P. 1
DERS NOTLARI-insan ilişkileri

DERS NOTLARI-insan ilişkileri

|Views: 699|Likes:
Yayınlayan: Ugur Deniz Kiyici

More info:

Published by: Ugur Deniz Kiyici on Jan 03, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/20/2012

pdf

text

original

KİŞİLERARASI İLETİŞİM Kişilerarası iletişimi sözlü ve sözsüz iletişim olarak iki gruba ayırmak mümkündür.

Sözlü iletişim denince akla konuşma dili gelmektedir. Kişinin kendini anlatması ve başkalarını anlaması konuşarak gerçekleşmektedir. Konuşarak duygular aktarılabilmekte, kişilik ortaya konulmakta, düşüncelerle dünya görüşü yansıtılmakta, sonuçta kişi kendini ifade etmektedir. Bunun yanında kişinin yaşadığı süre boyunca devam eden yolculuğunda sözsüz iletişimin yeri yadsınamamaktadır. Sözsüz iletişim içerisinde beden dili iletişim kurarken büyük önem kazanmaktadır. Bu durumda etkili bir iletişim için beden dilini başarılı bir şekilde kullanmak ya da karşıdaki kişinin beden dilini anlamak zorunlu hale gelmektedir. Sözlü İletişim Aristo’nun ünlü bir sözü, sözlü iletişim açısından son derece önemli bir noktayı vurgulamaktadır: ‘Akıllı insanlar her düşündüklerini söylemezler ancak her söylediklerini düşünürler’. Bu sözü konuşarak anlaşan kişilerin, sağlıklı iletişimde bulunabilmek için dikkate almaları son derece önemlidir. Bu doğrultuda başarıya ulaşan sözlü iletişimlerin üretken olduğu, insanların amaçlarına erişmesine, yararlı bilgileri kullanmasına, kendilerini daha mutlu hissetmesine yardımcı olarak yaşamın kalitesini yükselttiği ifade edilmektedir. Uluslararası ilişkilerde çatışmaların çözümünde önerilen ilk kural olan ‘masada kal ve müzakerelere devam et’ kuralı, masada kaldıkça konuşma şansının artacağı ve konuştukça çözüme daha fazla yaklaşılacağı gerçeğine dayandırılmaktadır. Uluslararası ilişkiler açısından geçerli olan bu kural, insan ilişkilerinin de temelini oluşturmakta ve yıkılmaması gereken en önemli köprünün iletişim köprüsü olduğunu gözler önüne sermektedir. Sözlü iletişim, ortak simgelerin en gelişmişi olan dil olgusu ile gerçekleşmektedir. “Dil, bireyin dünyayı algılayışında önemli rol oynar. Dilin yapısı grameri ve kavram dağarcığı- düşünce davranışlarımızı kesin bir biçimde belirlemese de, belli seçim eğilimlerimizi gösterir. Çünkü dil, dünyaya bakışımızın ve yaşantılarımızı yorumlayışımızın özel bir biçimidir”. Dolayısıyla dil, bireyin kendini ve çevresini anlama ve anlamlandırmasında önemli bir rol oynamaktadır. Kişiler ürettikleri bilgileri dil yardımıyla birbirlerine aktararak anlamlandırmakta ve böylece iletişim kurmaktadır. Burada sesin tonu, hızı, şiddeti ve vurgusu ayrı bir önem kazanmaktadır. Buna bağlı olarak insanı öteki canlılardan ayıran temel özelliklerden birinin konuşma yetisi olduğu görülmektedir. Konuşma insanın yaşam sürecinin temel dinamiklerinden, asal eylemlerinden birini oluşturmaktadır. Konuşmak; insanın gelişme sürecinde de nefes almak, beslenmek ve yürümek gibi birkaç ilk eylemden hemen sonra yaşanan ana eylemlerdendir. “Dil insanların düşündüklerini ve duyduklarını birbirlerine iletmek için geliştirdikleri, sözcük ve işaretlerden oluşan bir iletişim ve etkileşim aracıdır. Sesler, işaretler ve yazmadan meydana gelen dili öğrenme gücü insanın benzer canlılar arasında farklılaşmasını ve gelişmesini sağlamıştır”. Gerçekten de iletişim denince akla ilk gelen kişilerarası iletişim ve bu amaçla en yaygın kullanılan bir araç olarak dildir. Dil, herşeyden önce kavramları belirten bir

1

göstergeler sistemidir. Terminoloji, yapı, deyimler ve kültür öğelerini bir araya getiren toplumsal bir olgudur ki, kişisel olan konuşma onunla var olmaktadır. Zira herkes bir dili, kendi ana dilini konuşmaktadır. İletişim bağlamında dil bir anlam taşıyıcısıdır. Anlam ise iletişimin anahtarı, iletişim sürecinin odak noktasıdır. Sözlü iletişim bireyin ve toplumun yaşam biçimini etkilediği gibi, toplumun kültürel, ekonomik, sosyal ve siyasal yapısına paralel bir gelişim çizgisi göstermektedir. Dil üzerinde araştırma yapanların çalışmalarında, içinde yaşadıkları toplumsal koşulların izlerini bulmak mümkün olmaktadır. Dolayısıyla her toplum, içinde bulunduğu doğal ve toplumsal koşullara uygun bir dili ortaya çıkarmakta ve her dilin içinde kişinin dünyaya bakış açısını ve düşünce yapısını oluşturan doğanın ve sosyal yapının bir kalıbı, modeli yer almaktadır. İletişimde kullanılan sözcükler, kişilerin, nesnelerin ve olayların kendilerini değil, onları temsil eden soyut simgeler olmakta, bu soyutlamalar sırasında simgeler aralarındaki benzerlik ve farklılıklara göre ayırt edilmekte, birleştirilmekte ve sınıflandırılmaktadır. Bunların ışığında dilin, bir tanımlama işlevinin olduğu kadar, bir sınıflandırma ve değerlendirme işlevinin de olduğu ifade edilmektedir. Sözlü iletişimde dolayısıyla konuşma dilinde bulunan simgeler ve kavramların, çevrenin algılanmasında ve anlamlandırılmasında çok önemli etkilere sahip olduğu görülmektedir. Çevreyle ilgili bakış açısı, değerlendirme ve anlamlandırmalar büyük ölçüde dilde var olan simgeler ve kavramlar ışığında oluşturulmaktadır. Sözlü iletişim dil ve dil ötesi olmak üzere iki alt sınıfa ayrılmaktadır. İnsanların karşılıklı konuşmaları ve yazışmaları dille iletişim olarak değerlendirilirken, ses tonu, sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar, dolayısıyla sesin niteliği ile ilgili özellikler, dil ötesi iletişim olarak ifade edilmektedir. Dille iletişimde kişilerin ne söyledikleri, dil ötesi iletişimde ise nasıl söyledikleri ön plana çıkmaktadır. “İnsanların yaşadığı her yerde dil vardır; dilin kullanıldığı her yerde de konuşulduğu ve işitildiği için dilin temelini ses dünyası oluşturur”. Bu açıdan bakıldığında sözlü iletişimde, mesajın içeriğinin yanı sıra iletiliş biçimi de önem taşımaktadır. İletişim esnasında kişinin ses tonu psikolojik durumunu yansıtmaktadır. Bu durumda ise, bireyin ne söylediğinin yanı sıra nasıl söylediği de önem kazanmaktadır. Sözsüz İletişim Kişilerarası iletişimin, yaşamın her alanında büyük önem kazandığı günümüzde, iletişim sadece sözel ifadelerden ibaret olmamakta, sözel ifadelerin yanı sıra sözsüz iletişim unsurlarına daha fazla önem verilmektedir. Sözsüz iletişim, iki kişi arasındaki mesafeyle başlamakta, duruş, oturuş, giyim, kuşam, yüz ve bedenin biçimi, mimik, jest gibi değişik bir çok öğeden oluşan geniş bir yelpaze içinde sürdürülmektedir. Sözsüz iletişimde insanın içinde bulunduğu alan; bu alan içinde yapılan hareketler baş, el, kol hareketlerinin oluşturduğu jestler; yüzün farklı ifadeleri yani mimikler rol oynamaktadır. Buna bağlı olarak, sözsüz iletişimde iletinin hareketlerden oluştuğu görülmektedir. Bu hareketlerin bir bölümü içgüdülerden, dürtülerden kaynaklanmakta, bir bölümü de öğrenilmekte ve taklit edilmektedir. Kişilerarası iletişimde başvurulan simgesel kodlar içinde sözsüz olanlar, çoğu kez bilincinde olmaksızın, bununla birlikte kaçınılmaz olarak sürekli kullanılmaktadır. Beden dili ile kişinin kendi bilinçaltı ile iletişim kurabilmesi mümkün olmaktadır.

2

Karşılaşılan kişiler üzerinde ilk izlenim yaratmada beden dilinin önemli bir etken olduğu görülmektedir. Kişiler söylediklerine göre değil, görünüşlerine göre yargılanmakta, bu yargıda çoğunlukla bilinçaltı ön plana çıkmaktadır. Yargılar analiz edildiğinde, önyargılara ve varsayımlara dayandığı ifade edilmektedir. Sözsüz mesajlar sözlü mesajları pekiştirebilmekte, düzenleyebilmekte ya da sözlü mesajlarla çelişebilmektedir. Bu nedenle iletişimin sözel olmayan unsurlarının sözlü unsurlardan daha önemli olabileceği sonucuna varılmaktadır. İletişim sürecinde karşıdaki kişinin gönderdiği sözsüz mesajlar, verilecek karşılığa ya da belirli bir durumda oynanacak role ilişkin karar verme esnasında sık sık kullanılmaktadır. Davranışların sözcüklerden daha yüksek sesli olduğu söylenebilmektedir. Sözsüz iletişim rastlantısal ya da planlı olarak ortaya çıkabileceği gibi, her iki durumda da sözel olmayan davranışlar, algılamayı ve verilecek karşılığı etkilemektedir. Teknik açıdan bakıldığında, algılama yeteneğinin ya da sezgilerinin kuvvetli olduğu söylenen kişilerin bu yeteneklerinin, aslında başkalarının sözsüz mesajlarını okuma ve bu sözsüz işaretleri sözlü mesajlarla karşılaştırma yeteneği olduğu görülmektedir. Uzun yıllar kişilerarası iletişimin temelini konuşmanın oluşturduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. İletişimin doğası ile ilgili bu yanılgının, kişinin işitme ile birlikte en çok gelişmiş olan görsel kanallar aracılığı ile açımladığı sözsüz iletişim kodlarına gereken önemin verilmemesine neden olduğu ortaya çıkmakta, sözsüz iletişimle ilgili bilimsel araştırmaların son dönemlerde gerçekleştirildiği görülmektedir. Bazı davranışların kültürel olarak öğrenilen ve alışkanlık halini alan davranışlar ya da genetik davranışlar olup olmadığı konusunda tartışmaların sürdüğü görülmektedir. Bununla birlikte, sözsüz temel davranışların çoğunun sonradan öğrenildiği ve çeşitli hareket ve davranışların anlamının kültürel olarak belirlendiği ifade edilmektedir. Araştırmalara göre, yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerin beden dili üzerinde etkisi olduğu belirtilmektedir. Yaş ilerledikçe jest ve mimiklere ait sözsüz işaretlerin daha iyi anlaşıldığı, bununla birlikte yüz ifadelerinin değerlendirilmesinde yaşın önemli bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Cinsiyet de sözsüz mesajların değerlendirilmesinde, rolü olduğu anlaşılan bir değişkendir. Sözsüz iletişimin önemli bir bölümünü oluşturan görsel kodların kullanımı, insanın iletişim tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. İlkel ve geleneksel toplumların insanının, gerek günlük uygulamalarda gerekse de din kökenli törenler için son derece yetkin görsel kodlar geliştirdiği görülmektedir. Toplumların yaşam biçimlerindeki değişiklikler, kişilerarasındaki ilişkileri etkilemekte, değişen yaşam biçimlerine paralel olarak, sözlü ve sözsüz iletişim biçimlerinde de farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Toplumdaki üretim, düşünce ve yaşam biçimi, birbirlerini karşılıklı olarak etkileyerek birlikte değişime uğramakta, bu değişim de konuşulan dilin, selamlaşma şekillerinin, sözsüz iletişimde kullanılan araçların değişmesine yol açmaktadır. Sözsüz İletişimin Özellikleri Sözsüz iletişimin kişilerarası iletişim sürecinde iki önemli işleve sahip olduğu görülmektedir. Bunlardan birincisi sözsüz mesajlarla birtakım anlamların iletilebilmesidir. Örneğin, karşıdaki kişiyle araya konan mesafe, o kişiyle olan dostluk düzeyinin bir belirtisi olarak görülmekte, başın sallanmasıyla bir görüşün onaylandığı ifade edilmekte, yakaya takılan rozet kişinin mesleğini göstermektedir.

3

Sözsüz iletişimin ikinci işlevini ise, sözlü iletişimi desteklemesi ve onun akıcılığına katkıda bulunması oluşturmaktadır. Kişi konuşarak ifade ettiği görüşünü, yüzünü ve bedenini kullanarak desteklemekte, daha anlamlı hale getirmektedir. Onu dinleyen kişi ise, yine ortaya koyduğu sözsüz mesajlarıyla konuşana geribildirim vermektedir. Buna bağlı olarak dinleyicinin konuyla ne kadar ilgili olduğu, söylenenleri anlayıp anlamadığı konusunda birtakım ipuçları elde edilmektedir. “Sözsüz iletişim alemi; sözlü ifadenin anlamını mükemmelleştiren ve tamamlayan iradi (istemli) ve gayri iradi (istemsiz) işaretler bütünüdür”. Bu noktada kişilerarası iletişim sürecinde önemli işlevlere sahip olan sözsüz iletişimin özelliklerini ise şöyle ortaya koymak mümkündür: İletişimsizliği Olanaksız Kılma Kişilerarası iletişimin temel unsurlarından birini mesajların sözlü ve sözsüz nitelikte olması oluşturmaktadır. Dolayısıyla iki kişinin bulunduğu bir ortamda, aralarında sözlü iletişim kurulmasa da, kişilerin davranışları, duruşları, aralarındaki mesafe, yüz ifadeleri gibi sözsüz mesajları, bir açıdan sezgi düzeyinde nasıl bir insan oldukları ya da o ortamda ne tür duygular taşıdıkları konularında ipuçları vermektedir. Suskunluk bile karşıdaki kişiye belli mesajlar iletmektedir. Karşınızdaki insana bir soru sorduğunuz zaman size yanıt vermeme şansı yoktur. Yanıtlarını dile getirmeseler bile yüz ifadeleriyle, beden dilleriyle ya da bakışlarıyla bir yanıt vereceklerdir. Kişilerarasında ortaya çıkan iletişim kopukluklarının temel nedenini, bu türden iletilerin yeterince değerlendirilememesi oluşturmaktadır. Tüm bunların ışığında sözsüz iletişim ve beden dili, iletişim kuramamayı imkansız hale getirmektedir. Duygu ve Coşkuları Dile Getirme Rosenfeld tarafından gerçekleştirilen bir araştırma sonucunda derse hazırlıklı gelen öğretmenlerin yüz ifadeleri, konuşmadaki etkinlikleri, gülümseme biçimleri, jest ve mimikleri gibi davranışlarının derse hazırlıksız gelen öğretmenlerin ayni davranışlarına oranla yaklaşık iki kat daha etkili olduğu bulunmuştur. Kimi zaman, insanların duygularını anlamak gerçekten zordur. Kendilerine soramazsınız, çünkü ne hissettiklerini çoğunlukla söylemek istemezler; söylemek isteseler bile, çoğu kez duygularını kendileri de pek bilemezler. Bu kişilerin kafalarının içine girip ne hissettiklerini öğrenemeyeceğimize göre, yüz ifadelerine, beden belirtilerine bakarak, o anda nasıl bir duygu içinde olduklarını anlamaya çalışırız. Bilişsel iletilerin aktarılmasında temel araç olan konuşma dili, duygu ve coşkuların ifade edilmesinde çoğu durumda yetersiz kalmaktadır. Konuşma dilindeki sözcükler genelde içerik bilgisi taşımakta, sözsüz iletişim ise duygusal bilgiyi dışavurmaktadır. Jestler ve mimikler kişinin içinde bulunduğu duyguların en etkili biçimde açığa çıkmasını sağlamaktadır. Bir bakış, bir dokunuşla sevginin ifade edilmesi, ard arda sıralanan sevgi sözcüklerinden çok daha etkili olmaktadır. Kişinin el, kol ve bacak hareketleri, hatta parmaklarının hareketi bile içindeki gerçek duyguları yansıtmaktadır. "Pek çok insan bedenlerinin bir dili olduğundan; konuşabildiğinden haberdar bile değildir. Kelimeler sizi kandırabilir ama beden asla yalan söylemez”. Kişilerarasındaki İlişkileri Tanımlama Ses tonu, bedenin duruşu, araya konan mesafe gibi sözsüz iletişim ögeleri, ilişkilerin nasıl anlaşılması gerektiğini belirlemektedir. Bu türden iletiler ikincil ilişkilerde birbirini tanımayan kişiler açısından olduğu kadar, birincil ilişkilerde de

4

yüz ifadesi ve bedeni. Anlamları açısından benzerlikler bulunmasına karşın. ya bulunulan ortamın gereklerine uygun olarak böyle davrandığı sonucu çıkarılmakta ya da içinde bulunduğu ruhsal durumla bağlantılı olarak ilişkilerini nasıl belirlemek istediğini açıklamaktadır. bu türden mesajlara her zaman bilinçli olmasa da dikkat edilmektedir. saygılı olma. her toplumun kültüründe sözsüz iletişim ögeleri dağarcığı ve bu dağarcığın kullanım biçiminin kendine özgü olduğu ifade edilmektedir. o anki iletişim biçimini ve gereğini de etkilemektedir. ortam koşulları ve diğer sözlü ve sözsüz mesajlarının birlikte incelenmesi gerekmektedir. kastedilenden çok farklı sözler ortaya koydukları gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. kimin nerede ve nasıl güleceği kültürel olarak belirlenmektedir. her zaman bu şekilde belirgin olmamaktadır. yorgunluk ya da ilgisizlik gibi nedenlerin hangisinden kaynaklanmış olabileceğini öğrenebilmek için. olduğundan ya da hissettiğinden farklı görünmeye çalışmaktadır. kızgınlık duyguları yansıtan mesajlar gönderdiği halde. Güvenilir Mesajlar Sağlama Sözsüz iletişim biçimlerinin genelde sözlü mesajların desteklenmesi ve pekiştirilmesi biçiminde kullanıldığı görülmektedir. farklı anlamları vurgulamaktadır. kişilerarasında iletişim sürecinde belirlenmiş ya da belirlenmekte olan ilişkilerle yakından ilgili olduğu görülmektedir. Sözsüz iletişimin ilişkilerin ve sözlü iletişimin içeriğinin nasıl anlaşılması gerektiğini bildiren bu özelliği. resmi bir tavırla konuşmasından ve el sıkmasından.oldukça önemlidir. üst iletişim sağlama özelliği olarak açıklanmaktadır. Sözlü ve sözsüz mesajlar arasındaki bu çelişki. Bu nedenle söylenenlerin gerçekliğini yakalamak için. Her zaman canayakın davranan. Kişi bazen çeşitli sebeplere bağlı olarak. Sözel İçerik Hakkında Bilgi Verme Sözsüz iletişim genellikle sözlü iletişimin yorumlanmasında. Çift Anlamlılık Çoğu durumda kişinin sözlü ve sözsüz mesajları. birbiriyle çelişen. Bununla birlikte. Bazı durumlarda kişilerin gerçek duygu ve düşüncelerini dile getiremedikleri. sözsüz mesajların belirsizlik taşıdıkları da görülmektedir. Belli bir ortamda suskunluğu gözlemlenen kişinin bu davranışının. Sinirli olan kişinin ses tonu. sıcak ve sevecen bir tonla konuşan kişinin. bir şeyi komik bulmasını yansıtma açısından evrensel bir davranış olmakla birlikte. Kültüre Göre Biçimlenme Konuşma ve yazı dili ile kıyaslandığında sözsüz iletişim biçimlerinin daha evrensel bir nitelik taşıdığı görülmektedir. Bu durumda belli bir konuda kişilerin gerçek duygu ve düşünceleriyle ilgili olarak sözsüz mesajların. insan ilişkilerinde daha güçlü bir duruma 5 . çoğu durumda sözlerden daha güvenilir anlamlar ortaya koymaktadır. bu belirsizliğin kaynağını oluşturmaktadır. bir başka deyişle sözel iletilerin anlamlandırılmasında ipuçları vermektedir. Sözsüz iletişimin duyguları belirtmesi. çekingenlik. Bir bakış ya da suskunluk. sözlü mesajlardan daha güvenilir olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla bu durumun. Çünkü ilişkilerin biçimi ve yönü hakkındaki tanımlama. değişik anlamları ortaya koymaktadır. Bu çelişkileri kendinde ve başkalarında yakalamasını öğrenen kişinin. Örneğin gülme davranışı kişinin sevincini. Aynı sözel içeriğin değişik tonlarda ya da değişik bedensel hareketlerle ifade edilmesi. sözlü mesajları tamamen farklı bir içerik ortaya koyabilmektedir.

tüm davranışların ve hayati fonksiyonların merkezi durumundadır. Birisinin gözünün içine dik dik bakmak. Bununla birlikte yüz ifadelerini anlamanın kolay olmadığı.geçmeye başladığı ve diğer kişilerle daha derin ilişkiler kurma olanağına sahip olduğu görülmektedir. Sözsüz İletişimin Bölümleri Beden dilinin değeri. Kişi. Başın kullanımının karşıdaki kişiyle iletişimi daha etkin hale getirdiği görülmektedir. egemenliğe karşı basit bir meydan okumadır. 6 . Yapılan araştırmalar. kelimelere gereksinim duymaksızın bir mesajı iletmekte. yüz ifadelerinin saniyenin 1/5’i gibi kısa bir sürede değiştiğini ortaya koymaktadır. duruş. mekan kullanımı ve araçlar olarak ortaya konulabilmektedir. Konuşmanın başında gözle temas kurmak. yüz ifadesinin kişide bıraktığı izlenim yön verici bir rol oynamaktadır”. Ses tonunun. Gözle flört etmek. geri bildirim arzusuna. güven ve ilginin belirtisidir. Sözsüz iletişimi çeşitli bölümlere ayırarak incelemek mümkündür. ne kadar sıklıkla ve ne kadar uzun bir süre göz göze gelindiği. bu anlam seçeneklerinden hangisinin doğru olduğunu anlamak için. özellikle de ilişkisinde ne kadar egemen ya da samimi olmak istediğini göstermesinin bir yolu olarak değerlendirilmektedir. vücudun çatısı ve kontrol merkezidir. Genel anlamda değerlendirildiğinde yüz ve beden. bedenin gergin ya da gevşek oluşunun. jestlerin kişinin iç aleminin belirtileri olarak ele alınması. çünkü yüz ifadelerinin oldukça hızlı değiştiği ifade edilmektedir. farklı hareketlerin anlamını anladığında. sözlü mesaja başvurmak gerekebilmektedir. Göz teması. Bu bölümler aşağıda ayrıntılarıyla incelenmektedir. Belirsizlik Sözsüz iletişimde belirsizlik derecesinin yüksek olduğu sonucuna varılmaktadır. Sözsüz iletişimin gerçek duyguları daha iyi yansıtabilmesine karşın. insanlar başkalarını dış görünüşlerine göre değerlendirmektedir. sözsüz iletişimle sözlü iletişim bir bütün oluşturduğunda ortaya çıkmaktadır. Bu noktada “bilinçli olmasa ve belirli bir kurala dayanmasa da. O kişiye karşı olan davranışlarında. bedensel temas. duruş ve oturuş konumunun. dinleyici üzerinde egemenlik kurma. jestler ve mimiklerle karşılarındaki kişilere mesajlar ilettikleri görülmektedir. ancak bunlardan çıkarılan anlamın belli bir zaman süresi içinde başka gözlemlerle karşılaştırılması son derece önemlidir. Yüz ve Beden Sözsüz iletişimde kişilerin yüz ifadeleri. samimileşme arzusunu göstermektedir. baş ve yüzü de uygun bir şekilde hareket ettirmek gerekmektedir. dinleyicinin nasıl bir tepki verdiğini görme arzusuna işaret etmektedir. kişinin ilişkisi hakkında çok önemli bilgiler göndermesinin. tutumlarında. dinleyiciyi dikkat göstermeye zorlama arzusunu göstermektedir. kısa bir sürede belirli bir yorumu benimseyip her şeyin anlaşıldığı sonucunun çıkarılmasının doğru olmadığını vurgulamaktadır. Baş. Ancak göz teması kurmak için de. daha samimi bir ilişkiye. yüz ifadelerinin. konuştuğu kişinin öncelikle yüzüne bakmaktadır. değişik yorumlara açık olması. Başın içinde bulunan beyin. Karşıdaki kişinin gönderdiği sözsüz mesajların pek çok anlamı olabilmekte. Başka bir kişiyle ne zaman. Konuşmanın sonunda yapılan göz teması. Kişi tanıştığı. bu hareketlerin tek başına yeterli olabildiği durumlar yaratabilmektedir.

bir tablo haline koyar. aynı zamanda bu görünüme mimiklerle anlam ve renk kattığı ifade edilmektedir. öfke. Dolayısıyla duygulanım ve coşkuların mimiklerle ifade edilmesinin. En çok kullanılan sözsüz simgeler olan yüz ifadeleri. üzüntü. beyin kabuğunun altındaki yapıların taşıdığı genetik plan ve programların yüzün görünümünü verirken. yaptıkları araştırmalar sonucu. Yüz kaslarının hareketlerinin bir bölümünün içgüdü ve dürtülere bağlı olduğu. etkileşimin ve konuşmanın izlendiğini gösterme gibi hareketleri kapsamaktadır. yüzündeki değişimlerle birlikte yorumlanmaktadır. Tavır ve hareket bir konuşmayı canlandırır. Psikolojik dengelerini yitirmiş kişilerin yüz ifadeleriyle konuşmaları arasında çoğu kez bir uyum görülmemektedir. Jestler. “kulağa ses aracılığıyla gelen kelimeleri göz önünde resme çevirmektedir. mimik ve bedensel davranışların sözcüklerden daha büyük bir önem taşıdığı görüşünü savunmaktadır. korku. Konuşmanın bağlamını yine yüz ifadeleri belirlemektedir. ‘evet’ ya da ‘hayır’ deme. doğuştan geldiği. bu bedensel harekette de kültürlerarası farklılığın varlığını göstermektedir. bir kişiyi onaylama. kültürler arasında daha az farklılaşma gösterdiği ortaya çıkmaktadır. Bu doğrultuda amaçsız sallanan bir kol konuşmacının etkisini azaltmaktadır. insanlararası etkileşimde jest. konuşma ikincildir. elleriyle ceket yakasını kavramak. benimsendiği ve saklandığı ortaya çıkmaktadır. İnsan yüzünde pek çok anlamın gizli olduğu ifade edilmektedir. rehberi olarak değerlendirilmektedir. Jestler birincil.Baş ile verilen işaretler. “Nasıl sözcükler tam anlamlarını ancak bir cümlenin içinde veriyorlarsa. Duygu ve coşkuları yüze yansıtan mimiklerin oluşmasında yüz kaslarının hareketi. Günümüzde bazı insanbilimciler. başkalarının davranışlarının taklit edilmesiyle gelişip. hayret. Yapılan araştırmalar. jestler de ancak kişiliğin tüm belirtileri içinde doğru olarak anlamlandırılabilmektedir”. diğer görsel göstergelerle karşılaştırıldığında. anlamsız ve makineleşmiş olmayıp konuşmada anlatılmak istenen düşüncelere yol gösterici olması son derece önemlidir. biçimlenmekte ve kalıplaşmaktadır. Anlamsız yumruk sıkmak. Jestin kelimelerin yerini tutmaması ve aynı zamanda kelimelerden ayrı ve bağımsız olmaması gerektiği ifade edilmektedir. içinde yaşanılan topluma ve toplum kesimine göre değiştiği görülmekte. ellerini ovuşturmak. kasılıp gevşemesi rol oynamaktadır. Avrupalı ve Amerikalıların ‘hayır’ yerine başlarını iki yana. konuşmayı tamamlayıcı ve pekiştirici hareketlerdir. İnsanların kendilerini ya da duygu ve düşüncelerini sözcüklerle ifade 7 . Konuşma işe yaramadığında jestler yine ön plana gelmektedir. sürekli sağ elin işaret parmağını tehdit eder gibi sallamak ya da kürsüye yumrukla vurmak. Çocuk geliştikçe duygulanım ve coşkuların mimiklerle anlatılması. boş yere kolun alt kısmını aşağı yukarı sallamak. Mimikler dışında kişi jestleriyle de önemli mesajlar iletebilmektedir. toplumsallaşma süreci içinde kültürle bağlantılı olarak kazanıldığı. mutluluk. Jestlerin fikirlere uygun olması ve onları açığa çıkarması gerektiği vurgulanmaktadır. Tavır ve hareketin amaçsız. Kişinin konuşmalarının niteliği. Türklerin ise aşağı yukarı sallamaları. Kafa sallamalar aynı zamanda konuşmayı kesme ya da sürdürme gibi anlamlara da sahiptir. Yüz ifadelerinin. Bu noktada tavır ve hareket kelimenin yol arkadaşı. bir konuşmayı olumsuz olarak etkilemektedir. Onun için bunlar söylenen sözlere uygun olmalıdır”. tiksinti gibi temel yüz jestlerinin bütün kültürlerde hemen hemen aynı olduğunu göstermektedir.

Örneğin kültürümüzdeki gelenekselleşmiş el öpme şeklinin büyüğün elinin dudağa götürülmesi biçiminde olmasına karşın. Diğer sözsüz iletişim şekilleri gibi. Yapılan deneyler sonucunda konuşarak açıklamalarda bulunan deneklere jest yapmaları yasaklandığında bunun kötü sonuçlar ortaya çıkardığı gözlemlenmektedir. kucaklamak. izlenimlerin. öpmek. Bununla birlikte normal bir konuşmada jestlerin. Bazı kültürlerin mümkün olduğu oranda jestlerden kaçındığı görülmektedir. örneğin karşıt cinsler ya da kamusal ve özel mekanlar arasında değişimler göstermektedir. karşısındakine yakınlık duyduğunu ve ilgisini göstermektedir. Örneğin el sıkışma. farklı anlamlandırmalara yol açabildiğinden iletişim sürecinin olumsuz bir boyut kazanmasında belirleyici olabilmektedir. karşıdakinin elinin avuçlar arasına alınarak sıkılması dostluğu son derece anlaşılır biçimde ifade etmektedir. mimikler kadar konuşmayı tamamlayıcı öğeler olmadığı. buna bağlı olarak telefon görüşmesinde ve dinleyiciler karşısında yüz yüze iken yapılan jestler arasında farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Özellikle mevcut toplumsal kurallara aykırı olan bedensel temaslar. konuşurken yaptığı jestlerle aktifleşmektedir. görülen ve hissedilenlerin el işaretleri ile anlatıldığına tanık olunmaktadır. kollarını tutarak ya da boyunlarına sarılarak onlarla 8 . bir başka deyişle duyulan. el ve kol hareketleri kişi kendisini kontrol etmeye çalışsa da. Bununla birlikte konuşan kişinin karşısında dinleyici olsun olmasın aynı jestleri yapmadığı ifade edilmektedir. itmek. Karşısındaki kişiye olumsuz şeyler söylese de dokunma ihtiyacını duyan kişi. kaslarının gerginliği ve kollarının önde oluşuyla kızgınlığını açığa vurmaktadır. kendisine fazla yaklaşmaması gerektiği mesajını vermeye çalıştığı görülmektedir. omzuna dokunma. el sıkmak. Bedensel temasa. Jestler. Cisimlerin. Bir çok jest bilinçli olarak. duygu ve düşüncelerin. karşıdaki kişiye yapacağı etki düşünülerek yapılmakta. ellerini iletişim aracı olarak kullandıkları görülmektedir. varlıkların. Doğu-Arap ve Akdeniz kültürlerine göre Batı kültürlerinde daha az rastlandığı görülmektedir. Farklı bedensel temaslar kurarak kişinin karşısındakine çeşitli mesajlar ilettiği görülmektedir. Kişi. kişinin hemen geriye doğru bir adım atarak. bu davranışıyla karşıdaki kişiye. Kızgın kişi. duyguları ortaya koymaktadır. daha çok psikolojik heyecan durumlarını gösterdiği ifade edilmektedir. kişinin karşısındakini kendisine en azından bir ölçüde eşit kabul ettiğinin bir göstergesi olmakta. farklı şekilde el öpen kişilerin bu davranışları çevredekiler tarafından samimiyetsizlik olarak yorumlanabilmektedir. ne kadar kontrollü bir kişi olursa olsun yumruklarının sıkılı oluşu. Bu hareketlerin kullanımları durumdan duruma farklılaşmakta ve kişilerarası ilişkilerin çeşitli biçimlerinde anlamları değişmektedir. yakasındaki görünmeyen tozları silkeleme olduğu söylenebilmektedir. Mekan Kullanımı Kişiye sokakta tanımadığı birisinin çok fazla yaklaşması durumunda. tutmak. bedensel temasın anlamının kültürden kültüre değişebildiği ve farklı kültürler arasında yanlış yorumlamalardan kaynaklanan iletişim problemleriyle karşılaşıldığı ortaya çıkmaktadır. Bir başka dostluk gösterme şeklinin ise kişinin koluna. Bedensel Temas Sözsüz iletişim yollarından birisi de bedensel temastır.edemedikleri dönemlerde. vurmak. dokunmak gibi bedensel hareketleri kapsamaktadır. Bedensel temas. Buna karşın kişinin yakından tanıdığı kişilerin ellerini.

ikili bir samimi uzaklık kavramı geliştirmektedir. Samimi mesafe. gerçek teması içermektedir. Kişisel mesafe. Bunlar. hayvanlarda görüldüğü kadar yaygın ve açık olmasa bile insanlarda da bulunmaktadır. Doğu ve Akdeniz kültürlerinde ise kişisel mekanların daha küçük olduğu ifade edilmektedir. özgül kullanım biçimlerine bağlı olarak nasıl bir mesaja dönüştüğü sorunudur. on santimetreden otuz santimetreye kadar olan yakınlığı kapsamaktadır. fakat iletişim bu kadarıyla belirli istekleri ifade etmekten öteye gidememektedir. ortalama olarak yarım ile bir metre arasında bulunan. Hall’un deyişiyle bir kokteyl partideki kişilerin birbirleriyle en rahat biçimde etkileşimde bulunabildikleri mesafedir. kişinin yaşadığı mekanda ilişki içinde olduğu tüm diğer nesne ve öznelere en yakın olduğu uzaklık olarak değerlendirilmektedir. Mekanın. Bu hareketlerin anlamlarının iletilebilmesi için. Bu tür 9 . toplumsal mesafe ve kamusal mesafe olarak belirtilmektedir. samimiyet. Samimi mesafe. Hall. kişisel mesafe. bu kişisel mesafe içine giren herkesi. Bu noktada mekan duygusu dışında hiçbir şeyin kalıtsal olarak varolmadığının da ifade edildiği görülmektedir. Uzak samimi mesafe ise. o kültürün normlarına göre sınıflandırmak mümkündür. samimi mesafe. Kişilerin. Çeşitli kültürlerde. saygı gibi samimi mesafede de belirtilen özellikler sayılabilmektedir. kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerinin belirlenmesini de sağlamaktadır. bunun tipik bir örneğiyle karşılaşılmaktadır. bununla birlikte bunun ne tür bir istek olduğunu belirtmek sözel davranış gerektirmektedir. Aynı zamanda. belirli biçimlerinin de insanoğlunda kalıtımsal olarak varlığını sürdürdüğü genel olarak kabul edilmektedir. bu görünüm o kişi ile tokalaştığı kişi arasında bir yakınlığın başladığı mesajını iletmektedir. kendilerine saygı duyulmasını isteyen kişiler tarafından nasıl kullanıldığı gözlemlendiğinde. Uzaklığın. Aynı zamanda kişinin egemenliği altında tutmak istediği ve hareket için gereksinim duyduğu en az uzaklığı (mekanı) göstermekte. sözsüz iletişimin bu yakın mesafedeki mekansal biçimlerinin sözel davranışlarla tamamlanması gerekmektedir.arasındaki mesafeyi sıfıra indirebildiği ortaya çıkmaktadır. insan davranışlarının belirli biçimlerinin öğrenildiği. Genelde günümüzdeki Batı kültüründe kişisel mekanların daha büyük. samimi mesafenin kişilerin birbirlerine saygısının da bir ölçütünü oluşturduğu ifade edilmektedir. Örneğin. ayrıca kişilerin kendilerini nasıl algıladığının bir ölçütü olmaktadır. kendi çevrelerinde oluşturdukları boş mekanlar yoluyla karşılarındaki kişilere birtakım mesajlar ilettikleri görülmektedir. Birbirlerini öpen sevgililerin ya da anne ile bebeğin ilişkisi bu uzaklık tanımına girmektedir. Burada sözsüz iletişim için önemli olan. Bu uzaklık. Uzaklık içinde belirli anlamları olan hareketler yapılmaktadır. Örneğin. kişilerin davranışlarını ve tutumlarını etkileyen mekanın. belirli bir isteğin ifadesidir. kişisel yakınlık. mekanları olduğu kadar kişilerin davranışlarını da etkilemektedir. kadın-erkek ilişkilerinde kol kola dolaşma. Bu mesafenin içerdiği mesajlar arasında. İnsan davranışlarıyla ilgili olarak yapılan çalışmalarda. insan için oluşturduğu değere göre dört temel ayırım yapılabileceği ifade edilmektedir. Mekanın kullanımı ve gereksinmelere bağlı olarak oluşan özelliklerinin korunması isteği. Bunlardan birincisi olan yakın samimi uzaklık. başkalarıyla fazla fiziksel yakınlıktan hoşlanmadığı bilinen bir kişinin tanıştığı biriyle tokalaştığı görüldüğünde.

saldırganlıklarını daha başka nedenlere dayandırmaktadır. bedenin dış etkilere karşı duyarlı davranması ve dışarıdan gelebilecek tehlikeleri yok etmeye hazırlıklı olması olarak değerlendirilmektedir. ancak sözel davranışla vurgulanan jest ve mimiklerle iletişimi mümkün kılan ortamları oluşturduğu ifade edilmektedir. Birçok refleks hareketin varlık nedeni. Bu gibi kimseler. belirli kıyafetlere bürünerek. bu mekanın ihlali karşısında saldırganca bir tutum takınabilmektedirler. çevrelerinde bir güvenlik ve egemenlik alanı oluşturdukları ve bu alana tecavüz etmenin. bir miting sırasında en yakın dinleyicisiyle olan uzaklık da kamusal uzaklığa örnek olarak gösterilebilir. Çeşitli toplumlarda askerlerin rütbelerini gösteren özel elbiseler ve işaretler. yaşamları boyunca hiçbir şeyi denetleyememekten duydukları bunalımı kişisel mekanlarını koruyarak telafi etme yoluna gitmekte. mekansal açıdan genellikle yükseklik aracılığıyla anlatılmaktadır. çevreye. genellikle bir buçuk metreden üç buçuk metreye kadar olan mesafelerin toplumsal. aralarındaki iletişimin. Yükseklik olarak mekansal mesaj. Kişilerin birtakım araçlar kullanarak kişisel mekanlarının sınırlarını diğer kişilere bildirebilmeleri söz konusu olmaktadır. Kendilerinden emin olmayanlar ise. Yüksekte olmanın aynı zamanda bir mekansal denetim olanağı sağladığından. bedensel ve sözsüz iletişime pek izin vermeyen. onun üstünlüğünün benimsenmesi anlamına gelmektedir. kendilerine duydukları güvenin ölçüsünde. kokular sürerek. onun grubun önde gelen kişilerinden biri olduğu algılanmaktadır. kişinin toplumsal statüsünün dolaylı bir göstergesidir. Araç ve mekan kullanımı yoluyla statü belirtmek de mümkündür. çevredeki kişilere çeşitli mesajlar iletebilmektedir. örneğin selamlaşmanın nasıl gerçekleşeceğini belirlemektedir. Toplumsal mesafe. Araçlar Kişilerarası iletişimde mesaj iletmek için başvurulan yollardan birisi de. ya da bir yönetim kurulu başkanının toplantı sırasında oturduğu koltuğun diğer üyelerden uzaklığı. Liderlik. Bedensel tehdide karşı bütün jest ve mimikler. Bir siyasal liderin. Hatta bir kişinin önünde hafifçe de olsa eğilmek. kuşkusuz mekanı korumak gibi içgüdüsel bir duygunun bilincinde olmadıkları için. Bir grup içinde daha yüksek yerde duran biriyle karşılaşıldığında. Sözsüz iletişimin öncelikle bedensel mekanın korunmasıyla başladığı söylenebilmektedir. o koltuğun sahibi bulunduğu mesajını verdiği görülmektedir. kralların önünde eğilme. Kişinin herhangi bir yerde yanındaki koltuğa ceketini koyarak. Sözgelimi bir genel müdürün masası ile en yakın oturma koltukları arasındaki mesafe. bu tür yerlerde olanların genellikle lider olarak algılandığı görülmektedir. Toplumsal ve kamusal mesafe tanımları. birtakım araçlar kullanmaktır. insanlar arasında belirli anlamları olan jestler ve mimikler yoluyla engellendiği görülmektedir. diğerlerini belli mesafelerde tutarak. daha fazla olan mesafelerin de kamusal olarak nitelendirilmesiyle farklılaşmaktadır. Toplumsal ve kamusal uzaklığın. kişilerin statülerinden kaynaklanmakta. el etek öpme gibi davranışlarda da vurgulanmaktadır. diğerlerinin kişisel mekanlarına sokulmalarına o kadar fazla izin verdikleri ortaya konmaktadır. 10 . yani algılama sürecinde bir anlamda statünün belirlenmesi amacıyla kullanılmaktadır. Mekan kullanımı yoluyla belirli mesajlar iletmenin en açık örneklerinden biri de liderlik statüsünde görülenidir. çoğunlukla içgüdüsel biçimlerde oluşmaktadır. Kişilerin. Rozetler ya da takılar takarak.kişilerin.

iletişim amaçlı kullanılabildiği görülmektedir. Özellikle yüksek bir kültür düzeyine ulaşmış toplumların bireyleri. dolayısıyla sözlü ve sözsüz iletişimin bir bütünlük içersinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İletişimsizliğin temelinde çoğu zaman çevresel olduğu kadar kişisel etkenlerin yattığı görülmekte ve bu etkenlerin fazla sayıda olduğu ortaya çıkmaktadır. bununla birlikte sürekli kullanıldığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. anlam yaratma ve paylaşmada çoğu kez bilincinde olmaksızın. insanların iletişim süreçlerinde kullandıkları iletişim dillerinden de birisini oluşturmaktadır. karşılarındakilerin söylediklerinin içeriğinden çok nasıl kişiler oldukları üzerine odaklanmaları gibi çeşitli sebeplerle iletişimsizliği yaşamalarının kaçınılmaz olduğu görülmektedir. mimikler. kişilerin statülerinin yükselmesi kullandıkları masaların büyüklüğüyle paralellik göstermektedir. İletişimdeki kaynağın fiziki görünümünün iyi olmasının alıcı üzerinde olumlu etkiler uyandırdığı bilinmektedir. mesafeler gibi öğelerin oluşturduğu sözsüz mesajlar. onu koruyan. jestler. Bununla birlikte çoğu zaman kişilerin iletişim kurduklarını düşündükleri halde iletişimsizliğin içinde olduklarını algılayamayabildikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. Farklı giyim biçimleri. Giysiler. konuşacakları kişinin ya da girecekleri iletişim sürecinin niteliğine göre giysi seçmeye özen göstermektedir. gereksinim. KİŞİLERARASI İLETİŞİM SÜRECİNDE İLETİŞİMSİZLİK İnsanların en temel özelliği iletişim kurmaktır. konuşan bireyin (gönderici) sahip olduğu güdü. Bir başka sözsüz iletişim aracı olan giysiler. Konuşma dili bir başka deyişle sözlü iletişimin yanında yazılı dil. Bu noktada Amerika'da bir psikoloğun muayenehanesinde psikoloğun. Kişiler. kişilerarası iletişimde özellikle mesajların algılanması ve hedeflerin ikna edilmesi ve hedef kitle üzerinde olumlu bir imaj yaratılmasında önem taşımaktadır. Örneğin. Ortama göre seçilmiş güzel bir kıyafet. Kişilerarası iletişimde araç kullanımının bazı durumlarda iletişimi engelleyici rol oynaması da söz konusu olmaktadır. Günlük yaşamda başvurulan simgesel kodlar içinde sözsüz olanların. başkalarını yeterince dinlememeleri. kişilerin başkalarına mesaj iletmelerinde son derece önem taşımakta. arada masa engeli olmaksızın görüştüğü deneklerin. kültürünü yansıtan eşyalar olmanın yanı sıra. İLETİŞİMSİZLİK KAVRAMI İletişim. diğerlerine vermek istedikleri mesajları konuşulan dil. ayrıca günümüzde çeşitli çalışmaların gerçekleştirildiği ve üzerinde önemle durulan yüz ifadeleri. düşünce veya bilgilerin her türlü yolla dinleyici (alıcı) bireye veya bireylere aktarılması sürecidir. renkler değişik kültürlerde değişik biçimlerde anlamlandırılmaktadır. iletişimde kullanılan kodları ifade etmektedir. kişilerin yaşadıkları duyguların sorumluluğunu birbirlerine yüklemeleri. desenler. kumaşlar. bir kimseden diğer 11 . Eğer iletişim etkili ise. Yukarıda belirtilen tüm unsurlar. araya masa konularak görüştüğü deneklerden kendilerini rahat hissedenlerin sayısının çok daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. insanın bedenini örten. algı ve tutumlarının oluşturduğu duygu.Genelde. kendi görüşlerini tek gerçek olarak değerlendirmeleri. yazılı simgeler ve beden dilinin yanı sıra giysileriyle kodlayarak da verebilmektedir. Tüm bunların sonucunda insanın anlam yükleyebildiği her şeyin. kaynağın kendisine duyduğu güvenin ve hedef kitleyi oluşturan bireylere karşı duyduğu saygının göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

kişinin kendisini ifade etmesi. Çoğu zaman söylenmek istenilenlerle karşı tarafın duyduğu arasında son derece büyük fark ortaya çıkmakta ve bu durumun karşılıklı olduğu gözlemlenmektedir. bugün dünyada kişileri kendi toplumlarına ya da kültürlerine bile ‘yabancı’ yapabilecek ölçütte bir değişim hızı ve karmaşıklığı yaşanmaktadır. Burada unutulmaması gereken nokta. yani karşı tarafın söylediğini düşündüğü şeye ya da onun sözlerinin kendinde yarattığı ve tamamen kişisel olan etkiye. yaşam boyu sürdürülen iletişimde başarı oranının yüksek olmadığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. belirli bir konuma oturdukları gözlenmektedir.’diye yakındıklarına sıklıkla şahit olunmaktadır. aslında içinde pek çok tuzak barındırdığı ortaya çıkmaktadır. İletişim. Burada anlamların yaratılması. Oldukça basit görünen bu ardışık aşamaların. Bunun yanında. Toplumlar ile kültürlerin gerçekte iletişim aracılığında varolup gelişebildikleri. Bireylere belirli bir topluluğun algılama ve davranış biçimlerini. onu gayet iyi duyduğunu teyit etmesi ve anlam dünyalarının uyuşması olarak ifade edilen ve birbirini izleyen aşamaları kapsayan bir süreçtir.kimseye iletilen düşünce ve duygular bozulmadan. kuşkusuz iletişimin etkinliğini sağlama açısından çok önemlidir. dolayısıyla etkili bir iletişim içinde olunamadığı görülmektedir. iletişim biçimlerinin bir toplamı olarak değerlendirilmektedir. bir başka deyişle söylenenlerin yansımasına tepki vermektedir. kültürel özdeşliği kazandıran kültür. Kendini ifade etmenin. kendi duyduğuna. Gerçek iletişim ise. bir anlamda da iletişim sürecinin yeterince bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. paylaşılan deneyimlerle. kısıtlılıklarından. Kişi aslında karşısındakinin söylediklerine değil. Gerçekten de kişinin karşısındakine ya da karşısındakilere kendisini tam anlamıyla ifade edebilmesi ve tam anlamıyla anlaşılabilmesinde birtakım engellerin ortaya çıktığı. düşündüğümü iletemedim ya da yanlış anlaşıldım. isteneni elde etmek ve beklenen tepkiyi uyandırmak’ olarak değerlendirildiğinde. Paylaşılmayan deneyimler ya da alışkanlıklar ise yeterli düzeyde empati kurmayı sağlayamayacağı için değişik kültür ya da topluluktan kişilerle etkili bir iletişim kurma olasılığının yoksunluğu ortaya çıkmaktadır. Başkalarının duygu ve düşüncelerini onlarla özdeşleşerek görme duyarlılığını kazanmak. iletişim sürecini de açıklayan şu sözler çok güzel anlatmaktadır: "Söylediğimi sandığını anladığına inanıyorum. ‘Ne istediğimi anlatamadım. Etkili iletişimin amacı ‘iletmek istediğimizi karşımızdakine amaçladığımız biçimde iletebilmek. Bu aşamada karşı tarafın bakış açısını görmek ve bu bakış açısının ona ait olduğunu kabul etmek son derece önemlidir. 12 . iletişim kurmak anlamına gelmediği. bir anlamda farklılıkların ve benzerliklerin paylaşımı olarak değerlendirilebilmektedir. söylediklerinin duyulduğuna dair karşı taraftan teyit alması. karşıdaki kişinin söylediklerini dinlemesi. ortaklaştırılması ve paylaşılması süreci vurgulanmaktadır. İletişim kurmanın güçlüğünü. yalnızca iletişime giden basit bir adımı oluşturduğu görülmektedir. İletişimde karşılaşılan engeller bir anlamda kişilerin duygusal özelliklerinden. kişinin karşısındakini onaylamak ya da düşüncelerinin doğru olduğunu kabul etmek zorunluluğunda olmadığıdır. ancak duyduğunun benim demek istediğimin olmadığını kavradığından kuşkuluyum". diğer kişi tarafından olduğu gibi anlaşılmaktadır. Kişilerin çoğu kez.

Bu kişilerin en belirgin özellikleri iletişim konusundaki yetersizlikleridir. insanların birbirlerini anlayıp sevebilmeleri için sağlıklı iletişimin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşın. “İşverenlerin elemanlarında en fazla tercih ettikleri üç özellik konusunda yapılan bir araştırmada. Bu ifadeden hareketle. Amerikan Purdue Üniversitesi’ndeki araştırmacılar. İnsanların mutluluk duygusunu yaşayabilmeleri için ilgi ve sevginin gerekli olduğu. ankete katılan kişilerden %84'ünün en üst sıraya iyi ilişkiler kurmayı koyduğu görülmektedir”. C kategorisinin yıllık gelirinin A kategorisine göre ortalama yüzde 15 fazla olduğu. Dolayısıyla sağlıklı anlama. Bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar. farklı iletişim kurarlar. Bu üç kategoriden hangisinin iş yaşamında daha fazla para kazandığı değerlendirildiğinde. anlama. eğitim ve deneyimden daha önce yer 13 . A ve C kategorileri karşılaştırıldığında. B ve C kategorileri karşılaştırıldığında ise. aslında birbirlerinden farklı oldukları ve bu farklılıkların da iletişimsizliğin ana kaynağını oluşturduğu gözlenmektedir.Yapılan araştırmalar. İletişim sorunlarının yıpratıcı. Bu bağlamda. Bu noktada birlikte yaşanılan. A ve B kategorileri karşılaştırıldığında yıllık gelirlerinde kayda değer bir farkın olmadığı. mühendislik diploması almış öğrencileri. etkili bir biçimde dinlemeleri. farklı anlatırlar. uykusuz bırakan bir etkide bulunduğu ortaya çıkmaktadır. çeşitli nedenlere bağlı olarak. iletişim sürecinde sorunlarla karşılaşıldığı ve iletişimsizliğin tüm boyutlarıyla yaşandığı görülmektedir. Bu noktada yaşamda başarıyı ve mutluluğu bu kadar açık ve net biçimde etkileyen iletişim. ancak bu ilgi ve sevgi için de insanların birbirlerini anlamaları. yaşanan mutsuzluğun ve sevgisizliğin ilk nedeni olarak sağlıksız iletişim ileri sürülmektedir. anlatma sorunlarıdır. kendilerini başkalarına anlatmalarının da kaçınılmaz olduğu görülmektedir. karşılaşılan insanlarla sağlıklı iletişim kurmak giderek önem kazanan bir beceri olarak değerlendirilmektedir. Kişilerin yaşamda en zor çözülen. mutsuz edici. dinleme ve anlatma için kişilerarasında verimli ve sağlıklı bir iletişim sürecinin gerçekleşmesi gerekmektedir. C kategorisinin yıllık gelirinin B kategorisine göre ortalama yüzde 35 fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. kişinin ne anlattığı değil. Başarısızlığın nedenleri konusunda yapılan araştırmaların sonuçlarına göre. Çevredeki kişilere bakıldığında onların hepsi. farklı algılarlar. eğitimleri boyunca en yüksek notları alan öğrenciler (A). Dolayısıyla iyi ilişkiler kurmanın. farklı anlarlar. “farklı davranırlar. farklı kararlar alırlar. farklı düşünürler. eğitimleri boyunca en düşük notları alan öğrenciler (B). kişilerin. strese sokan. insan ilişkileri konusunda en başarılı oldukları düşünülen öğrenciler (C) olarak üç kategoriye ayırmışlardır. nasıl anlattığı ve karşıdakinin ne anladığı olarak değerlendirilmektedir. başkalarıyla iyi ilişkiler kuramamaktadır. farklı duyguları vardır ve farklı tepkiler verirler”. nitelikli ilişkiler kurmanın önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. iş yaşamındaki başarıda entelektüel birikim ve iş konusundaki beceri ile tecrübenin payının yüzde 25 iken. çözmede en zorlandıkları sorunlar diğerleriyle olan iletişim. her ne kadar birçok noktada birbirlerine benzemelerine karşın. nitelikli insan ilişkileri kurmanın payının ise yüzde 75 olduğu ortaya çıkmaktadır. Yine bu araştırmaların sonuçlarına göre. farklı yaşarlar. beş yıl boyunca izledikleri. sağlıklı ve verimli bir iletişim sürecinin gözüktüğü kadar basit olmadığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. Bununla birlikte. duygusal hayatlarında veya iş yaşamlarında başarısızlığa uğramış kişilerin yüzde 80’i.

Birbirini anlamayan. Güvercinle haber salma. üzerinde düşünülmeye değer bir gerçektir. insan ilişkilerinin en büyük travmasının iletişimsizlik olduğu söylenebilmektedir. Çünkü kentli nüfusla beraber iş dünyasında çalışan insan sayısı artmış. Bu kadar değişik özelliklere sahip insanlarla istenildiği düzeyde sağlıklı ilişki kurabilmek ise pek kolay görünmemektedir. Birçok sorunun kaynağında. Bu doğrultuda. yeryüzündeki tüm uzaklıklardan çok daha fazla olduğu gözlenmektedir.alması. görüşememek olarak değerlendirmemek gerekmektedir. Bu bağlamda. İletişimsizliği sadece karşıdaki insanlarla konuşamamak. farklılıklar yatmaktadır. müşterileri veya çalışanlarıyla arasındaki ilişkilerdeki başarısızlıktan kaynaklanmaktadır”. iş dünyası platformunda ise çok özel bir iletişime gerek duyulmuştur. Çoğu zaman kişilerin iş arkadaşları. Bazen kişinin karşılıklı görüştüğü. dumanla mesajlaşmaların. Projeler genellikle teknik yetenek ve bilgi eksikliğinden ötürü başarısız olmamaktadır. insan ilişkilerinde sıklıkla gözlemlenen iletişimsizlik kavramının genel çerçevesini ortaya koymak son derece önemlidir. karakter. kültür vb. “fiziksel. kişilerin diğerlerini anlamaktan öte konuşmaktan çok tartıştıkları. insanın olduğu her ortamda çeşitli nedenlerle yaşanabildiği görülmektedir. salgın hastalıklar kadar büyük bir korkusunun daha olduğu. iletişimsizlik problemi modern insanın sorunu olarak dikkat çekmektedir. “iletişim sadece karşılıklı eylemsizlik olarak değerlendirilmemelidir. patronları. İletişim çağında kişilerarasındaki iletişim sürecinde. 2000’li yıllarda dünya siyasetinin. çağımızın en büyük hastalığı iletişimsizliğin. İnsanoğlunun nükleer savaşlar. sürekli iletişim içindedir. yerini uydu bağlantılarına ve internet haberleşmelerine bıraktığı günümüzde. cinsel. psikolojik ve ruhsal sorunların çoğunun kökeninde kişinin kendisiyle ve başkalarıyla olan iletişimsizliği yatmaktadır”. Bir başka deyişle. dolayısıyla iletişim sürecinin temel amacını oluşturan anlaşmanın sağlanamadığı kişilerin arasındaki uzaklıkların. konuşmayı bir çatışma ve yarışma haline dönüştürdükleri görülmekte. Bir diğer taraftan hızlı bir yaşam tarzına yani fast food bir tarza giren insanların azalan iletişimlerini düzenlemek gereği ortaya çıkmıştır”. “İletişimsizlik kavramı gürültü ve iletişim çökmesi kavramlarının bir tamamlayıcısıdır. iletişimi tek taraflı amaçlı 14 . Yalnızlığı doğuran sebep ise iletişimsizliktir. yargıladıkları. insanların her zamankinden daha çok psikolojik sorunlar yaşadığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. konuştuğunu düşündüğü insanlarla da iletişimsizlik yaşaması kaçınılmaz olmaktadır. bunun da yalnız kalma korkusu olduğu ifade edilmektedir. Bu kavramlarla gelen tanımlama. İletişimin tarihi insanlık tarihi kadar eski olsa da artık iletişimin her zamankinden daha önemli hale geldiği görülmektedir. Kentleşmeyle doğru orantılı olarak artan iletişimsizlik sorunu karşısında. buna bağlı olarak da birbirleriyle sağlıklı iletişim kuramamanın huzursuzluğunu yaşadıkları gözlenmektedir. insanlarla anlaşabilmeyi öğrenmenin temel bir konu olduğu görülmektedir. “Kentleşmenin iletişim şeklini değiştirmesi iletişimin bir bilim haline gelmesinde rol oynamıştır. Toplumsal bir varlık olan insan. bazen karşılıklı negatif eylemler de iletişimsizliktir”. Buna bağlı olarak başarının ana kaynağını oluşturan iletişime gereken önemin verilmediği ortaya çıkmakta. Bu noktada. “Birçok fırsatın hüsranla biten bir sona gitmesinin nedenlerinin en başında ilişkilerdeki başarısızlık yer almaktadır. kişilik.

diğer kişilerle yaşadığı her türlü ilişkide iletişim problemlerinin ortaya çıkması son derece muhtemeldir. çaresizlik. bunu gerçekleştirebildiği ölçüde kendisini net bir biçimde anlatabilmektedir. beklentilerini dürüstçe tanımlayabildiği ölçüde. duygularını. mutsuz. kavga veya tartışma tarzında bir iletişimi ifade etmektedir. çünkü iletişimde ön planda olanın fikirler olduğu düşünülmekte. bununla birlikte arka planda kalan. Kişinin diğerlerini anlamasının temelinde öncelikle kendisini anlayabilmesi yatmakta. Kişinin karşısındakinin bir sözünden ya da davranışından tahrik olup tepkisel davranabildiği ve iletişim sürecinin yara almasına neden olabildiği görülmekte. yanlış anlamaları ortaya çıkarmakta. iletişimin nicel ve nitel olarak değişmesi çöküşü değil. iletişimsizliğin insan denen biyolojik yapının hastalanması veya ölümü anlamına geldiği. buna bağlı olarak yaşanan iletişimsizlik. Kişinin kendi ihtiyaçlarını. Kendinden kopmak ve habersiz yaşamak ise insanın psikolojik olarak ölümü anlamına gelmektedir. Buna karşın. kavga veya tartışma iletişim çökmesini veya iletişimsizliği anlatmamakta. dikkati çekmeyen duyguların iletişim problemlerinin asıl kaynağını oluşturduğu gözlemlenmektedir. Psikolojik olarak yaşamdan kopan insanın ise. İletişimin. Kişinin duygularını sağlıklı bir şekilde nasıl ifade edeceğini. iletişimi doğal ve etkili hale getiren. değişimi ortaya koymaktadır.fonksiyonellik içinde ele alır ve amaç gerçekleşmeyince bunu çökme veya iletişimsizlikle anlamlandırır”. bu tür bir iletişim tarzını beraberinde getirmektedir. çünkü iletişim olmaksızın toplumun oluşamayacağı ifade edilmektedir. küskünlük. Dolayısıyla iletişim sürecinde ortaya çıkan problemlerle. kendi iç dünyasıyla gerçekten ilişkide olduğu ölçüde sağlıklı iletişim kurabildiği. Bu bakış açısından. isteksiz ve dengesiz bir yaşam süreceği söylenebilmektedir. kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu iletişimi sağlıklı hale getirme konusunda çok fazla çaba harcamayarak genellikle kolay yolu seçtiği. kişilerin yaşadıkları duyguların sorumluluğunu birbirlerine yükledikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. umutsuzluk ya da kızgınlık gibi bir duygunun içine girmesi oluşturmaktadır. Bu anlamda. bu anlamda duygularını bastırdığı ya da duygusal patlamalar yaşadığı ortaya çıkmaktadır. İlişkileri yok sayan şey iletişimsizlik olarak ifade edilmektedir. iletişimsizlikle insanın olduğu her yerde karşılaşmak mümkündür. Buna bağlı olarak. Bunun yanında iletişim kopukluklarının fikir ayrılıklarına bağlı olduğu. Bu yaklaşım doğrultusunda. sıcak ve 15 . insanlar arasındaki ilişkide iletişimin çökmesinin değil. Sıradan bir konuyu tartışırken bile kişinin bir anda tepkisel biri haline gelebilmesinin sebebini öfke. daha da önemlisi duygularını nasıl yöneteceğini bilmemesi durumunda. İletişimsizlik. İletişim kurmamak dünyadan ve yaşamdan kopmanın bir göstergesidir. bununla birlikte sadece ne istediğini bilmesinin de yeterli olmadığı. kendi fiziksel ve sosyal varlığını sürdürmek zorunda olan insan için iletişimsizliğin söz konusu olmadığı. yüzeysel bir yaşamın kapılarını açmaktadır. kişilerarasında yaşanan küsme. Dolayısıyla uyuşmayan amaç. doyumsuz. sadece iletişimin tarzının değişmesi şeklinde değerlendirilmektedir. beklenti ve örtüşmeyen istekler ve duygular. sadece teknik olmadığı. Bu durumda iletişim çatışmasına doğru sürüklenmesi neredeyse kaçınılmaz olmaktadır. ne istediğini başkalarına net bir şekilde anlatabilmesinin de gerekliliği üzerinde durulmaktadır.

buna bağlı olarak da yanlış anlaşılmaların ve birtakım sorunların ortaya çıktığı görülmektedir. Pek çok kişinin duygularından korktuğu görülmekte. 16 . İletişim çevreden ve kültürden büyük ölçüde etkilenmektedir. kendisine başkalarının anlattığı şeyleri. kendisinin bilinçaltına ittiği çocukluk deneyimleriyle bağlantılı olduğu ifade edilmektedir. inişli çıkışlı değişim ve dönüşümler. tutumu. Bu algılamaların çoğunun da. İçinde gizli de olsa hata payı taşımayan doğal ya da insan yapısı iletişim sisteminin olmadığı düşünüldüğünde. .İletenin mesajı uygun bir şekilde göndermeyi başaramaması. sosyal ortamlar da bir çevre koşulu olarak değerlendirilmektedir. işitme problemleri gibi) iletişim sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini son derece olumsuz etkilediği söylenebilmektedir. zihnin karışık olması gibi) ve nöro-fizyolojik gürültülerin (baş ağrısı. psikolojik (önyargılar. diğer kişiyle ilişkisinde kendisini rahat ya da gergin hissetme durumunda olmaktadır. ekonomik. kendisini tanıma kapasitesi içinde anlamaktadır. Kişinin ruhsal zenginliği ya da fakirliğinin. kendisini tanımasıyla ve duygularıyla ne kadar barışık olduğuyla ölçülebilmesi mümkün görünmektedir. Çevresel Nedenler Çevrenin. Bu noktada çevreden gelen farklı uyaranların kişilerarası iletişim sürecinde etkili olduğu gözlenmektedir.Alanın mesajı doğru yorumlamayı başaramaması. kızgınlığını ifade etmekten suçluluk duyduğu. politik. kiminin ise sevgisini.samimi kılanın. Bu uyaranlar arasında sosyal. Duyularıyla karşısındakini algılayan kişinin beyni. Kişinin duygularından kopuk olduğu ölçüde. Bu bağlamda çevre koşulları sadece fiziksel şartlarla sınırlı değildir. Kişinin ruhsal durumu. ailenin dağılması. İletişimi bozan en önemli çevre koşulunun ise gürültü olduğu ifade edilmektedir. Kişi. kültürel iklim. Tüm bu faktörler alınan mesajın yorumlanmasında ve ona yanıt vermede etkili olmaktadır. bu bilgileri işlemden geçirmekte ve karşısındakiyle ilgili belli algılamalar oluşturmaktadır. KİŞİLERARASINDA İLETİŞİMSİZLİĞE YOL AÇAN NEDENLER Doğru mesajın alıcıya ulaşmasındaki başarısızlık şu iki nedenden birine ya da ikisine birden bağlıdır: . yazılan ya da konuşulan sözcüklerin tümünün mutlaka içlerinde amaçlanan anlama şu ya da bu ölçüde de olsa belli bir engel oluşturabilecek bir yapı taşıdıkları ortaya çıkmaktadır. iletişim sürecini etkileyen bütün koşulları içerdiği ve bu koşulların. iletişimin ruhunu anlamak son derece önemlidir. iş kayıpları. Duygular kişinin iç dünyasının pusulaları olarak nitelendirilmektedir. Bu nedenle sağlıklı iletişim kurabilmek için. Kişinin sadece anladığı bir şeye anlam verebildiği. Dolayısıyla çeşitli fiziksel gürültüler. gelir seviyesi. teknoloji ve medya yer almakta. iletişimde anlayışı ve doğru anlaşılmayı sağlayanın ruh olduğu görülmektedir. her türlü elektronik sinyal. üzüntüsünü ya da neşesini gösteremediği ortaya çıkmaktadır. kendisine yabancılaştığı gözlemlenmektedir. anlamadığı bir şeyin boşluğunu ise kendisinin verdiği anlamlarla doldurmaya çalıştığı. iletişimi bozma özelliği taşıdığından son derece önemli olduğu görülmektedir. Beyinden gelen mesaj sonucunda kişinin bedeni etkilenmekte. tüm bu çevresel uyaranlar iletişim sürecinde birtakım aksaklıkların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. kültürel alt yapısı ve geçmişi hem gönderdiği mesajı hem de aldığı mesajı büyük ölçüde etkilemektedir. savaşlar. kiminin çeşitli durumlarda korkularını bastırdığı.

farklı yaşam biçimlerini tanımaya olanak vermekte. Bu durumda hem insanın kendi iç dünyasında denge ve düzen bozulmakta. duygu ve düşünce alışverişinde bozulma. Böylece çözümü güç bir ikilem içinde bulunan günümüz insanı. sıcak. dar. Kişisel Nedenler 17 . iletişim sürecini etkilediği ifade edilmektedir. toplumları birbirine yakınlaştırmakta. üretilen bilgilerden anında haberdar olunabilmektedir. öfkeden kaynaklanan iletilerle bağlantı kurulduğu görülmektedir. faks. Burada iletişimin bir diğer boyutu olan teknolojik yönünü de göz ardı etmemek gerekmektedir.) mesajları da iletişim biçimlerini büyük boyutlarda etkilemektedir. İlgisizlik. bir yandan da kişinin anında evrensel mesajlara ulaşmasını kolaylaştırmakta ve farklı kültürleri. hem de kişilerarası ilişkide çözülme. stresli. Bu araçlar sayesinde dünyadaki gelişim. kişilerarası ilişkilerde birebir etkileşimi bir anlamda ortadan kaldırıp kişiyi sanal bir alemde tutsaklaştırırken. Özellikle çağımız insanının. evrensel duyarlılıkları bir arada algılamaya fırsat sağlamaktadır. Bu etki hem iletişim birimleri. Dolayısıyla iletişim ortamının kişilerarası iletişim üzerinde önemli bir rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. çeşitli sözsüz mesajlar veren eşyaların yerleştirilme düzeni vb. fiziksel gürültü içeren bir görme kanalı yoluyla iletişim kurmak zorunda kalmakta. Sözgelimi iyi aydınlatılmayan bir odada konuşan iki kişi birbirlerinin jest ve mimiklerini kolayca göremediklerinden. İletişimin bu yönü. gelecek endişesi ve işsiz kalma korkusunun yarattığı güvensizliğe bağlı olarak çoğu kişinin yaşamını karamsarlık ve umutsuzluk içinde sürdürdüğü ve bu nedenle kişilerarası ilişkilerde kaygıdan. hem de kanal üzerinde görülebilmektedir. Günümüzde kitle iletişim araçlarının (televizyon. bunun yanında ev ortamında konuşurken herhangi bir resmi dairede davrandığı gibi davranmadığı gözlenmektedir. üstelik bilmeden yaptığı davranış ve eylemlerle daha karmaşık sorunlar.İletişimin gerçekleştiği ve içinde iletişimi etkileyen öğelerin bulunduğu iletişim ortamının doğal ve fiziksel koşullarının (koşulların elverişsiz olduğu gürültülü. Kişinin yaşam evrenini genişletmekte. sürtüşmeler yaratabilmektedir. ortak değer. değişim ve dönüşümlerden. Örneğin kişinin çok samimi olduğu bir kişi ile konuşmasında seçtiği sözcüklerle. bilgisayar.). İnternet erişimi yoluyla dünyanın farklı bölgelerindeki insanlar etkileşime geçmekte. radyo. dolayısıyla iletişimsizliği yoğun olarak yaşayan kişilerin sayısı arttıkça. aydınlık-karanlık ortamlar. hatta çatışma olmaktadır. geniş. çelişkiler. öte yandan günlük yaşamında başkalarıyla ilişki kurma ve sürdürmenin kaygısını duyduğu gözlenmektedir. uydu yayınları vs. İletişime katılanların birbirlerine olan yakınlıklarının ve iletişim konusunun iletişim ortamında belirgin bir rol oynadığı ifade edilmektedir. amaç ve kavramlarda kargaşa. kokulu. hiç tanımadığı biriyle yaptığı konuşmada seçtiği sözcüklerin aynı olmadığı. düzenini olumsuz biçimde etkilediği ortaya çıkmaktadır. sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin getirdiği hızlı değişim içinde yalnızlığa ve yabancılaşmaya düştüğü. Böylece birbirlerini anlamayan. mesaj akışı doğrudan kişilerarasında yüz yüze iletişim şeklinde olmayıp sanal bir ortamda gerçekleşebilmektedir. kapalı yapıları sorgulamasında aracı olmaktadır. soğuk. bir yandan kentleşme. kızgınlıktan. geçim sıkıntısı. karşılıklı konuşma sırasında dışardan bir kişinin yersiz ve zamansız araya girmesi de görme ve işitme kanalında toplumsal bir gürültü yaratmaktadır. inanç. yeterince dinleyemeyen. bu durumun toplumun dengesini.

bir ilişkinin farklı noktalarında. Ayrıca kullanılan kelimelere çok fazla sorumluluk yüklenmekte. anlamlandıramayan dolayısı ile anlaşamayan insanların sayısının azalabilmesi olasılığının olduğu ifade edilmektedir. çocuklarını. Tüm bunların ışığında gerçek iletişim. Konuşurken. bütün sözel ifadelerin bu tip bir eksiklik barındırdığının bilincine varmak son derece önemlidir.Karşıdakinin duyduğu. . söylemek istedikleri ve ağzından çıkanlar arasında birtakım farklılıklar söz konusu olmaktadır. çeşitli düzeylerde kişinin kendisini ifade edebildiğinde. kendisinin onun duyduğunu düşündüğünü sandığı şey arasında anlaşmazlıkların. çarpıklıkların ya da yanlış anlamaların ortaya çıkma riskinin oldukça fazla olduğu ifade edilmektedir. Bunları şöyle ifade etmek mümkündür: .b. buna karşın onların herkes için farklı gerçekleri ifade ettiği görülmektedir. Bunun yanı sıra. Bu noktada kişilerin birbirlerini dinlerken aynı anda birkaç dakika içinde birbirlerinin hayatlarını seyrederek karşısındaki kişilerin hangi etkiler altında oluştuğunu görmelerinin. Günlük yaşamda kişilerin hiç çekinmeden kendilerini ifade etmeleri. bir fikri savunurken ya da bir fikre hücum ederken görülen bir kişinin hemen arkasında onun hayatını anlatan bir filmin gösterilmesi. korkularını. Kişinin hissettikleri ve söyledikleri. Karşıdakinin duydukları kendi algılama biçimi ve referansları doğrultusundadır. duygulandıran ya da korkutanlara ayrıcalık tanıyarak. pek çok kişisel nedene bağlı olarak gerçekleştiği görülmektedir. İletişimi daha verimli kılmak için çaba harcamadan önce. her sözel ifadede. . hissedilenler. anlam dünyalarının uyuşamaması konusundaki nedenlerle ilgili önemli ipuçlarını verebileceği tartışılmaktadır. . . nasıl bir insan olduğu ise kuracağı iletişimi belirlemektedir. söyledikleri duyulduğunda ve onun da karşısındakini duyduğunda ortaya çıkan paylaşım olarak değerlendirilebilmektedir.Kişi karşıdakinin söylediklerine değil. tartışırken. duydukları ve anladıkları şey arasında.Karşısındakinin duyduğunu düşündüğü şey ve karşısındakinin.Söylediği şey ve karşısındaki kişilerin. söylediklerinin ve karşısındakinin duyduklarının da birbirlerinden büyük ölçüde farklı olduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. 18 . kişinin söylediği şey değildir. Bunun yanı sıra. Bir başka şekilde değerlendirilecek olursa.Kişinin düşündüğü veya hissettiği şey ve söyleyebileceği şey arasında. Bunun sonucunda. iletişim kurmak için yapılan her girişimin tabiatında birtakım yanlış anlamaların olması kaçınılmaz olmaktadır. bugün birbirini anlamayan. birikimlerini (bütün bir geçmişlerini) gösteren bir perde görevinde olması durumunda. hastalıklarını v. Bu bağlamda kişinin iletişim tarzı ile varolma tarzı/ varolma düzeyi arasında karşılıklı etkileşim söz konusu olmaktadır. düşünülenler ve kelimeler arasındaki bu kaçınılmaz farklılığın kişilerarasındaki mesafenin azaltılması konusunda göz önünde bulundurulması gerekmektedir.İletişimsizliğin çevresel nedenler yanında. kendi duyduğuna yanıt vermektedir. arkadaşlarını. çoğu durumda onun ne anladığını veya ne duyduğunu bile bilememektedir. Buna bağlı olarak kişi. insanların konuşurlarken vücutlarında bir uzvun onların çevrelerini. hissettiklerini ve düşündüklerini dile getirmekten korkmaları yakın ilişkilerin çoğunda rastlanan bir durumdur. Kurduğu iletişimin niteliği kişinin nasıl bir insan olacağını belirlerken. kelimelerinin barındırdığı çeşitli anlamlar arasında kendilerini en çok etkileyen.

arzuları. sağlıklı bir iletişim sürecinin yaşanmasında en büyük engellerden biri olarak değerlendirilmektedir.. . karşıdakinin de bu mesajı aldığında. Enformasyonu (içeriği) iletmek için. bakış açısının ne kadar sağlam olduğuna ikna etmeye çalışmaktadır. “İnsanlar arasındaki sürtüşmeler. Mesajın yapısı. Hemen her ortamda başkaları ile iyi ilişki kurma becerisinin başarının çok önemli bir faktörü haline geldiği günümüzde.Kişi başkalarıyla uzlaşmaya kalkışmadan önce. . oysa 19 . Kişilerarasında iletişimsizliğin yaşanmasına yol açan bu kişisel nedenleri ise şu başlıklar altında değerlendirmek mümkündür: Kişisel Farklılıklar Kişisel farklılıkların iletişimsizliği ortaya çıkaran en temel nedenlerden birini oluşturduğu görülmektedir. kıyaslamalar.Karşıdaki kişiye kendi inançlarını kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bunların yanında yargılar. kendi hassasiyetiyle yorumlamakta ve bağdaştırmaktadır. eğitim ve kültür seviyeleri. enformasyonu anlamlı seslerle dile getirdikleri görülmektedir. şifrelerinin ya da değer yargılarının her zaman göz önünde bulundurulması önem taşımaktadır. konuşma tarzı ve vurguları niyetini ifade etmekte ya da mesajının içeriğini gizlemektedir.Karşıdaki kişiyi.Olayları. geçmişteki tecrübeleri insanlar arasındaki başlıca kişisel farklılıkları oluşturmaktadır.Zihin okuma. beklentilerden oluşan birtakım etkenlerin iletişimsizlik sürecini doğurduğu görülmektedir. çoğu zaman sözcüklerden yararlanılmaktadır. duygu. . diğer kişi için anlamlı olan sözcükler ya da başka ifade biçimleri halinde kodlayarak karşısındakine ilettiği. Ama bazen de. genellikle kişiler arasındaki farklılıklardan kaynaklanmaktır”. olguları ve söylenenleri kendi filtrelerinden geçirmekte. değer ve tutumlarını.Kişinin bir sorunu uzun bir süre görmezlikten gelmesi durumunda. sınırlarıyla) uzlaşmayı ihmal etmektedir. inanç. yansıtmalar. Bununla birlikte karşıdaki kişinin hassasiyetinin. bu becerinin de insan karakterlerini tanımaktan geçtiği ifade edilmektedir. kişinin ses tonu. Kişilerin bazen farkında olmadan. iletişim sürecindeki ilk karmaşık noktayı oluşturmaktadır. Böylece içeriği olan bir mesaj ilettiklerini sandıkları. kendisiyle (korkuları. heyecan. karşısındakinden kendisinin ne düşündüğünü bilmesini beklemesi. Bu tür kişisel farklılıklar. yanlış bir şey yokmuş gibi hareket etmesi.İletişim sürecinde aksayan birtakım noktalar ortaya çıktığında. . . fikir. Her mesajın bir içeriği (ilettiği şey) ve bir ifadesi (iletiş tarzı) bulunmaktadır. İnsanların yaşları. ses ve jestleri kendisi için anlamlı olan ve onun fikir inanç.Karşıdakini değiştirmek istemektedir. Genel anlamda değerlendirildiğinde ise. İletişim sürecinde mesaj gönderen kişinin. duygu. o sorunun ortadan kalkacağı düşüncesine sahip olması. .Kişinin kendisine ya da diğer kişiye karşı dürüst olmaması. heyecan. değer ve tutumlarını temsil eden sözcüklere ya da başka ifade biçimlerine dönüştürdüğü. cinsiyetleri. kişinin karşısındakinin ne düşündüğünü bildiğini düşünmesi. kişilik özellikleri. . yani bunları deşifre ettiği ya da yorumladığı görülmektedir.Kişinin. . iletişimsizliği ortaya çıkaran yaygın hataları şöyle sıralamak mümkündür: .

Bu da kastedilenden farklı bir mesajın iletilmesine neden olmakta ve iletişim sürecinde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Aynı ailede yetişen insanlar bile farklı filtrelere sahip olduğuna göre. Dolayısıyla kişinin kendisinin bir enformasyon iletirken ve söylenenleri yorumlarken. diğer kişinin bunu nasıl yorumladığıdır. yani kişisel geçmişi bazen kişinin ifadelerine farkında olmadığı anlamlar katmaktadır. yaşadığı yer ve dönem. benzer şekilde yüksek öğrenimli bir kişi ile hiç okumamış bir kişinin aynı evi paylaştıkları düşünüldüğünde. farklı değerlendirdiği gerçeğinden hareketle. Kişisel farklılıklar içinde değerlendirilen yaşın da kişilerarası iletişim sürecini yönlendirici bir etkide bulunduğu söylenebilmektedir. insanlar birbirlerinin ne kastettiğini anlamadıkları sürece. iletişimde bulunmuyorlar demektir. Kişinin zaman ve yer açısından konumu da filtrelerini etkilemekte. olduğu. kişinin göndermek istediği değil. Jestlerin de aile kültürüne ve bölgeye göre farklılıklar gösterdiği gözlenmektedir. arada iletişim açısından büyük uçurumlar yaşandığı görülmektedir. Ne var ki bu. iletişim sürecinde sözle ya da başka türlü gönderilen mesajın. Bütün kodlayıcılar (sözcükler. Aynı şekilde.da filtrelerin oluşumunda büyük bir rol oynamaktadır. çocukluğun erken dönemlerinden itibaren edindikleri deneyimlerin doğurup beslediği ortaya çıkmaktadır. etkili bir iletişimden söz edilemeyeceği ifade edilmektedir. Aynı yaştaki iki kişinin anlaşması ve farklı yaşlardaki iki insanın anlaşması kıyaslandığında. 20 . aynı yaştakilerin daha çabuk anlaştıkları gözlenmekte. kişilerin iletişim sorunlarıyla karşılaşmasına yol açmaktadır. aslında belki de ‘aynı aile’den. kişisel geçmişinin etkisi altında olduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır.ses tonları ya da konuşma tarzlarının bu içeriği gizleyen bir başka mesaj ilettiği gözlenmektedir. içeriğin aktarılmasının önünde engel oluşturmaktadır. önemli olan. değer ve tutumlarının oluşturduğu çeşitli aşılması güç engelleri. iki kişinin filtrelerini oluşturan deneyimler hiçbir zaman birbirinin aynı olmamaktadır. Cinsiyetin de iletişim süreçlerini belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir. Kişinin söyledikleri bir yana. önyargı. Sonuçta. değişik aile kültürlerinde ya da başka çevrelerden gelen insanlar söz konusu olduğundan. Buna bağlı olarak mesajın yorumu konusunda gönderici ile alıcı arasında görüş birliğine varılıp anlam konsensüsü sağlanmadığı takdirde. hatta aynı olan hiçbir şeyden söz edilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu durum mesajı gönderenin kastettiği şeylerle mesajı alanın yorumunun birbirinden farklı olmasına neden olmaktadır. dünyaya bakış tarzını ve durumları algılayışını belirlemektedir. Mesajın doğru ya da geçerli olup almadığı üzerine anlaşmaya varmak zorunlu değilse de. Filtreler konsensüsün önünde engel oluşturmakta ve böyle olduğu ölçüde de. sesler ve jestler) bu filtrelerden geçmekte. aynı ülkenin değişik bölgelerinde yetişmiş insanlar için dilin de farklılaşmasına neden olmakta. küçük kardeş mi vb. Aynı aile içinde yetişmiş iki kişinin bile durumları birbirinden farklı gördüğü. karşıdakinin aldığı mesaj olduğu görülmektedir. bazı sözcüklerin anlamı. İletişim sürecinde kişilerin inanç. Çünkü. bölgeden bölgeye küçük farklılıklar gösterebilmektedir. duygu. Filtreler. heyecan. Dolayısıyla bu anlamlı sesleri kendi kullanış tarzları ya da mesajı alanın bunları yorumlayışı. iletişim sürecinin sağlıklı işlemesinde pek çok engelle karşılaşılması kaçınılmaz olmaktadır. aile içindeki konumu -tek çocuk mu. bazen çok fazla çaba gerektirmektedir. değerlerini.

Mesajların algılanmasında rol oynayan. Aynı şekilde bireyin sosyal statüsü de mesajın algılanması ve benimsenmesi ya da benimsenmemesi konularında etkili olabilmektedir. Buna bağlı olarak. Kişinin mensubu olduğu dinin mesaj oluşumunda ve algılanmasında büyük rol oynadığı söylenebilmektedir. insanların moral yaşayışlarına etki eden tavır ve hareketlerin biçimlendirilmesinde etki edebildiği. tutum ve davranışlarını. erkekleri iletişim sırasında daha kavgacı ve rekabetçi kılarken. kadınların ise sözel ve görsel alanları koordine etme. Toplumdaki grupların ortak malı olan dinin. erkeklerin ve kadınların birbirinin mesajlarını nasıl alıp. insanların aynı durum ve koşullarla karşı karşıya kalsalar da.Erkek ve kadınların beyin yapılarının farklı olduğu ve bu farklılığın iletişim tarzına doğrudan yansıdığı bilinmektedir. kişilerin eğitim seviyesi ve sosyal statüdür. Algılanan şeylerin. motivasyonlarını ve ilgilerini içerdiği ifade edilmektedir. düşüncelerin üretiliş biçimlerini de bilgilerin toplanması. kişinin doğduğu andan itibaren başlayan temel öğrenme süreçleri üzerinde biçimlenerek. Kişinin dine bakış açısı ile. kadınlarda ise duygusal merkezlerin belirleyici rol oynadığı belirtilmektedir. akraba ve komşularıyla iş ve meslek grupları içerisindeki yeri önem kazanmaktadır. erkekler bir bütün içinde ancak belli bir alan üzerinde yoğunlaşırlarken. buna bağlı olarak dinsel değerlerin kişilerin sosyal yaşamına yönelik emir ve yasaklar koymak suretiyle onların tutum ve davranışlarını etkileyebildiği ifade edilmektedir. erkeklerde sözel ve görsel verilerin alanının birbirleriyle. kadınlarınkine göre daha az bağlantılı olduğu. karşısındakinin dini algılayış biçimi arasında paralellik olması. dolayısıyla görsel ve sözlü ifadeye dayalı bilgileri bütünleştirme açısından daha yetenekli olduğu açıklanmaktadır. düşüncelerini oluşturup biçimlendirmelerini de belirleyen etmen olduğu görülmektedir. Bütünüyle cinsel kimlikle bağlantılı olan bu karakteristik özelliklerin yol açtığı farklılıklar. Bu da. Tüm bunların sonucunda kişisel farklılıkların. böylece daha kolay ve sağlıklı akıl ve mantık yürütebilen kişinin olayları daha iyi değerlendirebileceği gözlenmektedir. dolayısıyla iletişim sürecini yönlendiren bir diğer unsur da dindir. Kişinin eğitim seviyesi yükseldikçe. kadınların bütün bir tabloyu göz önünde tutabildikleri anlamına gelmektedir. Buna bağlı olarak bu özellikler. Kişilerarası iletişimde rol oynayan bir diğer etmen de. kendi kişisel 21 . daha fazla şeyi bilme ve daha geniş kapsamlı düşünme imkanı da artmakta. Erkeklerde saldırganlık davranışını yöneten merkezlerin daha aktif olduğu. hal ve tavırlarını. çok nadir olarak aynı bilgileri topladıkları. nasıl değerlendirdiklerini önemli ölçüde belirlemektedir. Yapılan araştırmalara göre. kişilerin anlam dünyalarını da farklılaştırdığı görülmekte. Bu noktada içinde bulunduğu aile üyeleri. Dolayısıyla kişinin kendisini ifade edebilmesi ve karşısındakinden gelen mesajların algılanması ve yorumlanmasında eğitim seviyesinin belirleyici olduğu söylenebilmektedir. Algılama Farklılıkları Kişilerin dünyayı algılayış tarzlarının. aynı bilgiyi kullanan insanların. mesajın etkinliğini artıran bir faktör olarak değerlendirilmektedir. dolayısıyla iletişim sürecinde sorunlarla karşılaşılmaktadır. Algıların. kadınların işbirliğine daha yatkın olmalarına yol açmaktadır Cinsiyet aynı zamanda söylenenlerin farklı biçimlerde kavranması üzerinde de etkili olmaktadır. durum ve koşulların yorumlanması ve tavır ve tutum aşamalarında etkilediği belirtilmektedir.

başkalarının davranışlarında araması. hissettikleri. farklı değer yargılarından. kendi duygu ve davranışlarının kendi kontrolünde olmadığı anlamını ortaya çıkarmaktadır. algılamadaki farklılıklar yüzünden ya hiç algılanamamakta ya da yanlış algılanmaktadır. Kişinin her eylemi önce duygularının süzgecinden geçmekte. kişilerin birbirine yüklemesinin oluşturduğu gözlenmektedir. bu farklılıkların. Farklı bakış açılarına sahip kişiler. duyguları anlamamak. Algılama farklılıklarının. sonuçta da duyguları yönetememek büyük hatalarla ödenen bir yanlış 22 . Sonuç olarak belirli kişilerden gelen mesajlar. Başka bir deyişle bu tür durumlarda kişiler duyduklarını değil. Genelde insan ilişkilerinde ve özelde iletişim sürecinde bu yanılgının iletişimsizliğin kıvılcımlarını oluşturan önemli bir etken olduğu görülmektedir. daha önceki deneyimlerine ve beklentilerine göre farklı ve kendine özgü düşünceler üretmeleri doğrultusunda. Duygular hep insanın zayıf yanının simgesi sayıldığı için duyguların gücü hiçbir zaman bilinememiştir. olguları ve etmenleri. Bununla birlikte bu bilgisizliğin insanlara çok pahalıya mal olduğu ifade edilmektedir. Bir İletişimsizlik Nedeni Olarak Duygular Kişilerarası iletişim sürecinde duyguların son derece önemli olduğu görülmektedir.değerlendirmelerine göre. aslında söz konusu durumla ilgisi bulunmayan olayları. bunun farkına varmadıklarında. duymak istediklerini algılamaktadır. İletişimsizliğin en büyük nedenlerinden birini. duygusal yanılgıların ve yaşanan duyguların sorumluluğunu. karşısındaki alıcının olayları kendisi gibi algıladığını varsaymasıyla ortaya çıkmaktadır. Bu husus. Bunun yanında aynı olayın ardından birbirinden çok farklı duyguların yaşanması söz konusu olmaktadır. kişilerin kişisel özelliklerinden. Buna göre kişi. Mesajı alma anında. kişinin kendi dışında oluşan olaylarda. Duyguları tanımamak. daima ne yaptığını ve ne derecede iyi yaptığını belirlemekte veya etkilemektedir. kendi ihtiyaçlarını karşılayan ve inançları ile uyum içerisinde olan mesajları duymaya daha çok meyilli olmakta ve mevcut inançlarıyla çelişen ya da kendisine korkutucu gelen mesajları da reddetme ya da tahrif etmeye eğilimli bulunmaktadır. bilgilerin önyargılı bir biçimde toplanıp değerlendirilmesi olasılığının yüksek olması. pek çok iletişim sorununun temelinde yer alan nedenlerden birini oluşturmaktadır. kişinin o anki duyguları. sonuçta iletişim sürecini kaçınılmaz olarak etkilemektedir. çoğu zaman ortak anlama düzeyine ulaşamamaktadırlar. mesajı anlama ve yorumlamasına doğrudan etki etmektedir. onunla ilgiliymiş gibi görebildikleri dile getirilmektedir. o bilgiyi hemen hemen tamamen birbirlerinden farklı biçimlerde yorumladıkları ve bir durumu yorumlarken. duyguları düzenleyebilmek. aynı mesajı kızgın ve sakin olduğu zamanlarda farklı yorumlayabilmektedir. Davranışların ve duyguların nedenlerini. bir eylem hakkında hissettikleri. yaşamıyla ilgili olumlu ya da olumsuz durumları duygular aracılığıyla fark eder ve çevresine karşı takınacağı tutumu belirler”. Kişi. Mesajı gönderen kişi açısından algılama farklılığı da. ihtiyaçlarından ve geçmiş deneyimlerinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. İnsan. Kişilerin izlenimlerine. kişilerin benzer olgulara farklı tepkiler vermesi sonucunu doğurduğu görülmekte. “Duygular insanoğlunun yaşamını sürdürmek için vardır.

o andaki mizacı gibi. Kişilerarası Algı Bireyin dış dünyadaki nesnelere ilişkin olarak gerçekleşen algılamaları ele alındığında. Kişinin karşısındaki kişi hakkında kesin yargılara sahip olması durumunda. Sonuç olarak. Bundan dolayı da insanların duygularının elverişli olmadığı durumlarda. kişinin duygularına hakimiyet kazanana kadar iletişim kurmayı ertelemesi olduğu ifade edilmektedir. algılamanın somut duyumsal bir bilgilenme olmanın ötesinde sosyal bir olgu haline geldiği görülmektedir. o kişinin duygusal ve coşkusal durumu. ‘sosyal biliş’ en çok da ‘kişi algısı’ adı altında sürdürülmektedir. kişilerarası iletişimin ayrılmaz bir parçasıdır. yorumlama) bağıntılıdır. diğerlerinden daha fazla ilgisini yönlendirdiği şeyle doğrudan ilintili olan ve kendisine önemli gelen bilgileri toplamaya eğilimli olurken. ilişki anında geçerli olan durumlara ait bilişsel etkenlerle (algılama. kendi davranışlarını. aldığı mesajı yorumlayış tarzı. sözlü ve sözsüz iletişim açısından önemli bir işleve sahip olduğu görülmektedir. Kişilerin. duygusal olgunluktan yoksun oldukları için yaşamda başarı sağlayamamış. onların birbirlerini nasıl algıladıklarını belirlemek olmalıdır. kişiliğin bu çok önemli heyecansal boyutu üzerinde düşündürmektedir. İnsanların birbirlerine ve belli gruplara karşı oluşturacakları tutumlarda ve sergileyebilecekleri iletişim çatışmalarında kişi algısı önemli bir rol oynamaktadır. İnsanların birbirleriyle ne tür iletişimler kuracaklarını. yüz ve beden hareketleri. algılama sorununu bir sosyal algılama olarak değerlendirmek gerekmektedir. Bu tür durumlarda. iletişim engellenmektedir. kişilerin içinde bulundukları duygusal durum. ses tonu gibi uyarıcıları anlamlandırarak. kültürel açıdan bir anlam taşıyan belirli kategorilere yerleştirmek ve böylece statü ve rolünü kavramak anlamına da 23 . Etkileşim içinde olunan başka bireylerin algılanması. iletişimsizliğin yaşanmaması için yapılması gerekenin. sosyal uyumlarını gerçekleştirememiş kişiler bizi. Zeka düzeyinin yüksekliğine ve çok çalışmaya rağmen. birbirleriyle nasıl geçineceklerini yordamada (tahmin etmede) ilk adım. Aynı şekilde kişinin verdiği herhangi bir mesajın. Bireyin içinde bulunduğu sosyal ortama ve kendi psikolojik alanına bağlı olarak. Bu süreçte yanlış algılamaların ortaya çıktığı ve bunların da iletişimde sorunlara yol açtığı ifade edilmektedir.olagelmiştir. İletişim sırasında kişilerin çok karmaşık algısal yaşantılar geçirdiği. karşılarındaki kişiden kendilerine yönelen. karşısındaki kişinin davranışlarını algıladığı ve kendilerinin nasıl algılandığını algılamaya çalıştığı gözlenmektedir. Algı. onu. Bunun yanında. kişi karşısındakinin kişiliğini bu etkenlere bakarak tanımaya çalışmaktadır. bunun aksine öteki bilgileri ya görmezden gelmekte ya da fark etmemektedir. Algılamanın. Duyguların yönetiminin öneminin sonradan anlaşıldığı görülmekte ve artık bilinmektedir ki. onların iletişim sürecinde mesaj alma ve vermeleri üzerinde yönlendirici bir etkide bulunmaktadır. bu yargının etkisi altında kalmaktadır. Duyguların anlam transferinin gerçekleşmesinde olumlu veya olumsuz rol oynadığı görülmektedir. Kişilerin sosyal çevre içinde birbirlerini algılamaları konusundaki çalışmalar ‘sosyal algı’. Başkasını algılamak. yorumlayarak sosyal çevreye uyum sağlamaya çalıştıkları ifade edilmektedir. karşıdakilerin kendisi hakkındaki görüşlerinin etkisi altında kaldığı görülmektedir. duygularını yönetemeyen insan aklını da yönetememektedir.

önemli özelliklerinin farkında olunması söz konusu olabilmektedir. Diğerlerini algılamada. Kişiler. Bu psikososyolojik çerçevelerin. Bu durumun tersinde ise. Duyumlar kodlanıp kısa dönemli hafızadan uzun dönemli hafızaya geçtiğinde. aşırı duyumsal yüklenme yaşanmaktadır. Bu süreç kategorileştirme olarak ifade edilmektedir. otomatik olarak varsayılmaktadır. söz konusu kişi ile o zamana kadar tanımış olduğu bazı kimseler arasında varsaydığı benzetme ve çağrışımlara dayandığının da göz önüne alınması gerekmektedir. bir yandan yaşadığı deneyimlerde yer almış kişiler arasında bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığı çok sayıda karşılaştırma ve kıyaslamalara. bir genç ‘üniversite öğrencileri’ kategorisine yerleştikten sonra. öte yandan da. diğerleri için artık belirli özellikleri olan bir kişidir. Örneğin. artık o kişiler hakkında bazı düşüncelere sahip olunmaya başlanmaktadır. fiziksel görüntü). psikolojik ve sosyolojik birtakım kavramsal çerçevelerin önceden var olduğu kabul edilebilmektedir. Örneğin. Gerçekte şüphesiz davranışı yapmanın nedeni değişmektedir. radyo açıkken öğretmenin söylediklerini duymak ya da öğretmen konuşurken radyoyu duymak zordur. Büyük miktarda dışarıdan gelen uyarım olduğunda. Aşırı derecede uyarıcı aynı zamanda ortaya çıktığında. eylemlerinde. o bireyin adeta zihinsel bir resmi çizilmektedir. bazen kimin yaptığına bakmaksızın bir davranışa belirli bir anlam verilmektedir. herhangi bir şeyle meşgul olmak zordur. birinin aksanının derhal fark ediliyor olmasına karşın. Kategorileştirme süreci. diğer kişinin yalnızca merkezi. Bütün bunlar kişinin ilk anda. Kişilerarasında iletişimin niteliğini etkileyen izlenim oluşturmayı şu alt başlıklar altında incelemek mümkündür: Stereotipleştirme Gündelik yaşamda kişilerin işlerinde. büründükleri rollerde ve statülerinde görüldüğü. Yani bireye herhangi bir kişilik özelliği atfedildiğinde. bir kez toplumsal ilişkiler içindeki kategorilere konulduktan sonra (meslek. kişinin çeşitli biçimlerde sosyal deneyimlerini etkileyebilmektedir. gerekse bireyin deneyimlerine ve sosyalleşmesine bağlı olduğu ortaya konmaktadır. Bu transfer boyunca. Genel anlamda zihinlerdeki ‘üniversite öğrencisi’ görüntüsü neyse. sol elle ya da sağ elle yazı yazması haftalarca gözden kaçırılabilmektedir. Dolayısıyla başkalarının algılanmasında. kişinin bir davranışı bir grubun niteliği olarak değerlendirmesini etkileyebilmektedir. giyim-kuşam. buna bağlı olarak da onların ilk önce toplumsal bir kimlikle algılandığı ortaya çıkmaktadır. olaylar ya da deneyimlerle birlikte depolanmaktadır. onunla bağlantılı başka kişilik özelliklerinin de o bireyde bulunduğu. o genç de artık o yönde bir belirlenmeye sahip olmakta ve onun bütün davranışları bu önyargıyla 24 . az miktarda duyum. Atfedilen bu özellikler birbiriyle bağlantılandırıldığında. Sosyal algılamada. duyumsal kısıtlamayı ortaya çıkarmaktadır. Örneğin. Kategorileştirme. her durumda gerek söz konusu toplumun kültürüne.gelebilmektedir. Kişinin belirli bir kişi üzerindeki değerlendirmesinin. Örneğin. duyumun benzersizliği kaybolmakta ve uzun dönemli hafızada önceden var olan diğer imajlara daha benzer duruma gelmektedir. sadece Sherlock Holmes’un yakalayabileceği. toplumsal statü. benzer faktörler. herhangi bir eylemine ilişkin toplumsal tanımıyla oluşturulan belirli bir kategori içerisinde algılanmasına yol açmaktadır. küçük detayları atlamak muhtemeldir.

algılanmaktadır. algıladığı bilgiyi sınıflama ve adlandırma ihtiyacı. Stereotipleştirmeden dolayı. konuşkan/sessiz. tek yanlılığını. İnsan zihninin. Kişilerin algılanmasında ortaya çıkan bu ‘normlar’. tüm değerlendirmelere temel oluşturmaktadır. çevresindeki ilişkilerin tümünü (nesnelere ya da öznelere yönelik) bu stereotipleştirme süreci içinde oluşturduğu görülmektedir. başkalarıyla ilgili inançları için diğer önemli bir kaynak oluşturmaktadır. kişilerarası ilişkileri belirleyen bir işlev üstlenmektedir. onun değerlendirilmesi için bir süzgeç oluşturmakta. İnsanları sınıflara ayırmanın. yaşam tarzı ve eylem içinde bulunan kişilerin. Böylece bütün öğretmenler. yaşlı-genç. Kadın-erkek. kişinin ve karşısındakinin o andaki durumu ve çıkarı. İnsanları bölümlere ayırmak (zenci/beyaz. erkek/kadın. Bununla birlikte. ben merkezciliğini ve zayıflığını belirten bir nitelemedir. Genellikle bir grubu tanımlamak için kullanılan özelliklerin. ortak bir kültürel özellik. bütün öğrenciler. bütün kadınlar gibi göndermelerle kişiler stereotipleştirilmekte. grubun pek çok üyesiyle önemli ölçüde iletişimde bulunduktan sonra da oluşturulabilmektedir. asker-sivil gibi kalıplar bunun örnekleridir. Türk-yabancı. bireylerin tüm kategoriler için kişilik özellikleriyle ilgili sonuçlar çıkarılmaktadır. medya ve arkadaşlar gibi dolaylı kaynaklardan gelmektedir. Genellikle toplumsal açıdan olumsuz değerlendirmeleri içermektedir. önyargılı değerlendirme yoluyla kişileri belirli bazı kümeler içine yerleştirerek görmektedir. zenci-beyaz. aileler. Genellemeler bireysel farklılıkları algılamaya engel olabileceği için. bu özellikler hakkında daha önce yaşanan deneyimlerle oluşan değer yargıları. bir ölçüde kişinin karmaşık dünyaya bakış açısını kolaylaştırmada ve dünyayı anlamada ilk adımı oluşturmaktadır. o anda gözlenen bireyin gerçek durumu ne olursa olsun. “Tektipleştirme ya da stereotipleştirme. önyargılara yol açarak kişilerarası iletişimi etkilemekte ve büyük ölçüde iletişimsizliğin yaşanmasına neden olmaktadır. bütün memurlar. Stereotipleştirme. Kişinin belirli bir gruba yerleştirdiği kişilerin tipik örneğiyle doğrudan deneyimi. bu süzgeç içinde. karşılaşılan her üye için gerçekten doğru olup olmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. eylemin niteliği ve bütün bir toplumsal yapı bulunmaktadır. Algılama sürecinde çoğu kez toplumsal olarak oluşturulan normların süzgeci içinde belirlenen bir işlemdir. Bütün bir kategori. yaşlı/genç). Kişinin belirli özellikleri belirli kategorilerle ilişkilendiren inançları. doğal olarak bu bilginin genellenmesine ve basitleştirilmesine neden olmaktadır. Bu tür sonuçlar çoğunlukla yalnızca sınırlı düzeydeki ilişkiden sonra gelişmektedir. Onların birkaçıyla ilişki kurduktan sonra. toplumsal olarak belirli özelliklere sahip kişilerin yerleştirildiği kategoriler. onları algılama ve onlara karşı davranış biçimlerinde son derece önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Sosyal psikoloji kavramı olarak da. daha sonra tek tek bireyler halinde de görülse. tektipleştirme sürecindeki yargılar. 25 . bu ortak özelliklerin kişilerin kafasında uyandırdığı çağrışımlarla birleştirerek oluşturduğu imgeler aracılığıyla algılanması olarak ifade edilmektedir”. muhtemelen bir ilişkiyi oluşturmanın bile mümkün olmadığı ifade edilmektedir. İnsanların bu biçimde sınıflanarak genel kategorilere oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar stereotip olarak adlandırılmaktadır. Kişinin önyargısız davrandığını düşünmesine karşın. Bu tür ortaklaşa özelliklere sahip olan kişiler. Bu tür hükümler ilişkilere zarar verebilmektedir. bireysel değerlendirmenin ve toplumsal ilişkilerin zenginliği ve çeşitliliği yerine. belirli algı kategorileri içinde görülmeye başlanmaktadır.

tek gerçeklik olarak algıladığı görülmektedir. Kendi bakış açılarına son derece sadık olan bu kişiler. karşılaşılan durumun. haklı olmanın. İletişim sürecinde anlamayı engelleyen çeşitli nedenler söz konusu olmaktadır. meselenin kendi istediği şekilde çözülmesi için uğraşmaktadır. egoları. Herkes. Kişi konuşma sırasında kendisini haklı olmanın ve kazanmanın cazibesine kaptırmakta. karşısındaki kişinin kendisini nasıl değerlendirebileceğini bilmeden başkalarını anlayabilmesi olası değildir. insanların. Diğerlerinin duygularını ve düşüncelerini kontrol etme ve yargılamaya çalışmaktan vazgeçmenin. bu noktadan sonra onun için. birbirlerine zevk ve değer verebilme. konuşulan konuyla ilgili farklı düşüncelerin her birinin oturdukları mantıkların kendi içlerinde tutarlı oldukları varsayımını ve düşüncelerin birbirlerinden farklılıklarını temel almaktadır.Anlama Sürecini Olumsuz Etkileyen Nedenler İnsanları anlamanın söze döktükleri kelimelerin ötesine geçebilmek ve satır aralarını yorumlamak olarak değerlendirildiği görülmektedir. birbirlerinden bir şeyler öğrenip. kişinin kendi gerçeğini. Diğerleri. kendi mantıklarının doğru olduğunu düşündükleri söylenebilmektedir. İnsanların düşüncelerini değiştirmeye çalışmak. genelde yaptıklarının tersidir. anlamaktan çok görüşlerinin diğerlerince anlaşılması ve kabul edilmesi için çaba harcamaktadır. Bunları şöyle ifade etmek mümkündür: Açı Sadakati Ve Ben Bilirimcilik Karşıdaki kişiyi anlamayı olumsuz etkileyen. artık konuşmanın niteliği ve kişinin karşısındakinden bir şeyler öğrenebilme şansının bile önemini yitirdiği. olayları başkalarının kişinin kendi açısından görmeleri gerektiği inancını taşıması. kendi bakış açısını dayatıp. haklı olmak. Bu noktada öncelikle kişinin kendini tanıması. Kişinin düşünceleri. ne olursa olsun. Bu durumda kazanmanın. Kişinin kendisini anlamadan. İnsanların. Kişinin meseleyi çözmenin. Öyle ki. karşısındakini pes ettirmeyi düşünerek. çoğu zaman nesnelere davrandığı gibi davrandığı ve böylece çeşitli sosyal ortamlarda iletişimsizliğin yoğun olarak yaşandığı görülmektedir. gerçekleri kendi önyargılarını doğrulayacak şekilde yorumlamayı tercih ettikleri görülmektedir. o kişinin düşüncesini kabul etmek için kendi düşüncelerini bir tarafa bırakmak zorundadırlar. İletişim sürecinin dinlemeden sonraki aşamasını oluşturan anlama. gerçekliği nasıl algıladığının bir aynasıdır. arzuları ve başka duygularıyla birlikte. birdenbire bir yarış ve çatışmaya dönüştüğü ortaya çıkmaktadır. önyargıları. bir meseleyi çözmenin en güç yollarından biri olarak değerlendirilmektedir. ilişkilerini derinleştirme şansı tanırken. kendisinin haklı olduğuna inanmakta. kişilerin. artık ilişkinin niteliğinden çok daha fazla önem kazandığı gözlenmektedir. onların doğrularını görüp 26 . kişilere. insanların görüş ayrılıkları karşısında nasıl davrandıklarını açıklamaktadır. içsel iletişiminin sağlıklı olmasının başkalarının dünyalarını anlamlandırmada son derece önemli olduğu görülmektedir. Açı sadakati ve ben bilirimcilik. hatta. “kişinin tümüyle kendi iç iletilerinin mantıksal döngüsü içinde kalması ve bu döngüyü bir kale gibi savunması” olarak değerlendirilmektedir. Bu. dolayısıyla iletişimsizliğe neden olan açı sadakatinde. Çoğunlukla. Günlük yaşamda da bu doğrultuda kişilerin birbirlerine bazen. karşısındakinin ne hissettiğinden çok daha önemli hale gelmektedir. yanıldıklarını itiraf etmektense. korkuları. ardından.

Dolayısıyla karşıdaki kişiyi yargılayıcı. Ahlak Dersi Verme Söylenenler karşısında ahlak dersi içeren yanıtlar oluşturulması sonucunda iletişim süreci. Bu durum. Ama başkalarını bu şekilde kuralcı yöntemlerle değerlendirmek ve onlara önyargılarla yaklaşmak. Çözüm Önerme Günlük yaşamda kişilerin yaşadıklarını. Bu şekilde karşıdakinin fikirlerini ve hareketlerini kendi referanslarına göre sınıflandırmaktadır. yanlış. garip. Öğüt Verme. Buna bağlı olarak bu tür mesajları alan kişiler. Anlaşılma isteği duyan kişinin. birtakım öğütlerle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. adil. kişinin yetersizlik duyguları yaşamasına neden olmaktadır. doğruların ve yanlışların karşı karşıya geldiği. sorunlar karşısında sıklıkla çözüm isteyen bir bağımlılık yarattığı ya da kendi bakış açısına bağlanarak direnme oluşturduğu ifade edilmektedir. vs.Harvey. kullanılan dil ile şiddet arasındaki ilişkiyi araştırırken. suçlayıcı ve eleştiren bir nitelik taşıyan mesajların kısa ve uzun vadede iletişimsizliğin yaşanmasına neden olduğu belirtilmektedir. En iyi sonucu insanları savunmaya itmesi. Yargılama. 27 . duygu ve düşüncelerini aktarma amaçlarının farklı nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. İnsanları ‘iyi’ ya da ‘kötü’ diye ayıran ve kötülerin cezalandırılmayı hak ettiğine inanan kültürlere oranla. kişiyi sorun çözme becerisinden yoksun. karşı tarafın anlatılanlara ilişkin getirdiği çözüm önerileri ve verdiği öğütler. doğru. davranışlarına belli sınırlamalar getirerek olması ya da olmaması gerekenleri vurgulamaktadır.J. Suçlama. aciz bir duruma getirmektedir. dünyadaki bir çok ülkenin edebiyatından rasgele örnekler almış. zorunluluk ya da suçluluk duyguları yaşamasına yol açmaktadır. karşısındakinin hatalarını ortaya koymakta.kabullenmeyi öğrenmenin sevgi ve huzur dolu bir dünyaya kavuşabilmek için çok önemli bir adım olduğu vurgulanmaktadır Tüm bunların ışığında kendi bakış açılarına son derece sadık olan kişilerin karşılarındakilere şu tür geribildirimlerde bulundukları söylenebilmektedir: Mantığa Bürünme Kişinin karşısındakini dinledikten sonra mantığa bürünerek geribildirimde bulunması. “Hiç kimse eleştiriyi sevmez. Aktarılan böyle bir mesaj. Bulguları. Buna bağlı olarak etkili dinlemenin gerçekleşmediği ve iletişimde kopuklukların yaşandığı görülmektedir. Birini dinlerken kişinin verdiği ilk tepki. Başkalarını anlamanın kişinin kendi değer yargılarını ve kişisel inançlarını bir kenara koyduğunda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. kişide yine kendi bakış açısını savunucu tutumlar yaratmakta. Kişi. Eleştirme Colorado Üniversitesi’nden O. bu tür kelimelerin kullanım sıklığı ile şiddete başvurma arasında yüksek bir korelasyon olduğunu göstermektedir. en kötüsü de saldırıya sebep olmasıdır”. insanları sınıflandıran ve yargılayan kelimelerin sıklığını bir çizelgeye dökmüştür. iletişimsizliğin ağırlığını hissettirmesine neden olmaktadır. karşıdaki kişide savunucu tutumların harekete geçmesine. karşı tarafın kendisini anlamasını beklerken. insanların ihtiyaçlarını ön planda tutan kültürlerde çok daha az şiddet kullanılması şaşırtıcı değildir. Bu durumun da kişide. son derece derin tartışmaların yaşandığı bir iletişimsizlik ortamına dönüşebilmektedir. derhal yapılan içsel bir değerlendirme olma eğilimindedir: Söyledikleri normal. güzel. yetersizlik ve karşı koyma duygularını yoğun bir biçimde yaşamaktadır.

dinlemek. bir ortamda karşılaştığı diğer tanıdığı kişiyi görmemesine bağlı olarak o kişi tarafından ‘benimle konuşmak istemiyor’ zihin okuması yapılmasıdır. hissettiklerine ve yapıp yapmayacağı şeylere dair sonuçlar çıkartmaktır. Zihin okuma. Bu konuyla ilgili günlük yaşamda sıklıkla gözlemlenen bir örnek. kişileri. sonuçlara ulaşması da irrasyonel bir düşünce biçimini oluşturmakta ve bu durum da iletişim kopukluklarına neden olmaktadır. Sağlıklı bir iletişim ortamının oluşturulması. kimin ne düşündüğünü. Kişinin karşısındakilerin kendisi gibi hissedecekleri inancıyla düşünerek ya da sezgi ile karşıdaki kişinin bir hareketini anlamlandırıp düşündüklerine. Eğer. Belirli bir konu ya da olayla ilgili farklı bakış açıları ve farklı görüşler ifade edilmekte. tamamen bir kişilik savaşı yaşanmaktadır. bir kişilik savaşının ortasında bırakmaktadır. Kişileştirme İletişim sürecinde anlamayı engelleyen etkenlerden birini oluşturan kişileştirme. belli belirsiz tahminden. Karşıdaki kişinin. kişilik değerlendirmelerinden arındırılmış. Başkalarını yeterince dikkatli gözlemleme. karşılıklı ‘ben’lerin savaş ya da yarış halinde olmadığı. Zihin okuyucular iyi senaristtirler. Bir zihin okuyucu sezgiden. Kişinin ifade ettiklerine. gelen mesajın ana noktalarını özümseyebilmek olduğu görülmektedir. dolayısıyla her şeyden önce bu farklı görüşlerin anlaşılması esas amacı oluşturmakta. iletişim sürecinde kişilerin birbirlerine bilinçli olarak kişilikleriyle ilgili değerler ilettikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. tanı koydukları gözlemlenmektedir. kişinin gelen mesajı anlamlandırma sürecinde kişiliğine yönelik bir anlam arama çabasını ortaya koymaktadır. Konuşma sırasında karşıdakinin kişiliğiyle ilgili varılan yargıların yansıtılması. Ancak iletişimsizlik sorununun yaşanmaması için burada önemli olanın. Bununla birlikte. anlamak ve hissetmek yerine. yapmayacağını kafalarında karara bağlamaktadır. karşısındaki tarafından tanı konulması. sürekli olarak başkalarının sözlü ya da sözsüz davranışlarına bakarak tartıp biçmek ve tahmin etmeyi içermektedir. ne hissettiğini. kişinin karşı saldırıya geçmesine ve karşılıklı kişilik yakıştırmalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. kafası çeşitli düşüncelerle dolu birinin. Zihin Okuma Zihin okuma yansıtma olarak tanımlanan bir süreçtir. kendisine inanılmadığı ya da iletişimsizliği ortaya çıkaran en önemli nedenlerden birini oluşturan yanlış anlaşıldığı duygularını yaşamasıyla sonuçlanmaktadır. olayların nedenleriyle ilgili birtakım teşhislerde bulundukları. sahip olunduğu varsayılan ben değerini. herkesin kendisi gibi 28 . buna karşın farklı bakış açılarının aktarıldığı ve kıyaslandığı bir düzenin sağlanmasıyla mümkün hale gelmektedir. ancak burada kendisine yöneltilen mesajı kişileştirmek. Buna bağlı olarak iletişimde bir anlamda kişiliksiz davranabilmenin önemi belirtilmektedir. kişinin önyargı ve kendi öğretileriyle yola çıkarak kararlar alması. Böylece tartışılan konu bir kenara bırakılmakta.Tanı Koyma Bazı kişilerin iletişim kurdukları diğer kişilere bir anlamda psikologca bir tavırla yaklaşarak. bazı alışkanlıklar ve özellikler konusunda önyargılıysa. bir iki geçmiş deneyimden kaynaklanan varsayımlar üzerine koca bir senaryo oluşturabilmektedir. kişilikle ilgili değerlendirmelerin göz önüne alınmayıp. mesajının özünde ne aktarmaya çalıştığı üzerinde odaklanılması gerekmektedir. Ufacık bir hareketten yola çıkarak. ne yapacağını.

Özellikle meli. Bu kişilerin konuşmalarında. Zihin okuyuculuk. bunların başkaları için geçerli olup olmadığını test etmeye gerek duymamaktır. olaylara ve insanlara karşı ya hep ya hiç tarzı yaklaşma. iletişim kopukluklarının gündeme gelmesine zemin hazırlayan belirli düşünce biçimlerini açığa vurmaktadır. hiç kimse. kesinlikle' kelimelerini yaygın bir biçimde kullandıkları görülmektedir. İletişim sürecinde görünenleri bir tarafa bırakarak. keşkeci düşünme. hızlı bir tempoda çalışma isteğini. ancak şu an yaptığı işi biraz daha hızlı tamamlamasını rica ettiği düşünüldüğünde. Aşırı genellemede bir özellik. İlişkilerin sonucunu belirleyenin. malı’lı konuşan. Çalışan. ayrıntısına veya parçasına takılarak. filtreleme içinde göz ardı etmektedir. o ilişkiden sorumlu olduğunu göstermekte ve ilişkinin oluşmasındaki etkilerinin önemini vurgulamaktadır. daima. Çünkü patron çalışanından şikayet etmemiş. belirli bir bütünü. bireysel değerini küçültücü bir eylem olarak yorumlayıp filtrelediğinden. bireyi. genelde yaptığı işten memnun olduğunu. performans ya da davranış hakkında verilecek hüküm -bütünün diğer niteliklerini görmeden. patronunun bir gün. her zaman. hiç etkisi olmadığı halde olaylardan kendisini sorumlu tutma ya da üzerine alınma bu kalıplaşmış düşünceler arasında yer almaktadır. Böylece bu örnekteki kişi patronun. Filtreleme Filtreleme. 'sık sık. en dikkat çekici özelliklerinin olasılıklı düşünme alışkanlığından yoksun olmaları olduğu ortaya çıkmaktadır. bu olayda toptancı bir benlik anlayışına sahip olarak hareket etmekte ve patronun kendisini yavaş bir personel olarak gördüğünü ve ben değerini yitirdiğini düşünüp kendisini çökertmektedir. kendi tercihlerini tek doğruymuş gibi sunan ve birtakım kutuplaşmış düşüncelere ve kalıp yargılara sahip olan kişilerin. ilişki sürecinde yer alan her kişinin. Aşırı genellemelerde bulunma. olayı.düşündüğünü sanmaktadır. patronun kendisini ‘yavaş’ olarak gördüğü anlamını verdiği gözlenmektedir.bütün hakkında bir hüküm olarak kabul edilmektedir. Bu şekilde bütünün tek bir parçasını alıp değerlendirme yapmak bütünü görmeyi engellemekte ve körlük meydana getirmektedir. bir bütüne bakıp. Dolayısıyla bu durum. İletişimsizliği Ortaya Çıkaran Gerçekçi Olmayan İrrasyonel Düşünce Biçimleri İnsan ilişkilerinin herhangi bir zaman diliminde yaşanan mutluluk düzeyi ya da gerginlik ve ortaya çıkan sonuçlar rastlantısal olmamaktadır. sahip olduğu kuralların asla değişmeyeceğini düşünme. sadece 'işi hızlı yapmasını' istemiştir. asla. tarafların yapılmış ve yapılmamış davranışları olduğu ifade edilmektedir. onun bir veya birkaç öğesine. Aşırı genellemede tek bir özellik. başkalarının fikirlerini değiştirme gayreti içinde olma. olayın bütünü gözler önünde değilken bile. Aşırı Genelleme Filtrelemede. Filtrelemede temel aksaklık. o bütün hakkında bir değer biçilmesine karşın. 29 . toptancı benlik anlayışının en dolaysız ifadesi olarak değerlendirilmektedir. herkes. diğer öğeleri ya saf dışı ederek ya da onlara seçici bir körlük geliştirerek değerlendirmesindedir. patronunun işine yönelttiği övgüyü. bazı yargılara çok çabuk varıp. bütünün tamamını oluşturmaktadır. filtrelemenin tam tersi olan bu düşünce biçiminde. görünmeyen olasılıklara ya da belirsizliklere odaklanmak. o kişinin bu yaklaşıma. Sözgelimi eleştirilere duyarlı bir çalışana. bir tek öğeye dayalı olarak. tek bir özellik veya öğeden bir bütüne genelleme yapılması söz konusu olmaktadır.

otomatik olarak bu etiketler devreye girmektedir. birisinin bir eksiği veya hatası yüzüne vurulduğunda. ‘Ayşe’nin yüzüne bakılmaz’. ‘Engin değerli bir insandır’. aşırı genelleme örnekleridir. bu etiketleri hem kendine hem de başkalarına rahatlıkla uygulayabildiği görülmektedir. Kişinin toptancı benlik anlayışını geliştirmesi durumunda. Etiketleme Kişilerin toplumdaki ilişkileri incelendiğinde. asılsızlığı hatta tam tersinin ispat edilmesine karşılık kolaylıkla değiştirilmesi mümkün olmamaktadır. beş sınava girmiş 30 . iki akşam eve geç gelen eşine 'Zaten hep geç gelirsin' genellemesi ile 'Sorumsuzun birisin' etiketlemesi gibi. bunun kişiyi ondan bir basamak yukarıya çıkarttığına inanılmaktadır. başkalarının belirli davranış ve sözlerinden hareketle onlar hakkında aşırı genellemelerde bulunulmaktadır. toptancı etiketlerdir. İşte önyargı. kişinin yaşama objektif gözlerle bakabilmesini engelleyen en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilmektedir. ‘Uğur işe yaramaz’. başarılı bir konuşma yapmıştır. bu değerlendirme ve etiketleme işleminin bir kez. Yine bu anlayış doğrultusunda. belirli bir zamanda yapılmış olması önemli olmaktadır.Kişinin bir arkadaşının kendisiyle sinemaya gelmemesi durumunda 'Beni sevmiyor' diye düşünmesi. iletişimsizliklerin. kişiyi aptal gibi gösterdiği ve hatanın gizlenmesi gerektiğine inanılmaktadır. bir önyargıyı yok etmenin atomu parçalamaktan daha zor olduğunu belirterek. başkalarının yöneltebilecekleri aşırı genellemelerden kaçınılması gerekmektedir. aşırı genelleme yoluyla çok sayıda etiketlemeler yapıldığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. çatışmaların. Ali bey başarılı bir konuşmacıdır. Dünyanın pek çok yerinde yaşanan kaosun. kişinin bir olayda hata yapan birini ya da kendisini hemen aşırı genellemeden yola çıkarak etiketlemesi olarak değerlendirilmektedir. Ali bey. Değerlendirmenin yanlışlığı. çünkü gözü. herkesin birbiri için kullandığı etiketlerin geldiği görülmektedir. İletişimsizliği gündeme getiren etiketleme. matematikte bir problemi çözemeyen bir çocuğa 'Sen aptalsın. hata yapmanın. Bu noktada kişi bencil. iletişimsizlik ortamı yaratan bu irrasyonel düşünce biçiminin bazı kişilerin. Bu konuda ünlü bilgin Einstein. Günlük yaşamda kişilerarası ilişkilerde. Önyargılar. kasıtlı ve olumsuz önyargılar olduğu söylenebilmektedir. Aynı şekilde bir kişi tek bir hata yaptığında ‘o kişi hep hatalı davranır' anlamlarının verilmesi. aşırı genelleme yapması demektir. Etiketlerin doğruluğu araştırılmamakta. onun bencil saldırgan veya kaba olduğuna. Oysa arkadaşı sinemaya gitmeyi sadece kendi nedenlerine bağlı olarak istememiştir. saldırgan veya kaba davranmışsa. diğerlerini görmez: Ayşe. Bu inancın mantığına göre. ‘Beceriksiz biriyim’ ifadeleri. Bir kişi ile ilgili bilgi istendiğinde veya kişinin kendi hafızasında o kişi hakkında bir değerlendirme yapmak gerektiğinde. kişilerarası ilişkilerde önyargıların ortadan kaldırılmasının bir anlamda imkansızlığı üzerinde odaklanılmaktadır. matematiğe kafan çalışmıyor'. Dar açılıdır. Örneğin. bir bütünün bazı parçalarını filtreler. bu bakış açısının bir diğer adı olarak ifade edilmektedir. Tüm bunların yanında. bir zayıflık işareti olduğu. hayatın bir döneminde. çözümsüzlüklerin arkasında yatan başlıca nedenlerden birinin gereksiz. yapılanın değeri. diğerlerinden daha iyi oldukları etiketlemesini yaptırdığı görülmektedir. kişilik değeri olarak görülmektedir. Bunları her insan ilişkisinde duymak olasıdır. Çünkü. en sık kullanılan değer yargılarının başında. çevrenin gözünden düşmeye neden olduğu. huzursuzlukların. Etiketlemede.

Kutuplaşmış Düşünce İnsan ilişkilerinin. yaşamı zihinlerde resmedildiği şekliyle sürdürme eğilimi ağırlık kazanmaktadır. İnsanoğlu doğası gereği. Başarısız davranıp. kişiliğin bir ölçümü olarak kabullenilmektedir. ya hiç’ gibi bir düşünce tarzıyla yaklaştıkları görülmektedir. Siyah beyazın ortasındaki griler yaşamlarında bulunmamaktadır. bundan dolayı da başkalarının sevgi ve takdirini kazanmış olması gibi yanılgılı bir inanışa mahkum edildiyse. kişinin kendisini ve diğer kişileri iyi ya da kötü. yaşadıkları ilişkilerde belirsizlik yaratabileceğini düşündükleri seçeneklerden mümkün olduğunca uzak durarak. bazılarında da başarısız olması doğaldır. yaşamlarında esnek davranmayı becerebilen kişilerle daha tutarlı ve işlevsel bir model oluşturduğu görülmektedir. Diğer kişiler tarafından nasıl algılandığı. Buna karşın iletişimsizliğin temel nedenlerinden birini oluşturan kutuplaşmış düşüncelere sahip olmada. kimlere güven duyup duyamayacağı. kimlerce sevilip sevilmediği. Kişinin bazı alanlarda iyi. olaylara ‘ya hep. sevilen ve takdir edilen birisi’ olmaya yönelecektir. Davranış esnekliğinden yoksun olan böyle bir iletişim. Bu örneklerin dışında etiketlemede olguyla inancı ya da sanıyı karıştıran bir dil ortaya çıkmakta. yaşamına belirli bir anlam kazandırma eğilimi duymaktadır.ve başarılı olmuştur. Buna bağlı olarak kişilerin. Kişinin başarılı davranıp başarılı birisi olarak. Bu tür kişilerin çevreleriyle kurdukları iletişimde çok daha uyumlu ve rahat davrandıkları ortaya çıkmaktadır. tüm çabası. iletişim sürecindeki olaylarla ilgili değerlendirmelerin farklı farklı olması beklenmektedir. sevilmeyen birisi’ olmamaya yöneldiği gözlenmektedir. Sorulan bu sorulara anlamlı yanıtlar bulabilme çabası yaşam boyu sürmektedir. aptal ya da akıllı gibi tamamen iki ayrı uçta ve kutupta kabul etmesi söz konusudur. kırıcı diyaloglarla sonuçlanabilmektedir. irrasyonel düşünce biçimi olarak nitelendirilmektedir. sahip oldukları kutuplaşmış düşüncelerle yaşamı biraz daha belirgin hale getirme çabası içinde oldukları görülmektedir. Böylece yaşama bakış açıları farklılaşarak. iş yaşamındaki geleceği gibi belirsizlik taşıyan pek çok konuyla meşgul olmaktadır. insanlar başarılı ve başarısız olarak iki kutup arasında gidip gelmektedir. bu süreci önemli ölçüde zarara uğratan kutuplaşmış düşüncelere sahip kişilerle iletişimde sorunlarla karşılaşıldığı gözlemlenmektedir. belirli bir konuda kazanılmış yetenek ya da bilginin belirli bir zaman kesiti içinde alınan ölçümü. olayları farklı açılardan ve olasılıklı düşünme tarzları yerine. İşte bu kutuplar arası yolculuğun faturası da kaygıdır. Buna paralel olarak. sonuncusunda başarısız olmuştur ve bir tek bunu filtreleyip kendini başarısız ilan etmiştir. iletişim sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlayan. Bir işin kendilerinin gösterdiği şekilde yapılması ya da hiç yapılmaması. başarısız biri olduğu yanılgısına kendisini kaptırması durumunda ise. kendilerine karşı hiç hata yapılmaması gibi birtakım katı tutumlara sahip olmak. olaylara geniş açıdan bakabilmeyi engellemektedir. Bu düşünce biçiminin kullandığı dilde. bütün çabasının öbür kutup olan ‘başarısız. diğer kişilerin ya iyi ya da kötü olarak algılanması. başkalarının sevgi ve takdirini elde edeceğine inandığı ‘başarılı. Bununla birlikte bazı kişilerin. Zihinlerdeki bu 31 . Kişileri iki ayrı uç arasında değerlendirmeye tabi tutmak. Kişilerarası ilişkilerin çeşitlilik ve değişkenlik göstermesinden dolayı. takdir edilmeyen.

mükemmel olmalıyım (öğrenci. kişiler bir anlamda özel anayasalarını oluşturmakta ve onun doğrultusunda hareket etmektedirler. kendimi sevdirmeliyim. birbirine bağımlı olarak. olasılık. ‘-meli'lere. benimsemeli. başkalarını da bağlaması gereken yasalar olarak görmenin kişiye kazandırdığı becerinin. kişilerin düşünce yapılarında yasalara dönüştürülmektedir. dünyayı kendi eksenleri etrafında dönmeye zorlama yanlışına düştükleri görülmektedir. evlat. Bununla birlikte günlük yaşamda karşılaşılan olaylar. Buna bağlı olarak kişilerarası ilişkilerde. Olayların kişilerin kendi bakış açılarına göre olması gerektiği. Böylece gerçekte tüm renklerin varolduğu bir dünya. temelde pek çok seçeneği bulunan davranış ya da eğilimler. Kullanılan dilde dikkat etmeli. adil olmalıyım gibi çeşitli ifadelerden oluşan meli malı’larla davranmanın yaratıcılığı yok ettiği ve diğer kişilerin bireyin meli malı'larına uymadığında sert tartışmaların çıkabildiği gözlenmektedir. eş vs. benlik saygısını kaybedebilmektedir. hem avukatı. kişiler tarafından çoğu durumda bir zorunlulukmuş gibi algılanmakta. belirsizlikler ve olasılıklar karşısında belirli seçenekler karşısında kararlar vererek ilerleme becerisidir”. Bu düşünce mantığında. acele etmeliyim. Yorumlarımız. “Kuşkusuz yaşam. seçeneklilik yaşamsal bir olgu değildir. Sözgelimi insanların ne şimdi ne de başka bir zaman oksijensiz yaşamlarını sürdürebilmeleri mümkün değildir. Dürüst olmalıyım. Bunu tam anlamıyla başarabilmek için. kişileri dar kalıplara sokacak düşünce biçimlerinden uzak durmak. her şeyi önceden görebilmeliyim. yapmalı. ‘olamazlara’. hem de savcısı olarak 32 . farklı anlamlandırmaların olabilirliğinin çoğu durumda göz ardı edildiği ve bunun yerine kişilerarası iletişim sürecinde seçeneksizlik mantığına. sadece siyah ve beyazlardan oluşan bir görünüme sahip olmaktadır. bizim ‘zihinsel bahçemizde’ yer alan önemli olaylardır. olaylarla ilgili inanışlarımız. her şeyin bu sınırlar çerçevesinde değerlendirildiği ortaya çıkmaktadır. hem de başkaları için nerede ne yapılması ve yapılmaması gerektiği kuralların denetimindedir. ‘mümkün değillere’ kapanıp kalındığı. Dolayısıyla belli bir olayla ilgili farklı bakış açılarının. Hem kişi. ya da yere bir nesne atıldığı zaman yerçekiminden dolayı mutlaka düşmektedir. Bu aksak düşünce tarzının üzerine oturduğu mantığa göre belirsizlik. başka herhangi bir seçenek olmaksızın ortaya çıkmaktadır. Bireysel tercihleri. kişinin kendisinin ve başkalarının nasıl olacağının tanımlandığı görülmektedir. Temelde Tercih Olan Davranış Seçeneklerinin Düşüncelerde Yasalaştırılması Sosyal yaşamda karşı karşıya kalınan çeşitli olaylar. -malı'lara’.). hata yapmamalıyım. olaylara bakış açılarımız. -Meli -malı 'ların bireye aile ve toplum tarafından öğretildiği ifade edilmektedir. olayları. öfkelenmek olduğu dile getirilmektedir. Her şey açık bireysel yasalara bağlıdır. Kişi kendini. yerine getirmeli gibi -meli ve -malı’lardan oluşan ifadeler ağırlık kazanmaktadır. hep mutlu olmalıyım. Bunlar gerçekleşmediğinde kişi. Dolayısıyla tüm bu ve benzeri olayların başka şekillerde ortaya çıkması ya da farklı seçeneklerin olması gibi bir durum söz konusu olmamaktadır. kişilerarası ilişkilerde bir mahkeme söz konusu olmaktadır.varsayımsal belirginliği korumak üzere. bu mahkemenin hem yargıcı. bu durum da kişilerarasında iletişimsizlik sürecinin yaşanmasına neden olmaktadır. bunun dışında diğer seçeneklerin yanlış olduğu gibi inanışlara paralel olarak. ilişkileri tüm boyutlarıyla değerlendirip geniş açılarla düşünmek gerekmektedir. Bu düşünce yapısında her şeyin kanunlara bağlandığı. olaylara verdiğimiz anlamlar. durumları.

Bu yapıldığında anlamsız ve tuhaf gözüken davranışlar normal görünür ve anlaşılır hale gelir. bir adalet olduğu kadar bir doğruluk anıtı olarak da gördüğü ve kişilerarası ilişkilerde neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok iyi bildiği inancını taşıdığı gözlenmektedir. Empati insanlar arasında yakın ilişkilerin geliştirilebilmesi için anahtar bir role sahiptir. o kültürdeki insanların empati kurmaya en azından bir yakınlık taşıdıkları anlamına gelebilir. insanlar arasındaki dayanışmayı yükseltecektir. kendi benliğini ve kendi değerlerini bir yana bırakarak tüm çabası ile diğer insanı anlamaya çalışır. başkalarının bakış açılarına önem vermedikleri ortaya çıkmaktadır. EMPATİ KURMA İLE YARDIM ETME DAVRANIŞININ İLİŞKİSİ 33 . Bir kültürü anlayabilmek için ise o kültürün referanslarını kullanmak gerekir. dünya hakkındaki düşüncelerin ve davranışların doğruluğunun ispatı için çaba harcandığı görülmektedir. Empati kuran kişi. Toplumsal yaşam içerisinde insanların birbirlerine karşı geliştirecekleri empati. Bu mantıkla yaşayan kişinin kendini. sonuçta iletişimsizliğe yol açmaktadır. Empati insanların birbirlerine yaklaşmalarını ve dostluk geliştirmelerini olanaklı sağlar.görmektedir. empati kurduğunda sanki diğer kişi imiş gibi olayı yaşama eğilimindedir. Bu düşünce yapısına sahip kişilerin. Empati kuran kişi. Empatide Başarısızlık Bir insanın diğer insan ile kurduğu iletişimde "derinlik" boyutu iletişimin kalitesi açısından önem taşımaktadır. dünyayı tek renkli görüp diğer kişilerin de bu renge uygun davranmalarını bekleme gibi bir durum. Empatinin insan ilişkilerinde işlevsel bir yönü bulunmaktadır. dünyanın nasıl olması gerektiği ile ilgili belli şablonların olmasını da gerektirmektedir. Kişilerin yaşadıkları ilişkilerde farklılıkların ve seçeneklerin olduğu gerçeğini göz ardı eden. olaylara karşıdaki kişinin ayakkabılarını giyerek bakmanın gerektiğinin savunan bir deyiş bulunmaktadır. Böyle bir düşünce yapısına sahip olmak. İnsanların nasıl davranmaları gerektiği konusunda kesin yargılıdır. çünkü bu kişiliğe bir saygısızlık olarak yorumlanmakta veya hiçe sayma anlamında değerlendirilmektedir. kurulan iletişimin kalitesini arttıracak. bir insanın kendisini diğer insanın yerine koyması ve onun yaşantısını onun gözü ile girebilmeyi gerektiren bir yaklaşımı içerir. İletişimde ilişkilere derinlik veren ise "empati kurma becerisi"dir. Diğerlerinin bu doğrulara uymaması durumunda onlara karşı öfke yaşanmakta. çatışmaları azaltacak. istek ve içtenlik gerektiren bir davranıştır. Bir insanın davranışlarını anlayabilmek için o insanın perspektifinden olaylara bakmak gerekir. Empati kurmak yetenek. Empati. İngilizce'de empatiyi ifade etmek için. Kültürlerde bulunan bu tür motifler. Bireysel yasaların doğruluğunu ve dolayısıyla benlik değerini korumak amacıyla sürekli olarak görüşlerin.

psikologlara ve danışmanlara empati becerilerini arttırmak amacıyla empati eğitimi verilmektedir. Bu sonuç. Diğer insanlar tarafından anlaşılmak kişiyi rahatlatır ve kendisini daha rahat hissetmesini sağlar.Yapılan araştırmalara göre. İnsanlar kendileri ile empati kurulduğunda anlaşıldıklarını ve kendilerine önem verildiklerini hissederler. sosyal çalışmacılara (social workers). diğer insanlarla iyi geçinirler. öğretmenlere. sıkıntıdaki kişiyi rahatlatmak amacıyla ona yardım eder. Empati kurabilme yeteneğine sahip olan kişiler. Eğer empatik yardım davranışının temelinde iki güdü birlikte yer alıyorsa bunlardan birincisi kişinin ruh sağlığını korumaya ikincisi de toplumsal değerleri sürdürmeye yaradığı ifade edilebilir. psikiyatristlere. İkinci açıklama ise sıkıntıda bulunan kişi ile empati kurarak onun durumundan haberdar olan kişi. karşısındakinin durumunu anladığı için sıkıntı duyar ve bu sıkıntıyı gidermek yani kendini rahatlatmak için o kişiye yardımda bulunur. Empatinin kişiler arası iletişimi kolaylaştırdığı bilindiği için. Bu durumun nasıl gerçekleştiği konusunda başlıca iki kurumsal açıklama vardır. insanları birbirine yaklaştırma iletişimi kolaylaştırma özelliğine sahiptir. ticaret ile uğraşanlara. bu kişilere empati kuranlar. yardıma ihtiyacı olan kişilere. kurmayanlara oranla daha fazla yardımda bulunmaktadır. Örneğin hekimlere. 34 . Empati hemşire-hasta ilişkilerinde önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmalara göre empati kurma becerisi ile işbirliği arasında ilişki vardır. Yukarıdaki açıklamaların birincisine göre. satış elemanlarına. Empati kurmayan insanlar diğer insanların duygularına önem vermezler. yardım davranışının temelinde egoist bir güdü. Bunlardan birincisine göre. hekim adaylarına. empatik becerileri arttırmak amacıyla çeşitli meslek mensuplarına empati eğitimi verilmektedir. GÜNLÜK YAŞAMDA EMPATİNİN ÖNEMİ VE EMPATİ İLE İLGİİ DEĞİŞKENLER Terapi/ danışma ortamlarının yanı sıra günlük yaşamın hemen her kesiminde empatik anlayış. başkaları ile empati kuranların onlara yardım etme ihtimallerinin arttığını göstermektedir. yöneticilere. ikincisine göre ise diğergam bir güdü bulunmaktadır. diğergam bir davranışta bulunarak. sıkıntı içinde bulunan kişi ile empati kuran kişi.) Ayrıca empati geliştirmek agresif davranışların azalmasını sağlar. Yardım davranışının temelinde egoistik bir güdü mü yoksa diğergam bir güdü mü bulunduğu konusunu açıklığa kavuşturmak amacıyla çeşitli araştırmalar yapılmakta ve kuramsal düzeyde tartışmalar sürdürülmektedir. daha az kavga ederler ve daha fazla paylaşırlar. empati kuramayanlara göre arkadaşlık ilişkileri geliştirmede daha başarılı olurlar.

çocukları ihmal ve istismar etme ve saldırganlık ile empati kurma arasında negatif bir ilişki vardır. Empati kuran kişi karşısındaki insanı kendi düşüncelerine göre yargılamayı bir kenara bırakarak diğer insanın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışır. Empatiye ilişkin bu bilişsel bakış açısı rol alma. çocuklara kötü davranan ya da genelde saldırgan olan kişilerin. Herhangi bir olay. Empati kuran kişi karşısındaki kişiyi bir birey olarak görür ve onu bir bütün olarak kabul eder. tamamen diğerinin beklentilerini gerçekleştirmesi anlamına gelmemektedir. depresyon. diğer insanların duygu durumunu tanıma.Yapılan araştırmalara göre. sosyal biliş gibi başlıklar altında toplanan çok sayıdaki araştırmalarına dayanmaktadır. Empati kişinin kendi kişisel değerlerini bir kenara bırakarak. Diğerlerinin içsel yaşantılarını kişi kendi tutum ve eğilimleriyle karşılaştırarak anlamaktadır. Yine. bu gerçekliğe ilişkin kendi görüşlerinden vazgeçmeksizin anlama yetisi olarak tanımlanmaktadır. diğer insanların duygularını imgeleme yoluyla anlamak ve benzer duygusal tepkileri vermektir. Empati kişinin kendi perspektifinden çıkması ile başlar. kaygı. nasıl algıladıkları ve yorumladıklarını. topluma uyumlu ve sosyal duyarlılığı yüksek olan kişiler aynı zamanda empati kurma becerisine de sahiptirler. düşüncelerinin ve amaçlarının farkında olmadır. başkalarının gözüyle bakabilme yeteneğidir. kavram ya da durumla ilgili olarak kişinin kendisini başkalarının yerine koyup onlar gibi değerlendirilmesi. çevrelerindeki insanlarla empati kurma ihtimalleri düşüktür. diğer insanların duygularının. diğerlerinin içsel yaşantılarına ve kişiliklerine kişinin kendisini yansıttığı süreci ifade etmektedir. bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak. orada bir 35 . Yani diğer insanlara duygu ve düşüncelerini iyi ifade edebilen. Empati. o kişinin duygusal durumunu bilişsel olarak anlayabilmeye bağlı olduğu ifade edilmektedir. sosyal duyarlılık ve topluma uyum ile pozitif ilişkisi vardır. onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda empati tanımlamalarının iki grupta toplandığı görülmektedir. iletişimde bulunan kişinin söylediklerinin değerlendirmesini yapmadan sorununu ve neler hissettiğini anlamaya yönelik bir çabadır. Empati kuracak kişinin. Kişilerarası iletişimde empati. diğerlerinin nasıl davranacakları konusunda tahminde bulunabilmek için. İkinci grup tanımlamalarda ise empati. Empati ya da başka bir deyişle duygu sezisi psikolojik bir terim olarak insanın diğer insanların gerçekliğini. Empati. toplumsallaşma. Empati kuramamanın en temel iletişimsizlik nedenlerinden birini oluşturduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. Bunlardan birincisi. Bu iki anlayışın birbiri içine geçmiş durumda olduğu ve bir başkasının duygusal durumunu imgeleme yoluyla anlama becerisinin. Araştırmalara göre empatinin kendini açma. kendisini karşısındakinin yerine koyması. Yani kaygılı ve depresyon düzeyleri yüksek olanların muhtemelen ilgileri kendilerine yönelik olduğu için başka insanların iç dünyasına ilgi göstermeleri ihtimali düşüktür.

algılamayı. Empati yoksulluğu benmerkezli söylemin ön plana çıkmasıyla kendini göstermektedir. iletişimde bulunulan kişiye anlayışla ve özenle yaklaşmayı öngörmektedir. onları anlayamamaları için yeterli bir neden açığa çıkmaktadır. empatiyi. karşısındaki insanın içinde bulunduğu atmosferde düşünen ve o atmosferi bütün ayrıntılarıyla hissetmeye çalışan kişi. Dolayısıyla karşıdaki kişiyi ve onun dış çevreyi nasıl algıladığını anlayabilmek için dinlemek büyük önem taşımaktadır. İnsanların. onu kabul etmeyi. o anki duygu ve tutumlarını. Kişi. DİNLEME BECERİLERİ İçinde diğer kişiye karşı saygıyı. Geçmiş çağlardan farklı olarak. sağlıklı bir iletişim sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir. popüler kültür ve yaşam biçimi açısından hızlı dönüşüm ve değişimlere tanıklık ettiği söylenebilmektedir. çağdaşlarıyla aralarındaki sorunların çoğu. kendi dünyalarından bakmaları sonucunda. bir başka dünyada yaşamaktadır. Bir bakıma. kendilerini diğer insanların yerine koyamamaktan. Dinleme davranışının karşıdaki kişiye kabul edildiğini gösteren temel bir davranış olarak nitelendirildiği görülmekte. dünyaya kendi bakış açısıyla baktığı görülmektedir. Teknolojinin. başkalarının yaşadıklarına ve diğer insanlarla ilgili durumlara hep kendi bulunduğu noktadan baktığında bütün durumları ve gelişmeleri kendi deneyimlerine ve ölçütlerine göre değerlendirmekte. ayrıntıların farkına varmayı barındıran etkin dinleme. ulaşım. 36 . Empati.müddet kalıp olaylara onun bakış açısıyla bakması gerekmektedir. bir başka insanı anlamanın en kolay yolunun. Bu da zamanla anlaşmayı ve barışı olanaksız hale getirmektedir. öznelliği oluşturan anlam ve yaşantılar dönüşüme uğramaktadır. İnsanın en kolay anlayabileceği kişinin kendisi olduğunun ifade edilmesine bağlı olarak. diğer insanların yaşadıklarına hep kendi bulundukları noktalardan. gelecek için umutlarını ve beklentilerini daha iyi anlayacak ortamın yaratılmış olduğu ifade edilmektedir. insanların duygu dünyaları üzerinde bile egemenlik kurduğu modern çağların insanlarının. sürekli kendi çıkarlarını ön planda tutarak düşünmekte ve davranmaktadır. diğer insanların içinde yaşadığı dünyalara yine onların gözüyle bakmayı öğrenmedikçe evrensel barışın da hep bir ütopya olarak kalacağı ifade edilmektedir. kendini onun yerine koymak olduğu ortaya çıkmaktadır. sonra da o insanın duygularını ve sorunlarını anlayabilme imkanını elde etmiş olmaktadır. Tüm bunların sonucunda çevresel etkenlerin dışında. Her insanın. onların içinde bulunduğu atmosferi anlayamamaktan kaynaklanmaktadır. kitle iletişimi. önce diğer insanın içinde bulunduğu psikolojik ortamı. teknoloji. Çağımızın ekonomi. algıladıklarını yansıtarak sınamayı. baktığı yerde de büyük ölçüde kendi dünyasındaki görüntüleri görmektedir. dinlemenin iletişimin yeterliliğini arttırdığı ve iletişimin başkalarının ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirilebilmesini sağladığı ortaya çıkmaktadır. Kendisini. ona değer vermeyi. İnsanların. sıralanan kişisel nedenlerin pek çok problemin ana kaynağını oluşturan iletişimsizliğin yoğun olarak yaşanmasında belirleyici olduğu görülmektedir. Empatiye dayalı bir iletişimin kurulması durumunda kişilerin güdülenimlerini ve geçmiş deneyimlerini. Kişinin bu anlamda duygu-sezisel yetilerini arttırması başarılı iletişimci olmanın ön koşullarından biri olarak değerlendirilmektedir. Çünkü karşıdaki kişi bir başka noktada durmakta.

Buna bağlı olarak kişiler arasında sağlıklı bir iletişim sürecinin değil. kişiler arasında iletişim sürecinin başlamasında ön plana çıkmaktadır. Bazı kişilerin görsel kanalla algılama yapmaya daha yatkın oldukları gözlemlenirken. işlevlerini sağlıklı bir biçimde sürdürebilmek için. İfade edilen tüm bu etkenlerin yan uyarıcı konumunda kalmaları. değiştirmekte ve böylece seçici algılama süreci ortaya çıkmaktadır. bazılarının da kinestetik (dokunsal) kanalla algılama yapma konusunda çok daha baskın olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. İletişim becerileri arasında oldukça önemli bir konumda bulunan dinleme becerisi. bazılarının işitsel. Beynin seçici algılama özelliğine bağlı olarak.İletişim sürecinde etkin dinlemenin taşıdığı büyük öneme karşın. dokunma. Buna bağlı olarak kişilerin. tad alma ve koklama) algılaması gerekmektedir. kişilerin bulundukları ortamdaki dışarıdan gelen trafik gürültüsü. çevreden gelen uyarıcıları beş temel duyusuyla (duyma. birbirlerinin karşılıklı olarak ortaya koydukları mesajlara yönelik olmak durumundadır. görme. karşılıklı sıraya geçerek monologları ortaya koyma sürecine dönüşmektedir. gelen uyarıcılardan bazılarını elemekte. buna bağlı olarak konuşulan kişinin söyledikleri yan uyarıcı durumuna geçmekte. bir başka deyişle karşıdaki kişi geri plana atılıp. hangi bilgilerin önemli ya da öncelikli olup olmadığı ölçütüne göre yapılmaktadır. geri planda. televizyon ya da radyonun sesi gibi çok çeşitli uyarıcılar. bir anlamda sahne gerisinde sadece belli belirsiz bir görüntü ya da uğultu olarak algılanmaktadır. yalnızca bir uğultu olarak duyulabilmektedir. İletişimi başlatan süreç olan dinleme olayının gerçekleşebilmesi için öncelikle beynin. “Dinlemek ve sonra fikirler arasında seçim yapmayı bilmek. kendi görüş ve düşüncelerini ön plana alarak bu sürece 37 . Kişilerin bir araya gelerek birbirlerini etkili bir biçimde dinleme ve anlamaya odaklanmadıkları zaman. Böyle olmadığı takdirde. DİNLEMENİN ÖNEMİ Konfüçyüs’ün bir sözü dinlemenin önemini gözler önüne sermektedir. İki kişinin karşılıklı konuştuğu bir iletişim sürecinde. İletişim sürecinde tüm uyarıcıların geri plana atılarak karşıdaki kişiye ve onun söylediklerine odaklanılması ve tüm enerjinin gelen mesaja yöneltilmesi son derece önem taşımaktadır. içinde bulunulan durum ve koşullarda. Bu durumun sonucu olarak da. işte bu Bilginin ilk adımıdıri. insan sesleri. beyin mesajı sadece bir uğultu ya da flulaşmış bir görüntü olarak algılamaktadır. yaşanması gereken diyalog süreci. iletişimin verimli ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için temel koşuldur. Beynin aşırı zorlanmasını engelleyen bu değerlendirme. Çünkü bu iki kişinin tüm algılaması. Ancak insan beyni o kadar çok uyarıcıyla karşı karşıya kalmaktadır ki. kişiler arasında hissedilir bir iletişimsizlik sorunu yaşanmaktadır. iletişim sürecinde daha baskın olan duyu kanallarını kullandıkları görülmektedir. pek çok uyarıcı yan uyarıcı olarak değerlendirilmektedir. Her kişi olayı ya da durumu kendi açısından ifade ederek. iletişimsizliğin yaşandığı gözlenmektedir. Bunun aksi durumunda. gözler televizyon ekranına çevrildiğinde ya da dışarıdaki kalabalığın gürültüsüne kulak verildiğinde. genel anlamda değerlendirildiğinde kişilerin başkalarını çeşitli kişisel ve çevresel nedenlere bağlı olarak dinlemedikleri ya da yüzeysel dinledikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. Oluşturulan mesajlar da aynı şekilde karşı tarafa bu duyular yardımıyla gönderilmektedir.

Sessiz bir yapıya sahip olmanın otomatikman. Günümüzde hemen herkesin yaşadığı sorunların özünü oluşturan iletişimsizliğin temelinde. Düşünce yapısı. Etkili iletişimde konuşan ve dinleyenden hangisinin daha fazla sorumluluğu olduğu konusunu aydınlatmaya çalışan bir araştırmada. bir anlamda “sağırlar diyaloğunun” yaşandığı gözlemlenmektedir. İyi dinleyicilerin. çevreyle kurulan iletişime gölge düşürerek . bir başka deyişle kişiiçi iletişim. Konuşmacının ifade edeceği çok değerli şeyler olmasına karşın. kendi iç dünyasında ürettiği bilişsel uyarıcıları da algılaması söz konusu olmaktadır. karşısındakiyle zayıf iletişim kurması.katılmaktadır. çevreyle kurulan ilişkilerin temelini oluşturmaktadır. etkinliğini azaltması ve silmesi yer almaktadır. geliştirilmiş aşırı bağlılığın.Böylece kişiler arasında sağlıklı bir diyalog gelişmesi gerekirken. dinleyici pasif kabul edilmektedir. onları gerçekten dinleyenlere gereksinim duyduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. yorumlar. ortaya çıkan bu olumsuzluğu engelleyebilmek ve mesajı anlaşılır kılabilmek için dinleyici ya da konuşmacı olarak. edinilecek bilginin potansiyel değerinin önemsenecek ölçüde yüksek olmadığının düşünülmesi gibi çeşitli nedenler ortaya atılmaktadır. inanışlar ve beklentilerden oluşan bilişsel bir iç dünyanın varlığından dolayı. daha sonra bu süreçte düşünce dünyasının. bir duruma diğer kişinin yönünden bakma yetersizliği ya da isteksizliğinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. bir konuda kendisinin bu konuyla ilgili olarak ne düşündüğü ve ne hissettiğinin ön plana alınması. yaptığı yorumların biçimlendirdiği mesajını. kişileri iyi bir dinleyici yaptığını bekleme yanılgısına çoğu zaman düşülmektedir. Oysa ki etkili dinleme sessiz bir şekilde durmaktan farklı bir eylemdir. çalışmaya katılanların büyük bir bölümünün. yine karşıdakine aktarmaktadır. İç iletişim. Bir duruma başka bir kişinin bakış açısından bakma konusunda isteksiz davranmak. olaylara bakış açısı. beynin dış uyarıcıları algıladığı gibi. Bu bağlamda. dinleyicinin tüm sorumluluğu konuşmacıya yüklemesi durumunda yaşanacak iletişim kopukluğuna bir zemin hazırlayacaktır. dolayısıyla yorumlara. Dolayısıyla. hayaller.Buna bağlı olarak kişinin kendisiyle kurduğu iletişim. böyle 38 . iki kişi arasındaki bir iletişim sürecinde. Kendilerini doğru ifade edebilmek için. bakış açılarına. Kişilerin dinlemeye karşı direnme sergilemelerinin bilinçaltından kaynaklandığı görülmektedir. Dinlemeye zaman ayıramayacak kadar meşgul olunması. sağlıklı ve verimli bir iletişim kurabilmenin en az yüzde 51 sorumluluğunu yüklenebilmek son derece önemlidir. Bununla birlikte etkili dinlemenin gerçekleşmesi.Dinleme pek çok kişi tarafından edilgen bir özellik olarak algılanmaktadır. Konuyu. Kişiler çeşitli konulardaki duygu ve düşüncelerini ortaya koyabilmek için uygun fırsatlar aramaktadır. dış iletişimi etkileyip yönlendirmektedir. bağlamı ve diğer değişkenleri konuşmacı seçerken. iç ve dış iletişim söz konusu olmaktadır. Çoğu yıkıcı çatışmaların. Karşıdakinin gönderdiği mesajla önce kendi içinde konuşan kişi. duyma ve dinleme işlevinin sadece kişinin kendi iç iletilerine odaklanması. inanışlara vs. tutumlarına ve dış olayları algılama biçimine kilitlenmiş olmasına bağlı olarak dünyayı kendi bakış açısından görmesi söz konusu olmaktadır. yüksek düzeyde konsantrasyon gerektirmektedir. Kişinin kendi geçmişine. konuşanın sorumluluğunun daha çok olduğunu ifade ettikleri görülmektedir. empatik dinlemenin en yaygın hatalarından birini oluşturmaktadır.

Mesajın Sunuluş Biçimi Dinleme olayının gerçekleşebilmesi. dinlemenin verimliliğinin etkilendiği ortaya çıkmaktadır. İçsel Söyleşi Dakikada ortalama 200 kelime konuşabilen bir kişiyi dinlerken. Beden Dilinin Yanlış Kullanılması 39 . Örneğin. üşümüş ya da farklı şekillerde rahatsız bir durum içerisinde olması.Buna karşın. sohbetin son dakikaları eğer yinelenmezse unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. uygunsuz bir dille bir başka deyişle son derece karmaşık ya da son derece basit bir şekilde sunulmakta ya da uygunsuz bir hızla yani gereğinden hızlı ya da yavaş iletilmektedir. Etkili iletişimde bu kadar önemli bir konumda bulunan dinlemenin yeterince gerçekleşmesini engelleyen pek çok durum söz konusu olmaktadır. aç. Kişinin fiziksel olarak yorgun. korku. yanık ölü tavuk ile kızarmış tavuk sözcükleri karşılaştırıldığında oluşan imajların çok farklı olması kaçınılmaz olmaktadır. geçmişte çözüme kavuşmamış bir sorun üzerinde düşünülüyor olması. kaygı ve benliğin karışık olmasının dinleyicinin kavrama gücünü azaltması durumları. dikkatini vermemesi sonucunda etkili dinleme gerçekleşmemektedir. Bunları şöyle ifade etmek mümkündür: İlgi Düzeyi Dinleyicinin konuyu sıkıcı bulmasından dolayı ilgi duymamasından kaynaklanan. kullanılan dildeki sözcükler gibi düz ve yan anlamlarının bulunmasından dolayı. havalandırma.Ancak dinleme sürecinde içsel söyleşiye girilmesi. Diğer iletişim becerilerini geliştirmeye önem verilirken. Ayrıca iletişimin verimliliğini etkileyen yoldan geçen birinin ayak sesleri. mesajın yeterince anlaşılmasını güçleştirmektedir. soğuk. dinlemenin yeterli düzeyde oluşmasını engellemektedir. büyük bir dinleme engeli oluşturmaktadır. nemli ya da kuru). Herhangi bir gürültü nedeniyle sohbet kesildiği zaman. Tüm bunların yanında mesajların.kısaca kendisi için önem taşıyan konulara yönelmektedir. söylenenlerin sağlıklı bir şekilde duyulmasını engellemektedir. televizyon sesi ve diğer sesler ve bir numaralı dikkat dağıtıcı olarak telefon da dış kaynaklı gürültüler arsında yer almaktadır.Sözün yarıda kesilmesinden sonra her iki tarafın da konuya yeniden yoğunlaşmaları ve iletişim sürecini yeniden düzenlemeleri için belli bir süreye gereksinim duydukları görülmektedir.bir gereksinimi tam anlamıyla karşılayabilecek özelliklere sahip oldukları görülmektedir. zihnin bundan daha hızlı konuşmaları rahatlıkla algılayabildiği.Böylece kişi. yapması gereken işlere. buna bağlı olarak da dinlerken aynı zamanda dinleyen kişinin içsel söyleşiye dalmasının da mümkün olduğu görülmektedir. Konuşanın monoton bir ses tonu kullanarak kendisini dinleyenlerle etkileşime girmediği durumlar. dinleme konusunda büyük bir ihmalkarlık yaşandığı ortaya çıkmaktadır. bulunulan ortamın koşulları( sıcak.Aktarılan şeyler. mesajın sunuluş biçimiyle de paralellik göstermektedir. günlük yaşamda pek çok kişinin dinleme yeteneği konusunda çizginin oldukça altında kaldıkları gerçeği ön plana çıkmaktadır. planlarına.İç gürültü faktörü. Dikkati Dağıtan Etkenler Bunları iç gürültüler ve dış kaynaklı gürültüler olarak iki başlık altında incelemek mümkündür.

Tüm bunlara karşın iyi bir dinleyici olmanın temel koşulu. Oysa ki iletişim kurmanın temelini oluşturan etkili dinleme. Yetersiz Göz Teması Konuşanın dinleyiciye karşı yeterli göz teması kurma konusunda hassas davranmaması. günlük yaşamda kurulan ilişkilerde konuşmaya aşırı değer verildiği ortaya çıkmaktadır. İki kulağa ve bir ağza sahip olan kişinin. pek çok kişi tarafından değerlendirilmektedir. zor bir durumla karşılaşılmaması açısından. konuşulan konuyu duymak istememekten kaynaklanan bir savunma mekanizması olarak kullanılabilmektedir. Karşıdaki kişinin görüşlerini dile getirmesine yeterli zamanı vermek yerine. Bu durumda pek çok kişi bu boşluğu düş kurarak.konu ne kadar ilgi çekici olursa olsun etkili dinlemeyi sağlayamamaktadır. sosyal ortamlarda aranan ve başarılı olarak nitelendirilen kişilerin. azar işitmekten hoşlanmamakta ve babasının sözlerini duymamak amacıyla dinlememeye başlamaktadır. karşıdaki kişinin konuşulan konu hakkındaki düşünce ve görüşlerini dile getirmesine uygun bir ortam yaratılması gerekmektedir.Konuşan kişinin söyledikleriyle uyum sağlamayan yüz ifadeleri ya da konuyla oldukça ilgisiz olan hareketleri. Bununla birlikte. dinleyiciyi konudan uzaklaştırmakta ve iletişimden derece derece kopmasına neden olmaktadır. çoğu durumda göz ardı edilmektedir. Buna bağlı olarak. Hatta dinleme kapasitesinin bazı kaynaklara göre. Zayıf notlarla dolu bir karne getirdiği için babası tarafından azarlanan bir öğrenci. Konuşan kişinin 40 . dakikada bin kelimeden fazla olduğuiii ifade edilmektedir. tüm dikkatin o kişi üzerinde toplanabilmesidir. düşünce ve bilgisinin nerede bittiğini ortaya çıkarmaktadır. Ortaya çıkan bu eşitsizlik gerginlik yaratmakta ve iletişim boşluğunun oluşmasına neden olmaktadır. daha ikna edici olabilme ya da toplum içinde konuşma becerisini arttırma olarak. yapmaları gereken ve kendileri için önemli olan şeyleri düşünerek doldurmaya çalışmaktadır.Bu durumun güzel bir örneği Amerikan tarihinin en etkili liderlerinden ve en iyi ilişki kuran insanlarından biri olarak gösterilen eski Başkan Abraham Lincoln’dür. Konuşmaya çok fazla önem verilmesi. Lincoln şöyle der: “Birisiyle ilişkimde bir sonuç almaya hazırlanıyorsam. Bu gibi durumlarda dinlememek. kişinin aslında kendisine saklamak istediği birtakım sırların açığa çıkmasına da neden olabilmektedir. zamanımın üçte birini kendi söyleyeceklerimi. üçte ikisini onun söyleyeceklerini düşünerek geçiririm”ii. bu orantıdan hareketle konuştuğunun iki katı düşünmesi son derece önemlidir. rahatsız hatta daha ileri boyutta yalan söylediği görüntüsünü veren beden dili kullanımı. Dinleme Yerine Konuşmanın Ön Plana Alınması İletişim becerilerini geliştirme konusu. duymak istemeyecekleri şeylere maruz kalabilmektedir. Gereğinden fazla konuşmak. konuşma ve dinleme arasında sağlıklı bir denge kurdukları görülmektedir. belli bir konuda kişinin bilgi seviyesini. 300-500 sözcük dinleyebilmektedir. Bir Konuda Odaklanamamak Dakikada ortalama 180 sözcük konuşabilen kişi. Savunma Mekanizmaları Kişiler bazı durumlarda. tamamen karşıdaki kişiye odaklanılması.

kendinden başka kimseyle ilgilenmeme durumu söz konusu olmaktadır. öncelikle zihnin meşgul olduğu sorunların mümkün olduğu ölçüde çözülmesi gerekmektedir. yüzeysel. Dikkatlerini çekecek bir sözcük ya da ifade ortaya çıkıncaya kadar "görünürde dinleyici" olarak kalmakta. iç dünyasının başka bir yerde olduğu ya da aklında karşıdaki kişinin söylediğinden daha önemli bir konu olduğu görülmektedir. Duydukları her şeyden bir hüzün çıkarmak isteyenler olabileceği 41 . seçerek. Pek çok kişinin günlük yaşamda klişeleştirme yanlışına saplandıkları görülmektedir. Hoşnutsuz. savunucu. eğer çok iyi dinlemiyorsanız. öğretmenin birden son yazılıdan sadece tek kişinin iyi not aldığını söylemesi üzerine gerçek dinleyici konumuna geçtikleri görülmektedir. Bundan dolayı iyi bir dinleyici olma yeteneğini geliştirme sürecinde. Bir diğer dinleyici türünü oluşturan seçerek dinleyenler ise.söylediklerini dinlerken. dinleyenlerin bekledikleri şeylerin dışında farklı şeyler duymalarını engellemektedir. Kendisiyle Meşgul Olmak Burada tamamen kendine odaklanma. Kişiler karşılıklı olarak kendi bakış açılarını dile getirerek. daha sonra ilgilendikleri bölümü dinlemeye başlamaktadırlar. diğer söylenenleri dinlememektedir. Kişisel Duygu Yükünü Taşımak Söylenenlerin yeterince duyulmasını ve anlaşılmasını engelleyen duygusal filtrelere hemen herkesin sahip olduğu görülmektedir. belli bir gruba dahil edilen kişilerin söylediklerinin gerçekten dinlenmediğini ortaya çıkarmaktadır. Duyguya saplanmış dinleyicilerin. yüz ifadesindeki değişiklikleri izlemek ve beden dilini gözlemlemek. dinlenenlerin yorumlanmasında yol gösterici olmaktadır. ne var ki hafif bir endişe. bir grubun üyeleri olarak katı ve dar kalıplar içinde değerlendirme anlamına geldiğinden. tuzak kurucu. mesajın ana noktalarının algılanmasını engellemektedir. genelde olağandışı bir durum olarak algılanmakta ve karşıdaki kişileri hayrete düşürmektedir. etkili dinlemenin önündeki en büyük engellerden bir tanesini oluşturmaktadır. korku ya da şaşkınlık. Özellikle geçmişte yaşanan ağır duygusal deneyimler. zihnin çözüme kavuşmamış sorunlarla meşgul olması. Kişileri Klişeleştirmek Klişeleştirme. Konuşma dilinde kullanılan tipik genç. görünüşte. karşıdakinin söylediklerinden sadece ilgilendiklerini dinlemekte. Etkisiz dinleme kapsamında ele alınan dinleme türlerinden görünüşte dinlemede. kişinin dinliyor gibi görünmesine karşın. sürekli bir duygusal tonu taşımak istedikleri ortaya çıkmaktadır. yetersiz. dikkatinizden kaçabilir iv. üzüntü ve düş kırıklığını belirten ses tonlarının verdiği mesajları anmak kolaydır. Örneğin müşterisine sattığı aynı ürünü bir başka dükkanda daha ucuza bulabileceğini söyleyen satıcı ya da yeterince iyi hizmet veremediğini belirterek bahşiş kabul edemeyeceğini söyleyen garsondan bu tür sözlerin duyulması. Örneğin sınıfta öğretmenini dinlemeyen öğrencilerin. duyguya saplanarak. aptal sarışın gibi ifadeler. Bu durum kişileri birey olarak değil. karşısındakine verdiğinden çok daha fazla olmaktadır.Kişiler arası iletişim sürecinde bu filtrelerden süzülen mesajlar değerlendirmeye alınmaktadır. kalıplaşmış. kişiyi savunmasız durumda bırakan çeşitli konular. diyalog kurma sürecinden uzaklaşmaktadır. olarak belirtilmektedir.Ancak böyle bir durumda kişinin kendine verdiği zarar. KAÇ ÇEŞİT DİNLEYİCİ BULUNMAKTADIR? Etkisiz olarak kabul edilen dinleme türleri.

karşıdaki kişiyi zor duruma sokacak fırsatlar yakalamaya çalışmaktadır. empatiyle ve benimseyerek dinlemek. kişilerin söyledikleri ve söylemediklerini duymak.gibi. dinleyiciyi alıcı konumuna getirerek konuşmacının söylediklerini sonuna kadar dinleyecek süreyi bu konumda geçirmek anlamına gelmektedir. Konuşmacıya konsantre olmak. ön plana çıkan söz kesme nedenleri arasında yer almaktadır. Konuşmanın Amacını Belirlemek Konuşan kişinin o andaki ihtiyacını anlamak. Kişilerin rahatlamak. dinledikten hemen sonra aktarabildiğini ortaya koymaktadır. Kişinin söylediklerini bitirmesine izin vermek. Dikkatin konuşmacı üzerinde toplanabilmesi için uygun bir zaman ve mekan belirlemek çok önemlidir. İYİ BİR DİNLEYİCİ OLMAK İÇİN ÖNEMLİ İPUÇLARI Konuşmacıya Bakmak Yunan filozofu Zeno şöyle der: “ Tanrı bize iki kulak ama sadece bir ağız vermiştir ki daha çok işitip daha az konuşabilelim” vi(19). etkili bir dinleyici konumuna gelmesinin önündeki pek çok engeli ortadan kaldırmaktadır. her söylenenden bir espri çıkarmaya çalışanlar da olabilmektedir. insanların duyduklarının sadece yüzde ellisini. Bazı durumlarda dinleyen kişinin konsantrasyonunu bölüp yanlış anlama riskine yol açmaktansa. Yüzeysel dinleyenlerin ise. öfkesini çıkarmak. ikna etmek. Böylece en karmaşık sözlerin bile mantığı anlaşılır olmaya başlamaktadır. etkili dinleyici olmanın bir parçasıdır. Bu eğilimle başa çıkmanın yollarından birisi. karşıdaki kişinin kullandığı kelimelerin yüzeyinde kaldıkları ve asıl anlama ulaşamadıkları ifade edilmektedirv. hem içeriğe hem duygulara kulak vermek. Konuşan kişinin üzerinde sanki sahne ışıkları varmışçasına. söylediklerinin dinlemeye değer olduğuna karar verip.Başkalarını dinlerken anlama becerisini yükseltmek için beyin-kalp bağlantısıyla dinlemek. her ne duyarlarsa söyleneni kendilerine yönelmiş bir saldırı olarak algılamakta ve hemen savunmaya geçmektedir. karşıdaki kişileri düşünceleriyle etkilemeye çalışmak ve sözün bitirilmesini bekleyemeyecek kadar heyecanlanmak. Zaman geçtikçe hatırlama becerisi düşmektedir. mesaja ve mesajın arkasındaki mesaja kulak vermek. Ertesi gün akılda kalan kısım sadece yüzde 25 düzeyinde olmaktadır. Savunucu dinleyiciler. önemli bir konuşmayı ertelemek iletişimin verimliliği açısından daha yararlı olmaktadır. 42 . tüm dikkatimizi o kişide yoğunlaştırmak gerekmektedir. Hayat kalitemizi belirleyenin dikkatimizin düzeyi olduğu söylenirvii . korktukları ve onları inciten bölümleri dinlemek ve en önemlisi de sizi dinlemelerini istediğiniz gibi dinlemek gerekmektedirviii. Yapılan araştırmalarda söylenenlere yeterince değer vermemek. Bu söz dinlemenin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. dolayısıyla söz kesmemek gerekmektedir. haberdar etmek. Kimsenin Sözünü Kesmemek Dikkatin konuşan kişide toplanması aynı zamanda dinleyiciyi de araya girmekten alıkoymaktadır. çünkü dinledikleri bilgiden yararlanarak. hiç ses çıkarmadan dinlemekte. Sözün kesilmesi ya da tamamlanması sadece gerginliğe ve dikkatin dağılmasına neden olmaktadır. Mesajı Duymak Yerine Anlamaya Çalışmak Amerika’daki çeşitli üniversitelerde yapılan çalışmalar.Kişinin anlama becerisinin gelişmesi. Tuzak kurucu dinleyiciler. söylenenleri hatırlamak yerine anlamayı hedeflemenizdir.

Söylenenlerin anlamlı yorumlanması. Yetersiz dinlemeye bağlı olarak. problemi sonuca bağlamak istenebilmekte. söylenenlerin uygun bir temele oturtulabilmesi açısından önem taşımaktadır. bazen ise karşıdaki kişiden öneri ya da çözüm istenmeyip. dinleyici olarak doğru hatta kalmaya yardımcı olmaktadır. Etkin dinlemede konuşan kişi huzurlu ve güvenli bir ortam bulduğu için. Kendi sorunlarını ve davranış nedenlerini anlayarak davranış değişimine gidebilmektedirix . öğrenmek. doğru mesajı alıp almadığını kontrol edebilmesi açısından son derece önemlidir. merak gidermek gibi dinlemenin de pek çok nedeni söz konusudur. Konuşmacının söylediklerini işlemek. perdesi ve şiddeti düşünülenlerin ve hissedilenlerin en güçlü ileticileri olarak yorumlanmaktadır. Bir yanlış anlamalar zincirini sürdürüp gitmektense soru sormak.Konuşan kişinin konuşma amacını anlamak.Üstelik çoğu durumda dinleyicinin düşündüğünden farklı nedenlerle. problem sadece paylaşmak için anlatılmaktadır. Mesajın önemli ana hatlarını sezebilme gücüne sahip olmaktadır. Kavramsal ve sözel içeriğin olduğu kadar duygusal içerik ve tutumun da öneminin gözardı edilmemesi gerekmektedir.değerlendirmek. Not Almak 43 . Hızlı Düşünme Avantajını Kullanmak İyi bir dinleyicinin. konuşmacının dinlendiğini bilmesine ve daha fazla bilgi vermesine olanak tanımaktadır. paylaşmak. konuyu hiç ya da yeterince anlamamalarına karşın. Kişilerin belirli durumlara tepki göstermelerine neden olan duygusal yükler taşıdıkları görülmektedir. etkileşimde bulunulan insanın o andaki ihtiyacı dikkate alınmamaktadır. Belli Aralıklarla Özetlemek Dinlenen şeyler hakkında yorum yapmak ve yorumları kişiselleştirmek. her konuda çok fazla ve yüzeysel sorular yöneltmek yerine anlaşılamayan noktalarda konunun derinliğine inen sorular sormak çok daha yararlıdır.Bunun yanında iyi soru sorma becerisinin de geliştirilmesi gereklidir. Ancak soru sorarken. Açıklayıcı Sorular Sormak En iyi liderler. anlıyormuş gibi davranmalarıdır. yargıya varmayı düşünmeyen. Bazen tartışılan probleme bir çözüm bulmak. Bilinçaltı ve duygusal gereksinimler mesajı etkileyebilmektedir. Başka birini dinlerken hassaslaşılıyorsa duyguların gözden geçirilmesi gerekmektedir. nedenlerle konuştukları görülmektedir. Anlamak. Konuşma sırasında dinleyicilerin düştükleri en büyük yanlışlardan biri. konuşmacı mesajını ortaya koymaktadır. merak etmek ve özetlemek için bu hızlı düşünme avantajını kullanmaktadır. karşısındakinin söylediklerini toparlayan kişilere güvenildiği ve onlara daha fazla bilgi verildiği görülmektedir. Dinleyicinin konuşan kişinin söylediklerini bitirdiğinde başka konulara geçmeden önce mesajın ana düşüncelerini ve belli başlı noktaları kendi sözleriyle özetlemesi. kafasındaki düşünceleri saklamadan ortaya koyabilmektedir. anlamaya odaklanan. konuşan kişiden onda yedi oranında daha hızlı düşündüğü gerçeğinin üstünlüğüne sahip olduğu görülmektedir. soru sorarak ve dinleyerek ne zaman ve nasıl değişiklik yapacaklarını öğrenirlerx. etkili dinleme için önemli bir adımdır. Konuşmacıya bakan. Duyguları Gözden Geçirmek Sesin tonu. incelemek.anlaşılmak vb.

Konuşanın ve dinleyenin geçmişi. dış görünüşleri dinleyicinin dikkatini bu özelliklere vererek mesajı tam olarak almasını engellemektedir. Not tutmanın en önemli nedeni. Albert Einstein. iş toplantılarında yöneticilerin ve çalışanların not kağıtlarıyla hazır bulunmaları. Bu durum. insanların önemli özelliklerinden birini oluşturan hafızayı arttırmaya duyulan gereksinimdir. Yargılamalardan Kaçınmak Kişilerin farklı yapıdaki konuşma hızları. 44 . konuşmanın başında ani bir yargıya varmaktan kaçınılması gerekmektedir. Durumun kişiler arasında yaşanması muhtemel bir iletişimsizliğe dönüşmemesi için.Ünlü yazar Shakespeare yakalandığı dinlememe hastalığının. öğrencileri onun lastik ayakkabılı. Başarının sırrı. karşınızdakinin bakış açısını fark edebilme ve olayları kendinizin olduğu kadar onun gözünden de görebilme yetisinde yatar. küçümseyen. Ezbere Karar Vermekten Kaçınmak Gün içinde aynı kişilerle aynı ya da benzer konular üzerinde pek çok defa konuşulması. iletişim kopukluklarının en aza indirgenmesine ya da tamamen ortadan kaldırılmasına olanak sunmaktadır. kişinin. jestler ya da sözcükler kullanmamak gerekmektedir. kariyeri ne olursa olsun ya da ne kadar meşgul olursa olsun diğerlerini dinleme konusunda titiz davranmasıdır. Her Zaman Dinlemeyi Ön Plana Almak Etkili bir dinleyici olma yeteneğini geliştirirken dikkat edilmesi gereken belki de en önemli nokta. Dolayısıyla bu tür önyargıların ve engellerin üstesinden gelme. Not tutma becerisinin kazanılması. dinlenen şeyleri hatırlama becerisinin zaman geçtikçe zayıflaması problemine karşı başvurulan bir çözüm yoludur. dinleyicileri. varsayımları. dinleyicinin. Princeton Üniversitesi kampusüne ders vermek için geldiğinde. Etkili dinleyiciler onun dış görünüşü üzerinde durmadılar ve anlattıklarının içeriğiyle bilgilerini arttırdılar . not tutmama hastalığı olduğunu belirtmektedir. kısa pantolonlu ve çorapsız olduğunu fark ettiler. eğitimi. inanç sistemleri gönderilen ve alınan sözcüklere zihinsel süreçler koymaktadır. Not tutma. Uzmanlarca 20 saniyeden yukarı olduğu belirtilen uzun süreli hafızanın. küçük düşüren. Kötü dinleyiciler tüm ders boyunca kıkır kıkır güldüler ve mesajı kaçırdılar. başarıyı da beraberinde getirmektedir. kullandıkları kelimeler. dinleyicinin her şeyi duymak istediği gibi değil. buna ya baştan savma bir iyiyim yanıtı vermekte ya da sert ve ters bir ses tonuyla ortaya koyduğu kelimelerle tepki göstermektedir . Buna bağlı olarak karşıdaki kişiyi dinlerken alay eden. önyargıları. Genelde telefonun yanında kağıt ve kalem bulundurulması. karşıdaki kişilerin söylediklerinin nasıl sonuçlanacağını tahmin etme hatasına düşürmekte ve bu sebeple söylenenler dinlenmemektedir. öğrencilerin derslerde not tutmaları. “Nasılsınız?”gibi günlük konuşmada sık kullanılan hatır sormada bile alaycı bir gülümseme ya da küçültücü bir ses tonu algılayan alıcı. mesajın ana noktalarını zihnine işlemesinde duyularının çoğunu harekete geçirmektedir. aksanları. kişi açısından el yazısı çabukluğunun konuşanın hızıyla boy ölçüştüğü gergin bir yarış durumu ortaya çıkarmaktadır. not tutmayla büyük ölçüde arttırılabildiği görülmektedir. olduğu gibi duymasını sağlayacaktır. Her tür fikri dinlemeye açık olmak. kötüleyen mimikler.

i ii iii iv v vi vii viii ix x .

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->