P. 1
Baudrillard, Jean - Kötülüğün Şeffaflığı

Baudrillard, Jean - Kötülüğün Şeffaflığı

|Views: 248|Likes:
Yayınlayan: operatorio

More info:

Published by: operatorio on Dec 27, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

10/31/2014

pdf

text

original

. AynntJ: 117 lneeleme dizisi: 61 KOtillil8U!!

~ffafb~1 AflO FenomenJer Uzerine Bir Deneme Jean BautIrillard <;evirenler £mel Abora -Iple Ergiidtn <;eviride kullilmlan metinler La TrOllJparanc:edu Mal Essai s,urles phenomenes extremes Editions Galilee I 1990 The Transparency 0/ Evil . Essays on Extreme Phenomena Ingilizceye feviren: James Benedict Verso I 1993

KOTULUGlJN .~EFFAFLIGI
A~IRI FENOMENLER

.!ean.~au¥.I\¥~.

UZERiNE BiR DENEME

e Editions

Galilee

Bu kitabm IUmyayun halcJan Aynntl Yaymlan'na aittir, Kapaktaki heykel Max Bill, Sonu Gelmeyen Durulma Midtlelheim Afllehava Heylcel Mazes; Kapak dUzeni Arslan Kahraman Dilzehi • Zeynep Atayman - Memet Celep Kalktlanndan dolaYI Fransiz Kiillilr Alafeligi' ne lefekkilr ederiz. . Basima hanrhk Renle YapJmeV; (0 212) 51694 15 Basn ve cilt Mart Matboacdlle Sanarlan Ltd. $Ii. (0212) 212 03 39-40 Birinci basim Agustos 1995 ISBN 975-539.{)95-2 A YRINTJ YA YINLARI Piyerloti Cad. 17{2 34400 <;emberli~-istanbul Tel: (0 212) 518 7619 Fax: (0212)5164577

Since the world drives to a delirious state of things, we must drive to a delirious point of view. Diatya fllgm bir seyir aldigina gore biz de

diinyaya iliskin ctlgtn bir bakis actsi edinmeliyiz. Uclardan yolactkmaktansa asmliklarda telef
olmak yegdir.

·i<;iNDEKiLER

-ORJi SONRASI - TRANS-ESTETIK ~ - TRANS-SEKSUEL - TRANS-EKONOMiK - A~IRItLETKEN OLA yLAR -i~LEMSEL TEMizLiK - FOTOKOpi VE SONSUZ - KORUNMA VE ZEHiRLiLiK - iTKi VE TEPKiME - TERORizMiN AyNASI

:

_

:..9 19 24 29 38 45 51 59 69 73
7

- ~E~ 0 HALDE KOTDLi.iK NEREYE -OLULERS .. . . ERGISI -ENERJIN!N YAZGISI - LANETLI YAN TEOREMt...

orrrn

79

86 95
101

oRJi SONRASI

K

0

K

TEN

OTEKiLiK
109 118 137 147

-FARKLILIK

- KENDt CEHENNEMt ...................................................................... MELODRAMl..
.....................................................................

=~~~~~~~rt~~··················································· 131
- ~NEDtK TAKtBt : - ~IRAL KONUKSEVERLiK -IRADE SAPMASI. - TUHAF CAZtBE OLARAK NESNE ; ; 152 155 162

Icinde bulundugumuz guncel durumu nitelemek gerekseydi, bir orji sonrasi hali derdim. Orji, tam da modernligin patladigr andir; her alandaki ozgiirliigiin patladigr andir: Politik ozgurlesme, cinsel ozgurlesme, uretici guclerin ozgurlesmesi, yikicr guclerin ozgurlesmesi, kadmm, cocugun, bilincdisi itkilerin ozgurlesmesi, sanann ozgurlesmesi, Tiim temsil ve karsi-temsil modellerinin goklere crkanlmasi. Bu tam bir orjidir; gercegin, ussahn, cinselin, elestirel ve karsi-elestirelin, biiyiimenin ve biiyiime krizinin orjisidir. Nesne, gosterge, ileti, ideoloji ve zevklere iliskin her tiirlu sanal' iiretim ve asm-uretim yollanni geride biraktik. ~imdi her
• ~anal(virtuel): SozlOk anlarnr, "ger~ekte veri olmayrp zihinde tasartanan, methum, tarazi, tahmini" olan bu kelime; bilgi-i~lem alamnda, "kullamlan fiziksel ve mantJksal yaprdan baglmslz olarak, i~levsel a~ldan kullanrciya bagh" anlarrunoamr. (~.n.) .

8

9

§ey ozgur, kartlar acild; ve hep birlikte asil sorunla kar§l kar§lyaylZ: ORJiBiTIi, ~iMDi NE YAP ACAGIZ? Artik yalrnzca orji ve ozgurlesme simiilasyonu· yapmak, hizIanarak aym yonde gidiyormus gibi gorunmek geliyor elimizden; oysa gercekte boslukta luzlarnyoruz, ~iinkii o'zgurle§menin tum hedeflerini ~oktan ardimizda biraktik, Bugiine kadar yakarmzi birakmarms ve bizde saplanti haline gelmis olan §ey ise tum bu sonuclann -pesine du§tiigumuz tiim gostergelenn, turn bicimlerin, tum arzulann son dereee kullamlabilir olmasmm- onune geemekti. Ne yapmah 0 halde? Simiilasyon durumudur bu; butnn senaryolar gercek ya da sanal olarak onceden vuku bulduklanndan tiim bu senaryolarlyeniden oynamaktan baska bir §ey gelmez elimizden. Utopya gerceklesti; tiim iitopyalar gerceklestigi halde, tuhaf bir sekilde, sanki ger~ekle§memi§Ier gibi yasamayi surdiirmek gerekiyor. Ama madem bu iitopyalar gerceklesti ve bunIan gerceklestirme umudunu artik ta§lyamayaeaksak, yapabilecegimiz tek §ey, bitip tukenmez simiilasyonlar icinde onlan hiper-ger~ekle§tirmektir. Coktan arkamizda brrakngimrz, .ama yine de. bir tiir kacmilmaz umursamazhk icinde yeniden uretmemiz gereken ideal, du§, goruntu ve hayaUeri sonsuz bicimde ~ogaltarak yasiyoruz.

Artik hicbir §ey (Tann pile) sona ererek ya da olumle yok olmuyor; hizla cogalarak, sirayet ederek, doygunluk ve §effafllk YO.Iuyla, bitkinlik ve koku kazmma yoluyla, simiilasyon salgmi ve ikincil varolus olan simulasyona ~~~ma !.oIuyla y~k ?Iuy~r her §ey. Artik olfimciil bir yok olma bicirni degil, fraktal bir dagilma

bicimi vardir.

'1' .

Hi~bir §ey gercekten yansmuyor; ne aynada .. ne ..~~ .~bllOelO sonsuza deginbolunmesinden ibaret olan) ba§~ondurue~ ~~nda gercekten yansiyan bir sey yok artik, Dolasun aglannm v~ral .. ~~gIllmlOdaki mantik ne degerin mantlg~dlr. ne de e§deg~rh!l?lO mantigrdrr. Artik degerler alanmda devnm yok; degerler birbirine dolamp kendi iizerlerine katlamyor. Tum s~stemlerde h~~ merkezden kaynaklanan bir zorlarum hem de bir ~l~merke~l~hk var: Bu sistemleri katrksiz ve gereksiz bir yineleme icinde degIl,ken~1 varhklanm riske atarcasma guclerini artnrarak ve akil almaz bir potansiyel gu~ haline gelerek ..k:ndi ~lOIrlar.lOdan oted~.~atlamaya, kendi maritiklanru asmaya goturen icsel bir metastaz ,hummah bir kendini zehirleme goruluyor,

Aslmda devrim her yerde gerceklesti, ama hi~ beklendigi gibi degil; Ozgiitle§tirilmi§ olan sey, her yerde, katiksiz dolasima gecmek ve yoriingeye oturmak icin ozgiirle§mi§ oldu. Biraz mesafeli bakarsak, her oigurle§menin varacagi kacnulmaz noktarun dolasim aglarlm tesvik etmek ve beslemek oldugunu soyleyebiliriz. Ozgur kalan seyler sonu gelmez bicimde birbirinin yerine gecmeye ve boyIelikle gitgide artan belirsizlige ve §iiphelilik ilkesine mahkumdurlar.
* SimOlasyon: Ger~ekten ve fiili olarak var olmayan bir ~eyi (durumu, vs.) botan bile~nleriyJe birJikte geryekini~ ve flilen varml~ gibi gCisterme durumu anlamma gelir. Baudrillard, Nr baska kitabmda, simOlasyonun "kendini.." ..imi~ gibi gOstermek" olmadlgml belirttikten sonra, bir sOzlOkten ahrm yapar: "Kendini hastayml~ gibi gOsteren kimse sadece yataga girer ve hasta olduguna inandmr, Sir hastahk simOlasyonu yapan kimse ise kendinde bazi belirtiler bulur." Vine metinde geyen "simOlakr" deyimi de "imaj, idol" anlamma geldigi gibi, burada bir simOlasyon olaymm gOrOnOmUdOr.(c.n.)

Tiim bunlar bizi degerin yazgrsiylakarsr karsiya geti~r. Vvakti~Ie anlasilmasi gii~ bir smrflandirmaya niyet ederek brr d~ger. u~~ v lemesine basvurmustum, Dogal bir eyre (kul~~mm deg~n)~ tican bir eyre (degisim degeri), yapisal bir eyre (gosterge de~en). Dolayisiyla degerin bir dogal yasasi, bir tieari yasasl~e ?lr yapisal yasasi vardrr, Bu aynmlar bicimsel elhette.; ama ye~l bir par~a~lk .ke§feden fizikcilerde gorulen aynma benziyor. Yeni parcacik o~eekinin yerine gecmez: Varsayimsal bir dizi icinde ~ ..arda g~lrr ve birbirlerine eklenirler. Dolayrsiyla burada ben slt~ul~ ~Illkrofizigine yeni bir parcacik ekleyecegim, Dogalevrem?, tle~ ~vrenin ve yapisal evrenin ardmdan degerin fr~~.~ evresi geld! bile. Dogal evreye dogal bir gonderme uygun du§uyordu ve deger de
* Fraktal: SOnger, kar tanesi gibi paryalandikya benzer motifler.~~rgileyen OOgal

IU

nesnelere verilen ad. Aym zamanda,kendine benzeme Ozelhgl gOsteren karmasrk geometrik ~ekillerin de ortak adldlr. (c.n.) ** Viral: VirOse deggin; virOse bagh, virOsten !Ieri ~elen a.nlammda. (c.n.) *** Metastaz: Kanserli hOcrelerin VOcudun diger bolgelenne sicramear. (c.n.) II

d~ny~nm dogal bir kullarumma gonderme yaparak gelisiyordu, T~can evreye geneI bir esdeger uygun dusuyordu, deger de ticari bir mannga gonderme yaparak gelisiyordu, Yapisal evreye bir kod uygun duser ve burada deger, bir modeller kiimesine gonderme yap~~ yayIll~; Oordii~cii eyre olan degerin fraktal -hatta viral; l~m gl~l yayildigr- evresl~de. artik kesinlikle hicbir gonderme yoktur; deger her ne olursa hicbir ~eye gondermede bulunmadan katiksiz yan yanahk yoluyla tiim yonlerde, tiim zaman araliklannda l~lr. Bu fraktal evrede, ne dogal ne genel bir denge vardir, gercek anlamda sozii edil:bi~ecek bir deger yasasi yoktur arnk; bir tiir deger salglnlfl1_an, degenn genel metastazmdan, rastlantisal bir sekilde ~lzla ~ogal.ma. ve dagIlm~smdan baska bir ~ey yoktur. Bu tiir cogalma ve zincirleme tepki her ~e~it degerlendirmeyi olanaksiz kildigmdan degerden artik kesinlikle soz edemeyiz. Yine mikrofizig~ ~nzer bir durum bu: Giizel ya. da cirkin, dogru ya~a yanl~~, ryrya da katii terim!eriyle .degerlendirme yapmak, bir p _ cacigin hlZl~1 ve bulundugu yen aym anda olcmek kadar 0 anak.slzdlr. tYI, .artIk kotunun karsiti degildir; hicbir sey apsisler o.~dma~l~r. halinde diivzenlenemez artik, Her tanecik kendi ya~ ~ngesllll izler, her deger ya da deger parcasi simiilasyon gagiinde bir an parlar, sonra diger parcaciklann yoluyla ender olarak kesisen egri bir 9~z~i .boyunca boslukta kaybolur. Fraktal deger semasmm ta kendisidir bu; kiilttiriimiiztin de guncel sernasrdrr.
v

Seyler, gostergeler ve eylemler dusuncelerinden, kavramlanndan ozlerinden, degerlerinden, gondermelerinden, kokenlerinden v~ amaclanndan kurtulduklan zaman sonsuza dek kendilerini iiretirler, Dusunce coktan yok olmusken, seyler islemeyi surduriir: hem de kendi iceriklerini hi~ umursamadan islemeyi surdururler. Bu kosullarda bu kadar iyi isliyor olmalan tuhaf bir durumdur. .. ~rnegin, ilerle~e dii~iinces~ yok oldu, ama ilerleme siiriiyor. l!retIme temel teskil edenzenginlik dusunces! yok oldu, ama iiretim giizelce suruyor, Uretim, baslangictaki amaclan umursam:dlgl olcude .h~zlamyor. Politika alarnnda da dusuncenin yok o~dugu; ama pohtI~~ oyununun, kendi hedefleri karsismda gizli bir umursamazhk icinde siirdiigii soylenebilir. Televizyon kendi
12

goruntuleri karsismda tam bir umursamazlik icinde isliyor (insan yok olsa bile boyle devam edebilir). Her sistemin ve bireyin icinde her yanda cogalabilmek, her yone yayilabilmek icin kendi dii§iince ve ozunden kurtulma yonunde gizli bir itki var olabilir mi? Ama bu tiir bir aynsmamn sonuclan olumcul olabilir ancak. Oii§iincesini yitiren bir ~ey golgesini yitirmis adama benzer; bu sey, kendini kaybettigi bir cilginhgm icine duser. Degerin genetik koduna bile boyun egmeyen kanserli 90galmanm, yan yanahk yoluylaartmamn metastaz diizeni (ya daduzensizligi) burada baslar. 0 zaman da -tekhucreliler gibi sadece Ayru'nm bolunmesi ve kod aktanrmyla iireyen olumsuz ve , cinsiyetsiz varhklann yasadigi gecmis (?) evreye geri donecek sekilde- cinselligin, cinsiyetli varliklann biiyiik seriiveni her alanda canlihguu yitirir. Gunumuztin teknolojik varhklan, -makineler, klonlar,' protezler- hepsi bu tip iireme bicimine yonelmekte, insam ve cinsiyetli denen varhklan da yavas yavas ayrn siirece siiriiklemektedirler. Sadece en son biyolojik arastirmalar degil; biitiin arastirmalar, bu tur bir genetik ikameyi gerceklestirmeye, cinsel iliskiye girmeyen kucuk aygitlann cizgisel parcalara aynlarak uremesini, klon haline gelme ve dollenmesiz tomurcuklanmasnu gerceklestirmeye yoneliktir. Cinsel ozgurlesme doneminde parol a, en az iireme ile en cok cinsel iliski oldu. Bugiin, klonik bir toplumun dii~ii daha 90k bunun tersi olurdu: Olasi en az cinsel.iliskiyle en 90k iireme. Vaktiyle beden ruhun metaforuydu, ardmdan cinselligin metaforu oldu, bugiin artik kesinlikle hicbir seyin metaforu degil; beden . metastaz yeridir, simgesel duzenlenme olmadan, askmbir hedef olmadan, iletisim aglanrun ve entegre devrelerin yan yanahgma benzer katiksiz bir yan yanahk icinde, tiim bu sureclerin sonsuza degin programlandigi ve mekanik bicimde birbirine eklendigi yerdir. Metafor imkam tiim alanlarda yitip gidiyor. Bu, cinselligin 01dukca otesine yayilan genel trans-seksuelligin bir yanidir; bilim kollanozgul niteliklerini yitirip, basnmza gelen en yeni olay olan viral bir belirsizlik siirecine, bir kargasa ve bulasma siirecine gir• Klon: Tek bir bireyden e~eysiz Oreme yoluyla Oretilmi~. genetik yapisl birbirinin trpatrpaym canll toplulugu. (c.n.)

13

dikleri ol~tide tum biIim kollanna yayihr bu genel transsekstiellik: Trans-ekonomi haline gelen ekonomi, trans-estetik olan estetik, trans-sekstiellik olan cinsellik. Metaforun olabilmesi icin aynmsal alanlann ve ayn nesnelerin varhg; gerekriginden, tum bunlar, artik hl~bir soylemin digerinin metaforu olamayacagi, yatay ve evrensel bir siire~ icinde birbirlerine benzesirler. Bilim dallan arasmdaki .bula§lClhk metafor imkanma son verir. Tambir mecaz-t miirsel; tarnm (ya da tarnmsizhjj geregi viral. Viral benzesim, biyoloji alanmdan yapilan bir aktarma degildir; ~iinkii her §ey soz konusu virusler tarafmdan, zincirleme tepkime, rastIannsal ve anlamsiz ~ogalma ve metastaz tarafmdan ayru anda ve ayrn slf~tla etkilenir. Belki de bu yiizden huzunluyuz; ~iinkii metafor yme de guzeldi, estetikti, farkhhktan ve farklihk yanllsamasmdan iyi yararlamyordu, Bugiin, mecaz-i miirsel (buttiniin ve tek tek agelerin birbirinin yerine gecmesi, terimlerin genel yer degi§tirmesi) metaforun dii~ kmkhgr iizerine yerlesiyor.

Her bireysel kategoriyeviriis bulasabilir, her alamn yerine bir digeri gecebilir: Tiirlerin kansmasi, Cinsellik artik yalmzca cinsellikte degil,ba§ka her yerdedir. Politika politikada degildir artik, tiim alanlara mikrobunu sacmaktadir: Ekonomi, bilim, sanat, spor ... Spor da sporda degildir arnk; i§ hayannda, cinsellikte, politikada, genel anlamda performansm uslubundadir. MiikemmeIIigin, .gticiin, rekor kirmanin ve ~ocuksu bir kavram olan kendini asrnanm sportif ol~iitiinden her §ey etkilenmis durumdadir, Boylece her kategori bir g~i§ evresi yasryor; ve her kategorininozu, "suyun bellegi" gibi saptanamaz bir iz brrakarak yok olup gidene dek eriyigin biittintinden once son derece buyuk, ardindan sonsuz kti~iik dozlarda aynsryor,

~S, asm bir cinselligin ve hazzm yansimasr degildir; cinselhgm yasamm turn alanlanna genel olarak sizmasiyla telafi edic~ligi~i~ ?rtad~n ~lkm~~na, cinsel goz boyamanin turn bildik ce§ltl~rt icindeki cl~selhgm her yana dagrlmasma denk duser, Bagl§lkl~ katb1, cinsel aynmm ve_dolayisryla da cinselligin yok olrnasuu icenr. AIDS salgmmm yaratttgi temel kan§lkltk, cinsel
14

gerceklik ilkesinin mikrolojik ve insan dogasma aykin ve fraktal dtizeyde bolunmesidir. . Cinselligi belki MIa hanrhyoruz: tipki suyun, coktan erimis molekullerini "hatirlamasi" gibi. Ama bu ancak molekuler bir amdir, onceki bir yasamm ufacik bir amsidir yalmzca; yoksa bi. ~imlerin ya da ozelliklerin (bit yuzun.cizgileri, gozlerin rengi; su bunlan gii~liikle koruyabilir) arusi degil. Boylece politik, medyatik, iletisimsel bir kiiltiir corbasr icinde son derece yok olmus, kimligi belirsiz bir cinselligin kahnnsuu tasirken bir de AIDS 'in viral baskmma ugradik. Tiirlerin kansnm yasasi dayanhyor bize. Her sey cinseldir; her §ey politiktir; her sey estetiktir; hem de aym zamanda. Her §ey politik bir anlam kazandi, ozellikle de 1968 'den bu yana sadece gundelik yasam degil; delilik, dil, medya ve' hatta arzu bile politik bir anlam kazandi, Her §ey ozgurlesme ve kolektif kitlesel surecler alamna girdigi ol~iide politiklesiyor, Aym zamanda her §ey cinsel hale geldi, her §ey arzu nesnesidir: Iktidar, bilgi, her §ey fantasm a ve bastirma terimleriyle yorumlamyor, basmakahp bir cinsellik her yere egemen durumda. Aym zamanda her §ey estetiklesiyor: Politika gosteri icinde, cinsellik reklamcihk ve pornoda, her tiir etkinlik kiilttir olarak adlandmlan §eyin icinde estetik nitelik kazamyor; her seyi istila eden medyatik ve reklamci gostergelesme tarzi; kiiltiiriin fotokopilestigi nokta. Her kategori mumkun 01dugunca genellesir ve boylece tum ozgtilliigiinii yitirir ve tiim diger kategoriler tarafmdan emilir. Her §ey politik oldugunda artik hicbir §ey politik degildir ve politika sazciigiiniin anlami kalmaz. Her §ey cinsel oldugunda artik hicbir §ey cinsel degildir ve cinseIlik tiim anlammi yitirir. Her §ey estetik oldugunda artik giizel ya da ~irkin olan bir §ey kalmaz ve sanat da yok olur. Bir dii§iincenin tamamen gerceklesmesi ve modernlik egiliminin kusursuz bicimde ortaya ~tkmasl oldugu kadar, .ayru zamanda da bu dii§iincenin a§mhgl, kendi simrlanmn otesine uzanarak yadsmmasi ve ortadan kalkmasi anlamma gelen seylerin bu tuhaf dunimunu tek bir simgede kavramak mtimkiindiir: Trans-politik,

trans-seksuel, trans-estetik,

15

Politika, cinseIIik ve sanat alamnda ongoriiye sahip bir oncii yok a~lk; dol~Ylslyla arzu adina, devrim adma ya da bicirnlerin oz~url~§mesl adma koktenci bir elestiri olasihgr da yok. Bu dev'~.mcI h~eket giinleri geride kaldi. Modernligin gorkernli ilerleyisi t~m. ~egerlerdehayal ettiginiz degi§ime yol acmadi; degerlerin birbirine .d~la~l~ kendi uzerlerine katlanmasma yol acn ki bunun sonucu. bizim icm tam bir kafa kru:t§lkhgl oldu. Cinsel, politik ya da estetik alanda belirleyici bir ilkeyi kavramarmz artik olanaksizdir, Pr?letarya prolet~a olarak kendini yadsimayi basaramadi; Marx tan bu yana bir bucuk yuzyilhk tarihin gercekligi budur. Proletarya SInIf olarak kendini yadsrmayi ve boylelikle simfli toplu~u. ~~k~a~l basaramadi, Bu basansizhgm nedeni belki de iddia ~dIldl~1 g~b~, ~roletaryamn bir siruf olmamasidir; sadece burjuvazi h~.ikl blr slOlf!1 ve dolayisiyla yalrnzca burjuvazi kendini yadslya?lhyordu. B~rJuvazi ve burjuvaziyle birlikte sermaye, Sfrnfsiz bir toplu.m dogurdu: ama bunun proletaryamn kendini yadslffiasly~a ~e .b.lr ?~vnmIn sonucunda ortaya ~lkacak simfsiz toplumla hicbir iliskisi yoktu. Proletarya ise yalmzca yok oldu. SIOlf ~atI§maslyl~ aY~I~?da ortadan kayboldu. Hi~ kusku yok ki sermaye kendi celiskili manngr uyannca gelismis olsaydi proletarya tarafmdan. b~zguna ugratIlml§ olurdu. Marx 'rn analizi ideal anlamda eksiksiz olmayi surduruyor. Ama Marx, bu ickin tehdit kar~1.sIn.da,s~rmayeni~ ,bir b~~iT?de trans-politikle§me, yani iiretim iliskilerinin ve ,pohtIk celiskilerin otesinde yorungeye yerlesme, yuzerge~er, esnk ve ~astlantIsal bir bicimde ozerklesme ve boyl~~ d~n~aYI kendi ~o:untiisiinde toplama olasihguu on~~~eml§tI. Sermaye (hala sermaye denebilirser) ekonomi politigi ve deger yasasim cikmaza soktu: Kendi sonundan kacmayi d.a bu anlamda basardi, Bundan boyle kendi erekliliklerinin ote~~n?e .ve tamamen gondermesiz bir bicimde islemektedir, Bu degrsimi baslatan olay, 1929 krizi oldu kuskusuz; 1987'deki bunahm, ayrn surecin devarmdir olsa olsa. ~evrimci kura~? toplumsalhk zafer kazanir ve §effafla§lrken pohtIkaOl~ da p?h~lka olarak kendini yadslyacagma ve devletin yok ola~a~l~a iliskin yasayan iitopyaYI da kutsallasnmusn. Bunlann hl~bltl. olmadi, Politika yok oldu olmasma ama toplurnsalhgm icinde kendini a§amadl, toplumsalhgi kendi yok olu16

siiriikledi. Artik trans-politika evresindeyiz, yani politikarnn ve sonsuz simiilasyon derecesi olan sifir derecesindeyiz. <;iinkii kendini asmayan bir §ey, ancak yok olmadan yasamaya edebilir. Demek ki politika asIa yok olmayacak ve yerine hicbir §eyin cikmasma da izin vermeyecektir. Politik histerezis' Sanat da modern zamanlann estetik utopyasi uyarmca kendini haline gelmeyi basaramadi (onceleri kendini bir butunsellige dogru asmasi gerekmiyordu, ~iinkii bulUJI,,,,,JlUA zaten vardi ve dinseldi). Sanat kendini askm bir ideallik haline getiremedi ve giindelik yasamm genel estetiklestirilmesi icinde dagildi, goruntulerin katiksiz dolasnm ugruna siradanhgm trans-estetigi icinde yok oldu. Sanat, sermayeden bile once bu yola girmistir, Politikada belirleyici donem, kitlelerin transpolitika evresine sermaye tatafmdan sokuldugu 1929 stratejik kriziyse, sanatta belirleyici donem sanatm kendi estetik oyun ku- . rahm yadsiyarak goruntulerin siradanhgimn trans-estetik ~agma a~Ildlgl Dada ve Duchamp donerni oldu kuskusuz, Cinsel iitopya da gerceklesmedi. Bu iitopya, cinselligin ayn bir etkinlik olmasirun yadsmmasi ve biitiin bir yasam olarak gerceklesmesi anlamma gelirdi. Cinsel ozgurltik yanhlan bunu hala duslemektedir: Arzunun, biitiin insanlarda tam olarak gerceklesmesi ve arzunun cinsiyet aynmmm otesinde yiiceltilmesi. Oysa cinsel ozgurlesme icinde cinsellik, cinsel gostergelerin farkSIZ bir dolasirm halinde ozerklesmeyi basardi yalmzca. Transseksuel bir duruma dogru ge~i§ yolundaysak eger, bu durumun cinsellik aracihgryla yapilan bir yasam devrimiyle degil: cinselligin sanal farksizhgma yol acan kafa kansikhgr ve nahos iliskilerle kesin ilgisi vardir. lletisim ve enformasyondaki basan da aym sekilde, yabancilasmis iliski olarak toplumsal iliskinin kendi kendini asmasmm elanaksizhgmdan kaynaklanmiyor mu? Bu olanaksizhk yuzunden, toplumsal iliski iletisim icinde kendini yinelemekte, iletisim aglanmn coklugunda ~ogalmakta ve aglardaki farkhhk yokluguna dusmektedir. lletisim toplumsaldan da toplumsaldir,

asip, ideal yasambicimi

• Fiziksel bir etkiye maruz kalan bir cismin tepki vermekte gecikmesi.
F26N/Koltilijgijn $effafhg,

(c.n.)

17

hiper- iliskiseldir, toplumsal yontemlerle asm etkinlestirilmis toplumsalhknr, Oysa toplumsalhk, ozunde bu degildir, Bir dii§, bir soylence, bir iitopya, cansmah ve celiskili bir bicim, siddetl! bir bicim, her halukarda rastlantisal ve istisnai bir olaydir toplumsalhk, Iletisirn arayiizeyi srradanIa§tIrarak topIumsal bicimi farksizlastmr, Bir iletisim utopyasmm olmamasuun nedeni budur. Iletisim ozellikle bir toplumun kendini diger amaclara dogru asma yetersizliginden dogduguna gore iletisimsel bir topium utopyasirnn anlami yoktur. Enformasyonun durumu da boyledir: Bilgi fazlasi rastlantrsal bicimde her yonde yuzeye dagihr, tek yaptigr yer degistirmektir. Arayiizeyde, muhataplar bir fisle elektrik prizi gibi birbirine baglarurlar, Iletisim anhk bir devre aracrligiyla "meydana gelir" ve "iyi" bir iletisim olmasi i~in hizla iletmesi gerekir; sessizlige zaman yok. Sessizlik ekranlardan, iletisimden kovulmustur, Medyatik goruntuler (rnedyatik rnetinler de goruntuler gibidir) hie susmazlar: Goruntu ve iletiler kesintiye ugramadan birbirlerini izlemelidir. Oysa sessizlik tam da orne gin televizyonda son derece anlamh hale gelen, devredeki 0 senkop, 0 kucuk felaket, 0 surcmedir: Turn bu iletisimin esas olarak zorunlu bir senaryo oldugunu; bizi bosluktan, hem ekramn boslugundan hem de goruntulerini ayru biiyiilenmeyle ve sabirsizhkla bekledigimiz zihin ekrarurruzdaki bosluktan uzak tutan kesintisiz bir kurgu 01dugunu dogrulayan, sikmu ve neseyle yiiklii kopukluk. Teknisyenler grey yaptigmdan, bos televizyon ekrarum hayranhkla iz- . leyen adamm gOriintiisii gunun birinde XX. yuzyil antropolojisinin en miikemmel goruntulerinden biri olarak deger tasiyacakur.

S-ESTETiK

I
"f
~j

·~i

j;

··.li[.,•••... a~:t: •.. '..•••..• ~.olarak sanat; yamlsama yaratma gucune sahip sanat; §eylenn dah~ l , . Vd'V' .. ,> iistiin bir oyunun kurahna boyun eg 19l, ger~e kl'Ve karsit bir . 19. -'1 I'''ba§ka sahne" kuran sanat; bir tuvalin tistundeki cizg; ~e. renkler gibi varhklann anlamlanm yitirip kend~ varhk nedenlenm a~~~ . 'bir ba§tan ~Ikanna sureci icinde (kendi y.Qk olu§l~lO~n~~ bicirni ~.bile olsa) ideal bicimlerine ula§abild~en a§kI~ bir !lgur ?lar~ ;"". k ld Kiiltiir adryla tamdrgmuz estetik degerlenn du n sanat yo 0 u. . d V' h la co;'pediiz iiretiminden -gostergelerin sonsuza. egm lZ • gabmlOdan, gecmis ve guncel bicimlerin yemden. ~l!~mma so'<.kulmaslOdansanan ayiran simgesel uzlasma niteligiyle sanat
Sda·.

.. ~:~e;~i~~g:.r. .....•...... ·I !:ys::~~:::~~:~;:.y=
IJ

I ff·
i.j

.~. ,;
-~~>

'.(4;

18

19

yok oldu. Ne temel kural ne yargr ne de zevk olcutu var artik. Gunurnuzun estetik alarnnda, kendi kullanrn tamyacak Tann kalmadi; ya da baska bir metafor kullarursak, estetik zevk ve yargiya iliskin hassas terazi yok artik, Sanatm durumu, tipki gercek zenginlik ya da degere cevrilmesi imkansrz oldugundan artik degi~ tokus edilemeyen ve bundan boyle yalruzca dolasan paralar gibidir. Sanat son derece hizla dolasmak zorundadu ve degisimi olanaksizdir. "Yapitlar" ne kendi aralannda ne de gonderme degeri karsisinda degi~ tokus edilebiliyor aruk. Bir kiilturun gucunu olusturan 0 gizli sue ortakhklan kalmadi. Yapitlan okumuyoruz artik, gittikce daha celiskili olrriit1er uyannca ~ifrelerini rroziiyoruz. Sanat alarnndaki hicbir sey bir digerine karsit degil, Yeni Geometricilik, Yeni Disavurumculuk, Yeni Soyutlamaclhk, Yeni Figiirasyon; turn bunlar tam bir farksizhk icinde bir arada bulunuyorlar. Bu egilimlerde ozgun bir yarancihk kalmadlgmdan ayrn kultur alam icinde bir arada bulunabiliyorlar. Biz de bunlan derin bir umursamazhk uyandlrdlklanndan ayrn anda benimseyebiliyoruz. Sanat dunyasi garip bir gorunum sunuyor. Sanatta ve esinde bir birikme, akis giirrli.igii (stasis) var gibi. Birkac yuzyil boyunca goz kama~tlflcl bicimde geli~mi§ olan seyler sanki kendi goruntu ve zenginlikleri karsismda tas kesilip aniden donup kalrrnslar, <;agdas sanatm turn sarsmuh deviniminin ardmda bir tiir durgunluk, artik kendini asarnayan ve giderek daha fazla tekrarlayarak, kendi ustune kapanan bir sey var. Bir yanda guncel sanat bicimlerinde bir birikme ve diger yanda hizla rrogalma, vahsi bir abartr, gecmis bicimler uzerine sayisiz cesitleme (olmii§ olarun kendi icinde hareketli yasarni) var. Turn bunlar manukhdir: Nerede birikme (stasis) varsa orada metastaz (metastasis) vardir. Canli bir bicimin diizensizlesrig] yerde, genetik bir kuralin artik islemedigi bir yerde (kanserde oldugu gibi), hucreler diizensizlik icinde hizla cogalmaya koyulurlar. Kimi biyolojik diizensizliklerin nedeninin gen kodundaki bir kopukluk oldugu ke§fedilebilecegi gibi, sanatm bugiin icinde bulundugu diizensizlik de aslmda, gizli estetik kodundaki bir kopukluk olarak yorumlanabilir. Bicirnlerin, giirle§mesiyle,
20

lumumuz genel bir estetiklesmeye, ka~§l-kiilt~r bi~.imleri ~ahil olmak iizere turn kiiltur bicimlerinin terfi etmesine, tum terns II ve kar§l-temsil modellerinin gokl~re crkanlmasina yol acu, ~anat aslmda yalruzca bir iitopya, yam asIa g~rrr~kIe§meyecek ?Ir. §.eyse, bugiin bu iitopya dolu dolu gerrrekIe§~l.§tIr: Medyalar, bilgi-islern ve video teknolojisi sayesinde herkes fulen ya.ratlCl oldu. Sa,nats~l iitopyalann en koktencisi olan karsi-sanat .bIle, I?ucham~ I.~ §l§eligini kurmasmdan ve Andy Warhol'u~. bir makl~eye don.u§me isteginden bu yana gerceklesmis oldu. Dunya~m tu~ sanayi makineleri estetiklesti, dunyamn turn anlamsizhgi estetik tarafmdan guzellestirildi. ..... . .. . Bau'nm yapngi en biiyiik ism dunyamn tlcanIe§tlr~lmesl, her §eyi ticaretin yazgisma blrak~l§ olm~sl oldugu S~yIe~l!,Or. Oys~ en biiyiik is, diinyamn estetiklesmesi, koZmOp?~lt bicimde sa~ nelenmesi, goruntuye donusturulmesi, gostergebilimsel o~arak du~ zenlenmesi olmahdir. Bizim tamk oldugurnuz sey, ticaretm m~addl kurallanrnn otesinde, reklamlar, medya ve goruntuler aracIll~~yla her seyin bir gosterge sanayisine donusmus ?lmaSld~r. E~ marJl~al veya en siradan veya en miistehcen §ey bile ~.stetl~le§lyor, kulturellesiyor, miizelik bir hal aliyor. Her ~ey soyleniyor, her §~y ifade ediliyor, her §ey bir gosterge gucune ya da ta~nna b~riiniiyor. Sistem, ticaretin artik-degerinden cok gostergenin estetik artik-degerine gore isliyor. .. Minimal sanat, kavramsal sanat, gecici sanat ve karsi-sanat d.~-. layisiyla tiim bir seffafhk, yok olma ve cisi~s~zlqme estengi icinde sanatm maddesizlestirilmesinden soz edlhyor.. Oysa gercekte, islernsel bicim altmda her yerde maddeIe§ml~ olan estetiktir. Zaten bunun icin sanat minimal olmaya, kendi yok olu§unu kullanmaya zorlanmistir. Sanat, oyunun tii~. kuraII.ar_I uyannca, bir yuzyildir bunu yapiyor. ok ?lan tiim bicimler gibi simiilasyon icinde kendini yinelerneyi demy~r, .a~a yakinda yerini ucsuz bucaksiz yapay bir miizeye ve zmc.lflnden bosanrrus reklamcihga birakarak tamamen silinip gidecektir, . . Bicimlerin eklektik bas donduruciilugu, zevklenn eklektik bas dondiiriiciiliigii: Barokun simgesi de buydu. Ama B.a~okta yapayhgm yaratugi bas donrnesi tensel bir bas donrnesidir. Bar?k sanatcilar gibi biz de dizginsiz goruntu yaraticilanyiz, ama giz-

'!

rrizgilerin, renklerin ve estetik kavramlann tum kiiltiirIerin ve usluplann kaynasmasiyls

oztop-

21

liden gizliye putkmciyiz. Goruntuleri yok edenlerden de gil , goridecek hicbir seyin olmadigt bir goruntu bollugu tiretenlerdeniz. <;agda§ goruntulerin btiytik cogunlugu -video, resim, plastik sanatlar, gorsel-isitsel ve sentez goriintiiler- gorulecek hicbir seyin olmadigi duz anlamda goruntuler; izsiz, golgesiz, sonucsuz gortinttilerdir. Tek hissedilen her birinin ardmda bir seyin yok olmus oldugudur. Dstelik bundan ibarettirler: Yok olmus bir seyin izi. Tek renk bir tabloda bizi buyuleyen sey, her tiir bicimin 0 rnuhtesem yoklugudur, Trans-seksiielde bizi biiytileyen seyin -yine gosteri halindeki- cinsiyet farkirnn silinisi olmasi gibi, bu da heniiz sanat halindeki- her ttir estetik sozdiziminin silinisidir. Bu goruntuler hicbir seyi gizlernez, hicbir seyi ortaya cikarmaz, bir tur olumsuz yogunluklan vardir. Andy Warhol'un Campbell corbasi kutulanndan olusan resminin tek yaran (ve bu, cok btiyiik bir yarardir), tipki Bizans ikonlanrnn Tanrr'run varligi sorusunun Tanrr'ya inanmaya devam ederek- artik sorulmamasma olanak tarumalan gibi, guzel mi cirkin mi, gercek mi gercekdisi rm, askm mi ickin mi sorusunun sorulmasma da artik gerek brrakmamasidir, Mucize buradadir. Bizim goruntulerimiz ikonlar gibidir: Sanann varolusu sorusunu es gecerek san at a inanmayi stirdtirmemizi sagliyorlar. Boylece belki de turn ~agda§ sananrruzi, antropolojik islevinden baska bir dusunce tasimadan ve hicbir estetik yargiya gondermede bulunmadan, ayinsi bir kullarunu olan ayinsi bir biittin olarak benimsememiz gerekiyor. Boylelikle ilkel toplumlann kiiltur evresine geri donmus olurduk (sanat pazanndaki spektilatif fetisizrn de sanatm seffaflig; ayininin bir parcasidir). Estetigin ya otesindeyiz ya da asagismda, Sanatirruza estetik bir yazgt ya da tutarhhk aramak gereksiz. Gogun mavisinin kizilaltmda ya da morotesinde aranmasi gibi bir §ey olur bu. Bu anlamda artik guzel ya da cirkine ulasamadigirruzdan ve deger yargisinda bulunmamiz olanaksiz oldugundan icinde 01dugumuz bu noktada umursamazhga mahkurnuz. Ama bu umursamazhgin otesinde, estetik zevkin yerini alan baska bir biiytilenme doguyor. Gtizel ve cirkin karsihkli celiskilerinden bir kez kurtuldular rm bir bicimde cogahrlar: Gtizeller guzeli ya da cirkinin cirkini ortaya cikar. Ornegin, gunumuzde resim tam olarak cirkinligi degil (cirkinlik Mia estetik bir degerdir), cirkinin
22

~irkinini ("bad", "worse", kitsch)'; karsrtiyla iliskisinden kurtulmus oldugu icin cirkinligin karesini gelistiriyor. "Hakiki" Mondrian'dan bir kez kurtulunca, "Mondriandan daha Mondrian" olmakta ozgursunuz. Hakiki naiflerden kurtulunca, "naiflerden daha naif' olabilirsiniz. Gerceklikten kurtulunca, gerceklikten daha gercek olabilirsiniz; hiper-gercekcilik, Her sey hipergercekcilik ve pop sanat ile basladi; gtindelik yasam fotografik gercekciligin ironik giiciine bu sekilde ytikseldi. Bugiin bu tirmams, trans-estetik simtilasyon alanma giren ttim sanat bicimlerini ve turn usluplan aynmsiz kucakhyor.

Sanat pazanmn icinde de bu tirmarnsm bir benzeri vardir. Burada da her tur ticari deger yasasina son verilmis oldugu icin, her sey "pahahrnn pahahsi", pahahrun karesi haline gelir: Fiyatlar pek asmlasir, artnrma cilgin bir hal ahr. Estetik oyununun kurah kalmadiginda bu oyun nasil her yana sacihyorsa, degisim yasasma her ttir gonderme ortadan kalktigmda, pazar da ayrn bicimde dizginsiz bir spektiIasyon icine duser. Aym zivanadan ~lkl§, aym delilik, aym asmhk. Sanatin reklamcihktaki parlamasi her tur estetik degerlendirmenin olanaksizhgiyla dogrudan iliski icindedir. Deger yargisi yoklugunda deger alevler icinde yok olur. Degerin vecd halidir bu. Gunumuzde, boyle iki sanat pazan vardir. Biri, degerler coktan spektilatif olsa da hala degerler hiyerarsisine gore diizenlenmektedir. Digeri finans pazannda dalgalanan ve denetlenemeyen sermayelere benzer: Ozellikle deger yasasina meydan okumaktan baska gorunur nedeni olmayan katiksiz bir spektilasyon, sadece bir harekettir bu. Bu sanat pazan, daha cok kuman andtrtr ya da potlatch'a" benzer; bu pazar, degerin hiperuzammdaki bir uzay operasidir. Bu duruma kizacak miyiz? Hayir, Ahlakdrsi hicbir §ey yok burada. Gtintin sanati nasil giizehn ve cirkinin otesinde ise pazar da iyinin ve kotunun otesindedir.

• Bad, worse, kitsch: (ing.) KetO, daha ketO, niteliksiz sanat. (c.n.) •• ilkel kabileler arasmda gerOlen ve birbirine daha lazla arrnaqan veya kendi mahru daha lazla tahrip etmeye dayanan bagl~ tOrO. (c.n.)

vermeye

23

TRANS-SEKSOEL

Cinsel beden, giiniimiizde bir tiir yapay yazgiya mahkflm edilmistir, Bu yapay yazgi da trans-seksiielliktir. Anatomik anlamda degil de daha genis travestilik anlammda trans-seksiiellik; yani cinsiyet gostergelerinin yer degistirmesi iizerine kurulu oyun ve (bir onceki cinsel farkhhk oyununun tersine) cinsel [arkstzhk oyunu, cinsel kutuplann farksizlasmasi ve haz olarak cinselligi umursamama anlaminda trans-seksiiellik. Cinsellik hazza yoneltilmistir (bu, ozgurlesmenin nakaratidir), trans-seksiiel olan ise -ister cinsiyet degistirme biciminde olsun, isterse de escinsellerin giyimle, morfolojik davrarnslarla veya karakteristik gostergelerle oynamalan biciminde olsunyapayhga yoneltilmistir, Her halukarda, soz konusu islern ister cerrahi isterse de gostergesel 24

olsun, ister gostergeleri isterse de organlan icersin, protezlerle karst karsryayiz; ve bedenin yazgismm protez haline gelmek 01dugu gunumuzde, cinsellik modelimizin trans-seksiiellik olmasi ve trans-seksuelligin her yerde bastan cikarmarun odagi haline gelmesi manukhdir. Hepimiz trans-seksiieliz; cunkti potansiyel olarak degisebilir biyolojik yaratiklanz, Bununla birlikte, biyolojik bir siirec de degil bu: Hepimiz simgesel olarak trans-seksiieliz. Cicciolina'ya bakm. Cinselligin, cinsellikteki pornografik masumiyetin daha harika bir cisimlesmesi olabilir mi? Cicciolina, aerobigin ve donmus bir estetigin kizoglankiz meyvesi, her tiir cekicilik ve sehverten annrms kash android olan ve tam da bu nedenle bir sentez idol haline getirilen Madonna'nm karsiti olarak one siiriildii. Peki, ama Cicciolina'run kendisi de bir trans-seksiiel degil rni? Platin rengi uzun saclar, kahplanrrus gogiisler, bir sisme bebegin ideal bicimleri, cizgi roman ya da bilim kurguya ozgu konsantre erotizm, ozellikle de (hicbir zaman sapkin, hicbir zaman capkmca olmayan) cinsel soylemin abartilmasi, tam bir giinahkarhk ve yapayhk. Etobur cinsellik imleriyle, abaruh imlerle yasamalanna izin verilmis olan trans-seksiieller ve travestiler haric, gunumuzde hicbir kadinm hazmederneyecegi etobur bir erotik ideolojinin ve pembe telefonlann ideal kadirudir Cicciolina. Tensel dis plazma olan Cicciolina, Madonna'rnn sahte nitrogliserinine ya da Michael Jackson 'un erdisi ve Frankestaynvari cazibesine ulasiyor burada. Hepsi de erotik gorunusleriyle cinsiyetlerine iliskin belirsizliklerini gizleyen, degi§ebilir yaratiklar, escinseller, genetik olarak barok varhklardir. Hepsi de "gender-benders", donrnedirler.

Michael Jackson'a bakm, Michael Jackson degisen ve yalmz bir yarank; evrensel oldugu icin kusursuz bir rnelezligin onciisii, Irklar sonrasmm yeni irkidir. Bugiiniin cocuklan melezlesmis bir toplum karsismda sasrrrmyorlar: Bu, onlann evreni ve Michael Jackson bu cocuklann ideal bir gelecek icin dusledikleri seyin habercisidir. Michael Jackson'in yiiziine estetik yapurdigi, saclanrnn duzlestirildigi, derisinin renginin acildig», kisacasi kendini 25

titizlikle yeniden olusturdugu da eklenmeli buna: Onu masum ve saf bir cocuk, yani dunyayi Isa' dan daha iyi ybnetebilen ve uzlasma sagtayabitcn biri ve bir ~ocuk-tanndan daha iyi kilan, dolayisiyla masahn yapay erdisisi yapan da budur: Bir protez-cocuk, bizi irktan ve cinsiyetten kurtaracak degisimin duslenrnis turn bicimlerindek. bir embriyon. Simgesel figiirii Andy Warhol olan estetigin travestilerinden de soz edilebilir. Michael Jackson gibi Andy Warhol da degi§mekte olan yalrnz bir yarauknr: kusursuz ve evrensel bir sanat ciftlesrnesinin, turn estetiklerin ardindan gelen yeni bir estetigin onciisiidiir. Jackson gibi tamamen yapay biridir; 0 da masum ve safur, yeni nesilden bir erdisi, kusursuzluguyla 'bizi hem seksten hem estetikten kurtaran mistik bir protez ve yapay makine turiidiir. Warhol, "Turn yapular giizel, secim yapmama gerek yok, tiim. ~agda§ yaprtlar birbirine denk," dediginde, "Sanat her yer~edlr, dolaYlSlyla artrk yoktur, herkes bir dahi, diinya mevcut haliyle, hatta siradanhgiyja bile harikadir," dediginde kimseler buna inanamaz. Ama obununla modern estetigin dl§ gbriinii§iinii, kokten bir bilinemezciligin drs gbriinii§iinii betimler. Hepimiz bilinemezciyiz ya da sanatin veya cinselligin travestileriyiz. Ne estetik ne de cinsel bir inancrmiz var, ama hiilii bunlara sahip olrnayi ogretiyoruz.

Cinsel ozgurlesme soylencesi ger~ekligin icinde cesitli bi~imlerde hiilii canhdir; ama imgelemde, erdisi varyasyonlanyla trans-seksiiel soylence hiikiim siinnektedir. Orjiden sonra travestilik. Arzudan sonra, tum erotik simiilakrlann darmadaglmk panlnsi ve tum gorke~i icinde trans-seksiiel kitsch. Cinselligin, kendi anlasilmazl?gm~~ ~eatral a§~hgmda yitip gittigi postmodern pornografi de diyebiliriz buna. Cinsellik ve politikamn ayrn yIkICI tasanrnn parcasi .olmalanndan bu yana olaylar oldukca degi§ti: Cicciolina bugun Italyan Parlamentosu 'nda milletvekili se~ilebiliyorsa bu, tam da trans-seksiielle trans-politigin ayru ironik farksizhk icinde ~u.lu§malan anlamma gelir. Birkac YII once akla bile getirilerneyen bu basan, yalruzca cinsel kiiltiiriin degil: tum politik kiiltiiriin de travestinin tarafma gecmis olduguna tamklik eder.
26

Bu, cinsiyet gostergeleri sayesinde bedenden kurtulma ve arzunun sahnelenmesindeki abarti sayesinde arzudan kurtulma stratejisi, eskiden ise yarayan yasaklama yoluyla bast?r~~ stratejisinden daha fazla etkilidir. Ancak bastirma strateJI~m~n tersine, bunun kime yaradigi artik hie belli degil; cunkti rsusnasiz herkes bu yeni stratejiye maruz kahyor. Travestilik kurah, kimlik ve fark arayisnmza dek, biitiin davraruslanrmzm temeli haline geldi. Kendimize arsivlerde, bir amda, bir tasan ya da gelecekte kimlik arayacak zamanmuz yok artik, Bize sipsak bir bellek, dogrudan bir baglann, anmda dogrulanabilecek bir tiir reklam kirnligi gerekiyor. Boylece, bugiin aranan sey, organik bir denge durum~ olan saghk degil pek; bedenin gecici, hijyenik ve reklamlardaki gibi panldamasi: ideal bir durumdan 90k bir performans. Moda.ve goriinii§ terimleriyle soylenirse, aranan sey giizellik ya da cazibe degil artik; goruntu. . . . .. Her kisi kendi goriintiisunu anyor. Kendi varolusunu den surmek artik olanakh olmadigindan, ne var olmayi ne de bakihyor olmayi dert etmeksizin boy gostermekten baska yapilacak ?ir. sey kalmiyor geriye. Vanm, buradayim degil; goruluyorum, bir imajim; bak bana, bak! Narsisizm bile degil bu; Slg bir disadonukluk, herkesin kendi gorunusunun menajeri haline geldigi bir tiir reklamer safhgi. . Macl.uhan'rn deyisiyle, hiilii bakisi ve hayranhgi iizerine cekebilen modamn tam tersine, "goruntu", ozel anlam tasimayan, aynksi bir etki yaratan video goruntusu gibi, dokunmatik e~an goruntusu gibi bir tiir asgari, en az tarumh imajdir. Goruntu, §m~diden moda olmaktan cikrrus, modayr asrms bir bicimdir, Artik bir fark mantigi bile degildir bu, bir farkhhklar oyunu degildir,fark~ ltliga inanmaksiztn farkltlik susie verir. Farksizhktir bu. Kendi olmak, gecici ve yanm olmayan bir basandir, yapmaciksiz bir diinyada tadr kacrms bir yapmaciklik haline gelmistir,

Geriye donup bakildigmda trans-seksiielin ve travestinin bu zaferi, onceki kusaklann cinsel ozgurlesmesine garip bir acikhk kazandinyor. Bu ozgurlesme, kendi soylemi uyannca, disiligin ve hazzin ayncahkh bicimde goklere cikanldigr, bedenin azami ero27

tik degerinin yuceltildigi bir eyre olmaktan uzak, olsa olsa cinslerin birbirine kansmasina dogru giden bir ara eyre olabilir. Cinsel devrim olsa oIsa trans-seksuellige dogru bir asamadir, TemeIde, bu, her devrimin sorunlu yazgrsidir. Sibernetik devrim, beyinle komptiterin denkligi karsisrnda, insam su temel soruya yoneltir: "Bir insan rruyim ben, bir makine mi?" Gelmekte olan genetik devrim su soruyla karsi karsrya birakir: "Bir insan rmyirn ben, sanal bir klon mu?" Cinsel devrim, turn arzu potansiyelini serbest birakarak bizi su temel soruya yoneltir: "Erkek miyim ben, kadm rrnyim?" (Psikanaliz hie yoksa bu cinsel belirsizlik ilkesine katkida bulunmustur.j Turn diger devrimlerin prototipi olan siyasaI ve toplumsal devrime gelince, bu devrim, insana kendi ozgurluk ve irade kullarurmm vererek insam, acunasiz bir mantik uyannca, kendi iradesinin nerede 01dugunu, temelde neyi istedigini ve kendisinden neyi beklemenin hakki oldugunu kendine sormaya -~oztimstiz sorun- yoneltmistir, Her devrimin tuhaf sonucudur bu: Belirsizlik, sikmtr ve bulamkhk devrimle baslar, Orji bir kez bitmeyegorstin, ozgurlesrne, herkesi kendi cinsiyetinin ve cinsel kimliginin arayrsiyla bas basa birakir; gostergelerin dolasirru ve hazlann cesitliliginden dolayr bu arayisa bulunacak cevap ihtimali giderek azalmaktadir. Bu yuzden trans-sekstiel olduk. Tipki trans-politik olusurnuz gibi; yani politik acidan farksiz ve farklI!a~maml~ varhklar, erdisiler, en celiskili ideolojilere yatmrnda bulunup bunlan hazmetmis ve kusmus, artik yalruzca maske tasiyan ve belki de farkmda olmadan, zihinsel olarak politikarun travestileri olrnamrz gibi.

TRANS-EKONOMiK

,I

1987'deki Wall Street iflasmda ilginc olan sey, felaketin belirsizligidir. Hakiki bir felaket oldu mu, yoksa gelecekte mi olacak? Yarnt: Gercek bir felaket olmayacak, cunku sanal felaket ko~ullannda ya~lyoruz. .. Bu vesileyle, saymaca ekonomiyle gercek ekonorni arasmdaki uyumsuzluk carpici bicimde ortaya cikti; uretime dayah ekonomilerin gercek felaketinden bizi koruyan da bu uyumsu~luktur. Bu iyi bir sey midir, kotti bir ~ey mi? Uydu savaslan ile yerel savaslar arasmdaki uyumsuzluk ile aym seydir bu. Y s~~a~lar her yerde birbirini izliyor, ama nukleer savas cikrruyor. Ikisi ..arasinda baglantisrzhk olmasaydi, niikleer patlama cok zaman ..once olurdu. Uluslararasi borsa ve finans iflasi, nukleer patlarna, Uciin-

='

28

29

cu Dunya'rnn bore patlamasi, nufus bombast: Patlamayan bombalann ve sanal felaketlerin egemenligi altmdayrz. Onurnuzdeki elli yil icinde Kaliforniya topraklanrun Pasifik'e kayacagi kehaneti gibi turn bunlann da bir giin kacirnlmaz olarak patlayacagi soylenebilir elbette. Ama olanlar ortada: Patlak vermeyen bir durumu yasiyoruz. Yegane gerceklik (gercek ekonomiyle saymaea ekonomi arasmdaki baglantisizhgm bu boyutta olmadigi 1929 krizinin tersine), ~okttigi.i zaman gercek ekonomilerde onernli bir dengesizlige yol acmayan sermayelerin olusturdugu yorungedeki o dizginsiz kasirgadir. Yuzergezer ve spekulatif sermayeler alaru o denli ozerklestirmistir ki gecirdigi sarsmtilann izi bile kalmaz

kuskusuz.
Yine de oldiiriicii bir izin kaldigi yer, kendi calisma alarnndaki bu aynsrna karsismda tamamen silahsiz olan ekonomi kurarmdir. Savas kuramcilan da ayru olcude silahsizdirlar, Cunku savasta da bomba patlamiyor. iki farkh seydir artik savas; bir yanda, yortingedeki, topyekun ama sanal bir savas ve diger yanda, yeryuzundeki cok sayida gercek savas, Sanal ekonomiyle gercek ekonomide oldugu gibi bu iki savas da ne ayrn boyutlara ne de ayru kurallara sahiptir. Bu bolunmeye, uyumsuzlugun egemen oldugu bu dunyaya kendimizi ahsnrmamiz gerekiyor. Kuskusuz 1929'da bir kriz ve Hirosima'da da bir patlama oldu, yani hakiki bir iflas ve patlama am yasandi: ama ne sermaye (Marx 'm istedigi gibi) giderek daha vahim krizlere girdi ne de savas bir patlamadan digerine sicradi. Olay bir kere yasandi, nokta, hepsi bu. Sonrasi hep ayru: Biiyiik finans sermayesinin hiper-gerceklesmesi imha araclanrun da hiper-gerceklesmesidir; her ikisi de tepemizde, bizden kacan, ama ayrn nedenle gerceklikten de kacan bir akis icinde yoriingeye oturrnuslardir: Hiper-gerceklesmis olan savas ve hipergerceklesmis olan para, erisilmez; ama boyle oldugu icin de dunyayi oldugu gibi birakan bir uzamda dolasmaktadirlar. Sonne olarak, ekonomiler uretirne devam ediyor, oysa ki saymaea ekonomideki calkannlann en ufak mantiki sonueu, bu ekonomileri ortadan kaldirmaya coktan yeterli olurdu (tieari degisim haeminin bugiin sermayelerin devinim haeminden kirk bes kez onemsiz 01dugunu unutmayalim). Kullarulabilir niikleer gucun binde biri diinyayi ortadan kaldirrnaya yeterliyken diinya var olrnayi stir30

dtiriiyor. Boreun temizlenmesi konusundaki en ufak kararsizhk tum degisirni durdurmaya yeterliyken, Ucunct; Diinya da, diger diinya da yasamayi siirdiiriiyor. Zaten bore coktan yorungeye yerle§ti; bore da bu boreu tekrar satin alan bir bankadan digerine, bir iilkeden digerine dolasrnaya basladi; boylelikle sonunda atom arnklan ve daha bir stirti sey gibi yorungede unutulup gideeek. Bu donup duran bore, dolasan bu nameveut sermayeler, kuskusuz bir gtin borsa tarafmdan rayiei belirlenecek olan bu eksi zenginlik, ne muhtesern bir sey! Bore fazlasiyla ean sikici hale geldiginde sanal bir uzama dislamr ve orada kendi yorungesine yaprsip kalmis bir felaket goriiniimii sunar. Milyarlarea dolarhk yiizergezer sermayelerin bikip usanmadan etrafrmizda donen bir uydu yiguu haline gelmesi gibi, savas gibi bore da yeryiiziiniin bir uydusu haline gelir. Hem boylesi daha iyi kuskusuz, Onlar dondugti siireee, uzayda patlasalar bile (1987 iflasmdaki "kayip" milyarlar gibi), diinya degismez; umut edilebilecek en iyi ~ey de budur. Cunku saymaca ekonomiyle gercek ekonomiyi uzlastirrna umudu iitopik bir umuttur: Gezinen bu milyarlarea dolar gercek ekonomiye aktanlamaz; neyse ki aktanlarmyor, ~iinkii bu dolarlar mueize eseri uretim ekonomilerine tekrar sokulabilseydi, bu kez gercek bir felaket olurdu. Ayrn bicirnde, sanal savasi da birakahm yorunge iizerinde kalsm, cunku 0 da bizi orada kalarak koruyor: Asin soyutlugu ve hunhar dismerkezliligiyle niikleer guc, bizi en iyi koruyan seydir. Yorunge bombasi, mali spekiilasyon, diinya capmdaki bore, asm nufus fazlasi (bun un icin yorungesel bir cozum bulunamadi henuz, ama umut kesilmez): Bu urlann golgesinde yasamaya da alisahm. Bunlar, varoluslanyla, asmliklan, hatta hiper-ger~eklikleriyle kendi einlerinden kurtuluyorlar ve dunyayi bir anlamda ikizinden kurtulmus, el degmemis birakiyorlar.

Segalen, diinyamn bir kiire oldugunu gercekten anladigirruz andan itibaren yolculuk diye bir sey kalrnadigiru soyluyordu; cunkt; bir ktirenin iizerindeki bir noktadan uzaklasmak bu noktaya yaklasmaya baslamak demekti. Bir kiirenin iistiinde, dogrusalhk garip bir egrilik kazarur: tekduzeligin egriligini. Astronotlar yeryuzii31

nun cevresinde donmeye koyulduklan andan itibaren, herkes gizliden gizliye kendi etrafmda donmeye basladi. Yorungesel ~ag basladi: uzay bu ~agm bir parcasidir, ama asil televizyon ve hti~relerimizin en gizli yerindeki DNA sarmallanmn ve molekullerin dansmm da icinde yer aldrg: daha bir siiru §ey de bunun parcasidir. Yorunge alarnndaki ilk uzay ucuslanyla birlikte dunyasallasma sona erdi, ama ilerlemenin kendisi de degirmi hale geldi ve insanlann evreni de yorungedeki dey bir aygita indirgendi. Segalen'in dedigi gibi, "turizm" ba§h~or. Dah~ dogr~su, yolculuk etmeyip, simrlan cizilmis topraklan icinde daireler cizerek donen insanlann sonu gelmez turizmi basliyor. Egzotizm oldii. Ancak Segalen'in onerrnesi daha genis bir anlam kazaruyor. Salt dolasirmn yaranna varhgina son veren §ey yalmzca yolculuk, yani yeryuzunun dusselligi, asmamn ve kesfin fizigi ve metafizigi degildir; askinhg], yuceligi, sonsuzlugu hedefleyen he~ §ey, vyo~ rungeye yerlesmek icin kurnazca egilip bukiilerek kendi varhgma son vermektedir: Bilgi, teknikler ve anlama yetisi de yuce tasanlanna son vererek, sonu gelmez bir yorunge orrneye koyulmaktadirlar. Aym bicirnde enformasyon da yorungeseldir: Enformasyon bilgisi bir daha asIa kendini asmayacak, askmlastirmayacak ve sonsuza dek kendini dusunmeyecek olmasma ragmen, yeryuziine de degrneyen, hakiki bir dayanagi ve gondermesi olmayan bir bilgidir. Enformasyon dolasir, doner, kimi zaman tamamen gereksiz olan (ama gereklilik sorusu da sorulamiyor artik) dolasimmi tamamlar ve her sarmalda ya da her devrimde daha da artar. Televizyon, artik hayal kurmayan, duslemeyen ve gercekle de hie ilgisi olmayan bir goruntudur, Yorungesel bir devredir. Uydulastmlrms olsun olmasm, nukleer bomba da yoningeseldir. Niikleer bombarun yorungesi, etrafinda donup durdugu yeryuziinu mesgul etmeye devam eder, ama yere dusecegi de yoktur: Sonlu bir bomba degildir, kendini bitirecek de degildir (en azmdan oyle umuluyor); orada, yorungede durmaktadir ve korku sacmaya ya da en azmdan caydirmaya yetiyor. Duslerimize korku bile sacrruyor artik, yikim hayal edilemez. Bomba orada, yorungededir, kararsizhk icinde ve surekli donmektedir. Euro-dolarlar ve yuzergezer para kitlesi icin de aym §ey soylenebilir. Her §ey uydulasiyor, beynimizin bile artik bizde olmadigi, sayisiz Hertz'lik
32

dalga birimleri ve devreler halinde etrafirruzda dalgalandigi soylenebilir. Bu bir bilimkurgu degildir; Mcl.uhan'rn "insamn uzammlan" kurarmnm genellestirilmesidir yalmzca. insan varhgma ait her §Cy, biyolojik bedeni, zihni, kas ve beyin yapisi insamn et.rafmda mekanik ya da bilgi-islemsel protezler halinde donrnektedir. Yalmzca, McLuhan'da Him bunlar olumlu bir genlesme olarak, insanm medyatik uzarnmlan aracihgiyla evrensellesmesi olarak tasarlanrmsnr, Oldukca iyimser bir dusuncedirbu. Gercekte, insan bedeninin turn islevleri insanm etrafmda esmerkezli bir duzenle donmek yerine, dtsmerkezli bir duzenle uydulasnlar; kendi hesaplanna yorungeye yerlestiler. 0 anda, insan kendi islevlerinin, kendi teknolojilerinin bu yorungesel drsadonuklugu karsismda kendini yorungesinden ~lkml§ ve merkezinden uzaklasrms buldu. Insan, Dunya gezegeniyle, topragiyla ve bedeniyle, gunumuzde, Kendi yaratngi ve yorungeye yerlestirdigi uydulan karsismda uydulasmis durumdadir. Insan, bir zamanlar askmdi, simdi yoriingesinden cikn. i§levleri uydulasirken insam da uydulastiran tek §ey insan bedeni degil, Toplumlanmizm turn islevleri, ozellikle de kopup yortingeye gecen ust islevler insam uydulastmyor. Savas, mali degi§im, teknik-alan ve iletisim, geride kalan seyleri yikima te.rk ederek erisilmez bir uzamda uydulasiyorlar. Yorungesel guce ensmeyen her §ey, artik herhangi bir askmhktan yardim istenemeyecegine gore bundan boyle kesin bir yuzustu birakilrmshga mahkiimdur. Aglfhktan kurtulma cagmdayiz, Modelimiz, kinetik enerjisi yeryuzunun enerjisini bosaltan uzay boslugu modelidir. Bircok teknolojinin merkezkac enerjisi bizi her tur agirliktan kurtanyor ve gereksiz bir devinim ozgtirli.igti icine sokuyor. Her tur yogunluk ve agirliktan kurtulmus olarak, stirekli olma tehlikesi ta§lyan yorungesel bir devinime surukleniyoruz,

Artik btiytimtiyor, ur halini ahyoruz. HIZh ~ogalma toplumundayiz; hicbir belirgin hedefe gore kendini dtizenlemeden buyurneyi surduren bir toplumdayiz, Urlasan bir toplum, kendi taF3 ON/KtittilUgtin ~effafhgl

33

~m~ma al.dI~adan, kontrolsuz bicimde gelisen ve nedenlerin yitim lyle bIrh~te sonu.~lann YIgddigi bir toplumdur. Hiperteli' yoluyIa, asm islevsellik ve doyma yoluyIa duzensizlesmeye, sistemlerde ol~~aniistii bir nrmarnsa yol acan bir seydir bu. Bu dur.uI?u en IyI kiyasiayabilecegimiz ~ey, kanserli metastazIar siirecidir .. ~ir ~edenin, organik kurallar karsismda yenilmesidir bu; ve ~u tur biro hiicr~ ktimesinin uygunsuz ve oldurucu canhhgirn a~I~~a~IkarabI~mesI.ne ve genetik buyruklara uymayarak sonsuza degm hizla ~ogalabdmesine yol acar. Bu kritik bir surec degildir artik: Kriz hep bir nedenselliktir ve nedenIer~e son~~lar arasmdaki dengesizIik meselesidir; cozumunu n~den~enn yeniden diizenlenmesinde bulur ya da bulmaz. Bizi ilgilendiren ~~ruma gelince, sureclerin boslukta yogunlasmasina yol a!ar~k silinen ve anlasilmaz hale gelen sey nedenlerdir. Bir sisternin icinde isleyis bozuklugu ve bilinen isleyis kurallanna uy~a~a oI?ugu s~~rece, sorunu asarak cozme imkani hep v~rdir. Bu cozum krize degil, felakete baghdir: yani sistemin kendmden. ot~ye gectigi, kendi amaclanru a~tIgi ve boylelikle sisteme artik hI~bI~ ~a~~ b.ulunmadigi kosullara baghdir. Yoksunluk hicbir zaman fecI. degildir, ~ldtiriicii olan doygunluktur: Doygunluk, aym zamanda bir tetanos durumu ve durgunluk durumu yaratrr. c;a~Ici olan sey, gtintimtizdeki turn sistemlerin asm ~i~manhg~?Ir; habe~le~me, iletisim, bellek, depolama, tiretim ve yok o~~a du~eneklenmI.zdeki ~S~~an Sontag'in kanser icin soyledigi gibi- .0 cehennerni gebehk trr: bu sistemler oyle dolmustur ki artik l~~ yara~~~yac~klan. ~oktan bellidir. Kullarum degerine son veren bIZ degiliz, srstemin kendisi asm-uretim yoluyla bunu ortadan kaldirdi, Oyle cok sey tiretilip YIgIldi ki bunlan kullanacak zaman aruk asIa olmayacak (ntikleer silahlar konusunda bu son ~erece s~vindiricidir). Oylesine cok ileti ve sinyal tiretilip dagrltildi ~l bunlan okumaya arnk asIa zarnamrruz olmayacak. 'Ne mutlu bize! Cunku icimize aldigrmrz ufacik kisim bile bizi surekli olarak elektrikli sandalyede tutmaya yetiyor. Bu m~uhte~em gereksizlikte bulanti verici ozel bir ~ey var: HIzia ~ogalan, a~IrI ~l~en; ama doguramayan bir dtinyanm bu• Hiperteli: Morfolojik bir ozelligin, anatomik turuncaya kadar abartui geli~imi. (c.n.) bir yapirun bir rahatsrzuk olus-

[annsi. Bir dusunce dogurmayi basaramayan turn bu bellekler, ar~, belgeler; bir olay dogurmayi basaramayan turn bu planlar, programlar, kararlar; bir savas dogurmayi basaramayan tiim bu yiiksek teknoloji tirtinti silahlar! Bu doygunluk, Bataille'in soztlnii ettigi, biitiin toplumlann gereksiz ve asm harcama gosterileri yoluna giderek yok etmeyi bildigi fazlahk smmru asmaktadir. Her hizlandmci etken durgunluk etkisi yaparak, bizi durgunluk noktasma yaklastirdigmdan, tum bu birikimden bize kalan sey, olanakh bir harcama bicimi degil, yavas ya da ani bir telafi edememe durumudur. Kriz dedigimiz sey, bu durgunluk noktasma iliskin onsezidir. Bu tetanos durumu ve durgunluk, bosluk icinde hizlanma, toplumsal ereklilik ve kazanc yoklugunda iiretim vaadi seklindeki ~ifte siirec, krize atfedilmesi uygun dusen cifte gorunumu yansitir: Enflasyon ve issizlik, Enflasyon ve issizlik, geleneksel olarak, biiyiime denk. lemindeki degiskenlerdir: Bu dtizeyde kriz kesinlikle yoktur; bunlar kuraldisr siireclerdir ve kuraldisihk, organik dayamsmarnn golgesidir. Gercekten kaygilandmci olan anormalliktir. Anormallik acik bir belirti degil, oyunun gizli ya da en azmdan bizim bilmedigimiz bir kurahnda kusur ve ihlal olduguna iliskin garip bir gostergedir. Belki de bir ereklilik fazlasidir; bu konuda bir ~ey bilmiyoruz. Bizden kacan bir sey var ve biz de geri dontlssuz bir siirecin parcasi olarak kendimizden kaciyoruz, kendimizi kaybediyoruz; dontisii olmayan bir noktadan, seylerin celiskilerinin sona erdigi bir noktadan gectik ve sureclerin tersine cevrilernedigi ve anlam da tasimadigi bir celiskisizlik, zivanadan crkma, kendinden gecrne ve saskinhk evrenine sagsalim girdik. Enflasyondan cok daha saskinhk verici bir sey var: Yorungesindeki dansiyla yeryuzunu kusatan yiizergezer para kitlesi. Tek gercek yapay uydu paradir: Saskmhk verici bir devingenliktedir ve anmda degistirilebilir niteliktedir. Para, gercek yerini so nunda buldu; borsadan daha olaganustu bir yer bu: Yapay bir gunes gibi dogup batng: yorunge. Insan iiriinti katiksiz bir yapay madde haline geldi para. Issizlik de anlam degistirdi. Bir sermaye stratejisi (yedek ordu) olmaktan cikti; toplumsal iliskiler oyununun kritik bir unsuru 35

34

degil artrk; oyle olsaydi, tehIike nokrasr coktan a~dmI~ 01dugundan duyulmadik karga~alara yol a~ml~ olurdu. Issizlik nedir giiniimiizde? Issizlik de bir tiir yapay uydudur; bir durgunluk uydusu, negatif bile olmayan elektrikle, statik elektrikle yiiklii bir kit Ie, donmus toplumun giderek biiyiiyen bir kesimidir. Dola~lm devrelerindeki ve degi~imdeki hlzlanmamn ardmda, devinim arusmm ardmda, bizdeki, her birimizin icindek] bir sey dolasimdan cekilecek kadar yava~hyor. Biitiin toplum da bu durgunluk noktasmin etrafmda donrneye koyuluyor. Diinyamlzm kutuplan yakmla~Iyor sanki; bu tiir bir kisa devre hem taskm sonuclara hem de potansiyel enerjilerde bir bitkinlige yol aciyor, Bir kriz degil arnk burada soz konusu olan; oldiiriieii bir olay, yava~latdml~ bir felaket yasiyoruz.

Bu anlamda, ekonominin tekrar gorkernli bicimde giindeme geldigini gorrnek olduk~a tuhaf bir seydir. "Ekonomi"den soz edilebilir mi h§l§? Bu a~ik§r giineel dururn klasik ya da Marksist ~oziimlemedeki anlamml tasrmiyor artrk. Cunku ekonominin giiniimiizdeki itiei giieii, ne maddi iiretimden olusan altyapi ne de iistyapr artik. Ekonominin devindiricisi istikrarslzla~masldIr; ideolojilerden, sosyal bilimlerden, tarihten kurtulmus bir ekonominin, ekonomiden kurtulmu~ ve kendini katiksiz spekiilasyona teslim etmis bir ekonominin, gercek ekonomilerden baglmslZla~ml~ (gercek anlamda degil elbette; sanal olarak, ama zaten giiniimiizde iktidan elinde bulunduran gerceklik degil, sanalhktir) sanal ekonominin, boylelikle tiim diger viral siire~lerle bulusan, viral bir ekonominin zaferidir. Ekonominin yeniden giiniin ornek olayi haline gelisi, akddl~l bir oyunun ozel etkilerinin ve ongoriilemeyen geli~melerinin goriildiigii yer 01masmdandlr.

Marksist elestirinin inkannda d~~ledik:. B~li~~eyieilik bu ~ez n.e ekonomiye ne politikaya ve:ildI; kend~. simillakrlan ve ust bl~ mantlk tarafmdan yenilgiye ugratilrms golge-olay olarak ekonomi basit~e ortadan kalkti. . .. . Hayal etmek bile gerekmiyor bugiin: Ekonorni pol~hk, ken?l mantlglyla (deger yasasi, pazar yasalan, iiretim, artlkdege~, klasik sermaye manngiyla) alay eden ve boy Ieee de ne ekono~.lk ne de litik bir yam kalan bir spekiilasyon trans-ekonoml~me ken~iginden donuserek gozumuzun onunde ~on buluyor. Yuzergezer ve keyfi kurallan olan kanksiz bir oyun, bir felaket oyunu ~u. Ekonomi politik boy Ieee son bulmus o~aeak, ama hie beklendigi gibi degil, Parodiye varm~~y~ dek ~~dd~tlenerek son bulacak. Spekiilasyon artik-deger degildir; ne u~et_Ime ne de gercek kosullara gonderrne yapan degerin veed halidir. Artik yalruzca kendi devinimini (kendi yOriingesel. dol.a~lI~I~I) soz konusu ~den degerin katiksiz ve bos, temizlenmis b19~~ldlr bu. E~o.noml politigin her secenege son vermesi, ironik bI91~de, ~~~?lm a~l~l derecede istikrarsizlastrrmasiyla olur. Ekonomi politigin estetI~, ve sayiklamah bir evreye gecmesini saglayan ku~ar, potla~~h v.e lanetli yan" enerjisini kendi tarzinca ele ge~~ren bu tur bl.r cilgmhgm karsisma ne cikabilir? Bu beklenmed~k SO?: b~. ge~l§ evresi, bu vahsi borsa pazan temelde tiim eski politik utopyalanmizdan daha ozgundur.

Ekonomi politigin sonunu, Marks'la birlikte, sermayenin kacrrulmaz krizi mantigr uyannea, sImfiann yok olmasl ve toplumsahn ~effafilgIyla birlikte hayal ettik. Ardmdan ekonomi politigin sonunu ekonominin postulatlanmn ve bu vesileyle,
36

37

A~IRIiLETKEN OLAYLAR

Trans-politik bicim olarak terorizmin, patolojik bicim olarak AIDS ve ~an~~~, genel anlamda cinsellik ve estetik bicimi olarak trans-seksuelh~.m ..v~. travestiligin aym zamanda ortaya~Ik:tlgmm ~ar~~ndaYIz. Gun.u.muzde sadece bu bicimler biiyiileyicidir. Cinsel ozgu:le§me, politik tartisma, organik hastahklar ve hatta konvansiyonel ~av~§. ~Ik ki?Isenin ilgisini cekmiyor (savas konusunda sevindirici bu: Kimseyi ilgilendirmeyecegi icin bircok savas da ger~ekl~§n:i~ olm.ayacak). Hakiki fanteziler baska yerde. Bunlar, temeldeki bir 1§1~~1§ b.o~u~lu~undan ve bu bozuklugun sonucundan kaynaklanan uc bicimin icindeler: Terorizm k t 'l'k B '" . l' , anser, r.ave~tI I. unlann her biri politik, cinsel ya da genetik oyundaki bir siddetlenmeye, ayrn zamanda da sirasryla politika cinsellik ve gen. kodlanndaki bir yetersizlik ve ~okiintiiye denk dii _ rnektedir. § 38

Bunlarm hepsi viral, buyuleyici, farksiz ve gOriintiilerin zebirleyici giiciiyle ~ogalml§ bicimlerdir; ~iinkii giiniimiizde medyanm viral bir giicii vardir ve zehirleyicilikleri de bulasicidir. Bedenlerin ve zihinlerin sinyal ve goruntulerle yayrldigi bir kiiltiiriin i¥indeyiz; ve bu kiiltiiriin en giizel sonuclan yaratrms olmasi gibi en oldtirucu viriisleri de yaratmasina nicin sasrrahm? Bedenlerin niikleerle§tirilmesi Hirosima'da basladi, ama kitle iletisim araclanmn, goruntulerin, gostergelerin, programlann ve iletisim aglannm yayilmasiyla belli bir cevrede bedenler siirekli ve ardi arkasi kesilmez bicimde nukleerlestirilmektedir, Bu tiir vakitsiz ve kttalararasl "asmiletken" olaylar bombardimammn arnk devletleri, bireyleri ve kurumlan degil; cinsellik, para, haberlesme ve iletisim gibi biitiinliiklii yatay yapilan ilgilendirmesi acismdan §anshYIz ashnda. AIDS, iflas, elektronik viriisler ve terorizm birbirlerinin yerine gecebilir seyler degildir; ama bir tiir aile olustururlar. AIDS, bir anlamda cinsel degerlerin iflasidir, tipki Wall Street iflasmda bilgisayarlann "zehirleyici" bir rol oynamasi gibi. Ama bilgisayarlara da mikrop bulastigmdan bilgi-islernsel degerlerin iflasmm da eli kulagmdadir. Salgm yalmzca her bir sistemin icinde etkin olmakla kalmayip bir sistemden digerine de etkili olur. Biitiin bu egilimler, bir felaket senaryosu etrafmda donmektedir, Bu duzensizlesmenin isaretleri uzun zamandir ortadaydi elbette: Belli bir cevrede siirekli var olan AIDS, gecmiste kalrms 1929 ornegiyle ve hep mevcut tehlikesiyle iflas, simdiden yirmi yilhk tarihe sahip elektronik korsanhklar ve kazalar. Ama belli bir ~evrede siirekli var olan tiim bu bicimlerin birbirine baglanrnasi ve ¥ok hizla gelisen bir anormallik haline neredeyse essuremli ge~i§leri, ilginc bir durum yaratiyor. Ama halkin bilinci iizerindeki etkilerinin kacimlmaz bicimde aym oldugu soylenemez: AIDS gercek bir felaket olarak yasanabiliyor, oysa iflas daha cok bir felaket oyunu gibi gorunuyor; elektronik viriise gelince, bunun feci sonuclan olabilir; ama giiliiniip gecilen ironik bir hali de yok degil ve bilgisayarlann iistiine cullanan ani salgm, siradan ve anlasihr bir tepkiye (profesyoneller haric) yol acabiliyor. Diger etkenler de aym sonuca katkida bulunuyor. Sanat, her yerde sahteye, kopyaya, simtilasyona ve aym anda da mangir kar39

sisinda l~lyan bir bedenin hakiki metastazl olan san at pazanndaki ~llgm acik arturmaya maruz kahyor. Terorizmi ele alahm. lcinde bulundugumuz l~lyan (Neyle? Mutlulugun, guvenligin, en formasyon ve iletisimin i~ ice girmesiyle mi? Simgesel cekirdeklerin, temel kurallann, toplumsal antlasmalann parcalanmasi yoluyla rm? Kimse bilmiyor.) toplumlarda terorizmin zincirleme tepkisine AIDS' in, mali yagmacllarm, bilgisayar korsanlannm zincirleme tepkisinden daha fazla benzeyen hicbir sey yoktur artik. Terorizmin bulasicihgr ve buyuleyiciligi de tum bu olaylannki kadar anla~llmazdlr. Bir bilgisayar program yapimcisi program a bir "soft bomba" yerlestirerek program 1 yok etmeyi baski araci olarak kullandiginda, yaptlgl ~ey, program 1 ve programm turn islemlerini rehin almaktan baska nedir? Yagmacilar, sirkerlerin borsada batmalan ya da cikmalan iizerine spekiilasyon yaparlarken, sirkerleri rehin almaktan baska ne yapmaktadlrlar? Biitiin bu uygulamalar terorizm modeline gore faaliyet gostermektedir (hisse senetleri ve tablolar gibi rehinlerin de rayici belirlenmis bir degeri vardir): ancak terorizmi pekala AIDS, elektronik virus ya da borsadaki halka acik satm alma teklitleri modeline gore de yorumlayabilirdik: Birinin digeri uzerinde bir ayncahgi yoktur, hepsi aym tiirden olaylardir (Kisa sure once yapilan bir aciklama: AIDS hakkmda bilgiler iceren bir disket piyasaya siiriiliir ve disket de bilgisayarlan tahrip eden bir virus tasrmaktadrr) . Bu bir bilimkurgu mu? Neredeyse oyle, Enformasyon ve iletisimde iletinin degeri, ileti gonintuden goruntuye ve ekrandan ekrana gectiginden, katiksiz dolasimin degeridir, Gosteriye benzeyen bu yeni merkezkac degerden (borsa, sanat pazan, yagmacilar) hepimiz zevk ahyoruz. Sanki bu, sermayenin bir an icin parlak bir §ekilde diizelmesiyrnig, sermayenin estetik ~dgmhglyml~ gibi zevk ahyoruz hepimiz. Bu sistemin gizli patolojisinden, 0 guzelim makinelere girip bunlan bozan viruslerden de zevk ahyoruz, Oysa gercekte viriisier sistemierimizdeki asm mantik tutarhhginm bir parcasidir; bu manugm tum yollanndan geciyor ve hatta yeni yollar aciyorlar (elektronik viriisler, elektronik aglann bile ongormedig! ko~e bucakian kesfediyorlar). Elektronik viriisler dunya capinda enformasyonun olumcul sef40

fafhgmin ifadesidir. AIDS biitiin insan gruplan olceginde cinselligin olumcul seffafbgmm, iiretimin ve degisimin ozgurlesmesinin de temeli olan degerlerin basdcndurucu dolasrmmm ifadesidir. Bir kez "ozgurlesen" turn siirecler, bu sureclerin prototipi olan nukleer asm-kaynasma benzeri bir asm-kaynasmaya girerler. Olaylar zincirinin bu asin-kaynasmasi, cagnrnzin hosluklanndan degildir.

Olaylann art arda gelisi insana hos gelse de bunlan ongorememis olmarmz hie hos degildir. Her halukarda, herhangi bir ongoru insana yalanlama istegi verir. Olaylar, bazen bu yalanlama isini ustlenir. Ornegin, fazlasiyla ongorulmus kimi olaylar vardir ki bunlar olmayabilir; bu olaylar habersiz ortaya cikanlarm tersidir. Beklenmedik gelismeler uzerine, konjonktiirel siirprizler iizerine bahse girebilirsiniz, olaylartn insaru yalanct cskarmast iizerine bahse girebilirsiniz. Kaybetseniz bile en azmdan bu nesnel olasihklar budalaligma meydan okumus olma zevkini tatmis olursunuz. Ortak kahtnnsal mirasm parcasi olan yasamsal islevdir bu. Hem zaten yegane gercek zihinsel islevdir; celiski, alay, tersini soy Ierne, eksikligin kesfi ve tersine cevrilebilirlikle ilgili olan, yasaya ve gerceklige her zaman karst crkacak islevdir bu. Bugun entelektiiellerin soyleyecek hicbir sozti olmamasi da bu ironik islev onlann kontroliinde olmadigi icindir; ciinktl entelektueller kendilerini ahlaki, politik ya da felsefi bilinc alamyla smirh tutuyorlar, oysa ki oyunun kurah degi§ti ve tiim ironi, turn kokten elestiri rastlantisalm, zehirliligin, felaketin, kazara ya da sistemli ani donusun tarafma gecti; oyunun yeni kurali, bugiin her ~eye egemen olan ve yogun bir entelektiiel zevkin (ku§k~suz mane~i bir zevkin de) kaynagi olan ~iiphelilik ilkesidir. Ornegin bilgisayarlardaki virus etkisi: Bu tur bir olay karsismda icimizin sevincten titremesi felaketten alman sapkin zevk ya da kotUliige olan egilimimiz yuzunden degildir; ortaya ~lkl§l insanda daima bir cosku duygusuna yol acan mukadderat burada yuzeye ~lktlgl icin sevinc.duyanz. Mukadderat, bir seyin ortaya cikismm ve yok olusunun gerisinde aym belirtinin var olmasidir, umut sacan bir yildizin ugur41

suzlugun pesine takildrgi andir veya bilgisayar viriisleri orneginde oldugu gibi bir sistemin genisleme manngirun 0 sistemin tahrip edilmesini buyurmasidir. Mukadderat, kazarun tersidir. Kaza sistemin kenanndadir, mukadderat ise sistemin can damanndadir (ama mukadderat her zaman felaket degildir, ongorulerneyen seye sevinilebilir de). Oysa, bu seytanca ilkeyi istatistiki evrenimizi degi~tiren kucuk anormalliklerde ve hatta kucuk diizensizliklerde, cok kucuk dozlarda bile olsa buluyor olmarrnz gozardi edilmemelidir. Olaylann bizi sasrrtmasnu her defasmda tahmin edebilir miyiz? Tabii ki hayir. Ama, gerceklik asIa kesin degildir, Karst c;lkilamaz olmasi nedeniyle hakikat bile inamlirhgrm yitirir, bilim dayanaksiz kahr. Yani istatistiksel hakikatin her zaman yalanlanabilir oldugunu ileri surmek akademik bir varsayim degildir. Toplumun muzip dehasmin en nadide kisrrundan kaynaklanan bir umuttur bu. Eskiden kitlelerin sessizliginden soz ediliyordu. Bu sessizlik, gecmis kusaklann ugrasnklan olaydi. Giiniimiizde kitleleri harekete geciren §ey, kopma degil, bulasmadir. Kitleler karmakansik fantezileriyle kamuoyu yoklamalanna ve tahminlere mikrop bulastmyor. Cekimserlikleri ya da sessizlikleri (Bu yine de nihilist bir evreydi) artik hicbir seyi belirlemiyor; simdi onernli olan, belirsizlik carklanru kullanmalandir. Gecmiste kitlelerin goniillii koleliklerinden miikemmel bicimde yararlanihrken, bundan boyle gonulsuz belirsizliklerinden yararlamhyor. Bu su demektir; kitlelerle ilgilenen uzmanlann ve onlan etkilediklerini sanan hilebazlann haberi olmadan, kitleler politikanin sanal olarak 01diigiinii, ama oynasmlar diye kendilerine verilen yeni oyunun, borsa dalgalanmalan kadar heyecan verici oldugunu biliyorlar. Bu oyunda kitleler izleyicilerle, karizma ve sayginhk oranlanyla, goriintiilerin rayiciyle dama tasiyla oynar gibi katlamlrnaz bir hafiflikle oynarlar. Kitleleri olasiliklar hesabma canh canh kurban etmek icin kasrth olarak moralleri bozuldu, ideolojisizlestirildiler; ama gunumuzde tiim goruntuleri istikrarsizlastiranlar ve poIitikamn hakikatiyle alay edenler kitlelerdir. Kendilerine ne ogretildiyse ona oynuyorlar; istatistik ve goruntu borsasma spekiilasyon yaparak trpki bir spekiilasyoncu ahlaksizhgiyla oyun
42

oynuyorlar. Aptalca kesinlik ve raka~lan~ ~Cl~~SIZ bayagiligr kar~lsmda, kitleler, sosyoloji alanmd~kl. behr~lzhk. ll~esl~l~ ~a~~l omegi olarak bir kosede duruyorlar. Iktidar sisterm, istatistiki duzeni elinden geldigince orgtitlerken (ve giiniimiizde. toplums~l diizen istatistiki bir diizendir), kitleler goruntuye, gayn mesru bir modaya, istatistiki duzensizligin C;lkarlanna mahkflm oluyorlar. Bu viral, cehennemi, ironik ve tersine cevrilebilir diizenlemeden olmadik bir sonuc, bir olay, bir saka beklenebilir.

Bu toplum bundan boyle yalruzca kesin olmayan, aydmlatilmasr miimkiin olmayan olaylar yaratmaktadir. Eskiden bir olay gerceklesmek icin vardi, giiniimiizde ise gerc;e~le§tirilm~s~ ta.s~lanan §eydir. Yani olay artik medyatik bicimlerin travestist gibi sanal bir yapay iiriin olarak ortaya cikiyor. Arnerika'run btitlm bilimsel ve askeri bilgisiyar agmi bes saat boyu kmp geciren bilgisayar virusu belki de. yaln~zca .b.ir s~namaydi (Virilio), bizzat Amerikan gizli asken se~lsle:l~m ~lr deneyiydi. Uretilmis ve simiile edilmis bir ola~. Yam ya vlrusler~~ yadsmamaz zehirliligini kamtlayan gercek bir kazadir ya da guniimiizde en iyi stratejinin hesaph istikrarsizhk ve aldatmaca 01dugunu kamtlayan tam bir simiilasyon. Meselenin ozti ne? De. neysel bir simiilasyon varsayirm dogru ol~a bile, bu d\~r~~.' siirecin denetim altmda oldugunu asIa garanti etmez. Test-virusu katil bir viriise donusebilir. Zincirleme tepkileri kimse denetleyemiyor. Dolayisiyla, simule edilmis bir kazayla degil de bir 'simulasyon kazasiyla karst karsryayiz. Aynca he~han.gi bi:-. k~z~ ya da dogal felaket terorist eylem olarak ustlenilebilecegi gl~l boyle bir eylem de kaza ya da dogal felaket olarak kabul edilebiIir. Varsayimlann sonu yok. .' Bu nedenle tiim sistem toptan teroristtir. Cunku asil teror, siddet ya da kaza teroru degil, belirsizlik ve ca~dlrma teroriidii~. Vaktiyle bir soygun simiilasyonu yaprms olan bir grup, gercek ~llahh soygun yapandan daha aglr bir cezaya carptmlrrusu: Gerceklik ilkesinin ihlali gercek saldmdan daha ciddi bir saldmdir.

43

Geriye kalan sey dey bir belirsizliktir; islemsel canlanmamn merkezindeki dey bir belirsizliktir. Bu tiir bir panik durumunu ilk tammlayan bilim oldu: Deneysel arayuzey icinde oznenin ve nesnenin karsihkh konumlanm yitirmeleri, nesnenin ve bilginin nesnel gercekligi kar§lsmdaki bu kesin belirsizlik durumunu yaratir. Bilimin kendisi de garip cekim guclerinin etkisi altma girmise benziyor. Ama ekonominin durumu da boyledir: ekonominin canlarusi bu alanda hukum suren mutlak ongoriilemezlige baghdir. Enformasyon tekniklerinin ani gelisrnesi de boyledir; enformasyon, bu alanda dolasan bilgi konusunda karar verilememesine baghdir. Turn bu tekniklerin gercek dunyarun aktif bir parcasi olup 01madigi son derece kuskuludur, Teknigin ve bilimin arnaci, bizi her tur hakikat ve gerceklik ilkesinin otesindeki, mutlak olarak gercekdisi bir dtinyayla yuz yuze getirmektir daha cok. yagda§ devrim, belirsizligin devrimidir. Bunu kabullenmeye yana§mlyoruz. Isin tuhaf yam, daha fazla enformasyon ve daha fazla iletisimle bu belirsizlikten kurtulacagmuz; umuyoruz, oysa boyle yapmakla belirsizlik ilkesini daha vahim hale getiriyoruz. Heyecan verici bir ileri ka~l§: Tekniklerin ve sapkm etkilerinin, insanm ve klonlanrun Mobius seridi bicimindeki kosusu daha yeni bashyor,

i~LEMSELTEMizLiK

Bu belirsizlik, tuhaf bicimde, bir olumluluk fazlasmdan, olumsuzluk oranmdaki kacirulmaz bir dususten ileri gelmektedir. Toplumlannuzi bir tur losemi zaptetti, serumla verilen keyifli olumsuzlugun bir tur cozulmesi zaptetti. Ne F~an.Slz. Devrimi ne Aydmlanrna felsefesi ne elestirel utopya celiskileri asarak ~er~ekle§meyi basardi; eger sorunlar cozulmusse bu, olumsuz~ugU? tasmasiyla, olumluluk ve sunilige tamamen mah~fim. bir srmulasyon boyunca lanetli enerjiIerin dagilmasi ve keSl? ?lr ~~ffa~hgm yerlesmesiyle oldu. Durumumuz biraz golgesini yinrrms adama benzer: Usttine dusen isrk karsismda seffaflasrrusnr ya da her yandan aydinlanlrrus olarak, korunmasiz bicimde turn l§Ik kaynaklanndan asin l§lk almisnr. Teknikler, goruntuler ve en44 45

formasyon da bizim her tarafrrruzi aydmlatmaktadir; bu I~IgI kmp geri yansitarruyoruz ve temizlenmis bir etkinlige, temizlenrnis bir toplumsalhga, para, beyin ve bellek gibi, bedenlerin de temizlenmesine, tam bir asepsiye (mikropsuzlasmaya) mahkfrmuz. Sonunda siddetin ve olumsuzlugun yasak edildigi bir toplum ve bu toplumu olusturan bireylerden baska kimsenin kalmadigi dey bir estetik cerrahi girisimiyle siddet ve tarih temizleniyor. Oysa kendini mevcut haliyle yadsiyamayan her sey kokten belirsizlige ve bitmeyen bir simiilasyona mahkiimdur.

Seyleri olumsuz yanlanndan budayip sentetik olarak ideal bicimleri icinde yeniden olusturmayi hedefleyen tam bir cerrahi zorlama altindayiz. Estetik cerrahi: Bir yiizdeki terslik, bu yiiziin guzelligi ya da cirkinligi, olumsuz cizgileri: tiim bunlan diizeltmek ve ortaya giizeller guzeli bir sey -ideal bir yiiz, cerrahi bir yiiz- cikarmak gerekecek. Astrolojik burcunuz, dogumunuzdaki bir isaret bile sizin icin yeniden yapilacak, yildiz fahruz ile yasam biciminiz uyumlu kilmacak (Bkz, birkac uygun elcabukluguyla, size sectiginiz burcun verilecegi B urclar Cerrahi Enstitiisti' nun simdiye dek iitopik olmakla birlikte gelecek vaat eden tasansi). Cinsiyetimiz; elimizde kalan bu kucuk yazgi parcasi, bu en kucuk mukadderat ve otekilik de kisinin fantezisine gore degi~ebilecektir. Yesil alanlara, dogaya, genlere, olaylara ve tarihe yapilan estetik cerrahiyi (Gozden gecirilip diizeltilen, insan hakIan yonunde imaji tazelenmis Fransrz Devrimi) sayrruyoruz. Her ~ey en yiiksek uygunluk ve bagdasma olcutlerine gore usteslestirmeye tabi tutulmahdir. Yuz, soz, cinsiyet, beden, irade ve kainuoyu her yerde insanhkdisi bicimde yeniden olusturuluyor. Dev bir plastik cerrahi girisiminin amacina ulasmasi icin bir kadavrarun gulumseyisine benzeyen bir ~ey adma ve gostergelerin genel kurtulusu adma her tiir yazgi ve olumsuzluk kmntismm kovulmus olmasi gerekiyor.

Her sey seylerin islernsel bicimde yaratilmasma adanmis 01mahdir, Artik iireten toprak degil, zenginligi yaratan da i~ (Top46

§ey, sermayedir. i~,arnk eylem de~~l, bi.r islemdir, Tiiket~~ artik sadece mallardan bir haz alma degil; bir haz aldirma, gostergenesnelerin diferansiyel dizilisi model ahnarak belirlenmis endeksli bir islemdir. . Iletisim konusmak degil, konu~turmak;. ~?fo.rmasyon. bIl~~k degil, bildirmektir. "Yaptirmak" yardlm~I ~l1hbir eylemindegil, "li islemin soz konusu oldugunu belirtir. Reklamlarda, propagandada inanmak degil; inandlfm~k. soz ~?n~sudur. KatIbT?' etKin ve kendiliginden bir toplumsal bicim degildir, her zaman bir ge§it makinenin ya da makinele~meni~ sonu~u.du:;. animasyon ve diger benzeri ~eyler gibi bir hareket ettirme bicirnidir, . Gunumuzde istek bile ikna ve caydirmadan olu§an Iradel1'l_o~_ delleri ve, istetme eylemi tarafmdan dolaYlIl11IJ9l!mnJ¥II. Turn bu bi;gorilerin MIa isteme eylemi, yapabilmek, inanmak, bilmek, , eyleme gecmek, arzulamak ve zevk almak anlamlan olsun di~e tek bir "yapmak" yardimci kipligi ile deyim yerindeyse mceltilmislerdir. Etkin fiil her yerde yerini edilgen fiile birakn; et lemden cok, eylemin uretilmis, tesvik edilmis, istenmis, med~at.lk dolayima ugranlrms, teknik hale getirilmis olmasi daha onemlidir. Bildirmekten baska bir bilme olmamalidir. Konusturmaktan, yani iletisim eyleminden kaynaklanamn dismda bir konusmak 01mamahdir. lnteraktif" dismda bir eylem olmarnahdrr bundan boyle; en fazla bir monitor ve bellek olmahdir, Cunku, eylemin tersine, islerni tam olarak niteleyen sey, kendi akisi icinde zor~nlu olarak duzenlemis olmasidir: yoksa iletmez. Konusur, ama iletmez. Iletisim ya islemseldir ya da iletisim degildir. Haber ya i~lemseldir ya da haber degildir, Biitiin kategorilerimiz artik yapaylik donemine girmistir; burada artik istemek degil istetmek, yapmak degil yapnrmak, degerli olmak degil deger vermek (genel olarak reklamcihk), bilmek degil bildirmek ve nihayet -hic de onemsiz degildir- zevk almaktan ~ok zevk aldirmak onemlidir. Guniimuzun biiytik sorunu budur: Cinsel zevk almak bir ise yaramaz, kendine ve otekilere zevk aldlrmak gerekir. Zevk almak bir iletisim eylemine do• Ekran araclhglyla bir bilgi-i~lem sistemini kullanan ki~i ile makine arasmdaki diyalog faaliyeti ve bununla ilgili olan ~eyler. (c.n.)

rak ile isin dillere des tan diigiinii) degildir; topragi ve isi ~rettiren

47

nusiiyor; sen beni kabul ediyorsun, ben seni kabul ediyorum, zevk bir interaktif performansi gibi degi§ tokus ediliyor. Iletmeksizin zevk aldigrrn ileri surecek biri aptahn tekidir. Iletisim aygitlan orgazm mr oluyor? Bu ayn mesele; ama zevk alma makineleri du§untiluyorsa eger, bu makineler ancak iletisim makineleri model ahnarak yapilabilir, Zaten var bu makineler: Bu makineler, zevk almaya itilen kendi bedenlerimizdir; en incelikli kozmetik ve nese verici tekniklerle zevk aldinlan bedenlerimizdir.

§eyi hedefler. Bu kadar basittir. Eyle~in irreriginde~i. d.erin bosluk da buradan kaynaklamr. Hicbir seym, kosma yetisim durmadan uygulamak icin kosrnaktan daha bos olmadigi soylenebilir. Ama yine de herkes kosuyor, ..

Jogging de edimsellige baglidrr. Jogging yapmak kosmak degil, birinin bedenini kosturrnaknr. Jogging, bedenin, ayru anda hem temizlemeye hem yok etmeye rrah§tIgI kurallara bagh olmayan performansma dayah bir oyundur. Jogging'in "ikincil durumu" tamamiyla bu ikincil isleme, bu aygitsal kopmaya denk duser. Buradaki zevk ya da aCI ne sportif ne tenseldir: katrksiz bir bedensel harcamarun zevki ya da acisi degildir, sonsuz isleyisin ve maddesizfesnrmenm zevki ya da actsidir (Kosucunun bedeni Tinguely'nin bir makinesine* benzer), edimselligin rrilesi ve esrikligidir bu. Zaten kosturmak, kendini-ko§maya-blrakmakla kisa surede ikiye katlamr; beden, uyurgezer ve esi olmayan bir makine gibi (Baska bir benzer makine: Olulerin tek baslanna pedal rrevirmeyi surdurdukleri Jarry'nin dektipleti") kendi performansma hipnotize olmustur ve oznenin yoklugunda tek basma kosmaktadir. Psikanaliz gibi joggingin de sonu gelmez yam, bu erekliligi olmayan, amacsiz, yarnlsamasiz performans niteligine dayarur, Sonu olmayan seyin durmak icin nedeni de olmaz. Burada amacm, altrmsh ve yetmisli yillann ideali olan "form" oldugu soylenemez aruk, Ctinku form henuz islevseldi: Bedenin ticari degerini ya da gosterge degerini, uretkenligini ya da prestijini hedefliyordu. Performans ise islemseldir ve artik bedenin formunu degil; formidiinu, denklemini, islem zemini olarak sanal varhgrrn hedefler; herhangi bir makine cahssin dedi diye, herhangi bir sinyal baslaulmasmi istedi diye isletilen herhangi bir
• Jean Tinguely; i~letildiklerinde kendi kendilerini yok eden, makine benzeri kinetik heykelleriyle tan man isve91i heykelci ve deneysel sanatci, (c.n.) •• Alfred Jarry; uyumsuzluk tiyatrosunun habsrclsi sayilan Fransiz yazar. (c.n.)

t~erik karsismdaki aym aldmssizlik, ayru saplantIl~ v.e islernsel, edimsel ve sonu gelmez gorunum gunurnuzde bilgisayar kullamrmm da niteleyen seydir: Jogging yaparken ashnda kosmadigi gibi bilgisayar karsismda da dusunmez insan; beynini, bedenini kosturdugu gibi isletir, Burada da islem sanal olarak sonsuzdur: Bilgisayarla bas basa kalmak kosunun gerektirdigi bedensel enerjinin sonuna gelmekten daha mantikh degildir, . Kosma durumunda bedensel enerjinin, diger durumda beyinsel enerjinin, esrik bir bicimde emilip dagilmasirun zevkli ve hipnotize edici zevk turu tamamen ayrndir. Bir yanda deri ve kaslardaki duragan elektrik, diger yanda ekrandaki duragan elektrik. Zevk aldiran, dusleten, hissettiren bir sey olan biittin UYU§turucular, genel performansm akisma dosdogru dahil oldugundan, joggingin ve bilgisayarla ugrasmarnn aym olcude aptallastmci ve uyusturucu oldugu soylenebilir. Uyusturucu, bedenin dogal durumunun karsm olarak ikincil durumu anlammda yapay degildir; kimyasal bir protez, zihinsel performans cerrahisi, plastik algilama cerrahisi oldugundan yapaydir. Gunumuzde sistemli doping supheslnin spor performansma baglanmasr rastlanti degildir. Farkh tiirde performanslar kendi aralannda iyi anlasir. Yalrnzca kaslar ve sinirler degil, noronlar ve hucreler de edimsel hale getirilmelidir (Bakteriler bile islemsel hale geleceklerdir). Bundan boyle firlatmak, kosmak, yuzmek, atlamak degil: beden diye adlandmlan bir uyduyu yapay yortingesine yerlestirmek soz konusudur: Sporcunun bedeni, firlatici ve uydu haline geliyor ve bu beden kucuk bir irr bilgisayar tarafmdan (cabasiru "asma" terimleriyle duzenleyen bir iradeye gore degil) hesap terimlerine gore diizenlenir.

48
F4 ON/Kottiltigiin ~effafhgl

49

Bu islemsel zorlarumdan islernsel tuhafhk dogar: Burada onemli olan yalmzca deger verdirmek degildir, daha iyi deger verdirmek icin hicbir degerin olrnamasi en iyisidir; daha iyi ogretmek icin hicbir sey bilrnemek: daha iyi urettirmek icin hicbir §ey iiretmemek; daha iyi iletmek icin soyleyecek hicbir sozti olmamak en iyisidir. Turn bunlar mantikhdir: Guldurmek icin gulunc 01rnamanm daha iyi oldugu bilinir. Iletisim ve enformasyon icin sonuc acimasizdir: En iyi bicimde ve en hizh transit gecis icin icerigin §effafhk ve anlamsizhk sirunnda olmasi gerekir. Telefon konusmasinda ve medyatik yaymlarda oldugu gibi daha onemli seylerde de saptanabilen bir seydir bu. Iyi iletisim, yani gunumuzde iyi bir toplumu olusturan sey, icerigin yok olmasmdan gecer (Toplum teriminin bile anlarru kalmadi artik: cunku var olan tek toplumsalhk, toplumsalhk adma ne iiretiliyorsa odur. Francois George'un "cinsellik" terimi icin dedigi gibi cerrahi bir islem havasi tasiyan bu urkunc takma adlar -"toplumsalhk", "topluluk"- soylemek istediklerini iyi ifade ediyorlar). iyi haber, bilginin dijital seffafhgmdan gecer. iyi reklam hiclikten gecer, en azmdan urunun etkisizlestirilmesinden gecer: moda da kadmm ve kadin bedeninin seffafhgrndan gecer; iktidar da bu iktidan uygulayan kisinin anlamsizhgindan gecer. Peki ya turn reklamlar, bir urunun degil de reklarrun kendisine ovguyse? Enformasyon, bir olaya degil de enformasyonun kendisinin olay olmaya terfi etmesine gondermeyse? Iletisim artik bir iletiye degil de iletisimin kendisinin soylence olmaya terfi etmesine gondermeyse?

FOTOKOpiVESONSUZ

insanlar akilh makineler yaratryor ya da dusluyorlarsa gizliden gizliye kendi akillanndan umut kestiklerinden ya da dehset verici ve gereksiz bir aklm agIrhgl altmda ezildiklerindendir: 0 zaman bu akh kullanabilmek ve onunla eglenebilmek icin akli rnakinelere hapsederler. Iktidan politikacilara birakmarun bize her tur iktidar istegine gulme olanagi tammasi gibi bu akh makinelere emanet etmek de bizi her tur bilme.iddiasmdan kurtanr. Insanlar ozgiin ve dahi makineler dusluyorlarsa, kendi ozgunluklerinden umut kestikleri ya da bundan vazgecip ticiincti sahrs olan makineler aracihgiyla bu ozgunlukten yararlanma~1 yegledikleri icindir. Cunku bu makinelerin sundugu sey diisiincenin gosterisidir; insanlar da makineleri kullanarak kendilerini dusuncenin kendisinden cok dusuncenin gosterisine verirler.
51

50

Makinelere sanal denmesi bosuna degildir: dusunceyi eksiksiz bir bilginin ortaya ctkmasma bagh belirsiz bir kararsizhk icinde tutarIar. Burada dusunce eylemi, surekli olarak ertelenir. Hatta artik dusuncenin Iafi bile gecmez: npki gelecek nesiller icin ozgurluk lafirnn gecmeyecegi gibi: Bu nesiller, bosluktalarrms gibi kendilerini koltuklanna baglayarak yasayip gideceklerdir. Ayru sekilde Yapay Akil insanlan da kendi zihin alanlanndan, bilgisayarlan karsismda oturarak ge~eceklerdir. Bilgisayan onunde kirmldarnadan duran Sanal Insan ekran araclhglyla sevisir, derslerini de telekonferansla yapar. 0, sakat bir motor haline gelrnistir; kuskusuz zihinsel olarak da sakattrr, Insarun islemsel hale gelmesinin bedeli budur. Gozluklerin ve kontakt lenslerin, gormeyen bir turun aynlmaz protezine donusecegini ileri surebiliriz; tipki bunun gibi yapay aklm ve bu aklm teknik dayanaklanmn da artrk dusunceye sahip olmayan bir turun protezi olmasmdan endise duyabiliriz.

Yapay akil akilsrzdir, cunku yapayligi yoktur. Hakiki yapayhk tutkudaki acimn, bastan C;:lkarmadaki gostergenin, jestlerdeki anlam belirsizliginin, dil surc;:mesinin, yuzdeki maskenin, anlami baskalastiran cizginin yapayhgldlr; boyle olrnasi nedeniyle de bu yapayhga zihin belirtisi denir. Bu akilh makineler, en acinacak yapaylIktadu; dil, cinsellik ve bilgi islernlerini en yalin ogelerine aynstirmak, modeller uyannca yeni bir sentez haline getirmek icin dijitallestirmek zorunda olduklarmdan yapaydirlar. Bir prograrnm ya da potansiyel bir nesnenin turn olasrlrklarrm fiilen uretebilirler. Oysa yapayhgin, gercekligi iireten seyle hicbir ilgisi yoktur; gercekligi baskalasttran seyle ilgisi vardir. Yapayhk, yarnlsamarun gucudur. Bu makinelerde hesabm basitligi vardir ve sunduklan oyunlar ise kornutasyon ve kombinasyon oyunlandir yalruzca. Bu nedenle sanal olarak var olmakla kalmazlar, erdemlidirler de. Cunku kendi konulan bile onlan yenemez, kendi bilgileri bile onlan bastan cikaramaz. Erdemlerini meydana getiren sey, seffafhklan, islevsellikleri, tutku ve yapayhktan yoksun olmalandir. Yapay akil, cinselligi olmayan bir makinedir. 52

tnsamn isleyisini makinelerinkinden, en akilh mak~nelerinkind~n bile her zaman ayiracak olan §ey i§ gorme sarh~§~u~udur, ~.e~~t~.r. Zevk sahibi makineler uretmek: neys~ ki bu hala msan gucunun "tesinde olan bir sey! Her tiir protez insarun zevk a.lmasma ~ar~mci olabilir; ama insan, kendi y~rine zevk ,~l~~~~ bI~,protez teat edemez. Insan kendinden daha iYI c;:~h§an, du§~nen y~ d~ yer degi§tiren protezler icat edebilse de msamn al.dlgl zevkl~.' ms~n olma zevkinin teknik ya da medyatik bir protezl. yo~t~r. ~oyle blr in olmasi icin makinelerin insan hakkinda b~r fIkl.rlen olmasi, icat edebilmeleri gerekirdi; a~a makmelen~, artik yapabilecegi bir sey y~k: o~la~l icat eden insandir. Bu y~zden, ma~ kineler makineliklerini hicbir zaman asamayacakken mS,an mev cut durumunu asabilir. Makinelerin her zaman karanhk bir arzu~u old ~ u dusundurtebilecek kaza ya da yok olma durun:u haric, o ugun ~ , d ~ildi I I en akilh makineler kendilerinden baska bir §ey egi ir. ~san an kendilerinden uzaklastirarak sonlanna yakmlasnran zevki _ya ~a aciyi meydana getiren isleyisteki 0 ironik fazlahk, 0 a§.lr~ I§le~I~ makinelerde yoktur. Ne yazik ki bir makine asIa kendi l§lem~m asamaz; bilgisayarlann derin hiizniinu aciklayan budur belki.. Tum makineler yalmzdir! , '" (Bununla birlikte bu yakmlarda gorulen elektronik VIrus a~Im dikkate deger bir anormallik arzediyor: M~kineler sapkm etkiler, ironik ve heyecan verici tiirden beklenmedik ol,aylar yara~~a~tan muzip bir zevk ahyorlar sanki. Yapay a~Il ~,u vIra,1 ~atoloJI. icinde kendisiyle dalga geciyor ve boylece de bir tur hakiki akhn Ilk adimuu anyor olabilir.)

in;am

Makinenin yalmzhgi, Tele-komputer Insanm yalmzhgmI, beraberinde getirir. Insanm, bilgisayann ya ?a wo~dprocessor l~ll~ onunde beyninin ve akhrnn gosterisini kendI,ke~d,me sunmasi ~lbl pembe Miniteli' onunde de kendine fantezllenm~ :re potansiyel bir hazzm gosterisini sunar. Haz ya da akil; her iki durum.~a d,a Tele-komputer insan bunlan makinesiyle arayuzeye kovar. Oteki, muhatap asIa yoktur: Ekran, ayna gibidir; hedeflenen sey, ara• Fransa'da bilgisayar araclliglyia

evlere kadar uzanan tletisirn agio (c.n.)

53

yiizey olarak ekramn kendisidir. Interaktif ekran iliski siirecini a~m ~~anlar ar~~md~ki. yer degistirme surecine donusturur. Aray~~:y m S~ITl Oteki nm potansiyel olarak ayrn olmasidir; otekI~ge makine t~ra~l?dan gizlice el konulmustur. Boylelikle, gercege en yakin iletisim senaryosu, Minitel kullamcilanrun ekran kar~lsmd~~ telef~n konusrnasina gecrneleri ve sonra da yuz yiize gelmeleridir; peki sonra ne yapihr? Eh, "telefonlasihr" tabii ve ardmdan t~kr~r Minitel'in basma gecilir; nihayetinde Minitel cok daha e~otlktlr, cunku hem gizemli hem seffafnr: yasarrnn arka planmdaki ekram? ve elektronik bir metnin sevimsiz yakmhgi di~~n~a .baska bir yakmhk olmadigindan katiksrz bir iletisirn bi~lm~dlr bu, tensel zevk golgelerinin gezindigini gorebilecegimiz yem Platon magarasidir, Iletisim kurmak bu kadar kolayken biriyle konusrnak niye?

gibi. Seyirciyle sahne arasmda me safe kalmadi, biitiin teatral uzlasmalar yok oldu. Bu dussel ekran komasma boyle kolay giriyorsak eger, ekran, doldurmarmz istenen surekli bir bosluk halinde belirdigindendir: Goruntulerin yakmhgi, goruntulerin izdiharm, goruntulerin dokunsal pornografisi. Buna karsm bu goruntu hep rsikyilr uzaktadir. Hep bir tele-goruntudur. Cok ozel bir mesafeye yerlestirilmistir; bu yiizden bedenin asamayacagi mesafe olarak tammlanabilir ancak. Dilin, sahnenin ve aynamn mesafesi beden tarafindan asilabilir niteliktedir; boyle oldugundan bu mesafe ins ani kahr ve degisime olanak tamr. Ekran ise sanaldir; yani asilamaz, Yalmzca bu soyut, kesinlikle soyut bir bicim olan iletisime olanak tammasirnn nedeni budur.

Eskiden aynarun, ikiye bolunmenin ve sahnenin, otekiligin ve yaban~ll~~manm dusselliginde yasiyorduk, Bugun ekrarnn, arayuzeyin ve iki kat~~a ~~~~amn, benzerligin ve bir iletisim agl olusturmamn dusselliginde yasiyoruz. Turn makinelerimiz ekran haline geldi ve insanlann interaktivitesi de ekranlann interaktivitesi h~line ~el.di. E~~a?da yazilan seylerin hicbiri derinlemesine ~ozulmek rem degildir; anlam aniden tepki gosterdiginde, temsil kutuplan kisa devre yaptigmda, amnda incelenmek icindir bunlar.

Bir ekram okumak gorerek okumaktan tamamen farkhdir. Gozun ~es~n.tisiz bir kink cizgi uyannca dolastigi dijital bir kesiftir bu. IletI§I~.de. muhat~p ?lun~n kisiyle, enformasyonda bilgiyle kur~lan iliski a~m niteliktedir: Dokunmatik ve kesfettirici. Yeni bilgisayarl~rdaki. ya da hatta telefondaki ses, dokunmatik, bos ve i~~e:sel bir sestir. Bu tam olarak bir ses degildir artik; tipki ekran l~I~ bakism ~~o~ konusu olmamasi gibi. Tiim duyarhhk para~I.g~asi degisti, Bu dokunsalhk, dokunmanm organik anlarm de?IldIr; gozl~ goruntunun yuzeydeki bitisikligini, bakistaki estetik mesafenin sonunu belirtir yalmzca. Ekramn yuzeyine sonsuzca yaklasiyoruz, gozlerirniz goruntulerin icine serpistirilmis 54

Iletisirn alam icinde sozcukler, jestler ve bakislar siirekli yan yana olmalanna karsm birbirlerine asia degmezler. Cunku ne bu mesafe ne de bu yakmhk, bedenin etrafirn cevreleyen seye olan mesafe ve yakmhgm ayrnsidir, Goruntulerimizin ekrarn, interaktif ekran ve telematik ekran hem cok yakm hem cok uzaktir: Hakiki olmak icin (Bir sahnenin heyecan verici yogunluguna sahip olmak icin) ~ok yakin, sahte olmak icin (Y apayin sue ortagi olacak bir mesafeye sahip olmak icin) cok uzaktir. Bu ekranlar, bu bicimde, arnk tam anlarmyla insani olmayan bir boyut, uzarrun kutupsuzlasmasma ve beden §ekillerinin birbirinden farksizlasmasina uygun dusen dismerkezli bir boyut yaratirlar. Bilgisayarlanrmzm ekramyla beynimizin zihinsel ekrarurun i~ i~e gectigi, yakmla uzagm, icle dism, nesneyle oznenin aym sarmal icindeki bu bitisikligini belirtmek icin Mobius topolojisinden daha iyisi yoktur. Enformasyon ve iletisirn de ensestvari bir halkaIanma icinde; ozneyle nesnenin, icle dism, soruyla yamnn, olayla goruntunun vb. yiizeysel aynmsizhgi icinde, bu Mobius mode line gore, birbirleri etrafmda siirekli donerler. Bu bicim, matematikteki sonsuz isaretinin dongusel taklididir. "Sanal" makinelerimizle iliskimiz icin de aym §ey gecerlidir, Nasil ki aygit Tele-kompiiter lnsari'a tahsis edilmisse, insan da aygita tahsis edilmistir; her ikisi de birbirine dolamr ve birbiri tarafmdan kmlrnaya ugratihr, Makine, insan ne istiyorsa onu yapar; 55

ama buna karsihk insan, makinenin yapmaya programlandigi seyi gerceklestirir yalmzca. Insan sanalhk islemcisidir ve izledigi yol da gorunurde bilgilenme ya da iletmedir; nasil ki oyuncu oyunun tiim irnkanlanrn tiiketmeyi hedefler ise insan da gercekte bir programm tiim imkanlanm arastmr, Ornegin fotograf makinesi kullarummda bu imkanlar, dunyayi kendi gorusune gore "dilsiinen" oznenin imkanlan degil, objektifin imkanlanm kullanan nesnenin imkanlandir. Bu acidan fotograf makinesi her istegi baskalasnran, her niyeti silen ve yalrnzca fotograf cekmeye iliskin katiksiz refleksin hafifce belli olrnasma olanak veren bir makinedir. Bakism kendisi bile ortadan kaybolmustur; cunku nesnenin ve dolayisiyla gorusteki ani degismenin su~ ortagi olan objektif, bakisin yerine gecmistir. Biiyiilti olan sey, oznenin kara kutuya kapanmasi ve oznenin bakismm yerine makinenin kisisiz bakismm gecmesidir. Aynada kendi dusselligiyle oynayan oznedir. Objektifte ve genel olarak ekranlarda ise tiim medyatik ve tele-kompiiter tekniklerin lehine kendini "fiilen" teslim eden §ey nesnedir. Giiniimiizde tiim goruntulerin olanakh olrnasirun nedeni budur. Her bireyin genetik formiilii uyannca degisebilmesi gibi (Tek hedef bu genetik kodun turn sanalhklanrnn tuketilmesine yoneliktir; bu da yapay akhn temel ozelliklerinden biri olacaktir) her seyin bilgi-islem haline getirilebilmesinin, dijital islem icinde yer degistirebilir olmasmm nedeni budur. Daha somut olarak bu, bundan boyle teknik bir goruntu icinde ya da bir ekran iizerinde yansiyip kmlmayan hicbir eylem ve olay; fotograflanmis, filme almmis, kaydedilrnis olmayi arzular olmayan, bu bellekte toplanmayi ve burada sonsuza dek cogalnlabilir olmayi istemeyen hicbir eylem olmadrgi anlamma gelir. Olurnden sonraki kahci sonsuzlukta degil: yapay belleklerde dal budak salmamn gecici sonsuzlugunda, sanal bir sonsuzlukta kendini asrnayi istemeyen bir hareket yoktur artik. Sanal zorlamm, tiim ekranlarda ve turn programlann gobeginde fiilen var olma zorlarnrmdir ve bu, buyiilii bir zorunluluga donusmektedir, Kara kutu sarhoslugu budur. Tiim bunlann icinde ozgurluk nerede? Ozgiirluk hicbir yerdedir. Secim yok, nihai karar yok. Bilgisayar aglan, ekran, enformasyon ve iletisim alarundaki her karar seri, krsmi, parcah ve fraktaldir,
56

Fotografcmm, Tele-komputer insan'm ya da en siradan televizyon seyirciligimizin tarzim meydana getiren sey, yalmzca kismi kararlann art arda gelisi, kismi nesnelerin ve sekanslann olusturdugu mikroskobik seridir. Tiim bu davranislann yapisi nicelikseldir; tek tek kararlardan olusan rastlantisal bir biitiindiir. Tum bunlann yarattigi hayranhk da 0 kara kutunun verdigi sarhosluktan, ozgurlugumuze son veren 0 belirsizlikten gelir.

sorunun yaruu yok artik. Bu bir anlamda, en yeni teknolojilerin ve makinelerin gizlice ele gecirdigi antropolojinin sonudur. Makine aglanrnn kusursuzlugundan dogmus olan belirsizlik; tipki cinsel belirsizligin , (Erkek miyim, kadm rm, cinsiyet aynmi nerede?) bilincdisi ve beden tekniklerinin cok gelismesinden dogmus olmasi gibi; tipki nesnenin durumu konusundaki bilimsel belirsizligin, mikro-bilimlerdeki analizin cok gelismesinden dogmus olmasi gibi. Insan mIYIm, makine mi? Geleneksel makinelerle iliskide anlasilmaz bir sey yoktur. i§~i bir bicimde makineye hep yabancidir, yani makine tarafmdan yabancilastmlnusnr. Yabancilasrrus insan olmarun getirdigi onernli niteligini korur. Oysa ki yeni teknolojiler, yeni makineler, yeni goruntuler, interaktif ekranlar beni hie yabancilastirmiyor. Bunlar benimle birlikte entegre bir devre olusturuyor. Video, televizyon, kompiiter, Minitel; bunlar kontakt lensler gibi, bedene, Meta genetik parcasi olacak kadar entegre olmus seffaf protezlerdir; P. K. Dick'in, bedene dogustan yerlestirilen ve biyolojik alarm sinyali olarak isgoren kucuk bir reklam aleti olan iinlii "papula'tsi ya da kalp pilleri gibidir bunlar. Bilgisayar agi ve ekranlarla, gontillii olsun olrnasm, tiim iliskilerimiz ayru niteliktedir: Kolelestirilmis (yabancilastmlrms degil) bir yapirun, entegre bir devrenin iliskisidir, Burada insan ya da makine olma niteligine iliskin karar verilemez. Yapay akhn olaganustu basansi bizi gercek akildan kurtanyor olrnasmdan, dusuncenin islemsel siirecini asm buyuterek bizi du§pncenin belirsizliginden ve diinyayla arasmdaki coziimsiiz biItneceden kurtanyor olmasindan gelmiyor mu? Tiim bu teknolojilerin basansi, kurtanci islevlerinden ve ezeli ozgurluk
57

lnsan mIYIm, makine mi? Bu antropolojik

sorununun arnk ortaya bile atilamaz olmasmdan kaynaklanrmyor mu? Ne rahathk! Sanal makineler geldi, sorun bitti! Artik siz ne oznesiniz ne nesne, ne ozgiirsiiniiz ne yabancilasrms, ne 0 ne bu: Birbirinizin yerine gecrnenin verdigi hayranhk icinde aymsimz. Otekiligin cehennerninden aymhgm esrikligine, otekiligin arafrndan ozdesligin yapay cennetine gecildi, Kimileri bunun daha beter bir kolelik oldugunu soyleyecek, ama Tele-kornputer Insan kendi iradesi olmadigindan kole olmayi bilmeyecek. insamn insam yabanctla~tlrrnasl yok artik, insanm makine tarafmdan homeostazr' var bundan boyle.

KORUNMA VE ZEHiRLiLiK

• Homeostaz: ~i~olojik sistemleri~, yasam i<{in en uygun kosullara uyum saglarken dengelennl korumalanm saglayan kendi kendini dOzenleme sOreci. (c.n.)

Makinelerin entelektuel diizeylerindeki artism normal olarak bedenlerin teknolojik armmasina yol acmasi gerekir. Bedenler kendi antikorlanna giderek daha az giivenebileceklerinden disandan korunrnalan gerekmektedir. Tiirn ortamlann yapay olarak a~lttl~asl, yok olan ic;:bagrsikhk sisteminin yerini tutmahdir. Ge~eIhkle Il~rIerne diye adlandmlan tersine cevrilemez b~r akirn, l~s~m~ zihnini ve bedenini, yapay teknik urunlere teshm etmek rem onlem ve savunrna sisternierini terk etrneye tesvik ettiginden ic;: bagl§lkhk sistemleri yok olur. Savunmasi elinden almmis ins~n, bilim ve teknik karsismda biiyiik olcude dayaruksiz hale gehr; tipki tutkulan elinden almdiginda psikoloji ve bunu izleyen terapiler karsismda biiyiik olcude dayamksiz hale gelmesi, npki has59

58

taliga yoI acan etkilerden ve hastahklanndan kurtuldugunda tip karsismda buyuk olcude dayarnksrz hale gelmesi gibi. NASA'mn sundugu korunma irnkanlan icinde, yapay bagl~lkhk alanr tarafmdan her tur hastahk bulasmasindan korunmus oIan ve annesinin cam ceperlerin ardindan oksadigi ve dunyadisi atmosferi icinde biIimin gozetiminde gtiliip buyuyen "bagisrklrk sistemi bozuk cocuk" (kurt cocugun; bakirrnru kurtlann ustlendigi vahsi cocugun deneysel karde~idir bu); bu cocugun bakrmim giinumuzde biIgisayar tistlenmektedir. Bagl§lkhk sistemi bozuk bu cocuk seffafligin biyolojik bicirni oIan tumden mikropsuzlasnrmamn, mikroplann ttimden defedilisinin, gelecegin onbelirtisidir. Plaklar gibi havasiz ortamda preslenecek, donrnus yiyecekler gibi havasiz ortarnda korunacak ve tibbi tedaviye asin dii§ktinIiigiin kurbanlan gibi havasiz ortamda olecegiz, Tipki yapay akil gibi havasiz ortamda dusunup kafa yoracagiz. Insanm yok edilisinin, tohurnlannm yok edilisiyle basladigmi varsaymak sacrna olmaz. Cunku mevcut haliyle mizaclan, tutkulan, giiIii§ii, cinselligi ve salgilan ile insamn kendisi de pis bir kucuk tohurndan, seffafhk evrenini bulandiran akildisi bir viriisten baska sey degildir, lnsan annlmis oldugunda, her ~ey annlmrs ve her tiir toplurnsalhk ve hastahk bulasmasma son verilrnis 01dugunda, olurncul bicirnde temiz ve olumcul bicirnde mukemmel bir diinyada, geriye yalmzca htiziin virusu kalacaktir. Kendince bir antikor ve dogal bagisikhk iceren bir savunma agl olan dustince de cok buyuk tehdit alnndadir. Her tiir hayvani ve metafizik refleksten antilmis beyin-omursal bir elektronik bellek lehine, diisunce kendi yerini kaybetme tehIikesiyle karst karsiyadrr. Bagisiklik sistemi bozuk cocukla ilgili teknolojileri kullanmasak da biz simdiden bir kiivez icinde yasiyoruz; Jerome Bosch 'un kimi insanlanrn saran kristaI kurenin icindeyiz; hem yoksun hem asin korunrnus, yapay bagl~lkhga ve surekli aktanma mahkum, diinyayla en ufak temasta olmeye rnahkum olarak icine slgmdlglmlz seffaf kihfin icinde yasiyoruz. Hepimiz boylece savunma kaybi halindeyiz, hepimizin bagl§lkhk sistemi sanal oIarak yetersizdir. Tum entegre ve hiper-entegre sistemler, teknik sistemler, top60

lumsaI sistem ve yapay akil ile tiirevleri icindeki dusuncenin kendisi de bu bagisikhk yetersizligi sirunna yonelmektedir. Bu sislemler, her tur dl§ saldmyi ortadan kaldtrmayi hedefleyecek kendi i~ zehirlerini, kotuciil gecisliliklerini sa!gIla~~k~adlrlar. Bu, bi~ rinden digerine gecis ve baskalasnrma islevini, isterneden, belh bir doyma noktasinda tistleniyor ve bizzat kendilerini yok etmeye yoneliyorlar. Bizzat kendi seffafliklan bu sistemleri tehdit ediyor ve kristal kendi kendinden intikam ahyor. Asm korunrnus bir alan icinde beden tum savunma sistemini yitirir. Ameliyat salonlan oyle korunur ki hicbir mikrop, hicbir bakteri hayatta kalamaz. Oysa gizemli, anormaI viral hastahklann burada dogdugu gorulur, Cunku virusler, bos yer bulduklan anda hizla cogahrlar. Eski enfeksiyonlardan anulmis bir dunyada, \ "ideal" bir klinik dunyada, mikroplann oldurulmesinden dogan, ele gelmez, amansiz bir patoloj~ yerlesir. Uciincti tip patolojidir bu. Icinde bulundugumuz toplumlarda '.. musamahakar ve yatl~tlrIlm.l~ bir to~~~m. p.aradoksundan. dogan ~ yeni bir siddetle basetmerniz gerektigi gibi yapay, tibbi ya da bilgi-islemsel kalkanm asm bicimde korudugu bedenlere ait yeni hastahklarla da basetmemiz gerekmektedir. Tum viriisler kar§Ismda, en "sapkm" ve en beklenmedik zincirIeme tepkiler karsrsmda dayamksiziz, Bu patoloji, artik kazadan ya da kuraI ihlalinden degil, anormallikten dogrnaktadir. Tipki ayru nedenlerin, hucrelerin genetik duzensizligiyle bir tutulabilecek aym sapkin sonuclara, aym ongorulernez isleyis bozukluklanna yol a~tIgI toplumsal beden icin oldugu gibi burada da asm koruma, asm kodlama, asm smirlandrrma nedeniyle dogmaktadir bu patoloji. Biyolojik beden gibi toplumsaI sistem de protezleri gelistirdigi Ol~iide dogal savunmalanm yitiriyor. Bu yepyeni patolojiyi onlemek icin de tip oldukca zorluk cekecektir: cunku bizzat bu patoloji asin koruyucu sistemin, bedeni korumak ve himaye etmek . i~in gozudonmus bu sistemin bir parcasidir. Nasil ki terorizrn sorununun gorunurde politik cozumu yoksa, gunumuzde de AIDS ve kanser sorununun biyolojik bir cozurni! var gibi gorunrnuyor; neden ayru: Cunku bunlar sistemin derininden gelen ve toplumsal bedenin politik olarak asm suurlandmlmasma ya da kisaca bedenin biyolojik oIarak smirlandmlmasma tepkisel bir zehir sa\~arak karsi duran anormal belirtilerdir.

'j

61

. .il~ ~§amada bu muzip otekilik dehasi bir kaza, anza, cokuntu b~~U~I~I ahr. Sonraki bir evrede viral bir bicime, salgm halindeki bir bI~Ime.' t.ii~ sistemin icinden gecen bir zehirlilige denk diiser ve bu zehirlilik karsisinda sistem savunmasizdir; cunku sistemin biitiinliigii bile bu bozulmaya neden olur.

Bir si~tem turn olumsuz ogelerini drsladigmda ve bir yahn ogeler k?rr:bmasyovnuna donii~t~giinde zehirlilik bu sistemi, bedeni ya da bilgisayar aguu ele gecinr. Cunku devreler ve aglar viriislerin serbest kaldigi bedensiz seylere, sanal varhklara donusmuslerdir ve bu "maddesiz" makineler de geleneksel mekanik aletlerden daha d~~amksIzdIr. Sanalhk ve viral durum atbasi gider. Bedenin kendISI bir be~e?sizlige, sanal bir makineye donii§tiigii icin viriisler onu ele gecmr. AIDS'in (ve kanserin) modern patolojimizin ve her tiir 01durucu viralligin prototiplerine donii§mii§ olmasi mantikhdir. B.~~en, hem genetik fantezilere hem de protezlere teslim edildIgll1~e. savunma sistemlerinin duzeni bozulur. Kendi dissal islevle~mI~ artm~s~na mahkum olan bu fraktal beden, aym zamanda k~ndl .hucrelenmn artrnasma da mahkumdur, Beden metastaza grrer: I~ ve biyolojik metastazlar, protezlerden, aglardan ve baglantilardan olusan dis metastazlann simetrisidir. .. Vi~a! boyut.u ile sizi yok eden kendi antikorlanruzdir. Varhgin I?S~m~SI kendi savunrnalanm yutar, cunku arnk tehdit ve talihsizlik yoktur. Mutlak korunma 6ldiiriiciidiir. Kanseri ve AIDS'i klasik hastahklar gibi ele alan nbbm anlamadigi budur; oysa bunlar, korunma ve tibbm zaferinden dogmus, hastaliklarm yok olusundan, hastahga ~ol acan bicimlerin tasfiyesinden dogrnus hastahklardir. Gecrnis donemin (gortinur nedenler ve mekanik son~~lar doneminin) eczacrhgmm ulasamayacagi ~iincii tip patolojiyle vkarst karsiyayiz, Birdenbire turn hastahklar bagisikhk noksanhgmdan kaynaklarnyor gibi gelir (tiim §iddetlerin terorist ~~y?akh gorulmesi gibi). Viral strateji ve saldm, bilincdismm isnu devraldi adeta. Dijital rnakine olarak tasarlanmis insan varhgr nasil viral hastahklann tercih ettigi bir alana donusdyorsa bilgisayar aglan da
62

. elektronik viriislerin tercih alanma donusur. Burada da onleyici tedbirler ya da etkili bir tedavi yoktur; metastazlar turn agl istila eder, simgesizlestirilmis makine dilleri viriisler karsisinda, simgesizlestirilmis bedenlerden daha direncli degillerdir, Ahsilrms mekanik kaza ve anzalareski safdil bir tamir tibbirun yetki alamna giriyordu. Ani zayifhklar, ani anormallikler, antikorlann ani "ihanetleri" ise devasizdir. Bicimle ilgili hastahklan iyilestirmeyi biliyorduk, formiil patolojileri karsismda ise savunmasiziz, Kod He formuliin yapay birliktelikleri ugruna bicimlerin dogal dengesini her yerde feda ederek, cok daha ciddi bir duzensizligi ve gorulmemis bir istikrarsizhk tehlikesini goze aldik, Bedeni ve dili, yapay akla mahkflm yapay sistemler haline getirmis olmak icin bunlan yalrnzca yapay aptalhga degil, bu caresiz yapayhktan dogan tum viral sapmalara da mahkfim kildik. Virallik kapah devrelerin, entegre devrelerin, yan yanahgm ve zincirleme tepkinin patolojisidir. Genis ve metaforik bir anlamda ele ahndigmda bu bir ensest patolojisidir. Benzeri ile ya§ayamn olumt; benzerinden olur. Otekiligin yoklugu, bu diger kavramlamaz otekiligi, viriisiin bu mutlak otekiligini yaratir. AIDS'in once escinsel ya da uyusturucu bagrmhsi ortamlara zarar vermis olmasi, kapah devre faaliyet gosteren gruplara ozgu ensestlikten ileri gelir. Zaten hemofili hastahgi akraba evliliklerinden doganlarda, topluluk ici evliligin yuksek oldugu soylarda ortaya cikiyordu. Uzun siire servi agaclanrn etkileyen garip hastahk da sonunda kislarla yazlar arasmdaki cok dusuk lSI farkina, mevsimlerin i~ iceligine mal edilen bir tur viriistii. Ayruhk hortlagi bir kez daha darbe vurdu. Her tur benzerlik zorlanirmnda, farkhhklardan vazgecmede, seylerin kendi goruntuleriyle her tur aymhgmda, varhklann kendi kodlanyla her tiir kansimmda ensestli bir zehirlilik tehdidi, bu guzelim makineleri gelip bozan seytanca bir otekilik vardir, Kotuluk ilkesi otekinin bicimleri altinda yeniden ortaya cikar. Ne ahlak, ne sucluluk vardir bunda: Kotuluk ilkesi bir seyin geriye danii§ii ilkesiyle, talihsizlik ilkesiyle esanlamlidir; hepsi bu. Toptan olumsalhk, dolayisiyla simgesizlestirilme yolundaki sistemlerde her turden kotultik, temel bir ilke olan donusluluk kurahyla esanlamlidir.
63

Buna karsm bu zehirIilik bile bir muamma gibidir. AIDS, arnk ahlaksal degil de islevsel olan yeni bir cinsel yasagin bahanesidir; cinselligin serbest dolasmu hedeflenrnistir. Temas kesilir, akislar durdurulur. Oysa bu, seksin, paramn ve bilginin serbestce dolasmasmi, her seyin akiskan, hizlanrnamn da sonsuz olmasiru buyuran modernlikle celiskilidir. Viral tehlike bahanesiyle cinselligin yururlukten kaldmlmasi, spekulasyonu ya da dolann yukselisini besledikleri bahanesiyle uluslararasi degisimin durdurulmasi kadar sacmadir, Inarulmaz bir seyl Derken, birdenbire seks durdurulur. Sistemin celiskisi mi bu? Bu erteleyisin muamma bir erekliligi mi var, yoksa bu ereklilik yine muamma bir cinsel ozgurlesmenin erekliligine rni bagh? Hayatta kalmak amaciyla kendi kazalanru, kendi fren diizenlerini ureten sistemlerin kendi kendine duzenlendigi biliniyor. Hicbir topluluk kendi deger sistemine karst cikmadan yasamaz: toplulugun bir deger sistemi olmasi gerekir, ama kendini buna karst belirlemesi de bir zorunluluktur. Oysa biz en azmdan iki ilkeye gore yasiyoruz: Cinsel ozgurlesme ilkesi ile iletisim ve haberlesrne ilkesi. Her sey oyle cereyan eder ki sanki insan soyu kendi cinsel ozgurlesme ilkesine AIDS tehdidi yoluyla bizzat bir panzehir yaratmrsnr; genetik koddaki bir duzensizlik olan kanser araciligiyla sibernetik denetimin her ~eye kadir ilkesine bir direnis yaratrrnsnr; ve sanki turn viriisler aracrligiyla da evrensel iletisim ilkesine sabotaj yapilmisnr. Peki ya turn bunlar spermin, cinselligin, gosterge ve sozun zorunlu akisiru ret anlarmna; zorlama iletisirnin, porgramlanrrns enf?rmasyonun, nahos cinsel yakinhklann reddi anlarnma rm gehyor? Burada akislann, devre ve aglann yayilmasmayasamsal bir direnis mi var? Bu direnisin bedeli, olumcul ama sonucta bizi daha vahim bir seyden koruyacak yeni bir patoloji midir? AIDS ve kanserle kendi sistemimizin bedelini oduyoruz: Sistemin siradan zehirliligini mes'um bir bicimde defediyoruz. Bu defetmenin ne kadar etkili oldugunu kimse onceden kestiremez, ama §u sorunun sorulmasi gerekiyor: Kanser neye direniyor, daha beter hangi olasihga (genetik kodun tam hakimiyetine mi?) direniyor? AIDS neye direniyor, daha beter hangi olasihgi (bir cinsel salgma, nahos cinsel yakinlasrnalarm mutlak egernenligine mi?) di64

reniyor? Uyusturucu icin de ayru soru gecerli: Her tiir melodram bir yana, uyusturucu bizi neye karsi koruyor? Daha beter bir kodiliik onundeki (Ussal sersemleme, kuralci toplumsallasma, ev.. nsel programlanma) hangi kaC;l§ hattmi olusturuyor? Terorizm ~ de aym sey soz konusu: Bu ikincil, tepkisel siddet bizi bir anlqma salginmdan, buyuyen bir politik loserni ve yozlasmadan ve 4evletin gorulmez seffafhgmdan korumuyor mu? Her ~ey an.t.§tlmaz ve tersine cevrilebilir bir haldedir. Biittin bunlar bir yana .msan delilikten en iyi nevrozla korunur. Bu anlamda AIDS gokten :inme bir ceza degildir, tam tersine, bilgisayar aglannm hizla coplmasl ve siirat kazanmasi icinde tam bir kimlik kaybi tehlikesine karst, top tan bir cinseI nahosluk tehlikesine karst turon IOruyucu nitelikte ani tepkisi olmasi mtimktindtir.

AIDS, terorizm, iflas ve elektronik viruslerin tum pop tiler duslemi gecirmeleri akildisi bir dunyarnn anekdotvari olgulanmn otesinde bir ~ey olduklan icindir. Bunlar, gozahci olaylan oldukIan sistemimizin turn mantigma sahipIerdir. Hepsi de ayru zehirlilik ve isimm gundemine boyun egerler; imgelem uzerindeki iktidar bile viraldir. En kucuk terorist eylem :bile turn politikanm terorist damgasi altmda yeniden gozden ge&,irilmesini zorunlu kilar; istatistiki olarak zayif bile oIsa, AIDS'in aya c;lkl~l butun hastahklar tayfim bagisikhk noksanhgi bakis ~lslyla yeniden gozden gecirmeye zorlar; Pentagon'un bellegini altust eden ya da yeniyil dilegi aglanni kaplayan en kucuk virus, haberlesme sistemIerinin turn verilerini potansiyeI olarak istikrarslzla~tIrmaya yeter. Asm fenomenlerin ve seylerin anormal seyri anlarrnna gelen genel felaketin ayncahgi budur. Felaketin gizli duzeni, tum bu siiI ~lerin kendi aralannda yakmhgi ve sisternin btittinti ile tiir\de§liklerinde yatar. Dtizensizlik icinde duzen budur: Turn asm feI nomenler kendi aralannda tutarh olduklan gibi btittin ile de ltutarhdrrlar. Sistemin urlanna karst sistemin akilcihgina basvurmarun gereksizligi anlarruna gelir bu. Asin fenomenleri or.tadan kaldirma yarulsamasi btittinseldir. Sistemlerimiz gelistikleri olc;iide bu fenomenler daha da asmlasacakur. Neyse ki boyle;

buyuk olcude harekete

. Fs 6N/Ko,lilliglin

~effafhg,

65

~iinkii bu ~enomenler, sistemi tedavi edecek en yeni seydir. ~effaf ~omeosta.~l~ ya da homeofliiid sistemler icinde kotiiliige karsi iyi. h~ .~t.~ateJlsl ~:t~k yoktur, bundan boyle yalmzca kotiiliige kaql ko~~l~k stratejisi vardir; en kotu stratejisi. Tercih durumunda bile d~g.~hz, homeopati~' zehirliligin gozumuzun onunde gelistirdigin; goruyoruz. AIDS, iflas ve bilgisayar virusii felaketin yiizeye ~lkan kl~~ld.~r yalruzca; felaketin onda dokuzluk bolurnu sanalhga go. muludur. Gercek felaket, mutlak felaket tiim aglann her yerde hazir ve nazir .bu~un.maslyla, bilginin mutlak seffafligiyla ortaya ~~k.~; neys~ ki bilgisayar viriisii bizi bundan korumaktadir. Bu VI:US sayesinde enformasyon ve iletisirnin dogrudan sonuna gitrruyoruz; gitseydik olii~ olurdu bu. Bu oldurucu seffafligm yiizeye ~lkl~.l ~l~rm. sinyali olarak da ise yarar. Bu bir akiskanin hizlar:masl gibidir biraz: Hizlanma, akiskanm akismi durduran ya da dagitan burgaclar .v~ a~ormallikler iiretir. Kaos, kaos olmasaydr mutla~ b?~l~kta ~Itl? gidecek olan seyin smmm olusturur. Boy. lece gizli duzensizlikleri icindeki asm fenomenler diizenin VP ~effafllgm u~ noktalanna dogru bir tirmamsa karst taos YOluyl; korunm~ya. hizrnet ederler. Zaten simdiden, asin fenomenlere kar~m, ..belli blr. dusunce siirecinin sonunun baslangicmdayiz. Cinsel ozgurlesmenin durumu da ayrudir: Zaten belli bir haz siirecinin sonunun baslangicindayrz. Ama eger nahos cinsel iliskiler tarn o~a~ak ger~ekl~§seydi, cinsellik cinsiyetsiz kudurganhgmda kendini yok ederdi. Ekonomik degisimlerin durumu da boyledir, Bir taskinhk olarak spekiilasyon gercek degisimin tam yayihrmm olanaksiz kilmaktadir, Spektilasyon, degerin anhk dolasrrrnru kiskrr!~r~k, e~onomik modeli elektrikli sandalyede infaz ederek, tii~ degisimlerin serbestce birbirlerinin yerine gecebilmesi anlarruna gelen felakette de kisa devre yapar; bu tam ozgurlesme degerin hakiki felaketi olur. ' Tam bir aglrh~tan kurtulma, varolusun dayanilmaz hafifligi, e~rensel anlam~akl nahos yakinhk ve sureclerin bizi bosluga sur~~~e~ecek dogrusalhgi tehlikesi karsismda, felaket adirn verdigimiz bu ani kasirgalar bizi felaketten koruyan seylerdlr. Bu
• Homeopati, :'benzerin benzeri iyile~tirdigi" ilkesinden yola cikarak, sagllkll bireylerde bellrf hastahklara yol acan itaclann 0 hastalrklann belirtilerine kars: kullarulmasina dayarur. (c.n.)

'8l1ormallikler ve bu acayiplikler, dagilma karsismda, yercekimi ve yogunluk kusaklanni yeniden olusturmaktadir. Bu noktada, niifus fazlasmi Okyanusya'ya ozgu bir intihar -biitiiniin 'homeostatik dengesini korumak amaciyla birkac kisinin homeopatik intihanyoluyla temizleyen kabileler gibi toplumlanrruzm da kendi lanetli yanlanm yarattiklan diisunulebilir. Boylece felaket, tiiriin oldukca ihmh bir stratejisi olarak goriilebilir; ya da daha dogrusu, hayli gercek ama belirli yerlerle sirnrh viriislerimiz ve asm fenomenlerimiz, politikada oldugu gibi . ekonomideki, tarihte oldugu gibi sanattaki tiim siireclerimizin motoru olan sanal felaket enerjisinin eldegrnernis olarak korunmasma olanak tarur. En iyiyi de en kotuyu de salgina, bulasmaya, zincirleme tepkiye ve luzla cogalmaya borcluyuz. En kotu olan sey kanserde metastaz, politikada fanatizm, biyoloji alanmda zehirlilik ve enformasyon alamnda dedikodudur. Ama ashnda tiim bunlar en iyinin de parcasidir; cunku zincirleme tepki siireci ahlakdisi, iyiyle kotunun otesinde ve tersine cevrilebilir bir surectir. En kotuyu de en iyiyi de aym biiyiilenme ile karsihyoruz zaten. Ekonomik, politik, dilbilimsel, kiiltiirel, cinsel, hatta kuramsal ve bilimsel kimi siirecler icin, seylerin askmhk ya da gondermelerine iliskin yasalara gore degil: birbirleri karsismdaki katIkS1Z ickinlik yasalan uyannca, anlam smirlanru asma ve ani bulasma yoluyla hareket etme olanagi, hem sagduyu icin bir bilmece hem de duslern icin harika bir secenek olusturur. Modanm etkisine bakmak yeterlidir. Bu etki hicbir zaman a~lkhga kavusturulmadi. Moda, sosyolojinin ve estetigin dus kinkhgidir. Moda, bicimlerin mucizevi salgirndir ve zincirleme _tepki viriisii modamn bu etkisini farklihk manugmm elinden al-. rmsnr. Moda zevki kuskusuz kultiireldir, ama gostergeler oyunundaki 0 cok hizh ve ani anlasmaya borclu degil midir daha .~ok? Duslem ~oktiigiinde ve viriis yorgun dii§tiigiinde modalar da salgmlar gibi soner zaten. Odenecek bedel hep aymdir: Son dereee asml Ama herkes buna nza gosteriyor, 0 essiz toplumsalhgmnz, gosterge dolasimmm bu asm hizh alarnrun toplumsalhgidir (anlarmn asin yavas dolasim alarn degildir). Hie dusunmeden, hemen etkilenmis olmayi cok severiz. Bu ze>

66

67

hirIenme veba kadar zararlidrr, ancak hicbir hicbir felsefi akil bunu altedemeyecektir. dinlamaz bir fenomendir; cunku 0 anlamsiz, aracihgindan gecmedigi icin bu kadar hrzh cimi ile benzerlik tasir,

ahlaki toplumbilirn, Moda ortadan kal. viral, ani ve anlamm dolasan iletisim bi-

VETEPKiME

Araciliktan tasarruf yapan her sey zevk kaynagidir. Bastan <;1karma, kendi' nin aracihgi olmadan birinden otekine yonelen harekettir (Klon haline gelme durumunda bunun tersi gecerlidir: Otekinin aracihgi olmadan kendi'nden kendi'ye gidilir; ama klon haline gelme durumu karsismda da buytileniyoruz.) Degisirnde, anlamm araciligr olmadan .bir bicirnden digerine gidilir. ~iirde gonderrneye basvurmadan bir gostergeden digerine gidilir. Mesafelerin ve araci uzamlann ortadan kalkrnasi bir tur basdonmesine yol acar her zaman. HIZ, zamamn aracihgi olmadan bir noktadan digerine gitrnekten, surenin ve devinimin aracihgi olmadan bir andan digerine gitmekten baska nedir ki? HIZ essizdir; usandmci olan tek §ey .zamandir.

68

Ideal bir sentez ve protez evreni icinde devrelerin homojenlestirilmesi, olumlu, anlasmah, eszamanh ve basanli sonuclar veren bir evren; turn bunlar kabul edilemez bir dtinya olusturmaktadir, Her tiir nakil ve yapay yenileme bicimine yalmzca beden isyan etmez, yalmzca hayvani zihinler baskaldirmaz, zihin de kendin~ dayatdan organlararasi isbirligine saY1S1Z alerjiyle baskaldmr, Am tepki, ret ve alerji ozel bir enerji bicimidir. Olumsuzlugun ve elestirel baskaldmmn yerini alnus olan bu bilincdisi enerjiden zamarnmizm en benzersiz olaylan doguyor: Virus patolojileri, terOrizm, uyusturucu, sue, hatta herhangi bir sey yaratma itkisinden ziyade bir seyden kurtulma zorlarumma bagh olan performans kultti ve toplu uretim histerisi gibi olumlu diye tin yaprrus et69

kinlikler. Bugun gercek anlamda itkiye degil, daha ziyade disan ~tma '_Ve tepkl~eye dogru ilerliyoruz. Dogal felaketler de bir alerjiye, . msarun islemsel niifuzunun doga tarafmdan reddi bicimine benz~yor. Ner~de.olumsuzluk can cekisiyorsa orada dogal felaketler a~~edllem~z bir siddet gostergesi, degerli ve dogausti; bir yadsima gostergesi olusturur, Zehirlilikleri de zaten genellikle bulasma yoluyla toplumsal duzensizlige yol acar, Olumlu, secmeli ve cekici biiyiik itki ya da diirtiiler yok oldu. Artik yalm~c~ bel~i ~elirs~z arzuluyoruz, begenilerimiz giderek daha az be~lrh. Begem ve istek takimyildizlan da iradeninki gibi boz~~na ugratildi: ama hangi gizemli etkiyle, mechul. Yeni bir enerjr, ters blr. e~e:ji, ist~gimizin yerine gecen bir guc, diinyarruzin, bede~lmIZI? ve cinselligimizin yerine gecen seye dair ~a§~m~al v~ ~m tepki buradan geliyor sanki. Giiniimiizde yalmzca tiksinti b~~lrh, begeniler degil. Yalmzca reddedisler siddetli, tas~nlar degil, Eylemlerimizde, girisimlerimizde, hastahklarirrnzdn giderek daha ~z "nesn~l". gii.diilenim var; bunlar ~ogunlukla kendlml~e ?uy?~gumuz gizli bir tiksintiden, bizi enerjimizden her~angl bir bl~lm.de kurtulmaya iten gizli bir mirascisiz kalma hah~~e~, yam bir eylem niyeti biciminden ziyade bir defetme b~~~mlllden kaynaklamyorlar. Burada kotuluk ilkesinin, bilindigi g~bl ?~e~et. merkezi tam da cin kovmak olan biiyiiye yakin yeni bir bicimi rrn soz konusu yoksa?

fiJanca politik gorusle rahathkla bir arada bulunabilir. Iktidann tendini begenmisliginden ve askinligmdan, politikanm kacmilroazhgmdan ve igrencliginden tiksinme. Gecmiste politik tutkular ~ardl, gunumuzde her tiir politikadan tam amen tiksinmeye ozgii bir siddet vardir,

, iktidar da biiyiik olciide tiksinti iizerine kuruludur. Tiim reklamlar we politik soylern, akla ve mantiga acikca hakarettir, ama bu hakaretten kazancli cikan biziz; igren~ bir sessiz etkilesim gi~i§imidir bu hakaret: Ortbas etme teknikleri son a erdi, giiniimiizde a~lk santajlarla yonetiliyoruz. Bunun prototipi, "beni paramz ilgilendiriyor," diyen vampir surath iinlii bankacidir, On yil oldu bile: Miistehcenlik, yonetirn stratejisi olarak geleneklere girdi. $oyle dendi: Iste, saldirgan bosbogazligiyla oldukca kotu bir reklam. Ama tersine, tam da tiksintiye, diinyevi isteklere ve tecaviize yoneldigi icin toplumsal iliskilerin tiim gelecegini ustlenmis, kahince bir reklamdi bu. Pornografik reklamlar ya da yiyecek reklamlan da boyledir: Bir tecaviiz ve huzursuzluk stratejisi uyannca utanmazliga ve sehvetperestlige yonelirler. Giiniimiizde bir kadina, "amiruz ilgimi cekiyor" diyerek onu bastan cikarabilirsiniz, Bu iffetsiz bicim sanatta da galip geliyor: Sanatta karsilasrlan kabahklar vyigirn su tip bir aciklamayla aym degerdedir: "Geri zekahhgmiz, zevksizliginiz ilgimi cekiyor." Ve bu toplu santaja, bu kurnazca kotu niyet smngalanmasma teslim oluyoruz.

S.im~e~, "Olumsuzlama diinyamn en iyi seyidir. Bu yiizden, ki~~len bir h~defte. anlasamayan biiyiik kitleler burada bulusurlar," diyordu. Kltlel~n ?lumlu gorus ya da elestirel niyetleri icinde kisklrtma~ ge~~k.slzdIr~ ~iinkii kitlelerin bu tiir gorus ya da niyetleri yoktur. Degisime ugramarms bir gucleri vardir yalmzca, bir red~~t~e gu~le~~. Y.almzca d.I~ladIklanyla, yadsidiklanyla gilcl~du~ler ve .. o.~cehkle kendilerini asan her tiir tasanyi, kend~!er:n~en ustun olan her tiir sinif ya da zekayi dislayarak ~~~l~durler. ~u~ada, en yirtici deneyimden, hayvanlann ve koylule~~n de~eYlmmden cikma kurnaz bir felsefeden bir seyler vardir: Bu bir daha ba~lm~za gelmeyecek, bize ne ozveri ne de giizel yannlar yutturulacak bir daha". Politik diizenden asm tiksinme.
70

Arnk hicbir seyin bizi hakikaten tiksindirmedigi de dogru, TUm diger kiiltiirlerin bozulmasiyla ve ii§U§mesiyle ortusen eklektik kiiltiiriimiizde kabul edilemeyecek hicbir ~ey yok, tiksinti bunun icin buyuyor; bu izdiharrn, en boktan sey karsismdaki bu umursamazhgi, karsitlann bu yapiskanhgim kusma arzusu bu yiizden var. Her seyi toptan reddetmenin alerjik cekiciligi, yavasca zehirleme, yavasca asin besleme, hosgoru, giicbirligi ve anlasma santaji. Bagisikhk, antikor, nakil ve reddin bu kadar soz konusu olmasi bir rastlanti degildir. Kithk evresinde yutma ve sindirmeyle ugrasihr, Bolluk evresinde sorun, atmak ve kovrnaktir. Genellesrnis
71

iletisim ve enformasyon fazlasi insarun turn savunmalanm tehdit ediyor. Simgesel alaru, zihnin muhakeme alarum koruyan hicbir sey yok artik. Neyin giizel neyin cirkin olduguna, neyin orijinal neyinse orijinal olmadigma ben karar veremedigirn gibi biyolojik organizma da kendisi icin neyin iyi neyin kotu olduguna karar veremiyor arnk. Bu durumda her sey kotu nesne olur ve yegane savunma, ani tepki veya reddetmedir. Gulmek de sikhkla, bir i~ ice girme ya da eanavarea izdiham durumunun bizde uyandirdigi tiksintiye yonelik yasarnsal ve ani tepkidir. Farksizhgi kusuyoruz, ama aym zamanda farksizhk bizi biiyiiliiyor. Her §eyi birbirine katmayi seviyoruz, ama aym zamanda da bizi igrendiriyor bu. Organizmanm, yasami pahasma da olsa simgesel biitiinliigiinii korudugu yasamsal tepki (kalp naklinin reddi). Bedenler, organlann ve hiierelerin rastgele degi§ tokusuna neden direnmesin? Peki bu organ ve hiiereler kanserin kendilerine yukledigi islevi neden reddediyorlar?

TERORizMiN AYNASI

Peki, nicin var terorizm? Toplumsal alanda siddete dayah ani bir tepki degil mi, terorizm? 1985'te Brtiksel'de Heysel Stadyumu'ndaki olayda dusundurucu olan §ey, yalruzca siddet degildir; siddetin, televizyon tarafmdan dunya capmda bir hal almasirun saglanmasi ve boylelikle de kihk degistirmesidir. "XX. yuzyihn sonunda boyle bir barbarhk nasil rnumkundur" sorusu yanhsnr, Gecmisten gelen bir §iddetin dirilmesi degildir bu. ilkel siddet hem daha veed hali icindedir hem de daha cok kurban etmeyle ilgilidir. Bizim siddetimiz, asm-modernligimizin iirettigi siddet, terordur. Simtilakr bir siddettir bu: Tutkudan cok ekrandan dogar, goruntulerin dogasiyla ayrn yapidadir. Siddet, ek72 73

rarun zihinsel evrende a~tIgI oyuk aracrhgiyla, fiilen ekrarun boslugundadir. Oyle ki televizyonun varhgmdan kaynaklanacak siddetli bir eylemin yuksek olasiligi goz onune ahnarak, televizyonun seyredildigi halka acik bir yerde bulunmamak yegdir. Medya her zaman terorist siddetin on saflanndadir, Terorist siddeti ozellikle modern bir bicim haline getiren budur; bu siddete yuklenrnek istenen politik, sosyolojik, psikolojik "nesnel" nedenlerden cok daha modern bir bicime donusturen de budur; bu nedenlerden hicbiri terorist siddete denk degildir, Boyle bir olayda dikkat ceken §ey, bir anlamda olayin bekIeniyor olmasidir. Olay gerceklestiginde heyecanh ya da alt ust olsak da mes'um bir senaryo bekleyisinde hepimiz sue; ortagryiz. Sidder patlamasim onlemek icin polisin hicbir §ey yapmadigi soyleniyor; ama hicbir polis, bu basdonmesi ve terorist modeli bu topluca isteme tarzi karsismda onlern alamaz. Bu tur bir olay, ortuk siddetin aniden acik secik bir hal alrnasma baghdir. Bu, dusman guclerin bir cansmasi ya da karsit coskulann vurusmasi degildir; (olil gibi donup kalmis televizyon seyircilerinin de parcasi oldugu) aut ve farksrz guclerin urunudur, Hooliganlann', yalruzca farksizhgin oldurucu bir acik seciklik kazanmasma dayandigi icin boylesine yankisiz kalan siddeti, farksizligm doruk noktasmdaki bir bicimidir, Bu siddet bir olay 01maktan cok, aslmda terorizrn gibi olay yoklugunun aldig: patlayici bicimdir. Ya da daha cok icte patlayan bir bicimdir: (~u ya da bu grubun hmcmdan cok) politik bosluktur bu, tarihin suskunlugudur (bireylerin ruhsal doyumsuzluklan degil). Bu olayda icte patlayan §ey herkesin farksizligi ve suskunlugudur. Oyleyse toplumsal yasarmrmzin akil almaz bir olayi degildir bu: Yasamm boslukta hizlams mantigma tamamen uygundur. Bu siddet, rollerin ters yiiz edildigi baska bir manuga da baghdir: Seyirciler (Ingiliz taraftarlar) oyuncu olurlar. Kahramanlann (futbolculann) yerine gecip medyanm gozil onunde kendi gosterilerini (itiraf edelim ki bu oburunden daha biiyiileyicidir) yaratirlar, Modern seyirciden beklenen de bu degil midir? Ondan oyuncu olmasl, seyirci duraganhgim birakmasi ve gosteriye rnu* Hooliganlar:

dahale etmesi istenmiyor mu? Tum katihm kulturunun nak.aratJ bu degil mi? Tuhaf bir bicimde, kaulrmci tipteki mod~r.n hipertoplumsalhk, kendine karsirrda olsa, bu tiir ~la_ylar icinde s~mutlanrrns bulunuyor. Ne kadar uzuluyormus gibi yapilsa da bir rock konserinde kmlan iki yiiz koltuk basan isaretidir, Katihm nerede bitiyor, kanhm a§1rIhgl nerede basliyor? Gercekte, katIl~.m soylerninde itiraf edilmemis olan sey, iyi katihmm katihm gostergelerinin basladigi yerde durmasidir. Ama olaylar her zaman boyle gelismiyor. .. Romalilar, hayvanlar ve gladyatorlerle, dogrudan sa~ne. uzerinde bu tur gosteriler sunma acik yurekliligine sahiplerdi; biz bu tur olaylan kendimize yalmzca kulislerde, kazara, yasadisi §ekilde, bir yandan da ahlak adina kmayarak sunuyoruz (Ama televizyonda bunlan biittin diinyaya yem o.larak goster~yoruz: Heysel Stadyumu 'ndan yapilan birkac dakikahk televizyon ya~ml yilm en iyi goruntuleri arasinda yer al~l.) 1.9~4 L~s. An~ele~. Oh~piyatlan bile, 1936'da Berlin'de oldugu gibi teronst b~r guc go.~terisi altmdaki dey boyutlu bir torene, diinya capmda bu sova donusturuldu; diinya capmdaki spor goste~i~inin sog~k ~~:.a§ stratejisi haline getirilmesi, olimpiyat ilkesinin tam bir kotuye kullarurm. Spor, ilkesinden bir kez saptmldi mi, her tiir amacla kullamlabilir. Prestij gosterisi ya da siddet gosterisi, (Caillois'nm srmflandrrmalanrn surdurursek) yansma ve temsil oyunundan sirk gosterisine ge~er. Temsil sistemlerinden simii~~s~o~ :e ba§don,?~si sistemlerine gecis: Toplumumuzun genel egilimidir bu. Politika da bu egilimden kacamaz, . .. . .. . Heysel trajedisinin ardmda devlet terorizrninin blr bicimi var zaten. Devlet terorizmi kendini yalruzca programh eylemlerde (CIA Israil, iran) a~lga vurmakla kalmaz. Kimi modern devletlerin izledigi politikarun parcasi olan bir "canavar yaratma" ~olitikasi, kendi yurttaslanm provoke etme politikasim surdurrnenin, ntifusun butun kategorilerini neredeyse intihann esigindeki bir ~uruma itecek kadar umutsuzluga dusurmenin bir yolu vardir, Ornegin, Bayan Thatcher bir "canavar yaratma" stratejisiyle, madencileri tasfiye etmeyi basardi: Grevciler sonunda toplumun gozunde sayginliklanru yitirdiler. Issiz hooliganlara karst da a~~1 strateji uygularur. Sanki onlar, Thatcher'm yurtdisma gonderdigi
y ••

Ba~langlr;:ta ingiltere'de gorulen, sonra bircok ulkaye yayllan futbol rnaclan strasmdaki slddet olaylartru yaratan r;:etelere verilen ad. (c.n.)

74

~

1

75

komandolarduelbette onlan kmamaktadlr, ama hooligonlarm sergiledigi kabahk Thatcher'm iktidar uygularken sergilediginin aymsidir. Kriz kandmnacasmm ardina siginarak tiim modern devletler tarafmdan az ya da cok sert bicirnde siirdiiriilen bu tasfiye stratejisi, ancak bu tiir asmhklara yol acabilir ki bu asmhklar devletin hit; de dusman olmadigi bir terorizrnin dolayh sonuclandir,

Devletler, birbirIerine saldiramadIklan ya da birbirlerini yok edemedikleri anda, devletin kendi dogal gondermesine karst savasi olan bir tiir sivil savas, ic savas icinde, neredeyse otomatik olarak kendi halklanna ya da kendi topraklanna yonelirler (Anlam tasiyan ve temsil eden her gostergenin, her makarmn yazgisi kendi dogal gondermesini ortadan kaldirmak degil midir?) Bn, her haliikiirda politikanm it; yazgisidir; ve temsil edenler gibi temsil edilenler de bunu, ortuk bicimde olsa da cok iyi bilirIer. Hepimiz farkinda olmadan MakyaveIciyiz; t;iinkii temsilin diyalektik bir kurgu olduguna dair belirsiz bir bilince sahibiz; ve bu diyalektik kurgu, muhtemel ifadesini insarun gonullu kolelik icinde kendini yitirmesinde bulan Oteki 'nin kaybi istenci ile giit; istenci arasindaki bir olum kahm diieIIosunu gizler: Her iktidar, Prens'in Hiikimiyeti ve Halkm Kurban Edilisine dayarnr. Dolayisiyla artik ne temsil edilen halk vardir ne de yasal hukiimran. Bu politik gorunum yerini bundan boyle toplumsal anlasmamn soz konusu olmadigi bir diieIIoya, totaliter bicimde kendine gondermede bulunmayi amaclayan bir makam ile ironik ya da boyun egmeyen, bilinemezci ve cocuksu (Artik konu§muyor, ama gevezelik ediyor) bir kitle arasmdaki trans-politik bir duelloya birakiyor. Kendi organlanru yutan bedenin hastahk hastasi durumudur bu. Iktidarlann, devletlerin kendi kentlerini, kendi manzaralanm yok etmeye, kendi ozlerini hatta kendi kendilerini yok etmeye harcadiklan ofke, eskiden dusmana ait olan seyleri yok etmeye harcadiklan ofkeyle kiyaslarur ancak.

Ozgun bir politik strateji yoklugunda (belki artik miimkiin degil bu), akilci bir toplum yonetiminln olanaksizligi karsismda, devlet 76

toplurnsalhgi ortadan kaldmyor, Artik politik iradeye ~.ore deg~l; §antaja, caydirmaya, simiilasyona, ~I§klftI?~y~ ya da gostermehk istege gore isliyor devIet. Devlet, bir sevgisizlik ve umurs~mazhk politikasi kesfediyor. Her tiir resmi politikavnm arkasmdaki trans.politikarun gercekligi budur; topl~msalhgm yok v olmasi karsrsmdaki hayasiz taraftarhk. Hoohganlann yapngi, bu transpolitik durumu uc noktaya tasimaknr: K~tIllml trajik .slOmna dek itiyor ve ayru zamanda da siddet ve tasflyeyl~ §ant~J yapiyorlar. Teroristlerin tiim yapngi budur. Her tiir ahlaki tepkiye karsm bu islemde bizi biiyiileyen de bu modelin son derece giincel 01masidir; bu olaylann, politik toplum olarak yok olusumuzun aynasi olduklan gercegidir; sozde "politik" olaylar bu yok olusu umutsuzca kamufle etmeye cahsirlar. Bir baska vaka Heysel'deki olaym devarrudir: Eyliil 1987'de Madrid'de Real Madrid-Napoli Avrupa kupasi maci, uluslararasi federasyonun onceki bir mac; sirasmda Madrid halkmm. a§~nhklanna karst aldigi bir disiplin onlerni uyannca, gece, hicbir seyircinin olmadigr bos bir statta yapilir. Binlerce tara~tar stadyumu kusatir, ama iceri giremez. Mac; bastan sona televizyondan yayimlanrmstrr. .. Bu tiir bir yasaklama soven futbol tutkusunu hicbir zaman yok etmeyecektir; ama buna karsm bu yasaklama, baglamindan kopanlrms "gercek" olaym boslukta gerceklestigi ve yalruzca uzaktan, televizyon goruntusu olarak gorulur oldugu diiny~mlzlO terorist hiper-gercekciligini cok iyi gosteriyor. G~lecekteki ol~ylanmizi cerrahi olarak onceden bildirme tiirii: HIe; cikmayabilecek denli kucuk bir olayin ekran iizerinde azami biiyiitiilmesi. Olay~~ kucuk aynntrlanrn kimse yasarms olmayaca~, ama her~es goriintiisiinii elde etmis olacak. Bu, kanksiz bir olay hahne gelrnistir; her tiir dogal gondermenin dismdadir ve ancak sentez goriintiiler buna denk gorulebilir. Bu hayalet mac, Heysel macma elbette baglanabilir; orad~ ~a gercek futbol olayi dramatik bir §id~e~ bicimiyle golgelenml§t~r. Seyircinin kurban ya da cani olmak rein seyirct olmayi birakngi, . sporun terorist eyleme donusrnek icin spor o.l~aYI biraktlg~. bu her zaman olasi anlam kayrnasmdan kurtulmak rein, bundan boyle televizyon goruntusundeki bir olaydan baska seyle ugrasilma77

yacagmdan emin olmak icin, isi fazla uzatmadan seyirci ortadan kaldmlrr. Olayin televizyonun zihinsel ekram tizerinde kabul edilebilir olmasi icin her ttir gonderme ortadan kaybolmahdir. Politika isleri de bir anlamda bos bir stadyumda cereyart eder, gercek seyirci bu stadyumdan kovulmustur; cunku asm coskulara kapilmaya elverislidir. Bundan boyle yalnizca televizyon goruntulerinin bir kopyasi ' (imajlar, istatistikler, kamuoyu yoklamalan) yayihr. Politika h1l.11l. faaliyette, hatta bizi kendine cekmeyi de surduruyor, ama incelikli bir sekilde: sanki bir Uluslararasi Politika Federasyonu belirsiz bir sure icin halki askiya alnus ve macm nesnel akrsmi garanti etmek icin bu seyirciyi butun stadyumlardan kovmus gibidir. Trans-politika sahnemiz budur: Oyunculann geri cekilmis oldugu halka acik bir alarun 0 seffaf bicimi, coskulann geri cekilmis oldugu bir olaym 0 katiksiz bicimi,

PEKi 0 HALDE KOTUUJ"K NEREYE GiTTi?

Butun bicimleriyle terorizm, kotulugtm trans-politik aynasidrr. Cunku asil sorun, tek sorun sudur: 0 halde kotuluk nereye gitti? Cevap: Her yere; cunku <;agda§ kotuluk bicimlerinin anamorfozu' sonsuzdur. Korunma sayesinde, dogal gondermeleri oldurrne sayesinde, siddetin temizlenmesi sayesinde, tohumlan ve tum lanetli yanlan yok etme sayesinde ve olumsuza estetik cerrahi yaparak bundan boyle yalnizca hesaph yonetim ve iyilik soylemiyle ugrasmak isteyen bir toplumda, kotulukten soz etme olanagmm
* Gorsel sanatlarda bir perspektif teknigi. Bu teknikle yaprlrnrs resimlere all~llml~ gorO~ acrsindan bakrldrqmda, figOrler carprtdrrus olarak gorOIOr. Ancak ozel bir acidan bakihrsa ya da resim egik yOzeyli bir aynaya tutulursa c;arplkllk ortadan kalkar ve normal gorOntO elde edilir. (c.n.)

78

79

kalmadig, bir toplumda, katiiltik yakarrnzi birakmayan ve terorist bicimlere burunur,

butun viral

I

i!

'I

I

I!

,I I

Aforoz etme gucunu, korulukten soz etme gucunu yitirdik. Ancak bu gti~ baska bir yerde yeniden doguyor, Orne gin Rushdie olayinda Humeyni -rehini Ban'run korumak zorunda kalmasi ve bir anlamda Bah'YI toptan rehin durumuna dtisurrne numarasi dismda- hitabetin simgesel gucu aracrhgiyla tum gti~ iliskilerini tersine cevirme olanagml ~a~IrtICI bicimde kemtlamrsnr. Tamamen oIumsuz politik, askeri ve ekonomik kosullar icinde, Humeyni'nin butun dtinyaya karsi maddi gercekligi olmayan, ama mutlak silah olmaya aday tek bir silahi vardir: Kotuluk ilkesi. ilerIerne, akilcilik, politik ahlak, demokrasi vs. gibi Batih degerleri yadsima, Butiin bu "iyi seyler'' tizerindeki evrensel anlasrnayi yadsimak Humeyni 'ye kattiltigtin enerjisini, drslanmis olanm seytani enerjisini, lanetli yarun gorkernini veriyor. Bugtin tek 0 soz sahibi, cunku herkese karsi Makyavelci kotuluk ilkesini tek 0 ustleniyor, kotulukten soz etmeyi ve defetmeyi tek 0 tistleniyor, teror yoluyla kottiltigti temsil etmeyi tek 0 kabul ediyor. Onu azmettiren seyi biz anlayamayiz. Buna karsm hicbir yerde kotulukren soz etme olanagimn bulunmadigr, en ufak olumsuzlugun sanal anlasma tarafmdan bogulmus oldugu Bah karsismda bunun Humeyni'ye verdigi tisttinltigti gazlemleyebiliriz. Politik iktidarlanrmz bile, islevlerinin golgesinden baska bir sey degil artik. Cunku iktidar otekini, dusmaru, kozu, tehdidi, katiiltigti belirtmenin simgesel gucuyle var olur yalmzca. Bugun artik iktidar buna sahip degil ve karsismda iktidan kotuluk olarak belirtebilecek ya da belirtmek isteyen bir muhalefet de yok arnk. Seytani, ironik, kavgacr ve catismacr enerji acisrndan cok gucsuz hale geldik; bagnazca cansiz ya da cansizca bagnaz topluluklara donilsttlk. Lanetli yam kendimizde arayip yalruzca olumlu degerlerin yayilmasina izin vere vere en ufak virus saldinsi karsrsmda ve -ku§ku yok ki bagI§lkhk yetersizligi durumunda 01mayanHumeyni'nin saldmsi karsismda acmacak bicimde dayamksiz hale geldik. Humeyni'ye karst ileri surmek uzere elimizde yalruzca, zayif bir care olan ve her halukarda politik ba$I§lkhk yetersizliginin parcasi olan Insan Haklan var. Ustelik de Insan Haklan adma Humeyni'ye "mutlak kotu" muamelesi yap80

(Mitterrand) isin icinden ciktik: yani acikhga kabir soylemin kurallanyla celiserek kendimizi Hu'''-''''''nl'nin bedduasina uyarlamakla isin icinden ciktik (Bugun bir "deli" muamelesi yapihyor mu? Artik bir ozurluye bile 1~"'n7iiTlii" muamelesi yapilmiyor; kotulukten boylesine korkuyoruz, mutsuzu, indirgenemezi belirtmekten kacmmak icin boyortmecelere boguyoruz kendimizi). Kottiltigtin dilini tam parlak bicimde konusabilen birinin, aydmlann di,... ragmen, zayif Ball kulturlerinde boyle bir gedik ac: sasmnayahm. Bu, yasalhgm, vicdani rahathgm, hatta /akhn bile bedduayla sue ortakhgi etmesindendir. Bu kavramlar, turn aforoz carelerini seferber etmekten baska bir sey yaC pamayacagmdan ozunde bulasici olan kotultik ilkesinin tuzagma <'dti§erler. Kim kazandi? Humeyni tabii ki. Onu yok etme gtic~ne i MIa sahibiz kuskusuz, ama simgesel olarak kazanan odur ve SIm. 'gesel gti~ silahlann ve paramn gtictin~.en daima ustundur. Bir anlamda, "Oteki Dtinya"mn ocudur bu. Ucuncu Dunya, Bau'ya asIa gercekten meydan okuyamarrusn. On yillar boyunca Bati'ya gore kotuluk ilkesinin temsilcisi olmus SSCB de yavas yavas iyiligin, olaylan ihmh bicimde yonetmenin tarafina belirgin bicimde geemistir (Sasrrnc: ironi; kimse farkina varmadan bes yil suresince Afganistan'da Batili degerleri savunduktan sonra, Batt ile Tahran ~eytam arasmda araci olarak kendini ileri suren de SSCB'dir.) Rushdie'ye iliskin olum hukmuyle baslayan dunya capmdaki buyulenme, etkilenme ve antipati, ucagm iskeletindeki bir gedik ya da catlaktan dolayi ucak kabinindeki basmc dengesinin ani bozulmasma benziyor (Bu tur bir olay kazara da olsa, daima terorist bir eylemi andmr), iki mekan arasmdaki basmc farki uyannca her sey siddetle disanya, bosluga dogru cekilir. Bunun icin iki dunyayi ayiran asm ince zarda bir gedik ya da oyuk acmak yeter. Yapay olan ve yapay olarak korunan bir dunyada (bizimkinde), terorizm ve rehin alma, bu tiir bir gedik acma eylemin alasldu. Kesinlikle ortacagdaki gibi olmayan ve ahlaksal ya da dinsel. degil de stratejik terimlerle degerlendirilmesi gereken bugunkii Islam, butun islam, (Dogu Bloku tilkeleri de dahil olmak uzere) Batt sistemini yalruz birakmaktadir ve zaman zaman tek bir eylem ya da tek bir sozle bu sistemde gedikler acmakta ve turn degerlerimiz

·t

F6 ON/Kottili.igiln

Seffafhgt

81

bu gedikten bosluga dusrnektedir. islam Ban dunyasi iizerinde devrimci bask! uygularmyor, Bau'yi Islarn'a kazandirma ya da fethetme riskine girmiyor: Karsisina hicbir sey cikaramadigirmz bu kotuluk ilkesi adma; bu viral saldinyla ve soludugumuz havamn (degerlerin) ani basmc dengesi bozulmasinm (bizim) korunakh dunyamiz icin olusturdugu surekli tehlike olan, iki ortam arasmdaki basmc farkuun olusturdugu bu sanal felaket ternelinde, Bati'yi istikrarsizlasnrmakla yetiniyor. Ban dunyamizdaki her tur yank ve arahktan simdiye dek bir hayli oksijenin disan srzrms 01dugu dogrudur. Oksijen maskelerimizi cikarmamarmz yaranrruza olur. Tum soylenmek istenenlerin tersine, Humeyni'nin stratejisi sasirtrci bicimde moderndir. Bizimkinden cok daha moderndir. \=tinkti modern bir baglamm icine arkaik ogelerin -bir fetva, bir olum fermam, bir beddua gibi §eylerin- kurnazca smngalanmasma dayamr. Batih dunyarrnz dayamkh olsaydi, bunun anlarm bile 01mazdi. Tersine, butun sistemimiz bogazma kadar bu strateji icindedir ve onun yanki bulmasma hizmet eder: Asmiletken olarak bu viruse hizmet etmektedir. Bunun anlarrn nedir? Yine Oteki Dunya'rnn ocu soz konusudur: Dunyarnn geri kalamna yeterince tohum, hastahk, salgm ve ideoloji tasidik, bunlann karsismda onlar savunmasizdr, olaylann ironik tersyuz olusuyla bugun alcak ve kucuk bir arkaik mikrop karsisinda savunmasiz olan sanki biziz. Rehinin kendisi mikroplu hale geliyor. Alain Bosquet son kitabmda (Le Metier d' otagelRehinlik Meslegi; Bat! dunyasimn 0 yolu bosluga dondurulrnus kesiminin, kuskusuz kendi gozunde kucuk dti§ttigtinden, ama ozellikle de sahip oldugu her §ey -ulkesi ve hemserileri, zorlama edilgenlikleri, her zamanki korkakhklanozunde alcaltici ve sapma kadar gereksiz olan pazarhk yuzunden toptan kucuk dti§mti§ oldugundan, nasil aruk kendi evine geri donernedigini, donmek de istemedigini gosteriyor. Pazarligm otesinde, her rehin alma olayi butun olarak topluluklann, en ufak uyesinin gozunde bile inkar edilemeyecek alcakhgmm kamtidrr. Toplulugun bu umursamazhgmm karsihg: her bireyin topluluga karst umursamazhgidir: Batr'da boyle (kotu) isgoruyoruz ve rehin stratejisinin acimasizca a\lga cikardigi §ey de politik sefalettir. 82

Tek bir bireyi istikrarsrzlastirarak butun bir sistem istikrarsrzlastmhr. Bu yuzden rehin, taraftarlanmn kendisini iki arada bir derede kahraman yapivermis ve ustune iistli.ik hemencecik de yok edivermis olmalanm bagrslayamaz. Biz ne Humeyni' nin akhndan gecenleri ne de Miisli.imanlann yuregini okuyabiliriz. Yapabilecegimiz sey, her seyi dinsel bagnazhga yiikleyen zayif dusiinceden kurtulmaknr. Ancak, uzlasma saglamak amaciyla, abartih bir yapirnn turn ozelliklerini tasiyan bir anma toreni icin, Fransiz Devrimi'nin arnsmdan tam da Teror'u silmeye cahsugnmz anda, bu simgesel siddetin meydan okumasma karsihk vermek icin gerekli donanima sahip 01mamarmzdan endise duyuyorum. Kendi tarihimizden siddeti silmeyi tercih ediyorsak, bu yeni siddet karsismda ne yapabiliriz?

Kottiliigti dile getirmeyi bilmiyoruz artik. Bildigimiz tek sey, Insan Haklan soylemini bagira bag Ira tekrarlamak; dindar, zayif, gereksiz, ikiyuzlu, iyiligin dogal cekimindeki aydmhkci inanca ve insan iliskilerinin idealligine dayanan bir soylern (Oysa kottiliige kotulukle karsihk vermekten baska cikar yol yoktur). Dstelik bu iyilik, bu ideal deger her zaman koruyucu, zavalhlastiran, olumsuz ve tepkisel bicimde kavranrrustir. Bu, ~atiiltigiin en aza indirgenisi, siddetten korunma ve guvenliktir. Iyi niyetin alcakgonulluluk gosteren ve cokertici guctidur bu; ve bu giir; dunyada olsa olsa dogruluk hayal eder ve kotuluk egrisini, kotulugiin akrlhligim goz oniinde bulundurmaya yanasmaz, Soz, bir bireyin "ozgur" ifadesi olarak anlasiliyorsa, "soz hakki" vardir. Soz ikili, sue ortagi, catisan, bastan cikanci bicim olarak anlasihyorsa, 0 zaman hak kavrarrurun artik hicbir anlarm yoktur. Arzulama hakki, bilinclilik hakki, haz hakki diye birsey var mi? Sacma. Hak terimleriyle konusuldugunda cinsel ozgurlesme de gulunc olur. insan Haklan aruldigmda devrimimizi "kutlamak" da guliinc olur. "Yasama hakki" turn dindar ruhlan titretir, oyle ki sonunda olme hakki olmaya vanr ve turn bunlann sacmahgi da burada
83

I a9 ga cikar, Cunku sonucta olmek -ya da ya~amak- (mutlu ya da mutsuz) bir yazgi, bir ka9ImlmazlIktIr, yoksa bir hak degildir. Neden erkek ya da kadin olrna "hakki" istenmesin? Neden Aslan ya da Kova ya da Yengec olma hakki istenmesin? Peki boyle bir hak varsa, erkek ya da kadm olrnak ne demektir? Heyecan veriei olan sey, ya~amm sizi erkek ya da kadin yaprrus 01masi ve sizin de kabullenmenizdir. Bu simgesel bir oyunun kurahdir ve bu kurah ihlal etmenin hicbir anlarni yoktur. Satranc anrn duz cizg] iizerinde ilerletme hakki isteyebilirim, ama bunun ne anlami olabilir? Bu tur i~lerde hak aptalca bir seydir. <;alI~ma hakkr: Acimasrz bir ironiyle isler bu noktaya vardi. i~sizlik hakki! Grev hakki! Bu ~eylerdeki gergekiistiieii mizahi kimse fark bile etmiyor arnk. Bununla birlikte bu karamizahm I IktI a9 ga 9 gI vesileler de var: ornegin, kendisini bagI~latrriak icin cnpman butun 0 insan haklan birliklerine karsr oldiiriilme hakki isteyen olum mahkfimunun durumu gibi. Burada mesele ilgin91e~iyor.BoyleIik1e haklar listesinde beklenmedik degi~kenler ortaya cikryor: Her zaman kurban olmanm ardmdan israilliler kendi halklan karsrsinda katil olrnayi bir tiir hak olarak istiyorlar. Sonunda kendine yasal sucluluk liiksiinii sunabilmeli insan! Cernobil, Ermenistan'daki deprem ve atom denizaltIsmm batrnasi ile birlikte SSCB 'nin insan haklan yolunda dey (Helsinki ya da ba~ka bir yerdekinden hayli daha buyuk) bir adim attigma kusku yok: Felaket hakki, Esas temel hak; kaza hakkr, sue hakkr, yanlI~lIk hakki, kotiiliik hakkI ve en kotii olrna hakkIdIr, yoksa yalmzca en iyi olma hakki degi): Mutluluk hakkmdan 9 k daha 0 fazla sizi adma yarasir bir insan yapan budur iste. Hak, kar~I konulmaz bicirnde bu ugursuz egimi izler ve boyIeee bir sey kendiliginden iyi gittiginde her tur hak gereksiz hale gelir; ve eger hak talebi dayatIlIyorsa, istenen sey kaybedilmi~ demektir: Su, hava, yer hakki turn bu ogelerin adim adrm yok 01dugunun teyit edilmesidir. Cevap hakki diyalog yoklugunu gosterir, vs. Somiiru ve knhk topluluklannda goriildiigii gibi bireyin, yabaneIla~mI~, kendi varhgmdan yoksun bITakI1mI~, kendine yabanci bir varhk degil de post-modern formiiliiyle gondermesi kendisi olan ve kendi kendisiyle rekabet eden bir varhk oldugu andan
84 85

OLULER SERGiSi

Heid egger ' e 1 I§kim bos tartismanin kendine ozgti bir felsefi anT Ia rni y~ktuf. Bu tartisma, yalruzca, kendine yeni bir enerii bu:~madl~mdan saplantih bicirnde kokenlerine, gondermelerintn ka"slzhgma gen donen ve yuzyilm basindaki ilk sahnesini bu y~Z~Il ,~onu~da aciyla yeniden yasayan bir dii§iince zayrflr min ~un umuzdeki beI,~rtisi niteligindedir, Daha genel olarak g HeIdegger vak~sl yuzyIlhk bilanco vakti geldiginde bu toplumu saran kolektif canlanmanm belirtisidir: Fasizrne nazizme kinrna d I 'I" ~" soysah ,uy~ an I,,~mm yeniden canlarnsi; burada da ilk, tarihsel k neyi y~~I?e~ ogretme, kadavralan aklama ve hesaplan temize <;1 aTma egilimi, ayru zamanda da §iddetin kaynaklarlna do " " sapk boo "I iciliiii onusun in uyu eYlCI Igl ve kotiiliigiin tarihsel dogruluguna iliskin 86
v

sann vardir. Gecmisten boylesine keramet umuyorsak, hayal giiciimiiz hayli zayif, kendi durum ve dusuncemiz mdaki umursamazhgrmiz hayli biiyiik olrnahdir. Heidegger Nazi olmakla suclarnyor; suclanmasmin ya da akiUUlLIU".U,1ll ne onemi var: Suclayan da aklamaya cahsan da, her; slg bir diisiincenin, kendi gondermelerinden artik gurur duybunlan asma enerjisi de kalmamis, elinde avucunda da tarihsel tetkiklerde, davalarda, sikayetlerde ve iscarcur eden ofkeli bir dusuncenin tuzagina dusuyor. Dsanlasrlmazligma goz koyan (hatta ustat-dusuntirler olaonlan ayaklar altmda <;igneyen) felsefenin ozsavunrnasi, bir tarih ureternemis oldugundan, varolusunu, hatta suekarntlamak icin gecmis tarihi didiklemeye mahkflm tum bir iiJii\VIJJ.UJl.IUJl ozsavunmasidrr. Bu karnt da nesi? Politik ve tarihsel bugiin yok oldugumuzdan (Bizim sorunumuz bu), 1940 ile 1945 arasinda Auschwitz'te ya da Hirosima' da oldugumuzu kaUll1dl.lld .... istiyoruz; bu, hie olmazsa saglam bir tarih, Tipki Er1917' de katledildiklerini karutlamak icin kendilerini tiiketmeleri gibi? Ulasilmaz, gereksiz; ama bir anlamda yasamsal kamt, Felsefe, giiniimiizde yok oldugu icin (Onun sorunu bu: Yok olma durumunda nasrl yasamr") Heidegger ile kesin olarak lekelendigini ya da Auschwitz ile konusma yetenegini yitirdigini kamtlamak zorunda. Tiim bunlar olumden sonra ortaya cikan bir hakikate, olurnden sonra ortaya cikan bir aklanmaya umutsuzca yapilan tarihsel bir basvurudur; ve bu tam da herhangi bir dogrulamaya varmak icin yeterli hakikatin kalmadrgi, tam da kuramla uygulama arasmda herhangi bir iliski kurmak icin yeterli felsefenin kalmadigi, tam da olup biten konusunda herhangi bir tarihsel karut gosterrnek icin yeterli tarihin kalmadigi bir anda yaprlmaktadir. Gecmisteki trajik olaylar dahiI, tiim gercekligimizin medyarun dolayimmdan gectigini biraz fazlaca unutuyoruz, Bunun anlarm bu olaylan dogrulamak ya da tarihsel acidan anlamak icin cok gee oldugudur; cunku cagrmizi, bu yuzyil sonunu ozellikle niteleyen sey, bu anlasihrhgm araclanm yitirmis olmarmzdir, Tarih, tarih varken anlasilmahydi. Heidegger'i vakit varken ihbar etmeli ya da savunmahydik. Bir dava ancak sucla arasmda ardisik bir siirec 87

oldugu zaman egitici olabilir.

Simdi cok gee, baska bir yere ak.

tanldik; televizyondaki Holocauste dizisi ve hatta Shoah filmi ile iyice goruldubu, Bu olaylari elimizde olanaklar varken anlarna.
dik. Bundan boyle de asla anlamayacaglz. Artik anla§Ilmayacaklar; cunku sorumluluk, nesnel nedenler, tarihin anlarm (ya da anlamslZhgl) gibi temel kavramlar yok oldu ya da yok olmaktalar. Ahlaksal bilinc ve kolektif bilinc etkileri tam amen medyanm egemenligindeki etkilerdir ve bu bilinci diriltmeye cahsan tedavi hirsr geride ne kadar az bir gU~ kaldlgml gosterir, Nazizmin, toplama kamplannm ve Hirosima'mn anlasihr olup olmadlgml asIa bilmeyecegiz; artik ayrn zihinsel evrende degiliz, Kurbanm ya da celladm yer degi§tirebilmesi, sorumlulugun kinlmaya ugramasi ve erimesi; rnuhtesem arayiizeyimizin erdemleri bunlardir, Unutma gucumuz yok artik, bellek yitimimiz gortintiilere dair. Herkes suclu olduguna gore kim genel af ilan edecek? Otopsiye geIince, olaylann anatomik dogruluguna kirnse inanrruyor artik: Modeller iizerinde ~ah§IYoruZ. OIaylar burada, apacik, gozumuzun onunde olsa bile ne bir sey kamtlayabilir ne de bir seye inandirabilirler. Boylelikle, nazizm, gaz odalan vs. ~oziimlemek icin incelene incelene giderek daha anla§Ilmaz hale geldi ve inamlmaz gel en §U soru sonunda rnanukh bicimde soruldu: "Peki aslinda turn bunlar gercekten oldu mu?" Bu tahamrnul edemeyecegimiz bir soru belki, ama ilginc olan,bu soruyu manuk olarak olanakh kilan seydir. Bu soruyu olanakh kilan da olaylann, dusuncelerin ve tarihin medya tarafmdan bir baska olay, diisunce ve tarihle ikame edilmesidir; bunlan inceledikce, nedenleri kavramak icin aynntilan daha siki ele aldikca, var 01malan, var olmus olmalari 0 denli imkanslzla§maktadrr. Olaylann yerine baskalanm koydukca, bellekte tuttukca, bu olaylann kimlikleri bile bularuklasir. Bellegin umursamazhgl, tarihin nesnellestirilrnesi icin harcanan cabalar, tarih karsismda nesnellik elde etme cabalanna denktir. Bir giin, Heidegger diye biri var oldu mu, diye sorulacak. Faurissoncu paradoks igrenc gelebilir (gaz odalannm var olmadigi yolundaki tarihsel iddiasi igrenctir de), ama baska bir acidan bu paradoks, biitiin bir kiiltiiriin devinimini tam olarak yansinr; unutmak olanakslz oldugundan, tek ~lkl§1 inkarda bulan ve kokenlerinden duydugu korkuyla buyulenrnis sannh bir yuzyil sonunun cikmazr, 88

Her halukarda davayi ogretecek tarihsel soylern kalmadigma gore, kamt gereksizse ceza da olanaksIZ?rr. Auschwit.z ~e soykmrn onanlmaz niteliktedir. Buna esdeger olacak hicbir ceza olasi degildir ve cezarun gercekdrsihgr beraberinde olaylann ge~cekdisihgmi getirir. Bizim yasamakta oldugu~uz bamba§~a bir seydir. Biitiin davalar, biitiin polemikler araclhglyla,. kolektif olarak, belli belirsiz bicimde meydana gelen sey, tarihsel evreden soylencesel bir evreye gecistir: turn bu olaylann soy~~n.~e~~l ve medyatik bicimde yeniden insasidir. Bu soylenceye donu~turme, bir anlamda, bizi ahlaksal acidan temize crkarmasa da bu Ilk suetan hayali olarak bagislatabilecek yegane i§l~~d.ir. A~a bunun icin, bir cinayetin bile soylence h.aline g.elmesl l~l~, t~nhsel gerceklige son verilmis olmasi gere~l~. Ak.SI.halde .fa§lzml, kampla~.1 ve soykmmi -tiim bunlar bizim rem tanh.~el .. o~~~~k coziimlenemez oldugundan ve boyle olmayi da surdurdugundenoyunun ilk sahnesi gibi sonsuza dek yinele~eye. mahk.?~ oluruz. Tehlikeli olan fasist ozlemler degildir; tehhkeh ve gulunc olan, herkesin, gaz' od~lanmn gercekligini yadsiyanlar gibi savunanlann da, Heidegger'in aleyhinde olanlar gibi savunuc~lanmn .d.a, essuremli ve neredeyse sue ortagi oyuncul.a~I ?ldug~ bir ge~mI§~n hastahkh bicimde yeniden giindeme gelisidir; cagirmzda eksik olan biitiin hayal gucunu, bugiin aldatici olan her tiir siddet ve gercekligi, bir tiir,donemi yeniden yasama ve ". d.onemde b~lunmamaktan duyulan derin sucluluk zorlammi icinde 0 ~a~a dogru goturen toplu sanndir, Tiim bunla~, b~ olay~a~m. ger~e.kl.lk diizleminde bizden kacmasina umutsuz bir am tepkinin l~ades.I~Ir.. Heidegger olayi, Klaus Barbie davasi vs., bu ge~~e~~l~ yinrru -oysa giiniimiiziin gercekligi budur- kar§Ismd.akl. ~ul~~~ errpmmalardir. Faurisson'un onermeleri, bu gerceklik Ylhml?1 utanmazca gecmise tasunaktadir. "Bu var olmadi" demek~ bir am~a sahip crkacak kadar bile var olmadigimiz ve yasadigmuzi h~ssetmek icin de elimizde artik yalruzca sann olanaklanrun oldugu anlamma gelir; hepsi bu.

89

Hasiye Turn bunlar gozontine almarak bu yuzyil sonundan tasarruf edilemez miydi? 90'h yillann pesin olarak cikanlmasiru ve dogrudan dogruya 1989'dan 2000 yihna gecmeyi oneriyorum. Olu kulturune dayali tumturakhhgiyla, bitmek bilmeyen yarup yakinmalan, anma torenleri ve miizelemeleriyle bu yuzyil sonu simdiden bu noktaya gelmisken, bu kesmekes icinde on yil daha carurmzi sikmamiz rru gerekiyor?

Duzeltme: Yasasin! Tarih dirildil Yuzyil sonu olayi islim ustunde! Totaliter ideolojinin el koymasiyla bir an solugu tikanan tarihin; Dogu A vrupa iilkelerindeki ablukarun kalkisiyla seyrini eskisinden de iyi bicimde yeniden buldugu dusuncesi herkese bir soluk aldirdi, Tarih alarn, halklann beklenmedik devinim ve ozgiirliige susamishgma sonunda yeniden acildi. Genelde yuzyrl sonlanna eslik eden cokiintii soyIencesinin tersine, bu olay, son siirecte gorkernli bir kizisma, yeni bir umut ve turn kozlann yeniden ileri surulrnesini baslatmakla yukumlu gibi gorunuyor, Yakindan goruldugunde olay biraz daha gizemlidir ve saptanamayan bir "tarihsel" nesne oImaya cok daha yakindir. Dogu Avrupa iilkelerindeki buzlann cozulmesinin olaganustu bir degi§iklik olduguna kusku yok; ama buzlar ~oziildiigiinde ozgurluk ne hale gelir? (Yapilamayacak tek §ey, buzlan cozulmus bir seyin yeniden dondurulrnasidir.) Sonucu belirsiz nazik bir i§. SSCB ve Dogu Avrupa iilkeleri hem ozgurluk icin bir dondurucuydu, hem de bir test ve deneysel bir ortamdilar; cunku ozgurluk bu iilkelerde hapsedilmis ve cok buyuk baskilara ugramrsti. Batt, ozgurluk ve insan haklanrun koruyucusudur yalmzca ya da daha dogrusu, hurdaligidir. Dogu Avrupa evreninin aymci ve olumsuz isareti asin-donduruculugu olabilir; ama gelenek ve goruslerin ozgurlesmesi ve ozgurlestirilrnesi nedeniyle ozgurluk sorunu artik ortaya bile atilamadigmdan, Bauh evrenimizin asm-akrskanhgi daha da sakincahdir. Ozgurluk sorunu sanal olarak cozumlen90

rnistir. Bati'da ozgurluk ve ozgurluk dusuncesi olumlerin en guzeliyle olmustur: yakin zamandaki turn anma torenlerinde ozgurluk dusuncesinin yok oldugu iyice goruldu. Dogu' da ise ozgtirliik dusuncesi olduruldu; ama bir cinayet asIa kusursuz degildir, Ozgiirlugun ttim gostergelerinin silinmesinin ardindan yeniden diriltildiginde, yeniden a~lga ciktigmda, ozgurlugun ne durumda oldugunu gormek deneysel acidan cok ilginc olacaktir. Olum-sonrasi bir canlandirrna, rehabilite etme siireciyle ozgurlugun ne hale geldigi gorulecektir, Buzlan cozulmus ozgurluk goze pek hos gelmeyebilir de. Ya bu ozgiirliigiin elektronik ev aletleri ve otomobil tutkusuna pazarlanmak, yani anmda Ban parasma cevrilmek, yani dondurucu bir tarih sonundan asm-akiskan ve dolasima dayah bir tarih sonuna gecrnek gibi, iistelik acgozlu ve pornografik, tek bir acele etme nedeni oldugu fark edilirse? Cunku Dogu A vrupa' daki bu olaylarm heyecan verici yam, taze bir enerji (ve yeni pazarlar) getirerek nekahet halindeki bir demokrasinin uslu uslu toparlandigiru gormek degil; tarihin sonuna ozgt; iki kipligin -top lama kamplannda donarak sona ermesi ile tersine, iletisimin btitiinsel ve merkezkac yayilmasiyla sona ermesinin- ic ice gectiginin gorulmesidir, Her iki durumda da nihai bir cozurn vardir; Dogu'daki insan haklan buzlanrnn cozulmesi, "Bati' daki basmc dengesi yitimi"nin sosyalist esiti olabilir: Yanm yuzyil boyunca Dogu'da hapsedilmis enerjilerin Ban boslugunda basitce yitirilmesidir bu. Olaylann coskusu aldauci olabilir: Dogu A vrupa iilkelerindeki cosku yalruzca ideolojisizlesmenin coskusu ise veya biitiin ozgurluklerin teknik yasam kolayligma karsihk verilmis oldugu liberal iilkeleri taklit etmenin bir coskusuysa, 0 zaman ozgurltigtin kesin olarak neye mal oldugu ve belki de asIa bir ikinci kez bulunamayacagi ortaya cikar. Tarih asla temcit pilavi degildir. Buna karsm, Dogu' daki bu buzlann cozulrnesi uzun vadede bir politik sera etkisi yaparak ve kornunist buzullann eriyisiyle gezegen uzerindeki insan iliskilerinde Batt kiyilanru su altmda birakacak bir ismrna yaratarak, yiiksek atmosfer tabakalanndaki karbon gazi fazlasi kadar zararh oIabilir. Ne garip ki buzlann cozulmesini politik diizlemde turn gucumuzle arzularken, buzlann ve buzullann iklime bagh bu eriyisinden kesinlikle bir felaketmis gibi korkuyoruz.
91

Vaktiyle SSCB altm stokunu diinya pazanna surmus olsaydi bu p~zan tam amen istikrarsIzla§hrmI§ olurdu. Dogu Avrupa iilkelen dondurarak koruduklan dey ozgurluk stokunu yeniden do1~§I~a ~okarlarsa, sanal ozgiirliigiin artik eylem olarak degil de etkilesimin sanal ve uzlasmah bicimi olarak, dram olarak degil de evrensel liberalizmin psiko-drarm olarak gorunrnesini isteyen Batih degerlerin asin kmlgan metabolizmasi istikrafSIzla§acaktIr, Gercek miibadele olarak, zorlu ve etkin askmhk olarak, dii§iince olarak ani bir ozgurluk smngasi, degerleri isiya gore ayarlayarak ~agItm~ tafZl~l1IZ ~J,ISI?dan h~r noktada felaket olur, Oysa Dogu ulkelennden istedigimiz bu: Ozgiirliigiin maddi gostergeler] kar§Ihgmda takas edilen ozgurltik, ozgurluk goruntusu. Birilerinin ruhlanm, digerlerinin ise rahatlanni kaybetme tehlikesine maruz kaldiklan tamamen seytani sozlesrne, Ama belki iki taraf icin de boylesi daha iyidir. Maskeli toplumlar (komiinist toplumlar) maskelerini cikardi. Yiizleri neye benziyor? Biz maske cikarah cok zaman oldu, artik ne ~askemiz var ne de yiiziimiiz. Bellegimiz de yok. Suyun icinde IZ brrakrnayan bellegi anyoruz; yani molekiillerin izleri kaybolrnussa da hiiHi bir sey kaldIgma inarnyoruz, Ozgiirliigiimiiz de bu durumda: Herhangi bir gostergesini iiretmektehayli gucluk ~ekmekteyiz; yogunlugu son derece azalnlrrus (programlanabilir, islemsel) bir ortamda, artik ancak suya ait olan bir bellegin icinde yalrnzca hayaleti gezinen ozgiirliigiin son derece kiicdk, ele gelmeyen, bulunamayan varolusunu talep etme durumundayIZ. Bati'da ozgiirliigiin kaynagi oylesine kururnus ki (Fransiz Devrimi'ni anma toreni buna ornektir), her seyi, sonunda acilan ve ke§~edilen Dogu Avrupa'nm maden kaynaklanndan ummamiz ger~.kIyor. Ama bu ozgurluk stoku bir kez serbest bIfakIldIgmda (~zgiirlii~ dusuncesi dogal bir kaynak kadar az bulunur hale gelmrs oldugundan), arkasmdan, biitiin pazarlarda gorulen dey bir ~apay. miibadele enerjisi ve ardindan da diferansiyel enerji ve degerlenn hizla ~okii§iinden baska ne gelebilir? .. Glastnost n~ anlama geliyor? Hizlandmlmrs ve elden diisme tum modernhk gostergelerinin (Ozgun modernlik versiyonumuzun postmodern bir yeni yapirru bu neredeyse) -olumlu olumsuz, i~ ice gecmis turn gostergelerin; yani yalmzca insan
92

degil, diizenin serbestlestirilrnesinden bu yana x"""..,,,-,,-,'desevincli bir artma gosteren cinayetlerin, felaketlerin, kada- seffaf bicimde geriye donusu. Hatta simdiye dek sanugramis olup, diger her §ey gibi yeniden ortaya ~IkI§Im kut>11,,,,,," pornografive dunyadisi yaranklann yeniden kesfedilmesi bunlara dahildir. Buzlann topyekun coziilmesinde deneysel budur: Cinayetlerin, niikleer ya da dogal felaketlerin (din ve "~,,i"Ul'JU" da dahil elbette), bastinlrms olan her seyin insan haklanrun parcasi oldugunu goriiyoruz; demokratik seylerin verdigi iyi ders bu. Cunku burada, bir tiir ideal sann ve bastmlrrus olarnn ii§ii icinde, Bat! "kiiltiir"iinde en kotii, en siradan ve en cilki ne varsa dahil olmak iizere, bizi biz yapan her seyin, insanligm sozde evrensel tiim amblemlerinin yeniden ortaya cikngnu ve bundan boyle ulkelerarasi sirurlann artik bir engel teskil goruyoruz. Yani bu kiiltiit icin, bir hakikat zamamdir bu; tipki biitiin diinyadaki yaban kiiltiirIerIe yuzlesme zamarn olmasi gibi (Bu isten Bau'run basanyla siynldrgi soylenemez). OIaylar oyle ironik ki Dogu Avrupa iilkelerinin tamamen unutulacagi bir giin, Stalinizmin tarihsel amsim biz kurtannak zorunda kalacagiz belki de. Tarihin devinimini dondurmus despotun arusim bizim dondurarak korumarmz gerekecektir; ~iinkii bu buzcagi da evrensel mirasm bir parcasidir.

Bu olaylar bir baska acidan da dikkat cekicidir. Tarihin sonuna namuslu bicirnde dusman olanlann, bu giincel gelismeler icinde, tarihin yalruzca (Yine dogrusal bir tarih fantezisinin bir parcasi olan) sonuna dogru degil, geri donus ve sistemli silinise dogru gir, digi donerneci gorrneleri gerekir. Biitiin XX. yuzyilr silmekteyiz. Soguk savasin tiim gostergelerini, hatta belki Ikinci Diinya Savasi'run tiim gostergelerini ve XX. yuzyilm politik ya da ideolojik tiim devrimlerinin gostergelerini de tek tek silmekteyiz. AIrnanya'run yeniden birlesmesi ve daha bircok seyin kacimlmazhgi tarihin one dogru bir atilmu anlamma gelmez; tiim XX. yiiZYII, yiiZYII sonunun rahat rahat on yihru alacak sekilde geriye dogru yeniden yazilmaktadir, Bu gidisle yakmda Kutsal Roma-Germen Imparatorlugu'na geri gelmis olacagiz. Bu yuzyil sonundan bek93

leyecegimiz aydmlanma ve tarihin sonuna iliskin tartismah formulun aS11anlarru da budur belki. Bir cesit heyecanh yas faaliyeti icinde bu yuzyila damgasim vuran turn olaylan ortmekle, yuzyih aklamakla mesguluz; sanki bu sure icinde olup biten her §ey -devrimler, dunyanm paylasilmasi, soykmm, devletin sirurlar otesi zoru, niikleer gerilim-, kisacasi tarihin modern evresi, cikissiz bir acmazdan baska bir sey degilmis ve sanki herkes tarih yaparken duydugu heyecanla bu tarihi bozmaya koyulmus gibidir. Eski simrlann, eski farklann, ozelliklerin, dinlerin onanrrn, gerilemesi, rehabilitasyonu ve canlanmasi; gelenekler diizeyinde bile pismanhk. Bir yiizyildan bu yana elde edilmis ozgurlesme gostergelerinin tumu gii~ kaybediyor sanki ve sonunda birer birer yitip gidecekler belki de: Dev boyutlu bir revizyonizm siireci icindeyiz; ideolojik bir revizyon degil, tarihin revizyonu bu ve -belki yeni bin yil ile birlikte her seye yeniden sifirdan baslamarun gizli umudu i~inde- bu revizyonu yiizyihn sonundan once yapabilmek icin acelemiz var gibi. Her seyi ilk haline getirebilir miyiz? Ama hangi zamandan onceki haline getirecegiz; XX. yuzyildan onceki haline mi, Fransiz Devrimi'nden onceki haline mi? Bu dagihp yok olma ve temizleme bizi nereye kadar goturebilir? Tarih yaplml de gil de, neredeyse viral ve salgmh bir bicim alan toptan bir tarih yikimi soz konusu oldugundan, her §ey (Dogu'daki olaylann gosterdigi gibi) cok cok hizh gelisebilir. Eskiden ileri surrnus 01dugumuz gibi sonucta 2000 yili gerceklesmeyecek bile belki: cunkii tarihin egrisi bu zaman ufkunu bundan boyle hie asamayacak kadar ters yone katlanrrus olacak; hepsi bu. Tarih, belirsizce sonuna yaklasan, ama bu sonla asla bulusamayan ve sonuc olarak bu sondan ters yonde uzaklasan asimptotik bir yorunge haline geliyor.

ENERJiNiN YAZGISI

Burada betimlenen turn olaylar ikili -fizik ve matematik- bir tamy a baghdir. Fiziksel acidan, dengesizlik halindeki bir insanhk sistemi. icinde bir ~e~it devasa gecis asamasiyla ugrasmaktayiz. Bu g~~~~ a~~n:~sl, fl.zlkse~ sistemler icin oldugu kadar bizim icin de .buyuk olcude gizemli olmayi surduruyor; ama bu felaketli evnm kendi basma ne yararh ne de zararhdir, sozcugun gercek anlaminda felaketlidir yalmzca. Bu k~otik ~eki~i~, baslangictaki veriler karsismdaki bu hi perduyarhhgm prototipi olan sey, enerjinin yazgisidir. Kiilturumuz d~nii.~ii ..olma~an bir enerji ozgurlesmesi siirecinin gelistigini gordu. Onceki butun kulturler diinyayla tersine cevrilebilir bir anlasmaya, enerji bilesenlerinin de kauldigi dengeli bir du95

94

zenIemeye baghydi, asIa bir enerji ozgurIe§mesi ilkesine degi! Enerji "serbestIe§tirilecek" ilk seydir ve sonraki turn ozgurlukIer bu modele gore duzenlenecektir. lnsan da enerji kaynagi olarak serbest birakilrmsnr ve boylelikle de tarihin ve tarihin hizlarusimn devindirici gucu haline gelrnistir, Enerji modernligin tum sanayi ve teknik duslerin] besleyen, fantastik yansima turudur: insan kavrayisim bir irade dinamigi yomine sevk eden de odur. BununIa birlikte, taskmhk, kaos ve felaket olaylanna iliskin en yeni modern fizik buluslan sayesinde herhangi bir akrsin, herhangi bir dogrusal surecin, hizlandmldIglnda, feIaket egrisine benzer tuhaf bir egrilik edindigini biliyoruz. Y olurnuzu gozleyen felaket, kaynakIann tukenrnes] feIaketi degildir, Tum bicimleriyle enerji giderek artacaktir, en azindan sonrasinda bizi artik insan olarak iIgilendirmeyecek bir zaman vadesi .~~r~evesinde artacaknr. Niikleer enerji tiikenmezdir; Gunes enerjisi, gelgitlerin, buyuk dogal akislarm, hatta doga] felaketlerin, depremlerin ya da voIkanlann enerjisi tiikenmeyecektir (Tekni~ imgeleme guvenebilinz). Buna kar§lhk UZUCU olan §ey, dengesIzIigin dinamigidir; enerji sisteminin cok kisa vadede 01durucu bir duzensizle§me yaratabilecek sekilde zrvanadan cikmasidir. Nukleer enerjinin serbest birakilmasinm birkac parlak ornegi §imdiden var eIimizde (Hirosima ve Cernobil); ama viral ya da radyoaktif, her zincirleme tepki potansiyel olarak felakettir. Tam bir salgmdan bizi hicbir sey korumuyor; atom santrallanm ~evreleyen seyler bile. Enerji araclhgIyla dunyayi di:inu§tiirme sistemi, butiin o larak , enerjinin -once olumlu sonuclar doguran, ancak kendi devinimi tarafmdan asildigmda global bir felaket boyutlan alan bir harcama, bir du§u§, bir diferansiyel, bir dengesizlik, minyatiir bir felaket olan- ozune denk dusen viral ve salginli bir evreye girebilir. Enerji sonuclar doguran bir neden gibi du§uniilebiIir; ama kendini ureten, boylelikle de her tur nedensellige boyun egmeye son vermis bir sonuc gibi de du§unulebilir. Enerjinin paradoksu, birbirlerinden neredeyse bagimsiz bicirnde hem nedenlere iliskin hem de son uclara iliskin bir devrim olmasi ve yalnizca nedenlerin 96

birbirine baglandigi bir yere degil, sonuclann da zincirinden bo§aldlgI bir yere donusmesidir. Enerji asm-kaynasma evresine giriyor. Dunyayi donusturrne sistemi butunuyle asm-kaynasrna evresine giriyor. Enerji, maddesel ve uretici degisken iken, kendiyIe beslenen basdondiinicu bir siirec haline geliyor (Ondan kurtulma sansi olmamasmm nedeni de bu).

New York kentini ele alahm. Bir giin once oyle enerji harcanrrustir ki her seyin ertesi giin yeniden baslamasi bir mucizedir. Bu, akilci bir enerji yitimi ilkesi olmadigmm, New York gibi bir megapoliin isleyisinin termodinamigin ikinci yasasina ters dustiigiiniin, kendi giiriiltiisiinden, kendi artiklanndan, kendi karbon gazmdan beslendiginin diisiinulrnesi dismda aciklanamaz; bu bir tur ikame mucizesi yoluyla enerji harcamasmdan dogan enerjidir. Bir enerji sisteminin yaImzca niteIikseI verilerini olcen uzmanlar enerjinin, kendi tiiketiminden dogan benzersiz enerji kaynagmi azimsiyorlar. New York'ta bu harcama tamamen bir gosteriye donusmiistur, kendi goruntusuyle voltaji arttmlrrustir. Jarry'nin cinseI etkinIikle ilgiIi oIarak betimledigi (Le SurmaletAsm Erkek) enerjinin bu asiri-kaynasmasi, zihinseI ya da mekanik enerji icin de gecerlidir: Trans-Sibirya'rnn ardindan Sibirya'yi da gecen dekiipIetin iizerinde kimi bisikletciler olur, ama pedal cevirmeye devam ederler. Kadavralara ozgu sertlik kadavralara ozgu devingenlige doniisur, olii durmadan pedal cevirir, hatta cansizlasnkca hizlarur, Olurnun cansizligr enerjiyi son derece artmr, Bu, Mandeville'in Anlar Masalr'na benzer: Bir toplulugun enerjisi, zenginligi ve panltisi kusurlanndan, kotiiliiklerinden, asinhk ve zayifhklanndan gelir. Ekonomi postulatmm ters anlarrn: Eger bir §ey harcanrrns ise uretilmis olmasi gerekir. Bu dogru degildir. Enerji ve zenginlik ne kadar harcarnrsa 0 kadar artar. Felaketin enerjisidir bu ve hicbir ekonomik oleum bunun hesabuu tutamaz. Zihinsel sureclere ait belli bir taskmlik bicimi bugiin maddi siireclerde yeniden goniluyor. Tiim bunlar esitlik terimleriyle anlasilmaz; ancak tersine cevrilebilirlik ve artma terimleriyle anlasilabilir, 97

Bcylece New Yorklular enerjiyi insanhk acismdan du sunulemez bir cevreden, kokusmus havadan, hizdan, panikten, solu~k a~,mamayan ko§ull,ardan ahyorlar. Uyusturucu ve bunun yol acug: tU,m zorlayici etkinliklerin bile sehrin yasarnsalhk ve ham met~bohz~a ,oranma dahil olrnasi muhtemeldlr. Her ~ey bu orana dahll;,.en pIS l§le~ de" en saygm isler de. Tam bir zincirleme tepki. Her ,t~.r n,o~ma~,1.~leYI§dusuncesi yok oldu. XVIII. yuzyilda soy~e~dlgl gibi, butun varliklar fesat icindeler; yasama gerekliligini iyice a.~an ve d.aha cok gercekdisi bir hayatta kalma saplantisma, herkesi ele geciren ve kendi ofkesinden beslenen 0 soguk hayatta kalma tutkusuna bagh olan aym taskinhk ve ayru dramatik asm uyanlmaya elbirligiyle katihyorlar. New Yo.r~lulan bu sacrp savurmadan, bu savurganhktan, bu insanhkdl~~ r~tImd~n. vazgecirmek ikili bir yanhshk olur. Birincisi, normal bir msan rem tiiketici olabilecek faaliyetlerini tiiketici bul~uyorlar; tersine bu anormal enerjiden besleniyorlar. Ikincisi, :ger hlzlan~l. kes.erler veya enerjilerinden tasarruf ederlerse asagl~amrlar. .Bllm~h ya da bilincsiz oyuncaklan olduklan, diinyada e§l benzen ~lmayan kentsel bir ol~iisiizliigii ve devingenligi saglayan kolektif yasam diizeylerinde bir zayiflama olur bu.

ins~n tiiriiniin_, maruz kaldigi tehlikeler, eksiklikten kaynaklanan tehlikeler (dogal kaynaklann tiikenmesi, cevrenin tahrip olrnasi vs.) olmaktan cok astrtltktan kaynaklanan tehlikelerdir: Enerjinin ~lvanadan cikmasr, denetlenemeyen zincirleme tepki, cilgm oze~kle§me. Bu aynm basattir; cunku eksiklikten kaynaklanan tehhkelere, ancak giiniimiizde kabul edilmis olan Yeni Ekol .. P litik'I '1 OJI o ~tI . ~ (Uluslararasi insan soyu haklanrun parcasidir bu) cevap verilebilir; ama bu diger ickin rnantiga, dogayla tek mi cift mi oynayan bu hIz~~nmaya kesinlikle hicbir sey karsi koyamaz. Bir yan~~n. ekolo~lk cevremizdeki dengenin yeniden saglanmasi ve e~e~Jlmn yeniden dengelenmesi miimkiinken, ote yandan kesl~h~le "denge-disi" bir devinimle karsi karsiyayiz. ilk durumda e~.lkl~keler, y~ni yalruzca hayatta kalma biciminde de olsa, maddi sureci asan bir ereklilik isin icine giriyor olabilir, ama ote yanda 98

tek erekliligi snursiz bir hizla cogalma olan surec her askmligr emer ve biitiin failleri yutar. Boylelikle gezegene ozgtt tam bir sizofreni icinde, bir yanda her tiir ekolojik onlernin, dunyayi iyi kullanma ve diinyayla ideal etkilesim stratejisinin gelistigi gorirlurken aym zamanda da yikrm ve dizginsiz performans girisirnlerinin hizla ~ogaldlgl goriilur. Zaten ayru anda her ikisine de kanlanlar genelde ayru insanlardir, Hem zaten ilk devinimin yonii (Ekolojik birlikte yasam yoluyla tiiriin kurtanlmasi) gorece olarak daha acik gozukuyor, ama digerinin gizli yonelimi hakkmda ne biliyoruz? Bu hizlanmarun, bu dismerkezli devinimin bir sonu olmah, insan tiiriiniin bir yazglSl olmah, diinyayla denge ve etkilesim iliskisinden cok daha karmasik ve muglak baska bir simgesel iliski olmah. Yine yasamsal, ama biitiinliiklii bir tehlike iceren bir yonelim yok mu? Varacagmnz yer buysa, kurahru bilmedigimiz bir tiir Biiyiik Oyun icinde teknigin ve enerjilerin ongorulemeyen bir sona dogru bu acele gidisine karst ekolojinin akilci tannsalhklanrun hicbir sey yapamayacaklan apacik ortadadir. Giivenlik, denetim ve sue onlerne tedbirlerinin icerdigi sapkin etkilerden bile korunarmyoruz. Toplumsal, tibbi, ekonomik ve politik tiim alanlardaki korunmamn hangi tehlikeli asinhklara yol acabilecegi biliniyor: En yiiksek guvenlik adma yerlesik bir terorun yerlesmesi, felaketin salgtn tehdidi kadar tehlikelidir. Bir sey kesin: ilk verilerin karmasikligi, tiim sonuclann potansiyel olarak tersine cevrilebilirlikleri hicbir akilci mudahale bicimine iliskin olarak kendimizi aldatmamarmzi saghyor. Oyunculann bireysel ve kolektif iradesinin boylesine uzagmdan gecen bir siirec karsismda kabul edilebilecek tek sey, her tiir iyi ve kotu aynrrunm (Dolayisiyla bu durumda teknolojik gelismenin dogru olcusunu bulma olanagmm) akilci modelimizin yalruzca en kiictik bir bolumunde deger ta~ldlgldlr. Etik bir dusunce ve pratik bir karar bu sirnrlar icinde olanakhdir; bu sirunn otesinde kendi baslattrgirmz ve bundan boyle dogal bir felaketin acimasizhgiyla bizsiz gelisen butun siirec diizeyinde -neyse ki ya da ne yazik ki- iyilikle kotuZugun ayrtlmazligt, yani biri olmadan digerini uygulamanm olanaksizhgi hukum surer. Bu, tam olarak Zanetti yan teoremidir; ve bu olmah 99

diy~.s~:;ak yersizdir, bu boyledir, bunu tammazhktan gelmek en .. uyu yamlglY~ dii§mek olur. Bu dururn, ya§amlmlzm etik ekol~Jlk ve e~onomlk alanmda yapllabilecek olanlan bozma7: ~~ca dyapllablleceklerin etkisini, yazgi anlamma gelen simges;; uzey e tam amen goreceli kilar.

:1

YANTEOREMi

Kesintisiz olumluluk iiretiminin korkunc bir sonucu vardir. Cunku olumsuzluk kriz ve elestiriye gebeyse, abartih olumluluk da homeopatik dozlarda kriz ve elestiriyi siizme yeteneksizligiyle felakete gebedir. Tohumlanrn, basillerini, parazitlerini, biyolojik dusmanlanru kovalayan ve eleyen her yapmm metastaz ve kanser tehlikesiyle, yani kendi hiicrelerini yutan bir olumluluk ya da bundan boyle issiz kalan kendi antikorlannca yutulma tehlikesiyle karst karsiya olmasi gibi, kendi olumsuz ogelerini kovalayan, kovan, defeden her yap! da tam bir biyolojik degi§imin getirecegi felaket tehlikesine maruz kalir. Kendi lanetli yaruru temizleyen her sey kendi olumunu imzalar. Lanetli yan teoremi boyledir.
100 101

Iantrlarinda,

. La~~t1i yarun enerjisi ile Ianetli yanm sidderi, kotultik ilkesinin I~a?eSI?I~.~. Uzla§mam~ .. ~~!~~Ig~ kosullannda kotiiliigiin ge<;Irl~~I~hgi vardir ... K.otulugun dlrengenligi, saplantisi, altedile~:.Zhgi v~ ters enerjisr her yerde i§ basindadrr: Seylerin diizensizhgmd~, v.~raI.saidIrl~a, siireclerin hizrnda, kaotik sonu<;Iannda, nedenlenn otesme gecilmesinde, asinhkta ve paradoksta, kokten yabancihkta, tuhaf cazibelerde, olaylarm eklernlenmemis ba

g

v_

. ~otii!iik ilkesi ahlaki degildir; bir dengesizlik ve bas donrnesi Il~esI, bir kansikhk ve acayiplik ilkesi, bir bastan cikarma ilkesi b~r. ayk~~Ih~, uyu§maz.hk ve altedilemezlik ilkesidir. Bir olum it~ ~ISI degildir, tam tersine, yasamsal bir kopma ilkesidir. Kotiiluk ilkesi bizi cennetten mahrum brrakngindan bu yana kotuluk bi bil ilk idi , 0 u U IT 1 me 1 eSI ir, Madem cennetten bilme sucuyla kovulduk, hie 01mazs.~ bu.n?~n ta~. ~a:.arI~nah.m: Lanetli yam geri almaya yonelik her tur gmsim, kotuluk ilkesin] geri almak icin her girisim olsa olsa ~ahte cennetler kurabilir, uzla§manm sahte cennetlerini: gercek birer olum ilkesidir bunlar. ' .. ~agd~§ sistemleri felaketlerinde, ba§arIslzhklannda, cozums~zIu~l~nnde. o~~~gu kadar, cok basanli olma ve kendi isley~.§lennm esnkhgmde kendilerini kaybetme bicimlerinde de <;0zumlemek, lanetl! yan te~rem ve denklemini her yerde tekrar ortaya <;ikarmak, yok edilemez sungesel giiciinii her yerde dogru-Iamakt Kotiil~~ ilkesin.de~. y~na olmak her seyde yalruzca ele§~'reI o~m~ d~~Il, sucla ilgili bir tercih yapmaktir. Bu tercih liberal (bizimki gI?I!) d~ olsa, her toplumda ~ala insan icinde agza alin~~~ ~lf te~clh olmayi siirdiiriiyor. Insanhkdrsi olandan ya da kotulu~ Il~e~mden yana olan her tavir, biitiin deger sistemlerince redd.edIlmI§tIr (kotuluk ilkesi derken degerler hak iktidar g _ ceklik vb. iizerine birkac acimasrz ger<;ekligi~ yaI:n oner~es~~i anhyorum. ya.lmzca). Bu acidan Dogu, Bah, Giiney ya da Kuzey ~asmda hicbir fark yoktur. Camdan bir duvar kadar gecirimsiz ve bIllurs.u o!an ve <;a.gda§ ahlak ya da ahlaksizhktaki hicbir ilerl~~enm bir sey degistirernedigi bu ho§goriisiizliigiin sona erdigini gorme sansi da hie yoktur. Diinya olumlu duygular, saf duygusalhklar, kuralci kibirlilikler ve dalkavukluklarla oyle dolu ki burada ironi, karamizah ve ko102

......,.,_ oznel enerjisi her zaman daha zayif kahyor. Ruhun biraz ... olumsuz her tiir devinimi olaylann akisi icinde yeniden yasadisma En ufak zihinsel ima simdiden anlasilmaz hale geliyor. Yakinda hangisi olursa olsun, herhangi bir cekinceyi dile olanaksiz hale gelecektir. Ne mutlu ki muzip deha nesnelere gecti: Kotiiliigiin nesnel enerjisidir bu. Kendi yolunu bulan seye ne denirse densin, -Ianetli yan ya da garip cazibeler, yazgi ya da baslangictaki verilere duyusaI baghhk- bu fiili urmanmadan, bu kat sayih yorungeden, 019uSUZ sonuclann bu gercek patafiziginden kacamayacagiz. Sistemlerimiz-deki drsmerkezlilik engellenemez. Hegel' in dedigi gibi, "olmus olanm kendi kendine hareket eden yasarm icinde", dolu dolu yasiyoruz. Bazi sirnrlann otesinde neden-sonuc iliskisi kalmadi; artik yalruzca sonuctan sonuca giden viral iliskiler var, sistem de biitiiniiyle durgunluk icinde deviniyor. Bu fiili urmarnsm, oltimun bu yirtrcihginm ve cevikliginin olusumu, Ianetli yarun modern oykusudur, Bunu anlatamayiz. Bu olusumun gercek zamandaki aynasi oimak gerekiyor. Ozgurlesmenin lnzim coktan asrrus olan olayiann hiziru asmak gerekiyor. Uyumsuzlugun, anormalligin, felaketin soylenmesi gerekiyor, soykmmla ve essurernli olarak kimi gizemli kurallarIa iliskide olan turn bu asm olayiann yasamsalhgmm dile getirilmesi gerekiyor. Kotuluk lanetli yan gibidir; kendini harcayarak yeniden iiretir. iyilikle kotiiltigiin aynlmazligmm metafizik acidan ahlakdrsi oIabilmesi gibi bu da ekonomi acismdan ahlakdisidir. Akhn zor kullamrmdir bu; ama baska nihai kosullara -hangileri?asm bir bagImhhk icinde bu siddeti, bu ongorulemez artisi kabul etmek gerekiyor. Her ozgurlesme iyilikle kottiltigti esit olarak etkiler, geIenekleri ve zihinleri ozgurlestirir, ama cinayetleri ve felaketleri de serbest birakir. Hukukun ve zevkin ozgurlesmesi kacmilmaz olarak cinayetin ozgurlesmesini getirir (Marquis de Sade bunu iyi anlamisu, bu ytizden de hie bagislanmadi). SSCB'de Perestroika politikasina etnik ve politik taleplerin yam sira kaza ve dogal felaketlerdeki arns da eslik etmektedir (onceki cinayet ve kazalann yeniden kesfedilmesi de buna dahil). insan haklanrun yayilmasi ve liberallesrne bir tiir kendiliginden
103

doguruyor. Tum bunlar sozde eskiden de varrms, ama (Stalinci duzene yonelik en derin yakmmalardan biri bunca kanh, sansiir edilmis, boylelikle de gelecek nesillerin politik bilincdis, olmalan disrnda vararlarulamayan olaylardan bizi yoksun birakrms olrnasrdir, i§ledikleri suclann aglz sulandiran kanli bicirnlerini dondurmus, buzlandrrrrus olmalandir, Bu, yine neredeyse kusursuz bir cinayet olan Nazilerin katliami gibi, evrensel haberlqme yasasina karst gelmektir).

terorizm

sansurluyrnug

uyandmyorlar, Bunlan bir fotograf gibi tabetmek ve buyutmek gerekiyor. Olaylara bir anlam bulmak icin degil; cunku bunlar 10Iogram degil hologramlardir.' Bu olaylar bir yildizm sabit tayfmdan ya da kirrmznun degiskelerinden fazla aciklanamaz,

. Ama burada sansurun kalkmasmdan daha fazla bir sey vardir: Cinayetler, sucluluk, felaketler yapay l§lga ususen sinekler gibi (neden asIa dogal bir l§lga u§u§mezler?) Glastnost'un ekrarnna u§u§uyorl~r '. Bu felaketli artikdeger, bir hayranhgin, doganm gercek nesesirnn sonucu oldugu gibi politik kosullar uygun olur olmaz teknigin icinden gelen bir huzursuzluk cikarma egiliminin de sonucudur. Uzun sure buzdolabmda saklanan cinayetler ve felaketler nese icinde ve resmi olarak sahneye crkiyorlar. Bunlar sonucta ozgurltigun ve dunyanm dogal duzensizliginin oylesine hakiki gosrergeier, ki olmasalardl icat edilmeleri gerekirdi.

Bu acayip olaylan yakalamak icin kuramm kendisini yeniden . tuhaf bir §ey haline getirmek gerekir: Kuram, ya kusursuz bir cinayet ya da tuhaf bir cazibe olmahdir.

iyilik ve kottiltigun bu biitunltigii bizi asiyor, ama bu biitiinliigu kabullenmeliyiz. Nesneleri kavramanm bu temel kural dismda hicbir yolu yok. Iyiligi ya da kotultigu yiiceltmek icin bu ikisini birbirinden ayirrnak sacmadir (Bu, kotultige kotulukle cevap verme yanhlanru da suclu crkanr: cunku sonunda onlar da iyilik yapacaklann-j, Buradaki hicbir olayi ongorerneyn, Olaylar coktan meydana gelmistir ya da goru§ alamrruza yeni girmektedir. Y apabildigmnz tek sey, bu olaylardan bazIlanmn oyuna getirilmek inceligine sahip olacaklanm umarak, bir bicimde bir projektor yoneltmek ve bu sanal dunyarnn uzerindeki teleskobik acrhnu korumaktir. Kuram yalrnzca su olabilir: Gercekligin oyuna gelecek den~~ saf olacagi umuduyla kurulrnus bir tuzak. Onemli olan, projektoru dogru yone cevirmeknr. Ama dogru yo~un nere~e oldugunu bilmiyoruz. Gokyuzunu arasnrrnak gerekiyor, Cogu zaman, oyle uzak, metafizik acisindan oyle uzak olaylar soz konusu ki ekranlarda yalrnzca hafif bir isima etkisi
104 105

• Mercek kullanrnakstzm

olusturulan

ucboyutlu gorOntO. (c.n.)

kokten otekilik

Medusa oyle kokten bir otekiligi temsil eder ki ona bakan aliiI'.

KENDicEHENNEMi

Tarih boyunca gorulen beden protezlerinin en eskisi hie kuskusuz, benzer-olan'dir. Ama benzer-olan tam bir protez degildir: Ruh, golge, aynadaki goruntu gibi oznenin kendi otekisi olarak goriinen, hem kendisi olmasina hem de asIa kendine benzememesine yol acan, kurnaz ve hep firs at kollayan bir olurn gibi aklim kurcalayan dussel bir figiirdiir. Yine de her zaman degil: Benzer-olan somutlastigi, gorunur hale geldigi zaman ickin bir olum anlamma gelir. Benzer-olan'rn oznenin kendisiyle yabancihgrm ve ayrn zamanda yakmhgirn temsil eden dussel giic ve zenginliginin, maddesizligine, bir fantczi olrnasma ve oyle kalmasina dayandigi da soylenebilir. Herkes, yasarru boyunca, kendi varhgmm kusursuzca
109

ikiye katlanrnasmi ya da ~ogalmasml dusleyebilir ve duslemej, zorunda kalmisur; ama, bu yalnizca bir dii~ gucundedir ve dti§ ger~ege dogru itildiginde kendini yok eder. Bastan cikarmann, (ilkel) sahnesi icin de ayrn durum soz konusudur: Bu sahne yalruzca diislenmisse, yeniden hatirlanrmssa, asIa gercek olmarmssa gerceklesir. Diger fanteziler gibi bu fantezi de insanm cinlerinden kurtulma istegidir, yani bu fanteziyi ete kemige burundurrnek ve olurnu ve otekini kendinin ebediyetine dahil ederek benzer-olan oyununu incelikli bir hale sokma istedigidir,

Klonlar. Klonlama. Bireysellesmis bir organizrnarun her bir hiicresi ozdes bir bireyin ana kahbina yeniden donilsebildiginden, aga~ celikler gibi sonsuza dek insan yetistirrnek. Amerika Birlesik Devletleri'nde bir cocuk bir sardunya gibi dogar, Tam kopyasi, kusursuz ikizi olacagi benzersiz tohumluk "baba'trun, yani tek bir bireyin tek hiicresinden dogmustur, Olume bagh olan eseyli diinyaya getirmenin yerini alan ebedi ezeli ikizlik dii§ti. Sonunda Oteki'nden vazgecilmesine ve insarun kendine gitmesine olanak tarndigma gore akrabaligm en katiksiz bicimi, hucrenin ikiye bolunerek uremesi dusudur. Kahtim yoluyla karmasik varhklan tekhiicrelilerin yazgisma dahil eden tekhucrelilik utopyasi. Eseyli varhklan cinsellesme oncesi bir iireme bicimine itecek (Duslemimizin en derininde bizim icin olum ve olum itkisi demek olan sey, bu ikiye bolunme yoluyla iireme bicimi, bu tam bitisiklik yoluyla iireme ve ~ogalma degil midir zaten?) ve ayru zamanda artik yalrnzca bir ozdesligin siirdiiriilmesi ve kalinmsal kayittaki dollenme olaylanna kendini daha fazla adarrus bir ~effafhgm hedeflenmesi icin metafizik acidan her tiir otekiligi, Kendi'nin her tur baskalasmasmi yadsimaya itecek olan bir olum itkisi degil mi bu?

yaplsml kesinIikle yadsimadan yerine .ge~er:k sil~~~~ dii~le~igi eseyl! akraba figurlerinden gecer: Kendi cocuguna d~n~~mek yine de birinin cocugu olmaknr. Oysa klonlama, anne gibi babayi da ortadan kaldmr; genlerinin birbirine girmesini, farklanrun karmakansikhgmr, ozellikle de dollenmenin ikili eylemini k~k!ii bi~imde ortadan kaldmr. Kioncu kendini dollernez: Bolii.tler~nm ~er birinden tomurcuklamr. Gercekte, "insan olmayan" bir cinsellik, yan yanahk ve arunda bolunme yoluyla bir cinsellik ugruna her tur Oedipuscu cinselligi dagitan bu bitkisel .dallan~~m.~ zenginligi iizerine kuramlar yiiriitiilebilir; ne va~ ~l .kendlm duny~.ya getirme fantezisi soz konusu degildir art~k. KI~mm rastlantls~al ozgiirliigii ugruna degil de, "kod" adt verilen hi], ana k~l!p ugruna, . anne ve baba yok oldu. Ne anne ne baba var artik: Bir ana kahp var sadece. Bundan boyle her tiir rastlanusal cinsellikten antilnus islemsel bir kip iizerinde sonsuza dek "cocuk doguran" da bu genetik kodun ana kahbrdir.

Olum itkisini bir yana birakahm. Soz konusu olan kendini dolIerne fantezisi mi? Hayir; cunku bu fantezi her zaman anne ve baba figurlerinden olusur: kisinin, diinyaya getirmenin simgesel
110

Kimliksel ikizlik artik bolunmedigine gore ozne de yok arnk. Klonlamada ayna evresi ortadan kaldmlrmstir; ya da daha d?grusu hayret verici bir parodiye donusturiilmusttir. Klonla,?~, ~me aym nedenle, kisinin ideal "oteki ben"inde yansimasma iliskin 0 hanrlanmayan ve narsis dusten de geriye hicbir sey brrakrnaz; ~iinkii bu yansima da yine bir goruntuden ge~er. Ki~ini~ k~~~i~~ yeniden bulmak icin kendine yabancilasurdrgi aynadaki goruntu ya da kisinin aynada olmek icin kendini gordiigii bastan cikanci ve olumlu goruntu: Klonlamada bunlann hicbiri yoktur. Araci yok, goruntu yok; seri iiretim icinde ardindan gelen ozdes ayna~l~ aynasi olan, sanayi nesnesi aynadan baska bir sey yoktur. BI~I, asIa digerinin ideal ya da olumlu serabi degildir; sadece birbirlerine eklenirler ve ellerinden gelen tek seyin birbirlerine eklenmek olmasi, diinyaya cinsellik yoluyla getirilmis olrnadiklanndan ve olumu tarumadiklanndandir, Ikizlik bile yoktur, cilnktl ikizlerde kendine ozgii bir ozellik vardir: Iki'nin bastan itibaren iki olan ve asIa Bir olmarms olan ozel ve kutsal bir cekiciligi vardir. Oysa klonlama kendinin yinelenmesini kutsar: 1+ 1+ 1+ 1, vb.
III

Ne cocuk, ne ikiz, ne narsis yansi; klon benzer-olari'm genetik yoldan maddilesmesi, yani her tur otekiligin ve duslernin yok edilmesidir. Toprak solucani gibi bir bolut de uremek icin diissel dolayirna ihtiyac duymaz: Solucarun her bolutu kendini dogrudan tam bir solucan olarak uretir, tipki her Amerikan isletme hucresinin yeni bir isletrne hiicresi verebilmesi gibi, npki her hologram parcasimn tam bir holograrmn ana kalibma yeniden donusebilrnesi gibi: HoIograrrun dagilan her parcasinda, daha az bir tarumla da olsa enformasyon tam olarak kahr. Butunsellik boy Ieee son a erer. Tum enformasyon, parcalann her birinde bulunuyorsa, butun anlarrnrn yitirir. Bu, bedenin, beden denen 0 essizligin de sonudur; bedenin SlIT! tam da birbirine eklenen hucreler halinde bolutlenernez olmasmda, bolunemez bir dI§ gorunusu olmasmdadir; cinsellesmesi de bunun karundir, Paradoks: Klonlama, modellerinin benzeri olduguna gore yasam boyu eseyli varhklar imal edecek ve einsellik de boylelikle gereksiz bir isleve donusecektir; ama cinsellik bir islev degil, bir bedeni beden yapan seydir, bu bedenin btitiin degisik islevlerini asan seydir. Cinsellik (ya da olum) bir bedende toplanabileeek turn bilgiden artan seydir. Oysa turn bu bilgi genetik formiilde toplanmisnr, Dolayisiyla genetik formiil kendine cinsellikten ve olurnden bagirnsiz, ozerk bir urerne yolu bulmalidir. Biyo-fizyo-anatomi bilimi, bedeni organ ve islev olarak acimlamasiyla, bedenin analitik aynsma surecini simdiden baslatmaktadir, Mikromolekiiler gen bilimi de bunun olsa olsa mantikh, ama hayli ustun bir soyutlama ve simiilasyon diizeyindeki sonucudur; bu diizey komuta edici hucrenin, cekirdegin ve turn bu olaganiisWlUgiin etrafmda orgutlendigi gen kodunun duzeyidir,

,

genetik formiildtir. Protez genel olarak cokuntttye ug~aml§ organm yerini alan insan yaprrru yapay bir ?rgan ya. da .. ir b.eb . alet bicimindeki uzannsiysa, 0 zaman, bir bedenin tum bilgisini iceren DNA molekulu, arnk kendi de pr?tezlerinin .s~nsuz serisinden baska bir sey olmadigmdan, protezm ta ken?ISI, beden in kendi kendine siirmesine olanak taruyacak olan §eydlr.

Tum mekanik protezlerden cok daha etkili v~ daha yapay olan sibernetik protezdir. Cunku gen kodu "dogal" degil.dir. Bir butiinun soyut ve ozerklesmis her parcasi, bu butunu, yenne gecerek baskalastiran yapay protez (pro-thesis: etimolojik anlarm budur) haline gelir. Ayru sekilde, bir varhgin turn "bilgi"sini icerdiginden bu varligm butiiniiniin yogunlastigi genetik kod, artik uremeyle bile degil de katiksiz ve yahn devam yoluyla, ayru buyruklara boyun egen ozdes varhklann dogabilecegi bir yapay-yaP.lm, soyut bir ana kahp olarak gorulebilir (Genetik simulasyonun inamlmaz siddcti buradan kaynaklarur), "Bana kalan genetik miras, belli bir sperm belli bir yumurta ile kar~lla~tlgmda sonsuza dek belirlenrnis ol.du.. Bu mira~ beni. gerceklestiren ve isleyisirni saglayan ti.im blyoklmyasal. sureclerin recetesini kapsar.. Bu recetenin bir kopyasi bugiin ?~m o~u§turan ..on milyarlarca hiicrenin her birinde kayithdir, Her ?1TJ .bem .nasil uretecegini bilir; o, karacigerimin ya da karumm bl.r h~~resl olmadan once benim bir hiicremdir. Dolayisiyla bu hiicrelenn birinden yola 'rlkarak bana ozdes bir birey yapmak kuramsal olarak mumkundur."
A. Jacquard

kismi ve farkama "alisilrrns" bir simiilasyondur. Sibernetik ve bilgi-islernsel bakis acisiyla, bir bedenin "embriyon halindeki" protezine donusen sey, farkhlasmarms en kucuk eleman, bu bedenin her bir hucresidir, Tum bedendeki gercek modern proteze doniisen §ey, her hiicrede

Islevsel ve rnekanikci

goruste

her organ yalrnzca

hlasmis bir protezdir hiWi: Simdiden bir simulasyondur,

Demek ki klonlama, bedenin olusum tarihinde, soyut ve genetik forrnulune indirgenmis bireyin seri bolunmeye mahkflm 01dugu son evredir. Burada Walter Benjamin'i? t~kni~.in o.l~~ naklanyla cogalnlabildigi cagda sanat yapitma iliskin soyledigi seyin yeniden ele ahnrnasi gerekir. Seri halde cogalulrrus ..yapltt.a yitirilen sey, yapitm atmosferidir, simdi ve burada'nm 0 ozeI mteligi, estetik bicimidir ve Benjamin'e gore de bu, o~tine gecilemez cogaltilma yazgrsi icinde politik bir bicim alir. Yiten sey,
113

112

a?cak nostaljik .ve g~~mi.~~ donuk bir tarihin "otantik" olarak e. nJ~en olu~t~rabdecegl onjmaldir. Benjamin 'in 9agda~ sinema ~ t?graf .ve kItI~ iletisim araclanyla iliski icinde betimledig] bu' 0lisrnenin en den, en modern bicimi, her ~ey anmda slm~~~ 90galtlm uyannca tasarlandlgmdan, orijinalinbundan be I hi yer almadlgl bicirndir. oy e l~

a~mzca iletiler diiz~yinde degil, klonlama ile bireyler diizeyinde b; .a~I~IZa gelen ?udur. Gercekte artik yalmzca bir ileti veya bir Blug~l~ em madde~1 ol~r~k dusunulen bedenin basma gelen budur. " ..ur~n:d.a, Benjamm In sanayi nesneleri ve kitle iletisirn gor.~ntuI~n 19.10~ullandlgl ayni terimlerle bedenin seri olarak ure~~n~es~~.ehl9blr ~e~ karsi durmaz. Cogalnm iiretimin ekseni iize" e oner, genetik model tiim olasi bedenlerin ekseni iizerinde do~e.~. ~~ YO.nd~gi~ikligini buyuran sey teknolojik akistir; bu tekno ojiyi enjarrun, daha 0 zamandan, ozdes varbklann iiremesini olalnakh kilan bu teknolojinin 9ag1mlzdaki derinle~mesi heniiz tasar anrrnsken, ba§langl9taki bir varhga geri donu hi _ Pda~~ml~ken, heniiz endiistri cagmda olan, en uc sonu~lan li~in~~ mut a a:~c~. -bundan boyle hicbir seyin digerinden a irt edilemeyecegl ozdes nesneler ve goruntuler iiremesini buy~ran devasa protez- olar.ak. t~mmlaml~tIr. Sanayi cagimn protezleri hala ?l~sal v~ d~~-tekmkhdlr, bizim bildiklerimiz ise dal budak sald l~selle~tI: 19-tekniklidir bunlar. Soft teknolojiler gen tik 1 v.e hinsel software 9agmdaYlz. ' e 1 ve ziSanayinin ~ski" .~ltm 9agmdaki protezler mekanik 01d~klanndan hala goruntiisiinii degistirrnek icin bedene geri don~y~rl~r~I; ..onlar da donuslu bicirnde, imgelemde metabolizma a ~?n~~~~r~luY?rlardl ve bu teknolojik metabolizma da bedenin ~_ runtusunun bir parcasiydi. Ama simiilasyonda geri doniissuz n~ktaya, SO? stmra ula~d~lgm~~,. yani protez, onceki turn sim esel d~~relen y~~arak ~ennle§tIgl, i9selle~tigi, bedenin anoni! ve ~I ~?molekuler bagnna i~le~igi. ol9iide ve "baslangrctan beri var o an .mode!. olarak bedene 19kmle§tiginde, her olasi beden bu protezrn degl~.mez tekranndan baska bir sey olmadlgmdan' b durum, bedenin, beden tarihinin ve basma gelen olaylann' so~
A

J

. Kisi artik kendi genetik formulunun kanserli metastazmdan bir sey degildir. X kisisinden klonlama yoluyla meydana tiim bireyler kanserli bir metastazdan -kanserde oldugu gibi hticrenin hizla 90galmasmdanbaska bir sey olabilir mi? Genetik kodun temel dusuncesi ile kanser patolojisi arasmda siki bir . vardir. Kanser temel bir hticrenin, butunun organik yahice sayarak sonsuza degin hizla cogalmastdrr. Aym biklonlamada da hicbir sey Ayru'run surdurulmesine, tek bir ana kahbm dizginsizce hizla 90galmasma karst gelmez. Eskiden eseyli tireme buna hala karst cikiyordu; gtintimtizde ise ozdesligin genetik ana kahbi digerlerinden aynlabiliyor sonunda ve kisilerin . sansa kalmis cazibesini olusturan turn farklan ortadan kaldirmak da mtimktin olacaktrr. Turn hticreler oncelikle tek bir gen formtiltintin biriktigi yet olarak dusunulmusse eger, bu hticreler -yalruzca turn ozdes bireyler degil, bir bireyin turn hticreleri de- temeldeki bu formtiltin kanserli yayihmmdan baska nedir ki? Sanayi nesneleriyle baslayan metastaz, hiicre dtizenlemesinde son bulur. Kanser kapitalist 9agm bir hastaligi midir, diye sormak gereksiz. Gercekte kanser turn 9agda~ patolojiyi yoneten hastahknr; cunkti bizzat kodun zehirlenme bicimidir: Hem ayrn sinyallerin siddetli bicimde tek!arlanmasldlr hem de aym hticrelerin siddetli bicirnde tekrarlan-

masi.
Olaylann meydana geldigi yer olan beden, onlenernez bir teknolojik "ilerleyis" boyunca degisir. Degisime ugrayan sey, butuniin semastdtr. Eksik bir orgam tamamlamaya yarayan ahsilrrus protez bedenin genel modelinde hicbir seyi degistirmez. Organ nakilleri hiHa boyledir. Peki, zihnin psikotrop ve uyusturucularla bicimlendirilmesine ne demeli? Burada degi§iklige ugrayan sey, olaylarin meydana geldigi yer olarak beden'dir. Psikotropik beden temsilin, aynarun ve soylemin perspektif alamndan gecmeden, "icerden" bicimlenrnis bir bedendir. Sessiz, zihinsel, molektiler (spekiiler' olmayan) beden; eylemin ya da bakism aracihgr 01maksizm dogrudan metabolizmaya donusmus beden; otekilik tasnnayan, sahnelenmeyen, askmhg: olmayan ickin beden; beynin ve i9 salgi bezlerinin icpatlamah metabolizmalanna mahkurn
• Bir ayna gibi 1~lgl yansitan anlarrunda. (c.n.)

114

115

beden; algi nesneleri yerine kendi ic; terminaIIerine bagh 01dugundan duyarli degil, duyurnsal beden (Bedenin "temiz", bos bir duyumsalhk icine kapattlabilmesinin nedeni budur, kendisini c;evreleyen dtinyaya dokunmadan kendi duyumsal uclanyla baglantisinm kopanlmasi yeterIidir); bu dokunulabilir plastiklik, zihinsel esneklik, cok yonlu psikotropizm evresindeki homojen beden; niikleer ve genetik maniptilasyona yani mutlak goruntu yitimine simdiden yakin beden; ne baskalan icin, ne kendileri ic;in temsil olasiligi olmayan bedenler; genetik formtildeki donusum ya da biyo-kimyasal etki alarn yoluyla kendi varlik ve anlamlanndan yoksun birakrlmrs bedenler: lyilesmeleri kesin olarak irnkansrz bedenler.

Artik ensest yapmlyoruz, ama ensesti turn ttirevleriyle genellestirdik. Fark su ki ensestimiz artik cinsel ya da ailevi degil; daha ziyade ikiye bolunerek iireyen ve tekhticreli bir ensest. Ya.. ~ sagl boyle deldik: Ayru'mn bolunrnesi yoluyla; Oteki'nin araciligi olmadan Kendi'nin Kendi ile c;iftIe§mesi yoluyla. Gene ensest bu; ama ensest trajedisi yok. Buna karsm, bu tehlikeli fanteziyi en kaba bicimiyle somutlayarak toplumlanmlzdaki bu ensestvari durum olcusunde buyuyen basalngictaki igrenmeyi, tiksintiyi ve ugursuzlugu da somutla§tlrdlk. Bu baslangicraki degisim olanaksizhgi evresine geri donmektense, "oteki cehennemi" daha iyiydi belki. Kisi aruk otekiyle yiiz yuze gelmiyor, ama kendi kendisiyle catisryor. Bagrsikhk siirecinin saldirgan bicimde tersyiiz olusuyla, bagl§lkhk kodundaki bir bozuklukla ve kendi savunma sistemlerinin yok olmasiyla birey kendi antikoruna donusuyor, Oysa turn toplumumuz -mikroplardan antilarak akan iletisimde, interaktif akista, degisim ve tern as yanilsamasi ic;inde- otekiligi etkisiz kilmayi, dogal gonderme olarak otekini yok etmeyi amacby or. Iletisirn yiiztinden bu toplumun kendisine karsi alerjisi artiyor. Kendi genetik, biyolojik ve sibernetik varhg: karsismdaki seffafhk yiiziinden beden, kendi golgesinden bile alerji kapiyor. Yadsman turn otekilik hayaleti kendi kendini yikan bir surec olarak diriliyor. B u da kotiiltigiin §effafhgldlr.
J16

... "Iki erkek kardes bir satoda yasiyorlardi. Her birinin biir k IZI v ardi ve . iki cocuk da aym yastaydi. Erkek kardesler kizlannr yanli okula ver.lr ve on sekiz yasma gelinceye dek okulda bIr~kl~lar. ~Izlar e;:.o~~uzeldir. Babalan onlan satoya geri getirtirle~. Bmdlkle~~ ~rabanm 1e;:1l1~ de iki kuzenden biri ani den kendini k~tii hisseder ve olur. Ayn~ ~nd~ satoda kizim bekleyen baba da olur. Iki gene kizda~ ~alm~ biri s~~ gelir ve babasi gene kizi soyar, dogaya karst gele~ek I?me glrer., Ay . anda her ikisi de gaipten gelen bir gucle odada yu~sehrler, ucarak bir pencereden disan cikar ve artik sonu olmayan bir ensest k~cakl~§mast icinde tas kesmis olarak kirlann ustunde ue;:a~l~r. Kanatsiz ucan anormal bir ciftlesrne icindeki ciftin goklerden gecisi, bu. huzurlu krrlarda yasayan herkesin icini uzun uzun olumsuzca titreterek derinlemesine hissedilir. Insanlar arasmda akla aykm eylemlere, hayvanlarda hastahk ve siddete, bitkilerde SlkI~tIya yol acarak her ye~e yozlastmci bir dengesizlik, panik ~alinde bir §a~,kmhk, tammsiz bir korku yayihr; tiim iliskilerin duzeni bozulmustur.
Guido Ceronetti

117

FARKLILIK MELODRAMI

Oi4III1I'-"UVIU

Pek~. oyI?~e otekiIik nereye gitti? . Oteki rn kesfetme, arastirma ve "icat" ... Iihk oriisi ik" .... orJISI yasiyoruz, Farkb IJ . 1 yanh, arayuzeyh, interaktif pezevenklik Yaanci asrna ayn~s~mn (~ocuklugumuzun biiyiik zevkIerini' olu _ tur~n ~yna ~vresmm) otesine bir kez ge~iIdiginde, yapisal farkhhi mo. ~v.a, ge ene~Ierde ve kiiltiirde sonsuza dek hizla rogVal I k deliligin , sefalet in ve 0 umun k aba ve kat! otekiI" V·b' . T" r m,. ··1···· T rr. kaIanIar gibi otekilik d IgI nn. urn gen d v " e pazann, arz ve talep yasasinm boyun urugu~a girdi, Bulunmaz hintkumasi oldu. Ruhsal de verIer ve g yapisal dege~~er borsasmdaki olaganustu kotasi b d k naklan "0 ki ki .. ura an ayiyor. te 11m? Oteki nerede?" ibi h rekli s .. .. . gI 1 ana tar sorulan siioran bIhmkurgu icindeki kusursuz, yogunIa§tmImI§ Oteki
118

buradan kaynaklarur; ama bilimkurgu otekilige ve iliskin dizginsiz bir spekiilasyonun ve neredeyse bir kahiikiim siirdiigii giindelik evrenimize benzer. Oteki otekini veya bilincdismdaki otekini (Son simgesel ser! Ona ozen gosterin, fazla zamamrmz kalmadi; maden sonsuz degil) saymazsak, koruma altmdaki yerlilerden hayvanlara uzanan gercek bir ekoloji takmtisi (otekiligin noktasil) otekiligin maden yataklan tiikeniyor; hammadde Oteki 'ni tiikettik (Claude Gilbert' e gore, deprem ve felaket altmda izini aramaya kadar vardirdik isi). Nihayet, artik oteki, cam cikanlmak, nefret edilmek, disak, bastan cikanlmak icin degil; anlamak, kurtarmak, ozen ve saygi gormek icindir. Insan Haklari'ndan sonra Haklan'run ilan edilmesi gerekirdi. Zaten bu yapildi da: EvFarkhhk Hakki, Otekini politik ve psikolojik olarak anlama orjisi; hatta otekini nerede yoksa orada diriltmek. Eskiden Oteki'nin oldugu yerde, Ayru ortaya cikti. Artik hicbir seyin olmadigi yerde, Oteki ortaya cikmahdir. Dram 1 degil, otekiligin psikodrarmrn yasiyoruz; tipkr toplumsalhgin ve cinselligin psikodrami icinde olmarmz gibi; tipki bedenin psikodrami icinde ve meta-soylemler arasmda, turn bu melodrami yasiyor olmamiz gibi. Otekilik psikodramatik, sosyodramatik, semiyodramatik ve melodramatik bir hal aldi. Temasm, psikolojik testlerin ve arayiizeyin psikodrammda tek yaptigmuz sey, ustaca taklit etmek ve otekinin yoklugunu dramatize etmektir. Bu yapay dramaturgi icinde otekilik her yerde yok oldu; ama npki modern politik hayvarun kendi politik gorusunii umursamaz hale gelmesi gibi kisi de kendi oznelligini, yabancilasrnasmi umursamaz oldu. Ozne (Marc Guillaume'un deyisiyle) seffaf, hayaletsi ve boylelikle de interaktif oluyor. Cunku interaktif iliskide kisi kimsenin otekisi degildir, Kendisi karsismda umursamaz oldugu olcude, sanki canhyken benzersiz, golgesiz, otekisiz toz haline getirilmis gibidir. Bu bedel karsihginda, olasi tiim bilesimler, turn baglantilar icin kullarulabilir hale gelir. Interaktif varhk yeni bir degisim biciminden degil de toplumsahn ve otekiligin kaybolusundan dogmustur. 0, Oteki'nin olumiinden sonraki ve aruk kesinlikle ayrusi olmayan otekidir. Oteki'nin yadsmrnasmm sonucu olan Oteki'dir.
_ ...... b~

119

· Ger~~kte,. te~ inter~k~ivite, aracinm ya da gorulmez hale gelml~. makinenin mteraktlVltesinden baska bir sey asIa degildir, Mekamk otomatlar hillil insan ile makine arasindaki farkhhkla ve bu farkhhgm biiyiisiiyle ilgileniyorlar. Interaktif otomatlanmlz simulasyon otomatlanmlz ise bu farkhhgl sorgularmyorlar ~tlk. Insan ve makine esbicimli ve farksiz bir hal aldi; artik hicbiri digerinin otekisi degil. Bi~gisayar icin oteki yoktur. Bu nedenle akllh degildir. <;iinkti akl.l bize her zaman otekinden gelir. Bu nedenle bilgisayar boyl~sme ?a~anhdlr. Akildan hesap sampiyonlan, aptal hesap rnaklJ1eler~ .olanlar yalmzca otistlerdir. Otekinin var olmadlgl ve bunu.n rein de acayip guclerle donatilrrus zihinlerdir. Entegre devrelerin gticii de buradan kaynaklamr (hatta dusunce iletimi de boyle kabul edilmelidir), Soyutlamanm gucudur bu. Makineler daha hizhdir, cunku ,her tur otekilikle baglantllan kesilmistir, Bilgisayar aglan ~a, akil ~e ikiz akil arasmdaki dey bir gobek bag: gibi on Ian blr?l,nne baglar. Ancak, ayrn olandan aymya giden bu homeosrazirr icinde otekilige makine tarafindan elkonulmu~tur,

otekilik kahr mi?

Tiim bu psikodramarjj;

ustyapidan

antIldlgmda

geriye

hillil bir

" Oteki' nin yalrnzca bir rnetafizigi degil, bir de fizigi var mrdrr? Otekiligin yalruzca diyalektik degil, ikili bir bicirni de var mrdir? Ot:~i 'nin yalruzca ruhsal ve toplumsal dostluk partneri olarak degil, yazgr olarak da bir bicimi var midir?

Bugun her ~ey farkhhk terimleriyle ifade ediliyor. Ama otekilik farkhhk degildir, Otekiligi oldurenin farkhlik oldugu bile diisunulebilir. Oil bir farkhhklar sistemi icinde daglldlgmda, anlam yalmzca diferansiyel bir etki olmaya indirgendiginde, dilin kokten otekiligi oldiiriiliir; dilin candarnan olan, kendisi ile anI am arasmdak~, dille bu dili konusan arasmdaki diielloya son veriIir; dilde aracihga, eklemlenmeye, anlama indirgenemez olan ve kok-;" HomeoStaz: (c.n.) Canll organizmalarda, <;:e:;;itlifizyolojik sabitlerin dengelenmesi.

tenliginde tam olarak dilin ozneden baska (Oznenin Otekisi mi~! olmasim saglayan ~ey yok edilir. Dilde yalrnz yapisal ziimlemenin nesnesini olusturan kiiciik bir farklihk oyunu degil; bir dil oyunu, maddeselliginin, ilineklerinin bastan cikancihgi, simgesel bir yasam ya da olurn kozu olabilmesinin ne~eni bu?~r: Peki 0 halde; kadin erkegin otekisidir, deli normahn otekisidir, vahsi uygann otekisidir demenin ne anlarru var? Kim kimin otekisidir, diye sormarun sonu gelmez. Efendi kolenin otekisi mid~r? Smif ve giic iliskileri terimleriyle, evet. Ama bu karsithk indirgeyicidir. Gercekte bu hie de boyle olmaz. Varhklann ve nesnelerin birbirine gecisi yapisal farkhhgm gecisi degildir, Simgesel duzen, benle oteki'nin aynrruna bagh olmayan ikili ve karmasik bicimler icerir, Parya, Brahmarun otekisi degildir; yazgIlac~ baskadir. AYI1l deger skalasi icinde farkhlasmarmslardir; degismez bir duzen icinde, giinle gece gibi donup duran bir cevrim icinde birbirlerine baghdirlar, Gece gunduzun otekisi midir? Peki, erilin disinin otekisi oldugunu bize soyleten nedir? Bu i.ki,si,,ku.~~u,s~z, kesintisiz bir bastan crkarma icinde, gunle gece gibi birbirini izleyen ve degi~ tokus olan tersine cevrilebilir anlardan baska bir sey degildir. Filan cinsiyet asIa falan cinsiyetin oteki,si de$ildir; tek istisnasi, ashnda yalruzca bir iitopya olan aynrnci cinsellik kurarmdir. Cunku [arkltlik bir iaopyadtr: bgeleri ~Ylrt etme hayali ve onlan yeniden bir araya getirme bir dustur (Iyilik ve kotiilii~ aynrru icin de ayl1l §ey gecerlidir: Bunlann birbirinden ayirt edilebilmesi bir dustur, uzlastmlmak istenmesi daha da gercekdisi bir utopyadir). Kiiltiirumiize ait olan bu tek aynm perspektifin~e cinsellik konusunda Oteki'nden soz edilebilir. Gercek cinselhk "egzotik"tir (Segalen'in kullandigi anlamda): iki cinsiyetin kokten kiyaslanmazhgmdadir; yoksa asla bastan cikarma olrnazdi, yalrnzca birinin digerini yabancilasurmasi olurdu.

J,o-

Farkhhklar, diizenli degi§ tokustur, Peki degi§ tokusun diizenini bozan nedir? Pazarlik konusu yapilamayacak §ey nedir? Sozlesrneye, yapisal farkhliklar oyununa girmeyen nedir? Oegi§ tokusun olanaksizhgma bagh olan nedir? Oegi§ tokusun olanaksiz oldugu her yerde teror soz konusudur.
121

120

Yani hangisi olursa olsun kokten otekilik bir teror kaynagidir. Otekiligin normal dunya tizerinde varolusuyla uyguladigr bir terordur bu. Bu dunya da onu yok ederken uygular bu teroru. Gecen yuzyillar boyunca, turn siddete dayah otekilik bicirnleri ister istemez kapsamayi ve dislamayi, kabullenmeyi ve aynmcihgi essuremli olarak iceren farkhhk soylernine dahil edildiler. Cocukluk, delilik, olum, yaban toplumlar; turn bunlar evrensel birligin icinde ozumlenrnis, ustlenilmis ve ortadan kaldmlrmsu, Delilik, dislanma statiisiinu kmnca, bu kez, cok daha incelikli psikolojik tuzaklara dustu. Oliiler, olii kimlikleriyle bir kez tarnndiklannda, olunun yuzu tumden unutuluncaya kadar, mezarliklara kapatihp uzakta tutuldular. Yerlilere yasarna hakki yalruzca belli bolgelerde kalrnalan saruyla tamndi. Bir farklilik mantIgmm beklenmedik gelismeleri boyledir. Oteki oteki oldugu, yabanci yabanci kaldigr surece irkcihk yoktur. Oteki farkh hale geldiginde, yani tehlikeli bicimde yakinlasugmda irkcihk ortaya cikmaya baslar. Otekini uzakta tutma sevdasi bu noktada uyarnr. Segalen, "temel farkhliklann dikissiz ve yamasiz gercek bir dokuya asIa varamayacaklanna ve buyuyen kaynasmanm, engellerin yikilisimn ve mekanlann birbirine buyuk olcude yakinlasmasmm, bir yerlerde yeni bolrneler ve ongorulmemis bosluklarla kendiliklerinden telafi edilecegine inanabiliriz," demektedir. Irkcihk, bu "yeni bOlmeler"den biridir. Farkhhk psikodrarrn karsismdaki ani tepkidir; oteki olma fantezisi ve takmtisrdrr. Otekini surekli olarak iceri alma ve disan atrnarun psikodrarmdir. Bu farkhhklan icermenin dayanilmaz oldugu oyle dogru ki oteki ne pahasina olursa olsun farklihklan somutlastirarak kendini cinlerden kurtarmak zorundadir. Irkcihgm biyolojik iddiasi temelsizdir, ama irksal gondermeyi nesnellestirerek her yapisal sistemin candamannda yer alan mantiklr durtuyu a~lga vurur: Farkhhgm fetis haline getirilmesi. Oysa diferansiyel sistemlerde denge yoktur; farkhhk, sonsuz buyukle sonsuz kucuk arasmda gidip gelir. Otekiligi ve farkhliklan ihrnh bicimde yonetebilrnek, bir iitopyadir. Farkhhk manngr bir anlamda ("farkhhk hakki" sacmaligmda doruk noktasina varan) evrensel bir simiilasyon oldugundan, bu si122

mulasyonun sonu, yavas yava§ irkcihga, farkhligm bu diger umutsuz sannsma vanr. Farkhhklar ve farkhlik kiiltti hizla ~ogahrken, elestirel akhn ulasamadigi baska bir ahsilmarrns ve anormal §i~det daha da hizla btiyiir. Segalen'in sozunu ettigi "ongorulmemis bosluklar'ldrr bu. Burada arnk yeni farkhhklar soz konusu degildir: dunyarun toptan h0'!l0jenle§tirilmesini onlemek icin a~l~a crkan kadavramsi ve viral Oteki'nin canavarsi metaforu olan, SlStemimiz tarafmdan olmeye birakilrms turn otekilikleri bir araya getiren Alien'dir bu. . .. .... Biyolojik gonderme yoklugunda, imler diizeymdekl en kucuk farklardan beslenen, eylemi viral ve otomatik hale gelen ve genellesmis bir gostergebilimin harikalan icinde suriip giden bu irkcihkla hicbir farkhhk humanizmasi savasamaz; ~tink;ti irkcihk bizzat farkhhk virtistintin kendisidir. Otekiligin korkunc bicimlerine iliskin sorun, otekini iceri alma ve farkhhklan icsellestirme tizerine verilen vaazlarla ~ozumlenrnis olrnayacakttr; ~tinkti bu bicimler tam olarak 0 saplantih ben ve oteki diyalektiginden, 0 saplannh farkhlasmadan dogmustur. Farkhligm dogru kullarurrnna guvenmek is~eye~ "~iyalektik" otekilik dti§tincelerinin turn zayiflig) budur. VIral, ickin, gtincel ve kesin bicimiyle irkcihk, farklihgm dogru kullarnmmm olmadigiru ispatlar. Tipki Marx'rn, "Oz olarak din elestirisi sona ermistir," demesi gibi, OZ olarak trkctlik elestirisi sona erdi, denilebilmesinin nedeni de budur. Metafizik din varsayirmrun boslugu ispatlandigi andan itibaren bu elestiri daha ileri bir tiretim tarzmin kosullan icinde yok olmaya mahkumdur. Biyolojik irklar varsayrrmmn boslugu ispatlandigi andan itibaren irkcihk, daha ileri evrensel farkhliklar karrnasi kosullan icinde yok olmaya mahkumdur. Yeter ki ornegin din, Marx 'rn ongormedigi sekilde metafizik ve a§km. b~r bicim olmaya son vererek ickinlesip ve din in hafizalardan da~l Sllinmesine dek varan bir diizenin ilerlemesinden beslenen dinsel canlanma uyannca ideolojik ve pratik sayisiz degi§kelere boltinmesin. Bugim her yerde gozlemledigimiz budur. Irkcihk icin de bu boyle; 0 da ickin, viral ve giindelik hale geliyor. Irkcihk hakkinda yapilan "bilimsel" ve akilci elestiri, yanilsama olarak biyolojiye degil de yalmzca biyolojik yamlsamaya bag123

landigmdan, tuzaktan kurtulamadan biyolojik uslamlamayi ters~iiz ed;~n biC;in:s~I.bir ele~tiridir. Aym sekilde, irkcihgm politik ve ideolojik elestirisi de yamlsama olarak farkhliga saldirmaksizm yalm.z~a. IrkC;1 farkhhk saplantisma saldirdrgindan bicirnsel bir elestiridir. Dolayistyla 0 da hicbir ~eye dayanmayan elestirel bir yamls.amaya .d?nii~iiyor ve sonucta din kendisine donuk rnateryahst el~~tIrlden nasi I neseyle sag salim cikrmssa, irkcihk da a~11cI ~I~~tInden oyle sag cikrmstir. Turn bu elestirilerin OZ olarak bitmesinin nedeni budur. Far~hh~m ..dogru kullamml yoktur. Yalmzca irkcihgm degil, ~arkhhgl surdurmeye ve korumaya yonelik turn irkcihk karsiti ve insancil cabalarm gosterdigi de budur. Insanhgi birlestirrne arnaci, farkhlig: birlestirrne arnacI, her yerde acmazdadir ve bu acmaz, evr~nsellik kavraminm ua acmazidrr. Fransa'da bunun en yeni orn~gl. gene; Magriplilerin basortusu olayidir. Ahlaki ya da politik hicbir fark~lhk kuramlOda cozum olmadigi seklindeki cok yalm ?l~uyu kesin olarak gosteren bu olayda, turn akilci kamtlamalann ikiyuzlulugu ae;lga 91kml§tlr. Cunku tersine cevrilebilir bir yarulsarna olan sey, farkhhgln kendisidir. Dunyarun dart bir yanma goturdugumuz bu yamlsama, tanmamaz, Islarnci, koktendinci ve :rkC;l.?ie;imde bi.ze geri geliyor; akildisi ve ortadan kaldmlamaz otekilik olarak bize geri geliyor; iyi de oldu. Bu konudaki vicdan rahatsrzhgmnz son derece biiyiik. Afgan~Ilann kendilerine dagltIlan ilaclan kullanmaktansa el altmdan yeniden satmayi yeglediklerini fark eden Sirur Tarumaz Doktorlar'm ~ar§~la§tIgI olay bun a ornektir. Sorumlular yurek paralayici bir vicdan muhasebesi icindeler, Ilaclann dagitrlmasma son m~ veril~~li, yoksa "kulturlerin farkhhgi" adina bu ahlakdis: ve tekil tepkiyi hos gormek mi gerekiyor? Dusunup tasindiktan son.ra fa~khhk sunagmda Batlh degerlerin kurban edilmesi yeglemr. ve ilac karaborsasnj, beslemeyi siirdiirmeye karar verilir. Htimaruzm zorluyor! Hiimanist kafa kan§lkhgma bir baska hos ornek: "Sudanh halklann iletisim gereksinimleri"ni incelemek icin biri gorevli ol~rak Suda~'a gonderilmi§tir. Sudanhlar iletisim yapmaYI bilmiyorlar mi. Ama asil mesele, ac olduklan ve onlara hintdansi yetistir-meyi ogretmek gerektigidir. Sudanlilara tanmbilim uz124

manlanmn gonderilrnesi cok pahahya mal oldugundan, tiim bunlar onlara video kasetleriyle ogrerilecektir. Dolayisiyla iletisim e;agll1a girmeleri gerekir: Hintdansi, teypten ve videodan gecer, Fis takih degilse, agza atilacak hicbir sey yoktur. Boyle olunca da sehirlerle koylere teypler sokulur. Ne yazik ki yerel mafya, agl ele gecirir ve egitim kasetlerinin yerine kazanch bir porno kaset pazan yerlestirir, Bu da halki hintdansi ekiminden daha fazlamemnun eder. Porno, hintdansi, video; aym savasim. Iletisimin pembe ve siyah kitabina yazilacak bir masal daha! Fedakarhk "anlayisirmzla" rekabet edebilecek tek sey, bu anlaYI§1l1 altmda yatan derin kucumsemedir: "Farkhligiruza saygi gosteriyoruz"; ortuk bicimde: Siz, azgelismisler, elinizde Kalan bundan ibaret, sakin bunu da birakmayin, demektir (Folklor ve sefalet gostergeleri farklihgm en iyi isaretleridir), Bundan daha kiictimseyici, bundan daha kucumsenecek bir sey yoktur. Bu, en kokten anlayissizhk bicimidir. Bu, Segaleri'e gore yalruzca "ebedi ezeli anlayissizhga" bagh degil, varligmda kibirlice israr eden ve otekilerin farkhligmdan beslenen ebedi ezeli aptalhga da iyiden iyiye baglidir. Diger kiiltiirler hicbir zaman ne evrensellik ne de farklihk iddiasmda bulundular (En azindan bir tiir kiiltiirel afyon savasi icinde bu onlara asilanmadan once boyleydi), Onlar ozgunlukleriyle, aynksihklanyla, ayinlerinin, degerlerinin indirgenernezligiyle yasarlar. Tiim bunlan uzlasurrnak isteyen oldurucu yamlsamayla, kendilerini yok eden bu yamlsamayla oyalarruyorlar kendilerini.

Evrensel otekilik ve farkhlik simgelerinin efendisi olan kisi, diinyamn efendisidir. Farkhlrgi diisiinen kisi antropolojik acidan ustiindiir (Elbette; antropolojiyi icat eden odur cunku). icat eden 0 olduguna gore 0 her hakka sahiptir. Farkhhgi dusunmeyen kisi, farkhhk oyununu oynamayan kisi yok edilmelidir. ispanyollar karaya ayak bastigmda Amerika kitasmdaki yerliler boyledir. Farktan hicbir §ey anlamazlar, kokten otekilik icindedirler (Ispanyollar farkh degildir, onlar tanndrr, nokta, hepsi bu). Bu durum, ispanyollann ne dinsel ne ekonomik ne de herhangi bir acidan hakh cikan, yerlileri yok etme hirsmm nedenidir; bu hirsm tek hakh ne125

deni §u mutlak cinayettir: Farkm anlasilmamasi, Artik kokten degil, evrensellik kavramirun golgesinde, pazarhk edilebilir bir otekilige dahil olmaya zorlanan yerliler toplu olarak kendilerini feda etmeyi yeglerler. ispanyollann yok etme deliliginin tamamlayicisi olan kendini olmeye birakma hirsi buradan gelir. Yerlilerin kendilerinin yok edilisine bu tuhaf sue ortakhklan, otekiligin simni korumanm tek yoludur. Cortez, Cizvitler, misyonerler, daha sonra da antropologlar (Amerika'ntn Fethi'nde -La Conquete de L'Amerique- bizzat Todorov da) pazarhk edilebilir otekilikten yanadirlar (Yasammm sonuna dogru, i§i yokusa siirmeden fethe son vermeyi ve yerlileri yazgilanna birakrnayi oneren Las Casas haric), Hepsi de aydmlanrrus zihinler olarak farkhligm dogru kullarnmma inarurlar. Kokten Oteki dayarulmazdir; yok edilemez, ama kabul de edilemez: 0 halde pazarhk edilebilen otekinin, farkhhktaki otekinin one cikanlmasi gerekir. Burada modernligin turn hiimanist erdemlerinin isin icine girdigi daha incelikli bir yok etme bicimi baslar. Yok etmenin baska bir cesidi: Yerliler Hiristiyan olmadiklan icin degil, Hiristiyanlardan daha Hiristiyan olduklan icin yok edilmelidirler. Vahsetleri ve insan kurban etmeleri dayamlmazsa, bu, acirna ve ahlak bakirmndan degil, bu vahset onlann tannlanrun otoritesine baghhgma ve inanclanmn giiciine taruklik ettigi icindir. Bu guc, ispanyollan dinlerine yeterince bagh olmaktan utandinr, ikiyiizlii imanm ardmda yalmzca altm ve ticaret dinini tamyan bu BatII! kulturu gulunc diisiirur. Asin dindar yerliler karsismda Batih akil, kendi degerlerine saygisizhk ettig! icin utarur, Bir ki.iltiiri.i kendi gozunde mahktlm ettigi ve uyandirdigi icin yerlilerin fanatizmi dayamlrnazdir (Ayru sey bugi.in islam ile ortaya cikiyor). Boylesi bir sucun kefareti odenemez ve tek basma bu sue bile yok etmeyi hakh kilar. Herkes icin bir oteki oldugu kesindir. Yabarnl icin, ilkel icin bir oteki var rmdir? Kimi iliskiler tamamen asimetriktir: Biri, otekinin otekisi olabilirken, oteki otekinin otekisi olmayabilir. Ben, onun otekisi olabilirim, ama 0 benim icin bir oteki olmayabilir. Tierra del Fuego'da yasayan Alakaluflar Beyazlar'i anlamamn, onlarla konusma ya da pazarlik etmenin yollanrn hie
126

aramadan yok edildiler. Kendilerine "insan" diyorlardi ve otekiler yoktu. Beyazlar farkh bile degillerdi: Anlasilmazlardi. Sasirncr teknikleri, zenginlikleri Alakaluflan sasirtmaz bile. '09' yuzyilhk temas si.iresince beyazlann tekniklerinden hicbir sey benimsemezler, daima sandallarda ki.irek cekerler. Beyazlar onlan kmp gecirir ve oldururler, ama sanki Beyazlar hie yokmus gibi olur her §ey. Otekiliklerinden hie odun vermeden oleceklerdir, AsIa ozumlenrnis olmayacaklar, hatta farklihk evresine bile ulasamayacaklardir. Beyazlar'a, onlan farkh olarak tamma serefini bile vermeden olmus olacaklardir. Telafisi yoktur. Buna karsm Beyazlar icin onlar "otekiler'tdir; farkh, ama en azmdan Hiristiyanlasnrmak, somurmek, sonra da ortadan kaldirmak icin yeterince . insan olan varhklardir. Alakaluflar egemenken kendilerine "insan" diyorlardi. Ardmdan Beyazlar Alakaluflan, onlann Beyazlar'i belirtmek icin kullandiklan adla adlandirdilar: Yabancilar, Muhtemelen Alakaluflar da kendi dillerinde kendilerine "yabanci' derler. Nihayet, son zamanlarda adlan "Alakaluflar" olacaktir; bu, Beyazlar'm onunde hala agrzlanndan cikan tek sozdur ve "ver, ver" anlamma gelir; artik yalruzca dilenciliklerinin adiyla adlandmliyorlar. Once kendileri, ardmdan kendilerine yabanci, daha sonra kendilerinde namevcut: lsim uclemesi yok etmeyi yansitiyor. Cinayet, evrensel bakis acisim ellerinde tutanlann ve otekiligi kendi yararlanna kullananlann isidir tabii ki. Oteki'ni kavramaktan bile uzak, kendi tekillikleri icindeki Alakaluflar kacimlmaz olarak yenilmislerdir. Ama bu tekilligin yok edilmesinin de uzun vadede Beyazlar icin oli.imcii I olmayacagi soylenemez; somurgeci hi.imanizmle defedilen, ama Beyazlar'm kanlannda tekrar viri.ise donusen ve sonunda on Ian da ayru yok olma bicimine rnahkum eden kokten otekiligin intikarm.

Her sey sisteme boyun eger, ayru anda da her sey sistemden kacar. Bauh yasam tarzma ozenen di.inya halklan hicbir zaman bu yasama katrlamadiklan gibi gizliden gizliye de kucumserler. Bu degerler sisteminin merkezinin disinda dururlar. Bu halklann birlesme ve -genellikle bagnazcaBatihlar' dan cok Batih olma
127

tarzlan, Aydmlanrna ve ilerleme kmntilanyla yaptiklan ufak tefek seyler, maymunsu bir parodinin tiim ozelliklerine sahiptir. Ban ile pazarhk yaptiklan, anlastiklan sirada bile kendi kurallannm esas olduguna inanmayi siirdururler. Belki bir gun, Alakaluflar gibi Beyazlar'i hie ciddiye almarms olarak yok olacaklardir (Oysa ki ozumlernek ya da yok etmek icin de olsa, biz onlan cok ciddiye ahyoruz; hatta turn deger sistemimizin temel, olumsuz gonderme noktasina donusturuyoruz). Belki bir gun beyazlann kendileri de, beyazliklanrun, npki beyaz 1§lgm turn renklerin kansmn olrnasi gibi turn irklann ve tiim ktiltiirlerin bir aradaligi ve kansirm oldugunu anlayamadan yok olacaklardir, Oysa renkler ancak evrenseI bir frekans esigine getiriIdikIerinde kendi aralannda kiyaslanabilirler, Kulturler de ancak bir farkhhk e§igine getirildiklerinde kiyaslanabilir. Ama burada cifte standart vardir, Cunku yalruzca Ban killttini icin otekiIer farklidir. Otekiler icin BeyazIar farkh bile degiller, yasarmyorlar, baska bir dunyamn hayaIeti onIar. Tipki Dogonlar'm psikanaIistIere, sevindirmek icin uydurduklan dusler hediye etmeleri gibi dunya haIkIan da Bat! egemenligini kis krs gulerek benimsiyorlar. Biz onlann kiiltiirlerini kucumsttyorduk, bugun onlara saygi duyuyoruz. Onlar bizim kiilturumuze saygi duymuyorIar, bu kultur icin yalrnzca smirsiz bir alcakgonulluluk tasiyorlar, Biz onIan somurrne ve boyun egdirme hakkuu eIe gecirdiysek, onlar da kendiIerine bizi aIdatma luksunu sunduIar.

kendilerinin de bunlara inandiklan izIenimini vermeleri gerekirdi. Oysa onlar, bir tiir muzip zevkIe, giz ve basindan atma oyunu oynuyorlar; birkac ipucu veriyorlar, ama oyunun kurallanrn asIa vermiyorlar. Bizim fanteziIerimize gore dogaclama yap tikl an izlenimi ediniyoruz, soylediklerinin dogrulugu konusunda bizi rahatlatmak icin ise hicbir caba harcamiyorlar. Bu, onIann sirlanru sakIama ve ashnda bu sirra tek inananlar olan bizimle alay etme bi<;imleridir. Sirlan, soylemediklerinde degil; tamamen anlanrnn akismda, anlatmm desifre edilemez yuzeyindedir; gorunusler soylencesinin ironik bir bicimi bu. Ve bu entrika icinde onlar bizden hayli ustun, ilkel olan biziz. Beyazlar aldatilmaktan kurtulamadilar. . Beyaz degerlerin bu simulasyonu, kendi kulturumuzun simrlan asilir asilmaz evrensellesir. Ama aslmda biz bir Alakaluf, yerli, Dogon veya Arap olmadigmuz halde, biz de kendi degerlerimize giiltip gecmiyor muyuz? Giic gosterimizden, teknolojik ve ideolojik resmi gecidimizden pek ikna olmayan bizler de bunlan aym yapmaciklikla, aym sakh ciddiyetsizlikle kullanrmyor muyuz? Ama, evrensel farkhhklar konusundaki gorusurnuzun iitopik soyutlugunun bizim gozumuze de carpmasr icin uzun zaman . gerekecek, oysa tiim diger kulturler -evrensel bir umursamazhkla yamt vermislerdir bu soyutluga.

Bruce Chatwin'in Songlines'ini okurken insana en tuhaf gelen sey, siirsel ve muziksel yoI ve guzergahlann, sarkilann, "Dreamtime"m* gercekligi iizerine olan saskmliknr. Bunlar gercek mi, degil mi? Bu anlatilann tumunde, aldatici bir soluk gibi soylenceye iliskin optik bir yarulsama var. Tum metnin karar verilemezligi, kokene iliskin eksiksiz kusku: Her §ey sanki yerliIer bize hem en derin ve otantik (Giineyli bicimdeki en gizemIi soylence) hem de en modern ve kahince ne varsa onu yutturuyorlarnus gibi gelisir. Bu masalsi seylere inanabiImemiz icin
• D(i~zaman
I.

(c.n.)

Ne yerlilerin itibanmn iade edilmesi ne de onlara Insan Haklan Sozlesmesi'nde yeni bir yer aynlmasi soz konusu; cunku onlar baska sekilde intikam ahyorlar: Bati lmparatorlugu'nun istikranrn bozarak. Kendi beynimizin kivnmlarmda, kendi fuzernizin devrelerinde onlann hayaletsi, viral, cinIi varhklan var: Alien. Beyazlar'in koken, Hintlilik, Yerlilik, Patagonyahhk virusunu kapma bicimleri bu. Turn bunlann gunahi amansiz bir aktanm yoluyla, sizma yoluyla damarlanrmza geciyor. Somurgecilikten alinan intikam, topraklann, ayncahklann, ozerkliklerin Hintliler ya da yerliler tarafrndan yeniden ele gecirilmesi degil kesinlikle; bu bizim zaferimiz. Onlann zaferi Beyazlar'rn gizemli bir sekilde kendi kulturlerinden §a§kmliga diismeleri, atadan kalma bir yavashga ve "Dreamtime"m etkisine farkmda olmadan girmeleridir. 129

128

Bu yon degistirme, diinya capmda bir olaydir. Evrensel ilerlemeye dogru karst konulamaz gidiste, zamarum doldurrnus sarulan seylerden hicbirinin olmedigi, her seyin, (inarnlmaz rnuzeleme cahsmalanrmza karsin) arkaik ya da nostaljik kalmtilar o.larak d~gi~ ~e a§Irl-inceltilmi§ ve a§Irl-yaralanabilir bir sekilde, sisternlerimizin candamannda, bu sistemleri kan dokmeden don~mmslz birakan tamamen modern bir ateslilik ve zehirlilikle yeOlden yiizeye ~I~tIgmI goruyoruz. Kokten otekiligin yazgisi b~dur; ve bU: ne bir uzlasma vaadiyle ne de farkhhga ovguyle ~ozurnlenecektir.

MAZLIK

Baglanti ve uzlasma ilkesinin karsiti kopma ve uzlasmazhk ilkesidir. Bu catismada galip gelen taraf, tarum olarak birinciyi ebediyen mat ettiginden, her zaman icin uzlasmazhktir. Bu, iyilik ve kotuluk sorunu ile ayrndir. Iyilik, iyilik ve kotiiliik diyalektigine dayamr. Kotuluk, bu diyalektigin yadsmmasma, iyilik ile kotiiliigtin kokten aynhgina, bunun sonucu olarak da kotuluk ilkesinin ozerkligine dayarur. iyilik, kotiiliigiin diyalektik sue ortakhgiru varsayarken, kotuluk, bagdasmazhk icinde, kendi kendini olusturur. Dolayisiyla oyunun hakimi odur ve galip gelen ise kotuluk ilkesi, sonsuz karsithgm saltanatidir, Varhklar, cinsiyetler ve kiiltiirler arasmdaki kokten otekilik sorununda, kotulukle ayrn karsithk, aym kesin anlasrnazhk manugi,
130 131

tuhafhktan yana ayrn taraf tutmayla karsilasinz. Peki tuhaf ola . tarafmI tutabilir miyiz? Cevap hayirdir; ciinku gok '. I nln h keti ... ' , 1" CISlm ennln are en teorernine ..g~re ?ede~lerin ve zihinlerin mesafesi giderek daha fazla a~a.~. S~zumstiz bir laneti tasiyan bu ebedi ezeli aforo? varsay~ml. kotulugun ~effafhgl varsaYlmldlr; bu varsavimm ev rensel iletisirn iitopyasma karsr cikanlmasi gerekir. DolaYlSlyla bu varsaYI~ yerd~. ge~~eklik tarafmdan yalanlanml~tlr. Ama yalruzca gorunurde; ~unku nesneler evrensel bir anlayis ve homoje _ l~~meye dogru .yoneldik~e, ele ge~irilemeyen mevcudiyeti c;:~zumlenmek ~e~me tahmin edilebilen ebedi indirgenemezlik ternasr da kendini 0 ol~iide dayanr,

.?~~

f k~U mev.~~?iyet .k~ndini, me~'um bir gorunus olarak, diyalektik
ar ihk du~uncesl~m .. olanak~lzhgmdan gelen kaba, karsi konulamaz, ~u~umlarust.u ve dogaiistii bir olgu olarak dayatir, Evr~nSel ~e~lf~:m kanonik giiciine karst gel en bir tur evrensel tepk ime gucudur bu. Dii~U ,uzla~ma~ gii~ turn kiiltiirlerde ve giiniimiizde Ucuncu .. ~a?m Bat! ile, Japonya'nm Bah ile, Avrupa'nm Amerika ile ~.h§~.Ile~mde,ha~ta her kiiltiiriin kendi icinde nihayet ustun gelen ozgunluklerde bile hfilfi rol almaktadir, Fas, Japonya ve islam asIa BatIl~ olmayacaklardu. Avrupa kendisini Amerika' dan ayiran rno~~rnhk cukurunu asIa dolduramayacakhr. Kozmopolit evrimcilik ir yanIlsa~adI~. v~ h~r yerde de yamlsama olarak parcalanir. . Tubafl.Igm ..cozurnu yoktur. Ebedi ve koktendir. Boyle olmasmi istemek bile soz konusu degildir, Boyledir.

Bir yasa hicbir zaman kacmilamaz degildir: Yasa bir kavve bir anlasma iizerine kurulur. Kural ise kacimlmazdir; bir kavram degil, oyunu duzenleyen bir bicimdir, Bastan ~Iicin de bu boyledir, Eros asktrr, cekimin, kaynasmarun, \U(1;~l<1l1Lllgiiciidiir. Cekicilik hayli daha kokten olan kopma, dain a, yamlsama ve saprnanm, oz ve anlam baskalasmasirun, ligin ve oznelerin baskalasmasmin figiiriidiir. Ve samlarun tersine entropi evrensel kopmarun tarafinda degil; baglanti ve kaynasmamn tarafmda, askm ve anlayism tarafinda, farkhhklann kullarumuun tarafmdadir. Cekicilik ve egzotizm otekinin ve otekiligin fazlahgidir, farkhdan da farkh olanm verdigi basdonmesidir; yok edilemez olan budur, gercek enerji kaynagi da budur.

Kokten egzotizm budur. Bu, diinyamn kurahdir. Bir yasa degildir, Yasa, t am ~larak evr~?sel anlayis ilkesi, farkhhklann kurala bagh oyunu, ahlaksal, politik ve ekonomik akilcihkm. Bu bir k ld ve her k 1 ibi k . . ura ir d. ura .gi I eyfi bir yazgi icerir, Birbirlerine inlrgenemeyen dillere bakm, Dillerin her birinin yazgisi kendi kur~lma, .. ~eyfiligin.e: . a~I'!lasiz mantIgma gore onceden behrl~nml~~lr. Her biri iletisim ve degisim ilkesine boyun eger ama ~~suremh o.lar~k yok edilemez bir ic;:tutarhhga da boyun eg~rler' II olarak bublrlenne terciime edilemezler ve sonsuza de ~. be le k~hrl.~r. . H.epsinin de boyle sine "guzel" olmasi bu n:~~nl~~i; cunku ImbIrlerine yabanCldlrlar. '
132

Oteki'nin yazgrsi olan bu diinyada, yararh ya da zararh olaylar, hastahklar, dusunceler, her §ey baska yerden gelir. Tiim emirler insanlikdisi olandan, tannlardan, hayvanlardan, ruhlardan ve buyiiden gelir. Ruhsal olana karsit olan kacirulmazhgrn evreni budur. Kristeva'ya gore otekini icsellestirerek kendimize yabanci hale geliyorsak, kendimize yabancihgmuz baska seylerin yam sira bilincdisirun bicirnini de ahyorsa, 0 zaman kacuulmazhgin dunyasinda bilincdismm olrnadigi dogrudur. Psikanalizin ileri surdiigii gibi bilincdisimn evrensel bir bicimi yoktur ve bu anlamda bilincdisma itmenin tek alternatifi kacimlmazhktir, her seyin sucunun tamamen insanhkdisi, insarun disinda ve bizi bu suctan kurtaran bir merciye yiiklenmesidir. Bu kacimlmazhk evreninde oteki sorunu konukseverlik sorunudur. ikili, torensel, dramatik boyut. Kimi kabul etmeli, nasil kabul etmeli, hangi kurallar uyannca? Cunku yalruzca kabul edilerek ve kabul ederek var olunur (bilinmis ve tarunrrus olmakla degil). Mesaj veri lip almmayan, yalruzca sifrenin c;:oziildiigii iletisimde eksik olan sey, bu simgesel boyuttur. Yalruzca mesaj gecer, kisiler ahsveriste bulunmaz. Anlarmn ikili boyutuna kisa devre yaparak anlamm soyut boyutu aktanhr yalmzca.
133

Oteki, konuktur. Hak olarak esit ve farkh degil, yabancidir, ex Ve 0 kendi tuhafhgi icinde cinlerinden kur. tanlrnahdir. Ama kurallan ogrenmeye basladigr andan itibaren o?u~ yasarm benimkinden daha degerli olur. Bu simgesel evrende hicbir sey farkh otekilik konumunda degildir. Ne hayvanlar ne tannlar ne de oluler otekiler degildir. Onlan ayru cevrim emer. Bunun disinda var olamazsmiz bile. Tiim diger kiiltiirler olaganustu konukseverdir, gercekustu bir emme olanagina sahiptirler. Biz, av olan oteki ile golge olan oteki ara~mda, ~atlkslz asalakhk ile ideal minnettarhk arasinda gidip gelirken diger kiilttirler, kendi oyun kurallan icinde, bizim Batih evr~nimizden gelen de dahil, kendilerine disandan gelen her seyi yeniden kullanma olanagmi koruyorlar. Disandan geleni anmda ya da uzun vadede, kendi kodlan ya da temel diizenleri tehdit edilmeden yeniden kullarnyorlar. Elbette, cunku evrensel bir yasa yaml~a.masl icinde yasarmyorlar; her zaman yasayi icsellestirme, kendinin ve davramslannm, begenilerinin ve zevklerinin odaginda olmak zorunda olan bizim kadar kinlgan degiller. Yabanil kiiltiirler bu tur bir kibri baslanna bela etmiyor. Kendi olmarun anlarm yoktur: Her §ey Oteki'nden gelir. Hicbir §ey kendi degildir, kendi de olamaz.

traneus'tur.

Bu acidan Japonya ile Brezilya arasinda ya da bunlarla Jean ~ou~h:un Deli Efendiler'i arasmda fark yoktur: Hepsi de kendilerinin olmayan ve hicbir zaman olmayacak degerlere oldurucu bir konukesverlik sunan yamyamlardir.

Japonya'rnn gucu, (vaktiyle dine ve yaziya oldugu gibi) teknige ve modernligin tiim bicimlerine gosterilen; ama ruhsal olarak icsellestirilrneyen, derinliksiz ve kodun mesafesini koruyan bu konukseverlik biciminden gelir. Bu, uzlasma ve saygi degil; meydan okuma bicirninde bir konukseverliktir. Tamamen bir nufuz edilemezlik hakimdir. Bu, bir seyi (bir gosterge, bir teknik, bir nesneyi) ozunden saptirrnaya ve baska bir kod icinde isletmeye ya da dahasi yasa alarnndan (sermaye, deger, ekonomi, anlam) kural ala~lJ1a ~oyun, ayin, toren, cevrim, yineleme) gecirmeye dayanan kelirnenin tam anlarmyla bir bastan cikarrna islernidir,
134

Japon dinamizmi, ne Bati'run proje erekliliklerine ne de degerler sistemine boyun eger. Bati'da sermayenin ve teknigin tarihine hiz vermis olan ideoloji ve inanclarla kafasmi mesgul etmeyen bir tiir mesafe ve islemsel bir bulasmamishkla uygulamada bulunur. Japonlar teknolojinin biiyiik oyunculan olduklanndan, teknolojik failin paradoksunu farkmda olmadan desteklerler, tipki Diderot'nun oyuncunun paradoksunu desteklemesi gibi: En etkili olmak icin mesafe gerekir, bir oyun kurali gerekir; kendi dehamzin size baska yerden, rolden ya da teknik nesneden gelmesi gerekir (Japon sanayiciler her teknik nesnenin icinde ona ozerklik ve ozgun bir deha veren gizli bir tann oldugunu dusunurler). Teknikle, gostergelerle oldugu gibi ozneyi tiimden silerek, anlarm tiimden eksilterek, yani tam bir yapmacik icinde oynamak gerekir. Simgesel ayinler, kapitalizmin organsiz bedeni de dahil, her seyi yutabilir. Yurtsuzlasma yok, teknigin koken ve varhkla iliskileri iizerine Heideggerci spekiilasyon yok, ruhsal icsellestirme yok. Bu, Bati'ya kendi topraklannda meydan okumadir; ama ilerIerne ya da diger akilcibicimlerle hie ilgisi olmayan, kendine teknigin luksunu sunan bir degerler sisteminin, kauksiz yapayhk olarak teknik bir pratigin stratejisi olan son derece daha etkili bir stratejisiyle yapilan bir meydan okurnadir. Bau'run kaba modernliginden boylesine farkh bu kauksiz strateji, bu soguk ve ozenli performans bizim icin bilmece gibi ve anlasilrnaz bir tarzdir, Bu anlamda, Segalen'in soz ettigi, ilkel topluluklann biitiin ayinsi giiciinii kendinde koruyan, fazla gelismis bir toplumu "etkiledigi" olcude sasirnci olan kokten egzotizm bicimlerinden biridir bu. Bu yamyamca bir bicimdir: Kendine katar, emer, taklit eder, yiyip yutar. Ama Afrika-Brezilya kiiltiirii de yamyamligm, beyaz ve modern kiiltiiriin yenilip yutulmasmm ve bastan cikanci bicimin oldukca iyi bir ornegidir. Yamyamhk, ask da dahil, otekiyle olan iliskinin asirr bir biciminden, kokten bir konukseverlik biciminden baska bir §ey asIa degildir, Bu, Irk sorununun baska yerlerde oldugundan 90k, Brezilya'da cozumlenmis oldugu anlamma gelmez; ama burada rrklann kansmasi ve melezligin cogalmasryla ideolojik irkcrhk guclesmistir.
135

Irk cizgileri el cizgileri gibi birbirine girdikce Irk aynrrn yok olup gitrnistir. Irkciligm, nesnesinin dagilmasiyla safdisi edilme bicirni, anlam belirsizligi ile her seferinde nesnesini tekrar dirilten ideolojik miicadeleden cok daha incelikli ve etkilidir. Acik acik, akilci bir yadsima yoluyla savasildigi surece irkcihk hie bitmeyecektir. Irkcihk ancak irklarla oynayarak ve irklar arasmdaki ironik farklar ile alt edilebilir. Hukuk gostergesi altmda farkhhklann yasallasmasiyla kesinlikle alt edilemez irkcihk: ama muhtemelen zorlu bir bastan crkarma ve yiyip yutma oyunuyla alt edilebilir. Pernambouc Piskoposu 'nun oykusudur bu; "Benim kucuk Fransizrm ne kadar iyiydi"nin oykusudur bu: Onu cok guzel bulurlar, kutsarur ve yenilip yutulur. Ona var olma hakkmdan fazlasi, olme prestiji verilir. Irkcihk, Oteki 'nin (farkmdan cok) cekiciligine siddetli ve ani bir tepki ise ancak guclu bir cekicilik oyunuyla coztimlenehilir. Bircok baska kultur bizimkinden daha ozgun bir durumdadir. Bizim icin her sey onceden desifre edilebilir niteliktedir, olaganiistii cozumleme yollanna sahibiz, ama cozumlenecek durum yok. Kuramsal olarak kendi olaylannuzin hayIi otesinde yasiyoruz. Bu yuzden, derin bir meIankoIi icindeyiz, Otekiler icin yazgr hftlft var: Y azgryi yasiyorlar, ama kendileri oW ya da diri 01salar da hep anlasilmaz bir seyin, bir yazgmm kmntisr kahyor geride. Biz "baska yeri" tukettik, Daha yabanci kulturler (yildizlann oniinde, yazginm onunde) secdeye kapanarak yasiyorlar, biz (yazgi yoklugundan dolayi) yeis icinde yasiyoruz, Bize, bizden baska kimseden bir ~ey gelemez. Bu da bir anIamda mutlak mutsuzluktur.

KOKTEN EGZOTizM

Otekinin kokunu kazimak icin girisilmis olan her ~ey otekinin yok edilemezligini, yani otekiligin siirtip giden kacirulmazhgiru kamthyor. Dusuncenin gucu ve olgulann gucti boyledir, Kokten otekilik her seye direnir: Fethe, irkcihga, soykinma, farkhhk virusune, yabancilasmamn psikodramma. Bir yanda, oteki coktan oludur, ote yandaysa surup gitmektedir.· Buyuk'Oyun budur.

Halklar gibi varhklann da son gecirirnsizligi. "Irklann gecirimsizligi kisilerdeki gecirirnsizligin uzanmasmdan baska bir §ey degildir." (Segalen)
136

irklara
137

Egzotizm yalmzca farklann karsilasma, kaynasma ve degi§ tokus olanaksizhgiyla var kahr. Neyse ki Him bunlar bir yarnlsamadir; oznelligin yarulsamasidir. Geriye yabancirun yabanciligi, nesnenin irredantizmr kalir yalmzca. Psikoloji yok; 0 her zarnan en beteridir. Otekinin psikolojik, ideolojik ve ahlaki tiim bicimlerinin uzaklasnnlmasi; oteki metaforunun, metafor olarak otekinin uzak-

Nesnenin irredantizmi: "Esas egzotizm ozne karsismdaki nesnenin egzotizmidir." Duygularum yogunlugunun, hissetrne, yani yasama coskusunun ternel yasasi olarak egzotizm.

lastmlmasi.
Otekinin "vahsetini", otekinin anlasilmazhgiru, saplantisirn aramak; onu yabancihga zorlamak, onu yabancihgmda zorlamak. Metaforun bitkinligi; metaforik tecavuzun nihai bicimi, EtnoIojiye, evrensellige ve farkhliga kokten karsrthk, Farkhhk pezevenkligine karst kokten egzotizm.

SegaIen dunyarun ve diger kiilttirlerin kesfi konusunda soyle demisti: Diinyamn smirlan, iletisim araclanmn kudretiyle bir kez kiire olarak, sonlu rnekan olarak cizildi mi, geriye, turn farklar yutularak, en bayagi egzotizmle tiikenen degirmi turizmin kacmilmazhgmdan baska bir sey kalmaz. Bununla birlikte, turn kultiirlerin ayru diizeye getirilmesinin, boylelikle de yolculugun olanaksizhginm bu entropik kacrmlmazlrgi bir kez belirlenrnis olsa da SegaIen, yine de esas egzotizrnin, kokten egzotizmin biiyiik perspektifini diriltir. "Egzotizrn, ezeli ve ebedi bir anlasilmazhgm keskin ve ani algrlarusidrr."

Ustun gelen sey, farkhhk ya da farksizhk kurah degil: kiiltiirlerin, geIenekIerin, yiizIerin ve dillerin indirgenemez yabancihgi, ezeli ve ebedi anlasilmazhknr. "Tat farkhliga bagh olarak arnyorsa, birbirine indirgenemeyen seylerin karsihkh iliskisinden, ezeli ve ebedi karsrthklann sokundan daha tath ne olabilir?"
• irredantizm: Benzerini kendine katma Qzlemi.

"Butun insanlar egzotizm yasasma boyun egmistir. .." Bu bir yasa rmdir? Egzotizm kurarm duygulandinci ya da ogretisel bir diinya gorii§ii, bir yasam sanati, bir felsefe, etik, estetik midir? Segalen' e gore bu, kacirnlamaz bir varsayim ve bir zevk kaynagidir. Kokten otekilik hem buIunmaz bir seydir, hem de yok ediIemez. Kendinde baskasihk olarak bulunmaz bir seydir (rnuhtemelen bir dustur); ama simgesel oyunun kurah olarak, dunyayi yoneten oyununun kurah olarak yok edilemezdir. FarkhhkIann izdihami ve geneI belirsizligi oyunun bu kuralmi, oyun kurah olarak baskalastirmaz. Bu ne akilci bir yasa ne de ispatlanabilir bir siirectir; bu yabancihk ve anlasilmazhk ilkesinin metafizik ya da bilimseI bir karunna asIa sahip olamayacagiz: kabullenmekten baska yapacak bir sey yok. En kotii §ey, yalrnzca duygusal ve gereksiz bir islev olan anlayisnr, Hakiki bilgi, hicbir zaman otekinde anlayamayacaglmlz seyin bilgisidir; bu otekinin kendisi olmamasma, boylelikle kendinden aynlamamasma, ne bizim bakisrmizla yabancilasrrus ne de kendi kimlik ya da farkhligmda insa edilmis olmasina yol acan seyin bilgisidir (Baskalanna asIa kendi kimlikleri sorusu sorulmamah: Ornegin "Amerika" kitabirnda Amerikan kirnligi sorusu hicbir zaman sorulmamisur, soz konusu olan Amerika'mn yabancrhgidir). Yabarnh anlarmyorsak, bunun nedeni, onun kendisini anlamamasiyla ayrudir ("Yabaml" sozciigii bu yahancrhgi sonraki biitiin ortmecelerin hepsinden daha iyi dile getiriyor). Bu egzotizm kurah boylelikle hie kimsenin ne anlayisa ne samimiyete ne iiIkeye ne yolculuga ne giizel goruntulere ne de kendine kanmasiru gerektirir. Kokten egzotizm boyutunun, yolculugun boyutu olmasi zaten zorunlu degildir: "(Egzotizmin) sokunu yemek icin gecerliligi kalmarms yoIculuk olgusuna sanlmak gerekli degildi ... Ama yoIculuk olgusu ve gerceklesmesi 0 hoyrat, hrzli, acrmasiz gogtis goguse gelme olanagina tiim diger
139

138

kacarnaklardan daha iyi firsat verir ve darbelerin her biri daha etkili olur." Yolculuk bir kacamaknr, ama turn kacamaklann en uygunudur.

ridyenleri, okyanuslan, kutuplan ~~an madeni vektorler ~¥inde yokluk tensel bir nitelige biiri.iniir. Ozel yasama gomulmenin sirnru enlem ve boylamda yok olus izler. Ama, zihin bu yokluk karsismda kendine ozgu bir nitelikrnis gibi cosarken beden nerede 01dugunu bilememekten yorgun duser sonunda.

Taban tabana ZIt olmarnn gucu, yolculugun elestirel gi.icii. Otekinin en gi.izel donemidir bu: Jean de Lhery, Montesquieu, Segalen. Yuce bir hal alnus otekiligin istila euigi andir bu. XVIII. yiizyil. Otekini yabanciligi icinde tutmak gerekir. Barthes ve Japonya. Amerika. Bunu farkhlik olarak anlamaya cabalamamah. Segalen'in "Egzot'" ilkesidir bu. Dogruluk iddiasi yok. Bayagi egzotizmden tiksinme. Oteki karsrsinda kendini yok etme cabasi da degil. Isabelle Eberhardt'm egilimidir bu: Kaynasan bicim, mistik kansikhk. Isabelle su soruyu yarntlar: Arapla§arak, kendi yabanciligrru yadsiyarak insan nasil Arap olabilir? Sonucta, Isabelle 'in olrnesi kacirulmazdir. Ve bu donekligi yak etmek icin onu dalgalara iten bir Arap'tir. Rimbaud ise hicbir zaman kaynasmaz. Kendi kiiltiiriine olan yabancrligi asin buyuktur, mistik oyalamalara gereksinimi yoktur.

Velhasil, otekilerde aradigmuz sey, belki de yolculuktaki 0 aym yumusak yurtsuzlasmanin ayrusidir. Ozgun istek ve kesfetmenin yerini, otekinin istegine ve bu istegin icinden gecmeye siirgi.in edilme egilimi ahr. Zaten ask hareketlerinde ve bakislannda cogunlukla siirgiini.in mesafesi vardir; dil, belirtmekten korkan sozci.iklerin icinde yurdundan uzak dtiser; bedenler gorii§ ve dokunusa direncsiz, boylelikle de bosluktaki bir alan gibi arzu tarafmdan her yonden belirtilmeye miisait ve uygun bir hologram gibidirler. Esmerkezli cemberlerden olusan zihinsel bir gezegen i.izerinde ihtiyatla yer degistiriyoruz. Asmhklannuzdan ve tutkulanrmzdan, beraberimizde, yolculuklanrrnzdan geri getirdigimiz seffaf amlann ayrusiyla donuyoruz. Yolculuk da otekilerle iliskimiz gibidir. Yeryiizi.ini.in donusumu (metamorfozu) ve anamorfozu' olarak yolculuk. Erilin degisimi ve anamorfozu olarak disi. Kendi cinsiyet ve ki.ilttiri.iniizden kurtulus olarak aktanm. Gi.iniimiizde kesif yolculuguna, klasik yolculuga i.istiin gelen bu bicim, dislanma ve kurtulus bicimidir, HIZ aracihgiyla zamanla da oynayan uzamsal, yori.ingesel. ve vektoryel yolculuk. Degiskenlik icinde, mevsimlerin ve kiilti.irlerin geri doni.i§li.iltigi.i icinde, Kova burcu cagmm yolculugu, Yakinhk yarulsamasmdan kurtulmak.

Patagonya. Ortadan kaybolma fantezisi. Yerlilerin, senin, her kulturun, butun gortintimlerin sisierle buzullann aynmsizhgi icinde kaybolma fantezisi. Ama temelde turn bunlar, burada, Avrupa'da da yok oluyor; hepimiz Alakalufuz. Bu cografi oyalamaca niye? Soylenecekson soz, canh canh ve gorunur bicimde yol olma yolunu secerek, siiri.ingen bicimde yok olmaya (bizim yok olu§ tarzimiza) sen vermenin daha iyi oldugudur. Her eyleme ge~i§ dussel bir cozumdur. "Patagonya"nm dussel cozumler bilimi olan "Patafizik" ile boylesine uyakh olrnasmin nedeni de budur. Patafizik ve can cekisme (agonistik): Patagonistik.

Yolculukta aranan ne kesif ne de alrsveristir: yumusak bir yurtsuzlasma, yolculugun, yani yoklugun yiikiimliiliigiine giristir. Me*

Eskiden merkezi bir etkinligin cevreye yayihrm ve yola cikilan yere iliskin bir sasntma hareketi olan yolculuk, bir anda anlam de~ gi§tiriyor: Benzersiz bir boyut oluyor; donussuzlllgtin boyutu, yem ilkel sahne. Boylece yolculuk gercekten de egzotik olur; ilkel top*

'Egzotizm' kelimesinin k6kO. (c.n.)

t.arvarun, yeti;>kin larvadan farkli b610tlerle dogdugu metamorfoz tOrO.(c.n.) 141

140

luluklann gecmisteki merkez kayrnasma gelecegin cevabidir. Aynea yoiculuk, eskiden turistik yarnlsamayi niteleyen bir tiir mazosizrn ile iilkelerin ve kiiltiirlerin artan tekduzeligini, zihniyetlerin gezegen capmdaki erozyonunu dogrulamaktan ibaretken, bugiin tersine yoiculuktan kaynaklanan ~ey kokten otekilik ve ti.im ki.ilti.irlerin bagdasmazhgidir.

Cogunlukla buradaki yegane sir, insanlann nasil yasadiklanru bilmemeleridir. Bu SIr onlan, eger iyiyse fotografm kacirrnayacagi belli bir gizle, belli bir vahsilikle taclandmr, Kim olduklanrn bilmemelerine, nasil yasadiklanru bilmemelerine ihanet eden yi.izlerdeki 0 saflik ve yazgi pmlnsiru yakalar fotograf, Kurnaz, her seyden haberdar, ice donuk, kendisiyle ilgili ve boylelikle de SlIT! olmayan bu dtmyarun irkmda tamamen eksik olan bu gucsuzluk ve saskmhk pinlnsi. Bu ti.ir halklar icin fotograf acimasizdir.

Eskiden yoiculuk yapmak baska bir yerde olmanm ya da hicbir yerde olrnamarun yoluydu. Bugun, bir yerde olma duygusunu hissetmenin tek yoludur. Kendi evimde, her ti.irlii enformasyonla ve bir yigm ekranla cevrelenmis olarak, hicbir yerde degilim artik; ama yine de dunyamn her yerindeyim, evrensel siradanhgin icindeyim. Burasi; biitiin iilkelerde aym yerdir. Yeni bir kente, yabanci bir dile ayak basmak ansizm kendimi burada ve baska hiebir yerde bulmarndir. Beden, bakisirn yeniden bulur. Imgelerden kurtulmus beden imgelerine yeniden kavusur.

Fotografik olan sey, yalnizca teeaviize ugramis, sucustu yakalanrms, kendi iradesine ragmen actk edilrnis ve ortaya <;1kanlmis olan seydir; ne imgesi ne de kendi bilinei oldugundan hicbir zaman temsil edilmernis olan seydir. Yaban ya da bizim yabam I yarurruz kendini yansitmaz, Kendisine yabarul bicimde yabancidir o. En cekici kadinlar kendilerine en yabanci olanlardir (Marilyn). lyi fotograf hicbir ~ey gostermez, 0 gosterilemezligi, kendine (kendi bilinei ve istegine) yabanci olarun baskasihgrrn, nesnenin kokten egzotizmini yakalar.

Y olculuga, yolculugun anamorfozuna fotograftan daha yakm ne var? Yolculugun, kokenine daha yakm olan ne var? Fotografm yaban ve ilkel olan her seyle, en temel egzotizmle, nesnenin, otekinin egzotizmiyle yakmhgi buradan gelir. En giizel fotograflar yabanillann dogal cevrelerinde cekilmis olanlardir. Cunku yabarul her zaman olumle karst karsiyadir, objektifi de tam olarak olum gibi karsilar. 0, ne bir gosteriscidir ne de umursamaz biridir. Hep poz verir, yuzlesir. Onun zaferi, teknik bir islemi olumle yiiz yuzelige donusturmesidir. Yabarnllan boylesine guclu, boyle sine yogun fotograf nesneleri yapan budur. Objektif, bu pozu, oltim karsismdaki nesnenin bu kiskirtrnaci mustehcenligini arnk yakalayamadigmda, ozne objektifin sue ortagi oldugunda, bizzat fotografci da oznellestiginde, 0 zaman biiyiik fotografcrhk oyunu sona erer. Egzotizm olmustur. Bugiin objektifin sue ortagi olmayan bir ozne, hatta bir nesne bulmak bile

Yabarnllar gibi nesneler de bizden daha fotojeniktir. Ruhbiliminden ve ice donuklukten arnnda kurtulmuslardir, Boylelikle objektifin karsisinda tum cekiciliklerini korurlar. Fotograf bizim yoklugumuzda diinyamn durumunun hesabim verir. Objektif bu yoklugu arastmr. Heyecanli vedokunakh yi.izlerde ya da bedenlerde bile arasnrdigr sey yine bu yokluktur. Yani en iyi fotografi cekilebilen varhklar, kendileri icin otekinin var 01madigi ya da arnk var olmadigi varhklardir (yabamllar, sefiller, nesneler). Yalrnzca insanhkdisi olan fotojeniktir. Karsihkh bir saskmligm, boylelikle de diinyayla bizim aramizdaki karsihkh sue ortakligimn islemesinin bedeli budur.

cok guctur.

Fotograf, bizim ein crkarmarruzdir. Yabaml toplumun maskeleri, burjuva toplumunun aynalan vardi, bizimse imgelerimiz var. Teknik yoluyla dunyayi zorladigirruzi samyoruz. Oysa teknik
143

142

yoluyla bize kendini dayatan dunyadir ve bu tersyiiz olusa bagh surpriz etkisi de dikkate deger. Su ya da bu sahneyi zevk icin fotografladigimzr sarnyorsunuz; gercekte fotograflanmak isteyen odur, siz olsa olsa bu sahneye koyusun figurarusiruz. Ozne, yalnizca seylerin ironik goruntusunu olusturur. Goruntu, dtislemimizi silinmeye, tutkulanrmzi disa dondurmeye zorlayarak, onlan yakalamak icin zaten ikiyuzlulukle tuttugumuz aynayi kirarak, di.inyamn ve nesnelerin meydana getirdikleri 0 dey boyutlu reklarrun en iyi aracisidir. Uzun si.ire goniillii kolelige mahkum edilmis gorunuslerin, kendilerini kovdugumuz teknikle, egemen bicimde, bize dogru ve bize karst geri geliyor olmalan bugun bir mucizedir. Bugun disandan, kendi ozgun mekanlanndan, siradanhklannin bagnndan, nesneliklerinin bagnndan geliyorlar; neseyle kendi kendilerine cogalarak her yandan baskin yapiyorlar (Fotograf cekme sevinci nesnel bir nesedir; sabah vakti.bir kentte, bir colde goruntunun bu nesnel esrikligini hicbir zaman hissetmernis olan biri, bu dunyanm patafizik zarafetinden hicbir §ey anlamayacaktir). Bir §ey fotograflanmak istiyorsa bu, tam da anlamiru vermek istemediginden, kendini yansitmak istemediginden; ama dogrudan ele gecirilmis, olay yerinde tecavuze ugrarrns, aynntismda, fraktal niteliginde aydmlatilrnrs olmayi istedigindendir. Bir seyin fotograflanmis olmayi, goruntuye donusrneyi istedigi hissedilir; bu istek kahci olmak icin degil, tersine daha iyi ortadan kaybolmak icindir, Ozne de ancak bu oyuna giriyorsa, kendi bakismi ve kendi estetik yargismi kovabiliyorsa, kendi yoklugundan zevk ahyorsa iyi bir fotograf araCISI olabilir. Bir resmin bu nitelige, oznenin geri cekildigi bir evrenin niteligine sahip olmasi gerekir. Fotograf gerilimi olusturan sey, oznenin bu kesintiye ugramasml, dolayisiyla diinyamn da kesintiye ugramasiru belirtmesi gereken nesnenin, cizgilerin ve l§lgm aynnnlanndaki orgudur. Goruntu ile diinya sureksizligini, parcalamsnu, irilesmesini, yapay birdenbireligini dayatir. Bu anlamda, fotograf goruntusu en kanksiz goruntudur; cunku ne zaman ne de hareketi gizler ve en guclti gercekdrsihga dayarnr. Tiim diger goruntu bicimleri (sinema vb.) ilerleme olmaktan uzak, belki de kanksiz resmin gercek'ten kopusunun zayiflarrus
144

bicimlerinden ibarettir. Goruntunun yogunlugu, goruntunun sureksizligi ve azami soyutlanrnasi kadardir, yani gercegi yadsimadaki tarafgirligi kadardir. Bir resmin yaratilmasi, nesnenin turn boyutlanrnn -agirhk, belirginlik, koku, derinlik, zaman, siireklilik ve tabii ki anlam- birer birer elinden ahnmasma dayarur. Goruntu, bu etinden kemiginden siynlma, bu defetme pahasma 0 biiyiileyicilik ve yogunluk fazlasmi kazamr: katiksiz nesneligin araC1SI olur, daha incelikli bir bastan cikarma bicimi icin seffaf hale gelir. Daha iyisini, daha gercegini, yani daha iyi betimlenrnisini yapmak icin tum bu belirginlik, hareket, heyecan, dusunce, tumturak, anlarn ve arzu boyutlannm birer birer yeniden eklenmesi goruntulerin icerildigi bir anlamsizhknr, Burada teknik de kendi tuzagma dusmustur.

Fotografta seyler siradanhklannm birbirine baglanmasiyla ortusen teknik bir islern aracihgryla birbirine baglarurlar. Nesnenin siirekli aynntilanmasinm verdigi bas donrnesi. Aynntmin buyulu dismerkezliligi. Bir resim baska bir resim icin, bir fotograf baska bir fotograf icin nedir? Fraktal yan yanahk, diyalektik iliski yoklugu. "Diinya gorusu'' yok, bakis yok; dunyarun esit aynnular halinde kinlmasi. Fotografik goriintu dramatiktir. Suskunluguyla, kipirnsizhgiyla dramatiktir. Seylerin dusledigi, bizim dusledigimiz sey devinim degil, bu daha yogun kipirnsrzhkur. Kiprrnsiz res min giicii, soylencesel operanin gi.ici.i. Sinema bile drarnatikligin en yuksek noktasi olarak aglr cekim ve goruntuyu dondurma soylencesinin meyvelerini topluyor. Televizyonun paradoksu da goruntunun suskunluguna ti.im cekiciligini geri vermek olmustur kuskusuz. Fotografik goruntu oznenin bir di.izen, bir gorti§ dayatma istegi ile sureksizligi ve apansizhgi icindeki nesnenin kendini dayatma istegi arasmdaki savasim nedeniyle de dramatiktir. En iyi olasihkta nesne baskin gelir; ciinku diisunce, gorii§ ya da devinim yoluyla her zaman bir bi.iti.insellik gorunurnu veren sanattan, resimden ve sinemanm kendisinden farkh olarak fotograf resmi, hicbir forrnulun ve ozetin yer almadigi fraktal bir diinyaya aittir. Oznenin di.inyadan kopusu degil de nesnelerin kendi aralannda
145

baglantisrzhg], kisrni nesnelerin ve aynntilann rastlantisal art arda gelisi, Taneciklerin devinimi gibi miiziksel senkop. Fotograf bizi sinege, sine gin petek gozune ve kink cizgi halindeki ucusuna en yaklastiran seydir. Fotograf cekme istegi belki de su saptamadan kaynaklanir: Bir biitiin perspektifi icinde, anlam acisindan bakilan diinya oldukca hayal kmcidir. Aynntida ve aniden goriildiigiinde ise her zaman kusursuz bir acikhk icindedir. Otekinin gizli bicimi, anamorfozda oldugu gibi parcalanndan yola cikarak ve kink cizgislni, kmlma cizgilerini izleyerek yeniden olusturulur.

VENEDiK TAKiBi

Tuhaf bir gurur bizi yalruzca otekine sahipolmaya degil, onun sirrim zorIa elde etmeye, onun icin yalmzca sevgili degiI kacirulmaz biri de olmaya iter. Otekinin yasarruru perde arkasmdan yoneten kisi rolu oynamak. Once, insanlann yasarrumn sansa kalrrus, anlarm olmayan, hiebir yere gitmeyen ve bu nedenle de biiyiileyici olan rastlantisal bir guzergah oldugu dusuncesiyle insanlan rastlanti eseri sokakta, ani, gelisiguzel aralarIa izlemek. Ancak onlar farkmda olmadan onlan izlerken var olursunuz; gercekte haberiniz olmadan kendi izinizi stirersiniz. Yani ne otekinin yasarrum ne nereye gittigini bulmak icindir bu; bilinmeyenin pesindeki bir siiriiklenme de degildir. Farkinda olmayan otekinin aynasmda kendi kendinizi bas146 147

tan crkanrsrmz. Oteki icin bir anlarrn olan, ama yinelendiginde bu anlarru yitiren guzergahm ikizi ve otekinin yazgisi olmakla kendinizi bastan crkanrsimz, Sanki orekinin ardinda olan biri hi~bir yere gitrnedigini biliyorrnus gibidir. Bu bir anlamda onun arnacim elinden almak gibidir: 0 ve kendinin arasina muzip bir deha kurnazca sizar. Bu oylesine gilcliidur ki insanlar genellikle takip edildiklerini, kendi alanlanrun icine giren bir seyin, bu alamn egimini baskalasurdigin; bir tur sezgiyle hissederler. Sophie Calle 'nin Venedik Takibi adh eserinde, bir gun S. bu deneyime baskabir boyut katmak ister. Venedik'teki yolculugu boyunca cok az tarudigi bir adarru izlemeye karar verir. Sonunda adamin gittigi oteli saptar. Gidi§ gelislerini izlernek icin otele bakan penceresi olan bir daire kiralar. Her yerde adarrun fotografuu ceker. Ondan hicbir sey beklemiyor, onu tarurnak istemiyordur. Adam kendisini tarnyabileceginden krlik degistirir, sansin olur. Ne var ki karnaval eglenceleri onu ilgilendirmemektedir, bu on bes gtinu bir suru caba pahasma sadece onun izini kaybetmemekle gecirir, Adamm girip ~lktlgl dukkanlarda insanlan sorgular, gittigi eglenceleri bilir. Paris' e dornis saatini bile bilmektedir ve son bir pozunu cekmek icin geimesini beklemeye gider. Adamm kendisini oldurrnesini mi istiyordu, yoksa (ozellikle de hicbir §ey, hele bir seks rnacerasi asIa beklernediginden) bu takibi dayamlmaz bularak ken dine bir kotuluk yapmasim ya da Orpheus ile Eurydice gibi geri donerek kendisini yok etmesini mi istiyordu? Beklenmedik bir degisim sonucu adarrun kendi yazgisi olmasiru rru istiyordu? Her oyun gibi bunun da kendi kurah vardi: Aralannda bir temas ya da iliski yaratacak hicbir .§ey 01marnahydi, SIr a~lga crkmamahdir, yoksa siradan bir oyktiye donti§tir. Takip edilen acisindan, izleyen adim adim onun izierini sildiginden, oldurucu bir yan vardir, Nasil golgesiz yasanamazsa, hie kimse de izsiz yasayamaz, Gorunmez el adamm izlerini calar ve 0 adam kendini cevreleyen btiytiyti sezmezlik edemez. Kadin adanun surekli fotografiru ceker. Burada fotografin islevi ne rontgencilik ne de arsivlernedir. Kadm sadece "surada, su saatte, su zamanda biri vardi," demek istemektedir. Aym anda da, "surada,
148

su yerde, su anda olmamn hicbir anlarm yoktu; ashnd~ kimse yoktu, onu izleyen ben size kimsenin olmadigiru ternm edebilirim," demek istemektedir. Birinin cifte bir yasami oldugunu bilmek ilginc ?e~ildir. Cunku otekinin cifte yasami takibin kendisidir. Herhangi bir srradan varolus, bu takipte degismis, herhangi bir istisnai varol~§ siradanlasmis olabilir. Ama gercek olan sey, yasamin tuhaf bir ~ekime teslim oldugudur,

"Oteki var, onunla karsilasnm," dememeli. "Oteki var, onu izledim," demeli. Karsilasma, yuzlesme; her zaman asm gercek, asm dogrudan, asm patavatsizdir. SlIT! y~ktu.r. ~a~§Il~§a~ ~nsanlann nasil durup durup tamstiklanna, kimliklerini bildirdiklerine bakin (birbirlerini sevenlerin bunu birbirlerine .~tirekli soylemeleri gibi). Kendilerinden bu kadar eminler mi? Otekinin varolusunun bir karuti midir karsilasma? Hicbir §ey bundan .daha az kesin degildir. Buna karsm otekini gizlice izliyorsam oteki var 01dugundandir: ozellikle oteki, kendisini tammadigirn icin, ne onu tarnmak- ne de kendimi tarutrnak istedigim icin vardrr. Vardir; cunku onu secmedigim halde onun uzerinde kacirulmaz bir t~i.p hakki uyguluyorum. Ona yaklasrnadigim halde, onu herhangi birinden daha iyi tamyorum. Onu terk bile edebilirim; tipki S. 'nin (Venedik Takibi'nde) yaptigr gibi kaderin yardimiyla, ertesi sabah kentin labirentinde onu tekrar bulacagimdan emin olarak (Cunku kent egridir, cunku zaman egridir, cunku oyunun kurah partnerleri ister istemez ayru yorungeye yerlestirir) terk bile edebilirim. Biriyle karsilasmamanm tek yolu onu izlemektir (Birini kaybetmemek icin izlemenin gerektigi labirent ilkesinin tersidir bu, burada birini, karsilasmamak icin izlemek gerekir). Bu, izlenenin ani bir esinlertmeyle, aniden izlendiginin bilincine kapihp yuz seksen derece donus yaptigi dramatik am da icerir, 0 zaman oyun tersine doner ve izleyen kovalanana dontisilr, ciinkit yan tarafta ~lkl§ yoktur. Tek dramatik degisiklik, bilmek isteyen ve her §eye lanetler yagdiran otekinin aniden arkasma donusudur. Bu arkaya donus Venedik'te oldu da. Adam kadma dogru geldi ve sunu sordu: "Ne istiyorsunuz?" Kadm hicbir sey istememektedir.
149

Ne polisiye bir macera ne de bir seks macerasi. Bu dayarulmaz bir seydir ve bir cinayet ve olurn tehlikesi icerir, Kokten otekilik daima bir olum tehlikesi icerir, S. 'nin turn sikinusi da bu zorlu farkina varmanm etrafmda doner: Maskenin dii~iiriilmesi; hem de bundan kacmaya cabalarken. "Onu artik izleyemiyorum. Tedirgin olrnali, burada, arkasinda olup olmadrgirm soruyor olrnah; -~imdi beni dii~iiniiyor- ama ben farkli bicimde onun izinde olacagirn." S. bu adamla karsrlasabilir, onu gorebilir, onunla konusabilirdi, Oteki 'nin bu gizli varolus bicimini hie yaratmamis olabilirdi. Oteki, fark ve diyalog icinde ahbaphk ederek de gil de SIr gibi, sonsuza dek aynymis gibi kusatarak kaderi haline gelinen kisidir; kendisiyIe muhatap 01arak , cene calarak degil, onu golgesi, cifti, goruntusu gibi kusatarak, izIerini silmek icin kendisiyle birleserek, onu kendi golgesinden soyarak kaderi haline geldigimiz kisidir, Oteki, asIa iletisirn icinde olunan kisi degil; izlenen ve sizi izleyen kisidir. Oteki, asIa dogal olarak oteki degildir: Bastan ~lkararak, kendine yabanci kilarak, hatta baska yolu yoksa yok ederek oteki kihnrnasi gerekir. Ama bunu basarmak icin daha inceIikIi hileler vardir.

"Ferdydurke: BireyJerin ortamlanna nasil bagh olduklan eJbette goriiliiyor; ama benim icin ruhsal acidan hayli basdondurucu, feJsefi acidan hayJi kaygi verici olan sey, kimi zaman in~an.m -her .~n oJ~bilecek umulmadik bir karsilasma uyarmca- tek bir msan, diger bir kendisi tarafmdan yaranlrrus oldugunu bilmektir. Bence belli bir ortamm bana uzlasmalanm dayatngr veya Marx'm dii§iin~~g~ gibi ~nsamn kendi topJumsal snufrnm iiriinii oldugu dogru degildir, ~emm istedigim §ey, bir insamn benzeriyle temasmi ve bu te~as~n. a~I, beklenmedik ve vahsi niteligini gostermektir, Bu sansa bagh I~I§kt.le.rden bicimin, genellikle, kesinlikle beklenmedik ve sa~~a ?I: ~I~Im~e nasil dogdugunun gorulmesini saglamaktir ... Boyle bir bicirnin basit bir toplumsal uzlasmadan oldukca daha giiylii bir §ey oldugunu, hiikmedilmesi olanaksiz bir ogenm soz konusu oldugunu gormuyor musunuz?"
Gombrowicz

Herkes digerine kurdugu tuzakla yasar. Herkes, sonsuz bir yakinhk icinde yasar; .bitkin diisene dek suren bir yakinlik icinde, Herkes kendi otekisini ister; ve bunu, otekini dize getirmeye yonelik buyurgan gereksinim icinde ve bu dize getirmeyi, tadrrn ~lkarmak icin surdurme sarhoslugu icinde ister. Yalarun ve dogrunun karsit mannktari, otekinin sonundan ahnan katiksrz hazdan baska bir ~ey olmayan bir olum dansi icinde birlesir, Cunku otekine duyulan istek her zaman otekine son verme istegidir de ... Belki de olabildigince ge~? Tek sorun, farkhhgi icinde kendinden yoksun kalan otekinin mekamni, sozunu, sessizligini, hatta icini kaplayarak kimin daha iyi dayanacagim bilmektir. Kimse kimseyi olduremez: Hasim, kendi simgesel oliimiinii arzulamaya, yerine getirrneye itilir ... Dunya kusursuz bicimde isleyen bir tuzaktir, Hasih, anlasilmaz bir otekilik, bir yabancihk: oteki olayimn biciminin ve ozgiinliigiiniin SlIT!budur.
150 151

ViRAL KONUKSEVERLiK

gercekten

yikmak, varoluslanmn kosulu, gerekliligi ve anlarmdir (Bu mikrop turune ait farkli bireylerin, tipki insan bireyleri gibi cok farkh yetenek ve iradelerle donanlmadtklanru ve onlann arasmda da Slradan mikroplar ile dehalar olmadigirn kim biliyor?) o hal de, insanhgm da bir butun olarak kavrayamadigmuz ve icinde varolusunun kosulunu, gerekliligini ve anlarrurn buldugu herhangi bir ustun organizma icin, bu organizmayi yikrnamn yollanm arayan ve -tipki mikrop turunun bu "hastaliga yakalanrms" insan bireyini yikmaya can atmasi gibi- gelistikce onu yikmak zorunda alan bir hastalik oldugu dusunulernez mi? Dusuncemizi daha da ileri goturup belki de mikrop turu icin olsun, insanhk tUrti icin olsun, her canh toplulugunun gorevi kendini asan dunyayi -bu bir insan bireyi ya da bir evren olabilir- yavas yavas yikmak degil midir, diye sormamizda sakinca var mtdir?

Bu varsayim hakikate yaklassa bile imgelemimiz bununla ne yapacagiru bilemez; ctinktl zihnimiz yalrnzca a§aglya dogru hareketi kavramayayeteneklidir, yukanya dogru hareketi asia. Yalrnzca altta olan konusunda goreli bir bilgimiz vardir, ilstte olan icin ise halii onsezi evresindeyiz. Bu anlamda insanlik tarihinin, direncine karsin yavas yavas ve gereklilik uyannca insan tarafindan yikilan kutsaJa karsi sonu gelmez bir savasrm oJarak yorumlanmasma izin vardir belki. Bu dusunce semasuu izleyerek bizi asan bu ogenin, bize kutsaJ gortindtigti ya da oyle hissedildigini, sirasi geldiginde kendisinden i.isttin bir digeri tarafindan asilacagmi ve bunun sonsuza dek boyle stirdiigiinii varsayabiliriz."
(Arthur Schnitzler, Relations et Solitudes)

Herkes otekinin yazgisidir ve herkesin gizli yazgisi da kuskusuz lanetleme .~a ~a ?erhangi bir baska olum itkisiyle degil: kendi yasamsal yonelimi adma, otekini yikrnaktir (ya da bastan ~lkarmaktir). "ins~.n .~~~e.~in?eil~ihaph bir hastahgm gelisirninin kokeni, yukselisi ve ~oku~unu bir rnikrop turunun oykusu gibi gostermek pek sacma ?Imaz. Mutlaka farkh: ama diisunce acismdan turdes orantilar icinde, msan turunun oykusune benzer bir oyku. B~ .mikrop turu kanda, lenfte, insan bireyinin dokulannda yasar. Bizirn bakis acimizdan hastahga yakalanmis bu adam mikrobun manzarasi, dunyasidir. Bu ufak bireyler icin de kendilerine ait olan bu dunyayi bilincdisi ve iradedisi olarak yikmaya cahsmak ve ~ogu kez
152

Mikrop tiiriiyle insan tiirii arasinda, hem ortakyasarhk hem de kokten bagdasmazlik vardir, Insarun otekisinin mikrop oldugu soylenemez -ozleri asIa karsit degildir ve yiiz yiize gelmezler-; birbirlerine baghdirlar ve bu baghhk yazgiyrms gibidir: ne insan, ne basil, kimse bunu farkh bicimde dusunemez. Bu baghhgm sonsuza dek surdugune bakihrsa net bir aynm cizgisi yoktur. Ya da otekiligin surada oldugunu soylemekten yana olmak gerekir: Mutlak oteki, kokten insanhkdisi olan, hakkmda hicbir sey bilinmeyen ve bizden farkh bile olmayan mikroptur. Her seyi baskalastiran ve kendisiyle ne bir pazarhk ne de uzlasma olanag: olan gizli bicim. Buna karsin onunla ayru yasarm yasiyoruz ve tiir olarak da bizimkiyle ayru zamanda olecektir; yazgrsi aym. So-

lucan ile y?su.n hik~yesi gibi: Solucan midesinde besledigi yosun olmadan hl~~lr ~eYl hazmedemez. Akhna bu yosunu yiyip yutmanm geldigi gune kadar her §ey yolunda gider: Yosunu yiyip yut~, ama bu yiizden (yosun arnk solucana hazrmnda yardim edernedigine gore yosunu hazmedemeden) olur,

iRADE SAPMASI

Otekinin sirn, kendim olma imkamrun bana asIa verilmemis 01masidrr ve ancak disandan gelenin kacimlmaz saptrrmasiyla var olurum. Schnitzler'in kisa oykusunde insan, yakasim birakmayan ve kendisini yok edecek olan 0 mikrop tiiriiniin hayaurun icinde yasar: Birbirlerine yabancidirlar, ama yazgilan aymdir, Venedik Takibi'nde S. kendisinin ne kim oldugunu ne nereye gittigini bilir: Dolayisiyla, varolus daima bir anlam ya da anlamsizhk sapmasiyla, baska seyin saptirmasryla bicimlenir, Kendi irademiz yoktur ve oteki, kendi iraderniz uyannca yiiz yiize geldigimiz sey asIa degildir, Oteki, disandan gelenin zorIa girisidir, disandan gelenin eksen etrafmda donusudur, yabancihk yoluyla bastan ~lkancihknr ve yabancihgm aktannudir.
154 155

DolaYlslyla, felsefenin SIITl, belki de kendini tarnmak veya nereye gittigini bilrnek degil, otekinin gittigi yere gitmektir; kendi kendine duslernek degil, otekilerin dii~ledigini duslemeknr; kendi basma inanmak degil, inananlara inanmaknr. DI~tan gelen turn belirlemelere oncelik tantmakur Bunlar okunamaz, desifre edilemez olsalar da fark etmez; onemli olan herhangi bir olayin, herhangi bir nesnenin, herhangi bir beklenmedik varhgm yabanci bicimiyle .birle~mektir; cunku asIa kim oldugunuzu bilernezsiniz insanlann golgelerini yitirdikleri giiniimiizde, biri tarafmdan izleniyor oImak son derece gerekIidir; her birimizin kendi izIerini yitirdigi giiniimiizde birinin izIerinizin icine girmesi son derece acildir; boyle yaparak bu izIeri siIip sizi yok etse de yok olmayIa sue ortag: oIan bir yoldur bu; burada simgeseI bir zorunIuluk bicimi, bagIanmanm ve kopmamn buImacamsl bir bicirni soz konusudur. Her birimize kendi yasarn sorumIuIugunu yikmayj ama~Iayan bir kiiItiir icinde ya§lyoruZ. Hlristiyan gelenekten miras ahnrms ahlaki sorumIuIuk, her birimize kendi yasarn kcsutlannm tumtinu iistIendirmek icin turn modern haberlesme ve iletisirn ayginndan destek gorur, Her seyin bireyseI hiicrenin kendine yeterli oImasma katkida buIunduguna bakihrsa bu, varolusun programh yonetimt icinde tamemen gereksiz hale gelen otekinin iade edilmesi anlarruna gelir. Oysa sacmahknr bu. Kimse kendi vasammm sorumluluguna katIanacak diye bir sey yoktur. Hrristiyan ve modern bu diistince, bos ve kibirli bir dii§iincedir. Dahas: temeIsiz bir iitopyadlr. Kisinin kendi kirnliginin, iradesinin, sorumlulugunun ve isteginin kolesi olmasim gerektirir. insanm turn devrelerini; genlerinde, sinirlerinde, dii§iinceIerinde kesisen diinyamn turn devrelerini denetlemeye koyulmasim gerektirir. Gorulmemis bir kolelik! Kisinin kendi bah tim, istegim, iradesini baska birinin ellerine birakmak cok daha insancadlr. Sonuc nedir? SorumIuIuk dolasirm, irade sapmasi ve bicimlerin siirekli aktanrm, Yasamim, baska bir yasamda etkili oldugu i~i{l kendine SIr haline gelir. Iradem, otekine aktanldigi icin kendine SIr haline gelir.

Aldigirmz hazzin gercekligi konusunda,. i~ademizin giiC~. ~~nusunda hep kusku duyanz. Garip bir bicimde, bunda~ . l~ . ir . zaman ernm degilizdir: digerinin aldigi haz sanki daha belirgindir. ~, hd Kendi aldigrrmz hazza daha yakm oldugumuzdan bu az ~n kusku duymak icin daha uygun bir konu~~a~lzdlr. ~erkesm kendi goruslerine daha gonulden guvenmesini lstey.en. on~rm~; (kar ismdakinin hazzim garanti etmek ve bun~an derinlesmis bilg; ve enerji cikarmak icin insamn kendi a~dlg.l h~~~~ erte.lendl~1 in erotizminde oldugu gibi) kendilerine ait bir ~oru§ ~d:~~e.),~ Jaha musait alan diger kisilerin gorusune bel bagl~ma egilimini kucumser. Oteki varsayirru, belki de yalmzca aldigirmz haz konusundaki bu kokten kuskunun sonucudur.

?v,

Bastan cikarma, oteki icin ebediyen "" olan, as~a bi"lel?~yec~l~ olsam da zizli tutulmasi kosuluyla beni ~ek~n seym se~glSl~le zilidir: oysa bugun otekinin kendisi icin gizli kapakh bir seyt kalmadijimdan basran crkarmaya acik pek fazla alan da kalmarrusnr. Herk~s kendinin ve kendi isteginin hmzirca fa~k1l1dadlr. Her §ey ovlesine basit ki maskeli kisi bile gulun~li.ige. sigimyor. Bastan ~lk~rma kuman nerede 0 halde? Psikanalizdeki kuramsa~ yarulsama ile devrimlcrdeki politik yarnlsama bir yana, arzudaki yarulsama nerede?

156

Artik inanarmyoruz: ama inanana inamyo.r~z. .~rtl~ s~vemiyoruz; valrnzca seveni seviyoruz. Artik ne istedl.glmlzl bIlmlYo~z, :ma bir baskasuun istedigini isteyebiliyoruz. Istemek, yapabIl~e ve biImek eylemleri terk edilmedi, ama bir baskasma devre?Ilerek, genel olarak ilza edildiler. Zaten her halukarda ekranlar, v.~d.~ol~:, roportajlar ara;lI1da aruk yalruzca baskalan taraf1l1da.~ gorulmus olaru goruyoruz, Artik yalruzca gorulmus ola~l ~ormeye yetenekliyiz. Karar verme sorumlulugunu yak1l1~a bllglsayar1~ra birakacagmuz gibi bizim icin gorrne sorumlul~gunu ~a :nak~nelere devrediyoruz. Organik ve hatta dUYUJ.n~al l§le~l~nmlz. bile uydular tarafmdan devralmdi. Hazzin zihinsel bolunmesiyle ben157

zerlik kurulabilir: Arzu nasil gereksinim degilse, haz da doyum degildir. Her ikisi de gereksinime ve doyuma dayanir; bunlar yuKanda belirtilen ikinei dereeeden stratejilerdir.

dogar.
158

Her halukarda, insanin kendini denetlemesindense, baska biri tarafrndan denetleniyor olmasi daha iyidir. Insamn Kendi tarafindan ezilmesi, somurulmesi, iskence gormesi ve kullamlmasindansa baska biri tarafindan ezilmesi, somurulrnesi, iskence gormesi ve kullarulmasi daha iyidir. Bu anlamda, daha biiyiik bir ozerkligi, yani turn denetim ve baski bicirnlerinin ozgurluk ortammda derinlesmis icselligini he~efleyen. ?z~ii.rle§~e ve bagimsizhk hareketinin tumu bir genlemc bicimidir. Bize disandan gelcn ne olursa olsun, en berer sornuru de olsa, disandan geliyor olmasi olurnlu bir niteliktir. Bu yiizdcn, yabancilasma, kendine ait olamama olarak nitelense bile yararlrdir; yabancilasmrs yannnrzi tutsak eden otcki, kusaktan ku§aga akt~nlan dusman haline gclrnis olsa da yabancilasma yararhdir. Oznenin Kendi irade vc istegini yenidcn ele gecirmesi olarak buradan turetilecck bir yabancrlasmarna kuranu da basile indirgeyicidir. Bu perspektifte, ozneye kendisinden gelcn her sev, sahici oldugundan iyidir; disandan geJen her ~evin ad] ise sahteve cikrmsnr; c;iinkii oznenin ozgurluk alaruna ait degildir. "' Tamamen tersi olan durumda israr etmek ve paradoksu erenisletmek gerekir. Nasil ki baska biri tarafindan denctlcni;or olmak daha iyiyse, kendindcn baska biri tarafmdan rnutlu va da mutsuz edilmek de her zaman daha iyidir. Yasammuzda bize bagh olmayan bir seye bagh olmak her zaman daha iyidir. Bu varsayim beni her tiir kolelikten kurtanr. Kendi varolusum da dahil. ba~a bagl: olm~~an bir seye boyun egrnek zorunda degilim. Dogdugum andan itibaren bagimsizrm, ayrn anlamda, olurnumde de bagimsiz olabilirim. Bundan daha gercek hicbir ozgurluk asla 01rnarmsnr. Turn oyun, turn koz, tiim tutku, tiim cekicilik burdan dogar: Bize tamamen yabanci clmakla birlikte iistiimiizde gucu olan seyden: otekisi olup da bastan crkarmarmz zereken kimseden

~

Yabancihk aktanrmna dayah ahlak, bir ineelik felsefesi icerir, ineelik temel yapayliknr; Kendi enerjimizle, Kendi irademizle degil de baskalanndan, diinyadan, sevdiklerimizden, nefret ettiklerirnizden astrdigtmiz enerji ile, irade ile yasiyor olmarmzdir. Kacamak bir enerjiyle, cahnn bir enerjiyle, bastan cikanlmis bir enerjiyle yasiyoruz. Ve oteki, yalruzca bu dolayh ve ineelikli kapma, bastan cikarma ve verme edimiyle var olur. Istemek, inanmak, sevmek vc karar vermek nedeniyle kendini bir baskasma vermek; bu bir vazgecme degil, bir stratejidir. Otekini Kendi yazgiruz yaparak ondan en incelikli enerjiyi cekip ahrsiruz. Yasamuuzm sorumlulugunu bir olay ya da gostergeye vererek yasarmmzm bicimini asmrsirnz. Bu strateji masum degildir. Cocuklann benimsedigi stratejidir. Yetiskinler cocuklan kendilerinin yetiskin olduklanna inandmyorlarsa, cocuklar da buyuklerin, kendilerinin cocuk 01duklanna inanmalanna izin verirler. Bu iki stratejiden ikineisi en incelikli olamdir; cunku yetiskinler yetiskin olduklanna inansalar da cocuklar, cocuk olduklanna inanrmyorlar. Cocukturlar, ama buna inanrmyorlar. Cocukluk bayragi altmda, bir kibarhk bayragi altmdayrms gibi dolasip dururlar. Kurnazhklan (ve cekicilikleri) yerindedir. Schnitzler' in tarif ettigi mikrop turune uzak da degiller zaten: Canlihk ve gelisimlerinin, onlan cevreleyen list dunyanm (yetiskinler dunyasmm) yikimma bagh oldugu farkh bir eins gibiler. Cocukluk, yetiskin evrenin icinde ineelikli ve eanice bir var olma hali gibi hareket eder. Cocuk bu anlamda yetiskinin otekisidir: Onun yazgisidir, dogustan gelen en ineelikli halidir ve hicbir ozel iradesi olmayanlara ozglt hoslukla hareket ederken onu acimasiz bicimde yadsiyan bicimidir. KitleIer de boyledir. Kitle adlandirrnasi altmda onlar da bir kibarhk yazgisi altmdayrms gibi dolasip dururlar. Onlar da poIitikarun karanhgi icinde garip, dusman, anlasilmaz bir eins, ani zehirliligi her tur politik diizenin YIklCISI olan, neredeyse biyolojik bir eins gibi buyuduler. Onlar da iktidann otekisidir; politika labirentinden cikmayan, iktidann tarnyamadigi, adlandiramadigr, gosterernedigi kor oncudur. Bu incelikli baskalasnrma gucunu uyguluyorlarsa, bu aym bilincdisi "birakm istesinler, birakin inansmlar" stratejisini kullandiklanndandir. Kendi kitle nitelikle159

rine inanma tehlikesine diismezler: Oznellik ve soz yasak 01dugundan, politik ayna evresinden hicbir zaman gecmemislerdir. Bu onlan, kendi kusursuzluklanna inanan ya da inandigim acikca soyleyen tiim politikacIlardan aymr. Politikacilann kinizmi, kitlelerin (var olmayan) ozleri konusundaki nesnel kinizme asIa denk degildir, Bu, kitleye iyi bir oncelik tamr: cunku otekiler onun yabancilasrms olduguna inarurlar, kitle de otekilerin buna inanrnasma izin verir. Disilik de bu "sehvetli" ironiye kauhr. Kadmlar erkeklerin kendilerini erkek sanmasina izin verirler, oysa kadinlar, gizliden gizliye, kendilerinin kadin olduklanna inanmazlar (Cocuklann, cocuk olduklanna inanmamalan gibi). Inanmaya izin veren, inanandan ve inandirandan her zaman iistiindiir. Kadinm cinsel ve politik ozgurlesmesindeki tuzak, tam da kadinlan kadin olduklanna inandirrnak oldu: 0 zaman da kadmhk ideolojisi baskin geldi ve kadm haklan, mevki, dusiince gibi seyler kadinlann kendi ozlerine olan inancla birlikte baskin geldi. Bundan boyle "ozgurlesen" kadmlar kendilerinin kadin oldugunu one siiriiyorlar, artik toplulugun iist perdeden alaycihgi da kayboldu. Herkesin payina duseni aldrgi bir talihsizliktir bu; boylelikle kendilerini ozgur insanlar olarak goren erkekler de gonullu kolelik icine dustuler, "...Onerdigim insan distan yaranlrmsnr, hicbir zaman kendi olmayip insanlar arasmda dogan bir bicirn tarafindan tanrmlanmis oldugundan kendi ozunde bile sahtedir. Ebedi ve ezeli oyuncudur kuskusuz, ama dogal oyuncudur; cunku yapayhgi dogustandir, hatta bu onun insanhk durumunun ozelliklerinden biridir. .. lnsan olmak oyuncu olmak demektir, insan olmak insan taklidi yaprnaknr, ozunde insan olunmadrgi halde b!r insan gibi davranmaktir, insanhgi papagan gibi tekrarlamaknr.. Insana maskesini crkarmasim ogiitlemiyorum (bu maskenin ardinda yuz yok), ondan istenebilecek §ey, durumundaki yapayhgm bilincine varmasi ve bunu itiraf etmesidir. Yapayliga mahkflrnsam ... Eger kendim olmama hi~ izin verilmediysc ..."
Gombrowicz

insarun kendisi olmamasmda biiyiik bir ve diiriistliik kulturumuz insanI~ kendi yazgisirn incelikli dis gostergelerle, yapmacik ve "sahte" gostergelerle diizenleme bicimini mahkum eder. Yapmacikhk. Gombrowicz'in dedigi gibi insanm kendi durumundaki yapayhguun bilincine tam olarak vardigi ve kendine bir tiir yapay ikiz yaratmak, ikizinin yapay golgesinin altma girmek, kendi ozunden yapay bir robot iiretmek, yani gostergelerin yardirru sayesinde kendini oteki olarak dissallastirmak anlamma gelen 0 ahsilmanus ruh halidir. Tiim robotlanrniz, yapay makinelerimiz ve tekniklerimiz aslmda biiyiik bir yapmacik degil mi? Andy Warhol, "Bir makine olmak istiyorum," dediginde zirvedeki zuppeligin fonniiliinii aciklar. Kendi tekil makinesini, birazcik daha fazla simiilasyon ve sunilik ile, makineler ve makineli nesneler sistemine ekleyerek makinelesmeyi bozar. Siradan rnakinenin nesne urettigi yerde Warhol, nesnenin uretilmis olmasi anlamma gelen gizli erekliligini iiretir. Asm-erekliligi icinde, nesnelik siirecinden cikan gizli anlamsizhk icinde makineyi yeniden iiretir. Digerlerinin ilave bir ruh aradiklan yerde 0 ilave bir rnakine arar; ilave bir anlam aradiklan yerde 0 ilave bir yapayhk arar. Giderek daha az kendi ve giderek daha yapmacik olarak, dtinyarun isiradan kesinliginin yeniden iiretilmesi yoluyla rnakinenin buyuculugune zarar verir. Giderek daha az arzu oznesi olarak, nesnenin hicligine daha da yakmlasir.

Insan olma taklidinde,

yapmacikhk vardir. Tum dogruluk

160

161

rUHAF CAZiBE OLARAK NESNE

olan giici.i ve egernenligi buradan kaynaklarnr. Uygarligm ~l~ . ona bir ayna uzatmak olacaktir: ama 0,. ~y~aya ke~dml gorunurde yansitir; gercekte ayna kendisidir, kendi yanilsamasiyla ilgilenir. . . .. o halde bilimin otekisi nerededir? Nesnesi mi? Bilim .muhatabiru vitirdi, "yabarnl" gibi 0 da diyaloga karsihk vermIy.~r. Oyle goruluyor ki bu iyi bir nesne degil, "Iark'Tihga ~aygi gos.termiyor, bilimsel yola getirme (akilci. ~esnelle§~:~me) g~risimlerinden gizlice kaciyor ve sira kendisine gel~lgmde, bl:, limsel yapl11l11 temellerini el altmdan Ylkarak,. anlasilmis olmanm intikarrurn ahyor. Nesne ile bilim oznesinin cehennerni si.irek aVI, izlenecek bir olay!
A

Sonuc olarak otekilik figiirleri tek bir seyde ozetlenir: Nesne. Geriye kalan tek §ey, nesnenin actmasizhgi, nesnenin irredantizmidir. Bilimin ufkunda bile nesne giderek daha ele avuca srgrnaz, boliinmez, boylelikle de ~oziimlemeye gelmez goziikmektedir; ebediyen degi§ken, tersine cevrilebilir, ironiktir ve manipiilasyonlarla alay eder goziikmektedir. Ozne, bilimin postulatlanmn fedasi pahasma nesneyi umutsuzca izlemeye ~ah§lr; ama nesne bilimsel aklm feda edilmesinin bile otesindedir. Cozulmez bir bilmecedir bu; ciinku nesne kendi degildir ve kendini tarnmaz. Chesterton 'un yabaruh gibidir: Onu anlarmyorsak, bunun nedeni, onun kendisini anlamamasi ile ayrudir. Boylece her anlayis karsismda engel olusturur. Kendine yabanci olmak; yabarnhn bizimkinin tamamen
162

Tuhaf cazibe olarak tek nesne kahyor geriye. Ozne tuhaf bir ca-, zibe degil artik. Hakkmda cok §ey biliniyor, kendin~ cok iyi biliyor. Heyecan verici olan §ey nesne; cunku 0,. bemm YOv~ol~§umun ufku. Kuram gercek icin ney~~ 0 0: Bir yansi degll,. bir meydan okuma ve tuhaf bir cazibe. Otekilik arayisnun potansiyel yoludur bu. . .. Yabancilasmarun otesine gecmenm iki yolu vardir: Ya =biktmcr ve giini.imi.izde pek umut vaat etmeyen- yabancIla§mam~ ve kendini yeniden ele gecirrne. Ya da diger kutu~; mutlak otek~,. mutlak egzotizm. Secenek, sanal olarak tam bir dismerkezlilikle tarumlanrms, "katsayih baska yer"dedir. Artik yabancII~~:nayl.a yetinilmiyor; otekinden daha oteki olana, kokten otekilige gitmek

?~

gerekiyor. . . V'" •••••• d Otekiligin ikili bicimi kesin bir degisimi, gorunus v~.. egi§imlerin kesin basathgim varsayar. Ben, yabancilasrrus dv~gIllm. Kesinlikle otekiyim. Bundan boyle arzunun yasasma degil, kuralin tiimden yapayhgma b?yun egiyoru.m. Kend~me ~~gii arzunun biitiin izini kaybettim. Insanhkdisi bir seye bogun e~l~orum yalruzca ve bu sey, icsellige degil; diinyamn goste~gelennl11 sadece nesnel ve keyfi kotuluklerine dahildir. Nasil ki felaketlerde kacirnlmaz olarak gosterilen sey, di.inyanm bize karst h~kii~ran umursamazhgiysa, bastan crkarmada kacirulmaz olarak g?ster~l~n sey de oteki~in bize karst hiiki.imran olan otekiligidir, Otekilik,
163

apacik ortada olan bir jest, bir yiiz, bir bicirn, bir sOzciik. kehanetli bir niya, bir akil belirtisi, bir nesne, bir kadin, bir ~ol bicirninde yasarmmiza baskin yapar. Bu oteki, ortaya ~llctlgmda, asla bilemeyecegimiz her seyi bir. denbire ele gecirir, Oteki; sirn rruzrn , bizde artik hakikat du. zeyinde olmayan her seyin yeri odur, Yani ne askta oldugu gibi benzesirn yerimiz ne yabancIla§mada oldugu gibi farklrhk yerimiz ne rnevcut halimizin ideal tipi ne de yoksunlugunu cek tigimiz seyin gizli ideaIidir; bizden kacan seyin buIundugu yerdir ve biz de otekinde kendimizden kacanz, Bu oteki, arzunun ya da yabancIla§manm degil; bas donmesinin, siIinmenin, ortaya cikmanm ve yok oImanm, deyim yerindeyse (ama bunu soyIememek gerekiyor) varligm panIdadlgi alandir. <;iinkii bastan ~Ikarmamn kurali tam olarak sirdrr, SIr da ternel kuralm srrridir, Bastan ~Ikarma, otekinin asIa arzunun sonu oImadlgml, sevdigine goz dikerken oznenin kendini aldattigmi, soyledigi sey: arnaclayan her onermenin aldandigiru bilir. SIr her zaman yapayligm srrndir, Her zaman disanyi ama~Iamak, otekini asIa diyalogun iirkiin~ yal11Isamasmda aramamak; ama onu, goIgesiymi~ gibi izlemek, cernber icine almak bir zorunluluktur. Asia kendi 01mamak, ama asIa yabancIia§ml§ da olmamak: Otekinin figiiriine; disandan gelmis 0 tuhaf bicirne, olaylarla ilgili surecleri oldugu kadar ozel varoluslan da diizenleyen 0 gizli figiire dl§andan dahil olmak.

Oteki, kendimi sonsuza dek yinelememi

engelleyendir.

«ok 164

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->