluyor. Ahçı kazanın ar123 . Milletin sıkıştırdığı şişko ahçı herkesi kepçeyle kovalıyor. Bu bakımdan. Çevremdeki herkes gibi. Ama bunlar bugün. Cephe yakın. belki de insan. Belleğimde hatırlamaya değmeyecek kadar ufak tefek olayları yaşıyorum. Bop Edvards ve üç İspanyol ile küçük köknar ağaçlarının arasında saklanmış yatıyorum. pislik. Dağın yamacında bir tümseğin yarısına kadar tırmanmış. Kuşkusuz. soğuk bir buhara benzemesine rağmen.. beyzî İspanyol yüzleri. milislerin li122 me lime olmuş üniformaları.. soğuk. Monte Pocero'da bir siperde yatak diye kullanılan kireçtaşının raf gibi yerinde yatıyorum. belleğimde dönüp dolaşıp üstünde durulacak aydınlık bir bölüm oluşturuyor. bu deney beni hayâl kırıklığına uğratacak yerde çok derinden çekmişti. Ve. Güllenin biri haykırarak geliyor. Monte Oscurö'nun batı tarafındaki alçak arazide Kopp. Başımın üstünde bir yerlerde anlamsız mermiler şakıyıp duruyor. Sağımızdaki gri çorak tepenin üstünde bir sıra halinde Faşistler karınca misali tırmanıyorlar. her şey bir yana. Bu dönem. Bili Chambers bu.insanı sosyalizme çeken ve hayatını bu yolda tehlikeye atmaya hazır kılan sosyalizmin «mistiği» -eşitlik fikri-halkın büyük çoğunluğu için sosyalizm sınıfsız bir toplum demektir. faşist hatlarından bir boru sesi ortalığı çınlatıyor. Şimdi ise durum çok farklı O zaman pek boş ve olaysız görünen bu dönemin şimdi benim için çok büyük bir önemi var. Tüm bu dönem benliğimde tuhaf bir canlılıkla yaşıyor. Çevremde bir anafor gibi dolanan sis. ben de başlıca sıkıntı. onbeş yaşında çocuklar kendilerini yüzüstü yerlere atıyorlar. sidik ve çürüyen ekmek kokusu. eğer fırsatını bulurlarsa. ne göreyim okul çocukları gibi nanik yapmıyor mu? La Granja'da yahni kazanının çevresinde teneke tavalarıyla boğuşan adamların arasında. sosyalizmin şimdiye kadar olduğundan çok daha elle tutulabilir bir biçimde kurulduğunu görmeyi istemek oldu. fareler Kediler kadar fareler Levazımcının. Onların yaratılıştan dürüstlükleri ve her zamanki anarşist eğilimleri. bir yandan dengemi bulmaya bir yandan da topraktan yabanî biberiye kökünü sökmeye çalışıyorum. o sırada kendi zihnimdeki değişikliklerin hiç farkında değildim. Şimdiye kadar anlattıklarımla kitabın ilk bölümlerinde bunu birazcık başarabil-diğimi umarım. çamurlu bir sipere doğru sürünüyorum. onunla kavga ettim ve sonradan Huesca'nm dışında vuruldu.

ince bir çizgi halinde.siyah mendillerini sallıyor ya da elleriyle öpücük gönderiyorlardı. vagonun karşı köşesinde oturan arkadaşınızın ağzına şarabı fışkırtabiliyordunuz. sepetlerle çilek satan pembe yanaklı dağlı kadınlar görürsünüz. başaşağı devrilip taşman dehşete uğramış tavuklar. Nöbetçi şeridi boyunca kavakların karanlık gövdeleri altında bir aşağı bir yukarı yürüyorum. Sıcak bir banyoda yıkanmayı. 9 Yukarı Birmanya'da Mandalay'dan. yere yayılmış sonradan canlı tavşanlarla dolu olduğunu keşfettiğimiz kıpır kıpır oynayan çuvallar— son olarak. pas. Dışarıda taşmış hendeklerin suyunda sıçanlar hani su samurları gibi büyük bir gürültüyle oynuyorlar. Shan yaylasının kenarındaki. Silâhtan arınmış bölgede yüz ya da iki yüz yarda ötede. bu yüzden hemen hemen yalınayak yürüyor gibiydim. büyük serhas ve köknar ağaçları. Barselona'ya kadar yol boyunca. trende. postallarımın tabanından geriye pek bir şey kalmamıştı. ânî ve çarpıcı atmosfer değişikliğini yaşadım. yumuşak ve sulu tropikal meyvalar. Barbastro'da saat beş trenini yakaladık. —kavurucu güneşi. Anason katılmış şişeler dolu pis bir Aragon içkisi elden ele dolaşıyordu. balık. her yeni istasyonda durmadan binen köyiülerce işgal ediliyordu. sebze çıkınları. onbeş yaş125 . lime lime olmuş elbiseler. eyaletin tek dağ istasyonu. tüfeklerimizi onlara devrettik. Yolunuz tipik bir doğu kentinin havasıyle başlar. Faşist nöbetçinin de şarkı söylediğini işitebilirsiniz. Asıl dertler ondan sonra başladı. Tanyeri arkamızda ağarırken. sabaha karşı bir kamyona dolmuştuk bile. Barbastro'-dan ayrıldığımızda tren milislerle zâten tıklım tıklım dolmuştu. harmaniyesine sarılıp sarmalanmış Endülüslü nöbetçi şarkı söylemeye başlıyor. gürültü. bir başka tabur yerimizi aldı. başka bir yarı küreye inmiş olursunuz. cephenin havası sürdü gitti —kir. bir aydan fazla bir zamandır ayağımda çorap yoktu. yoksunluk duygusu yoldaşlık ve eşitlik. hat boyunca gördükleri her güzel kıza kırmızı . Nisanın yirmibeşinde. Cephede geçen üçbuçuk aydan sonra Barselona'ya dönüş bana hep bunları hatırlattı. benim onları katletmemden çok daha büyük bir hızla ürüyorlardı. Fakat vagondan dışarı adımınızı attığınız anda.kasma kaçıyor. İspanyollar'ın keçi derisinden su matralarıyla. Yine o aynı. Hayli tuhaf bir tecrübedir bu. Pantalonumdaki bitler. Gülle yüz yarda ötede bir yere saplanıp gürlerken. eşya torbalarımızı topladık ve gerisin geriye. yüzünde süklüm püklüm ifadeyle yattığı yerlerden doğruluyor. uygar bir yaşam sürerken hiç bir şeyi bu kadar tutkuyla isteyemezsiniz. temiz elbiseler gimeyi ve çarşaflar arasında bir gece geçirmeyi öyle çok istiyordum ki! Normal. Cephe hattından ayrıldığım için üzgün değildim. tatlı bir havayı teneffüs eder ve çevrenizde yeşil çimen. Lerida'da iyi bir şans eseri bir eksprese aktarma yapmamız sayesinde. Monflorite'de bir ambarda bir kaç saat uyuduk. olağan manana'lardan sonra. hatırı sayılır büyüklükte bir koyun sürüsünün kompartımanlara sokulmasıyla geriye kalan en ufak boşluk ta doldurulmuş oldu. Milisler haykır arak trenin takırtısını bastıran devrimci şarkılar söylüyor. Hemen yanımda. tozlu hurma ağaçları. Tren deniz seviyesinden bin dörtyüz metre yükseklikte. Maymyo'124 ya trenle gidilebilir. Monflorite'ye doğru yürüyüşe geçtik. bu da insanı bir sürü zahmetten kurtarıyordu. Birden bire İngiltere'de olabilecek kadar serin. her yanda vıcır vıcır kara tenli insanlar— bu görünüşe çok alışık olduğunuz için havasını da öylece olduğu gibi vagonunuzda taşırsınız. Maymyo'da durduğunda aklınız hâlâ Mandalay'da kalır. baharat ve sarımsak kokusu. Bir de. rahatsızlık. Nisan'ın yirmialtısında öğleden sonra üçte Barselona'ya vardık.

Her yerde göbekli zengin adamlar. savaş yüzünden biraz yıpranmış ve sıkıntı çekmiş. Barselona'ya karşı sırasında. Tuhaf olan şey şu ki. sivil nüfus. İnsanların görünüşündeki değişme ürkütücüydü. bir kaç aylık aralıklarla giden herkes burada olup biten olağanüstü değişikliklere dikkat etmiştir. yünlü kepim şeklini şemalini kaybetmiş. subaylar ise zarif. Fakat bu bakışlar içime azıcık korku düşürmedi değil. mümkün olduğunu düşünebileceğim herhangi-bir şeyden çok daha fazla bir işçi şehri gibi görünmüştü. Sonraki birkaç gün boyunca. söyledikleri hep aynıydı: devrimci hava kaybolmuştu. şaşırtıcı ve hayli tik127 . Sokaklarda kan lekelerinin yeni kuruduğu ve milis askerlerinin şık otellere yerleştirildiği Ağustos ayında orada olan bir kimseye. işler tersine dönmüştü.) Yeni Halk Ordusu'nun subayları —ben Barselona'dan ayrıldığımda ortalıkta hiç böyle tipler görünmüyordu— şaşılacak sayıda çoğalmışlardı. herkes İspanyol terzilerinin özellikle ustası olduğu şık yaz takımları giyiyordu. ama işçi sınıfı egemenliğinin hiçbir belirtisi kalmayan alelade bir şehire dönüşmüştü. millet bizim kirli görünüşümüze dik dik bakıyordu. içi dışına çıkmış yüzü dışında pek az şey kalmıştı. köylüler çıkınlarını açtılar ve koyu kırmızı yapışkan şaraplarından verdiler. ikincisinde Ocak'ta ya da benim yaptığım gibi ilk kere Aralık'ta ve sonra Nisan'da gitmiş olsunlar. zarif hanımlar ve pırıl pırıl arabalar görülüyordu. ilkin Ağustos'ta. Bu subayların bir kısmı miliste görev almış ve teknik eğitim için cepheden alınıp getirilmişlerdi. haki üniforma giyiyorlardı. oysa biz cephede bir tek tabancayı ne para ne de hatır için bulamıyorduk. Aralıkta burjuva görünürdü. her on askere bir subay düşecek biçimde donatılmıştı. Britanya Ordusu'nun subayları gibi beli oturan. Şehrin üstüne derinliğine bir değişiklik çökmüştü.larında kara gözlü bir çocuk. onu ağızları bir karış açık dinleyen meşin suratlı iki köylüye anlatıyordu. dolayısıyla milletin bize dik dik bakmasında pek şaşılacak birşey yoktu. artık savaşı takmıyordu. sayısız belirtiler sayesinde ilk izlenimimin yanlış olmadığını keşfettim. İngiltere'den yeni gelmiş olan bana ise. son üç aydır tuhaf şeylerin olageldiğini anlamama yardım etti. ama çoğunluğu milise katılmak yerine Harp Okulu'na gitmeyi yeğlemiş gençlerdi. Bize ikram olsun diye. Herkes son derece mutluydu. Şimdi. öylesine mutluydu ki size anlatamam. Savaşa karşı genel ilgisizlik. bir de üstelik kirli ve traşsızdık. aldıkları para ve giydikleri üniformaların belirlediği kesin bir toplumsal farklılık görülüyordu. aylarca cephede bulunmuş bütün insanlar gibi korkunç bir manzara arzediyorduk. Öbürü: toplumun zengin-fakir ya da yukarı sınıf-aşağı sınıf biçimindeki normal ayırımı yeniden kendisini gösteriyordu. Barcelona yeniden. Deri ceketim lime lime olmuştu. Bütün değişikliklerin temelinde iki gerçek yatıyordu. Ama gelin görün ki. bize ve bizim soyumuza Paris ya da Londra'dan daha az yabancı ve daha az düşman olmayan bir ortama adımımızı attık. kendisine ait heyecan verici ve hiç kuşkum yok. Halk 126 Ordusu. Caddenin yukarısına doğru yürüdüğümüzde dikkat ettim. Erler bir çeşit kaba kahverengi tulum. Milis üniforması ve tulumlar neredeyse büsbütün ortadan kalkmıştı. tamamıyle gerçek dışı kahramanlık hikâyelerini. (Özel otomobiller yok gibiydi. Barselona hiç kuskusuz. yine de «adam olan» herkes bir arabadan yararlanmam fırsatını elde ediyordu. Hepimiz aşağı yukarı aynı durumdaydık. hepsinin kemerlerine kayışla bağlanmış otomatik tabancaları vardı. Kuşkusuz. hiç durmadan bir gözümün üstüne kayıyordu. postallarımdan geriye. Bostan korkuluğuna benzediğimin bilincindeydim. Biri: halk. Bu subayların emrindeki adamlarla ilişkileri bir burjuva ordusundakinin aynı olmamakla birlikte. İçlerinde her yirmi kişide birinin bile cephenin şöyle kenarına dahi gittiğini sanmıyorum. Fakat tren Sabadell'den geçerek Barselona'ya girdiğinde. yalnız onlardan biraz daha sıkı oturan.

âdet yerini bulsun kabilinden bir ifadeyle soruyordu: «Şu savaş —korkunç birşey değil mi? Ne zaman bitecek dersiniz?» Siyasî bilince sahip kişiler. Bu. ile Halk Ordusu düzeni içinde yeniden kurulmuştu. Haziran ayma kadar pek az Halk Ordusu birliği Aragon cephesine gönderilmişti. Nereye gitseniz. Halk Ordusu her zaman «kahraman»di. v. savaş daha altı ayını ancak doldurmuştu. Katalonya'-da. birlikleri şimdi 29. ama bir iç savaşta çok kuraldışı kaçan. Som Browne kemerleri. Sonradan.Her vitrinde yumuşak asker kasketleri. Barselona'ya Madrit'ten. İspanyol Hükümeti. Bütün bu propagandadan. fermuarlı ceketler. her zamanki şık sahil şehri yaşantısının hemen hiç bozulmadan devam ettiği Tarragona'-da da dikkatimi çekti.) Yaralılar koltuk değnekleriyle tek ayak üstünde seke seke dolaşsalar bile özel bir ilgi görmüyorlardı. ilk atılımda bir coşkunluk dalgası olmuştu. diye gösteriliyordu.b. çoğunluk bir an önce bitmesine taraftardı. Savaşla birlikte başlayan devrimci fikirlerde herkesin hayâl kırıklığına uğraması . ama savaş ansızın arka plâna itilivermişti.muhakkak ki. Halk zevkinin herdaim barometresi olan dükkânlar bunu açıkça gösteriyordu. Dış ya da iç savaş olsun her savaşta safları doldurmak durumunda olan sokaktaki adam. cepheye dönmeme birkaç gün kala avadanlığımı satın alırken keşfettiğim gibi. Savaşın kaybedilmesini kimse istemiyordu.. hâttâ Valenila'-dan. Bütün bu değişimlerin yanısıra parti milislerine karşı ve Halk Ordusun'dan yana sistemli bir propaganda yürütülüyordu. Milis gücüne katılmanın modası geçmişti. cepheye gönüllü gitmenin hoşa gitmeyecek bir yanı varmış da as129 . Burada durum hayli tuhaftı. Barselona'ya ilk gelişimde. v. disiplinsiz. bir dış savaşta doğal karşılanabilecek. aynı şey bir ay sonra. dönmedikleri ya da üç dört ay sonra ceplerinde büyük miktarda paralarla geri geldikleri.M. Şubat ayından itibaren bütün silâhlı kuvvetler teorik olarak Halk Ordusu ile birleştirilmiş ve milis güçleri kâğıt üstünde bozularak farklı ödeme dereceleri. Tümenler yarı yarıya Halk Ordusu birlikleriyle milis gücünden oluşan «karma-tugay» lardan yapılmıştı. «Cephe». Milisler kötü eğitilmiş. tabanca kılıfları teşhir ediliyordu.b. çok büyük bir artışa yol açmadı. bundan ötürü. genç adamların kayboldukları. milislere karşı radyo ve komünist basında kesintisiz ve bazan çok menhus bir kötüleme kampanyası açmıştı. resmî rütbe v. 128 efsanevî bir yerdi. önceleri Lenin Tümeni'nden P.U. kısmen Barselo-na'nın fiilî savaştan uzakta olmasından ileri geliyordu.b. Dükkânlar şimdi besbelli daha şıktı. Şubat ayında. (Milisllere paralan izne çıktıkları zaman ödenirdi. av-bıçakları. gelenleri dehşete düşürüyordu. Fakat fiilî tek değişiklik isimlerde olmuştu. bu hava dikkatinizi çekiyordu. Örneğin. Oysa şimdi. matralar. Franco'ya karşı yürütülen mücadeleden çok.O. milisler kendilerine özgü yapılarını ve özel karakterlerini korumaya olanak buldular. Halk Ordusu'na asker yazılırken. Her karşılaştığınız kişi.sindiririydi. ama asker toplama açısından bu. Yiyecek kıtlığı büyük halk kitlesi için önemli sorundu. Milis gücü olarak örgütlenen ve savaşın ilk bir kaç haftasında Faşistler'i Zarago-za'ya kadar kovalayan sendika üyeleri. cephede şiddetle ihtiyaç duyulan belirli bazı eşyaları bulmak hayli zordu. dükkânlar özellikle milis donanımında uzmanlaşmışlardı. Fakat. belli bir uyuşukluk içinde diye ayıplanamazdı doğrusu. Anarşistler ile Komünistler arasında süren öldürücü boğuşmanın bllincindeydiler. işçi sınıfı egemenliğinin güme gitmiş bir amaç olduğu gittikçe daha belirginleşiyordu. geniş ölçüde işçi sınıfının egemenliği uğrunda çarpıştıklarına inandıkları için bu işleri başarmışlardı. Fakat Hükümet ajanları her buldukları duvara «Halk Ordusu isteriz» diye çiziktiriyorlardı. yoksun ve külüstür şeyler olmalarına rağmen. özellikle de proletarya. uzak. Ocak ayından beri İspanya'nın her yanında gönüllü asker kayıtlarının giderek azalması oldukça anlamlıydı. bunda büyük rol oynamıştı. Tümen diye biliniyordu. zorunlu asker almaya başvurmak gereğini duyduğunda.

zeytin yağı ve öbür ihtiyaç maddeleri için oluşan kuyruklar yüzlerce metre uzayıp gidiyordu. çoğu işçi devriyelerince kapatılmış kabareler ve yukarı sınıf genelevleri çabucak açılıverdi (*). herkes bahşiş vermekten sakınıyor ya da hiç kimse bahşiş almıyor. Bazan. çiçekçi kadınlar ve ayakkabı boyacıları gözlerinizin içine bakarak size «yoldaş» diyorlardı. Herşeyin parlaklığından başka. çalışan nüfusun. Bu dönemde yabancılar size pek seyrek olarak «tü» ve «oamarada» diye hitap ediyorlardı. Milis birliklerinin de artık kâğıt üzerinde Halk Ordusu birliklerine dönüşmesi Basın Propagandasında beceriyle kullanılıyordu. bir başkasıyla ise yerildiği oluyordu. bazı maddelerin kıtlığı da çekiliyordu. Halk Ordusu'nun bazı askerleri cepheye gitmeye başlamışlardı. fakat işçi sınıfının oturduğu mahallelerde ekmek. sırf postu kurtarmak için sırtlarına işçi tulumları giyerek devrimci sloganlar haykırmışlardı. yaygaralar kopararak yiyecek artıkları istiyorlardı. caddelerde kıyılmış meyanköküyle sarılmış sigaralar sa(*) İşçi devriyelerinin. İşçi sınıfı başlamış. Fakat bütün bunların yanısıra toplumun havasında ürküntü veren bir değişim vardı —insan bizzat kendi yaşamadıkça kavranması güç birşeydir bu. sınıf ayrılıkları ile büyük farklılıkların varolmadığı bir şehir olarak düşünmüştüm. Bu askerler. Yerilecek ne olsa milislerin üstüne yıkılırken övülecek herşey hemen Halk Ordusu'na yakıştırılıyordu. ücretlerinde herhangibir parelel yükselme olmaksızın. şimdilik Halk Ordusu geride eğitilirken milisler cepheyi ellerinde tutuyorlardı. İşçi devriyelerinin dağıtılması emredilmişti. aynı birliklerin bu sıfatlardan biriyle övüldüğü. Kesinlikle. Geniş halk kitleleri için tütün kıtlığı öylesine umutsuz birşeydi ki. Devrimin ilk aylarında binlerce insan. ama asla pekiştirilmemiş bir devrime inanıyor. Bahşiş verme usulü el altından. Ne var ki. kaçamaklı bir yolla geri geliyordu. şık oteller ve lokantalar pa130 halı yemekleri aç kurtlar gibi yutan zengin insanlarla doluydu. Ne var ki. bayraklar dalgalandırarak resmi geçit yapmıyorlardı. Devrimci tarzda konuşmalar artık kullanılmıyordu. büyük mağazalardaki tezgâhtarlar yine alışık olduğumuz köpekleşen tavırlarını takınıyorlardı. herşey böyle gözüküyordu. genelevlerin % 75'ini kapattığı söyleniyordu. ama tabiatıyla. Bunun sonucunda. bunların yerini her zamanki «senor» ve «ustet» almıştı. 131 . Cepheye dönen milis askerleri artık caddelerde trampet çalarak. Ram-las'nın tepesindeki ince zarif dükkânların dışında bir yalın ayaklı çocuklar güruhu devamlı olarak her çıkanın çevresinde kümelenmek için bekliyor. burjuvazi ise korkuyor ve geçici bir süre için işçi kılığında dolaşıyordu. savaşa duyulan genel ilgisizlik yüzünden görece daha az bir coşkuyla karşılandılar. Dükkândaki adam yirmi otuz yıl önceden kalma. bu geçit törenleri bile. fakat anlamlı bir örneği tütün kıtlığıdır. Şimdi her şey normale dönüyordu. bu gerçek ise olabildiğince az duyuluyordu. Karım ve ben birkaç çorap almak için Ramblas'da bir çorapçıya girdik. hiç kuşkusuz. Sabahın beşinde tren ya da kamyonla uzaklara kaçırılıveriliyorlardı. Barselona'ya ilk vardığımda burasını. Önceleri Barselona'da dilenci bulunmayışı çok çarpıcı gelmişti. «Buenos dias» da «salut» un yerini almıştı. «Şık» elbiseler anormal görülüyor. Garsonlar yeniden kolalı gömleklerini giyiyorlar. şimdi İngiltere'de bile yapılmayan bir biçimde başını eğdi ve ellerini oğuşturdu. böyle sıkıntılar her zaman zenginden çok yoksulu vurur. korkunç fırlarken. şimdiyse sürü ile dilenci vardı. Herşeyin şimdi daha zengin olan sınıfın yararına nasıl yerleştiğinin küçük. Yiyecek fiatları. Bunun daha çok bir umut ve gizleme karışımı olduğunu kavrayamamıştım. önceden olduğu gibi caddelerden törenlerle geçiyorlardı.kere alınmayı beklemek takdir edilmesi gereken bir şeymiş gibi bir izlenim çıkarabilirdiniz. garsonlar. caddelerde polis kuvvetleri yeniden arz-i endam ediyordu. Görünüşe bakılırsa lokantalar ve oteller neye ihtiyaçları varsa güçlük çekmeden buluyorlardı.

İkinci olarak. Bunları denedim bir kere. durumun orada tamamıyla farklı olduğunu söylüyordu. Kaçak sigaraları şık otellerde açıktan açığa. Zenginlik ve fakirlik arasındaki bu açık karşıtlığı. herhangi bir kişisel üstünlük iddiasında bulunmuyorum.lik otomatik bir tabanca bulmayı becerdi —beş yardadan öteye işe yaramıyordu.'dan ayrılacağımı çok önceden herkese söylemiştim. canınızın istediği kadarını bulamıyacağınız hiç bir şey yoktu —adam başına düşen miktarı sıkı sıkıya karneye bağlandığı için. P. Kendimi biraz kötü hissedince günün yarısını yatakta geçirir. Yeterince paranız olduktan sonra. kokteyl. Teorik olarak Hükümet.U. ufacık 26 mm.M. muhtemelen. Madrit cephesine gönderilmemi sağlıyacak başka bir birliğe katılabilmek için de hazırlık temasları yapıyordum. alabiliyordunuz. insanı afalla132 tacak derecede pahalı ve en nefis cinsinden pasta ve bombomlarla dolu bir şekerci dükkânına raslamıştım. Fakat bu değişikliği yalnızca iktidarın el değiştirmesine atfetmek hakbilirliğe sığmaz. Kısmen de. Bu ancak Bond Street ya da Rue de la Paix'de göreceğiniz cinsten bir dükkândı. Madrit'te bulunan herkes. ekmek hariç olmak üzere. sosyetik caddelerin birinden geçerken. Kaçakçılığa zengin halkın yararına olduğu için göz yumuluyordu. bütün o hafta boyunca sağlığım biraz bozulmuştu. yalnızca dörtte üç onsluk bir tütün paketi. ortak tehlike her cinsten insanı bir çeşit yoldaşlık duygusuna itmişti. cadde üstünde ise pek açık etmeden. paramın yettiği her çeşit lüks maddeyi satın almaktan geri durmadım. Ayni zamanda bir tabanca satın almak için gizli görüşmeler yapıyordum. sonra kalkar yeniden yemek yer ve yeniden hasta olurdum. dışarıdan tütün satın alınmasına izin vermezdi. belli belirsiz bir dehşet duygusuna kapıldığımı ve ağzımın hayretten açık kaldığını hatırlıyorum. Çocuklar bir dilim ekmek için dilenirken şişko bir herifin bıldırcın tıkınması tiksindirici bir manzaradır.M. En katıksız kişisel tercihlerim göz önüne alınırsa. Hükümet bunları polislere ve Halk Ordusu'na dağıtmış fakat milislere vermeyi reddetmişti. Bir sürü telâş ve sıkıntıdan sonra bir Anarşist arkadaş bana. savaşın darbesini yemiş bir ülkede bu gibi şeylere para harcandığım görünce.O. Madrit'te. Sokak çarpışmaları başlamadan önceki bu ilk hafta boyunca tuhaf bir biçimde birbiri üzerinde etki yapan çeşitli uğraşılarım vardı. Anarşistler'e katılmak istiyordum. kuyrukta saatlerce bekledikten sonra. daha evvel de söylediğim gibi. altın rezervleri silâh ve öbür ihtiyaçlar için saklanmalıydı. işçi sınıfının hâlâ iktidarda olduğu ya da öyle gözüktüğü birkaç ay önce görmek olanaksızdı. Amerikan sigarası ve bunun gibi şeylere karşı doymak bilmez bir arzu duyuyordum. (Pek çok kimse bir kere denemiştir. ama hiç yoktan iyiydi. tüfekten çok daha yararlı oluyordu— bulması da hayli güçtü. kendimi olabildiğince rahat ettirmek derdindeydim. Açlıktan kıvranan. o da şansınız varsa. milislerinden ayrılarak. seyrek hava akınları dışında insana savaşı hatırlatacak pek az şeyin olduğu Barselona'da hayatın güvenlik içinde oluşunun bir sonucuydu bu. paket başına on pesetayı toslaymca (bir milisin günlük ücreti) alabilirdiniz.'ye üye 133 . Tabanca almayı şiddetle arzu ediyordum —siper çarpışmalarında.O.N. çünkü bu altın rezervlerinin azalması demek olurdu. Bütün bunların yanısıra P. Bunlar haftada yalnız bir kere açılan tütüncü dükkânlarında azar azar satılıyordu. İlk önce. Sokak çarpışmalarında bir ya da iki gün sonra. C. dolayısıyla Hü-kûmet'in elindeki bütün tütün stokları savaş öncesinden kalanlardı. Lucky Strikes ve bunun gibi daha pahalı cins sigaralar kaçakçılık yoluyla devamlı elde ediliyor bu da tatlı kârlara fırsat yaratıyordu. Aylarca süren rahatsızlıktan sonra doğru dürüst ekmek. tabancaları Anarşistler'in gizli dükkânlarından kanunsuz yollardan satın almak zorundaydmız.) İspanya'nın tüm tütününün yetiştiği Kanarya Adaları Franco'nun elindeydi. haddinden fazla yemek içmek yüzünden. Ama hâşâ. vitrini. şarap.T.U.tıhyordu. ama silâh sesleri arasında böyle bir şeyi görme olasılığı daha azdır.

olunursa F. hemen orada anlaşacaktım herhalde. Bütün bu dönem! boyunca Katolon-ya'mn her yerinde görülen ufak tefek çatışmalara dair.S.S.) Komünist arkadaşıma kesin anlaşmayı daha sonra yapacağımı söyledim.C. Anarşistlerin ellerinden silâhlarının ancak zor kullanılarak alınabileceği açıktı. iki üç günlüğüne deniz kenarına bile gidebiliriz sanmıştım. Aman ne fikir! Siyasî atmosfer.U. Komünist disiplini altında olacağım. C. çarpışmalar sırasında Barselona'da bulunsay-dım.U. olaylar için yayınlanan resmî bildiriyi baştan aşağı doğru diye kabullenecektim. P.I.T.'nın beni Madrid'ten çok Teruel'e gönderme ihtimali olduğunu söylemişlerdi. özel kişilerin ellerinde bulunan tüm silâhların teslim edilmesi gerektiği yolunda bir kararname yayınlandı. Aynı zamanda . lüks ve büyüyen fakirliğin. Bir çok yerlerde silâhlı polis kuvvetleri Anarşist üslerine saldırılarda bulunmuşlardı. Fransa sınırındaki Puigcerda'da bir Cara-bineros birliği. mülk sahipleri sınıfının özel muhafızları olarak iş gören Güvenlik Askerleri. Ben135 . çok güçlendirilmiş ve silahlandırılmıştı. Komünistlerle Anarşistler arasındaki karşıtlıktı.A.N. propaganda ilânları. Daha önce de değindiğim gibi. yani dönüp dolaşıp. Anarşistlerin denetimi altındaki Gümrük Dairesi'ni ele geçirmek için gönderilmiş ve tanınmış bir Anarşist olan Antonio Martin öldürülmüştü.I. Her türlü fi134 kirden bir sürü insan. dolup dolup taşan kalabalığı ile caddelerin görünüşteki neşesinin altında.N. cepheye dönmeden sağlığımı düzeltmeyi çok istiyordum. Siyasî açıdan.C. durumlarını güvenli kılmak için ilk yapılması gereken. güçlü olan C. bir kâhin edasıyla.A. milisine girmek olanağı vardı. Sağlığım azıcık iyi olsaydı. M.T. mümkünse I. daha az iyi silâhlanmış.P. Katalonya'da P. (Bütün İspanyol ordusunda ayağıma gelecek kadar büyük bir çift postal bulunamamıştı. Bunun neleri değiştireceğini söylemek şimdi hayli güç. Güçler böyle konulunca aralarında bir çatışma çıkması zorunluydu. ve onun liberal müttefikleri dışında hiçbir iktidar yoktu.U. bu da bir Komünist Parti üyesinden tavsiye mektubu almam demek oluyordu. bu emre uyulmamıştı. Bu arada. Özellikle yüz yıla yakın bir süredir. çiçek sergileri. Karımla ben. Hem üstelik —her zaman kişilerin geleceğine yön veren bir ufak ayrıntı— ayakkabıcının bana bir çift yeni postal yapmasını beklemek zorundaydım. Beni kaydetmeğe pek hevesli göründü. «Çok geçmeden bir gürültü kopacak!» demekte birleşiyorlardı.'li öbür İngilizleri de benimle birlikte gelmeye ikna edip edemeyeceğimi sordu. İspanyol Sağlık Yardım Orgütü'ne bağlı bir Komünist arkadaşı arayarak derdimi ona açtım. her zaman belirsiz ve gazete sansürü yüzünden biri ötekiyle çelişen. Fakat buna karşılık.L. Çok muhtemelen Barselona çarpışmaları başlamadan önce Albacate'ye gönderilmiş olacak. ama sayıları ve kilit endüstriler-deki üstünlüklerinden ötürü. işçilerinin silâhlarını ellerinden almaktı.savaş öncesinin silâhlı polis kuvvetleri olan Güvenlik Askerleri ve benzeri örgütler yeniden kullanılmaya başlanmış. devrimi daha ileri götürmek isteyenlerle durdurmak ya da önlemek isteyenler. Bütün dava. ama P. parti milislerini bölmek temelde bu amaca yönelmiş bir manevraydı.'deki yoldaşlarıma da bir çeşit kişisel bağlılık duyacağım için durumum iyice içinden çıkılmaz bir hâl alacaktı. Avrupa tipi olağan bir jandarma örgütüydü. Bu ancak bir anlama gelirdi. çok renkli bayrakları. gözden kaçmayacak korkunç bir siyasî rekabet ve nefret vardı. Tehlikenin varlığının anlaşılması çok basit ve kolaydı. Madrid'e gitmek istiyorsam Enternasyonal Kol'a katılmalıydım. bu sıra böyle şeyler yapılamıyacağmı bana anlatmış olmalıydı. Şehrin yüzeydeki görünüşünün.'nin belirsiz kuvveti vardı. Bu arada dinlenmek istiyordum. düşmanlarına göre ne istediklerinden daha az emin. Tabiatıyla. böylece çarpışmaları yakın bir bölgeden izleyemeyecek.O. denetimi altındaki Generalite'nin görüş açısından. söylentiler dolaşıyordu. Öte yandan. ama F. Fakat iznimin bitmesine daha bir hafta vardı.

Bunu duyduğumda. Dış kapitalist basının Komünist-Anarşist düşmanlığı karşısındaki tutumu. bir iki yüz metre ötede. Böyle bir 136 yürüyüşün sonunda bir ayaklanmaya yol açacağı gün gibi ortadaydı. Böylece.N.T. Düşünülen. Fakat ben bir hayli rahatlamış olduğumu itiraf etmeliyim.'den gelen işçilerin yürüyüşe P. Sözüm ona devrimci şehir Barselona. Barselona'ya varışımdan az sonra. yan sokağa hakim sekiz köşeli yüksek kuledekilerle —bir kiliseydi 137 .T.'nin ileri gelen üyelerinden Roldan. Bir otel penceresinden olan biteni hiç heyecan duymadan seyrettim. Kısa bir süre önce bir C.N. C. rıyla bazı gençlerin yan sokaklardan birinin köşesini döndüklerini ve Ramblas'nın kuzeyine doğru koşarak gezden kaybolduklarını gördüm.'nin birlikte katılacakları devâsâ bir gösteriden söz ediliyordu. ve C. Nisan sonlarında. Mayısın birinde hiç bir olay çıkmadı.zeri olaylar Figueras'da ve sanıyorum.T.N. her halde C.T. Aynı gece karım ve ben.'linin vurulmuş olduğunu öğrendik. C. kesiminde katılması gerekiyordu. Anlamsız bir sokak çarpışmasına katılmak kadar istemediğim bir şey yoktu.N.U.T. Mayıs'in biri yaklaşıyordu. Hükümet bütün dükkânların kapatılmasını buyurdu.G. öldürüldü.T.G. boyunlarına dolanmış kırmızı —siyah Anarşist fularla. C. ile uzlaşmak için uğraşıyorlardı. Roldan'm katline geniş yer verirken karşı katil olayını hiç üzerinde durmadan geçiştirmesinden belirlenebilir. O günün akşam üstü. uzun zamandan beri.T. Besbelli. li biri tarafından.M. ile U. Dönüp baktığımda ellerinde tüfekler. hiç bir kutlama töreni yapılmayan tek şehirdi.G. U. bir C. hiç önem vermemiştim. Ertesi gün. Barselona'daki işçi-smıfı banliyölerinde de aşağı yukarı gayri resmî nitelikte bir çatışma olagelmişti.T. önderleri. faşist olmayan Avrupa şehirleri içinde. ve U. Ramblas'-nın yarı yolunu inmiştim ki. Gerçekten de politikalarının kilit noktası. Kuşkusuz. İnsanın heyecanını kabartıcı sloganlar çizilmiş kırmızı bayrakların ardından sokaklarda resmi geçit yapmak ve de elindeki hafif-makineli tüfeğiyle sanki bana tümüyle yabancı biri tarafından vurulmak— benim yararlı bir yolda ölmekten anladığım bu değildi. Bu sözüm ona cenaze töreninin aslında bir kuvvet gösterisinden başka bir şey olmadığı apaçıktı.G. arkamda birçok tüfek atışları işittim. 10 Mayıs'm üçünde öğle üzeri otelin holünden geçerken bir afkadaşım rastgele teklifsiz bir tavırla: «Duyduğuma göre Telefon Santralı'nda karışıklıklar çıkmış» dedi.T. ve herkes bir patırtı çıkmasını da bekliyordu. o gün.N.T. ve U.T.LP. U.T.'nin birlikte yürümesi ve dayanışmalarının gösterilmesiydi. pek çok keresinde katil olaylarından sonra siyasî husumeti kışkırtmak amacıyla muazzam cenaze törenleri düzenlenmişti. I. iki sendika blokunu büyük bir koalisyonda birleştirmekti. bütün bu cinayetlerin «ajan provokatör»lerce işlenmiş olması pekâlâ mümkündü. çoğunluğu Halk Ordusu birliklerinden oluşan muazzam cenaze kortejinin belirli bir noktadan geçmesi iki saat sürüyordu. üyesi öldürülmüştü. nedense.T. üçle dört arasında. muhtemelen U.'li biri tarafından.O. Her şeyin tuhaf olduğu bir durumdu bu. bölye bir olayda azıcık daha ileri gidilse işin sonunda kan dökülebilirdi.G. muhtemelen. üyeleri bir süredir şu ya da bu biçimde öldürülüyorlardı.N.N. Plaza de Cataluna'dan gelen ardarda silâh sesleriyle uyandık. Tarragona'da da olmuştu.'den cenaze alayını izleyenler binleri buldu.G. İzleyicilerinin çoğundan daha ılımlı olan C.N.T. Fakat son dakikada bu gösteri yürüyüşü iptal edildi.

Sonra bazı Anarşistler yetişmiş. çat! kepenklerini indirdikleri duyuluyordu. genel bir arbede olmuş. bir çuval yığınının üstüne pejmürde kılıklı bir delikanlı uzanmıştı.O.'un işlettiği bir çeşit pansiyondu. kucak dolusu tüfekler getirilmeye ve dağıtılmaya başlanmıştı. bizimle birlikte cephede bulunmuş bir Amerikalı doktor yanıma koştu.'li işçilerin çalıştığı Telefon Santralı'na ânî bir baskın yapmak için Plaza de Cata luna'dan geçerken. Sonra.) «P. Kargaşalık başlıyor. Herkes Ramblas'ya gitmenin imkânsız olduğunu söylüyordu.uzun boylu. Uzaktan silâh sesleri geliyordu ve caddeler tamamiyle boştu. silâhlı Güvenlik Askeri dolu bir sürü kamyon başlıca C. Şimdi. Doktor gözden kaybolmuştu —öyle sanıyorum ki bazı yaralananlar olmuş ve doktorlar çağrılmıştı bile— ama başka bir İngiliz geldi.» «Bu Allanın belâsı şey de ne demek oluyor?» dedim. korkunç bir kargaşalık vardı. Anlaşılan. tabiî reddedilmişti. devamlı binayı korumakla görevli Hücum Muhafızlarından başka kimsede silâh yoktu. dehşete düşmüş halk panik içinde Ramblas'dan aşağıya. Daha ortalıkta tüfek falan yoktu.'lu arkadaşlar orada toplanıyorlar. Yukarıda. Kargaşalığın daha erken saatlerde. ateşin uzağına doğru akın ediyordu. her geçene ateş ediyorlardı.M. yabancı olarak azıcık kuşku altında olduğumuz için önceleri kimse bize tüfek vermeye hevesli görünmüyordu. Fakat bunu düşünürken çok büyük bir hayrete kapılmadım— çok uzun zamandan beri herkes «bu»nun her an başlamasını bekliyordu. giriş holünde bir kalabalık kaynaşıyordu. Otuz yaşlarında . Binanın her yanında.O. Saatlerce yeraltında kapana kıstırılmış kalmak gerekebilirdi. ellerinde tüfeklerle tıka basa Anarşist doluydu. ateş hattını geçmemeleri için haykırıyorlardı. iyisi mi biz buralarda olalım» diye belirsiz bir fikir kafamda dolaşıyordu. ufak Anarşist topluluğu halkı geriye itiyor.U. orada imiş. ihtiyatla ağaçtan ağaca gerilediklerini gördüm Önümdeki kalabalık sığınak olsun diye dalga dalga Ramblas'nın orta yerindeki metro istasyonuna doğru atılıyordu. sivil elbiseli. Hemen orada.O. Halk Ordusu'ndan iki subayın elleri tetikte.M. cephede arkadaş olduğum bir milis geldi ve beni tanıdı— bize ondan sonra biraz da istemiyerek tüfek ve birkaç fişek verdiler. kalabalığı izlememeye karar verdim. Tam binanın karşısına düşen P. Biz caddeden aşağıya yürürken karşı yönden bir kamyon hızla gelip geçti. başlıca. Üstüste gelen silâh atışları ortalığı çınlattı.sanıyorum— biribirlerine karşılıklı ateş ediyorlardı. hayli yakışıklı bir adam düzeni korumaya çabalıyor ve köşedeki yığından kemerler. Kulenin tepesinden gelen mermiler caddeyi uçarak geçiyor. Otele gidip karıma birşey olup olmadığına bakmam gerektiğini düşünüverdim. Kamyon. Fakat yan sokağın caddeye açıldığı yerde. bu istek. Bütün cadde boyunca dükkân sahiplerinin çat!.N. Tam bu anda. heyecanla konuşuyordu. Öbür İngiliz'le ben. fişek kutuları dağıtıyordu. Önde bir hafif makinalı tüfeğin arkasında.» (Hotel Falcon P. Hükûmet'in Telefon Santralı'nın kendisi138 ne devredilmesi talebi yüzünden çıktığını anlayıverdik. Anca beraber kanca beraber olmak zorundayız. Hotel Falcön'a gitmeliyiz. içerdeki bürodan. Bunu göze alıp otele gidecektim.M. merdivenlerde ve dışarda kaldırımda halk ufak ufak kümelenmiş. Güvenlik Askerleri hâkim noktalardaki binaları ele geçirmişler. «Haydi gel. normal olarak milislerin ücretlerini almaya gittikleri odada. Üstelik.U. ama «Comite Local'e her an bir baskın olabilir. Hiç kimse 139 . Hemen «Başladı!» diye düşündüm.'un Comite Local'ine gittim.T. Doktor beni kolumdan tutmuş biryerlere sürüklüyordu. başka bir kalabalık kaynaşıyordu. izindeki milisler tarafından kullanılırdı.U. Ramblas'nın sonundaki Hotel Falcön'a geldiğimizde. elimden yakaladı. hiç kimsede ne yapması gerektiğini bilirmiş gibi bir hal yoktu. Meramını açık seçik anlatamıyacak kadar heyecanlıydı.

Caddeler aşırı karanlık ve sessizdi.. Hâkim çoğunluk rıhtımın yanındaki şehrin arka sokaklarında oturan en yoksul sınıftan gelmeydi. Ben ve arkadaşım azıcık yiyecek bulmak umuduyla onun pek uzakta olmayan oteline sıvıştık. Anarşist devriyeleri kendisini iki kere durdurarak tabancaları burnuna dayalı bir halde kâğıtlarını incelemişlerdi. artık Telefon Santralı'nın çalışmadığından kesinlikle emindim —ama işin aslını ararsanız. Karımla bağlantı kuramadım. yani polisle. göründüğü kadarıyla da Falcon'da hiç yiyecek yoktu. binada hiç telefon rehberi bulunmamasıydı. Barselona'daki yoksul sınıf Güvenlik Askerleri'ne İrlanda Polisleri gibi bir şey gözüyle bakıyordu. Continental Oteli'nin telefon numarasını bilmiyordum. Otele telefon ederek karımın iyi olup olmadığını sormak hiç aklıma gelmedi. Silâhlarla donanmış bir Anarşist devriye arabası cad141 .O. ve genel olarak işçi sınıfının «peşinde» olduğuydu. kentin bizim tarafında hiçbir şey olduğu yoktu. bir tek canlı yoktu. Karakteristik olan şey. Burjuva komünistlerinin kafasında belirdiği biçimiyle idealleştirilmiş «işçi» tipine özel bir sevgim yoktu. çalışmayı yalnızca birkaç saat için durdurmuştu. Zifirî karanlık caddeleri cesaretle geçmiş. dur durak bilmeden tüfek isteyen kalabalık tarafından kuşatılmıştı. İki binada toplanmış üçyüz kişi vardı. öte yanda polis vardı. Bizi. nin Telefon Santralı'na saldırdığı. bir saat boyunca o da senin bu oda benim arandıktan sonra numarayı veren bir rehber bulabildim. Pencerelerin çoğuna silâhlı nöbetçiler yerleştirilmişti. Bir yanda C. kapıları kilitlenmiş ve kol demiri vurulmuş otele almadan önce bir sürü gürültü patırdı ettiler. Hava kararıyordu. kimlik soruyorlardı. yine silâhsız kalmıştım. işçilere ait çeşitli binalara hâkim olan öbür binaları ellerine geçirdikleriydi. minicik tabancamı saymazsam. İzne çıkmış birkaç milis ve bir yabancılar serpintisi de vardı. Geri döndüğümüzde Telefon Santralı'nm çalıştığını öğrendim ve yukarı ofise çıkarak karıma telefon ettim. Onun da bir tek şarjörü vardı.T.L.olan biten hakkında açık seçik bir fikre sahip görünmüyordu. Yukardaki ofis. bir de pejmürde küçük oğlan çocuklar kalabalığı. Bu küçük ama yiğitçe hareketini hiçbir zaman unutmayacağım. Genel izlenim. ama henüz barikatlar kurulmamıştı. Çok geçmeden açıkgöz bir madrabaz benim de tüfeğimi yürüttü ve ortalıktan toz oluverdi. Bütün dükkânların vitrinlerindeki çelik kepenkler indirilmiş.U. Her şeyin nasıl yürüdüğünü bir kere öğrendikten sonra zihnim daha bir ferahladı. Güvenlik Askerleri'nin C. ortalıkta. Comite Local'de nasıl olduğumuzu sordu. kendi kendime hangi yanda olduğumu sormam gerekmiyordu.M. ben acıkmaya başlamıştım. Bu saldırıyı daha çok kendi girişimleriyle başlattıklarını veri olarak kabul ediyorlardı.T. gerçek bir çatışmada görünce. ne var ki yarım saat sonra Mc Nair. Sigaralar bizi çok hoşnut etmişti.N. Mesele yeterince açıktı. ama Barselona'daki I. hiç kimsenin vurulmadığını söyledi. binasına sırf sığınmak için geldiklerini tahmin ediyordum. Uzun bir zaman geçti. Bana her şeyin yolunda olduğunu. herhalde. Tahmin edebildiğim kadarıyla hepimizde topu topu altmış kadar tüfek bulunuyordu. bazısı kucağında bebeklerini taşıyordu. Ben «azıcık sigaramız olsa daha iyi olacağız» diye cevap verdim. Güvenlik Askerleri'. Bütün kavrayabildiğim şey. elinde iki Lucky Strikes paketiyle boy gösterdi.P. Böylece. Bütün bu olanlara sanki piknikmiş gibi bakan genç milis delikanlıları sinsi sinsi 140 ortalıkta geziyor ve kimde tüfek varsa dil dökerek kandırmaya ya da aşırmaya çabalıyorlardı. Bu aşamada hiç kimsenin Hükûmet'i suçlamadığı dikkati çekiyordu. temsilcisi John Mc Nair'i yakalamayı becerdim. kendilerine hiç tüfek kalmadığı söyleniyordu. Çoğunun ne olup bittiğinden haberi olmadığını ve P. aşağıda caddede Hücum Muhafızlarından bir grup gelip geçen birkaç kişiyi durduruyor.N. Bunu şaka niyetine söylemiştim. ama etiyle ve kanıyla somut işçileri doğal düşmanlarıyla. aralarında birkaç kadın vardı.

kırık mobilya parçaları ve yırtık kâğıtlara rastlanıyordu. Barikatların kurulma ameliyesi tuhaf.N. ayağına —diz düğmeleri bileklerine gelen— bir milis pantolonu geçirmiş. Kabare sahnelerinden birinin perdesi hâlâ yukarı çekilmiş duruyordu. Bu olayın nasıl bir yol tutturacağını bilemediğim için silâh bulmayı dehşet istiyordum.O. kadın ve minnacık çocuklar uzun sıralar halinde arnavut kaldırımı taşlarını söküp. M. İçeriye girince bize söylenenin doğru olduğunu keşfettik —daha başka silâh yoktu. Her yerde. pencerelerden birine nöbetçi olarak dikti. fevkalâde bir görünüm arzediyordu. (Gerçekte. gözetleme deliklerine tüfekçiler yerleştirilmişti. Aylardan Mayıs olmasına rağmen gece gitgide serinliyor142 du. Bütün bulabildiğimiz. Millet her yana uzanmış uyuyordu. haberler Güvenlik Askerleri'nin emir almadan kendiliklerinden eyleme geçtikleri yolundaki genel izlenimi doğruluyordu. bıçağımla söküp indirdim. görevinden alınmıştı o kadar. Uzaklardan yoğun ateş sesleri geliyordu. kendi keyiflerine göre patlamaları da pek muhtemeldi. Bir iki saat içinde barikat bir adam boyu yükselmiş. ona sarındım ve birkaç saat uyudum. Üstlerine sertçe abanırsam beni havaya uçurabilecek bombaları düşünmekten hayli rahatsız uyuduğumu hatırlıyorum. Bütün rakip partilerin— P. P. olağan karmakarışıktık. bir ileri bir geri gidip geliyorlardı. herkese emir verir görünen uzun boylu yakışıklı bir adam beni uyandırdı.'-un eline geçmeden önce bir kabare tiyatrosuydu. Öbür İngiliz arkadaşımla birlikte Continental Oteli'ne dönmeye karar verdik. sonradan öğrendiğimize göre. Anarşistlerin devriye arabalarından birinin bize getirdiği birkaç kutu bomba bulunuyordu. binasında topu topu elli altmış silâh görüp de bütün silâhlar bunlar dedikleri zaman inanamamıştım. Odaların çoğunda yükseltilmiş sahneler.T. tepelerine bir çeşit kibrit sürülerek tutuşturuluyordu.U. ufak saplı iki düzine tüfekle birkaç çifteden ibaretti. Mamaafih. Girdisini çıktısını öğrenmek olanağı bulunmayan bu düzensiz binada dolaşarak hayli zaman geçirdim. holde kırık bir kanepenin üzerinde şehrin kenar mahallelerinden iki fukara kadın barış içinde horluyorlardı. erkekler yağda yumurta pişiriyorlardı. ne bunların ne de berikilerin fişeği vardı. Telefon Santralı'na yapılan baskının sorumlusu olan Polis Şefi Salas'ın tutuklandığını söyledi.deden yukarı geldi. yapılacak yararlı bir iş de yok gibiydi. Comite Local'in kapı ağzında bir Alman Yahudisi (Yidiş) kız. Bunlar ilkel bombalardı.A.O. İspanyollar herhangi bir işe başlamaya kesinlikle karar verdiklerinde tutkulu bir enerjiyle erkek.'un. biryerler-den bulunmuş bir el arabasına dolduruyor ve kum torbaları altında iki büklüm. Her nasılsa. odalardan birinde bir bebek ağlıyor. ama göründüğü kadarıyla Ramblas'da birşey olmuyordu. aradığımı buldum —silâh deposunu. merkezî iki P. Burası P. modeli nuhnebiden kalma. devrinin kaçınılmaz ürünleri gibi görünen. elime bir tüfek verdi. Sabahın üçünde. Yine tüfeğimi elimden almışlardı. Silâh deposu yerine kullanılan odada nöbetçi yoktu. Nihayet. Millet baştan başa yerlere serilmiş uyuyordu. C.) Barselona caddeleri barikat örmeye elverişli arnavut kaldırımı taşlarıyla döşenmiştir.I. kaldırımların altında da kum-torbalarının doldurulduğu bir çeşit çakıl taşı vardır. dizlerinin üstünde bir hafif makinalı tüfek tutan onsekiz yaşlarında koyu-renk saçlı güzel bir genç kız oturuyordu. Tezgâhlardan pek azı 143 . Bir iki tanesini fişekliklerime yerleştirdim.M. kapısı da pek entepüftüdendi.U.C. bunlardan birinde de kırık dökük bir kuyruklu piyano vardı.U. gülümseyerek çevreyi seyrediyordu. Yukarı ofise çıkarak yedek tabanca mermisi olup olmadığını sordum— hiç kalmamıştı.'nin. durmadan ağlıyordu.S. F.U. öbür İngiliz ile ben açmakta hiç güçlük çekmedik. Yukarıya doğru yürürken yiyecek pazarına bir göz attık. barikatlardan birinin gerisinde ateş yanıyor.O.M.'nin hepsinin Barselona'da silah istif ettiklerine dair söylentiler duymuştum. Bunun bir resmini çekebilmek için çok şeyler verebilirdim. Şoförün yanında.

Aradan birkaç gün geçince bu peynirden çok hoşnut kalmıştım. bize birkaç dilde. Güvenlik Askerleri gerisin geriye kahveye kaçmışlar. ileri doğru atıldı ve o sırada dişlerinin ucuyla elindeki bir bombanın iğnesini çeken. kapı ağzında duran Hücum Muhafızlarının bazılarından —o anda ne olduğunu hiç anlamadığım— uyarıcı bağırış-malar geliyordu. Önceki gün yirmi otuz kadar silâhlı Güvenlik Askeri kahveye gelmişler. Sabahın erken saatlerinde kahveden çıkmaya teşebbüs etmişler.'un Yürütme Kurulu Binası'na yaklaştığımda hâlâ caddenin öteki yanındaydım. M. çatıdaki bazı camlar şangırdadı. ben de onu izledim. bir Hücum Muhafızı ağır yaralanmış. Önceki gün Anarşistlerim ateşe başladıklarını gördüğüm caddenin köşesinde şimdi bir barikat yükseliyordu. Sonra. —gayet iyi tanıdığım Amerikalı bir milisin başıydı bu— tıpkı bir panayırda nişan hedefi diye dikilen Hindistan cevizlerine benziyordu.O. garanti biri bize sahra topuyla ateş ediyor. Muhtemelen. kızıl saçlı bir Alman Hücum Muha-fızı'nı geriye itti.'un Yürütme Kurulu Binası'na döndüm. Kopp olan biteni bir bakışta kavradı . sopasını sırtına dikti.M. Bunlar yirmi yarda ötede.U. aşağılardan ürkütücü bir seri patlama sesleri geldi. Herkesin kapı ağzından çekilmesini haykırdı.) Bu sırada. kerleri'nin gözü önünde kaldırıma çıktı ve herkesin görebileceği bir biçimde tabancasını çıkararak yere bıraktı. bunlar da Ramblas'nm güneyine düşen işçilerin oturduğu mahallelerden sökün eden bir halk kalabalığı tarafından kuşatılmıştı. tüfeklerin sesine karışan korkutucu . binasının yanında. bir araştıralım bakalım» dedi. Tam kapı ağzının iç tarafında. Bina ile aramda ağaçlar ve bir gazete kulübesi duruyordu. üstü otel olarak işletilen Cafe Moka diye bir kahve vardı. kaydırak oynar gibi aşağılara doğru bombalar yuvarlıyorlardı. Tam oraya vardığımızda. karşılıklı ateş açılmış.kulakları sağır edici bir gümbürtüyle patlıyorlardı.M. iki İspanyol milis subayı da aynı şeyi yaptılar. Bir an durdum ve açıklığı bir koşuda geçtim. dışardan yoğun bir tüfek ateşinin çatırtısı duyuldu. bir kurşun rahatsız edecek kadar yakından vınladı. (ben caddenin öteki tarafında duruyordum) bana dikkatli ol diye bağırdı. taş binalar arasında patlayınca olağanın iki katı gürültü çıkaran el bombalarıydı. Güvenlik As.O. dedim.O. Gerçekten neler olup bittiğini neden sonra öğrenebildim.U. P. Arkamdaki adam. Caddenin ortasında bir yerde. üçü ağır ağır Güvenlik Askerleri'nin sığındıkları kapı ağzına doğ145 . Güvenlik Askerleri hiç adam ayırımı yapmadan caddeden geçen herkese ateş ediyorlardı. birkaç tezgâh açık kalmıştı. (İspanya'da bu tip caddelerin ortasında hep geniş bir refüj uzanır. ama Amerikalı sığınmak için kendisini gazete kulübesinin arkasına atmıştı.'a yapılacak baskına hazırlık olarak kahveyi işgal etmeleri kendilerine emredilmişti.U. Hücum Muhafızlarından bir grup. sonradan P.U. Her zamanki umursamaz tavrıyla merdivenlerden ferah fahur indi. leri'nden biri de ölmüştü.M. «Haydi. çeşitli yönlerden gelen tüfek ve makineli tüfek sesleri nerdeyse bir muharebenin gümbürtüsüyle kıyaslanabilir hale gelmişti. Güvenlik Asker. gazete kulübesinin gerisinde.) o yüzden neyi gösterdiklerini anlayamıyordum.açılmıştı. Hücum Muhafızları da Güvenlik Askerler'ini yeniden binanın içine sokmak için üstlerine bomba fırlatıyorlardı. 144 Kopp pencereden dışarıya bir göz attı. (Otelden yüz metre ötedeydi. Tam Kopp'u bulmuş ne yapmamız gerektiğini soruyordum. Her nasılsa. P. Kendimize birer fincan kahve bulabildik ve bombaların yanına tıkıştırdığım keçi sütünden yapılmış biraz da peynir satın almayı becerdik. Gerçekte bunlar yalnızca. yüzümü yıkadım ve yeni emirler almak için gerisin geriye P. çarpışmalar başlayınca hemen binayı ele geçirmiş ve tahkim edivermişlerdi. kalabalık uçar gibi çıkış kapısına seğirtti. Continental Oteli'ne gittim.O. Gümbürtü öylesine kuvvetliydi ki. herşeyin yolunda olduğuna kanaat getirdim. kan dökülmesine engel olmak zorunda olduğumuzu söyledi. bir baş çıkıp duruyordu.

M.N.kısa sürelerle karşıdaki otele yemek yemeğe sıvışmak dışında. Bu.ru yürüdüler. Çatır-çatır.T. Kısa kollu gömlek giymiş bir Güvenlik Askeri. Ve. ellerinde tüfeklerle oraya yerleşecek birkaç adam P. yine de bütün yaşamımın en dayanılmaz dönemlerinden biri oldu.M. korkudan ödleri patlamış. Bütün bu zaman boyunca. ateş açmamız yolunda talimat göndermişlerdi. ikinci bombaya ateş ettim.O. Kaldırımın üstü Cafe Moka'nın tabelâsından yayılan kırık camlarla kaplanmıştı. camları ise patlayan bombalar yüzünden parçalanmıştı.N.T. üyeleriydi.M. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri'ne gelince. ama ben de tutturamadım. Caddelerde bir tek motorlu araç kımıldamıyor. P. Tüfeğini bana vermesini söyledim. takır-takır. Sinemadaki hademeler C. güm bazan tek tük atışlara kadar sönüyor. Kopp. kaldırımın üstündeki hâlâ patlamamış iki bombayı işaret edip duruyordu. ellerindeki tüfekleri dolu adamların üstüne yürüyorlardı. cam kubbeler ve parıltılı yeşil bakır renkli kiremitleriyle fantastik süslü damlar. Bombaların öyle yerde durması herkes için tehlikeliydi. Güneş altında pırıl pırıl caddeler bomboştu. daha hayal kırıcı ya da en sonunda daha sinir bozucu çok az tecrübe olabilir sanıyorum. binlerce taş binaya çarparak yankılanan şeytanî gürültü. 147 . Bunu izleyen üç gün üç geceyi . bu üç gün. yirmi sterlin verseler bile benim yapmayacağım birşeydi. Hemen karşımızda Poliorama denilen bir sinema. Üzgünüm.U. bizim geliş gidişlerimize izin veriyorlardı. açlık ve can sıkıntısından başka çekilecek çile yoktu. binalarına yapılacak herhangibir saldırıyı önleyebilirdi. yaşamaktan ve bizi yaşatmaktan pek hoşnut olacaklardı. damların genel düzeyinin çok üstünde de ikiz kubbeleri yükselen küçük bir rasatevi vardı. iki milyonluk koca şehir vahşi bir uyuşukluk içinde kapalı kalmıştı — hareketsiz bir gürültü kâbusu gibi. ama gün ışığı devam ettiği sürece hiç dinmiyor ve ertesi gün tam zamanında şafakla birlikte gene başlıyordu. Kubbeler caddeye hâkimdi. Hücum Muhafızlarından biri tüfeğini ateşleyerek bombalardan birini patlattı.O.O. devamlı olarak Poliorama'nın damında geçirdim.U.M.'un önderleri savunmada kalmamız. korkudan titriyordu. doğu yönünde ışıldayan mavi deniz— İspanya'ya geldiğimden beri gördüğüm ilk deniz görüntüsü. Kopp beni yine yukarı çıkardı ve durumu açıkladı. eğer önlemek olanağımız olursa. Kopp geri gelerek bombaları patlatmamızın iyi olacağmı söyledi.O.'yi desteklemek zorunluluğunu duyduklarını kavrayabildim. Bu. Tehlikede değildim. bunu baştan keşfetmek pek zordu. Heyecan içinde. mermilerle delik deşikti. ama P. Ramblas boyunca orada burada. sürüyor. çarpışmak istemiyorlardı. Damda oturur. onlarla başımız artık belâya girmeyecekti. Barikatlardan ve kum torbaları yerleştirilmiş pencereler arasından gelen kurşun yağmuru dışında hiçbirşey olmuyordu. Saldırıya geçerlerse P.U. tropik bir kasırga gibi sürüyor. çarpışmalar başlayınca vatmanların bırakıp kaçtıkları tramvaylar hareketsiz duruyordu. binalarını savunmak zorundaydık. dizlerimin üstüne çöktüm. Silâhsız olarak. sürüyordu. kim kiminle çarpışıyorsa ve kim kazanıyorsa. verilen emirlerin. Barselona halkı sokak çarpışmalarına ve ma.U. Onun söylememesine rağmen. Rasatevine gözcüler yerleştirmişti bile. Rasatevinin küçük pencerelerinden kilometrelerce çevreyi görebilirdiniz —ardarda tabaka tabaka gelen yüksek ince binalar. bütün bu işlerin anlamsızlığına şaşar dururdum. bazan de kulakları sağır edici bir ateş yağmuru gibi hızlanıyor. Sokak çarpışmalarının şu kötü günlerinden daha hasta edici. bize ateş edilmedikçe ve binalarımıza saldırılmadıkça ateş açmamak olduğunu tekrarladı. önderlerinin bu olaya sürük146 lenmiş olmaktan dolayı son derece öfkelendiklerini ama C. bütün karışıklıklar boyunca benim yaptığım tek atıştı. üzerinde bir müze. dışarıda park etmiş biri Kopp'un resmî aracı olan iki araba. sonra ötekine ateş etti ama tutturamadı. Olan biten ne Allanın belâsı ise.

Güvenlik Askerleri'nin her an telefonla alacakları bir emir üzerine ateşe başlayabileceklerini pekâlâ biliyordum.'nin Plaza de Cataluna'ya hâkim olan karargâh binası. solundaki dolambaçlı sokak aralarında karışık bir çarpışma devam ediyordu. ve Güvenlik Askerleri aşağı yukarı kontrolü ellerine almışlardı. Tabiatıyla. Biraz sonra yarım düzine kadarı tam karşımızda dama çıktılar. bir talih eseri birkaç gün önce satın aldığım Penguin dizisi kitaplarıyla geçiriyordum.U. bizim tüfeklerden birini verdi. önceki gün her nasıl olduysa kaybettikleri tüfeğin yerine. Bu arada Kopp Güvenlik Askerleriyle ahbaplığı ilerletiyordu. Size ateş etmiyordum. geri kalanlarımız taş bir çıkıntıdan başka sığmağın olmadığı alttaki kurşun damda oturuyorduk.S. pek çok kereler Cafe Moka'da ziyaretlerine gitmişti. hayır. Katalan ulusal bayrağını çekmişlerdi.U. onlara oranla umutsuz bir durumdadır. şehrin ana caddelerinden biri olan Ramblas'nın ayırıcı bir hat oluşturduğunu anlayabiliyordum. Böyle bir işe girişmeden önce bizi uyarmayı kabul etmişlerdi.S. Kopp'da onlara. Kırmızı bayraklarını direkten indirmiş. torbalarla bir başka barikat daha kurdular.C. (P.C. Bizim yüz metre sağımızda. bütün bu dava beni sıkıyor. Bu sırada ben rasatevinde nöbette idim. karşılık veririz!» «Hayır. Rasatevinin her kulesine bir adam yerleştiriyor. üstüne de Katalan ulusal bayrağını diktiler. o damda pineklemek insana tuhaf bir duygu veriyordu. Kopp onlarla kesin 148 bir anlaşma yapmıştı. Fakat bir çatışma başlatmaya hevesli olmadıkları apaçıktı. P. santral kesintisiz çalışıyor ve binadan hiç ateş açılmıyordu. bize ateş açmazlarsa . J. Besbelli. cehennemi gürültüye metelik vermeden. Kendimi biraz da yeniden siperdeymişim gibi hissediyordum. Otelin ön cephesini boylu boyunca kaplayan kocaman «Hotel Calön» yazısının son o'suna yakın bir pencerede. Plaza de Cataluna çevresinde durum öylesine karmakarışıktı ki.hallî coğrafyaya öylesine alışkındı ki. damdaki Güvenlik Askerleri'ne ateş etmişti 149 .U. ama sözlerine sâdık kalacakları kesin değildi ki. bazan. Tüfeğimi ona doğru kaldırarak bağırdım: «Hey. Ramblas'nm yukarı ucunda. Baksana aşağıdakine!» Tüfeğiyle bizim binanın dibinden geçen yan sokağa doğru işaret etti.S.U. Mamaafih. kahvedeki eşyaları yığıp barikat yapmışlardı. Buradaki asıl nirengi noktası. elinde tüfeğiyle mavi tulum giymiş genç bir çocuk köşeden sıvışıyordu.. Rasatevinden dışarı bakarken. ama bu yanda P. Bir yabancı ise. birçok kereler kendimi alışkanlığın etkisiyle Güvenlik Askerleri'nden «Faşistler» diye söz ederken yakaladım.. beni elli metre öteden gözetleyen bir takım adamların olduğu bilincine varıveri-yordum. oradaki! Bize mi ateş ediyorsun?» «Ne?» «Bize ateş ediyorsan. Bizim mevzi tuhaf bir biçimde sessizdi. kahvehanede içecek cinsinden ne varsa tümünü yağma etmişler ve Kopp'a onbeş şişe bira hediye etmişlerdi. Cafe Moka'daki Güvenlik Askerleri çelik kepenkleri indirmişler. her binada ait olduğu partinin bayrağı dalgalanmasa ne olduğunu kavramak hayli güç olacaktı. Yalnızca bir keresinde. saatlerimi. Genellikle yukarıda altı kadar adamımız oluyordu. Ramblas'nın sağındaki işçi mahalleleri koyu Anarşist'ti. Orada bir çeşit uzlaşmaya varılmıştı.C. Güvenlik Askerleri'nden biri eğilerek barikatın öbür tarafına ateş etmeye başladı. belâ başlıyormuş gibi oldu. Ramblas'dan aşağı doğru. bir çeşit içgüdü ile hangi siyasî partilerin hangi caddeleri ve hangi binaları tutacağını biliyordu. Hotel Calön idi.biz de onlara ateş etmeyecektik.'nin ingiltere'deki Komünist Gençlik Birliği'nin muadili Gençlik Derneği) kum torbalarıyla kaplanmış yan pencereleri bizim rasatevinin önüne gelen büyük mağazalardan birini elinde tutuyordu. Karşılık olarak. meydanı öldürücü bir etkiyle silip süpürebi-lecek bir makineli tüfekleri vardı. Bütün bu belâların başladığı yer olan Telefon Santralı'nda Katalan ulusal bayrağıyla Anarşist bayrağı omuz omuza dalgalanıyorlardı. Bazan.S. Gerçekten de.

karşısındakilere alev saçıyordu. ya da U. P. tüfek atışı ve makineli tüfek seslerini el bombalarının patlaması noktalıyordu. barikatlarında görmüştüm. otel misli görülmemiş bir insan kolleksiyonuyla ağzına kadar dolmuştu. Millet düpedüz binaların içinde ya da barikatların arkasında pinekliyor. takma adı Charlie Clan olup.G. Ateşe karşılık vermedim.U. Hemen işin başından beri yiyecek azdı. Duyduğum ve gördüğüm kadarıyla. Fransa'ya portakal götürürken çarpışmalar yüzünden burada bağlı kalan kocaman Fransız kamyonlarının bir sürü şoförü. bu. Havadan atılan bombalar gibi ses çıkarıyorlardı.T. yiyecek kıtlığı henüz vahim bir hal almadan ve gazeteler nefret kışkırtıcılığına başlamadan önce. G. İşin başında.O. J. birey olarak taraf tutmalarına karşın. hepsi bitti.T. —çok muhtemelen doğrudur— agents provoca.O. Bazan. (Barselona'daki dükkâncıların çoğu. salı sabahı bunlardan bir ikisinin P. öbür otellerin çoğu gibi C. şişman. Binadan binaya bağırdım: «Daha biranız var mı?» «Hayır. ben de karşılık verdim. bu yönden gelen gürültü dehşet vericiydi. işin giderek ciddiyet kazanması demekti —topçu sokak çarpışmalarında sonucu etkileyen unsurdur. belki hepsi on. Ogpu'nun ajanı olduğu söylenen. Halk Ordusu bir bütün olarak. İspanyollar'ın nişancılıktaki ustalıkları hayatımı kurtarmıştı. ve U. tarafından değil. Hotel Continental. vitrinlerin camları kalbura dönmüştü. Belki de tahrik edici bir hedef teşkil ediyordum. Bu bina-dan bana pek çok kereler ateş edildi. Çarpışmalar sona erdikten bir gün sonra bu caddeden geçtim.U. Tüfek ateşinin şeytanî cümbüşü devam ediyordu.N. çarpışma her iki yanda da savunma halindeydi. camlarına kurşun çarptığında parça parça olmasın diye vitrinlerine çaprazlama kâğıt yapıştırıyorlardı. bana ateş etti. ama bu yiyecek hepimize yetişmiyordu pek. Adam yalnızca yüz yarda ötede olmasına rağmen. cadde ortasında ateşlenen bataryalara dair vahşî hikâyeler çıktı.«Ben ona ateş ediyordum. hiç top sesi yoktu. ilk önce o ateş açtı. infilâk anında ne olduğunu anlayamadığım muazzam yoğun patlamalar oluyordu. kurşun öyle açıktan geçti ki rasatevinin damına bile isabet etmedi. caddenin hayli aşağısmdaki evinden tüfeğini doğrultarak. Ve.» Bana anti-faşist selâm yaptı. Faşist sempatizanı görünen bazı iyi halli İspanyol aileleri. mümkün olduğu kadar çoğumuz yemek için Hotel Continental'e gidiyorduk.T.M. Her halükârda. Cumhuriyet Hükümeti'nin hizmetinde bir Amerikalı havacı.) «Biz sizi vurmak istemiyoruz. genel gürültü ve paniği çoğaltmak için kasten infilâk ettirmişlerdi Ma150 maafih. uğursuz görünüşlü bir Rus da dahil (bu herifin kemerine bir tabanca ile zarif bir bomba bağlıydı) çeşitli komünist ajanları. Büyük zorluklarla ve karanlıktan yararlanarak (Güvenlik Askerleri Ramblas'a devamlı ateş ediyorlardı).U. her çeşidinden siyasî zanlı kişiler. teur'ler yığınlarla patlayıcı maddeyi. Uluslararası Tugay'dan yaralı iki üç adam. Daha çarpışma başlar başlamaz.M.N. Ve uzun aralarla. bütün 151 . birkaç da Halk Ordusu subayı. Acaba duyar mıyım diye kulak kabartıyordum.» Aynı gün.» (Söyledikleri doğruydu sanırım. Bizden yarım mil kadar uzakta. Biz de sizler gibi işçiyiz. çünkü toplar ateşe başlarsa. on iki kere. Yabancı gazeteciler. kulağı alışkın olan biri topçu ateşinin sesini hiç yanılgısız tanır. Sonradan bana söylendiğine göre. ama birisi çıkıp da şarapnelle tahrip olmuş bir bina gösteremiyordu.S. Herzaman olduğu gibi. doğrudan doğruya Generalite'ce «kollektifleştirilmiş»ti ve tarafsız bölge sayılıyordu. Sonradan gazetelerde. ama bu olanaksızdı. birkaç askerin kışladan tüymesine.T.G. ortada hiç belli bir neden yokken. çarpışma boyunca tarafsız kalmıştı. Yönetim Binası'ndaki onbeş yirmi milis için Hotel Falcon'-dan yiyecek getiriliyordu.'nin merkez binalarının neredeyse tam karşı karşıya oldukları bir cadde vardı. binasından bir adam. çünkü ortalıkta uçak yoktu.

sanıyorum. Valencia Hükûme-ti'nin Barcelona'yı işgal etmek için altıbin asker gönderdiği. yalnızca iki şey vardı: Telefon Santralı'nın geri verilmesi ve nefret edilen Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması. Hâl ve tavırları tamamiyle tarafsızdı. biri oyun olsun der gibi üstüne bir elbombası atıvermiş. Çünkü hiç kimse. aç bilâç ve kir pas içinde içeriye girdiğimde odamda yangelmiş oturur bulduğumu hatırlıyorum.M. P. ve başındanberi istediği.bu olanlara şaka diye bakmak eğilimi vardı. Ortalıkta çirkin söylentiler dolaşıyordu. Anarşistlerle polis arasındaki bir toz-alma hikâyesinden başka bir anlamı yoktur. askerinin Aragon cephesinden ayrıldığı söyleniyordu. Genel tutum şuydu: «Bunun. Ben herkesi barikatların gerisinde kalmaya teşvik ediyordum. ceplerimdeki bir dolu bombaları almaya kalkışırlardı. böyle şeyler Barselona'da her yıl olurdu. herşeyi bir değişiklik sarmaya başladı. bu düşüncemin. Salı günü. Telefon Santralı'na yapılan saldırıyı «canavarca kışkırtma» diye (ya da buna yakın kelimelerle) tasvir ediyordu. beyaz mendiller sallıyarak sürüne sürüne o yana bu yana gidiyor ve Ramblas'-nın ortasındaki mermilerden korunmuş bir yerde. ama doğru dürüst bir sonuca varamayacağı besbelli olan bu anlamsız çarpışma herkesi hasta ediyordu. ama biz bunu çok sonra öğrendik. üyelerinin istediği. silâhlarını verdiklerini duyduk. banliyö153 . Plaza de Cataluna'da Güvenlik Askerleri'nden dörtyüzünün Anarşistler'e teslim olduğunu. Gerçekten de İngiliz destroyerleriymiş. bunlara karşı durmak için de beşbin Anarşist ve P. Fakat Generalite'nin taviz vermeyeceği de apaçıktı. Rasat-evinin kulesinden çevreyi seyrederken limana yanaşan savaş gemilerinin gri şekillerini gördük. O günün akşamı. Ve Uluslararası Tugay'dan bir iki adam da bir nöbet gecesinin ertesinde. Şu ya da bu nedenle sokağa çıkmak zorunda kalmış bir iki yaya. birtakım adamlar da boş caddelere avaz avaz bağırarak gazete satıyorlardı. bir de.U. Çarşamba (5 Mayıs) günüydü sanırım.'un gazetesi La Batalla'nın savunmasız çalışma yeri Güvenlik Askerleri tarafından Telefon Santralı ile aynı günde ele geçirilmişti. «Barselona'daki kaldırım taşlarını numaralamak gerekir» dediğini hatırlıyorum: barikatları kurar ve yıkarken bu bizi bir sürü sıkıntıdan kurtarırdı.» Çarpışmaların geniş bir alana yayılmasına ve kayıp sayısına rağmen. kaldırımda yatan yaralı bir adama yardım ederken.N. pantalonu kana bulanmış bir halde içeri girdi. barikatların iki saat gibi kısa bir sürede kaldırılacağından hiç kuşku yoktu. Onun. neyse ki bomba çocuğu ciddi biçimde yaralamamış ti. fakat gazete başka bir adreste yine basılıyor ve birtakım sayıları dağıtılıyordu. yorgun. oysa izin günlerimi damda nöbet tutarak geçirmeme benimle birlikte üzüldüler. Bizim iyi arkadaşımız olan bir İtalyan gazetecisi. Anarşist gazetesi Solidari-dad Obrera. kendilerini rahatsız hissediyor ve bu Allanın belâsı şeyin nasıl sonuçlanacağını merak ediyordu. Anarşist 152 önderleri de. Daha önce denizcilik yapmış Douglas Moyle bunların İngiliz destroyerlerine benzediğini söyledi. Dışarda neler olup bitiyor diye bakınmaya gitmişti. bu çarpışmaların Franco'ya karşı savaşı kaybetmek anlamına gelebilecek tam bir iç savaş biçiminde gelişmesini istemiyordu. Bu söylentilerin yalnız ilki doğruydu. Generalite bu iki şeyi yerine getireceğine ve yiyecek vurgunculuğunun önünü alacağına bir söz verse.U. Halk fikir olarak bölünmüş. radyodan aynı çizgide çağrılar yayınlıyorlardı.M.T. Kepenkleri örtük caddeler korkunç gözüküyordu. ama çarşamba günü havasını değiştirerek herkesin işine dönmesini istemeye başladı.O. resmî bildirinin olayı plânlanmış bir ayaklanma olarak göstermesinden daha çok gerçeğe yaklaştığına inanıyorum. Eğer sıkı partili olsalardı. George Tioli. Bu korkunun ifade edildiğini bütün taraflardan işitiyordum. beni taraf değiştirmeye zorlarlar ya da en azından. O sırada çevremdekilerin söylediklerinden toparlanabildiği kadarıyla.O. C. Henüz hiç kimsenin barikatlarını terkettiğini sanmıyorum. Halkın söylediğine göre.

M. tramvayların çalışmaya başlamadığı dikkati çekiyordu.'un kesinlikle yasa-dışı bırakıldığını duyarsak. yarım saatcik dinlenmek için sedire uzandım. Belki hemşireye ihtiyaç duyulur diye karım otelden kalkıp buraya gelmişti. Yukarıda. buradaki İdare Binası'nda komşumuz Güvenlik Askerleri'nin bize saldırmak yolunda emir alacakları muhakkaktı. P. ön odalardan birinde bir koltuk üstünde uyuduğunu söyledi. beni uyandırmaya kıyamadığını.'a savaş ilân etmemiş. Çarpışmalar sona erdiğinde. su kesilmemiş. Sonradan meseleye nasıl bir yorum getirileceği konusunda.'un üstüne atılacağını şimdiden belli belirsiz seziyordum.U. gerekirse.U. Karım. yaygara ile yiyecek isteyen muazzam bir kalabalık pazara toplanmıştı. şimdi boşalmış olan. «onlar»ın suyumuzu da 154 kesecekleri yolunda bir söylenti dolaşıyordu. birkaç düzine de bombamız vardı. Ancak. Binayı tahkim etmekle geçirdiğimiz uzun kâbûslu geceyi hatırlıyorum. partilerin içinde en zayıf. sargı yeri olarak kullanmayı düşündüğümüz sedirli küçük bir oda vardı.'u lağvetmek ve ona karşı savaş açmak üzere olduğunu söyledi. Cafe Moka'-ya baskın yapmak için gönüllü çıktılar.kimse bilmiyordu. Karşıda Poliorama'nm damındaki altı tüfeği de sayarsak. Ondan sonra hatırladığım şey ise. Hükümet P. Görünüşe bakılırsa.O. söylemesi gereksiz. (Hiç kimse «onlar» ın kim olduğunu bilmiyordu. ne tentürdiyot ne de sargı bezi bulunmadığını keşfettik. Ama.M. Bu arada. Güvenlik Askerleri'nin Kopp'a verdikleri. Güvenlik Askerleri hâlâ Moka'daki barikatlarının gerisindeydiler. Hükûmet'in P. Birkaç dükkân kepenkleri-ni kaldırmaya başladı. biz kazanıyorduk. caddelerdeki tek tük ateş dışında herşey normale dönmüştü. boş böğrüme batan tabancanın verdiği felâket rahatsızlığı hatırlıyorum. Hiç kuşkusuz. birdenbire sarsılarak uyandığımda karımı başımda dikilmiş bulduğumdu. millet yerlere serilmiş uyuyordu. hemen Cafe Moka'yı ele geçirmek için hazırlık yapmalıydık. Silâh stokumuzu gözden geçirdik.O. arkasına binada bazı değişiklikler yapmakta olan işçilerin geride bıraktıkları taşlardan bir barikat kurduk. bunların dışında bir iki tabancadan başka birşey yoktu. Binada birkaç çikolata diliminden başka hiç yiyecek kalmamıştı.T. Çoğu Alman bir düzine kadar adam.lerde (özellikle emekçi sınıfı mahallelerinde) C. arada birtakım insanlar ister istemez ölecekti. Aşağıdaki barikatların gerisinde. bizim yerel tarafsızlığımız da sonuna gelmişti. elimize geçirdiğimiz her kovayı ve son olarak da. Fakat aynı akşam Kopp beni çağırttı ve çok ciddî bir yüzle. olabilirdi .N.N. M. Ortalık iyice aydınlanmıştı. O günün akşamüstü bir çeşit ateşkes anlaşması yapıldı. onbeş bira şişesini doldurmak için hayli zaman harcadık. Kopp telefonda emir bekliyordu. sayıca bizden fazlaydılar. Tek çıkar yol. Herkes telâşla oraya buraya koşuşturuyor ve yiyecek satın 155 . Kemerime kayışla bağlanmış. biri bozuk yirmi bir tüfeğimiz. kendimizi savunmaktan başka bir seçeneğimiz olmayacaktı. Su işlerini idare eden Hükümet ya da C.) Teker teker tuvaletlerdeki yıkanma yerlerini. Çelik kepenkleri öndeki giriş kısmına çaprazlama taktık. Şimdi artık gece ilerlemişti.'nin denetimi elinde tuttuğuna dair belirsiz haberler sızıyordu. hiçbir şey olmamış. her tüfek için elli atımlık cephanemiz.O. Hükümet bize karşı savaş açtığı takdirde. ama bizim moralimiz daha iyiydi ve kahvehaneyi hallaç pamuğu gibi atacağımıza emindik. Ateş sesleri yavaş yavaş söndü ve şaşırtıcı bir hızla halk caddeleri dolduruverdi. sergiler neredeyse bomboş olmasına rağmen. dolayısıyla en uygun günah keçisi olan P.M. gece yarısından sonra damdan saldırarak onları gafil avlayacaktık. saldırıda pekâlâ öldürülebilirdim. hemen şimdi aldığı haberlere göre.O. Uykusuz geçen altmış saat yüzünden korkunç bir ruh hâli içinde ve köpekler gibi yorgundum. olayların tüm sorumluluğunun. Ama.U. Moka'ya saldırmadan önce.U. bana ilk ışık tutan bilgi bu olmuştu. ilk önce bizim onlara saldırmamızdı. iki tarafın da tahkim edilen binaları daha boşaltılmamıştı.T.

üyesi oldukları için genel greve katılmışlar ve şimdilik beyaz kolalı gömleklerini çıkarmışlardı. ama saatten çok dakika gibi gelmişti— Haziran ayında göğün gürleyişi gibi âni tüfek sesleri üzerine herkes bir yerlere kaçıştı. ama yemek servisleri hâlâ yapmacık bir tören görüntüsüyle devam ediyordu. ben durumun doğru dürüst bir «tahlil» ini yapamadım. milletin kulağına başka herkesin Komünistler'in. Bütün bu süre içinde. ne olup bittiğiyle hiç ilgilenmeyerek yalnızca olduğunuz yerde oturmanız gereken. mesleği yalan söylemek olan birini görüyordum. yemek olarak adam başına bir tek sardalya düşüyordu. ama bunun yerine. Her yerde aynı soruları duyuyordunuz: «Durdu mu dersin? Yeniden başlar mı acaba?» Çarpışma. bazıları C. şu Allanın belâsı damda gece gündüz oturmanın verdiği rahatsızlık ve sıkıntı.N. caddeler sihirli bir değneğin ucuyla dokunulmuş gibi boşalıverdi. Fakat hiç böyle yapmazsınız. ekmek ve içecek birşey yoktu. şarap öylesine azalmıştı ki. O perşembe akşamı. şimdi hepimizin başına gelen ve durdurmaya gücümüzün yetmediği bir çeşit doğal âfet. öyle sanıyorum ki. Aslında. Bol miktarda bulunan tek şey portakaldı. gittikçe kötüleyen açlıktı —pazartesi gününden-beri hiçbirimiz adam gibi yemek yememiştik. Yoğunlaşmış bir tiksinti ve öfkeyle damdaki mevziime döndüm. çarpışmalar sona erdikten birkaç gün sonra da devam etti. Gerçekten de. en azından benim kadar canları sıkılan ve zaman zaman bana el sallayarak kendilerinin de birer işçi olduğunu söyleyen. Adamı biraz ilgiyle seyrettim. Çarpışmalar boyunca. konuklar. barikatların gerisi adamlarla doldu ve çarpışma yeniden başladı. Yüzelli gün cephede bulunmuş. çünkü bu zamanlarda maddî ayrıntılar başka herşeye ağır basar. gazetecileri saymazsanız. damda oturarak vakit geçiriyordum. bütün bu oyunu Anarşistler'in düzenlediğini îzâh ediyordu. hiçbir zaman herkese yetecek kadar masa bulunmayan arkadaki leş odaya doluşmuşlardı. pencereden gelen bir kurşun sütunlardan birini yonttuktan sonra terkedilmiş. Otelde günlerdir ekmek bulunmuyordu. Otelde. Öndeki yemek salonu. sıkıntı içinde. Üç gün boyunca karım ve ben bir parça keçi peyniriyle kahvaltı ettik. Yiyecek kıtlığı. Bu gibi olaylara karıştığımız zaman. Başlıca düşündüğüm. Troçkistler'in. hesapça kendinizi tarihî bir karakter gibi hissetmeniz gerekir. hiç de öyle bir 156 duygu vermiyordu. Barselona'ya azıcık dinlenebilmek ve rahat etmek için hevesle gelmiştim. bu her iki taraf için de öldürücü rezil kavganın doğru ve yanlış yönleri değil. sırayla bütün yabancıları bir yana sıkıştırıyor. Tüfek takırtılarının ortasında ve kepenkleri kapalı pencerelerin berisinde sürüp giden bu küçük otel hayatında iğrenç birşeyler vardı. bu yüzden anormal uzunlukta sürelerle nöbet tutmanız gerektiği. hemen arkasından —aslında bırakışma birkaç saat sürdü sanıyorum.almaya uğraşıyordu. Eğer tarih dedikleri buysa. çelik kepenkler hemen indirildi. Fransız kamyon sürücüleri otele bir sürü por157 . Çoğu kimse casus görme deliliğine tutulmuş. bu iş biter bitmez cepheye dönmem gerekeceği fikri dolaşıp duruyordu. kafamda. (onlara ateş etmeyeceğimi ümit ettiklerinden yapıyorlardı bunu) ama emir geldiğinde kesinlikle ateş açacak olan Güvenlik Askerleri'nin karşısında. inandırıcı bir biçimde. Garsonlar geniş ölçüde azaltılmıştı. Anarşistlerin ya da bilmem kimin casusu olduğunu fısıldayarak ortalıkta dolanıyordu. gitgide daha eski şarapları daha yüksek fiatlara içiyorduk. yüzlerce mil uzaktaki gazeteciler bu işi parlak bir biçimde yaptıkları halde. Daha çok cephede az adam olduğu. Şişko Rus ajanı. kahramanlık etmek yerine. çarpışmalar boyunca burunlarını kapı ucundan uzatmaya korkan karmakarışık kalabalığın arasında korkunç bir kuşku havası doğmuştu. Bu düşünce beni çileden çıkarıyordu. hayatımda ilk defa.T. çünkü. bir kasırga ya da deprem gibi düşünülüyordu. ortalıkta yenecek pek birşey yoktu. küçük çapta da olsa tarih yapıyorsunuz-dur. çok kötü bir döneme benziyordu. hazan uykudan başı önüne düşerek.

şeytanî silâh seslerinin sona ermesinden derin bir rahatlama duyduğum ve cepheye dönmeden önce. şehirlerde yiyecek olduğu sürece tayınlarını alacaklarını bilen Güvenlik Askerleri yerlerinde kalabiliyorlardı.U. yalnız Katalan bayrağı dalgalanıyordu. dükkânların hemen hepsi açıktı ve —hepsinin en güven vericisi— uzun süre donmuş kalıplar halinde duran tramvaylar harekete geçtiler. Bu şoförler kaba görünüşlü bir güruhtu. Bunlar. Güvenlik Askerleri'ne ve Carabineros'a benzer (yani. O son geceyi damda geçirdim. Valencia'dan gelen birlikler. Güvenlik Askerleri hâlâ Cafe Moka'yı ellerinde tutuyorlardı. bu tüfekleri caddenin bir yanından öbür yanma geçirmekti. Ramblas halkla dolmuştu. terkedilmiş barikatlar hâlâ yerlerinde durduğu halde. onların herkesin otlanmaya çabaladığı özel bir ekmek stokları vardı. Bunlar olurken bizim yapılacak gayet nâzik bir işimiz vardı. namluları da 159 . dipçikleri koltuk altımıza sıkıştırdık. Fakat o sırada. onar kişilik gruplar halinde caddelerde devriye gezdikleri görülüyordu —kocaman tüfekleri omuzlarından aşağı sarkan. azıcık dinlenip huzur bulabileceğimdi. Hücum Muhafızları'm uyutmak çok kolaydı.takal getirmişlerdi. Çok anîden. başlıca polis görevlisi) bir başka sınıf olan Hücum Muhafızları ve Cumhuriyet'in seçme birlikleriydi. nereye baksanız. Bütün bildiğim. yanlarında birtakım çok boyalı. gri ya da mavi üniformalı adamlar. caddeler hemen hemen normale dönmüş. Hükümet yayınlarını kimsenin taktığı yoktu. rasatevinde tüfeklerimiz olduğunu gayet iyi bilen Moka'daki Güvenlik Askerleri'nin bizim caddeden karşıya tüfek taşıdığımızı görünce işi bozmalarıydı.» Öte yandan. beni tanımıştı. belli bir saatten sonra üzerinde silâhla yakalananların tutuklanacağını söyleyen yayınlar yapıyordu. Yarı yarıya soyunduk. züppe otel müdürü bunları rahatsız etmek için elinden geleni ardına komaz. kendini daha güvenli hissettiği zaman hesap sormaya kalkacağını anlamıştım. binadaki silâh deposuna aittiler. Bu durumun belli başlı sorumlusunun yiyecek kıtlığı olduğuna eminim.O. altısını kaybetmeyi göze alamazdık. o gece birlikler geldiler. Tek sorun. takmış takıştırmış İspanyol kızları ve siyah gömlekli pek iri bir hamal vardı. Her yanda aynı sözler işitiliyordu: «Hiç yiyeceğimiz kalmadı. tüfeklere de el konurdu. O gün —Cuma günü— çok ateş açıldığını sanmıyorum. yarı tehdit edici bildirilerle herkesin eve gitmesini isteyen. ama şu anda pek itibâr görüyorlardı. Birinin yanından geçerken göz kırptım. binasına geri götürmek zorundaydık. Hiç kimsenin. —bizim hiç yokken. sol omuzumuza birer tüfek astık. biraz yiyecek satın alarak. En uygun yolu bulmak için. işçilerin kesinlikle yenildikleri anlamına ge158 liyordu— siyasî bilinçsizliğim yüzünden kafamda yeterince açıklık olmamasına rağmen— Hükûmet'in. adeta yerden bitercesine ortaya çıkmışlardı. Rasatevinin kulelerinde nöbet tutarken kullandığımız altı tüfek hâlâ oldukları yerde duruyordu ve ne yapıp yapıp onları P. Hükümet radyodan yarı yatıştırıcı. Bu. ama caddeye çıkarmak Hükümet emrine karşı gelmek demekti. barikatlarını yıkmamışlardı ama bazısı kaldırıma sandalye çıkarıp dizlerinin üstünde tüfeklerini yatırmış oturuyorlardı. ama millet heryerde barikatlardan yavaşça toz oluyordu. Bunlar. Akşamüstü olduğunda. ertesi gün çarpışma sona erecek gibi görünüyordu. düşmanlıktan hayli uzak bir sırıtmayla karşılık verdi —hiç kuşkusuz. uzun tartışmalar yapıldıktan sonra.M. o akşam caddelerde ilk kez göründüklerinde vakit hayli ilerlemiş olmalıydı. Telefon Santralı'ndan Anarşist bayrağı indirilmişti. grup başına da bir makineli tüfek. Valencia' dan birliklerin gerçekten gelip gelmediğinden haberi yoktu —aslında. yeniden dönüp çalışmak zorundayız. kızıl saçlı bir İspanyol çocukla ben tüfekleri dışarı kaçırmaya başladık. ellerimizde bunlarla yakalanırsak tutuklanacağımız kesindi— daha kötüsü. olayların bu yönleriyle ilgilenmiyordum. asıl tehlike. Binada yalnızca yirmibir tüfek varken. Başka zaman olsa. uzun boylu. hattâ daha başından otele kabul etmezdi.

Hükûmet'in. lonya bölgesinin tüm denetimini eline almak için uzun zamandır aradığı bahaneyi vermişti.T. Hücum Muhafızları muzaffer istilâcı havalarını bıraktılar ve ilişkiler daha dostâne bir hale geldi. bunların seçilmiş adamlar olmaları değil. pek kötü silâhlanmış milislere alışmıştım.paçalarımızdan aşağı sarkıttık. Amerika'da imâl ediliyorlardı) yeni bir cins tüfekle donatılmışlardı. Bu Mavzerlerin uzun olması ayrı bir talihsizlikti. hiç de cepheye gönderilmek niyetiyle yetiştirilmemiş olan Güvenlik Askerleri ve Cara-binero'lar daha iyi silâhlandırılmış. dizlerimizi bükmeyecek kadar yavaş yürümek olduğunu keşfettik. Barselona çarpışmaları. ağzı yayvan korkunç karabinalardan kat kat iyiydi. Bunlar pek mükemmel birliklerdi. İşçi milisleri dağıtılacak ve Halk Ordusu birlikleri arasında yeniden paylaştırılacaktı. Mükemmel bir tüfek olmaktan pek uzaktı ama bizim cephedeki eski püskü. Bunun her savaşta böyle olduğunu sanıyordum —gerideki besili polis ile cephe hattındaki pejmürde askerler arasındaki tezâd! Tüm olarak alındıkta. bütün tüfekler kazasız belâsız karşıya geçirildi. Ben. Rasatevinin kıvrım kıvrım merdivenlerinden aşağı kütük gibi bir bacakla inmek dayanılmaz bir işti. Çoğunun bir iki gün içinde kendilerine birer kız arkadaş buluverdikleri dikkati çekiyordu. bir iki kişi öldü. caddelerde fâtih edasıyla yürüyorlardı. Valencia Hükûmeti'ne Kata.T. Cumhuriyetin böyle birlikleri olduğunu bilmiyordum. tabancalara gelince. bu heryerde böyleydi. Bir kere caddeye çıkınca. herbirine de bir otomatik tabanca düşü160 yordu. Güvenlik Askerleri stratejik noktalan ellerinde tutmaya devam ediyorlardı. tarafından gönderilmişti. İşçi mahallelerinde barikatlar yıkılıyor. Fakat. görünüşlerinden hoşlanmaktan kendimi alamıyordum.B. ama bu iş pek yavaş oluyordu. bazı patlamalar olacağından herhangibir korkuları olsa. Bazısı gruplar halinde tramvayları basmış. mer161 . bunları yalnızca kanunsuz yollardan elde edebilirdiniz. Savaşta yaralanmıştır demişlerdi belki de. hareket etmek için tutulacak tek yolun. onların ileri geri gezinmelerine bir çeşit şaşkınlıkla bakıyordum. Hücum Muhafızları küçük mangalar halinde caddelere dağıtılmaz. binalarının önündeki barikatların yerlerinde kalmasına izin verilmişti. İlk günü. Benim gibi uzun boylu bir adam bile uzun bir Mavzeri rahatsızlık duymadan pantolonunun paçasında taşıyamazdı. üyelik kartı çıkanların kartlarını parça parça etmişlerdi. direnme göstermeyeceğini önceden bildiği halkı dehşette bırakmak için kuvvet gösterisi yaptığına hiç kuşku yoktu. Ertesi gün. ilk burada görmüş oluyordum. Hücum Muhafızlarının on adamına bir hafif makineli tüfek. Sinemanın önünde bir grup adamın. Bir tanesini inceledim.N. sanırım. İspanya'da gördüklerimin en iyisiydiler ve bir anlamda «düşman» olmalarına rağmen. Esaslı bir miktarının kaçırıldığından hiç kuşkum yok. Barselona üzerinde Cumhuriyetçi bayrağı dalgalanıyordu —Cumhuriyetçi 'bayrağını faşist siperlerinin dışında.C. Bu. «Rus tüfeği» denilen (bu tüfekler İspanya'ya S.S.U. Her neyse. gerçekten Haziran sonu geldiğinde pek çoğu hâlâ duruyordu. Acaba ne derdim olduğunu düşündüler diye merak eder dururum. Aragon cephesindeki pejmürde. Hücum Muhafızları her yanı kaplamıştı. kaplumbağa hızıyla cadde boyunca yürüyüşümü büyük bir ilgiyle seyrettiklerini gördüm.N.S. ellerindeki silâhlardı. Hepsi. Ama çok kısa bir süre sonra. silâhlı Anarşistler'le kavgalaşmaya yol açtı. P. ama sanıyorum. bir iki gün sonra Hücum Muhafızları halkla gayet iyi geçinmeye başladılar. bazıları —herhalde. ama C. yolcuları aramış. Beni asıl şaşırtan. Şimdiye kadar farketmemiş olmama rağmen.C. gerçek şuydu ki. barikatlarda tutulurdu. çünkü barikat kurmak taşları gerisin geri yerine koymaktan çok daha kolaydır. cebinden C. bizden çok daha iyi giydirilmişlerdi. emir aldıkları için— kışkırtıcı bir tavırla davranışlarda bulunmaya kalkınca birkaç yerde kargaşalık çıktı. bizimse cephede aşağı yukarı elli adamımıza bir makeneli tüfek düşüyordu.

ajanları tarafından kentin dört bir yanma yayılmıştı. Fakat bütün hava değişmişti. «Ben bu işin dışında kalacağım. orak ve çekiç işaretli bir maskeden sıyrılarak ortaya çıkan iğrenç. hapse tıkılmış ve sekiz gün süreyle. ama. Böyle bir patlamanın bir daha ne zaman olacağı bilinemezdi ve ben bir daha böyle bir 162 davada tüfeğimi elime almak durumunda kalırsam.U. onu emekçi sınıfa karşı değil.O.M.C. Adam bu konuda çok dürüsttü. tabiatıyla kendi taraflarına sıkıca bağlı kalmak durumundaydılar. polisin beceriksizliği yüzünden tamamen suçsuz zavallılar tutuklanıyordu. Barselona çarpışmalarının resmî ifadesi. P. gazeteleri sansüre uğramıyor. gamalı haç işaretli manyak bir yüz olarak gösteren bir karikatür. ama ilk sayfası hemen neredeyse bomboş kalacak derecede sansür edilmişti.'un gizli bir faşist örgütü olduğu ilân edilmiş. P.S.» Ona. Besbelli. Her zaman olduğu gibi. yabancı komünist gazeteleri elimize geçmeye başlamıştı.M.U. Aslında Tarragona hastanesindeydi.U. emekçi sınıfın yararına kullanacaktım. biri yaralandı mı zaten hep böyle olurdu.O.» «Oh. Ne de olsa siz yalnızca verilen emri yerine getiriyordunuz.'un lağvedilmesini talep eden.kezlerinde muazzam sayılarda silâha el konuyordu.'nı. çarpışmalara ilişkin haberleri yalnızca azılı partizanca değil.'a bağlı olduğum için. Çarpışmalar sona erdikten sonra. Daha önceden. Tompson hemen. Oteline döndü. «farklı kalmakta anlaşıp» aslında siyasî hasmımız olması gereken birisiyle içki içemiyordunuz.M. P.» dedi. hiç kuşkusuz. «P.O. La Batalla hâlâ ortalıkta gözüküyordu. önceden olduğu gibi. ama ne yazık ki kaldığı otel şehrin Güvenlik Askerleri'nce denetim altında tutulan kesimindeydi —sokak çarpışmalarında yerel coğrafyayı bilmek ne kadar önemli! Otel basılmış. Anarşistler esirlerini salıvermiş. gerçeklere de aykırıydı. ama Güvenlik Askerleri kendi esirlerini bırakmamış ve bunların çoğu hapse atılmış.U.U. Salı sabahı ona sokakta rastladım. bu olaydan sonra Komünistler'in denetimi altındaki hiçbir birliğe katılamayacağımı söylemek zorunda kaldım. çünkü yaralılar sık sık bir hastaneden öbürüne yer değiştirirlerdi. Bunlar olurken. Otelime dönüp orada oturacağım. çarpışmalar başladığı sıralarda gerisin geriye Barselona'ya gönderilmişti. Hayli şaşırmıştım. birçokları muhakeme edilmeksizin. her yanda uğuldayan tüfek ateşinden hayli tedirgindi. U. Postahaneler yeniden çalışıyordu. hiç kimse için uzanacak bir yer bulunmayacak derecede ağzına kadar dolu bir hücrede tutulmuştu. Sonra onunla temasımızı kaybettik.U. Neyin nasıl olduğunu gerçekten gören Komünistler'in bazıları. Otelin holünde bazı çirkin ağız dalaşmaları yapılıyordu. bu. aylarca hapiste tutulmuşlardı. Komünist arkadaşımız bana bir kere daha yanaştı ve Uluslararası Tugay'a transfer olmayı isteyip istemediğimi sordu. diye kararlaştırılmıştı. yalnız P.M. bu mesele değil canım. ortalığı alevlendirici makaleler yayınlıyorlardı. Durmadan ortaya atılan suçlamalar karşısında tarafsız kalmak olanaksızdı. sanırım.O. Thompson yakalanmış. fakat hiç kuşkusuz.» dedim. olaylar için uydurulan yorumlar karşısında hayretten dona kalıyorlardı. o da herkesin ağzındaki soruyu sordu : «Nedir bu Allahm belâsı şey?» Elimden geldiği kadarıyla anlattım herşeyi. Çok sayıda siyasî zanlı yabancı. Artık. Çarpışmaların bittiği şu sırada. hapishaneler dolup taşıyordu. «Sizin gazeteleriniz benim faşist olduğumu yazıyor. Douglas Thompson'-un Nisan başında yaralandığından söz etmiştim. oteldeki korkunç kuşku ve düşmanlık havası daha da kötülemişti. tarafından ustaca düzenlenen bir faşist «beşinci kol» ayaklanmasından başka bir şey değil.S. P. mutlaka siyasî bir zanlı olmalıyım. İspanyol emekçi sınıfına karşı kullanılabilirdi.O.C. Kolum hâlâ kötü. peşlerinde polis ve devamlı ele verilme korkusuyla saklanıyordu. P. Pasaportsuz olan ve genellikle kendi ülkelerinde gizli polisçe aranan İtalyan ve Almanlar'ın durumu en kötüsüy163 . Eninde sonunda.M. Buna benzeyen daha bir sürü olay oluyordu.

siyasî açıdan karşı tarafın adamlarıydı ve benim P.C. Bu belâ sona erdiğinde hepimizin yeniden onu görmeye geleceğimizi umuyordu— gerçekten de onu görmeye gittim. ama zamanın tuhaflıklarından birçoğunu aktarmakta başarılı olduğumu sanmıyorum. içinizde. Başıyla Plaza de Catuluna'daki cehennemi ateşe doğru işaret ederek (sanki bu sabahın çok güzel olduğunu söylüyormuş gibi) «Eh. Adamın yatak odasından çıkarken kazârâ çarpıştığımızda. sansürlü gazeteler. karmakarışık gerginlik sinirlerimi sonuna kadar zorlamıştı. Çarpışmanın uzun süren kâbusu. ama benim onu öyle sandığımı düşünmüştü. Ramblas'dan aşağı doğru yürüyüş yaparken gördüğümü hatırlıyorum. köşedeki Hotel Colon'dan P. vb. Tek akla gelen. kız adamın metresi falan değildi. zavallı kızın yüzündeki utanç ve sefalet ifadesini hatırlıyorum.S. İngilizler'i çok simpatico bulduğunu söyledi.S. Oraya. Hiç kimlik belgesi olmayan bir Alman kızı günlerce bir adamın metresi pozuna girerek polisi uyutmuştu. hattâ aradan aylar geçtikten sonra Barselona'da bulunmuş bir kimse. «Böyle şeylerin olması çok kötü değil mi? İş için de çok kötü. korku. Temmuz'un 19'u geldi yine» diyen öbür küçük adam. çarpışma sona erdikten sonra ve birkaç dakika için 5 Mayıs'dakine kısa süreli ateşkes sırasında gittim. sınırdışi edilerek Fransa'ya gönderileceklerdi ki. Ayakkabı dükkânında postallarımı yapan adamlar.M. Poliorama'nm üstündeki müzede kapıcı olarak çalışan ve bütün bu olanlara toplumsal yaşayışın gereği olan şeyler diye bakan küçük adam.U. bütün davanın kendilerine anlamsız bir gürültü gibi geldiği savaşın dışında kalanların bir anlık görüntüleri. Bir türlü sona ermemesi ne yazık! Cephede olanlar yetmiyormuş gibi» vb. bir arkadaşınızın şimdiye kadar sizi polise gammazlamış olabileceği gibi nefret uyandıran bir duygu taşıyordunuz. İngilizler'in kendisini ziyarete gelmesinden çok hoşnut olmuştu. Barselona çarpışmalarının ortasında olan bitenlerin neye benzediğine dair bir fikir vermeye çabaladım. Bir iki yabancı kadın İspanyollar'la «evlenerek» durumlarını çabucak usulüne uydurdular. İtalya ya da Almanya'ya geri yollanmaları demekti.dü. Yine de davranışları tümüyle tarafsızdı. makineli tüfekleri ateş açıyor ve onları geri püskürtüyordu— neden bilmiyorum. Sonradan. üyesi de olabilirdiler— her_ neyse. kuşku. Öyle bir noktaya gelmiştim ki. nefret. Baştan aşağı siyahlar giyinmiş büyük bir kalabalığın da bir saat boyunca Palaza de Cataluna'dan geçmeye çalıştıklarını ve hep başarısızlığa uğradıklarını hatırlıyorum. caddeye koştuğumda birkaç Güvenlik Askeri'nin kudurmuş bir köpeği vurduklarını öğrendim. damda oturup acaba bir dakika sonra vurulacak mıyım.U. Ne zaman yan sokaktan başlarını uzatsalar. kadının sağır olabileceğiydi. Halk arasında bir sürü insan.C.G. bunların bir cenaze alayı olduğunu düşündüm. çünkü silâhsız oldukları açıkça görülüyordu. Yakalandıkları takdirde. Geriye baktığımda belleğime takılan şeyler o sırada rastgele yapılan gözlemler.'nin adamlarıydı. Bir iki sokak ötede tüfeklerin çatırtı ve gümbürtüsü duyu164 lurken. gürültüsü. önünde kıvırcık tüylü beyaz bir köpekle.'lu olduğumu biliyorlardı. bu. Tanrı bilir onları ne korkunç olayların beklediği. modaya uygun giyinmiş bir kadını koluna alışveriş sepetini takmış. her kapı çarpışında tabancama sarılıyordum. çalışanlar da U. 165 . tamamen boş Plaza de Cataluna'da aceleyle karşıdan karşıya koşarken her iki elinde beyaz mendiller sallayan bir adam. bir ilgi kayması olmadan. herkes «yine başladı» diye bağrışıyordu. Bütün bu zaman boyunca.U. yoksa bir başkasını mı vurmak zorunda kalacağım diye ölesiye sıkılmak. O zaman. yiyecek ve uykudan yoksunluk. tıka basa doldurulmuş hapishaneler. T. Kuşkusuz. çarpışmadan önce. Cumartesi sabahı caddeden bir silâh gümbürtüsü koptu. Pahalı bir dükkândı. muazzam yiyecek kuyrukları ve sinsi sinsi gezinen silâhlı adamların yarattığı korkunç havayı hiç unutamayacaktır. Bir de.O. P. belki de Barselona'da oturanların çoğu bütün çarpışmaya.

elimden geldiğince iyi bir biçimde daha kapsamlı konuları tartışmam gerekiyor — gerçekte olan nedir. yalnızca yanlış haber vermekle kalmayıp. olayın doğru ve yanlış yönleri nelerdi. Önceden olduğu gibi.N. üzerinde çalışmak için bir yığın suçlama ve parti propagandasından başka birşey bulamayacaklar.T. 3 Mayıs'ta Hükümet. artık büyük bir patlayışa kaçınılmaz gözüyle bakılıyordu. kötü yönetildiği. lütfen bu bölümü atlayın. 11 Gerekli kayıtların olmaması yüzünden. ayrıca resmî görüşmelerin dinlendiği ve banda alındığı gibi gerekçe167 166 . bunun dengeli bir görünümünü vermeye çalışmak önemli birşey-dir. gerçekten olan neydi? Uzun bir süreden beri Katalonya'nın her yanında gerilim yükseliyordu. ve ne gibi sonuçlar doğurmuştur. ben de yalnızca kendi mahallemde neler olup bittiğini gördüm. Şimdiden bu konu üstüne bir çok kitabı doldurmaya yetecek miktarda yazı yazılmıştır. iyi silâhlarla donanmış «gayrı siyasî» bir polis kuvveti kurulmasına da karar verilmişti. Bu kitabın daha önceki bölümlerinde Komünistler'le Anarşistler arasındaki çatışmaları bazılarına anlatmıştım. Ben bile. bunların onda dokuzunun gerçek dışı olduğunu söylersem abartmaya kaçmış olmam sanıyorum. Böyle olmakla birlikte. C. bütün özel silâhların teslim edilmesine ilişkin Hükümet emri idi. Her zaman olduğu gibi.ya da bir hava baskınında duyacaklarından zırnık fazla olmayan bir ilgi ile bakıyorlardı.T. O sırada. eğer sorumlusu var ise bu sorumlu kimdi? Barselona çarpışmaları pek çok siyasî tartışmaya sermaye edildiği için. halka geniş olarak yansıtılmasına izin veriliyordu. Bu bölümde yalnız kendi kişisel gözlemlerimi anlattım. Barselona'daki herkes gibi. ama ortalığa yayılan yalanların pek çoğunun tersini kanıtlayacak kadar çok şey duydum ve olaylara tanık oldum. Barselona çarpışmalarının tümüyle doğru ve tarafsız bir öyküsü hiçbir zaman yazılamayacaktır. Bundan sonraki bölümde. bunun yanısıra. 1 Mayıs'ta hiçbir baş kaldırma hareketinin olmayışı herkesi sevindirmiş ve şaşırtmıştı. lâğım çukuruna dalmaya benziyor Fakat gerçeği olabildiğince ortaya çıkarmaya çabalamak ve kurmak gereklidir. denetimindeki kimi kilit endüstrilerin ele geçirilmesi olacağı herkesçe apaçık biliniyordu. bazı sunturlu yalanların aksini kanıtlayabilir ve bu olayın belirli bir perspektife sokulmasına yardımcı olabilirim. Bundan sonraki adımın. Ayrıca. ilk bakışta sanıldığından daha büyük bir önem taşımaktadır. Her şeyden önce.'li işçilerin çalıştırdığı Telefon Santralı'nı. siyasî çatışmalarla (tıpkı bir Çin savaşındaki generallerin adları gibi) insanın aklını karıştıran partiler ve alt-partilerin isim kalabalığıyla ilgilenmiyorsanız. Gelecekteki tarihçiler. O sırada yayınlanan gazete haberlerinin hemen hepsi savaştan uzaktaki gazeteciler tarafından uydurulmuştu. sorunun tek bir yönünün. işçi sınıfı saflarında servetle sefalet arasındaki karşıtlığın gittikçe artmasından ileri gelen belli bir kırgınlık ve devrimin sabote edildiği yolunda genel ve muğlak bir duygu da vardı. Bu örgüte sendika üyeleri alınmayacaktı. gözlerimle gördüklerimin ve sözlerini güvenilir saydığım başka görgü tanıklarından öğrendiklerimin ötesinde pek az malzemeye sahibim. Partiler içi polemiğin ayrıntılarına girmek korkunç bir iş. savaşın başından beri çoğunlukla C. okuyucuları maksatlı olarak da yanlış yöne çekiyorlardı. 1937 Mayısı'nda herşey öyle bir noktaya ulaştı ki.N. Sürtüşmenin bardağı taşıran nedeni. Uzak bir şehirdeki bu sefil dalaşma.

Çarpışmalar sırasındaki kayıplar.G. caddelerde silâhlı Anarşistler belirdi. . çarpışma. hiç kuşkusuz. işler durdu ve hemen ardından çarpışma patlak verdi. bu noktada direnmenin varlığı. manevrayla sendikacıların ellerinden kaydırılmıştı. Cabellero Hükûmeti'nin düşürülmesinde de etkili oldu. Ölü sayısı abartmalı verilmiş olabilir.C. milis güçlerinin dağıtılmasına.N. Çarpışıp da yenilmenin.P. Savaşın patlak vermesinden bir yıl sonra Kata-lonya emekçileri iktidarlarını büyük ölçüde yitirmişlerdi. sokaklara dökülen C. ertesi sabah millet kendiliğinden barikatları farketmeye başladı.S.N. kesinlikle. şehrin her yanında barikatlar kurulmuştu ve çarpışmalar 6 Mayıs sabahına dek aralıksız sürdü. daha iyi durumdaydı sayılır.O. .M. resmî bildirilere göre. önderleri ile birlikte herkesi işlerinin başına dönmeye çağırıyorlardı. herkes bunun C. ama. İkinci olarak. Fakat genel olarak kabul edilmiş bir önderlik ve belirli bir plân yoktu —gerçekten. binalar kuşatılmış ama hiçbiri zapdedilmemiş ve hiç topçu da kullanılmamıştı. hiçbir plân yapılmamıştı. emekçilerinin bu çarpışmada pes dememekle birşey kaybedip kaybetmedikleridir. merkezî denetime.'nin resmî önderleri U.N.N.T.S.M. C.U. (kendisine verilen emirlerin sınırını aşıyor muydu aşmıyor muydu bilinmez) binayı ele geçirmeleri için üç kamyon dolusu silâhlı Güvenlik Askeri gönderdi. 6 Mayısîta ateş kesildi. Herşey bir yana. Sivil giyinmiş silâhlı polisler caddelerde yol açılırken. Barselona Telefon Santralı'nın ele geçirilişi. muvazzaf kuvvetlerin elindekiler dışında bütün silâhların teslim edilmesine ilişkin bir emir yayınladı ve ertesi birkaç gün içinde çok sayıda silâh ele geçirildi. silâhlı polis kuvvetleri ve P.T. Bu koşullar içinde hiç kimse çarpışmaya devam etmeyi göze alacak kadar davaya güvenemiyordu 7 Mayıs öğleden sonra şartlar hemen hemen normale dönmüştü. Katalonya'nın Valencia denetimi altına girmesine. (Komünistler ve Sosyalistler) tarafından yapılacak bir saldırının işareti olduğuna inanıyordu. İşçilerin binalarına bir saldırı olacak diye bir söylenti şehri dolaştı. yiyecek gitgide azalıyordu.N. daha da büyük kayba uğramış olabilirlerdi. 5 Mayıs gecesine kadar C. çarpışma sonrasının etkilerini herhangi bir kesinlikle söylemek de imkânsızdır. ama nispeten hâlâ iyi durumdaydılar.N.C. dört yüz ölü ve bin kadar yaralı idi. Asıl dava. ani saldırısı yüzünden yeniden bozuldu. takım takım Güvenlik Askerleri stratejik noktalardaki başka birçok binaları da zaptetti-ler.ier öne sürerek devralmaya karar verdi. Bununla birlikte.T. muhtemelen Güvenlik Askerleri'nin silâhsız C.I.T.T.'ye karşı Güvenlik Askerleri ve P.O. ama bu rakamı çürütecek delillerden yoksun olduğumuz için. Bu patlamanın savaşa doğrudan bir etkisi olup olmadığı konusunda bir delil yok. kuvvetleri emekçi banliyölerini. ayrıca çok sayıda Güvenlik Askeri teslim olmuştu. emekçi sınıfın denetiminden çok uzakta.T. O akşam deniz 168 yoluyla Valencia'dan gönderilen altı bin Hücum Muhafızı Barselona'ya vardı ve şehrin denetimini eline aldı. P. Güvenlik Askerleri'ne karşı direnmeyi öngören belirsiz bir kararın dışında. doğru kabul etmek zorundayız.'un ilgasına bahane edilirken. O gece ve ertesi gün. sürecin hızını herhalde azaltmıştır.F. devlet kapitalizmine ve muhtemelen. Aşağı yukarı aynı saatlerde.T. her iki tarafta da savunma niteliğindeydi. Ne var ki. Asıl niyetleri her ne idiyse. 169 . Bu patlama. hiç savaşmamaktan daha iyi sonuç verdiği örnekler vardır. Bildiğim kadarıyla. Fakat. işçileri üstüne.U.U.A. Ne türlü kışkırtma olursa olsun yan gelip yatacaklarını açıkça belirtmiş olsalardı. özel kapitalizmin yeniden sunuluşuna doğruydu. de şehrin merkez ve resmî kesimlerini tuttular. anlaşıldığı kadarıyla. bunlar zaten olacaktı diye düşünebiliriz.U. ama biraz daha uzasaydı etkisi olacağı kuşkusuzdu. Durum kabataslak şöyleydi: C. Doğrudan iktidar geçen yıldan beri. Hükümet. Polis Şefi Salaş. Gerçek şudur ki. düpedüz uzun bir süreç içindeki tek bir olaydı. Genel eylemin yönü.

bu patlamanın gerisinde ne gibi bir gaye —herhangi bir gaye var idiyse tabii— vardı? Bu bir çeşit coup d'etat ya da ihtilâl girişimi miydi? Gerçekten Hükûmet'i düşürmeyi mi hedef almıştı? Önceden tasarlanıp üzerinde karar verilmiş miydi? Benim fikrimce. Çarpışmalar sırasında gördüğüm tek el ilânı. Bir İngiliz kruvazörü ve iki İngüiz destroyeri limana girmişlerdi.T. çünkü bu başlıbaşma sıradan adamların çıkardığı bir olaydı. İngiliz gazeteleri bu gemilerin Barselona'ya «İngiliz çıkarlarını korumak için» gittiğini ilân etti.T. önderlerin izleyicilerinden daha tutucu olmalarını sağlıyordu. Kimi yabancı gazetelerde bu bildiri. önderleri de. emekçiler sokağa dökülmüşlerdi. Herkes sokağa fırlamış. yalnızca Durruti Dostları —F. Ben kendim ne bildiriyi ne de o tarihli La Batalla'yı gördüm.'nin hâlâ Hükûmet'te ve Generalite'de temsil edilmesi. karaya hiç 170 asker çıkarmadılar ya da hiçbir mülteci kabul etmediler. yabancı bir müdahale yapılmasından korkuyorlardı. Göründüğü kadarıyla hiç kimsenin elinde bir kopyası bulunmayan bu bildiri hakkında büyük belirsizlikler vardır.Üçüncü olarak. Franco'ya karşı sürdürülen savaş kazanılmadan önce asla ayaklanmaktan yana değildiler. çarpışma ise hiç değilse şimdilik.M. O.M.G.O. önderlerinin asıl gayesi U.U.M. emekçilerin şehre egemen olması halinde. ile ittifak kurmaktı. hattâ izleyicilerini barikatlarda kalmaya teşvik ettiler ve Durriti Dostları'nın yayınladığı aşırılık yanlısı bildiriyi bile onayladılar (6 Mayıs. ve P. Her iki tarafta da hiçbir belirli plân işareti yoktu. İkinci olarak. C. çarpışma yalnızca herkesin onu beklemesi anlamında.U.A.'un önderleri bu olayda mesuliyet taşımadıklarını söylemediler.'nin resmî liderleri daha başından olayla ilgileri olmadığını açıkladılar. Anarşist önderleri —o sırada herkesçe bilinmemekle birlikte— olaylar belli bir noktanın ötesine sıçrar da. önceden düşünülmüş ve tasarlanmıştı. önderlik etmiyor. emekçiler sokağa döküldü mü.G. İspanyol Hükûmeti'ni Franco'dan kurtarmak için parmağını kıpırdatmayan İngiliz Hükümeti.O. bir marksist çizgiyi tutarak hareket ettiler. T.Leninist-ler) 4 Mayıs'ta çıkardıkları bildiriydi. hayli ukalâca. «Herkes barikatlara gitsin —savaş sanayii dışındaki bütün sanayi kollarında genel grev yapılsın» idi. önderlerinin tutumları tereddütlüydü. yani. ama bu bildiri 5 Mayıs'tan önce çıkmadı. (3) Güvenlik Askerleri'nin silahsızlandırılması için çağrıda bulunduğunu söyleyebilirim. Bu nedenle «19 Temmuz'un ruhunu yeniden uyan171 . Ama gerçek şuydu ki. aynı hükümeti kendi emekçi sınıfından kurtarmak için yeterince çabuk müdahale edecekti. ama hiç değilse içten içe muhtemeldir ki. gemiler bunu gerçekleştirmek için hiçbir eylemde bulunmadılar. arasındaki ayrılığı zorunlu olarak genişletecekti. P.N.T. onlarla birlikte olmak devrimci partilerin görevidir diyen.) Fakat gerçekte P.I. Bir başka deyişle. izliyorlardı. bu bildirinin (1) İhtilâlci bir konseyin (cunta) kurulması. (2) Telefon Santralı'na yapılan saldırının sorumlularının bulunması. Üçüncü olarak. ile U. Bunlar da yine. dolayısıyla. şehrin her yanma yapıştırılmış «ortalığı alevlendirici bir afiş» olarak tanımlanmıştı. kuşkusuz yakınlarda daha başka savaş gemileri de vardı. küçük bir grup Troçkist'in (Bolşevik . P. siyasî önderleri de onları istemiyerek izlemişler ya da hiç izlememişlerdi.U. Devrimci bir çizgide konuşanlar. Bu noktada kesin bir şey söylenemez. Durruti Dostları bir çeşit devrimci bildiri dağıttılar.'un içinde küçük bir aşırı grup— idi. Anarşistlerin safında eylem nerdeyse kesinlikle kendiliğinden oluşmuştu. Bunun birçok nedeni vardı En başta. C. daha iki gün önce kendiliğinden başlamış olan çarpışmayı onların başlattığı söylenemez.N. C. Kesinlikle böyle bir afiş falan yoktu.M.T. Bunun da başlıca söylediği şey. belki 5 Mayıs'ta yaklaştıkları gibi.O.N. La Batalla'nın bildiriyi nereye kadar kabul ettiğine gelince. orası da meçhuldür.N.U. Çeşitli kaynakları karşılaştırdıktan sonra. La Batalla). zaten olan şeylerin yerine getirilmesini istiyordu. Ne var ki.T. C.

muhtemelen. alelade C. siyasî bir sermaye haline getirilmişti. ama katılmak zorunluluğunu da duyduklarını söylediler. kuşkusuz P. Meselâ.N. yalnızca taraftarlarının uyanık kalmasına ve son bölümde değindiğim gibi. daha az delille gerek önceden gerek sonradan yapılan suçlamalarla oranlanırsa hiçbir şey değildi.U. önderleri tedbirli tutumlarından fazla birşey kazanamadılar. taraftarları. insanı şaşırtan bir çabuklukla stratejik noktalardaki binaları işgal ettiler. hep yapıldığı gibi.N.O. Bu nokta. emekçilerin eylemlerini savunma ile sınırlamak için ellerinden geleni yaptılar.M. Propaganda açısından. bildirinin «Barikatlarda kalınız» demekten fazla bir tesiri olmadı.'un yasaklanmadan önceki kısa dönemde üye sayısı bir dereceye kadar artmıştı.dırmak» ve benzeri sloganlara rağmen. La Batalla ayrıca hiçbir birliğin cepheden aynlmaması yolunda talimatlar da yayınlandı (*).' un sorumluluğunun. bu çarpışmanın yalnızca P. kalkıştıkları şey.U.O. Sonradan hiç kuşkusuz. Ne var ki. Şehrin çeşitli kesimlerinde takımlarla Güvenlik Askerleri ve C. ama fırsat çıkar çıkmaz hem Hükûmet'ten hem Generalite'den atıldılar.O.G. Eylemleri temelde savunma niteliğindeydi ve hemen neredeyse bütün yabancı gazetelerde yapıldığı gibi.N. ama bazı şeyler insanı kuşkuya düşürüyor. herhangibir bina üzerine saldırı emri asla vermediler.O. aralarında bir tutam da U. Barikatların gerisindekiler muhtemelen.T. bağlılıklarından ötürü övündüler. zâten Komünist basının her halükârda böyle söyleyeceğine kesinlikle inanabiliriz. T. işçileri olan. Buna çok benzer bir olayın (Barselona'dan gelen emirlerle hareket eden silâhlı polislerin Telefon Santralı'nı ele geçirmelerine çok benzeyen) iki gün sonra Tarragona'da da cereyan etmesi çok manidardır. Genel heyecan ve her iki tarafta da söylenen şeyler düşünülecek olursa. haklı çizgi bu olabilirdi. çünkü.O. O zaman insanların söylediklerinden anlaşılabileceği kadarıyla. karşı tarafın niyetleri neydi? Eğer bir Anarşist «Coup d'etat» sı değil idiyse. bir «ayaklanma» diye tanımlanması gerektiğinden kuşkuluyum.U. Hükûmet'i devirmek değildi.M. Kestirilebileceği kadarıyla P.'un düşmanı olan Durriti Dostları'nın bildirisini destelkemek.O.O. Taktik açısından. C. Ayaklanma. Zaten Barselona'da da Telefon Santralı'na yapılan baskın tek başına soyutlanmış bir eylem değildi.T.U.U. önderlerini benimser gibi görünmekle.T.M. lanma olduğunu yazmalarını kolaylaştırdılar.N.U.T. acaba bir Komünist Coup d'etat'sı olmasın — bir vuruşta C.U. işçileriydi. saldırgan eylem ve belirli bir plân demektir.) son sayılarından tam tersini. P. tarafından yürütülmüş bir çeşit ayak(*) Inprecor'un (International Press Correspondence'ın kısaltılmış adı — Komünist Enternasyonalin gazetesi. çok küçük bir örgüt ve genellikle P. birliklerinin cepheden ayrılmasını emrettiğini söylüyor. önlemek imkânı oldukça ateş açılmamasını emrettiler.O.M.M. doğru ya da yanlış olarak polisten gelen bir saldırı diye gördükleri harekete karşı direnmekti. herhangi bir yerde gerçek bir ihtilâlci niyet yoktu.M. bir hata olur. U. Daha doğrusu buna bir kalkışma denebilirdi— çok kanlı bir kalkışma. bu da.M. eğer gerçekten çarpışma başlamadan önce değilse bile. yani La Batalla'nın P. O sırada P. önderleri ile kişisel ilişkileri olanlar (benim ilişkim yoktu) bana gerçekte bu işten tümüyle hiç hoşlanmadıklarını. sonradan «Mayıs'ın görkemli günleri» nden bile dem vurdu.M. adı geçen tarihli La Batalla'ya bakılarak kolaylıkla tespit edilebilir.'nin gücünü yerle bir etmek için plânlı bir çaba? Böyle olduğunu sanmıyorum. Üstelik bu. herkesi teşvik etmekten ve muhtemelen bir kısım ahaliyi orada kalacaklarından daha uzun süre kalmaya ikna etmiş olmaktan ibaret bulunduğunu söyleyebilirim. her iki tarafında ellerinde ateşli silâhlar vardı ve bunları kullanmaya istekliydiler. önderlerinden biri olan Gorkin. Fakat. Ama Anarşist gazetesi Solidaridad Obrera buna karşı çıkarken. Fakat hatır173 172 . P.

Fakat. «İspanya Hükûmeti'ni arkadan bıçaklayan» vb. başlıca da sivil halkla polis arasında geçti (2) Çarçabucak yiyecek kıtlığı baş gösterdi. Sonuç olarak. Hükûmet'in Anarşistlerin ellerindeki silâhlarını teslim etmelerini emretmesinden 174 doğmuştur. Hem Anarşistler hem de P. aynen böyle olmuştu. ama bunlar gerideki «siyasî-olmayan» polis güçleri için alıkonuyordu. ve Barselona'da çatışma patlak verdiğinde. Komünistler'le Anarşistler arasındaki. zâten mevcut olan bombayı ateşleyen kibrit oldu.C. üstüne genel bir saldırı plânladıkları anlamı çıkmaz.N.S. Fakat bu kesinlikle akıllıca bir davranış değildi. Anlaşıldığına göre.U. Barselona sokak çarpışmaları konusunda uzun tarihi olan bir şehirdir. er geç bir çeşit boğuşmaya varacak ayrılık vardı. birkaç gün önce gülerek. ama) belâ çıkacağını beklemişler ve ona göre hazırlanmışlardı. (*) New Statesman (14 Mayıs). cephede pek makbule geçecek bir sürü silâh caddelerde açıkça görülüyordu. 175 .lamak gerekir ki.'nin silâh istif ettiğini herkes biliyordu.C. çoğu Franco'ya karşı savaş kazanılır kazanılmaz Anarşizm'i «tasfiye etmek» niyetlerini açıkça ifade eden binlerce yabancı Komünist de İspanya'ya gelmişti.'nin silâhlarını elinden bırakmayacağını gayet iyi biliyorlardı. bu işin sorumlularının bir belâ çıkacağını düşünmemiş olmaları akla yakındır. Kuşkusuz. bütün bunlar İngiltere'de değil İspanya'da oluyordu. Her iki tarafın da geniş ölçüdeki bir çarpışma plânladığına inanmayışımın iki nedeni var: (1) Her iki taraf da Barselona'ya önceden birlik göndermedi. bundan C. Bu koşullar altında Anarşistler'in 1936 yazında elde ettikleri silâhları teslim etmesi pek beklenemezdi . oraya silâh sevkedilemiyordu.doğrusu. Katalonya'nın en büyük gücü olan P. Aylardan beri İspanya'nın çeşitli kesimlerinde Komünistler'le Anarşistler arasında uzun silâhlı çatışmalar olageliyordu. kavganın en az iki kişiyle yapıldığını ve ahalinin kışkırtma diye bakacakları bir şeye hedef olmadan barikat kurmaya başlamayacakları da hatırlanmaya değerKargaşalık. nitekim çarpışmalar nihayete erdikten sonra. sadakatsiz Anarşistler ve Troçkistler tarafından yapılmış bir ayaklanma olarak gösteriliyordu. Barselona çarpışması. Telefon Santralı'nm işgali. Fakat. birliklerinin beslenmesidir. bir yangın alarmında olduğu gibi herkes yerini alıverir. İş bu kadar basit değildi. herkes yerel coğrafyayı bilir. Anarşistler kendi silâhlarını teslim etseler bile. olayın doğru ve yanlışlarına gelelim. Böyle yerlerde herşey çabucak oluverir. Her iki tarafın. İngiliz basınında bu.S. doğal olarak. İngiliz terimlerine çevrilmiş ve ortaya şu ifade çıkmıştı: Aragon cephesinde silâha şiddetle ihtiyaç vardı ve vatanseverlikten yoksun Anarşistler silâhlarını alakoyduklarından. Bunlar olurken. Bunun altında da. Savaşın başından beri İspanya Komünist Partisi üye sayısı bakımından muazzam büyümüş ve siyasî iktidarın çoğunu ele geçirmişti. Katalonya ve Barselona. hizipler hazırdır. Anti-Faşist yabancı basında bu konu müthiş bir mesele yapıldı ama her zaman olduğu gibi davanın sadece tek yönü duyurulabildi. amansız bir düşmanla savaşırken kendi aramızda çatışmaya başlamamak çok iyi olur. İspanya'da orduda hizmet görmüş olan herkes bilir ki. silâhlar ateşlenmeye başladığında. her iki taraf bol bol silâh çıkardılar. düpedüz. Son olarak. Anarşistler'in ne olursa katlanacaklarını söylemişti (*). Telefon Santralı'nm işgalinden sorumlu olanlar (belki bu ölçüde değil. bu daha da açığa kavuşmuştu. Bunu böyle koymak İspanya'da gerçekten mevcut şartları dikkate almamak olur. bir iki haftalık sokak çarpışması ve genel grevi uzun uzun düşünüp de önceden yiyecek stok etmemiş olmaları akla çok aykırı geliyor. T. Çarpışma yalnızca hâlihazırda Barselona'da olanlar arasında. Belki de. Katalonya Cumhurbaşkanı Companys.U. İspanyolların yüzlerini ak çıkardıkları tek savaş harekâtı.

hatanın tek bir yanda olmadığı. herşey bir yana. Daha sonra. böyle bir davranış o zamanki koşullarda zorunlu olarak bir çatışmaya götürecekti. kesinlikle. çünkü dünyanın herbir yanında yayınlanmış. Bu noktada bir kimsenin fikri. Dahası var.şimdiden sokak arbedeleri. önemli olan şurası ki. meselâ Santander'de. Bunlar sistematik olarak kötüleniyorlardı ve kendi tecrübemden bildiğime göre. Franco'ya yardım olurdu. bu anlama gelsin diye yapılmıştı.M. «Evet. C. Komünist basın organlarında verilen biçimini ayrıca incelemek gereklidir. böyle bir sorun üzerinde hiç kimse tümüyle objektif olamayacağı apaçıktır. Güvenlik Askerleri'nden iki kat nefret edilirdi (*).)) Buna baştan sona tümüyle katılıyorum.'un üstüne yıkılmıştır. İçimizdeki herhangi bir kargaşalık. Güvenlik Askerleri heryerde güçlü olan tarafa katılmışlardı.T. yerel Güvenlik Askerleri topluca Faşistler'den yana geçmişlerdi. Fakat benim anlattıklarımın. Güvenlik Askerleri'nin emekçi kitle tarafından sevilmediğini hatırlamak gerekir. «sizin iktidarınız sona erdi.O. muhtemelen. Tekrar söylüyorum. Objektif açıdan Barselona çarpışmalarını yazmaya çalıştım. Faşistler'e karşı hükümete sadakatsizliklerinden hayli haklı olarak kuşku duyulduğu için. savaşın başında halkı isyancı generallere karşı direnmeye götüren heyecana herhalde çok benziyordu.U. C.T. suikastler ve bunun gibi olaylara yol açan bir gerilim yaşıyordu. zâten. Fakat. Anarşistleri savunan bir yazınızı basacak birini bulmak neredeyse olanaksızdı. emekçilerinin Telefon Santrali'ni hiç karşı koymadan devretmeleri gerektiği de tartışılabilir. savaşın herhangi bir döneminde İspanyol Anarşistleri lehinde bir söz bulabilmek için çok uzun zaman araştırma yapmak zorunda kalırsınız. işçilerin temmuz çarpışmasında ele geçirdikleri ve çok büyük duygusal önem atfettikleri binalara silâhlı adamların saldırmakta olduğu haberi dolaştı. Olay. böyle (*) Savaş başladığı zaman. tarafından önceden ustaca düşünülüp plânlanmış ve uygulanmış bir isyan alarak gösterilmişti. Daha doğrusu şöyle söylenebilir.N. savaş sırasında da birçok kereler. Bu. Direnmeden başka birşey beklemek sağduyuya sığmazdı. yalnız burada değil. Hükûmet'e karşı yanlış yola yöneltilmiş birkaç «ele avuca sığmaz»ın yardımıyla.M. Eğer bir oran duygusu muhafaza edilirse. geride bir iç savaş başlatarak Hükûmet'in felce uğratılmasi177 176 . İspanya savaşını doğru olarak anlatmak çok güç. bu bir yana. düpedüz İspanyol devrimci partilerinin yabancı basınla herhangi bir teması olmamasıydı. İnsan taraf tutmak zorunda kalır. öykümün öbür kısımlarında da gerçeği iletirken kaçınılmaz olarak hatalar yapmışımdır. bütün bütün P. kendi ön yargılarıma ve yanılgılarıma karşı uyarıyorum.U. Herkesi. kışkırtıcı bir eylemdi. o zamandan bu zamana kısa aralıklarla eklemeler yapılmış ve muhtemelen en fazla kabul görmüş olan tarihi budur. Fakat. yabancı ve özellikle Komünist basında çıkan haberlerden tümüyle farklı olduğu görülecektir. Tek yönlü bir açıklamanın kabul görmesinin nedeni. herhalde. Barselona çarpışmalarının bütün suçu P. bu isyan. davasında haklıydı. Komünist ve komünist taraflısı basında. buna rağmen. gerçekten çarpışmayı kim çıkarmıştı? Hükûmet'in Telefon Santrali'ni ele geçirmeye hakkı vardı ya da yoktu. merkezî hükümet işçj sınıfı denetimi sorununa ilişkin tutumuyla belirlenecektir. bir meselede olamayacağı kavranabilir. Faşist buyrukları altında yürütülmüş. Özellikle İngiliz basınında. Gene de dürüst olmak için elimden geleni yaptım. benim hangi yandan olduğum yeterince açık olmalıdır.O. İlk saatlerde milleti sokağa döken heyecan. Hiç kuşkusuz. Propaganda niteliği taşımayan belgelerin eksikliği yüzünden. sürüp giden bir savaş vardı ve cephe gerisinde çatışma çıkartmamalıydılar. Kuşaklar boyunca la guardia ağa ya da patronun düpedüz kuyruğu olagelmişti. kendiliğinden oluşan bir patlama değil de.N. Anîden şehirde. Hikâyenin. artık biz devralıyoruz» anlamına gelen bir hareketti.

vb.U.O.M. 29 Mayıs tarihli Inprecor [Komünist Enternasyonal Haber Bülteni) Barselona'da barikat kuranların «Parti içinden sırf bu amaçla örgütlenmiş P. Bildiğim kadarıyla «Dördüncü Enternasyonalin Kongresi» diye bir şeyin lâfı bile edil memişti.U.M. desteksiz bir iddiadan ibarettir ve bütün kanıtlar tam tersini gös termektedir..L. tarafından uygulandığı yolundaki yorumun niçin inanılmaza yakın bir iddia olduğunun çeşitli a priori nedenlerine değinmekte yarar vardır. zırdı.U. Mayıs çarpışmalarının Faşistler'ce düşünülüp P. o zamanlar sınırı geçen herkes bunun (aslına bakarsanız.P.A.. ama bu kadarı da yeterince açık sanıyorum.'a aittir» deniliyordu.O. 11 Mayıs tarihli (İngiliz Komünist Partisi'nin yayın organı) Daily Worker'a göre : Sûretâ [ Troçkist ] «Dördüncü Enternasyonel'in Kongresini «hazırlamak» için Barselona'ya akın eden Alman ve İtalyan ajanlarının büyük bir görevi vardı. üyeleri» olduğunu söylüyordu. Alman ve İtalyan Hükümetlerinin Katalonya kıyılarına açıktan açığa kuvvet çıkarabileceği ve bunu «düzeni korumak için yaptığını» ilân edebileceği bir ortam hazırlanıyordu.U.O. cephede Bilbao'ya yapı. Şimdi Komünist basında görülen haberlerden daha başka bir takım alıntılar vereceğim — bunların toptan değersiz sayılacak kadar kendi içlerinden çelişkili olduğu görülecektir. ve onun kardeş partileri (İngiliz I.. o da bütün Barselona'da bir grev çıkarmaya o ölçüde yeteneksizdi. ama isteselerdi bile bu karışıklığı kendileri oluştura mazlardı.U. tüm olanların so178 rumlusuydu ve Faşist buyruklarıyla hareket ediyordu. ama hiçbir Alman ya da İtalyan çıkartma gemisi kıyıya yanaşmadı.M. Sendikalarda hiçbir be lirgin tabanı olmayan bir siyasî örgüttü.U.O.M. (II) Bu işin bir Faşist oyunu olduğu ise. Bu görev şuydu : Yerel Troçkistler'le işbirliği yaparak kargaşalı ve kanlı bir ortam hazırlayacaklar. (I) P. Daha bir sürü ayrıntı verebilirm.M. diyelim. vb. P. saldırısı» haline geliyor ve aynı sayıdaki bir başka makalede «Katalonya'da kan dökülmüş olmasının sorumluluğu P.İtalyan ajanları»na gelince — bunların hepsi hâlis muhlis efsâneydi.O.U.U. Alman ve İtalyanlar da Barselona'da hüküm süren karışıklıklar yüzünden «Katalonya kıyılarını deniz egemenliği altında tutmaya olanakları kalmadığını» ve bu yüzden «Barselona'ya asker çıkartmaktan başka çareleri olmadığını» ilân edivere-ceklerdi. Bütün dalaverenin aracı. «Dördüncü Enternasyonal Kongresi» ve «Alman . Başka türlü söylendikte. «Alman ve İtalyan ajanları» Daily Wcrker'in sayfaları dışında hiçbir yerde varolmamışlar dı. P. İspanya'ya «akın» etmeye gelince. Alman S.M. Alman ve İtalyan Hükümetleri nin Barselona'ya asker çıkartması olduğu söyleniyor. 179 .M. P.. vb. Fakat buna girişmeden önce.M.O. bu tasarının tarihi Temmuz ayına —iki ay sonraya— konmuş ve daha bir tek delege gelmemişti.O.O.M. girmek kadar çıkmanın da) ne denli kolay (!) bir iş olduğunu bilir.. Plânın.U. İngi liz Komünist Partisi'nin Glasgow'da bir genel grev baş latması ne kadar zor bir işse. İyi bilinen cani unsurlarla ve Anarşist örgütlerdeki belli öbür kandırılmış kişilerle işbirliği içinde hareket eden P.O.) için bir kongre toplanması yo lunda belli belirsiz plânlar vardı.O. Önceden söy lediğim gibi.U. cephe gerisinde.M.nı amaçlayan bir Faşist dümeniydi. Makalenin sonlarına doğru Barselona çarpışması «P. Franco'-nun «beşinci kol» uydu — Faşistler'le birlik olup çalışan bir «Troçkist» örgüttü. Troçkist bir örgüt görünümündeki P. önderlerinin tutumu kapışmala rın uzamasına bir dereceye kadar yardım etmiş olabilir di. P. lan hücumla aynı zamana getirilen bir saldırı plânlamış ve örgütlemiştir vb.'un bu büyüklükte bir kargaşalık kış kırtabilecek sayıda adamı ve etkisi yoktu.. olarak Alman ve İtalyanlar için ha. Hele genel bir grev başlatacak gücü hiç yoktu. P.O.U.M.

O.U. «Anarşist» sözünden her İngiliz ürperir.M.O. 6 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle başlıyor: 180 Ufak bir Anarşist grubu pazartesi.U. sendikaları üyesi olan görevlilerin silâhlarını almak üzere. o sırada birisinin bunu farketmesi beklenirdi. Telefonica binasına silâhlı devlet polisi gönderdiler. Bu. 22 Mayıs tarihli Inprecor. bildirilerin çarpışmadan önce Mayıs'ın 3'ünde meydana çıktığını belirtiyor ve «bu gerçeklerin (çeşitli bildirilerin ortaya çıkması) ışığında» diye ekliyor : Bizzat Polis Müdürü'nün önderliğinde polis kuvvetleri 3 Mayıs öğleden sonra merkez Telefon Santralını işgal ettiler. bir gece önce P. "Troçkizm"in adını İngiltere'de herkes duymamışken. Inprecor'un başka bir sayi181 . Bu hayli tuhaf görünüyor.N.O.N.U. Bunun oldukça bariz nedenleri vardır. Telefon Santralı'nın elli P. besbelli ki. Görevini ifa ederken polise ateş açıldı.U. bundan sonra suç kolaylıkla «Troçkistler»e aktarılabilir. İngiliz basınında suçun önce Anarşistler' in.'nin elinde bulunan bir binaya saldırıyor. yeterince açık olarak anlaşılmak gerekir.O.U. Başlangıç olayına. P.'un başlıca üssü olan Lerida'da da.'un üzerine yıkılması dikkati çekicidir. Güvenlik Askerleri C. ilk ifade ile fazla uyuşur gibi görünmüyor. Bu. kendi binalarına —yani gerçekte kendilerine— saldırmış olarak gösteriliyordu. Yiyecek. üyesince işgali. Cephedeki milisin «ayaklanma» da hiç rolü olmadığı kesindir. diyelim.(III) P.M. Fakat böyle birşey ne oldu. Bir hikâyeyi rolleri tersine çevirerek anlatmak gibisi yoktur.O. üç dört hafta sonra keşfedildi. bin ikibin adamı çeşitli bahanelerle Barselona'da toplamak çok kolaylıkla yapılabileceği halde. C. kendi milislerine cepheyi terketmelerini emredip Faşistler'i içeri salıverirdi. dikkat çekecek bir şeydir.'un elli üyesi ve birkaç ipini koparmış kimse tarafından işgal edilen Telefon Santralına gitti.T. İlk önce «Anarşistler» in bu işle ilgili oldukları belirtilsin. sah günleri telefon ve telgraf binalarım işgal ettiler ve ellerinde tutmaya kalkıştılar.T.M.O. çünkü olan bitenin sorumluluğunu karşı tarafa yüklemekten başka hiçbir konuda uyuşmuyorlar. Bu olgulara bakarak. 11 Mayıs tarihli Daily Worker. bu çeşit plânlı bir ayaklanmanın aylarca süren bir hazırlığı.M.U.'un Faşist buyruğuyla nayaklandığı» yolundaki Komünist tezinin delilsizllkten de daha kötü durumda bulunduğu. çarpışma sırasında Mayıs'm 4'ünde ve 5'inde meydana çıktığını söylüyor. tarafından benimsenmeyen Durruti Dostları bildirisinin. Cephede dolaylı bir sabotaj girişimi bile olmadı. milis gücü arasında yıkıcı bir propagandayı ve daha bilmem neleri gerektireceği düşünülürdü.N. ellerindeki tek vurucu güç olan onbin kadar adamı kullanamamaları düşünülemez.T. Faşistler'e yardım etmek isteseydi. provakatörlerin bütün şehirde sokak arbedelerini başlatmaları için bir işaretti. cephane ve bunun gibi şeylerin sevkiyatı her zamanki gibi devam ediyordu. Eğer P. önceden fazla sayıda asker cepheden çekildi. maamafih Daily Worker'da ilk ifadenin yanlış olduğunu kabul eden birşey de yok. caddeye ateşe başladılar.N.M. yani Telefon Sant-ralı'na yapılan baskına ilişkin Komünist haberleri bu bakımdan aydınlatıcıdır. bunun doğruluğunu sonradan araştırmalar yaparak saptadım. çoğunluğu C. Fakat böyle birşeyin ne herhangi bir belirtisi ne de söylentisi vardı. Ve işte 29 Mayıs tarihli Inprecor: Öğleden sonra saat 3'te Kamu Güvenliği Komiseri Yoldaş Salas. Ve ne de. cephede de hiçbir şey olmadı. gerçekten bir coup d'etat plânlıyor olsaydı.U. ne de düşünülüdü. P. Lâkin bu.M.T. Herşeyden önce. ön yargılar için uygun bir hava yaratılsın.M. böylece C. ancak sonradan P.O. Öte yandan 11 Mayıs tarihli Daily Worker şöyle diyor : Solcu Katalan Kamu Güvenliği Bakanı Aiguade ve Birleşik Sosyalist Kamu Düzeni Genel Komiseri Rod-rigue Salas. Komünist basından birkaç alıntı daha ekliyeceğim.

Pitcairn bizim. lağvedildiği ve bütün binaları ele geçirildiği zaman. işte Daily Worker'ın 7 Mayıs tarihli sayısından alınmış. sayıları şimdi daha bile az olan. ama bu işin İspanyol büyükelçiliğindeki sorumluları kasıtlı olarak adamakıllı yalan söylüyorlardı.M. Aradan zaman geçince. ancak gerçeklerden hiçbir haberiniz yoksa. ama aynı tutarsızlıklar başka olaylar hakkında da bütün Komünist basında kol geziyordu. Telefon Santralı'nın ele geçirilmesinden önce bir bildiri çıkıyor ve bu.M.T. Daily Worker'ın daha sonraki (3 Haziran) sayısında da.U.O.'un emrinde yüzlerce ma. iyi niyetle yeniden basmıştı. Bu «kendi kış183 . J. Pitcarin nasıl ve ne zaman P.O.U. olayın sonucu oluyor. Mr. bu. Paris'teki İspanyol Büyükelçiliği'nce yayınlandığı rivayet edilen yazı: Ayaklanmanın önemli bir özelliği Barselona'daki birçok evin balkonlarında eski Monarşist bayrakların dalgalanmasıydı.O.U. elli P. üyesi oluyorlar. bu. milisleri Barselona'daki Lenin kışlasını hatırı sayılır sayıda Halk Ordusu birlikleriyle paylaşıyorlardı.M. adamların mahallî koşulları hiç bilmedikleridir.'ye Telefon Santralı'nda saldırılıyor. üyesi oluyorlar ve daha neler. tüm siyasî partilerin kendi binalarına yerleştikleri muhafızlara ancak yetecek kadar silâhları bulunuyordu. ben yalnız bir tek olayın üstünde durdum.U.U.sında.M. bildiri sonradan ortaya çıkıyor ve bu. C. milisi olmuştur. Bu silâhlar. P.M. Plaza de Espana'-da Troçkistler Aragon cephesi için ayrılmış olan milis gücünün kendi kışlalarında büyük gizlilikle sakladığı «75»lik top bataryalarını harekâta soktular. Bütün bunlara. Pitcairn'in dediğine bakılırsa P. Telefon San-tralı'na saldırıyor. aylarca önce çalınan. U.O. yani demek ki. o sırada.U.N.O.O. P. Yüzlerce makineli tüfekle binlerce tüfeğin hâlâ onların ellerinde olduğu açıkça bellidir. elli P.N.M. bunlar arasında ayaklanmanın başında kışladan çaldıkları tanklar da vardı. P.M. Mr. 29 Mayıs tarihli Inprecor da diyor ki: Mayıshn 3'ünde P. birkaç bomba vardı ve hiç makineli tüfek yoktu. bir P. saklanan silâhlardı. bize Hükûmet'in yalnızca barikatlar çoktan kurulmuş olduğu için Telefon Santralı'nı ele geçirdiğini haber veriyordu! Çok yer tutmaması için.T. düpedüz uydurmaydı.O.'un Halk Ordusu'nun göz yummasıyla tankları çaldığına inanmamızı istiyor. kuşkusuz. 17 Mayıs tarihli Daily Worker'da Mr. Bir anda. Barselona'da bir Monarşist bayrak! Karşılıklı savaşan güçleri bir anda biraraya toplayacak tek şeydi. Bu birkaç kısa parçadaki kadar çok çelişkiyi bir araya toparlamak hayli güçtür.T. ayaklanmaya katılanların duruma hâkim oldukları inancından ileri geliyordu. Mr.O.'un üç ana binasında ne kadar silâh olduğunu belirtmiştim — tahminen 80 tüfek.U.U. «kışla» dan tanklar çalmış? Hangi kışla olduğunu söylemiyor.O. öyle. Mr. Campbell. 182 inanabilirdiniz.U. üyesi. muhtemelen. Örneğin.R. olayın nedeni oluyor ya da mümkün olan ikinci şık olarak. Ayrıca. Hangi İspanyol olsa ülkenin iç durumunu bundan iyi anlardı. ikinci anda öyle değil.N. Frank Pitcairn şöyle söylüyor : Gerçekte saldın sırasında her çeşit silâh kullanıl.M. C.O. Daily Worker bu ifadeyi. Oradaki Komünistler bile bunu okuduklarında gü-lümsemek zorunda kalmışlardı P.. bazı öyle ifadeler vardı ki. kineli tüfek ve binlerce tüfek vardı.'un «ayaklanma» sırasında kullandığı farzedilen silâhlar konusunda da Komünist basının hikâyelerinde aynı şey oluyor. Parti milislerine doğrudan doğruya asker kaydedilmesi sona erdiğinden. mıştı. Yukarıdaki iki ifadenin ortaya koyduğu gerçek. Telefon Santralı'ndakiler bir C.O. Dolayısıyla.. P.M.UM. bu sözü edilen binlerce silâhın özellikle bacaya saklanabilecek cinsten şeyler olmayan tankların ve saha toplarının gün ışığına çıkmaması çok tuhaf görünüyor. 75 mm'lik topların kendi kışlalarında saklanmasıyla ilgili hikâye de.'un yüzlerce makineli tüfek ve binlerce tüfek sahibi olduğunu söylemiyor bize.M.

Bu olayın onun güvenilirliğini ne ölçüde etkiliyebilece-ğini bilmiyorum. Mr. Demeçlerine Komünist basında geniş yer verilen. Fakat Halk Ordusu çarpışmalar sırasında tarafsız kaldı.O. Barselona'daki herkes bunu biliyordu.U.laları» nın nerede olduğuna dair hiçbir şey söylediği yok.) Kuşkusuz gerçek şudur ki. En azından. Katalonya'nın «Troçkistler'e tümden karşı olduğu izlenimini verebilmekti.' un az sayıda oluşuyla Barselona çarpışmalarını bağdaştırmak güç olacağı için bulunup buluşturulmuştu. tanklar.. Hem P.N. Burada amaç. hiçbir topun görünmediğini belirtti. buna bir örnektir. Komünist Partisi. büyük bir kalabalık toplanmıştı.'nin üyeleri binanın tepesine kadar bir kattan öbür kata ge. yalnızca.M. ile ilgili masallar.. Plaza de Cataluna'da. hedef aldığını ve önyargılar oluşturmaktan başka bir amaçları olmadığını farketmeden okumak olanaksızdır. Çarpışmanın başından sonuna kadar oralarda bulunan bir görgü tanığı. Rus Baş-konsolosu Antonov Ovseenko'dan çıkmış olabilir. kayıpları 900 ölü ve 2500 yaralı olarak açıkladı.yı incelediğimde de.. John Langdon-Davies Barselona' da bulunan İngiliz News Chronicle gazetesi idi. fakat Komünist çizgiyi izleyen birkaçı da vardı. Yabancı kapitalist gazeteler genellikle çarpışmanın kabahatini Anarşistler'in üstüne yıkıyorlardı. gazeteci de sonradan bunu bir haftalık gazetede iyi niyetle yazmıştı. riliyerek karşı dururken. . Düşük tahmin yapması hiç beklenemeyecek olan Katalonya Propaganda Bakam ise kayıpları 400 ölü.b. 1000 yaralı olarak verdi. Bunlardan biri. (Çalınmış toplar hikâyesi. Antonov-Ovseenko o zamandan bu yana «tasfiye» edildi..U.N. Olay oldukça bulanık bir durumdaydı.U.O. saat onda ilk ateş açıldı ve ilk cankurtaranlar siren sesleriyle caddelerde kendilerine yol açmaya başladılar. hem de Inprecor'a göre. Daha önce değindiğim gibi. ama Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği biçiminde bir söylenti dolaştı. şarapnel izlerini gösteren hiçbir bina bulamadım. Yine. çarpışma sırasında hiç top ateşi duymadım.Trajedi. sahra topları v.. Onun makalesinden bir bölümünü burada alıntı olarak veriyorum : TROÇKİST BİR AYAKLANMA Bu başındanberi bir Anarşist ayaklanması değildi.. Şafakla birlikte bütün Barselona ateş altındaydı. İspanyol Komünist Partisi genel sekreteri Diaz. Mr. P. Pitcairn'-in 11 Mayıs tarihli Daily Worker'da «ayaklanma»nın Halk Ordusu tarafından bastırıldığım yazması. Servisteki bazı vahim düzensizlikler bir süredir skandal yaratıyordu. P. Plaza de Espana'da ateşlenen şu meşhur top bataryalarından pek çok gazete haberinde söz edildi. C.M. 184 Pitcaim'in bunu bilmediğine inanmak da hayli güçtür.'un çarpışmadan başlı başına sorumlu olduğunu. kezinin ve Hükümet binasının önüne barikatlar kurulmuştu.'un. «Troçkist» P. pazartesi sabahı Hükûmet'in.M. Her iki iddiayı birden inanılır hâle getirecek tek çare. Hava kararırken her işçi mer. yabancılara. «yalnızca birkaç bin kayıtlı üyesi» olan taraftarsız ve önemsiz bir parti olduğunu iddia etmek gerekliydi. kamuoyunun gerçeklerden habersiz bırakmayı bilinçli olarak. çoğu C.O. kendi denetimi altındaki "Du-ruti Dostların ve Özgürlükçü Gençlik aracılığıyla giriştiği başarısız bir putsch'te (darbe teşebbüsüydü). Komünist basının haberlerini. üyesi olan işçilerin silâhlarını almak için Telefon Santral'ına silâhlı polisler göndermesiyle başladı. bu hikâyeyi tanınmış bir İngiliz gazetecisine o anlatmış.O.T. tahminleri ikiyle çarptığı gibi. ama böyle bir şeyin kesinlikle mevcut olmadığını söyleyebiliriz sanırım.U. Plaza de Espana benim bulunduğum yerden yalnızca bir mil kadar ötede olduğu halde. karışıklıkların önemini abartmak için Komünist basında ölü ve yaralı sayılarıyla oynanmıştı. Birkaç gün sonra Plaza de Espana. 185 . Caddeler silâhlı adamlarla doldu. dışarıda. o sırada muhabiri Mr.'un mekanize bir modern ordunun tüm silâhlarına sahip olduğunu uydurmak idi. iş olsun diye birkaç yüz de ekliyordu.M.T.

U.M. «Durruti Dostları»nı ve Özgürlükçü Gençliği.'un gazetesi La Batalla.'nin J. bu besbellidir. Sosyalistliğin İngiliz Liberal Partisi'nin «denetimli örgüt»ü olduğunu söylemek. çarpışma biter bitmez.I.U. ortalığı alevlendirici duvar ilânları yapıştırılmıştı. Mr.. İspanya'nın birinci şehri olan Barselona. bunun tam tersineydi. yani. yani.T.M. tabiatıyla. P.N. Ben ve daha birçokları ilk yaylım ateşinin hemen öğleden sonra başladığını gördük Sonra. Bunlar «Durruti Dostları» nın imzalarını taşıyordu.Gün ilerleyip ölü sayısı yüzün üstüne çıkınca. Caddelerde boy gösteren silâhlı herkese ateş etme hakkını da içeren bir tavırdı bu. İspanya'daki yabancı 187 . bu yıkıcı örgütleri kullanan agents provocateur'ter tarafından kana bulanmıştı. Verilen izlenim sanki barikatların kuruluşu ile açılan ilk ateş arasında birkaç saat zaman geçmiş gibidir.. ile hiçbir bağlantıları yoktu. ile Sosyalist U. U. ve genellikle P. ama kendi başına bile iç. Böyle olmakla birlikte çarşamba akşamı ayaklanmanın gerisinde kimin olduğu açıklığa kavuşmaya başladı. değişmez bir biçimde bina. makalesinin başında Propaganda Bakanı'na bir imâda bulunmakla. gizlenmiş tek tek adamlar (paeos) tarafından daha vahim hale getiriliyordu. sonra Telefon Santralı'na yapılan baskın ve Hükûmet'in Anarşistler'e karşı harekete geçtiği yolundaki genel kanıdan doğmuş gibi gösteriliyor. 186 Bunların ikisi de Anarşist örgütlerdi ve P. Özgürlükçü Gençlik..'un «denetimindeki örgütler» olarak anmaktadır.U. Mr. Aktardığım parçada. «Hava kararırken» barikatlar kurulmuş ve «saat onda» ilk ateş açılmış. Perşembe sabahı Anarşistler'in günlük gazetesi bu bildiriden hiç haberi olmadığını ve kesinlikle bunu desteklemediğini açıkladı.S. Bu. gerçek anlamında sokağa dökülmüş değillerdi. Langdon-Davies bunun farkında değil miydi? Haberi yok idiyse. Anarşist C. tam ciddî birtakım araştırmalara girişebileceği bir anda Barselona'yı terketti. F. Bunlar bir görgü tanığının sözleri olamaz.O. damların tepesinden ateş eden «genellilke Faşist». yukarıda verdiğim Komünist yorumlu alıntılarla pek aynı çizgide değil. yan.'nin içinde küçük bir örgüttü. bu karmaşık konuyu daha bir ihtiyatla yazmış olması gerekirdi.M. genel patlamalar. Bir kere olay «Bir Troçkist Ayaklanması» olarak niteleniyor. Herhalde damlara tırmanıp da sormamıştır.'un azılı düşmanıydı. ve U.M.O. Langdon-Davies.A. Bu ifadeden ateşe başlamadan önce düşmanın barikat kurmasını beklemenin olağan birşey olduğu çıkartılabilir. Fakat burada ciddî olarak yanlış gösterilen bir nokta var. bunlar genellikle Faşistler'di.G. haberlerini baştan sona okuyunca yeterli bir doğrulamaya başvurmadan resmî «Troçkist ayaklanma» yorumunu kabullendiği görülüyor. ama genel paniğe birşeyler eklemek için ellerinden geleni aralarına koyma. Bütün duvarlara hemen devrime geçilmesi ile Cumhuriyetçi ve Sosyalist liderlerinin vurulması yolunda çağrıda bulunan. Langdon-Davies bu adamların Faşist olduğunu nereden bildiğini açıklanmamaktadır.'nin her ikisi de barikatların gerisindeymişler. Şehirde barikatlar kurulmuş ve C. Zaten.çelişki-lerle dolu olduğunu farketmişsinizdir.C. ların damlarından rastgele ateş eden.G.T. kendisine söylenenleri tekrar ediyor ve resmî açıklamaya uyduğu için doğruluğundan hiç kuşkulanmıyordu.N. Oysa.T. Bu bakanlığın isminin etkili bir uyarma için birebir olacağı düşünülebilirse de. ama şurası bir gerçektir ki. Durruti Dostları. aşağı yukarı aynı doğrulukta bir söz olurdu. sonuç nedenden önde gidiyor. olan biten. bildiriyi en yüksek övgüyle yayınladı. Langdon-Davies'in iyi niyetine saldırdığım falan yok. Keşfedebildiğim kadarıyla. P. Mr. Mr.O. Barikatların gerisinde kaldıkları süre.S. her ikisine birden üye olan hiç kimse yoktu. tek tek adamlar var.O.T.U. elde ettiği bilginin çoğunun muhtemel bir kaynağını ortaya koymuş oluyor.'us gibi Anarşistler'in gençlik birliğiydi.U. ce çevreyi gözetleyerek bekliyorlardı. iki gün sonra bunun tüm davayı başlattığı imâ ediliyor. insan ne olup bittiği hakkında bir tahmin yapabiliyordu. ama P. Düpedüz.

Valencia Komünist gazetesi Frente Rojo'ya göre. düpedüz. milislerinin değil. tümden sorumsuzlukla yapılmıştı. birlikleri çok ağır kayıplara uğrar ve 'benim bazı yakın arkadaşlarım ölür ya da yaralanırken. böyle bir etki doğuracağı hesaplanarak yapılmıştı. P. Bazısı 1934 ayaklanmasına karışmıştı ve çoğu sosyalist eylemlerinden ötürü Lerrout Hükümeti ya da Monarşi idaresi altında hapis yatmışlardı.U.U.O. Bu doğru değildi.U. 188 Ralph Bates. Bu.O.O. Savaşın patlak vermesinden biraz sonra. mütevaffa Lord Carson 1916'daki Dublin Ayaklanması'nı ne kadar objektif olarak anlatabilecek idiyse. önderlerinin gerisinde devrimci bir geçmiş uzanıyordu. Troçkizm. bir gazetenin sütunlarında verilebilecek. en önemli bilgileri teslim etmeye dünden razıydılar.O.U.'un Franco ve Hitler'den para alan gizli bir Faşist örgüt olduğu yolundaki genel suçlama hakkında da birşeyler söylemem gerekir. aleyhinde iftirada 'bulunma kampanyasında. P. «Troçkizm bir siyasî doktrin değildi. önce Mad-rid'te.O. resmî Komünist Partisi'nin «Troçkizm» e karşı dünya çapında açtığı kampanyanın bir parçasıydı.O.U.O. Hükümet gerçekten Komünist denetimi altında olmasaydı. bu cinsten bir nesnenin savaş zamanında ortalıkta dolaşmasına izin vermezdi. cephe gerisinden gelen bu iftira yığınının P. Bu suçlama.U.'un geçmiş tarihi bu iddiayı inanılmaz kılmaya yeterdi.U. Fakat bu. U. Propaganda Bakanlığı da Barselona belâsını o ölçüde objektif verebilir. Bu yüzden Winifred Bates ve Daily Worker. şey olmaz) kasdî bir darbe indirmişti. bunun altından gamalı haç belirmiş alarak gösteriyordu. söylenenin yalnızca yarısı kadar birlik bulundurduğunu bildirmesine izin verilmişti. düpedüz Faşistler'den para alan geniş bir casus örgütüydü. P. Buna ek olarak.. Bütün P. düşmana. ve binlerce milis. askerlerinin «silâhtan arınmış bölgede Faşistler'le futbol oynadıklarını» yazdı.O. bunun yanında. Komünist basında. P. New Republic'de Mr. birçok Komünist yazarın askerî sırların açığa vurulmasını önemsiz diye düşündükleri görülür.O.M.M. Joaquin Maurin. Saldırı.» P. bunun sorumluları siyasî nefreti.M.U. Barselona çarpışmasının Komünist yorumunun neden ciddiye alınamayacağının nedenlerini gösterdim. tesadüfen onların yakınında olan. Diyelim. faşizme karşı birleşik cepheye yeğlemiş olmaktan suçludurlar. resmî kapitalist bir örgüt.M.M.O. bu suçlamayı destekleyen hiçbir kanıtın ortaya çıkarılmamış olmasıydı. 189 . Yine. yüzünden orak çekiç işaretli bir maske düşerken. Örneğin. öbür birliklerin de moraline (çünkü komşu birliklerin hain olduğunun söylenmesi fazla teşvik edici bir.O.M.M.M. P. Bu. ama muhtemelen bayan yazar doğru olduğuna inanmıştı. hiç kuşkusuz. halka karşı sabotaj ve cinayet ile uğraşan bir Faşist terörcü çeteydi. çoğunluğunu Faşist ülkelerden gelmiş mültecilerin teşkil ettiği bir sürü yabancı yardımcı ve sempatizanlar. isyan patladığında. kesin bir otorite havasıyla öne sürülüyordu. Başından beri dikkati çeken şey. Gerçekte.U. 1936'dan bu yana önderlik yapan. Cortes'de Franco'nun yakında gerçekleşecek isyanı için uyanda bulunan milletvekillerinden biriydi. yalnızca P.M. sonra Barselona'da dağıtılan habîs bir karikatür P. da «Troçkizm» in temsilcisi sayılıyordu. en aşırı bir kişisel iftira ve.'a karşı yöneltilen onbinlerce suçlama özetle şuna geldi dayandı: hemen tümü emekçi sınıftan onbinlerce kişi.U. Franco'nun gerisinde direnme hareketleri örgütlemeye çabalarken Faşistler'ce hapse atılmıştı.'un cephedeki kendi kesiminde. Faşistler ve «Franco'nun Beşinci Kolu»-nun bir kısmı ile birlik kurmuş «Troçkist» bir örgüttü.'u.M. milisinin moralini bozduğundan şüpheliyim.U.gazeteciler amansız bir biçimde propaganda bakanlığının merhametine kalmışlardı. özellikle 1937'nin başından bu yana defalarca tekrar edilmiştir. Daily Worker'in Şubat'ta çıkan bir sayısında bir yazarın (Winifred Bates).O.U. P. savaş üzerindeki etkileri söz konusu olduğunda. P. Bu sağduyuya aykırı olduğu gibi.M. P.M.O.M.

M.» dediği doğrudur.M. fakat burada başka yerlerde olduğundan daha fazlasının bulunduğuna dâir hiçbir kanıt gösterilemez. Bunları. Buna rağmen döğüşmeye devam ettiler. Gelin görün ki.M.U. Faşistler'den para alan bir parti olsaydı. Her halükârda. P.U. Besbelli. P.P. Faşist-ler'den para alan bir partinin eylemleri olarak açıklamak bana neredeyse olanaksız görünüyor. sokak çarpışmalarında pek çok üyesi öldürüldü. lağvedilmiş ve yasa dışı bir örgüt ilân edilmişti. Gorkin ve öbürleri gerçekten Faşistler'den para alıyor idiyseler. En son olarak.O. bunu bilmek Londra. daha önde belirttiğim gibi. gerçekten bir Faşist örgüt ise.O. binlerce insanın bir iki gün içinde öldüğü. Paris ve New York'daki gazetecilerden çok. insan faşist yanlısı propaganda yapılmasını «bozgunculuk» ve bunun gibi birşey olmasını beklerdi.. P. Bu adamların neden doğruca cepheden ayrılmadıklarını ya da düşman tarafına geçmediklerini anlamak hayli güçtür.M. P. onlarla bağlantı halinde bulunan kendi izleyicilerine düşerdi. savaş tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir casusluk olayının en korkunç parçaları ve Troçkist ihanetinin bugüne kadarki en çirkin ifşaatının ayrıntıları hafta sonunda ortaya çıktı.O. hayli zoraki de olsa..U.'un daha devrimci bir politika yürütülmesi konusunda baskı yapmasının Hükümet güçlerini böldüğü ve dolayısıyla Faşistler'e yardım ettiği konusu — sonunda aynı kanıda olmamama rağmen— tartışmalıydı. Her zaman böyle bir-şeyi yapmak ellerindeydi. üyelerinin karılarını ve bazı durumlarda çocukları bile tevkif ettiler. Komünist basında yer alan bazı saldırıların.'la ilişkisi olan. milislerin vb. özellikle Madrid'de. Komünist basın çok büyük bir Faşist entrikası masalı yarattı.U.. En azından. gibi bir partiyi baş belâsı gibi görmekte haklıydı sanıyorum. hepsinin benzer biçimde suçlu olduğu varsayımına dayanarak P.'un Yürütme Kurulu hapse atıldığında.O.U.O. hepsinin bu entrikaya dahil olduklarını içeriyordu. buna karşı direnişte seçkin bir rol oynamıştı.O. üyeleri değil. 191 190 . böyle bir belirti de yoktu. Fakat bu.M. Burada.O. Yine.U. sıradan üyelerin. yaralıları.O. Bu. P. P. bazı anlarda da etkisi sonucu kesinlikle bağlayabilirdi. sekiz on bin adam 193637 kışının dayanılmaz şartları altında cephede önemli yerler tutuyordu.U. U. P. «Faşistler'den para alanlar sıradan P. hiyanetten tümüyle farklı bir mevzudur. (21 Haziran tarihli Daily Worker çeşitli İspanyol Komünist gazetelerini özetliyor): İSPANYOL TROÇKİSTLERÎ'NİN FRANCO İLE ÇEVİRDİKLERİ ENTRİKA Barselona ve başka yerlerdeki birkaç ileri gelen Troçkist'in yakalanmasını isleyen.' un içinde de Faşist casusları ve agents provocateur'leri vardı.M.O. siyasî parti olarak lâğvedildikten kısa bir süre sonra. birliklerinin neden sâdık kaldıklarını açıklamanın bir yolu yoktur.M. Katalonya ve Madrid'de milis kolları kurulması için çalışan ilk örgütlerden biriydi.M. sırf üyeleri önderlerinden koparmak için başvurulmuş bir teşebbüstü.O.M. Bir süre bütün dünya Komünist basını bu çeşit şeylerle alevlendi.U. Çünkü Nin.U M.M.M.. Fakat bu. Pek çoğu hiç aralıksız dört beş ay siperde kalmışlardı.U. ellerini atabilecekleri herkesi.O. lağvedildiğinde Komünist yönetimindeki gizli polis. önderleridir. hastanedeki hastabakıcıları.O. reformist nitelikte herhangi bir Hükümet P.M.O.U. böyle bir nesneye dâir hiçbir belirti yoktu. Suçlamanın niteliği. sol eğilimli her partide oldukları gibi P. Mayıs ayında işbaşına gelen Negrin Hükûmeti'nin ilk eylemlerinden biriydi. P. Haziran'm 15-16'sında. düpedüz karşı tarafa katılırdı..O. milisi —henüz Halk Ordusu safları arasında dağıtılmadan— olay herkesin belleğinde hâlâ taze iken. P. Savaş içinde faşizm taraflısı eylemlere gelince.M. Huesca'nın doğusuna yapılan öldürücü saldırıya katıldı.U.U. düşmanla birleşmeleri ya da devamlı asker kaçakları olması beklenirdi. Fakat. askerden kaçmalar özellikle çok azdı.

M.» Prieto polisin öteki kanunsuz tutuklama olaylarından da söz etti.. böyle birşey var idiyse. Ruslar silâh verirken Hükûmet'in Komünist Partisi 'ni gücendirmeye kalkışamayacağını bildirdi. Bunlar. gerçekte hayalgücü kuvvetli 'birinin uydurmalarıydı. Bu ifşaatın «kanıtladığı». İçişleri Bakanı Zugazagoitia bu durumu daha da yakın terimlerle dile getirdi: «Rusya'dan yardım aldık ve beğenmediğimiz bazı eylemlere göz yummak zorunda kaldık.'a karşı ileri sürülen iddiaları ve Andres Nin'in ortadan kayboluşunu araştırmak üzere İspanya'ya gitti. İkiyüz «tam itiraf» a gelince. P. İngiliz Milletvekili James Maxton'm başkanlığındaki uluslararası bir delegasyon. Prat Garcia ve ötekiler.O. güyâ adına kanıt denen şeylerin hiçbirinin sağlam olmadığını ve Nin tarafından imza192 landığı söylenen belgenin «değersiz». İlâve olarak. P. P. önderlerinin tutuklanması kararını Hükümet vermemişti. İçişleri Bakanı Zugazagoitia. Ağustos ayında. bu tutuklamalar polisin kendi otoritesini kullanması ile yapılmıştı. önceden bir sürü Faşist casusunda olduğu gibi. ama onlann Faşist casusu oldukları fikrini benimsemedi. Prieto. kabine. olağan gelenekleri uyarınca Komünistler tarafından gizlice yanlarına sokulan.O.U. P. Baş Savcı Ortega y Gasset.M.U. Independent Nevos'da (219 Rue Saint-Denis. Adalet Bakanı Irujo. John Mc Govern başkanlığında başka bir delegasyon Aralık ayında İspanya'ya gittiğinde öncekilerin hemen hemen aynı cevapları aldılar. P.M.O.U.M. «işin en vahim yanı şu ki P. (*) İki heyetin raporlar için Le Populaire'e (7 Eylül). Savunma Bakanı Prieto.U. sanırım. Prieto delegasyondakilere hayli geniş bir biçimde. Fakat son olarak işin özeti şuydu: olaydan altı ay sonra.'a yöneltilen hiyanet suçlaması yalnızca Komünist basında yayınlanan makalelere ve Komünist denetimindeki gizli polisin eylemlerine dayanıyordu. ama onun da bir daha adı sanı duyulmadı. önderlerinin çoğu hâlâ hapisteydi.M.U. beşe karşı iki oyla. 193 . bir haftada muhakeme edilir ve kurşuna dizilirlerdi. Benzer biçimde Irujo polisin yarı bağımsız bir hâl aldığını ve gerçekte yabancı Komünist unsurların denetimi altında bulunduğunu bildirdi.O.U. Fakat Komünist basındaki dayanıksız ifadeler dışında bir kanıt kırıntısı bile ortaya çıkarılamamıştı.» Polisin bağımsız hareketlerini gözler önüne sermek için. Bunun sorumluları polisin başında olan kişiler değil. görünmez mürekkep ile iletilen gizli mesajlar. Bu adamlar gerçekten hıyanet suçlusu olsalardı. önderlerini Earselona'daki Mayıs çarpışmalarından sorumlu saydığını belirtti. Ve ekledi. N harfi ile (Nin anlamına) imzalanmış esrarlı bir belge ve bunun gibi şeylere dâir heyecan verici ayrıntılar vardı. yazdığım gibi..M. yani uydurma olduğunu sözlerine ekledi.U. Hapishaneler Müdürü ve Adalet Bakanı'ndan imzalı bir emir geldiği halde bile Mc Govern ve öbürlerinin Barselona'daki Komünist Parti-si'nin elindeki «gizli hapishanelerden» birine girmek için izin elde edemediklerini bilmek hayli ilginçtir (*). önderlerinin telsizle Franco'ya askerî sırları aktardığı. İspanyol Hükûmeti'nin üyelerinin çoğu. önderlerinin casusluk suçlusu olduğu kanısını hep reddettiler.M. Berlin ile ilişkide bulunduğu. Madrid'deki gizli Faşist örgütüyle işbirliği yaptığı idi. P. Paris) ve Mc Govrn'ın Terror in Spain adlı kitapçığında yayınlandı. Son günlerde.M. Bu kadarı sorunu aydınlatmaya yeterlidir.'a ileri sürülen bütün suçlamalara inanmadıklarını açıkladılar.U.O. bakınız. onların çevresindeki adamlardı.O.M. Maxton heyetinin raporu. Irujo. faşizme karşı olan siyasî tutukluları serbest bırakmaya karar verdi —iki azınlık oyunun sahipleri Komünist bakanlardı.O.O. P. P. olayın dosyalarını incelediğini. U. Dahası var.Polisin elinde bulunan belgeler tutuklu bulunan 200'den fazla kişinin tam itirafları kanıtlamaktadır ki.O. herhangi bir kişiyi suçlamaya yeterli idi. La Fleche'e (18 Eylül). ama asla mahkemeye çıkarılmamışlar ve Franco ile radyo aracılığıyla haberleşme iddiaları açık ve kesin bir biçimde ifade bile edilmemişti.

M.U. ve Komünist basın «hainleri» suçlamada şamata yapmaya devam edeliberi altı ayı geçmişti. Verdad. Irujo.M.'un politikasına saldırmalarını emretti. Nin'in bir zamanlar Troçki ile işbirliği etmiş olması Komünist basında P.'un önderi olan Nin.O. yani kelimenin tek ve biricik tanımlanmış anlamında. Birinci anlamında P. John Strachey'in bir zamanlar (İngiliz Nazi Partisi önderi) Sir OswaId Mosley ile işbirliği yapmış olmasından hareketle İngiliz Ko'münist Partisi'nin gerçekten bir Faşist örgüt olduğu da gösterilebilir.B.. daha serbest bir terimle. devrimci bir aşırılık taraftarı olan kimse.S. (III) Genellikle Sol kanat güçlerini ayıran ve giz li entrikalarla zarar veren ama özellikle S. Bunu tanımlamak için azıcık duraklamaya değer.'da çalıştılar. Alman S. Fransa'daki Sol Sosyalistlerin ve daha birçoklarının Faşist sayılabileceği gibi. Prieto. çünkü Komünistler' in çoğunluğu tarafından ikinci şıktaki Troçkizm ile üçüncü şıktaki Troçkizm. İspanya'ya gelen yabancı Troçkistler (onbeş yirmi kadarlardı) kendi fikirlerine en yakın gelen parti olduğundan önce P.U. yerine göre öyle olabilirdi de olmayabilirdi de.P.'de sa botaj yapan devrimci pozunda gizli bir Faşist. Başka bir tartışma çizgisiyle Mr. «İşçi ve Köylü Bloku» ile karıştırıp birleştirerek P.'un «Troçkist» aldığı hikâyesine gelince. İngiliz Komünist basınında Maxton «emekçi sınıfının reaksiyoner düşmanı» haline geldi —bu sözün. devrimci aşırılığı savunan herkesin Faşistler'den para aldığını mı ileri sürmek gerekiyor? Uygulamada. Fakat P.A.'un gerçekten Faşistler'e casusluk eden bir örgüt olduğuna inanmak çok güçleşiyordu — meğer ki. İkinci anlamda.O.önderleri ve onların yüzlerce binlerce izleyicileri hâlâ hapisteydiler.. ayrılmaz olarak kabul edilmektedir —yani. Üzerlerindeki baskı düşünülecek olursa. P. Bu söz gittikçe daha büyük bir serbestlikle ortalıkta dolaşıyor ve aşırı derecede yanıltıcı bir yolda kullanılıyor ve sık sık böyle olması isteniyor. o sırada Troçki'nin sekreteriydi. agent provocateur demek oluyordu. her kim Komünist Politikası'nı Sol-kanat açısından eleştirmeye kalkarsa «Troçkist» diye nitelenebilirdi.U. İngiliz Komünistleri bu suçlamayı tekrarlamaktan dikkatle sakındılar. diye şiddetle saldırdılar. ama hiç biri partiye üye olmadı. Bunların birkaçı milis gücünde 194 kaldıysa da Troçkistler parti bürolarından tasfiye edildiler. (II) Troçki'nin başkanlığını yaptığı gerçek bir ör gütün bir üyesi. Fakat aynı zamanda.O. kesinlikle Troçkist değildi.O. elverişli bir belirsizliği vardı. bir adama Troçkist demek ona fiilen katil. Bu ayırımı yapmak önemlidir. hiç kuşkusuz. tüm Troçkist örgüt düpedüz Faşistler'in casusluk aygıtıdır.' un Troçki veya Troçkist (Bolşevik-Leninist) örgütle hiçbir ilişkisi yoktu.'u kurmuştu.O.O. Buna rağmen. Bu arada. muhtemelen Faşist diye tasvir edilebilir. Mc Govern. Nihayet. vb.O. Maxton yukarıda değindiğim delegasyonla birlikte İspanya'ya gittiğinde.M. Maurin'in Faşistler'in eline geçmesinden sonra.O. P. Savaş patlak verdiğinde.M. yukarıda söylediklerimin karşısında.U.U. Frente Rojo ve öteki İsyanyol Komünist gazeteleri ona hemen «Troçkist-Fa-şist». İngiliz Bağımsız İşçi Partisi'nin.M. Maxton.M. Gestapo ajanı. P. Hal böyle olunca. birçok sivri denemelerle İngiliz Ko195 .U. böyle yapmış olmaları takdire değer. P.U. U.M.'nin.'un gerçekten Troçkist olduğunu göstermek için kullanılmıştı. Zugazagoitia ve geri kalanların hepsinin birlikte Faşistler'den para aldıklarına inanılsın.M.M.O. Bunun nedeni hiç kuşkusuz.U. «Troçkizm» yalnızca Ruslar'ın sabotaj mahkemeleri sırasında halkın gözüne çarpmıştı. M.O. ama onu çok seneler önce bırakmış ve çeşitli muhalif komünistleri daha eski bir parti.U. sonradan Troçki kendi izleyicilerine P.C. Troçkist sözü üç ayrı anlamda gelmektedir: (I) Troçki gibi «tek ülkede sosyalizm» e karşı "dünya devrimi"ni savunan. Fakat Negrin ve öbürleri başlarını dik tutarak «Troçkisf-ler»in toptan katlini tezgâhlamayı reddettiler.

Size. Bu cinsten iftira ve ba-sm-kampanyaları ve gösterdikleri kafa yapısının. Bu şartlar içinde. Fakat. Örneğin. S.'a yöneltilen suçlamaları gereğinden fazla tartışıyorum gibi gelebilir. Rus Devlet Mahkemeleri'nde. Meseleye bir göz atan herkes. çok önemsiz görünebilir.O. dünkü de «Sosyal-Faşist» idi. bu suçlamanın doğruluğunun yalan olduğunun ispat edilmesinin gerekli olabileceği bir ülkede tekrarlanmaması. tartışma başlayamaz bile. Bu tıpkı satranç oyununun ortasında yarışmacılardan birinin anîden karşısındaki için bu herif kundakçıdır ya da iki karılıdır diye bağırmasına benzer. Bir ömür boyu kendilerini bu davaya vermiş olan.M.U. Sosyalistler'e P. Bugünün modası »TroçkistFaşist» demekse. asgarî bir müştereğe bile ulaşılamaz. İftira hiçbir şeyi halletmiyor. hiçbir tartışma olamaz. en iyi ihtimalle. bugün Fransız Komünistleri Blum'u önder olarak kabul etmekten yeterince memnun görünüyorlar. partiler arasında her iki taraf için de bu tür öldürücü dalaşmalar.U M. yanlış bir karara varmak belki de bizi yüzyıllar boyu yari-köleliğe koymak demek olabilir.O. Bir iç savaşın muazzam sefaleti ile oranlandığında kaçınılmaz haksızlıkları ve yanlış suçlamalarıyla. yeterli bir itirazıydı. daha Sol'u tutan ya da tuttuklarını iddia edenler arasında gerçek bir fark vardır. siyasî karşıtlığı sonuna kadar tartışmanın mümkün olacağı bir düzeyde tutmaktır. 197 i . bu manevranın düpedüz Faşistler'e yeni üreme alanları verdiğini söylerler.C. P. benim umutsuz bir biçimde yanlış yola itildiğimi ve Daily Worker'in başlıklarına bir göz atan herkesin. Kazın ayağı öyle değil aslında. anti -faşizm davasına en öldürücü zararı verdiği kanısındayım. Hâlihazırda. işe yarayabileceğini sanmıyorum.'a karşı ileri sürülenler gibi birkaç iftira daha derken bu çatlama 196 uzlaştırılamaz hale gelebilir. «Troçkist-Faşist» suçlamasının nefret ve anlaşmazlık doğurduğu kesindir. Komünistler'in siyasî muhalifleriyle düzmece suçlamalarda bulunarak uğraşmasının hiç de yeni birşey olmadığını bilir. hiçbir «iyi» Komünist demek istiyorum— benim olayları doğru anlattığımı kabul etmeyecektir. Gerçek şudur ki. Eğer parti «çizgisi» ni izlerse. Ve bu arada. çünkü hiçbir Komünist —yani.O. Maxton gibi adamların Faşistler'den para aldığını söylemekten ne gibi bir amaç güdülebilir? Böyle bir iddianın ciddi tartışmayı olanaksız kılmaktan başka bir amacı olamaz. Bu sorun bir çözüme bağlanmak zorundadır. meselâ Leon Blum ve İngiliz İşçi Partisi'nin belli başlı üyeleri de dahil olmak üzere. Buna rağmen. faşizmin kapitalist sınıfın kesimleriyle ittifak yaparak alt edilebileceğine inanırlar (Halk Cephesi) . yalan söylediğimi ya da. S.'nin askerî işgali için devâsâ bir kumpas kurduklarının «ispatlanması»ndan bu yana yalnızca altı yedi yıl geçti.münist basınının düpedüz iftira kanunundan boylarının ölçüsünü almış olmalarıydı.B. İkinci Enternasyonel önderlerinin. dünya emekçi hareketinde tehlikeli bir çatlamanın başlangıcı var. Tek umut. olayların geçtiği yerlerden binlerce mil ötede Barselona'da neler olup bittiğini benden iyi bildiğini belirtmek zorunda kalacaktır. tarikatçı görüş açısından bile olsa. ya görev nedeniyle.U. ve İngiliz Komünistleri İşçi Partisi'ne girebilmek için dünyanın altını üstüne getiriyorlar. Gerçek tartışma konusu olan nokta değinilmeden kalıyor. ve P.M. Komünistler. «Troçki-Faşist» çığlığından başka bir iddia ortaya konmadıkça. Komünist partilerinin üyeleri her yerde «Troçkistler»e karşı anlamsız bir cadı avının etkisine kapıldılar. Komünistler'le. niteliğindeki partiler ise yalnızca anti Komünist olmak gibi korkunç bir duruma itildiler. bunların karşıtları. Bu cinsten birşeyin. bir Komünist Partisi üyesi ile Barselona çar-pışma'arımn doğru ve yanlış yönlerini tartışmak benim için imkânsızdır.

Şimdi artık insan neler olacağına dâir bir tahminde bulunmaya başlayabiliyordu. şimdi Mayıs ayında bile doğru değildi. İşçiler —yani. safdil bir idealist açıdan görmek güçleşmişti. Ve sonra. eğitim ve halk sağlığını yükseltecekti. 198 —burası İspanya olduğundan— Almanya'da İtalyan türlerinden daha çok insancıl ve daha az etkin olacaktı. zâten savaş sırasında bile bu yönde birtakım şeyler yapılmıştı. Hiç olmazsa. bana «Bu savaş da tıpkı öbürleri gibi üçkâğıtçılıktan ibaret» diyen gazete muhabirine gidiverdi. gelişme olanakları hiç de gülpembe değildi. Zihnim. Nasıl bakarsanız bakın. yollar yapacak. bu hükümetin sendikaların gücünü hemen ve temelli olarak kırmaya yöneleceği apaçık görülüyordu. Diktatörlük olması zorunluydu ve bunun bir emekçi sınıf diktatörlüğü olma şansı geçmişti. ama Franco bir anokronizmaydı. İspanya'da birkaç hafta geçirip de hayal kırıklığına uğramayan kimse yoktur sanırım. Franco'nun rejimi kesinlikle bundan daha kötü olacaktı. kimden dayak yiyecekleri pek önemli değildi Franco ve yabancı paralı askerlerini 199 . bu savaşı daha önceleri olduğu gibi. her savaş devam ettiği her ay gittikçe artan bir çeşit yozlaşmaya uğrar. bu takdirde Franco'nun bölgesindeki topraklar da dağıtılacak ve İspanya'nın bazı kısımlarında yaşayan fiilî serflik kolay kolay yeniden kurulamayacaktı. işgal ettikleri toprakların en azından bir kısmı ellerinde kalacaktı. geleceğin görünüşü can sıkıcıydı. bu faşizme daha kibar bir ad takılacak ve bu. Savaş bitince İspanya öyle bölünmüş ve yıpranmış olacaktı ki. ama gittikçe daha doğru hâle geliyordu. böyle bir ülkede. İspanya'nın yeniden örgütlenmesinden doğacak muazzam sorunlar bir yana. Öbür yanda Franco sırf İtalya'nın ve Almanya'nın kuklası olmadığı ölçüde büyük feodal toprak ağalarına bağlıydı ve kafası küflü bir dinî-askerî tepkiye dayanıyordu. Yalnızca milyonerler ve romantikler onun kazanmasını isteyebilirdi. Fakat Franco ve Hitler'in daha çıplak ve daha gelişmiş faşizmine karşı artık bu Hükümet için çarpışmaya değmeyeceği sonucu çıkarılamazdı. şehir proletaryası— için en sonunda kimin kazandığı belki pek farketmeyecekti ama İspanya en başta bir tarım ülkesiydi. Çarpışmadan —hele gazetelerdeki küfürleşme maçından— sonra. Hükûmet'in zaferinde köylülerin kesinlikle büyük yararları olacaktı. Kiliseyi en azından bir süre denetim altında tutacak ve ülkeyi modernleştirecekti. Hiç kuşkusuz. Halk cephesi bir sahtekârlık olabilirdi. Franco tepelense bile. faşizmin uluslararası prestiji sorunu vardı. Caballero Hükûmeti'nin düşeceği ve yerine daha çok Komünist etkisinde kalacak. bir iki yıldır kâbus gibi peşini bırakmayan. Gazetelerin «Demokrasi İçin Savaş» tan bahsetmeleri basbayağı göz boyamacılıktı. Dahası. Meselâ. çünkü kişisel özgürlük ve doğru haber veren bir basın gibi unsurlar askerî etkinlikle düpedüz bağdaşmaz.12 Cepheye dönüşümüz Barselona çarpışmaları sona erdikten üç gün sonra olmalı. bir iki hafta sonra oldu). Gerçek şudur ki. daha sağcı bir hükümetin geçeceği (bu. Topu topu iki imkân vardı: Franco'nun idaresi altında çok daha kötü bir diktatörlük ya da savaşın İspanya'nın gerçek sınırlarla veya ekonomik bölgeler biçiminde bölünmesi ile sonuçlanması— bu her zaman düşünülebilecek bir ihtimaldi. bizim İngiltere ya da Fransa'da düşündüğümüz anlamıyla bile demokrasinin yaşayabileceğini aklı başında hiç kimse umamaz-dı. Bu da genel hareket. Savaşın sonunda ipleri ellerinde tutacak olan Hükümet herhalde kiliseye ve feodaliteye karşı olacaktı. şimdi tepelenmelerinin zamanıydı. bir çeşit faşizm yönünde olacak demekti. Bu söz beni derinden sarsmıştı ve o sırada doğru olduğuna inanmıyordum. Savaştan önceki Hükûmet'in hataları her ne olursa olsun. 1930' dan beri Faşistler bütün zaferleri kazanmışlardı. Barselona'daki ilk günümde tanıştığım.

Tam cepheye vardığımız sırada. Kuşkusuz. bizim 29 uncu tümende (başka milis birliklerinde de öyle olduğuna hiç şüphe yok). muhakeme edilmek bir yana.M ofisinde çalışmış. tugay ve tümen komutanlarının hepsinin binbaşı olması gibi. Haziran'ın ortasına kadar da yeniden başlamadı. Nihayet. ile ilişkisi bilindiği için tutuklandığı besbelliydi. Bob Smillie'nin İngiltere'ye dönerken sınırda tutuklandığını. biz keşfedinceye kadar hayli zaman geçti.U.U. Cephede fazla birşey olmuyordu. Bir kez daha kanımı söylüyorum.O.O. Fakat ben hâlâ —İspanya bölünmedikçe ki. Sonuç olarak. Şimdi Negrin Hükümeti hakkında ilk başa geçtiği zamankinden daha iyi düşündüğümü söylemeliyim. Aylarca P. dünya ahvâlinde. Benjamin şimdiden yüzbaşı olmuştu. İngiltere'ye yapılacak bir propaganda turuna katılmadan önce üç ay cephede bulunması gerektiğini düşünerek. milis subayları. Faşist siperleri yüzelli yarda ötemizdeydi. fazladan ödeme yapılması anlamına gelen ve milis gücünün eşitliği fikirleriyle çatışan resmî subay tayinlerine karşı çıkmışlardı. muhakeme olsun olmasın orada kahverirdiniz. ama şimdi kabul etmek zorundaydılar.denize dökebilsek. Bunun sonucunda millet her an olur olmaz bahanelerle tutuklanabiliyordu. hiçbirisine de binbaşıdan yüksek rütbeleri vermiyorlardı. savaşın başında kullanılan türünden ilkel tipli iki el bombası patlayıcı maddeleri ve patlama mekanizmaları çıkarılmıştı —sâdece çelik silindirlerden ibaret kalmışlardı ve tümüyle zararsızdılar. birkaç hafta önce geçici olarak ele geçirdiğimiz Faşist mevzilerinin tam karşısına yerleştirmişlerdi. tuhaf bir geçici durum vardı. serbest bırakılan bir mahkûmdan Smillie'nin «silâh taşımak» suçuyla tutuklandığını öğrendik. Zaman zaman Faşistler üstümüze tüfek-bom201 . ama bu kere bizi daha sağa. çok muhtemelen. Şimdi İngiliz ve İspanyol otuz kadar adamın komutanı olarak teniente görevi yapıyordum — bu rütbe asteğmene tekabül eder sanıyorum. Üstün bir cesaretle çarpışmayı sürdürmüş ve herhangi bir kimsenin beklediğinden daha çok siyasî müsamaha göstermişti. yetkili makamlar o sırada resmi bildirilerin tersini söyleyecek durumdaki hiç kimseyi İspanya dışına bırakmamaya aşırı bir dikkat sarfediyorlardı. Hükümet milis subayları olmadan yapamıyordu. zamanın çoğu kâhinlere gösterdiğini bana da göstermesini rastlantıya bırakacağım. tabur. Bunun sadece bir 200 bahane olduğu. ama onlar iki yanımızda daha yüksek bir arazideydiler. Neden tutuklandığını. Barselona çarpışması daha yeni sona ermişti. karşı tarafın nişancıları bize orada devamlı kayıplar verdiriyorlardı. bizim cephe hattı çıkıntılı bir dik açı oluşturuyordu. Fakat belâya bakınca İspanya'da bir kere hapse girdiniz mi. Hâlâ Huesca'day-dık. Beni resmen subay olmam için aday göstermişlerdi. muhtemelen Ordu subaylarına ve Harp Okulu'ndan yeni çıkanlara ayırmak için. uygulamada— habeaş cor-pus diye bir şey yoktu. İşin başında adamların niyeti. O sırada olaylardan anladıklarım bunlardı. P. böyle bir durumda ne gibi sonuçlar ortaya çıkacağı önceden kestirilemez— savaş-sonrası hükümetinin faşist eğilimli olma zorunluluğuna inanıyorum. Valencia'ya getirildiğini ve hapse atıldığını duyduk. Jaca yolu dolaylarındaki çarpışma sönüp gitmişti. Açının köşesi tehlikeli bir noktaydı. Kendisini bir avukat bile göremesin diye incommunicada olarak tutuluyordu (ihtilâttan men edilmişti).M. Daha önceleri. ifadeniz bile alınmadan aylarca hapis yatabilirdiniz. öbür Bağımsız İşçi Partisi üyeleri geldiğinde milis gücüne girmişti. Smil'ie geçen Ekim ayından beri İspanya'daydı. Yalnız bunun için dahi savaş kazanılmaya değerdi. Smillie'yi birkaç gün alakoymaktı. artık. Kopp da binbaşı olma yolundaydı. İspanya'da —en azından. ama a canip atanmayacağım belli değildi. ama. katı bir diktatörlük ile yönetilen ve en iyi adamları hapiste olan bir İspanya için bile çok büyük bir gelişme sağlanabilirdi. «Silâh» dedikleri şeyin ne olduğunu biliyordum: şarapnel ve daha başka bir takım hatıra eşyayla birlikte. derslerinde göstermek için eve götürdüğü.

bir çatırdı duyduklarında makineli tüfekleriyle veryansın ediyorlardı. gündüzleriy-se cehennem gibi sıcaktı. başınızı koruyucu duvardan çıkarınca dış çizgileriyle olduğu gibi gökyüzünde belirleniyordu. Vurulduğum zaman cepheye geleli on gün kadar olmuştu. Hemen arkasından dizlerim büküldü. Bu iş. başımı yere vurdum. ağır yaralandığımın bilincindeydim ama olağan anlamında hiçbir ağrım sızım olmadı. Nöbet değiştirmeye hazırlanan askerlerle konuşuyordum. eskiden olduğundan daha tehlikeli bir hâle gelmişti.tüfek konusunda çok kötü bir atıcıyım. İki gündür sağanak halinde yağmur yağıyordu. Millet çevremde toplandı. Gündüzleri silâhtan arınmış bölgedeki gizli bir yerden ateş ediyorduk. o saatler her zaman tehlikelidir. onu en aşırı bir canlılıkla hatırlıyorum. Barselona'dan getirdiğimiz temiz giyeceklere rağmen hemen bitlenivermiştik. bunu ayrıntılarıyla anlatmaya değer sanırım. Muazzam bir şok hissettim —acı falan yoktu. sabahın beşinde. Bizim bölüğe bir havantopu vaad etmişlerdi. Karımın sevinmesi gerekir diye düşündüm— büyük muha203 . Silâhtan arınmış bölgedeki meyva bahçelerinde kiraz çiçekleri ağaçları bembeyaz donatmaya başlamıştı. ava giden avlandı— bir Faşist nişancı vurdu beni. Fakat Faşistler ateşin ne yandan geldiğini kestiremedikleri için bu oyun hayli eğlenceli oluyordu— ve ergeç birini yakalayacağıma kesin kanaat getirmiştim. Ağrılı sızılı olmadığım için belli belirsiz bir tatmin duydum. Cebimde bir bıçak olduğunu biliyordum. Bu korkunç bir patlama sesi çıkarıyordu —geldiğini duymadığımız için sinir bozucuydu ama gerçekte tehlikeli değildi çünkü yerde açtığı çukur ancak bir çamaşır leğeni kadardı. hiçliğe doğru bir itilme duygusu. düşüyordum. Aniden. ama neyse ki canım acımadı. koruyucu duvarın köşesinde oldu. ama bangırtı ve patlama yüzünden yanıbaşımda bir tüfeğin kazayla ateş alarak beni yaraladığını sandım. sivrisinekler can sıkmaya başlamıştı. Çünkü Faşist siperlerinde daha çok adam vardı ve artık daha uyanık olmuşlardı. Hendekte bir tüfek dayanağı yapmıştık. çıkarmaya çabaladım. Yeterince beklerseniz genellikle haki giyimli bir şeklin çabuk çabuk yarığın bir yanından öbür yanma koştuğunu görürdünüz. Gelin görün ki. Şafak arkamızdan geldiği için. Geceler hoş bir ılıklıkta geçiyordu. Geceleri herzamanki gibi devriye geziyorduk —bu iş. Vurulmadan önce konuşmakta olduğum Amerikalı nöbetçi ileri doğru atılarak «Hay Allah! Vuruldun mu?» diye sordu. sözümün ortasında birşeyler hissettim— ne hissettiğimi aktarabilmek çok güç olmasına rağmen. Faşistler'in koruyucu duvarındaki bir yarığa hakim bir hendeğe geliniyordu. Vurulduğumu hemen anladım. koruyucu duvar bir ayak kadar suya battı: bundan sonra günlerce hiç sapı olmayan ve teneke kaşıklar gibi bükü-lüveren İspanyol kürekleriyle yapışkan çamuru eştik durduk. Gürültülü bir bangırtı ve bütün çevremde gözkamaştırıcı bir ışık parıltısı oldu gibi geldi. siperlerimiz suyla dolup taştı. Amerikalı gömleğimi kesip açmak için bir bıçak istedi. vb. Yüzlerce yarda sürünerek. bir patlamanın tam ortasında olmaya benzer bir duyguydu bu. yalnız elektrik çarpmış gibi şiddetli bir şok. Dört gözle bunu bekliyordum. Bir mermiy202 le zımbalanma tecrübesi hayli ilginç olduğundan. Bütün bunlar bir saniyeden daha az bir zaman aralığında oldu.basıyla yada buna benzer bir silâhla ateş açıyordu. Önümdeki kum torbaları benden taa uzaklara doğru çekildi gitti. ama sağ kolumun felce uğradığını keşfettim. Birini vurup vurmadığımı bilmiyorum— çok muhtemelen vurmamışımdır. uzun otlarla saklanmış. Kendimi uyuşuk ve sersemlemiş hissediyordum. sonra onunla birlikte aşırı bir zayıflık. Birçok kereler ateş ettim. Böyle durumlarda hep olduğu gibi telâş içindeydiler —«Kaldırın! Neresinden yaralanmış Gömleğini açın!» vb. Buna çok benzer bir hissi yıldırım çarpmasında duyabileceğinizi tahmin ediyorum. dikenli telin hemen dışına teneke kutular serpiştirmişler. Kabaca.

Adama karşı hiçbir kızgınlık duyamıyordum. Ben bu durumdayken. küfrediyor. İkinci düşüncem. Ne var ki. çünkü her sıkı nefes alışımda ağzımdan köpük köpük kan geliyordu. çünkü insanın ölürken duyularının daha keskinleşmediğini biliyordum. Felce uğrayan kolum yeniden canlanıp acımaya başladığında beni sedyeye daha yeni yatırmışlardı. Gitgide kendimi daha iyi hissetmeye. Bir iki gün önce bir yaralı aşağı taşınırken yardım ettiğim için o zahmetin nasıl birşey olduğunu biliyordum. ama ikinci bir denemeden yaralandığımı sormayı becerdim. Kesinlikle öleceğimi düşünmem iki dakika kadar dürmüş olmalı Bu da çok ilginç oluyor -yani böyle bir durumda insanın aklına neler geldiğini bilmek hayli ilginçti demek istiyorum.rebe geldiğinde ölmekten kurtulayım diye hep yaralanmamı isterdi. Anlayışla karşılanacak şey: ilk aklıma gelen karım oldu.yumurta. ama sancının varlığı içime güven getirdi. beni zımbaladığını biliyor muydu 204 ve daha bunun gibi sorular aklıma geldi. Normal zamanda domuzuna can yakan alkolün yaraya su gibi gelen hoş serinliğini duyuyordum. Merminin boğazımı delip geçtiğini öğrenir öğrenmez işim bitik diye düşünmeye başlamıştım. bana çok iyi uyan bu dünyadan ayrılıyor olmanın şiddetli üzüntüsüydü. her ne denirse densin. muhtemelen birkaç dakikadan fazla değil. sonra küfretmemeye çabalıyordum. Bazı yerlerde siperlerimizi saçak gibi kaplayan kavakların yaprakları yüzüme sürtünüyordu. sedyeyi ter dökerek omuzlarında taşıyan zavallı dört arkadaş için üzüntü duymaya başladım. gümüşî kavakların yetiştiği bir dünyada yaşamanın ne iyi bir şey olduğunu düşündüm. «Aortum parçalanmış olmalı» diye düşündüm. gerçekten ölmekte olan birinin aklından geçenler daha farklı olabilir. Fakat bir yandan da kolumdaki sancı şeytanî bir ıstırap halini almıştı. dediler. İnsanın başına kan götüren iki ana damardan biri kesildiğinda daha ne kadar yaşayacağını merak ettim. üstelik çarpışmada bile değildik! Beni vuranın ne biçim bir adam olduğunu da düşündüm. yağlı yahni ve bunun gibi şeylerden oluşan— muazzam bir yemeği boğazımdan aşağı zorlayarak yedirmeğe kalkışmaları ve ben yutamayınca da pek şaşırmaları. Boğazından. Bunu bütün canlılığıyla duyacak kadar zamanım vardı. Herşey gözüme bulanık görünüyordu. bir morfin iğnesi yaptı ve beni Sietamo'ya gönderdi. Morfinin etkisiyle sersemlemiş bir haldeydim. herhalde. Ancak bundan sonra neremden ve ne derecede yaralandığımı merak etmek aklıma geldi: hiçbir şey duymuyordum ama merminin vücudumun ön tarafında bir yere saplandığının bilincindeydim. eğitim görmemiş hemşirelerin nizamî hastane yemeğini— çorba . Sedye taşıyıcımız Hanry Webb. İspanyol mu yoksa yabancı mıydı. tam İspanyollar'a 205 . ama hâlâ korkunç canım acıyordu —hareket etmekten âcizdim ve durmadan kan yutuyordum. arkamda bir İspanyol'un «kurşun boğazından girip ensesinden çıkmış» dediğini işittim. O sırada kolumu düşerken kırmış olabileceğim aklıma geldi. Nasıl da anlamsızdı! Siperlerin köşesinde. sargı beziyle. ilk yardım işlerinde kullanılsın diye bize verdikleri küçük alkol şişelerinden birini getirmişti. Sietamo'daki hastaneler kural olarak yaralıların Barbastro ve Lerida'ya gönderilmeden önce. bir saniyelik dikkatsizlik yüzünden vurulmak. Faşist olduğuna göre ben de cnu vurabilirdim diye düşündüm. birkaç saat alakonuldukları alelacele inşa edilmiş tahta kulübelerdi. Beni kaldırdıklarında ağzımdan bir dolu kan boşandı. Boğazımın ortasına kıuşun yiyip de canlı kalan bir insan ya da hayvan hiç işitmemiştim. Doktor yarayı yeniden sardı. Konuşmaya çabalayınca sesimin olmadığını farkettim. ağzımdan yalnızca zayıf bir mırıltı çıktı. Sedye getirilirken beni tekrar yere yatırdılar. Cankurtaran arabasına kadar eğri büğrü kaygan keçi yollarından birbuçuk mil ile dünya kötüsü bir yürüyüş yapmak gerekiyordu. Bu budalaca talihsizlik beni öfkeden deliye çevirdi. ama onu esir alıp şu anda kaışıma getirseler yalnızca iyi nişancılığını kutlardım. Kan ağzımın kenarından sızıyordu.

yaralı ve normal sivil hastaları karmakarışık büyük bir hastaneydi. Biri yaralandığında hep böyle oluyordu —üzerindeki bütün eşyaları hemen bölüştürülürdü. bıçağını». verilen ilâç idrarını zümrüt gibi yemyeşil yapmıştı. «Merhaba! Hayattasın ha? İyi. Hastane alanı içinde bir bahçe ve bu sevimli bahçede. Ertesi sabah. Tam İspanyollar'a yaraşır bir davranış! Şehrin hiçbir yerinde tütün bulunmadığını ve bana verdikleri tütünün bir haftalık istihkakları olduğunu sonradan öğrendim. İngilizce konuşan Hollandalı bir Komünist. Bir de. dan! Bu yolculuk. duyuyu yerel olarak yok ediyor. Cankurtaranın köşesinde oturan bir başka yaralı her tarafa kustu. Her nedense kolum aşağı sarkık olduğunda daha çok canım yanıyordu. tabancalar ve bunun gibi şeyler cephede çok ender bulunuyordu. Yarası yüzünden. yaralının avadanlığı içinde elden ele gönderilirse yarı yolda bir yerde çalınacağı da garantiydi. birkaç cankurtaran arabasını dolduracak sayıda yaralı ve hasta adam toplanınca bizi Barbastro'ya yolladılar. Merminin yarattığı büyük şok. Bir zaman. bilmediğim bir hastalıktan yatıyordu. Barbastro'daki hastane çok kalabalıktı. Bir sigara istedim. her zaman daha yavaş bir hızla çarpan. ama sigaranın kıt olduğu bir dönemdi ve oralarda hiç sigara yoktu. Bam. Tanrı bilir nasıl ıstırap çekti. ama karından vurulursa hep. bana Aragon cep207 . bir kolum askıda olduğu halde. gelip benimle arkadaşlık etti ve bana ingiliz gazeteleri getirdi. Ekim çarpışmalarında korkunç yaralanmış. varsa. ağır kamyonlar tarafından delik deşik edilmiş ve savaşın başındanberi hiç tamir görmemiş millerce yol boyunca çalkalandıktan sonra bu işten sağ çıkamazdı. Lerida'da beş altı gün kaldım.yaralı bir arkadaşlarını görmeye geldiklerinde beni tanıdılar. in-san el ayak gibi bir yerinden yaralanışa iyileşir. yaralanışıma çok üzüldüklerini göstermenin bir yolu olsun diye anîden. O ne seyahatti! Bu savaşta. Saatlerce orada oturur. Bütün taşınabilir mallarımı alarak çekip gittiler. ceplerindeki bütün tütünü çıkarıp verdiler ve ben daha geri vermeye fırsat bulamadan da kaçıp gittiler. Akşam olurken. beni ilk çocukluk yollarımın Beyaz Şehir Sergisi Lunaparkı'ndaki bugi-vugi denen korku verici şeye geri götürdü. senin saatini. Anlaşılan mermi yaraları hep böyle oluyor. İkisi de onsekiz yaşlarında birer çocuktu. bir kısmımızı bir trene doldurdular ve Lerida'-ya gönderdiler. Lerida'da işlerin nasıl yapıldığı. Bizi sedyelerimize bağlamayı unutmuşlardı. Yanımdaki yatakta siyah saçlı genç bir çocuk. yaralılar biribirine değecek kadar yakındı. ama öteki biçare asker yerde oradan oraya savruluyordu. sesim neredeyse tümüyle kaybolmuştu ama asıl merminin açtığı yara yüzünden bir an bile acı duymadım. Çok geçmeden. hastanede bir İngiliz olduğunu duymuş. Hasta. Benim koğuşumdaki yaralılardan bazısının varaları in206 sana korku veriyordu. bir yolunu bulup Lerida'daki hastaneye yerleşmeyi becermiş ve hemşirelerden biriyle evlenmişti. içinde küçük kırmızı ve gri renkli balıklar bulunan bir havuz vardı. büzülen bacaklarından biri benim koluma kadar incelmişti. balıkları seyrederdim. yatağımdan kalkabiliyor ve ortalıkta dolaşabiliyordum. İç kanama geçiren hiç kimse. Cepheye gelişimin haftasına tanıştığım iki milis .göre bir davranıştı. Neden böyle olduğu şimdi kafama dank etti. kurtulamaz ölür denirdi. Ne yapacağını bilmez bir tavırla yatağın yanında ayakta durarak birşeyler söylemeye çabaladılar. Onun sidikşişesi koğuşun görülecek şeylerinden biriydi. düşerken kendi kendime verdiğim hasardan ötürü iç ağrıları duydum. Birkaç gün sonra. güm. Sıkı sıkı tutunmak için benim sol kolumda yeterince kuvvet vardı. Biz. bu doğru bir şeydi de: çünkü kol saatleri. çentikli şarapnel ya da bomba kıymıkları muhtemelen insanın canını domuzuna yakar. tabancanı ve elektrik fenerini istiyoruz. birkaç saat için cepheden ayrılma izni almış iki arkadaş yanıbaşımda belirdi.

Hepsi nasıl dereceye bakılacağını. oturacak yerleri tahtadan. Birinin yolda yarayı muayene etmesi hemen hemen olanaksızdı Birkaç doktor işle başa çıkamıyordu. yahni. Doktorlar becerikliydiler. ilâç ve araç kıtlığı da pek yoktu. 208 cunda. başka bir yerde olduğundan daha çok. Sietamo. Bunun sonu. Bizi toparlayıp otobüslere doldurdular ve istasyona götürdüler. Sağlam insanlara verdikleri yemeğin aynısını. hep zeytinyağıyla vıcık vıcık aynı ağır. Fakat. alelade üçüncü sınıf vagonlara bindirmişler di. Karıma. yaralıların çoğu hiç durmadan doğruca Barselona ya da Tarragona'ya gönderilirdi. beyaz şarap ve kahveden meydana geliyordu. belki de bu. hastalara da veriyorlardı. o da arada sırada yapılıyor. geleceğimi bildiren bir telgraf çekmeyi becerdim. ekmek. sırf ben durumu açıklamak için ikinci bir telgraf çekeyim diye. bir kimse yerinden oynatılamayacak kadar kötü yaralanmadıkça hiç bir bakım yapılmıyordu. Tam tren hareket ederken bizimle birlikte yolculuk eden hastane emireri Barselona'ya değil de Tarragona'ya gideceğimizi lâf arasında söylemez mi! Makinist fikrini değiştirmişti. hastane treninin manana (yarın) Barselona'ya hareket edeceğine dâir söylentiler dolaşıyordu. İspanya'da. Lerida'da yemekler müthişti. çekilen telgrafın hiçbir zaman yerine ulaşmaması oldu. Kolu ezilmiş bîçâre bir çocuğun bana. «Evet. ama ulaşım zorlukları yüzünden oraya varana kadar bir hafta on gün geçiyordu. çorba. öğle yemeği daha da çoktu— bu. Teorik olarak. hattâ bazen hiç olmuyordu. Besbelli. zannederim. birçoğu yerlere kustu. Korkunç şarapnel yaraları almış kemikleri yamyassı olmuş kimseler ve benzerleri alçıyla sargılanıyor. Bir sabah. yeterli hemşire noksanıydı. kendi kendine yıkanamayacak kadar zayıf olanlar pek seyrek yıkanıyorlardı. bazısı da sargı sarmayı biliyordu. Öteki hata ise. kendi başının çaresine bakamayacak derecede hasta olanlar sık sık utanç verici bir biçimde ihmal ediliyorlardı. ama bütün bildikleri hemen hemen bu kadardı. sivil halkın çoğunun kâfi derecede beslenemediği bir zamanda oluyordu. Hastane emireri elinde keçi derisinden yapılmış su dolu büyük bir tulumla şunun bu209 . Bazı yönlerden hastaneler çok iyiydi. İspanya'da eğitim görmüş hemşire yoktu. Lerida ve taşka yerlerde sürünüyorlar ve bütün bu zaman boyunca sargı bezi yenilemek dışında hiçbir tedavi görmüyorlardı. İspanyol hemşirelerinden şikâyetçi değilim. ama korkunç câhil olduklarına hiç kuşku yok. savaştan önce hemşirelik işini başlıca rahibelerin görmesinden ileri geliyordu. Yarısı çok geçmeden. bana her zaman büyük bir şefkat gösterdiler. Her zaman ortalıkta. Yaralılar haftalarca abdeste çıkamadan bırakılıyor. Birisi. cephe hattına yakın olan bütün hastanelerin aşağı yukarı sevkıyat merkezi gibi kullanılmasıydı. Fakat iki kötü hata vardı ki. Hastanelerde yiyecek çok iyiydi— gerçekten fazla iyiydi. Kural olarak yaralı ongün sonra Barselona ya da Tarragona'ya varıncaya kadar alçı yerinden oynatılmıyordu. bu kere de treni bekletmeleri yine İspınya'nın şanına lâyıktı. Bunun sonucunda. Kahvaltı sabah altı sularında veriliyor. asıl İspanyollar'a en yakışanı. şimdi hayatta olabilecek yüzlerce ya da binlerce insanın bunların yüzünden öldüğüne hiç kuşkum yok. üç haftadır yüzünün yıkanmadığını söylediğini hatırlıyorum. hastayı tıka basa ağır yiyeceklerle doldurma geleneği vardı. Kendi kendime Tam İspanyollar'ın yapacağı bir iş!» dedim. yaranın bir tarifi de dışına kurşun kalemle yazılıyordu. yağlı börekleri. İspanyollar'm hafif yemek (perhiz) denen şeyden haberleri yoktu anlaşılan. sıcak ve sarsıntının etkisiyle haşat oldular. Barbastro Monzon. benim koğuşumdaki yaralıların Barselona'ya gönderileceği duyuruldu. adamların çoğu ağır yaralıydı. yataklarından ilk bu sabah çıkmışlardı.hesindeki hastane sistemini kavramak olanağı verdi —öteki cephelerde de durum aynı mıydı bilmiyorum. omlet. Bizi. size Barselona'da bakacaklar» diye söylenerek hızla yatağınızın yanından geçip gidiyorlardı. evet.

pencerelerde birbiri ardınca esmer. denizden bir taş atımı uzaklıkta kıyıya paralel uzanıyordu. Mamafih. allegorik savaş tablosu gibiydi. Bu çok uzun bir trendi . böyle soyunmadan. bir süredir izindeydiler ve şimdi Aragon cephesine transfer oluyorlardı. köprünün üzerinde halk da onlara el sallıyordu. İtalyan oldukları besbelliydi. bir haftalık sakalı uzamış. ağzı kapalıydı.» dedi. sanki birkaç mil ötede insanlar savaşmı-yorlarmış gibi denize giren ve açılır kapanır sandalyelerinde güneşlenen o yörenin tombul burjuvazisi. cepheden ayrılışımdan sekiz dokuz gün sonra yaramı muayene ettiler. Yarayı tümüyle açık ve sargılanmamış bırakıyor. gülümseyen yüzler. İnsan orada ne yaralar görür! Belli bir takım yaraların tedavisinde en son tıb buluşlarına uygun olduğunu sandığım bir yol kullanıyorlardı. dudaklarının arasına yerleştirilmiş küçük bir tübün arasından nefes alıyordu. «İtalyan bunlar». Pencereden bir koltuk değneği sallandı. silâhların uzun namluları eğilmiş. korkarım. kalabalığın selâmlarına böylesine zarif bir biçimde karşılık veremezdi — trendeki adamların yarısı şarap şişelerini kafalarına dikmiş olmalarına rağmen.Yabancılar. Bizim katardan ayakta duracak kadar iyi olanlar. 210 Tarragona'daki hastane çok büyük ve bütün cephelerden gelmiş bir sürü yaralıyla doluydu. gözlerini bir sağa bir sola oynatarak tülbentin arasından bakıyor ve hiç konuşmuyordu. Bîçâre çok yalnız görünüyor. tadını hâlâ hatırlarım. dilimi kaba bir 211 . Yüzünden ve boğazından yaralanmış bir adam vardı. Gücüm yerine geliyordu. Bizim tren istasyona girerken Uluslararası Tugay'dan adamlarla dolu bir asker treni ayrılıyor. yavaşça gözümüzün önünden kayan sakat adamlar ve bütün bunlar olurken. ama böyle yaralara bakmak özellikle dehşet vericiydi. Başka hiçbir milletin insanları kendi aralarında böyle güzel gruplaşa-maz. Tarragona'ya güneş alçalırken vardık. kirli suratlı bir kafanın çıktığını görüyordunuz. kaburgaları. Deniz kıyısındaki hayatın neredeyse eskiden olduğu gibi aynı biçimde sürüp gittiğini görmek tuhafıma gitti: şık kahvehaneler boyunca piyasaya çıkmalar. yine de zariftiler. Otuz yaşlarında canlı ve yakışıklı bir doktor beni iskemleye oturttu. sargılı kollar kızıl selâmı verdiler. Tülbentin altından yarı iyileşmiş yaranın kırmızı pelte gibi etini görüyordunuz. uçuşan kızıl boyunbağları — bütün bunlar masmavi denişin önünden yavaşça kaydı gitti. Sarı akşam ışıkları altında geçip giden trenin manzarasını hafızamda özel bir canlılıkla saklıyorum. deniz banyosu yapanlardan birinin boğulduğunu gördüm.tıklım tıklım da doluydu. Bu adamların çoğu topu topu birkaç hafta sonra Huesca'da öldü. kurtulması çok güç olan bir duygunun yeniden yaşanması. açık yük vagonları üstüne sahra topları sıkı sıkıya bağlanmış ve öbek öbek bir sürü adam bunların çevresinde toplanmıştı. Sonradan bunların Mart ayında Guadalajara'-daki büyük zaferi kazanan birlikler olduğunu duyduk. Nihayet. «Extranjeros . Bu. Cephe. başı tülbentten yapılmış bir çeşit küremsi miğfer içindeydi. açık yük vagonları üstünde her zamanki gibi insanın yüreğini yerinden oynatan toplar. Dünya kötüsü bir suydu bu. İtalyanlar geçerken tezahüratta bulunmak için vagonun öbür yanma yöneldiler. heryere yayılmış cesede benzer şekiller arasından kendine yol açıyordu. koskoca bir göğüs zırhının boyun deliğinden çevresine endişeli gözlerle bakan. Yeni gelen yaralıların muayene edildiği ameliyathanede ellerinde kocaman makaslarla doktorlar. ancak teller üzerine gerilmiş tülbentten bir ağla sineklerden koruyorlardı. ne de olsa savaş görkemli bir şeydir. birgün yavaş yavaş hareket ederek kumsala kadar yürümeyi becerdim. bu sığ ve ılık denizde imkânsız diye düşünülse de. köprücük kemikleri ve daha bilmem nereleri parçalanmış adamların cephe gerisindeki sargı yerlerinde yapılmış alçıdan zırhlarını kesip atıyorlardı.nun ağzına su fışkırtarak. gururla cepheye giden bir tren dolusu taze adam. Birisi. Tarragona'da üç dört gün kaldım.

çeşitli doktorlar dillerini şaklatarak. bütün zamanınızı kahvehane köşelerinde fısıl fısıl konuşarak ve yan masada oturan adamın polis ajanı olup olmadığını merak ederek geçiriyordunuz. her çeşit habis söylentiler ortalıkta dolaşıp duruyordu. merminin kırmızı kan damarının «bir milimetre kadar» ötesinden geçtiğini söyledi. İki ay kadar bir süre sesim fısıltıdan öteye gidemedi. sanki gizli bir örgüte dahilmişsiniz gibi hissetmeye zorluyordu. Gerçekte böyle şeylere hiç karışmamış olsanız da. baş parmağım hâlâ uyuşuk — bir boyun yarası için hayli tuhaf bir etki. Şehrin her yanında Bask bayrakları dalgalanıyor. kötü birşeyler olacağı bilinci vardı. ama Basklılar elle tutulur hiçbir yardım almıyorlardı. çünkü Faşistler Bilbao'ya yaklaşıyorlardı. şehrin havasında kötü bir duygu dolaşıyordu —bir kuşku. Şimdi bile. sesim hızla normale döndü. ama. Practicantes. doktorlar. silinmez etkiler bırakmıştı. belirsizlik ve üstü kapalı nefret havası. O sırada bu fikre inanma eğilimindeydim. Bir tanesi büyük bir otorite havasıyla bana. 13 Barselona'da bu son haftaları geçirdiğim sırada. hastalar bana. Hükümet ise durumu kurtarmak için gözle görülür bir çaba harcamıyordu. Âdeta. geride. Basın sansürü yüzünden. «Sesin mi? dedi. ortam sizi. Ama ben hiç yaralanmamış olmanın daha bir talihlilik sayılabileceğini düşünmekten kendimi alamıyordum. ama sonradan öbür ses teli durumu «telâfi» edince. bir ay boyunca devam etti. Sesin hiçbir zaman geri gelmeyecek!. O sırada rastladığım herkes. belli belirsiz bir tehlike duygusu. Sağ elimin parmakları da yarı yarıya felce uğramıştı. Bunlardan biri Negrin -Prieto Hükumeti'nin savaşı uzlaşma yoluyla bitireceği yolundaydı.bez parçasıyla yakaladı. «Ne zaman yeniden sesime kavuşacağım?» diye sordum. Yaram hafiften merak konusu olmuş. çıkabileceği kadar dışarı çekti. aradan beş ay geçmiş olmasına rağmen. Dilim kanayıp gözlerim yaşarıncaya kadar boğazımdan içeri bakmaya devam ettikten sonra bir ses telimin felce uğradığını söyledi. acısı sonradan çıkan. Bu durum insanı Hükümetin ikiyüzlü 213 212 . Mayıs çarpışmaları. Nevralji gibi feci bir ağrıydı. yine de. Caballero Hükumeti'nin düşmesiyle Komünistler mutlak olarak iktidara gelmişler. Neşeli bir tavırla. Henüz birşey olmuyordu. «Que süette! Que suerte!» diyerek incelemişlerdi. merminin ensem-deki bir sinir demetini delip geçmesinden ileri geliyordu. iç düzeni sağlama görevi Komünist bakanlarına verilmişti. hemşireler. kızlar kahvehanelerde bağış toplama kutularını şangır-datıyor. Bunu nasıl anladığını bilemem. Bilhassa geceleri canımın acısından bir türlü uyuyamadım. zaman doktorun yanıldığını gösterdi. gırtlağıma bir dişçi aynası soktu ve «Ee!» dememi buyurdu.» Neyse ki. ellerine fırsat geçse siyâsî hasımlarını ezeceklerinden hiç kimsenin kuşkusu yoktu. korku. boynundan yaralanıp da hayatta kalan birinin dünyanın en talihli yaratığı olduğunu temin etmekten geri durmadılar. ben de neler olabileceğini henüz kafamda bile canlandıramıyor-dum. Kolumdaki ağrı. radyoda her zamanki «kahraman koruyucular» yayını yapılıyordu.

Sık sık hava ve deniz baskınları olacağından korkuluyordu. Herkes. Bunları. Görüldüğü kadarıyla. genel durumun karakteristik bir yönüydü. Gazetenin. çekingen kimseler bodrumlara dalıyordu.M.bir oyun oynadığına inandınyordu. Bob Smillie hâlâ Valencia'da hapisteydi. milis kartımı kesinlikle göstermememi. hapisteki yabancı «asker kaçaklarımın sayısı yüzleri bulmuştu. yalnızca pasaportumu ve hastane belgemi çıkartmamı ihtar ediyordu. bana P.U. Birkaç ay önce milis gücüne gelip kaydolan herkes gönüllü 214 diye bilinir ve izin zamanı geldiğinde. «Hazır olun» diye bildiriler dağıtıyor ve «belirli bir parti»nin (Komünistler kastediliyor) bir coup d'etat hazırladığı îmâ ediliyordu. Bunlar sınırda bazan geçerli oluyor.N.M. Süt ve 215 . Daha önceden.O. Polis casusları heryerde kol geziyordu. P. milisinde bulunduğumun bilinmesi bile tehlikeli olabiliyordu. tutulan avukatın olsun Kendisini görmesine izin verilmeyişinden başka birşey öğrenemedik. Bir süre sonra. temsilcisinin olsun. ne bir kimse yargılanmış ne de itham edilmişti. Kimsenin. I. Savaş boyunca dalgalanıp duran yiyecek kıtlığı çok kötü devrelerinden birindeydi. ama azıcık daha çaba harcanmış olsaydı.U. Sonraki olaylar benim bu noktada çok yanıldığımı ortaya koydu. Katalonya'nın işgal edileceği yolunda yaygın bir korku da vardı. milisleri ufak ufak vesilelerle cezalandırılıyordu —örneğin. cephe hattının millerce gerisinden itibaren kuvvetli savunma düzenleri alındığını ve Barselona'nın heryerinde bombadan koruyucu sığınaklar kazılmakta olduğunu görmüştüm. kışlada askerlere verilen ekmek tayını dünya kötüsü bir nesneydi. önlerine barikat kurulmuş duruyordu.P. Silâhlı Hücum Birlikleri gruplar hâlinde caddelerde devriye geziyor.O.M. öbürleri de kuşkusuz —hep Anarşist ve P.L. isterse terhis kağıtlarını alıp gidebilirdi.U. Bilbao'nun kurtarılması olanağı yitirilmeyecekti. Anlaşılan Hükümet şimdi fikir değiştirmişti. hiç kimse emin değildi. taraftarları— birer ikişer hapse atılınca ortadan yok oluyorlardı. Ekmek çok azdı ve ucuz çeşitlerine pirinç karıştırılıyordu. Solidaridad ve öteki Anarşist gazeteleri de ağır bir biçimde sansür ediliyordu. bazan olmuyordu.U. Mayıs çarpışmalarından kalan mahpuslarla doluydu. ama her siren düdüğü öttüğünde —çoğu zaman bunlar yanlış verilen alarmlardı— ışıklar saatlerce karartılıyor.O. Aragon cephesinde saldırıya geçil-seydi. Güvenlik Askerleri hâlâ kahvehaneleri ve stratejik noktaları ellerinde tutuyorlardı: P. Hapishaneler. asker kaçağı diye tutukluyor-lardı.U. Gelin görün ki Hükümet. La Batalla hâlâ çıkıyor. genellikle. Fakat bu noktadan bile. geçerli saymazlarsa hemen sizi hapse atıyorlardı. sizi düpedüz hapsediyor ve genellikle orada inccmnunucado olarak tutuyorlardı. evine gitmeye kalkarsa asker kaçağı sayılıyordu. paralarını alırken kendilerine güçlük çıkarıyorlardı. binalarının çoğu da hâlâ kum torbalarıyla tahkim edilmiş. Şehrin çeşitli noktalarında. Uluslararası Tugay ve öteki milislerdeki yabancılar gitgide daha büyük sayılarda hapse atılıyorlardı. ama çoğu kendi ülkelerinde bir şamata yapılır yapılmaz vatanlarına gönderiliyordu.O. saldırı başarısız olsa bile Franco. ordusunun bir kısmını oraya aktarmak zorunda kalacaktı. Cephenin bazı kısımlarında resmî makamlar hâlâ isteyenleri terhis ediyorlardı. ama öylesine sansür ediliyordu ki neredeyse var olmaktan çıkmıştı. Yaralı ya da izindeki P. milise kaydolan herkes muvazzaf asker oluyor.M. hattâ «Troç-kizm» gibi mutlak bir suçlama bile yapılmamıştı. iş işten geçene —hattâ Bilbao'nun düşüşüne— kadar hiçbir savunma eylemine girişmedi C. sansür edilen kısmının boş bırakılmayıp yerinin başka haberlerle doldurulması yolunda yeni bir kural çıkarılmıştı— bunun sonucunda neyin kesilip atıldığını kestirmek olanağı da kalmıyordu. cepheye döndüğümüzde. T. Carabinero'ların Güvenlik Askerleri yoldan geçenleri durduruyor ve belgelerini soruyorlardı. acaba milisler gönüllü asker mi yoksa muvazzaf mı oldukları konusunda kesinlikle birşey bilmemesi.C.S.

hiç kuşkusuz suç yine önceki gibi P. Zeytinyağı almak için kuyruklarda ağaç olan kadınlara gözcülük etsinler diye dikilen atlı Güvenlik Askerleri bazan atlarını gerileterek. aşırı derecede rahattı da. burada hâlâ ender görülen şeyler. Bütün bunlar bir yana herkesin korktuğu başımı za gelmedi —yeni bir sokak çarpışması çıkmadı— böyle bir gelişme olsaydı. yiyecek kıtlığının daha da artması demekti. tütün neredeyse yok olmuştu.U. Madrid ve Barselona'daydım.şeker çok enderdi. Kendi kendimi. ama iyi bir parti adamı «denilen şey». Siyasî hoşgörüsüzlük henüz İngiltere'de veri olarak kabul edilmiyor. Her üç şehirde de hiçbir biçimde zora başvurulmadan mükemmel bir düzen hüküm sürüyordu. milletin uçak diye takma isim uydurduğu o kocaman telden garip çerçeveye bağlanmış Arthur Clinton. pahalı kaçak sigaraların dışında. Bunu aksettirmek zor iş. Bir sürü başka İngiliz vardı. on-santimlik madenî para ile ikibuçuk pesatalık banknot arasında hiçbir para birimi kalmamıştı. oysa İspanyollar zeytinyağını ayrı ayrı. kadınların ayaklarına basmaya çalışarak eğleniyorlardı.M. bu yüzden. Zeytinyağı kıtlığı had safhadaydı.O. Tibidabo yakınındaki banliyödeydi: Barselona'nın gerisinde birdenbire yükselen. giydi. Herkesin bunu aynı sözlerle ifade etmesi çok tuhafıma gidiyordu: «Buranın havası -korkunç. Böyle şeyler Barselona'da ise çok doğal görülüyordu. Bu yüzden.'un ve Anarşistler'in üstüne yıkılacaktı. sansür edilen gazetelerin yarattığı tuhaf huzursuzluk ve ortalıkta hep silâhlı adamların bulunuşu. Gümüş piyasadan kaldırılmış ve henüz yeni para basılmamıştı.U. her «Troçkist»in tehlikede olması eşyanın tabiatı gere(*) Pesatanın satın alma gücü 4 peni kadardı. çünkü şu sırada. Atholl Düşesi (17 Ekim 1937 tarihli Sunday Express'de) şöyle yazıyor : «Valencia. tereyağı ve kahve kıtlığına rağmen yalnız «normal» ve nezih değil. kadının malî durumu ise bütün banknotu harcamaya el-vermeyebilirdi. parçalanmış bacağıyla Williams. En yoksullar için bu. ilk tüfek atışlarını beklerken yakaladığım zamanlar oluyordu. Can sıkan küçük bir nokta bozuk para bulunma-masıydı.» Fakat. Otelden otele İspanya'yı kısa sürede gezen bazı İngiliz ziyaretçiler. hâlâ İspanyol hastahanelerinde kullanılan. Şeytan'ın tepesinden İsa'ya yeryüzü ülkelerini gösterdiği söylenen garip şekilli dağ (adı da buradan geliyor). tüberküloz şüphesiyle cephe gerisine gönderilmiş 18 yaşındaki Stafford Cotman ve yamyassı olmuş kolu. Elinde on pesata ile bir kadın. böyle bir atmosferin temeli İngiltere'de yok. «Stalinciler» baştaydı. Sanki çok kötü bir ruh bütün şehrin üstüne yayılmış gibiydi. Bu sanatoryumda kalanların çoğu ya cepheden çürüğe çıkarılmış ya da kol-bacak kesilmesi gibi onları sonuna kadar sakat bırakan bir yara almışlardı. Atholl Düşesi için tereyağı bulabildiklerini ümit ederim. Bina önceleri zengin bir burjuvanınmış..M. Ka217 216 .. yani Kıt'a Avrupası siyasetindeki o gaugster-gramafon tipi.O.» Şık otellerin dışında başka hiçbir şeye dikkat etmemek İngiliz seyyahlarına mahsus birşey. devrim sırasında el konmuş. belki de herkes dememem gerekir. genel havada yolunda gitmeyen birşeyler olduğunu fark etmemiş görünüyorlardı. bakkalın önünde kuyrukta saatlerce bekleyebilir ve sonunda da hiçbir şey alamıyabilirdi — bakkalın paranın üstünü verecek bozuğu olmayabilir. on pesatadan küçük bütün banknotlar da çok ender bulunuyordu (*). Tımarhaneye benziyor. Kaldığım bütün oteller. O zamanın kâbuslu atmosferini aktarmak kolay iş değil — devamlı olarak değişen söylentilerin. yarım düzine değişik amaçla kullanırlar. patronun beni komünist bellemesine aldırmazdım. P. Gözüme çarpan bir yazıda.'un sanatoryumlarından biri olan Maurin Sanatoryumumda kalıyordum. Sizinle aynı fikirde olmayanları «tasfiye» ya da «bertaraf» etmek İngiltere'de henüz tabiî karşılanmıyor. Çeşitli yollardan ufak tefek siyâsî baskılar yapılıyor —bir maden kömürü işçisi olsaydım.

ertesi sabah hastane raporumu meydana çıkardım ve terhis işlemimi yaptırmaya koyuldum. silâhlı adamlarla dolup taşan sokaklardan.O. her zaman olduğu gibi yine biraz manana falan denildi. doktorlar en iyi ihtimalle. (Heyhat! Düşmedi! Hücum. yeniden savaşabilecek hâle ulaşmama kadar aylar geçmesi gerektiğini söylemişlerdi. Genel Hastane'deki doktorlar bana. Bizi bir kamyona doldurmuşlardı. Sabahları kolumun elektrik tedavisi için hastaneye başvuruyordum. ben de genellikle Barselona'ya gündüzleri gidiyordum. sütsüz çaydan. İngiltere'ye mümkün olabildiğince çabuk dönmek olduğuna karar verdik. Bütün bu olanlardan uzaklaşmak için gitgide kabaran bir arzu duyuyordum. Ne var ki. derin bir huzursuzlukla yere uzandım. Sietamo'ya gece yarısı vardık: P. insanı bir hastaneden öbürüne dolaştırıyorlardı —Sietamo'ya. Fişek kutusunu yastık yerine başımın altına koydum. makineli tüfeklerden. Yaralı oluşum zâten sinirlerimi bozmuştu -hep böyle olur sanıyorum— ateş altına gönderilmek ihtimali beni korkunç derecede kaygılandırdı. isimlerimizi bile sormadan elimize tüfek ve fişekler vermeye başladılar.rım hâlâ Continental Hotel'de kalıyordu. Barselona'ya geri gelmem beş gün sürdü.M. Tuhaf bir işti bu —çeşitli kaslarımı ânî sarsıntılarla yukarı aşağı hareket ettiren bir dizi dikenli elektrik şoku yapıyorlardı ama iyi geliyordu galiba. bir dizi karışık ve yorucu yolculuk mânâsına geliyordu.U. korkunç bir arap saçma dönmüş. milisi komutanlığında belgelerimi damgalatmam gerekiyordu. ona istihkâm kısmında özel bir görev verilmesini tavsiye ediyordu.M. Olağan yöntemleriyle. Kopp'un dediğine göre şehir düşmeye mahkûmdu. Aslında böyle düşünmenin belli başlı nedenleri bencilce şeylerdi. ama bizi hiçbir yere çağırmadılar. Yine de. ikimiz de yapılacak en iyi şeyin. ama terhis olabilmek için cephe yakınlarındaki hastanelerden birinde bir sağlık heyetine görünmem ve Sietamo'ya giderek P. Kopp Savaş Bakanı ile konuşmak için Valencia'ya gitmek zorunda kaldı. Tarragona'da cepheye gidişini gördüğüm İtalyanlar Joca yoluna hücum etmişler. sonra 219 . sesim o zaman sandığımıza göre. gazetelerde yalan dolan curcunası yaratmaktan başka hiçbir işe yaramamıştı. Er geç biraz para kazanmanın yolunu bulmalıydım.) Bunlar olurken. o da Valencia'ya gitmek üzere ayrılmıştı. Kopp büyük bir neşeyle cepheden daha yeni dönmüştü. siyasî kuşku ve nefretin dehşet verici atmosferinden. ağrım sızım da biraz azalmıştı. ama ötekilerle gitmeyi pek öyle reddedemezdim. İspanya'da kalıp başkalarının ihtiyacı olan yiyecekleri gövdeye indirmek bize fazla anlamlı gelmiyordu.) Benim Sietamo'ya hareket ettiğim 15 Haziran günü. bir başka kere hendekte. Ben aşın derecede zayıf düşmüştüm. ama büyük kayıplar vererek iki tank yitirmiş218 ierdi. Çok garip yerlerde uyuduğumu hatırlıyorum— bir keresinde hastane yatağında.U. yeniden parmaklarımı kullanabiliyordum. Bu bir saldırı başlangıcına benziyordu. Cebimde hastane raporum duruyordu. Monzon'a sonra terhis kâğıdımı damgalatmak için gerisin geriye tekrar Sietamo'ya. merkezine gelir gelmez bizi bir sıraya dizdiler. hava baskınlarından. Elinde Doğu Ordusu Komutanı General Pocas'tan aldığı bir mektup vardı —Kopp'un «güvenilir bir kimse» diye tanımlayan bu olağan mektup. gıcırdayan tramvaylardan.O. sonra güneyde bir çizgi boyunca Barbastro yoluyla tekrar Lerida'ya gittim. Bu. Tam çarpışmaların içinden çıkıp gelmişti ve artık Hues-ca'nm yakında alınacağını söylüyordu Hükümet Madrid cephesinden birlikler getirtmişti. Huesca'ya s'evkedilen birlikler bütün ulaşım şebekesini tekellerine almış ve herşeyi altüst etmişlerdi. (Sivil hayatında Kopp mühendisti. siperlerden. her an yedekteki adamları çağıracak durumdaydılar. yağlı böreklerden ve sigara kıtlığından— İspanya denince aklıma gelen hemen herşeyden uzaklaşmak istiyordum. çok sayıda uçakla birlikte buraya otuz bin asker yığıyordu. Barbastro'ya. bir daha hiç geri gelmemek üzere kaybolmuştu. tıbbî yönden çürük raporu vermişlerdi.

gecenin yarısında aşağı düştüğüm çok dar bir bankta, birinde de, Barbastro'da belediyeye ait bir çeşit handa. Tren yolundan uzaklaşınca gelip geçen kamyonlara atlamaktan başka bir seyahat olanağı kalmıyordu. Yol boyunda saatlerce, bazan aralıksız üç dört saat, ağzına kadar ördek ve tavşan dolu çıkınlar taşıyan kederli köylü kümeleriyle beraber geçen her kamyona el sallayarak beklemek zorundaydınız Nihayet, insanlarla, ekmek so-munlarıyla ya da cephane sandıklarıyla tam tıka basa dolmamış bir kamyon denk düşünce, felâket kötü yollarda sarsıla sarsıla gitmeye başlıyordunuz. Hiçbir at, bu kamyonların beni hoplattığı gibi böylesine yükseğe fırlatmamıştı. Kamyonun tepesinde yolculuk etmenin tek yolu, bir araya toplanıp sıkı sıkıya biribirine tutunmaktı. Hâlâ bir kamyona yardımsız tırmanamayacak kadar zayıf olduğumu keşfedince kendimi hayli küçülmüş hissettim. Geceyi, Sağlık Heyeti'ni görmek için gittiğim Monzon hastanesinde geçirdim. Bana komşu olan yatakta sol gözünden yaralı bir Hücum Muhafızı yatıyordu. Dostça davranarak bana sigara ikram etti. Ben, «Barselona'da olsak, biribirimizi vuruyor olacaktık» deyince ikimiz de güldük. Cepheye yaklaşıldıkça genel havanın nasıl değiştiğini görmek çok tuhaf oluyordu. Siyâsî partilerin bütün ya da neredeyse bütün fena nefret duyguları buharlaşıp gidiyordu. Cephede bulunduğum sürece, bir kere bile, hiçbir P.S.U.C. taraftarının sırf P.O. U.M.'luyum diye bana düşmanlık gösterdiğini hatırlamıyorum. Bu çeşit şeyler Barselona'da ya da savaştan daha bile uzak yerlerde oluyordu. Sietamo'da bir sürü Hücum Muhafızı vardı. Bunlar özel olarak cephe için ye-tiştirilmemişlerdi; çoğu daha önceden ateş altında bile bulunmamıştı. Barselona'da caddelerin kralıydılar, ama burada ancak acemi asker quintos olabiliyor, aylarca cephede kalmış onbeş yaşındaki milis çocuklarla karışınca bozuluyorlardı. Monzon hastanesindeki doktor her zamanki dil-çekiştirme ve ayna-sokma işini yaptı ve aynı neşeli tavırla
220

sesimin suret-i kafiyede geri gelmeyeceğini temin ederek damgalı belgeyi imzaladı. Muayene olmak için beklerken ameliyathanede hiç uyuşturucu madde kullanılmayan korkunç ameliyatlar yapılıyordu —neden uyuşturucu kullanmadıklarını bilmiyorum. Ameliyatlar sürdü gitti, çığlık ardına çığlık geliyordu, ben içeri girdiğimde iskemleler çevreye fırlatılmış, yerde kan ve idrar gölcükleri oluşmuştu. En son yolculuğumun ayrıntıları belleğimde tuhaf bir açıklıkla duruyor. Geçen birkaç ay içinde olduğumdan daha çok gözleme yönelen değişik bir hava içindeydim. Yirmi dokuzuncu tümenin mührüyle damgalanmış terhis kâğıdım ve «işe yaramaz» ilân edildiğim doktor raporunu almıştım. İngiltere'ye dönmekte serbestim artık; bunun sonucunda, ilk olarak, kendimi İspanya'ya göz atmaya yetenekli hissettim. Barbastro'da bir gün geçirmek zorundaydım, çünkü günde yalnız bir tren kalkıyordu. Daha önceleri Barbastro'ya kısa kaçamaklı gözlerle bakmıştım —şehir bana düpedüz savaşın bir parçası olarak görünmüştü— gri, çamurlu, motoru gü-rüldeyen kamyonlar ve kılıksız askerlerle dolu, soğuk bir yer. Bu kere şehir, tuhaf bir biçimde, gözüme farklı göründü. Yollarda başıboş gezinirken dolambaçlı hoş caddelerin, eski taş köprülerin, adam boyunda fıçılarla şarapçı dükkânlarının, araba tekerlekleri, hançerler, tahta kaşıklar, keçi derisinden su tulumları yapan yarı yarıya yer altındaki dükkânların farkına vardım. Deriden tulum yapan bir adamı seyrederken, büyük bir ilgiyle, daha önce bilmediğim birşeyi keşfettim: bu tulumlar postu içlerinde olarak yapılıyor ve kıllar kazınmıyordu, demek gerçekte su keçi kılından süzülerek damıtılıyor-muş. Aylardanberi bunu içiyormuşum da, farkında de-ğilmişim. Şehrin gerisinde yeşim taşı yeşili sığ bir ırmak akıyordu. Öte yakada dimdik bir kayalık yar yükseliyordu, meydana getirdiği duvarın içine evler oyulmuştu, öyle ki yatak odanızın penceresinden doğruca otuz metre aşağıdaki suya tükürebilirdiniz. Uçurumun oyukla221

rında sayılamayacak kadar çok güvercin yaşıyordu. Lerida'da da eskilikten ufalanan evler vardı; çatı kirişlerine binlerce ve binlerce serçe yuva yapmıştı. Biraz uzaktan bakınca, yuvalarla kaplı duruşları rokoko çağından kalma süslü pervazları andırıyordu. Neredeyse altı aya varan bir süre boyunca böyle şeylerin gözüme hiç çarpmamış olması garipti. Cebimde terhis belgelerimle, kendimi yine bir insan, hattâ biraz da turist gibi hissetmeye başlıyordum. Hemen hemen ilk kez gerçekten — bütün ömrümce gitmeyi özlediğim— İspanya'da olduğumu anladım. Lerida'nın ve Barbastro'nun sakin arka sokaklarında, herkesin hayalinde yer eden İspanya'nın gelip geçici anlık görüntülerini yakalar gibiydim. Beyaz sierra'lar (dağlar), keçi çobanları, engizisyon zindanları, Arap sarayları, büklüm büklüm kıvrılan kara kara katır kervanları, gri zeytin ağaçları ve limon korulukları, siyah şallı kızlar, Malağa ve Alicante şarapları, katedraller, kardinaller, boğa güreşleri, çingeneler, serenadlar —kısacası, İspanya. Bütün Avrupa'da hayallerimi en çok çeken ülke buydu. Nihayet buraya geldiğim zaman da yalnız bu kuzeydoğu köşesini görmüş olmam hayıflanacak bir şey: o da karmakarışık bir savaşın ortasında ve çoğu kışa rastgelmek üzere. Barselona'ya döndüğümde geç olmuş ve ortalıkta hiç taksi kalmamıştı. Tamamen şehrin dışında kalan Maurin Senatoryumu'na gitmeye uğraşmanın hiçbir yararı yoktu, bu nedenle akşam yemeği için bir lokantaya girdikten sonra Continental Oteli'ne gittim. Babacan tavırlı bir garsonla, içinde şarap dağıtılan meşeden yapılmış bakır çemberli küçük testiler hakkında konuştuğumu hatırlıyorum. İngiltere'ye götürmek için bunlardan bir takım almak istediğimi söyledim Garson pek sevimliydi. «Evet, güzel bunlar, değil mi? Fakat bugünlerde böyle şeyler satın almak olanaksız. Kimse yapmıyor artık — kimse hiçbir şey imal etmiyor. Bu savaş— yazık!» Savaşın üzüntü duyulacak birşey olduğunda anlaştık. Bir kere daha kendimi turist gibi hissettim. Gar222

son bana nâzikçe, İspanya'yı sevip sevmediğimi, bir daha gelip gelmeyeceğimi sordu. Oh evet, İspanya'ya yeniden gelecektim. Bu konuşmanın barışçı niteliği, hemen arkasından olanlar yüzünden belleğimde çakılıp kalmıştır. Otele geldiğimde karım holde oturuyordu. Ayağa kalkarak, beni çarpan hayli ilgilenmez bir tavırla bana doğru geldi; sonra boynuma bir kolunu doladı, holdeki-lere gösteriş olsun diye yüzünde bir gülümsemeyle kulağıma fısıldadı : «Çık git!» «Ne?» «Buradan bir an önce çıkıp git!» «Ne?» «Burada dikilip durma! Çabucak dışarı çıkmalısın!» «Ne? Neden? Ne demek istiyorsun?» Beni kolumdan yakalamış ve merdivenlere doğru ilerlemeye başlamıştı bile. Aşağı inerken yarı yolda bir Fransız'a —ismini burada veremeyeceğim— rastladık. P O.U.M.'la hiçbir ilişkisi olmadığı halde bu felâketli dönemde bize çok dostluk göstermişti. Bana endişeli bir yüzle baktı. «Dinle! Buraya gelmemeliydin. Çabuk burayı terket ve birisi polise telefon etmeden biryerlere saklan.» Bak sen şu işe! Merdivenin sonuna geldiğimizde otel müstahdeminden P.O.U.M. üyesi olan biri de (sanıyorum müdürün bundan haberi yoktu), asansörde çaktırmadan, dökülen bir İngilizceyle hemen çıkıp gitmemi söyledi. Hâlâ neler döndüğünü kavrayamamıştım. Kaldırıma çıkar çıkmaz «Ne oluyor yahu?» diye sordum. «Duymadın mı?» «Hayır. Neyi duymadım mı? Ben hiçbir şey duymadım !» «P.O.U.M. lağvediliyor. Bütün binaları ele geçirdiler. Hemen herkes hapiste. Şimdiden bazı kimseleri vurdukları söyleniyor.»

223

Demek buydu başımıza gelenler. Konuşmak için biryerlere gitmeliydik. Ramblas yolundaki bütün kah-vehane'er polisle tıka basa doluydu, ama yan sokakta sakin bir kahve bulduk. Karım, ben uzaktayken neler olduğunu anlattı. Haziran'ın 15'inde polis Andrees Nin'i çalıştığı yerde anîden tevkif etmiş ve aynı akşam Hotel Faleön'a baskın yaparak, çoğu izne gelmiş milis olan, orada bulunan herkesi tutuklamışlardı. Otel hemen bir mahpushaneye dönmüş ve çok kısa bir zamanda ağzına kadar her çeşitten tutuklu ile dolmuştu. Ertesi gün P.O.U.M. kanun-dışı ilân edilmiş ve bütün dairelerine, kitaplıklarına, senatoryumlarma, Kızıl Haç merkezlerine vb. el konulmuştu. Bu arada polis ensesine el atabildiği P.O. U.M.'la herhangi bir ilişkisi olduğu bilinen herkesi tu-tukluyordu. Bir iki gün içinde, Yürütme Kurulu'nun kırk üyesinin hemen hepsi hapse atılmışlardı bile. Muhtemelen bir ikisi kaçıp saklandı, ama polis (bu savaşta her iki tarafın geniş bir biçimde uyguladığı) bir hile kullanıyor, ortadan toz olan adamın karısını rehine alıyordu. Kaç kişinin tutuklandığını anlamanın hiçbir yolu yoktu. Karım yalnız Barselona'da dörtyüz kişinin tutuklandığını duymuştu. O günden beri, tutuklu sayısının hattâ o sırada bile daha kabarık olduğunu düşünürüm. Üstelik, en garip tipler tevkif edilmişti. Bazı hallerde, polis, hastanelerden yaralı milisleri toplayacak kadar ileri gitmişti. Olanlar insanın kafasını bozuyordu. Bu allahın be-lâs. olay ne demekti? P.O.UM.'u lağvetmelerini anlıyorum, ama neden milleti tutukluyorlardı. Keşfedebildiğim kadarıyla bunun makul bir nedeni yoktu. Görünüşe göre, P.O.U.M.'un lağvedilmesinin geçmişe yürüyen (makabline şâmil) bir etkisi vardı; P.O.U.M. şimdi kanun-dışı olmuştu, böylelikle önceden üye olanlar da kanunu ihlâl etmiş sayılıyorlardı. Her zaman olduğu gibi, tutuklananların hiçbirine bir suçlamada bulunulmadı. Ama bu arada, Valencia'nm Komünist gazeteleri büyük
224

bir «Faşist oyunu», düşmanla radyo haberleşmesi, görünmez mürekkeple imzalanmış belgeler vb. hikayeleriyle yanıp yanıp tutuşuyordu. Bunlara daha önce değinmiştim. Göze çarpan şey şuydu ki, bu hikâyeler yalnızca Valencia gazetelerinde çıkıyordu; Barselona Komünist, Anarşist ya da Cumhuriyetçi gazetelerinde P.O. U.M.'un ilgasına dair tek kelime yoktu demekle bir yanlışlık yapmadığımı sanıyorum. P.O.U.M. önderlerine yöneltilen suçlamaların kesin özelliğini ilk defa, İspanyol gazetelerinden değil, bir iki gün sonra Barselona'ya varan ingiliz gazetelerinden öğrendik. O sırada, Hükümet' in ihanet ve casusluk suçlamasından sorumlu olmadığını, sonradan Hükümet üyelerinin bu suçlamayı yalanlayacaklarını bilemezdik. Biz yalnızca, belli belirsiz olarak, P.O.U.M. önderlerinin ve muhtemelen geride kalan hepimizin Faşistlerin paralı adamı olmakla itham edildiğimizi biliyorduk. Hapishanelerde insanları gizlice vurduklarına dair söylentiler dolaşıyordu. Bununla ilgili bir sürü abartma yapılıyordu, ama bazı şeyler kesinlikle olmuştur, Nin olayının böyle olduğuna hiç şüphe yok. Nin tutuklandıktan sonra Valencia'ya, oradan da Madrid'e yollanmıştı, vurulduğu söylentileri Haziran'm 21'inde Barselona'ya vardı. Sonradan söylentiler daha da belirli bir biçim aldı: Nin gizli polis tarafından hapiste vurulmuş ve cesedi sokağa atılmıştı. Bu haber, Hükûmet'in eski üyelerinden Federico Montsenys de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan alınmıştı. O günden bugüne Nin'i bir daha canlı olarak gören olmadı. Sonradan Hükümet çeşitli ülkelerin delegelerince soru yağmuruna tutulduğu zaman kemküm ettiler ve Nin'in ortadan kaybolduğunu, nerede olduğunu hiç bilmediklerini söylediler. Bazı gazeteler, Nin'in Faşist bölgeye kaçtığı yolunda hikâyeler uydurdular. Bunu kanıtlayacak hiçbir delil gösterilmemişti ve sonradan, Adalet Bakanı Jrujo, Espagne Haber Ajansı'nın kendi resmî communique(*)'
(*) Bölüm 11'de sözünü ettiğim, Maxton heyetinin raporlarına bakınız.

225

bunların en sonuncusu olmalıydı.O. bir çok arkadaşımızın başına neler geldiğini anlatmaya başladı. güneyde.M.M. İleride bir zaman canlı olarak ortaya çıkmadıkça. Bütün bu olanların arasında. milisi hâlâ ayrı bir birimdi. kısa bir süre sonra kadıncağız serbest bırakıldı ve hemen arkasından yeniden tutuklanarak hapse tıkıldı. Huesca'ya saldırı başlıyordu. Haziran'm 17'sinde falan tutuklanmışlar ve «hemen» arkasından Landan «sırra kadem basmıştı. binleri buluncaya kadar. Williams ve Stafford Coltman Maurin Senatoryumu'na baskın yapıldığında tutuklanmamışlardı. arkadaş ve akrabalarının hapse atıldığını bile söylemeden savaşa sürmek apayrı bir meseledir. Böylesi bir şey biraz zor affedilir. sanıyorum. hapiste katledildiğini kabullenmek zorundayız.O. neler olduğuna dâir bütün haberlerin cepheden uzak tutulmasıydı. Polisin en azından başlangıçta bu eylemlerin savaş üzerinde yapabileceği etkilere hiç aldırış etmediği anlaşılıyordu. cephede ben ya da bir başkası P. Çılgınca birşey. Bazı İngilizler ve daha başka yabancılar sınırı geçmişlerdi. bundan sonra Adalet Bakanı kocasının ölmüş olduğunu bildirdi. Fakat. Barselona'ya izne gelmiş bütün P. P.U. polisin alt rütbelerinde görülen bağımsız eylemlerdi. Olayın nasıl gizli tutulduğunu düşündükçe hâlâ şaşıyorum.U. ama olayın gizli tutulduğuna hiç kuşku yoktur. Polis Şefi'nin verdiği emirlerle serbest bırakılanların çoğu hapishane kapısında yeniden tutuklanıyor ve «gizli hapishane» lere taşınıyordu. Önceden izin almaksızın önemli mevkilerdeki subayları tutuklamaya pek hevesliydiler. cephedekiler aradan bir hayli zaman geçene kadar hiçbir şey duymamışlardı. Dikkati çeken bir nokta. çünkü levazım kamyonları bir aşağı bir yukarı gelip geçiyordu. Sizin de gördüğünüz gibi. son derece zayıf bir ihtimaldir. Sonradan ne Savaş Bakanı ne de Polis Şefi Ortega'nın. aylar boyu uzadı.O. Tümen Komutanı General Jose Rovira Barselona'dan gönderilen bir grup polis tarafından cephe yakınlarında tutuklanmıştı. bir yerlerde saklanıyorlardı. 227 . Fransa'da iken. Olaylarla ilgili hiçbir şey Barselona gazetelerinde çıkmıyordu (habire casusluk hikâyeleri uyduran Valencia gazeteleri Aragon cephesine ulaşmıyordu).O. onların cepheye döndüklerinde haber götürmelerine engel olmaktı. Tutuklama haberleri sürdü gitti. Bunun tipik örneği Kurt Landan ile karısının başına gelen olaydı. milislerin neler cereyan ettiğini öğrenmeleri hâlinde ise döğüşmeyi reddetmelerinden korkuluyordu.U. Bütün P. Nin kadar mühim bir siyâsî mahpusun kaçmasına izin verileceğini düşünmek.sini tahrif ettiğini açıkladı.U. Kızıl Haç merkezleri ve benzer ör226 gütleri her zamanki gibi görevlerini yerine getiriyorlardı. Tutuklamaların çoğu kanunsuz yapılıyor.M. belki çok önemli değildir. Barselona'dan yalnızca yüz mil uzaktaki Lerida'da kimse neler cereyan ettiğini duymamıştı. milislerinin tutuklanmasının bir nedeni de. haberler cepheye ulaştığında böyle birşey olmadı. ama gelip boğazıma düğümlenen bir ayrıntı var. muhtemelen bir kural olarak kendi içinde haklıdırlar da. cephe gerisindeki gazetelerin kendilerine Faşist diye hakaret ettiğini bilmeden öldüler. Haziran'm 20'sinde. Kötü haberleri askerlerden saklamanın olağan bir politika olduğunu biliyorum. Başkalarından öğrendiğime göre. Adamları protesto için Savaş Bakanı'na bir heyet gönderdiler. Arada geçen günler boyunca bir sürü insan.'un lağve-dilişiyle ilgili hiçbir şey duymamıştık.O. hiç kuşkusuz. P.» Aradan beş ay geçtiği halde. Aslında. siyâsî tutukluların sayısı. gizlice partilerinin kapatıldığını. milis komutanlıkları. Açlık grevine başladı.M. Hernehâl ise. Bu saklı tutmanın nedeni yeterince açıktır. kanundışı ilân edildikten sonra tekrar İspanya'ya gelen John Mc Nair de öyleydi. önderlerinin ihanetle suçlandığını.U. Haziran'ın 15'inde benim birlikte cepheye gittiğim grup. karısı muhakeme edilmemiş ve kocasından hiçbir haber alamamış bir durumda hâlâ hapisteydi. Haziran ayının sonlarında 29. Rovira'nm tutuklanmasından haberi olmadığı anlaşıldı. birtakım insanları.M. Karım. Faşistler'i katmazsak. o da.

ama (tahminen) kırk elli bin kişi de öyle yapmıştı. Ortadan kaybolmaya çalıştığı anda hemen arkasına düşeceklerdi. 228 Bu arada karımı «yakalamadılar». Sayısız tutuklamalara rağmen. polis onu tutuklamak için hiçbir harekette bulunmadı. Üstelik. Bana gelince hemen saklanmanın bir yolunu bulmalıydım. Hotel Continen-tal'de kalmaya devam ettiği halde. ateş altına girmiştim. Öfkelenmekle zaman kaybediyordum. çocuğu yalan yanlış bir hikâyeyle oyalamayı becermişler. mahallî çarpışmayı önlemiş ve muhtemelen onbeş yirmi can kurtarmıştı. savaşa âit bütün hatıra eşyalarımı ve bütün mektuplarımızı alıp götürdüler. kendimin tehlikede olduğuna inanmam neredeyse olanaksızdı. adamı kolundan tutup zindana atmak oluyordu. sabahın köründe sivil giyinmiş altı polis. Bütün bunlara karşılık yaptıkları. Belçika'dan izinsiz ayrıldığı ve Belçika Or-dusu'nda yedek subay olduğu halde yabancı bir orduya katıldığı ve daha önceleri kanunsuz olarak İspanya Hü-kûmeti'ne cephane imal ettiği için kendisinin bilmem ne kadar yıllık hapis cezası birikmişti. kendi gözlerimle gördüğüm gibi. Bazılarına daha cevap verilmemişti. Tüm olanlar bana anlamsız görünüyordu.M.M. şöyle adam gibi bir gece uykusuna da fena halde ihtiyacım vardı. Hemen herkesi kaldırıp götürmüşe benziyorlardı. Mayıs çarpışmaları sırasında. işini— feda etmişti. son kitabımla ilgili mektup yazmış ve daha cevap alamamış olanlar bir rastgelir de bu satırları okurlarsa.ama kendi yoldaşları tehlikedeyken kendisinin güvenlik içinde olmasını istememişti. alelade milis erliğinden binbaşılığa yükselmişti. memleketine dönmeye karkışırsa hapı yutmuş demekti.'un parti üyesi bile değildim. Kuşkusuz P. birkaç gece önce.O.O. ama âcil bir askerî görevle cephenin yolunu tutmuş giderken. Bu arada. milliyetini.» anlaşılan Kopp Barselona'ya geri gelmişti: doğu cephesindeki istihkâm çalışmalarına komuta eden albaya Savaş Bakanı'ndan bir mektup getirmişti. o sırada karım aşağıdaymış. daha emin olacağı besbelliydi. Samimî bir arkadaşım olması bir yana. polisin kendisini tutuklayacak kadar budala olabileceği herhalde aklına gelmemişti. afalladım : «Nee? Kopp mu? Ben onu Valencia'da sanıyordum. lütfedip bu açıklamamı bir özür dileme olarak kabul etsinler. Karımın otelde kalmasının. U. Mamaafih. Bu tehlikeyi göze 229 . Belki de. günlük not defterimi. Tabiatıyla Mayıs çarpışmalarında silâh taşımıştım. Hep söyleyip duruyorum : neden beni tutuklamak istesinlerdi? Ne yapmıştım ki? P. geçmişini de biliyordum. sahip olduğumuz her bir vesikayı. aylarca onun emri altında hizmet görmüş. oteldeki odamızı işgal ederek arama yapmıştı: pasaport ve çek defterimiz dışında (o da bir talih eseri olarak). George Kopp'u da tutukladıklarını duyunca. aylardır biriken bütün gazete kupürlerini (gazete kupürlerinin ne işe yaradığını sık sık merak eder dururum). hiç olmazsa şimdilik. bütün kitaplarımızı.'un lağvedildiğini biliyordu. 1936 Ekimi'nden beri cephedeydi. Eşyalarını almak için Hotel Continen-tal'e gelmiş. oteldekiler bir yandan polise telefon ederken. «Filân falanı götürdüler» lâfları sürüp gidiyordu. Geri kalanlar için. Bana.U. hep aynı «Falan filânı götürdüler». ama bu cinsten birşeyin budalaca habaseti insanın sabrını taşırıyor. Düpedüz İspanya'ya gelerek faşizme karşı döğüşmek için herşeyini —ailesini. Kopp'un tutuklandığını duyduğumda çok öfkelendiğimi itiraf etmeliyim. okuyucularımdan bana gelen bir miktar mektubu da götürdüler. bilmem kaç kere çarpışmaya katılmış ve bir keresinde yaralanmıştı. Karımı yem olarak kullandıkları çok açıkça görülüyordu. Bir bohça dolusu kirli çamaşırlarımı bile alıp götürmüşlerdi. üzerlerine görünmez mürekkeple yazılmış mesajlar olduğunu düşünmüşlerdir. Ama Kopp'u hapse götüren de bu budalaca saldırıyı ciddiye almamak olmuştu. tabiî adresleri de yanımda yok. Sonradan polisin Maurin Senatoryumu'nda bıraktığım bir kısım eşyalarıma da el koyduğunu öğrendim. Bu durum beni iğrendiriyordu.

bizim P.O.U. üzerinde büyük harflerle P. U. herhalde saklamak zorundaydım. bir de geride dalgalanan P.almak ve otele gitmek istedim. binalarında-ki değişiklik işlerine devam ettiler (öteki işlerin yanısıra. kanun polisin seçip belirlediği şey olup çıkmıştı.O. bayrağıyla bir grup milisin fotoğrafını yırtıp atmaya zorladı beni. İspanyol gizli polisinde kısmen Ges-tapo ruhundan birşeyler vardı. Fakat terhis kâğıtlarımı. Üzerlerinde 29'uncu tümenin damgasını taşıdıklarından.O. bir kere içeriye girince bir daha ne zaman çıkacağınızı asla bilemezdiniz. İşte böylece karımla ayrıldık. Bütün düşünebildiklerim bu kadardı. Gerçekten. Sonuç olarak. Mutlaka bir sürü karışıklık ve manana'lar olacaktı. Allahtan burası Almanya değil de İspanya'ydı. Fiilen.'a bağlı olduğunu biliyordu. Kuşkusuz.M. Beş gündür yollarda bitkin düşmüş.M.O. P.U. Cottman ve Mc Nair de oraya geleceklerdi. Besbelli. Fransız Konso230 losluğu'nda. en olmayacak yerlerde uyumuştum. Fakat İspanyol hapishanelerinin dünya kötüsü yerler olacağını önceden sezmiştim (aslında benim tahayyül ettiğimden çok çok daha kötüydüler). Fakat. üstelik kolumdaki sızıdan ayrı olarak sağlığım acınacak bir haldeydi.'un lağvedilişine dek hergün P.U.U.O. Er geç hapse atılmak gün gibi aşikâr iken.U. Kanuna bağlı kaldıkça emniyettesin demektir. P. Savaş ya da politikaya boğazıma kadar battığımda hep böyle olur— fizikî ra231 . biçimindeki İngiliz anlayışına sarılmanın bir yararı kalmamıştı. bu bile tehlikeliydi.M.'un hemen hiç yeraltı örgütü kurulmamıştı. bu kere de asker kaçağı diye yakalanabilirdim. düpedüz bir terör dönemiydi.O. Ertesi günü İngiliz Konsolosluğu'nda buluşmayı kararlaştırdık. bizim isimlerimiz de bu listedeydi. kolum felâket ağrıyordu ve şimdi de bu aptal herifler orada burada peşimda koşuyorlardı —bunların yüzünden sokakta yatmak mecburiyetindeydim. Ama bir şans eseri.U. Yapılacak tek şey sesimi kısmak ve P.M. Somurtkan ve canı sıkkın olduğumu hatırlıyorum. İşler olurken hiç böyle şeyler düşünmem zaten. İspanya'dan çıkmanın bir yolunu bulmaktı. Katalon Göçmen Dairesi'nde— damgalanması gerekiyordu. tehlikeli olan Polis Şefli-ği'ydi.U. hapse atılmam için yeterli bir nedendi. suçluların toplanması değil.O. «Troç-kizm» suçlusuydum. önceleri banka olan Yürütme Kurulu Binası'nda bir sinema inşa ettiriyorlardı).M. sınıra listeden önce varmayı başarabilirdik. ama bunlar olmazsa. Belirli bir eylemin suçlusu değil. bunu o kadar az tahmin ediyorlardı ki. Ceplerimdeki evrakları karıştırdık.O. ama becerisinden fazla birşey almamıştı. aslında her devrimci örgütün sahip olması gereken buluşma ve saklanma yerleri yoktu. Aslında ikimiz de. çünkü muhtemelen polis 29'uncu tümenin P.O.M. Karım. İspanya'dan ayrılmadan önce pasaportumuzun üç ayrı yerde — Polis Şefliği'nde. ama bunun böyle bir toptan cadı avı ölçüsüne vardırılacağım asla beklememişlerdi.'la bir ilgim olduğunu gizlemekti. sığınabileceğim hiçbir ev yoktu.'la ilişkimiz olduğunu sezdirmeden işleri yoluna koyabilirdi. ben de kendime yatacak bir yer arayarak karanlıkta başıboş dolaştım durdum.M. Karım bunu dünyada kabul etmedi. yazan milis kartımı.M. bunlar şu günlerde insanın tutuklanmasına neden olan şeylerdi. Ne yapıp ne yapmadığım fazla birşey farkettir-miyordu. P.M. Kafamda hiçbir doğru dürüst siyâsî düşünce kurmuyordum. U. daha fazla İspanya'da kalmanın hiçbir mânâsı yoktu. Kuşkusuz önderleri ergeç partinin lağvedileceğinin farkındaydılar. Pasaportlarımızı yoluna koymak muhtemelen birkaç günümüzü alacaktı. Karım otele döndü. yabancı «Troçkist» zanlılarının bir listesi vardı ve çok muhtemeldir ki. milisinde -görev almış olduğum gerçeği. İngiliz Konsolosluğu belki de. Şimdi düşünmemiz gereken şey. Gidebileceğim hiçbir yer. Sabırla bana işlerin ne durumda olduğunu açıkladı. belki de. Bu. sırf ne olacağını görebilmek için burada kalmayı çok isterdik. Geceyi yatakta geçirmeyi çok arzuluyordum. Tanrı bilir — evleri polis baskınına uğramış— kaç kişi bu gece sokaklarda uyuyordu.

moloz yığınlarını çevreleyen çatısız dört duvar. Bu günlerde Barselona'ya dönen her P. neyse ki ılık bir geceydi de birkaç saat uyuyabildim. küme küme Güvenlik Askerleri kapılara birikmişti. Ramblas'nın en dibinde."a karşı bir karikatür —gerisindeki faşist bir yüzle maskeli birisi— yapıştırılmıştı. O. doğrusu. Önceki gün cepheden döndüklerinde P. ayakkabı boyacıları için konulmuş sandalyalara bitkin bir halde yayılmışlardı. Ramblas'nın aşağısındaki ilân tahtasına da P. milisi saklanmak ya da hapse girmekten birini seçmek zoiundaydı— cephe hattında dört beş ay geçirdikten sonra hiç de sevimli bir karşılama değil. Carabineros'lar. iskelenin yanında.U. Gerisin geriye şehrin merkezine doğru yürümeye başladım. Bir sürü yol yürüdüm. Merkez Hastanesi dolaylarında bir yerlere vardım. zanlılarına kucak açan —ya da hiç değilse yataklık etmesi muhtemel— her ev gözetleme altındaydı.O. çok yakın bir gelecekte zincirlerinin yerine takılacağını söylemek geldi. Bunların kim olduklarını biliyordum —hattâ. Bir kabuktan ibaret kalmıştı. Dışarıda uyuyunca insan hep güneşin ilk ışıklarıyla uyanır. Sonradan.U. Sonra. 14 Barselona gibi bir şehirde polis tarafından aranılan bir kimse olmanın en kötü yanı. Caddeler Güvenlik Askerleri. Hücum Muhafızları. Geceleri avlanmaya çalışılan kaçaklar olmamıza karşın gündüzleri neredeyse normal bir yaşam sürdürüyorduk. P. Berber dükkânında bahşiş vermenin yasaklandığını açıklayan Anarşist ilânının hâlâ duvarda asılı olduğunu görmek tuhafıma gidiyordu.M. ama daha yeni kazıldığından her yanından su sızıyordu. milisleriydi.O.hatsızlığım dışında hiçbir şeyin bilincinde değildim ve şu Allanın belâsı saçmalığın bir an önce sona ermesi için derin bir arzu duyuyordum. berberlere. Öbür yandan gündüz vakti Barselona gibi büyük bir şehirde hayli emin sayılırdınız. Hava baskınlarına karşı yapılmış bir sığınağı denedim. M.U.M. devrim sırasında içi dışına çıkmış ve yakılmış bir kilise harabesine rastladım. geceyi dışarıda geçirmek anlamına geliyordu.U. Plaza de Cataluna'nın köşesindeki Kızıl Yardım Mer-kezi'nde polisler pencerelerin çoğunu kırarak kendilerini eğlendirmişlerdi. olayların önemini kavrayabiliyorum. göz232 lerini dört açmazlarsa.M.'un kitap rafları boşaltılmış. Yıkık duvar yığınları yan gelip yatmak için hiç uygun olmuyor. Herşeye burnunu sokan birtakım polislerin gelip de evraklarımı aramayacakları bir yer bulup uzanmak istiyordum.O. binalarındaki kırmızı bayraklar indirilmişti.U.O. ama tam işler karışık iken yalnızca olayın dışında kalmak istiyorum— pespaye bir özellik belki de bu. içlerinden birini tanımıştım.O. Bir fincan kahve içebilmek ya da berbere girip traş olabilmek için saatlerce bekliyordum.'un lağvedildiği haberi ile karşılaşan ve evlerine baskın yapıldığı için geceyi sokaklarda geçirmek zorunda kalan P. İçimden. Yarı karanlıkta etrafı karıştırdım ve uzanabileceğim bir çukur buldum. hâlâ cephenin çamuru ve pejmürdeliği içinde.M.U.O. İlânda «devrim zincirlerimizi parçaladı» diyordu. ama Barselona'daki kahvehanelerin hiçbirisi dokuzdan önce açılmaz. tuhaf bir görüntü ile karşılaştım: bir sıra milis.M. Bu da düpedüz. P. yerlerinde Cumhuriyetçi bayraklar dalgalanıyordu.U. İçinde bulunduğumuz durum hayli tuhaftı. alelade polis ve —sayılarını artık Tanrı bilir— sivil giyimli casusla ağzı233 . herhangi bir yabancının gelmesi hâlinde otel idaresinin hemen polise haber vermesi emredilmiş olduğu için bir otele ya da pansiyona gitmek olanaksızdı. P. heryerin çok geç açılmasıdır.M.

Bu hapishanelere.. İnsanlar uzanmak için bile yer olmayan odalara ağıla sokarcasma tıkıştırılıyor ve çoğunlukla bodrumlarda ve bunun gibi karanlık yerlerde tutuluyorlardı. (Aradan aylar geçince. hem üstelik İspanyol hapishanelerine ben de birkaç kere göz attım. her nasılsa. —ben Barselona'dan ayrıldıktan— birkaç gün sonra polis umumî hamamlardan birine baskın yaparak bir sürü «Troçkist»i anadan doğma bir halde yakalamış. Karımla İngiliz Konsolosluğu'nda saat onda buluştum. Demek ki. garsonların sizi tanımalarıydı. Murray'a cesedini göstermemeleri. Anlatılanlar inanmazlık edemeyeceğiniz derecede birbirine uyuyor.. bunlar öyle her geçeni durduramıyorlardı.. Kuşkusuz.U. ama o zamandan bu yana geçen zamanda yanılmış olabileceğimi düşünüyorum. P. temsilcisi David Murray'ın cesedi görmek isteği reddedilmişti. ama o da ötekiler gibi sokağa atılmıştı.M... İnsanı. Ramblas'a çıkan yolun yarısında Maurin Senatoryumu'ndan tanıdığım yaralı adamlardan birine rastladım O zamanlar herkesin değiş tokuş ettiği gibi görülmez bir biçimde göz kırpıştık ve çaktırmadan caddenin daha yukarısındaki bir kahvehanede buluşmak için anlaştık. Valencia'da bir hapishanede ölmüştü —nedenini kimse bilmiyordu. binaları yakınlarında dolaşmaktan. Fakat İspanyol hapishanelerin ne mene şeyler olduğunu -siyâsî suçlular için hapishane haline getirilmiş yerleri— gördükten sonra hasta adamların. sanıyorum.. Sonradan ölüm nedeninin apandisit ol234 duğu bildirildi. şunu söylemem gerekiyor. o sıralar herkesin inandığı şeydi..na kadar doluydu. Smillie'nin ölümü öyle kolayca affedebileceğim birşey değildir.O. Bu.P. İspanyol olsun siperlerde bir tek gün bile hasta olmadan üç ay geçirebilen tek kişiydi. daha sonra serbest bırakılan bir mahpustan da Smillie'nin hapisteyken hasta olduğunu kesinlikle öğrendik. Güvenlik Askerleri'nin duvarda asılı duran kocaman renkli Maurin portresini nasıl alaşağı ederek tekmeyle parçaladıklarını anlattı. Söyledik.U. Ce-cedi hemen gömülmüş ve oradaki I. Sonradan ha-pise giren bir başka İngiliz arkadaşım da hapiste edindiği tecrübelerin «Bob Smillie» olayını daha kolay anlaşılır bir hâle getirdiği»ni yazıyordu. O gün ve ertesi günü umumî hamamlardan birinde yıkanarak bir hayli vakit geçirdim.. Bu banyo hikâyesi. Maurin baskına uğradığında tutuklanmadan kurtulmayı başarmış. ama yine de. Günde iki tas berbat bir çorba ve iki parça ekmek gibi yetersiz yiyeceklerle besleniyorlardı. vakit öldürmek ve gözden uzak olmanın iyi bir yolu olarak pek hoşuma gitti. kahvehane ve lokantalara gitmekten alakoyan şey. leri ilk şey Bob Smillie'nin öldüğü oldu. apandisit hikâyesi belki de doğruydu. Bu.L. salt işgüzarlıktan olmuş olabilir. İspanya'da kodese tıkılmış herhangi bir siyâsî sanığa sorun isterseniz. Asla abartmıyorum. Bu hapishanelere âit hikâyeleri ben çok çeşitli kaynaklardan duydum.. Maalesef aynı fikir birçok kişinin aklına gelmiş olacak ki. Ancak..O. en iyisi zindan denebilirdi.'un kurucularından biri) Faşistler'in elinde mahpustu ve o sırada kurşuna dizildiğine inanılıyordu. Maurin (P. Faşizme karşı döğüşmek için Glasgow Üniversite'sini bırakıp gelmişti ve kendi göre235 . İngiltere'de bununla oranlanabilecek bir şey bulabilmek için. Cesur ve yetenekli bir gençti. ta 18. ne dereceye kadar iyi bakılmak şansına sahip olduğunu kavrayabilirsiniz. geçici bir tedbir de değildi — bazan mahpusların dört beş ay gün ışığı görmeden kapatıldıkları da oluyordu. Mc Nair ve Cottman de az sonra geldiler. normal görünmeyi becerirseniz dikkati çekmekten kurtulurdunuz. yiyecekler azıcık düzelir gibi olmuştu). ilk aklıma gelen Bob Smillie'nin vurulduğu oldu. Üstünde bir gömlekle dolaşıyordu —ceketsiz kaçmak zorunda kalmıştı— ve hiç parası yoktu. İngiliz olsun.M. Böylesine sağlam insanlar iyi bakıldıkları takdirde genellikle apandisitten ölmezler. yüzyıla gitmek zorunda kalırsınız. Bob Smillie yalnızca 22 yaşındaydı ve benim hayatımda rastladığım bedence en sağlam insanlardan biriydi.

görme iznini güçlük çıkarmadan verdiler. anlaşılan artık çocukları da tutukluyorlardı. bir sürü siyâsî zulüm ve işkenceden daha çok acı doğurur. 18. Bu adamı aylarca tanımış. Sözüm ona hapishane denilen yer. ama onu sınırda yine de tutuklamışlardı. tamtakır eşyasızlık —yalnızca taş bir zemin. muhtemelen. İçerde ilk gördüğümüz kişi. Şimdi ziyaret saati olduğundan ortalık kımıldanamayacak kadar insanla dolmuştu. hattâ traş olmayı bile becermişti. «Eh. Fazla adam tanımak. İkisinin bacakları kesikti. aşırı anlamsızlığı oluyor.bildiğim kadarıyla. Kopp incommunicade değildi. onunla aynı sığmağı paylaşmıştım. Bu. hepimizi kurşuna dizecekler sanıyorum» dedi. Mahpuslar arasında Halk Ordusu üniforması taşıyan bir başka subay daha vardı. Tazerenkli tombul yüzü her zamanki gibi görünüyordu. ama hayalî bir suçlama nedeni bile olmadan sırf işgüzarlık olsun diye kodese atılmak ve yalnız başına ölüme terkedilmek. benim için felâket olacaktı. «Kurşun» kelimesi içime 237 . şimdiden bir çok kişinin basma gelmişti. bu pis yerde üniformasını temiz tertipli tutmuş. Hapisteki erkekleri için getirdikleri zavallı çıkınlarından yiyecekler çıkaran kadınlar görüyordunuz. Kalabalık bir caddenin ortasına düşen uçak bombası. Korkunç birşeydi bu. İnsanların uygun sağlık tertibatı olmadan biraraya tıkıştırıldıkları zaman çıkan iğrenç kokular burnunuzun direğini kırıyordu. gerçekten. ama şimdi yapılabilecek başka bir-şey de yoktu. cephedeki görevini kusursuz bir cesaret ve şevkle yerine getirmişti. oğlanı hapse atmak ve sahipsiz hayvanlar gibi ölmesine göz yummaktı. birkaç gün önce vatanına dönmek üzere yola çıkan Amerikalı bir milisti. Bir çarpışmada ölmeye evet — böyle bir şey normal karşılanır. Duvarlara Visca POUM! «Viva la Revolucion!» ve benzeri devrimci sloganlar karalanmıştı. Böyle bir şeyin —Smillie'nin olayı istisna olmuş olsa bile— nasıl olup da zaferi yakınlaştırabileceğini göremiyorum bir türlü. yaralandığımda benim cephe gerisine taşınma236 ma yardım etmişti. bu jest hayli acıklı oldu. O akşamüstü karımla ben Kopp'u ziyaret ettik Iniommunicado olmayan mahpusları ziyaret edebiliyordunuz. Yaşı onikiyi geçmeyen bir oğlan çocuğu da göze çarpıyordu. bir dükkânın bodrum katıydı. Kopp'un morali mükemmel görünüyordu. Mahpuslar arasında Maurın Senatoryumu'ndan getirilmiş yaralılar da vardı. Bizi çelik kapılardan içeri götürür-lreken cepheden tanıdığım bir İspanyol milisi iki Güvenlik Askeri arasında dışarı çıkarılıyordu. Burası. Kopp dirseğiyle kalabalığı dürterek yanımıza ulaştı. Boğuşarak birbirlerinin yanından geçerken karşılıklı se-lâmlaştılar. Kocaman ve kanlı bir savaşın ortasında bir tek bireyin ölümü üstünde fazla şamata etmenin faydasız olduğunu biliyorum. Bağırıp çağırmalar kulakları sağır ediyordu. insan vücudu yığınları. Herbiri kırkar metre karelik iki odaya yüze yakın adam tika basa doldurulmuştu. Hemen hepsi emekçi sınıfın en fukaralarındandı. Birbirimizin yanından sanki tümüyle yabancı iki insan imişiz gibi geçip gittik. Gözleri benimkilerle karşılaştı. hâlâ çizgili kadifeden pantolon giydiği ve bundan ötürü milis olduğu anlaşıldığı için. — bu bambaşka bir mesele. Polis gelen gideni gözlüyordu. yine aynı biçimde göz kırpıştık. evraklarının hepsi usulüne uygundu. yine de bir iki kereden fazla gitmek güvenceli değildi. bütün bunlara karşılık yaptıkları şey. yüzyılın namlı İngiliz zindanlarına benziyordu: buram buram pis kokular. bir sıra ve yırtık pırtık birkaç battaniye— ve pencerelere takılmış paslı demir kepenklerden sızan bulanık bir ışık. birini koltuk değneklerini almadan hapishaneye getirmişlerdi. tek ayak üstünde sekip duruyordu. Böyle bir ölüm olayında ise insanı hiddetlendiren şey. Burası aylardır siyâsî tutukluları hapsetmek için kullanılagelmişti. Mavi üniformalı muhafızlar vızır vızır dolaşıyorlardı. Neşeyle. hapishaneye çok ziyaret yapınca «Troçkistler»in arkadaşı diye damgala-nırdınız ve muhtemelen sizin sonunuz da hapis olurdu.

şu merdivenden aşağı inen sonu hiçbir yere çıkmayan koridorlar boyunca döndürdüler beni.bir çeşit ürperti verdi. Fakat. Nin'in ölümüyle ilgili söylentiler daha yeni sızmıştı.O. buraya gelirken Kopp kendi ülkesinin yasalarını çiğnediğinden Belçika makamlarına başvurmanın bile bir yararı olmayacaktı.jefe de ingenieurs. Albayın kendisini görmedim. Kopp tutuklandığında elinden alınan evraklardan bahsetmeye başladı. iskelenin aşağısında Savaş Bakanlığı'nda idi. Durmadan tekrar ediyordum: «El Coronel . ama «kâğıt» ların anlaşılmayan sihri ile büyülenerek geçmeme izin verdi. Daha yenilerde vücuduma bir kurşun girmişti. neler hissettirdiği belleğimde canlı olarak duruyordu. Geri ali-nabilse herşey çok farklı olabilirdi.'un belli başlı adamlarının —bu arada Kopp'un da— vurulacağına kesin gözüyle bakıyordum. P. Zaman akıp gidiyordu. besbelli ki. o da mektubun kendisine yazıldığı su238 baydı. Fakat iş.M. Neyse ki. Konuşmanın büyük ağırlığını karıma bıraktım. P. gelip giden esrarlı adamlar. İçeride.' un ihanet ve casusluk ile suçlandığını hepimiz biliyorduk. merdivenlerin basamaklarında bir aşağı bir yukarı koşup duruşum. buna biraz da şaştım ama lâf anlatacak birini bulabildim. Sonra domuz yemine benzeyen yiyeceklerinden söz etti. Zamanın herşey olduğunu biliyordum.O. titreyen sesimle söylediklerimi gürültüden kendim bile duymuyordum. Kopp bunu düşünmüş ve hapishaneden kaçırarak postalamamı istediği bir mektup yazmıştı. Ejercito de Este!» Millet gülümsüyor ve zarif bir tavırla omuzlarını silkiyordu. her katta yüzlerce ofis odasıyla kocaman tavşan kümesi gibiydi. bu. O sırada. aradığım ofisin bunlardan hangisi olabileceğine dâir kimsenin en ufak bir fikri yoktu. Her neyse. Terhis kâğıdımı suratına doğru salladım. Çünkü yapılabilecek hiçbir şey yoktu.M. yarına kadar Tanrı bilir mektup nerede olacaktı — imha edilmiş ya da sanıklar birbiri arkasından tutuklanınca ortaya yığılan evrakların kargaşasında bir yerlerde kayıp edilmiş olabilirdi. Albayın bürosu. Merdivenlerden acele acele çıkarken kapıdaki Hücum Muhafızı uzun süngüsüyle yolumu engelledi ve evraklarımı görmek istedi. Kâbus geçiriyormuşum gibi tuhaf bir duygunun içindeydim. Daha sonra. mektubun varlığını ispatlamaktı. bu merdivenden yukarı çıkan. muhtemelen albay bürosundan altıda ayrılırdı.U. zaman akıp gidiyordu ve muhtemelen bir insan için ölüm kalım meselesiydi. mektubun hâlâ Polis Şefi'nin bürosunda olduğu söyleniyormuş. muazzam bir düzmece muhakeme yapılacağını ve arkasından önder «Troçkistler»in katledileceğini haber ediyordu. bazıları ise ürkek mahpusları döverek eğleniyor-larmış. biz bir yiyecek paketiyle sigara getirmeyi akıl etmiştik. böyle resmî bir mektup Kopp'un iyiniyetini (bo-na fides) kanıtlardı. şahsen gidip o adamı görmek daha çabuk ve daha emin olurdu. ve tabiî burası İspanya olduğu için. Kopp öbür mahpuslar arasından edindiği arkadaşları ve muhafızları anlattı bize: bazıları iyi adam-larmış. Herşey. Polis bunu ele geçirmiş ve geri vermeyi reddetmişti. merkezî bir avlunun çevresinde. fakat onun yardımcısı ya da sekreteri olan şık üniforması içinde büyük ve şaşı gözlü bir subay 239 . oraya vaktinde vardım. Onu bir ihtimal geri alabilecek bir tek kişi vardı. Aklına esen beni ayrı bir yöne gönderiyordu. Savaş Bakanı ve General Pozas'ın tavsiyesini taşıyan. Savaş Bakanı'nın doğu istihkâm komutanı olan albaya yazılmış mektubu da bunların arasındaymış. zarf Polis Şefi'nin bürosunda açıldığı taktirde alçağın biri tarafından imha edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilirdi. İyi tanıdığınız bir insanın başına böyle bir-şey gelmesini düşünmek hiç sevimli olmuyor. her yere dağılmış kâğıtlarıyla karmakarışık ofislerin açık kapılarından içeri göz atmalar ve trkırdayan daktilolar. Şimdi saat beş buçuk sularıydı. okuyamadı tabii. uzun bir aramadan sonra bir taksi buldum. Yardım edemeyeceğimizi bile bile arkadaşlarınızı hapiste görmek çok korkunç birşey. Karımı Kopp'la bırakıp dışarı fırladım.U. Böyle birşeyin ne kadar mühim olabileceğini hemen anladım.

Yol boyunca tek kelime konuşmadık. Açıkçası bu davaya bir bakmak gerekiyordu. Yürüyerek yirmi dakika çeken uzun bir yol gittik. Küçük subay önümde asker adımlarıyla sert sert yürüyordu. Mektup yerine ile241 240 . Küçük subay içeri girdi.O..U. polis onu bir başkasıyla karıştırmış olmalıydı.'a ne gözle bakıldığını hatırlamanız gerekir. Kopp'un şu sırada cephede olması gerekiyordu.M. Seslerin öfkeyle yükseldiği duyuluyordu: sert sert hareketleri gözümün önünde canlandırıyordum. her nasıl olduysa. Albaya yazılan mektup mahrem bir nitelikteydi ve gecikmeden bulunmalıydı. Kopp'la birlikte aylarca hizmet görmüştüm.O. İçerde giderek daha gürültülü hale gelen bir konuşma duyuyordum. subay yeniden gözüktü. olayı Kopp'un cepheye gitmesiyle ilgili görevinin çok âcil olduğu fikri etrafında yoğunlaştırıp duruyordum.U.» diye düşündüm. birçok kereler başını salladı ve söylediklerimi üstü kapalı bir biçimde onayladı. Acaba sesimin neden bozuk olduğunu düşünmüştür diye sık sık merak ederim — sarhoş olduğumu mu yoksa yalnızca vicdan huzursuzluğu duyduğumu mu sanmıştı.O. Casus umacılığı doruğundaydı. Koyu siyah gözlerini baştan başa yüzümde dolaştırdı. Bunun en güçlü nokta olduğunu bildiğimden. Başka bir uzun duruş. Ufak bir zafer kazanmıştık.'un Alman- îar'dan para alan bir casus örgütü olduğuna bir iki gün için olsun inanmışlardı. yüksek karakterli bir subaydı. sonra yavaşça: «Onunla cephede birlikte olduğunuzu söylediniz değil mi? Yani siz kendiniz de P. Polis Şefi'nin çalışma odasına geldiğimizde. Polis Şefi'nin bürosuna gidiyorduk. Manana dedi — hemen itiraz ettim: Manana olmaz! Durum çok âcildi. milisinde görev almıştınız?» «Evet» Adam döndü ve Albay'm odasına daldı. gitgide kızışan bir konuşma oldu içeride. hiç kuşkusuz hemen polise telefon ederek beni yakalattıracaklardı — çantada bir Troçkist daha! Bu korkularıma karşın. sonunda yalnızca bir çeşit vahşi hırıltı çıkarabildim.!» Sesindeki çarpılmış dehşeti size aktarabilmeyi çok isterdim. vb.M.U.M. En kötüsü. milisinde. omuz silkmeler. yüzü kıpkırmızı bir haldeydi ama elinde kocaman bir resmî zarf taşıyordu.M. subay görünebildi. üyesi olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştım. vb. Daha da kötüsü. Evet. O sıralarda P. masanın üstüne yumrukların inişi.M.beni sabırla dinledi. ufaklık subay beni dinlemeye çalışmaktan halsiz düşecekti. Fakat her tutuluşumda Fransızcaya kaçan İspanyolcamla anlattığım hikâye mutlaka pek tuhaf kaçmıştır. bu.bekleme odasında benimle görüşmek için dışarı çıktı.O. muhtemelen bütün iyi Cumhuriyetçiler P. kendimin de P. Buraya subayımınnamına gelmiştim —Bnb. Kopp'un mektubunu hiçbir zaman geri alamayacaktık. Her neyse . En sonunda. Büsbütün kaybolacak diye ödüm kopuyordu. Subayın buna da aklı yatmış göründü.O. gerçekten bir yanlışlık olmuşa benziyordu.U. cepheye acele bir görevle giderken yolda bir yanlışlık sonucu tutuklanmıştı.. «Herşey mahvoldu. şapkasını başına geçirerek sert bir tavırla kendisini izlememi işaret etti. Kopp. vb. besbelli ki tutuklanması bir hata sonucunda olmuştu.U.. Polisin mektubu vermeyi reddettiği açıkça anlaşılıyordu. Ama arkasından korktuğum soruyu sordu : «Bu Binbaşı Kopp — hangi birlikte görevliydi?» Müthiş kelime çıktı ağzımdan: «P. uzun. İngiltere'deki Zinovyef'in Kızıl» Mektubu uydurmacasının hemen arkasından Süvari Kulübü'ne giderek Komünist olduğumuzu ilân etmeye benzerdi. besbelli polis ajanları.» «P. Hikâyemi hızla anlatmaya başladım..U. sonradan durumda en ufak birşey farkettirmedi. sesim neredeyse tümüyle kısıldı. Halk Ordusu'ndan bir subaya böyle birşey söylemek.O. en kötüsünden korkutucu görünüşlü bir hainler kalabalığı.M. muhbirler ve her cinsinden casus takımı kapının dışında gezinip duruyorlardı.

Bu. Bunun tuhaf.tilmişti. Çöp sepetindekiler de dahil olmak üzere bütün kâğıtları. Pek az İspanyol'da çağdaş totaliter devletin gerektirdiği lanet olası etkinlik ve tutarlılık vardır. ama o kadar küçük değildi. benim pek de öyle Faşist casusu olmadığıma hükmettiğini sanıyorum. hemen arkasından Stalin'in Troçkistleri ve Başka İki -Yüzlüleri Tasfiye Etmenin Yollan broşürünü bulmuşlar da. Bütün bu işlerin hepsi iki saat sürmüş. Gelin görün ki. Duvarlara vurarak içinde birşey var mı diye bakmışlar. elimi sıkmakla bana karşı iyi bir davranış göstermiş oluyordu. Gerçekten çok öfkelendiğim bir iki olay hatırlıyorum — her birinde de. yeri incelemişler. Aslında. buldukları tek kitap olsaydı kaderimizin mühürleneceği garantiydi. benim ve benim gibi olan herkes için bir Faşist casusudur diye afiş tahtalarından bangır bangır öten duvar ilânları. İspanya'nın tipik özelliklerinden biri olduğu için kaydediyorum — en kötü şartlar altında İspanyollar'ın gösterdiği şimşek gibi parlayan. ayrılma zamanı gelmişti. haksız olanın kendim olduğunu görüyorum. muhbirlerin ev kışkırtıcı ajanların (agents provocateurs) oluşturduğu pis kalabalığın önünde durduğumuzu. çünkü sinirlerime hâkim olamayabi-lirdim. Hitler'in Mein Kampf'ının bizde Fransızca çevirisini bulunca azgın bir kuşkuya kapılmışlar. ama İspanyollar'a ilişkin kötü anılarım çok çok az. pek öyle yirminci yüzyıla yakışmayan bir çeşit soylu insanlar. İspanya ile ilgili çok kötü anılarım var. kitaplarımızın hepsi de cabası. gevşek ve dayanılır bir biçim alabileceğini umuyor. Küçük birşey gibi görünüyor. Ve işte o anda. hemen odanın çeşitli yerlerinde vaziyet almışlar — besbelli bunları önceden görüşüp anlaşmışlar. banyo küvetinin ve radyatörün altına eğilip bakmışlar. Eğer bu. bu araştırma işi pek ilginçti. tuhaf ve hüzünlü birşey oldu. geriye 242 baktığımda. Her nasıl olduysa. polis karımın otel odasını araştırdığı sırada oldu. birkaç gece önce. her kâğıdı teker teker incelemişler. Her paketi parçalayıp. Başka bir davaydı bu. perdeleri bir elden geçirmiş. bunlardan herhangibirinin her an çıkıp da benim polisçe «aranan» birisi olduğumu söyleyebileceği hatırlamalı. bizim tam Polis Şefi'nin kapısında. ama herşey bir yana. öyle ya üzerlerinde birtakım mesajlar yazılı olabilirdi. Küçük subay bir an tereddüt ettikten sonra. âlicenaplık örneklerinden biri olduğu için. ama Kopp ne olacak diye sordum. İkimiz de belli belirsiz başımızı eğdik. 243 . Daha başka söylenecek birşey yoktu. ama Kopp'un askerî üstleri onu hapisten çıkartacak durumda değillerdi. biraz önemsiz görünse de. İnanılmaz bir biçimde herşeyi didik didik ederek iki odayı da (odaya bitişik bir banyo vardı) aramışlar. Adamcağızın. Bunun için. Ve üstelik. İyi. her yerde dolanan yalan ve söylentiler. ama görmemiş olmam daha da iyi. Serbest bırakılmasını sağlayamaz mıydık? Omuzlarını silkti. çok cömert. ama ufak bir örneği. göreli olarak. bir dereceye kadar güven duymuşlar. Hiç kuşkusuz. Mein Kampf okuyan birinin Faşist casusu olması apaçık bir gerçekti. görebilmeyi pek isterdim. bana doğru geldi ve elimi sıktı. insan İspanya'da Faşizmin bile. Çekmecelerinden birinde birkaç paket sigara kâğıdı görmüşler. müsadere etmişler. Bu hareketin bana ne kadar derinden dokunduğunu size olabildiğince yakından anlatabilir miyim bilmiyorum. Bana yalnızca. o sırada hâkim olan duyguyu anlamak gerekir — kuşku ve nefretin oluşturduğu korkunç hava. Sabahın erken saatlerinde kapıya vurulmuş. Kopp'un neden tutuklandığını bilmiyorlardı. altı adam içeri girmiş. Polis. İşte zâten buna dayanarak. halıları kaldırmışlar. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir Alman ile herkesin ortasında el sıkışmaya benzerdi. tek tek her giysiyi yoklamış ve ışığa tutmuşlar. Bunu. Subay bana mektubun mutlaka yerine ulaştırılacağını vaad etti. araştırmayı malûm Ogpu ve Gestapo üslûbunda yürütmüş. ışığı yakmışlar. ancak. bütün çekmece ve bavulları boşaltmış. gereken soruşturmanın yapılacağını söyleyebilirdi.

Fakat aynı zamanda İspanyol'dular ve bir kadını yataktan kaldırmak onlar için yapılması biraz güç birşey oluyordu. konuşma sırasında başını salladı durdu. Konuştuğum adamlardan biri bön. döşek somyanın arasında yarım düzine hafif makineli tüfek bulunabilirdi — yastığın altına saklanabilecek bir kütüphane dolusu Troçkist belgelerini saymasak da olur. çılgın bir varoluştu. kesinlikle hiç birşey. Barselona'daki çoğu Kiliselerden farklı bir yanı. kanunu ihlâl etmedikçe kim-blas'dan aşağı yürürken. Kafamdan silemediğim İngiliz anlayışıyla. hiç birşey. olağan üstü. böylece bütün operasyonun anlamı da hiçe iniver-mişti. Üstelik. 245 244 . Mevsime göre soğuk bir geceydi. gündüz gelince hâli vakti yerinde İngiliz turistleri oluyorduk — en asından. besbelli. mutlaka ortaya çıkıp bu konuda tanıklık etmeliydiler. bütün öbür muhakemelerde olduğu gibi. Cafe Moka'nın önünden geçtik ( Güvenlik Askerleri hâlâ burada kuvvet bulunduruyorlardı) . İşin bu kısmı hiç ses edilmeden atlanmış. Çoğu zengin lokantaların koridorlarına elimden geldiği kadar büyük harflerle «Visca P. biten chico. ona yiyecek ve sigara götürmeleri için para bırakmaktan başka onun için yapabileceğimiz. kahveye daldım ve tüfekleri omuzlarına asılı olarak tezgâha yaslananlardan birkaçıyla konuştum. Arkadaşım Jorge Kopp'un hapiste clduğunu. Bir fincan kahve bulabilmek için ortalıkta sürttüğümüz kasvetli saatleri hatırlıyorum. Barselona'ya geldiğimden beri ilk kez katedrale bir bakmaya gittim — modern bir katedral ve dünyanın en biçimsiz binalarından biriydi.M-!» yazdım. tutukluluğu incommunicoda hale getirilmiş. biz Barselona'dan ayrıldıktan kısa bir süre sonra. İçimden birşey beni dürttü.bütün bu zaman boyunca yatağa hiç ilişmemişler. O gece Mc Nair. Bunun Ogpu yönteminin olağan bir özelliği olduğuna dünyada inanmam. Bütün bunlar olurken ben gûyâ gizleniyordum. O sırada karım yatakta yatıyormuş. Kurşuna dizildiyse (ki korkarım öyle oldu) mezar taşına şöyle yazmalıydı: bu bozuk düzenin bir parçası olan. devrim sırasında hasar görmemiş olmasıydı — denildiğine göre. Bilmiyorlardı. Kendi arkadaşlarından hangileri Mayıs çarpışmaları sırasında burada görevliydi.O. Anarşistle hazır fırsat ele geçmişken havaya uçurmamakla bir zevksizlik örneği veımişler— ama çan kulelerinin arasına kırmızı-siyah bir bayrak asıvermişlerdi. Tam tamamına beyaz Alman şarabı şişelerine benzeyen dört tane mazgallı kulesi vardı. biliyorlar mı acaba diye sordum. Cottman ve ben. altına bile bakmamışlar. Fakat ötekisi başkaydı.U. Kopp'un yaptıklarını bazı yoldaşlarından duyduğunu söyledi: Kopp iyi adammış dedi. Ram- yorduk. Buna rağmen dedektifler yatağa ellememiş. Kopp yargılanırsa. o sırada bulada vazife görmüş olanlar Kopp'un çatışmayı nasıl önlediğini ve bazılarının hayatlarını kurtardığını bilebilirlerdi. yoktu. ama bir türlü kendimi tehlikede hissedemiyordum. suçlama uydurma kanıtlar üzerine kurulacaktı. Ömrümde ilk kez duvarlara yazı yazmaya başladım. hantal görünüşlü bir adamdı. muhtemelen bu adamların kendileri Komünist Parti üyesiydiler. O akşam üstü karımla ben Kopp'u son kere görmeye gittik. hiç kimse fazla uyuyamadı. Polisin hemen tamamıyla Komünist denetimi altında bulunduğunu hatırlamak gerekir. terkedilmiş bir yapının kenarındaki uzun otların içinde yattık. Allahaısmarladık demek ve bazı İspanyol arkadaşlara. «sanat değeri»nden ötürü buna dokunulmamıştı. üstelik Ispanyollar'a özgü bir belirsizlikle bunun nasıl öğrenilebileceğini de bilmiyorlardı. muhtemelen Mayıs çarpışmalarıyla ilgili bir nedenle yargılanacağını söyledim. Bütün bu dava bana pek saçma sapan görünüyordu. Gece vakti aranılan suçlular. ona yiyecek göndermek bile olanak dışı kalmıştı. O gece. Fakat o sırada bile bütün bunların bir yararı olmayacağını biliyordum. trafiğin gürültüsünden sesimi duyamıyordu. ama dürüst bir hareket gördüğünde bunu takdir edebilecek kadar insanlığını koruyan zavallı Güvenlik Askeri'nin buen chico'su! Sürdüğümüz hayat.

Kopp'tan. baskınlar.. 246 Ertesi sabah karım otelden başarıyla sıvıştı. Şehrin zengin mahallelerini arşınlar olmuştuk. ne muhakeme edildi ve ne de bir suçlamaya maruz kalmadı. Bütün bunları İngiliz ve Fransız bir sürü başka kaynaktan da doğruladım. Oteldekilerin çok dikkatini çekerse. merak ediyorum. bir traş olmak.N. insanın saygıdeğer bulunması için proleter görünmesi gerekiyordu. İlk başlarda. O hafta boyunca bizim yüzümüzden herhalde hayli yorucu günler geçiren İngiliz Konsolusu'nun sayesinde. İspanyolcası ise daha da dökülen bu mektubu okuyan oldu mu acaba. Kopp (eğer kurşuna di-zilmediyse) hâlâ kodeste. pahalı lokantalara gidiyor. Siyâsî bir zulüm tufanı (pogrom) sırasında sahip olunacak en tehlikeli fikirdi bu. belirli zamanlarda mültecileri alan Fransız gemilerine bile çıkarak zanlı o. hemen polise haber salacakları garantiydi. hesabını görmesini ve olabildiğince en son âna denk getirerek otelden ayrılmasını kararlaştırmıştık. En azından. Neyse ki karıma zamanında haber verebildik. vb. Sonunda. Açıkta geçirilen bir geceden bile sonra. hâlâ cephede olanların dışında hemen hemen bütün tanıdıklarımız hapse atılmıştı. kötü ve yetersiz yiyecek. herhangi bir suçu olmadığına pek çok kimsenin şahitlik edebileceğini. Bir defterden koparılmış yapraklara titrek bir elyazısıyla yazılmış (parmaklarım hâlâ kısmen felçliydi). bu mektup ya da herhangi bir başka şey etkili olmadı. aramalar hiç dur durak bilmeden devam ediyordu..Troçkistler»i topluyordu. Topu topu altı ay önce. vb. Tren bir saat kadar geç kalktı. yüzlerce yabancı ve kimbilir kaç bin tane İspanyol'un başına gelenlerin aynıdır. Cottman ve ben istasyonun kenarında küçük lokantada akşam yemeği yedik. Polis. sonra çantalarını toplamasını. serbest bırakılan bir takım mahpusların Fransa'da postaya verdikleri bir iki mektup aldık. Karımın önceden bir taksi çağırmasını. İki dedektif kompartmanlara gelip yabancıların isimlerini almaya başladılar. birinci sınıf ve yemek vagonları vardı. ama bizi yemek vagonunda görünce saygıdeğer kişiler olduğumuza karar vererek tatmin buldular. ihtiyatlı sorularla lokantacının C. Beş gecedir ilk defa elbiselerimi çıkararak uyuyabiliyordum. Anarşistler'in hâlâ iktidarda oldukları sıralarda.. normal olarak sekiz buçukta falan kalkardı herhalde.takındığımız poz böyleydi. Tutuklamalar. biz sınırı kazasız belâsız geçtik. Trenin (İspanya'da böyle birşeyi ilk defa görüyorum).T. Herşeyin değişivermiş olması ne tuhaftı. Her zaman olduğu gibi makinist fikir değiştirmişti. Akşam saat yedi buçukta Poi't Bou'ya bir tren vardı. vb. Olayın üzerinden altı ay geçtikten sonra ben bunları yazarken. Kopp'un izi. pasaportlarımızı yoluna koymayı becerdik. Ne kadar çabuk çekip gidersek o kadar iyi olacaktı. Çok yakın zamanlara kadar Katalonya trenlerinde tek tip vagon olurdu. En son olarak. bir banyo yapmak. Ertesi sabah erkenden kalkan başka bir tren vardı. herhangi bir biçimde haberleşme olanağı bulunmayan «gizli hapishaneler»den birinde ortadan silindi. Mc Nair. Bu zamanı Savaş Bakanı'na Kopp olayıyla ilgili uzun bir mektup yazarak doldurdum — Kopp'un hiç kuşkusuz bir hata sonucunda tutuklandığını. Saat yedi sularında istasyona gittiğimde trenin gitmiş olduğunu keşfettim — yediye on kala kalkmıştı. olabildiğince burjuva görünebilmekti. pis mağaramsı yerlerde hapislik. çok âcil olarak cepheye gitmesi gerektiğini. üyesi ve dost bir adam olduğunu anladık. Bize üç yataklı bir oda verirken polise haber vermeyi de unu-tuverdi. geri kalanımız da sırada olmalıydık. Şimdiki halde en güvenceli yol. Hepsi aynı şeylerden bahsediyordu — karanlık. mahpusluk şartlarının doğurduğu ciddî hastalıklar ve tıbbî bakım sağlanmaması. Mc Nair'in tutuklanması için bir tevkif müzekkeresi vardı. Perpignan'dan Cerberes'e gider247 . yazdım. buralarda bizi tanıyan yoktu. bir ayakkabı boyatmak görünüşünüzde hârika değişiklikler yaratır. garsonlara pek İngilizvârî davranı-se seni tutuklayamaz inancı içindeydim. Onun başına gelenler.

Sanıyorum Banyuls'da üç gün kaldık. bir fincan çay içtik — aylardır taze sütle içtiğimiz ilk çaydı bu. hâtıra eşyaları. bilmiyorum. yiyecek kuyruk-ları. propaganda ve entrikadan uzakta kendimizi derinlemesine rahatlamış hissetmeli ve hâlimize şükretme-liydik. Perpignan'da ise durum tam tersiney-di — şehir. Neticede İspanya'dan tam ucu ucuna sıvışabildiğimiz ortaya çıktı.M. her nasıl olduysa eşyalarımın arasına sıkışmış kalmış. ve hayâl ediyorduk. kuşkusuz. bütün farklı hiziplerin neredeyse Barselona' da olduğu gibi biribirlerini yediği Hükümet taraflısı partizanlarla tıka basa doluydu. altı ay sonra yine Fransız topraklarındaydım. Barselona'dan geldiğimiz anlaşılınca Banyuls'da pek fazla hüsnü kabul görmedik. bombalar.ken benimle aynı vagonda yolculuk eden bir Fransız tüccarı büyük bir ciddiyetle bana şunları söylemişti: «İspanya'ya bu kılıkla gitmemelisiniz. Böylece engellerden sıyrıldık. demek olduğunu anlamadılar. İnsan ne zaman isterse canı çektiği kadar sigara alabileceği fikrine alışmama dek aradan hayli zaman geçti. Pasaport bürosunda. tütüncülerin kapılarını demirlenmiş ve vitrinlerinde ürkütücü «No hay tabaco» yazısını görmeyi az buçuk bekliyordum. balıkçı kasabasında. İspanya'da gördüklerimizi. Sınıra geldiğimizde Anarşist muhafızlar şık giyimli bir Fransız'la karısını sırf fazla burjuva göründükleri için geri çevirmişlerdi — sanıyorum neden buydu. keçi derisinden bir su tulumuyla Ara-gon köylülerinin içinde zeytin yağı yaktıkları minik bir demir lâmbadan ibaretti — bunlar Römalılar'ın iki bin yıl önce kullandıkları pişirilmiş topraktan kandillerin biçimine çok benziyordu — bunu harap kulübenin birinde bulup almıştım.» Adam mübalâğa ediyordu. bir süre dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu düşünerek Banyuls'a trene bindik. ama Katalonya'ya ne gözle bakıldığını gösteriyordu bu.U. Hele kahvehanelerden birinde.» der demez çevreniz Fransız dostlarla doluyor ve garsondan gülücükler geliyordu. «İspanya'dan ayrılınca» Akdeniz kıyısında 249 . Mc Nair ile Cottman Paris'e gideceklerdi. Bu küçük şehir koyu Franco taraftan görünüyordu — hiç kuşkusuz bu durum. makineli tüfekler.M. burjuva görünmek tek kurtuluş yoluydu. önce olduğundan daha canlı bir hâl alıyordu. Yakanızı ve kravatınızı çıkarın. Gelin görün ki. ama üzerimizde. Baştan aşağı her tarafımızı aradılar. Her keresinde. benim terhis kâğıtlarımdan başka suç unsuru sayılabilecek herhangi bir şey yoktu ve beni arayan Ca-rabineroslar 29 uncu tümenin P. Benim ilk yaptığım şey. hiç de böyle birşeyler duymuyorduk. «Troçkizm» geri verilmeyi gerektiren bir suç değil. onlardan uzaktayız diye hemencecik unutamadık. Şimdi işler tersine işliyordu. tersine yaşadığımız şeyler yeniden üstünüze geliyor. Savaş içinde bir ülkeden gelip barış içinde topraklara ayak basıldığında yapılması uygun olacak ilk hareket ne olmalıdır. Bu sakin. İspanyol makamları bunu ilân etmekle azıcık erken davranmışlardı. Elimize geçen ilk gazetede Mc Nair'in casusluktan ötürü tutuklandığı haberini gördük. Bu zaman tuhaf bir biçimde huzursuz geçti. bir tütüncüye koşmak ve ceplerime doldurabildiğim kadar puro ve sigara satın almak oldu. Barselona'ya gidince onları boynunuzdan kopartır alırlar. ama polisin yetersiz çalışması sayesinde isimlerimiz (Mc Nair'inki bile) listeye geçirilmemişti. Neyse ki.ve arkasından insana batan bir sessizlik geliyordu.O. konuşuyor. zaman zaman sınırı geçen Faşist İspanyol mültecilerinden ileri geliyordu. Devam ettiğim Café'deki garson Franco taraftarı bir İspanyol'du. Gitgide çoğalan bir biçimde İspanya'yı düşünüyor. Bir çok kereler kendimi hep aynı konuşmanın içinde buluveriyor dum: «İspanya'dan mı geliyorsunuz? Hangi tarafta çarpışıyordunuz? Hükümet tarafında mı? Oh!» —. Aylardır kendi kendimize. İspanya'dan alabildiğim. adlarımız kayıtlı mı diye zanlılar listesine baktılar. «P.O. Sonra hep birlikte 248 bir büfeye gittik. Karımla ben. bana aperatif verirken pek küçümseyici bakışlar fırlatıp duruyordu.U.

Fransa' nın kuzeyine doğru geçtiğimiz her kilometrede çevre daha çok yeşil ve yumuşak oluyordu. Yazdıklarımın bunları okuyanları çok yanlış yönlere çekmeyeceğini umarım. hele geçtikten sonra trene binip de. Hepsinin talihi açık olsun. siperlerin kokusu. keşke ikimiz de öbürleriyle birlikte. şimdi söylüyorum. deniz tutması duygunuzdan kurtulurken. sırf birşeyler yapmamız gerekir duygusuyla Banyuls'dan niyet ettiğimizden daha önce ayrıldık. kimi savaşta ölmüş. denizden esen devamlı bir rüzgâr vardı. Bunun gibi bir felâkete şöyle bir göz atınca — İspanyol iç savaşı nasıl sona ererse ersin. İçinde çok etkisiz bir rol oynadığım bu savaş. ta Aralık ayında millet hâlâ devrim için inançla doluyken kışla avlusunda postalların çıkardığı sesler ve yiyecek kuyrukları. mantar parçaları ve balık barsaklan taşlara çarpıp duruyordu. yaşamanın ucuz olduğu ve Hitler'in adının duyulmadığı Paris'ten çok farklı görünmüştü. akıtılan kan ve insanların maddî ızdıraplarından tamamiyle ayrı olarak. fukara İspanya'dan sonra Paris bile neşeli ve refah içinde görünüyordu. Meksika'da ihtilâl mi? Hiç tasalanmayın. Serin bir havası. bende hayli kötü anılar bıraktı. müthiş bir felâket olarak ortaya çıktı— sonucun mutlaka hayâl kırıklığı ve kuşkuculuk olması zorunlu değildir. cephede tanıdığım ve şimdi Tanrı bilir nerelere dağılmış. İspanya'da geçirdiğim ayların benim için neler ifade ettiğini aktarmakta pek başarılı olamadım sanıyorum. İnsana delilik gibi görünüyor. İspanyol milislerinin yüzleri. hepsinin üstünde. İspanyol savaşının bu dönemine âit herhangi bir başka kitap okuduğunuz zaman da yine aynı şeylere dikkat edin. kırmızı siyah bayraklar. İtalyanlar'ı— İspan. çoğalttı bile. Manş'ı aşarken. Çin'de kıtlık mı var. Ve sonra İngiltere — İngiltere'nin güneyinde muhtemelen dünyanın en yumuşak manzarası vardır. Paris Sergisi de olanca hızıyla sürüyordu. gülümsemeler ve yazıyla akta-rılamayacak seslerle karmakarışık bir hâlde. sağ ve esendir. ama bütün bu tecrübeler insanların dürüstlüğüne duyduğum inancı azaltmak şöyle dursun. Dağdan ve üzüm kütüklerinden. sekiz yıl önce tanıdığım. kitabımın daha önce bir yerinde söylememişsem. İspanya'ya giderken Paris'ten geçtiğimde şehir bana yozlaşmış ve kederli. hapis olup kalsaydık diyorduk. bilinçli ya da bilinçsiz olarak herkes taraf tutarak yazar.bir yere gitmeyi. neyse ki Sergi'yi ziyaret etmemeyi becerdik. Gözlerimizle görmedikçe şeylerin kesinliğini bilebilmek çok zordur. su donuk ve dalgalıydı: rıhtım boyunca yüzen çöpler. bombaların gürüldeyişi ve parlayışları. mermilerin insanın kanını donduran çatırtısı. Belki ga250 riptir. ama ikimizin de istediği şey. savaşı kazanmalarını ve bütün yabancıları —Almanlar'ı. gerçekten bir yerlerde bir şeyler olduğuna inanmak güçtür. kimisi kodese tıkılmış olan milislerin yüzleri — inşallah çoğu yine güvenlik içinde. Japonya'da depremler mi oluyor. Ruslar'ı. kimi sakat kalmış. yaptığım maddî hatalara ve olayların yalnız bir köşesini görmüş olmamdan doğan kaçınılmaz saptırmaya dikkat edin. kıçınızın altında yumuşak minderlerle tatlı tatlı. çayıra ve karaağaca dönüş. ama şimdi burada can sıkıntısı ve hayâl kırıklığı içindeydik. ama bu olayların bende bıraktıkları duyguları anlatamam ki. Dışımda cereyan eden olayların bazılarını kaydettim. Hiç kimseye bir yararı dokunmayacağını. herkeste hayat pahalılığı ve savaşın korkusu sabit fikir haline gelmişti. hattâ çok ciddî zararlar verebileceğini bildiğimiz halde. Bunu. Şimdi. Barselona sabahlarının soğuk ve parlak ışıkları. yeniden İspanya'da olmaktı. belki biraz balık tutmayı kurmuştuk. Böyle bir davada hiç kimsenin tamamiyle doğrucu olamayacağına inanıyorum. görüntüler. Bildiğim kahvelerin yarısı vergi ödeyememekten ötürü kapatılmış. Aslında yapabileceğimiz hiçbir şey olmamasına karşın. yine de bütün bunları kaçırmış olmak istemezdim. Bu duygular.' ya'dan sürüp atmalarını dilerim. inanılmaz uzaklıklara kadar yayılan dağlarda güneşin doğuşu. benim taraf tutuşuma. sütünüzü yarın sabah kapınızın eşiğinde 251 .

Pollitt beni sorguya çektikten sonra. İşe girişmeden hemen önce. EKLER İSPANYOL MİLİSLERİ ÜZERİNE NOTLAR1 George Orvıell P. yani Fas'a gidişinden önce yazılmadıkları söylenebi-lirse de. korkarım ki. İngiltere'nin o derin ama çok derin uykusunda. söz etmemişti. karaağaçların yeşil kucakları. çepeçevre kenarları kalkık şapkalı işadamları. çamurlu nehrin üstünde yüzen tekneler. eğer çarpışmaya değer gibi görünürse. ölümünden sonra Orwell'in evrakı arasında bulundu. benim çocukluğumda tanıdığım İngiltere'ydi: kır çi-çekleriyle karışmış demiryolu makasları. kırmızı otobüsler. hududu geçemeyeceğimi söyledi —parti kartları herşeyi çok kolaylaştırdığı halde. bana yardım etmeyi yeniden reddetti. belki de savaşırım diye muğlâk bir düşünce de vardı kafamda. mavi polisler — hepsi. ev bahçelerinde hezaren çiçekleri. birisi bana. Burada İngiltere. Uluslararası Tugay'a girip girmeyeceğimi sordu.U. Katalonya'ya Selam'ı tamamlayıcı bir metin niteliğindedir. eğer solcu bir örgütten tavsiye mektupları edinemezsem. siyasî açıdan güvenilmez biri olduğuma karar verdi ve herhangi bir yardımda bulunmayı reddetti Bir de bunlara ilâveten Anarşist tedhişi üzerine bir alay şey anlatarak gözümü korkutmaya çabaladı. Yazıldıkları tarihi kesinlikle saptamak son derece güçse de. sonra Londra'nın dış mahallelerinin koskoca barışçı yabanlığı. kriket maçlarını ve kraliyet ailesinin düğünlerini bildiren duvar ilânları.O. 1939'dan. bu bölüm. Sanayi şehirleri çok uzakta. Ne var ki hastalıklı bünyem ve nisbeten az sayılabilecek askerî tecrübem hesaba katıldığında. Orwell hayatta iken bu notlardan hiç. Bunun yanısıra. Bir başkasına değil de bu milise intisap edişimin başlıca nedenleri şunlardı: İspanya'ya gitmeye gazete makalelerim için malzeme toplayabilmek amacıyla niyetlenmiştim.M milisine 1936 yılı sonunda katıldım. Trafalgar. Bunun üzerine. İspanya'dan ayrılışından sonra kaleme alındıkları açıktır. Meydanı'ndaki güvercinler. John Stra-chey'e başvurdum: o da aldı beni Pollitt'e götürdü. çevreleri söğütlerle kaplı usul usul akan ırmaklar. New Statesmen Cuma'ya çıkacak. . o günlerde bu söylenen doğru değildi aslında. ama Paris'teki İs1) Bu notlar. birer duman ve sefalet lekesi olarak yeryüzü kıvrımının ötesinde kalmışlar. savaşmak hususunda pek bir kuşkuluydum. bu uykudan bombaların gürüldemesini duyarak yatağımızdan fırla-madıkça bir türlü uyanmayacağız. Ben de neler olup bittiğini görmeden hiçbir şeye katılamayacağımı beyân ettim. En nihayet. tüyleri pırıl pırıl atların otlayıp düşüncelere daldıkları yüksek çayırlar.bulacaksınız.

panya Sefareti'nden bir geçiş - belgesi temin etmemi öğütledi, ki öyle yaptım. İngiltere'den ayrılmadan hemen önce pek kuvvetli olmamakla birlikte kişisel bazı bağlantılarım olan Bağımsız İşçi Partisi'ne de telefon ettim ve bana bir nevi tavsiye mektubu vermelerini istedim. Barselona'daki John McNair'e hitaben kaleme alınmış bir mektubu Paris'e gönderdiler. Sınırı, pasaport görevlilerini ve herşeyi geçtiğimde, Anarşistler geçiş belgeme pek dikkat etmediler de, ânında teşhis ettikleri I.L.P. antetli mektuptan hayli etkilenmiş göründüler. Ben de tam bu sırada, hiç tanımadığım. McNair'in mektubunu meydana çıkarmaya ve P.O.U.M. milisine katılmaya karar verdim, İspanya'daki askerî birliklere şöyle bir göz atınca, bir asker olarak nisbeten esaslı bir eğitimden geçmiş olduğumu gördüm ve milise girdim. O günlerde, siyâsî partiler arasındaki farklılıkların, ancak İngiliz sol basınında işlenegeldiği ölçüde ve pek az farkın-daydım. Eğer ne olup bittiğine dâir doğru dürüst bir fikir sahibi olsaydım, muhtemelen, C.N.T. milisini seçerdim. Milisler, bu dönemde, olağan ordu esasına göre yeniden bir nizama sokulmakla birlikte, hâlâ milis kolları, milis bölükleri ve milis müfrezeleri düzeninde örgütlenmişlerdi. Milis bölüğü (centuria) yaklaşık yüz adamdan oluşan ve çoğu kez birinin etrafında kümelenen ve «bilmem kimin bandera» sı diye anılan bir birimdi. Bölük komutanının rütbesi aşağı yukarı yüzbaşıya denk düşüyordu, ama onbaşı ve er hariç, bunun altında doğru dürüst tanımlanmış bir rütbe yoktu. Barselona'da milisler rütbe şeritleri v.b. şeyler takıyorlardı, ancak bu nesneler cephede takılmak üzere "yapılmamıştı". Teorik olarak seçimle terfi ediliyordu ama subay ve astsubayların tâyini düpedüz tepeden yapılıyordu. Daha sonra da işaret edeceğim gibi, bu durum, fiiliyatta pek bir şey farkettir-miyordu. Milisin kendine has bir özelliği de insanın hangi bölüğe gireceğine kendisinin karar verebilmesi ve istediği anda bandera'sını değiştirebilmesiydi. O sırada

milisler ancak birkaç günlük, o da büyük ölçüde resmi geçit temrininden ibaret bir eğitimden sonra, çoğu zaman tüfekle doğru dürüst bir kez bile ateş etmeksizin cepheye gönderiliyorlardı. İspanya'ya, kafam İngiliz ordusunun kurallarıyla dopdolu olarak geldiğimden, milislerin disiplinsizliği beni şaşkına çevirmişti. Acemî erlerin disipline riayet etmelerini sağlamak, şüphesiz her zaman zor bir iş olmuştur; hele, siperlerin içine tıkılmış ve soğuk gibi hiç de âşinâ olmadıkları şeylerle başetmek mecburiyetinde iseler... Eğer silâh atışlarına alışma fırsatı bulamamışlarsa, mermiler onları fena hâlde korkutuyor ve bu panik de, disiplinsizliğin daha da artmasına katkıda bulunuyordu. (Sırası gelmişken, Faşistler'in patlayıcı mermi kullandıklarına dâir, sol eğilimli gazetelerde yayınlanan haberlerin çok zarar verdiğini söylemeliyim. Benim bilebildiğim kadarıyla, patlayıcı mermi diye bir-şey yoktu ve Faşistler de bu tür bir mermi kesinlikle kullanmıyordu.) İşin bidayetinde insanlar emirlere, a) Par-ti'ye sadâkatin cazibesiyle, b) kişilik gücüyle itaat ediyorlardı ve bendeniz ilk bir iki haftada kendimi adamakıllı sevimsiz hâle getirmiştim. Bir hafta kadar sonra, adamın biri ateş altında olduğu gerekçesiyle, belli bir yerde durmayı düpedüz reddediverdi. Kuvvet kullanarak emrime uymasını sağladım — bu şüphesiz yapılmaması gereken bir hatadır, hele bir İspanyol söz konusuysa, iki misli büyük hatadır Bir anda etrafımı, beni Faşistlik ile suçlayan adamlar sarıverdi. Muazzam bir tartışma çıktıysa da, milislerin ekseriyeti benden yana çıktı. Üstelik, milislerin benim takıma katılabilmek için kendi aralarında yarıştıklarını keşfettim. Bu olaydan sonra, birkaç hafta ya da ay, hem İspanyollar hem de cephenin bu kesiminde bulunan birkaç İngiliz arasında, bu türden münakaşalar tekrar tekrar patlak verdi: yani, disiplinsizlik üstüne, neyin nereye kadar haklı görülebileceğine ve neyin «devrimci» tavır olduğuna dâir münakaşalar. Fakat, genelde, milislerin toplumsal eşitlik ile bütünleşmiş bir disiplin fikrine sahip olmaları gereği üzerinde mutaba. 255

254

kata varıldı. Bir asker kaçağını ve itaatsiz bir milisi vurmanın savunulabilir olup olmadığı durmaksızın tartışılıyordu; bazısı asla cevaz vermese de, genelde, çoğunluk bunun doğru olduğuna kani oldu. Çok sonraları, Mart'ta filân, Huesca yakınlarında 200 kadar C.N.T. milisi anîden cepheyi terketmeye karar verdi. Tam beş aydır, cephe hattında bulundukları için, bu adamları ayıplamak son derece zordu. Ama, çok açıktır ki, böyle bir şeye müsaade edilemezdi; P.O.U.M. milislerine bu askerlerin üstlerine gitme ve onları durdurma emri verildi. Pek hoşuma gitmemekle birlikte ben de gönüllü oldum. Allahtan, kendi siyâsî komiserleri ya da başka birileri onları tekrar cepheye dönmeye ikna etti de, iş şiddete dökülmedi. Bu vak'a da uzun boylu münakaşa konusu edildi; ama çoğunluk, eğer gerekiyorsa, bir askerin tüfeğini aynı şekilde davranan bir başka askere çevirmeye hakkı olduğuna karar verdi. Bu dönem boyunca, yani 1937'nin Ocak - Nisan ayları arasında, disiplin meselesi hemen tamamiyle «devrimci bilincin yayılması» ile birlikte tedricî bir iyileşme gösterdi; şu ya da bu hareketin niçin lüzumlu olduğuna ilişkin bitmek tükenmek bilmeyen tartışmalar yoluyla. Subaylarla milislerin eşitliği konusunda herkes ifrat ölçüsünde titizleniyordu —hiçbir askerî unvan, tayınlarda farklılık vb. şeyler hoş karşılanmıyordu. Ve bu tavır, rahata ilişkin önemsiz değişikliklerin çok şeyi farkettirdiği cephede daha az gülünç görünmekle birlikte bazen gülünç olacak derecede ileri götürülüyordu. Milisler teorik olarak Halk Ordusu saflarına katıldıklarında bütün subayların ek ödeneklerini (yani, günde 10 pesatanın üstüne çıkan herşe}â) Parti fonuna geri ödemeleri beklendi, ve herkes de bunu onayladı. Ne var kî, bu işin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyorum. Zira, P.O.U.M. milisi yeniden tanzim edilmeden, herhangi bir kimsenin resmen ek ödenek almaya başladığından emin değilim. Cephe hattına ilk geldiğimde, emirlere itaat etmeyenlere ceza veriliyordu. Zâten cephede bulunan adamları cezalandırmak çok güç bir iştir: çün256

kü, eğer onları öldürmeyecekseniz hâl-i hâzırda olduklarından daha da rahatsız etmek zordur. Olağan ceza iki saatlik nöbet idi; ki bu da, herkes aşırı derecede uykusuz kaldığından hiçbir anlam ifade etmiyordu. Arada sırada vurulanlar oluyordu Faşist hatlarını geçmeye teşebbüs eden ve casusluk yaptığı âyân beyân belli olan bir adam vuruldu. Hırsızlık ederken yakalanan bir milis, kurşuna çizileceği düşünülerek, geriye gönderildiyse de, ben vurulduğunu pek sanmıyorum. Askerî mahkemelerin bir subay, bir astsubay ve bir milisten oluştuğu farzediliyor. du. Ama, faaliyet hâlinde bir tek askerî mahkeme görmedim. Askerleri ziyaret etmek ve mümkün olduğunda bir tür siyâsî mükâleme yapmak üzere, Parti'den gönderilen siyâsî delegeler, muayyen zamanlarda cephe hattına geliyorlardı. Buna ilâveten, her centuria'nın kendi saflarında siyâsî temsilci adı verilen bir ya da birkaç adamı oluyordu. Bu adamların başlangıçta ne gibi bir işlev gördüklerini asla kavrayamadım — anlaşılan, işin bidayetinde yüklendikleri işleve daha sonra hiç ihtiyaç kalmamıştı. I.L.P.'nin gönderdiği İngilizler tarafından, ben de kendi centuria'mın siyâsî temsilcisi seçildim. Ama, o sırada siyâsî temsilcilerin bütün yaptığı iş, tayınlardan ve benzeri şeylerden şikâyet için komutanlığa gitmek, bir tür arabuluculuktu, ve bu nedenle, İngilizler için mesele, İspanyolca konuşan birkaç kişi arasından birini seçmekti. İngilizler subay seçme mevzuunda İspanyollar'-dan daha titizdi ve bir iki olayda, bir astsubayı seçimle değiştirdiler. Hattâ müfrezenin tüm işlerini intizama sokmak üzere, 5 kişilik bir komite de tayîn ettiler. Komiteye seçilmeme rağmen, şu anda, beş aşağı beş yukarı olağan usûllerle idare edilen bir ordunun bir parçasını teşkil ettiğimizi ve bu nedenle de bu tür bir komitenin hiçbir işlevi olamayacağını gerekçe göstererek, muhalefet ettim. Komitenin fiilen hiçbir önemli işlevi yoktu, ama arada sırada bazı ufak tefek meselelerin yoluna koyulmasına yaradığı da oluyordu. Genellikle zannedilenin aksine, P.O.
257

U.M. un siyâsî liderleri bu komite fikrine şiddetle karsıydılar ve bu anlayışın İngilizler'den İspanyollar'a sirayet etmesini engellemek istiyorlardı. İngilizler'e katılmadan evvel, bir İspanyol bandera' da birkaçhafta geçirdim. Bandera'ûaki toplam 80 adamdan 60'ı acemi askerdi. Bu haftalar boyunca disiplin meselesi büyük terakki kaydetti ve o tarihten Nisan ayının sonuna kadar, milis örgütünün bütününde disiplin, ağır ama hayii istikrarlı bir şekilde iyileşti. Nisan ayı geldiğinde herhangibir yerde resm-i geçit yapması gereken bir milis birimi, hâlâ, Moskova'dan ricat eden askerler gibi görünüyordu; ama bunun sebebi kısmen, milislerin sâdece siper muharebelerinde tecrübe sahibi olmalarıydı. Bu dönemde, emirlere itaati sağlamakta güçlük çekilmiyordu artık, ve kimsenin daha arkasını döner dönmez emrinin bir tarafa bırakılacağı gibi bir kaygusu kalmamıştı. Dışarıdan bakıldığında, milise has «devrimci» özellikler Mayıs ayının sonlarına kadar değişmeden kaldı, ama aslında belirli bâzı farklılıklar kendilerini belli etmeye başlamışlardı. Mayıs'ta bir müfrezeye [şimdi askerî takım anlamına geliyordu) komuta ettiğim sırada, genç İspanyollar bana «usted» diye hitap ediyorlardı. Bu hitabı kullanmalarını menettiğim halde, kelime her seferinde dönüp dolaşıp geri geliyordu; savaşın ilk aylarında istisnasız herkesin kullandığı «tû». kuşkusuz, fazla samimî bir kelimeydi ve Latin kökenli bir halka pek gayrı tabiî geliyordu. Mart ayında bıçak gibi kesiliveren birşey, Faşistler'e bağırılan devrimci sloganlardı. Siperler çoğu yerde Faşistler'in siperlerine pek yakın olmasına rağmen, Huesca'da devrimci sloganlar atılmıyordu. Zaragoza cephesinde düzenli olarak sloganlar bağırıli-yordu ve muhtemelen bu sloganlar o cephe hattında sayıları gün geçtikçe artan (cephenin 1.000 askerin tuttuğu bir kesiminde, bir ara haftada 15 kaçağa kadar yükselmişti) asker kaçaklarının da nedeniydi. Fakat, en genel hitap şekli olan Camcımda ve hepimizin eşit olduğu anlayışı, milisin yeniden düzenlenişine kadar muhafaza 258

edildi2. Halk Ordusu saflarına katılan ilk askerlerin de hemen camarada demeye başlamaları dikkat çekiciydi. P.O.U.M. ve P.S.U.C. milisleri arasında, Mart ayı başlarında ikincisini son gördüğüm tarihe kadar, disiplin ve insan ilişkileri açısından hiçbir fark yoktu. Genel bir örgütlenme pek çok derde deva olsa da, kimi zaman hiç gerekmediği ölçüde kifayetsiz kalabiliyordu. Bu savaşın çarpıcı özelliklerinden biri. askerlere iyi yiyecek temin edilmesiydi. Bâzı şeylerin tükenmeye başladığı 1937 Mayısı'na kadar, yiyecek her zaman iyiydi ve muntazam dağıtılıyordu, çok durağan bir savaşta dahi, düzenlenmesi zor birşeydir bu. Kimi zaman yoğun ateş altında yiyecek taşıyan ahçılar, askerlerin tayını işine kendilerini fena hâlde adamışlardı. Cephe gerisindeki yiyecek teşkilâtı ile köylülerin bu işe nasıl katkıda bulunduklarını görmek, beni cidden etkilemişti. Milislerin kıyafetleri zaman zaman yıkanıyordu ama çamaşır işi pek iyi ve muntazam yapılmıyordu. Posta servisleri iyiydi ve İspanya'ya gönderilen muazzam sayılardaki mektuplar Barselona yolunda biryerlerde yollarını şaşırmakla birlikte, Barselona'dan postaya verilen mektuplar hemen cepheye ulaşıyordu. Sağlık şartlarına riayet gibi bir fikir fiilen mevcut olmasa da, kuru iklim salgın hastalıkları önlüyordu. Cephe hattının 10 mil kadar gerisine gitmedikçe, lâfını etmeye değer bir tıbbî hizmet bulmak mümkün değildi. Ufak tefek yaralanma vak'aların-da bunun pek bir ehemmiyeti yoktu ama yine de bir sürü insan yok yere öldü. İlk başlarda siperler olağanüstü iptidaî idi, ama Mart ayında bir işçi taburu örgütlendi. Bu tabur çok etkin çalıştı ve cephe hattının hayli uzun kesimlerini süratle ve gürültü çıkarmadan inşa etmeyi becerdi. Mamafih, Mayıs ayı geldiğinde, cephe hattının düşmanın pek yakınında kurulduğu yerlerde bile irti2) 18 Haziran'da (cephenin çok gerisinde) Monzon'da bir doktorun imzaladığı tıbbî terhis kâğıdımda, benden «Yoldaş Blair» diye bahsediliyordu. [Yazarın dipnotu.].

259

Savaşın iyice durağanlaştığı dönemde. Levazım anbarlarına gelince. insan düşmandan 1. zira herkes uykusuzluktan ölüyordu ve herhangi birşey öğrenemeyecek derecede bitmiş tükenmişti. en azından Aragon cephesinde. Dahası. Bunlar esas olarak başarısızlıkla sonuçlandı. mutlaka daha fazla talîm yapmaları mümkün olacaktı. Bu şartlar 260 altındayken. İngilizler'e hakettiklerinden daha fazla sigara verilmeye başlandı — ispanyol karakterinin hoş bir tezahürü.siper denen şeyin neyin nesi olduğunu bilen yoktu. Dolayısıyla. çok daha can sıkıcıydı ve moral açısından.O. cephe hatlarının gerisindeki askerlere sıcak banyolar. dört gün cephede iki gün izinde) olmaları yöntemi pekâlâ uygulanabilirdi. adam gibi bir yatakta uyuyabilirlerdi. milisleri aralıklarla siperlerden çıkarmak ve cephe hattında bulunmayan askerlerin gönlünü okşayacak yollar yaratmak çok kolaydı. Bu savaşta. düşmandan böylesine uzakta bulunmak. hastana ne ve benzeri yerlerde çok iyi bakıyordu. tüfek ve arada sırada açılan top ateşi altında kalırdı ve bu da.. öbür yandan da seferi savaş hâli için eğitilip eğitilemeyeceği noktasında kuşkuluyum fakat milislerin rahatı için biraz daha itinâ gösterilmiş olsaydı. sürdürmeye devam etmekten daha zordu.batlı . fazla birşey yapmak. Buna ilâveten. Cephe hattında ya da yakınında el atılabilecek birkaç kadın vardı. meselâ. bu işi yapacak emek gücü elde hazır olduğu halde. Bu meyan-da. açık sahra eğitimi gibi konularda milislerin eğitilmesi için girişimlerde bulunuldu. Böyle olmakla birlikte. Ufak bir örgütleme ile. Huesca çevresinde çok az çarpışmanın vuku bulduğu Şubat-Mart döneminde. Bu günlerde Hotchkiss marka makineli tüfeğin nasıl kullanıldığını ve mekanizmasını iyice bellemeye çabaladıysam da. muhtemelen ehliyetsizlikten başka bir nedeni vardı Yine de. askerler fiilen daha uzun sürelerle dinlenme olanağı bul-masalar bile. yaralıları ateş altında kalmaksızın geriye taşımak mümkün olmuyordu. 1. milisler genellikle bitlerin kol gezdiği. Ama. parola vermek. cephe gerisindeki yolları tamir etmek için en ufak bir çaba gösteril-miyordu. bazı tür eğlenceler. iğrenç ve Nisana kadar dehşetli soğuk olan siperlerde dayanılmaz bir rahatsızlık içinde uyumaya çabalıyorlardı. düşmana 50 ilâ 100 yarda yakın olmaktan daha olumsuz etki yapıyordu. P. milislerin hiç gerekmediği kadar uzun müddet cephe hattında tutulmalarıydı. ve. ama askerler arasında kıskançlığa yol açıyorlardı Genç İspanyollar arasında bir ölçüde oğlancılık geçerliydi. bayağı iyi dayandıklarını anlıyorum. uykusuzluğun yeni birşey öğrenme yeteneğimi düpedüz yok ettiğini farkettim. milislere uygulanan 261 . Nitekim. askerlerin dört gün cephede dört gün izinde (hattâ. zimmete biraz mal geçiriliyor ve adam kayırılıyordu.000 yarda uzaklıkta ise. ama çok ufak boyutlarda idi zannederim. Geriye bakınca. Muhtemelen.. siperlerin düşman hatlarından hayli uzakta (diyelim. daha evvel belirttiğim üzere. 1936 Noeli'nde savaş hemen tümüyle durağanlaşmıştı ve bunu takibeden altı ay boyunca çok az çatışma meydana geldi. Sigara kıtlığı başgösterdiğinde.000 yarda mesafede) oluşturulduğu yerlerde de geçerliydi.U. makineli tüfek kullanımı. Bu düzenlemede. kahvehaneler (aslında bu konularda bazı cılız teşebbüsler olmuştu) ve hattâ kadınlar temin edilebilirdi. kısa aralıklarla askerlere izin vermek. böylesine elverişsiz koşullar altında çözülmemeleri ve isyancı eğilimler göstermemeleri beni (bir dereceye kadar) «devrimci disiplin» görüşüne ikna etti. ufak tefek zayiat ve zamanla artan korku getiriyordu. kuşkusuz. münasip olurdu fakat bunun yapılmayışının. askerlerin hayatı hiç de gerekmediği kadar kasvet vericiydi. Askerlerin bir yandan siper savaşı yaparken.M. Hiç kuşkusuz. birkaç gece elbiselerini çıkarma fırsatı yakalayarak. yapılan en büyük ve mazur görülemez hata. Barbastro gibi gerideki bir noktada dahi. milislerin bazen beş ay gibi çok uzun bir müddet cephede tutuldukları oluyordu. askerler hiçbir şey yapmamaktan bitkindiler. Bu yöntem. bitlerden ayıklanma. Kızıl Yardım kolu —ki buna kaydolmak hem ihtiyarî hem de mecburî idi— yaralılara.

'da görev alanların aldatılmasına gelince.S. yanlış bir noktaya bomba attı ve çok sayıda P. besbelli siyâsî güdülerle. «onlar»ın — genellikle kastedilen P.T milisini de gözden düşürmek amacıyla.S. Bu hâdisenin ne kesin tarihini biliyorum ne de genel olgulardan fazla malûmat sahibiyim. uçaklarımızdan biri.U. Sonuç. Haziran ayı sonlarında Huesca'ya karşı. milisleri şehri düşüreceklerini söyleyerek böbürleniyorlardı.O. ama gedik bir türlü kapanmıyordu.C.C. birliklerinin Huesca'yı alamayışına karşılık. Bundan kısa bir süre sonra.U. Çok sayıda Halk Ordusu tertibinin eğitim gördüğü Lerida'da.'un Huesca önlerindeki mevzilerine saldırmak üzere gönderildiği ya da bu müfrezenin kendi arzusuyla hücuma geçtiği ve P. milisinin münavebeli olarak bulunduğu Zaragoza cephesinde milislerin ilişkileri çok iyiydi. Fakat askerlerin kendi aralarındaki parti— duygusu. genel bir hücumun ikazı gibi atışlar yapılabiliyordu.N.S.O.U. bir askerî mıntıkayı P.U.'den devraldığında tamamiyle askerî bir kıskançlık havası doğdu — P. ancak. Huesca'ya karşı.M. şeyleri çaldıkları şeklindeki muğlâk söylentilerin bizler için ifade ettiğinin ötesine taşmazdı pek. gereksizdi.M. P.U. muhtemelen bir Rus uçağı. Nisan ayı sonlarında Huesca'nın talihi dönüyor gibi göründü. ama herkes bu zafere samimî olarak sevinmişti ve ortada bir iyimserlik havası hüküm sürüyordu.M. Şu-bat'ta Guadalajara'da kazanılan zafer bir Komünist ba- sarısı olarak kabul edilebilirdi —ki. Haziran ayının sonlarında. yeterli miktarda topçu desteği sağlanmış olsaydı. Daha önceki vak'alarda sorun çıkaran şey.baskı kısmen.U. Mayıs ayında patlak veren Barselona hâdiselerinde ilişkiler çok kötüleşti.M. milis askerleri arasında böyle bir kıskançlığa delâlet edebilecek hiçbir ciddi işarete tesadüf etmedim. azamî birkaç yüz milisin katılacağı sürpriz saldırılar gerçekleştirilebilirdi anlamına geliyor. Sözüm ona Casusluk hikâyelerinin meydana çıkarılmasından önce başlayıp başlamadığı noktasında kuşkuluyum. Şubat ya da Mart ayında zaptedilebileceği noktasında pek az kuşku vardır.U. büyük bir hücum başlatıldı. Halk Ordusu müfrezelerinin bir geçit resminde.M.. Saldırılar giderek tavsamaya başladı ve Faşist siperlerin çok iyi tahkim edildiği. hakikaten de öyleydi. bir iki ciddî hâdise görüldü. P.U..C.U. savunma hatlarının da ıslah edildiği apaçık ortaya çıktı. Milis örgütlerinin farklı partiler tarafından kurulması ve onlara sadâkat borcu olması. idi— tüfek vb. Huesca'nm ele geçirilmesi ne derecede önemli olurdu bilemiyorum. ve P. ama o sırada kimseye mahsusmuş gibi görünmemişti. bu 263 262 . tamamiyle kuşatma altına alınmış şehre karşı böylesine cüz'i bir topçu ateşiyle ancak hazırlık mahiyetinde. milisinden bir müfrenin. Başlangıçta.M.U. bende gerçekten ne olup bittiği konusunda hiçbir şüphe bırakmadı. asker kaçakları gibi konularda basında yer alan sorumsuz haberler idi. P. ama çeşitli kaynaklardan öğrendiklerim.U. Bu da.O. P..C.O.O. P. hiç kuşkusuz. yani kazanılacak bir zafer vesilesiyle Halk Ordusu'na itibar kazandırmak. kuşkusuz bunun «mahsus» yapıldığı söylenecekti. Daha sonra. belli bir tarihten sonra kötü tesirler göstermeye başladı.S.O. herkesin had safhada iyimser olduğu sıralarda. parti-içi rekabet kötü birşey değildi belki — Sietamo alındığı zamanki çarpışmalara katılanların söylediklerinden çıkardığım bir izlenimdi bu. 1937 Mayısı'na gelinceye kadar. milisler Halk Ordusu karşısında eski ağırlıklarını kaybetmeye başladıklarında.O. milislerinin makineli tüfekleriyle kendilerini müdafaa etmek zorunda kaldıkları anlaşılıyor. C. Bu olaylardan hemen sonra. milisinin ölümüne yol açtı. Huesca'da. Farklı milis örgütleri arasındaki kıskançlığa gelince.U. Fakat. P.C. Aragon cephesinin siyâsî güdülerden ne ölçüde zarar gördüğünü de ergeç öğreneceğiz nasıl olsa.M. Bir kilcmetre genişliğindeki bir gedik hariç. casusluk. önceden görülebileceği biçimde tecelli etti —çok ağır kayıplar ve mevzinin daha da kötülemesi.. hangi örgüte mensup olduklarını bilmediğim milislerin bu askerlere yuha çektiklerini ve koyun gibi melediklerini gördüm.S.

iş rezalet noktasına varmadıkça.U. Burada da durumunun öbür milislerden farklı olduğu noktasında kuşkuluyum.M. bu ne olduğu belirsizlerin bâzısı sonradan çok iyi birer asker oldu çıktı. bir başka örgüte de katılabilirdi.. Hâl böyle iken. milisinin askerlerine gelince. O dönemde sık sık görüldüğü üzere.U. Fakat. Bu iddianın doğru olup olmadığını veya o anki bezginlikten kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmiyorum. Almanlar'ı bir kenara koyarsak. küçük bir parti olarak askerleri kendisine çekmesi hayli güç ol264 duğundan. Makinalı tüfekçilerin birkaçı.. P. 1936 Aralığı'nda bile Barselona'da ekmek kıtlığı çekiliyordu ama milislere kıyamet kadar tayın veriliyordu ve bu bolluk milislerin işine yarıyordu.M. hiçbir siyâsî bağlılığı olmayan eski askerler bir yanda.'a pek muhtemeldir ki kaza eseri girmiş. yüksek rütbeli bir subay bana. hiç şüphesiz.O. Ocak ayında disiplin meselesinden şikâyet ettiğimde. P. milislerine denk sayılırlardı. partiye kaydolmalarını sağlamak için gayret sarfediliyordu.U. milis sayısını kabarık tutma arzusuyla. yukarıda değindiğim gibi. Haziran ayına gelinceye kadar. Askerler cephede iken. Halk Ordu-su'na kaydolma usûlü yasalaştığında tam tarihini hatırlayamıyorum] da tamamiyle tesirsiz kaldı. peşin hükümlü davranmış olmam. Savaşın ilk günlerinde. en iyi askerlerin. Bütün askerî yapılarda rastlanan ve acımasızca hakkından gelinmesi gereken işe yaramaz süprüntü askerlerin (ki bunların nisbeti yüzde beş ilâ on arasında değişiyordu) ya çok azı milisten atılmıştı ya da hiçbiri atılma mıştı.rekabet. hiçbir özel siyâsî bağlılığı olmayan kimseler vardı.'nin gönderdiği 30 İngiliz ve Amerikalı'dan oluşan müfrezeler. ki izne çiKarken birikmiş maaşlarına karşılık bir tomar para aldığından bu şekilde davranmak için pek çok sebebi de vardı. öbür milislerin askerlerini kendi taraflarına çekebilmek amacıyla. tüm milis örgütlerinin disiplinsizlikte biribirleriyle yarış hâlinde olduklarını söyledi. izne giden bir milisin tekrar eski birliğine dönmesini sağlamanın yolu yoktu.S. evlerindeki bir puta tapmayı hatırlatan tapınmavârî tavırları çok ilginçti ve incelenmeye değer. uzun vadede.O. gücünü koruma mücadelesine dönüştü Ve bu mücadele izinlerin. ama çoğu «iyi birer partili» idi. her partinin ne pahasına olursa olsun. Aslında izne çıkanların çoğu geri döndüler.O. çok sık verilmeyişinin nedeniydi sanırım. İs-panyollar'ın ihtiyat usulü sayesinde tekrar tekrar askerlik yapmış eski askerlerdi. ama bâzısı da dönmedi ve bu yüzden her izin dönemi milis sayısında bir miktar azalma anlamına geliyordu. altı kişilik ekipler oluşturan ve umumiyetle öbür milislerden ayrı tutulan makineli tüfekçilerdi. milis askerlerinin partiye kayıtlı olmalarını şart koşmuyordu. izne çıkan bir milis rahatlıkla evine gidebilirdi. Sayıları bir hayli kabarık Alman mültecilerden ayrı olarak. Bu konumdaki adamların silâhlarına karşı.P. herhalde. bal gibi mümkün olduğu halde. hiçbir askerî tecrübesi olmayan «iyi partililer» öbür yanda olmak üzere keskin bir biçimde ikiye bölünmüştü Kendimi ilk gruba yakın hissetsem de. Kaba bir ölçü olan fizikî yapı bakımından P. eski askerlerin çok yararı dokunur.C.U. ikincilerin üstün olduğunu söyleyerek. Kendisini bir siyâsî par265 . bu tür kayıpları örtbas etmeye çabalıyorlardı. «iyi partililer» arasından çıktığı sonucuna vardım I. ve bir-şeyler cereyan ederken hârikadırlar. mahallî komutanlar. çeşitli milletlerden tek tük yabancılar. Zaragoza cephesinde bâzı ufak çapta fırsatlar —gazetelerde boy göstermeyecek ama yine de belli birşeyleri fark-ettirecek fırsatlardı bunlar— sırf bu yüzden yitirildi. Aralarında bâzıları yüksek karakterli ve çok akıllı insanlardı. Bu nedenle. ama hiçbir baskının söz konusu olmadığını söylemek dürüstlük gereğidir.L. milise sırf bir iş sahibi olmak amacıyla katılmıştı. hattâ birkaç Portekizli bile. hareketsizlik ve fizikî tükeniş karşısında dağılmaya mütemayildirler.. Kendi arzum hilafına da olsa.M. en iyi askerler. Her zaman rastlanan döküntülere ek olarak belli sayıda çok câhil köylüler ile P. Buna ilâveten. hiçbir çarpışma olmuyorsa. askerlerin bir kısmı. vardı. Ayrıca.

işçi sınıfına kıyasla. Bizim milis ile P.tiyle tamamiyle bütünleştiren adamlara her ahvâl ü şerait altında itimat edilebilir. P... daha fazla askerî tecrübeye sahiptirler. Bunlar mütemadiyen kaydediliyordu ama «Viva Franco» gibi sloganların dışındakiler hep şifreliydi. Casusların mesajları Huesca'ya ulaştırabilmek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıklarını bilmiyorum. Faşistler her zaman karşılarında hangi birliklerin mevzilendiğinden haberdar görünüyordu. Sietamo'nun zaptında ve Huesca'ya doğru ilerleyişte rol aldılar. 1937 Martı'nda. ben bu eğilimi kaçınılmaz kabul edivorum. Asker kaçakları enderdi. özel okul mezunlarının üstüne üstlük kalın kafalı olanlarının eski okullarına duydukları yakınlığı çok andırır. 35'in üstüne çıkar çıkmaz. İngiltere'de böyledir Yaş unsuruna gelince. Kaç defa teşebbüste bulunulduğu halde cephe hatlarının gerisindeki casuslar hiç yakalanamıyor-clu. yalandı bu— söyleniyordu. kardeşlik gibi duygulara gelince.'de tek tük asker kaçağı olduğunu hatırlıyorum ama toplam sayı pek küçük olmalıydı. Orta ve daha yüksek sınıflara mensup kişiler. Bu işte hayreti mucip olan. siyâsî yönden güvenilirliği herkesçe bilinmedikçe sıra neferi ya da astsubay olan hiç kimseye itimat etmem. milisinin fiilî performansına gelince. Bu tür bir kuvvette askerlerin karşılarındaki düşmana. Her gece belli saatlerde Mors alfabesiyle işaret veriliyordu. Biz sâdece devriyelerin raporlarından bölük pörçük bilgi edinmeye çabalarken.C. En genç yaş sınırı olarak. bir hücu266 mun önceden belirlenmiş tarihinde gerçekleştirilemeyişi-nin nedeni kısmen ehliyetsizlikti ama saldırı zamanı birkaç saat önceden belirlense dahi. Köylüler arasında ihanet vak'aları kuşkusuz oluyordu. askerden arındırılmış bölgede gazete değiş tokuşu amacıyla önceden ayarlanmış ateşkesler yapıldığı rivayet olundu. Bir zaman. milisinde. ve zorunlu askerliğin yürürlükte olmadığı ülkelerde.O.U.M. Faşistler'in bunu hiç sektirmeden. Toplumun sınıflı yapısı veri alındığında. Hiçbir siyâsî eğilimi olmayan bireyler tamamiyle güvenilir kişilerdir ama çoğunlukla burjuva ailelerden gelirler. saldırmazlık anlaşmaları yapıldığına ve insanların bizim hatlarımızla Faşistler'in elindeki arazi arasında serbestçe gidip geldiklerini iddia eden hikâyeler boy gösteriyordu. Cephe hattında. hiç kimsenin bu işte yanlış bir taraf olduğunu düşünmeyişi anlamlıdır. bizim yakaladığımız esir subayların hiç tartışmasız kurşuna dizilmeleri gerektiğine inanılıyor ve Faşistler'in bütün tutsakları öldürdükleri —hiç şüphesiz. uygun yaşlar gibi görünüyor. Savaşın eylemsiz döneminin büyük bir bölümünde cephede bulunduğum için. Bu cephede. Avakta dururken dahi uyuya kalırlar.M. Bu tür şeylerin zaman zaman vuku bulduğunu düşündürtmeye yetecek ölçüde söylentiler kulağımıza geliyordu —zâten. tümen bölündükten sonra ise.. halbuki 1937 Mayısı'na kadar cepheyi bırakıp gitmek ya da çok az bir tehlikeyi göze alarak Faşist hatlarına geçmek son derece kolaydı. ânında haber aldıkları da söyleniyordu. en az 14 yaşındaki delikanlılar çok cesur ve emin askerlerdir ama uykusuzluğa asla dayanamazlar. öbür örgütlere nazaran bunu çok iyi biliyorum. Komünist basında. Bu mesajların şifreleri doğru dürüst çözülüyor muydu bilemiyorum. Cepheye ilk geldiğimde.S. sol çevrelerde başına olmadık işler gelebilir ama çoğu Sosyalist'in partilerine gösterdiği bağlılık. güvenilir kaynaklardan. pek belli belirsiz ama yine de kendisini hissettiren bir eğilim vardı. P. bir 267 . bir iç savaşta bunların önüne geçilemez. ama dışarı haber göndermenin yolu. burjuva kökenli olan kişileri subay seçmek gibi.U.O. milislerin ele geçirdiği bir esir subayı kurşuna dizdiğini duydum— yine. herkesin bu söylentilere inanmasıydı. lâmbayla sinyal vermekti. bir siyâsî husûmet beslemeleri dikkat çekicidir. olağan ordularda hiç de görülmeyen. alışılmadık şartlar altında kendilerine daha çok güvenirler. cephe hattında savaşacak askerler için 20 ilâ 35. Böyle bir şeyin cereyan ettiğini bilmiyorum ama bu yoldan tedarik edilmiş olabilecek bâzı Faşist gazeteleri gördüm.. İhanet.U. İnsan bu tür şeyler söylediğinde.

doğru değildi bu.U. kendi basın organları ve Anarşistler'in dışında (gerçekten başardıkları ne olursa olsun) kendilerine ilişkin hiçbir iyi şeyi yer verilmeyeceğini kavramışlardı. General Pozas'm mümkün olabildiğince çok sayıda P. bu en az önemli kısımdı ve Mart-Nisan aylarında P. sâdece.O.O. Bu eylemlerin bir bölümünü çok iyi başardılar. pek azı da Teruel'de çarpıştı.O. bilhassa Alman mültecileri. Huesca saldırısına katılan birkaç milis. 268 Barselona'da faşizme karşı düzenlenen bir gösteri Bilbao yolunda yürüyen faşist birlikler 269 . Madrid cephesinde de bir avuç P.M.O. Tam bu günlerde. 1939 (?) Şubatı'nda yazıldı. Şartları ve fırsatları göz önüne alındığında. yeniden kaydolmaktan sarf-ı nazar edebilecek bâzı adamların gerçekten kaytardıklarını ve kendilerine iftira edilmeye çalışıldığını gerekçe göstererek sivil işler edindiklerini biliyorum. ama Komünist basının yönlendirdiği saldırı kampanyalarının yarattığı tesiri gösteriyor.U. basın kampanyaları bir miktar nahoş duygular yaymaya başlamıştı Nisan'da siyasete ilgisizler bile. O sırada bu tutum pek az öfke yarattı. azamî ikiyüz adamla gerçekleştirilen ve çok az kayıp verdirten baskınlar ve engelleme hücumlarıydı.M.kısmı Huesca'da.M. pek parlak sayılmasa da P. milisinin saygıdeğer işler başardığını söylemem gerekir. Şubat sonlarında bütün tümen Huesca'nm doğusunda mevzilenmiş-ti. Huesca'ya Haziran ayı sonunda düzenlenen hücumda. ama daha sonra tümen yeniden düzenlendiğinde.O. 400 ilâ 600 adam yitiren tümen çok ağır zâyiât verdi. Hiç şüphesiz. Ben bu gösteriye katılmadım ama orada bulunan başkalarından duyduğum kadarıyla P.U. Yenimden düzenlenme ertesinde tümene ne olduğunu bilmiyorum.'un üstlendiği eylemler. ama ekseriyetin 26. iyi iş becermişti. topçu ateşim kasden sınırlı tuttuğu konusunda bana teminât verdiler.U. tümene gittiklerini sanıyorum.M milisi bulunduğuna inanıyorum. Taktik olarak.U.M. öbür kısmı Zaragoza cephesinde. milisinin ölmesini temin için.

.

Bölümün ilk kısmında. İç mücadeleleri çok fütursuzca aktarışı. Orwell'in sözünü edegeldiğimiz bu tavrından. son senelerindeki konumuna nasıl ve ne zaman geldiği daha da ilgi çekicidir. o dönemde şehre hâkim olan ge. onun. hem kapitalist düzene hem de ortodoks komünizme ölesiye hasmânedir. kendi kendime hangi tarafta yer alacağımı sormama gerek yok. Sol'daki bir çok okurdan koparmıştır. dışarıdan «aşırı» dîye adlandırılabilecek tavır. Daha o tarihte «Stalinizm» diye adlandırdığı bu siyâsî tavra duyduğu nefret yakasını hiç bırakmadı.» Böyle olmakla birlikte. sözlerine şöyle devam ediyor : «Katalonya'ya Selâm bazı bakımlardan Orwell'in en önemli ve etkili kitabıdır. Dış basında yer alan. Orwell'in siyâsî gelişiminin bu safhasına özel bir önem verilmelidir. Orwell'in Barselona'ya gelir gelmez neden hemen milise katıldığını. Ancak. Orvoell'in kendi ağzından aktarıyor. daha önce ve daha sonra yazdıklarından daha az ehemmiyetle değerlendirilmiştir. O. doğal düşmanları olan polisle çatışma halinde gördüğüm zaman. Ispanya'daki resmî komünist siyâseti ve iç mücadeleler üstüne yazılara büyük bir öfke duymaktaydı. ve Komünist basının resmî yalanları olarak nitelendirdiği metinlerle münakaşala273 . gerçek çatışmada seçimini yapmıştı. İkili bir siyâsî nedenle.WİLLİAMS'IN GÖZÜYLE ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Önceli üstüne en sık başvurulan inceleme kitaplarından birini kaleme alan Raymond Williams. bir devrimin ve bir iç savaşın unutulmaz derecede capcanlı ve kişisel hikâyesidir. 1984 ve Komünist Enternasyonal bağlamında Orwell'in fikirlerini irdeliyor. Fakat. farklı ve çok daha geniş bir okur kitlesinden uzaklaştırmıştır. Katalonya'ya Selâm. Orwell'in Katalonya'ya Selâm'da da uzun uzadıya tartıştığı Komünist ve Anarşist görüşler arasın. tüm yeryüzünde oynanmakta olan muazzam bir oyunun sâdece geçici ve mahallî bir safhasıy-dı. kitabının (Orwell) «Politics» (Siyaset) başlıklı bölümünde. Bu açıdan bakıldıkta. İspanyol tecrübesinden sonra benimsediği tavır devrimci bir sosyalistin konumudur: günümüzde. 1942'de "İspanyol İç Savaşı'na Geri Bakış"ı yazdığı sırada. Katalonya'ya Selâm ile editörüne yazdığı 8 Haziran 1937 tarihlî mektubundan alıntılar vererek. daki tartışmaya ve Orwell'in İngiliz toplumunun sınıf farkları kesin çizgilerle ayrılmış yapısına duyduğu nefrete dikkati çektikten sonra. Bağlandığı devrimci hareket ezildiği halde. daha sonraları Budapeşte ya da Paris'teki çatışmaları değerlendirişini çok andırır: devrimci sosyalist bir konumda yazılmış olan bu değerlendirmeler. Williams. bilâhare sağ-kanadın düşünceleri olduğuna hükmedilebilecek bir tablo çizmez. İspanya'ya gitmezden önce olduğu gibi. Katalonya'ya Selâm'da aktardan devrimci ruhun kayboluşu ve ezilmesi. Fakat aynı zamanda da. daha az sözü edilmekle birlikte. Orwell'in siyasî düş kırıklığı ile devrimin ve sosyalizmin 272 kaçınılmaz başarısızlığının sesi olduğu gibi bir fikri sabite saplanan. Meselâ. yine kuşku duyuyordu.» Yüceltilmiş «işçi» fikrine sahip «burjuva komünizmin dediği şeyden. nel havayı ve son demlerini yakalayabildiği devrimin siyâsî fikirlerinde meydana getirdiği değişiklikleri. İspanya'dan inanmış bir devrimci sosyalist olarak dönmüştür: «gerçek işçileri. Orwell İspanya üstüne yazdıklarının hiç birinde. böyle düşünenleri haklı çıkaracak malzeme niteliğindedir: «o. devrimci sosyalizme duyduğu açık ve hararetli bağlılık. o günden buyana kitabı. İspanyol mücadelesini ele alış tarzı.

274 275 . çok yaygın biçimde kabul edilen. 1936-39 döneminde Sol'a mensup çoğu yazarın göze alamadığı bir şeydi bu. sözü tekrar tekrar entellektüe) sahtekârlığı besleyen. dürüst herhangi bir insanın parti siyasetini desteklemesinin mümkün olmadığı. Günümüzde apaçık bildiğimiz üzere. The World of George Orwell. Avrupa Solu'na mensup entelektüellerin Komünist «çizgi»ye kölevârî itaatine getirir. Katalonya'ya Selâm bunun bir kaç istisnasından biridir. Bin Dokuzyüz Seksen Dört'te yer alan bu dolaysız sezişleri. Komintern açısından Halk Cepheleri. eğer Lider. Halk Cephesi'ne dahil partiler 1936 Şu-batı'ndaki seçimlerde çoğunluğu elde ettiler. tabiî ki o olay hiç olmamıştır. ve sonunda. Nitekim. İspanya' daki Halk Cephesi meselesinde de geçerliydi. ve nedeni de çok basittir. Londra. belki de. düğü ve bundan sonra tüm gayretini totaliter bir sosyalist gelecek ihtimaline karşı uyarılara harcadığı şeklindeki.rından çok sonra. Cumhuriyetçi. Onun görüşüne göre. «nesnel hakikat kavramının özü dünyadan uçup gidiyor» diye düşünmeye sevkeden şey. ordu *) Raymond Carr. bu boyun eğiş özellikle. «Orwell and the Spanish Civil War». Komünist gaye. ss. Orwell. Franco taraftarı propagandaydı. Daily Mail ve Catholic Herald gibi. «Lider veya bir yönetici zümrenin sadece geleceği değil geçmişi de denetlediği bir kâbus dünyasında. bittabiî iki kere iki beş eder. ed. Almanya karşısında ortak bir savunma cephesi kurmasını sağlayacak birer araçtı. ORWELL VE İSPANYOL İÇ SAVAŞI Raymond Carr* İspanyol İç Savaşı bir kötü edebiyat sağanağı yarattı. 1971. Onu. burjuva demokratlarından uzaklaşırken. Weidenfeld and Nicolson. Fransa ve İngiltere'nin Paşizm'e karşı «demokrasi» nin müdafaası için. falanca filânca olay «hiç bir zaman vuku bulmamıştım derse. liği'nin diplomatik çıkarları doğrultusunda ustalıkla idaresini —mazur görülebilir bir strateji— ve böylesi bir yöneltilmeye karşı direnmeye kalkışacak herkesi sapkın (heretik) diye damgalayıp vurmayı öngörmekteydiBu hedef ilk önce İspanya'da açığa çıktı. Lider iki kere iki beş eder derse.» anlayışını da Nazi teorisinden çıkarmıştı. cephelerin Sovyetler Bir. gayrı sosyalist hükümete karşı olan ve Sağ'da ve Sol'daki aşırı kesimlerce tedirgin edilen. İspanya üstüne kaleme aldığı yazılarında Onwell. faşizme ve Nazi kamplarında uygulandığını gördüğü «köleliğin yeniden kurumlaştırılması»na duyduğu ilk tepkilerdir. Bu yüzden. 1930'ların sonlarındaki siyâsî şartlara. görüşten daha yanıltıcı bir şey olamaz. faşist propoganda ile. gerçeği gördüğü gibi kaydetmeye azimliydi. hâlâ faşizmi totaliter tehlike olarak kabul ediyordu. Sovyet diplomasisinin vasıtaları. yani. 64-73. Orwell'in İspanya' dan hayâl kırıklığına uğramış bir sosyalist olarak dön. Sosyalistlere ve Ko-münistler'e yakınlaşmak durumunda kalmıştı. Miriam Gross.

savaşın etkin biçimde sürdürülmesi yönünde bir çaba. Hem Stalin. Kadının yatağının yanıbaşmda bu vesikalardan altmış altı tanesi duruyordu. bilhassa CNT ve POUM (Troçkist olmayan bir devrimci Marksist parti) militanları gibi. Askeri ayaklanmanın hezimete uğratılmasında işçi örgütlerinin. özellikle Madrid ve Barselona'da.Faşist siyasetten ürkütüp kaçırabilirdi. işçi devriminin tahribi meselesinden rahatsızlık duyan unsurlar vardı. Komünist bir yazarın Komünist çizgiye dolaysız itaatinin sonuçlarını şöyle tarif ediyordu : propoganda gayesiyle sunturlu yalanlar anlatmak.kanat müttefiklerinden daha fazla bilgi sahibi olan ve aralarında Koestler. Cumhuriyet'te. nitekim öyle oldu— icap ettiren Komünist versiyonu hazırlop yutmak. ahlâkî açıdan kınanacak höyük bir hataydı. Komünist siyaset bu devrimin. dolaylı ya da dolaysız nitelikteydi ve ikincisi. Koestler. Cumhuriyet Hükümeti'ni burjuva demokrat bir mesele olarak sunmak. Orwell'in İspanya hakkındaki makalelerini Neıo Statesman reddetti. Orwell. 334). önemli rol oynamasıyla birlikte. İspanyol İç Savaşı'na ilişkin. Arthur Koestler'in The Invisible Writing adlı eserinde (Londra. sanırım. Victor Serge'in GPU'Iu Ignacio Reiss'in katlini nakleden yazıları Paris basınının sansürüne uğradı. Orwell ve Serge'in neredeyse ikrah getirmesine yol açan şey. eğer tersine döndürülmeyecekse. Sadece. Komünistler'in Halk Cephesi'rideki rolünü eleştirmek. sol entelektüellerin gerçekten kaçışlarının gücün —yani. Bu itibarla. ayaklandılar. Sadece İspanya'da Faşizm'e mukavemet edildi ve bu direnişi yalnızca Sovyetler Birliği —hangi maksatla hareket ederse etsin— silâh yardımı yaparak destekliyordu. işçi örgütleri bilhassa Katalonya'da kendiliğinden gelişen bir toplumsal devrim yaratmışlardı : fabrikalar ve çiftlikler «devletleştirilmiş». işçi olmayan halkın Cumhuriyet'e sâdık kalmasını temin edecek bir esas süreç ve silâhsızlıktan kırılan Cumhuriyet'e Ba-tı'nın saygıdeğer burjuva devletlerinin silâh yardımı yapmasının şartı olarak sunulabilirdi. Dolayısıyla da boykot edildiler. Kuşkusuz.2 * Orwell ve Victor Serge'e daha da iğrenç görünen şey. propoganda-dır. bu adamları ikinci bir balayı için geri getirdi. Bu eğilim. İspanya'da Faşizm'e karşı zafer kazanma ümidi. Arturo. Hitler'den daha az menhus idi. Sosyalistler. Yüksek rütbeli bir memurun dul karısı evinde ölü bulundu. Regler ve Münzenberg'in de bulunduğu çoğu Komünist entellektüeller. 1954) anlatılmaktadır (s. Komünistler ile anarko-sendikalist-lerle CNT Hükümet'e girdi (Eylül-Kasım 1936) ve Hükümet'in savaştaki gerçek kuvveti olarak kaldı. mevcut yazılara nüfuz etmiş Komünist tesirin tüm kuvvetliliğine karşı mücadele edecek cesareti kendilerinde bulabildiler. «Kızıl milis bir peseta değerinde vesika dağıtıyor ve her vesika bir ırza tecavüze yarıyordu. yerini tarihî açıdan doğru olan proleter gerçeğe bırakacaktı— nasıl tahrif ettiklerini izah edecek bir teori geliştirmişlerdi ve Parti hayatının hissî açıdan ne pahasına olursa olsun desteklenmesine psikolojik ihtiyaç duyuyorlardı. yani çeşitli şekillerde işçi denetimi altına alınmışlardı. kolaydı bu. Sovyetler Birliği'nin— cazibesinden kaynaklandığını söylerken. Victor Serge ile Orwell'in de aralarında yer aldığı bir kaç güçlü soluk.içindeki entrikacı unsurlar 1936 Temmuzu'nda. Halk Cephesi'nin neredeyse hipnotize edici özelliklerini yeterince dikkate almıyor.Halk Cephesi'ne. en azından gerçeği —ki bu bile sınıf temeline oturtulmuştu ve bir burjuva erdemi olan nesnel gerçek. Parti'yi terketme noktasmdaydı-lar. Böyle olmakla birlikte. haksız ve muvazenesiz bir ısrarı sürdürüyor.» «İşte bu. Fakat. 1930'lar sonlarının temel siyâsî denklemini oluşturuyordu. Şüpheye düşen Komünistler ve genel olarak Sol için —Moskova Muhakemeleri'nden sonra dahi— böylesi bir hesap. Stalin'in amaçları hakkında sol . Bu hikâye. 276 münist olmayan Solcuların da Komünistler'in üslûbunu izleyerek hakikatten yüz çevirmesiydi. solcu edebiyatın nahoş gerçeklerle yüz 277 . Bu tepki. Parti üyeleri. edebî kuruluşun kendine has ve geçici bağlılıklarından ileri geliyordu. «Kızıl Bir İspanya» evvel-emir-de Fransa ile Büyük Britanya'yı ortak bir anti . düzen adına. onların konumlarını zayıflatıyor ve dolayısıyla da Faşizm'in zaferine yardımcı oluyordu. sindirilmesini buyuruyordu. fikirleri Stalin'e uygun düşmeyen kendinden emin anti-Faşist-ler'in kasden tahribini —ki. Otuzların sonlarındaki edebî itaat. Halbuki şimdi. Komünistler'in siyaseti ve Komintern'in yürüttüğü propogandanın başlıca amacıydı. burjuva demokrat bir hükümeti oluşturan Halk Cephesi'nde temsil edilen Komünistler'de içkin olan. Sovyet gazeteci Koetsov'un yazılarında bile görülebilir. Ko') Propogandacı Willi Münzenberg idi. onu yüce gösteren muazzam nitelikler atfediliyordu.

devrime mukavemet ediyorlardı. ve tarihin en hüzün verici yönlerinden biri. Milis kuvvetinde selâm çakmak.. çünkü. sadece unutulmaz değil. Keza.Onun da vurguladığı gibi. farklı maaş düzeyleri ve fiyakalı üniformalarıyla tesis edilirken. Komünist sempatizanların hazır bulunduğu bir toplantıda. devrimci disiplinin as kerî değerinden değil de.. sokaklarda henüz canlılığını koruduğu bir sırada vardı. milis sistemini ve «devrimci disiplin»i savunduğu her iki makale de.Mayıs 1937) miliste geçirdiği dönemin kendisi için «büyük önem taşıdığı» nı belirtiyor. doğrudan gözlemle siyâsî tahlilin sınır komşusu olduğu tehlikeli hudutta bu gözler ne ölçüde güvenilir idiler? Keza Orwell'in POUM milisine katılışı da kaza eseriydi. Temmuz'da başkaldıran generalleri hezimete uğratan «kendiliğinden gerçekleşen devrim» in. Teruel veya Ebru gibi muharebelerin üstesinden de yalnızca Halk Ordusu gelebilirdi.. lâkin harbi kazanmaya dair her şeyi gerçekten bilen generallere. çünkü onu İspanya'ya hasb-el-kader ILP (İngiliz İşçi Partisi) göndermişti.... Komünistler ile sempatizanlarının saflarında ise buz gibi bir sükût oldu. Meselâ. Borkenau. tam tamına Onvell'in tepkisinin doğrudan-lığıdır. gazeteci entellektüellerin hazır bağlantılarını kullandılar. milis kuvvetinin sendikaların doğrudan denetimi altında etkin bir biçimde yeniden örgütlenmesi.. Barselona'ya.. «işçi sınıfının eyer üstünde oturduğu bir şehir» idi Bahşiş verme usulü kalkmıştı —ki bu Orwell'i neredeyse teshir etli. Siyâsî kıstasların hakimiyeti ile mahallî meselelerin yarattığı sıkıntı da. içten gelenin disiplin tarafından yıpratıldığını ve mağlubiyete uğradığını görmektir.Orvvell yalnızca gözleriyle gelmişti. Komünist olmayanlar alkışladılar. Üstelik. Halk Ordusu. aşikâr bir gerçekten kaynaklanan bir konumun hissî yargısını açığa vuruyor. Onvell'in İç Savaş'ta çarpışması neredeyse bir kaza eseridir. selâmları. Bu yanlıştı. Benim anlamadığım. imtiyaza duyduğu nefretten ileri geli yor. milis kuvvet leri «. hattâ bazı yönlerden hoşlanmadığım ama uğrunda savaşmaya değecek olayların cereyan ettiğini hemen kavradığım fazladan bir şey vardı.» Katalonya'ya Selâm'ın ilk kısımlarını tarihçi açısından değerli kılan şey de. tümü Orwell'in nefret ettiği şeyler olan subayları.. Fakat. faydalı bir yalandan daha iyidir. siyâsî bilinç ile kapitalizme duyulan itimatsızlığın karşıtlarından daha normal olduğu sınıfsız bir toplumun bir tür nüveleriydi.. Sınıf ayırımlarının toplumu kesin çizgilerle böldüğü İngiltere'den sonra bu manzara hayli büyüleyiciydi-Gazete makaleleri yazmak düşüncesiyle geldiği halde. milise katıldı. Buradaki «adları kötüye çıkmış» sözcükleri ilginç..» Bu nedenle kasvetli siper savaşlarının fizik güçlüklerine zorlukla katlanabildiği halde. 278 Örgütlü cesareti gerektiren savaşta ferdî yiğitlik faydasızdır. 1936'nın Aralık ayında Barselona. Koestler İspanya'ya önceden belirlenmiş bir çerçeveyle geldiler. sokaklarda hiç «şık giyimli kişiler» görülmüyordu. Burada. Onun hal yolu olarak önerdiği. adları kötüye çıkmış ama en iyi savaşçılar» hükmünü düşünün bir.. subaylara yüksek maaş. «Uzun vadede zararlı bir gerçek.. «üste yaltaklanma» yoktu. kendisinin de teslim ve itiraf ettiği üzere. Muharip kuvvetlerini lojistik ihtiyaca göre dağıtabilmesi.. İspanyol İç Savaşı üstüne yazdıkları farklı olacaktı. Aragon Cephesi'nde (Ocak .. milisin içinde yaşayarak onun hakkında anlattıkları... İşçi milisi. Thomas Mann'ın sarfettiği. Kaminski. kıt kaynakların azamî verimle kullanılamaması gibi mahut askerî kusurların ilâ-nihâye sürmesine neden olabilirdi. Anarko . Orwell'in milise duyduğu hayranlık.sendikalist CNT ile devrimci Marksist POUM hâlâ toplumsal ve siyâsî Komünist karşı . Orvvell'in Anarşist milise ilişkin «saf İspanyol kuvvetleri içindeki.. POUM taburlarına duyduğu katıksız imânı açığa vuruyor.. Yine de. Halk Ordusu'nun bir dereceye kadar tedavi ettiği. birliklerin askerî ihtiyaçlara cevap verecek şekilde bir yerden bir başka yere sevk-edilememesi.. tarihî açıdan paha biçilmez değerdedir.» sözlerini naklediyor. milis kuvvetinin cephe hatlarını tuttuğu doğrudur. Koestler. 1914-18 döneminin kalın kafalılarına da hiç bir zaman güvenemedi. Orwell milis eğitiminin ahmaklıklarını ve amatör askerciliği gördü görmesine.. «paranın yozlaştırdığı İngiltere'de 279 . Franco'nun sahip olduğu en büyük avantajdı. rütbe apoletli üniformalar.yüze gelmeyi ve insan vakarı ile namusunu müdafaa etmeyi reddedişleriydi. (tarih yazımında kimse daha kuvvetli bir öznel unsura sahip olmamıştır) eğer başka bir milis grubuna katılsaydı. Komünist tavsiyesi üzerine kurulan örgütlü Halk Ordusu'nun. «o günlerde ve o havada yapılacak tek akla yakın iş olarak görünmüştü. Cumhu.. riyet'in stratejisinin mukadder zayıflığını doğurdu. devletleştirilmiş fabrikalar ve işçilerin denetimi hâlâ işlevlerini sürdürüyordu.umudun kayıtsızlık veya istihzadan daha olağan . yerini aldığı milis kuvvetinden daha iyi olduğuna da inanamadı.

Barnum ve Bailey ucu-besininki kadar. 281 .U.O. Komünist davasının muteber olabileceğini hiç bir noktada kabul etmedi — çoğu tarihçiler de onu izlediler. Komünistler'in CNT ve POUM'a yönelttikleri. «Önce devrim» anlayışının bu neticesiyl'e yüz yüze gelmeyi Orwell reddetti.O.N. önce kalın kafalı teröristler ve bürokratlar tarafından parçalanıp ezilen ve sonra da denetimli bir basının iftiralarına maruz kalan bir siyâsî masumlar grubu olarak beliriyor.T-. arasındaki. Bu adamcağız parti sekreteri Jose Diaz tarafından anında alaşağı edildi.T. Komünistler.M. işçi devrimini gerisin geriye döndürme azmi idi. bir fel:kete yol açacaktı — kaldı ki. milis kuvvetinin disiplinsizliği ile işçilerin nezareti altındaki sanayi kesiminde hüküm süren kargaşanın.U. C. sosyalizmin evvelce olduğundan çok daha ileri bir aşamada. Bununla birlikte. sosyalizme inanıyorum. hükümete katılmayı ve karşılığında Temmuz'da elde edilen «devrimci kazanımlar»dan milis kuvveti gibi bazılarını feda etmek şeklindeki düşüncelerini dikkate almayan militanlar.'un ilân edilmiş hedefi olan «burjuvalarla reformistlere bir nihayet vermek» fikri. aslında düpedüz ezmek. Onun fikrince yanlış yola sevkedilmiş olmakla birlikte. «savaşın siyâsî veçhesinin kendisini sıktığı»nı itiraf etti.U-M.* *) P. OrweIl hayretlere garkolmuş-tu. zira. liderlerin yanlış pazarlık yaptığını düşündüler ve bu itibarla işçilerin tek güvenceleri olan milis kuvvetinin elde tutulması noktasındaki ısrarlarını haklı buldular. savaşa ağırlık verilmeli ve Faşizm'e karşı savaşı örgütlerken devrim ikinci derecede düşünülmelidir şeklindeki eleştirilerini müsbet karşılamaya meyletti3 Mayıs 1937'de. Franco'ya karşı zaferin bir ön şartı olarak elde tutmakta ısrar etmesiydi. Müsamaha edemediği şey. Sloganları «Önce savaş. Halk Cephesi'nin ve her hangi bir direniş umudunun da sonu olabilirdi. işçi devrimini ertelemek.» (Cyril Connolly'e mektup. «Nihayet. zira bu tahlil siyâsî iktidarın ele geçirilmesini icap ettiriyordu.M.'nin siyâsî iktidara ilişkin tavırları ara. Bu ittifak ilke düzeyinde değildi.O. ve ona göre Halk Cephesi «iki başlı bir domuz». Bu yüzden.T. P. «Bunun bendeki etkisi. sosyalizmin savaş zamanında ödeyemeyeceği kadar yüksek bir fiyat olduğu öne sürülebilirdi. P. Orwell P.P.O.U. hayat hakkına sahip olacakları bir terkip idi. P.M. Faşizm'e karşı mukavemetin tek yolu demokratik birlik idi vs.'nin kopuşunu hazırlayan çıkmazı anlayan bir kaç yorumcudan biriydi.U. münakaşaya gelir bir mesele vardı. Orvrell. Komünist çizginin hakimiyetindeki Kata-lan Hükümet ile POUM ve CNT'deki destekleyicileri arasında sokak çarpışmaları patlak verdiğinde Orwell. 8 Haziran 1937). POUM'un milis kuvveti ve devletleştirme gibi Temmuz'da kazandığı başarıları. pahasına Cumhuriyetin safında tutulmalıydı. Victor Serge gibi mevsimlik anti-Stalinistler Komünistler'in nasıl davranacağını bildiği halde. zaferi garantilemek için tek şart olduğu fikrine itiraz etti. önderlerinin.M-. ne sosyalist ne de kapitalist olmayan bir İspanya'nın.M. P. PO.'un gazetesi La Batalla Faşizm için uydurulmuş farklı bir isimden başka bir şey olmayan.U-M. işçilerin denetimidir ve bu da ancak işçi milisleriyle teminat altına alınabilir.N. daha önce hiç gerçekleşmeyen bir şekilde. Parti ittifakını çözen tek tük vak'alar görüldü.O. ile C. çevresinde işittiği görüşlere tepki gösterdi: bunların başlıcası.U. fiilen gerçekleştiğini görmeyi arzulamak oldu. C. siyâsî bakımdan uygun olup olmayışlarına göre musluğun açılıp kapanabileceği tehditleri savurulabiliyordu) devamını emniyete almanın karşılığında. aslında teferruata müteallik olduğunu gördü.U-M. öncelikleri ters yüz etti.T. Halk Cephesi'nin savaşı sürdürebilmek için gerekli 280 siyâsî temeli sağlayabilecek tek yol olduğuna inanıyorlardı : burjuvazi. eğer tatbik edilseydi. yalnızca «saygıdeğer» bir cumhuriyet kapitalist Batı'dan silâh yardımı ümit edebilirdi.» Orwell sosyalizmin insanî terimlerle kurulduğunu görmüştü. küçücük bir parti her hangi bir şeyi uygulamaya koymayı nasıl umabilirdi.O. «çizgisi».'un tahlilini kabur edemezdi. ittifakın.T.N. Halk Cephesi'nin burjuva demokrasisiyle Faşizm'e karşı direnilemeyeceğini savunuyordu. Komünist hakimiyete karşı besledikleri ortak korkudan kaynaklanan. «Faşizm'e tek alternatif.N. Komünist görüş kısmen saygıdeğerdi. sosyalistlerle kapitalist-demokratların.U.'a karşı sürdürülen Komünist kan davasındaki «ahmakça ve körü körüne garez».O.akla hayale gelmeyecek» eşitlikçi bir toplum söz konusuydu. Bu karşıdevrimi destekleyen siyâsî değişiklikleri kavrayın-caya kadar bir hayli zaman geçti. sırf Sovyetler Birliği'nin silâh yardımının (o yardımlar ki. Kendisine has bir şekilde. 28 Mart 1938 tarihli Mundo Obvers'de Madridli bir Komünist. C.O. Hattâ.M.N. hizipler arasındaki mücadeleyi tahlil etmeye mecbur oldu. çünkü.» P. ile C. sonra devrim» idi.

Avrupa'nın kutlama törenlerinin gerçekleşmediği tek Faşist olmayan şehri haline geliverdi.» Yine. Çoğu İngiliz. Orwell'e göre. onu izleyen her tarih kitabına nüfuz etmiştir. Bunu tamamiyle tahmine dayandırdığını söylüyor. P. *) Burnett Bolloten'in. 282 da bir mücadele gibi görünüyordu..'un harekât merkezinde topu topu 60 tüfek vardı. C.. gazeteciler gibi.U. Ancak. doğru.'nin lehinde olmasıdır. Nitekim Orwell.N.O. milise katılmasına neden olan sâikleri açıklayışında olduğu gibi. en azından 1930'larda. fırsat 1937 Mayısı'nda zuhur etti. Susturulmaları zorunluydu. arasındaki Mayıs ayındaki gerilim öylesine patlama noktasındaydı ki. hükümetten ihraç ve gücü de yok edildi.U. P. neden onlara Faşist muamelesi yapmıyor ve merhametsizce köklerini kazımıyor?»* P. polisleri sevimsiz bulur ve Anarşistler'e zaaf duyardı.M.O. Beklenen .O. yani polisle.N. liderleri. C. hâdiselerin cereyanı esnasında kimse ne olup bittiğini anlayamamıştı. İspanyol İç Sava-şı'nı aktaran Anglo-Sakson tarih yazımının en belirgin özelliklerinden biri C.. Nitekim. çatışmada gördüğümde. Komünistler ile P. insanlar düpedüz binalardan çıkmıyor ve karşıdaki düşmanı süzmekle iktifa ediyordu.N. üstlerine inşa edilen hükümlerdir. lider.T. Komünistler'in.U.'nin Telefon Santrali'ndeki direnişi yüzünden başlarına geldiğini düşündükleri böylesi bir «meseleye bulaştırıldıktan için öfke içindeydiler-» Çarpışma ilk nazarda C.M..U.U-M.U. ile polis arasınsındaki farklılıkları anlamak için.N. bu konudaki bilgimizin başlıca kaynağıdır. çizgisine yönelik sağlam itirazlar öne sürmelerine rağmen. Barselona.M. tepkisinin sezgisel yönü insanı ürkütüyor.M. İkinci nokta. polisler ele haksız tarafta olmalıydılar. P.N. ve P. The Republic and Civil War in Spain (1970) adlı kitabında 283 . savaşın geri kalan kısmını yaralarını sararak ve siyâsî iktidar için umut besleyerek geçirdi -anarko-sendikalistler için tuhaf bir akıbet.O. İspanya'daki Komünist siyaseti. çalışanlar hariç. kendi kendime hangi safta olduğumu sormama gerek yoktur. liderleri. Bu çarpışmaları müteakiben İspanyol İç Savaşı'nın içinde başlayan dahilî harp. bu itibarla bunu istemiş olmakla suçlanamazd. Komünistler'in «düzmece» Halk Cephesi Hükümeti'ndeki her ilerleyişlerine mukavemet etmeye hâzır tek İspanyol siyasetçileriydi. her iki tarafın da «müdafaada olduğu» bir çatışmada sıkışıp kalmıştı.U.T.'yi.OU. burjuva özgürlüklerini savunan Liberal-Sos yalist-Komünist ittifakı görünümünü tahrip edebilirdi. liderleri.O.M. Moskova Muhakemeleri'nin üzerinde durmak. generaller ve Manchester Guardian'da. Mayıstan sonra C. Sovyetler Birliği' ndeki sol muhalefet içinde faal rol oynayan Andres Nin başta olmak üzere. «Esas düşmanlarımız Faşistler'dir. militanları savaşmaya gittiler de.N.'nin Komünistler ile olan mücadelede ilerlediğini öne sürüyor. Bunların bazıları kendilerine Troçkist diyor.Orwell.T. Orwell'i Mayıs çarpışmalarından çok.T. Ama.O. düşmanlarını mahvetmek amacıyla siyâsî bir otopsiden nasıl acımasızca istifade ettiklerini görmek etkiledi.T. hâlihazır hareket tarzlarının başka sebeplerden kaynaklandığını biliyordu. Eğer bunu herkes biliyorsa. böylesi bir çekişme için had safhada hazırlıksızdı. İki nokta istisnaî ehemmiyeti hâizdir. editörlüğünü Raymond Carr'ın yaptığı. Hükümet biliyorsa. «Gerçek bir işçiyi doğal düşmanı ile.'nin elinde bulunan Telefon Santralı'nı işgale teşebbüs etmesiyle çarpışmalar patlak verdi. ananevi işçi bayramı resmi geçitleri mecburen iptal edildi. İnsanın aklını karıştıran sempatiler değil.U. Katalan güvenlik kuvvetlerinin Temmuz'dan beri C-N. 87 ve sonrası).M. Orwell. Orwell'in görgü şahitliği.T. P.O. Onun görüşüne göre. 3 Mayıs 1937'de. Katalonya'ya Selâm'ın nüvesini oluşturur: Orwell'in görgü tanıklığına dayanarak naklettikleri. Hakikaten de. onlar için çalışan ajanlar da dahildir. Tepkisi çok tipikti. Mayıs ayaklanmalarına yarım-gönüllü katılmakla. P. İç Savaş'm Moskova Muhakemeleri ile üst üste geldiği ve Halk Cephesi'nin Sovyet diplomasisi için lüzumlu bir parça olduğu hatırlanmadan tahlil edilemez. Stalin'in ülke içindeki tiranlığını La Batalîa'da yayınladıkları sayfalar dolusu yazılarda tel'in etmekte bir an bile tereddüt etmediler. Hareketin güç kazanması için uzlaşmaya hâzır bekleyen liderleri ile hiç tâviz vermeyen ve savaşa gitmeyi tercih eden militanları arasındaki ayrılıklar yüzünden fena halde bölünen C. bu düşmanlara yalnızca Faşistler değil.O.M.M 'u bastırmak için kullanılan Robespierrevârî usulleri hiç bir şey mazur gösteremezdi. Komünistler'in P. savaş fenersiz yakalamıştı.T. kötü bir tahmindi bu. Juliân Gorkin'in 1940'da yayınlanan Canibales politikos adlı eserine bakınız (s. «Çizgi» parti sekreteri Jose Diaz tarafından 3 Mayıs'ta aşağılandı.

U.U. Robert Conquest'in The Great Terror (1968) adlı kitabına bakınız (ss. Başbakan sırf Komünistler buyurdu diye.M. Komünistler ile anarko-sendikalist uyuşmazlıkların doğurduğu gerilimlerin şiddet dolu bir ürünü olarak değil de. Bütün bunların başına. 144). tamamiyle hazırlıksız yakalandıklarını tekrar tekrar söylüyor: gerçekten de. Sosyalizm'in resmî müdafileri olan Sol'daki entellektüeller ile partiler onu derin bir düş kırıklığına uğratmışlardı. Her.U. Kısa dönemli bir kehanet sahibi olarak Orwell'in. İspanyol tecrübesinden sonra salt düşmanlıktan çıkıp nefrete dönüştü. Onun nesli Büyük Savaş'ın fazlasıyla tesiri altındaydı ve aslında sol gazetecilere teklif ettiği «örnek». «Feryat figân tekrarlanan yalanlar ve nefret» cephe hattında savaşanlara vız geldi.OU. Katalonya'ya Selâm. nandez'e göre.* Orwell. Avrupa'nın işçi sınıflarına grev ve boykotlar ilham edebilir ve böylece. Komünist çizginin görüşlerini hiç eleştirmeden hazırlop alıp tekrarlayan News Chronicle gibi gazetelerin. «Franco cephesinde gerçek bir halk hareketi» başlatabilir miydi? Halk Cephesi'nin kapitalist burjuva kesimi Franco ile uzlaşmaya varır mıydı? «Sağa doğru her yalpanın» Cumhuriyet'i zaafa düşürdüğünü söylemek doğru muydu? Orwell. ve Anarşistler'in 'Savaş ve devrim bir285 . planlı bir «ayaklanma» veya bir «kanlı isyan» hazırlığı yapılmamıştı. bir dizi siyâsî hükümleri. Andres Nin'in Komünistler tarafından katledildiğine dair haberler sızmadan evvel. 284 bu gayretkeşliği ortadayken. Haberleşme tekellerine sahip olanlar.U. İlgili tarafların hakikati ört bas etmekteki (supresio veri) yer alan «The Parti es of the Lef t and the Civil War» adlı makalesinden alınmıştır (s. gerçek devrimci bîr İspanyol. *) Hernandez'in görüşlerinin bir özeti için. Gollancz.'un idaresinde Hükümet'e karşı başlatılan soğukkanlı bir ayaklanma olarak sunuldu. büyük bir tutkuyla ve süratle yazıldı. Katalonya'ya Selâm'ı okumaksızm geri çevirdi. İspanya'daki son günlerini takip edilen bir firari olarak. milislerinin Faşist askerlerle futbol oynadığı iddiası. Komünist Cumhuriyetçi bakan Jesus Hernandez o günlerde. ve bebeklerin barikat diye kullanıldığı şeklinde uyduruk hikâyeler tertipleyen gazeteciye kalmıştı. P. İspanya'daki çalışması boyunca. yakalanma korkusuyla açık havada uyuyup karısının odası gizli polisçe aranarak. 438-440). Moskova'ya sâdık olmakla beraber.O. Komünist milisler ona Troçkist ya da hain demediler. ve «siyâsî şüphe ve nefretten oluşan korkunç bir havayı teneffüs ederek» geçirdi. öfkeyle bir silâhın ateşlendiğini hayatında hiç görmemiş. hâdise olup bittikten sonra kendi hikâyelerini kaleme alacaklardı — Bin Dokuzyüz Seksendört'ün kâbusu. hâdisenin gerçek tarihi nasıl yazılabilirdi? Propoganda hakikatin yerini alacak.M. ülke dahilinde kargaşa yaratarak Franco'ya yardımı amaçlayan P. sahici bir işçi sınıfı partisine Faşist yaftasını yapıştırmak canavarca bir davranıştı. artık günümüzde yanlışlığı görülmesi gereken. Chamberlain'in siyasetini değiştirebilir miydi? İşçi imajı. Mayıs günlerini «Troçkist İsyan» olarak aksettirmeleri. Sosyalistler.M. Kendi görüşlerine bir geçit sağlayamamak ve Sol'un Komünist versiyonu kabul etmeye bu derece hazır oluşu onu derinden sarsmıştı. Bu iş.O.O.'un tasfiyesini nefretle karşıladılar-hepsinin içinde en mutî oyuncak olan La Pasionaria hariç. bir anlamda savaş muhabirliğinin anısını taşıyordu.'un peşindeki Komünist polisin yüzünden geldiğini biliyordu. Her şey bir yana. Orwel'lin Stepnen Spender'e 1938'de yazdığı bir mektubunda dile getirdiği «Komünist Partisi'ne 1935'den beri hayli muarız» olduğu şeklindeki görüşü.O.U. işçi devriminin ve devrimci milisin Fasizm'e karşı savaş için. O günlerin havasında kitap hiç rağbet görmedi. siyasetçilerin Halk Cephesi veya Komünist askerî danışmanların nezaretindeki Halk Ordusu'ndan. Miliste sosyalizmin nasıl bir şey olabileceğini hissetmişti.M.leri bu suçlama uyarınca Troçkist ve Faşist ajan provokatörler masıyla birlikte. Onun öne sürdüğü gibi. daha iyi bir vasıta olduğu yolundaki inancını korudu.'u bir isyan başlattığı suçlamasıyla tasfiyeye zorlamak amacıyla. daha söz dinler Negrin'in göreve getirilebilmesi için «azledildi». P. «P. «olgular» ustalıkla kullanılacaktı. İspanyol Ko-münistleri'nin çoğu P. Beri yandan. İşçilere duyduğu güveni muhafaza etti. ya da Ralp Bates'in New Republic'de yayınlanan yazısındaki P-O.M. Barselona çarpışmalarının Komünist ajanlar (Antonov-Ovseenko ve Ernö Serö) tarafından kışkırtıldığını iddia etti. gönülsüz Largo Caballero'yu. Kendisine çifte miras kalmıştı. kendine has hususiyetlerinden kaynaklanmaktadır. New Statesman onu makale ve yorumlarını reddetti.M. diyelim. bir işçi partisini bastırmayı reddettiğinde. onu dehşete düşürdü.

Robert A. Some materials for a Bibliography (George Orwell. 1954.birinden ayrılamaz' sloganı. Hollis & Carter. — CALDER. Orwell'i. Londra. Zamanla İspanya'ya bakışı belirginsizleşti? Katalonya'ya Selâm'da. 1974. The Lion and the Unicorn'da (Arslan ve Tek Boynuzlu At) dile getirdiği 1940'lı yıllarda Sosyalist bir İngiltere'nin mümkün olmadığı ama yalnızca savaşı kazanabileceği ana fikri.M. farklı bir şekilde de ifade edilebilir. 1969. belki de sanıldığından daha az gözle görülür idi» diyerek sonuca varıyor. 1937'de tarif ettiği donukluk ve kayıtsızlık. ve ABRAHAMS. Keith The Making of George Orwell (Orwell'in Oluşumu). New Hawen. Indiana. 1953. Londra. John. — THOMAS. Cumhuriyetçi İspanya'yı ziyaret eden anti-Faşistler'e gösterdiği gibi- ORWELL ÜSTÜNE BAZI KİTAPLAR : — ALDRİTH. Bu çok insafsız bir hüküm. hezimet ya da. M.Hall. Faşizm'in. Londra. Purdue Üni versitesi. — VORHEES. 1961. Oliver & Boyd. 1940'da Orwell. Homage to Occania (Okyanusya'ya Selâm). The Crystal Londra. Ruth A. — ATKİNS. Three Modern Satirists (part). ama gariptir ki. Edward M. 1965. Yale.sloganının bir yankısıdır. — WOODCOCK. Orwell. (ed. — HOLLİS. Richard J. — GREENBLET. 1970). Cape. Orwell's Fiction (Orwell'in Edebî Eserleri). gezgin bir edebiyat adamı olarak. Bir Bibliyografya İçin Bazı Malzemeler) Kütüphanecilik ve Arşiv Okul Londra Üniversitesi. Edward Arnold 1969. Spirit (Billur Ruh). Londra. Calder. İspanya sanki. George Orwell. ihtilâfın karanlık günlerinden evvel. — LİEF. 1954. The Unknown Orwell (Bilinmeyen Orwell). modern hayatın mükemmellikten uzak yönlerini müşahade etmesi için bir ayna tutuyordu. Bu ihtiyatlı bir yargı. — REES. — BRANDER. Fugitive from the Camp of Victory (George Orwell — Zafer Kampı Firarisi). Milliyetçi davaya yakınlık duyan tarihçiler tarafından dikkate alınmamıştır. tıpkı.. «İngiltere'yi kapitalist demokrasi adına düzlüğe çıkaracak» bir İngiliz Halk Cephesi tarafından bozguna uğratılamayacağını ispatlama ihtiyacı. (editör). 1969. Ramân Salaş Larrazâbal'm Aproximacion historica a la Guerra Espafiola (Madrid. Constable. İndiana. Longman. s. Christopher. eöntellektüel bir habaset diye damgalayacağı şöyle bir karara sürükledi: tarihin. Batılı insana. İspanyol'lar'ın farzedilen samimiyeti ve sadeliği ile anavatanındaki karmaşık uzlaşılar ve hayatın maddeci yanı arasındaki zıtlıktan ötürü şaşkına dönmüştü.). Orwell'in İspanya'ya bakışını. New Jersey. 286 287 . Richard. Londra. R. Londra. o günün taleplerine uyacak tarzda yeniden yazılması. Londra... 1972. Secker Warburg. — WİLLİAMS. The World of George Orwell (George Orwell'in Dünyası). Prentice . Tıventieth Century Views.U. bir başka zaman olsa. George Orwell. muğlak hâle getirmişti. J-R. siyâsî bir safdilliğe kayabilecek derecede. durmuş-oturmuş bir geleneğin içinden yetişmiş bir kişi. 1968. George. Cumhuriyetin iki buçuk sene dayanabilmesinîn başlıca nedeninin İspanya'da büyük servet farklılıkları bulunmayışıdır diye yazıyordu (The Lion and the Unicorn»)-" İngiltere'nin savaşı kazanabilmesi için mutlaka eşitlikçi bir toplum haline gelmesi gerektiğini. burada. —WİLLİSON.O.. Weidenfeld & Nicolson. — STANSKY. S. — GROSS. İspanyol'lar-ın doğasında bulunan demokrasinin güçlü etkisi demokrasinin müdafaası olarak yüceltildiği zaman. A Study of George Orwell (George Orwell Üstüne Bir İnceleme).. George Orwell. *) Owell'in 1936'da hüküm süren iyimserliğin aksine. The Paradoz of George Orwell (Ge orge Orwell Paradoksu). — LEE. George Ormell (Yirminci Yüzyıl Fikirleri Dizisi: George Orwell). bunu hep korudu. O. 1937'de imtiyazlar ve sınıf farklılıklarının avdetiyle hemzaman olan savaşa kayıtsızlık ve donukluğu aktarırken. romantizm. P. George Orwell. Lawrence. 1958.. Chronicles of Conscience (part). Lafayette. Jennie. Londra.J.. (Vicdan Dökümleri). 1971. (Üç Mo dern Hicivci). Secker & Warburg 1961. W. Edinburgh. 1967. Ohio Devlet Üniversitesi. 247. Nötre Dame.. eski P.

............................ G............................. Orwell................................ ................................. .. 253 272 Orwell ve İspanyol İç Savaşı............. Raymond Carr .................... 287 288 ................ Williams'm Gözüyle Orwell ve İspanyol İç Savaşı ..............................................275 Orwell Üstüne Bazı Kitaplar ............................................................................ 5 12 13 15 Cyril Connolly'e Mektup KATALONYA'YA SELAM EKLER İspanyol Milisleri Üzerine Notlar....İÇİNDEKİLER Blair'den Orwell'e Orwell'ın Kitapları .................. ...............

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->