P. 1
erciyes

erciyes

|Views: 274|Likes:
Yayınlayan: rdaki

More info:

Published by: rdaki on Dec 10, 2011
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

12/10/2012

pdf

text

original

Sections

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi Erciyes İletişim (ISSN 1308-3198) Sahibi Prof. Dr. Hamza ÇAKIR Yazı İşleri Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa AKDAĞ Arş. Gör. Hülya ÖZTEKİN Yazı İşleri Ekibi Arş. Gör. Emel TANYERİ Okt. Ahmet ÖZTEKİN Prof. Dr. Hamza ÇAKIR Yayın Kurulu Doç. Dr. Metin IŞIK Danışma Kurulu Prof. Dr. A. Haluk YÜKSEL (Anadolu Ü.) Prof. Dr. Ahmet Bülent GÖKSEL (Ege Ü.) Prof. Dr. Alaeddin ASNA (Marmara Ü.) Prof. Dr. Ali Atıf BİR (Bahçeşehir Ü.) Prof. Dr. Asker KARTARI (Hacettepe Ü.) Prof. Dr. Aysel AZİZ (İstanbul Arel Ü.) Prof. Dr. Ersan İLAL (Beykent Ü.) Prof. Dr. Fahrettin KORKMAZ (Atatürk Ü.) Prof. Dr. Filiz B. PELTEKOĞLU (Marmara Ü.) Prof. Dr. Füsun ALVER (Kocaeli Ü.) Prof. Dr. H. İbrahim GÜRCAN (Anadolu Ü.) Prof. Dr. Haluk GERAY (Ankara Ü.) Prof. Dr. Haluk GÜRGEN (Bahçeşehir Ü.) Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER (Selçuk Ü.) Prof. Dr. Hülya YENGİN (Kocaeli Ü.) Prof. Dr. Jale SARMAŞIK (İstanbul Ticaret Ü.) Prof. Dr. M. Naci BOSTANCI (Gazi Ü.) Prof. Dr. Metin KAZANCI (Ankara Ü.) Prof. Dr. Murat ÖZGEN (İstanbul Ü.) Prof. Dr. Nurettin GÜZ (Gazi Ü.) Prof. Dr. Nurdoğan RİGEL (İstanbul Ü.) Prof. Dr. Özden CANKAYA (Galatasaray Ü.) Prof. Dr. Peyami ÇELİKCAN (Maltepe Ü.) Prof. Dr. Raşit KAYA (Ankara Ü.) Prof. Dr. Suat ANAR (Yeditepe Ü.) Prof. Dr. Suat GEZGİN (İstanbul Ü.) Prof. Dr. Süleyman İRVAN (Akdeniz Ü.) Prof. Dr. Şengül ÖZERKAN (Marmara Ü.) Prof. Dr. Uğur DEMİRAY (Anadolu Ü.) Prof. Dr. Uygur KOCABAŞOĞLU (İzmir Eko. Ü.) Prof. Dr. Ünsal OSKAY (Beykent Ü.) Prof. Dr. Yasemin İNCEOĞLU (Galatasaray Ü.) Doç. Dr. Ahmet KALENDER (Selçuk Ü.) Doç. Dr. Alev PARSA (Ege Ü.) Doç. Dr. Ayhan SELÇUK (Selçuk Ü.) Doç. Dr. Aytekin CAN (Selçuk Ü.) Doç. Dr. Bilal ARIK (Gazi Ü.) Doç. Dr. M. Ayla OKAY (İstanbul Ü.) Doç. Dr. Mete ÇAMDERELİ (Kocaeli Ü.) Doç. Dr. Mustafa ŞEKER (Selçuk Ü.) Yrd. Doç. Dr. Mustafa AKDAĞ Arş. Gör. Çilem Tuğba AKDAĞ

Yazışma Adresi Yrd. Doç. Dr. Mustafa AKDAĞ Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi 38039 Talas/KAYSERİ Tel: 0-352-4374937-(Dahili) 36105 Faks: 0-352-4375261 e-posta: akademia@erciyes.edu.tr 

akademia

Erciyes İletişim Ocak ve Temmuz aylarında yılda iki kez yayınlanan hakemli bir dergidir. Dergimizde yayınlanan yazıların her türlü sorumluluğu yazarına aittir. Yayınlanan yazıların telif hakkı dergiye aittir ve referans gösterilmeden aktarılamaz.

1

 

 

İÇİNDEKİLER

Künye 1 Yazı İşlerinden Merhaba 4 Türkiye’de Ordunun Siyasete Müdahale Geleneği ve Basın: 27 Nisan 2007 Muhtırasından Önce ve Sonra Hakan Temiztürk 6-26 Gazete Tasarımında Bilinmeyenler Çilem Tuğba Akdağ 28-40 Firmalarda Bütünleşik Pazarlama İletişimi Stratejilerinin Belirlenmesinde Tüketici Davranışlarının Önemi Ayhan Erdem 42-64 Bütünleşik Pazarlama İletişiminde Halkla İlişkilerin Rolü Üzerine Teorik ve Uygulamalı Bir Çalışma Ahmet Tarhan 66-81 Klasik Anlatı Sinemasında Öykü Kişisi, Yapısal Tasarım ve Örnek Çözümlemeler Mustafa Sözen 82-99 “Asmalı Konak” Dizisi ve Filmi Üzerine Anlatı Kuramı Açısından Bir Değerlendirme E.Gülbuğ Erol 100-114

 

 

akademia

2

Erciyes İletişim 2009 Ocak   Televizyonun Dili Üzerine Bir Çözümleme: Var Mısın Yok Musun Mert Gürer 116-134 Avrupa Birliği’nde Görsel İşitsel Politikaların Kültürel Temellerine Bir Bakış Sedat Özel 136-162 Tracing Dominant Discourses of Childhood In Children’s Visual Images: A Qualitative Appraisal of News Media and Education Arzu Arıkan 164-179 Uluslararası ve Ulusal Yasal Düzenlemeler Çerçevesinde İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi Sevil Yıldız 180-196 Popüler Kültür ve Moda Hüsamettin Akar 198-206 Terör ve Göç Sarmalında Doğu ve Güneydoğu B. Zakir Avşar 208-233 Akademia Yayım ve Yazım Kuralları 234 Akademia Telif Yazısı 244 akademia 3     .

Yapısal Tasarım ve Örnek Çözümlemeler” adlı makaleyle Mustafa Sözen. Bu destek bizi daha da isteklendirdi. “Bütünleşik Pazarlama İletişiminde Halkla İlişkilerin Rolü Üzerine Teorik ve Uygulamalı Bir Çalışma” isimli makalesiyle Ahmet Tarhan. nitelikli yazıların da yer aldığı akademik bir dergidir. halkla ilişkiler. “Avrupa Birliği’nde Görsel İşitsel Politikaların Kültürel Temellerine Bir Bakış” başlıklı makalesiyle Sedat Özel. “Popüler Kültür ve Moda” adlı çalışmasıyla Hüsamettin Akar ve son olarak “Terör ve Göç Sarmalında Doğu ve Güneydoğu” başlıklı makalesiyle Zakir Avşar dergimizin ilk sayısına katkıda bulunan yazarlar. televizyon ve sinema alanlarının yanı sıra diğer alanlardan çalışmaların da ele alındığı dergimizin ilk sayısında 12 makale yer almaktadır. Ayrıca danışma kurulunda yer almayan ama uzmanlık alanlarıyla ilgili hakemlik yapmayı kabul eden tüm öğretim üyelerine de özverilerinden dolayı teşekkür ediyoruz.     akademia Değerli araştırmacılara da çalışmalarını bizlerle paylaştıkları için teşekkür eder. “Klasik Anlatı Sinemasında Öykü Kişisi. “Sinemada Öykü Kişisi. Erciyes İletişim Dergisi “akademia” ile karşınızdayız. Ama istenirse ve destek alınırsa başarılamayan hiçbir iş olamaz şeklinde kendimizi motive ettik. “Uluslararası ve Ulusal Yasal Düzenlemeler Çerçevesinde İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi” isimli çalışmayla Sevil Yıldız. Dergimizin son sayfalarında yer alan yayın ilkeleri ve yazım kuralları bu alana katkı sağlayacak nitelikte hazırlanmıştır. diğer sosyal bilimler alanlarındaki her türlü inceleme. Bir akademik dergi çıkarmak düşüncesiyle yola çıktığımızda birçok engelle karşılaşacağımızın bilincindeydik. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi akademik yayın organı olan Erciyes İletişim Dergisi “akademia” iletişim bilimleri başta olmak üzere. Dergimiz daha yayın hayatına başlarken TÜBİTAK ULAKBİM kriterlerini göz önüne alarak çalışmalarını yönlendirmiştir. düşünce. önlerinde birçok iş olmasına rağmen bizlere danışma kurulu olarak destek veren ve her türlü sıkıntımıza katlanan değerli hocalarımıza gösterdikleri hoşgörü dolayısıyla çok teşekkür ederiz. “Tracing Dominant Discourses of Childhood in Children’s Visual Images: a Qualitative Appraisal of News Media and Education (Egemen Çocukluk Söylemlerinin Görsel İmgelerde Yansımaları: Haber Medyası Ve Eğitime Yönelik Nitel Bir Değerlendirme)” adlı makalesiyle Arzu Arıkan. Ülkemizin seçkin üniversitelerinden.Yazı İşlerinden Merhaba. Gazetecilik. “Gazete Tasarımında Bilinmeyenler” başlıklı makaleyle Çilem Tuğba Akdağ. “Türkiye’de Ordunun Siyasete Müdahale Geleneği ve Basının Tavrı: 27 Nisan 2007 Muhtırası Bağlamında Bir Değerlendirme” başlıklı çalışmayla Hakan Temiztürk. Gerçekten gördük ki hem makale konusunda hem de çalışmaların değerlendirilmesi konusunda hep yanımızdaydınız. uygulamaya dayalı araştırma vb. “Televizyonun Dili Üzerine Bir Çözümleme: Var Mısın Yok Musun” adlı çalışmasıyla Mert Gürer. Fakülte bünyesinde birçok uygulama alanı bulunmasına rağmen akademik anlamda eksiklik olarak görülen bilimsel alana katkı sağlamayı ve fakültemizin adını duyurmayı hedeflemektedir. radyo. “Firmalarda Bütünleşik Pazarlama İletişimi Stratejilerinin Belirlenmesinde Tüketici Davranışlarının Önemi” isimli çalışmayla Ayhan Erdem. reklamcılık. bir sonraki sayıda görüşmek üzere sevgi ve saygılarımızı sunarız… 4 . Büyük bir özveriyle ortaya konan bu dergi çalışması. Yapısal Tasarım ve Örnek Çözümlemeler” isimli makalesiyle Gülbuğ Erol.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 5     .

1980 ve 1997’de askeri müdahaleler sebebiyle kesintilere uğramıştır. the armed forces’ relationship with media has changed. 1980 and 1997. Doç. Turkish pres changed these attitudes and started to bring harsh criticisms to armed forces’ interference to the politics and their responsibilities in terrorist attacks. bu tavrını terk ederek silahlı kuvvetlerin siyasete müdahalesine ve terör saldırılarındaki sorumluluğuna sert eleştiriler yöneltmeye başlamıştır. ülkeyi kuran güç olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetiminde başından beri önemli rol oynamıştır. The interest of soldiers in the governance of the country has started to a new term in 1960 by a direct intervention. askerlerin siyasetle ilişkisini koparmak için birtakım tedbirler almış olmasına rağmen yeterince başarılı olunduğunu kabul etmek zordur. siyasî iktidar Abstract As the power that founded the country.. Türkiye’nin kısa demokrasi tarihi. 2007 ve 2008’de artan siyasi gerilim ve tırmanan terör olaylarının ardından Türk basını. after the introduction to the multi party political period. The attitude of Turkish mainstream press before and after intervention was quite much noticable. Dr. yayınlarıyla darbe öncesinde askerleri kışkırtmaktan çekinmeyen Türk basını darbe gerçekleştikten sonra demokratik yaşama müdahaleyi eleştirmekten özenle kaçınmış.TÜRKİYE’DE ORDUNUN SİYASETE MÜDAHALE GELENEĞİ VE BASIN: 27 NİSAN 2007 MUHTIRASINDAN ÖNCE VE SONRA Hakan Temiztürk* Özet Ordu. darbe. hatta askerlerin yönetimde bulundukları dönemde darbeleri meşrulaştırıcı yayınlar yapmıştır. 1960’ta fiili bir müdahaleyle yeni bir biçim almıştır. In terms of the criticisms by mainstream press organs some of which are led by Taraf newspaper. After the political tension and deteriorating terrorism in 2007 and 2008. Bu müdahalelerin öncesinde ve sonrasında basının tavrı çok dikkat çekicidir. Key words: Army. It is hard to accept that Mustafa Kemal was successful to end the relationship of soldiers with politics although he took some precautions. coup. political power                                                              * Yrd. Türk Silahlı Kuvvetlerinin medya ile ilişkileri farklı bir boyut kazanmıştır. quietly avoided to criticize the interference to the democratic life and even made publications which were clarifiying the strokes in the period managed by soldiers. The short democracy history of Turkey was interrupted due to the military interventions in 1971. Taraf gazetesinin başını çektiği birtakım medya organlarının eleştirileri üzerine. Turkish mainstream press. which never avoided to tempt its soldiers in pre-stroke. Anahtar kelimeler: Ordu/asker. Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal’in. çok partili siyasi hayata geçilmesinden sonra. 1971. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi     akademia 6 . Askerlerin ülke yönetiminde söz sahibi olma arzuları. ana-akım basın. mainstream press. army has played an important role in the governance of Turkish Republic since the early years of it.

Ordunun “siyasetin içinde/dışında” olduğuna ilişkin tartışmalar cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yapılmıştır. hem tirajı. Türk basını denilince de “ana-akım”ı oluşturan bu yayın organları kastedilmiş olmaktadır. dergi. Sabah. Türkiye’de Ordu-Siyaset İlişkisi Ordunun ne dediği. hep üstte yer almıştır. radyo ve televizyonlar.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Türkiye’de “ana-akım basın”ın1 habercilik anlayışı. Bu bağlamda konu hakkındaki literatürden yararlanılmış. 2004. sessiz yığınların. yolsuzlukların ve dolayısıyla krizin sorumlusu iktidar çevrelerinin sözcülüğüne soyunarak siyasî ve ekonomik muhalefete yüklenmiştir. güçlü sermaye yapısı. Milliyet. Genelkurmay Başkanlığı kaynaklı bildiri ve haberlerin yoğunluk kazandığı 2007 ve 2008’de – “marjinal” diye nitelenen (Özkök. “Marjinal basın”dan Taraf gazetesinin dik duruşu. 401). aslında. hem de etkinliği bakımından “ana-akım”ı oluşturan gazete. ne bir eleştiri vardır silahlı kuvvetlere. Çalışmanın amacı. Vatan…) yayın politikaları. Ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde alternatif proje sahibi siyasî partilere söz hakkı tanımak yerine kötü yönetimin. Bunlar (Hürriyet. diğerlerinden yüksek tirajı ve gündem yaratma gücü/etkisi sebebiyle kendilerini “merkez”de konumlandıran basın organlarıdır. Türk basını. Mustafa Kemal’in 1923 Aralığında çıkarılan yasalarla muhalif kanadı saf dışı bırakma amacının aynı zamanda ordu-siyaset                                                              akademia 7     . O. Söz konusu “güçlü” bazen ekonomik odaklar ya da sermaye sahipleri. çoğunlukla objektiflerini “karargâh”a çevirmiştir. ancak siyasetle/siyasî iktidarla ordu arasında yaşanan (Türkiye’de hiç eksik olmayan bir durumdur bu) gerilimlerde basının sivil siyasetten yana tavır koyduğu görülmüş şey değildir (Bunun “Ana-akım basın”la kastedilen. Akşam. ne de sivil siyasetten bahis… Bu makalede artık bir gelenek halini almış gibi görünen ordunun siyasete müdahalesi ve basının tavrı konu edilmiştir. “güçlü”den yana olmayı. işçilerin/işsizlerin sesi olma görevini ihmal etmiştir. her zaman son sözü. Ordu 1960’tan itibaren dışında olduğu söylenen siyasetin içine girmiştir. bazen “silahlı kuvvetler” ve kimi zaman da siyasî iktidar olmuştur. Türk siyasî hayatında önemli siyasî kararların öncesinde (özellikle 1960 sonrasında) hep merak edilmiştir. kriz dönemlerinde daha belirgin olmak üzere. Türk basını siyasî krizlerin yaşandığı ortamlarda çözümü sivil siyasetin dışında aramış. Türk basınının söz konusu “ihmalkârlığı” en çok siyaset-ordu gerilimlerinde sergilediği tavırda kendisini belli etmektedir. çoğu zaman gücün/güçlünün yanında yer alıp muhalif/aykırı sesleri bastırmakta bir beis görmemektedir. siyasetin uzağında veya siyasetle ilgisiz olduğu anlamında bir dışındalık değildir. Kriz dönemlerinde Türk basını muhalefetin. diğer yayınların incelenmesinde kıstas olarak kullanılmıştır. aksine. yıllardır ordu/asker eksenli tartışmalarda “esas duruş”a geçtiği gözlenen “ana-akım” basının. “ana-akım” basının yayınları titiz bir incelemeye tabi tutulmuş ve “ana-akım” basında çıkan haber ve yorumlar söylem analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. çarpık ve antidemokrat bir çizgi izlemiştir uzun süredir: “Merkez”in uzağında kendisini konumlandıranlar dışında hem sermaye yapısı. 2008. siyasetin üstünde anlamını ifade edecek tarzda bir dışında oluştur bu. yukarıda belirtildiği üzere. Dolayısıyla. Gerilimin darbeye dönüştüğü dönemlerde ise tam bir teslimiyet söz konusudur. bazen de ilk ve kesin sözü söylemek üzere tetikte beklemiştir (Ertunç. böylelikle olası risklerden kendini kurtarmıştır. hedef kitleleri ve tirajları ile “Türk basını”nda “anaakım”ı oluşturmaktadır. Ancak bu döneme kadar ordunun siyasetin dışındaki konumu. 25) basın organları gibi. 1 istisnası çok azdır ve sivil siyasetin tarafında duranların taraftarlığı çok çekingen bir taraftarlıktan ibarettir).bu tavrını terk etmeye başladığının işaretlerini verdiğine dikkat çekmektir. 1. onun. gücü elinde bulunduranları desteklemeyi seçmiştir.

milliyetçiliğin yüceltilmesi. Mustafa Kemal. 49). Cumhuriyet döneminde kurulan ve çok partili siyasal yaşama geçiş yolunda ikinci deneme olan Serbest Cumhuriyet Fırkası da (Kuruluşu: 12 Ağustos 1930. Askerlerin/ordunun “politika yapma”sı ya da siyasete karışması “milli güvenlik” kapsamında gerçekleşmektedir. Öyle midir? Bence. 1993. “Atatürk devrinde ordu politika dışı kalmış derler. 1994. olağanüstü yönetim usullerinin olağanlaştırılması. Brezilya’daki Milli Güvenlik Doktrini’nden kaynaklanmaktadır. kapanışı: 5 Haziran 1925) önde gelen kurucuları Kazım Karabekir. Rauf Orbay. 404-405). Sıkıyönetimler. polis yetkilerinin artırılarak toplumsal ve ideolojik denetim altına alınması. bu kavram ve kurulun tarihi cumhuriyetin ilanının öncesine kadar gitmektedir (Balcı. her ne kadar 1961 Anayasası ile yasal düzenlemeye kavuşturulmuş ise de. buna rağmen siyasetle uğraşmak isteyenler içinse “üniformalarını çıkarmaları”nı önerdiğini biliyoruz. yeni devletin kurulmasında ve cumhuriyetin ilanında önemli görevler üstlenmiş bulunan bazı yüksek rütbeli askerlerin kışlalarına döndükleri ve aktif siyaseti düşünmedikleri görülmektedir. kapanışı: 17 Kasım 1930) Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşlarından Ali Fethi Bey tarafından kurulmuştur. Görüldüğü gibi. aktif siyasete giren askerler hem kısa ömürlü iki muhalefet partisinde hem de uzun yıllar Cumhuriyet Halk Fırkası içinde elleriyle kurdukları yeni   cumhuriyetin gelişip güçlenmesi yolunda faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. 104). böyle düşünenler sadece kendilerini aldatmış olurlar. “Başkumandan başkanlığında. Söz konusu doktrinin politik alana müdahalesi şu biçimlerde görülmektedir: “Kültür ve ideolojilerin askerîleştirilmesi. Nitekim siyasetle uğraşmaları yasalarla engellendiği için Kurtuluş mücadelesinin içerisinde yer almış. Başkomutana karşı sorumlu olan ve bir “savaş kabinesi” şeklinde çalışması tasarlanan Harp Encümeni’nin. 160) Türkiye’de milli güvenlik kavramı ve bunun uygulayıcısı/sorumlusu olarak oluşturulan Milli Güvenlik Kurulu (MGK). 1. Genelkurmay Başkanı ve Muvazene-i Maliye encümenleri reislerinden teşekkül edeceği”ni arz etmiştir (Özdemir. Meclis-i Ali (TBMM) adına hareket edebilen. Ordunun Siyasete Müdahalesi: Darbeler. Kurtuluş Savaşı’nın ve ertesinde temelleri atılan yeni Cumhuriyet’in diğer asker kadrolarının siyasete ilgisiz kaldıklarını söylemek çok doğru olmayacaktır. ancak Meclise değil. Ancak. yargı güvenceleri ve kamu özgürlükleri alanının daraltılması.ilişkisini koparmaya da yarayacağı hesaplanmıştır (Ertunç. (Tanör. Meclis ikinci başkanı ve Maliye ve Milli Savunma bakanları ile. 2000. 7-9). 16 Ocak 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderdiği bir tezkere ile.” diyerek bu hesabın yanlış olduğunu vurgulamakta ve ordunun “zaten politik bir kurum” olarak her zaman ve her eylemiyle politika yapmakta olduğuna dikkat çekmektedir (1967. Harp Encümeni modeli. “milli güvenlik” kavramı ise Anayasa hukukçusu Bülent Tanör’ün tespitlerine göre.1. sosyal liberalizmden uzaklaşma. Muhtıralar Mustafa Kemal’in cumhuriyetin ilanından sonra askerlerin siyasetle uğraşmasını önlemek için birtakım yasalar çıkardığını. Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele milli mücadelede Mustafa Kemal’in en yakın silah arkadaşlarıdır. Mustafa Kemal’in yakın çevresinden birtakım askerlerin ise siyaset için çok sevdikleri askerlik mesleğini bıraktıkları ve Cumhuriyet’in ilk döneminin önemli siyasal figürleri oldukları da bilinmektedir: Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın (Kuruluşu: 17 Kasım 1924. 2004. Askerlik mesleğini sürdürenlerin üniformalarıyla birlikte her zaman “politika yapmakta” olduklarını belirten Tepedelenlioğlu’nun yukarıda alıntılanan görüşlerini destekleyen başka veriler de bulunmaktadır. kitlelerin siyaset dışı tutulması. Türkiye’de milli savunma hizmetlerinin koordinasyonunu hükümet dışı organlara   akademia 8 . Ancak Tepedelenlioğlu.

Cumhurbaşkanının da dilediğinde başkanlık yapacağı “hükümetten ayrı bir kabine”dir. Ülke/rejim/devlet kendi ellerinden çıkmış ve cumhuriyet seçkinlerinin her dönem küçümsediği “çarıklılar”ın eline geçmiştir. İşlevleri dikkate alındığında. Demokrat Parti de 29 Eylül 1960’ta kapatılmıştır. Hasan Polatkan. Genelkurmay’ın vesayetinde bir hükümet modeli olarak da değerlendirilmektedir (Balcı. 1961 Anayasası ile oluşturulan MGK. 2000. başlangıçta üyelerinin çoğunluğunun sivil olmasına rağmen daha sonraki yıllarda bu tablonun tersine dönmesi ve kararlarının “hükümete tavsiye”den öte anlamlar taşıması sebebiyle                                                              2 Yüksek Adalet Divanı’nca yargılananlardan 15 kişi idama. genelkurmay başkanı ve başbakanın teklifiyle Bakanlar Kurulu’nun seçeceği bakanlardan oluşan MSYK. Yüksek Müdafaa Meclisi’dir (YMM). Meclis tarafından seçilen kişilerden oluşmakla birlikte Meclis’e talimat gönderebilen bir “savaş kabinesi”dir (Özdemir. MBK’nin onayıyla Adnan Menderes. Hasan Polatkan) idam edilirken çok sayıda DP’li tartışmalı yargılamaların ardından ağır cezalara çarptırılmıştır. ekonominin kötüleşmeye başlaması ve CHP’nin yıpratıcı muhalefetiyle birleşince 27 Mayıs 1960’ta fiili müdahaleye dönüşmüştür. 52-53). 418 kişi değişik hapis cezalarına çarptırılmıştır. kurdukları ülkeyi/rejimi “koruyup kollama”yı görev bilen asker kökenli politikacılar ile muvazzaf askerler için “zor” bir dönem olmuştur. YMM Bakanlar Kurulu’nun 24 Nisan 1933 tarih ve 14443 sayılı kararnamesi ile kurulmuş olup Bakanlar Kurulu’na genelkurmay başkanının katılmasıyla başbakanın başkanlığında toplanan bir nevi “genişletilmiş bakanlar kurulu”dur. hem de 1990’ların güçlü/etkili MGK’ndan farklıdır. 31 kişi ömür boyu hapse. Kurul işlevi bakımından bugünkü MGK’nun ilk örneği olarak kabul edilmektedir: Bu Genelkurmaylı hükümet. “Devlet işlerinin en başında gelen Milli Savunma görevlerini yerine getirmek” için kurulmuştur. Bu tarihten sonra Milli Birlik Komitesi (MBK) ülkenin yönetimini üstlenmiş. var olan sivil iktidardan ayrı bir kurul olduğu düşünüldüğünde. 27 yıllık tek parti (CHP) iktidarının sona ermesi   ve Demokrat Parti’nin (DP) iktidarı devralmasıyla sonuçlanmıştır. çok partili hayata geçilmesi vs) sivil siyasetin görev alanına daha az müdahaleci görünmektedir: Başbakanın başkanlığında milli savunma bakanı. Fatin Rüştü Zorlu. teşkilat yapısı ve işleyiş tarzı bakımından. 9   akademia . 1993. 2000.2 27 Mayıs askerin/ordunun o tarihe kadar siyasete yaptığı en sert müdahale olarak kalmamış. Celal Bayar ve Refik Koraltan ile 11 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrilmiştir. Genelkurmay’ın sivil iktidarların görev alanlarına müdahalesini bir adım daha ileri götüren model. hem YMM. Ordunun içerisinde birtakım gruplar hazmedilmemesi gerektiğini düşündükleri bu durum karşısında daha 1950’lerin başlarından itibaren harekete geçmişlerdir. hem yukarıda anılan kurullar hem de CHP ile politikaya müdahale etmeyi. bunu kabullenmek kolay olmamıştır. 53-55). ancak. DP’li yıllar. Adnan Menderes’inki ise 17 Eylül 1961’de İmralı Adası’nda infaz edilmiştir. 14 Mayıs 1950’de yapılan seçim. ekonominin liberalleşmesi. Grupların “koruyup kollama” hassasiyetleri 1950’lerin ikinci yarısında DP’nin birtakım baskıcı eylemleri. MSYK görevlerini ifa edememiş. tek bir asker üyesinin bulunması ve bu üyenin de böyle bir kurulda bulunmakta isteksiz davranması gibi sebeplerle. 106). Genelkurmaylı hükümet modelinden değil.Erciyes İletişim 2009 Ocak   bırakma eğiliminin başlangıcıdır. oluşturduğu kurumlarla o tarihten sonraki dönemde derin izler bırakacak değişiklikleri de gerçekleştirmiştir. DP daha sonra 1954 ve 1957’de yapılan seçimlerin de galibi olarak 1960’taki askeri müdahaleye kadar on yıl iktidarda kalmıştır. Bu sebepledir ki. 3 Haziran 1949 tarih ve 5399 sayılı kanunla kurulan Milli Savunma Yüksek Kurulu (MSYK). kurulduğu dönemin şartları gereği (batı dünyasında gözlenen demokratikleşmenin etkisi. sabık yönetimin üç önemli ismi (Adnan Menderes. milli güvenliğin ihtilalcilere teslimine engel olamamıştır (Balcı. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın cezaları 16 Eylül 1961. Fatin Rüştü Zorlu idam edilmiş.

63): “Memleketin milli güvenliği ile ilgili bütün bakanlar. 75). Cumhurbaşkanını ve kurulun asker üyelerini. Cumhuriyeti tekrar dejenere etmelerini önlemek. asker kanadının çoğunluğu elinde bulundurduğu 2000’lere kadar. Atatürk’ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup. ülkenin milli güvenliğini ilgilendiren konularda görüşlerini bildirmekle görevli ve sorumlu kılmak” olarak belirtilmişse de MBK’nin önemli bir üyesinin şu sözleri 27 Mayıs hareketinin askerlerin iddia ettiği gibi demokrasiyi koruma amaçlı olmadığının ve Kurulun siyasete müdahale için bir araç olarak kullanılacağının kanıtı olarak yorumlanmaktadır (Kayalı.” MGK’nun görevi ilk kez yer bulduğu 1961 Anayasasında olduğu gibi. zaman zaman çok sert bildiriler yayınlamış ve bazı bildirilerinde bizzat siyasî iktidarı hedef almıştır. “1960 ihtilaliyle kurulmuş ikinci cumhuriyet” (Özdemir. 70-71). dil ve içerik sebebiyle hükümetler üzerinde sürekli baskı aracı olarak kendini konumlandırmıştır. sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş. Kurulun bildirilerinin yeterince sert/etkili olmadığının düşünüldüğü dönemlerde (yan unsurların ve farklı “gerekçe”lerin de zorlamasıyla) silahlı kuvvetler içinde çeşitli gruplar darbe teşebbüsünde bulunmuş. 1961 Anayasası ile kurulan MGK’nun kuruluş gerekçesi “siyasi partilerin. MGK. memleketin milli güvenlik hakkındaki karar yetkisini elinde tutan bütün generaller buna dâhildir. Son yıllara kadar ayda bir toplanarak “gündemdeki iç ve dış gelişmeleri değerlendiren” MGK.görüş birliğine varmak mümkün olmamıştır (Balcı. Seçimin ardından İsmet İnönü başkanlığında CHP-AP koalisyonu kurulmuştur.00 Haberlerinde şu şekilde duyurulmuştur: Parlamento ve hükümet.Türk siyasetinin en önemli kurumlarından birisi haline gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür. 1982 Anayasasında da “Devletin milli güvenlik ile ilgili siyasetenin tayini. 1993. Şu halde siyasi iktidar tek başına değildir. Kasım 1960’ta kurulan “Silahlı Kuvvetler Birliği” (SKB) bunlardan biridir. 1970’lerin sonlarına doğru terörün tırmanışına ek   10   akademia . tespiti ve uygulaması ile ilgili kararların alınması ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirmek” şeklinde ifade edilmesine ve                                                              “bildirme”nin hükümet için “tavsiye” niteliğinde olacağının belirtilmesine rağmen. kardeş kavgası. SKB 15 Ekim 1961’de yapılan seçimin sonucunu beğenmeyince (11 Şubat 1961’de Demokrat Parti’nin devamı olarak kurulan Ragıp Gümüşpala liderliğindeki Adalet Partisi (AP) bu seçimde %34. Askerlerin kendi ifadesiyle.) “iktidarı milletin hakiki ve ehliyetli mümessillerine tevdi etmeyi” kararlaştırmış ve “21 Ekim protokolü” ile de seçimler sonucunda kurulacak parlamentonun. 2000. 1993.74 oy ve 173 milletvekili kazanmıştır. 1994. Askerlerin tek başına iktidar olmasını bekledikleri/istedikleri İsmet İnönü başkanlığındaki Cumhuriyet Halk Partisi ise %36. kararlarındaki/tavsiyelerindeki üslup.79 oy ve 450 kişilik mecliste 158 milletvekili kazanmıştır. “bildirme/tavsiye” konusunda sivil iktidarlar ile Genelkurmay arasında –özellikle “kriz” dönemlerinde. 121) döneminde ordu içindeki gruplaşmaların artması ve birden çok “birlik” oluşturulmasıyla3 siyaset üzerindeki asker gölgesi çok koyu ve uzun süreli olmuştur. Cumhuriyet tarihinde emir-komuta zinciri içerisinde yapılmış ilk askeri darbe olan 12 Mart muhtırasının gerekçesi TRT’nin 13. süregelen tutum. görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi. 1960 ihtilali ile kurulmuş 2. ilk toplantısından önce dağıtılmasını ve siyasal partilerin kapatılmasını öngörmüştür (Öztürk. 1960’larda bu türden girişimler bazen kanlı bir şekilde bastırılmıştır. 3 Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 12 Mart’tan sonra da MGK vasıtasıyla ve 1970’lerde artan terör olayları sebebiyle sık sık ilan edilen sıkıyönetim uygulamalarıyla siyasete müdahale etmiştir. 12 Mart 1971’den önce (9 Mart 1971) ordudaki bir grup askerin darbe teşebbüsü son anda fark edilerek önlenmiş ve üç gün sonra Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve Kuvvet komutanlarının imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a verilen muhtıra ile hükümet istifaya zorlanmıştır.

dönemin muhalefet partisi CHP’nin genel başkanı Deniz Baykal’ın sözüyle. 23 ). grup. 2000. yükselen tehdit (“irtica”) karşısında uyanık olunması gerektiği vurgulanmıştır. Siyasi yasakların yanı sıra Anayasa ve yasalardaki birtakım kısıtlamalar sivil siyasetin sınırlarını iyice daraltmıştır. Bu dönemde TSK da günlük siyasetin adeta bir parçası olmuştur. Topluma sürekli korkular salınmış. 11 Ocak 1997’de Genelkurmay Başkanlığı. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan RP ile ikinci parti olan DYP arasında 54. Bir hesaplamaya göre. örgüt ve kurum tarafından izlemeye alınmış. TSK’nın MGK’nun aylık toplantılarında sivil üyelere yapılan sert uyarılar. Dönemin koalisyon hükümetleri her üç sorunla da başa çıkamayınca 12 Eylül 1980’de ordu bir kere daha yönetime el koymuştur. kamuoyu “Refahlı bakanlar”ın sözlerine karşılık Genelkurmay’dan “adı açıklanmayan üst düzey bir askeri yetkili”nin verdiği cevaplarla sürekli “bilgilendirilmiştir”. “Refahyol hükümetinin kurulmasının ardından TSK. ekonomik ve siyasî karar ve eylemleriyle döneme damgasını vuran Turgut Özal sayesinde askerlerin müdahalesinin sınırlı kalmasıyla 1990’ların ortalarına kadar bir daha kesintiye uğramadan gelmiştir. Bir yıllık (Haziran 1996-Haziran 1997) iktidarı süresince. üslup ve diline de yansıtılmıştır. TSK’nın kamuoyu baskısı yaratan eylemleri olarak değerlendirilmelidir. Tansu Çiller) kişisel kavgaları hem de RP’nin güven oylamasının geçersiz olduğuna ilişkin başvurusunun Anayasa Mahkemesi tarafından haklı bulunması sebebiyle kısa sürede dağılmıştır. seçim kampanyası sırasındaki söylem ve vaatlerinin de etkisi ve diğer bazı nedenlerle diğer partiler tarafından istenmediği için Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın hükümet kurma çabaları sonuçsuz kalmıştır. 1989. 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan genel seçimden Doğru Yol Partisi (DYP) ve Anavatan Partisi’nin (ANAP) önünde birinci parti olarak çıkan Refah Partisi (RP). 12 Eylül’den sonra ilk seçimler yaklaşık üç yıl sonra yapılmıştır. Özal’ın ikinci kez başbakanlığı üstlendiği 1987 seçimi öncesinde ordunun siyasete müdahale yollarından biri sayılan sıkıyönetim de son bulmuştur. hem silahlı kuvvetler tarafından. her türlü görevi yapacak azim ve kararlılığa sahiptir” vurgusuyla verilen mesaj.” (Balcı. Bölgesel olağanüstü hal uygulamalarının dahil edilmediği bu hesaplamaya göre. 109) Susurluk olayının ardından başlatılan “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemine subay lojmanlarından yoğun katılımın olması. Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi 12 Eylül döneminin en önemli karar mercii olmuştur. O ana kadar üç kez kesintiye uğramış olan demokratik yaşam. 1990’lı yıllarda yapılan seçimlerde hiçbir parti tek başına hükümet kuracak yeterli çoğunluğa ulaşamadığı için bu dönem koalisyonlarla geçmiştir. hem de iyice militer bir yapıya bürünen sivil toplum örgütleri tarafından… TSK’nın politik alana müdahalesi.Erciyes İletişim 2009 Ocak   olarak cumhurbaşkanı seçiminde yaşan kriz ve ekonominin giderek kötüleşmesi yüzünden çeşitli uyarılarda bulunulmuştur. bildirilerin içerik. Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923’ten son sıkıyönetimin süresini doldurduğu 19 Temmuz 1987 tarihine kadar geçen 63 yıl 8 ay 20 günlük dönemin 25 yıl 9 ay 18 günü sıkıyönetimle geçmiştir. koalisyonun RP kanadının söylem ve eylemleri gerekçe gösterilerek Refahyol hükümeti etkili birçok kişi. anılan dönemin yüzde 40’lık bölümü ordunun “kontrolü” altında yaşanmıştır (Üskül. Ramazan Bayramı mesajında bile “Silahlı kuvvetlerimiz. hiç olmadığı kadar sertçe eleştirilmiş ve legal ya da illegal metotlarla yıpratılmıştır. hükümet (Refahyol) kurulmuştur. kamuoyu baskısı yaratan bir kurum gibi çalışarak bu oluşuma katkı yapmıştır. o kadar ileri boyutlara varmıştır ki. ancak askeri kadronun vesayeti uzun yıllar ortadan kalkmamıştır. 11   akademia . Anayol adıyla   kurulan ANAP-DYP koalisyonu ise hem iki parti liderinin (Mesut Yılmaz.

RP’nin iktidara gelmesiyle beliren tehlikelere dikkat çekilmiştir. ortamın iyice gerilmesine ve tüm kesimlerin Refahyol hükümeti karşısında konumlanmasına yol açmıştır. askerlerin. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde “Bölücü ve irticai faaliyetleri. “akredite medya”ya ve sivil toplum örgütlerine “irtica tehdidi” ile ilgili brifingler vermesi. kimi zaman da “rahatsız” küçük grupların aşağıdan yukarıya doğru zorlamasıyla değişik tiplerde dört kez siyasal sistemi derinden sarsan müdahalede bulunmuştur. Türkiye’yi sivillerin idare etmediğini bir kere daha ve üstelik son derece açık ve net biçimde anladık. Bu müdahalelerin ortak gerekçeleri şunlar olmuştur: a. (Sertoğlu. başta Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya olmak üzere asker üyelerin Başbakan Necmettin Erbakan ve diğer sivil üyeleri sorgular tarzdaki konuşmalarının/sunumlarının ardından alınan kararlar dolayısıyla literatüre “postmodern darbe” olarak geçecek ve ordunun/askerin siyasete müdahalesinin en ileri boyutunu oluşturacaktır. Sivil otoritenin tıkanıp ülke sorunlarına çözüm üretemiyor gibi görünmesi ve ülkede bazı sorunların yoğun olarak yaşanmaya başlaması. “postmodern darbe” sayılmıştır. 2000. 144-145) büyük bir değişim gerçekleştirmiştir. sıralamadaki bu değişikliği “gizli anayasa” olarak da nitelenen Milli Askeri Strateji Konsept’ine geçirerek (Balcı.tarihinde ilk kez. güçlü aktörleri ve hukukî olup olmadığı konusunda çokça tartışmaların yapıldığı uygulamaları ile Refahyol hükümetini istifaya zorlamıştır. Genelkurmay’ın siyasî hayatın önemli “karargâh”larından biri olarak faaliyetlerini yoğunlaştırdığı Şubat 1997’de üst düzey bürokrasiye. Gece yarısına kadar devam eden 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısı ise. ancak öncesi ve sonrası. “Atatürk ilkeleri ve laikliğe saygılı olmayanlarla uyum içinde olması düşünülemez”di (Balcı. gerek açık gerek satır aralarından anladığımız kadarı ile. “28 Şubat süreci”nin başlangıç tarihi olarak belirlenen bu brifingden bir süre sonra MGK. “Bölücü terör”ü uzun yıllar tehdit listesinin ilk sırasında tutan MGK. şunu hemen eklemek isterim. böylece TSK. hâkim ve savcılara. Yasallığı konusunda şüpheler bulunan Batı Çalışma Grubu’nun hazırladığı rapordan hareketle. Oysa Genelkurmay Genel Sekreterliği’nin sık sık yaptığı açıklamalardan birinde dile getirdiği gibi. Darbe silahsız yapılmıştır. Daha ne yapsınlar? Bir tek çıkıp Başbakanlığa oturmadıkları kalmış durumda. anılan MGK toplantısında alınan kararların uygulanmasının izlenmesi amacıyla oluşturulan yeni birimleri. 1997) “Başbakanlığa oturmadan” yapılmış bir askerî müdahale olmasından ötürü 28 Şubat. 1. silahını kullanmaya gerek görmeden bir darbe daha yapmıştır. Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’dan görevi devralan Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “bin yıl süreceği”ni söylediği 28 Şubat Süreci. 12   akademia . sakın Türkiye’yi sivillerin idare ettiğini sanmayın… Dün duyduklarımızdan sonra.2.   Brifinglerden sonra sivil iktidara karşı iyice bilenen sivil toplum örgütleri ve medya temsilcileri Erbakan ve arkadaşlarının dize getirilişinden ve yönetimin artık tamamen askerlerin kontrolüne geçtiğinden bahsetmektedir: Dün dinlediklerimden sonra. TSK’nın medyaya yansıyan olumsuz/uyarı mesajlarına karşılık Başbakan Erbakan’ın tavrı hep “Askerle uyum içerisindeyiz. taraftarları ve mağdur ettikleriyle büyük tartışmalara ve köklü değişimlere sebep olmuştur. eşit ve birinci derecede öncelikli” kabul ederek. “Siyasal İslam’ın Türkiye için tehdit unsuru olmaya devam ettiğini” duyurmuştur. 2000. Siyasete Müdahalenin Değişen Yüzü TSK kimi zaman emir-komuta zinciri içerisinde. cumhurbaşkanını (Süleyman Demirel) davet ederek kendisine irtica tehdidini konu alan bir brifing sunmuştur. 130). Kahraman ve gözbebeğimiz ordumuz…” şeklinde olmuştur.

ancak. bu alanda çeşitli sorunlar yaşandığı için müzakereler istenen hızda gelişmemektedir. Avrupa Birliği (AB) üyesi olmak için yoğun çabalara girişmiş. cumhurbaşkanlığı gibi konularda AKP’nin net olarak karşısında durmuştur. AKP’liler askerler tarafından düzenlenen törenlere ya çağrılmamışlar ya da “eşsiz davetiye” gönderilerek başörtüsünün “kamusal alan”a girmesine engel olunmuştur. Bu süreç yukarıda sıralanan atılımların devam ettirilmesini gerektirmektedir. Büyükanıt. AKP iktidarının resmi tören ve kabulleri.bu defa Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)   iktidarı üzerinde kuşku bulutları dolaşmaya başlamıştır. Cumhurbaşkanı olacak kişinin cumhuriyete ve laikliğe sözde değil özde bağlı birisinin olması gerektiğine ilişkin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’a ait açıklama işte bugünlerde yapılmıştır. Bu müdahaleler birer darbe niteliğinde olmasa da siyaset ve toplum üzerinde baskıların oluşmasına yetmiştir. ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması/azaltılması. zira. Bu açıklamaya rağmen AKP geri adım atmamış. bu koltuğa aday olacak herhangi bir AKP’linin seçilmesi kuvvetle muhtemeldir. 2000’li yıllarda Türkiye. mevzuatın AB mevzuatına uydurulması için birtakım demokratik atılımlar gerçekleştirilmiştir: İdam cezasının kaldırılması. Ordunun ulusun ya da devletin hizmetinde olduğu. ikili ilişkileri bakımından Özkök’ten farklı olduğunu her zaman hissettirmiştir. 1998. Askerlerin siyasete müdahaleleri “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat Süreci içerisinde değişik biçimlerde ve tonlarda devam etmiştir. cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça gerilim yine tırmanmıştır. demeçleri. bu dönemde –özellikle Genelkurmay Başkanlığı’nın “demokrat” Hilmi Özkök’ten “şahin” Yaşar Büyükanıt’a geçmesiyle. AKP’nin güçlü halk desteğine sahip olmasından dolayıdır. c. 2005’ten sonra tırmanışa geçen terör olayları ile AKP iktidarıyla birlikte yeniden görünür hale gelen “başörtüsü sorunu”nun 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Genelkurmay kaynaklı “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olma ve bunu davranışlarına yansıtma” bağlamında tekrar tekrar gündeme taşınması ile TSK’nın siyasî iktidarla ilişkileri farklı boyutlar kazanmaya başlamıştır. karşılama ve uğurlamaları ise askerler tarafından boykot edilmiştir. kamusal alan. mevcut rejimin ya da hükümetin hizmetinde olmadığı (Atay. Ancak AKP iktidarına karşı “mesafeli” tavrını koruyan TSK. Siyasî iktidar TSK tarafından yürütülen terörle mücadelenin sekteye uğramaması için her fırsatta orduya güvenini ifade etmiş ve en büyük destekçisi olmuştur. hem de Türkiye’de demokrasi vurgusunun arttığı 2000’lerde askerin/ordunun siyasete müdahale geleneğinde bir değişiklik olmuş mudur? Bu sorunun cevabı olumlu değildir. 50) için ulusun/devletin koruyuculuğunu da üstlenmiş olması. başörtüsü. Hem AB çevrelerinde. Ne var ki. Gösterilen bu gerekçelere zaman zaman başka unsurlar da eklenmiş ve müdahalelerin meşruiyeti/kaçınılmazlığı daha sağlam temellere dayandırılmıştır. farklı dil ve lehçelerde yayına izin verilmesi… 2002 ve 2004’teki AB Zirvelerinde alınan kararlar gereği Türkiye. bu doğrultuda Anayasa ve yasalarda çeşitli değişiklikler yapılmış. Milli Güvenlik Kurulu’nun ve Genel Sekreterliğin siviller lehine yeniden yapılandırılması. Bu konumun fiilî bir müdahaleye ya da 28 Şubat Süreci benzeri bir baskı ortamına dönüşmemiş olması. laiklik. 3 Ekim 2005’te AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamıştır. Eski yöneticilerin ulusal çıkarları koruma görevlerini kötüye kullanmış olmaları. kısa süre sonra adı cumhurbaşkanı adayı olarak 13   akademia .Erciyes İletişim 2009 Ocak   b. beklendiği kadar “sert” çıkmadığı için bazı çevrelerde hayal kırıklığı yaşatmış olsa da siyasî iktidarla ilişkileri.

görevleri Anayasa ve ilgili yasalarla tayin edilmiş bir kurumdur. son derece dikkat çekicidir. Aksi bir düşünce ve tutum asla kabul edilemez. Büyükanıt’ın sözlerine şöyle karşılık vermiştir: Bundan hiç kimsenin şüphesi yok. 27 Nisan akşamı saat 23.2007) . Devletimizin temel değerlerini koruma konusun da birincil görev hükümetindir. (…) Devletimizin tüm temel kurumlarının bu konularda daha özenli ve dikkatli olması gerektiği. Öncelikle söylemek isteriz ki Başbakan’a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez. Hükümetimiz. bunun tersini düşünmek zaten mümkün değildir. (Sabah.04.2007) Bu açıklama bir muhtıra setliğindedir. Zaten Genelkurmay Başkanımız da bundan şüphesi olmadığını açıkça söylemiştir (Yeni Şafak. Kuşkusuz demokratik bir düzende bunun düşünülmesi bile yadırgatıcıdır. Açıklamada 23 Nisan törenlerine denk gelen bazı faaliyetler bağlamında AKP iktidarına sert uyarılarda bulunulmuş ve şöyle denilmiştir: “(…) TSK. Genelkurmay Başkanlığı hükümetin emrinde. geri döndürülemez bir kazanımdır. 28 Şubat muhtırasında olduğu gibi. 28. Türkiye’nin her sorunu hukuk kuralları ve demokrasi içinde çözülecektir.2007). çok geçmeden ve o güne kadar hiç başvurulmayan bir yolla ortaya koymuştur: Genelkurmay Başkanlığı. 29. 13. kendilerini öteden beri ülkenin/rejimin “asli kurucusu/sahibi” olarak gören ve “sözde değil özde laik” cumhurbaşkanı isteyen askerlerin tavrı merak edilmiştir. Türkiye’nin güçlenme. Hükümet bu konuda tavizsiz bir şekilde taraf olduğu için hükümete bağlı tüm kurumların da bu doğrultuda taraf olmaları zaten eşyanın tabiatı gereğidir. Bunun bu hassas dönemde Anayasa Mahkemesi eksenli tartışmalar yapılırken ortaya çıkması yüce yargıyı etkilemeye yönelik bir girişim olarak algılanacaktır. basın yayın organlarına gece yarısı verilmiş ve Genelkurmay Başkanlığı’nın internet   14   akademia sitesinde yayınlanmıştır. (…) Güven ve istikrarı zedeleyenler ülkemizin ve milletimizin âli menfaatleri bakımından doğuracağı olumsuz sonuçların sorumluluğunu da yükleneceklerini bilmelidirler. Ancak. Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz vazgeçilmez. Aksi halde devletimizin güçlenmesine ülkemizin huzur ve refahına telafi edilemez zararlar verilmiş olacaktır. ordunun siyasete müdahalede kararlı olduğunu bir kere daha hatırlatacaktır.04. hatta kararlılık vurgusu yapılmak suretiyle tehdit edilmiştir. Bunun dışındaki arayışların ülkemize ve milletimize ne kadar zarar verdiği geçmişte yeteri kadar acı biçimde tecrübe edilmiştir. bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.20’de internet sitesinden yaptığı açıklama ile tepkisini göstermiştir. birtakım faaliyetlerden bahsedilerek hükümet uyarılmış. Öncelikle devletimizin yüce makamı olan Cumhurbaşkanlığı’na 11’inci Cumhurbaşkanı’nı seçme sürecinde böyle bir metnin hem de gece yarısı ortaya çıkması. Bu açıklama hükümete karşı bir tutum olarak algılanmıştır.04. tavrını.duyurulacak olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül. Herkese ve her kuruma düşen görev bu sürecin ilerlemesini kolaylaştırmaktır. “emuhtıra” olarak nitelendirilecek ve 1997’deki 28 Şubat MGK kararlarından 10 yıl sonra verilmiş olan bu muhtıra. 24 Nisan 2007’de yapılan AKP Grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül’ün adını açıklayınca. Asker. demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi daha da güçlendirmek ve demokrasimizi zedeletmemek konusunda tam bir kararlılık içindedir. Genelkurmay Başkanımızın da şüphesi yoktur ki. Cumhuriyet tarihinde belki ilk kez bir Genelkurmay muhtırası anında karşılık verilerek adeta püskürtülmüştür: Dün Genelkurmay Başkanlığı tarafından çeşitli konulardaki görüşlerini ifade eden bir açıklama.” (Yeni Şafak. modernleşme ve demokratik standartlarını yükseltme sürecinin sağlıklı yürümesi bakımından zorunludur. (…) Bu metnin basın yayın organlarına verilmesi ve Genelkurmay'ın internet sitesinde yayınlanmasındaki zamanlama manidardır. TBMM Türkiye’nin Cumhurbaşkanını seçerken şüphesiz ki bunlara dikkat ederek seçecektir.

sadece sivil siyasetçilerin üzerine yıkılarak haberleştirilmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Hükümetin muhtıraya aynı sertlikte cevap vermesinden sonra Başbakan. sık sık kullanılan bir “takım çevreler”. “bazı odaklar”. kayırmacılık. “işlerin iyi gitmediği” durumlarda muhtemel kurtarıcıları gündeme getirmekte ve bunların ülkeyi nasıl kurtaracağı. bu tarihten sonra da (çoğunlukla terör olayları ile ilgili olmak üzere) en önemli iletişim kanalı olarak kullanılmıştır. kimlerin hangi görevleri üstlenecekleri konusunda yayınlar yapmaktadır.2007) suretiyle geri adım atmamıştır. gruplara. Bu durumda açıklamaların sayısı giderek artmakta ancak etkisi eski bildirilerin/açıklamaların/ muhtıraların çok gerisinde kalmaktadır. çok partili hayata geçilmesinin ardından siyasetin önemli aktörlerinden birisi olarak kabul edilmiş olduğu için. kirlenme olayları. “hayalî” yeni oluşumlar üzerinden umut tacirliği yapılmakta veya bürokrasiden medet umulmaktadır. 30. modern bir ifadeyle sürdürülebilir bir muhtıra süreci içinde demokrasi oyunu oynanmaktadır. Muhtıranın hedefindeki isimlerden Abdullah Gül de “adaylıktan çekilmesinin söz konusu olmadığı”nı açıklamak (Sabah. örgütleri. “bazı basın organları” gibi ifadelerle bir dışlama yapılmakta ve bazıları   ötekileştirilerek toplum. Sivil 15   akademia . ordunun Türk siyaseti açısından taşıdığı önem/ağırlık ile paralellik göstermektedir. 2. kamplara. kişi ve kurumları uyarı niteliğinde de olmaktadır. basında bu durumun sorgulanmasından ziyade. kamuoyu oluşturma gücünü de kullanarak. “Kurtarıcı” güçlü bir muhalefet partisi bulunmuyorsa. buna karşılık sivil hükümetleri kale almamakta ve ordu ile siyasetin karşı karşıya geldiği durumlarda silahlı kuvvetlerin tarafında yerini almaktadır. Örneğin. 719). öteden beri sürdürülen bir gelenek gereği siyasîleri. TSK’nın beklenmedik cevap karşısında siyasetle ilişkisi elbette kopmamıştır. çevre ve odaklara bölünmektedir (Akyeşilmen. Genelkurmay Başkanı ile telefon görüşmesi yapmış ve basında bu görüşmenin ortamı yumuşattığı yazılmıştır. oldukça dışlayıcı ve taraflıdır. 2008. orduda veya diğer üst düzey bürokraside de olabilecek olan yolsuzluk. Devletin asli sahibi olarak görülen orduya özellikle ana-akım basın toz kondurmamakta. Ordu. 1996. sivil ve masum bir tanımlama ile muhtıralarda kullanılan dil. 8). Genelkurmay Başkanlığı’nın 27 Nisan 2007 tarihli muhtırasından sonra Türkiye hep bir “muhtıra hali” içindedir. Ancak bu dönemdeki açıklamaların/muhtıraların önemli bir farklılığı bulunmaktadır: Genelkurmay Başkanlığı. Bu aşamada sivil politikacılar ve kurum olarak sivil siyaset yıpratılmaya başlanmakta. Bu durumda sivil politikacılar adeta medyanın alay konusu etmesi gereken zavallı kuklalar haline gelmektedir (Gökmen. yeni dönemde muhtıraların/açıklamaların adresi olarak kullanılacak olan Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesi. “bazı gruplar”. İnternet sitesinde çıkan açıklamalar her zaman bilgilendirme amaçlı olmamakta. “Silahlı Kuvvetler” Yanında Türk Basını Karşısında/ Türk basınının “silahlı kuvvetler”in siyasal sisteme müdahalesi karşısındaki tutumu. Basın.04. bir otorite olarak kabullenme tavrı çok belirgindir. Bunlar yapılırken “gece yarılarına kadar ışıkları yanmakta olan” Genelkurmay karargâhından sızacak bilgilere büyük değer verilmekte ve bu bilgiler “üst düzey bir askeri yetkili”nin ağzından “asker rahatsız” türünden başlıklarla haberleştirilmektedir. daha şeffaf bir yapılanmaya gitme kararı alarak (Şeffaflık Büyükanıt’tan sonra Genelkurmay Başkanı olan İlker Başbuğ’la birlikte düzenli basın toplantıları da yapılmak suretiyle daha ileri götürülmüştür) internet sitesi yoluyla sürekli olarak kamuoyunu bilgilendirmektedir. Bu sürdürülebilir muhtıra sürecinde Genelkurmay tarafından yayımlanan kendi ifadeleriyle “basın açıklamaları”.

5. 2006. “Marjinalleştirilenler”in dışında kalan ana-akım Türk basınının ordu-siyaset ilişkisinde takındığı tavrı bu kuramsal çerçeve dâhilinde değerlendirmek doğru olacaktır. Bu bağlamda ana-akım basının tavrı. 2. sermaye sahipleri. böylece diğer sektörlerden elde edilen kâr medyada kullanılmakta ve aynı gruba ait pek çok gazete. ne dedikleri/diyecekleri merak edilen kişi ve kurumlar olarak yayınları yönlendirmektedirler. haberleri “objektif” olarak seçtiklerine ve yorumladıklarına kendilerini inandırabilirler. nesnellik sorgulamasına gerek duymamaktadır. güncellik. bayrak gibi değerler üzerinden insanların/kurumların samimiyetleri sorgulanmaktadır. Darbeler ve Türk Basını . Herman ve Chomsky’nin ülkelere göre değişiklik gösterebildiğini kaydettikleri bu filtreler/süzgeçler beş tanedir: 1. grup. Din. haberin oluşum sürecinin doğal birer parçası olarak kabul etmekte ve doğruluk. Ana-akım medya organlarına hep belirli isimler çağırılmakta.1. Herman ve Chomsky’nin geliştirdiği propaganda modeliyle paralellik göstermektedir. Bir kısım ülkelerde ve dönemsel olarak çok başvurulan bir diğer süzgeç ise “anti-komünizm” süzgecidir: Medyaları “komünistlik yapıyor” diyerek korkutma ve sistem dışında bırakmanın ülkeden ülkeye ve dönemden döneme değişin biçimleri hâlâ çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. (Herman ve Chomsky. 4. bu yüzden onaylanmışlardır. Medya organlarının istenmeyen bir içerik hazırlaması durumunda. medyayı   disiplin altına almak için dava açan veya kişi. dergi. özellikle ordu-siyaset ilişkilerinde bir propagandanın uygulayıcısı olarak faaliyetlerini yürütmektedir. vatan. belirli konularda görüşlerine başvurulan. İşlenmemiş haldeki ham haberler. medya organizasyonlarının sadece medya alanında değil başka pek çok sektörde de faaliyet göstermelerine yaramaktadır. genellikle tam bir dürüstlükle ve iyi niyetle çalışan haberciler. 3. televizyon kanalında aynı içerikte çok sayıda “haber” yayınlanmaktadır. Askerlerin de içerisinde bulunduğu iktidar sahiplerinin (ekonomik örgütler. Medyanın büyüklüğü. neyin haber değeri taşıyıp taşımadığını tanımlamakta ve propaganda kampanyalarına dönüşen süreçlerin temellerini ve işleyişlerini açıklamaktadır. Bu beş bileşen birbiriyle etkileşime girmekte ve birbirini pekiştirmektedir. örgüt veya kitleleri “tepki üretimi”ne zorlayan kişi ve kurumlar da nesnel haberciliğin önündeki en önemli engellerden/süzgeçlerden biri olarak çalışmaktadır. Bir kısmı gerçekte var olmayan filtreler/süzgeçler nesnel habercilik yapılmasını engellemektedir. geriye yalnızca basıma uygun damıtılmış bir artık kalana kadar peş peşe süzgeçlerden geçirilmektedir. 81-82) Haberciler zamanla propagandanın kullandığı süzgeçleri. Medya için en büyük gelir kaynağını oluşturan reklâmcılar ve onların arkasındaki sermaye sahipleri medya organlarının içeriğini belirlemede çok etkili rol oynamaktadırlar. bürokratlar vs) genel çerçevesini çizdiği sisteme dahil olmazlarsa var olamayacaklarına dair bir kabulün etkisi altında “saf gerçeği” nesnel bir biçimde iletmekten kendilerini mahrum bırakmaktadırlar. aykırı bir şey söylememektedir.siyasetten umutlar kesildiği anda rahatsız olan askerlerin “artık” harekete geçmesi gerektiğine ilişkin yayınlar yoğunluk kazanmaktadır. “Onaylanmış” haber kaynakları. Türkiye’de çok partili siyasî yaşama geçildikten kısa bir süre sonra gerçekleştirilen ve siyasî iktidarın görev süresini adeta tayin etmek bakımından bir 16   akademia 2. o “uzmanlar” da istenmeyen. Bu süzgeçler. Bu süzgeçlerin işleyişinden kaynaklanan medya üzerindeki seçkinler hâkimiyeti ve muhaliflerin marjinalleştirilmesi öylesine doğal bir şekilde gerçekleşir ki. Ana-akım basın organları.

özellikle ana-akım basında. Bir ihtilal.1960). zor durumların eri olduğuna. 27.1960).05. güllerin bittiğini” yazmış. 1). akademia 17     . Ancak bir Milliyet yazarı orduya minnettarlığını yazısının başlığından sunmuştur (Ulunay. darbeleri de çeşitli gerekçeler üreterek meşrulaştırmıştır. 12 Eylül (1980) darbesinin ardından da benzer duygularla yazılmış yazılar bir hayli fazladır. Cumhuriyet gazetesi “Kahraman Türk ordusu. özellikle muhalif basın üzerinde baskı kurmuş. Tercüman gazetesi de ihtilali sevinçle karşılamıştır (28. 27 Mayıs ihtilali için hem ihtilal günlerinde. 28. 2004. 1922’de Ege’nin istiladan kurtulduğu günlerde Ege halkının ağzından düşmeyen bir sözü tekrarlayarak “Allah’ın bugünü de varmış” diye söylendim. 436) ve Doğan Avcıoğlu’nun 1961’den itibaren çıkmaya başlayan Yön dergisinde yayımlanan yazılarında da rastlamak mümkündür.05. Muhalefet partisi CHP ile basının 27 Mayıs ihtilalindeki rolleri uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. 4   Dönemin bir başka ünlü yazarı Bedii Faik ise 27 Mayıs’ı “gülen ihtilal” olarak nitelemiş ve “Türk ordusunun bastığı yerden çimenlerin. karanlık manzarasına bakarken. basın da DP iktidarına karşı çok sert bir tutum takınmıştır. bir darbe. Demokrat Parti iktidarının onuncu yılında yapılan bu ilk askeri darbeyi yaklaşık onar yıllık aralarla diğerleri (darbe. DP vaatlerinin aksine. 12 Mart (1971) muhtırasının ertesinde de. e-muhtıra gibi değişik adlarla) takip etmiştir: 12 Mart 1971.05. askerî darbe çağrıları –alenen olmasa bileyapılmış.Erciyes İletişim 2009 Ocak periyot oluşturan4 27 Mayıs (1960) ihtilali ve bu ihtilal sürecinde basının sergilediği tavır. 12 Eylül 1980. Gökmen’in ifadesiyle. hatta “ordunun geçtiği yerde insan hak ve hürriyetlerinin. Ahmet Emin Yalman. muhtıra. bütün memlekette dün gece sabaha karşı idareyi ele aldı” şeklinde ihtilal haberini duyururken (28. “postmodern darbe”. 27 Mayıs (1960) ihtilalinin ardından yazdığı ilk yazıda (Vatan. basının ihtilaldeki rolü kadar bu ilk ihtilalden sonraki tutumu da dikkat çekmiş ve eleştirilmiştir. basını bir anda 12 Eylül’e ortaklığa itmiştir (1996.05. 1): “Bu eli minnetle öpmeliyiz” Bu türden ifadelere ihtilal günlerinde Abdi İpekçi ile Çetin Altan’ın (Ertunç. 28. Türkiye’de çok partili yaşamın ilk siyasî iktidar döneminde basınsiyasî iktidar ilişkileri. boyunları bükülmüşken suya kavuşmuş çiçekler gibi doğrulduklarının görüldüğünü” coşkuyla ifade etmiştir (Dünya. 12 Eylül (1980) öncesi cumhurbaşkanı seçilemeyen uzun dönemde.1960. dönemin başındaki iyimser havanın aksine sağlıklı bir zeminden uzaktır. hem de üzerinden on yıllar geçtikten sonra bile basında kendisine bir hayli geniş yer bulmuştur. milletimizin olgunluğuna. o günkü tabloyu İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşuna benzetecek kadar “ihtilal sevinci” yaşamıştır: “Siyasi ufuklarımızın buhranlı. selametini.1960). Türkiye’nin ilk çok partili hayat denemesi birtakım siyasî ve ekonomik sebeplerle birlikte basının sert ve yıpratıcı muhalefetinin de etkisiyle onuncu yılında kesintiye uğramıştır. bir askerî yönetim insan hak ve hürriyetlerinin “neşv-ü nema” bulması olarak alkışlanmıştır.05.”                                                              1960’ta. 28 Şubat 1997. İlk demokrasi deneyimini yalnızca on yıl yaşatabilen Türkiye’de. basın 12 Eylül’ü “sevinç çığlıklarıyla” karşılamıştır.05. Allah’tan hiçbir zaman ümidimi kesmiyordum.1960. Darbe üzerine atılan sevinç çığlıkları. varlığını. 27 Nisan 2007. çok önemlidir. Daha sonraki ihtilal dönemlerinde karşılaşılacak demokrasi dışı tavırlar. Sadece sol basın ya da solcu yazarlar değildir 27 Mayıs’ı alkışlayanlar. muhtıra haberleri verilmiştir.1960): “Milletçe bayram sevinci içindeyiz” Ve yine bu sevinç tezahürleri sadece 27 Mayıs ile sınırlı da değildir. dünyalar birdenbire benim oldu. 718). Milliyet gazetesi çok nötr bir ifadeyle “İdare orduda” başlığını kullanmıştır (27. serbest gelişme imkânlarının tehdit eden her türlü tehlike ve engelleri yenmeyi bileceğine ait güven ve imanım asla sarsılmıyordu… Bu sabah erken saatlerde radyomu dinlerken. Ordunun/silahlı kuvvetlerin otoritesinin üstünlüğüne her zaman “saygı duyan” anaakım basın.

bürokraside. askerî yönetimin sona erip sivil iktidarların yönetimi devraldığı dönem başlayınca. 27 Mayıs için dile getirilen başka meşruiyet gerekçeleri de vardır savunucuların yazılarında: Darbeden sonra hazırlanan anayasa. yeni hükümetlerle. onların “insan hak ve hürriyetleri” konusundaki tutarlılıklarının sorgulanmasını gerektirmektedir. 27 Mayıs Harekâtı. Evren. Ankara Cezaevi gazetecilerle doluyken. İstanbul: Milliyet. İşte o zaman (27 Mayıs’ı) 12 Mart’la. yapılan “haydutça bir müdahale”den çok. bu tarz yazıları yazan birçokları gibi. gazete manşetlerinin darbelerin oluşumunda ne denli önemli bir rol oynadığına. Üstelik “halk” da bu “harekâta” yürekten destek vermiştir: “Halkımızın “meşruiyet” bilinci o tarihte bu kadar netleşmemiş olmalı ki. İhtilal günlerinde darbeyi alkışlayanların. basında darbe dönemi sonrasında rastlanan asker/darbe /militarizm karşıtı hava yerini başka bir “politika”ya bırakmıştır. 2005.                                                              Ahmet Emin Yalman’ın biraz yukarıda yer verilen görüşleriyle gösterdiği paralellik dikkatlerden kaçmamalıdır. darbelerde aktif rol alan komutanlar. Burada dikkatlerden özenle kaçırılan bir nokta var: Seçimlerle. yakın çevresini veya ideolojik paydaşlarını olumsuz etkilediği diğer bazıları ise eleştirilmiştir. adeta “iyi darbekötü darbe” ayrımına gidilerek bazı darbeler                                                              açıkça savunulurken üniversitede. Toktamış Ateş de 27 Mayıs’ı övmektedir: “26 Mayıs 1960'ta Türkiye’de demokrasi yoktu. 2000. K. ancak bu durum silahlı kuvvetleri övgüdeki ölçüsüzle karşılaştırılınca büyük bir tuhaflığa yol açmaktadır. Hayati Tek’in. “kurtuluş operasyonu”6 olarak algılanmıştı. Bu bağlamda. iş hayatında kendisini. ihtilal günlerinde yoğunluk kazanmaktadır. daha sonraki yıllarda basının bu çifte standardına dikkat çeken açıklamalar yapmıştır. ispat hakkı gibi temel demokratik özgürlükler ağza bile alın(a)mazken bu yönetim biçimini ‘demokratik’ olarak değerlendirmek. 12 Eylül’le karıştıramayız. 22). Ankara: Atılım) önemli tespitler içermektedir. 22). 1) diye bitirecek kadar bir askerî ihtilale taraf olmaktadır. 12 Eylül’ün komutanı Kenan Evren ise ihtilal günlerinde kendilerini alkışlayan basının ilerleyen yıllarda demokrasi savunuculuğu yapmasını ünlü yazarların iki farklı zamandaki yazılarını bir araya getirerek bir kitap konusu yapacak kadar tepkisini ileri götürmüştür. “27 Mayıs gerekliydi/kaçınılmazdı” türünden yazıları yazanlar. Cumhuriyet’in temel değer ve nitelikleriyle oynanmasına alışkın olmayan TSK’nın Cumhuriyet rejimini koruma ve kollama girişimidir. 12 Eylül’ün zirvesindeki Kenan Evren’in “basının orduyu darbe yapmaya davet ettiği” yönündeki ifadelerinin bunun en çarpıcı örneklerini oluşturduğuna değinen kitabı Darbeler ve Türk Basını (2003. 27 Mayıs’ın çekirdek kadrosunda yer alan Orhan Erkanlı kendilerini darbeye zorladığından şikâyet ettiği basın organlarından bahsederken “Bizi Akis dergisiyle Ulus gazetesi mahvetti” demiştir. askeri müdahaleler tarihinde herhalde kendine özgü iyi bir yeri olmak gerekir (Ekşi. Medya Safını Seçti: İyi Darbe Kötü Darbe Darbeler sayıca arttıkça ve “çeşitlilik” kazandıkça. darbecileri alkışlayanların tavırlarında değişiklikler gözlenmekte hiç şüphesiz. Bu sebeple olacak. O nedenle de. (1997) 12 Eylül’den Önce ve Sonra Ne Demişlerdi? Ne Dediler? Ne Diyorlar?.2. 1961 Anayasası’na bakmak yeter.5 2.” Ateş. (İnce. 27 Mayıs’tan sonra yayınlanan karikatür ve yazılarda “basın-ordugençlik” üçlemesiyle sık sık tekrarlandığına. baskılarını. o zamana kadar var olan dünya anayasalarının en özgürlükçü. 1990 ve 2000’lerde darbeler üzerine yazılan yazılarda. 2001. tek kelimeyle ‘utanmazlıktır.’ 27 Mayıs’ın doğru bir biçimde değerlendirilmesi için. Türkiye’de Demokrat Parti üyeleri hariç hemen herkesin yürekten onayını kazanmıştı. en demokratik olanlarından biridir (İnce. yazısını “Yaşasın 27 Mayıs devrimi” (Ekşi. Bkz. 1). 12 Mart öncesi ve sonrasında takındığı tavra. ülkenin ekonomik durumunu ve anti-demokratik uygulamalarını gerekçe göstererek darbeyi savunmaktadırlar: “27 Mayıs. DP iktidarının icraatlarını. Gerçekten “27 Mayıs 1960”ın. 5 6   18   akademia . “sıkı” yönetimin bitişinden sonra demokrat maskelerini yeniden takarak askerleri eleştirmeye başlamaları.Basında darbelerin gerekliliğini/ kaçınılmazlığını konu edinen yazılar. bizzat darbeyi yapanlar tarafından defalarca dile getirilen bu hususun. 2005.

askerlerin yönetimi devralmaması gibi farklılıkları sebebiyle öncekilerden ayrılan ve “postmodern darbe” diye nitelenen 28 Şubat 7 sürecinde medyanın rolü öncekilerden bir hayli fazladır. yani sivil inisiyatiflerle çözümlerin üretilmesinin mümkün olabileceği durumlarda. “Bugün falanca paşayla konuştuk. “Kartel medyası 28 Şubat’taki irtica yaygarasından rant sağladı. ama karşılığında da bir şeyler aldılar. çok partili hayata geçişin (ve iktidarda DP’nin bulunmasının) bu çevrelerde bir “hazımsızlık” yarattığını kabul etmek gerekir. Hükümetin istifa etmemesi. (1986). o dönemde asker ve sermayenin baskısı altında kaldıklarını ifade etmektedir: “Ankara Temsilcimiz Fatih çekirge. yakınının veya aynı siyasî/ideolojik görüşü paylaştığı kişilerin uğradığı mağduriyetten dolayı “sağcı” darbeye tepki duymaktadır. hepsinin hemen hemen aynı manşetlerle çıktığını görürsünüz. ancak bu durum henüz emekleme döneminde bulunan çok partili siyasal yaşamın kesintiye uğratılmasına bir gerekçe olmamalıdır. maksatlı/taraflı birçok “haber” hükümetin yıpratılması için birer silah olarak kullanılmıştır. Bu haberlerin çoğunluğu da yalandır: “28 Şubat sürecinde özellikle büyük gazete ve televizyonların yaptığı haberlerin yüzde 90’ı yalandır. ana-akım basın askerî darbeleri çözüm olarak görmekte. Zafer Mutlu ile bir araya gelir. basınla karşılıklı bilgi-belge alışverişi sayesinde amacına kolayca ulaşmakta. Siyasî iktidarı düşürmek için fırsat kollayan. böyle dedi” derdi.Erciyes İletişim 2009 Ocak   koalisyonlarla. Bunlar da Sabah yazarı Mehmet Barlas o günleri anlatırken. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini kendilerinden saymadıkları için “faşizan” bulmuşlar ve “kötü darbe” olarak eleştirilmiştir. Basının “iyi darbe-kötü darbe” ayrımını iyice belirginleştirerek hem öncesinde. Mesela Erol Özkasnak. Öymen. en önemli merkez ise Genelkurmay karargâhıdır. Bu dönemde en ciddi/itibarlı/verimli haber kaynağı “adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir askerî yetkili”dir.” diyen Can Ataklı. 8 27 Mayıs 3 Nisan 1963 tarihinden itibaren 1982 anayasası yürürlüğe girene kadar “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” adıyla resmi bayram olarak kutlanmıştır. O dönem büyük medya için yüz karasıdır. 1999a) 9                                                              27 Mayıs’ın çekirdek kadrosunda yer alan Orhan Kabibay’ın ihtilal hazırlıklarına DP iktidarının birinci yılından sonra başladıklarına ilişkin geniş bilgi için bkz. Yine 27 Mayıs ihtilalini planlayanların/uygulayanların daha 1951 yılından itibaren harekete geçtiği7 bilgisi ve 27 Mayıs’ı savunanlarda sıkça rastlanan “1950’den sonra…” söylemi bir arada değerlendirildiğinde.9 İki grubun birbirinden “şahin” kalemleri. Doğruyanlış. Bütün gazetelere ve gazetecilere konuşurdu. ana-akım basın güçlüden yana olan tavrını korurken darbe yıllarında kendisinin. Milliyet gazetelerini. basın da “haber” sıkıntısı çekmemektedir. Açın Sabah. 27 Mayıs bir devrim havasında karşılanmış ve her yıldönümünde “iyi darbe” olarak anılmıştır. DP iktidarının antidemokratik uygulamalarının hızlandırdığı kabul edilebilir. Hürriyet. Refahyol hükümetinin (özellikle “Refah kanadı”nın) yaptığı hataları yazmışlar. Emir alıp haber yaptılar. bir grubun yayın organlarında çıkan haber ve yorumlar diğerinde de ya aynı şekil ve üslupta veya benzer bir tarzda yayınlanmıştır. Söz konusu “hazımsızlık” sebebiyledir ki.8 Kendilerinden saydıkları 27 Mayıs için kutlamalar yapanlar. İstanbul: Milliyet. İşbaşındaki Refahyol hükümetini bir türlü kabullenemeyen egemen medya. 28 Şubat öncesinde ve ertesinde Türk medyasının iki büyük grubu (Doğan/Hürriyet ve Bilgin/Sabah) birlikte hareket etmiştir. Her seferinde de bir paşa adına bir demeç gelirdi. Ö. 27 Mayıs darbesine giden süreci.” demiştir (Zaman. göstermekte ve savunmaktadır.                                                              akademia 19     . hem de ertesinde büyük bir taraftarlık sergilediği darbe 28 Şubat (1997) tarihli olanıdır. Ancak bu eleştiri ilkesel bir temele dayanmamaktadır. Bir İhtilal Daha Var 19081980. hükümetin görevi devralmasından itibaren çok yıpratıcı yayınlar yapmış ve çeşitli vesilelerle ordunun müdahalesini beklemiştir. usta habercileri köşe bucak “irtica” görüntüsü aramışlardır. Batı Çalışma Grubu (BÇG) gibi yeni birimlerle “irtica malzemesi” toplayan Genelkurmay.

1999) Dönemin önemli aktörlerinden Çevik Bir de yazılarından rahatsız olduğu bazı yazarlar konusunda Aydın Doğan’ı uyarmış. 28 Şubat’a giden günlerde Genelkurmay Karargâhında brifinge çağrılmış ve burada “irtica” konusunda bilgilendirilmiştir. Demokrat Parti’yi dahi durdurabilmek için askeri kışkırttık… PKK terörü sırasında da aynı durumla karşı karşıya kalmadık mı? Şimdi Refah’ın radikalleri sahneye geldi. Yeni düşmanlarımız onlar oldu. bir teröristin ifadelerine bir asker tarafından yapılan eklemeleri soruşturmadan haberleştirince hem maksatlı bir propagandanın kurbanı olmuş. 1997. Böyle bir ortamda ana-akım basında “demokrasi”yi hatırlayan/hatırlatan kalem yok denecek kadar azdır. arkasından da işte milletvekilleri istifa eder.1999) Askerlerin sıkı denetimindeki basının akredite olan kısmı. Öteden beri silahlı kuvvetler karşısında “esas duruş”ta duran ana-akım basın için brifinglerdeki bilgiler. (Birand. 1997. “26 yıl önceki rüyayı yeniden görmek” (Radikal) diye darbe özlemini içeren bir yoruma yer vermekte. iktisadi veya politik söylev biçimine dayanır. bu dönemde demokrasi karşıtı baskıların aracısı olmuştur. Bu dönemde de önceki darbe dönemlerinde olduğu gibi. 28 Şubat sürecinde ana-akım basının sık sık kullandığı üst söylemle koalisyon ortakları adeta dövülmüştür. demokrasi adına eskiden askeri eleştirenler bu defa askeri müdahaleye zorluyorlar. askerler tarafından çok kötü bir şekilde kullanıldığını daha sonraki dönemde ortaya çıkan “andıç” olayında görmekteyiz. “Ankara’daki son durum: Her an her şey olabilir” (Sabah) tarzında yazarının (Fatih Çekirge) klasikleşmiş üslubunu yansıtan bir gerilim yazısını yayınlamaktadır. 19) gibi başlıklarla korku havasının yayılmasına katkı sağlarken askerî kaynakların açıklamalarını “çok sert yanıt” gibi vurgulu ifadelerle vererek siyasî iktidarı haşlayanların safında olduğunu açık etmektedirler. 93) güçlü bir etki uyandırılmaya çalışılmıştır. Umberto Eco “birbiriyle ilintili haberlerin bir aynı sayfada dizayn edilerek” sunulmasıyla bir tür exemplum (üstsöylem) oluşturulmuş olacağını belirtmektedir (1998.” (Zaman. yani tematik yakınlığı olan haberlerle bir toplam oluşturularak (Korat. onlardan biri bu durumu şöyle ifade etmiştir: Çifte standart ve durmadan iniş çıkışları gösteren taraf ise bizleriz… Hep kendi istediğimiz yönde bir müdahale bekledik. 52-58). 15) Askerden gelen haberleri manşete çıkarmakta tereddüt etmeyen ana-akım basının. askeri darbeye kışkırtan “haber” ve yorumlara rastlandığını belirtmeye gerek yoktur. Bu dönemde basının başvurduğu yöntemlerden biri de aynı sayfa üzerinde birbiriyle ilintili (“irtica”) haberlerin bir arada sunularak korkunun egemen kılınması ve darbenin gerekliliğinin gösterilmesi şeklindeki habercilik politikasıdır.   20   akademia . Demokrasi karşıtlığının zirve yaptığı günlerde Türk basını.12. Söz konusu üst söylemin temel karakteristik özelliklerinden birkaçı şöyledir: Belirli bir siyasi. destekleriz” (Hürriyet) başlığıyla haber yapmakta. karargâhlardan gelen açıklamalar doğruluğu teyit edilmeye gerek duyulmadan manşetlere çıkarılmakta sakınca bulunmayan “özel haber”lerdir. Bir de baktık ki. Brifingden ayrıldıktan sonra gazeteciler.gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanır. Tema-haber de denilebilecek bu formatta birbirine benzeyen haberlerin bir araya getirilerek. hatta gazetedeki bir toplantıda yazarlarla yüzleşerek onlarla sert tartışmalara girişmiştir. bir sendikacının ağzından “Darbe olsun. hem de gazetecilerin de aralarında bulunduğu birçok kişi ve kurumun mağdur edilmesinden sorumlu tutulmuştur. Sayfalarını silahlı gücün emrine vermeyi alışkanlık haline getiren ana-akım basın. 22. 25.(Zaman. “Refah tehlikesi” konusunda ikna olduklarını gösterir tarzındaki yazılarında gerilimin tonunu daha da artırmıştır.12. 2008. Demokrasinin sağlıklı işleyişinin gözetecisi olması geren basın. Dönemin asker yanlısı gazetecileri haberlerini/yorumlarını yazarken “en kritik MGK” (Çekirge.

Terör olaylarında ihmali bulunduğu gerekçesiyle silahlı kuvvetlerin komuta kademesi ilk defa “hesap ver”meye çağrılmıştır. Bir tür toplumsal şifredir. sert açıklamaların “etkisi sınırlı” açıklamalara dönüşmesinde siyasî iktidarın kendisini hedef alan söz konusu açıklamaları anında yanıtlaması önemli rol oynamıştır. Dağlıca baskını ile ilgili asıl 3. onu dönüştürme temelinde bir araya gelmiş. Bu yayınlar Nokta dergisinin sonunun getirmiştir. cumhuriyet tarihinde belki ilk kez geri adım atmamış ve generallere aynı tonda cevaplar vermiştir. Kamuoyu yaratmanın temel reflekslerini ve kodlarını içinde barındırır. 8’inin de kaçırılmasında birtakım kuşkular dile getirilmiştir. Taraf bu yönüyle birçok gazeteden farklıdır. Genelkurmay kaynaklı ikinci andıç olayında. silahlı kuvvetlerde rahatsızlık yaratmakta ve Genelkurmay bildirilerinde en çok hedef alınan yayın organı olmayı sürdürmektedir. gündemi sarsan MGK bildirilerinin. Taraf’ı farklı kılan şey. 109) Ahmet Altan’ın da içinde yer aldığı bir ekip tarafından 15 Kasım 2007’de yayımlanmaya başlanan gazete. manşetten verilen haberde 21 Ekim 2007’de gerçekleşen Dağlıca baskınında 13 askerin ölümü. daha ilk sayısında emekli bir üst düzey generalin Dağlıca baskınına ilişkin çarpıcı açıklamaları yer almıştır. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın çok tartışılan açıklamalarını yaptığı 12 Nisan 2007 tarihli basın toplantısından bir gün sonra derginin merkezi basılarak. Ancak bu dönemin en önemli farkı. 27 Nisan’dan Sonra… Yukarıda da değinildiği üzere. Kasım 2006 tarihli Genelkurmay belgesi Türkiye’deki gazetecileri. Kavramların. 8 Mart 2007 tarihli Nokta Dergisi’ne kapak olan habere göre. cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ve terör saldırılarının arttığı 2007 ve 2008’de Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesini kullanarak yaptığı açıklamaların sayısı giderek artmıştır. Nokta dergisi 5 Nisan 2007’de ise TSK’nın ‘dost’ sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket etmesi gerektiğini savunan ve birçok sivil kuruluşun ismini içeren bir başka Genelkurmay kaynaklı belgeyi yayımlamıştır. Türk basınının tamamına yakınının bu defa “esas duruş”unu bozması olmuştur. (Korat. Ancak yine yukarıda ifade edildiği gibi. Açıklamaların siyasî iktidarı/siyasîleri hedef alanlarındaki üslup ve içerik 28 Şubat sürecinden izler taşımaktadır. ‘TSK yanlısı’ ve ‘TSK karşıtı’ olarak gruplandırmıştır. brifinglerin. Kuruluşundan itibaren yayınlarıyla ses getirmeyi başaran Taraf’ın yayınları. arama yapılmış. 101). kimi zaman da siyasî iktidarı. siyasîleri. kuruluş veya sendika sözcüsü olmamaktır. kimi zaman bilgilendirme amaçlı olmuştur. ima edilmesi ve sürekli anımsatılması beklenir (Korat. Terör haberleri dolayısıyla Genelkurmay açıklamalarında hedef alınan basın-yayın organları.   21   akademia . Basında askere muhalefetin/karşı duruşun öncülüğünü Taraf gazetesi yapmaktadır. Militarist yaklaşımların kendilerine yine yer bulmaya devam ettiği bu dönemde. örgütleri ve bazen de terör haberlerini onaylamadıkları basınyayın organlarını hedef alan uyarıları içerdiği için “muhtıra” gibi algılanan sert demeçler olmuştur. bu noktada taraf olmuş insanların kürsüsü olarak herhangi bir parti. basında hiç de azımsanmayacak düzeyde ihmallerinden ötürü askerleri sorgulayan yayınlara rastlanmaktadır. etkisi sınırlı kalmıştır. Bu “açıklamalar” içerik ve üslubuna göre. 2008. çok yaygın olmasa da tepkisini dile getirmiştir. 2008. bu defaki açıklamaların/muhtıraların sayısı çok. derginin sahibi de Nokta’nın yayınına son verildiğini o günlerde duyurmuştur. Açıkça söylenmesi değil.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Somut söylem biçimlerine yön veren bir tür exemplum niteliğindedir. birincisinde olduğu gibi basın sessiz kalmamış. verili devlet düzeninin yapısıyla uğraşma. düşünme kalıplarının ve ideolojik tortuların oluşturduğu bir yapısı vardır.

Bunu 1992’den bu yana tam beş defa yaptı. ancak bu haber daha sonraki sert açıklamalar için gerekçe olarak dosyalanmıştır. Hepimiz öldük. Siz ise hesap vermek yerine tartışmaları bastırdınız. Açıklama.10. Taraf’ın elindeki ‘ivedi’ damgalı jandarma istihbarat raporu. baskının nereden. Neden? 5. baskından dokuz gün önce Genelkurmay’a ve diğer tüm ilgili birimlere gizli bir raporla bildirildiği ortaya çıktı. Oysa PKK Aktütün’ü basmak için sınırı geçiyordu orada. yüksek yargı ve medyanın yanı sıra üniversiteler ve sanatçılarla da temasın korunmasını ve bunların TSK çizgisinde davranmalarının sağlanmasını öngörmektedir. Genelkurmay’a sorular yöneltmiş. yoksa sonucuna katlanırsın” tarzında sert bir uyarıda bulunmuştur.                                                                22   akademia .10 “Lahika” adıyla anılan bu plan. saatlerce sürmesine rağmen gerekli yardımın yapılmadığı ve bu ihmaller yüzünden 17 askerin şehit edildiği gibi hususlar üzerinde ısrarla durmuştur. Zayiatın büyük bölümü sınır ötesinden açılan ateş yüzünden demişsiniz. Genelkurmay’ca. ele geçirdiği belge ve fotoğraflarla saldırının önceden bilindiği (14. Komutanım. dün gazetecilere bilgi veren komutanım. O karakol sınırdan geçişi önlemek içinmiş komutanım. Dağlıca baskınında olduğu gibi.10. Kaçakçılık için yapılmış zamanında ve defalarca basılmış. biz öldükten sonra dün açıklamışsınız gazetecileri çağırıp: “Aktütün karakolunun yerini 2009’a kadar değiştireceğiz. Burada askerî hata yok mu komutanım? 4. ne zaman yapılacağını ayrıntılarıyla anlatıyor. yeni anayasa paketini ise ‘millî devlete karşı olmakla’ suçlayarak karşı eylem planı hazırladığını göstermektedir. Gözden çıkarıldığı her halinden belliymiş. isim vermeden bazı gazete(ci)leri suçlamış ve “haddini bil. ertesi günkü Taraf’ta “Tehdidi bırak hesap ver” başlığıyla haberleştirilmiştir: Bu gazete PKK’nın Aktütün baskınının bilinip izlendiğini ancak önlem alınmadığını belgeleriyle açıkladı. “İstihbarat eksiğimiz yok” da demişsiniz dün komutanım. nasıl. Peki 350 kişilik PKK grubunun geldiğini nasıl göremediniz. Dağlıca baskınına benzer bir terör saldırısı yaklaşık bir yıl sonra 3 Ekim 2008’de Aktütün’de gerçekleşmiştir. hükümeti ‘irticai faaliyetlere zemin hazırlamakla’.“bomba” 24 Haziran 2008’de yine Taraf gazetesince patlatılmıştır: “Dağlıca baskını biliniyordu. Genelkurmay’ın. Aktütün saldırısı. Başbuğ. açıklama beklemiştir (06.2008). Siz. bunu tartışmayıp da neyi tartışacağız? 7. Aktütün ve öteki birçok karakol defalarca basıldı. “Genelkurmay çıkışlı” bir başka “elektronik belge”yi (“Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi”) ele geçirerek. Aktütün’ün mayıs ayındaki baskın sonrasındaki halini bilenler vardı aramızda. Genelkurmay çizelgesi. tam 44 kişi. “kamuoyunu kendi çizgisine getirmek” amacındaki ordunun eylem planını açıklamıştır. Nokta dergisi ve Taraf gazetesinin açtığı yolda diğer basın-yayın organlarının da Genelkurmay’ı üst perdeden eleştirmeye başladığı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. bunu yapar mıydınız? 2. gördünüzse neden önlem almadınız? Önlem aldığınız için mi öğle vakti göstere göstere saldırdılar? 3.” Gazeteler ilk kez kafasını azıcık kaldırıp “Yeter artık” demese. “çok sıkı” habercilik yapan Taraf. haber yapılmasını yasakladınız. “Aktütün’ün ölü çocukları” adına yılların ihmallerinin dökümünü yaparak11 Belgeler.2008). tarafını doğru seç. Aktütün ile ilgili yayınlarını günlerce sürdürmüştür. “komuta katı tarafından onaylanmış böyle bir resmî evrak ve plan bulunmamaktadır” ifadesiyle yalanlanmış. Siz ise hesap bile vermediniz. 11 Taraf’ın 6 Ekim 2008 tarihli birinci sayfasını kaplayan “Aktütün’ün ölü çocukları”nın soruları şöyledir: 10                                                                                    1.” başlıklı manşette şöyle denilmiştir: 13 askerin şehit olduğu Dağlıca’ya baskın düzenleneceğinin jandarma istihbaratı tarafından. O halde o karakol hâlâ neden vardı? Askerî hata olmasa bu kadar zayiat verilir miydi? Biz bu kadar ölür müydük? 6. geçen yıl yine aynı gafletle basılan Dağlıca’daki komutan yarbaya başarı plaketi veren ordu komutanı değil misiniz? O plaket yerine hesap verseydiniz biz bugün yaşıyorduk. Taraf ve diğer gazetelerde çıkan haberlere Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ 15 Ekim 2008’deki sert açıklamasıyla tepki göstermiştir. En büyük acı sizin orada yaşanıyor komutanım. Genelkurmay Başkanı Başbuğ 20 Haziran 2008 günkü Dağlıca baskını ile ilgili yayınlarını daha sonra da sürdüren Taraf. Başbuğ dün buna yakışıksız bir dil ve öfkeyle tepki gösterdi. Bu zaten her defasında böyle oldu.

Radikal. Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu’nun.10. 2008. Necati Doğru “Paşam Zahitleşmeyiniz” diyerek. akan ve akacak her damla kanın sorumluluğuna ortak olurlar… Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum” diyerek başta Taraf gazetesi olmak üzere basını uyarmıştır. Hürriyet yazarı Yalçın Doğan en dikkat çekici yazıları kaleme alan isimler olmuştur: Genelkurmay Başkanı Başbuğ hepimize muhtıra veriyor. İlker Başbuğ’un “şiddeti bitirme yöntemini” tartışmaya açmıştır. Başbuğ hiç duyulmamış bir tehditte bulundu. Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan. bu defa geri adım atmak bir tarafa eleştirilerinin dozunu iyice artırmıştır. ana-akım basın tarafından   23   akademia . olayı “Aktütün raporu şoku” başlığıyla okuyucularına duyururken. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazeteleri ise haberi görmezden gelmiştir. Bombaladığınız o mağaralar da. Orada şehit cenazeleri gelirken. Kendisinden tepki değil hesap vermesinin beklendiğini unuttu. Kaygı verici. Aktütün’den sonra. (Özcan. Hürriyet’te Ertuğrul Özkök. askerî çevrelere yakınlığı ile tanınan Mehmet Ali Kışlalı. (Taraf. terörist hareketlenmesinin. Sabah. 18’inci delik değil. Taraf ve Vakit gazetelerinde. “Çarpıcı belgeler” flaşıyla. Başbuğ sesinin öfkeden titrediği konuşmasında. Bir kuvvet komutanı. Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin. 6 maddelik iddia şeklinde duyurmuştur. Sabah yazarı Hıncal Uluç da bu olaylar üzerine ilk defa asker eleştirisi yazmıştır. 11-14) Milliyet. 17 çocuğun Aktütün’de neden korunmadığını soranları suçladı: Bölücü terör örgütünün yaptığı eylemleri başarılı gibi gösterenler akan ve akacak olan kanın sorumlusudur. bu sadece marjinal gazetelerin tepkisidir. ama değil.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Taraf’ın Aktütün baskınıyla ilgili belgeli yayınına iki gün sonra cevap verdi. başyazar Güngör Mengi. “Bu tip saldırılar karşısında her ordunun vereceği cevap ve tepki bellidir. kışlasında gibi görünüyor. Vatan Başyazarı Güngör Mengi. 2008. İlker Başbuğ’un. istifa çağrısına destek vermiştir. “ordunun da eleştirilebilir” olduğu kanaatine ulaşmasının miladı olmuştur. Ancak geçmişte bu tür açıklamalar karşısında sus-pus olan basın. Uluç. Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi. Lamı cimi yok. “Terör örgütünün eylemlerini başarılı gibi gösterenler. eski CHP Genel Sekreteri Tarhan Erdem. Hiçbir demokratik ülkede olmayacak tavır ve üslupla Taraf’ın belge ve görüntüleri Milliyet. Bize de anlatamazsınız. Sabah iddiaları birinci sayfasından. Star ve Zaman başta olmak üzere bazı gazeteler de kullanmış ve benzer ifadelerle haberleştirmişlerdir. Aynı günlerde. saldırıyla ilgili fotoğraf görüntülerine yer vermiştir. 1) açıkça istifaya davet edilmiştir böylelikle. Böylece Aktütün saldırısı ana-akım basının da. Golf sahasından hava harekâtı yönetilmez. 2008. Antalya’da golf oynamaya devam etmeyi kimseye anlatamazsınız. saldırıdan 1 ay önce detaylı şekilde gelmeye başladığı iddiasının üzerinde durmuştur. Aktütün saldırısının gerçekleştiği saatlerde Harp Akademileri Komutanı Hasan Aksay ile Antalya’da golf turnuvasında bulundukları ve olaya rağmen turnuvayı tamamlayıp ertesi gün oradan ayrıldıkları haberi de yayımlanınca medyanın her kesimi beklenmedik oranda tepki göstermiştir. Başbuğ hiçbir demokraside generallerin yapamayacağı bir uyarı yaptı: Herkesi doğru yerde bulunmaya davet ediyorum. Sevdiğim ordum. Hürriyet.2008. Bu bütün ordular için geçerlidir” dedi. yukarıda da işaret edilen açıklaması bu haberler üzerine yapılmış ve “o güne kadar görülmemiş sertlikte bir açıklama” olarak değerlendirilmiştir. Akşam da “Aktütün saldırısı biliniyordu” başlığıyla. “17 şehit verilen bir terörist baskınından 24 saat habersiz yaşayan bir kuvvet komutanı düşünülemez” derken. Milliyet yazarı Güneri Civaoğlu. “kişisel tarihinde bir ilke imza atarak” Babaoğlu’nu köşesinde sert bir dille eleştirmiştir: Olmadı Paşam. 25) Doğan grubunun gazetelerinden Vatan “paşaya istifa çağrısı” yapmış. Taraf’ın iddialarını birinci sayfasına taşıyan diğer bir gazete Star olmuştur. 11-14) Genelkurmay Başkanı Org. Başbuğ. (Özcan. (Özkök. 16. Ankara Temsilcisi Murat Yetkin. Sanmayın ki.

ülkeyi uçurumu sürükleyen kardeş kavgasına “dur!” demiştir. 10) Başbuğ’un beyanlarını dinledim. 2008. Böyle basın toplantıları ile değil! (Kakınç. Çocuklarımız ölmesin. 2008. (Sazak. beş kez askerî müdahale ile karşılaşmıştır: 27 Mayıs 1960. DP’nin “dikta rejimi”ni ortadan kaldırmıştır. 12 Mart 1971. yaklaşık 60 yıllık çok partili siyasî yaşam. 27 Nisan 2007.hepimizi tehdit ediyor. Üzüldüm.. Olmadı. 2008. 14) Orgeneral Başbuğ’dan dün bilgi içerikli bir açıklama bekliyorduk. Üslubu hayal kırıklığına neden oldu. PKK’ya destek vermişiz. ülkeyi kana bulayan Marksist-Leninist terörü sona erdirmiş ve ordu içinde yuvalanmış bulunan Marksist cuntanın ülke yönetimini ele geçirmesini önlemiştir. Bu müdahalelerin niçin yapıldığına ilişkin açıklamalar. siyasal deyimle. kalpleri ve kafaları kazanmaya yardımcı olacak bir görüntü değildi. 2008. Yıkılan tabulardan biri de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaptıkları veya yapmadıkları nedeniyle medya tarafından eleştirilmesiydi. Sosyolojik olarak yanlış. Tepki içerikli bir ihtar çekti medyaya! ‘Hizaya gel’ türü bir komut işittik. yasal engel yoksa her yerde değerlendirdiğini. Şaşırdım. Bu yavaş yavaş gelişen bir süreç oldu ve e-muhtıradan parti kapatma davasına kadar her süreçte verilen mücadeleyle güçlendi. 13). Sonuç Ordunun her dönemde siyasî hayattaki ağırlığını hissettirdiği Türkiye’de. o hırçın üslup. Tehdidi. Erdoğan’ın terörle mücadelede orduya tam destek vermesini normal karşılayan bazı gazetelerin Başbuğ’un açıklamalarının Erdoğan tarafından terörle mücadele bağlamında söylenmiş “yerinde” sözler olarak değerlendirilmesiyle sessizliğe büründükleri gözlenmiştir. Sayın Başbuğ’u anlamakta güçlük çekiyorum… Dikkatliyim ve doğru yerdeyim. 2008. askeri deyimle. (Yetkin. (Mengi. Ordu’nun PKK ile mücadelede hedeflerinin doğru olup olmadığı ve askerî usûllere göre yanlış yapılıp yapılmadığına ilişkin soruları dillendirerek sınırlarını aşmışız. ‘herkesi doğru yerde bulunmaya davet’ izliyor. (Babahan. 3) Başbuğ’un daha soğukkanlı değerlendirmeler yapmak ve Genelkurmay’ın açtığı soruşturmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmak yerine. 28 Şubat 1997. hainlerle aynı safa girmişiz.. Bir Türk vatandaşı ve bir medya mensubu olarak bu aşırı sertlik karşısında irkildim. tereddüde düşürüyor: “Bu ne biçim demokrasi? Hangi demokratik ülkede bir Genelkurmay Başkanı böyle bağırma çağırma hakkına sahip? (Doğan. Genelkurmay Başkanı. medya ve kamuoyuna belki astlarına dahi hitap etmeyeceği bir üslupla hitap etti. AKP dönemindeki ordu-siyaset ilişkilerinde sivil iktidardan yana tavır takınan bazı gazetelerin “yeni durum” karşısında ne yapacaklarını bilemez hale düşmeleri de dikkatlerden kaçmamıştır. Avrupa Birliği süreci her şeyin sorgulanıp tartışılabildiği bir ortam hazırladı. Tehdit ve davetin yan yana gelmesi mümkün değil… O kadar ki. 28 Şubat ise Türkiye’yi “din temeline dayalı” bir yönetim şekline doğru hızla sürükleyen Refahyol kadrolarını iktidardan uzaklaştırmıştır. 2008. o muhtıra Orgeneral Başbuğ gibi düşünenleri bile. ama öyle olmadı. 5) Türkiye son dönemde tabuları birer birer yıkıyor. Baskın sırasında Hava Kuvvetleri Komutanı’nın golf oynadığını ve 24 saat sonra haber aldığını öğrenince tepki vermekle. 12) Başbuğ. “Darbeler ve Türk basını” üzerine yaptığı çalışmasında Hayati Tek’in dile getirdiği bu “gerekçeler” ana-akım basın tarafından da kabul edilmiş ve yıllarca darbelerin   24   akademia . Anlaşılan. 12 Eylül. 12 Eylül 1980. 12 Mart. …Komutanın hassasiyetlerine saygı gösteriyor fakat üslubuna itiraz ediyorum. medyanın doğru olduğuna inandığı bilgiyi. sivil siyasetin “yetersiz” kaldığı durumlarda darbelerin bir çözüm olarak kabul edildiğinin/kaçınılmaz olduğunun da gerekçesi sayılmıştır: Bu durumda 27 Mayıs. bizde de değerlendireceğini kabul etmelidir. o fırça. medyayı ağır şekilde suçlaması ‘askeri darbe ve sıkıyönetim’ dönemlerini çağrıştırıyor… Sansür hiçbir şeyi çözmez! Zaaflar varsa üzerine gidilsin. Bu. Sayın Başbuğ’un da Türk Milleti’ne karşı Silahlı Kuvvetler’in PKK karşısındaki başarıları ile konuşmasını bekliyorum... Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın da Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u destekleyen mesajından sonra.

(17 Ekim 2008). 68. Biz açıklıyoruz. N. dolayısıyla ana-akım basının dönemsel darbe karşıtlığı bu genellemeyi boşa çıkarmaya yetmemektedir. Eski ve Yeni Türkiye. 3. Cumhuriyetin Tarihi. İstanbul: Can. (28 Mayıs 2000). s. s. C. Taraf.   25   .. (Çev. Hürriyet. Genelkurmay kaynaklı haberlerin doğruluğunun araştırılmadan manşetlere konulduğu. 3) Bu bağlamda. (03 Ekim 1962). “Darbeleri de” krizlerden bir çıkış yolu olarak kabul eden bu yaklaşım tarzının ordunun siyasete müdahalesine ilkesel bazda karşı durması mümkün değildir. s. 1. (27 Mayıs 2001). Genelkurmay’dan irtica açıklaması Nisan 2007). 15. (24 Haziran 2008). O. Babahan. s. (16 Ekim 2008). Türkiye sineması!. (28 akademia Goytisolo. Bu bakımdan 2008 yılı. O. 27 Nisan’dan ucuz propagandaya ‘muhtıraların dili’. Cumhuriyet’in başlangıcından beri süregelen. s. (14 Ekim 2008). s. s. (06 Ekim 2008). Dünya. Sürgünlerin Yüzü. 13. s. Ben ordumu kışlasında severim. 1. (1997). (22 Aralık 1999). 1.Erciyes İletişim 2009 Ocak   meşruiyet gerekçesi olarak savunulmuştur. Akyeşilmen. Zaman. Kırk yıl sonra 27 Mayıs. İstanbul: Milliyet. A. 1. Doğan. Gül Işık).. 1. ileride Türkiye’nin medya tarihi yazıldığında. bazen destekleyen. Taraf gazetesi ve Nokta dergisinin başlattığı sorgulama çabasına devlete ve orduya yakınlıkları ile tanınan medyalar ve gazeteciler de destek olmuştur. en azından sessizce karşılayan ana-akım basının. İstanbul: Metis. devletin medyadaki ideolojik egemenliğinin kırıldığı yeni dönemin sembolik tarihi olarak yerini alacaktır. N. s. Taraf. Ertunç. s. brifingler ve toplantılarla gazetecilerin “esas duruş”a zorlandığı yılların üzerinden henüz çok geçmeden Türk basınının bu noktaya gelmiş olması da kayda değer bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. s. Taraf. Genelkurmay’ın “andıç”ları ile “lahika”sının Nokta dergisi ve Taraf gazetesinde yayımlanması vs) siyasal ve toplumsal sonuçlarının yanı sıra “medyatik” sonuçlar doğurması bakımından da önemlidir: Türk basını tarihinde ilk kez “askerin de eleştirilebilir” olduğunu kabul etmiş ve kendisine yönelen uyarıları aynı sertlik yanıtlamıştır. Beş Ahlak Yazısı. (2004). S. Askeri hep biz kışkırttık. K. Sabah. çok partili siyasal yaşama geçildikten sonra yapılan darbeleri. cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan kriz. Bir yıldönümü daha. Kaynakça Aktütün’ü itiraf edin demiştik. 8. (1998). Can Ataklı ile röportaj. özellikle 2008’de gösterdiği cesaret. 2008. Evren. Birand. 12 Eylül’den Önce ve Sonra Ne Demişlerdi? Ne Dediler? Ne Diyorlar?. 14. Çok Partili Dönemde Türkiye’de Ordunun Siyasal Rolü ve Devlet Yapısı İçindeki Yeri. Hürriyet. İstanbul: Pınar. D. (Çev. verilen muhtıraları bazen kışkırtan. Avcıoğlu. 2007 ve 2008’deki bazı olaylar (terör saldırıları. 10. 1. Sabah. A. (25 Haziran 2008).1. İstanbul: Anadolu Üniversitesi. Ekşi. U. Aktütün’ün ölü çocukları soruyor. Kemal Atakay). bazen meşruluğunu savunan. Eco. demokrasi. E. s. (Görmüş. s. (31 Mart 1997). Atay. J. Dağlıca baskını biliniyordu. M. basın özgürlüğü ve hesap verilebilirlik açısından önem arz etmektedir. Bedii Faik (28 Mayıs 1960). (1993). A. Hürriyet. Yeni Şafak. Y. Ekşi. Gülen İhtilal. (1998). Taraf. Yön.

s. 181. 1. Tercüman. C. s. 1. (08 Ekim 2008). (16 Ekim 2005). Ankara: Atılım. 1. s. İstanbul: Milliyet. Başarılar konuşsun! Akşam. (2008). Zamanlama manidardır. Genelkurmay Başkanı’nın öfkesi. 1. (29 Nisan 2007). (27 Mayıs 1960). Hürriyet. Z. M. s. Kahraman Türk ordusu. Z. N. s. Yeni Türkiye. 22. E. 1114. (Ekim 1996). Mehmet Barlas ile röportaj. Halk rejimin tehlikede olduğuna inanmıyor. Özkök. H. 1. (25 Aralık 2008). Milletçe bayram sevinci içindeyiz. Sertoğlu. S. Marjinal gazete. Sabah. 12. s. Bir İhtilal Daha Var 1908-1980. (28 Mayıs 1960). (20 Ekim 2008) Medya ‘esas duruş’unu bozdu!. Milliyet. İnce. Medya ve İdeoloji. s. Allah’ın Bugünü de Varmış. Herman. Hürriyet. s. s. s. Üskül. Generaller diyor ki. s. 724. (30 Aralık 2008). Yalman. (25 Aralık 1999). Gül: Adaylıktan çekilmeyeceğim.   Tehdidi bırak hesap ver. (16 Ekim 2008). Golf sahasından harekât yönetilmez paşam. s. E. s. E. s. (2003). Yetkin. Sazak. s. İstanbul: İletişim. Milliyet. Dil. G. S. (30 Nisan 1997). Sabah. Mengi. Y. (30 Nisan 2007). İstanbul: Aram. Korat. E. 3. Askeri darbe ve müdahalelerin hiza ve istikameti. Cumhuriyet. 10. Görmüş. 3.Gökmen. N. Hürriyet. (28 Mayıs 1960). 25. marjinal devlet. Darbeler ve Türk Basını. Sabah. Ö. ve Chomsky. s. N. s. Aşırı tepki. 10. 11. (2006). Özkök. (16 Ekim 2008). Milliyet. Edebiyat ve İletişim. İdare orduda. 1. s. Radikal. Ö. Yeni Şafak. Ulunay. H. Aksiyon. 711-719. 1. Tek. Özcan. A. Kitle Medyasının Ekonomi Politiği Rızanın İmalatı. Siyaset ve Asker – Cumhuriyet Döneminde Sıkıyönetim Uygulamaları. Yeni Aktüel. G. 1. (16 Ekim 2008). 1. D (17 Ekim 2008). (28 Mayıs 1960). Öymen. bütün memlekette dün gece sabaha karşı idareyi ele aldı. Tepedelenlioğlu. 5. (27 Mayıs 1960). Vatan. Bu eli minnetle öpmeliyiz. (13 Nisan 2007). (1989). (16 Ekim 2008). A. 7. Ordu ve Politika. Kakınç. İstanbul: Afa. Vatan. s. Taraf. 26   akademia . Sansür. İstanbul: Bedir. (1986). 25. Zaman. Devletin medyadaki ideolojik ağırlığının kırıldığı yıl. (1967).

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 27     .

gazete tasarımında uygulanan temel ilke ve prensipler araştırılmaya çalışılmıştır. Bu ilke ve prensipler. söz konusu bilgiyi kolayca okuyabileceği ve anlayabileceği bir şekilde yerleştirilmesi. In this field on the grounds that newspaper design has gained importance recently. alanda çalışan ve alanı araştıran kişilerin deneyim ve bilgilerinden yola çıkılarak sunulmuştur. includes some valuable techniques about how the materials used in newspaper design will be spotted on the page. In this article. Gazete tasarımının böylesi önem kazanmaya başladığı bir dönemde.. Unknown Subjects of Newspaper Design Abstract In todays world newspapers are not only concerned with the content of their news. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi   28   akademia Key Words: Perception. It also. Readability and Legibility. gövde metni gibi) nasıl yerleştirileceğiyle de ilgili hususlar da ele alınmıştır. With the introduction of computer technology to newspaper page design there has been a competition among newspapers in this field. dünyadan ve yaşadıkları coğrafyadan haberdar olmalarını sağlayan gazeteler. Makalede ayrıca. It is nowadays possible to recognize each newspaper with their unique design. tasarımda katı bir doktrin olarak değil.GAZETE TASARIMINDA BİLİNMEYENLER Çilem Tuğba Akdağ* Özet Okuyucularının her gün. haberin okunma olasılığını da kuşkusuz artıracaktır. fotoğrafların veya bilgilerin okuyucunun. foto. bu alanda yapılacak araştırmaların sayısının da artacağı beklenmektedir. Okunurluk ve Okutulurluk. Gazeteler neredeyse. Özellikle. tasarımlarıyla da birbiriyle yarışır hale gelmeye başlamışlardır. sundukları haber ve enformasyonun içeriği kadar bu içeriğin nasıl sunacaklarıyla da ilgilidirler. It is estimated that there will be an increase in the number of researches. Bu makalede.                                                              * Arş. Gazetedeki haberlerin. gazete tasarımında kullanılan materyallerin (başlık. Gör. but also how they will present their content to the readers so as to inform them about their surroundings in an efficient way. sadece tasarımlarıyla bile birbirlerinden ayırt edilebilmektedirler. These principles are gathered and presented on the basis of experiences and knowledge of the researches and professionals of the field. Anahtar Kelimeler: Algılama. . bilgisayar teknolojisinin gazete mizanpajında kullanılmaya başlamasından sonra gazeteler. the basic principles and fundamentals of newspaper design are studied.

Kalitenin ve içeriğin belirlendiği pazar yerinde tasarımda görsellik arayışları. böylesi bir gereksinimden doğmuştur. sadece dekorasyonun ya da sanatsal bir soyutlamanın parçası değildir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Görselliğin her alanda ön planda olduğu izleme (seyir) yüzyılında. gridi. birçok araştırmacının bu konuda araştırmalar yaptığı ve makaleler yazdığı görülmektedir. tasarımlarıyla metnin okunurluğun ve okuturluğunu sağlamasının yanı sıra tasarımlarıyla da okuyucuya kendi kurumsal kimlikleri hakkında bilgi vermektedirler. gazeteler şimdiye değin hiç olmadığı kadar çok çözüme odaklanan. gazetelerin popüler (kitle) gazeteleri. Ancak. Gazete tasarımı üzerine bilinmeyenlerin araştırıldığı bu makale. okur tarafından anlaşılabilmesini sağlayacaktır. bu nedenle editöryal sürecin de bir parçasıdır. kimi zaman fikir ve haber gazetesi olduğunu söyleyen bazı gazetelerin tasarımlarına bakıldığında bol fotoğraf ve renk kullanımlarıyla magazin gazetelerini andırdıkları hemen görülür. Yurtdışındaki gazeteler (The Guardian. Gazete tasarımı. iletişim sürecinin bir parçasıdır. spor gibi özel bir alana yönelik gazeteler şeklinde çeşitlendikleri söylenebilmektedir. gazetelerde sayfa tasarımının nasıl olabileceğine ilişkin yapılmış araştırma sayısı az. yine gazetenin saygınlığını koruyacak ve misyonunu en iyi şekilde yansıtacak tipografiyi. bundan yıllar önce. Gazetenin başarısı. diğer bir kısmın ise yansıtamadığı görülebilmektedir. Tasarım elemanları dikkatlice yerleştirilmelidir. okurlarının beklentilerindeki değişikliklere göre kendilerini yenilemek zorunda kalmışlardır. Gazeteler. gazetelerin bir kısmının tasarım açısından kendi kurum kimliğini yansıtırken. gazetenin kimliği konusunda okuru da şaşırtabilmekte. magazin gazeteleri. değişime daha az açık oldukları için. okunabilirlik arka plana itilmektedir. öncelikle yayının okunabilmesini sağlamak olmalıdır. ancak ve ancak iletişim işinin bir parçası olabilmektedir. tasarımlarındaki değişim de hem çok yavaş hem de zahmetli olmuştur. verilmek istenen mesajı hem güçlendirecek. fikir gazeteleri ve ekonomi. 2007. Her 29   akademia . çoğu zaman ortaya çıkan tasarım heyecan verici olduğundan. Gazeteler. iletişimin diğer alanlarında olduğu gibi gazetecilik alanında da okuyucu profilinin değişen ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilme amacıyla gazetelerin haber boyutuyla birlikte tasarım boyutuna da ağırlık vermeye başladıkları söylenebilmektedir. Örneğin. bu düzeni her sayıda sürdürmekle yükümlüdür. Türkiye’de yayınlanmakta olan gazetelere bakıldığında. yazılmış makale ise neredeyse hemen hemen yok gibidir. Türkiye’ye bakıldığında ise. marketteki küçülen paylarını arttırabilmek için. yıllardır belli kurallara göre yapılmakta olduğu. Bilgisayar teknolojisinin gazete tasarımında kullanılmaya başlamasıyla birlikte. Tasarım heyecan verici olabilir fakat anlaşılmazsa hiçbir şey ifade etmeyecektir. birbirleriyle yarışır hale getirmiştir. İyi bir tasarım. Tasarımın amacı. birkaç referans gazetesi (Zaman ve Cumhuriyet gibi) haricinde gazete tasarımı işinin önemini kavrayan ve tasarımın temel prensiplerini uygulamaya çalışan gazete sayısı oldukça azdır. İyi bir tasarım. 95). Yayınlanan bu gazeteler incelendiğinde. şekil olarak hem güzel hem de işlevsel olan bir tasarımdır (Wheildon. 6). daha kötüsü gazeteye duyulan güveni de ortadan   kaldırabilmektedir. yerleşimi ve boşluk düzenini seçerek. hem de mesajın daha açık bir dille ifade edilerek. 24 saat haber verme sürecinde gazeteleri. Tasarımla gazetenin içeriği açısından görülen bu çelişkili durum. Tasarım. Buna paralel olarak. The Times gibi) incelendiğinde sayfa tasarım işinin. Gazeteler bugünlerdeyse. Bu nedenle. Referans gazetesi olmaya aday olan bir gazete nasıl ki bol miktarda çıplak kadın fotoğraflarıyla ve dedikodu haberleriyle dolu olamayacağı gibi. sayfa tasarımı gazetecilik alanında daha önemli bir yer tutmaya başlamıştır. 2005. gazetenin kullandığı tipografinin de başarısına bağlı olacaktır. aynı zamanda güçlü tipografiye sahip fontlara ihtiyaç duymuşlardır (Palmer.

Dolayısıyla. Ancak. 1998. gazete tasarımının elemanları ve bu elemanlarla sayfa üzerinde kurulan ilişkinin nasıl ele alındığı farklı başlıklar altında incelenmek istenmiştir. Bu çalışma. tıpkı fotoğraf. Bu bağlamda. Bu amaçla. Her türlü yenilik. tarz veya akımın kuralları yıkarak başladığı bilenen bir gerçektir. quark x-press ya da in-design gibi grafik tabanlı programların kullanılması olarak algılanmaktadır. gazete tasarım elemanlarının (metin. Gazete tasarımı bir dekorasyon işi değil. 30   akademia . uluslar arası arenada geçerliliğe sahip birtakım ilke ve prensipler de vardır.tasarım elemanının bir amacı olmalı ve amacı olmayan tasarım elemanlarına yer verilmemelidir. önce onları bilmek de gerekmektedir”. gazete tasarımı olarak kabul edilebilmektedir. Çalışma taslağında öne çıkan konular belli başlıklar altında toparlanmaya çalışılacaktır. 1970’lerle birlikte amerikan gazetelerinde mondrian tarzı modüler tarzda tasarımlar yaygınlaşmaya başlamaktadır. Bu anlayışla bir hikayede yer alan tasarımdaki bütün elemanların (metin. iyi düzeyde bir tasarım bilgi ve becerisi kadar editöryal bilgi ve beceriyi de birlikte istemektedir. gazete tasarımında önemli olan. resim. Aksi halde. başlık. tasarım konusunda geçerli olan ilke ve prensipler bilinmeden. müzik alanlarında olduğu gibi farklı beğeni anlayışları olmakla birlikte. bu ilkeleri anayasa şeklinde kabul etmek ve tasarıma matematik formülüne yaklaşıyormuş gibi yaklaşarak kesin kurallar geliştirmek. grafik tasarımın bir parçasıdır. Ancak. çoğu zaman photohop. 445). Gazetecilikte görselliğin iyi yakalanması ve kullanılması ise. ancak unutulmamalıdır ki “kuralları yıkmak için. teknolojideki değişiklikler. gazetelerin dikey yerleşimden uzaklaşmalarına. illüstrasyon. okuyucuya mesajı (haber ve bilgiyi). tasarımcı sürekli değişen bu yeni tasarım anlayışlarını yakından takip edebilmeli ve kendi tasarımını yeni tasarım anlayışlarıyla yeniden yaratabilmelidir.Tasarım İlkeleri Gazete tasarımı. program kullanılabilen herhangi biri de sayfa tasarımcısı olduğu iddiasında olabilir. Tasarım alanında uygulanan temel kurallar. fotoğraf gibi) sınırları iyi belirlenmiş dikdörtgen alanlarla gruplandırılmaktaydı. Bütün tasarım elemanlarının yayının içeriğini okutacak bir şekilde kullanılması gerekir. bu konu üzerinde bilgiçlik taslamak değil. Yapılan bu çalışmayla. anlaşılabilme ve okutabilme kaygısı olmaktadır. ortaya çıkan tasarımın göze hoş görünme kaygısı değil. yıllarca birçok tasarımcı tarafından uygulanmış ve alanda uzman birçok araştırmacı tarafından üzerinde görüş   birliğine varılmış ilkelerdir. Tasarım işi. Bu nedenle. bugünse. Makalenin amacı. belli bir zaman sonra. fotoğraf gibi) sayfada nasıl yerleştirileceğiyle ilgili kuralları içermektedir. tasarımcı için yanıltıcı ve düz mantık bir yol olmaktadır. Grafik tasarım alanında ise. genellikle “gestalt prensipleri” olarak bilinen ve doğrudan algı psikolojisi ilişkili olan kuralların yanı sıra metnin okunurluğu ve okuturluğuyla ilgili kurallarla. başta yabancı kaynaklar olmak üzere tasarım ve gazete tasarımıyla ilgili literatür taranacak ve buradan elde edilen bilgilerden gazete tasarımıyla ilgili hangi konulara yer verildiği tespit edilerek çalışma taslağı oluşturulacaktır. grafik tasarım için bilinmesi gereken birçok ilke ve prensip gazete tasarımı için de geçerli olacağı söylenebilir. içerikle tasarım birbirinde ayrı düşünülemez. 1. Tasarım için önerilen bu ilkeler. Bu bağlamda. sadece sayfa üzerine yapılan yerleştirmeyle gerçekleşen tasarımlar. bütün bir gazete tasarımı ya da tasarım konularını özetleme ya da bu konulara yer verme amacında değildir. okuyucunun anlayabileceği şekilde iletebilme işi olarak algılanmalıdır. yazının bilgisayar ortamında düzenlenmesi hem yatay hem dikey yerleşimlere de tasarımcının yer verebilmesini sağlamaktadır (Williams. 1950 ve 1960’larda gazete tasarımında İsveç Mimari Tasarım hareketi olarak da bilinen işlevsel tasarım anlayışı kabul görmüştür. Bu nedenle. gazete tasarımı konusunda herkesçe kabul edilen uygulamaları araştırarak sistematik bir şekilde sunabilmektir.

82). Bu ilkelerden. günümüzde elektronik ortamdaki belgeler. Yakınlık: Yakınlık ilkesi. günümüzde birçok tasarımcının düştüğü en büyük yanlışlardan biri olmakta. aynı zamanda algılamanın nasıl oluyor da görsel korteks üzerindeki alanların bir arada çalışarak bütün bir algılama yarattıklarını da araştırmaktadır. Gestalt algılamasının ilişkili olduğu bir diğer neden de durumlara insanların önce düşünmeden sadece duygularıyla yaklaştıklarının düşünülmesidir. tasarımda kullanılan bütün nüansların ve ruhun.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Yapılan gazete tasarımında öncelikle. Tasarımın. gazetede anlatılan hikâyeyi destekler nitelikte seçilmesi en uygun olmaktadır. gazetenin okunabilir yazı karakterlerine sahip olması gerekmektedir. harflerin yerleşimi Çin alfabesindeki gibi yukardan aşağı değil. dolayısıyla da gazeteciliktir (Johnson. Tasarımın okunur olmasıyla birlikte okutur da olması gereklidir. kitap yoluyla bilgilerin. 1. düşüncelerin. okuyucuyu yönlendirebilirlik ve sürükleyicilik özelliklerine de sahip olması beklenmektedir. şekilzemin ve simetri ilkeleri doğmuştur (Smith. web sayfaları ve etkileşimli grafiklerin temelinde de sayfa tasarımından bahsediliyor denmektedir. 145). kişilerin birbirine benzer görünen nesnelerin birbirleriyle bağlı olarak algıladıklarını varsaymaktadır. kişilerin bilinçaltında yatan bir eğilim olarak birbirinden farklı ancak bir arada olan parçaları bütün olarak organize ederek birleştirdiklerini savunmaktadır. Sayfa tasarımından bahsedilirken aslında herhangi bir zemin üzerinde şekillenen bilginin düzenlenmiş   halinden bahsediliyorsa. Bu nedenle. birbirine uzaklık olarak yakın olan nesnelerin birlikte gruplandırıldığı ilkesine dayanmaktadır. 82): Benzerlik: Benzerlik ilkesi. gazete. Bu nedenle. gazete tasarlayan kişinin işi. Gestalt Teorisi Dergi. Gestalt teorisinden tasarımda da temel ilkeler olarak benimsenecek benzerlik. Smith’in “Handbook Of Visual Communication Theory” kitabında şu şekilde bahsedilmektedir (2004. Kaldı ki Latin harflerinin x-yüksekliği de diğer bahsedilen alfabelerinkiyle aynı değildir. 22-23). Bu eğilim. Çin alfabesi ya da Arap alfabesi gibi değildir. Sayfa tasarımı. yakınlık. Latin alfabesi için dikey bir yerleşim. “okunurluk” çok temel ve bilinen bir prensip olmasına rağmen. 2004. Dolayısıyla. grafiklerin. Bütün tasarım elemanları. ona uygun bir hiyerarşi yaratılmalıdır. kişilerin ayrı ayrı bilgiyi birleştirmek daha zor olduğu için bilgileri bütün olarak kavrandıklarını ileri sürmektedir. Okurun öncelikli olarak neyi okuması isteniyorsa. metnin. Latin alfabesi. gözün okuma yönünde bahsedileceği üzere yukardan aşağı değil soldan sağadır. Gazetedeki tasarım okuyucu içindir. içerikle ilişki içindedir. Algılama üzerine yapılan çalışmalar. bu ortamlarda da sayfa tasarımında olan ilkeler geçerlidir. olayların veya duyguların aktarılmasında sayfa tasarımı öne çıkmaktadır. sayfayı dekore etmek değil gazete hazırlamaktır. aksi halde okurun gözü materyali okumakta zorlanacak ve okumaktan vazgeçecektir. kullanılan imajların. bir çok tasarımcı şekilsel güzelliği ön planda tutarak metnin okunurluğuna dikkat etmemektedir. Gazete tasarım nesnelerinden bahsedilirken. Aslında. Gestalt teorisi. 2002. Başlıkların.1. algılamanın sadece bağımsız olarak beyinde gerçekleşip gerçekleşmediği üzerine de değil. özünde yüzeysel tasarımın temel ilkeleriyle çok yakından örtüşür ve “Gestalt” ilkeleriyle birlikte anılır (Uçar. soldan sağa yerleşime sahiptir. devamlılık. tamamlama (closure). 31   akademia . renk seçimlerinin. unutulmamalıdır ki yazı okunamazsa okuyucuya ne kadar şekil olarak güzel görünse de okumayacaktır. 2004. tasarımda gestalttan nasıl yararlandığından da bahsedilecktir.

2004. bir denge sıkıcı. ana ve alt başlıklarla sağlanabilmektedir. illüstrasyonlar gibi. hiçbir tasarım ilkesinin tartışılmaz mutlak ve katı bir kural olmadığıdır (Uçar. Değişikliklerin daha kolay yapılabileceği daha esnek tasarımlar için simetrik olmayan tasarımlar önerilmektedir. insanlar. Tasarımcı. Bu arada sürekli hatırlanması gereken bir diğer unsur ise. 2002. sayfada denge hissi vardır. Ana başlıklar.Birbirine yakın iki ya da üç nesnenin birlikte algılanacakları düşünülmektedir. sayfanın orta merkezinden geçen yatay bir düzlem üzerinde sayfanın her iki tarafında yer alan elemanların aynadaki yansımaları gibi gözükmesidir. bir nesneyi diğer bir nesnenin ya da bir çizginin devamı olarak algılamaktadırlar. sayfayı monotonluktan kurtarmış bir tasarımla mümkündür. Devamlılık: Devamlılık ilkesine göre. hikayenin küçük bir parçasına dikkat çekmek amacıyla kullanılmaktadır. simetrik mutlak. Tamamlama (Closure): Tamamlama ilkesi. Doğadaki denge kavramı da buna yakındır. Aynı şekilde yüzümüz dengeli bir yapıda olmasına karşın. akılda kalıcı. hatta bu ilkelerden bir veya birkaçını birden de yıkabilecektir. tasarım için bize. 1. sayfa üzerindeki vurgulamalar sayfayı oluşturan parçalar üzerine yapılır. birbirlerine bağlıymış gibi tek bir nesne gibi algılanmaktadır. Renkler. Görsel tasarımda denge.2. deneysel. Dengeli tasarımlar insanda bir huzur ve dinginlik duygusu oluştursa da. 154). Simetrik denge.3. 3). her tarafın birbirine   eşitliğini ifade etmemektedir. Böyle bir tasarımda. İtalik başlıklar ara başlıklar içinde en sık olarak kullanılanlar olmaktadırlar (Wilson. genellikle simetrik olan ve simetrik olmayan denge olmak üzere iki çeşittir. büyük fotoğraflar. okura değişik seçenekler sunarak. okuturluk ya da düzenlilik hissi verse de sonrasında çok fazla yinelenmişlik ve en sonunda da sıkıcılık hissi verecektir. Simetrik denge. Simetri: Birbirinden bağımsız nesneler aynı şekilde hizalandırdıklarında. eğlenceli ve sürükleyici olma gibi özelliklere sahiptir. bu ilkelerden hepsini tasarımda uygulamak zorunda değildir. Daha büyük kullanılan ya da bold (kalın) yazı fontları. 1. Şekil-Zemin: Şekil zemin ilişkisinde. 2002. Kontrast Çok iyi tasarlanmış bir gazete sayfası. sayfada yer alacak elemanlar simetrik olarak yerleşmez ancak. Simetrik olmayan tasarım. mutlak simetrik değildir. Düz bir metinde bile kontrast. eğer iki şekil üst üste binmişse daha küçük olan nesne şekil (figüre). Bir ağacın dalları simetrik bir yapıda şekillenir ve denge duygusu uyandırabilir. Başlık kullanımları için fontların benzer yazı ailelerinden gelmeleri tercih edilmektedir. genellikle ana başlığa göre punto olarak daha küçük olan ve daha aydınlık görünen ikinci (ara) başlıklara göre daha büyük ve daha kalın harflerle gösterilmelidir. nesneler arasındaki boşluğun az olması nedeniyle ve de nesnelerin birbirine yakın olmaları nedeniyle. statik bir his uyandırır ve uzun süre seyredilemez görsel tasarımlar yaratabilir. 4). kutucuklar. Buna karşı da asimetrik bir dengeyle oluşturulmuş tasarımlar daha duygusal. yarım bırakılmış şekillerin ya da çizgilerin kişinin beyninde tamamlanmış olarak görüldüğü ve hatırlandığı fikrine dayanmaktadır. metni ön plana çıkarmada yaratıcıdır (Wilson. daha büyük olansa zemin (ground) olarak düşünülmektedir. hepsi sayfada kontrastlığı yaratan elemanlar olarak kullanılmaktadır. cetvel çizgileri. Denge Tasarımda denge. Hatta tasarımıyla ünlü The Guardian 32   akademia . neredeyse tamamlanmış ancak. Böylece. grafikler. bununla birlikte hiçbir zaman adeta bir aynadan yansırmışçasına mutlak bir simetriye sahip değildir.

Sayfada oran konusunda bir sıkıntı yaşamamak için. sağ üst köşeye doğru okumayı sürdürecektir. 1. iç ve dış sınırlarlarla siyah ve gri alanın dışındaki her yeri kaplayan ve kullanıldığında sayfaya temiz bir görünüm verecek olan beyaz alan. Tasarımda kullanılacak materyallerin nerede kullanılacağı ve hangi büyüklükte kullanılacağının ayarlanması yoluyla okurun sayfa boyunca önce ve sonra neyi göreceğiyle ilgili bir planlama yapılabilir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   gazetesi bile tek bir fontun sans serif. tırnakların kalın gösterim harfleri kullanılarak kesilmesi gerekiyor. (Wilson. okurun. 4). sosyo-ekonomik durum. okumanın ritmini bozacak şekilde yazıların. baskın olan ve okurun dikkatini öncelikle çeken. üst kenarın iç sayfa kenar boşluklarına nazaran biraz daha geniş. metinler okurun nefes almasını sağlayacak kalın yazı karakterleriyle yazılan alt başlıklarla. herkesin kolayca anlayabileceği şekilde. Bu nedenle. başlangıcı büyütülmüş harflerle veya illüstrasyonlarla. kolayca okuması sağlanır. Satır bittiğinde bir alt satırın solundan tekrar sağa doğru okumaya devam edecektir. 4). okuyucu okumaya zorlanır ve okumanın ritmi bozmuş olur. bu unsurlar tasarım için gerekli olan ritim duygusunu çeşitlendirmekte ve güçlendirmektedir. sayfa içinde sayfa varmış gibi bir görünüm yaratabilmektedir (Wilson. resimlemelerin (illüstrasyon). istenmeyen bir durum olmaktadır (Wheildon. sayfa içindeki sayfa kenarlarının biraz daha dar. 2002. okunacak materyal tasarımcı tarafından hazmı kolay hale getirilir. 8). kolay okunmayacak komplike bir materyali. İnsan gözü takip özelliğine sahiptir. Sayfada yer alan bütün elemanlar aslında birer leke olarak düşünüldüğünde yukarıda bahsedilenler daha net bir şekilde anlaşılabilecektir. Örneğin. yatay düzlemde hareket etme eğilimindedir (Uçar. tasarım sayesinde basitleştirilerek. 2005. Kimi   zaman. Tekrar eden görsel elamanlar. Bunun yanı sıra göz. Bu durum ise kuraldışı. buradaki kullanımları alt alta dört-beş cümle değil. Orantılı bir tasarım yaratabilmek için. Gazetenin hedefkitlesi yaş. afişler ve dergilerde dikey olarak yerleştirildiği görülmekle birlikte. basitleştirilir. bir fotoğrafın ya da illüstrasyonun sayfada bütün elemanlardan daha baskın bir şekilde yer almaması gerekmektedir. Göz okuma yönü doğrultusunda soldan sağa bir akış alışkanlığına sahiptir. gözün bu okuma yönünün tersine bir yerleşim yaparsa. aşağı sayfa boşluğu ise en geniş şekilde ayarlanması 33   akademia . dış kenar sayfa boşluklarının üst kenara göre biraz daha geniş. 2004: 155). Ritim Ritim. başlıkların. Oran Bütün tasarımlar üç bölümden oluşur: Fotoğrafların.5.4. gazete tasarımında en önemli şey. 1. 2002. bazen okuyucunun bir konuya ilgisinin veya takibinin kolaylaştıran unsurlar haline gelebilir. yoğun siyah alanlar yüzünden gri değerin yoğunlaştığı sayfalar üzerindeki monotonluğu kırmaktadır. Beyaz alanların fazlasıyla oransız bir şekilde kullanılması ise. Çünkü. cinsiyet ve kültürel seviye gözetmeksizin herkestir. Göz doğası gereği okumaya sol üst köşeden başlayacaktır. Büyük metin alanlarıyla çalışılıyorsa. tasarımcı. regular şekilleriyle çalışmaktadır. Her ne olursa olsun. memnun edici dengenin yaratılıp yaratılmadığını kontrol etmek zorundadır. Dolayısıyla. Aynı zamanda. Bu teknikler. Diğer bir ifadeyle. cetvel çizgilerinin. Daha sonra ise. basitlik ve anlaşılırlıktır. gövde metni olarak da ifade edilen metin yazısının yer aldığı gri alan. renklerin yer aldığı siyah alan. condensed. karmaşaya yer bırakmayacak şekilde tasarım sadeleştirilerek okura sunulur. sadece iki ya da en fazla üç sözcükten oluşan tümce ya da sloganlar şeklinde olmaktadır. okurun gözünü yönlendirerek materyali okutan bir tasarım elemanıdır. devamlılık etkisi uyandırırken.

gerekmektedir. İç ve arka sayfalar için en çok tercih edilebilir sayfa kenarlarının eşit ve dar bir şekilde, üst kenarın sayfanın iki yanındaki boşluktan biraz daha geniş ve sayfanın en alt kısmının ise, en geniş bir şekilde ayarlanması gerekir. Modüler bir tasarım, her hikayede anlatılan konuyu tek başına anlatabilir olurken, dikdörtgen şekildeki tasarımlar, oransal tasarımları garanti altına alabilmeye yardımcı olmaktadır. Dikdörtgen dikey veya yatay kare şeklinde tasarımlar, modüler tasarım içinde değerlendirilirken; bu şekillerin dışındaki şekillerle yapılan tasarımlar modüler olarak değerlendirilmemektedir. Fotoğraflar, resimlemeler (illüstrasyonlar) ve başlıklar hikayenin anlatıldığı modülün bir parçası haline gelmektedir. Güçlü dikey modüller, yatay modüllerle zıt bir şekilde yerleştirilmelidir. Aksi halde, sadece dikey ya da yatay şekilde yapılan bir tasarım oransal olarak iyi görünemeyebilecektir (Wilson, 2002, 4-5). Geleneksel gazetecilik sayfa tasarımında genellikle dikey yerleşimler görülmekteydi, ancak son dönemlerde gazete tasarımında da yatay yerleşimlerle dikey yerleşimlerin bir arada kullanıldıkları gözlemlenebilmektedir. 1.6. Birlik (Bütünlük) Tasarımda birlik, tasarımın belki de en önemli prensibidir. Tasarımın kalitesi, sayfayı tek bir bütün halinde tutabilmesine bağlıdır. Kullanılan yazı fontlarını birbirine uygun seçerek, birbirine benzeyen şekillerin bir arada kullanılması suretiyle iç ve dış kenarlar arasında uyum sağlanacaktır. Çoğu kişiye göre, bir tasarımda üçten fazla fontla çalışılmamalıdır. Örneğin, bir projenin ya da bir yayının ismi için bir font, başlık için başka bir font ve metin için de ayrı bir font kullanılabilir. Sadece özel bir amacın gerçekleştirilmesi yönüyle farklı olan tasarımlarda bu kural kıralabilmektedir. Tasarım elamanları arasındaki beyaz boşluğun fazla kullanılması ise, bir başka amatörlük göstergesi olmaktadır. Beyaz boşluğu kısıtlı olarak da fazla kullanmak da istenmeyen bir durumdur. Tasarımda birlik sağlanması, kullanılan başlıklardan, sayfa  

isimlerine kadar seçilen bütün yazı stillerinin aynı olmasına kadar bağlı olmaktadır. Uyum (ahenk), birliğin sağlanması için anahtar kelimedir. Bütün bu önerilenlerin ötesinde, başarılı bir tasarım kendisinden çok okunacak materyale dikkat çeken, yayını ilginç kılan tasarımdır. Tasarımın neredeyse hiç gözükmemesi genellikle tercih edilendir. Her sayfa, içeriği vurgulayıcı olmalıdır (Wilson, 2002, 5).Diğer taraftan, uyum yaratabilme adına tüm resimlerin aynı boyda, tüm yazıların aynı karakterde, tüm beyaz alanların eşit şekilde oluşturulması ise sıkıcılık yaratabilecektir. Uyum, sadece aynılık ve benzerlik ilişkisi demek de değildir. Diğer temel tasarım prensipleri gibi uyum için de sıkı kurallar koymak mümkün değildir. Kullanım yerine ve yöntemine göre değişmekle birlikte çok farklı renklerin bir arada kullanılarak bir armoni yaratılabileceği söylenebilmektedir (Uçar, 2004, 156). Tasarımda bütünlük, ayrı ayrı parçaların birlikte algılanacak şekilde yerleştirilmesiyle sağlanacaktır. 2. Tasarım Nesneleri Gazete tasarımı daha önce de söylenildiği gibi sadece dekorasyon ya da süsleme işi değildir. Gazeteler ister fikir, ister kültür sanat ister magazin gazetesi olsun, insanlara çevrelerinde olan biten olaylarla ilgili bilgi verme amacındadırlar. Haberler, önem sırasına ve olay örgüsüne göre bir taraftan haberi yazan muhabir tarafından yeniden kurgulanırken diğer taraftan da sayfayı tasarlayan kişi tarafından baskıya hazırlanırken de yeniden kurgulanmaktadır. Sayfada hangi haberin önce haberin sonra geleceği, fotoğraf ve metinlerin, başlıkların nerede ve nasıl kullanıldıklarına bağlı olarak sayfa üzerinde yapılan tasarımla belirlenebilecektir. Haberin sunumunda iki önemli öğe olan “okunurluk” ve “okuturluk” haberin kendisi kadar haber tasarımında önem taşımaktadır. Okunurluğu ve okutulurluğu olmayan haberlerin okunma olasılıkları düşük olmaktadır. Haberin okunurluğunda kullanılan tipografiye bağlı olarak “okunurluk” öne çıkmaktayken; fotoğraf, resimleme (illüstrasyon) ve

34

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
metinlerin sayfada nasıl yer alacaklarına bağlı olarak ise “okutulurluk” ön plan çıkmaktadır. Metnin okunabilmesi ile sayfanın okutulabilirliği arasındaki farktan daha önce bahsedildiği için burada tekrar üzerinde durulmayacaktır. Tipografi, kuşkusuz gazete tasarımında bilinen en önemli unsur olmaktadır. Tipografi, yazılı dünya aracılığıyla insanlarla iletişim kurabilen bir tasarım sanatıdır. Uğraş alanı gazete, dergi, kitap, el ilanları, afişler, tebrik kartları, iş kartları, broşürler gibi okunması amacıyla tasarlanmış her şeydir. Tipografi, mutlaka açık olmalıdır. Tipografi, aynı zamanda mantıksal bir sıra izlemeli, alfabetik doğrusallık içinde, okumanın felsefesine uygun bir şekilde kullanılmalıdır (Wheildon, 2005, 4). Tipografi, aslında ilginç bir şeydir. Bu satırlar, okunurken seçilen yazı tipinin ya da kendi yazının özel şeklinin ya da büyüklüğünden ya da harfler arasındaki boşlukların farkına varılamayabilir, ancak fakına varılmadan da okumaya devam edilebilinir. Gazete tasarımında geçmişten bugüne bakıldığında, geçmişte yaşanan problemlerden birinin de sınırlı sayıda yazı karakterinin bulunması olduğu görülmektedir (Palmer, 2007, 93). Bugünse, başta Times, Palatino, Helvatica, Optima ve buna benzer birçok font, işlevsellik bakımından ve okunurluk bakımından tasarımcıya birçok seçenek sunmaktadır. 2.1. Başlıklar Başlığın ebadını büyütmek sadece hiyerarşiyi güçlendirmeye yardımcı olmaz, aynı zamanda da okumanın nerden başlayacağına dair bir başlangıç noktası oluşturmaktadır. Harf puntosu olarak büyük ve kalın harf tipiyle yazılmış başlıklar genellikle haberin önemlilik değerini göstermek için kullanılmaktadır. Başlıklar eşit ağırlıkta ve büyüklükte kullanılmış başlıklarla birlikte yer alan iki haber de birine eşit önemde kabul edilmektedir. Yukarıdan aşağıya doğru sıralanan başlıklar, önemliden önemsize göre yazı puntosunun   büyüklüğü ve kapladığı sütun bakımdan çok olandan az olana doğru sıralanmaktadır. Okuma yönü üzerine yapılan araştırmalar, en baskın olan fotoğraf hangisiyle okuyucunun onunla okumaya başlayacağı ve yine eğer büyük başlık yukarı sağa bir yere yerleştirilmişse okuyucunun yine olaya tam da bu noktadan dahil olacağını göstermektedir (Smith, 2004, 88). Gövde harfleri, metnin tamamı için kullanılacak harf biçimidir. Gösterim harfleri ise, metnin bütününden ayrı olarak vurgulanmak istenen bilgilerin italik, bold ya da büyük harflerle gösterilmesidir. Yazı karakterlerinde dikkat edilecek önemli noktalardan biriyse, hiçbir koşul altında farklı yazı tipleri bir arada kullanılmaması gerektiğidir. Helvaticayla Univers ya da Garamondla Bodoninin bir arada kullanılmaması gerektiği gibi (Brodlock, 2002, 30). Başlıklar için söylenebilecek bu kural, yazının olduğu diğer tasarım nesneleri için de söylenebilmektedir. 2.2. Gövde Metni Metin gövdelerinde iki önemli gestalt ilkesi görülmektedir: “benzerlilik ve devamlılık.” Gazetelerin çoğunda aynı tipte ve büyüklükte font kullanılmaktadır. Metin fontunda, başlıklarda olduğu gibi fontlarda değişiklikler gözlenmez. Devamlılık, gövde metinlerin sütunlar şeklinde sıralanmasında görülmektedir. Sütunları eşit genişlikte hizalanmış metinler, sütun boyunca akarak, sütun aralarında oluşan oluklarla (gutter) ayrılmaktadır. Bu tarz bir yerleşim geleneksel gazete yerleşimidir, bugün bu yerleşim yavaş yavaş terk edilmeye başlamaktadır (Smith, 2004, 91). Gövde metinleri için önerilen yazı karakterleri genellikle tırnaklı olanlardır. Tırnaklı yazı karakterleri yüksek derecede okunabilen fontlardır. Bir teoriye göre, tırnaklar tram çizgileri gibi göründükleri için gözün okunacak materyale odaklanmasını sağlayacaktır. Bir diğer teori göre ise, kalın ve ince çizgilerin birleşiminden oluşan tırnaklı yazı karakterleri tek başlarına harflerin hatta kelimelerin de diğerlerinden

35

 

akademia

daha kolay ayrılabilmelerine ve okunabilmelerini sağlamaktadırlar (Wheildon, 2005, 45). Tasarımcılar, harfleri bir şekilde dizme eğilimindedir. Bu kişisel tercihlerine bağlı bir durum olmaktadır. Fakat bu yazı ailelerinden birini seçerken tasarımcı, ilk işinin metin yazarının mesajını iletmek olduğunu unutmamalıdır. Okuyucu daha mesajı okumadan, doğrudan dikkati üzerine çeken yazı tipinden uzak durmalıdır. Daha basit olarak söylemek gerekirse, sözcükten önce yazı tipi göze çarpıyorsa, kullandığınız yazı stilini değiştirilmelidir. Diğer taraftan, harflerin x-yükseklikleri birbirinden farklıdır. Harflerin x-yüksekliklerinin genişliği, çizgilerin sayfadaki ağırlığı daha siyah bir alan yarattırken, x-yükseklikleri küçük ve çizgi ağırlıkları daha hafif harfler daha aydınlık bir hissi yaratabilecektir. Renkteki bu farklılıklara dikkat edilmesi sayfa tasarımında temel bir prensip olmaktadır (Kane, 2002, 52 ). 2.3. Fotoğraf Kullanımı Okuma yönü üzerine yapılan araştırma sonuçlarına göre, okuyucu sayfaları çevirirken, sayfa başında ya da içinde kullanılan baskın bir fotoğrafa rastlayınca okumaya oradan başmaktadır. Bu durum, aslında şekil-zemin ilkesiyle ilişkilendirilerek anlatılmaktadır. Buna göre, fotoğraf figüre (şekil) ve sayfadaki her şey birlikte zemin (ground) olarak algılanmaktadır. Dikey yerleşim kullanılan gazetelerde daha çok, yukarıda büyük bir fotoğraf kullanma eğilimi vardır (Smith, 2004, 92). Sayfada kullanılacak dinamik bir fotoğraf önemlidir ancak bu fotoğrafın teknik olara mükemmel kalitede olması beklenmektedir. Tek bir sayfada aynı ebatta fotoğraf kullanımından uzak durulmalıdır. Tasarımda zıtlık kullanımı önemli bir argüman olmaktadır. Fotoğraflar arasında zıtlık yaratılacaksa, bir fotoğraf bir diğerinin en az iki katı kadar büyüklükte kullanılmalıdır. Yine zıtlık yaratmak isteniyorsa, bir dikey şekille bir yatay  

şekil aynı sayfada uygulanabilmektedir (Wilson, 2002, 6). Yazı ve fotoğraf birbiriyle ilişkili olarak düşünülmektedir. İkisinin birlikte yaratacağı etki, herhangi birinin tek başına yaratacağı etkiden daha büyük olacaktır. Fotoğraf ve renk kadar önemli bir diğer unsur da tipografi olmaktadır. Rast gele seçilen harf karakterleri, başlık ve fotoğraflar, sayfada karmaşa yaratabilmektedir. İçeriği anlatmakta araç olan görsel unsurların sayfaya yerleştirilmesi algı kuramları çerçevesinde olmalıdır. Haber tasarımı kavramı burada öne çıkmaktadır. Haber tasarımı, haberin içerik ve görsel unsurlarıyla birlikte etkili sunumu olarak ifade edilmektedir (Türk ve diğerleri, 2008, 130). 3.Tasarım Elemanlarının Yerleşiminde Tipografi ve Grid Kullanımı “Tipografinin temel işlevi okunurluktur, harf biçimleri bir bilgi, mesaj, olay veya düşünceyi aktaran bir araçtır” (Uçar, s.139). Harf dizaynının temel özelliği, harf formlarının kendileri başlı başına el yazısının bir gelişimi olarak, sayfada yer alan işaretler şeklinde gelişmiş olmasıdır. Bu işaretlerin tanınabilir yanları, soldan-sağa doğru bir akışın parçası olarak tanınabilmesindedir. Harfler, küçük harfler ve büyük harfler olarak yazılı dile doğal bir şekilde dönüşmüştür. Bütün diller tabi bu şekilde yazıya geçmemiştir. Örneğin, İbranice ve Arapça sağdan-sola doğru yazılmıştır. Okumaya ilk başladığımız andan itibaren, harf karakterleri zihnimize yerleşmektedir. Bu noktaya kadar, yazılı Çince, Latince gibi oluşmamaktadır. Çince, söylenişten çok düşünce ve fikir dünyasını tanımlamaktadır. Son yıllarda, Çince karakterler tipik olarak üstten alta, sağdan sola doğru okunmaktadır. Ortaya çıkan basit bir gerçek de, aynı büyüklükte yazılan harflerin, okumayı daha kolay bir hale getirmiş olmasıdır. Ancak, Latin harf formları aynı harf büyüklüklerine sahip değildir, bu nedenle çoğu zaman ayarlanmaya ihtiyaç duyarlar. Soldan-sağa

36

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
okurken, genişlikteki farklılık, okumayı zorlaştırmaktadır (Kane, 2002, 34). Yazı karakteri seçilirken sadece estetik olarak göze hitap etmesi yeterli değildir, aynı zamanda bu yazı karakterinin okunur da olması gerekir. Kimi zaman okunurluk yalnızca bir harf ölçüsü sorundur ve işin daha büyük harf ölçüsünde dizilmesiyle düzeltilebilir. Bazı yazı karakterlerinin diğerlerinden daha kolay okunur olması yazı karakteri tasarımının en önemli özelliğidir. Tırnaklı yazıların daha okunur bir boşluk düzeni oluşturduğu göz önünde bulundurulabilir. Düz metin dizgelerinde tırnaksız yazılara göre Eski Biçem temelli ancak küçük harf boyu yeniden düzenlenmiş (Times Roman gibi) yazılar daha iyi okunurluk sağlar. Tasarımın okunur olması okutur olmasından daha farklı bir şey ifade etmektedir. Okunurluk yazı karakteri ve harf ölçüsüne bağlı iken, okuturluk bütün tasarımda temellenmektedir (Sarıkavak, 1997, 32). Punto büyüklükleri aynı olmasına rağmen, yazı karakterlerinin daha küçük ya da daha büyük görünmesinin nedeni xyüksekliklerindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır. x-yüksekliği büyük olan yazı karakterleri genellikle yüksekliği küçük olanlardan daha çok satır boşluğuna ihtiyaç duyabilmektedir (Sarıkavak, 1997, 39). Tasarımda okuturluğu sağlamak için seçilen fontun x-yüksekliği dikkate alınmalıdır. 3.1. Uygun Sütun Genişliği Sütunun genişliği ne olacak sorusu yalnızca sayfa üzerindeki tasarımı ilgilendirmez aynı zamanda okunurluk içinde eşit derecede önemli bir sorudur. Okuyucu metin içindeki mesajı kolay ve rahat bir şekilde okuyabilmelidir. Bu durum, harfin büyüklüğünde ve satır arası boşluğun ayarlanması üzerindeki alana bağlıdır. Normal bir formatta hazırlanan basılı materyal genellikle 30-35cm göz uzaklığından okunmalıdır. Harfin büyüklüğü zihinde ayarlanmalıdır. Hem çok küçük hem de çok büyük harfler, okuyucunun çaba sarf etmesine neden olacak, okuyucu çabucak   yorulacaktır. Okuyucu metni hem anlamakta hem de hatırlamakta zorlanacaktır. Göz, uzun bir satırı okurken yorulacak çünkü yatay bir uzaklıkta takip etmek oldukça zordur. Çok kısa satırlarda ise göz bir satırdan diğerine sık sıçrama yaparak yine enerjinin boşa harcanmasına neden olacaktır. Doğru sütun genişliği, okuyucunun içerikten koparmayarak, okumaya yoğunlaşabileceği, hoşnut edici ve rahatlatıcı bir okumanın sağlanacağı şekilde ayarlanmalıdır. Metnin sütun genişliği, harfin ebadıyla (büyüklüğüyle) orantılı şekilde ayarlanmalıdır. Olması gerektiğinden daha uzun olan sütunlar göz yorucu olacağı gibi kişinin psikolojisini de olumsuz yönde etkileyebilecek olduğundan okumayı zorlaştırmaktadır. Kısa sütunlar ise okumanın akışını kesebileceği gibi, okuyucunun gözünün bir sonraki satıra geçmesi için okuru zorlayacaktır. Sütunların genişliği harf biçiminin ebadına ve metnin ne kadar uzunlukta olduğuna bağlı olmaktadır. Örneğin, başlık için 20 punto kullanılacaksa, gövde metni için 8 punto kullanılması daha doğru olacaktır. Kolay okuma için ilk önemli olan, satır arasındaki boşluğu doğru ayarlamaktır. Eğer aralıklar çok yakın bir şekilde ayarlanmışsa göz, bir komşu satıra doğru zorlanacaktır. Okumanın ritmini bozabilecek her şeyden titizlikle uzak durulmalıdır. Hiçbir koşul altında, harf biçimlerinin sayfanın kenarlarına çok yaklaşıyormuş (kenardan kesiliyormuş) izlenimi yaratmamalıdır, bu tasarımın kesildiği izlenimi verecektir (Brodlock, 2002, 14). 3.2. Satırarası Boşluklama Satır arası boşluk ayarlama, satırların genişliğine yakından bir dikkati beraberinde getirecektir. Gereğinden fazla uzun veya gereğinden daha kısa satırlar için satır arası boşluk ayarlama yazı alanını ardından da metnin okunulurluğunu etkileyecektir. Çok yakın dizilen satırlar, hem alt hem de üst çizginin aynı zamanda göz tarafından takip edilmesine neden olacağından hızlı okumayı bozacaktır. Göz, okunulan materyale

37

 

akademia

satır arası boşlukları genişlemektedir. Dolayısıyla. masa üstünde digital fontları da içerecek olan harfler arasındaki boşluğu otomatik olarak ayarlama şeklinde ifade edilmektedir. satırların diğer elemanlardan bağımsız bir eleman olarak izole bir şekilde görülmesine neden olacaktır. Harf boşluk düzeni hakkında karar vermek için yalnız bu işlem düşünülmez. sözcükler arasındaki daha geniş boşlukları görülmesi alışıldık bir durum değildir. doğru sütun genişliği ve satır arası boşluk olduğu kadar metin uzunluğu da önemli bir faktördür. fakat yazı birliğinde. İster açık. 3. okunan materyalin çabuk okunabildiği ve hatırlanabildiği bir yerleşim sunmaktır. satır boşluk düzeninden daha fazla olursa. Yazılı materyal durağan. Sözcük boşluk düzeni. metni okurken 38   akademia . Tasarımcılar genellikle. Eski epigrafik temelleri düşünüldüğünde büyük harf formlarının kendi başlarına ayakları üzerine basmaya sürdürdükleri görülmekteyken. 3. 18). Göz. Benzer bir negatif etki de. Uzun metin sadece nispeten geniş satır arası boşluklamaya değil aynı zamanda paragraflarla bölümlenebilir olmalıdır (Brodlock. metin ölü ve tasarımdan arta kalan (artık) gibi gözükecektir. Doğru okunaklı bir yazı için. 2002. gerek kitap gerekse reklam basımcılığında affedilemeyecek iki önemli gaf kabul edilmektedir. Gazetenin amacı duyuruları hızlı ve ucuza alabilmektir. Okuma hızı.3. satırın okunması için harf aralarında boşluğa ihtiyaç duymaktadırlar (Kane. Normal bir tracking   (ayarlama) küçük harfler için. Dolayısıyla. 49. her satırdan bir sonraki satıra okuma yönünün sürdürülebildiği. Çok fazla geniş bir boşluklama için de benzer bir problem söz konusu olacaktır. yazı genişledikçe. küçük bir satırdaki harfin yalnız bırakılmasından oluşur. yorgunluk erken başlayacaktır. belirsizlik durumu büyüyecek. Bunlardan birincisi “dul”. göze ekstra iş yükleyecek ve tekrarlamadan bağımsız satırları okuyamaz hale gelecektir. Sayfada yer alacak metnin satır sayısı azaltıldıkça. yazı çok karanlık gözükecek. Harf ve dizgi okutur olmalı. daha gri bir değer oluşturacaktır. oldukça dar göstergelerle birlikte. şaşırarak okuyucunun fazla enerji harcamasına neden olacaktır. kompozisyon içindeki satır aralarının çok sıkı bir şekilde ayarlanmasıyla gerçekleşebilir. Çok sıkı ya da çok açık hissi vermeyecek şekilde harfler arasındaki boşluğu ayarlanmalıdır. yani gereğinden fazla boşluk oluşturursa. küçük harf aralarının açık görünmesini sağlayacaktır. satırlar görünüşteki açıklığı ve rahatlığı kaybedecektir. bu nedenle daha çok göstergeye ihtiyaç duyulacaktır. metnin birliği bütünlüğü bozulacak. Daha sıkışık harf boşluğunda. pasif bir izlenim yaratacaktır.odaklaşamayacak. Okuyucu bir sonraki satırla bir önceki satır arasında bağ kurmada problem yaşayabilecek. diğer yandan reklamcılar içinse. harf boşluk düzeni tüm tasarım göz önünde bulundurularak belirlenmelidir. Satır araları çok açılırsa. Harf boşluk düzenin yapısı sayfanın koyu veya açıklık derecesinde belirleyici olabilecektir. basılı işin bütünlüğü bozulacak. Dul Arındırma ve Öksüz Sözcüklerden Geleneksel harf dizgiciliğinde. tersine gevşek olan da ise. daha ilgi çekici ve yaratıcı tipografiyle çalışılır (Sarıkavak. güven ve istikrarın sağlandığı. büyük harflerde harfler arasına boşluk vermek için kullanırlar. yeni bir motivasyon faktörü olana kadar düşecektir. İyi bir satır arası boşluklama. 36). metin içinde küçük harflerde harfler arasına boşluk vermek daha uygun olmaktadır. okumayı soldan sağa doğru değil yukarıdan aşağıya yönelterek okunurluğu zayıflatacaktır. Harf Arası ve Sözcük Arası Boşluklama Bugün “leading” olarak adlandırılan şey. 2002. ikincisi ise “öksüz” sözcük kullanımı olmaktadır. Dul sözcük. küçük harf formları. dizgi satırları daha siyah.54). Böylesi bir yerleşimde.4. ister koyu ton olsun metnin okunabilmesini sağlayacak. 1997.

39   akademia . Grid. Böylece hangi paragraf olursa olsun son satırınız önemli ölçüde kısa olacaktır. Türkçe metinler. alanların konumlandırılmasında kullanılabilir. Bu düzen oluşturma süreci. sayfa kesim yerlerinin çerçevelenerek mükemmel bir kompozisyon yaratılmasıdır. Dul ve öksüz sözcüklerin dışında bir başka istenmeyen durumda nehir oluşumudur. Tipografik tasarımda. 3. Tasarım sorununu en iyi şekilde çözebilecek gridin seçilmesi tasarımcını işidir. Sağa hizalama her nedense bazen “dul sözcükleri” çok az da olsa kurtarabilmektedir. Leading. Peteklerin altıgen formdaki çeperleri doğal bir dayanıklılık oluşturur ve tüm yönlerde çoğalabilme özelliğine sahiptir. Doğadaki bu sistematik yapı farklı yerlerde karşımıza çıkar. diğer harflerin satır aralarına bağlı olarak. 2004. İyi grid üzerinde esnek ve dinamik tasarımlar oluşturmak grafik tasarımcının görevi olmaktadır (Craig. iki yana hizalanan metinlerde bu hatalar çok ciddi gaflar yaratmaktadır. “Nehir oluşumu”. Bir grid sayfayı boyamak değildir. Bu problemi çözmek için. bu sayede çerçeve içindeki bal peteği hücreleri homojen bir yoğunluğa sahip olur. Metin bloklarında tireleme yapılsın yapılmasın. bir grid sistemi sayfadaki metni açıklamak ve anlamını arttırmak için bir metottur. Tuğlalar ile daha güçlü bir sayfa yapısı inşa edilerek uzun soluklu sonuçlar alınabilir (Kane. tarımda bir meyve bahçesinin dikim için bölümlenmesinde. metin içinde tireleme yapılabilir ya da satır genişliği değiştirilerek “nehir” yaratmayacak bir şekle getirilebilmektedir (Uçar. bir önceki paragrafın son satırından başlamadığından emin olmaktadırlar. Bu problemi çözmenin en iyi yolu paragrafınız boyunca son satır sonlarını ayırmaktır. “Öksüz sözcükler” ise farklı şekilde gafı belli eder. bir alanı organize etmenin pratik bir yolu olarak ifade edilmektedir. 143). örneğin arılar bal peteklerini bilimsel bir yapı içinde yaratırlar.5. İngilizce ve Almanca gibi dillere kıyasla daha uzun sözcük yapılarına sahip olmaktadır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   okumayı kesmeyecek biçimde düzeltilmesi gerekmektedir. Gridlerle Çalışabilme Grid. 1999. anlamı güçlendirmek için görsel ve tipografik elemanlarla çerçeveli bir iş sağlayarak bir sayfa inşa etmektir. arkada öksüz ve dul sözcük bırakmayacak şekilde ayarlanmalıdır. “Dul sözcük” ve “öksüz sözcük” diye adlandırılan boşlukta kalan sözcüklerin durumudur. Daha doğrusunu söylemek gerekirse grid. yani harflerin satır araları. İlk aşamada yazı ve resimleri yerleştirmek için yatay ve dikey çizgiler. Özgün ve işlevsel bir grid. Öksüz sözcükler ise. Bir grid. gazete ve dergi gibi süreli yayınlarda özgün ve işlevsel bir grid tasarımı son derece önem taşımaktadır. geometrik bir tasarım   şaheseridir. grid sadece rehber niteliği taşıyan çizgilerdir ve tasarımcının işini kolaylaştırır. Özellikle dar sütunlarda. 1999. sayfa üzerindeki alanların doğru ve etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olmaktadır. üretilen tasarımın bir kimlik kazanması ve tasarımcının yapabileceklerini zenginleştirebilme adına çok önemlidir. 2002. Dikkatli tipograficiler. kutucuklar oluşturacaksak. Bevington. Bu yapı. 81). daha fazla dikkatli bir çalışmayı gerektirecektir. Özellikle de. mekanların. bunun bizim esnekliğimizi kısıtlayan bir çalışma biçimi olduğu fikri aklımıza gelebilir. hiçbir metnin. 129-132). tuğlalar gibi birbiri üzerine inşa edilerek sayfayı oluşturur. Ancak. (Bringhurst. Ortaya çıkan hücresel yapı dengeli bir dağılımı sağlar. Özellikle. Gridlerle çalışmak tasarımcıyı sınırlandırıyormuş gibi görünse de gridler. 98). sözcüklerde tireleme yapılmadan oluşturulmuş sütunlarda bu problem sıkça ortaya çıkmaktadır. mimaride odaların. son satırdaki sözcük sayısı. metnin her iki taraftan bloklandığında oluşan görsel ve tipografik hatadır. eşit aralıktaki yatay ve dikey çizgilerden oluşmuş bir patrondur.

Tüm Yönleriyle Medya ve İletişim (s. simetri) olmak üzere denge. J. gazete tasarımlarının bilgisayar ortamında yapılabilmesi. aynı zamanda internet. daha sonra gazetede yer alacak materyallerin (başlık. makalede öncelikle başta gestalt prensipleri (benzerlik. doğru beyaz boşluk ve grid kullanımı haber materyalerinin önem sırasına göre doğru organize edilerek. Moriarty. kullanılan fontların yanı sıra bu fontların yüksekliklerinin sayfada yarattıkları gri değerin oranı. satır başlarında bırakılan öksüz ve dul sözcükler ön plana çıkmaktadır. Kaynakça Bringhurst. sayfa tasarımına duyulan ilgiye de artırmıştır. Tipografinin Temelleri. March 2002 Vol. s. US: Lawrence Erlbaum Associates Inc. Williams.2008. New York: Watson-Guptill Yayınları. Designing With Type.. Hitap ettikleri kitlenin heterojen bir yapıda olması gereğiyle. (2005). (2004).129-141). Türk.). G. AN 6305481. okunacak ve kolayca anlaşılacak şekilde hazırlanma amacını taşımaktadır. Type Creates a Visual Signature for Newspapers. Wieldon. 90 Issue 2. (1999). Grid Systems In Graphic Design. A.. Gazete tasarımında uygulanan bu temel ve küçük ayrıntılar. (2002). Newspaper Design. birlik. Erişim: 15. M. gövde metni. EBSCOhost. Diğer taraftan. yapılan gazete tasarımları en çok okur için ilgi çekecek (okutacak). 22. 08. (2002).M. AN 21548303. kontrast. EBSCOhost. Palmer. (1997). tamamlama. Uçar.W. Güven.   40   akademia . 2008. M. History of the Mass Media in the United States: An Encyclopedia. (2002). R. Methods and Media. yapılan bir tasarımı mükemmelleştirebildiği kadar mahvedebilmektedir. Metinlerin tipografisinde ise. Bartbatris ve K..2008. K. Sulgen: Verlag Niggli AG. Gazeteler her şeyden önce. Design With Flair. K. Konya: Eğitim Kitapevi. C.edu/sma /staff/handouts/designwithflair. Erişim:02.07. kolay bir şekilde okunabilmesini de sağlamaktadır. Bevington. A Type Primer. Neuman Reports. Hastings:The Worsley Press. gazete tasarımında uygulanan bu temel prensipler daha önce de bahsedildiği gibi değişmez kabul edilen kanunlar değildir. fotoğraf kullanımı gibi) tasarımda nasıl yerleştirilebileceği irdelendi son olarak da bu nesnelerin yerleşiminde nelere dikkat edilebileceği ortaya konulmaya çalışıldı. (2008). okunabilirlik gibi tasarımda uygulanan temel prensipler ele alındı. (2004).Sonuç Son yıllarda. The Elements Of Typographic Style. Type & Lay Out Are you communicating or just making pretty shapes. Kenny (Ed. S. Brockman. Craig. N. http://www. sözcükler arasında ve satır aralarında bırakılan boşluklar. A. şekil-zemin. ritim. Quill.(1998). web ortamında haber ve iletilerin sunulmaya başlaması. Bıyık A. Kane. İstanbul: İnkılap Yayınevi.F. Perception and Newspaper Page: A Critical Analysis (81-99). Görsel İletişim ve Grafik Tasarım.). Fall 2007.ncsu. Makalede. Handbook Of Visual Communication Theory. ancak konuyla ilgili doğru örneklerin yer aldığı materyallerin okunmasına. Erdem (Ed. Işık ve A. oran. Johnson. Wilson. R. Ankara: Doruk Yayınları. J.. devamlılık. s. 93-95. J. konu üzerinde dikkatlice ve titiz çalışmalara bağlı olacaktır. S. B. Tasarımda yapılan yanlışlıkların giderilmesi ve tasarım ilke ve prensiplerinin tanınması. K. T. Canada: Hartley&Marks Publishers. (1999). Sarıkavak. (2002). Design Evolution. yakınlık. Smith. ilan. London: Laurence Kıng Publishing. Bu nedenle.442-445.07.(2007). Gazete Sayfa Tasarımı Okuyucu İlişkisi. Smith. reklam gibi materyalleden farklı olarak metin ağırlıklı olarak çalıştıkları için çok iyi bir tipografiye sahip olmak zorundadır.pdf. Erişim: 05. gazete tasarımı yapan kişiye yol gösterici nitelikte kabul edilebilmektedir.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 41     .

Certification. tüketici davranışları. fiyat. Coordination. 7C ise: Müşteri değeri. Cost. fuel sector. integrated marketing communication aims to develop brand awareness and loyalty leading the consumers to purchase. tutundurma. Tüketici merkezli pazarlama düşüncesi olan bütünleşik pazarlama iletişimi. People. (7P: Ürün.   42   akademia . Promotion . onaylama. Modern pazarlama anlayışını nitelendiren bütünleşik pazarlama iletişimini benimseyen firmalarda. In the companies performing integrated marketing communication that describes the modern marketing concept.7C: Consumer value. dikkate almak. kolaylık. Price. tüketici bağlılığı yaratmak. Physical distinctions. and to get to the database application by building up a CRM – consumer relationship management in order to keep present consumers and gain new ones. ∗                                                              Dr. bütünleşik pazarlama iletişimi kavramını ortaya çıkarmıştır. maliyet. yeni tüketici kazanma veya mevcut tüketiciler elde tutmak için müşteri ilişkilerini yönetimi (CRM) geliştirerek veri tabanı uygulamasına geçmeyi amaçlamaktadır. bütünleşik pazarlama iletişimi. akaryakıt sektörü. marka bilinirliği ve sadakati oluşturmak. tüketiciyi satın almaya yönlendiren. (7P: Product. hedef kitle. As a consumer-focused marketing consideration. satış yeri. The Importance of Consumer Behavıours In Determınıng the Integrated Marketing Communication Strategies In Companies Abstract The necessity of using the marketing communication media as a whole introduced the term “integrated marketing communication”. Convenience. Process. to create a consumer loyalty. fiziksel belirtiler. koordinasyon. pazarlamanın 4P’si genişletilerek 7P ve buna ilave olarak 7C şeklinde uygulama alanı ortaya çıkmıştır. iletişim) Anahtar Kelimeler: Pazarlama iletişimi. Place of sale. Consider. consumer behaviour. süreç. the 4Ps of the marketing is widened to 7Ps and also added 7Cc as an application field.FİRMALARDA BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİ STRATEJİLERİNİN BELİRLENMESİNDE TÜKETİCİ DAVRANIŞLARININ ÖNEMİ Ayhan ERDEM∗ Özet Pazarlama iletişimi araçlarının bir bütün olarak kullanılması gerekliliği. Communication) Key words: Marketing communication. integrated marketing communication.

hangi müşterinin önemsiz veya kârsız olduğunu belirlenebilmekte. tüketici bağlılığı yaratmak. Pazardaki bu değişme ayrıca. büyük yatırımlar yaparak en iyi kullanan ve veri tabanı pazarlama alt yapısını hazırlayan maalesef sadece birkaç firma vardır. tutarlılık ve sinerji yaratarak tüketicilerin satın alma davranışlarını harekete geçirmede büyük rol üstlenmektedir. tüketici davranışlarına doğrudan etkilemiş ve bütünleşik pazarlama iletişimi uygulama alanı bulmuştur. pazarlamanın kurallarını değiştirmiş. medyanın pazarlama iletişimi faaliyetlerinin planlanmasının zaman ve ulaşma açısından etkisi azalmış ve iletişim öğesini pazarlama faaliyetlerinin önüne getirmiştir. Bugün Türkiye’de akaryakıt sektöründe. medyanın çeşitlenmesi. bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan değişmeler ve gelişmeler ile yoğun rekabet. Tüketicilerle uzun dönemli ilişkinin kurulması CRM olarak tanımlanmış yöntemle birçok firmalar müşteri sadakati yaratarak mevcut müşterilerini elde tutma ve yeni müşteri kazanma çabası içerisinde faaliyetlerini göstermektedir. Tüketici davranışları. Türkiye’de akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen bütünleşik pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymaktır. Bugün ayrıca. Müşteri ilişkileri yönetimi. Türkiye’de akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren petrol dağıtım firmalarının bütünleşik pazarlama stratejilerinin tüketici davranışları kapsamında ele alınması açısından önem taşımaktadır. hatta işletmelerin promosyon stratejilerini belirlemede de büyük fayda sağlamaktadır.   reklam. CRM. artan iletişim olanakları ile birlikte hedef kitleye ulaşmak zorlaşmış. tüketiciyi satın almaya yönlendiren. hedef kitlelere ulaşmayı zorlaştırmış.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Geçmişte. işletmelerin pazarlama iletişimi teknik ve yöntemleri ile tüketicilere ait verilerin toplanması ve depolanması kolaylaştırılmıştır. bütünleşik pazarlama iletişimi kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma. marka bilinirliği ve sadakati oluşturmak. satış odaklı geleneksel pazarlama yaklaşımında. Bu uygulamada halkla ilişkiler ve reklam ön plana çıkmış. Tüketici merkezli pazarlama düşüncesi olan bütünleşik pazarlama iletişimi. açıklık. tüketicilerin petrol 43   akademia . tüketicilerin akaryakıt sektöründe firma tercihlerinin belirlenmesi ve özellikle bütünleşik pazarlama iletişiminin bu etkinlikteki gücünün ortaya konulması ile birlikte. ticari fuar ve sergi gibi iletişim temelli pazarlama iletişimi araçlarının bir bütün olarak kullanılması gerekliliği. geleneksel reklam maliyetlerinin artması. tek ses. tüketicilerin bilgi düzeyinin artmasını sağlamıştır. Toplanan veriler bilgiye dönüştürülerek işletmelerin tüketici ile uzun dönemli ilişkiye girmesi sağlanmıştır. Ayrıca bu araştırmada. Bu nedenle bütünleşik pazarlama iletişimi araçları. satış sonrası hizmetlerin sürekliliği sağlamakta. tüketicileri tanımak veya bilgi sahibi olmak pek önemli olmazlar. günümüzde ise ulaşım. Bu nedenle Türkiye’de akaryakıt sektöründe tüketici davranışlarının incelenmesi önemli bir olgu haline gelmiştir. teknolojinin gelişmesi ile birlikte küresel bir pazar ortaya çıkmış. müşteri ilişkileri yönetimini (CRM). Araştırmanın amacı. hangi müşterinin firma için önemli veya kârlı. reklam ve tanıtım maliyetlerin artması ile tüketicilerin değişen ve artan iletişim beklentileri. yeni tüketici kazanma veya mevcut tüketiciler elde tutmak için müşteri ilişkilerini yönetimi (CRM) geliştirerek veri tabanı uygulamasına geçmeyi amaçlamaktadır. işletmelerin iletişim konusundaki arama çabaları sorunlarını çözmek için hızlanmıştır. halkla ilişkiler. satın alma noktası iletişimi. Yoğun rekabet. tüketicilerin satın almada hangi faktörlerin etkili olduğunu ölçülebilmekte. sponsorluk. doğrudan pazarlama. satış geliştirme. kişisel satış.

tutarlık ve azami iletişim etkisi sağlar (Schultz. Müşteri tatmini. bütünleşik pazarlama iletişimi. Bütünleşik pazarlama iletişiminde. Bütünleşik pazarlama iletişimi. 1999. 3. yani genel reklamcılığın. Diğer taraftan bütünleşik pazarlama iletişimi.Bütünleşik Pazarlama Stratejileri İletişimi Tüketici merkezli pazarlama olarak bilinen bütünleşik pazarlama iletişimi ile. 6.781). tutarlı ve inandırıcı bir mesaj oluşturacak şekilde kendi çeşitli iletişim kanallarını dikkatle bütünleştirip koordine etmesini sağlayan bir uygulama alanıdır.67).16. II. tutarlılık ve maksimum iletişim etkisi sağlamak için bir araya getirir. Müşteri memnuniyeti.Bütünleşik Pazarlama İletişimi Amerikan Reklam Ajansları Derneği’nin tanımına göre.66). 1. Bütünleşik pazarlama iletişimi bu dalları birleştirerek açıklık. uygulanmasında ve denetiminde tüm görevlilerin yönetimi ve örgütlenmesini kapsayan bir süreçtir (Pickton ve Broderick. genel reklamcılık.16). etkinliği. Kısaca IMC (Integrated marketing communication) olarak adlandırılan bütünleşik pazarlama iletişimi. verimliliği. Marka bağlılığı. 4. doğrudan satışın. tutarlılık ve azami iletişim etkisi sağlamak amacıyla birleştiren kapsamlı ve ayrıntılı bir planın sağlayacağı yararları kabul eden bir pazarlama iletişimi planlama yaklaşımıdır. önceden tespit edilmiş ürün ve kurum pazarlama iletişimi hedeflerine ulaşmada pazarlama iletişimi çabalarında en büyük ekonomikliği. doğrudan pazarlama. 2002. Bugün bütünleşik pazarlama iletişimi ile ilgili olarak birçok tanımlar geliştirilmiştir.8). 2001. örgüt ile onun mevcut ve potansiyel tüketicileri ve müşterileri arasındaki işlemleri etkili ve ekonomik bir biçimde etkileyecek pazarlama   iletişimi unsurlarının stratejik seçimidir (Betts ve arkadaşları. (Kotler ve diğerleri.istasyonu seçiminde etki eden faktörleri. mesajların ve tutundurma araçlarının analizinde. Bütünleşik pazarlama iletişimi. 2001. müşteriler ve diğer taraflara gönderilen tüm mesajları stratejik olarak denetim altında tutma veya etkileme ve onlarla verilere dayanan. reklam. çeşitli iletişim araçlarının strateji rollerini değerlendiren bir ayrıntılı planın pazarlama iletişimi planlamasına yapacağı katkının değerini fark eden bir yaklaşımdır. satış tutundurma ve halkla ilişkilerin stratejik rollerini değerlendiren ve bu dalları açıklık. müşterilerle veya sadık müşterilerle zaman içerisinde gelişen ikna edici iletişim programları formu geliştirme işlemidir (Schultz. Müşteri değeri. Bütünleşik pazarlama iletişimi. amaçlı bir diyalogu teşvik ederek onlarla kârlı ilişkiler kurma ve beslemeye yönelik bir çapraz işlevli süreçtir (Duncan. Bütünleşik pazarlama iletişimi bir şirketin örgütü ve ürünleri hakkında açık. Örneğin. 44   akademia . 1993. gelişmeyi ve birlikteliği sağlayacak biçimde seçilmiş hedef kitlelere yönelik tüm pazarlama iletişimi bağlantılarının medyanın. Marka sadakati. Mesela. 1995.17). 2. aktaran. satış tutundurma ve halkla ilişkiler vb. müşteri memnuniyetini ve marka değeri oluşturulmasında bütünleşik pazarlama iletişiminin rolü belirlenmeye çalışılmıştır. Bunlar genel olarak şu şekilde verilebilir: Bütünleşik pazarlama iletişimi. bir pazarlama iletişimi planlaması kavramıdır ve birkaç iletişim disiplinindeki stratejik rolleri değerlendiren anlaşılır bir planın kabul gördüğü bir plandır. marka değerini oluşturan müşteri ilişkilerini yönetme sürecidir. 1993. planlamasında. I. Sürekli ve sadık müşteri kazanma amaçlanmaktadır. satış promosyonu halkla ilişkiler gibi disiplinleri açıklık. doğrudan yanıt. Pickton ve Broderick. çeşitli iletişim dallarının. 5.

satışçı. doğrudan pazarlama. İşletmeler bu kavramları sağlayabilmek için birçok pazarlama iletişimi stratejileri geliştirirler. 1988. işletme ile pazar arasındaki ilişkileri sağlayan görevlilerdir.530-531). Dünümüzde bütünleşik pazarlama iletişimini desteklemek amacıyla işletmeler kendilerine bilgi ulaşması için yoğun çaba harcamaktadırlar. özellikle alıcının tercihlerini. reklam. Satışçılar. • Hangi pazarlama iletişimi karmasının kullanılacağının ve bütçenin nasıl bölüştürüleceğinin programlanmasıdır. a) Kişisel Satış akademia Amerikan Pazarlama Derneği’ne göre kişisel satış. Tüketiciler ile yüz yüze iletişim olduğundan diğer. işletme yönetimine yararlı olacak bilgi toplama işini de yaparlar. Reklam. tutum ve davranışlarına göre ayarlayabilir. satışı gerçekleştirmez. bir alım-satım ilişkisinden tutun da kişisel bir dostluğa kadar her türlü ilişkinin biçimlenmesine izin verir (Kotler ve Armstrong. 2000. pazar birimlerinin ilgisini çekmek ve satın almaya özendirmek amacı güder. mal veya hizmeti sunuşunu. Yine kişisel satış. başta teknolojiden yararlanmak ve dijital iletişimi bir pazarlama avantajı olarak kullanmayı gerektirir (Yamamoto. işletmedeki iletişimin gözden geçirilmesini ve yeniden yapılandırılmasını da amaçlar. kişisel iletişim içermesi.63-64. her bir müşteri ile iletişim kurmanın maliyeti de oldukça yüksektir. 2002. Bu yüzden kişisel satış uygulamada çok daha fazla esnekliğe sahiptir. Bütünleşik pazarlamaya dönük iletişim stratejileri.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Bunlar. Kişisel satış. kanaatlerini ve hareketlerini oluşturur. herkes diğerinin ihtiyaç ve özelliklerini gözlemleyebilir ve hemen ona göre ayarlama yapabilir. 2001.O. kendi davranış biçimini en etkili ve ikna edici yönde ayarlar (Mucuk.” olarak tanımlanabilir (Odabaşı ve Oyman. 2002.127-128). satışçıların da bilgilerinin ve yeteneklerinin • Hedeflenen müşterilere hangi iletişim aracının veya yönteminin en etkili şekilde mesaj ilettiğinin belirlenmesi. 2003. Kocabaş ve diğerleri. Tüketicinin tepkisini görüp. malın sahipliğinin devrini sağlamaz. stratejisinin müşterilerin sözlü sunu yapmak. daha çok tüketici sayısının veya potansiyel tüketicinin az olduğu durumlarda satış personeli ile ortaya çıkar. nerede ve nasıl iletişim kuracağının ayarlanması. İşletme dışı ve işletme içi koşullardaki sürekli değişmeler karşısında. “satış yapmak amacı ile bir ya da daha fazla satın alıcı ile konuşmak ve 45     . Uzun süreli. satın alma noktası iletişimi (P. satış geliştirme. sponsorluk ve müşteri ilişkileri yönetimi (CRM)’dir. satın alma sürecinin belli aşamalarında en etkili araçtır. kişisel iletişimden oluşmasıdır. aktaran. bütünleşik pazarlama iletişim araçlarından daha da etkilidir. • İletişimcinin. reklamın ise kişisel olmayan.Bütünleşik Araçları Pazarlama İletişimi Bütünleşik pazarlama iletişimi araçları farklı kaynaklarda şu şekilde sıralamaktadır: Bunlar. tüketicinin istek ve ihtiyaçlarıyla. halkla ilişkiler. satışı sağlamanın yanı sıra. Kişisel satış. mesaj sadece bir kişiye ulaşmaktadır. Bütünleşik pazarlama.114). Bu arada satış görevlilileri.168). Kişisel satış maliyeti bir yüksek bir yöntem olup. kişisel satış. Kişisel satışın diğer tutundurma yöntemlerinden en belirgin en önemli farkı. Kişisel satış reklama göre daha dinamik bir uygulamadır. İki veya daha çok insanın etkileşimiyle gerçekleştiğinden.P). tüketicinin veya müşterinin bir ürünü satın almasında tercih olan etmenlerdir. III. satış yerinde ve anında en uygun yaklaşıma yönelir. Ayrıca bütünleşik pazarlama iletişim stratejisi şu unsurları içerir (Burnet.17): • Pazarlama iletişim gerçekleştirilebileceği hedef belirlenmesi.

uzun vadede pazar payını arttırmak ve müşteri ilişkileri kurmak için tüketicilere daha fazla indirim avantajı verilmesinden dolayı üretici firmaların karlılıkları düşürebilme özelliğine sahip bir satış aracıdır.603). Satış geliştirme araçları 3 grup da toplanabilir (Oluç. 1999. geçici ve kısa ömürlüdür. telefon. Son alıcılara tüketici tutundurma. satış geliştirme taktiklerinin duyurulmasında.gelişmesi gerekir (Cemalcılar. perakendeciler. Reklama göre daha ucuz ve kolay yürütülebilen satış geliştirme. internet. girişimcilere iş ilişkileri-business tutundurma. müşteri odaklılık. indirimli satışlar. 1996. reklamın. b) Satış Geliştirme Satış geliştirme. firmaların kısa dönemde satışlarını arttırmak. elektronik pazarlama.   46   akademia . mesaj doğrudan belirli bir kişiye gönderilir. perakendeciler ve toptancılara ticari tutundurma ve satış elemanlarına (satış tutundurma yapılır (Kotler ve Armstrong. 1999. otomatik doğrudan satış ve tele pazarlama dışındaki her türlü mağazasız perakendeciliği kapsamaktadır (Tek. müşteri tatminin yanı sıra şirketin devamlılığı açısından da önemlidir (Nakip ve Gedikli. doğrudan bir satış teşvik aracı. internette pazarlama vb.267275). Bununla birlikte satış tutundurma etkileri sıklıkla kısa ömürlüdür ve uzun soluklu bir marka tercihi oluşturmada reklam veya kişisel satış kadar da etkili değildir (Kotler ve Armstrong. ödüller ve her biri eşsiz özelliklere sahip olan diğerleri. c) Doğrudan Pazarlama Doğrudan pazarlamanın gelişmesinde. Tüketicilere yönelik 2. Müşteri çıkarlarının ön plana çıkması. Reklam “ürünümüzü satın al” derken.) hepsinin de ortak bir belirgin özelliği vardır: Doğrudan pazarlama kamusal değildir. radyo. Satış tutundurma araçları üreticiler. Bütünleşik pazarlama iletişiminin önemli bir bileşeni olan satış geliştirmenin başarılı bir şekilde yürütülmesi ve amaçlara ulaşabilmesi için diğer bileşenlerle etkileşim içerisinde olması gereklidir. Satış tutundurma. Satışçılara yönelik satış geliştirme araçlarıdır.561). Doğrudan pazarlamanın kapsamı hakkında kesin bir fikir birliği olmamakla beraber. 1. 1989. Doğrudan pazarlama hızlı ve özel yapımdır. 2001. ticaret fuarları gibi araçları içerir ve potansiyel müşteri veri tabanı gerektirir. satın alma noktası iletişiminin ve kişisel satışın önemli bir rolü vardır (Tosun. dağıtıcılar (distribütör). esnek yapılı. Aracılara Toptancılara) yönelik (Perakende ve 3. güçlü satın alma teşviklerinde bulunulur. Doğrudan pazarlamanın birçok biçimi olmasına rağmen (televizyonda pazarlama. yarışmalar. kablo TV.2).529). Doğrudan posta. 2001. ticaret dernekleri ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların da yer aldığı bir çok örgüt tarafından kullanılmaktadır. şirketlerin” ürünler müşteriye nasıl daha kolay ve etkin sunulabilir” sorusuna cevap aramasına neden olmuştur. satış tutundurma “hemen al” der. TV. mesajlar çabucak hazırlanabilir ve belli müşterilere hitap edecek biçimde özel düzenlenebilirler. doğrudan mektup.7). farklı özelliklere sahip çok farklı araçlar demetine sahiptir. Satış geliştirme de tüketicinin dikkati çekilir.15). Bunlar. müşteri tatmini gibi müşteriyi temel alan çağdaş pazarlama anlayışının etkisi büyüktür. Satış tutundurma hemen cevap ister ve alır. Doğrudan pazarlama herhangi bir türdeki işlemleri ve ölçülebilir tepkileri etkileyebilmek için birden fazla reklam medya aracılığıyla yapılan interaktif bir pazarlama sistemidir. yeni ürünleri iyi tanıtılır ve düşen satışları yükseltilir. Bu sorunun en iyi karşılığını bulmak. 2003. Örneğin. Bunlar kuponlar.

• Kitlesel medya aracılığı ile (Kablolu TV. 2001. hizmetlerini tanıtmasıdır (Yükselen.393. 2001.P). 1989. d) Satın Alma Noktası İletişimi Satın Alma Noktası İletişimi Satın Alma Noktası İletişimi (Point of Purchase (P. • İnternet ile pazarlama. 2004.590. 47   akademia . Ayrıca reklam.627. Bir etkileyici iletişim biçimi olarak reklam. • Marka isimleri. Satın alma noktası iletişimi materyallerini veya bu iletişim araçlarını şu şekilde sıralanabilir (Elden ve diğerleri. Pıckton ve Broderick. 1988. reklam spotları ve diğer farklı iletişim araçlarının kullanılarak satışın yapıldığı yer olarak tanımlanabilir. 2001. servis veya bir fikir pazarlansın 2005. vb. üstünlüklerinin. Başka bir tanıma göre ise Reklam. Kotler ve Amstrong. vitrin düzenlemeleri.421. 1994. paket dizaynları. Bearden ve diğerleri. radyo. hizmete veya kuruma olumlu bir tutum yaratmak amacıyla göze ve/veya kulağa seslenen mesajların hazırlanması ve bu mesajların ücretli olarak yayınlanması biçiminde tanımlanabilir (Kurtuluş. mallarını. • Paket dizaynları.O. kitle iletişim araçlarından da yararlanılarak ve çoğu kez üretici ya da satıcı adı belirtilerek. 2004. • Tele pazarlama. 1998.225): • Satış noktası sergileri. ürün ile ilgili yapılan anonslar. dergiler. pazarlama ile tüketici arasında bir diyaloga izin verir ve mesajlar tüketicinin tepkisine göre değiştirilebilirler. tüketicileri bir mal ya da markanın varlığı hakkında uyarmak ve o mal ile markaya. 1995. 2005. Bu yüzden doğrudan pazarlama yüksek hedefli pazarlama çabalarına ve bire-bir müşteri ilişkileri kurmaya çok uygundur (Kotler ve Armstrong. satış elemanları. Cameron ve diğerleri.191). Öztürk. • Ürün ile ilgili yapılan anonslar ve reklam spotları.287.25).531). 1992. • Kapıdan kapıya satış. mağaza içine asılan posterler. • Vitrin düzenlemeleri. Pırnar. magazinler) • Yazılı/sözlü mesajlar. Bozkurt.154). • Satış promosyonları.93. • Satış elamanları. Burnett ve Moriarty.98): • Doğrudan postalama. • Yüz yüze satış. • Katalog pazarlaması.453. bir organizasyonun kitle iletişim araçlarıyla hedef pazardaki birimlere fikirlerini.Erciyes İletişim 2009 Ocak   etkileşimlidir. • Mağaza içine asılan posterler. stant sorumlusu. tüketicilere ulaşabilmek için satış noktası sergileri. niteliklerinin.310. 1996. satış promosyonları. gazeteler. hedef kişi ya da kuruluşlara iletilmesi veya daha önce yapılmış bu yöndeki iletişimlerin hatırlatılması ve pekiştirilmesi çabasıdır (Doğan ve diğerleri. ister bir ürün. direk fax ve emailler. Tanımdan da anlaşılacağı gibi reklamın bilgi verme ve ikna etme gibi iki önemli işlevi bulunmaktadır ve belli bir ücret karşılığında. • İnsörtler. • Posterler.   d) Reklam Pazarlama iletişiminin en etkin aracı olan ve reklamın çok değişik tanımları vardır. Doğrudan pazarlama teknikleri ise şu şekilde sıralanabilir (Bozkurt. • Stant sorumlusu. marka isimleri. bir firmanın mal ya da hizmetlerinin pazara sunulduğunun veya pazarda olduğunun.

alanları kapsayan bütün ortamlarda genel iletişim stratejisi oluşturmak ve uygulamaya koymak bakımından önemli bir rol üstlenmektedir (Çamdereli. Reklam bu alışverişteki kanalların yalnızca bir tanesidir (Avery. çünkü iletişim karmasının diğer bileşenlerine bağlanacak bir dizi faaliyetleri kapsamaktadır (Brassington ve Pettit. (Kocabaş ve diğerleri. 1993. Reklamlar. ambalaj. bir ürün veya bir hizmet ile ilgili.161). Bunlar genel olarak. temelinde iletişimin yattığı bir etkileşim çabasıdır (Kazancı. Amaçları aynı olan tüm bu reklamlar için biçimsel olarak temel farklılıkları durağan ya da devingen görüntüler sergiliyor olmalarıdır (Çamdereli. Halkla ilişkilerin en önemli bir yönü de iki yönlü bir iletişim aracı oluşudur. 1999. yazılı. karşılıklı anlayış. Kurum ve kuruluşlar hedef kitlelerinden bir şeyler öğrenir ve onlara bilgi iletir. Kotler ve Armstrong. resimli. belirtilmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış. 2002.214-217. Halkla ilişkiler şirketin kişiliğinin yansıtılması.3) Günümüzde halkla ilişkiler çalışmaları. aktaran.39). kuruluşların iletişim kurmak zorunda oldukları çevre genişlemiş ve söz konusu hedef kitlelerin de kurumlardan beklentileri artma eğilimi göstermiştir (Göksel ve Yurdakul. halk. video. sanayi.72) ve halkla ilişkiler. siyaset vb. sempati ve desteğini elde etmek ve devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlü bir yönetim görevidir.   Halkla ilişkiler. Halkla ilişkiler. 2001. hedef kitle veya taraf denen ikincil grupları ile iyi ilişkiler. planlı.3). fotoğraflı ya da radyo-televizyon. siyasal ve teknolojik alanda yaşanan hızlı değişimlerle ve gelişmelerle birlikte. 1996. Örgütün hedef kitleleri tarafından göründüğü biçimi ile görünmek istediği biçimi arasındaki mesafeyi tanımlayan ve kapatan işte bu çabalardır (Pelsmarker ve diğerleri. ekonomi. yalnızca bilgi vermek için yürütülen bir çalışma değil. Bir kitle iletişim aracı yolu ile iletilen kişisel olmayan her türlü paralı tutundurma aracı olarak tanımlanan reklam da. sempati ve iyi niyet oluşturup sürdürmek yönündeki planlı ve sürekli çabalardır. reklamverenin açıkça tanımlanmış olması ve reklamın bir örgüt. ilişkili olması gerekir. 48   akademia . bir kuruluş ile hedef kitlesi arasında iyi niyet ve karşılıklı anlayışa dayalı ilişkileri sürdürmeye yönelik. toplum. 2000.370) Özet olarak halkla ilişkiler. 2000. Bu nedenle reklam ile diğer tutundurma araçları arasındaki temel fark reklamın kişiden bağımsız olması ve paralı medya kararları (mecraları) aracılığı ile kalabalık insan kitleleri ile yeni tüketicilerle iletişim kurulabilmesidir (Brassington ve Pettit. 2005. 2000.247).248.1-2. markanın kendisine tüketiciden bir tepki almak ister.147). 1989. 1988. sosyal.553).593). yönetimhalkla ilişkisini iyileştirmeye yönelik.insanları bilgilendirip ikna etmek için iyi bir pazarlama iletişim aracıdır (Pelsmacker ve diğerleri. 1999. açık hava ve internet reklamları gibi çeşitlilik arz edebilir (Cameron ve diğerleri.150).45) bir girişimin kamu ya da özel sektörde faaliyet gösteren bir kuruluşun temasta bulunduğu ya da bulunabileceği kimselerin anlayış. Dahası bütün diğer iletişim faaliyetlerinde olduğu gibi halkla ilişkilerde planlı bir çaba olmasıdır. Peltekoğlu. 2000. inandırıcı bir haberleşme çabası olarak da tanımlanabilir (Gürüz.788). Özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik. Cemalcılar. e) Halkla İlişkiler İngiltere Halkla İlişkiler Enstitüsü (IPR) halkla ilişkileri. Bütünleşik pazarlama iletişimi. 2004. 2001. kültür. Uluslararası Halkla ilişkiler derneği tarafından kabul edilen tanıma göre halkla ilişkiler. Halkla ilişkiler aynı zamanda başarılı bir bütünleşik iletişim etkinliğinin ana bileşenlerinden biridir. kuruluşların bir bütün olarak itibarını güçlendirmek için kullanılan bir iletişim aracıdır. sinema. şirket ününün yürütülmesidir. 2001. önceden planlanmış çabalar olarak tanımlanır (Jefkins.

Artık sadece. Çoğu kez devletin bütçe imkansızlıkları nedeni ile yeterli parayı ayıramadığı projeleri geliştirerek topluma yararlı hizmetleri sunabilmek için kuruluş ve kişiler sponsorluk görevini üstlenerek iyi bir görüntü sağlamaktadırlar (Bülbül. ürün/markaları ile özel olaylar. Sponsorluk. Bu nedenle. onları etkilemek tatmin etmek ve tatminlerini sadakat dönüştürebilmek için büyük miktarlarda para harcamaktadırlar.Erciyes İletişim 2009 Ocak   • Şirketin felsefesini ve misyonunu kurum reklamları. h) Müşteri İlişkileri Yönetimi (Customer relation manegament) Bugün teknolojinin gelişmesi ile birlikte küresel bir pazar ortaya çıkmakta ve bununla birlikte hedef kitlelere ulaşmak için.320). Çok çeşitli alanlarda mali destekte bulunularak gerçekleştirilen sponsorluk. mesajların görsel ve işitsel öğeleri kullanılarak yaratıldığı reklama oranla “sessiz. işletmeler müşterilerini anlamak. halkla ilişkiler kavramının içinde yer alan “toplumsal sorumluluk” bilincinin bir uzantısı olarak görülmektedir (Akyürek. • Ticari fuarlara katılarak. daha sık alış veriş yaparlar. açık hava reklamları vs. kimliği. tüketici haberdar olma oranını yükseltmekte ve sosyal sorumluluğu vurgulamaktadır (Tapan ve diğerleri. anlaşmalı olarak finansal veya diğer tür bir destek sağladığı bir iletişim aracı olarak tanımlanır (Akan ve Tapan. Toplanan bu veriler bilgiye dönüştürülerek tüketici ile uzun dönem ilişkiye girilmektedir. • Kurum içi iletişime bakarak çalışanları şirketin stratejik önceliklerine dahil etmek şeklinde sıralanabilir. işletmenin imajı. 1996.47). eğitimden. yolları ile anlatarak. 2000. • Güzel sanatlar ve spor sponsorlukları veya toplumsal fayda gözeten programlar gibi etkinlikler yolu ile şirketin iyi bir vatandaş olarak saygınlığını arttırmak. sözsüz.117). 1997. fiyat artışlarına duyarlılıkları daha azdır. spora.86).322). hangi müşterinin önemsiz veya kârsız olduğunu tespit etmekte. 1998. sanattan bilime. satış sonrası hizmetlerin sürekliliğini sağlamada ve hatta işletmelerin promosyon stratejilerini belirlemede de büyük fayda sağlamaktadır. spor karşılaşmaları vb. Onları rakiplere kaptırmamak daha da önemlidir. Sponsorluk. Diğer yandan inandırıcılık sağlama ve imaj oluşturma açısından daha etkindir (Tosun. ödül   törenlerine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içerir (Peltekoğlu. • Medya ile ilişkileri sürdürerek hem iyi haberleri yaymak hemde kriz zamanlarını gözönünde bulundurmak. g) Sponsorluk Sponsorluk. yeni müşteriler kazanmak için gereken maliyete 49   akademia . organizasyona maddi olarak ya da hizmetleri ile destek vermeleridir (Çamdereli. dolaylı iletişim aracı ” olarak da tanımlanabilir. kültürel yarışmalar. sanat ve spor gösterileri arasında olumlu bir bağdaştırma sağlamak amacıyla. Sadık müşteriler (işletmeye abone olan müşteriler) o ürün grubuna daha fazla harcama yaparlar.) kuruluşların adlarının duyurulması karşılığında. Sponsorluk. Sponsor edilen gösteriler yoluyla işletmeler imaj geliştirmekte. 2000. 2003. depolanması sağlanmaktadır. Ayrıca bu yöntemle. Onları elde tutmanın maliyeti ise. hangi müşterinin firma için önemli veya kârlı. tüketicilerin satın almada hangi faktörlerin etkili olduğunu ölçmede. sadık ve yüksek harcama yapan müşterilere sahip olmak da yeterli değildir.63). tedarikçiler ve aracılarla temas kurmak. işletmelerin pazarlama iletişimi teknik ve yöntemleri yardımı ile tüketicilere ait verilerin toplanması. 2004. Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) denilen bu yöntemle birçok firmalar müşteri sadakati yaratarak mevcut müşterilerini elde tutma ve yeni müşteri kazanma çabası içerisindedir.294-295). kurum kimliği ve imajını oluşturup sürdürülmesi. bağımsız bir etkinlikte (sanat gösterileri.

Opet kart ile Migros ve diğer Koç Holding grub şirketleri ile sinerji yaratarak “paro” markasıyla işbirliği yapmaktadır. Özellikle Opet. 2001. Müşteri ilişkiler yönetimi’nde müşteri odaklı olmalarını sağlayabilecek gelişmelere Opet ve Shell örnekleri verilebilir. Bu sistem. Müşterinin tatmini hedefleyen ve sadakat programları ile müşteri sadakati sağlamaya çalışan işletmeler müşteri şikâyetlerini dikkat almalı ve en kısa sürede sorunu çözmesi gerekmektedir. Opet. Müşterilere. Shell ise smart kart olarak pazarda uygulama alanları bulmuşlardır. Diğer taraftan müşteri ilişkileri yönetiminin başarılı olabilmesi için. Araştırmanın alt sorunlarını ise şu şekilde sıralamak mümkündür. Tüketicilerin Satın Alma Kararlarında Marka Tercihlerini Etkileyen Bütünleşik Pazarlama İletişimi Araçları a) Sorun Araştırmanın genel sorunu. müşteri şikayeti olduğunda öncelikle ve içtenlikle “müşteriye teşekkür” edilmesi gerekir. Müşteri odaklı bir yaklaşımı koruyabilmek ve geliştirebilmek için hedef tüketicilere ilişkin demografik özellikleri. Hedef kitleye ilişkin bilgilerden yola çıkarak mesajın kaynağı ve alıcısı arasında daha etkin ve daha kolay iletişim kurabilecektir (Odabaşı ve Oyman. Opet’de harca” kampanyaları ile müşteri sadakati sağlamaya çalışmaktadırlar.org) olarak tanımlanmaktadır. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından satış geliştirme aracının etkisinin olup olmadığı. Bu nedenle. bütünleşik pazarlama iletişimi yolu ile elde edilir. tüketicilerin satın alma kararlarında marka tercihlerini etkileyen bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarının etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Müşteri ile işletmeler arasında etkin bir iletişimin sağlanması müşteri ilişkileri yönetiminde.   50   akademia . müşteriyi üye kartından tanıyan bir sistemdir. Akaryakıt Sektöründe.göre çok daha düşük olmaktadır ( Çağlı. Buradaki paro sistemi. müşteri merkezli olma kültürünü benimseten bir strateji olarak tanımlanabilir. 2002. işletmenin tümüne müşteri kavramını yerleştiren.24). 2005 yılında Türkiye’de akaryakıt sektöründe. İşletme ise müşterisinin satın alma trafiğini veri tabanına kaydederek sürekli izleme imkanını bulmaktadır (Levent.51 ). indirim ve promosyonlu satış noktalarında kurulan “Para POD” ekranından müşteri ile iletişimde bulunmaktadır. Buradaki amaç müşteriyi her yöneyle tanımaya çalışmak ve bu doğrultuda gereksinimleri tespit edilerek ürün ve hizmet geliştirmektir. Ö-Özür dile ve HHarekete geç) parolası ile harekete edilmesi gerekir (Horn.102). bütünleşik pazarlama iletişiminin temelinde müşteri odaklılık yatmaktadır.58).69). tüm kampanya. özel kampanya indirim ve promosyonlu alışverişlere izleme imkânı sunmaktadır. IV. müşteri bilgilerini kullanarak müşteri sadakatini ve sonuçta müşteri değerini artırma bilimi (www. buna bağlı olarak da karlılığı amaç edinen bir kavramdır (Kırım. İşte bu noktada da bilgisayar teknolojilerinin oluşumunu kolaylaştırdığı veri tabanları önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. “Opet’ de al. • Bir akaryakıt markasının tercih edilmesinde sosyo-demografik değişkenlerin rolünün olup olmadığı. yaşam tarzları ve satın alma alışkanlıkları konularında bilgiye gereksinim duyulacaktır. Opet kart olarak. 2001. Müşteri ilişkileri yönetimi.MİYinturkey. CRM uzun dönemli müşteri ilişkileri kurmayı. Migros’da harca veya Migros’da al. sakinleşmesi ve en önemlisi daha sonraki satın alam faaliyetlerinde aynı işletmeyi seçebilmesi için “KÖH” (K-Kabül et. 2002. Müşterinin etkilenmesi. 2003. Müşteri ilişkileri yönetimi.

Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarının önem derecelerinin ve bu tüketicilerin tercihlerine etki eden eden faktörleri belirlenemsi için.1’i Ankara’da. %20. Yine Trafiğe çıkan araç sayısı dikkate alınarak. %0. Türkiye’nin toplam 7 bölgesi ve 10 ili.220. Türkiye’deki akaryakıt sektörü ile sınırlıdır. Bu araştırma. marka değeri oluşturulmasında bütünleşik pazarlama iletişiminin rolü belirlenmiştir. b) Araştırmanın Amacı Çalışmanın ana amacı akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymaktır. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından halkla ilişkilerin etkisinin olup olmadığı.tr). %1. öncelikle genel ortalama ve varyans hesaplaması yapılmış. 2005 yılında Türkiye’deki kara taşıt sayısı toplamı 10. %68.6’sı da Diyarbakır’dadır (www. özel amaçlı araçlar ve traktörler)’dir.624’ü otomobil. Bunun 5. tüketicilerin petrol istasyonu seçiminde etki eden faktörler belirlenerek. %4.9’u ticari araç sürüleri baz alınmıştır. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından müşteri ilişkileri yönetimi (CRM)’nin etkisinin olup olmadığı. d) Sınırlılıklar Bu araştırma. tüketicilerin akaryakıt sektöründe firma tercihlerinin belirlenmesi ve özellikle bütünleşik pazarlama iletişiminin bu etkinlikteki gücünün ortaya konulması ile birlikte. müşteri memnuniyeti.5’i Antalya’da. 5. Araştırma kapsamına giren il ve araç oranları devlet istatistik Enstitüsünün aşağıdaki verileri ve sektördeki uzman kişilerin yorumları çerçevesinde belirlenmiştir. otobüs. motorsiklet. tüketicilerin akaryakıt sektöründe firma tercihlerinin belirlenmesi ve özellikle bütünleşik pazarlama   51   . Yine araştırmada.1’i bay %34. kamyonet. %2.Erciyes İletişim 2009 Ocak   • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından kişisel satış’ın etkisinin olup olmadığı. iletişiminin bu etkinlikteki gücünün ortaya konulması hedeflenmiş ve tüketicilerin petrol istasyonu seçiminde etki eden faktörler belirlenerek. Buna göre. Türkiye’de faaliyet gösteren lider konumundaki akaryakıt firma tüketicilerine yönelik olup. e) Yöntem Bir akaryakıt markasını tercih etmede etkili olan pazarlama iletişim araçlarına faktör analizi uygulanmış. Türkiye toplamının %9.9’u Gaziantep’te.629’dur.659.9’i bayan olmak üzere toplam 1000 kişiyi kapsamaktadır. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından doğrudan pazarlamanın etkisinin olup olmadığı.die.005’i ise diğerleri (Minübüs. %65. marka değeri oluşturulmasında bütünleşik pazarlama iletişiminin rolü belirlenmeye çalışılmıştır. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından sponsorluğun etkisinin olup olmadığı.875.1’i binek ve %31. sonraki aşamada ise faktör analizi aracılığıyla anlamlı olan varyansın kaç başlığa indirgeneceği ve bu başlıkların neler akademia c) Araştırmanın Önemi Bu araştırmada.gov.6’sı İzmir’de. müşteri memnuniyeti.4’ü Mersin’de. %6.3’ü İstanbul’da. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından reklam’ın etkisinin olup olmadığı.

Mersin ilinde 30 kişiye deneme yapılmıştır. Örneklemlerin varyansları eşittir. Teorik bölüm için literatür taraması yapılırken. 2002. 2003.44. Faktör analizi pek çok sayıdaki değişkenler arasındaki ilişkiyi analiz etmek ve bu değişkenlerin ortak boyutlarını ortaya çıkarıp açıklamaya çalışır. Diyarbakır (101). İstanbul Avrupa Yakası (100). Bu analizin yapılabilmesi için aşağıdaki varsayımların yerine getirilmiş olması gerekir (Büyüköztürk. 1. Bu deneme sonra eksiklikler giderilerek asıl uygulamaya geçilmiştir. Bağımlı değişkenin ölçüm düzeyi en az aralık ölçeğinde olmalıdır. ve bağımsız örneklem t testi (independent samples t test) uygulanmıştır. Araştırılacak konuların neredeyse sonsuz olması bilimsel konularda genel bir ifadeye ulaşmayı güç kılmaktadır. Anketörlerin ciddiyeti açısından.Faktör Analizi Bilimsel etkinliklerin başlıca amaçlarından biri de gözlemlenen olaylar arasındaki ilişkileri. uygulama bölümü için yüz yüze mülakat ve anket yöntemleri kullanılmıştır. 2. 2002. 2. Faktör analizinin iki temel amacı vardır (Erdoğan. Ortalama puanların karşılaştırılacağı örneklemler ilişkisizdir. Ancak bir genel ifade şu şekilde açıklanabilir: Bilim adamları bir takım değişkenler arasındaki ilişkileri analiz eder bu ilişkiler bazı koşullarda bulunan bireyler üzerinde değerlendirilir (Kim&Mueller. Puanlar bağımlı değişkende etkisi araştırılan faktörün her bir düzeyinde normal dağılım gösterir.   • Veri Azaltma (Data Reduction): Bu yöntemle çok sayıdaki değişkenlerden onları belli bir başlık altında toplayan değişkenler belirlenir. f) Evren ve Örneklem Araştırmanın Evreni. Gaziantep (99). Çok daha az sayıda değişken setleri oluşturulur. Anket uygulamasına başlamadan önce. teorik formülasyonlar şeklinde özetlemektir. eğitim seviyesi yüksek anketörler seçilmiş ve anketin uygulama öncesi belirli bir süreçten geçmiştir. sözü edilen uzmanların görüşleri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılmıştır.olacağı belirlenmiştir. Ankara (99).352): • Değişkenler arası ilişkinin yapısını ortaya koymak: Bu amaca ulaşabilmek için değişkenler arasında korelasyon analizi yapılır.301): 1. Antalya (100) ve Konya (100) olmak üzere 10 ayrı ilde toplam 1000 kişiden toplanmıştır. 4. Trabzon (100). Norusis. 3. Araştırmanın verileri Mersin (100). 1-30 Ağustos 2005 tarihleri arasında tamamlanmıştır. İstanbul Anadolu Yakası (101).Tek (ANOVA) Yönlü Varyans Analizi Tek faktörlü varyans analizi ilişkisiz iki ya da daha çok örneklem Ortalaması arasındaki farkın sıfırdan anlamlı bir şekilde farklı olup olmadığını test etmek için kullanılır. Analiz sonucuna göre kategoriler gruplandırılır. Anket çalışması anketin uygulandığı tüm illerde aynı anda başlamış olup. 1978). Faktör analizi sonucu elde edilen faktörlerin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koyabilmek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA). 2005 yılında Türkiye’deki ticari ve binek tüm araç kullanıcılarıdır. Ankete katılan 50 kişiye pilot uygulama yapılarak çalışan ve çalışmayan soruların tespitinin ardından soru formu alan araştırma uygulamasına hazır hale getirilmiştir. 52   akademia . İzmir (100). Soru formu hazırlandıktan sonra soru formunun yüzey (face) geçerliliğinin sağlanabilmesi için konuyla ilgili 3’ü akademisyen ve 2’si sektör içinde uzman olmak üzere toplam 5 ayrı kişinin görüş ve onayı alınmış. Buradaki temel amaç bu değişkenlerdeki bilgiyi en az bilgi kaybıyla az sayıdaki boyutlara indirmektir.

son bölümde ise satın almada müşteriyi memnun edici faktörlerin önem derecesine ilişkin sorular yer almıştır. İlk bölümde cinsiyet. Soru formu toplamayı amaçladığı bilgiler bakımından beş ana bölümden oluşmaktadır. Pazarlama iletişimi araç faktörlerinin sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterebileceği düşünülmüştür. Hipotez 4: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin yaşlarına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır. Bu tür örneklem en temel örneklem metodudur.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Anketler 18 yaşından büyükler üzerinde yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. g) Araştırma Soruları ve Hipotezler Çalışmanın ana amacı akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymaktır. Hipotez 3: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin mesleklerine göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır. İkinci bölümde ise bir akaryakıt kuruluşunu tercih etmede etkili olan etmenlerin önem derecesi 14 soru ile sorgulanmıştır. Hipotez 6: Ankete katılan kişilerin akaryakıt aldıkları petrol istasyonuna göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önem anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Buna göre 1. yüzey geçerliliği ve KMO Barlett değeri ile sağlanırken güvenilirliği de Cronbach Alpha hesaplaması aracılığıyla kanıtlanmıştır. dördüncü bölümde toplam 42 soruyla pazarlama iletişim araçlarının önem derecesi sorulmuş. akademia Hipotez 2: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin eğitim düzeylerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Hipotez 5: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin aylık gelir düzeylerine göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir. ğ) Soru Formunun Özellikleri Soru formu. Anketlerden toplanan verilerin girişi ve istatistiksel analizlerin yapılması SPSS 11. yaş ve meslek. Soru formunun geçerliliği. Basit olasılıksal örneklemde araştırmacı tam (bütün) bir örneklem taslağı geliştirir. matematiksel tesadüfi sürece göre örneklem taslağından elemanları seçer. Üçüncü bölümde bir markayı tercih etmede etkili olan etmenlerin önem derecesi sorgulanmış. Araştırma sorusuna bağlı olarak aşağıdaki hipotezler ortaya atılmıştır: Hipotez 1: Pazarlama iletişimi araç faktörleri cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedir. daha sonra örnekleme alınması için seçilmiş kesin elemanları yerleştirir (Neuman 1997. Anlaşılması en kolay örneklem metodudur.203). 53     .0 paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. gelir düzeyi gibi demografik bilgileri elde etmeyi amaçlayan sorular yer almıştır. 10 ayrı ilde 99-101 arası kişiyle görüşmek suretiyle toplam 1001 anket uygulanmıştır (anketinin biri cevapsız bırakılmıştır). Bu ana amaca bağlı olarak çalışmanın en başında araştırma soruları ve hipotezler geliştirilmiş ve ilgili bölümde uygun istatistiksel analizlerle sözü edilen hipotezler sınanmıştır. Örneklemin belirlenmesinde ise "Olasılıksal Örneklem Türleri"nden "Basit Olasılıksal Örneklem" türü tercih edilmiştir. literatür taraması ve daha önce kullanılmış güvenilirliği ve geçerliliği kanıtlanmış ilgili ölçeklerden elde edilen bilgilerden yola çıkarak özgün bir şekilde tasarlanmıştır. Bu tür örneklem metodunda evrendeki her birimin örnekleme seçilme şansı eşittir.

6'sı 45-54.'i erkek. 54   akademia . Eğitim durumuyla ilgili soruya % 99. % 3.1'i İlkokul.2 oranında yanıt alınmıştır.9'u "Ortaokul". Ankete katılan kişilerin % 94.4 gibi önemli bir oranı bulurken. Araştırmaya katılanların % 99. Ankete katılan kişilerin medeni duruma göre dağılımlarına bakıldığında ise yoğunlaşmanın evli kişilerde olduğu görülmektedir.8'i emekli. % 2. Katılımcıların % 2.9'unun cinsiyetle ilgili soruya yanıt verdikleri görülmektedir. Meslek ile ilgili soruya katılımcıların % 98.6'sı da 55 ve üzeri yaş dilimindedirler. Ankete katılan kişilerin eğitim durumuna göre dağılımlarında ise yoğunlaşmanın "Lise" ve "Üniversite" düzeyinde olduğu göze çarpmaktadır.6'sı 18-24. % 8.5 gibi önemli bir bölümü lise düzeyinde eğitime sahipken.4'ü ise bekardırlar. ankete katılan kişilerin % 16.9'u "Yüksek Lisans".1'i işçi.2'si ise "Doktora" düzeyinde eğitime sahiptirler.8'i 1501-2000. % 35. Ankete katılan kişilerin % 97. % 9.7'si yaşla   ilgili soruya yanıt vermişlerdir.8'i memur.2'si ise ilgili soruyu yanıtsız bırakmışlardır.9'u 500 ve aşağısı. Bu dağılıma göre çalışmaya katılanların yaş bakımından dengeli olduğu söylenebilir.3'lük bir bölümü 25-34 yaş aralığındayken. Ankete katılan kişilerin yaş dağılımlarına bakıldığında ise yoğunlaşmanın 25-34 ile 35-44 aralıklarında olduğu görülmektedir. Çünkü bu yolla varyasyonun bütün faktörlerde maksimize olması sağlanmıştır. % 30.5'i 1001-1500. Analizde 7 soru (item) farklı gerekçelerle analiz dışı tutulmuştur. Faktör analizine 42 madde (item) tabi tutulmuştur. Metodoloji kısmında da belirtildiği gibi ölçek literatür taraması ve önceki çalışmalarda kullanılan ölçeklerden elde edilen bilgiler ışığında geliştirilmiştir.Pazarlama İletişim Faktör Analizi Sonuçları Araçları Pazarlama iletişim araçlarının etkiliğini ölçen ölçek toplam 42 sorudan (item) oluşmaktadır. Öz değer (eigenvalue) 1'den büyük ve minimum yükleme değeri 0. % 1.8'i öğrenci.h) Bulgular ve Yorum 1-Katılımcıların Özellikleri Sosyo-Demografik Ankete katılan kişilerin cinsiyete göre dağılımlarına bakıldığında önemli bir yığılmanın olmadığı görülmektedir. % 9. % 15. % 8.32'sini açıklayan 8 faktör elde edilmiştir. Analizde rotasyon varimaort seçilmiştir.40 alındığında marka tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörleri için toplam varyansın % 71. 3.9'u da bayan katılımcılardan oluşmaktadır. % 5.7'si 3544. Ankete katılan kişilerin % 37.7'si Üniversite. % 8'i ev hanımı. Katılımcıların % 65. Çalışmaya katılanların % 36. % 11. Analiz sonucuna göre ankete katılan kişilerin oldukça yüksek eğitim düzeyine sahip oldukları görülmektedir. Ankete katılan kişilerin % 33'ü serbest meslek. % 4'ü 2501 ve üzeri ve % 3'ü de 2001-2500 aralıklarında gelir düzeyine sahip olduklarını belirtmişlerdir. % 34. % 22.8'i ise subay kategorisindedirler.8'i ilgili soruya yanıt vermişlerdir. % 36. Ankete katılan kişilerin aylık gelir düzeylerine göre dağılımlarını gösteren bu dağılımda dikkat çeken aralık "5011000" aralığıdır. Ankete katılan kişilerin % 67. % 7. son olarak % 3.4'ü evli iken. Tablo 1 analiz sonuçlarını ayrıntılı olarak açıklamaktadır. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi ölçeğin güvenilirlik ve geçerlilik şartları sağlanmıştır. Katılımcıların önemli bir kısmı serbest meslek kategorisindedirler. Ankete katılan kişilerin % 98. 501-1000 aralığında gelir düzeyine sahip olanlar % 47.5' i ilgili soruyu yanıtlamışlardır.2'si yanıt vermişlerdir. % 21.

000 4.02 15.62 3.0 85.36 1.59 92.8 84.03 3.30 1.04 1. broşür vs.48 4.59 1.05 4.912 ORT²=17980 55     .694 ..742 4.06 4.) Akaryakıt firmasının prim. iskonto (nakit indirimi) uygulaması Akaryakıt firmasının yarışma.695 .30 1.792 .21 1.828 .29 1.56 3.44 .663 .777 .12 4.20 4.22 1.755 .66 3.799 4.8 43.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Tablo 1. katalog ve broşürler ile pazarlama yapması Yazılı ve sözlü mesajlarla pazarlama yapması (T cell. afiş.771 .893 4.565 .26 3.) TV programları ile pazarlama yapması Satış Geliştirme Akaryakıt firmasının sürekli günlük promosyon uygulaması (deterjan.8 sd=561 p=0.04 3.688 .09 .01 1.15 4.796 .839 . selpak.546 .69 1.18 3.18 3.03 1.492 .73 1.636 .5 78.09 .23 2.87 1.3 89.8 4.62 7. Telsim.750 .63 4.771 .29 2.794 4.6 11.822 .51 3.7 9.716 .37 .809 3. mağazalar ve süper marketlerde kullandırması Promosyon olarak müzik ve konser biletleri vermesi Kişisel Satış Satış ekibinin ürünü ve firmasını iyi tanıtması Satış ekibinin ürün ve marka tanıtımını iyi yapıyor olması Satış elemanının eğitimli.08 1.81 1.980 .25 3.29 3.13 1.08 .778 3. araçlarda reklam yayınlaması Müşteri İlişkileri Yönetimi Müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması Akaryakıt firmasının tüketiciyi.1 88. Pazarlama İletişim Araçları Maddelerinin (Itemların) Faktör Yüklemeleri (N=1001) Ort Reklam Reklamların ikna edici olması Akaryakıt kuruluşunun gazetede reklam yayınlaması Akaryakıt reklamlarının hatırda kalması ve bilgilendirici olması Akaryakıt kuruluşunun radyoda reklam yayınlaması Akaryakıt reklamlarının mesajlarının çarpıcı olması Akaryakıt kuruluşunun televizyonda reklam yayınlaması Akaryakıt kuruluşunun reklamlarında ünlü isimleri oynatması Akaryakıt kuruluşunun bilboard.87 3.99 .55 1.09 3. prezentabl olması ve teknolojiyi iyi kullanması Satış ekibinin ikna gücünün iyi olması Sponsorluk Müzik.854 .73 1.779 3.96 1.59 1.0 1.94 1.54 .50 .16 . festival ve güzel sanatlar gibi kültürel etkinliklere maddi destek sağlaması Üniversitelerin çeşitli etkinliklerine ve konferanslara sponsorluk yapması Akaryakıt kuruluşunun spOrtif etkinlikler yapması (otomobil yarışları ve spor kulüplerine forma reklamı vermesi vb.86 1.735 .781 .26 1.33 .761 .) Satınalma Noktası İletişimi Mağaza içinde stant ve raflarının olması Akaryakıt firmasının duvar posterlerinin olması Halkla İlişkiler (Sosyal Sorumluluk) Toplumsal ve kültürel değerleri yapacağı faaliyetlerde gözetmesi Doğal çevreye duyarlı bir kurum olması Eigenvalue Açıklanan Varyans (%) Cronbach’s alpha KMO sampling adequacy Barlett's of sphericity SS 1 2 3 Faktörler 4 5 6 7 8 3.932 3.18 .18 ..78 1.86 3.935 3.863 .746 4.3 10.28 1.764 .770 .37 8. piyango gibi çekilişler düzenlemesi Yurtiçi ve yurtdışı seyahat programı düzenlemesi Akaryakıt firmasının bonus avantajı vererek.772 .741 .577 10. dost veya Ortak olarak görmesi İstek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması Akaryakıt firmasının ihtiyacı karşılaması ve yüksek değer yaratması Satış öncesindeki ilginin satış sonrasında da devam etmesi Doğrudan Pazarlama Telefon ile tele pazarlama yapması Doğrudan postalama..94 .787 akademia .9 84.41 ..844 .940 3.791 3.856 .966 3.12 .

Altıncı faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve ortalamalara sahiptir (Cronbach's alpha= 84. Altıncı faktör toplam varyansın % 7. festival ve güzel sanatlar gibi kültürel etkinliklere maddi destek sağlaması ve üniversitelerin çeşitli etkinliklerine ve konferanslara sponsorluk yapması maddeleri dikkat çekmektedir.5). Altıncı faktöre ait maddelere bakıldığında ise müzik. Dördüncü faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve   ortalamalara sahiptir...3). akaryakıt firmasının tüketiciyi.7'sini açıklamaktadır. akaryakıt firmasının prim. Ayrıca hemen hemen tüm faktörlerin sahip oldukları oldukça yüksek güvenilirlik değerleri de dikkat çekici bir unsurdur. piyango gibi çekilişler düzenlemesi gibi satış geliştirme stratejilerinin ön plana çıktığı görülmektedir. Değerlendirme Pazarlama iletişim araçlarını belli başlıklar altında toplayabilmek amacıyla 56   akademia . Birinci faktörün güvenilirlik değeri de oldukça tatmin edici bir düzeydedir (Cronbach's alpha= 92. Dördüncü faktör toplam varyansın % 9. Beşinci faktör toplam varyansın % 8. akaryakıt firmasının sürekli günlük promosyon uygulaması (deterjan. selpak.3'ünü açıklamaktadır. Analiz sonucunda elde edilen üçüncü faktör ise "Doğrudan Pazarlama" faktörüdür. istek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması. Analiz sonucu pazarlama iletişim araçlarından reklamın sahip olduğu öneme işaret etmektedir. iskonto (nakit indirimi) uygulaması.8). dost veya ortak olarak görmesi maddelerinin (sorularının) ön plana çıktığı görülmektedir.37'sini açıklamaktadır. Beşinci faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve Ortalamalara sahiptir (Cronbach's alpha= 78. İkinci faktör olarak "Müşteri ilişkileri yönetimi" faktörü elde edilmiştir. Bu faktör altında. akaryakıt firmasının yarışma. Analizin Ortaya koyduğu beşinci faktör "Kişisel Satış" faktörüdür. Elde edilen bu ilk faktör oldukça yüksek Ortalamalara ve yük değerlerine sahiptir.48'ini açıklamaktadır.59'unu açıklamaktadır (Cronbach's alpha= 43. Analiz sonucuna göre bu faktör altında müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması. Yedinci faktör olmasına rağmen bu faktörün güvenilirlik değeri oldukça dikkat çekicidir (Cronbach's alpha= 85. Marka tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araçları faktör analizinde "Satış Geliştirme" dördüncü faktör olarak elde edilmiştir. (Cronbach's alpha=84. Sekiz faktör toplamda toplam varyansın % 71.9).8).Ankete katılan kişilerin akaryakıt marka tercihlerinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörlerinden ilki "Reklam" faktörüdür. Üçüncü faktör toplam varyansın % 10. Analiz sonucunda elde edilen yedinci faktör "Satın alma noktası iletişimi" olurken sekizinci ve son faktör ise "Halkla ilişkiler" faktörü olmuştur.66'sını açıklamaktadır.1) ve toplam varyansın % 15.62'sini açıklamaktadır. "Sponsorluk" analiz sonucunda elde edilen altıncı faktördür. Bu faktörde öne çıkan maddeler ise satış ekibinin ürünü ve firmasını iyi tanıtması ile satış ekibinin ürün ve marka tanıtımını iyi yapıyor olması maddeleridir. Sekizinci ve son faktör olan halkla ilişkiler faktörü ise toplam varyansın % 3.32 gibi oldukça önemli bir kısmını açıklamaktadır. (Cronbach's alpha= 89. İkinci faktörün de güvenilirlik değeri ve yük değerleri oldukça yüksektir (Cronbach's alpha= 88. İkinci faktör de toplam varyansın % 11. Yedinci faktör toplam varyansın % 4. Üçüncü faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve Ortalamalara sahiptir.).0). Doğrudan pazarlama tekniklerinin önemi analiz sonucunda Ortaya çıkmıştır.8).6'sını açıklamaktadır. Bu sonuç marka tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araçlarında en ağırlıklı faktörün Reklam olduğuna işaret etmektedir.

p>0.05).05). Ankete katılan kişilerin cinsiyetlerine göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla bağımsız örneklem t testi (independent sample t test) uygulanmıştır. kişisel satış. Analiz sonucunda sadece 3. p<0.05). Ayrıca hemen hemen tüm faktörlerin sahip oldukları oldukça yüksek güvenilirlik değerleri de dikkat çekici diğer bir unsurdur. satış geliştirme (t= . p>0. kişisel satış (t= .05). Ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla bağımsız örneklem t testi (independent   samples t test) uygulanmıştır. satış geliştirme. p>0. p>0. Müşteri ilişkileri yönetimi (t=-2.05).919.05) cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedirler.713.800.586. p<. Tamhane testi sonucunda elde edilen çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde ortaokul düzeyinde eğitime sahip olan kişiler ile üniversite düzeyindekiler arasında reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı farklılık 57   akademia . Akaryakıt markası tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörleri ankete katılan kişilerin demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek amacıyla farklı türde analizler uygulanmıştır.05) ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre anlamlı biçimde farklılık göstermemektedir.05). satış geliştirme (t=-2. p>0.345. satın alma nokta iletişimi (t=2.05). p<0.290) evlilere göre (Ort= 3. Uygulanan bağımsız örneklem t testi sonucunda 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden sadece 1 faktöre verilen önemin ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir. Bekar kişilerin doğrudan pazarlama faktörüne verdikleri önemin (Ort= 3. Sadece satın alma nokta iletişimi faktörüne erkekler bayanlardan daha fazla önem verirken diğer üç faktörde ise bayanların erkeklerden daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Analiz sonucunda sekiz pazarlama iletişim araç faktörlerinden yalnız birine verilen önemin kişilerin eğitim düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.445.778.05).712. satın alma nokta iletişimi (t= .412.05) ve sponsorluk (t= -0. kişisel satış (t= -1. p<0. Uygulanan bağımsız örneklem t test sonucunda 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden 4'üne verilen önemin ankete katılan kişilerin cinsiyetlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. p>0.Erciyes İletişim 2009 Ocak   faktör analizi uygulanmıştır. Reklam faktörüne verilen önem ankete katılan kişilerin eğitim düzeylerine göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır (F= 4.205. Reklam faktörünün dışında kalan diğer tüm faktörlerin eğitim düzeyine göre farklılaşmamaktadır. doğrudan pazarlama. Eğitim düzeyleri arasındaki farkların hangi kategorilerde olduğunu tespit etmek amacıyla Tamhane testi uygulanmıştır. Reklam (t= -1. p<0. p>0.101) daha fazla olduğu analiz sonucunda görülmektedir.457. sponsorluk (t= -. Analiz sonucunda ağırlıklarına göre sırasıyla. p>0. sponsorluk.32 gibi oldukça önemli bir kısmını açıklamaktadır. p>0. p>0. satın alma noktası iletişimi ve halkla ilişkiler olmak üzere toplam sekiz faktör elde edilmiştir.160. faktöre (doğrudan pazarlama) verilen önemin ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre farklılaştığı ortaya konmuştur (t= 2. Sekiz faktör toplamda toplam varyansın % 71. doğrudan pazarlama (t= -0.692.05) faktörleri ise cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır.448. müşteri ilişkileri yönetimi (t= -1.05) ve halkla ilişkiler faktörleri (t= 1.05). Reklam (t= -1. p>0. Ankete katılan kişilerin eğitim düzeylerine göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.271.05) ve halkla ilişkiler faktörleri (t= -2. p>0.042. müşteri ilişkileri yönetimi.05).577.05). reklam.

800) üniversite mezunlarına (Ort= 3. Diğer bir deyişle farklı yaş grupları pazarlama iletişim araç faktörlerine verilen önemi anlamlı şekilde farklılaştırmamaktadır.05).548) göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Aynı test sonucuna göre lise düzeyinde eğitime sahip olan kişiler ile üniversite düzeyindekiler arasında reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı farklılık vardır. Analiz sonucunda faktörlerden hiçbirinin ankete katılan kişilerin yaş gruplarına göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı sonucu elde edilmiştir (F= 2.559. Ticari araç kullanıcıları (Ort= 3.662.288) emeklilerden daha fazla doğrudan pazarlama faktörüne önem vermektedirler. Satın alma nokta iletişimi faktörü de bu faktöre verilen önemin kişilerin meslek kategorilerine göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır.334) emeklilere (Ort= 2. Reklam faktörüne verilen önemin ankete katılan kişilerin meslek kategorilerine göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır (F= 2. Çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde meslek kategorileri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmektedir.001). p<0. Analiz sonuçlarına göre 1.516.597) göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Analiz sonucunda sekiz pazarlama iletişim araç faktörlerinden üç faktöre verilen önemin ankete katılan kişilerin meslek kategorilerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ortaokul mezunu kişiler (Ort= 3. Ayrıca serbest meslek sahipleri de (Ort= 3.05). Faktöre verdikleri 58   akademia . "Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin aylık gelir düzeylerine göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir" hipotezini sınamak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. p<0.931) üniversite mezunlarına (Ort= 3. p>0.05). p<0. Meslek gruplarına göre farklılaşan diğer bir faktör de doğrudan pazarlama faktörüdür (F= 4. Analiz sonuçlarına göre sponsorluk (F= 2. Ankete katılan kişilerin yaş gruplarına göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek   yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.923).403. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Reklam" faktörünün ankete katılan kişilerin kullandıkları araç türüne göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır (t= 5. binek araç kullanıcılarına (Ort= 3. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Müşteri ilişkileri yönetimi" faktörüne verilen önemin de kullanılan araç türüne göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir (t= 2. Ankete katılan kişilerin meslek kategorilerine göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. p<0.314.001).548) göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. p<0. Ankete katılan kişilerin kullandıkları araç türüne (ticari ve binek) göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla bağımsız örneklem t testi (independent samples t test) uygulanmıştır. Ticari araç kullanıcılarının 2.542.508) göre doğrudan pazarlama faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır.vardır.05) gelir düzeylerine göre anlamlı biçimde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Analiz sonucuna göre 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden 6'sı kişilerin kullandıkları araç türüne göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Ancak çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde meslek kategorileri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmektedir. p=<0.314. 2.05) ve halkla faktörlerinin (F= 2. Çoklu karşılaştırma tablosuna göre işçilerin (Ort= 3. Lise mezunu kişiler (Ort= 3. Ancak gruplar arası farklılıkların belirlenebilmesi amacıyla çoklu karşılaştırma tabloları incelendiğinde her iki faktör için de alt gruplar arasında anlamlı farklılığa rastlanamamıştır.

05). Pazarlama iletişim araç faktörüne verilen önemin de kişilerin kullandıkları araç türüne göre anlamlı biçimde farklılaştığı görülmektedir (5. Analiz sonucuna göre 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden 5'inde kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı bir farklılaşmanın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.001).728) göre daha fazla önem verdikleri sonucu ortaya çıkmıştır.278). p<0. p<0. Bu iki faktörün dışında kalan diğer altı faktör de ticari araç sahiplerinin ilgili faktörlere binek araç sahiplerinden daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. p>0. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "reklam" faktörünün kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmektedir (F= 6.001).005). Anlamlı farklılığın görüldüğü diğer faktörlerde olduğu gibi sponsorluk faktöründe de ticari araç sahiplerinin (Ort= 3.301.661.329) göre daha fazla olduğu analiz sonucunda görülmektedir.05). sadece "kişisel satış" ve "halkla ilişkiler" faktörlerinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde motorin kullanıcılarının (Ort= 3. 95 oktan kurşunsuz (3. p>0. 95 oktan kurşunsuz. binek araç sahiplerine (Ort= 3.544) ve 98 oktan kurşunsuz (3.224) müşteri ilişkileri yönetimi faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir.360). Analizin ortaya koyduğu diğer bir sonuç da pazarlama iletişim araç faktörlerinden üçüncüsü olan "doğrudan pazarlama" faktörüne verilen önemin kullanılan yakıt cinsine göre anlamlı bir farklılık göstermemesidir (F=1. Ankete katılan kişilerin kullandıkları araç değişkenine göre verilen önemin anlamlı farklılık gösterdiği diğer bir faktör de yedinci faktör olan satın alma nokta iletişimi faktörüdür (t= 4.010) satış geliştirme faktörüne bir markayı tercih etmelerinde binek araç sahiplerine (Ort= 3. süper.303) göre anlamlı biçimde daha fazla önem verdikleri görülmektedir. p<0. Motorin kullanıcıları. Diğer iki faktör de olduğu gibi bu faktörde de ticari araç sahipleri (Ort= 3. p<0. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Müşteri ilişkileri yönetimi" faktörüne verilen önem de kullanılan yakıt türüne göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır (F= 2.914). p<0. ve 98 oktan kurşunsuz yakıt kullanıcılarından reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler.05).616) yakıt kullanıcılarından reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.034. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Doğrudan pazarlama" faktörüdür (t= 2. p>0.457) binek araç kullanıcılarına (Ort= 4.984) bu faktöre binek araç sahiplerine (Ort= 3.051. Ticari araç kullanıcılarının (Ort= 3.629) bu faktöre de binek araç kullanıcılarına (Ort= 3. Ankete katılan kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Sekizinci ve son faktör olan halkla ilişkiler faktöründe ise kullanılan araç türüne göre anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (t= . Altıncı faktör olan sponsorluk faktörü de kullanılan araç türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir (t= 3.457) Euro dizel kullanıcılarından (Ort= 4. Ticari araç sahiplerinin (Ort= 4.001). süper (Ort= 3. 2.523.115.722.05).931. p<0.792) göre daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır.   Sonuç olarak.048. "Satış geliştirme" adlı 4. Kullanılan araç türüne göre anlamlı farklılık gösteren diğer bir faktör de 3. Analiz sonuçlarına göre 1. Kişisel satış faktörüne verilen önem kullanılan araç türüne göre farklılık göstermemektedir. Beş numaralı faktöre (kişisel satış) verilen önemin kişilerin kullandıkları araç türüne göre farklılaşmadığı analiz sonucu ortaya konmuştur (t= 1. Çoklu karşılaştırma tablosunda motorin kullanıcılarının (Ort= 4. 59   akademia .Erciyes İletişim 2009 Ocak   önemin (Ort= 4.123) göre doğrudan pazarlama faktörüne daha fazla önem vermektedirler.05).

p>0. Analiz sonuçlarına göre sadece reklam faktöründe anlamlı farklılığa rastlanmıştır.290). p<0. ve 98 oktan kurşunsuz (Ort= 3.998) Euro dizel (Ort= 3. Bu üç faktörün dışında kalan diğer beş faktör de mazot kullanıcıları ilgili faktörlere diğer yakıt türü   kullanıcılarından vermektedirler.659.05).932) 95 oktan kurşunsuz yakıt kullanan kişilere göre (Ort= 3.120. p<0. Analiz sonucunda reklam (F= 1. satış geliştirme (F= 1. Pazarlama iletişim araç faktörüne verilen önem de ankete katılan kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır (F= 4.05).05). Beş numaralı faktöre (kişisel satış) verilen önemin kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı analiz sonucu ortaya konmuştur (F= .115. Gruplar arası karşılaştırma tablosu incelendiğinde motorin kullanıcılarının (Ort= 3. p>0.934.685) kullanıcılarından satış geliştirme faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir.651.150.05). Farklılığın hangi alt gruplar arasında olduğuna bakıldığında ise motorin kullanan kişilerin (Ort= 3.05).05). daha fazla önem Sekiz numaralı hipotez olan "Pazarlama iletişimi araç faktörleri kişilerin kullandıkları araç markasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır" hipotezini sınamak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.05) ve müşteri ilişkileri yönetimi (F= 2. p>0. satış geliştirme (F= 1.05).05).629. doğrudan pazarlama (F= .678) sponsorluk faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Kişisel satış faktörüne verilen önem kullanılan yakıt türüne göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Birinci faktör olan reklam faktörüne verilen önem araç sahiplerinin araç modellerine göre anlamlı farklılık göstermektedir (F=3.05). doğrudan pazarlama (F= 1.067. p>0. p<0. satın alma nokta iletişimi (F= 1.05). sadece "doğrudan pazarlama". p>0.863) 1995 ve altı araç sahiplerine (Ort= 3.713)."Satış geliştirme" adlı 4. p>0. Gruplar arası farklılıkları gösteren çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde 2005 model araç sahiplerinin (Ort= 3. Euro dizel (Ort= 3. süper (Ort= 3. p>0. p<0. kişisel satış (F= 1.903.371.193) yakıt kullananlara göre satın alma nokta iletişimi faktörüne daha fazla önem verdikleri anlaşılmaktadır. Sekizinci ve son faktör olan halkla ilişkiler faktöründe ise kullanılan yakıt türüne göre anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (F= 1. "kişisel satış" ve "halkla ilişkiler" faktörlerinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır.374. Sonuç olarak.935.557) göre reklam faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir.05). müşteri ilişkileri yönetimi faktörüne ait çoklu karşılaştırma tablosunda ise sadece iki grup arasında anlamlı farklılığa rastlanmıştır.05) ve halkla ilişkiler (F= .770) ve 95 oktan kurşunsuz (Ort= 3. p>0. p>0. p>0.875. Müşteri ilişkileri yönetimi (F= 2.05) faktörlerine verilen önem araçların markalarına göre anlamlı farklılık göstermemektedir. sponsorluk (F= 1.05) faktörlerinde kullanılan araç markasına bağlı olarak anlamlı farklılık bulunmakla beraber reklam faktörünün çoklu karşılaştırma tablosunda alt gruplar arasında anlamlı farklılık görülememiş. sponsorluk 60   akademia .121.378.001). Altıncı faktör olan sponsorluk faktörü de kullanılan yakıt türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir (F= 2. İlk iki faktörün dışında kalan. kişisel satış (F= .05). Çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde motorin kullanıcılarının (Ort= 3.878.309). p>0. p<0.649). p>0.393.994. Ankete katılan kişilerin kullandıkları yakıt türü değişkenine göre verilen önemin anlamlı farklılık gösterdiği diğer bir faktör de yedinci faktör olan satın alma nokta iletişimi faktörüdür (F= 6. Pazarlama iletişim araç faktörlerine verilen önemin ankete katılan kişilerin kullandıkları araçların modellerine göre farklılık gösterdiğine ilişkin dokuz numaralı hipotezi sınamak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. süper (Ort= 3. p<0.05).

Sadece satın alma nokta iletişimi faktörüne erkekler bayanlardan daha fazla önem verirken diğer üç faktörde ise bayanların erkeklerden daha fazla önem verdikleri görülmektedir. 95 oktan kurşunsuz. binek araç sahiplerine göre doğrudan pazarlama faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Sonuç olarak. reklam faktörüne verilen önem azalmaktadır. Lise mezunu ankete katılan kişiler ise üniversite mezunlarına göre reklam faktörüne daha   fazla önem vermektedirler. Bu iki faktörün dışında kalan diğer altı faktör de ticari araç sahiplerinin ilgili faktörlere binek araç sahiplerinden daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. p>0.836. Sonuç Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymayı amaçlayan çalışma. 2005 model araç sahiplerinin 1995 ve altı araç sahiplerine göre reklam faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir. p>0. Modern pazarlama anlayışı. Ortaokul düzeyinde eğitime sahip olan ankete katılan kişiler ile üniversite düzeyindekiler arasında reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı farklılık vardır. akademik ve sektörel anlamda önemli sonuçların elde edilmesini sağlamıştır.530. satın alma nokta iletişimi ve halkla ilişkiler gibi pazarlama iletişimi araçları. ve 98 oktan kurşunsuz yakıt kullanıcılarından reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. firmaların kâr elde etmesi ve sürekliliğinin sağlaması 61   akademia . Ticari araç sahipleri. Bu bağlamda. Yine motorin kullanıcılarının Euro dizel kullanıcılarından müşteri ilişkileri yönetimi faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir.05) faktörlerine verilen önem araçların modellerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   (F= .05) ve halkla ilişkiler (F= . Euro dizel. Motorin kullanıcıları. Ortaokul mezunu kişiler üniversite mezunlarına göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Ticari araç kullanıcıları. süper. cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedirler. sadece "kişisel satış" ve "halkla ilişkiler" faktörlerinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. binek araç kullanıcılarına göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. 95 oktan kurşunsuz yakıt kullanan kişilere göre sponsorluk faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir. süper ve 95 oktan kurşunsuz kullanıcılarından satış geliştirme faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir. Sponsorluk faktöründe de ticari araç sahiplerinin bu faktöre binek araç sahiplerine göre daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. satış geliştirme. ankete katılan kişilerin akaryakıt marka tercihlerinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörleri sıralaması şu şekildedir: • Reklam • Müşteri ilişkileri yönetimi • Doğrudan Pazarlama • Satış geliştirme • Kişisel satış • Sponsorluk • Satın alma noktası iletişimi • Halkla ilişkiler Müşteri ilişkileri yönetimi. p>0.897. satın alma nokta iletişimi (F= 1. Yani tüketicilerin eğitim seviyesi arttıkça.05). Ticari araç sahiplerinin satış geliştirme faktörüne bir markayı tercih etmelerinde binek araç sahiplerine göre daha fazla önem verdikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Satın alma nokta iletişimi faktöründe de ticari araç kullanıcılarının binek araç kullanıcılarına göre anlamlı biçimde daha fazla önem verdikleri görülmektedir.

O. İ (2003). Eğitim Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları. Principles of Marketing. marka bilinirliği ve sadakati oluşturmak. 7C ise: Customer Value (Müşteri Değeri). (2000). Kapital Medya Hizmetleri A. R. New York: McGraw Hill-Irwin. . M. tüketiciyi satın almaya yönlendiren. McGraw-Hill. Çamdereli. Kaynakça Akyürek. Cemalcılar.. Introduction to Marketing Communications: An Introduction Approach. Essex: Prentice Hall. Boston: İnternational. No:135. (2004). Duncan. (1999). pazarlamanın 4P’si olarak bilinen ürün. Konya: Tablet Kitabevi. Elden. Bearden. Capital Dergisi. F. tüketicilerin pazarlama iletişim stratejilerine tepkisini ve bu stratejilerinin tüketiciler tarafından nasıl algılanacağı hakkında yorum yapabilmektedir.   62   akademia . S. Çamdereli. People (Hedef Kitle). (1988). A. Sadık Müşteri Markanızın Temsilcisidir. (2000). M. (2002). İstanbul: İletişim Yayınları. Communication (İletişim). D. Konya: Nobel Yayınları:117. New Jersey: Prentice Hall. (2005). T. Rushton. İşte. Kararlar. Sponsorluk.. fiyat. Bu bakımdan firmalar. Reklamların İçinde/N. ve Yeygel. ve Raymond W.. İ. tüketici bağlılığı yaratmak yeni tüketici kazanma veya mevcut tüketiciler elde tutmak için müşteri ilişkilerini yönetimi (CRM) geliştirerek veri tabanı uygulamasına geçmeyi amaçlamaktadır.(1995). tüketiciyi etkileyen faktörleri analiz ederek. Consideration (Dikkate Almak). Marketing. Promotion (Tutundurma). (2000). Eskişehir. Pazarlama Kavramlar. (1998). Pazarlama ve Halkla İlişkiler.L. S. Coordination (Koordinasyon). S. Physical Evidence (Fiziksel Belirtiler). T. Brassington.Ş. Konya: Çizgi Kitabevi.Ş. IMC-Using Advertising&Promotion to Bluid Brands.. Price (Fiyat). Ingram. pazarlamanın 4P’sinin genişletilerek 7P ve buna ilave olarak 7C şeklinde uygulama alanı bulmuştur (7P: Product (Ürün). M. Cost (Maliyet). İletişim Odaklı Pazarlama. tek ses.. Pozitivist Metodoloji: Bilimsel Araştırma Tasarımı. açıklık.. Şimdi Reklamlar. Anadolu Üniversitesi. Burnett. yeni müşteri bulmak ve kaybedilen müşterileri kazanmak gibi amaçları olması yönünden tüketici merkezli olmayı gerektirir. İstanbul: MediaCat Yayınları. mevcut müşterileri korumak. R. temel bir unsur ve değer olarak ortaya çıkmakta ve günümüzde..ve Carson. Ö. Ana Çizgileriyle Halkla İlişkiler. England. Pettit.. Bülbül. İşte bu açıdan bakıldığında bütünleşik pazarlama iletişimi araçları. N. Confirmation (Onaylama). Marketing Principles&Perspective. Convenience (Kolaylık). modern pazarlama anlayışını nitelendiren bütünleşik pazarlama iletişimini benimseyen firmalarda. tutundurma ve dağıtım gibi pazarlama fonksiyonlarının yerine tüketici memnuniyetini sağlamak için pazarlama faaliyetlerinin merkezinde iletişim. Erdoğan.. (1998). W. Place (Satış Yeri). İstanbul: Beta Basım Dağıtım A. Bozkurt.. Process (Süreç). U. Second Edition. tutarlılık ve sinerji yaratarak tüketicilerin satın alma davranışlarını harekete geçirmede büyük rol üstlenmiştir. Sayı 5. J. İ. Ulukök. (2005). Çağlı. Cameron. M. (2002).için. Fınancal Times. Tüketici merkezli pazarlama anlayışı olan bütünleşik pazarlama iletişimi. ve Morıarty.

(1990). 63     .R. Güneri. Ally and Bacon. Pickton. Oluç. Y. (1996).Erciyes İletişim 2009 Ocak   İstatistiksel Yöntemler. (1997). İstanbul. Sayı:5... Reklamcılık ve Metin Yazarlığı. 3(18).pg.. How to Overcome The Barriers to İntegration. Prentıce Hall. M. and Bergh V. Tapan. D. Eskişehir: MediaCat Yayınları.0 Guıde to Data Analysıs. Im. (1993). (1978). B. Kocabaş. M. E. Pırnar. Cilt:2. Harlow: Financial Times/Prentice Hall Inc. D. S. akademia Nakip. (2001). Elden. Boston. Ünite:1-7. Schultz. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları. Kapital Medya Hizmetleri A. ve Karpat. No:116. New Jersey: Prentice Hall. Satış Tutundurma ve Satış Özendirme-Sale Promotion. P. (2004). C. Norusıs M. M.. Anadolu Üniversitesi Yayınları. Y. İ.s. P. Reklam Harcamaları. Marketing P. İ. I. G. Odabaşı. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. Eskişehir. Hortaçsu. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi Yayınları. Kurtuluş. (1997). Ünite:1-11. July 19. Strateji ve Bire-bir Pazarlama CRM. Marketing News. Temel Pazarlama İlkeleri. 27. No:152. Kotler. O. Peltekoğlu.. İstanbul: Türkmen Kitabevi. S. (2005). x. 15.. Cilt:1. Pazarlama Dünyası. Kapital Medya Hizmetleri A. Doğrudan Pazarlama ve Şebeke Yolu Pazarlama Sistemi. No:958. Ninth Edition. Ünite:12-21. P. J. (1989). J. Gürüz. P.. Pazarlama İletişimi Yönetimi. K. Öztürk. (1998). Analiz Yorum. M. D. Armstrong.Ş. Cilt:1. ve Gedikli. Y:10. (1999). Capital Dergisi Digital Eki. Mucuk. Y. W. Financial Times.. (2000).. (2003). P. 16. Pelsmacker. S. Tosun. L. (2002). F. Kotler. Sage Kırım. Social Research Methods: Qualitative and Quantitative Approaches. Wong. No:946. Kasım/Aralık. Anadolu Üniversitesi Yayınlaıı. Levent. New York. ve Çelebi. (Eylül-Ekim). Principles of Marketing. Halkla İlişkiler. 2nd. Ankara: Erk. (2002).1-7. ve Amanda. Kazancı. (2002). New Jersey: Prentice Hall. No:10. Akiş. M. Pazarlama İletişimi. S. Introduction to Factor Analysis.. ve Oyman. ve Akan. B. B. W. Halkla İlişkiler Nedir?. Abı/Inform Global. & Mueller. Ö. Doğrudan Pazarlama. ve Oyman. England.. F. (2001). Ankara: Seçkin Yayıncılık. İstanbul: Sistem Yayıncılık.. SPSS 11. D. ve Neuman. Prentıce Hall. Halkla İlişkiler Yönetimi. Gürgen. Anadolu Üniversitesi Yayınları. M. F. MİY: Paro’nun Hedefi. (1996). (1989). A. Marketıng Comminacations.. Essex.T.. İstanbul: MediaCat Yayınları.Ş.s. M. (2001). Pazarlama İletişimi Yönetimi. Geuens. Beverly Hills.V. M. Ankara: MediCat Yayınları. Saunders. No:946. A. Europen Edn. (1996). A.Yayınları. Tapan.. C. (1996). İ. Akan.J (2002). Principles of Marketing. (2001). Kor. Pazarlama Dünyası. İstanbul: İşletme İktisadi Enstitüsü Yayın. Integrated Marketing Communications. İzmir: Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları. Odabaşı. Armstrong G. Yaylacı.B. İstanbul: Beta Yayım Dağıtım. H.. Pazarlama İletişimi. Pazarlama Kanalları.

Yükselen. No:127. (2003). Reklam Kampanyası Planlaması. Pazarlama İlkelerYönetim. G. İ.Babür Nurhan (2003). C. Bütünleşik MediaCat Yamamoto. İstanbul: Kitapları. İstanbul: Türkmen Kitabevi. (1987). Bütünleşik Pazarlama İletişimi Yönlü Bir Yaklaşım. A. (2000). Ünlü.   64   akademia . Açık Öğretim Yayınları. Eskişehir. Pazarlama.Ü. Ankara: Detay Yayıncılık. T. Pazarlama Halkla İlişkileri ve Reklam.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 65     .

iletişim. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi   66   akademia Keywords: Marketing Communications. Kulesite Alışveriş Merkezi. Halkla İlişkiler. Bütünleşik Pazarlama İletişimi. Bu faktörler önem sırasına göre: sosyal sorumluluk. the efficiency level of PR activities has been found in a significant relation with social responsibility and the communication factors. through a survey implemented on a randomly selected sample of 575 persons of Konya. Bunun yanında Kulesite alışveriş merkezi halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi ile faktörler arasındaki ilişki incelenmiştir..BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİNDE HALKLA İLİŞKİLERİN ROLÜ ÜZERİNE TEORİK VE UYGULAMALI BİR ÇALIŞMA Ahmet Tarhan∗ Özet Modern pazarlama anlayışını benimseyen kuruluşlar. A Theoretical and Applied Study of the Role of the Public Relations in Integrated Marketing Communications Abstract To meet the changing customer expectations and demands and to be able to gain competitiveness. . Also relations between the factors and the efficiency level of the PR activities of the Kulesite shopping center have been explored. hizmet ve fiziksel özelliklerdir. in order to importance: social responsibility. communication. Integrated marketing communications is focused on customer expectations and sees each of the marketing mix elements as a communication channel with the focus to present jointly agreed messages to the target audiences. Sosyal sorumluluk ve iletişim faktörleriyle halkla ilişkiler faaliyetlerini yeterlilik düzeyi arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. The survey results revealeted that 4 factors had effects on the preference of the Kulesite shopping center. ∗                                                              Arş. pazarlama karması öğelerinin her birini birer iletişim mecrası olarak görmekte ve hedef gruplara sunulacak mesajların tek ağızdan sunulması prensibine dayanmaktadır. Kulesite Shopping Center. Bütünleşik pazarlama iletişiminde halkla ilişkilerin rolü ve önemi. service and physical features. As a result. These factors were. müşteri istek ve beklentilerini temel almakta. Bütünleşik pazarlama iletişimi. This study aims to explore the strategic role of PR in the marketing mix. organisations with a modern marketing approach are beginning to adopt the “integrated marketing communications” approach at their marketing communications applications. Konya merkezde basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 575 kişi üzerinde yapılan anket çalışmasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Integrated Marketing Communications. Anahtar Kelimeler: Pazarlama İletişimi. Araştırma sonucunda deneklerin Kulesite alışveriş merkezini tercih etmelerinde etkili olan 4 faktör bulunmuştur. Gör. Public Relations. değişen müşteri beklenti ve isteklerine cevap vermek ve rekabet üstünlüğü sağlayabilmek amacıyla pazarlama iletişimi uygulamaları içerisinde “bütünleşik pazarlama iletişimi” adında bir yaklaşımı benimsemeye başlamışlardır.

‘tek sesliliği’. pazarlama iletişimine ait bütün çabaların bir ‘disiplini’. Bu nedenle. Günümüz işletmeleri. tüketici gruplarının. Bunlardan en önemlilerinden biri ürün veya hizmetinin ortaya konmasında emeği geçen çalışanlara daha fazla değer verilmesi ve onların sosyal beklentilerinin karşılanması gerektiği. yy’da Floransa ve Venedik’te önemli ticaret merkezlerin kurulması ve tüketicilerin yeni isteklerine cevaplar sunan panayırların yaygınlık kazanmasıyla birlikte Avrupa’da gelişme göstermiştir (Pirenne. yy’da gerçekleşen Endüstri Devrimi ile birlikte hızlanan üretim sonucu ortaya çıkan kitlesel üretim. Bu yaklaşımda da müşteri merkezliliği temel almaya başlamışlardır. 1996. 2004. 46). Etkili iletişim programları doğrultusunda gereken form ve metotları belirleyebilme yönünde çalışan bütünleşik pazarlama iletişiminde amaç. 1998. çeşitli stratejiler geliştirme ve bu stratejiler üzerine pazarlama konseptini oturtma gayreti içine girmişlerdir. fiyat ve tutundurma faaliyetlerini tek çatı altında toplayan ve tüketicilere bir bütün olarak hitap etmeyi öngören bütünleşik pazarlama iletişiminde süreç. bir yandan da değişim olanaklarını gündeme getirmiş (Bozkurt. dağıtım. Bunun yanında. satın alma davranışını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemek ve ürün veya hizmete ilişkin bir sempati oluşturarak satın almada sürekliliğin sağlandığı bir bağımlılığı oluşturmaktır. tek ses ve tek görüntü yaklaşımıyla ürün ya da hizmetlere ilişkin sempati ve bağımlılık sağlama gibi amaçlarla hareket ediyor olsa da zaman zaman bu süreçte büyük bir yeri olan ve çalışmanın iletişim ayağını yürüten halkla ilişkilerin etkinliği ya da halkla ilişkilerin bu süreçteki rolü göz ardı edilmekte. 1998. 8-11). bilgi alışverişine olan katkısı dışında. özellikle 1929 Büyük Bunalımı ile birlikte bazı aksaklıkların giderilmesi gerektiğinin farkına varmıştır. İşte çağdaş   pazarlama anlayışının gerektirdiği amaçlara ulaşma noktasında pek çok firmaca uygulama alanına konulan uygulamalardan biri de iletişim unsurunu merkeze alan “Bütünleşik Pazarlama İletişimi”dir (Tosun. 1983. Bu anlamda. ‘bütünleşmesi’ gibi değişik kavramlar ile de tanımlanmaktadır (Bozkurt. kurum içi iletişime olan katkısı ve kurum içindeki birimlerin birbirleriyle yerinde ve doğru 67   akademia . Hedef gruplarıyla iletişimi merkeze alan ve pazarlamanın 4P adı ile anılan (product. bunun yanında üretilen ürün veya hizmetlerin pazarlanacağı hedef grupları içeren kamuoyu ile karşılıklı fayda anlayışına dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğiydi (Kazancı. Pazarlama anlayışı. boşa giden yatırım olarak nitelenmektedir (Harris. müşteri ile başlayıp yine müşteri ile sürmekte ve satış sonrası hizmetle devamlılık arz etmektedir (Schultz ve diğerleri.16). 1993. place. Uzun yıllar. 19-20). 81). üretilen ürüne pazar ve tüketici bulmada hiçbir sorun yaşamayan üretici. insanların ihtiyaçlarından fazla ürün üretimi ve bunun ihtiyacı olanlara belli bir bedel karşılığında aktarılmasıyla başlamış. 3). 1990’lı yıllarla birlikte artık işletme merkezli olmaktan çıkmış. 14. diğeri ise ürün üretiminin yeterli olmadığı. 5-6). yoğun rekabetle birlikte benzeşen ürünlerden kendini farklılaştırmak isteyen firmalar. bütünleşik pazarlama iletişimi hem bir süreç. bütünleşik pazarlama iletişimi. 18. hem de bir konsept niteliği taşımaktadır. hatta bireysel tüketicilerin beklentilerini ölçmeye kadar ayrıntılı bir değerlendirmeyi ve bu bulgulara göre tüketicilere yaklaşarak pazarlamaya çalıştıkları ürün ya da hizmete ilişkin bir bağımlılık ya da sempati oluşturma yolunu tutmuşlardır (Harris. 2000a. price ve promotion) ürün.18) bu da üretilen ürünlerin kitlesel olarak tüketilebileceği yeni pazarların ve tüketicilerin bulunmasını zorunlu kılmıştır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Pazarlama süreci. Oysa iletişimi kendine temel alan halkla ilişkilerin. 2003. günümüz işletmeleri. ‘uyumu’. bir kurum veya kuruluşun kendisini etkileyen ve kendisi de yine bunlardan etkilenen çevreyle. halkla ilişkilere bütçeden ayrılan pay. ‘orkestrasyonu’.

1993.iletişim kurarak topyekün başarının sağlanmasındaki yeri yadsınamaz (Sabuncuoğlu. 2003.   68   akademia . dinamizm ve koordinasyon sağlanmasındaki etkinliğini de literatüre yazdırmıştır (Eagle ve Kitchen. Özellikle değişen tüketici istek ve beklentileri ile yaşanan yoğun rekabet ortamını kırmak ve rakiplere oranla bir adım önde olmak amacıyla ortaya konan bütünleşik pazarlama iletişimi içerisinde büyük önem taşıyan halkla ilişkiler faaliyetlerine (Tosun. hepsindeki ortak nokta mesajlarda açıklığa ve tutarlılığa verilen önem ve birleştirici bir özellikle mesajların koordinasyonudur. bu alanda geliştirilen kavram ve tanımları inceleyerek şöyle bir sonuca varıyor: Bütünleşik pazarlama iletişimi. Bu çalışma. 17) ise. 1995. iletişim etkinliklerini kurumsal amaçlarla bağdaştırarak ve kurum kaynaklarının maksimize edilmesiyle. Yukarıdaki farklı tanımlar değerlendirildiğinde. Bütünleşik pazarlama iletişimini klasik yaklaşımlardan ayıran ve işletmede Bütünleşik pazarlama iletişimi. bütünleşik pazarlama iletişiminin yalnızca pazarlama departmanın pazarlama işlevini yerine getirmesi yerine kurumun tüm alt birimleri ve unsurlarıyla birlikte hareket ederek pazarlama yönlülüğü benimsemesi gerektiğidir (Yamamoto. Bu bağlamda bütünleşik pazarlama iletişimi. stratejik bir yaklaşım ile planlanması ve sinerji yaratılması sürecidir. 64. 2000). Bütünleşik Özellikleri Pazarlama İletişimi ve doğrudan tepki. 3) çok önemli işlevler düştüğünün belirtilmesi bakımından önem taşımaktadır. organizasyonların ürettiği ürün ya da hizmetler ile ilgili alınacak her kararın müşteri bazlı ve satın alma davranışlarına etki edecek iletişim boyutunu düşünerek alınması ve bu farklı kararların bir disiplin içinde orkestra edilerek. Janet. Amerikan Reklam Ajansları Birliği’ne göre bütünleşik pazarlama iletişimi. Bütünleşik pazarlama iletişimine farklı bir açıdan yaklaşan ve daha kapsamlı bir tanımlama yapan Gonring’e (1994. 52). organizasyon ve onun ürünleri/hizmetleri hakkında iletişim kanallarının birleştirilerek (Kotler ve Armstrong. 62. 12). 452). pazarlama karması öğelerinin birleştirip tüketiciye tek ses ve tek görüntü olarak sunacak bütünleşik pazarlama iletişimi stratejisinde. tutarlılık ve en yüksek iletişim etkisi sağlamak üzere kapsamlı bir planla birleştirerek katma değer yaratan bir pazarlama iletişimi planlaması kavramı olarak tanımlamaktadır (Odabaşı ve Oyman. Bozkurt (2000a. 17). kurumsal bütünleşik iletişimle birlikte hareket ederek pek çok organizasyonel ve pazarlamaya ilişkin problemin çözümünde. bütünleşik pazarlama iletişimi. Halkla ilişkiler uygulamalarının veya faaliyetlerinin bütünleşik pazarlama iletişimi içerisinde nerede yer aldığının sorgulanması gerekmektedir. 2003. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tarafından 2005 yılında kabul edilen yüksek lisans tezinin özeti niteliğini taşımaktadır. Buradan çıkarılabilecek sonuç. Bu bağlamda. 2000. 405) hedef kitlelere yöneltilen mesajlarda tutarlılığının ve açıklığının sağlanması amacıyla yapılan koordinasyon faaliyetidir (Churchill ve Peter. stratejik bir araç olarak hedef gruplara mesajın iletilerek sinerjik bir etkinin teminine yardımcı olmanın yanında. satış tutundurma ya da halkla ilişkiler gibi çeşitli iletişim disiplinlerinin stratejik rolünü değerlendiren ve tüm bu disiplinleri açıklık. Yer verilen tanımların daha iyi anlaşılması ve değerlendirilmesi noktasında bütünleşik pazarlama iletişiminin özelliklerine de yer vermek konu açısından önemlidir. Bozkurt. reklam. 1999. 1998. 45) göre. halkla ilişkilerin rolünün çok iyi ortaya konulması gereklidir. iletişimde etkinlik ve verimliliği sağlamak üzere tek bir planlama sistemiyle iletişim işlevlerini bütünleştiren bir süreçtir. 2002.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   gelişirken ortaya koyacağı pek çok özellik bulunmaktadır. 2000. çalışanlar. 133). (7) Veritabanlı planlama ve uygulama. bütünleşik pazarlamanın lideri ve tepe yönetiminin danışmanı temelinde yeni bir güç elde etmektedir (Bozkurt. Bu nedenle stratejik bütünleşme planları ortaya koyarak farklı birimler arasında tutarlılık ve koordinasyon sağlanmasıyla sinerjik bir etki doğuran bütünleşik pazarlama iletişimi uygulamalarına ihtiyaç vardır (Büyükbaykal. 2002. ürün ambalajı. Önceden değeri kavranamayan fakat günümüzde pazarlama içerisindeki etkinliğinin farkına varılarak kabul edilen halkla ilişkiler uygulamalarının (Harris. satış promosyonu. Yani günümüz tüketicisi. (2) Geleceğe odaklanma anlayışını desteklemesi. yatırımcılar ve finansal çevre. 2004. Oysa müşteri odaklı yaklaşımın hakim olduğu pazarlama anlayışında öyle bir noktaya gelinmiştir ki tüketicilerle iletişim kurarken markaların ne söylediği değil. fiyatının. ambalajının. bütün iletişim mesajlarının tüketicilerin ihtiyaçları ile birleştirmeye ve yönetmeye yönelik etki ve etkinliği mevcuttur. 321). 40). (8) İçeriden dışarıya değil dışarıdan içeriye doğru planlama. 2003. dağıtım kanalının etkisi göz ardı edilmektedir. eğer değişik mesajlar koordine edilir ve tutarlı olursa iletişime tek bir mesajın yaratabileceğinden daha fazla etki meydana getirir anlamını taşır (Moriarty. Tüketiciler. tutum ve davranışlarını. sadece pazarlama karmasının gözden geçirilmesini değil. mesaj üreticilerinin ayrı ayrı faaliyetlerini tek bir algılama yöntemi ile algılamakta. 55): (1) Bütün iletişim araçlarının pazarlama karmasıyla bütünleşmesi. 468). Bütünleşik Pazarlama Halkla İlişkilerin Yeri İletişiminde uygulamalarının pazarlama ve reklamcılıkla birlikte çalışmasının önemi büyüktür. iç ve dış çevrelerin ihtiyacını anlayabilen bir yöneticiye ihtiyaç duymaktadır. Bu süreçte ise halkla ilişkiler uzmanı bu disiplinlerin bir “orkestra şefi” olarak iç pazarlama kaynağı. 148). mesaj kaynağına ilişkin bir yargıya varmakta. Yamamoto. Bunlar sıralanacak olursa (Bozkurt.kuruluş lehine desteği sağlanabilmektedir. Çünkü tutarlılık ve koordinasyon içerisinde yürütülen ve diğer öğeleri de içerisine alan yerinde halkla ilişkiler programları sayesinde müşteri her kimse –destek sağlayanlar. 1993. 1994. dolayısıyla satın alma kararlarını bu çerçevede şekillendirmektedirler. (5) Ölçülebilir olma. halkla ilişkiler. Tüketicilerin ürün ya da hizmetlere yaklaşımındaki bu değişim. (9) Sıfır bazlı planlama. dolayısıyla tutumlarını bu verilere göre akademia Günümüz pazarlama iletişiminin en büyük sorunu eskiden beri pazarlama iletişimine yalnızca tutundurma karması olarak bakılmakta ve satın almak kararında ürünü kendisinin. Bundan ötürü bütünleşik pazarlama iletişiminde büyük önem taşıyan sinerjinin ortaya konmasında halkla ilişkiler   69   . 15). Reklam. fuar gibi pazarlama iletişimi çalışmaları ile pazarlama karmasını oluşturan dağıtım kanalı. (3) Kurumun tüm çalışanlarının müşteri yönlü düşünmelerini sağlama. aynı zamanda tüketicilerin. (4) Teknolojinin pazarlama alanında kullanılması. kurum ya da kuruluşlarca kendine sunulan ürün ya da hizmetle ilgili tüm uygulamaları birer mesaj olarak değerlendirmekte ve bu öğelerden yansıyan mesajların tutarlığına ve içeriklerine daha çok dikkat etmektedir (Göksel ve Yurdakul. 2001.18-19. 103). etiketinin. Kuşkusuz böylesine önemli bir işlevi yerine getiren halkla ilişkiler birimi bu konumuyla bütünleşik pazarlama iletişiminin lideri konumunda olmalıdır (Üzün. ürün ya da hizmetin kendisi ve fiyatlandırmayla ilgili çeşitli mesajları tüketiciler farklı kaynaklardan algılayarak. Sinerji. tüketicilerin onlardan ne duydukları ve neye inandıklarının daha önemli olduğu görüşü hakim olmaya başlamıştır (Bozkurt. 2000a. kişisel satış. 2000a. (6) İnteraktif bir iletişim süreci oluşturması.

Tosun. pazarlama halkla ilişkilerinin bütünleşik pazarlama iletişimi bileşenlerinden en önemli öğelerden birisi olmasını sağlamış ve işletmelerde kilit bir rol üstlenir olmuştur. finansman. 2003. işletmeye ilişkin sorunların aşılmasında halkla ilişkiler birimlerinin sadece danışmanlık görevi vermesi yanında. 2004. 2004. 253). 391). üretim. 53) tüm tutundurma öğelerinin bir bütünlük ve uyum içerisinde çalışarak ürün ya da hizmete ilişkin kampanyanın koordinasyon içerisinde yürütülüp sonuca ulaşılmasındaki etkinliğinden kaynaklanmaktadır. diğer pazarlama iletişimi metotlarının kullanıldığı durumlarda iletişimi güçlendirici bir etki istendiğinde devreye girmesi. tüketicilerde kimlik ve eğilim değişiklikleri. Odabaşı ve Oyman. organizasyonun ürün ve hizmetini diğer tutundurma bileşenleri ile birlikte bütüncül bir şekilde ele alarak pazarlamayı desteklemektedir (Fill. muhasebe. Becerikli. tüketicinin satın alma karar sürecini olumsuz yönde etkilemektedir (Bozkurt. gelişmeler işletme ve pazarlama anlayışına da yansımış ve aynı amaca hizmet eden birçok ürün ve markanın arasından sıyrılarak rakipleri geride bırakma isteği (Tosun. satınalma. 255) vb. tutundurmaya yönelik çalışmalarla aynı anda faaliyete geçirilerek ürün ya da hizmete yönelik dikkat ya da farkındalık sağlanmaya çalışılmaktadır (Dilenschneider ve Forrestal. bunun da daha etkin bir rol yüklenen halkla ilişkiler birimlerince yapılabileceğini ileri sürmektedir. her türlü enformasyona ulaşarak bunlar ışığında kararlar alıp. bunların içsel ve dışsal alt sistemler olarak birbirine bağlanarak bütünleşik bir iletişim ve koordinasyonun sağlanması gerektiğini. müşteri ilişkileri yönetimi gibi işletme faaliyetleri ile (Yamamoto. 2000a. 134. 1987. tütün ve alkollü içecek endüstrisi vb. 2004. satış tutundurma. . Bunu önlemeye yönelik çoğu zaman ürün ya da hizmete yönelik uygulanan pazarlama halkla ilişkileri uygulamaları. • İşletmelerin ikame ürün miktarındaki artış ve perakende yoğunlaşması nedenleri ile satış hacminin giderek düşmesi.oluşturmaktadırlar. Bozkurt. 28) değişim ihtiyacını kendini kuruluşlarda hissettirmeye başlamıştır (Yamamoto. 186. etkili bir şekilde kullanılabilmesi. Kaya (2003. globalleşme (Kazancı. • Toplumsal ve teknolojik gelişmeler sonucunda hedef kitlenin bilinçlenmesi ile birlikte reklamın etkisinin giderek zayıflaması. Halkla İlişkilerin Sağladığı Avantajlar Bütünleşmede (Bozkurt. internet sisteminin yaygınlaşması. araçları • Reklam kirliliği ve hedef grupların reklamdan kaçışı. Halkla ilişkiler birimleri ortaya koydukları uygulamalarla. 2003. Farklı kaynaklardan birbirlerini tamamlamayan birbirinden kopuk mesajların üretilmesi. 31. 2004. kupon dağıtımı vb. 2003. 1995. 2003. Yukarıda yer verilen nedenlerden ötürü. • Halkla ilişkiler. • Geleneksel pazarlama etkinliğinin azalması. • Diğer pazarlama iletişimi metotlarının kullanımının yasak olduğu durumlarda. 2003. Örneğin. 80) halkla ilişkiler uygulamalarına önemli görevlerin düştüğü fikrini kuvvetlendirmektedir. yoğun rekabet ortamı. doğru zamanda ve doğru kişilere iletilerin aktarılmasında karşılaşılan zorluklar da (Yamamoto. Böylece halkla ilişkiler birimleri yalnızca bir iletişim çıktısı olarak Bu zorlu rekabette halkla ilişkiler birimlerine ya da uygulamalarına ihtiyaç duyulan nedenleri şöyle sıralayabiliriz   70   akademia Son yıllarda bilgisayar teknolojilerindeki gelişmeler. 406). reklam kampanyaları. 140). 65-70). 2003. Bunun yanında doğru yere. pazarlama. Kuşkusuz bütünleşik pazarlama iletişimi uygulamalarının tüketicilerin ilgisini çekerek başarıya ulaşılmasındaki temel neden. 29).

tüketiciler için çeşitli yayınlar hazırlatmak. 148149). • Kurum içindeki yapıda toplam kalite. halkla ilişkilerin sadece belli iletişim uygulamalarını yapan ve iletişim çıktılarını sağlayan birimler olarak basite indirgenmemesi gerektiği. 2000a. 2003. Halkla ilişkilerin bütünleşmede sağladığı avantajları birkaç maddeyle sunmak gerekirse (Bozkurt. 54-55. Günümüzde aynı amaca hizmet eden ürün ve marka enflasyonu yaşanması ve satış sürekliliğinin markaya karşı sadakatin sağlanmasına gerek duyması (Tosun. kriz yönetimi gibi halkla ilişkiler faaliyetleri ile bütünleşik pazarlama iletişimi çalışmalarının temel çerçevesini oluşturmak. 2000a. basın bülteni vb. uygulamalarla tarafsız üçüncü bir kişinin onayını içeren güvenilir haber formatında duyurularla tüketicilere ulaşılmaktadır. 2002. hedef grupları ile etkileşimli (çift yönlü) iletişimi sağlaması. • Örgütler için bütünleşik stratejiler oluşturmak. kurum kültürü. 2000b. bunun yanında girdilerin sağlanmasında. başyazı. Bütünleşik Pazarlama Halkla İlişkilerin Rolü İletişiminde Pazarlama iletişimi çalışmalarının bütünleşmesi ihtiyacı. • Halkla ilişkiler uygulamacıları hem işletme hem de tüketici sözcüleri olarak işlev görmektedir. 135-137. halkla uzun dönemli iletişim kurma becerileri ile iletişim etkinliklerini bir bütünlük içinde sunmak. • Medya kanallarının tüketiciler nezdindeki etkisizliğini aşma amaçlı. • İletişimdeki yetkinlikleri. insan kaynakları yönetimi. günümüz pazarlarında 1990’lı yılların gerektirdiği bir zorunluluktur (Bozkurt. kontrollü mesaj kurgusu ile oluşturduğu olumlu algılama ve esnek uygulamaları sayesinde (Drobis. 54). Buradan. 31) ve örgüt içerisindeki tüm kararların aynı zamanda hedef gruplar için birer iletişim mesajı içermesi nedeniyle en üst düzeyden başlayarak tek elden stratejik olarak tüm faaliyetlerin planlanması gerekmektedir (Bozkurt. İşletme dışı çevredeki hedef gruplardan beklentileri bütüncül olarak üst yönetime sunarak tüketici istek ve beklentilerine uygun alınan kararı da bütünlük içerisinde yeniden çevreye sunmak. medya ilişkilerindeki ustalıkları. yönetimce alınacak kararlara sağladığı verilerle etki etmesi nedeniyle girdi işleme süreçlerinde ve sonunda alınan kararların yine hedef gruplara aktarılmasıyla çıktı sürecinde yer alan bir birim olduğu sonucu çıkarılabilmektedir. 2000b. hatta kararların alınmasında ve bunların biçimlendirilmesinde etkin bir rol alacaktır. güvenilir ve dürüst bilgiler sunması. örgütsel yapılanmalar ile insan kaynakları ve pazarlama yönetim yaklaşımlarından kaynaklanan ve bütünleşik iletişim yaklaşımını engelleyen faktörler için stratejik çözümler ortaya koymak. 113). Halkla ilişkiler bu anlamda. iletişim sürecinin iç ve dış çevreden sağlanan verilerle girdi sürecini.Erciyes İletişim 2009 Ocak   görülmeyecek. yönetim fonksiyonlarının bütünleştirilerek etkin bir yönetim mekanizmasının şekillenmesinde ve sonuç olarak toplum akademia 71     . 1997) hedef kitle ile olan ilişkilerin bütüncül bir şekilde ele alınarak sadakatin ve marka imajının oluşturulmasında. • Kurumsal ve pazarlama amaçlı halkla ilişkiler çalışmalarıyla ve pazarlama amaçlı halkla ilişkilerin pro-aktif ve re-aktif formlarıyla bütünleşik pazarlama iletişiminde farklı tekniklerin birleştirilerek tek elden sunulmasına katkı sağlamak. Bozkurt. kurum imajı. Bozkurt.

Bununla birlikte. halkla ilişkiler uzmanları bütünleşik 72   akademia . 15. iletişim politikalarının ve planlarının oluşturulması ve nihayet erken uyarı sistemi olarak işlev görmesi gibi çeşitli fonksiyonları da yerine getirmektedir (Kaya. Elde edilen veriler ışığında da değişen istek beklenti ve çevre koşullarına göre cevaplar üretebilen bir yönetim anlayışını meydana getirmektedir. kendisini çevreleyen farklı çevrelerde gerçekleşen değişimleri kısa zamanda yönetime bildirmektedir. tutundurma. 186). Halkla ilişkiler. bütünleşik mesajlar planlayıp üretmek ve bunlar ile ilgili gerek işletme içi gerekse işletme dışı yaratıcı iletişim çalışmalarını uygulamak. tek görüntü şeklinde bütünleştirilerek etkin bir mesaj ya da kurum/ürün imajı şeklinde sinerjik bir etki ortaya konularak (Moriarty. Pazarlama iletişimi ile ilgili üst yönetimin alacağı bütün kararların birbirleri ile koordinasyonu ve planlanmasında halkla ilişkiler birimleri stratejik bir misyon   yüklenmişlerdir (Bozkurt. fiyatlandırma. ait olma duygusunun yaratılması ve içsel iletişimin etkinleştirilmesi. örgüt kültürüne uygun olarak simgelerin belirlenmiş ve dışsal çevre değişmelerine bağlı olarak gerekli uyarlamaların yapılması. 183). pazarlama ve iletişimin kesişme noktasında yer alan halkla ilişkilerin örgüt içindeki yeri yadsınamaz. mesajların yapılandırılması için en etkili tarzların araştırılması. 2000. Bu nedenle pazarlama ve halkla ilişkilerin karışımı olarak ortaya çıkan pazarlama amaçlı halkla ilişkiler uygulamalarına bilimsel verilerin ortaya koyduğu süreç ve katkılar ışığında yaklaşılmalı ve uzun vadede örgüte başarı getirecek olan bu faaliyetler etkin bir şekilde uygulanmalıdır. 2004. Öyle ki. Tüm bunları yaparken de çağdaş pazarlama anlayışına uygun olarak bütüncül bir şekilde çevreye sunarak uygulamadan sağlanacak faydayı maksimize etmeye çalışmaktadır. 2000a. Bunun yanında ürün. dağıtım. 190). 2004. halkla ilişkilerin faaliyetleri arasında ilk ve en önemli sırada gelmektedir (Bozkurt. 1994. 2004. 1993. Ayrıca geleneksel pazarlama anlayışının bir yansıması olarak ortaya çıkan ve etkinliği azalan iletişim çalışmalarını stratejik olarak yeniden düzenleyen. katılım ve motivasyon gibi örgütsel iletişim faktörleri genellikle halkla ilişkiler programları ve halkla ilişkiler uzmanları tarafından kimliklendirilirler. örgütün kısa ya da uzun dönemli pazarlama politikalarının gereklerini yerine getirmektedir. Bütünleşik pazarlama iletişimi sürecinde. Değişen ve gelişen çevre şartlarına uygun çalışma zorunluluğu olan kurumlar günümüz pazarlama anlayışının gerek duyduğu iletişim. örgütün gerçek görüntüsünün saptanması. Halkla ilişkiler birimleri çalışmalarıyla. Örgütsel yapı içerisinde günümüzde bu kadar etkin bir rolü üstlenen halkla ilişkiler ve özelde pazarlama halkla ilişkilerinin önemi büyüktür. güç kullanımı gibi pazarlama karması faktörlerini göz önüne alarak. Halkla ilişkiler bir işletme fonksiyonu olarak. özellikle 90’lı yılların başından itibaren işletmelerin tüketiciler nezdindeki tercih etme ve farklılık yaratma sıkıntılarına çözüm olarak yeniden yapılanmaktadır. işletmenin en üst düzeyindeki karar alma mekanizmasında yer alan halkla ilişkiler uzmanı. 2003. 1990’lı yıllarda. 392). 118). biçimlerin belirlenmesi ve bütün birimlerce uygulanması. Dolayısıyla tüm öğelerin tek ses.ile bütünleşmeyi içeren adımlarla. koordine eden ve bütünleşik pazarlama iletişimi uygulamalarında örgüt içerisinde kilit bir görev üstlenen yine halkla ilişkiler birimleridir (Bozkurt. Üzün. 2002. Tüm bu nedenlerden ötürü. Bunlara ek olarak halkla ilişkiler hem pazarlama halkla ilişkileri hem de kurumsal halkla ilişkiler bağlamında. 103). örgütle ilgili alınabilecek bütün kararların iletişim boyutunu stratejik olarak irdelemeli ve bütüncül bir yapıda hedef gruplara sunma amacı taşımalıdır (Bozkurt. bütünleşik pazarlama iletişimi sürecine önemli katkılar sağlamaktadır (Bozkurt. 148). işletme içinde ve üst yönetime doğrudan bağlı çalışan bir iletişim disiplinidir. 40) hedef kitlelere iletilmesi görevi de yine halkla ilişkiler birimlerince sağlanmaktadır (Harris.

7’si 64 ve üzeri yaş gruplarından meydana gelmektedir. Araştırma Bulguları Katılımcıların Özellikleri Sosyo-Demografik Araştırmaya katılan deneklerin % 37. Ankette katılımcılar tesadüfi örneklem tekniği kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın verileri Konya’da toplanmıştır. 150). 1994. Verilerin analizinde katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesinde. Kulesite’nin halkla ilişkiler uygulamalarıyla çeşitli değişkenler arasındaki ilişkinin anlamlılığını ortaya koyabilmek için ANOVA istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Herhangi bir kuruluşu tercih etmede etkili olan faktörler ile Kulesite’nin yaptığı halkla ilişkiler çalışmaları arasındaki bağ analiz edilmiştir. Deneklerin % 0. Bu verilere göre. Konya Kulesite alışveriş merkezinin dış hedef kitlesinden (mevcut ya da potansiyel müşterilerinden) oluşmaktadır.3’ü 40-51. üst yönetimin karar aldığı masalarda bulunması artık bir lüks değil. Değerlendirmeler. Aralık ayının ilk haftası sona ermiştir. Ankete katılanlar içerisinde en küçük oranı % 1. bütünleşik pazarlama iletişimi içerisinde halkla ilişkilerin rolünü belirlemede etkili olan faktörleri ortaya koyabilmek için faktör analizi. Çalışmanın evreni. 73   akademia . en büyük oranı % 37.7 ile 16-27 yaş grubu oluşturmaktadır.5’i 52-63 ve % 1. Ayrıca kendilerini alışverişe iten nedenlere ilişkin sorular yöneltilerek bunda kuruluşun yaptığı halkla ilişkiler çalışmalarının ne oranda etkili olduğu araştırılmıştır.2’sinin genç ve orta yaş olarak nitelendirebilecek 16-39 yaş grubu arasında yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. deneklerin Kulesite’den alışveriş yapma sıklığı ve alışveriş için Kulesite’ye yönelten etkenlerin tespitinde freanks analizi.7’si 16-27 yaş arası. stratejik olarak iletişim nosyonunu planlama yeteneğine sahip olan ve örgütün çevresindeki değişiklikleri sürekli takip ederek örgütün çevreye uyumunu sağlamaya hizmet eden halkla ilişkiler uzmanlarının. Anketler 16 yaş ve üstü deneklere yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   pazarlama iletişimi programlarını yaratmada ve yönetmede kritik ve en rekabetçi olan değişim uzmanlığı fonksiyonunu üstlenir (Moriarty. Bundan dolaylı. Anketi uygulayacak anketörler önceden belirlenmiş ve kendilerine anket tekniği ile anket formu   hakkında genel olarak bilgi verilmiştir. deneklerin % 68. Konya Kulesite alışveriş merkezinin dış hedef kitlesinin öncelikle herhangi bir kuruluşu tercih ederken önem verdikleri kriterler belirlenmiştir.9’u 28-39 . zorunluluk haline gelmiştir (Bozkurt.7 ile 64 ve üstü yaş grubunda yer alırken. Anket formunda ön test sonrası bazı soruların yeterince açık olmadığı ya da deneklerce farklı algılandığı tespit edilmiş bunun üzerine bazı sorular değiştirilerek anket formuna son şekli verilmiştir.9’u yani 5 kişi bu soruya cevap vermemiştir. SPSS PC paket programına aktarılan veriler aracılığıyla araştırmanın amacına uygun olarak yapılmıştır. % 29. 44). Metodoloji Araştırma tümdengelim yöntemini esas alan betimleyici bir çalışmadır. 2004 Kasım ayının son haftası uygulanmaya başlanan anket çalışması. 2002. % 22. % 7. Toplam 600 anketin uygulanması düşünülmüş ancak anketlerden 25 tanesi çeşitli nedenlerle tamamlanamadığı için analiz dışı tutulmuş ve toplamda 575 anket üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır. Anket formu hazırlandıktan sonra alanda uzman kişilere sorular gösterilmiş ve onların rehberliği ışığında gerekli ön düzenlemeler yapılarak 50 kişilik bir örnekleme anket formu uygulanarak bir ön test yapılmıştır.

% 22. % 8’i “emekli”. Ankete katılan ve katılanların % 0. % 36. % 25.3’ü “hoşlandığım için”.500 milyon arası”. % 8.7’ si erkek katılımcılardan . Cevap verenlerin % 16.3’ü “ilkokul” mezunu.6’sı “zengin ürün çeşidi”.4’ü “çiftçi”. % 1. %   34.3’ü “lise”.3’ü “îşçi”. % 0. % 10.Araştırmada 332’si “erkek”.3’ü ise kadın katılımcılardan oluşmaktadır.5’i “yakın olması”.2’si “otopark sorunun olmaması” cevaplarını vermişlerdir.5 ile toplam 3 kişidir. En yüksek üçüncü tercih edilme nedenini ise %15. Görüşmeye katılanların % 3’ünü teşkil eden 17 kişi ise bu soruyu yanıtsız bırakmıştır.6’sı “memur”. % 2. çeşitli meslek gruplarından oluşmaktadır. % 9.9’u “denemek amacıyla”. % 3’ü “kaliteli ürünler”. % 33. Araştırmaya katılan deneklere. 243’ü “kadın” olmak üzere toplam 575 kişi ile görüşülmüştür.5’i “farklı hizmet birimlerini tek çatı altında toplaması”.6’ sı “ortaokul”.2’si “ferah ve huzurlu olması”. % 3. % 5. Deneklerin Kulesite’den Alışveriş Yapma Sıklığı ve Denekleri Kulesite’ye Yönelten Etkenler Deneklere Kulesite’den hangi sıklıkta alışveriş yaptıklarına ilişkin yöneltilen soruya görüşmeye katılan deneklerin % 7. % 10.8’lik oranla alışverişi eğlenceyle bütünleştiren bir mekan olması oluşturmaktadır.8’i “alışverişi eğlenceyle bütünleştiren bir mekan sunması”.3’ü “ürünlerin kaliteli olması”. % 1. kendilerini Kulesite’den alışveriş yapmaya yönelten nedenin ne olduğu sorulduğunda görüşmeye katılanların % 9.999 milyon arası”. % 17. % 1.4’ü “temizlik”. % 2. % 15.4’ü “1-501-1.7’sini oluşturan 4 kişi ise bu soruya cevap vermemiştir. Deneklerin % 0. % 17.4’ü “alternatif olmaması”. Örneklem grubunun eğitim-öğretim seviyesi bakımından da farklılaştığı görülmektedir.8’i “hiç” alışveriş yapmadığını belirtmiştir. 74   akademia . Görüşmeye katılanların Kulesite’yi tercih etmelerindeki en önemli etkene ilişkin yanıtlarında ilk sırayı %37.6’sı “ev hanımı”. % 6.6’sı “indirimler”.9’u “asker”.7’sini teşkil eden 4 kişi cevap vermemişlerdir. bunu %32. Buna göre ankete katılan deneklerin % 57. % 9.6’sı “akademisyen”.1’i “ayda bir” alışveriş yaptığını.7’lik oranla ulaşım kolaylığı izlemektedir. % 37’ si “üniversite”.7’si “arkadaş tavsiyesi”. Bu soruya cevap vermeyenlerin oranı ise % 0.6’sı “gün aşırı”.3’ünün “bekar” ve % 1’inin ise “dul” olduğu görülmektedir. % 23.4’ü “iki milyar ve üzerinde” aylık gelire sahip olduklarını belirtmişlerdir.6’sı “esnaf”.1’i “serbest meslek”. Araştırmada deneklere Kulesite’yi tercih etmelerindeki en önemli etkenin ne olduğu sorusu yöneltilmiş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır.5’i “her gün”. % 5.4’ü “yapılan reklamlardan etkilenme”. % 14. Buna göre görüşülen deneklerin % 12.4’ü “1 milyar-1.8’i ise bu soruyu yanıtsız bırakmıştır.7’si “ulaşım kolaylığı”.6’sının “evli”. % 16. Aylık gelirleriyle ilgili yöneltmiş olduğumuz soruya görüşülenlerin % 0.9’luk oranla zengin ürün çeşitliliği alırken. % 0. % 2.2’si “lisansüstü” eğitiminden mezun olmuşlardır. Görüşmeye katılanların % 6.3’ü “500 milyondan az” gelire sahip olduğunu. % 8. Buna göre görüşmeye katılan deneklerin Kulesite’yi tercih etmelerinde % 32. % 0. Görüşmeye katılan örneklem.9’u “aradığım her şeyi bulabilmemi sağlayan zengin ürün çeşidi”. % 18.5’i “15 günde bir”. % 5. % 0.7’si “501 milyon-999 milyon arası”.5’i “işsiz”. % 0.2’si “yerel yönetici” olarak karşımıza çıkmaktadır.9’u “kurum tarafından yapılan halkla ilişkiler etkinlikleri”.4’ü “haftada bir”.2’sini teşkil eden bir kişi ise bu soruyu cevapsız bırakmıştır. % 19. % 37. % 2. Araştırmaya katılan deneklerin % 62. Buna göre görüşülenlerin % 6. % 42.7’si “yerel firma olması”. % 34. % 10.7’si “öğrenci”.3’ü “alternatifinin etken olarak dile olmaması”nı getirmişlerdir. % 13.

Tablo 1.559  .588  . eigenvalue ve scree plot incelemesi sonucunda anlamlı faktör yapısına sahip 4 faktör grubunun ele alınabileceği görülmüştür. Değerler incelendiğinde hepsinin kabul edilebilir sınırın üstünde ve kullanılabilir olduğu görülmektedir.851) genel olarak yüksek bulunmuştur.  fak. ikinci grup için (.  fak.6152)’dir. anlayışlı ve güler yüzlü olması Teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesi ve kendini buna göre yenilemesi Hizmet Faktörü E‐mail. yeni düzenlemelerin kısa  sürede uygulamaya konmasını sağlaması  Müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması Fiziksel Özellikler Faktörü Kuruluş binasının iç dekorasyonu  Kuruluş binasının dış görünümü ve mimari yapısı Kuruluş bünyesinde çalışan personelin kıyafetleri Farklı beklentilere hizmet eden (alış‐veriş.8217).  3.  4.851 .484  .621  .)  birimleri tek çatı altında toplaması   Özdeğer (Eigenvalue)  Açıklanan Varyans  Cronbach’s Alpha KMO (Kaiser‐Meyer‐Olkin Measure of Sampling Adequacy) Bartlett’s Test of Sphericity  . Ayrıca faktör analizinden elde edilen faktörlerin her birindeki maddelerin bir arada gösterdikleri güvenilirlik değerleri hesaplanmış ve şu sonuçlar elde edilmiştir: Faktörlerin her birinin güvenirlik katsayısı.538  .608  .403  40.84 .620  1.470 .283 15.  Toplam akademia 5. restaurant.623  .559  .  2.507          .494  1. yöntemlere iletilen sorunlara kısa sürede cevap verilmesi   İçinde bulunulan ekonomik durumun sürekli takip edilerek buna uygun hizmet  politikalarının üretilmesi  Faaliyet alanıyla ilgili yasal düzenlemeleri sürekli takip ederek.615  .8’ini açıklamaktadır. Varimax Rotation) Sonuçları Halkla İlişkilerle İlgili Faktörler Sosyal Sorumluluk Faktörü Toplumsal sorunlara duyarlılık göstererek çözüm üretmesi Sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine değer vermesi Toplumsal ve kültürel değerleri yapacağı faaliyetlerde gözetmesi İhtiyacı olan öğrencilere burs ve yurt gibi imkanlar sağlaması Sanatsal ve Kültürel faaliyetlere destek sağlaması  Tarihi eserleri korumaya yönelik çalışmalara destek sağlaması Özürlü vatandaşlara yönelik kolaylıklar sağlaması Mağazadan yapılan her alış‐verişin belli bir miktarının kamu yararına harcanması Doğal çevreye duyarlı bir kurum olması Kamuoyunun istek ve beklentilerini yapacağı faaliyetlerde gözetmesi Konya’nın tanıtım çalışmalarına destek vermesi İletişim Faktörü İstek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması  Satış öncesindeki ilginin satış sonrasında da devam etmesi   Müşterilerin istek ve beklentilerine uygun hizmet üretmesi  Karşılaşılan sorunlara hızlı ve yerinde çözümler üretmesi Personelin ilgili.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Kulesite’nin Halkla İlişkiler Çalışmalarına İlişkin Faktör Analizi Tablo 1’de bütünleşik pazarlama iletişiminde halkla ilişkilerin rolünü tespit etmeye yönelik “çok önemli” den “hiç önemli değil” e sıralanan 5’li likert ölçek türünde hazırlanmış 50 maddeye (item) verilen cevaplar doğrultusunda faktör analizi yapılmış.874 2972.  fak. toplam varyansın % 40.615 75     . birinci grup için (.539  . üçüncü grup için (. telefon vb.821  . Faktör gruplarının sınıflandırılma ve değerlendirilmesinde Varimax rotasyonlu tablo dikkate alınmıştır.574  .704  .32  8.  fak.8 1.469                                                    . Faktör Analizi (Principal Component Analysis.548  .6157). dördüncü grup için (.681  .31 . Faktör analiziyle belirlenen bu dört faktör.60  8.471  .813  .59  8.515  .498                                                    . Faktör analizine sokulan maddelerin güvenilirlik katsayısı (Cronbach’s Alpha= .796 . çocuk oyun alanları vb.5748).813  1.592  .553  .479  . eğlence.518  .

Bu faktör toplam varyansın % 15. “sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine değer vermesi”. Söz konusu maddeler. Üçüncü faktör. “tarihi eserleri korumaya yönelik çalışmalara destek sağlaması”. genel olarak değerlendirildiğinde bir kurumdan beklenen sosyal sorumluluk faaliyetlerini kapsadığı için birinci faktör sosyal sorumluluk faktörü olarak adlandırılmıştır. P= 76   akademia . “Toplumsal sorunlara duyarlılık göstererek çözüm üretmesi”. Dördüncü ve son faktör ise 4 madde tarafından ortaya konulmaktadır. Söz konusu itemler. “müşterilerin istek ve beklentilerine uygun hizmet üretmesi”. Kulesite Halkla İlişkiler Faaliyetlerinin Yeterlilik Düzeyi ile Faktörler Arasındaki İlişki Halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi ile faktörler arasındaki ilişkiye bakıldığında sadece iletişim (F= 6.Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi sosyal sorumluluk faktörünü açıklayan ve taşıdığı yük miktarı 0. “kuruluş bünyesinde çalışan personelin kıyafetleri” ve “farklı beklentilere hizmet eden (alış-veriş.02. Özellikle halkla ilişkiler faaliyetlerin bir parçası olan kurumsal imaj oluşturmada kuruluş binasının iç ve dış fiziksel ve mimari yapısının. “ihtiyacı olan öğrencilere burs ve yurt gibi imkanlar sağlaması”. “özürlü vatandaşlara yönelik kolaylıklar sağlaması”. Söz konusu faktör. (0. “karşılaşılan sorunlara hızlı ve yerinde çözümler üretmesi”. “sanatsal ve kültürel faaliyetlere destek sağlaması”. “toplumsal ve kültürel değerleri yapacağı faaliyetlerde gözetmesi”. kuruluşun “E-mail.32’ini tanımlamaktadır.38.000) ve sosyal sorumluluk (F= 2. kuruluş binasının homojen bir yap sergilemesinin ve kurum personelinin giyim tarzlarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu faktör. telefon vb. toplam varyansın % 8. çocuk oyun alanları vb. halkla ilişkilerin temelini oluşturan bir kurumla müşteri ya da hedef kitle arasındaki iletişim akışını ön plana çıkardığı için. Analiz sonuçları incelendiğinde ikinci faktörü açıklamada 6 madde (item) tespit edilmiştir. farklı beklentilere cevap veren çeşitli mekanların varlığının. “satış öncesindeki ilginin satış sonrasında da devam etmesi”. “personelin ilgili. yöntemlere iletilen sorunlara kısa sürede cevap verilmesi”. İlgili maddeler halkla ilişkiler çalışmalarında önemli bir yer tutan hizmet anlayışını tanımladığını için. toplam varyansın % 8. P=.621) arasında yüklemelere sahip 4 madde   tarafından açıklanmaktadır. “kuruluş binasının dış görünümü ve mimari yapısı”. anlayışlı ve güler yüzlü olması” ve “teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesi ve kendini buna göre yenilemesi”dir. Bunlar.46’nın üzerinde olan 11 madde (item) bulunmuştur. Hizmet (F= 1. “istek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması”.31’ini açıklamaktadır. “doğal çevreye duyarlı bir kurum olması”. Bunlar kuruluşun. “fiziksel özellikler faktörü” olarak nitelendirilmiştir. Bunlar kuruluşun. restaurant. eğlence.26.507) ile (0. “içinde bulunulan ekonomik durumun sürekli takip edilerek buna uygun hizmet politikalarının üretilmesi”.59’unu açıklamaktadır. iletişim faktörü olarak isimlendirilmiştir. Bu faktör.) birimleri tek çatı altında toplaması” dır. “Kuruluş binasının iç dekorasyonu”.60’ını açıklamaktadır. “mağazadan yapılan her alışverişin belli bir miktarının kamu yararına harcanması”. Söz konusu faktör toplam varyansın % 8. “faaliyet alanıyla ilgili yasal düzenlemeleri sürekli takip ederek. Bu maddeler. P= . “kamuoyunun istek ve beklentilerini yapacağı faaliyetlerde gözetmesi” ve “Konya’nın tanıtım çalışmalarına destek vermesi” dir.047) faktörleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. söz konusu faktör hizmet faktörü olarak isimlendirilmiştir. yeni düzenlemelerin kısa sürede uygulamaya konmasını sağlaması” ve “müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması” dır.

söyleşi. “yeterli” görenlerle “yetersiz” görenler arasında ve “yeterli” ile “çok yetersiz” arasında anlamlı farklılıklara rastlanmaktadır. Teknolojik Gelişmelere Göre Kurumun Kendisini Yenilemesi ile İletişim Faktörü Arasındaki İlişki Kurumların çevresindeki teknolojik gelişmeleri takip ederek kendini buna göre kısa sürede yenilemesi ile iletişim faktörü (F= 47. İletişim faktörü ile halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi karşılaştırıldığında iletişim faktörüne en fazla önem verenler ile halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi hakkında “bilmiyorum” yanıtını verenlerken. iletişim faktörüne önem veren bireylerin kurum tarafından yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerini “yeterli” bulmadıkları. Uygulamaları çok yetersiz bulanlar. Yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerini etkinlik düzeyi ile anlamlı çıkan bir başka faktör de sosyal sorumluluk faktörüdür. promosyonlar vb. iletişim faktörüne önem veren bireylerin kuruluşların çevresel faktörlere göre kendini uyumlaştırması ve özellikle teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek kendi bünyelerinde hayata geçirmeleri konusundaki beklentilerine işaret 77   akademia .34.224 )ile halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki görünmemektedir. Çoklu karşılaştırmalara bakıldığında halkla ilişkiler faaliyetlerini “yeterli” görenlerle “biraz yeterli” görenler arasında. Ayrıca “biraz önemli” yanıtını verenlerle “önemli” ve “çok önemli” son olarak “önemli” diyenlerle “çok önemli” diyenlerin farklılaştığı dikkati çekmektedir. Bu sonuçlardan hareketle. en az önemi verenlerse halkla ilişkiler faaliyetlerini “yeterli” bulanlardır. “önemli” ve “çok önemli” diyenlerin farklılaştıkları görülmektedir.229) ve fiziksel faktörü (F= 1. konser. Çoklu karşılaştırmalara bakıldığında teknolojik gelişmelere göre kurumun kendini yenilemesine ilişkin “hiç önemli değil” diyenlerle “biraz önemli”. kurumlarca sürekli yinelenen sergi. daha etkin çalışmaların yapılması gerektiği konusunda fikre sahip olduklarını göstermektedir. sosyal sorumluluk faktörüne en fazla önem veren bireyler yapılan halkla ilişkiler uygulamalarının yeterlilik düzeyini “bilmiyorum” diye niteleyenlerken. yapılan çalışmalardan haberdar olmadığı ve alt düzeydeki ihtiyaçları karşılanmadığından sosyal sorumluluk gibi bir beklenti içerisine de girememeleri de doğaldır. İletişim faktörüne bakıldığında en fazla önem verenler kurumun teknolojik gelişmelere göre kendini kısa sürede yenilemesi gerektiği konusunda “çok önemli” yanıtını veren bireylerken.000) arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. P= . Çoklu karşılaştırma tablolarındaki verilere bakıldığında sosyal sorumluluk faktörü bakımından halkla ilişkiler uygulamalarını“çok yeterli” bulanlar ile “çok yetersiz” bulan bireyler arasında anlamlı farklılaşmaların olduğu dikkati çekmektedir.47.Erciyes İletişim 2009 Ocak   . Bu sonucu doğuran iki önemli etkenden söz etmek olasıdır: Eğitim seviyesi ve firmalardan beklentileri yükselen bireylerin kendilerine sunulan hizmetlerden yeterli ölçüde tatmin olmadıkları ya da kurumca yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının yeterince hedef gruplarına aktarılmadığıdır. uygulamalar noktasına doyuma ulaştığı bunun yanında kurum tarafından sosyal sorumluluğa yönelik çalışmalar beklendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. halkla ilişkiler faaliyetlerini çok yeterli   bulanlar çok yetersiz bulanlara oranla sosyal sorumluluğu daha çok benimsemektedirler. Bu sonuçlar. P= . Buna göre. sosyal sorumluluk faktörüne en az önem veren bireyleri ise halkla ilişkiler faaliyetlerini “çok yetersiz” bulanlar oluşturmaktadır. iletişim faktörüne en az önemi verenlerse “önemli değil” cevabını verenlere dahil olan bireylerdir. Halkla ilişkiler faaliyetlerin yeterli olduğu kanısına kapılan bireylerin yapılan çalışmaları yeterli bulması ve sosyal sorumluluğu benimseme oranlarının fazlalığı. Bu sonuçlar.

iletişim faktörüne en az önem verenlerse konu hakkında “önemli değil” yanıtını verenlerdir. Sonuç ve Öneriler Kuruluşların pazarlama iletişimi stratejilerinin yetersiz kalması. iletişim faktörüne en çok önem veren bireylerin. Müşteri İstek ve Beklentilerine Uygun Hizmet Üretilmesi ile İletişim Faktörü Arasındaki İlişki Kurumca müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretilmesi ile iletişim faktörü (F= 66. Bu sonuçlardan yola çıkarak. Kuşkusuz tercih ettikleri kurum ya da kuruluş da kendi istek ve beklentilerine uygun hizmeti ya da ürünü sunanlar olacaktır. iletişim faktörüne önem veren bireyleri müşteri istek ve beklentilerine yönelik uygulamaların gözetilmesine de “çok önemli” demektedirler. Kurumun yasal düzenlemeleri geç ya da hiç hayata koymaması ise toplumun sağlıklı işlemesi için yapılan çalışmaların boşa gitmesine yol açacak bu da hem kuruma hem de topluma olumsuz yönde aksedecektir. müşterilerin sosyo-demografik yapılarındaki değişimler ve müşteri istek ile beklentilerinin daha da karmaşıklaşması sonucu yeni stratejiler arayışına giren pazarlama departmanları pazarlama öğelerini bir arada tutarak tüketicilere tek   78   akademia .34. P= . yasal düzenlemelerin kısa sürede hayata geçirilerek kurumca uygulanmaya konmasına çok önemli diyen bireyler iletişim faktörüne daha fazla önem vermektedirler. müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretilmesine “önemli değil” ile “önemli” ve “çok önemli” arasında. küresel ve yerel ölçekte yaşanan yoğun rekabet. “biraz önemli” ile “önemli” ve “çok önemli” arasında. Bunda da en büyük etken kuşkusuz gelişen iletişim teknolojileridir. Özellikle eğer bu değişiklikler müşterileri haklarına ilişkin bir değişiklikse ve kurum bunu uygulamaya bir türlü koyamamışsa tercih edilen bir kurum olmayacak tüketicilerin ve kamuoyunun gözündeki itibarının zedelenmesine neden olacaktır. kurumun yapacağı çalışmalarda müşterilerin istek ve beklentilerini gözetmesi gerektiğine ilişkin konuya “çok önemli” cevabını verenlerken.002) arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı bir ilişki göze çarpmaktadır. “önemli” ile “çok önemli” arasında farklılaşmalar olduğu dikkati çekmektedir. Çünkü artık insanlar herhangi bir ürün ya da hizmeti satın almadan önce kendileri için en uygun fiyat ile en kaliteli hizmeti sunan kuruluşlara kolaylıkla erişebilmektedirler. Çoklu karşılaştırma tablolarına baktığımızda ise. Yasal Düzenlemelerin Kısa Sürede Hayata Geçirilmesi ile İletişim Faktörü Arasındaki İlişki Yasal düzenlemelerin kurumlarca kısa sürede hayata geçirilmesi ile iletişim faktörü (F= 4. Buna göre. sürekli gelişerek değişime uğrayan teknoloji. Bu verilere ilişkin çoklu karşılaştırmalara bakıldığında yasal düzenlemelerin kısa sürede hayata geçirilmesine ilişkin “biraz önemli” diyenlerle “çok önemli” diyenlerin ve “çok önemli” yanıtını verenlerle “önemli” ve “biraz önemli” yanıtını verenlerin farklılaştıkları görülmektedir. 22. Buradan hareketle. P= . yasal düzenlemelere göre kurumun alınan yasal kararları kısa sürede hayata geçirmesi konusunda “çok önemli” yanıtını verenlerken.etmektedir. Teknoloji ve bilgi çağı olan günümüz hayat şartlarında bireylerin böyle bir beklenti içerisine girmesi ise çok normaldir.000) arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. iletişim faktörüne en az önemi veren bireylerse “biraz önemli” cevabını veren kişilerdir. Tüketiciler benzeşen ürün kalitesi ve fiyatları karşısında kendi istek ve beklentilerini gözeten kurum ya da kuruluşları tercih eder olmuştur. Kurumun çevresinde gelişen olaylara kayıtsız kalmasının mümkün olamayacağı günümüz iletişim dünyasında değişen gelişmelere karşı anlık ve etkili tepkiler ortaya koyması gerekmektedir. İletişim faktörüne en çok önem veren kişilerin.

halkla ilişkilerin iletişim faktörüne önem veren katılımcıların. kuruluşun yerel bir firma olması ve önemli gün ve haftalarda müşteriler adına tebrik kartları gönderilmesi almıştır. Kulesite’nin rakiplerine nazaran mevcut 79   akademia . halkla ilişkilerin sistem yaklaşımı bağlamında kuruluşu çevreleyen çevreye ilişkin birkaç değişken analize tabi tutulmuş. toplum yararı gözeten çalışmalar ile kültürel gelişime yönelik çalışmalara daha fazla ağırlık vermesi ya da yaptığı çalışmaları etkin bir şekilde kamuoyuna duyurması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Kulesite alışveriş merkezlerinin müşterilerin istek ve beklentilerine uygun faaliyetlere yer verdiği. Her ne kadar iletişim merkezli bir yaklaşım olsa da halkla ilişkiler birimi veya uygulamalarının kimi kuruluşlarca yeterli düzeyde önemsenmediği görülmektedir. halkla ilişkilerin özellikle günümüz pazarlama anlayışında önemli bir birim olduğu dile getirilmeye başlamıştır. ağırlıklı olarak da yaptığı faaliyetlerden hedef gruplarını kitle iletişim araçlarıyla haber ettiği sonucuna ulaşılmıştır. müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretmesi gibi değişkenlere daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu değişkenlerde son üç sırayı ise kuruluş binasının dış görünümü ve mimari yapısı. Genel anlamda Kulesite alışveriş merkezlerinin rakiplerine oranla güçlü yanlarının vermiş olduğu avantajla birlikte yaptığı halkla ilişkiler faaliyetlerinin de hedef grupları kuruluşa kazandırmada etkili olduğu söylenebilir. Çalışmada. bütünleşik pazarlama iletişiminde etkin bir rolü olan fakat günümüz uygulamalarında etkinliği göz ardı edilen halkla ilişkiler etkinliklerinin rolünü ortaya koyma amacını gerçekleştirmek amacıyla ortaya konmuş ve gerçekleştirilen bir alan araştırması ile teorik bölümde önemine işaret edilen halkla ilişkiler biriminin uygulamadaki önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. bunu müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretilmesi ve müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması izlemiştir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   ses ve tek görüntü olarak mesajlarını sunmayı temel alan bütünleşik pazarlama iletişimi anlayışını ortaya koymuşlardır. her ne kadar fiziksel beklentilerin bir kuruluşu tercih etmesinde dördüncü önemli faktör olarak değerlendirsek de birinci sırayı mağaza içi temizliğe verilen önem almış. Bu çalışma. Bu da halkla ilişkilerin iletişim yönünün ne kadar önemli olduğu ve kuruluş ile çevresi arasında sürekliliğin ve uyumun sağlanmasında halkla ilişkiler biriminin rolünün yadsınamaz olduğu sonucuna götürmektedir. Halkla ilişkilerin bu üç temel yönü dışında kuruluşun fiziki faktörleri ise bir kuruluşu tercih etmelerinde dördüncü sırada yer almaktadır. iletişim. Bütünleşik pazarlama iletişimi de tıpkı diğer pazarlama iletişimi stratejilerinde olduğu gibi tüm uygulamalarının merkezine iletişim unsurunu koymaktadır. Görüşmeye katılanlar herhangi bir kurumu tercih ederken. müşterilerin değişen istek ve beklentileri sonrasında fiziki unsurlar yanında kendilerine artı bir takım hizmetler sunan kuruluşları tercih ettikleri yönündeki literatürde yer alan görüşleri de doğrulamaktadır.   Bütünleşik pazarlama iletişiminde halkla ilişkilerin rolü ölçüldüğünde ise. Tüm bu veriler ışığında. Buna karşın. teorik bölümde de ortaya konduğu gibi. halkla ilişkiler etkinliklerinin sosyal sorumluluk. değişen müşteri profillerinin istek ve beklentilere etki ettiği ve müşterilerin kaliteli ve uygun fiyata ürün dışında kuruluşlardan ek bir takım sorumluluklar beklediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu sonuç. hizmet yönüne ağırlık verdikleri ve bu faktörleri göz önünde bulundurduklarını belirtmişlerdir. yasal düzenlemeleri kısa sürede hayata geçirmesi. son yıllarda özellikle halkla ilişkiler literatüründe ve zaman zaman da pazarlama literatüründe halkla ilişkilere gerekli önemin verilmediği. kuruluşun kendisini teknolojik gelişmelere göre yenilemesi. Öte yandan özellikle kuruluşun. Araştırma sonrası.

R. (1994). İ. C. Integrated Marketing Communications Redefined [Elektronik Sürüm]. M.2004. İ. Bozkurt. İ. Gonring. P. Chicago: The Dartnell Corporation. İzmir: Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları No: 15. (2002). IMC.04. Sayı 67. (2000b). Public Relations Quarterly.durumunu koruma ve daha iyi bir konuma gelmesi yine kuşkusuz halkla ilişkiler birimine ve iletişime verdiği önemle doğru orantılı olacaktır.05.Ş. Dilenschneider. D. Putting Integrated Marketing Communications to Work Today.Erişim:05. 80   akademia . (2004). Bozkurt. Erişim: 02. Brand Communications. J.edu.umi. Yıl 2002.2004. (2000a). ve Yurdakul. Bozkurt. Theories and Applications. 39 (3). A. Pazarlama Amaçlı Halkla İlişkiler (Mpr) [Elektronik Sürüm].Ş. Ankara: Kapital Medya Hizmetleri A. Temel Halkla İlişkiler Bilgileri. Sayı 11. Churchill. Bu hassasiyet. Göksel. 54-55. 34 (5/6). Marketing Creating Value for Customer. 45-48. B. and Corporate Cultures Clien / Advertising Agency Co-Ordination and Cohesion. Y. (2004). İ. ve Kitchen. (2000). İletişim Odaklı Pazarlama. A. Kurumu içine alan çevre koşulları ile kuruluş arasında adeta bir iletişim köprüsü görevini yerine getiren halkla ilişkiler birimlerinin. kurum ya da kuruluşlar nezdine halkla ilişkiler birimine ve bu birimin uygulamalarına gerekli önemin verilmesi ve farklı uygulamaların teşvik edilmesi çok önemlidir.2004. Second Edition. B. ve Peter P. L. MediaCat Dergisi. kuşkusuz kuruluşun hedef grupları gözünde olumlu bir imaja sahip olmasını sağlayacak bu da müşterileri sadakati olarak geri dönecektir. J. Büyükbaykal.com Fill. Pazarlama İletişiminin Bütünleştirilmesi Sürecinde Halkla İlişkilerin Avantajları. (1998). Bozkurt.05. Kaynakça Becerikli. D. J. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi.northwestern. “İş. European Journal of Marketing. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. L. http:\\proquest. Güç”. P. Marketing CommunicationsFrameworks.isgucdergi. N. (1995). G. London: Prentice Hall Europe. G. Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi. İstanbul: Kapital Medya Hizmetleri A.htm Eagle. Yıl 8. ve Forrestal. Sürekli olarak istek ve beklentileri değişen hedef gruplar ve çok sayıda rakiplerin olduğu serbest piyasa ekonomisinde gelişmelere zamanında yanıt vermek ve bunun için de halkla ilişkiler birimlerine gerekli önemin verilerek bu birimlerin çalışmalarından yararlanmak artık her kuruluş için bir zorunluluk haline gelmiştir.medill. Bütünleşik Pazarlama İletişimi ve Başlıca Özellikleri. Sayı 16.http:\\ww w. kuruluşun çevrelerindeki gelişmeleri yakından takip etmeleri ve kendilerinden beklenen isteklere zamanında yanıt vermeleri ancak bu yolla mümkündür. (1997). (1987).http://www.org /?p=arc_view&ex=53&inc=arc&cilt= 4&sayi=2&year=2002. Kuşkusuz. Bütünleşik Pazarlama İletişimi. Bütünleşik Pazarlama İletişimi Sürecinde Halkla İlişkilerin   Rolü. 3(2). Boston: Mc Graw Hill. Erişim: 21. S. Public Relations Handbook Dartnell. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basımevi./imc/stude ntswork/pubs/jic/journal/19971998/drobis. Drobis. R. (2001). (2002). Ankara.

Ortaçağ Avrupasının Ekonomik ve Sosyal Tarihi. M. Ankara: Turhan Yayınevi. Z. Kazancı. Pirenne. T. http://web. 13-18. November-December. G. Y. (1995). Bütünleşik Pazarlama. Halkla İlişkiler. İstanbul: Alan Yayıncılık. D.(1993). T. ve Louternborn R. (2003). İstanbul: Mediacat Yayınları. (2004). Fifth Edition.6. Ankara: Siyasal Kitabevi. Odabaşı. Pazarlama Halkla İlişkileri ve Reklam. G. Yamamoto. Moriarty. ve Oyman. (2003). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. H. 2 (8). (2000). 38-44. Public Relations Quarterly. ve Armstrong. S. Pazarlama İletişimi Yönetimi. S. 39 (3). Harris.(1983). E. E. Kotler. (1996). Public Relations Quarterly. Integrated Marketing Communications. Kazancı. Marketing An Introduction.. akademia 81     . İstanbul: Kapital Medya A. (1994). F. Tosun. (1993). New Jersey: Prentice Hall Publishing. Tannebaum.com. İstanbul: Türkmen Kitabevi. (1999). C.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Harris. I. How Mpr Adds Value to İntegrated Marketing Communications. Janet. Bütünleşik Kurumsal İletişim. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları No. Stratejik Yönetim ve Halkla İlişkiler. (1993). M. P. Chicago: NTC Publishing Group. B. Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler. B. (1998). Üzün.Ş. Chicago: NTC Business Book. Pr and IMC: The Benefits of Integration. Schultz. T. M.ebscohost. S. Marketing Tools. N. (2003). 38 (2). İzmir: Dokuz Eylül Yayınları. Integrated Marketing [Elektronik Sürüm]. Bursa: Rota Ofset. Value-Added Public Relations-The Secret Weapon of Integrated Marketing. (2002). Sabuncuoğlu. İşletmelerde Halkla İlişkiler. Kaya.

sinemasal anlatıları okuma sürecine ufuk açıcı boyutlar getirecektir. Key words: Cinematography. Doç. anlatı. characterisation setting *                                                              Yrd. birilerinin başından geçmektedir. Anahtar Sözcükler: Sinema. is formulated and try to explain the structural dimensions of this formulation by means of model analysis. Naturally. Doğaldır ki bu yaratımı oluşturan unsurların açınımını yapmak. the story is absolutely run through one or several characters. sinemada öykülemenin asal unsurlarından biri olan kişi tasarımlarının nasıl oluşturulduğunu irdelemek ve bu oluşturmadaki yapısal boyutları örnek çözümlemeler aracılığıyla açımlamaya çalışmaktır. Structural Design and Model Analysis in the Classical Narrative Abstract The purpose of this study is to scrutinize how character design which is one of the essential elements of cinematographic story making. YAPISAL TASARIM VE ÖRNEK ÇÖZÜMLEMELER Mustafa Sözen* Özet Bu çalışmanın amacı.KLASİK ANLATI SİNEMASINDA ÖYKÜ KİŞİSİ. anlatılanlar mutlak olarak bir ya da birkaç kişi üzerinden yürümekte. The dialogs (words). davranışları düşünceleri ve öteki kişilerle olan ilişkileri özel bir seçme.. Either a situation or an event is to be described in story making. Dr. behaviors. to carry out the opening up of the elements that forms this creation will certainly add horizon broadening dimensions to the interpretation process of cinematographic story making. anlatım. öykü kişisi tasarımı The Cinematographic Character. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi   82   akademia . Öykülemede ister bir durum anlatılsın ister bir olay dile getirilsin. thoughts and relations of these characters created in the fictive realm of cinematographic narrative are created by a specific electionintegration process. narrative. narration.bütünleştirme işlemiyle yaratılmaktadır. Sinemasal anlatının kurmaca evreni içinde oluşturulan bu kişilerin sözleri.

kişileriyle. Yazar ve/ya yönetmen bildikleri. metne yansıtılmaya başladığı süreçten itibaren asıl olan yaratılan kişi(ler)deki biçimleme. İkinci olarak öyküde hangi kişinin baskın olacağı veya olmayacağı belirlenir ve bunun devamı olarak da merkezde ve çeperde yer alan kişilerin daha iyi algılanabilmesi için karakterizasyonun (bir anlamda orkestrasyonun) nasıl kurulacağına karar verilir. yarattıkları bu kurmaca kişiyi temsil edecek özellikleri ona özgü özel yönleriyle tümleştiren mimari bir yapıyla oluştururlar. toplumsal zemin ve mekân temsillerinin getirdikleriyle oluşturulur. var olduğuna inandıkları bir varlığı yeni bir biçimle izleyici karşısına çıkartırlar. estetik ölçütleri ve sanatın vazgeçilmez kurallarını da göz önüne almak zorundadır. Öykülemede kişileştirme yapılırken. Bir başka deyişle öykülemenin başarısı. Bu yaklaşım. 100). Bu anlayış zaman içinde gelişerek anlatı kişisini ruhsal boyutlarla yüklü figürler olarak ‘yeniden üretimini’ gerçekleştirmiştir. tamamlama. onların yaşamdaki kişilere benzemeleri ama oyunun ya da yazarın amacı doğrultusunda biçimlenmeleri gerekir. bu söylemin nasıl oluşturulduğuna dikkat etmek gerekir. konusuyla.görüntüler ve sözler aracılığıyla bir figüre beden ve ruh vermek. sahneler arası zıtlığın derecesini anlayabilmek için kurgunun nasıl olacağıdır. Kişilik kavramı persona olarak da adlandırılır. Önce senaryo   yazarı sonra yönetmen. imgesini metne yansıtmaya çalışır. Üçüncü olarak da metin. bir başka deyişle kişinin başkalarına karşı takındığı maskedir (Tecimer. Hem zihinlerdeki temsiliyet hem de kendine özgü olan yönler. yönetmenin seçtiği çeşitli öğelere. Bir filmde karakter yaratmak -ister kurmaca bir kişilik ister hayattan seçilmiş biri olsun. ‘ben’ ile ‘dış dünya’ arasında aracılık eder ve ben’in bilinçdışına dönük yüzünde yer alır ama asal özelliği kişinin sosyal görüntüsünü temsil etmesidir. yani yazar ve yönetmen. kültür ve toplumsal bilimlerdeki analiz çalışmalarında en çok kullanılan 83   akademia . yönetimine. deşifre eder.yy’ın ikinci yarısında dil.Erciyes İletişim 2009 Ocak   1. Bunlardan ilki. Günümüzdeki anlamıyla persona. bunların aralarındaki ilişkilerin nasıl düzenlendiğine ve filmin yapısı içinde hangi işlevlerle yüklendiğine bakılmalıdır. Her film. Aristotelesçi anlamda anlatı kişisi tümüyle drama kuramına bağlı olarak inşa edilir. bu süreçte toplumsal bellekte yer edinmiş bildik. Giriş Her türlü anlatı yaratıcısının beynindeki estetik yapılanmalar perspektifinden. 2005. toplumsal bir olguya ve onun yansımalarına dayanır. görsel boyuta aktarılırken temanın ve onun uzantısı olarak ritmik gelişimin nasıl kurulacağına bakılır. Persona’nın tutarlı ve inandırıcı biçimde çizilebilmesi için anlatı kişilerinin ‘yapısal’ konumunun belirlenmesi bir ön koşul gibidir. estetik kurallar ve izleyici bilincindeki sahihlik duygusunu ne denli gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Yazar/yönetmen öykülemenin ve onun ardında yatan söylemin bütününü gözeterek anlatı kişisini kurmaya çalışırken. Adlandırma. tamamlanmış bir kişiliğin özetini. çözer. yaratma sürecinde. Bu konumu bir yöntem olarak ‘yapısal çözümleme. yapıtın oluşturulma biçimine. yönetmenin bir söylemi olarak kabul edilebileceğine göre. eski Yunan Tiyatrosu’nda oyuncuların temsil ettikleri özelliği yansıtacak şekilde yüzlerine maskeler takıp oynadıklarını ve bu maskelere de ‘persona’ denilmesinden yola çıkılarak oluşturulmuştur.’ yaklaşımı daha doygun bir biçimde sunabilmektedir. diliyle. 20. öykülemede yer alan kişileri sınıflandırmak için onlar birer ‘öz’ olarak ele almak yerine işlev ve karşıtlıklar içindeki konumlarıyla ele almayı öneren bir tasarım modellemesine sahiptir. Filmsel öykünün mimari yapısı tasarımlanırken yol haritası olarak belirli unsurlara bakılır. sahnelerin gelişimini. ona bir yaşam kazandırmak demektir. persona’nın ne denli tutarlı ve inandırıcı biçimde çizilebildiğidir. bu dağınık parçalardan yeni bir estetik bütünlük oluştururlar.

Bu kişiler önlerindeki seçeneklerden birini seçip ona göre davranarak olayları geliştirirler (Onaran. Bu sistemi meydana getiren unsurlar arasındaki ilişkiler ağını tespit   etmeden metnin içerik özelliklerini anlamak ve doğru olarak yorumlayabilmek pek de mümkün değildir. duygunun. 1995. 1988. güdü yapıları. yani öykü onların yaşamıdır. Örneğin yoksulluğu gündeme getirmek isteyen bir yazarın bir yoksulu metne taşıması gibi. dünya görüşleri belirginlikle ortaya konur. öyküyü ilerletmeye yararlar. Öyküye dayalı anlatılarda karakter(ler) öykünün temel vurgusunu belirlemeye yarayan bir işlev içinde üretilirler. 10). öznenin estetik bilgi ve duyarlığına bağlı olan ve bu anlamda bilimsel yüklemden uzak çalışmalardır. Kişiliklerine ait yönler daha derin betimlenir. Propp’un getirdiği kişilerin öyküdeki salt eylem işlevlerine yönelik ya da Greimas’ın öyküdeki kişilerin karşıtlık işlevlerine 84   akademia . ne yaptıklarına göre betimlemeyi ve sınıflandırmayı önerdi. Yapısalcı ekolün öncülerinden Vladimir Propp'la birlikte anlatı kişisi ruhsal yapıya dayanan değil de anlatının kendilerine tanıdığı eylem birliğine dayanan yalın bir tipolojiye indirgendi. anlatıcının bu olayları anlatış ‘biçimi’ olduğunu ileri sürmektedirler (Todorov. sinemada öykü kişisi tasarımının nasıl inşa edildiğini açımlamaya çalışmıştır. Yani burada kişiler önemli değildir. sanatsal metin çözümlemesinde önemli olanın ‘aktarılan’ın değil. Bu çalışmada sözgelimi V. tutumları. ‘Öznel’ olanlar. 18). Bu sınıflandırma çiftler halinde sıralandığında. Bu anlatılarda kişinin/karakterin kendisi değil. öyküye dayanan anlatılar ve kişiye dayanan anlatılar olarak ikiye ayrılabilir. anlatı kişilerinin sonsuz dünyası da anlatı boyunca beliren dizisel bir yapı (özne/nesne. Bu kuramcılar. J. Çalışma bu tez temeli üzerine kurulmuş. daha çok bir insani durumun. Burada karakter temel izleğin (yoksulluğun). o kadar.yöntemlerden biri olan yapısalcı ekol (ing: structuralism) ise bu kuruluma karşı çıkarak farklı bir bakış açısı getirmiştir. Söz konusu ilişkiler çözülmeden esere estetik değer kazandıran özellikleri sezmek mümkünse de göstermek imkânsız denecek ölçüde zordur (Aktaş. yardım eden/karşı çıkan) içinde daha bir anlaşılır olmaya başlandı (Barthes. 47). Hangi düzeyde olursa olsun her anlatı metni tamamlanmış bir sistemdir. Böylece kişi(ler) tasarımı. Greimas anlatı kişilerini ne olduklarına göre değil de anlam eksenine katıldıkları ölçüde. düzeyi ne olursa olsun sonuçta bilimsellikten yoksun. yapısalcı akımı doğuran Rus Biçimci kuramcıların çalışmalarına bağlanabilir. Kahramanları açısından filmleri. Burada amaç bir figürün karakterize edilmesi değil. Nesnel çözümleme yöntemlerinin başlangıç noktası. 151). bir bilinç aktarma hedefinin aracı konumundadır. bir ya da iki özellikleriyle tanıtılırlar. dizimsel (ing: syntagmatic) eksene ilişkin olarak üretilen dizisel (ing: paradigmatic) unsurlarla oluşturulmuş bir bütünlük içinde ‘söylem’in nasıl inşa edildiğini gösteren bir yönteme kavuşmuş oldu. 1991. gönderen/gönderilen. ülkemizde sinema alanında daha çok içerik çözümlemesi yapıldığı ve öykülemeyi oluşturan mimari çatkının göz ardı edildiği ön kabulünden yola çıkarak. olay örgüsünün bir failidir. Kişiye dayanan anlatılarda ise öyküde yer alan kişilerin varlıkları ve varlıklarının anlamı öyküyü oluşturur. Bir dünya görüşünün. Olaylar onların nasıl davranacağını belirler. Onlara göre ‘asal olan’ metnin doğrudan kendisidir. dolayısıyla bu özelliklere göre davranmak zorundadırlar. altı çizilmek istenen duygu/durumun öne çıkarılması esastır. 1997. fazla seçme özgürlükleri yoktur. düşüncenin yansıtılmasıdır. Kuramsal Çerçeve Sanatsal metinler nesnel ve öznel olmak üzere iki ayrı perspektiften incelenebilir. bir duyuş. Nesnel yaklaşımı benimseyenler ise bilimsel/kuramsal çerçevelerin getirdiği yaklaşımlarla daha bir yüklü olan çalışmalardır. Yine aynı ekolün temsilcilerinden biri olan A.

Kullanılan tablolar Tahsin Yücel’in ‘Anlatı Yerlemleri’ adlı kitabındaki veriler temel alınarak oluşturulmuş ve düzenlenmiştir. kurmaca kişinin niteliği en önemli öğelerden biridir ve bu yüzdendir ki. karakteri önemli ölçüde etkilerken bu çelişkinin derinleşmesi sonucu dış dünya ile çatışmalı karakter oluşur. Burada unutulmaması gereken bu kişilerin bir anlatıda aynı anda bulunma zorunluluğunun akademia 85     . Seçilme nedenleri ise öncelikle Türk sinemasına ait yaratılar olmaları daha sonra ise birinin öyküye dayalı. Bazı filmler öylesine mükemmel kahramanlar yaratır konu ve temayı onunla öylesine özdeşleştirirler ki. çevre koşullarınca belirlenir*. 2. 167). işlevsel özellikler bütünü olarak tanımlanır (Hogg ve Vaughan. yapısal ve kalıtsal bir nitelik taşımaz. devinen bir beden olmaktan çıkacak şekilde inşa edilmek zorundadırlar (Akyürek. duruma karışmakla birlikte hepsinin işlevi farklıdır. Çalışmanın örneklemini Abdullah Oğuz’un ‘Mutluluk’ ve Yavuz Turgul’un ‘Gönül Yarası’ adlı filmleri oluşturmuştur. Bunların hepsi olaya. Dolayısıyla kendilerine özgü bir kişilik kazanacak şekilde tasarımlanırlar. konusu. 2. kimileri dolaylı olarak anlatılanlarla ilgilidir. Sinemasal anlatılarda kişi tasarımının yapısal boyutlarına yönelik olarak yapılan bu çözümleme çalışmasında öykünün eksen kişisi. ‘karakterlerin genel konumlandırılması’. Birbirlerine bağlı olarak hareket eden öykü kişilerinden kimileri doğrudan. öykü dünyası kahramanlara bağlı olarak inşa edilir. Her türlü konu ve temanın varlık sebebi insandır. Filmsel öykülemede. Çözüm yolu ne olursa olsun. bedensel. Film öyküsünde dramatik yapıyı (öyküleme) kişiler oluşturduğundan. Hemen belirtmek gerekir ki bu yaklaşımın uygulamaları daha çok edebiyat alanında görülmektedir. yalnızca konuşan bir ağız. zamanı değil. kişileri belirginleştiren onların karşılıklı etkileşimler ağındaki yerlerdir. engel veya çıkış noktasını belirleyen hep kahraman ve onun kurduğu ilişkiler ağıdır. 2007. her çeşit eyleyen ana kalıbı içinde özne'nin yeri ve dolayısıyla varlığı önemli bir sorundur. diğerinin de kişiye dayalı anlatı yapısı içermelerinden dolayıdır. akıllarda filmin olay örgüsü. rol dağılımı anlam oluşturan gösterge dizgelerinin en önemlisi sayılır ama yine de bu nitelik salt bir başına göstergesel önem taşımaz. mekânı.1. İnsanın dış dünya. Bu figürler ‘karakterleri oluşturan özellikler’. Süre. Sinemada Kişileştirme Tasarımı Filmde. Bir anlatının öznesi (kahramanı) kimdir? Ayrıcalıklı kişi(ler) var mıdır? Bu sorulara yönelik olarak Etienne Souriaux bir anlatıda yer alan kişileri beş gruba ayırır. bir kişiyi başkalarından farklı kılan ve toplumsal ilişkiler içinde gözlemlenebilen örgütlü ruhsal. Kişilik. sadece kahramanı kalır. toplumsal değer yargıları ve başka insanlarla ilişkilerinde toplumun ona biçmiş olduğu değer biçiminde tanımlanabilen karakter. 2004.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yönelik görece dar kapsamlı yapısalcı yöntem yaklaşımları yerine daha geniş perspektifler sunan farklı bir yaklaşım benimsenmiş ve böylece öykü kişisi tasarımı daha derinlikli olarak tanımlanabilmiştir. Bir anlatıda kişileri sınıflandırmanın doğurduğu asıl güçlük de burada ortaya çıkmaktadır. 138-139). karakterlerin karşıtlıklar içindeki konumlandırılması’ ve ‘karakterlerin uzammekân-zaman içindeki konumlandırılması’ başlıkları altında farklı değişkenleri içeren biçimde tablolar halinde irdelenmiş ve elde edilen veriler bu bağlamda yorumlanmıştır. toplum. Kişileri Öykülemedeki İşlevlerine Göre Ayrımlama Her zaman için bir filmde birden çok kişi bulunur. yaratılan kişiler teknik olarak yalnızca bir ses yükseltici. eksen kişinin ortağı (ing: partner) veya ana yardımcısı ve eksen kişiye karşıt olan üç figür ele alınacaktır. Toplumsal ve kişisel açıdan önemli olan koşul ya da davranışlar arasındaki uyum.

bu. oyunu ileri doğru hareket ettiren odur. Bu kişilerden Kahraman/eksen kişi (eski Yun: protagonist) öykünün ana figürüdür. Eksen kişinin karşısında. var olan problemli durum çözüme kavuşmuş olur. ‘karşı güç’tür. öyküdeki olay örgüsünün başlayıp gelişmesinde. 142). dolaylıdır. 1996. Diğer insanlar hep onun etrafında yer alır ve onunla olan ilişkileri ölçüsünde değer kazanırlar. -Kahramanın yaptığı bir hatanın karşıtı ile düğümlenmesi.Alıcı öykü kişisi: Kahraman her zaman. 190). Bir filmde yalnızca bir kişi eksen kişidir. çünkü insan kendisi için olduğu kadar başkası için de arzu edebilir ya da korkabilir. 152-154). . Karşıt kahraman: Çatışma olabilmesi. kahramanın korkularına karşı çıkması için karşıt olduğu kişi tarafından zorlanır (Akyürek. Öyle ki. Anlatımı bu figürler yönlendirir daha doğrusu anlatım onların üzerine kurulur. çoğunlukla onun varmak istediği hedefe engel olacak karşıt kahraman vardır (eski Yun: antagonist). Kahraman. Bir de olay örgüsünün akışı içinde yer alan ikinci derecede kişiler vardır. Bunlar da yan kişi/ikincil kişi olarak adlandırılır. herhangi bir harekette ya da savaşımda önde giden yol gösteren kişidir. Olay örgüsünün gelişimi için olması gereken çatışmanın var olabilmesi için böyle bir karşıt güce ihtiyaç vardır. hemen her fırsatta asıl kahramanın karşısına çıkarak onun hedefine ulaşmasını engellemeye çalışır ve onunla çatışmaya girer. . güvenilmez olan ya da onu yolundan alıkoyan veya dikkati başka yöne çeken kişi.Verici öykü kişisi: Aksiyonu yönlendiren ve hikâyenin sonunda dengeyi bir taraftan diğer tarafa kaydıran ve bir çeşit hakem rolü oynayan bir öykü kişisinin müdahaleleri sayesinde. aksiyonun sonuçlanabilmesi bakımından kahramanın hareketini engelleyen ve hasım denilen bir kahramanın ortaya çıkması gerekli görülür. Bunların bu yazıdaki yeri doğrudan değil. aksiyondan en çok kar sağlayan korku verici veya cezbedici objeyi elde eden kişi değildir. -Hata yapan kahramanın yakınında. Onsuz öyküleme söz konusu olamaz (Egri. Bir anlatı metnini ‘kişileştirme’   86   akademia . Sinemada kahraman-karşıt kahraman çatışması üç türlüdür: -Kahramana ait bir durumun ya da ona ait bir zamanın önünde engelleyici karşıt kişi.olmayışıdır (aktaran: Bourneur ve Quellet. öne çıkartılarak eksen kişi haline getirilir. Bir çiftin öyküsünü anlatan filmlerde eşlerden birine ayrıcalık tanınır.Ana öykü kişisi kahraman: Her aksiyon ‘ilk dinamik atılımını’ oyun kurucu denilen bir kahramandan alır. 1989. . ihtiyaca ya da aksine korkuya bağlı olarak ortaya çıkar. arzuya. 2004. -Yardımcı öykü Başkahramanın amacına bakımından yardım aldığı ve ona kişisi: ulaşmak itici güç veren kahramandır. Kahramana bağlı aksiyon. Genelde izleyici tarafından pek sevilmeyen bu kahraman. Verici öykü kişisinin şu veya bu şekilde yaptığı role ya da aksiyon içinde bulunduğu ana göre fonksiyonunun önemi artabilir veya azalabilir. Çatılmayı yaratan. Örneğin bir baba kendisinden çok çocuklarının mutluluğunu isteyerek davranışlarını buna göre değiştirebilir. Eksen kişi olmazsa öykü de olmaz.

Biri korkak. 231). kişiler karşılaştırma yoluyla. ayrıntılar bir filmde çoğu kez ikincil nitelikteki kişileri diğerlerinden ayırt etmeye yarar (Chion. Modern anlatılarda geleneksel anlamda bir olay örgüsü yoktur ve öyküde yer alan 87   akademia . öbürü korkusuz. Arkadaş. içerikten çok metnin üretilme eyleminin bizzat kendisini sorgulayan. yanında çalışan insanlar. Hırsızlardan biri yufka yürekli. ikincil kişilerin kişiliklerinin iyi işlenmesidir. kişilerin nasıl bir kompozisyon içinde inşa edileceği sorunudur. Diyalogların kullanılması ise şu üç yol içinde gerçekleştirilir: Kahramanın kendi hakkında söylediği sözler ve kendine ilişkin açıklamalar. Bir görüşe göre. hem olaylar ve eylemler karşısında kişinin davranışlarından hem de diyaloglar üzerinden yürütülür.3. ne de dramatik yapıdan söz edilebilir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   açısından incelerken öncelikli olarak öykünün gelişimini ve örgülenişini yönlendiren kahraman ve yan kişilerin kimler olduğu bulunmaya çalışılır. Dolaylı çizimde ise. Her ikisi de aynı mizaçta ve aynı dünya görüşüne sahip kişiler olurlarsa. amacın çeşitlemeleri. onun hakkındaki görüşlerini belirtmesiyle tanıtılma yoluna gidilir. 2. amacı gerçekleştirmek için kahramanın ortaya koyduğu ‘güç’ doğrudan ve belirgin bir biçimde verilir. Bu. İşlevsel dağıtım (setting). karşıtlıkları iyi belirlenmiş. öteki acımasız olabilir. yansıttıkları imaj ve gösterdikleri çeşitli tepkiler. Klasik Anlatı Ötesi Filmlerde Kişi Tasarımı Modern/Post-modern olarak adlandırılan bu anlatılar kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen. değerlerine ışık tutar. 1996. ödünç yaşamayan. Öykünün diğer kişileri. kahramanın diğer öykü kişileri hakkında söylediği sözler ve açıklamalar ve kahramanın değişik konular üzerindeki genel sözleri ve kişiliğine yönelik yaptığı açıklamalarla. dolaylı ya da serbest aktarım modelleri yerine daha karmaşık. 1987. dilin iç zorlamalarını yanına alan anlatı biçimlerine sahiptirler. 1992. kahramanın davranış ve edimlerini somutlayan konuşmasıyla bunu dolaylı olarak yapar (Akyürek. olaylara karşı tepkisini göstermesi ya da öyküdeki diğer kişilerin. kötülerden ayıran başlıca özellik.2. Davranışlar kişinin ahlak boyutuna. kahramanın amacı. öbürü kadınlardan nefret ediyor olabilir. giysilere özgü bir ayrıntı. çatışma içinde bir kutuptan ötekine doğru hareket eden öykü kişilerini gerektirir (Egri. iki hırsız seçilebilir. kahramanı izleyiciye daha iyi tanıtırlar. iki fahişe. Geleneksel romanlarda kullanılan doğrudan. Tikler. 51). bazı tepkiler. inançlarına.   Öykülemede değinilmesi gereken ikinci unsur ise. akraba. başarılı filmleri. özel bir nesnenin (aksesuar) kullanılması vb. çünkü dramatik bir yapılanmada kişiler arasındaki denge en başta temelanlamı** belirleyen öğelerden biri olarak daha sonra da yönetmenin öykü yorumunu somutlaştıracak ve vurgusunu belirginleştirecek sanatsal kararlardan birisi olarak öne çıkmaktadır (Efe. biri kadınlara saygılı. 182-187). o zaman ne çatışmadan. ideallerine. bütünlük yerine parçalanmış yapılar kuran. Öykülemede Kişi İnşası Bir öykülemede kişiler ‘doğrudan çizim’ ve ‘dolaylı çizim’ olmak üzere iki şekilde inşa edilir (ing: characterisation setting): Doğrudan çizimde. 2. İkincil kişiler ise daha çok kahramanın kişiliğini ortaya koymak için varlardır. Seçilen bütün figürler hep aynı tipten olursa sözgelimi zorba mizaçlı kimselerden oluşursa bu yalnızca davullardan kurulu bir orkestraya benzer. daha kaygan ve daha belirsiz biçemler içinde kurgulanırlar. toplum dinamizmi içinde. hareketler. 2004. onlara kompozisyon içinde değerler yüklemektedir. rakipleri vb. bunların mizaçları ile felsefelerinin ve konuşmalarının birbirinden farklı olması gerekir. kahramanın ya olay içinde. 149-150). Bir öykü için iki yalancı. Bunun nedeni öykü kişilerinin diğer insanlarla kurduğu ilişkiler ağı.

çelişki ise. c) Canlılık X Durgunluk: Gerçekten yaşayan varlıkların hafif. toplumun da gelişim doğrultusunu göstermektedir (Akyürek. 3. Genel konumlanmada kişilerin. Filmsel metinlerde tasarımı yapılan figürlerin hem kişilik tipolojisi hem de dayandıkları toplumsal zemin açısından doğru olarak inşa edilmeleri gerekmektedir. karakter tasarımı klasik anlatılardaki anlayıştan kopartmaya yönelik çabaları öne çıkarmakta. sıcak vb. beden yapılarının nasıl olduğu (uzun boylu. mekânı. yaşam güçlerinin belirtisi olan ‘gevşeklik’.) ve nasıl bir tutum içinde oldukları (çocuksu. sağlıklı bir bedeni tanımlayan ‘sağlamlık’ ve çürümüş. hem fiziksel hem duygusal hem de zamansal boyutlarda birleştirip anlamlandırır. anlaşılmayı ister istemez zorlaştırmaktadır. Bu yapılanmada kahraman. karakter için kullanır.) belirlenir. İnsanın karakter. bu figürü öne çıkararak. Geleneksel anlatılarda karakterin önemi. her nesneyi. Bir başka deyişle modern anlatılar öykünün kurgusu ve karakterin analizi gibi geleneksel normları hiçe saymaktadırlar. Bunun uzantısı olarak modern anlatılı filmlerde de. yaşanılanları. ‘koşullara göre oluşan’ kişi kavramı öne çıkmaktadır. şu unsurlara bakılır: a) Sağlamlık X Gevşeklik: Etten ve kandan oluşan. Kimi filmlerde konu bizatihi karakterin kendisidir.) oldukları.kişiler geleneksel romandaki gibi keskin çizgilerle çizilmemektedir. Filmsel metnin kişi yaratımı. nasıl bir devinim sergiledikleri (hafif. Yapısal Tasarım Bir filmde söylemin kavranması ile öykü kişilerinin kavranması arasında sıkı bir ilişki   vardır. yaşam güçleri azalmasının belirtisi olan ‘hastalık’ . açgözlü vb. Eğer buna dikkat edilmezse öykülemenin sahip olması gereken ‘dramatik gerilim’ mantıklı ve tutarlı bir kuruluştan yoksun olur ve inandırıcılığını yitirir. karakter ya da tip ayrımlaması üzerine kurulan kişi tasarımları yerine. Kişi yaratımının yapısal boyutları üç ayrı bağlam içinde ele alınabilir. zaman ve anın ampirik gerçekliği birer kurgusal oyuna dönüşmektedir. nasıl bir ortam içinde (aydınlık. Bu anlatılarda.). hızlı. Sonuçta bu filmler de persona takdimi yapmaktırlar ama klasik anlatıya sahip film kişilerinden tek farkları ne psikolojiye ne de sosyal ilişkilerin getirdiklerine gönderme yapmamalarıdır. Öykünün ekseninde yer alan kahramanlar ve yardımcı kişiler. Karşıtlıklar içindeki konumlamada. hızlı vb. kendi içinde çelişkilidir. Yönetmen. değişken 88   akademia b) Yara X Hastalık: Dıştan gelen ve bir yaşam çabasını ortaya koyan ‘yara’ ile kişinin içerden çürümenin. Bu figür. 2004. sıvılaşmış. şişman vb. metnin anlamıyla doğrudan ilintilidir. klasik anlatı ötesi (modern/postmodern) yapılara iyi birer örnek olarak verilebilir. olayı. kahramanla birlikte tarih. Sözgelimi öyküdeki her şeyin bir bilmece öğesi gibi kurgulandığı David Lynch filmleri. öyküde yer alan kişilerin karakterleri arasında zıtlıklar olması ve bu kişilerin aynı durum karşısında değişik tepkiler göstermeleriyle oluşturulur ama bunun tamamlayıcısı olarak da kişilerin görünüm ve davranışlarının ayrıntılarıyla yansıtılması gerekir. ikincisi ‘karşıtlıklar içindeki konumlanma’ ve üçüncüsü de ‘uzam-mekan-zaman’ içindeki konumlanmadır. kahramanın yüceltimi terk edilmekte ve onlar modern yaşamın parçalanmış kişilikleri olarak anti-kahraman şeklinde çizilmektedirler. 171). mutlaka aynı veya birbirine yakın sosyal toplumsal zemine ait kişiler olmalıdırlar. Modern anlatıların kurucusu olarak kabul edilen ‘Yeni Roman’ akımında. yaşayan kişi olarak var olamadığı böylesi film metinleri. düzenli. toplumdaki güçlerin çelişik özelliğini belirlemesi açısından anlamlıdır ve kişinin olduğu kadar. Bunlardan ilki ‘genel konumlanma’. Kişilerin niteliklerini ve fonksiyonları doğru olarak tasarlanmadan anlatının mimarisi tam oturmuş olamaz.

kısacası ruhu. Meryem’i bir ahıra kilitlerler ve kendini boğarak öldürmesi için yanına ip koyarlar. nerede yer aldığı. Lale Mansur. Abdullah Oğuz Müzik: Zülfi Livaneli Oyuncular: Talat Bulut. 89   akademia . Mutluluk Yönetmen: Abdullah Oğuz Senaryo: Kubilay Tunçel. Örneğin Romeo ve Juliet öyküsünün mimari çatkısı. dolayısıyla dış görünüşüne gösterdiği özenin varlık ya da yokluğunu belirten ‘kirlilik’ ve ‘temizlik’ f) Aydınlık X Karanlık: Bir yandan kişilerin içkin bir niteliğini (yaşamı belirleyen ateşten ve ölümü belirleyen sudan aldıkları payı).1995. anlam yaratmanın özüdür ve bu sürecin kalbinde ‘ikili karşıtlık (binary opposition)’ diye nitelendirilebilen bir yapı vardır. asal olarak üç figür (öykünün eksen kişisi. tolerans ve toleranssızlık. uyku ve ölüm vb. Meryem direnir. Van gölü kıyılarında yaşayan 17-18 yaşında bir genç kızdır. Murat Han.) ortaya koyan ‘aydınlık’ ve ‘karanlık’ (Yücel. Ona göre bir sistem içinde kavramsal kategoriler inşa etmek. 153). onun Meryem’i diğer töreye kurban giden kızlar gibi yok etmesi gerektiğini söyler. Van yakınlarındaki bir köyde başlamakta. Öykünün bu karşıtlıkları vurgulayacak şekilde yazılmış. Meryem.159). Mustafa Avkıran Yıl: 2007 Filmin konusu: Öykü. Uzam olarak. gece ve gündüz. Büyük amcası. art-sürem gibi zaman-dizimsel yapı içindeki kurulumun belirlenmesiyle kişinin olaylar örgüsünde nerede ve nasıl ilintiler ağı içinde olduğu bulunmaya çalışılır. onunla beraber olan ve eksen kişiye karşıt olan) üzerinde durulmuş. Uzam-mekân-zaman içindeki konumlamada ise kişinin doğa ve kültür arasında nerede ve nasıl konumlandırıldığına bakılır. sahnelerin ritmi. 4. Bunun üzerine büyük amca askerden gelecek olan oğlu Cemal’in beklenmesini. gündüz/gece vb. karşıtlıklardan oluşan bir örgülenmeyi yansıtır. Levi-Strauss’a göre. içeri  dışarı vb. yakın tarihlerde. bir yandan da çevrelerinin özelliklerini (güneşli/yağmurlu. bunlar ‘yapısal’ bağlamda dört tablo içinde tanımlanmış. tekdüze hareketlerini tanımlayan ‘durgunluk’ d) Açıklık X Kapalılık: Kendi dışında kalan şeylere açık olan varlıkların dik ve yukarıya yönelik duruş ve hareketlerini özetleyen ‘açıklık’ ile kendi dışında kalan şeylere kapalı olan varlıkların aşağıya yönelik. Bulgular ve Yorumlar Ele alınan filmlerde. evrensel anlamlandırma sürecidir (Fiske. oluşan geniş bir ailesi vardır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   hareketlerini belirten canlılık’ ve yaşarken ölmüş varlıkların ağır. Örnek Çözümlemeler. yakın-uzak. zaman olarak da eş-sürem. babası. Aşk ve nefret. eğri ve dairesel duruş ve hareketlerini özetleyen ‘kapalılık’ e) Kirlilik X Temizlik: Kişinin bedenine. Meryem öz amcası tarafından tecavüze uğrar ve bunu kimselere söyleyemez. Tablolardan elde edilen veriler de her filmin kendi içinde karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. Amcası da ‘yaptığı’ gün gelip ortaya çıkmaması için namus temizleme adı altında kızı öldürme kararı verir. karşıtlıkların getirdiği bu simetri ve çok boyutluluğun vurgulanmasıyla oluşturulmuştur. intihar etmez. yani kategoriler sistemi daha önemlidir. yavaş. iffet ve şehvet. atmosferi. karşıtlıklar göze hemen çarpar. 2003. İkili karşıtlıklara yer verilme nedeni şöyle açıklanabilir: Levi-Strauss için dilin dizisel (paradigmatic) boyutu. ikili karşıtlıkların inşası temel. daha sonraları bir ölüm ve yaşam yolculuğu hikâyesine dönüşmektedir. amca çocukları vb. düşüncesizlik ve dikkat. zarif aşk ve ihtiraslı aşk. teyzesi (teyzesi amcasıyla evli). Özgü Namal.

İstanbul’da yaşayan ve zengin bir kadınla evli olan İrfan Kurudal. Meryem’i öldürmeden köye dönemeyeceği için de İstanbul’da balıkçılık yapan asker arkadaşlarından birinin yanına gider. anlayışlı. kararlı. onun tutum ve davranışlarının öykünün ilerlemesinde yer alan her unsuru doğrudan belirleyici olmasındandır. Meryem ve Cemal’den teknesinde yardımcı elaman olarak çalışmalarını ister. yakışıklı  vücutlu. İstanbul gibi metropol bir  kurum ve kurallarıyla  geçerli olduğu bir köyde. sevecen. Meryem’in öyküde eksen kişi olma niteliğini taşıması. duygusal. öğrenmeye açık. iyi  yürekli. iyi  sıkı. Tablo:1.  cesur. İrfan pek de beklemeyen. ağzı  Zeki. İntikamını alır ve Meryem’le yeni bir hayata başlar. zeki. sevecen. çıktığı ölüm yolculuğunda. şefkatli. Ana Figürleri Oluşturan Kişisel Özellikler   Biyolojik   Özellikleri  Sosyolojik  Özellikleri  Eksen kişiye karşıt  olan   Meryem  Cemal  22‐23 yaşlarında  Orta yaşlarda erkek. Sonuçta Meryem’i öldürmekle görevlendirilen Cemal. alımlı  erkek. ailesine  düşkün.Cemal. yurtdışında eğitim  feodal yapının bütün  bütün kurum ve kurallarıyla  gören. olay örgüsünün onunla başlayıp. iyi yürekli. ağzı sıkı. Meryem’in hayata karşı duruşunu ve davranış biçimlerini destekleyerek yönelişine katkıda bulunur. İrfan Kurudal.  gerçekçi. cesur. Sosyolojik kökeni ile yaşadığı ve bulunduğu konumunun açmazları arasında sıkışarak geçmişinin   90   akademia . duygusal. cesur. kıskanç  Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı  İrfan Kurudal  Psikolojik  Özelikleri  Duygusal/  davranışsal  özellikleri   Masum. becerikli. eğitimsiz  kentte akademisyen kimliği içinde  geçerli olduğu bir  bir kadın‐birey  zengin bir kadınla evli erkek‐birey  köyde. eğitimsiz  erkek‐birey  Öykünün eksen kişisi  Dışadönük  İçedönük  İçedönük  Beceriksiz. saygılı. dışa dönük kişiliği ile katilini bile etkileyebilecek güçte bir kişilik sergilemektedir. askerden döner. güzel. İrfan Kurudal İzmirli fakir bir ailenin başarılı oğlu olarak kazandığı bursla Harward Üniversitesi’nde okumuş. ona öz babasının tecavüz ettiğini öğrenir. Meryem’i İstanbul’a götürür ama onu bir türlü öldürmez. inatçı  koruyucu  Ana Figürlerin Yönelişleri Konumları ve Meryem: Filmin eksen karakteri olarak toplumsal yapının (törelerin) kendine yönelttiği ölüm olgusunu belirli bir kabulleniş içinde ama davranışları ile buna direnmektedir. güçlü. Yaşadıklarına karşın. öldürmeye her teşebbüs ettiğinde bunu başaramaz. meraklı  olmayan.  koruyucu. ürkek. yakışıklı  Erkek egemen  anlayışın ağırlıklı  Erkek egemen anlayışın ağırlıklı  Kasaba kökenli bir ailenin başarılı  olarak yer aldığı  olarak yer aldığı feodal yapının  çocuğu olarak.  yürekli. akademik hayata atılmış bir sosyoloji profesörüdür. Arkadaşı ona elini uzatır ve deniz kenarında bir kulübe ayarlar ve orada Meryem ve Cemal’in yolu İrfan Kurudal ile kesişir. becerikli. düzgün  17‐18 yaşında kadın. ilgili. İrfan Kurudal: Öykünün akış süreci içinde rastlantısal olarak eksen karakterle yolu kesişir. kirlenmemiş ve insani duygularını kaybetmemiş olan bu genç kız. düzgün  vücutlu. yaşadığı hayatın ikiyüzlülüğünü ardına bırakarak hayatına yeni bir yön vermek için kendine bir yelkenli edinir ve onunla denizlerde geçecek bir hayata başlamayı amaçlar. umulmayan özelliklerle karşımıza çıkmakta bir anlamda bizi şaşırtmaktadır.

bu filmde deniz unsuruyla çok da başarılı bir biçimde örtüştürülmüştür. 91   . Cemal: Komando olarak dağlarda terör örgütü ile yaptığı mücadelenin getirdiği psikolojik açmazları yaşamaktadır. Bu anlamda. Ana Figürlerin Genel Konumlandırılması Eksen kişinin ortağı veya ana  Eksen kişiye karşıt olan   yardımcı  İrfan Kurudal  Cemal  Önceleri güçlü olmanın  Önceleri bir arayışın tedirginliği. erkek  Arayışın getirdiği çelişki ve  olmanın getirdikleriyle. zayıf  yapısı  Devinim  Hafif. ahlaki yargılarının hiçbirini paylaşmamaya başlamıştır.  bunun içindeki yardımseverlik  Meryem’in karşısındaki  ve anlayış ve hoşgörü  acizlik   Kişilerin yaşamış oldukları yerler. Mekânların ruhu diyebileceğiz unsurun insanda uyandırdığı duygular ve çağrışımlar. İç dünyasındaki karmaşa bir yanda. Mekânların niteliği ve mekânlarla kurulan ilişkiler.  karakterin getirdiği çocuksu ruh  Tablo:2. sonraları adım  adım yaşanabilir   Beden  Orta boylu. düşünsel olarak özgürleştirmeyi sağlar. öykü kişilerinin olaylarla. yaşadığı çevreyi bırakmada gösterebildiği etkinlik öbür yanda. sonraları tereddüt  getirdiği aydınlık   içindeki kapalı   Uzun boylu. Cemal ve İrfan arasındaki çatışmanın da kurgulayıcısı gibidir. dekorla kurduğu ilişkinin bizzat kendisi gibidir. Başkasının kişiliğinde kendi kendini öldürmekten başka bir şey yapamadığını derinden hisseder. düzenli  Tutum  Yaşın getirdiği bilinç. düzenli  Töreyi bilmenin. Öykünün kapalı uzam ağırlıklı değil da açık uzam (deniz) üzerine kurulması.Erciyes İletişim 2009 Ocak   samimi hayatları ile yaşadığı ikiyüzlü ilişkilerin batağında çırpınan bu figür.  düzenli  Ağır. iri yapılı     Hafif. açık mekânlarla ve deniz ile bütünleşir. Beden yapısı unsuruna bakıldığında dramatik yapıya anlam getirecek özel bir beden tasarım anlayışı görülmemektedir.   Öykünün eksen kişisi  Meryem  Ortam  Önceleri boğucu. Buna göre deniz yalnızca fiziksel bir uzam olarak okunamaz. onların hayat algılayışlarının hem belirleyicisi hem de birer göstergesi durumundadır. seyircinin perdede gösterilenlerle. insanlardan kopuk bir hayat sürmesi bir yanda. Meryem’in bu dünyaya sıkı sıkıya bağlı olduğunu bildiği için onun varlığını ortadan kaldırmaya çalıştığı her seferde Cemal. kemikli. toplumsal  kuralların getirdiği ağırbaşlılık. yönetmenin bu uzamı rastlantı olarak seçmediğini bilinçli kullandığını söyleyebiliriz. Onun kişiliğinin gücü de güçsüzlüğü de buradadır. Bir süre sonra Meryem’in varlığıyla bağlaştığı anda kendi benliğinin de süreklilik kazındığını içten içe kabullenir hale gelir.  getirdiği özgüvenle  sonraları naif insanların  aydınlık. Meryem için özgürlüğe açılan başkaldırı. Meryem’in kadın kimliğinin sinmişliğiyle kapalı mekân   akademia arasındaki ilinti belli belirsiz ama bir o kadar da bilinçli bir şekilde yoğunlaştırılarak inşa edilmiştir. Öyküde deniz uzam olarak kişileri fiziki bakımdan yakınlaştırırken. Eksen karakterin karşıt kişisi olarak onunla çıktığı yolculuk boyunca. bir bilim adamı olarak irrasyonel bir hayat biçimi seçmesi öbür yanda onu çelişkilerle kuşatılmış bir kişiliğe büründürmüştür. kendinden ister istemez bir şeyler yitirir. önceleri töreyi yerine getirmek amacıyla. Seçilen uzamın deniz olması bir bakıma Meryem. hızlı. içinde yaşadığı toplumsal çevrenin moral değerlerinin. ‘kişilerin bedenleriyle ve ruhlarıyla çarpıştıkları bir alan’ olarak karşımıza çıkar. zayıf   Uzun boylu. sonraları ise yaşama tutunma gücü olarak Meryem’den geri olduğunu hissetmesiyle onun yönelişlerini etkisiz hale getirme çabasına girişir.

  depresyon  Durgun  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘kapalı’  Temiz  Karanlık      Sağlamlık X  Gevşeklik  Yara X  Hastalık    Canlılık X  Durgunluk   Açıklık X  Kapalılık    Kirlilik X  Temizlik  Aydınlık X  Karanlık  Öykünün eksen kişisi     Meryem  Sağlam  Yara veya hastalığa  sahip değil  Canlı. psikolojik çöküntü. Öykünün dramatik çatışkısını yaratan unsurlardan biri de bu uyum ve uyumsuzluk karşıtlığıdır. Tablo:3. Meryem’in. Ana Figürlerin Uzam-Mekân-Zaman İçindeki Konumlandırılması   92   akademia Öykünün eksen kişisi  Meryem  Olayları eş‐süremli olarak  Zaman  yaşamakta  Uzam  Olayları yakın ve içerden    yaşamakta    Eksen kişinin ortağı veya ana yardımcı  İrfan Kurudal  Olayları hem art süremli hem eş‐süremli  olarak yaşamakta  Olayları yakın ve dışardan yaşamakta  Eksen kişiye karşıt olan  Cemal  Olayları art‐süremli olarak  yaşamakta  Olaylara uzak ve içerden  yaşamakta  . Tablo:4. Hiç kuşkusuz ki bu bedensel özellikleri genel düzlemdedir. İrfan Kurudal. Ana Figürlerin Karşıtlıklar İçindeki Konumlandırılması Eksen kişiye karşıt olan    Cemal  Sağlam  Dağda savaşmanın getirdiği  ‘yara’. Meryem ile Cemal’in bedensel benzerlikleri onları birbirlerine çok yaklaştırsa da. Her üç figür de çizgilerinin inceliği ve uzunluğuyla daha doğrusu göze hoş görünümleriyle öne çıkmaktadırlar. keyifli  Hayat ve onun  getirdiklerine ‘açık’  Kirletilmiş  Aydınlık  Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı   İrfan Kurudal  Sağlam  Geldiği ve yaşadığı hayatın içten  içe yarattığı psikolojik ‘hastalık’  Canlı. Her üç figürün tutumlarına gelince. yaşadığı ikiyüzlü hayatı ardında bırakmak isteyen birisinin direnç ile kabulleniş arasındaki ikilemdedir. bir zamanlar aynı inançları ve değerleri paylaştığı bu insanlarla artık ortak bir noktasının kalmadığını yavaş yavaş duyumsamaya başlamıştır. giderek erkeğin her sözünü yerine getirmeyen kadın portresine doğru yöneldiği görülür. durgun  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘açık’  Temiz  Karanlık‐aydınlık  Figürlerin her birinin kendilerini çevreleyen uzamla paylaştığı bütün nitelikler. bedensel varlıklarıyla ruhsal varlıkları arasındaki bağıntıları dolayısıyla da anlamlı mekan-zaman ve insan bağıntılı anlatı mimarisinin doğru kurulduğunu ortaya koymaktadır. İrfan Kurudal ile Cemal’de ise tam bir uyuşumsuzluk söz konusudur. hareket ve davranışlarında birçok farklılık vardır.Burada benzerliklerin ya da karşıtlıkların gönderme yaptığı bir alan yok gibidir. Cemal ise Meryem’in getirdikleri karşısında eski toplumsal çevresiyle.

Yaşları. Bu isteğini öğrenen 93   akademia . duyarlılık bakımından birleşmektedir. Sümer Tilmaç. karakterleri ve onların yaşadıkları olayları kronolojik bir düzen içerisinde. belli bir analiz içinden birey eksenindeki yaşam biçimleri yansıtılmaktadır. izleyicideki duygusal kontrastı güçlendirmek ve onun olayları şablonumsu bir çerçeveden değerlendirmemesi için tasarlanmıştır. Meryem’in mazlumluğuna karşın. Öykünün en durgun kişisi olarak niteleyebileceğimiz Cemal’in kendisini çevreleyen değişik uzamlarla olan ilişkisi onun çevre-uyum (ing: orientation) özelliğini yeterince kuramadığının dışavurumu olarak okunabilir. Cemal de antipatik olmayan duruş ve davranışlarıyla öyle hemen ötelenemeyecek biri olarak dramatik gerilimin artmasını sağlamaktadır. Çocuklarının yanına yerleşmek istemeyen Nazım öğretmen. eğitimleri. Mekânların bu denli çokluğu filme ritm katmakta ve filmin anlatımının ilerlemesine zemin teşkil etmektedir. Figürlerin yüklendiği rollerin ve ona yönelik yapıların dağılımına (ing: orchestration) bakıldığında. Böylesi bir yapılanmanın getirdiği mimari kuruluş. eksen kişi olan Meryem ile ona karşıt olan Cemal’in iyi bir çift oluşturduğu görülmektedir. bir yerlere giden bir süreç içinde gösterilmektedir. Öyküdeki üç kişiye yönelik olarak edinebilecek bilgiler. kişilerin bedensel ve/ya ruhsal görünüşleri Meryem’in bakış açısıyla anlatıldığı görülmektedir. Timuçin Esen. Bu bakış açısında toplum gerçekleri yansıtılmakta. onların öykü içinde görünmelerinin sıklığı ve işlevlerinin önemi ile orantılı olup olmadığını izleyiciye söyleme hakkını vermektedir. hissedilen sadece bir belirsizliktir. mekânsal özelliklerle birlikte göstermektedir. Öykü. Cemal’in mekânlarda öncelikle neyi aradığı pek de bilinmez. Gönül Yarası Yönetmen/senaryo: Yavuz Turgul Müzik: Tamer Çıray Oyuncular: Şener Şen. hayatını öğretmenliğe adamış. Kısacası. bir ev kiralayıp yerleşir ve emekli ikramiyesi gelene kadar da bir iş bulup çalışmak ister. Meltem Cumbul. dağılmış bir aile ve birkaç eski çocukluk arkadaşından başka bu kentte pek bir şey bırakmamıştır. düşünsel idealleri uğruna çocuklarına bile gereken ilgiyi göstermemiş bir ilkokul öğretmeninin yıllarını geçirdiği köy okulundan emekli olarak ayrılması ile başlar. sosyolojik kökenleri birbirinden bu denli uzak olan bu iki insan. figürler sürekli bir kaçış içinde ve duygusunda oldukları için hep bir yerlerden gelip. Meryem ile İrfan ise farklı nedenlerle de olsa duygusal kırılma yaşayan kişiler   olarak çizilmişlerdir. Bu benzerlik.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Öyküde mekânsal tasarım. Devin Çınar Yıl: 2004 Filmin konusu: Öykü. Her figür zıt etkiler yerine benzer yapılarla geliştirilmiştir. izleyiciyi boşlukta bırakmakta ve öykünün dramatik gerilimini güçlendirmektedir. Son on beş yıl hiç gelmediği bu kent şimdi ona oldukça yabancıdır. Her ikisi de ‘iyi insanlar’ olarak çizilmişlerdir. aynı zamanda anlatı yapısını da belirlemiştir. Cumhuriyet idealleriyle yetişmiş. Nazım öğretmen öğrencilerine veda ederek çocukluğunun geçtiği İstanbul’daki baba evine dönmek üzere yola çıkar. Mutluluk filmi için bulgulardan elde edilen veriler yorumlandığında. Çünkü hem kent sosyolojik olarak değişmiş hem de o kişisel yaşamında. öykünün karakterizasyon tasarımı karmaşık bir yapılanma yerine basit çizgiler içinde inşa edilmiştir. Bu kaçış süreci içinde yaşanan olaylara dayanan öykü.

 yaşadığı ilişki  sonrasında mesleğini bırakmak  zorunda kalıp başkalarının yanında  çalışmakta   Dışadönük  Zeki. şimdi kendisinden kaçan karısının ve çocuğunun peşindedir. Dünya. Halil ise bir pavyon kadınıyla evlenmesi nedeniyle işini yitirmiş. Olayların değerlendirilmesi (doğruyanlış. Halil de kadının peşini bırakmamaya o kadar kararlıdır.  özellikleri  şefkatli. becerikli  davranışsal  olmayan. Taksi şoförlüğü yapmaya başlayan Nazım öğretmen bir gece. koruyucu  Zeki. çünkü öykü onun üst sesiyle başlamakta ve yine onun üst sesiyle bitmekte ve olaylar onun etrafında örgülenmektedir. nikâh kıymış ve bu nedenle de ailesi   Biyolojik  Özellikleri  Sosyolojik  Özellikleri  Psikolojik  Özelikleri  Öykünün eksen kişisi  Nazım  55‐60 yaşlarında erkek. iyi  yürekli.  sıkı.     İstanbul’da doğup büyümüş.  yürekli. Dünya’yı pavyondan çekip almış. bu genç kadına ve kızına kol kanat gererek onları kendi evine getirir. cesur.  Duygusal/  ideallerle yüklü. inatçı. anlayışsız kıskanan. muzip. en acımasız eleştirilere   Dünya: Öykünün akış süreci içinde yolu rastlantısal olarak eksen karakterle kesişir ve hem o dönemdeki 94   akademia muhatap olduğu halde bile kendi yaptıklarını sorgulamaya girmemiş. Dünya’yı yaralayıp ortadan kaybolur. ahlaklı-ahlaksız vb. Nazım. iyi huylu. Nazım her gece Dünya’yı pavyona götürme ve pavyondan alma işini üstlenir. sevgisiz. hayatı altüst olmuştur. . 13 yaşındayken iki kişinin tecavüzüne uğradıktan sonra ailesi tarafından öldürülmek istenmiş. iyi  ilgisiz. duygusal. iyi-kötü. ancak kaçıp pavyonlarda çalışmaya başlamış daha sonra ona marazi bir hisle tutkulu olan Halil ile evlenmiş. öykünün eksen kişisidir. Ana Özellikler Figürleri Oluşturan Kişisel Eksen kişinin ortağı veya  ana yardımcı  Dünya  25‐30 yaş civarında genç  ve güzel kadın  Pavyonlarda türkü  söyleyerek hayatını  kazanmakta   Dışadönük  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  30’lu yaşlar civarında yakışıklı.  erkek   Kaporta ustası olarak hayatını  kazanırken. Nazım’ın yaşamının iki ucu arasında kesinlik her zaman çok belirgin olmuş. ağzı sıkı.  orta‐alt gelir grubuna ait bir  ailenin çocuğu.çocukluk arkadaşı Takoz Atakan ona taksisinde gece şoförü olarak çalışmasını önerir. cesur. pavyonda türkü söyleyen Dünya’yı müşteri olarak taksisine alır. Bu olay nedeniyle pavyondan kovulan Dünya işsiz ve evsiz kalır. ondan çocuğu olmuş ve kocasından gördüğü şiddet nedeniyle tekrar pavyonlara dönmüştür. duygusal. sevecen. sadece “niye öyle yaptığımı bilmiyorum” demiştir.) onun bakış açısından verilmektedir. İlkokul  öğretmeni olarak çalışıp emekli  olmuş   İçedönük  tarafından evlatlıktan reddedilmiştir. duygusal. şefkatli. becerikli. ağzı  Becerikli olmayan. iyi niyetli. Nihayetinde Dünya’nın izini süren Halil onu bulur ve bir akşam çalıştığı pavyonu basar. Nazım. Tablo:1. fakat o Dünya’yı korumaya ne kadar kararlıysa. tehlikeli  koruyucu  Ana Figürlerin Yönelişleri Konumları ve Nazım: Filmin eksen karakteri olarak bu ülkenin kuruluş felsefesi olan cumhuriyet değerlerini yerleştirmek adına idealist bir anlayış içinde en yoksul yerlerde görev yapmayı ve savunduğu değerler adına soruşturmalar ve sürgünler yemeyi göze alan hatta bu uğurda ailesinin dağılmasını bile öncelemeyen idealist bir kişiliktir.

 zayıf. Filmde bu ruh Samatya semti üzerinden verilmektedir. böyle bir uzam tasarımıyla Nazım’ın da. Halil: Hem tutkulu bir aşkın içinde hem de yaşadığı toplumsal çevrenin moral değerlerinin. arkadaşlık. açık uzamlardan daha çok ağırlıklı olarak kapalı uzamlar üzerine kurulmuş. Tutkulu bir aşkın getirdiği duygular içinde kendine ruhsal. hümanist yaşam tarzı vb. akademia 95     . Ana Konumlandırılması Figürlerin Genel Öykünün eksen kişisi    Nazım  Köy öğretmenliği yaparken  yalnız adam. karşındakine fiziksel şiddet içeren davranışlar sergilerken bunun çıkmaz bir yol olduğunu da derinden hissetmektedir. Küçükken uğradığı tecavüz sonrasında hayata tutunmaya çalışan. narin yapılı  Çabuk. düzenli  Yaşın getirdiği bilinç. umut ve hoşgörü  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  Sürekli kendisinden  kurtulmaya çalışan sevdiği  kadının peşinden gitmenin  getirdiği boğucu öznelliği  yaşamakta    Uzun boylu. bir babaya duyulan koruyuculuk istemi de vardır. kavramların. değerlerin henüz daha yitirilmemiş olduğu bir semttir. hızlı ve düzensiz   Feodal bir yapının getirdiği  anlayış ve saplantılı bir  aşkın yarattığı çelişkili  davranışlar  Ortam  Beden  Orta boylu. Dünya’nın da. Nazım ile  tanışıp onunla aynı evi  paylaştıktan sonra rahat ama hep  ikilemler içinde  Uzun boylu. yardımlaşma. Filmdeki üç ana figürün mekanla olan ilintilerine bakıldığında mekanların belirli ayrıntı zenginlikleriyle betimlendiğini görülmektedir.  arkadaşları ile ilişkileri iyi  Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı  Dünya  Önceleri pavyon’da çalışırken ya  da Halil ile evli iken kötü. hızlı. kendisine yüklediği rolün farkındalığıyla kendi iç dünyasında savrulup durmaktadır. her şeyden öte yapayalnız bir yırtıcı kuş gibidir. tüketim toplumu değerlerinin peşinde koşan insanlar yerine.  düzenli  Yaşadıklarının getirdiği tüm  olumsuzluklara rağmen hayata  karşı anlayış. Burada yaşayan insanların ekonomik durumları. büyük kentin getirdiği kozmopolit. mekanların bazı yönlerinin vurgulanması aracılığıyla karakter(ler)-mekan arasında gerilimli bir ilişki yaratıldığı ve bunun da öyküye dinamizm getirdiği daha önce belirtilmişti. tüm yaşadıklarına karşın umut ve güzellikler üreten bir kişilik tipolojisine sahiptir. Bu yönelişin içinde bir erkeğe duyulan aşk. etnik tabiiyetleri Nazım’ın kimliğini belirlemede önemli role sahiptir. orta şişmanlıkta  yapısı  Devinim  Hafif. Dünya. Samatya. Emekli olup  İstanbul’a geldikten sonra  ailesi ile ilişkileri kötü. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: Mekânların uyandırdığı duygu ve çağrışımlar. dolayısıyla da tutum ve davranışlarının dengesiz olmasına yol açmıştır. karakterin  getirdiği ağırbaşlılık  Mekanlar ve karakterler arasında her zaman için sıkı bir bağ olduğunu.  Çabuk.Erciyes İletişim 2009 Ocak   çaresizliğin getirdikleriyle hem de Nazım’ın davranış biçimiyle ona yönelir. Her karakter üç ayrı mekânın sahip olduğu özelliklerle yüklenmiş olarak çizilmekte ve bu üç insanın yollarının kesişmesiyle ortaya çıkan gerilim öykünün ana ekseni olarak kurgulanmaktadır. bir anlamda mekânların ruhu olarak kabul edilebilir. iç dünyasında salınımlar yapmasına. Öykü. dinsel yönelimleri. birbirini tanımayan. eğitimci  olmanın getirdiği koruyucu ve  Tutum  kollayıcı ruh. Bu ruh durumu onu psikolojik yönden yıpratarak. birbirini kollama. Tablo:2.

Tablo:4. Eksen kişi ile     Zaman  Uzam    Öykünün eksen kişisi  Nazım  Olayları art‐süremli olarak  yaşamakta   Olayları uzak ve içerden  yaşamakta  onun partneri olan figür arasındaki yaşa ve bedene dayanan farklılık. Figürlerin sahip olduğu tutumlar. kızının ve oğlunun kendi yüzünden acı çektiğini     Sağlamlık X  Gevşeklik  Yara X  Hastalık    Canlılık X  Durgunluk   Açıklık X  Kapalılık    Kirlilik X  Temizlik  Aydınlık X  Karanlık  Öykünün eksen kişisi  Nazım  Sağlam  İnandıklarıyla yaşadıklarının  arasındaki çelişkinin getirdiği yara  Durgun  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘kapalı’  Temiz  Aydınlık  öğrenmesiyle kendine yüklediği benlik kopmakta. bağımsız. dramatik kuruluş güçlendirilmiştir. buna karşın Dünya ile karşıt figür olan Halil’in benzerliği öykünün dramatik inşasının yaslandığı düzlem olarak ne denli doğru kurulduğunu göstermektedir. Ana Figürlerin Karşıtlıklar İçindeki Konumlandırılması Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı  Dünya  Sağlam  Geldiği ve yaşadığı hayatın  içten içe yarattığı ‘hastalık’  Canlı. Ana Figürlerin İçindeki Konumlandırılması Uzam-Mekan-Zaman  Olayları hem art süremli hem eş‐ süremli olarak yaşamakta  Olayları yakın ve içerden yaşamakta  Olayları art‐süremli olarak  yaşamakta  Olaylara yakın ve içerden  yaşamakta    96   akademia Eksen kişinin ortağı veya ana yardımcı  Dünya  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  . başkasının acısını kendi üzerine aldıkça da hem kendi benliğine hem de başkalarına kavuşmaktadır.Halil’in de yaşadıkları sinmişlik kapalı mekânların getirdikleriyle izleyicinin daha yoğun biçimde duyumsamasına yol açmaktadır. Beden yapısı unsuruna bakıldığında. kendi sorunlarına çözümler bulabilen. öykünün dramatik yapısını güçlendirici bir nitelik taşımaktadır. Nazım ile Halil arasında da aynı farklılık varken doğal olarak dünya ve Halil arasında benzerlikler daha fazladır. hayatını çalışarak kazanan ve cinselliğini yaşayan bir figür olarak Nazım’ın tam karşıtıdır. keyifli  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘açık’  Temiz  Karanlık‐aydınlık  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  Sağlam  Tutkulu aşkın getirdiği  ‘yara’  Durgun  Hayat ve onun  getirdiklerine ‘kapalı’  Temiz  Karanlık  Burada figürlerin her birinin kendilerini çevreleyen uzamla paylaştığı bütün bu nitelikler. bu anlamda beden yapısı-anlam boyutunda özel bir ilişki bulunmamaktadır. Örneğin Nazım. bedensel varlıkları ile ruhsal varlıkları arasındaki ilintileri başarılı bir karşıtlıklar sistemi üzerine kurulmuştur. her üç figürün de beden yapıları yaşlarına uygun olarak görülmekte. Dünya’nın çizdiği kadın portresi. Eksen kişi olan Nazım ile ona yardımcı olan figür Dünya arasında öncelikle yaş olgusuna dayanan sonra da bedensel farklılık öne çıkarak. özgür. Tablo:3.

filmdeki bu üç kişiye yönelik olarak edinilebilecek bilgiler. Nazım’ın yaşadığı değişimin psikolojik boyutlarına değinmekten çok. zıt etkilerle geliştirilmiştir. eksen kişi ile ona ortak olan figür. Karakter inşasındaki bir başka değişken ise öykü kahramanlarının hangi kişisel benzer ve/veya karşıtlıklar üzerine kurulduğu sorunsalıdır. mekânsızlık içerisinde yaşamını sürdürmektedir. Bu öykünün doğal mimarisi için bir zorunluluk gibidir ve izleyici de bu karşıtlıktan doğan gerilimi öykü boyunca yaşar.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Uzam-Mekân-Zaman içindeki konumlama açısından bakıldığında öykü. Dünya. Bunun nedeni. hangi dinamiklerin bunları belirlediği belli değildir. mekanın ve olayların etkisi fark edilmemekte. yoksa onların doğrudan kendi kararlarının mı belirleyici olduğu soruları açıkta kalmaktadır. 5. Sinemasal anlatılarda yer alan figürler her zaman için metnin kurucu öğesi. Öykü. bedensel varlıklarıyla ruhsal varlıkları arasındaki bağıntıları ve karşıtlıkları rahatlıkla görülebilir. kendini var etmeye çalıştığı mekânların (pavyonların) içinde ne kadar kötü düşerse düşsün. Ortak olan ile karşıt olan ise benzer özelliklere sahiptir. Yani filmde kişilerin gelişiminde zamanın. toplumsal yapının getirdiklerinin mi.değişmez olarak verilmektedir. Tanrısal bir kaderin mi. seyirciye onların öykü içinde görünmelerinin sıklığı ve işlevlerinin önemi ile orantılı olduğunu söylemek hakkı vermektedir. parlak ışıklı mekânların çıkarlara dayalı yalancı samimiyetler içerisindeki çevrelerde hayatını sürdürmektedir. 97   akademia . eylem ve olayların taşıyıcılarıdır. iyilik ve kötülük -neredeyse. Öncelikle belirtilmeli ki. filmin anlatı yapısının bir yönüyle melodrama bir yönüyle de masal anlatısına yakın olmasıdır. hayata bakışları farklı olan üç insanın yollarının kesişmesini anlatmaktadır. Nazım’ın kendisini çevreleyen değişik uzamlar arasında kurduğu bağıntılar onun düşünce ve nesnel hayatında yaşadığı kırılmaların bir yansıtıcısı gibidir. çünkü onun aradığı ‘şey’ bu mekânlarda asla olmayacak olandır. O. Nazım’ın bu ilintiler ağını çelişkiler yumağı içinde yansıtmaktadır. Bu nedenle bir filmde figürlerin nasıl inşa edildiği/edileceği temel belirleyici unsurlardan biridir. Bulgulardan elde edilen veriler yorumlanmaya çalışılırsa. doğrulmaya. Figürlerin neden öyle davrandıklarını. Halil ise kendi egosuna yenilen. Bu kişilerin bedensel ve/ya ruhsal görünüşleri doğru bir mimari yapı içinde kurulmuştur. Sonuç Yerine Sinemasal anlatıların sahip oldukları birçok özellik vardır ve bunların önemlilerinden biri de kişilik yaratma sanatı olmasıdır. yenilgiyi hazmedemeyen ve sürekli arayış haliyle. insanın hayattaki seçimlerinin ‘kaderini’ nasıl etkilediğini anlatan bir ‘kıssadan hisse’ gibidir ve bunun içinde belirli belirsiz bir toplum eleştirisi de vardır. Dünya ise Nazıma zıt bir şekilde mekânuzam bağlamında daha net ilişkiler içindedir. Figürlerin yüklendiği rollerin ve ona yönelik yapıların dağılımına (orchestration) bakıldığında. Bu yakınlık figürleri karşıt olarak tasarımlanmasını zorunlu kılmıştır. eksen kişi olan Nazım ile ona karşıt olan   Halil’in zıt özellikler içinde örgülendiği görülmektedir. ayakta durmaya ve yaşam koşusuna yeniden başlamaya yatkın bir ilintiler ağını kurabilmektedir. tutum ve ortam unsurlarına baktığımızda. Filmin iki kahramanı olan Nazım ve Dünya figürlerinin beden yapısına. Sinema tarihinde yer etmiş filmlere dönüp belleğimizi yokladığımızda izlediğimiz filmlerden geriye kalanların başında öyküde yer alan karakterler ve onların bazı özelliklerinin geldiğini görürüz. devinim. Örneğin Nazım hep kırık dökük mekânların içinde ama içtenlikli ve samimiyetlerle örgülenmiş bir çevrede yer alırken. Öyküdeki karakterizasyon tasarımı karmaşık bir yapılanma yerine daha basit çizgilerle ifade edilebilecek şekilde inşa edilmiş. Film. farklı yaşamların biçimlendirdiği.

Çünkü metin ve bağlam arasındaki bağıntı ancak ve ancak çoğul okumalarla ortaya çıkabilir. çok konuşan ve sosyal hayata daha kolay karışan bir tipoloji içinde çizilseydi. Çev. (**) Hiçbir metin temel-anlam ve yananlam çatıları sökülmeden doğru dürüst anlaşılamaz. (M. izleyicinin duygu. Barthes. anlatıyı bir ‘anlamlar’ ağı haline getiren çatkıyı çözmek. (H. çirkin. kaba bir kan davası anlatısına bürünecekti. Kısaca ele alınan her iki filmin de gösterdiği gibi. Gümüş. seyircinin filmin olay örgüsüyle ve karakterlerle özdeşleşim kurabilmesi açısından doğru bir mimari kuruluş içinde gerçekleştirmişlerdir. F. (1989). yani bir birimin nesnel anlamıdır. bu denklemin sabit ve değişmez olmadığını. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. O da sevdiği kadına tutkun. diğer filmlerde de öykü kişilerinden ikisinin sabit kalması şartıyla   herhangi birisinin kişilik parametrelerinin değiştirilmesi halinde bile -yapılan değişimin niteliğine göre. Bourneur. Yananlam (ing:connotation) ise söylemin. (1991). gerçek dünyadaki nesnenin/olgunun zihinde oluşturduğu yansımadır ve bu yansımanın sınırı kültür tarafından belirlenir.Bunun önemi sadece senaryo yazarı/yönetmen gibi öykü inşa edicileri değil aynı zamanda araştırmacıları da ilgilendirmektedir. sinemada öykülemenin mimari bir denklem içinde üretildiğini. Benzer olguyu Gönül Yarası’ndaki karşıt karakter Halil için de söyleyebiliriz. Akyürek. karşıtlıklar içinde konumlama olsun hem de uzam-mekânzaman içindeki konumlamalara ait alt değişkenler olsun ‘anlamlı işlevler yüklenerek’ üretilmişlerdir. Roman Dünyası ve İncelenmesi. 98   akademia . Dipnotlar (*) Huy ve mizaç kalıtsal olarak. ve Quellet. karakter ise bu iki unsura bağlı olarak çevresel ilişki ve yapılar içinde oluşur. Çev. Ş. söylemin niteliğine göre her seferinde yeniden ve özgün olarak üretildiğini ama mutlaka sınırları belli olan bir temele oturtulduğunu göstermektedir. birer tasarım olarak öykülerinde yer verdikleri figürlerin fiziksel ve ruhsal durumlarını. araştırmacının görevlerinden biri de mimari çatkının ‘nasıl’ yapılandığını tanımlamaktır. bu tutkunun getirdikleri içinde kıvranan birisi olarak değil de. heyecan ve kültürel değerleriyle buluştuğunda meydana gelen etkileşimin sonucunda çıkan anlamdır. onun geçişlerini okumak ‘söylemi’ anlamanın bir ön koşulu gibidir. Rifat. Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş. R. Her iki filmde de yönetmenler. (1988). R. Bunu şu iki örnek kolayca açımlayabilir: Mutluluk filminde karşıt kişi olan Cemal. İstanbul: Gerçek Yayınevi.). Rifat ve S. Kuşkusuz ki mimari çatkı bütün filmlerde aynı çizgisel ağı izlemediğinden. genel konumlama olsun. Kaynakça Aktaş. Senaryo Yazarı Olmak.). Sinemasal anlatılarda figür tasarımının nasıl yapıldığına ve onların hangi yapısal boyutlar içinde kurulduğuna yönelik olarak ele alınan Türk sinemasına ait iki filmin yapısal çözümlemesinden şu veriler elde edilmiştir. Bu. Akçağ Yayınları. İstanbul: MediaCat Yayınları. Anlatıların Yapısal Çözümlemesine Giriş. Temelanlam/düzanlam (ing:denotation) her göstergenin sahip olduğu ilk anlam. (2004). Sonuç olarak bu çalışma. çünkü kurmaca olgusu yalnızca anlatının düzenine göre okunmaya elverişli olduğundan. sözgelimi itici maço tavırlarına sahip birisi olarak çizilseydi.filmin anlam boyutuna farklı yüklemler gelebileceği açıktır. Bu kuruluşta. duyarsız. sevdiği kadına hiç yakışmayan bir fizyonomi içinde. R. film şu andakinden farklı bir anlam eksenine kaymış olacaktı. izleyici Cemal’i duygusal olarak öteleyecek ve öykü de şu anda taşıdığı ‘anlam yükünün (hayata tutunma/tutunamama) dışına çıkarak.

Çev.). (2005).G. Bir Senaryo Yazmak. Tecimer. Sinema. (S. Yıldız ve A. Ankara: Doruk Yayıncılık. Rus Biçimcilerinin Metinleri. Yapısalcılık. Büker (Haz. T. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Ç. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. İstanbul: Evrim Yayınları. J. İstanbul: Afa Yayınları. Sosyal Psikoloji. İstanbul: Plan b Yayınları. Kültürel Psikoloji. İletişim Çalışmalarına Giriş. M. F. Çev. İstanbul: Papirüs Yayınları. Hogg. (1995). Piyes Yazma Sanatı. (İ.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Chıon. L.Gelmez. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. (M. T. Rifat. (1999). Dram SanatıGöstergebilimsel Bir Yaklaşım. M. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. İrvan.). T. A. (2003). Ö. Yücel.). (2000). Efe. Sinema Yazıları (s. Egri. (1992). Fiske. ve Vaughan M. (S. O. (1996). Çev. Ankara: Ütopya Yayınları. Yücel. (1997). Yazın Kuramı.). Todorov. Onaran.). Çev. Rifat ve S. Türk Sinemasında Anlatı Üstüne Bir Deneme. (1995).Taşer.Modern Mitoloji. (2007). akademia 99     . 115-122). İstanbul: Yapı-Kredi Yayınları. Kağıtçıbaşı. (1987). S. Anlatı Yerlemleri / KişiSüre-Uzam.

Asmalı Konak. Asmalı Konak. An Evaluation on the Narrative Theory for the Film and TV Serial Asmalı Konak Abstract In this paper it is analyzed how Turkish traditional and modern roles that are directly related to the social life are realized and showed within the context of Turkish TV drama and later filmed for white screen Asmalı Konak.Doç. father. elder son. maids. little daughter. how figures and images like “father. etc” that were dominant in the society ago are tried to be explained within the context of the serial and film Asmalı Konak. mother. mother. İlk olarak “Asmalı Konak” dizisinde yer alan anne – baba – büyük oğul – küçük oğul – büyük oğlun eşi – küçük oğlun eşi – büyük ve küçük kız kardeş – kahya – kadın hizmetliler – kahyanın oğlu – annenin eski erkek arkadaşı ve onun kız kardeşi ile Kayseri / Nevşehir illerinin sunuluş biçimleri anlatı kuramı çerçevesinde okunmaktadır. In the end of this paper it can be claimed that according to the serial traditional models have gradually turned into the modern ones. baba.Dr. little son. clerck’s son. In other words. anlatı kuramı. leader. ∗                                                              Yrd.. signs. Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi   100   akademia Key Words: TV Serial. the ex-boyfriend of the mother and his daughter and the presentation of the ways of the city Nevşehir are read. elderly daughter. role models. wives of the elder and little son. göstergeler.“ASMALI KONAK” DİZİSİ VE FİLMİ ÜZERİNE ANLATI KURAMI AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME E. Second. . rol modeller. clerck. Anahtar Kelimeler: TV Dizileri. İkinci olarak ekrandan ve beyaz perdeden yansıyan modellerinin geleneksel ve modern olarak nasıl ele alındığı araştırılmaktadır. ağa gibi çeşitli geleneksel imgelerin yerlerini nasıl modern imgelere bıraktıkları bu dizi ve film bağlamında ortaya çıkartılmıştır. these models that are reflected on TV and white screen are handled with the discussion of modern and traditional and analyzed in terms of their appearance. Bu araştırmanın sonucunda geleneksel bağlamdaki modellerin yerlerini nasıl kademeli olarak modern rollere bıraktıkları bir başka deyişle toplumsal yaşayışta bir zamanlar egemen olan anne. theory of narration. First.Gülbuğ EROL∗ Özet Bu çalışmada bir televizyon dizisi olan ve sonlandıktan sonra filme alınan “Asmalı Konak” dizisi ve filmi bağlamında dizide ve filmde sunulan Türk toplumsal yaşayışına ilişkin geleneksel ve modern rollerin nasıl kurgulandığı ve Türk toplumuna nasıl sunulduğu anlatı kuramı çerçevesinde incelenmektedir. egemen okuma. dominant reading.

insanlara anlatıların biçim ve içeriğine ilişkin ipuçları sunarken onların yaşadıkları dünyayı da anlamalarına ve uyum sağlamalarına katkıda bulunur. Kurmaca anlatıların büyüleme nedeni. insan kendisini kuşatan o kaygıdan kurtulur. 1978. (Burgelin. 1995.100). karakterleri ve çevresel özellikleri kapsar (Abisel. “Televizyonun eğlendirme işlevini yerine getiren programlar birer anlatı metinleridir. Bunlar durum komedileri. TV filmleri ve dizileridir. iletişim olgusunun temel dokusunu oluşturur. Ayrıca. gerçeği kavramamızı sağlayan temel ögelerden biridir (Butor. Söylem. Bunlar akademia 101     . Özellikle sinema ve televizyondaki anlatı. anlatının tedavi edici işlevini ve insanların insanlığın başlangıcından bu yana öyküler anlatmalarının nedenini oluşturur (Eco. İmgelere dayanan görsel dil. Bu nedenle televizyon dizileri toplumsal ve bireysel bir sunum alanıdır. öykünün anlatılma biçimidir. sabun-köpüğü dizileri. Chatman (1978)’de yapısal kuramlarda anlatı iki parçadan oluştuğunu ifade eder: Öykü ve Söylem. Olaylar. zaman ve mekana ilişkin bilincimizi yönlendirmek için çok önemli bir işleve sahiptir. zaman ve mekan öncelikle kendileri konusunda bize anlatılanlar ile belirlenmekte. polisiye diziler. Bir başka deyişle filmsel anlatılar diğer anlatılar gibi anlatının kurmaca dünyasını oluşturan olay örgüsü. dil gibi kültürü oluşturan başlıca unsurlardan biridir (Atabek. bütün dillerde. kültürlerde. aydınlatma. gerçek dünyada gerçekleşmiş. 1995. rahatlamalarını sağlayan ortamlardır. anlatı yapısıyla karşımıza çıkar. 1995. biyografi ve tarih okuyarak devam ederiz. yetişkin hale geldiğimizde öykü. Bunun sonucu olarak bilim. Yer ve zaman bakımından uzak şeylerin öykülenmesi şeklinde tanımlanabilen anlatı. 1988.128). eylemler. gerek dünyayı algılamak.14) Anlatı. Çevremiz çeşitli anlatılarla doludur. bilgi. söylence veya öykü hangi biçim altında olursa olsun. 148-149). Bu. dolaysız deneye dayanmayan her bilgiyi anlatılar sağlamaktadır.48). (Yücel. “nasıl” sorusunun cevabını söylem verir.125-126). 1997. Anlatılar okuyarak gerçek dünya ile ilgili bir şeyler söylemeye çalıştığı an. Kişilerin kendi hayatlarını anladıkları ve yaşamlarına yön vermelerini. çekim ölçekleri. İnsanlık tarihi kadar eski olan iletişim ile birlikte ortaya çıkan anlatı. Günümüzde gerek sinemada gerekse televizyonda görsel anlatılar yer almaktadır.1992. Çocukluğumuzda perili masallar ve mitoslar öğrenerek başladığımız bu yolculuğa. Anlatıda izleyiciler mutlaka yorumları ile uygulamaya katılırlar. "edebiyatın faaliyet alanının da ötesinde oldukça geniş bir görüngü alanı. gerçekleşmekte ve gerçekleşecek olan şeylere bir anlam vermeyi öğrendiği bir oyun oynaması demektir.127-128). Televizyon dizileri ve filmler de öyküler anlatır. 1995. nesneler. temelinde söz bulunan her bildirişim bir anlatı sayılır. durumlar ve bunların geçtiği yer öyküyü kapsar.77) Dolayısıyla anlatı. İnsan gündelik yaşamda çevresi öykülerle kuşatılmış olarak yaşar.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Anlatı. zaman ve mekan kullanımı. İnsanın anlatılar okuması. Anlatıda “ne” sorusunun cevabını öykü. geleneksel halk biliminde ve modern kitle iletişim araçlarında bulduğumuz bütünlüğün geniş bir yapısıdır. Bu anlamın başka bir şekilde yönlendirilmesidir (Burton. oyunculuk gibi tüm sinematografik tekniklerin kullanılış tarzı söylem ile ifade edilirken öykü içeriği. çizgi filmler. boşlukları gerekli ya da benzer olaylar ile doldurmaları gerekir (Yatkıl. gerekse geçmişi yeniden kurmak için yararlanılan o sınırsız yeteneği kullanma olanağı sunmasıdır. kişiler. 1981. roman. edebiyat ve günlük yaşamda. yetişkinler de kurmaca anlatılar aracılığı ile hem şimdinin hem de geçmişin deneyimine biçim verme yeteneğini geliştirirler (Eco. Duygular. Anlatılar kendimizi ve çevremizi anlamamıza yardımcı olur. Anlatıbilim. Nasıl çocuk oyun oynayarak yaşamayı öğrenirse.339). gönderici ile alıcının yer aldığı bir iletişim sürecini kapsar. düşünceler.

resim. anne tiplemelerinin yaygınlıkla işlenmekte olduğu söylenebilir. eşinden bağımsız olarak kendi ayakları üzerinde duran kadın imgesi de ele alınır olmuştur ve bu temanın işlendiği dizilerde kadınların sözkonusu bağımsız karakterleri kendilerine rol model aldıkları görülmüştür. Televizyon dizilerinde yer alan cinsiyet. Asmalı Konak dizisinde modern kadın ve erkek rolleri sunulmakla birlikte sunulan yeni modern düzenin arkasında ezilen tiplere de yer verilmekte. İster bizi çevreleyen gerçek isterse kurmaca bir evren sözkonusu olsun bu üç öğe içinden biri doğru olan bir şey diğer ikisi için de doğru olur. toplumsal statü vb imgeler izleyicilerin toplumsal yaşayışı algılamalarında önemli bir yere sahiptir. Özellikle de televizyon dizileri görsel ve işitsel algılarla yaratılmış bir dünyaya katılımı sağlar. Sadece kadın ve erkek değil ağa. insanlar bu dilere öykünürler.” (Kozloff. 1980). hizmetli. dans. 237). eski sevgili gibi tiplemelerin ele alınarak modernin gelenekselin yerine geçtiğini anlatan dizilerden biri de yayınlandığı dönemde ilgiyle izlenen. Aliye. bu şekilde erkekten ayrılır ve erkek ile eşit olmayan ikincil bir varlık olarak sunulmaktadır (Barret. anne. Bu dizi geleneksel ve köklü Nevşehir eşrafından geniş bir ailenin yaşayışı üzerine kuruludur. Buna ek olarak dizinin görsel zenginliği karakterlerin İstanbul ve New York şehirleri ile olan bağlantılarından ötürü zenginleştirilmektedir. bölgenin tüketime dayalı yaşam stilleri ile izler kitlenin diziden daha fazla haz almaları sağlanmaktadır. Türk televizyonlarında izlenme oranı yüksek dizilerden Çocuklar Duymasın. bu yüzden de sonlanmasının hemen ardından filmi çekilen “Asmalı Konak”tır. 1992. seriyal veya dizi olarak bilinen tür bir sunum. Çalışmanın kuramsal ve metodolojik yaklaşımı şu şekilde özetlenebilir: Televizyon yapıtları kurgusal bir dünya yaratarak izleyiciyi bu dünyanın içine çekerler. babasından. eskinin kademeli olarak yeni ile yer değiştirdiğini fark ederler. Türk televizyonlarına bakılacak olursa özellikle 2000’li yıllara kadar yayınlanan dizilere yukarıda bahsedilen unsurun hakim olduğu söylenebilir ancak 2000’li yıllarla birlikte erkeğin yanında yer alarak ona. müzik. kadın. ağabeysinden. kahya. Bu standart bir şekilde kadınlara benimsemeleri için belirli değerler ve roller sunar. Hayat Bağları gibi dizilerde kadın imgesinin değiştiği vurgulanmaktadır. Sinema en genç sanat dalı olduğu için diğer sanat dallarından çok etkilenmiştir ve yedinci sanat olan sinema. edebiyat gibi sanatlardan parçalar taşımanın ötesine geçerek kendi estetik yapısını oluşturmuştur ve bu ilişkiyi bir etkileşime dönüştürmüştür. Aile yanında çalıştırdığı çok sayıda hizmetli ile bir bütün olarak ele alınmaktadır. yüksek ratingler alan. Televizyon sayesinde kendine daha geniş bir hedef kitle ve tanıtım imkanı bulmuştur. Ayrıca kadın.67). dolayısıyla ailesine maddi ve manevi destek veren eş. tiyatro. ev kadını ve tüketici olarak geleneksel anlamda rolleri benimsemiş varlıklar olarak sunulurlar. Bakış (kamera) açısından Devingen dünya üzerine her türlü bilginin üç işlevi vardır: Uzam-dünyanın kendisi. İzleyiciler ekranda gördükleri dünya aracılığıyla kendi yaşadıkları gerçek dünyanın farkına varırlar (Novak. Televizyon sinemanın sahip olduğu hemen hemen her şeyi kendi bünyesi içinde öğütegelmiştir. Diğer tlevizyon türleri içinde soap-opera. ortak yönler bulup kendilerini görürler. 1995. Kadınlar genellikle eş. onu ele alan özne ve her ikisinin yer aldığı belli bir zaman dilimi.televizyonun eğlendirme işlevini yerine getiren yapımlardır. Böylece yavaş yavaş değişen yeni toplumsal yaşayış televizyon dizilerinde ele alındıkça gerek kadınlar gerekse erkekler dünyanın değişmekte olduğunu. bir yandan da Anadolu’nun tarihi ve turistik bölgesi Nevşehir Peri Bacaları sık sık gösterilmekte. Bu durumda bu üç ulam anlatıyı kavramamızı sağlayacak temel değerlerdir (Yücel. En Son Babalar Duyar. hanımağa. temsil alanı olduğu için   102   akademia . 17). Bunun yanı sıra yine 2000’li yıllarla birlikte erkekten daha özel bir ifade ile ailesinden. 1982. Televizyon dizileri popüler kültürün birer ürünüdürler.

‘anlatıbilim’i yaratmıştır. 186). ideolojiyi. 2001. üretim ve tüketim   süreçlerinin ideoloji merkezli çalışılması. anlamların şeffaf taşıyıcıları olarak medya metinleri kavramından koparak. olaylar kendi başlarına bir anlam iletemezler. Olayların ister gerçek ister kurmaca olsun anlaşılabilir kılınması için sembolik biçimlere dönüştürülmesi gerekir. göstergenin çok aksanlılığından bahseder ve kodların açımlanmasında yan-anlam düzeyinin daha açıklayıcı olduğunu ileri sürer (Dağtaş.17). neyin normal neyin anormal olduğunu tanımlarken egemen ideolojinin bakış açısını kıstas almaktadır (Demir. kabul etmekte ve günlük yaşayışı içinde kullanmaktadır. 1990. Öte yanda medya. ne anlatıldığı (öykü) ile nasıl anlatıldığı (söylem) arasında ayrım yapar. 1983. sinemaya olanaklar sağlayan roman teknikleri arasındadır (Aykın. Ayrıca sinema. Hall. kesim (dècoupage) ve kurgu (montage) gibi sinemanın temel yapısını oluşturan bazı özellikleri de almıştır. Bulgar Tzvetan Todorov. Kültürel çalışmalar.40). Bu medya içeriklerinin birer popüler kültür ürünü olmaları ve günümüzde beğeni ile izlenmeleri nedeniyle tartışılmaktadır. 25-27). Marksist kuram içine eklemlenen İngiliz Kültürel Çalışmaları’nın önemli temsilcilerinden Stuart Hall. yapısalcı bir yaklaşımla anlatı analizini içerir. Bir de karşıt okuma vardır. Medya metinlerinin. belirli yönlerini reddederler. yani anlatı söylemi. anlatıdaki zaman ve mekân kullanımlarını. “Anlatı söylemi”. neyin iyi neyin kötü. 1980). İngiliz Kültürel Çalışmaları. J. romanın ve sinemanın kullandığı bu teknikleri geliştirir ve kendi dilini (gramerini) oluşturur. metnin kendisidir. anlamlar çerçevesinde geçen bir mücadele olarak görür. Greimas. anlatı (narrative). metinlerin ideolojik ve dilsel yapılanmalarına odaklanır. İngiliz Kültürel Çalışmaları ile başlamıştır. 1990. Zaman içinde televizyon. (Eaglaton. Yapısalcılık Litvanyalı A. 126). öyküleme (narrating). Marksist kuram içine eklemlenen İngiliz Kültürel Çalışmaları’nın önemli temsilcilerinden Stuart Hall’a göre egemen okuma izleyicilerin medya tarafından sunulan içeriği sorgulamadan aynen kabul etmeleridir. Müzakereli okumada izleyiciler medya tarafından sunulan içeriği tartışırlar ve bu içeriğin belirli yönlerini kabul ederler. O halde izleyici medyanın verdiği bir mesajı aynen alıp. Genette’ye göre anlatı kuramda üç önemli kavram bulunmaktadır: Öykü (story). olayların kronolojik düzendeki biçimidir. anlatıcı çeşitlerini ve dönüşümlerini ve olay örgüsünü içermektedir (Eaglaton. O’na göre. 103   akademia . 492) ve hepsini çeşitli televizyon türlerinde görmek mümkündür. kaydırılması (travelling) yöntemleri de gerçekte. 2003. Bunun en güzel örneği televizyon dramaları veya diğer adıyla seriyaller oluşturmaktadır. Bu türler arasında sadece tek taraflı bir egemenlik ilişkisi söz konusu değildir. Fransız eleştirmen Gérard Genette. Genette. Öte yandan da etkin izleyici ve etkin okuma anlayışı ile medya iletilerinin kodlanmaları ve izleyicilerin değişik kod açımlarıyla ilgilenir (Dursun. İngiliz Kültürel Çalışmalar geleneği tarafından başlayan medya içeriğinin izleyenler tarafından ne şekilde hangi ölçülerde alımlandığı her zaman önemli bir sorun olagelmiştir. romandan eksiltme (ellipsis). medyayı. 2005). Claude Bremond ve Roland Barthes’ın etkili birer uygulayıcısı oldukları yeni bir edebiyat bilimini. 2003. yani anlatının içeriği. Bu işleme kodlama adı verilir. Hem edebi metinleri hem de filmleri çözümlemede kullanılabilen anlatı bilimi. Bu yaklaşımın karşıtı ise müzakereli okumadır. betimleme açısının (alıcının) devingenliği. İlk kez Todorov tarafından 1969 yılında kullanılan anlatı bilimi (narratology) terimi. yani anlatı eyleminin üretilmesidir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   çeşitli alan derinliklerinde betimlemelerin (çekimlerin) zincirlenişi. toplumda hakim ideoloji ve değerleri yeniden üreten bir kurum olarak görür (Dağtaş. bu çalışmada kuramsal çerçeveyi oluşturmaktadır. Karşıt okumada izleyiciler medya tarafından sunulan içeriği reddederler (Hall.

Küçük yaşlardan itibaren televizyon seyreden insanlar toplum içinde oynayacağı rolleri televizyonda izledikleri. “Öykünme ve model alma önemli bir toplumsal öğrenme sürecidir. 1973). Daha sonra evlenecek olan bir şoför ve bir genç hizmetli. Dizinin Öyküsü Asmalı Konak dizisi bir aile dizisidir. karakterlerin tanıtımı ile başlayacak ve dil ve üslup ile devam edecektir. Bu rollerin benimsenmesinde kitle iletişim araçlarının özellikle televizyonun büyük bir rolü vardır. Bu ailenin ilişkiye girdiği başka aileler de bulunmaktadır. doğup büyüdüğü Nevşehir’deki konağına dönmek zorundadır. Bu dizi izlenme rekorları kırmasının ardından bu bölgeye ve de konağa çeşitli gezi ve turlar düzenlenmiş ve bölgenin turistik değeri bu diziden sonra artmıştır. Bir izleyici olarak metin değerlendirilmeye çalışılacak ve bu öyküde postmodernist etkiler olup olmadığı tartışılacaktır. Evin hanımı olan anne yaşı ilerlemiş. Ailenin geçim sıkıntıları yoktur hatta bölgenin en zengin ailesidirler. New York’dan da   104   akademia . Anadolu’nun tarihi bir kasabasında yaşayan köklü bir ailenin hikayesini anlatmaktadır. yeni tutum ve yargılar oluşturmak için görsel. Genç kadın ise aile özlemi çekmektedir. eşi ve ailenin en küçük kızı ile yaşıt olan bir erkek çocukları bu ailelerden başat olanıdır. kabul edebilirler. Bu mesajlar televizyon türleri içine yerleştirilir. Olaylar Nevşehir’de aileye ait olan konakta “asmalı Konak”ta geçmektedir. Sözgelimi. Konak Peri Bacaları bölgesinde tarihi değeri olan bir konaktır. Zira yaşamı anlamada rol kavramı önemli nir yere sahiptir. Alt başlıklar da bu sınıflandırmaya uyacaktır. İlk görüşte bu iki insan birbirlerine aşık olur ve evlenirler. zaman.Medya var olan toplumsal düzeni korumak. Aile ayrıca oldukça da köklüdür. içinde onlarla kişinin yaşadığı bir konaktır. onlara söz geçirebilen hem de konağı yöneten bir annedir. Dizide ilk olarak Aile reisinin ( Mahmut ) öldürüldüğünü görürüz. Evi ve hayatı oradadır. reddedebilirler veya bir kısmını kabul ederek geri kalanı reddedebilirler. mekan ve anlatı evreni tasarımı. karakterlerine ve bunların izleyiciler tarafından nasıl algılandıklarına bakılmaktadır. eşini kaybetmiş ve çocuklarına kol kanat germiş. Bütün bu kuramsal çerçeveden hareketle Genette’in sınıflandırmasına dönerek “Asmalı Konak” dizisi ve filmini anlatı kuramı açısından belirlemeye çalışalım. işitsel ve görsel-işitsel mesajlar yollar. Çeşitli yatırımları vardır. İzleyenler de sözkonusu televizyon türlerini okuyarak kendilerine pay çıkartırlar. Günlük toplumsal yaşamın bir parçası olan bu roller zamanla içselleşerek kişinin de bir parçası olur (Goffman. 1959). Ancak ev sıradan bir konut değil. Erkeğin aksine onu bekleyen bir evi ve ailesi bulunmamaktadır. Dizide ilerleyen zaman zarfında İstanbul’dan New York’a. aile içinde gördükleri ve dış çevreden edindiği bilgilerle öğrenmekte. benimsemekte ve zenginleştirmektedir. Bu çerçevede “Asmalı Konak” bağlamında dizinin ve filmin içeriğine. 1. sinema filmleri gibi çok seyredilen programlarda yansıtılması insanların da rollerini daha kolay adapte etmelerine yol açmaktadır. Olaylar genç evlilerin “eve” dönmeleri ile başlar. Genç adam ailesinin işlerinin ve evlerinin bulunduğu. çalışma dizinin öyküsü. Toplumsal yaşam değiştikçe bu değişimin diziler. Yanlarında birkaç aile çalıştırmaktadırlar. Bu şekilde en büyük erkek çocuk işlerin ve ailenin sorumluluğunun yüklenmiş olur ama dizi esasen sıra dışı bir şekilde New York’ta eğitimini yarıda bırakmış bir genç erkek ile resim eğitimi almış ve New Yok’ta sergi açmış bir genç kadının tanışmaları ile başlar.” (Bandura ve Walters. Bir kahya. var olan toplumsal düzen içinde yer alan bazı unsurları değiştirmek. Hangi rolün nasıl oynanacağıveya hangi rolleri kimin oynayacağı insanlara öğretilmektedir. uygun bir eş bulunan bir başka kadın hizmetli ikincil derecede önemli olan ve konakta yaşayan ailelerdir.

İnsanlar da TV dizilerini seyrederek gerçek yaşamı biçimlendirmeye çalışırlar. bir sonraki bölümde ne olacak sorusunu   akıllarda taze tutarak olay örgüsünü zenginleştirmektedir. meslekler. hatırlatmalar yapmak ve etki yaratmak için kullanılmaktadır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Nevşehir’e yerleşen “gelin ağa Bahar”ın eşi ve ailesi ile olan ilişkileri konu edilir. Geriye dönüşler dizinin anlaşılmasına yardımcı olmak. Bunlardan başka büyük abla Dilara ve konuşamayan kızı Zeliş ile diğer ikincin akrabalar diziye zaman zaman dahil olurlar. 271) Anlatım. Şimdiki zaman konaktaki insanların yaşamış olduğu ve yaşayacakları anlara gönderme yapan bir süreçtir. varlıkların ve nesnelerin üzerinde durduğu için zamansal akışı sanki durdurarak anlatıyı uzama yayar. Ailenin otelleri ve ailenin eğlence için gittiği yerler ve Ali’nin evi sonraki aşamalarda yer alır. anlatının zamansal ve dramatik yanına bağlı olarak eylemlerin ve olayların üzerinde kalırken. Bu ilişkideki iniş çıkışlar arasında bir tecavüz yaşanmış ve kahyanın oğlu ile nihayetinde evlenmişlerdir. Bu nedenle konak avlusu ve iç odalarıyla birlikte bir mekan olarak değerlendirilmeli ve konak hem bir iç 105   akademia . Yaşadıkları mutluluklar ve sıkıntılar diziye dahil olur. çatışmalar yaratırlar. betimleme. Anne Sümbül Hanım çocuğa ve genç kadına sahip çıkarak genç hizmetliyi önceleri biraz karanlık geçmişi olan sonraları ise aileye sadakat gösterecek bir erkekle evlendirir. tüketim kalıpları temsil edilir. “Asmalı Konak” da yarattığı atmosfer ile izleyiciyi içine çekerek. bölüm bölüm ilerlemesi esnasında kişi ve olaylar anlatıya dahil olurlar. 2. Konağın dış avlusu sadece şöförlerin ve korumaların beklediği bir alan olarak belirir. Ancak olaylar evde yaşayan diğer fertlerin de katkısıyla gelişir. Dizi boyunca iç mekan kullanımı ağırlıklıdır. anlatı şimdi üzerine kurulmuştur. Ağabeysi gibi yurtdışında eğitim gören küçük erkek kardeş Seyhan da gönlünü sakar fakat eğitimli. Geçmiş zaman sırlara tanıklık etmiştir. Dizi şimdiki zamandadır. Mekanın en önemli bölümü diziye adını veren “asmalı konak”tır. Dizide ve Filmde Zaman. Ailenin en küçük kardeşi Zeynep’in haşarılıkları. Bu anlamda anlatı zamanı öykü zamanı ile bütünleşik olup öykünün ağır ağır. olaylar. ara sıra şehir merkezi ve İstanbul’da geçmektedir. En önemli olaylar konağın içinde geçer. Olay Bahar’dan saklansa da hizmetli kızın hasta olup çocuğunu Bahar’a emanet etmesi ile ortaya çıkar. Şimdiki zamanını dışında bir de geçmiş zaman vardır. Mekan ve Anlatı Evreni Düzeni Genette’ye göre (1980. Konağın içi özellikle ailenin bir araya toplandığı oturma odası. Dizi ilerledikçe kahramanlar ve gelişen olaylarla ilgili daha çok bilgi edinilir. Bu inişli çıkışlı ilişkide zaman zaman çeşitli sıkıntılar yaşanır çünkü Bahar asi yaradılışlı bir kadındır ve yeni hayatına sadece eşinin hatırına uyum sağlar ve sıkıntılarını yeri geldikçe konakta yaşayanlara yansıtır. Eşi Seğmen Ağa ise Amerika’da eğitim almış modern bir kimlikle seyirci karşısına çıksa da eşine olan sevgisinden kıskançlık duygularına yenik düşmekte ve bu nedenle çatışmalar yaşanmaktadır. Seymen Ağa gençliğinde evdeki genç. Nevşehir’de Nevşehir’in karakteristik özelliklerini taşıyan bir konakta. temiz bir kıza (Lale) kaptırarak evlenir. Onların üniversite kazanarak İstanbul’a gitmeleri ve İstanbul’da yaşamaları da çeşitli olaylarla konu edilir. güzel hizmetli ile yasak bir aşk yaşar ve bir erkek çocukları olur. yie bir arada olunan iç avlu mekanda önemli yer alırlar. yaşam biçimleri. TV dizilerinde yaratılan karakterler ve olaylar aracılığı ile gerçek kişiler. evin kahyasının oğlu ile yaşadıkları aşk da diziye dahil olmuştur. Çiftin bir süre sonra bir kız çocukları olur. bunun tersine. Üçüncü olarak gelecek zaman konaktakilerin şimdiki zamanla bağlantılı olan beklentileridir.

Film mutlu son ile biter. Türkiye’nin özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük illerinden özel turlar düzenlenerek bölge ve dizinin çekildiği mekanlar başta “asmalı” konak olmak üzere tanıtılmıştır. Bahar ve Seymen’in evliliklerinden öncesi. Seymen’in bir başka kadınla yakınlaşması ve evin hizmetlisinden bir erkek çocuk sahibi olması. Sonuca varmak için olaylar birbirine bağlanmaktadır. Bu üç ana olay haricinde çeşitli alt bölümler de bulunmaktadır Seymen’in feci bir kaza geçirerek kaybolması. Ancak mekanlar karakterler ile bir anlam kazanır. Bahar ve Seymen’in evlilikleri esnasında yaşananlar ve Bahar’ın ölümcül bir hastalığa yakalanması. “Asmalı Konak” mekanının cemaat kültürünün birincil ve ailevi ilişkilere dayanan atmosferini yansıtmak için seçilmiştir. Zeynep’e tecavüz edilmesi ve Zeynep’in Kirve-Kahya Bekir’in oğlu Salih ile evlenmesi gibi. Final de bir başlangıç olmuştur. uçsuz bucaksız sarı ve kahverengi tonlarında araziler dizide adeta karakterlerden biri gibidir. Gerçek anlatıcı olarak yönetmen görülmektedir. Olaylar sebep-sonuç ilişkisi içinde ilerlemektedir. Tüm kadın hizmetlilerde geleneksel yazma türünde başörtüsü kullanılırken anne Sümbül Hanım sosyal statüsüne uygun olan taşlı ve işlemeli eşarplarla tasvir edilmektedir. efendi-köle ilişkileri de temel öykü kapsamında değerlendirilmelidir. Boğazfarklı bir kültürün unsuru olarak vurgulanmıştır. Ancak bu dizide bir son yoktur.mekan hem de bir dış mekan olarak algılanmalıdır. Filmde tedavi olmak üzere Bahar ve Seymen New York’a giderler. Seymen Ağa benzer bir şekilde takım elbiseli veya spor kıyafetleri içinde görünmektedir. Bir gece sokak serserilerinin saldırısına uğrarlar ve Seymen yanlışlıkla Bahar’ı vurur. Son tahilde diziye mekanlar ve olay örgüsü bağlamında bakıldığı zaman. Dizide de karakter olgusunun üzerine düşüldüğü görülebilir. Bu mahalle kavramıyla yiten toplumsal mekan anlayışına gönderme yapmaktadır. Karakterlerin yaşadığı evleri ve şehirleri ancak onlarla bağlantılı olarak görülmektedir. Peribacaları. Giysi ve dekor olarak kişilerin karakterlerine özgü bir stil tercih edilmiştir. Temel öykü Bahar ve Seymen’in ilişkileri üzerine kurulu olmakla beraber temel öykü kapsamı içinde aile fertlerinin ilişkileri de öykü kapsamı içinde önemli bir yere sahiptir. Dizinin Başat ve İkincil Karakterleri Genel olarak Türk Sinemasında karakter olgusu zayıf kalmıştır ancak son dönem Türk sineması Yeşilçam’da kendine fazla yer bulamayan karakter olgusunu işlemeye başlamıştır. Bahar hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınır. Yerel iletişimin ve gündelik dilin paylaşılarak taşralılık halinin canlı olarak yeniden üretildiği alanlar olmaktadırlar. Sümbül Anne’nin yaşantısı. Kapadokya aslında geçiş kültürü içinde yer alan toplumsal bir dokuyu yansıtmaktadır. büyük kız kardeşin problemleri. Bu dizi ile birlikte Nevşehir’e yerli turistin ilgisi artmıştır. Yönetmene yardımcı olarak da karakterleri görmek mümkündür. Dizi klasik anlatı kalıpları içinde geçmektedir. Filmde yer alan efektler kısa etkilidir fakat müzik diziye has bir öneme sahiptir. karışık çıkar ilişkileri. Olaylar tamamen birbirine bağlıdır ve karşılıklı ilişki içindedir. Melodram formundan dramatik yapıya geçşile birlikte   106   akademia . aklını kaçıran Seymen ise binbir zorlukla bulunur ve tedavi olur ve bu iki olay Bahar’ın kendine gelmesi ile kesişir. Dizide sıklıkla şehrin tarihi dokusu ve karakteristik mekanları gösterilmektedir. Finalin ardından bir sinema filmi çekilmiştir. Dizide kadınların iş deneyimi ve eğitimine pararlel olarak gözlük kullandıkları da not edilmelidir. Hasılat rekorları kıran bu film eleştirmenlere göre dizi kadar başarılı değildir. Dizi anlatı olarak iki kısımda incelenebilir. küçük kız kardeşin duygusal sorunları. Sözgelimi Sümbül Hanım’ın ileri yaşlarda yaşadığı aşk. 3. Öte yanda New York ve İstanbul.

dirlik düzen sahibi olarak karşımıza çıkar. Güç sahibi olan kişilerin davranışlarıyla onlara tabi olan kişiler arasında yeni baskı ilişkileri ortaya çıkar. Modern anlamda bir ağayı temsil etmektedir. eşinin katledilmesinden önce eşi ve çocuklarıyla 107   akademia . Genel olarak kadın vücut-materyal. Güzel giyinir. babasını. Asmalı Konak fertleri Anadolu kültüründen gelirler ve biz söylemine içkindirler ancak yeni kuşak   eğitimli erkek kardeşlerin bu kültüre aykırı olan bir düşünüş biçimiyle ortaya çıkmaları bir çelişkiyi de beraberinde getirmektedir. duygusal. zengindir ama standart dili kullanamaz. bazen de zor durumlardan kurtulmasına yardım eder. Güç ve iktidar ilişkilerinin oluşum sürecine bakıldığında karakterler daha belirgin özellikler kazanırlar. Genel olarak erkek de zihin-soyut (Seymen yakışıklılığı ile ayrılır). anlamların çözümlenmesi ve yeniden üretimiyle çeşitli temsil süreçleri başlar. kardeşini. Toplumsal konumunun bir göstergesi olarak takım elbise giyer ve kravat kullanır. Seymen ve Bahar eşit koşulların insanlarıdır ama Seymen Nevşehirli. Kurduğu otorite ile anne Sümbül’ü kontrolü altına alır. Bahar ise İstanbullu’dur. Ailesine sahip çıkan. Ali’yi ve diğer ikincil karakterlerden Yaman’ı. Geleneksel ağa rolünden çıkmış modern bir kimliğe sahiptir. konuşması düzgündür. eğitimli biriyle evlendirilmiştir. Geçimleri bu temel eksende iniş ve çıkışlara sahne olur. ancak yaşça küçük olan Seyhan’ çoğunlukla spor kıyafetler içinde görürüz. özgürlüğüne düşkündür. kardeşi Seyhan gibi. Sanatçıdır. Bahar dizide özgür ve modern kadını temsil etmektedir. Bu doğrultuda: Seymen: Dizinin ana karakteridir. gurulu / övünen. Bu toplumsal değerler açısından tüketim kültürünün egemen olduğu bir dönemin eleştirisi olarak yorumlanabilir. Seymen çizgiler içinde yaşayan bir iş adamıdır. Dizide arka planda Max Weber’in Protestan Etiği ve Kapitalizm arasında kurduğu bağı da gözlemlemek ve değişik açılımlarını yakalamak mümkündür. yeni yaşam biçimini temsil ederken kendi içinde hala geleneksel değerleri taşımakta olduğunu göstermektedir. Ali eğitimli değildir. uyum sağlama zorluğu ve taviz veremeyen karakteri onu zaman zaman zor durumlara sokar. bölünmüş olarak belirir. Van Dijk’a göre iktidar ilişkisi karşılıklı etkileşim içinde ortaya çıkar ve gelişir. aktif. tevazu sahibi. güzelliğe ve iyi eş olamaya kodlanmıştır. kardeşlerine kol-kanat geren. rasyonel. Toplumsal konumunun bir göstergesi olarak kravat kullanmaz. Bu süreçte sembolleştirmenin önemli bir yeri vardır. işi ve konak arasında denge unsuru olan. Sembolleştirmeyle yeni anlam üretimi. pasif (Bahar özgür yaşam anlayışıyla kısmen aktif olur). Kıskançlıkları. meceraperest. eşini kıskanan. Can’ı ve Ayşe Melek’i açımladığımız zaman çalışma etiği ve buna bağlı olarak kazanma kültürünün onandığı görülmektedir. Bahar: Asi. evcimen. Erkek babalığa. baskın. Sümbül. Ağanın vefatından sonra işlerin ve de ailenin başına geçer. yaratıcıdır ve sevdiği insan için alıştığı değerleri geride bırakmış ve yeni bir hayata başlamıştır. Zaman içinde daha da olgunlaşır ve tıpkı kocası gibi ailesine sahip çıkar. bastırılmış. korumacığa kodlanmıştır. çizginin dışındadır. Oyuncular öykünün bir parçası hatta öyküyü yönlendirenlerdir. Eşi. Sümbül: Sümbül anne. Yeme-içme. hassas ve kocasına tapan ressam eş rolündedir. Bahar sanatçıdır. İstisnai görünümler ise yaşanan değişimi vurgulamaktadır. aynı zamanda entrikalara yol açan babasının katli ile esrarengiz olayları çözmeye çalışan adil bir iş adamı görünümündedir. Seymen Ağayı.Erciyes İletişim 2009 Ocak   gerek diziye gerekse filme ilişkin olarak karakterlerin çevreleriyle birlikte anlatıldığını da görmek mümkündür. Seymen. Bu sembolleştirme sürecinde kadın anneliğe. Güzel giyinir. alış-veriş için lüks yerlere gider. öte yanda duygu ve düşünceleri ile hesaplaşan yeni Türk erkek imgesini temsil etmektedir.

Gizlice evlenmesi de yurt dışında okuması da geleneksel değerlerinden kopabildiğine ve başkalaştığına işaret eder. Bekir Kirve: Bekir Kirve evin hem kahyasıdır. Sümbül hanım otoriteyi ve geleneksel Türk annesini temsil etmektedir.mutlu bir hayat sürmektedir. konağın küçük kızı Zeynep ile evlenince aileye de resmen katılmış olur ancak bu durum onun kişiliğinde bir değişiklik yaratmaz. Bu çocuk üzerinden aile ve Seymen Ağa’da hakları olduğunu var saymaktadır. hissi de çok kuvvetli olan bu kadın sevgisi ve itaati ile konakta kendine has bir yer edinmiştir. aileden kopmuş genç kızları temsil eder. Zeynep: Ailenin en küçük çocuğu olan Zeynep hem biraz yaramaz hem de şımarık. Dicle Haydar’ı hiçbir zaman benimsemez fakat oğlu hatırına evlenirler. Oğlu Salih. Bu anlamda kirve birliğin simgesidir. Seyhan dizide kriz yaratan yine de vazgeçilemeyen. Oğulları Salih. Yaşına ve yaşadığı ortama göre Sümbül Hanım da yenilikçidir. Zaman içinde yeniliklere fazla açık durmamıştır. hem de ailenin bir ferdi gibi aileyi koruyup kollamaktadır. Bekir kirve. onları benimsemiştir. Seyhan: Evin küçük erkek kardeşidir. Dicle fedakârlığın simgesidir. Kendinden daha emin ve daha cüretkardır. 108   akademia . Karısı Fatma da Sümbül Hanım’ın adeta bir kardeşi gibi konağı çekip çevirir. olaylar yatışır fakat Zeynep en yakın dostu ve gerçek arkadaşı Salih ile evlenir tüm karşı çıkmalara rağmen. Onun çocuklara kirvelik etmiş olması aile içindeki terine işaret etmektedir. aileyi efendi bilip geleneksel role sahip çıkan ve ekmek yediği. Ezilen okumamış kadınları. bu anlamda Zeynep yeniyi temsil etmeye çalışırken inandığı değerleri bozguna uğratılmış bir genç kadını temsil eder. Zeynep’in çocukluk arkadaşıdır ve Zeynep ile Salih hep birlikte anılırlar. Geleneksel bir annedir. Ağa ile yaşadığı aşktan sonra terk edilmiş ama hane dışına da atılmamıştır. Seymen’den bir erkek çocuğu olmuştur. dediğim dedik bir kişilik çizer. Bundan sonra eskiden kendisi ile evlenmek isteyen ancak eğitimsiz olduğu için reddedilen Hamza adındaki karaktere ilgi duymaya başlar ve ilerleyen bölümlerde onunla birlikte görülerek olası bir evliliğe sıcak bakar. Zaman içinde olgunlaşır. Hatta oğlu Salih bir süre sonra konağın küçük kızı Zeynep ile yakın arkadaşlığı bir aşka döner ve atlatılan badirelerden sonra evlenirler. Kahya ile konak arasında bir tür aile bağı kurmuştur. Bu özelliği ile konaktaki diğer hizmetlileri de idare etmektedir. Ancak bir zaman gelip ayrı düşerler ve Zeynep erkek arkadaşının tecavüzüne uğrar. Zaman zaman ağabeysi Seymen’den akıl alan zaman zaman akıl verme sevdasına kapılan fakat her zaman ailesine bağlı bir gençtir. Ablası ve ağabeyleri ile arasında önemli bir yaş farkı vardır. Yaptığı izinsiz ve gizli evlilik onu zor duruma soksa da bu kriz de atlatılır. hizmetlilerin hizmetli olmaktan öte aileden biri olmasını. bira şımartılmış erkek çocuğu temsil eder. Zeynep aşırılığıyla öne çıkan bir karakterdir ve aşırılığı onu yıkıma götürmüştür. 6. Dicle: Dicle evdeki hizmetlilerden biridir. Kahya ve de Kirve Bekir ve Fatma’yı kendi anne ve babası gibi görmektedir. Bu üzücü olayın ardından Tamer’in ailesi “artık kızımızsın ne zaman seni istemeye gelelim” der. Ancak Sümbül anne oğlu Seymen’e bir hizmetliyi asla yakıştırmaz ve çocuğu da kabul etmez. Bir gün Seymen Ağa’nın oğlunu nüfusuna alacağını ve kendini de gelecekteki   ilk erkek çocuğun annesi olarak görmektedir. Bu yönüyle. Otoriteye itaat eden. Eşinin öldürülmesi Sümbül annede tarifsiz bir acı yaratmışken oğlunun evliliği ile yeni bir sayfa açar. Bunun yerine Haydar adında Mahmut Ağa’nın cinayetini üstlenen kişi ile Dicle ‘yi evlendirir. gelenekçi imajı ile dğerlerine ship çıkmıştır. Kendi gerçeklerinin farkında ve kendi işinde olan bir kadındır. Ancak o da oğlu Seymen gibi geleneksel yaşam biçiminden çıkarak modern hayatın gereklerini benimsemiştir. Fatma da fedakarlığın simgesidir. Fatma: Fatma konağın kahyasının karısıdır. kendisini koruyan aileye son derece sadık bir insandır. hatta kirve olmasını temsil eder. öğrenir ve kendini bulur.

Bahar için kullanılan anlatım biçimi ise aldırmayan. Dilara: Dizideki ezilmiş. özgür ve batılı kültürel nitelikler taşır. Zeynep’i her zaman gözeten ve onu gerçekten seven bir gençtir. aralarında kurulan iletişim ilişkilerini nitelemektedir. yakışıklı ve moderndir. Bir gün kaçırılır ve bulunmasıyla birlikte konuşmaya da başlar. Bundan sonra Ali sevgisini kalbine gömmüş. Salih bu anlamda dizide boyunca değişen en önemli karakterdir. Zaten dizide Ali’nin gençlik döneminde Sümbül Hanım’a talip olduğu. Ali: Ali. Salih azmi sayesinde okul hayatında Zeynep’ten daha başarılı bir tablo çizmiştir ve evliliklerinin hemen ardından geçim sıkıntısına düşmemek adına hem çalışmayı hem de okumayı göze almıştır. Bu avamlığı. yaşlı değil. Bu şekilde suçlunun da cezasını çektiği kanaati yayılır. Yani Nevşhir aksanı kullanılmaktadır. Sonra tecavüze uğrayan Zeynep ile evlenerek ağaya damat olur. mutsuzluğa mahkum edilmiş karakterlerden belki de en trajik olanı Dilara’dır. baba evine sarsıntı geçiren çocuğu ile sığınmış. Hukukçu olmanın hayallerini kurmaktadır. Hayatlarının baharlarında olan bu iki genç Zeynep ve Salih farklı aile yapılarından ve farklı kültürlerden gelmektedirler. Ancak bu konaktaki hizmetliler arasında gülünç olarak fakat gizliden gizliye de hayranlıkla karşılanır. Seymen modern bir ağadır. Konaktaki hizmetliler de Ali ve hala gibi konuşmaktadırlar. basitliği ve eğitimsizliği dile getirmese de o bölge insanını öne çıkartmaktadır ve farklı iki kesimin birlikteliğine gönderme yapmaktadır. 4. bir macera yaşamış ama Mahmut’un ölümüyle de önce gizliden gizliye sonra açıkça Sümbül Hanım’a ilgi duyar ve bu ilişki yüzük takmaları ile sonuçlanır. Dilara geleneksel bir anneyi temsil eder. Kahya babası ve aşçı annesine rağmen İstanbul’da bir zenginler okulunda burslu olarak okur. Hizmetlilerden bir olan Hayriye de modern düşünce tarzı ile dikkat çeker. Eğitim seviyeleri konak ile kirve arasındaki yakın ve dürüst ilişkiden ötürü hemen hemen aynı olmuştur. gerek kız kardeşi gerekse ailesi ve çalışanları ile ailenin yakın bir dostu olur.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Salih: Salih de akıllı ve çalışkan bir çocuktur. Aşk olmadan evlenmenin bir anlamı olmadığı gibi bir üst sınıfın değerlerine öykünür. Zeynep ile eşitlenir. bu nedenle “dayak” gibi toplumsal açıdan yanlışı yapar fakat bunun da cezasını hayatı ile öder. 109   akademia . Ali’nin ise ölçünlü dili kullanmadığı görülür. Dil ve Üslup Bir gösterge olarak dil ve anlatım karakterler için farklılaşır ve bu farklılık karşıtlık olarak algılanmalıdır. onun problemleri ile uğraşan ve her zaman aile baskısını üzerinde hisseden genç bir annedir. Kocasının ölümünün ardından büyük bir acıya göğüs germek zorunda kalmış. Anlayışı ve sağduyusu ile çözüm üreten bir ağadır. ancak eğitim durumu nedeniyle reddedildiği ve Sümbül’ün bir mühendisle evlendirildiğinin altı çizilir. Mahmut’un   Sümbül Hanım’ın eşi katledileme olayının aydınlatılmasında önemli adımları olan. Üniversiteye giriş sınavında Türkiye birincisi olmuştur ve burslu olarak Zeynep’in gittiği üniversitede okuma hakkını elde etmiştir. Onun da hayatı Yaman ile değişir. Salih dizide Amerikan Rüyasını sembolize eder. Zeliha (Zeliş): Küçük Zeliş önceleri ve uzun bir süre dizide dilsiz ve yaşadıklarına karşı tepkisini bu şekilde veren bir küçük kız olarak belirir. Hiç evlenmemiştir. Astığı astık. Geçirdiği sarsıntıyı atlatır. Eşine karşı ilgisi zaman zaman kıskançlığa dönüşür. Aile baskısının ağırlığı altında ezilirken bu baskılardan silkinir ve kızının da konuşmaya başlamasıyla o da hayatını yaşamaya başlar. Gençliğinde Sümbül Hanımla evlenmek istemiş ancak Sümbül Hanım’ın ailesi yüksek tahsilli bir damat olduğu için Mahmut’u Sümbül’e layık görmüşlerdir. Sümbül içinde bulunduğu duruma özgü bir kibarlığa sahiptir. konağı sevince boğar ve bundan sonra yaşıtları gibi normal ve çok sevimli bir çocuk olup çıkar.

otelleri. Dış gerçekliği nasıl algıladığımız. beklentilerini belirleyen toplumsal ideolojiler giderek onu çevreleyen ve sıkıştıran bir halkaya dönüşür. Bireyler saklı iç dünyalarına ve farklı sorunlarına karşın ortak bir paydada birleşmektedirler. modern ve post-modern karışımı bir aile çoksesliliği de beraberinde getirmiştir. konakları ve gezip görülecek yerleri ile sıkça işlenmektedir. toplumsal ideolojilerin yerleşikliği bireyi. görünüşle sınırlı kalan kültürel davranışlara da rastlanır. kendi yarattığı düzenin içine hapsetmektedir. geniş toplumsal simgesel düzenin bir   parçasıdır. 2000’li yılların başında yaşanan ekonomik kriz sanat sektörünü sekteye uğratmıştır. Bireyin kendini bu simgesel düzenden soyutlayabilmesi olanaksızdır. Kültür ve sanat ortamı açısından Bahar’ın bir ressam olması. bireylere toplum tarafından sunulan ve benimsetilen değerler ve yargılar bütünüdür. Bu nedenle. Folk. Aile Zeynep’i İstanbul’a üniversite eğitimi için göndermekle birlikte yaygın bir biçimde baskı uygular.Sosyo-kültürel konumlanmanın bir göstergesi olarak karakterlerin eğitsel durumları ülkenin genel yapısı doğrultusundadır. Bireyin kimliğini. her toplumun kendi değerlendirmesi ile sınıflandırılmış ve bireyin davranışlarını belirleyen öznel gerçekliklere dönüşmektedir. dolayısıyla toplumsal yapının ve kültürün bu çerçeve dahilinde belirlendiğini açıkça göstermektedir. toplum incelemelerinde de dilsel ögelerin vazgeçilmez önemi vardır. dilin de kurgulanan anlamları yansıtan bir araç olduğunu belirten felsefecilere ve dilbilimcilere göre. turistik veya hediyelik eşya satın alımı ekseninde şekillendiği. Anlamın toplum tarafından kurgulandığını. dil ve ideolojik sistem birbiri ile etkileşen. her dilsel metin o toplumun politik. toplumsal ve sistematik bir olgu olarak. Dış gerçeklik. Toplumsal ideolojiler bütünü. düşüncelerini. tepkilerini. Sergiler ise 1995-2000 yıllarına özgüdür. Doğu asıllı bir erkeğin batı eğitimi alıp batı yaşam felsefesini takip etmesi ve batılı zihniyette bir kadın ile evlenerek doğuya yerleşmesi filmin aurası olarak değerlendirilebilir. Toplumsal hoşgörü. farkında olsun ya da olmasın. Öze inmeyen. kültürel ve tarihsel yapılanmasının getirdiği bilinci yansıtır. Özetle dizide kullanılan üslup modern Türk yaşantısını sergilemektedir. köklü ve eğitimli bir ailenin yaşamını anlatmakta ve değişen değerler temelinde kurgulanmaktadır. anlamın oluşumunda. Nevşehir ile esasen Peri Bacaları ile ünlü tarihi ve turistik bir beldedir ve dizide de çarşısı. cinsiyet rollerinin. dil incelemelerinde toplumsal. Ancak. Dizi geleneksel yaşamın olduğu. birbirini oluşturan bir döngü içinde bulunmaktadırlar. Dil. Bu ortak payda. nasıl yorumladığımız ve nasıl aktardığımız bize toplumca sunulup benimsetilen ideolojilerle yakından ilgilidir. oteller zinciri. sergiler açması çok önemlidir. Salih’e de okuması için sınırlı bir biçimde yardım eli uzatılır. bireysel ve toplumsal kimliklerin biçimlenmesinde ya da söylemin kurgulanmasında simgesel bir düzen sunar. İşlediği sorunlar güncel ve her zaman raslanabilir niteliktedir. İdeolojiler bütününden oluşan simgesel düzen kendini dil yolu ile ifade etmekte. ekonomik üretimin tarımdan ziyade turizm. böylece dilin kullanımı ile oluşan söylemin çözümlenmesi sonucu bu toplumsal simgesel düzenin ayrıntılarına varılabilmektedir. 110   akademia . Bu zıtlık dizi bölümlerinin birinde balon ile seyahat ile de açıkça örneklenmektedir. 5. Ancak dizinin geçtiği 2000’li yılların başında sergi ortamı yerini müzayedelere terk etmiştir. Gelenekler yaşama dair bir bütünleyici unsur olarak tamamen sistemin kendi değer yargılarıyla uyum içindedir. Dizinin Temel Kodları Dizi genel olarak Anadolu’da yaşayan zengin. uzlaşım ve sevgi sayesinde kahramanlar sağ ve sol kültüre yöneltilmiş eleştirel bir açılımı yansıtmaktadır.

Bu dizide de aile hizmetkarları ile bir bütündür. “ağabey”sidir. Arada bölünmüşlük veya itilmişlik sözkonusu değildir. eğitimliden eğitimsize çeşitli tutkuların işlenmesine tanıklık eder. Herşey küreselleşiyor. kılık – kıyafeti ile farklı. • Ölümcül hastalık: Son olarak Bahar’ın şen ve havai yaşam anlayışına rağmen kansere yakalanması ve bu hastalığın da herkesi bir gün ve bir yerde yakalayabileceği işlenmiştir. • Aşk: Aileye üye olan hemen herkesin karşı cinse karşı olan duygularının içinde bu evrensel duygu da yer almaktadır. zorba. Sümbül ve Ali arasındaki tutku. genç ve yeniliğe açıktır. Hatta bu tanımın aksine güler yüzlü. • Çocuklar: Dizide üç ayrı kuşak yer almakta ve bu üç kuşağın tümünde çocuklara değer verilmekte.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Dizi yan anlamlar düzeyinde yabancılaşma unsuru ve bu unsurun köreltilmesi üzerinde de durmaktadır. • Tutku: Dizi baştan sona. Seymen Ağa bu geleneksel tanıma uygun değildir. İnsanlar yeni rollerini oynamaya başlama süreçleriyle birlikte mücadele edecekleri güçlerin başta kendilerinin tamamen dışında oldukları bir yabancılaşma ile karşı karşıyadırlar. ölümcül hastalık ve fedakarlık gibi günlük hayatın her alanında raslanabilen kodları görmek mümkündür. Yaptığı yanlıştan üzüntü duyan bir karakterdir ve bu anlamda küreselleşen Türkiye’nin artık “ağa”sı değil. boşanma ve geçim. daha sonra Seymen’den bir çocuğu olduğu için zorla Haydar ile evlendirilen Dicle’nin özel hayatı ve sonraları dizide bu ilişkiye katlanamadığını itiraf etmesi ve bunun evlilik içi tecavüz olarak algılanması. Öte yanda Türk kültürüne özgü aile. Bu da Türk toplumunun değerlerinden biridir. herşey değişiyor mesajı verilmektedir. Seymen Ağa’nın evin genç ve güzel hizmetkarı Dicle ile yaşadığı ilişki. Daha insancıl ve serbest bir hal alan evlilik dışı ilişkiler bu diziye yön vermiştir. “Ağa” denince de zihinlerde astığı astık. Asmalı konak dizisinde yer alan temel kodları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür: • Aile: Genelde doğu geleneğinde ve Türk toplumu genelinde aile oldukça önemli bir yere sahiptir. zayıftan güçlüye. tecavüz. zengin ve yöneten bir imge bütünü oluşmaktadır. ağalık sistemi gibi doğu ve batı kültürlerinde farklı karşılıkları bulunan kodları da hesaplamak gerekmektedir. Seymen ve Dicle. Seymen ve Bahar. • Boşanma ve geçim: Dizide gerek erkek gerekse kadın karakterlerin boşanma ve sonrasında yaşadıkları sıkıntılar ve bunların dostlar arasında maddi ve manevi çözümleri işlenmektedir. aynı çatı altında yaşamaktadır. onlara sahip çıkılmaktadır.   111   . yaşlı. Türk kültüründe temel yerel kodlar bulunmakla birlikte küreselleşmiş kodlar da vardır. tutku. Dizi küreselleşme kavramını da işlemektedir. akademia • Fedakarlık: Yine Türk toplumuna özgü önemli bir değer olan fedakarlık ilerleyen bölümlerde her karakterde göze çarpar. yine Seymen’nin eşi ile yaşadığı inişli çıkışlı aşk hikayesi. Ayşe Melek’in yaptığı işe olan tutkusu sayılabilir. • Aldatma: Zaman içinde tüm karakterlerin karşı cinsle olan ilişkilerinde veya iş hayatlarında aldatılmaları sözkonusudur. çevresine kapalı. Küreselleşmiş kodlara bakıldığında aşk. evin küçük kızı Zeynep’in erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğraması sayılabilir. zenginden yoksula. kestiği kestik. • Ağalık sistemi: Töre adına kayıpların verildiği günümüz toplumunda töre uygulayıcısı olarak ağalık sistemini görmekteyiz. • Tecavüz: Tecavüz dizide pek çok biçimde işlenmiştir. Ancak yaşanan pek çok ilişki de geleneksel bir biçimde evlilik ile sonuçlanmıştır. • Evlilik dışı ilişkiler: Değişen veya küreselleşen çağın bir gereği olarak “ağalık” sistemi de değişmektedir.

“Asmalı Konak” Dizisi ve Filmi Üzerine Bir Değerlendirme Günümüzde edebiyat. Zengin ve fakir aşkı pek çok kurmacaya konu olmakla birlikte Asmalı Konak’ta yer alan farklı kesimler arasındaki duygusal ilişkiler öne çıkmaktadır. ikincisi insan kişiliğini deyimin geniş anlamıyla nesnelleştirir” (Aktaran: Aykın. İzleyici Dilara’yla üzülüp Baharla sevinirken kimi zaman Sümbül’e hak vermiş kimi zaman ise Seymen’e kızmıştır. film ve dizilerde. Konaktakilerle zaman özdeşleşmeler olmaktadır. İzleyici öykünün her zaman içindedir. Bu anlamda karakterler de toplumsal konumlarını belirlemektedirler. Kadın ve erkeğin rolleri de belirlenmiştir. Dizi kültürel karşıtlıkları. Dizi izleyicilerin yoğun katılımını almıştır. Bu olayın etkisiyle şoka girerek hafızsını kaybeder ve bilinçaltında Bahar’a olan düşkünlüğünü unutmak için Dijle’ye sığınır. Filmde özetle Seğmen ve Bahar gece evlerine dönerken saldırıya uğrar ve Seğmen yanlışlıkla Bahar’ı başından tabanca ile vurur. Asmalı Konak dizisi ve filmi Türk izleyicisinin en çok sevdiği dizlerin başında gelmiştir. çevresine kişiliği ile yön veren güçlü karakterlerin öyküsü. iletişim sorunları. Bu sahnenin ardından “Asmalı Konak” filmi başlar ve çiftin tedavi için gittikleri Amerika’da başlarına gelenler anlatılır. girişken. Anne Sümbül ilerleyen yaşında ikinci evliliği sıcak bakarken çekinceler yaşar. çatışmaları betimlemektedir.6. Sinema ve televizyonun bir hayal alemi olarak anıldığına sıklıkla raslanır. ekin toplumbiliminde çeşitli topluluklara bağlayıcı bir etmen. konusu ve yapısal özellikleri dolayısıyla modern bir öyküdür.484). film ve dizi tekniği de romanda kullanılmaktadır. duyguların yoğunluğu gibi konuları karakterlerden yola çıkarak ele alan bir yapım olarak kendine özgü yeri almıştır. Birçok roman tekniği. Bu dizide ataerkil toplum düzeninin devam ettiğine ilişkin veriler vardır. Kendi hayatından parçalar bulan hayatını da televizyon ekranından gördüğü biçimde düzenleyen izleyici için “Asmalı Konak” her zaman popüler bir dizi olmuştur. Bahar ise ağır yaralı bir şekilde hastaneye kaldırılır. ekinsel yaşantının bir bölümü olarak tanımlanabilir ve bu bağlamda toplumsal sınıf ve farklılaşma olarak ele alınabilir. “Sinema ‘kamerasını bir kişi konumuna getirirken romancı da ‘kişisini bir kameraya dönüştürmektedir’. İnsanlar günlük yaşamda bulamadıkları ve bulamayacakları şeyleri sinema ve televizyonun sunduğu düşler dünyasında bulur. Dizinin sonunda güçlü ağa ileri derecede kanser olan eşinin elinden tutarak onu tedavi amacıyla Amerika’ya götürür. Hemen her sahne izleyicide derin izler bırakmıştır. Dizinin adı Asmalı Konak. iletişim kuramayan karakterlerin ve sosyal.1983. çevresine yabancılaşmış. bununla birlikte dizi karakterlerinden bağımsız yorumlarıyla da   vardır. Ayrıca dizide zamanın kurgulanışı ve anlatı tekniklerinin kullanımı açısından da bu görüş desteklenmekte yani biçim ve içerik uyum içinde olmaktadır. Bahar da bulunur ve hastaneden iyileşmiş bir biçimde çıkarlar. Anlatı Kuramı Açısından Asmalı Konak dizisi ve filmi başlıklı bu çalışmada dizi yapısalcı bir yaklaşımla incelendi. Aile Bahar ve Seymen’den haber alamayınca Amerika’ya giderler ve Filmde kurtarıcı. Seyirci için kurmaca bir kaçıştır. Dizi açık uçlu olarak sona erer. Film mutlu sonla biter. Dizide anlatılan yalnız. Asmalı Konak. sinema sanat dalları ile televizyon birbirlerinden daha fazla yararlanmakta ve bazı tekniklerin kullanımı açısından birbirlerini beslemektedirler. aynı zamanda modern bireylerin sorunlarını da içerir biçimde anlatılmaktadır. 4 kuşak halinde farklı toplumsal sınıflara özgü roller anlatılmaktadır. zaman Dizi genel olarak aile içi olayların anlatıldığı ve duygular üzerine yoğunlaşan ve gündelik yaşamın yansıtılması. havaalanında küçük kızlarına ve ailelerine veda ederler. aileyi bir arada tutarak moral veren kimliğine soyunan Ali Dijle’nin gördüğü rüya sayesinde Seymen’i bulur. ‘birincisi objektifi insanlaştırır. 112   akademia .

Aykın. Türk Dili. Bu anlatının kendini. (1988) “anlatılan öykünün evreni” ile “saf anlatı”nın farklı köklerden türemiş kelimeler olduklarını vurgular (17-18). Dizi Türk toplumunun geleneksel yapısını yansıtmakta ve aileye. ağa yerini güçsüz ve aklını yitirmiş olarak karşımıza çıkar. içinde ağa barındıran doğulu veya Anadolulu bir ailenin hayatını seyrettikleri bir melodrama olmuştur. Eğlence. görüntü. 383.   oyuncular. Aykın. filmin düzanlamını içermekle kalmaz aynı zamanda anlatının kurmacasal zaman ve mekan boyutlarını içerir (10) Sinemada ses. Öte yanda. C. İstanbul: Erdini Basım ve Yayınevi. 360-78. Kendine yabancılaşan Türk insanına aslında yabancı olmadığı bir yaşam biçimini anlatmaktadır. Bu seçim izleyiciyi fazlasıyla ekrar karşısında tutmuştur. Türk Dili. Genette. Bu da bir gün gelip rollerin değiştiğini gösterir. ailevi değerlere yaslanıyor gibi görünmekle birlikte Amerikan dizi filmlerinden Dallas. güçlüdür. 11. Bir Dünya Nasıl Kurulur. o ilde yaşayan ve değişik kültürlereden gelen insanların nasıl bir yaşam sürdüklerine. Şahin Tepesi gibi klişe örneklerden etkilenmiştir. kuşak çatışması. Bu bakımdan değerleri aktarma konusunda oldukça başarılıdırlar. kamera açıları gibi birçok farklı öğeler devreye girdiği için odaklanmada daha karmaşık bir yapıyla karşılaşılır. N. 123-143). Tragedyanın kuralı işler ve sonuçta kazanan aslında kaybeder. aşk ve gurur gibi temalar her boyutuyla kullanılmıştır. Büker (Haz. Dijle güçlüdür. N.). Sinema Yazıları Seçkisi (s. gerçeğe yakınlığının dereceleri ne olursa olsun yine de “kurmaca” bir dünyadır. hissiyle ikinci kez ağanın nerede olduğunu görür.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Filmde güçlü erkek. Batı Toplumlarında Roman ve Sinema İlişkileri II. izleyicinin kendinden bir şeyler bulduğu fakat daha çok yabancısı olduğu tarihi ve turistik bir ile bir saat için de olsa ziyarette bulunduğu. zaman geçirme. dış dünya ile uyum sağlama ve rahatlama aracı durumunda olan dizi ve film biçimindeki anlatılar kullandıkları toplumsal ve psikolojik faktörlerle çok geniş ve her kesimden izler kitlelere ulaşmaktadırlar. Erkek başrol oyuncusu Özcan Deniz sinema kariyerine yeni başlamış bir müzisyendir. Bu durumda filmin hem görsel hem sözel olarak değerlendirilmesi gerekir. 482-502. Popüler sinemanın ve popüler televizyon türünün tüm özelliklerini barındıran bir yapımdır Asmalı Konak. Kaynakça Abisel. Batı Toplumlarında Roman ve Sinema İlişkileri I”. Bir yapıtta gösterilen. Son tahlilde “Asmalı Konak” yayınlandığı dönemde altın-kuşakta yayınlanan ve izleyiciyi ekrana bağlayan. (1992). Bahar hasta yatağında olmasına rağmen güçlüdür. (1983). Yeni kuşak oyunculardan Nugül Yeşilçay yeni nesil bir hanım ağayı da temsil etmektedir. Türkiye’de ve tüm dünyada küresel ve popüler kültür hakim oldukça değişik adlar altında benzer dizi ve filmler izleyici ile buluşacak ve çok da ilgi görecektir. 339-347. ulusal kültürün üzerine inşa edilen film ve diziler yapılmalıdır. oyalanma. müzik. 382. Dizide ve filmde yer alan diğer oyuncular da gösteri dünyasının ünlü isimleridir. Ankara: Doruk Yayınları. kaybeden ise kazanır. C. S. (1983). Kurgu. Atabek. İstanbul: Erdini Basım ve Yayınevi. ulusal kültürün değerlerini yansıtan bir yapıya sahip olmalıdır. Ne var ki geleceğin Türk Sineması da televizyonu da popüler olanın yerelle sentezini yansıtan değil. 113   akademia . 6. Oyuncu seçimi dizinin izlenmesine olumlu katkılarda bulunmuştur. Kuramcılara Göre Anlatı. Sözkonusu Amerikan dizilerine önemli bir kaynak oluşturan karanlık ilişkiler. Dizi ve film gelişmiş çekim ve çekim sonrası teknikleriyle de öne çıkmıştır. (1997).

Çev.). Demir. 77-100. Görünenden Fazlası. (1996). Allen (Ed. (s.). Van Dijk. TV Reklamlarında Aile İdeolojisinin Meşrulaştırılması [Elektronik Sürüm].). Medya İktidar İdeoloji. Chatman. (1987). G. Reklamı Ankara: Ütopya Yayınları. Erdoğan. “The Novel Today”.. T. Goffman.). (1978). Tarım. R. Narrative Theory and Television. Ç. Yerlemeleri. Yazın ve Yaşam. M. Channels of Discourse. (1988). Eco. Anlatı İstanbul: YKY. (1990).bs). E. (2003). Eagleton. M. R. Çev. İstanbul: Ayrıntı Yayınevi.bs). M. B. İstanbul: Alan Yayıncılık. London: Verso.Atakay. Genette. S.). Kozloff. New York: Cornell University Press. Television: the Critical View. Presentation of Self in Everyday. S.). T. Burton. Glasgow: Fontana/Collins. Çev. (K. S. Edebiyat Kuramı. Oxford: Oxford University Press. T. Yücel.Bandura. Ankara: Ark Yayınları.). The Novel As Research. (1995). (2005). (1981). (1982). M. Newcomb (Ed. A. M. Butor. Lewin. Chapell Hill: The University of North Carolina Press.). (2. Kurgu. New York: Cornell University Press.).). 42-73). T. (2. Dinç. (s. TV Haberlerinde İdeoloji. (J. (N. (1988). Television Shapes the Soul. London: Routledge. E. Yapısal Çözümleme ve Kitle İletişimi. (1994). G. Lewin. Çev. Novak. G. (1959). Çev. Women’s Oppression Today: Problems in Marxist Feminist Analysis. U. Çev.H. New York: Holt.). (E. N. Burgelin. S. (1995). Story and Discourse. (1980). 1. USA: Cornell University Press. Hall ve diğerleri (Ed. H. 153-171. İstanbul: Yol Yayınları. (1973). E. (2.bs). Yücel. 271-328). Yeni Düşünceler. Waters. (1995). Social Learning and Personality Development. O. (1980). Harmandsworth: Penguin. Bradbury (Ed. Dursun. 4.C. Culture Media Language. Yapısalcılık ve Göstergebilim. (N. Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları. R. Narrative Discourse. Barret. (1978). Discourse Revisited. Dağtaş. Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti. (2001). Rinehart & Winston.   114   akademia . (J. Küçük (Der. Genette. Hall. Encoding and Decoding in the Television Discourse. Okumak. Ankara: İmge Kitabevi. İstanbul: Can Yayınları.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 115     .

commerce and consumption is developed with these programs. Keywords: Television. Discourse. Meaning.TELEVİZYONUN DİLİ ÜZERİNE BİR ÇÖZÜMLEME: VAR MISIN YOK MUSUN Mert GÜRER* Özet Ulusal yayın yapan özel televizyon kuruluşları yoğun bir şekilde eğlence ve yarışma programları yayınlamaktadır. Gör. Daha çok izleyiciye ulaşma isteği televizyonun kitle iletişim araçları içerisindeki önemini arttırmıştır. Our work agrees with the idea that TV contests are instruments of cultural exploitation. Amaç küresel ideolojinin pratiklerinin yayılmasıdır. is analyzed under the light of the characteristics and functions of television and television programming and according to the variables determined by our problematic. bir kitle iletişim aracı olan televizyonun ve televizyon programcılığının özellikleri ve işlevleri ışığında 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan “Var mısın Yok Musun” adlı yarışma programı ortaya konan sorunsal çerçevesinde belirlenen değişkenlere göre incelenmiştir. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi   116   akademia . the contest show “Var mısın Yok musun”. Bu programlar ile rekabete dayalı. Söylem.. A process that relies on competition. bireylerin kendi çıkarlarına sahip çıkmalarına salık veren ticari ve tüketime dayalı bir süreç geliştirilmektedir. The demand for reaching for more audience increased the importance of television within the mass communication media. Contest Program                                                              * Arş. Bu tür programlar aracılığıyla maddi bir zenginlik yaratılır ve aynı zamanda bu zenginliğin yaratıldığı toplumsal düzeni sürdüren bilinçler yeniden üretilmiş olur. which was aired during the week of 6 February 2008 and 11 February 2008. Yarışma Programı An Analysis of Television Language: Var Mısın Yok Musun Abstract Private television stations intensely air entertainment and contest programs. Anlam. Bu tarz program türleri tek başına eğlenceli vakit geçirme aracı olarak değerlendirilmemelidir. In this work. Bu çalışmada. Çalışmamız yarışma programlarının kü*ltürel sömürü araçları olduğu fikrine katılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Televizyon. These types of programs should not be assessed solely as leisure time entertainment activities. Material wealth is created through these types of programs and at the same time conscious’ in which the social order maintains this wealth are reproduced.

anlama dayalı bir sonucu amaçlamaktadır. Bu akışın arkasında çokuluslu şirketler. Kültürel ürünlerin akışı. açılardan incelenmiştir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Günümüzde televizyonlarda yayınlanan yarışma programlarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. ideolojilerin oluşumunda merkezi bir rol 117   akademia . yapısal ve söylemsel analizini gerçekleştirerek. Bu çalışma ile bir kitle iletişim aracı olan televizyonların yayın akışları içerisinde önemli bir yer tutan programlardan biri olan “Var Mısın Yok Musun” adlı yarışmanın. Bu tarz program türleri tek başına eğlenceli vakit geçirme aracı olarak değerlendirilmemelidir. meşrulaştırmakta ve olağanlaştırmaktadır. Ulusal düzeyde yayın yapan özel televizyon kuruluşları yoğun bir şekilde eğlence ve yarışma programları yayınlamaktadır. Çalışmanın sonunda içerik ve yapısal analizlerle elde edilen verilere dayanarak “Var Mısın Yok Musun” yarışma programının oluşturduğu söylem ortaya konulacaktır. Televizyon teknolojisi ve içeriğini elinde tutan çok uluslu şirketler ekonomik ve kültürel egemenliklerini yansıttıkları ile benimsetmekte. iletişim alanına yeni bir yöntembilimsel konum sunmuştur. Bu çalışmada. Buradan hareketle öncelikle söylem çözümlemesinin ne olduğunu ortaya koymakta yarar vardır. materyalist olmayan bir konumu savunur: Söylemin. müzik. Yarışma programlarını etkisiz bir eğlence aracı olarak değerlendirmek yeterli olmamaktadır. Söylem kavramı. yapısal olarak ses. Kitle iletişimindeki üretim araçlarını elinde tutan çok uluslu şirketler ekonomik ve kültürel egemenliklerini yansıttıkları aracılığı ile benimsetmekte. kurgulanan dünyaları tartışmak amaçlanmaktadır. Siyasetten ve ideolojiden uzak görünmelerine rağmen sahip olduğu tarihsel. Bu programlar ile   kültürel emperyalizm. rekabete dayalı. program ile yaratılmaya çalışılan dünyanın bir söylem çözümlemesi yapılmıştır. 1970’lerden sonra özellikle Avrupa akademik çevrelerinde yaygınlaşan bir yaklaşım olarak. Bu bağlamda. batının egemen olduğu bir ekonomi pazarı ve sosyal aktarımları yer almaktadır. Türkiye’de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarının çoğunda yarışma programları yayınlanmaktadır. öncelikle 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan “Var mısın Yok Musun” adlı yarışma programında tekrarlanan davranışların ve sözlerin sayısal dağılımını ortaya çıkartılmış ve ortaya çıkan veriler doğrultusunda yayınlanan program. “Var Mısın Yok Musun” adlı yarışma programının bir iletişim ortamı olan televizyondaki yeri tartışılacaktır. eleştirel söylem çözümlemesi haliyle. Bu çalışma kapsamında. söylem çözümlemesi bir okumadır. kişilik. Böylece kültürel dönüşüm için bir araç konumuna dönüşmeye başlamaktadır. Nesnel bilgi anlayışından öznel bilgi anlayışına doğru ilerlediği sürece pozitivist olmayan bir konum olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır. maddi yaşamın bir ifadesi olarak ideoloji kavramının yerine kullanılırken. herkesin kendi çıkarlarının peşinde koştuğu ticarete ve tüketime dayalı bir süreç geliştirilmektedir. Bunun sonucu olarak çok uluslu şirketlerin tasarladığı programların yayın hakları elde edilerek ekranlarda gösterilmektedir.b. görüntü. ekonomik ve endüstriyel ülkelerden az gelişme gösteren ülkelere doğru tek yönlü bir harekete sahiptir. meşrulaştırmakta ve olağanlaştırmaktadır. risk alma. Kitle iletişim aracı olarak televizyonun anlam üretim sürecine değinilerek yayınlanmakta olan program türlerinin amaç ve işlevleri irdelenecektir. basitlik v. Söylem çözümlemesi. Söylem çözümlemesi gerçeğe dayalı değil. toplumsal birikim aktarılması hedeflenen kültürel değerler için önemli bir sunum aracıdır. Bu tür programların formatlarının batılı ülkelerin televizyonlarından adapte edildiği görülmektedir. Ayrıca. Kültürel sömürü aracı olarak yarışma programlarının irdelenmesi ve belirlenmesi önemlidir. dekor.

2007. elektronik teknolojisinin ürünü olan radyo. d) dünyayı daha iyiye doğru geliştirebilmeyi sağlar. Bu çözümlemede. Günümüzde yaygın bir iletişim aracı haline gelen televizyon tüm kitleye açıktır. Hammersley’in tanımıyla. Her yaş. ne anlama geldikleri değil. 2003. Kitle İletişim Aracı Olarak Televizyon Kitle iletişim araçları. Teknik arayışlar ve gelişmeler sonucu insan hayatına. Atabek ve G. yorumlanıp yorumlanmayacağının da saptanması gerekir (Aziz. dilden seslenmek mümkündür. tv programı) kültürel. hangi politik konumdaki sorumluluğun taşınacağıdır. her biri kendisine has özelliklerden dolayı farklı duyumsal uyarılar yaratmaktadır. tek tek olguları geniş sosyal bağlamlarında çözümler. yazımlanmış durumda olan söylemin. kitle iletişim araçları içinde en yaygın kullanımı olan araçtır. c) toplumun yalnızca nasıl olduğunu değil nasıl olabileceğini ve nasıl olması gerektiğini anlamamızı sağlar. dilbilimdeki gelişmeler. kavramsal ve toplumsal-kültürel tarzda iletişimin ele alınması gibi gelişmeler söylem çözümlemesini aranan. yer alan bilgilerin yalnızca sırası. cins. mesajda (söylem). dilin yapısı. ilişkili kültürler tarafından da anlaşılıp anlaşılmayacağı. belirli göndermeler yapılarak onların niceliksel (sayısal) değil. İletişim sürecinde yer alan mesajın daha geniş kütlelere. işlevleri. niteliksel olarak ve kuramsal biçimlemelerle çözümlenmesidir. Özellikle. Özellikle son yıllarda kitle iletişim araçlarının geniş halk kitlelerini etki altına alması ile giderek yaygınlaşan bir araştırma yöntemi durumuna gelmiştir. Bu çözümlemede önemli olan nokta. Kiminin görüntüsel. e) bu değişim. bir elektronik buluş ürünü olan televizyon girmiştir. b) statüko’yu sürdürmeye yarayan ideolojilerin gizlediğini açığa çıkarır. karmaşık yapısı içersinde dilbilgisel özellikler dikkate alınarak. 137–139). gönderici tarafından anlam yükleme (kodlama). 2007. kiminin sözsel algılanması ikna edicilik ve etki çeşitliliği yaratır. 78). günümüzde en popüler iletişim teknolojisi ürünü olan televizyonun 118   akademia . araştırmacıyı politik bir sorumluluğa davet etmektedir. 151–153). ırk. Söylem çözümlemesi. siyasal veya ideolojik anlamı irdelenir. meslek. Ancak sorun politik sorumluluğun taşınılıp taşınmamasında değil. 155). eğitim. bu mesajı veren tarafından o kültür için kullanıldığı anlamın başka ilgili. bir metnin (öykü. kitle iletişim araçlarından televizyonun önemini daha çok arttırmıştır. toplumsal iktidarın söylem tarafından harekete geçirildiği ve yeniden üretildiği kabul edilir (Ü. söylem çözümlemesi eleştirel   söylem çözümlemesi olarak a) bütüncüldür. Geniş kitlelere ses yayını olarak ulaşan radyo. Bu farklılık içerisinde kitle iletişim araçlarının etkinliğinin ölçülmesinde materyalin öğrenilip unutulmaması ve kitlenin tutumlarında meydana gelen değişiklikler önem taşımaktadır. Metin ve metnin bireysel anlamlandırılması ile toplumda yaşanan gerçek arasındaki ilişkiyi ve farkı çok iyi bilmek gerekir (Erdoğan. 1998. alıcı tarafından anlam verme (kod çözümü) süreçlerini söylem analiziyle değerlendirmedir. Ve yeni yayın sistemleri sayesinde sınırlar ortadan kalkmaktadır. İletişimdeki gelişmeler sonucunda iletişimin daha geniş kitlelere yayılması ve yayılmanın gerçekleşebilmesi için araçlara ihtiyaç duyulması. bu söylemin. daha sonraları gerçekleşen görüntü yayını nasıl yapılabilir ile ilgili araştırmalara da basamak olmuş. bilişsel. baskıyı ortadan kaldırarak tüm insanların özgürleşmesini sağlar (Ü. Sinemanın gelişmesinde paralel olan dönemde. roman. Üzerinde durulan. en etkili biçimde ulaştırılma çabası teknolojik gelişmelerin dayanağını oluşturmuştur. din. söylemde yer alan mekanlara. Söylem çözümlemesinin eleştirel olması. yoruma gidilirken. sıkça başvurulan bir yöntem durumuna getirmiştir. niteliksel (kalitatif) olarak çözümlemesi yapılır. Metin analizinde. Atabek. Atabek. Atabek ve G.oynadığı ileri sürülerek altyapıdan bağımsızlığı vurgulanır.

toplumda hızla kabul gören bir konuma gelmesine neden olmaktadır. ister kodlayıcı ister kod açıcı tarafındaniletilerde anlam üretme olarak görülür. eğitim ve eğlence ihtiyaçlarını karşılayan en önemli araçlardan birisi olmuştur.Erciyes İletişim 2009 Ocak   doğmasına olanak sağlamıştır (Durmaz.tdk.(Fiske.tr/TR/SozBul.y. 62-69) Graeme Burton’a göre. 1996. içinde göstergelerin düzenlediği kodlar ya da sistemler. 21). insanlık tarihi boyunca gelişen bilimsel ve teknolojik birikimlerin getirdikleri ile temellenmektedir. Bu görsel sunum ile politik. Sadece görsel sunum. Televizyonun Anlam Oluşturma Süreci Kitle iletişim araçları yarattıkları simgeler ve anlatımlarla izleyiciler üzerinde dönüşümler yaratabilmektedir. anlamlandırma sürecinde yeterli olmamaktadır.  http://www. göstergelerle dizgi kurma ve anlam yaratma pratiklerinden oluşur (Yengin. Tüm teknik değişenliğin yanı sıra toplumun kültürel yapısının ve davranış biçimlerinin belirlenmesinde. televizyonun değişkenliği ile şu tanıma varır.02. 98). birey’in haber alma. sosyal ve kültürel öğelerine göre şekillenmektedir. televizyon alıcısı.gov. 218). Göstergenin kendisi. 1996.   119     . onu oluşturan göstergelerle işaret edilir (Burton. Bu dönüşümlerin temeli. 2007. “Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt. Yoksulları umutsuzca özendirir. Duygu ve düşüncelerin kolayca aktarılabildiği bir araç olması. göstergebilim. ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmemiş ülkelerde olumlu ve yapıcı bir temel oturtulması. zenginlerin kibir ve bencilliklerini artırır. Televizyon. 1995.aspx?F6E10F88924 33CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Keli me=televizyon. halkın yararına kullanılması çok zor bir kitle iletişim aracıdır. Televizyon. sosyal ve kültürel perspektifini anlamlandırabilmektedir. Göstergebilim iletişimi.). Sausseure göre ise.”12 Televizyon sahip olduğu içerik ile bireyin siyasal. Yaşantımızın merkezine yerleşen televizyon yaygınlığı ve teknolojik devinimi ile farklı tanımlanabilmektedir. Kitle iletişim araçlarının gelişimi düşünüldüğünde söz ve yazıdan sonra televizyon ile görsel öğeler.  Erişim  Tarihi:    07. Özetle televizyon mükemmel bir beyin yıkama aracıdır (Serimli. yapısal ve betimleyici çözümleme kapsamında gösterge-bilimsel yaklaşımlardan yararlanılmaktadır.2008. toplumun ekonomik. bir iletişim parçacığındaki anlam. 1). Televizyon kitle iletişim araçları arasındaki yerini aldıktan kısa bir süre sonra. yararsız tüketiciliğe ve amaçsız bir hayalciliğe iter. Reklâm yayınlarıyla insanları sonsuz bir maddeciliğe. kodlar ve göstergelerin içinde işlediği kültür. insanın toplumsal yaşam içinde iletişim kurmak amacıyla gösterge oluşturmak. akademia                                                              12  Türk  Dil  Kurumu  (t. alışkanlıklarının korunmasında veya dönüştürülmesinde etkin araçların başında gelmektedir. kendisini yönetenlerin dünya görüşlerine ve inançlarına bağlı olarak kitleleri etkiler ve yönlendirir. ekonomik ve teknolojik sürecin anlamlandırılmasında televizyon önemli bir karakter olmaktadır. medya gerçekliğinin yaratılmasında önemli bir dönüm noktası olmaktadır. 1994. Televizyonda anlamın üretilme süreci üzerine yapılan çalışmalarda. Göstergebilimin merkezinde yer alan göstergelerde üç çalışma alanı söz konusudur. Ömer Serimli. Aktarılan ürünlerin metinleri için metin çözümleme yöntemi nedensel ve tarihsel boyutları ortaya koymakta başarılı olmaktadır. Televizyon.

Göstergebilim. üreten ve pasif bireyler olarak tanımlamamıştır. eğlence programları. Saussure. 143). çünkü televizyon genellikle tercihe bağlı olmayan bir şekilde ve programa göre değil. Toplumsal bir bakış açısının incelenmesi gerektiğini. söylemi doğal olmayan fakat doğal olduğu iddia edilerek üretilen bir söylemdir (Yengin. İzleyiciler. 1990. her gösterge dizgesi dille karışır (Barthes. bunun yanında bireyin davranışlarını dışarıda tutan ve kontrol eden bir kurumun olduğu düşüncesini ön plana taşımaktadır. Televizyon programlarının anlatım sürecine kendine özgü katkıları bulunmaktadır. 1991. Anlamın üretimi ve dönüştürümü modern toplumlardaki kültürel ilişkilerin bir parçası ve bölümüdür (Hall. Hem kurmaca hem de kurmaca olmayan anlatımlarla izleyiciyi düşsel bir dünya sunulmakla beraber yaşanılan dünyaya ilişkin gerçeklik iletilmektedir. yeniden dille karşılaşılır. Televizyonun anlamlandırma gücü görselliğidir. Saussure. ama hiçbir zaman bağımsız bir biçimde olamaz bu. birey bu uyaranlar sonucunda anlamlamalara ulaşır. Toplumsal yaşam içindeki değişiklikler. nesneler. Televizyon anlatısını kavrarken metinlerinin anlamlandırma sürecinde görsel göstergeleri kullanılabilinmektedir. Televizyon. Günlük yaşam ve doğal akışın kullanımı bir süre sonra anlatı yapısı içerisinde izleyenleri ortak yapı içerisinde bir araya getirmektedir. Sunulan mesajlar uyaran konumundadır. Televizyonu ayrıcalıklı ve toplumun gözünde değişilmez bir şekilde anlatım ve üretim aracı kılan yayınlanan diziler. Kuşkusuz. Televizyon ve Anlatı Dili Televizyonun anlatı yapısını analiz ederken. ilke olarak göstergenin rastlantısal doğasını vurgulamakta ve bu rastlantısallığın ne gibi sonuçlar doğuracağı konusunda belirsizlikleri taşımaktadır. 98). 1997. şu anda enformasyonları. göstergenin bir nesneyle bir adı birleştirmediğini. Günümüzde televizyon kültürel simgelerin egemen üreticisidir. Televizyon. var olan temsil biçimlerini de dönüşüme zorlamaktadır. 26). fikirleri ve epistemolojisi basılı sözlerle değil. Televizyonu anlamak ve tanımlamak amacıyla geliştirilen yöntemler tek başlarına yeterli olamamaktadır. Televizyon sunduğu gerçeklik. Postman’a göre. bilim programları yani yayın politikalarıdır. televizyonla şekillenen bir kültürüz. gerçek bir toplumbilimsel derinliği olan bütünlere geçildiğindeyse. davranışlar anlam taşıyabilirler ve bunu çok sık olarak yaparlar. Bu açıdan televizyon ile aktarılan içeriğin anlamı artmaktadır. anlatı gelişiminde farklı metinlerden beslenmektedir. Göstergebilim şimdiye kadar yalnızca trafik kuralları (ulaşım kodu) gibi inceleme açısından pek fazla ilgi çekmeyen kodları ele almıştır. rastlantısaldır (Büker. görsel göstergelerden daha çok dil üzerine yoğunlaşmıştır. Televizyonda göstergeler doğrudan izleyiciye seslenir ve etkiler. spor. görüntüler. Gösterenle gösterilen arasındaki bağıntı doğal değil. Saussure. 1996. metinler ve izleyiciler arasındaki etkileşimin bir ürünü olarak karşımıza çıkar. siyasal ve kültürel değerlerle incelemek gerekmektedir. 1999. saate göre kullanır (Erdoğan ve Alemdar. Oluşturulan metinleri tüketilen toplumsal. Daha geniş yöntemlere önem verilmelidir. anlatı teorilerinden hareketle televizyonun tekrarlanabilir yapılardan oluştuğunun altını çizmek gerekir. Bu yoğunlaşma izleyiciyi aktif. Kuşkusuz hala bir sürü okur ve bir sürü kitap yayınlanıyor. 91-93). televizyon dünyasının kültürel dokusunda yatan anlamları emme eğilimindedirler. yalnızca bir gösterenle gösterileni birleştirdiğini vurgular. ancak basılı yayının ve okumanın   120   akademia . anlam üretimiyle uğraşırken.32). izleyici üzerinde yoğunlaşmıştır. haberler.

Bazılarınca da eğitime yardımcı bir sistemdir. Bu durumda program biçiminden ne anlaşıldığının açıklanması gerekmektedir: Televizyon programı. dinlendirme • Mal ve hizmetlerin tanıtılması • Etkileme. 69). televizyondan önce. Sinema filmleri ve tiyatro oyunları televizyona uyarlandığında da. 5). Televizyonun en büyük avantajı görsellik sunabilmesidir. Televizyonu programcılığının ne olduğunu aktarırken. geçirme. televizyon haberciliğinin temelini oluşturmuştur. sinemalarda haber filmleri gösterilmekteydi. 2006. televizyon tekniklerine ve diline uygun üretilmiş televizyon eserleridir. bazıları için ise bir haber alma aracıdır. 2004. Oysa burada eşitlik söz konusu değildir. belli yayın kuşaklarında. kültürleşme • Eğlendirme. "izleyici" adı verilen bir kitleye görüntüler yoluyla ve bir program biçiminde iletilmesidir (Gökçe. Program. Kuşkusuz televizyonun tanımına ilişkin verilen bu örnekler. Televizyon bazıları için müzik. 1990. Fakat televizyon programlarının içerikleri. belirlenmiş amaçlara göre hazırlanan. aydınlatma • Eğitme.Erciyes İletişim 2009 Ocak   kullanımları eskiden olduğu gibi değil. hepsinde ortak olan tek şey. Böylece gelişmeleri sanki kendi hayatımızın bir parçasıymış gibi izleyebilme olanağına kavuşmaktayız. duygu ve düşüncelerin. Yayınlanan televizyon programı kendine ait bir kültürel sonuç yaratmaktadır. yapım   ve yayın biçimleri ne olursa olsun. Bu ifade içerisinde programcılığın anlamak için belirlenmiş amaçların neler olduğu üzerinde durmamız gerekmektedir. Ancak televizyonun kendine özgü olan özelliği ya da işlevleri ve bunları gerçekleştiren bir takım yayın hizmetleri bulunmaktadır. mesajların. günümüzde tüm dünyada hâkimiyeti olan bir kitle iletişim aracıdır. güldürü ve dramatik programlardan oluşan bir hoşça vakit geçirme aracı. Televizyona dayalı bir epistemolojinin. Böylece de radyo programcılığı. 69). 1997. Televizyon ile basılı sözün bir arada yaşayabileceği hayali. Televizyon işlevleri. Anlatan ve üreten bir kitle iletişim aracı olarak ayırt edici ve tanımlayıcı bir özelliğe sahiptir. inandırma ve harekete 121   akademia . kişiden kişiye değiştiği için çoğaltılabilir. Televizyon programlan denildiğinde ise bu programların tümünden oluşan bir bütün anlaşılmaktadır (Cankaya. belli saatlerde yayınlanan televizyon tekniklerine ve diline uygun üretilmiş televizyon eserleridir” tanımlaması aktarılmıştı. çünkü bir arada yaşamak için eşit olmak gerekir. kamusal iletişim ve onun çerçevelediği alanı kirlettiğini savunuyorum (Postman. belirlenmiş. 38). belli saatlerde yayınlanan. • Haber verme. boyutları. Televizyon programcılığının temel işlevleri aşağıdaki gibi sıralanabilir (Aziz. Birçok ülkede. Diğer kitle iletişim araçları gibi televizyon da kendine özgü sanatsal ve yapısal niteliklere sahiptir. amaçlara göre hazırlanan. Bu filmleri hazırlayanların getirdiği anlatım. eğlence. “belli izleyici grubu olan. her şeyi kirletmese bile. belli izleyici grubu olan. diğer kitle iletişim araçlarının işlevlerinden farklı değildir. film yapımcılığı kavramlarına bir de televizyon programcılığı kavramı eklenmiştir. kendini kandırmak demek olur. basılı sözün arka plana düşmeyeceği düşünülen son kurumlar olan okullarda bile bu durumla karşılaşılmaktadır. Televizyon Programcılığı ve İşlevleri Televizyon. tek tek üretilmiş birimler anlamında kullanılmaktadır. belli yayın kuşaklarında. Hem birey hem de toplum temelli bir yayının televizyon tarafından gerçekleştirilmesi işlevlerin ve bu doğrultuda oluşan amacın insanı ve iletişimde bulunduğu toplumu göz ardı etmesi mümkün değildir. olanaksızlıkları kullanarak yeni gösteri türleri ortaya çıkmıştır.

Bu çerçevede televizyon ve diğer yayın kuruluşları haber edinme özgürlüğü kapsamında tarafsız. 122   akademia . Radyo ve televizyon örgütlerinin haber işlevlerinin kalkınmakta olan ve gelişmemiş ülkelerdeki önemi. bir ülkenin sosyo-ekonomik koşulları. diğer kitle haberleşme araçlarına göre daha fazladır. 72). televizyon aracılığı ile nesnelliği korunarak sağlanmaktadır. Sadece az gelişmiş ülkelerde değil tüm dünyada gelişen teknolojik ve bilimsel atılımlardan yararlanılarak toplumların geleceğe hazırlanması ve bireyin kişisel gelişimi açısından eğitim süreci televizyon tarafından önem kazanmaktadır. Eğitim ve kültürleştirme işlevi: Televizyonun yayın süreci içerisinde haber vermekten sonraki en önemli işlevi doğrudan ya da dolaylı olarak eğitimi desteklemektir. hem uluslararası düzeyde korunmaktadır. Genel olarak alındığında. diğer kitle iletişim araçlarına kıyasla çok daha fazladır. siyasi erkten uzak. haber vermedeki önemini arttırmaktadır (Aziz. reklam payı. 2006. kavramlarla eğlendirme olgusu olması gereken işlevinden kopmayı getirmektedir. Çünkü bu ülkelerde okuma yazma oranı dolayısıyla genel ve temel eğitimin düşük olması bu iki aracın halkı aydınlatmada.72). 1997. sponsorluk. magazin türü yayınlar televizyon yayınlarına egemen olmuştur (Aziz. bir başka deyişle. 2006. “Eğitirken eğlendirmek.Haber verme işlevi: İletişim süreci beraberinde yaşanılan coğrafya ve tarihsel birikim ile beraber haber almayı ve bilgi edinmeyi yaşatır. kültür verici yayınların izlenmesinde bir güvence olarak da kabul edilebilir. radyo ve televizyonun eğitim işlevi tüm bu sayılanları da kapsayacak nitelikte iki ana kümede toplanabilir. 71–72). Kültürleştirme işlevi olarak nitelendirdiğimiz süreçte kişisel gelişimini tamamlayamamış bireylerin örgün eğitim sürecinden geride kalmadan bilgi ve birikimlerini arttırabilecekleri olanaklar. eğlendirirken eğitmek” televizyon yayınlarında slogan durumuna gelmiş bir ilkedir (Gökçe. bireyin toplum ile bütünleşmesine yardımcı olmak amacıyla eğlence hizmetini de sunmaktadır. Tecimsel yayıncılığın gelişimi televizyonu bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Eğlence hizmeti ile izleyici yoğun enformasyon bombardımanı içerisinde güzel vakit geçirmeye yöneltmektedir. Bu durum beraberinde getirdiği. az gelişmiş ülkelerdeki önemi. Anayasal güvence ile toplumsal yaşantıda herkesin haber alma özgürlüğü korunmaktadır. Televizyonun haber verme işlevinin.b. Bu işlevini yerine getirirken televizyonun tarafsız olması. Ancak. radyo ve televizyonla yapılacak eğitimin içeriğini belirler (Aziz. neredeyse diğer işlevlerin önüne geçerek reklamların izlenebilmesini sağlamak üzere eğlence. özel girişim yayıncılığının giderek yaygınlaşması ‘reyting’ (en çok izlenme oranı) kaygısı ile son zamanların radyo ve özellikle televizyon yayıncılığında eğlendirme işlevi.   • • Örgün eğitim – okul eğitimi Yaygın eğitim – okul dışı eğitim Yukarıda da belirtildiği gibi ülkeden ülkeye değişen koşullar bu eğitimlerden hangisine öncelik verileceğini. izlenme oranı v. olayları olduğu gibi vermesi ön koşuldur (Gökçe. 1997. 70). Eğlendirme hizmetini ucuza ve insanların ayağına kadar getirmesinin yanı sıra eğitici. 2006. Çağımızda toplumların haber alma hakları en doğal haklardan sayılmakta ve özellikle demokratik düzene sahip ülkelerde bu haklar yasa kapsamlarına alınarak hem ulusal. okuma yazma ve dolayısıyla genel eğitim düzeyinin düşük olduğu. nesnelliği temel alan kamunun bilgilenmesini temel alan yayınları gerçekleştirmeyi önemsemelidir. 73). Eğlendirme işlevi: Televizyon.

Gelirlerin yayınlardaki etkisi arttıkça programlar içerisinde gizli reklam uygulamaları ile dolaylı yoldan ürün tanıtımı yapılabilmektedir. İnandırma ve harekete geçirme işlevi: İnandırma işlevi televizyonun diğer bütün işlevlerini de kapsayan bir konumdadır.74-75). Reklamlar talep yaratmak için televizyonun işlevini kullanmaktadırlar. Bu özellikler aracılığıyla amaçlar belirlenmekte ve bu amaçlar doğrultusunda yapımlar izleyiciye aktarılmaktadır. 1997. beli bir konuyu ele alış açısına 123   akademia . yukarıda sıralanan işlevler doğrultusunda geçmişten gelen kültürel birikimden yararlanarak programlarının yapısını oluşturmaktadır. 103) söylemektedir. özellikle radyo televizyon örgütlerinin özel girişim elinde olduğu ülkelerde çok daha önemli bir duruma gelmiştir. 74-75). amacı ve işlevleri. Yapım malzemesi ve teknik özellikleri. Hatta denilebilir ki yayının amacı mal ve hizmetlerin satışını arttırmaktır. Bu mecburiyet. yayın etkili olacaktır (Aziz. Yapılan yayınlarda bu amaçlanmış ve olumlu sonuç alınmış ise. televizyon programları hakkında. Televizyon reklamlarının çeşitli amaçları vardır. Reklamcılığın geniş bir bölümünü oluşturduğu bu işlev. Gerek haber ve eğitim işlevleri sırasında. Reklam verenler. Genel yayın politikası içerisinde yayınlanan tüm programlar bireyin toplum içindeki davranışından ekonomik birikimlerini değerlendirmesine kadar her konuda yönlendirme ve harekete geçirme gücüne sahiptir. Önemli bir gelir kaynağı haline gelen reklamlar maliyeti çok fazla olan televizyonlar için vazgeçilmez bir unsur olmaktadır. gerekse mal ve hizmetlerin tanıtılması işlevinde kişide verilene karşı bir inandırma ve bunun sonucunda da   gerekiyorsa bir harekete geçirme söz konusudur.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Mal ve hizmetlerin tanıtılması işlevi: Mal ve hizmetlerin tanıtımı işlevinin temelinde reklamcılık yatmaktadır. yapısı ve içeriği program türlerinin gelişiminde önemli unsurlardır. Fiske. Televizyon. Televizyon Program Türleri Televizyonda yayınlanan programların. çeşitli öğelerin kullanış biçimine. 2006. bu bölümlerin. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde üretim araçlarından siyasi konumlanmalara kadar reklam ve yayınlarla değişimler sağlanmaktadır. hedef kitlenin durumu. Temelde televizyon programlarının izleyenlerin göz önüne alınmasıyla oluşturulduğu ve sınıflandırıldığı söylenebilir. ekonomik gerekliliklerin ve değişik popüler beğenilerin sabit olmayan bir karışımı tarafından belirlenen bir sırayla birbirlerini izlediğini (Fiske. Ancak yayınlarda reklama yer vermeyen yayın örgütlerinde bu işlevin önemi vardır (Aziz. programları. Temelinde insan ve onun ilgi alanlarının olması televizyonun işlevlerinin yaratacağı etkileri arttırarak toplumun genelinde yankı bulmasını sağlayacaktır. içeriklerinin üzerinde nesnelliğin ve gerçekliğin tartışıldığı bir duruma sokmamalıdır. Program türleri ile ilgili en detaylı tanımı Nejat Özon şöyle yapmaktadır. Televizyonun sürekli akışının görece olarak birbirinden çok farklı bölümlerden oluştuğunu. Medya başta televizyon olmak üzere tecimsel yayıncılığın ekonomik sürekliliği için mal ve hizmet tanıtımına mecbur konumdadırlar. Programların belli bir konuyu işlerken kullandığı gerece. farklı özellikleri bulundurularak yapım süreci oluşmakta ve kategorilere ayrılmaktadır. 2006. anlatısal ve metinsel gerekliliklerin. Kendi teknolojik dönüşümü ile televizyon yeni işlevler ve yeni program türlerini ortaya çıkarmaktadır. ürünlerinin daha çok hedef kitleye ulaşma oranını da hesaba katarak televizyonda yer almasını tercih etmektedir.

Televizyon haberlerini iki bölümde incelemek mümkün: bunlar haber bültenleri ve haber programlardır. TRT  (Türkiye  Radyo  FCC  (Federal  İletişim  BBC  (İngiliz  Yayın  EUB (Avrupa Yayın Birliği)  Televizyon Kurumu)  Komisyonu)  Kuruluşu)  Haber  Bülteni  ve  Haber  Tarım Programları  Programları  Spor Programları  Eğitim‐Kültür Programları  Dramalar  Belgeseller  Müzik Programları  Eğlence Programları  Çocuk Programları  Yarışma Programları  Eğlence Programları  Haberler  Kamusal Programları  Din Programları  Eğitim Programları  Spor Programları  Diğer     Haber  ve  Kamusal  Kamusal Konular  Konular  Magazin  ve  Bilim ve İnsanlık  Belgeseller  Müzik. 1995. Toplum. Ticari amaç güden özel televizyonların çıkışı ve hızlı artışı bunun yanında izleyici kitlesinin televizyonu salt eğlenceye dayalı bir vakit geçirme aracı olarak görmesi bu tür programların televizyon yayın süresi içinde azalmaya başlamasına sebep olarak gösterilebilir 124   akademia . Televizyonda yayınlanan eğlence programları gündelik yaşamda eğlence gereksinimini en kolay ve en ucuz karşılanacağı bir ortamdır.göre ortak yönleri bulunarak yapılan kümelendirmeler sonunda ortaya çıkan bölümler (Mutlu. Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve sosyal değişimler televizyonların yayın politikalarında da olumlu / olumsuz etkilerde bulunabilmektedir. s:27–28–29. enformasyon bombardımanı içerisinde rahatlamak ve hoşça vakit geçirmek amacıyla müzik ve eğlence programlarına yönelebilmektedir. yayın planında en çok yer alan ve   getirisi olarak yüksek oranda reklam alan programlardır. sebepleri. Televizyon program türleri hakkında gerek ulusal gerekse uluslararası alanlarda çeşitli sınıflandırılmalara gidilmektedir. Herkes İzlesin.  Folklor  ve  İnsan  Odaklı Programları  Karışık Konular  Diğer        Güzel  Reklam Programları            Kaynak: KARS. Amacına göre. (2003). Eğitim ve kültür programlarında toplumun eğitilmesi ön planda olmakta ve kültürel değerlerin tanımından yola çıkarak hedef kitle aydınlatılmakta ve bilgilendirilmektedir. Bu nedenle olabildiğince yalın bir dille ve tarafsız bir şekilde izleyenlere ulaşmaları gerekmektedir. 35-36). haber niteliği taşıyan olayları. sonuçları. Bu programların hazırlanmasındaki amaç toplumsal gerçekleri yansıtmaktır. Günümüzde televizyon yayıncılığında bu program türüne yönelik yayınlarda gözle görülür bir azalma olduğunu söyleyebiliriz. Haber programları. sunum şekline göre. ortaya çıkış nedenleri ile birlikte kapsamlı bir şekilde inceleyen programlardır.  Eğitim  Sanatlar  Sanat ve Müzik  Çocuk Programları  Dramalar  Filmler  Eğlence Programları  Spor   Din Programları  Program Tanıtımları  Reklamlar  Yaşam Felsefesi  Spor  Boş Zaman ve Hobiler  Eğlence. N. hedef kitlesine ve yayın şekline göre programlar ayrışmaktadır. Bu nedenle televizyon içerisinde en çok izlenen. içeriğine göre.  Drama. İstanbul: Derin Yayınları.

öğleden sonra ve akşam kuşaklarında yayınlanmaktadır. Bu grup içinde ‘yarışma programları’ en popüler olanlardan biridir. Programlar kazandıkları popülerlikleri ve izlenirlik oranları ile yayın planında gündüz ya da prime-time’de yer alabilmektedir. c) Programların genelinde gösteriş ön plandadır. Drama programlarında genellikle sosyo-kültürel sorunlar. drama programı olarak nitelendirilir. 125   akademia . Oyunlaştırılan hikâyeler ile televizyon diline uygun biçimde özgün bir yapıta dayalı olarak hazırlanan diziler ve filmler de drama kategorisi içine alınabilinmektedir. a) Eskiden yayınlanan yarışma programları daha çok bilgiye ve genel kültüre dayalı iken bu yeni tip yarışma programları ‘şans’’a bağlı ve magazin ya da popüler kültür konularının yer aldığı bir soru sistemine yer verir. Bireyin boş zamanlarını değerlendirirken kullandığı televizyonun aynı zamanda eğitim aracı olarak kendini göstermesi ile toplumun düşünce. d) Bu programların tamamı yabancı patentlidir. Sunucular genellikle komedyenlerden seçilir. Burada entelektüellik ve bilgi derinliği gerekli değildir. 1996). Her kuşak maliyetleri ve hedef kitleleri açısında farklılık göstermektedir. Bilmek yerine şov yapmak ön plandadır. Hatta program canlı yayınlandığı takdirde (ön hazırlıklar hariç) yapım süresi yayın süresine eşittir. Sunucu ve yarışmacılar ön plana çıkarılır. Yayın planlamaları çerçevesinde programlar gündüz. ya da belli sosyo-kültürel normlara uyup uymadıklarını ölçerler (Alemdar ve Erdoğan. Eğlence programları en çok izleyici çeken program türlerinin başında gelmektedir. Gelişen yayın teknolojileri ve kültürel dönüşümler ülkelere göre programlarda farklılıklar göstermektedir. 12). b) Bu tip programlar. toplumsal ve tarihi olaylar konu edildiği için bu programların geniş izleyici kitlelerine seslenen bir yapıları olduğunu söyleyebiliriz (Mutlu. Programlar stüdyoda gerçekleştirildiklerinden yapım için mekan sorunu olmaz. Stüdyodaki izleyiciler ikinci plandadır. Genellikle stüdyoda bir grup bulunur (aktaran Yaylagül. Temelinde eğlendirme unsuru yatan yarışma programları geniş kitlelere ulaşmaktadır. Televizyon için hazırlanan ve oyunlaştırılan hikâyeler. Bu tip   programlar canlı ya da banttan yayınlanabilir. Bu programlar. 1991. davranış ve değer yargılarında etkili olmaktadır. Programlar bir günde üretilebilir. Yarışma programları içerikleri dolayısıyla hem gündelik sorular hem de uzmanlık gerektiren sorular yarışmacılara sunulmaktadır. Televizyon ile aktarılan iletiler toplumda geniş çapta yorumlar yaratmaktadır. Daha önceden batılı televizyon kanallarında denenmiş ve belirli bir izleyici rekoru yakalamış bu programların ticari olarak başarılı olduğu ispatlanmıştır. katılımcılara ve ekran başındaki izleyicilere yüksek meblağlarda bir yarışma ödülü kazanabilme imkânı sunar. Ünlü bir program sunucusu (host) vardır. Bu tip programların üretilmelerinin temel nedeni bu programların hem popüler olmaları. Her toplum kendi edinimleri ve sosyo-ekonomik durumları ile programları şekillendirmektedir. Yarışma Programı Kavramı Çalışmamın çerçevesini yarışma programı kavramı oluşturmaktadır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   (Turam. 101). e) Bu programlarda genellikle ünlü bir komedyen sunucu olarak kullanılır.158-161). Eğlence programı da içerik ve anlatım dili dolayısıyla alt gruplara ayrılmaktadır. hem de yapım maliyetlerinin düşük olmasıdır. 1994. Bu dönüşüm ve değişimler yarışma programlarına bir takım türsel özellikler katmaktadır. 2004. ya yarışanın bilgisini test eder. Genellikle konuklar ve katılımcılar stüdyoda yer alan izleyicilerin önünde yarışırlar.

g) Bu programlarda ünlü bir sunucuya eşlik eden hostesler aracılığıyla cinsellik ön plana alınarak izleyici çekilmeye çalışılır. yarışma programlarının yer aldığı en modern ve en uygun araçtır. Gerçeğe dayalı yarışma programları. Oyun. Şu veya bu şekilde. Oyun programı. Cumartesi ve Pazar akşamları 20. Çarşamba.). 1992. buna karşılık favori oyun programının hangi kanalda yayınlandığını da unutmaz. 52). özet TV kanallarının yaşamasında öncelikli konu olan reklam alımında büyük önem taşımaktadır. “Deal or No Deal” orijinal ismi ile “Var mısın Yok musun” da bu programlara bir örnektir. Çünkü bu tür programlar bireylere beklentilerini gerçekleştirmeleri için imkânlar sunmaktadır. Yarışmacılarla yapılan kısa sohbetten sonra o gün yarışacak yarışmacının seçimine geçilir. Bilgisayar sistemi ile seçilen yarışmacı sunucunun yanındaki yerini alır. Televizyon oyunlarının yapımının maliyeti de düşüktür.  Erişim  Tarihi:  10. 247-248). 4. Türk televizyonlarında da batı’da yayınlanan programların adaptasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. “Deal or No Deal” adlı program 6913 farklı ülkede adaptasyona uğrayarak gösterilmektedir. 2001.wikipedia.f) Çeşitli çekim teknikleri kullanılarak heyecan/atraksiyon yaratılır. hafta   içinde yayınlanacak 5–6 bölüm çekilebilir (Charon. Bu program Türkiye’de de Salı.00 – 22. yarışma programlarında insanların kendi özgüvenlerini güçlendirmek ve bu haz sonunda yüksek maddi gelirler kazanabilme imkânı sağlamaktadır.  http://tr. bir öğleden sonra boyunca. Ayrıca beklenti öğesine eğlence kavramı da eklenince gündelik hayat içinde stres ve yoğunluktan kurtulmak için söz konusu programlar tercih edebilir. Ve çok kısa bir sürede izlenme oranlarında en tepeye oturmuştur. Bazı yapım teknikleri sayesinde. h) Bu programlar rekabet yüceltir ve yarışmacıların birbirini rakip olarak görmeleri sağlanır. İlk yayınlanmaya başladığı zaman ana haber bülteninden önce kendine yer bulmasına rağmen yapılan reklâmlar sayesinde prime-time denilen yayın aralığına çekilmiştir. Daha sonra programın sunucusu Acun Ilıcalı açılış yapar. Bu tarz programlar. i) Bu programlara katılanlar genellikle orta sınıftırlar ve belli bir düzeyde de olsa eğitim alabilme imkânına sahip olmuş insanlardır (Adaklı. Seyirci bir film gibi kanalda izlediğini her zaman hatırlayamazsa da. Oyuncular seyirciyi kendilerine bağlar ve izleyici kitleyi en fazlaya çıkarır.org/wiki/Var_m%C4%B1s%C4%B1 n_Yok_musun. “Var Mısın Yok Musun” Adlı Yarışma Programının Yapısal İncelemesi Televizyon. Her yarışmacı katılım formunda ibraz ettiği şehir ismi ile hem seçime hem de yarışmaya katılır.30 saatleri arasında yayınlanmaktadır.2008. izleyiciyi kendine bağlama biçimidir. İzlenme oranlarının artması. Artık günümüzde bilginin kullanımı bir güç simgesi haline gelmiştir. Programın yayın akışında öncelikle bir önceki yarışmada neler yaşandığına dair bir özet yayın yapılmaktadır. Ve bu güç kullanımı. Yarışma programlarının avantajlarını Seligmann şu şekilde sıralamaktadır. 1.y. Bu program izleyicinin dikkatini kısa bir sürede çekmiştir. 2. Yarışmacıyı tanımak ve tanıtmak için kişinin fotoğraflarından oluşan bir görsel sunum eşliğinde özgeçmişi aktarılır.02. Yani izleyicikanal iletişimi artar. bir yayıncının halk ile iletişim kurması için de ayrıcalıklı bir araçtır.  126   akademia “Var mısın Yok musun” da yarışmacı. Cuma. dünya çapında yoğun ilgi gören program türü olmuştur. 3. içinde en küçükten en büyüğe farklı miktarlarda ödüller bulunan 24 kutu ile karşı . Artan büyük beklentiler yarışma programlarının izleneme oranlarını da arttırmaktadır. Ekranda beliren Türkiye haritasında şehirler yanıp sönmeye başlar.                                                              13  Wikipedia  (t. izleyici ile kanal arasında kişisel bir bağ kurulmuş olur.

birinci dereceden akrabaları ve aynı evi paylaşanlar. ⎯ Risk: Yarışma programlarının ana kriterlerinin içinde bulunmaktadır. “Var mısın Yok musun” yarışmasında da strateji kavramı yarışmacının açtırmak istediği kutuları belirlerken ve bankanın yaptığı teklifi kabul edip etmeme sürecinde karşımıza çıkmaktadır. birer birer kendi kutusu dışındaki kutuları seçerek açtırmaya başlar. Bu süreci kolaylaştıran en önemli faktörde “gösteri”dir. Yarışmacının hedefi kendi kutusunda oyunun sonunda kazanacağı paranın ne kadar olduğunu tahmin edip. Aynı yarışmacı gibi. Kutular açıldıkça yarışmacı.  http://www. Acun Ilıcalı Prodüksiyon AŞ ve bunların taşeron firmalarında çalışanlar. ⎯ Strateji (Strategy): Yarışmacıların kaderlerini kontrol altında tutmalarını sağlamaktadır. yarışmacının hedeflerine ulaşmasındaki önemli bir etmendir. ⎯ Oyun (Game): Yarışma programlarının temel özelliği bazı oyunsal özellikler içermesidir. Kendi kutusundaki ödül bankanın teklifinden çok daha büyük ya da çok daha düşük olabilmektedir. yarışmacıya kutusuna karşılık bir miktar para teklif etmektedir. Yarışmaya katılım için gereken özellikler şöyle ifade edilmektedir. İlk 5 kutu açıldıktan sonra banka devreye girmektedir. Bu oyun öğesini geliştirmek için bazı alt unsurlara başvurulur.php?name=va rmisin_yokmusun. yarışmacının kazanma ihtimali arttıkça yükselmektedir.com/modules. “Show TV.). ama kendi kutusunda ne ödül olabileceğini tahmin şansı da artmaktadır.  akademia 127     . 2004.02. açılan kutunun içindeki ödülü kazanma şansını kaybetmektedir. Bunların dışında bazı yapısal unsurlar da vardır. Yarışmacı. Açılmakta olan kutuları izleyen bankanın teklifi. Yarışmacı kazanma güdüsü ile hareket ederken sahip olduğu veriler ile risk’e girerek kazanıp kazanamayacağı yönünde izleyicileri şüpheye ve heyecana sürüklemektedir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanlar bu yarışmaya katılamazlar. AKS. açılan ve kalan kutuları izlemekte olan bankanın amacı yarışmacı ile sıkı bir pazarlığa girmektir.123). Risk faktörünün “Var mısın Yok musun” yarışmasında kullanımı. Yapılacak yerinde hamleler ile kutulardaki para miktarını tahmin etmek amaçlanmaktadır. Bunlar aşağıda sırayla ele alınmaktadır (Yaylagül. 21 yaşından küçük kişiler ve herhangi bir suçtan bir seneden fazla hapis cezası almış kişiler. yarışmaya katılma amacını karşılamasına rağmen                                                              14  Acun  Medya  (t.”14 edilebilir veya Program türlerinin temelinde hedef kitleye ulaşmak yatmaktadır.acunmedya. yarışmacının bankanın teklifini. Bu da programcılığın amaçlarında yer alan hedef kitleyi ekran başında tutma hedefini desteklemektedir.  Erişim  Tarihi:    10. Bu 24 kutudan sadece bir tanesini elinde tutar ve geri kalan 23 kutu da gelecek bölümlerde yarışmacı olacak arkadaşlarının elinde durmaktadır. Bunların başında strateji gelir. En sonunda yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü kabul ederek oyunu bırakabilmekte veya kendi kutusundaki ödülü alabilmektedir. En doğru kararı vererek kazanmak için en iyi hareketi yapmak zorundadır. Yarışmacı oyuna başlarken ne kendi elindeki kutunun ne de diğer kutuların içindekileri bilmektedir.2008. Risk. Bu oyunlaştırma yarışma nosyonuna dayanır. Bunların aksini kanıtlayan belgeleri sağlamayan kişiler yarışmadan diskalifiye ödülleri geri alınabilir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   karşıya kalmaktadır. Her programda olduğu gibi “Var mısın Yok musun”da da bazı kurallar bulunmaktadır. banka ile pazarlık ederek alacağı ödülü maksimuma çıkarmaktır. Yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü almakta ya da almayarak kutuları açmaya devam etmekte serbesttir. Bunun yanında yarışma programlarında “oyun” da işin içine girmektedir.y. Banka da yarışmacının elindeki kutuda ne olduğunu tahmin ederek.

Yarışmanın izlenirliği ve etkililiği açısından görsellik önem kazanmaktadır.     128   akademia .). Programı görsel açıdan başarılı kılacak unsurlar aşağıdaki gibidir. Böylece izleyicinin programı sürekli takibi sağlanacaktır. ⎯ Dahil Olma (Play Along): Bu unsur yarışmacıdan ziyade etrafındakiler ve izleyenler açısından önemlidir. Yarışmacının yapacağı kutu tercihleri sırasında stüdyoda bulunanlar duygu ve düşünceleri ile olaya dahil olabilmekte kendi tahminlerini aktarabilmekte ve izleyenler kendi kutu tahminleri ile aynı anda yarışmayı yaşabilmektedirler.2008.02. Ayrıca yarışmayı izlemeye gelen seyircilerin üzerine fazla bir ışık yansıtılmakla beraber kazanılan para miktarına göre konfeti de yarışmacının üzerine dökülebilmektedir. Bu kanal çeşitliliğinde görsel sunum programların izlenirliliğinde önemli bir etki yapmaktadır. Programın içerisindeki sadelik izleyici tarafından anlaşılabilirliğini ve yayının takip edilmesini sağlamaktadır. program her yayın döneminde sağlamalıdır.  Erişim  Tarihi:    05. heyecan ve beklenti yaşamaktadır. Her programda katılımcı yarışabilmektedir. Bu dayanıklılığı. Geniş bir stüdyonun kullanılması kameraların büyük hareketler yapmasına olanak sağlamaktadır. “Var mısın Yok musun” yarışmasında 24 kişiden oluşan yarışmacı adayları belirlenen seçim sonucunda yarışmacı olmakta ve kutuları açtırarak istedikleri miktarlara ulaşma hakkına sahip olmaktadırlar.com/files/2007%20EN'LER%C4%B0PDFonline. devam etmesi olarak götürebilmektedir. Turuncunun ağırlıkta olduğu bir dekor tasarımı kullanılmıştır.  http://www. İzleyenlerin üzerinde. “Var mısın Yok musun” yarışması yayınlandığı süre içerisinde izlenme oranlarında büyük miktarda pay sahibi olmuştur. “Var mısın Yok musun” yarışmasında sade bir dekor tasarımı bulunmaktadır. ⎯ Doğrusallık: Program. kendilerinin de yarışıyor oldukları düşüncesi yaratılmaktadır. Özel girişimin televizyon sektörüne girmesi ile ürün tanıtımı ve bu sayede elde edilecek gelirler önem kazanmaktadır. Görsellik ile beraber müzik ve ses efekt’inin kullanımı dinamizmi sağlamak ve heyecanı                                                              15  Andy‐Ar  Sosyal  Araştırmalar  Merkezi  (t. Kutu açtırarak hedeflenen miktara ulaşmak ile ilgilidir. Bu dekorda sadece kutuların içinde bulunan para miktarlarını yazılı olduğu geniş bir ekran bulunmaktadır.15 ⎯ Show: Yarışmaların ilk unsuru oyun iken ikinci unsuru da şov’dur. “Var mısın Yok musun” programı bu duyguları sadece izleyenlere değil o anda stüdyo içerisinde bulunan herkese yaşatmaktadır.andy‐ ar. Bu sayede izleyenler programın havasına girerek endişe. dinleyenlerin beğenisine göre değişken bir öznellik taşımaktadır. kendi içeriği ve anlatımı ile kendi doğrusallığını sağlamaktadır. Sürekliliğin kazanılması için program içerisinde ailenin.y. “Var mısın Yok musun”da da basit bir şekilde “kutuları açtır parayı kazan” temeli sunulmaktadır. İzleyenlerin belli bir süre sonra sıkılmaları değil heyecanlarını canlı tutarak televizyonun başından ayrılmamaları hedeflenmelidir. Yarışmacının kendine göre başarılı ya da başarısız tahminleri onu programın sonuna kadar ⎯ Dayanıklılık (Durability): Tüm unsurlara rağmen programların uzun soluklu olması hedeflenir. ⎯ Set / Görsellik (Set/Visual): Gelişen teknolojiyle beraber günümüzde insanlar evlerinde oturarak farklı yayın platformları aracılığıyla çeşitli televizyon kanallarına ulaşabilmektedirler.pdf. diğer yarışmacıların görüşü alınarak ve bankanın teklifi ortaya çıkartılarak yarışmacının erken bir tercih yapması engellenmekte ve izleyicinin dikkati canlı tutulmaktadır.reddetmesi ve gösterilebilir. Bu da izlenme oranlarındaki yükseklik ve bu yüksekliğin devamlılığı ile ilgilidir. ⎯ Müzik / Ses Efektleri (Music/Sound Effects): Müzik. bir ⎯ Basitlik (Yalınlık: Simplicity): Anlatımdaki yalınlık ve sadelik programın başarısını ve anlaşılırlığını etkileyen en önemli unsurdur.

kutunun içinden ne kadar para çıkacağı ve bankanın ne kadar teklifte bulunacağı merak yaratmaktadır. Sunucu olarak seçilen kişilerin popülerliği ve yarışmacılara olan davranışları ilgi oranını etkilemektedir. azami kar elde etmek için en düşük fiyata azami mal üretmektir. risk ve ses kullanımı ile eğlence faktörü izleyicinin bir yarışmadan beklentisini tamamlamaktadır. Bu eğilim iş gücünün 129   akademia . egemen sınıf olmaya başlamıştır. yarışmacılar ile kurulan diyaloglar ile mizah öğeleri yaratılmakta ve banka adına arayan “Hamdi Bey” diye adlandırılan kişi ile yaşanan atışmalar izleyicinin program ile ilgili görüşlerini etkilemektedir. banka tarafından verilen teklif’i cevaplama aşamasında ve çıkan miktarın oranına göre ses efektleri ile izleyiciye durum aktarılmaya çalışılmaktadır. ⎯ Drama/Şüphe (Suspense): Drama. Bu ilgi sadece program süresince değil yayın dönemi boyunca da sürdürülmelidir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yüksek tutmak için kullanılmaktadır. Kapitalizmin karşı konulmaz eğilimi. Acun Ilıcalı’nın. “Var mısın Yok musun” yarışmasının adapte edildiği “Deal or No Deal” adlı programdaki müzik kullanılmaktadır. yy’dan itibaren ticaret ile birlikte gelişen burjuva. Sunucunun program içerisinde yarışmacının isteği ile kutu açması ve kutudan sürekli yarışmacının lehine miktarların çıkması hem izleyici hem de yarışmacı açısından sunucuya olan güveni arttırmaktadır. Üretim araçlarındaki gelişim teknoloji ile birlikte üretkenliği de arttırmaktadır. yüksek para miktarı bulunan kutular açıldığında “cam kırılması” sesi ile hayallerin ve umutların bitişi yansıtılmaktadır. ⎯ Kişilik/Yetenek (Personalities/Talent): Yarışma programlarında yarışmacılar hariç başta programın sunucusu olmak üzere stüdyoda programın akışına yardımcı olan   görevlilerde izleyicinin izlenme alışkanlığına etkileri vardır. Günümüzde otomasyona yönelinmektedir. “Var mısın Yok musun”da programın sunucusu aynı zamanda yapımcısı olan Acun Ilıcalı önemli bir unsurdur. yarışmacıların gündelik yaşantıları ile ilgili hikâyeler ve “Hamdi Bey” adlandırması ile telefonla banka adına bağlanan kişi hakkında hem yarışmacıların hem de sunucunun esprileri izleyicilerin beklentilerini arttırmaktadır. daha önce çeşitli magazin ve spor içerikli programlarda görev alması izleyiciler tarafından bilinilirliğinin artmasında etkili olmaktadır. Althusser’in de belirttiği gibi. durumun kritik olduğu aktarılmakta. Buna örnek olarak. “Var mısın Yok musun”’da sunucu Acun Ilıcalı’nın geçmişte yapmış olduğu programlar. Bu üretkenliği karşılamak amacıyla otomasyon sistemi emeğin önüne geçmektedir. Yarışmaya katılan yarışmacılar ihtiyaçları kadar para ödülünü hedeflemekte ve buna ulaşmak için hesaplar yapmaktadırlar. Kapitalist ilişkiler içerisinde toplumsal yapıyı şekillendirmiştir. “Var mısın Yok musun”’da yarışmacının büyük oranda para kazanıp kazanamayacağını. “Var Mısın Yok Musun” Adlı Yarışma Programının Söylem İncelemesi Üretim güçlerinin gelişimi sonucu 15. ilgiyi programın sonuna kadar tutmak amacıyla gereklidir. Programda yaratılan merak duygusu sunucu ile yeri geldiğinde pekiştirilmekte. Risk unsuru da drama unsuru ile beklentileri canlı tutmaktadır. Program içerisinde kutuların açılması beklenirken. ⎯ Güldürü/Eğlence (Comedy/Fun): Görsellik. Sunucunun girişken bir şekilde yarışmacı başta olmak üzere stüdyodaki herkes ile diyaloga girmesi programda bir aile havası yaratmakta ve yarışmacı ile beraber üzülüp sevinmesi de yarışmacının yanında olduğu imajını pekiştirmektedir. İnsanların ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlara neden olan olayların anlatımı izleyiciye trajik bir şekilde aktarılmasına rağmen programın sunucusu başta olmak üzere mizah öğesine yer verilmesi de izlenilirliği arttıran unsurlardandır.

2008  08.1994). Yarışma kavramının kapitalist görüş çerçevesinde geçirdiği evrim ile programlar şans-kader-kısmet üçgeni içersinde bireyi hapsetmekte ve hedef kitleyi ekrana bağlayarak yeniden üretilen kapitalizm ile tüketim kültürü yeni yöntemler kullanılarak meşrulaştırılmaktadır. maddesinin p bendinde yer alan “Bilgi iletişim telefonları yoluyla yarışma ve benzeri yöntemlere başvurulmaması ve bunların sonucunda 06. Dil Derneği. (13. yetenek.”16 ifade ile “Var mısın Yok musun” adlı yarışma programının formatı arasında bir çelişki göze çarpmaktadır. 839) açıklanmaktadır. 2006.2008  10.04. .  Ankara: Seçkin Yayıncılık.2008 ‐  1  ‐  ‐  ‐  3  3  ‐  1  3  1  17  9  1  1  Evlilik  Adana  1  1  1  6  4  ‐    2    25  15  1  1  Borç  Ödeme  Balıkesir    7  1  2  1  ‐    10    48  10  ‐  ‐  Borç  Ödeme  Rize    1  1  ‐  1  ‐    3    26  14  1  0  Araba  Almak  Kırklareli    1  ‐  1  6  3  1  3    23  6  3  3  Borç  Ödeme  İstanbul  1  4  ‐  Toplam  1  12  15  3  2  21  1  139  54  6  5  ‐  ‐  2  14  3  Şekil 1: 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan “Var mısın Yok Musun” adlı yarışma programında tekrarlanan davranışların ve sözlerin sayısal dağılımı. güzellik vb.de üstünlüğünü göstermek için   130   akademia “Var mısın Yok musun” adlı yarışma. kimsenin kimseye rakip olmadığı bir program olarak karşımıza çıkmaktadır. Kanun maddesinde yer alan lotarya kavramı. 19).02. 2003. 1347) içindeki netlik “Var mısın Yok musun” programı çerçevesinde geçerliliğini kaybetmektedir. s:73.02.  Yarışma kavramı (Bilgi. hazırlık aşamasından sonuçlarının ilânına kadar noter nezaretinde gerçekleştirilmesi.02. bilgi iletişim telefonları yoluyla yapılacak anket ve kamuoyu yoklamalarının. dinleyici ve seyircilere ikramiye verilmemesi veya ikramiye verilmesine aracılık edilmemesi. 2003. lotarya yapılmaması.                                                              16  Madde  4.  “3984  Sayılı  Radyo  ve  Televizyonların  Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun”. 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanunun 4.02.2008 11. KRİTERLER  30'den Geriye Sayma  20'den Geriye Sayma  10'dan Geriye Sayma  Alkışlayarak Tempo Tutma   El Ele Tutuşma  “Pozitif enerji” Sözcüğü  “Sinerji” Sözcüğü  “Hissetme” Sözcüğü  Aile’ye  Kutu  Numarası  Sorma?  Anneanne'nin Kutu Tahmini  Anneanne  Küçük  Miktarları  Bulması  Kazanılan  Para'nın  Ne  İçin  Kullanılacağı  Yarışmacı  Hangi  İl'den  Katılmaktadır  “Biz Bir Aileyiz” Sözcüğü  Yarışmacıların  Kutuya  Dokunarak Açması  Acun Ilıcalı'nın Kutu Açması  yarışmak işi.02.2008 09.sömürüsünün artmasıyla birlikte gerçekleşmektedir (Althusser. ad ya da numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı (Dil Derneği. Aşağıda “Var mısın Yok musun” adlı yarışma programına ait 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan programlarda tekrarlanan davranışların sayısal dökümünün bulunduğu tablo ile yaratılmak istenen dünyanın özellikleri ortaya konmaktadır. 2006.

Yakın planda kutuların mühür’ü gösterilerek kutular hakkında izleyenlere güvence verilmekte ve kimsenin içindekileri bilmediği düşüncesi vurgulanmaktadır. yaşanan gerçekliklerini algıladığımız ve onların hayatları ile bizimkilerini   kavranabilir bir “bütünün dünyası” halinde. maddesinin p bendine aykırı bir uygulamanın yapıldığı ortaya çıkmaktadır. 200). Yarışma olgusu içerisinde büyük ödüllere ulaşma hedefi olmasına rağmen bu yarışmada yarışmacı ve yarışmacı adayları büyük miktarı bulduğunda üzülmektedir. geniş ofisler ve gişelerden oluşan zihinsel tasarımı internet bankacılığı. Teklifi kabul etse de kumar oynamış olacak. yarışmacılara ve ailesine “Siz olsaydınız teklifi kabul eder miydiniz?” şeklinde sorular sorulmakta. teleweb ve “Hamdi Bey” gibi oluşumlarla yeniden üretilerek hedef kitleye sunulmaktadır. 1994. “İnşallah” gibi dini temenniler de yarışmacı ve adayları tarafından kullanılmakta. “Kırmızı açmak” kavramı kullanılan büyük miktarda paranın bulunduğu kutuları tasvir etmektedir. toplumsal imgenin sağlanması ve seçici bir şekilde inşa edilmesidir ( Hall. Yarışmanın belli evrelerinde yarışmacının karşısına çıkan bankanın (Hamdi Bey) teklifler vermesi ile yarışma yeniden başlamakta ve böylece program içersinde kapitalizmin yeniden üretimi sağlanmaktadır. fotoğraflardan oluşan bir sunum ile tanıtılmakla beraber programa katılma amaçları da net ifadelerle verilmektedir. etmese de (Atakan. “Var mısın Yok musun” adlı yarışma programı yeni kültürel edinimler ortaya çıkarmaktadır. Hürriyet yazarı Yurtsan Atakan. Yarışmacını karar verme süreci sırasında konuklara. Hall'a göre modern medyanın büyük kültürel işlevlerinden birincisi. Kişilerin Türkiye’nin farklı illerinden geldikleri vurgulanarak ihtiyaç olgusunun ülkenin geneline yayıldığı ve bu ihtiyacında kolay para kazanma düşüncesi ile temellendirilerek liberal düşüncenin insan hayatına olan egemenliğine bir kez daha vurgu yapılmaktadır. Kişiler. “Hayırlısı Olsun”. Oynatılan tam anlamıyla bir kumar çünkü yarışmacı o sırada bankanın teklifindeki parayı zaten kazanmış durumda. kutudan küçük miktarlar çıkarılacağı düşünülerek herkesin kutuya dokunması istenebilinmekte böylece var olan gerçeği düşünerek ve dokunarak değiştirilebileceği yönünde davranışlar 131   akademia . program hakkında 3984 sayılı kanunu çiğnediğine ilişkin şu açıklamalarda bulunmaktadır. 20’den ve 30’dan geriye doğru yüksek sesle sayarak motivasyon ve kutunun içinden küçük miktarların çıkartılması amaçlanmakta. önlerinde kutular olan yarışmacı adaylarının giydikleri kımızı ya da mavi renkli kıyafetler kutu seçiminde yarışmacıyı yönlendiren etkenler konumunda sunulmakta. Böylece para kavramının toplumsal hayattaki değerini azaltan bir sunumu gerçekleşmektedir. Kazanmış olduğu bu parayı riske edip yarışmaya devam edip etmeme arasında seçim yaparak kumar oynaması isteniyor. bir “yaşanan totalite” halinde hayali olarak yeniden inşa ettiğimiz toplumsal bilginin. Serbest piyasa ekonomisinin taşıyıcı merkezleri olan bankaların büyük binalar. başkalarının “dünyalarını”. kutuları açarken 10’dan. 2007). Kapitalist görüşün temsilcisi olarak programda yer alan banka “Hamdi Bey” karakteri ile can bulmakta ve banka kapitalist sistemin yeniden üretimi olarak karşımıza çıkmaktadır. el ele tutuşarak kutu üzerinde “enerji” kavramı diyerek tanımlanan düşünceler ile zihinsel yönlendirmeler oluşturarak istenilen meblağları çıkarma düşüncesi uygulanmakta. Yarışmanın diğer bir özelliği olarak yarışmacı adayı olarak seçilen kişiler hakkındaki bildirimlerde saklıdır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Söz konusu yarışma programı formatında yarışmacıların kutu numaraları seçerek ödüle ulaşacak olmaları lotarya’nın uygulandığının ve 3984 sayılı kanunun 4. kutu seçiminde uğurlu sayılar kriter olarak kullanılmakta. Aslında yarışmacının bu aşamada kumardan kaçma şansı da yok.

“Var mısın Yok musun” programını ele aldığımızda yarışmanın yayınlandığı günlerde alınan izlenme oranları ile ilk üç içerisinde olması reklam verenlerin mal ve hizmetlerini tanıtmak amacıyla programı tercih etmelerinin sebebidir. Bunun sonucu olarak sunulan materyallerin üretiminden dağıtımına kadar her aşamada küresel düzlem etkisini göstermektedir. anneanne’nin sunucu tarafından yarışmacılara bir Joker hakkıymış gibi sunulmasına ve zor durumlarda anneanne’den yardım istenmesine yol açılmasını sağlamıştır.y.02. meşrulaştırılmakta ve noter huzurunda yerleştirildiği iddia edilen para miktarlarının bu tarz düşünsel ve ruhani davranışlarla değiştirilebilineceğine dair izlenimler hedef kitleye aktarılmaktadır. Bunlar kültürel yeniden üretimin sağlaması olmaktadır. Küresel şirketler. Çünkü Tablo-1’de de görüleceği gibi incelemenin yapıldığı beş programda anneanne’ye kutu numarası soruluyor ve anneanne tarafından söylenen sayılarda %83 oranında doğru tahmin karşımıza çıkmaktadır. Bu tür yaklaşımlar gerçekliğin yeniden üretilmesi ile sosyal hayatta karşılaşılabilecek sorunların ritüeller ile çözümlenebileceği meşrulaştırılmaktadır. yayını ve dağıtımı bir arada tuttukları için ekonomik açıdan güçlü ulusların emperyalist baskılarına ortak çıkarlar doğrultusunda destek vermektedirler.sergilenmekte bunlar kültürel yeniden üretimin bir sunumu olarak gerçekleşmektedir. Toplumların tarihsel süreç içerisinde sahip olduğu ritüeller (Ayin/sıfat olarak Adet)17 yeniden tasarlanarak.  Erişim  Tarihi:    09. enerji. Ritüeller ile başlayan yarışmanın kültürel alt yapısı yarışmacılardan birinin anneanne’sine kutu açtırma süreci ile ikonlar yaratılmaya başlanmaktadır. Bu tür programlar aracılığıyla maddi bir zenginlik yaratılır ve aynı zamanda bu zenginliğin yaratıldığı toplumsal düzeni sürdüren bilinçler yeniden üretilmiş olur. Bu yüksek tahmin oranı. “Var mısın Yok musun”’un batı patentine sahip olması bireyi kapital temelli düşünmeye yönlendirmektedir. Toplumsal üretimin ve tüketimin yerine bireysel olarak mülk edinildiği toplumsal   132   akademia . pozitif düşüne gibi kavramlar ile aktarılmaktadır.2008. Yarışmacılar ritüeller sonucu istedikleri miktarları çıkartırlarsa bu şans ve tahmin değil sinerji.gov. tekelleşme süreci kültürel alanda hâkimiyetini göstermeye başlamıştır.aspx?F6E10F88924 33CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Keli me=rit%c3%bcel.). Bir tapınak haline gelen stüdyoda yarışmacılar seçilen numaralar üzerine kurulmuş bu yarışma mantığı ile yaratılan ritüeller aracılığıyla insanları bir tür dini aktiviteye yönlendirmekte ve yapısal olarak ve resmi kayıtlar çerçevesinde içlerindeki miktarların bilindiği kutular değiştirilmeye çalışılmaktadır. Böylece başta yarışma programları da olmak üzere bireye inerek toplumsal bütünlük hedeflenmektedir. kitle iletişim araçları aracılığıyla hedef kitlelere ideolojik aktarımlar taşımaktadır.  http://www. Tekelleşme. Kitle iletişim araçlarının geçirdiği teknolojik ve içeriksel evrim bireyin toplumsallaşmasında önemli bir etkendir. sosyal ve kültürel edinimleri yüceltilerek aktarılmaktadır. Bu iletilere toplumun her kesiminden farklı eğitim ve gelir düzeyine sahip kişiler maruz kalmaktadır.tdk. Bu temelde de üretilen program formatlarında emperyalist düşünce temelinde standartlaşmaktadır.                                                              17  Türk  Dil  Kurumu  (t.tr/TR/SozBul. üretimi. Yarışmaya katılanlar ihtiyaçlarını karşılayacak miktarları almayı ve bunu banka olgusundan yardım alarak yapmayı istemektedirler. Program çerçevesinde parasız ayrılmanın olmaması insanları risk almaya hedeflemektedir. Böylece anneanne kutsallaştırılmakla beraber söylediği her şey yarışmacılar tarafından tartışmasız olarak kabul edilmekte ve uygulanmaktadır. Yarışma programları ile birlikte özellikle gelişmekte olan ülkelere batı’nın siyasal.   Sonuç ve Değerlendirme Kapitalizmin.

İstanbul: İletişim Yayınları. Ankara: Dil Derneği Yayınları No:9. Atakan. R. Rifat ve S. Türk Televizyonunun Program Yapısı. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No:778. Bunun sonucunda burjuva ideolojisi özünde insanları zenginleşmeye. (1994). adapte programlar ile gelişmekte olan ülkelerde yeni ritüeller yaratarak toplumların temel değerlerini yeniden yapılandırmaktadırlar. Kaynakça Adaklı. Araştırma Dizaynı ve İstatiksel Yöntemle. Kapitalist sistemin yarışma. (1985) Burton. Medya Metinlerini Çözümlemek.tr/goster/h aber. Çev. Y. (2003).. İstanbul: Kaf Yayınları. (2007). A. Böylece sistemin egemen ilişkileri doğallaştırılıp meşrulaştırılmaktadır. İstanbul: İthaki Yayınları. Batıda üretilen yarışma programları aracılığıyla kapitalist sistemin egemen kurum ve değerleri yeniden üretilmektedir. G. Çev. Görünenden Fazlası. (2001). Ankara: Turhan Kitabevi. Dinç. (1991). A. (1990) Büker. Aziz. Batılı sosyal edinimler. Ankara: Emel Yayınları. Erdoğan. izleyicileri kendi gerçekliklerinden uzaklaştırarak çarpıtılmış bir ekonomi ve kültürel gerçeklikle karşı karşıya bırakırlar. Ankara: AÜİF Yıllık.hurriyet. G. İ. J. Televizyon ve Radyo Yayıncılığı. Yabancı kökenli programlar. (1999) Göstergebilimsel Serüven. Batılı kültürün ve yaşam biçiminin egemen olduğu medya tarafından biçimlendirilen beklentiler kolay para kazanmanın yollarını kuşaklara aktarmaktadır. “sinerji”. Atabek. Araştırma Yöntemleri Teknikleri ve İletişim. (2006). Rifat. Durmaz. http://hurarsiv. Aziz. (1990).).aspx?id=7868705&tarih=200712-14. Ö. Medya Dünyası. Popüler Kültür ve İletişim. 2. (2003). Charon. (1995). Türkçe Sözlük. Ü. İ. K. Ankara: Siyasal Kitabevi. Althusser. Ankara: Turhan Kitabevi. kazanma. A. akademia 133     . Ankara: İmge Yayınları. İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. Hazır tüketici kitlesi. “Pozitif enerji”. Dil Derneği. İstanbul: Alan Yayıncılık. (N. (2006). Baskı. L. S.Erciyes İletişim 2009 Ocak   pratikler ve ideolojiler egemen kılınır.(Der) (1992).com. RTÜK kumar oynatıyor. ve Erdoğan. (1998). İnsanların içinde bulundukları maddi sıkıntılardan kurtulmanın yolu olarak insanlara “banka” olgusu benimsetilmekte ve “Var mısın Yok musun” yarışmasıyla “banka” gişe ve banko kavramından insana indirgenerek bankanın düşünce yapısı dile getirilmektedir. Sinemada Anlam Yaratma. rekabet. sınıf atlama ve tüketim kültürü resmedilmekte ve insanların bilinçleri yönetilmektedir.). İstanbul: Mozaik Basım ve Yayıncılık. Bu koşullar reklam verenler açısından bulunmaz bir nimettir. (1994). “20’den ve 10’dan geriye sayma”. ve Atabek G. Alemdar. Televizyon Türlerinde Dönüşüm. Ankara: Ümit Yayıncılık. “el ele tutuşma” ve “alkışlarla tempo tutma” gibi ritüeller insanları motive eden ve kutulardan çıkacak miktarları değiştirmelerine yardımcı olacaklarına dair düşünce ve duygular empoze edilmeye çalışılmaktadır. (M. Televizyon Tekniği. daha çok tüketmeye yöneltmektedir. Barthes. Cankaya. Ve neticede meta’ya dayalı üretim ve bilinç empoze edilmektedir. programın bağlayıcı unsurları sayesinde ekran başından ayrılamamakta ve üretilen mal ve hizmet pazara rahatça tanıtılabilmektedir.

Ankara: Ark Yayınları. Ankara: Bilgi Yayınları.). H. Erişim Tarihi: 10.04.). Yengin. Medyanın Dili. İrvan (Der.y.org/wiki/Var_m%C 4%B1s%C4%B1n_Yok_musun. S.02. G.com/modules. Televizyon Program Yapımcılığı ve Yönetmenliği. E.gov.com/files/2007%20EN'LER%C4% B0PDFonline. (1997). Küçük (Der). (1990). Fiske. K. Fiske. (1994). (1997).2008. N. Erişim Tarihi: 09. N. Basın-Yayın Mevzuatı.2008. S. Ankara: Seçkin Yayıncılık. Wikipedia (t.y. Doktora Tezi. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.wikipedia. (1996). Kültür. Çev.pdf. Kültür. Televizyon Öldüren Eğlence. J. Andy-Ar Sosyal Araştırmalar Merkezi (t. Ankara: Ark Yayınları. php?name=varmisin_yokmusun. (1996).). İdeoloji. Medya. Türk Televizyon Tarihi. (2007). Ankara: Ark Yayınları. Türk Dil Kurumu (t. Postmodernizm ve Televizyon. İletişim ve Toplum.).).tr/TR/SozBul. Medya ve Kültür Emperyalizmi. Yarışma Programları. Mutlu. (2003).02. (1997). Medya ve İdeolojik Etki. İktidar. (Haz. Kars. (2004).tdk. 2000’li Yıllara Doğru Türkiye’de TV. Gökçe. İrvan. S. İ.).y. Ankara: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları. S. İdeoloji ve İletişim Kavramı. İletişim Çalışmalarına Giriş. M.02. Mutlu. Ankara: Ark Yayınları. Serimli.tr/TR/SozBul. Acun Medya (t. (1990). Siyaset. Medya Kültür ve Siyaset. (1991).y.   134   akademia 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun. İstanbul: Derin Yayınları. Erişim Tarihi: 07. Medya.2008.asp x?F6E10F8892433CFFAAF6AA8498 16B2EF4376734BED947CDE&Keli me=televizyon. Televizyonda Program Yapımı. İstanbul: Der Yayınları. (S. http://www. Ö.gov. Postman. E. (1996).andyar.02. İstanbul: Altın Kitaplar. http://www.Erdoğan.). Televizyonu Anlamak. (1995). Herkes İzlesin. Hall. Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. http://www. http://www.2008. J. İrvan.acunmedya. Yaylagül.1994). Erişim Tarihi: 10. Erişim Tarihi: 05. . ve Alemdar. 2006. Türk Dil Kurumu (t.02. L. Turam. Hall. (13. İstanbul: Epsilon Yayınları. İstanbul: Der Yayınları.2008. E.tdk. Ankara: Gündoğan Yayınları.y.asp x?F6E10F8892433CFFAAF6AA8498 16B2EF4376734BED947CDE&Keli me=rit%c3%bcel. (2004). http://tr.).

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 135     .

. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi   136   akademia . üniter yapıların kendilerini korumak amacıyla aldıkları önlemler ve daha birçok sorun. produces audio-visual policies in the endeavor of keeping up with the changes while protecting its unity. The solution to the problem of identity lies down in the idea to be the “Citizenship of Europe”. Ulusçuluk. Key Words: European Union. suffers from the pain of changing needs of today. However. European Union. Gör. European Union's Audio-Visual Policies. Kimlik sorununa çözüm ise “Avrupa Vatandaşlığı” fikrinin altında yatıyor. The criticism of collective identities in the discourse of cultural pluralism. Pluralism. Dünyanın en büyük ekonomik birlikteliği olan Avrupa Birliği’nin birlik amaçlarını korurken değişimlere ayak uydurma çabası içinde görsel işitsel politikalar üretiyor. this idea that relies on cultural pluralism. measures taken by unitary structure in order to protect themselves and so many other problems appear as the headlines of this painful change.AVRUPA BİRLİĞİ’NDE GÖRSEL İŞİTSEL POLİTİKALARIN KÜLTÜREL TEMELLERİNE BİR BAKIŞ Sedat Özel* Özet Kapitalizmin ihtiyacı doğrultusunda doğan ulus-devletler bugün değişen ihtiyaçların getirdiği sancıları yaşamaktalar. which are out of the interests of the strong unitary founder states. world's greatest economic unity. Nationalism. Çoğulculuk. bu sancılı değişimin satır başları olarak karşımıza çıkıyor. now. küresel hareketlerin yerel kültürel örgütlenmeler bağlamında yarattığı gerilimler. Avrupa Birliği Görsel İşitsel Politikaları A Glance at the Cultural Foundations of European Union's Audio Visual Policies Abstract Nation-states.                                                              * Arş. Kolektif kimliklerin kültürel çoğulculuk söylemleri içinde eleştirilmesi. creates questions about the applicability of Union's policies. which were born according to the needs of capitalism. Ancak kültürel çoğulculuğa dayanan bu fikrin Avrupa’nın aynı zamanda kurucu üyeleri olan güçlü üniter devletlerin çıkarlarının üzerinde bir fikir olması uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği. the tension created by global movements in the context of local cultural organizations.

2006. teknolojik gelişmenin gerek                                                              1989 yılında mevzuata giren ve 1997 yılında revize edilen Sınırsız Televizyon Direktifi (Television without Frontiers Directive) 2007/65/EC sayılı karar ile "Audiovisual Media Services Directive" (AVMSD) adını almıştır. ekonomik süreçte ortak para birimine. fikir babası Monnet’in. Hollanda. yaşam düzeyinin hızla yükseltilmesini ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı ilişkileri gerçekleştirmek olarak belirlenmiştir (Aktan. Bugün birlik çok sayıda ülkenin üye olduğu coğrafi bakımdan yatay. yüzyıl ortalarında. Belçika. Kömür ve çelik işbirliğinden ortak pazara uzanan süreçte nihai hedeflerin. Hâkim küresel ideolojilerin baskısı altında egemen ulus kültürlerinde bir evrim olarak da algılanabilecek olan bu düşünce biçimi kökeninde yeni liberal düşüncenin desteklediği çoğulcu yaklaşımlara dayanmaktadır. birliğin kültür politikaları geliştirmesine neden olmuştur. Bütüncül toplumsal yapıların parçalanması. http://ec. temelde birliğin ekonomik ortaklığını pekiştirme anlamında kültürel politikalara ihtiyaç duyduğu yönünde yorumlar getirmektedir. bütünleşme bağlamında ortak hukuksal alt yapı ve iç işlerinde işbirliğine yönelik başlıklar altında geliştirilmesine karar verilmiştir. Avrupa vatandaşlığı bilincinin kültür projeleri ile oluşturulabileceğine ve bu işbirliğinin ulusların kaynaşmasını sağlayacağına. Maastricht Antlaşması’nda “Tek Senet” ile filizlenen siyasal bütünleşmenin. aslında güçlü bir ekonomik temelin üstünde yükselen Avrupa Birleşik Devletleri kurma (Ertuğrul. Fransa. 2001. Bu kimlik   çalışmamızın ilerleyen bölümlerinde de aktarılacağı üzere. farklı taleplerin bir arada karşılanması. geniş bir coğrafyaya yayılmış farklı kültürlerin kaynaşmasında televizyonu önemli bir araç olarak algılamaktadır.). Diğer taraftan birlik kararlarında daha önce seyrek olarak kullanılan kültür sözcüğünün 1980’li yıllardan itibaren daha sık kullanıldığına yapılan vurgulamalar. maddesinde amaç ortak pazarın kurulması ve üye ülkelerin ekonomik politikalarının giderek yaklaştırılması suretiyle. kurucu antlaşmalar çerçevesinde ortaya konan şartlardan çıkarılabilmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Avrupa Birliği. siyasal süreçte ortak dış politika ve güvenlik politikasına. ortak bir tarihe uzanan kültürel farklılıkların çeşitliliğine dayandırılmaktadır. yarım yüzyıl önce ekonomi temelli bir oluşum olarak filizlendiğinde. Lüksemburg ve İtalya’yı bir araya getirirken A. 2). güçlü bir Avrupa yaratacağına inanılmıştır (Tekinalp. 145) emeli de fiiliyata dökülmüştür.T’nin kurulduğu Roma Antlaşmasının 2. ülkeler arası işbirliğinin geliştirilmesine müteakip genişletildiği.118).y. Federatif bir kurumsallaşmaya doğru yönelme olarak addedilen bu kararlar doğrultusunda (Baydarol. kömür ve çelik topluluğu olarak başlayan ve Avrupa Ekonomi Topluluğu olarak devam eden birliktelik. sürekli ve dengeli bir yayılmayı. t. “Katılım. Ekonomik ideallerin siyasal birliktelikler doğurduğu 20. çoğulculuk. Bu tür yaklaşımlara göre. temsil gibi olgular karsısında klasik liberal demokrasiler cevap vermekte zorlanmaktadırlar. 2003. Bu bağlamdan bakıldığında “Görsel İşitsel Medya 18 Servisleri Direktifi” kültürle ilgili politikalar bağlamında ön plana çıkmaktadır. Topluluğun bütünü içinde ekonomik etkinliklerin uyumlu olarak gelişmesini. Değişiklikler ile ilgili geniş bilgi için bkz. artan bir istikrarı. birlik ruhundaki eksiklik. Birliği oluşturan kültürel çeşitliliğin korunması bugünün Avrupa’sında ne kadar çok farklılık o kadar çok birlik ilkesine dayanmaktadır. cemaatçilik dayanışmaların giderek güç kazanması. batı Avrupa’nın güçlü ulus devletleri Almanya.E.htm 18 137   akademia . iradi kimlik seçimlerinin özgürce yapılabilmesi.europa. kamusal ve özel alanın ayrışması.eu/avpolicy/reg/tvwf/index_en. Öte yandan bu yaklaşımlar. ekonomik ve siyasal bütünleşme çerçevesinde önemli adımlar atılırken kültürel çeşitliliğin birliğinden doğan “Avrupa Vatandaşlığı” fikri de dolaşıma sokulmuştur. içerik bakımından dikey bağlamda geniş bir alana yayılmıştır.

175). Robert Cox. Kültür politikaları gerçekleştirmek için yapılan düzenlemelere bakıldığında örneğin Avrupa Bölgesel ya da Azınlık Dilleri   Sözleşmesi veya Ulusal Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesi gibi düzenlemelerde ana tema olarak farklı dilde ve lehçelerde yayın hedef almaktadır. (Aktaran Kozanoğlu. 171) gelinen noktada ulus-devletin yeni rolünün dış ekonomik güçler ile yerel ekonomi arasında adaptasyon aracı olduğunu iddia etmektedir. ulusüstü organların ortaya çıkması. 1999. 335). Avrupa Birliği görsel-işitsel düzenlemelerinde rol oynayan etkenlerin algılanması açısından. yerleşik gücün desantralizasyonu ve çatışmaların ekonomik zeminden kopması beraberinde bir yandan sınıfsal farkların çözülmesi. Başlangıcında ekonomik işbirliği ve bütünleşmeyi hedef alan bir birlik olan Avrupa Birliği’nin kültürel çeşitliliği koruma çabalarının da bu anlayış içinde sınırlandığı düşünülmektedir. sürecin desteklenmesi sağlanmaktadır. Artık Avrupa Birliği’nin önde gelen amaçlarından biri Avrupa’nın kültürel kimliğini korumaktır ve tabanında Almanya. 2003.bireysel olarak insanı gerekse toplumları doğrudan etkilemesi bu süreci hızlandırmaktadır. 13) Bugün uygulanan stratejiler. Ancak Kophenag Kriterleri çerçevesinde Türkiye’nin de uygulamada taraf olduğu çeşitli sözleşme. mental aktivitenin göstergesi olan bilginin yeni üretici güç olarak yükselmesini sağlamıştır (Belek. küresel kültürel geçişlerin önem kazanması. Böyle bir durumda. Fransa gibi güçlü ulus-kimliklerin söz sahibi olduğu Avrupa Birliği. küreselleşmenin getirdiği kültürel gerilimlerin içinde farklı bir yaklaşım benimseyerek bu gerilimleri içinde barındıran bir üst kimlik kurma çabası içindedir. Bu çalışma. Öte yandan kültürkimlik ve Avrupa Birliği üzerine literatür yoğunluğu ve çeşitliliği göz önüne alındığında çalışmamızın bu araştırmaların üzerinde durduğu ana hatları saptama düşüncesi içinde olduğu da belirtilmelidir. Ancak bu çabanın ilk etapta ortak bir Avrupa kültürü inşası şeklinde başladığı zamanla Avrupa’nın varolan kültürel çeşitliliğini koruma şekline dönüştüğü ileri sürülmektedir.” (Kahraman ve diğerleri. 1999. diğer yandan üretimin fiziksel araçları birikim süreci içindeki önemlerini yitirmesi sonuçlarını doğururken. bu gelişmeler doğrultusunda 1990’lara “kültürel kimliklerini koruma ve sürdürme” veya “kaybetme” sorunu ve mücadelesiyle girmiştir. Küreselleşme altında tanımlanan fikirlerin baskısında geçilen 20 yıl. Öte yandan bir takım teşvik programları ile desteklenen ve Avrupa televizyon kanalları gibi çeşitli yollarla sürdürülen kültür ağırlıklı politikalar hedeflendiği gibi başarılı olamayarak yerini büyük ölçüde ekonomi merkezli politikalara bırakmıştır (Bek. Avrupa Birliğine üye devletler. 1997. 138   akademia . 50). 1998. (Alemdar ve Erdoğan. Avrupa Birliği’nin kültürel çeşitliliğe dayanan Avrupa kimliğini oluşturma sürecinde ortaya koyduğu kültürel politikaların temelleri ve görselişitsel alandaki yansımalarına bakma eğilimindedir. 2002. Birlik bağlamında küreselleşme-kültür ve kimlik ilişkisinin ortaya çıkarılması anlamında çalışmanın ortaya koymaya çalıştığı fikrin bütünü anlama sürecine yardımcı olacağı düşünülmektedir. direktif ve çerçeve kararlarının uygulanabilirliğine bakıldığında Avrupa Birliği’nin kültürel çeşitliliği koruma hareket noktasında ortaya koyduğu hedeflerine ulaşmakta güçlükler yaşandığı düşünülmektedir. Avrupa Birliği’nin geleceğinin devamlılığı açısından kültürel politikaları şart koşmuştur. Nitekim toplumu oluşturan en küçük birim olan birey de artık ulus devletin büyük ölçüde homojenleştirilmiş yurttaşı değildir. 8). Avrupa Birliği’nin kültürün taşıyıcısı dile verdiği önemi gösteren bu düzenlemeler ile kültürel çeşitliliğin korunmasına çalışılıyor görünmektedir. Bu küreselleşmiş dünyanın insanıdır (Kahraman. yerel bazda ekonomiler oluşturulmasına olanak sağlamakta ayrıca medya ürünlerinin içeriğinin yerelleştirilerek.

Bu düzenlemelere istinaden Avrupa Birliği’ne üye ülke uyruğundaki herkes Avrupa Vatandaşı olarak görülmektedir. bunu tamamlama amacı taşımaktadır. ulusal ve bölgesel çeşitliliğe saygı gösterirken.) Bu düzenlemeler sonucunda Birliği oluşturan üye devletlerin vatandaşları aynı zamanda Avrupa vatandaşı olarak anılmaktadır. görsel-işitsel sektördekiler de dâhil sanatsal ve edebi yaratımın (. 1992). Diğer taraftan birliğin dönüşümünde önemli antlaşmalar olan Maastricht ve Amsterdam antlaşmalarında birlik mevzuatına kültür ile ilgili ifadelerin de ilk defa girdiği görülmektedir. Birlik üyesi her devletten kendi yerel kültürleriyle. . (Ombudsman) Avrupa Vatandaşlığı. bugün birçokları tarafından nihai amaç olan siyasi entegrasyonu gerçekleştirmek için politikalar ürettiği ileri sürülmektedir. Avrupa halklarının kültürlerinin ve tarihlerinin yayılması ve bunlara ilişkin bilginin geliştirilmesi (Machet ve Robillard. Bu bağlamda Maastricht Antlaşması’nın 128. Bu antlaşmalar ile birlik mevzuatında ilk kez “Avrupa Vatandaşı”ndan bahsedilmiştir. • Avrupa Uzlaştırıcısı nezdinde şikâyet hakkı. Avrupa’nın ekonomi topluluğundan birliğe dönüşümünde kuşkusuz Maastricht Antlaşması ve akabindeki Amsterdam Antlaşması önemli bir dönüm noktasıdır. maddesine istinaden bir üye devlette ikamet eden AB vatandaşlarının. • İkamet edilen üye devletin yerel seçimleri ile Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanma ve seçilme hakkı. Bu sayede vatandaşların AB'ye daha somut bir aidiyet hissiyle bağlanması öngörülmektedir (İ. aşağıda belirtilen dört özel hak verilmektedir: • Üye devletlerin toprakları üzerinde serbest dolaşım ve ikamet etme hakkı. Avrupa Parlamentosu seçimleriyle belediye seçimlerinde seçme ve seçilme.V.t.y. Maastricht Antlaşmasının 8-8e.K. buna karşılık ortak kültürel mirası öne çıkarırken aynı zamanda bunları ayrı ayrı ulusal ve bölgesel farklılıklarına da saygı gösterecektir. 1999. Maastricht Antlaşması’nda Birlik’in. AB toprakları üzerinde ikamet ve hareket etme hakları ve tüm AB vatandaşlarının üçüncü ülkelerde diplomatik korumadan faydalanması kararlaştırılmıştır (Treaty On European Unıon.. herhangi bir üye devlet yetkililerinin   diplomatik ve konsolosluk korunmasından yararlanma hakkı. Avrupa Vatandaşlığı çerçevesinde yurttaşlara.). kurucu antlaşmalar çerçevesinde üye ülkelerin mevzuatlarında yaptıkları düzenlemeler ve nihayetinde ortak anayasa çalışmaları göz önüne alındığında Birliğin federatif bir yapıya doğru yol aldığı görülmektedir. • Uyruğunda olduğu devletin temsil edilmediği üçüncü ülkelerin topraklarında. ulusal vatandaşlığın yerine geçmek değil. Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması’nda sıralanan haklar ve yükümlülüklerin yanı sıra. Topluluk üye devletler arasındaki işbirliğini özendirme ve gerekirse aşağıda belirtilen alanlardaki çalışmalarını destekleme ve bunların eksikliklerini giderme yönünde çalışmalar yapacaktır. maddesi kültürel çeşitliliği oluşturan üye devletler içindeki yerel ya da azınlık kültürleri işaret ederek şunları şart koşmaktadır: Topluluk üye devletlerinin kültürlerinin gelişmesine katkıda bulunacak. 17) akademia Sonrasında yapılan Amsterdam Antlaşması ilgili maddelerde çeşitli 139   .. Birlik farklı kültürler üzerine inşa edildiği düşüncesini yaratırken.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Ulus Kimliklerden Avrupa Kimliğine Avrupa Birliği’ndeki Değişimin Temelleri Coğrafi genişliğinin yanında ekonomik gücüyle de dünyanın en büyük birliği olan Avrupa Birliği’nin. kabullenilmiş bir ilişkinin olmasını beklenmektedir. Ekonomik bütünleşmenin göstergesi olan ortak para biriminin kullanımının yanında. üye devletlerdeki kültürlerin gelişmesine katkıda bulunacağı ve Birlik tarafından gerçekleştirilecek faaliyetlerde kültürel boyutun göz önünde tutulacağına dair hükümler yer almaktadır.

Bugün çoğulcu bir yaklaşımla toplumsal katmanlar arasındaki diyaloga dayanan bir kültürler birlikteliğin tezahürü olduğu ileri sürülen Avrupa Kimliği düşüncesi’ne getirilen eleştiriler. üretim araçlarına göre tayin edilen sınıf esasına. kültürel çeşitliliğin var olabilmesi için Birliğe üye devletlerin uygulamalarında esaslı kabullere dayanan dönüşümleri gözetmeleri gerektiğini bildirmektedir. devlet ve hukuk düzeninin normatif ilkesi olarak kabul eden) bir kavram olarak tanımlamaktadır (Köker 2006. Hall çoğulculuğu. Avrupa kaynaklı görsel-işitsel eserlerin ve Avrupa program endüstrisinin yapısal desteğinin geliştirilmesi ile uluslararası kültürel farklılığın geliştirilmesi ve savunulması bu işbirliğinin çatısını oluşturmaktadır (Çiftçi. Bu bakış açısı ile çoğulculuk. Çoğulculuk. Liberalizmin koruduğu özgürlükler ile biçimlenmiş olan herhangi bir toplumda yurttaşlar arasında daha iyi yasam. toplumsal oluşumdaki. 1994). buradan da siyasi karar alma süreçlerine aktarılmasına imkân veren (ve bu imkânın verilmesi gerektiğini. Özellikle telekomünikasyon alanındaki ilerlemelere istinaden 1980’li yıllarda ortaya çıkan uydu yayıncılığına bağlı olarak ABD ile Avrupa Birliği arasında yayıncılık alanında mevcut olan farkın açılması ile Topluluk bünyesinde ekonomik ve kültürel önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu ileri sürülmektedir. Köker’e göre karmaşıklığın tanımına denk gelen bu ifade biçimi aynı zamanda çoğulculuğun dayanak noktasını da oluşturmaktadır. zorunluluk. Hall. ahlaki değerler. Klasik yaklaşıma göre çoğulculuk kavramı eşitlik. Bu dil. 2007. siyasal iktidarın 140   akademia . çoğulcu yaklaşımın ortak bir dil geliştirmeye çalıştığı ise sıklıkla dile getirilmektedir. bu farklılıkların yalın yahut birbirini kesen. 35). etnik veya dini kimlik mensubiyetlerine. 2005). amaç ve insan doğası ile ilgili farklı görüşlerin bulunduğu düşünülmektedir. 201). çıkar ve ihtiyaçları doğrultusunda odak grupları aracılığı ile akışı etkileyebilmektedir. Birey toplumsal yaşamdaki rolü ne olursa olsun. karar verme sürecinde halkın ağırlıklı rol oynaması ve aktif katılımı gibi konuları kapsamaktadır (Arslan. 117). toplumun tüm katmanlarını kucaklama çabası içindedir. modern toplumların karmaşıklığı ile ilişkilendirilmektedir ve bu ilişkinin analizi. bu düşünce biçimini sorunlu olduğunu düşünmektedir. Alınan kararların amacı Avrupa halkları arasında kültürel açıdan daha sıkı bir işbirliği kurma amacı olarak görülmektedir. Daha açık bir ifadeyle karmaşıklık. modern toplumun bu çoklu karmaşık yapısı içinde oluşan farklı çıkar ve dolayısıyla taleplerin kamusal ifadesine. Ancak böyle bir yapıda bu görüşlerin birbirlerine zıtlığı ve uzlaşmazlığına da dikkat çekilmektedir (Talisse. gücün dağılımı ve çok sayıda güç merkezlerince paylaşılması. Rothman karmaşıklık ifadesini. Ancak ulus-egemen söylemlerin uluslar arası ekonomik işbirliği ihtiyacı ile şekillenen Birliğin mevzuatındaki bu dönüşümde esas itibariyle dünya üzerindeki küresel yapılanmanın etkilerinin olduğu düşünülmektedir. toplumsal cinsiyete. Ona göre ekonomik. çoğulculuk kavramının algılanmasında önemli görülmektedir. işbölümü esasına göre belirlenen statülere. sosyal.   organizasyondaki yapının seklinden dolayı kullanmaktadır. evrensel anlamda bir hoşgörü dilidir ve karmaşık toplumsal yapıyı oluşturan katmanlar arasındaki ilişkinin ahengi için gereklidir. Erken dönem liberal politikalar içinde. İktidarın paylaşılması sürecinde sıklıkla dile getirilen bu anlayış biçimi. Avrupa çapında yayıncılık bakımından temel ortak düzenleyici bir çerçevenin oluşturulması. siyasi ve fikri/ideolojik gereksinimlerini karşılamaya ve kültürel geleneklerini sürdürmeye çalışan birey ve grupların işlevlerini yapılandıran düzenlemeler belirli bir ilişki içinde karmaşık yapılardır (Rothman. karar alma süreçlerine aktif olarak katılabilmekte. birbirleriyle örtüşen dinamik bileşkeleri temeline dayanan çoklu toplumsal katmanlaşmanın ifadesidir.düzenlemeler ile Birlik politikalarında kültürün önemine ilişkin vurgunun bir kez daha yapılmasını sağlamıştır. 2003.

1994).   ancak diğerlerinden ayrılan topluluk olarak karsımıza çıkmaktadır. ekonomik ve toplumsal koşullara bağlı olarak ortaya çıktığı kabul edilmektedir. çevrenin daha “yabani” kültürlerini adım adım yutacaktır. Ulus kavramının ortaya atılmasında ya da ulus yapısının oluşmasının altında yatan nedenler ile kapitalizm arasında sıkı bir ilişki kuran modernistler. ulusların kendilerine ait tarihlerinden gelen bir kültüre sahip olduklarına ve ulusu ulus yapanın bu tarihi geçmiş olduğuna inanmaktadır. 2006. Gellner (1992) ise ulus kavramının uzun bir tarihsel sürecin aksine ulus-devletler aracılığı ile ortaya çıkarıldığını ulusların üretildiğini ileri sürmektedir. Modernist yaklaşım. aynı dile mensup. 163). aynı manevi değerlere sahip. tarih ve kültür birliği bağlamında ve (veya) aynı toprak üzerinde ortak ekonomik ve toplumsal çıkarlara sahip bireylerin aynı yönetsel birime aidiyet duygularıyla bağlanması kapsamında ele alınmaktadır (Boztemur. kültürel bir toplumun tanımından hareketle toplumu oluşturan katmanların geniş tabanlı bir oydaşmanın içinde olduğu fikri içindedir. Başka bir tanımlama ise modernliğin bir yansıması olarak akıla dayanan yasa ile sınırları çizilen ulusu aynı dili konuşan. Ulus ise Smith tarafından “tarihi bir toprağı/ülkeyi. Dinsel. bu oydasmanın “rızanın üretimi” ile sağlandığına ve bir merkez etrafında bütünleştiğine dikkat çekmektedir. farklılıkları tek potada eriterek bir ‘yurttaş’ tanımını geliştiren ulus-devlet modeli. ortak bir ekonomiyi. v.Erciyes İletişim 2009 Ocak   meşruluğunun yükseldiği bir zemin olarak görmektedir ve O’na göre teorik bakımdan “çoğulculuk geçerli mi” ve “çoğulculuk nasıl işler” gibi soruların sorulması yerine genel kabulde çoğulcuğun varlığına inanılmaktadır. yüzyıl olarak kabul etmektedirler. ulusçuluğun oluşumunu sağlayan etkenleri. yüzyıl öncesinde devlet ve ulus modern anlamları ile hiçbir terminolojide geçmemektedir (Hobsbawm. aynı kültürden beslenmiş. inanç. ortak yasal hak ve görevleri paylasan bir insan topluluğunun adı” şeklinde tanımlanmaktadır. etnik. Güngör’de kavramı Smith’in tanımına benzer özelliklerle açıklamaktadır. 29–34). Smith ulus kavramını ortak bir tarihi geçmişliğin üzerinde kurmaktadır (Smith. değerle ortaklığını işleme ve tutma yaklaşımı (Alemdar. 1999). Ulus ve ulusçuluk kavramlarının ilk olarak Batı Avrupa’da çeşitli politik. kitlesel bir kamu kültürünü. 1998. 208). Ulusun yasamı ile ulusun tarihini. yönetimi yasa ile ve iç ve dış şiddet araçlarının doğrudan denetimiyle yaptırım altına alınan kurumsal yönetim biçimleri öbeği ulus-devlet olarak tanımlanmaktadır (Giddens 2000. Aslında çoğulculuk yaklaşımı yapısal engellerin ya da sınıfsal sınırların bu kültürel yutma sürecinin sakatlanmayacağı yönünde bir teminat sunmaktadır (Hall. Ulus kavramı farklı bakış açıları ile ele alınan ve farklı tanımlamalarla araştırılan bir kavram olarak genel hatlarıyla dil. Ancak Hall.b. Güngör’ün tanımında ulus yasamı ve yasam deneyimi kendi içinde benzerlikler gösteren. kıra ve kapalı ekonomiye dayalı sistemlerin 141   akademia . ulus kavramını modern çağa ait bir kavram olarak görmektedir. din. 134) dikkate alındığı takdirde Hall’un eleştirisi daha iyi anlaşılmaktadır. Hayal edilmiş bir cemaat olarak tanımladığı ulus Anderson’a göre tamamen kurgusaldır ve kurgu kendi içinde egemendir (1995. Anderson (1995) ve Hobsbawm ulusçuluğun ortaya çıkısını 18. 1999. aynı ülküyü paylasan mükemmel türdeşlikteki bir insan topluluğu olarak tasarlamaktadır (Touraine. aynı etik kökenden gelen. yasam deneyimi ile kültürü betimleyen Güngör (1996). McQuail’in kitle iletişim araçlarına atfettiği “devamlılığı sağlama görevi” yani egemen kültürü ifade etme ve alt kültürler ve yeni kültürel gelişmeleri tanıma. kültürel. Öte yandan Anderson ulusu hayal edilmiş bir siyasal topluluk olarak görmektedir. liberal düşüncenin öne sürdüğü böyle bir oydaşmanın ya da Hall’ın eleştirdiği gibi üretilmiş bir rızanın sonucu olarak karşımıza ulus devleti ve ulus-kimliğini çıkarmaktadır. Merkez. 20). Bu inanış büyük ölçüde. ortak mitleri ve tarihi belleği. Erdoğan. 70– 122). Hobsbawm’a göre 18. 1995. Sınırları çizilmiş belli bir alan üzerindeki idari bir tekeli sürdüren.

1999. Kapitalizm doğası gereği ve ihtiyaçları doğrultusundan bir ulus ve ulus-devlet yapısını doğurmuştur. 40-42). Modern bir aygıt olarak ulus-devlet.yerini kentsel yasama ve malların ve finansın serbest dolaşımı üzerine kurulu bir ekonomiye bırakmasına bağlamaktadırlar. yasal güç kullanma hakkına sahip ve yönetimi altındaki halkı türdeşleştirerek ortak kültür. sınırları belirlenmiş bir toprak parçası içinde. Fransız Devrimi ile şekillenmeye başlayan modern devletle ortaya çıktığına dikkat çekmektedir. 1999. 30–58). Bu gereksinimler ise ancak standart eğitim ile gerçekleşebilecektir. Dönemin yeni üretim ilişkileri. simgeler. politik birim ile kültür arasında da dolaylı bir iliksi kurmaktadır. Standart eğitim ile bireyler belli bir bilgi ve beceri sistemi kazanacaklar ve nitelikli is gücünü oluşturacaklardır. yapısı modernitenin temel dinamiklerinden biri olarak addedilmektedir. Sonuç olarak ulus-devlet. ulus kavramının zihinsel ve duygusal olarak kendilerini öteki üyelerinin çoğuyla hiçbir zaman yüz yüze karsılaşmayacakları kolektif bir bünye ile özdeşleştirdikleri müddetçe bireylerin zihninde oluşan bir tahayyül olarak görürler (Bauman. yapının yurttaşları ile sürekli bir bağ oluşturabilmesi halka ulus ve ulusçuluk duygularının asılanabilmesi ile mümkün olacaktır. istihdam edilecek is gücü ve mesleki hareketlilik. 1999. yönettiği insanların hepsini kucaklamakta. Sanayileşme ve işbölümünün temellendirdiği yeni yapılarda. Bu ise ancak yurttaşların homojenleştirilmesi ve standartlaştırılmış ulusal bir dil kullanılması ile mümkün olacaktır (Hobsbawm. 93). standart eğitimin standart bir dilde ancak merkezi bir sistem yani devlet yolu ile sağlanabileceğine vurgu yaparak. Günümüz devlet yapılarının temellerinin atıldığı o çağlarda. Ulusları hayali bir cemaat olarak betimleyen Anderson’da Gellner gibi ulus yapılarının ortaya çıkmasını kapitalizm ile ilişkilendirmektedir. diğer toprak parçalarından belirgin sınır çizgileri ile ayrılmaktadır. Bu fikirleri ulus kavramının oluşmasında temel nedenler olarak gören Gellner. feodal sistemin belirsiz sınırlı devletlerinden farklı olarak. 1995). Günümüz postmodernist sürecinde eleştirilere maruz kalan ulus-devlet anlayışı başat bir ulusal kimlik etrafında ördüğü toplumsal ağları sağlam tutabilmek için ortaklıkların vurgulanmasına dayalı bir yasam sentezi önermektedir ve hakkında 142   akademia . sanayi toplumunun temel ilkesi olarak görülmektedir. Hobsbawm ise politik temellerine açıklık getirdiği ulus yapıların. 140). Bu ilişki standart eğitimin gelişmesinin yanında standart bir ulusal kültürün oluşturulmasında da etkilidir (Gellner. yeni iletişim teknolojisi ve bu teknolojinin Latincenin diğer diller üzerine baskısını kırması ile tekrar güç kazanan halk dillerinin ulus yapılar yolunda temel taslar olduğunu iddia eder (1995. Bu görüşler ile birlikte özellikle küreselleşme sonrası tezlerin de desteklediği ulus devlet yapılarında etno-sembolist   yaklaşımlar ise modernizmin bir sonucu olan ulus-devlet yapılarında kapitalizmin rolünü kabul etmekle birlikte ulusu oluşturan insanları ortak bir etnik kökenden geldiklerini öne sürmektedir (Smith. ulus devletin oluşum sürecinde kapitalizmin etkileri açık bir şekilde bildirilmektedir. modern toplumlardaki pek çok “geleneğin” tarihten gelen derin kökleri sayesinde “kutsallaştırılmış” ve uzun zaman önce oluşmuş değişmez birer uygulama olduğu görüntüsünü vermesine karsın oldukça yeni olduğunu öne sürer ve bunların çoğu zaman ulus devlet kurumları tarafından bilerek üretildiğini iddia eder (Aktaran Tomlinson. 1997. Şekillenmekte olan modern devlet. 1992). Ulus kavramı ortak tarihsel bir kültüre dayandırılsın ya da devlet yapıları tarafından üretilen ve inandırılan bir kültürel bütünleşme olarak algılansın. 185). değerler yaratma yoluyla da gelenekler ve köken mitlerini canlandırması işleviyle ulusların uzun bir süredir rağbet gösterdikleri bir devlet formu olarak kabul edilmektedir (Guibernau. Ulus devleti açıkça tanımlanmış bir toprak parçası ve açıkça tanımlanmış bir üst otorite ile gerçek olarak tanımlayan görüşler. Hobsbawm.

Kültürel kimliklerin oluşturulması tartışması bizi kolektif kimlik tartışmalarına götürür. bütünlük ve süreklilik kesintiye uğrar ve parçalanma tehlikesi altına girer (Tekinalp. kültür olmakta ve bu kültür toplumun çok büyük kesiminin (hatta mümkünse tamamının) ortak yasam ülküsü olarak tahayyül edilmektedir. Ulusal kimlik. 652). bir toplumun temel dinamikleri birleştirici/ortak unsurlara bakılarak anlaşılmaktadır. din gibi kolektif kimlik türleri bu kimlik ile örtüşebilir veya terkibe girebilir ancak ulus kimlik kendi egemenlik alanında popüler rızaya sahip ve popüler bir coşku ile politik dayanışmanın biricik sembolü konumundadır (Smith. Morley ve Robins'e göre [12]. 77) Bu tür eleştiriler çeşitlenebileceği gibi özünde. 192–193). dil. bütünlük ve süreklilik kazanmalarını içerir". 1999). bir ulusu oluşturan insanlara ulusal aidiyet vermenin bir yolu olarak görülmektedir. Diğer sınıf. Morley ve Robins. içinden çıkılamayacak yoğun söylemleri (çoğulculuğu) nasıl seyreltiklerine ve bir çerçeve içine alınmış tek bir ulusal kültür kavramı üzerinde tekelci bir bilinç oluşturdukları düşüncesine ulaşabiliriz (2005. Bu yaklaşıma göre dil hayat tarzlarına göre biçimlendiğinden kültürün ayrılmaz bir parçası ve aynı zamanda kültür yaratıcısı olarak tahayyül edilmektedir (Korkmaz. Ulusal kimliğin ve kültürün inşası için ortak toplumsal belleğin. genel olarak toplumsal denetim ve özel olarak siyasal süreçlere ve örgütlere sınırlı sahip olmanın yürütüldüğü bir araçtır. Tekinalp’e göre Michel Foucault'nun her toplumda gücü elinde tutanlar söylemi denetim altına alırlar ana tezi ve düzenleyici ilkelere taktığı "seyreltme prosedürleri" kavramından hareketle. Avrupa Birliği’ni oluşturan üye ülkelerin tarihsel gelişimine bakıldığında. ortak geleneklerin ve yasanmış bir tarih duygusunun sürekli canlı tutulması gerekir. 1998. "kolektif kimlik. Dil ile toplum ve millet arasında kurunla böylesi bir bağlantı bizi dil-kültür ilişkisine götürmektedir. ırk. Alberto Melucci' (aktaran Morley ve Robins). bireysel ya da toplumsal aktörlerin belli bir tutarlılık. toplumsal seçkinlerin. 2005. 77). Ulus devletler dünyayı oluşturan en önemli ekonomik ve politik birlikler olarak bilinçli bir kültürel inşa süreci içinde gelişirler. cins. farklı kültürlerin alt yapılar haline gelerek bir üst kültür içinde eritildiği ve egemen kültür tarafından bu kültürlerin kontrol edildiği düşüncesine dayanmaktadır. Alemdar ve Erdoğan’a göre dil. Diğer taraftan ulus ve ulus kimliği üzerine yapılan çalışmalarda kültür önemli bir satırbaşıdır. Diğer taraftan egemen kültürün etkinliğinde “dil”e atfedilen önem dikkat çekicidir. Aksi halde. Daha açık bir ifadeyle. Farklı ideolojik yelpazenin içinde birçok farklı görüş açıları dolayısıyla kültürler bulunmaktadır. Bu tür yaklaşımlar ulusal kültürü ulusal bütünleşmeyi devletin etrafında yapılandırmaya yarayan kültürel ve dilsel içerik bağlamında homojenize edilmiş bir araç olarak görmektedir. kolektif kimliğin toplumsal aktörler tarafından inşa edildiği düşüncesinden yola çıkarak kolektif bellek kavramını vurgularlar. Kolektif belleğin oluşmasında sınırın belirlenmesi "biz" ve "öteki" kavramlarının çağrıştırdığı içerme ve dışlama koşullarının sürekli olarak yaratılması çok önemlidir. Daha açıkçası toplumsal denetim ve siyasal süreçler dilden geçerek yapılır. Yani ulus-devlet anlayışında belli bir din. grupları denetim altında tutmak gibi siyasal amaçlar için kullanılır (Alemdar ve Erdoğan. kolektif kimlik oluşumunun hassas bir süreç olduğunu. Dil siyasal düzeni korumak.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sürdürülen tüm olumsuz tartışmalara rağmen dünya öncelikle ulus-devletler ve sundukları kimlikler biçiminde bölünmektedir. 2005. Buna ek olarak dil. Dil kendi kendini yönetme ve kendini yansıtma ve kişinin kendi kimliğini öne sürmesi için bir olanak sağlar ve böylece kişiyi değerlerine bağlar. daha az benzediği durumlarda sürekli uyarılması gerektiğini ifade eder. benlik ve grup bağlılığı için birleştirici bir güç olur. Bu açıdan bakıldığında dil ideolojik çatışmanın önemli bir alanıdır. toplumsal eylemin kurumsallaşmış biçimlerine benzediği ölçüde bir kurallar sistemine ve önderlik biçimlerine dönüşebileceğini. ulus-devlet modelinin 1648 Vestfelya Barış Antlaşması akademia 143     .

Bu ifade biçiminde çoğulculuk kavramı toplumsal çoğulculuk olarak etiketlenmektedir. eleştirilerin ana hedefidir. yargı. ulus devletlerin işlevlerini yitirdiklerini. Bu gerilimli etkileşim özellikle baskın kültür ve korunmaya çalışan kültürler arasında bir savaş olarak algılanmaktadır. yaşama adabı ve yaşama tarzları) bir arada formüle etmiştir (Çelebi. dolayısıyla ideolojilerin sonunun geldiğini iddia etmektedirler. yurttaşlık gibi akım ve kavramların baskısı altında kaldığı da inkâr edilmemektedir. 1980’li yılların yeni bir dünya düzenin başlangıcı olduğu fikri üzerinde uzlaşı içindedir. çok kültürlülük-kültürcülük. siyasal sistemin bizzat kendi aktörlerinin uzlaşması ve rızasıyla kurulması ve yeniden üretilmesi) antropolojik türdeşliği (ortak köken. Bugünden bakıldığında bu yapının. 2004). kültürler arası çatışma ve gerilimlerin sebebi olduğu düşünülebilir. sağ ve sol ideolojiler arasındaki kutuplaşmanın kalktığını. yürütme. cemaatçilik-liberalizm. Avrupa’da ulus-devlet egemenliğin kaynağını mutlak hükümdardan halka devrederken. kültürel alanda da tüm dünyaya hitap eden bir “dünya müziği” veya “küresel sinema”nın da ötesinde “dünya popüler kültürü” üreten sınırlar ötesi kapitalizm fikri ve bu kapitalizmin kendi kültürünü ve değerlerini yayarken önüne gelen yerel kimlikleri de ortadan kaldırmaya çalıştığı ileri sürülmektedir (Yel. Küresel düzenin yayılma çabaları olarak da görülen ve uluslar arası ekonomi düzeninin yeniden yapılanması temelinde hareketlenen dönüşüm karsısında. 38). Amerika Birleşik Devletleri’nde Reagan.ve 1789 Fransız Devrimi sonrası Avrupa’da şekillenen siyasi düşüncelerle doğduğu düşünülmektedir. Küreselleşmenin kaçınılmazlığını savunanlar. kültürel hatta geleneksel değerlerinin yeniden yorumlandığı geçmiştekinden daha farklı ve sancılı bir dönüşüm ortamı yaratmıştır. dünya görüşlerinin farklılığını ve farklı ahlaki 144   akademia . Böyle bir yayılmanın özelde telekomünikasyon sektöründeki devletçi geleneğin yerini özel sektöre bırakması ile de hızlandığı birçokları tarafından dile getirilmektedir. Sonuç olarak Tomlinson (1999. Öte yandan karşıt düşünceler sağı ve solu var eden olguların halen varlığından yola çıkmakta. kimlik. yerli bir kültür pahasına yaymak ve yüceltmek için ekonomik ve siyasi güç kullanması” olarak tanımlanan bu sürecin. modern toplumların sosyoekonomik. Küreselleşme süreci sonunda çoğulculuk anlayışının kültürel bir kimlik kazanmış olmasına. 2005). eğitim. demokrasi. Bu görüşler çerçevesinde ekonomik alanda ulus-devletler giderek küreselleşmenin boyunduruğu altına   girerken. Ancak ekonomik ideallerin amacına ulaşma sürecinde modernizmin bir yanılsaması olarak ortaya çıkan ulus-devlet yapılarının. Toplumsal çoğulculuk anlayışının altında. kapitalizmin küresel düzeyde yayılma çabaları karşısında hantal bir konuma düştüğü ve farklı çıkış yollarının arandığı gözlenmektedir. egemenliğin gerektirdiği siyasal türdeşlikle (yasama. Küresel yayılmanın önce kolektif kimlikler olarak da adlandırılan ulusal kültürlere ama daha özelde ulusal kültürleri oluşturan yerel kimliklere yaptığı baskı. kültürel ve siyasal tanınma. kimlik bunalımının tepkilerini bulmuştur. kader ortaklığı. kültürel olarak farklı ve sosyal olarak çeşitlenmiş yeni kamu alanlarının varlığına işaret edilmektedir (Sistembölükbası. 2004. küreselleşmenin doğurduğu modernizmpostmodernizm. İngiltere’de ise Teatcher hükümetlerinin politikalarının önderliğinde neoliberalizm olarak tanımlanan yeni felsefe. Günümüzde birçok görüş. 15-16) tarafından “kültürel olarak yabancı bir kültürün değer ve alışkanlıklarını. din. Ekonomik gelişmelerin belirleyiciliğinde kitlesel üretim-kitlesel tüketim mantığının kilitlenmesiyle yaşanan ekonomik krizler sonucunda ulus-devletlerin aşamadığı sorunlar devletlerin ekonomik alanda sınırlandırılmasını savunan görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. devletin ekonomik ve politik işlevlerinin ayrımına dikkat çekerek ekonomik işlevlerdeki değişmelere karsın ulus devletlerin siyasal işlevlerini koruduğunu söylemektedirler. ortak mitler.

farklılık ve hoşgörü ise postmodernligin ateşkes formülüdür” (2003. bir liberal çok kültürcülük değildir. dikkat çekilen bir diğer nokta ise temsil sorunudur.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sözlükler kullanan vatandaşları kapsayacak bir şekilde tanımlama çabaları bulunmaktadır. evrenselleştirme ilkesinin yerini alabilirken öte yandan hoşgörü önermesi ihtida ve tabiiyet önermelerinin yerine geçebilir. yerel kültür (ya da otantik kültür) kavramları ekseninde dönerken. Özgürlük. farklı yasam biçimlerinin barış içinde birlikte yasamaları. O’na göre bu konuda UNESCO bünyesinde gerçekleştirilen tartışmalar ulusal kültür ve bu bağlamda kültür emperyalizmi sorunları ile sınırlandırılmaktadır. Bu anlamda hem demokratikleşmeye. ulus-devlet içindeki marjinal gruplar tarafından sorgulanmaya başlamasından almaktadır. eylem ve çözüm gerektiren bir sorun olarak yorumlandığı zaman. “Özgürlük. kendi içlerinde farklı olana karsı bir hoşgörü ya da ılımlı bir kabul taşıdığı ileri sürülmektedir. bu çalışma kapsamında da ilgi görmektedir. Bauman değişimi şöyle özetler. hem de köktenciliğe açık bir çoğulculuktur ve farklı ahlaki ve etik kodların birbirleriyle çelişki ve çatışma ilişkisini içermektedir (Aktaran Kahraman. 19. Küreselleşme sürecinin ulus-devlet anlayışı ile çatıştığı ve ulusal kültürlere zarar verdiği dile getirilmektedir ancak Tomlinson (1999) bu düşüncenin altında yatan bir çelişkiye dikkat çeker. 1999. Bugün küreselleşmenin kültürel bir tahakkümün yaşanması sürecini tetiklediği yönündeki fikirler. kürselleşme sürecinde ulus-devletçi geleneksel egemen kültürün meşruluğunun. Bir yandan birlikte yasama ilkesi. kısaca bahsedilen çoğulcu bakısın kendi dinamikleri içinde sorunlu bir yapıya dönüşmesine neden olmuştur iddiaları. eşitlik ve kardeşlik modernliğin sloganıydı. Bu perspektiften bakıldığında tarihsel döngü içerisinde kapitalizmin gerekleri ve belirleyiciliği. ideoloji ve dinlere göre ayrılmasının kabulü ve meşrulaştırılması olarak kabul edilmektedir. ulus-kültür (ya da kolektif kimlik). yeni dünyanın kültür biçimi olarak algılanmakta ve belli toplumların çeşitli sınıf. katılımcılığı içeren. Yeni dünya olarak adlandırılan küresel sürecin post-modernist algılayışının yeniden yorumladığı liberalizm ile kapsamı genişleyen hürriyet anlayışının. Post modern toplum sürecinde yaygın inanış klasik liberal kabullerin temel düzeyde karşıt fikre bir hoş görüsüzlük taşıyacağı fikridir (Michaud. tek bir merkezi olmayan ve merkez üzerinde mücadele eden kimlikler arası ilişkiler üzerinde kurulmuş bir çokkültürlülüktür. 46). Böyle bir iddia gücünü. Bauman’a göre farklılık bir baskı olmaktan çıkıp. kitle kültürü. 149) esnetme ve yeniden yapılandırma uğraşısı içindedir. Aslında ilk dönem liberal politikalar çerçevesinde dinsel ya da siyasal görüş farklılıklarını her birinin. Sonuç olarak çoğulculuk. Bu tartışmalarda ulusları mahalli olarak ayrıcalıklı bir yere akademia 145     . 48). düşman güçlerin geçici bir dengesi olmaktan başka bir anlamda mümkün hale gelmektedir. 2001) günümüzde de sermayenin rahat dolaşımını engellediği düşüncesi ile ulus-devletin özü kapitalist üretim biçimini korumak ve yeniden üretmek olan kurumsal yapısını (Erdoğan 2002. ırk. yüzyıl süresince burjuva sınıfının krallık ve aristokrasi üzerine baskısı ile mutlak monarşi ve krallıkların uyruk anlayışına dayanan siyasal yapılanmasını yurttaşlık bilinci ile temellenen ve yetkesini halktan alan ulus-devlete nasıl çevirdiyse (Boztemur. düşünce. yasadıkları kent üzerinde kimlik iddiaları olan. Ancak küresel süreçte yeniden yorumlanan liberal felsefenin öne sürüdüğü çoğulculuk anlayışında bu yeterli görülmemektedir. Tekeli ulusal kimlik anlayışından hareketle gelinen noktayı su şekilde özetlemektedir: Çoğulculuk artık merkezi bir kimlik ekseninde kurulmuş ve ılımlı farklılık taleplerini kendi içine alan bir ulusal çoğulculuk. Küreselleşme ve yerelleşme süreçleriyle gündeme gelen çok kimliklilik ve çoğulculuk farklılık taleplerinin kendi ahlaki ve etik kodlarını kamusal alana taşıdıkları. 2006).

onları paylasan. Habermas (2002. ayrıcalıklı kültürün bütün insanları temsil edip etmediği daha ötesinde devletin inşa ettiği ve dayattığı hayali bir kültür olup olmadığı konusunda endişelerini dile getirir. yeni çoğulculuk gibi kavramların yoğun olarak dolaşıma sokulduğu bu günlerdeki tartışmaların kökeni bu şekilde tespit edilse de ortak kanı. 1992. çok kültürcülük. çok merkezli çok kültürcülüğün alanı 'temsil edilemeyenler. 16). toplumu oluşturan katmanları temsil edemeyeceğine gönderme yapılmaktadır. ortak bir kültür mirasın bulunmaktadır. Birlik bugün yalnız bir ekonomik topluluk değil ama aynı zamanda bir kültür topluluğu olarak tahayyül edilmektedir. Altıncı olarak. zevk ve değer yargılarının temelinde ortak kültür akrabalığı. değişen bireyler arasındadır. sabit kimlik kavramını reddeder. dünya ekonomisi ve siyasetinde meydana gelen hızlı dönüşümler olduğu iddia edilmektedir (Çelebi. kültürün. 46). Düşüncenin çıkış noktasında ise pek çok dilin. 25). üst anlatıların. çok merkezli çokkültürcülük dar kimlik siyasetlerinin ötesine geçer ve paylaşılan sosyal istekleri de içine alır. kimlikler çoklu. sözlü ve kültürel mübadele yalnız belli sınırlar içindeki bireyler ya da kültürler arasında değil. kendi içi gelişim süreci kadar. Küresel düzeyde yaşanan köklü dönüşümler. birbirine nüfuz eden. hoşgörü. Medeniyetler çatışması. tarihi üreten aktif üyeler olarak görür. İkinci olarak. çok merkezli çok kültürlülük karşılıklı ve dialojiktir. küresel dünya düzenine entegre olma anlamında bir zorunluluk olarak görülürken. azınlık kültürleri. etnik grupları ve kültürel çeşitliliği zorunlu hale getirdiğini vurgulamaktadır. marjinaller ve bastırılmışlardır. hatta ondan daha fazla. UNESCO’nun farklılıkların uyum içinde birlikte yasaması gerektiği söylemi ile milliyetçiliği ve ulusal kimliği içinde barındıran ulusal kültür söylemini çelişkili bulmaktadır (aktaran Tekinalp.koymak ve onu korumaya almanın sorgulanması gerektiğini düşünen Tomlinson. karşılıklı. Dördüncü olarak. Üçüncü olarak. Bu çözülmelerin post-modern bakış ile ilişkilendirildiği fikirlerde. Avrupa Biriliği’nin gelişim süreci kendi içinde iniş ve çıkışlarla dolu bir seyir izlemekle birlikte Birliğin siyasal bir yapılanmaya doğru evirilmesinin tarih. 2002. tarihsel ve değişimlerin birer ürünü olarak görülür.” (Aktaran Sözen. Bir zamanlar ulusal birlik maksadıyla her türlü bölgesel farklılığın ve ayrıcalığın reddedildiği ve modern milliyetçilikle birlikte ulus-devletin ortaya çıktığı Avrupa aynı zamanda ulus-devlet formunun sorgulanır olduğu bu “yeni dünya”nın da merkezinde yer almaktadır. çok merkezli çokkültürcülük değişmez. çokmerkezci çokkültürcülük azınlıkları. çekirdeğe "ilave edilecek" parçalar olarak değil. dünyadaki gelişmelere karşı takınılan tutum ve bu gelişmelere uyum sağlama isteğine bağlanmaktadır. ulus kimliklerinin meşruiyetinin sorgulanması ile farklı açılımlara neden olmuştur. Birçokları tarafında Birlik tarafından üretilen kültürel politikalar. Diğer taraftan Robert Stam ve Ella Shohat çok merkezli çok kültürcülük fikrini. 116). Birliğin gelişim yönünü tayin eden etkenin “Avrupa” mitolojisinden çok. ulus-devletlerin homojen kültür siyasetlerinin terk edilip çok kültürlü bir yapının benimsenmeye başladığını ve “çoğulcu toplumlara” doğru gidilen “yeni dünya”da ortaya çıkan kültürel çoğulculuk halinin mezhepleri. “…çok merkezci çok kültürcü. sınıf ve yurttaş gibi evrensel kimliklerin. yardım gibi ahlaki ilkelerden daha farklı anlamlara taşımaktadır. dünya kültür tarihini ve sosyal güç ile olan ilişkisini inceler. Besinci olarak. yerleşik kültür anlayışında çözülmeler meydana geldiği yönündedir. liberal-çoğulcu özgürlük. kültürel   146   akademia . 2003. Kültürün ulusallığı ve yerelliğinin korunması kültürlerin merkezileştirilmesinden uzak bir yapının kurulabilmesi amacı düşünceyi tamamlamaktadır (Tekinalp. 2001) Temel hatları ile sunulan bu değişim çalışmamızda da belirtilen ulus-devletlerin yaşadığı gerilimleri karşımıza çıkarırken Avrupa Birliği’nin ve Birliği oluşturan ülkelerin küresel genişlikte yaşanan değişimlerden etkilenmemesi mümkün görünmemektedir.

Bu bağlılıklar ve ilişkilerin vücut bulduğu en popüler yapı ise kuskusuz Avrupa Birliği’dir. öte yanda çeşitlilik içinde birlik (unity in diversity) düşüncesi vardır (Kaya. gelenek. Diğer bir deyişle. Sosyal demokratların ve liberallerin geliştirdiği ‘Avrupa’ fikri ise çeşitlilik. Birlik. Öte yandan. Çelebi birliğin temelinde yatan ortak kültürün. 147   akademia . Bizans’a karsı Avrupa.Erciyes İletişim 2009 Ocak   çoğulculuk projesi Amerikan kültürünün yaygınlaşmasına karşıt olarak ortaya atılmış bir proje olarak algılanmaktadır. 129). demokrasi. 204). Hıristiyan demokrat partiler tarafından Avrupa’yı ekonomik çıkar ortaklığı dışında dinsel ortaklık olarak algılamaları dışında. ulusal aidiyetlerin ötesine taşınan karmaşık ve sorunlu bir yapılanmayı karşımıza çıkarmaktadır. hukukçular ve siyaset adamları tarafından 14. Hıristiyanlık temelinin de. ulus devletlerin teşekkülüne nasıl yol açtıysa. yüzyıla kadar götüren pek çok araştırmacı. Birlik içindeki kültürel manevraları küreselleşmenin getirisi olarak kabul etmekte ve sonucunda kapitalist toplumun en temel politik bağlılık biçimini oluşturan ulusçuluk ve ulus fikirlerinin çözülmekte olduğu ve yerini artık hem daraltılmış (yerel. 9). yüzyıldan itibaren dile getirilmeye başlanmıştır (Köktaş. 2004. ortak bir gelecek. Latince dilinin ortak kullanımı nedeniyle hukuk eğitimi ve anlayışı ile siyasal gelenekte antik yunan düşüncesinden ötede olmadığını düşünmektedir. 2004. Osmanlı’ya karsı Avrupa. daha çok Hıristiyanlık.“Avrupa kültürünü belirleyen. Diğer taraftan Avrupa toplumlarında her biri farklı kültürlere sahip halklar arasında ortak bir Avrupa kültürü/bilinci yaratmaktaki baskın güç din olgusu olarak karşımıza çıkmaktadır (Eliot. Bu çabanın altında ekonomik ve politik bütünleşmenin kültürel anlamda tamamlanması ve ortak bir kimlik oluşturma düşüncesiyle küresel kimlik şeklinde karşımıza çıkan Amerikan kimliğinin yayılmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir (İnanç. filozoflar. bölgesel ve taşra düzeyinde) hem de genişletilmiş (kıt’a Avrupa’sında) vatandaşlık kavramlarına” bıraktığı fikrini ileri sürmektedirler. tebaa topluluklarını olabildiğince kaynaştıran milletlerin. Batı Avrupa devletleri arasında birliğe yönelik düşüncenin oluşturulması tarihçiler. Bu tanım çerçevesinde. Ortodoks. post modernist yaklaşımlar Avrupa Birliği projesi ile ulusdevletlerin daha üst bir formunu oluşturma uğraşısı içindedir (Laçiner. Araplara karsı Avrupa gibi farklı nedenlerle sürekli kurulup bozulduğuna dikkat çeken Çelebi (2002. Kolektif Avrupa fikrinin tarih içinde. gücünü tarihsel bir geçmişe dayanan ortak bir kimlik inancından almaktadır. ekonomik ve hukuksal açıdan birleştirmeyi amaçlayan kültürel bir birlik oluşturma fikri. Bugün için bakıldığında Morley ve Robbins. 2003. Ortak bir Avrupa fikrinin tarihi kökenleri konusundaki çalışmaları 14. insan hakları ve sekülarizm gibi ilkelere dayanmaktadır. tikellik. Avrupa Birliği için ekonomik ve siyasal entegrasyon kadar kültürel entegrasyonun da bu fikrin oluşması için kolaylaştırıcı bir unsur olduğu konusunda hem fikir olmuşlardır. 1999. Birlik içindeki kültür politikaları ise bu iki egemen görüşün gerilimi altında şekillenmektedir. Modern çağı başlatan dinamiklerin dolayımından türetilmiş ulus kavramı. 324). Katolik ve Protestan mezhepler   arası çatışmalar tarihi olduğuna dikkat çekmektedir. batılı olmayan kültürel ve dinsel unsurlar ‘Avrupa’ içinde kendilerine yer edinebilirler. bir yanda tözselleştirilen bir Avrupa düşüncesi. 2004. 151). Muhafazakârlar Avrupa’yı tanımlarken. Onlara göre küreselyerel bağlamı içinde yeni bağlılıklar ve ilişkiler yaratılmaktadır (1997. ulus-ötesi bir toplum oluşturma projesi olarak görülmektedir. Diğer taraftan birleşik bir Avrupa fikri uzun bir tarihsel sürece dayandırılmaktadır. geçmiş ve türdeşlik üzerine vurgu yapmakla birlikte kültürel karışımı reddeden bir anlayışı savunmaktadırlar. 49–51). 11) ve Avrupa’yı siyasal. Ancak bir anlamda küresel etkilere bu karşı duruş. kültürel farklılık.

” (Aktaran Morley ve Robbins. 91). inançlar. Ulus-devlet formuna sahip üye devletler bu taleplere cevap vermek için ise çok-kültürlülük düşüncesini benimseyerek kültürel heterojenliğe yönelmek durumunda kalmışlardır. Böyle bir uygulama karşısında Avrupa tanımının dayanak noktasını oluşturan ‘kültürel çeşitlilik’ ve ‘çeşitlilik içinde Birlik’ söylemlerinin ortak kültür mirasına zarar gelmeyecek şekilde inşa edildiği eleştirisi getirilmektedir. Avrupa Birliği Komisyonu’nun önemle altını çizdiği 148   akademia . Örneğin Türkiye’nin de üye olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGIT) üye ülkelerince imzalanan Paris Şartı’nda da kültürel birlikteliğe yapılan vurgu görülmektedir. 1997. Daha ötesinde sözü edilen Avro-kimliğin Avrupa’da azımsanmayacak bir çoğunluğu oluşturan göçmen gruplara söz hakkı tanımaması Avrupa fikrinde şüpheler uyandırmaktadır (Morley ve Robins. beğeniler ve sanatsal tarzlar. “Ortak Avrupa kültürümüzün ve paylaştığımız değerlerin kıtanın bölünmüşlüğünün ortadan kaldırılmasındaki çok önemli katkısını kabul ediyoruz. Kıta’mızın belli baslı zenginlik kaynaklarından biridir bu. Fakat bu çeşitliliğin altında bir bağlılık. Bu bakış açısını Birlik dışında diğer siyasal teşkilatlanmalarda da görmek mümkündür. 1997.onun çeşitliliğidir: iklim çeşitliliği. Bu bağlamda üye devletler bünyelerindeki azınlıkların taleplerine karşılık vermek zorundadır. Bu eleştirel bakışa göre çok kültürlülük aslında kültürel dolaşıma izin vermeyen ve birbirinden kalın çizgilerle ayrılmış ‘kültürlerin’ bir araya geldiği yapıdır. mimari. Sınırsız bir Avrupa fikri ve sınırları asan medya akışları ile kültürel bir yön kaybının yaşandığı dolayısıyla yerel kimlik ve yer hissine sığınan “Avrupalı”nın kültürel bölgeciliği ve küçük milliyetçiliği beslediği iddia edilmektedir. Böylece ulusal devlet. bir aile benzerliği. diller. Dolayısıyla ulus-devlet modeli ile kendini tanımlayan ulusal kimlik kavramının içeriği bu anlamda genişletilerek çeşitlendirilmekte ve Avrupa Birliği’nin modüle ettiği küresel taleplere uygun hale getirilmektedir. içinde barındırdığı düşünülen çelişkiler açısından eleştirilmektedir. 2006. Örneğin Maastricht Antlaşmasının 8. Avrupa’da kurumsal bir   nitelik kazanmış ‘çok kültürlülük politikaları’nın ve bu amaçla düzenlenmiş kurumların kültürler arasındaki farkları ve sınırları derinleştirmekten pek de öteye gidemediğini düşünenler çok kültürlülük projesinin azınlıkların ulus-devletin yeniden oluşturulması sürecine bir şekilde dâhil edilmesi olarak görmektedir. Böyle bir çeşitlilik sulandırılmayıp korunmalıdır. Ancak Birliğin yazılı metinlerinde ortaya koyduğu kültürel çeşitlilik içinde Avrupa Vatandaşlığı fikri. Hatta bu noktadan hareketle batıdaki sekliyle ‘çok kültürlülük’ ideolojisinin aslında içerik açısından son derece muhafazakâr bir uygulama olduğunu ve hatta yeni sağ politikaların bir iz düşümü olmaktan öteye gidemediğini söyleyebiliriz (Kaya.1999. Buradaki amaç merkezkaç kuvveti olma özelliğine sahip ve piyasa iliksilerinde dezavantajlı konumda bulunan etnik azınlıkların muhalif yanlarını biraz olsun kontrol altına almaktır. organik ulus kimliğinden “vatandaşlık” ulus kimliğine doğru kayarak yerel ve bölgesel etnik aidiyetlere kucak açmaktadır (Yıldırım. 21). 52). 112). kırlar. Dolayısıyla yaratıcı özgürlüğe tüm zenginliği ve çeşitliliği ile kültürel ve manevi mirasımızın korunması ve geliştirilmesine olan bağlılığımızı vurguluyoruz” Günümüzdeki uygulamalar göz önüne alındığında üye ulus-devletlerin yalnızca ekonomik bağlamda değil. Bu ideoloji sayesinde azınlıklar çoğunluk toplumunun önceden belirlediği şekle bürünürler ya da başka bir deyişle kendileri için hazırlanmış elbiseyi giyerler. ortak bir Avrupa kimliği vardır. maddesine hatları çizilen Avrupa Vatandaşlığı üye ülke uyruğundaki herkesi Avrupa Vatandaşı olarak görürken birlik içinde çalışma ve ikamet izni olan kişiler kapsam alanı dışında tutulmaktadır. kültürel çoğulculuk politikaları kapsamında da Birlik mevzuatına entegre olduğu görülmektedir.

İspanya.bölgesel ve daha az kullanılan diller ile Avrupa'daki azınlık dilleri için komisyon'a yaptığı önerilere ilişkin kararı (2003/2057 (INI)) Azınlık haklarına yapılan vurgulamalarda Birliğin kendi müktesebatı dışında uluslar arası antlaşma metinlerinde özellikle de Avrupa Konseyi antlaşmalarında azınlık haklarının güvence altına alınmasına ilişkin çabaların varlığına dikkat çekilmektedir. • Gaetano arfé tarafından hazırlanan ve Avrupa Parlamentosu’nca kabul edilen bölgesel diller ve kültürler ile etnik azınlıkların hakları üzerine birer şart hazırlanması amacıyla 16 Ekim 1981 tarihli karar • Azınlık dilleri ve kültürleri yararına önlemler için karar • Avrupa toplumundaki etnik ve bölgesel azınlıkların dilleri ve kültürleri üzerine karar • Roperto Barzanti tarafından hazırlanan ve Avrupa Parlamentosu’nca 21 Ocak 1993 tarihinde kabul edilen "Topluluğun Kültürel Politikasında Yeni Görünümler" başlıklı karar • Avrupa parlamentosunun genişleme ve kültürel çeşitlilik bağlamında. Ancak. içine almak arasındaki gerilimle özdeşleşmiştir (Vardar. kendi müktesebatı içinde şu kararlar ile azınlık haklarını gündeme taşımıştır (TOHAV. İsveç ve İngiltere Şart’ın hangi maddelerinin hangi bölgesel ve azınlık dillerine uygulanacağını içeren açıklamalarda bulunmuşlardır. Kültürel politikalar çerçevesinde ortaya konan Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı da uygulamada engellere takılmıştır. Belçika. İtalya ve Lüksemburg imzalamış olmakla beraber henüz onay sürecini tamamlamamışlardır. İrlanda ve Portekiz’in taraf olmadığı Şart’ı Fransa. Diğer üye ülkeler ise Şart’a taraftırlar.y).166) konseye üye devletler tarafından imzalanan bu sözleşmenin çerçeve niteliği taşıması nedeniyle devletlerin iç hukukunda paralel düzenlemeler yapılmadıkça geçerli olamayacağının altını çizmektedir. ‘dışarıdaki kültürler’ ya da ‘dışarıdan’ gelen ‘öteki’lerle kurulacak ilişki için farklı bir çözüm önermemektedir. Danimarka. Avusturya. t. Avrupalı kabul edilen ‘içerideki’ kültürleri ortak bir kültür mirası altında birleştirmeye çalışırken. 2002. Bu nedenle de ‘Avrupalılık’ ‘öteki’ni dışlamakla. Birlik. bu tanımlar “bir ortaklık hissi” yaratabilmek için siyasal aktörlerce çeşitli çıkarlara göre yönlendirilmiştir. Hollanda. Finlandiya. Yunanistan. Tunç (2004. Bu konuda Anayasa değişikliğine taraftar olan hükümetten farklı olarak Cumhurbaşkanı. Örneğin 1993 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen ve Avrupa Birliği’nin genişleme prensiplerinin belirlendiği zirveden çıkan kararlarda azınlık haklarının güvence altına alınması siyasal bir kriter olarak aday ülkelere şart koşulurken. Birliğin 100 bin sayfayı bulduğu belirtilen müktesebatında. Almanya. azınlık konusunda ortak bir tarife yer verilmediğine de vurgu yapılmaktadır (Başyurt. Şart’a taraf olmadan yerel ve bölgesel dillerin korunabileceği düşüncesini savunmuştur. Bununla birlikte. Öte yandan Avrupa sınırlarındaki azınlıklar üzerine çelişkiler Birliğin antlaşmalar tarihinde de farklı şekillerde tezahür etmektedir. Fransa. Konseyin bu konudaki çalışmalarından biri olan Ulusal Azınlıklar Çerçeve Sözleşmesi bile üye devletleri bağlayıcı bir durum ortaya koymamaktadır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   ‘insanların kolektif bilinçlerinde derin köklerinin olduğunu’ belirttiği ortak kültür mirası. 2004). Öte yandan birliğin kültürel temellerine yapılan vurgunun Avrupa merkeziyetçiliği eleştirilerini haklı çıkartacak ölçüde yanlı akademia 149     . Şartın Anayasa’ya aykırı olduğunu hükme bağlamıştır. 33–34). Şart’ı yorum beyanıyla 7 Mayıs 1999 yılında imzalayan Fransa’da Cumhurbaşkanı Chirac’ın başvurusu üzerine Anayasa Konseyi. Bir başka deyişle.

etnik kimlikler. vb. AB'nin söylemlerinde kültürel farklılıklar değil. Roma İmparatorluğu’nun. Yani AB. insan hakları gibi birtakım evrensel değerler ön plana çıkarılmaktadır. 149) Wintle’ın az önce bahsettiğimiz üçlemeyi Avrupa’nın kültürel mirası olarak tanımladığına işaret eder. 19). Avrupa Birliği’nin entegre siyasal bir birlik olarak dünya güç sisteminde yer alabilmesi açısından. birliğin resmi söylemlerinde de kendine yer bulmaktadır. bu temel Halecki ve onun gibi düşünenlerce YunanRoma mirası. askeri kuvvet. (fırsat eşitliği ve adaletin göstergesi olarak sunulsa da) sonuçta Avrupalı kimliğini güçlendirme ve diğer kimlikleri göz ardı etme işlevi görmekte olduğunu ileri sürmektedir. dinamik ve sürekli oluş hali içeren bir anlayışı ifade ettiği düşüncesi Avrupa Kimliği üzerine söylemlerin kaynaklarını oluşturmaktadır. değişen. 2004). Sonuç olarak muhafazakârların bakış açısıyla dinsel. Aynı zamanda böyle bir temelin kültürel bir kimlik coğrafyasını da tanımladığı düşünülmektedir (İnsel 2004. 2005. 29). Moreira'ya göre. iç ve dış göç sonucu oluşan kimlikleri vs. Avrupa’yı ve Avrupalılığı tanımlama çabaları içinde tarihçi Halecki tarafından 1950’li yıllarda ortaya atılan bu düşünce. AB yönetiminin resmi haber ve bildirilerini. hukuk. Latin ve Judaeo-Hıristiyan kültürel değerleri olarak göstermektedir (Aktaran Ertuğrul. milliyetçilik söylemini ve ulus devlet anlayışını bütün bir Avrupa'ya uygulamaya çalışmaktadır. Örneğin 1992 tarihli 150   akademia . kültürel ve etnik açılardan verili ve değişmeyen tözcü bir ‘Avrupa’ ve ‘Avrupalılık’ anlayışı ve karşısında ‘Avrupa’ ve ‘Avrupalılık’ anlayışının verili bir coğrafya ve kimlik olmadığını. böyle bir bakış açısının alt kültür gruplarını bölgesel. 1992 yılından itibaren Avrupa kimliği üzerine literatürün çoğaldığına dikkat çeken Ertuğrul (2001. bölgesel. Wintle’ın bu bakışı. 150). Diğer taraftan bugün için kabul gören düşünce ‘Avrupa’ ve ‘Avrupalılık’   kimliğinin yukarıdan aşağıya inşa edilen siyasi ve kültürel bir kimlik olduğudur. Ortak kimlik inancı birliğin politikalarında en önemli temeli oluştururken. Avrupalı kimliğinin AB yönetimi tarafından diğer tüm kimliklerin önüne geçirildiğini ve resmi belge ve bildirilerde de bunun açıkça görüldüğünü belirtmiştir. Avrupa Birliği kültür politikalarında birlik kimliği ve ulus kimliğe yapılan vurguya dikkat çeken Sarp. cinsel. azınlıklar.) bir süper devlet yaratma amacı güdülmektedir. Öte yandan bir dönem İspanya Eğitim Bakanlığını yürüten Moriera ise (Aktaran Sarp. ulusal ya da uluslar arası seviyelerde olsun kültür ya da kültürel beklentiler üzerinde doğrudan bir tasarımı üzerinde yoğunlaştığı iddia edilmektedir (Ferri. Pek çok yasal ve ekonomik uyum paketi. 16). Santer Avrupa kültürünü batı aklının ve geleneğinin ortak kültürel mirası bağlamında tanımlama gerektiği üzerinde dururken bu mirasın kaynaklarını da Yunan. Öte yandan neo-liberal politikaların etkisi ile sözü edilen çok kültürlülüğün birliğe zarar vermeyecek şekilde sorunsuz elde edilebilmesi pek mümkün görülmediğinden. yunan felsefesinin ve Yahudi Hıristiyan geleneğinin oluşturduğu bir üçleme üzerinde yükselen aşkın Avrupalılık kimliği güç Avrupa’sının temelini oluşturmaktadır. her azınlığın katkıda bulunduğu çok kültürlü bir birlik yaratma amacı değil. 2001. aksine inşa edilen. Avrupa Komisyonu Başkanlarından J.olduğu da iddialar arasındadır. 2001. Çeşitlilikten kaynaklanan birlik felsefesinde kültürel çeşitliliğin koruması anlamında Avrupa Birliği’nin yasal düzenlemelerinde bütün politikaların ve sınırların kültürle bağlantılı olarak yerel.) yok saymak anlamına geldiğini düşünmektedir. tutum ve bakış açılarını çevreleyen bu Avrupalı kimliği söyleminde. kararnamelerini. güçlü bir kültür ve tarih birliğine tekabül etmesi gerekliliği içinde tekrar üretilmektedir. zaman içerisinde gerçekleşecek teknik yapılanmalarla (dil. Hıristiyanlık ve Avrupa’yı bir dönem üstün kılan endüstri devrimine dayandırılmıştır (Çırakman. Avrupalı kimliğinin doğal bir parçası olduğu iddia edilen demokrasi.

Diğer bir deyişle. çünkü farklı kültürlerin ekonomik olarak bütünleşebilmesi ve ekonomik düzene uyum sağlayabilmesi için öncelikle birlik duygusunu benimseyen. Avrupalılık kimliğini içselleştiren insan bilincine ihtiyaç duyulmaktadır. özerklik. bir yandan da milli ve bölgesel farklılıklarına saygı duyacak. yine ekonomiye dayanmaktadır ve Birlik. 78–79). öz yönetimi federatif yönetim gibi teritoryal ve siyasal taleplerini yine de dile getiremediklerini iddia etmektedir. 102–103). üye ülkelerin kültürlerinin gelişmesine katkıda bulunacak. bir görüşe göre.Erciyes İletişim 2009 Ocak   “Bölgesel ya da Azınlık Dilleri Avrupa Sözleşmesi” kapsamında. kurumsal ve politik dönüşümlerle sağlanabilecektir. Antlaşmanın 151. Birliğin bir önceki evresi olan Avrupa Topluluğu. Kurucu Antlaşmanın içine eklenen kültürel öğeler ise bu işbirliğinin bugün için vardığı noktayı işaret etmektedir. AB bayrağı. Bu iddialara göre. üye ülkelerden bölgesel ve azınlık dillerinde en az bir radyo ve bir televizyon istasyonu ve gazetenin kurulmasını sağlamak ya da kurulmasını teşvik etmek/ kolaylaştırmak. 2004). egemen ulusla yüzyıllarca aynı toprakları paylaşmalarına rağmen iktidar ve servet gibi kritik kaynaklara erişimleri egemen ulusal siyaset tarafından sınırlandırılan “milliyet” gruplarının. kamu güvenliği. Maddenin devamında Avrupa 151   akademia . aynı zamanda ortak kültürel mirası ön plana çıkaracaktır” denilmiştir. 147). 2005. Birliğin temellerini oluşturan neofonksiyonalist yapının küresel kapitalizm sürecinde işlevini tamamlamış olması birliğin kültürel politikalara yönelmesinde en büyük etken olarak görülmektedir (Çelebi 2002. ulusal düzeyden Avrupa Birliği düzeyine bir iktidar aktarımının hangi ölçekte olduğu ve böyle bir değişimin nedenleri ve sonuçları konusunda önemli bir düşünceyi gündeme getirmiştir (Simpson. kullandığı söylemlerde kültürel çeşitliliği desteklemek yerine tek tip. maddesinde. toplumsal ve ekonomik ilişkileri düzenleyici mekanizmalara haiz bir “birlik”e ve kısmi siyasi oluşuma doğru evirildikçe bu ilişkiler ve alan içinde yasayan toplumsal aktörlerin ve halk kesimlerinin siyasal ve kültürel aidiyet ve bağlarının bu yönde değişip değişmediği önem kazanmaya başlamıştır. Birliğin Avrupa kimliği oluşturma çabalarına getirilen eleştirilerde ortak yönelimlerden biri de birliğin kültürel çabalarının temelde küresel konjonktüre istinaden ekonomik statüyü korumaya yönelik manevralar olarak betimlenmesidir. Ancak bu yönde bir çalışmanın demokratik bir ülkenin yasaları çerçevesinde ulusal güvenlik. bütüncül bir 'Avrupalı' kimliği dayatma eğilimi göstermektedir (Sarp. Avrupa Birliği’nin bir serbest ticaret alanı olmanın ötesinde bir kültürel alan olma çabası vermesini gerektirmektedir. üye ülkelerin geleneksel sistemlerinde ekonomik. 2006. 137). “Birlik. sağlığı ve ahlakı çerçevesinde sınırlandırılması da dikkat çekicidir. Birliğin küreselleşen ekonomi ortamında dünya pazarında rekabeti. Ancak böyle bir dönüşümü gerçekleştirebilmek için güçlü bir kültürel altyapı oluşturmak gerekliliği. 41). Daha önce yakın ulusal kontrol altında bulunan sektörler için denetim düzenlemelerinin   Avrupalılaştırılması. seksenli yıllardan itibaren. sürücü ehliyeti ve AB Marsı gibi geleneksel ulus inşası stratejilerinin benimsenmesi bu kültürel alanı yaratmanın adımları olarak görülmektedir (Ertuğrul. AB vatandaşlığı. Özbudun (2006. pasaportu. çok kültürcü politikalar bağlamında esas olarak doğaları gereği bağımsızlık. bölgesel ya da azınlık dillerinde yapılacak yayınların maliyetlerini karşılamak ve mevcut finansal teşviklerin uygulanmasını sağlamak yönünde davranış sergilemeleri beklenmektedir (Timisi. 2001. teknoloji ve ekonomideki temel yapısal değişikliklerin bir sonucu ve bunlara bir yanıt olarak görülmektedir. sınır bütünlüğü. Avrupa Birliği düzeyinde yeni politika bağlamları ve yeteneklerinin büyümesi. birlik politikalarında kültürel ve toplumsal kaynaşmaya verilen önemin artmasının nedeni. yayıncıların program yapmalarına yeterli kaynak sağlamak.

Birliğin kültüre bakışını temsil eden 151. Bugün Avrupa Birliği içerisinde ulus kavramı üye devletlerin ulusal bütünlüklerini temsil ettiği için asla vazgeçmeyi düşünmedikleri ulus-devlet kimliği bağlamında ortaya çıkan ve ulusal kimliğin tanımında önemli bir etkisi bulunan “tekil ulusları” belirtmektedir. farklı etnik. Bu tür düzenlemelerin asıl amacının. 98). bu görüşlerden hareketle Birlik kurumlarıyla üye devletler arasında yetki ve egemenlik çatışmalarının yaşandığını ileri sürmektedir (Çelebi. 2004). Avrupa’nın gün geçtikçe kendi içine kapalı homojen bir yapıya dönüştüğü ileri sürülmektedir. Birbiriyle çatışma içinde olan ulusal ve azınlık kimliklerini bir pota içinde toplamayı hedefleyen böylesi bir bakış açısı beraberinde uygulama zorluklarını da getirmektedir. 2002. siyasi ve ekonomik açıdan gerçek bir birliğe dönüşmesinin. Birlik bu iki uç arasında bir denge politikası kurmak bağlamında Avrupa Vatandaşlığı kavramını dolaşıma sokarken. 2005. Aynı zamanda küresel geniş alan yayıncılığı ideolojileri ile bireyselleşme sürecinde ve 152   akademia . 1986 yılında imzalanan Tek Senet’ten Maastricht Antlaşmasına kadar geçen zamanda bir yol haritası arayan Avrupa Birliği’nin bir proje olarak doğası ve kuruluş süreci göz önüne alındığında Birlik’i oluşturan ülkelerin hükümetleri ve tek bir federal ya da konfederal bir Avrupa’nın   kuruluşuna inanan ve bu doğrultuda çaba gösteren baskı grupları arasında kısmen örtük. 1992'de Maastricht Antlaşması ile kültürel. ulusal kimliğin ulus-devlet ve yerel kimlikler arasında sıkışmışlığı küreselleşmenin getirdiği ırkçılığa varan aşırı milliyetçilik. maddenin 4. bendi göz önüne alındığında kültürel düzenlemelerin üye ülkelerin yetkisine bırakıldığı görülmektedir (Herold. dinsel ve kültürel topluluklar gibi yerel unsurların da göz önünde bulundurulduğu ortak bir siyasal toplum tahayyül etmektedir. mikro-milliyetçilik ya da cemaatçilik gibi paradoksal akımlarla daha sorunlu bir hal almaktadır. Bu kültür alanı üye devletlerin hâkim ulusal-kimlikleri ile üye devletlerin içinde yer alan kültürel çeşitlilikleri kapsayacak şekilde geniş bir alana yayılmıştır. Öte yandan Avrupa Birliği direktiflerinin aktarılmasının. Bugün Avrupa halkları. 2005.Birliği inisiyatiflerinin. kısmen açık bir işbirliğinden doğduğu ileri sürülmektedir. gündelik yasamın bir parçası olarak bireylerin toplumsallaşma sürecinde ve dolayısıyla kimlik kurma sürecinde önemli bir sosyalizasyon aracı olmuştur. büyük oranda. 295). Birlik kurumları ve üye devletler arasında çatışmayı hızlandıran ana etmen olarak görülmektedir. sosyal ve siyasal boyutlar eklenerek genişletilmiştir. Diğer taraftan kimlik konusunda özellikle küreselleşmenin sunduğu “çeşitlilik” söylemi ile ön plana çıkan çok kültürlülük hareketi. aralarındaki kültürel farklılıkları ortadan kaldırmaksızın ortak bir Avrupa birliği idealine hizmet edebilecek askeri toplumsal bütünleşme şartlarına kavuşmuş görünmelerine karşın. üye ülkeler arasında işbirliği kurulmasını teşvik edecek şekilde kullanılacağından ve gerekirse birliğin. ihtiyaçlarını karşılayacağından söz edilmiştir. üye ülkelerin kültürel faaliyetlerini destekleyip. Görüntü medeniyetinde televizyon. Özelikle ulus devletlerin toprak egemenliklerini ve siyasal egemenliklerini tehlikeye düşürebilecek bir Avrupa Hükümeti olasılığı. Avrupa’nın ortak hedeflerini benimsemiş bir üst kimliğin oluşturulmasıyla mümkün olacağı iddia edilmektedir. ulusal üye ülke devletlerinin politika gelenekleri ve yapıları tarafından belirlenmesi şeklinde bir eğilim olduğu bilinmektedir (Simpson. 52). Avrupa Birliğinin Kültürel Politikalar Bağlamında Görsel İşitsel Politikalara Bir Bakış Avrupa Birliği siyasal bütünleşme idealleri çerçevesinde kültürel alanda etkinliğin sağlanabilmesi görsel-işitsel politikaların uygulanabilirliği ile doğru orantılıdır. Özet olarak Birliğin ekonomik çerçevesi. “Avrupa Kültür Alanı”nın yaratılmasını teşvik etmek olduğu ileri sürülmektedir (Sarp. Öte yandan Hobswan’ın görüşlerine atıfta bulunan Çelebi. Dolayısıyla Avrupa’nın kültürel.

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
yasam alanının çoğullaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Geleneksel güvencelerin kaybolmaya yüz tuttuğu iletişim toplumlarında televizyon imgeleri ve şeyleri belli bir coğrafyadan ve maddi tarihten arındırarak kitle iletişim araçları tarafından belirlenmiş bir tarihi kaçınılmaz olarak algılanmakta ve izleyiciyi kurmaktadır (İmançer, 2003, 249). Topluluğun görsel-işitsel yayın politikası üç önemli sorun üzerinde eşgüdümsel bir etkinliği öngörmektedir. Sınırsız televizyon, teknoloji ve kültürel farklılığın korunması bu sorunlar olarak tanımlanmakta sorunların çözülmesi ise topluluğa üye ülkelerin ortak çabalarına bağlanmaktadır (Tekinalp, 1993, 97). Avrupa Birliği’nin görsel işitsel politikaları, 1980’li yıllar ile hareketlenmektedir. Bu yıllarda görselişitsel pazarda ABD ürünlerinin baskınlığı, o zamanki adıyla Avrupa Topluluğu’nu önlemler geliştirmeye itmiştir. Pazardaki ABD tekelini kırmak amacıyla başlatılan çalışmalar Birlik oluşumu ile kültürel amaçları da içine almıştır. Morley ve Robins (1997, 89–113), Avrupa Kültürü üzerine yapılan tartışmaların genellikle öbür kültürlere ait (daha çok Amerikan) televizyon programlarının fazlaca seyredilmesi halinde zamanla Avrupa uluslarının kültür, değer ve geleneklerinin eriyip gideceği korkusu ekseninde döndüğüne dikkat çekerek, özelde televizyon olmak üzere görsel işitsel politikaların, bir tarihe dayanan ve kültürel çeşitliliğin Birliği olarak algılanan Avrupa kültür kimliğinin geliştirilmesinde birlik tarafından önemli addedildiğini ileri sürmektedirler. İste bu amaçla birlik tarafından Avrupalılık söyleminin anlam ve değerlerini aktaracak ve dolaşıma sokacak kültür ürünlerinin yaratılması sürekli teşvik edilmektedir. Ayrıca görsel işitsel politikalar aracılığı ile Amerikan yapımlarının ezici hâkimiyeti ile rekabet edebilmek ve Avrupa yapımlarını tercih edecek bir kitlenin yaratılması, bu kültürün aşılanması için çaba verildiği düşünülmektedir (Sarp, 2004).   Birliğin çok kültürlülük kapsamında görsel işitsel politikaları çeşitli destek ve uygulama projelerini beraberinde getirmiştir. Ancak görsel-işitsel politikalar, Birliğin ilk tabiatı olan ekonomik amaçlara yönelik düzenlemeler ile başlamıştır. Bu bağlamda telekomünikasyon teknolojilerinin gelişmesi ile ortaya çıkan uydu ve kablo TV yayınlarında ortak pazar düzenlemeleri ile ilgili Yeşil Kitap (Green Paper On The Establishment Of The Common Market For Broadcasting, Especially By Satellite And Cable- COMC84/ 300) yayınlanmıştır. Görsel ve İşitsel sektördeki durum saptamasını yapan Yeşil Kitap, Avrupa Ekonomi Topluluğu kurucu antlaşması Roma Antlaşması hükümlerine istinaden, üye ülkelerden görsel-işitsel alanda ortak çalışma talep etmektedir. Temelde ekonomi odaklı bu çalışmayı 1989’da kabul edilen 1997’de revize edilen ve sektörel ve teknolojik gelişmelere istinaden 2007 yılında revize edilerek Görsel-İşitsel Medya Servisleri Direktifi adını alan Sınırsız Televizyon Yönergesi izlemiştir. Yeşil Kitap’ta öne sürülen fikirlere dayanan Sınırsız Televizyon Direktifi Avrupa düzeyinde televizyon programı ve film yapımının geliştirilmesi, ortak yapımların arttırılması, Topluluğun bu konuda destek sağlaması ve üye ülkelerin televizyon yayınlarında Avrupa kaynaklı yapımlara öncelik vermesi gibi Avrupa yapım piyasasının ekonomik rekabet gücünü arttırmaya yönelik düzenlemeleri içermektedir. Sınır Tanımayan Televizyon Direktifi, Avrupa’da görsel işitsel hizmetlerin Birlik politikaları çerçevesinde uyumlaştırılması, içeriğe serbest dolaşım hakkının sağlanarak pazar felsefesinin korunması yönünde önemli bir gelişme olarak algılanmaktadır. 1997 yılında değişikliğe uğrayan direktif ile Birlik, üye devletlerin görsel-işitsel alanda yapacakları düzenlemeler için bir çerçeve oluşturmayı hedeflemiştir (Bek, 2003, 28). Yayın teknolojilerindeki ilerlemeler bağlamında tekrar gözden geçirilen Direktif, 11 Aralık 2007 tarihinde alınan karar ile karasal ve uydu üzerinden yapılan televizyon yayınları

153

 

akademia

dışında isteğe bağlı video (video-on demand) uygulamalarını da kapsama içine almıştır (Direktif 2007/65/EC). Bu haliyle direktif, yayıncılık tanımını genişletirken, uydu yayınları, yeniden iletim ve reklâm ile ilgili maddelerde yeni iletişim teknolojilerinin getirileri doğrultusunda yeni düzenlemeler getirmiştir. Sınırsız Televizyon Direktifi olan ismi Görsel-İşitsel Medya Servisleri Direktifi olarak değişmiştir. sÜye ülkelerin, ilgili değişikliklere adaptasyonu sürecinde iki yıllık bir süre tanınmış ve 2009 yılında direktif içindeki değişiklikler ile son halinin devreye girmesi planlanmıştır. Diğer taraftan çağdaş vatandaşlığın temelinde belirli haklar bulunduğu ve bunlardan birinin çeşitli ve çoğulcu bir medya sektörüne erişim hakkı olduğu şeklindeki insan hakları argümanına dayanan (Ward, 2005, 215) medya düzenlemeleri de görsel işitsel politikalar bağlamında kültürel çeşitliliğin sağlanması açısından önemli uygulamaları içermektedir. Avrupa’nın kültürel politikaları ile eşgüdüm içinde yürütülen görsel-işitsel politikaların, Avrupa’nın kültüre bakış açısındaki zaaflardan dolayı çelişkiler zinciri olduğu görüsünü savunan Tekinalp, birliğin görsel işitsel kültür tanımında muğlâklığa dikkat çekmektedir (2003, 119). Görsel işitsel politikaların temelinde popüler kültür mü yoksa seçkin kültürün mü rol oynadığı tam olarak belirtilmemektedir. Kültür tanımlamalarında her ülke seçkinci bir kültürün portresini çizmekte ve televizyonun devletin çizdiği kültürel portreye uyması yükümlülüğü getirilmektedir. Ancak ulusal çıkarlar ile ilgili devletin çizdiği sorumluluk ve ticari yayın anlayışı arasında çatışma bulunmaktadır. Amerika kaynaklı kültürel ürünlere karsı kota uygulaması, temelde Amerika’ya karsı Avrupa’yı konumlandırmak olarak algılanmış ve eleştirilmiştir (Bek, 2003, 29). Eski adıyla Sınır Tanımayan Televizyon Direktifi yeni adıyla Görsel-İşitsel Medya Direktifi, Birliğin kültür politikaları çerçevesinde görsel işitsel alandaki düzenlemelerinin en somut örneği durumundadır. 2009 yılında uygulamaya  

girecek olan Görsel-İşitsel Medya Direktifi’nde değişikliklerin dayanak noktalarından birinde “görsel işitsel medya servisleri çok ekonomik servisler olduğu kadar çok kültürel servislerdir” denmektedir. Bu anlayışa göre demokrasi, bilgiye özgür erişim, kültürel çeşitlilik ve medya çoğulcuğu, eğitim ve kültür açısından bu servislerin spesifik rolü artan bir öneme sahiptir. 1998 tarihli Sınırsız Televizyon Direktifi’nde 4., 5. ve 6. maddeler, Birliğin kültür politikaları ile ilgili düzenlemeleri içermektedir. Yeni direktif, eski direktifte yer alan Avrupa Yapımları tanımının yapıldığı 6. maddeyi ortadan kaldırarak Birinci bölümde tanımlamaların içine (n) paragrafına yerleştirmiştir. Eski direktifteki 4. ve 5. maddede yer alan uygulamaların devamını talep etmektedir. Yeni direktif 4. maddedeki 6. madde yönlendirmesini de mevzuattan çıkarmaktadır. Diğer taraftan direktif yeni 3i maddesiyle isteğe bağlı video hizmetlerinde de Avrupa menşeili üretimlere yer ayrılmasını şart koşmaktadır. Yeni direktifte 4. maddede “Üye Devletler uygulanabilir olduğunda ve uygun araçlarla, yayıncıların, haberlere, spor olaylarına, oyunlara, reklâmlara ve teleteks hizmetleri ile tele-alışverişe ayrılan zaman dışındaki iletim zamanlarının büyük bir oranını Avrupa eserleri için ayırmalarını sağlayacaklardır. Bu oran, yayıncının izleyiciye karsı haber verme, eğitme, eğlendirme ve kültür alanındaki sorumlulukları dikkate alınarak, uygunluk kriteri zemininde giderek artan bir şekilde gerçekleştirilmelidir” ifadesi yer almaktadır. Öte yandan Madde 5’te üye devletlerin yayın akışlarının en az %10’unu veya bütçelerinin en az %10’unu, bağımsız Avrupa Eserleri Üreticileri için ayırmaları beklenmektedir. Sınırsız Televizyon Direktifi bağlamında ortaya konan ilk hareket MEDIA (Measures to Encougrage The Developmnet Of an Audiovisual Industry) programıdır. 5 yıllık uygulama dönemleri olarak planlanan ve ilki 1991 yılında başlayan program, MEDIA I (1991–1995), MEDIA II (1996–2000), MEDIA Plus (2001–2006) adları altında, Sınırsız Televizyon Direktifinde ortaya

154

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
konan hedefler doğrultusunda Avrupa kaynaklı prodüksiyonları desteklemiştir. Ayrıca MEDIA Training (2001–2006) ile yapılan çalışmada da görsel-işitsel piyasada yeni teknolojilere adaptasyon, alandaki faaliyetlerde organizasyon, hukuki süreçler ve yönetim alanları ile prodüksiyon üretim sürecinde yazım-yaratma tekniklerini kapsayan bir eğitim programı devreye sokulmuştur. Program daha çok Birlik içinde görsel-işitsel alanda üye ülkeler arası işbirliğini güçlendirerek üretim ve dağıtım alanında ABD ve diğer dış kaynaklı yapımların hâkimiyetine son vermeyi hedeflemiştir. MEDIA Programı 2007 yılı ile birlikte 2013 yılına kadar devam edecek MEDIA– 2007 programını devreye sokmuştur. 755 Milyon Euro ayrılan bütçesi ile yeni programda da birinci hedef Avrupa film endüstrisini desteklemektir (MEDIA–2007, t.y- 1). Ancak diğer taraftan program ile daha güçlü bir görsel-işitsel sektör hedeflenirken bu hedefin Avrupa kültürel kimliğine ve çeşitliliğine yardımcı olması amaçlanmaktadır. Bu açıdan diğer MEDIA programlarının hedeflerine bakıldığında 2007 başlıklı programda kültürel kimliğe destek amacı daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. (Karar No: 1718/2006/EC). Karar metni incelendiğinde kültürel ve dil çeşitliliğini koruyucu ifadeler dikkat çekmektedir. M.E.D.I.A programı ile her yıl 300 Avrupa film eserinin desteklendiği, Avrupa kaynaklı gösterimlerin yarısının sinema salonları bağlamında desteklendiği, M.E.D.I.A programı kapsamında desteklenen festivallerde her yıl 15.000 den fazla gösterimin yapıldığı komisyonun M.E.D.I.A tanıtım broşürlerinde yer alırken, hedefin Avrupa pazarında var olan payı %10-%20 arttırmak olduğu belirtilmektedir. Direktifin belirlediği esaslar çerçevesinde madde 4 ve 5’in uygulanabilirliği üzerine 2 yılda bir faaliyet raporları düzenlenmektedir. 2003–2004 yılı bilgilerini ele alan 7. komisyon raporunda verilen karsılaştırmalarda birliğe üye ülkelerin   tamamında yapılan yayınların 2003 yılında %65,18’inin madde 4 çerçevesinde Avrupa Eserlerine verildiği, 2004 yılında ise bu oranın 1.86 puan azalarak %63.32 olduğu açıklanmıştır. Bu düşüş birliğe yeni katılan ülkelere bağlanırken 2001 karsılaştırmaları ile ortaya çıkan artış üye ülkelerin, televizyon yayınlarında Avrupa eserlerine artan bir oranda yer verdiği seklinde yorumlanmaktadır (COM 2006 459;5). Birliğin Avrupa eserlerinin desteklenmesi ve yayınlanması üzerine gösterdiği hassasiyet her ne kadar önemli gibi görünse de Avrupa eserleri bağlamında İngiltere, İspanya, Fransa, Almanya ve İtalya’nın piyasa üzerindeki hâkimiyeti, birliğin görsel işitsel pazardaki çoğulculuğa bakışında sınırları da çizmektedir. Bu beş ülke Avrupa prodüksiyonlarının %67’sini üretmektedir (IMCA EAC/34/01). Kültürel çeşitliliğin dayandırıldığı yerel kimliklere ve azınlıklara ilişkin tavsiye kararlarından biri olan “Ulusal Azınlıkları Korumak İçin Çerçeve Konvansiyon”unda azınlıkların iletişim özgürlüğüne yapılan vurgu, ifade özgürlüğü, medya alanında girişim özgürlüğü, medyaya erişim özgürlüğü konularında azınlıklar adına üye ülkeleri sorumlu kılmaktadır (Timisi, 2003, 104). Ancak üye ülkeler genelinde uygulamalar incelendiğinde dil kotası uygulamaları dikkat çekmektedir. Örneğin Fransa televizyon yayıncılığında program ve diğer medya ürünlerinin en az %40’ının Fransızca olmasını şart koşmaktadır. Öte yandan İspanya’da %50 olan dil kotası, Yunanistan’daki uygulamada %25 olarak belirmektedir. Ayrıca Yunanistan’da azınlık dilleri ile yapılan yayınlarda Yunanca altyazı kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır (Timisi, 2003, 108–109). Genel olarak bakıldığında Avrupa ülkelerinde yayıncılık politikasının içinde etnik, azınlık ya da gelenekse dillerin kullanımına yönelik uygulamalar görülmektedir ancak bu tür uygulamaların ulus-devletin kurumsal yapısı çerçevesinde belli müeyyideler ile kısıtlandığı ana dilde yayının da azınlık medyalarında yer alma şartı olması dikkat

155

 

akademia

çekicidir. Brass (Aktaran Timisi, 2003, 110) devletlerin medya politikalarını belirlerken alt kimlikler ile ilişkilerini tanımlarken, politik, stratejik ve tarihsel duruşlarından etkilendiklerini düşünmektedir. Brass’a göre devlet, azınlıklar ile iliksileri çerçevesinde medyayı kullanarak, egemen kültür ile azınlık kültürü arasında iliksilerin geliştirilmesi, azınlık kültürünün içe kapanmasını engelleyerek uzun vadede ekonomik sistemin kapsamının arttırılması, toplumsal gerilimin kontrol altında tutulabilmesi bağlamında medyanın etnik politikalar çerçevesinde kullanılması ve azınlık dillerinde egemen değerlerin azınlık kültürüne tanıtılması amaçlarına ulaşmayı hedeflemektedir. Bu yaklaşımlara destekleyecek tezler öne süren Husband (Aktaran Tekinalp, 2003, 128) etnik azınlığın, tanımlanmış bir Avrupa içinde sınır politikalarıyla marjinal hale getirilerek pasif bir temsil biçimine büründüğünü, üye ülkelerin televizyon haberlerinde ve eğlence programlarında temsili ile ilgili ampirik araştırmaların sonuçlarına göre ikinci sınıf vatandaş olarak algılandığını ve kendini ifade edebilmesi için çok kısıtlı medya imkânlarına sahip olduğunu ama bu imkânların da tekelleşme ve özelleştirme süreçlerinde yok olduğunu iddia etmektedir. Diğer taraftan yayınlarda Avrupa menşeili üretimlere ayrılan kotanın da uluslararası rekabet gücüne ulaşılmada yetersiz kaldığı savunulmaktadır. Özellikle doğrusal olmayan yayın hizmetleri ile birlikte Direktifin koyduğu yayın kotalarının anlamını yitireceği ileri sürülmektedir. Çünkü bu tür hizmetler izleyiciye bireysel seçim olanağı sunmaktadır ve yayın kotalarına yönelik kuralların uygulanmasını imkânsız kılmaktadır (Çakır ve Gülnar, 2008, 213). Kültür çeşitliliğinin benimsetilmesi bağlamında bir diğer önemli faaliyet alanı da medya çoğulculuğu üzerine düzenlemeler olarak görülebilir. Hisse sahipliği, yayıncının pazar içinde alabileceği üst sınırın tespiti gibi bir takım sınırlamalar ile iletişim araçları üzerindeki tekelin önüne geçerek, medya içinde çok  

sesli yayının sağlanmasını hedefleyen Avrupa Birliği, bu bağlamda ağırlıklı olarak üye devletlerin kontrolünde gerçekleştirilen düzenlemeler yapmaktadır. Diğer taraftan liberal politikaların etkisi ile kırılan kamu hizmeti yayıncılık modelinin yerine geçen karma ya da tecimsel sistemler çerçevesinde medya çoğulculuğunun sağlanması anlamında çelişkilere neden olduğu ileri sürülmektedir. Dil bakımından medya çoğulculuğunun Birliğe üye birçok ülkede güçlü sermaye yoğunlaşmalarına yenildiğini düşünen Ward (2005), yeni teknolojilerin getirdiği uydu yayıncılığı vs, gibi hizmetlere rağmen televizyon piyasasında faaliyet gösteren aktör sayısının aracın ekonomik yapısı nedeniyle büyük çaplı şirketlerle sınırlı kaldığını bildirmektedir. Ward’a (2005, 214) göre bu bağlamda Avrupa Komisyonu tarafından çıkarılan Birleşme Yasası da her ne kadar sermaye birleşmeleri ve satın almaların önüne geçmeyi hedeflese de rekabet sorunları ve tüketici çıkarlar ile sınırlı olduğu ve ekonomik alanda açık rekabeti garanti altına almayı hedeflediği için çoğulculuk ile ilgilenmemektedir. Herold’da Ward’ın düşüncesine katılmaktadır. Rekabet Yasası’nın temel amacı başlı başına kültürel çeşitliliği savunmak değil pazarları açık tutmaktır. Ancak Herold’a göre bu tür bir düşünce arzın çeşitliliğini arttıracağı için önemlidir. Ancak medya operatörlerinin tutumu, kalite ve sunulan şeyin çeşitliliği karşısında tüketicinin tutumu tarafında belirsiz olduğundan arzın çeşitliliğe katkısı sorunlara yol açmaktadır (Herold, 2005). Diğer taraftan üye devletler, kendi sınırları içindeki yayıncılar için, yayıncının diğer ülkenin pazarlarında eşikleri aşmaması ve üye ülkenin kendi içinde çoğulculuğu kollayacak uygun tedbirleri alması koşuluyla, üst eşikleri gevşetme imkânı tanımaktadır (Pekman, 2005, 261). Böyle bir durum karşında Ward, üye ülkelerin Birlik düzenlemeleri içinde aktif rolüne işaret etmekte ve medya çoğulculuğunun sağlanması için ekonomik hedeflerin dışında gerçekçi düzenlemelerin yapılması gerekliliğine işaret etmektedir.

156

 

akademia

Diğer taraftan güçlü ulus devletleri bünyesinde barındıran Birliğin federatif anlamda bir bütünleşme içine girebilmesinin mümkün olmadığını bu gelişmelerin dünya konjonktürünü etkisi altına alan küresel akımların bir yansıması olduğunu iler süren fikirler bulunmaktadır. bu gün kültürel politikalardan. çerçeve kararları. Kuşkusuz küresel anlamda dengelerin yeniden kurulduğu ve ekonomi temelli blokların stratejilerini yeniden belirlediği son 20 yıllık süreç. kültürel ya da ekonomik özellikleriyle farklılaşan bölgelerin. Birliğin barışçıl ve refah bir Avrupa Devleti’ne doğru evirildiğini göstermektedir. kültürel çoğulculuk algılayışı içinde kabul edildiği görülmektedir. Kültürel çeşitliliğin uygulamaya geçmesi içinse yayıncılık alanında etkin bir değişim gerekli görülmektedir. üye devletlerin kendilerine has birtakım egemenlik yetkilerini Birliğe devretmeleri. egemen kimliğin sınırları içindeki yasal düzenlemelerle. ulus devletin içinde yer alan tarihsel. hem de uluslararası düzeyde. siyasal. üye devlet benzeri yetki kullanımları. güvenlik politikalarına kadar geniş bir yelpazede yürütülen ortak çalışmalara dönüşmüştür. tavsiye kararları külliyatından oluşan mevzuatları ve uygulamaları içermektedir. Kimliğini yeniden tanımlama sürecindeyse ‘kültür’ Avrupa projesinin kalbini oluşturmaktadır. egemen kültür lehine sınırlandırılmaktadır. Bir başka deyişle. hem ulusal. Bu çabalar kendi içinde bir bütünlük arz ediyor gibi görünmekle birlikte geniş bir alana yayılmış direktifler. Avrupa’yı yeniden tanımlamak kültürel bir programın parçasıdır. Bu bağlamda Equa Media programına dikkat çeken Klute. Diğer taraftan Birlik için kültürel bütünleşme birçok alanda eşgüdümlü çalışmaları gerektiren sorunlu ve karmaşık bir harekettir. Ama aynı zamanda bu kabul ediliş. kültürel tanıma politikaları ve kültürel temsil biçimleri etrafında yürütülen düzenlemelerdir. ilk etapta nihai bir süreç olarak algılanabilecek bu gelişmeler. Zamanla bu gelişmelerin etkisiyle Birliğin kendine has bir yapısal bütünlük kazanacağını düşünenler ise siyasal   bütünleşme hareketleri çerçevesinde oldukça önem verilen kültürel çeşitlilik ve Avrupa Vatandaşlığı fikrinin liberal yaklaşımın doğal bir yansıması olarak yukarıdan aşağıya bir hareketlilik olduğu konusunda birleşmektedirler. Ancak ulusal-kimlikleri ve yerel-kimlikleri içselleştiren ama göçmen azınlıkların “öteki” olarak konumlandıran bir Avrupa Kimliği eleştirisi getirilmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Bugün Avrupa kültürel çeşitliliği ilke edinen uygulamalar ile bir kültürel platform kurma uğraşısındadır. bireylere tanıdığı temel hak ve özgürlükler. diğer kültürlerle kurulacak kabul ilişkileri. Sonuç ve Değerlendirme Güçlü bir Avrupa ortak pazarı oluşturma ideali ile başlayan beraberlik. Anayasal karakteri. bu değişimin hem radyo televizyon programlarını üretim ve dağıtımında. bir yurttaşlık bilincinin oluşturulması için geliştirilen kültürel politikalar. hem de personel politikalarında olması gerektiğine işaret etmektedir. Bu eleştiriler. Bu programın esas belirleyici özelliği ise. bir anlamda çoğulculuk kavramının kendi iç dinamiklerinin ulus aidiyeti ile çatışan ironisi etrafında yoğunlaşmaktadır. bir üst kimlik tanıma ve tanıtma çabası içindedir. Birlik. Birlik politik olarak ulusal ve yerel aidiyetlerin birlikteliğinden bir harmoni yakalamayı ummaktadır. etnik. Birliğin de hem kendi içinde hem de dış dinamiklerinde revizyonlar gerçekleştirdiği bir zaman dilimini içermektedir. Klute (2005). mülteci ve etnik azınlık toplulukların eşit katılımın hayati olduğu zengin ve çeşitli bir medya kültürü üzerine çalışmalar yapıldığını bildirmektedir. Bir başka deyişle Birlik küresel süreçte ulus devletlerin bir takım yetkilerini üzerine 157   akademia . Uygulama çerçevesinde birçok ülkede.

Ancak Birlik daha sonraki süreçte. ifade özgürlüğü. Erişim: 23 Kasım 2008. Birliğin kültürel çoğulculuğa dayanan Avrupa Kimliği fikrine gölge düşürmektedir.europa. Avrupa Birliği’nin Doğuşu. kültüre ve çeşitliğe önem verildiğine işaret düzenleme. http://eurlex. Diğer taraftan mevzuatın uygulanmasında Birlik politikaları ile üye devletlerin politikaları arasındaki farklılıklar uyum sürecinde problemlere yol açıyor görünmektedir.europa. öneri ve çerçeve programları ile Görsel-İşitsel düzenlemelerin kültürel politikalardaki önemine işaret etmiştir. Erişim 23 Kasım 2008.pdf Avrupa Parlamentosu ve Konseyi. Ancak azınlık dilleri ile yapılan yayıncılıkta çoğu ülke egemen dilin kullanımı ile ilgili olarak kotalar geliştirmiş ve azınlık dilinde egemen söylemi destekleyecek programların yayınlanması zorunluluğuna da düzenlemelerinde yer vermiştir. Türkiye üzerinde kurulan azınlık hakları. http://ec. (2005). Görsel-İşitsel düzenlemelerde temel önceliğin 1980’li yıllarda ABD yapımlarına karşı piyasanın korunması ve geliştirilmesine verildiği bu bağlamda M. Kültürel kodların Birlik içine yayılması ve güçlendirilmesi bağlamında Birliğin görsel. Avrupa kültürünü ifade eden ürünlerin piyasa içinde payının arttığı sayısal verilerle ifade   edilmektedir. http://www.pdf Avrupa Konseyi ve Komisyonu. ekseriyetle pazarın kontrol altına alınması kaygısı taşıdığı eleştirisi getirilmiştir. Erişim: 23 Kasım 2008.eu/avpolicy/docs/reg/moder nisation/proposal_2005/avmsd_cons_ may07_en. Kaynakça Aktan C.canaktan. Gelişimi ve Genişleme Süreci.I. Diğer taraftan Görsel-İşitsel Politikaların temelini oluşturan Sınırsız Televizyon Direktifindeki düzenlemelerin.eu/LexUriServ/site/en/oj/2 158   akademia . (t. öneri ve projeler üretse de Birliğin yaptırım gücünün üye devletler üzerindeki sınırlılığı söylemler ve uygulamalar arasında çelişkilerin doğmasına neden olmaktadır.A programı çerçevesinde çeşitli destek projelerinin oluşturulduğu görülmektedir.org/canaktan_pe rsonal/canaktan-arastirmalari/avrupabirligi/aktan-avrupa-birligi.E. Decision No 1718/2006/Ec Of The European Parliament And Of The Council Of 15 November 2006 Concerning The Implementation Of A Programme Of Support For The European Audiovisual Sector (Medıa 2007) (Avrupa Görsel İşitsel Sektörü Destek Programını Gerçekleştirmeye İlişkin 15 Kasım 2006 tarihli Avrupa Parlemantosu ve Konseyi Kararı). Amended TVWF Directive/ Directive [] Of The European Parliament And Of The Council Amending Council Directive 89/552/Eec (Sınırsız Televizyon Direktifi Değişikliği Önerisi). Birliğin Avrupa eerlerini desteklemesi kültürel çeşitliliğin desteklenmesi olarak lanse edilirken bu destekten 5 ülkenin daha fazla yararlanması ve piyasa da ABD ürünleri dışında bu beş ülkenin ürünlerinin dolaşması eleştiri konusudur.işitsel politikaları ise çalışmamızda da üzerinde durulduğu üzere en önemli basamağı oluşturmaktadır.y). Avrupa Birliği. Birlik politikalarının yansımaları üzerine yapılan araştırmalarda Avrupa kaynaklı eserlere uygulanan destek ve kota uygulamalarının başarıya ulaştığı.alarak ulus üstü statüsünü pekiştirirken birliğin temel birimi olarak ulus yapıların da korunmasına dikkat edilmektedir. üye ülkelerdeki uygulamalara Birlik tarafından müdahalenin sınırlı kalması.D. (2006). ürettiği direktif. bilgiye ulaşma ve kitle iletişim araçlarından eşit şekilde yararlanma gibi insan hakları beyannamesinde de yer alan ifadelerin birliğe üye devletlerce sağlanması gerektiği üzerinde durmaktadır. ana dilde yayın gibi baskılar göz önüne alındığında. Azınlık haklarının korunması ve kültürel çeşitliliğin pekiştirilmesi anlamında ulusal yapılara öneriler getiren Birlik.

eu/LexUriServ/site/en/oj/2 007/l_332/l_33220071218en0027004 5.pdf Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi. Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Türkiye’de Televizyon Yayıncılığına Yönelik Düzenlemeler.do?uri=COM:2006:0459:FIN:EN:PD F Çakır. Seventh communication on the application of Articles 4 and 5 of Directive 89/552/EEC "Television without Frontiers". Küreselleşme. Regulation Or Administrative Action in Member States Concerning The Pursuit Of Television Broadcasting Activities (Televizyon Yayın Aktivitelerinin Takibine İlişkin Üye Ülkelerdeki İdari Eylemler. İletişim Endüstrileri ve Kimlikler. http://eurlex. Z. G. (İsmail Türkmen. M. Modernlik ve Müphemlik. (t. Eşitsizliğin Teorik Temelleri: Elit Teorisi.com. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Avrupa Birliği ve Siyasal Teori.pdf http://ec. for the period 2003-2004 (SEC (2006) 1073) (2003-2004 yılları arasında 89/552/EEC ve 97/36/EC numaralı Sınırsız Televizyon Direktifi’nin 4 ve 5. 14. (2008). İstanbul: Ayrıntı Yayınları. ve Gülnar. C. Avrupa Birliği’nde İletişim Alanının Düzenlenmesi. (1991). Doğu Batı Dergisi.htm Bek. Boztemur. M. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Avrupa'da Azınlık.mustafatasar. Z. Dergisi. B. Çev. Commission Of The European Communities (July 2006). Yüzyılı. Boztemur. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2003 / 2. K. 115-135. 517. maddelerinin uygulanması ile ilgili iletişim raporu). İ. Aksiyon   159   . Çelebi. (Abdullah Yılmaz. Hayali Cemaatler. Anderson.gen. Basyurt. 18. (2003). http://www.y.Erciyes İletişim 2009 Ocak   006/l_327/l_32720061124en0012002 9.eu/LexUriServ/LexUriServ . Ankara: MY Yayınları. G. Avrupa’nın Uzun 19. (2003). Bek (Der. (2001). (1983). (2007). Düzenlemeler ya da Kanunla Getirilen Bazı Hükümlerin Koordinasyonu ile ilgili 89/552/EEC nolu Konsey Direktifi’nin Değişikliği ile ilgili 11 Kasım 2007 tarih ve 2007/65/Ec nolu Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Direktifi) . (1995). 161-179.Çev. B. E. akademia Bauman. 23-59). ve Erdoğan. (1990). 38.europa. (2004). Erişim: 23 Kasım 2008. V. http://www.).europa. (Ağustos-Eylül-Ekim 2006).). Directive 2007/65/Ec Of The European Parliament And Of The Councıl Of 11 December 2007 Amending Council Directive 89/552/Eec On The Coordination Of Certain Provisions Laid Down By Law. Türkiye'de Çoğunluk. A. R. (1999). (İskender Savaşır. (1998). (2003). Tarihsel Açıdan Millet ve Milliyetçilik: Ulus Devletin Kapitalist Üretim Tarzıyla Birlikte Gelişimi.). 5368. A. Arslan.aksiyon.pdf Alemdar. Ankara: Ümit Yayıncılık. İstanbul: Metis Yayınları. R. Doğu Batı Dergisi. İstanbul: Metis Yayınları. Avrupa Birliği ve Türkiye’de İletişim Politikaları (s.europa. Başlangıcından Günümüze İletişim Kuram ve Araştırmaları. Sosyolojik Düşünmek. 207-223.) Avrupa'nın yeniden yapılanması sürecinde genişleme Erişim: 23 Kasım 2008.eu/avpolicy/docs/reg/avmsd/ avmsd_comp_table_en.tr/detay. as amended by Directive 97/36/EC.). Bauman. (2002). http://eurlex.tr/Avrup a_Birligi/AB_genisleme. Erişim: 23 Kasım 2008. Erişim: 23 Kasım 2008.php? id=17606 Baydarol. Çev.

291-332). A. M. H. (s. A. Ertuğrul. İstanbul: Demokrasi Kitaplığı (WALD). Avrupa Birliği. Hobsbawm.). Giddens. Kevin (Der. 20. Güngör. (2002). E. (2002). 28-46 Çiftçi. Çev. B. Ankara: Ayraç Yayınevi. 23-57. Toplum ve Bilim. AB ve Avrupalılık. Y.). Sosyoloji. Sarıbay. Avrupa Film Politikaları ve Rekabet Yasası: Düşmanlık mı. (Osman Akınbay. Program. E. Klute. (2007). D. (2000). S. Medya İktidar İdeoloji. Demirer. EU Participation in the UNESCO Convention on the Protection and Promotion of the Diversity 0f Cultural Expressions: Some Constitutional Remarks (Rapor No:EDAP3/2005).eurac. Uluslar ve Ulusçuluk. M.pdf Eliot. İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü.). Birlikte Yaşam mı?. İstanbul: Ötüken Yayınları. (1983). Ötekiyle Yasamak. T. 144-155. M. F.’da UlusalDevlet ve Milliyetçilikler (Nur Domaniç. M. http://ec. Öteki Olmak. Hüseyin Özel. 82. Çev.europa. Çev. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. (Cemal Güzel. (1990) Kahraman.S. E. 1780’den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik. Milliyetçilik. Mit Gerçeklik. ve Özbudun. S.G. Cogito. (Büşra E. ). Kevin (Der. Pazarın Düzenlenmesi. J.).).11. Erdoğan. Habermas. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları. (2002).Özdoğan. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Doğu Batı Dergisi.. Bek ve D. Çev.edu/documents/edap/2005 _edap03. Keyman. (İlknur Aka.pdf Gellner.77126). (2005). (1996). İstanbul: İnsan Yayınları. Guibernau. (s. Erişim ve Çeşitlilik. Kamusal Alan ve Yerel Yönetim. 324-332. (2004). A.). A. Kaya. Herold. Identification And Evaluation Of Financial Flows Within The European Cinema İndustry By Comparison With The American Model (EAC/34/01) Erişim: 23 Kasım 2008.   160   akademia . Farklı Dil ve Lehçelerde Yayın Hukuku. DG EAC IMCA. (2005). Türk Diyasporasında Etnik Stratejiler ve Çokkültürlülük İdeolojisi: Berlin Türkleri. Kaya. Küçük (Der. E. Avrupa Kültürünün Birliği. E. İstanbul: Ütopya Yayınevi. A. Ankara: Gündüz Yayıncılık. Çev. (2004). Hall. (2005).(1999). Behar. 123-135. T. 39. İletişimi Anlamak. (1999). (2001). (1997).Y. Ferri. 14. Pazarın Düzenlenmesi. Erişim ve Çeşitlilik (s.G. (1996). Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik. İ. Avrupa Fikrinden Avrupa Merkezciliği’ne. A. (1996). Doğu Batı Dergisi. Y.eu/avpolicy/docs/libra ry/studies/finalised/film_rating/sum_e n. K. (1992).. İleriye Yönelik Düşünmek: Medyada Çeşitliliği Arttırmak ve “Değişim Aktörlerinin” Rolü. 14. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları. Bek ve D. (2001). (1999). A.Çırakman. Erişim: 23. İstanbul: Sarmal Yayınevi. Cogito. Katılımcı Demokrasi. (1995). Günay G. 373-440). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Avrupa Birliği ve Çok Kültürcülük Yalanı. Ankara: Ark Yayınları. (2006). Avrupalılık ve Avrupa Türkleri: Tireli ve Çoğul Kimlikler. 39.2008 http://www.). Ankara: Erk Yayınevi. (1989).

185-208. E. Kevin (Der. Bek ve D.). (2005).tripod.). Rothman. İnanç. Avrupa Birliği Entegrasyonu Sürecinde Türkiye’nin Kimlik Problemleri. 23.wju. ve Robins. 233-250. (2006). http://mezopotamya. Doğu Batı Dergisi. İKV Ağ Sitesi: http://www. 23. (1995). D. (2004).y). MEDIA-2007 Tanıtım Broşürü (t.2008 Eurozine Avrupa Kültür Dergisi Ağı: http://www. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları. Evrimsel Tipolojiler ve Kültürel Karmaşıklık. Avrupa Birliği MEDİA Programı Ağ Sitesi: http://ec.eurozine. Pazarın Düzenlenmesi. Doğu Batı Dergisi.org. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. A. (2004). Kevin (Der. 15–18. Erişim: 23 Kasım 2008. M. 187.11. (2006). (İlker Fıçıcılar.y. Sistembölükbaşı. Erişim: 23.B. Sarp.y). 165-174. (Erol Mutlu.İ. (2000). Elektronik Ortamlar Ve Kültürel Sınırlar (Emrehan Zeybekoğlu. (2005). (1999). D. 243-290). Çev. T. Erişim ve Çeşitlilik (s.europa.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Kozanoğlu. Milli Kimlik (Bahadır Sina Şener. Dergisi. 10–14. 199-210. Erişim: 23 Kasım 2008.). akademia İnsel. (2003). E. Erişim: 23. 139-162.10. Ankara: TRT Ofset Tesisleri. Simpson. Pekman.com/articles/200 4-04-09-sarp-tr.G. Erişim: 23. D. Erişim ve Çeşitlilik.) Erişim: 23 Kasım 2008. ve Robillard. (1991). AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları.eu/comm/avpolicy/re g/tvwf/index_en. 55–66. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Rağbette Olma Ve Sağduyu Bilgisi. Sözen. C. (1999).11.tr/sozluk2.com/intro1 .). Çev.F. (1997). Akdeniz İ. K. Televizyon Ve Kültür: Avrupa'daki Politikalar Ve Yasal Düzenlemeler. (2004). Avrupa’nın Sınırları Sorunu.pdf Michaud.html Smith. M.htm. Liberal Demokrasinin Çıkmazlarına Çözüm Olarak Müzakereci Demokrasi. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. Çev. (2003). İmançer. Çev. Kimlik Mekânları: Küresel Medya.html.Edu/Academics/bus/iscm/mi chaud4.37-74). M. Seçim Sistemleri Ve Siyasî Çoğulculuk Demokratik Meşruluk Açsından Bir Değerlendirme. Birikim Dergisi. Machet.eu/information_societ y/media/docs/overview/media-en. 187. A. Anayasa Yargısı Dergisi. İstanbul: İletişim Yayınları. Doğu Batı Dergisi.). Bek ve D.ikv. 15. S. Küreselleşme ve Uluslarüstü Sermaye Sınıfı. (2002). Birikim Dergisi. İktisadi Kalkınma Vakfı Sözlüğü (t. S. Pazarın Düzenlenmesi. 18. S.11. Sınırsız Televizyon Direktifi.).2008. Popüler Kültürün Retoriği: Sahiplik İçinde Yokluk. 23. (s.europa. Telekomünikasyonda Pazarın Serbestleşmesi ve Avrupa Birliği Düzenleme Çerçevesinin Doğuşu: Yapısal Değişim İle Ulusal ve Avrupa Düzeyleri Arasında Etkileşim. The Problematic Politics Of Postmodern Pluralısm.   161   . A. Wheeling Jesuit University Ağ Sitesi. H.A. Avrupa Birliği Kültür Politikaları. S. Ö. http://ec. (1995). H.Pdf Morley.2008. Çağdaş Kimliğin Yapılanma Süreci ve Televizyon. Doğu Batı Dergisi.php?ID =941. Laçiner. (t. http://www. (2005) Medya Sahipliğinin Düzenlenmesi Sorunu: Küresel Çerçeve ve Türkiye Örneği. G. (2001). Köker L. Avrupa’da Siyasetin Sularına Girerken.

Çev. Avrupa Topluluğu’nda Ulusal Kültür ve Televizyon: Sorunlar Öneriler Çözümler. Ş.Stam. Erişim: 23. Andpolitical Justification (Elektronik Sürüm).A. Tekinalp. 77. 111-115.eu/en/treaties/dat/11992M/ htm/11992M. Touraine. Modernliğin Eleştiris.2008. N. (2004). Ward. M. İçiçe Geçmiş Tarihler: Avrupa Merkezcilik. İstanbul Kültür Üniversitesi Güncesi Sosyal Bilimler ve Sanat. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları No: 3772. Yel. E. Vardar.). Tekinalp. Doğu Batı Dergisi. Pazarın Düzenlenmesi. ve Shohat.i (Hülya Turan. Treaty On European Union (Avrupa Birliği Antlaşması). Yıldırım. H. Kültürel Emperyalizm. Kevin (Der. (1991).koprudergisi. 113-134. Ş. Bek ve D. Avrupa Birliği ve Kimlik Oluşum Süreci. (2002). Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. Erişim: 23 Kasım 2008. (t. Uluslar Arası Sözleşmelerde Azınlık Hakları Sorunu Ve Türkiye (Elektronik Sürüm). Karizma . Kimlikler. 75-88. 8 (1-2). 139-198.org/?bolum=yayin&tur=ki tap&no=15.).11. Küreselleşme.as p?Bolum=EskiSayilar&Goster=Sayi &SayiNo=7 Tekinalp. Toplum Ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) Ağ Sitesi: http://www. (1992). 3 (1). (2005). 205-223. R. 4. Uluslararası ve Ulusal Hukukta Azınlık Hakları. Karar No:92/C 191/01.11. Tunç. 5772. Erişim ve Çeşitlilik (s. Ş. A.). Tomlinson.tohav. J. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. ( 2006). (1999). Pluralism. İletişim Endüstrileri ve   162   akademia http://eurlex.com/index. (2002). Köprü. 20. (2003). Bek (Der. Mcdonalds’a Karşı Simit Sarayları: Küreselleşme Karşıtı Hareketler. (2003). (2005).213-242). Çev. http://www. M. Ana Dilde Yayın: Avrupa Birliği ve Türkiye.38.europa. 33-46. Talisse. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları. Küreselleşen Dünyanın Bunalımı: Çokkültürlülük. Televizyonda Çoğulculuk ve Çeşitlilik: Avrupa Komisyonu’nun Rekabet Politikası ve Üye Ülkelerin Medyada Çoğulculuğu Sağlamada Rolü. (Emrehan Zeybekoğlu. Avrupa Birliği’nin Görsel İşitsel Politikaları: Kültür Kalesi Oluşturmanın Zorlukları. 8 (2). Liberalism. D. 29 Haziran 1992. Avrupa Birliği ve Türkiye’de İletişim Politikaları (s. (1994).2008. Çokkültürcülük ve Medya (Edibe Sözen. E. D. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.y. Birikim. B.G. (2004). Erişim: 23. R.).). Ankara: Ümit Yayıncılık. M.). Çev. 157. Küreselleşen Dünyada Milliyetçilik. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. 97– 134). (2005). Kilad.G. Polıtıcal Theory. Timisi. (1992).html#0001000001 . (1993).

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 163     .

haber medyası ve eğitim alanında görsel imgeler üzerinden çocukluğun nasıl tanımlandığı henüz saptanmamıştır. Tüm bu çeşitliliğe rağmen. çocukluğun tanımlanmasına yönelik olarak çeşitli disiplinlerin farklı yaklaşımlar sergilediği görülmektedir. media and education. Çeşitli yönleriyle sosyal pratiklere yansıdığı öngörülen egemen çocukluk söylemi yazı dilinde tartışmalar yoluyla görünür kılınmış olmasına rağmen. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi   164   akademia Anahtar Kelimeler: çocukluk söylemi. the elements of the discourses mediated through the visual images remain uncovered. egemen çocukluk söyleminin incelemeye konu olan gazete ve ders kitaplarındaki görsel imgelerle desteklendiği vurgulanmıştır. While these discourses of childhood are visible through the medium of written language. yetkin ve eyleyen bireyler olarak tanımlanmasını savunan eleştirel söylem tartışmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Betimsel nitelikte olan bu çalışmada. content analysis Egemen Çocukluk Söylemlerinin Görsel İmgelerde Yansımaları: Haber Medyası ve Eğitime Yönelik Nitel Bir Değerlendirme Özet Çocukluk kavramı konusunda yapılan kuramsal çalışmalarda. The study employs techniques from documentary research and offers a hybridized analysis combining constructionist approaches and content analysis of visual materials. alan yazın genel hatlarıyla çocukluk üzerine kurgulanmış iki zıt söylemin varlığına işaret etmektedir. visual images. ∗                                                              Yrd. medya ve eğitim. edilgen bireyler olarak kurgulayan egemen söyleme karşın çocukların etkin.. In addressing this gap in the literature. The romantic view of passive children as needing affection and protection is contrasted to the critical view of children that suggests defining children as empowered and active social agents. Çocukluk kavramına romantik açıdan yaklaşan ve çocukları yetişkinlerin korumasına muhtaç. içerik analizi . Alan yazında gözlenen bu boşluğa yönelik olarak bu çalışmanın amacı. Dr. görsel belgelerin içerik analizi yapılmış ve bulgular kültürel çalışmalar alanından çeşitli yaklaşımlar ışığında yorumlanmıştır. nitel yöntemlere başvurarak değerlendirmektir. gazeteler ve okul öncesi eğitimi ders kitaplarında kullanılan fotoğraflarda çocukluk kavramının nasıl tanımlandığını. this study presents a qualitative appraisal of children’s visual images in newspapers and education textbooks. Çalışmanın bulguları doğrultusunda. Keywords: childhood discourse. Doç.TRACING DOMINANT DISCOURSES OF CHILDHOOD IN CHILDREN’S VISUAL IMAGES: A QUALITATIVE APPRAISAL OF NEWS MEDIA AND EDUCATION Arzu Arıkan∗ Abstract The literature on childhood involves various appraisals of childhood discourses from various disciplines. Traces of dominant childhood discourses have been observed in the visual images of children appearing in selected newspapers and education textbooks. görsel imgeler.

On the one hand. For instance. educational perspectives pondering about the dominant constructions of childhood images note that a dichotomous and de-contextualized vision for children prevail in education. 1993). as oppose to isolating discourse of child centeredness. (1999) point out the absence of children’s agency in modernist standpoints and they propose a postmodern perspective in viewing children. Dahlberg Moss and Pence. follows a standard sequence of biological stages that constitute a path to full realization or a ladder like progression to maturity” (p. various approaches from sociology (Corsaro. Among those approaches. 1994. Silin. drawing from various authors in childhood studies (i. On the other hand. Cannella (1998) identifies dominant images constituting discourses of childhood. According to Dahlberg et al. Moreover. James and Prout. While there seems to be a consensus on the prevalence of adult perspectives in the concept of childhood as a vulnerable stage of life and its implications for children’s social status. child centeredness. Cannella (1998) points out the absence of later life experiences and diverse families’ voices in the discourse of psychologically grounded early life experiences. 1999). She further claims that a heterosexual and nuclear family model with an individualistic image of dependent child and submissive mother dominate the discourse of early experiences. Cannella (1998) notes that such visions of childhood shape underlying tenets of early childhood education including the whole child narrative. Jenks. irrespective of context. Perhaps.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Introduction The question of what childhood is and how certain constructions of childhood inform our practices with young children have been at the center of theoretical debates since 1990s. 2002) are contributing to the literature on the concept of childhood. Edwards. Dahlberg et al. 1997. 1997. it controls children and women and fosters class. This vision defines childhood as ‘the start of a journey of realization. 1998. the discourse of early experiences in attachment theory defines appropriate gender roles for women as children and mother are posited together in a subordinate form of relationship. 165   akademia . Thus. 2008) and mass media (Bignell. and she attacks foundational assumptions of developmental psychology in early childhood education. Their proposal comes to life in the Reggio Emilia approach in which relationships and communication.’ beginning with incompleteness and moving toward full potential adulthood.. and attachment theory. 46). mother and family. psychology (Walkerdine. 1999. “the focus is on the individual child who. Schor. 1992. Burman.e. divergences still exist in the scope of discussion. education (Cannella. 1995). culture and gender privileges. social and historical contexts underlying the construction of childhood are emphasized along with a thorough critique of universalizing assumptions of psychological perspectives in early childhood education. Similarly. (1999). progressive development. To overview briefly. attachment theory supports the construction of dominant images regarding the relationships between the child. Gandini and Forman. ‘the whole child’ and ‘progressive development’ narratives deny children’s own voices as social agents because they contain such images of vulnerable children dependent on the surveillance of strong and competent adults for nurture and care. it is clear that the closest alliance is formed between the sociological theorizing on childhood and educational perspectives in early childhood. Nsamenang. 2004). create room   for children to speak the ‘hundred languages of childhood’ (Dahlberg et al. consumer studies (Cook 2005. 2004). Within this strand of literature. the most promising dimension of the debates on childhood will be the emergence of an interdisciplinary field for childhood studies in the near future. In the same vein. Presently.

Within this framework. 45). posits media as a context of socialization (Milkie. the research scrutinizing the content (i. 1966. they ironically reinforce the discourse of childhood by situating children in media as an ignored and vulnerable part of population. indeed. Suding and Biely. community and family still waits for an answer. or boosterism of liberal theory and the empowered consumer. then we not only deceive ourselves but do not take children seriously and respect them” (p. or dragged in by media and marketers’ (p. discourses of childhood in media are constructed along the lines of children’s interactions with the media. children are defined in relation to commercial economy. Cook (2005) shows how. active and passive. He suggests that both theories of media whether focusing on positive or negative effects involve conventional views of children that define the child ‘negatively and retrospectively as a being who is not yet an adult’ (p. She cautions about the threats associated with commercial culture for both children and adults and suggests using a critical paradigm that integrates children and adults. Kunkel. like parents or teachers. 166   akademia . Schor draws attention to the philosophy of integrated child and adult paradigm: “The paradigm being suggested is one that avoids the economic myopia. and she suggests using plural constructs of childhood viewing children both as subjects and objects. empowered and active child in various literature. but which also rejects the child exceptionalism of the protectionist approach” (p. Reviewing discourses on the interactions of children with television. persons and symbols. newspapers. Some studies in this vein remind media its responsibility to provide more information on child care and development for parents (Gerson. While Dahlberg et al. the author points out the limitations of alternative constructs of agentive. they. In this view. and childhood is situated parallel to adulthood in terms of consumption trends and tendencies. 1985. children’s voices are taken into account by the commercial industries as they spend resources for research about children. what is the economy’s role in this world where   children should be perceived as active? Drawing from the research on spaces of children in commercial stores. Smith. Cook (2008) invites scholars to be ‘cognizant of the often unexamined assumption that posits children as somehow outside the realm of economic life who are then brought into it either by caring adults. 1999.e. 139). “ … if we hide children away from a world of which they are already a part. 489). Jacobs and Eccles. From this standpoint. Schor (2008) discusses commercial culture and identifies two dominant paradigms constructing children either vulnerable or empowered members of the society. often ignored as a realm of social action in educational thought. Thus. the need for a thorough analysis of childhood discourses has been brought forward that should emphasize all realms of social action utilizing non-dichotomous concepts. 2003). in fact. Parallel to this theoretical discussion. Jipguep and Phillips. In similar lines of thought. (1999) argue.The literature reviewed on the intersection of media and children reveals similar lines of discourses as the postmodern approaches. Emphasizing weaknesses of the two paradigms of vulnerable and empowered children in relation to the commercial culture. Bignell (2002) draws attention to the absence of the child as a subject in these discourses and notes to the existence of polarized views in regards to the effects of media. The counter reflections of these provocative arguments regarding the discourses of childhood can be seen in the form of stomped critiques from other disciplines. The question of what children’s world contains in social life other than school. 236). While studies of this nature emphasize giving voice to children in media. magazines and television) and children’s interactions with the media. Thus. For instance. draw blurred boundaries for the social world of children. 2002).

The guiding principle of discursive approach is that physical things and actions only become meaningful objects of knowledge within discourse (Hall. How do visual images represent children? What are the dominant discourses of childhood operating at the level of visual images? Based on the assumption that printed media involving visual images is as powerful as written and spoken language in constructing discourses. discourse. Methods The main purpose of this qualitative study is to trace dominant discourses of childhood in visual materials. production of meaning. discourse is defined as ‘a group of statements’ that ‘constructs.Erciyes İletişim 2009 Ocak   The literature on childhood reviewed so far has involved critical appraisals of childhood discourses from various disciplines. though. 1997). Drawing from the constructionist approaches to the systems of representation. and produces objects of knowledge’ and ‘influences how ideas are put into practice and used to regulate the conduct of others’ (p. language is viewed as a system of representation consisting of ‘the actual sounds we make with our vocal chords. this approach in constructionism moves the basic processes of meaning production through language to a more advanced level of knowledge production through discourses. That is. The pioneering studies in this strand involve Saussure’s work on linguistics and Barthes’s work on semiotics. Underlying assumption is that 167   akademia . equity and social justice? Theoretical framework of the study is informed by constructionist approaches to the systems of representation in the realm of cultural studies. this study presents a qualitative appraisal of children’s visual images in media and education materials. people or events do not have a fixed meaning apart from language. In this approach. 25). A limited number of studies. While these discourses of childhood are visible through the medium of written language outlined so far. the marks we make with paint on canvas. defines. In this approach. the responses to the following questions were sought in this inquiry: 1) How do photographs in newspapers and textbooks visually represent children? 2) What are the discourses of childhood present in the visual images of children? 3) To what extent do visual images of children address the issues of power. the elements of the discourses mediated through the visual images remain uncovered. The constructionist approach emphasizing the role of discourse as a system of representation focuses on the production of knowledge and meaning through discursive formations in different historical contexts and periods. and production of knowledge are foundational concepts of   constructionist approach. The romantic view of passive children as needing affection and protection of adults is contrasted to the critical view of active children that suggests defining children as empowered social agents who have equal status to adults in social life. 44). the purpose of this study is to trace dominant discourses of childhood in visual images of children. the meaning we assign to the material world comes from the symbolic processes and practices involving language and representation systems. The guiding principle of linguistic and semiotic approach in constructionism is that objects. the digital impulses we transmit electronically’ (p. The language. The constructionist approach emphasizing the role of language as a system of representation focuses on the production of meaning and views representation as a complex process of producing meaning (Hall. the images we make on light sensitive paper with cameras. suggest leading discussions on childhood in nondichotomous terms. 1997). To trace dominant discourses of childhood in children’s visual images. Owing to Foucault’s work on knowledge and power.

Bauer. Newspaper issues included all the New York Times issues between March 1 and 9. 1997. 2000. 2001. Penn. 98). Aries’s infamous work. and Gordon and Browne’s Beginnings and Beyond (1993) as the supporting documents. photographs are visual research materials and they offer several kinds of uses including to document specific historical changes and to read them for implicit cultural and historical information.). However. 1990. According to Loizos (2000). The visual images of children in this study are defined as photographs of children used in media and education materials. symbolic system of visual images was selected as the domain of analysis in the present study. the newspapers and textbooks were selected based on the target audience for the media identified. school openings. the analysis was focused on Roopnarine and Johnson’s textbook. The visual images in the latter two textbooks were observed to be representative of children’s visual images in the Roopnarine and Johnson’s textbook. Guided by these questions and methodological framework offered for qualitative research. Therefore. All visual images of children appeared in these time periods were analyzed comparatively. but findings were compared to the latter two textbooks for possible divergences in the analysis of children’s visual images. and September 21 and 30. In parallel lines. Approaches to Early Childhood Education (2000) as the main analysis unit and Golubchick’ s Early Childhood Education (1977). Textbooks as data sources included Roopnarine and Johnson’s. 2000). availability of the visual images in the texts. and why? The young? The old? The rich? Whites? Blacks? And what is implied by their absences?” (p. selecting these documents from different years doesn’t serve to generalize findings beyond or within those years. However.visual images are representational systems on which interplay of several discourses can take place. These two sets of documents (newspaper issues and textbooks) were chosen in ten year intervals to substantiate the continuity/discontinuity of the representations and discourses in children’s visual images. and the assumption that there would be different categories of children’s visual images because of the years they were published. The newspaper issues were drawn in weekly clusters from three different months to prevent seasonal effects in the analysis due to superficial increase in children’s visual images during   certain periods (i. There were a total of 57 visual images of children in these newspaper issues. Using purposeful sampling methods. Aries (1962) examined paintings and etchings to show changing conceptions of childhood from medieval times to more recent times. this assumption didn’t hold when the children’s images were examined. Data sources for the analysis of children’s visual images consist of the issues of the New York Times newspaper and three early childhood education textbooks. To ensure the accuracy of interpretations drawn from the analysis. November 1 and 11. There were total of 35 children’s visual images in Roopnarine and Johnson’s textbook and all these images were analyzed. school breaks in holiday seasons etc.e. 13 visual images from Golubchick textbook and 16 visual images from Gordon and Browne’s textbook were cross checked. While the target audience consists of general public for 168   akademia . this qualitative inquiry employs techniques from documentary research and offers a hybridized analysis utilizing the concepts of constructionist approaches and content analysis of visual materials (Hall. national exam times. 1980. Since photographs in printed materials are targeted for the analysis. Centuries of Childhood can be shown as a classical example for the analysis of visual images. rather it serves to offer maximum variability for triangulation and historicity in data sources. The initial reasons for selecting these specific textbooks were the difference of the topics covered in each book. Using visual materials to identify implicit information requires asking such questions as “Who is missing from the photograph or painting.

That is. Visual Images of Children in the New York Times The analysis of selected issues from the New York Times newspaper is presented in this section. The changes in the use of children’s images for these categories are shown in Figure 1. Results The results of the study are broken down into two sections based on the document types analyzed. the use of children’s images is not equally reflected in children as tittle-tattle. Due to copyright issues and space limitations. There were total of 57 different photographs of The New York Times Issues March 1 thru 9. children as consumers and children as instruments categories. The analysis of photographs and accompanying news texts in the New York Times issues revealed that children’s images were used in three different contexts: 1) Children’s images as part of the news related to children (children as tittle-tattle category) 2) Children’s images as part of the advertisements related to commercial products and services (children as consumers category) 3) Children’s images as part of the news related to adults in which the news stories do not involve children (children as instruments category) The distribution of children’s visual images in these three categories is summarized in Table 1.Erciyes İletişim 2009 Ocak   the former.   169     . This dramatic increase in using children’s visual images as shown in Table 1 may be attributed to changing trends of newspaper coverage in the media industry. the use of children’s images in three categories differed across three years. the number of children’s images used in the newspaper appears to be increased dramatically from 25 % to 47 % between the years of 1980 and 2001 respectively. 1990 September 21 thru 29. the audience for the latter is limited to undergraduate or graduate students in teacher education programs. 1980 November 1 thru11. 2001 Children as tittle-tattle N % 7 50 6 38 6 22 children in the selected issues of the newspaper. the increase in the use of children’s visual images is worth noting. copies of photographs are not provided in this article but detailed descriptions are provided as needed. When the photographs in the New York Times are examined across three years. Common to the audiences of newspapers and textbooks is their reading activity in decoding the meaning and their exposure to several visual images of children. Table 1: Distribution of Children’s Images in the New York Times Children as instruments N % 2 14 5 31 12 45 Total N 14 16 27 Total % 25 28 47 Children as consumers N % 5 36 5 31 9 33 akademia As the statistics show in Table 1. However.

proficiency scores. Educational news involving children was found as an overarching topic in 1980. this observation cannot be solely based on the changing   statistics of children’s visual images in the newspaper. literacy. newspapers use children’s visual images less as the direct focus of the news and more as part of adult news and this implies that children’s own voices are rarely heard in public life and they are not regarded as active members of society as they are viewed as dependent on superior adults. On the contrary to these statistics. For example. That is. the foregoing three sections will document the strength of these insights based on an in-depth analysis of individual photographs of children in each category. proficiency tests. science. 170   akademia . In this discourse. Therefore. The recurring themes of cognitive tasks. celebrations in different facilities and adoption news. family news and celebration activities in which children were involved. the percentage of children’s images in children as consumers category remained relatively stable (36% in 1980 and 33% in 2001). literacy. However. the percentage of children’s images in the children as instruments category increased from 14% to 45% between 1980 and 2001 respectively. However.Figure 1: Changes in Children’s Visual Images While the percentage of children’s images in children as tittle-tattle category decreased from 50% to 22%. the simultaneous decrease in using children’s visual images as part of the news related to children and the increase in using children’s visual images as part of the news related to adults appear to support the dominant discourses of childhood. news stories reported school closing. Within this category. children were usually photographed with an adult while they were engaged in a cognitive activity or they were photographed while they were in groups with their peers. 1990 and 2001. children were the focus of the news and the news topics included education. Children as tittle-tattle: Children’s visual images were categorized under children as tittle-tattle category when the news text was found directly related to children. school and sports seem to support a competitive discourse of education that education is about gaining cognitive and literacy skills for a competitive world. The fact that children’s images used as part of commercial advertisements remained stable shows on the surface that children are regarded as established consumers and their presence in the market is equally important as adults. sports. In education related news.

The movie commercials having a child actor also appear more often in 2001 and 1990 issues. mother and children in the news. a Welfare State that Works. Children as consumers: Children’s visual images appearing in the commercial advertisements were coded under the category of children as consumers. there was a changing focus on the commercials across three years. Thus. and children’s visual images in single parent families rarely included a positive portrayal. Those visual images of children signify children’s need for nurture and care. However. the discourse of childhood as a period of preparation for life through education appears to be reconstructed in the visual images of children as tittle-tattle category. Thus. the needs of children for various products are satisfied through families in the capitalist market. Within this category. When these visual images of heterosexual families with children were examined. This image with the news title seems to imply that being a single mother is not only a problem for children but it is also a problem for the   country. health and safety. There were no representations of children in gay families. The widening focus of the commercials toward health sector and entertainment sector using children’s visual images construct the child as a potential consumer and client in the capitalist market. nuclear family structure that involves a mother. In the visual images identified. children as consumers are reached through their parents. The happiness and problem free lives of nuclear families signify conflict as an undesirable attribute in the society and that conflicts and problems may be avoided in heterosexual and nuclear families. On Pier 94. a sad black woman holding her son was photographed under the news title. therefore. father and sometimes a sibling. However. Children’s visual images identified in commercials for fashion or entertainment industry usually included smiling photographs of children as opposed to adults’ serious or inattentive faces in similar 171   akademia . In the health related commercials or safety related commercials. the commercials related to health sector and safety were more common in 2001 issues of the New York Times newspaper. An important characteristic of the children’s images in family related news was with whom children were photographed. too. This discourse is strengthened with the images of concerned single-parent families having problems in their lives. traditional and accepted form of family appeared to be a happy nuclear family consisting of a father. this negative image supports the discourse of traditional and heterosexual family for the guaranteed happiness of children. a discourse of childhood highlighting children’s dependency to adults is supported and children’s world is constructed within the borders of family in a subordinate form of relationship with their parents. is constructed as a gateway toward full participation in the superior adult world where success and competition are more valued than aesthetics and individual empowerment.Erciyes İletişim 2009 Ocak   education does not have an aspect of empowerment or enjoyment for the individual child and it has no space for children’s construction of their own identity autonomously. While the commercials for fashion industry appeared at every selected year. For example. Thus. Since parents are the readers of these newspapers. Education for children. and a Possible Model for the Future. sad facial expressions of children and emotional quotes were used. The children’s visual images appear in a heterosexual. and they call for immediate action on the part of families. the commercials depicted children with the products or services related to fashion. The smile reinforcing the perception of happiness in these images helps to construct a discourse of childhood that children are happy and healthy in traditional nuclear families. happiness with a smile on each member’s face was identified.

a pretty. The main features of these news reports and the children’s visual images were that children were up-front in the photographs and they were in direct focus of the camera. Therefore. As the topic of these news reveal. That is. The news topics in this category were related to the adults and many dramatic events that adults cause in the world. attack in September 11. It is also noteworthy that the image was placed on the left bottom corner of the page which is the last point where readers’ eye touch when looking at a page. the news in this category have a broader scope and a direct political context. When children’s visual images in the fashion commercials category were further examined. or they were photographed under American 172   akademia . a discourse of childhood based on whiteness and western cultural values seems to be operating at a deeper level in this category of children’s visual images. Children as instruments: An important characteristic of the children’s visual images used in the category of children as instruments was that children were not direct focus of the specific news themselves and children’s visual images were instrumental in strengthening the messages given in the news text. portrayals of children as if they were behaving like mature adults attract the attention. The news genre was also different than the news stories in which visual images of children as tittle-tattle appeared. more children’s images from non-white origins were found in 2001 issues compared to 1990 and 1980 issues. hunt for Osama bin Ladin. school is great! Send more clothes. the visual images of children in this category are used to signify other meaning systems. The message given with the visual image of the child in this commercial thus emphasizes defining boundaries of life for children in public and private domains: education and family. The news reports about these dramatic events with instrumental children’s visual images were found at all selected years of the newspaper issues. When these visual images were examined in the context of these dramatic events reported by the newspaper. there was only one black child’s photograph for a fashion commercial. these images included diverse   children only on the surface. The final characteristic of the children’s visual images in this category was their focus on the whiteness. happy and middle-class image of a childhood is reinforced. in March 9. the absence of visual images other than intelligent. mostly white children were photographed with an accompanying quote saying. as needy individuals growing into adulthood. This brings forward a cultural discourse of childhood privileging whiteness and western values. At the same time. Additionally. These news included such stories as attack to Turks. For example. For example. death of relatives. hunger. In addition. white. war in Afghanistan. In this commercial. 1980 issue of the New York Times. The girl in this commercial was photographed with a smile on her face and a handwriting style quote accompanied the visual image: Dear mom. hardship and fear. western children creates an oppressive discourse of childhood in the cultural realm. Those happy facial expressions not only touch the hearts of loving parents but they also create a sense of trust for the advertising company and a strong urge to buy its products for children. children’s connection to institutionalized education is reminded once more through a visual image for a fashion commercial.commercials. when the news story included losses or war children were photographed while they wore gas masks. These children are happy as long as their parents satisfy their needs which are determined by outside experts. people who lost significant others in the attacks and news about the political leaders. However. middle class. because they did not have any positive mention of nonwestern children’s cultural characteristics. a variety of emotional expressions were employed in the visual images and the texts. The Bright Whites! While this quote is at the margins with its xenophobic implication. Most of the images for fashion industry consisted of white children’s photographs.

occupying half of the page. the relationship between the image and the chapter topic were arbitrary in most cases. In addition to these meanings regarding the defenselessness of children. in the news story. The idea of innocent child is instrumentally employed to signify the compassionate. honest and caring character of the political leaders. the children were shown at play. discomfort and decision making whereas the world of children is characterized with comfort and protection. therefore. In another image. children were not mentioned yet their mature and non-traditional behaviors were captured by the camera. The content of each textbook was different and they covered a variety of topics in early childhood education. 2001 issue of the New York Times. the specific discourses of childhood are used to reinforce positive spirit for American nation and these visual images of children attract attention to the rightness of soldiers in war. Visual Images of Children in Textbooks The analysis of children’s visual images in education textbooks is discussed in this section. These images of children thus create a dichotomy that the gift of nature is touched by adult-made world which children should not be part of.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Flag with a soldier hat on their head (Waves of Anguish and Loss). In essence. The images appearing in Gordon and 173   akademia . The children’s images in the context of these dramatic events emphasize the innocence and vulnerability of children which place them once again under the shadows of the dominant discourses of childhood. appeared at the end of the chapters as large size black and white photographs. Early Childhood Education (1977). The difference between the textbooks was not the categorical differentiation of children’s visual images but it was the way that these visual images were organized in the textbooks. It is the vulnerability of the specific population that particular news is referring to. Once again. which might be well questioned in the context of political campaigns as a sensitive period. and vulnerability versus strength. adults’ affection for children is aroused by presenting children as defenseless in an adult world. The children’s images in Golubchick’s introductory textbook. The news stories did not include any coverage for the children photographed yet they mentioned the political leaders or their actions for high-pressure issues. However. In fact. The children’s’ photographs taken with political leaders were the last set of visual images in 1990 issues of the New York   Times. Those portrayals create the perception that children are grown up and they are already a member of the adult world. The children’s maturity and the ways in which they respond to dramatic events in these images are making them part of the adult world but their defenselessness is implying that they need protection by the adults in the private domain of the family. There are also other meanings that these visual images are associated. In support of such discourses. what the image signifies is not only children’s play as their main activity. The children’s visual images in these news topics function like Pepcid AC to smoothen the obvious tension in a political context and possible negative reactions of the readers to the political leader. For Arab Americans a Time of Disquiet on September 30. a dichotomy between the complicated adult world and sincerity in children’s world is signified. Adult world is characterized with competition. None of the images were incorporated with a written section to strengthen the meaning of text. the nostalgia of being a young child is brought forward in this specific news story. In the news texts. Roopnarine and Johnson’s textbook (2000) was selected as the focal unit of visual content analysis and the textbooks by Golubchick (1977) and Gordon and Browne (1993) were examined for possible divergences in the analysis of children’s visual images. it creates such superficial dichotomies as happy versus sad. children’s world of play versus adults’ world of despair.

In fact. When the images were examined according to the activity content. The visual images were incorporated with text in chapters. That is. The main activities of children were to play and to engage in learning activities in educational environments. Table 2: Frequencies of Children’s Visual Images in the Textbook Boys Girls 9 5 3 5 6 14 4 5 2 2 5 9 Boys & Girls Mixed 2 10 5 3 4 12 Peers Adults Total 11 8 1 9 9 19 4 12 9 1 6 16 15 20 10 10 15 35 As shown in Table 2. Based on children’s visual images used in Roopnarine and Johnson’s textbook (2000). When these images were examined according to the nature of children’s activities. The statistics regarding the nature and content of these activities in the visual images of children show a discourse of education in which literacy. Beginnings and Beyond (1993) were multiple color-photographs placed at the beginning of each chapter and some small size photographs were spread throughout the text. including 10 literacy (~29%). these   images show children in the classrooms. two types were found comprising 15 play activities (43%) and 20 academic activities (57%). economic. children in these visual images are defined outside the political.Browne’s textbook. 10 mathematics and science (~29%). mathematics 174   akademia . Approaches to Early Childhood Education (2000). socioeconomic class and culture were found in these visual images. Nonetheless. The pages with multiple children’s visual images started with a question underlying the main topic in the upcoming chapter and the photographs were used to visualize the expected answer. Unlike the New York Times newspaper. These activities appear to be neutral on the surface that support children’s natural course of development universally defined by mainstream approaches in psychology. gender. Parallel to mainstream approaches to child development and education constructing dominant discourses of childhood. traces of ‘othering’ discourses involving race. Roopnarine and Johnson’s textbook. included fewer children’s images compared to the former two textbooks. Except for a few images showing children outdoors or at home in Golubchick’s (1977) and Gordon and Browne’s (1993) textbooks. and 15 other (43%) content areas. three areas were discerned. there were no discrete contexts in which children’s visual images were used in these textbooks yet dominant discourses of childhood were still evident in the representational sense. an in-depth reading of the children’s visual images shows shady contours of these free standing activities in these textbooks. childhood is separated from adulthood as a distinct period of life and institutionalized education in a stimulus rich environment has Activity Types & Content Play Academic Literacy MathScience Other Total NonWhite Children 3 6 2 3 4 9 White Children 10 9 5 4 10 19 Culturally Mixed Groups 2 5 3 3 1 7 utmost importance for the development of children. the statistics provided in Table 2 illustrate these observations. The visual images of children included in the textbooks portray dominant discourses regarding child development and education. and cultural structures therefore they represent children as passive adult-to-be candidates in a de-contextualized fashion. there were total of 35 photographs involving children in the textbook. outlining various models of early childhood education.

130). a visual image of black children in Head Start classroom with their teacher showing how to brush their teeth (p. 19 photographs showing only white children (54%). The social aspects of children’s visual images included culture. care and patience. absorption and curiosity. more images including only white children were observed in all types of activities across different content areas (Figure 2). For the majority. However. This perspective was strengthened 175   akademia . there were 14 images showing only boys (40%). in Roopnarine and Johnson (2000). In terms of gender aspect. 9 images showing only girls (26%). play and academic activities in education. it is worth to note that the weight of adult presence was considerably different for play and academic activities. This monocultural focus not only favors white and middle class children but it also positions non-white children of different cultural backgrounds and races as other and   inferior within the realm of educational institutions. these images signify a discourse of childhood in which children need to learn to progress toward adulthood to be independent individuals through adults’ guidance. Taken together. and 12 images showing boys and girls in mixed groups (34%). adult’s facial expressions captured in the same images included interest.Erciyes İletişim 2009 Ocak   and science are more valued than other areas of learning and development. 19 photographs showing children alone or in peer groups (54%) and 16 photographs showing children with adults (46%) seemed to be balanced. From the cultural perspective. When quantitative representations of children from different cultural backgrounds and races were examined in these visual images. there were 9 photographs showing only non-white children (26%).     Figure 2: Cultural Aspect of Children’s Visual Images     This representation in favor of white children shows traces of a ‘monocultural’ discourse of childhood in the textbooks. 24) shoulders this otherness compared to the visual image of a teacher rewarding a white child for his success in reading time (p. These statistics regarding the social aspect of children’s visual images show that non-white children and girls are underrepresented and white and male children are dominant in the textbooks (Table 2). children’s facial expressions captured in these visual images included smile. For instance. gender and group structures. 7 photographs showing racially and culturally mixed groups of children (20%). According to the group structures.

132) when compared to the images of boys’ playing in block area (p. Other images. Similar examples of visual images from Golubchick and Gordon and Brown’s textbooks present girls playing in front of the mirror. These visual images of children signify accepted gender roles and stereotyped traits of men and women. This gender discourse is strengthened with the absence of male teachers in the visual images. except one image where a male teacher is reading to a small group of children (Roopnarine and Johnson. 87). The connotation of such images is that girls are more suited to domestic tasks like cooking and taking care of others due to their affectionate nature. 243) further support the discourse of childhood as a period of vulnerability and dependency.with the absence of non-white teachers in the visual images. 44). however. children are positioned as a group of passive individuals on behalf of whom decisions are being made by active adults. their freedom is sentenced to adult guidance in academic activities by the presence of teachers or mothers in education. 2000. doing an experiment. these visual images define boys as cognitively more active and present them as if they are more suited to tasks. wearing a nurse dress or hugging each other. The children’s visual images used in newspapers and textbooks appear to support the romantic discourse of childhood criticized by many authors from various fields. While children are portrayed as independent at play with their peers. images of male children were used more than girls in play activities and across all content areas. requiring superior mental and physical skills. Absence of outside images thus reinforces an apolitical discourse of education for children and shows constant adult surveillance over the children’s world as they prepare for the adult world. While the visual images of children analyzed in this study may seem objective on the surface. This trace of monocultural discourse and the otherness are accompanied with other social aspects found in the visual images of children. In these images. by providing it with a representational legitimacy” and “photojournalism provides important access to both feelings and facts” (p. The newspapers and textbooks were found to portray children mostly in education and family contexts. The discourse of gender roles was evident in the visual images of girls engaged in play activities such as cooking (p. There was only one image of non-white adult shown as a parent helping her son (p. Since visual images of children portray children’s dependency to 176   akademia . learning about a mechanical problem or playing with a ball. When children’s visual images were examined based on gender and group structure. 194). At the same time. It is also supported by the visual images of mothers affectionately playing with their toddlers (p. 61). 42) or working on mathematics tasks (p. illustrate boys working on a cognitive task. 249). The presence of teachers and mothers in academic activities and literacy content area and the portrayal of their relationship with children strengthen the dominant discourses while presenting children as dependent to   superior adults and constructing childhood as preparation for adulthood through education. Conclusion This article presented a qualitative appraisal of visual images that traced dominant discourses of childhood in media and education. the objectivity of these camera-produced images is questionable considering the dominant discourses these images support to reconstruct. they are vacuumed out of real life context and placed into a formal and so-called neutral setting. and adult presence was found more than peer presence in academic activities and literacy content area. Thus. The visual images of toddlers on the lap of female teachers or mothers (p. The findings of the study are meaningful in light of the idea of photography and photojournalism that Hamilton (1997) notes: “The apparent objectivity of the camera-produced image may help to fix the meaning of a given text.

Bauer. When any of us must endure inequity or injustice. The way that visual images of children were used demonstrates multiple discourses operating at a given moment while reinforcing dominant discourses of childhood based on universalizing assumptions of developmental psychology. P. as adults. For instance. Such discourses could embrace adults and children in constructive terms as oppose to positioning them in subordinate forms of relationships. as human beings we are all diminished ” (p. equity and justice were addressed in these images was in favor of specific groups in the society. and their images appear in the   context of such problems as low proficiency scores and welfare reforms. The way issues of power. These findings suggest that children are not represented as fully participating members of the society as active adults do. That is. nationalism. Gaskell (Eds. Thus. it is plausible to suggest creating different and new ways of conceptualizing childhood and constructing childhood discourses with children. Such dominant discourses of childhood construct an image of child as innocent and pure that is in direct contrast to the adult qualities in the competitive world. In closing. most of the non-white and non-western groups are underrepresented in both media and education. and preparation for the superior adult world. Centuries of childhood: A social history of family life. (1962). Bauer and G.Erciyes İletişim 2009 Ocak   family and their need to progress to adulthood through institutionalized education.). middle-class. while being in opposition to the other groups. image and sound: A practical handbook (p. W. we want to challenge the deficient images of childhood in our minds. New York: Knopf. those visual representations in media and education materials strengthen such discourses of childhood as a period of dependency. not only for the younger members of our society. For instance. Classical content analysis. in media and education materials young children are usually photographed with a woman. this sole focus on educational contexts serves to reinforce dominant images of childhood in the romantic vein. Within these discourses. our voices must be heard as advocates and activists for social justice and care. While observing educational contexts in textbooks may seem natural. appropriate gender roles for women are signified and the discourse of heterosexual family structure is strengthened. 131- 177   akademia . but for everyone. there were multiple discourses at play in these visual images including gender roles. That is. M. Qualitative researching with text. when there are those who are not heard. western. References Aries. 179). and colonialism and these discourses reconstruct each other as they exist together in these media and education materials. W. neediness. adults have sole power to determine children’s status and life course in the realms of education and nuclear family. a revolutionary quote from Cannella (1998) would guide us toward the next step to be taken in educational practice: “I contend that we must cause trouble. In M. This underrepresentation may have major implications for non-white and non-western groups of children in education. These integrative discourses would include children’s own voices and responses to the courageous questions like these: How do children contribute to the lives of adults? How do children change the world? How do children imagine themselves in the adult dominated world? What kind of future do they want for the world that they actually own at present? Which adjectives do children find more suited for their images? These are some questions that we need to start asking to children themselves if. women are represented as natural caretakers and nurturer of children. With these patterns of images. they were privileging white. and male members of the society. Based on these findings. (2000).

(2008). (ED 468276). Social comparisons. James. S. and Biely. L. London: Falmer Press. Beyond quality in early childhood education and care: Postmodern perspectives. New Jersey: Avery Publishing Group Inc. (1997). (2002). 157-184). Loizos. D. and mass media: 178   akademia . E. D. Oaks: Sage Bignell. 219-243. and Eccles. In S. S. reflected appraisals. Representing the social: France and frenchness in postwar humanist photography. Burman. Cook. Gandini. The Yearbook of English Studies. 75-150). 40-50. J. S. Norwood. Early childhood education. Coverage in context: How thoroughly the news media reports five key children’s issues. L. Cook.). P. P. Cannella. Smith. Albany: Delmar Publishers Inc. P. (1999). Educational Researcher. K. and Forman. Jenks. W.. Beginnings and beyond. Constructing childhood sociologically. E. W. Thousand Oaks: Sage Publications. 14(3). (2003). College Park: Casey Journalism Center on Children and Families. C. Thousand Oaks: Sage Publications. Gaskell (Eds. Journal of Consumer Culture. and Phillips. Pinar (Ed. Hall.. W. K. A. 20-25. Mass media socialization behavior: Negro-white differences [Electronic Version]. 45(1). G. D. 77-95)..). In W. Bauer and G. A.). 72(4). Constructing and reconstructing childhood: Contemporary issues in the sociological study of childhood (2nd Ed. J.). In S. 379-395.. M. Representation:   Cultural representations and signifying practices (p. Video. G. E. The missing child in consumption theory [Electronic Version]. H. Early childhood education: A call for the construction of revolutionary images. Moss. Gerson. New York: Open University Press. Golubchick. (1985). Representation: Cultural representations and signifying practices (p. 12 (2). The hundred languages of children. A. 32. M. Writing the child in media theory. J. (1993). 155-159. Deconstructing developmental psychology. T. A. G. The work of representation. Thousand Oaks: Sage Publications. 93-107). (1998). Thousand Oaks: Pine Forge Press. P. London: Falmer Press. Suding. (1966). An introduction to childhood studies (p. (1999). Jacobs. Social Forces. Edwards. (1993). P. (1997). The dichotomous child in and of commercial culture [Electronic Version]. M. (1977). (2004). (1994). Hall (Ed. Kunkel. J. (1997). Curriculum toward new identities (p. Hall (Ed. and Pence. S.). New York: Routledge. NJ: Ablex. image and sound: A practical handbook (p. F. Corsaro.). T. and Browne. 127-139. Kehily (Ed. Hamilton. C. Gender differences in math ability: The impact of media reports on parents [Electronic Version]. In M. Qualitative researching with text. Jipguep. (2000). 8(2). W. (1997). S. film and photographs as research documents. 13-74). Dahlberg. C. The sociology of childhood. Milkie.151). In M. and A. Gordon. The context of violence for children of color: Violence in the community and in the media [Electronic Version]. A. The Journal of Negro Education. New York: Garland Publishing.. (2005). (2002). Thousand Publications. Childhood Education.

Nsamenang. Sex. death. J. W. A. (1992). Gaskell (Eds.Erciyes İletişim 2009 Ocak   The impact of pervasive beauty images on black and white girls' selfconcepts [Electronic Version]. Journal of American Academy of Child and Adolescent Psychiatry. 190210. E. Penn. B. Qualitative researching with text. Approaches to early childhood education. J. (1995). Silin. B. L. akademia 179     . G. image and sound: A practical handbook (p. In M. An introduction to childhood studies (p.). (2000). Human development in cultural context: A third world perspective. New York: Teachers College Press. New York: Open University. Semiotic analysis of still images. 47 (5). Kehily (Ed. and Johnson. 62(2). (2000). Roopnarine. New York: Prentice Hall. G. and the education of children: Our passion for ignorance in the age of aids. J. J. Developmental psychology and the study of childhood. Bauer and G. Social Psychology Quarterly. In M. J.). (2008). 486-490. 96-105). V. 227245). Understanding the child consumer. Walkerdine. Thousand Oaks: Sage Publications. Newbury Park: Sage Publications. (2004). Schor.

ethical. Bu tartışmaların temel noktası çocuk istismarının önlenmesi ve mağdur olan çocukların korunmasıdır. ahlaki olarak çok çeşitli bağlamlarda değerlendirilerek tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk pornografisi. The main of the struggle with child pornography is using children in the production of broadcasting. The widespread of internet lets acessing the broadcast of child pornography easy. cultural. bu yayınların üretiminde çocukların kullanılıyor olmasıdır. We try with this work to determine the national and international legal arrangements of child pornography and we also purpose to discuss the research of this arrangements .ULUSLARARASI VE ULUSAL YASAL DÜZENLEMELER ÇERÇEVESİNDE İNTERNET ÜZERİNDE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ Sevil YILDIZ∗ Özet Çocuk Pornografisi hukuksal. Yasal düzenlemeler In Frame of National and Internatıonal Legal Arrangement of Child Pornography ın Internet Abstarct The child pornography is discussing in variety of context like juridical. toplumsal. İnternet. social. İnternetin yaygınlaşması ile çocuk pornografisi içeren yayınlara ulaşılması daha da kolay olmaktadır.. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi   180   akademia . Legal Arrangements ∗                                                              Dr. Bu çalışmamızda yayılan çocuk pornografisinin hem ulusal hem de uluslar arası alandaki yasal düzenlemelerini tespit ederek amaçlara ulaşılıp ulaşılamadığı tartışmak amaçlanmıştır. Internet. Key Words: Child Pornography. Çocuk pornografisi ile mücadelenin temel amacı ise. The main point of this discussion is to prevent the explatation of child and to protect the children who are mistreated.

94). dağıtımcılarının. çocuğun cinsel olarak suiistimali söz konusudur. Giriş Çocuk pornografisi. Çocukların özellikle ailelerinden veya yakın çevrelerinden olan yetişkinlerin cinsel istismarına çok yaygın olarak maruz kaldıkları bilinmektedir. bu davranışların kültürler arasında farklılıklar göstermesi ve ülkeden ülkeye değişiklikler göstermesidir ( Polat. 2007a. 49). çocuklara yönelik cinsel suiistimalin ulaştığı en uç noktadır. Yapılan bu tartışmalar genel olarak kavramların farklı boyutlarda tanımlanma biçimleriyle. gazeteciler. Çocuk pornografisi ile mücadelede çok etkili sonuçlara ulaşılamamaktadır. seks turizminin çok yaygın olmasıdır. 25). Bunlardan biri. Bu tür davranışların iki değişkene bağlı olduğu görülmektedir. Bu tartışmaların temel noktası çocuk cinselliğinin önlenmesi. cinsel istismarın mağduru olan çocukların korunması oluşturmaktadır. Çocuk pornografisi hukuksal. Başka bir deyişle çocuğun büyüme ve gelişimini olumsuz yönde etkileyen her türlü davranış çocuk istismarıdır. Diğer bir neden olarak çocuk pornografisi üreticilerinin. Amerikan Ulusal Çocuk İstismarı ve İhmali Merkezi tarafından kabul edilen şekliyle şöyle tanımlanmaktadır “ Çocuk ve erişkin arasındaki temas ve ilişki. 66). internet ve bilişim uzmanları. o erişkinin veya başka birinin seksüel simülasyonu için kullanılmışsa. Yaş. Çocukların cinsel sömürüsü çok yaygın ve ciddi bir sorundur. çocukların fuhuş amacıyla pornografik performans ve materyal için kullanılması ve cinsel amaçlar için çocuk ticaretini de kapsamaktadır (Polat. Bundan 50 yıl önce normal kabul edilen bir davranışın bugün olması gereken davranışın dışında kalması. İkinci faktör ise. ticareti ile uğraşanların. çocuk suiistimalinin diğer suiistimal şekillerinden farklı olarak mağdurlarca daha az dile getiriliyor olmasıdır. Mağdur tarafından dile getirilememe nedeniyle bu tür istismarlar ortaya çıkarılamamaktadır ( Bakırcı. psikolog ve psikiyatrlar çocuk pornografisini farklı alanlarda ele alarak ve farklı boyutlarda ilerleyerek incelemektedir. çocuk istismarında önemli bir boyutu oluşturmaktadır. koleksiyoncuların. 2001. eğitimciler. Genel olarak çocuk istismarı dört grupta incelenmektedir. Birincisi zaman içerisinde değişiklik göstermektedir. sosyoekonomik. 2007. sanal çocuk pornografisi de denilen bilgisayar yardımıyla gerçek çocuklar kullanılmadan yapılan çocuk pornografisinin yasallığı veya internet üzerinden yayılan çocuk pornografisinin engellenmesi ve denetimi ile ilgili eksenlerde yapılmaktadır. Son olarak gelişen bilgisayar teknolojileri yardımıyla çocuk pornografisinin hızlı ve geniş erişim olanaklarına kavuşması çocuk pornografisi ile mücadelede etkili sonuçlara ulaşılmasını engellemektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   I. kültürel. Çocuğun cinsel sömürüsü kavramı. Bunun çeşitli nedenleri bulunmaktadır. 2007a. sınıf ve coğrafi bölge farkı 181   akademia .   Çocuk istismarı çok geniş anlamda belli bir zaman dilimi içerisinde bir yetişkin tarafından çocuğa o kültürde kabul edilmeyen bir davranışın uygulanmasıdır. ebeveynler. Hukukçular. toplumsal. Çocuk pornografisi ile mücadelenin temel amacı ise bu yayınların üretiminde çocukların kullanılıyor olmasıdır. ahlaki olarak çok çeşitli bağlamlarda değerlendirilerek tartışılmaktadır. Cinsel istismar diğer bir çocuk tarafından eğer bu çocuğun diğeri üzerinde belirgin bir gücü veya kontrolü söz konusuysa veya bariz bir yaş farkı varsa da gerçekleştirilebilir”( Stanley. cinsiyet. Fiziksel istismar Cinsel istismar Duygusal istismar İhmal Çocuğun cinsel yönden istismarı.

8 Ekim 2000 tarihli Birleşmiş Milletler’in “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ne ek olarak düzenlediği “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı. Sosyal ve ekonomik eşitsizlikler. Çocukların fuhuş ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini. Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol’ün 2. çoğu zaman alt sosyo ekonomik düzeydeki kişileri etkiler ve onları mağdur eder. Cinsel sömürüye uğrayan çocukların net bir profilini çizmek mümkün değildir. Ancak cinsel sömürünün önünü açan bir takım risk faktörleri bulunmaktadır. Ayrıca çocukları ve onların ailelerini korumakta yetersiz kalan sosyal politikalar da sorumludur. eğitim eksikliği ve madde kullanımıdır. ruhsal. Hukuk sistemlerinde çocuk olarak tanımlanan yaş grubunda bir çocuğun gerçek veya kurgulanmış herhangi bir cinsel aktivite içerisinde gösterilmesi veya vücudunun belli yerlerinin cinsel amaçla gösterilmesi çocuk pornografisi olarak   tanımlanmaktadır. Çocuk pornografisi çocuğun gerçekte veya taklit suretiyle bariz cinsel 182   akademia Çocuk fahişeliği bir çocuğun ücret veya başka herhangi bir şey karşılığında cinsel faaliyetlerde kullanılması demektir. dergiler. Tüm bu risk faktörlerinin sosyal ve ekonomik boyutları da vardır. II. aile içi şiddet ve istismar. çizimleri filmler ve videokasetler dâhil edilmektedir (Polat. Sokakta yaşayan aile içinde yaşadıkları şiddetten dolayı evden kaçan veya erken yaşta evliliğe zorlanan çocuklar çocuk fuhşuna maruz kalmaya an açık konumdadırlar. Çocukların pornografik nitelikteki gösterilerde ve malzeme de kullanılmasını önlemek amacıyla ulusal ve uluslar arası düzeyde gerekli her türlü önlemi alırlar. maddesi uyarınca. Çocuk pornografisinin hukuksal alanda sahip olduğu ulus aşırı niteliği ve meselenin çeşitli ülkelerde farklı yasal düzenlemeler içinde değerlendirilmesi. Bu sözleşmenin 34. 3).” Türkiye’nin 2002 yılında onayladığı. göç ve kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan zor yaşam koşulları. maddesinde çocuk satışı. Rapor edilen olguların tüm olguların sadece bir bölümünü oluşturduğu bilinmektedir (Polat. taraf devletler. . çocuğun bedensel. slâytlar. Çocuk Pornografisi Pornografi kelimesi köken olarak Fransızcadan dilimize yerleşmiştir. maddesine göre. herhangi bir şahıs veya bir grup şahıs tarafından ücret veya herhangi başka bir şey karşılığında bir çocuğun başka birine devredildiği herhangi bir fiil ya da işlem anlamına gelmektedir. çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisi şöyle tanımlanmaktadır: Çocuk satışı. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere eylem olarak cinselliğin yapılmasından ziyade onun yayını ön plandadır ( Polat. 32). Bu tanımın içerisine fotoğraflar. Her yaş grubundan çocuk sömürü kurbanı olabilirse de.gözetmeksizin herkesi etkileyebilmektedir. 2007a. “ Açık saçık yayın veya resim. ortalama olarak bildirilen yaş 8–11 yaştır. “ Taraf devletler. 2007b. Çocuk haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 32. ahlaki ya da toplumsal gelişmesine zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı koruma sağlayacaktır. Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını. ailenin parçalanması. Bunlar. 94–95). edebe aykırı kitap veya resim” anlamına gelmektedir. Orijinal formu “ Pornographie” dir. 2007a. çocuk pornografisinin farklı boyutlarına vurgu yapan tanımlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

2007b. 2001. 321).Erciyes İletişim 2009 Ocak   faaliyetlerde bulunur şekilde herhangi bir yolla teşhir edilmesi veya çocuğun cinsel uzuvlarının. Avrupa Konseyinin çocukların ve gençlerin cinsel sömürüsü. Bunlardan birincisi çocuk pornografisini oluşturan materyallerin görsel nitelikte olduğunun vurgulanmasıdır. gerçek çocuk pornografisi çıkmaktadır ( Rollo. 16). Pek çok ülkenin yasal mevzuatları uluslar arası örgütlerin yayınladığı kararlar incelendiğinde karşımıza görünüşte çocuk pornografisi. Grafiklerin hazırlanması veya yapıştırılması sonucu yapay görüntüler oluşturulmaktadır. Sanal görüntülerden anlaşılması gereken gerçek olmayan durumların gerçekmiş gibi göründüğü grafik çalışmaları tekniğiyle yapılan yapay görüntülerdir ( Levy. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesine göre çocuk pornografisi (m. fahişeliği ve satışıyla ilgili olarak almış olduğu 1991 tarihli R (91) 11 numaralı tavsiye kararı ise çocuk pornografisini “ cinsel bağlamda kullanılan her türlü görselişitsel materyal” biçiminde tanımlamaktadır. 2005. Görünüşte çocuk pornografisinde materyalin üretiminde katkı sağlayan kişinin yaşının tespit edilmesinin de zorluğu suçun soruşturulması aşamasında kendisini göstermektedir (Levy. Bu yüzden sözel ya da yazılı materyal yerine görsel   materyal kullanılması çocuk pornografisi açısından önem kazanmaktadır. Bu nedenle pek çok ülkenin yasal düzenlemeleri incelendiğinde pornografik materyalin kurgusal veya gerçek ayırımına gitmeden sözel. 2002. Görünüşte çocuk pornografisinde. 21). cinsel köle olarak kullanıldığı her türlü cinsel ilişki ve tacizi içeren görüntülerin” bulunduğu materyallere göre de sınıflandırılabilmektedir (Polat. 320) . Yapılan tanımlamalar incelendiğinde çocuk pornografisi ile ilgili çıkarılabilecek bir takım sonuçlar bulunmaktadır. 9): Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımı. çocuk olmayan 183   akademia . Çocuk pornografisi genel olarak teşhire dayanmaktadır. Özellikle Avrupa Konseyinin çocuk pornografisi ile ilgili çalışmalarından olan 22 Aralık 2003 tarihli 2004/68 GAI çerçeve kararı hem görünüşte hem de sanal pornografinin cezalandırılması yönündedir. Bu hüküm ile çocuk pornografisi kavramı. Çocuk pornografisi genel anlamda “Çocuklarla birlikte yetişkinlerin de yer aldıkları” ve “Sadece çocukların yer aldığı” materyaller açısından sınıflandırılabileceği gibi. 2002. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımını gösteren gerçeğe benzer görüntüler olarak tanımlanmaktadır. dağıtımı ve bulundurulması pek çok ülke mevzuatında yasaklanmıştır. sanal çocuk pornografisi. maddesine göre gerçek bir kişinin imalı bir şekilde veya açıkça cinsel bir davranışa karışan bir çocukmuş gibi görsel görüntülerinin temsili veya ifadesi materyali de cezalandırılacaktır. içerik açısından da “çocuğun cinselliği çağrıştıran görüntülerinin”. bilgisayar ortamında yaratılan pornografik materyalin kullanılmasıdır. Yazılı veya sözel materyalin kurgusal niteliğinin bulunması. 651). ağırlıklı olarak cinsel amaç güden bir şekilde gösterilmesi anlamına gelir. yazısal ve görsel nitelikli ürünlerin bütününün yasak kavramı içerisine dâhil edildiği görülmektedir ( Akıncı. küçüklere benzeyen kişiler kullanılarak pornografik materyal üretilmektedir. “Çocukların cinsel organlarının görüntülerinin” ya da “Küçük çocukların ırzına geçildiği. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit görünmeyen bir kişinin katılımı.Neubacher. Sanal çocuk pornografisi ise. Kararın 1. pornografisi. Gerçekte küçük olmasalar da küçüklere benzeyen kişilerin tasvir edildiği pornografik materyalin üretimi. söz konusu materyalin oluşumunda gerçek çocukların suiistimalini gerektirmemektedir.

1980’li yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde ve Avrupa ‘da yapılan yasal düzenlemelerden sonra bu artış hızını kesmiştir. eğitilme. Örneğin bir çocuğun cinsel içerikli olmayan görüntüsü niteliğindeki bir fotoğraf pek çok kişi için normal olarak kabul edilirken pedofili ( çocuk sevici) hastası tarafından bu fotoğraf cinsel ilginin tatmini için kullanılabilmektedir. İnternet insanlığın yıllar boyu alışık olduğu modellerle yaklaştığı bilgi edinme. Bugün Asya’da Japonya en önemli ticari üretim merkezidir. finansal işlem yapma gibi kapsamı her gün genişleyen kategorilerde değişiklik yapmıştır. 2003. Tayland ve Filipinler’ dır. İnternet ulusal ve uluslar arası alandaki işleyişi biçimi ile bir taraftan ceza kanunlarında yer alan klasik suç tiplerinin gerçekleştirilmesine uygun bir ortam yaratmış. çeşitli görselişitsel materyallerin çocuk pornografisi sayılabilmesi için çocukların cinsel bir bağlamda gösterilmesi gerekliliğidir. Ancak günümüzde ticari amaç gütmeden ücretsiz değiş tokuşun arttığı düşünülürse kullanıcıların hangi ülkeden olduğunu saptamak mümkün değildir ( Uzunay ve Koçak. 2007b. Çocuk pornografisinin içeriğinin net bir şekilde belirlenmesi oldukça güçtür. Çerçeve karar ayrıca. 2007a. Böyle bir durumun varlığı halinde bir çocuğun cinsel olarak suiistimali veya p bu sektörün içine çekilmemesine rağmen pornografik bir amaç için kullanılmasından bahsedilmektedir. İnternet ve iletişim teknolojileri ekonomik ve sosyal hayatı değiştirdiği gibi bir dizi sorunu da beraberinde getirmiştir. 61). Asya’daki diğer merkezler Sri Lanka. Tüketiciler açısından çocuk pornografisi incelendiğinde çocuk pornografisi materyallerini satın alanların kullandıkları kredi kartlarının takibi sonucunda ABD ve Avrupa ülkelerine ait oldukları saptanmıştır. Tayvan. diğer taraftan gerçekleştirilmesine 184   akademia . Pedofili hastalarının durumu da göz önüne alındığında her türlü çocuk görüntüsünün çocuk pornografisi kapsamına dâhil edileceği gibi bir yanlış anlaşılma da söz konusu olmaktadır. Pornografik bir amaçla üretilmemiş materyallerin pornografik amaçlı dağıtımı ve tüketimi de mümkündür. Çocuk Pornografisi ve İnternet İnternet ve iletişim teknolojilerinin insanoğlunun hayatına girmesi ile büyük bir değişim ve gelişme yaşanmaktadır. Bu tarihlerden günümüze kadar Asya ülkeleri Pornografik materyalin üretiminde ön plana çıkmıştır. alışveriş etme. kimlerin hangi materyale pornografik bir anlam yüklediği ya da pornografik bir amaç doğrultusunda kullandığıdır (Çam. III. 2005. 115). ticaret yapma. Bu ülkelerdeki çocuk pornografisi yaşanılan ekonomik güçlüklerin ardından ciddi biçimde yaygınlaşmıştır. 118). Burada materyalin pornografik olup olmadığı tartışılmaktadır. Bu bağlamda önemli olan kullanıcılardan bağımsız olarak hangi materyale pornografik materyal gözüyle bakılması değil. Rusya ile ilgili veriler de artış göstermektedir. eğlenme. Singapur. Materyallerin üretimi konusunda Batı Avrupa ‘da Danimarka. Burada önemli olan çocuk pornografisinin sanal boyutu da göz önüne alınarak bir tanımlama yapma girişimlerinin anlamını yitirdiği olmalıdır (Polat. imalı bir şekilde veya açıkça cinsel bir davranışa karışan. gerçekte olmayan bir çocuğun gerçeğe uygun görsel görüntülerinin temsili veya ifade edilmesini çocuk pornografisi materyali olarak kabul etmektedir.kişilerin çocuk gibi görünen ve gösterilen davranışlarını da kapsayacak şekilde genişletilmektedir ( Polat. Çocuk pornografisi ile ilgili incelenmesi gereken bir diğer husus ise. 99). Hollanda ve İsveç gibi ülkelerin başta olduğu görülmektedir.   Çocuk pornografisi materyallerinin üretim. Bu güçlük hangi materyalin pornografik bir amaç doğrultusunda kullanıldığının ya da kullanılabileceğinin saptanmasındaki zorluktan kaynaklanmaktadır. tüketim ve dağıtımı konusunda 1970’li yıllardan beri Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa en önemli merkezleri durumundadır.

bu işle uğraşanlar tarafından çocukların daha da çok şiddete ve uygunsuz cinsel ilişkiye maruz tutan görüntüler elde etmek bakımından birbirleriyle yarışır hale getirmiştir. dijital kameralar ve buna benzer birçok çeşit teknolojik aygıt sayesinde imaj oluşturma ve kayıt etme gibi işlemler çok daha hızlı bir şekilde yapılmaktadır. internet üzerindeki haber grupları. ya da belirli bir görüntü üzerinde değişiklikler yaparak gerçekte olmayan sahte görüntüler elde edilebilmektedir. Pornografik materyallerin ve tüketicilerinin oldukça geniş bir bölgeye yayılması nedeniyle internet üzerinden yayın yapan web adresleri. resim ve posterler video filmler şeklinde üretilmekte ve bu tür pornografik materyalin dağıtımı da sex shop’lardaki satışları ve postayla abonelere ulaşma biçiminde yapılmakta idi ( Akdeniz. 67. internet üzerindeki denetimlerin artmasıyla birlikte rahatlıkla ulaşılabilen web sayfaları yerine çevrimiçi kullanıcılara sunduğu görünmezlik seçeneği ile belirli ölçüde gizliliği sağlayan çeşitli sohbet ya da mesaj programlarını tercih etmektedirler ( Uzunay ve Koçak. 28). Lanning. Günümüzde de söz konusu çocuk pornografisi olarak nitelendirilen fotoğrafları içeren dergiler yayınlanmaya devam etmektedir. Ancak burada yer alan fotoğraflar dijital ortama aktarılarak internet üzerinden tüketicilere ulaştırılmaktadır. İnternet ve iletişim teknolojileri gelişmeden önceki dönemlerde çocuk pornografisi dergiler. 97). Günümüzde internet haricinde gelişen iletişim teknolojileri sonucunda çeşitli kaynaklardan elde edilmiş çeşitli görüntülerin birleştirilmesi ( masum bir çocuk resminin eklentilerle müstehcen hale getirilmesi). İnternet üzerinden yapılan bir yayının ulusal sınırları aşarak diğer kitle iletişim araçlarına oranla daha geniş kitlelere ulaşması ve etkileşimli özelliğinden dolayı kitleler üzerinde etkili olması gözlemlenmektedir. Gelişmiş bilgisayar yoluyla animasyon teknikleri sayesinde herhangi bir çocuk görüntüsü olmadan da yetişkin bir bedenin çocuk bedenine transferi söz konusu olmakta ve böylelikle sanal çocuk pornografisinin üretiminde teknolojinin tüm imkânları kullanılmaktadır ( Uzunay ve Koçak. Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinin ve özellikle internetin gelişimi ile çocuk pornografisi kapsamına girebilecek materyallerin üretimi ve tüketicilere ulaştırılması kolay olmaktadır. Böyle bir gücün kötüye kullanılması durumunda suç içerikli materyallerin aynı hız ve etkiyle dünyaya yayılması gibi son derece ciddi ve tehlikeli bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Ayrıca internet sohbet grupları ve World Wide Web’in sağladığı anonimlik hakkından yararlanarak. 2005. 185   akademia . 40). dağıtımı ve kaydedilmesi esnasında bu tip cihazlardan yararlanma oranını artırmaktadır. kullanıcı sayıları. Günümüzde pedofiller (çocuk seviciler ) başta olmak üzere çocuk pornografisine ilgi duyanlar. Bu da çocuk pornografisinin üretimi. 28). videokaset kayıt ediciler. 2005. Usenet mesaj sistemi.Erciyes İletişim 2009 Ocak   olanak verdiği bazı eylemler dolayısıyla yeni suçları yaratan bir faaliyet alanı olarak ortaya çıkmaktadır. İnternetin bir pornografi yayın aracı olarak hızla yaygınlaşması. 97). 2004. bu ortamda bu tür materyaller   kullanılabilmektedir. Internet Relay Chat ( IRC) gibi çeşitli sohbet programları ve ICQ gibi mesaj programlarıyla yayılmaktadır ( Akdeniz. tarayıcılar. Böyle bir durum suç işleyenlerin interneti kullanma sıklığını ve yaygınlığını artırmaktadır ( Klain ve diğerleri . bilgisayarlar. Ayrıca kolay ve ucuz bir şekilde erişilebilen video kameralar. Çocuk pornografisi niteliğinde materyaller web sayfaları. 2007. İnternet üzerinden gerçekleştirilen suç nitelikli eylemlerin gerek nitelik gerekse nicelik olarak artan bir öneme sahip olmaları dikkate değerdir. elektronik posta. 2004. 2006.

Bazı ülkelerde ise çocuk pornografisinin yasaklandığı özel kanunlar kabul edilip yürürlüğe konulmaktadır. Yapılan araştırmalar ve operasyonlar göstermektedir ki internet üzerinden çocuk pornografisi ve çocuk seks ticareti günümüzde inanılmaz boyutlara ulaşmaktadır. Yayma. Çocuk pornografisi ile ilgili yasal düzenlemeler 1990’lı yıllarda hız kazanmıştır. 119. bu suçların organize suçlar niteliğinde bulunması ve uluslar arası nitelik taşıması çocuk istismarına yönelik   bu suçlarla mücadele edilmesini de güçleştirmektedir ( Polat. Özellikle internetin gelişimi ve çocuk pornografisinin üretimi ve dağıtımında önemli roller oynamaya başlaması ile pek çok ülkede çocuk pornografisi içeren materyallerin üretimi. Günümüzde çocuk şiddetini yansıtan fotoğrafların tanesi internet üzerinden 30– 200 dolara alıcı bulmaktadır. 2007a. IV. Çocuk Pornografisi ile Mücadeleye İlişkin Uluslar Arası Yasal Düzenlemeler Çocuk pornografisinin ülkelerin yasal düzenlemelerine konu olması her şeyden önce. her hafta internete yaklaşık 20. 63). Akço. Sanal pedofili piyasası ise 5 milyar dolar gibi bir rakama ulaşmış bulunmaktadır ( Levy. 320). Çocuk pornografisi eylemlerine ilişkin yasal düzenlemelerin yetersiz olması. mağdur çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimini henüz tamamlamamış olması ve onun kendi cinsel davranışı üzerinde özerk bir karar verme yeteneğinin henüz gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Yaş sınırının gitgide azalmakta olduğu vurgulanan araştırmalarda 5-6 yaş altındaki çocukların dahi kullanıldığı görüntülerin internette dolaşmakta olduğuna değinilmektedir (Polat. bazı ülkelerin mevcut ceza kanunlarında çocuk pornografisi ile ilgili suçlar düzenlenmiş olduğu görülmektedir.12 yaş arası çocukların görüntülerini içerdiği ve geri kalanların ise daha da küçük çocukların görüntüleri olduğu tespit edilmiştir. Bulundurma. 65). yargı kararlarının ülkeden ülkeye değişiklik göstermesi. Aynı zamanda çocuk pornografisine yönelik malzemenin hakim olduğu piyasayı ve bu malzemeye yönelik talebi kurutmak ve dolaylı olarak küçüklerin hem fiziksel hem de psikolojik olarak gelişimini korumak bakımından çocuk pornografisi suç olarak düzenlenmektedir. Üretim. Bu düzenlemelerin en önemlisi Birleşmiş Milletler’in 1989 tarihinde kabul ettiği ve Türkiye’nin de 186   akademia . Çocukların kötüye kullanılmasının önlenmesi uluslar arası düzeyde farklı nitelikteki yasal düzenlemelerle garanti altına alınmıştır. 2003. 2002.mağdur çocukların sayısı gibi verilere kolaylıkla ulaşılamamaktadır. 2007. Hukuk düzenlerinde küçüklere yönelik pornografik amaçlı gerçekleştirilen asıl bedensel istismarı müeyyideye bağlamakla yetinmemektedirler.000 çocuk pornografisi görüntüsünün gönderildiği ve bu resimlerin yarısı kadarının 9. 5 ). Önceleri sadece gerçek dünyada suç niteliğini taşıyan çocuk pornografisi suçu günümüzde sanal ortama taşınmış ve internet üzerinden çocuk pornografisi yayını ve ticareti haline dönüşmüştür. tüketimi ve dağıtımı yasaklanmış ve suçun faillerine hapis cezası ile birlikte eylemin ticari boyutundan dolayı ağır para cezaları ile cezalandırılması için düzenlemeler yapılmıştır. Fransa örneğinde olduğu üzere bazı ülkelerde çocuk pornografisine ilişkin görüntülerin sadece bulundurulmasını yasaklanmadığı da gözlemlenmektedir ( Çam. Bu üç grup üreticiden son kullanıcıdan satın alana ulaşan çocuk pornografisinin farklı safhalarını temsil etmektedir. Hemen hemen tüm ülkelerde çocuk pornografisine ilişkin üç temel suç dikkati çekmektedir. 2007b. Ülkelerin çocuk pornografisini suç olarak yapmış oldukları düzenlemeler incelendiğinde. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre.

Maddesi çocukların bu amaçlarla kaçırılmasının veya satılmasının engellenmesi gerektiğini söyler. Yasal sürecin tümü boyunca çocuk mağdurlara uygun destek hizmetlerini sağlayacaktır. gelişimi için her halkın geleneklerinin ve kültürel değerlerinin önemi de dikkate alınarak anlaşma sağlanmıştır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinden kaynaklanan çocukların ekonomik istismardan. uyumu.Taraf Devletler. Birleşmiş Milletler yukarıda söz edilen antlaşmaya ek olarak 2000 tarihinde “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı. Protokole uygun olarak Devlet. fuhuş. çocuğu. satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle: a) Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını.M. ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini. Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol” başlıklı bir protokol hazırlanmıştır. c) Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar. ahlaki ya da sosyal gelişimine zarar verebilecek herhangi bir işte çalışmaktan korunma hakkının bulunduğu göz önünde bulundurulmuştur. korunması. Bu sözleşmenin muhtelif maddelerinde cinsel sömürüyü de kapsayacak şekilde çocuklara yönelik her türlü istismar. çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisinden ve çocuk pornografi ve istismarının internet ve diğer gelişen teknolojiler üzerinde artan erişebilirliğinden ciddi endişe duyularak çocuğun. Türkiye’nin 2002 tarihinde onayladığı bu protokol çocuk pornografisinin internet gibi gelişen teknolojiler üzerinde artan erişilebilirliğinden duyulan endişe sonucu ortaya çıkmıştır. Çocuk mağdurların ve tanıkların duyarlılıklarını kabul ederek yürütme esnasında bu çocukların özel ihtiyaçları da dahil olmak üzere her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak usulleri geliştirecek ve uygulayacaktır. kötü muamele ve ihmalin önlenmesi için taraf devletlerin tedbir alması gerekliliği vurgulanmıştır. saldırı.   B.Taraf Devletler. özellikle cinsel istismarının önlenmesi ile ilgili önem taşıyan bir sözleşmedir. ve Çocuk mağdurların mahremiyetini kimliklerini uygun şekilde 187   akademia . Çocuk mağdurların görüşlerinin dile getirilmesine imkan verecektir. ruhsal.Erciyes İletişim 2009 Ocak   1994 tarihinde onayladığı “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” dir. Sözleşmenin 35. Çocuk mağdurları adalet sürecindeki rolleri ve sahip oldukları haklar konusunda bilgilendirecektir. her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun.çocuğun fiziksel. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 34. Çocuk istismar ve ihmalinin. çocuk açısından tehlike arz edebilecek çocuğun eğitimini aksatabilecek çocuk sağlığına . b) Çocukların. Maddesi Taraf Devletlerin çocuğun cinsel açıdan sömürülmesine karşı tüm önlemleri almasını zorunlu kılar. şiddet. her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler. zihinsel. Giderek artan çocukların satışı. Madde 34 . Madde 35 . çocukların kaçırılmaları.

Paragraf c’de bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi dağıtmak ve 188   akademia . maddenin 1. Maddenin amacı çocukları özellikle cinsel sömürüden koruyacak önlemlerin güçlendirilmesi ve ceza hukukunun ilgili maddelerinin modernizasyonu ile çocuklara yönelik cinsel suçlarda bilgisayar sistemlerinin kullanılmasına karşı daha etkin hükümlerin oluşturulması hedeflenmektedir.koruyacak ve kimliklerin tespit edilmesine yol açabilecek bilgilerin uygunsuz bir biçimde yayılmasını önlemek için gerekli tedbirleri alacaktır. 9. Bir bilgisayar sisteminde ya da bilgisayar verilerinin saklandığı başka cihazlarda çocuk pornografisi bulundurmak. Kişinin bir bilgisayar sistemi üzerinden kendisi ya da başkası için çocuk pornografisi temin etmesi. çocuk pornografisini ele almaktadır. 2004. Dülger. Çocuk mağdur ailelerinin de sağlayacaktır. bulundurulması ve dağıtımının çeşitli yönleri suç olarak tanımlanmaktadır. Bu hükümle çocuk pornografisinin elektronik üretimi. Avrupa Konseyi’nin 2001 tarihinde hazırlayıp üye devletlerin imzasına sunduğu Siber Suç Sözleşmesi’nde de çocuk pornografisi ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. ve tanıkların güvenliklerini Yargılama sürecinin her aşamasında gereksiz ertelemelerden kaçınacaktır. çocuk mağdurların yasal sorumlulardan zararlarını kanuni yollardan ayırım gözetmeksizin tazmin edilebilmelerine imkan sağlayacaktır. Protokol çerçevesinde Devlet’in bu tür suçların mağduru çocukların sosyal açıdan topluma geri kazandırılmaları. Bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi dağıtmak ya da yaymak. Bunlar: Bir bilgisayar sistemi üzerinden dağıtmak amacıyla çocuk pornografisi üretmek. 109. Erişim sağlamak ifadesinin örneğin bir çocuk pornografisi sitesi oluşturarak.   Sözleşmenin 9. Çocuk mağdurlar ile çalışan kişilerin özellikle hukuki ve psikolojik eğitim almaları için gerekli tedbirleri alacaktır. Çocuk pornografisinin yasaklanmasına yönelik bir diğer uluslar arası yasal düzenleme. Bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi sunmak ya da çocuk pornografisine erişim sağlamak. maddesi. Türkiye’nin 2001 tarihinde onayladığı bu sözleşmeye göre ivedilikle yasaklanması ve ortadan kaldırılması gereken çocuk işçiliğinin kapsamına “ çocuğun fahişelikte. Devlet. 2003. pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterilerde kullanılmasını. başkalarının kullanımı için çocuk pornografisini çevrimiçi erişime sunmayı kapsaması amaçlanmıştır ( Çeken. 83-84). Bu malzemeyi sunan kişinin onu gerçekten sağlayabileceği anlamına gelmektedir. bunlar için temin edilmesini ya da sunulmasını” da dâhil etmektedir. Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün 1999 tarihinde kabul ettiği “ En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi” dir. Sunmak kelimesinin çocuk pornografisi elde etmek amacıyla başka kişilere başvurmayı da kapsamaktadır. fiziksel ve psikolojik yönden tamamen iyileştirilmeleri ve eğitilmeleri hususunda her türlü önlemi alma zorunluluğu vardır.Explanatory Report. Bendinde çocuk pornografisi ile ilgili fiiller sayılmıştır ( Convention on Cybercrime. 1490). 2001. Paragraf b ‘de bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi sunmak suç olarak tanımlanmıştır.

9. Bendinde çocuk pornografisi terimi açıklanmaktadır. Paragraf d’ de kendisi ya da başkası için temin etmek terimi. bentteki “ Pornografik Malzemeler” terimi malzemelerin müstehcen kamu ahlakına aykırı ve benzer biçimde ahlak dışı şeklinde sınıflandırılması açısından ulusal standartlara tabi olacaktır. Bu nedenle sanatsal. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımı.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yaymak suç olarak tanımlanmıştır. 290). Söz konusu sözleşmede çocuklara ve çocuklarla temas halinde çalışan kişilere yönelik eğitim programları. maddenin 3. bilgisayar disketi ya da başka elektronik saklama ortamlarında saklanan görsel malzemeye dönüştürülebilen verileri de kapsamına almaktadır. Dağıtım malzemenin aktif olarak yayınlanmasıdır. “Cinsel anlamda müstehcen eylem” gerçek ya da simülasyon olarak en az şunları içine almaktadır: a) cinsel organcinsel organ. Söz konusu tanım Birleşmiş Milletle Çocuk Hakları Sözleşmesindeki “ çocuk” tanımına uymaktadır. c)   mastürbasyon. Sözleşmeye göre çocuk pornografisi aşağıdakileri görsel anlamda teşhir eden pornografik malzemeler anlamına gelmektedir (Convention on CybercrimeExplanatory Report. Burada sözü edilen yaşın çocukların cinsel nesne olarak kullanılmasıyla ilgili olduğu ve cinsel ilişki için izin yaşından farklı olduğu göz önüne alınmıştır. reşit olmayan kişiler arasındaki. bir yetişkin ve bir reşit olmayan kişi arasındaki. Görsel teşhir terimi. 3. 189   akademia . 2003. aktif olarak çocuk pornografisi elde etmek anlamındadır. 2. 2003. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit görünmeyen bir kişinin katılımı. çocukları bu tür fiillere teşvik edebilecek ve böylece çocuklara kötü muameleye izin veren bir alt kültürün oluşmasına katkıda bulunabilecek bir davranışa karşı koruma sağlamak amaçlanmaktadır. anal-cinsel organ veya oral-anal olmak üzere. ya da e) reşit olmayan bir kişinin cinsel organlarının ya da cinsel bölgesinin şehvet uyandırıcı bir biçimde teşhiri. oral-cinsel organ. bilimsel ya da benzer bir değeri olan malzemeler pornografik olmayan malzemeler olarak görülebilir.10. örneğin bilgisayarına indirme (download) yoluyla. Paragraf 2a’da çocukları kötü muameleden koruma daha doğrudan doğruya ele alınmıştır. Reşit olmayan kişi terimi 18 yaşından küçük kişiler anlamına gelmektedir. paragrafta ele alınan üç durumda korunan yasal haklar farklıdır. Paragrafında reşit olmayan kişi terimi açıklanmaktadır. 2001. Paragrafın son cümlesinde Tarafların. 290). Bir bilgisayar sistemi üzerinden başka bir kişiye çocuk pornografisi göndermek. çocuk pornografisi yayma suçu olarak düzenlenmiştir. farklı bir yaş sınırı getirmelerine izin verilmiştir ( Helvacıoğlu. 9. aynı ya da farklı cinsiyetler arasındaki cinsel ilişki. Ayrıca 25. Fiilin gerçek ya da simülasyon olması önemli değildir( Helvacıoğlu. tıbbi. uluslar arası işbirliği gibi konularda özellikle çocukların korunması hususunda düzenlemeler getirmektedir. 2. d)cinsel anlamda sadistik ya da mazoşistik kötü muamele. 16’dan küçük olmamak şartıyla. 84). maddenin 2. b) hayvanlarla cinsel ilişki. Paragraf 2-b’de ve 2-c’de malzemede gösterilen çocuğa gerçekten zarar verilmese ve gerçek bir çocuk söz konusu olmasa bile. Ancak belli ülkelerin çocuk pornografisi ile ilgili ulusal mevzuatlarında bir alt yaş sınırı getirdiği göz önüne alınarak. mağdur çocuklara yardım ve koruyucu tedbirler alma zorunluluğu.2007 tarihli Cinsel Suiistimale ve Cinsel İstismara Karşı Çocukların Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi imzaya açılmıştır. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımını gösteren görüntüler.

okuyan. Çocuk Fuhuşu ve Çocuk Pornografisi Ek Protokolüne göre Türkiye konuyla ilgili her türlü yasal düzenlemeyi yapmanın yanı sıra. (8) çocuklara yönelik cinsel sömürü vakalarında bildirilen artıştan. bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması gibi eylemler cezalandırılmaktadır ( Erbaşı. Türk Ceza Kanununun 226. fahişeliği ve pornografisine özgü merkezi ve yerel özel bir Eylem Planının olmayışından. fahişeliği ve pornografisi meselelerinin kamuda tartışılmıyor olmasından ve bu konulara ilişkin kamu bilincinin halen çok sınırlı olmasından. satışı. Türk hukukunda çocuk pornografisi ile ilgili yapılan yasal düzenlemeler bulunmaktadır. ihraç edilmesi. (12) Ek Protokolde düzenlenen suçları oluşturan eylemlerin önlenmesi. Her ne kadar maddenin başlığı “ Müstehcenlik” olarak düzenlenmiş olsa da içerik olarak çocuk pornografisi olarak nitelendirilebilecek materyallerin üretimi. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda çocuk cinsel sömürüsü cezai yaptırıma bağlanmıştır. (6) Ek Protokol hükümlerinin. 190   akademia . Günümüzde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi. okutan veya dinleten. (9) ne konu hakkında yararlanılabilir tam bilginin ne de sistematik denetim ya da şikayet mekanizmasının olmayışından ve böylece nedenlerin. bu Ek Protokole ait Türkiye’nin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından 2006 yılında hazırlanarak sunulan dönemsel raporu hakkında. (2) çocuk satışı. kovuşturulması ve cezalandırılması için yapılan bölgesel ve özellikle iki taraflı düzenlemeler hakkındaki bilgi eksikliğinden endişe duyduğuna dair nihai gözlem raporu vermiştir. yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren. (3) internet kullanımına ilişkin 2005-2015 Ulusal Eylem Planında öngörülen önlemler hakkındaki bilgi eksikliğinden. 2007. (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü. Bu sözleşmenin ilke ve hükümlerinin uygulanmasının izlenmesinden sorumlu koordinatör kuruluş olarak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü görevlendirilmiştir. b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren. devlet görevlilerinin ve güvenlik. (4) İnsan Ticaretiyle Mücadele Ulusal Eylem Planının uygulanması için doğrudan bütçe tahsis edilmemiş olmasından. (1) üstlenilen eşgüdüm ve denetim faaliyetlerinin yetersizliğinden. temel   sebeplerin kapsamının ve bağlı sorunların ele alınmalarının zorluk arz etmesinden. sosyal hizmetler. (5) kamunun. cinsiyet ve azınlık grubuna göre dağılımı yapılmış veriler ve ülke genelinde çocuk satışı. nakledilmesi. 329). uygulamanın işlerliğini sağlamaktan ve çocuğa yönelik cinsel sömürüyü önlemekten sorumludur. Türk Ceza Kanununun 226 maddesi şöyledir. bu eylemlerden sorumlu kişilerin araştırılması. depolanması. (10) Ek Protokol’de yasaklanan suçlardan mağdur olan çocuklar için sunulan mevcut hizmetlerin her zaman sistematik ve ülke genelin de de olabildiğince geniş şekilde temin edilmiyor olmasından ve bu tür hizmetlerden kimin sorumlu olduğunun ve hizmet sunanlara hangi düzenlemelerin yol gösterdiğinin açık olmamasından. okul müfredatı yolu da dahil olmak üzere özellikle çocuklara yaygın şekilde öğretilmemesinden. eğitim ve sağlık gibi kamu idaresi sektörlerinin bilinçlendirilmesi çabalarının yetersizliğinden. maddesi çocuk pornografisi suçunu cezalandıran hükümler içermektedir. çoğaltılması. (7) Ek Protokolde düzenlenen konuların pratikte uygulanması hakkındaki bilgi (yaş. soruşturulması. satışa arzı. (11) çocuk satışı.V. fahişeliği ve pornografisinin yaygınlaşması hakkında yapılan araştırmalar çerçevesinde edinilen bilgiler gibi) eksikliğinden. Çocuk Pornografisi ile Mücadeleye İlişkin Ulusal Yasal Düzenlemeler Birleşmiş Milletler’in Çocuk Hakları Sözleşmesinin Çocuk Satışı.

hayvanlarla. (2) Müstehcen görüntü. nakleden depolayan. e) Bu ürünleri. Burada belirtilmesi gereken husus. sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz. dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi. okuyan. Bunlardan birincisi. okutan. 2001. söyleten. satan. c) Bu ürünleri. yazı veya sözlerin basın ve yayın yolu ile yayınlanması veya yayınlanmasına aracılık edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmış. satışa arz eden. bu ürünlerin ülkeye sokulması. altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. içeriğine olunabilecek şekilde satışa kiraya arzeden. nakli. (3) Müstehcen görüntü. Özellikle Türk Ceza Kanununun 226. beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. ülkeye sokan.Erciyes İletişim 2009 Ocak   görülebilecek şekilde sergileyen. bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması fiillerinden birinin işlenmesiyle oluşmaktadır. akademia 191     . zamana göre değişen ve yorum gerektiren “ müstehcen” kavramının yerine “ pornografi” kavramının kullanılmasının suç tipini çok daha iyi ve belirlenebilir bir hale getireceğidir (Akıncı. satışa arzı. sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan. satan veya kiraya veren. ucu açık. ihraç eden. Bu ürünleri ülkeye sokan. bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında. bilimsel eserlerle. satışa arz eden. tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. satan. (4) Şiddet kullanılarak. altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (6) Bu suçlardan dolayı. ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten. vakıf veya (5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini. (7) Bu madde hükümleri. İkinci suç ise. depolanması. satışa arz eden. başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi. depolayan. Ayrıca maddenin bu düzenleniş şekli ile internet üzerinden yapılan çocuk pornografisinin cezalandırıldığı bir hüküm olmamasına dikkat edildiği zaman söz konusu düzenlemenin ayrı bir suç tipi d) Bu ürünleri. çoğaltan. nakleden. yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması suretiyle oluşmaktadır. bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi. yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. ihracı. üçüncü fıkrada müstehcenliğe karşı çocukları korumaya yönelik iki ayrı suç tanımına yer verilmiştir. yazı ve sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi. Kişi. bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. f) Bu ürünlerin reklâmını yapan. satışı. söyleyen. üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla. çoğaltılması. müstehcen görüntü. ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı. 17). iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. maddesinin ikinci fıkrasında müstehcen görüntü.

erişimin engellenmesine.haline getirilmesi özellikle bu konuda mevcut bulunan uluslar arası sözleşmelere de uygun olacaktır. Bu karar. fuhşa. Mağdur çocuğun ifadesine zorunlu olmadıkça bir kez başvurulacağı ve bunun da elektronik kayıt olarak alınması (CMK 236/2. içeriği çocukların cinsel istismarı. kumar ve benzeri kötü alışkanlıkları teşvik eden yayınların   içeriklerinden korumak için gerekli önleyici tedbirlerin alınması” ve elektronik ortamda çocuğa. kumar oynanması için yer ve imkan sağlama. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda “ Bilişim Alanında Suçlar” ı düzenleyen 243 ve devamı maddelerinde ticari ve mali yönden işlenen suçlar düzenlenmektedir. Kanunun gerekçesi incelendiğinde. müstehcenlik ve fuhuş suçlarını oluşturan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı. Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma (Madde 190). intihara yönlendirme. Kanunun amacının açıklandığı maddesinde yazılı belirli suçlar. 239/2) bu nitelikte düzenlemelerdir. içerik veya yer sağlayıcısının yurt içinde bulunması halinde. sulh ceza hâkimi tarafından karar verilecektir. gereğinin derhal yerine getirilmesi istenecektir. 52/3) Mağdur çocuğun tanıklığı sırasında yanında uzman bulundurulması (CMK 236/3) Mağdur çocuğa ücretsiz avukat atanması (CMK 234/2. aileyi. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu internet ortamında yapılan ve içerikleri suç teşkil eden özellikle çocuk pornografisi niteliğindeki yayınların düzenlenmesinde ve önlenmesinde yetersiz kaldığı aşikârdır. İntihara Yönlendirme (Madde 84). yetkili ve görevli kolluk kuvvetlerinin talebi üzerine veya re'sen. erişim sağlayıcısına bildirilerek. müstehcenlik. çocukları ve gençleri internet dahil elektronik iletişim araçlarının suiistimal edilmesi suretiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde alışkanlığı. intihara yönlendirme. 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun. Erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi halinde. Fuhuş (Madde 227) ve Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama (Madde 228) suçlarıdır. İçerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa dahi. uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçlarını oluşturan yayınlarla ilgili erişimin engellenmesi kararı verilebilecektir Yukarıda sayılan suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla. 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu. Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanununda cinsel istismar mağduru çocukların sistem tarafından da mağdur edilmelerini önlemek ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmek için düzenlemeler yapılmıştır. maddesinde sayılan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan. cinsel istismar. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından erişim 192   akademia . Sağlık İçin Tehlikeli Madde Temini (Madde 194). Yasanın 8. Bu arada 5651 sayılı “ İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ” 23 Mayıs 2007 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanuna göre. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının yazılı emriyle engellenebilecektir. gençliğe ve aileye yönelik ağır ve vahim nitelikteki saldırıların önlenmesi için gereken yasal düzenlemenin yapılmasını sağlamaktan ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Çocukların Cinsel İstismarı (Madde 103). Müstehcenlik (Madde 226). “ Anayasanın söz konusu hükümleri uyarınca. doğrudan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca verilecektir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise erişim. elektronik ortamda yapılan ve içeriği Türk Ceza Kanunundaki çocukların cinsel istismarı.

disket gibi ürünlerin tanıtımı. Suç konusu içeriğin yayından çıkarılması halinde. kamu kurum ve kuruluşları ile internet servis sağlayıcıları ve ilgili sivil toplum kuruluşlarından birer temsilcisinin katılımıyla oluşturulacak İnternet Kurulu ile gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. yer ve erişim sağlayıcılar veya bu karar dolayısı ile yasal bir hakkının ihlal edildiğini öne süren kişiler tarafından Telekomünikasyon Kurumunun bulunduğu yer sulh ceza hakimliğine itiraz edilebileceklerdir. aileden sorumlu kurum ve kuruluşlar. ülkeye sokulması. kiraya verilmesi veya satışının önlenmesini sağlamak üzere görevli ve yetkili kolluk kuvvetlerine her türlü yardımda bulunmak. RTÜK ve benzeri ilgili kamu kurum ve kuruluşlar ile içerik. Telekomünikasyon Kurumu bünyesinde bulunan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının bu konu kapsamındaki görevleri şunlardır: Başkanlık. jandarma ve milli istihbarat teşkilatı gibi kolluk kuvvetleri. Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ile ihtiyaç duyulan diğer bakanlık. yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmamaları halinde yaptırım uygulamak. bulundurulması. Adalet Bakanlığı. Başkanlığın talebi üzerine Telekomünikasyon Kurumunca yetkilendirmenin iptaline karar verilebilecek ve erişimin engellenmesi kararının konusunu oluşturan yayını yapanların kimliklerinin belirlenmesi halinde. 193   akademia . DVD. hard disk. polis. gerekli her türlü teknik altyapıyı kurmak ve işletmek veya gerektiğinde üçüncü kişilere yaptırmak. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır Erişimin engellenmesi kararına karşı içerik. İçişleri Bakanlığı. yer ve erişim sağlayıcılarının. 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaktır Kanunun getirmiş olduğu düzenlemeyle ilgili görevlerin yerine getirilmesi için. Ancak erişimin engellenmesi kararını yerine getirmeyen kişi. perdeleme ve izleme esaslarına göre donanım üretilmesi veya yazılım yapılmasına ilişkin standartları belirlemek. Ulaştırma Bakanlığınca. Bu sürede de içeriğe erişimin engellenmemesi halinde. Ulaştırma Bakanlığı. erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalacaktır. izleme ve bilgi ihbar merkezi dahil. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından erişim sağlayıcısına 10 bin YTL idari para cezası uygulanacaktır. Buna rağmen kararın yerine getirilmemesi durumunda. sohbet. yer ve erişim sağlayıcıları ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon oluşturarak elektronik ortamda yapılan ve düzenleme kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe sahip faaliyet ve yayınları önlemeye yönelik çalışmalar yapmak. bu alandaki uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. İçerik. yazı veya sesleri içeren CD.   Yukarıda bahsi geçen suçların işlenmesini önlemek için. Söz konusu suçların elektronik ortamda işlenmesini konu alan her türlü temsili görüntü. USB bellek. mesaj ve benzeri servislerde yapılacak filtreleme.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sağlayıcısına 3 gün süre verilecektir.

Çocuk pornografisinin internet ile bağlantılı olarak uluslar arası alana taşınmış olması mücadele de ulusların bir birbiriyle uyumlu çalışmasını zorunlu kılmaktadır. ihracı. Bu davranış tarzı olaydaki şiddet boyutuna medyanın yarattığı psikolojik şiddet de eklenmektedir. Çocuk Pornografisi ile Mücadelede Medyanın Rolü Özellikle internet üzerinden yayılan çocuk pornografisini önleminin bir diğer yolu medya yolu ile toplumun bilinçlendirilmesi ve farkındalığın arttırılmasıdır. satışı ya da bulundurulması” eylemlerinin hepsini kapsayacak niteliktedir.VI. yayılması. Bu türlü yayınlar etik duyarlılığa ters düşmektedir. bugün geldiği nokta ve önlemezse neler olabileceğine dair toplumun medya yoluyla bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmelidir. teklifi. haklarının farkın a varabilmeleri için her   türlü istismara uğradıkları takdirde yasal olarak neler yapabilecekleri ve haklarını nasıl koruyabilecekleri bilgileri filmlere. Çocuk pornografisinin medyada gerekli şekilde yer almamış olması konunun kamuoyunda gerektiği şekilde tartışılmamasını dolayısıyla çocuklara yönelik istismar ve sömürünün endişe verici boyutlara taşınmasında önemli bir rol oynamıştır. Son zamanlarda medyada çocuklarla ilgili özellikle istismar haberlerinin veriliş biçimi. Türk hukukunda çocuk pornografisi ile ilgili ayrı bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Ayrıca çocuk haklarının ihlal edildiği kurum ve kuruluşlar medyada belirli aralıklarla sergilenmesi konunun gündemde kalmasını sağlamaktadır. Çocuk ticaretinin ve çocuk pornografisinin riskli durumlarına özellikle dikkat çekilmelidir. Türk hukukunda yapılan düzenleme “çocuk pornografisinin üretilmesi. mesajın içeriğinden daha ön plana taşınmakta ve olaylar kurgulanarak tekrarlanmaktadır. Oysa kamuoyunun konuyla ilgili bilgilendirilerek çocuk pornografisinin önlenmesine yönelik en büyük önlemlerden biri olarak konu ile mücadelede vazgeçilmez konuma sahiptir. Aynı zamanda medya şiddet içeren ve fuhşa teşvik eden yayınları göstermekten kaçınmalıdır. Bu bağlamda Ek Protokolün gerekliliklerine uymaktadır. Herhangi bir konunun kamuoyunun gündemine yerleşerek tartışılmasını sağlamak ve bu yolla kamuoyunun konu hakkındaki bilincini. Uluslar arası düzeyde yapılan çalışmalar ulusal alana taşınmalı ve iç hukuk düzenlemeleri bu çalışmalara uyarlanmalıdır. Çocuk pornografisi içeren materyalin müşterisi de cezalandırılmalıdır. Hem uluslar arası alanda hem de ulusal alanda acil olarak önlem alınması gerekmektedir. toplumsal dayanışmayı arttırıcı yayınlar yapmalıdır. reklâmlara konu edilmelidir. farkındalığını ve duyarlılığını artırmak medyanın temel görevlerinden birini oluşturmaktadır.9). Çocuk pornografisinin zararları. Bu düzenleme yapılırken gerçek – sanal pornografi ayrımı yapılmalıdır. Bunun yerine kamuoyunu aydınlatıcı. dağıtılması. Sonuç Çocuk pornografisinin özellikle internetin yaygınlaştığı son yirmi yıl içerisinde sağladığı olumsuz ivme göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşmış durumdadır. ithali. Çocukların kendi. Çocuk ticaretinin olumsuz etkileri ve kolay kazanç sağladığı fikrini ortadan kaldıracak sanal ya da gerçek çocuk pornografisini itibarsız kılacak kampanyalar önem arz etmektedir ( Göksel ve Bitirim. broşürlere. Bunun yanı sıra cinsel sömürüye uğrayan çocukların koruma altına alınması ve yeniden toplumla bütünleşmesini sağlayan destek hizmetlerinin toplum tarafından bilinmesini sağlamak ve daha da önemlisi ihtiyaç duyduğu tespit edilen çocukları ve ailelerini bu hizmetlerden yararlanmaları için cesaretlendirmek medyanın görevleri arasındadır. 194   akademia . 2007. Ancak Türk Hukukunda çocuk pornografisine kesin bir tanım getirilmemektedir.

az gelişmişlik gibi temel nedenlerin ele alınabilmesi ve sosyal ve ekonomik gelişme. Bu plan. Bu konuların gündemde kalması sağlanmalıdır. suçlu iadelerinde yardımlaşma. Birleşmiş Milletler. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme. Alınması gerekli önlemler arasında halkın eğitimi açısından medyaya büyük görevler düşmektedir. çocuk. (2004). Erişim: 6. yoksulluğu ortadan kaldırma programları ve evrensel eğitime destek için gerekli uluslar arası işbirliğini geliştirmek yükümlülüğü altındadır. F. 6. Mağdur Çocukları ve Yayıncılık İlkeleri. eğitim. The Regulation of Pornography and Child Pornography on the Internet.5.com/ sol3/delivery. LIX.org/turkey/crc/_c r23b. Ocak 2007/1. Türkiye. kız çocuklarının özel durumunu dikkate alma. karşılıklı hukuki yardım. Mevzuatın uygulanması konusunda sorumluluk taşıyan yetkili mercilerin birbirleriyle işbirliği yapmaları ve faaliyetlerini koordine etmeleri şarttır. mağdurların fiziksel ve psikolojik rehabilitasyonu.5.2008 195   akademia . Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Çocuk Satışı. faillerinin araştırılıp. Akdeniz. Birincisi Türkiye’nin çocuklara yönelik ticari cinsel sömürüsü konusunda Ulusal Eylem Planının oluşturulmasıdır. eylem programları hazırlama ve bunlara kaynak ayırma olarak sıralanabilmektedir. http://conventions.2008 http://papers. Ocak 2007/1. satılmaları. Akıncı. aileye yardım.html Birleşmiş Milletler. Özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edilmemesine özen göstermek haberi yayınlayandan   yayınlanmasına karar verene kadar pek çok kişinin sorumluluğunu gündeme getirmektedir. (2008). 117-121. fuhşa veya pornografiye konu olmalarının önlenmesi.ssrn. 5. K. ve Çocuk Çocuk Fahişeliği Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol ( 2008). önleme. Erişim: 6. (1-2). çocukları pornografi gibi fiillere açık kılan örneğin yoksulluk. cezalandırılması. ulusal ve uluslar arası programlar için kaynakların harekete geçirilmesi.2008. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinde Yer Alan Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Düzenlemeler ve İnternette Çocuk Pornografisi. araştırma yapma ve istatistikî bilgi toplama. Çocuk Fuhşu ve Pornografisi.11. koruma. Güncel Hukuk.2008.cfm/ Ip9704291.pdf? abstaractid=41684. S. Çocuk Cinsel Sömürüsü.10.(2008). Y. http://www. baba ve kamuoyunda bilinç ve duyarlılık oluşturma. Kaynakça Akço.05.int/Treaty/EN/project s/FinalCybercrime. (2001). Güncel Hukuk. anne. toplumla yeniden bütünleşmeleri. 8.coe. çocukların kaçırılmaları. Bu konuda çeşitli boyutlarda çalışmalar yürütülmektedir. İÜHFM. Suç Erişim. Erişim : 04. müdahale ve mağdur çocukların toplumla yeniden bütünleşebilmesine dair ilkeleri belirlemeli ve bu yöndeki çalışmalar için rehber olmalıdır. Ayrıca riskli gruplara yönelik sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi çocukların ve ailelerin korunması da önemlidir. (2007).5. Ayrıca ulusal işbirliği de son derece önemlidir. Öte yandan yasal önlemler yanında sosyal ve eğitsel nitelikte de bazı önlemler alınması gerekmektedir.unicef.htm Bakırcı. kovuşturulması.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Bu konularda yasal düzenlemelerin iyileştirilmesi son derece önemlidir. genç.(2007). Çocuk pornografisi ile ilgili verilen haberlerde kullanılacak olan dile dikkat edilmesi gerekmektedir. bilgi alışverişi dahil teknik yardımlaşma. Bu önlemler. Avrupa Konseyi Siber Sözleşmesi.

2008 http://www. 6.pdf Lanning. University of Marmara European Community Institute Law Of European Union. Neubacher. Göksel.5.System Response. Dülger. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi. (2003). Koçak. 4. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği Düzenlemelerinde Çocuk Pornografisinin İnternet Aracılığıyla Yayılmasına Karşı Yapılan Düzenlemeler. Erişim. Child Molesters: A Behavioral Analysis. H. Uluslar arası Çocuk ve İletişim Kongresi.tr/komisyon/insanhak/pdf01 /161-170. G.org/public/turkish/region/eurpro/an kara/sozlesme/soz182. Prof. Rollo.2008.pdf Levy.com/en_US/publica tions/NC70. 4.pdf Çam. 4. Ocak. Unpublished Master of Science Thesis. Güz. K. Erbaşı.. Ş. ( 2006).http://tbmm.(2007). http://wwwshcek. Ord.Y. M. O. Der: Yeşim M.htm Uzunay. Bitirim. Sanal Dünyanın İzdüşümünde Çocuklara Yönelik Şiddet: Çocuk Pornografisi.( 2004). ( 2002). Ankara: Seçkin Yayıncılık. O. ( 2001). Erişim: 6. Çocuk Pornografisi Tartışmalarına İlişkin Sorular. Ekim. http://www. Sulhi Dönmezer’in Değerli Hatırasına Armağan..asp ULUSLARARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ (ILO) (2008). İstanbul: Seçkin Yayıncılık.5.   196   akademia .S. A. Polat. (2007a).gov.missingkids.tr/portaldosyalar/coc_ hak/pornografi_rapor. Council of Europe’s Convention 2001 on Cybercrime and Turkey. A. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi. (2007). En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi. İstanbul: Nokta Yayınları. Erişim: 6. (1). Helvacıoğlu. İletişim Araştırmaları Dergisi. ( 2005). T.A. Çocuk İstismarı Tanımlar I. İlker Tepe.com/enUS/publications/NC81. İnternet ve Hukuk.5. Child Pornography: The CriminalJustice.2008. Çeken. 95.103. http://ilo. (2005). O.missingkids. 2245. Klain. İstanbul. 5564. H. 59-70. İstanbul Barosu Dergisi. (2003). Çocuk Pornografisi. (2007). (2007b). Çocuk İstismarı Önleme ve Rehabilitasyon II. İnternet Üzerinden Çocuk Pornografisi ve Mücadelede Yaşanan Sıkıntılar. Eva. F. N. Çocuk Pornografisi. Erişim: 6.(4).Atamer.5.C. Polat.gov. Çocuklar ve Suç-Ceza. Ethics and İnformation Technology. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (2006). 81. Polat. Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokolü İlk Ülke Raporu. 7. Polis Bilimleri Dergisi. İstanbul: Seçkin Yayıncılık. Çocuk Hakları Sözleşmesine Ek Çocuk Satışı. Davies. M.Temel Hükümlerin İncelenmesi. Dr.2008. (2004). Virtual Child Pornography: The Eroticization of İneguality. Hicks. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Çocuk Pornografisi ve İnternetKarşılaştırmalı Hukuk Çerçevesinden Genel Bir Bakış Çev. M. İstanbul Barosu Dergisi.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 197     .

consumption ∗                                                              Arş. is used as a tool to direct individuals towards consumption by arousing their desire to be different. üretme isteğinin bir adım önüne geçmiş ve böyle bir ortam içerisinde temelinde tüketim kültürünün yattığı popüler kültür.. which can be perceived as a reflection and means of popular culture. bireylerin farklı olma güdülerini harekete geçirerek onları tüketime yönlendirmede bir araç olarak kullanılmaktadır. tüketim Popular Culture and Fashion Abstract In today’s capitalistic society. The study discusses the terms of popular culture and fashion from the viewpoint of political economy. Various myths are used to ensure consumption of popular culture and products of popular culture. In particular the relations between popular culture and fashion in the context where social phenomens are determined and directed by elites influetal on the processes of producing and consuming are discussed in the context of the critical theory. Anahtar Kelimeler: Popüler kültür. The phenomenon of fashion. Popüler kültürün ve popüler kültür ürünlerinin tüketilmelerini sağlamak amacıyla çeşitli mitler kullanılmaktadır. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi   198   akademia . teorik olarak eleştirel yaklaşım sınırları içerisinde ele alınmaktadır.POPÜLER KÜLTÜR VE MODA Hüsamettin AKAR∗ Özet Günümüz kapitalist toplumlarında tüketme isteği. which is based on consumer culture. This feature provides continuous dynamism and keeps the drive to consume constantly alive. özellikle üretim tüketim sürecinde etkili olan seçkinlerin toplumsal olguları belirleme ve yönlendirmesi çerçevesinde tartışılan popüler kültür moda ilişkisi. Bu mitler yerine göre bireyselliği yerine göre de toplumsallığı vurgulayabilmektedir. popular culture. has begun to dominate societies. Böyle bir özellik sürekli devingenliği sağlamakta ve tüketim güdüsünün sürekli canlı tutulmasına sebep olmaktadır. Gör. These myths may sometimes emphasize individuality while emphasizing communality at other times. moda. Popüler kültürün en önemli özelliği belirli bir süre kullanılıp atılmasıdır. fashion. the desire to consume has gone one step ahead of the desire to produce and in such an environment. Keywords: Popular culture. toplumlara egemen olmaya başlamıştır. Popüler kültürün bir yansıması ve aracı olarak düşünülebilecek olan moda olgusu da. Çalışmada popüler kültür ve moda kavramı ekonomi-politik perspektif açısından tartışılmakta.

toplumların sosyokültürel yapılarında da tedrici olarak bir takım değişikliklerin olmasına neden olmuştur. kültürün. Klasik modern dönemde çok üretip az tüketmek önemliyken günümüzde tüketmek üretmenin bir adım önüne geçmiş durumdadır. herhangi bir zamanındaki egemen olan kültür olarak tanımlamaktadır. people gibi kelimelerle kökensel akrabalıklara dayanmaktadır. kısa dönemde yaşanıp tüketilen ve temelinde tüketim olgusunun yattığı popüler kültür egemen olmaya başlamıştır. demos. popüler kültür ve sinema. eşanlam olarak common. 1996). bu nedenle popüler kültür. ancak popüler kültür ile hem üretim hem yayılım hem de tüketim safhalarında birçok benzerlik gösteren popüler kültür ve moda konusunun yeterince ele alınmadığı görülür. 1999. ortak ve yaygın eylem ve beğeniler olarak ifade edilmektedir (Batmaz.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Popüler kültür ile ilgili çalışmalara bakıldığında daha çok popüler kültür ve müzik. 2006. popüler kültür ve futbol. toplumda kültürel dönüşümlerin yaşanmasında ve bu anlamda popüler kültürün yaratılması ve yaygınlaşmasında önemli işlevlere sahiptirler. Popüler Kültür Popüler kelimesinin etimolojisi. “halkın. demokrasi gibi sözcüklerle de ilişkilendirilebilir anlamsal bir bağa sahiptir. Popüler kültürün bu egemenliği farklı yaklaşımları da beraberinde getirmiştir. Söz konusu araçlar vasıtasıyla popüler kültür içerisinde çeşitli mitler oluşturularak bireylerin kimliklerine seslenilmekte ve bireylerin kimlik oluşumlarını gerçekleştirebilmeleri için düzen tarafından sunulan mal ve hizmetlerin tüketimi. kullanım ve tüketim kültürü olarak tanımlamakta. Bu değişim yaşanan gelişmelerle günden güne hızlanmış günümüzde çok farklı bir sosyokültürel yapı oluşmuştur. Sanayi devrimi ve sonrasında meydana gelen teknolojik gelişmeler. Hatta bu kelime. popülasyon. ortaklaşacılık. Özellikle kitle iletişim araçları. moda olgusunun nasıl gerçekleştiği. Moda olgusu geniş anlamda düşünüldüğünde her alan için geçerli olan   bir olgu olmasına rağmen moda denilince ilk akla gelen. publication. toplum içerisinde kimliğin. 19). Bu çalışmada da popüler kültüre daha çok bir tüketim kültürü olarak yaklaşılmıştır. populace. Özellikle günümüz toplumlarındaki bu hızlı değişim/gelişmeler neticesinde. “herhangi bir toplumun. public. Bu çerçevede çalışmada bir temel oluşturmak için ilkönce popüler kültür başlığı altında söz konusu kültürün ne olduğu ele alınmış. 59) doğrudan bir tanımlama yoluna giderek popüler kültürü. popülerin üretiminin ilk safhasından son kullanım safhasına kadar her safhasında mevcut olduğunu ifade etmektedir (Erdoğan. Bu yaklaşımlardan biri popüler kültürü. son olarak da popüler kültür ve boş zaman ilişkilendirmesinin yapıldığı (Rowe. Erdoğan ise niyeti ön plana çıkaran bir yaklaşımla popüler kültürü. pub. Bu çalışmada da konuya bir sınırlılık getirmek amacıyla moda. yaygınlık. daha sonra ise bir popüler kültür aracı olarak moda olgusu üzerinde durulmuştur. toplum içerisinde nasıl bir yayılım gösterdiği ve toplumu nasıl tüketime yönelttiği konuları incelenmiştir. Moda olgusu anlatılırken. giyim endüstrisi temelinde ele alınmıştır. Moda ve giyim. kamu ve demokrasi gibi anlamlara gelmekte. demokrasi. şart olarak öne sürülmektedir. statünün. halka ait. Bu anlayışla popüler kültür. bizzat halkın kültürü olarak ele alırken bir diğeri popüler kültürü tüketim kültürü olarak ele almaktadır. Tüketime yönelik olarak oluşturulan mitlerden birisi de moda olgusu içerisinde sunulmaktadır. modanın toplumlar tarafından nasıl algılandığı. halktan” gelen anlamını 199   akademia . iletişimin ve tüketim kültürünün bir göstergesi olarak algılanmaktadır. halk. toplumlara. Batmaz’ın popüler kelimesinin anlamından yola çıkarak yapmış olduğu tanımdan farklı olarak Sözen (2001. 22). kullanım ve tüketimin. Bu kelimelerin hepsi Türkçe’de halk. giyim modası olmaktadır.

2001. üretilen ürünlerin öz değerinden ziyade kültürel bağlamda çeşitli anlamlarla ilişkilendirilen değerler olmaktadır (Tosun. Böylece popüler kültür kavramı. Tüketime bir ivme kazandırmak dolayısıyla da üretimi hızlandırmak için. Bu doğrultuda popüler kültürün topluma etkisini ele alan Gans (2005. Birincisi. kitle üretim endüstrileri tarafından üretilen ürünlerin yaygın kullanımı anlamına gelmekte ve kapitalist sermaye lehine dönüşüme uğratılmaktadır. endüstrilerin ürünlerinin popülerliği üretilmiş dinamik bir popülerlik olarak sunulmaktadır. 12). popüler kültürün toplumun bütünündeki beğeni düzeyini düşürdüğü. Ancak tüketim kültürünün başat öğe olduğu modern toplumlarda kitleler için üretilen ve tüketilen kültür olma özelliğini iyiden iyiye hissettiren popüler kültürün değeri. kapitalistleşme sayesinde her şeyin alınıp satılan bir meta olarak düşünülmesi. atomize edebildiği. yiyecek. ülkemiz gibi gelişmekte olan toplumlar açısından da olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. dolayısıyla bir uygarlık olarak niteliğini bozduğu. Özellikle merkez-çevre ülke ilişkisinde gelişmiş batı ülkelerinin takibinde bulunan gelişmekte olan ülkeler ve modernleşme sürecini yaşayanlarda estetize edilmiş kültürel ürünler ve yüksek kültürel süreçlerin eserlerinin halka kültürel gerçeklik olarak sunulması. reklâm. tutan. Diğer yandan popüler kültür ürünleri. ikincisi ise popüler kültürün bireyleri uyuşturabildiği. popüler düşünceleri. umutsuzlukları. popülerleştirme sarmalı kişiler arası iletişimle yayılarak genişlemektedir. umutları. genel olarak güçlünün çıkarlarına hizmet ederken. Örneğin giyecek. günümüz toplumlarında özellikle yabancılaşmış bireyleri hedef alarak onları da sisteme uyan bireyler haline getirmeye çalışmaktadır (Oktay. Bu dev endüstriler hem kendileri hem de kapitalist pazar için kitle ikna tekniklerini kullanarak   bilinç yönetimi işini yapmaktadırlar. beklentileri yaratan. (Erdoğan. halkla ilişkiler ve eğitim gelmektedir. Bu endüstrilerin ürünlerinin popülerleştirme işinde iletişim medyası egemen gündemi belirlemekte. 67) popüler kültüre iki suçlama getirmektedir. basın. Zihinlere işlenen bu değerler. Gücün ve zenginliğin eşitsiz bir şekilde dağıldığı kapitalist toplumlarda. 72). pazarda üretilen ve satılan diğer mallar gibi. bireyin toplumda yalnızlaşmış kalabalıklar içinde içselleştirilmesi için sosyal unsurlar barındırarak bireyin o toplumun çizdiği sınırlar içerisinde kalmasını sağlamakta ve sınırlarını üretici güçlerin çizdiği kültürel kodlar. Bu anlamda popüler kültür. topluma sunularak kültürün yeniden üretimi sağlanmaktadır. insanlar tarafından kabul edilen ve sevilen popüler değerleri yakalamak ve bunları zihinlere işlemek gerekmektedir. 44). Bu endüstriler hem kendi ürünlerini popüler yapmakta hem de diğer endüstrilerin ürünlerini popülerleştirmektedirler. kitle toplumu sürecinde kitlelere mal edilmiş bir unsur olarak kitle toplumunun özelliklerini taşıdığı gibi kitlesellikten gelen olumsuz fonksiyonları da bünyesinde barındırdığı söylenebilir.yitirerek artık kapitalist pazar mekanizmasının bir parçası durumuna gelmiştir. 111). popüler kültürün üretim süreci ve bu sürecin aşamalarında birçok soru işaretini beraberinde getirmektedir. değişim olgusunun sonuçlarının çevre ülkeler için 200   akademia . bir zaman ait olduğu konumundan edilerek. ticari bakımdan üretilen ve satılan kültür konumuna taşınmıştır (Erdoğan. dolayısıyla kitle ikna tekniklerine duyarlı kıldığıdır. Kültürel süreçlerin üretimi ve tüketiminde halkın katkısının azalarak bunların yerine kitle iletişim aygıtlarının geçmesi ve halkın özellikle medya bağlamında sadece alımlayıcı rolünde olması. 2006. herkesin tüketici olmasından dolayı bir kat daha artmaktadır. içecek. sürdüren ve gerektiğinde değiştiren dev endüstrilerin doğmasına da sebep olmuştur. Bu haliyle popüler kültür. 1997. Buradan hareketle halka ait olan popüler kültürün. Kökünden koparılmış bireyler için kimlik ve değerler yaratan popüler kültür. Bu endüstrilerin en başında televizyon. film. eğlence vb. 2004.

Fakat bu durum birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. bu çerçevede birbirleri hakkında çeşitli çıkarımlarda bulunmaktadırlar. Bunlar 1) Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik. ülkenin siyasi tercih olarak Amerikan taraftarlığı ve Marshall yardımları toplumda farklı bir kültürün oluşumuna zemin hazırlamıştır (Adıgüzel 2001. İnsanlar karşılaştıkları kişileri kullandıkları gündelik araçlar ve eşyalarla değerlendirmekte. 2) Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni. Toplumların sahip oldukları kültürel anlayış. bir üslup (“Longman-Metro…”. Moda. Ancak bugünkü anlamıyla moda. şekil. 3) Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olandır (www. 138-140). giydikleri şeylerle kendilerini daha süslü. tarz. gov. Popüler Kültür Aracı Olarak Moda Moda kelimesi Latince modus ve modernus kelimelerinden üretilmiş olup hemen şimdi. zaman zaman veya belli bir sürede insanların benimsedikleri bir biçim. 2006. davranış. Ülkemiz açısından düşünüldüğünde yukarıda belirtilen tartışmaların belki de en fazla yaşandığı alan beden ve moda sektörüdür. 73). hareket. usul. Örneğin. Bu kelimenin Türkçe’deki anlamı ise üç maddede toplanmıştır. Amerikan popüler kültürünün Türk toplumunun nüfuzlu kesimleri tarafından benimsenmesi. yol. haz aldığı ve tutku sembolünün netleştiği yerler olarak görülmüştür (Arık. Büken (2001. tdk. cazip hale getirmeyi amaçlarken. ilerlemeye yönelik bir güç olmasına rağmen. özellikle kitle hareketlerin siyasi alanda belirdiği ve şehirleşmenin artmaya başladığı dönem. Tüketimin temel belirleyici unsurlarından olan moda statü sembolü olarak keskinleşmiş biçimde toplumda yer edinmektedir. tr). kültürel kimliği belirleyen geleneksel yaşam tarzlarının ortadan kaldırılması. 1993) olarak tanımlanmaktadır. üslup. düne ait olmayan anlamlarını taşımaktadır. Bu dönem ortaya çıkan life sytle gazeteciliği ve kültür endüstrisinin bireyler için sunduğu yeni yaşam tarzlarının sergilendiği alanlar. sunulan kimlikler ve çatışan kimlikler arasında birçok araç kendini hissettirmeye başlamıştır. kültürde de kütlesel olgunun topluma tam olarak çıkmamacasına yerleştiği bir süreç olarak yer edinmiştir. 51). toplumda belirli bir kültür içerisinde hayat bulmaktadır. Amerikanlaşmış kesim ile geleneksel eğilimleri olan kesimler arasında uyumsuzlukların ortaya çıkması ve Türk popüler kültürünün ciddi değişikliklere maruz bırakılması toplumumuzda karışıklıklara sebep olmakta ve ikilemli bir ortamın oluşmasına yol açmaktadır. Doğuştan gelen kimlikler. 1980’li yıllar Türkiye için yeni bir toplumsal yapının inşa edilişinin ve yeni bir üretim tüketim sürecinin halka sunulduğu zamanlardır. Buradan hareketle modanın takip edilmesi veya edilmemesinin insanların kimliklerine etki ettiği ve insanların uygun bir kimliğe sahip olmak için modayı takip etme eğiliminde oldukları söylenebilir. geleneksel değerler ve sunulan değerler arasında çatışmalar meydana   gelmiştir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   negatif yüklemelerle dolu olduğunu göstermektedir. Tüketim toplumu olma yolunda hızla görülen değişim ve temel belirleyici olarak ekonomi ve ekonomik üretim araçlarına sahip olmakla iktidarı istenilen yönde değiştirebilme sonucunda. modanın ve bu bağlamda giyim tarzının farklı algılanmasına sebep olmaktadır. ahlaki normların ve toplumsal değerlerin erozyona uğratılması. bu durumu şöyle dile getirmektedir. 201   akademia . Özellikle ekonomik alanda liberal sisteme geçiş ve basın yayın organlarında ticari faaliyetlerin öne çıktığı dönem. İngilizler. Bunun sağlanmasın ekonomi politik durum ve medya araçları temel belirleyici olmuşlardır. toplumun kendini ortaya koyduğu. Türkiye’de popüler kültür olgusunun gelişimine bakıldığında 1950’li yılların başlangıç olduğu görülür. yaşam biçimi genel anlamlarının altında özellikle kadınlar tarafından izlenen giyinme biçimi.

İşte bu reddedilme olasılığını minimum seviyede tutmak amacıyla modaya. Davis (1997. Günümüzde ise moda döngüsü içerisinde yeni bir tarz. değerli görüntü ve gösterişi. Çeşitli anlamları içinde barındıran modanın gelişim seyrine bakıldığında iki   farklı yaklaşım göze çarpmaktadır. 1995. Bu süreçte makineleşme sayesinde üretim sorun olmaktan çıkmış ve sorun. tüketim demokrasisini. Bu sorunun başarılı bir şekilde yönetilmesi. modanın başlangıcını en eski çağlara kadar götürmekte. ancak bu yaklaşımda modanın günümüzdeki en önemli özelliği olan biçimin bütün sınıflar tarafından giyilebilme özelliği eksik kalmaktadır (Barbarosoğlu. bireyciliği. İkinci yaklaşımdan hareketle Sanayi devrimiyle birlikte her türlü kumaşın üretim süresinin kısalması ve kumaş maliyetlerinin düşmesinin giyim endüstrisine hareket kazandırdığı söylenebilir. dolayısıyla sınıf farklarının ortadan kalktığını ve farkın bireysel öznellik olduğunu vurgulamaktadırlar (Erdoğan ve Alemdar. kıyafetlerine gösterdikleri özen ile karşılarındaki kişilerin gözünde kendilerine bir yer edinme niyetindedirler. bireysel tercihi.Fransızlar. Sanayi devrimi ve Fransız ihtilalini kabul etmektedir. 10). moda olgusu ile toplumda bireylerin arzularını denetleyip. 1995. 28). Bu tanımlar. kazılardan elde edilen renkli kumaş parçaları ve kadınların süsleme aletleri modanın varlığını gösteren deliller olarak kabul edilmektedir. İkinci yaklaşım ise. herkesin istediğini giydiği ve yaptığını. insanı modernleştirendir (aktaran: Barbarosoğlu. Doğu dünyası giyimleriyle göze çarpmamayı. Modacılar tarafından meydana getirilen ve ünlü kişiler veya mankenler tarafından sunulan ürünün veya tarzın toplum tarafından benimsenmesi sürecinde modacıların. gerçekleştiği toplum açısından birçok mit yaratıcı tanımlar yüklenmiştir. 2005. moda mitinin içerdiği anlamların topluma benimsetilmesiyle gerçekleştirilebilmiştir. Bu çerçevede birinci yaklaşım. 1995. herhangi bir yeniliğin modacılar tarafından sunulmasıyla veya toplumda ünlü birisinin benimsediği bir yeniliği başkalarının da benimsemesiyle gerçekleşmektedir. Bu yaklaşım. şık olmayı. bir ürünün veya tarzın moda olması. Fransız devriminin getirdiği özgürlük ortamında moda. üretilenlere gerçek işlevlerinden daha fazla anlamın yüklenmesiyle yani. 37). bireysel zevki. toplumun eğilimlerini ve diğer özelliklerini bilmeleri önemlidir (Barbarosoğlu. en son olanı takip etmeyi ve zamanı yakalamayı. üretilen kumaşların ve bu kumaşlardan elde edilen giysilerin pazarlanması noktasında ortaya çıkmıştır. var olan güzelliklerini yabancılardan gizlemeyi amaçlarken. 27). 1995. çağdaşlığı. Bu anlayışa göre moda. ancak bir iki sezon tüketilmektedir. 151). Batı dünyası için giyim güzelliğin daha belirgin bir hale getirilerek ortaya konması anlamını taşımaktadır (Barbarosoğlu. Farklı algılayışlara rağmen toplum içerisinde. Şöyle ki. 123) moda döngüsünün giderek daha kısa zaman dilimlerini kapsar hale gelmesindeki 202   akademia . tüketim eylemini anlamlandırma sürecinde kendi deneyim ve diğer özelliklerine bağlı olarak sunulanı reddetme ya da en azından kabul etmeme olasılıkları da bulunmaktadır. modanın başlangıç tarihi olarak. Bu yaklaşımda moda ile kıyafet çeşitliliği birbirinin yerine kullanılarak. modanın yayılım çizgisinde bir anlamda kamuoyu önderi rolünü üstlenmektedirler. en son olana ayak uydurmayı. ancak devrimle birlikte oluşan uygun şartlar içerisinde bir giyim tarzının bir başkasının yerini alması için daha kısa süre yeterli olmuştur. geleneksel bir giyimin alt tabakalar tarafından taklit edilmesi anlayışından kurtularak yeni bir anlayış yakalamıştır. tüketime yönlendirmede büyük oranda başarı sağlansa da bireylerin. Toplum tarafından tanınırlığı fazla olan ve ünlü diye adlandırılan kişiler. modayı kıyafet çeşitliliği olarak ele alan yaklaşımdır. yeni olandır. Sanayi devrimine kadar modanın devingenlik özelliği çok yavaş bir şekilde işlemiş. Meriç’e göre. bütün alışkanlıkları alt üst edendir.

üst sınıfın modasını alıp kullansalar bile yetersiz toplumsallaşma ve eğitime bağlı olarak üst sınıfa ait olan benzer zevki ve inceliği sergileyemeyeceklerini söylemektedir (Crane. toplumun alt ve orta sınıflarında bulunan bireylerin üst sınıfların giyimlerini benimseyerek statü kazanmaya çalıştıklarını. kapitalizmin kuralları tekrardan gözden geçirilmiş ve tüm sınıfları kontrol altında tutabilmek ve bu sınıfları sistem içi araçlara kanalize edebilmek için yeni yollar keşfedilmiştir. kendisini her yerde ve her zaman hissettirmiştir. modanın önce üst sınıf ve daha sonra da orta ve alt sınıflar tarafından benimsendiği düşüncesini koymaktadır. 2003. Kârlılığı hedef alan kapitalist sistem içerisinde moda olgusu. Yaşamın sadece çalışmaktan ibaret olduğunu öngören erken kapitalist dönemde alt sınıfın sesini yükseltip bu çalışma ve çalıştırma düzenini sorgulamaya başlayınca. Bourdieu toplumsal yapıları. moda olan şeyin estetik açıdan hoş ve şık olmasından daha çok. Çünkü bugünkü kapitalizm anlayışı içerisinde alt sınıfta olanları orta ve üst sınıfın yaşantısına özendirme ve bu sayede de alt sınıfı da tüketime sokma mantığı yatmaktadır (Arık. Simmel. Bourdieu bu yaklaşımda. Bourdieu’nun yaklaşımı ise moda yayılımının. 18). 2006. Zaten kapitalizmin temel özelliği de esnek bir yapıya sahip olması ve kendisi dışında gelişen yeni toplumsal oluşumların yörüngesine de kolayca uyarlanabilme yeteneği olmasıdır. sosyal bir olgu olarak kapitalist toplumda kimlikleri hedef almakta ve değişken bir yapıya sahip olan toplumsal kimlikleri hem estetik açıdan hem de ekonomik açıdan kullanmaktadır. Bunlardan birincisi Simmel’in moda yayılımı ve giyim davranışı yaklaşımı. demokratikleşmeye paralel olarak tüketicinin daha fazla refaha ermesi ve bunun neticesinde sınıfları ayıran sınırların belirsizleşmesi ve elektronik medya sayesinde bilgi akışının büyük bir hız kazanmasına bağlamaktadır. kararsızlık ve çatışmaya sebep 203   akademia . Bu bağlamda alt sınıfta bulunan bireylerin. 19-20). 93-94). Toplumsal ve teknolojik değişimler neticesinde sonsuz bir biçimleniş içerisinde olan toplumsal kimlikler. Burada iki yaklaşıma yer verilecektir. popülerliğin kaybedilmesi sonucunda üst sınıfın yeni tarzları benimsediğini ve bu şekilde kendilerini alt sınıflardan ayırmaya çalıştıklarını dile getirmektedir (Crane. Simmel’in tanımladığı süreçten daha karmaşık olduğunu belirtir. işlevsel ve sağlam olmasını dikkate aldıklarını ifade etmektedir. Hangi yaklaşımla ele alınırsa alınsın moda. Kitleleri tüketime yönlendirme yollarından birisi de moda düşüncesini toplumun geneline yaymaktan geçmektedir. Moda olanın toplum içerisinde nasıl yayıldığı ve bireylerin moda olanı niçin tercih ettikleri de çeşitli yaklaşımlarla ele alınmıştır. pratik. alınan eğitimin ve sahip olunan kültürel birikimin. moda sürecinin yukarıdan aşağıya doğru bir yayılım süreci gösterdiğini anlatan bir yaklaşımdır. paradoks. seçkinlerin toplumsal astları tarafından taklit edilmeleri süreci olarak   tanımladığı moda değişimi yaklaşımının merkezine. kültürel beğeni sistemleri ve onlarla ilişkili yaşam tarzı kümelerini içine alan karmaşık sınıf kültürü sistemleri olarak tanımlayarak bu sistem içerisinde alt sınıfların. diğeri ise Bourdieu’nun sınıfsal yeniden üretim ve kültürel beğeniler yaklaşımıdır. 2003. çok çalışıp az tüketmeye dayanan çalışma merkezli bir yaşam biçiminin yerine tüketim merkezli bir yaşam biçimi sunulmuştur. Kısaca belirtilirse Simmel’in yaklaşımı. Bunun neticesinde kitlelere. Bilgi akışındaki bu hız. Bu yaklaşımında Simmel. özellikle günümüz toplumları üzerinde pazarlama teknikleri ve reklâmların da etkisiyle daha geniş kitleleri etkisi altına almıştır. bireylerde sayısız gerilim. giyim sanayisinin yoğun bir biçimde kapitalistleşip rasyonelleşmesi. ancak moda olan şeyin alt toplumsal sınıfa ulaşıncaya kadar popülerleşme sürecindeki çekiciliğini kaybettiğini. moda olan şeyden alınan hazzı ve zevki etkilediğini belirtmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sebepleri.

1997. erkeksilikkadınsılık. Neticede popüler kültür ürünü olan moda. günlük yaşamlarında satın aldıkları ve kullandıkları giyim eşyaları aracılığıyla gerçekleşmektedir. Böylesi istikrarsızlıkların temelinde yatan daha ağırlıklı kararsızlıklar arasında gençlik-yaşlılık. Bunun neticesinde de kişiler daha fazla tüketime yönelmekte. Siyasal tercih belirlemeden. 28). Moda da. 152). kesim özellikleriyle.olmaktadır. 2005. bireysel kimliklerden toplumsal kimliklere kadar bir çok alanda kendini hissettirmiştir. Bu çağrışımlar bazen isyan bazen de itaat şeklinde olabilmektedir. kitap okumaya. Günümüz kapitalist toplumlarının hepsinde bedeni çeşitli şekillerde örtmenin ve toplum tarafından mahrem olarak kabul   edilen bölgelerinin özellikle kapalı tutulmasının olağan görülüşü modayı daha da önemli kılmaktadır. bu da giysileri yaratanların ve tüketenlerin farklı anlamları aynı giyside kullanmalarını kolaylaştıran bir katkı sağlamaktadır (Crane. tarihte bazen tekerrür eden bu kimlik istikrarsızlığından beslenmektedir. 139). bu süreçte moda içerisinde çeşitli mitler üretilerek bireylerin farklı olmak adına daha fazla tüketime yönlendirilmesine çalışılmaktadır. Moda olgusu gündelik hayatla kalmamış. neredeyse hiç sorgulanmadan kabul edilir hale gelmiştir. giyim kuşamdan. bu olgulardan ve kollektif düzeyde yaşanan. iş-oyun. farklılık. periyodik olarak sermaye sahipleri tarafından üretilen aynılıkları popülerleştirerek sahte farklılık yaratma pratiği olarak sunulmakta ve kişileri. Özellikle ekonomi politik olarak. Ancak kapitalizmin mantığı bu farklılıkları. içeren-dışlayan. diğerlerini arka plana atar veyahut daha önce birbirinden ayrı duranları bir araya getirerek bireylerin toplumsal kimliklerine seslenmeye çalışır (Davis. Şöyle ki. üzerlerindeki yazı veya resimleriyle çeşitli anlamları çağrıştırabilmektedir. Kapitalist toplumda moda belirli bir süre içerisinde bu gerilimlerden birisini öne çıkarır. androjenlik-tek cinsiyetlilik. Moda günümüzde kapitalist üretim-tüketim ilişkileri tarafından belirlenen kurallara göre işlemekte. eşsizlik ve yenilik propagandasıyla inanılması güç bir yalana inandırmaktadır (Erdoğan ve Alemdar. üretim araçlarını ellerinde bulunduranların sunduğu yaşam tarzları. teklik. nitelik açısından aynı olması sebebiyle bireyler moda olgusu içerisinde seçim yaptıklarını düşündüklerinde dahi kapitalist düzenin hilelerine kendilerini kaptırmış olmaktadırlar. Bu bağlamda sadece giyimde değil tüm alanlarda sunulan moda. eve dönüklükdünyaya dönüklük. Bu manada moda olarak sunulan giyim eşyaları renkleriyle. yemek kültürüne kadar çizilen sınırlar içinde olanlar ve dışında olanlar şeklinde toplumda kendine yer bulmuştur. popüler olan düşünce ve ürünlerin yayılmasına hizmet ederek toplumun tüketime kanalize edilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Kapitalistleşme sürecinde hızla yol alan Türkiye’de de üretim ve tüketim sürecinde moda temel belirleyicilerden biri olarak gündelik hayatta yerini almıştır. 2004. Kapitalist toplumlarda modanın etkisi çok fazlasıyla hissedilmektedir. bir zorunluluktan çok seçenek olarak sunulmasına rağmen sunanın aynı olması ve sunulanın nicelik açısından farklı. Bu çağrışımlar kültürden kültüre farklılıklar gösterebildiği gibi zamana ve mekâna göre de farklılıklar gösterebilmektedir. üretim sürecinde kitle üretimi şeklinde üretilen ürünler moda olgusunun oluşturduğu anlayışla farklı olma düşüncesi içerisinde tüketilmektedir. her toplum içerisinde ve her zaman kendi yaşamını devam ettirme yönünde kullanmanın yollarını bulmaktadır. Kamuoylarının 204   akademia . bu toplumlarda bireylerin kendilerini ve kimliklerini tanımlamaları bile. izin verme-kısıtlama ve itaat-isyan arasındaki öznel gerilimler yer almaktadır. 237). Kullanım alanlarının ötesinde giyim eşyalarına kullanıcıları veya sahipleri tarafından farklı anlamlar kazandırılmaktadır (Tellan. 2003. Moda. Belirli bir süre içerisinde giyim eşyaları birçok farklı bağlamda kazandıkları yan anlamları “göstergebilimsel katmanlaşma” adı verilen süreç boyunca biriktirmekte. teşhir-saklama.

Böylece sabitleşen müşteriler ve hiç bitmeyecek üretim süreci başlamıştır. kendilerini kurtarabilecekleri umuduna kapılmaktadırlar (Oskay. Sonuç Uluslararası markaların tüm dünyaya yayıldığı. 2000. Burada yeniliği kültür içinde yer alan moda olgusu belirlemektedir. Bu mitler yerine göre bireyselliği yerine göre de toplumsallığı vurgulayabilmektedir. Modanın marka ile bütünleşmesiyle birlikte. Popüler kültürel yapının birçok olumsuz yönü olmasına rağmen bu yapının. yaşantımıza moda olgusu çerçevesinde sokulmakta. fantazya dünyasının da darlığını yansıtırcasına   öncelikle dış görünüşlerine önem vermeye başlamakta ve meta ekonomisi yaygınlaştıkça bireyler yitirdikleri her değer için meta ekonomisinin temel dayanağı olan tüketim ideolojisini benimseme yoluna gitmektedirler. Moda sunmuş olduğu her öğeyi yeni diye sunmakta ve bireylerin bunu tüketmesini istemektedir. Kitleselleşmiş toplumsal yapı özelliğini taşıyan ülkemizde de üretim ve tüketim kitle özelliği taşımakta. üreticiler için yeni bir sınıf üretilmiştir. Üretilen ürünlerin kullanılabilirliği veya sadeliği değil. moda haline gelmesi temel olarak alınmış. üst sınıfa ait olarak üretilen nesneler.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sürekli oluşturulduğu bu süreçte temel belirleyici yine ekonomi olmuştur. 244). Her ikisinde de çeşitli mitler üretilerek bireylere ulaşma ve onları düzene bir şekilde uydurma amaçlanmaktadır. Modayı takip ederek tüketen bir topluluk oluşturulmuştur. geleneksel toplumların dahi tüketim alışkanlıklarının değiştiği. Böyle bir düzende gerçek ihtiyaçlar ve sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrım ortadan kaldırılırken tüketilen her nesneye. o yeniliğin birileri tarafından sunulmasına ve halk tarafından beğenilmesi ve benimsenmesine bağlıdır ki. insani ilişkilerin yerini giderek nesnelerle ilişkiye bıraktığı ve kitle iletişiminin son derece etkin olduğu günümüz toplumunu etkileyen etkenlerden biride popüler kültür ve öğeleridir. . Üretim-tüketim süreci popüler kültür içerisinde yer alarak. Ülkemiz açısından değerlendirildiğinde de yenilikler. bunu sağlamada da moda etkili olmuştur. bir yeniliğin popüler olması. 39). bu sürecin gönüllü ve doymaz yandaşı olarak. Bireyler ise gönüllerince biçimlendiremediği reel yaşamının yarattığı eziklikleri gidermek için.Popüler kültürün bir öğesi veya ürünü olma sürecinde. 1996. moda yoluyla pekiştirilmektedir. bir ürünün moda olması da aynı şekilde gerçekleşmektedir. Dünyaya hâkim olan kapitalist sistem düşünüldüğünde temelinde tüketim olgusunun yattığı ve halkın tümünün tüketime katılmasının çok önemli olduğu görülür. gerek halk tarafından kabul noktasında gerekse popüler olma süresi bakımından bir takım benzerlikler taşımaktadır. Bu iki alanın benzeştikleri noktalar sıralanacak olursa. kitleler için içi boşaltılarak sunulmuş.Bir şeyin popülerleşmesi sürecinde toplumun özelliklerinin bilinmesi önemli 205   akademia . bu oluşum sürecinde kitlelerin tüketime yönlendirilmesinde de moda etkili bir araç olmaktadır. bireylerin duygu ve düşüncelerine seslenecek anlamlar (mitler) yüklenmektedir. . Popüler kültür ve moda olgusu içinde bu durum geçerlidir. halkın sınıfsal özelliklerine hitap etmesi sebebiyle. halk bu kültürü benimsemekte ve bu kanalla oluşturulan modaya sahip çıkmaktadır. Diğer bir deyişle temel insani değerlerden yoksunlaşan bireyler. üretilen ürünlerin kitleler için olanı tercih edilmektedir. Çalışmada ele alınan popüler kültür ve moda. popüler kültür vasıtasıyla yayılarak genişlemekte halk tabakasındaki tüketim güdüsü. Tarihsel toplumlardaki kültürün içsel gelişmesinin ilkesi olan gelenek ve yenilik arasındaki çatışma ancak yeniliğin sürekli zaferi sayesinde sürdürülebilmiştir (Debord.

modada da aynı şekilde seslenilmektedir. Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi Popüler Kültür ve Gençlik Özel Sayısı. Amerikan Popüler Kültürünün Türkiye’de Yayılışına Karşı Tepkisel Düşünceler. Taşkent. Medya Popüler Kültürü Gizle. Doğu Batı Düşünce Dergisi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. H. (E. (A. Çev. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ. F. İstanbul: Karakutu Yayınları. Balkaş (Der.olduğu gibi. İ. Yayınları. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.aspx?F6E10 F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05 A79F75456518CA. Konya: Tablet Kitabevi. Erdoğan. T. herhangi bir şeyin moda olma noktasında da toplumun özelliklerinin bilinmesi önem arz etmektedir. 41-52. 719. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları Rowe D.. Çev. http://www. (2003). (2001). (1995). Popüler Kültür ve Reklam Arasındaki Etkileşim.tdk. O.).Nasıl popüler kültür içerisinde kişilere mitler yoluyla sesleniliyorsa. (2004). V. Erdoğan. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.).tr/TR/SozBul. İstanbul: İz Yayıncılık. Rağbette Olma ve Sağduyu Bilgisi.Her iki olgunun da nihai amacı kişileri tüketmeye yöneltmek ve düzene uydurmaktır. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. J. Arıkan. 4(15). (M. D. Çev. (2004). Kaynakça Adıgüzel. İstanbul: Şehir Yayınları. Arık. Kültür ve Kimlik (Ö. N. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Tellan. Erdoğan.). Modernleşme Sürecinde Moda ve Zihniyet. Popüler Kültürün Ne Olduğu Üzerine. Popüler Kültürler Rock ve Sporda Haz Politikası. D. M. K. Popüler Kültür ve İktidar (s. (2006). Batmaz. (1993). ve Alemdar.). Erişim: 17 Mayıs 2008. 18-52). G. Tosun. Debord. Moda. . Çev. bu olgular yaşanan hayatın gerçekleri olarak bize dayatılırken. Sözen. popüler kültür ve moda olgusu yaşam bulma ve toplumu etkileme noktasında birçok bakımdan benzer şekilde işlemektedir. aslında yapılan tamamen bireylerin tutum ve kanaatlerini etkilemek ve bu yolla bireyleri tüketime kışkırtarak onların tercihlerinde etkili olmaya çalışmaktır. İ. Popüler Kültür ve Yüksek Kültür. 5(57). 65-104. Küçük. Kitle Toplumunun Açmazları Kültür Endüstrisi. Moda ve Gündemleri. (2001). Çev. (1997). Y.). Longman-Metro Büyük İngilizce Türkçe Sözlük. 5(57). Oktay. İ. (1996). Türkiye’de Popüler Kültür. B. (2005). Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi Popüler Kültür ve Gençlik Özel Sayısı. (2001). Doğu Batı Düşünce Dergisi. Popüler Kültürde Gasp ve Popülerin Gayri Meşruluğu. Ankara: Erk Yayınları. (2001). Oskay. Medya Mercek Altında (s. Ayrıca. N. G. 137-142.). 53-64. Popüler Kültür: Kültür Alanında Egemenlik ve Mücadele. Barbarosoğlu. (2006). Çelik. K. Davis. (Ö. (1999). Akbulut ve E. . Gösteri Toplumu ve Yorumlar. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.). İncirlioğlu. İletişim Yazıları. Tüketim Kültürü ve Cep Telefonlarının Popülerliği. Popüler Kültür ve İletişim. İstanbul: Metro Kitap Yayın Pazarlama. Güngör (Der. Ü. E.107-137). (2000) Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım. (2006). Sonuçta. Doğu Batı Düşünce Dergisi.   206   akademia . (2005). N. B.gov. Popüler Kültür Retoriği: Sahiplik İçinde Yokluk. 4(15). 4(15). (1996). (1997). İ. Crane. Büken. F. A. Gans. Ekmekçi ve O. E. Ankara: Vadi Erdoğan.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 207     .

South-Eastern Anatolian Region. fighting against terrorism and on the condition after the immigration that came into being because of the terrorism have been made under the title of “ conclusion and recommendations”. veriler ışığında tartışılarak. terörle mücadeleye ve terör nedeniyle göçle birlikte ortaya çıkan duruma ilişkin öneriler getirilmiştir. Bölgelerarası Dengesizlik. kimilerinin “terör sorunu”. and date concerning the socioeconomic and cultural structure of the region have been discussed herein. yıkıcı ve bölücü terörün de etkisiyle gerek lokal sınırlarını gerek. which has been a formidable problem in Turkey for long years and has been an issue that has gone beyond both local borders and the borders of Turkey with the effect of destructive and separatist terrorism and has brought many other conflicts together with it. Eastern and Southeast Anatolia in Terms of Terrorism and Immigration Abstract In this paper. terör ve göç bağlamını öne çıkarmak suretiyle irdeleme çabası sergilenmiştir. Dr. Terör sorunu. “Eastern and South-eastern Anatolia Issue”.TERÖR VE GÖÇ SARMALINDA DOĞU VE GÜNEYDOĞU B. Bütün bu tartışmalardan ve verilerden hareketle yapılan tespitlerden sonra sonuç ve öneriler başlığı ile. ülkemiz sınırlarını aşan ve daha kavramsallaştırılması boyutunda dahi çok önemli anlaşmazlıkları beraberinde getiren Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki durumu. objektif ve bilimsel çalışmalar. Zakir AVŞAR* Özet Bu makale çerçevesinde. Unbalance Problem between Regions *                                                              Doç. Terrorism Problem.   208   akademia . has been analysed in terms of terrorism and immigration. daha adlandırma safhasında dahi ideolojik bir perspektif bindirmeye uğraştığı sorunun adı. Terör. Kurdish Issue. Key words: Eastern Anatolian Region. Anahtar Kelimeler: Doğu Anadolu Bölgesi. Terrorism. After the determination as a result of all the discussions and data. some recommendations on economic developments. sorunun ortadan kaldırılabilmesi için ekonomik gelişmeye. Immigration. bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına ilişkin veriler sunulmuştur. Kürt sorunu. Türkiye’yi yıllardan beri yoğun bir şekilde meşgul eden. kimilerinin “Doğu. Doğu Sorunu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi. “Unbalance Problem between Regions” and “Kurdish Issue” has been discussed under the light of objective and scientific studies. Öncelikle. the condition of eastern and south-eastern Anatolia issue. Göç. This issue which is named in terms of the ideological perspectives with various names such as: “terrorism problem”.Güneydoğu Sorunu” veya “Bölgelerarası dengesizlik sorunu” kimilerinin de “Kürt Sorunu” olarak adlandırırken.

Sorunun Adı Nedir? Sorunun adı konusunda da kamuoyunda tam bir fikir birliği sağlanabilmiş değildir. akademia 1. Doğulusuyla batılısıyla bütün insanlarımıza.) Farsça yazdığı eserinde Kürtlerin kökeni üzerinde durmakta. bunlara bu çalışma dahilinde fazlaca yer vermenin çok anlamlı olmayacağı açık olmakla birlikte. 81). 69) Ancak. 99). Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir bölümünün ‘Kürt’ kökenli veya anadili olarak “Kürtçe” konuşan insanlar olduğunu kabul etmenin elbette ki hiç bir sıkıntısı bulunmamakla birlikte. Kimileri sorunu ‘Kürt Sorunu’ olarak adlandırırken. birlik beraberlik içerisinde daha mutlu. tespit ve tedavi yöntemlerini bu adlandırmalar paralelinde dile getirmektedirler. Şeref Han (1603-1604 Ö. 1998. Annesinin de Tokat Bayındırlı sülalesinden Emin Beyin kızı olduğunu kaydetmektedir. Osmanlı’nın yine Türk devletleri olan gerek Safevi gerekse Akkoyunlu Devletleriyle olan mücadelesinde bölgedeki etnik gruplarla dayanışma araması ve sonuçta Kürt aşiretleri lehine Türkmen varlığı aleyhine tasarrufları neticesinde (ki. yine Şeref Han. Şimdiye kadar soruna yönelik olarak ortaya konulan değişik bakış açılarını da ele alarak sorunun tam adının ne olması gerektiğini ve nasıl çözümleneceğini tartışacağımız bu çalışma ile amacımız. çözüme götürür makul bir yol değildir. Kaldı ki. 1998. 1998. (Türkdoğan. akılcı çözümler üretilmediği gerçeğidir. Bu dengesizliğin nelerin öncesinde veya sonrasında geliştiği konusunda olduğu gibi sorunun adlandırılmasında da genel olarak bir tavır geliştirilmemiştir. sorunu nasıl adlandırırsak adlandıralım veya sorunun çıkış noktasını.1. 69) unutmamak gerekir. kimileri ikisinin ortası bir adlandırma ile ‘Doğu Sorunu’. Sorunu. bölgenin Selçuklu devrinin başlangıcı olan 1020’lerden itibaren OğuzTürkmen akınları sonucunda Türk yurdu olduğunu ve ilk Türkmen yerleşim yerlerinin de Doğu Anadolu bölgesi olduğunu (İnalcık. 1998. toplumsal anlamlarda bir dengesizlik içerisinde bulunduğunu görmekteyiz( Gökçe. Buğduz ve Bayındır boylarına uzanan bir soy kütüğü ister istemez Şeref Han’dan yola çıkarak Kürtleri 24 Oğuz boyu içerisinde görmemizin yolunu da açmaktadır. kimi kaynaklar da Kürtlerin Türklüğü üzerinde durmaktadır ki. kimileri ‘terör sorunu’. olarak ortaya koyup. müreffeh bir hayat sürmelerini temin etme noktasında yararlı olabilecek bir adım atabilmektir. nedenlerini ne şekilde yorumlarsak yorumlayalım değişmeyen tek gerçek Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sorunlarının varlığı ve bu sorunların her geçen biraz daha arttığı. Buğduz soyundan geldiklerini ileri sürmektedir. 81) 1597 yılında dönemin padişahına da sunulan Şeref Han-ı Bitlisi tarafından kaleme alınan Şerefname’dir ki. ‘Kürt sorunu’   209   . mensubu olduğu Rojeki Konfederasyonu’nun aşiret sayısının 24 olduğunu da belirtmektedir (Şeref Han. ekonomik ve fonksiyonel. bu uygulama bölgedeki Türk varlığının aleyhine olmakla birlikte zamanın real politiği ve devlet olarak varlığını koruması açısından Osmanlı’nın doğru bir tavrı olarak kabullenilebilir) Türkmen varlığı zayıflamış. Kırzıoğlu’nun ve Türkdoğan’ın da zikrettiği (Kırzıoğlu. Türkiye’nin etnik açıdan heterojen olduğunu. kimileri ise ‘Bölgelerarası Dengesizlik Sorunu’ olarak dile getirmekte ve teşhis. Ne var ki. Kürt Sorunu mu? Bazı çevreler tarafından sorun etnik yapıdan hareketle ‘Kürt sorunu’ olarak dile getirilmektedir. 1. bölgeden Azerbaycan’a doğru bir Türkmen göçü yaşanmıştır (İnalcık. 1997.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin Ülkemizin diğer bölgeleriyle kıyaslandığı zaman fiziksel. bu kaynaklardan birisi. çözüm yolları önermek şüphesiz ki Türkiye gerçekleriyle bağdaşır.

Bu ayrımcılıkları da örneklendirirsek.Bozkır’dan yayılmış olarak. Ne var ki. bir etnik grubun mensupları diğer etnik grup mensupları ile aynı işi yaptıkları halde daha az ücret alıyorlarsa. bir etnik gruba mensup olduğu için insanlar istedikleri semtte ev alamıyorlarsa.1990). Kürtlerin menşei hakkında çok kıymetli çalışmalar yapan ve ilim hayatı boyunca bu çalışmalarını geliştiren merhum Kırzıoğlu’nun 1946 yılında Tasvir gazetesinde yayınlanan “Kürmanç Kürtlerinin aslı” adlı üç uzun makalesinde 1. ancak bizim bu örnekleri getirmekteki maksadımız. 1995. 3Dağıstan ile Romanya MacaristanÇekoslovakya gibi Tuna Boyları’nda. ayrıca ‘Türkiye’de serbest meslek sahibi Kürtlerin büyük bir bölümünün batıya göç ederek oylarını PKK’ya değil (veya onun kontrolündeki partilere) ülke çapında siyaset yapan kurulu partilere verecek ölçüde toplumla entegre 210   akademia . kaynakların değişik etnik gruplar arasında eşitsiz dağıtılması gerekmektedir. oraya taşındıktan sonra ‘semtin ariliği bozulduğu’ düşüncesiyle mülk fiyatları veya kiralar ve semtin itibarı düşüyorsa etnik sorun vardır anlamı çıkmaktadır ki. Türkiye-İran. birlikte yücelmek gibi bir dileğimiz. din. Türkiye’de Parlamento’nun üçte biri Kürtlerden oluşmaktadır. kardeşlikle aynı yüce duyguları paylaşabilmek. kültür. özellikle son 1000 yıldan beri birlikte yaşayan Türkler ve Kürtler arasında hiçbir dönemde etnik manada bir sorun yaşanmamıştır. değişik etnik aidiyet ve tanımlamalara karşı geliştirilen ‘köktenci red’ tavırlara lojistik manada bir destek sağlamak olarak algılanmamalıdır. Kaynakları kontrolünde tutan grubun diğer etnik gruba karşı ayrımcılık uygulaması söz konusudur. Doğu boylamında Moğolistan’ın Kuzey Batısındaki Sayan Dağları ve Yenisey Irmakları başlarında 2. Elbette ki.’ derken. siyasal yükselişlerini baştan kısıtlarsa. Şeref Han ve Kırzıoğlu’nun bulgularının dışında elbette ki daha yüzlerce çok kıymetli çalışma Türk ve Kürt kavimlerinin tarihin her döneminde birlikteliklerini. bu iki grubun diğerine veya her ikisinin de birbirlerine karşılıklı olarak ayrımcılıkta bulunmalarının olduğu açıktır (Özdağ.Batı Türkistan’da (Horasan ve Afganistan’da). Etnik sorunun ön şartının birbirinden dil. 1990-95 yılları arasında İsveç’in Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Erik Kornell. ancak. Etnik çelişkinin olması için ise. 1994. maksadımız bu makale çerçevesinde Kürtlerin Türklüğünü ispatlamak değildir. cumhurbaşkanlığı dahil her kademede görev alarak kendilerini çok iyi ispat etmişlerdir. ortak paydalarda buluşabilmek. o semtte oturmak istediğinde daha fazla kira veya satın alma bedeli ödemek zorunda kalıyorlarsa. 2) Ortada bir etnik çelişki olmaksızın etnik sorunun varlığından söz edilemez. 2). tarih açısından farklı iki etnik grubun olması değil.Suriye’dekiler olmak üzere Asya ve Avrupa’daki beş ayrı coğrafya bölgesinde yaşamış ve hatıralar bırakmış olan ‘Kürt’ adlı güçlü ve kalabalık Türk urukları tesbit ettiğini zikreder (Kirzioğlu. bazı odakların etniklikten ayrımcılığa. ülke bölücülüğüne ve teröre uzanan bir yol açmak için giriştikleri mücadeleye bilimselliğin gerektirdiği nesnelliği ve objektifliği zedelemeksizin sağlam temeli olan araştırmalarla karşı konulmalıdır. ayrım yapmaksızın aynı toplum içerisinde birlik ve beraberlikle. Yine kimilerinin maksatlı olarak iddia ettikleri gibi aynı kökenden gelmese bile. sosyolojik manada da etnik sorundan bahsedebilmek için bu üç sorunun varlığı aranmaktadır (Özdağ. ırk. 4Kuzey Azerbaycan’da Kür-Aras Irmakları boylarında ve 5. arzumuz her daim vardır. ekonomik. taşınamıyorlarsa. 1994. Çünkü bu kavramı kullanan   ve Türkiye’de bir etnik sorun olduğunu iddia edenlerin bir ileri aşamada dile getirdikleri diğer kavram ise ‘siyasal çözüm’ kavramı olmaktadır.100.Dicle . yüksek gelirli meslek gruplarına sokulmuyorlarsa. ‘Kürtler.Irak. 12). hatta aynı kökten geldiklerini göstermektedir. beraberliklerini. Etnik sorun kavramını biraz irdeleyerek bu görüşümüze açıklık getirmek yararlı olacaktır. bir etnik grubun diğer etnik grubun mensuplarını bilinçli ve sistematik bir şekilde kötü eğitim şartlarına iterek o etnik grup mensuplarının sosyal.

Bu süreci hızlandıran ve pekiştiren olgulardan biri de Doğu’da nispeten egemen ve özerk bir konumda bulunan Kürt önderlerinin/beylerinin ‘standart bir ulus yaratmak’ adına merkezi otoritenin kendi nüfuz alanlarına müdahale etmesine direnmeleriydi.. 1996) çıktığını belgeler ve tanıklara dayalı olarak veren bu eseri Doğu ile ilgili araştırma yapanların okumasında yarar vardır. akrabalıklar.-5 lerde kalmasıdır.8. Konya’da. Zira o dönemde meydana gelen hiç bir isyanın arkasında ‘etnik ayrımcılık’ yoktur.Erciyes İletişim 2009 Ocak   olduğunu (Cornell. Kendisini Kürt kökenli gören her vatandaşımızın ülke içerisinde istediği yere seyahat etme. bu tablo bile etnik sorun iddialarını çürütmek için yeterli bir göstergedir..Bağımsız adaylarla girdi) %5. bu insanların derdi ayrılık olsaydı. 2007 Mv. Yozgat’ta. Genel Seçimi (HADEP) %4. bölgede yıllar yılı gezerek. 1998. 1999 İl Genel Meclisi (HADEP) % 3. niye Türk milletinin en zayıf anı olan milli mücadele esnasında                                                              Nitekim Cornell’in değindiği bu husus değişik yıllarda yapılan gerek Milletvekili Genel. Kimi zaman bu direnç geniş çaplı isyanlara dönüştü. Bizce. Doğu İsyanlarının dış güçlerin kışkırtmalarıyla ‘Atatürk’ün dini kaldıracağı’ propagandasına dayalı olarak (Işık. yerleşme. Terör örgütü destekli partiler. Farklılıklara karşı tahammülsüzlük resmi bir nitelik kazandı’ (Ergil. 139-141) ifade etmektedir*.3 oranında oy almıştır. Genel Seçimi (DEHAP) % 6. Direncin çapı ve derinliği oranında Ankara’nın tavrı katılaştı. Doğu isyanlarını ‘Ayrılıkçı Kürt’ isyanları gibi görmek. 2004 İl Genel Meclisi (SHP-DEHAP) %5. bölgelerinde çıkan isyanların karakteri neyse Doğu’da çıkan isyanların karakteri de aynısıdır.2. 1995 Mv. 2002 Mv.1. Türk Demokrasi Vakfı tarafından yapılan bir araştırmanın verilerine göre ‘Kürt’lerin %40’ı batı illerimizde yaşamaktadır( TDV. gerekse Mahalli İdareler Seçimi (İl Genel Meclisi) oylarında açıkça görülmektedir. araştırarak hazırladığı ‘Atatürk Döneminde Doğu’da Meydana Gelen Olaylar ve İçyüzü’ adlı eseri bu konuda yeterince açık bilgiler vermektedir. Doğu Ergil. ekonomik birliktelikler içerisinde her türlü etnik ayrımcılıktan uzaktırlar. 1996.5. Balıkesir’de veya Anadolu’nun diğer illerinde. Genel Seçimi (DTP. (2007 Milletvekili genel seçimlerine bu partiler doğrudan katılmamış. ‘Kültüreletnik farklılıkları görmemek resmi politika haline geldi. Türkiye’de insanlarımız birbirleriyle evlilikler. Genel Seçimi (HADEP) %4.2. ‘Doğu sorunu ulusal bütünleşme sorunudur’ başlığı altında ‘Cumhuriyetin temel ideolojisi olarak benimsenen milliyetçilik doğrultusunda standart (farklılıkları olmayan) bir ulus devlet yaratmak eğilimi. tarihte büyük ve şanlı bir destanı kanlarıyla canlarıyla yazan bu ülkenin aziz evlatlarına büyük bir haksızlık ve hatta saygısızlık olur. bağımsız adaylar göstermek suretiyle ancak 20 milletvekili çıkarabilmişlerdir) ancak bölgeden ve bölge dışından çok sayıda Kürt kökenli milletvekili diğer partilerden seçilerek parlamentoya girmiştir. Kürt kökenli insanlarımızın büyük bir bölümünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu akademia 211     . 1920’lerin ikinci yarısından sonra merkezi otoritenin dizginleri germesinde neden oldu. 1995. 1999 Mv. Ancak Ergil’in bu ifadelerine katılmak mümkün değildir. dinleyerek. Doğu isyanlarının karakterini anlamak bakımından çok önem taşıdığını düşündüğümüz bir önemli eseri burada zikretmeden yapamayacağız. komşuluk ilişkileri. 54) demektedir. * değil de artık zaferin yakalandığı günlerde isyan edelerdi. Mansuri Işık’ın. İsyan gerekçeleri ve söylemleri de üç aşağı beş yukarı aynıdır. göstermek veya değerlendirmek milli mücadeleyi omuz omuza yapan. iş ve mülk edinme hakkı vardır. Şayet. 21) Bu netice de etnik sorun iddialarının temelsizliği açısından başlı başına bir gösterge bile sayılabilmekle birlikte ‘Kürt ayrımcılığını’ dillendirerek seçimlere katılan ve PKK’nın açıkça desteklediği hatta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tehditle bu partiye oy toplamaya kadar vardırdığı partilerin yıllardan beri yapılan seçimlerde ülke genelinde oylarının sadece %4.

1999). milis ve sempatizan toplamının 350 binlerde olduğu doğruysa. a. Irak ve Suriye’de üslenmiş.2. 1. devletini ve milletini korumak için silaha sarılmaktadır (Özdağ. İran. gittikçe gerileyen ekonomik hayat olmak üzere çok kötü bir tablo çıkmaktadır. Onbinlerce militanı. sorunu ‘etnik veya Kürt sorunu’ olarak adlandırmak. yine binlerce yaralı. Yunanistan. Çay. Yine. b. 10 binin üzerinde asker.Türkiye’nin bölgedeki askeri ve ekonomik anlamda en büyük güç olması. Türk halkı da aslında terörle birlikte yaşamaktan kaynaklanan kanıksamışlıkla boyutlarını doğru dürüst kestiremediği terörün sadece insanlara yönelik boyutunu görünce bile aslında zamanında üçbuçuk eşkıya olarak nitelenen terörün hangi boyutlara ulaştığını görmüş oldu.PKK. d. örgüt başının Türkiye’nin baskısıyla Suriye’den çıkarılmasıyla birlikte Batı ülkeleriyle ve Rusya ile olan ilişkileri de daha net bir şekilde gün yüzüne çıkmıştır. yüz binleri bulan taraftarı bulunmaktadır. Bulgaristan. Örgütün. Dolayısıyla. 1994. Daha somut bir ifade ile PKK için silahlanan bölge insanından 1 kişiye karşı yine bölge insanından 5 kişi ulusal bütünlüğünü. dolar olarak ifade edilir noktalara gelmiştir. malul insan. bir yazarın ifadesiyle. bu soğuk savaşa direk veya dolaylı olarak bütün Avrupa devletleri de destek vermektedirler. militan açısından güç kazanmıştır. Öyle ki. Aksoy. c.Türkiye’nin bütün komşuları (Ermenistan. Bu da şüphesiz ki doğru bir ifade olmaz. kalanların önemli bir kısmı ise sivil ve örgüt militanı olmak üzere 30 bini aşkın insan bu çatışmalarda hayatlarını yitirirlerken. bölge nüfusuna orantılandığında bile bu rakam çok komik kalmaktadır. faaliyet göstermesine rağmen İran. Öte yandan terör örgütünün bu günkü profiline baktığımız zaman 1983 yılındaki görünümünden bir hayli uzaklaştığını görmekteyiz. bunun üzerinden hareketle politikalar geliştirme gayretinde olmak iyi niyetle izah edilemeyecek. Suriye ve Irak’ın Türkiye’yi su konusunda büyük bir tehdit olarak algılaması.bölgelerinin dışında yaşadıklarını ve bu bölgelerde de hiç bir sorun bulunmadığı hesaba katarsak. Amerika’dan Avrupa’nın bütün kentlerine kadar. terörden kaynaklanan nedenlerden dolayı 300 bini aşkın göçeden insan (Avşar. Mali gücü artık milyarlarca euro. Suriye.Fırat ve Dicle’nin Türkiye’den doğması. Terör Sorunu mu? Özellikle 1983 sonrası eylemlerinin şiddetini artıran terörün bilançosu terör örgütünün başının İtalya’da yakalanmasıyla birlikte bütün dünya kamuoyunun önüne bütün açıklığı ile serildi. ‘Güneydoğu’da 50 bini aşkın korucu devleti korumak için silahlanmış durumdadır ki.Yurt içerisinde yuvalanmasına. geçen yıllar içerisinde hem mali açıdan hem taraftar.   212   akademia 2. . Bu soğuk savaşın nedenlerini sıralamak gerekirse.Ermeni terör örgütü Asala’nın ve Türkiye’deki birçok diğer terör örgütünün PKK’nın yanında yer aldığı ortadadır. Rusya) Türkiye’ye karşı soğuk bir savaş yürütmektedirler ki. bu sayı da devleti yıkmak için silahlanan PKK militan sayısının 5 katıdır. hakkaniyetle bağdaşmayacak bir tavırdır. 1. polis ve korucu olmak üzere güvenlik gücü. faaliyet gösterebildiği gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır. Günümüzde örgütün ‘konjonktürel olarak düşüşüne bakarak rehavete girilmesi çok manalı olmayacaktır. Rusya’ya Ermenistan’a hatta kardeş Azerbaycan’a kadar bir çok ülkede temsilcilik açıp. Irak. 2) Bir başka çalışmada belirtilen PKK’nın tüm ülkedeki militan. ‘Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki Kürtlerin Sorunu’ gibi bir mantık yürütme yolu açılır. binlerce kapanan işyeri.

ortadan kaldırılabilir ancak yarın bu örgütün 4. 254). Türkiye.Rusya’nın Kafkas ve Orta Asya petrol ve doğal gazı konusunda Türkiye’nin en büyük söz sahibi. 1998.Erciyes İletişim 2009 Ocak   3. 6. Ortaçağ’da veba salgınları erkekleri Haçlı seferlerine katılmış olan kadınların kendilerine can şenliği olmaları için kedileri sokaklardan alarak evlerinde tutmalarından dolayı sokakları boş bularak çoğalan farelerden kaynaklanmıştır. güçlenmeler olur. kendisine bağlı uydu devletçikler kurdurmak suretiyle aşma çabasına girmesi ki.Avrupa’nın hem Türkiye’nin büyük bir güç olarak gelişmesini önlemek arzuları. Hep anlatılagelen örnektir. Benzer denge   213   akademia . Keza. Tabiat her zaman bir denge içerisindedir. Zira bu gün PKK yok edilebilir. Bu sözlerimizden tarihin kaydettiği en eli kanlı terör örgütlerinden birisi olan PKK’nın haklılığı manası hiç bir zaman ve hiçbir şekilde çıkmamalıdır ama. Bu noktadan yola çıkarak. aile ve okuldaki otorite eksikliği. çünkü. iktidardaki zaaf ve eksiklikler. bu ülkeyi parçalayarak. PKK bir taraftan silaha sarılırken. Irak’ın kuzeyinde oldu bittiye getirilerek bir Kürt devleti kurulmasının önünün açılacağı her türlü oldu-bittiyi kabul etmeyeceğini ifade etmiştir. 1995) olduğu görüşüne katılmamız mümkün değildir. eğitim noksanlığı. dış tesirle ve bireysel faktörler şiddete yönelişi kaçınılmaz şekilde gerekli sayan terörizmin gelişmesini hızlandırmaktadır (Subaşı. Sorun yalnızca PKK olsa ne yapıp edilir ve bu örgüt çökertilir. bastırılırsa bu durumdan istifade edecek kontrol edilmesi güç. toplumlar için de söz konusudur. Böylesine güçlü bir terör ortamına rağmen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşananları salt bir ‘terör sorunu’ olarak görmek bizce kolaycılıktan ve olaylara şartlanmış bir şekilde bakmaktan öte bir anlam taşımaz. ihmal edilir veya zamanında gerekli müdahale gerçekleştirilmezse beklenmeyen veya istenmeyen gelişmeler. PKK hareketi de bizce bu beklenmeyen. diğer yandan dile getirdiği konulara bakıldığı zaman önemli bir kısmının bu tür aslında toplumda haklı olarak tepki toplayan uygulamaları argüman olarak kullanarak kendisine haklılık temelleri oluşturma peşindedir. hem kendi içlerinde bugün sayıları üç milyonu aşan Türk varlığını önce Türk -Kürt diye bölerek. PKK’nın çoğu zaman suiistimal ve sömürü amaçlı kullandığı pekçok argümanı da göz ardı etmenin PKK ile mücadele esnasında gerçekçi bir tutum olmadığı ve bundan sonra da olmayacağı da açıktır.Ermenistan’ın tarihsel düşmanlığına ek olarak Azerbaycan ile ihtilafı noktasında da Türkiye’yi kendisine en büyük tehdit unsuru olarak görmesi. Ekonomik güçlük ve eşitsizlikler. Terörün kaynağında da çoğu kez bir bunalımdan çok çeşitli faktörlerin etkilerini aramak gereklidir. Örneğin. Silahlı terörü sona erdirmek sorunun yalnızca bir kısmı ile ilgilidir. 5. Bu denge suni olarak zorla bozulduğu takdirde beklenmeyen oluşumlar ortaya çıkar. istenmeyen neticelerden birisidir. bu konuda net bir şekilde Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulacağı. Toplumda belirginleşen sorunlar görmezden gelinir. Bir toplumda insanların hoşnutsuzluklarını yüksek sesle dile getirmelerini sağlayacak mekanizmalar yok edilirse.ABD’nin Irak politikasındaki başarısızlığını. çevrenin olumsuz etkileri. sorunun tek başına ‘PKK’ veya ‘Terör Sorunu’ veya Ergil’in raporunda belirttiği gibi ‘Asayiş veya terörizm sorunu’(Ergil. ana istasyon olmasını engelleme girişimleri ve yine bu paralelde eski bağımlı cumhuriyetlerinin Türkiye üzerinden dünya pazarlarına açılmasını önleme istekleri. mezhepsel ve diğer etnik ayrıştırmalara giderek güçsüzleştirme ve bir arada hareketlerini önleme hedefi gibi bir çok neden sıralamak mümkündür. sonra bazı dinsel. tabiatta kedileri yok ettiğimiz zaman fareler çoğalır. tahrip edici oluşumların doğması da hep an meselesi olagelmiştir. kediler fareleri dengeleyen varlıklardır.

1997. şiddetli yöntemlere başvuracak. İdare ve iç siyaset amilleri Ülkemizde idare ve bazı iç siyaset adamlarının hatalı davranışları. bunları sıralamakta yarar vardır. Önasya’da ve Afganistan-PakistanHindistan kuşağında dincilik bir çatışma etkeni olarak kullanılıyor’(Mütercimler. VII. O zaman ne yapılacaktır? İşte.. Hırvat. uluslararası lojistik desteği daha kuvvetli. Mütercimler. Makedon. Boşnak. Merhum mütefekkir S. ‘Balkanlarda. 1997. Arvasi. VI. demektedir. Tarihi amiller (faktörler/etkenler) Yerli ve yabancı ilim. yine aynı yörelerde müşahede edilebilecek ‘farklı inançlar’ üzerinde koparılan gürültüler ve milli kültüre yabancılaşma vetiresi. Türkiye’de milliyetçilik.’ (Arvasi. 9) demektedir. fikir ve siyaset kadrolarının ciddi ve gayrı ciddi tarih yorumları. devletimizin ve milletimizin düşmanları. yetersiz ve tecrübesiz kadroların kaş yapayım derken göz çıkarmaları yahut oy avcılığı kaygısıyla hareket eden çevreler.. komşu yabancı ülkelerle olan iktisadi ilişkiler. Gürcü. VIII. Arnavut. İçtimai amiller (Sosyal Faktörler) . Ruhi amiller ‘Psikolojik faktörler) Şark meselesinde kültürel kimlik kompleksi. Orta Avrupa’da. çeşitli renklerdeki emperyalizmlerin meseleye getirdiği boyutlar. Bir çok mesele gibi. bu konuyu istismar ederek vahim boyutlara ulaştırmak için ne mümkünse yapmaktadırlar. Harsi amiller (Kültür Faktörü) Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konuşulan ağızlar etrafında aynı çevrelerce ortaya konulan tezler.3..Ahmed Arvasi ‘Doğu Anadolu Gerçeği’ne başlarken ‘Esefle belirtelim ki. bu nokta bizi sorunun ne olduğunu doğru zeminlerde aramaya itmelidir. Kürt. ‘Güneydoğu Sorunu’na değinirken. Türkiye’de Şark meselesine vücut veren menfi amilleri sıralarken aslında bizim de pek çoğuna bu gün bile asla itiraz edemeyeceğimiz bir özet çıkarır ki. Çeçen milliyetçilikleri ve mikro milliyetçiliklerin kışkırtılması ve bölgesel kaos yaratılması bu bağlamda değerlendirilmelidir’ (Mütercimler. ‘Kürt’ sayılma endişesi ve bunun kaynakları. koruması ve ‘aşiretler’ halinde bulunması ve bu durumun doğurduğu meseleler.. Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan vatandaşlarımızın ve aşiretlerin ‘menşei’ konusunda öne sürdükleri teoriler. Ortadoğu’da. hatta eleman ve yönetim kadroları daha iyi eğitimli. IV. Milletlerarası rekabetler... 1988.. 5007) ifadeleriyle global politikaların bir uzantısı olarak gördüğü soruna ‘hem Avrupa’nın doğu sınırının çizilmesinde hem de yeraltı kaynaklarına ve en önemlisi yeni pazarlara sahip olmak kavgası ya da ekonomi savaşında milliyetçilik ve dincilik öğeleri kullanılmıştır. Abhaz. Doğu Sorunu mu? Doğu Sorunu veya eski ifadesiyle Şark Meselesi genel olarak adını koyamadığımız bu sorunun dış güçlerce desteklenmesi. Çek. kaliteli bir örgüt kurulabilir. 1800’lü II... İktisadi amiller Üretici ve tüketici olarak bölge halkının ‘milli yapı’ ile bütünleşememesi. Ermeni. Slovak. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan vatandaşlarımızın uzun bir zaman dilimi içerisinde konar-göçer statüsünü   214   akademia III. 1988) Mütercimler ise. kaşınması ve hatta üretilmesi tezine dayanır. bu gün ülkemizde ister istemez bir ‘ŞARK MESELESİ’ vardır. Coğrafi amiller Bölgenin sarp arazi yapısı ve sert iklimi ilgili açıklamalar ve bunun ‘milli irtibatı’ zayıflatan yönleri. 1. 507)..(Arvasi. Milletlerarası çatışmalara emperyalist oyunlara bağlı amiller ve I. Azeri. V.. bu da çok faktörlü olmakla birlikte.yerine aynı metotlara belki de daha kanlı. Türk devleti üzerine oynanmak istenen oyunlar.

hatta PKK hiçbir zaman IRA. bu güne dek asla ‘Kahrolsun Kürtler’ biçiminde bir sloganik ifade dahi kullanılmamıştır. kışkırtmalara rağmen Türkiye asla bir Yugoslavya sonrası Bosna. sonrasında iklim şartları. c) hareketsizlik. Frey’in tarım araştırmacılarının kullandığı dokuz bölgeli Türkiye sınıflandırmasına dayanarak 1962 yılında 458 köy de yaşayan 6000’in üzerinde ve 14 yaşından büyük vatandaşlarımızla gerçekleştirdiği araştırma ülkemizdeki bölgelerarası çalışmaların en sistematik olanlarından birisi ve hatta ilki olma özelliğini taşımaktadır. Ülkemizde bölgelerarası dengesizliklerin bulunduğunu inkar etmek mümkün değildir. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin ve hatta Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısının ilk başta ulaşım açısından elverişsizliği. Frey. 79-80) biçiminde özetlemek mümkündür. Kurtuluş Savaşı sonrası kıt ekonomik kaynakların yatırıma dönüştürülmesinde İç Anadolu. Bu olumlu vaziyeti zikretmemiz elbette ki. c) köylüler arasındaki bölgesel farklılıkların diğer tip farklılıklarla karşılaştırılması gibi konuları tespit etmek olarak belirtir. Türkiye’nin her tarafında şehit cenazelerinde üzüntülerini ve infialini gösterirken hep sağduyulu davranmış. ülkemizle. Türkiye genelinde Doğu ve Güneydoğu Bölgeleriyle karşılaştırıldığında beş temel unsur yörenin kapalı cemaatçi yapısını açıklamakta çok önem taşımaktadır ve bu unsurları: a) yoksulluk.4. Frey araştırmasının bulguları Türkiye’de bölgelerarası farklılıkların sert çizgiler halinde ortaya çıktığını göstermektedir. d) okur-yazarlık oranının düşük olması. 507). 1997. Tüm dış desteklere. arazi yapısı. DPT Bünyesinde yabancı uzman olarak görevlendirilen ve bu görevi sırasında birtakım araştırmalar da gerçekleştiren Frederic W. e) tevekküle dayalı. işin esasının bu nokta olduğu üzerinde durmak ve diğer boyutlarda ortaya çıkan önemli gerçeklikleri atlamak doğru olmayacaktır. 1998. Yani. ‘sorunu kaşıma araçlarının’ veya sorun yaratma temellerinin bizimle. bu farklılaşmada Frey’in bulgularında sıraladığı nedenlerden kaynak bulduğu kadar. Halkımız. Ancak. Kosova gibi olmamıştır. Bölgelerarası Dengesizlik Sorunu mu? Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle ilgili araştırmaların DPT’nin   215   . araştırmanın amacını: a) Köy niteliklerinde bölgesel farklılıklar. Türkiye Cumhuriyeti’nde 1960’lı yıllarda Türkiye’ye gelen ‘Barış Gönüllüleri’nin attığı tohumlarla tekrar yeşermeye başladığını da belirtmektedir (Mütercimler. Özellikle bu gün GAP alanına giren bölge o günkü Türkiye ortalamasında 1/3 oranında daha geridir. soruna bütüncül yaklaşabilmek için bu yaklaşım bir boyut olarak alınmalıdır. Bu araştırma raporuna göre. ancak. b) köylerin dış dünyayla kısmen alakasının kesilmiş olması ve yalnızlık içerisine itilmeleri. b) köylülerin niteliklerinde bölgesel farklılıklar. insanlarımızın gerçekleriyle hiç bir bağının bulunmadığını söylemek mümkün müdür? kuruluşu ile birlikte (1961) yaygınlaştığını söylemek mümkündür. sorunu anlamak açısından bu bölümde zikredilen değerli görüşleri mutlaka nazarı itibara almak gerekse de bizce bu kısım da yine sorunun sadece önemli bir kısmı olmaktan öteye gidememektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yıllarda Osmanlı’da yine dış güçlerce başlatılan bu sorunun. BASK veya Korsika ortamı bulamamıştır. ‘dış güçleri/mihrakları’ ciddiye almadığımız anlamına gelmez ama yukarıda da vurguladığımız gibi ‘dış mihrakların’ kullandıkları argümanların. ulaşım ve akademia 1. sloganlarda bile bu hassasiyetini sergileyerek ‘Kahrolsun PKK’ demiş ama. kaderci dünya görüşünün hakim olması (Türkdogan. dış güçlerin yaratmak istedikleri Kürt-Türk ayrışmasının hiç bir şekilde tutmayacağına ilişkin görüşlerimizi tarihsel süreç içerisinde yaşadığımız pek çok deneyim göstermektedir. Ne var ki. Kaldı ki.

Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri bölgesel nüfus sıralamalarında sonlarda yer almaktadır. kültürel ve psikolojik faktörlerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. Bu konuyu sosyo-ekonomik ve kültürel yapı bölümünde daha geniş inceleyeceğiz. kapalı aile ekonomisine dayalı bu tür bölgelerde pazarlama da gelişememekte. DPT Türk Aile Yapısı Araştırması verilerine göre Doğu’da ortalama aile büyüklüğü 6. 264). sağlık iletişim ve benzeri alanlardaki yatırım azlığı nedeniyle görülen eksiklikler toplumsal yapıyı da olumsuz yönde etkilemektedir(Gökçe. dolayısıyla ekonominin ivme kazanması da zorlaşmaktadır. Dağlık. fiziki şartların ve doğal kaynakların bölgelere göre farklı düzeylerde bulunmasını ifade etmektedir. 265).haberleşme maliyetlerinin yüksekliği. 1999). (Behar vd. Bölgede 1947 yılında kadın başına çocuk sayısı 8 iken. geri kalmış ve gelişmiş bölgeler arasındaki farkın temel nedenlerinden biri olarak görülmektedir. şimdi 4’e düşmüş bulunmaktadır. Bu incelemede de hem karşılaştırmalı istatistikî verilere hem alanda yapılmış değişik çalışmalara atıfta bulunularak sorunun bütün boyutlarıyla netleşmesi gayretinde olunacaktır. 1990 yılı verilerine göre Bölge’de doğan her bin bebekten 79’u ölmektedir. Aşağıdaki Tablo:1’de de görüleceği üzere. 1997. b) Ekonomik Dengesizlik ve Fonksiyonel Üretim faktörlerinin eşit olmayan dağılımı..4 milyon civarında nüfusu bulunmaktadır.24. 1999). Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde km2’ye 37 kişi düşmektedir.   216   akademia . Gökçe ve en eski araştırma olan DPT a) Fiziksel (Coğrafi Dengesizlik) Bu tür dengesizlikler. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde doğal olarak hane halkı büyüklükleri de diğer bölgelerimize göre yüksektir. keza doğal kaynakların bölgelere göre dağılımındaki farklılıkların etkisiyle planlı döneme kadar bu bölgelerin önemli ölçüde göz ardı edilmesi sonucunu da beraberinde getirmiştir. 2. ulaşımı zor.5 milyon. Araştırma verilerine göre. toplumsal. Bu bölgelerin coğrafi bakımlardan genişliklerine oranla nüfus yoğunluklarının düşüklüğü de yine dikkate alınması gereken bir durumdur. Bölgede doğurganlık oranlarının yüksek olmasına rağmen bebek ölüm oranları da yüksektir. c) Toplumsal Dengesizlik Eğitim. Sanayinin sınırlı olduğu bölgelerde yüksek teknoloji ve bilgi gerektiren sanayi kolları gelişmediği gibi. ülkemizin toplam yüzölçümünün %21. Bölgelerarası dengesizlik genellikle üç ana başlık altında incelenmektedir: 2. Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin ülkemizin diğer bölgelerine göre daha farklı göründüğü gerçeğini ortaya koymak açısından coğrafi. Gaziantep hattının başında ise kadın başına çocuk sayısı 2 olarak ortaya çıkmakta(Akyol. ekonomik.1. Artvin. 1998. Coğrafi ve Demografik Yapı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri. TÜSİAD’ın Behar ve arkadaşlarına yaptırdığı araştırmada her ne kadar Doğu ve Güneydoğu’da doğurganlık oranları düşüyor olsa da yine de ülkenin diğer bölgelerine göre daha yüksektir. Aile Araştırma Kurumu’nun Göç Araştırması’nda ise aile yapısına ilişkin olarak elde edilen veriler Behar. Gökçe ve arkadaşlarının yaptığı Gecekondu Araştırmasında ise 7 olarak bulgulanırken (Aydoğan. mevsim şartları itibariyle namüsait.5’ini kapsamaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ortalama 6. 99). Nüfusun en yoğun olduğu Marmara Bölgesi’nde km2’ye düşen nüfus yoğunluğu 183’tür (Aydoğan. 1998. kışın uzun sürdüğü bir iklim yapısı hakimdir. Doğu Anadolu Bölgesi’nin ortalama 5.

  5490  sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığı’na devredilmiştir.119  8. Yüzyılların Kavşağında Doğu. 1997  8.952.  %  5.016      Marmara  13.594. Yaklaşık oran (%24)                                                                                    ikamet  eden  kişi  sayısı  76. Bunu sırasıyla.tr adresinden ulaşılabilir. Çekirdek aile oranı %57.000  62.836  kişi  ikamet  etmektedir.  Ülkemizde  ikamet  eden  nüfusun  %  70.  Ülkemizde  ortanca  yaş  28.159.3  yaşından  küçüktür. kadınlarda  28.tuik.468.861  6.256  kişidir.  Not:  Tablodaki  İl  nüfus  tahminleri.645    Akdeniz  7.527.144    TÜRKİYE  54.  Bu  çerçevede.000          *   Ülkemizde.573.4. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 11  kişi  ile  Tunceli’dir.745.5’ini  oluşturmaktadır.000 64. Bölgeler İtibariyle Yıl ortası Nüfus Tahminleri* araştırmasını doğrular niteliktedir (Avşar.410.  Yüzölçümü  büyüklüğüne  göre  ilk  sırada  yer  alan  Konya  ilindeki  nüfus  yoğunluğu  50.004. 398 kişi ile Kocaeli. Anadolu  5.489  7.811  5.780  6.    Şehirlerde  yaşayan  nüfus  oranının  en yüksek olduğu il % 92.841  8.786.860.991  7. Çay. yabancı  uyruklu  kişiler  ise  pasaport  numaraları  aracılığıyla  adresle  ilişkilendirilerek  kayıt  altına  alınmış  ve  Adrese  Dayalı  Nüfus  Kayıt  Sistemi  (ADNKS)  oluşturulmuştur.886  5.  %  6.490  8.  En az nüfusa sahip Bayburt’da                                                               16.913.057      Karadeniz  8.454  10.  köy  nüfusu  (bucak  ve  köylerde  ikamet  eden  nüfus)  ise  20.  Bkz:  Daha  ayrıntılı  bilgilerin  yer  aldığı  ADNKS  Veri  Tabanına  http://www.026.774.209. köylerde ise 27.854.3’ü  İzmir’de.586.414.  Böylece.  yüzölçümü  en  küçük  olan  Yalova  ilindeki  nüfus  yoğunluğu  ise  215  kişidir  (Tablo  1).  bu  adreslerde  ikamet eden vatandaşlar T. Doğu  5. kişiler sayım günü bulundukları yerde.  Kilis ve Gümüşhane’dir.533’ünü  erkek.964 16.471.3’ü  Ankara’da.7 iken.  %  3.346.4’ü  0‐14  yaş  grubunda.397  kişidir.409.462.  önce  ülkemizdeki  tüm  adres  bilgilerinin  kaydedildiği  Ulusal  Adres  Veri  Tabanı  oluşturulmuştur.  15‐64  yaş  grubunda  bulunan  çalışma  çağındaki  nüfus.823.8  ile  Ardahan’dır.096  10. 1999.875.   ADNKS Sonuçlarına göre. Ortanca yaş erkeklerde 27.927  6.083    G.747.8’i  Adana’da  ikamet  etmektedir. 67).  sonuncusu  2000  yılında  olmak  üzere  bugüne  kadar  14  Genel  Nüfus  Sayımı  yapılmıştır.000  65.  Ülkemiz  nüfusunun  %  26.686.566  8.399.406.845.307  5.955  1999  9.5’i  şehirlerde  yaşamaktadır. en düşük olduğu  il  ise  %  31. yani  de facto yöntemine göre sayılmışlardır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da İstihdam Olanaklarının Artırılması Üzerine Bir Çalışma. Melen.  Şehirlerde  ikamet  edenlerin  ortanca  yaşı  28.296.367.664.697.1’i  ise  65  ve  daha  yukarı  yaş  grubundadır   Türkiye’de  kilometrekareye  düşen  kişi  sayısı  92  kişidir.  %  7.915..797.984  8. Aksoy.594.297    İç Anadolu  9.716 10.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Tablo: 1.696  5.  toplam  nüfusun  %  66.881  7.gov.  Türkiye  nüfusunun  yarısı  28.  2006  yılında  çıkarılan  5490  sayılı  Nüfus  Hizmetleri  Kanunu  ile  ülkemizdeki  nüfus  sayımlarının  da  veri  kaynağını  oluşturacak  yeni  bir  sistem  kurulmuştur.790      D..3’tür.000  66. Türkiye genelinde 92  iken illere göre 11 ile 2.  Nüfusun  35.787  8. Bayburt.419  8.838.5’i  Bursa’da.985.015.  TÜİK  tarafından  kurulan  ADNKS.  akademia 217     .  Türkiye  İstatistik  Kurumu  (TÜİK)  koordinasyonunda  il  ve  ilçelerde  vali  ve  kaymakamların  başkanlığında  oluşturulan  yürütme  komiteleri  marifetiyle  gerçekleştirilmiştir.189  BÖLGELER  1990  1995  1996    Ege  7.420  kişi  ile  nüfus  yoğunluğunun  en  fazla  olduğu ildir.123.055.295.101  8.374.647.  nüfus  sayımlarında  yaşanan  mükerrer  kayıt  ya  da  kayıt  olmama  gibi  sorunlar  ortadan  kaldırılmıştır.2 oranında herhangi bir cevap verilmemiştir.  35.  Sistemin  kurulmasına  yönelik  tüm  çalışmalar.  Toplam  nüfusun  sırasıyla.  Nüfusu  en az olan beş il ise sırasıyla.607  15.3 olup.  Nüfus  yoğunluğu  olarak  ifade  edilen  bir  kilometrekareye düşen kişi sayısı.464  5.723’ünü  ise  kadınlar  oluşturmaktadır.314  2000  9. Çekirdek aile dışında (büyük baba.9’dur. ailenizde kimler vardır sorusuna. kimlik numaraları.7 ile Ankara. Ardahan.5’i 15 ile 64  yaşları  arasındadır.088. gelini.768  10.609’dur.888.834.  Sokağa çıkma yasağı uygulanarak bir günde yapılan bu  sayımlarda.420 kişi arasında değişmektedir. büyük anne.473.  Şehir  nüfusu  (il  ve  ilçe  merkezlerinde  ikamet  eden  nüfus)  49.  %  2.  İstanbul  2.253  5.  Ülkemiz  nüfusunun  %  17.697.594. %19.410  17.412  6.932.894. kardeşi) olmak üzere birlikte yaşanılan geniş aile tipleri de vardır.086  63.000  Kaynak: DİE. Tunceli.819.977  8. 311 kişi  ile  İzmir.389.487.035  61.  238  kişi  ile  Hatay  ve  234  kişi  ile  Bursa  illeri  izlemektedir.  Daha  sonra.208  5.407.8’dir.373.201  7.  net  yenileme  hızının 2005 yılı itibariyle 1 olacağı ve uluslararası net  göçle  nüfus  artışı  olacağı  alternatifine  göre  hazırlanmıştır. 31 Aralık 2007 tarihi itibariyle  Türkiye  nüfusu  70.662  6.944  15.  Nüfusun % 66.376.223.136.054.183  10.718  8.  İstanbul  ilinde  12.330  17.8’i  İstanbul’da  ikamet  etmektedir. Aktaran: M.859.306  10.C.882  1998  8.374.

İkiden beşe kadar erkek çocuk sahibi olanların oranı oldukça yüksektir: 1 erkek çocuk (%5. Şehre göçle birlikte çocuk sayısının düşmesi dikkati çekmektedir. hayat şartları (%25.52  2. 1998. Tablo: 2. Bu da bölge insanının çok çocuk yapma eğilimini göstermektedir. 2. Göç edilen yerde çocuk sahibi olanların oranı da (1.1.86  88.4). 10+ (%31.3). Daha az çocuk sahibi olma eğilimi gösterenlerin oranı % 18.1). 2 erkek çocuk (%15.21  50.8.3). 3 erkek çocuk (%23.22  5.43  41.20  63.51  33.43  46.2) oldukça yüksektir. Göstergeleri Bölgeler İtibariyle Eğitim BÖLGELER  Okur‐yazar  oranı %  83. 2 kız çocuğu (% 27.   218   akademia Bölgede ayrıca okur-yazar kadın oranı %54 civarındadır. 3 kız çocuğu (%24).16  80.24  98.72  97. Daha az çocuk sahibi olmanın gereği olarak da geçim sıkıntısı (%59. Aynı şekilde ikiden beşe kadar kız çocuk sahibi olma oranı da yüksektir: 1 kız çocuğu (%9.29  96.01  48. Üniversite  OKULLAŞMA   bitirenler  oranı  ilkokul  %  4. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hekim başına düşen hasta sayısı 2300.3) gösterilmiştir.17  95.15  3. 5 kız çocuğu (%10.7).2) ve diğerleri sıralanmaktadır.3).3’tür.46  Ege  Marmara  Akdeniz  Karadeniz  İç Anadolu  G.6). .80  3. (%8. Aile bireylerinin sayısı ise 4 ve daha fazla olanların oranı oldukça büyüktür.3).4 nispetinde hanede tek aile yaşamaktadır. %16.3’tür.2.7. Anadolu  TÜRKİYE  Kaynak: Melen.7).81  60.76  4. 5 (%4.8).33  5. %22.45  84.69  4.9’da kalırken. 8 (%18.3)tür. 9 (%19. Birden fazla ailenin birarada yaşadıkları hane oranı ise % 21.73  98.85  78.84  68.69  74.05  85.60  71.10  ORANI  ortaokul  76.13  42. 7 (%12. 4 (%2.37  46.3)’ü bulmaktadır ki bu da doğurganlık olayının oldukça yüksek olduğunu göstermektedir.33  93.9 kadardır. Hiç çocuk sahibi olmayanların oranı ancak %21. gene bu kadar çocuk yapacakların oranı % 51. %22. Daha sonra aile reisi büyük baba (%8.42  68. 4 kız çocuğu (%17.Bu ailelerin yaşanılan mekâna göre dağılımı ise %76. 6 ve üzeri kız evlat sahibi olanların oranı da erkekler gibi oldukça düşüktür.11  27.6).16  80. 5 erkek çocuk (%20. Sağlık hizmetleri açısından da göstergeler özelikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinin geri kalmışlığını açıklamaya yetmektedir. Genelde baba aile reisidir (%88.1).Doğu  D.49  60. 6.2).25  3.65  97. 2. daha iyi yetiştirmek (%7.7). bilmiyorum diyenlerin oranı % 24. 4 erkek çocuk (%29. Türkiye ortalaması kadın okuryazar nüfus oranı ise %71 civarındadır.65    lise  47. 4 kişinin altındaki ailelerin oranı %2. 3. Eğitim Doğu Anadolu’da okullaşma oranları da diğer bölgelerimize göre nisbeten düşüklükler arzetmektedir.3. 6 ve üzeri erkek çocuk sahibi olanların oranı %1’in altındadır.2).4).66  98.9).

903  7.6’dır. ticaret sektörü %3.575  7.167 kişi.573  1.239  676  3.338  86.047  16.529  608   K. 1995).151  5.759  4.291  Kaynak: Sağlık Bakanlığı 2.  TOPLAMI     TÜRKİYE    18.51  1.875 1.1 ile ülke içesinde en alt sıradadır (DPT.211  375  2.399  1.908  19.145   KARADENİZ    7. Kadınların %50 si evde sağlık personeli olmaksızın doğum yaparlarken.604  1.634  15.642  41.681  1.985  7.861  16.885  44.458  1. Bölgede hem gizli.673  14.141  2.204  2.DOĞU  ANADOLU     İÇ  ANADOLU    8. serbest işçilik yapan ailelerin bu iş kollarında Türkiye genelinde zaten yeterince açılım sağlanmayan sosyal güvencelerden mahrumdurlar.194  7.473  2. çiftçilik.943  3.6. 1996).499  3. 94).937  3.505  9.063  1.087  978  6.62  342  3.821  19. Ancak. İstihdam içerisinde sanayi sektörü %3.808  4  14. hastanede doğum yapan kadınların oranı %25’lerde kalmaktadır (Aydoğan. Bu oran Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da %64’e çıkmaktadır (Bilgili ve Aydoğan.532  7.078  4. Bağ-Kur.329  1.626  1.4.342  1. Tablo:3.394 774  3.118  7.477  Ebe  başına  nüfus   AKDENİZ     DOĞU  ANADOLU     EGE     G.284  2. Tarımsal verimlilik düşüktür.681  1. hem açık bir işsizlik söz konusudur.98  5.769  İtibariyle Sağlık BÖLGELER    Sağlık  Eczacı  Sağlık  Hemşire  Ebe  memuru  Hemşire  başına  memuru  başına  sayısı  başına  Sayısı  nüfus  nüfus  sayısı  nüfus  3.Y. Türkiye ortalaması 5200 kişidir.45  1. 1998. Emekli Sandığı ve bağımsız sigortalar kanalıyla bir sosyal güvenlik kurumu çatısı altına giren aile sayısı son derece azdır.143  788  12.022 4.993  581  1.405  1.836 4.25  2.148  828  1.74  9. 1996. tarım sektöründeki bu istihdam yoğunluğuna rağmen kırsal nüfus başına tarımsal üretim değeri ülke ortalamasının altındadır. 219   akademia .108  1.651  789  856  1.875  5.035  1.174  1. Türk Aile yapısı araştırmasına göre ülke genelinde kırsal kesimde ailelerin %46’sı herhangi bir sosyal güvenlik çatısı altında değildir. İktisadi Hayat Her iki bölgede de istihdam yoğunlukla tarım sektöründedir (toplam istihdamın %72’si).Ö.088  8.657  2.317  909  6.417  4. hayvancılık.696  2. Bir kişinin yapacağı üretimi iki kişinin yapmasıyla bir üretim artışı yaşanmıyorsa gizil işsizlik söz konusu olur.849  2. Yine DPT verilerine göre diş hekimi başına düşen nüfus miktarı Doğu Anadolu’da 19.9. Daha sonra inceleyeceğimiz göç olgusunun temelinde de önemli ölçüde işsizlik yatmaktadır.58  2. Türkiye ortalaması 920’dir (Melen.246  6.259  1.465  69.353  10.005  13. Bölgedeki en büyük sorunlardan birisi işsizliktir.227  17.516 2.626  996  1. İnsanların tarımda çalışıyor gözükmeleri gizli işsizliği artırmaktadır.162  2.386  2.547  7. 1998). Bölgeler Göstergeleri (2000) Hekim  Hekim  başına  sayısı  nüfus  Diş  Diş  hekimi  Eczacı  hekimi  başına  Sayısı  sayısı  nüfus  1. Çoğunlukla.463  7.538  10.248  1.768  22.396  2.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Doğu Anadolu’da ise 1800 kişidir (DPT.362  3.777  4. Ancak “yeşil kart” ile sağlık güvence sisteminin en yaygın olduğu bölgelerimiz de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki illerdir.371   MARMARA    28. 265).516  23. mali sektör %0.311 1. Güneydoğu Anadolu’da 21 bin kişidir. Bu bölgelerimizde SSK.236  6.72  1. Ücretli çalışan kadınların toplam istihdam   içerisindeki yeri %2.

563.286 10.211.353.650 MARMARA 29.000 MUHTELİF İLLER(2) 83.029 3.532 5.883 118.210 2.096 17.000 7.782 197.673 39.605.334 8.742.730 3.694 13.443.625.154.283.301.741.162 18.292.688 602.738.939 57.596 1.922.024.531 5.111 35.747 18.968 3.229.494.790.481 143.767.455.562.676.146.483.743.044 51.678.543 2.732.367 89.132.534 23.153.406.487.055 5.901 211.810 10.554 12. HARİÇ) TÜRKİYE (MUH.080 41.911 5.210 116.073 12.502.020 3.097 17.852 3.346 23.814 1.409 6.445 9.554 8.373 19.953 5.478.501.987 109.337 10.224 794.041.770 87.723.653 1.001.049 431.789.989 217.680 8.526 2.321 19.423.931. TOPLAMI TÜRKİYE 17.513.234.071 43. Bölgeler İtibariyle Kamu Yatırım Harcamaları (Cari fiyatlarla milyon TL)* 1997 47.000 Kaynak: DPT Verileri Mahalli  idarelerin  yatırımları  ve  fonlar  dahil  edilmemiştir.842.886.391 3.011 8.156.530 344.451 17.538 3.113 Kaynak:DİE Bölgeler itibariyle kamu yatırım harcamalarına baktığımız zaman ise Karadeniz Bölgesi genel olarak en düşük payı almakta.075.568 31.745.033 91.874.423 23.657 28.017 1994 5.511 2.137 172.535 10.839.482.631.792.139. Proje bazında illere dağıtılmayan birden  fazla  ili  kapsayan  yatırım  harcamaları  muhtelif  iller  başlığı  altında  verilmiştir.071.372 14.133 21.350.465.155.174 51.869 2.727.534.143 84.124 19.618 6.962.804.216 162.962.677.840 30.320.264.123.000 68.282 12.685.963.573.448.774.464 18.245 12. Tablo:5.284 18.244 10.598 6.577 8.570 15.068 545.Tablo:4.531.801 11.447.Y.873.416.TOPLAMI 1993 2.239 243.878 23.468.354.474 21.285.931 165.051 48.186 16.097 240.050.009 13.308 5.834 18.654 13.027 3.850.236 11.750.377.885.528 117.236 4.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ MARMARA K.675 22.201.352.189 306.347.259.076.957.704 13.160.428 18.508.682.154.078.536.771.914.850.400.950.408.256.516.822 269.706 32.283.052 113.054.214 76.936.522.934 42.764 14.930.174 119.395.594 8.251.952.567 254.310.963 4.578.802 15.631.403.992.718.674.161 301.351.197.630 10.726 19.365.660.852 336.968.966.057.287 3.000 107.996.969 81.161.231 642.601.115 13.989.846.569.000 69. 1998.480.940.314 40.676.169.269 20.645.826.436 22.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 13.854.000 115.616 96.027.) GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA 1987 Yılı Fiyatlarıyla Milyon TL  BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.529 45.128 898.309.563 226.218.906.589 13.686 96.744 19.098 17.835 8.916 19.798.653.750 83.505 319.015 101.309.417.930 1.685.634.041 10.332.757. 113).085 4.868.746 97.563 10.443.818 1.590.935 417.850.134 15.666.896.113.408.000 900.038 6.764.993 TÜRKİYE(MUH.301 3.569 108.024.989.746.575 3.721 13.887. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri Akdeniz Bölgesi’nin bile önünde yer almaktadır (Melen.391.Y.076 6.087.689.805 104.132.143 35.922 150.109 353.176.429 488. DAHİL) 31.146.169 14.435 3.645.227 3.010 311.136.779.414.119.161 112.172.183.882 15.052 13.286 5.609 3.117.985.500.954.322.774.272.518 555.911.757 16.695.342.292 121.096.992.068.641.551 60.408 3.000 2.827.409.889.867.633.709.176.264 11.398 10. Bölgeler İtibariyle GSYİH (Cari fiyatlarla milyon TL.167 168.779 169.455.007.023.000 4.406 5.255.496 K.119.219 3.687 3.504.224 6.567 13.845.398.276.884 1995 1996 7.635 53.941.679.499.374.469 20.427.203 166.184.927 1998 1999 2000 2001 BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.980 22.934.439.525 6.035 32.904.032.869.870 23.609 110.357.Ö.801.509 42.Ö.128.000 10.  (GAP’da  bu  kalemde  yeralmaktadır)  *   220   akademia                                                              .

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
Tablo 5.’te de görüleceği üzere aslında kamu yatırımlarından Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri nüfuslarına orantılandığı zaman diğer bölgelere nazaran daha da fazla istifade etmektedirler. Bu noktada devletin bir ayrımcılık yaptığı veya gayret sarf etmediği gibi bir iddia pek fazla ciddiye alınamaz. Banka mevduat hesapları istatistikleri itibariyle baktığımızda da Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleriyle diğer bölgeler arasında ciddi farklılıklar
1995 BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ MARMARA K.Ö.Y. TOPLAMI TÜRKİYE TOPLAM (MİLYAR TL.) 175.599 44.789 312.567 38.246 598.380 149.110 1.142.500 276.264 2.461.192 1996 TOPLAM (MİLYAR TL.) 368.528 91.153 667.359 78.327 1.399.711 294.084 2.822.508 546.419 5.721.670 1997 TOPLAM (MİLYAR TL.) 725.715 179.978 1.262.878 150.322 2.691.878 586.654 5.910.632 1.075.215 11.508.057

görülmektedir. Örneğin, Bankalar Birliği verilerine göre, 2006 itibariyle kişibaşına mevduat İstanbul’da 11.141 YTL, Ankara’da 11.117 YTL, İzmir’de 3970 YTL, Ağrı’da 270 YTL, Bitlis’te 270 YTL, Muş’ta 267 YTL’dir. Türkiye ortalaması ise 3924 YTL’dir. Bu orantısızlık, bölgede tasarruf eğilimin düşük olmasını göstermekten ziyade üretimin azlığını göstermesi bakımından önemlidir.
Tablo:6. Bölgeler Mevduatı (2000) 1998 TOPLAM (MİLYAR TL.) 1.371.733 339.895 2.356.131 299.107 5.127.317 1.069.458 11.228.555 1.960.169 21.792.195 1999 TOPLAM (MİLYAR TL.) 2.923.663 660.530 4.782.667 645.057 9.987.849 2.162.946 23.157.737 3.853.745 İtibariyle Toplam Banka

2000 TOPLAM (MİLYAR TL.) 4.136.198 819.282 6.331.139 762.759 15.637.138 2.698.533 33.263.576 4.782.930 KİŞİ BAŞINA (MİLYON TL.) 474,1 133,3 707,1 115,5 1.345,1 319,8 1.917,1 195,8

44.320.449 63.648.625 938 Kaynak: Bankalar Birliği verileri

Tablo:7. Bölgeler İtibariyle Toplam Banka Kredileri (2000) - Kaynak: Bankalar Birliği verileri 
1995 BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ MARMARA K.Ö.Y. TOPLAMI TÜRKİYE 1996 1997 TOPLAM (MİLYAR TL.) 478.190 76.670 875.486 126.284 2.294.559 279.448 573.417  495.066 7.847.769 1998 TOPLAM (MİLYAR TL.) 808.703 148.242 1.434.980 246.111 2.667.072 614.182 1.136.187  1.018.628 12.259.649 1999 TOPLAM (MİLYAR TL.) 1.306.482 231.970 1.851.258 335.005 4.889.963 1.152.379 1.628.523  1.766.770 18.850.410 2000 KİŞİ TOPLAM BAŞINA (MİLYAR (MİLYO TL.) N TL.) 2.069.247 237,2 456.423 2.994.114 536.331 6.359.658 2.163.145 2.779.152  3.297.548 74,2 334,4 81,2 547,1 256,3 585  135,0

TOPLAM TOPLAM (MİLYAR (MİLYAR TL.) TL.) 140.738 15.394 191.676 20.800 415.944 87.453 126.170  128.453 1.558.128 219.063 34.960 393.618 47.019 1.010.640 123.117 270.920  224.962 3.429.777

akademia

29.875.467 440,3

221

 

 

Sanayi bölgeleri sıralamasında Doğu Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ve Karadeniz Bölgesi en altta yer almaktadır. İçme suyu sorununun en fazla olduğu bölgeler de yine bu iki bölgemizdir. Yeterli içme suyuna sahip yerleşim yeri oranı Güneydoğu’da %63.1, Doğu Anadolu’da %71’dir. Bu oranlar Marmara Bölgesinde %86, Ege’de %77’dir (Melen, 1998, 129). Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun gelişmişlik bakımından en iyi olduğu alanlardan birisi telefon, diğeri ise elektrifikasyondur. Doğu Anadolu’da Köylerin %99.4’ü, Güneydoğu’da ise %97.3’ü telefonludur (1993 verileri). Keza, Doğu Anadolu’da köylerin %99.8’i, Güneydoğu’da ise %99.9’u elektrifikasyona sahiptir (1993 yılı verileri) (DPT, 1995).

ancak menşeini bilmediklerini belirtmişlerdir. Soruya % 4.0 oranında cevap verilmezken, deneklerin %1.1’i İran menşeli, %10.5’i ise Türk menşeli olduğuna inandıklarını vurgulamışlardır. Ana dil ve etnik köken konusunda alınan cevaplar bölgede yaratılmak istenen “Kürt Kimliği” konusuna enteresan bir boyut getirmektedir. Etnik kimliğin belirlenmesinde ana dil, grubun kendini ne şekilde hissettiği hususu, yaşanılan coğrafya hatta din ve buna bağlı mezhep ve tarikatlar da zaman zaman bir ölçü olarak ele alınmaktadır*.                                                             
Devlet İstatistik Enstitüsü, ilki 1927 yılında olmak üzere ve 1935 yılından itibaren her beş yılda bir yapılan nüfus sayımlarında 1985 yılına kadar "ana dil" ve "ikinci dil" bilgilerini derlemiştir. 1990 yılı nüfus sayımından itibaren sorulmayan "ana dil" sorusuyla ilgili açıklanan en son veriler 1965 yılına aittir. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü'nden Toros ve arkadaşları 1992 yılında konunun "hassasiyet" kazanması üzerine bir çalışma yapmışlardır. Çalışmada, 1935 ve 1965 yıllarına ait verileri kullanarak, çalışmanın yapıldığı yıl olan 1992 yılına bir projeksiyon gerçekleştirilmiştir. Bu makalede de, konuyla ilgili tek yazılı eser olan anılan kaynağa dayalı olarak 2000 ve 2025 yılı projeksiyonları yapılmıştır. "Ana dili Türkçe olan nüfusun toplam nüfus içindeki payı, 1935 yılında %89.1, 1965 yılında %90.1 ve 1992 yılında %91.9'dur. Görüldüğü gibi, 1935-1992 döneminde ana dili Türkçe olan nüfus yaklaşık %3 artmıştır. Bu artış, ana dili Türkçe olan nüfusun artış hızının (%2.37), özellikle kendisinden sonra en çok konuşulan ana dil olan Kürtçeyi konuşan nüfusun artış hızından (% 1.57) oldukça yüksek olmasının bir sonucu olarak görülebilir. Artışlardaki bu fark o zamanın mortalité (ölümlülük) farklılıklarının bir sonucu olabilir." Arapçayı ana dil olarak konuşanların oranındaki yüksek artışın nedeni ise, bu dilin en yoğun konuşulduğu il olan Hatay'ın 1939 yılında anavatana katılmasıdır. "Bunların dışındaki dilleri konuşan nüfusun sayısal ve oran- % sal azalışı, bu grupların ana dilleri yerine Türkçeyi ana dil olarak belirtmiş olmaları ile açıklanabilir. Özellikle diğer Kafkas dilleri grubunda yer alan Abazaca, Çerkezce, Gürcüce, Lazca, Doğu Avrupa dilleri grubunda yer alan Arnavutça, Boşnakça, Pomakça ve Acemce gibi dilleri konuşan vatandaşlarımızın, yurtdışına önemli bir göç vermedikleri düşünülürse, Türkçeyi ana dil olarak benimsemiş oldukları söylenebilir.." Aynı çalışmanın dikkati çeken bir başka bulgusu ise, ana dili Kürtçe olan vatandaşlarımızın 1935-1965 dönemindeki artış hızının Doğu ve Güneydoğu Anadolu dışındaki
*

2.5. Kültürel Yapı
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun ‘Göç Araştırması’nda Bölge’de yaşayan deneklerden, ‘Anadiliniz nedir?’ sorusuna Kırmançi diyenlerin oranı %64.4, Zazaca diyenlerin oranı %18.4, Türkçe oranı %7.8, Arapça %5.7, Dersimce %3.3’tür (Avşar, Çay, Aksoy, 1999). Evde en çok konuşulan dil hususunda ise %52.9 Kırmançi, %33.2 Türkçe, %10.3 Zazaca, %2.3 Arapça olmak üzere bir sıralama görülmektedir. Deneklerin %48.6’sı ailelerinde hiç Türkçe bilmeyen bulunmadığını vurgularken, ailedeki Türkçe bilmeyenlerin büyük çoğunluğunu kadınlar ve yaşlılar oluşturmaktadır. Etnik köken olarak kendilerini Kürt olarak niteleyenlerin oranı %40.4, kendilerine Kırmançi diyenler %22.5, Zaza diyenler %7.8, Arap diyenler %3 oranındadır. Kendisini Türk olarak hissedenlerin oranı %19 olup, Azeri olarak nitelendirilenlerle (%0.6) oran %20’ye yakınlaşmaktadır. ‘Kürt kimdir?’ sorusuna deneklerin %44.6’sı bir millettir şeklinde cevap verirken, %39.8’i bir boy adı olduğunu  

222

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
Bu anket çalışmasının ortaya koyduğu en önemli husus, ana dilinin Arapça, Zazaca,                                                                                   
bölgede daha yüksek olduğudur. Bu durum mortalité farklılıklarıyla ilgili olarak söylenenleri haklı çıkardığı gibi, iç göçle ilgili olarak da ipuçları vermektedir. Anılan çalışma etnik grupların nüfusunun tespit edilmesinden çok, etnik grupların konuştuğu dillen ana dil olarak konuşan nüfusu yansıtmaktadır. Yeri gelmişken belirtilmesi gereken önemli bir gerçek ise ana dilinin benlik algısının önemli bir unsuru olduğu gerçeğidir. Etnik grupların evlilik gibi nedenlerle flulaştığı durumları da göz önüne alan çalışma ikinci dil olarak Kürtçeyi belirtenleri de hesaplara dahil etmiştir. "Kürt kökenli nüfusun doğurganlık düzeyinin oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Bu yörelerde mortalitenin de yüksek olduğu bilinmekle birlikte, yıllık nüfus artış hızı olarak % 1.57 sayısı gerçekçi görünmemektedir. Bu nedenle, 1965 yılında Kürt kökenli nüfusun en yoğun bulunduğu Siirt ilinin 19351965 dönemindeki yıllık artış hızı (%1.91) kullanılırsa 1992 yılı için ikinci dili Kürtçe olan nüfus da dahil, toplam olarak yaklaşık altı buçuk milyon Kürt nüfusa erişilmektedir. Olası en üst sınırı bulmak için yıllık %3.33'lük bir artış-varsayılabilir. Bu durumda, gerek ana dil gerekse ikinci dil olarak Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın toplamı 7.224.402 olmaktadır.." Bu rakama 1992 yılı için hesaplanan "Kirmanca, Kırdaşça, diğer, bilinmeyen" kategorisindeki 1965 nüfus sayımının 11. dil grubu da eklenerek maksimum 7.275.571 sayısına ulaştırılmıştır. Daha sonra artış hızının hiç düşmeden devam ettiğini varsayarak -ki artış hızının düşmeden 2000 yılına kadar gelebilmesi ve böylece 2025 yılına kadar devam edebilmesi her türlü demografik dönüşüm teorisine aykırı ve imkansızdır - 2000 ve 2025 yıllarına projeksiyonlar gerçekleştirilmiştir. 2000 yılında bu sayı en az 7.756.376 en çok 9.531.140 olarak hesaplanmıştır. Bu sayılar oransal olarak %11.8 ile % 14.5 değer aralığına, Türk kökenli vatandaşlarımızda ise oransal olarak %83.6 ile %86.5 değer aralığına karşı gelmektedir. 2025 yılı için Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın sayısı en az 12.182.322, en çok 19.388.766 olarak hesaplanmıştır. Bu sayılar oransal olarak %14.2 ile %22.6 aralığına karşı gelmektedir, Türk kökenli vatandaşlarımız ise oransal olarak %75.1 ile %83-3 aralığında bir değere sahip olacaktır. Kürtçe konuşan nüfusla ilgili olarak verilen rakamlar ve yapılan projeksiyonlar nüfus sayımlarında aynı ana dili grubuna alındığı için Zazaca konuşan nüfusu da kapsamaktadır. Bu konuda bkz: Avşar, Zakir; F.Solak, S.Tosun: Türkler, Türklerin Demografisi(1950-2025), C.1, Yeni Türkiye Yayını, Ankara, 2002. sf. 208-209. ve Toros, Aykut vd.; Türkiye’nin Etnik Yapısının Anadil Sorularına Göre Analizi, Nüfusbilim Dergisi, C:14, Ankara, 1992.

Kırmançı ve Dersimce olduğunu ifade eden önemli bir kesimin köken olarak kendilerini Türk kabul etmelerini ortaya çıkarmasıdır. Diğer yandan Kırmançı bölgede konuşulan bir diyalekt olmasına rağmen %22.5’lik bir kesim “Kırmançı” teriminin kendi kökenlerini de ifade ettiğini kabul etmiş görünmektedir. Anadil ve etnik köken konusunda kendisini Kürt ve Kırmançı olarak kabul eden kesimde göç sebebiyle ilgili olarak devlet aleyhtarı (devlet baskısı, korucu baskısı) bir tutum benimsenmiştir. Ancak Zazalarda bu oran kendini Kürt kabul etmeyen (Türk, Arap, Azeri) unsurlara göre yüksek olmasına rağmen, kendisini Kürt kabul edenlere ve Kırmançılara göre oldukça düşüktür. Kendisini Kürt kabul edenlerde göç sebebi olarak örgüt baskısını dile getirme oranı çok düşükken Kırmançı ve Zazalarda bu oran Türklere yakındır. Kırmançılar temel göç sebebi olarak örgüt ve devlete aynı oranlarda yer vermişlerdir.(Avşar, Çay, Aksoy, 1999). Türk toplumunda genel olarak düşük olan gazete okuma alışkanlığının bölgede yapılan araştırmalardan Türkiye ortalamasının da altında olduğunu görmekteyiz. Türkiye ortalamasında gazete okuduklarını söyleyenlerin oranı %23 iken bu oran bölge insanında %17’ye inmektedir. Yine Türkiye ortalamasında hiç gazete okumayanların oranı %33 iken, bölgede yapılan araştırmada %23 olarak çıkmaktadır. Aileler okuyacakları gazeteyi ‘bol haber vermesine göre (%43), fiyatına göre (%22), siyasal görüşüne göre(%21) seçtiklerini belirtmektedirler. Genellikle sözlü kültür ve iletişimim hakim olduğu bölgede ekonomik tarafı da hesaba katılınca gazete okuma oranının düşük olacağı da zaten ortaya çıkmaktadır (Bilgili ve Aydoğan, 1996). Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da televizyon izleme alışkanlığı oranları ülke genelindeki televizyon izleme alışkanlığı oranları ile örtüşmektedir. Türk Aile Yapısı Araştırmasına göre (DPT), ülke genelinde televizyon izlemeyen ailelerin oranı %10 civarında iken, bu oran Bilgili ve

akademia

223

 

 

Aydoğan’ın Van araştırmasında %6’dır. Televizyonda en çok hani programların izlendiği sorusuna hane halkı reisleri öncelikle haberleri (%17), sonra sinemayı(%16), dini programları(%15), spor programlarını(%14), halk müziği programlarını(%10) izlediklerini belirtmişlerdir. Aynı araştırmada hangi tür kitaplar okuyorsunuz sorusuna verilen cevapta da ailelerin %39’u dini ahlaki kitaplar okuduklarını, %13’ü de siyasal içerikli kitaplar okuduklarını söylemişlerdir (Bilgili ve Aydoğan, 1996). Gerek televizyonda dini programların yüksek izlenme oranı, gerekse kitap tercihinde dini ahlaki kitaplar bölge insanlarının dine bakışını, ilgisini ortaya koymaktadır. Yine haberlerin izlenme yüksekliği, siyasal içerikli kitap tercihleri de siyasal bilinç arayışlarının göstergesidir.

düzeninin yarattığı çağın gerisindeki sosyal yapı da neden olmaktadır. Ancak, terör olayının ulaştığı boyut göz önüne alındığında artık bu kalkışmanın salt bölgelerarası dengesizliği veya ağalık ve aşiret düzenini hedeflemediği de belli olmaktadır. Ayrı bir devlet arzuları, bölgelerarası dengesizliği ortadan kaldırmak amacını taşıyan girişim ve yatırımların engellenmesi, okul yakılması, öğretmenlere yönelik suikastlar, mayınlar, sabotajlar, onbinleri bulan mağdur insanlar artık terörün kaynağında belki de haklılaştırıcı nedenler olarak kimi çevrelerce ortaya konulan bu tezleri de geçersiz kılmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ağalık ve aşiret düzeni varlığını korumaktadır. Aşiret bağı, çoğu zaman aileleri de aşarak toplumsal gruplaşmayı sağlayan bir bağ olmaktadır. Bu bağ kırsal kesimde daha güçlü iken şehirlerde daha gevşek bir yapı sergilemektedir. Siyasal, toplumsal, ekonomik sorunlar ortaya çıktığında ailelerden ziyade aşiretin ortak kararı doğrultusunda hareket edilmektedir. Elinde çok miktarda toprak bulunduran kimse ağa olarak tanımlanmaktadır. Ağa, elinde bulundurduğu geniş toprakları kendisi işleyebileceği gibi yarıcı/ortakçı şeklinde köylülerine vererek işletmektedir. Ağa, köylüyü çalıştırmasının karşılığını her zaman vermeyebilmektedir. Kaçakçılık ve uyuşturucu bölge insanının geçim kaynakları arasında hala yerini korumaktadır. Özellikle terör örgütü PKK’nın dünya uyuşturucu pazarlarında söz sahibi olmasıyla birlikte ‘uyuşturucu kaçakçılığı’ ile ilgili suç oranlarında artmalar olmuştur. Hem bölgeler arası dengesizliğin getirdiği sorunlardan kaynaklanan nedenlerden, hem terörden dolayı bölge kırsalından kent merkezlerine veya bölge dışı illere doğru göç yaşanmaktadır. 1965 yılında Bölge içi kent nüfusu %26 iken 1985 yılına gelindiğinde %42.3’e yükselmişti. Batı ülkeleri Körfez Savaşı sonrası Kuzey Irak’ta ‘de-facto’ ortaya çıkan yapılanmayı bir Kürt devleti olarak

3. Tespitler
Bütün buraya kadar ele aldığımız konulardan hareketle sorunun adı, mahiyeti, sonuçları arasında veya ağırlaştıran nedenler arasında görebileceğimiz terör, göç olayları, ağalık ve aşiret yapısı üzerinde duracağız. İlk bölümde de tartışma konusu yapıldığı üzere sorunun adı kesinlikle etnikliğe dayalı bir kavramla izah edilemez. Keza, sorun salt dış güçlerin kışkırtmalarına veya ‘terör’e yaslandırılarak da izah edilemez. Bizce, sorun, sayılan saiklardan kaynaklanan bölgelerarası dengesizliğin suiistimali ile büyümüş, işsizlik, çeşitli farklılıkların kaşınması, dış tahrikler ve desteklerle bir başka boyut kazanmış, terör ile birlikte umulan ve sanılanın aksine çözüm yolları önemli ölçüde zarar görmüştür. Ancak, sorun çözümsüz değildir. Hatta, sorunun çözümünün teröre endekslenmesi de yanlıştır. Bu nedenle de sorunun adını Bölgelerarası dengesizlikle büyüyen Doğu Sorunu olarak belirtmemiz daha yararlı olacaktır. 1983 yılından günümüze zaman zaman şiddetini artıran, zaman zaman şiddetini yitiren terör olaylarına ise bölgelerarası dengesizlikler kadar var olan aşiret ve ağalık  

224

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
görmektedirler ve bu yapılanmayı fazla dikkat çekmediği ve iddiasız olduğu için ‘Erbil Cumhuriyeti’ olarak da adlandırmaktadırlar (Cornell, 1998, 143).Yine Batı ülkelerinin bu oluşum çerçevesinde Kürtleri koruyup, ileriki yıllarda Türkiye’yi de razı olmaya zorlayacağı ortamı oluşturma gayretinde olduğu da gerçektir. Batı ülkeleri Türkiye’ye karşı bu dayatmayı her şeyden önce Kuzey Irak’taki Kürtlerin birlikteliğini sağlayamamış olmasından dolayı, sonrasında ise İran ve Suriye’nin de Türkiye ile birlikte bu oluşuma karşı olmasından ötürü geri bırakmaktadır. Erık Cornell, Kürtlerin durumunun Batı ülkelerinde yanlış algılandığını oysa ‘Kürtlerin durumunun Balkan ülkelerinden çok Arapların durumunu hatırlattığını, bu gün Türkiye’ye entegre olan Kürtlerin dışında Kürtlerin genellikle Araplarda olduğu gibi boylar ve aşiretlerden oluştuğunu, aralarındaki çatışmaların birbirlerini yok edici boyutlarda olduğunu, bu nedenle Kürtlerin her şeyden önce kendi kültürlerine saygı ve yaşadıkları ülkelerdeki diğer halklar ile eşit haklara sahip olma mücadelesi vermeleri gerektiğini’ söylemektedir( Cornell, 1998, 146). Körfez savaşı öncesi Türkiye’nin Bağdat ile anlaşarak sınır ötesinde sınırlı da olsa operasyonlar yapma imkânı vardı. Günümüzde Bölge üzerindeki kontrolün müttefik devletler (ABD ve onun güdümündeki Kuzey Irak Yönetimi) tarafına geçmesi merkezi otoritenin dışında kalan bölgede ne yazık ki PKK’nın varlığını daha etkin hale getirmiştir. Bölge üzerinde kontrol yerel güçler tarafından sağlanıyor gibi gözükse de ve Türkiye bu güçlere zaman zaman PKK’ya karşı tavır almaları şartıyla destek sağlasa da (önce Talabani ve Barzani’ye, bir ara bunlarla birlikte (55. Erbakan hükümeti döneminde) bir başka yerel lider olan Şeyh Osman’a destek verilmişti) bu güçlerin hiçbiri PKK’ya karşı nihai bir darbe vurma niyetinde olmamıştır. Bir kere Irak’lı Kürtler geçimlerini sağlamak ve dış dünya ile bağlantılarını sağlamak için Türkiye’ye bağımlıdırlar ama PKK ile de   bağları vardır. Bu liderlerin PKK’yı Türkiye ile ilişkilerinde bir koz olarak kullanmaları da işin ayrı bir boyutudur. Sonuç ve Öneriler Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizle ilgili olarak günümüzde 4 olgudan problem olarak söz etmek mümkündür; bölgesel geri kalmışlık, işsizlik, göç ve terör. Bölgeler arası dengesizlik noktasında, bütün dünyada olduğu gibi ülkelerin ekonomiye konu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmaklığından kaynaklanan ancak, diğer bölgeler kalkındıkça aradaki makas açılan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri için geliştirilen GAP ve DAP projelerinin tam olarak hayatiyet bulmalarıyla birlikte başta işsizlik olmak üzere bir çok sorun kendiliğinden ortadan kalkacak, hatta, ileriki yıllarda bölge tüm ülkeden işgücü talep edecek bir cazibeye kavuşacaktır. Göç olgusu medeniyet ile birlikte problem olarak ortaya çıkmıştır. Merkezi iktidarlar denetimi sağlayabilmek için yerleşik düzeni her zaman tercih etmişler, göçe ve göçerlere problem olarak bakmışlardır. Medenileşme kelime anlamı olarak şehirleşme anlamına gelmektedir. Uygarlığın gelişimi kentlerin gelişmesiyle özdeş olmuştur. Sanayileşmenin en önemli özelliklerinden biri şehirleşme ve kırsal kesimden şehirlere göçtür. Gerek Osmanlı’da gerek Türkiye Cumhuriyeti’nde göç olgusu problem olarak ele alınmıştır. Özellikle planlı döneme geçildiğinde Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda; hem göçün hem göçün neden olduğu problemlerin çözümünde, azgelişmiş bölgelerde yeni iş imkanları yaratmak için sanayi yatırımlarının bu bölgelere teşviki ile ilgili politikalar benimsenmiş ancak alınan önlemlerle bu amaca erişmek mümkün olmamıştır. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda; birinci plan hedefleri korunmuş ancak kentleşmeden ekonomiye ivme veren

225

 

akademia

Van) ve bu bölge ile homojenlik gösteren Gümüşhane ve Bayburt illerini kapsamaktadır. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda artmakta olan bölgeler arası dengesizliği gidermek amacıyla. büyük kent merkezlerine göçü ve yığılmaları önleyecek. Terör boyutu göç olgusunu nicelik ve nitelik olarak artırmıştır.bir güç olarak yararlanmak istenmiştir. büyük kentlere yönelimin azaltılması. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 14 ili (Ağrı. Iğdır. Bitlis. göçün metropoller yerine gelişme potansiyeli yüksek. bölgesel dengesizliklerin çözülebilmesi amacıyla göç veren bölgelerde kamu yatırımlarının hizmet ve donatımlarının artırılması yoluyla yeni iş olanaklarının sağlanması gibi tedbirler öngörülmüştür. Tunceli. Ardahan. yerel radyo ve televizyonların halkın eğitimine yönelik program üretmelerinin özendirilmesi. Elazığ. Kadın nüfusun bilgi ve becerilerinin artırılması gibi hususlar ve özellikle GAP Projesi’nin 2010 yılına kadar bitirilmesi hedeflenmiştir. plan olgusunun mekansal boyutunu öne çıkaran bölgenin gelişme potansiyellerinden daha fazla yararlanılmasına ağırlık veren. Terör ve göç birbirlerini etkilemekte ve zaman zaman içiçe geçmektedirler. bu amaçla. Bölgede zaten var olan göç olgusuna 1984’ten itibaren bir terör boyutunun eklenmesiyle var olan göç ve göçün doğurduğu problemler artmıştır. Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda daha önce planlarda zikredilen ve başlatılan GAP. kırsal alan yerleşim gruplarına bir üst kademede hizmet sunacak köy grup merkezleri ve   merkez köylerin destekleneceği ilkesi benimsenmiştir. Erzurum. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri öncelikli olmak üzere kırsal alan yerleşim düzeninin planlanmasında. bölgenin öncelikli sektörleri olan tarım ve hayvancılık başta olmak üzere tüm ekonomik ve sosyal sektörleri içine alan. ancak 226   akademia . merkezlerin gelişmesini kontrollü bir düzene kavuşturmak diğer taraftan da geri kalmış bölgelerde gelişmeyi başlatacak önlem ve politikalara yer verilmiştir. fiziki ve teknik altyapı yatırımları ile donatımlarının sağlanacağı belirtilirken. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise. Malatya. Bu plan. orta büyüklükteki kentlerin gelişmelerinin desteklenmesi hedeflenmektedir. Hakkari. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri başta olmak üzere ülkenin göreli olarak geri kalmış yöreleri için kaynakları ve gelişme potansiyelleri göz önünde bulundurularak bölgesel gelişme projeleri hazırlanacağı. Erzincan. Muş. bu kapsamda istihdam sorununun çözümünde başta gelen konut ve hayvancılık sektörleri ile ilgili hızla gerçekleştirilebilir nitelikte projeler hazırlanarak uygulamaya konulacağı ifade edilmiştir. bir taraftan düzensiz kentleşmeyi önleyerek. Sekizinci Beş yıllık Kalkınma Planı’nda ise. yerleşmelerin çok ve dağınık olduğu yörelerde yapılacak kamu yatırımlarında seçilecek bölgesel gelişme merkezlerine öncelik verileceği. Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda. bölgede gelir ve istihdam yönünden çarpan etkisi yaratacak fonksiyonel bölge merkezlerine yönlendirileceği. özel kesimin bölgede gelişimini öngören ve özel sektör için uygun yatırım ortamı oluşmasını amaçlayan Doğu Anadolu Projesi (DAP) Ana planı hazırlanacağı belirtilmiştir.Bu Plan’da. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere. Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda bölgeler arası ve bölgeler içi göçleri yönlendirerek kontrol etmek üzere. yeni iş yerleri yaratmak amacıyla organize sanayi bölgelerinin kurulması öngörülmüştür. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden terör nedeniyle göç eden yurttaşlarımızdan geri dönmek isteyenler için ekonomik ve sosyal alt yapının sağlanması çalışmalarının sürdürüleceği belirtilmiştir. keza bu bölgeler için Onarım Projesi hazırlanacağı. bu merkezlerin çevrelerindeki daha alt kademe yerleşme merkezlerine de hizmet verecek şekilde sosyal. bu merkezlerdeki altyapı yatırımlarına öncelik verileceği belirtilirken. Doğu Anadolu Bölgesi’ne yönelik olarak ise. DAP gibi projelerin ve planların uygulanmasına devam edileceği belirtilmekte. Bingöl. Kars. hinterlandı ile ticari ve sosyal bağları güçlü.

8. kendi ürettiğini ülke bütününe ve yurt dışına satar hale getirilmelidir. Elazığ. 4. Şimdiye kadar bu yöndeki teşviklerin suistimal edildiği hatta PKK terör örgütüne bu kaynaklardan para aktığı unutulmamalıdır. 9. Hükümet Dönemi’nde açıklanan DAP hayata geçirilmelidir. Bu plan çerçevesinde yer alan Kars. Bingöl. Genelde bu konuların ayrımı iyi yapılmadan öneriler sunulmuş ve bu önerilerde temel ayrım iyi yapılamadığından boşlukta kalmışlardır. Altyapı çalışmalarında doğa şartları dikkate alınmalı. diğerlerinin de farklı amaçlara yönelik de olsa kullanımının sağlanarak devletin bölgedeki yatırımlarına sahip çıktığı gösterilmelidir. göç konusunda bir politika oluşturulması gerekir. Bölge ekonomisi Batı Anadolu’dan ithalat üzerine kurulu olmaktan. akaryakıt ve elektrik enerjisi daha ucuza sağlanmalı ve istihdama yönelik vergi muafiyetleri getirilmelidir. hayvancılığa dayalı mamulleri gibi) kurulmaları teşvik edilmelidir. a. 3. hangi ölçüde engelleneceğine karar verilerek. Bitlis. GAP çerçevesinde istihdamı artırmaya yönelik altyapı yatırımları bir an önce tamamlanmalıdır. Van. Gümüşhane ve Başburt vb. gelir dağılımının gerekli önlemler 10. Muş. göç politikasına yönelik uygulamalar bu politika etrafında şekillendirilmelidir. Ağrı. Tunceli. Yine bu çerçevede anılan kuşaklarda yer alan yörelerde ara eleman yetiştirmek üzere orta dereceli ve yüksekokullar kurulabilir. yöreler hayvancılık için çok elverişli sahalara sahiptir. 7. Bu çerçevede KOBİ türü üretim örgütlenmelerinin artması teşvik edilmelidir. Bölgede cazibe merkezi haline gelebilecek şehir merkezlerinin altyapı yatırımları tamamlanmalıdır. Bölgede yarım kalmış yatırımlardan. Yıllık programlarda yer alan yatırımlara ait ödenekler bölgeye   zamanında ulaştırılmalıdır. Yöredeki bankalarda bu işlemler için gerekli uzman servisler kurulmalıdır. Göçü önlemek için getirilen öneriler genelde ekonomik boyutlu. Devletçe göçle ilgili temel tercihlerin belirlenmesi. Tarım ve hayvancılık sektörlerinin bölgede güçlendirilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalı ve sektörlerin gelişmesine dönük temel teşvikler getirilmelidir. taşıma maliyetlerine duyarlı mal üreten işletmelerin (hafif yapı elemanları.Erciyes İletişim 2009 Ocak   ortada iki ayrı problem söz konusudur. Sınır ticaretinin geliştirilmesi ile ilgili gerekli tedbirler alınmalıdır. Bölgedeki düzeltilmesi için alınmalıdır. Nakit veya fon kaynaklı krediye dayanan teşvik sistemi amaca uygun kullanımı sağlayacak bir yapıya kavuşturulmalıdır. 5. 57. Iowa Üniversitesi’nin Mısır kuşağı ile yöre kalkınmasında etkin rol oynadığı bilinmektedir. Bir zamanlar Nebraska Üniversitesi’nin Sığırcılık Kuşağı ile. verimli olanların tespit edilerek bir an önce tamamlanması. göç tersine de çevrilebilir. İthalat ve ihracatın yapılabilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır. İthalat ve ihracat potansiyeli olan merkezlerde gümrükler kurulmalıdır. Başlıca gelir hayvanlarının yetiştirilmesinde bu kuşak modern teknik ve bakımla adı geçen illerin kalkınmasında önemli rol oynayabilir. onarım gibi nedenlerle kaynak ve zaman israfı ortadan kaldırılmalıdır. her yıl yeniden yapım. 11. 2.Ekonomik Gelişmeye Yönelik Öneriler 1. 6. Erzurum. Özellikle Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri pazarına yönelik. Hakkari. Ardahan. Bölgede yapılacak yatırımlara. Iğdır. Erzincan. Van. terörle mücadeleye ilişkin öneriler ise psikolojik özellikler taşımaktadır. 227   akademia . Göçün hangi ölçüde desteklenip. Sürekli göç veren bu illerden göç durdurulabileceği gibi.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti düşünce veya tartışmalarla bölünecek kadar zayıf bir devlet değildir. Öte   yandan Irak’ın Kuzeyi’nde ABD işgali ile birlikte oluşan fiili durum. geliştirme. Bir daha uygulanmasında da yarar olmayacaktır. 6. ticari ilişkilerini. Güvenlik ve istihbarat kuruluşlarımızın günün şart ve ihtiyaçlarına göre yeniden organize edilerek güçlendirilmesi ve 228   akademia . Devletin güvenlik ve istihbarat kuruluşlarının çağdaş terörizmle. b. mühimmat veya diğer lojistik ihtiyaçlarını sokması. Vatandaş hiçbir konuda askerle muhatap olmamalıdır. Orta Doğu’nun zengin petrol damarlarının yayılma kuşağı içerisinde bulunan Batman. 5. maddi gerçekliklerin ötesinde olumsuz değerlendirmelere sebep olmaktadır. keza içerden de dışarıya benzer şekilde faaliyetlerde bulunması ve özellikle vurkaç taktiğine dayalı eylemleri minimize olacaktır. kümes hayvancılığı. dış ülkelerdeki şiddet hareketleri ve mücadele metodları hakkında sağlam bilgilere sahip. Bölücülükle ilgili olarak en küçük bir taviz verilmemesi doğru ve yerinde bir politikadır. Murgul yöresi. Sınır güvenliği haricinde güvenlikle ilgili olanlar da dahil bütün idari yetkiler sivil idarenin elinde toplanmalıdır. 3.Terörle Mücadele ile İlgili Öneriler 1. Olağanüstü hal uygulaması fiili olarak vatandaşın çok küçük bir kesimini ilgilendirirken. el sanatları. Devletin Kuzey Irak politikası Güneydoğu’daki terör politikasıyla uyumlu olmalıdır. 2. Ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan insanların bölgeye bakışını. sürekli hava harekatları yapılsa da sonuç alınması mümkün olmamaktadır. TSK’nın terörle mücadele kapsamında faaliyeti böylelikle ülke sınırlarının güvenliğini sağlamak ve içeriye terörist örgütün insan. 7. aksine iyi niyetli çabaların teşvik edilmesi gereklidir. Gerek Güneydoğu’da gerek ülkenin diğer kesimlerinde insanların psikolojik olarak devletin bölgede güvenliği tam olarak sağlandığına inandırılması gerekmektedir. Bölgede olan sorunlar açıkça dile getirilmediği ölçüde gerçeklerin saptırılmasına ve devletin yıpratılmasına devam edilebilecektir. silah. uzman elemanlar ve modern teknolojik imkânlar ile donatılmış olmaları şarttır. Olağanüstü hal türünden uygulamalar yarar getirmemiştir. Garzan. Diyarbakır yöresi. tanıtım ve uygulama açısından gerekli çalışmalar yapılmalıdır. Bu nedenle. 4. mutlaka Kuzey Irak sınırları içinde bir güvenlik kuşağı veya tampon bölge oluşturulmasında yarar olacaktır. Uzakdoğu ülkelerinin kalkınma modellerinde olduğu gibi köylerin üretimin parçaları haline getirilmeleri için gerekli yapılanmaya gidilmelidir. Bölge ile ilgili problemlerin tartışılmasının engellenmemesi. zengin tarihi ve kültürel miras korunmalı. 13. bölücü terör örgütü PKK’nın ağırlıklı olarak bu bölgede kamplar oluşturmasına ve Türkiye’yle sızmasına imkan sağlamıştır. Bölgenin Kuzey Irak’taki gelişmelerden ayrı tutulması mümkün değildir. 15. kömür yataklarına sahip Şırnak için özel araştırma. bölgeye yapılacak seyahatleri olumsuz etkilemekte. kamu görevlilerinin bölgeye gelişini. Halıcılık. işletme programları uygulamak yararlı olacaktır.12. arıcılık. uyuşturucu ve kara para trafiğini idare etmesi gibi konularda. zengin bakır ve diğer değerli madenlere sahip Elazığ. ipek böcekçiliği. bu nedenle bölgede zaman zaman sınır ötesi kara harekatları. psikolojik olarak bölge halkının tamamını etkilemekte ve uluslararası platformlarda olumsuz propagandaya yol açmaktadır. ağaç işçiliği. oymacılık gibi özel kırsal kalkınma ve gelişme projeleri bölgelerin özelliklerine göre seçilerek uygulamaya konulmalıdır. Bölgenin turizm envanteri çıkartılarak. köylülere sipariş edilmektedir. Uzakdoğu ülkelerinin kalkınma modellerinde üretilecek mamullerin birçok aksamı evlerde kurulan küçük tezgahlara. 14. Bölgenin yeraltı ve yerüstü madencilik zenginlikleri için yine özel programlar geliştirilebilir.

bu üniversitelerin büyük bir bölümü. 15. Ayrıca bu sınırlardaki karakolların bir diğer özelliği de sınır ötesinden yapılabilecek bir saldırıya yapıldığı yerden karşılık verebilmesi olmalıdır. ne yazık ki. Seyitlik gibi yapılanmaların sona ereceği sürece katkıda bulunacak önlemlerin alınması gerekmektedir. Üniter bir devlette. Şeyhlik. Yerel dillerde yayın konusu ne yazık ki aceleye getirilmiş bir konudur. kadınlar var” biçiminde yaygın bir söylem. devletin tüm vatandaşlarına dilini öğretmemiş olması elbette ki. Bölgedeki eski ve yeni bütün üniversitelerin öncelikle bina. Kamu hizmetlerini verdiğimiz resmi dili öğretmektir. ekipman. Bu demektir ki. Terör suçlarının affına yönelik bir yasanın veya bu manayı taşır bir çalışmanın ülke milli birlik ve bütünlüğü açısından yararı olmaz. Bu durum Meclis’ten ve kamuoyundan yeterli desteği almak konusunda üstünlük sağlayacaktır. öğretmensiz bırakılmamalıdır. Ağalık. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her ilinde yeni üniversiteler açılması. Bu durumda gençlerin kendi kentleri dışında başka bir kent görmeden üniversiteyi bitirmeleri. “Bölgede henüz Türkçe bilmeyen insanlar. 10. son derece vahim bir durumdur. 14. Teröre muhatap bölge halkı genelde “Devletin şefkati var. okullar açık tutulmalı. resmi dili Türkçe olan bir ülkede. Köy ve mezra gibi küçük ve dağınık yerleşim birimlerinde halkın güvenlik güçlerine güvenini artıracak önlemler alınmalıdır. kitle iletişim araçlarının bu anlamda daha etkin kullanılması esas olmalıdır. 229   akademia . Doğu’da görev yapan öğretmenle İzmir’de görev yapan öğretmen bir tutulmamalı. dolayısıyla üniversiter ortamdan beklenen sosyalleşmeyi. teknik alet. Resmi dil öğretilmediği sürece bölge insanına götürülecek her hizmette eksiklikler olacaktır. edevat. bölgedeki üniversite mezunu sayısını arttıracaktır. mevcut özendirici şartlar yeniden gözden geçirilmelidir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   mükemmel bir işbirliği teşkilâtının kurulması gerekmektedir. Bu sınır karakolları aynı zamanda silah ve uyuşturucu kaçakçılığı konusunda da önleyici bir engel teşkil etmelidir. Televizyon yayınları halkın ilgisini çekebilecek bir şekle kavuşturularak en ücra köşeye kadar ulaştırılabilmelidir. Birlik ve bütünlüğe hizmet etmek yerine ayrımcılığı körükleyecek bir rol ve fonksiyon kazanabilir. 12. Adalet mekanizmasının düzenli ve süratli hareket etmesi sağlanmalı ve yargıdaki gecikmelerin önlenmesi ile ilgili tedbirler alınmalıdır. Anarşi ve terörün uygun ortam bulabileceği alan eğitim ve öğretim faaliyetinin yapılmadığı yerdir. Ancak. 9. eşkıyanın yok” anlayışıyla teröristi ihbar etmekten çekinmekte ve korkusundan yataklık ve yardım bile yapmaktadır. Bu nakısayı gidermenin yolu ise yerel dillerle yayın ve eğitim değildir. Bölge insanı devletin herkesle aynı şartlara sahip bir vatandaşı olduğuna inandırılmalıdır. Özel güvenlik güçleri olayın çıkmasından itibaren değil.   13. akademik ve idari personel sıkıntıları giderilmeli. üniversite gençliğini cezbetme şartlarını haiz olmadığı için bu üniversitelere gelecek gençler daha çok o il veya yakın çevresindeki illerden olacaktır. 11. devlet vatandaşlarının bir kısmına dil bilmeyi gerektiren hizmetlerden pek çoğunu yıllardan beri sunamamış ve halen de sunamamaktadır. Bunun önlenmesi için terörist taktiklerini iyi bilen özel güvenlik güçlerinin bölgede istihdamına ihtiyaç vardır. Cumhuriyetin bir büyük eksiğine işaret etmektedir. Terörle mücadele için alınan önlemler ve yapılan faaliyetler konusunda TBMM’ne düzenli ve sağlıklı bilgi verilmelidir. Dolayısıyla. Öyleyse ne pahasına olursa olsun. Bunun için hiçbir maddî ve manevî teşvikten kaçınılmamalıdır. 8. bölgenin sosyal ve ekonomik yapısına aktif katılımını sağlayacak tedbirler alınmalıdır. çıkmadan duruma el koyabilecek bir yapıya kavuşturulmalıdır. Sınırlardaki karakolların güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Koruculuk sistemi üzerinde bir araştırma yapılarak bu sistemin aksayan yönleri tespit edilmeli. 16. etnik kimlikleri aydınlığa kavuşturulmalıdır. soy. 18. 19. arsa teminleri ile çözülmesi ve dağıtılması mensubiyet bilincini zayıflatacak ve toplumla uyum sorunları azalacaktır. bir yerde memurun deneyimsizken görev yaptığı alan olmamalı. Gerekirse Sosyal ve Dayanışmayı Teşvik fonu kaynakları ile eğitim masrafları karşılanmalıdır. Özellikle. memuriyette her kademede bu ilke getirilmelidir. Kırsal kesimde üretime katılan bu çocukların sadece tüketici hale gelmesi bile yeterince zor bir durumken. 2. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde pek çok kamu kurumunun iş makineleri parkı bulunmaktadır ve bunlar çoğunlukla atıl vaziyette beklemektedir. yani Bölge. gettolar “ötekileşmeyi ve ötekileştirmeyi” besleyip. ilaveten eğitim masraflarının ortaya çıkması aileleri zorlayacaktır. pekiştiren bir rol oynayacaktır. göç edenlerin göç ettikleri yerde yaşayan yerli unsurlarla bir önce kaynaşmalarının yolu açılmalıdır. memurların sürgün yeri olmaktan çıkarılmalı. 5. kabileaşiret gibi millet altı kuruluşların varlık alanları. olumlu hale getirilmelidir. 7. kültür. ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini sosyo-antropolojik yöntemlerle incelemek suretiyle toplum yapısı. önceki ve özellikle büyük şehirlerdeki üniversitelerin mezunları karşısında yeterli rekabet şansı bulamayabilecektir. her meslekte kamu görevlilerinin ilerleyebilmelerinin şartı olarak ‘Doğu hizmeti’ zorunluluğu getirilmelidir. yeterli düzeyde eğitim alamayacak olan gençler. Bölgede eğitim kurumları meslek edindirmeye yönelik olarak kurulmalı.   20. göç edilen yerlerdeki gettolaşmalar ortadan kaldırılarak. eğitimin pratik faydalarına dikkat çekilerek. Terör örgütünün finansal desteğini yok edebilmek için uyuşturucu ve kara para ile mücadele artırılmalıdır. arşiv belgeleri ayrıntılarıyla ortaya konulup yeni yorumları gündeme getirilerek bölgenin dil. Keza. Bu araçların tahsisi ihtiyaçlar ve hizmetler göz önüne alınarak yeniden yapılmalıdır. öğretim üyesi yetersizliği vb nedenlerle. Bölgede görev yapacak her türlü kamu görevlisi nitelikli elemanlardan seçilmelidir. c. Göç eden insanların önemli bir kısmı marjinal işler yaparak geçimlerini sağlama yoluna gitmektedirler. Doğu 230   akademia . kurulmaya çalışılan düzeni bozucu engellemeler yapılmamalıdır. Yeni geçim kaynakları temin edilene kadar. Üstelik bu aşama memuriyetin ilk yıllarına özgü olmamalı. sistemin olumsuzluklarını ortadan kaldırarak amaca hizmet eder hale gelmesi sağlanmalıdır. Bölge. 4. rol ve yönelim biçimleri tarihsel perspektif de göz önüne alınarak incelenmelidir. Korucu ailelerin mağdur olmaması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Göçe maruz kalan belediyelere altyapı tesislerini gerçekleştirmeleri için gerekli maddi yardımlar yapılmalı. Bazı yerleşim bölgelerinde terör örgütünün “kurtarılmış mahalleler” mantığı ile oluşturduğu oluşan örgütlü yapının.Terör Nedeniyle Göçle İlgili Öneriler 1. 17. Bu nedenle göçün geçici olduğunu düşünmeden bu insanların ekonomik ve sosyal problemleri konusunda araştırmalar yapılarak doğabilecek problemlere çözüm yolları aranmalıdır. Köylerine dönüş yapmak isteyen insanlar engellenmemeli hatta teşvik edilmelidir. 6. İnsanların geri dönme eğilimleri özellikle 50 yaş ve altındakilerde düşüktür. tedrici olarak tümüyle ortadan kaldırılmalıdır. Hatta. Ayrıca millet altı bu kuruluşların ‘millet’ olgusu etrafında bütünleşmeleri için sosyoekonomik ve kültürel yaklaşımlar belirlenmelidir. 3.farklı kültürel iklimleri tanıyıp kaynaşmayı sağlayamamaları gibi bir sonuca yol açabilecektir. halkın eğitim konusundaki bakış açısı. Göçmek zorunda kalan vatandaşlara devlet gerekli yardımı sağlamalıdır. Genel olarak çok çocuk sahibi olan aileler eğitim sorunuyla karşı karşıya kalacaklardır. Aksi takdirde..

(1998). Türkler. A. Birincisi Türkiye Büyük Millet Meclisi bunun açık bir örneğidir. Bugün toplumsal farklılıkların tamamı. Köylerine geri dönmek isteyenlerin dönüşleri biran önce gerçekleştirilmelidir. Aksoy. S. Bu insanlar geri dönmediği takdirde bölge şehirlerinden batıya doğru ikinci bir göç dalgası başlatabileceklerdir. (1996). Van: (Yayınlanmamış.Solak. Sözde demokratiklik adına antimilitarist yaklaşımlarla. toplumsal kamplaşmalara yol açacak farklılıkları öne çıkarmanın birlik ve beraberliğe katkısı olamaz. her görüşten insanın yer aldığı bu meclis. Akyol. Güçlü. dinsel yaşama ve tarihi sorgulamaya ilişkin toplumsal farklılıkların öne çıkarılmaya çalışılması millî birlik ve bütünlük duygusunu zedelemektedir. Avşar B. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını. ve Aksoy. İstanbul: Kazancı Yayını. mezheplere. A. Bu ülke tek başına hiç kimseye ait değildir.. (1996). huzurlu ve müreffeh bir   Türkiye bu faydasınadır. Göç eden insanların şehirlerde dayanma gücü çok fazla değildir. (1993). toplumsal farklılıkların değil. belki de fazlasıyla o zaman da vardı. Nüfus Nereye?. Bu durum da zaten çözülmesi zor olan problemleri büsbütün içinden çıkılmaz hale getirecektir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   8. ve Aksoy. 9. F. ve diğerleri.yüzyılda Türk Dünyası Jeopolitiği. C. Gerekçeli Terörle Mücadele Kanunu ve Açıklaması. Oysa. B. (1999). (2002). Yüzyılların Kavşağında Doğu Anadolu. çareyi uç noktalarda aramaya. Bugün toplumumuzda kamuoyu yaratılarak. Avşar. ve Aydoğan. A. M. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapının Aileye Etkileri. Behar. T. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden Terör Nedeniyle Göçeden Ailelerin Sorunları Araştırması (Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu için yapılmıştır. marjinal yaklaşımlara yönelmeye zorlanmaktadır. İstanbul: Yayınevi yok. F. Ankara: ASAM Yayınları. Türkiye’nin Fırsat Penceresi Demografik Dönüşüm ve İzdüşümleri.Çokeşli ve Çok çocuklu Aile Araştırması. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuranlar. Milliyet Gazetesi. Van: Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını.1. (1998). Ankara 1997). millî birlik ve beraberliği. Tarihle hesaplaşırken ve geçmişi sorgularken bu güzel örnekleri göz ardı edip. M. Doğu Anadolu Gerçeği. ilgi odağı haline getirilmek istenen etnik kökene. Z. Z. Ankara: AAK Yayını. İ. C. İstanbul: TÜSİAD Yayını. Ankara: Yeni Türkiye Yayını. 21. Her kesimden. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Terörün neden ve sonuçları. Türklerin Demografisi(19502025). millî birlik ve beraberlik. B. Z.. Çözüm getirilemeyen tartışmalarla milletimiz ümitsizliğe ve karamsarlığa düşmeye. her guruptan. (2003). C. ülkenin bütünlüğü fikrini öne çıkararak sorunların üstesinden gelmiş ve bugünkünden belki yüzlerce defa daha kötü şartlarda büyük bir Kurtuluş Savaşı’nı kazanmıştır. Bilgili. S. (14 Ocak 1999). Çay. Aydoğan. bugünkü insanlarımızın babaları ve dedeleridir. M.. Kültür Sosyolojisi Açısından Doğu Anadolu. ülke bütünlüğü riske sokulmakta ve pazarlık konusu yapılmaktadır. (1999).) ülkede yaşayan herkesin 231   akademia .3. F. ve Tosun. Arvasi. Bölgeden göç alan batı illerinin yerli halkında göç eden bu insanlara karşı oluşan olumsuz düşüncelerin etkisini azaltacak çalışmalar yapılmalıdır. Avşar. Kaynakça Akbulut.

Rışvanoğlu. Göktürk. (1987). Kodaman. Ankara: DPT Yayınları. San. TKAE Yayını. Özdağ. Ankara: Tanmak Yayını. (1997). Rışvanoğlu. Sultan II. E. Doğu Sorunu.F. A. Olağanüstü Durumlar Sosyolojisinde Yöntem Sorunları. Melen. Muş Yöresindeki Ermeni Terörü ve Kürt Türkleri. Ü.Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. Koçaş. Şerefname-Kürt Tarihi (Çev::Emin Bozarslan). (t. (iki cilt).(1992). İstanbul. D. Koru. C:14. Taneri. Van. 24-27 Aralık 1997. Doğu ve Güneydoğu’da Aşiret ve Sosyo-Antropolojik Yaklaşımlar. İstanbul: Timaş Yayını. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını. Türk Milli Bütünlüğü İçerisinde Doğu Anadolu. DPT Ergil. Subaşı. Yüzyıl ve Türkiye. Işık. Doğu Anadolu Tarihine Toplu Bir Bakış. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu ve Güneydoğu Anadolu. İllerin Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması. E. M. (1995). (1990). (1992). Van Valiliği . Kürtlerin Soy Kütüğü ve Boy Tarihi.Kürtlerin Kökeni ve Güneydoğu Anadolu Gerçeği. Hamle Yayınları. M. Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm. vd. Türkistanlı Bir Türk Boyu Kürtler. Tespitler ve Öneriler. Mesud Fani Bilgili’ye Göre Kürtler ve Sosyal Gelişimleri. Etnik Sorun. Atatürk Döneminde Doğu’da Meydana Gelen Olaylar ve İçyüzü 1924-1938. Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. O. Mütercimler. Doğu ve Güneydoğu’da Aşiret ve SosyoAntropolojik Yaklaşımlar. Ankara. Güneydoğu Anadolu Sorunu.(1996). (1995).(1997). (1998).): Saklanan Gerçek. İstanbul: Hasat Yayınları. Türkdoğan. Kürtlerin Kökeni. N. Van. Türkdoğan. Terör ve Güneydoğu Sorunu. Van: Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. Türkiye Avrupa’nın Eşiğinde. Etnik Sosyoloji. B. Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı 1. F. Toros. (1978). Ankara. (1993). Ankara: Nüfusbilim Dergisi. İller İtibariyle Çeşitli Göstergeler. İstanbul:Beyan Yayınları. (1997). İstanbul: Kastaş Yayını. Ankara: Tanmak Yayını. (1990). (1998).b (1978). Siyasi. A. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu ve Güneydoğu Anadolu.(1998). Ankara: TOBB Yayını. Ögel. Kurmançlar ve Zazalar’ın Kimliği. DPT. Türkiye’nin Etnik Yapısının Anadil Sorularına Göre Analizi.Cornell. Sosyal ve Kültürel Hayatları. Gökçe. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu ve Güneydoğu Anadolu. O.y. İstanbul: Türk Kültür Yayını. (1995). (1994). (1982). Doğu Anadolu ve Muş’un İzahlı Kronolojik Tarihi. (1996). A. H. S. 21. İstanbul: Erciyaş Yayınları. Süslü. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını. M. B. Ankara: DPT Yayınları. (1998). Abdülhamit Devri Doğu Anadolu Politikası. B.a. Ankara: TKAE Yayını. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu Anadolu.   232   akademia . Kırzıoğlu. M. Şerefhan. İnalcık H. Van. Ankara: ASAM Avrasya Dosyası Yayını. Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. vd. (1995): Kürtlerin Türklüğü. (1983). Ankara: TKAE Yayını.(1998). S. M.Yüksek Strateji. İstanbul: Cem Yayınları.

Ünal. Ş. akademia 233     . Ankara: Türk Demokrasi Vakfı Yayını. Ankara: TBMM Yayını. Milletlerarası Hukuk Açısından Güneydoğu Sorunu ve Terörle Mücadele. (1997).Erciyes İletişim 2009 Ocak   TDV (1996). Türkiye Gerçeğinde Kürtler ve PKK Terörü.

Dergiye verilen yazıların. Bulgular. 6. Sonuç ve Değerlendirme. 2. Bilimsel özgünlüğü. Yayın Kurulu. dergi kurallarına göre düzenlenmiş ve basıma hazır hale getirilmiş olması gerekir. 7. 7. Nüshaların sadece birinde yazar/yazarların adları verilir. 5. 9. 5. hakem önerileri doğrultusunda yeniden düzenlenir. 10. diğer 2 nüsha ise ad belirtilmeden teslim edilir. Alanına sağladığı katkı. Derginin yazı dili Türkçe olmakla birlikte. Erciyes İletişim. Giriş (sorun sunumu. 13. İlgili bilim dalının terminolojisine hakimiyeti.   234   akademia . Ayrıca. Başlık. yazının kongre.amaç-önem). 9.Ü. Özet (Abstract). 2. daha önce başka bir dergiye gönderilmemiş ve hiçbir yerde yayınlanmamış olmak koşuluyla kabul edilir. makaleler bir adet çıktısı ve CD ile birlikte editöre teslim edilir. yaygın olarak kullanılan diğer dillerde yazılmış yazıların yayınlanması yayın kurulunun kararına bağlıdır. 4. Konuyla ilgili eski ve yeni çalışmaların görülmesi. İletişim Fakültesi Akademik Dergisi’ne devretmiş sayılırlar. Fikir ve düşünce üretimine sahip oluşu. düşünce. orijinalliği ve güncelliği. 8. 3. Konu bütünlüğü. 3. Yöntem. Makalelerin yayınlanabilmesi için tayin edilecek hakemlerden en az iki hakemden olumlu rapor gelmesi şartı aranır. yazım kurallarına uymayan yazıları yayınlamama veya düzeltmek üzere yazara iade etme yetkisine sahiptir. 6. Yazılar CD ile birlikte 3 nüsha olarak editöre teslim edilir. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi akademik yayın organı olan Erciyes İletişim Dergisi “akademia”. hakeme gönderilmek üzere orijinal metinleri de gönderilir. Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez yayınlanan hakemli bir dergidir. Anahtar Sözcükler (Key Words). Kaynakça şeklinde verilmelidir. Hakemlerin düzeltmeler yapıldıktan sonra yayınlanabilir kararı verdiği yazılar. Çevirilerin.ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ DERGİSİ “AKADEMİA” YAYIN İLKELERİ VE YAZIM KURALLARI A-YAYIN İLKELERİ 1. İlgi çekiciliği. 10. 8. 12. sempozyum veya bir toplantıda bildiri şeklinde sunulmuş olması yayınlanması için engel değildir. Böyle bir raporda göz önünde bulundurulacak bilimsel esaslar şunlardır: 1. 11. Değerlendirme yapabilme ve sonuca ulaşabilme. nitelikli yazıların da yer aldığı akademik bir dergidir. Her sayının hakemleri. 4. yazılarını yayınlanmak üzere Erciyes İletişim Dergisine göndermekle. telif haklarını E. CD üzerinde kullanılan program ve dosya adı açıkça belirtilmelidir. diğer sosyal bilimler alanlarındaki her türlü inceleme. Dergiye yayınlanmak üzere gönderilen yazılar. uygulamaya dayalı araştırma vb. Metin belli bir plan dahilinde. Yayınlanan yazıların telif hakkı dergiye aittir ve kaynak gösterilmeden aktarılamaz. iletişim bilimleri başta olmak üzere. Yararlanılan kaynakların uygunluk ve yeterliliği. akıcılık. derginin danışma kurulundan olabileceği gibi alanında uzman öğretim üyeleri arasından belirlenecek isimlerden oluşur. Yazarlar. Araştırma yöntemi. Dil hakimiyeti/anlaşılabilirlik. Hakemlerden olumsuz rapor alan yazılar yayınlanmaz ve yazarına iade edilmez. 11.

5 cm boşluk bırakılarak oluşturulmalıdır. alt başlıklar ise küçük harflerle sola yaslı olarak yazılmalıdır. C. 1. Metin İçi Kaynak Gösterimi Yapılan çalışmalarda. 16. 6.tr/erciyesiletisim adresinden gerekli formlar indirilebilir. elektronik kaynak gibi sayfa numaralandırması olmayan bir kaynaksa göndermede sayfa numarası verilmez. 10.edu. Yararlanılan kaynak. B-YAZIM KURALLARI 1. C-KAYNAK GÖSTERME İLKELERİ Erciyes İletişim Dergisi’nde yer alacak çalışma metinlerinin kaynakça düzeni. şekil ve grafikler bilgisayarda çizilmeli. girintili olmalı ve sayfa numaraları sağ alt köşede yer almalıdır. grafikler “Şekil” adı altında gösterilmeli. İkiden fazla yazarı olan yapıtlarda gönderme yapılırken sadece birinci yazarın soyadı verilir. http://iletisim. başkalarının düşünceleri alıntı ya da gönderme şeklinde verilmelidir. içerik. 15. her kelimenin ilk harfi büyük yazılmalıdır. görev yerleri ise sayfanın altında (*) dipnot şeklinde verilmelidir. 4 satırdan uzun alıntılar ise ayrı bir paragraf olarak 1 cm içeriden blok halinde. başlığın hemen altına sağa yaslı olarak yazılmalı ayrıca yazarın/yazarların akademik unvan.Erciyes İletişim 2009 Ocak   14. Bütün yazılarda 200 kelimeyi geçmeyen Türkçe ve İngilizce özet mutlaka bulunmalı. telif. özetin altına anahtar kelimeler özetin dilinde verilmelidir. ses kaydı. Bu durumda tırnak işareti kullanılmamalıdır.1. Erciyes İletişim Dergisi’nde yer alacak makaleler için. akademia 235     . 7. 8. şekil. Dergide yayınlanan yazıların bilimsel. Resim. Makalenin başlığı ilk sayfanın başına büyük harflerle ortalı olarak. Yazar adı ve tarih bilgileri anlatımda geçiyorsa parantez içinde yinelenmemelidir. Kısa alıntılar tırnak işareti içinde gösterilmelidir. 3. 4. yayın tarihi ve sayfa numarası bilgileri parantez içinde aktarılmalıdır. gönderme ve alıntı ile ilgili kurallar APA (American Psychological Association – Amerikan Psikoloji Derneği) kuralları temel alınarak hazırlanmıştır. 2. ayrıca telif ücreti ödenmez. Tek ve iki yazarlı yapıtlarda her iki yazarın soyadına da parantez içinde yer verilmelidir. tercüme ve kitap tanıtımları. yazarlarının unvanlarına göre adları esas alınarak alfabetik olarak dizilir. Yazıda paragraflar. 4. dil ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. açık adresi. 3. Sayfa düzeni soldan 3 cm diğer kenarlardan ise 2. Yazı bir başka dilde yazılmışsa başlığın ve özetin Türkçe tercümeleri verilmelidir. 5. 2. Yazılarda Türkçe dil kurallarına uyulmalı ve kelimelerin imlasında Türk Dil Kurumu’nun en son çıkardığı İmla Kılavuzu esas alınmalıdır. Dergide yayınlanacak yazılar. sırayla numaralandırılmış olmalı. Ayrı bir kapak sayfası oluşturulmalı ve yazar/yazarların ismi. Göndermelerde yazar soyadı. şekil yazıları alta küçük harflerle bilgisayarda yazılmalıdır. 10 punto ile yazılmalıdır. 9.erciyes. künye düzeni. 5. 6. Yazarlara bir adet dergi ücretsiz verilir. Yazarın veya yazarların ad ve soyadları. telefon ve faks numarası ile elektronik posta adresi yer almalıdır. Eserde çizelge adları üste. Dergide yayınlanmak üzere gönderilen yazılar A4 kağıdının bir yüzüne 12 punto ve Word programında Times New Roman yazı karakteri ile 1 satır aralığıyla yazılmalıdır. tek sayfadan oluşuyorsa ya da televizyon programı. Yukarıda verilen ölçütler doğrultusunda yazılmış olan makaleler 20 sayfayı geçmemelidir. diğer yazarlar için “ve diğerleri” ifadesi kullanılmalıdır.

” ibareleri kullanılmalı ve bu kullanım gerek metin içinde kaynak gösterme sırasında gerekse kaynakça bölümünde yer almalıdır. 186). İkinci ve Sonraki Göndermeler: (TDK. Daha sonraki göndermelerde sadece kısaltma kullanılmalıdır. Kaynakçaya yapıt adından giren kaynaklara gönderme yapılırken. 1981. 1981. Aynı Yazarın Yapıtları (Işık.y. 45). Tüzel Kişi Tarafından Yazılmış Yapıt İlk Gönderme: (Türk Dil Kurumu [TDK]. Yazarı Olmayan Yapıt Yapıt Adı Kısaysa: (Kütüphaneciliğe Giriş.b. d. kitap ise eğik (italik) yazı tipiyle verilmelidir.” kısaltması kullanılmalıdır.. İkiden Fazla Yazarlı Yapıt (Işık ve diğerleri. Soyadları aynı iki yazarın yapıtları kullanılmışsa. 19). 10. 2007. Gönderme yapılan kaynak bir makale veya kitap bölümüyse. 95).. 87). birbirlerinden noktalı virgül ile ayrılarak verilmelidir. 1987). 8. 2002a. 13. (Işık. 2002. Bir yazarın aynı tarihte yayınlanmış birden fazla yapıtından yararlanılmışsa. 9. 120). Gönderme Örnekleri a. g. 164-165). 26). Tüzel kişiler tarafından yazılmış yapıtlarda tüzel kişi adı çok uzunsa veya kısaltılmış biçimi çok biliniyorsa ilk göndermeden sonra kısaltma yoluna gidilebilir. Atabek. Aynı yazarın birden fazla yapıtına aynı anda gönderme yapılacaksa yazar yinelenmeksizin küçükten büyüğe tarih sırası izlenmelidir. 11. Atabek. b. Kısaltma kullanılmasına karar verilirse ilk göndermede kurum adının açık hali yazılmalı ve yanında köşeli parantez içinde kısaltması verilmelidir. yapıt adı uzunsa ilk sözcüğü.   236   akademia . yapıt adı tırnak işareti içinde. 12. göndermede tarih yok anlamına gelen “t. kısaysa tamamı verilmelidir. 206).7.. c. soyadlarının yanı sıra adlarının ilk harfleri de göndermede belirtilmelidir. e. Soyadları Aynı İki Yazarın Yapıtları (N.c. Aynı anda birden fazla yapıta gönderme yapılmak istenirse. Tek Yazarlı Yapıt (Çaplı. hepsi tek bir parantez içinde. f. Yapıtın yayın tarihi belli değilse. 2002. 2007. Parantez içinde yazar soyadına göre alfabetik sıra izlenmelidir. İki Yazarlı Yapıt (Erdoğan ve Alemdar. (Ü. Yapıt adı kısaltılırken üç nokta kullanılmalıdır. 2002b. yapıtları birbirinden ayırmak için sırasıyla “a. 2006.

. D. Kitap adı iç kapakta geçtiği şekliyle. 10. (Fiske.y. yayına hazırlayan kişinin adından sonra. Siyasal İletişim Yönetimi. 1995. E. Kitap adı. Dolaylı Gönderme (Aktaran: Dursun. Yayın yeri: Yayınevi.Çok Yazarlı Yazar. 11. i. F. Yazar. Yayın yeri: Yayınevi. C. Yazar. Dündar ile kişisel iletişim. tüm alt ve açıklayıcı adları da kapsayacak şekilde eğik (italik) yazılmalıdır. Birden fazla yayın yeri varsa kaynakçaya ilk yayın yeri yazılmalıdır. 1. Kaynakçanın Düzenlenmesi Yararlanılan kaynak bir kitap ise. Çevirilerde yapıt adından sonra çevirenin adı belirtilmelidir. 8. 32). j.. (Yayın Yılı).Tek Yazarlı Yazar. 2004. 3.y. rakamla ve kısaltılarak verilmelidir. 4. 2001. (2006). 70). Yayın Tarihi Olmayan Yapıt (Yılmaz.. 18). Yazar sayısı altıdan fazlaysa. akademia 237     .. Kitap adı. 7. ilk altı yazarın adları künyede verilmeli.2. ve diğerleri. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. 1996. C.. 206). Yazar unvanları (Dr. ve Alemdar. H. Kaya. son iki yazarın adları arasında “ve” bağlacı kullanılmalıdır.. ı. (Yayın Yılı). Öteki Kuram. Gerekli görülürse özgün yapıtın yayın tarihi de künyenin sonunda parantez içinde eklenebilir. Ç.) kısaltması kullanılmalıdır.). Birden Fazla Yapıta Aynı Anda Gönderme (Aziz. Kitap . Künyede. 48. İ. t. (2002). Yayın tarihi bulunamazsa en son telif hakkı (copyright) tarihi verilmelidir. 1999. editör(ler) yerine ise (Ed. Yazar. Geray. 77). Çok yazarlı yapıtlarda yazar adları arasında virgül.. Öğretim Görevlisi gibi) kaynakçada yer almamalıdır. 2. Erdoğan. (2004). Yazar. B. 144. Editörü belirtmek için kitapta yer alan terim kullanılır.. hazırlayan(lar) yerine (Haz. 24. h. Basım bilgisi varsa kitap adından sonra parantez içinde. Görüşme (U. A. Çakır.). eğer kısaltılmamışsa. 15 Mart 2008). Tarih bilgisi hiçbir şekilde bulunamıyorsa “tarih yok” anlamına gelen “t. bs. altıncı yazardan sonra “ve diğerleri” ifadesi kullanılmalıdır. 2007. Ankara: Siyasal Kitabevi. 6. Birinci basımlar belirtilmez. Yazar. İstanbul: MediaCat Yayınları. K. Yayın evlerinin adları kısaltılmadan yazılmalıdır. Prof. 9. Kaynakçada Kitap Örnekleri Kitap . 1996.” kısaltması kullanılmalıdır. 5. Uztuğ. Kitap adları yazıldığı dilin yazım kurallarına uygun olmalıdır. Ankara: Erk Yayıncılık. A.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Yapıt Adı Uzunsa: (“Sanal…”. (2.

Yararlanılan kaynak bir makale ise. cilt bilgisi gibi işlem görür. Sayfa bilgisi verilirken makalenin başladığı ve bittiği sayfa numaraları arasına tire(-) işareti konmalıdır. 153-167. A. S. İ. Kitap İçinde Yayın (Bölüm ya da Makale) Yazar. = sayfa) 8. A. 5.. Kayseri: Rey Yayınları. Makale Adı [Makale Adının Türkçesi]. A. E. yazar adları arasında virgül. Yayın adı. Yazar. Şendoğdu. B. Kargı.   238   akademia . B. D.Tüzelkişi Yazarlı Tüzelkişi. Kitap adı (A. aylık yayınlanan magazinlerde ay ve yıl olarak. M. künyenin en başına makale adı yazılmalıdır.. Makale Adı. Kaplan (Der. ve diğerleri. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. altıncı yazardan sonra “ve diğerleri” ifadesi kullanılmalıdır. cilt bilgisi bulunmaz. Makale adı. Yayın yeri: Yayınevi. Yazar. (2001).Tek Yazarlı Yazar. (2003). ve diğerleri. Y. (Yayın Yılı)..Çok Yazarlı Yazar. Erkan.). cilt (sayı). Makalenin yazarı belli değilse. Bilimsel Dergi Makalesi . 3. ilk altı yazarın adları künyede verilmeli. Dergi Adı. 7.). Sayfa numaraları birbirini izlemiyorsa aralarına virgül konmalıdır. Kitap adı (s. yazar adından sonra parantez içinde verilmelidir. Üstün. Yazar. 5(2). Yazar. Sayfa numaralarından önce tanımlayıcı bir kısaltma kullanılmalıdır. (1991). sayfa numaraları. Birden fazla yazar olması durumunda tüm yazarların soyadları başa alınmalı. Soyadı. Enformasyon Devrimi Efsanesi (s./Ed. Tarih bilgisi.). Kaynakçada Makale Örnekleri Bilimsel Dergi Makalesi . Yazar sayısı altıdan fazlaysa. Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencilerine Ait Türkiye Profil Araştırması. Editör (Haz.. Yazar. sayfa numaraları). Yabancı Dilde Makale Yazar. ay ve yıl olarak verilmelidir. 108-117. Yayın yeri: Yayınevi. Akman. (s. Bazı dergilerde yalnızca sayı bilgisi vardır. Eco. 1. günlük ve haftalık yayınlanan magazinlerde ve gazetelerde ise gün. Bilimsel dergilerde yıl olarak. Gülmez.Kitap . Böyle durumlarda sayı bilgisi. Gazetelerde cilt ve sayı bilgisi olsa bile verilmemelidir. Dergi Adı. derginin cilt numarası ve sayı bilgileri yazılmalıdır. Baudrillard. sayfa numaraları. sayfa numaraları. E. (Yayın Yılı). 4. Ç. Tuğrul. Dergi adından sonra.. (Kaynak Yapıtın Yayın Yılı). A. Kitap . Dergi adı. A. 23. A. U... B. C.).. E. (1997). Ankara: Türk Dil Kurumu. Müteferrika Matbaası’nın Düşündürdükleri ve Avrupa’da Basımcılığın Etkileri. (Yayın Yılı). Çev. Çakın. (2004). Yayın yeri: Yayınevi. (Yayın Yılı).. son iki yazarın adları arasında “ve” bağlacı kullanılmalıdır. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi..Çeviri Yazar. Türkçe Sözlük (10. bs. 2. Yabancı dildeki makalelerde makalenin özgün adından sonra köşeli parantez içinde Türkçe çevirisi verilebilir. Bilgi Dünyası. Türk Dil Kurumu. 6. Kitap adı. (Yayın Yılı). Çev. (Yayın Yılı). (2005). Dergi adları kısaltılmamalı ve eğik (italik) olarak yazılmalıdır. Göstergebilimsel Bir Gerilla Savaşına Doğru. Tam Ekran (B. cilt(sayı).). 93-105). J. cilt(sayı).

(Gün Ay Yıl). (04 Nisan 2006). 12. cilt. Akademik Bilişim ’06. Uçak. Popüler Yönetim. ay. (Yayın Yılı). A. Yayımlanmamış bildirilere ve posterlere ait künyelerde. Y. Künyelerde aktarılması gereken bilgi. 14-17. Self-efficacy: a concept closely linked to information literacy and lifelong learning [Öz-Yeterlik: Bilgi Okuryazarlığı ve Yaşam Boyu Öğrenmeyle Yakından İlişkili Bir Kavram]. 92-103).   239   akademia . Dergi Adı. Yasanın adından sonra parantez içinde yasanın kabul tarihi (sadece yıl olarak). Popüler Dergi Makalesi . sayfa numaraları. Toplantı Adı. Bildiri Adı. (Ay Yıl). Raporlarda rapor numarası varsa rapor adından sonra parantez içinde belirtilmelidir. cilt.). Yasa ve yönetmeliklerde künyenin en başına yasanın adı yazılmalıdır. Tezin adından sonra “yüksek lisans tezi”. kitap içinde bir bölüm gibi düzenlenmelidir. Sosyal Bilimlerde Süreli Yayınlar ve Bilgi Teknolojileri Sempozyumu: 2 Nisan 2005 – Ankara: Bildiriler (s. Danışma kaynaklarında maddelerin yazarı belli değilse. Yararlanılan kaynak diğer basılı kaynaklardan biri ise. sayfa numaraları. Arkasından derecenin verildiği üniversitenin adı ve yeri yazılmalıdır. künye sonunda ise yasanın yayınlandığı kaynağın tarihi (gün. sayfa numaraları. İnsanlık Aptallaşıyor mu? Hürriyet. (Ay Yıl). Kaynakçada Diğer Basılı Kaynak Örnekleri Bildiri . (Ay Yıl). Ansiklopedi. N.).Yayımlanmamış Konuşmacı. Editör (Ed. 5. Horata (Haz. (2005). Focus.Yazarı Belli Yazar.Yayımlanmış Yazar. 1. 9. bu kısım. 635-646. Ankara: Yeni Avrasya. Gaziantep. Erişimi ve Kullanımı. N. 9. O. 6. künyenin en başına madde adı yazılmalıdır. 4.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Kurbanoğlu. Makale Adı. Yerel Bilginin Küreselleştirilmesi. kaynağın türüne göre bazı farklılıklar göstermesine karşın. A. Kenar. S. 14. Dergi Adı. Makale Adı. Kitap Adı (s. Bildiri kitapları kitap gibi. İşbirliği ve Açık Erişim [Bildiri]. sayfa numaraları). bildiri kitabından alınan bir bildiri de kitap bölümü gibi düzenlenmelidir. Bayar. sözlük. Toplantı Yeri. s. 7. Toplantı Yeri. büyük ölçüde kitap künyesine benzetilebilir. rakamın okunuşuna göre alfabetik olarak sıralanmalıdır. Yayın Yeri: Yayınevi. (Nisan 2006). 44-47. 3. Poster Yazar. A. (Ay Yıl). Kaynakçaya yapıt adıyla giren ve rakamla başlayan kaynaklar. Gazete Adı. kaynağın bildiri ya da poster olduğu belirtilmelidir. Tezlerde tezin adı eğik (italik) yazılmalıdır. Sosyal Bilimlerde Bilginin Üretimi. 59. A. Journal of Documentation. Gazete Makalesi Yazar.Yazarı Belli Değil Makale Adı. Popüler Dergi Makalesi . Tonta. Bilgi Yönetiminde Son Gelişmeler: Amazoogle. Y. biyografi gibi danışma kaynaklarında kaynağın belli bir kısmından yararlanıldıysa. S. Toplantı Adı. A. 8. Kayıt Dışı İstihdam. (Nisan 2006). A. Posterin Adı [Poster]. Bildiri . “doktora tezi” ya da “sanatta yeterlik tezi” ifadeleri kullanılmalıdır. (Şubat 2006). Bildiri Adı [Bildiri]. 2. (2003). yıl olarak) belirtilmelidir.

Rapor Adı (Rapor No:). E-kaynaklarda son güncelleme tarihi yayın tarihi olarak alınır. 21911. Erciyes Üniversitesi. basılı sürümü (versiyonu) olan e-kaynaklar için geçerlidir. (Yayın Yılı). Madde Adı. 7. Kitap Adı [Elektronik Sürüm]. adrese aitmiş izlenimi verebileceği için tire işareti kullanılmamalı. Tez Yazar. O. Yasa ve Yönetmelikler Yasa Adı. Glasgow. Künyelerde temel bilgilerin yanı sıra erişim tarihi ve erişim adresi de verilmelidir. B. T. Ankara: Devlet Planlama Teşkilatı. Yayın Yeri: Yayınevi.y.Basılı Kitabın Elektronik Sürümü Yazar. 112-115). Basılı kaynaklar için geçerli olan temel kurallar e-kaynaklar için de geçerlidir. Yararlanılan kaynak bir elektronik kaynak ise. Künyelerde ağ adresini iki satıra bölmek gerektiğinde. 21. bs. genellikle. Yayın Adı.). Yapıt Adı. (2003). Devlet Planlama Teşkilatı. s. (Yayın Yılı). N. 68th IFLA General Conference and Council. Ersoy. bu bilgiler basılı kaynaklar için geçerli kurallar çerçevesinde künyeye eklenmelidir. A. (2007). Tez Adı. 1. uygun bir yerden bölme yapılmalı ve adres sonuna nokta konmamalıdır. gün. Rapor Yazar. Radyo ve Televizyon Alanının Düzenlenmesi ve Denetlenmesinde Yeni Eğilimler ve Yönelimler (ABD. Historical perspectives on school librarianship [Poster]. A. Yüksek lisans tezi. Yapıt Adı (c. Basılı kaynaklardan farklı olarak e-kaynaklarda yayın tarihinin yanı sıra erişim tarihi de künyede belirtilmelidir. Danışma Kaynakları . Danışma Kaynakları . Yer. 4. Yüksek lisans/Doktora/Sanatta yeterlik tezi. Altan.Önal. Kaynakçada Elektronik Kaynak Örnekleri Elektronik Kaynak . Öztekin. sayfa numarası). Sayı. İ. Devlet Yardımlarını Değerlendirme Özel İhtisas Komisyonu Raporu (Rapor No: DPT: 2681). Başar. 20 Nisan 1994. ay ve yıl bilgilerini içerecek şekilde ayrıntılı olarak aktarılmalıdır. Kağıt ve Kağıtçılık. C. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı. belgenin/kaynağın yazarı yoksa künyenin en başına yapıtın adı yazılmalıdır. Ankara: Sistem Yayıncılık. (Yayın Yılı). (2004).Ansiklopedi Maddesi Yazar. Sınıf Yönetimi [Elektronik Sürüm]. Kayseri. (1999). Yayın Yeri: Yayınlayan/Hazırlatan Kuruluş. Resmi Gazete. Ağ adresleri altı çizili verilmemelidir. (Ağustos 2002). Erişim tarihi bilgisi. (Kabul Edildiği Yıl). Yayın yeri ve yayınevi bilgileri. 2. A. s. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı. (Yayın Yılı). 6. H.” kısaltması kullanılmalıdır. Üniversite Adı. (1994). Gün Ay Yıl. Örneğin. A. Yayın Yeri: Yayınevi. (1973). A. (Yayın Yılı). Tarih bilgisi yoksa tarih yok anlamında “t. H. Türk Ansiklopedisi (c.   240   akademia .Sözlük Yazar. Yayın Yeri: Yayınevi. Eğer kaynak üzerinde belirtilmişse. ve Yazar. Bilgisayar Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü (3. Batı Avrupa ve Türkiye Örnekleri Üzerine Karşılaştırmalı Çalışma). Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun. 5. cilt numarası. 3.

org. Dergi Adı. (t. sayfa numaraları. What it is. 1(2). Ekici. http://ağ adresi Bilim Etiği ve Bilimde Sahtekarlık.tr.edu.tema. P. Erişim: 25 Nisan 2006. http://212. Erişim: 03 Nisan 2006.Haber. Coşkun. ve Şahım. Makale Adı.edu. http://ağ adresi Devlet Planlama Teşkilatı. A. H.y.net/idas/index.zoology.Basılı Makalenin Elektronik Sürümü Yazar.Ağ Sitesinden Erişilen Ağ Sayfası Yazar.tr Elektronik Kaynak . Dergi Adı. Makale Başlığı. Elektronik Kaynak .y. (Gün Ay Yıl). (1998).aek.php?option=com_content&task=view&id=86&Itemid=59 Elektronik Kaynak . G. http://www.metu. Özenç A. A.175.Makale Yazar.ca/bpg/Advising/Plagiarism. http://ağ adresi Işık. Ağ Sitesi Adı: http://ağ adresi Gordon. M. http://www.Anonim Ağ Sayfası Kaynağın Adı.htm Erişim: 04 Nisan 2006.. Erişim: Gün Ay Yıl. and how to avoid it.y.. İşletmelerin Yönetim Sürecinde Sinerjik Yönetim Anlayışının Önemi. The American Journal of Surgery. Küreselleşme Sürecinde Kitle İletişim Araçlarının Rolü [Elektronik Sürüm]. 53-58. cilt(sayı).).log200311/msg00008. S. Rapor Adı (Rapor No). Simmons. Elektronik Kaynak . Erişim: Kutup-L. (Ay Yıl). Bilgi Vadisi. Makale Adı [Elektronik Sürüm]. (t. Bozoklu. ve Wynn. (Yayın Yılı). (t. Tartışma Grubu ya da Forum İletisi Yazar. sayfa numaraları. Dergi Adı. T. e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı: Değerlendirme Raporu (Rapor No: 2). http://ağ adresi Yıldırım. Erişim: 04 Nisan 2006.y. (5 Kasım 2003). (t. cilt(sayı).bilgivadisi. (Yayın Yılı). 82-90.Rapor Yazar. Effect of hydrogen peroxide on permeability of the main pancreatic duct and morphology of the pancreas.pdf Elektronik Kaynak .). Sayfa Adı. Elektronik Kaynak . ScienceDirect. ve Özdemir. Erişim: Gün Ay Yıl. (Temmuz 2004).22/kdep/rapor/KDEPHaziran2004. (Yayın Yılı). Bitki Kütüphanesi [İleti No: 8]. Erişim: Gün Ay Yıl. Kayıt No: DU2601001514. A. (2006). Selçuk İletişim Dergisi. A.Veritabanında Makale ya da Madde Yazar. C. Erişim: Gün Ay Yıl. B. (Yayın Yılı). (Yayın Yılı). 176(1).htm Elektronik Kaynak . Kayıt/Makale No. Ayhan. İleti Konusu [İleti No].Erciyes İletişim 2009 Ocak   Elektronik Kaynak . (2003). Health and Wellness Resource Center. ve Yazar. Erişim: 04 Nisan 2006. http://www.tr/bilim. http://listproc. A. (2001).33. Erişim: Gün Ay Yıl.).html akademia 241     . http://ağ adresi Tema Vakfı. Erişim: Haber/Tartışma Grubu/Forum Adı. T.).. Erişim: 02 Nisan 2006. Erişim: Gün Ay Yıl. A.yildiz. 3(1). Veritabanı Adı.Ağ Sitesi Site ya da Yayınlayan Kuruluş Adı. University of British Columbia Ağ Sitesi: http://www. A. E.. Erişim: 04 Nisan 2006. B. sayfa numaraları. A.9000/reguser/archives/KUTUPL/kutupl.ubc. cilt(sayı). K. Bahcet’s syndrome.

(Yönetmen). (Yapımcı). Z. Görüşmelere yalnızca metin içinde gönderme yapılmalıdır. Ankara: Devlet Konservatuvarı. Erman]. Kaynakçada Müzik ve Sahne Sanatları Örnekleri Müzik Yapıtı Besteci. 4. L. Kaynakçada. S. Soyadı. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (Yapımcı). Promenad [Radyo Programı]. Mülakat. U. (1932). Yayın Yeri: Yayıncı. (1958) Müzik Kaydı Besteci.Yararlanılan kaynak bir radyo ve televizyon programı ya da sinema filmi ise. opus 18. Yorumcu. 1 and 2 [CD]. 2. Program Adı [Türü]. mektup. 3. (Yayın Yılı). Berki. yayın yılına göre eskiden yeniye doğru sıralanmalıdır. (Yayınlandığı Yıl). (1812). aynı yazarın birden çok yapıtı yer alıyorsa. New York: Dover. Rachmaninov piano concertos nos. T. (1994) Kaynak olarak bir kişiyle görüşme yapılmış ise. Opus numarası. 2. Zimerman ve S. kaynakçadaki sıralama. 5. (Yapıtın Tamamlandığı Yıl). 2 in c minor. RadyoHacettepe. C. C. senarist ve yönetmen kitap yazarı gibi yazılmalıdır. Radyo ve Televizyon Programı Soyadı. (1996). Hamburg: Deutsche Grammophon. (Senarist) ve Soyadı. Ankara: Yararlanılan kaynak müzik ve sahne sanatları ise. [A. No.   242   akademia . 3. (1995). Ozawa]. künyede bir sonraki öğe olan yapıt adına göre yapılmalıdır. Opus numarası. Altı Prelüd [V. U. Kurtuluş [Film]. 1. Yapımcı. yapıtlar. Yapıt Başlığı. (Yapıtın Yayımlandığı Yıl) Beethoven. ay ve yıl olarak künye sonunda parantez içinde gösterilmelidir. 7 in A. Concerto for piano and orchestra no. (Kayıt Yılı) Rachmaninov. numarası. T. Yayın Yeri: Yayıncı. (Yapımcı). Genel Kaynakça Düzeni 1. Künyeler ilk satırdan sonra 1 cm içerden yazılmalıdır. B. Kaynakçada Radyo ve Televizyon Programı ya da Sinema Filmi Örnekleri Film Soyadı. Yapıt adından sonra köşeli parantez içinde tür belirtilmelidir. 1. Avusturya: Hungaroton Classic. Özakman. Opus 92. Kaynakçadaki yapıtlar alfabetik sıraya göre düzenlenmelidir. 2. Aynı yazarın iki farklı yapıtının yayın tarihleri aynıysa. 1. (08 Mart 2006). (Yönetmen). Yorumcu]. A. telefon görüşmesi gibi kişisel görüşmeler elde edilebilir kaynaklar olmadıklarından kaynakçaya eklenmezler. Keman ve Piyano İçin Improvisation. Aynı yazarın tek yazarlı yapıtları çok yazarlı yapıtlarından önce sıralanmalıdır. Türkiye: Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu. Yayın Yeri: Yayıncı. Kaynakça hazırlanırken araştırmada yararlanılan tüm kaynaklara yer verilmelidir. Yapıt Başlığı. numarası. (Senarist) ve Öztan. Müzik yapıtlarında yapıtın belli bir numarası ve Opus numarası varsa yazılmalıdır. B. Symphony. A. Yayın Yeri: Yayınevi. Performansların tarih bilgisi gün. (Gün Ay Yıl). Film Adı [Türü]. Ulvi Cemal Erkin: Complete works for piano solo [CD]. [K. (Yapımcı). (2003). A. (1998) Erkin. e-posta. (2000) Erkin. 6. C. A. Albüm Başlığı [Kayıt Türü]. v. Yorumcu ve C. Filmlerde yayın yeri yerine ülke yazılmalıdır.

ikinci yazarın soyadı. ikinci yazarlar da aynıysa üçüncü yazarın soyadı alfabetik düzende belirleyicidir. Aynı soyadını taşıyan iki farklı yazarın yapıtları adlarına göre alfabetik sıralanmalıdır. Bir yapıtın yazarı veya editörü yoksa künye yapıt adına hazırlanacağı için. 10. yapıt adından alfabetik listeye girer. 7. yazar konumundaki tüzel kuruluşun adıyla alfabetik listeye girer. yapıt. Yazar bir tüzel kuruluşsa. 9. kaynak. 8.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Çok yazarlı iki yapıtın ilk yazarları aynıysa. akademia 243     . Yapıt adı rakamla başlıyorsa sıralamada rakamın okunuşu dikkate alınır.

.” başlıklı makalemin tüm telif hakkını E................... İletişim Fakültesi Akademik Dergisi’ne devretmeyi kabul ediyorum............................ Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından basılacak olan Erciyes İletişim Dergisi’nde yayımlanmak üzere “……………................... ………………………………………………………………………………………... Unvan...........” tarihinde gönderdiğim "........... Ad/Soyad İmza   244   akademia ..............................Ü............………………… Erciyes İletişim Dergisi Akademia Editörlüğü’ne...........

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->